Diaspora
Bu konu başlığı altında 50 tez
The muslim malay diaspora in Canada: A Case of Muslim agency and global civility
The thesis examines the theoretical framework of transterritoriality and global civil society, and how they are manifested in preformative agency, locally and globally through the ethnographic study of a small groups of a Muslim Malay Canadian diaspora residing in Ontario, Canada. The study explores the negotiations of the normative discourses of tradition and religion in shaping the identities of members of the community in fighting for their recognition as a Muslim Asian minority in Canada. The ethnography suggests that there is a a tug war between adopting transterritorial ideals of global trends yet a need for stability and home making through territoriality. This happens as diasporas redefine their traditions that accompanies them in a new homeland. In addition, to highlighting the role religion plays in grounding the community in the face of cultural ordeals. Thus, introducing through a transmodern theoretical framework, the role the discursive tradition of adab plays in affecting the civil conduct of the diaspora as members of a global civil society.
Negotiating diaspora identities: Kazakhs in Turkey
This study explores the ethnic identification of Kazakhs living in Istanbul, Turkey who settled here in the beginning of the 1950s. Today their approximate number is 20.000. The work is going to discuss and analyse discourses and practices associated with their ethnic identifications. It particularly focuses on their self-identification and how they express and articulate their ethnic identity. The given work explores when and why they do so, what it means for them to be a Kazakh, and how their attitudes and opinions about their identity have been evolving over time. Kazakhs had to leave their historical homeland, Xinjiang-Uyghur Autonomous Region (Eastern Turkestan) after unsuccessful uprisings against the Chinese government in the 1930s and 1940s. After spending sometime in India, they applied for asylum in Turkey. Here they were accepted as iskanlı goçmenler, i.e. as migrants with Turkish ancestry and closely affiliated to Turkish culture. Therefore, analysing the ethnic identifications of Kazakhs in Turkey presents an interesting case, because on one hand they are regarded as Turks/Turkish, and on the other hand, despite this popular assumption, they still stand out from the majority of people, partially because of their physical appearance. Therefore, this ambiguous nature of being "Turk, but not quite" makes the case of Kazakhs unique and interesting. The work aims to demonstrate that like other types of identities, Kazakh ethnic identity is not fixed and bounded, instead it is flexible and fit for various negotiations and changes depending on personal and social relations of the people as well as national and international contexts. Keywords Kazakhs in Turkey, Ethnic identity, Nation, Diaspora, Minority
Söylem olarak kimlik: Çerkesliğin söylemsel inşası
Çerkesler Türkiye'nin çeşitli bölgelerinde dağınık olarak yaşayan ve sayıları birkaç yüz bini bulan etno-kültürel bir gruptur. Tarihsel topraklarının Rusya İmparatorluğu tarafından kolonizasyonunu müteakiben 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren 20. yüzyıla kadar dalgalar halinde ve kitlesel olarak Osmanlı topraklarına geldiler. Osmanlı ve Türkiye sosyo-politik yaşamına entegre olarak kimliklerini ve farklılıklarını koruyan Çerkesler, Rusya Federasyonuna bağlı Çerkes cumhuriyetleri ve çoğunlukla Orta Doğu ülkeleri olmak üzere dünyadaki çeşitli ülkelerdeki soydaşlarıyla ilişki içinde Türkiye'de tarihsel süreksizlikler gösteren bir kimliği söylemsel olarak inşa ettiler. Bu söylemsel kimlik, aynı referansları temel almakla birlikte farklı okumalarla ve içerisinde bulundukları koşulların kendilerine dayattığı zorunluluklarla birlikte değişen dinamik bir kimliktir ve hem süreç içinde hem de eş zamanlı olarak kendi içinde büyük bir çeşitlilik taşımaktadır. Bu bağlamda, bu tezde, Türkiye'de yaşayan Çerkeslerin farklı söylem alanları içerisinde oluşturdukları söylemsel bir oluşum olarak Çerkeslik incelenmektedir. Çerkeslik, Çerkeslerin kökeni, kim oldukları, hangi dili konuştukları, gelenekleri, 19. yüzyılda maruz kaldıkları soykırım, anavatan algıları ve Osmanlı'dan itibaren oluşturdukları kurumsal yapıları ile ilgili aynı referanslara dayanan farklı söylemleri açısından ele alınmaktadır. Anahtar Sözcükler Çerkesler, Çerkeslik, Kafkas, söylem, kimlik, etnisite, diaspora
Being the other: multiculturalism, diaspora and search of identity in Diana Abu-Jaber's novels
In relation to the inevitable result of Colonialism, as in the case of other ethnic groups, immigrants with Arab roots have also been expected to be assimilated into the mainstream, Anglo-American society, disregarding their rooted culture and social values. Diana Abu-Jaber, as a Jordanian American novelist and professor at Portland State University, accentuates upon the themes of multiculturalism, diaspora and search of identity in her novels whilst elaborating the psyche of in-between identities. Protagonists in Abu-Jaber's novels struggle to reinvent their own selves whilst trying to preserve their both Arab and American identities. Abu-Jaber puts forward the claim that exiles must reinvent their selves by embracing the duality of Arab American identity without being disloyal to either. Within this context, the thesis study aims to explore the dilemma between the old and the new identity as the inevitable result of multicultural structure and diaspora, in Abu-Jaber's two significant novels, Arabian Jazz (1993) and Crescent (2003). Another concern is to introduce Diana Abu-Jaber to Turkish readers as an influential novelist of the Postcolonial and Arab American literature. In this context, this thesis evaluates the identity problem in Abu-Jaber's two novels, within the frame of the Postcolonial theory. Regarding the results of Colonialism, an analysis is intended to be carried out about the Western perception of the East, and the complexity of identity in Mahjar literature, including how exiles could digest the "hyphen" and reconstruct the concept of "home" by centering upon Edward W. Said's critical theory, Orientalism, and alluding to the ideas of other significant pillars of the Postcolonial theory.
İstanbul'daki Arap diasporası düşünce kuruluşlarının yapısal analizi
Tez, temel olarak kendilerine, toplumlarına ve çözümü uğrunda kuruldukları temel sorunlarına hizmet eden bilgi dönüşümünün yeniden sağlanmasında önemli bir faktör olarak İstanbul'daki Arap Diasporası düşünce kuruluşlarının dayandığı en önemli bilimsel katkıları belirlemeyi amaçlamıştır. Çalışma örneği, İstanbul'da görüşülen 19 düşünce kuruluşunu içeren görüşme aracına dayandırılmıştır. Araştırmacı, çalışmanın amacına ulaşması için çeşitli bilimsel yaklaşımlara tâbi olmuştur. Bunlardan bazıları şöyledir: Analitik, tarihsel ve betimleyici yaklaşım, kavramların açıklanması amacıyla içerik analizi, genel vizyon vs. yaklaşımlar, Arap Diasporası düşünce kuruluşlarının İstanbul'daki en önemli, en etkili alanları ve programları, Arap Baharı devrimlerinin patlak vermesinden önce ve sonra kurulmasına yol açan bu merkezlerin gelişiminin tarihsel seyrinin incelenmesi, İstanbul'daki Arap Diaspora düşünce kuruluşları ile yapılan görüşme sorularının içeriğinin analizi, mülakattan ve daha önceki ilgili çalışmalardan elde edilen bilgiler ışığında bunların bilimsel ve eleştirel olarak analizi ve yorumu. Araştırmada, bir takım sonuçlara ulaşılmıştır. Bunlardan en önemlileri şöyle özetlenebilir: İstanbul'daki Arap Diasporası düşünce kuruluşları, çalışanlarını özgürlük, demokrasi ve siyasi istikrar için Türk siyasi ve sosyal ortamında kendi sorunlarıyla ilgili bilgileri yaymaya teşvik etmiştir. Öte yandan Türk hükümeti ile Suriye muhalefeti arasındaki müzakere oturumlarına katılarak onlara bir arka kapı oluşturmuştur. Bunların durumu, hükümetlerine doğrudan veya dolaylı olarak nitelikli bilimsel kadrolar veren diğer tüm Batılı düşünce kuruluşları gibidirler. Bu kuruluşlar, bir dereceye kadar, ihtiyaçlarını karşılayan nitel düşünce kuruluşlarının kurulmasını motive eden önceki avantajlara da sahiptirler. İstanbul'daki Arap Diasporası düşünce kuruluşları çeşitli zorluklarla karşılaşmıştır. Bunların bazıları şöyledir: Ortak bir bilimsel ağ kurmak için ortak bir iradenin olmaması, gerek kuruluş aşamasında gerekse rutin faaliyetlerin uygulanması sırasında yeterli mali kaynağın bulunmaması, objektiflik ve bağımsızlık eksikliği, güvenlik sorunu, bilimsel disiplinlerin yokluğu ve bu kuruluşların karşı karşıya kaldığı diğer dâhili ve harici zorluklar. Tespit edilen tüm bu zorluklar, Arap Diasporası düşünce kuruluşlarının bütün yöneticilerinin ve çalışanlarının gelecekte herhangi bir zorlukla karşılaşmamaları için, üzerinde çalışmayı gerektiren stratejik bir dizi tavsiyenin ortaya konulmasını gerektirmiştir. Anahtar kelimeler: entelektüel sermaye, beyin göçü, diaspora, bilişsel diaspora, bilimsel diaspora, diaspora diplomasisi, dijital diaspora diplomasisi, düşünce kuruluşları, Arap diasporası düşünce kuruluşları, İstanbul.
Almanya'daki genç kuşak Türk diasporasının dini kimlik inşası
Kimlik konusu modern ulus devletler için önemini korumaya devam etmektedir. İletişim, haberleşme ve ulaşım ağlarının artması ve göçlerin görünür olması, ulus devletlerin sınır ötesindeki topluluklarına yönelik de kimlik politikaları geliştirmesine neden olmuştur. Buna paralel olarak göçü alan toplumlar da kendi ulus devlet modelleri bağlamında göçmen ve diasporik gruplara yönelik kimlik politikaları geliştirmiştir. Bu anlamda Almanya'daki Türk diasporası hem Türkiye'nin hem de Almanya'nın geliştirdiği çeşitli politikalardan etkilenmektedir. Bu etkilenmenin özellikle dini kimlik bağlamında nasıl gerçekleştiği bu çalışmanın temelini oluşturmaktadır. Almanya'daki genç kuşak Türk diasporasında dini kimlik inşasını ele alan bu çalışma nitel yönteme başvurarak Almanya'nın Kuzey Ren Vestfalya eyaletinde yaşayan 18-22 yaş arasındaki 23 katılımcıdan elde edilen niteliksel verilere dayanmaktadır. Araştırma Almanya'daki genç kuşakların dini kimlik inşasında belirleyici olan unsurları ortaya çıkarmayı ve genç kuşakların dini kimlik inşasını anlamaya çalışmaktadır. Saha çalışması sonucunda kendini dini kimlik çerçevesinde tanımlayan genç kuşak katılımcıların dini kimlik inşasında aile, sivil toplum kuruluşları, dil ve Almanya'nın politikaları olmak üzere dört farklı unsurdan etkilendikleri görülmüştür.
Müziğin göçmenlerin bütünleşme sürecindeki katkıları: Hatay Narlıca Mahallesi örneği
2011 yılında Suriye'de başlayan iç savaş, milyonlarca insanın yurtdışına göç etmesine neden olmuştur. Hayatlarını kurtarma ve yeni bir yaşama tutunma saikleriyle göç eden Suriyeliler, başta Türkiye olmak üzere dünyanın farklı ülkelerine sığınmışlardır. Suriyeli göçmenler üzerine yapılan çalışmalar henüz çok yeni ve canlıdır. Bu durum, saha çalışmasının olmadığı araştırmalarda yanılma olasılığını arTtırmaktadır. Bu tez çalışması, Hatay'ın Narlıca Mahallesi'nde yaşayan Suriyeli göçmenlerin birlikte yaşam kültürüne alışmalarında, müziğin etkileri üzerine odaklanmıştır. Bilhassa Narlıca Mahallesi'nde bulunan ve Suriyeli öğrencilerin yoğun olduğu iki ortaokulda 8. sınıf öğrencilerle anket çalışması yürütülmüştür. Ayrıca aynı bölgede yaşayan yetişkinlerle de mülakat yapılmıştır. Araştırma içerik olarak müzik olgusunun ve müzik derslerinin göçmenlerin uyum süreçlerine olan etkisine dair veriler toplamanın yanında katılımcıların müziğe yönelik farklı görüşlerini de kapsamaktadır. Toplumsal uyumun toplumu bir arada tutan bir yapışkan olduğu göz önüne alındığında, eğitimin de bu toplumsal yapıya bir çimento gibi katkı sağladığı söylenebilir. Burada kurulan analoji eğitim-birey-bütünleşme üçlemesinin toplumsal uyum ve huzurun elde edilmesi bakımından önemini göstermektedir. Bundan dolayı, bu tez çalışmanın özgün değerini; okullaşan Suriyeli göçmenlerin uyum problemlerine odaklanarak müzik dersi özelinde uyum süreçlerini irdelemesi, müziğin ve müzik derslerinin uyum sürecine etkilerini ortaya koyması, yetişkinlerin uyum sürecinde müzik perspektifinden bakması gibi etkenler ortaya koymaktadır. Araştırmada karma araştırma yöntemleri kullanılmıştır. Literatür taramasıyla gerekli arka plan oluşturulduktan sonra anket ve mülakat tekniğinin kullanılmasına karar verilmiştir. Toplam 30 anket sorusu hazırlanmış ve bu sorular Narlıca Mahallesi'nde ortaokul 8.sınıfta eğitim gören Suriyeli öğrencilere dijital ortamda uygulanmıştır. Yetişkinler için oluşturulan yarı yapılandırılmış mülakatta, görüşmecilere on-line olarak 11 soru yönlendirilmiştir. Hem anket hem görüşme sorularının Arapça çevirisi yapılmış, her aşamada tercüman desteği alınmıştır. Sonuçlar frekans tablo ve grafiklerle ifade edilmiş ve yorumlanmıştır. Bu çalışmayla uzun vadede göçmenlerin uyum süreçlerine katkı sağlayacak projeler üretilmesi hedeflenmiştir. Araştırmadan elde edilecek bulgular ışığında müzik derslerinde kültürlerarası müzik eğitimi anlayışının benimsenip yeni içeriklerin üretilmesine katkı sağlama, farkındalık oluşturma amaçlanmıştır. Her kültürün biricik ve değerli olduğunun benimsendiği eğitim ortamlarının oluşturulması, toplumsal barışa ve bütünleşmeye de katkı sağlayacaktır.
Diasporaların anavatan ziyaretleri: Almanya Türk Federasyon Türkiye kültür gezisi 2013 üzerine bir alan araştırması
İnsanoğlu var olduğundan beri çeşitli nedenlerle hareket halinde olmuş, münferit olarak ya da topluca bir yerden bir yere geçici veya sürekli olmak üzere göç etmiştir. Türklerin son 50 yıllık süreçteki göçlerine genel olarak bakıldığında ise en yoğun Türk göçünün olduğu kıta olan Avrupa'da günümüzde yaşayan yaklaşık beş milyonluk bir Türk Diasporası ortaya çıkmaktadır. Avrupa'da bulunan Türk varlığının çok büyük bir çoğunluğunu, yaklaşık üç milyonluk bir kitle ile Almanya barındırmaktadır. Yaşanan bu göçler sonucunda oluşan diaspora toplumlarının anavatanlarına gerçekleştirdikleri ziyaretler ise diaspora turizmi konusu kapsamında incelenmektedir. Bu araştırmayla, anavatanından göç ederek yaşadıkları yerlerde diaspora toplumu haline gelen insanların anavatanlarına yapmış oldukları kültürel turlardan beklentileri ve bu gezilerin onlar üzerinde bıraktığı sosyo-kültürel etkiler saptanmaya çalışılmıştır. Bu kapsamda, Almanya Türk Federasyon'un düzenlediği "Türkiye Kültür Gezisi 2013" üzerinde bir alan araştırması gerçekleştirilmiştir. Araştırmacı dokuz gün süren geziye bizzat katılarak gözlemde bulunmuş, amaçlı örneklemin maksimum çeşitlilik tekniği ile belirlenen 28 kişiye birer veri toplama günlüğü dağıtmış ve her gün için ne hissettiklerini yazmalarını istemiş, ardından ise geziden sonra Almanya'ya giderek, dokuz şehirdeki toplam 28 katılımcı ile görüşme gerçekleştirmiştir. Görüşme esnasında söylenenler, söylendiği haliyle ve diyalog sırası değiştirilmeden yazıya dökülmüştür. Elde edilen veriler anlamlı bölümlere ayırmak için ilk önce kodlanmıştır. Bunun için bir kod cetveli oluşturulmuştur. Kendi içinde anlamlı bir bütün oluşturan kısımlar araştırmacı tarafından isimlendirilmiştir. Farklı bölümlerde yer alan ve anlam bakımından ilişkili olan veriler, bir araya getirilip ilişkilendirilmiştir. Araştırmada elde edilen veriler incelenip yapılan kodlama ve ardından kategorilere ayırma işlemi sonucunda ortaya dokuz ana tema ve bu ana temalar altında 22 alt tema ortaya çıkmıştır. Bu tür kültürel gezilerin, Türk Diasporası mensuplarının Türk kültürüne ve Türkiye'ye olan bağlarının güçlenmesine katkı sağladığı, Türklük aidiyetlerinin ve milliyetçilik duygularının artmasına etki ettiği, atalarına hayranlık oluşturduğu, Türk tarihine ve kültürüne merak uyandırdığı, bu çalışmada ulaşılan sonuçlar arasındadır. Anahtar Kelimeler: Diaspora turizmi, turizm sosyolojisi, Almanya Türkleri, göçler, Almanya Türk Federasyon Türkiye kültür gezisi.
İbrahim Nasrallah'ın Rüzgâr Adlı romanının incelenmesi
Modern Arap ve Filistin edebiyatında önemli bir yere sahip olan İbrahim Nasrallah, dünya edebiyatında da tanınan bir yazardır. Nasrallah'ın eserleri pek çok dile tercüme edilmiştir. Yazarın roman, hikâye, şiir, sinema eleştirisi, resim ve fotoğrafçılığı da kapsayan geniş bir çalışma alanı bulunmaktadır. Özellikle roman alanında adını duyurmuş ve bu alanda pek çok ödül almıştır. Tezimizin konusu, Beyaz Atlar Zamanı üçlemesinin ilk kitabı olan "Rüzgâr " adlı romanıdır. Tarihî roman incelemesi olan bu tezde, eseri farklı açılardan ele almayı amaçladık. Modern Filistin edebiyatını, tarihini ve sosyo-kültürel yapısını irdelemeye çalıştık. İbrahim Nasrallah'ın Filistin sürgün/diaspora edebiyatı içindeki yeri ve onun romantizm ile ilişkisi üzerinde durduk. Böylece "sürgündeki/diasporadaki vatansever edebiyatı" alanında kayda değer örneklerden biri olan ve Türkçeye çevirisi bulunmayan Rüzgâr'ın önemini ortaya koymaya gayret ettik. Ayrıca bu romanın incelenmesiyle, Filistin direnişi ve Filistin kimliğinin bir edebiyat eseri üzerinden nasıl anlatıldığını göstermeyi amaçladık. Anahtar Kelimeler: İbrahim Nasrallah, Beyaz Atlar Zamanı, Rüzgâr, , Filistin Edebiyatı, , Diaspora.
Kafkasya'da ve diasporada Çerkes kimliği algısı
Günümüzde Çerkes nüfusunun büyük bir bölümü yaşanan savaşlar ve sürgünler neticesinde, yaklaşık iki yüz yıldır anavatanları Kuzey Kafkasya'dan farklı coğrafyalarda diasporik bir halk olarak yaşamaktadır. Diasporada farklı siyasi yönetimler altında yaşayan Çerkeslerin kimlik algıları da bulundukları ülkelere ve zamana göre değişebilmektedir. Özellikle en çok Çerkes nüfusunun yaşadığı Türkiye'de, diğer Kafkas halklarıyla iç içe yaşamaları Çerkes kimliği algısında önemli farklılıklar göstermesine neden olmuştur. Buna ek olarak Cumhuriyet sonrası ulus kimlik inşası süreci de uzun bir dönem etnik kimliklerin ifadesini olanaksız kılmıştır. Küreselleşmenin etkisiyle iletişimin ve ulaşımın yaygınlaşması farklı coğrafyalarda yaşayan Çerkesleri bir araya getirmiş ve 2000'li yıllardan sonra Çerkes kimliği konusunda farklı tartışmaları gün yüzüne çıkarmıştır. Yaşanan "Çerkes kimdir?" tartışmaları Kafkas sivil toplum örgütlerinin gündemine de girmiş, dernek ve vakıfların ayrışmasına ve isim değişikliğine kadar gitmiştir. Tezimizde Osmanlı Devleti'nden günümüze Çerkes kimliğinde yaşanan değişiklikler ele alınmış ve günümüzle karşılaştırılmıştır. Ayrıca Çerkeslerin anavatanı olan Kuzey Kafkasya'da ki Çerkes kimliği ile diasporada algılanan Çerkes kimliği karşılaştırılmıştır. Kafkasya'da ve diasporada yaşayan Kafkas toplumunda Çerkes kimliği algısı tespit edilmeye çalışılmıştır. Bu konular araştırılırken nitel araştırma tekniklerinden derinlemesine görüşme tekniği kullanılmış, ayrıca yazılı basın, sivil toplum örgütleri ve sosyal medya hesapları üzerinden inceleme yapılarak tarihsel süreçte ki Çerkes kimliği algısı tespit edilmeye çalışılmış, Çerkes diasporasının en güncel tartışması olan "Çerkes Kimdir?" tartışmalarına cevaplar aranmıştır. Çerkes nüfusunun büyük bir bölümü Türkiye'de yaşadığı için çalışma alanımızın büyük bir bölümü Türkiye'yi kapsamasına karşın Kafkasya ve değişik ülkelerde yaşayan Kafkas kökenli insanlar da çalışma kapsamına alınmıştır. Yapılan araştırmaların sonucunda kimlik algısının kesin çizgilerle çizilmiş bir tarifi olmadığı, zamana, kişiye, siyasi yönetimlere, sosyolojik olaylara göre farklılık gösterebildiği tespit edilmiştir. Tarihi açıdan Çerkeslerin etnik olarak kim olduğu net olsa da, kimlik algısına göre kişiler kendilerini farklı kimliklerde görebilmektedir. Anahtar Kavramlar: Çerkes, diaspora, kimlik, Kafkasya
Hollanda örneğinde Türk sivil toplum örgütlerinin Türk diasporası oluşumuna katkısı: Türkevi, İslam Toplum Milli Görüş (IGMG), Hollanda Türk Federasyon, Sosyal Direnç Enstitüsü (Maatschappelijke Veerkracht)
Over time, people have left their village, district, province and more importantly, their country for various reasons, and have turned to other cities, regions and countries in order to create new living spaces. This tendency is described as migration in the literature. Along with the concept of migration, many different concepts contain similar issues. One of them is diaspora, an ancient word with a history of about 2500 years. The popularity of this concept has been increasing day by day, and definition of the diaspora word is still controversial. Therefore, there are many differences in the definition of the concept. However, the concept of diaspora, in its simplest form, means that those who break away from their homeland and continue their lives in another ethnic group or region, generally separated from the country of origin, dispersed. Also, we can describe it as a concept derived from the Greek words dia (for, because) and sporos (seed), which was used to describe the Greek Colonies that were only outside the mainland of Athens and the Jews who spread all over the world as a result of the great exile (Yaldız, 2013, p. 294). In addition, in the literature review on the concept of diaspora, it is observed that the concept is used synonymously with the words disintegration or rupture, mostly to indicate external migration or the results related to this migration (Bülbül, 2020, p. 132). This concept, which has become more popular recently, is pronounced and supported by many countries in the international arena in order to prevent their cognates from assimilation under the patronage of other cultures. In this study, the Contributions of Turkish Non-Governmental Organizations to the Formation of the Turkish Diaspora in the Example of the Netherlands are evaluated in terms of organizations with different ideological and organizational structures, located in the Netherlands, established by those who adopt the Turkish identity and still continue their activities. Also, for this evaluation Türkevi Foundation, Islamische Gemeinschaft Millî Görüş (IGMG), Dutch Turkish Federation and Social Resistance Institute (Maatschappelijke Veerkracht) were chosen as samples. In addition to this thesis research, it will be tried to provide an overview of the diaspora activities in the Netherlands, which has a great diaspora potential in Europe, instead of Germany, which dominates the literature in general. As a result of the literature review for this thesis study, immigrant, expatriate, Euro-Turk, European Turks and so on used instead of the diaspora and this concept correlated with Armenian and Jews so it can be reason of prejudice against the concept. In addition to this, it has seen in the studies conducted throughout the literature, there are not studies that deal with the perspective of the Non-Governmental Organizations side on the Turkish diaspora. For this reason, it is thought that a thesis study in which the view of the Turks living in the diaspora to the Turkish diaspora and their holistic view of Turkey will be contribute to the literature. Keywords: Diaspora, Lobby Activities, Migration, Non-Governmental Organizations, Public Diplomacy, Turkish Diaspora.
Türkiyeli göçmenlerin gözünden Türk Diaspora politikası: Toplumsal sorunlar ve beklentiler Avusturya örneği
Küreselleşme, kapitalizm ve demokrasi alanındaki gelişmelerin diaspora kavramının anlamında yarattığı dönüşüm ve göç veren ülkelerin siyasi, ekonomik ve kültürel enstrümanlar olarak diaspora gruplarını keşfi ile şekillenen ve dünyada gittikçe yaygınlık kazanan diaspora politikaları, son yıllarda Türkiye'nin de önem verdiği politika alanlarından biri haline gelmiştir. Özellikle siyasi retorikte diaspora kavramının sıklıkla kullanılmaya başlandığı, bu politikaya yönelik yeni kurum ve enstrümanların ihdas edildiği ve Türkiyeli göçmenlerin siyasi ilişkiler yanında kamu diplomasisinin bir konusu haline geldiği AK Parti iktidarı döneminde, diaspora politikalarının belirgin bir ivme kazandığı görülmektedir. Türkiyeli göçmenler üzerindeki etkinliğini yıldan yıla artırdığı gözlemlenen bu politikalar yürütülürken siyasi söylemde öne çıkarılan husus göçmenlerin bulundukları toplumda yaşadıkları sorunlara çözümler üretmektir. Bu bağlamda, çalışmanın temel çabası, çağdaş Türk diaspora politikasının göçmenlerin sorunlarının önceliklendirilmesi, problemlere etkin müdahale edebilme istek ve kabiliyeti noktasındaki potansiyelini ve politikalardaki ana motivasyonu anlamaya çalışmaktır. Çalışma; bir politikanın işlevselliğinin resmi siyasi söylemden çok o politikanın muhatap kitlesinin görüşlerine başvurularak anlaşılabileceğini düşündüğünden, bir saha araştırmasına dayanmış bulunmaktadır. Bu kapsamda, Avusturya'nın Viyana şehrinde 34 katılımcıyla ve Türkiye'de 4 uzman ile derinlemesine mülakatlar gerçekleştirilmiş ve söz konusu saha araştırması yoluyla Türk diaspora politikasının göçmenlerin toplumsal sorunları bağlamında sunduğu imkan ve sınırlılıklar bizzat Türkiyeli göçmenlerin gözünden anlaşılmaya çalışılmıştır. Diaspora politikalarında aşağıdan yukarıya (buttom-up) bir yaklaşımla, her diaspora grubu için ev sahibi ülke, diasporanın yapısı ve konjonktürel şartların hesaba katılmasını öneren çalışma, Avusturya'da yaşayan Türkiyeli göçmenlere yönelik diaspora politikalarının bu anlayışla yeniden gözden geçirilmesine katkı sunmayı hedeflemektedir. Araştırmanın bulguları, hem yaşanan toplumsal sorunların hem de bu sorunların çözümünde Türkiye'nin rolüne ilişkin beklentilerin biçim değiştirerek arttığını göstermektedir. Çalışmanın sonuç bölümünde, Türkiyeli göçmenlerin Türk diaspora politikasına ilişkin görüş ve beklentilerinden yola çıkılarak, Avusturya'da icra edilecek politika ve uygulamalara yönelik bir takım önerilerde bulunulmuştur.
Birleşik Krallık'ta mülteci entegrasyon politikaları ve ulusaşırı bağların rolü: Yükseköğretimde Suriyeliler
Bu çalışmada Birleşik Krallık'ta yükseköğretim alan Suriyeli mültecilerin entegrasyonu, entegrasyon ve ulusaşırı (ulusötesi) bağlar arasındaki ilişki, ulusaşırı bağların kullanımı, entegrasyonunu kolaylaştıran bileşenlerin neler olduğu sorularına cevap aranmaya çalışılmıştır. Araştırmada Birleşik Krallık'ta yükseköğretim alan Suriyeli mültecilerin zorunlu göç hikayelerini, özelliklerini, bakış açılarını yükseköğretime erişim hikayelerini, kişisel deneyimlerini anlayabilmek amacıyla veri toplama aracı olarak yarı-yapılandırılmış görüşme yöntemi seçilmiştir. Birleşik Krallık'ta yükseköğretim alan veya mezun 20 Suriyeli mülteci ile görüşme yapılmıştır. Eğitimli mülteci gruba diğer örneklem yöntemleri ile erişmek kolay olmadığından kartopu örneklem kullanılmıştır. Ayrıca Birleşik Krallık mülteci entegrasyon politikaları dokuman analizi yöntemi ile belirlenmiştir. Birleşik Krallık'ta mülteci entegrasyonunun mültecilerin sorumluluklarını yerine getirmeleri, iş piyasasına erişimleri, dil öğrenmeleri, topluluğa katkı sunmaları ve hizmetlere erişimlerinin sağlaması halinde gerçekleştiği kabul edilmektedir. Bu kapsamda araştırma Birleşik Krallık'ta yükseköğretim alan Suriyeli mültecilerin başarılı bir şekilde entegre olduğunu, dil yeterliliği, yükseköğretim ve mülteci statüsünün (statünün sağladığı haklar, özellikle çalışma hakkı) entegrasyonu kolaylaştırdığı, ulusaşırı bağların entegrasyon süreçlerini desteklediği sonucuna ulaşılmıştır. Diğer taraftan, araştırma ulusaşırı bağların Suriyeli mültecilerle yeni bir biçim kazandığını, mültecilerin köken ülke ve ev sahibi ülke dışında başka ülkelerde de ulusaşırı bağ geliştirdiğini, bağların güçlüklerle başa çıkmak için kullanıldığını ve bu bağların Birleşik Krallık'a aidiyeti engellemediğini göstermektedir. Diğer taraftan yüksek eğitimli mültecilerin özellikleri ile sağlanan haklar entegrasyonu kolaylaştırmakla birlikte sadece ana akım politikalarda sunulan desteğin yeterli olmadığı, mültecilerin tasarlanmış özel politikalara ihtiyaçları olduğu ve topluluk uyumunu destekleyen politikaların geliştirilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Framing the identity and citizenship crises of rohingya from the perspective of diaspora communities
This thesis argues that by the citizenship policies of Myanmar government, the rights of Rohingya have been taken away and the identity of Rohingya has been marginalized. An emphasis is made on the history, ancestors, homeland, and ideal when an individual seeks for a recognition for an ethnic identity. Ethnic groups hold on to their unique culture, cultural heritage, language, homeland, and historical past not only to act in solidarity but also to reinforce the consciousness of national identity. Rohingya ethnic group in Rakhine state (formerly Arakan state) is in seek for identity and citizenship rights in the country. Even though Rohingya people have been living in Arakan for centuries, they are being marginalized and have been deprived their rights by the 1982 citizenship law, which was created by the authoritarian leader after the military coup in 1962. This study was elaborated marginalized and persecuted life of Rohingyas for decades by the Government of Myanmar (GOM) in their homeland, and after the enactment of the 1982 Citizenship Law and citizenship polies enforced by the government. Thereby, every right was deprived systematically from the Rohingya by the GOM. By this circumstance of the country, many Rohingyas have been fled from the country and seek asylum from other countries. This study primarily used the qualitative research data of in-depth personal interview by conducting 18 Rohingya participants from diaspora community including male and female participants. The study examined the narrative of the Rohingya identity and citizenship policies of their homeland from the personal experience of diaspora community.
Türkiye'deki Gürcü ve Çerkes Diasporasının gözüyle Abhazya meselesi ve kimlik sorunu
Bu çalışma, SSCB döneminden sonra ortaya çıkan Abhazya Meselesinin Türkiye'deki Çerkes ve Gürcü topluluklarının kimlik yapısını nasıl etkilediğini göstermektedir. Bir de bu çalışma, bu topluluklar için Abhazya Meselesi'nin anlamının nasıl değiştiğini anlatmaktadır. 1993'te meydana gelen Gürcü-Abhaz Çatışması, Türkiye'deki Çerkes topluluğunda, özellikle genç Çerkesler arasında ?diaspora? kimliğini oluşturmuştur. Ayrıca Abhazya Meselesi, Türkiye'deki Çerkes topluluğunda ?birleşme?nin sembolü olarak ortaya çıkmıştır. Türkiye'deki Gürcü topluluğu ise 2003 yılındaki ?Gül Devrimi?nden sonra Gürcistan ile ilişkileri güçlendirmiştir. Bu süreçte Türkiye'deki Gürcü topluluğu içinde de ?diaspora? bilinci oluşmaya başlamıştır. Abhazya meselesi de Gürcistan ve Türkiye'deki Gürcüleri bağlayan ?birleştirici? işlevini kazanmıştır. 2008'de Abhazya'nın bağımsızlığının tanınması, 2014'teki Soçi Olimpiyatları'nı ve Çerkes Sürgünü'nü de gündeme getirmiştir. Bu durumun günümüzde Çerkes topluluğu içinde bölünmeler yarattığı söylenebilir. Özellikle Kafkaslarla ilişkileri güçlendirmesi Gürcistan'ın kendi kimliği ile ilgili tartışmalara sebep olmuştur. Sonuç olarak; Abhazya meselesi, hem Çerkesler hem de Gürcüler arasında ?diaspora? kimliğinin oluşumunu hızlandırmıştır. Aynı zamanda, son yıllarda bu toplulukların ?ana yurtları? ile ilişkilerini güçlendirmiştir. Bilhassa teknolojinin gelişmesiyle Abhazya ve Gürcistan'daki gelişmeleri yakından takip etmeleri Türkiye'deki Çerkes ve Gürcüleri daha derinden etkilemeye başlamıştır. Dolayısıyla bu toplulukların yapısı da daha karmaşık olmuştur.
Almanya'daki Türk diasporası firmalarının Alman pazarına yönelik uygulamaları
Bu çalışmanın temel amacı, Almanya'daki Türk diasporası firmalarının pazarlama stratejilerini incelemektir. Bu stratejiler incelenirken, özellikle diaspora kavramının temelinde yatan göç kavramı ele alınarak Almanya'da yaşayan Türk diasporasının kurdukları firmalar üzerinde incelemeler yapılmıştır. Bu kapsamda Almanya'daki 43 Türk firma yetkilisine anket uygulanmıştır. Bu anket çalışmasında, bu firmaların bulundukları sektörlerde uyguladıkları pazarlama stratejileri, firmaların Alman pazarında karşılaştıkları sorunlar ele alınmıştır. Sonuç olarak, reklamda sadece broşür kullanımının satışları olumlu yönde etkilediği saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Diaspora, Pazarlama, Göç, Türk Diasporası
1948-1983 dönemi Türkiye-İsrail siyasi ilişkileri
Türkiye, Sevr Anlaşmasını tanımayarak, Kurtuluş Savaşı mücadelesi sonrası, Lozan Anlaşması ile meşruiyetini elde etmiştir. Türkiye, jeopolitik konumunun kendisine verdiği avantajların farkındadır. Soğuk savaş esnasında bu avantajını kullanma yeteneği fazla yoktu. Bu jeopolitik konum, uluslararası arenada Türkiye'ye çok yönlü politikalar üretme olanağı sunmaktadır. Güçlü Türkiye'nin, Ortadoğu ve Avrasya ekseninde Jeopolitik oyuncu olma ihtimali rakiplerini tedirgin etmektedir. Türkiye büyük jeopolitik oyuncu olabilmek için, gayretlerini ve ittifak arayışlarını iç barışının üzerine bina etmek istemektedir. Türkiye kendine özgü ve yalnız politikasını tüm Sevr komplolarına rağmen sürdürmektedir. İsrail ise siyasetinin kaynağını Tevrat'tan besleyen Siyonizm ile Batı'nın tam desteğini arkasına alarak, Ortadoğu coğrafyasına eklemlendiği günden beri sorunların temel kaynağı olarak dünyayı tedirgin bırakmaya devam etmektedir. Herkese ve her şeye rağmen bildiğini okumak isteyen İsrail kendisine dur denilmesine alışık değildir. Avrasya pazarları Ortadoğu enerji kaynaklarının cazibesinin ötesine geçmeye başladığından beri, İsrail bölgede jeopolitik yalnızlık hissetmekte ve Batı'nın kendisine olan desteğinin devam edip etmediği kuşkusuna kapılmaktan geri duramamaktadır. Bu sorgulamanın Batı'ya dönük bir tepkiye yol açmasından endişe duyulmaktadır. 1948-1983 yılları arası dönemde Türkiye-İsrail arasında kurulan siyasi ilişkilerinin, arabulucularının ve sebeplerinin aranmasına yukarıdaki temel jeopolitik fikirlerden hareketle yola çıkılmıştır.Bu çalışma sonucunda; Türkiye ve İsrail siyasi ilişkilerinin kesintiye uğradığı dönemlerde, istihbarat ve ekonomik ilişkilerin ters ilişkili olarak yoğunluk kazandığı nesnel yargısına varılmıştır.
Türkiye'ye gelen göçmenler: Diaspora ve devlet güvenliği
Türk milleti, eski çağlardan beri ana vatanı olan Türkistan coğrafyasından ayrılarak birçok farklı coğrafya ve bölgelere yayılmış ve oraları kendine vatan edinmiştir. Zaman içerisinde yayıldığı ve vatan edindiği bu coğrafyalarda farklı milletlerle gerek inançsal gerekse kan bağı yoluyla nüfuzunu artırmıştır. Ne var ki XIX. yüzyıldan itibaren yirmi üç milyon km²ye ve üç kıtaya yayılmış olan Türk/Osmanlı Devleti'nin zayıflayarak önce toprak kayıpları, bilahare de yıkılmasını müteakip milyonlarca Türk ve akraba toplulukları yayıldıkları ülke ve bölgeleri terk ederek Anadolu Türkiyesi'ne doğru göçe zorlanmıştır. Anadolu Türkiyesi'ne göç etmek zorunda bırakılan bu Türk ve akraba topluluklarının modern Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulmasına askerî, ekonomik kültürel ve fikrî açıdan ciddi katkıları olduğu tartışılmaz bir gerçeklik olarak karşımızda durmaktadır. Diğer taraftan Anadolu Türkiyesi'ne doğru gerçekleşen birçok bireysel ve kitlesel göçe rağmen önemli miktarda Türk kitlesi hâlâ yaşadığı ülke ve bölgeleri terk etmeyerek diasporik bir kitle olarak bulundukları coğrafyada yaşamlarını sürdürmektedir. Ayrıca altı buçuk milyondan fazla Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı daha çok ekonomik sebepler olmak üzere ana vatanını terk ederek farklı ülkelerde ciddi bir Türk diasporası oluşturmuştur. Gerek Anadolu Türkiyesi'ne göç etmeyerek bulundukları bölgelerde önemli miktarda ve nüfuzda kalan Türk ve akraba toplulukları ve gerekse modern Türkiye Cumhuriyeti'nden dışarıya doğru yapılan Türk göçleri başlangıçta birtakım sorunları beraberinde getirmiş olsa da bunlarla ilgili yapılacak ciddi çalışmalarla oluşturdukları problemleri pozitife döndürmenin mümkün olacağı düşünülmelidir. Ülkemize gelen göçmenler ile dışarıda bulunan diasporik gruplar arasındaki kurulacak sağlıklı iletişim ve etkileşim; ülkemize ekonomik, siyasi, kültürel ve sosyal açıdan ciddi katkılar sağlayacaktır. Türkiye'ye göç etmiş unsurlar ile dışarıda kalmış akraba gruplar arasında kurulacak sivil köprülerin inşası, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin ulusal güvenliği ve devletin bekası bağlamında da ciddi katkılar sağlayacağı düşünülmektedir. Anahtar kelimeler: Göç, Göçmen, Diaspora, Devlet Güvenliği.
Diaspora policies in the Baltic States
Diaspora policies are gaining increased importance worldwide, and the Baltic States are no exception. This thesis is researching why diaspora policies are playing an important role in the Baltic States' politics and how diaspora policies differ amongst three Baltic States – Lithuania, Latvia, and Estonia. These three states provide a good research sample because they have significantly large diasporas worldwide compared to their population, which is again in a similar range. The Baltic States share close geographical proximity and some historical commonalities as well, and yet their diaspora policies differ to some extent. All three Baltic states, for example, have different dual citizenship policies and different voting systems for their diasporas abroad, etc. Can existing diaspora engagement policies explain occurring differences? In what ways do respective demographics, histories and economies of the Baltic States affect their diaspora policies? Although these countries appeared to be quite similar on the surface, by analyzing their demographics, histories, and economies, some differences were discovered as well. Both Latvia and Estonia have quite a sizeable Slavic population, while the one in Lithuania is much lower, resulting in some different approaches. Overall, Baltic States' diaspora policies seem to be heavily influenced by their demographic and historical backgrounds, and as a result, these countries encourage long-distance nationalism. Diaspora institution theories were used as another method to research and understand occurring differences. This thesis also explains that a multitude of factors of which some are susceptible to constant changes, influence each state's diaspora policies and the Baltic States are no exception. Overall, it can be noted that all Baltic States prioritize their diasporas even if their general diaspora engagement levels differ.
Homeland perception and identity in diaspora: Case study of Kazakh diaspora in Germany
In contemporary times, the concept of diaspora has gained significant scholarly interest. The concept which dates back to 2500 years refers to a community dispersed from the original homeland, especially as a result of forced traumatic displacement and scattered to different parts of the world while preserving the myth about homeland and collective memory. In the post-modern world the diaspora concept has begun to be engaged new discussions, which turns its relationship with concepts such as identity and belonging. In this regard, the Kazakh diaspora in Germany being examined in this thesis garnered noteworthy scrutiny from an analytical standpoint as a case study due to its multiply scattered nature. The Kazakh diaspora has had a long journey before finally settling in Germany whose ancestors fled the growing oppressive politics of China in East Turkestan from the western province of Xinjiang. After a long and difficult journey through the Himalayas and Tibet, they reached India in 1940s and settled in Turkey in 1950s and further moved to Germany in 1960s. Hence, we are discussing about the existence of unique Kazakh diaspora in the context of four countries, which has formed over time, undergone various transformations from the past to the present day. Diaspora individuals are consistently faced with the challenge of simultaneously existing in distinct home and host society realms and experiencing separate lived experiences. In this regard, it was of great importance to investigate the homeland orientation and a sense of belonging of the Kazakh diaspora living in Germany. For these individuals who have been forced to leave their homeland in the past, the idea of keeping the original culture "alive" is substantial notwithstanding the disconnection from homeland and the influence of globalization. An inquiry that emerges in this particular situation is the way in which the diasporic identities are constructed, practiced perceived, and negotiated. The tension of "living here and but remembering and desiring another place" determines how the identities of diaspora members are constructed. On the other hand, the firsthand encounter with the Kazakh diaspora as transnational community reveals the fragility of the idea that identity should be rooted in one's solid origins only. The presented study is based on empirical field research attempting to shed light on the various aspects of Kazakh diaspora members' belonging and homeland orientation, attitudes, discourses and practices related to it that are found in everyday life interactions and analyze how they are transformed over time. Key words: diaspora, identity, homeland, Kazakh diaspora.
Türkiye'deki Çerkes diasporasında müzik ve kültürel aktarım
Bu çalışma, Türkiye diasporasındaki Çerkeslerin siyasal sahneden dışlanmasının ardından, politik bir hamle olarak kültürel örgütlenme ve aktarım yoluna gitmesini incelerken, müziğin bu aktarımdaki rolünü açıklamaktadır. Kimliklerini korumak ve yaşatmak için Çerkesler, kültürel belleklerini sürekli olarak canlı tutmuşlardır. Kültürel belleğin güncellenmesindeki en önemli araç, müziktir. Müzik yoluyla aktarımı sağlayanlar ise kültürel belleğin uzman taşıyıcıları olan pşinavolardır .
Politik psikoloji bağlamında Ermeni kimliğinin siyasallaştırılması (Haytoug dergisi örneği)
ABD'de yaşayan yaklaşık 1 buçuk milyon Ermeni'nin büyük bir çoğunluğu kimliğini siyasallaştırmıştır. Ermeni kökenli Amerikalıların önemli bir kısmı evlatlarını ?düşman Türk? propagandasına maruz bırakarak ve kimliğindeki mağdur öğeleri nesilden nesile aktararak kindar gençler yetişmesine sebep olmaktadır. Ermeni kimliğinin ve bu kimliğin belkemiğini oluşturan diasporanın temeli 1915 olayları veya Türk-Ermeni ihtilafına dayanmaktadır. Diaspora iki çeşit propaganda etkinliği uygulamaktadır. Birincisi dışarıya yönelik, ülkelerin ve toplumların Ermeni davasını kabul ?soykırım? olarak kabul etmesi çabalar; diğer ise içeriye yönelik yani diasporanın kendi içindeki kimlik propagandasıdır. Kimliklerini mağduriyet psikolojisi temelinde yaşatmaya çalışan diaspora, sahip olduğu örgüt ve medya gücü ile mağdur kimliğini yaymaktadır.Ermeni diaspora medyası grup içi bilgilendirme faaliyetleri yanında bireylerin kimlik inşası ve sosyalleşme işlevlerine de destek vermektedir. Örgütler ve örgütlere bağlı medyalar bireylerin aile içerisinde oluşturdukları kimliğe ek olarak bireylerin siyasallaşmasına katkıda bulunmaktadır. Aile içinde öğrenilen değerler iyi, kötü, dost, düşman, kültür, dil, din ve gelenek gibi bazı kimlik özellikleri bireyin okul, dernek ve örgüt gibi sosyalleşebileceği ortamlarda daha detaylı olarak şekillenmektedir. Yapay bir süreç olan bu propaganda mekanizması ve yeni bir toplumsal bellek inşası gençlerin zihinlerindeki algıları yönlendirmeye devam etmektedir.Bu politik psikoloji çalışmasında Ermeni diaspora kimliği betimsel bir yöntem ve içerik analizi kullanarak psikolojik bir perncereden incelenmiştir. Diaspora kimliğinin incelenmesinde daha önce Ermeni diasporası ile ilgili yayımlanmış çalışmalar incelenerek, AYF'nin (Ermeni Gençlik Federasyonu) Haytoug dergisi ve Sassounian davasının mahkeme tutanakları ele alınmıştır. Çalışmanın sonunda ise uzman görüşlerine yer verilmiştir.Anahtar Sözcükler:1.Politik psikoloji2.Ermeni diasporası3.Kimlik4.Haytoug dergisi5.Siyasal İletişim
Afrika'daki Türk diasporasının Türk ulusal çıkarına etkisinin Türkiye-Afrika ilişkileri kapsamında değerlendirilmesi
Diaspora ,son dönemde her alanda tanınırlığı artan bir kavram olmuştur. Avrupa ülkeleri ile gelişmiş ülkelerde geçmişi eskiye dayanan bir terim olan diaspora, Türkiye'de 2000'lerin sonundan itibaren ele alınmaya başlanmıştır. Diaspora gücünün farkına çok geç varan Türkiye için Afrika'da da durum böyledir. Afrika'da eski ve yeni sömürgeci güçler, diasporalarını milli çıkarları doğrultusunda uzun yıllardır yönlendirmektedirler. Türkiye ise bir çok avantajına rağmen Afrika'da istenilen etkiyi sağlayamamıştır. Bu noktada Türkiye'nin diaspora politikalarında bazı eksiklikler mevcuttur. Bu eksiklikler son yıllarda yapılan başarılı diplomasi faaliyetleriyle giderilmeye çalışılmıştır. Ve bu faaliyetlerle Afrika ,artık Türk dış politikasının ayrılmaz bir parçası olmuştur.Bu bağlamda bu tez çalışmasının amacı, Afrika'daki Türk diasporasının Türk ulusal çıkarına olan etkisini , klasik realizmin ulusal çıkar argümanına göre Türkiye-Afrika ilişkileri çerçevesinde analiz etmektir. Aynı zamanda Türkiye-Afrika ilişkilerine kıta da yaşayan Türk diasporasının nasıl bir etkide bulunduğunu irdelemektir. Ayrıca bu çalışmada Türkiye'nin Afrika'daki diaspora politikalarının, Türk ulusal çıkarına uygun olup olmadığı incelenmektedir. Ayrıca Türkiye'nin, Afrika'da uyguladığı diaspora politikalarının revize edilmesi ve geliştirilmesi yönünde önerilerde bulunulmaktadır. Konu hakkında uzman kişilerle mülakatlar gerçekleştirilmiştir. Sorun, Türk dış politikası açısından da anlaşılmaya çalışılmıştır. Aynı zamanda bu çalışma; bugün diasporaların ,devletlerin çıkarlarını korumaları için kullandıkları gücü meşrulaştırmanın bir aracı olduklarını ileri sürmüştür. Anahtar kelimeler: Afrika, Türk Dış Politikası, Ulusal Çıkar, Afrika Yüzyılı, Diaspora Politikası, Türk Diasporası
Lobicilik, ABD'de Ermeni Diasporasının oluşması, yaptığı propaganda ve lobicilik faaliyetleri
ÖZET Yüksek Lisans Tezi Lobicilik, ABD'de Ermeni Diasporasının Oluşması, Yaptığı Propaganda ve Lobi Faaliyetleri B.Taner ŞENER Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Tarih Ana Bilim Dalı Elazığ - 2004, Sayfa: X+505 19 ncu yüzyılın sonlarına doğru, Osmanlı İmparatorluğu 'nun düşme eğilimi iyice belirginleşmişti. Yayılmacı güçler, bu düşüş eğiliminden faydalanarak ölmekte olan "Avrupa'nın Hasta Adamı"nın enkazını paylaşmak için sabırsızlanıyordu. Bu ölümü çabuklaştırmak için, imparatorluktaki büyümekte olan milliyetçi hareketleri cesaretlendirdiler. Ermeniler, kendilerine sıra gelmeden önce Yunanlılar, Sırplar ve Bulgarların da olduğu gibi bu filmin yeni yıldızıydılar. İngiltere, Fransa, Rusya ve İtalya gibi diğer tüm emperyalist ülkelerin yaptığı şekilde ABD de İzmir ve İstanbul gibi liman şehirlerinde bulunan ticari konsolosluklarının yanı sıra Anadolu'da konsolosluklar açtı. Aynı şekilde ortaklarının daha önce yaptığı gibi sözde ülkelerinin çıkarlarını korumak ve kollamak için bir çok misyoneri Anadolu'ya yolladı. Anadolu'da açılan konsolosluklar ve Anadolu'ya gönderilen misyonerlerin temel hedefi Ermenilerdi. Bu konsolosluk ve misyonerlerin büyük yardım ve kışkırtmaları ile Ermeniler Anadolu'dan ABD'ne göç etmeye ve Türklere yönelik antipropaganda yapan veErmenilerin Türklerce katledildiği asılsız hikayelerini anlatan Ermeni lobisini oluşturmaya başladılar. ABD 'deki Ermeni lobisinin etkileri bir çok onarılmaz yara açtı ve genç Türkiye Cumhuriyeti ile ABD arsında diplomatik ilişkilerin başlamasını geciktirdi. Ermeni lobisi, Amerikan halkını Ermeni Sorunu konusunda yanlış yönlendirdi ve ABD de Ermeni Sorunu'nu kendi çıkarları doğrultusunda dış politikasında kullanmaya başladı. Ermeni Sorunu'nun bir özetinin yanı sıra, Ermeni diasporasının ABD'deki evrimi, ABD'ye ilk Ermeni göçleri, yerleşme bölgeleri, nüfusları ve bu nüfusun sosyal, politik ve dini yapıları, önemli Ermeni kuruluşları, amaç ve faaliyetleri, Ermeni politik faaliyetleri, yazılı ve görsel yayınları, Ermeni kiliseleri, Ermeni lobicilik faaliyetleri ve Ermeni lobisinin ABD Kongresindeki çalışmaları konuları, giriş kısmındaki lobi ve lobicilik konusundaki açıklayıcı bölümle birlikte bu tezde detaylı olarak incelenmiştir. Anahtar Kelimeler : Ermeni Sorunu, lobi, lobicilik, diaspora, propaganda, göç.