Emergencies
53 theses under this subject heading
TÖTM acil servisine başvuran hastaların değerlendirilmesinde modifiye erken uyarı skoru ve mainz acil değerlendirme skoru kullanımının hasta prognozunu öngörmedeki etkinliği
Giriş ve Amaç: Son yıllarda, acil servisler ve yoğun bakım birimlerinde kritik hastaların taburculuk ve hastalık ciddiyetinin değerlendirilmesinde kullanılabilecek skorlama sistemlerine olan ilgi giderek artmaktadır. Bu çalışmada amacımız acil servise başvuran hastaların hastalık ciddiyetlerini belirleme ve hastaneye yatırılan hastaların sonlanımlarını öngörmede MEES ve mEWS sistemlerinin etkinliğini araştırmaktır.Materyal ve Metot: 01 Ocak ? 15 Şubat 2011 tarihleri arasında, İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi Acil Servisi'ne herhangi bir yakınma ile başvuran ve acil serviste müdahale edilen veya gözlem altında tutulan tüm hastalar arasından hastaneye yatışı gerçekleştirilen 1051 hasta çalışma evrenimizi oluşturdu. Çalışmaya alınan hastaların yaşının, cinsiyetinin, triaj kategorisinin, acil servise başvuru saatlerinin, mEWS ve MEES parametrelerinin herhangi bir kliniğe yatırıldığında yatış yerlerine ve mortalitelerine göre etkileri araştırıldı. İstatistiksel verilerin analizinde windows için SPSS paket programının 16.0 nolu versiyonu kullanıldı. Veriler ortalama, standart sapma (SD), ve yüzde olarak özetlendi. Risk faktörlerinin hesaplanması amacıyla univariate ve multivariate analizler kullanıldı.Bulgular: Çalışmaya alınan hastaların yaş ortalamaları 58±19'du ve bunların 467'si (%44) kadın, 584'ü (%56) erkekti. Hastaların 21'i (%2) triaj 1 kategorisi, 646'sı (%61) triaj 2 kategorisi ve 384'ü ise (%37) triaj 3 kategorisindeydi. Bu hastaların 341'i (%32) yoğun bakıma, 710'u ise (%68) herhangi bir sevise yatırıldı. Çalışmaya alınan 1051 hastadan 935'i (%89) hastaneden taburcu edilirken, 116 hasta (%11) hastanede ex oldu. Hastaların mortalitelerine göre GKS, AVPU ve mEWS değerleri istatistiksel olarak anlamlıydı (p<0.0001).Hastaların mortalitelerine göre delta MEES değerleri istatistiksel olarak anlamsız olarak bulundu (p<0.127). Yapılan multivariate analizde hastaların mortalitelerini belirlemede hasta yaş grupları, GKS ve mEWS değerleri ve yatış yerlerini belirlemede ise yaş grupları, GKS ve AVPU değerleri etkin faktörler olarak bulundu.Sonuç: Çalışmamızın sonuçları mEWS değerlendirmesinin acil serviste kullanımının hasta prognozunu ön görmede ve hastaların yatacağı birimlerin belirlenmesinde etkin ve güvenilir bir araç olduğunu desteklemektedir. Aynı zamanda acil servislerde kolayca kullanılabilen GKS ve AVPU değerlerinin de güvenilir yol göstericiler olduğunu ortaya koymuştur. Diğer yandan MEES değerleri acil servislerde kullanım için uygun bulunmamıştır.
Unstable angina pectoris hastalarında signal peptide complement C1R/C1S, UEGF, ve BMP1 epıdermal growth factor-like domain-containiing protein 1' in tanısal değerinin araştırılması
Amaç: Sıgnal peptıde complement c1r/c1s, uegf, and bmp1 - epıdermal growth factor - lıke domaın - contaınıng protein 1 (SCUBE1) yakın zamanda bazı çalışmalarda Akut koroner sendromun tanısında biyobelirteç olarak kullanılmıştır. Bu çalışmanın amacı unstable angına pectorıs (USAP) kliniği ile başvuran hastaların; ST elevasyonu olmayan miyokart enfarktüsü (NSTEMI) ve kardiyak dışı göğüs ağrılı (NCCP) hastalardan ayrımında SCUBE1‗in etkili olup olmadığını araştırmaktır. Materyal ve Metot: Çalışma grubumuz, acil servis ve kardiyoloji polikliniğine göğüs ağrısı ve akut koroner sendrom düşündüren şikayet ile başvuran hastalardan oluşmuştur. Hastalar anamnez, fizik muayene, laboratuar tetkikleri ve EKG bulguları ile değerlendirilerek Amerika Kardiyoloji Derneği (AHA) kılavuzlarına göre USAP, NSTEMI, ST elevasyonlu miyokart enfarktüsü (STEMI) ve NCCP olarak toplamda 185 hasta ve 45 sağlıklı olarak 5 gruba ayrıldı. Tüm gruplardan başvuru esnasında alınan kan örneklerinden SCUBE1 değerleri çalışıldı. Bulgular: SCUBE1 değerleri açısından hasta grupları ile kontrol grubu karşılaştırıldığında anlamlı fark görülmedi (p = 0.630). Troponin değerleri hasta gruplarında kontrol grubuna göre anlamlı oranda yüksek bulundu (p < 0.001). USAP grubunda SCUBE1 degerleri, GENSİNİ Skorlama ve Global Registry of Acute Coronary Events (GRACE) risk skorlaması açısından kıyaslandığında anlamlı fark çıkmadı (p = (0.485), (0.932), (0.585)). Sonuç: Çalışmamızda SCUBE1 değerleri ile biyokimyasal parametreler ve klinik skorlamalar arasında hasta kliniğine yön verecek anlamlı bir korelasyon oluşmadı. Gruplar arasında da SCUBE1 değerleri' nin göğüs ağrılı hastalarda akut koroner sendromu (AKS) öngördürecek bir parametre olmadığını saptadık. SCUBE1' in AKS' lerde kullanılabilmesi için daha kapsamlı çalışmalar yapılmalıdır. Anahtar Kelimeler: Akut Koroner Sendrom, SCUBE1, GENSİNİ Skorlaması, GRACE Skorlaması.
AFAD İstanbul arama kurtarma birliği çalışanlarının ekip çalışmasına yatkınlığı
Bu araştırma AFAD İstanbul Arama Kurtarma Birliği çalışanları ile ekip çalışmasına yatkınlık arasındaki ilişkinin belirlenmesi amacıyla tanımlayıcı ve kesitsel olarak gerçekleştirildi. Araştırma 02.11.2018-01.01.2019 tarihleri arasında İstanbul'da Afet ve Acil Durum Müdürlüğü Arama Kurtarma Birliğinde çalışan 67 kişiyle gerçekleştirildi. Veriler Tanımlayıcı Bilgi formu ve Takım Çalışmasına Yatkınlık Ölçeği kullanılarak toplandı. Verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistikler kullanıldı. Araştırmaya katılan çalışanların yaş ortalaması 39,58±5,81 olup, %89,6 'sı erkektir. % 23,9 'u önlisans %70,1'i lisans mezunudur. %77,6'sı evlidir. %52,2'si şu anki kurumda 15 yıldan daha uzun süredir çalışmaktadır. %53,7'sinin toplam çalışma süresi 15 yılın üzerindedir. %19,4'ü tarım bölümünden mezundur. %58,2'si arama kurtarma teknisyeni olarak görev almaktadır. Çalışanlar ekip çalışmaları durumlarını %29,9 çok iyi, %31,3 iyi olarak değerlendirmekte iken %53,7'si ekip çalışmasıyla ilgili bir sorunla karşılaştığını belirtti. 40 yaş ve altında olanların güven alt boyutu puan ortalaması, 40 yaş üzerinde olanlardan istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yüksek saptandı (p:0,020; p<0,05). Lise/ön lisans mezunu olanların problemi teşhis ve analiz etme alt boyutu puan ortalaması, lisans ve üzeri mezunlarından istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yüksek tespit edildi (p:0,039; p<0,05). Lise/ön lisans mezunu olanların yüksek iç motivasyon alt boyutu puan ortalaması, lisans ve üzeri mezunlarından istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yüksek bulundu (p:0,024; p<0,05). Ekip çalışmasının çok iyi olduğunu düşünenlerin sorumluluk alt boyutu puan ortalaması, orta ve alt olduğunu düşünenlerden anlamlı şekilde yüksek saptandı (p:0,015; p<0,05). Ekip çalışmasının çok iyi olduğunu düşünenlerin iş birliği ve ekip çalışması alt boyutu puan ortalaması, orta ve altı (p:0,001) ve iyi (p:0,020) olduğunu düşünenlerden anlamlı şekilde yüksek tespit edildi (p<0,05; p<0,01). Ekip çalışmasının çok iyi olduğunu düşünenlerin yüksek iç motivasyon alt boyutu puan ortalaması, orta ve altı (p:0,019) ve iyi (p:0,029) olduğunu düşünenlerden anlamlı şekilde yüksek bulundu (p<0,05). Ekip çalışmasının çok iyi olduğunu düşünenlerin liderlik, ikna, azim alt boyutu puan ortalaması, orta ve altı (p:0,001) ve iyi (p:0,01) olduğunu düşünenlerden anlamlı şekilde yüksek saptandı (p<0,01). Ekip çalışması sırasında sorunla karşılaşanların iş birliği ve ekip çalışması alt boyutu puan ortalaması, karşılaşmayanlardan istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yüksek bulundu (p:0,017; p<0,05). Çalışanların ekip çalışması olma durumunu iyi olarak değerlendirdiği fakat ekip çalışması sırasında sorunlarla karşılaştığı saptandı. Bu çalışmada afet ve acil durumlarında alınacak tedbirler ve olay anında yapılacak müdahalelerde ekip çalışmasının hayati önem taşıdığı sonucuna ulaşılmıştır.
Çocuk merkezli afet yönetiminde acil yardım müdahale personellerinin travma bilgi düzeyleri
Bu araştırma İstanbul 112'de çalışan acil yardım müdahale personellerinin çocuk travma bilgi düzeylerini tespit etmek amacıyla tanımlayıcı olarak gerçekleştirildi. Araştırma, 01.09.2019 – 01.12.2019 tarihleri arasında İstanbul 112 Avrupa Bölgesi İl Ambulans Servisi Başhekimliği'ne bağlı komuta kontrol merkezi ve acil yardım istasyonlarında çalışan 400 acil yardım müdahale personeli ile gerçekleştirildi. Veriler literatür doğrultusunda geliştirilen anket formu kullanılarak toplandı. Anket formu; demografik özelliklerin yer aldığı Tanıtıcı Bilgi Formu ve Çocuk Travma Müdahale Bilgi Düzeyi testi olmak üzere 2 bölümden oluşmaktadır. 25 sorudan oluşan Çocuk Travma Müdahale Bilgi Düzeyi testinde; pediyatrik-yenidoğan ileri yaşam desteği algoritmaları, yetişkin ve çocuk hava yolu anatomik farklılıkları, çocuklarda şok tablosu, çocuk travma vakalarında dikkat edilecek hususlar ile ilgili sorular yer almaktadır. Verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistikler kullanıldı. Elde edilen veriler IBM SPSS Statistics 24.0 kullanılarak analiz edildi. Verilerin değerlendirilmesinde; frekans ve yüzde analizleri, ortalama, standart sapma analizleri, ikili gruplar için bağımsız örneklem t testi, ikiden fazla gruplarda tek yönlü Anova analizi; çoklu grupların analizinde p değerinin 0.05'ten küçük çıkması durumunda farklılığın hangi gruptan kaynaklandığının tespiti amacıyla post-hoc testlerinden Scheffe testi, Ki-kare analizi, örneklem grubu için tutarlılığın test edilmesinde cronbach's alpha güvenirlik kat sayısı kullanıldı. Anlamlılık p<0.05 düzeyinde değerlendirildi. Araştırmaya katılanların %42,0'ı (n=168) 20-25 yaş aralığında olup, %51,0'ı (n=204) kadındır. %61,0'ı (n=244) önlisans, %26,3'ü (n=105) lise, %12,8'i (n=51) lisans mezunudur. Meslek gruplarına göre çalışmaya katılanların %57,5'i (n=230) AABT/Paramedik, %42,5'ı (n=170) ise ATT olarak çalışmakta olup; görev yapılan birimde deneyim sürelerine bakıldığında %52,0'ının (n=208) 1-3 yıl, %21,8'inin (n=87) 10 yıl ve üzeri, %13,5'inin (n=54) 4-6 yıl, %12,8'inin (n=51) 7-10 yıl çalıştığı belirlenmiştir. Araştırma sonuçlarına göre; cinsiyet, meslek grupları, eğitim durumu, alınan eğitimler ile travma bilgi düzeyleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark saptanmadı. 36 yaş ve üzerinin diğer yaş gruplarına göre travma bilgi düzeyinin istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yüksek olduğu saptandı (p=0.000, p<0.05). Yaş, mesleki deneyim ve görev alınan birimdeki deneyim süreleri ile yıl süresi arttıkça travma bilgi düzeyinin de arttığı tespit edildi. Görev yapılan birimlere bakıldığında; acil yardım istasyonlarında çalışanların komuta kontrol merkezinde çalışanlara göre travma bilgi düzeyinin daha yüksek olduğu saptandı (p=0.000; p<0.05). 17 yaşının altında çocuğu olanların olmayanlara göre travma bilgi düzeylerinin istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yüksek olduğu saptandı (p=0.001; p<0.05). Bir afet/olağan dışı durumda görev alanların almayanlara göre travma bilgi düzeyleri daha yüksek olarak saptandı (p=0.000; p<0.05). Çocuk vakalarıyla karşılaşma oranları %10'dan fazla olanların diğer gruplara göre travma bilgi düzeylerinin daha yüksek olduğu tespit edildi.
Medikal kurtarma ekibi üyelerinin acil durum/afetlere yönelik bireysel hazırlıkları ve afet sonrası iş sürekliliği değerlendirmesi: İstanbul Ulusal Medikal Kurtarma Ekibi örneği
Bu çalışmanın amacı; İstanbul UMKE çalışanlarının afete hazırlık planı öz yeterliliklerini tespit etmek, 'Afetlerde Sağlık Hizmetleri'nde iş sürekliliğine yönelik tutumlarını tespit etmek, demografik değişkenlerin ve UMKE katılım bilgilerinin, bilgi ve tutum düzeyine etkilerini anlamaktır. Araştırma İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü Acil Sağlık Hizmetleri Başkanlığı Afetlerde Sağlık Hizmetleri Birimi'nde 01.07.2019-01.06.2020 tarihleri arasında İstanbul UMKE'de görevli ve gönüllü personellerin katılımıyla yapıldı. Veriler personellerin demografik ve UMKE katılım bilgileri yanında afet kavramına genel bakış, acil durum ve afetlere bireysel hazırlık, katılımcıların bireysel ve ailesel hazırlıkta etkilendikleri kişiler ve yararlandıkları kaynaklar, afetlerde iş sürekliliği, afet öncesi bireysel hazırlık sürecinde ve afet sonrasında ihtiyaç duyabilecekleri teknik yeterlilikler konularında sorular içeren bir anket aracılığı ile elde edildi. Çalışmaya farklı eğitim düzeyleri ve farklı görevleri olan 351 katılımcı (191 kadın, 160 erkek) dahil edildi. Katılımcıların ortalama yaşı 32.5±7.8 yıl idi. Mesleklerinde geçirdikleri ve UMKE'de gönüllü olarak bulundukları ortalama süre sırasıyla 10.9±7.6 yıl ve 4.1±3.5 yıl olarak bulundu. Katılımcıların %78.1'inin çalıştıkları kurum ya da sivil toplum kuruluşunda afetlere bireysel hazırlık içerikli "afet bilinci eğitimi" aldığı öğrenildi. Katılımcıların %27.1'inin daha önce bir acil durum/afet yaşadığı, %32.8'inin herhangi bir acil durum/afette görev aldığı tespit edildi. Katılımcıların 248 (%70.65)'i yakın zamanda bir afet ile karşılaşma ihtimalinin yüksek olduğunu düşünmekte olup, 320 (%91.16) katılımcı kendilerinin de bu afetten etkilenebileceği görüşünde idi. Afet kavramına genel bakış bölümünde tam puan 30, hesaplanan ortalama puan 19.37 olup, başarı yüzdesi ortalama %64.58 saptanmıştır. Kadın katılımcılarda, daha önce afete maruz kalan kişilerde ortalama puan daha yüksek saptanmıştır. Afete bireysel ve ailesel hazırlık ile ilgili yöneltilen sorulara verilen cevapların analizi sonucunda 80 tam puan üzerinden hesaplanan ortalama puan 64.1, başarı yüzdesi %80.15'dir. Toplam puan en yüksek teknik personelde, en düşük ise tıbbi sekreterlerde saptanmıştır. Özel kurumlarda çalışan personelde, afet bilinci eğitimi alanlarda, daha önce herhangi bir afette görev yapanlarda, temel eğitim dışında geliştirme eğitimleri ve tatbikatlara katılmış olanlarda puan daha yüksek saptanmıştır. Katılımcılar afet ve acil durumlara bireysel ve ailesel hazırlıkta etkilenilen kaynakları azalan sıklık sırası ile fikrine önem verdiği kişiler, konu ile ilgili politikaların, aile bireyleri, arkadaşlar, kitap, gazete ve broşürler olarak belirtmiştir. Bu bölümde tam puan 30 olup hesaplanan ortalama puan 19.9'dur. Afet bilinci eğitimi alan katılımcıların puanının daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Acil durum ve afet durumlarında iş sürekliliği ile ilgili sorulara verilen yanıtların analizinde 60 tam puan üzerinden hesaplanan ortalama puan 44 ve ortalama başarı yüzdesi %73.26'dır. En yüksek puan teknik personelde, en düşük ise paramedik ve acil tıp teknisyenlerinde tespit edilmiştir. Afet bilinci eğitimi alanlarda, daha önce herhangi bir afette görev alanlarda, UMKE eğitimlerinin tümünü alan ve tatbikatlara katılanlarda puan daha yüksek saptanmıştır. Acil durum ve afetlerde müdahale için gerekli teknik yeterlilikler ile ilgili sorulara katılımcıların verdiği yanıtların analizinde 45 tam puan üzerinden hesaplanan ortalama puan 36.3 ve ortalama başarı yüzdesi %80.68'dir. Erkeklerde, özel kurumlarda çalışanlarda, anestezi teknikerlerinde, afet bilinci eğitimi alanlarda, daha önce afette görev alanlarda ve UMKE eğitiminin tümünü alıp tatbikatlara katılanlarda daha yüksek puan tespit edilmiştir. İş sürekliliği ile ilgili anket bölümünde alınan puan, UMKE gönüllülük süresi, bireysel hazırlık bölümünden alınan toplam puan, bireysel ve ailesel hazırlıkta etkilenilen kişi ve kaynaklar bölümünden alınan puan ile pozitif korele bulunmuştur. UMKE eğitimleri içerisinde afete genel bakış konusunda bilgilendirme ve yönlendirmeyi sağlayacak etmenlerin eklenmesi gerektiği, görev tecrübesinin kişinin afete hazırlık konusundaki bilincini arttırdığı, afete genel bakış konusunda bilinçlendirme arttırılırsa bireysel hazırlık düzeyinin de artacağı çıkarımı yapılmıştır. Bireysel hazırlık konusunda yeterli yanıt alınamayan bireylerde başlıca nedenler, katılımcıların afete hazırlık yapmaktan daha önemli sorumluluklarının olduğunu düşünmesi, yeterli bilgi, maddi kaynak ve zaman olmaması olarak tespit edilmiştir. Bu konuda aksiyon alınması bireysel hazırlık sürecini olumlu etkileyecektir. Görev tecrübesi arttıkça daha doğru kaynaklardan yararlanıldığı düşünülmüştür. Personelin eğitimini pekiştirmek ve bireysel hazırlıklarını teşvik etmek amaçlı olarak broşür ve görsellerin kullanılmasının yararlı olabileceği düşünülmüştür. UMKE personelinin afet sonrası kendi yakınlarının güvende olacağı bir ortam sağlanması iş sürekliliğini olumlu etkileyecektir ki bunun için de kendileriyle beraber hayatlarından endişe duyacakları insanlarında afete hazırlanmasının önemli olduğu düşünülmüştür. Sonuçlarımız UMKE personellerinin gönüllüğünü ortaya koyarak, ihtiyaç halinde UMKE ile iletişime geçip kısa sürede göreve hazır hale gelme eğilimde olduklarını göstermektedir. Ancak iş süreçleri ile ilgili bazı konularda belirsizlikler olduğu ve bu konuların standartlarının ortaya konması ile acil durum/afetler sonrası göreve katılım oranlarını arttıracağı gözlenmiştir. Katılımcıların mesleki donanım olarak kendilerini yeterli gördüğü ancak yaşam alanlarındaki insanlarla organizasyon konusunda eksiklikler olduğu anlaşılmaktadır. Teknik yeterlilik ne kadar iyi ise bireysel hazırlığın daha iyi yapılacağı, daha doğru kaynaklardan faydalanılacağı ve sonuç olarak da iş sürekliliğinin daha iyi olacağı çıkarımı yapılmıştır. Anahtar Kelimler: Afet, Medikal Kurtarma, Afete Bireysel Hazırlık, Afetlerde İş Sürekliliği
Ibn Alnafees hastanesi acil durum bölümüne katılan hastalarda kalp yetmezliği olan hastalarda B tipi doğal peptit düzeyleri
This study was conducted on 130 subjects to investigate some of the biochemical changes that happens during heart failure condition. Eighty subjects of the 130 were diagnosed with heart failure while the rest 50 were healthy to control the study. B-Type Natriuretic Peptide (BNP), troponin T, creatinine, fasting blood sugar (FBS), lactate dehydrogenase (LDH) activity, triglycerides, total cholesterol, high-density lipoprotein (HDL), low-density lipoprotein (LDL), and very low-density lipoprotein (VLDL) were analyzed for each subject. The results have shown significant increase in the levels of BNP, troponin T, and creatinine in heart failure patients compared to control. Moreover, the activity of LDH was increased significantly in heart failure patients compared to control. FBS on the other hand did not change significantly between patients and control. The lipid profile parameters were changed significantly in heart failure compared to control. In conclusion, heart failure has shown strong effect on the renal function, and BNP has played significant role in the pathophysiology of heart failure.
Ortaokul öğrencilerinin acil durumlarla başa çıkma ölçeğinin geliştirilmesi ve değerlendirilmesi
Acil durum ve afet olayları öğrencilerin yaşam kalitesini düşürerek stres artışına, yaralanmalara, sakat kalmalarına, hastalanmalarına, depresyona girmelerine, öğrencilerde tükenmişliğe ve psikolojik bozukluklara neden olur. Acil durum ve afet eğitimi öğrencilerin sosyal ve zihinsel gelişimlerinin desteklenmesinin yanı sıra afet ortamının tehlikelerinden korumasını sağlar, afetin psiko-sosyal etkilerini hafifletir. Bu çalışmanın amacı ortaokul öğrencilerinin ADBÇÖ'ni geliştirmek ve geliştirilen ADBÇÖ'ni kullanarak ortaokul öğrencilerin acil durumlarla başa çıkma becerisinin eğitim etkinliğini değerlendirmektir. Çalışma Mart-2020 Temmuz 2021 tarihleri arasında Muş Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı ortaokul öğrencilerinden 479 öğrenciye ölçek geliştirmek amacıyla metodolojik çalışma olarak yürütüldü. Ölçek toplam 30 madde 3 alt boyuttan oluştu. Ortaokul Öğrencilerinin Acil Durumlarla Başa Çıkma Ölçeğini geliştirmek için araştırmaya katılan 479 öğrencinin ölçek toplamından aldığı en düşük puan 34 en yüksek puan 113, puan ortalaması ise 67.17 ± 15.13, "Temel İlkyardım" alt boyutundan aldığı en düşük puan 15 en yüksek puan 58, puan ortalaması ise 31.66 ± 8.58, "Doğal Afetler" alt boyutundan aldığı en düşük puan 10 en yüksek puan 40, puan ortalaması ise 22,19 ± 5.26 ve "Yardım İsteme" alt boyutundan aldığı en düşük puan 5 en yüksek puan 20, puan ortalaması ise 13.32 ± 3.26 olarak hesaplandı. ADBÇÖ'ne ait Cronbach α güvenilirlik katsayısı ise 0,910 olarak hesaplandı "Ortaokul Öğrencilerinin Acil Durumlarla Başa Çıkma Ölçeğinin'' ortaokul öğrencilerinde geçerli ve güvenilir bir araç olduğu tespit edildi. Geçerlilik ve güvenirlikten yapıldıktan sonra yarı deneysel tasarım olarak 38 kişi eğitim grubu, 36 kişide kontrol grubu olarak belirlendi. Çalışmada soru formu sosyo-demografik bilgi ve acil durumlar bilgisi sorularından oluşturuldu. Acil durumlarla başa çıkma becerisini ölçmek için ADBÇÖ kullanıldı. Eğitim grubuna dört hafta haftada iki kez acil ve afet eğitimi verilerek eğitimden sonra sonuçlar tekrar değerlendirildi. Eğitim grubunda ADBÇÖ ve ölçeğin tüm alt boyutlarında puan ortalaması kontrol grubuna göre yüksek bulundu (p<0.05). Ortaokul öğrencilerine acil ve afet eğitimi verilmesi ortaokul öğrencilerinin acil durumlarla başa çıkma becerini arttırdığı görüldü. Anahtar Kelimeler: Ortaokul Öğrencileri, Acil Durumlar ve Afet, Acil Durumlarla Başa Çıkma Becerisi, Geçerlilik, Güvenirlilik
112 il ambulans başhekimliği servisinde çalışan personellerin afet ve acil durumlara hazırlık düzeylerinin belirlenmesi: Burdur ili örneği
Çalışmanın amacı Burdur ili 112 ambulans servisinde çalışan personellerin afet ve acil durumlara hazırlık seviyesinin belirlenmesidir. Çalışmamızda KARABIYIK tarafından 2010 yılında yapmış olduğu yüksek lisans tezinde geliştirdiği ölçek kullanılmıştır. Çalışmamız on bölümden oluşmaktadır. İlk iki bölümde afet ve acil durum kavramları üzerinde durulmuş ve aralarındaki farklılıklar örneklerle ele alınmıştır. Üçüncü bölümde ise afet yönetimi ve evreleri üzerinde durulmuştur. Dördüncü bölümde Türkiye ve dünya üzerinde bazı ülkelerin afet yönetim sistemleri incelenmiştir. Beşinci bölümde Türkiye afet yönetim sisteminde 112 ambulans servisinin yeri ve önemi incelenmiştir. Altıncı bölümde Burdur ilinin afetselliği ve 112 il ambulans başhekimliğinin özelikleri incelenmiştir. Yedinci bölümde araştırmamızın gereç ve yöntemi belirtilmiştir. Çalışmamızın evrenini 112 il ambulans servisinde çalışan 392 kişiden, çalışmamıza katılmayı kabul eden 260 kişi oluşmuştur. Uygulanan ölçekte istatistiksel anlamlılık düzeyi (p<0,005) olarak kabul edilmiştir. Çalışmamızın "Cronbach's Alpha" testi sonucu 0,984 bulunmuştur. Kullandığımız ölçek dokuz kısımdan oluşmaktadır. İlk sekiz kısım afet ve acil durumlara hazırlık kriteri olarak değerlendirilmiştir. Son kısımda çalışmamıza katılan personellerin sosyo – demografik özellikleri incelenmiştir. Çalışmamızın sekizinci kısmında bulgular verilmiştir. Dokuzuncu kısımda bulguların literatürde benzer kaynaklarla karşılaştırılması yapılmıştır. Onuncu kısım sonuç ve önerilerden oluşmaktadır.
Dicle Üniversitesi Hastaneleri hastane afet planı ve acil yönetimi
Afetlerde yönetim; afetlerin önlenmesi ve zararlarının azaltılması amacıyla yapılması gereken tüm çalışmaların esaslarının ortaya konması, yönlendirilmesi, koordine edilmesi ve etkili bir biçimde uygulanabilmesi için toplumun tüm kurum ve kuruluşlarıyla, kaynaklarının yönetilmesini ve yönlendirilmesini gerektiren bir süreçtir. Afetlerde özellikle sağlık hizmetlerinin yönetimi öncelikli konu olmakta ve bu konuda önceden eğitim almış personelin görev yapması hizmetlerin etkililiğini artırmaktadır. Çalışmamız hastane afet yönetimini gözden geçirerek daha önce meydana gelen 3 olgunun afet yönetimini geriye dönük tartışarak gözden geçiren gözlemsel çalışmadır. Birinci olgu, 2014 yılında Diyarbakır-Lice karayolunda meydana gelen LPG-araç patlaması olayıdır. İkinci olgu, 2015 yılında Diyarbakır'da miting sırasında meydana gelen patlama olayıdır. Üçüncü olgu ise, 2017 yılında hastanemiz (Dicle Üniversitesi hastanesi) radyoloji bölümünde meydana gelen yangın olayıdır. Birinci olayda 69 ikinci olayda ise 102 hasta etkilenmiştir. Üçüncü olayda 2 ameliyathane personeli etkilenmiş olup yoğun bakımlar boşaltılmış ve devam eden ameliyatlara son verilmiştir. Sonuç olarak, Doğal afetler konusunda ülke çapında gerekli bilgilendirmeler ve düzenlemeler yapılmalı, gerekli eğitimler verilmelidir. Herhangi bir anda meydana gelen doğal afeti yönetebilecek kadar yeterli sağlık kuruluşu, sağlık çalışanı ve gerekli tıbbi ekipman ve malzeme hazır bulunmalıdır. Her ülke başına gelecek doğal afeti yönetebilecek kapasitede olmalıdır. Anahtar kelimeler: Hastane afet planı, doğal afetler, patlama, yangın, yanıklar.
Ankara ilinde bir kamu hastanesi acil bölümünde intihar girişim vakalarının incelenmesi
Bu çalışmanın amacı intihar ile ilişkili risk faktörlerini ve bu faktörler arasındaki ilişkiyi belirlemektir. Sağlık Bakanlığı Ankara Yıldırım Beyazıt Dışkapı Eğitim ve Araştırma Hastanesi Acil Servisi' nde 05.01.2006-16.06.2006 tarihleri arasında intihar girişimi nedeniyle yatan hastalarda, yüz yüze görüşme metodu kullanılarak yapılan tanımlayıcı bir araştırmadır. Araştırma süresi içerisinde 95 İntihar girişimi vakası ile görüşüldü. Bunların, % 85,3' ü 35 yaşından gençti ve intihar girişimi erkeklere kıyasla kadınlarda 5,3 kat fazlaydı. % 51,6' sı bekardı, eşsiz yaşama oranı ise % 63,3' dü. % 15,8' i kendini fakir olarak değerlendirmekteydi. Vakaların % 18,9' u daha önce intihar girişiminde bulunmuştu. % 6,4' ünde 18 yaş altı ebeveyn ölümü, % 13,7 son bir yılda ailede ölüm öyküsü vardı. %15,8' inde 18 yaş altında anne-baba ayrılığı mevcuttu. % 38,9 medeni durum değişikliği veya sevgili kaybı mevcuttu. % 38,9 son bir yılda ekonomik durumunda kötüleşme öyküsü vardı. % 98,9'u dini inanışlarını İslam olarak nitelendirdiler. İncelenenlerin birinci derece akrabalarında % 8,4 intihar girişimi öyküsü, % 20 mental hastalık öyküsü mevcuttu. % 4,2' si her gün alkol kullanmaktaydı, % 1,1' inde ise uyuşturucu madde bağımlılığı mevcuttu. % 44,2' si sigara içiyordu. % 4,4 çocukluk cinsel istismarı mevcuttu. Erişkinlik cinsel istismarı ( % 3,2 eş, arkadaş, sevgili, % 7,4 tanımadıkları kimsenin istismarı), fiziksel şiddet ( % 24,2 ), duygusal istismar ( % 47,4 ), duygusal ihmal ( % 47,7' sinde hem aile içi hem de aile dışı), fiziksel travma tanıklığı ( % 26,3 yakın çevresine ait, %30,5 tanımadığı birine karşı), cinsel travma tanıklığı ( % 4,2 yakın çevresine % 9,6 tanımadıkları kimseye karşı) görülmekteydi. Biyolojik, psikolojik ve kültürel faktörler kişide intihar riski üzerine belirgin etkide bulunurlar. İntihar girişimleri, ciddi akıl hastalığı, alkol ve ilaç bağımlılığı, çocukluk istismarı, sevilen birinin kaybı, işsizlik, ekonomik güvence kaybı ve diğer kültürel ve sosyal etkiler altında oluşabilmektedir. Diğer taraftan zorluklarla başa çıkma gücü ve eğitim yetenekleri intihar riskini azaltabilir. Yakın ilişkileri içeren sosyal destek koruyucu bir faktördür. Diğer taraftan zorluklarla başa çıkma gücü ve eğitim yetenekleri intihar riskini azaltabilir. Yakın ilişkileri içeren sosyal destek koruyucu bir faktör olabilir.
Afetlerde acil yardım planlaması
Dünyada ve ülkemizde bugüne kadar yaşanan afetler ve ortaya çıkan acil durumlardan edinilen tecrübeler, her sektörün kendi alanına dair tehlike ve riskleri belirleyerek, yaşanacak olumsuz durumlara hazırlıklı olunması gerektiğini göstermektedir. Afetler ani gelişen olaylar olduğu için sürekli hazırlıklı olmak gerekir. Bu yüzden afetler sonucunda can kaybının ve sakatlanmaların en az seviyeye indirilmesi ve afetlerden mümkün olduğunca az kayıpla çıkılabilmesi ve kısa sürede normal hayata dönülebilmesi için etkili bir acil yardım organizasyonuna ihtiyaç vardır. Bu çalışma kapsamında Japonya, Rusya, Şili, Yeni Zelanda ve Türkiye'nin "afetlerde acil yardım" alanında yaptığı çalışmalar incelenmiştir. Bu ülkeler ile Türkiye arasındaki farklar ortaya konulmaya çalışılmıştır. Daha sonra Türkiye'de yerel düzeydeki acil yardım planları ve çalışmalarının nasıl yürütüldüğü, Batman ili örneği üzerinden mevcut durum irdelemesi yapılarak, olası aksayan durumlar için öneriler getirilmeye çalışılmıştır. Türkiye'de modern afet acil yardım sistemi için, eksik kalmış noktalar için yaklaşımlar ortaya konulmuştur. Anahtar Kelimeler: Afet, Acil yardım, Planlama, Türkiye, Batman afet
Türkiye'de 1999 Marmara Depremi'nden itibaren afet ve acil durumlarda psikososyal destek uygulamalarının gelişimi
Yaşamı olumsuz etkileyen ve çok yönlü sorunlara neden olan afet ve acil durumlardan korunmak ve etkilerini azaltmak amacıyla, birçok disiplin tarafından çalışmalar yürütülmektedir. Afet ve acil durumlarda psikososyal destek ile ilgili çalışmaların önemi ise 1999 Marmara Depremi sonrasında hissedilmiştir. 1999 yılı ve sonrasında yaşanan afet ve acil durumlarda psikososyal destek uygulamaları yapılmış ancak afet ve acil durumların özgünlüğü ve afet yönetiminin yapısal sorunları nedeniyle, sunulan hizmetlerde bir standartlaşma sağlanması mümkün olmamıştır. 2009 yılında, Afet ve Acil Durum Yönetim Dairesi Başkanlığı'nın (AFAD) kurulması ile birlikte afet yönetiminde yaşanan değişimler, psikososyal destek uygulamalarına da etki etmiştir. Afet yönetimi alanında yaşanan bu gelişmelerin, bir alt disiplin olarak, psikososyal destek uygulamalarına yaptığı etkinin değerlendirilmesi ihtiyacı oluşmuştur. Bu çalışmada, afet ve acil durumlarla ilgili kavramlar ile psikososyal desteğin kapsamı belirtilerek, 1999 Marmara Depremi'nden günümüze kadar gerçekleştirilen psikososyal destek çalışmaları, kurumsal raporlar, alan araştırmaları ve internet kaynaklarından elde edilen veriler doğrultusunda değerlendirilmiştir. Psikososyal destek çalışmalarının zayıf yönleri tespit edilerek, çalışmaların geliştirilebilmesi için önerilere yer verilmiştir.
Tokat ili Niksar ilçesi belediye İtfaiye Müdürlüğünün afet ve acil durumlara hazırlığının değerlendirilmesi
Son yıllarda ülkemizde meydana gelen afet ve acil durumlardaki artış itfaiye teşkilatlarının afet ve acil durumlardaki görevlerinin, yeterliliğinin ve öneminin kamuoyunda gündeme gelmesine neden olmuştur. 24 Ocak 2020 Elazığ depremi, 30 Ekim 2020 Ege Denizi depremi, 22 Ağustos 2020 Giresun Dereli ilçesinde yaşanan sel ve su baskınları, 21 Temmuz 2021 Rize ve Artvin illerinde yaşanan sel ve su baskınları, 28 Temmuz 2021 Antalya'nın Manavgat ilçesinde başlayan ve birçok ilimizi etkileyen orman yangınları, 11 Ağustos 2021 Bartın, Kastamonu, Sinop illerini etkileyen sel ve su baskınları fiziksel, sosyal ve ekonomik kayıplara neden olmuştur. Yaşanan bu afetlerde TAMP kapsamında AFAD koordinasyonunda birçok ilin itfaiye teşkilatları müdahale çalışmalarında önemli görevler almıştır. Bu tez çalışmasının amacı itfaiye teşkilatlarının afet ve acil durumlara hazırlığının Tokat ili Niksar ilçesi İtfaiye Müdürlüğü özelinde değerlendirilmesidir. Çalışmada anket ve gözlem yöntemleri uygulanmıştır. Anket çalışması Niksar ilçesi Belediye İtfaiye Müdürlüğünde görevli 30 personelden 25'ine uygulanmıştır. Çalışma evrenin tamamına değil %83,33'üne uygulanmıştır. Gözlem yöntemiyle Niksar Belediye İtfaiye Müdürlüğünde çalışan personel sayısı, bulunan araç, malzeme, ekipmanlar incelenmiş ve Belediye İtfaiye Yönetmeliği'ne göre değerlendirilmiştir. Katılımcılara göre Tokat bölgesini tehdit eden en önemli afet türü %92 oranla depremdir. Temel afet bilgisi ve kurtarma faaliyetleri eğitimini almış katılımcı oranı ise % 84'tür. Fakat katılımcıların müdahalede görev aldığı afet ve acil durumların dağılımı incelendiğinde depreme müdahalede görev alan katılımcı bulunmadığı görülmektedir. Katılımcıların afet / acil durumlara müdahalede beden gücünü / fiziksel durumunu yeterli bulma oranı %64'tür. Afetlerde can ve mal kayıplarını en aza indirmek için itfaiye teşkilatları her türlü afet ve acil duruma müdahalede personel, araç, malzeme ve ekipman bakımından yeterli seviyeye getirilmelidir.
Türkiye`de sivil havacılık ve havalimanlarında acil durum planlaması: Batman ve Diyarbakır Havalimanları örneği
Havacılık sektörü, ilk kontrollü uçuş ile beraber hızla önemli bir ulaşım yolu olmuştur. Modern hava araçlarının geliştirilmesi, havacılığın farklı kollarda büyümesini sağlamıştır. En önemli kollarından biri olan sivil havacılığın hızla iyileşmesi havayollarına olan ilgiyi artırmaktadır. Sivil Havacılığın sektörel bazlı büyümesi, bazı olumsuz durumların meydana gelmesine neden olmuştur. Bu olumsuzlukların başında gelen uçak kazası, büyük bir sorun olmaktadır. Hava aracı kazalarının yaygınlaşması nedeniyle de ülkelere bağlı, havacılığın idamesi için gerekli sorumluluğu üstlenen kurumlar oluşturulmuştur. Türkiye`de ise bu sorumluluğu Devlet Hava Meydanları İşletmesi (DHMİ) ile Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü (SHGM) üstlenmektedir. Devlet Hava Meydanları İşletmesine (DHMİ) bağlı havalimanları, oluşacak acil durumun çeşidine göre planlar hazırlamaktadır. Bu tez çalışması iki ana temadan oluşmaktadır. İlkinde Türkiye`de hızla gelişim gösteren sivil havacılık faaliyetleri irdelenerek tüm çalışmaların detaylıca incelenmesi sağlanmıştır. Diğer ana temasında ise Batman ve Diyarbakır Havalimanlarında doğabilecek tüm olumsuz şartlara yönelik yapılan acil durum planlamasının kapsamı ve etkinliği değerlendirilmiştir. Çalışmanın ilk bölümünde sivil havacılığın doğuşu ve uluslararası sivil havacılık faaliyetlerinin idamesi için çalışmalar yapan kurum, kuruluşların misyon ve vizyonları incelenmiştir. İkinci bölümde, Türkiye`de sivil havacılığın gelişimi ve bu gelişime etki eden tüm etkenler üzerinde durulmuştur. Tez çalışmasının üçüncü bölümünde ise Batman ve Diyarbakır Havalimanlarında meydana gelebilecek olay ya da afetlere etkin ve doğru müdahalenin yapılabilmesini sağlayan çalışmalar dikkatlice analiz edilmiştir.
2009-2013 yılları arasında çocuk acil polikliniğine başvuran akrep sokması vakalarının değerlendirilmesi
Amaç: Çocuklarda akrep sokmaları sakatlık ve ölümle sonuçlanabilen halk sağlığı sorunudur. Bu çalışmada, Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Acil Polikliniğine (DÜTFÇAP) 2009–2013 yılları arasında başvuran 1–18 yaş aralığındaki 119 akrep sokması vakası değerlendirilerek, ağır zehirlenme bulguları olanlarının tanımlanması ve prognozu etkileyen faktörlerin belirlenmesi amaçlandı. Gereç ve Yöntem: Bu çalışmada DÜTFÇAP'ne 2009-2013 yılları arasında akrep sokması ile başvuran 119 hastanın kayıtları geriye dönük incelendi. Hastaların demografik verileri; başvuru şikayetleri, fizik muayene ve laboratuvar bulguları, uygulanan tedaviler, komplikasyonlar ve prognozları değerlendirildi. Bulgular: Hastaların yaş aralığı 1-18 (9.4±4.5) yıl idi, 57'si erkek, 62'si kızdı. %59.7'si kırsaldan ve %40.3'ü kentlerden başvurmuştu. Hastaların %63'ü alt ekstremite, %24'ü üst ekstremite ve %13'ü diğer bölgelerden sokulmuştu. Sokulma zamanına göre; hastaların %55'i gece, %45'i gündüz sokulmuştu. Başvuru anında %68'inde lokal bulgular varken, %17'sinde sistemik bulgu vardı. Takip yeri değerlendirildiğinde; acil poliklinikte gözlemde %37'si, klinikte %46'sı, yoğun bakımda %17'si takip edildi. Acil polikliniğimize başvurmadan, birinci ve ikinci basamak sağlık kuruluşlarındaki uygulamalara bakıldığında; % 21'ine tetanoz aşısı, %69'una akrep antivenomu, %73'üne dexametazon, %72'sine antihistaminik yapılmıştı. Hastanemizde %62'sine antibiyotik, %37'sine antihistaminik, %38'ine akrep antivenomu, %38'ine dexametazon, %80'ine tetanoz aşısı yapıldı. Yoğun bakıma yatırılanların %7.6'sına dopamin, %10'una prazosin verildi. Hastaların 112'si taburcu edilirken, yedisi kaybedildi. Kaybedilenlerin glikoz, ALT, AST, CK-MB, troponin, LDH değerleri taburcu olanlardan yüksekti. İstatistiksel olarak anlamlı bulundu. Yaş ortalamasına bakıldığında kaybedilenlerin yaş ortalamasının daha düşük olduğu saptandı. İstatistiksel olarak anlamlı bulundu. Sonuç: Akrep sokmaları ciddi mortalite ve morbidite riski taşır ve uygun tedavi yaklaşımlarıyla tedavi edilebilir. Ancak özellikle küçük yaştaki hastaların mortalite riskinin yüksek olması nedeniyle erken başvuru ve etkili tedavi yaklaşımı hayat kurtarıcı olabilir. Anahtar kelimeler: Akrep sokması, çocuk, antivenom, ölüm, prognostik faktörler.
ST elevasyonlu akut myokard infarktüsü hastalarının tedaviye ulaşma sürelerini etkileyen faktörlerin değerlendirilmesi Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi çalışması
GİRİŞ VE AMAÇ:Miyokard infarktüsü koroner kan dolaşımının yetersiz kalması sonucu myokardın iskemik nekrozudur. Akut miyokard infarktüsü (AMI) dünyada önde gelen mortalite ve morbidite nedenidir. Akut miyokard infarktüsü sonrası sağ kalımı belirleyen başlıca faktörler koroner kan akımının hızlıca sağlanması ve komplikasyonların erken tedavisidir. Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi (DEÜH) acil servisine başvuran STEMI hastalarının gecikme nedenleri bilinmemektedir.Biz çalışmamızda acil servisimize başvuran ve ST elevasyonlu myokard enfarktüsü (STEMI) tanısı alan hastalarda, acil servise ulaşma ve acil serviste tanı konma süreleri ve bu süreleri etkileyen faktörleri araştırmayı planladık.GEREÇLER VE YÖNTEM:13.02.2012-30.04.2012 tarihleri arasındaki 2.5 aylık sürede DEÜTF acil servisine ST elevasyonlu myokard infarktüsü tanısı konan 18 yaş üstü, ardışık tüm hasta verilerinden yararlanıldı. STEMI tanısı için WHO örgütününü kriterleri kullanıldı. Hastaların yaşı, cinsiyeti, komorbit hastalıkları, mesleği, evde kaç kişi yaşadığı (yalnız veya yalnız değil), eğitim durumu gibi demografik özelliklerin analizi yapıldı ve hastaneye başvurularındaki gecikme üzerine etki edip etmedikleri araştırıldı. Bunun için hazırlanan anket formlerı kullanıldı. Başvuru zamanı, EKG çekme ve tanı koyma süreleri için Amerikan Kardioloji Derneği (AHA)'nin 2010 AKS kılavuzundaki kriterler kullanıldı.BULGULAR:Çalışma süresince acil servisimize başvuran 86 STEMI hastası çalışmaya dahil edildi. Yaş ortalaması 61,2 idi hastaların %24,4'ü kadındı. Hastaların %52,3 kadarı acil servise geç başvurdu. Diabetik olmanın acil servise başvuruda gecikme ile ilişkili olduğu belirlendi. Ortalama tanı koyma süresi 17 dk olarak bulundu.SONUÇ:Diyebetik olma hastaneye başvuru süresinde gecikmeye neden olmuştur. Geç başvuran hastaların gecikme nedenleri içinde en sık `'geçer diye beklemek olduğu'' olduğu saptanmıştır. Acil servisimizde hastalara ilk EKG'nin çekilme süresi, tanı ve konsültasyon isteme süreleri uluslararası standartlara uygundur.ANAHTAR KELİMELER:ST elevasyonlu myokard infarktüsü, acil, gecikme
Doğu Karadeniz şehirleri merkez ve kırsal alanlarda gerçekleşen kaybolma vakaları: 6 yıllık analiz
Doğu Karadeniz Şehirleri Merkez ve Kırsal Alanlarda Gerçekleşen Kaybolma Vakaları: 6 yıllık Analiz Amaç: Doğu Karadeniz şehir merkezi ve kırsal bölgelerinde meydana gelen kayıp vakalarının genel karakteristik özelliklerinin açıklanarak özellikli bir arama kurtarma profilinin gözden geçirilmesi amaçlanmıştı. Yöntem: 2015-2020 yılları arasında 6 yıl boyunca Doğu Karadeniz şehir merkezi ve kırsalında meydana gelen kaybolma vakaları retrospektif olarak incelendi. Bu inceleme için Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı'nın (AFAD) arşiv verileri kullanıldı. Bulgular: 6 yıllık süre içerisinde Doğu Karadeniz Bölgesinde kaybolan ve verilerine AFAD veri tabanı vasıtası ile ulaşabildiğimiz 290 vaka çalışmaya dâhil edildi. Bu 290 hastanın 208'i erkek (%71,7) iken 82 (%28,3) tanesi kadın idi. Ek hastalıklara göre dağılıma baktığımızda vakaların 188 (%64,8) tanesinde ek hastalık tespit edilmedi. 48 (%16,6) vakada Alzheimer, 14 (%4,8) vakada Demans, 7 (%2,4) vakada tanılı Mental Retardasyon mevcuttu. Vakaların 10 (%3,4) tanesinde Depresyon, Şizofreni, Mani, Bipolar bozukluk gibi Psikiyatrik bozukluklar mevcutken, 4 (%1,4) tanesi bilinen Epilepsi hastasıydı. Görme veya işitme engelli toplam 17 (%5,9) vaka vardı. Hipertansiyon (HT) ve Diyabetes Mellitus(DM) gibi "Diğer" kategorisinde değerlendirilen 2 (%0.7) vaka tespit edildi. Vakaların 117 (%40,3) tanesi Merkezde, 90 (%31) tanesi köy kırsalında, 36 (%12,4) tanesi yaylada, 26 (%9) tanesi dere/dere yatağı mevkiinde, 9 (%3,1) tanesi ormanlık arazide, 5(%1,7) tanesi denizde, 5(%1,7) tanesi baraj gölünde, 1 (%0,3) tanesi çaylık ve yine 1 (%0,3) tanesi de fındıklıkta kaybolmuştur. Bulunma şekillerine göre incelendiğinde 290 vakanın 38 (%13,1) i bulunamamıştır. 118 (%40,7) kişi ölü, 107 (%36,9) kişi sağ, 27 (%9,3) kişi ise yaralı olarak bulunmuştur. Sonuç: Kayıp vakaları üzerine yapılmış, yurtdışı kaynaklı birçok akademik yayın olmakla birlikte ülkemizde yapılmış buna benzer bir epidemiyolojik çalışma bulunmamaktadır. Bu çalışma ile Doğu Karadeniz şehir merkezleri ve kırsal alanda meydana gelen kaybolma vakalarının detaylı incelenmesiyle elde edilen veriler neticesinde gelecekte meydana gelebilecek kazalara yönelik çeşitli önlemlerin alınması, uygun eğitimlerin verilmesi ve toplumun bilgilendirilmesine yönelik çeşitli faaliyetler yapılabilecektir. Bu çalışma yöntem ve sonuçları itibariyle ulusal ve uluslararası arama kurtarma faaliyetlerinde, ekiplere koruyucu önlemler, profesyonel eğitim, halkın eğitimi ve yeni araştırmalar gibi aktivitelerte kılavuzluk edecektir. Anahtar Kelimeler: Kayıp, Retrospektif, Arama-Kurtarma, AFAD
Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi anestezi kliniğinde acil sezaryen olgularında anestezi yönetiminin değerlendirilmesi
Temel amacı kliniğimizdeki acil sezaryen olgularındaki anestezi yönetiminin işleyişinin ve prognozun değerlendirilmesi olan bu çalışmada Nisan 2011- Ekim 2011 tarihleri arasında, doğum amacıyla başvuran 593 gebe hasta kaydedilmiştir. Hastaların 175?i (%29,5) normal doğum, 193?ü (%32,5) elektif sezaryen, 225?i (%38) acil sezaryen ile doğum yapmıştır. Normal doğum planlanan gebelerin %5,1 ine doğum analjezisi uygulanmıştır. %70,5 oranında sezaryen ve %13 oranında Grade 1 sezaryen sıklığı gözlemlenmiştir. Kliniğimizde tüm sezaryenler göz önüne alındığında %65 oranında bölgesel anestezi tercih edilirken, acil sezaryen durumunda bu oran %25?e düşmektedir. Bölgesel anestezi tekniklerinden spinal anestezi %97 oranında tercih edilmiştir. Bölgesel anestezi uygulanan hastaların %51,1?inde sedasyon ihtiyacı olmuştur. Gebelerin %34,2?sinde bulantı, %30,5?inde hipotansiyon ve %5,8?inde bradikardi gelişmiş, kardiyak arrest ve erken nörolojik defisit hiçbir hastada gözlenmemiştir. Genel anestezi uygulanan tüm gebelerde %0,7 oranında zor entübasyonla karşılaşılmıştır. Apgar, postoperatif mortalite ve morbidite, gebelik haftası ve sezaryen sınıflaması ile ilişkili bulunmuştur. Anestezi tekniği seçiminde; sezaryen sınıflaması, anne adayının tercihi, obstetrik ihtiyaç ve özellikle de anestezistin deneyimi önemlidir.
Travma hastalarına çekilen abdominal tomografi görüntülerinin acil tıp asistanı tarafından akut travma patolojilerini değerlendirme düzeyi
Giriş ve Amaç: Travmaya bağlı yaralanmalar acil servise başvuruların sık nedenleri arasındadır. Abdominal yaralanma; baş, boyun ve toraks yaralanmalarından sonra gelen travmalara bağlı ölüm nedenleri içerisinde üçüncü sırada yer alır. Travma hastalarında yaralanmanın derecesi ve anatomisini en doğru nonoperatif olarak tanınmasını sağlayan bilgisayarlı tomografi (BT) olmuştur. BT kanama miktarı, intraperitoneal ve ekstraperitoneal yaralanmaları ve solid organ yaralanmalarını güvenli şekilde gösterir. Bu nedenle BT hem tanıda hem de takipte solid organlar için önemli bir tanı aracıdır. Ayrıca BT pelvis ve spinal fraktürleri de göstermekte faydalıdır. Bu kadar önemli bir görüntüleme yönteminin acil tıp asistanı (ATA) tarafından doğru yorumlanıp klinik korele edilmesi hayat kurtarıcıdır. Çalışmamızda travma hastalarına çekilen abdominal BT görüntülerinin ATA tarafından akut travma patolojilerini değerlendirme düzeyini araştırmayı hedefledik. Gereç ve yöntem: Bu çalışmada 15.12.2020-15.12.2021 tarihleri arasında travma ile başvuran 207 hastanın kontrastlı abdomen BT görüntüleri dahil edilmiştir. Çalışmamıza kontratsız abdominal BT çekilen travma hastaları ve 90 yaş üzerindeki hastalar dahil edilmemiştir. Hastalara ait görüntüleri değerlendirmek için üç yılını doldurmuş, radyoloji rotasyonunu tamamlamış ATA seçildi. ATA tarafından kontrastlı abdomen BT değerlendirilip, radyoloji resmi raporuyla karşılaştırılmıştır. ATA'nın doğru tanı oranı incelendi. Araştırma kapsamında değerlendirilen hastalara/yakınlarına çalışma konusu ile ilgili bilgi verilerek yazılı onam alındı. ATA hastaların abdominal BT görüntüleri için acil serviste mevcut olan PACS (Picture Archiving and Communication Systems) sistemini kullanıldı. Radyoloji raporu Nucleus hastane bilgi yönetim sistemi sisteminden takip edildi. Radyoloji raporu hazırlayan radyoloji doktoru ile ATA birbirinin değerlendirmesinden haberi olmadı. Radyoloji doktorunun raporu altın standart kabul edildi. Ayrıca hastaların yaş, cinsiyet, mevcut şikâyeti, semptomlar, travma sınıflandırması (araç içi trafik kazası, araç dışı trafik kazası, yüksekten düşme, darp, ateşli silah yaralanma, delici kesici alet yaralanması gibi), abdominal yaralanmaya eşlik eden yaralanma bölgeleri, yatış durumları ve mortalite oranları incelendi. Hastaların demografik ve klinik bilgilerinin istatiksel dağılımı hesaplandı. Radyoloji resmi raporu çıkan hastaların raporları ve ATA formları "patoloji var" veya "patoloji yok" şeklinde SPSS (Statistical Package for the Social Sciences) aktarıldı. ATA'nın ve resmi radyoloji raporunun aynı şekilde "patoloji var" veya "patoloji yok" şeklinde yaptığı değerlendirmeler geçerli ve uyumlu olarak kabul edildi. ATA'nın ve resmi radyoloji raporunun farklı olarak "patoloji var" veya "patoloji yok" demesi ise uyumsuz olarak kabul edildi. Bulgular: Araştırma grubundaki 207 hastanın %79.2'si (n= 164) erkek ve %20.8'i (n= 43) kadındı. Hastaların medyan yaşı 33 yıl (aralık= 1-89) olarak tespit edildi. Çalışmada karaciğer yaralanması, dalak yaralanması, böbrek yaralanması, intraabdominal hemoraji tespiti, retroperitoneal hemoraji tespiti, karın ön ve arka duvarında kas ve fasya yaralanmasının tespiti, vertebra fraktürü, iliak fraktür, iskiadik fraktür, pubik fraktür, sakrum fraktürü ve femur boyun fraktürü değerlendirildi. Çalışmanın sonuçlarında radyoloji doktoru ile ATA arasında abdominal BT yorumlanması açısından istatistiksel olarak anlamlı bir korelasyon tespit edildi. Ancak sürrenal, mide, bağırsak ve pankreas yaralanmalarının değerlendirmelerinde radyoloji doktoru ile ATA arasında abdominal BT yorumlanması açısından korelasyon tespit edilmedi. Tartışma ve Sonuç: Travma nedeniyle acil servise başvuran hastaların abdominal kontrastlı BT görüntülemelerinin ATA tarafından değerlendirilmesinde yüksek sensitivite, spesifite, PPD (pozitif prediktif değer) ve NPD (negatif prediktif değer) değerleri bulundu. Bu yüksek doğruluk değerlerinin ATA'nın hastanın anamnezi, fizik muayenesi ve görüntüleme tetkiklerini bir bütün olarak değerlendirmesine bağlı olduğunu düşünmekteyiz. Acil servislerde ATA'nın kontrastlı BT değerlendirmesiyle ilgili daha çok çalışmaya ihtiyaç vardır. Anahtar Kelimeler: Travma, abdominal bilgisayarlı tomografi, acil tıp asistanı, acil servis
Model bir alışveriş merkezinde yangın anındaki tahliye olanaklarının bilgisayar destekli simülasyon programları ile performans bazlı incelenmesi
Alışveriş merkezleri kullanıcı bakımından antropometrik değerleri çok farklı olan hemen hemen toplumda bulunan her tip ve yaşta insanın bulunabileceği mekânlardır. Bu mekânlarda gerçek anlamda bir tahliye tatbikatı yapılması ve deneysel sonuçlar edinilebilmesi geleneksel yöntemler kullanılarak oldukça güçtür ve günümüze kadar bu tip çalışmalar nadir olarak yapılabilmiştir. Yaşanan yangınların incelenmesi ile de bu tip binaların yangında can güvenliği performansının detaylı irdelenebilmesi, mimari olarak yaratıcı fikirler ile inşa edilen bu tip bir birinden oldukça farklı yapılar için uygulanabilir değildir. Günümüzde bu tip binalardaki yangınların sonuçlarının öngörülüp, irdelenebilmesi için bilgisayar destekli programlardan yararlanılabilmektedir. Bu çalışmanın konusu; örnek bir alışveriş merkezi yangınında can güvenliği performansının, bilgisayar destekli programlar yardımı ile farklı yangın senaryoları için tespit edilmesi ve çıkan sonuçların irdelenmesidir. Alışveriş merkezlerinde çıkan yangınlarda misafirlerin daha çok binaya girdikleri güzergâhtan panik halinde çıkmaya çalıştıkları tecrübe edilmiş bir durumdur. Zira kullanıcıların bina tahliye olanakları ile ilgili önceden bilgi alma ihtimalleri olmadığı gibi çok farklı eğitim seviyelerinde ve değişken sosyal statülerde olmaları nedeni ile yangında davranış hakkındaki ortak eğitim seviyesi olabilecek en düşük seviyededir. Ayrıca ülkemizde sıklıkla karşılaşıldığı üzere ekonomik kaygılar nedeni ile AVM güvenlik ve teknik personeli minimum sayıda tutulmakta ve acil durum planlamasında personelin işletmedeki sürekliliğinin de düşük olması nedeni ile yeterli seviyede nitelikli eğitim görememekte, eğitim alanlar kısa sürede değişmekte yeni gelenler tekrar eğitilmemektedir. Bu durum yangında tahliyeyi yönlendirici olarak görev alacak personelin de görevini layığı ile yapamamasına neden olabilmektedir. Yasal mevzuatlar ülkemizde yangın tahliye olanaklarının sadece yönergesel yöntemler ile boyutlandırmasına müsaade etmektedir. Bu yöntem ile tasarlanmış bir binada bina tahliye performansının ölçülmesi bir zaruret değildir. BYKHY (Binaların yangından korunması hakkındaki yönetmelik) gereği tüm binalarda senede en az bir sefer tahliye tatbikatı yapılmalıdır, AVM binalarında ise yönetmelikte yer almasına karşın uygulanabilir olmadığı için tam tahliye tatbikatı hiçbir zaman yapılmamaktadır. Bu nedenlerden ötürü AVM binaları sıradan ofis, fabrika gibi binalara nazaran yangında tahliye performansı öngörülebilir veya kontrol edilebilir yapılar değildir. Yönergesel olarak tasarlanan bir can güvenliği sisteminin performans bazlı bir ölçüm metodu kullanılarak değişik senaryolar için sınanması ve senaryolar arasındaki performans farklarının incelenebilmesi bu çalışmanın öne süreceği görüşlere dayanak oluşturacaktır. Yapılan çalışma sonucunda bu tip bina yangınlarında duman kontrol sistemi tasarımı bakımından görülebilirlik sınırının FED kriterinden daha konsarvatif bir tasarım verisi olduğu değerlendirilmiştir. Ayrıca sprinkler sisteminin kullanımının duman kontrol sistemi kullanımına nazaran daha etkin bir can güvenliği önlemi olduğu görüşü kuvvetlenmiştir.
Yaşlı bakım evlerinde yangın anında kullanıcıların tahliyesi ve dumandan etkilenme oranlarının simülasyonlarla incelenmesi
Bu çalışmada bedensel olarak bakıma muhtaç ve hareket kabiliyetleri sınırlı ya da kendi başlarına hareket edemeyen insanların yangın durumunda bulunduğu binadan korunaklı olarak tahliyesinin, farklı senaryolar üzerinden incelenerek tahliye anında yangın sonucu açığa çıkan gazların, sıcaklık ve görüş mesafesi gibi etkilerin incelenmesi ve bunun sonucunda yaşamsal durumunun analizi yapılacaktır. Ulusal ve uluslar arası standartlar araştırılarak huzurevi ve yaşlı bakımevlerinde ulusal standartlara uygun mimari modelleme yapılacaktır. Bu model üzerinde insanlar eklenerek farklı senaryolar üzerinde yangın simülasyon programı ve tahliye simülasyon programı kullanılarak, kullanıcıların tahliye sırasında yangın ve yangın souncu oluşan faktörlerden etkilenmeleri incelenecektir. Mimari modelde kat koridrolarında duman kontrol sisteminin yapıldığı ve yapılmadığı, yağmurlama söndürme sisteminin bulunup bulunmadığı tahliye senaryoları oluşturulacak ve bu sonuçlar birbirleri ile karşılaştırıştırılacaktır. Tahliye olacak kişiler ise sedye ile tekerlekli sandalye ve kendi kendine tahliye olabilecek şekilde çeşitlendirilecektir.
İlköğretim matematik öğretmenlerinin acil çevrimiçi eğitim süreçlerinin incelenmesi: Bir durum çalışması
Bu araştırmada ilköğretim matematik öğretmenlerinin acil çevrimiçi eğitimdeki matematik ders uygulamalarının ve bu sürece ilişkin anlayışlarının derinlemesine incelenip ortaya koyulması amaçlanmıştır. Araştırma yöntemi nitel olarak benimsenmiş ve bütüncül çoklu durum çalışması olarak desenlenmiştir. Verilerin toplanması, analiz edilmesi ve yorumlanması bu doğrultuda gerçekleşmiştir. Araştırmanın katılımcılarının seçiminde amaçlı örnekleme yöntemlerinden birisi olan ölçüt örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Araştırmacının incelediği durumları açıklamasına hizmet edecek, önceden belirlenmiş ölçütler doğrultusunda gönüllülük esasına göre 2020-2021 eğitim öğretim yılında Kocaeli ilinde bir devlet okulunda çalışmakta olan 2 ilköğretim matematik öğretmeni katılımcı olarak seçilmiştir. Araştırmanın verilerinin toplandığı süreçte oluşabilecek herhangi bir sistematik hatayı en aza indirmek amacıyla birden çok yöntem ve tekniğin beraber kullanıldığı triangülasyon (üçgenleme) yaklaşımı benimsenmiştir. Bu bağlamda araştırmanın verileri yarı yapılandırılmış görüşmelerin video kayıtları, katılımcıların ders videoları ve süreçte kullanılan öğretmen dokümanları ile toplanmıştır. Araştırmanın verileri araştırmacı tarafından literatüre dayalı olarak oluşturulmuş çerçeve dahilinde betimsel analiz yöntemi kullanılarak analiz edilmiştir. Analiz sonucunda öğretmenlerin uzaktan eğitime ilişkin genel anlamda fikir sahibi olmalarına karşın süreç yönetiminde özellikle ders uygulamalarında zorlandıkları gözlemlenmiştir. İçeriği sunma, ders yönetimi, ölçme ve değerlendirme gibi öğretimin çeşitli süreçlerinde yetersiz kaldıkları fark edilmiştir.
COVID-19 salgını sürecinde MEB tarafından yürütülen acil uzaktan erişimli öğretim faaliyetlerine yönelik paydaş görüşleri
Bu araştırmanın amacı COVID-19 salgını sürecinde 23 Mart 2020 – 18 Haziran 2021 tarihleri arasında Türkiye'de T.C. Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yürütülen uzaktan öğretim faaliyetlerine ilişkin paydaş görüşlerini belirlemektir. Bu bağlamda tasarlanan araştırma, Eskişehir ve Manisa illerinde resmi ve özel kurumlara bağlı ortaokullarda çalışan idareciler, öğrenciler ve farklı branşlarda görev yapan öğretmenleri kapsamaktadır. Araştırma nitel araştırma yöntemlerinden açıklayıcı durum çalışmasına göre desenlenmiştir. Katılımcıların belirlenmesinde ölçüt örneklem, kolay ulaşılabilir durum örneklemesi ve maksimum çeşitlilik örneklemesinden yararlanılmıştır. Araştırma beş farklı okuldan 30 katılımcı ile gerçekleşmiştir. Veriler yarı yapılandırılmış görüşme sorularıyla toplanmış, tümevarımsal içerik analizi metoduyla irdelenmiş, inandırıcılık için uzman görüşünden yararlanılmıştır. Araştırmanın bulguları incelendiğinde paydaşlar; öğrencilerin kırsal alanlarda altyapı ve donanım eksikliğinden dolayı uzaktan yürütülen derslere giremediklerini, uzaktan öğretim sürecinde motivasyon kaybından dolayı derse katılımlarının giderek azaldığını, öğrenciler arasında sayısal uçurumun olduğunu, paydaşların EBA TV kanalından yapılan eğitimi yeterli bulmadıklarını dile getirmişlerdir. Ayrıca paydaşlar COVID-19' a rağmen derse katılım sağlayan öğrencilerle eğitime erişebilme ve teknolojiyi daha etkin kullanabilme gibi sistemin olumlu yönlerinin de olduğunu dile getirmişlerdir. Araştırmanın sonunda Millî Eğitim Bakanlığına, okul idarecilerine, öğretmenlere, velilere ve araştırmacılara yönelik öneriler sunulmuştur.
Ulusal Medikal Kurtarma Ekibinin (UMKE) afet ve acil durumlarda özel gereksinimli bireylere müdahale sürecinin belirlenmesi
Afet ve acil durumlar tüm bireyler için zorluk oluşturmakta, yetersizliği olsun veya olmasın toplumun tüm kesimlerini olumsuz etkilemektedir. Ancak özel gereksinimli bireylerin afetlerin yıkıcı etkilerine karşı daha savunmasız olduğu alanyazında sıklıkla vurgulanmaktadır. Bu araştırmada UMKE personelinin özel gereksinimli bireylere müdahale sürecinin nasıl gerçekleştiğinin derinlemesine ele alınması amaçlandığından, araştırma nitel araştırma yöntemine dayalı durum çalışması olarak desenlenmiştir. Araştırmaya 25-46 yaş aralığında 10'u erkek 4'ü kadın olmak üzere 14 UMKE görevlisi dahil edilmiştir. Veriler yarı yapılandırılmış görüşmeler ve doküman incelemesi yoluyla toplanmıştır. Tüm araştırma süreci boyunca araştırmacı günlüğü tutulmuştur. Elde edilen veriler, gerektiğinde tümevarımsal, gerektiğinde betimsel olarak analiz edilmiştir. Analiz sonucunda, UMKE personelinin özel gereksinimli bireylerle ilgili genel bilgilerinin yanında afet ve acil durumlarda özel gereksinimli bireylerin yaşantıları, özel gereksinimli bireylerin tespit edilmesi, özel gereksinimli bireylerle iletişim ve müdahaleye ilişkin bulgulara ulaşılmıştır. Ulaşılan bulgular ışığında, UMKE personelinin özel gereksinimli bireylerin genel özelliklerini tanıma, afet ve acil durumlarda tespit etme, iletişim kurma ve müdahale etmede yetersizlik yaşadığı sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmanın katılımcıları tarafından vurguladığı gibi, afet ve acil durumlarda özel gereksinimli bireylere daha nitelikli sağlık hizmetleri sunmak ve afetlerin yıkıcı etkilerini en aza indirmek için UMKE personeline hizmet içi eğitimler düzenlenmesi önerilmektedir.