İslam ekonomisi
88 theses under this subject heading
Yeni muhafazakâr orta sınıf, din ve gündelik hayat: Kayseri MÜSİAD örneği
Din olgusunun sosyal yansımalarıyla ele alınması toplumun sosyal ve kültürel yapısının anlaşılabilmesi için bir gerekliliktir. Bu olgunun ve ilişkili olduğu yapıların ekonomi alanıyla kesiştiği noktalar da ele alınmaya değer özel bir çalışma alanı sunmaktadır. Bu doğrultuda bu çalışma "Yeni Muhafazakâr Orta Sınıf" kavramsallaştırmasıyla ele aldığımız dindar sermaye sahiplerinin gündelik pratiklerinde ve ekonomik tutumlarında inandıkları ilkelerin ve piyasa şartlarının ne ölçüde etkin olduğuna odaklanmaktadır. Bu aktörlerin bulundukları konumun daha iyi anlaşılabilmesi için Weber'in ekonomi ve din ilişkisine dair yaptığı belirlemeler, bu belirlemelere –özellikle Ülgener tarafından- yöneltilen eleştiriler ve İslâmi ilkelere göre organize edilen ekonomik yaklaşımların ortaya çıkış süreçleri ele alınmaktadır. Bu hat izlenerek Anadolu sermayesinin Türkiye'deki etkinliği ve MÜSİAD'ın bu süreçte üstlendiği rol üzerinde durulmaktadır. Dindar sermaye sahiplerinin söz sahibi olmak istedikleri alanlara nasıl dâhil oldukları, bu süreçte alanları nasıl dönüştürdükleri ve kendilerinin nasıl dönüşümler yaşadıkları MÜSİAD Kayseri Şubesi örneği üzerinden Bourdieu'nün kavramlarıyla ele alınmaktadır. Anahtar Sözcükler: Yeni Muhafazâkar Orta Sınıf, Din, Gündelik Hayat, Ekonomi,Kayseri, MÜSİAD, Pierre Bourdieu
İslam hukukunda zekât mallarının nemalandırılması
Zekât mallarının nemalandırılması konusu günümüzde ortaya çıkan klasik fıkıh literatüründe ve son döneme kadar ki fıkıh müktesebatında ele alınmamış güncel bir meseledir. Zekâtın nemalandırılması konusuna taalluk eden bazı metodolojik problemler bulunmaktadır. Bunların başında zekât emrinin fevre mi yoksa terâhiye mi delalet ettiği noktasındaki ihtilaf ve zekâtın ifâsında temlik şartı gelmektedir. Ayrıca nemalandırma sonucu elde edilen kârın veya menfaatin paylaşımı ve zarar durumunda tazmin sorumluluğu meseleleri de konuya dair soru işaretleri oluşturmaktadır. Zekâta taraf olan müstahik, mükellef, aracı kurumlar, devlet veya nâibi konumundaki kişi ya da kurumlar tarafından zekât malları nemalandırılabilmektedir. Konunun fıkhî analizinin yapılabilmesi için bu tarafların zekât ibadeti açısından rollerinin ne olduğu ve nemalandırma konusunda salahiyetlerinin bulunup bulunmadığı oldukça önemlidir. Bununla birlikte zekâtın nemalandırılması meselesinin caiz olduğu varsayıldığında bu faaliyetin hangi sınıflara ait fonlardan yapılacağı veya hangi yöntemler izlenerek uygulanacağı soruları da önem arz etmektedir. Konu hakkında çağımızın önde gelen ilim adamları tarafından lehte ve aleyhte pek çok görüş belirtilmiştir. Buna ilaveten İslam fıkıh akademileri ve çeşitli ülkelerin fetva kurulları tarafından mesele tartışılmış ve kararları yayınlanmıştır. Bu çalışmada öncelikle zekât mallarının nemalandırılmasına dair metodolojik problemler kapsamlı bir şekilde incelenmiş akabinde zekâta taraf kişi ya da kurumların rolleri ve nemalandırmaya dair yetkileri değerlendirilmiştir. Ayrıca mezkûr görüş ve fetvalar çerçevesinde konunun caiz olup olmadığı hususunda görüş beyan edenler ve öne sürülen delilleri incelenip değerlendirilmiştir. Buna ilaveten meselenin caiz olabilmesi için ileri sürülen şartlara, uygulamaya ve mahiyete yönelik şartlar başlıkları altında ayrıca yer verilmiştir. Çeşitli İslam ülkelerinde faaliyet gösteren zekât kurumları ve ülkemizin önde gelen hayır cemiyetleri tarafından zekât fonunun nemalandırılmasına dair uygulamalar bulunmaktadır. Bu kapsamda Cezayir, Sudan, Malezya ve Türkiye örnekleri incelenmiş ve değerlendirilmiştir. Sonuç olarak konumuz teorik anlamda fıkhî temellere sahip olmakla birlikte pratikte karşılığı bulunan, hak sahiplerinin maslahatına yönelik bir uygulamadır. Zekât fonunun finansal araçlar vasıtasıyla kısa ve orta vadede artırılması, hak sahiplerine yönelik mikro finans projelerinin desteklenmesi, üretim ve hizmet projelerinin hayata geçirilerek hak sahiplerine hem istihdam sağlanması hem de ihtiyaçlarının giderilmesi, zekât mallarının nemalandırılması kapsamında değerlendirilmektedir.
Vakıfların İslam iktisadının gelişmesindeki etkisi
İslam ülkelerinin medeniyet inşası ve kalkınmasında, toplumun çeşitli ihtiyaçlarının karşılanmasında ve insanların geneli için faydalı programların desteklenmesinde vakıfların büyük bir etkisi vardır. İslam tarihi, Peygamber Efendimizin (sav) döneminden günümüze kadar Müslümanların faydasına hizmet eden vakıf tecrübeleriyle doludur. MeşruiyetiniKur'ân, Sünnet ve İcma'dan alan vakıflar; camiler, okullar, kütüphaneler, yetimhaneler, hastaneler kurmakla yetinmemiş, hatta hayvanları ve çevreyi korumak için müesseseler kurmuşlardır. Hayır işlerini ve kalkınmayı desteklemek için inşa edilen bu vakıflara ait kayıtlar ve belgeler buna şahitlik yapmaktadır. Vakıf sistemi, sosyal yapının güçlendirilmesi konusunda büyük etkiye sahip olan çeşitli aktivitelerle, kurumlarla ve projelerle sıkı bir irtibat halindedir.Ayrıca vakıf sistemi; arazi, gayrimenkul ve üretim araçları gibi muhtelif servet türlerini, bunun yanı sıra dinî, iktisadi ve ictimai hayatın çeşitli alanlarını kapsayacak şekilde geniş bir yelpazeye sahiptir. Arap ve İslam toplumlarının ilerlemesinde ve gelişmesinde, ayrıca iktisadi kalkınmaya katkıda bulunan modern mevzuatın ortaya çıkmasında büyük önem taşıyan eğitim, bilgi ve bilimsel araştırma alanlarını destekleme konusunda vakıfların büyük bir etkisi bulunmaktadır. Araştırmanın önemi, vakıfların İslam iktisadı araştırmacıları nezdinde büyük bir yere sahip olmasından kaynaklanmaktadır. Zira vakıflar, eğitimi, sağlığı ve bilimsel ilerlemeyi destekleyerek iktisadi kalkınma üzerinde önemli bir rolesahiptir. Ayrıca tarım, sanayi ve ticaret sektörlerinin gelişmesine, toplumun üretim kapasitesinin artmasına ve istihdam düzeyinin yükselmesine, devlet üzerindeki yüklerin hafifletilmesine ve daha pek çok konuda katkısağlamışlardır. Bu nedenle vakıf sistemi, İslam ülkelerindeki ekonomilerin gelişmesinde ve diğer milletlere nazaran temayüz etmesinde büyük etkisi olan ve olmaya devam eden sistemlerden biridir. Bunların yanı sıra, İslam ülkelerinin geri kalmışlık tezahürlerinden mustarip olmaları, vakıfları, İslam toplumlarına hizmet edecek şekilde iktisadi kalkınmayı destekleme konusunda daha büyük bir role sahip olmaları yönünde onları zorlamaktadır. Bütün bunlar, konunun İslam Hukuku açısından ele alınarak incelenmesini gerekli kılmıştır. Buradan hareketle konuyu "Vakıfların İslam İktisadının Gelişmesindeki Etkisi" başlığı altında inceledik. Tez bir giriş, iki bölüm ve bir sonuçtan oluşmaktadır. Giriş kısmında araştırmanın amacı, önemi, metodu ve kaynakları hakkında bilgi verilmiştir. Birinci bölümde vakıf kavramı, vakfın meşruiyeti, rükünleri, tarihi, türleri, fonksiyonları ve karşılaştığı sorunlar ele alınmıştır. İkinci bölümde vakıfların iktisadi hayatın gelişmesine etkisi, iktisadi fonksiyonları, vakıf yatırımları ve destekleri, finansman temini ve ortaklık, vakıf işletmeleri, vakıfların eğitime katkısı ve sosyal hayattaki rolü gibi konular üzerinde durulmuştur. Sonuç bölümünde ise araştırma boyunca elde edilen bulgular özetlenerek önerilere yer verilmiştir. Böylece vakıfların İslam iktisadına etkisinin olup olmadığı, varsa nasıl bir etkisinin olduğu ve nasıl bir katkı sağladığı temel kaynaklar ışığında tespit edilmiş oldu. Araştırma neticesinde vakıfların, muhtelif rolleriyle, etki alanlarıyla ve yatırımlarıyla toplum ve birey üzerinde olduğu kadar iktisat üzerinde de olumlu ve önemli bir etkiye sahip olduğu ortaya çıkmıştır. Bizlere düşen, vakıfların toplum içindeki rolünü tıpkı önceki dönemlerde olduğu gibi, hatta daha iyi bir şekilde ihya etmek ve devam ettirmektir. Anahtar Sözcükler: Vakıf, İslam Hukuku, İktisat, Yatırım, İşletme.
İslam iktisadı perspektifinden hisse senedi piyasalarının analizi
Bu araştırma, genel çerçevesi itibariyle İslam iktisadı, hisse senedi piyasaları ve İslami endeksler konularını kapsamaktadır. Özel anlamda, çalışmayla amaçlanan durum ise; İslam iktisadı açısından teori ve pratikte mevcut hisse senedi piyasalarının incelenmesidir. Bu amaçla; yapılan teorik çalışmanın dışında, anket yöntemi uygulanarak katılımcıların konuya bakışları incelenmiştir. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre hisse senedi piyasalarının, teoride pay ortaklığını ifade eden halinin İslam iktisadı prensipleriyle çelişmediği söylenebilir. Fakat, hisse senedi piyasalarının işleyiş kısmı olarak ifade edilen uygulama noktasında ise, İslam iktisadı prensiplerine uygun olmayan durumlar bulunmaktadır. Bu durumların başlıcaları; açığa satış işlemi, mahzurlu görülen alanlardan elde edilen gelirler, imtiyazlı ortaklıklar, faizli işlemler, spekülasyon gibi durumlardır. Yapılan anket sonucuna göre; katılımcıların İslam iktisadı ve hisse senedi piyasaları hakkındaki bilgi seviyelerinin yetersiz olduğu ifade edilebilir.
İslam hukuku açısından mali kaynakların değerlendirilmesi -kâr amacı gütmeyen kuruluşlar örneği-
Müslüman toplumlarda kâr amacı gütmeyen kuruluşlar ciddi anlamda gelişme kaydetmiş, görmezden gelinmesi ve inkâr edilmesi imkânsız bir gerçeklik haline gelmiştir. Kâr amacı gütmeyen kuruluşlar, özellikle günümüz müslüman toplumlarda, devlet yönetimlerinin yaptığı finansal, bilimsel, sağlık ve sosyal bakımlardan birçok görevleri ifa etmektedirler. Bu kurumların kaynakları zekât, vakıf ve bağış gibi farklı unsurlardan oluşmakta olup, bu kurumların çalışmalarını sürdürebilmeleri için en önemli ekonomik kaynaklar olarak kabul edilmektedir. Bu araştırmanın problemi zekât ve vakıf gibi kaynakların bu kurumlar tarafından nasıl değerlendirildiğidir. Aynı şekilde bu kurumların birçoğu gerek özel sektör kurumları (şirketler), gerekse de kamu kurumlarıyla birlikte çalışmaktadırlar. Kamu ve özel sektörde yer alan bu kurumların pek çoğu ise, alkol şirketleri, faizli işlem yapan şirketler, keyif verici madde üreten şirketler, kabareler, internetteki pornografik siteler, kumar şirketleri vb. yasadışı faaliyet yürüten ve İslamiyetin haram saydığı işler yapan kuruluşlarla iş tutmaktadırlar. İşte bu çalışmada İslam hukuku açısından bu fonları kullanmanın ve bu fonlarla kâr amacı gütmeyen kuruluşların hayır projelerini desteklemenin hükmü ortaya konulmuştur. Tezde varılan en önemli sonuçlardan biri, kâr amacı gütmeyen kurumların devlete doğrudan doğruya bağlı olmamaları, demokratik bir idare ile yönetilmeleri ve belirli bir fayda veya kâr elde etme düşüncesi olmaksızın topluma ve vatandaşa hizmet etmeye çalışmalarıdır. Ayrıca bu çalışmada kâr amacı gütmeyen müessese kurmanın, izlenen çalışma yöntemine bağlı olarak vacip, haram, mendup ve mekruh hükümlerinden birini alabileceği gösterilmiştir. Kâr amacı gütmeyen kuruluşların bazı âlimlere göre zekâtın toplanması ve dağıtımı konusunda, zekât âmilleri sınıfından sayılabileceklerine dair görüşlere yer verilmiştir. Son olarak da vakıf mallarının yatırım araçlarında değerlendirilmesine dair farklı görüşler zikredilerek tartışılmıştır. Anahtar kelimeler: İslam Hukuku, Kalkınma, Değerlendirme, Mali Kaynaklar, Kâr Amacı Gütmeyen Kuruluşlar.
Katılım bankacılığında bir finansal araç olarak sukuk işlemlerinin dünü bugünü ve muhasebe kayıt örnekleri
Gelişen ve değişen dünya, ülkelerin kaynak taleplerini fazlalaştırmış, finans sektörü sürekli değişen kişisel ihtiyaçlarla doğmuş, finansal piyasalar meydana gelmiş ve finansal piyasa araçları ortaya çıkmıştır. 1970'lerde petrol ve dolar fiyatlarındaki yükseliş Ortadoğu'daki petrol zengini ülkeleri daha da zenginleştirmiştir. Müreffeh Ortadoğu ülkelerinden gelen yatırımcılar, kaynaklarını farklı ülkelere yatırmak için finansman yöntemleri inançlarına uygun ülkeleri tercih etmektedir. Bu durumda sukuk, İslami ilkelere uygun olarak ihraç aşamalarını ortaya koyan sermaye piyasasının araçlarından biri haline gelmiştir. Çalışmada, İslami Tahviller finansman modelleri çerçevesi, katılım bankacılığında bir finansal araç olarak sukuk işlemlerinin dünü bugünü ve muhasebe kayıt örnekleri açıklanmıştır. Sukukun finansman modelinin kavramsal boyutu, ihraç aşamaları, Türkiye'deki uygulaması örneklerle açıklanmıştır.
Neoklasik iktisat, davranışsal iktisat ve İslam iktisadında rasyonellik ve sınırlı rasyonellik kavramları ve bu kavramların farklılaşması
İktisat ve psikoloji biliminin birleşimiyle oluşan davranışsal iktisat, son dönemde varsayımları ile dikkat çekmektedir. İktisat biliminin ana ayaklarından birini oluşturan Neoklasik iktisadın savunduğu rasyonel birey kavramı davranışsal iktisatla birlikte yeniden gündeme gelmiştir. Rasyonel birey yaklaşımında, iktisadi sistemin parçası olan tüketicilerin davranışlarını incelenirken bireyin birçok duygusu göz ardı edilir. Halbuki davranışsal iktisat insanı, onu var eden duygularıyla beraber herhangi bir kısıtlama yapmadan araştırmalarına dahil etmiştir. Yapılan bu güncel çalışmalar doğrultusunda iktisat bilimi, insanın sosyal hayatını ve davranışlarını inceleyen psikoloji ve sosyoloji gibi disiplinlerle, insan hayatına yön veren dini inançlarla doğrudan ya da dolaylı bir bağlantı kurarak, insanların karakterlerinin birbirinden farklı olduğunu ve bu farklılıkları iktisadi kararlarına yansıttıklarını göstermiştir. İktisadi durumlarda etik ve ahlaki değerler ile dini inanç ve piyasa uyum içinde olduğundan, toplumun refahı ve adil bölüşüm gibi konular da fonksiyonda yer almalıdır. Aynı şekilde davranışsal iktisadın teorileri de iktisadi analizlere dahil edilmelidir. Böylelikle iktisadi olayların daha anlaşılır olmasına ve daha iyi analizinin yapılmasına imkan sağlanacaktır.
بطاقات الائتمان وتداعياتها على مستحقيهافي الاقتصاد الإسلامي بالعراق
Modern credit cards have become an integral part of numerous financial transactions and have a direct impact on the lives of Muslims worldwide, especially in Iraq, which is the subject of this research. Therefore, delving into the details of this topic is of great importance, along with presenting a study on these cards and their usage methods, examining the pros and cons associated with this type of financial transaction, and reviewing some of the laws and regulations implemented to regulate this practice and ensure everyone's rights while maintaining ease of use and facilitating access to goods and services without being exposed to risks such as fraud, deception, theft, and cheating. The researcher followed an inductive and analytical approach in studying and analyzing financial and service transactions in Iraq, with a focus on various types of cards used in stores, offices, and banks, and monitoring the laws and regulations applied in this field to prevent the violation of the rights of the parties involved. The researcher also took into consideration the religious justifications for each type of transaction, aiming to ensure the acquisition of lawful earnings for Muslims in Iraq and avoid prohibited activities in these transactions. The researcher arrived at several conclusions, notably that the use of credit cards is compatible with Islamic principles as long as they do not involve usurious benefits, and the amount paid for goods or services is considered a short-term debt to be repaid later. Credit cards offer advantages such as payment convenience and facilitating access to goods and services, but they also carry disadvantages such as the risks of fraud and theft. This thesis examines the daily economic transactions that arise from market activities and involve rights for all parties participating in these cards, in accordance with what is allowed by Islamic principles.
Tarihi süreçte faiz ve faizsiz finans kavramlarının gelişimi ve faizsiz finans sisteminin uygulama pratiği
Faiz, insanlığın para kazanmaya başladığı ilk çağlardan beri gündemde olup çokça tartışılmıştır. Dini, sosyal, ekonomik ve hukuki boyutlarıyla tarihin hemen hemen her döneminde farklı uygulamalara konu olmuştur. Yasal anlamda ilk defa Hammurabi Kanunlarıyla sınırlamalara tabi tutularak, faizsiz ekonomik araç haline getirilmiştir. Bu tez, faizin ve faizsiz finans sisteminin toplumlarda yarattığı yaygın etkiyi ve gerekliliği ortaya koymak amacıyla kaleme alınmıştır. Faizsiz küresel bir ekonomi mümkün müdür sorusundan hareket edilmektedir. Buna göre çalışmanın kapsamı, iki ana araştırma konusu üzerine oturtulmaktadır. İlkini tarihi süreçte kapitalizmin ve para kazancı olarak faizin gelişimi oluşturmakta iken ikinci ana bölümü faizsiz finans uygulamaları oluşturmuştur. Bu çerçevede, faizin ve kapitalizmin gelişimi, Osmanlı ve Türkiye'deki uygulamalar, İslami bankacılığın geleneksel bankacılıktan ayrılan özellikleri, İslami finans yöntemlerinden beklenen faydalar, İslami Bankacılığın tarihi, nasıl mütevazi ölçekte başlayarak nasıl uygulanabilir ve verimli kurumlar haline geldiği açıklanmaktadır. Faizsiz enstrümanları kullanan ülkelerin bu alandaki sektör payları ve gelişimleri, karşılaştırma ve betimleyici yöntemler kullanılarak niteliksel araştırmalarla desteklenmektedir. Tez araştırma yöntemi olarak nitel araştırma yöntemleri kullanılmıştır. Literatür taramasına başlamadan önce, İslam ekonomisi altındaki faizsiz finans sektörünün yaygınlaşmasının, başta kapitalizmin gücü ve faizin yaygınlığı karşısında hiç şansı olmayacağı düşüncesi akla gelebilmektedir. Fakat çalışma sonuçlandırıldığında görülmektedir ki faizsiz sistemler, pek çok faizli ve faizsiz oluşumlarla birlikte ekonomilerde yer almış ve küresel olarak kendine büyümekte olan bir alan açmıştır. Faiz de alternatifleri karşısında vazgeçilebilir/alternatif bir araç haline gelmiştir. Bu tez, İslami Bankacılığın artık Uluslararası düzeyde iyi kurulduğunu, ülkelerin teorik ve pratik verileri, piyasa paylarının artışı üzerine sonuçlandırmış bir çalışmadır. Teorik çerçevede ilerleyen İslam ekonomisi alanı, yapılan çalışmalar ve sonraki dönemlerde sayısı artırılacak simülasyon çalışmaları ve piyasa uygulama sonuçlarıyla, ampirik (deneysel) literatür kıtlığından çıkarılmaktadır. Literatür taramalarında gelinen aşamada artık İslami finansın, teori ve modern deneyselliğin harmanlandığı çalışmalarla ele alındığı görülmektedir. İslam iktisadı ve finansı, akademik çevrelerce temel bir disiplin olarak kabul görmeye başlamıştır. Avrupa'da faizsiz bankacılık ve İslam ekonomisi alanında sayısı artırılmış pek çok akademik çalışmaya rastlanırken, Türkiye'nin, alanda uzmanlaşmış insan ihtiyacı ve özellikle son yirmi yılda literatüre katkı sağlamaya başladığı halde akademik çalışma sayısının halen yetersiz bulunduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Faiz, nitel yöntem, faizsiz finans.
مقاصد الاستهلاك وأهدافها في ظل مقاصد الشريعة
Consumption, according to the Islamic perspective, is the direct human consumption of Goods and Services, to Satisfy human desires and needs, But It does not stand on the threshold of the goal of worldly purpose, but rather takes the space of regulation as a result when establishing the interest of the hereafter as well. To build an integrated society that is solid in its strength. Consumption has a special importance for the Islamic economic system as a whole, and its preference over positive economic approaches deserves study, scrutiny and research. The Study was divided into three chapters, each chapter dealing with a part of that thesis. The first chapter dealt with: definitions related to the study, which were concerned with defining consumption and purposes linguistically and idiomatically, and clarifying the meaning that we would like to reach from our use of these terms, and then explaining the impact of those legitimate purposes on the general economic system and its effects on the economic structure and the desired goal of studying this behavior and the possible results. To ascertain the economic reality of the country if these methods are followed. As for the second chapter: the study was concerned with studying the importance of consumption from a legal perspective, and that consumption has an innate value, which God Almighty instilled in humans, as well as directing and considering it as One of The necessities of worship, and that it is the outcome per person reward if it is performed in the correct legal ways. And addressing the protection of money from tampering and misuse and the importance of money in Islamic law as the primary material in consumption, and the necessities of purpose in preserving money leading to protecting money from misuse, and addressing the five necessities and their impact on achieving social Security in the lives of all peoples. And in the third chapter, I dealt with: the objectives of consumption purposes in Islamic law and the legal controls for the consumer, so the Muslim consumer cannot be similar to other non-Muslims in his consumption system, as well as emphasizing the issues of what is permissible and forbidden, reward and punishment in our direct dealings with the issue of consumption, and moderation and moderation in spending that pushes us away On the methods that violate Islamic law and lead to the destruction of money and deserving of divine punishment, and it clarifies the approach that must be followed to achieve the public benefit within the legal limits and objectives. Asking God to bless us and Muslims with goodness and blessings. Keywords: Purposes. Consumption. Services. Islamic Economy. Protection of Funds. Necessities.
Cumhuriyet dönemi Türkiye iktisadi düşüncesinde İslâm iktisadı fikrinin temellük edilmesi: Hareket ve Diriliş dergileri örneği
İktisat, tarihsel süreç boyunca toplumların varlığını sürdürmesinde ve toplumsal yapının biçimlenmesinde belirleyici bir rol oynamıştır. Bu rol, özellikle modern dönemde daha görünür hâle gelmiş; Batının iktisadi alanda elde ettiği üstünlük, birçok toplumda Batılılaşma eğilimlerini hızlandırmıştır. Osmanlı-Türkiye toplumunda ise bu eğilim, özellikle Tanzimat sonrası dönemde iktisadi sistem tartışmalarını ön plana çıkarmıştır. Batı kökenli iktisadi modellerin İslâm toplumlarında çeşitli sorunlara yol açması, İslâmi değerler temelinde alternatif sistem arayışlarını beraberinde getirmiştir. Bu bağlamda, 20. yüzyılın ilk yarısında Hindistan alt kıtasında temelleri atılan İslâm iktisadı düşüncesi, Türkiye'de 1950'li yıllardan itibaren tartışılmaya başlanmış; ilerleyen dönemlerde ise Müslüman Türk mütefekkirlerin katkılarıyla daha sistematik bir yapıya kavuşmuştur. Söz konusu gelişim, İslâm iktisadı düşüncesinin Türkiye'deki yerini ve anlamını kavramak açısından büyük önem taşımaktadır. Bu çalışmanın temel motivasyonu da İslâm iktisadi düşüncesinin Türk entelektüel zemininde kazandığı özgün anlam çerçevesini belirlemeye yöneliktir. Bu doğrultuda çalışma, muhafazakâr düşünce hareketleri içerisinde öne çıkan Hareket ve Diriliş ekolleri ile bu ekollerin kurucuları olan Nurettin Topçu ve Sezai Karakoç'un İslâm iktisadi düşüncesine ilişkin görüşlerini analiz etmeyi amaçlamaktadır. Analiz kapsamında, bu düşünce çevrelerinde İslâm iktisadının nasıl kavramsallaştırıldığı, tarihsel meselelerle nasıl ilişkilendirildiği ve ne tür çözüm önerileri geliştirildiği ortaya konulmaktadır. Çalışmanın veri tabanını, söz konusu düşünce çevrelerinin ana yayın organları olan Hareket ve Diriliş dergileri oluşturmaktadır. Metodolojik açıdan ise muhteva analizi yöntemi benimsenmiştir. Dergilerin tüm sayılarına yönelik sistematik bir tarama gerçekleştirilmiş; iktisadi bağlamda ele alınan metinlerde, yazarların söylemleri, yorumları ve önerileri detaylı biçimde analiz edilmiştir. Bu çalışma, "İslâm iktisadi düşüncesi, Türkiye iktisadi düşüncesinde yalnızca bir tercüme hareketi olarak mı yer bulmuştur, yoksa özgün yorumlamalarla yeni bir anlam mı kazanmıştır?" sorusuna yanıt aramaktadır. Çalışmanın temel hipotezi ise, Hareket ve Diriliş ekolleri doğrultusunda geliştirilen İslâm iktisadı fikrinin, Türkiye iktisadi düşüncesine doğrudan iktibas edilmeksizin, yeniden yorumlanarak özgün bir ruh kazandığı yönündedir. Araştırmanın temel bulgusu, kapitalist iktisadi teoriye karşı alternatif olarak önerilen İslâm iktisadı modelinin "Anadolu Sosyalizmi" ve "Diriliş Ruhu" gibi özgün kavramlarla yeniden inşa edilerek Türkiye iktisadi düşüncesinde kendine özgü bir yer edindiğidir.
İslam'da faizin tarihsel süreci ve katılım bankalarının eleştiriye açık yönleri
Bankalar günümüzdeki iktisadî hayatın en temel kurumları haline gelmiştir. Mevduat bankalarının işlemlerine konu olan faizin hükmü hakkında büyük oranda ittifak sağlanmıştır. Ancak katılım bankalarının özellikle fon kullandırma yöntemleri üzerinde bazı tartışma ve tereddütler mevcuttur. Bu çalışmada katılım bankalarının fon toplama ve kullandırma yöntemlerinin İslam hukukuna uygun olup olmadığı incelenmiştir. Çalışmanın giriş kısmında tezin amacı, önemi, kapsamı, metodu ve kaynakları ele alınmıştır. Bu kısımda ayrıca genel bir bakış açısı oluşturmak amacıyla, faiz ile ilgili leh ve aleyhteki görüş ve yaklaşımlar özet olarak sunulmuştur. Tezin birinci bölümünde çalışmada kullanılan kavramların çerçevesi tespit edilmiş, akabinde ribâ yasağının daha iyi anlaşılabilmesi amacıyla, cahiliye döneminin iktisadî uygulamaları incelenmiştir. Daha sonra ribâyı yasaklayan naslar ele alınmış ve ribâ yasağının keyfiyeti üzerinde durulmuştur. Ardından fıkhın sistematik hale getirildiği müçtehit imamlar döneminde tespit edilen ribâ hakkındaki kaideler ele alınmıştır. Bu bölümün sonunda ise günümüz katılım bankaları için önemli bir referans kaynağı olan para vakıfları ve konumuzla ilgili uygulamaları incelemeye tâbi tutulmuştur. Tezin ikinci bölümünde katılım bankalarının fon toplama ve kullandırma yöntemleri incelenmiştir. Söz konusu uygulamaların tespit edilmesi amacıyla bankaların resmi sitelerindeki sözleşmeler esas alınmıştır. Çalışmanın son bölümünde ise katılım bankalarının söz konusu uygulamaları, İslam iktisat düşüncesinin temel kaideleri açısından bütüncül olarak ele alınmıştır. Çalışmanın sonunda ise ulaşılan sonuçların ifade edildiği bir değerlendirme bölümüne yer verilmiştir.
Kamusal sermayenin katılım bankacılığına girmesinin sektörün performansına etkisi: Türkiye katılım bankacılığına yönelik bir panel veri analizi
Günümüz dünyasında küreselleşmenin de etkisiyle ulus içinde yapılan ticaretin yanı sıra uluslararası ticaret de her geçen gün artarak devam etmektedir. Tüm dünyada ulusal bazda ve uluslararası düzeyde gerçekleştirilen ticari hareketliliklerde KOBİ'ler (Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmeler) önemli unsurlardan bir tanesidir. Ülke ekonomilerinin önemli bir taşıyıcısı konumunda olan KOBİ'ler ile ulusal ve küresel bazda gerçekleşen bu ticarette ülke olarak öne geçmek, sürdürülebilirliği sağlamak, dış ticarette artı vermek için işletimlerinizin de güçlü olması gerekmektedir. KOBİ'lerin ve dolayısıyla ülke ekonomilerinin bu niteliklere sahip olabilme noktasındaki en önemli dayanakları güçlü bir finansal yapıdır. Kendi öz sermaye güçlerinin yetmediği zamanlarda finansman ihtiyaçlarının zamanında ve uygun koşullarda karşılanması için tüm dünyada bankacılık sistemi aktif rol oynamaktadır. Finans sektörünün en önemli aktörü olan bankaların yurt içinden veya yurt dışından buldukları finansmanlar ile işletmelere sermaye aktarımı yapması sayesinde işletmeler ulusal veya uluslararası düzeyde rekabet gücü yakalayabilmektedirler. Son dönemde ülkemizde konvansiyonel bankaların yanı sıra katılım bankaları da finansman alanında adından söz ettirmeye başlayarak her geçen yıl reel sektöre verdiği desteği arttırmaktadır. Yakın bir sürece kadar sadece özel ve yabancı sermayeli bankaların hâkim durumda olduğu Türkiye katılım bankacılığı sektörüne kamu otoritesinin sektördeki canlanmaya ve artan hacme kamu otoritesi de kayıtsız kalmayarak son dönemde hızlı şekilde sektöre giriş yapması ile sektörün konvansiyonel sistemle arasındaki farkı kapayarak sektöre kamusal sermayenin girişinin sektöre bir dinamizm kazandırması durumu ortaya çıkmıştır. Bu sürecin performans göstergeleri ile yıllar itibariyle gözlenmesi amacından hareketle çalışmada kamusal sermayeli katılım bankalarının sektöre girişinin ortaya çıkardığı etkinin ölçülmesi amacıyla çalışmada 2010: Q1-2020: Q2 yılları arasındaki veriler ile dinamik panel veri analizi yöntemi kullanılarak analizler gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın sonucunda kamusal sermayenin sektöre girmesinin olumsuz etki ortaya çıkardığı yapılan analizler sonrasında gözlenmektedir. Buradan hareketle kamu sermayeli katılım bankalarının daha çok yaygınlaşarak ölçek ekonomisi etkisi yaratmasıyla sektöre olumlu katkı sağlayabilir. Aynı zamanda Kamu katılım bankaları devlet otoritesini kullanarak yurt içi ve yurt dışından daha çok kaynak temin edebilir. Bu bağlamda da avantaj sağlayarak sektöre önemli bir katkı ortaya çıkaracağı düşünülmektedir.
Satım akdinde makudun aleyhin mütekavvim olması
Satım Akdinde Ma'kudun Aleyhin Mütekavvim Olması Tez konumuz olan mütekavvim mal'ı üç bölüm halinde ele aldık. Çalışmamızda ma'kudun aleyhim mütekavvim olmasını ortaya koymayı amaçladık. Akdin konusunu oluşturan makudun aleyh satım akdinin rükunlarından birisidir. Bu rükun olmadan akit teşekkül etmez ve batıl olur. Ma'kudun aleyhin de bazı şartları vardır. Bu şartlar gerçekleşince akit sahih olur ve hukuki neticeleri ortaya çıkar. Bu şartlardan birisi de makudun aleyhin mütekavvim (değerli) olmasıdır. Tezimizin temelini teşkil eden mütekavvim, gayri mütekavvim kavramlarının tarifleri verilmiş mezheplerin bu kavramlar için yaptıkları farklı tanımlamalar ortaya konulmuştur. Bir malın mütekavvim Kabul edilmesi için gerekli şartlar belirtilmiş ve örneklerle açıklanmıştır. Mütekavvim malın tarifinde bulunması gereken özel şartlarla ilgili alimlerin farklı tespitleri olup iki kısma ayrılmaktadır. Hanefilerin Kabul ettiği şartlar ayn olması ve gelecekte elde edilebilir olmasıdır. Cumhur ulemanın Kabul ettiği şartlar, memluk olma (mülkiyet altına alınabilir olma), mevcut (var) olma, şer'an (hukuken) kendisinden istifade edilebilir olmadır. Bu şartlar açıklanmış ve örnekler üzerinden gerekçeleri belirtilmiştir. Mütekavvim kavramının oluşmasında siyasi, sosyal, iktisadi, dini yönler bulunmaktadır. Bunlar detaylıca ele alınmamış sadece değinilmiştir. Tezimizin son bölümünde akit yapılırken müteavvim özelliğine dikkat edilmemesinin hukuki neticesi üzerinde durulmuştur. Buna göre Mütekavvim bir mal ile yapılan akdin sahih akit olur. Bu şartı taşımayan mal üzerine yapılan akdin ise fasit veya batıl olur ki bu durumda akit hukuk tarafından geçerli olmaz ve hukukî koruma altına girmez
İslami bankacılık sisteminde fıkhî denetim kurulu
Bu araştırma İslam ekonomisi alanındaki, İslami faaliyetlerin düzeltilmesini ve şer'i denetimin İslami bankalardaki işlemlerin kontrolünde, dini yönden pratik uygulamalarda periyodik izlemler yapmak suretiyle rolünü etkinleştirmeyi hedeflemektedir. Bu hassas açıdan ekonomi yönünden İslami bankaların ilgisini vurgulamaktadır. İslami bankalar klasik bankalardan birçok yönden farklıdır. İslami bankaların yönetim kurulundan tam bağımsız, şeri denetim kurulu olarak bilinen bir kurul tarafından şer'i denetime tabi tutulması bu farklardandır. İşte bu mesele araştırmamın konusudur. Araştırmamın konu başlığı; ''İslami Bankacılık Faaliyetlerinde Şer'i Denetim Kurulu'dur. Bu kurul İslam dininin kaynaklarından çıkarılan dini fetvalar olarak bilinen bir takım kurallara uygun hareket eder. Bu kurulun incelemeleri yönetim kurulu ve ortakların belirlenmesi, feshi ve ücretlerini belirleyen ortaklardan oluşan genel kurula sunulur. Bazı İslami bankalarda bir takım kusurlar bulunmasına rağmen, birçok İslami bankada hataların ve işlemlerin düzeltilmesinde, faaliyetlerin geliştirilmesinde ve daha iyi performanslarda şer'i denetim heyetleri önemli rol oynamaktadırlar. Bu araştırma İslami bankalarda çalışanlara kısaca bilimsel ve pratik kazanımlar kazandırmakla beraber bu bankalarda uygulandığı üzere, şeri denetimin hedef, özellik ve anlaşılmasında tektir. Aynı zamanda bu araştırma bu heyetin sorumluluğunu nasıl yerine getireceğini, bir açıdan iç kontrol ve muhasebe kaynakları arasındaki ilişkiyi de ortaya koyarken bir başka açıdan merkez bankası ile aralarındaki ilişkiyi de açıklamaktadır.
İslami üç faktör varlık fiyatlama modeli; Katılım endeksi üzerine bir uygulama
Fama French Üç Faktör Varlık Fiyatlama Modeline göre hisse senedi getirisindeki değişim; piyasanın risksiz faiz oranı üzerindeki fazla getirisi, ölçek ve DD/PD oranları tarafından açıklanmaktadır. Bu çalışmanın temel amacı Fama French Üç Faktör Varlık Fiyatlama Modelinin İslami finansa uyarlanmasıdır. Çalışmada Geleneksel Fama French Üç Faktör Varlık Fiyatlama Modeli sonuçlarına da ulaşılarak İslami Fama French Üç Faktör Varlık Fiyatlama Modeli sonuçlarıyla karşılaştırılması da amaçlanmaktadır. Bu amaç doğrultusunda KATLM 30 endeksinde yer alan 2011-2017 yılları arasındaki her yıl Aralık ayının sonunda özsermayesi pozitif olan ve kesintisiz verisine ulaşılabilen 25 adet hisse senedi baz alınmıştır. Çalışmada iki ayrı pazar portföyü BİST 100 ve KATLM 30 kullanılmıştır. İslami Fama French Üç Faktör Varlık Fiyatlama Modelinin oluşturulması için faiz oranı yerine enflasyon alınmıştır. Elde edilen hisse senetlerinin aylık verileri regresyon analizi yöntemi ile analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda Fama French Üç Faktör Varlık Fiyatlama Modelinin İslami finansa uygulanabilir olduğu ama ilgili dönem için geçerli olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Geleneksel Fama French Üç Faktör Varlık Fiyatlama Modelinde pazar portföyünün BİST100 alındığı modelde SH, BL, BM ve BH portföylerinde geçerli olduğu tespit edilmiştir.
Covid-19 and microfinance institutions in Somalia challenges and practical solutions
Microfinance refers to a small loan, insurance and savings which is mainly granted to people with a low income in extreme poverty in order improve their lives and alleviate poverty in the community. The purpose of this thesis is to investigate how Covid-19 has impacted the microfinance institutions in Somalia and what was the major challenges they had faced since the onset of Covid-19 pandemic. Both qualitative and quantitative methodology has been used through conducting a case study in Mogadishu and Hargeisa. The data was collected through a questionnaire distributed to the Somalian microfinance institutions in 2022. The results showed that Covid-19 has had a moderate impact on MFIs. It had also found that most MFIs witnessed high credit risk and an increase in savings withdrawals. In addition, MFIs had faced many financial and operational challenges including difficulties in meeting clients in the offices, disbursing loans, default of loans, increase in non-performing assets, declining profits, financial crisis, and many other challenges. To overcome these challenges, the thesis found that MFIs have to diversify their financial portfolios, improve the digital innovation, reschedule loans, seek government assistance, and increase investments in different sectors in order to mitigate the impacts of the Covid-19 crisis. Key terms of the research: Covid-19, Microfinance Institutions, Somalia, Challenges, Solutions.
The use of Islamic finance practices as Central Bank monetary policy instruments
Islamic finance is a concept that become increasingly popular due to the accumulation of capital in Islamic countries. The whole world is in search of an economic alternative, as economies dominated by conventional economics are constantly engaged in crisis-inducing transactions. Islamic finance seen as an alternative to conventional economics for reasons such as not introducing interest directly into economic equations, adopting a full reserve system, not tolerating speculative attacks due to the avoidance of uncertain transactions. However, in many countries practicing Islamic finance, the market is managed by Central Banks established in accordance with the principles of conventional economics. In these markets, both participation banks and interest rate-sensitive investors cannot use the instruments determined by the Central Banks to achieve monetary policy objectives. The Central Banks generally pursue monetary policy with the aim of achieving price stability. The success of the determined policy depends on all actors in the market to act in accordance with this policy. In practice, since participation banks and interest-sensitive investors do not participate in the interest-bearing market. The main purpose of this thesis is to determine existing practices which used as monetary policy instruments by the Central Banks in order to achieve monetary policy objectives. In this context, firstly, objectives and instruments of monetary policy will be given in terms of conventional economics and then Islamic finance and after the principles on which the two economic systems are based and the differences between them are stated and finally the monetary policy instruments in selected OIC countries that can be used by the Central Bank for the success of Islamic finance practices will be given. Keywords: Islamic Financial System, Islamic Monetary Policy, Central Bank, Monetary Policy, Price Stability
İslam'da ve diğer ekonomik sistemlerde ekonomik faaliyete devlet müdahalesi (Karşılaştırmalı bir ekonomik hukuk çalışması)
İslamiyet; devleti, hayat tarzını düzenlemek, meşru gayeleri gerçekleştirmek, maddî ve manevî refahı sağlamak, inancı korumak ve yaymak için en yüce ve vazgeçilmez kurum olarak kabul edilir. Bu, ekonomik faaliyetin çeşitli yönlerini gerçekleştirmek için İslami Şeriat ile uyumlu olarak ve tam olarak kullanmak isteyen bireylerin ekonomik özgürlüğüne keyfilik veya önyargı olmadan, kamu yararına ulaşmak için onlar ve devlet arasındaki entegrasyon ve işbirliği temelinde yapılır. Bu İslami görüş, devlet müdahalesi ilkesi ve ekonomik faaliyetteki rolü açısından çeşitli insan yapımı kapitalizm ve sosyalizm sistemlerinden farklıdır. Bireylerin ekonomik özgürlüklerinin yanı sıra, ekonomik faaliyetlerinde bulunma ve bunları, ister kapitalist ister sosyalist olsun, bu ülkelerdeki mevcut sistemle tutarlı bir şekilde uyarlamaya çalışma özgürlüğü içindedir. Birinci bölümde İslam'da devletin ekonomik sürece müdahalesini ele aldım. İkinci bölüme gelince: Kapitalist sistemde ekonomik sürece devlet müdahalesini ele aldım. Ve üçüncü bölümde: Sosyalist sistemde ekonomik faaliyete devlet müdahalesini ele aldım. Elde ettiğimiz en önemli sonuçlar arasında: Bu çalışma aracılığıyla incelenenlerin uygulanmasında, İslami perspektiften ekonomik çözümler, bireyin ve toplumun çıkarını, ikisini de boşa harcamadan elde etmeye kadar uzanmaktadır. Bu sayede yalnızca bireyin çıkarına ulaşılabilen kapitalist çözümlerden olduğu gibi yalnızca toplumun çıkarına ulaşılan sosyalist çözümlerden de ayrılmaktadır. Bireyin menfaati ile toplumun menfaati arasındaki bu uzlaşmanın meyvesini, hem ekonomik özgürlük alanında hem de ekonomik faaliyette devlet müdahalesi alanında en önemli İslami iktisat ilkelerini bu çalışmada gördük. Şunu belirtmekte fayda var ki, İslam ekonomisini kapitalist veya sosyalist iktisatçılardan birine bağlamaya çalışmak ya da ekonomik özgürlüğün ve devletin ekonomik faaliyete müdahalesinin alanı olduğumu zannetmek büyük bir hatadır. En önemlisi, bireycilik (kapitalizm) ile kolektivizm (sosyalizm) arasındaki, her birinden bir taraf alan veya diğerinden alıntılanan bileşik bir ruh halidir ve şifayı garanti eden ve cemaate zarar verendir. Eğer iki çıkar birbiriyle çelişiyorsa, o zaman daha büyük zararı daha az zararla geri çevirmenin yasallığını benimseyerek toplumun çıkarlarını bireyin çıkarlarının önüne koyar. Eğer iki Müfşatan çatışırsa, en az zarar vererek en büyük zararı hesaba katmak gerekir. İktisadi özgürlük, İslam ekonomisinde, bireyin özgürlüğünün ilahi bir ardıllık ve ilahi bir hediye olduğu, Allah'ın kanun koyduğu ve hüküm sürdüğü yerde tesis edildiği gibi, bireyler bağlı olduğu sürece ihlal edilemeyecek bir kişisel hak olarak kabul edilir. Allah'ın emrettiği yerde kalkar, yasak olduğu yerde durur. ve ekonomik özgürlüğün İslami yaklaşımın sınırlarından uygulanmasındaki bu sapma, toplumun çıkarlarını tehdit edecektir. Bu da suiistimallerin sınırlandırılmasını ve bireysel ve toplu hakların güvence altına alınmasını gerektiriyor. Devletin müdahalesi, kamu yararının sağlanması ve müdahaleyi gerektiren ihtiyacın boyutu ile sınırlıdır. ANAHTAR KELİMELER:İslam Ekonomisi, Ekonomi Sistemleri, Hukuk, İslam'da Ekonomi Fetvalar Ocak 2022, 109 Sayfa
Türkiye ekonomisinde Erbakan modeli ve D-8 teşkilatı
Bu tez çalışmamızda 54. Hükümetin Başbakanı, ilim ve fikir adamı Prof. Dr. Necmettin Erbakan'ın siyasi ve ekonomik projeleri ve bu projelerinin Türkiye ekonomisine genel etkileri incelenecektir. Yakın siyasi tarihimizde 42 yıllık siyaset hayatı ile önemli yer edinen Necmettin Erbakan'ın Türkiye ile birlikte 8 Müslüman ülkenin ekonomik olarak kalkınması için kuruluşuna öncülük ettiği D-8 Teşkilatı çok yönlü bir yaklaşım ile incelenecektir. D-8 Teşkilatı gelişmekte olan Türkiye, Nijerya, Mısır, Pakistan, Endonezya, İran, Malezya ve Bangladeş'ten oluşmaktadır. Bugünü anlayabilmek ve geleceğe dair mantıklı öngörülerde bulunabilmek, geçmişi doğru bir şekilde anlamaktan ve gereken dersleri almaktan geçmektedir. Bu doğrultuda Türkiye'nin iç ve dış kaynaklı yaşadığı siyasi, ekonomik, sosyal gelişmeleri ve bu gelişmelere etki eden faktörleri çok boyutlu incelemek gerekmektedir. Tez çalışmamızda Necmettin Erbakan'ın kapitalist ekonomi sistemine karşı oluşturmak istediği Adil Düzene dayalı İslam ekonomisi modeli ile bu modelin uluslararası ayağını oluşturan ekonomik ve siyasal nitelikler taşıyan D-8 Teşkilatı incelecektir. Bir sanat eserini tanımlamaya, anlamlandırmaya çalışır iken ilk dikkat çeken olgulardan biri eserde sanatçısından ve sanatçının içinde bulunduğu toplumdan taşıdığı izlerdir. Bu doğrultuda tez çalışmamızda Türkiye ekonomisinin dönemlerine, dönemlere etki eden faktörlere ve D-8 Teşkilatının kurucusu Necmettin Erbakan'ın hayatına çalışmamızda yer verilmiştir. ANAHTAR KELİMELER:Türkiye Ekonomisi, Necmettin Erbakan, D-8 Teşkilatı, Adil Ekonomik Düzen, Sömürgecilik
Preventing economic corruption in the Qur'anic perspective
The subject of economic corruption is of great importance in the Qur'anic perspective, because human life and others are directly linked to the economy. Satisfying the material needs of the human being is the objective of the economy in its religious sense, so that the interest of the economy in Islam is so much that it has explicit and fixed texts in several places, Adherence to and development of corruption and corruption, because economic corruption is a phenomenon that reflects the poor structure of the economic, political and moral system in many cases. Looking at the world today, we see that the most common problems facing countries, including Islamic countries, are the problem of corruption in the economy. Even the international war at this time is the war of the economy and not the other. Of valuable principles and unique systems related to the economy and ways of corruption and several ways to prevent and save from loss, all came at a time did not preceded by any of the previous religions and giant empires, and even the developed countries today have no system is comparable to Islamic principles on the economic side. Key Words: The Koran, Economy, Protection, Corruption, Cheatin.
İslam toplumunda emek ve sermaye
İslam, bilindiği üzere bin dört yüz yıldan fazla bir zamandır dünyanın farklı farklı birçok coğrafyasında kendisine tabi milyarlarca insanın benimsemiş olduğu semavi bir dindir. Sistem olarak ibadetleri, yasakları, meşru şeyleri, mübadeleyi, insan ilişkilerini, devletler hukukunu vb. birçok alanı düzenleyen bir takım prensiplere sahiptir. Dolayısıyla ekonomik hayatı kapsayan yaptırımlarıyla bu denli geniş bir insan kitlesini, yaklaşık bin beş yüz yıl gibi büyük bir zaman zarfında etkileyen bir dinin, paradigmik yapısını anlamak; tarihsel, sosyolojik ve iktisadi açıdan önem arzetmektedir. İşte bu çalışmada mezkur arzu ve ihtiyaçtan kaynaklı olarak İslam?ın ekonomiyle ilgili hükümlerinin, yine ekonomik hayatın iki önemli yapı taşı olan emek ve sermaye olgularıyla ilişkisi incelenmiştir. Emek ve sermaye konuları incelenmeye başlanmadan önce İslam?ın ekonomik hayatla ilgili bir takım prensipleri açıklanmış, konuyla ilgili çalışmalardan örnekler verilmiş ve diğer ekonomik sistemlerle arasındaki farklar kritiğe tabi tutulmuştur. Daha sonra ise İslam?ın emek ve sermayeyle ilişkili önemli hükümleri hakkında bilgi verilmeye çalışılmış, modern zamanda bu pratiklerin uygulanış şekillerinden örnekler sunulmuştur. Bu çalışmada konu ile ilgili genel olarak kabul görmüş İslami prensipler ve uygulamalar, Kur?an ve Hadis gibi ana kaynaklardaki varlıklarıyla sadece nakledilmeye çalışılmış; ayıca bunlar hakkında mutlak olarak ispat etme ve delil gösterme yoluna gidilmemiştir. Anahtar Kelimeler:İslam Ekonomisi, İslam ve İktisat, İslam?da Emek, İslam?da Sermaye.
İslami düşüncede iktisat -İktisadi doktrinler çerçevesinde bir deneme-
ÖZET İslam ekonomisi, dinsel olanla rasyonel olanın bir araya getirilmesiyle ortaya çıkmıştır ve bu nedenle, bir çok çelişki içeren bir yapı oluşturmaktadır. Bu çelişki çeşitli yerlerde ortaya çıkmaktadır: İslam ekonomi yazınının kaynak metinlerle ilişkisinde, modem iktisat kuramıyla ilişkisinde, kullanılan dilin yapısında, seçilen meşrulaştırma araçlarında. Her dinin kendisine özgü iktisadi modeli olamayacağından, İslam ekonomisinin de iktisada ilişkin kendi sözü yoktur. Bu nedenle, İslam iktisadı yazını oluşturulurken, bazı unsurlar modern iktisat kuranımdan, bazıları ortaçağ iktisat tartışmalarından, bazıları da İslami kaynaklardan alınmakta ve sonuçta, uyumsuz parçalardan oluşan bir bütün ortaya çıkmaktadır. İslam ekonomistleri,hem dinsel hem de bilimsel olan bir kuram üretmeyi amaçlarken, sonuç, ne dinsel ne de bilimsel olabilmiştir. Üretilen kuram, pek çok yerde aklın müdahalesi işe karıştığı için, dinsel değildir. Kuramsal yapıda iman, ahlak ve ideolojik unsurlar bazen merkezi rol oynadığı ve çözümlemeden çok düzenleme amaçlandığı için, bilimsel de değildir. Çözümlemenin olduğu ender yerlerde ise çözümlenen, hayali bir bilim nesnesidir. Faiz konusundaki sözde-muhalif tavır ise, faizle karın ve bu ikisiyle de gölge fiyatların ilişkisi görmezden gelindiği için, faizin başka adlar altında yeniden kabulüyle sonuçlanmaktadır.
المقاصد الاقتصادية للبيوع المنهي عنها في الفقه الإسلامي
This thesis is prepared to clear the economical purposes which are are fulfilled when keeping away from sales which are prohibited by Allah and his messenger because the most economical problems faced by our society nowadays lie in their doing and dealing with prohibited deals and forbidden sales . We mention in first chapter : The essence of purposes in the Islamic Sharia and importance of their knowledge and we state the characteristics of Islamic economy and their general principles then the Islamic purposes of sales in Islamic Figh that include money keeping , installing , circulating it and justice in it . In second chapter we mention the forbidden sales as a text in Islamic fiqh and we clarify the reason of their prohibition is due to existence of usury in such sales as the six usury types , in-kind ones and other or to sell the items which do not belong to him such as dates sale before looking good , a sale and conditions and other , the harm may be the reason in prohibition as the man's sale against his brother's sale and receipt of rukban and some sales are forbidden due to a problem in it as wine , blood and dead animals …..where we allot at the end of each type of these four types a special request to display the economical purposes in them It is clear to us that keeping away from these sales lead to a lot of economical benefits including trade development , keeping money squandering , prices lowness . goods provision , production increase , hand power increase , reduction of poverty and crimes as theft , bribes and other ….