Education establishments
302 theses under this subject heading
Kurum kültürünün benimsenmesinin örgütsel bağlılık düzeyine olan rolünün değerlendirilmesi: Eskişehir ilinde bir özel okulda uygulama
Günümüz dünyasında her şey hızlı bir değişim yaşamaktadır. Bu değişim teknolojiden toplumsal hayata her alanda kendini göstermektedir. Özellikle küreselleşmenin hızlı bir şekilde gerçekleşmesi yönetim sektöründe de yeni bakış açılarının gerektiğini ortaya çıkarmıştır. Kurumların bu yeni dönemdeki yönetim anlayışlarının çekirdeğini "önce insan" felsefesi oluşturmuştur. Kurumlarına yüksek düzeyde bağlılık duyan çalışanlar kurumun işleyişine olumlu yönde katkıda bulunmaktadırlar. Bu bağlılığın yaratılmasında en önemli faktörlerden biri de kurum kültürünün çalışanlarca benimsenmesidir. Bu noktadan hareketle çalışmanın ilk bölümünde kurum kültürü ve örgütsel bağlılık kavramlarının derinlemesine incelenmesini içeren bir alanyazın taraması gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın uygulama kısmında ise kurum kültürünün benimsenmesinin örgütsel bağlılık düzeyine olan rolünün değerlendirilmesi amacıyla Eskişehir ilinde bir özel okulda çalışan 56 katılımcı ile anket çalışması gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre; kurum kültürü benimsenme düzeyi arttıkça örgütsel bağlılık düzeyinde de artış olacağı belirlenmiştir. Bunun yanı sıra uygulama yapılan kurumdaki kurum kültürü benimsenme düzeyi yüksek, örgütsel bağlılık düzeyleri ise ılımlı düzeyde olduğu sonucuna varılmıştır.
Toplumsal beklentilerin özel öğretim kurumlarının sosyal sorumluluk uygulamalarına etkisini belirlemeye yönelik bir araştırma
İnsanlık tarihi kadar eski olan sosyal sorumluluk, günümüzde toplumların bilinçlenmesi sayesinde, yaygınlaşmış ve işletmeler açısından da değerlendirilmeye başlanmıştır. Dünya ekonomisinin % 90'ına yakınını elinde bulunduran özel sektörün, bu kadar büyük ekonomik gücün bir miktarını, kendi etrafından başlamak üzere, toplumun tüm kesimlerinin sosyal refahına katkı sağlamak amacıyla kullanması gerekliliği, yaygın bir kanaat olmuştur. Bu sosyal duyarlılık ve beklentinin, özel öğretim kurumu işletmelerinin sosyal sorumluluğa bağlılıkları üzerine etkisi, çalışmanın başlıca amacı olmuştur. Diğer taraftan; yasal düzenlemelerle çıtası yükselmiş olan, geleneksel sosyal sorumluluk anlayışının, işletmeler için zorunluluk olduğu hususu, çalışmamızın ikincil amacı olmuştur.Bu amaçları gerçekleştirmek için yapılan araştırmanın ana kütlesini, Doğu Anadolu Bölgesi'nde faaliyet gösteren özel öğretim kurumları oluşturmaktadır. Milli Eğitim Bakanlığı verilerine göre; Doğu Anadolu Bölgesi'nde 275 özel öğretim kurumu bulunmaktadır. Ana kütle listesinin tamamına ulaşmak, zaman, emek ve maliyet açısından imkânsız olduğundan, kota örneklemesi yöntemine başvurulmuştur. Örnekleme için, illerde bulunan özel öğretim kurumu sayısının, bölgedeki özel öğretim kurumları toplamına oranı %10'un üzerinde olan iller seçilmiştir. %10'un üzerinde, özel öğretim kurumuna sahip illerde bulunan, özel öğretim kurumu idarecilerine, mail yöntemiyle veya yüz yüze yöntemle anket tatbik edilmiştir. Elde edilen veriler SPSS 17,0 paket programı aracılığıyla analiz edilmiştir.Yapılan analizler, toplumsal beklenti ve duyarlılığın, özel öğretim kurumlarının sosyal sorumluluk uygulamalarına olan pozitif etkisini göstermektedir. Bununla birlikte; özel öğretim kurumlarında sosyal sorumluluk kavramının, artık bir zorunluluk olarak algılandığı tespit edilmiştir.
A study on the dynamics of parent satisfaction and student academic achievement at schools using system dynamics modeling
Education is dynamic and complex system. Many parameters are interrelated independently. Student Academic Achievement is an important outcome. But, to evaluate causes behind achievement and school satisfaction have always been conflicting process for educationalists and school administration. System dynamics is suitable for this research because it emphasizes multi-loop character of education system. It is powerful tool that can make future predictions for complex systems. Group model building was implemented among twenty managers to use the most important parameters in the model. The aim of this study is to develop a system dynamics simulation tool that could be used by school administrators to increase effectiveness of school. This study covers effects of student, parent, teacher and school sectors on student academic achievement. A wide literature review was made over effects of parent, teacher, student and school sectors on student academic achievement. Causal loops for each sector were drawn. Only teacher and parent sectors were considered for drawing stock-flow diagrams. Four stocks were formed. To test the model, direct structure and structure-oriented behavior tests have been implemented. After simulation and multivariate sensitivity analysis, parameter effects are same as they are in real life. Parent and Teacher parameters have strong effect on student academic achievement as found in literature and observed in real life. Parent Involvement is key stock to increase student academic achievement. In the future, researchers may focus on how to create effective school organization and satisfy its clients from system perspective. Educational researchers may focus on curriculum development using system dynamics modeling.
Temel eğitim kurumlarında illüstrasyonun eğitim materyali olarak kullanımı (Tarihte kurulan 16 Türk devletinin illüstrasyonlu materyal örneği)
Türk Ulusu oldukça köklü bir geçmişe sahiptir. Bu köklü geçmişi oluşturan ise farklı zamanlarda kurulmuş ve önemli başarılara imza atmış olan bağımsız Türk devletleridir. Bu devletler milli eğitim müfredatında yer almakta ve kademeli olarak ders kitaplarında okutulmaktadır. Tarihte kurulan 16 Türk devleti konusunun, öğrencilere daha iyi anlatılabilmesi ve bu konuda yeteri kadar eğitim materyalinin olmamasından dolayı bu çalışma yapılmıştır. Bu araştırmanın amacı: Temel eğitim kurumlarında ortak tarih bilincini pekiştirmek için tarihte kurulmuş 16 Türk devletinin illüstrasyonlu eğitim materyallerinin tasarlanmasıdır. Bu çalışma ile 16 Türk devletinin, tasarlanan illüstrasyonlarla somutlaştırılması ve temel eğitim kurumlarında eğitim materyali olarak akılda kalıcılığı sağlayacağı düşünülmektedir. Bu araştırma nitel tarama modelinde desenlenmiş olup araştırmanın uygulama aşamasında elde serbest çizim tekniklerinden, grafik tasarım programları ile çizim ve dijital boyama yöntemlerinden yararlanılarak uygulama çalışmaları yapılmıştır. Araştırmanın birinci bölümünde materyal tasarımına, ikinci bölümde materyal tasarımında illüstrasyonun kullanımına ve özelliklerine, üçüncü bölümde ise uygulama çalışmalarına ve yapım aşamalarına yer verilmiştir. Bu araştırma kapsamında 16 adet illüstrasyonlu eğitim materyali tasarımı yapılmıştır. Bu tasarımların, farkındalık oluşturmasına ve konunun kavranmasını kolaylaştırmasına dikkat edilmiştir. Yapılan çalışmalarda illüstrasyonların yanı sıra haritalara, teorik tarihsel bilgilere ve bunları destekleyecek vektör ve grafiklere yer verilmiştir. Bu çalışma 16 Türk devletinin (Büyük Hun, Batı Hun, Avrupa Hun, Ak Hun, Göktürk, Avar, Hazar, Uygur, Karahanlı, Gazneli, Büyük Selçuklu, Harzemşah, Altınordu, Büyük Timur, Babür ve Osmanlı İmparatorlukları) illüstrasyonlarını kapsamaktadır.
Sahn-ı Semân Medreseleri ve eğitim sistemi
Sahn-ı Semân Medreseleri, Osmanlı eğitim-öğretim sistemi içerisinde önemli bir yere sahip olmuştur. Bu önem, İslâmiyet'in doğuşundan itibaren ortaya konulan eğitim-öğretim ve kültür faaliyetlerinin özümsenmesinden ve bunların üzerine bina edilmesinden kaynaklanmıştır. Çalışmamızda ilk medreselerin doğuşundan Fatih Sultan Mehmed dönemine kadar olan gelişim süreci ve uygulamalarından kısaca bahsedilmiştir. Bununla beraber hem Fatih Sultan Mehmed dönemine hem de sonraki dönemlere olan tesirleri üzerinde de durulmuştur. Ayrıca araştırmamız açısından büyük öneme sahip olan Fatih Sultan Mehmed'in hayatına, eğitim-öğretimine, hocalarına ve Fatih külliyesinin diğer birimlerine değinilmiştir. Daha sonra, asıl üzerinde durmak istediğimiz Sahn-ı Semân Medreseleri'nin kuruluşu, fiziki yapısı, sosyal yapısı, idari yapısı, işleyişi, müderrisleri, talebeleri, okutulan dersler, eğitim-öğretimin programları, metodu, dili, zihniyeti ve toplumsal hayata olan katkıları araştırılmıştır. Anahtar Sözcükler: Sahn-ı Semân, Medrese, Eğitim sistemi, Fatih, Külliye
Eğitim kurumlarının öğretmen ve yöneticileri arasındaki çatışma alanları üzerine bir araştırma: Kütahya örneği
Günümüzde örgütler üzerinde yapılan araştırmaların büyük çoğunluğu birey odaklı araştırmalardır. Örgüt başarısının artması için kurumun bireylere verdiği değerin iyi anlaşılması gereklidir. Bireylerin performanslarını ve örgütsel bağılıklarını belirleyen en önemli etkenlerden birisi de, farklı koşul ve imkânlara sahip bireyler arasında ortaya çıkan çatışmadır.Çatışmanın pek çok nedeni olabilir. Bireyler arası farklıklar, ortak kullanım alanlarının paylaşılması, yönetimin görev ve sorumluluklarını yerine getirmesi ve iş yükü dağılımı gibi pek çok etmen çatışmaya yol açabilir. Çatışmanın pek çok olumsuz etkileri bulunabilir. Bu nedenle çatışmaya neden olabilecek etmenlerin araştırılması, yönetim ve organizasyon alanında önem arz etmektedir.Yapılan bu araştırmada, eğitim sektöründe görev yapan öğretmenler ve yöneticiler arasındaki çatışma alanları ve dereceleri araştırılmıştır. Araştırmaya konu olan 414 öğretmen-yönetici üzerinde anket uygulaması yapılarak, öğretmenlerin olası çatışma alanları ile ilgili görüşleri alınmıştır. Anket formlarından elde edilen bilgiler SPSS 15. for Windows paket programı ile analiz edilmiş ve sonuçlar değerlendirilmiştir.Araştırma sonuçları temel olarak araştırmacıların bireysel farklılıklar, yönetimin görev ve sorumlulukları, ortak kullanım alanları ve iş yükü dağılımında öğretmenlerin çatışma yaşadıklarını göstermiştir. Araştırma konuları alt başlıklar halinde incelenmiş ve sonuçlar rapor edilmiştir. Araştırmada istatistik analizi için tanımlayıcı analizlerden cross-tabulation analiz yöntemi ve genel bilgilerin derlenmesinde frekans analizi yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın kavramsal bölümü için kaynakların bir araya getirilmesinde kaynak tarama modeline başvurulmuştur. Araştırmada bir dizi önerilere de yer verilmiştir.Anahtar Kelimeler: Çatışma, Eğitim, Okul Yönetimi, Organizasyon, Yönetim.
Kütahya'da faaliyet gösteren özel öğretim kurumlarında örgütsel iklimin örgütsel bağlılığa etkisi
Örgütü, belirli amaçlara ulaşmak için bir grup insanın bir araya gelerek oluşturdukları sistem olarak tanımlarız. Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere iş görenlerin örgütlerde en önemli yeri oluşturduğu gerçeğidir. Son yıllarda özellikle iş görenlerin devrini azaltan, örgütün değerlerini kendi değerleri üzerinde tutan ve örgüt için daha fazla çaba sarf eden örgütler emsallerine göre daha fazla başarılı olmaktadır. Bu da örgütsel bağlılık kavramının öncelik gösterilmesi gereken faktörler arasında yer almasını sağlamaktadır. Örgütsel bağlılığı etkileyen en etkili faktörlerden biri örgütsel iklim olarak karşımıza çıkmaktadır. Örgüt iklimi temelde üyelerin örgütü benimseme derecelerine dayanmakta ve örgütü kuşatan atmosfer olarak tanımlanmaktadır.Bu çalışmanın 1. bölümünde örgütsel bağlılık, 2.bölümünde ise örgüt iklimi konularının literatür çalışması yapılmıştır. Son bölümde örgütsel iklimin ve örgütsel bağlılığa etkisi Kütahya'da faaliyet gösteren özel öğretim kurumlarının personeli üzerinde yapılmış olan uygulamalı bir çalışmayla analiz edilerek elde edilen bulgular özetlenmektedir.Anahtar Kelimeler: Örgüt, Örgüt Bağlılık, Örgütsel İklimi.
Örgüt iklimi ve örgütsel sinizm ilişkisi: Kütahya merkez meslek liseleri üzerine bir araştırma
Örgüt iklimi örgütsel koşulları, çalışanları ve yönetim uygulamalarını içeren dinamik bir etkileşim sürecinin yansımasıdır. Örgüt iklimi, genel olarak örgütün havası, çalışanlar arasındaki samimiyet, duygusal güç, ait olma, motivasyon düzeyi, kişilikler, yönetsel uygulamalar ve liderlik tarzı hakkında bilgi veren bir kavramdır. Örgütsel sinizm, öğretmenlerin okul örgütüne karşı negatif bir tutumudur. Öğretmenlerin okulun kararlarına ve işlemlerine karşı bir inançsızlık; niyetlerine güvenmeme ve yöneticilerinin gerçek karakterlerini yansıtmamaları inancı olarak tanımlanmaktadır. Yöneticilerin sinizminin sebep ve sonuçlarını bilmeleri örgütteki başarı ve var ise sinizmin olumsuz sonuçlarını en etkili ve en uygun bir şekilde yönetme imkanı vermektedir. Örgütsel sinizmi etkileyen faktörlerin bilinmesi ya da algılanması yöneticilerin bu konuda duyarlı olup olumsuz sonuçlar doğurabilecek adım atmalarına engel olmaktadır. Bu araştırma meslek lisesi okullarında örgütsel iklim ile örgütsel sinizm arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla, 2012-2013 eğitim-öğretim yılı içerisinde, Kütahya merkezinde bulunan, meslek lisesi okullarında yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Örgütsel İklim, Sinizm, Örgütsel Sinizm.
Türkiye ve Almanya'daki okul öncesi eğitim programlarının karşılaştırılması
Bu çalışma, Türkiye ve Almanya'daki okulöncesi eğitim programlarını farklı değişkenler açısından karşılaştırarak programlar arasındaki benzerlikleri ve farklılıkları ortaya koymayı amaçlayan bir karşılaştırmalı eğitim çalışmasıdır. Bu araştırmada, Türkiye ve Almanya'daki okulöncesi eğitim programlarının amaç, içerik, programın uygulanışı ve program yeterliliklerinin bire bir karşılaştırılması amaçlanmış ve bazı önerilerde bulunulmuştur. Bu çalışma nitel araştırma yöntemi ile gerçekleştirilmiş olup, karşılaştırma yapabilmek amacıyla eğitim araştırmalarında sıkça kullanılan yatay yaklaşım ve kısmen dikey yaklaşım anlayışı kullanılmıştır. Bu araştırmada veriler; tez, makale gibi yazılı ve ilgili ülkelerin resmi kaynaklarından, görüşme, gözlem ve doküman analizi gibi tekniklerden yararlanılarak toplanmıştır. Çalışmanın sonuçlarına göre, iki ülkenin okulöncesi eğitim programlarında bazı benzerliklerin yanı sıra; okulöncesi okullaşma oranları, okulöncesi öğretmen yetiştirme kriterleri, okulöncesi eğitimin hedefleri gibi önemli farklılıklar da bulunmaktadır. Anahtar Kelimeler: Almanya, anaokulu, okulöncesi eğitim programları, Türkiye
Okul dışı eğitim ihtiyaçlarının belirlenmesi ve toplumun beklentisi(Ankara ili örneği)
Bu çalışmanın amacı, okul dışı eğitim ihtiyaçlarının ortaya çıkış sebeplerinin ve okul dışı eğitim kurumlarından beklentilerin ne olduğunun tespit edilmesidir. Okul dışı eğitim ihtiyacının ve okul dışı eğitimden beklentilerin tespit edilebilmesi için mevcut sistemin eksikliklerinin, uygulamaya yönelik aksaklıklarının ve öğrencinin eksik kaldığı kısımların tespit edilmesinde karar verici olarak eğitimin temel paydaşlarından olan öğretmenlerin görüşleri önem arz etmektedir. Araştırmada yukarıda belirtilen amaç dâhilinde öğretmen görüşlerini saptamak için anket ve görüşme formları hazırlanmıştır. Anket örneklem gruba uygulanmış ve elde edilen veriler, araştırmanın amacı doğrultusunda nicel ve nitel veri analizi tekniklerinden faydalanılarak, uygun paket programlar yardımıyla analiz edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre, öğretmenlerin %55'i okul dışı eğitime ihtiyaç olduğunu , %62,3'ü ise merkezî sınavların kalkmasıyla okul dışı eğitime ihtiyaç olmayacağını belirtmiştir. Nicel ve nitel veri analizi sonuçlarına göre merkezi sınav sisteminin okul dışı eğitimde önemli bir etkisi olduğu tespit edilmiştir. Bununla birlikte sınavların test tekniğiyle yapılması ve okullarda test tekniği eğitiminin yetersiz olması, okullarda yeterli sayıda deneme sınavı yapılmaması, ders tekrarlarının az olması, sınıfların kalabalık olması, müfredatın yoğun olması, okullardaki fiziksel ortamın yetersiz olması ve öğretmenlerin alan bilgilerinin yeterli olmaması gibi durumlar okul dışı eğitim ihtiyacını yükselten önemli sebepler olarak tespit edilmiştir. Ayrıca öğretmenler okul dışı eğitimden, kaliteli eğitim, kaliteli öğretmen, öğrencilerin yeteneklerine göre geliştirilmesi, öğrencilerin okul ile ilgili eksiklerinin giderilmesi, öğrencilerin temellerinin sağlamlaştırılması, öğretmenlerin her öğrenciye adil davranması, okul dışı eğitimin daha uygun fiyatlarla yapılması, öğrencilere kariyer ve iş imkânı sağlanması gibi beklentilerinin olduğunu belirtmişlerdir. Anahtar Kelimeler: Eğitim, okul dışı eğitim, öğretmen görüşleri
Okul öncesi eğitim kurumuna devam eden 48 - 60 ve 61 - 72 ay grubu çocukların görsel algı gelişim düzeylerinin incelenmesi: İstanbul örneği
Bu çalışma da, Okul Öncesi eğitim kurumlarına devam eden 48-60 ve 61-72 ay grubu çocukların görsel algı gelişim düzeylerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Tarama modeline göre tasarlanan araştırmanın çalışma grubunu, İstanbul ili ilçe merkezlerinde, 2014-2015 eğitim-öğretim yılında Milli Eğitim Bakanlığına bağlı devlet 200, özel 200 olmak üzere toplam 400okul öncesi öğrencisi oluşturmaktadır. Öğrencilerin görsel algı gelişim düzeylerini belirlemek üzere Dr. Marianna Frostig tarafından geliştirilmiş Frostig Gelişimsel Görsel Algı Testi uygulanmıştır. Frostig Görsel Gelişimsel Algı Testinde görsel algı becerileri, el-göz koordinasyonu,şekil-zemin algısı, şekil sabitliği algısı ,mekânda konum algısı ve mekânsa l ilişkiler algısı başlıkları altında incelenmiş ve çocukların ilkokula hazır bulunurluk düzeyleri belirlenmiştir. Frostig görsel algı gelişim testi sonucunda, 48-60 ay yaş gurubu çocukların görsel algı gelişim düzeyinin 61-72 ay gurubu çocukların görsel algı gelişim düzeyinden anlamlı derecede düşük çıktığı gözlenmiştir. Günümüzde okula başlama yaşının da geriye alındığı düşünüldüğünde okula erken başlayan çocukların okula tam anlamıyla hazır olmadıkları sonucuna ulaşılabilir. Bu açıdan değerlendirildiğinde, Okul Öncesi dönemde görsel algı becerilerinin kendiliğinden gelişmesini beklemek yerine, bu becerileri destekleyici programların uygulanmasına ivedilikle ihtiyaç duyulmaktadır. Anahtar Kelimeler: Frostig Görsel Algı, Okul Öncesi.
Yükseköğretim kurumlarında bütçe algısı üzerine ampirik bir çalışma
Bütçe, kamu kesiminin etkin bir şekilde çalışabilmesi için temel ilkeleri gerçekleştirebilecek etkin bir mali araç olarak görülmektedir. Bütçe bir hükümetin en güçlü sosyal ve ekonomik politika aracıdır ve her bir vatandaşında yaşamlarında önemli bir rol oynar. Vatandaşların hükümet bütçelerini anlaması, bu konuda bilgi alması ve süreçlere erişiminin olması, onların kamu fonlarının kullanımı için hükümete hesap sormasını sağlaması nedeniyle hayati önem taşımaktadır. Bu çalışma yükseköğretim kurumlarında bütçe algısını incelemek amacıyla yapılmıştır. Bu amaç doğrultusunda, bütçe ve bütçe hakkının kavramsal çerçevesi çizilerek; İngiltere, Fransa, Amerika Birleşik Devletleri, Almanya ve Türkiye'de bütçe hakkının tarihsel gelişimine yer verilmiştir. Daha sonrasında, çalışmanın ana teması olan bütçe algısının geliştirilmesine yönelik olarak yapılan katılımcı bütçeleme, vatandaş bütçesi ve vatandaş bütçesinin uygulandığı bazı ülkelere yer verilmiştir. Çalışmanın son kısmında ise, yükseköğretim kurumlarında bütçe algısını ölçmek için anket çalışması yapılmıştır. Anket çalışması, Dumlupınar Üniversitesi'nde çalışan akademik personel, idari personel ve üniversitede İİBF' de maliye bölümünde okuyan öğrencilerinden basit rassal örnekleme yoluyla seçilen 474 kişiye uygulanmıştır. Katılımcıların bütçe ve bütçe uygulamalarına ilişkin algılarını ölçmek amacıyla elde edilen veriler IBM SPSS Statistics (21.0) programı kullanılarak analiz edilmiştir. Anahtar Kelimleler: Bütçe, Bütçe Hakkı, Yükseköğretim Kurumları, Katılımcı Bütçeleme, Vatandaş Bütçesi.
Türkiye`de orta öğretim kurumlarının finasmanı, orta öğretimde kamu reformu ekseninde muhasebe sistemine ilişkin tespitler ve öneriler
Bu çalışmama konusu, kamu reformu ekseninde Türkiye'de orta öğretim kurumlarının fînansal yapısının incelenerek kaynak sorununun vurgulanması ve bu sorunun çözüm yollarının belirlenmesidir. Bu konu kapsamında amaç, devlet orta öğretim kuramlarına ayrılan fînansal kaynaklan arttırmak ve arttırılan fînansal kaynaklama etkin yönetimini gerçekleştirecek önerileri kamu reformu ekseninde geliştirmektir. Çalışmada bir kamu hizmeti olarak eğitimin seçilmesinin nedeni, ülkenin insan kaynaklaman gelişiminde eğitim kurumlarından orta öğretim kurumlarının önemli olduğudur. Bu çalışmada, literatür incelemesiyle, Türkiye'de parasız eğitim adı altında devletin eğitim hizmetlerine yeterince fînansal kaynak ayırmadığı belirlenmiş ve kaynak yetersizliğinin neden olduğu sorunlara dikkat çekilmiştir. Görüşme yöntemi ile de, bir devlet ve bir özel orta öğretim kurumunun fînansal yapılan incelenmiştir. Uygulamada, devlete ait orta öğretim kurumuna ayrılan fînansal kaynakların yetersiz olduğu OECD ülkeleri, bazı gelişmiş ülkeler ve özel orta öğretim kurumlan ile karşılaştırılarak ortaya konulmuştur. Devlet orta öğretim kuranlarının fînansal kaynak yetersizliği sorununun çözümüne yönelik olarak, kamu mali ve idari reformu ekseninde orta öğretim kurumlarında öğrenci basma ayrılan fînansal kaynağın OECD ülkeleri ortalamasına çıkarılmasına değinilmiş ya da özel orta öğretim kurumlarındaki bir öğrenci maliyeti kadar kaynağın ayrılması gerektiği vurgulanmıştır. Kaynakların etkin kullanılamaması sorununun çözümüne yönelik olarak, devlet orta öğretim kuramlarına ayrılan fînansal kaynakların ölçülmesi, değerlendirilmesi ve geliştirilmesine yönelik bir muhasebe sisteminin kurulması gerektiği önerilmiştir. Önerilen muhasebe sistemi, her bir eğitim kurumunun kendisine tahsis edilen kaynakların etkin kullanılmasını sağlamada önemli bir araç olacaktır. Bu sistem, uzun vadede Türkiye'de orta öğretim kurumlarının finansman sorunlarının çözümüne büyük katkı sağlayacaktır.
Akreditasyonun etkilerinin sistem öğeleri açısından incelenmesi
Bu araştırma akreditasyonun okul sisteminin girdi, süreç, çıktı, geribildirim ve çevre öğeleri üzerindeki etkilerini incelemeyi amaçlayan nitel bir çoklu durum çalışmasıdır. Veriler 2020-2021 eğitim-öğretim yılında, Uluslararası Bakalorya Organizasyonu'nun (International Baccalaureate-IB) İlk Yıllar Programı (Primary Years Programme-PYP) akreditasyonuna sahip üç özel ilkokuldan görüşme, gözlem ve doküman analizi yapılarak toplanmıştır. Veri analiz yöntemi olarak tematik analizden faydalanılmıştır. Veri analizi çerçevesi olarak Katz ve Kahn'ın "Açık Sistem Teorisi" kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgular; önce her bir durum için tek tek verilmiş, sonra durumlar karşılaştırılarak akreditasyonun okul sisteminin öğeleri üzerindeki etkileri tartışılmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre; üç okuldan birbirine çok benzer bulgular elde edilmiştir. Okulların birbirinden farklı özelliklerine rağmen, PYP'nin okulun sistem öğeleri üzerinde yarattığı etkilerin benzer olduğu görülmektedir. Yönetici ve öğretmenler akreditasyonun okul sisteminin girdi, süreç, çıktı, geribildirim ve çevre öğeleri üzerinde olumlu etkileri olduğunu düşünmektedirler. Ancak bu olumlu etkilerin oluşmasında ve programın başarıyla uygulanmasında; öğrenciler, veliler ve tüm çalışanlardan oluşan okul topluluğunun akreditasyon programına yönelik tutumuyla birlikte, kadronun PYP uygulayıcısı olmadaki mesleki yetkinliği, değişime uyumlanma, iletişim ve takım olma becerileri gibi konuların belirleyici rolü olduğu görülmektedir. PYP okullarında görev yapan öğretmen ve yöneticilerin; ulusal müfredatla PYP'yi örtüştürme, akademik başarı beklentileriyle programın kazanımlarını dengeleme arasında gerilim yaşadıkları görülmektedir. Akredite okulların ulusal eğitim sistemi ve sınav baskısı ile programın hedef ve kazanımları arasında yaşadıkları ikilemi yönetmek için stratejiler geliştirmeleri gerekmektedir. Ayrıca akredite olmak isteyen okulların vizyonları, ekonomik koşulları ve velilerin okuldan beklentileri açısından kendi bağlamlarını çok iyi analiz etmeleri önemlidir. Bu okulların sürdürülebilirlik, fayda-maliyet ve okul topluluğunun hazır oluşu gibi kriterler üzerinden yapacağı değerlendirmeler sonucunda akreditasyon çalışmalarını başlatmaları önerilebilir. Anahtar sözcükler: Akreditasyon, IBPYP, Eğitimde kalite, Açık sistem teorisi.
Türkiye'de özel eğitim kurumlarının nicelik olarak incelenmesi
Eğitim, bireylere özgü özelliklere göre planlanmalıdır. Devamlılık gerektiren bir dönem olan eğitim, bireylerin hal ve hareketlerinde gözle görülür gelişmeler sağlamasına yönelik yapılan çalışmayı tanımlayan süreçtir. Sosyal devlet ilkesiyle aynı paralellikte hareket eden devlet okullarında verilen eğitimin yetersiz olması ve gelişen teknoloji seviyesine ulaşılamaması gibi durumların ortaya çıkması sonucunda veliler çocuklarını özel eğitim kurumlarına gönderme kararı almıştır. Türkiye'deki özel eğitim kurumlarının nicelik olarak incelenmesiyle ilgili araştırmam üç bölümden oluşmaktadır. Yapılan araştırmanın ilk bölümünde Türk eğitim tarihiyle özel eğitimin tanımlaması, amacı, önemi ve temel ilkelerinde söz edilmiştir. Bununla beraber özel eğitime ihtiyaç duyan bireylerin sınıflandırılması ve özel eğitimde engelli bireylerin nüfusu konusu incelenmiştir. İkinci bölümde ise özel eğitim kurumlarının tarihçesiyle, fiziksel koşulları ve özel eğitim öğretmenleri ile özel eğitim öğretmeni yetiştirme politikaları araştırılmıştır. Üçüncü ve son bölümde ise özel eğitim kurumlarının etkinliğinin belirlenmesine yönelik araştırma yapılmıştır. Elde edilen veriler ışığında özel eğitim kurumlarının sayısının geçmişten günümüze arttığı görülmektedir. Özel eğitim kurumlarının sayısının artmasıyla özel eğitim kurumlarında çalışan eğitimci ve personel sayısının arttığı gözlemlenmektedir.
Gaziantep iline özgü ekolojik bir üniversite önerisi
Günümüzde üniversitelerin temel misyonu sadece eğitim ve araştırma olmaktan çıkmış, üniversitelerden bulundukları bölgeyi ekonomik, kültürel, sosyal yönlerden de kalkındırmaları beklenmektedir. Bu nedenle üniversiteler çevrelerinin beklentilerini karşılamak için sıklıkla yapısal değişikliklere, yeni düzenlemelere gitmek zorunda kalmaktadır. Ancak mevcut üniversite sistemi ve yapılanması, istenen değişimi ve çevrenin beklentilerini karşılamakta yine de yetersiz kalmaktadır. İlgili literatürde yüzyılın gerektirdiği değişim ve gereksinimlerine uyum sağlayabilen birkaç postmodern üniversite modeli önerilmektedir. Ekolojik üniversite de bu uygulanabilir modellerden biridir. Bu üniversite modeli, üniversitenin yedi ekosistemle organik bağlarla bağlantılı olduğunu hatta bu yedi ekosistemin içinde gömülü olduğunu belirtmektedir. Bu yedi ekosistem; ekonomi, bilgi, öğrenme, sosyal kurumlar, bireyler, kültür ve doğal çevre olarak tanımlanmaktadır. Bu çalışma, üniversitenin bu ekolojilerden üçüyle nasıl bağlantılı olduğunu ortaya çıkarmayı amaçlamaktadır. Ayrıca bu tezle ekonomi, kültür ve doğal çevre ekolojilerine duyarlı bir üniversitenin ne tür niteliklere sahip olması gerektiği, nasıl bir yapılanmaya gidilmesi gerektiğinin de araştırılması hedeflenmiştir. Bu çerçevede sanayi, kültür ve doğal çevre ekolojilerinde otorite kabul edilen insanlarla görüşülmüş, bu kişilerin görüşleri ortaya konulmaya çalışılmıştır. Çalışma nitel verilere dayanan keşfedici desende yürütülmüştür. Araştırmanın çalışma grubunda her üç boyutu temsil eden katılımcıların olması doğrultusunda ölçüt örnekleme yapılmış, araştırma verileri yarı yapılandırılmış görüşme tekniğiyle toplanmıştır. Toplanan veriler NVIVO 12 nitel veri analizi programı kullanılarak içerik analizi yöntemiyle analiz edilmiştir. Sonuçlar, üniversitenin ekolojik üniversite modelinde belirtildiği gibi dış dünyasıyla organik bağları olduğunu göstermektedir. Bulgular, üniversitenin hem kendisinin hem de dış dünyasının gelişimini sağlayabilmek için ekosistemindeki diğer kurumlarla sistematik olarak çalışması gerektiğini, çevresini kalkındırmak ve sürdürebilirliğini sağlamak için sahip olduğu kaynakları toplumun yararına kullanması gerektiğini ortaya koymuştur.
Okul öncesi eğitim kurumlarına ve belediyeye ait çocuk oyun alanlarının incelenmesi (Kütahya ili örneği)
Oyun alanları çocuğun sosyal, duygusal, dil, bilişsel ve fiziksel gelişimi için tasarlanmış mekân olmalarının yanı sıra çocukların fiziksel aktivitelerde bulunarak eğlendikleri, sosyalleşerek yaratıcılıklarını arttırdıkları ve doğayı keşfettikleri alanlardır. Ülkemizde çocuk oyun alanları çoğunlukla standart oyun ekipmanları ile donatılmaktadır. Oysa güvenli, çocukların yaratıcılıklarını arttıracak, hayal güçlerini geliştirecek, gelişimsel olarak onları bütüncül olarak destekleyecek ve uzman kişiler tarafından tasarım kriterleri gözetilen çocuk oyun alanları tasarlanmalıdır. Bu çalışmada çocuk oyun alanlarının içerikleri ve iyi-güvenli koşullara sahip olup olmadığı, oyun alanlarının tasarım ve yapım aşamasında yöneticilerin etkisi araştırılmıştır. Araştırmada karma araştırma yöntemi ve yakınsayan paralel desen kullanılmıştır. Araştırmanın nicel boyutunda uygun örnekleme yöntemi ile belirlenen Kütahya ilinde bulunan resmi, özel ve belediye kapsamında bulunan toplam on beş okul öncesi eğitim kurumunun çocuk oyun alanları 'Oyun Alanı Değerlendirme Ölçeği' (Frost vd., 2001) kullanılarak incelenmiştir. Araştırmanın nitel boyutunda ise uygun örneklem yöntemi ile belirlenen bir belediye yöneticisi, beş resmi ve beş özel okul öncesi kurum yöneticisi ile yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmıştır. Elde edilen bulgulara göre; oyun alanlarında standart oyun ekipmanlarının bulunduğu, zemine, ekipmanların sağlam olmasına dikkat edildiği; su, kum, yapı-inşa, doğal materyallere ve tüm çocuklar için erişilebilir ve kapsayıcı olmasına yeterince önem verilmediği tespit edilmiştir. Kurum yöneticileri ile yapılan görüşmelerden elde edilen sonuçlara göre oyun alanlarının yapım ve tasarım aşamasında yeterince söz sahibi olmadıkları ve çocukların görüş ve isteklerine yer verilmediği bulunmuştur. Sonuç olarak değişen çağla birlikte çocukların oyun alanları, oyun alanı kriterleri doğrultusunda tasarlanmalı ve hayata geçirilmelidir. Oyun alanlarının ekipmanlarının yenilebilir ve değiştirilebilir olması, güvenlik ve tasarım kriterlerine uygun olarak inşa edilmesi ve oyun alanı kullanıcılarının görüşlerine yer verilmesi önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Çocuk, Oyun, Oyun alanı
Türkiye`deki Alman okulları
Haçlı seferleriyle 12. yüzyılda başlayan Türk- Alman ilişkileri uzun süre elçiler vasıtasıyla sağlanmış, 1761' de bir ticari anlaşma yapılmasıyla resmiyet kazanmıştır. Osmanlı Devleti yapılan bu ticari anlaşmayla, diğer ülkelere sağladığı kapitülasyonları Almanya'ya da vermiştir. Bu tarihten itibaren sıklaşan Osmanlı-Alman ilişkileri daha çok ticari yönü ağır basan ilişkilerdi. 19. yüzyıldan itibaren Alman misyonerlerin, kutsal topraklarda ve Anadolu'nun doğusunda kendi mezheplerini yaymak amacıyla kilise ve okul açmaya başlamasıyla iki ülke ilişkileri farklı bir nitelik kazandı. Alman misyonerlerinin açmış olduğu bu okullar, resmi nitelik taşımayan ve Alman birliğinden önce açılmaya başlanmış okullardı. Ancak Almanya'nın 1871'de Fransa'yı yenerek oluşturduğu birlikle beraber hızlıca gelişen sanayisinin yeni ham madde ve pazar ihtiyacı Bismarck'm 1862'den beri yürüttüğü, içe kapalı denge siyasetini zorlamaya başladı. Almanya artık kendi topraklarından çıkan ham madde ile yetinemeyecek kadar sanayileşmiş ve gelişmişti. Almanya, pazar arayışına girdiği Avrupa'da, pazarların zaten çoktan paylaşılmış olduğunu ve kendisine bu pazarda yer olmadığını anlayınca, "güneşte kendine yer edinebilmek için" diğer emperyalist ülkeler gibi sömürge arayışına girmek zorunda kalmıştır. Bunun üzerine 1880'li yıllardan itibaren Afrika ve Asya'da sömürge edinmeye yönelik bir mücadeleye girişen Almanya, bu uğurda çok para ve asker yitirmesine rağmen istediği nitelikte verimli sömürgeler edinememiştir. Çünkü sömürgeler diğer Avrupalı devletler tarafından çoktan paylaşılmış, Almanya'ya ise sadece verimsiz topraklar kalmıştı. Bu noktada Almanya kendine çok daha yakın bir ülke keşfetti: Osmanlı Devleti. II. Wilhelm'in 1888'de Almanya'da iktidara gelmesiyle birlikte Almanya, Basra Körfezine kadar uzanan bir bölgeyi kendi çıkar alanı olarak ilan etti ve bu amacı gerçekleştirmek için de Bağdat Demiryollarının yapımına karar verdi. Bu tarihten sonra Almanya, ekonomisi, askeri, misyoneri, siyasetçisi ve eğitimcisiyle Osmanlı topraklarındaydı. VIIOsmanlı topraklarında Alman elçilik mensuplarının, demiryolları çalışanlarının ve tüccarlarının çocukları için resmi nitelikte olan Alman okulları açıldı. Almanlar tarafından Osmanlı topraklarında açılan bu okulların çoğu, Osmanlı Devleti 'nin yabancı okulların ruhsatlarım resmiyete kavuşturmayı zorladığı 1902 tarihine kadar ruhsatsız olarak faaliyetlerde bulundu. Almanlar, resmi politikalarının gereği olarak, bir yandan, Osmanlı Devleti ile iyi ilişkiler içinde bulunup başta demiryolu ve silah siparişleri olmak üzere her türlü kolaylığı ve imtiyazı Osmanlı devlet kademesinden sağlıyor, ülkedeki azınlıklara yönelik bir faaliyet içinde olmadığını göstermeye çalışıyordu. Hatta Alman hükümeti, Osmanlı topraklarında kolonyal yayılmayı savunan Pangermenleri ve misyonerleri Alman dış politikasının düşmanı dahi ilan edebilecek kadar ileriye giderken, diğer yandan da gizliden gizliye misyoner okullarıyla ve diğer resmi nitelikli Alman okullarıyla ülkedeki Gayri-Müslimlerin hem dinini değiştirmeyi hem de onları Osmanlı Devleti'ne karşı kışkırtmayı da ihmal etmedi. Almanlar bunun dışında, kendi ülkesinden atmak istediği Yahudilerin, kutsal topraklara yerleşmelerini sağlamak için teşvik etti ve onlara her türlü kolaylığı sağladı. Alman okullarını diğer ülke okullarından ayıran özellik, onların ülkedeki azınlıklara yönelik çalışmalarda bulunmuyor gözükmeleriydi, her ne kadar onlar da diğer yabancı okullar gibi azınlıklarla ilgili faaliyetlerde bulunsalar da, Alman okulları diğer bir deyişle, Osmanlıya dost gözüken bir ülkenin okullarıydı. Ancak Almanların Dünya Politikasının bir aracı olarak I. Dünya Savaşına giren Osmanlı İmparatorluğu, Alman devletiyle birlikte yenilmiş ve ülkedeki her türlü Alman faaliyeti de böylece son bulmuştur. I. Dünya Savaşından sonra kurulan yeni Türkiye Cumhuriyeti' nde bütün Alman okulları Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı olmayan Elçilik Okulu dışında tek bir Alman okulunda birleştirilmiştir. Cumhuriyet rejimi süresince tüm yabancı okullar sıkı denetim ve kontrol altına alınabildiği için Alman okulunun da en ufak zararlı bir faaliyet içine girmesine izin verilmemiştir. VIII
Sürece dayalı faaliyet tabanlı müşteri karlılık analizi: Bir eğitim kurumunda uygulama
Sürece Dayalı FTM, geleneksel FTM sisteminin eksikliklerini gidermek, faaliyetler için harcanan zaman faktörünü de hesaba katarak daha doğru sonuçlar almak amacıyla oluşturulan, daha basit bir sistemdir. Sistem, sadece faaliyetler için gerekli olan kaynak miktarı ve bu faaliyetlerin yerine getirilmesi için gerek duyulan zaman miktarı gibi iki veriye gereksinim duymaktadır. Bu yöntem ile faaliyetlerin gerçekleştirilebilmesi için gerekli olan zaman ve kaynak miktarı belirlenebildiğinden, atıl kapasite miktarları ve kullanılan gerçek zaman ile gereken zaman arasındaki farklılıklar ortaya çıkarılabilmektedir. Bu şekilde, faaliyetlere ait maliyetler daha doğru olarak hesaplanabilmekte, daha kolay güncellenebilmekte ve sürdürülebilmektedir. Böylece, alınacak stratejik kararlarda daha doğru ve güncel verilerin kullanılabilmesine olanak sağlamaktadır. Bu çalışmanın amacı Müşteri Karlılık Analizinin özel bir eğitim kurumunda uygulanması, Geleneksel ve Sürece Dayalı FTM sisteminin doğuracağı farklılıkların ortaya konmasıdır. Bu çerçevede, olay çalışması ve derinliğine mülakat yöntemleri kullanılmıştır. Derinliğine mülakat yöntemi ile kurum ve faaliyetlerine ait bilgilere ulaşılmış, olay çalışması yöntemi ile Geleneksel ve Sürece Dayalı FTM Sistemlerinin analiz sonuçlarını nasıl etkilediği ölçülmüştür.
Okullarda yürütülen psikolojik danışma ve rehberlik uygulamalarının belirlenmesi ve bazı değişkenler açısından incelenmesi
Bu araştırmada ilköğretim ve ortaöğretim okullarında rehber öğretmen kadrosunda çalışan ve okul psikolojik danışmanlığı görevini üstlenen psikolojik danışmanların çalıştıkları okullarda yürüttükleri PDR uygulamalarının, diğer bir değişle pratik becerilerinin nasıl olduğu incelenmiştir. Çalışmada ayrıca psikolojik danışmanların çalışma yaşamına ilişkin özellikleri (kıdemleri, öğrenim durumu, okul düzeyi), çalışılan okulun fiziki koşulları (okul mevcudu) ve lisans eğitimleri sırasında aldıkları uygulamalı ders (bireysel psikolojik danışma uygulama dersi, grupla psikolojik danışma uygulama dersi ve okul psikolojik danışmanlığıyla ilgili uygulama dersi) sayıları açısından psikolojik danışmanların çalıştıkları okullarda yürüttükleri PDR uygulamalarının farklı olup olmadığı araştırılmıştır.Araştırma, Türkiye'de toplam 46 ilde 2009-2010 yılları arasında ilköğretim ve ortaöğretim okullarında rehber öğretmen kadrosunda çalışan 221'i bayan, 223'ü erkek olmak üzere toplam 445 psikolojik danışman üzerinde yapılmıştır. Araştırmada psikolojik danışmanların yürüttükleri PDR uygulamalarını belirlemek amacıyla ?Okullarda Yapılan PDR Uygulamaları Anketi? ve psikolojik danışmanların özellikleri ile ilgili bilgileri de saptamak amacıyla ?Kişisel Bilgi Formu? kullanılmıştır. Analizlerde, Tek Yönlü Varyans Analizi, Kay-Kare, Mann Whitney U Testi ve Kruskall Wallis Testi uygulanmıştır.Araştırma sonucunda, ilköğretimde çalışan psikolojik danışmanların bireysel rehberlik uygulamasında öncelikli sırada kişisel-sosyal gelişim alanına; küçük grup rehberliği, büyük grup rehberliği, sınıf rehberliği ve konferans uygulamalarında ise hem ilköğretim hem de ortaöğretim okullarında çalışan psikolojik danışmanların ilk sırada eğitsel gelişim alanına yönelik çalışmalara öncelik verdikleri görülmüştür. İlköğretim ve ortaöğretim okullarında çalışan psikolojik danışmanlar psikolojik danışma uygulamalarından sırasıyla en fazla bireysel psikolojik danışma, acil krize yönelik psikolojik danışma ve grupla psikolojik danışma uygulamaları yürüttüklerini belirtmişlerdir. Program geliştirme uygulamalarını; ilköğretimde ve ortaöğretimde çalışan psikolojik danışmanların yarıdan fazlasının (ilk: %75, orta: %65) yaptığı saptanmıştır. Program değerlendirme uygulamalarında ise; ilköğretim ve ortaöğretimde çalışan psikolojik danışmanların yarısının (ilk: %50, orta: %54), yürüttükleri PDR programını değerlendirmeye yönelik uygulama yaptıkları görülmüştür. Bireyi tanıma tekniklerinden test dışı teknikleri ilköğretim ve ortaöğretimde çalışan psikolojik danışmanların tamamına yakınının (ilk. %95, orta: %97) uyguladığı belirlenmiştir. En fazla yapılan test dışı tekniklerin ise problem tarama listesi, başarısızlık nedenleri anketi ve otobiyografi olduğu saptanmıştır. Psikolojik test tekniklerini, ilköğretim ve ortaöğretimde çalışan psikolojik danışmanların yarıdan fazlasının (ilk: %65, orta: %72) yaptığı ve yapılan bu testlerin ağırlıklı olarak ilgi envanterleri olduğu görülmüştür. Konsültasyon, veli görüşmesi ve öğretmenlerle görüşme yapma ile ilgili uygulamaları, hem ilköğretim hem de ortaöğretimde çalışan psikolojik danışmanların tamamına yakınının gerçekleştirdiği saptanmıştır. İlköğretimde ve ortaöğretimde çalışan psikolojik danışmanların okullarda yürütülen diğer uygulamalardan en fazla oryantasyon hizmetlerine en az ise akran yardımcılığı çalışmalarına yer verdikleri belirlenmiştir.Kıdemlerine göre psikolojik danışmanların okullarda yürüttükleri bazı PDR uygulamalarında farklılıkların olduğu görülmüştür. Rehberlik uygulamalarından bireysel rehberlik, küçük grup rehberliği ve konferans uygulamalarında, bireysel psikolojik danışma yapılan danışan sayısında, bazı PDR programı değerlendirme alt uygulamaları, bireyi tanıma teknikleri alt uygulamaları ve psikolojik test teknikleri alt uygulamalarında ve oryantasyon (duruma alıştırma) uygulamalarında 11 yıl ve üstü kıdeme sahip olan psikolojik danışmanlar lehine anlamlı farklılıklar olduğu saptanmıştır. Mezuniyet düzeylerine göre psikolojik danışmanların okullarda yürüttükleri PDR uygulamalarından sadece program geliştirme alt uygulamalarından; bir grup rehberliği paket programı geliştirme ve uygulama, program geliştirme çalışmaları sonucundan sonra program değerlendirme uygulamaları yapma, program değerlendirme uygulamaları yaparken uygulamaları değerlendirmek amacıyla anket gibi ölçme araçları geliştirme, program değerlendirme çalışmaları sırasında çeşitli istatistiksel işlemlerden yararlanma gibi uygulamalarda lisansüstü eğitim alan psikolojik danışmanlar lehine anlamlı fark olduğu bulunmuştur. Çalıştıkları okul düzeyine göre sadece PDR programı geliştirme uygulamalarında bulunan psikolojik danışmanlardan ilköğretimde çalışanlar lehine, veli toplantılarına katılma ve oryantasyon uygulamalarında bulunan psikolojik danışmanlardan ise ortaöğretimde çalışanlar lehine anlamlı bir farklılık olduğu görülmüştür. Çalışılan okulun mevcuduna göre psikolojik danışmanların yürüttükleri bazı PDR uygulamalarında farklılıkların olduğu belirlenmiştir. Örneğin, bireysel psikolojik danışma yapılan danışan sayısı, bireysel psikolojik danışma toplam oturum sayısı ve yönetilen grupla psikolojik danışma sayısı 1501 ve üstü okul mevcuduna sahip okullarda çalışan psikolojik danışmanlar lehine anlamlı düzeyde farklılık göstermiştir. Lisans eğitimi sırasında alınan bireysel psikolojik danışma, grupla psikolojik danışma ve okul psikolojik danışmanlığı uygulamalarına yönelik dersler ile çalışılan okulda yürütülen PDR uygulamalarından bazıları arasında lisans eğitimi sırasında bireysel psikolojik danışma uygulaması dersini, grupla psikolojik danışma uygulama dersini ve okul psikolojik danışmanlığı uygulama dersini iki dönemde alan psikolojik danışmanlar lehine farklılıklar olduğu saptanmıştır.Anahtar Kelimeler: Okullarda yapılan PDR uygulamaları, Okul PDR programı, Psikolojik danışman
Demokrasi Eğitimi ve Okul Meclisleri Projesi'nin bir ilköğretim okulunda demokratik siyasal kültür oluşturma bağlamında değerlendirilmesi: Bir durum incelemesi
Bu araştırma, ?Demokrasi Eğitimi ve Okul Meclisleri Projesi?nin uygulandığı bir ilköğretim okulunda, projenin uygulanması sürecini ve projenin demokratik siyasal kültür bağlamındaki işlevlerini ayrıntılı bir şekilde incelemeye yönelik ?bütüncül tek durum deseni? ne göre planlanan bir durum (örnek olay) çalışmasıdır. Araştırma için belirlenen okul, DEOMP'nin uygulandığı, Adana Seyhan merkez ilçesine yakın, ulaşılabilirliği kolay, orta gelir düzeyine sahip ailelerin yerleştiği, tipik bir devlet okulu olarak nitelendirilebilecek bir ilköğretim okuludur. Araştırma verilerin toplanmasında üç aşamalı bir desen izlenmiştir. Birinci aşamada X ilköğretim okulunda DEOMP'nin nasıl yürütüldüğünü incelemek amacıyla okul ve sınıf gözlemleri yapılmıştır. İkinci aşamada X ilköğretim okulundaki üç yönetici,yedi öğretmen ve 15 öğrenci ile görüşülerek, okullarında uygulanan Demokrasi Eğitimi ve Okul Meclisleri Projesi' nin yürütülme süreci, okuldaki demokratik siyasal kültürün Hoşgörü, Bireye güven, İşbirliği, Empati, Uzlaşma, Hak ve özgürlüklere sahip çıkma, İnsan onuruna saygı ve Farklılıklara saygı boyutlarını geliştirmedeki işlevi, projenin uygulanması sürecinde karşılaşılan sorunlarla ilgili görüşleri ve projenin okulda demokratik siyasal kültür oluşturma yönündeki etkililiğinin arttırılmasına yönelik önerileri incelenmiştir. Üçüncü ve son aşamada ise yönetici/öğretmen ve öğrencilerin DEOMP'nin okulda demokratik siyasal kültür oluşturma yönündeki katkı düzeyine yönelik algılarını belirlemek amacıyla veri toplama aracı olarak nicel veri toplama yöntemlerinden ölçek ve anket kullanılmıştır.Araştırmanın bu aşamasına X ilköğretim okulunda görev alan üç yönetici, 34 öğretmen ve bu okulda okuyan 276 öğrenci katılmıştır.Araştırma sonucunda Demokrasi Eğitimi ve Okul Meclisleri Projesi' nin okuldaki yetişkinlerde ve okul genelinde demokratik ve siyasal kültür oluşturma bağlamında katkıları ile ilgili öğretmen/yönetici algılarının öğrencilere göre istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde daha olumlu olduğu görülmüştür. Erkek öğretmen ve erkek öğrenciler projenin okulda demokratik siyasal kültür oluşturma yönündeki katkı düzeyini daha yüksek algılarken, öğretmenlerin projenin okullarında demokratik siyasal kültürü geliştirmeye katkı düzeyine yönelik algılarında mesleki kıdemlerine, branşlarına ve mezun oldukları okul türlerine göre anlamlı bir faklılık olmamıştır. 13-14 yaş grubundaki 7-8.sınıf öğrencileri ise sınıf temsilcisi ve okul meclisi çalışmalarının okulda demokratik ve siyasal kültür oluşturma bağlamındaki katkılarını en olumlu algılayan öğrenciler olmuştur. Araştırma öğretmenlerin okul idarecilerini, öğrencilerin ise öğretmenlerini DEOMP ile ilgili bilgilendirme ve rehberlik etkinlikleri açısından yetersiz algıladığını göstermiştir. Bununla birlikte öğrencilerin uygulama sürecinde görev alan öğretmen ve yöneticilerin tutum, davranış ve uygulamalarıyla ilgili algıların daha olumlu olduğu görülmüştür. Okulun fiziksel olanaklarının yeterli olduğunu düşünen katılımcılar, DEOMP' nin okullarında herhangi bir baskı ve yönlendirme olmadan, demokratik bir süreç içinde uygulandığı, sandık kurulunda görevli öğretmen ve öğrencilerin objektif, hiçbir öğrenciyi birbirinden ayırmadan eşit mesafede davrandıkları konusunda hem fikir olmuşlardır.Demokrasi Eğitimi ve Okul Meclisleri Projesi' ni okulda demokratik siyasal kültürü geliştirme açısından genel olarak işlevsel algılayan yönetici ve öğretmenler çoğulcu katılımı vurgulayarak, daha planlı ve programlı çalışılarak bilgilendirme çalışmalarının yapılmasını, projeye inanılması, yeterli zaman ayrılarak, mekân desteği sağlanmasını ve meclislerin aktif kılınmasını önermişlerdir. Öğrencilerin projenin daha etkili olmasına yönelik önerileri ise; seçim faaliyetlerinin zenginleştirilmesi, seçimlerin ayda bir yapılması, gerçek yaşamda olduğu gibi seçimlerde oy pusulalarının kullanılması, yaşça büyük ve örnek olabilecek öğrencilerin seçilmesi, öğretmenlerin de oy kullanması, temsilcilerin, öğrencilerinde fikirleri alınarak öğretmenler ve yöneticiler tarafından seçilmesi ve her sınıftan mutlaka bir adayın olması yönünde olmuştur. Bu araştırmanın okul ve sınıf gözlemlerinden elde edilen bulgular, genel olarak projenin okulda yürütülme sürecinin DEOMP yönergesi ile uyumlu olduğunu göstermiş, hem seçmenlerin hem de adayların genel olarak heyecanlı olduğu ve seçimlerin olumlu bir havada geçtiği görülmüştür.Anahtar Kelimeler: Demokrasi Eğitimi, Demokratik Eğitim. Demokratik Siyasal Kültür, Okul Meclisleri Projesi.
Eğitim örgütlerinde örgüt kültürü ve öğretmen liderliği: Lider-üye etkileşiminin aracılık rolü
Bu araştırmanın amacı, öğretmen algıları doğrultusunda; ilkokul ve ortaokullardaki örgüt kültürü ile lider-üye etkileşim düzeylerinin öğretmen liderliğine olan etkisinin belirlenmesi ve bu ilişkide lider-üye etkileşim düzeyinin aracılık rolünün bulunup bulunmadığını incelemektir. Ayrıca okul müdürlerinin ve öğretmenlerin örgüt kültürü, öğretmen liderliği ve lider-üye etkileşimi hakkındaki görüşlerinin incelenmesi de amaçlanmıştır. Araştırma nicel ve nitel tekniklerin bir arada kullanıldığı karma yöntem modellerinden ardışık karma modelinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın nicel bölümünün örneklemi, 2014-2015 eğitim-öğretim yılında Gaziantep ili Şahinbey ilçesinde bulunan ilk ve ortaokullarda görev yapan 502 öğretmenden oluşmaktadır. Araştırmada nicel veriler, Glaser, Zamanou ve Hacker (1987) tarafından geliştirilen "Örgüt Kültürü Ölçeği", Beycioğlu (2009) tarafından geliştirilen "Öğretmen Liderliği Ölçeği" Liden ve Maslyn (1998) tarafından geliştirlen "Lider-Üye Etkileşimi Ölçeği" ile toplanmıştır. Nitel veriler ise nicel verilerin toplandığı okullarda görev yapan üç okul müdürü ve 15 öğretmenden toplanmıştır. Verilerin analizinde, araştırmanın nicel kısmında yapısal eşitlik modeli analizi ile birlikte, regresyon ve korelasyon analizleri; nitel kısmında ise içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen sonuçlar şunlardır: Örgüt kültürü ile öğretmen liderliği ve lider-üye etkileşimi arasında yüksek düzeyde; lider-üye etkileşimi ile öğretmen liderliği arasında orta düzeyde, pozitif ve anlamlı bir ilişki bulunmaktadır. Örgüt kültürü hem öğretmen liderliğinin hem de lider-üye etkileşiminin anlamlı bir yordayıcısıdır. Öğretmen algılarına göre okulların örgüt kültürü ve lider-üye etkileşimi düzeyleri orta düzeydedir. Öğretmenler, öğretmen liderliğini ise sık sık göstermektedirler. Öğretmenlerin lider-üye etkileşimi algılarının örgüt kültürü ve öğretmen liderliği arasındaki ilişkide kısmi ara yordayıcı olduğu saptanmıştır. Öğretmen liderliği, örgüt kültürü ve lider-üye etkileşimi çerçevesinde okul müdürleri ve öğretmenlerle yapılan görüşmeler sonucunda; öğretmenlerin okullarında kararlara katılımcı olmadıkları, okullarda yapılan toplantıların etkili ve verimli olmadığı, öğretmenlerin mesleki gelişim için istekli oldukları fakat bu konuda fırsat verilmediği bulgusuna ulaşılmıştır. Buna karşın okullarda öğretmenler arası ilişkilerin iyi düzeyde olduğu, kurumsal gelişme için öğretmenlerin istekli oldukları bulgularına da ulaşılmıştır. Okul müdürlerinin okullarında öğretmen liderliğini teşvik eden ve destekleyen bir okul kültürü oluşturmaları, ilişkiye yönelik bir liderlik tarzını benimsemeleri öğretmen liderliğinin ortaya çıkmasına ve gelişimine katkı sağlaması açısından önemli görülmektedir.
Temel eğitim kurumlarında görev yapan okul müdürlerinin liderlik becerilerinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı; 14/03/2014 tarihli ve 6528 sayılı Millî Eğitim Temel Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun gereğince temel eğitim kurumlarında göreve yeni başlayan ve görev süresi uzatılan yöneticilerin liderlik becerilerini gösterme düzeylerinin öğretmen algılarına dayalı olarak farklı değişkenler açısından incelenmesidir. Araştırmaya, Gaziantep ili Şahinbey ilçesindeki 32 ilkokul ve 8 ortaokuldan 807 öğretmen katılmıştır. Veriler, Turan tarafından 2010 yılında geliştirilen, Etkili Liderlik Nitelikleri Ölçeği (ELNÖ) kullanılarak toplanmıştır. Yapılan araştırma betimsel bir araştırmadır. Araştırmada kullanılan model ise Tarama modelidir. Verilerin analizi aşamasında, Levene testi sonucunda parametrik ve parametrik olmayan testler yapılarak değişkenler arasındaki ilişkiler değerlendirilmiştir. Yapılan analizler sonucunda, ölçek geneline bakıldığında öğretmenler, okul müdürlerinin liderlik rollerini "ara sıra" sergilediklerini düşünmektedirler. Cinsiyet, yaş, mezuniyet durumu, kıdem, aynı okulda çalışma süresi değişkenlerine ilişkin sonuçlara bakıldığında ölçek geneli ve alt boyutlarında anlamlı fark görülürken branş değişkeninde anlamlı farklılık görülmemiştir. Yöneticiyle çalışma süresi değişkeni bakımından göreve yeni başlayan okul müdürlerine ilişkin öğretmen algılarının görev süresi uzatılan okul müdürlerine ilişkin öğretmen algılarına göre daha olumsuz olduğu bulgusuna ulaşılmıştır.
Bilgi ve iletişim teknolojileri'nin okullarda kullanımına ilişkin yönetici ve öğretmen görüşlerinin değerlendirilmesi
Bu araştırmanın amacı Bilgi ve iletişim Teknolojilerinin okullarda kullanılmasına ilişkin yönetici ve öğretmenlerin görüşlerinin değerlendirilmesidir. Dünya genelinde birçok ülkede Bilgi ve İletişim Teknolojileri (BİT) okullarda etkin bir şekilde kullanılmaktadır. Ülkemizde de okullarımızın teknolojik alt yapısı günden güne gelişerek yeni projeler üretilmektedir. Bu nedenle yönetici ve öğretmenlerin bu konudaki görüşlerinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubu ilkokul, ortaokul ve lise düzeylerinde görev yapan yönetici ve öğretmenlerden oluşmaktadır. Araştırmada nicel boyutta yönetici ve öğretmenlere "Bilgi ve iletişim teknolojilerinin okullarda kullanımına ilişkin yönetici ve öğretmenlerin görüşlerinin değerlendirilmesi" tutum ölçeği uygulanmıştır. Katılımcıların çoğunluğu Bilgi ve İletişim Teknolojileri (BİT) kullanımını, öğretim programlarının amacına ulaşması açısından yararlı gördüğünü belirtmişlerdir.