Family relations

266 theses under this subject heading

DoctorateOpen AccessTR

Sosyal medya kullanımının aile içi ilişkilere etkisi: Karma yöntem araştırması

Aile kurumu; üzerinde çok çeşitli tanımlar yapılan, geçmişten günümüze toplumsal yapının en küçük yapı taşı olarak görülen kurumdur. Aileye geçmişten günümüze kadar neredeyse bütün toplumlarda değer atfedilmesi ve kutsanması onun toplumsal yaşamda önemli bir yere sahip olmasından dolayıdır. Toplumsal yaşamın geçirdiği değişimler, modernleşme, küreselleşme ve teknolojide meydana gelen gelişmeler hem toplumu hem de aile kurumunu derinden etkilemiştir. Bu sebeple ailenin geçirmiş olduğu değişimlerin mercek altına alınması, değişime neden olan etkenlerin incelenmesi önemli hale gelmektedir. Araştırmanın temel amacı; aile kurumun teknolojik gelişmeler karşısında geçirmiş olduğu değişimi ele almaktır. Araştırmada nicel yöntemlerden olan anket tekniği ile Türkiye geneli 18-65 yaş aralığında 1500 kişiden veri toplanmıştır. Bunun yanı sıra yarı-yapılandırılmış veri toplama tekniği ile 15 kişiyle görüşmeler yapılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara göre; sosyal medya kullanımı aile içi ilişkileri, aile içi iletişimi, aile değerlerini, aile mahremiyetini ve aile bağlılığını olumsuz yönde etkilemektedir. Sosyal medya kullanımı arttıkça aile içi ilişkilerde bozulma meydana gelmekte, aile değerlerine verilen önem azalmakta, aile içi iletişim düzeyi azalmakta, aile bağlılığı seviyesinde düşüş ve aile mahremiyetine önem verme durumunda azalma olduğu ortaya konulmuştur. Anahtar kelimeler: Sosyal Medya, Aile, Sosyal Medya Çalışmaları, Aile Çalışmaları, Sosyal Medya ve Aile

Aile içi iletişimAile içi ilişkilerDijital platformlar+3
Yusuf Şahin
Süleyman Demirel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Aslı Der'in eserlerinde çocuk ve aile ilişkisi

Edebiyat, toplumu yönlendirmede ve geliştirmede temel bileşenlerin en önemlilerindendir. Bu bağlamda toplumun çekirdeği durumundaki aile ve ailenin toplumu yapılandırmada yetiştireceği çocukların önemi açıktır. Zira insana yapılan yatırım bir yönüyle topluma diğer yönüyle de medeniyete katkı sunmaktadır. Edebiyatın önemli dallarından biri olarak çocuk edebiyatı gerek çocukları gerekse aileleri yakından ilgilendirmektedir. Bu konuda günümüz yazarlarından Aslı Der'in eserleri içerik ve çeşitlilik yönüyle tarafımızca incelenmeye değer bulunmuştur. Araştırmamızda Aslı Der'e ait çocuk kitaplarının çocuk ve aile ilişkisi bağlamında veriler sunup sunmadığının belirlenmesi hedeflenmiştir. Öncelikle çocuk edebiyatı başlığı altında kavramsal çerçeve ele alınmıştır. Araştırmada yazarın yedi kitabı incelenmiş ve veriler değerlendirilirken nitel araştırma tekniklerinden doküman incelenmesi yöntemiyle konu, çocuk ve aile özelinde ele alınmıştır. Araştırma neticesinde Aslı Der'in eserlerinin çocuk ve aile ilişkisi çerçevesinde zengin veriler sunduğu ve felsefik içerik barındıran mesajlarını fantastik ögelerle destekleyerek çocuklara ilettiği görülmüştür. Bu anlamda eserlerin tümünde aynı yoğunlukta olmamakla beraber çocuk aile ilişkisinde temel kabul edilebilecek sevgi, iletişim, empati, özlem ve güven gibi duyguların işlendiğine rastlanmıştır.

AileAile içi ilişkilerDer, Aslı+4
Tuğba Erdem
Siirt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Çiftlerin boşanma deneyimleri üzerinden aile arabuluculuğu ve boşanma danışmanlığı ihtiyaçlarının değerlendirilmesi: ankara ili örneği

Aile, birçok farklılığı bir arada barındıran çok sistemli bir oluşumdur. Bu sistemlerin etkileşiminde meydana gelen sorun ve uyuşmazlıklar, uygun biçimde çözülemediği takdirde çiftlerin boşanma kararı almalarına sebep olabilmektedir. Çözülmemiş sorun ve uyuşmazlıklar, tarafların maddi ve manevi açıdan yorulup yıpranması ve aralarındaki iletişimin bozulması gibi pek çok sorunu yaratarak boşanma sürecinin de çekişmeli geçmesine neden olabilmektedir. Dolayısıyla boşanma sürecindeki çiftlerin, boşanma danışmanlığı ve/veya aile arabuluculuğu hizmetlerinden yararlanmalarının destekleyici olacağı düşünülmektedir. Bu amaçla gerçekleştirilen bu araştırmada, evlilik birliği temelden sarsılmış boşanma sürecindeki çiftlerin deneyimleri, ihtiyaçları ve sorunları belirlenerek, aile arabuluculuğu ve/veya boşanma danışmanlığı uygulamalarına duyulan gereksinimleri değerlendirilmiştir. Araştırmada, bir nitel araştırma yöntemi olan fenomolojik modelden yararlanılmıştır. Çalışma kapsamında Ankara'da yaşayan ve Ankara Adliyesi Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlüğü'ne hakkında Sosyal İnceleme Raporu hazırlanılması talebinde bulunulmuş, 11 kadın ve 9 erkek katılımcıyla yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak yüz yüze derinlemesine görüşmeler yapılmıştır. Elde edilen verilerin analizi sürecinde MAXQDA Analytics Pro 2024 programı kullanılmış ve veriler üzerine yapılan tematik analizlerin sonucunda, "Evlilik Süreci" ve "Boşanma Süreci" olmak üzere iki ana tema oluşturulmuştur. Araştırma sonucunda elde edilen bulgular ışığında, evlilik birliğinde yaşanan sorunların çözümlenmemesine bağlı olarak boşanma sürecinde hem bu sorunların devam ettiği hem de yeni sorunların oluşmasına zemin hazırladığı, karşılaşılan sorunların hem taraflara hem de çocuklara yönelik olumsuz etkilerinin olduğu görülmüştür. Mevcut sorunların çözümü noktasında tarafların evlilik birlikteliklerinde ve boşanma sürecinde profesyonel bir destek bulamadıkları, hukuki ve psikososyal açılardan desteğe gereksinim duydukları fakat gereksinime yönelik ücretsiz hizmetlerin sunulmadığı ve katılımcıların hizmet sınırlılığından yakındıkları görülmüştür. Bu alanda yapılan çalışmaların sınırlı sayıda olduğu göz önünde bulundurulduğunda araştırmadan elde edilen verilerin literatüre katkı sağlayacağı, boşanma sürecine yönelik hizmetlerin ve sosyal politikaların güçlendirilmesi hedef alınarak oluşturulan önerilerin yararlı olacağı düşünülmektedir.

AileAile birliğiAile hukuku+7
Ceren Koç
Hacettepe University
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Annelerin teknoloji ve sosyal medya kullanımının anne çocuk ilişkisi açısından incelenmesi

Anne ile çocuğun arasındaki ilişki çocuk gelişiminin temelini oluşturmaktadır ve bu ilişki birçok farklı değişkenden etkilenebilmektedir. Günümüzde teknoloji ve sosyal medyanın yaygınlığı giderek artmaktadır. Anne çocuk ilişkisi de teknoloji ve sosyal medyanın etkisinde kalabilmektedir. Bu çerçevede bu araştırma 5-6 yaş çocuğa sahip annelerinin teknoloji ve sosyal medya kullanımı ile anne-çocuk ilişkisini incelemeyi amaçlamıştır. Çalışma grubunu Ankara ili Mamak, Yenimahalle, Çankaya ilçelerinde Milli Eğitim Bakanlığına bağlı devlet ve özel anaokuluna devam eden 5-6 yaş grubu çocuklarının 401 annesi oluşturmaktadır. Araştırmacı tarafından oluşturulan Kişisel Bilgi Formu ve geçerlilik güvenirlik çalışması yapılmış olan Ebeveyn-Çocuk İlişkisi ölçeği ile veri toplama işlemi sağlanmıştır. Veriler istatistiki paket program aracılığı ile analiz edilmiş, ölçeğin yakınlık ve çatışma alt boyutlarından elde edilen puanların belirlenen bağımsız değişkenler kategorilerine göre istatistiksel olarak anlamlı farklılık gösterip göstermediğini incelemek amacıyla bağımsız gruplar t testi ve tek yönlü varyans analizi ANOVA analizi kullanılmıştır. Yakınlık ve çatışma alt boyuta ait puan dağılımlarının normal olmaması durumunda, kategori sayısı iki ise ilişkisiz örneklemler Mann Whitney U testi, kategori sayısı ikiden fazla ise Kruskall Wallis testi kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre annenin öğrenim düzeyi arttıkça çocuğu ile olan ilişkisinde daha az çatışma yaşadığı, annenin sahip olduğu çocuk sayısı arttıkça çocuğu ile daha çok çatışma yaşadığı, annenin ve çocuğun ekran süresi arttıkça anne-çocuk çatışmasının da arttığı, teknoloji ve sosyal medyanın anne-çocuk ilişkisine etkili olduğu sonuçlarına ulaşılmıştır.

Aile içi ilişkilerAna-çocuk etkileşimiAna-çocuk iletişimi+6
Büşra Tohlu
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Feminist teori bağlamında Türk kültüründe gelin-kaynana ilişkisi

Toplumları şekillendiren, yetiştiren kadınlardır. Bu nedenle kadının kendini keşfetmesi, kim olduğuna kendisinin karar vermesi, eril zihniyetin belirlediği kadın algısından uzak, salt düşünce ile hareket edebilmesi çok önemlidir. Ailenin devamının sağlanmasında, aile içi ilişkilerin düzenlemesinde kadının etken rolde olduğu bilinmektedir. Aile içi ilişkilerde önemli bir ilişki biçimi olan gelin-kaynana ilişkisi de Tük kültüründe aile içi ilişkilerde önemli rol oynamaktadır. Aile içi ilişkileri belirlemede etken rolde olan kadının yetiştiği şartlar, kendini yetiştirmesi, hayatı algılaması doğrultusunda olacağı için tezin birinci bölümünde Türk kadını, içinde şekillendiği kültür bağlamında ele alınmıştır. Türk kültüründe kadının yerinin ne olduğu tarihsel süreç içerisinde, atasözü, deyim, hikâye, masal gibi halk edebiyatı ürünlerinde ve yazılı kaynaklarda nasıl ele alındığı incelenmiştir. İkinci bölümde tezin bakış açısını oluşturan feminist teorinin ne olduğu, alt dalları ve Türkiye'de feminist hareketin oluşumu incelenmiştir. Sözlü kültür bağlamında çalışılan bu tezin son bölümü olan üçüncü bölümünde ise kaynak kişilerle yapılan görüşmeler sonucunda gelin-kaynana ilişkisini etkileyen unsurlar, ilişkinin olumlu, olumsuz olarak tanımlanma nedenleri ele alınmış bu ilişkinin pozitif ilişki olarak ilerlemesi için öneriler sunulmuştur.

Aile içi ilişkilerFeminist kuramGelin+6
Şule Çakır Kılıçarslan
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Ailede anababa tutum ve davranışına etki eden faktörlerin araştırılması

Bu araştırma ana-baba tutum ve davranışı ile ailenin birlik ve değişime uyum yeteneği arasındaki ilişkiyi belirlemek, sosyoekonomik ve demografik faktörlerin aile işlevlerine uyum, tutum ve davranışlar üzerindeki etkisini incelemek amacı ile planlanmış ve yürütülmüştür. Araştırma kapsamına Ankara ilinin merkez ilçelerinden tabakalı örnekleme yöntemi ile seçilen 0-6 yaş grubunda sağlıklı en az bir çocuğu bulunan ve birlikte yaşayan 450 aile dâhil edilmiştir. Araştırma verileri; ana-babaların ebeveyn olarak tutum ve davranışlarını belirlemede Ana-Baba Tutum ölçeğinin, aile içi ilişkilerdeki işlerliği belirlemek için de Aile Birliği ve Değişime Uyum Yeteneği ölçeğinin ve ailelere ilişkin sosyoekonomik ve demografik bilgilerin yer aldığı anket formu ile toplanmıştır. Ailelerden elde edilen veriler SPSS 26 ve R programı kullanılarak analiz edilmiştir. Verilerin analizinde normallik dağılımının tespiti için uygulanan Kolmogorov–Smirnov testi sonucu verilerin normal dağılmadığı tespit edilmiştir. Bu nedenle non-parametrik testlerden; iki değişkenli testler için Mann–Whitney U testi, bağımlı ve bağımsız değişkenlerin analizi için Kruskal-Wallis Testi, iki bağımlı değişken için Friedman testi ve değişken tespiti için Ki-Kare analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda ikamet edilen ilçenin sosyoekonomik düzeyi yükseldikçe ebeveynlerin serbest ana-baba tutumuna, baba yaşı arttıkça ihmalkâr ve otoriter ana-baba tutumuna, çocuk sayısı fazla olan ve küçük yaşta çocuğu olanların aşırı koruyucu ana-baba tutumuna sahip oldukları bulunmuştur (p<0,05). İkamet edilen ilçenin sosyoekonomik düzeyi yükseldikçe aile işlevlerindeki birlik ve değişime uyum yeteneğinin kaotik olduğu, hane halkı toplam gelirinin artması ile dengeli uyum gösterdikleri saptanmıştır. Aile işlevlerindeki birlik ve değişime uyum yeteneği ile algılanan gelir düzeyi arasında istatistiksel olarak da anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür (p<0,05). Demokratik ana-baba tutumuna sahip olan ailelerde aile işlevlerinin gerçekleştirilmesinde dengeli birlik, otoriter ana-baba tutumuna sahip ailelerde ise dengeli esnek bir aile birliği ve uyumunun olduğu saptanmıştır. Ana-baba tutumları ile aile işlevleri açısından aile birliği ve değişime uyum yeteneği arasında istatistiksel olarak da anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir (p<0,05).

Aile içi ilişkilerAile işlevleriAile tutumu+5
Hüsniye Ceyda Mısırlıoğlu
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Enformel koruyucu aile bakımı üzerine geçmişte bu deneyimi yaşamış kişilerin gözünden bir değerlendirme

Bu araştırmada, biyolojik ebeveyni yanında bakım görmeyen; buna karşılık haklarında bakım tedbiri kararı da bulunmayan çocukların bakım gördükleri enformel koruyucu aile bakımını; çocukluğunda böyle bir deneyimi olan yetişkinlerin gözünden değerlendirmek, ayrıca kişilerin yaşadıkları sorunları, karşılaştıkları ihtiyaçları ve bu bakım türüne ilişkin deneyimlerini, değerlendirmelerini anlayabilmek ve ortaya çıkarmak amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda, niteliksel araştırma modeli kullanılarak, geçmişinde enformel koruyucu aile bakımını deneyimlemiş 14 bireyle, yarı yapılandırılmış görüşme formu aracılığıyla derinlemesine görüşmeler yapılmıştır. Görüşme içerikleri yazıya aktarılmış, sonrasında kuramsal bilgiler doğrultusunda temalara ve kodlara ayrılmıştır. Araştırma sonuçları, sosyo-demografik bulgular, enformel koruyucu aile bakımını yaşama nedenleri, ebeveynden ayrılmaya ilişkin değerlendirmeler, kişisel bakım, yaşanılan yerin fiziki koşulları, ekonomik koşullar, aile içi ilişkiler, katılımcıların değerlendirme ve önerileri temaları altında yorumlanmıştır. Bireylerin büyük bir bölümünün, yeterli ve sağlıklı beslenememe, sağlık hizmetlerine ulaşamama, eğitimin engellenmesi, oyun-eğlence haklarının ihlal edilmesi, temel ihtiyaçların karşılanmaması nedenleriyle ihmal edildikleri, ayrıca fiziksel, cinsel, ekonomik ve duygusal istismara, ayrımcılığa uğrayan bireylerin olduğu sonuçları ortaya çıkmıştır. Enformel koruyucu aile bakımını deneyimlemek bireylerde intihar girişimi, soğuk ve mesafeli bir kişilik yapısına sahip olma, toplum kurallarına uymakta zorluk çekme, güven duyamama, sevgi eksikliği yaşama, ezik ve eksik hissetme gibi olumsuz davranışlara, özelliklere yol açmakla birlikte; bireylere güçlü ve cesur olma, baş etme mekanizmalarının güçlenmesi, öz güvenin artması, çözüm odaklı olma gibi olumlu özellikler de kazandırmıştır. Yaşadıkları süreci olumlu olarak değerlendirenler, öz ebeveyn bakımından daha mutlu olduğunu belirtenler bulunmaktayken, süreci olumsuz değerlendirip başka koşullarda yaşayabilmeyi tercih edenler de olmuştur. Yakın akraba bakımı görmüş bireylerden özellikle büyükanne ve büyükbabalar yanında yaşayanların, diğer bireylere oranla daha mutlu bir dönem geçirdikleri görülmüştür. Araştırma sonucunda, bu bakım kapsamındaki ailelere ve çocuklara yönelik, koruyucu aile hizmetinde olduğu gibi profesyonel boyutta denetlenebilir ve desteklenebilir hizmetlerin sağlanmasının gerektiği anlaşılmıştır. Anahtar Sözcükler: Koruyucu Aile Hizmeti, Geleneksel Koruyucu Aile Bakımı, Enformel Koruyucu Aile Bakımı.

AileAile içi ilişkilerBakım+5
Selver Albayrak
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessEN

The father and daughter relationship in Shakespeare's plays: Hamlet and The Merchant of Venice

Relationships have played an important role throughout our history. One of the most important roles is the relationship between a father and his daughter. In Hamlet and The Merchant of Venice, William Shakespeare shows two different father-daughter relationships. The relationships are between Ophelia and Polonius in one hand, and Jessica and Shylock, on the other hand. The first relationship shows how far Ophelia is an obedient and weak girl, whereas the other one reflects how Jessica is rebellious and strong. Ophelia's relationship with her father is full of respect and love, whereas Jessica does not like her father and thinks he is rude. But both of the relationships show the authority and the dominance of patriarchal society in Shakespeare's time. In my thesis, I will explore the ways in which Shakespeare discusses the stereotypical father-daughter relationship and employs Ophelia and Jessica to interrogate the traditional sixteenth century roles of daughters, and how daughters were not considered as important as men in a society in which the authority of father influenced the whole life of his daughter. Keywords: Shakespeare, Family Relationship, Patriarchal Society, Obedience, Rebellion

Family relationsShakespeare, WilliamTheatre+2
Zafer Darkouchi
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

12.sınıf öğrencilerinde algılanan anne-baba tutumları ile benlik saygısı arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı farklı iki lise türünde 12. sınıf öğrencilerinde benlik saygısı ve algılanan anne baba tutumları arasındaki ilişkinin bazı değişkenler açısından incelenmesidir. Araştırmanın çalışma evrenini 2014-2015 Eğitim-Öğretim yılında İstanbul İli Başakşehir İlçesinde bulunan üç genel lisede toplam 297 öğrenciyle yapılmıştır. Araştırmanın verileri "Offer Benlik Saygısı" ölçeği ile "Anne-Baba Tutum" ölçeği ile toplanmıştır. Verilerin analizinde Pearson momentler çarpımı, bağımsız örneklemler t testi ve tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve çoklu karşılaştırmalar için ise Tukey HSD testi kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre; öğrencilerin algıladıkları anne-baba tutum genel puanı ile benlik saygısı genel ve alt ölçeklerinden olan duygusal düzey, beden imgesi, sosyal ilişkiler, çevre uyumu, aile ilişkileri, başetme gücü, cinsel tutumlar, dürtü kontrolü, ruh sağlığı ve bireysel değerler puanları arasında anlamlı ilişkilerin olmadığı görülmüştür. Buna karşılık sadece algılanan anne-baba tutum genel puanı ile alt ölçeklerinden olan meslek ve eğitim puanı arasında anlamlı bir ilişkinin olduğu görülmüştür. Anahtar kelimeler: Benlik Saygısı, Anne-baba tutumları, Ergenlik

Aile içi ilişkilerAna-baba tutumuBenlik saygısı+4
Merve Dokuyan
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Anne babası boşanmış ve tam aileye sahip 15-18 yaş dönemi ergenlerinin benlik saygısı düzeylerinin karşılaştırılması

Yapılan çalışmada araştırılması amaçlanan temel konu ''Ebeveyni ayrılmış ve tam aileye sahip 15-18 yaş arası ergenlik dönemi çocuklarının benlik saygısı düzeylerinin farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemek'' tir. Araştırmanın temel beklentisi anne ve babası ayrılmış olan 15-18 yaş dönemindeki ergenlerin tam aileye sahip yani aile bütünlüğü bozulmamış 15-18 yaş dönemindeki ergenlere kıyasla benlik saygısı düzeylerinin daha düşük olacağı yönündedir. Ayrıca alt amaçlar olarak, ergenlerin benlik saygısı düzeylerinin ailenin bazı demografik özelliklerine göre farklılaşabileceği beklenmektedir. Bu beklentilerden hareketle, seçilen 15 ve 18 yaş grubuna dahil toplam 185 lise öğrencisine öncelikle Kişisel Bilgiler Formu uygulanarak aile yapıları ve ailenin demografik özellikleri tespit edilmiştir. Sonrasında bu öğrencilere Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği uygulanarak, ölçeğin puanlarına göre, yüksek, orta ve düşük benlik saygısı gruplarına ayrılmıştır. Araştırma bulgularına göre, gencin anne babasının ayrılmış ya da ayrılmamış olması ile benlik saygısı düzeyi arasında anlamlı bir fark bulunamamıştır. Araştırma sonuçları, ailesi ayrılmış ya da ayrılmamış ergenlerin benlik saygısını artırma yönündeki önermeler ışığında tartışılmıştır. Anahtar Sözcükler 1. Anne-Baba 2. Boşanma 3. Tam Aile 4. Ergenlik 5. Benlik Saygısı

Aile içi ilişkilerBenlikBenlik saygısı+4
Ebru Göker
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Evli bireylerin evlilikte problem çözme becerilerinin duygusal zeka ve algılanan ebeveyn ilişkisi yönünden incelenmesi

Bu çalışma, evli bireylerin evlilikle ilgili problemleri çözme becerilerinde, duygusal zeka ve algılanan ebeveyn ilişkisinin yordayıcı olup olmadığını belirlemek amacıyla, 342 (226 kadın, 116 erkek) evli birey üzerinde yürütülmüştür. Araştırma ilişkisel tarama modeline göre desenlenmiştir. Veriler internet üzerinden toplanmıştır. Çalışmada veri toplama aracı olarak "Kişisel Bilgi Formu", "Evlilikte Problem Çözme Ölçeği", "Duygusal Zeka Özelliği Ölçeği – Kısa Form" ve "Algılanan Ebeveyn İlişkisi Ölçeği" kullanılmıştır. Veriler, IBM SPSS Statistics 22 paket programında, bağımsız örneklem t testi, iki yönlü ANOVA, çoklu doğrusal regresyon ve hiyerarşik regresyon yöntemleri ile analiz edilmiştir. Araştırmanın bulgularına göre, evlilikte problem çözme becerileri; evlilik süresine, çocuk sahibi olunmasına, çatışmayı kimin başlattığına ve kişinin eşinde sağlıkla ilgili bir problem olmasına göre anlamlı biçimde farklılaşmaktayken; cinsiyete, yaşa, çalışma durumuna ve kişinin kendisinde sağlıkla ilgili bir problem olmasına göre anlamlı biçimde farklılaşmamaktadır. Aynı zamanda evlilikte problem çözme becerilerinin evlilik süresine, çocuk sahibi olunması ve çatışmayı kimin başlattığına göre farklılaşmasında, yaş ve çalışma durumuna göre farklılaşmamasında cinsiyetin etkisinin olmadığı görülmektedir. Evli bireylerin evlilikle ilgili problemleri çözme becerilerinin, algılanan anne ilgisiz, koruyucu ve demokratik tutum ile anlamlı ilişkisi olduğu; algılanan anne otoriter ve bağımlı tutumla ise anlamlı bir ilişkinin olmadığı görülmektedir. Evlilikle ilgili problemleri çözme becerilerinin, algılanan baba otoriter, ilgisiz, koruyucu ve demokratik tutumla anlamlı ilişkisi olduğu; algılanan baba bağımlı tutumla ise anlamlı bir ilişkinin olmadığı görülmektedir. Ayrıca evlilikte problem becerilerini, duygusal zeka birinci sırada, algılanan ebeveyn ilişkilerinden anne demokratik ve bağımlı tutumlar ikinci sırada yordamaktayken; algılanan baba ebeveyn ilişkileri yordamamaktadır. Elde edilen bulgular literatür ışığında tartışılarak klinisyenlere ve sonraki araştırmalara yönelik öneriler sunulmuştur.

Aile içi ilişkilerAna-baba algısıDuygusal zeka+7
Mehmet Tükel
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Anne- babası boşanmış 12-15 yaşındaki çocuklar ile aynı yaş grubundaki anne –babası boşanmamış çocukların benlik saygısı ve depresyon düzeylerinin karşılaştırılması

Çoğu anne baba, boşanma sürecinde yaşananlar ve boşanma konusunda çocuklarına ne şekilde davranacakları konusunda kararsız kalmaktadır. Ancak çocuğun boşanmaya uyumunda, ebeveynleri tarafından verilen bilgi ve destek önemli bir rol oynamaktadır. Boşanmış ailelerin çocukları bu olaydan etkilenebilmekte ve benlik saygılarında değişimler olabilmektedir. Normalde çocuklarda benlik saygısı yaş ilerledikçe daha fazla gelişmektedir fakat boşanmış ailelerin çocuklarında bu durum farklılıklar yaratabilmektedir. Ayrıca bazı boşanan ailelerin çocuklarında çocukluk çağı depresyonu görülebilmektedir. Çocukluk çağı depresyonu zayıf ya da negatif ebeveyn ilişkisinden kaynaklanabileceği gibi genetik ve öğrenme yoluyla da aktarılabilmektedir.Bu araştırmada boşanan ailelerin çocuklarında benlik saygısı ve çocukluk çağı depresyonu konuları birtakım sosyo-demografik ilişkiler çerçevesinde incelenmektedir. Bunların birbirleri ile olan farklılıkları araştırılıp olumlu veya olumsuz yönde etki gören noktaların belirlenmesi amaçlanmıştır. Çocuk depresyonu ile benlik saygısı arasında negatif yönlü anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir.

Aile içi ilişkilerBenlik saygısıBoşanma+3
Yeşim Canlı
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Annenin öğretmen olup olmamasının anne mükemmeliyetçiliği, çocuk mükemmeliyetçiliği ve çocuk kaygı düzeyi üzerindeki rolü

Bu araştırmanın amacı, annenin öğretmen olup olmamasının anne mükemmeliyetçilik düzeyi, çocuğunun mükemmeliyetçilik ve kaygı düzeyi üzerindeki biçimlendirici etkisinin incelenmesidir. Bu amaçla Manisa ilinde yaşayan yaş ortalamaları 47,88 olan 300 anneye '' Kişisel Bilgi Formu'' ve ''Frost Çok Boyutlu Mükemmeliyetçilik Ölçeği'', yaş ortalamaları 22,19 olan 300 çocuğuna ise '' Frost Çok Boyutlu Mükemmeliyetçilik Ölçeği'' ve ''Spielberger Durumluk-Sürekli Kaygı Envanteri'' uygulanmıştır. Ayrıca annelerin (yaş, eğitim durumu, gelir düzeyi, medeni hali, çalışma durumu ve mesleği, eşlerinin yaş ve mesleği, sahip oldukları çocuk sayıları) ve çocuklarının (yaş, meslek, eğitim durumu, okul öncesi dönemde bakan kişi) demografik özellikleri değerlendirilmiştir. Öğretmenlik mesleğinin annenin mükemmeliyetçilik düzeyi ile ilişkisi araştırılmış ve yapılan analizlere göre sadece Aileden Eleştiri puanlarının annenin öğretmen olup olmama durumuna göre istatiksel olarak anlamlı düzeyde farklılaştığı tespit edilmiştir. Öğretmen olan annelerin öğretmen olmayan annelere göre Aileden Eleştiri puanları anlamlı derecede düşük bulunmuştur. Annenin mesleğinin öğretmen olması ile 15-30 yaş arası çocuğunun mükemmeliyetçilik düzeyi arasındaki ilişki incelendiğinde, çocukların sadece Kişisel Standartlar puanlarının annelerinin öğretmen olup olmama durumuna göre istatiksel olarak anlamlı düzeyde farklılaştığı tespit edilmiştir. Annesi öğretmen olan çocukların Kişisel Standartlar puanı diğerlerine göre anlamlı derecede yüksektir. Annenin mesleğinin öğretmen olması ile 15-30 yaş arası çocuğunun kaygı düzeyi arasındaki ilişki incelendiğinde ise çocukların aldıkları kaygı puanlarının annelerinin öğretmen olup olmama durumuna göre anlamlı düzeyde farklılaşmadığı tespit edilmiştir.

Aile içi ilişkilerAna-çocuk ilişkisiAnneler+5
Gülşah Özgürler
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Yetişkin bireylerin bağlanma stilleri ve anne-baba çatışmasının aleksitimi üzerindeki yordayıcı rolü ve anne-baba aldatmasının düzenleyici etkisi

Amaç: Yetişkin bireylerde, bağlanma stilleri ve anne-baba çatışma algısının aleksitimi düzeyleri üzerindeki yordayıcı rolünü incelemek ve anne-baba aldatmasının düzenleyici etkisinin değerlendirilmesidir. Ayrıca katılımcıların sosyodemografik özellikleri de bu kapsamda incelenmiştir. Yöntem: Bu araştırmanın örneklemi, 294 kadın, 73 erkek olmak üzere toplam 367 (n=367) katılımcıdan oluşmuştur. Veriler katılımcılardan bir kısmı elden, bir kısmı da internet üzerinden toplanmıştır. Bu kesitsel araştırmada "Çocukların Evlilik Çatışmasını Algılaması Ölçeği-Yetişkin Formu", "Yakın İlişkilerde Yaşantılar Envanteri-II" ve "Toronto Aleksitimi Ölçeği" kullanılmıştır. İstatistiksel analizler için SPSS 25.0 kullanılmıştır. Değişkenler arasındaki ilişkilerin analizi için fark istatistiklerinden bağımsız örneklemler için t Testi ve Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA); değişkenler arası ilişkilerin belirlenmesi için Pearson Korelasyon Analizi ve düzenleyici etkinin test edilmesi için Çoklu Doğrusal Hiyerarşik Regresyon Analizi uygulanmıştır. Bulgular: Analiz sonucuna göre erkek katılımcıların Toronto Aleksitimi Ölçeği Duygularını İfade Etme Zorluğu alt boyutundan aldıkları puanların kadınlara göre daha yüksek olduğu bulunmuştur. Partneri aldatma durumunun aleksitimi düzeyi üzerinde pozitif yordama etkisine sahip olduğu bulunmuştur. Bununla birlikte, katılımcıların kaçınmacı ve kaygılı bağlanma düzeylerinin de aleksitimi düzeyi üzerinde pozitif yordama etkisine sahip olduğu bulunmuştur. Ayrıca, katılımcıların yaş durumunun aleksitimi düzeyi üzerinde negatif yordama etkisine sahip olduğu ortaya çıkmıştır. Sonuç: Araştırmanın, aleksitimi üzerinde etkili olan faktörlerin belirlenmesi, bireylerin yaşam kalitelerinin arttırılmasına yönelik çalışmalara veri sağlayabileceği ve ilgili araştırmalara katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Klinisyenlerin, aleksitimi ve sonuçları hakkında daha fazla bilgi sahibi olması daha etkili tedavi stratejileri sağlayacaktır. Araştırma sonuçları, ilgili literatür paralelinde tartışılmış ve yapılacak araştırmalara önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Aleksitimi, bağlanma stilleri, anne-baba aldatması, anne baba çatışmasının algılanması

Aile içi ilişkilerAldatmaAleksitimi+5
Cemile Canan Karabulut
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Orhan Pamuk'un romanlarında aile ilişkileri

Toplumun temelini oluşturan aile kavramı birçok alanda olduğu gibi edebiyatın da konusu olmuştur. Aile kavramı roman, tiyatro ve hikâye olmak üzere birçok edebî türde işlenmiştir. İşlenen eserlerde aile kavramı aileler çeşitli yönleriyle ele alınmıştır. Bu tezde Orhan Pamuk'un tüm romanları incelenmiştir. Romanlar, geleneksel aile ve modern aile bağlamında değerlendirilmiştir. Ailenin değişimi ve dönüşümü ile aile bireyleri arasındaki ilişkilerle ilgili bilgiler verilmiştir. İkinci bölümde "geleneksel aile" hayatına ilişkin incelemeler yer alırken üçüncü bölümde ise "modern aile" kavramı açıklanarak ailenin değişimine dair örnekler incelenmiştir. Modern ve geleneksel ailenin alt başlıklarında ise roman kişileri arasındaki ilişkiler, parçalanan aile örnekleri, geleneksel aile yapısının modern dönemde nasıl değişime uğradığı, aile modelleri, aile bireylerinin sosyal ve ekonomik durumları ile eğitim düzeyleri detaylı bir şekilde ele alınarak incelenmiştir. Bu bağlamda tezde; romanlardaki aile türleri, aile bireylerini oluşturan roman kişileri arasındaki ilişkiler, ailenin toplumla olan etkileşimi belirlenmeye çalışılmıştır. Romanlarında; evlilik öncesi ve sonrasına, eşler ve çocuklar arasındaki ilişkilere de değinen Orhan Pamuk, bu ilişkileri işlerken tanışma aşaması, birliktelik, boşanma, ihanet, mutsuzluk, kıskançlık gibi durumlara, aile içi kavga ve tartışmalara yer verdiği için bu konular da incelemenin kapsamına alınmıştır. Tezin amacı, Orhan Pamuk'un romanlarındaki aile ilişkilerini ve aile kavramını sosyolojiden yararlanarak inceleyip romanlarda yer alan aile modellerini belirlemek, yazarın geleneksel aile ile modern aile hayatını nasıl yansıttığını değerlendirmektir. Anahtar kelimeler: Orhan Pamuk, roman, Türk edebiyatı, aile hayatı, geleneksel aile, modern aile, anne, baba, kardeş.

AileAile hayatıAile içi ilişkiler+4
Buket Korkmaz
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessEN

Resilience of Syrian children and adolescents living in Turkey

Resilience is a multidimensional construct which helps individuals to be powerful and maintain their psychological well-being. The aim of this study was to investigate the resilience of 133 children aged 10-18 years in terms of perceived social support, peer relations, parent relations, depression, anxiety, stress, intrusion, avoidance, hyperarousal, emotional problems, PTSD, conduct problems, hyperactivity and prosocial behaviour. Impact of Event Scale-Revised (IES-R), Depression, Anxiety and Stress Scale (DASS-42), The Multidimensional Scale of Perceived Social Support (MSPSS), Child and Youth Resilience Measure (CYRM-12), Strengths and Difficulties Questionnaire (SDQ) and Family Peer Relationship Questionnaire (FPRQ) were administered to the participants. The sample in the study included 59 (44.4%) girls and 74 (55.6%) boys. As a result of the analysis, it was found that the resilience of the children and adolescents who were living in rural regions in Syria and who had an education while in Syria was found to be higher than those who lived in urban areas and didn't have an education. As a result of the correlation analyses, resilience were positively correlated with perceived social support from family, friends, significant other and total perceived support, togetherness with parent, peer relations and parent as a mediator; negatively correlated with depression, anxiety, stress, intrusion, avoidance, hyperarousal and emotional problems. It was found that there was no significant relationship between resilience and conduct problems, hyperactivity, peer problems, prosocial behaviour and nurture disclosure of parents. As a result of ordinary least square regression analyses, it was found that, perceived social support from family, peer relations, hyperactivity, depression, anxiety, stress and Post Traumatic Stress Disorder predicted resilience. The findings of the study were mostly consistent with the related literature. Determining the factors that can have a positive or negative impact on resilience of Syrian children and adolescents will no doubt be significant for developing prevention and intervention programs.

Family relationsPeer relationshipsPerceived social support+6
Fatma Sevde Kurt Akkoyun
Ibn Haldun University · Institute of Graduate Studies
2020
00
Master'sOpen AccessEN

Adolescent alcohol consumption and the role of family, peers, and school

Alcohol consumption can be a volatile pastime amongst people, but especially among adolescents. The behavior is debilitating and affects the overall well-being of students across varying instances of their daily lives, including their academics and interpersonal relationships. Adolescent alcohol consumption is influenced by internal and external factors, of which the current study focuses on demographic, family, peer, and school factors. A rising need to understand drinking behaviors among Turkish adolescents in the backdrop of the country's religious, political, and economic climate has been identified. As a result, this study focuses on exploring adolescent alcohol consumption in relation to demographic, family, peer, and school variables in Istanbul, Turkey. The sample consists of 751 high school students from private, vocational, and Islamic vocational schools located in Istanbul. Data on their drinking behaviors were collected by implementing a survey designed for this purpose by the Bağcılar research institute. This data was then used in the study to explore the roles of demographic, family, peer, and school variables on adolescent alcohol consumption. A chi-square test of independence and Multinomial logistic regression analysis was conducted. The results revealed that variables like the area of residence, household income, parental marital status, mother's level of education and work status, family's alcohol use (mother, father, siblings), peer alcohol use, types of school, and school attendance were significantly associated with adolescent alcohol consumption in a Turkish sample. Furthermore, it was revealed that in the current sample being male, 18 years of age, and residing in Bağcılar, and having educated mothers, mothers working as laborers, working or retired fathers, and alcohol using family members (father and siblings) predicted alcohol use. These findings indicate the importance of external and environmental factors in influencing adolescent consumption of alcohol. The study also touches upon the potential role that religion plays in curbing alcohol initiation and consumption among the Turkish adolescent population. Keywords: Adolescent Alcohol Consumption, Environmental Influence, Family Alcohol Use, Peer Influence, School Type and Alcohol Use, Alcohol Use in High Schools

FamilyFamily relationsPeer interactions+6
Lıyana Thabassum
Ibn Haldun University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi çocuklarda dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu belirtilerinin, davranışsal, sosyal problemler, aile işlevselliği ve ebeveyn tutumları ile ilişkilerinin incelenmesi

Problemin tanımı: Bu araştırmanın amacı DEHB belirtileri gösteren 4-6 yaş aralığındaki çocukların sosyal, davranışsal problemlerini tespit etmek, aile işlevselliklerini ve ebeveynlerinin tutumlarını incelemektir. Yöntem: Katılımcılar, İstanbul Kadıköy ilçesinde yer alan 2016-2017 yılları arasında anaokullarına devam eden 4-6 yaş aralığındaki öğrencilerin ebeveynlerinden ve öğretmenlerinden oluşmaktadır. Araştırmaya toplam 92 ebeveyn ve 14 öğretmen katılmıştır. Araştırılması amaçlanan bilgiler Sosyodemografik Form, DSM-V Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu Formu, Conners Ebeveyn Değerlendirme Ölçeği, Aile Değerlendirme Ölçeği ve Ebeveyn Tutumları Ölçeği ile elde edilmiştir. Bulgular: Conners Ebeveyn Değerlendirme Ölçeğinin analizi sonucunda DEHB belirtileri gösteren çocukların sosyal problemler, kaygı, karşı gelme, duygusal değişkenlik, mükemmeliyetçilik ve psikosomatik belirtileri, DEHB belirtileri göstermeyen çocuklara oranla daha fazla yaşadıkları tespit edilmiştir. Aile Değerlendirme Ölçeği sonucunda dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu belirtileri gösteren çocukların ailelerinde iletişim, duygusal tepki verebilme, davranış kontrolü ve genel işlevler alanlarında sağlıksız işlevsellikleri olduğu görülmüştür. Ebeveyn tutumları açısından bakıldığında ise DEHB belirtileri gösteren çocukların ebeveynlerinin otoriter ve aşırı hoşgörülü tutumu daha fazla sergilediği görülmüştür. Sonuç: Araştırmanın alanyazınına katkısı DEHB olan çocukların ilkokulda yaşayabilecekleri problemlerin önlenmesi yada en aza indirilmesinin okul öncesi dönemde çocukların DEHB belirti düzeylerinin değerlendirilmesi ile sağlanabileceğinin önemini vurgulamaktır. Okul öncesi dönemde DEHB belirtileri gösteren çocukların davranışsal ve sosyal anlamda belirti göstermeyen çocuklardan farklılaşması ayrıca çocukların ebeveynlerinin tutumlarının farklı olması 4-6 yaş aralığında alınacak önemlemlerin önemini göstermektedir. Aile işlevselliği ve bahsedilen diğer alanlardaki problemlerin boyutları büyümeden önemlemler alınması çocuk için olumlu değişimler sağlayacaktır. Bu araştırma ile okul öncesi dönemin ileriki yaşların yordayıcısı olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu, okul öncesi dönem, çocukluk çağı, aile işlevselliği, ebeveyn tutumları

Aile içi ilişkilerAile işlevleriAna-çocuk ilişkisi+7
Beril Börekçi
Feyziye Schools Foundation Işık University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Aile içi iletişim kalıpları, benlik kavramı ve evlilik uyumu arasındaki ilişkinin incelenmesi

Amaç: Bu araştırmada; evli bireylerin aile iletişim kalıpları ve özerk- ilişkisel benlik düzeylerinin, evlilik uyumu ile ilişkisinin ortaya konulması amaçlanmıştır. Aynı zamanda, katılımcıların aile içi iletişim kalıpları, evlilik uyum süreci ve benlik düzeyleri ile bazı sosyo demografik değişkenlerle aralarında ilişki olup olmadığı incelenmiştir. Yöntem: Çalışmada 347 kişiye ulaşılmıştır. Evli çiftlerin ölçek yolu ile edinilemeyecek demografik bilgilerini öğrenmek amacıyla Sosyodemografik Bilgi Formu kullanılmıştır. Ölçek olarak; Ailede Özerk-̇İlişkili Benlik Ölçeği, Aile İletişim Kalıpları Ölçeği, Evlilik Uyum Ölçeği kullanılmıştır. Bulgular: Evlilik uyumu ile cinsiyet arasında anlamlı bir ilişki saptanmamıştır. Evlilik uyumu ile eğitim durumu ve evlilik uyumu ile evlilik kararı arasında anlamlı bir ilişki olduğu saptanmıştır. Aile içi iletişim kalıpları alt ölçeklerinden uyum yönelimi ile cinsiyet arasında ve uyum yönelimi ile eğitim durumu arasında istatistiki olarak anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Aile içi iletişim kalıpları ile evlilik kararı arasında istatistiki olarak anlamlı bir ilişki saptanmıştır. Aile içi iletişim kalıpları ile yaş arasındaki ilişki incelendiğinde; uyum yönelimi ile yaş arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Diyalog yönelimi ve yaş arasında ise negatif yönde anlamlı bir ilişki saptanmıştır. Benlik düzeyleri ile eğitim durumu arasındaki ilişkiye bakıldığında, özerk benlik düzeyleri ve ilişkisel benlik düzeyi ile eğitim durumu arasında istatistiki olarak anlamlı bir ilişki saptanmamıştır. Benlik tipleri ile yaş arasındaki ilişki incelendiğinde, özerk ilişkisel benlik tipi ile yaş arasında negatif yönde anlamlı bir ilişki saptanmıştır. Sonuç: Yapılan analiz sonucunda; evli bireylerin kök aileden getirdiği iletişim kalıplarının özerk-ilişkili benlik düzeyiyle birlikte evlilik uyumu alt ölçeklerinden doyum ve uzlaşma puanlarını anlamlı düzeyde pozitif yönde yordadığı saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: özerk benlik, ilişkisel benlik, özerk-ilişkisel benlik, evlilik uyumu, aile içi iletişim kalıpları,

Aile içi iletişimAile içi ilişkilerBenlik gelişimi+7
Melek Merve Erkılınç
Feyziye Schools Foundation Işık University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

İşitme engelli bireylerin kültüre dahil olmalarını mümkün kılan araç ve kurumların sosyal antropolojik analizi

Çalışmanın amacı, işitme engelli bireylerin yaşadıkları kültüre nasıl dahil oldukları, bunun için geliştirilen araçların neler olduğu ve bu araçların işlevselliğinin anlaşılmasıdır. İnsanlar sürekli iletişim halindedir. İnsanlar kültürlerini, konuşarak, dinleyerek ve bulundukları toplumla iletişime geçerek öğrenir. Bu çalışmada, işitme engelli bireylerin yaşadıkları toplumun kültürüne dahil olmaları ve kültür aktarımının devamlılığı için oluşturulmuş araç ve kurumların işlevselliği araştırılmıştır. Çalışmanın örneklem grubu Van'da yaşayan "Van İşitme Engelliler, Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Kulübü Derneği"ne üye olan işitme engelli bireyler, işitme engelli bireylerin aileleri, çevreleri ve öğretmenleridir. Araştırma, derinlemesine görüşme tekniği, katılarak gözlem tekniği kullanılarak yapılmıştır. Yapılan araştırma sonucunda işitme engelli bireylerin kültüre dahil olmalarında ailenin, işaret dilinin, teknolojinin, eğitimin ve sivil toplum kuruluşlarının etkili olduğu tartışılmıştır.

Aile içi ilişkilerDilEngelli kişiler+7
Hatice Müküs
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Ebeveyn yabancılaştırma sendromu: Çocuklar, ebeveynler ve sosyal hizmet uzmanları üzerinden değerlendirme

Boşanma, gerek anne-baba üzerinde gerekse çocuklar üzerinde olumsuz etkiler bırakabilmekte, zaman zaman bu durum ebeveyn yabancılaştırma sendromuna sebep olabilmektedir. Ebeveyn yabancılaştırma sendromunda ise çocuklar bir ebeveynine tamamen yabancılaşmakta hatta görüşmeyi sonlandırmaktadır. Adli sistemde çalışan sosyal hizmet uzmanları ise boşanma ve velayet davalarıyla yakından çalıştıkları için ebeveyn yabancılaştırma sendromu ile sık sık karşılaşmaktadır. Konu ile ilgili alanyazın incelendiğinde Türkiye'de ebeveyn yabancılaştırma sendromunu konu alan çok az araştırmaya rastlanmıştır. Bu nedenle araştırma, ebeveyn yabancılaştırma sendromunun ebeveynleri ve çocukları ne derece etkilediğine ve sosyal hizmet uzmanlarının bu durumdaki rolünü anlamayı amaçlamaktadır. Araştırmadan edinilen bulgular doğrultusunda ebeveyn yabancılaştırmasının azaltılmasına yönelik daha etkili çalışma ve ebeveynlere yönelik mikro ve makro önerilerde bulunulmaktadır. Nitel araştırma yöntemiyle yapılan araştırmada ebeveynlerin, çocukların ve sosyal hizmet uzmanlarının deneyimlerine ilişkin yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmış, ulaşılan 28 kişi ile derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiştir. 9 sosyal hizmet uzmanı, 10 ebeveyn ve 9 çocuk ile yapılan görüşmeler kuramsal bilgiler doğrultusunda çözümlenmiştir. Araştırma sonuçları, sosyal hizmet uzmanlarından, ebeveynlerden ve çocuklardan elde edilen bilgiler doğrultusunda üç ana başlık altında incelenmiştir. Sonuçlar incelendiğinde ebeveyn yabancılaştırma sendromunun bireylerin ve çocukların yaşantılarına olumsuz etkilerinin olduğu, özellikle çocukların ebeveynleri ile görüşmeyi kestikleri görülmüştür. Sosyal hizmet uzmanlarının ise ebeveyn yabancılaştırma sendromuyla çok sık karşılaştıkları ve müdahale olanaklarının kısıtlı olduğu görülmüştür.

Aile içi ilişkilerEbeveyn kabul veya reddiEbeveynler+4
Görkem Yurdakul
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Çocukların öz düzenleme becerileri ile ev erken okuryazarlık ortamı ve birlikte kitap okuma arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmada; çocukların öz düzenleme becerileri ile anne çocuk ilişkisi, annelerin çocuklarıyla birlikte okuma etkinlikleri, ev erken okuryazarlık ortamı ve ev ortamı arasındaki ilişkinin belirlenmesi amaçlanmıştır. İlişkisel tarama modelinde betimsel nitelikte bir araştırma olarak planlanmıştır. Örneklem grubuna Edirne İli; Merkez, Keşan, Uzunköprü ve İpsala İlçelerinde yaşayan 48-72 ay aralığında olan 151 çocuğun anneleri dahil edilmiştir. Araştırmada "Çocuk-Aile Bilgi Formu", "4-6 Yaş Çocuklarına Yönelik Öz Düzenleme Becerileri Ölçeği (Anne formu)", "Ebeveyn Çocuk İlişkisi Ölçeği", "Çocuk-Ebeveyn Birlikte Okuma Etkinlikleri (ÇEBOE) Aracı", "Ev Erken Okuryazarlık Ortamı Ölçeği (EVOK)", "Erken Okuryazarlık Ev Ortamı Ölçeği (EROY-EV)" ve "Ev İçi Okuryazarlık Ortamı Ölçeği (HLEQ)", "Ev Ortamı Tarama Aracı (EVTA-T 3-6 Yaş Kısa Form)" değerlendirme araçları kullanılmıştır. Gruplar arasındaki farklılıklar incelenirken "Mann-Whitney U Testi" ile "Kruskal-Wallis-H Testi" uygulanmış ve ölçekler arasındaki ilişkileri tespit etmek için Spearmann's Rho Korelasyon Katsayısı hesaplanmıştır. Araştırma sonucunda öz düzenleme becerileri ile çocuk-anne birlikte okuma etkinlikleri, ev erken okuryazarlık ortamları arasında pozitif yönlü anlamlı düzeyde ilişki bulunmuştur. Öz düzenleme becerilerinin yaş; anne çocuk ilişkisinin yaş, annenin öğrenim ve gelir düzeyi; çocuk-anne birlikte okuma etkinliklerinin kardeş sayısı; ev erken okuryazarlık ortamlarının cinsiyet, kardeş sayısı, annenin öğrenim durumu, çocuk gelişimi ile ilgili seminere veya etkinliğe katılma durumu değişkenlerine göre farklılaştığı sonucuna ulaşılmıştır.

Aile içi iletişimAile içi ilişkilerAna-baba+5
Çağla Duran
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Sosyal ve ekonomik destek (SED) alan ebeveynlerin aile süreçlerinin incelenmesi: Elazığ örneği

Bu çalışma, SED hizmetinden yararlanan ebeveynlerin destekten yararlanma süreçlerini (başvuru, değerlendirme ve olası sonlandırma), desteğin çocuğun iyi olma hali üzerindeki etkisini (maddi refah, eğitim, sağlık, katılım, ev ve çevre koşulları, ilişkiler, risk ve güvenlik) ve çocuğun refahını etkileyen aile süreçlerini (kök aile yapısı, evlilik süreci, yaşanılan stres kaynakları ve baş etme yöntemleri) ortaya çıkarmayı amaçlamaktadır. Bu kapsamda destekten yararlanan 23 anne, 4 babaanne, 1 amca, 1 baba ve 1 hala olmak üzere toplam da 30 özne ile yarı-yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Görüşmeler neticesinde elde edilen veriler, görüşme yönergesi, araştırmanın amacı ve kuramsal yaklaşımlar temelinde nitel veri analiz programı (MAXQDA 12) aracılığıyla analiz edilmiştir. Böylelikle "SED Hizmeti Başvuru, Değerlendirme ve Sonrasına İlişkin Deneyimler", "SED Hizmetinin Çocuğun İyilik Hali Üzerindeki Etkisi" ve "Çocuğun Refahını Etkileyen Aile Süreçleri" olmak üzere üç ana tema oluşturulmuştur. Nitel desende planlanan araştırma kapsamında öznelerin ifadeleriyle sınırlı olmak üzere elde edilen sonuçlara göre, ebeveynlerin destekten yararlanma sürecinde bürokratik işlemleri olumsuz bir durum olarak deneyimlediği, hizmete yönelik değerlendirme sürecinde kadınları güçsüzleştiren bazı durumların göz önüne alınmadığı ve maddi destek dışında herhangi bir destek verilmediği anlaşılmıştır. Ayrıca öznelerin çoğunluğu tarafından desteğin ölüm-kalım meselesi olarak görülmesi ve maaş olarak algılanması, hizmetin olası sonlandırılma durumuna dair herhangi bir plana sahip olunmadığını gösterebilmektedir. Öte yandan alınan desteğin çocukların genellikle maddi ihtiyaçlarına harcandığı, eğitim, katılım, ev ve çevre koşulları olmak üzere çocuğun diğer gelişimsel ihtiyaçlarına yönelik herhangi bir müdahale gerçekleşmediği anlaşılmıştır. Kök ailelerine dair verilere bakıldığında, öznelerin erken çocukluk döneminden itibaren yoksulluğu deneyimlediği, aile içi rol ve sorumlulukların toplumsal cinsiyet kalıplarına göre şekillendiği ve baba eksikliğinden dolayı annenin bütün sorumlulukları üstlenmek zorunda kaldığı görülmüştür. Ebeveynlerin evlilik süreçlerinde ise, çoğunlukla çocuk yaşta evlendikleri, kendi rızaları dışında evliliğin fazla olduğu ve evliliğe hazırlık sürecinin kısa tutulduğu görülmüştür. Öznelerin stresli bir durum olarak ifade ettikleri boşanma, ölüm, cezaevi, aile içi şiddet ve zararlı madde bağımlılığının, hem aile içi ilişkilerini hem çevreyle etkileşimi hem de çocukların refahını doğrudan etkilediği anlaşılmıştır. Bu stresli durumların, özellikle baba ile çocuk arasındaki ilişkiyi olumsuz etkilediği; bunun yanında ekonomik, sosyal ve çevresel sorunlara neden olduğu görülmüştür. Ebeveynler, bu streslerle baş edebilmek için duygusal ve problem odaklı baş etme yöntemlerini kullanmışlardır. Çalışmadan elde edilen bu bulgular, yapısal aile sistemleri yaklaşımı temelinde aileleri güçlendirici müdahaleler bağlamında tartışılmış ve bulgularla bağlantılı olmak üzere SED hizmetinin etkililiğini arttırmaya yönelik önerilerde bulunulmuş ve ergen çocuğu olan tek ebeveynlere yönelik psikoeğitim programı oluşturulmuştur. Anahtar Sözcükler: SED Hizmeti, Çocuğun İyi Oluşu, Aile Süreçleri, Kriz Durumları, Baş Etme Yöntemleri, Psikoeğitim.

Aile içi ilişkilerAile sorunlarıAile tutumu+6
Ümran Cihan Dündar
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Ebeveynlerin çocuklarıyla olan cinsel iletişim dili ve kendi ebeveynlerinde algıladıkları cinsel iletişim dilinin incelenmesi

Bu çalışma ebeveynlerin kendiyle aynı cinsiyette olan çocuklarıyla cinsel iletişim dili ve kendiyle aynı cinsiyette olan ebeveynlerinde algıladıkları cinsel iletişim dili arasında ilişki olup olmadığını inceleyebilmek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın evrenini 0-15 yaş arası kız çocuğu olan anneler oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise 1 Ocak- 15 Kasım 2021 tarihleri arasında araştırmaya katılmayı kabul eden 273 anne oluşturmaktadır. Araştırmadaki veriler, annelerin demografik bilgilerini elde etmek için "Genel Bilgi Formu" ve ebeveynlerin, kendi ebeveynlerinin ve kendilerinin cinsel iletişim dilini belirlemek amacıyla Artan, Ceylan ve Kurnaz Adıbatmaz (2020) tarafından geliştirilen "Ebeveynler İçin Cinsel İletişim Ölçeği" ve araştırmacı tarafından Ebeveynler İçin Cinsel İletişim Ölçeği' ni geliştiren yazarlardan izin alınarak uyarlaması yapılan "Ebeveynler İçin Algılanan Cinsel İletişim Ölçeği" uygulanmıştır. Araştırmada nicel yöntem modeli kullanılmıştır. Bu sebeple verilerin analizlerde istatistiksel farklılıkları belirleyebilmek amacıyla iki bağımsız değişken için t Testi ikiden fazlası için Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) kullanılmıştır. İki ölçek arasındaki ilişkiyi belirleyebilmek için de Spearman's Rho korelasyon analizi yapılmıştır. Araştırma için toplam 257 annenin verileri kodlanmıştır. Analizler sonucunda annelerin kendi çocuklarıyla cinsel iletişim dilinin, annelerinde algıladıkları cinsel iletişim diline göre istatistiksel olarak anlamlı daha yüksek puanlar elde ettikleri gözlemlenmiştir. Buna göre annelerin şu an kullandıkları cinsel iletişim dilinin kendi annelerinin kullandıkları iletişim dilinden daha yüksek olduğu çıkarımı yapılmıştır. Ebeveynlerin cinsel iletişim dilinde kuşaktan kuşağa pozitif yönlü artış olduğu çıkarılmıştır. Anahtar Kelimeler: Çocuk Gelişimi, Cinsel Gelişim, Cinsel Eğitim, Cinsel İletişim Dili

Aile içi iletişimAile içi ilişkilerAna-baba+6
Başak Çelik
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2022
00

Related subjects