Özel gereksinimli çocuklar
88 theses under this subject heading
İşitme kayıplı çocuğu kaynaştırmaya devam eden ebeveynlerin sorunlarının ve gereksinimlerinin belirlenmesi
Son yıllarda ülkemizde kaynaştırma uygulamaları hem özel eğitimi hem de genel eğitimi ilgilendiren önemli bir eğitimsel olgu olma niteliği göstermektedir. Bunun doğal sonucu olarak özel gereksinimli öğrencilerin genel eğitim sınıflarında yaşıtlarıyla birlikte eğitilmeleri gerektiği savunulmakta, eğitim uygulamalarının arttığı görülmektedir. Böylece özel gereksinimli öğrencilere akranlarıyla eşit eğitim fırsatı sağlanacağı, bu eğitimde başarılı olacakları ve kazanacakları yaşantılarla topluma uyum sağlamalarının daha kolay olacağı belirtilmektedir. Bu nedenle dünyada ve Türkiye'de işitme kayıplı çocukların eğitiminde kaynaştırma uygulamalarının yaygınlaştığı görülmektedir. Kaynaştırma uygulamalarında hem ebeveynlerin hem de çocuklarının bazı sorunlar yaşadığı bilinmektedir. Bu anlamda araştırmada Eskişehir ili merkez ilçelerinde işitme kayıplı çocuğu ilkokul ve ortaokula devam eden ebeveynlerin kaynaştırma uygulamalarına ilişkin sorunlarının ve gereksinimlerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu çerçevede nitel veri toplama teknikleri ve nicel veri toplama aracının birlikte kullanılması planlanmıştır. Çalışmada derinlemesine bilgi elde edilebilmesine olanak sağlayan nitel araştırma tekniği olan yarı yapılandırılmış görüşme (n=14) yapılmış ve elde edilen verilerin tümevarım yaklaşımıyla analizi yapılmıştır. Bunun sonucunda ebeveynlerin sorunları ve gereksinimlerine ilişkin 6 ana tema ortaya çıkmıştır. Bunlar sırasıyla (1) kaynaştırmanın aileler için anlamı, (2) kaynaştırma uygulamasında yaşanan sorunlar, (3) kaynaştırma uygulamalarının olumlu yönleri, (4) kaynaştırma uygulamalarının başarısını etkileyen faktörler, (5) ailelerin gereksinimleri ve (6) ailelerin beklentileri ve önerileridir. Bunun yanı sıra toplamda 35 alt temaya ulaşılmıştır. Veriler hem sorun ve gereksinim belirleme verisi hem de görüşme sonrası geliştirilen anket formunun dayanağı olarak kullanılmıştır. Görüşme verilerine, alan yazına, uzman görüşüne dayalı olarak hazırlanan İşitme Kayıplı Çocuğu Kaynaştırmaya Devam Eden Ebeveynlerin Sorunlarını ve Gereksinimlerini Belirleme Anketi aracılığı ile Eskişehir merkez ilçelerinde çocuğu kaynaştırmaya giden 59 ebeveynden 52'sine uygulanmıştır. Anket sonuçlarına nicel betimsel analiz yapılarak bulgular nitel bulgularla birlikte verilmiştir. Böylelikle daha geniş örnekleme ulaşma olanağı doğmuş, nitel verinin nicel teknikle elde edilmiş veriyle desteklenme olasılığı da olmuştur. Mevcut çalışmanın bulgularında işitme kayıplı çocuğu kaynaştırmaya devam eden ebeveynlerin kaynaştırma uygulamaları boyunca çeşitli sorunlar yaşadıkları ve çok çeşitli gereksinimleri olduğu görülmüştür. Örneğin ebeveynlerin en çok kaynaştırma eğitiminde öğretmenlerle ve destek eğitimin olmayışından sorunlar yaşadığı ayrıca yasal hakları ve işitme kayıplı çocuğunun eğitimi konusunda bilgilendirmeye gereksinim duyduklarını belirtmişlerdir. Son olarak da devletten, okul yönetimi ve öğretmenlerden beklentilerini belirtip, sorunların üstesinden gelinmesine ve diğer özel gereksinimli çocuğu olan ya da olmayan ebeveynlere yönelik önerilerde bulunmuşlardır. Sonuç olarak Milli Eğitim Bakanlığı'nın özellikle kaynaştırmanın uygulandığı okullarda hem ebeveynlere hem de kaynaştırma öğrencisine yönelik destek hizmetlerin sağlanabileceği düzenlemeler yapmasının kaçınılmaz olduğu söylenebilir. Anahtar kelimeler: Özel eğitim, Kaynaştırma, İşitme kayıplı çocuklar, İşitme engellilerin eğitimi, Ebeveynlerin sorunları ve gereksinimleri.
Özel gereksinimli öğrenciler için yetişkinliğe geçiş becerileri ölçme aracının geliştirilmesi
Bu araştırmanın amacı, özel gereksinimli öğrencilerin yetişkin rollerine hazırlanıp toplumda bağımsız ve kaliteli bir yaşam sürdürebilmeleri için bu bireylere gerekli olan toplumsal/ bağımsız yaşam becerilerinin kazandırılmasını hedefleyen Bireyselleştirilmiş Geçiş Planlarında (BGP) yer alması gereken hedefleri belirlemeye yarayan bir geçiş ölçeği geliştirmektir. Araştırmanın evrenini 2014-2015 eğitim-öğretim yılında Özel Eğitim Mesleki Eğitim Merkez'lerinin 11. ve 12. sınıflarındaki gönüllü özel gereksinimli öğrencilerle oluşturmaktadır. Çalışmanın örneklem gurubunu amaçlı örnekleme yöntemiyle belirlenen İstanbul, Ankara ve Eskişehir illerinde bulunan Özel Eğitim Mesleki Eğitim Merkez'lerinde 2014-2015 eğitim-öğretim yıllarında öğrenim gören 413 gönüllü öğrenci oluşturmaktadır. Yetişkinliğe geçiş becerileri ölçme aracının oluşturulması aşamasında mevcut geçiş modelleri ve ölçekleri incelenerek, İngilizce dilinde 6 faktör ve 40 bileşenli madde havuzu oluşturulmuştur. Devamında ise Amerika Birleşik Devletleri ve Türkiye'de geçiş alanında uzman akademisyen, öğretmen ve ölçme değerlendirme uzmanlarından oluşan toplam 23 kişiden ölçme aracının maddeleri hakkındaki görüşleri alınmıştır. Uzman görüşleri sonucunda ölçme aracının, 7 faktör ve 43 madde olmak üzere 3'lü likert tipine dönüştürülmüştür. Pilot uygulama 38 özel gereksinimli öğrenci ile gerçekleştirilmiş, gerekli düzenlemelerden sonra ise geçiş becerileri ölçme aracı toplamda 413 özel gereksinimli öğrenciye uygulanmıştır. Aracın geçerlik ve güvenirlik kanıtlarını elde etmek amacıyla açımlayıcı faktör analizi yapılmış, ardından faktör yapısına göre Cronbach Alfa iç tutarlılık katsayısı (.77) ve ayrı bir uygulama ile test-tekrar test güvenilirliği (.77) hesaplanmıştır. Sonuç olarak; bu çalışmada geliştirilen yetişkinliğe geçiş becerilerini ölçmek için 29 madde ve yedi faktörden oluşan, varyansın %46.5'ini açıklayan bir ölçme aracı hazırlanmıştır. Anahtar Sözcükler: Yetişkinliğe geçiş becerileri ölçme aracı, Bireyselleştirilmiş geçiş planı (BGP), Özel gereksinimli öğrenci, Toplumsal/Bağımsız yaşam becerileri,Bağımsız/Kaliteli yaşam
Öğretmenlerin özel eğitim sınıflarında yardımcı teknoloji kullanımına ilişkin görüşlerinin belirlenmesi
Bu çalışmanın amacı, Ankara ve Eskişehir illerindeki Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı ilkokul ve ortaokullardaki özel eğitim sınıflarında, özel eğitim iş ve uygulama merkezlerinde ve özel eğitim mesleki eğitim merkezlerinde görev yapan öğretmenlerin sınıflarında kullandıkları yardımcı teknolojilere ilişkin görüşlerinin belirlenmesidir. Araştırma, 414 özel eğitim öğretmeni ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın amacı doğrultusunda betimsel tarama modeli kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen Yardımcı Teknoloji Kullanım Anketi kullanılmıştır. Veriler istatistiksel olarak analiz edilmiş, frekans ve yüzdelik dağılımları hesaplanmıştır. Araştırma verilerinin çözümlenmesinde, amaçlar doğrultusunda non-parametrik testlerden Ki-Kare testi kullanılmıştır. Araştırmanın bulgularına göre çalışmaya katılan öğretmenlerin, yardımcı teknoloji kullanımının ankette yer alan bazı alt konularına ilişkin görüşleri cinsiyet, eğitim durumu, eğitim ortamı, lisans eğitimi sırasında yardımcı teknoloji eğitimi alma, internet ve bilgisayar teknolojileri ile ilgili olma, yardımcı teknolojiyle ilgili eğitime katılma, yardımcı teknolojilerden faydalanma durumu değişkenlerine göre anlamlı farklılık göstermektedir. Öğretmenlerin büyük çoğunluğu yardımcı teknolojileri kullanmada kendilerini yeterli hissetmediklerini belirtmişlerdir. Ayrıca öğretmenlerin en çok kullandıkları ve kullanışlı buldukları cihazlar, akıllı telefon, tablet, akıllı tahta ve dizüstü bilgisayar olarak belirlenmiştir.
Kaynaştırma uygulamalarında görev yapan sınıf öğretmenlerinin görüşlerinde farklılaştırılmış öğretime ilişkin izlerin incelenmesi
Bireysel farklılıkların dikkate alınması ve farklılığın zenginlik anlamına geleceği şeklindeki düşünceler son yıllarda toplumsal yaşamın her alanına etki etmiştir. Bu çalışmada sınıflarında özel gereksinimli öğrenci bulunan sınıf öğretmenlerinin gerçekleştirdikleri eğitim öğretim süreçlerinde farklılaştırılmış öğretim yöntemine ilişkin izlerin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu araştırma nitel araştırma paradigması çerçevesinde betimsel olarak desenlemiştir. Araştırmanın betimsel şekilde desenlemesinin sebebi, öğretmenlerin farklılaştırılmış öğretimi sınıflarında kullanımlarına ilişkin görüşlerinin derinlemesine incelenmesinin amaçlanmış olmasıdır. Elde edilen bulgularda dört ana tema ortaya çıkmıştır. Bu ana temalar sırasıyla; Öğretmen gözüyle bireysel farklılıklar, bireysel farklılıkların eğitim öğretim sürecine etkileri, sınıf içinde gerçekleştirilen eğitim öğretim sürecinde bireysel farklılıkların göz önünde bulundurulma durumları ve öğretmenlerin eğitim öğretim faaliyetleri sürecinde karşılaştıkları sorunlar beklenti ve önerileri şeklindedir. Bu ana temalar altında öğretmenlerin yürüttükleri eğitim öğretim faaliyetleri ve farklılıklara bakış açıları irdelenmiştir. Araştırmanın sonunda öğretmenlerin bireysel farklılıklara ilişkin bilgilerinin olduğu, var olan bu bireysel farklılıklara ilişkin yapılması gerekenlere ilişkin önerileri olmasına rağmen, gerçekleştirdikleri eğitim öğretim faaliyetlerinde farklılaştırılmış öğretim yöntemini kullanmadıkları sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Kaynaştırma, Farklılaştırılmış öğretim, Bireysel farklılıklar, Özel gereksinimli öğrenci, Sınıf öğretmeni.
Özel eğitim öğretmenlerinin özel gereksinimli bireylerin eğitiminde aile katılımı hakkında görüş ve önerileri
Amaç: Bu araştırmanın amacı, özel eğitim öğretmenlerinin özel gereksinimi bi- reylerin eğitimine aile katılımı hakkındaki görüş ve önerilerini öğretmenlerin deneyimle- rine dayalı olarak incelemektir. Yöntem: Bu çalışma nitel araştırma yöntemlerinden fenomenoloji yaklaşımına göre desenlenmiştir. Veriler yarı yapılandırılmış görüşme tekniği ile toplanmıştır. Özel eğitim sınıflarında görev yapan ve ailelerle etkileşimde olan 22 özel eğitim öğretmeni ile yüz yüze görüşme gerçekleştirilmiştir. Görüşme soruları aracılığıyla katılımcıların aile katılımına ilişkin görüş ve önerileri belirlenmiştir. Görüşmeler sonucunda elde edilen ve- riler içerik analizi kullanılarak analiz edilmiştir. Bulgular: Yapılan veri analizi sonucunda beş tema ve 17 kategoriye ulaşılmış- tır. Düşünceler, uygulamalar, aile katılım düzeyi, güçlükler ve öneriler temaları kendi iç- lerinde kategorilere ayrılmıştır. Düşünceler teması, olumlu ve olumsuz olarak kategori- lere ayrılmıştır. Uygulamalar teması evde katılım, okulda katılım, hem evde hem okulda katılım ve diğer katılım uygulamaları olarak kategorilere ayrılmıştır. Aile katılım düzeyi katılım sıklığı, katılımı etkileyen değişkenler, katılan üyeler ve katılımın aile üyelerine göre dağılımı olarak kategorilere ayrılmıştır. Güçlükler teması aile ile ilişkili güçlükler, öğretmen ile ilişkili güçlükler ve diğer güçlükler olarak kategorilere ayrılmıştır. Öneriler teması iş birliği, eğitim, etkileşim ve uyarlama olarak kategorilere ayrılmıştır. Belirlenen bu tema ve kategoriler katılımcıların görüşlerinden yapılan alıntılar ve örneklerle açık- lanmıştır. Sonuç ve Öneriler: Araştırma sonunda katılımcıların, aile katılımını önemli gör- dükleri ancak aile katılımına yönelik programın olmadığı, katılımcıların aile katılımı ko- nusunda yeterli bilgiye sahip olmadıkları, aile katılımı düzeyinin yeterli olmadığı ve aile katılımının birçok değişkenden etkilendiği, aile katılımını gerçekleştirirken özellikle ai- leye ilişkin güçlüklerle karşılaştıkları sonucuna ulaşılmıştır. Özel gereksinimi bireylerin eğitimine aile katılımını arttırmak için aile eğitimlerinin tanılama sonrasında verilmesi, öğretmenlerle aile katılımına ilişkin hizmet içi eğitimlerin verilmesi, özel eğitim öğret- men adaylarının öğretmenlik uygulaması derslerine aile katılımı planlaması ve uygula- ması eklenmesi önerilmektedir. Anahtar kelimeler: aile katılımı, ebeveyn katılımı, özel gereksinimli birey, öğretmen, fenomenoloji
Uludağ Üniversitesi Engelli Sağlık Kuruluna başvuran olguların retrospektif değerlendirilmesi
Çalışmamızda Uludağ Üniversitesi Engelli Sağlık Kurulu'na başvuran hastaların raporlarının tanımlayıcı incelemesini yapmak, ÇÖZGER sistemine geçildikten sonra olan değişiklikleri değerlendirmeyi amaçlamaktayız. Çalışmamız Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Çocuk Engelli Sağlık Kurulu'na 20/02/2018 – 20/02/2020 tarihleri arasında başvuran hastaların ESKR ve ÇÖZGER'leri retrospektif olarak taranarak yapılan tanımlayıcı bir çalışmadır. Hastaların sadece raporları baz alınmıştır, hasta dosyaları incelenmemiştir. Belirlenen tarihler arasında başvuran tüm hastalar çalışmanın evrenini ve örneklemini oluşturmaktadır. Tüm hastaların raporları çalışmaya dahil edilmiş olup, çalışmada dışlama kriteri bulunmamaktadır. Toplam 1747 hastanın raporları incelenmiş olup, %44,7'sinin ÇERSH başvurusu bulunmaktadır. Hastaların %58,2'si erkek, %41,8'i kadındır ve yaş ortalaması 8,502 ± 4,804 yıl, ortancası 8,000 yıldır. Hastaların %43,3'ü zihinsel yetersizlik, %26'sı gelişimsel gerilik (GG) (birlikte %69,6'sı bilişsel gelişimde gecikme (BGG)), %12,1'i özgül öğrenme bozukluğu (ÖÖB), %11,9'u otizm spektrum bozukluğu (OSB) tanılarını almıştır. BGG tanısı alan hastaların %14,9'unun sınır düzeyde mental kapasiteye sahip olduğu, %61,7'sinin hafif düzeyde, %15,9'unun orta düzeyde, %7,6'sının ağır düzeyde BGG olduğu saptanmıştır. ÇÖZGER'de ESKR'ye göre ÖÖG tanısı alma oranı anlamlı olarak daha yüksek (p<0,0001), GG tanısı alma oranı ESKR'den anlamlı olarak daha düşük (p<0,0001) saptanmıştır. Hastaların %12,1'inde eşlik eden bir psikiyatrik tanı saptanmıştır. ÇÖZGER'de bu oran ESKR'ye göre anlamlı olarak daha düşük bulunmuştur (p=0,0001). En sık eşlik eden tanı %49,5 ile dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğudur. Hastaların %42,1'inde eşlik eden sistemik bir hastalık bulunmaktadır. Sistemik hastalıkları olan hastaların %26,5'inde nörolojik, %19,1 genetik %14,6 kulak burun boğaz hastalığı bulunduğu saptanmıştır. Hastaların %24,6'sında epilepsi eşlik etmektedir. Çalışmamızın sonuçları özel gereksinimli çocukların sağlık kurulu raporları için başvurularını incelemekte ve sistemsel değişikliklerin başvuru oranları, tanı dağılımları üzerine etkilerini vurgulayan bir çalışmadır. Bu iv bağlamda özel gereksinimli çocuklara uygun desteklerinin sağlanması amacıyla, yapılan sistemsel değişikliklerin klinik yansımalarının belirlenmesi, hem klinisyenler hem kanun koyucuların ileriye yönelik çalışmaları için alana katkı sağlaması amaçlanmıştır.
Normal gelişim gösteren çocukların özel gereksinimli akranlarına yönelik tutumları ve zorbalık düzeylerinin incelenmesi
Özel gereksinimli çocuklar gelişimsel özelliklerinden dolayı topluma uyum sağlamakta ve akranlarıyla iletişim kurmakta zorlanabilmektedirler. Bu süreçte normal gelişim gösteren çocukların özel gereksinimli akranlarına yönelik tutumları önemli rol oynamaktadır. Normal gelişim gösteren çocukların özel gereksinimli akranlarına yönelik tutumlarını etkileyen birçok faktör bulunmaktadır. Bu faktörlerden birisin de normal gelişim gösteren çocukların zorbalık düzeylerinin olduğu düşünülmektedir. Bu araştırmanın amacı, normal gelişim gösteren ortaokul sekizinci sınıf öğrencilerinin, özel gereksinimli akranlarına yönelik tutumlarının ve zorbalık düzeylerinin incelenmesidir. Araştırmanın evrenini, Çankırı il merkezinde bulunan MEB'e bağlı ortaokullara devam eden sekizinci sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise basit rastgele yöntem ile seçilen beş ortaokulda öğrenim gören toplam 365 (230 kız ve 135 erkek) sekinci sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Verilerin analizinde, Mann Whitney-U Testi, Kruskal Wallis-H Testi ve Spearman Korelasyon testi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda Akran Zorbalığı Ölçeğinin zorba alt boyutu ile değişkenler arasında anlamlı bir farklılık bulunmazken (p>.05), kurban alt boyutu ile anne eğitim durumu ve aile yapısı değişkenleri arasında anlamlı farklılık bulunmuştur (p<.05). Chedoke-Mcmaster Engelli Çocuklara Yönelik Tutumlar Ölçeğinin acıma alt boyutu ile cinsiyet, baba eğitim durumu, aile yapısı, ailede özel gereksinimli birey olma durumu, özel gereksinimli arkadaşa sahip olma değişkeni arasında, kaçınma alt boyutu ile çevrede özel gereksinimli birey olma durumu değişkeni arasında anlamlı bir farklılık bulunmuştur (p<.05). Chedoke-Mcmaster Engelli Çocuklara Yönelik Tutumlar Ölçeği'nin zorbalık alt boyutu ile Akran Zorbalığı Ölçeği'nin etkileşim ve kabullenme, kaçınma ve benzer olma alt boyutları arasında negatif yönde bir ilişkiye rastlanmıştır. Yine Chedoke-Mcmaster Engelli Çocuklara Yönelik Tutumlar Ölçeği'nin kurban alt boyutu ile Akran Zorbalığı Ölçeği'nin kaçınma ve benzer olma alt boyutları arasında negatif yönde bir ilişki bulunmuştur.
Özel gereksinimi olan çocuklarin annelerinin ilk yardım konusundaki bilgi düzeyi ve uygulamalari
Çocukluk döneminde görebileceğimiz kazalar önemli bir halk sağlığı sorunu olarak görülmektedir. Çocuklar arasına birde özel gereksinimi olan çocuklarımızı eklersek karşılaşılabilecek sağlık sorunlarınındaha fazla arttığı görülmektedir. Kazalar karşısında annelerimizin uyguladığı ilk yardım uygulaması önem taşımaktadır. Özel gereksinimi olan çocuklarımıza ilk müdahaleyi yapmak daha zordur. Bu araştırmada ise Yozgat ilinde Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi'ne giden çocukların annelerinin ilk yardım bilgi düzeyi ve ilk yardım gerektiren durumla karşılaştıklarındaki uygulamaları hakkında bilgi sahibi olmak amaçlanmaktadır. Niteliksel yönde bir çalışma olup sorular araştırmacı tarafından oluşturulmuş yarı yapılandırılmış görüşme formu ile uygulanmıştır. Katılımcı olarak 20 anne ile görüşme sağlanmıştır. Sorular annelere yüzyüze görüşme yapılarak sorulmuştur. Görüşme yapılan 3 annenin ise mental sağlık olarak soruları cevaplayacak durumda olmadığı anlaşılmıştır. Bu annelerin görüşleri alınmamıştır. Annelere 1-20 arası sayı verilip bu şekilde ifade edilmiştir. Annelerin demografik bilgileri, ilk yardım gerektirecek durumla karşılaşma sıklığı, karşılaştıklarındaki yaptığı uygulamalar sorulmuştur Bu çalışmada annelerimizin hepsi ev hanımıdır ve annelerin yaş aralıklarının genç ya da orta yaş grubunda olmasının ilk yardım bilgi düzeylerinde bir fark oluşturmamıştır. Katılımcı annelerimizin hepsi ev hanımıdır. Annelere sorulan ilk yardım gerektirecek durumla karşılaşmalarındaki neler yaparsınız sorularına verilen cevaplara bakıldığında, annelerin çoğunluğu aynı cevabı vermiştir. Özellikle anneler büyüklerinden gördüğü geleneksel yöntemleri tercih etmişlerdir. Verilen cevaplara baktığımızda bilgiler ya eksik ya da yanlış olmuştur. Sonuç olarak annelerimizin ilk yardım bilgi düzeylerini artırmak için kurslara katılmasına yönelik teşvikler oluşturulmalıdır. Annelerin bu yönde algısını ve bilgisini artıracak programlar, broşürler, eğitimler düzenlenmesi gerekli olduğunu görmekteyiz.
Özel gereksinimli bir birey olan ailelerdeki ebeveynlerin ve kardeşlerin duygu ve düşünceleri
Bu araştırma, özel gereksinimli birey olan ailelerdeki ebeveynlerin ve kardeşlerin duygu ve düşüncelerini incelemek amacıyla yapılmıştır. Nitel araştırma yöntemlerinden durum araştırması niteliğindeki bu araştırmanın çalışma grubu, Mersin ili Silifke ilçesinde bulunan hem özel gereksinimli hem de normal gelişim gösteren çocukları olan 10 anne, 10 baba ve bu anne babaların normal gelişim gösteren 6-18 yaş aralığındaki sekiz çocuğundan oluşmaktadır. Toplamda 17 özel gereksinimli bireyin ailesi çalışmaya katılmıştır. Üç ailede hem anne hem baba hem de normal gelişim gösteren kardeşler çalışmada gönüllü olarak yer almıştır. Bu üç ailenin tüm aile fertleri ile görüşülmüş fakat diğer ailelerde tüm aile bireyleri ile görüşülememiştir. Çalışmada yer alan katılımcılar amaçlı örnekleme yöntemlerinden ölçüt örnekleme yöntemine göre belirlenmiştir. Katılımcı anne babalarla ve okuma yazma bilmeyen altı yaşındaki normal gelişim gösteren çocukla yarı yapılandırılmış görüşme yapılmış olup diğer yedi çocuğun verileri yazılı doküman incelemesi (kompozisyon) ile toplanmıştır. Altı yaşındaki çocukla oyunlaştırılmış ortamda görüşme gerçekleştirilmiştir. Verilerin analizinde içerik analizinden yararlanılmıştır. Sonuç olarak; anne babaların büyük çoğunluğunun kendinden sonra özel gereksinimli çocuğunun bakımı konusunda kaygılı oldukları, anne babaların normal gelişim gösteren çocukları ile özel gereksinimli çocukları hakkında konuştukları, onlara sorumluluklar yükledikleri, özel gereksinimli çocuğun gelecekte bakımı konusunda öncelikle normal gelişim gösteren çocuklarına daha sonra ise eşlerine güvendikleri bulunmuştur. Annelerden sadece üçü bu süreçte psikolojik destek almış, diğer anne ve babalar ise destek almamıştır. Anne ve babalar özel gereksinimli çocukları ile normal gelişim gösteren çocukları arasındaki ilişkinin olumlu olduğunu ifade etmişlerdir. Normal gelişim gösteren çocuklardan elde edilen verilere göre kardeşleri ile ilgili ilk tanı sürecinde durumun ne olduğunu anlamakta güçlük yaşadıkları, kardeşlerinin hasta olduğunu düşündükleri görülmüştür. Ebeveynlerinin anlatımları ile kardeşlerinin gereksinim durumları hakkında bilgi sahibi oldukları, normal gelişim gösteren kardeşlerin de bu süreçte herhangi bir psikolojik destek almadıkları tespit edilmiştir. Özel gereksinimli kardeşlerinin ihtiyaçları ile şimdi ilgilendikleri ve gelecekte de kardeşlerinin sorumluluklarının kendi üzerilerinde olduğu bilinci ile gelecek planları yaptıkları görülmüştür. Anne babaların duygu ve düşünceleri ile normal gelişim gösteren kardeşlerin duygu ve düşüncelerinin birbiri ile örtüştüğü ortaya çıkmıştır. Ayrıca, aynı aileden çalışmaya katılan kardeşlerin de özel gereksinimli kardeşleri hakkındaki duygu, düşünce ve gelecek planlarının birbirine benzediği tespit edilmiştir.
Ortaokul öğretmenlerinin kaynaştırma eğitimine ilişkin eğilimlerinin farklı değişkenler açısından incelenmesi
Bu araştırmanın amacı ortaokullarda görev yapan öğretmenlerin kaynaştırma eğitiminde karşılaşılan sorunları farklı değişkenler açısından inceleyerek öğretmen görüşlerinin belirlemektir. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden tarama modelinden faydalanılmıştır. Araştırma, 2019-2020 eğitim-öğretim yılında Şanlıurfa İli MEB bağlı ortaokullarda görev yapan 281'i kadın ve 217'si erkek olmak üzere toplam 498 ortaokul öğretmenine anket uygulanmıştır. Duran Düşünür (2018) tarafından geliştirilen SÖKEL (Sınıf Öğretmenlerinin Kaynaştırma Eğitimine İlişkin Eğilimleri Ölçeği) ve "Kişisel Bilgi Formu"nu içermektedir. Cronbach Alpha güvenilirlik katsayısı .80 çıkmıştır. Uygulanan ölçekten ve kişisel bilgi formundaki veriler analiz edilip yorumlanmıştır. Araştırma sonuçlarında öğretmen görüşlerinin normal bir dağılım göstermesi sonucunda betimsel istatistiksel tekniklerden olan ilişkisiz örneklemler t-Testi ve ilişkisiz örneklemler için tek faktörlü varyans analizi (ANOVA) yapılmıştır. Araştırmanın sonuçları incelendiğinde, öğretmenlerin "Kaynaştırma Uygulamalarına Yönelik Ölçeği'inde yer alan maddelere katılımlarının 'Orta Düzeyde Katılıyorum' şeklinde olduğu belirlenmiştir. Sonuç olarak öğretmenlerin kaynaştırma eğitimine ilişkin eğilimlerinin olumlu olduğu görülmüştür. Öğretmenlerin hizmet içi eğitim durumları ve kaynaştırma öğrencisi sayısı bakımından anlamlı farklılık göstermiştir. Eğitim alan ve kaynaştırma eğitiminde öğrencisi bulunan öğretmenlerin kaynaştırma eğitimine olumlu baktıkları, cinsiyet değişkeni, branş değişkeni, kıdem değişkenlerinin kaynaştırma eğitim uygulamalarına yönelik öğretmen görüşlerini etkilemediği sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Kaynaştırma Eğitimi, Ortaokul Öğretmenleri, Özel Gereksinimli Öğrenci, Eğilim
Kaynaştırma eğitimi alan çocuklarda eğitsel oyun kullanımı ile ilgili öğretmen görüşleri
Özel eğitim tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de son dönemlerde daha çok önem verilen bir konu haline gelmektedir. Kaynaştırma sınıflarında özel gereksinimli bireylerin ihtiyaçlarına göre donanım ve destek hizmetleri sağlanması gerekirken, bu sınıflarda görev yapan öğretmenlerin de öğrencilerin gelişimi ve gereksinimlerine bağlı olarak uygun yöntemleri kullanması gerekli hale gelmektedir. Eğitsel oyunların gerek normal gelişime sahip öğrenciler ve gerekse özel gereksinimli öğrenciler açısından faydalı olduğu bilinmektedir. Bu çalışmanın amacı kaynaştırma sınıflarında uygulanmakta olan eğitsel oyunların özel gereksinimli öğrencilere etkilerinin öğretmen görüşlerine göre belirlenmesi ve önerilerinin sunulmasıdır. Araştırmada öğretmenlerin görüşlerine göre eğitsel oyunların faydası, uygulamada yaşanan zorluklar, oyunların seçimi ve normal öğrencilere etkisi gibi konulara cevaplar aranmıştır. Ayrıca öğretmenlerin yaş, mesleki tecrübe, kaynaştırma sınıfında görev yapma tecrübesi, kaynaştırma eğitimi hakkında özel eğitim veya kurs alma gibi durumları ile eğitsel oyun uygulamaları arasında herhangi bir ilişki olup olmadığı incelenmiştir. Araştırmanın örneklemi Kırşehir ilinde görev yapan kaynaştırma sınıfında ders veren ve eğitsel oyunları derslerinde kullanan 30 öğretmenden oluşmaktadır. Nitel veriler araştırmacı tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış görüşme formu ile sağlanmış, veriler içerik analizi ile değerlendirilmiştir. Araştırmada öğretmenlerin eğitsel oyunların faydasına inanmakla birlikte kaynaştırma eğitimi ve daha özel olarak bu eğitimde kullanılacak oyunlar konusunda büyük oranda eğitim eksiği bulunduğu, içinde bulundukları özel durum doğrultusunda sonuçları detaylı bir şekilde öngörülemeyecek halde eğitsel oyunları uygulamaya çalıştıkları görülmüştür. Bilgi eksiğinin giderilmesi, uygulama pratiğinin geliştirilmesi amacıyla özel kursların planlanması, özel gereksinimli öğrencinin ihtiyacına hitap edebilecek duruma özel oyunların geliştirilerek öğretmenlerin kullanımına sunulması önerilmiştir.
Öğretmen adaylarının ortaokullarda kolaylaştırıcı kişi uygulamasına yönelik yeterliliklerinin belirleme ölçeği geliştirme çalışması
Kaynaştırma yoluyla öğrenimlerine devam eden özel gereksinimi olan öğrencilerin nitelikli eğitim almaları ve eğitimde eşitlik ve adaleti sağlamak adına zorluk yaşadıkları alanlarda bireysel olarak desteklenmeleri Bu amaçla, öğretmen adaylarının özel gereksinimi olan kaynaştırma öğrencisi için kolaylaştırıcı kişi kullanılmasına yönelik öz yeterliklerini belirleme ölçeği geliştirme bu araştırmanın temelini oluşturmaktadır. Çalışma nicel araştırma yöntemlerinden tarama deseni kullanılarak yürütülmüştür. Ölçme aracının geliştirilmesi süreci sırasıyla; kapsam geçerliliği için uzman görüşü alma, açımlayıcı faktör analizi ve doğrulayıcı faktör analizini içerecek şekilde üç aşamada gerçekleştirilmiştir. Çalışma Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Eğitim Fakültesinde sınıf eğitimi, öğretmen adaylarına uygulanmıştır. Ölçme aracının iç tutarlığı Cronbach Alpha (α=,794) ile hesaplanmış ve bu veri setinden elde edilen sonuçların oldukça yüksek güvenirliğe sahip olduğu görülmüştür. Araştırmanın doğrulayıcı faktör analizi çalışmaları gerçekleştirmiş ve uyum iyiliği indekslerinin kabul edilebilir düzeyde olduğu belirlenmiştir. Öğretmen adayları; kolaylaştırıcı kişilerin öğretmenlere destek olmak için gerekli olduğunu, özel gereksinim olan öğrencinin akranları ile etkileşim kurmada, sınıfta sorunlar yaşanması durumunda kolaylaştırıcı kişiye danışabileceklerini ve sınıfa iyi daha uyum sağlayacaklarını belirtmişlerdir. Öğretmen adayları, öğretmeni oldukları sınıflarda kaynaştırma öğrencisinin de eğitim almasına karşı olumlu görüş belirtmişler, kolaylaştırıcı kişi varlığında bu oran çok artmaktadır. Anahtar Kelimeler: Kolaylaştırıcı Kişi, Öz Yeterlik Ölçeği, Öğretmen Adayları
Özel gereksinimli çocukların rekreatif etkinliklere katılımları ile yaşam kaliteleri arasındaki ilişkinin ebeveyn rolü açısından incelenmesi: Manisa ili örneği
Çalışmanın genel amacı özel gereksinimli çocukların rekreaktif etkinliklere katılımı ile yaşam kaliteleri arasındaki ilişkinin ebeveyn rolü açısından incelenmesidir. Bu çalışma özel gereksinimi olan çocukların serbest zaman etkinliklerine katılımında ailenin rolünü belirlemek, katılımın çocuğun günlük yaşam kaliteleri üzerine olan etkilerini incelemek ve bu bağlamda serbest zaman etkinliklerine katılım engellerine ilişkin bir durum tespiti yapmayı amaçlamaktadır. Araştırmanın çalışma grubunu Manisa ili merkezinde bulunan 10 özel eğitim ve rehabilitasyon merkezinde 8-18 yaş arası öğrenim gören özel gereksinimli öğrenciler ve aileleri oluşturmaktadır. Çalışmada veri toplama aracı olarak; çocukların serbest zaman aktivite düzeylerini belirlemek için "Boş Zaman Aktivitelerine Katılımı Değerlendirme Formu", ailenin bu konudaki rolünü belirlemek için ise "Boş Zaman Aktivitelerine Karar Vermede Ailenin Rolü Formu" kullanılmıştır. Yaşam kalitesini değerlendirmek amacıyla Çocuklar İçin Yaşam Kalitesi Ölçeği (ÇİYKÖ)'nin 8-18 yaş için geliştirilmiş ebeveyn formu uygulanmıştır. Çalışma sonuçlarından elde edilen verilerin analizlerinde Çocuklar İçin Yaşam Kalitesi Ölçeği (ÇİYKÖ) için t testi, ANOVA; Serbest Zaman Aktivitelerine Karar Vermede Ailenin Rolü Formu için ise Ki-Kare analizi uygulanmıştır. Çalışmanın sonuçları incelendiğinde, çalışmaya katılan özel gereksinimli çocukların ve ailelerin yaşam kalitelerinin ve serbest zaman etkinliklerine katılımlarının beklenilen düzeyde gerçekleşmediği tespit edilmiştir. Çocukların eğitim gördükleri rehabilitasyon merkezlerinin ve ailelerin bu konuda bilinçlendirilmesi aynı zamanda rekreaktif etkinliklere yönlendirilmesi gerekmektedir.
Okul öncesindeki özel gereksinimli çocukların sosyal becerilerine ilişkin anne, baba ve öğretmen görüşleri: Karma yöntem çalışması
Araştırmanın Genel Amacı; Anne, baba ve öğretmen görüşleri doğrultusunda okul öncesine devam eden 48-72 aylık özel gereksinimli çocukların sosyal beceri düzeylerini belirlemek ve bunu etkileyen etmenler hakkındaki görüşlerini tespit etmektir. Nicel ve nitel yöntemlerin bir arada kullanıldığı karma yöntemlerden açıklayıcı desen kullanılmıştır. Gaziantep ilinde resmi ve özel okul öncesi eğitim kurumlarına devam eden 48-72 aylar arasındaki özel gereksinimli 70 çocuğun anne, baba ve öğretmenlerinden oluşan 210 kişiye Sosyal Beceri Değerlendirme Ölçeği uygulanmıştır. Anne ve babaların çocuklarının sosyal beceri düzeylerini öğretmenlerine göre daha olumlu değerlendirdikleri istatistiksel olarak anlamlı farklılık göstermiştir. Ayrıca, otizmli çocukların sosyal becerilerinin diğer yetersizlik türlerine göre daha düşük değerlendirildiği de tespit edilmiştir. Ölçeği yanıtlayan katılımcılar arasından aykırı örneklem ile belirlenen sekiz anne, bir baba ve yedi öğretmen ile bireysel görüşmeler yapılmıştır. Anne, baba ve öğretmenlerin görüşleri doğrultusunda özel gereksinimli çocukların sosyal becerilerine ilişkin deneyim ve algıları, sosyal becerilerini etkileyen faktörler ve sosyal becerilerin desteklenmesine yönelik gereksinim ve öneriler temaları elde edilmiştir. Sonuç olarak, otizmli çocukların sosyal beceri yetersizliklerinin diğer yetersizliklere oranla daha belirgin olduğu, bu nedenle anne, baba ve öğretmenlerin özel gereksinimli çocukların okul öncesi eğitime katılmalarını destekledikleri ve okul öncesi eğitimde kaynaştırma uygulamalarının niteliğinin yükseltilmesini bekledikleri görülmüştür. Anahtar kelimeler; Sosyal Beceri, Özel Gereksinimli Çocuk, Okul Öncesi Eğitim, Kaynaştırma, Karma Yöntem.
Kaynaştırmaya/bütünleştirmeye hazırlık etkinliklerinin (KAHE) özel gereksinimli öğrencilerin sosyal kabulleri üzerindeki etkililiğinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, normal gelişim gösteren öğrencilere yönelik hazırlanan kaynaştırmaya/bütünleştirmeye hazırlık etkinliklerinin (KAHE) özel gereksinimli öğrencilerin sosyal kabulleri üzerindeki etkililiğini belirlemektir. Bu çalışmada; ilk olarak bir akran kabul ölçeği geliştirilmiştir. Ardından akranlara yönelik olarak hazırlanan Kaynaştırma/Bütünleştirmeye Hazırlık Etkinliklerinin (KAHE) etkililiğini belirlemek için bir programı oluşturulmuştur. Araştırma, Gaziantep ilindeki bir ilkokulunun 3. sınıf öğrencileri ile yürütülmüştür. Araştırmaya deney grubunda 30, kontrol grubunda 30 olmak üzere toplam 60 öğrenci katılmıştır. Araştırmanın deney grubunda yer alan öğrencilere araştırmacı tarafından hazırlanan kaynaştırmaya/bütünleştirmeye hazırlık etkinlikleri (KAHE) uygulanmıştır. Uygulama 10 kaynaştırmaya hazırlık etkinliğinden oluşmaktadır. Araştırmada normal gelişim gösteren öğrencilerin kaynaştırmaya hazırlık etkinliklerinin uygulanması öncesi ve sonrası sosyal kabul düzeylerine etkililiğini belirlenmesine yönelik ön test-son test kontrol gruplu deneysel model kullanılmıştır. Araştırma verileri "Özel Gereksinimli Öğrencinin Kaynaştırma Sınıfına Kabulüne İlişkin Akran Ölçeği (AKÖ)" ile toplanmış, elde edilen veriler SPSS 22.00 paket programı ile değerlendirilmiştir. Araştırma sonucunda elde edilen bulgular, normal gelişim gösteren öğrencilerle gerçekleştirilen kaynaştırmaya hazırlık etkinliklerinin, özel gereksinimli bireylere yönelik sosyal kabulü artırmada etkili olduğunu göstermiştir.
Okul öncesi dönemde özel gereksinimli çocukların COVİD-19 pandemisi döneminde uzaktan eğitimlerine yönelik görüşlerin incelenmesi
COVID-19 pandemisi ile birlikte dünyada ve ülkemizde yüz yüze eğitim faaliyetlerine ara verilmiş, uzaktan eğitim faaliyetlerine geçilmiştir. Bu araştırmada, COVID-19 pandemisi döneminde okul öncesi yaş grubundaki özel gereksinimli çocukların aldıkları uzaktan eğitimlerin ebeveynlerin ve okul öncesi yaş grubundaki özel gereksinimli çocuklar ile çalışan öğretmenlerin uzaktan eğitime yönelik görüşlerini incelemektedir. Bu amaçla, nitel araştırma yöntemlerinden olgu bilim deseni kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 10 okul öncesi öğretmeni ile okul öncesi dönemde özel gereksinimli çocuğu bulunan 10 ebeveyn oluşturmaktadır. Araştırmanın verilerinin toplanması amacı ile araştırmacı tarafından hazırlanan, uzman görüşleri ile son şeklini alan okul öncesi öğretmenleri ve özel gereksinimli çocukların ebeveynleri için ayrı ayrı hazırlanan 'Uzaktan Eğitim Görüşleri' isimli yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Bu araştırma kapsamında elde edilen veriler, nitel veri analizi yöntemlerinden betimsel analiz ve içerik analizinin birlikte kullanılmasıyla analiz edilmiştir. Araştırmanın sonucunda öğretmenler ve ebeveynler uzaktan eğitim sistemleri ile özel gereksinimli çocukların eğitim öğretim süreçlerinden kopmadıklarını ifade etmelerine karşın, uzaktan eğitim sistemi ile özel gereksinimli çocukların sosyalleşmelerinin etkilediğini, teknolojik bağımlılıklarına neden olduğunu, gerilemeler gözlemlendiğini, eğitmen farklılığından dolayı sorunlar meydana geldiğini, adaptasyon ve motivasyon sorunlarına neden olduğunu ifade etmektedirler.
Sınıf ve branş öğretmenlerinin kaynaştırma öğrencilerine yönelik tutumlarının incelenmesi
Kaynaştırma, "özel eğitim gerektiren bireylerin, yetersizliği olmayan akranları ile birlikte eğitim ve öğretimlerini resmî ve özel okul öncesi, ilköğretim, orta öğretim ve yaygın eğitim kurumlarında sürdürmeleri esasına dayanan, destek eğitim hizmetlerinin sağlandığı özel eğitim uygulamalarıdır. Kaynaştırma uygulamasının başarılı olabilmesi, bu sürecin paydaşları olan anne, baba, öğretmen, okul idaresi, normal gelişim gösteren öğrenci ve bu öğrencilerin velilerinin işbirliği yapmasına bağlıdır. Yani kaynaştırma eğitimi bir ekip işidir. Kaynaştırma eğitiminde başarıyı artıracak önemli bir faktör öğretmenlerin tutumudur. Öğretmen tutumu, kaynaştırma öğrencisinin gelişiminde önemli bir etkiye sahiptir. Araştırma amaç ve alt amaçları bağlamında çıkan bazı sonuçlar verilecek olursa; kaynaştırma öğrencilerinin sınıf düzenin bozdukları ve normal sınıf yerine özel sınıfta yer almaları gerektiği belirtilmiştir. Kaynaştırma öğrencilerinin sınıflarda gerekli olmadığı görüşüne erkek öğretmenler daha fazla katılmıştır. Kaynaştırma eğitimine karşı tutumlarda 51 ve üstü yaşta olan öğretmenlerin olumsuz görüş belirttiği görülmüştür. Sınıfında kaynaştırma öğrencisi olmayan öğretmenler daha fazla olumsuz görüş bildirmişlerdir. Branş öğretmenlerine göre sınıf öğretmenlerinin kaynaştırma eğitimine karşı olumsuz tutumları daha fazladır. Bu araştırma, betimsel nitelikte bir araştırma olup tarama modelleri esas alınarak gerçekleştirilmiştir. Araştırma, Elazığ ilinde 36 ilkokul ve ortaokulda görev yapan 258 öğretmene uygulanmıştır. Araştırma analizinde SPSS 22 paket program kullanılarak sonuçlara varılmıştır. Sonuç olarak erkek öğretmenlerin, 51 yaş ve üstü öğretmenlerin, görev süresi çok olan öğretmenlerin ve kaynaştırma eğitimi vermeyen öğretmenlerin kaynaştırma eğitimine karşı tutumlarının olumsuz olduğu görüldü. Öğretmenlerin ortak görüşünün özel gereksinimli öğrencilerin özel sınıf ve öğretmenler tarafından eğitim verilmesi gerekliliği olduğu ortaya çıkmıştır Anahtar Kelimeler: Kaynaştırma, eğitim, özel gereksinimli çocuklar.
Özel gereksinimli çocuğa sahip ebeveynlere yönelik pozitif psikoloji yaklaşımına dayalı psikoeğitim programının ebeveyn öz yeterliği, travma sonrası büyüme ve psikolojik iyi oluş düzeylerine etkisinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, özel gereksinimli çocuğa sahip ebeveynlerine yönelik pozitif psikoloji yaklaşımına dayalı bir psikoeğitim programı geliştirmek ve bu programın ebeveyn öz yeterliği, travma sonrası büyüme ve psikolojik iyi oluş düzeylerine etkisini test etmektir. Çalışmada ön test-son test kontrol gruplu deneysel desenden faydalanılmıştır. Çalışma grubunu Antalya ili Muratpaşa ilçesindeki bir özel eğitim ve rehabilitasyon merkezinden destek eğitim alan bedensel ve zihinsel özel gereksinimi bulunan çocukların ebeveynleri oluşturmaktadır. Deney grubunda 11 ve kontrol grubunda 11 olmak üzere toplam 22 katılımcı ile çalışılmıştır. Değişkenlerle ilgili veri toplamak için Ebeveyn Öz Yeterliği Ölçeği, Travma Sonrası Gelişim Ölçeği ve PERMA Psikolojik İyi Oluş Ölçeği kullanılmıştır. Deney grubuna seçilen gönüllü katılımcılarla demografik özellikleri ve çocuklarının tanı grupları ya da tıbbi öyküleri benzer olan katılımcılar ise kontrol grubuna seçilmiştir. Deney grubuna pozitif psikoloji temelli psikoeğitim programı uygulanmış; kontrol grubuna herhangi bir müdahalede bulunulmamıştır. 7 oturum süren program sürecinin ardından tüm katılımcılara üç ay sonra izleme testi de uygulanmıştır. Verilerin istatistiksel analizinde Mann Whitney U Testi, Friedman Testi ve Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi kullanılmıştır. Elde edilen bulgular neticesinde, psikoeğitim programının ebeveyn öz yeterliği, travma sonrası büyüme, psikolojik iyi oluş düzeylerinde deney grubu lehine olumlu etki gösterdiği tespit edilmiştir. Anahtar Sözcükler: Ebeveyn öz yeterliği, psikoeğitim, psikolojik iyi oluş, travma sonrası büyüme
Aile sistemleri kuramı bakış açısıyla özel gereksinimli çocuğu olan ailelerin deneyimleri
Özel gereksinimli bir çocuk aile sistemine dahil olduğunda ailenin tüm dinamikleri bundan etkilenir. Aile sistemine sağlık, eğitim, psiko-sosyal destekler, rutinlerin değişmesi, rollerin karmaşıklaşması gibi durumlar eklenir. Tüm bu değişiklikler ailenin deneyimlerini yeniden şekillendirir. Bu çalışmanın amacı, Aile Sistemleri Kuramı bakış açısıyla özel gereksinimli çocuğu olan ailelerin deneyimlerini değerlendirmektir. Aile Sistemleri Kuramına göre bütün sistemler birbiri ile ilişki halindedir ve bir sistemde olan değişiklik bütün alt ve üst sistemleri etkilemektedir. Bu bağlamda bütüncül bakış açısıyla anne, baba ve kardeşlerin deneyimlerinin değerlendirilmesi önemli görünmektedir. Bu çalışma, nitel araştırma yöntemlerinden fenomenolojik yaklaşım ile yapılmıştır. Veriler, Aile Bilgi Formu ve yarı yapılandırılmış formlar ile derinlemesine görüşmeler sonucunda elde edilmiştir. Katılımcılar, anne, baba ve varsa normal gelişen 14 yaş üzerindeki kardeşlerden oluşmuştur. Çalışma, 21 katılımcı ile yüz yüze görüşmelerle tamamlanmış ve veriler betimsel analizle incelenmiştir. Araştırma sonucunda aileler, tanı sürecini ve özel gereksinimli çocukların aile üzerindeki etkilerini ifade etmişlerdir. Katılımcılar, özel gereksinimli çocuğa sahip olmayı şans/kader, hayatı sınırlandırma ve farklılığı kabul etme olarak görmüşler; bakım yükünün artması, kardeşe olumsuz etki, artan çatışmalar ve aile desteği gibi etkileri ifade etmişlerdir. Deneyimlerini sosyal yaşam, iş yaşamı, ekonomik sorunlar, sürecin değişken olması ve destek arayışı başlıkları altında anlatmışlardır. Baş etme yöntemleri olarak iş hayatına devam etme, profesyonel destek alma, kendine vakit ayırma, destekleyici sosyal çevre edinme ve diğerlerinin deneyimlerinden öğrenme stratejilerini kullanmışlardır. Talep olarak ise bireyselleştirilmiş programlar, profesyonellerin yeterliliğinin artırılması, aile eğitimi, bakım desteği alternatifleri, psikososyal destek, toplumsal farkındalık ve ekonomik destek gereksinimlerini belirtmişlerdir.
Özel gereksinimli çocukların rehabilitesinde ailelerin işlevsellik düzeylerinin çeşitli değişkenler açısından incelenmesi
Bu çalışmanın temel amacı; özel gereksinimli çocuklara sahip ailelerin çocuklarının eğitimleri konusundaki farkındalık durumlarını, ailelerin sergiledikleri tutum ve davranışları ve çocukların rehabilitesinde ailelerin rehabilitasyona katılım düzeylerini belirlemektir. Araştırmada, özel gereksinimli çocukların rehabilitesinde ailelerin işlevsellik düzeylerinin incelenmesi amacıyla nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmada, verilerin elde edilmesinde Abaoğlu(2015)tarafından geliştirilen Rehabilitasyonda Aile İşlevselliği ölçeği kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu ise Isparta il ve ilçe merkezlerinde bulunup bir yıldır rehabilitasyon programlarına devam eden özel gereksinimli çocuklara sahip 315 aileden oluşmaktadır. Verilerin analizinde ise istatistiksel SPSS 23.0 paket programı kullanılmıştır. Araştırmada Skweness-Kurtosis testi, Levene testi, Games-Howell testi ile Kruskal Wallis H testi, Mann- Whitney U, Tamphane's T2 testleri ile veriler analiz edilmiştir. Ayrıca araştırmada; frekans, minimum, maksimum, ortalama, standart sapma, alt sınır, üst sınır, ortalama fark gibi betimsel değerlerden yararlanılmıştır. Araştırmada sonucunda, özel gereksinimli çocuklara sahip anne ve babaların yaşları, eğitim durumları ve aylık gelirin ailenin tutum ve davranış düzeyi ile ailenin rehabilitasyonakatılım düzeyi üzerinde etkili olmadığı, ancak çocuğun sahip olduğu yetersizlik türünün ailenin tutum ve davranış düzeyi ile ailenin rehabilitasyona katılım düzeyini etkilediği belirlenmiştir. Bununla birlikte, özel gereksinimli çocuğa sahip anne ve babaların yaşları, anne eğitim düzeyi ve aylık gelirin ailenin toplumsal katılım düzeyini etkilemediği, ancak baba eğitim düzeyi ile özel gereksinimli çocuğun yetersizlik türünün ailenin toplumsal katılım düzeyi üzerinde etkili olduğu tespit edilmiştir.
Ebeveynin özel gereksinimli çocuğunu kabul ölçeğinin geliştirilmesi ve ebeveynin özel gereksinimli çocuğunu kabulünün bazı değişkenler açısından incelenmesi
Kişi, doğum öncesinde ya da doğum sonrası hayatlarının bazı bölümlerinde günlük hayatın ortaya koyduğu işlevleri yerine getirme konusunda geçici ya da kalıcı problemlerle karşılaşabilmektedir. Çocuğun engeli varsa karşılaşılan zorluklar ailenin çocuğun engelini ve çocuğu kabul etme seviyesine doğrudan etki edebilmektedir. Bu araştırma iki temel amaca yönelik yapılmıştır. Araştırmanın birinci amacı, ebeveynin özel gereksinimli çocuğunu kabul düzeyini ölçmeyi amaçlayan geçerli ve güvenilir bir ölçek geliştirmektir. Araştırmanın ikinci amacı ise ebeveynlerin özel gereksinimli çocuklarını kabulünün bazı değişkenler açısından incelenmesidir. Ölçek geliştirme çalışması kapsamında Isparta ilinde özel gereksinimli çocuğu olan 260 ebeveyn ile ebeveynin özel gereksinimli çocuğunu kabulünün bazı değişkenlere göre incelenmesi amacıyla da 224 ebeveyn ile çalışma gerçekleştirilmiştir. Çalışma kapsamında araştırmacı tarafından geliştirilern Ebeveynin Özel Gereksinimli Çocuğunu Kabul Ölçeği ve Yaşam Doyumu Ölçeği Kullanılmıştır. Geliştirilen ölçeğin güvenirlik hesaplamasında Cronbach Alpha katsayıları hesaplamaları kullanılmıştır. Ölçeğin kapsam geçerliliği için alanyazın incelenerek ölçek maddeleri yazılmış ve uzman görüşüne başvurulmuştur. Ölçüt bağıntılı geçerlik çalışmaları için açımlayıcı ve doğrulayıcı faktör analizleri yapılmıştır. Benzer ölçekler geçerliliği için Pearson Korelasyon Katsayısı kullanılmıştır. Veri analizleri SPSS paket programı ve Lisrel 8.7 paket programları kullanılmıştır. Araştırmanın birinci aşamasına ait verilerin analizleri sonucunda 7 madde ve tek boyutlu ölçek elde edilmiştir. Araştırmanın ikinci aşamasında ebeveynlerin özel gereksinimli çocuğunu kabulü bazı değişkenlere göre incelenmiştir. Verilerin analizinde Mann-Whitney U, Kruskal-Wallis Testi kullanılmıştır. Ebeveynlerin özel gereksinimlli çocuğunu kabul düzeylerinde cinsiyet, anne ve baba yaşı bakımından, sosyoekonomik anlamda, evlilik süresinde, eğitim durumu, yaşadığı yerleşim yeri açısından anne ve babanın özel gereksinimli çocuğunu kabul seviyesinde anlamlı bir farklılık görülmemiştir. Ebeveynin özel gereksinimli çocuğunu kabulünde çocuğun yaşı, tanısı, ebeveynin medeni durumu açısından anlamlı farklılık bulunmuştur.
Özel gereksinimli bireylere ses temelli cümle yaklaşımıyla okuma-yazma öğretiminde sabit bekleme süreli öğretimin etkililiği
...Bu araştırmada özel gereksinimli bireylere ses temelli cümle yaklaşımıyla okuma-yazma öğretiminde sabit bekleme süreli öğretimin etkililiğinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu temel amacın yanında okuma-yazma becerilerin ediniminden sonra bu becerilerin kalıcılığına, araç-gereçler arası ve kişilerarası genellenebilirliliğine de bakılmıştır. Ayrıca sosyal geçerlik verisi toplamak amacıyla özel gereksinimli bireylerin ailelerinin ve öğretmenlerinin görüşlerine başvurulmuştur. Tek denekli araştırma modellerinden yoklama evreli davranışlar arası çoklu yoklama modelinin kullanıldığı bu araştırmaya, tam zamanlı kaynaştırma öğrencisi olarak ikinci sınıfa devam eden ve okuma-yazma öğrenmemiş, yaşları ortalama yedi olan ikisi kız, biri erkek olmak üzere üç özel gereksinimli birey katılımcı olarak katılmıştır. Araştırmada üç davranış ve her davranışta altışar alt davranış olmak üzere on sekiz alt davranışın öğretimi hedeflenmiştir. Çalışılan her davranışta yer alan alt davranışlar, davranışın uygulamalı davranış analizine dayalı olarak analiz edilmesiyle belirlenmiş ve her alt davranış için ölçüt karşılanma esasına göre eğitim yapılmıştır. Her alt davranış bir sonraki davranışın önkoşulu niteliğinde olduğu için ölçüt %100 olarak belirlenmiştir. Sabit bekleme süreli öğretim oturumlarında ilk denemeler sıfır saniye bekleme süreli denemeler şeklinde gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonucunda iki katılımcının her üç davranışta yer alan tüm alt davranışlarda yer alan okuma-yazma becerilerini edindikleri, edindikleri becerilerin kalıcı olduğu, bu becerileri kişilerarası ve araç-gereçler arası genelledikleri; bir katılımcının birinci davranışta yer alan ilk üç alt davranışı edindiği bulgularına ulaşılmıştır. Araştırmanın sosyal geçerlik bulgularına bakıldığında katılımcıların ailelerinin ve sınıf öğretmenlerinin araştırma ile ilgili olumlu görüş belirttikleri görülmüştür.
Özel gereksinimli öğrencilerle çalışan öğretmenlerin tükenmişlik düzeyleri ve algıladıkları sosyal destek arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı özel gereksinimli öğrencilerle çalışan öğretmenlerin tükenmişlik düzeyleri ve algıladıkları sosyal destek arasındaki ilişkiyi incelenmektir. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırma 2020-2021 eğitim öğretim yılı sürecinde online olarak özel eğitim okulları ve özel eğitim merkezlerinde çalışan 356 özel gereksinimli öğrenci ile çalışan öğretmenin katılımı ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma verileri Kişisel Bilgi Formu, Maslach Tükenmişlik Envanteri-Eğitimci Formu ve Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği aracılığıyla toplanmıştır. Araştırmada veri toplama araçları ile elde edilen veriler SPSS 25 programı ile analiz edilmiştir. Katılımcılara ilişkin betimleyici istatistikleri yüzde ve frekans olarak sunulmuştur. Karşılaştırma analizleri için Mann-Whitney U, Kruskall Wallis H ve Ki-kare analizleri; ilişki bağlamında ise Spearman rho korelasyon katsayısı kullanılmıştır. Tüm bulgular kapsamında yapılan değerlendirmelere sonuçlarına göre; özel gereksinimli öğrencilerle çalışan öğretmenlerin tükenmişlik düzeyleri arasında; cinisyet, medeni hal ve çalışılan engel grubu bağlamında anlamlı fark bulunmazken, lisanüstü mezunu öğretmenler lisans mezunlarından, özel kurumda çalışanlar resmi kurumda çalışanlardan, genel eğitim öğretmenleri özel eğitim öğretmenlerinden daha yüksek düzeyde tükenmişlik yaşamaktadır. Algılanan sosyal destek düzeyleri arasında; cinsiyet, eğitim durumu, görev yapılan kurum ve eğitim ortamı bağlamlarında anlamlı fark bulunmazken, evli öğretmenler bekar öğretmenlerden daha yüksek sosyal destek algısına sahip ve OSB olan çocukla çelışan öğretmenler ise diğer engel grupları ile çalışan öğretmenlerden daha düşük sosyal destek düzeyine sahiptirler. Son olarak özel gereksinimli öğrencilerle çalışan öğretmenlerin algılanan sosyal destek düzeyleri ile tükenmişlik düzeyleri arasında anlamlı ve negatif bir ilişki elde edilmiştir. Farklı bir ifade ile yüksek sosyal destek algısına sahip öğretmenler daha düşük düzeylerde tükenmişlik yaşamaktadırlar. ANAHTAR KELİMELER: özel eğitim, tükenmişlik, sosyal destek
Özel gereksinimi olan ve olmayan öğrencilerin sosyal desteklerinin ve sosyal kabul düzeylerinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı ortaokullarda kaynaştırma eğitimi alan özel gereksinimi olan öğrenciler ve bu öğrenciler ile aynı sınıfı paylaşan tipik gelişim gösteren öğrencilerin sosyal destek ve sosyal kabul düzeylerinin incelenmesidir. Araştırmanın evrenini, Bolu ilinde bulunan ortaokullarda öğrenim gören ortaokul öğrencileri ile bu okullarda kaynaştırma eğitimi alan özel gereksinimli öğrencileri oluşturmaktadır. Araştırmanın, örneklemi Bolu il merkezinde bulunan ortaokullar arasından küme örnekleme yöntemi ile belirlenen 5 ortaokul da bulunan öğrenciler oluşturmuştur. Araştırmanın verileri "Sosyal Kabul Ölçeği " ve "Çocuk Ergen Sosyal Destek Ölçeği " ile toplanmıştır. Veriler SPSS 15.0 programı ile analiz edilmiştir. Araştırmanın bulgularında kaynaştırma eğitimi alan ortaokul öğrencilerin akranları tarafından sosyal kabul görmediği belirlenmiştir. Tipik, gelişim gösteren öğrencilerin sınıflarında bulunan özel gereksinimli akranlarına göre anne, baba, öğretmen ve arkadaşlarından algıladıkları sosyal destek düzeylerinin daha fazla olduğu saptamıştır. Bulgulardan yola çıkarak özel gereksinimli öğrencilere yönelik sosyal kabulün ve özel gereksinimli öğrencilere sağlanan sosyal destek düzeylerinin arttırılması için öğretmen yeterliliklerinin geliştirilmesi, öğrenci ve ailelerinin bilgilendirilmesi önerilmiştir.