Denetim
Bu konu başlığı altında 708 tez
İki farklı iç denetim sisteminin karşılaştırılması: Bir örnek olay çalışması
Örgütler misyon ve vizyonları doğrultusunda stratejik hedeflerini belirler ve bu hedefleri gerçekleştirmek için kendi iç süreçlerini oluşturarak bu süreçlere uygun çalışmalarını gerçekleştirirler. Ancak bu süreçlere uygun ilerlenip ilerlenmediğinin denetlenmesi gerekmektedir. Firmaların bu stratejik planlara göre belirlenen hedeflere ulaşmasında iç denetim sisteminin oldukça önemli olduğu görülmüştür. Yapılan bu çalışma ile farklı iç denetim sistemlerinin stratejik planlama üzerine olan etkisi ortaya koyulmuştur. Bu kapsamda bir savunma sanayi firmasının Proje Yönetimine ait bağımsız bir iç denetim sürecinin olduğu dönemlerdeki denetim çıktıları ile organik iç denetimin olduğu dönemlerdeki çıktılara ait veriler toplanmış ve karşılaştırılmıştır. Bağımsız denetim işlemi sonuçlarına göre yapılan iyileştirmeler de incelenerek, örgütü stratejik hedeflerine ulaşması konusunda hangi denetim sürecinin daha etkili olduğu araştırılmıştır. Yapılan inceleme sonucunda bağımsız iç denetim sürecine dahil olan dönemdeki stratejik hedeflere ulaşma oranlarının, sadece dahili bir iç denetim sisteminin olduğu döneme göre daha yüksek olduğu gözlemlenmiştir. Dolayısıyla bağımsız bir kuruluş tarafından gerçekleştirilen iç denetim sistemi, savunma sanayi firmalarının stratejik hedeflerine ulaşması konusunda daha etkilidir. Bu çalışma, stratejik hedeflere ulaşma konusunda bağımsız bir kuruluş tarafından gerçekleştirilen iç denetim sisteminin, örgüt organizasyon şemasında yer alan iç denetim birimine göre etkisini ortaya koyması nedeniyle önemlidir.
Ethereum akıllı kontratları için güvenlik denetim metodolojisi
Akıllı kontratlar blokzincir teknolojisi altında çalışan, belli amaçları gerçekleştirmek için yazılmış küçük programlardır. Blokzincir teknolojisinin en temel özelliklerinden olan değişmezlik ilkesi akıllı kontratlar için de geçerlidir. Bu da zincire yüklenmiş olan bir kontratın değiştirme ve manipülasyonlara karşı dirençli olduğu anlamına gelir. Bu kontratlarda bulunan mantık hatalarının ve zafiyetli kısımların zincire yüklendikten sonra değiştirilemeyeceği anlamına da gelmektedir. Saldırganlar için bu durum büyük bir kolaylıktır. Bunu önlemek için akıllı kontrat projeleri bloğa yüklenmeden önce üstlerinde güvenlik denetimleri uygulanmaktadır. Ancak kimi zaman bu denetimler de yetersiz kalır ve projeler saldırganların hedefi olur. Bu çalışmada Ethereum ekosisteminde meydana gelmiş olaylardan önemli etkiye sahip olanları incelenerek projelerin denetimlerinde bir eksik varsa bunu tespit etmek ve buna ek olarak ekosisteminde sıkça rastlanan zafiyetleri inceleyerek kapsamlı bir denetim metodolojisi önermek ve bu sayede bahsi geçen olayların bu metodoloji ile denetlenen kontratların başına gelmesinin önlenmesi amaçlanmıştır. Ethereum ekosistemindeki daha önceden denetlenmiş ve önemli saldırıların hedefi olan projelerin denetleme raporları incelendiğinde, büyük çoğunluğunun önüne geçebilmenin mümkün olduğu görülmüştür. Bunun nedeninin ise söz konusu projelerin işletme mantıkları incelenirken gözden kaçan noktalar ve sadece otomatik araçlara güvenen süreçler olduğu gözlemlenmiştir. Buna ek olarak çalışmada incelenen zafiyetlerde etkin zafiyetlerin %60'ının kullanıcı ihmallerinden kaynaklandığı görülmektedir. Bu tarz zafiyetlerin tespiti mantıksal eksikliklere göre daha kolaydır, hem araçlar hem insanlar için. Tüm anlatılanlar göz önüne alındığında bu çalışmada önerilen metodolojinin kabaca manuel analiz ile otomatik araçları bir arada kullanmayı hedeflediğini söylemek makuldür. Manuel analiz yöntemlerini esas olarak kabul eden metodoloji hem statik hem dinamik manuel analiz sırasında dikkat edilmesi gereken noktaları ve bu noktaların nasıl incelenmesi gerektiğini anlatır. Otomatik araçları ise manuel analiz yöntemlerinin eksik kaldığı, uç nokta testleri, gözden kaçan noktalar, hatalı pozitif veya negatiflerin doğrulanması gibi noktalarda kullanır. Bu sayede iki yaklaşımın birbirlerini eksiklerini kapatacak şekilde kullanılması sağlanmış olur ve kapsamlı bir denetim sağlanır.
İnsansız konvansiyonel kuyruk rotorlu helikopter otomatik uçuş kontrolü
Son yıllarda, basit sabit-kanatlı insansız hava aracı sistemleri, savaş meydanlarında oyun değiştirici rolleriyle ön plana çıkmaktadır. Bunun sonucunda ise döner kanatlı dünyasında tasarlanabilecek ucuz, basit ve hafif helikopter platformlarının, keşif, gözetleme ve askeri özel kurye taşıma gibi önemli görevler için kullanımları gündeme gelmiştir. Bu çalışma ile konvansiyonel kuyruk rotorlu döner kanatlı bir insansız hava aracı (RİHA) konsepti için MATLAB ve SIMULINK ortamında helikopter uçuş kontrol sistemi geliştirilerek otomatik uçuş, iniş ve kalkış yaptırılması hedeflemektedir. Helikopter matematik modeli olarak, literatürde denge çubuğu olmayan bir genel maksat helikopterinin simülatörde benzetiminin yapılabilmesi için üretilmiş bir model tercih edilmiştir. Yapı olarak doğrusal olmayan bu matematiksel model, paket programın doğrusal analiz aracı kullanılarak giriş ve çıkış kanallarına göre doğrusallaştırılmıştır. Çalışmanın sonunda, trim noktaları olan askı uçuşu, ileri uçuş, iniş ve kalkışın farklı irtifalar için otomatik olarak başarılabilmesi amaçlanmıştır. Uçuş kontrol sisteminde, öncelikle iç kararlılık döngüsü kurularak eksenel dengeyi sağlayan bir eksen sönümleme kontrolcüsü katmanı (SAS) tasarlanmıştır. Ardından, konum-tutma amaçlı dış kararlılık döngüsü kurularak helikopterin hedeflenen hız, yükseklik ve yönelim durumlarına getirilip konum korunmasının (ATT) gerçekleştirildiği amaçlanmıştır. Kontrolcülerin, içsel olarak sol yana doğru kayan modeli trim noktalarındaki durum ve giriş değerlerine göre ideal rotaya yaklaştırabilme performanslarına bakılmıştır. Bunun sonucunda, performansların iyileştirilmesi için en uygun kontrolcü kazançları saptanmıştır. P, PI ve PID gibi klasik kontrol yöntemleri kullanılmıştır.
Bir süreç olarak yetkilendirilmiş yükümlü statüsü: Örnek bir uygulama
Günümüzde Türkiye'de ve dünyada hızla gelişen dış ticaret beraberinde sistemsel yenilikler getirmektedir. Ülkemizde dış ticaret verileri yetkili makamlarca düzenli olarak değerlendirilmekte ve sonuçlara göre gerekli yaptırımlar ortaya konmaktadır. İhracatı arttırıcı çalışmalar her zaman ön planda olduğu gibi ithalatı azaltıcı ve iç piyasaya yerli ticarete yöneltme eğilimi de ön plana çıkmaktadır. İthalatı azaltıcı uygulamalar arasında; yüksek oranlı gümrük vergileri, kotalar, ürün beraberi hazırlanması istenen belgelerin temini, gümrük işlemlerinin işleyişi ve bu süreci zorlaştırıcı durumlar mevcuttur. Bu durumlara rağmen iç piyasada ikamesi bulunmayan ya da yurt dışı firmalarının cezbedici fiyat uygulamaları, işçilik değerleri gibi değişken faktörler nedeniyle ithalat son sürat devam etmektedir. Dış ticaret yapan firmalar ithalatı kolaylaştırmak için gümrük idarelerince sunulan ayrıcalıkları kullanmaktadır. Bu ayrıcalıklardan en bilineni gümrük işlemlerinin süresini ve işlemlerin toplam maliyetini etkileyen hat kullanımlarıdır. Mavi hat diye bilinen Onaylanmış Kişi Statü Belgeleri 01 Ocak 2017 itibari ile geçerliliğini kaybetmiştir. Gümrük işlemlerinde Mavi hattı ile işlem yapan firmalar için mavi hat gibi gümrük işlemleri süresi anlamında kolaylık sağlayacak olan Yetkilendirilmiş Yükümlü Statü Belgesi yani Yeşil Hat alınması gerekli olmuştur. YYS (Yeşil Hat) gümrük işlemleri açısından Onaylanmış Kişi Statü Belgesi (Mavi Hat) 'nden çok daha fazla özelliğe sahiptir. YYS sahibi firmalara yerinde gümrükleme yani firmanın gümrük işlemlerini kendi işletme sınırları içinde yapma olanağı vermektedir. Gümrük işleyişi bakımından beklemeye neden olan ve bu nedenle maliyeti arttıran işlemler bu belge ile asgari düzeye indirilmiştir. YYS sahibi olan firmalara statü sağlamaktadır. Çünkü YYS alımında ve belgenin sürekliliğinde çok fazla emek, bilgi ve çalışma istemektedir.
İç kontrol sisteminin bağımsız denetim açısından önemi: Akaryakıt işletmesinde bir uygulama
Bu çalışmada incelenen akaryakıt şirketinin bulunduğu akaryakıt sektörü, hem dünyada hem de Türkiye'de kamuya vergi geliri sağlamakta, istihdam alanı yaratmakta ve ülke ekonomisine katkıda bulunmaktadır. Bu bakımdan en önemli sektörlerden biridir. Bu yüzden sektöre ilişkin yapılacak bilimsel araştırmalar da büyük öneme sahiptir. Bunun yanında hile riski de yüksek olan akaryakıt sektörü için yeterli düzeyde çalışma mevcut değildir. Bu çalışma işletmelerin bağımsız denetiminde iç kontrol sisteminin önemini değerlendirerek açıklamayı amaçlamaktadır. Bu nedenle bu çalışmada, Türkiye'de akaryakıt sektöründe faaliyet gösteren işletmelerin organizasyon yapıları ve iç kontrol sistemleri incelenmektedir. Özellikle uygulama bölümünde akaryakıt sektöründe 2021 yılında bağımsız denetime tabi olmuş EPDK'dan lisanslı bir şirketin; bağımsız denetim öncesi ve sonrası oluşturulan iç kontrol sisteminin, diğer etkilerle birlikte, şirketin finansal tablo ve rasyoları üzerindeki olası etkileri Altman'ın Z-Skor modeli yöntemiyle inceleme konusu edilmektedir.
Büyükşehir belediyelerinde iç denetim ve teftiş kurullarının etkinliği
1982 Anayasa'sının 127'nci maddesinde yer alan "büyük yerleşim merkezleri için özel yönetim biçimleri getirilebilir" hükmü ile ilk olarak 1984 yılında yönetim sistemimize giren büyükşehir belediyeleri; yerel düzeydeki kararlarını kendi organları vasıtasıyla alabilen, alt kademdeki belediyeler arasında koordinasyonu ve denetimi sağlayan, görev, yetki ve sınırları kanunla belirlenmiş ve belde sakinlerinin müşterek ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla faaliyet gösteren, idari ve mali özerkliğe sahip yönetim biçimleri olarak tanımlanmaktadır. Günümüzde büyükşehir belediyeleri, son yasal düzenlemelerle birlikte sayıları 30'a ulaşan ve ülke nüfusunun büyük bir kısmının yaşadığı, sorumlulukları gün geçtikçe artan idareler haline gelmiştir. Hal böyle iken büyükşehir belediyelerinin gerek iç gerekse de dış denetim örgütlenmeleri tarafından denetlenmesi giderek önem kazanmıştır. Hâlihazırda büyükşehir belediyeleri, iç denetçiler ve belediye müfettişleri vasıtasıyla iç denetime tabi tutulmaktadır. Ancak denetimde yaşanan bu ikili yapı bazı sorunları da beraberinde getirmiştir. Çalışma kapsamında büyükşehir belediyelerinde iç denetim ve teftiş kurullarının etkinliğinin belirlenmesi amaçlanarak büyükşehir belediyelerinde görev yapmakta olan iç denetçi ve müfettişlere birincil veri toplama yöntemlerinden biri olan anket uygulanmıştır. Anket kapsamında; denetim faaliyetlerinin bağımsızlığı, denetim birimlerinin özlük hakları, mesleki güvenceleri, üst yönetici ile iki denetim birimi arasındaki ilişki ve denetim birimlerinin hukuksal yapısı incelenmiştir. Araştırma kapsamında iç denetim ve teftiş kurullarının faaliyetlerinde rastlanılan sorunlar tespit edilmiş ve daha etkili, ekonomik ve verimli bir denetim sisteminin tesis edilebilmesi adına çeşitli önerilerde bulunulmuştur.
Okul müdürlerinin denetim görevlerini yerine getirme düzeylerinin belirlenmesi
Bu araştırmanın amacı; öğretmen görüşlerine göre, "okul müdürlerinin denetim görevlerini yerine getirme düzeyleri"nin belirlenmesidir Araştırma, betimsel tarama modelinde nicel bir araştırmadır. Araştırmanın evrenini temsil edebilecek örnekleme ulaşmak için basit seçkisiz (random) örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini Siirt ili merkez ve merkeze bağlı ilçe, belde ve köylerde bulunan resmi ilkokul, ortaokul ve ortaöğretimde görev yapan 1783 (bin yedi yüz seksen üç) öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Gündüz (2015) tarafından geliştirilen okul müdürlerinin denetim görevini yerine getirme düzeylerini belirleme ölçeği kullanılmıştır. Verilerin çözümlemesi ile öğretmenlerin görüşlerine göre, okul müdürlerinin denetim görevlerini "orta" düzeyde yerine getirdikleri sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca, okul müdürlerinin öğretmen görüşlerine göre sırasıyla en yüksekten en düşüğe doğru " fiziki mekânların denetimi ", "öğretmeni denetleme" ve "eğitim-öğretimi denetleme" alt boyutlarında denetim görevlerini yerine getirdikleri tespit edilmiştir.
Okul müdürlerinin denetim rolleri ile öğretmenlerin örgütsel sosyalleşme düzeyleri arasındaki ilişki
.Bu araştırmanın amacı okul müdürlerin denetim rolleri ile öğretmenlerin örgütsel sosyalleşme düzeyleri arasındaki ilişkiyi incelemektir. Tarama modeliyle desenlenmiş olan bu çalışmanın evrenini, 2019-2020 Eğitim-Öğretim yılında Siirt il merkezi ve ilçelerinde okulöncesi, ilkokul, ortaokul ve liselerde görev yapmakta olan 5813 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi ise olasılığa dayalı basit tesadüfi örnekleme yöntemine başvurularak belirlenmiştir. Araştırmaya 1103 öğretmen katılmıştır. Araştırmada okul yöneticilerinin denetim rollerini belirlemeye yönelik Bayraktutan (2011) tarafından geliştirilen ''Okul Yöneticilerinin Denetim Rolleri Ölçeği'' ile öğretmenlerin örgütsel sosyalleşme düzeylerini tespit edilmesinde Chao, O'Leary-Kelly, Wolf, Klein ve Gardner' in (1994) geliştirdiği ve Balcı, Öztürk, Saylık, Polatcan ve Bil (2016) tarafından Türkçe' ye uyarlanan "Örgütsel Sosyalleşme Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre okul müdürlerinin denetim rollerini yerine getirme düzeyleri ve öğretmenlerin örgütsel sosyalleşmeleri yüksektir. Okul müdürlerinin denetim rollerini yerine getirme düzeylerine ilişkin öğretmen algıları ile cinsiyet, kıdem, yaş, medeni durum ve atama türü değişkenleri arasında anlamlı bir fark bulunmazken branş, eğitim durumu ve okul müdürü ile çalışma süresi değişkenlerine göre anlamlı farklılık tespit edilmiştir. Araştırmada öğretmenlerin örgütsel sosyalleşmeye ilişkin algıları ile cinsiyet, medeni durum, branş, eğitim durumu ve atama türü değişkenleri arasında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Öğretmenlerin örgütsel sosyalleşme algıları ile kıdem, yaş ve okul müdürü ile çalışma süresi değişkenleri arasında ise anlamlı farklılık söz konusudur. Okul müdürlerin denetim rollerini yerine getirme düzeyleri ile öğretmenlerin örgütsel sosyalleşme algıları arasında pozitif yönde orta düzeyde bir ilişki olduğu ve okul müdürlerinin denetim rollerinin, öğretmenlerin örgütsel sosyalleşmelerinin anlamlı bir yordayıcısı olduğu sonuçlarına ulaşılmıştır.
Yeni kamu işletmeciliği bağlamında Türkiye'de iş sağlığı ve güvenliği denetiminin değerlendirilmesi: İş Teftiş Kurulu Başkanlığı model önerisi
Bu çalışmada, mal veya hizmet üretim süreçlerinde kullanılan çalışma alanlarını iş sağlığı ve güvenliği kapsamında denetleyerek düzenleyici rol oynayan İş Teftiş Kurulu Başkanlığı'nın mevcut denetim sistemini, kamu yönetimi alanında yaşanan değişim ve dönüşüm neticesinde ortaya çıkan "Yeni Kamu İşletmeciliği" yaklaşımının ilkeleri çerçevesinde değerlendirmek ve bu yönde önerilerde bulunmak amaçlanmaktadır. Bu kapsamda, İş Teftiş Kurulu Başkanlığı'nın iş sağlığı ve güvenliği denetimlerinin 2007-2017 yılları arasındaki etkinlik düzeyleri "Veri Zarflama Analizi", "Analitik Hiyerarşi Süreci" ve "TOPSIS" yöntemleriyle ölçülerek değerlendirmeler yapılmış; ardından etkin olmayan yılların, etkin olmama nedenleri ve etkin olabilmeleri için girdi veya çıktılar üzerinden hangi değişikliklerin yapılması gerektiği analiz edilmiştir. Böylece kısıtlı kaynaklara sahip olan devletin, iş sağlığı ve güvenliği denetimi işlevini yerine getirirken bu kaynakların dağılımını etkinliği arttıracak şekilde yapması hedeflenmiştir. Yapılan araştırma neticesinde elde edilen bulgular ve sonuçlar değerlendirilerek, İş Teftiş Kurulu Başkanlığı'nın mevcut denetim sisteminin etkinliğini arttıracak şekilde iyileştirilmesi için yeni model önerisinde bulunulmuştur.
Bireysel iş hukukunda genel işlem koşulları ve denetimi
Sanayi Devrimi ile kullanımı yaygınlaşan genel işlem koşullarını içeren sözleşmeler, çalışma hayatını kolaylaştırdığı gibi sözleşme tarafları arasında var olan güç dengesizlikleri sebebiyle, sözleşmenin karşı tarafının korunması ihtiyacını da ortaya çıkarmıştır. Türk Borçlar Kanunu'nun 20-25. maddesinde tanzim edilen genel işlem koşullarına yönelik hükümlerin tüm sözleşmelere uygulanacağı kabul edilmiştir. Genel işlem koşullarının, İş Hukuku'nun akdi kaynakları olan toplu iş sözleşmeleri, iş sözleşmeleri, tip iş akitleri, iç yönetmelikler ve işyeri uygulamalarındaki görünüşünü, genel iş koşulları oluşturmaktadır. İşçi-işveren ilişkilerinde yaygın şekilde kullanılan genel iş koşullarının denetimi ile bu koşullara yönelik işçinin korunması önem arz eder. Bu çalışmada, genel işlem koşullarının genel bir kanunda düzenlenmesi sebebiyle hükümlerinin İş Hukuku'nun amacına ve ruhuna uygunluğu, kullanımı ve denetlenmesi hususları ele alınmıştır.
Kamu mali yönetiminde hesap verme sorumluluğu kapsamında iç denetim: Türkiye üzerine öneriler
Küresel çapta görülen sürekli yenilenme ve değişim olguları, beraberinde uluslararası rekabetin de etkisiyle kamu mali yönetiminde etkin bir yeniden yapılanma ihtiyacı doğurmuştur. Bu kapsamda, Türkiye'nin de içinde bulunduğu birçok ülke kamu mali sistemlerinde önemli anlayış değişikliklerine gitmiştir. Türkiye'deki kamu mali yönetim ve denetim sistemi ile ilgili en köklü değişiklik, mali yönetim ve kontrol sistemimizi uluslararası standartlar ve Avrupa Birliği normlarıyla uyumlu hale getirmek amacıyla hazırlanan 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu'nun yasalaşması ile gerçekleşmiştir. Öte yandan, hesap verme sorumluluğu kavramı, değişen mali yönetim sistemimize getirilen en önemli yeniliklerden biri olmuştur. Demokratik, katılımcı ve daha etkin bir kamu yönetimi için yetki ve kaynakların ekonomiklik ve verimlilik ilkelerine uygun olarak kullanılması ve hesabının verilebilmesi gerekmektedir. Bununla birlikte, 5018 sayılı Kanun ile getirilen ve yeni kamu mali yönetimi anlayışında önemli bir yer tutan bir diğer kavram "iç denetim" kavramıdır. Söz konusu kavramlar, uzmanlaşmış kişi ve organlar eliyle gerçekleştirilen bir meslek faaliyeti ve uluslararası kabul görmüş standartlar çerçevesinde yürütülen, bağımsız ve sistemli bir süreç şeklinde değerlendirilmektedir. Bu çalışmanın amacı, kamu mali yönetim sisteminde hesap verme sorumluluğunun sağlanmasında iç denetim sisteminin rolünü ve etkinliğini ortaya koymaktır. Çalışmada, öncelikle hesap verebilirlik ve iç denetim kavramlarının ne olduğu, amaçları, çeşitleri ve bu kavramlarla ilişkili diğer kavramlar incelenmiş ve 5018 sayılı Kanun kapsamında hesap verebilirlik ve iç denetim kavramları araştırılmıştır. Sonrasında, hesap verme sorumluluğu ile iç denetim arasındaki ilişki ve iç denetim alanında dünyadaki iyi uygulama örnekleri ele alınmış, Hükümet sisteminde yaşanan değişiklikle birlikte Türkiye'de iç denetim sisteminin yapılanmasına ve buna ilişkin model önerilerine yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Hesap Verme Sorumluluğu, Denetim, İç Denetim, Kamu Mali Yönetimi, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu.
İç denetim sisteminin Milli Eğitim Bakanlığı taşra örgütü denetim sistemine uyarlanması ve bir model önerisi
Bu araştırmanın amacı il milli eğitim müdürlükleri için çağdaş denetim yaklaşımlarına uygun bir denetim modeli sunmaktır. Bu modeli sunabilmek için iç denetim sisteminin benimsenme ve uygulanabilir bulunma düzeyi araştırılmıştır. Bunun yanında demografik değişkenler ile ilişkisine bakılarak; cinsiyet, yaş, kıdem, eğitim düzeyi, görev (meslek), branş, kurum ve çalıştığı yer değişkenlerine göre farklılık gösterip göstermediği araştırılmıştır. Araştırma karma araştırma yöntemi ile desenlenmiştir. Araştırmanın evrenini Nevşehir ilinde MEB'e bağlı resmi kurum ve okullarda görev yapan 3576 öğretmen, 452 yönetici, 10 maarif müfettişi oluşturmaktadır. Veri toplama araçları araştırmacı tarafından geliştirilmiştir. Nicel veriler "İç Denetim Sisteminin Benimsenme ve Uygulanabilme Ölçeği" ile nitel veriler ise yarı yapılandırılmış görüşme formu ile toplanmıştır. Verilerin analizinde nicel verilerin normal dağılım göstermediği anlaşılmış ve ikili küme karşılaştırmaları için "Mann Whitney U Testi", üç veya daha fazla küme karşılaştırmaları için "Kruskal Wallis H Testi" kullanılmıştır. Ayrıca iç denetimin benimsenme ve uygulanabilme düzeyinin sözel anlatıma dönüştürülmesi için ortalama ağırlığı hesaplanmıştır. Nitel verilerin analiz edilmesinde betimsel analiz ve içerik analizi teknikleri kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, katılımcıların iç denetim sistemini büyük ölçüde benimsedikleri ve il milli eğitim müdürlüklerinde uygulanabilir buldukları görülmüştür. Ayrıca katılımcıların görüşleri iç denetim sistemine entegre edilerek, il milli eğitim müdürlükleri için amaç, yapı ve süreç boyutunda bir denetim modeli oluşturulmuştur.
Adli muhasebe mesleği ve Türkiye'de uygulanabilirliği
İşletmelerde ve hayatın hemen her alanında, çeşitli kişi ve kurumlarca yapılanmuhasebe vb. hilelerinin ve bunların neden olduğu ekonomik kaybın büyükboyutlara ulaşması, ticari ve ekonomik anlaşmazlıklar, mali tablo kullanıcılarınıyanıltmaya yönelik uygulamaların artması; muhasebenin kapsamını genişleterek, Adli Muhasebe olarak anılan mesleğin doğmasına neden olmuştur.ABD başta olmak üzere, gelişmiş batılı ülkelerde yaygın uygulama alanı bulan,ülkemizde henüz yasal zemine oturtulmamış ve tam anlamıyla uygulama alanıbulamamış olan Adli Muhasebecilik mesleğinin kapsamı, özellikleri, adlimuhasebecinin nitelikleri, adli muhasebe mesleğinin benzer mesleklerden farkları,adli muhasebeci eğitimi, Türkiye'de uygulanabilirliği, hukuk sistemimizdeki yeri,sigorta kapsamına alınması yönündeki öneriler ve konun daha iyi anlaşılabilmesiaçısından grafikler ve tablolar yardımıyla adli muhasebe denetimi (Hile Denetçiliği)hakkında ayrıntılı bilgi verilmektedir.Anahtar kelimeler; Adli Muhasebe, Adli Muhasebecilik Mesleği ve bumesleğin Türkiye'de ki durumu.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda işlem denetçisi
Dünyada ekonomik nedenler ile işletmelerin büyümesi, rekabetin artması, para ve sermaye piyasalarının gelişmesi, çıkar gruplarını değişik ekonomik kararlar almaya zorlamıştır. Çıkar gruplarının ekonomik karar almalarında temel nokta; güvenilir ve doğru bilgidir. Doğru ve güvenilir bilgi elde etmek için işletme faaliyetleri üzerinde denetim yapılması ihtiyacı ortaya çıkmaktadır.Denetim yapılmasını gerektiren en önemli unsur, finansal nitelikli bilgilerin doğru ve güvenilir olup olmadığının tespit edilmesi ihtiyacıdır. Finansal nitelikli bilgilerinin güvenilirliğine engel olabilecek birçok faktörden söz etmek mümkündür. Bilgilerin güvenilirlik düzeyini artırmak amacıyla bağımsız bir uzmanın inceleme yapması ve bu konuda görüş belirtmesi önemlidir.Ülkemizde bağımsız denetim, sermaye piyasası mevzuatı ile Bankacılık Düzenleme Ve Denetleme Kurumu mevzuatı hükümleri dâhilinde sınırlı sayıda yapılmaktadır. Ayrıca 3568 sayılı yasa ile sınırlı sayıda zorunlu olmamak kaydı ile vergi denetimi yapılmaktadır.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 397. maddesi ile sermaye şirketlerinde denetim yapılması zorunlu hale gelmektedir. Yeni yasa denetim boyutunu bir uzmanlık alanı görüp denetim yapacak kişi ve kuruluşlarda bir takım özellikler aramıştır. Bununla birlikte Türk Ticaret Kanunu denetçileri bağımsız denetçi, işlem denetçisi, özel işlem denetçi olmak üzere üçe ayırmıştır.Bu çalışmada 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun uygulama alanı yeni olan işlem denetçisi ele alınmıştır. Çalışmada genel denetim teorisinden yola çıkılmış 6102 Türk Ticaret Kanunu'nun yürürlüğe girmesi ile şirket hukuku alanında getirdiği yenilikler genel olarak değerlendirmiş, kimlerin işlem denetçi olabileceği, işlem denetçisinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa göre yapacağı denetimler ile görev ve sorumlulukları açıklanmaya çalışılmıştır.
Mahalli idarelerin yargısal denetimi
Denetim, yönetimin ortaya koyduğu standartlardan hareket ederek uygulamanın bu standartlara ve planlanan esaslara göre durumunu ortaya koymak ve mevcut standartlarda yapılması gereken değişiklikler varsa öneriler getirmektir. Denetimin temel amaçları karar alıcılara geçerli bilgiler sunmak, hata ve suiistimalleri önlemek ve yönetimde rasyonelliği sağlamaktır.Devlet organlarını denetlemekle görevli olan denetim kuruluşlarının uygulaması gereken bazı önemli ilkeler vardır. Denetim ilkeleri denetimde objektifliği, dürüstlüğü, şeffaflığı sağlaması ve denetlenenler üzerinde güven sağlaması açısından önemlidir. Denetime hakim olan temel ilkeler; dürüstlük, bağımsızlık, tarafsızlık-nesnellik-güvenirlik, yasallık ve yeterlilik olmak üzere beş tanedir.Çalışmamızın konusunu teşkil eden mahalli idarelerin yargısal denetimi, demokratik toplumun en vazgeçilmez unsurları arasında yer almaktadır. Mahalli idarelerin tarafsız ve bağımsız yargı kuruluşlarınca denetlenmesi, o ülkenin demokratik düzeyini belirlemektedir. Bu açıdan mahalli idarelerin kurulması, organları, organlık sıfatlarını kazanma ve kaybetmeleri Anayasa'da güvence altına alınmıştır.Halkın yönetime katılarak, idareyi denetlediği en etkili ve en kolay yer mahalli idarelerdir. Mahalli idarelerin denetiminde en çok başvurulan yol ise vesayet denetimidir. Yargısal denetime çok istisnai durumlarda başvurulmaktadır. Bunun sebebi ise yargı mercilerince verilen kararların taraflar için çok ağır sonuçlar doğurduğunu gösterebiliriz. Ayrıca yargısal denetime başvuracak kişilerin önceden yasalar ile belirlenmiş olması, yine yargısal denetim neticesinde verilecek kararların önceden az çok belli olması, bu denetim yoluna ancak sınırlı ve istisnai durumlarda gidildiğini göstermektedir.Yargı mercilerini en çok uğraştıran sorunlar belediyeler ile ilgili sorunlardır. Çalışmamızda belediye organlarının yargısal denetimi ile ilgili ayrıntılı açıklamalar yapılmıştır.
Yıllara yaygın inşaat, taahhüt ve onarım işlerinde muhasebe işlemleri inşaat taahhüt işletmelerinde iç kontrol ve denetim
Ülkemizde inşaat sektörü ekonomi açısından lokomotif sektörlerden birisi olup Cumhuriyetin ilanı ile gelişmeye başlayan bir sektördür. Cumhuriyetin ilk yıllarında demiryolu hatları ve büyük su projeleri ile başlayan inşaat sektörü, dünyadaki liberalleşme rüzgarlarının başladığı İkinci Dünya Savaşından sonra tırmanışa geçmiştir. Genel olarak emek-yoğun bir teknoloji ile çalışan inşaat sektörünün istihdamın yaratılması ve işsizliğin azaltılmasında payı büyüktür. Türkiye, bölgesinde pek çok inşaat alt sektöründe üretim kapasitesiyle üretim üssü olma özelliğini taşımaktadır. Demir-çelik, çimento, seramik ve kaplama malzemeleri, mimarlık, boya ve yapı kimyasalları, seramik sağlık gereçleri, yalıtım, plastik boru ve profil, iklimlendirme, soğutma ve klima, aydınlatma, doğal taş ve mermer gibi bir çok alt sektörün can damarı inşaat sektörüdür.Ülkemizde inşaat işleri vergi hukuku açısından yıllara yaygın inşaat ve onarım işleri ile yıllara yaygın olmayan inşaat ve onarım işleri olmak üzere ikiye ayrılmaktadır.Yıllara yaygın inşaat taahhüt ve onarım işlerinin başlangıç ve bitiş tarihleri farklı dönemlerde olması nedeniyle farklı bir vergileme sistemine sahiptir.Bu çalışmanın amacı, çok farklı coğrafyalar ve bölgelerde faaliyet gösteren inşaat taahhüt işletmelerinin denetim ve iç kontrol sisteminin incelenmesine yöneliktir.Bu çalışmada, yıllara yaygın inşaat taahhüt ve onarım işletmelerinin yapısı, özellik arz eden hesapların işleyişi ile TMS 11 İnşaat sözleşmeleri standardı detaylı olarak incelenmiş olup, inşaat taahhüt ve onarım işletmelerinde iç kontrol sistemi ve denetimin nasıl olması gerektiğini incelemeye çalışılmış ayrıca bilanço hesapları, stok hesapları ve maliyet hesaplarının denetimi açıklanmıştır.Anahtar Kelimeler: İnşaat, TMS 11, Denetim, İç Kontrol,
Türkiye'de vakıfların vergi ve muhasebe uygulamaları açısından değerlendirilmesi
Günümüzde ülke ekonomisine yön veren kamu ve özel sektör dışında üçüncü bir sektör olarak sivil toplum kuruluşlarının önemi gittikçe artmıştır.Vakıflar, bu sivil toplum kuruluşları içerisinde, ülke ekonomisine ve toplum hayatına sağladığı faydalar düşünüldüğünde önemli bir yere sahip olmuştur.Vakıflar, insan yararına hizmet ederek hayır amacı sağlamayı benimsemişlerdir.Vakıfların, amaçlarına uygun olarak işlevlerini yerine getirmeleri sırasında, ülke ekonomisi içerisinde bulunmaları nedeniyle bir takım vergisel yükümlülükleri de yerine getirme zorunlulukları ortaya çıkmıştır.Vakıfların, vergisel yükümlülükleri konusunda, diğer işletmelerden bir farklarının bulunmadığı görülmüştür.Vakıfların, vergisel yükümlülüklerini yerine getirmeleri aynı zamanda iyi bir muhasebe sistemlerinin bulunması zorunluluğunu da beraber getirmiştir.Vakıfların, hayır amacına yönelik kuruluşlar olması, bunlarda uygulanan muhasebe sisteminin diğer ticari işletmelerden farklı olması sonucunu doğurmuştur.Bu çalışmada, vakıfların işlevlerini yerine getirirken, Türk Vergi Kanunları karşısındaki durumu değerlendirilmiş ve vakıflarda muhasebe sisteminin işleyişi uygulamalarla beraber anlatılmaya çalışılmıştır.
Bankalarda operasyonel risk yönetimi ve denetiminin etkinliği
Bankalar, geçmişten farklı olarak, günümüzde zaman ve mekan kısıtı olmaksızın ciddi zararlara uğrayabilmektedirler. Globalleşme,artan rekabet, iç içe giren ve büyüyen piyasalar, her geçen gün sayıları artarak karmaşıklaşan ürün ve hizmetler, operasyonel risk kayıplarının etkilerini de genişletmiştir. bankacılık sektöründe operasyonel risk bazlı dalgalanmalar ve bu dalgalanmalar neticesinde sektörde yaşanan büyük kayıplar Operasyonel Risk Yönetiminin ve Denetiminin önemini ve güncelliğini arttırmıştır.Bu süreçte kurallara dayalı denetim anlayışı, yerini risk odaklı denetim anlayışına hızlı bir şekilde terk etmiştir. Operasyonel Risk Yönetimi ve Denetimi, bankacılıkta yeni bir anlayış olarak ortaya çıkmıştır.Yetersiz ve hatalı işlemler, sistemler ve kişilerden veya dış olaylardan kaynaklanan zarar riski olarak tanımlanan operasyonel riskin yönetimindeki en kritik aşama bu risk türünün uygun bir şekilde tanımlanması ve ölçümüdür. Operasyonel riskle ilgili zarar potansiyelinin tahmini ve zararın gerçekleşme olasılığının tespiti güç olduğundan bu risk türünün tamamı sayısallaştırılamamakta ve bu nedenle tam olarak ölçümü de gerçekleştirilememektedir. Organizasyon, iş akışı teknoloji insan gücü çerçevesinde oluşabilecek maddi ve itibar kaybına sebebiyet veren,kredi ve piyasa riski dışında kalan riskler olarak değerlendirilen, operasyonel risk, Basel Komitesinin 2004 Haziran ayında yayınladığı Basel II düzenlemesi ile birlikte 2007 yılından itibaren,öncelikle G-10 ülkelerinde başlanmak üzere bankaların Operasyonel risklerini ölçerek gerekli sermaye karşılığını ayırmalarını öngörmüş ve bu amaçla bankalarda operasyonel risklerin ölçümü üzerine çeşitli modeller önermiştir.Basel Bankacılık Komitesinin, operasyonel risk yönetimi ile ilgili düzenlemeleri başta Avrupa olmak üzere, Türkiye?de de etkisini göstermektedir. Düzenlemelere ayak uydurma ve gelişmelerden daha fazla yararlanma düşüncesinden hareketle,operasyonel risk yönetiminde denetimin rolü büyüktür. Bu çerçevede Türkiye?de BDDK?nın çalışmalarına ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunun düzenlemelerine hızlı adaptasyon süreci önemlidir. Hızlı adaptasyonu sağlayacak olanda operasyonel risk yönetimi ve denetimi çalışmalarının arttırılması ve mevcut çalışmaların kalitelerinin yükseltilmelerine bağlıdır.Yapılan bu çalışma ile ülkemizdeki bankaların operasyonel risk Yönetimi ve Denetimi konusunda yaptıkları çalışmalar, bu konudaki eksiklikleri, operasyonel risklerin ölçümü, risklerden kaynaklanan kayıpların bir kayıp veri tabanına kaydedilmesi ve karşılaşılan operasyonel riskler gibi hususların incelenmesi amaçlanmıştır.Çalışma sırasında ülkemizdeki bankaların operasyonel risk yönetimi alanında yaptıkları çalışmaların hangi seviyede olduğunun ortaya konulması amacına yönelik banka çalışanlarının algılarına yönelik anket yönetimi uygulanmış olup; tez konusunun daha iyi kavranılması hedeflenmişir. Anahtar Kelimeler : Risk, Operasyonel Risk
Belediyelerde iç kontrol sisteminin 5018 sayılı Kanuna göre değerlendirilmesi
Günümüzde iç kontrol ve uygulaması ile ilgili küresel düzeyde standartlar oluşturulmuş olup; Türk kamu yönetiminde 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile yürürlüğe girerek uygulanmaya başlanmıştır. Söz konusu bu kanun Türkiye'deki kamu kurumlarının kamu kaynaklarını ekonomik, verimlilik ve etkililik kriterlerine uymasını sağlamak adına düzenlemeler yapılmıştır. Bu tez çalışmamda kamu kurumlarının bir kolu olan Belediyelerde iç kontrol sistemi ile ilgili mevzuatlar neticesinde bilgilendirme yapmayı ve bu iç kontrol sisteminin kurumun hem iç hem dış sistemlerinde neler meydana geldiği araştırması yapılmış ve konuyla ilgili ayrıntılı bilgiler verilmiştir. Tüm bu çalışmalar yapılırken Belediyelerde iç kontrol sisteminin uygulaması açısından hangi noktada olduğu anlaşılması adına Türkiye'de iç kontrol sisteminin merkezi uyumlaştırma görevi olarak Maliye Bakanlığı verileri incelenmiş ve gerekli rehberler dikkate alınarak çalışmalar yapılmıştır. Ayrıca bazı belediyelerin iç kontrol uyum ve eylem planları gözden geçirilmiş ve sayıştayın iç kontrol üzerindeki rolü incelenmiştir. Yine İç Kontrol Uyum Eylem Planı rehberleri doğrultusunda iç kontrol aşamaları hakkında bilgiler verilmiş ve bunun merkezi uyumlaştırma noktasında yaşanan sorunlardan bahsedilmiştir. Türk kamu yönetiminde iç kontrolün doğru tanımlanması, sağlıklı kurulması ve etkin uygulanması süreçlerinin birbirilerini tamamlamaları gerektiği hakkında bilgiler verilmiştir. Tüm bu veriler ışığında iç kontrol ile ilgili Türkiye'de ileriye dönük neler yapılabileceği, Avrupa Birliği normları da dikkate alınarak irdelenmiştir ve çözüm önerileri getirilmiştir Anahtar Kelimeler : İç Kontrol, İç Denetim, Ön Mali Kontrol, İç Kontrol Eylem Planı.
Vergi kaçakçılığı ,engelenmesi ,denetlenmesi ve Türkiye'de genel durum
Vergi kaçakçılığı suçları geçmişten günümüze kadar gelmekle birlikte değişen yaşam koşulları, teknolojik gelişmelerin hızı ve insan nedeniyle her geçen gün suça konu olan eylem ve işlemlerin niteliği değişerek artmaktadır. Ülke ekonomisinde değişmeler de vergi kaçakçılığı suçlarının işlenme oranının artmasına dolayısıyla suç tiplerinin değişmesine de sebep olmaktadır. Bu sebeple günümüz vergi yasalarında düzenlenen vergi kaçakçılığı suçlarını oluşturan eylem ve işlemler üzerinde durulmuştur.Ancak vergi konusu, mükellef ile vergi idaresi arasında her zaman için bir sorun oluşturmuştur. Çünkü mükellefler genel olarak çeşitli sebeplerle ödeyecekleri vergi miktarlarını en düşük düzeyde tutmak istemekte, vergi idaresi ise toplayacağı vergi miktarını en üst düzeyde tutmak istemektedir. Ülkemiz de dahil olmak üzere birçok modern ülke vergi alanından beyan esası sistemini tercih etmiştir. Beyan esasında, mükellefler tarafından ödenecek vergiler bizzat mükelleflerin kendisi tarafından beyan edilmektedir. Fakat, verginin devlet tarafından cebren ve karşılıksız olarak alınması, mükellefleri kimi zaman yasal zemine dayanarak, kimi zamanda yasal zeminin dışına çıkarak vergi suçu işlemelerine neden olabilmektedir. Bazen de, mükellefler vergi kanunlarını yeterince anlayamadıklarından yanlış beyanda bulunabilmektedirler. Dolayısıyla beyan esasının temel alındığı vergi sistemlerinde etkin bir vergi denetimi kaçınılmazdır.Bu çalışmanın amacı, Türkiye'de vergi denetiminin etkin bir şekilde uygulanamayışının nedenlerini araştırmak ve vergi kaçırma yolları,engellenmesi ve denetimini incelemektir Anahtar Kelimeler: Vergi, denetim, vergi kaçakçılığı
Vergi denetiminde yapısal dönüşüm: Vergi Denetim Kurulu
Kamu harcamalarını finanse etmek, ekonomik hayatı düzenlemek amacıyla zorunlu, nihai ve karşılıksız olarak gerçek ve tüzel kişilerden vergi toplanmaktadır. Anayasaya göre vatandaşlık görevi olan vergi sağlık, adalet, güvenlik, ulaşım, eğitim gibi kamusal hizmetlerin bedelidir. Türk vergi sisteminde mükellefler verginin konusuna giren işlem ve gelirlerini; vergi kanunları ile belirlenmiş olan kurallar çerçevesinde beyan etmekte ve hesaplanan vergilerini ödemektedirler. Vergi mükellefleri, ödemekle yükümlü oldukları vergileri çeşitli sebep ve yöntemlerle eksik beyan edebilmekte veya tamamen kayıtdışı bırakabilmektedirler. Mükelleflerce başvurulan vergi gizleme ve kaçırma yöntemlerine karşı devletin oluşturduğu temel müessese vergi denetim müessesesidir. Devlet mükelleflerin ödemek üzere beyan etmiş oldukları vergilerin doğruluğunu ve kayıt ve beyan dışı bırakılmış olayları tespit etmek ve kanunlarla hüküm altına almış olduğu cezai müeyyideleri uygulamak için vergi denetim birimlerini ihdas etmiştir. Osmanlı Devleti'nin son döneminde ilk denetim birimi olarak Maliye Teftiş Kurulu kurulmuş, Cumhuriyet'in kuruluşu sonrası modern vergi kanunlarının kabulünün yanısıra 1936 yılında Gelirler Kontrolörleri ve Vergi Denetmenlerinin temelleri oluşturulmuş ve 1945 yılında Hesap Uzmanları Kurulu kurulmuştur. Türkiye'de uzun yıllar boyunca sözkonusu dört denetim birimi vergi inceleme ve denetim çalışmalarına imza atmış ve maliye ve ekonomi bürokrasisine çok değerli insan kaynağı oluşturmuştur. Diğer taraftan bu çok başlı yapı, vergi denetiminde koordinasyonun ve etkinliğin sağlanmasını güçleştirmiştir. 10/07/2011 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren 646 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı kurularak sözkonusu dört denetim birimi tek çatı altına toplanmış ve Maliye Müfettişi, Hesap Uzmanı, Gelirler Kontrolörü, Vergi Denetmeni unvanları kaldırılarak Vergi Müfettişi unvanında birleştirilmiştir. Bu çalışmada 646 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile birlikte vergi denetim birimlerinde meydana gelen yapısal dönüşüm öncesinde ve sonrasında Türkiye'deki vergi denetim birimlerinin neler olduğuna, yapılarına, görevlerine, yaptıkları çalışmaların istatistiki sonuçlarına, değişiklik sonrası yapılan düzenlemelere, getirilen standartlara, risk odaklı denetim çalışmalarına yer verilmiş ve bahse konu dönüşüm öncesinin ve sonrasını genel olarak değerlendirilmesi amaçlanmış ve vergi incelemelerinde karşılaşılan hata ve hilelerin neler olduğuna yer verilmiştir.
Türkiye'de kayıt dışı ekonominin azaltılmasında vergi denetiminin yapısı, önemi ve gelişimi
Toplumsal hayatımızı idame ettirdiğimiz günümüzde, hiç şüphesizdir ki hayat standartlarımız malî olgularla belirlenmektedir. Ekonominin gelişerek geldiği dünyada bireylerin günlük hayatlarındaki gereksinimlerinin karşılanması; mal ve hizmet üretimine katkıda bulunarak, bunun karşılığında gelir elde etmesiyle mümkündür. Çift taraflı etkisi bulunan kayıtdışı ekonomi, gerek gelişmiş gerekse az gelişmiş tüm ekonomilerin temel sorunlarından biridir. Kayıtdışı ekonomiyi en düşük seviyeye getirerek bu dengede kalmasını sağlamanın idarî yönden en temel aracı vergi denetimidir. Etkin bir vergi denetiminin kayıtdışılığı gidermesi için, Türkiye'nin malî idaresinin güçlü ve dinamik bir yapıda olması gereklidir. Klasik devlet idaresinin sınırlandırdığı vergi idaresinin, etkinliğinin azalacağı kanaatindeyiz. Bu açıdan; vergi idaresinin tüm unsurlarıyla özel sektöre endekslenmesi ve etkinliğinin artırılması, hem gelir adâleti yönünden hem de gelişme yönünden büyük önem arz etmektedir. Tezimizde; Türkiye'de kayıtdışı ekonominin unsurları, boyutları ve bunun azaltılması için, vergi denetim yapısı geçmişten günümüze ele alınmaya çalışılmıştır. Vergi denetim yapısının; Osmanlı Devleti'nden günümüze kadar geçirmiş olduğu tüm süreçler, yapısal sorunlar ve geleceğe doğru gidişi ana hatlarıyla incelenmiş ve görülen sorunlarla ilgili çözüm önerileri sunulmuştur. Araştırmalarımız teorik varsayımlardan yola çıkılarak başlamış olup, günümüzdeki etkilerinin görülmesi açısından çeşitli sonuçlar ve istatistik verilere başvurulmuştur. Hedefimiz; kayıtdışı ekonomiyi azaltarak dengede tutmak için vergi denetiminin öneminin anlaşılması ve karşılaşılan bazı sorunlarda ne gibi çözüm yollarının aranması gerektiğinin bilinmesidir. Tüm bu bilgiler ışığı altında Türkiye'de vergi denetim sisteminin gidişatı hakkında da kısa bir gözlem ve değerlendirme yapılmıştır. Yapısal sorunların çözümü; zaman ve ekip çalışması gerektirmektedir. Türkiye'nin vergi denetiminin yapısal sorunlarının, orta vadede tüm vergi idaresinin çalışanları ve toplumun diğer bireylerinin katılımıyla çözüleceği görüşündeyiz. Anahtar Kelimeler : Kayıtdışı Ekonomi, Vergilendirme, Vergi Denetimi, Muhasebe, İnceleme, Malî İdare, Vergi Müfettişi, Gelir İdaresi
3194 sayılı İmar Kanunu'na göre yapılan imar planlarının yargısal denetimi
Bu çalışmada; devlete anayasal bir ödev olarak verilen, 3194 sayılı İmar Kanunu'na göre yapılan ve idari bir işlem türü olan imar planlarına karşı açılan iptal davasına ilişkin yargısal denetim süreci öncelikle, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 14. maddesinde sayma yoluyla belirlenen ön koşullar yönünden incelenmiş ve ön koşullar yönünden herhangi bir eksiklik bulunmaması halinde mahkemenin, işin esası hakkında karar verirken dikkat ettiği hususlar, ilk derece mahkemelerinin ve Danıştay'ın konuya ilişkin kararlarından faydalanılarak imar planının iptal sebepleri ve çözüm yolları üzerinde durulmuştur. Hukuk devletinde iptal davası idarenin hukuka uygunluğunu sağlayan en etkin denetim yollarından biridir. İdari işlemler, idarenin tek taraflı kamu gücüne dayalı olarak idare hukuku alanında yaptığı hukuksal tasarruflar olup; 2577 sayılı Yasanın 2. maddesine göre menfaatleri ihlal edilenler tarafından idari işlemlerin unsurları olan "yetki, şekil, sebep, konu ve maksat" yönlerinden birinin hukuka aykırı olduğunu belirterek iptal davası açılabilir. "Maksat" öğesi ise idari işlemden beklenen son amaçtır. İdari yargı mercileri, imar planının yargısal denetimi sırasında, dava konusu planın; imar mevzuatında yer alan düzenlemelere, üst ölçekli planlara, şehircilik ilkeleri, planlama esasları ve kamu yararına uygun olup olmadığı hususunu, mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yapmak suretiyle karar vermektedir.
Ombudsmanlık: Avrupa Birliği ülkeleri ve Türkiye uygulamalarının karşılaştırılması ve öneriler
Ülkemizde ombudsmanlık sistemi ile ilgili olarak yapılan çalışmalardan 2010 yılına kadar bir sonuç elde edilememiştir. 2010 yılında yapılan halk oylaması sonucu; Anayasanın 74. maddesi ile vatandaşa, Kamu Denetçisine başvurma hakkı verilmiştir. Anayasa'da yapılan bu değişiklik sonucunda dünyada pek çok ülkede uygulaması olan ombudsmanlık sistemi, 6328 Sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu ülkemizde yasalaşmıştır. Bu çalışma; ülkemizde uygulanan denetim yollarına değinerek, Türkiye'de yeni kurulan Kamu Denetçiliği Kurumunun üzerinde yapılan değerlendirme ve önemli görülen hususları vurgulama amacıyla hazırlanmış olup üç bölümden oluşmaktadır. Tezin ilk bölümünde; temel kamu, yönetim ve denetim kavramları üzerinde durulmuştur. İkinci bölümünde; ombudsmanlığın ortaya çıkışı ve tarihsel gelişimi, ombudsmanlığın özellikleri, yetki ve görevlerinden hakkında bilgi verilmeye çalışılmıştır. Son bölümde ise Kamu Denetçiliğinin gerekliliği, ülkemizde Kamu Denetçiliği Kurumuna benzetilen kurum ve komisyonlardan bahsedilerek, Türkiye'de Kamu Denetçiliği Kurumu hakkında yapılan çalışmalara değinilmiş ve 6328 Sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu incelenmiştir. Sonuç olarak; Kamu Denetçiliği Kurumunun ülkemizde faaliyet göstermeye başlaması olumlu bir gelişme olarak değerlendirilmekle birlikte, kurumun daha etkin ve verimli çalışması için gerekli olan çalışmalarında yapılması konusunda gerekli eleştiriler yapılmıştır.