Ports
75 theses under this subject heading
Karaköy ve Salıpazarı limanı'nın tüketim odaklı mekansal dönüşümü: Galataport İstanbul
18. yy - 20. yy arasındaki zaman içinde askeri kışla, montaj fabrikası, Karaköy Rıhtımı ve Salıpazarı Limanı olarak hizmet veren alan, günümüzde Galataport İstanbul adı altında, alışveriş alanları, yeme-içme alanları, otel yapıları, müzeler, rekreasyon alanı gibi işlevler taşıyarak dönüşüm geçirmiştir. Bu dönüşüm mekansal ve sosyal açıdan incelendiğinde, kıyı alanının tüketim odaklı bir kentsel mekana dönüştüğü gözlemlenmiştir. Kentsel alanda yapılan dönüşümler kapitalist sistemin kendine fayda sağlayacağı potansiyel alanlar olarak görülmektedir. Turizm, ekonomi ve tüketim değeri açısından potansiyeli yüksek olan kıyı alanları da bu durumdan etkilenen alanlar arasındadır. Kıyı alanlarının kamu yararından ziyade ekonomik kaygılar ile dönüştürüldüğü örneklere rastlanmaktadır. Çalışma alanının kruvaziyer limanı adı altında, çoğunlukla alışveriş alanları, yeme içme alanları gibi işlevlerle projelendirildiği ve pazarlama aracı haline getirildiği söylenebilir. Geçmişte Karaköy ve Salıpazarı Limanı olarak hizmet veren kıyı alanı günümüzde Galataport Projesi kapsamında dönüşmüştür. Bu çalışma, Galataport'un eski liman alanından tüketim odaklı bir dönüşüm geçirerek, açık bir alışveriş merkezine dönüşmesine odaklanmaktadır. Bu kapsamda, Karaköy ve Salıpazarı Limanı'nın Galataport Projesi'ne dönüşümü mekansal ve zamansal bağlamda analiz edilmiştir. Liman alanının dönüşürken kentte ortaya çıkardığı tüketim mekanı sorgulanarak Galataport Projesi'ne gelen ziyaretçiler ile anket ve derinlemesine görüşme yapılmıştır. Görüşmeler sonucunda proje alanının dönüşümü hakkında görüşlere ulaşılmıştır. Ziyaretçilerin çoğu Galataport'u alışveriş merkezi olarak tanımlamış, kıyıda tasarlanan duvar sisteminin kıyı ile boğaz arasındaki ilişkiyi kopardığını belirtmiştir. Ziyaretçiler, Galataport'un bulunduğu kıyı alanında, kamusal kullanımın artırıldığı, daha fazla yeşil alan barındıran, farklı ekonomik gruplara hitap edebilecek sosyal alanlar olması yönünde öneriler getirmiştir.
Liman işletmelerinin yükleme-boşaltma, depolama, kılavuzluk ve römorkaj hizmetlerinin ifasından doğan hukuki sorumluluğu
Liman İşletmelerinin Yükleme-Boşaltma, Depolama, Kılavuzluk ve Römorkaj Hizmetlerinin İfasından Doğan Hukuki Sorumluluğu adlı çalışmamızda, ülkemiz için çok büyük bir öneme sahip olan, uluslararası ticaretin önemli aktörlerinden olan ve dolayısıyla ülkenin ekonomik yapısı üzerinde doğrudan etkili olan liman işletmelerinin verdikleri temel hizmetler ile bu hizmetlerin ifası sırasındaki hukuki statüleri, yükümlülükleri ve sorumlulukları ele alınmıştır. Bu kapsamda çalışmamızın ilk bölümünde limanların tarihsel gelişimi ve liman çeşitleri üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde liman işletmeleri tarafından verilen temel hizmetler olan yükleme-boşaltma, depolama, kılavuzluk ve römorkaj hizmetlerinin teknik özellikleri belirtilmiştir. Üçüncü bölümünde liman işletmelerinin yükleme-boşaltma, depolama, kılavuzluk ve römorkaj hizmetlerinin ifası sırasında akdettiği sözleşmeler ile liman müşterilerine karşı bu sözleşmelerin ifasından doğan hukuki yükümlülük ve sorumlulukları üzerinde durulmuştur. Dördüncü bölümünde liman işletmelerinin, yükleme-boşaltma, depolama, kılavuzluk ve römorkaj hizmetlerinin ifası sırasında zarar verdiği üçüncü kişilere karşı sorumluluğu ile taşıyanın yardımcısı sıfatını haiz olduğu hallerde liman işletmelerinin taşıyanın sahip olduğu sorumluluktan kurtulma ve sınırlı sorumluluk imkanlarından yararlanma hakkına sahip olup olmadıkları konusu incelenmiştir. Beşinci bölümünde ise, liman işletmelerinin liman hizmet tarifelerini belirlerken göz önüne alması gereken hukuki sınırlamalar tespit edilmiştir. Çalışmamızın sonuç bölümünde ise, yapılan inceleme ve değerlendirmeler sonucunda konuyla ilgili elde ettiğimiz tespitlere yer verilmiştir.
Deniz yapılarında sismik tasarım ve Derince Limanı örneği
17 Ağustos 1999 tarihinde Gölcük merkezli 7.4 büyüklüğünde meydana gelen "Doğu Marmara Depremi" can kaybının yanı sıra ülke ekonomisini de etkileyecek büyüklükte yapısal hasarlara neden olmuştur. Bu çalışmada, öncelikle yanaşma yapılan projelendirme kriterleri özetlenmiş, sismik tasarım kriterleri ele alınmış ve Derince Limanında meydana gelen hasarlar değerlendirilmiştir. Böylece bu limandaki hasar nedenleri bulunmaya çalışılmıştır. Hasarlar yapıların genel vaziyet planlan ve geoteknik durumlan dikkate alınarak özetlenmeye çalışılmıştır. Aynca bu çalışmada körfez bölgesinin jeolojik ve hidrodinamik yapısı izah edilmiştir. Derince Limanı bloklu yanaşma yapılan 1997 deprem şartnamesinden önce tasarlanmış ve deprem bölge katsayılan Doğu Marmara depremi yer ivmesine göre düşük alınmıştır. Bu durum güvenliklerin küçük olmasına neden olmuştur. O halde zemin şartlan ve yapı tipi ile tasarım kriterleri deniz yapılarının depreme karşı sismik performanslarım etkilemiştir. Bu durumda Doğu Marmara depreminin bu çalışmada özetlenen deniz yapılan hasar durumlan da dikkate alınarak, 1997 deprem şartnamesindeki katsayılara göre gelecekte planlanacak ve inşa edilecek yapıların projelendirmeleri gerekmektedir. Bu amaçla deniz yapılan için bir şartnameye ihtiyaç duyulduğu açıktır. Ağırlık tipi blok rıhtımlar genellikle düşey deplasman yerine denize doğru yatay deplasman yapmışlardır, bunun nedeni ise geri dolgularında kullanılan zemin dolgu malzemesi kalitesi ve smlaşmadır. Aynca bu tip yapıların, deprem katsayılarının küçük alınarak tasarlanmış olmalan kaymaya karşı güvenirliklerinin küçük olmasına neden olmuştur. Çalışmanın amacı ülkemizi acıya boğan bu depremden mümkün olduğunca âzla ders alabilmektir. Böylece ileride meydana gelebilecek depremlere karşı daha hazırlıklı olabilecek ve en az zararla bu afetten kurtulabilecek tasarımlara esas teşkil etmektir. Anahtar Kelimeler: Sismik tasanm,deniz yapılan, blok tipli rıhtım, Derince Limanı.
Gemlik limanlarının lojistik performansının Türkiye'nin uluslararası ticaretteki yerine katkısı
Küreselleşme, 21. asrın başından itibaren ülkeleri ve toplumları derinden etkileyen bir olgudur. Küreselleşme ile birlikte dünyamız klasik deyimle küçülmüş adeta evrensel köy haline gelmiştir. Bunula birlikte, uluslararası sınırların ortadan kalktığı, yeni Dünya evrensel köy tabiri ile ifade edilmektedir. Küreselleşme neticesindeki bilgi teknolojileri ile kurumlar ve bireyler çok etkin ve hızlı iletişim sayesinde mal, hizmet ve bilgi paylaşımı imkanına sahiptir. Küreselleşmenin getirdiği pazar bütünleşmesi ile de ülkelerin yakınlaşmasına zemin hazırlamıştır. Bu yakınlaşma taşımacılık hizmetlerinin hareketlenmesine ve lojistik faaliyetlerin etkinliğinin önemini ortaya çıkarmıştır. Küresel ekonomik değerlerin devamını sağlayan günümüzün en önemli kavramı lojistik olarak görülmektedir. Evrensel köy haline gelen dünyada yeni yüzyılın öne çıkan üç faaliyet alanından birisi de lojistik olarak gösterilmektedir. Dünyadaki ticari etkinliklerin hammadde temini ile ürün elde edilmesi aşaması ve bu ürünlerin dünya pazarlarında yer edinmesindeki en önemli faaliyet alanı lojistiktir. Küresel ekonomik faaliyetlerin yegâne sonucu olan ürün ya da hizmetlerin müşteriye ulaşması ve müşteri memnuniyeti ile üretimin ya da hizmetin devamını sağlayan nedenlerdir. Lojistik, müşterilerin ihtiyaçlarını karşılamak üzere her türlü ürünün, servis hizmetinin ve bilgi akışının, başlangıç noktasından tüketildiği son noktaya kadar olan tedarik zinciri içindeki hareketinin etkili ve verimli bir şekilde planlanması, uygulanması, taşınması, depolanması ve kontrol altında tutulması olarak tanımlanabilir. Lojistik sektörü, insanların günlük yaşantılarını devam ettirirken farkında olmadıkları, ancak yaşantılarını devam ettirmek için ihtiyaç duydukları hemen hemen her şeyin ihtiyaç sahibine ulaşmasında çok önemli olmakla beraber, her alanda hayatı kolaylaştırmaktadır. Bu kadar geniş bir yelpazede hizmet sunan lojistik sektörünün, özellikle dış ticaret açısından önemi büyüktür. Türkiye küresel ekonominin lojistik ayağını kullanabilmesi, jeopolitik ve jeostratejik konumundan tam olarak faydalanabilmesi durumunda çok büyük ekonomik kazanım elde edilebilecektir. Bu çalışma ile lojistik sektöründe sunulan hizmetlerde ortaya çıkan gelişmelerin, Türkiye'nin ihracatı üzerinde iyileştirici bir etkisinin olup olmadığı ve ihracata dayalı ekonomik büyüme ile lojistik sektöründe ortaya çıkan gelişmeler arasında bir bağlantının olup olmadığı ortaya konulmak istenilmektedir. Türkiye coğrafi konum, genç ve dinamik nüfusuyla lojistik sektörünün dünyadaki merkezlerinden biri olma potansiyeline sahip ender ülkelerden birisindir. Bu artılarını kullanabilmesi ise lojistik üs olma potansiyeli ile sektörel önderliğe erişmesini mümkün hale getirebilir. Günümüzde dünya ekonomik değerlerinin en önemli ayağı ise lojistik alanındaki denizcilik faaliyetlerini oluşturmaktadır. Dünyanın dörtte üçünün sularla kaplı olması, ticaretin denizaşırı ülkelere kayması, yüksek hacimli yük taşıma kapasitesi ve maliyetinin diğer taşıma türlerine göre düşüklüğü gibi nedenlere bağlı olarak küresel ticaretin yükünü denizler tarafından taşınmaktadır. Denizcilik faaliyetlerinin en yoğun kilit noktasını ise, limanlar meydana getirmektedir. Türkiye üç tarafı denizlerle ile çevrili bir ülke ve 8333 km. uzunluğundaki kıyı şeridi ile Avrasya kavşağında bulunan Anadolu toprakları sayesinde coğrafi ve jeostratejik avantajları yüksek bir konumdadır. Bursa, bir ticaret merkezi durumundaki konumu ve Marmara iç denizinin Gemlik limanlarını kapı olarak kullanması dolayısıyla bu yetkinliğe sahip bulunmaktadır. Bu çalışmada uluslararası lojistik sistemi kapsamında çerçevesinde de Gemlik limanlarının nitelikleri bunları hangi aşamada karşılamak kapasitesine sahip olduğunu tespit etmek amaçlanmaktadır. Bu amaç doğrultusunda, Türkiye'nin uluslararası ticarette Gemlik limanlarının ihracat ve ithalat anlamında lojistik performansını ortaya çıkarmaktır. Gemlik limanlarının Türkiye ekonomisindeki yerini değerlendirmektir. Marmara Denizi'nin lojistik üssü olarak görülen Gemlik limanlarının jeopolitik ve jeostratejik olarak denizyolu lojistiğinin mevcut durumunu ortaya çıkarmaktadır. Küresel rekabet; şirketlerin ürünlerini ve hizmetlerini müşteri tatminini üzerine hareket ederek hız ve zaman esaslı bir hale getirmiştir. Günümüz piyasa şartlarında üretim maliyetleri ile istenilen kalite yaklaşık aynı seviyeler de bulunmaktadır. Buradaki farkı ortaya çıkaran kavram lojistik hizmetlerinin yönetimiyle belirlenmektedir. Dış ticarette lojistik sektörü, olmazsa olmaz unsurdur. İthal edilen veya ihraç edilen tüm ürünler lojistik hizmetlere mutlaka konu olmaktadır. Dolayısıyla dış ticaret ve lojistik, özellikle de taşımacılık arasında bir ilişki olduğu ve bu ilişkinin de dolaylı olarak ekonomik büyümeyi etkilediği bu çalışmanın temel varsayımıdır. Kullanılan verilerin karşılaştırılması ve değerlendirilmesi neticesinde Gemlik limanlarının potansiyel varlığının istenilen değerlerin altında bulunduğu gerçek potansiyelinin ortaya çıkarılması için ihtiyaç duyulan yatırım desteklerinin kamusal ve özel kuruluşlar tarafından koordineli bir şekilde çözümlemelerinin yapılıp hazırlıkların kazan-kazan esaslı bir zihinsel birliktelik içinde hareket edilemesi ile mümkün olacağı öngörülmektedir.
Karayolu sanat yapısı olarak betonarme-çelik istinat yapılarının tasarımı
İstinat yapıları eğimli alanlarda, kayma ihtimali bulunan zeminlerin göçmesini engellemek, binaların toprak altında kalan kısımların bodrum duvarlarını oluşturmak, köprülerde kenar ayak görevi yapmak ve limanların sudan ve diğer etkenlerden korunmasını sağlamak amacıyla yapılan inşa yapılarıdır. Günümüzde yamaç arazilerinin teraslanması sonucu karayolu projelerinde sanat yapıları önem kazanmıştır. Derin kazılardaki toprak itkilerini önlemek ve kıyılardaki karayollarının zemin stabilitesini sağlamak amacıyla beton ağırlık tipi istinat yapıları ve palplanşlar kullanılmaktadır. Günümüzde hem istinat duvarı analiz programlarının yetersiz olması hem de uygulamadan kaynaklanan yanlışlıklar nedeniyle istinat duvarları yıkılmaktadır. Ülkemizin deprem kuşağında yer alması nedeniyle depremin dinamik etkileri bir kez daha gün yüzüne çıkmıştır. Özellikle deprem durumunda istinat yapılarına statik kuvvetlere ek olarak dinamik kuvvetler de etki etmektedir Bu durum istinat yapılarının tasarımını bir kez daha ön plana çıkarmıştır. Bu çalışmada beş farklı istinat tipi depremli ve depremsiz duruma göre incelenmiştir. Bunlar palplanş istinat duvarı, ağırlık istinat duvarı, betonarme konsol istinat duvarı, hafifletme konsollu betonarme istinat duvarı ve nervürlü betonarme istinat duvarıdır. Rankine ve coulomb yöntemlerinden faydalanılarak zemin itkileri hesaplanmıştır. İstinat yapılarına zemin itkisi, sürşarj yükü, su kuvveti, sürtünme kuvveti gibi belli kuvvetler uygulanmıştır. Böylece depremin farklı istinat yapılarındaki etkisi ortaya konulmuştur ve depremli durumda temel genişliğinin ne kadar arttığı bulunmuştur.Bu çalışmada ayrıca suyun istinat duvarları üzerindeki etkisi incelenmiştir. Su kuvvetinin istinat yapılarının temelinde ne kadar bir artışa neden olduğu ortaya konulmuştur. İstinat yapılarının boyutlandırma işleminde İdecad, Sap 2000 ve Prota Details gibi analiz programlarından faydalanılmıştır. Bu çalışma sonucu elde edilen değerler yardımı ile hangi tür istinat duvarının daha uygun olduğu ortaya konulmuştur.
İzmir, Piraeus (Pire), Constanţa (Köstence) ve Novorossiysk (Soğucak) limanlarının ulusal ve uluslararası ticarî ilişkilerdeki önemlerinin karşılaştırmalı analizi
Bu araştırma, çalışmada adı geçen limanların bulundukları bölgelere ve ülkelerine ticarî anlamda hangi oran ve yönde etki ettiğinin tespit edilmesine, mevcut ve muhtemel liman ve iskele işletmelerinin durumlarının incelenmesine, ilgili limanların kuvvetli ve zayıf özelliklerinin farklarının anlaşılmasına ve bundan sonra yapılması gerekenlerle ilgili önerilere katkı sağlamayı amaçlamaktadır. Birinci bölümde, temel bilgi verilmesi amacıyla liman ve ilgili tanımlamalara, sınıflandırıcı açıklamalara ve kullanılan terminolojiye değinilmiştir. Elleçlenen farklı yük türlerine göre limanlar ve terminaller sınıflandırılmış, İzmir, Pire, Köstence ve Soğucak Limanlarının bulundukları bölgeler içindeki tarihi ve sosyo-kültürel önemlerine ve genel anlamda ithalat ve ihracat faaliyetlerine değinilmiştir. 2011 – 2015 yıllarını kapsayan süreçler incelendiğinde çalışmaya konu olan limanların, ülkelerinin ithalat ve ihracat içindeki payları artmasına karşın 2015 yılında düşüş eğilimine girdiği gözlemlenmiştir. İkinci bölümde, dünya deniz taşımacılığına dair genel bir değerlendirme yapılmış, çalışmaya konu olan limanların bulundukları ülkeler olan Türkiye, Yunanistan, Romanya ve Rusya deniz taşımacılığına dair bilgiler verilmiş ve bu ülkelerin dünya deniz ticareti içindeki paylarına dair değerlendirmeler yapılmıştır. Diğer taşımacılık yöntemlerinin aksine deniz taşımacılığının bahse konu olan tüm ülkelerde gelişim kaydettiği sonucuna varılmıştır. Sonuç bölümünde, bahse konu olan limanların teknik özellikleri ile elleçledikleri yük türleri üzerinden karşılaştırmalı analizi yapılarak birbirlerine karşı üstün ve dezavantajlı oldukları özellikler vurgulanmış, bu limanların hangi nispette kendi ülkelerine katkı sağladıklarına ilişkin derin bir değerlendirme yapılmıştır. Veriler incelendiğinde, Pire ve Köstence Limanlarının ülkelerinin ekonomik gelişimleri içerisindeki öneminin, İzmir ve Soğucak Limanlarının kendi ülkelerinin ekonomileri içerisindeki öneminden daha büyük olduğu sonucuna varılabilir.
Kruvaziyer turizmde deneyimsel pazarlamanın müşteri sadakati ve tekrar ziyaret etme niyetine etkileri: Kuşadası limanını ziyaret eden yabancı turistler üzerine bir araştırma
Pazarlama gelişim süreci ürün, üretim ve satış kavramlarına dayalı olarak, geleneksel pazarlamadan günümüz modern pazarlamasına değişim göstermiştir. Geleneksel pazarlama anlayışı rasyonel kararlara bağlı olarak stratejilerin geliştirilmesini temel almaktadır. Modern pazarlama içerisinde yer alan deneyimsel pazarlama ise veri tabanlı pazarlama stratejileri geliştirme, deneyim oluşturma böylelikle akılda kalıcılığın sayesinde oluşturulmasıyla sağlandığı bir süreci kapsamaktadır. Deneyimsel pazarlama; tüketicilerde merak, duygular, farklılık ve değerlilik gibi hislerin yoğun kullanımı ile deneyim alanları oluşturulmaktadır. Tüketici, oluşturulan deneyimden uzaklaşmasına rağmen deneyimsel pazarlama boyutlarında yer alan beş duyu organının kullanılmasıyla akılda kalıcılık şeklinde devam etmektedir. Bu akılda kalıcılığın kullanılması deneyimsel pazarlamanın temel bileşenini oluşturmaktadır. Turizm sektörü içerisinde fazlasıyla yer alan deneyimsel pazarlama uygulamaları, turizm işletmeleri müşterilerinin deneyiminden kendini özel hissetmesi, tekrarlanmasını istemesi ve memnuniyet gibi duyguların eş ve dosta aktarılması ile bütünselbir süreç olarak değerlendirilmektedir. Yapılan bu araştırmanın temel amacını; Kuşadası limanını ziyaret eden yabancı gemi turistlerinin deneyimsel pazarlamanın kruvaziyer turizm içerisindeki yerinin tespit edilerek deneyimsel pazarlamanın müşteri sadakati ve tekrar ziyaret etme niyetine olan etkisinin incelenmesi oluşturmaktadır. Söz konusu amaç doğrultusunda geliştirilen anket formu, 2017 yılının Haziran ve Ekim ayları arasında kolayda örneklem yöntemi esas alınarak, Kuşadası kruvaziyer limanını ziyaret eden 69 gemi yolcusuolan 550 turiste uygulanmıştır. Yapılan araştırma sonucunda; Kuşadası Limanı'nı ziyaret eden yabancı turistlerin deneyimsel pazarlama algıları 6 boyut ve bu boyutlara bağlı olarak 24 önermeye sahip olduğu, bu boyutların ise "Hizmet-Keyif, Gemi Performansı, Seyahat Hissiyatı, Görsellik, Düşünsel Katkı ve Yeterlilik" olduğu sonucu tespit edilmiştir. Öte yandan katılımcıların deneyimsel pazarlama kapsamında müşteri sadakati ve tekrar ziyaret etme niyeti ilişkisinin anlamlı, ayrıca deneyimsel pazarlamanın tekrar ziyaret etme niyetinde müşteri sadakatinin kısmi bir aracılık etkisine sahip olduğusonucuna da ulaşılmıştır. Elde edilen sonuçlardan hareketle kruvaziyer turizmde deneyimsel pazarlamanın rolü ve önemi üzerinde durularak sektörde faaliyet gösteren işletmelere çeşitli öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Deneyimsel Pazarlama, Kruvaziyer Turizm, Müşteri Sadakati, Tekrar Ziyaret Etme Niyeti, Kuşadası.
Türk Yabancılar Hukukunda yabancıların Türk kıyı, liman ve karasularındaki ticari faaliyetleri
Çalışma konusunun, yabancıların Türk kıyı, liman ve karasularındaki ticari faaliyetlerine ilişkin olması nedeniyle, bu alanda ticari faaliyette bulunacak yabancıların yararlanabilecekleri hakların kapsam ve içeriğini belirlemek gerektiğinden, önce yabancıların hukuki durumu ele alınmış ve yabancı kavramı, Türk Yabancılar Hukukunun genel esasları ve Anayasal esasları üzerinde durulmuştur.Anayasamızda prensip olarak eşitlik ilkesi kabul edilmiştir. Ancak, Anayasa'nın 16'ncı maddesindeki hükme göre, temel hak ve özgürlükler, yabancılar için uluslararası hukuka uygun olarak kanunla sınırlanabileceğinden, bu ilkeye uygun olarak, başta Kabotaj Kanunu olmak üzere, Yabancıların Türkiye'de İkâmet ve Seyahatleri Hakkında Kanun, Yabancıların Çalışma İzinleri Hakkında Kanun, Askeri Yasak Bölgeler ve Güvenlik Bölgeleri Kanunu gibi kanunlarla, yabancılar için bazı sınırlamalar getirilmiştir.Türk Yabancılar Hukuku ve getirilen bu sınırlamalar kapsamında, Türk kıyı, liman ve karasularında bağımlı çalışan yabancıların, ilgili mevzuat çerçevesinde çalışma şartları incelenmiştir.Diğer taraftan, Yabancıların Türk kıyı, liman ve karasularında ticari faaliyetlerini gerçekleştirdikleri deniz araçları ile deniz ve kıyı tesislerinin tanımları yapılıp, türleri ve özellikleri hakkında ayrıntılı bilgi verildikten sonra, Kabotaj Kanunu'nun, Türk kıyı, liman ve karasularında deniz ticareti yapma ve sanat uygulayabilme hakkını Türk vatandaşlarına ve özellikle Türk bayrağını taşıyan gemilere tanımış ve yabancılara yasaklamış olması nedeniyle, Türk gemileri ile yabancı gemileri belirlemek bakımından, geminin tâbiiyeti, sicili ve bayrağı, birbiriyle bağlantılı şekilde incelenmiştir.Çalışmamızın son bölümünde ise, Kabotaj Kanunu ile yabancılara getirilen sınırlamalar yanında, Türk kıyı, liman ve karasularında yatırım ve/veya işletmecilik yapmak isteyen yabancılara, Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanunu, Turizmi Teşvik Kanunu ve özellikle Turizmi Teşvik Kanunu'nun ?Deniz Turizmi? başlığını taşıyan Dördüncü Bölümü ile getirilen teşvik, istisna, muafiyet ve haklar üzerinde durulmuştur.
Personel güçlendirme ile örgütsel bağlılık algısı ve ilişkisi: Liman işletmesi çalışanları örneği
Çalışmanın amacı, liman işletmeleri çalışanlarının personel güçlendirme ve örgütsel bağlılık algılarının incelenmesi, personel güçlendirme, örgütsel bağlılık ilişkisinin araştırılmasıdır. Araştırma İzmir ili Aliağa ilçesinde özel bir liman işletmesinde yapılmış olup, 150 çalışana anket uygulanmıştır. Anket 2017 yılının Temmuz ayında uygulanmış ve 48 sorudan oluşmuştur. Ankette sosyo demografik verilere yönelik bir ölçek, personel güçlendirme ve örgütsel bağlılık için ayrı ölçekler kullanılmıştır. Veri analizleri SPSS programıyla yapılmıştır. Öncelikle sosyo demografik değişkenlerin tanımlayıcı istatistik analizleri yapılmıştır. Personel güçlendirme ve örgütsel bağlılık ölçeklerinin, sosyo demografik değişkenler arasındaki farklılaşma durumunu araştırmak için ANOVA ve t testleri uygulanmıştır. Ölçekler arasındaki ilişkiyi ölçmek için Pearson korelasyon analizi ve regresyon analizi yapılmıştır. Personel güçlendirme yaş değişkeninde 42 yaş üstü çalışanlarda anlam boyutunda farklılıklar saptanmıştır. Çocuk sayısı değişkeninde 4 çocuk sahibi çalışanlarda etki boyutunda, 2 çocuk sahibi çalışanlarda özerklik boyutunda farklılıklar saptanmıştır. İzmir'de bulunma süresi değişkeninde 0-5 yıldır İzmir'de bulunan çalışanların etki boyutunda farklılıklar saptanmış olup, 16-20 yıldır İzmir'de bulunan çalışanların anlam boyutunda yüksek puanlar ortaya çıkmıştır. Unvanda çalışma süresi değişkeninde 15 yıl ve üzeri çalışanların anlam boyutunda farklılıklar görülmüştür. Örgütsel bağlılık ile eğitim durumu değişkenine göre ilköğretim mezunu çalışanların devam ve normatif bağlılıklarının yüksek seviyede olduğu görülmüştür. Unvan değişkenine göre, operatör unvanında çalışan katılımcıların normatif bağlılıklarının en yüksek düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Personel güçlendirme alt boyutlarıyla örgütsel bağlılık arasında pozitif yönlü ve anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. Yapılan regresyon analiziyle personel güçlendirme uygulamalarının, çalışanların örgütsel bağlılıklarındaki değişikliği %17 oranında açıkladığı tespit edilmiştir.
Restrictions of West African seaborne trade: A case study on West African leading ports
Except in South Africa, the port systems of Sub-Saharan Africa have not kept up with the rising volume or international trade, or with regulatory and technological practices related to trade. The performance of the region?s ports lags substantially behind that of other world regions. Several of the ports in the study group have exceeded their designed capacity limits, while others are approaching those limits. Although international container liner operators have proved a strong catalyst for the port development in the region slow progress in the institutional and regulatory reform has stifled the efficiency gains that might otherwise be expected from the new practices introduced by operators.The economic contribution of modern infrastructure to move growing volumes of trade is well illustrated by the region?s oil-export terminals, which are globally competitive in terms of their costs. Generalizing that level of performance through the implementation of modern supply-chain processes could greatly expand the contribution of the region?s ports to efficient transport and overall economic activity.The last 6 years is also marked by the growing entrance of Turkish industrials and manufacturers into the African market. Although, their presence is not balanced considering the different regions, they detain a no neglectable part in the supply of textile commodities and, more importantly, construction materials especially in the West African region. This tendency is meant to increase year after year. The potential is huge for the Turkish exporters if they want to sustain their presence in the African market where Chinese and other emerging country are already operating.Therefore, considering the above challenges, the purpose of this research is to reveal the problems which are likely to help those including Turkish traders to take proper precaution in their seaborne trade with, mainly the West African trading area and to bring the spotlights on the lack of competitiveness of certain West African countries may hopefully push the decision-maker to take action in order to improve their service quality and their abilities in protecting their business being extracted from their competitors.
Türk özel limanlarının etkinlik ve verimlilik analizi
Liman etkinlik ve verimlilik ölçümleri için sıklıkla göreceli etkinlik analizleri kullanılmaktadır. Literatürde saptanan göreceli etkinlik analizleri sadece konteyner terminalleri için uygulanmış genel ve kuru dökme yük terminalleri için bir metodoloji belirlenmemiştir. Liman işletmelerinin potansiyellerini ölçebilmeleri için tek başına göreceli analiz metodolojileri yeterli olmamaktadır. Liman işletmelerinin kendi bünyeleri içinde de verimlilik ve etkinlik ölçümleri gerçekleştirebilecekleri yöntemlere ihtiyaçları vardır.Bu çalışma ile Türk özel limanlarının yapısına uygun, liman etkinlik ve verimlilikleri ile ilgili bilgi edinmek isteyen birçok tarafın uygulayabileceği,uygulama aşamaları net olarak tanımlanmış ve tüm yükleri elleçleyen limanlara uygulanabilecek etkinlik ve verimlilik ölçüm modelleri geliştirilmesihedeflenmiştir.Anahtar Kelimeler: Liman Etkinliği, Liman Verimliliği, Liman Kapasitesi.
Gemilerin liman operasyonları için kıyıdan enerji temin sisteminin tasarımı ve uygulaması: Trabzon limanı örneği
Bu tez çalışmasında, gemilerin liman operasyonlarında gereksinim duyduğu elektrik enerjisinin kıyıdan temin edilmesi konusu incelenmiştir. Bu bağlamda, Trabzon Limanı için kıyıdan enerji temin (KET) sistemi tasarımı önerilmiştir. Önerilen tasarım; egzoz emisyonları, finansal konular ve insan sağlığı açısından değerlendirilmiştir. KET sistemi tasarımında, 2018 ve 2019 yılına ait gemi operasyon verileri dikkate alınmıştır. Egzoz emisyon salım miktarları ve etkileri ile kıyı elektrik enerjisinin ve KET sisteminin maliyetinin belirlenmesi için hesaplamalar yapılmıştır. Yapılan hesaplamalar sonucunda; KET sisteminin maliyetinin 3.5 milyon $ ve toplam elektrik gücü kapasitesinin 3200 kW olduğu, yatırım maliyetini geri karşılama süresinin 1.29 ile 4.38 yıl olarak gerçekleştiği ve elektrik enerjisi temininde toplam 16893821 TL'lik bir tasarruf sağlanabileceği belirlenmiştir. 2018 ve 2019 yılında, Trabzon Limanı'nı kullanan gemilerin toplam yakıt tüketimleri 2172.4 ve 1256.1 ton olarak hesaplanmıştır. Bunun neticesinde, her iki yıl için toplam 227.1 ton zararlı egzoz emisyonu ile toplam 10712.7 ton sera gazının doğrudan atmosfere salındığı hesaplanmıştır. KET sisteminin aktif hale getirilmesi durumunda sağlık harcamalarında toplamda 7654921.17 $'lık bir tasarruf elde edilebileceği tahmin edilmiştir.
Trabzon Limanı ve çevresinde bazı kirleticilerin zamansal ve alansal dağılımı
ÖZET Bu çalışmada; Trabzon limanı ve çevresinde denizel ve karasal faaliyetlerden kaynaklanan kirletici düzey ve dağılımlarının belirlenmesi için, Aralık 1998-Kasım 1999 tarihleri arasında belirlenen 12 istasyonda, sıcaklık, tuzluluk, çözünmüş oksijen, askıda katı madde, deterjan, fenol, KOİ, yağ ve gres konsantrasyonları ölçülmüştür. Çalışma alamnda yapılan ölçümlerde deniz suyundaki, sıcaklık, tuzluluk ve çözünmüş oksijen değerlerinin, mevsimsel olarak değiştiği saptanmıştır. Askıda katı madde, deterjan, fenol, KOİ, yağ ve gres değerleri sırasıyla, 3.08-26.42 mg/L, 0.072-0.148 mg/L, 0.008-0.027 mg/L, 250.7-338.6 mg/L ve 0.073-0.367 g/L arasında değişmektedir. Çalışma süresince liman içerisindeki istasyonlarda ölçülen deterjan, fenol, KOİ, yağ ve gres değerlerinin, genel olarak liman dışındaki istasyonlarda ölçülen miktarlardan daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Çalışma sonucunda bölgede, kirletici konsantrasyonlarının artmasına, denizel kaynaklardan daha çok, kanalizasyon gibi karasal kirletici kaynakların neden olduğu saptanmıştır. Anahtar Kelimeler : Deniz kirliliği, kirleticiler, Trabzon Limanı, Karadeniz
Perceptions of top managers related to strategic leadership: A research on private ports in Turkey
Ports are recently in an international position in addition to national identities they have. Continuously developing world trade capacity gives an international dimension to ports. When it is considered that the majority of the world trade with 90% has been provided by maritime transportation, the strategic importance of ports will show up. The cargo traffic of this size, rapid changes in global trade and technology bring in an increase in competition between ports and besides more commercial approach in port operations. Increasing competitive environment and the international position of ports have caused uncertainty and consequently sectoral risks. How to manage a port becomes a great importance in this uncertain and competitive environment. At this point, it is observed that strategic leadership becomes prominent to be an important competitive advantage factor for organizations so as it is so explicit that the need to be managed by managers who have features of strategic leaders in terms of both environment and risk factors ports faced cannot be ignored. This study aims to find out strategic leadership qualifications of top managers in Turkish private ports and to analyze their perceptions on the concept of strategic leadership by taking into consideration the literature in local and global port industry and strategic leadership. The literature review was performed for determining research method and variables of this study. A conceptual model was developed as a result of the information get from this preliminary work and it was decided to utilize the Delphi technique as a research method. Data was obtained from the sample group of the research involving experts in the field via the three round Delphi survey. Findings of the study include evaluations on perceptions of top managers related to strategic leadership in ports.
İntermodal taşımacılık yönlü liman rekabeti: Denizli-Denkendorf intermodal rotaları için beresford modeliyle zaman maliyet analizi
Global ticaret, ülkelerin ekonomik kalkınmaları açısından çok önemli bir role sahiptir. Dünya ticaretinin büyümesine bağlı olarak taşıma ağlarının önemi artmış ve bu da beraberinde daha verimli, etkin ve çevre dostu olan intermodal taşıma sisteminin önemini güçlendirmiştir. Ayrıca bulundukları ülkelerin sahip olduğu avantajları kullanarak gelişmesi ve dünya limanlarıyla yarışabilecek ölçüde kaliteli intermodal hizmet verebilmesi ile limanlar ülke ekonomisine önemli düzeyde katkı sağlayacak ve ülkenin Dünya ticaret gücünü arttırabilecektir. Bu nedenle limanlar her geçen gün daha büyük rekabet alanlarına dönüşmektedirler. Artan liman rekabet ortamında ise müşterilerine daha iyi hizmet vermek isteyen limanlar, değişen taleplere istinaden taşıma hizmet sağlayıcılarının geliştirdiği intermodal taşımacılık gibi yeni taşıma alternatiflerinden faydalanmaktadırlar. Bu çalışmada Türkiye-Almanya arasındaki ticarete hizmet veren/verecek olan intermodal taşıma sistemleri alternatiflerinin değerlendirmesi Ege Bölgesi Limanlarına odaklanılarak yapılmıştır. Bu araştırmanın amacı ise Türkiye ile Almanya arasındaki intermodal taşımacılık alternatiflerinden yola çıkıp süre, maliyet ve mesafe faktörlerine bakılarak en uygun rota alternatifinin belirlenmesidir. Çalışma kapsamında Türkiye'den Almanya'ya kablo ihracatı alanında 7 farklı intermodal rota belirlenerek bu rotalardan optimum olanını seçebilmek için çeşitli değerlendirmeler yapılmıştır. Beresford zaman-maliyet modeli yöntem olarak kullanılarak optimum rotanın seçimine yardımcı olacak bir çözüm sunulmuştur. Sonuç olarak artan rekabet koşullarında müşterilerine katma değerli hizmet vermek isteyen liman yönetimleri, değişen talep koşullarında ulaştırma hizmet sağlayıcılarının geliştirdiği intermodal taşımacılık gibi yeni taşıma alternatiflerinden faydalanmaktadırlar. Anahtar Kelimeler: İntermodal Taşımacılık, Liman, Liman Rekabeti, Beresford Zaman-Maliyet Analizi, Türk Kablo İhracatı.
Zaman esaslı faaliyet tabanlı maliyetleme sisteminin liman işletmeciliğinde uygulama önerisi
Günümüz dünyasını etkisi altına alan küreselleşme olgusunun bir sonucu olarak, ülkeler arasındaki fiziksel ve ekonomik sınırlar önemini yitirmiştir. Bu bağlamda, ülkelerin birbirine olan bağımlılıkları da her geçen gün artmaktadır. Küreselleşmenin etkilerinin en yoğun görüldüğü alanların başında ticaret gelmekte; mal ve hizmetlerin rakiplerden daha hızlı ve ekonomik biçimde hedef pazara ulaştırılması, işletmelere önemli bir rekabet avantajı sağlamaktadır. Bunun sonucu olarak da küresel tedarik zincirlerini birbirine bağlayan, verimli çalışan ve maliyet yönünden etkin olan taşımacılık sistemleri, ülkelerin ekonomik gelişimlerini hızlandıran unsurlar olarak ön plana çıkmaktadır. Küresel ticarette, malların %80'inden fazlasının denizyoluyla taşınması ve limanlarda elleçlenmesi, ülkelerin ticari rekabet güçlerinin büyük ölçüde uluslararası deniz taşımacılığı hizmetlerine ve liman ağlarına etkin erişimlerine bağlı olduğunu göstermektedir. "Deniz taşımacılığının sanayileşmesi" olarak da adlandırılan "konteyner taşımacılığı", sunduğu çok sayıda teknik ve ekonomik avantajlardan dolayı dünya ticaretinde çok önemli bir yer edinmiş; buna bağlı olarak da konteyner terminallerinin önemi hızla artmıştır. Konteyner terminalleri arasındaki rekabet, maliyetleri azaltmak ve operasyonel verimliliği artırmak yönünde limanları baskı altına almaktadır. Maliyetlerin azaltılmasının ön koşulunu ise, doğru maliyet bilgisine sahip olmak oluşturmaktadır. Bunun yanı sıra, maliyet bilgileri, işletme faaliyetlerinin planlanmasında, yürütülmesinde ve kontrol edilmesinde yönetim için oldukça önem taşımaktadır. Tüm bu bilgiler ışığında, çalışmanın amacını; konteyner terminallerindeki hizmet üretim süreçlerinin maliyetlerini farklı maliyetleme yöntemleriyle belirlemek ve çıkan sonuçları doğruluk ve uygulanabilirlik açısından karşılaştırmak oluşturmaktadır. Bu amaç doğrultusunda, TCDD İzmir Alsancak Limanı konteyner terminalinde uygulama yapılmış ve terminalde 2013 yılında gerçekleştirilen hizmet üretim miktarı ve buna bağlı olarak oluşan fiili maliyet tutarları baz alınarak, geleneksel maliyetleme, faaliyet tabanlı maliyetleme ve zaman esaslı faaliyet tabanlı maliyetleme yöntemleriyle, bir konteyner için belirlenen farklı hareket seçeneklerinin maliyetleri belirlenmiştir. Ortaya çıkan sonuçlar doğrultusunda yöntemler, hizmet üretim sürecini gerçekçi şekilde yansıtabilmeleri ve maliyetleri doğru şekilde ortaya koyabilmeleri açılarından karşılaştırmaya tabi tutulmuştur. Anahtar Kelimeler: Maliyetleme Sistemleri, Zaman Esaslı Faaliyet Tabanlı Maliyetleme, Faaliyet Tabanlı Maliyetleme, Liman İşletme Maliyetleri,Konteyner Terminali Maliyetleri.
Yabancı bayraklı gemilerin denetim kriterleri ve liman devleti kontrolü sorunları üzerine bir çalışma
"Zaferi, denizi kontrol altında tutan, ihtiyacı olan şeyi, ihtiyacı olduğu zaman, istediği yere ulaştırabilen ülke kazanır" sözüyle Mustafa Kemal Atatürk deniz yolunun küresel anlamdaki önemini vurgulamıştır. Bu bağlamda ulaştırma şekilleri içerisinde en büyük paya sahip olan deniz yolunun bileşenlerinden birisi de gemidir. Gemiler, denizcilik piyasasındaki rolünü ulusal ve uluslararası kurallar kapsamında gerçekleştirmektedir. Bu kuralların denetimi konusunda, bayrak devletlerinin yanında zamanla liman devletlerinin söz sahibi olması noktasına gelinmiştir. Liman devletleri, gemileri denize elverişli halde sefer yapmaları hususunda inşa, dizayn, ekipman, donanım vb. konular çerçevesinde denetlemektedirler. Liman devleti denetimleri, emniyet, güvenlik ve çevre açısından standartaltı deniz taşımacılığı ile mücadelede önemli role sahiptir. Gemilerin uluslararası standartlara gelmesinde, devletlerin limanlarına gelen yabancı bayraklı gemilere yönelik yaptığı kontroller büyük önem taşımaktadır. Liman devleti kontrolleri açısından ülkeler bir araya gelerek liman devleti bölgesel anlaşmaları imzalamışlardır. Ülkemiz, Karadeniz ve Akdeniz Bölgesel Anlaşmalarına taraf olup, limanlarını ziyaret eden yabancı bayraklı gemileri denetlemektedir. Bununla birlikte Liman Devleti Denetimi Yönetmeliği oluşturulmuş, denetimler yönetmelikçe uygulanmaktadır. Tez çalışmamızda; liman devleti kontrolü kavramının kavramsal çerçeveleri çizilmiş, uygulama alanları açıklanmış, yapılan denetlemelerin uygunsuzluk ve alıkonma gibi sonuçlarına değinilmiştir. Bu bağlamda yabancı bayraklı gemiler ve Türk bayraklı gemilerin liman devleti denetim performanslarına yer verilmiş, ülkemizde uygulanmakta olan liman devleti kontrolünün, taraf olunan bölgesel anlaşmalarla karşılaştırılmaları yapılmıştır. Çalışmanın sonunda ülkemizdeki liman devleti denetimlerini gerçekleştiren görevlilere yönelik delphi araştırması yapılmıştır. Sonuç olarak, çalışmada Türk limanlarında uygulanan liman devleti kontrollerinin, uzmanların görüşleri doğrultusunda, denetimi yapılacak gemiye intikal edilmeden önce gemiye ilişkin dikkat edilmesi gereken faktörler ve liman devleti kontrolü sisteminin başlıca sorunları ortaya konmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Liman Devleti, Bayrak Devleti, Yabancı Bayraklı Gemi, Liman Devleti Kontrolü, Delphi
Marinalarda iş süreçlerinin analizi ve iyileştirilmesi: Bir marina işletmesinde uygulama
Giderek küreselleşen ve rekabetin her alanda çok yoğun olduğu günümüzde işletmeler müşteri memnuniyetinin devamlılığını sağlayabilmek için değer yaratmayan faaliyetlerini tekrar gözden geçirmekte ve asıl odaklanılması gerekenin süreçler olduğunu fark etmektedirler. Bu nedenle geleneksel yönetim anlayışının yerine süreç odaklı bir yönetim anlayışı içine girmektedirler. Süreç yönetimine olan eğilim ile kuruluşlar kaynaklarını, süreçlerinin iyileştirilmesi ve geliştirilmesi için kullanmaktadırlar. Yoğun kent yaşamının getirdiği baskıyla, insanların deniz ve doğa özlemlerinin giderek artması, aktif uğraşlarda bulunma isteği, standart yaşama olan tepkisi, ekonomik refah düzeyinin yükselmesi ve teknolojik gelişmeler, yatçılık ve ona bağlı olarak da marina işletmeciliğini dünyada olduğu gibi ülkemizde de hızla geliştirmiştir. Her sektörde mevcut olan rekabet marina işletmeleri arasında da söz konusudur. Marina işletmelerinin bu rekabet ortamında mevcut kalite seviyelerini koruyup geliştirirken aynı zamanda varlıklarını devam ettirebilmeleri, karlılıklarını sürdürebilmeleri ve işletmelerini geliştirebilmeleri gerekmektedir. Bu noktada ise süreç yönetimi kapsamında marinalarda "süreç analizi" ve "süreç iyileştirme" kavramları önemli bir unsur olarak karşımıza çıkmaktadır. Marina işletmelerinde sunulan ve marinanın temel faaliyetlerini oluşturan hizmetlerin üretilmesiyle doğrudan ilgili olan ana süreç "Deniz Operasyon İşlemleri Süreci"dir. Bu çalışmada, bir marina işletmesinde bu ana süreç ile alakalı süreçlerin analiz edilerek mevcut durumun tespit edilmesi ve analiz edilen süreçlerin iyileştirilmesi için önerilerde bulunulması amaçlanmaktadır. Bu amaç doğrultusunda, "örnek olay incelemesi" ve "görüşme", araştırma yöntemi olarak kullanılmıştır. Örnek olay incelemesi yapıldıktan ve bir marina işletmesinin mevcut iş süreçleri analiz edildikten sonra Türkiye'de faaliyet gösteren farklı marinalarla görüşmeler yapılarak, bu marinalarda yürütülen işler ve iş süreçleri ile ilgili genel uygulamalar hakkında bilgi edinilmiştir. Elde edilen tüm bu verilere istinaden yapılan örnek olay incelemesi kapsamında incelenen marina işletmesinin analiz edilen iş süreçleri genel olarak değerlendirilmiş, haritalandırılmış ve bu süreçlerle ilgili iyileştirme önerilerinde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Marina İşletmesi, Süreç Yönetimi, Süreç Analizi, Süreç İyileştirme.
Konteyner limanlarında hizmet kalitesinin iyileştirilmesi: Kalite fonksiyonu göçerimi uygulaması
Ürün ve hizmetlerin müşteri gereksinimlerine göre tasarlanması fikriyle yola çıkan, şirketler ile müşterilerin aynı dili konuşmasını sağlayan ve sistematik bir uygulama olan Kalite Fonksiyon Göçerimi, günümüzün modern ve kalite odaklı yönetimlerinin vazgeçilmez bir uygulaması olmuştur. Uygulama ilk dönemlerinde sadece üretim aşamaları üzerinde tasarlanmış, fakat hizmet sektöründeki yaşanan önemli gelişmelerin ardından, her alanda kullanılabilen bir yaklaşım haline gelmiştir. Dünya ticaretinin büyük kısmının deniz yolu ile gerçekleşmesi, bu sürecin alt yapısını oluşturan limanların uluslararası geçit görevi üstlenmesine sebebiyet vermiştir. Son dönemlerde konteyner taşımacılığının gözle görülür şekilde artması, liman hizmetlerini kullanıcılar adına daha da önemli kılarken liman yöneticilerini ise daha iyi hizmet vermeye yöneltmektedir. Tüm bu sonuçlar içerisinde, araştırmada yer alan uygulamalar konteyner liman hizmetleri kullanıcılarının temel gereksinimlerinin belirlenmesini ve liman yönetimi ile ortak bir dil kurulmasını hedeflemiştir. Anahtar Kelimeler: Konteyner Limanı, Liman Hizmetleri, Kalite Fonksiyon Göçerimi
Türkiye'deki limanlarda özerk yapının oluşturulabilme koşulları: Bir örnek olay çalışması
Dış ticaretin en önemli altyapısını oluşturan limanlar aynı zamanda farklı oyuncuların menfaatlerinin kesiştiği yerlerdir.Türkiye, gelişmiş limancı ekonomilerin büyük bir bölümünün kullandığı özerk yapıyı benimsememekte ve limanlarını bilinçsizce özelleştirmektedir. Limanlarda özerk yapının oluşturulmasının verimliliği artırıp artırmayacağı bilinmemektedir. Bu doğrultuda, çalışmada limancılık sektöründe çalışanların görüşleri alınarak, Türkiye'deki devlet limanlarında özerk yapının oluşturulmasının sağlayacağı avantajların, devlet limanlarında özerk yapı oluşturulamamasının nedenlerinin ve devlet limanlarında özerk yapının oluşturulabilmesi için gerekli olan koşulların saptanarak analiz edilmesi amaçlanmıştır.Böylece, Türkiye limanlarında özerk yapının oluşturulması koşulları incelenmiş ve bu yapıyı Türkiye'de oluşturabilmek için gerekli olan koşullar araştırılmıştır. Ayrıca, özerk yapının Türkiye için uygun olup olmadığı değerlendirilmiştir.
Limanların etki alanı saptanması için bir yöntem önerisi (İzmir Alsancak Limanı)
Yük taşımacılığında deniz taşımacılığının diğer taşıma olanakları içinde rakipsiz hale gelmesi limanların dış ticaretteki önemini en üst düzeye çıkarmış bulunmaktadır. Küreselleşme ile birlikte pek çok sınırlamanın işlevsiz hale gelmesi neticesinde dünya üzerinde mal, hizmet, yatırım, ürün dolaşımı artmış bulunmaktadır. Denizyolu taşımacılığı günümüzde ve gelecekte önemini daha da artıracaktır. Dolayısıyla dünya üzerindeki limanlara düşen yük de artacaktır.İktisadi faaliyetlerin temel altyapı unsurlarından bir tanesi olan liman yatırımının gerçekleşmesi bulunduğu bölgenin ve onun etki alanındaki birikimin ne ölçüde ticari, katma değer, ürün veya sanayi potansiyeline dönüştüğüne bağlıdır. Bu potansiyelin varlığı o bölgeye bir limanın yapılmasına neden olur ve limanın o bölgeye yapılması bölgenin ekonomik hayatına bir hareketlilik getirir. Limanların etkinliği ve bu ekonomik hareketliliğin büyüklüğü limanların etki alanlarının niteliğine göre değişir. Literatürde limanların ekonomik etkilerini araştıran çeşitli çalışma ve modellerin yer almasına karşın bu çalışmada limanların etki alanının saptanması için özgün bir yöntem önerisi geliştirilmiştir. Geliştirilen bu yöntem önerisi, İzmir Alsancak Limanı'nın etki alanı saptanması esnasında test edilmiştir.Bu kapsamda ortaya konan özgün model ile İzmir Alsancak Limanı'nın kullanıcıları analiz edilerek, İzmir Alsancak Limanı'nın etki alanı saptanmaya çalışılmış; limanın İzmir ekonomisi ile bağı araştırılmıştır.
Kruvaziyer yolcu taşımacılığı kapsamında kruvaziyer limanların etkinliğinin değerlendirilmesi: Alternatif liman önerisi
Kruvaziyer yolcu taşımacılığı, Türkiye'de son yıllarda önem kazanmış bir turizm sektörüdür. "Türkiye Turizm Stratejisi Hedefleri" bildirisinde, kruvaziyer limanlarının sayısının arttırılması gerektiği vurgulanmıştır. Kruvaziyer turizmi hem doğrudan hem de dolaylı olarak ülke gayri safi milli hasılasına (GSMH) katkıda bulunmaktadır. Türkiye kruvaziyer limanlarında ve hinterlandlarında yaratılan ekonomik katma değerler büyük bir pazarın varlığını göstermektedir. Bu nedenle, kruvaziyer limanlarının etkin hizmet üretebilmeleri için çaba sarfetmek ve işletmecilerini doğru belirlemek gerekmektedir. Türkiye kruvaziyer turizm gelirlerinin artmasına yönelik hedeflerin gerçekleşmesine bilimsel katkı sağlamak amacıyla, işletmecilik açısından uygun liman belirlemesi yapmak üzere bu tez hazırlanmıştır. Tez çalışmasında, turizmin genel tanımlaması yapılarak turizm olgusu içindeki kruvaziyer turizmin tanımı, önemi, yeri, gelişimi ve unsurları değerlendirilmiştir. Kruvaziyer turizmin iki ana bileşimi olan kruvaziyer gemi ve kruvaziyer limanı kavramları hakkında detaylı bilgiler verilmiştir. Etkinlik kavramı ve veri zarflama analizi hakkında kapsamlı açıklamalar yapıldıktan sonra Türkiye'deki kruvaziyer limanlar, bölgesel dağılımlarına, işletme haklarına ve yolcu türlerine göre karşılaştırılmıştır. Analizlerde Türkiye kruvaziyer limanlarının 2012 yılı verileri dikkate alınarak, çıktıya yönelik BCC modeli ve çıktıya yönelik CCR modeli kullanılmıştır. DEA Solver paket programı ile gerçekleştirilen analizde kruvaziyer limanlarına ilişkin toplam etkinlik, teknik etkinlik ve ölçek etkinliği değerleri hesaplanmıştır. Verilerin analizi sonucunda, Kuşadası, İzmir-Alsancak ve İstanbul-Salıpazarı kruvaziyer limanlarının etkin oldukları görülmüştür. Çalışma sürecinde, "Türkiye Turizm Stratejisi Eylem Planı"nda yeralan, iyileştirilmesi veya yeni kurulması hedeflenen onbir kruvaziyer limanına ilişkin turistik çekicilik faktörleri temelinde, bu alanda çalışan akademisyenlere, politikacılara ve liman yöneticilerine, 'çekicilik faktörlerinin ağırlıklandırma puanlaması' yaptırılmıştır. Ayrıca, onbir limandan hanigisi/hangilerinin turistik çekicilik faktörleri açısından öne çıktığını belirlemek için anket çalışması yapılmıştır. Anket sonucunda, ağırlıklı ortalamalara tek yönlü varyans analizi ve post hoc tukey hsd testi uygulanmıştır. Çalışmalar sonucunda, Kuşadası, İzmir-Alsancak, İstanbul-Salıpazarı kruvaziyer limanlarının etkin oldukları ve bu limanların bulundukları çevrenin turistik çekicilik faktörleri açısından cazibe merkezi olduğu saptanmıştır. Bundan dolayı, söz konusu limanlar baz alınarak alternatif yeni çekim alanları yaratmak için Haydarpaşa, Zeytinburnu, Didim ve Üçkuyular'a kruvaziyer limanları kurulması öngörülmüştür.
Uluslararası deniz ticaretinde tehlikeli yüklere ilişkin güvenlik yönetimi: Uluslararası denizde tehlikeli yük taşımacılığı standartları (IMDG code) ve Türkiye uygulamaları
Küreselleşme ile birlikte denizyolu taşımalarının hacmi de artmıştır. Taşınan yükler içinde sanayinin ihtiyacı olan ve değişik alanlarda kullanıma sahip tehlikeli yüklerde bulunmaktadır. Günümüzün en modern taşıma şekli olan konteyner taşımacılığı da özellikleri nedeniyle az miktarlarda fakat çok sayıda tehlikeli yüklerin taşınmasında yaygın olarak kullanılmaktadır. Dolayısıyla tehlikeli yüklerin limanlarda neden olabileceği kazalar konusunda güvenli operasyonların yürütebilmesi son derece önemli hale gelmiştir. Bununla birlikte konteyner terminallerinde çalışan personelin ve terminal yönetimlerinin güvenlikle ilgili kültüre sahip olmaları ve bu kültürün yönetim uygulamalarındaki etkisi de son derece önem kazanmaktadır. Bu çalışmanın amacı, konteyner terminallerinde güvenlik kültürünün gelişimine katkı sağlayacak yöntemleri bulmaktır. Bunun için de güvenlik kültürü değişkenleri sorgulanmalıdır. Bu amaçla ilk olarak, saha araştırması ile konteyner terminallerinde çalışan personelin ve terminal yöneticilerinin liman sahasında güvenlik kavramına bakış açıları ve tehlikeli yükler konusundaki bilgi düzeyleri araştırılmıştır. İkinci olarak ise liman çalışanlarının limanın güvenlik kültürü algılamaları tespit edilmiş ve dolayısıyla da emniyet kültürünün gelişimi için kullanılabilecek yöntemlere ilişkin bilgi verilmeye çalışılmıştır.
Dynamics of liner shipping networks and trade volume: A case study of West African and Turkish ports
Since the discovery of containers, liner shipping has become an indispensable phenomenon in the transportation industry. It is one of the main means through which cargo is transported around the globe. The various seaports scattered along the coasts of countries in different continents are connected to each other through several services created by shipping lines, transporting cargo in containers from one country to the other. The combination of these seaports and shipping service add up to form liner shipping networks. These networks form the grounds on which international trade is carried out. Trade and liner shipping networks are therefore two highly interconnected variables. This study examines the factors that affect the relationship between liner shipping networks and trade volume in order to understand the different dynamics that exist between them. The Liner shipping network between West Africa and Turkey is used as a case study. Five ports in the West African region were selected and the analysis was based on these ports. Using a qualitative method, information was gathered by carrying out a survey that involved participants from different sectors in the area of study. The findings show five main factors that affect liner shipping networks and trade volume which include; financial factors, infrastructural factors, network structure design, competition/cooperation and trade factors. Hinging on these factors, carriers, policymakers, terminal operators and port planners could make better decisions in order to benefit their different objectives and agenda. Key Words: Liner shipping, Trade, West Africa, Ports, trade volume, Liner Shipping Networks.