Yaşlılar

569 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Yaşlı bireylerin beslenme durumları ve yeme farkındalıklarının saptanması; Muğla örneği

YAŞLI BİREYLERİN BESLENME DURUMLARI VE YEME FARKINDALIKLARININ SAPTANMASI; MUĞLA ÖRNEĞİ Bu araştırma yaşlı bireylerde beslenme durumu ve yeme farkındalığı düzeylerini tanımlamak ve aralarındaki ilişkiyi incelemek amacıyla tanımlayıcı araştırma olarak planlanıp yürütülmüştür. Araştırmanın örneklemini Muğla il merkezi ve ilçelerinde Tazelenme Üniversitesine kayıtlı 60 yaş ve üstü bireyler oluşturmuştur. Bu çalışma toplam 234 (80'i erkek, 154'si kadın) birey üzerinde yürütülmüştür. Çalışma verileri bireylerin sosyo-demografik bilgilerine yönelik sorular ile Mini Nütrisyonel Değerlendirme Testi-Kısa Formu ve Yeme Farkındalığı Ölçeğinin yer aldığı bir form aracılığıyla online olarak elde edilmiştir. Çalışma sonucunda elde edilen veriler Windows ortamında Statistical Package for the Social Sciences 22.0 paket programı ile değerlendirilmiş ve tüm hesaplamalarda p<0.05 anlamlı kabul edilmiştir. Çalışma sonucunda erkeklerin %41.3'ü, kadınların %41.6'sı beden kütle indeksi sınıflamasına göre normal aralıkta bulunmuştur. Beden kütle indeksi sınıflamasına göre zayıf bireylerin hepsinin malnütrisyonlu olduğu, normal bireylerin %9.3'ünde ve II. derece obez olanların %27.3'ünde malnütrisyon riski olduğu bulunmuştur. Bireylerin (%97.9) yeme farkındalığının yüksek olduğu saptanmıştır. Yeme farkındalığı ile yaş arasında bir ilişki yokken, yaş ile Mini Nütrisyonel Değerlendirme Testi-Kısa Formu toplam puanı arasında negatif bir ilişki bulunmuştur. Beden kütle indeksi ile Mini Nütrisyonel Değerlendirme Testi-Kısa Formu arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki varken, beden kütle indeksi ile yeme farkındalığı asında negattif yönde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Bireylerin Mini Nütrisyonel Değerlendirme Testi-Kısa Formu puanı ile Yeme Farkındalığı Ölçeği puanı arasında anlamlı bir ilişki bulunmamıştır (r=-0.12; p=0.07). Toplumda yaşayan yaşlı bireylerde malnütrisyon ve malnütrisyon riskini önlemek amacıyla belirli aralıklarla beslenme taraması yapılması ve yaşlı bireylerde pek çok faktörden etkilenen beslenme durumuna etki eden faktörü her yönüyle incelenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Ayrıca yaşlı bireylerde obezite tedavilerine alternatif olabilecek, yeme farkındalığı eğitimlerinin dâhil edilmesi önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Yaşlı, Beslenme durumu, Yeme farkındalığı

BeslenmeBeslenme davranışıBeslenme durumu+6
Dilek Sivri
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Health Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Terapatik rekreasyonel aktivitelere katılımın yaşlıların algıladıkları boş zaman tatmini, yaşam tatmini ve yaşam kalitesine etkisi

Bu çalışmada ülkemizdeki yaşlıların terapi niteliğindeki boş zaman aktivitelerine katılımları sonucu algıladıkları boş zaman tatmininin yaşam tatmini ile ilişkisi ve algılanan yaşam tatmininin de yaşam kalitesi ile olan ilişkisi belirlenmeye çalışılmıştır. Ayrıca yaşlılara yönelik boş zaman katılımı, boş zaman tatmini, yaşam tatmini ve yaşam kalitesi ile ilgili alt boyutların ortaya konulması hedeflenmiştir. Bu amaçlara ilave olarak çalışmaya katılım gösteren yaşlıların demografik ve sosyo-ekonomik özelliklerine göre farklılıklar belirlenmeye çalışılmıştır. Çalışmada Eskişehir ilinde yaşayan 60 yaş ve üstü yaş gruplarında yer alan 608 katılımcıya Boş Zaman Katılımı, Boş Zaman Tatmini, Yaşam Tatmini ve Yaşam Kalitesi Ölçekleri kullanılarak oluşturulan anket uygulanmıştır. Açıklayıcı Faktör Analizi (AFA) ve Doğrulayıcı Faktör Analizi (DFA) ile faktörler belirlenmiş, yapısal Eşitlik Modeli (YEM) ile de araştırma modeli ortaya konulmuştur. Elde edilen model ile terapatik nitelikte boş zaman aktivitelerine katılımın boş zaman tatmini ile, algılanan boş zaman tatmininin yaşam tatmini ile ve algılanan yaşam tatmininin yaşam kalitesi ile ilişkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Boş zaman katılımı ile yaşam kalitesi arasında direkt bir ilişki bulunamadığından dolaylı bir ilişkinin olabileceği belirtilmiştir. Ayrıca demografik ve sosyo- ekonomik özelliklere göre tatmin algılamalarında anlamlı farklılıklar olduğu tespit edilmiştir. Çalışmadan elde edilen sonuçlara bağlı olarak ülkemizdeki yaşlıların yaşam kalitelerini iyileştirmeye yönelik terapatik programların oluşturulması ve yaşlıların tatmin algılarını yükseltecek faktörlerin incelenmesi ile ilgili araştırma önerileri sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: terapatik rekreasyon, yaşlı, boş zaman katılımı, boş zaman tatmini, yaşam tatmini, yaşam kalitesi, yapısal eşitlik modeli.

Boş zamanları değerlendirmeEşitlikRekreasyon+6
Tuba Sevil
Anadolu University · Institute of Health Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Huzurevinde kalan yaşlı bireylerin iletişim ihtiyaçlarının karşılanmasında huzurevi çalışanlarının rolü: Eskişehir'de bir huzurevi örneği

Yaşlanma, gelişme, büyüme ya da eskime; doğada canlı olmanın kaçınılmaz birer sonuçlarıdır. İnsanoğlu varoluşunun ilk zamanlarından beri ölümsüzlüğün peşinde koşmuş, henüz başarılı olamasa da denemeye devam etmiştir. İnsanın ölümsüzlük fikrine sanatta ve bilimde bu denli yer vermesi, sonsuzluk fikrine olan düşkünlüğünün en açık göstergesidir. Halbuki dünya, evrensel bir kanun olan ve her şeyin gerilediğini savunan entropi ile işlemektedir. Yaşlılık da farklı boyutlarıyla birtakım gerilemelerin yaşandığı, insan hayatının kaçınılmaz bir dönemidir. Ancak bireyin hayatına birtakım sınırlıklar getiren bu dönem, sosyal bir varlık olmanın neden olduğu kimi ihtiyaçları da azaltmamaktadır. Bu ihtiyaçların biri de insanoğlunun iletişim ihtiyacıdır. Yaşlanmayla beraber sosyal çevrenin daralması, bireyin iletişim ihtiyacını karşılamasını zorlaştırabilmektedir. Özellikle kurumlarda kalan yaşlı bireylerin iletişimsel faaliyetlerde bulunabileceği kişiler daha sınırlı olmaktadır. Bu nedenle, bu tezde huzurevinde kalan yaşlı bireylerin iletişim ihtiyaçlarının karşılanmasında kurum çalışanlarının rolünü belirleyebilmek için nitel bir çalışma yürütülmüştür. Çalışma kapsamında Eskişehir'de Tepebaşı Belediyesi'ne bağlı bir huzurevinde 12 katılımcıdan oluşan bir çalışma grubu ile derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiş ve elde edilen bulgular betimsel analiz yoluyla düzenlenmiş ve yorumlanmıştır. Çalışma sonucunda elde edilen bulgular doğrultusunda; kurumda kalan katılımcıların temel ihtiyaçları karşılanırken, iletişim kurma ihtiyaçlarının yeterince karşılanmadığı ve bu durumun kurum çalışanlarının iletişimsel kabiliyetlerinin eksik olmasından kaynaklanabileceği düşünülmektedir. Anahtar Sözcükler: Yaşlı, İletişim, Huzurevi

HuzurevleriSosyal hizmet kurumlarıTemel ihtiyaçlar+7
Buğçe Kamer Baybaş
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Yaşlanmayla deride meydana gelen değişimlerin incelenmesi

Bu çalışmada intrauterin dönemden başlayarak yaşlılık dönemine kadar deride meydana gelen histolojik değişikliklerin saptanması amaçlanmıştır.Çalışmada İnönü Üniversitesi Deney Hayvanları Araştırma Laboratuarından temin edilen toplam 32 adet sağlıklı Spraque Dawley cinsi dişi sıçanlar kullanıldı. Denekler her bir grup 8'er sıçandan oluşmak üzere 4 gruba ayrıldı. 1. Grup: İntrauterin Grup (doğum öncesi) 19 günlük grup, 2. Grup: Postpartum (doğum sonu) 21 günlük grup, 3. Grup: Postpartum (doğum sonu) 60 günlük grup, 4. Grup: Postpartum (doğum sonu) 19 aylık grup. Deney sonunda bütün deneklerden ketamin/ksilazin anestezisi altında sırt, karın, kafa, kol ve bacak bölgelerinden deri örnekleri alındı. Örnekler rutin takip işlemlerinden geçirilerek parafine gömüldü. Parafin bloklardan elde edilen seri kesitlere Mayer's Hemotoksilen-Eozin, Masson's Trichome, Elastic Van Gieoson's, Mowry's Collaidal Iron, Periodic Asit Schiff ve Toluidine Blue boya metodları uygulandı ve incelendi.Her gruba ait sırt, kafa, karın kol ve bacak deri örnekleri epidermis, dermis ve bazal membran kalınlığı, dermal papillaların sayısı, yüksekliği ve genişliği, mast hücre ve pilosebase birim sayısı açısından hem morfolojik hem de istatistiksel olarak ayrı ayrı değerlendirildi.Tüm grupları çeşitli deri bölgeleriyle değerlendirildiğinde epidermis kalınlığı açısından en kalın epidermisin doğum öncesi grupta olduğu, doğum sonrasında ise inceldiği ancak yaşlanmayla tekrar epidermisin kalınlaştığı, bazal membran kalınlığının yaş arttıkça arttığı, dermis kalınlığının ise intrauterin dönemden 2 aylık döneme kadar arttığı yaşlı grubumuzda ise azaldığı tespit edildi. Dermal papillaların sayısı, yüksekliği ve genişliği açısından baktığımızda tüm bu parametrelerin doğum öncesi dönemden 60 günlük döneme kadar arttığı yaşlı grubumuzda ise tekrar azalmış olduğu saptandı. Mast hücre sayılarına tüm gruplarda ve tüm incelenen deri bölgelerinde baktığımızda en fazla sayının intrauterin dönemde olduğu ve doğum sonrasından itibaren bu sayının giderek düştüğü gözlemlendi. Dermiste bulunan pilosebase birim sayıları incelendiğinde ise intrauterin dönemde hiç rastlamadığımız pilosebase birimlere doğum sonunda gittikçe artan sayılarda rastlandı, ancak yaşlı deride sayıların tekrar düştüğü tespit edildi.Yapılan incelemeler ve ölçümler sonucunda; sıçanlarda farklı deri bölgeleri belirtilen parametreler açısından intrauterin dönemle doğum sonu dönemler arasında farklar bulundu. Ayrıca doğum sonu dönemlerinde yaşa bağlı kendi aralarında morfolojik farklar ortaya koyduğu saptandı.Anahtar kelimeler; Deri, yaşlanma, histoloji.

DeriDeri belirtileriEpidermis+4
Alper Kazancı
İnönü University · Institute of Health Sciences
2012
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Geriyatrik hastaların intertrokanterik kırıklarında eksternal fiksatör ile tedavi sonuçlarının retrospektif olarak değerlendirilmesi

2001-2011 yılları arasında, İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Turgut Özal Tıp Merkezi Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalı'nda; yaşlı, cerrahi ve anestezi açısından yüksek risk taşıyan 49 hastaya unilateral (Orthofix) eksternal fiksatör uygulandı. Uygulamalarımız literatür bilgisi ile değerlendirildi. Altı ay içinde ölen sekiz hastamız ve kaynamama nedeni ile çalışma dışı bıraktığımızbir hastamız hariç, ortalama 15 ay (7-24) takibini yaptığımız 40 hastada; Foster kriterlerine göre anatomik olarak 21 hastada (%52,5) mükemmel, 16 hastada (%40) iyi, 2 hastada (%5) orta ve 1 hastada da (%2,5) kötü sonuç elde edildi.Fonksiyonel olarak da 21 hastada (%52,5) mükemmel, 18 hastada (%45) iyi, 1 hastada da (%2,5) orta sonuç elde edildi. Anatomik olarak 1 hastada kötü sonuç alınmasının nedeni; hastanın mevcut ameliyat riskleri nedeniyle operasyonunçok kısa süre içinde bitirilmeye çalışılması nedeniyle kırık redüksiyonuna çok dikkat edilememesidir.Hastaların mevcut tıbbi sorunları ve bu sorunlar nedeniyle cerrahi ve anestezi açısından yüksek risk taşıyan hastalarda, ameliyat süresinin çok kısa olması, kan kaybının yok denecek kadar az olması, ameliyat kapalı yapıldığı için kırık hematomunun boşaltılmaması nedeni ile biyolojik tespit olması,ameliyat sonrası cerrahi yara ağrısının az olması ve hastanede kalış süresinin kısa olması avantajlarındandır. Ayrıca hastaların erken dönemde hareket kabiliyetini kazanması nedeni ile bası yaraları, pulmoner ve ürinerkomplikasyonlar ve fiksatöre bağlı komplikasyonlar daha az görülmektedir. Bunlara ek olarak kaynama olduktan sonra fiksatörün çıkarılması veya mekanik bir yetmezlik durumunda fiksatörün yeniden düzenlenmesinde anestezi gerekmemesi ve uygulama sırasında lokal anestezi altında uygulanabilmesi deönemli avantajlarındandır. İntertrokanterik femur kırıklarının cerrahi tedavisinde eksternal fiksatör kullanımının seçilmiş olgularda etkili ve başarılı bir tedavialternatifi olabileceği düşünülmektedir.

Femoral kırıklarGeriatriKalça+4
Serdar Koluaçık
İnönü University
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Yaşlıların istismar ve ihmal ile karşılaşma durumları ve etkileyen faktörler

ÖZETBu araştırma Malatya il merkezinde bulunan Taştepe, Göztepe, Kernek ve İstasyon Aile Sağlığı Merkezlerinde kayıtları bulunan 65 yaş üstü bireylerin istismar ve ihmal ile karşılaşma durumları ve etkili olan faktörleri belirlemek amacıyla yapılmıştır.Araştırmanın örneklemini %95'lik anlamlılık düzeyi ve 0.05 yanılgı payı ile olasılıklı örnekleme yöntemlerinden evreni bilinen örneklem büyüklüğü belirleme formülü kullanılarak belirlenen 451 yaşlı oluşturmuştur. Veriler Ekim 2011- Ocak 2012 tarihlerinde toplanmıştır. Verilerin toplanmasında araştırmacı tarafından oluşturulmuş Sosyo-demografik Özellikler Formu, İstismar Değerlendirme Formu, Katz'ın Günlük Yaşam Aktiviteleri İndexi ve Yetişkinler İçin Algılanan Duygusal İstismar Ölçeği kullanılmıştır. Veriler tek yönlü varyans analizi, t testi, ki kare ve korelasyon ile analiz edilmiştir.Yaşlı bireylerin %1.3'ünün fiziksel istismar, %0.8'inin ekonomik istismar, %5.3'ünün her zaman ihmal edildikleri, %2.9'unun sıklıkla cinsel istismar, orta düzeyde duygusal istismar yaşadıkları belirlenmiştir. Yaşlı bireylerin her zaman yaşadıkları istismar düzeylerinin düşük olduğu belirlenmiştir. Yaşı ileri olanların, kadınların, bekarların, eğitim seviyesi düşük olanların, ev hanımlarının, yaşlılık aylığı alanların, gelir düzeyini kötü olanların, ailesi parçalanmış olanların, kronik hastalığı olanların, aile ilişkilerini çok kötü olarak değerlendirenlerin, evin mülkiyeti eşinde olan veya kirada yaşayan yaşlı bireylerin daha fazla istismar edildikleri belirlenmiştir. Eşi ve çocukları ile birlikte yaşayan yaşlı bireylerin istismar düzeyinin daha düşük olduğu belirlenmiştir. Bakım veren bireylerde ilaç-alkol kullanımı istismar oluşmasında bir risk faktörü olarak belirlenmiştir.Bu sonuçlar doğrultusunda yaşlı istismar ve ihmali konusunda hemşirelerin değerlendirme yapmaları, yaşlıyı ve aileyi çok iyi gözlemlemeleri, istismar konusunda bireyleri bilinçlendirmeleri, özellikle risk gruplarından biri olan yaşlı bireyleri bu konuda eğitmeleri, istismar ve ihmale uğrayan yaşlı bireylerin nereden yardım alabileceği konusunda danışmanlık yapmaları önerilebilir.Anahtar Kelimeler: Hemşirelik, İstismar, İhmal, Yaşlılar, Etkileşimli yaklaşım.

Etkileşimli yaklaşımHemşirelikMalatya+3
Hakime Aslan
İnönü University · Institute of Health Sciences
2012
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Spinal anestezi yapılan yaşlı hastalarda propofol ve propofol - ketamin kombinasyonu ile sedasyonun postoperatif kognitif fonksiyon üzerine etkileri

Amaç: Günümüzde yaşlı hastalar sıklıkla cerrahiye ihtiyaç duymakta ve bunedenle anestezi almaktadırlar. POKD cerrahiden kısa bir süre sonra meydana gelmeeğiliminde olan, aylarca sürebilen, bazen kalıcı olabilen ve hastanın yaşam kalitesinidüşüren, hastanede kalma süresini artıran istenmeyen bir durumdur. Bu çalışmada,ürolojik cerrahi geçirecek yaşlı olgularda spinal anestezi sırasında propofol veyapropofol-ketamin karışımıyla uygulanan sedasyonun hemodinami ve kognitiffonksiyonlar üzerine etkisini karşılaştırmayı amaçladık.Gereç ve Yöntem: Bu çalışma, etik kurul onayı ve hastalardan yazılı onamalındıktan sonra, elektif ürolojik cerrahi geçirecek ASA I ? III 65 yaş üstü 60 hastadagerçekleştirildi. Operasyon öncesi hastalara grupları bilmeyen bir araştırmacı tarafındansMMT uygulandı. Olgular, propofol (Grup P, n=30) ve ketofol (Grup K, n=30) olmaküzere rasgele iki gruba ayrıldı. Operasyon odasına alındıktan sonra hastalara EKG,NİKB, SpO2 ve BİS monitorizasyonu yapıldı. Spinal anestezi sonrası Grup P'yepropofol 0.5 mg/kg iv puşe yapıldıktan sonra 1.5 mg/kg/saat hızında infüzyon verildi.Grup K'da propofol 0,4 mg/kg ve ketamin 0,1 mg/kg iv puşe verildikten sonra propofol1.2 mg/kg/saat ve ketamin 0.3 mg/kg/saat infüzyon uygulandı. Çalışma boyuncahemodinamik, solunumsal veriler kaydedildi. Sedasyon düzeyi BİS ve RAMSAYsedasyon skoru ile takip edildi. Sedasyonun kesilmesinden sonra olguların takibipostoperatif bakım ünitesinde Modifiye Aldrete Skoru 9 oluncaya kadar yapıldı ve busüre kaydedildi. Postoperatif ilk 24 saat içerisinde ve postoperatif 3. günde ilk testiyapan araştırmacı tarafından sMMT tekrarlandı.Bulgular: Kalp hızı, sistolik kan basıncı, ortalama arteryel kan basıncında heriki grupta bazale göre azalma vardı. Gruplar arasında preoperatif, postoperatif 1 ve 3.40günlerde sMMT değerleri arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmadı. Grupiçi karşılaştırmalarda her iki grupta da preoperatif sMMT değeri ile postoperatif 1. günsMMT değeri arasında ve postoperatif 1. gün ile postoperatif 3. gün sMMT değerleriarasında önemli derecede fark bulundu (p< 0.001), preoperatif sMMT değeri ilepostoperatif 3. gün arasında fark yoktu (p < 0.25). Grup P'de istatistiksel olarak anlamlıolarak daha fazla enjeksiyon ağrısı saptandı (p<0.05).Sonuç: Ürolojik cerrahi geçirecek SA yapılan yaşlı hastalarda sedasyon içinpropofol ile propofol-ketamin kombinasyonunu karşılaştırdığımız bu çalışmadapropofol-ketamin kombinasyonundan sonra hastaların derlenme zamanının daha uzunve BİS değerlerinin daha yüksek olduğunu ancak hemodinami ve kognitif fonksiyonlaraçısından fark olmadığını saptadık.Anahtar Kelimeler: yaşlı, spinal anestezi, propofol, ketamin, kognitif fonksiyonbozukluğu.

Anestezi-spinalBilişsel işlevlerKetamin+2
Yusuf Ziya Çolak
İnönü University
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Yaşlılarda fiziksel aktivitenin kırılganlık düzeyi ile ilişkisinin incelenmesi

Kırılganlık yürüme, hareket, denge, kas kuvveti, motor işleme, biliş, beslenme, dayanıklılık ve fiziksel aktivite gibi birçok alanı etkileyen çok boyutlu kavramdır. Amacımız FAST'in Türkçe adaptasyonunu yaparak profesyonel spor yapmış ve sedanter yaşlı yetişkinlerin fiziksel aktivite düzeyi ve kırılganlık düzeyleri arasındaki ilişkiyi incelemektir. 65 yaş üstü sedanter (SYY, n=300) ve profesyonel spor yapmış yaşlı (PSYYY, n=100) 450 birey çalışmanın örneklemi oluşturdu. Veri toplama araçları katılımcıların sosyo-demografik bilgilerinin sorgulandığı anket, Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi-Kısa ve FAST-TR ölçeği idi. Verilerin analizinde SPSS 22 paket programlarından yararlanıldı. Ölçeğin geçerlik analizinde kapsam geçerliği uygulandı. Güvenirlik analizi Cronbach Alfa katsayısı ve test-tekrar test ile incelendi. Fiziksel aktivite ile kırılganlık düzeyi arasındaki ilişki Ki-Kare korelasyonu ile incelendi. Diğer değişkenlerin karşılaştırılmasında ise Student T test uygulandı. p<0.05 anlamlı kabul edildi. FAST-TR kapsam geçerliği ortalama 0,99 idi. Cronbach Alpha güvenirlik katsayısı 0,794, test-tekrar test güvenirliği 0,747 idi. PSYYY'lerin hafıza, hareketlilik, mod, fiziksel performans, genel sağlık durumu, ilaç ve çoklu morbite ve kontinans alan ortalamaları SYY'lere göre anlamlı olarak düşük olduğu saptandı. Beslenme, fonksiyonel durum ve ağrı alanı ortalamaları arasında ise anlamlı bir fark yoktu. Her iki grubun kırılganlık düzeyi ile yaş grubu, eğitim durumu, gelir durumu, çocuklarıyla görüşme sıklığı, yaş algısı, yaşlılığı değerlendirme durumu arasında ilişki saptanmadı. PSYYY'lerde fiziksel aktivite skoru ile kırılganlık skoru arasında p=0,017 düzeyinde ilişki bulundu. SYY'lerin düşük yaşam kalitesi ve yüksek toplam kırılganlık skoru arasında negatif düşük korelasyon saptandı p=0,002. Her iki grubun fiziksel aktivite, ve toplam kırılganlık puanı arasında ilişki saptanmadı (p=0,186, p=0,049). PSYYY'lerin fiziksel aktivite ve yaşam kalitesi ortalamaları SYY'den anlamlı derecede yüksek olduğu saptandı (p<0,05). PSYYY'lerin kırılganlık ortalamaları SYY'lerden p<0,001 düzeyinde istatiksel olarak anlamlı düşük olduğu saptandı. Sonuç olarak FAST-TR 65 yaş üstü bireylerin kırılganlık düzeylerini belirlemede oldukça geçerli ve güvenilir bir ölçme aracıdır. Kırılganlık yaşam kalitesini düşüren faktörlerden biri olup fiziksel aktivite yaşam kalitesini arttırdığı gibi, kırılganlığı da önleyebilir.

Fiziksel aktiviteKırılganlıkYaşam kalitesi+1
Keziban Gamze Baş
Hitit University · Institute of Health Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Yaşlı bireylerde fiziksel aktivite, yaşam kalitesi ve başarılı yaşlanma düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Son yıllarda hareketsizlik kaynaklı gerek psikolojik gerekse fizyolojik sağlık problemleri giderek artış göstermektedir. Hemen her bireyi yakından ilgilendiren bu problem toplum açısından büyük önem arz eden yaşlı bireyleri bilhassa ilgilendirmektedir. Öyle ki; hareketsizlik kaynaklı azalma eğiliminde olan yaşam kalitesi bu bireylerde başarılı – sağlıklı yaşlanma durumunu engellemektedir. Bu bağlamda araştırmamızda; yaşlı bireylerde fiziksel aktivite, yaşam kalitesi ve başarılı yaşlanma düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmaya, Aydın, Muğla, Çorum, Amasya, İzmir ve Tokat illerinde bulunan huzur evlerindeki (n=207) kadın, erkek (n=195) toplam 402 gönüllü yaşlı birey katılmıştır. Veri toplama aracı olarak "Kişisel Bilgi Formu", "Uluslararası Fizilsel Aktivite Ölçeği Kısa Formu" ve "Başarılı Yaşlanma Ölçeği" ve "Dünya Sağlık Örgütü Yaşam Kalitesi Ölçeği Kısa Formu" kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen verilerin analizinde SPSS 23.0 paket programı kullanılmıştır. Verilere uygulanan normallik analizi neticesinde normal dağılım gösterildiği tespit edildikten sonra, gruplar arasındaki farkı belirlemek için Independent Sample t test ve boxplot, ölçek ortalama puanları arasındaki ilişkiyi değerlendirebilmek için ise Pearson Korelasyon analizi ile birlikte saçılım grafiği uygulanmıştır. Elde edilen bulgular neticesinde; çalışmaya dâhil edilen kadın ve erkek katılımcıların başarılı yaşlanma düzeyleri arasında anlamlı farklılığın olmadığı belirlenmiştir (p>0,05). Diğer yandan, yaşam kalitesi ölçeği toplam puanlari ile fiziksel aktivite düzeyi arasında ve son olarak fiziksel aktivite düzeyi toplam puanı ile yaşam kalitesi ölçeği genel sağlık alt boyut puanları arasında pozitif yönlü orta düzeye bir ilişkinin olduğu ve bu ilişkinin istatistiksel açıdan anlamlı olduğu görülmektedir (p<0,05). Sonuç olarak; toplumsal alanda var olan yaşlı bireylerin fiziksel aktiviteye katılım durumlarının yaşam kalitesi ve başarılı yaşlanma kavramlarıyla ilişkisinin göz ardı edilemeyecek bir önemi olduğu bilinmektedir. Bu bağlamda; yaşlı bireylerin yaşam kalitesi düzeylerinin artırılması için düzenli olarak fiziksel aktiviteye katılımları, yaşamlarının geri kalanında kendi işlerini yapabilme hususunda hem destekleyici bir unsurdur hem de bu bireylerin daha başarılı bir yaşlanma sürecinde olmalarına olumlu katkıları vardır.

Fiziksel aktiviteSağlıklı yaşamYaşam kalitesi+3
Emre Yamaner
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Acil servise başvuran alzheimer hastalarının başvuru şikayetlerine göre prospektif olarak değerlendirilmesi

Bu çalışmanın amacı, acil servislere (AS) başvuran Alzheimer hastalarının, başvuru nedenlerinin analizidir. Çalışma, 01.07.2021-01.07.2022 tarihleri arasında Bursa Uludağ Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi, Sağlık Bilimleri Üniversitesi Bursa Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi ve Bursa Şehir Hastanesi acil servislerine başvuran ve Alzheimer hastalığı (AH) olan hastalar üzerinde prospektif olarak yürütüldü. Araştırma kapsamına 103'ü erkek (%41,5) ve 145'i kadın (%58,5) olmak üzere toplam 248 hasta alındı. Bu hastaların ortalama 4,58±3,68 yıldır AH tanısı olduğu tespit edildi. Başvuru nedenleri incelendiğinde en sık üç şikayetin sırasıyla genel durum bozukluğu (%18,9) dispne (%15,7) ve ateş yüksekliği (%14,1) olduğu görüldü. En az bir konsültasyon istenen hasta sayısı 202 (%81,5) olduğu, en sık konsültasyon istenen üç kliniğin göğüs hastalıkları, dahiliye ve nöroloji olduğu saptandı. Hastaların AS'de aldıkları en sık üç tanının sırasıyla pnömoni (%17,7), iskemik serebrovasküler hastalık (SVH) (%10,3) ve üriner sistem enfeksiyonu (%9,3) olduğu belirlendi. Hastaların 42,7'sinin klinik, %18,1'inin yoğun bakım ünitelerine yatışının yapıldığı belirlendi. En sık yatış yapılan üç bölümün göğüs hastalıkları, dahiliye ve nöroloji olduğu görüldü. Bu süreçte AS'de kalma süreleri ortalama 7,93±5,93 saat olduğu hesaplandı. Sonuç olarak AS'ye başvuran Alzheimer hastalarına en sık konan tanıların sırasıyla pnömoni, iskemik SVH ve üriner sistem enfeksiyonu olduğu; yaş ilerledikçe AS'ye başvurma sıklığının arttığı ve başvuran tüm hastaların yarısından çoğunun yatış endikasyonu olduğu tespit edilmiştir.

Acil servis-hastaneAcil tıpAlzheimer hastalığı+3
Murat Aslan
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty
2022
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Acil servise başvuran yaşlı hastalarda farklı kırılganlık ölçeklerinin kısa dönem mortalite tahmininde değerliliğinin karşılaştırılması

Amaç: Bu çalışmanın amacı, acil servis (AS)'e başvuran 65 yaş ve üstü hastalarda "Edmonton Kırılganlık Ölçeği (EKÖ)", "Identification of Seniors at Risk (ISAR)" ve "Program of Research to Integrate Services for the Maintenance of Autonomy (PRİSMA) 7" ölçeklerini kullanarak kırılganlığın değerlendirilmesi ve bu ölçeklerin kısa dönem (30 gün) mortalite tahminlerini incelemektir. Metod: Bu prospektif kesitsel çalışma Bursa Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi AS'inde 1 Ocak 2022 – 31 Temmuz 2022 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir. Bu tarihlerde AS'e travma dışı nedenlerle başvuran 65 yaş ve üzeri 103 olgu çalışmaya dahil edilmiştir. Olguların AS başvurularında ISAR, PRİSMA-7 ve EKÖ skorları kaydedilmiştir. Bulgular: Olguların yaş ortalaması 73,96±7,19 yıl ve %58,3'ü erkekti. ISAR skoruna göre olguların %94,2'si kırılganlık açısından yüksek riskli iken, PRİSMA-7 skoruna göre olguların %73,8'inin kırılganlık riski artmıştı. EKÖ skoruna göre olguların %30,1'i kırılgan değilken, %20,4'ü ise şiddetli kırılgandı. Olguların %34'ü kliniğe, %10,7'si yoğun bakım ünitesine (YBÜ) yatırıldı. AS'e ilk başvuru sonrasında olguların %1,9'u ilk 24 saat içerisinde, %2,9'u ilk 7 gün içerisinde, %15,5'i ise ilk 30 gün içinde mortalite ile sonlandı. İlk 30 gün içinde sağ kalan olgularla karşılaştırıldığında; malignite varlığı, hastaneye yatırılma oranı, ISAR, PRİSMA 7 ve EKÖ skorları istatistiksel olarak anlamlı düzeyde daha yüksek saptandı (p<0,05). ISAR skorunun 3< kesim noktasında %75 sensitivite, %70,1 spesifite ile; PRISMA-7 skorunun 4< kesim noktasında %68,8 sensitivite, %70,1 spesifite ile; EKÖ skorunun ise 7< kesim noktasında %100 sensitivite ve %52,9 spesifite ile 30 günlük mortaliteyi öngörebildiği belirlendi. Sonuç: Sağ kalanlarla karşılaştırıldığında, mortalite ile sonlanan olgularda her üç skor da anlamlı düzeyde daha yüksekti ve belirli kesim noktasında 30 günlük mortaliteyi düşük-orta düzeyde öngörebildiği; 30 günlük mortalitenin öngörülmesinde ise, EKÖ skorunun diğer iki skordan daha hassas olduğu saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Acil servis, yaşlılık, kırılganlık ölçekleri, mortalite.

Acil servis-hastaneAcil tıpGeriatri+4
Mehmet Akif Erdoğan
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty
2022
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Genel dahiliye polikliniğine başvuran yaşlı hastalarda potansiyel uygunsuz ilaç kullanımı ve tedaviye uyumun araştırılması

Yaşlanma ile birlikte eşlik eden kronik hastalıklar ve geriatrik sendromlar artmakta, bunlara bağlı olarak kullanılan ilaç sayısı da artmaktadır. Bu çalışmada yaşlı hastalarda polifarmasi, ilaç kullanım hataları ve potansiyel ilaç kullanım oranlarının belirlenmesi amaçlandı. Bu prospektif kesitsel çalışmada Bursa Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Genel Dahiliye Polikliniğine başvuran yaşlı hastalarda mevcut kronik hastalıkları, kullandıkları ilaçlar, ilaç kullanım hataları ayrıntılı olarak kaydedildi. Daha sonra 5 farklı ölçekle potansiyel uygunsuz ilaç kullanımının belirlenmesi planlandı. Çalışmaya 190 kadın ve 125 erkek olmak üzere toplam 315 hasta alındı. En sık eşlik eden kronik hastalıklar hipertansiyon (%77,4), diyabetes mellitus.(%47,9) ve dislipidemi (%39,3), geriatrik sendromlar ise kronik ağrı (%31,4), depresyon (%29,2) ve inkontinanstı (%25,1). Hastaların günlük kullandıkları ortalama ilaç sayısı: 5,5, polifarmasi oranı: %59,4, hiperpolifarmasi oranı: %10,5, ilaç kullanım hatası oranı: %25,7 idi. Hastaların verileri potansiyel uygunsuz ilaç kullanımı açısından PRISCUS Listesi, EU (7) PIM Listesi, Beers 2019 Kriterleri ve STOPP/START Kriterleri versiyon 2 olmak üzere 5 farklı ölçekle değerlendirildi ve sırasıyla %15,9, %45,1, %48,9, %44,8 ve %73,9 saptandı. PRISCUS listesi ile saptanan potansiyel uygunsuz ilaç kullanımı diğer ölçeklere göre daha düşüktü. START kriterleri ile saptanan yüksek uygunsuzluğun en önemli nedeni pnömoni ve yıllık influenza aşılarının ihmal edilmesiydi. Polifarmasi alanlarda günlük 1-4 ilaç alan gruba göre potansiyel uygunsuz ilaç kullanımı yüksekti. Sonuç olarak, bu çalışmada yaşlı hastalarda polifarmasinin sık olduğunu ve buna bağlı olarak potansiyel uygunsuz ilaç kullanımının arttığını gözledik. Anahtar kelimeler: Yaşlı, polifarmasi, potansiyel uygunsuz ilaç kullanımı

Akılcı ilaç kullanımıPolifarmasiTedaviye bağlılık ve uyum+3
Ulvıyya Hasanzade
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty
2022
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Acil servise başvuran kritik yaşlı hastalarda kısa dönem mortalite tahmininde risk skorlarının karşılaştırılması

Amaç: Bu yapılan çalışmanın amacı acil servise başvuran 65 yaş ve üzerindeki hastaların "National Early Warning Score (NEWS)", "Rapid Emergency Medicine Score (REMS)", "VITALPAC Early Warning Score (ViEWS)" ve "Emergency Department Triage Early Warning Score (TREWS)" skorlarını kullanarak kısa dönem mortalite tahminlerini incelemektir. Metod: Bu prospektif çalışma Bursa Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Acil Servisinde 16 Nisan 2022 – 31 Aralık 2022 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir. Bu tarihlerde Acil Servise travma dışı nedenlerle başvuran 65 yaş ve üzeri 311 olgu çalışmaya dahil edilmiştir. Olguların Acil servis başvurularında NEWS, REMS, VİEWS ve TREWS skorları kaydedilmiştir. Bulgular: Hastaların yaş ortalaması 75,05±7,18 yıl idi. En sık başvuru nedeni %36,3'lük oranı ile nefes darlığı oldu. Başvurularda erkek cinsiyet daha fazla olarak görüldü ve en sık ek hastalık kronik kalp hastalığı idi. Manchester Triyaj Skoruna (MTS) bakıldığında %39,2'si kırmızı, %60,8'i turuncu kategorideydi. Hastaların %46'ı taburcu edildi, %25'i kliniğe yatırıldı, %26'sı yoğun bakım ünitesine yatırıldı, %3'ü ise tedaviyi red ile acil servisten ayrıldı. Hastaların %87,5'i 30 günün sonunda yaşıyorken %12,5'i exitus olduğu görüldü. MTS skoru kırmızı olanlarda, oksijen desteği verilenlerde mortalite belirgin yüksekti(p<0,001). AVPU skalasında Alert olarak değerlendirilen hastalarda mortalite daha düşüktü(p<0,001). NEWS skorunun kesim noktası 6 olarak kabul edildiğinde sensitivitesi %50,0, spesifitesi %89,89, VİEWS skorunun kesim noktası 3 olarak kabul edildiğinde sensitivitesi %65,89, spesifitesi %71,16, TREWS skorunun kesim noktası 8 olarak kabul edildiğinde sensitivitesi %36,84, spesifitesi 93,26, REMS skorunun kesim noktası 5 olarak kabul edildiğinde sensitivitesi %89,47, spesifitesi %25,84 olarak bulundu. NEWS, TREWS ve VİEWS skorlarının artmış mortalite ile ilişkili olduğu görüldü(p<0,001). Sonuç: Acil servise başvurusu olan yaşlı hastalarda kısa dönem mortalite tahmininde NEWS, TREWS ve VİEWS skorlarının kullanılabilmektedir. Anahtar Kelimeler: Acil servis, yaşlılık, NEWS, VİEWS, TREWS

Acil servis-hastaneAcil tıpMortalite+3
Osman Kaya
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Huzurevinde kalan yaşlılara uygulanan 12 haftalık sportif rekreasyon programının bazı antropometrik ve fizyolojik parametrelere etkisinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı; huzurevinde kalan yaşlı bireylerin 12 haftalık rekreasyonel faaliyetlerinin sonucunda meydana gelen fiziksel-fizyolojik özellikleri ile kuvvet ve vücut yağ yüzdelerinin belirlenmesidir. Bu araştırmanın evrenini huzurevinde kalan yaşlı bireyler oluştururken, örneklemini ise Etimesgut Belediyesi Huzurevinde ikamet eden 62 yaşlı birey oluşturdu. Çalışmaya 32 kadın ve 30 erkek gönüllü olarak katıldı. Ölçümlere katılan huzurevinde kalan yaşlı bireylerin rekreasyonel aktivite programlarına bağlı olarak fizyolojik (yağ ölçümleri, sistolik-diastolik kan basıncı, kalp atım sayısı, dikey sıçrama, esneklik, sağ-sol pençe kuvveti) ve fiziksel ( boy, kilo) parametreleri karşılaştırılmıştır. Araştırmaya katılan yaşlı bireylerin demografik özellikleri Etimesgut Belediyesi'nden alınan izinle değerlendirilmiştir. Yaşlı bireylerden demografik özellikler olarak adı soyadı, cinsiyeti, doğum tarihi, doğum yeri, antropometrik özellikler olarak boyu, kilosu, yağ ölçümleri (biceps, triceps, calf, abdominal, subscapula, subrailiac), fizyolojik özelliklerden sistolik-diastolik kan basıncı, dikey sıçrama, kalp atım sayısı, esneklik, sağ-sol pençe kuvveti ölçümleri alınmıştır. Ölçümlerde 10 g/sg m basınç sağlayan Holtain marka skinfold, 0,1 kg olan ağırlık koluna sahip terazi, hassaslık derecesi 0,1 cm olan bükülebilir elastik olmayan 7mm. Genişliğinde mezura, Takei El Dinamometre (Handgrip) kullanılmıştır. Elde edilen veriler SPSS 17,00 programıyyla iki grup arasındaki farklılıkları belirlemede a=0,05 anlamlılık düzeyinde bağımsız iki grup için t-testi uygulandı. Sonuçların anlamlılık derecesi p<0,05 olarak kabul edilmiştir. Test sonuçları, rekreasyonel aktiviteye katılan yaşlı bireyler ile rekreasyonel aktiviteye katılmayan yaşlı bireyler faktörüne bağlı olarak grupların fiziksel p>0,05, fizyolojik p>0,05 ve vücut yağ yüzdeleri arasında p>0,05 önemli farklar olmadığını gösterdi. Bazı ölçümler arasında fark bulunmamış olsa dahi rekreasyonel aktivitelerin yaşlı bireylerde fiziksel-fizyolojik ve vücut yağ yüzdeleri üzerinde istatistiksel olarak anlamlı olmadığını, fakat rekreasyonel aktivitelere katılan bireylerin fiziksel, fizyolojik ve vücut yağ yüzdeleri üzerinde olumlu etkilerinin olduğunu göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Yaşlılık, Rekreasyon, Antropometrik, Fizyolojik Ölçümü

AntropometriFizyolojik parametrelerFizyolojik ölçümler+5
Aslı Taşkıran
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Health Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Huzurevi - huzurevi yaşlı bakım ve rehabilitasyon merkezlerindeki hizmet kalitesinin yapısal eşitlik modellemesi ve dematel ile değerlendirilmesi

Yaşlı bireylerin giderek yalnızlaşması ve kendi ihtiyaçlarını karşılayamayacak duruma gelmesiyle birlikte onlara yönelik olarak sunulan bakım hizmetlerinin önemi daha da artmıştır. Huzurevi-Huzurevi Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezleri de bu bakım hizmetleri içerisinde yer alan en önemli kurumlardan birisidir ve burada yaşayan yaşlı bireylerin istek ve beklentilerinin göz önüne alınıp bu istek ve beklentilere uygun hizmet verilmesi büyük önem taşımaktadır. Bu çalışmada, T.C. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'na bağlı Huzurevi-Huzurevi Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezlerinde kalan yaşlı bireylerin görüşlerine dayanarak hizmet kalitesini belirleyen faktörlerden hangilerinin onlar için daha önemli olduğunun Yapısal Eşitlik Modellemesi ile belirlenmesi amaçlanmıştır. Ayrıca hizmet kalitesini belirleyen faktörler Huzurevi-Huzurevi Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezlerinde çalışan personel tarafından da değerlendirilmiş ve faktörler arasındaki ilişkiler ve bu faktörlerin önem derecesi DEMATEL yöntemi ile analiz edilmiştir. Çalışmaya, Afyonkarahisar, Eskişehir ve Kütahya illerine bağlı Huzurevi-Huzurevi Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezlerinde kalan toplam 230 yaşlı birey ve çalışan 32 personel dâhil edilmiştir. Çalışmanın sonucunda Heveslilik ve Güven hem yaşlı bireyler hem de çalışan personel için en önemli faktörler olarak belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Huzurevi-Huzurevi Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi, Hizmet Kalitesi, Yapısal Eşitlik Modellemesi, DEMATEL

Bulanık DEMATELHizmet kalitesiHuzurevleri+7
Neslihan Çilesiz
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Acil cerrahi girişim uygulanan geriatrik hastalarda preoperatif kırılganlık ve malnütrisyonun postoperatif takip, tedavi ve hastane yatış süresine etkisi

Geriatrik hastalar arasındaki fiziksel farklılıklar hastane yatış süreçlerinde de farklılıklara yol açar. Çalışmamızda; 65 yaş ve üzeri, acil cerrahi girişim uygulanan hastalarda, preoperatif kırılganlık ve malnütrisyonun; postoperatif takip, tedavi ve hastane yatış sürecine etkisini saptamayı amaçladık. Çalışma, etik kurul onayı ve hastalardan alınan yazılı onam sonrası acil cerrahi girişim uygulanacak 65 yaş ve üzeri 150 hastada gerçekleştirildi. Hastalara preoperatif dönemde FRAİL Kırılganlık Ölçeği ve Mini Nutrisyonel Değerlendirme Testi- Kısa Formu (MNA-SF) uygulandı. Postoperatif 30 günlük sürede hastane yatış süreçleri incelendi. Bu süreçte hastaların toplam yatış süreleri, tekrar opere edilme sayıları, tekrar hastaneye başvuruları, postoperatif yoğun bakım (YB) takibi gerekliliği, postoperatif komplikasyon gelişimi ve mortaliteleri incelendi. Çalışmamızda kırılganlık ve malnütrisyon düzeyleri artan hastalarda uzamış hastane yatış süresi (p<0,001, p<0,001), postoperatif YB takibi gereksinimi (p<0,001 p=0,001), tekrar opere edilme sıklığı (p=0,001, p=0,003), postoperatif komplikasyonlarda (p<0,001, p<0,001) ve mortalitede artış (p<0,001, p<0,001) istatistiksel olarak anlamlı olarak fazla idi. Yeniden hastane başvuru kırılganlık düzeyiyle anlamlı artış gösterirken (p=0,002), malnütrisyon düzeyi yeniden başvuruyu etkilememişti (p=0,141). Sonuç olarak; preoperatif kırılganlık ve malnütrisyon durumlarının, acil cerrahi girişim uygulanan geriatrik hastaların hastane yatış sürecine olumsuz etkileri olabileceğini saptadık. Preoperatif kırılganlık ve malnütrisyon durumlarının rutin olarak belirlenmesinin opere edilecek geriatrik hastalarda tedavi sürecinde faydalı olabileceğini düşünmekteyiz. Anahtar kelimeler: Kırılganlık, malnütrisyon, hastane yatış süreci

Acil servis-hastaneAcil tıpCerrahi+6
Ercan Kaya
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Diyabeti olan geriatrik bireylerin fiziksel aktivite düzeyleri

Bu araştırma, diyabet tanısı alan geriatrik bireylerin fiziksel aktivite düzeylerinin belirlenmesi amacıyla 20.09.2020-20.06.2021 tarihleri arasında 105 hasta ile tanımlayıcı olarak yapıldı. Araştırma öncesi etik kuruldan, kurumdan ve hastalardan izin alındı. Araştırmanın evrenini bir Aile Sağlığı Merkezi'ne başvuran geriatrik tüm diyabetik hastalar, örneklemini ise güç analizi doğrultusunda çalışma kriterlerine uygun ve çalışmaya katılmaya gönüllü olan hastalar oluşturdu. Araştırmanın verileri Soru Formu, Standardize Mini Mental Test ve Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi (UFAA) ile toplandı. UFAA'da aktivitelerin değerlendirilmesinde her bir aktivitenin tek seferde en az 10 dakika yapılıyor olması ölçüt alındı ve dakika, gün, MET değeri (istirahatteki oksijen tüketiminin katları) çarpılarak "MET-dakika/hafta" şeklind bir skor elde edildi. Fiziksel aktivite düzeyleri; fiziksel olarak aktif olmayan (<600 MET- dk/hafta), fiziksel aktivite düzeyi düşük olan (600 – 3000 MET-dk/hafta) ve fiziksel aktivite düzeyi yeterli olan (>3000 MET-dk/hafta) şeklinde sınıflandırıldı. Verilerin değerlendirilmesinde Mann-Whitney U, Kruskal-Wallis, Pearson Ki-kare ve Fischer kesin testi kullanıldı. Hastaların yaş ortalamasının 72±5.6, %38,1'inin 65-69 yaşları arasında, %46,6'sının erkek, %30,4'ünün diyabet tanı süresinin 6-10 yıl arasında ve %70,4'ünün tedavisinin oral antidiyabetik ilaç ve diyetten oluştuğu belirlendi. UFAA puan ortalamasının 473,7±617,8 olduğu ve hastaların %74,2'sinin aktif olmadığı tespit edildi. Geriatrik bireylerden 75 yaş ve üzeri, kadın, bekar, okur-yazar olmayan, tedaviye uymadığı zaman neler olabileceğini bilen, tıbbi beslenme tedavisine uyan, diyabet hemşiresi ile görüşen, düzenli egzersiz yapan, diyabet tedavisinde fiziksel aktivitenin önemini bilen, fiziksel aktiviteyi diyabet tedavisine uygun ve önerildiği şekilde yapanların UFAA ortalamasının daha yüksek olduğu saptandı (p<0,05). Bu doğrultuda geriatrik bireylerin fiziksel aktivite düzeylerinin değerlendirilmesi ve bireysel olarak desteklenmeleri önerilmektedir. Anahtar kelimeler: Diyabet, geriatri, fiziksel aktivite, yaşam kalitesi, hemşirelik

Diabetes mellitusFiziksel aktiviteGeriatri+2
Gülen Kavak
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Yaşlılarda günlük yaşam aktiviteleri ile ihmal ve istismar arasındaki ilşki

Araştırma yaşlıların, günlük yaşam aktiviteleri ile ihmal ve istismar arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla tanımlayıcı ve kesitsel tipte yapılmıştır. Araştırma Adıyaman İl Sağlık Müdürlüğü'ne bağlı 1 ve 14 No'lu Aile sağlığı Merkezleri'ne kayıtlı olan 234 yaşlı ile yapıldı. Verilerin toplanmasında Standardize Mini Mental Test, Kişisel Bilgi Formu, Barthel Günlük Yaşam Aktiviteleri İndeksi (BGYAİ), Yaşlı İhmal Tanılaması, Hwalek-Sengstock Yaşlı İstismarı Tarama Testi (H-S "YAŞİST") kullanıldı. Çalışmanın analizi IBM SPSS 21 programında sıklık, yüzde, ortalama, Kruskal Wallis, Mann Whitney U ve korelasyon testleriyle yapıldı. Yaşlıların günlük yaşam aktivitelerini yerine getirirken %43.8'inin orta düzeyde bağımlı olduğu, %63.4'ünün bir istismar türüne maruz kaldığı ve %28.9'unda olası ihmal durumu saptandı. Günlük yaşam aktivitelerini yerine getirirken ileri derecede bağımlı olan yaşlıların H-S "YAŞİST" Ölçeği toplam puan ortalaması daha yüksek bulundu (r: 4.52 ± 2.76). Yaşlıların BGYAİ ile H-S "YAŞİST" puan ortalamaları arasındaki ilişki anlamlı olup negatif yöndedir (r= -0.383, p<0.001). Çoklu regresyon analizi sonucu ile yaşlı ihmali ve günlük yaşam aktivitelerinin yaşlı istismarını ciddi düzeyde etkilediği belirlendi. Buna göre yaşlılarda ihmal ve günlük yaşam aktivitelerinde bağımlılık arttıkça istismarın da arttığı belirlendi (p=0.000). Bulgulardan yola çıkarak yaşlıların birçoğunun en az bir istismar türüne maruz kaldığı ve maruziyet türü incelendiğinde ise diğer istismar türlerine oranla psikolojik istismar türünün daha fazla olduğu görülebilmektedir. Yaşlıların günlük yaşam aktivitelerindeki bağımlılık düzeyleri arttıkça ihmal ve istismar durumlarına maruz kalma oranında da artış meydana geldiği belirlendi. Anahtar Kelimeler: Yaşlı, Günlük Yaşam Aktiviteleri, İhmal ve İstismar, Halk Sağlığı Hemşireliği.

GeriatriGünlük yaşam aktiviteleriYaşlılar+3
Zeynal Kizir
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2022
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Sarkopenisi olan ve olmayan geriatrik bireylerde fonksiyonel kapasitenin ve geriatrik sendromların varlığının değerlendirilmesi

Giriş ve amaç: Sarkopeni ve diğer geriatrik sendromlar ortak risk faktörlerine sahiptir. Hangi hastada hangi sendromun gelişebileceğini önceden tahmin etmek ve bireye dayalı önleme-tedavi seçenekleri geliştirmek açısından önemlidir. Bu çalışmada sarkopeninin diğer geriatrik sendromlarla ilişkisini incelemeyi amaçladık. Gereç ve yöntem:Bu kesitsel çalışma, 04.08.2022 ile 01.09.2022 tarihleri arasında, Gaziantep Üniversitesi Hastanesi Geriatri Bilim Dalı polikliniğine başvuran 65 yaş ve üzeri sarkopenisi olan 79 hasta ve bu hastalarla yaş, cinsiyet ve eğitim açısından eşlenmiş sarkopenisi olmayan 153 hastaolmak üzere toplam 232 hasta üzerinde yapıldı. Sayısal değişkenlerin normal dağılıma uygunluğu Shaphiro Wilk testi ile test edilmiştir. İki bağımlı ölçümün karşılaştırılmasında normal dağılan değişkenlerde Eşleştirilmiş t testi, normal dağılmayan değişkenlerde Wilcoxen testi kullanılmıştır. Analizler SPSS 22.0 windows versiyon paket programı ile yapılmıştır. P<0,05 anlamlı kabul edilmiştir. Bulgular:Hastaların yaş ortalaması 72 idi, %34.1'inde sarkopeni mevcuttu, kadın-erkek oranı: 1.6 idi. Yaş ortalaması, cinsiyet, sigara kullanımı, alkol kullanımı, yaşadığı ortam, medeni durum ve eğitim seviyeleri açısından gruplar arasında anlamlı farklılık yoktu. Egzersiz oranı sarkopenik grupta daha düşüktü (p=0.016). Sarkopenik grupta üst-orta kol çevresi, yürüme hızı, el kavrama gücü ve SMMİ değerleri sarkopeni olmayan gruba göre anlamlı olarak düşüktü (p<0.05). Sarkopenik grupta GYA, İADL, Tinetti, SMMT ve MNA skorları anlamlı olarak daha düşüktü (p<0.05), TUG skoru anlamlı olarak daha yüksekti (p<0.05), ilaç sayısı ve Yesavage depresyon skorları açısından anlamlı bir farklılık saptanmadı. Düşme riski açısından her iki grup arasında anlamlı fark vardı (p<0.05). Sonuç:Çalışmamızda egzersizin sarkopeniden koruyucu olabileceği gösterildi. Sarkopenik hastalarda kognitif bozukluk, malnütrisyon, günlük yaşam aktivitelerinde bağımlılık, denge bozukluğu ve düşme gibi geriatrik sendromlar daha fazlaydı. Sarkopeniyi sadece kas kütlesinde ve kas gücünde azalma olarak değerlendirmemeli, ayrıca fonksiyonel kapasiteyi gösteren diğer geriatrik sendromlar açısından kapsamlı geriatrik değerlendirme yapılmalıdır. Sarkopeniye yol açan faktörlerin kontrol altına alınarak önlenmesi hastaların fonksiyonel kapasitesinin artmasına ve günlük yaşam aktivitelerinde bağımlılığın azalmasına yardımcı olacaktır. Bu açıdan, malnütrisyon, demans ve kırılganlık gibi durumların tedavisi sonrası sarkopenide değişimi gösteren çalışmaların yapılması faydalı olacaktır.

DemansDüşme kazalarıFonksiyonel yetkinlik+4
Merve Bülek Kaya
Gaziantep University
2022
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Geriatrik hastaların, acil servise tekrarlayan başvurularının reçete edilen potansiyel olarak uygunsuz ilaçlarla ilişkisi

Bu çalışmada; Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi Acil Tıp Anabilim Dalı'na başvuruları sırasında reçete edilen Potansiyel Olarak Uygun Olmayan İlaçların, geriatrik hastalarda artan acil servis başvuruları ile ilişkili olup olmadığını belirlemeyi hedefledik. Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi Acil Tıp Anabilim Dalı'na başvuran 65 yaş üstü hastalara düzenlenen reçeteler, geriye dönük arşiv taraması yapılarak incelenmiştir. Potansiyel olarak uygunsuz ilaç alma durumu, yaş grupları, cinsiyet, başvuru şikâyeti, reçetelerdeki ilaç sayısı, taburculuktan sonraki 30 gün içerisinde acil servise tekrarlayan başvurularının olup olmaması, taburculuktan sonraki 30 gün içerisinde hastaneye yatış olup olmaması ve reçetelerin ortalama maliyetleri gibi veriler toplanarak, bu verilerin istatistiksel analizi SPSS 22,0 Windows versiyon paket programı ile yapıldı. Araştırma evreni 1 Eylül 2020 ve 31 Ocak 2021 tarihleri arasında Gaziantep Üniversitesi Erişkin Acil Servisi'ne başvurmuş 65 yaş ve üstü, reçete ile taburcu edilmiş hastalardan oluşmaktadır. Çalışmamıza %48'i erkek (n=4142), %52'si ise kadın (n=4422) olmak üzere toplam 8564 hasta dahil edilmiştir. Çalışmaya dahil edilen hastaların %51'i (n=4341) reçete alırken, %49'u (n=4223) ise reçete almamıştır. Çalışmaya dahil olup reçete alan hastaların %59 gibi yüksek bir oranla 65-74 yaş arası olduğu tespit edilmiştir. Çalışmamıza dahil edilip reçete ile taburcu olan hastaların %50,2'sine (n=2181), herhangi bir ilacın endikasyon dışı veya yan etki açısından yüksek risk alınarak kullanımı olarak tanımlanan 'potansiyel olarak uygunsuz ilaç' reçete edilmiş olup, %49,8'ine (n=2160) potansiyel olarak uygunsuz ilaç reçete edilmemiştir. Potansiyel olarak uygunsuz ilaç reçete edilen hastaların acil servise 30 gün içerisinde mükerrer başvuru oranları ve bu başvurular sırasında hastaneye yatış oranları anlamlı derecede düşük olarak tespit edildi. Acil Tıp kliniğimize, reçete ile taburcu olduktan sonraki 3-30 gün içerisinde tekrardan başvurma sırasında hastaneye yatış durumu, 4 adet ve üzerinde ilaç alan hastalarda anlamlı derecede yüksek olduğu görülmüştür. Çalışmaya dahil edilen katılımcılara düzenlenen reçetelerin %48'i 150TL ve üstü, %19'u 100-150TL arası, %21'i 50-100TL arası ve %12'si ise 1-50TL arası ortalama maliyete sahipti. Bu çalışmada, 65 yaş üstü hastaların acil servise tekrarlayan başvurularının ve hastaneye yatış oranlarının, reçete edilen potansiyel olarak uygunsuz ilaçlarla ilişkili olamayabileceği, hastane yatış oranlarının daha çok reçete edilen ilaç sayısı ile ilişkili olabileceği sonucuna varılabilmektedir. Anahtar Kelimeler: Potansiyel olarak uygunsuz ilaç; Geriatrik hastalar; Beer's kriterleri; Acil servis.

Acil servis-hastaneAcil tıpAkılcı ilaç kullanımı+7
Ahmet Doksöz
Gaziantep University
2022
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Altmış beş yaş üzeri kalça cerrahisi geçiren hastalarda postoperatif yoğun bakım ihtiyacının öngörülmesinde ASA, SORT ve CACI skorlarının değerlendirilmesi

Bu retrospektif çalışmada; kalça cerrahisi uygulanan hastalarda postoperatif yoğun bakım ihtiyacını öngörmede ASA, CACI ve SORT skorlama sistemlerinin etkinliğini araştırmayı amaçladık. Çalışma Nisan 2016 ile Ağustos 2021 tarihleri arasında Gaziantep Üniversitesi Şahinbey Uygulama ve Araştırma Hastanesinde ameliyat edilen hastaların hastane kayıtları incelenerek yapıldı. Araştırmaya femur boyun kırığı ve femur intertrokanterik kırık nedeniyle elektif şartlarda ameliyat edilen 65 yaş üzeri 545 hasta dahil edildi. Grup 1: Preoperatif değerlendirmede YBÜ endikasyonu konulan ve ameliyat sonrası YBÜ takibi yapılan hastalar Grup 2: Preoperatif değerlendirmede YBÜ endikasyonu konulan ve ameliyat sonrası YBÜ takibine gerek duyulmadan servise devredilen hastalar Gruplara kabul edilen hastaların yaş, cinsiyet, ASA skoru, sigara kullanımı, cerrahi tipi, uygulanan anestezi tipi, yandaş hastalıkları not edildi. SORT skoru ve CACI indeksi sonuçları, elektronik ortamda hasta verileri girilip hesaplanarak kaydedildi. Preoperatif dönemde YBÜ istemi olan 450 hastanın 190'ı postoperatif dönemde YBÜ'nde takip edilmişti. Cerrahi öncesi bekleme süresi Grup I'de, Grup II 'ye göre yüksek bulunmuştur (p=0,01). Hastaların yaşı (p=0,03) karşılaştırıldığında Grup I hastalarda yüksek bulunmuştur (p<0,05). Grup I hastaların %64,7'sinde HT, % 41,1'inde DM olup Grup II' ye göre yüksek bulunulmuştur (p=0,03). Grup I hastaların %15,3'ünde, Grup II hastaların ise %5'inde hastaneden sonlanımı exitus ile sonuçlanmış olup istatistiksel olarak anlamlı derecede yüksek bulunmuştur (p=0,01). Grup I hastalarda postoperatif Hgb ve preoperatif albümin değerleri Grup II' ye göre anlamlı derecede düşük bulunmuştur (p=0,01). Grup I hastalarda CACI skoru daha yüksek bulunmuştur (p=0,02). SORT skorlarında iki grup arasında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır (p>0,05). CACI değişkeni için kesim noktası belirlenirken ROC analizinden yararlanılmış ve kesim noktası 6 puan olarak belirlenmiştir (p=0,02). CACI' nin duyarlılığı % 42,1 özgüllüğü %70,8 olarak belirlenmiştir. Çalışmaya dahil ettiğimiz hastaların genelinde ASA skoru yüksekti. Hastaların %85.1 i ASA III risk grubundaydı. Kalça cerrahisi geçiren hastalarda postoperatif yoğun bakım ihtiyacını öngörmede ileri yaşın, DM ve HT varlığının, cerrahi öncesi bekleme süresinin uzun oluşunun, postoperatif hemoglobin ve preoperatif albümin düzeylerinin düşük oluşunun, artmış CACI indeksinin belirleyici risk faktörleri olduğu bulundu.

CerrahiGeriatriPreoperatif dönem+4
Neslihan Gezer
Gaziantep University
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Bilişsel uyarım terapisi' nin huzurevinde kalan demanslı bireylerde günlük yaşam aktiviteleri, depresyon ve yaşam doyumuna etkisi

Bu araştırma, bilişsel uyarım terapisinin huzurevinde kalan demanslı bireylerde günlük yaşam aktiviteleri, depresyon ve yaşam doyumuna etkisini incelemek amacıyla yürütülmüştür. Randomize kontrollü deneysel bir çalışmadır. İki farklı huzurevinde gerçekleştirilen çalışmaya 30 Mart 2022 -27 Mayıs 2022 tarihlerinde 30 müdahale ve 30 kontrol grubu toplam 60 birey dahil edilmiş ve çalışmanın örneklemini oluşturmuştur. Eylül 2022' de izlem test gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın verileri 'Kişisel Bilgi Formu', 'Standardize Mini Mental Test (SMMT)', 'Barthel Günlük Yaşam Aktiviteleri İndeksi (BGYAİ)', 'Enstrümental Günlük Yaşam Aktiviteleri Ölçeği (EGYA)', 'Cornell Demansta Depresyon Ölçeği (CDDÖ)' ve 'Yaşam Doyumu Ölçeği (YDÖ)' ile toplanmıştır. Bilişsel Uyarım Terapisi haftada 2 kere toplam 14 oturum grup terapisi şeklinde uygulanmıştır. BİUT öncesi değerlendirmede müdahale ve kontrol grubunun günlük yaşam aktivite beceri düzeylerinde orta derecede bağımlı olduğu, depresyon düzeylerinin yüksek olduğu ve yaşam doyumu düzeylerinin orta düzeyde olduğu görülmüştür. Yapılan analizler sonucunda BİUT sonrası müdahale ve kontrol grubunun gruplar arası karşılaştırmasında BGYAİ ön ve son test ölçümleri ile EGYA son test ve izlem test ölçümlerinde anlamlı farklılık olduğu müdahale grubundaki bireylerin kontrol grubuna göre puan ortalamalarının anlamlı düzeyde yükseldiği belirlenmiştir (p<0,001). CDDÖ ön, son ve izlem test ölçümlerinde anlamlı farklılık olduğu müdahale grubunda depresyon düzeyi puan ortalamalarının kontrol grubuna oranla anlamlı düzeyde azaldığı belirlenmiştir (p<0,001). YDÖ ön ve son test ölçümlerinde anlamlı farklılık olduğu, müdahale grubunun yaşam doyumu puan ortalamalarında kontrol grubuna göre anlamlı artışın olduğu belirlenmiştir (p<0,001). Bilişsel Uyarım Terapisinin demansı olan bireylerde günlük yaşam aktivite ve yaşam doyumu düzeylerini arttırmada, depresyon düzeyini azaltmada etkili olduğu belirlenmiştir. Bu nedenle geriatrik bireylere bakım veren psikiyatri hemşireleri tarafından kullanılması önerilmektedir. Anahtar kelimeler: Bilişsel Uyarım Terapisi, Demans, Depresyon, Günlük Yaşam Aktiviteleri, Yaşam Doyumu, Randomize Kontrollü Çalışma.

Bilişsel tedaviBilişsel uyarımDemans+5
Ejdane Coşkun
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2023
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

COVID-19 pandemisinde yaşlı bireylerde internet kullanımının depresyon ve yalnızlık düzeyi ile ilişkisi

Pandemi sürecinde uygulanan sosyal mesafe ve izolasyon önlemleri yaşlı bireylerin ruh sağlığını olumsuz etkilemiştir. Bu çalışma COVID-19 pandemi sürecinde yaşlı bireylerde internet kullanımının depresyon ve yalnızlık düzeyi ile ilişkisini değerlendirmek amacıyla yapılmıştır. Kesitsel çalışmaya 01.09.2021-01.06.2022 tarihleri arasında 330 geriatrik hasta alındı. Veriler; kişisel bilgi formu, Geriatrik Depresyon Ölçeği Kısa Formu-15 (GDÖ-15), Yaşlılar için Yalnızlık Ölçeğini içeren anket formuyla yüz yüze görüşme yöntemiyle toplandı. Katılımcıların yaş ortalaması 71,38±6,06 yıl olup %60,3'ü kadındı. Yaşlı bireylerin %15,8'inin yalnız yaşadığı, %10,9'unun yüz yüze görüşebileceği hiç arkadaşının olmadığı, %85,2'sinin pandemi sürecinde sosyal ilişkilerinin azaldığı bulundu. İnternet erişimli cep telefonu ve bilgisayar/tablet kullananların oranı sırasıyla %47,3 ve %6,1 idi. Bireylerin %52,4'ünün interneti hiçbir zaman kullanmadığı, %18,8'inin ara sıra, %28,8'inin ise her gün kullandığı saptandı. İnternet kullanan bireylerin %68,8'i pandemi sürecinde internet kullanımının arttığını belirtti. En fazla yapılan internet aktivitelerinin; akraba/arkadaşlarla görüntülü görüşme (%39,4) ve mesajlaşma uygulamalarıyla mesaj/ fotoğraf/video paylaşımı (%38,2) olduğu bulundu. Yaşlı bireylerin %37'sinde depresyon (GDÖ skoru>5) saptandı. Depresyon oranı hiç internet kullanmayanlarda %42,8, ara sıra internet kullananlarda %38,7 iken her gün internet kullananlarda %25,3 bulundu (p=0,017). Her gün internet kullananların yalnızlık puanı, ara sıra internet kullananlardan ve hiç internet kullanmayanlardan anlamlı derecede düşük bulundu (sırasıyla p=0,008, p<0,001). Sonuç olarak her gün internet kullanan yaşlı bireylerde kullanmayanlara göre depresyonun daha az görüldüğü ve bu kişilerin yalnızlık puanlarının daha düşük olduğu bulundu. Yaşlı bireylerin internet erişimli teknolojik cihazları uygun şekilde kullanmaları onların psikolojik sağlıklarına olumlu katkı sağlayabilir. Anahtar kelimeler: COVID-19, Pandemi, Yaşlı, Depresyon, Yalnızlık

COVID 19DepresyonPandemiler+4
Mustafa Kılıç
Gaziantep University
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Sağlık çalışanları için yaşlı istismarı ve ihmali riski ve belirtilerini tanılama ölçekleri' nin geliştirilmesi

Metodolojik tasarımla yürütülen çalışmanın amacı, sağlık çalışanlarının yaşlı istismarı ve ihmali riski ve belirtileri hakkındaki bilgi ve farkındalıklarının belirlenmesinde kullanılabilecek geçerli ve güvenilir ölçüm araçları geliştirmektir. Araştırmanın örneklemini Gaziantep'te bulunan Üniversite/Devlet Hastanesi/Aile Sağlığı Merkezinde görev yapan 667 sağlık çalışanı (hekim, hemşire, ebe, acil tıp teknisyeni ve sağlık memuru) oluşturmuştur. Verilerin değerlendirilmesinde IBM SPSS 22 ve AMOS 24 programları kullanılmıştır. Analizler sonucunda üç farklı ölçek geliştirilmiştir. Bunlar: 1) Sağlık Çalışanları İçin Yaşlı İstismarı ve İhmali Riskini Tanılama Ölçeği; 2) Sağlık Çalışanları İçin Yaşlı İstismarını Tanılama Ölçeği; 3) Sağlık Çalışanları İçin Yaşlı İhmalini Tanılama Ölçeği. Ölçeklerin geçerliğini belirlemede; İçerik geçerliği, ölçüt geçerliği ve yapı geçerliği (açıklayıcı ve doğrulayıcı) yapılmıştır. Kapsam geçerliği için KGİ değeri tüm ölçeklerde 0.80'nin üzerindedir. Ölçüt geçerliği için; iç ölçüt geçerliği (tüm ölçeklerde alt-üst grup karşılaştırması p=0.000 ve madde-toplam puan korelasyonları 0.418–0.789 aralığındadır) kabul edilebilir değerlerdedir. Açıklayıcı faktör analizinde; "Kaiser Meyer Olkin" ve "Barlett testleri", özdeğer incelemesi (1.039–17.951), total varyans açıklaması (%49.302-%65.384) incelenmiştir. Tüm ölçeklerin doğrulayıcı faktör analizinde uyum indeksleri (X2/sd, RMSEA, SRMR, NFI, TLI, CFI, IFI, GFI, AGFI) kabul edilebilir/mükemmel uyum aralığında bulunmuştur. Ölçeklerin güvenirliğini belirlemede; iç tutarlık güvenirlik katsayıları (0.893-0.967), Madde-toplam puan korelasyonları (0.418-0.789), Puanlama tutarlılığı (Sınıf içi korelasyon: 0.893–0.967), Hotelling's T2 testi (F=304.003–765.519, p=.000) ve Standart Hata (SEM≤SS/2) çalışılmış olup değerler kabul edilebilir aralıktadır. Test-tekrar test korelasyon değeri ise tüm ölçeklerde anlamlı bulunmuştur (p<0.001). Araştırma sonucunda geliştirilen üç ölçek, sağlık çalışanlarının yaşlı istismarı ve ihmali riski ve belirtileri hakkındaki bilgi ve farkındalıklarının belirlenmesinde kullanılabilecek geçerlik ve güvenirlik göstergelerine sahip ölçme araçlarıdır.

Güvenilirlik ve geçerlilikSağlık personeliYaşlılar+4
Nesrin Özer
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2023
00

Related subjects