İklim

Bu konu başlığı altında 88 tez

Yüksek LisansAçık ErişimTR

Küresel ısınmanın Türkiye'de tarım sektörü üzerine etkisi: Bir ARDL modeli uygulaması

Atmosferdeki sera gazı yoğunluğunun artması ile yer küre ve denizlerde meydana gelen sıcaklık artışlarına küresel ısınma denilmektedir. Küresel ısınma sonucunda ortaya çıkan iklim değişikliği tarım sektörünü olumsuz etkilemektedir. Bu çalışmada, 1985-2016 zaman periyodunda küresel ısınmanın Türkiye'de tarım sektörü üzerine etkilerinin ortaya koyulması amaçlanmıştır. Bu amaçla, tarımsal GSYH, buğday üretimi, mısır üretimi, çeltik üretimi değişkenlerinin her biri ile ortalama sıcaklık, toplam yağış, toplam karbondioksit miktarı arasındaki ilişki ARDL modeli ile yıllık veri seti kullanılarak tahmin edilmiştir. Elde edilen tahmin sonuçlarına göre, tarımsal GSYH ile karbondioksit ve yağış miktarı arasında negatif bir ilişki vardır. Sıcaklık ile tarımsal GSYH arasında negatif bir ilişki bulunamamıştır. Buna karşın, iklim değişikliğinin genel etkisi negatif yöndedir. Yapılan analizlerde çeltik üretimi ile sıcaklık ve yağış değişkenleri arasında anlamlı bir ilişki bulunamazken, karbondioksit miktarının çeltik üretimi üzerinde olumsuz bir etkisi olmadığı ortaya çıkmıştır. Mısır üretimi ile iklim değişikliği ilişkisi incelendiğinde ise kısa dönemde yağış ve karbondioksit miktarının üretimi negatif yönde etkilediği tespit edilmiştir. Buna karşın uzun dönemde mısır üretimi ile iklim değişikliği arasında anlamlı bir sonuç bulunamamıştır. Buğday üretimi ile sıcaklık, yağış ve karbondioksit değişkenleri arasında ise bir eşbütünleşme ilişkisi olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Sözcükler: Küresel Isınma, İklim Değişikliği, Tarım Sektörü, ARDL.

ARDL Sınır TestiEkonomik etkiIsınma+7
Buşra Temur
Anadolu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kütahya'da faaliyet gösteren özel öğretim kurumlarında örgütsel iklimin örgütsel bağlılığa etkisi

Örgütü, belirli amaçlara ulaşmak için bir grup insanın bir araya gelerek oluşturdukları sistem olarak tanımlarız. Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere iş görenlerin örgütlerde en önemli yeri oluşturduğu gerçeğidir. Son yıllarda özellikle iş görenlerin devrini azaltan, örgütün değerlerini kendi değerleri üzerinde tutan ve örgüt için daha fazla çaba sarf eden örgütler emsallerine göre daha fazla başarılı olmaktadır. Bu da örgütsel bağlılık kavramının öncelik gösterilmesi gereken faktörler arasında yer almasını sağlamaktadır. Örgütsel bağlılığı etkileyen en etkili faktörlerden biri örgütsel iklim olarak karşımıza çıkmaktadır. Örgüt iklimi temelde üyelerin örgütü benimseme derecelerine dayanmakta ve örgütü kuşatan atmosfer olarak tanımlanmaktadır.Bu çalışmanın 1. bölümünde örgütsel bağlılık, 2.bölümünde ise örgüt iklimi konularının literatür çalışması yapılmıştır. Son bölümde örgütsel iklimin ve örgütsel bağlılığa etkisi Kütahya'da faaliyet gösteren özel öğretim kurumlarının personeli üzerinde yapılmış olan uygulamalı bir çalışmayla analiz edilerek elde edilen bulgular özetlenmektedir.Anahtar Kelimeler: Örgüt, Örgüt Bağlılık, Örgütsel İklimi.

BağlılıkEğitim kurumlarıKütahya+5
Korhan Ağacık
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2011
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Örgütsel iklim ve iletişim iklimi arasındaki etkileşim: OMU Vakfı işletmelerinde bir araştırma

Günümüzde, örgütler arasında hızlı bir rekabet yaşanmaktadır. Bu rekabet ortamında, örgütler birbirleriyle yarışmak ve yaşamlarını devam ettirmek zorundadırlar. Bu yarışta başarılı olmanın yolu, etkili bir örgüt yönetiminden geçmektedir. Etkili bir örgütün en önemli özelliklerinden birisi, örgüt çalışanlarının birbiriyle olan ilişkileridir. Bu ilişkilerin iyileştirilmesi, örgütün iletişim iklimine bağlıdır. Örgütün iletişim ikliminin iyileştirilmesi, örgütün verimliliği ve etkinliğine önemli katkılar sağlayacaktır.Araştırma, Ondokuz Mayıs Üniversitesi Vakfı' na bağlı işletmelerde yapılmıştır. Araştırmaya 59'u kadın ve 96'sı erkek olmak üzere 159 kişi katılmıştır. Araştırmada Gibb' in ?İletişim İkilimi Envanteri? kullanılmıştır. Araştırma problemine uygun bir model seçilmiş olup, verilerin toplanmasında yansız örnekleme tekniklerine başvurulmuş ve verilerin analizinde parametrik ve non-parametrik testlerden yararlanılmıştır.Araştırma bulgularına göre; OMU Vakfı İktisadi İşletmelerinin nötr (yansız) bir iletişim iklimine sahip olduğu, işletmeler arasında savunma ve destekleyici iletişim iklimi açısından bir farklılığın olduğu ancak cinsiyet, hizmet yılı ve eğitim değişkenlilerine göre savunma ve destekleyici iletişim iklimi açısından önemli bir farkın bulunmadığı görülmüştür. Araştırma sonunda bir takım açıklamalar yapılmış olup, iktisadi işletmelerin neler yapması gerektiği ve bundan sonraki araştırmacıların nasıl bir çalışma yapmaları konusunda bir takım önerilerde bulunulmuştur.Anahtar kelimeler: İletişim, Örgütsel İletişim, İklim, Örgüt İklimi, İletişim İklimi Algısı.

Ondokuz Mayıs ÜniversitesiVakıflarÖrgüt iklimi+4
Özkan Gül
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2012
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Okul öncesi eğitimde tematik öğretim yaklaşımıyla iklim okuryazarlığı bağlamında iklim değişikliği eğitimi eylem araştırması

Günümüzde çocuklar zehirlenme, tahribat, sızıntı, kuraklık, kirlilik, orman yangınları ve mevsimsel olmayan aşırı hava olayları gibi çevresel koşullarla karşı karşıyadır. Bu tür durumlara ilişkin çocukların bilgilendirilmesi, çevresel kararlara dâhil edilmesi ya da fikirlerinin alınması önemlidir. Toplumda iklim değişikliğine dair derin bir anlayışın gelişmesi ancak bireylerde eğitim ve bilinçlendirme çalışmalarına okul öncesi yaşlardan başlanması ile mümkündür. Bu bağlamda çalışmanın amacı okul öncesi eğitim alan çocuklarda iklim okuryazarlığının ve iklim değişikliği farkındalığının geliştirilmesidir. Bu araştırma, 2021-2022 eğitim-öğretim yılında, Artvin il merkezinde yer alan bağımsız bir anaokulunda 28 Şubat 2022 ve 12 Mayıs 2022 tarihleri arasında on hafta süreyle yürütülmüştür. Yöntem olarak nitel araştırma modellerinden eylem araştırması benimsenmiştir. Çalışma grubu 12 kız ve 10 erkek çocuktan oluşmaktadır. Araştırma kapsamında tematik öğretim yaklaşımına göre on haftalık bir eylem araştırması tasarlanmış ve bu çerçevede planlanan etkinliklere yer verilmiştir. Uygulama sonrasında çocuklarla yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmıştır. Veriler betimsel analizle çözümlenmiş, bulgular kategorize edilerek sunulmuştur. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre okul öncesi eğitim alan çocukların iklim değişikliğine dair neden sonuç ilişkisi kurdukları, iklim değişikliği karşısında ne tür önlemler almaları gerektiğini öğrendikleri bulunmuştur. Araştırmadan elde edilen bulgular doğrultusunda okul öncesi eğitim programının çocuklarda iklim okuryazarlığı ve iklim değişikliği farkındalığı kazandırmaya yönelik öğrenme hedefleri yönünden güncellenmesi önerilebilir. Araştırmacılar erken yaşta verilen iklim değişikliği programlarının uzun süreli etkilerine odaklanan çalışmalar yürütebilirler. Anahtar Kelimeler: İklim değişikliği, iklim okuryazarlığı, okul öncesi eğitim, tematik öğretim yaklaşımı.

Okul öncesi eğitimOkul öncesi çocuklarOkul öncesi öğretmenler+6
Hülya Sabancı
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Osmanlı kroniklerine göre Türkiye iklimi

Bu çalışma Anadolu'da 14-17. yüzyılları arasında yaşanan iklim özelliklerini (günümüz Türkiye sınırları ve yakın çevresinde) yeniden inşa ederek hem tarihi süreci daha iyi anlamayı hem de geçmişten günümüze sürekli olarak değişiklik gösteren Türkiye iklimini açıklamayı amaçlamaktadır. Çalışmanın ana materyali Osmanlı kronikleri/vekayinameleri olup bunlar, hava şartlarının nicel veya nitel olarak kayıt altına alındığı tarihi belgelerdir. Zira kronikler ve arşiv belgeleri, geçmiş yüzyılların iklimini ortaya koymak için gerekli olan verileri bünyesinde barındırabilmektedir. İncelenen dönem içerisinde yaşanan iklim salınımları kapsamında bulunduğundan, Küçük Buzul Çağı da dikkate alınmıştır. Çalışmada bulgular ortaya konmadan önce ilk olarak dünyada yapılan tarihi iklim çalışmaları incelenmiştir. Sırasıyla bakıldığında giriş bölümünde çalışmanın amacı, kapsamı ve yöntemi açıklanmıştır. İkinci bölümde iklim elemanlarına yer verilmiştir. Çalışmanın üçüncü bölümü ise kroniklerden elde edilen verilere ayrılmıştır.

AnadoluKroniklerKüçük Buzul Çağı+5
Neşe Engiz
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
10
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Şanlıurfa'nın iklim özellikleri ve kuraklık analizi

İklim ve hava olayları, dünya var olduğundan günümüze dinamik yapısı itibariyle sürekli değişmektedir. Günümüzde iklimle alakalı en önemli sorun, insan kaynaklı iklim değişikliğidir. İklim değişikliğinin de en önemli sonuçlardan biri kuraklıktır. Özellikle orta kuşakta bunan Türkiye, yaşanan bu değişikliklerden en fazla etkilenecek sahalardan biridir. Bu çalışmada iklim elamanları ve Erinç, Thornthwaite, UNCCD, De Martonne ve SYİ gibi iklim ve kuraklık analizleriyle Şanlıurfa'nın iklim ve kuraklık özellikleri çalışılmıştır. Yapılan analizlerde varılan sonuçlara bakıldığında sahadaki birçok yerin kurak ile yarı kurak özelliğe sahip olup, kuraklık konusunda kırılgan olduğu görülmektedir. Bu durum yaşanan iklim değişikliği sonrasındaki senaryolarla birleştirilirse, sahanın kuraklıktan daha fazla etkileneceği öngörülmektedir. Kuraklıktaki artış son 44 yıldaki yağış ve sıcaklık parametrelerinde açıkça görülmektedir. Aynı durum SYİ yöntemi ile yapılan analizlerde son yıllarda artan kuraklıklarla kendini göstermektedir.

Coğrafi özelliklerKuraklıkKuraklık analizi+5
Mustafa Recep İrcan
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İklim ve yerşekilleri ilişkisi: Bir klimatik jeomorfoloji yaklaşımı

Klimatik jeomorfoloji kavramı ilk olarak 1913 yılında de Martonne tarafından kullanılmıştır. 20. yüzyılın başlarından itibaren birçok ülkede benimsenmiş ve pekçok yazar tarafından konuyla ilgili sayısız çalışmalar yapılmıştır. Yaklaşım 1950-1980 yılları arasında en yüksek ivmesini kazanmıştır. Eski ivmesini kaybetmiş olsa da günümüze kadar güncelliğini koruyarak varlığını devam ettirmiştir. Dış etmen ve süreçleri kontrol eden iklimi, yerşekilleri oluşumunda temel faktör sayan yaklaşımı eleştirenler de olmuş ve kimi yazarlar ise iklimi ikinci planda görmüştür. Klimatik jeomorfoloji yaklaşımını, Türkiye alanyazınına 1992 yılında rahmetli Prof. Dr. Oğuz EROL tanıtmıştır. Yaklaşım, akademi camiasıyla geç tanışmakla beraber gereken ilgiyi de görememiştir. Nitekim Erol'dan sonra elle tutulur ciddi bir çalışma mevcut değildir. Bu yaklaşım, jeomorfoloji ders kitaplarında ve morfojenetik bölgeleri ele alan çalışmalarda yüzeysel olarak değinilmiş, üzerinde pek durulmamıştır. Bu çalışmada klimatik jeomorfolojiyi alanyazınına yeniden tanıtmak ve hem jeomorfologlara hem de konuya ilgi duyanlara sunarak yeni bir ivme kazandırılmak amaçlanmıştır. Bu araştırma nitel, bütüncül tek durum çalışması olup çalışmada doküman analizi yöntemi kullanılmıştır. Çalışma akademi camiasında bir ilk olma özelliğini taşımakla beraber, bundan sonraki araştırmalara da öncülük etme niteliğine sahip olmuştur. Anahtar Kelimeler: İklim, Jeomorfoloji, Klimatik Jeomorfoloji, Morfojenetik Bölge, Türkiye

Fiziki coğrafyaJeomorfolojiKlimatik jeomorfoloji+3
Merve Ertan
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

İklim değişiklikleri, çöl tozları ve hava kirliliğinin insan sağlığı üzerindeki etkilerinin araştırılması

AMAÇ: Bu çalışmanın amacı yaşadığımız bölgede hava kirliliğinin, çöl tozlarının ve iklim değişikliklerinin özel hastalık grupları için hastane başvuruları, mortalite ve morbidite üzerine olan etkilerinin araştırılmasıdır. GEREÇ VE YÖNTEM: Bu çalışma için 01 Ocak 2009 ve 31 Mart /2014 tarihleri arasındaki Gaziantep ilindeki dört kamu hastanesi ve Gaziantep Üniversitesi hastanesinden elde edilen veriler kullanılmıştır. İstatistiksel analizler için SPSS for Windows version 22.0 paket programı kullanılmış ve P<0.05 istatistiksel olarak anlamlı kabul edilmiştir. BULGULAR: Toplam 1916 günde 89 toz fırtınası günü tespit edildi. Yaklaşık 10.000.000 hastane başvurusu tarandı ve bunlar içerisinden toplam 886.971 hasta çalışmaya dâhil edildi. KOAH'a bağlı yatış ve ölümler fırtınadan etkilenmemişti. Fırtınalı günlerde Astıma bağlı ayaktan hastane başvuruları, yatışlar ve mortalite artmıştı. PM10 düzeyi yüksek iken pnömoniye bağlı başvurular ve yatışlar artmıştı; PM10 yüksek olmasına rağmen sıcaklık arttıkça başvurular ve yatışlar azalmıştı. Fırtınanın varlığı ve maksimum sıcaklık göğüs ağrısına bağlı başvuruları ve AKS tanısına bağlı olan yatışları artırmıştı. Ancak fırtınalı günlerde ilginç olarak AKS'a bağlı ölümler azalmıştı. Fırtınanın olduğu günlerde kalp yetmezliği alevlenmeleri artırmıştı. PM10 düzeyi yüksek olduğu günlerde ve fırtınalı günlerde SVO'ya bağlı acil servis başvuruların sıklığı artırmıştı. Fırtınalı günlerde gebelik hipertansiyonu başvurularında artış gözlenmiştir. SONUÇ: Toz fırtınaları ve PM10'deki artışlar astım bağlı yatışları, pnömoniye bağlı başvuru ve yatışları, göğüs ağrısı başvurularını, AKS'a bağlı hastane yatışlarını, kalp yetmezliği alevlenmelerini ve SVO'a bağlı acil servis başvuruları arttırmaktadır. Anahtar kelimeler: Çöl tozu fırtınası, partiküler madde, insan sağlığı, Acil servis.

Acil servis-hastaneHava kirliliğiPartiküller+4
Mustafa Boğan
Gaziantep University
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Küresel iklim değişikliğine bağlı olarak Kastamonu il genelinde iklim tiplerinde meydana gelebilecek değişiklikler ve tarım alanlarına olası etkileri

Küresel iklim değişikliği, dünya genelinde bütün canlıları ve ekosistemleri etkileyecek, geri döndürülemez bir sorun olarak tanımlanmaktadır. Sürecin etkilerini en aza indirebilmek ve sürece hazırlıklı olabilmek amacıyla, gelecek yıllarda iklimsel parametreler ve iklim tiplerindeki değişimin belirlenmesi büyük önem taşımaktadır. Bu çalışmada da Kastamonu ili genelinde bazı iklimsel parametreler ve bunlara bağlı olarak önümüzdeki yıllarda oluşabilecek muhtemel iklim değişimlerinin farklı modeller kullanılarak belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla iki farklı senaryo kapsamında günümüz, 2040, 2060, 2080 ve 2100 yıllarındaki yağış ve sıcaklık ile bunlardaki değişimlere bağlı olarak De Martonne, Emberger ve Erinç İklim sınıflarına göre iklim değişimi belirlenmeye çalışılmıştır. Çalışma sonucunda önümüzdeki süreçte Kastamonu il genelinde sıcaklık ortalamasının artacağı, yağış miktarının azalacağı ve buna bağlı olarak iklim tiplerinin karasal iklim tipine doğru kayacağı tahmin edilmektedir. Çalışma sonuçlarına göre Kastamonu'da 2100 yılında yıllık ortalama yağış miktarının oldukça düşeceği, ilin yaklaşık %12,21'inde 500 mm'nin altında ve sadece %0,01'inde de 900 mm'nin üzerinde olabileceği tahmin edilmektedir. Yıllık ortalama sıcaklıkta ise önemli bir artış olacağı günümüzde ortalama sıcaklık 3-13 °C arasında iken 2100 il genelinin %99'dan fazlasında yıllık ortalama sıcaklığın 10 °C'nin üzerinde olabileceği belirlenmiştir. Bu durum iklim tiplerinde de önemli ölçüde değişikliklere yol açacak, iklim tipleri kurak iklim tiplerine doğru kayacak, örneğin Emberger iklim sınıflandırmasına göre günümüzde il genelinin yarısından fazlasında hüküm süren nemli iklim tipinin etkili olduğu alanların giderek azalacağı 2100 yılında nemli iklim tipinin tamamen ortadan kalkabileceği ve kurak iklim tipinin hüküm sürdüğü alanların oluşacağı tahmin edilmektedir.

KastamonuSıcaklıkTarım alanları+3
Büşra Harman
Kastamonu University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Güney bakıda yetişen karaçamın bazı toprak özellikleri ile toprak organik karbon ve toplam azot miktarları ve depolama kapasiteleri üzerinde yükseltinin etkisinin araştırılması

Bu mevcut çalışmanın amacı,Kastamonu, Daday'da güney bakılarda yetişenKaraçamın(Pinus nigra) toprak özellikleri ile toprak organik karbon ve toplam azot içeriği ve depolama kapasiteleri üzerindeyükseltininetkilerini incelemektir. Bu amaçla, Karaçam (Pinus nigra) türüne ait toprak örneklemesigüney bakının iki rakımında (871 m ve 1189 m) gerçekleştilmiştir. Toprak örnekleri, 0-5cm, 5-10 cm, 10-15 cm, 15-20 cm, 20-25 cm ve 20-30 cm toprak derinliklerinden rastgele alınmıştır ve toprak pH değeri, tekstürü, hacim ağırlığı, toprak makro ve mikro besin elementleri konsantrasyonları, toprak organik karbonu (TOC) ve toplam azot (TN) değerleribakımından analiz edilmiştir. TOC ve TN depolama kapasitesi daha sonra toprak hacmi, toprak kütlesi ve TOC veya TN içeriği çarpılarak hesaplanmıştır. Toprak özellikleri arasında, sadece kum ve kil içeriği rakımlar arasında anlamlı farklılıklar göstermiştir (P<0.001). Toprak karbon içeriği bakımından da rakımlar arasında anlamlı değişiklikler belirlenmiştir. Bununla birlikte, toprak toplam azot içeriğinin, rakımlar arasında veya toprak derinlikleri arasında anlamlı bir farklılığa sahip olduğu tespit edilmiştir. Ortalama toprak organik karbon depolama kapasitesi, yüksek rakımda (99.6 Mg C ha-1) alçak rakıma göre (129.4Mg C ha-1) daha düşük bulunmuştur. Ortalama toplam azot depolama kapasitesi, yüksek (6.40 Mg N ha-1) ve alçak rakımda (6.15 Mg N ha-1) benzerlik göstermiştir. Hem TOC hem de TN depolama kapasiteleri, toprak derinlikleri arasında net farklılıklar göstermemiştir. Toprak makro besinleri de (P, K, Ca ve Mg), rakımlar arasında anlamlı farklılıklar göstermiştir (P<0.05). Makro besinlerinden, Mg, P ve K konsantrasyonları yüksek rakımda, alçak rakıma göre anlamlı bir biçimde daha yüksek bulunurken, ortalama toprak Ca konsantrasyonu daha düşüktür. Toprak mikro besinleri, Mn, Na, Zn, Cl, Al ve Co konsantrasyonları da, yüksek rakımda, alçak rakıma göre anlamlı bir biçimde daha yüksektir. Sonuç olarak, topografik faktörlerden yükseltinin (rakımın) toprak özelliklerini ve toprak organik karbon ve toplam azot miktarını ve depolama kapasitelerini anlamlı bir şekilde etkileyeceği, dolayısıyla, bu faktörlerin gelecekteki araştırmalarda dikkate alınması sonucuna varılmıştır.

AzotKastamonuYükseklik+1
Raja Khalefa Gonıfeda
Kastamonu University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Küresel iklim değişikliğinin Yukarı Fırat Havzası hidrometeorolojik verileri üzerine etkisi

İklim, tarih boyunca doğal ve beşeri etkilerden dolayı sürekli değişmektedir. Sürekli değişim halinde bulunan iklimin etkileri her geçen gün artmaktadır ve bu sebepten dolayı iklim değişikliğinin etkileri iyi hesaplanmalıdır. Bu tez çalışmasının amacı parametrik olmayan Mann-Kendall (MK), Spearman's Rho, Şen Yenilikçi Trend Analiz (ITA) ve Yenilikçi Poligon Trend Analiz (IPTA) yöntemlerini kullanarak Yukarı Fırat Havzasına ait yağış, akış, nispi nem ve sıcaklık verilerinde trend olup olmadığını saptamak ve bu yöntemleri birbirleriyle kıyaslamaktır. Çalışma alanında parametreler için yaklaşık 50 yıllık veriler kullanılmıştır. ITA ve IPTA metotlarında aylık ortalama yağış verilerinde istasyonlarda diğer metotlarda tespit edilemeyen trendler tespit edilmiştir. Aylık ortalama nispi nem verilerinde ise Mann-Kendall ve Spearman's Rho metotlarında sadece Erzincan istasyonunda azalan yönde bir trend eğilimi tespit edilirken; ITA ve IPTA metotlarında ise birkaç istasyonda trend tespit edilmiştir. Aylık ortalama sıcaklık verileri incelendiğinde ITA ve IPTA metotlarında trend tespit edilirken; Spearman's Rho ve Mann-Kendall yöntemlerinde ise sadece Erzincan istasyonunda artan yönde bir trend eğilimi tespit edilebilmiştir. Aylık ortalama akış verilerinde ise Mann-Kendall ve Spearman's Rho metotlarında Karasu ve Peri istasyonlarında artan yönde trend tespit edilirken; ITA ve IPTA metotlarında bu istasyonlara ek olarak Murat ve Munzur istasyonlarında da trend tespit edilmiştir. Elde edilen bulgular ve bu bulguların karşılaştırılması neticesinde ITA ve IPTA metotlarının Mann-Kendall ve Spearman's Rho metotlarında tespit edilemeyen trendlerin tespitinde daha duyarlı olduğu sonucuna varılmıştır. IPTA metodunda ayrıca trendlerin artan ya da azalan bölgelere geçişleri ve bu trendlerin uzunlukları ve eğimleri de belirlenebilmiştir. Yapılan tez çalışması sonucunda IPTA metodunun çalışmada kullanılan diğer metotlara kıyasla daha duyarlı olduğu belirlenmiştir

AkışNispilikSıcaklık+2
Rojhat Ergüven
Fırat University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2022
00
DoktoraAçık ErişimTR

Farklı iklim bölgelerindeki şehirlerde bazı iklim parametreleri ve biyokonfor değerlerinin mevsimsel değişimi ve haritalanması

Geniş bir bölgede, çok uzun zaman içerisinde aynı kalan ortalama hava şartları olarak tanımlanan iklim, insanların fiziksel çevresini şekillendirdiği gibi ayrıca, sağlığını, mutluluğunu, psikolojisi, yaşam tarzı kısacası bütün hayatını etkileyen bir faktördür. İklim bileşenlerinden sıcaklık, yağış, nem ve rüzgâr hızı gibi çevre şartlarının, insanların kendilerini daha sağlıklı ve dinamik hissettikleri aralıklarda olması yani, bu değerlerin insanlar için uygun aralıklarda olması "biyoklimatik konfor" veya kısaca "biyokonfor" olarak isimlendirilir. İklimin, insan biyokonforu üzerindeki etkisinden dolayı insanların yaşamlarını sürdürdükleri fiziksel çevrenin tasarım ve planlanmasında öncelikle bölgedeki iklimi anlamak, değerlendirmek ve insanların kendilerini rahat hissedecekleri ortamı oluşturmak gerekmektedir. Ülkemiz bulunduğu coğrafik konum itibariyle üç ana iklim tipinin etkisi altındadır ve bu iklim tiplerinin gösterdikleri klimatik şartlar birbirinden oldukça farklıdır. Ayrıca bu iklim tiplerinin görüldüğü alanlarda topografik koşullar iklim bileşenlerinin önemli ölçüde farklılaşmasına sebep olabilmekte ve bu durum biyokonfor alanlarını şekillendirmektedir. Bu çalışmada, ülkemizde farklı iklim tiplerinin hüküm sürdüğü alanlarda biyokonfor açısından uygun alanların nasıl şekillendiği belirlenmeye çalışılmıştır. Bu amaç doğrultusunda Akdeniz iklim tipinin hüküm sürdüğü bölgede Antalya ve Çanakkale, Karasal iklim tipinin hüküm sürdüğü bölgede Ağrı ve Malatya, Karadeniz iklim tipinin hüküm sürdüğü bölgede ise Samsun ve Rize illerinin uzun dönemlik meteorolojik verileri kullanılarak biyokonfor açısından uygun alanlar mevsimsel ve yıllık bazda belirlenmiştir. Çalışma sonucunda çalışmaya konu illerde görülen iklim tipleri ve buna bağlı olarak iklim parametreleri arasında büyük oranda fark olduğu, benzer şekilde aynı iklim tipinin hâkim olduğu iller arasında da önemli ölçüde fark bulunabildiği belirlenmiştir. Ayrıca, farklı iklim bölgeleri ve farklı illerde biyokonfor açısından uygun alanların oluşmasını engelleyen iklim bileşenlerinin farklılık gösterebildiği, topografyanın da biyokonfor alanlarını önemli ölçüde etkilediği belirlenmiştir.

BiyokonforMevsimsel değişimİklim
Hourıyah Ateeyah Alwızrı Alaqourı
Kastamonu University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Van gölü kapalı havzasında yağış-akım analizleri ve göl seviye değişimi

Bu çalışmada ülkemizin doğusunda bulunan ve Türkiye'nin en büyük gölünün de içinde bulunduğu Van Gölü kapalı havzasında yağış-akım ilişkisi ve bunun göl seviye değişimine etkisi incelenecektir. Bu araştırmanın amacı, Van Gölü'nün seviye değişiminin en önemli sebebi olarak düşünülen yağış şekli, miktarı, mevsimlere dağılış biçimi ve bunların sonucunda oluşan akımın göl seviye değişimi üzerindeki etkisinin açığa çıkarılmasıdır. Bunun için sıcaklık ve nem koşulları ile buharlaşma şiddeti, yağış değerleri, göle dökülen akarsuların akımlarının yıllık miktarları ve bunların göl seviye değişimine etkisi değişik yaklaşımlarla gösterilmeye çalışılmıştır. Özellikle Van Gölü havzasının iklimi incelenirken iklim elemanları olan sıcaklık, basınç, rüzgârlar, nem ve yağış ile hidrografik özellikler üzerinde etraflıca durulmaya çalışılmıştır. Çünkü bu faktörler anlaşılmadan Van Gölünün seviye değişiminin nedenleri yeterince anlaşılmayacak kanaatindeyiz. Bütün kapalı havza göllerinde olduğu gibi Van Gölü'nde de seviye değişiminin büyük sorunlara yol açacağı düşünülmektedir. Bu sorunların kaynağı olan seviye değişiminin sebeplerinin iyi anlaşılması, çözüm üretilmesini kolaylaştıracaktır. Göl seviyesinin artışı veya azalışı, farklı doğal afetlere yol açacağı kaygısı, bu konu ile ilgili araştırmanın diğer bir sebebi olarak gösterilebilir.

Van GölüVan Gölü havzasıYağış miktarı+3
Murat Erginyürek
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
DoktoraAçık ErişimTR

Sosyal bilgiler derslerinde kavramsal değişim metinlerinin kavram yanılgılarını giderme üzerine etkisi

Bu çalışmanın amacı, ilköğretim 6. sınıf öğrencilerinin harita, ölçek, hava durumu, iklim ve konum kavramlarıyla ilgili kavram yanılgılarını belirlemek ve bu yanılgıların giderilmesinde kavramsal değişim yaklaşımına dayalı hazırlanan metinlerin etkililiğini ortaya koymaktır. Araştırmanın çalışma grubu, Ankara ili Mamak ilçesinde bulunan bir ilköğretim okulunun 6. sınıfında öğrenim gören iki sınıftaki öğrencilerden oluşturulmuştur. Sınıflardan biri deney (n=31) diğeri kontrol grubu (n=30) olarak intact atanmıştır.Araştırmada yöntem olarak, yarı deneysel yöntemin eşitlenmemiş kontrol gruplu deseni kullanılmıştır. Deney grubunda öğrencilerin harita, ölçek, hava durumu, iklim ve konum kavramlarıyla ilgili yanılgılarını gidermeye yönelik olarak kavramsal değişim metinleri kullanılırken, kontrol grubunda ise bu kavramlara ait yanılgıların giderilmesinde programa dayalı öğretim yaklaşımı uygulanmıştır.Araştırmada veri toplamak amacıyla; Başarı Testi (KT) ve Kavram Testi (KT) kullanılmıştır. Deney ve kontrol grubu öğrencilerinin öntest ve sontest puanlarının analizi için SPSS 15 paket programı kullanılarak betimsel istatistik, ilişkisiz örneklemler için t-testi ve two-way Anova işlemleri yapılmıştır. Yapılan analizler sonucunda, öntestte, Başarı Testi ve Kavram Testi puanları açısından, deney ve kontrol grupları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farkın olmadığı, sontestte ise deney grubunun lehine anlamlı bir farkın olduğu belirlenmiştir.Araştırmanın sonucunda, harita, ölçek, konum, iklim, hava durumu kavramlarıyla ilgili öğrencilerde mevcut bulunan kavram yanılgılarının giderilmesinde ve başarılarında, kavramsal değişim yaklaşımına dayalı öğretimin ve materyallerin programa dayalı öğretim etkinliklerine göre daha etkili olduğu belirlenmiştir. Araştırmadan elde edilen veriler ışığında bazı önerilerde bulunulmuştur.Anahtar Kelimeler: Kavram, Kavramsal Değişim, Kavramsal Değişim Metni, Kavram Yanılgısı

Ders programlarıHaritalarHava olayları+9
Gökçe Kılıçoğlu
Gazi University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2011
00
DoktoraAçık ErişimTR

Örgütsel etik iklim, kişi-örgüt uyumu, örgütsel bağlılık ve örgütsel vatandaşlık davranışı ilişkisi; görgül bir araştırma

Bu araştırmada, örgütsel etik iklim (Kişisel çıkar, firma çıkarı, verimlilik, arkadaşlık, sosyal sorumluluk, kişisel ahlâklılık, firma kuralları ve prosedürleri, yasa ve meslek ahlâkı kodları), kişi-örgüt uyumu, örgütsel bağlılık (duygusal örgütsel bağlılık, normatif örgütsel bağlılık, zorunlu örgütsel bağlılık) ve örgütsel vatandaşlık davranışları (diğerlerini düşünme, nezaket temelinde bilgilendirme, centilmenlik, ileri görev bilinci, örgüt gelişimine destek olmak) arasındaki ilişkilerin belirlenmesi amaçlanmıştır.Araştırmanın görgül yöntemlerle yapılması nedeniyle, Kayseri mobilya sanayi sektöründe faaliyet gösteren, 9 büyük ölçekli işletmede çalışan 700 kişiye anket dağıtılmış ve analiz için kullanıma uygun 409 geçerli anket geri alınmıştır.Araştırma sonucunda elde edilen bir takım bulgulara göre, egoist etik düzeyinde yer alan kişisel çıkar örgütsel etik iklim türünün, kişi-örgüt uyumu ile örgütsel bağlılık ile ve örgütsel vatandaşlık davranışı ile ilişkisi olumsuzdur. Egoist etik düzeyinde yer alan bir başka örgütsel etik iklim türü olan verimliliğin ise, kişi-örgüt uyumu, örgütsel bağlılık ve örgütsel vatandaşlık davranışı ile ilişkisi ise zayıf düzeyde ancak olumludur.Değişkenler arasında en yüksek korelasyon ilişkisi, örgütsel etik iklim ile örgütsel bağlılık arasında ve ayrıca kişi-örgüt uyumu ile örgütsel bağlılık arasındadır.Örgütsel bağlılık alt boyutları ve örgütsel vatandaşlık davranışlarının alt boyutları arasındaki ilişkilerde en yüksek korelasyon katsayıları, duygusal örgütsel bağlılık ile örgütsel vatandaşlık davranışının alt boyutları arasında bulgulanmıştır. Örgütsel etik iklimin iyilikseverlik etik düzeyindeki iklim türleri (arkadaşlık, takım çıkarı ve sosyal sorumluluk) ile ilkelilik etik düzeyindeki iklim türleri (kişisel ahlâklılık, firma kuralları ve prosedürleri, yasa ve meslek ahlâkı kodları) arasında olumlu görece yüksek korelasyon ilişkisi bulgulanmıştır. Firma çıkarı ve verimlilik örgütsel etik iklim türleri ile kişi örgüt uyumu arasındaki korelasyon ilişkileri ise olumlu ancak zayıf düzeyde bulgulanmıştır.Son olarak araştırma yöntemi ve bulguları kapsamında araştırmacılara ve uygulamacılara öneriler sunulmuştur.Anahtar Sözcükler:1. Örgütsel İklim2. Örgütsel Etik İklim3. Kişi-Örgüt Uyumu4. Örgütsel Bağlılık5. Örgütsel Vatandaşlık Davranışı

BağlılıkEtikUyum+8
Türkmen Taşer Akbaş
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2010
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sosyal bilgiler programında yer alan iklim konuları ve özel öğretimi

Bu çalışmada Sosyal Bilgiler programında yer alan iklim konularının öğretimi sürecinde uygulanacak özel öğretimin, düz anlatım yöntemine kıyasla başarı üzerindeki etkisinin ortaya çıkarılması amaçlanmıştır.Araştırma deneysel bir çalışma olup, ön test, son test ve kalıcılık testine göre hazırlanmıştır. Araştırmada veri toplamak amacıyla başarı testi uygulanmıştır. Bu çalışma 2009-2010 Eğitim-Öğretim yılında Ankara İl'i, Mamak İlçe'si, Lalahan Serdar Tosun İlköğretim Okulu 6 A ve 6 B sınıflarındaki toplam 40 öğrenci üzerinde uygulanmıştır. 6. Sınıf Sosyal Bilgiler ?Yeryüzünde Yaşam? ünitesi içerisinde yer alan ?Değişik Yerler Farklı Yaşamlar? ve ?Dört Mevsim? konularının anlatımında, deney grubu olan 6 A sınıfına özel öğretim, kontrol grubu olan 6 B sınıfına ise klasik yöntemle ders anlatılmıştır. Öğrencilerin araştırma sonucunda bir farklılaşma gösterip, göstermediklerini ölçmek adına araştırmacı tarafından bir başarı testi hazırlanmıştır. Hazırlanan bu test her ki gruba konular işlenmeden önce ön test, konular işlendikten sonra da son test olarak uygulanmıştır.Ön test sonuçlarına göre. her iki grupta ön bilgi bakımından anlamlı bir fark olmadığı görülmüştür. Son test sonuçları incelendiğinde, özel öğretim uygulanan deney grubu başarı puanlarının, klasik yöntem uygulanan kontrol grubuna göre daha yüksek olduğu ortaya çıkmıştır. Bu sonuçtan hareketle Sosyal Bilgiler programında yer alan iklim konularının öğretiminde özel öğretimin bilgilerin kalıcılını artırmada etkili bir yöntem olduğu ortaya çıkmıştır.Anahtar Kelimeler: Sosyal Bilgiler, Özel Öğretim, Klasik Öğretim Yöntemi, Başarı Düzeyi, İklim

BaşarıBaşarı düzeyiDers programları+7
Selman Ablak
Gazi University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2010
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İlköğretim 4. sınıf sosyal bilgiler dersinde hava olayları, iklim ve deprem ile ilgili konuların öğretiminde aktif öğrenme yöntemlerinin etkisi

Bu çalışmada ilköğretim 4.sınıf Sosyal Bilgiler programında yer alan ?YaşadığımızYer? ünitesiyle ilgili konuların öğretiminde aktif öğrenme yöntemlerinin etkililiğibelirlenmeye çalışılmıştır.Araştırmanın çalışma grubu 2008-2009 öğretim yılında, Ankara ili Çankaya ilçesi,Gazi Üniversitesi Vakfı Özel İlköğretim Okulu'nda öğrenim gören dördüncü sınıflararasından seçilmiştir. Çalışma bu okulda 4/B (20) ve 4/C (20) şubelerine devam eden toplam40 öğrenci ile gerçekleştirilmiştir. Rastlantısal olarak sınıflardan biri deney diğeri kontrolgrubu olarak atanmıştır.Araştırma ön-test, son-test kontrol gruplu deneysel desen şeklinde tasarlanmıştır.Buna göre araştırma üç aşamada gerçekleştirilmiştir. Öncelikle deney ve kontrol gruplarına?Yaşadığımız Yer? ünitesiyle ilgili iklim, hava olayları ve deprem konularını içeren ön-testuygulanmıştır. Daha sonra deney grubunda hazırlanan program doğrultusunda dersler aktiföğrenme yöntemlerine göre işlenirken, kontrol grubunda geleneksel öğretime devamedilmiştir. Uygulama sonrasında her iki gruba son-test uygulanmıştır.Veri toplama aracı ile elde edilen verilerin çözümlenmesinde SPSS 15.0 (StatisticalPackage For Social Sciences) paket programından yararlanılmıştır. Öğrencilerin?Yaşadığımız Yer? ünitesiyle ilgili konuları öğrenme düzeyleri üzerinde aktif öğrenmeyöntemlerinin etkisini belirlemek amacıyla t ? Testi analizinden faydalanılmıştır. Yapılananalizler sonucunda özet olarak aşağıdaki bulgular elde edilmiştir:İlköğretim 4. sınıf Sosyal Bilgiler Dersi ?Yaşadığımız Yer? ünitesiyle ilgili konularınöğretiminde aktif öğrenme yönteminin kullanıldığı deney grubu öğrencileri ile gelenekselöğretimin uygulandığı kontrol grubu öğrencilerinin;1. Ön-test puan ortalamaları arasında anlamlı bir fark bulunamamıştır.2. Son-test puan ortalamaları arasında deney grubu öğrencileri lehine anlamlı birfark bulunmuştur.3. Fark puanları (erişi puanları) ortalamaları arasında deney grubu öğrencileri lehineanlamlı bir fark bulunmuştur.Sonuç olarak ?Yaşadığımız Yer? ünitesiyle ilgili konuların öğretiminde AktifÖğrenme Yönteminin (AÖY), geleneksel öğretime göre daha etkili olduğu görülmüştür.

Aktif öğrenmeDepremHava olayları+5
Tuba Soylu Erdoğ
Gazi University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2010
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Malatya Havzası ve çevresinde iklim özelliklerinin meyveciliğe etkisi

İnceleme alanını oluşturan Malatya Havzası, Doğu Anadolu Bölgesi'nin Yukarı Fırat Bölümü'nün batısında yer almaktadır. Kuzeyde Doğu Toroslar, güneyde Güneydoğu Toroslar arasında yer alan havza tektonik oluşumlu geniş tabanlı bir üçgen şeklindedir.Coğrafi konumu nedeniyle Malatya Havzası, Doğu Anadolu Bölgesi'nden farklı iklim özellikleri göstermektedir. Yörede karasal iklim özellikleri yaşanmakta olup, yaz mevsimi çevresine göre daha ılıman geçmektedir. Uzun yıllar 366.6 mm olan toplam yağışın büyük bölümü ilkbahar mevsiminde düşmektedir. Yıllık yağış miktarının az, yaz sıcaklıklarının yüksek olması şiddetli kuraklığın yaşanmasını sağlamaktadır. Havzada kaynak sularının azlığı ve mevcutlarının verimli kullanılamaması tarımda sulama sorununu doğurmuştur. Yağış ve sulamanın yetersizliği havzada yaşayan halkı zorunlu olarak meyveciliğe yöneltmiştir. Bu zorunluluk Malatya Havzası ve çevresini Dünya kayısı üretiminde I. sıraya yerleştirmiştir. Yörede kayısı ile birlikte kiraz, elma ve üzün ekonomik anlamada geniş alanlarda üretilen diğer meyve türleridir. Havzada yetiştirilen meyveler özellikle de kayısı iklim şartlarından önemli ölçüde etkilenmektedir. İlkbahar geç donları ve sonbahar erken donları ile birlikte diğer meteorolojik şartlar da havza genelinde meyve üretimini olumsuz etkilemektedir.Bu çalışmada, havza genelinde uzun dönem rasat yapan meteoroloji istasyonlarının verileri kullanılarak havzanın iklim özellikleri belirlenmiştir. Üretim miktarlarının düşük olduğu yıllar ile bahar mevsiminde düşük sıcaklıkların görüldüğü yıllar karşılaştırılmıştır. Ayrıca Malatya Meyvecilik Araştırma Enstitüsü'ne ait otomatik istasyonların verileri de kullanılmıştır.Sonuçta; Malatya Havzası ve çevresinde yaşanan iklim özelliklerinin havzada yetiştirilen meyve türleri için uygun olduğu görülmüştür. Ancak bazı yıllar ilkbahar döneminde yaşanan düşük sıcaklıkların özellikle kayısı üretimini olumsuz etkilediği tespit edilmiştir. Üretimin düşük olduğu yıllarda yaşanan olumsuz havza şartlarının havza genelinde aynı ölçüde zarara yol açmadığı da belirlenmiştir. Havzada yaşanan bu farklılık jeomorfolojik özelliklerden kaynaklanmaktadır. Buna en çarpıcı örnek Yeşilyurt ve Battalgazi çevresidir. Yaşanan sıcaklık terselmesi nedeniyle Battalgazi'de meyvelerin düşük sıcaklıklardan etkilenme riski daha yüksektir. Bu nedenle havza genelinde çevresine göre çok alçak alanlar meyve yetiştirilmesi için uygun değildir.Anahtar Kelimeler: Malatya Havzası, Meyvecilik, Kayısı, İklim özellikleri, Sıcaklık terselmesi

Coğrafi özelliklerHavzalarKayısı+7
Ümmiye Hatun
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2010
00
DoktoraAçık ErişimTR

Gürün ilçesinin (Sıvas) coğrafyası

ÖZET Doktora Tezi GÜRÜN İLÇESİ'NİN (SİVAS) COĞRAFYASI Zeki BOYRAZ Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Coğrafya Anabilim Dalı ELAZIĞ-2003, XVIII + 268 Gürün ilçesi, coğrafi olarak Doğu Anadolu Bölgesi 'nin Yukarı Fırat Bölümü'nde yer almaktadır. İdari olarak ise İç Anadolu Bölgesi sınırları içerisindedir. Eski çağlardan beri yerleşmeye sahne olan Gürün, Sivas iline bağlıdır. Tarihi kaynaklardan edindiğimiz bilgilere göre çalışma alanının ismi Tegarma, Gübün olarak geçmektedir. Gürün'de 1869'da belediye teşkilatı kurulmuştur. Günümüzde 1792 km nin ve 61 köyün yönetim merkezidir. Aynı zamanda ilçe merkezindeki ve köylere bağlı birçok mahallenin de (38) idari merkezidir. Gürün ilçesi, jeomorfolojik anabirimlerden olan platoluk bir sahaya karşılık gelmektedir. Yerleşmenin büyük bölümü yüksek platoluk alanlarda kurulmuştur. Gürün ilçe merkezi alüvyonlarla kaplı Tohma Çayı 'mn geniş tabanlı vadisi üzerinde yerleşmiştir. Doğal bitki örtüsü ise antropojen step ve doğal step formasyonlarından oluşmaktadır. Çalışma alanımızda Doğu Anadolu ve İç Anadolu Bölgesi 'nde hakim olan karasal iklime yakın iklim özellikleri görülür. Tez alanının başlıca akarsularını Tohma Çayı, Balıklı Tohma Çayı ve yan kolları oluşturmaktadır. Gürün'ün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır. Çalışma alanımızın büyük bölümünde kuru tarım yöntemi hakimdir. En önemli ürünler tahıllardır. İnceleme alanımızda küçükbaş hayvancılık gelişmiştir. Geniş mera alanlarının bulunması mera hayvancılığını geliştirmiştir. Gürün'ün nüfusu 2000 yılı nüfus sayım sonuçlarına göre 26.742 kişidir. Çalışma alanınmızda geçmişten süregelen ve özellikle 1980 yılından itibaren hızlanan bir nüfus kaybı söz konusudur. Ekonomik faaliyet kollarından olan sanayi tesisleri çalışma alanımızda gelişmemiştir. İnceleme alanında ulaşım tesisleri önemli istihdam kaynağını oluşturmaktadır. Anahtar Kelimeler: Gürün, Tegerma, Yerleşme, Tohma Çayı, Tarım, Şehir

Beşeri coğrafyaEkonomik coğrafyaFiziki coğrafya+6
Zeki Boyraz
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2003
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Alaçatı (Çeşme-İzmir) bucağı köylerinde kırsal potansiyelin belirlenmesi ve planlanması

ÖZET Yüksek Lisans Tezi ALAÇATI (ÇEŞME- İZMİR) BUCAĞI KÖYLERİNDE KIRSAL POTANSİYELİN BELİRLENMESİ VE PLANLANMASI Fulya KERMAN Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Coğrafya Anabilim Dalı ELAZIĞ - 2004, Sayfa: XIV + 307 Bu çalışma arazi kullanımı ile tarımın gelir ve işgücü açısından yerel ekonomiye olan katkısını ortaya koymaktadır. Böylece politika üretmeye yönelik bilgi sağlayarak, tarım sektörüne katkı sağlamayı amaçlamaktadır. Çalışma, arazi kullanımı ve tarıma farklı fakat oldukça önemli bir perspektiften bakmaktadır. Analizler, Türkiye'nin Ege kıyısındaki popüler yerleşmelerinden biri olan Alaçatı'da (Çeşme- İzmir), 2002-2003 yaz aylarında gerçekleştirilmiştir. Yapılan analizlerin amacı, çalışılan alanda tarımın yerinin belirlenmesidir. İkinci olarak ise, tarım sektörünün günümüzde ve gelecekteki gelişimini sağlamak için alman yatırım kararlan ve planlama çalışmaları ve bunları tehdit eden unsurların belirlenmesidir. Elde edilen sonuçların Çeşme ve benzeri kıyı alanlarında politiklar belirlenmesinde, planlama ve tarımsal gelişmenin yönetiminde önemli bir kaynak teşkil edeceği umulmaktadır. Çalışma alanı, coğrafî olarak Karaburun Yarımadası, Urla ve Seferihisar'ın da içinde yer aldığı Çeşme Yanmadası'nda yer almaktadır. Çalışma alam batı Ege'nin turistik alanlarındandır. Çalışma alanında Çeşme ve Alaçatı olmak üzere iki belediye mevcuttur. Çalışma alanında başlıca yerleşmeler, Karaköy, ildin ve Germiyan köyleridir. Bu alanda toplam nüfus 2160 kişidir. Çalışma alanında özellikle ikincil konut ve turizm yapılaşması ile otoban inşaatı gibi uygulamalar sonucunda, tarım alanları önemli ölçüde azalmıştır. Bunun yanısıra son yıllarda kıyı kesimlerde ağ ve kafes balıkçılığı hızla gelişmiştir.

Arazi kullanımıBitki örtüsüCoğrafi özellikler+7
Fulya Kerman
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2004
00
DoktoraAçık ErişimTR

Darende Ovası ve Gürün çevresinin fiziki coğrafyası

The Darende Plain and Giiriin surrounding which constitute our area of investigaiton take place in Upper Euphrates District of Eastern Anatolian Region. Darende Plain and Giiriin (east of Malatya) which has been chosen as the research field cover approximately 2000 km2Our research field which is in the west of East Anatolian Region is diversing in this region and they move apart from each other and is between Southeastern Taurus and Eastern Taurus which are in SW-NE direction and it is vertical to these in the direction of NW-SE within this direction, Kaf Mountain and Cuma Mountain are in the North, Hezanh and Samur Mountains the south,Kepez and Akbabacali Mountains are in the east. White in the above described region is leaning toward Uzunyayla with a swell from the west. Among these steep hills, there are Darende-Balaban, Sugati-Yazikoy Plains and Giiriin Basin which are separated from each other with gradually decreasing swell.The region generally has the characteristic of Eastern Anatolian weather conditions, on the other hand, Inner Anatolia is in the west of the region. As is close to Mediterranean Region and because of it is morphological characteristic, it has got it is own characteristicsThe water in the region is drained by Tohma brook and its branches and this stream flows into Firat. The rivers which are supplied by very rich resources have regular regimein the lower parts of our research field there is brown soil and its surrounding there is chestnut coloured soil. Continuity of this soil is not regular because of Hthosol. In addition, there is bazaltic soil which is developed on bazalts.The vegetation cover of this region consist of natural and antropogen steps. Natural step is found in the lower parts and its height is below than 1200- 1300m. The hight of antropogen step changes from 1200 meters to the peak point.In this doctorate study, The phsical geographich characteristics of Darende Plain and Giiriin surrounding have been examined and the problems of the region from this point of view have been stated and some solutions have been suggested.

Bitki örtüsüCoğrafi özelliklerFiziki coğrafya+6
Halil Günek
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1995
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kuruluş yeri bakımından Siirt şehri ve yakın çevresinin doğal ortam özellikleri

VIII ÖZET Yüksek Lisans Tezi Kuruluş Yeri Bakımından Siirt Şehri ve Yakın Çevresinin Doğal Ortam Özellikleri Nurettin ÖZGEN Fırat Üniversitesi Sos. Bil. Enst. Coğ. Ana Bil. Dalı 2002 Türkiye'nin Güneydoğu Anadolu Bölgesi, Dicle bölümünün kuzeydoğu köşesinde, Güneydoğu Torosların eteğinde, Siirt şehri ve yakın çevresini konu alan inceleme alanı, yaklaşık 380 km2 lik bir alan kaplamaktadır. İnceleme alanının ortalama yüksekliği 1000m civarındadır. Arazi yöredeki akarsular tarafından derince yarılmış ve kısa mesafelerde büyük yükselti farkları ortaya çıkmıştır. Kuzeydeki Kavika Dağı (Çatılı Tepe) araştırma sahasının en yüksek (1565m) yerini teşkil ederken; Botan nehri ve Kezer çayının tabanlarında ise rakım (470m) en düşüktür. Tersiyer yaşlı formasyonlarının çoğunlukta olduğu inceleme sahasında, Plio- Kuvaterner depolar ve az da olsa Kretase yaşlı birimler de vardır. Tektonik olaylar sonucunda meydana gelen kıvrımlı Jura tipi arazide, faylanmalar sonucunda yükselti farkları oluşmuştur. Eğim şartlarının uygun olmasından dolayı toprak kaybı hızlanmıştır. Siirt şehri ve yakın çevresi yağış rejimi bakımından Akdeniz iklimini andırsa da genel olarak karasal iklim özellikleri daha baskındır. Şiddetli yaz kuraklıkları ve geniş yayıhm gösteren step bitki örtüsü bu görüşü doğrulamaktadır. Bitki formasyonları, yükselti kademelerine göre; step, çalı ve ormanlık alanlar olarak değişmektedir. Şehrin batısı hariç, çevresindeki topografyanın çok arızalı olmasından dolayı ulaşım konusunda zorluklar yaşanmaktadır. Gerekli yatırım ve çalışmaların yapılmadığı Siirt şehrinde, son yıllarda giderek yapılaşma konusunda bir gelişme gözlenmiştir. Şehrin batıya doğru gelişip büyümesi tamamen morfolojik ve ulaşım faktörü ile ilgilidir. Çevre illerle bağlantısı ve ticaretin oldukça zayıf olan Siirt şehri için "son durak" veya "kör nokta" tabirini kullanmak doğru bir tanım olacaktır. Bu çalışmada Siirt şehrinin kurulmasında ve gelişmesinde fiziki faktörlerin etkisi ve ilgili problemler arasındaki ilişkiler ele alınmıştır. Anahtar sözcük: Siirt, Botan Nehri, Jeomorfoloji

Bitki örtüsüHidrografiJeolojik özellikler+4
Nurettin Özgen
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2002
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bozüyük ilçesindeki atmosferik polenlerin insan sağlığı üzerine etkileri (2010-2014)

Sağlık Cooğrafyası alanında hazırlanan bu çalışmada, 2010- 2014 yılları arasını kapsayan dönemde, Bilecik'in Bozüyük ilçesinde alerjik kökenli hastalıklardan astım, alerjik rinit ve konjonktivit'in mekânsal ve zamansal dağılışını nedenleri ve farklılıklarıyla birlikte ortaya koymak amaçlanmaktadır. Bu bağlamda, öncelikle Bozüyük ilçesinin fiziki coğrafya özellikleri (jeomorfoloji, iklim, doğal bitki örtüsü) belirlenmiş ve doğal bitki örtüsü içerisinde bulunan alerjen türleri ilçede daha önce yapılmış olan atmosferik polen ölçümleri ile karşılaştırılarak bir polenizasyon takvimi oluşturulmuştur. Daha sonra, alerjik rinit, astım ve konjonktivit şikâyetiyle Bozüyük Devlet Hastanesi'ne başvuran hasta sayısı, geldikleri yerleşmeler ve başvuru tarihleri tespit edilerek ilçenin fiziki coğrafya özellikleriyle ilişkilendirilmeye çalışılmıştır. Çalışmada, söz konusu hastalıklara ait şikâyetlerle hastaneye başvuran hasta sayısı ve hastaların geldikleri yerleşmelerin ortam özellikleri arasında yakın bir ilişki bulunduğu sonucuna varılmıştır. Buna göre, araştırılan hastalıkların vadi içerisinde ve plato üzerindeki yerleşim birimlerinde, daha çok bitkilerin polenizasyon dönemlerinin başlamasıyla birlikte geçiş mevsimlerinde yoğunlaştığı dikkati çekmektedir. Ayrıca, ilçede sanayi faaliyetlerinin yoğun olması nedeniyle özellikle kış aylarında havaya karışan kükürdioksit gazının artması ve bölgeyi etkisi altına alan soğuk hava kütleleri nedeniyle meydana gelen sıcaklık terselmesi sonucunda da hasta şikâyetlerinde belirgin bir artış olmaktadır. 2010-2014 yılları arasındaki dönemde, ilçenin genel nüfusundaki azalmaya rağmen hasta sayısında düzenli bir artış olmuştur. Bu artışın önümüzdeki dönemde de devam edeceği göz önünde bulundurularak bazı tedbirlerin alınması zorunlu hale gelmektedir. Bu nedenle, ilçede acilen düzenli polen ve atmosferik gaz ölçümlerine başlanılması ve halkın önceden bilgilendirilmesini sağlayacak bir uyarı sisteminin kurulması, hem hastanelere olan talebin hafifletilmesi hem de bu hastalıklara bağlı olarak ortaya çıkan iş gücü kaybından doğan ekonomik zararların en aza indirilmesi hususunda önemli katkılar sağlayacaktır.

AlerjenlerAtmosferik kirleticilerBilecik-Bozüyük+7
Saliha Okumuş
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Küresel iklim değişikliği rejiminin oluşturulmasında hegemonik güçlerin önemi

Bu tez çalışmasında küresel iklim değişikliği rejiminin oluşması ve hegemonluk kavramı arasındaki ilişki ele alınmaktadır. Küresel iklim değişikliği rejiminin kurulması ve devam ettirilmesi, günümüzün en büyük sorunlarından biri olan iklim değişikliğinin yerküremize, dolayısıyla da insan hayatına etkilerini en aza indirmek adına hayati önem taşımaktadır. Kapsamlı, adil ve etkin bir küresel rejimin önündeki temel engel ise hegemonik bir aktörün eksikliğidir. Bu hipotez iklim değişikliği görüşmeleri, hegemonik teoriler ve bunlar arasındaki ilişki incelenerek açıklanmaya çalışılmaktadır.

Amerika Birleşik DevletleriBirleşmiş MilletlerHegemonik İstikrar Teorisi+7
Irmak Zengin
İstanbul Beykent University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00

İlgili konular