Çocuk istismarı-cinsel

Bu konu başlığı altında 107 tez

Yüksek LisansAçık ErişimTR

Tekirdağ Süleymanpaşa Aile Sağlığı Merkezlerinde sağlık çalışanlarının, çocuk istismarı ve ihmalinin belirti ve risklerini tanılama düzeyi ve etkileyen faktörler

Bu araştırma, Tekirdağ Süleymanpaşa İlçesinde Aile hekimliği biriminde görev yapan sağlık çalışanlarının çocuk ihmal ve istismarına yönelik bilgi ve farkındalık düzeylerini ve etkileyen faktörleri belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın evrenini Tekirdağ Süleymanpaşa aile hekimliklerinde çalışan 116 sağlık çalışanı oluşturmuştur. Araştırmada tüm sağlık çalışanlarına ulaşılması hedeflenmiştir. Ancak 22 sağlık çalışanı araştırmaya katılmak istemediklerini ifade etmişlerdir. Bu nedenle araştırma 94 sağlık çalışanı ile tamamlanmıştır. Araştırmanın bağımsız değişkeni olarak "Tanıtıcı Bilgi Formu" kullanılmıştır. Araştırmanın bağımlı değişkeni olarak ise "Çocuk istismarı ve ihmalinin Belirti ve Risklerinin Tanılanmasına Yönelik Ölçek Formu" kullanılmıştır. Araştırmada bulgularının değerlendirilmesinde yüzdelik dağılımlar, ortalama, ortanca, standart sapma kullanılmıştır. Sağlık çalışanlarının ölçek puanlarının normal dağılımının analizi için Shapiro-Wilk testi uygulanmıştır. Yapılan analiz sonucu veriler normal dağıldığı için parametrik testler kullanılmıştır. Buna göre bağımsız örneklemler için t- testi, Oneway Anova ve Pearson Korelasyon analizleri kullanılmıştır. Anlamlılık seviyesi olarak 0.05 kullanılmış olup, iki yönlü ve %95 Güven aralığında değerlendirilmiştir. Bu araştırmada, Çocuk İstismarı ve İhmalinin Belirti ve Riskleri Tanımlama Ölçeği'ne ait genel puan ortalamasının 3.86±0.30 olduğu belirlenmiştir. Araştırma sonuçları bu doğrultuda incelendiğinde katılımcıların çocuk ihmal ve istismarı konusunda ortalama bilgi düzeyine sahip oldukları tespit edilmiştir. Bu sonuçlar "Çocuk İhmal ve İstismarının Çocuktaki Fiziksel Belirtileri" alt boyutunda yüksek bilgi düzeyine sahip oldukları ve diğer alt boyutlar hakkında katılımcıların daha fazla bilgi edinmeleri gerektiği şeklinde yorumlanmıştır. Araştırma sonunda sağlık çalışanlarının çocuk ihmal ve istismarına yönelik bilgi düzeylerine yönelik gerekli görüş ve öneriler sunulmuştur.

Aile hekimliğiAile sağlığı merkeziCinsel istismar+6
Muaz Tepe
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Pediatri hemşirelerine verilen çocuk istismarı eğitiminin bilgi düzeylerine ve çocuk istismarını raporlamaya yönelik tutumlarına etkisi

Bu çalışma tek merkezli İzmir Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesinde çalışmakta olan pediatri hemşirelerin çocuk istismarı ile ilgili bilgi düzeylerinin belirlenmesi ve raporlamaya ilişkin tutumlarını ölçmek amacıyla yarı deneysel çalışma olarak gerçekleştirilmiştir. Çalışmaya toplam 60 hemşire katılım sağlamıştır. Çalışma verileri eğitim öncesi, eğitimden hemen sonra ve eğitimden 1 ay sonra olmak üzere 3 aşamada toplanmıştır. Bilgi düzeyini ölçmek için literatür taranarak çoktan seçmeli sorular hazırlanmış raporlama tutumunu ölçmek için Sağlık Çalışanlarının Çocuk İstismarını Raporlamaya Karşı Tutumlarını Belirleme Ölçeği kullanılmıştır. Veriler SPSS 24.0 istatistik programında değerlendirildi. Ölçeğin cronbach alfa katsayısı hesaplandı. p<0.05 istatistiksel olarak anlamlı kabul edildi. İstatistiksel analizde hemşirelerin çocuk istismar çeşitlerini tanımlayabilme durumu ilk değerlendirmede %18,3, ikinci değerlendirmede %68,3, üçüncü değerlendirmede %75,0 olduğu saptandı. Çocuğa yönelik istismar durumunu tanımada ve bildirimini yapmada kendisini yeterli görme durumu ilk değerlendirmede %15,0, ikinci değerlendirmede %35,0 ve üçüncü değerlendirmede %40'ının evet yanıtını verdiği saptandı. ÇİM'i bilme durumu değerlendirildiğinde ilk değerlendirmede %50, ikinci değerlendirmede %95, üçüncü değerlendirmede %96,7'si ÇİM'i bildiğini ifade etti. Çocuk istismarının bildirimi pediatri hemşirelerinin görev yetki ve sorumluluğu dahilinde olmasını bilme durumu değerlendirildiğinde ilk değerlendirmede %86,7, ikinci değerlendirmede %100, üçüncü değerlendirmede %100 olarak hesaplandı. Sağlık Çalışanlarının Çocuk İstismarını Raporlamaya Karşı Tutumlarını Belirleme Ölçeğinin eğitim öncesinde, eğitimden hemen sonra ve eğitimden bir ay sonraki toplam puan ortalamalarını karşılaştırıldığında istatistiksel olarak anlamlılık olduğu bulundu. (p=0.01). Araştırmanın sonucuna göre, verilen eğitimin bilgi düzeylerinde artış sağladığı, hemşirelerin eğitim sonrası raporlama konusunda kendilerini yeterli hissettikleri, yasal yükümlülükleri hakkında bilgi düzeylerinin arttığı ve raporlamaya karşı tutumlarının değiştiği gözlendi. Bu araştırma ile de görüldüğü gibi hizmet içi eğitimlerinin planlanması, uygulanması ve lisans eğitim programlarına çocuk istismarı konusu eklenerek hemşireler/ hemşire adaylarının bilgi düzeyleri arttırılmalı, raporlamanın hemşirenin yasal yükümlülüğü olduğunu öğretilmeli ve raporlama süreci hakkında bilgi sahibi olmaları sağlanmalıdır. Anahtar Kelimeler: Çocuk istismarı; pediatri hemşiresi; raporlama.

HemşirelerHemşirelikHemşirelik araştırmaları+6
Selenay Büşra Berk
Sanko University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Otizm Spektrum Bozukluğu olan bireylere çevrim içi cinsel istismarla başa çıkmada davranışsal beceri öğretiminin etkililiği

Bu araştırmada video görsel sahne sunumu ile desteklenmiş davranışsal beceri öğretiminin otizm spektrum bozukluğu tanısı olan bireylere çevrim içi cinsel istismarla başa çıkma becerisinin öğretimi üzerindeki etkililiğini incelemek amaçlanmıştır. Tek-denekli araştırma modellerinden katılımcılar arası yoklama denemeli çoklu yoklama modelinin kullanıldığı araştırmada 21-23 yaş aralığındaki üç erkek katılımcı ile çalışılmıştır. Araştırmanın başlama düzeyi ve yoklama oturumları çevrim içi ortamlarda, uygulama oturumları ise otizm spektrum bozukluğu tanısı olan bireylerin eğitim aldıkları kurumlarda gerçekleştirilmiştir. Araştırmada katılımcıların edindikleri çevrim içi cinsel istismarla başa çıkma becerisini farklı kişilere genelleyip genellemediklerini belirlemek üzere genelleme oturumları; edindikleri hedef beceriyi koruyup korumadıklarını belirlemek üzere ise öğretim oturumları sona erdikten iki ve dört hafta sonra izleme oturumları gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın bulguları tüm katılımcıların çevrim içi cinsel istismarla başa çıkma becerisini edindiklerini, edindikleri beceriyi farklı kişilere genellediklerini ve öğretim sona erdikten sonra da koruduklarını ortaya koymuştur. Araştırmada ayrıca öznel değerlendirme yaklaşımı benimsenerek katılımcılar, katılımcıların aileleri ve öğretmenlerinden sosyal geçerlilik verileri toplanmış ve hem katılımcıların hem de ailelerinin ve öğretmenlerinin hedef beceri, video görsel sahne sunumu uygulamasının model olma basamağında sunulduğu davranışsal beceri öğretimi ve elde edilen sonuçlarla ilgili genel olarak olumlu görüş bildirdikleri gözlemlenmiştir.

Başa çıkmaCinsel istismarDavranışsal beceri eğitimi+7
Çimen Oğur
Hacettepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İstismar mağduru çocuğun korunmasında bir uygulama: Çocuk İzlem Merkezi (ÇİM)

Çocuğun gelişiminde olumsuz etki yaratabilecek her türlü kasti ya da bilinçsiz tutum ve davranış istismar kavramı çerçevesinde ele alınabilir. İstismar türleri incelendiğinde cinsel istismar olgularında gerek çocuk ve gerekse aile açısından büyük travmalar ve belkide kapanmayacak derin izler bırakabildiği için acil müdahale gerektiren durumlardır. Tüm istismar türleri ve doğuracağı ağır travmatik durum gözönüne alındığında çocuklarımızın ikincil örselenmelerin ortadan kaldırılmasını sağlamak, çocuğa ve ailesine adli, tıbbi ve psikolojik destek vermek "Çocuk İzlem Merkezi" (ÇİM) çalışmamızın ana konusunu oluşturmaktadır. Araştırmamızın amacı, istsimar mağduru çocukların hukuk ve tıbbi (sağlık, sosyal, psikolojik) düzlemde örselenmeden Çocuk İzlem Merkezleri'nde alanında uzman kişilerce ve tek çatı altında gerekli işlemler yapıldıktan sonra hayata kazandırılması için neler yapılabileceği amaçlanmıştır. ÇİM' nde sağlıklı bir çalışma yürütülmesi için, mağdur ve yakınlarının yaşadıkları çirkin olay sonrası sığınabilecekleri bir kurum olduğunun, farkındalık kampanyaları başlatarak anlatılmalıdır. Kurumlar arasında koordinasyon ve işbirliği sağlanması, disiplinlerarası paylaşımlar, çocuğun haklarını ve yüksek çıkarlarını ön planda tutacak, sivil toplum kuruluşlarının hassasiyetinden ve tecrübelerinden de faydalanarak vakaların mağdur çocuk yararına sonuçlanmasında önemli bir katkı sağlayacaktır. Anahtar Kelimeler: Çocuk İstismarı, Çocuk Cinsel İstismarı, Çocuk İzlem Merkezleri.

Çocuk istismarıÇocuk istismarı-cinselÇocuk İzleme Merkezi
Canan Topdemir
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Cinsel istismar mağduru çocuğa meslek elemanı yaklaşımı: Süleymaniye Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Eğitim ve Araştırma hastanesi örneği

Çocuğun büyüme ve gelişmesini olumsuz yönde etkileyen her türlü davranış olarak tanımlanabilen çocuk istismarına, insanlık tarihi boyunca her kültürde rastlanmaktadır. Fiziksel istismar, cinsel istismar, duygusal istismar ve ihmal şeklinde görülür. Sık görülen ve önemli bir sağlık sorunu olmasına karşın, tanısında ve ilgili uzmanlık dallarıyla işbirliğinde çoğu kez yetersizliklerle karşılaşılmaktadır. Kanıtların eksikliği, yanlış bilgiler, kültürel ve geleneksel değerler istismarın göz ardı edilmesine yol açabilmektedir. Travma ancak çok ciddi boyutlarda olduğunda çocuk istismarı düşünülmektedir. İstismar göstergesi olan hafif bulgular atlandığında veya bildirimi yapılmadığında, yaşamsal önem taşıyan olumsuz sonuçlarla karşılaşılabilmektedir. Cinsel istismar bireylerde sadece fiziksel değil, psikolojik olarak da birçok soruna neden olmaktadır. Sağlık kuruluşlarında çalışan sosyal hizmet uzmanı, psikolog, çocuk gelişimcisi gibi meslek elemanlarının cinsel istismar olgusunun tanımını yapamadığı bu sebeple sosyal hizmet modellerini uygulayamadığı gözlemlenmiştir. Bu çalışmanın amacı topluma rehberlik, savunuculuk ve danışmanlık yapma görevi bulunan meslek elemanlarının sağlık kuruluşlarına başvuran cinsel istismar mağduru bireylere yaklaşımlarını, rol ve fonksiyonlarını ele almaktır.

Cinsel davranışCinsel tacizTedavi+3
Özgür Sağlam
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çocukluk çağı travmalarının akılcı olmayan inançlar ve psikopatolojik belirtiler ile ilişkisinin incelenmesi

Amaç: Bu çalışmada yetişkin bireylerin çocukluk çağı travmaları, akılcı olmayan inanç düzeyleri ve psikopatolojik belirti düzeyleri arasındaki ilişkilerin incelenmesi amaçlanmıştır. Yöntem: Online anket yöntemi ile 276'sı kadın, 130'u erkek olmak üzere toplamda 406 katılımcıya ulaşılmış olup katılımcılarının yaş ortalaması 27,34±7,49 (18-59)'dur. Örneklemin çoğunluğu kadın (%68), eğitim seviyesi (%77) ve aylık gelir seviyesi (%60), yüksek, anne eğitim (%51) ve baba eğitim (%51) seviyesi düşük, çocuklukta ebeveynleri ayrılmayan ya da boşanmayan (%83), çocuklukta esas bakımı annesi ve diğer aile üyeleri tarafından üstlenilen (%51) bireylerden oluşmaktadır. Çalışmada Sosyodemografik ve Aileye Ait Bilgiler Formu, Çocukluk Çağı Travma Ölçeği (ÇÇTÖ), Akılcı Olmayan İnançlar Ölçeği (AOİÖ) ve Kısa Semptom Envanteri (KSE) kullanılmıştır. Bulgular: Örneklemimizde ÇÇTÖ toplam puanın yanı sıra duygusal ihmal, fiziksel ihmal, duygusal istismar, cinsel istismar ve fiziksel istismar alt boyut puanları ile KSE toplam puanı ve obsesif-kompulsif belirti, somatizasyon, kişilerarası duyarlılık, depresyon, anksiyete, fobik anksiyete, paranoid düşünce ve psikotisizm alt boyut puanları arasında pozitif yönde anlamlı ilişkiler saptanmıştır. Diğer yandan katılımcılarımızda AOİÖ toplam puanı ile KSE toplam puanı ve alt boyutlardan obsesif-kompulsif belirtiler, somatizasyon, kişilerarası duyarlılık, depresyon, anksiyete, fobik anksiyete, paranoid düşünce ve psikotizm alt boyut puanları arasında pozitif yönde anlamlı ilişkiler gözlenmiştir. Örneklemimizde ÇÇTÖ toplam puanı, alt boyutlardan duygusal ihmal, fiziksel ihmal, duygusal istismar, cinsel istismar ve fiziksel istismar alt boyut puanları ile AOİÖ toplam puanı arasında pozitif yönde anlamlı ilişkiler saptanmıştır. Sonuç: Elde edilen bulgular yetişkin bireylerin, çocukluk çağı travma, akılcı olmayan inanç ve psikopatolojik belirti düzeyleri arasında pozitif yönde anlamlı ilişkiler olduğunu göstermektedir. Bu durum çocuklukta yaşanan travmaların erişkin hayattaki akılcı olmayan inanç ve psikopatolojik belirti düzeyi açısından önemli bir risk faktörü olabileceğini düşündürmektedir. Anahtar Kelimeler: Çocukluk Çağı Travmaları, Akılcı Olmayan İnançlar, Psikopatolojik Belirtiler, Bilişsel Çarpıtmalar, Çocukluk Çağı İhmal ve İstismar.

Akılcı olmayan inançlarBilişsel çarpıtmaPsikolojik belirtiler+6
Özgenur Kaya
Feyziye Schools Foundation Işık University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bir kamu üniversitesi hastanesinde tip 2 diyabetli/obez hastalarda yeme örüntüsü ve ruhsal travma öykülerinin kontrol grubuyla karşılaştırılması

Amaç: Bu çalışmanın amacı, tip 2 diyabetli/obez bireylerde yeme örüntüleri ile ruhsal travma öykülerinin kontrol grubu ile karşılaştırılması yapılarak, tip 2 diyabetli/obez bireylerde bu hastalıkların meydana gelmesinde yaşanan ruhsal travmanın ve yeme örüntüsünün etkisini değerlendirmektir. Metot: Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesi, İç Hastalıkları Anabilim Dalı Obezite Polikliniği'ne başvuran tip 2 diyabetli/obez olan, 18 yaş ve üstü 74 kişiye ve tip 2 diyabetli/obez olmayan, 18 yaş üstü 55 kişiye Ağustos-Eylül 2018 tarihinde anket uygulanmıştır. Veriler 19 soruluk Genel Bilgiler, Fiziksel Aktivite, Travma ve Ruhsal Geçmiş Öyküsü, Beslenme Alışkanlıkları anket formu ve 28 soruluk Çocukluk Çağı Travmaları Ölçeği'nin yüz yüze uygulanması ile elde edilmiştir. Bulgular: Erkek katılımcıların B.K.İ değeri ile cinsel istismar, toplam çocukluk çağı travma puanı, duygusal istismar, fiziksel ihmal arasında ve fiziksel ihmal ile bel çevresi değeri arasında anlamlı ilişki bulunmuştur. Kadın katılımcıların B.K.İ değeri ile travma sayısı, cinsel istismar arasında ve bel çevresi ile travma sayısı, cinsel istismar, toplam çocukluk çağı travma puanı arasında anlamlı ilişki bulunmuştur. Kadın ve erkeklerin birlikte değerlendirilmesi sonucu B.K.İ değeri ile travma sayısı, cinsel istismar, toplam çocukluk çağı travma puanı arasında ve bel çevresi ile travma sayısı, toplam çocukluk çağı travma puanı, cinsel istismar, fiziksel ihmal arasında anlamlı ilişki bulunmuştur. Kadın ve erkekler birlikte değerlendirildiğinde bel çevresi değerleri ile travma sayısı, cinsel istismar, toplam çocukluk çağı travma puanı ve HbA1c arasında anlamlı ilişki bulunmuştur. Ayrıca, vaka ve kontrol grubundaki bireylerin ortalama fiziksel aktivite süreleri haftalık önerilerin üzerinde görünmektedir. Sonuç: Ruhsal travma ile diyabet/obezite arasında bir ilişkinin var olması ile tip 2 diyabetli/obez bireylerde kan şekeri, total kolesterol, HDL-C ve trigliserit düzeylerinin normal aralık içinde kalmasını sağlamak önemlidir. Bu nedenle, beslenme konusunda desteğin yanında psikolojik olarak da destek sağlanması gerektiği söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Obezite, tip 2 diyabet, travma, ihmal, istismar

BeslenmeBeslenme alışkanlıklarıBeslenme incelemeleri+7
İrem Dürçek
Haliç University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Van ilinde çalışan sağlık çalışanlarının çocuk istismarına yönelik bilgi, tutum ve davranışları

Bu araştırmanın amacı sağlık çalışanlarının çocuk istismarı ve ihmali hakkında bilgi, tutum ve davranışlarının incelenmesidir. Çalışma grubunu Van İli Yüzüncü Yıl Üniversitesi Dursun Odabaş Tıp Merkezi ve Van il merkezindeki ASM'lerde çalışan doktor, hemşire, ebe ve ATT'lerden oluşan 251 gönüllü katılımcı oluşturmuştur. Araştırma kesitsel tanımlayıcı tipte bir anket çalışmasıdır. Çalışmamıza katılan sağlık çalışanlarının sosyodemografik özelliklerine ve çocuk istismarı ve ihmaline ait bilgi, tutum ve davranışlarına ilişkin verileri elde etmek amacıyla Sosyodemografik Bilgi Formu ile Çocuk İstismarı ve İhmalinin Belirti ve Risklerinin Tanılanmasına Yönelik Ölçek (ÇİİBRTYÖ) kullanılmıştır. Verilerin istatistiksel analizinde Tek Yönlü Varyans Analizi ve Duncan testinden faydalanılmıştır. Katılımcıların %52.5'i (n=132) doktor, %35.8'i (n= 90) hemşire, %7.9'u (n=20) ebe ve %3.1'i (n=8) ATT'dir. Araştırmaya dahil edilenlerin %52.9'u (n=133) kadın, %47.1'i (n=118) erkektir. Çalışmaya katılan sağlık çalışanları %41 (n=103) ile en çok 26-30 yaş aralığındadır. En az bir çocuğu olanlar toplam katılımcı sayısının %43.8'ini (n=110) oluşturmaktadır. Çocuk istismarıyla karşılaşan katılımcı oranı %53'tür (n=133) ve %57 (n=76) ile en çok fiziksel istismarla ardından %47 (n=63) ile cinsel istismarla, %45 (n=60) ile ihmalle, %27 (n=36) ile duygusal istismarla ve %14 (n=19) ile ekonomik istismarla karşılaşmışlardır. Araştırmamıza dahil edilen sağlık çalışanları istismar vakalarında kendilerini en çok zorlayan durum olarak %48.6 ile (n=90) ebeveynlerin tepkisini göstermişlerdir. Diğer zorlayan durumlar %32 ile (n=60) anamnez alma, %23 ile (n=43) fizik muayene, %20 ile (n=37) adli mercilere bildirme şeklinde sıralanmıştır. Katılımcılar çocuk istismarı vakalarında bildirim yapılacak yerler olarak en çok polis ve Çocuk İzlem Merkezi'ni seçmişlerdir. Çalışmamıza katılan sağlık çalışanları bildirim yapmadıkları takdirde bildirim yapmama sebebi olarak istismara uğrayan çocuğun bu süreçten zarar görebileceği endişesini %42 ile (n=63) ilk sıraya koymuşlardır. Diğer bildirim yapmama sebepleri %23 ile (n=34) tanı koymada kendine güvenmemesi, %23 ile (n=34) bildirim yapma prosedürünü tam bilmemesi, %12 ile (n=19) sosyal olarak başına gelebileceklerden kendini korumak istemesi olarak bulunmuştur. Çocuğun herhangi bir konudaki davranışını düzeltmek, yanlışını göstermek için çocuğa yüksek sesle konuşma, bağırma, hafif tokat atma vb. uygulamaların istismara gireceğini düşünenlerin ÇİİBRTYÖ'den aldıkları puanlar daha yüksek çıkmıştır ve istismar olmadığını düşünenlere göre istatistiksel olarak anlamlıdır (p<0.05). Cinsel istismara uğradığını bildiği bir hastası sonraki süreçte herhangi bir nedenle muayeneye geldiğinde ona karşı daha özenli, kibar olurum diyenlerin İÇÜFB, İİÇDB ve İÇÜB alt ölçeklerinde ortalama puanları daha düşüktür ve diğer hastalarıma nasıl muamele ediyorsam onlara da öyle ederim diyenlerle aralarındaki fark karşılaştırıldığında istatistiksel olarak anlamlıdır (p<0.05). Sonuç olarak çalışmamızdaki sağlık çalışanlarının çocuk istismarı ve ihmali konusunda bilgilerinin yetersiz ve bildirim oranlarının bir takım nedenlerden dolayı tam olmadığı belirlenmiştir. Özellikle fiziksel ve cinsel istismar gibi bariz bulguları olmayan duygusal ve ekonomik istismar ile ihmalin de belirlenerek gerekli koruyucu tedbirlerin alınması gerektiği üzerinde de durulmalıdır. Birinci basamakta hizmet veren aile hekimliği uzmanları, aile hekimleri ve aile sağlığı çalışanları topluma en kolay ve direkt ulaşabilen sağlık çalışanları olduğu için istismardan korunma, tanı, tedavi ve bildirim konularında daha yetkin olmaları, daha dikkatli bir şekilde bu konunun üzerinde durmaları gerekmektedir. Bunun sağlanabilmesi için mezuniyet öncesi ve sonrası eğitimlerle birinci basamak sağlık çalışanlarının çocuk istismarı ve ihmaline yönelik farkındalık ve bilgi düzeylerinin arttırılması, bildirimde bulunmama sebeplerinin çözümüne yönelik adımların atılması ayrıca toplumun bu konuda duyarlılığını arttırmak için öncelikle birinci basamakta halka yönelik eğitimlerin yapılması gerekmektedir.

Bilgi düzeyiDavranışSağlık personeli+6
Alaaddin Sarıyar
Van Yüzüncü Yıl Üniversity
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sosyal çalışmacı ve adli tıp uzmanları gözlemlerine göre çocuk cinsel istismarında ikincil mağduriyetin sebeplerini inceleme

Çocuk cinsel istismarı geçmişte olduğu gibi günümüzde de insan hayatını etkileyen en önemli hususlardan biri olmaya devam etmektedir. İstismara uğrayan çocukların mağduriyetlerini azaltmak amacıyla kurulan kurumların da mağdur çocuklarda ikincil mağduriyete neden olduğu gözlemlenmektedir. Cinsel istismara uğramış çocukların adli süreç içerisinde deneyimledikleri ikincil mağduriyetin sebeplerini belirlemek ve analiz etmek amacıyla bu çalışma planlanmıştır. Araştırmanın özneleri, çocuk izlem merkezleri, adli görüşme odaları, adliye ve Adli Tıp Kurumu'nda cinsel istismara uğramış çocuklarla direkt görüşme sağlayan 110 adet sosyal çalışmacı ve 100 adet adli tıp hekiminden oluşmaktadır. Tez çalışmasına sosyal çalışmacılardan 65 kadın (%59,1) 45 erkek (%40,9) olmak üzere yaşları en az 24 ve en çok 65 olan toplamda 110 kişi katılmıştır. Adli tıp hekimlerinde ise yaşları en düşük 27 en yüksek 59 olan 50'si kadın 50'si erkek olmak üzere 100 kişi katılmıştır. Veri toplama aracı olarak bilgilendirilmiş onam formunun ardından her iki grup için de ayrı ayrı hazırlanmış kişisel bilgi formu kullanılmıştır. Ayrıca araştırmacı tarafından literatür doğrultusunda ikincil mağduriyet oluşturabilecek risk faktörleri belirlenerek sosyal çalışmacılar ve adli tıp uzmanlarının deneyimlerinden yararlanarak bir kısmının 5'li likert tipi, bir kısmının evet/hayır, çoktan seçmeli ve açık uçlu soruların oluşturduğu anket formu kullanılmıştır. Örnekleme gönüllülük esasına dayalı oluşturulmuş, online ve çevrimiçi şekilde gelişigüzel örnekleme yöntemi veriler toplanmıştır. Katılımcıların bilgileri doğrultusunda frekans analizi, bağımsız örneklem t testi ve chi-square testleri ile analizler tamamlanmış olup, açık uçlu sorular da nitel kapsamda değerlendirilmiştir. Çalışma sonucunda kadın ve erkek katılımcılar arasında genel olarak anlamlı farklılıklar sıklıkla bulunamamış olsa da belirlenen ikincil mağduriyet nedenlerinin birçoğunun günümüzde devam ettiği görülmüştür.

Adli psikolojiAdli tıpCinsel istismar+4
Merve Yorulmaz
İstanbul University-Cerrahpaşa · Adli Tıp ve Adli Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çocuk ihmal ve istismarı ile ilgili yasal düzenlemelerin sosyoloji analizi

Çocuk istismar ve ihmali, aileleri ve toplumları özellikle de çocukları oldukça etkileyen, üzerinde önemle durulması gereken sosyal bir sorundur. Toplumların temeli çocuklardır. Gelecekte sağlıklı toplumların var olması da ancak sağlıklı yetişen çocuklara bağlıdır. Yapılan araştırmalar çocukların maruz kaldıkları istismar ve ihmal nedeniyle fiziksel, davranışsal, duygusal ve psikolojik olarak birçok sorunla karşılaştıklarını göstermektedir. Yaşamış oldukları bu sorunlar, ayrıca yetişkinlik döneminde psikolojik ve davranışsal bozukluklar göstermelerine neden olmaktadır. Bu nedenle çocuklukta maruz kalınan istismar ve ihmal olaylarının hem bugünün çocuğu hem de geleceğin yetişkini üzerinde olumsuz etkileri olabilmektedir. Çocuk istismarı ve ihmali, her ne kadar geçmişten gelen bir sorun olsa da toplumun bilgi düzeyinin artması ve insanların bu konuya ilişkin bilinç seviyesinin yükselmesiyle her geçen gün daha fazla su üstüne çıkan bir sorun haline gelmiştir. Bu konuya ilişkin kitap ve dergiler yazılmış, medya yayınları oluşturulmuştur. Aynı zamanda seminer ve konferanslar düzenlenerek konunun daha rahat bir biçimde ifadesi sağlanmıştır. Özelikle de "norm dışı" olarak vasıflandırılan çocuğun cinsel istismarı konusunda günümüzde hem çocuğun kendisi ve ailesinin psikolojisi düşünülerek psikolojik yardım alma yoluna gidilmekte hem de ilgili konu adli makamlara taşınarak çocuğun mağdur olma hakkı bilinç sahibi aileler ile birlikte aranmaktadır. İstismar ve ihmal kavramları, sık olarak birbirine karıştırılmakla beraber bu kavramlar çeşitli davranışları içermektedir. Çocuk istismarı duygusal, fiziksel, cinsel ve ekonomik; çocuk ihmali ise fiziksel, duygusal ve eğitimsel olarak sınıflara ayrılmaktadır. Çocuk istismarı, ebeveyn veya bakıcı gibi bir yetişkinin çocuklara uyguladığı, toplumsal normlar ve uzman kişiler tarafından uygunsuz ya da zarar verici olarak nitelendirilen, çocuk gelişiminde engel teşkil eden veya gelişimini kısıtlayan fiillerin hepsi olarak tanımlanmaktadır. İhmal ise çocukların fiziksel veya psikolojik gereksinimlerinin devamlı olarak karşılanmaması halinde, bu durumun çocuğun gelişiminde ya da sağlığında önemli problemler ortaya çıkarması olarak tanımlanır. İhmal, ebeveynin veya bakıcının çocuğu fiziksel tehlikeden korumak için ona uygun yemek, kalacak yer, kılık-kıyafet olanakları sağlayamaması ya da gereken sağlık imkanlarından mahrum bırakması biçiminde şeklinde ifade edilmektedir. Bunun yanı sıra ihmal, çocuğun temel duygusal gereksinimlerine de ilgi göstermemeyi içermektedir. Çocuk ihmali ve istismarı konusunda son zamanlarda toplumda bir duyarlılık artışı görülmektedir. Bu konudaki duyarlılık artışı, temelde çocuk ihmali ve özellikle istismarının artışına değil, çocuklar üzerinde yetişkinlerin sorumluluğunun artmasına bağlanabilir. Çocuk araştırmalarının gelişimi, çocuk sorunlarının azalmasına henüz katkı sağlayamasa da kamuoyunda çocuk sorunlarına yönelik ilginin artmasını sağlayabilmiştir. Her ne kadar hukukî olarak çocuk ihmal ve istismarına yönelik yasalar çıkarılarak caydırıcı nitelikte cezalar uygulansa da sorunun çözüme kavuşmadığı ve artmaya devam ettiği görülmektedir. Bu durum, sosyolojik olarak incelenmeye değerdir. Nitekim bu tez de, Türkiye'deki çocuk ihmal ve istismarına yönelik yasal düzenlemelerin sosyolojik analizi yapılmak üzere hazırlanmıştır.

Cinsel istismarDuygusal istismarFiziksel istismar+5
Büşra Özmen
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
DoktoraAçık ErişimTR

Babaları tarafından cinsel istismara maruz bırakılan kız çocuk annelerinin öznel yaşantılarının nitel olarak incelenmesi

Çocuğa karşı şiddet, bir insan hakkı ihlalidir. Çocuk üzerinde kısa ve/veya uzun süreli etkileri bulunabilmektedir. Maruz bırakılan şiddet sadece çocuğu değil, aynı zamanda ailedeki diğer bireyleri etkileme olasılığına sahiptir. Bu tez çalışması kapsamında aile içinde cinsel istismara maruz bırakılan kız çocukları annelerinin öznel deneyimleri derinlemesine araştırılması amaçlanmıştır. Babaları tarafından cinsel istismara maruz bırakılan kız çocuğu olan üç anneyle yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Bu görüşmelerde annelerin istismar açığa çıkmadan önceki dönemde mevcut şüpheleri, istismar açığa çıktıktan sonra duygusal ve davranışsal tepkileri, süreçte nelerle ilgili olarak zorlandıkları ve çocuklarına ilişkin gözlemlerini içeren sorulara yanıt aranmıştır. Görüşmeden elde edilen veriler Yorumlayıcı Fenomenolojik Analiz (YFA) ile değerlendirilmiştir. Yapılan analiz sonucunda (1) İstismarın yaşanmasına zemin hazırlayan mevcut risk etmenleri" üst teması "Cinsel istismar öncesinde aile içi şiddetin olması", "Kök aile desteğinin olmaması", "Gönüllü yapılmayan evlilik", "Çocuğun evliliğin kurtarıcısı olarak görülmesi" ve "Kadın ve eş rolüne ilişkin yargılar ve yüklemeler" alt temaları ile; (2) İstismarın gün yüzüne çıkması üst teması "Annenin şüphelenme süreci: Acaba bu doğru olabilir mi?", "Adli süreçleri başlatmayı engelleyen tehditler" ve "Çocuğun istismarı saklama sebeplerinden biri: Annem üzülmesin" alt temaları ile; (3) İstismarın sürecinde anne olmak üst teması "İstismar sürecinde annelerin hissettikleri", "Annelerin çocuklarını ve kendilerini koruma çabası" ve "İstismar yaşantısının annelerin sağlığına yansıması" alt temaları ile; (4)"Annenin gözünden bu süreçte çocukta gelişen psikolojik sorunlar" üst teması; (5)"İstismar yaşantısı ortaya çıktıktan sonra süreci zorlaştıran etmenler" üst teması "Sosyal ve kurumsal destek yoksunluğu", "Sisteme güvensizlik" ve "Hukuki sürecin zorluğu ve uzunluğu" alt temaları ile beş üst tema elde edilmiştir. Elde edilen bulgular, alanyazın doğrultusunda tartışılmıştır. Anahtar Sözcükler: Baba kız cinsel istismarı, aile içi cinsel istismar, istismar sürecinde anne olmak, yorumlayıcı fenomenolojik analiz, nitel analiz

Aile içi ilişkilerAnnelerAnnelik+4
Özge Şahin
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kötü muameleye maruz kalan ergenlerde öz-yeterlik çalışmaları: Bir sistematik derleme

Çocukluk çağı kötü muamelesi ve öz-yeterlik arasındaki ilişkinin altında yatan psiko-ilişkisel süreçlerin tespit edilmesi, bu sorunun çözümüne katkı sağlanması bakımından oldukça önemlidir. Bununla beraber kötü muameleye maruz kalan ergenlerin dahil edildiği ve öz-yeterlik düzeylerine etki eden faktörlerin değerlendirildiği çalışmalar oldukça sınırlıdır. Bu araştırma ile kötü muameleye maruz kalan ergenlerde öz-yeterliğe etki eden faktörlerin tespit edilmesi amaçlanmıştır. Sistematik derleme metodolojisinin kullanıldığı bu araştırmada veriler, anlatı sentezi/öyküsel anlatı yöntemiyle analiz edilmiştir. Literatür taraması PubMed, Web of Science (WoS) ve Scopus elektronik veri tabanlarında; Medical Subject Headings (MeSH)'e uygun İngilizce kelime ve kelime grupları şeklinde "adolescence, maltreatment, abuse, neglect, sexual abuse, emotional abuse, physical abuse, psychological abuse, violence ve self-efficacy" anahtar kelimelerinin çeşitli kombinasyonları kullanılarak yapılmıştır. Çalışmaya 01 Ocak 2015 ile 15 Kasım 2020 tarihleri arasında yayınlanmış, nicel araştırma deseninde ve yayın dili İngilizce olan makaleler dahil edilmiştir. Literatür taraması sonucunda elde edilen çalışmalar (n=820) öncelikle başlıklarına ve özetlerine göre tasnif edilerek EndNote X7 programına kaydedilmiştir. Daha sonra yine aynı program aracılığıyla tekrar eden çalışmalar (n=311) elenmiştir. Elde edilen 509 çalışma dahil edilme kriterlerine uygun olarak sırasıyla; başlık (n=353) ve özet taraması (n=106) neticesinde elenmiştir. Tam metin incelemesine karar verilen (n=50) çalışmalardan, seçme kriterleri (dahil edilme ve hariç tutulma) dışında kalan çalışmalar (n=31) ve tam metinlerine ulaşılamayan (n=4) çalışmalar elenmiştir. Tam metinler üzerinde yapılan inceleme sonucunda; kötü muameleye maruz kalan ergenlerde öz-yeterliğe etki eden faktörlerle ilgili sonuç bildiren toplam 15 çalışma analize dahil edilmiştir. Araştırmada kullanılan veri çekme aracı (kod cetveli) araştırmacılar tarafından oluşturulmuştur. Araştırma bulguları; çocukluk çağı kötü muamelesi, istismar şiddeti, cinsel istismar, cinsel istismarın şiddeti, fiziksel istismar, duygusal (psikolojik) istismar, duygusal ihmal, romantik ilişkilerde kendini susturma stratejileri (bölünmüş benlik ve kendini susturma), travma sonrası stres bozukluğu (TSSB) semptomatolojisi, ebeveynler arası partner şiddetine tanıklık etme, depresyon, artan duygu düzenleme güçlüğü, artan alkol problemi, içselleştirme semptomları (depresyon, anksiyete, TSSB) ve algılanan stres faktörlerinin öz-yeterlik üzerindeki olumsuz etkisini ortaya koymaktadır. Ayrıca araştırma bulguları; duygu düzenleme stratejilerinin (yeniden değerlendirme ve bastırma), öfke kontrolünün, benlik saygısının, sosyal desteğin, travma odaklı bilişsel davranışsal terapi müdahalesinin, aktif başa çıkma becerisinin ve algılanan aile desteğinin öz-yeterliği artırmakta etkili faktörler olduğunu göstermektedir. Bu sistematik derleme araştırmasıyla; geçmişte kötü muameleye maruz kalmış olan ergenlerde öz-yeterliğin koruyucu doğasına ilişkin kanıtların bulunduğu; ancak mevcut bulguları doğrulamak için daha fazla araştırmaya ihtiyaç duyulduğu sonucuna varılmıştır. Bu bağlamda, daha fazla deneysel ve boylamsal çalışmaların üretilmesi ve çalışma sonuçlarının uluslararası rehberlere uygun olarak raporlanması önerilmektedir. Anahtar Sözcükler Kötü muamele, İhmal, Cinsel istismar, Fiziksel istismar, Duygusal (Psikolojik) istismar, Öz-yeterlik, Ergenlik dönemi, Sistematik derleme

Duygusal istismarErgenlerKötü muamele+5
Melike Türkmen
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Cinsel istismara maruz kalan çocukların algıladıkları stres ve depresyon düzeyleri arasındaki ilişkinin sosyal hizmet açısından incelenmesi

Türkiye'de cinsel istismara maruz kalan çocukların adli ve tıbbi işlemlerinin tek seferde alanında uzman kişiler tarafından yapılması amacıyla 2010 yılında Çocuk İzlem Merkezleri (ÇİM) kurulmuştur. Çocuk İzlem Merkezlerinde çocukların adli ve tıbbi işlemleri yapılıp, çocukların ihtiyaçlarına uygun sosyal hizmet müdahaleleri gerçekleştirilmektedir. Bu araştırma cinsel istismara maruz kalan çocukların stres ve düzeylerini ortaya koyma, çocukların stres ve depresyon düzeylerini etkileyen faktörleri inceleme ve cinsel istismara maruz kalan çocuğu sosyal hizmet yaklaşımları çerçevesinde değerlendirmeye odaklanmaktadır. Araştırmanın örneklemini; Samsun Çocuk İzlem Merkezi'nde adli ve tıbbi işlemleri 2018-2019 yıllarında yapılmış olan, yaşları 12-18 arasında değişen çocukların dosyaları oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak "Yarı Yapılandırılmış Veri Toplama Formu", "Algılanan Stres Ölçeği ve "Beck Depresyon Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmanın yöntemi nicel araştırma deseniyle hazırlanmıştır. Çocuk İzlem Merkezinde ifade işlemleri yapılan çocukların dosyalarına ait gözleme dayandığı için özü itibariyle kesitsel bir araştırmadır. Araştırma, 2018-2019 yıllarına ait Samsun Çocuk İzlem Merkezinde ifade işlemleri yapılan tüm çocukların dosyaları araştırmanın evreni olması doğrultusunda retrospektif bir yöntemle ele alınmıştır. Araştırma kapsamında 114 cinsel istismar mağduru çocuğun dosyasına ulaşılmıştır. Araştırma sonuçları sistematik bir dizin çerçevesinde oluşturulmuştur. Araştırmanın en önemli sonuçlarından bazıları; kardeş sırasının cinsel istismara maruz kalmada etkili olduğu, kardeş sırasının cinsel istismar türüyle anlamlı bir şekilde farklılık gösterdiği ve kardeş sırasının cinsel istismarın etkileri açısından da önemli olduğu, araştırma kapsamında ele alınan dosyalarda ensest dosya sayısının da araştırmada anlamlı büyüklükte olduğudur.

Beck Depresyon ÖlçeğiCinsel istismarDepresyon+7
Fatih Kurşun
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
DoktoraAçık ErişimTR

Türkiye'de cinsel istismara uğrayan çocuklara yönelik hizmet ve uygulamaların değerlendirilmesi: Bir model önerisi

Bu araştırmanın amacı Türkiye'de çocuk cinsel istismarı uygulamalarını analiz ederek daha iyi uygulamalar için öneriler sunmaktır. Akademisyenler, hükümet dışı örgüt temsilcileri ve farklı alanlarda çalışan kamu temsilcileri aracılığıyla çocuk istismarı politika ve uygulamaları değerlendirilerek güçlü ve geliştirilmeye açık yanlar ortaya konmuştur. Ayrıca İngiltere, İsveç ve Hollanda'daki uygulamalar ile Türkiye'deki uygulamalar karşılaştırılmıştır. Niteliksel araştırma modeliyle tasarlanan araştırmada, yarı yapılandırılmış görüşme formu aracılığıyla Türkiye'de bu konu ile ilgili çalışan akademisyenler, kamu temsilcileri, hükümet dışı örgüt temsilcilerinden oluşan 52 katılımcı ile Ekim 2017 - Mayıs 2018 tarihleri arasında derinlemesine görüşme yapılmıştır. Araştırmanın sonucunda; Çocuk İzlem Merkezinin dokunma olmayan cinsel istismar mağduru çocuklara hizmet vermemesi, ÇİM'de ifadesi alınan çocuğun AGO'da yeniden ifadesinin alınması gibi uygulamaların çocuğun ikincil mağduriyetine yol açabildiği, ÇODEM'lerde bakım altında olan çocukların psikiyatrik tedavilerinin yürütülmesi gerektiği gibi pek çok konu ortaya konmuştur. Tüm bu eleştirel analiz, geliştirilen öneriler, farklı ülke örnekleri ve araştırmacının fikirleri doğrultusunda daha iyi işleyen, sistemler arası koordinasyon ve iletişime olanak tanıyan bir çocuk koruma modeli önerilmiştir. "Çocuk Koruma ile Tedbir Kararları Koordinasyon ve İzleme Birimi" adı verilen bu birim aracılığıyla çocuk koruma ve tedbir kararlarının uygulanması, izleme ve takip mekanizmaları bir sisteme bağlanmıştır. Cinsel istismarın tedavi ve rehabilitasyon sürecinde gündüz kliniği modeli tartışmaya açılmıştır. Bakım kuruluşuna alternatif bir koruyucu aile modeli önerilmiştir. Anahtar Sözcükler: çocuk, çocuk istismarı, çocuk cinsel istismar politikaları, çocuk cinsel istismarı uygulamaları, sosyal hizmet.

Cinsel saldırı suçuSosyal hizmetlerÇocuk istismarı+4
Hilal Kök
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

0-6 yaş istismar ve ihmalin tanılanmasında ebelere verilen eğitimin etkinliğinin değerlendirilmesi

Amaç: Bu çalışma, ebelerin 0-6 yaş çocuk istismarını ve ihmalini tanılamaları ve gereken önlemleri alabilmeleri için verilen eğitimin etkinliğinin değerlendirilmesi amacıyla yapılmıştır. Yöntem: Çalışma, 15 Ocak 2019-22 Şubat 2019 tarihleri arasında, İzmir İl Sağlık Müdürlüğü Bornova ilçesinde Aile Sağlığı Merkezlerinde çalışan ebelerle yapılan eğitsel müdahale tipinde bir araştırmadır. Araştırmada örneklem seçimi yapılmamış, tüm evrene ulaşmak planlanmış, 73 ebe araştırmaya katılmayı kabul etmiştir. Ebelere tanımlayıcı ve sosyo-demografik bilgileri içeren bir anket formu (Ek 2) ile Ön Test- Son Test (Ek 3) uygulanmış ve "0-6 Yaş İstismar Ve İhmali" Eğitim Sunumu (Ek 4) yapılmıştır. Veriler SPSS 16.0 programında kodlanarak analiz edilmiştir. Verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistikler (sayı, yüzde, ortalama, ortanca, standart sapma, minimum ve maksimum değerler), çapraz tablo, ki kare testi, Kolmogorov-Smirnov testi, Wilcoxon testi Mann-Whitney testi Kruskal-Wallis testi ve Sperman korelasyon analizleri yapılmıştır. Güven aralığı %95 (p=0.05) olarak belirlenmiştir. Bulgular: İzmir Bornova'da T.C.Sağlık Bakanlığına bağlı ASM ve TSM'lerde ortalama 9.14±7.869 yıldır (min=1-max=38) görev yapan, yaş ortalaması 39.78±8.162 (min=20-max=57) olan ve ortalama 225.11±107.651 (min=81-max=653) çocuğa hizmet vermiş olan ebelerin katıldığı çalışmada, ebelerin istismar veya ihmalle karşılaşma durumları %19.2 olarak belirlenmiştir. Araştırmaya katılan ebelerin; 20 fiziksel, 13 duygusal, 1 cinsel istismar, 5 de ihmal şüphesi olmak üzere toplam 39 vakadan şüphelendikleri fakat çalışmanın yapıldığı zamana kadar sadece 3 bildirimin yapılmış olduğu saptanmıştır. Ebelerin %56.2'si konuya ait yeterli kanıt olmaması gerekçesi ile bildirim yapmadığını, %89.0'u bir ebenin çocuk istismar ve ihmalini tanılayabileceğini, %91.89'u kanunlara göre ebelerin çocuk istismar ve ihmalini bildirmek zorunda olduklarını ve %43.8'i eksik bilgilerini tamamlamak amacıyla S.B.'nın bu konuda standart eğitimler planlaması gerektiğini belirtmiştir. Ebelerin 0-6 yaş istismar ve ihmali tanılama ve bildirme ile ilgili bilgi düzeylerini ölçmek için verilen eğitimden önce uygulanan ön testten 65.92±8.33 puan (min:48-max:88), son testten 77.92±9.82 puan (min:52-max:92) aldıkları ve istatistiksel olarak yapılan Wilcoxon analizinde öntest ile sontest arasındaki puan farkının anlamlı olduğu (p<0.05) saptanmıştır. Sonuç: Ebelerin hizmet verdikleri önemli bir popülasyonu oluşturan çocuklar, gelişimsel dönem özellikleri nedeniyle istismar ve ihmale oldukça açıktırlar. Sağlık profesyonelleri de dahil olmak üzere, istismar ve ihmalin tanılanması, şüphelenilmesi ve bildiriminin yapılmasını etkileyen başta bilgi düzeyi (nasıl, nereye vb bildirim) olmak üzere çok çeşitli faktörler bulunmaktadır. Çalışmamızda ebelerin 0-6 yaş istismar ve ihmali tanılama ve bildirme ile ilgili bilgi düzeylerini ölçmek için verdiğimiz eğitimden önce ve sonra ebelerin aldıkları puan farkının anlamlı olması (p<0.05) verilen eğitimin etkinliğini ortaya koymaktadır. Ebeler istismar ve ihmal vakalarını tanılayabilir, kurumlar arası işbirlikleri ile düzenlenecek eğitim programları sayesinde eksik bilgilerini en aza indirilebilirler. Böylece gelişmiş ülkelerde olduğu gibi çocuk istismarı ve ihmali konusunda ortak bir değerlendirme ve müdahale ağı kurulmasında öncü rol oynayabilirler. Anahtar Kelimeler; çocuk; istismarı ve ihmali; çocuğa kötü muamele; ebelik

EbelerEbelikKötü muamele+5
Sezin Keziban Gürsu
Ege University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Erken ergenlik döneminde çocuk cinsel istismarını önleme programının etkililiğinin incelenmesi

Ergenlik fiziksel ve zihinsel değişimlerin yanında beden, cinsiyet ve cinselliğe odaklanılan bir dönemdir. Bu dönemde daha önceki cinsel istismar yaşantısı tekrar değerlendirilir ve ergen bu yaşantıyı kendine itiraf eder. Bu nedenle ergenlileri sağlıklı cinsel davranış ve cinsel istismar konusunda bilgilendirmek önemlidir. Bu programın amacı, erken ergenlik döneminde istismar önleme programının etkililiğini değerlendirmektir. Bu program araştırmacılar tarafından geliştirilmiş, 6 hafta boyunca haftada 80 dakika olmak üzere uygulanmıştır. Altı modülden oluşmaktadır. Bunlar; tanışma ve ergenlik, toplumsal cinsiyet/ biyolojik cinsiyet güvenli ve güvensiz ilişkiler, cinsellik, istismardan korunma yöntemleri, istismarı önleme tekniklerinin problem çözme ile değerlendirilmesi, sanal istismar ve korunma yöntemleridir. Program tezi yazan araştırmacı tarafından 5 ve 6. Sınıf öğrencilerine uygulanmıştır (n=232). Eğitim grubu (n=60), karşılaştırma grubu (n=81) ve ikinci karşılaştırma grubu (n=91) olmak üzere üç grup bulunmaktadır. Katılımcıların yaşları 9-13 aralığında değişmektedir. Katılımcılar, Bilgi Formu, Duygusal Farkındalık Değerlendirme Anketi, Ergenler için Sosyal Kaygı Ölçeği, Cinsel Sağlık Bilgi ve Tutum Envanteri, Güvenli ve Güvensiz Durum Değerlendirme Formu, Sanal İstismar Bilgi Ölçeği formlarını yanıtlamışlardır (Eğitim grubundan ek olarak izlem ölçümü de alınmıştır. Diğer gruplar bu formları ön test ve son test olarak doldurmuşlardır). Ebeveynler ise demografik bilgiler ve olası olumlu/olumsuz yan etkileri içeren Ebeveyn Formu doldurmuşlardır. Ergenlerin istismardan korunma bilgi ve becerilerinin arttığı ve programın olumsuz yan etkisinin olmadığı görülmektedir. Yapılan analizlere, göre istismar, ergenlik bilgisi, cinsel eğitim, toplumsal cinsiyet konularında eğitimin yeterli olduğu, sanal istismar, hayır deme ve karar verme, arkadaşlık ilişkileri ve romantik ilişkiler bakımından geliştirilmesi gerektiği düşünülmektedir. Anahtar Sözcükler: Çocuk cinsel stismarı, önleme, ergenlik, cinsel eğitim

Erken ergenlikGelişim psikolojisiÇocuk istismarı-cinsel
Duygu Eslek
Ege University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Bir üniversite hastanesine yönlendirilen adli olguların psikososyal, psikiyatrik ve adli özelliklerinin retrospektif olarak değerlendirilmesi

Amaç: Çalışmamızın amacı adli polikliniğimize adli makamlar tarafından rapor düzenlenmesi için yönlendirilen olguların psikososyal, psikiyatrik ve adli özelliklerinin değerlendirilerek çocuk ve ergenlerin suça maruz kalma ya da suç işleme açısından risk altında olduğu durumların saptanmasıdır. Yöntem: Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Adli Polikliniği'ne adli makamlar tarafından rapor düzenlenmesi için yönlendirilen ve 01.06.2012-29.02.2016 tarihleri arasında adli kurul tarafından değerlendirilip rapor düzenlenen 4-18 yaş arasındaki 750 olgudan randomize olarak seçilen 150 olgunun tarafımızca düzenlenen dosyaları taranmıştır. Olguların yaş, cinsiyet, eğitim düzeyleri, aile özellikleri ve yaşam koşulları başta olmak üzere sosyodemografik özellikleri, karşılaştıkları adli süreçler, adli makamların istekleri ve yaşadıkları adli olayların sonrasında ortaya çıkan psikiyatrik sorunlar dökümente edilmiştir. Olgular cinsel istismar, suça sürüklenen çocuk ve diğer grup olmak üzere 3 ana grupta toplanmış, yukarıda bahsedilen sosyodemografik, psikiyatrik ve adli durumları için gruplar arasında değerlendirme yapılmıştır. Bulgular: Cİ grubunda kız cinsiyet daha fazla iken, SSÇ grubunda erkek cinsiyetin daha fazla olduğu belirlenmiş ve gruplar arasında cinsiyet dağılımı açısından anlamlı fark saptanmıştır (p<0,001). Cİ grubunda kızların 5-18 yaş aralığında ve yaş ortalamasının 13,12±3,54, erkeklerin 6-18 yaş aralığında ve yaş ortalamasının 11,42±3,63 olduğu; SSÇ grubunda ise kızların 14-16 yaş aralığında ve yaş ortalamasının 14,83±0,75, erkeklerin 13-18 yaş aralığında ve yaş ortalamasının 15,13±1,31 olduğu görülmüştür. SSÇ grubunda yaş ortalamasının Cİ grubunun yaş ortalamasından daha yüksek, olay öncesinde psikiyatrik hastalık varlığının daha fazla, anne eğitim düzeyinin ise daha düşük olduğu görülmüş; istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmıştır (p<0,001). Cİ grubunda %45,4 sıklıkta psikiyatrik hastalık saptanmış; bunlardan en sık görüleni %21,6 MDB, ikincisi ise %17,5 TSSB olmuştur. Cİ olgularının %66'sında ruh sağlığında kalıcı bir bozulma saptanmamıştır. SSÇ grubunda WISC-R testi sözel, performans ve total IQ puanlarının üçünde de diğer gruplara kıyasla daha düşük olduğu, mental retardasyonun da aynı şekilde daha fazla olduğu saptanmıştır. Sonuç: Çalışmamızda Cİ ve SSÇ grubu arasında; cinsiyet, yaş, zeka kapasitesi, birlikte yaşadığı kişi sayısı, olay öncesinde psikiyatrik hastalık varlığı ve anne eğitim düzeyi açısından anlamlı fark saptanmış; diğer özelliklerde ise anlamlı bir fark saptanmamıştır.

Adli psikiyatriCinsel bozukluklarCinsel suçlar+7
Selcen Sümeyra Güney Uzunköprü
Ege University
2016
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Çocukluk çağı şizofreni ve bipolar bozukluk hastalarında istismar-çocukluk çağı travmaları

Her dört çocuktan biri 18 yaşında önce travmatik bir deneyim yaşamaktadır. Bu travmatik yaşantılar cinsel, fiziksel, duygusal istismar veya fiziksel ve duygusal ihmal şeklinde olabilmektedir. Çocuk istismarı ve ihmali dünyanın her yerinde rastlanan, konunun üzerine gidildikçe sıklığının oldukça fazla olduğu anlaşılan bir durumdur. Psikiyatrik hastalıkların da istismar ve ihmallerin ilişkisi klinisyenler tarafından iyi bilinmektedir. Bipolar bozukluk oldukça yüksek kalıtım oranlarına sahip olmakla birlikte psikososyal stresörlerin ilk ve takip eden atakların ortaya çıkmasında etkili olduğu düşünülmektedir. Erişkin başlangıçlı şizofrenide de varsanılar ve sanrılar gibi psikotik bulguların çocukluk çağı travmaları ile ilişkisi, bu hasta gruplarında çocukluk çağı travmalarının yüksek oranlarda olduğu, gösterilmiştir. Bu hastalıkların erişkin görünümlerinde çocukluk çağı travmaları araştırılmış bir konu iken, çocukluk çağı başlangıçlı formlarındaErken başlangıçlı şizofreni ve Bipolar Bozukluk hastalarında çocukluk çağı travmalarının varlığını, sıklığını ve şiddetini araştırmak; bu çocukluk çağı travmalarının türleri ve şiddetleri ile psikiyatrik tablodaki semptomların çeşitliliği ve şiddeti arasındaki ilişkiyi incelemek, travmanın yaşam kalitesi üzerindeki etkisini araştırmak amaçlanmıştır. travmaların varlığı ve travmanın hastalık ile ilişkisi, üzerinde henüz çalışılmamış bir konudur.

Bipolar bozuklukYaşam kalitesiÇocuk istismarı+4
Harun Erdem
Ege University
2017
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Cinsel istismar mağduru çocuk olgularda kriter bazlı ifade analizi'ne medikolegal yaklaşım

Çocuğun cinsel istismarı olgularında, çoğunda cinsel istismarı gösterir fiziksel bulgu saptanamadığı durumlarda elimizdeki tek kanıt çocuğun ifadesidir. Çocuğun ifadesinin güvenilirliğini göstermeyi amaçlayan yöntemlerden biri de İfade Geçerlilik Analizidir. Çalışmamızda; cinsel istismara uğradığı iddiası edilen çocukların alınan öykülerine, İfade Geçerlilik Analizinin ana taşı olan Kriter Bazlı İfade Analizinin uygulanabilir olup olmadığının tespit edilmesi amaçlanmıştır. Çalışmamızda örneklememizi; cinsel istismara uğradığı iddiası ile adli makamlar tarafından Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı polikliniğine 15.01.2022-30.10.2022 tarihleri arasında gönderilen 111 çocuk oluşturmaktadır. Prospektif ve kesitsel olan çalışmamızda, çocukların alınan öyküleri Kriter Bazlı İfade Analizi ile değerlendirme sonuçları, çocukların adli tıbbi ve adli psikiyatrik muayene bulguları ile karşılaştırıldı. Çalışmamızda; fizik muayene, anogenital muayene, laboratuvar tetkiklerinde bulgu olmaksızın Kriter Bazlı İfade Analizinin adli psikiyatrik muayene bulguları ile istatistiksel olarak anlamlı bir ilişkisi olduğu, her iki cinsiyette, 7 yaş ve üzeri tüm çocuklarda yüksek doğruluk ve özgüllükle kullanılabilir olduğu sonucuna varıldı.

Adli tıpGüvenilirlik ve geçerlilikÇocuk ihmali+3
Ceren Yıldız Keskin
Mersin University
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

Beden güvenliği eğitimi programının okul öncesi eğitim kurumuna devam eden çocukların kendini koruma becerilerine etkisi

Araştırma çocuk cinsel istismarını önleme amacı güdülerek eğitim programı ve ölçüm aracı geliştirmek için aşamalı olarak birçok araştırma deseni kullanılarak gerçekleştirildi. Araştırmanın evrenini 38 Kreş ve Gündüz Bakım Evi ve 2626 çocuk oluşturdu. Örneklem büyüklüğü için güç analizinden yararlanıldı ve 130 çocuk örneklemi oluşturdu. Araştırmada ilk aşama olarak 70 çocukla Durum Böyleyse Testinin (DBT) Türkçe'ye kazandırıldığı Metodolojik yöntem bölümü tamamlandı. Ölçüm aracı çocukların varsayımsal cinsel istsimar durumunda verdikleri yanıtlar ile cinsel istismarı tanıma yeteneklerini ve cinsel istismardan korunma becerilerini ölçmektedir. Araştırmada yedi alt boyuttan oluşan DBT'nin herbir boyut için Cronbach Alpha katsayısı ve test tekrar test güvenirliği (r) sırasıyla; "uygun dokunma" 0-69 (r=,84), "uygun olmayan dokunma" 0,71(r=,92), "söyleme becerisi" 0,68 (r=,88), "yapma becerisi" 0,68 (r=,82), "anlatma becerisi" 0,69 (r=,74), "bildirme becerisi" 0,90(r=,48) ve "toplam beceri" 0,82(r=,89) olarak bulundu. Kişisel Güvenlik Ölçeği (KGÖ) alt boyutunun test tekrar test güvenirliği (r=,82) bulundu. Araştırmanın ikinci aşamasında önce deney grubuna eğitim aracı olarak kullanılacak Beden Güvenliği Eğitim Programı (BGE)'nın eğitimci versiyonunun kapsam geçerliği ve programın görsel kitabının tasarım çalışmaları gerçekleştirildi. Deneysel araştırma yönteminin kullanıldığı ikinci aşamada 40 çocuk deney grubunu ve 43 çocuk kontrol grubunu oluşturdu. Görsel destekli eğitim yönteminin kullanıldığı BGE Programının etkililiği deney ve kontrol gruplarının DBT alt boyut pre-test ve post-test sonuçları ile değerlendirildiğinde deney grubunda fark ileri derecede anlamlı olarak bulundu (p<0,001). Araştırmadan elde edilen bulgular; DBT'nin Türkçe için geçerli ve güvenilir bir ölçüm aracı olduğunu ve BGE programının okul öncesi çocuklarda cinsel istismarı önlemeye yönelik kendini koruma becerilerini arttırmada etkili bir program olduğunu gösterdi.

BedenDokunmaHemşireler+7
Gülseren Çıtak Tunç
Demiroğlu Bilim University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Trabzon il merkezindeki pediatri kliniklerinde çalışan hekim ve hemşirelerin çocuk istismarı ve ihmali konusundaki bilgi ve farkındalık düzeyleri

Amaç: Çalışma, pediatri kliniklerinde çalışan hekim ve hemşirelerin çocuk istismarı ve ihmaline yönelik bilgi ve farkındalıklarını belirlemek amacıyla yapılmıştır. Yöntem: Çalışma tanımlayıcı tipte olup, gerekli izinler alındıktan sonra, Trabzon il merkezine bağlı hastanelerin pediatri kliniklerinde görev yapan ve araştırmaya katılmada gönüllü olan 53 hekim ve 180 hemşire ile Ocak–Aralık 2016 tarihleri arasında yürütülmüştür. Veriler "Tanıtıcı Bilgi Formu" ve "Çocuk İstismarı ve İhmalinin Belirti ve Risklerinin Tanılanmasına Yönelik Ölçek Formu" ile toplanmıştır. Bulgular: Araştırmaya katılan hekimlerin %58.5'inin, hemşirelerin ise %97.2'sinin kadın olduğu, hekimlerin %58.5'inin 27-35 yaş arası, hemşirelerin ise tüm yaş gruplarında eşit dağıldığı ve çoğunluğun (hekim %66, hemşire %58.3) evli olduğu belirlenmiştir. Hekimlerin %43.4'ünün, hemşirelerin ise %25'inin çocuk istismar ve ihmali konusunda eğitim aldıkları ve eğitim alma durumları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark olduğu saptanmıştır (p=0.010). Hekimlerin çocuk istismar ve ihmalinin belirti ve risklerinin tanılanması formu genel puan ortalamasının (3.92±0.32) hemşirelere (3.63±0.34) oranla ve çocuk istismar ve ihmali konusunda eğitim alan katılımcıların ölçek puan ortalamalarının (hekim 4.05±0.33, hemşire 3.77±0.42) da eğitim almayanlara oranla anlamlı düzeyde yüksek olduğu tespit edilmiştir. Sonuç: Hekim ve hemşirelerin çocuk istismar ve ihmali konusunda bilgi ve farkındalıklarının orta düzeyde olduğu, çoğunun çocuk istismar ve ihmali konusunda daha önce eğitim almadığı, yasal yükümlülük ve bildirim yapma süreci ile ilgili bilgi eksikliklerinin olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: istismar, ihmal, farkındalık, hekim, hemşire, çocuk

DoktorlarDoktorlar-aileFarkındalık+7
Dilek Kaptan
Avrasya University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Toplumsal cinsiyet eşitsizliği ve olumsuz yaşam deneyimlerinin çocuğa yönelik disiplin uygulamalarına etkisi

Çocuğa yönelik kötü muamele ve olumsuz yaşam deneyimlerinin etkileri yaşam boyu devam eder ve nesiller arasında aktarılır. Bu çalışmada annelerin disiplin uygulamaları konusundaki görüşleri, tutumları, çocukluk çağı olumsuz yaşam deneyimlerinin ve toplumsal cinsiyet eşitsizliğine bakış açılarının disiplin uygulamalarına olan etkisi ve olumsuz yaşam deneyimlerinin toplumsal cinsiyet eşitliğine bakış açışına etkisinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışmaya Kağızman Devlet Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Polikliniğine ayaktan başvuran veya pediatri servisinde 1-12 yaş aralığındaki çocuğu yatmakta olan 219 anne katılmıştır. Araştırma annelerin çocukluk çağı olumsuz yaşam deneyimleri ve toplumsal cinsiyet eşitsizliğine bakış açıları ile çocuklarına yönelik disiplin uygulamaları arasında bir ilişki olup olmadığının incelendiği analitik tipte bir çalışmadır. Annelerin Olumsuz yaşam deneyimlerini belirlemek için 'The Adverse Childhood Expriences Questionnaire'den adapte edilen Çocukluk Çağı Olumsuz Yaşam Deneyimleri soru formu, toplumsal cinsiyet eşitsizliğine olan bakış açılarını değerlendirmek için Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Ölçeği ve disiplin uygulamalarını değerlendirmek için Disiplin Standartları Anketi kullanılmıştır. Sonuç olarak çocuk sayısı fazla olan, geniş ailede ve hane içerisinde başka çocuk yaşayan annelerin disiplin skorlarının daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Çocukluk çağında fiziksel istismara, fiziksel ve duygusal ihmale, aile içi işlev bozukluklarına maruz kalan annelerin disiplin skorları daha yüksek bulunmuştur. Annelerin çocukluk çağında cinsel istismara uğramış olmalarının kendi çocuklarına uyguladıkları disiplin üzerine etkisi olmadığı tespit edilmiştir. Ayrıca fiziksel ihmale, fiziksel ve duygusal istismara uğrayan annelerin toplumsal cinsiyet eşitliği puanlarının diğer annelerden yüksek olduğu tespit edilmiştir. Toplumsal cinsiyet eşitliği puanları yüksek olan annelerin de disiplin skorlarının anlamlı düzeyde yüksek olduğu saptanmıştır

DisiplinToplumsal cinsiyetYaşam deneyimleri+4
Döndü Nilay Penezoğlu
Ankara University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kapanmayan yara: Çocukluk çağında cinsel şiddete uğrayan yetişkinlerin yaşamlarını yeniden inşa etme süreci üzerine İstanbul'da yapılan niteliksel bir araştırma

Bu çalışma çocukluk çağında cinsel şiddete maruz kalan yetişkinlerin cinsel şiddet öncesi yaşam deneyimleri ve cinsel şiddet sonrası yaşamı yeniden inşa etme biçimlerinin İstanbul özelinde incelenmesidir. Araştırma 2020-2022 yılları arasında birçok şehirden göç alarak farklı kültürleri bir arada barındırıyor olması nedeniyle İstanbul özelinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın kuramsal çerçevesi Anthony Giddens'ın "yapılanma teorisi", Pierre Bourdieu'nun "ontolojik suç ortaklığı" ve Erving Goffman'ın "izlenim yönetimi" perspektifinden yararlanılarak oluşturulmuştur. Araştırmada niteliksel araştırma yönteminin derinlemesine görüşme tekniği kullanılarak katılımcılara kartopu yöntemi ile ulaşılmıştır. Yapılan araştırma da çocuklukta cinsel şiddete maruz kalan kişiler arasından amaçlı örneklem yoluyla seçilmiş 18-52 yaş arasında farklı sosyoekonomik ve sosyokültürel statüden 22 kadın 8 erkek olmak üzere toplamda 30 katılımcı ile yüz yüze derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Araştırmada cinsel şiddet öncesi yaşam deneyimi, çocuklukta cinsel şiddete maruz kalma, cinsel şiddetin kısa ve uzun süreli olma hali ve cinsel şiddet sonrası yaşamın yeniden inşa edilmesi sosyolojik perspektiften incelenmektedir. Araştırmanın kapsamının erkek ve kadın katılımcılardan oluşması, çocuk cinsel istismarını cinsiyet ayrımına gitmeksizin değerlendirerek, yaşamın bir bütün, çocukluğun ise dönemsel çalışmasını ortaya koymakta ve çocukluk sosyolojisine katkı sunacağı düşünülmektedir. Anahtar Sözcükler: Çocuk Sosyolojisi, Cinsel Şiddet, Çocuk Cinsel İstismarı.

Cinsel istismarCinsel şiddetÇocuk ihmali+3
Ayşe Doruk
Maltepe University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Denizli Merkez ilçelerinde görev yapan öğretmenlerin çocuk cinsel istismarı ile ilgili bilgi durumları ve istismarı bildirmeye yönelik tutum ve davranışlarının incelenmesi

Cinsel istismar "çocuğun tam olarak kavrayamadığı, bilgilendirilmiş onamını veremediği, gelişimsel olarak hazır olmadığı, yasaları ve sosyal tabuları ihlal eden cinsel davranışlara maruz kalması" olarak tanımlanmaktadır. Okullar, çocukların ve ailelerin yaşamlarında merkezi bir rol almaktadır. Bu nedenle, okullarda çalışan öğretmenlerin kilit rolü bulunmaktadır. Bu çalışma, öğretmenlerin çocuk cinsel istismarı ile ilgili bilgi düzeyleri, davranışları ve çocuk cinsel istismarını bildirimine yönelik tutumlarının incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın evrenini Denizli ilinin Pamukkale ve Merkezefendi ilçelerindeki okullarda görev yapan öğretmenler oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak 60 soruluk anket formu uygulanmıştır. Tutum için 13 maddelik "Öğretmenlerin Çocuk Cinsel İstismarını Bildirmeye Yönelik Tutumları Ölçeği" kullanılmıştır. Tanımlayıcı istatistikler, sayı, yüzde, ortalama, standart sapma, ortanca, çeyrekler arası fark ile verilmiş; ölçümsel değişkenlerin karşılaştırılması Mann Whitney U veya Kruskall Wallis Testleri, kategorik değişkenler için Ki kare testi uygulanmıştır. Öğretmenlerin çocuk cinsel istismarı bilgi durumları ve bildirim yapma durumlarını etkileyen faktörleri belirlemek için lojistik regresyon analizi, öğretmenlerin çocuk cinsel istismarını bildirmeye yönelik tutumlarını etkileyen faktörleri belirlemek içinse lineer regresyon analizi kullanılmıştır. Öğretmenlerin %16,9'u daha önce çocuk cinsel istismarıyla karşılaşmış olup; %64,4'ü bir öğrencinin uğradığı cinsel istismarı bildirmiştir. Bilgi düzeyi için yapılan regresyon analizine göre; kadın öğretmenlerin, rehber öğretmenlerinin ve çocuk cinsel istismarı bilgi düzeyinin yeterli olduğunu düşünenlerin, bilgi düzeylerinin daha yüksek olduğu saptanmıştır. Tutum için yapılan regresyon analizine göre; çocuk cinsel istismarını bildirmeye yönelik tutumları puanı mezuniyet sonrası eğitim alanlarda ve çocuk cinsel istismar bildirim zorunluluğunu bilenlerde yüksek bulunmuştur. Bildirim yapma durumu için yapılan regresyon analizine göre; kadınlarda, çocuğu olmayan/ 1 ya da 2 çocuğu olanlarda, meslekte 11-20 yıldır çalışanlarda ve karşılaştıkları çocuk cinsel istismarı olgusuna yeterli müdahalede bulunduklarını düşünenlerde daha yüksek bulunmuştur. Sonuç olarak bu araştırmada kadın olmak, rehberlik öğretmeni olmak ve çocuk cinsel istismarı bilgi düzeyinin yeterli olduğunu düşünmek çocuk cinsel istismarı bilgi düzeyini arttıran faktörler olarak bulunmuştur. Çocuk cinsel istismarını bildirmeye yönelik tutumlarında hizmet içi eğitim alan öğretmenlerin ve çocuk cinsel istismarı bildiriminin zorunlu olduğunu bilenlerin olumlu tutum düzeyleri daha yüksek bulunmuştur. Bildirim yapma durumunda ise kadınların, daha düşük sayıda çocuk sahibi olanların, meslekte 11-20 yıldır çalışanların ve karşılaştıkları çocuk cinsel istismarı olgularına yeterli müdahalede bulunduklarını düşünenlerin daha fazla bildirim yaptıkları görülmüştür.

Bilgi düzeyiCinsel istismarDavranış+5
Kerim Baltacı
Pamukkale University
2023
00

İlgili konular