Press history
75 theses under this subject heading
Bir kaynak çalışması olarak Takvim-i Vekayi (1840-1849)
Gazeteler, devletlerin ve milletlerin yaşadıklarını ve görüp geçirdiklerini kayıt altına alan birer hatırat gibidirler. Bu sebeple geçmiş dönemin gazeteleri üzerinde çalışma yapmak, sadece yazılmış metinleri bu günün diline tercüme etmek ya da aktarmak değildir. Bunların haricinde basın tarihi alanında yapılan çalışmalar, milletlerin ve devletlerin yaşadıkları olaylara verdikleri tepkileri yansıtır ve olayların geçtiği zamanlardaki ortaya atılan düşüncelerin ve görüşlerin anlaşılmasını sağlarlar. Takvim-i Vekayi Osmanlı Devleti'nde devlet eliyle çıkarılmış ilk gazetedir. Başlangıçta haftada bir yayınlansa daha sonraları düzensiz aralıklarla çıkarılmıştır. İlk sayısı 1 Kasım 1831 tarihinde çıkan Takvim-i Vekayi'nin yayınlanmasına II. Abdülhamid döneminde iki kez ara verilse de gazete yayın hayatını 4 Kasım 1922 tarihine kadar devam ettirmiştir. Gazete Türkçe süreli yayınların başlangıcıdır ve devlet eliyle çıkarıldığı için de devlet görüşünü yansıtmıştır. Takvim-i Vekayi hanedana ait haberleri, devlet kademelerine yapılan atamaları ve ülkenin herhangi bir yerinde meydana gelen hadiseyi yansıttığı gibi, aynı zamanda yabancı ülkelerdeki siyasi gelişmeler, bu ülkelerin Osmanlı Devleti ile ilişkileri ve dünyada meydana gelen sosyal, bilimsel ve teknolojik gelişmeler hakkında da haberler veriyordu. Takvim- Vekayi'nin bir başka önemi de 1860'lardan sonra yoğunlaşacak olan basım faaliyetlerine öncülük etmesidir. Takvim-i Vekayi'nin yukarıda sayılan özelliklerinden dolayı akademik çalışmalarda gazeteden daha çok faydalanılması ve araştırmacıların daha hızlı hareket edebilmesine imkân sağlamak amacıyla bu çalışma meydana getirildi. Gazetede yeralan haberler konularına göre tasnif edilerek, özet şeklinde, gazetelerin çıkış tarihlerine göre sıralanmıştır. Her haberin özetinin altına gazetenin çıkış tarihi, gazetenin sayısı ve haberin bulunduğu sayfa yazılmıştır. Anahtar Kelimeler: İlk Gazete, Gazete, Takvim-i Vekayi, Basın Tarihi, 19.Yüzyıl, Osmanlı'da Basın ve gazetecilik
Tarih araştırmalarına kaynak olarak Osmanlı basınında İttihâd ve Terakki gazetesinin transkripsiyonu ve değerlendirmesi (Sayı 41-52)
İttihâd ve Terakki Gazetesi, içerik yönünden yoğun olarak hazırlanmış bir gazetedir. Transkripsiyon yapılırken özellikle bu yoğunluk dikkate alınarak gazeteninin çeşitli tasnifleri yapılmıştır. Çalışması yürütülen tasniflerde gazetenin başlıkları dikkate alınarak: Milletin İttihat ve Terakki'ye İanesi , Dış siyaset , İç siyaset ve Telgraflar gibi önemli başlıklar göze çarpmaktadır. İttihat ve Terakki Gazetesi, 29.7 x 42 cm ebatlarında ve 5'er sütün halinde hazırlanmış olup her sayısı 4'er sayfadan ibarettir. Bu sütün ve sayfaların gazetedeki yerleri araştırmamızın transikripsiyon kısmında ayrıntılı olarak belirtilmiştir. Çalışmanın birinci bölümünde telif eserlerin içerisindeki haberlerin, telgrafların ve diğer yazıların değerlendirilmesi yapılarak; İttihad ve Terakki Cemiyeti'nin kuruluşu , Cemiyet'in basın organları ve Osmanlı Devleti'nde basın hareketleri sırası ile aktarılmaya çalışılmıştır. Anahtar kelimeler: İttihad ve Terakki Gazetesi, İttihad ve Terakki, Selânik, 1908 Basını, Osmanlı Basını
İdrak gazetesinin transkripsiyonu ve değerlendirmesi
İdrak gazetesi 1919 yılında 28 Nisan – 22 Temmuz tarihlerinde 33 sayı yayınlanmıştır. '' İştirakçı '' Hilmi tarafından yayınlanmıştır, gazete aynı zamanda Türkiye Sosyalist Fırkasının yayın organıdır. Gazete yayınlanmaya başladıktan kısa bir süre sonra 15.sayıda kapatılmış, ancak 1,5 ay sonra tekrar yayınlanmaya başlanmıştır, 17 gün yayınlandıktan sonra 33.sayıda kalıcı olarak yayın hayatına son verilmiştir. Gazetenin 16. , 17. Ve 21. Sayıları bulunamamıştır. İdrak sosyalizmin Osmanlı Türkiye'sinde tanıtımı ve yayılması konusunda etkili olmuştur. Sosyalizm ile ilgili isimsiz yazı dizileri yayınlamışlardır, '' Sosyalizm Alemi '' haberlerle dünyadaki ve memleketteki işçi hareketleri, sosyalist hareketler hakkında bilgi verilmiştir. Ayrıca barış görüşmeleri, İttihatçıların davaları, devletin yaptığı atamalar, Damat Ferit Paşa kabinesi ve İzmir'in işgali, ekonomik, sosyal ve kültürel alanda haberler yapılmıştır. Gazete İttihatçılara karşı sert bir muhalefet yapmaktadır, bu yazılara ve haberlere yansımıştır, Damat Ferit Paşa ve hükümetiyse desteklenmektedir. Gazete Osmanlı'dan ve dünyadan haberler yapmış, İstanbul'dan haberler yaptığı için aynı zamanda yerel gazetedir.
Birinci Basın Kongresi'nin Türk basınındaki yansımaları
Türk basın tarihinde gazetecilik Osmanlıda II. Mahmut dönemiyle başlamıştır. Gazetecilik mesleği gelişerek devam etmiştir. Toplum üzerinde basının etkisi ve yönlendirmesi arttıkça, basın yönetimler tarafından kontrol altına alınmak istenmiş, bu durum da baskı ve sansür uygulamalarına neden olmuştur. Özellikle II. Abdülhamid, I. Dünya Savaşı ve Milli Mücadele Döneminde Türk basını bundan oldukça etkilenmiştir. Cumhuriyet rejimi de basından faydalanmak, onu kontrolü altında tutmak ve kamuoyunu yönlendirmek istemiştir. Bu doğrultuda Cumhuriyetin ilk dönemlerinde yaşanan olumsuz siyasi olayların sert bir şekilde cezalandırılmasından basın da etkilenmiştir. Birçok gazete kapatılmış ve gazeteciler de İstiklal Mahkemelerinde yargılanmışlardır. Birinci Basın Kongresi (25-27 Mayıs 1935), basın üzerinde oluşan bu korku ve baskı sürecini normalleştirmek ve yönetimin basın üzerinde etkisini meşrulaştırmak adına atılan ilk adım olmuştur. Basın Kongresinde yapılan protokol konuşmaları basına verilen önemi ortaya koymuştur. Yeni rejim Ankara'yı tanıma ve tanıtma gezileriyle, yapmış olduğu yenilikleri gösterme fırsatı bulmuştur. Kongrede oluşturulan kültür, meslek ve işbirliği komisyonları çalışmalarıyla kongre kararlarının oluşmasını sağlamıştır. Kongreye dışarıdan gelen raporlarda basının kişi ve toplum üzerindeki etkisi vurgulanmış, gazete içeriklerinde milli ve ahlaki değerlere yer verilmesinin önemi belirtilmiştir. Birinci Basın Kongresi öncesinde, sırasında ve sonrasında Türk basınında hem haber hem de yorumları ile geniş yer almıştır. Gazetelerdeki haber ve yorumlar dönemi ve kongrenin amacını anlamamıza yardımcı olacaktır.
Alemdar ve Tasvir-i Efkâr Gazetelerinin başmuharrirlerinin gözünden mütareke dönemi (30 ekim 1918-16 mart 1920)
Bu çalışma esas olarak, tam bir asır öncesinde iki köşe yazarının kendi gazetelerinde günlük olarak yazdıkları makalelere dayanmaktadır. Gazetelerin isimleri, Alemdar ve Tasvir-i Efkâr'dır. İki gazetenin kuruluşu daha önceki tarihlere rastlamaktadır. Bu çalışmada temel alınan tarih aralığı Tasvir-i Efkâr için 30 Ekim 1918-16 Mart 1920; Alemdar için ise 15 Aralık 1918-16 Mart 1920'dir. Söz konusu tarih aralığında Tasvir-i Efkâr'ın köşe yazarı gazeteci bir aileden gelen Velid Ebüzziya; Alemdar'ın köşe yazarı ise Refi' Cevad'dır. Çalışma, I. Dünya Savaşı'nın hemen sonrasını ele aldığı için yakın geçmişteki olaylar onların görüş alanının tam içindedir. Dolayısıyla hem günlük meseleler hem de devam eden problemlerin kaynağı olarak gördükleri acı geçmiş onların köşelerinde birarada yer almıştır. Mondros Mütarekesi, Osmanlı İmparatorluğu'nun yenik çıktığı bir savaşın sonucunda imzalanmıştır. I. Dünya savaşında Osmanlı devleti siyasî, sosyal, ekonomik ve daha birçok açıdan tarihindeki en zor günleri tecrübe etmiştir. Doğal olarak bütün sıkıntılar mütarekenin imzası ile de son bulmamıştır. Bunların yanına bir de belki en önemlisi olan memleketin geleceğiyle ilgili kaygılar eklenmiştir. Bütün olumsuzluklara rağmen elde kalan yerlerde bir gelecek umudu büsbütün yok olmuş değildir. Yazarlar bu karmaşık ruh hâlini neredeyse her günkü yazılarında fazlasıyla yansıtmışlardır. İzmir'in işgalinden sonra ülkenin geleceğiyle ilgili son derece farklı bir döneme girilmiştir. Yunan işgali, özellikle Anadolu'da milli uyanışı tetiklemiştir. O her zaman milleti ön plana çıkarsa da, bu hareketin lideri Mustafa Kemal Paşa olmuştur. Adı geçen iki yazar en çok bu mesele üzerinde birbiri ile karşı karşıya gelmişlerdir. İşte bu çalışma, yukarıdaki meselelerle ilgili Refi' Cevad ve Velid Ebüzziya'nın görüşlerini ortaya koyma çabasının bir ürünüdür.
Selanik gazetesine göre Yeni Felsefe mecmûası Yeni Hayat Müdafidir yazısının transkripsiyonu ve değerlendirilmesi
Selanik Gazetesi Yeni Felsefe Mecmûası'nın transkripsiyonu ve değerlendirilmesi beş bölümden oluşan bir çalışma olarak hazırlanmıştır. Selanik Gazetesi gazetecilik yönünden ziyade belgeler grubu olarak ele alınmıştır. Tezin birinci bölümünde basın ve gazete kavramları ve basının ilk ortaya çıktığı zaman ele alınmıştır. Türk basın tarihi hakkında bilgi verilmiştir. Dördüncü bölümünde Yeni Felsefe Mecmûası adlı sayısı numaralarıyla birlikte transkrip edilmiştir.Yayınlanan yazı, haber ve ilanlar gazetede olduğu gibi verilirken; gazetenin hangi gün, sayı ve sayfasında olduğu da gösterilmiştir. Gazetede yer alan metinlerin hepsi olduğu gibi verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Selanik Gazetesi, Yeni Hayat, Terakki, Türk Kadınları
Muharrir mecmuası (1876-1879)
Bu çalışmada 1876-1879 yılları arasında yayımlanan Muharrir mecmuasını incelemeye çalıştık. Çalışmayı Osmanlı devletinin matbaayla tanışması ve azınlıkların faaliyetleri, Lale, Tanzimat, I.Meşrutiyet ve II. Abdülhamid dönemlerinde meydana gelen basın yayın faaliyetleri ve gelişmeleri, Ebuzziya Mehmed Tevfik Bey'in biyografisi ve Muharrir mecmuasının günümüz Latin alfabesine aktarılmış metni, mecmuada geçen konu başlıklarının değerlendirilmesi ve sonuç oluşturmaktadır. Aylık yayımlanan mecmua 1 Cilt 8 sayıdan oluşmaktadır. Mecmuanın bütün sayıları Ankara Milli Kütüphane'de mevcuttur. Mecmuanın teminini Ankara Milli Kütüphane'den yaptık. Osmanlı devletinin matbaa ile geç tanışması sonucunda Avrupa ile aramızda kültürel birikim açığı oluşmuştur. Bu çalışmada bu aradaki açığın sadece tek tek konulara ihtisas edilmiş kitapların okunmasıyla kapatılamayacağı ve yapılacak işin bilgilerin ansiklopedik bir sistem içinde "lugat" ve "mecmua" haline dönüştürülmesi gerektiği söylenerek Ebuzziya tarafından yayımlanan Muharrir mecmuası vasıtasıyla bu durum okuyuculara aktarılmıştır. Bu tez çalışmasıyla daha önce araştırılmamış olan Muharrir mecmuasının fihristinde yer alan konu başlıkları gün yüzüne çıkarılmış olup bu alandaki boşluk bir nebze de olsa doldurulmuş bunun neticesinde bilim dünyasına ve bir sonraki araştırmacılara katkı sağlamak hedeflenmiştir. Anahtar Kelimeler: Muharrir, Ebuzziya, Basın, Sansür, Meşrutiyet, Osmanlı Devleti
Yeni Yozgad gazetesi (1925-1928) transkripsiyon ve tahlilli fihristi
Birinci Dünya savaşı bitiminde 30 Ekim 1918 tarihinde imzalanan Mondros Mütakeresi ile Osmanlı İmparatorluğunun topraklarının büyük bir bölümü, 1 Kasım 1918'den itibaren İtilaf devletlerince işgal edilmiştir. Bu dönemde yabancı işgaline karşı sesini yükselten pek çok Türk gazetesi bulunmaktadır. Tezimizin konusu olan Yeni Yozgad Gazetesi de Milli Mücadele'ye öncülük eden ve destek veren basının bir üyesi olarak savaşın başarıya ulaştırılmasını amaçlamıştır. 7 Temmuz 1921 tarihinde yayın hayatına başlayan Yeni Yozgad Gazetesi Milli Mücadele sırasında halkı bilinçlendirme ve aydınlatma misyonunu üstlenmiştir. Gazete yayımladığı makaleler ve diğer haberleri ile halkın motivasyonunu artırarak direnişe büyük destek vermiştir. Yeni Yozgad Gazetesi'nin önemi ise; gazete her zaman ulusal Kurtuluş Savaşı'ndan yana tutum sergilemesi ve her zaman TBMM'yi desteklemiş olmasıdır. Gazete cephedeki durumu birebir ve sıcağı sıcağına halka duyurarak cephe için gerekli olan yardımların toplanmasında vasıta olmuştur.Anadolu basını, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunda önemli görevler üstlenmiş bir basındır. Bu görevler ulusal birlik ve bütünlük ilkesinden taviz verilmeden yerine getirilmiştir. Yerel basın demokrasi anlayışının yerleşip kökleşmesine hizmet etmiştir. Basın Türk toplumunun ekonomik, siyasal, sosyal ve kültürel özelliklerini yansıtması bakımından önemlidir. Öyle ki Osmanlı İmparatorluğu'nun yıkılmasından sonra kurulan Türkiye Cumhuriyeti yeni bir kimlik ve farklı bir konumla dünya siyaset sahnesinde yerini alırken basın yoluyla kendisini ifade etmek, yerleşmesini, kökleşmesini sağlamak istemektedir. Dönemin tüm basın araçları gibi Yeni Yozgad Gazetesi de toplumun aynası görevini üstlenerek dönemi etkilemiş ve yönlendirmiştir.Anahtar Sözcükler: Yozgad Gazetesi, Türkiye Cumhuriyeti, Milli Mücadele Dönemi, Ulusal Direniş, Basın.
Ebüzziya Mehmet Tevfik ve Sirac gazetesinin Latin harflerine aktarılması
İnsanoğlu, yeryüzüne zûhur ettiği andan itibaren öğrenme ve keşfetme duygusu üzerine yoğunlaşmıştır. Öyleki yazının olmadığı dönemlerde kendini ifade edebilme maksadıyla O dönemde yaşayan insanların; heykelcikler, resimler, süslemeler ve türlü türlü aletler kullandıkları bilgisine literatürde rastlamak mümkündür. Lakin yazının icâdıyla birlikte artık bilgiler haznesi gelişmiş ve birikmiş olan insanlık, Coğrafi, Tarihi, Siyasi, Sosyo-ekonomik ve Etnolojiksel kimlik arayışları içinde topluluklara bölünmüştür, bu da beraberinde kendi içine dönük ve normcu toplum yapısını getirmiştir. Onun içindir ki; bölünmüş toplumlar tâkriben X-XV. yüzyıllardan itibaren birbirlerinden haberdar olabilmek, büyük güç olmak, toplumunu geliştirmek ve strateji belirlemek için çeşitli yollara başvurmuşlardır bu yolların en önemlisi matbaanın icâdından sonraki tecrübeler olmuştur. Çalışmamda ayrıntılı olarak vermiş olduğum üzere matbaanın gelişmesi; gazeteciliği ve gazeteciliğin getirdiği çeşitli kavramları ön plana çıkarmıştır. Bu minvalde Latin harflerine aktardığım H. 1290/M.1873 Ebüzziyâ Tevfik tarafından yayım hayatına başlayan "Sirâc" gazetesi günlük bir gazete özelliği taşımakta olup, toplamda; altmış dört varakadan, günlük; dört nüsha üç sütundan oluşmaktadır. Nüshalarda ara ara resimler (Kadın, yatak) mevcuttur ve reklam köşeleri de yer almaktadır. Aynı zamanda O yıllarda gerçekleşen olaylar korkusuzca verilmiştir. O dönemin; gözde ülkelerinin demokrasileri, ekonomileri, sosyal hayatları, ulaşım-haberleşme fonksiyonları hakkında da bilgiler verilmiştir. Eserde en mühim bahis şüphesiz Türk toplumunun ecdadı Osmanlı Devleti'nin hâl-i vaziyetinden bilgiler sunulmasıdır. Anahtar kelimeler: Yazı, Matbaa, Gazete, Sirâc, Ebüzziyâ Tevfik
Osmanlı Genç Derneği Mecmuası'nın incelenmesi ve transkripsiyonu
Tarih araştırmaları içerisinde basın tarihinin büyük bir önemi vardır. Çünkü gazeteler, dergiler yayımlandıkları dönemin şartlarını en iyi şekilde gösterebilen kaynaklardır. Bu nedenle gazetelerin taranarak incelenmesi araştırmalara yol göstermektedir. Osmanlı Devleti diğer çağdaşlarına nazaran matbaa ile geç tanışmıştır. Modernleşme doğrultusunda atılan adımlar sayesinde ilk Türk matbaası 1727 yılında İbrahim Müteferika tarafından kurulmuştur. Devlet desteği ile yayımlanan ilk gazete Takvim-i Vekayi olurken ilk dergi ise Vaka-yı Tıbbiye olmuştur. Daha sonraları gazete ve dergilerin yayımlanmasında artışlar yaşanmıştır. Osmanlı Genç Dernekleri'nin sözcülüğünü yapan ve aynı ismi kullanan mecmua 1917 yılında yayım hayatına başlamıştır. Mecmuanın elimizde Hakkı Tarık Us arşivinden edinilmiş 26 sayısı ve derneğin müfettiş yardımcılığını yapan Von Hoff 'un çıkarmış olduğu Osmanlı Genç Derneği cep kitapçığı mevcuttur.Bu doğrultuda bu 26 sayı ve cep kitapçığının incelenmesi çalışmanın konusunu oluşturacaktır.Genç Dernekleri mecmuası, ayda bir çıkan ve 10 nüshadan meydana gelen eğitici bir mecmuadır. Yazar kadrosuna bakıldığında yazıların genellikle Osmanlı Genç Derneğinin müfettişliğini yapmakta olan Selim Sırrı ve müfettiş yardımcılığı görevini üslenen Von Hoff tarafından kaleme alındığı görülmektedir. Tezimin konusunu oluşturan Osmanlı Genç Derneği, I. Dünya Savaşının devam ettiği dönemde Türk - Alman işbirliği neticesinde faaliyete başlamıştı. Amaç olarak da dönemin şartları doğrultusunda gençleri hem fiziksel hem de ruhsal yönden sağlıklı yetişmeleri hedeflenmiştir. Bunun için beden terbiyesi, ruhi terbiye, hıfzıssıhha gibi eğitimlere ağırlık verilmiştir. Derneğin kurulmasından bir yıl sonra çıkarılan mecmuadan beklenilen ise yeni rehberlerin yetişmesine katkı sağlamak ve derneğe ulaşamayan gençlere seslerini duyurabilmek olmuştur.
Resimli Ziraat Gazetesi'nin tasnifi (1905-1906)
Osmanlı Devleti'nde ziraat alanında yayın yapan gazetelerden biri de Resimli Ziraat Gazetesi'dir.14 Mart 1905 tarihinde yayın hayatına başlayan gazete her hafta Perşembe günleri yayımlanmıştır. Kitapçı Karabet Efendi tarafından çıkarılan gazetede Bursa Ziraat Mektebinden Kalfayan Efendi ve Halkalı Ziraat Mektebinden Bakyan Efendiler baş yazarlar olarak çeşitli yazılar kaleme almıştır. Ayrıca Halkalı Ziraat Mektebi Müdürü İsmail Rıfkı, Belçika da bahçıvanlık eğitimi alan Hüdaverdi, Halkalı Ziraat Mektebinden Mehmet Ali, Selanik Hamidi Ziraat Mektebinden Böcekçilik Muallimi İhsan, Mektebi Ziraatten Mithat, Mekteb-i Harbiye-i Şahane Sınıf-ı Baytariye'den Munis, Mekteb-i Harbiye-i Şahane Sınıf-ı Baytari'den Mustafa Nurettin, Mülkiye Baytar Mektebi Müdürü M.Nuri yazar kadrosu arasında yer almaktadır. Gazetede ziraat haricinde bağcılık, çiçekçilik, bahçıvanlık, ipekçilik, arıcılık, tavukçuluk gibi farklı konulara da yer verilmiştir. İlk nüshasından itibaren 12 sayfa olarak çıkan dergi 35.nüshasından sonra 8 sayfa olarak çıkmıştır. 41.nüshasından itibaren abonelerinin sorduğu sorulara cevaplar yazılan gazete 13 Mart 1906 tarihinde 46.nüshasıyla yayın hayatına son vermiştir. Ayrıca bu nüshada 46 nüshanın tamamına ait fihristte yayınlanmıştır. Çalışmamız da ilk olarak Osmanlı Devleti'nde basın yayın faaliyetlerinin başlangıcından söz edilmiştir. Başbakanlık Osmanlı Arşivi belgeleri ve Resimli Ziraat Gazetesinin sayılarının transkripsiyonundan yararlanarak Resimli Ziraat Gazetesi ile ilgili bilgi verilmeye özen gösterilmiştir. Resimli Ziraat Gazetesi'nde değinilen konular çeşitli başlıklar altında değerlendirilerek sunulmuştur. Hazırladığımız bu çalışma ile Osmanlı basın tarihi araştırmalarına katkı sağlamayı amaçlıyoruz. ANAHTAR SÖZCÜKLER: Resimli Ziraat Gazetesi, Basın Tarihi, Gazete, Ziraat, İktisat.
Türk basın hayatında İktisadiyat Mecmuası
II. Meşrutiyet'in ilanı Türk tarihi açısından dönüm noktası sayılabilecek olayların başında gelmektedir. Bu dönemde hükümeti elinde bulunduran İttihat ve Terakki ile birlikte devlet iktisadi, siyasi ve sosyal alanda gözle görülür bir değişim sürecine girmiştir. Örneğin Kanun-i Esasi tekrardan yürürlüğe girmiş, devlet yönetiminde meclis tekrardan söz sahibi olmuş, iktisat bir bilim dalı olarak incelenmeye başlanmış ve özellikle basın hayatında ciddi bir hareketlenme meydana gelmiştir. Bununla birlikte İttihat ve Terakki, devlet yönetimini eline geçirdiği ilk yıllarda İngiltere menşeili liberal iktisat politikasını benimsemiş ancak Birinci Dünya Savaşı'nın sebep olduğu koşullar neticesinde bu politikayı terk ederek daha himayeci ve korumacı olan ve aynı zamanda Cumhuriyet Dönemi'ne yansıması "devletçilik" ilkesi olan "milli iktisat" politikasını benimsemiştir. İşte bu gelişmelerin bir sonucu olarak yayın hayatına başlayan İktisadiyat Mecmuası, İttihat ve Terakki'nin yarı resmi yayın organı olarak, milli iktisat düşüncesinin ilmi esaslarını belirlemek amacıyla yayınlanmıştır. Bu cümleden hareketle mecmuada iktisadın alt kolları olan sanayi, ziraat ve ticaret alanlarında pek çok makale yayınlandığı gibi çoğu Avrupa devletinin iktisadi durumu hakkında da bilgiler verilmiştir. "İlmî ve amelî her nevi iktisadî meselelerden bahseder" sloganını kendisine düstur edinen mecmua 1916-1917 yılları arasında toplam 69 sayı olarak yayınlanmış ve editörlüğünü Celal Sahir (Erozan) üstlenmiş, Tekin Alp başta olmak üzere Ziya Gökalp ve Galip Haldun gibi dönemin önde gelen aydınları ise başyazarlık görevini yerine getirmişlerdir. Bu çalışmada, İktisadiyat Mecmuası'nda yayımlanan makale ve haberler, telif ve tetkik eserlerin desteğiyle tetkik edilerek dönemin iktisadi, sosyal ve siyasi durumu yorum ile birlikte incelenmiştir.
Hatay sorununun İzmir basınında yansımaları (1936-1939)
"Hatay Sorununun İzmir Basınında Yansımaları (1936-1939)" adlı tez çalışmasında uluslararası platformlarda Sancak, Atatürk'ün deyimiyle Hatay olarak adlandırılan bölgenin uzun yıllar süren mücadeleler sonrasında anavatana katılma serüveninin İzmir basınında nasıl ele alındığı anlatılmıştır. Hatay Sorunu, 1936 yılında uluslararası bir mesele olarak ortaya çıkmış ve 1939 yılında bölgenin Türkiye'ye kesin bir şekilde katılmasıyla sona ermiştir. Bundan dolayı bu çalışmada zaman aralığı olarak 1936-1939 arası alınmıştır. Eski ve yeni başkentlerimiz olan İstanbul ve Ankara gazeteleriyle kıyaslanabilecek derecede İzmir gazeteleri Hatay Sorunu'nu sahiplenmiştir. Gazetelerde konuyla ilgili yapılan haberlerde yansıtılan bakış açılarını, makalelerde gelişmelerin ele alınış biçimlerini, gazetelerin kamuoyunun dikkatini bölgeye çekme konusundaki gücü, sorunun hem ulusal hem de Avrupa basınını kapsayacak boyutta takip edilip edilmediğinin saptanması başlıca hedefler olmuştur. Yöntem olarak 1936-1939 yılları arasında İzmir'de çıkan Anadolu, Yeni Asır ve Halkın Sesi gazeteleri taranmış, bunların bir bölümü dijital ortama aktarıldığından bazı makalelerin incelenmesinde güçlük yaşanmıştır. Bazı haberler sayfalar yıpranmış olduğu için okunamamıştır. Giriş bölümünde; Birinci Dünya Savaşı'nda kaybedilen ve 1921 yılında imzalanan Ankara Antlaşması'yla bu onaylanan kayıp Sancak bölgesinin, 1936 yılında atılan diplomatik adımlar sonucunda uluslararası bir mesele haline getirilmesine kadar geçen sürede yaşanan olaylara değinilmiştir. Birinci bölümde; Fransa'nın 1936 yılında Suriye ile imzaladığı antlaşmanın ardından Sancak'ın Suriye'ye verilmesine karşı çıkan ve Avrupa'da artan gerginliklerden yararlanmak isteyen Türkiye'nin konuyu Milletler Cemiyeti'ne götürüp oradan Hatay'la ilgili "ayrı bir varlık" şeklinde ifade edilen müstakil bir idare kararı çıkarması ele alınmıştır. İkinci bölümde; müstakil bir devlet yaratılması için yapılan çalışmalar ve Fransa'nın çeşitli yollarla bunu sabote etme girişimleri incelenmişti. Üçüncü bölümde ise; Fransa'nın gittikçe artan Alman tehdidi karşısında Türkiye ile ilişkilerini düzeltme kararı alması ve bu kapsamda hem Hatay Devleti'nin kurulması hem de ikili antlaşmalar eşliğinde Hatay'ın anavatana katılma süreci İzmir basınının penceresinden ele alınmıştır. Anahtar Kelimeler: Hatay, Sancak, Fransa, Ankara, Manda, Suriye, Türkiye.
Gündem belirleme kuramı bağlamında yerel medya üzerine bir inceleme: Kastamonu gazetesi
Gündem belirleme kuramı, medya kurumlarının toplumun gündemini belirleme sürecindeki etkilerini açıklamaktadır. Medya kurumları, yayınlayacakları haberler ve içerikler aracılığıyla izleyicilerin, okuyucuların veya dinleyicilerin hangi konulara odaklanacağına ve bu konuları nasıl ele alacaklarına yön verirler. Bu nedenle, medya kurumlarının seçtikleri konular ve olaylar, toplumun ilgisini çeken ve tartışmaya açık olan konulara dönüşür. Bu çalışmada yerel bir gazete olan Kastamonu Gazetesi gündem belirleme kuramı çerçevesinde incelenmiştir. Gazete, Kastamonu ve çevresindeki gelişmeleri takip ederek, bölgedeki önemli konuları halka duyurmakta ve böylece yerel gündemi oluşturmada etkin bir rol oynamaktadır. Kastamonu Gazetesi, yerel bir gazete olarak, yerel halkın ilgisini çeken ve yaşamlarını etkileyen konulara odaklanmaktadır. Gazete, siyasi, sosyal, kültürel ve ekonomik meseleleri kapsayan geniş bir yelpazede haberler sunarak, okuyucularının ilgisini çekmeyi hedeflemektedir. Böylelikle, gazete, bölgenin gündemini belirlemede etkili bir araç haline gelmektedir. Bu çalışmada Kastamonu Gazetesi'nin yazı işleri müdürü ile yapılan bir derinlemesine mülakata da yer verilmektedir. Gazete sorumlusu, gazetenin gündem belirleme sürecindeki yaklaşımını ve haber seçimlerini açıklamaktadır. Yerel halkın beklentilerini ve ihtiyaçlarını gözeterek, gazete haberlerini seçmekte ve toplumun ilgisini çeken konulara öncelik vermektedir. Bu sayede, gazete, okuyucularının gündemine uygun haberler sunarak, toplumda tartışma ve farkındalık yaratmaktadır. Kastamonu Gazetesi'nin gündem belirlemedeki rolü, yerel bir medya kurumu olarak toplumun nabzını tutma ve bölgedeki önemli konulara odaklanma yeteneğiyle şekillenmektedir. Gazete, yerel halkın sesini duyurmakta ve toplumun katılımını teşvik ederek aktif bir rol oynamaktadır. Böylece, Kastamonu Gazetesi, bölgedeki gelişmeleri yakından takip ederek, toplumun gündemini belirlemede önemli bir araç haline gelmektedir.
İdman mecmuasının tranksipsiyonu ve değerlendirilmesi
Çalışmamıza konu olan ve hem dünya çapında hem de Osmanlı Devleti özelinde çok büyük olaylar arefesinde yayın hayatına başlayan İdman Mecmuası, yalnız Türk basın ve spor tarihi bağlamında değil, birtakım ilkleri barındırması noktasında da ayrı bir öneme sahiptir.Nitekim mecmuada yayınlanan haberler ve makaleler dikkatli bir incelemeye tabii tutulduğunda devlet-millet bütünleşmesi için yapılan uğraşı, batıda kullanılan sportif kavramların Türkçeleştirilme çalışmalarına verdiği destek, pasifize olmuş bir topluma dinamizm katmaya çalışması bu mecmuanın bir takım toplumsal ve siyasal hedefler doğrultusunda mücadele ettiğini de bize göstermektedir. Diğer bir ifadeyle değişen dünyaya uygun toplumsal yapılanmayı hedeflemiştir. Çalışmamıza konu olan İdman Mecmuası'nın yazar kadrosu ise Ali Sami YEN, Selim Sırrı, Aka GÜNDÜZ, Burhan Felek gibi Türk sporuna büyük hizmetleri bulunan ve modern Türk sporunun kurulmasına öncülük eden kişilerden oluşmaktadır. Ayrıca İdman Mecmuası, dönem spor yayınlarından farklı olarak bütün sporlarla ilgili yazılar ve haberler yayınlaması İdman Mecmuası'nı Türk spor tarihinin ilk kapsamlı spor dergisi yapmaktadır. İdman Mecmuası'nın bu nitelikleri göz önünde bulundurularak çalışmamız beş ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde giriş, Osmanlı Basınının Genel Durumu, Materyal ve Yöntem kısımları bulunmaktadır. İkinci bölümde ise 20. Yy 'a kadar Türk Spor tarihi anlatılmıştır. Üçüncü bölüm derginin içerisinde bulunan yazıların branşlara göre özetlerinin bulunduğu kısımdır. Dördüncü bölüm İdman Mecmuası'nın değerlendirilmesi kısmı ve beşinci bölümde ise İdman Mecmuası'nın transkripsiyonu bulunmaktadır.
Genç Kadın Mecmuası'nın transkripsiyonu ve değerlendirilmesi (s.84-160)
Genç Kadın Mecmuası içeriğinde birçok konu barındıran bir mecmuadır. Toplamda 10 sayıdan oluşan mecmuanın ilk 5 sayısı transkripte edilmiş olup tezde altıncı sayıdan itibaren transkripti yapılmıştır. Böylece Genç Kadın Mecmuasının tüm sayılarının transkripti tamamlanmıştır. Bu çalışmada Genç Kadın Mecmuası transkripsiyon ve değerlendirilmesi 4 bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın birinci bölümünde Osmanlı Basın Tarihi, ikinci bölümünde tarih boyunca Türk Kadını ve Basın Hayatında Kadın, üçüncü bölümünde Genç Kadın Mecmuasının Değerlendirilmesi, dördüncü bölümde de Genç Kadın Mecmuasının Transkripsiyonu bulunmaktadır. Yayınlanan makale, haber ve ilanların konularına göre tasnifi yapılırken mecmuanın sayı ve sayfaları da olduğu gibi gösterilmiştir.
Genç Kadın Mecmuası'nın transkripsiyonu ve değerlendirmesi (1-83)
Genç Kadın Mecmuası içerik ve konu çeşitliliği yoğun bir mecmuadır. Mecmua toplam on sayıdan oluşmakta olup, tezde ilk beş sayının tamamı ile birlikte altıncı sayının ilk iki sayfasını transkripte ettik. Tez haricinde kalan sayıların transkripsiyon çalışması devam edilmektedir. Genç Kadın Mecmuası transkripsiyon ve değerlendirilmesi dört bölümden oluşan bir çalışmadır. Çalışmanın birinci bölümünde Osmanlı basın tarihi, ikinci bölümünde tarih boyunca Türk kadını anlatılmış olup üçüncü bölümde ise transkripsiyondan önce mecmuada yayınlanan yazılar genel hatları ile değerlendirmeye tabi tutulmuştur. Transkripsiyon çalışmamızda kelimeler anlam bütünlüğünü bozmamak kaydıyla günümüz Türkçesine uygun trankripte edilmiştir. Yayınlanan yazı, haber ve ilanların konularına göre tasnifi yapılırken mecmuanın sayı ve sayfası da olduğu gibi gösterilmiştir.
Osmanlı'dan Cumhuriyet'e Türkiye'de yerel basın
Türk Basın Tarihi, Osmanlı Devleti'nde kurulan ilk Türk matbaasından yaklaşık yüz yıl sonra yayınlanmaya başlanan resmi nitelikli Takvîm-i Vekâyi Gazetesi'yle başlamıştır. Tanzimat'ın ilanıyla birlikte gazete sayısı hızla artmış ve resmi gazete yanında, özel gazeteler de Türk Basın Tarihi'ndeki yerini almıştır. Gazetelerin sayısının artmasıyla, basına yönelik birçok düzenleme de yapılmıştır. Yerel basınının temelini oluşturan vilayet gazeteleri de, Türk Basını'nda önemli bir yere sahiptir. Osmanlı Devleti'nin, eyalet sisteminden, vilayet sistemine geçmesiyle birlikte, her vilayette bir matbaa kurulmuş ve bu matbaalar vilayet gazetelerinin çıkarılmasına öncü olmuşlardır. Vilayet gazeteleri, her ne kadar idari ve siyasi sebepler ön planda tutularak çıkarılmışlarsa da, Osmanlı'da, yerel basınının oluşmasında başat rol oynamışlardır. Vilayet gazeteleri ile merkez-taşra ilişkilerinin güçlendirmesi misyonuyla merkezi yönetimin kararlarını, çıkarıldığı bölgeye sağlıklı bir şekilde iletmek, devlet ile halk arasında bağları güçlendirmek, çok uluslu bir imparatorluk olan Osmanlı Devleti'nde yaşanan ayrılıkçı eğilimlere ve yayınlara karşı mücadele etmek amaç edinilmiştir. Bunun yanında vilayet gazeteleri bölge halkının kültürel ve sosyal hayatının gelişiminde de katkılar sunmuştur. Vilayet gazeteleri öncülüğünde hızlı bir gelişim sürecine girmiş olan yerel basın, Milli Mücadele döneminde daha etkin bir kamuoyu oluşturan güç haline gelmiştir. Milli Mücadele yıllarında, her türlü yokluğa ve zorluğa rağmen yayınlanan yerel gazeteler bir anlamda Milli Mücadele Hareketi'nin sesi olmuşlardır. Anadolu'nun birçok kasaba ve şehirlerinde yayınlanan bu gazetelerin büyük kısmı, mücadeleye destek olmak için bütün imkânsızlıklara rağmen yayınlar yapmışlardır. Osmanlı'dan Cumhuriyet'e giden süreç içerisinde yerel basın, yıkılan bir imparatorluktan milli devlete geçiş sürecinde, etkin bir rol oynamış, toplumun aydınlatılmasında ve özellikle Milli Mücadele'ye önemli katkılar sağlamıştır.
Batı basınında simge ve semboller bağlamında İslamofobi ve ötekileştirme sorunları
Tragedyalar, Haçlılar, oryantalistler ve karikatürler aracılığıyla ötekileştirilen Doğu toplumu ve İslam medeniyeti, şimdi ise simge ve sembollerin istilasına uğramış ve sosyo-psikolojik soykırıma maruz bırakılmıştır. Simge ve semboller; görsel bir öğrenme modeli sunması, pratikliği, etkisi ve açık uçlu özellikleri itibariyle basın-yayın organlarının önemli bir subliminal mesaj kaynağıdır. Batı dünyası söz konusu bu durumu kadim İslamofobik ve oryantalist gayeleri için bulunmaz bir yöntem olarak değerlendirmiş ve bu sembolleri istismar etmiştir. İslamofobik Batı zihniyetinin fail, basının ise araç olduğu bu olay örgüsünde simgeler ve semboller birer nefret malzemesi hâline getirilmiştir. Almanya ve Polonya gibi iki farklı sosyo-politik ve dini alt yapıya sahip Batı ülkesine ait 8 basın yayın organında toplamda 17 farklı İslamofobik sembol tespit edilmiştir. Bu sembollerin ortak yönü ise İslam'ı ve Müslümanları içeren sözde olumlu veya olumsuz haberlerde mükerreren kullanılmaları ve farklı birçok dijital mecraya da kolayı satın aldırıyor olmalarıdır. Kullanılan bu 17 sembolün bir başka ortak yönü ve özelliği ise popüler kültürde korku, panik ve endişe içeren görsel niteliklere sahip olmaları ve birçok platformda da bu şekilde konumlandırılmalarıdır. 11 Eylül saldırılarının ardından radikalize ve terörize edilmek istenen Doğu-İslam dünyasına yönelik bu sembollerin kullanılmasının ve teşhir edilmesinin amacı ise İslamofobiyi küresel anlamda tahkim etmek ve Müslümanları ötekileştirmektir.
Türk basın tarihinde Takvim-i Ticaret Gazetesi (1866-1867)
Bu çalışma, Tazimat döneminin son yıllarında İstanbul'da yalnızca ticaret alanında yayın yapan ve resmi bir ticaret gazetesi olarak kabul edilen Takvim-i Ticaret gazetesinin yayın hayatını değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Çalışmada, gazetenin 1866-1867 yıllarında çıkan nüshalarındaki haber ve yazılar Osmanlı Devleti ekonomisinin gelişmesi kapsamında ele alınarak, Takvim-i Ticaret gazetesinin Osmanlı ekonomisinin gelişimi için faydalı gördüğü yenilikler ortaya konulmuştur. 1831 yılında Takvim-i Vekayi'nin yayın hayatına başlaması, Osmanlı Devleti tebaasında basına olan ilgiyi artırmıştır. Artan ilgi neticesinde çok sayıda özel gazete, genellikle siyasi yayın yapmak amacıyla yayın hayatına başlamıştır. İstanbul'da basın-yayın faaliyetlerinin yaygınlaşması, farklı fikir ve düşüncedeki pek çok yazar ve aydının, devletin birçok politikası hakkında gazeteler aracılığıyla fikir belirtmesini kolaylaştırmıştır. Takvim-i Ticaret gazetesi 1866 yılında işte böyle bir ortamda yayın hayatına başlamıştır. Gazete yayın hayatına başladıktan sonra Osmanlı Devleti ekonomisinin kalkınması amacıyla tarım, sanayi ve ticaret alanında üretim ve ihracatı arttırabilecek birçok farklı yeniliği Osmanlı Devleti kamuoyunun ilgisine sunmuştur.
Saltanatın kaldırılması ve Türk basınına yansımaları
Türklerde devlet emretme yetkisine sahip yüksek kurumdur. Devletler, veraset sistemi ile yönetilmiştir. Osmanlı dönemine gelindiğinde ise yine veraset sisteminin devam ettirildiğini görüyoruz. Ancak 3 Kasım 1839'da Tanzimat fermanı ile devletin yönetimdeki gücü azalmıştır. 1876'da Osmanlı imparatorluğunun anayasal döneme girmesi ile beraber yönetsel yapıda da değişimler başlamıştır. Meşrutiyet yıllarında ise merkezi yönetimde büyük değişiklikler olmamıştır. 17. yüzyılın sonlarında Osmanlı devletinin Avrupalı devletler tarafından parçalanma ve paylaşılma süreci başlamıştır. Bunu takiben Mondros Mütarekesi imzalanmış ve Osmanlı ülkesi işgale başlanmıştır. İşgaller karşısında Mustafa Kemal, milli mücadele ruhunu uyandırmak amacı ile kongreler düzenlemiştir. Daha sonra 16 Mart 1920'de İtilaf devletleri İstanbul'u işgal etmişlerdir. Bu gelişmeleri takiben Salih Paşa kabinesi istifa etmiş ve Damat Ferit Paşa sadrazamlığa getirilmiştir. Bunu takiben 23 Nisan 1920'de Ankara'da, BMM ilk oturumunu yapmış, saltanat ve hilafeti ilgilendiren bütün anayasal işlerin BMM'ye ait olduğuna dair bir kanun teklifi verilerek, hilafet ve saltanat yasal bir çerçeveye oturtulmuştur. 13 Eylül 1920'de TBMM'ye hükümet önerisi olarak halkçılık programı sunulmuş ve saltanat ile hilafet konusu bu programda yer almıştır. 1921 yılına gelindiğinde ise 24 maddelik kısa anayasamız olan Teşkilat-ı Esasiye Kanunu ortaya çıkmıştır. Saltanat 1 Kasım 1922'de kaldırılmış ve Türk devleti için yeni bir süreç başlamıştır. Saltanatın kaldırılması, Mustafa Kemal'in gerçekleştirdiği en önemli inkılaplardan biridir. Öyle ki, Tevhid-i Efkâr gazetesi de saltanatın kaldırılmasını destekleyerek, gazetesinde halkın kutlamalarına yer vermiştir. Yine Vakit gazetesinde de saltanatın kaldırıldığı gün için, "Bugün yeni bir güneş doğuyor" şeklinde ifadeler yer almıştır. Saltanat kaldırıldıktan sonra Sultan Vahdettin'in yetkileri sınırlandırılmış ve buna bağlı olarak Vahdettin, İngilizlere sığınarak Malta'ya kaçmıştır. Bunu takiben halifeliğe Abdülmecid seçilmiş ve bu doğrultuda yine önemli bir adım atılmıştır. Bir diğer önemli gelişme ise, Cumhuriyetin ilanı olmuştur. Öyle ki, 1923 yılına gelindiğinde, Cumhuriyet ilan edilmiş ve bu ilan ile beraber kutlamalar yapılmıştır. Anadolu halkı tarafından kutlamalar yapılırken, Hâkimiyet-i Milliye, Tevhid-i Efkâr ve Vatan gibi gazetelerde de, Cumhuriyetin ilanının doğru olmadığı yönünde haberler çıkmaya başlamıştır. Tüm bu olumsuzluklara rağmen, bütün gazeteler Cumhuriyetin ilanını halka duyurmuşlardır.
Çok partili sistemin ilk dönemlerinde basın ve basın özgürlüğü: 1946-1954
Çok partili sistemin ilk dönemlerinde CHP ve DP'nin uyguladığı basın politikalarının incelendiği ve dönemin önemli gazetelerinin iki parti tarafından uygulanan basın politikalarına nasıl yaklaştığı konu edilen bu tezde; çok partili sisteme geçişte önemli bir adım olan 1946- 1954 yılları arasında iktidarların basına uyguladığı rejim/politika ortaya konulmaya çalışılmıştır.1946-1954 döneminde iktidarda olan iki farklı siyasal çizgideki parti olan Cumhuriyet Halk Partisi'nin ve Demokrat Parti'nin uyguladığı basın politikalarının benzerlik ve farklılıklarını da belirlemeyi hedefleyen bu çalışmada dönemle ilgili önemli kaynaklar sistematik olarak incelenmiştir. Çalışmanın birinci bölümünde medya demokrasi ilişkisi ve basın özgürlüğü kavramı, içerdiği haklar ve sınırları ayrıntılı olarak ele alınmıştır. Basın siyaset ilişkisinin çeşitli boyutlarının ortaya konulduğu ikinci bölümde ise CHP ve DP'nin basın rejimleri hakkında geniş bilgiler sunulmuş ve iki dönemin karşılaştırılması yapılmıştır. Çalışmanın üçüncü bölümünde ise dönemin basın açısından önemli olaylarının Cumhuriyet, Ulus ve Zafer gazetelerine yansımaları araştırılmış ve örneklerle sunulmuştur.Çalışmanın sonucunda her iktidar döneminde basına farklı politikaların uygulandığı ortaya konulmuştur. Ayrıca demokrasinin sağlıklı işleyişi ile basın özgürlüğü arasında doğrusal bir ilişki olduğu, siyasi partilerin iktidar ve muhalefetteyken basına farklı yaklaştıkları, çok partili siyasi rejime geçişle birlikte basının önceki dönemlerle karşılaştığında özgür bir ortama kavuştukları ve Demokrat Parti'nin iktidara gelmesiyle uygulanan basın politikaları dönemin basınını CHP dönemine göre daha fazla özgürleştirdiği görülmüştür.Anahtar Sözcükler: Basın Demokrasi İlişkisi, Basın Özgürlüğü, Basın Siyaset İlişkisi, CHP Dönemi Basın Rejimi, DP Dönemi Basın Rejimi.
Bingöl yerel basınına göre siyasi hayat ve Demokrat Parti (1950-1960)
Türk siyasi hayatında demokrasinin sürdürülebilmesi için en önemli şey siyasi partilerin varlığı olmuştur. Türkiye'de Cumhuriyet ilan edilmeden önce 9 Eylül 1923 tarihinde Mustafa Kemal'in Halk Fırkasını kurması demokratik hareketlere verdiği önemi ortaya koymuştur. Halk Fırkasının kuruluşundan sonra bir müddet başka parti varlık gösterememişse de 17 Kasım 1924 tarihinde ilk muhalefet partisi olan Terakkiperver Cumhuriyet Fırkasının kurulması demokrasi için bir yenilik olmuştur. Ancak izlediği politikalar neticesinde cumhuriyet karşıtlarının sığındığı bir parti haline gelmiş, Şeyh Sait İsyanı sırasında bazı parti yöneticilerin ayaklanmaya katılanlarla yakın ilişkiler kurmaları ve Cumhuriyet rejimine karşı maddi ve manevi destekte bulunmaları gerekçesiyle 1925 yılında kapatılmıştır. 12 Ağustos 1930 tarihinde kurulan Serbest Cumhuriyet Fırkası ise kuruluşunda Cumhuriyete ve laikliğe karşı olmadığını ilan ederek karışıklıklara ortam vermek istememiştir. Ancak ülkedeki siyasi durum yeniden Cumhuriyet karşıtlarının parti örgütlenmelerinde yer almasına neden olmuş, demokrasinin ve çok partili hayatın benimsenmesini engellemiştir. Cumhuriyet karşıtı tepkiler neticesinde SCF'nin kapatılması ile çok partili hayat denemeleri sonuçsuz kalmıştır. 1946 yılına kadar tek parti dönemi yaşanmış, Demokrat Partinin kurulması ve 1946 seçimlerine katılması ile çok partili hayata geçiş denemeleri sonuç vermeye başlamıştır. Demokrat Parti kuruluşundan sonra yaptığı çalışmalar ve izlediği politikalar neticesinde 1950 seçimi olarak adlandırılan Ak Devrim ile iktidarın sahibi olmuş, iktidarı boyunca ülkede siyasi, sosyal, iktisadi hayatta yenilikler meydana getirmiştir. İç politikada ve dış politikada izlediği siyaset Türkiye Cumhuriyeti tarihinde önemli bir yer edinmesini sağlamıştır. Halkın desteğini alarak 1954 seçimlerinde en parlak dönemini yaşamış, 1957 yılından sonra bu durum tersine dönerek güç kaybetmeye başlamıştır. Uyguladığı yönetim eleştirilere neden olarak muhalefetin güçlenmesini sağlamış, güçlenen muhalefet ordu desteği ile 1960 darbesi gerçekleştirmiştir. 1960 darbesi ile Türkiye'de yeni bir dönem açılmıştır. Meydana gelen 27 Mayıs 1960 darbesinden sonra geçen 17 ay boyunca demokrasi sekteye uğramış 1961 seçimine kadar ülkeyi Milli Birlik Komitesi yönetmiştir. Oluşturulan yeni anayasa ve seçimler sonucu Türkiye'de ilk koalisyon hükümeti kurulmuştur.
Bâdiye (1919) gazetesinde edebî ve kültürel faâliyet
Bâdiye gazetesi Birinci Dünya Savaşı sırasında 1919'da İngilizlere esir düşen Türk askerleri tarafından Mısır'da Küveysna esir kampında çıkarılmıştırBâdiye günlük neşredilen bir gazetedir. İlk nüshası elimizde olmadığı için ilk sayısının ne zaman çıktığını tespit edemedik. Ancak İkinci nüshası 31 Teşrîn-i evvel [Ekim]1335/ 1919'da çıktığına göre günlük olarak yayımlanan bu gazetenin 30 Teşrîn-i evvel 1335\1919'da yayın hayatına başladığını söyleyebiliyoruz.Bâdiye gazetesi iki aydan fazla bir süre içinde toplam 60 sayı yayın hayatına devam etmiştirBâdiye'nin bütün sayıları elde edilememiştir. 1919'da yayımlanan bu gazetenin 36 sayısını Hakkı Tarık Us ve Atatürk Kitaplığı'ndan derleyebildik. 46-59 sayıları maalesef hiçbir kütüphanede bulunmamaktadır. Ulaştığımız sayıları elimizden geldiği kadar Latin harflerine aktarmaya ve değerlendirmeye çalıştık. Ancak silik ve yırtık olmasından dolayı okuyamadığımız kısımlar da oldu. Bunları orijinal haliyle metne ekledik.Bâdiye, siyasî yazıların ağırlık taşıdığı bir gazetedir. Bu gazetede haber, hikâye ve ilânlara de yer verilmiştirEsaretin boğucu ve sıkıntılı günlerinde esirler psikolojik sıkıntılardan bir nebze olsun uzaklaşmak için tiyatro ve futbol gibi çeşitli etkinlikler yapmışlardır. Birbirlerine destek olmaya ve vatanlarıyla bağlarını canlı tutmaya çalışan esir Türk askerlerinin, eğitim ve bilime gönül vererek Bâdiye'nin sayfalarında hukuk ve benzeri dersler verdiklerini de görüyoruz. .Mütareke ortamında çıkarılan Bâdiye gazetesi Türk subaylarının Mısır'dan Türkiye'ye bakışlarını yansıtan en önemli gazetelerden biridir. ?Bugün Türklük İçin Ne Yaptık?? başlığı altında Bâdiye gazetesi kendisine yayın politikası olarak milliyetçi-Türkçü bir çizgi belirlemiş ve daha çok bu yönde yazılar yayımlamıştır.Amacımız esaret altında yaşayan esir Türklerin Mısır'daki edebî ve kültürel hareketliliğini değerlendirmek tarihî, edebî ve kültürel açıdan araştırmacılara yardımcı olmaktır.