Safety measures
78 theses under this subject heading
Modern dönem gözetim olgusunda sınıflandırma pratiğinin değerlendirilmesi ve toplumsal hayata yansımaları: Eskişehir örneği
Modern dönemin akışkan ve karmaşık yapısını takip edebilmek, düzenlemek ve yönetebilmek için gözetim araçlarının gün geçtikçe arttığı gözlemlenmektedir. Teknolojik yeniliklerle gelişen gözetim araçlarının birçok çeşidine rastlamak mümkündür. Bu araçlar bir taraftan bireylerden farklı şekillerde veri/bilgi/malumat toplarken, diğer taraftan bunları sistematik bir şekilde kategorilere ayırıp kullanıma hazır hale getirmektedir. Gözetim araçlarının ucuzlaması, küçülmesi, uzaktan yönetilebilmesi toplumun bilgisine ulaşabilmek için gözetimi cazip hale getirmektedir. Ancak aynı zamanda gözetimin şeffaflığını yitirmesi ve sınırlarının muğlaklaşması çeşitli problemlere yol açmaktadır. Genel olarak güvenlik kaygıları, disiplin ve düzen arayışları gözetimin yaygınlaşmasını meşrulaştırdığı gibi gözetime yönelik eleştirel bir bakışın oluşmasını da engellemektedir. Gözetim olgusu, genellikle 'güvenlik, denetim, düzen ve disiplin' çerçevesinde değerlendirilmekte, farklı sosyo-ekonomik grupların sosyal hayata katılmaları noktasında belirleyici olduğu göz ardı edilmektedir. Bu durumun toplumsal algıda edindiği yeri ortaya koymak için farklı sosyo-ekonomik kesimlerden toplanan veriler gözetimin sınıflandırma pratiği çerçevesinde değerlendirilmiştir. Bu bağlamda Eskişehir'de gerçekleştirilen saha çalışmasının amacı, katılımcıların gözetimi nasıl değerlendirdiğini anlamak, farkındalığını ölçmek ve gözetimin ayrıştırma edimine yönelik düşüncelerini ortaya koymaktır. Araştırmanın sonunda ise sosyo-ekonomik durum, güvenlik algısı ve gözetim talepleri arasında güçlü bir bağ olduğu ortaya çıkmıştır. Anahtar Kelimeler: Gözetim, güvenlik, risk, panoptikon, ban-optikon, sınıflandırma
Çorum'daki asansörlerin periyodik kontrollerinin sonuçları ve asansörlerde yeni nesil güvenlik önlemleri
Bu tez çalışmasında Çorum'daki elektrikli asansörlerin 2017, 2018 ve 2019 yıllarındaki muayene raporlarının sonuçları incelenerek önemli eksiklikler grafikler halinde listelenmiştir. Periyodik kontrolün ne olduğu, neden ve nasıl yapıldığı üzerinde durulmuş, kontrollerde karşılaşılan sorunlardan bahsedilmiştir. Asansörler muayene raporlarına göre en önemli kusur ve ağır kusurlar detaylı bir şekilde incelenmiştir. Kusurların neler olduğu açıklanmıştır. Asansörlerde neden bu eksikliklerin olduğu, periyodik kontrollerin neden gerekli olduğu üzerinde durulmuştur. Asansörlerdeki tehlikelerden bahsedilerek asansörlerde gerçekleşen kazalardan örnekler sunulmuştur. Yayınlanan TS EN 81-20 standardında değişen güvenlik tedbirlerinin neler olduğu, eski standarttan farklı olarak ne gibi tedbirler getirildiği hususu üzerinde durulmuştur.
OECD ülkelerinde vergi cennetleri ile mücadele yaklaşımları
Vergi cennetleri olarak adlandırılan, çok düşük vergi oranları ve vergisel kolaylıklar ile yabancı yatırımcıları cezbeden, vergi kaçakçılığı ve vergiden kaçınma fırsatları sunan denizaşırı finans merkezleri son yıllarda dikkatleri üzerine çekmiştir. Vergi cennetleri, ülkelerin vergi gelirlerini azaltmakta, matrahta aşınmaya sebep olmakta ve ülkelerin makroekonomik dengelerine zarar vermektedir. Vergi cenneti ülkeler tarafından yapılan uygulamalara karşı "vergi rekabeti" teması üzerinden uluslararası ölçekte dikkate değer çalışmalar yapılmaktadır. Söz konusu çalışmalar ağırlıklı olarak Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Teşkilatı (OECD) bünyesinde ve öncülüğünde yürütülmektedir. OECD'nin bünyesinde hem gelişmiş ülkeleri hem de gelişmekte olan ülkeleri barındırması ve OECD verilerine daha kolay ulaşılabileceği varsayımına dayanarak, vergi cennetleri ile mücadele konusunda yürütülen çalışmaların ele alınması uygun görülmüştür. Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler bağlamında vergi cennetleri ile mücadele kapsamında gelişmiş ülkelerin çalışmalarda öne çıktığı görülmektedir. İşbirliği kapsamında OECD, küresel vergi anlaşması olarak da bilinen küresel kurumlar vergisi anlaşmasının 140'a yakın ülke tarafından kabul edildiğini ve şirketlerin faaliyette bulundukları ülkelerde en az %15'lik oranda vergilendirmeye tabi tutulacağını bildirmiştir.
Soğuk savaş sonrası dönemde yasadışı göçün Türkiye'nin sınır güvenliğine etkisi
Ülkelerin büyümesi ve sınırların birbirine yaklaşması ve yaşanan sanayi devrimi ile birlikte insanlar kendi ülkeleri dışında yaşam sürmek ve çalışmak istemişlerdir. Bunun da beraberinde getirdiği bazı sorunlar meydana gelmektedir. Bu sorunların açıklandığı ve hukuk yönünden meseleye bakıldığı çalışmamızda, sınır güvenliği ve yasa dışı göç hareketlerinin önlenmesinin hukuki boyutu ele alınmıştır. Çalışmamızın amacı soğuk savaş sonrası sınır güvenliğinin ne kadar önemli hale geldiğini göstermek ve sınır güvenliğine yönelik önlem alınmasına dikkat çekmektir. Yasadışı göçmen hareketliliğinin yaşandığı ülkemizde hukuki olarak yapılan düzenlemeleri ve sınır güvenliğini sağlayan kurum ve kuruluşlarının hangileri olduğu ve görevlerinin ne olduğu etraflıca araştırılmış ve yasadışı göçlerin ülkemizin sınır güvenliğini nasıl etkilediği konusu üzerinde durulmuştur.
İnsan ticaretiyle uluslararası mücadelede Türkiye'nin rolü
İnsan ticareti, köleliğin modernize edilmiş bir biçimidir. Küreselleşmenin de etkisiyle 20. yüzyılın sonlarında uluslararası ilişkiler sisteminde ulusal ve uluslararası güvenliği tehdit eden birçok faktör devreye girmiştir. Bu tehdit faktörlerinden biri de insan ticaretidir. İnsan ticareti uluslararası toplum tarafından uluslararası nitelikte bir suç olarak kabul edilmektedir. Bu suça karşı uluslararası işbirliği başlatılmış olup henüz yeterli ve etkili bir noktaya ulaşmamıştır. Devletler, insan ticaretiyle mücadeleyi amaçlayan ulusal alanda da çeşitli düzenlemeler ve kurumlar oluşturmaya çalışmaktadır. Özellikle transit ülke konumunda olan Türkiye'nin de insan ticaretiyle mücadele amacıyla iç mevzuatında düzenlemeler yaptığı, uluslararası alanda kabul edilen insan ticaretine dair sözleşmelere taraf olduğu, ulusal bazda çeşitli kurumlar geliştirdiği ve uluslararası kuruluşlarla da ortaklıklar oluşturduğu görülmektedir. Bu çalışmada, insan ticaretine karşı mücadelede Türkiye'nin ulusal alanda attığı adımların yanı sıra uluslararası toplumla işbirliği çabaları incelenmekte ve özellikle insan ticaretinin Türkiye'nin ulusal ve bölgesel güvenliğine verdiği ve vermeye devam edeceği iddia edilen zarar analiz edilmektedir.
Medikal istihbaratın ulusal güvenlik üzerindeki etkisi
Bu araştırmada; günden güne değişen güvenlik algısıyla birlikte, devletin varlığının temeli olan ulusal güvenliğin sağlanmasında Medikal İstihbarat faktörünün tartışılmaz önemi araştırılmıştır. Araştırmada öncelikle 'güvenlik' kavramının farklı tanımlarına yer verilerek ortak bir tanıma ulaşılmak amaçlanmış; güvenlik ve tehdit arasındaki ilişki incelenerek sonuca varılmaya çalışılmıştır. 'Tehdit' kavramının çok boyutlu ve asimetrik bir olgu haline geldiği anlatılmış, ulusal güvenliği etkileyen medikal tehditlerin genel çerçevesi çizilmiştir. Tarih boyunca kimi zaman ciddi olayların seyrini değiştirebilecek asimetrik etkiye sahip salgın hastalıklardan örnekler verilmiş; günümüzde biyoteknolojik ve medikal tehditlerin insan güvenliğini, sağlığını ve dolayısıyla ulusal güvenliği tehdit ettiği örneklendirilerek anlatılmıştır. İnsan ve doğa sağlığına ciddi zararlar verebilen salgınların doğal yollarla oluşup oluşmadığının kolaylıkla tespit edilemeyecek kadar derin etkilere sahip olduğu açıklanmıştır. 'Medikal tehdit' veya 'medikal istihbarat' olgularının kötüye kullanılmasıyla, bireysel veya ulusal güvenliğe karşı oluşturduğu ciddi tehditler örneklendirilmiş; bu tehditler neticesinde devletlerin yeni güvenlik tedbirleri almak zorunda kalmasıyla daha da önem kazanan 'medikal istihbarat' kavramı analiz edilmiştir. 'Medikal istihbarat' faaliyetlerinin, devletlerin ulusal güvenliklerini sağlayabilmesi, sınırlar içinde veya dışındaki bulaşıcı hastalıkları, sağlığı tehdit edebilecek birçok tehdidi önceden tespit edip vaktinde uyarmasıyla ne denli önleyici bir güç olabileceği açıklanmıştır.
Irak, Al-Diwaniyah şehrinde devlet ve özel hastanelerde çalışan hemşirelerin mesleki tehlikelere ilişkin bilgi, tutum ve önleyici uygulamalarının araştırılması
The study objective to evaluate and compare the occupational hazards and knowledge, attitudes, and preventive practices of nurses working in public and private hospitals in Al-Diwaniyah City, Iraq. The study was done at Public and Private Hospitals from 23 /December/ 2021 to 16 /March/ 2022. The study sample were 200 nurses working in public and private hospitals. It was observed that the majority of the sample was male in private hospitals and female in public hospitals, and the groups were generally composed have diploma in nursing. It was also found that the most majority of nurses in the groups participated in occupational hazards education programs. It was observed that the mean age and work experience of the nurses working in the private hospital were higher (p<0.05). When the knowledge, attitude and preventive practices of the groups were compared, it was found that the knowledge and preventive practices of nurses working in private hospitals were higher than those of nurses working in public hospitals (respectively; high/moderate, p=0.001; appropriate/moderate p=0.001). Although the attitudes of the nurses were seen in positive in both groups, the attitudes of the nurses working in public hospitals were found to be higher (p=0.005). 2022, 86 pages Keywords: Attitude, Knowledge, Nurses, Occupatıonal hazards, Safety practices.
Türkiye'de terör ve terörle mücadelede bütüncül yaklaşım modeli: Adana örneği
Terör sorunu Türkiye ve uluslararası platformda uzun seneler yalnız güvenlik sorunu olarak algılanmıştır. Son yıllarda ise, terör ve terörizm ile mücadelede salt güvenlik odaklı yaklaşımların yetersiz kaldığı, önleme odaklı yaklaşımların bu mücadelenin olmazsa olmaz bir parçası olduğu savunulmaya başlamıştır. Bu çalışma; terörizmle mücadelede tek boyutlu güvenlik veya önleme odaklı stratejilerin yetersiz kaldığı, her iki yaklaşımın entegre bir şekilde terörizmle mücadelede birlikte değerlendirilmesi gerektiği fikrine dayanmaktadır. Çalışmanın ilk bölümünde Terör ve Terörizm kavramları üzerine bir literatür taraması yapıldıktan sonra, Türkiye'de terör, terör örgütleri ve Terörist Kimlik İnşa sürecine etki eden faktörlere değinilmiştir. Daha sonra, İngiltere ve ABD de uygulanmakta olan bazı önleme odaklı çalışmalar incelenmek suretiyle, Terörizmle mücadelede önleme odaklı yapılması gerekenlerin üzerinde durulmuştur. Çalışmanın son bölümünde, güvenlik ve önleyici odaklı yaklaşımların eş zamanlı olarak uygulandığı, devlet kurumlarının STK'la uyumlu bir şekilde çalıştığı, terör örgütleri tarafından kazanılmaya çalışılan ve terör örgütleri içerisinde faaliyetli şahısların örgütlü yapılardan uzaklaştırılarak topluma tekrar kazandırılmasının hedeflendiği ve tüm uyarılara rağmen terör faaliyetlerine devam eden Terör örgütlerine yönelik merkezi operasyonlarla terör örgütlerinin son bulmasının amaçlandığı, ''Terörizmle Mücadelede Birey Odaklı Süreçsel Yaklaşım Modeli''ne yer verilmiştir. Ayrıca bu model doğrultusunda terörizmle mücadelede Adana İl Emniyet Müdürlüğü tarafından 2012-2014 yılları arasında yapılan uygulamalar hakkında kısa bir inceleme yapılmıştır. Sonuç bölümünde ise, terörizmle mücadelede yapılması gerekenler konusunda sonuç önerilerinde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Radikalizm, rehabilitasyon, suç önleme, terör, terörizm
Dijital diplomasi ve siber güvenlik
Son zamanlarda uluslararası arenada modern kavramlar yaygın olarak ortaya çıkmış olup bu kavramlar haklarında çok konuşulmaya başlanmasının başlıca nedeni yaygın olarak kullanılan Facebook, WhatsApp, Twitter, Instagram gibi modern dijital teknoloji uygulamalarının yaygın olarak kullanılmasıdır. Bu dijital araçların olumsuz etkilerine rağmen, izleyici ile iletişimi kolaylaştırdıkları ve ayrıca dünyayı küçük bir köy haline getirdikleri için olumlu etkileri göz ardı edilemez. Uluslararası diplomasi, özellikle dijital diplomasi alanında yaygın bir şekilde yayılıyor olsa da her durumda geleneksel diplomasinin yerini tutmamaktadır. Bu tez çalışması dört bölümden oluşmaktadır: İki kısımdan oluşan birinci bölümde siber güvenlik ve dijital diplomasi kavramlarını ele alınmış, birinci kısımda siber güvenliğin yazılım, bilgisayar donanımı veya ağlara saldırma risklerini azaltacak bir dizi araç da dahil olmak üzere birçok tanımı yapılmış olsa da, yine de kapsamlı bir siber güvenlik tanımı yoktur, ancak bu tanımların çoğu bilgisayar programlarının, sistemlerinin ve ağlarının maruz kaldığı tehlikelere ve bu tehlikelerden korunmalarını sağlayacak araç ve yöntemlerin bulunmasına odaklanmaktadır. Dijital diplomasi, bir kamu diplomasisi biçimi olarak tanımlanmakta ve dijital teknolojinin, medya platformlarının, sosyal medyanın ve halkla ucuz bir şekilde iletişimin kullanılmasını içermektedir. Dijital diplomasinin ulaşmaya çalıştığı pek çok amacı vardır ve bunların en önemlisi izleyicilerle sanal olarak iletişim kurmak ve internet üzerinden devletin resmi araçlarını kullanarak kamuoyuyla iletişim kurmak ve etkilemek için yeni iletişim araçları sağlamaktır. Dijital diplomasinin araçları arasında sosyal medya, sanal elçilikler, web siteleri ve diplomatların çevrimiçi eğitimi bulunmaktadır. İkinci bölüm, dijital diplomasinin yararlarını ve risklerini içermektedir. Bu faydaların en önemlileri arasında; diplomatlar ve hedef kitleler arasındaki uzun mesafeler, düşük maliyeti ve yüksek getirisinin yanı sıra modern teknolojinin yaygınlaşmasıyla daha az önemli hale gelmesi yer almaktadır. Diplomaside gizlilik unsurunun ortadan kaldırılması da dahil olmak üzere dijital diplomasinin risklerine gelince, web siteleri de kasıtlı olarak bilgiye saldıran ve diplomatik çalışmaları engelleyen bilgisayar korsanlarına maruz kalabilir. Üçüncü bölümde, İngiltere, Fransa, Amerika Birleşik Devletleri, Kanada ve Türkiye dahil olmak üzere bazı ülkelerde dijital diplomasinin uygulamaları tartışılmıştır. İngiltere, kamu diplomasisini etkinleştirmek için dünyanın birçok dilinde, mümkün olduğunca çok sayıda web sitesi ve sosyal ağ kullandığından, dijital diplomasiyi en fazla uygulayan ülkelerden biridir. 2016 yılı Dijital Diplomasi Raporuna göre İngiltere, dijital diplomasi bağlamında küresel olarak ilk sırada yer almış ve Fransa ve Amerika Birleşik Devletleri de dahil olmak üzere dijital diplomasi alanında daha fazla ilgi gösteren ülkelerin önüne geçmiştir. Fransa, dijital diplomasi alanında en geniş alanları kaplayan ülkeler arasında yer almakta olup, bu durum ilk sırada yer alan İngiltere'den sonra ikinci sırada yer almasıyla kanıtlanmaktadır. Fransız Dışişleri Bakanlığı 1995 yılından bu yana internet üzerinde web sitesi kuran ilk Fransız kurumu olmakla beraber bu sitenin takipçi ve ziyaretçi sayısı 9,6 milyon ziyaretçiye ulaşmıştır. Dördüncü ve son bölümde Irak siber güvenlik ve dijital diplomasisi ele alınmıştır. Siber güvenlik, çeşitli araçlarla yerel ve küresel güvenlik boyutunun yeniden çizilmesine katkı sağlayan, güvenlik alanı da dahil olmak üzere hayatın çeşitli alanlarında etkisini göstermekte, ülkelerdeki birey ve toplumların siyasi ve güvenlik bilincini ve algısını gerçek dünyada olduğundan daha farklı şekillerde yeniden şekillendirmeye çalışmaktadır. Siber savaş, siber terörizm ve siber suçlar güvenlik konusunda en çok konuşulan konular arasındadır. Siber uzayın güvenlik alanında sahip olduğu etki, devletin iç gerçekliği ile sınırlı kalmayıp, uluslararası ortama da uzanmakta ve uluslararası ilişkilerin ve uluslararası güvenliğin doğası gereği uluslararası güvenliğin biçim ve içeriğinin yeniden çizilmesini etkilemektedir. Araştırmanın bulguları: 1- Siber güvenlik, kullanıcılardan para çalmak amacıyla hassas bilgilere erişmeyi, bunları değiştirmeyi veya yok etmeyi amaçlayan dijital saldırılara karşı sistem, ağ ve programların korunması olarak tanımlanırken, dijital diplomasi ise bir kamu diplomasisi biçimi olup dijital diplomasi ile medya ve sosyal medya platformlarının kullanımını içermektedir. 2- Dijital diplomasinin, modern teknolojinin yaygınlaşmasıyla diplomatlar ve hedef kitle arasındaki uzun mesafelerin öneminin azalması da dahil olmak üzere faydaları olsa da, tehlikelerinden biri de diplomaside gizliliğin ortadan kaldırılması ve bazı durumlarda karar vermenin zorluğudur. 3- Birleşik Krallık, Fransa ve Amerika Birleşik Devletleri gibi birçok ülke dijital diplomasiyi hayata geçirmiş ve uzun mesafeler kat etmiş olsa da hala bu konuda hasret çeken ülkeler vardır. 4- Irak'ta dijital diplomasinin uygulanmasında büyük zorluklar söz konusu olup Irak'ta dijital diplomasinin başarısı için güçlü bir strateji geliştirilmesi gereklidir. Öneriler: 1- Dünyadaki çoğu dışişleri bakanlığında olduğu gibi Irak Dışişleri Bakanlığı'nda dijital diplomasi için özel bir bölüm oluşturulması. 2- Iraklı diplomatların dijital diplomasi eğitimlerine tabi tutulması ve çoğunun Facebook, Twitter ve diğerleri gibi modern teknolojide resmi hesapları olmadığı göz önüne alınarak diplomatik çalışma becerilerininin geliştirilmesi. 3- Diplomatlar ve yurtdışındaki Irak toplumları arasında veya Dışişleri Bakanlığı ile diğer büyükelçilikler arasında iletişim için dijital platformların tasarlanması 4- Diğer ülkelerdeki muhataplarıyla yapılan görüşmelerde Iraklı delegelere hizmet eden ekonomik, endüstriyel ve kalkınma gerçekliği hakkında hassas bilgiler içerdiğinden devlet kurumlarının web sitelerinin güncellenmesi.
Yangınların iş sağlığı ve güvenliği açısından değerlendirilmesi
Çalışmada; işyeri yangınlarını anlayabilmek için itfaiye birimlerince düzenlenen yangın raporlarında yer alan istatistikleri ortaya koyarak, iş sağlığı ve güvenliği açısından değerlendirmek amaçlanmıştır. Çalışma kapsamında 2019 yılı içerisine Adana Büyük Şehir Belediyesi İtfaiyesi tarafından kayıt altına alınmış işyeri yangın raporları incelenerek veriler toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde dağılımları tanımlayıcı istatistiklerden; frekans, yüzde, ortalama ve standart sapma değerleri kullanılmıştır. Araştırma kapsamına alınan işyeri yangınlarının mevcut durum analizlerinde ve grup içi karşılaştırmalarda ki kare testi kullanılmıştır. En fazla işyeri yangınının özel sektörde meydana geldiği (p=.000) ve özel sektördeki her bin işyerinden 3,93'ünde yangın çıktığı belirlenmiştir. Yangınlar en fazla hizmet alanında faaliyet gösteren işyerlerinde çıkmıştır (p=.000). İşyeri yangınlarının, başlıca elektrik ve ateşli cisim düşmesi/düşürülmesi nedenleri ile meydana geldiği (p=.000); başlıca yangın çıkış yerlerinin personel çalışma alanları ve depolama alanları olduğu belirlenmiştir (p=.000). İşyerlerinde yangın güvenliği konusuna gereken önemin verilmediği, yangın güvenliği ile ilgili işyerlerinde yapılan çalışmaların ve işyerlerinin olanaklarının yetersiz olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: İş Sağlığı ve Güvenliği, Yangın, Yangın Güvenliği, Yangın İstatistikleri
Türk Ceza Kanunu'nun 31. maddesi kapsamında değerlendirilen suçasürüklenen çocuklar hakkında düzenlenen uzman raporlarının incelenmesi
Ceza Hukukunda yaş küçüklüğü ceza sorumluluğunu ortadan kaldıran veya önemli derecede azaltan sebeplerden biridir. Bu nedenle davranışlarını yönlendirme yeteneği yeterince gelişmeyen suça sürüklenen çocuk hakkında cezaya karar verilememektedir. Ancak bunlar hakkında Çocuk Koruma Kanunu'nda düzenlenen güvenlik tedbirleri uygulanabilmektedir. İlgili çalışmada on iki yaşını doldurmuş olup on beş yaşını doldurmamış suça sürüklenen çocuklar hakkında düzenlenen uzman raporları incelenerek düzenlenen adli raporları ve adli kararları sunmak amaçlanmıştır. Çalışmada Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı'nca değerlendirilen suça sürüklenen çocuklara ait tamamen rastlantısal olarak seçilen 110 adet rapor geçmişe dönük olarak incelenmiştir. Çalışmadan elde edilen verilerin tanımlayıcı istatistikleri sayısal değişkenler için ortalama, standart sapma ile kategorik değişkenler için frekans ve yüzde analizi ile verilmiştir. Kategorik değişkenler arasındaki ilişkiler ise Ki-kare analizi ile test edilmiştir. Suça sürüklenen çocukların %89,09'unun erkek, %10,91'inin kız olduğu, suç tarihindeki yaşlarının ortalama 13,82±0,72 olduğu, %61,82'sinin eğitimlerine devam etmekte iken, %38,18'inin bırakmış olduğu, %43,64'ünün rapor sonucu algılama ve davranışlarını yönlendirebilme yeteneği gelişmiş iken, %56,36'sının rapor sonucunun gelişmemiş olarak düzenlendiği belirlenmiştir. Adli makamlarca çocukların %16,36'sı hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiği, %15,46'sının yargılamasına devam edildiği, %0,91'i hakkında yalnızca tedbir kararı verildiği, %17,27'sinin ceza aldığı, %10,00'ının yargılama sonucu beraat ettiği, %40,00'ı hakkında ise ceza verilmesine yer olmadığı şeklinde karar verildiği tespit edilmiştir. Ülkemiz kurumlarının birlikte çalışma kapasitelerini güçlendirmeleri gerekmektedir. Ayrıca yasa koyucunun ceza sorumluluğunun başlangıç yaşını yeniden değerlendirmesi gerektiği düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Çocuk Koruma Kanunu, Güvenlik Tedbirleri, Kusur Yeteneği, Türk Ceza Kanunu, Yaş Küçüklüğü
Endüstriyel patlamalrı önleme, koruma yöntemleri ve saha uygulamları
Türkiye'de ve Dünya'da artan endüstrileşme beraberinde istenmeyen patlamalara yol açmakta ve patlamaların bir sonucu olarak can ve mal kayıpları daha fazla önem kazanmaya başlamaktadır. Patlamaların önlenmesi için yapılan literatür çalışmasında özellikle Türkçe kaynaklarda kuramsal verinin sahada uygulamasına yönelik çok fazla bilginin olmadığı görülmüştür. Bu nedenle iki farklı sektörde faaliyet gösteren işletmeler, kuramsal bilginin desteklenmesi amacıyla iyi uygulama örnekleri olarak seçilmiştir. Yapılan çalışma sonucunda, patlayıcı ortamların zararlı etkilerinden insanların korunması için temel ilke olarak ilk tercihin patlayıcı ortamın oluşumunun önlenmesi, mümkün olmadığı durumlarda tutuşturucu kaynakların ortadan kaldırılması ve en son patlamanın etkilerinin azaltılması için önlemler ele alınmıştır.
Bina inşaatlarında yüksekte çalışma aşamasında yaşanan iş kazalarının sebepleri ve alınabilecek tedbirler
Bina inşaatlarında yüksekten düşme şeklinde gerçekleşen ölüm oranları, motorlu taşıt kazaları haricinde tüm kazaların ölüm oranlarından daha yüksektir. Bu kazaların temel nedenleri; yüksekte çalışma sırasında düşme önleyici tedbirlerin olmaması veya yetersiz olması, çalışanlarda iş güvenliği bilincinin yeterli olmaması ve teknolojik çalışmaların uygulanmaması şeklinde belirtilebilir. Bu çalışmada, konut binası, fabrika binası ve kamu kurumu inşaatlarında yüksekte çalışma sırasında düşme noktaları belirlenmiş ve kontrol formları ile mevcut ve alınması gereken tedbirler değerlendirilmiştir. Özellikle kat kenarlarında, kalıp çalışmalarında, iskele çalışmalarında düşme tehlikesine karşı genel olarak tedbirlerin alınmadığı görülmüştür. Bu kapsamda; Çalışma Bakanlığının inşaat sektörü için yayınladığı yıllık raporlarda en fazla ölümlü kazaların genel olarak güvenlik tedbirlerinin alınmadığı kat kenar boşlukları, iskele üzerinde yapılan çalışmalar, kalıp çalışmaları ve çatı üzerinde yapılan çalışmalar olduğu belirtilmiştir.
Uluslararası güvenlik sisteminde değişim: Kolektif müdahale doktrininin yükselişi
Birleşmiş Milletler kolektif güvenlik sistemi, uluslararası güvenliğin sağlanması amacıyla insanoğlunun kurabildiği en kapsamlı güvenlik düzenlemesini oluşturmaktadır. Kolektif müdahale doktrini ise bu güvenlik sisteminin en önemli düzen sağlayıcı aracı niteliğindedir. Hayatın her alanında olduğu gibi, uluslararası güvenlik ortamında yaşanan hızlı değişim, uluslararası güvenlik sistemini ve dolayısıyla kolektif müdahale doktrinini dönüşüme zorlamaktadır.Bu çerçevede, Soğuk Savaş sonrasında güvenlik sistemindeki değişimin başlıca unsurlarını ortaya koymayı amaçlayan bu tez çalışması, kolektif güvenlik sisteminin değişime adaptasyonunun görünür yüzü olan kolektif müdahale doktrininin evrimini incelemekte, uluslararası kriz yönetimi çerçevesinde BM'nin yanısıra NATO ve AB'nin bu alanda ağırlık kazanan rolüne değinmektedir.Çalışma, güvenlik sistemindeki değişim ve dönüşümü değerlendirmenin yolunun kolektif müdahale doktrininin uygulamasındaki değişimleri ve farklılıkları incelemekten geçtiği anlayışıyla ve bu temel kurumdan hareketle sistemin tümünü okumayı amaçlamaktadır. Bu anlayışla, çalışmada çeşitli kolektif müdahale örnekleri ele alınmakta, Birleşmiş Milletler Antlaşmasının 51. maddesinde ifadesini bulan meşru savunma kurumu ile saldırı eyleminin tanımında kaydedilen genişlemeye dikkat çekilmektedir.
Terörizme karşı uluslararası hukuk bağlamında alınan tedbirlerin incelenmesi
Bu çalışma uluslararası alanda küreselleşme vasıtasıyla hızla şekil değiştiren, devletler arası mücadelede asimetrik bir güç haline gelen terör ve terörizm kavramının, hukuki bir perspektiften ele alınıp irdelenmesiyle birlikte tespit ve çözüm ortaya koymaya çalışmıştır. Tezin amacı terör tarihi açısından hukuki bir çerçevede tanımlama yapılamamasının nedenleri ile birlikte, ortaya bir tanım konması nihayetinde çerçeve bir kararla yaptırımların ortak bir platformda hukuka uygun şekilde oluşturulması konusunu irdelemektir. Çalışmanın ilk bölümünde terörün, insanlık tarihi kadar eski oluşu, yılların değişkenliği ve nihayetinde evrim geçirmesi ile dünya genelinde şiddetini her dönem giderek artması sonucunda ortaya çıkan sorunlara değinilecek akabinde terör konusunun başında gelen tanım sorununa hukuki ve doktrinsel açıdan irdelenmeye başlanacaktır. Ardından terör ve terörizmin hangi amaç doğrultusunda yapıldığı sorusuna cevap aranırken uluslararası arenada terörizmin değişimi ile yeni terörizm olgusu ele alınacaktır. İkinci bölümde terör olaylarının yayılmasını hızlandıran ilk etmen olan küreselleşme olgusunun doktrinsel olarak ele alınacak ve tarihi gelişimi açısından incelenecektir. Küreselleşmenin çevre ülkeler açısından gelişmelerine yardımcı olan bir kavram mı olduğu yoksa üzerilerinde baskı kuran hegemonik bir kavrama mı dönüştüğü konusu ile bu süreç sonucunda kurulan düzenin küresel terörizme nasıl yol açtığı ve bunu hangi etmenlerle başardığı konusu incelenecektir. Üçüncü bölümde terörle mücadele konusunda uluslararası alanda hukuki incelemeler yapılarak bu bağlamda hukukun yetersiz kaldığı yerler tespit edilip küresel terörle mücadele de hukuki işbirliğinin önemi konusu vurgulanacaktır.
Migration as a security issue: A research from the perspective of the International Migration Law and Turkish Legislation on Migration
It has been no doubt that the main event of the 21st century is the increasing human movements. According to 2015 United Nations data, the number of international migrants reached up to 244 million and the number of refugees reached up to 63.5 million. Within this context, International Migration Law is important as it is the infrastructure of the municipal migration legislation of States. It is necessary to see the International Migration Law as a whole due to the fact that it is a combination of Treaties, Conventions, Declarations or other instruments of soft law. In the 21st century, the terms 'international migration' and 'security' is associated. When migration stems from the lack of security in a State, it can also pose other security problems for the receiving countries. Security problems have contributed the development of International migration law, as well. Our country is both sending and receiving, and also transit country as it is located on the migration routes. According to United Nations High Commiserate for Refugees, Turkey has hosted the most refugees in the world in recent years. The municipal legislation on migration of Turkey, as a country which is affected by the migration that much and a country which will be affected in the future because of its location, should be examined thoroughly. This paper supply some main documents on International migration Law and Turkish legislation on migration to provide a general overview, search into the development of migration law internationally and municipally in Turkey, and presents the migration-security nexus focusing largely on migration.
Türkiye'de yerli ve doğrudan yabancı yatırımların güvenlik harcamaları ile kıyaslanması
Güvenlik konusu, özellikle uluslararası ya da çok uluslu faaliyet gösteren işletmelerde yatırım kararlarının alınmasında ve uygulanmasında büyük önem taşımaktadır. Doğrudan yabancı yatırım alanında da güvenlik konusu, yatırım kararı, yatırımın uzun ya da kısa vadeli olması, şirketlerin işbirlikleri ve ortaklıklarında ciddi etkilere sahiptir. Bu çalışmada, bölgesel anlamda güvenlik sorununun yüksek olduğu bölgelere komşu olan Türkiye'de, işletmelerin güvenlik harcamaları ile doğrudan yabancı yatırımların çeşitli göstergeleri arasındaki ilişki incelenmiştir. Araştırmada Dünya Bankası tarafından kurulan Enterprise Survey kurumunun Türkiye'deki 1344 firma üzerinden topladığı verilerden yararlanılarak, doğrudan yabancı yatırımlar ile yerli yatırımların öncelikle güvenlik harcamalarının kıyaslanması ve aradaki farkın ekonometrik boyutlarının ortaya konması, ardından güvenlik giderlerinin firmaların toplam yıllık satış, maliyet ve istihdam oranları üzerindeki etkilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışma sonuçlarına göre; yerli ve yabancı yatırımların güvenlik harcaması yapmaları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olup, yabancı yatırımlarda güvenlik harcaması yapan firma sayısı daha fazladır. Toplam güvenlik giderleri yabancı yatırımlarda daha yüksektir ve yerli yatırımlarla arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlıdır. Firmaların geçen yılki satışları ile toplam güvenlik giderleri arasında istatistiksel olarak anlamlı ve pozitif yönde bir ilişki vardır. Anahtar Kelimeler: Yatırım, güvenlik, bölgesel güvenlik, doğrudan yabancı yatırım.
Akıllı ulaşım sistemlerinin PAT sahası emniyetine etkisi: İstanbul Havalimanı ile Atatürk Havalimanı'nın karşılaştırılması
2000'li yıllarda daha büyük bir hızla gelişen akıllı ulaşım araçları hayatın birçok alanında kullanılmaya başlanmıştır. Özellikle yıkıcı ve yenilikçi teknolojilerin ortaya çıkması, akıllı ulaşım sistemlerinin çevredeki daha çok unsurla iletişime girmesini sağlamıştır. Akıllı ulaşım sistemlerinin kullanıcıya kullanım kolaylığı sağlamasının yanı sıra emniyeti, güvenliği ve verimliliği büyük oranda arttırdığı yapılan araştırmalarla ortaya konmuştur. Teknolojinin yoğun biçimde kullanıldığı havacılık sektöründe AUS'un farklı şekillerde kullanıldığı görülmektedir. Terminal, pist, apron, taksi yolları, kargo operasyonları, havalimanına ulaşım sistemleri, hava trafik yönetimi gibi alanlarda akıllı sistemlerin etkileri görülmektedir. Havalimanları operasyonlarında emniyetin sağlanması çok önemlidir. Aksi takdirde, ciddi kaza ve emniyetsiz olaylar yaşanabilir. Emniyeti en çok tehdit eden unsur olan insan faktörü, AUS yardımıyla azaltılabilir ve durumsal farkındalık arttırılabilir. Bu çalışmada akıllı ulaşım sistemlerinin PAT sahası emniyetine etkileri araştırılmıştır. İstanbul Havalimanı'nda kullanılan AUS ve bu sistemlerin emniyete etkilerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. İstanbul Havalimanı ve Atatürk Havalimanı arasında bir karşılaştırma yapılmıştır. Veri üçgenlemesi yöntemiyle veriler toplanmıştır. Elde edilen veriler MaxQDA 2020 programında analiz edilmiştir. Anahtar Sözcükler: Akıllı ulaşım sistemleri, PAT sahaları, PAT sahası emniyeti, İstanbul Havalimanı, Atatürk Havalimanı
İlköğretim 6 ve 7. sınıflar resim-iş derslerinde seçilen araç gereçlerin yerindeliği ve sanat etkinliklerinde alınan sağlık ve güvenlik önlemleri
Bu araştırmanın amacı, İlköğretim okullarında 6. ve 7. sınıflarda Resim-İş derslerinde, araç gereçlerin seçilmesinde ve sanatsal etkinliklerde alınması gerekli sağlık ve güvenlik önlemlerinin, yeterince uygulanıp uygulanmadığım bulmaktır. Ayrıca bu araştırma resim-iş öğretmenlerinin ve öğrencilerinin gerekli sağlık ve güvenlik önlemlerini alma yeterliklerini ortaya çıkarmayı da amaçlamaktadır. Bu araştırmaya, Nebahat Keskin İ.Ö.O. ve Hamdullah Suphi İ.Ö.O.'dan iki Resim-İş öğretmeni ve 4 sınıf katılmıştır. Her iki okuldan birer 6. sınıf gözlenmiştir. Bu sınıflara anket uygulanmıştır. Ayrıca her iki okuldan seçilen birer 7. sınıfa da sadece konu ile ilgili anket uygulanmıştır. Bu araştırmada hem nicel (anket), hem de nitel (gözlem, görüşme) teknikleri kullanılmıştır. Nicel verileri toplamak için öğrencilere, öğretmenlerin araç gereçlerin seçilmesinde ve etkinliklerde alınması gerekli sağlık ve güvenlik önlemlerini uygulamadaki yeterliklerine ilişkin anket uygulanmış; aynı ankette fiziki koşulların sağlık ve güvenlik önlemlerine etkisi de öğrenilmeye çalışılmıştır. Nitel veri kaynakları, öğretmenlerin araç gereçlerin seçiminde ve sanatsal etkinliklerde sağlık önlemleri alma yeterliklerini öğrenmeye yönelik görüşme sorularından ve gözlem formundan oluşmuştur. Her iki okulda da II. yarıyıl boyunca 6. sınıfların resim-iş dersleri gözlenmiştir. Araştırmanın gözlem aşaması, Nebahat Keskin İ.Ö.O'nda 8 hafta, Hamdullah Suphi İ.Ö.O.'da 4 hafta sürmüş olup, gözlem boyunca öğretmenler ve öğrenciler, gözlem formundaki niteliklere göre izlenmiş ve sonuçlar kaydedilmiştir. Nicel verilerin analizinde yüzde(%) tekniği kullanılmıştır. Araştırmanın nicel sonuçları resim-iş derslerinde öğretmenlerin yeterince sağlık ve güvenlik önlemi almadıklarını ortaya koymuştur. Nitel veriler ise, öğretmen ve öğrencilerin tercih ettikleri sanatsal malzemeler ve tehlikeleri hakkında bilgisiz olduklarım göstermiştir.Bu araştırma, sanatsal etkinliklerin uygulandığı resim-iş derslerinde araç gereçlerin seçiminde ve fiziki koşulların sağlanmasında yeterli sağlık ve güvenlik önlemleri alınmasının ihmal edilmemesi gerektiğini ortaya koymuştur.
Hazır giyim işletmelerinde iş güvenliğini sağlayabilme durumu üzerine bir araştırma
Değişen ve hızla gelişen teknoloji, hazır giyim işletmelerinde üretimde süreklilik, kalite ve verimliliğin arttırılması yanında, işçi sağlığı ve iş güvenliği ile ilgili konularını da gündeme getirmiştir. Bu araştırmada, hazır giyim işletmelerinde yönetici ve işgörenlerin iş güvenliği ile ilgili düşünceleri ve bu konudaki uygulamalarının tespit edilmesi amaçlanmıştır. Hazır giyim işletmelerinde yönetici ve işgörenlerin, iş güvenliğinin ürün kalitesi ve verimliliğe etkileri konusundaki düşünce ve uygulamaları belirlenerek, alınabilecek iş güvenliği önlemleri ile ilgili öneriler sunulmuştur. Araştırmanın giriş bölümünde konunun önemi, amacı belirtilmiş, ikinci bölümünde kavramsal çerçeve ve ilgili araştırmalara yer verilmiştir. Üçüncü bölümde, araştırmanın planlanması ve yürütülmesine temel olan materyal ve yöntem açıklanmaya çalışılmıştır. Araştırmanın dördüncü bölümünde, hazır giyim işletmelerinde yönetici ve işgörenlerin iş güvenliğini sağlayabilme, iş güvenliğinin ürün kalitesi ve verimliliğe etkileri konusundaki düşünceleri ve bu konudaki uygulamaları belirlemek amacıyla uygulanan anket ve gözlemler yoluyla elde edilen veriler tablolar haline getirilerek gerekli istatistiksel analizler yapılmıştır. Son bölümünde ise araştırma sonucu elde edilen hazır giyim işletmelerinde yönetici ve işgörenlerin, iş güvenliğini sağlayabilme, iş güvenliğinin ürün kalitesi ve verimliliğe etkileri konusundaki düşünceleri ve konudaki uygulamaları ile ilgili bulgular doğrultusunda elde edilen sonuçlar ve bu sonuçlara bağlı olarak bazı öneriler sunulmuştur.
Sağlık sektöründe meslek hastalıkları riskleri, karşılaşılan iş kazaları, alınan yasal önlemler ve bunlara yönelik çözüm önerileri
Son dönemlerde iş kazaları ve meslek hastalıklarıyla ilgili bilinçlendirme çalışmalarına hız verilmiştir. Bu kapsamda iş yerlerinde iş sağlığı ve güvenliği konusunda bazı tedbirlerin alınması yasal olarak zorunlu hale gelmiştir. Bu kapsamda sağlık hizmetlerindeki durumun hangi düzeyde olduğunun tespit edilmesi amacıyla çalışma yapılması gerekliliği önem kazanmıştır. Çalışmanın amacı; iş kazası ve meslek hastalıklarına yönelik olarak sağlık hizmetlerindeki durumun ne olduğunun irdelemektir. Çalışmada sağlık hizmetleri, iş kazaları ve meslek hastalıklarına yönelik olarak literatür taraması eşliğinde elde edilen bilgiler bölümler halinde hazırlanmıştır. Bununla birlikte sağlık çalışanlarına anket uygulanmış ve anketlerin analizi sonucu elde edilen bilgiler bulgular bölümünde yer almıştır. Çalışmada öncelikle literatür taraması yapılarak genel bilgiler bölümü düzenlenmiştir. İş kazaları ve meslek hastalıkları anketi kullanılarak elde edilen verilen analizi bilgisayar ortamında SPSS 17.0 programı ile analiz edilmiştir. Çalışma sonucunda; bazı demografik özellikler ile ölçekteki bazı ifadeler arasında istatistiksel olarak anlamlı farklar bulunmuştur (p<0,05). Çalışmadan elde edilen en önemli sonuç ise koruyucu kullanmayan çalışanların iş kazalarına daha fazla maruz kaldıklarıdır. Bu durum yapılan istatistiksel analizde de anlamlı bulunmuştur (p<0,05).
Tedarikçi seçiminde kişisel verilerin korunması
Bu tezin amacı; günümüz dijitalleşen dünyada daha da önem kazanan kişisel verilerin tedarikçiler tarafından korunması gerekliliğini açıklığa kavuşturmak ve konunun önemini vurgulamaktır. Her geçen gün kişilerin özel nitelikteki bilgileri güvenlik zafiyetleri, ihmal, bilgi eksikliği ya da farkında olmayarak istenmeyen kişi/kurumlarca ele geçirilmekte ve izin alınmadan birçok alanda kullanılmaktadır. Bu durum gelişen teknoloji sayesinde daha da kolay hale gelmektedir. Kişisel verilerin korunmasında kurumsal destek alınarak yasal prosedürler kapsamında gerekli güvenlik tedbirlerinin uygulanması ve belli aralıklarla kontrol edilerek güncellenmesi gerekmektedir. Bu aşamada alınacak hizmette tedarik seçim ve yöntemleri önem arz etmektedir.
Hastanelerde çalışanlara yönelik şiddet ve önlenmesi
Son yıllarda sağlık kuruluşlarında sağlık çalışanlarına yönelik yapılan sözel ve fiziksel şiddetle ilgili yapılan çalışmalarda, sağlık sektöründe şiddete uğrama sıklığının diğer sektörlerden daha yüksek olduğu gözlenmektedir. Ayrıca, uygulama sonuçları, hastalar kadar hasta yakınlarının da sağlık çalışanlarına şiddet uygulama eğiliminde olduğunu ortaya koymuştur. Sözel şiddetin fiziksel şiddetten daha fazla olduğu görülmektedir. Sağlık çalışanlarının şiddete maruz kaldıkları çalışma alanları incelendiğinde bu alanların özellikle acil servisler ve psikiyatri klinikleri olduğu dikkati çekmektedir. Şiddet sonrasında sağlık çalışanlarında ortaya çıkan olumsuz sonuçların başında yaralanmalar ve şiddetin yol açtığı psikolojik bozukluklar yer almaktadır. Çalışanlara yönelik şiddetin daha çok uygulandığı sağlık kuruluşlarında, şiddet ile baş etme konusunda çalışanlara yeterli eğitim verilmediği ve mevcut yasal düzenlemelerin yeterli olmadığı görülmektedir. Sağlık çalışanlarına yapılan sözlü saldırı, yaralanma, darp ve öldürmeye ilişkin hükümler, mevzuattaki genel hükümlere dayandırılmaktadır. Bu açıdan değerlendirildiğinde sağlık alanındaki hızlı değişim ve gelişimler, yasal uygulama alanındaki eksiklikler şiddetin önlenmesinde ve sağlık çalışanlarının güvenliğini sağlamada yetersiz kalmaktadır. İnsan yaşamı ve sağlığı için son derece önemli bir misyon üstlenmiş olan sağlık çalışanlarının sağlık hizmet sunumu için güvenli çalışma ortamının sağlanması, şiddetle başa çıkma yöntemlerine ilişkin eğitim verilmesi, yasal mevzuatın şiddeti önleyecek doğrultuda düzenlenmesi ve yönetsel iradenin bu konudaki hassasiyetleri çok önemlidir. Sağlık kuruluşlarında çalışanlara yönelik şiddet küresel bir sorun olarak çözüm beklemektedir. Anahtar Kelimeler : Sağlık Çalışanları, Şiddet, Önleme, Güvenlik
Hasta güvenliği kültürü ve ölçüm yöntemleri
Hasta güvenliği kavramı küresel olarak da yeni olmakla birlikte ülkemizde son üç yılda ulusal politikalar bağlamında gündeme gelmektedir. Batı ülkelerinde yapılan çalışmalar güvenli sağlık bakım hizmeti sunabilmenin baş şartının sağlık kurumlarında pozitif Hasta Güvenliği kültürü yaratmak olduğunu göstermiştir. Organizasyonların hasta güvenliği kültürü geliştirmek için harcadıkları çabanın etkinliğini, var ise hasta güvenliği programının istenilen etkinlikte olup olmadığının ve yıllar içerisinde kurumda hasta güvenliği kültürünün gelişimini izlemek üzere, hasta güvenliği kültürü ölçümleri yapılmaktadır.Bu çalışmada organizasyonel kültür, güvenlik, hasta güvenliği kavramları ile . sağlık kurumlarında güvenlik kültürünü ölçümlemek için kullanılan başlıca araçlar gözden geçirilmiştir. Ayrıca, kurumlarda hasta güvenliği kültürünün gelişebilmesi gerekli olan kalite yönetimi, risk yönetimi ve kurum kültürü kavramları ve birbirleri ile olan ilişkileri incelenmiştir. Hasta güvenliği kültürünü ölçmeyi amaçlayan yöntemlerin, geliştirilme şekli, köken aldığı araştırma, zayıf ve güçlü yönleri, araçları birbirinden ayıran kriterler nelerdir? Bu araçların uygulamada güvenlik kültürünü geliştirmede ne gibi katkıları vardır sorularına yanıt aranmıştır. Son bölümde ise Türkiye?de `Ulusal Sağlık Kalite Politikası? tarihsel gelişimi ve Türkiye?de yapılan hasta güvenliği kültürü ölçüm çalışmaları gözden geçirilmiştir. vÇalışmalarda güvenlik iklimi ve güvenlik kültürü kavramları biribirinin yerine kullanılması ve uniformite olmaması nedeni ile net bir karşılaştırma yapılması mümkün olmamıştır.İncelenen hasta güvenliği kültür anketleri doğrudan kültür değil, kültür alt katmanları olan algı , tutum ve güvenlik iklimini ölçmektedir. Tüm bu anketlerin sonucunda çıkan değerlendirmeler, anketin uygulandığı sağlık kurumunda çalışanların hasta güvenliği konusuna bağlı boyutları nasıl algıladığını ortaya çıkartır. Tutum ve algı bireysel olup güvenlik kültürü hiyerarşi katmanlarının en iç bölümünde yer almaktadır. Stabil değildir, kolay değişir. Esnektir. İklim ise organizasyon çapında güvenlik kültürünün nasıl algılandığını ortaya çıkartır. Güvenlik kültürünü doğrudan ölçmenin zor ve karmaşık olması nedeni ile araştırmacılar kültür katmanlarını değerlendirerek fikir edinmek istemişlerdir. Bu noktada iki tartışma konusu ortaya çıkmaktadır: Stabil olmaması nedeni ile ölçüm ne derece güvenilirdir.Kurumlar, hasta güvenliği programlarında ulaşmak istedikleri hedefler için kurguladıkları iyileştirme faaliyetlerinin etkinliğini ölçmek veya izlemek amacı ile bu tür anketlere başvurmaktadırlar. Pozitif güvenlik kültürü geliştirmek için kurgulanan faaliyetler stabil olmayan / esnek özelliği nedeni ile çalışanların algı ve tutumlarını değiştirmeye odaklanmaktadır. Oysa, çalışanların algı ve tutumlarının değişken doğası nedeni ile faaliyetlerin başarıya ulaşması konusunda yanıltıcı sonuçlar verebilir. İkinci tartışma konusu, bu anket sorularını yanıtlayan çalışanlar ölçeği yanıtlar iken referans alabilecekleri bir karşılaştırma noktası mevcut değildir. Bu nedenlerle anket sonuçlarının tek başına yorumlanmaması, iç denetim veya bağımsız denetim sonuçları hasta güvenliği göstergeleri gibi diğer parametreler ile kontrollü olarak izlenmesi daha güvenilir olacaktır.Anahtar Kelimeler; Kurum Kültürü, Güvenlik Kültürü, Hasta Güvenliği Kültürü, Güvenlik İklimi, Güvenlik Eğilimi, Güvenlik Kültürü Anketi, Güvenlik Kültürü Ölçümü , Tıbbi Hata, Sağlık Hizmetlerinde Kalite, Risk Yönetimi