Dilbilgisi
557 theses under this subject heading
Dil bilgisi öğretiminde VARK Öğrenme Modelinin başarı, tutum ve kalıcı öğrenmeye etkisi
Bu araştırmanın amacı; VARK Öğrenme Modeline dayalı dil bilgisi öğretiminin ortaokul 6. sınıf öğrencilerinin akademik başarılarına, dil bilgisine karşı tutumlarına ve kalıcı öğrenme düzeylerine etkisini belirlemektir. Araştırmanın amacına uygun olarak "ön test-son test kontrol gruplu yarı deneysel desen" kullanılmıştır. Çalışmanın uygulama grubunu; 2019-2020 eğitim-öğretim yılı güz yarıyılında Hatay il merkezinde bulunan, Millî Eğitim Bakanlığına bağlı bir devlet okulunun iki farklı 6. sınıf şubesinde öğrenim gören öğrenciler (n=57) oluşturmaktadır. Şubeler; biri deney grubu (n=27), diğeri kontrol grubu (n=30) olmak üzere seçkisiz (yansız) atama yöntemiyle belirlenmiştir. Araştırmanın deneysel uygulaması; Türkçe dersinde işlenen hâl eki, iyelik eki, isim ve sıfat konuları üzerinde gerçekleştirilmiştir. Bu konular, deney grubunda VARK Öğrenme Modeline dayalı öğretim etkinlikleriyle; kontrol grubunda ise Türkçe ders kitaplarında yer alan öğretim etkinlikleriyle işlenmiştir. Toplam 11 hafta süren uygulamada veri toplama aracı olarak "Öğrenci Bilgi Formu", "Türkçe Dil Bilgisi Tutum Ölçeği", "Türkçe Dil Bilgisi Başarı Testi" ve "Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu" kullanılmıştır. Veri toplama araçlarıyla elde edilen veriler, SPSS paket programı ile analiz edilmiştir. Nicel verilerin analizinde frekans, aritmetik ortalama, standart sapma, bağımsız gruplar için t testi, bağımlı gruplar için t testi, tekrarlı ölçümler için tek yönlü varyans analizi, karışık veya tekrarlı ölçümler için iki yönlü varyans analizi (ANOVA) gibi teknikler kullanılmıştır. Nitel verilerde ise deney grubu öğrencilerinin görüşme formuna verdikleri yanıtlar; frekans ve yüzde hesaplamaları kullanılarak içerik analizi yöntemiyle değerlendirilmiştir. Araştırmanın sonucunda grup içi ön test ve son test başarı puanı ortalamaları karşılaştırıldığında hem deney grubunda hem de kontrol grubunda akademik başarının arttığı ve son test lehine anlamlı bir farklılığın çıktığı tespit edilmiştir. Araştırma için esas öneme sahip olan gruplar arası son test başarı puanı ortalamaları karşılaştırıldığında ise deney grubunun lehine anlamlı bir farklılığın çıktığı belirlenmiştir. Yine grup içi ön test ve son test tutum puanı ortalamaları karşılaştırıldığında deney grubunun tutum puanlarında son test lehine anlamlı bir farklılık çıkmasına rağmen kontrol grubunun tutum puanları arasında anlamlı bir farklılık görülmemiştir. Gruplar arası son test tutum puanı ortalamaları karşılaştırıldığında ise deney grubunun lehine anlamlı bir farklılığın çıktığı belirlenmiştir. Deney ve kontrol gruplarının grup içi ön test, son test ve kalıcılık testi puan ortalamaları karşılaştırıldığında her iki grupta da bilgilerin kalıcılığını sağlamada anlamlı bir farklılık görülürken gruplar arası ön test, son test ve kalıcılık testi puan ortalamaları karşılaştırıldığında ise sonuçların deney grubunun lehine olduğu tespit edilmiştir. Buradan hareketle VARK Öğrenme Modeline dayalı uygulamaların Türkçe ders kitaplarına dayalı uygulamalara göre başarıyı artırmada, olumlu tutum sergilemede ve bilgilerin kalıcılığını sağlamada daha etkili olduğu görülmüştür. VARK Öğrenme Modelinin uygulandığı deney grubu öğrencileriyle yapılan görüşmeler sonucunda öğrencilerin dersin işlenişini eğlenceli bulması, etkinliklerin akılda kalıcı olması ve ilgi çekici olması, dil bilgisi konularının daha iyi anlaşılması gibi görüşler bildirdiği belirlenmiştir. Genel değerlendirmeler doğrultusunda dil bilgisi öğretiminde VARK Öğrenme Modeline dayalı öğretim uygulamalarından yararlanılabileceği ve bu uygulamaların Türkçe ders kitaplarına yansıtılabileceği önerilmiştir.
Muhtar Avezov'un Abay Yolu romanında tur, jür, otır, jatır kalıp fiilleri
Muhtar Avezov, Kazak eğitimci, yazar, çevirmen, eleştirmen, siyasetçi, düşünür. Kazakların en verimli yazarlarından biridir. Kazak destanları ve genel Türk edebiyatı ile araştırmalar yapmış; hikâye, çeviri, deneme, roman türlerinde eserler vermiştir. Abay Yolu, Muhtar Avezov'un kaleme aldığı dört ciltlik destansı biyografik roman. Avezov'un, hatta bütün Kazak Edebiyatının en büyük eseri olarak değerlendirilir. Abay Yolu, Kazak halkını, edebiyatını, kültürünü, folklorunu dünyaya tanıtan ve en iyi şekilde temsil eden eserdir. Avezov'un adını ebediyen yaşamasını sağlayan ve onu "sönmeyen yıldızlar"dan birisi yapmıştır. Kazak Türkçesinde şimdiki zaman kipinin en sık karşılaşılan bu şekli, fiil kök veya gövdesine -p, -a, -e, -y zarf-fiil eklerinden birinin ilave edilmesinin ardından "jatır", "jür", "tur", "otır" unsurlarından birisinin getirilmesiyle yapılır. Kazak Türkçesinde yaygın olarak kullanılan birleşik yapıların içerisinde sıkça geçen "jatır", "jür", "tur", "otır" yapıları cümlede gerçek anlamlarını koruyarak temel fiil olarak da kullanılmaktadır. Şimdiki zaman çekiminde "tur", "jür", "otır", "jatır" unsurlarının hangisinin ne zaman kullanılacağına dair kesin kurallar yoktur ve bunların kullanım sahaları dili konuşan insanların alışkanlıklarıyla ilgilidir. Ayrıca, başka bir bakış açısıyla değişik anlam ayrıntılarının oluşması, temel fiille yardımcı fiiller arasında bağlantı sağlayan -p, -a, -e, -y zarf-fiillerinden hangisinin tercih edileceğine bağlıdır.
The use of EBA (Education Information Network) in teaching vocabulary and grammar to efl young learners
In our rapidly changing world, technology and the Internet have created new and important opportunities to foster foreign language learning. Digital technologies used in language education have enabled students to improve communication and collaboration skills in a student-centered environment. In parallel with these developments, educators and researchers have shown a growing interest in online tools and platforms to evaluate learning through online studies in recent years. This study aimed to investigate the effects of online follow-up activities conducted through EBA, a digital learning platform, on student success and to identify EFL young learners' perceptions and attitudes towards these activities. For the study conducted in 2019-2010 education year, 32 4th grade students (aged 7-8) at a primary school in Muğla were selected as participants and divided into two groups as experimental (N=17) and control (N=15) groups. During the 7 weeks process, the experimental group performed online follow-up activities while the control group followed traditional ones. To meet the objectives of this study adopting embedded mixed method design, data were gathered quantitatively from vocabulary and grammar achievement test applied as pre-test, post-test and delayed test, and qualitatively from semi-structured student interviews. Quantitative data were analyzed by SPSS 22.0 programme with independent and paired samples t-tests, and qualitative data were analyzed using content analysis. The findings revealed that the levels of vocabulary and grammar achievement and retention of the experimental group were higher than those of the control group; however, these results were not statistically significant. On the other hand, the findings from the delayed tests showed that the experimental group performed significantly better than their post-tests unlike the control group i.e. traditional activities were not efficient in retention of language items as much as online activities. The qualitative data results indicated that online activities affected their ideas about English positively and EBA created an enjoyable learning atmosphere for young learners.
Halaçça halk hikâyeleri, metin-çeviri, dil bilgisi, dizin-sözlük
Yüksek Lisans Tezi olarak hazırlanan bu çalışma, Gerhard Doerfer ve Semih Tezcan'ın Folklore-Texte der Chaladsch (Halaçça Halk Hikâyeleri) kitabını temel almaktadır. Çalışmada adı geçen eserden seçilen Nasreddin Hoca ve Şah Abbās Hikâyeleri incelenmiştir. Giriş kısmında Halaçlar ve Halaççadan genel olarak bahsedildikten sonra, Halaççanın başlıca dil özelliklerine kısaca değinilmiştir. Ardından Halaçça ile ilgili yapılan diğer çalışmalardan bahsedilmiş ve çalışmada izlenilen yöntem hakkında bilgi verilmiştir. Ses Bilgisi ve Biçim Bilgisi başlıkları altında metinlerimiz temel alınarak Halaççanın dil bilgisi incelenmiştir. Daha sonra Halaçça hikâyeler verilmiş ve bunların Türkçeye çevirisi yapılmıştır. Dizin-Sözlük kısmında ise incelenen hikâyelerden hareketle etimolojik dizin-sözlük hazırlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Halaçça, halk hikâyeleri, Şah Abbās, Nasreddin Hoca
Şeyhî'nin Husrev ü Şîrîn'i (İnceleme-metin-çeviri-dizin/sözlük)
Bu tez çalışmasında 15. yüzyılda Şeyhî (ö.1425'den sonra) tarafından yazılan Husrev ü Şîrîn mesnevisi ele alınmıştır. Nizamî-yi Gencevî'nin (1141-1209) 1177-1181 yılları arasında yazdığı aynı adlı eserinden çevrilerek Türkçeye kazandırılan eser, birebir çeviri bir eser olmaktan ziyade bir uyarlama niteliğindedir. Eser, Anadolu'daki ilk Türkçe olan Eski Anadolu Türkçesiyle kaleme alınmıştır. Eski Anadolu Türkçesinin son dönemlerinde, Arapça ve Farsça sözcük ve ibarelerin dilde epeyce kullanıldığı bir dönemde yazılan eser, döneminin dil karakteristiğini iyi yansıtması açısından hayli mühim bir eserdir. Eser hakkında genel bilginin yanı sıra eseri dil özellikleri açısından incelediğimiz çalışmamız altı ana bölümden oluşmaktadır: Giriş kısmında eserin yazar(lar)ının hayatı ve eserleri hakkında bilgi verilmiş, eserin yazılış tarihi, kendisinden önce yazılmış Husrev ü Şîrîn'ler kısaca tanıtılmış, yurt içinde ve yurt dışında bulunan yüzün üzerinde nüshası ayrıntılı olarak açıklanmıştır. Bu nüshalar arasından bizim esas aldığımız nüsha hakkında da ayrıntılı bilgi verilmiştir. Hemen ardından çalışmada izlenilen yöntem alt başlığı altında çalışmada takip ettiğimiz yol anlatılmıştır. İkinci bölümde Dil İncelemesi başlığı altında metnin dil özellikleri ortaya konmuştur. Çalışmanın üçüncü bölümü 6956 beyitten oluşan eserin yazı çevirimini yaptığımız Metin bölümüdür. Bu bölümde nüsha üzerinde yapılan düzeltmeler dipnotlar şeklinde verilmiştir. Çalışmanın dördüncü bölümü metnin günümüz Türkçesine aktarıldığı Çeviri bölümüdür. Çeviri yaparken beyitte anlatılmak istenen ifade, yapılan telmihler mümkün olduğunca dipnotlarla kaynak göstermek suretiyle açıklanmıştır. Çalışmanın son ana bölümü metnin tüm söz dağarcığını ortaya koyan Dizin/Sözlük kısmıdır. Alfabetik olarak sözcükleri sıraladığımız bu bölümde her sözcüğün karşısına anlamı ve hangi beyitte ya da beyitlerde geçtiği yazılmıştır. Türkçe dışındaki sözcüklerin yanına geldiği dil belirtilmiştir. Sonuç kısmında ise bu çalışma sonunda ortaya çıkan bulgularımız ve görüşlerimiz özetlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Husrev ü Şîrîn, Şeyhî, Eski Anadolu Türkçesi, mesnevi, Ferhad u Şîrîn
Karamanlıca Nasreddin Hoca kitabı
Ioannis Nikolaidis tarafından yayımlanan Meşhur Nasradın Hoca ve Belagat-ı Mezhake Yani Gülmekliğe Şayeste Mesuliet adlı eser üzerinde hazırlamış olduğumuz tez beş bölümden oluşmaktadır. Giriş başlığını taşıyan ilk bölümde Karamanlılar, Karamanlı Türkçesi ve edebiyatı ile ilgili bilgi verilmiştir. Bununla beraber Karamanlı Türkçesi üzerine daha önce yapılmış olan çalışmaların genel değerlendirmesi yapılmıştır. İkinci bölümde yazarın hayatı ve üslubu hakkında bilgi verilmiş ve ardından fıkraların yazılış amacı açıklanmıştır. Meşhur Nasradın Hoca ve Belagat-ı Mezhake Yani Gülmekliğe Şayeste Mesuliet ve bölümleri ile ilgili bir özet verildikten sonra eserin dil bilgisel incelemesi yapılmıştır. Üçüncü bölümde transkripsiyonlu metin bulunmaktadır. Dördüncü bölüm sözlük ve dizinden oluşurken beşinci bölümde çalışmanın önemi vurgulanmıştır.
Türkmen Türkçesinde zarf-fiiller
Tez çalışmamıza merkez edindiğimiz Türkmen Türkçesi, Türkçenin Oğuz grubunun doğu kolunda yer alır. Bu lehçenin Türkoloji çalışmalarındaki en önemli özelliği, aslî uzunlukları barındırmasıdır. Ülkemizde diğer Türk lehçelerinde olduğu gibi Türkmen Türkçesi üzerine çalışmalar Türkmenistan'ın istiklâle kavuştuğu döneme kadar ne yazık ki sınırlı sayıda kalmıştır. Türk dilini anlamada önemli bir yer tutan fiilimsilerden sayıca en kalabalık ve işlevce en karışık olan zarf-fiil yapılarının Türkmen Türkçesinde müstakil olarak ele alınmadığını gördük. Türkmen Türkçesinde Zarf-Fiiller başlıklı çalışmamızda Türkmen Türkçesiyle yazılmış edebî eserler taranarak zarf-fiil yapılarının kullanım özellikleri ve işlevleri tespit edilerek açıklanmaya çalışılmıştır. Tez çalışmamız iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Türkmen Türkçesinin Türk lehçelerinin arasındaki yeri konusu, değişik çalışmalarda defalarca ele alındığından burada kısaca işlenmiştir. Tezimizin ana konusunu oluşturan ikinci bölümde ise zarf-fiiller; basit zarf-fiiller, türemiş zarf-fiiller, birleşik zarf-fiiller ve zarf-fiil gibi kullanılan yapılar olarak sınıflandırılmıştır. Bu bölümde Türkmen Türkçesi ile yazılmış metinler taranmış ve tespit edilen yapılar, Türkiye Türkçesine çevrilerek kullanım özellikleri ve işlevleriyle birlikte açıklanmaya gayret edilmiştir. Aynı zamanda Türkmen Türkçesine dair yapılan dil çalışmalarında belirtilen yapılarla yetinilmemiş; ilaveten taramalar sonucu ortaya çıkan ve kaynaklarda incelenmeyen -ArçA, -An bäri, -Ar yerde gibi yapılar da teze dâhil edilmiştir.
Eski Uygurca İyi Niyetli Hanzade İle Kötü Niyetli Hanzade metninin rekonstrüksiyonu
Yüksek lisans tezi olarak hazırlanan bu çalışmada Budist Uygur edebiyatının çatik türüne giren bir yazma eserin rekonstrüksiyonu yapılmıştır. Budist külliyat içerisinde Buda adaylarının yeniden doğum ve hayat hikâyelerinin anlatıldığı bu edebî tür, Türk milletinin Budizme dair tafsilatlı malumatlarını ve yine Türklerin maddî ve manevî değerlerini ihtiva etmektedir. Birçok dilde nüshaları bulunan yazma, Türkoloji sahasına "Kalyânamkara ve Pâpamkara Hikâyesi" olarak yerleşse de aslen Eski Uygurca nüshasında bu isimler yerine "Edgü Ögli Tigin ve Anyıg Ögli Tigin" isimleri yer almaktadır. Bu yüzden de bu isimle anılması daha doğru olacaktır. Bunu yanında dönemin dil özelliklerini yansıtması bakımından bu eserin oldukça mühim bir yere sahip olduğu anlaşılmaktadır. Yukarıda anılan sebepler, bizi yazma üzerinde yeniden çalışmaya yönlendirmiştir. 20. Yüzyılda Dun-Huang Mağaraları'nda bulunan ve Fransa Millî Kütüphanesinde muhafaza edilen eser üzerine bugüne kadar birçok çalışma yapılmıştır. Eserin çözümlenişinin 101. yılında bütün bu çalışmalar karşılaştırmalı olarak tekrar ele alınacak, eksiklikler gösterilecek ve yeni düzeltmeler teklif edilecektir. Söz konusu veri analizi yapılırken tarihî Türk lehçelerinin yanında modern Türk lehçeleri, Türkiye Türkçesi ve ağızlarına sık sık başvurulacaktır. Böylece sunulmuş olan okuma ve tamir teklifleri mesnetleri ile ortaya konulmuş olacaktır. Türkoloji sahasında daha önce uygulanmamış farklı metotlarla (orijinal metin, transliterasyon ve transkripsiyon) değerlendirme ve tespitlerde bulunulacak, hemen ardından da metnin sözlüğü verilerek çalışma nihayete erecektir. Bu sözlükte yer alan kelimelerin anlamları özellikle metin içerisindeki kazandığı anlamlar değerlendirilerek verilecektir.
Türkiye Türkçesinde bilgisellik kipi ve kesinlik dereceleri
Bu çalışmanın amacı -Ar, -DIr, -Abil ve -mAlI biçimbirimlerinin bilgisellik kipliği içerisindeki rolü ve işlevlerini saptamaktır. Çalışmanın odak noktası konuşmacının bilgi düzeyini ve inançlarını yansıtan öznel türünden yargılardır. Bu amaç doğrultusunda Palmer'in bilgisellik kipliği dizgesine dayalı olan bir tipolojik yaklaşım benimsenmiştir. Çalışmanın temel iddiası, -Ar, -DIr, -Abil ve -mAlI biçimbirimlerinin düşük olasılıktan yüksek olasılığa kadar uzanan değişik kesinlik dereceleri ifade ettikleridir; -Abil düşük olasılık ifade edip konuşmacının kesinsizliğini iletmektedir, -mAlI gözlemlenen kanıtlara dayalı yüksek olasılık, -Ar/-DIr ise genel bilgiye dayalı orta derecede kesinlik yansıtmaktadırlar.
Türkçe konuşan Down sendromu olan çocukların dilbilgisel özelliklerinin betimlenmesi ve çalışma belleği ile ilişkisinin incelenmesi
Down Sendromuna özgü bazı yapısal ve bilişsel yetersizliklere ek olarak, down sendromunda dil ve konuşma problemlerine de rastlanmaktadır. Bu grupta, zihinsel yetersizlik grubundan farklı olarak, ifade edici dil becerileri daha fazla etkilenmiş durumdadır ve birçok dilde birtakım spesifik dilbilgisel problemlere sahip oldukları bulunmuştur. Özellikle söz dizimi ve biçimbilgisi bileşenlerinin etkilenmiş olduğu alanyazında birçok farklı dil için rapor edilmiştir. Ayrıca, son yıllarda yapılan bazı çalışmalarda kısa süreli bellek ve dilsel problemler arasında pozitif bir ilişki olabileceği ortaya koyulmuştur. Mevcut çalışmada, Türkçe konuşan Down Sendromlu çocukların dilbilgisel özelliklerinin(sözdizimi, biçimbilgisi) detaylı bir şekilde incelenerek profillerinin ortaya çıkarılması ve kısa süreli belleğin sözdizimi ve biçimbilgisi üzerindeki etkisi ortaya konması amaçlanmıştır. Çalışmaya 6;7-15;11 olan Trizomi 21 tipi ve hafif zihinsel yetersizliğe sahip 12 Down sendromlu çocuk katılmıştır. Dilbilgisel özelliklerini kapsamlı ve birçok boyutuyla değerlendirmek amacıyla 1) standardize dil gelişim testleri TEDİL (Topbaş & Güven, 2011) ve TODİL (Güven & Topbaş, 2016) uygulanmıştır. 2) Sohbet ve öykülendirme olmak üzere iki farklı bağlamda doğal dil örneği alınmış ve SALT programı ile analiz edilmiş ve norm grubuyla karşılaştırılmıştır. 3) Görsel-işitsel kısa süreli belleği ölçmek için GİSD-B (Karakaş ve Yalın, 1993) ve son olarak 4) Sözel kısa süreli belleği ölçmek amacıyla Türkçe Anlamsız Sözcük Tekrarı Testi (Topbaş & Kaçar, 2014) uygulanmıştır. Çalışmanın sonuçlarına göre, Down sendromlu grup anlama ve ifade etme düzeyinde dilbilgisel olarak mental yaş eşdeğeri olan akranlarından önemli ölçüde geri bulunmuştur. Dilbilgisel anlama düzeyleri, ifade etme düzeylerinden daha iyi durumda ve bu fark anlamlı bulunmuştur. Down sendromlu grubun dilbilgisel özellikleri ve sözel kısa süreli bellek ve görsel işitsel kısa süreli bellek arasındaki ilişkiye bakıldığında ise özellikle dilbilgisel ifade etme ve hem sözel hem de sözel olmayan kısa süreli bellekler arasında pozitif bir ilişki bulunmuştur. Bu bulgular diğer dillerde yapılan çalışmalarla uyumludur. Anahtar Kelimeler: Down sendromu, Türkçe, Kısa süreli bellek, Dilbilgisel problemler
Contribution of L2 morphological awareness to passage-level l2 reading comprehension above and beyond vocabulary knowledge, grammar knowledge and reading strategy use among intermediate-level adult Turkish EFL learners
The primary objective of the present study was to investigate to what extent intermediate-level adult Turkish EFL learners are aware of lexical and grammatical functions of certain suffixes in English. The study further aimed at exploring the unique contribution of L2 morphological awareness to passage-level L2 reading comprehension above and beyond such reading-related factors as vocabulary knowledge, grammar knowledge and reading strategy use among intermediate-level adult Turkish EFL learners. With these purposes, the data were collected from a total of 87 EFL learners through a number of testing instruments. These instruments consist of reading comprehension, vocabulary knowledge and grammar knowledge subtests of the proficiency exam that Anadolu University School of Foreign Languages (AUSFL) administered at the end of 2014-2015 fall semester, Turkish version of Survey of Reading Strategies (SORS) by Sheorey and Mokhtari (2002) and the two-section Morphological Awareness Test (MAT), designed by the researcher with some adaptation from Mahony (1993) for the current study. The data were analysed using a number of statistical procedures. The first research question, which is about exploring to what extent intermediate-level adult Turkish EFL learners are aware of lexical and grammatical functions of certain suffixes in English, was answered by means of descriptive statistics, paired samples t-test and one-way ANOVA with repeated measures. The second research question, which is about the unique contribution of morphological awareness to reading comprehension above and beyond vocabulary knowledge, grammar knowledge and reading strategy use, was responded through hierarchical multiple regression and bivariate regression analyses. Additionally, semi-structured interviews were conducted with a smaller group of the participants to support the data gathered from the quantitative data collection instruments of the present study. The results of the study revealed that intermediate-level adult Turkish EFL learners show at least moderate awareness of English word morphology. It was also found that the participants could judge whether a morphologically complex word comes from a simple word better than they identified the lexical and grammatical functions of certain derivational suffixes in English. Moreover, suffix categories and each suffix in each category used in the present study affected the participants' performance. The results further revealed that L2 morphological awareness does not make a direct contribution to L2 reading comprehension among intermediate-level adult Turkish EFL learners either along with or above and beyond vocabulary knowledge, grammar knowledge and reading strategy use. However, further analysis revealed that morphological awareness might make an indirect contribution to L2 reading comprehension via its direct contribution to L2 vocabulary knowledge. Additionally, the semi-structured interviews displayed that intermediate-level adult Turkish EFL learners are likely to benefit from word morphology in foreign language learning. The findings were discussed with regard to the previous research, and implications and suggestions for further research were offered. Key words: Intra-word structure, word morphology, morphological awareness, L2 reading comprehension, Turkish EFL learners.
Expression of epistemic modality in argumentative writing: A study based on learner corpora
This thesis investigates into how Turkish student writers employ epistemic modality devices in order to make argumentation in their writing. The research concentrates on understanding the ways in which the use of epistemic modality devices by Turkish student writers compare with the use of these same rhetorical features by American student writers in argumentative writing. The study also attempted to investigate how the degrees of epistemic strength differ (in terms of weak, medium and strong categories) between and among the student writers. With regard to the aims of this study, three sets of databases (one for the American students, the other two for the Turkish students) were analyzed in order to compare the epistemic modality features between and across the three groups of student writers in terms of frequency of use, diversity of use, grammatical categories of epistemic devices, co-occurrence patterns of notable epistemic devices and degrees of epistemic strength or commitment. The quantitative aspects of the study were mainly based on frequency counts of epistemic devices, Log-likelihood tests to determine significant differences of epistemic modality use between and across the three groups of student writers. The qualitative aspects relied mainly on a close examination of concordance lines to make comparisons between and across the three databases. Findings of the study revealed that the Turkish student writers are slightly more restricted in their choice of epistemic devices. It was found out that they use smaller set of epistemic devices than the American student writers do. Another striking finding is that this smaller set of epistemic devices is used with higher frequency compared with the American students. This is obvious especially in the case of epistemic lexical verbs, where the Turkish student writers rely frequently on the 'I think' expression. Concerning the distribution of epistemic devices across grammatical categories, it was observed that the Turkish student writers principally use lexical verbs and adverbs in their expression of epistemic modality, but the American student writers appear to prefer modal auxiliary verbs more frequently. The Turkish student writers' preferences of particular modal verbs are also different from those of the American student writers. The Turkish students use will in relatively higher frequencies than would, but the American students use would more frequently than will. Furthermore, the Turkish student writers prefer a more personal style of argumentation than the American student writers. In view of the high frequency of expressions such as I think (that) and the frequent use of of course and maybe, it might be assumed that the Turkish student writers exhibit a more personal and straightforward writing style. Another interesting finding concerns the use of epistemic adverbs 'perhaps' and 'certainly'. These adverbs are not detected in the AELT database by the Turkish student writers while they are frequently used by the American student writers in the US-ARG database. Lastly, it has been observed that the American student writers prefer to use more number of epistemic devices indicating medium and weak level of epistemic strength, while the Turkish students in both databases tend to prefer more number of epistemic devices expressing strong level of epistemic commitment. Keywords: Epistemic modality, Epistemic devices, Argumentative writing, Epistemic strength, Degrees of commitment/ strength
Dîvânu Lugâti't-Türk'te sıfatlar
Dîvânu Lugâti't-Türk'te Sıfatlar? adlı tezi hazırlarken tarama yöntemini kullanarak DLT'de geçen sıfatları bir araya topladık ve tasnifini yaptık. Bu tasnifi yaparken öncelikle sıfatları niteleme ve belirtme sıfatları olmak üzere iki ana başlık halinde ayırdık. DLT'deki niteleme sıfatlarını incelerken detaylı bir tasnif için, sıfatın bildirdiği anlama göre kendi arasında farklı başlıklara ayırdık ve DLT'de kullanılan sıfat türünün en fazla ?Niteleme Sıfatı? ve niteleme sıfatları içinde de ?Durum Bildiren Niteleme Sıfatları? olduğunu gördük.Divan'daki ?Belirtme sıfatlarının? tasnifini yaparken bilindiği şekliyle dört başlığa, sayı sıfatlarını ise beş ayrı başlığa ayırdık, ancak bunun dışında yine ayrıntılı bir tasnif için belirtme sıfatlarını da kendi içinde farklı kategorilere ayırdık. Bu ayrımı yaparken niteleme sıfatlarından farklı olarak sıfatın anlamına göre değil, belirttikleri isme göre gruplandırdık.Anahtar kelimeler: Dîvânu Lugâti't-Türk Sıfatlar Tasnifi.
Fetih sûresi bağlamında Arap dilindeki mansûbâtın incelenmesi
Şüphesiz ki bir metnin iyi bir şekilde anlaşılabilmesi yazılı olduğu dili iyi bir şekilde bilmeye bağlıdır. Kur'ân-ı Kerim, Hadis-i Şerif ve diğer İslâmî kaynakların Arapça olması, Arapça'nın iyi bir şekilde bilinmesini gerekli kılmıştır. Yüce kitabımız Kur'ân-ı Kerim'in anlaşılması için birçok farklı ilim dalı bulunmaktadır. İslâm âlimleri tefsir, esbâb-ı nüzul, belağat, sarf, nahiv, kıraat, mecâz, üslûb, iʿrâb vb. birçok farklı ilimle Kur'ân-ı Kerim'i anlamaya ve anlatmaya çalışmışlardır. Mansûbât Arapça cümle yapısında önemli bir konuma sahiptir. Mefʿûller ise Mansûbâtın aslını oluşturmaktadır. Mefʿûller; Mefʿûlün bih, Mefʿûlün leh, Mefʿûlün fih, Mefʿûlün meah, Mefʿûlü Mutlak olmak üzere beş kısımdır. Asıl olan mefʿûllere benzeyenler ise münâdâ, hâl, temyiz, müstesnâ, كَانَ ve kardeşlerinin haberi, ظَنَّ ve kardeşlerinin mefûlleri, كَادَ ve kardeşlerinin haberi, إنّ ve kardeşlerinin ismi, cinsini nefyeden lâ'nın ismi, لَيْسَ 'ye benzeyen mâ ve lâ'nın haberidir. Fiili muzari de başında nasbedici edatlardan birisi bulunması durumunda mansûb gelmektedir. Sıfat, Tekîd, Atıf, Bedel, Atf-ı beyân olmak üzere beş kısımda incelenen tâbiler ise öncesindeki kelimeye iʿrâb açısından tâbi olmaktadır. Bundan dolayı mansûb bir kelimeye tâbi olanlar da Mansûbâttandır. Çalışmamızda Mansûbâtı teorik olarak inceleyip daha sonra da bu konuları Fetih sûresi bağlamında değerlendireceğiz. Bu çalışmamızın hayırlara vesile olmasını Allah Azze ve Celle'den niyaz ediyorum. Anahtar Sözcükler: Mansûbât, Fetih Sûresi, İʿrâb, İʿrâbü'l-Kur'ân, Nahiv, Dilbilgisi, Arapça.
Arapça okuma dil becerisinde materyal tasarımı ve kullanımı(Özel amaçlı dil eğitim ve öğretim örneği)
İnsanlık tarihi geçmişten bugüne pek çok yabancı dil eğitim girişimine şahit olmuştur. Bu girişimlerden kimi başarıya ulaşırken kimisi ise yetersiz görülerek uygulamaya konmasından vazgeçilmiştir. Tüm bu tecrübeler daha sonra yöntem ve teknik kapsamında toplanarak, sistematik olarak yabancı dil öğretiminde kullanılmıştır. Tüm bu tecrübelere rağmen istenen düzeyde yabancı dil öğrenme başarısına ulaşıldığını söylemek pek mümkün değildir. Dil eğitimindeki eksiklikler sürekli tartışılmış, eleştirilmiş ancak üzerinde karar kılınan yapıcı bir çözüm tam olarak bulunamamıştır. Dil eğitiminde önemi yeterince kavranamayan etki merkezi, eğitimin ayrılmaz parçası olan yaygın boyutunda saklıdır. Zira eğitim adına yapılan tüm uygulamalar neredeyse örgün boyutuyla kısıtlı tutulmuştur. Ancak hayatın tümünü içine alan yaygın kısmında öğrencinin kendisini sürekli geliştirmesi, uygulanması gereken önemli bir strateji olacaktır. Bir kişi örgün eğitime giderek bu kısıtlı zaman diliminde yabancı bir dili öğrenebileceğini düşünürken eğitimciler, materyal, yöntem ve zaman yetersizliği gibi nedenlerle üzerlerine düşen görevi tam olarak yapamamaktadırlar. Bu nedenle kalıcı çözüm yolunda hedef kitleye uygun materyallerin tasarlanmasının öncelikli olduğu kanaatindeyiz. Devamındaysa bu tür materyallerden nasıl faydalanılması gerektiğiyle ilgili rehberlik eğitiminin verilmesi, bütüncül bir çözümü getirecektir.
Yûnus Sûresi örneğinde Arap dilinde sâlim ve mükesser çoğullar
Bu çalışma Arap dilbilimi ve kaynakları açısından Arapça nahiv ilminin temel konularından biri olan cemi sâlim (düzenli çoğul) ve cemi mükesserleri (düzensiz çoğul) incelemektedir. Bu incelemeye Arapçadaki anlam örgüsünü, cemilerin türlerini, kural ve kaidelerini, örneklerini, ve bu konuya dair dilbilimcilerin görüşlerini tespitle başlanmıştır. Daha sonra bu cemi sâlim ve cemi mükesserlerin Yûnus sûresi örneğindeki tahlilleri ile devam edilmiştir. Tez, cemi türlerine dair genel kaideleri kapsamakta örneklem ise Yûnus sûresiyle sınırlandırılmaktadır. Tezde veri toplama, tahlil etme ve vb. yöntemler kullanılmıştır. Toplanan bu veriler sâlim ve mükesser çoğullar açısından tahlil edilmiştir. Anahtar Kavramlar: Cem-i müzekkeri sâlim, Cem-i müennesi sâlim, Cem-i mükesser, Yûnus sûresi, Nahiv ilmi.
Yûsuf Sûresi örneğinde Arap dilinde mansûbât
Her dilin yapısını oluşturan bir sistem vardır. Örneğin Türkçede özne ve yüklem diye temel unsurlar, tümleç diye de yan unsurlar vardır. Arap dilinin cümle yapısını da isim cümlesi ve fiil cümlesi oluşturur. Bu her iki cümleyi oluşturan umdeler(temel öğe) ve yan öğeler vardır. Arapçadaki bu temel unsurlar, müsned ve müsnedün ileyhdir. İsim cümlesinde müsned, haber olarak gelirken müsnedün ileyh ise mübtedâ olarak gelir. Aynı şekilde fiil cümlesinde müsned fiil olarak gelirken, müsnedün ileyh fail olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışmada, cümlenin temel öğelerinin dışında kalan mansûbatın tanımlarını yaparak Yûsuf Sûresi örneğinde ta'lilinin yapılması hedeflenmektedir. Mansûbat konularının ele alındığı bu çalışmada öncelikle Arap dilinde i'râb'ın önemi üzerinde durulmuş ve tanımı yapılmıştır. Daha sonra mansûbat konusu ele alınarak cümlede nasb konumunda bulunan kelime ve cümleler gramer yönünden incelenmiştir. Kur'an, Hadis, Arap şiiri ve atasözünden örnekler getirilerek konunun desteklenmesi amaçlanmıştır. Daha sonra Yûsuf Sûresi'ndeki mansûbatla ilgili örnekler, konularına göre tespit edilmeye ve nahivcilerin farklı görüşleri eklenerek tahlil edilmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Müsned, Müsnedün ileyh, Mansûbât, Arap Dili, Belagat.
Kâsım İznikî'ye ait İ'râbü'l-'Avâmili'l-mi'e adlı eserin tahkiki
Nahiv ilmine başlarken genellikle ilk okutulan eserlerden birisi de 'Avâmil kitabıdır. Bu çalışmanın amacı Kâsım İznikî'nin yazmış olduğu "İ'râbü'l-'Avâmili'l-mi'e" adlı eserin metin tahkikli neşrini yapmaktır. Bu eser Abdülkâhir el-Cürcânî (ö.471/1078 )'nin "el-'Avâmilü'l-mi'e" adlı eserinin şerhidir. Bu eser neşredilmemiştir. Bu eseri neşrederek zengin kültür mirasımızı kütüphanelerde korumakla kalmayıp, günümüz insanına ulaştırmayı ve açığa çıkartmayı hedefliyoruz. Çünkü günümüzde kütüphanelerde birçok yazma eser mevcuttur. Bu yazma eserlerden birçok kimsenin haberi yoktur veya okuyamamaktadır. Bu zengin mirasımızı yaşatmak ve sonraki nesillere aktarmak bir hizmettir. Buna ilaveten eserin müellifi olan, unutulmuş bir dil âlimi Kâsım İznikî'yi tanıtmayı amaçlıyoruz. Tezimiz; dirâse ve tahkîk olmak üzere iki ana bölümden meydana gelmektedir. Giriş bölümünde; araştırmanın konusu, amacı ve önemi, metodu hakkında bilgi verdik. Tezin birinci bölüm birinci kısmında; müellifin hayatı, eserleri ve hocası hakkında bilgi vermeyi amaçladık. İkinci kısmında; "el-'Avâmilü'l-mi'e" nin müellifi Abdülkâhir el-Cürcânî'nin hayatı ve eserini inceledik. Üçüncü kısımda ise eserin tam anlaşılması için nahiv ilmi hakkında bilgi sahibi olmanın faydalı olacağını düşünerek, nahiv ilmi ve 'Avâmil türü eserlerin önemine kısaca değindik. İkinci bölümde ise; " İ'râbü'l-'Avâmili'l-mi'e" adlı eserin Arapça tahkîkli metnini takdim ettik.
El-Vâkıa suresi bağlamında Arap dilindeki merfûâtın incelenmesi,
Dil, canlı bir varlıktır. Canlı bir varlık gibi doğar, büyür, gelişir ve konuşanı kalmazsa ölür gider. Tüm bu aşamalarda en etkili unsur insandır. İnsanın gelişimi, değişimi, farklılaşması gibi faktörler dile direkt olarak etki eder. Arapça, yüce kitabımız olan Kur'ân-ı Kerim'in, Müslümanların Peygamberi Hz. Muhammed (sav)'in ve onun ashâbının dilidir. Bu itibarla sadece ilk muhatapları olan Arapların değil, aynı zamanda farklı milletlere mensup bütün Müslümanların ortak dilidir. Hiç şüphesiz Hz. Peygamber'e (sav) verilen görevlerden bir tanesi de yüce kitabımızı yorumlama ve açıklama yetkisidir. Bu husus Kur'ân-ı Kerim'de şöyle ifade edilmektedir: "İnsanlara, kendilerine indirileni açıklayasın diye sana Zikr'i (Kur'an) verdik. Umulur ki düşünürler." ( Nahl 16/44) Buradan da açık bir şekilde anlıyoruz ki belâğat ve fesâhatin zirvesinde yer alan Allah Resulü'nün (sav) temel vazifesi Kur'ân-ı Kerim'i insanlara açıklayarak yaşanılır hale getirmek ve kendisine inzal olunan vahyi tefsir etmektir. Mekke Arapları'nın büyük bir kısmının okuma yazma bilmemelerine rağmen kendilerine okunan Kur'an-ı anlamada herhangi bir zorluk yaşamadıkları, ne bir tercümana ne de nahiv kaidelerine ihtiyaç duymadıkları bilinen bir gerçektir. Kitap onların anadillerinde vahyedilmiş ve Araplar da dil ve edebiyatları üzerinde hâkimiyet kurmuşlardı. Cahiliye şiirleri, belâğat içeren hitabetleri zaten Arap edebiyatının temel kaynaklarının yekûnunu oluşturmaktadır. Bu sebeplerle Kur'an-ın diline vakıf olan Araplar Kur'ân-ı okuyup anlamakta zorlanmadılar. Ancak son kitap sadece Araplara gönderilmemiştir. Neticede Arap olmayan Müslümanlar dinlerini daha iyi ve sağlam öğrenebilmek için dinlerinin dili olan Arapçayı öğrenmeye yönelmişlerdir. Şer'i ilimler alanında yazılan temel eserlerin Arapça olması da Arap olmayan Müslümanları Arapça öğrenmeye sevk etmede önemli rol oynamıştır. Arapça öğrenmek isteyen bir kişinin öncelikle sarf (kelime bilgisi) ve nahiv (cümle bilgisi) ilimlerini öğrenmesi gerekir. Biz bu çalışmada nahvin tanımı, doğuşu, i'râb, i'râbın kısımları, alâmetleri, Vâkıa sûresi ve bu sûrede geçen merfûât üzerinde duracağız.
Câhiliye dönemi Arap lehçeleri ve bazı fonetik özellikleri
Modern dönem lehçe incelemesi, çağdaş lügat araştırmalarının en önemli alanını oluşturur. Fonetik düzeydeki farklılıklar genellikle lehçeleri birbirinden ayırmaktadır. Arapların çeşitli bölgelerde ve dağınık kabileler hâlinde yayılmaları neticesinde oluşan ilk dönem Arap lehçeleri ile ilgili bu çalışmamızda fonetik düzeydeki bu farklılıklar incelenmektedir. Arap lehçelerinin bir kısmı unutulup giderken bir kısmı da adım adım ilerleyerek gelişme katetmiştir. Lehçelerin kuvvetli olanlarının zayıf özelliğe sahip lehçeler üzerinde baskın olması, bu iki lehçenin birleşmesine ve böylece kendine has özelliğe sahip yeni bir lehçe oluşumuna yol açar. Arap kabilelerinin sayıca çok olması, bütün kabilelerin lehçelerini ayrı ayrı araştırılmasını zorlaştırır. Bundan dolayı ilk dönem Arap lehçelerini bedevi ve şehirli olmalarını göz önünde bulundurarak ve kabileler şeklinde incelenmektedir. Bedevi ve medeni kabilelere ait lehçeleri de, dil özellikleri bakımından ayrıca fasih ve radî/makbul olmayan lehçelere ayrılmaktadır. Dil ve diğer kitaplar aracılığıyla, ilk dönem kaynaklarından edindilen fasih dil âlimlerinin koymuş olduğu kriterler doğrultusunda araştırmamız tamamlanıldı. Bu kaynaklar, Kur'an kıraati, şiir ve nesri ihtiva ederken delil getirme bakımından da bize fayda sağladı. İlk dönem Arap lehçeleri arasındaki farklılıkları incelerken, fonetik düzeyde bazı olgulara değinilmektedir. Bu olguları, 'hemze', 'idgam', 'imâle' ve 'lugavî ibdâl' başlıkları altında ayrıntılı olarak ele alınmaktadır.
Hatay'ın Samandağ ilçesinde konuşulan Arapça üzerine bir derleme çalışması
Yarı yapılandırılmış görüşme tekniğini kullandığımız bu çalışmada Hatay'ın Samandağ ilçesinde konuşulan Arap diyalekti ele alınmıştır. Samandağ Arap diyalektinin ses, biçim ve cümle bilgisi yönünden temel özellikleri betimlenmiştir. Çalışmanın birinci bölümünde; Samandağ ve Samandağ'da yaşayan Arap asıllı Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının tarihi hakkında kısa bilgi verilmiştir. İkinci bölümde; Samandağ Arap diyalektinin incelemesi yapılmıştır. Üçüncü bölümde ise, metin örnekleri ve sözlüğe yer verilmiştir. Günümüzde Samandağ Arapları tarafından temelde Suriye-Lazkiye bölgesi lehçesinin konuşulduğu görülmüştür. Dil etkileşimi sonucunda zamanla ses ve biçim açısından yeni Türkçeye özgü unsurlar barındıran bir alt kolu olarak değerlendirilmektedir. Anahtar kelimeler: Samandağ Arap lehçesi, Anadolu Arap lehçeleri, lehçe, fusha, Araplar.
Hece ölçüsünün milli ve evrensel boyutları ekseninde Erken Dönem Cumhuriyet şairlerinin estetik anlayışı
Hece ölçüsü, yazılı ilk örneklerinin görüldüğü Divan-ı Lügati't Türk'ten günümüze kadar Türk edebiyatında aralıksız olarak kullanılmış bir ölçüdür. 11. yüzyıldan itibaren Arap edebiyatı çıkışlı aruz ölçüsünün daha çok değer kazanmasıyla birlikte aydınlar arasında ikinci plana atılmış olsa da, yüzyıllar boyunca halk şairleri arasında varlığını sürdürmüş ve günümüze ulaşmıştır. Divan edebiyatının başladığı 13. yüzyıldan Tanzimat edebiyatına kadar tartışmasız bir şekilde aruzun üstünlüğü ile geçilirken, yenileşmeyle birlikte divan şekilleri gibi aruz ölçüsü de enine boyuna masaya yatırılmış ve varlığı ciddi bir şekilde sorgulanmaya başlanmıştır. Bu tartışmalarda Osmanlı İmparatorluğunun çözülmeye başlaması süreci ve artan milliyetçilik rüzgârlarının da payını yadsımamak gerek. Çünkü aruza karşı olan edebiyatçılar ona karşı hece ölçüsünü önerirken "millilik" kavramını sıkça vurgulamışlar ve aruzun yabancı olduğu, asıl milli ölçünün hece ölçüsü olduğu tezini ortaya atmışlardır. Ancak bu millilik tezinde de ne yazık ki ölçü kaçmış ve bu iddia hece ölçüsünün güçlenip yaygınlaşmasıyla Cumhuriyet döneminde bile tartışmasız kabul edilen bir olgu haline getirilmiştir. Bu tezde hece ölçüsü, Türk ve dünya edebiyatında kullanılan şekilleriyle karşılaştırmalı olarak ele alınacak, bunun yanı sıra aruzdan hece ölçüsüne geçiş sürecinde yenilik arayışında olan Türk şairlerinin ne gibi kaygılar taşıdıkları tüm yönleriyle yansıtılmaya çalışılacaktır.
Ahmet Rasim'in Yeni Usul Muallim-i Sarf adlı dilbilgisi kitabı
Dil; insanların isteklerini, beklentilerini, hissettiklerini kısacası duygu ve düşüncelerini ifade etmelerinde önemli bir rol oynayan unsurdur. Dil, toplumun devamlılığını sağlar, toplumların kültürünün nesilden nesile aktarılmasında belirleyici bir işlev üstlenir. Bu nedenle eğitim ve öğretim sürecinde dil eğitimine özellikle önem verilir. Dil eğitiminin önemli basamaklarından birini de dilbilgisi konusu oluşturur. Dilbilgisi alanında çalışmalar yapan, bu alanda eser veren yazarların sayısı oldukça fazladır. Bu konuda birçok eser meydana getiren yazarlardan biri de Ahmet Rasim'dir. Bu çalışmada; Ahmet Rasim'in hayatına değinilerek birkaç baskısına daha rastlanan ve içlerinde en hacimlisi olan "Yeni Usul Muallim-i Sarf" adlı eser, çeviri yazıya aktarılmıştır. Çalışmanın sonuna dilbilgisiyle ilgili terimler dizini de eklenmiştir. Böylece eserde geçen dilbilgisi terimleri açıklanarak bugüne kadar bu konuyla ilgili yazılmış sözlüklerin söz varlığına bir katkı sağlanmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Dilbilgisi, Dilbilgisi Terimleri, Ahmet Rasim, Yeni Usul Muallimi Sarf
Tezkiretü'l-Evliya tercümesi (100b-140b) dil incelemesi
Tezkiretü'l-Evliya, İran tasavvuf şairi Feridüddin Attâr tarafından 1200-1230 yıllarında Farsça yazılmış bir eserdir. Eser evliyaların, şeyhlerin yaşamlarını kerametlerini, fikir dünyalarını, hâllerini konu edinmektedir. Dini konuları ele almasından dolayı bu eser özellikle Türklerin yazı diline geçmesiyle birlikte dini yönden halkı aydınlatmak için birçok kez farklı kişilerce Anadolu Türkçesine tercüme edilmiş önemli bir eserdir. Yurt içi ve yurt dışındaki kütüphanelerde tercümeleri mevcuttur. Üzerinde çalıştığımız Tezkiretü'l-Evliya adlı eser de, Aydınoğlu Mehmet Bey döneminde yapılan tercümenin Amerikan Kongre Kütüphanesi (Library of Congress) Mansuri Koleksiyonu (Mansuri collection) Turkish Manuscript No.3'te kayıtlı bulunan nüshasıdır. 1528 yılında Muhammed Hirevi tarafından intinsah edilen bu nüshanın 100b-140b yaprakları üzerinde yaptığımız çalışma giriş, dil özellikleri, transkripsiyonlu metin ve dizin-sözlük bölümünden oluşmaktadır. Girişte Feridüddin Attar'ın hayatı, ve eserleri, Tezkiretü'l-Evliya adlı eser, bu eserin tercümeleri, mütercimleri ve eserin nüshaları hakkında bilgi verilmiştir. İkinci bölümde Eski Anadolu Türkçesinin dil özelliklerini taşıyan eserin imlası, ses bilgisi ve şekil bilgisi incelenmiş ve metinden verilen örneklerle açıklanmıştır. Üçüncü bölümde eserin günümüz alfabesine transkripsiyonlu çevirisi yapılmıştır. Çeviri yaparken gerekli görülen yerlerde cümlenin bağlamından hareketle düzeltmeler yapılmış ve dipnotta gösterilmiştir. Dördüncü bölümde ise dizin-sözlük yer almaktadır. Bu bölümde eserde geçen bütün kelimeler alfabetik sıraya göre dizinlenmiştir. Ayrıca eserin söz varlığını ortaya koymak için kelimelerin metinde geçen anlamları verilmiş ve yabancı kelimelerin ait oldukları dil belirtilmiştir. Eserin incelenen bölümünün tıpkıbasımı tezin sonuna eklenmiştir.