Education level

57 theses under this subject heading

Medical SpecialtyOpen AccessEN

Demographic characteristics and socioeconomic conditions of acute ischemic patients who apply to the emergency service

Objective: To determine the socioeconomic status of patients diagnosed with ischemic stroke who applied to the emergency department in our hospital and to reveal the relationship between low socioeconomic status and stroke severity. Material and Method: In our study, a questionnaire was applied to 65 patients who were diagnosed with acute ischemic stroke who applied to the emergency service between April 2019 and January 2020, or their relatives, to determine their socioeconomic status. Age, gender, marital status, education levels, economic levels, economic perceptions, nutritional habits, risk factors, vital signs, NIHSS, arrival time to the emergency room, and routine laboratory tests were created as independent variables. In particular, the relationship between socioeconomic status and education levels and stroke severity was analyzed statistically. Results: A total of 65 patients (mean age 74.1 ± 11.5 years) with acute ischemic stroke admitted to the emergency department were included in the study. It was found that cases with lower education level, working with physical strength and income level below 1500 TL were independently associated with higher NIHSS. Conclusion: Socioeconomic status was found to be related to the severity of stroke. Less education level and low economic level were found to be associated with more severe stroke in acute ischemic stroke patients. It was found that those who worked with physical force had a severe stroke. Keywords: ischemic stroke, socioeconomic status, educational level, NIHSS, physical stregth

Emergency service-hospitalEmergency medicineEducation level+3
Halil Barış Başer
Muğla Sıtkı Kocman University
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Fen bilgisi öğretmenlerinin temel astronomi konularındaki bilgi düzeylerinin belirlenmesi(Malatya ili örneği)

Bu çalışmanın amacı fen bilgisi öğretmenlerinin temel astronomi konularındaki bilgi düzeylerini belirlemek ve bu bilgi düzeylerinin cinsiyet, mezun olunan fakülte ve bölüm türü, kıdem, lisans hayatları boyunca astronomi dersi alma durumu, özel kurumlarda çalışıp çalışmama ve gökyüzü ve gökbilim ile ilgili herhangi bir etkinliğe katılma durumu gibi özelliklere bağlı olarak nasıl değiştiğini incelemektir. Bu amaçla araştırmanın ilk basamağında bir astronomi bilgi testi geliştirilmiştir. Geliştirilen 26 soruluk test 2012-2013 eğitim-öğretim yılında Malatya il merkezindeki ortaokullarda görev yapmakta olan 75 fen bilgisi öğretmenine uygulanmıştır. Bu uygulamadan elde edilen veriler ITEMAN (Version:3.0) madde analiz programı ile analiz edilip ? güvenirlik katsayısı 0,730 olarak bulunmuştur. Bu aşamadan sonra teste son hali verilip, asıl uygulamaya geçilmiştir. Araştırmanın evrenini 2012-2013 eğitim-öğretim yılında Malatya?da görev yapmakta olan fen bilgisi öğretmenleri; örneklemini ise 2012-2013 eğitim-öğretim yılında Malatya il merkezindeki ortaokullarda görev yapmakta olan 100 fen bilgisi öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırma betimsel modelde tasarlanmış ve nitel ve nicel araştırmayı birleştiren karma metot (mixed method) kullanılmıştır. Asıl uygulamadan 21 soruluk test ile 100 öğretmenden elde edilen veriler SPSS 17.0 istatistik paket programı ile analiz edilmiştir. Analiz işleminde bağımsız gruplar t-testi (independent sample t-test) ile tek yönlü anova (one-way anova) kullanılmıştır. Asıl uygulamadan elde edilen verilere göre 10 sorudan oluşan bir görüşme formu oluşturulmuştur ve 10 fen bilgisi öğretmenine uygulanmıştır. Elde edilen sonuçlar, sadece Eğitim Fakültesi ve Fen Edebiyat Fakültesi mezunu fen bilgisi öğretmenleri ile Eğitim Enstitüsü?nden mezun olan fen bilgisi öğretmenlerinin bilgi düzeyleri arasında anlamlı fark olduğunu göstermiştir. Öğretmenlerin bilgi düzeyleri arasında cinsiyet, mezun olunan fakülte ve bölüm türü, kıdem, lisans öğrenimi boyunca astronomi dersi alıp almama, devlet ya da özel okulda çalışma ve gökyüzü ve gökbilim ile ilgili herhangi bir etkinliğe katılım durumu gibi değişkenler bakımından anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Araştırmada öğretmenlerin; mevsimlerin oluşumu, tutulmalar, Ay ve Ay?ın evreleri gibi temel astronomi konularında ve üç boyutlu düşünme yetilerinde eksikliklerin olduğu, astronomi konularına karşı ilgilerinin son derece az olduğu ortaya çıkmıştır. Anahtar Sözcükler: Astronomi Bilgi Düzeyi, Astronomi Eğitimi, Fen Bilgisi Öğretmenleri

AstronomiBilgiEğitim düzeyi+6
Merve Taşcan
İnönü University · Institute of Educational Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Kütahya ilinde görev yapan beden eğitimi öğretmenlerinin iş doyum düzeylerinin belirlenmesi

Bu araştırma, bedenen ve ruhen sağlıklı bireylerin yetiştirilip topluma kazandırılmasında ve ülke sporunun geliştirilmesinde önemli katkılar sağlayan beden eğitimi öğretmenlerinin iş doyum düzeyleri ile cinsiyet, yaş, meslekteki hizmet süresi, görev yeri, gelir düzeyini görme durumu değişkenleri arasındaki doyum ilişkisinin olup olmadığını tespit etmek amacı ile yapılmıştır.Araştırmada eğitim, öğretmen, beden eğitimi öğretmeni ve iş doyumu ile ilgili kaynak taramasından elde edilen bilgilere ve Kütahya İli'nde görev yapan beden eğitimi öğretmenlerine uygulanan anketten elde edilen bulguların değerlendirilmesine yer verilmiştir.Araştırmada uygulanan anket iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde kişisel bilgiler ikinci bölümde ise likert tipindeki 20 sorudan oluşan Minnesota iş doyumu ölçeği (Minnesota Satisfaction Questionnaire) yer almaktadır.Verilerin düzenlenmesinde ve grafiklerin çizilmesinde MS Excel tablolama paket programı, istatistik analizler ve tabloların düzenlenmesinde SPSS 15.00 istatistik paket programı kullanıldı. İstatistiksel yöntem olarak ?? = 0.05 anlamlılık düzeyinde t-testi ve tek yönlü Anova testi uygulandı. Gruplar arasındaki anlamlılığın hangi guruptan kaynaklandığını tespit etmek için ikinci bir test olan Tukey testi uygulandı.Araştırma sonucunda beden eğitimi öğretmenlerinin iş doyum düzeyleri ile yaş grubu ve meslekteki hizmet süresi değişkenleri arasında anlamlı bir ilişkinin olduğu saptandı. Buna göre, yaş grubu 41-50 olan beden eğitimi öğretmenlerinin iş doyum düzeyleri diğer yaş gruplarındaki beden eğitimi öğretmenlerinin iş doyum düzeylerinden düşük; meslekteki hizmet süresi 16-20 yıl olan beden eğitimi öğretmenlerinin iş doyum düzeyleri diğer meslekteki hizmet süresi gruplarındaki beden eğitimi öğretmenlerinin iş doyum düzeylerinden daha düşük bulunmuştur.Buna karşılık beden eğitimi öğretmenlerinin iş doyum düzeyleri ile cinsiyet, görev yeri ve gelir düzeyini görme durumu değişkenleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunamamıştır.Elde edilen bilimsel veriler doğrultusunda araştırma sonuçları ortaya konulmuş ve bu sonuçlar ışığında önerilerde bulunulmuştur.

Beden eğitimiEğitimEğitim düzeyi+1
Latif Mavi
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Refah devleti anlayışı: TR33 bölgesinde eğitim, sağlık ve sosyo ekonomik düzeylerinin incelenmesi

ÖZET REFAH DEVLETİ ANLAYIŞI: TR33 BÖLGESİNDE EĞİTİM, SAĞLIK VE SOSYO EKONOMİK DÜZEYLERİNİN İNCELENMESİ YILDIRIM, Tuba Yüksek Lisans Tezi Maliye Anabilim Dalı Tez Danışmanı: Prof. Dr. Ahmet KARAASLAN Temmuz, 2014, 155 sayfa Refah devleti bireylere ve ailelere, minimum düzeyde gelir garantisi sağlayan vatandaşlarına, belirli sosyal risklerin (hastalık, yaşlılık, işsizlik vb.) üstesinden gelmelerinde yardımcı olan ve sosyal refah hizmetleri vasıtasıyla tüm vatandaşlara en iyi yaşam standartlarını sağlayan devlet biçimidir. Bu çalışmanın amacı Türkiye'de refah devleti anlayışının bölgesel tespitini TR33 Bölgesi özelinde yapmak ve bölgede refah devleti uygulamalarının katkılarını artırmak ve bölgesel farklılıkları gidermek için temel öneriler getirerek 2014-2023 Bölge Planına katkı sağlamaktır. Türkiye'de refah devleti anlayışı kapsamında yapılan çalışmalarda bölgesel düzeyde bir inceleme yapılmamış olup bu çalışma ile refah devleti anlayışı uygulamaları bölgesel bazda incelenerek literatüre farklı bir bakış açısı kazandırılmıştır. Anahtar kelimeler: Refah Devleti, TR33 Bölgesi, Sosyal Harcamalar, Sosyal Güvenlik, Eğitim, Sağlık

EğitimEğitim düzeyiRefah devlet+5
Tuba Yıldırım
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessEN

Assessment of the relationship between oral health and parental education levels among children aged 8-10years

This research aims to assess the relationship between children's oral health and parents' education levels. The research was completed with the participation of 235 children between the ages of 8-10 and their parents who attended the Specialized Dental Center and Sumer Dental Center in Nasiriyah, Iraq between 05/01/2022 and 30/9/2022. Sociodemographic data of the parents and child was recorded. Child Perception Questionnaire (CPQ) 8-10 age scale was used to assess the child's oral health. According to the oral health evaluations of the children; It was seen that 5.5% had very good oral health, 27.7% was good, 33.2% was fair and 33.6% was poor, and all children had fair oral health in general (60.32±20.84). Oral symptoms, functional limitations and emotional well-being were found to be fair (11-15), social well-being was poor (16-20) and these evaluations did not change according to age (p>0.05). When the sociodemographic characteristics of children and parents related to oral health are examined; general oral health was found to be positively related to the economic status and education level of the family (p< 0.001; p< 0.001, respectively)), (r = .746;-.834). Our study shows the importance of educating parents in order to improve children's oral health.

ParentsParents educationMouth diseases+5
Amjed Hamad Hammood Hammood
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Ergenlerin cinsiyet, sosyo-ekonomik ve öğrenim kademesi düzeylerine göre bilişsel esneklik, uyum ve kaygı puanları arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, ilköğretim ikinci kademe, ortaöğretim ve yükseköğretim öğrencilerinin cinsiyet, sosyo-ekonomik düzey ve öğrenim kademesine göre uyum, kaygı ve bilişsel esneklik düzeyleri arasında anlamlı bir farklılık olup olmadığını incelemektir.Araştırmanın örneklemi, 11?24 yaşları arasında, 630 kız, 402 erkek olmak üzere, toplam 1032 ön ergenden ve ergen Adana ili, Çukurova, Sarıçam, Seyhan ve Yüreğir ilçelerinde yer alan on ilköğretim, on bir ortaöğretim okulundan ve Çukurova Üniversitesi'nin bölümlerinden evrendeki oranlarına göre Tabakalı ve seçkisiz örnekleme yöntemi ile oluşturulmuştur. Araştırmaya katılan grubun, bilişsel esneklik puanlarını belirlemek amacıyla ?Bilişsel Esneklik Ölçeği?, Uyum düzeylerini belirlemek için ise ?Hacettepe Kişilik Envanteri? ve Kaygı düzeylerini belirlemek içinde ?Spielberg'in Süreklilik-Durumluluk Kaygı Envanteri kullanılmıştır. Araştırmada toplanan veriler SPSS 11.5 paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. İlk önce araştırmaya katılan katılımcıların kişisel bilgileri ile ilgili özelliklerinin belirlenmesi amacıyla betimsel istatistikler hesaplanmıştır. İkinci aşamada ise Kaygı ve Uyum düzeylerinin bilişsel esneklik puanlarına, cinsiyet, sosyo-ekonomik düzey ve öğrenim kademesine göre anlamlı bir fark olup olmadığını anlamak için varyans analizi yapılmıştır.Katılımcıların cinsiyet değişkeni açısından durumluluk kaygı düzeylerine göre farklılık olduğu ancak cinsiyet değişkeninden etkilenmediği belirlenmiştir. Diğer taraftan cinsiyet değişkeni açısından genel, sosyal ve kişisel uyum düzeylerine göre farklılık olduğu ve uyum düzeyi arttıkça bilişsel esneklik puanlarının arttığı ancak cinsiyete değişkenine göre sadece kişisel uyum düzeyi açısında bilişsel esneklik puanlarının etkilendiği görülmektedir.Katılımcıların sosyo-ekonomik düzey değişkeni açısından durumluluk kaygı düzeylerine göre farklılık olduğu, kaygı düzeyi azaldıkça bilişsel esneklik puanlarının arttığı ancak sosyo-ekonomik düzey değişkeninden etkilenmediği belirlenmiştir. Diğer taraftan sosyo-ekonomik düzey açısından genel, sosyal ve kişisel uyum düzeylerine göre farklılık olduğu ve uyum düzeyi arttıkça bilişsel esneklik puanlarının arttığı ancak sosyo-ekonomik düzey değişkenine göre bilişsel esneklik puanlarının etkilenmediği görülmektedir.Katılımcıların öğrenim düzeyi değişkeni açısından durumluluk ve süreklilik kaygı düzeylerine göre farklılığın olduğunu kaygı düzeyi azaldıkça bilişsel esneklik puanlarının arttığı ancak öğrenim kademesi değişkeninden etkilenmediği belirlenmiştir. Diğer taraftan öğrenim kademesi açısından genel, sosyal ve kişisel uyum düzeylerine göre farklılık olduğu ve uyum düzeyi arttıkça bilişsel esneklik puanlarının arttığı ancak öğrenim kademesi değişkenine göre bilişsel esneklik puanlarının etkilenmediği görülmektedir.Son olarak, cinsiyet, sosyo-ekonomik düzey ve öğrenim kademesi değişkenlerinin kaygı ve uyum düzeylerinin ortak etkilerinin bilişsel esneklik puanlarında anlamlı bir farklılık oluşturmadıkları bulgusu elde edilmiştir.

Bilişsel esneklikCinsel kimlikErgenler+5
Sinan Öz
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de kayıtdışı ekonomi ve eğitim düzeyi ilişkisi

Kayıtdışı ekonomi, oldukça geniş bir faaliyet alanını kapsamakta ve çeşitli şekillerde adlandırılmaktadır. Kayıtdışı ekonominin ölçülmesi de oldukça zordur. Ancak Türkiye'de boyutlarının yüksek olduğu bilinmektedir. Nedenleri açısından ekonomik, mali, siyasi ve idari, ahlaki ve psikolojik olmak üzere dört grupta toplanabilir. Söz konusu nedenler ve bu nedenlerin etkisi ülkeden ülkeye farklılaşmaktadır. Türkiye açısından da nedenlerin ağırlıklarının farklılaştığı görülür. Etkileri konusunda olumlu ve olumsuz görüşler ileri sürülmüştür. Ancak olumsuz etkileri daha fazla ve akla yatkındır. Kayıtdışı ekonominin sayılan nedenlerden arındırılabilmesi için önerilebilecek bir faktör ise eğitimdir.Türkiye'de temel eğitim göstergeleri özellikle son dönemde olumlu bir görüntü sergilemektedir. Eğitim yatırımları, okullaşma oranları, okuryazar oranı, öğretmen ve mezun sayısındaki artışla birlikte eğitimde kalitenin de arttığı görülmektedir. Bu durum genç nüfusa sahip olan ülkemiz adına umut vericidir. Çünkü eğitim hem kişisel hem de toplumsal faydalara sahiptir. Faydaları açısından eğitim, gelir dağılımındaki adaletsizliği, doğurganlığı, suç oranlarını ve işsizliği düşürür; aynı zamanda ekonomik büyümeyi sağlar. Sayılan bu faydalar, kayıtdışı ekonominin birçok nedeni ile ilişki içindedir. Diğer yandan eğitim düzeyindeki artış ile birlikte hem kayıtdışı istihdam hem de yeraltı ekonomisinde faaliyet gösteren kişi sayısı düşmektedir.Sonuç olarak, eğitim yatırımlarında ve kalitesinde oluşturulabilecek bir artış, kayıtdışı ekonominin boyutlarını azaltacak, işgücünün daha verimli alanlarda çalışmasına ve daha iyi bir hayat standardına sahip olmasına yol açabilecektir.

EğitimEğitim düzeyiEğitim harcamaları+2
Mehmet Ela
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı eğitim düzeyleri bakımından paranormal inançların karşılaştırmalı olarak incelenmesi: Adana örneklemi

Tez çalışmasında; farklı eğitim düzeyleri bakımından paranormal inançlara olan eğilimlerin Adana örneklemi üzerinde incelenmesi hedeflenmiştir. Yaş, cinsiyet, kimlik, mezhep ,meslek, siyasi eğilim ve eğitim düzeyi değişkenlerinin paranormal inançları ne derecede etkilediği, aralarında anlamlı farkların bulunup bulunmadığı çalışmanın kapsamını oluşturmaktadır. Paranormal inanmaların ne ifade ettiği, hangi toplumsal nedenlerden kaynaklandığı ve ne tür toplumsal sonuçlara götürdüğü, bu tür inanmaların din ve bilim alanlarında nasıl açıklandığı, farklı eğitim seviyelerine sahip gruplar arasında bu olgunun varlık düzeyinin ne olduğu ve gelinen modern toplumda şekillenmeye başlayan yeniçağ inanç olgusu da çalışmada yer alacak konulardır. Problemin toplumsal düzende neden olduğu gözle görülür bozulmalar sosyal bilimcilerin akademik çalışmalarını bu alana yönlendirmelerine neden olmuştur. Paranormal olgunun çoğunlukla kişilik bozukluklarına neden olmasından dolayı daha çok psikoloji akademik çalışmalarına konu olmasıama bu problemin sadece psikolojik durumlara indirgenemeyeceği,toplumsal olgularla da açıklanması gerekliliği araştırmanın önemini vurgular. Ayrıca Türkiye'de bu probleme yeterince önem gösterilememekle birlikte yeterli akademik incelemeler de bulunmamaktadır . Bu durum ortaya çıkabilecek farklı örneklemlerin gizli kalmasına neden olmaktadır. Özellikle böyle bir çalışmanın farklı düzeydeki eğitim seviyelerine sahip gruplar arasında karşılaştırmalı olarak incelenecek olması farklı bir boyutu ortaya çıkaracaktır. Buradan çıkacak sonuçlar, daha farklı çalışmaların yapılmasına destek olacaktır. Anahtar kelimeler: Paranormalizm, yeni çağ, din, batıl...

AdanaEğitimEğitim düzeyi+3
Zeynep Koruk
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de kadınlardaki doğurganlık oranı ve eğitim seviyesi ile işgücüne katılım oranı arasındaki ilişkinin incelenmesi

Günümüzde kadın istihdamı, ülke refah seviyesinin arttırılması ve kalkınmanın desteklenmesi adına önemli bir rol içermektedir. Günümüze değin kadınlar, içinde bulundukları şartlara göre farklı statü ve biçimlerde üretim faaliyetleri içinde yer almaktadır. Sanayi devrimiyle birlikte değişen toplumsal yapı, Dünya'da ve Türkiye'de de kadınların çalışma yaşamına katılmasını sağlamıştır. Ülkemizde özellikle Cumhuriyet'in ilanıyla birlikte, kadınlar daha fazla rol alarak toplumun hemen hemen her alanına katılmıştır. Bununla birlikte kadınlarda işgücüne katılımı etkileyen birçok faktör bulunmaktadır. Bunlar; eğitim seviyesi, yaş, medeni durum, doğurganlık oranı ve içinde bulundukları ekonomik şartlar olarak sıralanabilir. Bu çalışmada işgücüne katılımı etkileyen doğurganlık oranı ve eğitim seviyesi gibi iki önemli faktör incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Kadın işgücüne katılım oranı, doğurganlık oranı, eğitim seviyesi, işsizlik ve ekonometrik analiz.

EkonometriEkonometrik analizEğitim+5
İlknur Ülkü Kocabaş
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Adana entansif besi işletmelerinde sürü yönetim uygulamaları

Bu çalışma, entansif besi işletmeleri sürü yönetim uygulamalarına yönelik anket çalışması ile seçilen özel besi işletmesinde muhasebe kayıtları takibi olmak üzere 2 aşamalı olarak planlanmıştır. Anketlerde besicilere demografik yapı, işletme bilgileri ve besiciliğin genel durumu ile karlılık değerlendirmeleri konularında sorular sorulmuştur. Toplam 75 işletmede anket yapılmış, bir tanesinin kayıtları örnek olarak incelenmiştir. Anket sonuçlarına göre, işletmelerin büyük çoğunluğunda teknik bilgi ve takip eksikliği söz konudur. Besicilerin tecrübe ile iş takip ettikleri ve karlılığı da gelir-gider arası fark olarak gördükleri anlaşılmaktadır. Teknik bilgi konusunda yem fabrikalarının ilk sırada yer aldığı anlaşılmaktadır. Ancak yetiştiricilerin çoklukla birbirinden etkilendiği ve bilgi temininde sıklıkla yakın çiftliklere danıştıkları anlaşılmaktadır. Takip edilen işletme verilerine göre 303 günlük besi sonucunda et satışından 16.954.813,17 TL elde edilmiştir. Gübre satışıyla beraber toplam rakam 17.105.813,17 TL' ye ulaşmıştır. Toplam kar 1.509.493,17 TL olmuştur. Toplam harcanan miktar 15.596.320 TL olup bu rakama işletmenin amortismanı dâhil edilmemiştir. Bu haliyle yapılan kar %9,6 de kalmıştır. Aynı dönem için banka faizlerinin %18-20 bandında olduğu düşünüldüğünde işletme kar etmiş olsa da yapılan besinin ne kadar kazançlı olduğu, alınan risklerde hesaba katıldığında tartışmaya açık bir konudur. Ayrıca rasyon düzenleme, tartım ve gruplandırma yapabilen işletmeler daha iyi performans elde etmektedir. GCAA düşük olan işletmelerde besi süresi uzamaktadır. Takip edilen işletmede, kapasite kullanım oranı 22,38 olarak belirlenmiş olup, maliyetlerin olumsuz etkilenmesine sebep olmuştur.

AdanaBesiEğitim düzeyi+3
Bulut Küçükgül
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyoekonomik faktörlerin öznel ruh sağlığı üzerindeki etkisi: Türkiye sağlık araştırmasından kanıtlar

Sağlık; sadece bireyin vücudunda hastalık ve sakatlığın olmayışını değil, kişinin bedenen, ruhen ve sosyal yönden tam bir iyilik halinde olmasını ifade etmektedir. Bedensel ve ruhsal sağlık hali insanın gelişiminin önemli bir parçasıdır. Dünya Sağlık Örgütü'nün ifadesiyle "her bireyin kendi potansiyelini gerçekleştirebildiği, yaşamın normal stresleriyle baş edebildiği, verimli çalışabildiği ve kendini geliştirebildiği bir iyilik halidir. Sağlık, bireylere, ailelere ve topluluklara gelirlerini, eğitimlerini ve yaşamlarını kontrol etme gücü sağlar. Sağlık, bireylerin iyi eğitim alma ve gelir elde edebilme süreçlerini etkileyen önemli bir bileşen olduğu gibi bireylerin gelir ve eğitim donanımları, sağlıklarını koruma ve iyi bir sağlık üreticisi olma durumunu da etkilemektedir. Literatürde birçok çalışma bedensel sağlığın başta işgücü verimliliği olmak üzere beşeri sermaye birikimi üzerindeki etkilerine odaklanmıştır. Ruh sağlığının olası etkileri üzerine yapılan çalışmaların sayısı ise oldukça sınırlıdır. Bu tez çalışmasında eğitim ve gelir düzeyinin ruh sağlığı üzerindeki etkilerine odaklanılmıştır. Bireylerin ruhsal sağlığında bozulmalara yol açabilecek parametreler dört farklı model ile incelenmiştir. Çalışmada Türkiye İstatistik Kurumu tarafından yayınlanan belirli periyotlarla (2008, 2010, 2012, 2014, 2016, 2019 ve 2022) tekrarlanan Sağlık Araştırması Mikro Veri seti kullanılmıştır. Çalışmada kullanılan modellerin birincisinde eğitim ve gelir düzeyinin bireylerin öznel depresyon algısı üzerindeki etkisi araştırılmıştır. İki alt modelden oluşan birinci modelde depresyon (Model 1(a)) değişkeni ve tarafımızca elde edilen Ruh Sağlığı Tarama Endeksi (Model 1(b)) bağımlı değişkenler olarak kullanılmıştır. Her iki alt modelde eğitim ve gelir düzeyi bağımsız değişkenleri oluşturmaktadır. Model 1 (a) ve Model 1 (b) sonuçları incelendiğinde dönemler arasında farklılıklar olmak ile birlikte gelir ve eğitim düzeyinde meydana gelecek artışların depresyon ve ruh sağlığı tarama endeksi üzerinde azaltıcı etkiye sahip olduğu görülmüştür. İkinci model bireylerin sosyodemografik özelliklerinin depresyon üzerindeki etkisine odaklanmaktadır. Yaş, cinsiyet, boy, kilo, medeni durum, çalışma durumu ve işe ara verme durumu değişkenlerinin depresyon üzerindeki etkisi incelenmiştir. Hastalık sebebiyle işe ara vermenin depresyon üzerinde diğer demografik değişkenlere kıyasla en yüksek etkiye sahip olduğu belirlenmiştir. Üçüncü modelde bireylerin genel sağlık durumu, kronik hastalığa sahip olma ve diğer hastalık benzeri durumlarının depresyon ve ruh sağlığı tarama endeksi üzerindeki etkileri incelenmiştir. İki alt modele ayrılan üçüncü model sonuçlarına göre genel sağlık durumu ve kronik hastalık endeksi, bedensel ağrı durumu, uyuma zorluğu, iştahsızlık değişkenlerinin depresyon ve ruh sağlığı endeksi üzerinde olumsuz etkiye sahip olduğu belirlenmiştir. Model 3 (b)'de zorluk endeksinin bireylerin ruh sağlığı tarama düzeyini açıklama gücünün yüksek olduğu görülmüştür. Dördüncü ve son model de genel sağlık durumu, gelir seviyesi ve eğitim düzeyindeki değişmelerin depresyon ve ruh sağlığı tarama endeksi üzerindeki etkileri incelenmiştir. Genel sağlık durumunda meydana gelecek bir düzeylik kötüleşmenin depresyon ve ruh sağlığı tarama endeksi üzerinde olumsuz etkiye sahip olduğu belirlenmiştir. Gelir düzeyindeki iyileşmelerin depresyon değişkeni üzerindeki etkisinin anlamsız buna karşılık ruh sağlığı tarama endeksi üzerindeki etkilerinin anlamlı olduğu belirlenmiştir. Ruh sağlığı tarama endeksinin bağımlı değişken olduğu Model 4 (b)'de eğitim düzeyindeki artışların ruh sağlığı üzerinde olumlu etkisinin olduğu buna karşılık depresyon değişkenin bağımlı değişken olduğu Model 4 (a)'da ise depresyona yol açma ihtimalini artırıcı etkisi olduğu belirlenmiştir.

Eğitim düzeyiGelir seviyesiMikroekonomik değişkenler
Burcu Yılmaz
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretmenlerin görüşlerine göre okul yöneticilerinin değişime direnci yönetme yeterlilikleri ile öğretmenlerin örgütsel sinizm davranışları

AraĢtırmanın amacı, öğretmenlerin görüĢlerine göre, okul yöneticilerinin değiĢime direnci yönetme yeterlilikleri ile öğretmenlerin örgütsel sinizm davranıĢlarını belirlemektir. Bu kapsamda okul yöneticilerinin değiĢime direnci yönetme yeterlilikleri ve öğretmenlerin sinizm davranıĢları öğretmenlerin demografik değiĢkenleri açısından ele alınmıĢtır. AraĢtırma 2016- 2017 eğitim öğretim yılında Bolu ili merkez ilçedeki ilkokul ve ortaokul eğitim kademelerinde görev yapan öğretmenler üzerinden yürütülmüĢ ve tarama modeli kullanılmıĢtır. AraĢtırma örneklemini merkez ilçedeki temsil oranına göre seçilen 404 öğretmen oluĢturmaktadır. Örneklem belirlenirken kolay ulaĢılabilirlik açısından basit seçkisiz örnekleme yöntemi kullanılmıĢtır. AraĢtırmada ki veriler, Göksoy (2010) tarafından geliĢtirilen "Okul Yöneticilerinin DeğiĢime KarĢı Direnci Azaltma Yöntemlerini Uygulayabilme Düzeyleri Ölçeği" ile Sağır ve Oğuz (2012) tarafından geliĢtirilen "Örgütsel Sinizm Ölçeği" ile toplanmıĢtır. Elde edilen veriler SPSS programı kullanılarak analiz edilmiĢ ve hangi analizlerin yapılacağını belirlemek amacıyla Kolmogorov-Smirnov ve Shapiro-Wilk testi uygulanmıĢtır. Normallik analizi sonucunda verilerin normal dağılım göstermediği belirlenmiĢtir. Bu nedenle araĢtırmada parametrik olmayan analizlerden Mann Whitney-U ve Kruskal Wallis testi yapılmıĢtır. AraĢtırmada elde edilen sonuçlara göre, okul yöneticilerinin değiĢime direnci yönetme yeterlilikleri, öğretmen algılarına göre "sıklıkla" düzeyinde, öğretmenlerin sinizm davranıĢları ise," performası düĢüren etkenler" ve "çalıĢtığı kurumdan uzaklaĢma" alt boyutlarında "katılmıyorum" düzeyinde, "okula karĢı olumsuz tutum" ve "çalıĢanların kararları uygulamalara katlımı" alt boyutlarında "kesinlikle katılmıyorum" düzeyinde bulunmuĢtur. Okul yöneticilerinin değiĢime direnci yönetme yeterlilikleri öğretmenlerin demografik değiĢkenlerine göre incelenmiĢ, cinsiyet, medeni durum, mesleki kıdem, branĢ ve okul türü değiĢkenlerine göre anlamlı farklılık olmadığı sonucuna ulaĢılmıĢtır. Ancak örgütsel sinizm davranıĢlarının mesleki kıdem değiĢkeni ile arasında "çalıĢtığı kurumdan uzaklaĢma" alt boyutunda 6-10 yıl arası kıdeme sahip öğretmenler lehine anlamlı bir fark ortaya çıkardığı tespit edilmiĢtir. Anahtar Kavramlar: DeğiĢme, değiĢime direnci yönetme, örgütsel sinizm

Değişim yönetimiDeğişime açıklıkDeğişime direnç+7
Songül Bal Kusnacı
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Bir program öğesi olarak eğitim durumları standartlarının belirlenmesi

Bu araştırmada Bir Program Öğesi Olarak Eğitim Durumları Standartlarının Belirlenmesi amaçlanmıştır. Delphi tekniği temelinde, üç turda gerçekleştirilen bu çalışma kapsamında belirlenen standartlar, Türkiye'nin tüm bölgelerinden belirlenen 10 üniversite ve 295 eğitim bilimleri alanı uzmanı görüşleriyle belirlenmiştir. Araştırmanın birinci turunda, Eğitim Durumlarına ilişkin standartların neler olabileceğine dair uzmanlardan görüş alınmıştır. Bu turdan elde dilen veriler üç alan uzmanı ve danışman tarafından kodlanarak, alanyazın bilgileri de dikkate alınarak gruplanmıştır. Birinci tur sonunda bir anket formu oluşturulmuştur. Ayrıca bu formda katılımcıların görüş ve önerilerini belirtebilecekleri bir alan ayrılmıştır. Araştırmanın ikinci turunda bu anket uzman grubuna tekrar uygulanmış ve standartlara katılma düzeyleri sorularak her bir standarda ilişkin görüş ve önerileri alınmıştır. Uzmanlardan gelen görüş ve öneriler doğrultusunda yeniden düzenlenen anket formu, belirtilen değişiklere ilişkin görüşleri alınmak üzere üçüncü turda tekrar uzmanlara gönderilmiştir. Bu tur sonucunda belirlenen eğitim durumları standartları anket formu Erzincan ilinden 40 öğretmene ve Elazığ ilinden 35 öğretmene uygulanarak, öğretmenlerin bu standartları benimseme düzeyi incelenmiştir. Uzmanların Delphi turlarında kullanılan anketlerde yer alan standartlara katılım düzeyleri ve düzeltme yapılan standartlar üzerindeki değişime katılma düzeylerinde Hiç Katılmıyorum için (1), Katılmıyorum için (2), Kararsızım için (3), Katılıyorum için (4) ve Tamamen Katılıyorum için (5) olarak puanlanmıştır. Anket kapsamından çıkarılması önerilen standartlar için ise katılma düzeyleri Kesinlikle Çıkarılmamalı için (1), Çıkarılmamalı için (2), Kararsızım için (3), Çıkarılmalı için (4), ve Kesinlikle Çıkarılmalı için (5) olarak puanlanmıştır. Anketlerden elde edilen verilerin çözümlenmesinde ortalama ve standart sapma değerleri kullanılmıştır. Buna göre "Katılıyorum (3,41-4,20)" ve "Tamamen Katılıyorum (4,21-5,00)" düzeyindeki görüşlerde, standartların kabullenilmesi yönünde görüş birliğinin sağlandığı kabul edilmiştir. Ayrıca anket kapsamından çıkarılması önerilen standartlar için "Çıkarılmalı (3,41-4,20)" ve "Kesinlikle Çıkarılmalı (4,21-5,00)" düzeyindeki görüşler belirleyici olmuştur. Sonuç olarak eğitim durumlarına yönelik on standart ve 206 gösterge belirlenmiştir. Bu standartların 101'i (%49,0) Öğretmene Yönelik Standartlar, 18'i (%8,7) Okul Yönetimine Yönelik Standartlar, 11'i (%5,3) Eğitim Öğretim Politikalarına Yönelik Standartlar, 19'u (%9,2) Öğrenme Ortamı Standartları, 22'si (%10,7) Araç-Gereç ve Materyal Standartları, 9'u (%4,4) İçerik Standartları, 2'si (%1,0) Değerlendirme Standartları, 5'i (%2,4) Dersin İşlenişine Yönelik Standartlar, 8'i (%3,9) Öğrenmeye Yönelik Standartlar ve 11'i (%5,3) Programa Yönelik Standartlar altında toplanmıştır. Nitelikli bir uzman grubunun birbirinden bağımsız üzerinde uzlaştıkları bu standartlar hem ulusal hem de uluslararası alanyazında önemli düzeyde ilişkili bulunmuştur. Belirlenen bu standartlar ile eğitimin hem insan kaynağının hem de yapısal kaynaklarının asgari bir seviyeye getirilmesi öngörülmektedir. Öğrenme-öğretme süreci bu standartlara göre şekillendirilebilirse, bu süreç daha etkin bir şekilde yürütülebilir. Ayrıca öğrencilere Mili Eğitimin temel ilkelerinden biri olan fırsat eşitliğini sunacak olan bu standartlar ile tüm öğrencilere eşit ve adil bir eğitim hizmetinin götürülmesi beklenmektedir. Bu noktada bundan sonraki çalışmalarda bu araştırmada oluşturulan standartların Türkiye'deki okullar tarafından ne derece karşılandığına ilişkin araştırmalar yapılabilir. Ayrıca bu standartları temele alan bir öğretim sürecinin sonunda oluşacak başarıyı ölçebilecek deneysel çalışmalar yapılabilir.

Delphi tekniğiEğitimEğitim düzeyi+7
Ferdi Bahadır
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kadınların aile içinde karar verme uygulama ve sorunları Şanlıurfa ili örneği

Araştırma kadınların aile içinde karar verme uygulama ve sorunlarının incelenmesi amacıyla planlanmış ve yürütülmüştür. Çalışmada tarama modeli kullanılmıştır. Şanlıurfa ilinin Merkez ilçesinde yaşayan Dr. Cavit Özyeğin İlköğretim Okulu öğrenci velisi 400 evli kadın araştırmaya alınmıştır. Ailede karar vermeden önce ve karar verdikten sonra yapılan uygulamalar ile ailede karar verme ve uygulamalarda karşılaşılan sorunlar ölçeklerine faktör analizi uygulanmıştır. Daha sonra ailede karar vermeden önce ve karar verdikten sonra yapılan uygulamalar ile ailede karar verme ve uygulamalarda karşılaşılan sorunlarda kadının eğitim durumu, evlilik süresi, kadının eşinin eğitim durumu, ailedeki birey sayısı, ailenin ortalama aylık gelir miktarının etkisi Kruskal Wallis H-Testi ile incelenmiştir. Ailede karar vermeden önce ve karar verdikten sonra yapılan uygulamalar ile ailede karar verme ve uygulamalarda karşılaşılan sorunlarda kadının çalışma durumu, kadının eşinin çalışma durumu ve ailenin en uzun süre yaşadığı yerin etkisi Mann Whitney U testi ile analiz edilmiştir. Ailede karar vermeden önce ve karar verdikten sonra yapılan uygulamalar ile ailede karar verme ve uygulamalarda karşılaşılan sorunlar arasındaki ilişki korelasyon analizi, ailede karar verme ve uygulamalarda karşılaşılan sorunların karar vermeden önce ve karar verdikten sonra yapılan uygulamalardan etkilenme durumu ise Regresyon Modeli ile incelenmiştir.Araştırmaya alınan kadınların % 69.5'inin 32 ve üzeri yaşta, % 35'inin okur-yazar olmadığı, % 91.5'inin çalışmadığı, % 36.3'ünün 21 yıl ve daha uzun süredir evli olduğu ve %42.7sinin 4 ila 7 çocuğunun olduğu belirlenmiştir. Kadınların % 37'sinin eşinin 46 ve daha büyük yaşta, % 6.5'inin okuma-yazma bilmediği, % 68.3'ünün çalıştığı ve % 54.3'ünün serbest meslekle uğraştığı saptanmıştır. Ailesinin en uzun süre yaşadığı yerin kır olduğu belirtenlerin oranı %33.8 iken % 56.3'ünün aylık gelir miktarı 501-1000 TL arasında olduğu belirlenmiştir. Aileye ilişkin konularda karar veren bireylerin dağılımı incelendiğinde, konutun bakımında (% 43), ev eşyası seçiminde (% 50.8), ihtiyaç duyulan ev eşyalarının hangisinin satın alınacağında (% 55.8), ev araçlarının seçimi ve satın alınmasında (% 55), ailenin ilişki kuracağı kişi ve kurumlar (komşu, akraba, dernek vb.) (% 61), ailenin katılacağı sosyal faaliyetlerde (sinema, tiyatro, düğün, nişan töreni, toplantılar vb.) (% 62.8) kadının eşi ve kadının birlikte karar verdiği, konut seçiminde (%46.3), aile tasarruflarının kullanımı ve yatırım alanları seçiminde (% 34.1) ise kadının eşinin karar verdiği saptanmıştır.Ailede kız ve erkek çocukların geleceğine ilişkin konulara bakıldığında kız çocuklarının hangi düzeyde eğitim alacağına (% 49.5), kız çocuklarının kimlerle arkadaşlık kuracağına (% 41.1), kız çocuklarının ne zaman evleneceğine (% 34.9), erkek çocuklarının hangi düzeyde eğitim alacağına (% 45.4),erkek çocuklarının hangi mesleği seçeceğine (% 35.7), erkek çocuklarının kimlerle arkadaşlık kuracağına (% 31.9) kadının eşi ile birlikte karar verdiği belirlenmiştir. Ailede karar vermeden önce ve karar verdikten sonra yapılan uygulamalara ailenin ortalama aylık gelir miktarının etkisi, eğitim durumunun, çalışma durumunun, evlilik süresinin, kadının eşinin eğitim durumunun, ailedeki birey sayısının ve ailenin aylık ortalama gelir miktarının etkili olduğu, (p<0.05), kadının eşinin çalışma durumunun ve ailenin en uzun süre yaşadığı yerin (p> 0.05) etkili olmadığı saptanmıştırAilede karar verme ve uygulamalarda karşılaşılan sorunlara kadının eğitim durumunun, kadının eşinin eğitim durumunun, ailenin en uzun süre yaşadığı yer ve ailenin ortalama aylık gelirinin miktarının etkili olduğu (p<0.05) kadının çalışma durumunun ve kadının eşinin çalışma durumunun etkili olmadığı saptanmıştır (p<0.05). Ailede karar verme ve uygulamalarda karşılaşılan sorunların karar vermeden önce ve karar verdikten sonra yapılan uygulamalardan etkilenme düzeyini incelemek için yapılan Regresyon Modeli istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (F=31.867; p=0.000<0.05).Anahtar Kelimeler: Karar verme, ailede karar verme, kadın, karar verme uygulamaları ve sorunları, kadınların kararlara katılımı

Aile içi ilişkilerAile içi rollerDemografik özellikler+6
Meltem Mutlu
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

Fen bilgisi öğretmen adaylarının çevre okuryazarlık düzeylerinin belirlenmesi

Bu araştırmanın amacı fen bilgisi öğretmen adaylarının "çevre okuryazarlık" düzeylerini ve çevre okuryazarlık düzeyine etki eden faktörleri belirlemektir.Araştırmada betimsel tarama yöntemi kullanılmıştır. Araştırma, pilot ve asıl uygulama olmak üzere iki basamakta gerçekleştirilmiştir. Pilot uygulama, 2009 ? 2010 eğitim öğretim yılı güz döneminde 208 fen bilgisi öğretmen adayı ile gerçekleştirilmiştir. Asıl uygulama ise 2009- 2010 eğitim öğretim yılı bahar döneminde 10 farklı üniversitenin fen bilgisi öğretmenliği programında öğrenim gören 586 fen bilgisi öğretmen adayı ile yürütülmüştür.Araştırmada veri toplamak amacıyla çevre davranış ölçeği, çevre tutum ölçeği ve çevre bilgi testi kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizinde; betimsel, ilişkisiz örneklemler için t-testi, tek yönlü ANOVAve Pearson korelasyonu istatistik teknikleri kullanılmıştır. Araştırma bulguları, öğretmen adaylarının çevre bilgi düzeylerinin orta, çevre tutum düzeylerinin yüksek ve çevre davranış düzeylerinin orta düzeyde olduğunu göstermiştir.Ayrıca, bulgular genel olarak öğretmen adaylarının çevre okuryazarlık düzeylerinin orta seviyede olduğunu göstermektedir.Öğretmen adaylarının çevreye yönelik bilgi, tutum ve davranış puanlarının onların demografik değişkenlerle ilişkisine yönelik analiz sonuçları, öğretmen adaylarının bilgi düzeylerini etkileyen faktörlerin genel akademik ortalama, baba mesleği, anne eğitim durumu ve yaş, tutumlarını etkileyen faktörün cinsiyet, çevreye karşı davranışlarını etkileyen faktörlerin cinsiyet, baba eğitim durumu olduğunu göstermiştir. Araştırmadan elde edilen bulgular ışığında, çevre okuryazarlığının geliştirilmesine ve gelecekteki yapılacak araştırmalara yönelik önerilerde bulunulmuştur.

Aday öğretmenlerEğitim düzeyiFen bilgisi+4
Serkan Timur
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

Özengen keman eğitimi alan öğrencilerin temel hedeflere erişme düzeylerinin çeşitli değişkenler açısından incelenmesi (Bir müzik kursu örneği)

Müzik eğitiminde özengen keman eğitiminin önemli bir yeri vardır ve değişik yönleriyle araştırılmayı gerektirmektedir.Bu araştırma, çeşitli değişkenlerin, özengen keman eğitiminde öğrencilerin temel hedeflere erişme düzeylerine etkisinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Bu bakımdan araştırma hem betimsel, hem deneysel özellikler taşımaktadır.Araştırma, başkent Ankara'da özel bir müzik kursunda ilk kez özengen keman eğitimi gören 24 kişilik bir örneklem grubu üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmada öğrencilerin temel hedeflere erişme düzeyleri yaş, cinsiyet ve süreç değişkenleri bakımlarından incelenmiştir. Araştırmanın gerektirdiği öğretim süreci ve verilerin toplanması için uzman görüşleri alınarak iki dönemlik bir öğretim programı ile dönem sonlarında uygulanmak üzere bilişsel ve devinişsel testler hazırlanmıştır. Öğretim programı uygulanmış ve dönem sonlarında testlerle toplanan veriler, SPSS istatistik programıyla çözümlenerek bulgular elde edilmiştir.Araştırmada elde edilen bulgulara göre, özengen keman eğitiminde yaş ve cinsiyet değişkenleri temel hedeflere erişmede anlamlı farklar yaratmamaktadır. Süreç değişkeni ise anlamlı bir fark doğurmaktadır. Bu bulgulardan, özengen keman eğitiminde başlama yaşının ilk sekiz aylık öğretim sürecinde anlamlı farklar yaratmadığı ve cinsiyetin etkisinin olmadığı, süreç değişkeninin ise etkili olduğu anlaşılmaktadır.Sonuç olarak özengen keman eğitiminin temel hedeflerine erişmede yaş ve cinsiyet önemli bir etken değildir, süreç ise önemli bir etkendir. Özengen keman eğitiminde bu değişkenlerin bu sonuçlarla değerlendirilip rehberlik edilmesi gerektiği söylenebilir. Bu tür araştırmaların, başka örneklem grupları ve başka çalgılar üzerinde de yapılmasının yararlı olduğu düşünülmektedir.Anahtar Kelimeler: Müzik eğitimi, özengen müzik eğitimi, özengen keman eğitimi, yaş grupları, cinsiyet, süreç.

EğitimEğitim düzeyiKeman+2
Erdem Çağlar
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de boşanma olgusunun belirleyicileri: Panel veri analizi

Türkiye'de boşanma oranları çok yüksek olmamakla birlikte son yıllarda büyük artışlar yaşanmıştır. Bu durum ülkemiz için boşanmanın yakın gelecekte ciddi bir toplumsal sorun haline dönüşme yönünde ilerlediğini açıkça göstermektedir. Öncelikle, boşanma olgusunun açıklanabilmesi ve kaba boşanma hızında yaşanan dramatik seyrin doğru değerlendirilebilmesi çiftleri aile birliğine son verme yoluna iten faktörlerin neler olduğunun belirlenmesine bağlıdır. Bu çalışmanın amacı 26 alt bölge bazında Türkiye'de kaba boşanma hızının belirleyicilerini 2007-2015 dönemi kapsamında araştırmaktır. Çalışmanın hem ülke genelinde kapsayıcı bir araştırma olması hem de bölgesel farklılıkları ortaya koyması bakımından literatüre ciddi bir katkı yapacağı düşünülmektedir. Yapılan analizlerde, işgücü durumu, eğitim seviyesi ve bölgenin gelişmişlik düzeyi hakkında bilgi veren panel veri setleri kullanılmıştır. Çalışmada panel sabit ve rassal etkiler regresyon modelleri kullanılarak yedi farklı model tahmin edilmiştir. Bulgular genel olarak değerlendirildiğinde kadın işgücüne katılımı ve işsizlik oranının kaba boşanma hızını artırdığı görülürken, erkek işsizlik oranı ile boşanma arasında ters yönlü bir ilişki tespit edilmiştir. Eğitim durumlarına bakıldığında ise Türkiye'de kadın eğitim seviyesindeki artışın boşanmayı artırdığı belirlenmiştir. Bölgesel gelişmişlik düzeyi ile boşanma arasında doğru yönlü bir ilişki tespit edilmiştir. Ayrıca analizler sonucunda Türkiye'nin doğusu ile batısı arasında önemli ölçüde bölgesel farklılıkların olduğu görülmüştür.

BoşanmaBölgesel faktörlerCinsel kimlik+7
Ece Erkan
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Antalya ili acil sağlık hizmetleri'nde çalışan paramediklerin üniversite eğitimlerinin mesleki yeterliliklerine etkisinin araştırılması

Paramedikler afet ve acil tıbbi durumlarda sağlık hizmetinin öncül sağlayıcıları ve ayrılmaz parçalardır. Sağlık hizmeti insanın var olduğu her alanda ve koşulda verilmek, organize olmak durumundadır. Kurumsal, yerleşik hizmet alanlarında işçi sağlığı ve iş güvenliği koşullarını tam ve kalıcı sağlamak daha çok mümkün iken, acil ve olağan dışı durumlarda alanda insana yönelik sağlık hizmetinin verilmesinde sağlık çalışanları için çalışma koşulları çok daha fazla tehlike ve risk içermektedir. Özellikle ilk ve acil yardım hizmetlerinde sağlık çalışanları olumsuzluklardan daha fazla etkilenmekte, zarar görmekte ve hatta yaşamını kaybetmektedir. Çalışmada, Acil Sağlık Hizmetlerinde çalışan Paramediklerin üniversitede aldıkları eğitimin yeterliliğin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın evrenini Antalya ili 112 Acil Sağlık Hizmetleri'nde çalışan paramedikler oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak kaynak taraması sonrasında araştırmacılar tarafından geliştirilen anket formu kullanılmıştır. Anket formu, iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde sosyodemografik değişkenlere ilişkin sorular; ikinci bölümde Paramediklere Göre Paramedik Programının Eğitim Yönünden Yeterliliğine yönelik sorular yer almaktadır.

Acil servisAcil tıp servisleriEğitim düzeyi+3
Gamze Köse
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Eğitim düzeyleri farklı bireylerin küresel ısınma konusundaki bilgileri ve aile yaşamındaki uygulamaları

Bu araştırma, Konya ili Ereğli ilçesinde yaşayan eğitim düzeyleri farklı bireylerin küresel ısınma konusundaki bilgilerinin ve aile yaşamındaki uygulamalarının belirlenmesini saptamak amacıyla planlanmış ve yürütülmüştür. Araştırma kapsamına alınan bireyler, araştırmacının görev yaptığı ilçe merkezinde görev yapan öğretmenler ve öğrenci velileri basit tesadüfî örneklem yoluyla seçilmiştir. Elde edilen verilerin sayı ve yüzde oranları tablolara yansıtılmıştır.Araştırmaya 125 üniversite öğrenim düzeyi ve 125 lise ve altı öğrenim düzeyine sahip olmak üzere toplam 250 birey katılmıştır.Verilerin toplanması amacıyla, bireylerin demografik bilgileri, küresel ısınma ve konutta enerji tasarrufu konusundaki bilgileri ve küresel ısınma, konutta enerji tasarrufu ve çevre koruma ile ilgili davranışlarının tespitine yönelik 76 sorudan oluşan anket formu kullanılmıştır.Değerlendirmeler sonucunda, üniversite düzeyinde öğrenim gören bireylerin küresel ısınma, ev araçları, ısınma, aydınlanmaya ilişkin bilgilerinin lise ve altı düzeyinde öğrenim gören bireylerden daha fazla olduğu saptanmıştır. Üniversite düzeyinde öğrenim gören bireylerin küresel ısınma, evsel atık, su tasarrufuna ilişkin davranışlarına lise ve altı düzeyinde öğrenim gören bireylerden daha fazla dikkat ettikleri, lise ve altı düzeyinde öğrenim gören bireylerin elektrik tasarrufuna ilişkin davranışlarının üniversite düzeyinde öğrenim gören bireylerden daha fazla dikkat ettikleri görülmüştür.Araştırmalardan elde edilen sonuçlar doğrultusunda, bireylerin küresel ısınma, enerji tasarrufu, su tasarrufu, evsel atık, aydınlanma, ev araçları konusundaki bilgi ve uygulamalarının yükseltilmesine yönelik gerekli önlemlerin alınması önerilmektedir.Anahtar Kelimeler: Küresel ısınma, enerji tasarrufu, aile, eğitim düzeyi.

AileAile tutumuBilgi+6
Mülvin Öztürk
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Adalet Bakanlığı çalışanlarının eğitim düzeylerine göre boş zaman değerlendirme alışkanlıkları

Bu araştırma; bireylerin eğitim düzeylerinin, boş zaman değerlendirme tercihleri üzerindeki etkilerinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır.Araştırmanın örneklemi Adalet Bakanlığı Merkez Teşkilatının çeşitli daire başkanlıklarında görev yapan 159 personel oluşturmaktadır.Araştırmada, veri toplama aracı olarak 64 sorudan oluşan bir anket kullanılmıştır. Veriler SPSS 15.0 İstatistik Paket programı ile analiz edilerek, değişkenlerin frekans tabloları yüzde değerleri ile birlikte verilmiştir. Nitel değişkenler arasında anlamlı farkın olup olmadığına Tek Yönlü Varyans Analizi (Anova) testi yöntemi ile bakılmış ve .05 değeri istatistiksel olarak anlamlı kabul edilmiştir. Ayrıca Katılımcıların eğitim durumlarına göre tercih ettikleri boş zaman aktivitelerine katılma sıklıkları çapraz tablolar olarak sunulmuştur.Araştırma sonuçlarına göre; bireylerin yeterli düzeyde boş zamana sahip olamadıkları ancak azda olsa sahip oldukları boş zaman sürecini, eğitim durumları yükseldikçe daha etkin ve planlı bir şekilde değerlendirmeye çalıştıkları anlaşılmıştır. Ayrıca eğitim seviyesi düşük olan bireylerin daha çok kendi başlarına, boş zaman faaliyetlerine katıldıkları; eğitim seviyesi yükseldikçe birlikte yapılan faaliyetlerin arttığı gözlenmiştir. Dolayısıyla eğitim düzeyinin, bireylerin boş zamanlarını değerlendirme tercihleri üzerinde etkili olduğu saptanmıştır.

Adalet BakanlığıBoş zamanları değerlendirmeBoş zamanları değerlendirme+4
Ömür Fatih Karakullukçu
Gazi University · Institute of Health Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Kadınların çevre sorunlarına ilişkin bilgi düzeyleri ve çevre eğitimi

Bu araştırmanın amacı kadınlara çevre konusunda eğitim programıuygulayarak, kadınların çevre konusundaki bilgi düzeylerini arttırmak ve onlardaçevre bilinci oluşturmaktır.Bu amaçla 100. Yıl Yaygın Eğitim Kurs Programlarına devam eden 60 kadınaraştırma kapsamına alınmıştır.Kadınların çevre konusundaki bilgi düzeylerinin saptanması amacıyla biranket formu hazırlanmıştır. Araştırma grubuna anketler eğitim çalışmasınabaşlamadan önce dağıtılmış ve cevaplamaları istenmiştir. Daha sonra çevre bilgisi veçevre sorunlarını içeren dört haftalık eğitim programı uygulanmıştır. Verileneğitimden sonra aynı anketler tekrar uygulanarak kadınlara verilen çevre eğitimininne derece etkili olduğu ortaya çıkarılmıştır.Verilerin değerlendirilmesinde SPSS programından yararlanılarak yüzde vefrekans değerleri saptanmış, ki-kare analizi ve t-testi uygulanmıştır.Kadınlara uygulanan anketler sonucunda, çevre bilgisi, çevre sorunlarınınsebepleri, etkileri ve bu sorunları önleme yollarına ilişkin konularda bilgidüzeylerinin anlamlı olarak arttığı ortaya çıkmıştır. Bu, verilen çevre eğitimininkadınlara faydalı olduğunu göstermektedir.Eğitimden önce ve eğitimden sonra uygulanan testlerden alınan sonuçlaragöre; eğitimden önce başarı 100 üzerinden 58.77 iken, eğitimden sonra 84.90'ayükselmiştir. t testi ile yapılan kontrol sonucunda bu farkın istatistiksel olarak önemliolduğu belirlenmiştir.

Bilgi yapısıEğitim düzeyiKadınlar+3
Didem Kabaş
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2004
00
Master'sOpen AccessTR

Konfeksiyon işletmelerinde işgörenlerin eğitim profili ve yeterliliği (DEBA & GÜNAK örneği)

Bu araştırma Denizli ilinde Hazır Giyim konusunda üretim yapan DEBA & GÜNAK işletmesindeki iş görenlerin eğitim profilleri ve yeterliliklerini incelemek amacıyla yapılmıştır. Konfeksiyon İşletmelerindeki İş görenlerin Eğitim Profili ve Yeterliliğini belirleyebilmek için; iki bölümde oluşan veri toplama aracı geliştirilmiştir. Anketin ilk bölümde demografik özellikleri tespit eden 13 soru bulunmaktadır. İkinci bölümde ise, mesleki yeterliliklerle ilgili operatörlerin görüşlerini belirleyen 68 soru bulunmaktadır. İşletmede 300 anket dağıtılmış, dağıtılan anketlerden 220 tanesi toplanabilmiştir. 208 anketten elde edilen veriler SPSS 11.5 paket programından yararlanılarak bilgisayar ortamına aktarılmıştır. Frekans Dağılımı, Yüzde Dağılımı ve Çaprazlamalar yapılarak araştırmanın istatistiksel verilerine ulaşılmıştır. Araştırmanın bulgular ve yorumlar bölümünde ; elde edilen istatistiksel veriler tablolara dönüştürülerek gerekli istatistiksel analizler yapılmıştır. Araştırma sonucunda; işletmede çalışanların büyük çoğunluğunu bayanların oluşturduğu, İş görenlerin yarısının 19-24 yaş grubunda bulunduğu, yandan fazlasının ise evli ve ilkokul mezunu olduğu görülmektedir. İş görenlerin %60 gibi bir bölümünün 0-3 yıl arasında bu sektörde çalıştığı, bulundukları işletmede ise %72.1 'in 0-3 yıl arasında çalıştıkları görülmektedir. İş görenlerin büyük çoğunluğunun; Bilişsel Yeterliklerden; dikim, kalite kontrol, bakım-onarım, Devinsel Yeterliklerden; dikim hazırlığı yapmak, dikmek, temizlik-bakım-onarım, Mesleki Tutum/İş Alışkanlıkları ile ilgili yeterliklerden; çalışma ortamı ile ilgili yeterliklere sahip olduğu görüşünde oldukları tespit edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre de öneriler geliştirilmiştir.

EğitimEğitim düzeyiEğitim profili+6
Çiğdem Dursun
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2004
00
Master'sOpen AccessTR

Eğitim düzeyleri farklı çalışan ve çalışmayan kadınlarda stresin beslenme üzerine etkisi

Toplumda kadınlar; aile oluşturma, ailenin sürekliliğini sağlama ve aile içinde yapılması gerekli faaliyetleri sürdürme ve yönetme gibi sorumluluklarının yam sıra toplumun kadma yüklemiş olduğu bir takım görevleri de yerine getirmekle yükümlüdür. Tüm bu görev ve sorumlulukların yanında bir de ekonomik hayatta söz sahibi olabilmenin artı ve eksilerini taşıyan kadın çoğu zaman anlaşılamamakta ve bunun sonucunda da stres yaşamaktadır. Günümüzde kişiyi etkisi altına alarak onun tüm yaşamını olumsuz yönde etkileyen stres beslenmeyi de olumsuz yönde etkilemektedir. Bu nedenle bu araştırma, eğitim düzeyleri farklı, çalışan (90) ve çalışmayan (90) toplam 180 kadında stresin beslenme durumu ve alışkanlıkları üzerine etkisini saptamak amacıyla planlanmış ve yürütülmüştür. Katılımcılar basit tesadüfi örneklem yöntemi ile seçilmiştir. Veriler kişisel bilgiler, beslenme alışkanlıkları ile beslenme durumları ve stres belirtileri ölçeği olmak üzere üç bölümden oluşmuş bir anket aracılığı ile toplanmıştır. Araştırmaya katılan çalışan kadınların %65.6'sı evli, %43.3'ü 26-35 yaş arasında ve %78.9'u yüksekokul yada üniversite ve üniversite üstü mezunudur. Çalışmayan kadınların ise %95.6'sı evli, %38.9'u 36-45 yaş arasında ve %67.8'i ilkokul veya ortaokul mezunudur. Her iki grubunda büyük çoğunluğu beslenmenin önemli olduğunu belirterek, yeterli ve dengeli beslenmenin tanımını doğru yapmışlardır. Çalışan kadınların stres altı ölçeklerinden almış oldukları puanların ortalamaları çalışmayan kadınlarınkinden daha yüksek bulunmuştur.11 Ağrı kesici kullananlarla çalışan ve çalışmayan kadınlar arasındaki fark khi-kare testi sonucunda anlamlı bulunmuştur (p<0.05). B grubu vitaminlerinde yetersiz ve normal gereksinimin üzerinde alan grup strese yatkınlık alt ölçeğinde gruplararası fark da anlamlı bulunmuştur (p<0.05). Birey olarak kadının mutlu ve sağlıklı olması demek onun yetiştireceği çocukların ve dolayısıyla toplumun bütününün de mutlu ve sağlıklı olması demektir.

BeslenmeBeslenme davranışıBeslenme eğitimi+5
İmran Erceğiz Bilgiç
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2004
00
DoctorateOpen AccessTR

İnsani gelişme ile ekonomik değişkenler arasındaki ilişki

116 ÖZET Yeni kalkınma anlayışının ana ekseni insandır. Bu kalkınma yaklaşımına göre ekonomik, sosyal, siyasal ve kültürel alanlarda yaşanan hızlı değişimleri fırsatlara dönüştürmek için insani gelişme düzeyi temel belirleyici unsurdur. İstenilen insani gelişme düzeyini sağlamak için gelir, eğitim durumu, sağlık ve beslenme olanakları önem taşımaktadır. Bu alanlarda istenilen gelişmelerin sağlanması ise doğrudan kamunun ve ailelerin ekonomik olanakları ve çabaları ile ilgilidir. İnsani gelişme için kamu kaynakları önemli olduğu kadar hanehalkının ekonomik durumu ve çabaları da önemlidir. Hanehalkının geliri ve gelirini insani gelişme için kullanma tercihleri ile insani gelişme arasındaki ilişkileri belirleyen yeterli çalışmaların yapılmadığı gözlenmektedir. Araştırma; Türkiye'de seçilen illerde insani gelişmenin eğitim, yaşam süresi ve gelir boyutları ile gelir dağılımı, gelir, eğitim ve sağlık harcamaları arasındaki ilişkiyi belirlemek amacındadır. Araştırma; 1994 yılı ve Bursa, Kocaeli, İstanbul, Denizli, İzmir, Adana, Antalya, İçel, Ankara, Eskişehir, Kayseri, Konya, Trabzon, Samsun, Zonguldak, Erzurum, Malatya, Diyarbakır ve Gaziantep il merkezleri ile sınırlıdır. Araştırmanın temel verileri; 1994 Hanehalkı tüketim Harcamaları Anketi, 19 Seçilmiş İl Merkezi Sonuçları (DİE, 1997) ve 1994 Hanehalkı Gelir Dağılımı Anketi, 19 Seçilmiş İl Merkezi Sonuçları (DİE, 1998), İller İtibarıyla Gayri Safi Yurtiçi Hasıla 1987-1994 (DİE, 1997) ve Türkiye İnsani Gelişme Raporu (TESEV, 1996) kaynaklarından alınmıştır. İnsani gelişme endeksinin boyutları; eğitim, yaşam süresi ve gelir endeksleri alınmıştır. Ekonomik değişkenler; öğrenim düzeylerine göre gelir, kişi başına gayri safi yurtiçi hasıla, gelir dağılımı, eğitim ve sağlık harcamaları alınmıştır. Endeks hesaplamaları, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı tarafından yayınlanan 1997 İnsani Gelişme Raporu'nun teknik ekinde belirtilen yönteme117 göre yapılmıştır. İnsani gelişme ve boyutları ile ekonomik değişkenler arasındaki ilişki Pearson Korelasyon Katsayısıu tekniğine (r) göre iki yönlü ve P<,05 düzeyine göre test edilmiştir. 1. Gelir endeksi ile okuma yazma, eğitim ve yaşam süresi endeksleri arasında anlamlı pozitif ilişki vardır. Gelir ile okullaşma endeksleri arasında ilişki anlamlı değildir. Yaşam süresi ile okuma yazma, okullaşma ve eğitim endeksleri arasında ilişki anlamlı değildir. 2. Gelir dağılımı ile eğitim, yaşam süresi, gelir ve insani gelişme endeksleri arasında ilişki anlamlı değildir. 3. Eğitim harcamaları ile eğitim, gelir ve insani gelişme endeksleri arasında anlamlı pozitif ilişki vardır. Eğitim harcamaları ile okullaşma ve yaşam süresi arasında ilişki anlamlı değildir. 4. Sağlık harcamaları ile okuma yazma, eğitim, yaşam süresi, gelir ve insani gelişme endeksleri arasında anlamlı pozitif ilişki vardır. Sağlık harcamaları ile okullaşma endeksi arasında ilişki anlamlı değildir. 5. öğrenim düzeyi ile elde edilen gelir ve sağlık harcamaları arasında anlamlı pozitif ilişki vardır, öğrenim düzeylerine göre ailelerin gelirleri ile eğitim harcamaları ve sağlık harcamaları arasında anlamlı pozitif ilişki vardır, öğrenim düzeyi ile eğitim harcamaları arasında ilişki anlamlı değildir. Elde edilen bulgulara dayanarak; insani gelişmede eğitim ve gelirin önemli rol oynadığı sonucuna varılmıştır. Varılan bulgu ve sonuçlara dayanarak; alt gelir guruplarının olduğu bölgelere eğitim olanaklarının yaygınlaştırılması ve niteliğinin artırılması, ailelerin gelirleri üzerindeki eğitim harcamalarının baskısının azaltılması önerilerinde bulunulmuştur.

Eğitim düzeyiEğitim harcamalarıGelir dağılımı+1
Ekber Tomul
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2000
00

Related subjects