Food sector
140 theses under this subject heading
Sağlık iddiası içeren gıda reklamlarının iletişim etkisinde sağlık ilginliğinin rolü
Günümüzde tüketicilerin sağlıklı beslenme ve sağlıklı yaşama olan ilgisinin artmasıyla birlikte pazarlamacılar ürünlerini farklı şekilde konumlandırmaya, gıda firmaları sağlık iddiası olan ürünler sunmaya başlamışlardır. Bu çalışma, sağlık ilginlik seviyesi belirlenmiş katılımcıların gördükleri reklamdaki sağlıkla ilgili üç tür iddiaya yönelik tutumlarını, reklamdaki iddiayı hatırlamalarını ve satın alma niyetlerini, Ayrıntılandırma Olasılığı Modeli (ELM) çerçevesinde değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Araştırma kapsamında deneysel araştırma modellerinden faktöryel tasarım kullanılmış, belirlenen amaçlara ulaşmak için nicel veri toplama tekniklerinden yararlanılmıştır. Araştırma bulgularına göre, kadınlar, 48 yaş ve üzerindekiler, evliler ve çocuk sahibi katılımcılar daha yüksek sağlık ilginliklidir ve reklamdaki iddiaya yönelik tutumları daha olumludur. Sağlık ilginlik seviyesi arttıkça, satın alma niyeti azalmakta, iddiaya yönelik tutumları ile satın alma niyetleri arasında pozitif yönlü bir ilişki bulunmaktadır. Hastalık riskini azaltan iddiayı gören katılımcılar, reklamdaki iddiayı hatırlamada daha başarılıdır. Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara dayanarak, reklamdaki iddia ile reklam görseli uyumuna, sağlık iddialarının doğruluğuna ve demografik özelliklere göre iddialar hazırlanmasına yönelik çıkarımlarda bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Sağlık İlginliği, Reklamda Sağlık İddiası, Reklamda Besin İddiası,Reklamda Hastalık Riskini Azaltan İddia, Ayrıntılandırma Olasılığı Modeli (ELM), Tutum, Satın Alma Niyeti, Hatırlama
The impact of supply chain integration on firm performance: The food retail sector in Turkey
The concept of supply chain integration and its effects on firm's performance has received many attentions from researchers for some time. Even though, majority of the previous research have found a positive relationship between supply chain integration and firm performance, researchers are still calling for further research to be conducted on the real effects. None of the previous research has concentrated solely on the other parties of supply chain management including retailers and hence, this study researched into the impact of supply chain integration and firm performance of food retailers in Turkey. Two big cities, Eskişehir and Istanbul, in Turkey were selected for this study due to the availability of major food retailers in these cities. Supply chain integration was classified into internal and external; and firm performance was also classified into operational and business performance. Stratified sampling method was used to select the respondents. In total, 216 firms were selected out of which only 208 firms responded to the questionnaire distributed. Structural Equation Model specifically Amos was used to analyse the data since the independent variables were more than one. The study found a positive and significant relationship between internal and external integration, and a significant and a positive relationship between internal integration and firms' operational and business performance. The study also found a significant and a positive relationship between external integration and firms' operational and business performance. Generally, retailers and firms were admonished to practice strong collaboration activities by first managing internal collaborations and extending it to outside partners namely both customers and suppliers. Keywords: Supply Chain Management, Supply Chain Integration, Food retailers, Operational Performance and Business Performance.
Gıda perakendeciliği sektöründe tüketicilerin yeniden satın alma kararları üzerinde mağaza atmosferi unsurlarının etki düzeyi farklılıklarının belirlenmesi: EEG ve göz izleme yöntemlerine dayalı deneysel bir araştırma
Pazarlama araştırmacıları uzun yıllar boyunca, tüketicileri rasyonalite kavramı altında değerlendirmiştir. Günümüzde ise, tüketicilerin demografik, psikografik, duygusal özelliklerini esas alan pazarlama stratejileri geliştirilmektedir. Erişilebilirlik bağlamında değerlendirildiğinde, tüketicilerin fiziksel engeli olma ya da olmama durumları mağaza atmosferini algılama düzeyleri ve satın alma kararları farklılık gösterebilir. Mağaza atmosfer unsurları, erişilebilirlik noktasında düzenlenmiştir. Çalışmanın amacı, fiziksel engeli olan ve olmayan tüketicilerin mağaza atmosferi unsurlarını algılama düzeyi farklılıklarına göre yeniden satın alma kararı farklılıklarının belirlenmesidir. Çalışmanın temel varsayımı, fiziksel engeli olan ve olmayan tüketicilerin mağaza içi ve dışı atmosfer unsurlarını farklı düzeyde algılayacaklarıdır. Buna göre tüketicilerin satın alma kararları da farklılık gösterebilecektir. Bu tez çalışmasında, Elektroensafalografi (EEG) ve Anket Yönteminden elde edilen veriler SPSS 22.0 paket program ile değerlendirilmiştir. Göz izleme yönteminden elde edilen veriler, test görsellerine ilişkin görüntüleme istatistiklerinde ve hipotez sonuçlarının yorumlanmasında kullanılmıştır. Anket verilerinin analizinde yüzde ve frekansları gösteren tanımlayıcı istatistikler kullanılmıştır. Kavramsal modele uygun olarak geliştirilen hipotezler MANOVA ile test edilmiştir. Elektroensafalografi (EEG) yönteminden elde edilen verilerin hipotez testi sonuçlarına göre, fiziksel engeli olan ve olmayan tüketicilerin, mağaza atmosfer unsurlarından girişler ve engelli rampaları, yaşlı ve engelli asansörleri ile raf ve reyonlar arası genişlikleri algılama düzeyleri; anket yöntemi sonuçlarına göre ise, fiziksel engeli olan ve olmayan tüketicilerin mağaza atmosfer unsurlarından raf ve reyonlar arası genişlikleri algılama düzeyleri ve dolayısıyla da yeniden satın alma kararları arasında anlamlı farklılık olduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Gıda Perakendeciliği, Mağaza Atmosferi, Nörogörüntüleme Teknikleri, Nöropazarlama, Yeniden Satın Alma Kararı
Sözleşmeli tarımsal üretim: Yenişehir ilçesi'nde bir araştırma
Hızla artan tüketici taleplerinin karşılanması ve gıda endüstrisinde yaşanan gelişmeler ile birlikte tarımsal ürünlerin hem hammadde olarak hem de iç ve dış piyasaya sunulmasında arz ve talep dengesi önemli hale gelmiştir. Tarımsal ürünlerin üretimi ve pazarlanmasında önemli bir uygulama olan sözleşmeli tarım, bu amaçla dünyada ve ülkemizde birçok üründe yaygın olarak kullanılmaktadır. Sözleşmeli üretim tarımsal üreticiler ve alıcılar için önemli faydalar sunmaktadır. Bu uygulamadan beklenen faydaların sağlanması için yaşanan sorunların araştırılması ve çözüm önerileri sunularak taraflar için avantajlı duruma getirilmesi önem taşımaktadır. Bu çalışmada sözleşmeli tarım ve uygulanmasında yaşanan sorunlar ile ilgili yapılan ulusal ve uluslararası çalışmalar incelenerek, araştırma alanı olarak seçilen Bursa İli Yenişehir İlçesi'nde sözleşmeli tarım yapan üreticiler ile yüz yüze anket çalışması yapılmış, sonuçlar oransal veriler ve Ki-kare analizleri ile değerlendirilmiştir. Anketlerden elde edilen sonuçlara göre hasatta mekanizasyon ve transfer kolaylığı (%93,6), girdi temininde kolaylık (%90,4) ve alım garantisi (%86,1) katılımcılar arasında başlıca avantajlar olarak görülmektedir. Buna karşın sözleşmelerin firma tarafından hazırlanması (%96,8), sorunların çözümünde yasal işlemlerin uzun sürmesi (%96,8), fire kesilmesi (%96,8), alıcının belirlediği girdilerden kaynaklanan kayıpların ödemeye yansıtılması (%89,4), ürünün piyasa değerinin daha yüksek olması (%82,9) ve ödemelerin peşin yapılmaması (%81,9) dezavantaj olarak görülmektedir. Tarımsal üretimin planlanması, gıda sanayinin hammadde taleplerinin karşılanması ve çiftçilerin daha iyi ve düzenli gelir elde etmesinde önemli bir uygulama olan sözleşmeli tarımın sorunlarının çözülmesi, üreticilerin desteklenerek sözleşmeler üzerinde alıcı firmalar kadar söz sahibi olmalarının sağlanması sistemin gelişmesini sağlayacaktır.
İşletmelerde inovasyon gücünün ölçümlenmesi ve tarım & gıda sektöründe yöresel bir araştırma
Ekonomik büyüme ve rekabet edebilirlik günümüz şartlarında giderek inovasyona dayanmaktadır. Uluslararası yarışa dahil olabilmek ve rekabet gücünü elinde bulunduran bir seviyeye erişebilmek için ülkelerin hem inovatif girişimlere hem de bu konuda öncü şirketlere ihtiyacı vardır. Bu şirketler inovasyonu yönetilir kılabilmek için, doğru ölçümleri ve teşvikleri uygulamak, hem içeride hem de dışarıda doğru stratejilerle doğru davranışı üretebilmek, ve bu süreç için etkili bir metodoloji geliştirmek zorundadırlar.Sağlıklı bir inovasyon yönetim süreci için, işletmelerin ciddi bir planlama ve uygulama gerçekleştirmeleri, işletme içerisinde inovasyon farkındalığı yaratıp, inovasyonu kurum kültürü haline getirebilmeleri ve bu süreçte inovasyon güçlerini düzenli aralıklarla ölçmeleri oldukça önemlidir. ?Ölçemediğiniz şeyi yönetemezsiniz, geliştiremezsiniz? ilkesi doğrultusunda, yapılan bu ölçümler sayesinde elde edilecek veriler ve geri bildirimlerle, işletmeler bu alandaki zayıf ve güçlü yönlerini tespit edebilir, başarılı bir inovasyon sürecinin sürekliliğini sağlayabilirler.İşletmelerde inovasyon gücünün ölçümlenmesinin amaçlandığı bu çalışmanın ilk bölümünde; inovasyon kavramı, özellikleri, çeşitleri ile bağlantılı olduğu kavram ve konuları; ikinci bölümünde dünyada geliştirilmiş olan inovasyon ölçümüne yönelik yapılan çalışmalardan bazıları; üçüncü bölümde ise dünyanın ilk yönetim danışmanlığı şirketi olan Arthur D.Little'ın İnovasyon Üstünlüğü isimli ölçüm modeli orjinalinden çeviri yapılarak oluşturulup detaylı bir şekilde incelenmiştir. En son bölümde ise, Arthur D.Little'ın bir başka modeli yine çeviri yapılarak oluşturulmuş ve Salihli ilçesinde tarım & gıda sektöründe üretim faaliyetinde bulunan işletmelere uygulanmış, elde edilen veriler analiz edilmiş, yorumlanmış ve önerilerde bulunulmuştur.Anahtar Kelimeler: İnovasyon, İnovasyon Yönetimi, Strateji, Rekabet, Teknoloji.
Bilgi teknolojileri kullanımının örgütsel başarı üzerine etkisinin analizi ve bir uygulama
Bilgi teknolojileri, örgütler açısından da çok büyük öneme sahiptir. Günümüzde, örgütlerin bilgi teknolojileri yapılanmaları incelendiğinde teknoloji yatırımlarına her geçen gün daha fazla önem verildiği ve buna bağlı olarak örgütlerde gün geçtikçe bilgi teknolojileri kullanımının arttığı gözlenmektedir. Bilgi teknolojileri desteğinden uzak örgütlerin, endüstriyel pazarlarda faaliyet göstermeleri, özellikle rekabet açısından yetersiz kalmalarıyla sonuçlanmaktadır.Bu çalışma dört bölümden oluşmaktadır. Öncelikle örgüt ve örgütsel etkinlik kavramları incelenmiş olup, örgütsel etkinlik kriterleri belirtilerek, örgütlerde kullanılan bilgi teknolojilerinin etkileri üzerinde durulmuştur. Araştırmanın son bölümünde ETİ Gıda Merkezi'nin bilgi teknolojileri kullanımı üzerine bir inceleme yapılmıştır. Araştırmada nitel araştırma desenlerinden biri olan durum örnek olay (case study) çalışması yöntemi uygulanmıştır. İnceleme sonucunda elde edilen bulgulardan ETİ Gıda Merkezi; bilgi teknolojileri teminini kavramış ve sürekli gelişim için örgüt odaklı gereksinimler doğrultusunda bölümünü kurmuş ve ileri teknolojiler kapsamında öncü olduğu ortaya konulmuştur. Bu sonuç doğrultusunda şirketlerin etkinlik kriterlerini arttırma bağlamında dikkate alabilecekleri öneriler verilmiştir.Anahtar Kelimeler: Örgüt, Örgütsel Etkinlik, Bilgi Teknolojileri, Prodüktivite, Nitel Araştırma.
Marka değerinin finansal modellerle ölçülmesi ve ölçülen marka değerinin TMS 38 maddi olmayan duran varlıklar standardına göre muhasebeleştirilmesi
Dünya ticaretinin küresel bir boyut kazanması ile birlikte son yıllarda ticari faaliyetlerde birçok gelişme meydana gelmiştir. Yaşanan gelişmelerle birlikte şirketlerin markaları da büyük önem kazanmıştır. Markaların önem kazanmasıyla birlikte şirketlerin mali tablolarında raporlanabilmesi amacıyla marka değerlemesi gereksinimi giderek artmıştır. Markaların alınıp satılmaya başlanması, şirket birleşmelerine konu olması, marka değerinin nasıl hesaplanacağı konusundaki belirsizlikleri gündeme taşımıştır. Bu bağlamda marka değerinin nasıl hesaplanacağı hususunda bir takım modeller geliştirilmiştir. Önceden geliştirilen bu modellerin her birinin kendine özgü hesaplama teknikleri ve birbirinden farklı parametreleri bulunmaktadır. İlgili literatür incelenerek her modelin pozitif ve negatif yönleri belirlenmiştir. Şirketlerin marka değerlerini mali tablolarında göstermeleri kendilerine avantaj sağlamaktadır. Aktif varlıkların gücünü artıran marka değerleri, şirketlerin bilançolarında maddi olmayan duran varlıklar içerisinde yer alarak kimi zaman duran varlıklardan daha fazla değere sahip olabilmektedir. Şirketlerin varlık değerini hayli artıran marka değerleri Türkiye Muhasebe Standartları gereğince sadece satın alma ya da birleşme söz konusu olduğu durumlarda şirketlerin mali tablolarında gösterilebilmektedir. Şirketlerin kendi bünyelerinde yarattıkları marka değerinin mali tablolarda gösterilmesine Türkiye Muhasebe Standartları izin vermemektedir. Yapmış olduğumuz bu çalışmada, marka kavramının her geçen gün öneminin daha fazla arttığını vurgulayarak, marka değerlemesinin finansal olarak nasıl hesaplanacağı ve hesaplanan marka değerinin mali tablolarda nasıl gösterilebileceğini ifade etmek amaçlanmıştır. Bu bağlamda ulusal ve uluslararası arenada marka değerlemesi için kullanılan modeller ifade edilerek bu modellerin pozitif ve negatif yönleri belirtilmiştir. Marka değerlemesi için birden fazla model olmasından dolayı bu modeller içerisinden Dünyada ve Türkiye'de en çok kullanılan, verileri elde etme ve sayısal sonuçlar verebilmesi açısından da tercih edilen, Hirose Modeli ve Sermaye Piyasalarını Esas Alan Marka Değerleme Modeli kullanılmıştır. Gıda ve haberleşme sektöründe olmak üzere ayrı sektörlerde faaliyet gösteren iki şirketin marka değerlemesi uygulaması yapılmıştır. Uygulamada, gıda sektöründe faaliyet gösteren Ülker Bisküvi Sanayi AŞ ile haberleşme sektöründe faaliyet gösteren Turkcell İletişim Hizmetleri AŞ'ye ait veriler kullanılmıştır. Veriler Kamu Aydınlatma Platformu'ndan (KAP) elde edilmiştir. Elde edilen veriler sonucunda hesaplanan marka değerlerinin şirketlerin mali tablolarında hangi şartlarda ve nasıl gösterilebileceği ifade edilmiştir.
Ankara'da bir gıda üretim fabrikasında çalışanların COVID 19 öncesi ve COVID döneminde iş kaybı sürelerinin değerlendirilmesi
Bu çalışma, Covid 19 pandemisinin fabrikada iş günü kayıplarında ne kadar etkili olduğunu saptamak amacıyla yapılmıştır. Çalışma retrospektif kayıt araştırmasıdır. Bu çalışmada Ankara'da bir gıda üretim fabrikasında çalışanların 2019 yılı ile fabrikada ilk vakanın görüldüğü 1 Mayıs 2020 ile 30 Nisan 2021 tarihleri arasındaki sağlık nedenli tüm işe devamsızlıklar analiz edilmiştir. Veriler, 2022 yılında işyeri sağlık birimindeki kişi dosyalarından alınmıştır. Toplam 1034 çaşışanın kaydı incelenmiştir. Fabrikada 2019 yılında henüz Türkiye'de henüz Covid-19 vakalarının olmadığı dönemde, iş kazasına bağlı kayıp zaman 3750 saat (%13), işle ilgili hastalık 5542.5 saat (%19) ve diğer hastalıklara bağlı kayıp zaman 19702.5 saat (%68) olmak üzere toplam 28905 saat kayıp olmuştur. Covid döneminde iş kazası nedenli kayıp 982.5 saat (%3), işle ilgili hastalık nedenli kayıp 7245 saat (%23), diğer hastalık nedenli kayıp 10492.5 saat (%33) olarak tespit edilmiştir. Covid-19 döneminde Covid dışı nedenli kaybedilen iş saati 18.720 (%59.2) olup Covid-19 öncesine göre aynı nedenlerle kaybedilen iş saatinden daha düşükür. Covid döneminde Covide bağlı toplam kayıp zaman 13200 saat (%41.3) olup toplam kayıp süresi 31920 saat olmuştur. Covid döneminde Covid nedenli kaybedilen toplam iş saatinin yarıdan fazlası (%55.8) temas nedenli karantinaya bağlı olduğu, sadece %5,5'i hastanede yatma veya ölüm nedenli kayıp olduğu saptanmıştır. Sonuç olarak, dünya genelinde toplumların etkilendiği Covid-19 salgınından gıda sektöründe çalışan işçilerin de etkilendiğini göstermektedir. Fabrika ortamında alınan sıkı tedbirler, çalışanların kurallara uyması, salgının daha az iş günü kayıplarıyla atlatılmasına neden olduğunu düşündürmektedir.
Pazarlama performansına yeniliğin etkisi: Gıda sektöründeki işgörenlerin bakış açısı
İşletmelerin yenilikçi düşünce ve iş modelleriyle üretmiş oldukları hizmet veya ürünü son tüketiciye ulaştırıncaya kadar sistemli bir pazarlama çalışması ve bu pazarlamanın performansını izlemesi gerekmektedir. Eğer üretilen ürün ya da hizmet son tüketiciye ulaştırılmasında aksaklık yaşanır ise yenilikçi düşence ve iş modelleri sonuçsuz kalacaktır. Bunun bilincinde olan işletmeler pazar paylarını artırmak ve pazardaki değişimin nabzını tutabilmek adına pazarlamada yenilikler oluşturmakta ve bu yenilik sürecinin işleyişini sistematik olarak takip etmektedir.Bu çalışmada pazarlama performansına yeniliğin etkisi konusu ele alınmıştır. Bu kapsamda araştırma katılımcılarının yaş cinsiyet eğitim durumu işletmedeki çalışma süresi ve çalışanların meslekteki çalışma süreleri gibi değişkenler ile pazarlama performansı ve yenilik boyutlarının farklılık arz edip etmediği düşüncesi incelenmiştir.Araştırma üç kısımdan oluşmaktadır. Birinci kısımda pazarlama ve yenilik, ikinci kısımda pazarlama ve yenilik ilişkisi ve üçüncü kısımda materyal ve yöntem yer almaktadır. Bu çalışma Gaziantep'te gıda sektöründe faaliyet gösteren Zümrüt Gıda A.Ş çalışanlarına uygulanmıştır. Araştırmada elde edilen bilgiler dahilinde pazarlama performansına yeniliğin etkisi tespit edilmiştir. Katılımcıların işletmedeki çalışma süreleri ile yenilik arasında bir ilişki tespit edilememiştir. Araştırma kapsamında pazarlama performansına yeniliğin etkisi, cinsiyet, yaş, eğitim durumu ve mesleki çalışma süreçleri arasında ilişki tespit edilmiştir. Bununla birlikte katılımcıların işletmedeki çalışma süreleri ile yenilik arasında bir ilişki tespit edilememiştir.
Gıda sektöründe ihracat yapan firmaların lojistik dış kaynak seçimi: Aydın İli örneği
Artan rekabet, işletmelerin temel faaliyetlerine odaklanma isteği, etkin lojistik operasyonlara duyulan ihtiyaç vb. nedenlerden dolayı lojistik dış kaynak kullanımı hızla artmaktadır. İşletmeler üçüncü parti lojistik servis sağlayıcıları sayesinde taşıma, depolama, gümrükleme gibi alanda uzmanlık gerektiren lojistik faaliyetleri lojistik yatırımı yapmadan gerçekleştirebilmektedir. Lojistik dış kaynak kullanımının faydalı olması için işletmenin gereksinimlerine uygun, doğru bir lojistik servis sağlayıcısının seçilmesi gerekmektedir. Doğru bir lojistik servis sağlayıcısı seçimi, dış kaynak kullanımının getireceği faydayı arttırma konusunda önem teşkil etmektedir. Bu çalışmada incir, kestane, zeytin gibi Aydın ilinde yoğun olarak üretilen gıda ürünlerini ihraç eden firmaların lojistik servis sağlayıcısı seçerken dikkate aldığı kriterler belirlenmek istenmiştir. Bu çalışma aynı zamanda üçüncü parti lojistik (3PL) firmalarının müşteri beklentilerini ortaya çıkarmaktadır. Bu nedenle bu çalışmanın, rekabet ortamında bir adım öne çıkmak isteyen 3PL firmalarına referans olması ve sundukları hizmetlerin kalitesini daha da arttırması beklenmektedir. Bu amaçlar doğrultusunda Aydın'da ihracat firmalarına anket uygulanmış ve çok kriterli karar verme yöntemlerinden SWARA yöntemi kullanılmıştır.
Gıda sektöründe doğrusal programlama tekniği ile üretim planlaması: Sirke üretimi uygulaması
İşletmelerin insan istek ve ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla mal veya hizmet sunma faaliyeti olan üretim, işletmelerin etkinliğini sürdürebilmeleri için önemli bir yere sahiptir. Üretim yapan işletmelerin kıt kaynakları verimli bir şekilde kullanmaları ve rakip işletmelere karşı güçlü bir tavır sergilemeleri, belirli bir üretim planlaması içinde gerçekleştirilmektedir. Üretim planlaması kıt kaynaklar bakımından karışık ve çözümlenebilmesi uzun zaman alması sebebiyle doğrusal programlama tekniği ile çözümleme yapılması daha kolay olmaktadır. Doğrusal programlama, işletmelerin kıt kaynaklarını kullanarak optimal (en iyi) sonuca ulaştırmayı hedefleyen matematiksel bir tekniktir. İnsan yaşamının sürdürebilirliğini sağlamak için gıda ürünlerine ihtiyaç duyulmaktadır. Bu da gıda sektörünün dünyada büyük bir alana sahip olduğunu göstermektedir. Gıda ürünlerinin arasında tarihi çok eski yıllara dayanan sirke, kullanım alanlarının yaygınlığı nedeniyle en çok üretimi ve tüketimi yapılan ürünü olmuştur. Bu çalışma, sirke üreten bir işletmenin üretim planlama faaliyetleri ele alınarak doğrusal programlama tekniği ile matematiksel bir model oluşturulmuştur. Çalışmada, doğrusal programlama tekniği Lindo 6.1 paket programı kullanılarak kârın maksimize edildiği 1 aylık üretim planlaması elde edilmiştir. Sirke üretim işletmesinin var olan kaynaklarında yaşanan bir değişikliğin olduğu durumlarda, amaç denklemine olan kârlılık durumunu hesaplamak için duyarlılık analizi de yapılmıştır. ANAHTAR SÖZCÜKLER: Üretim Planlama, Doğrusal Programlama, Sirke Üretimi, Gıda Sektörü, Lindo 6.1.
Paternalistik liderlik algısının çalışan sesliliğine etkisi: Gıda sektörü çalışanları üzerine bir araştırma
Bu araştırmanın amacı, gıda sektöründe çalışanlar açışından paternalistik liderlik algısının çalışan sesliliği üzerindeki etkisini ortaya koymaktır. Bu amaçla Manisa'da gıda sektöründe çalışan 123 katılımcıdan anket tekniği ile veri toplanmıştır. Araştırmada kullanılan anket formu, iki ölçek ve örneklemin demografik yapısını belirlemeye yönelik hazırlanmış sorulardan oluşmaktadır. Araştırmada paternalistik liderliğin alt boyutları ile çalışan sesliliği arasındaki ilişkiyi saptamak için korelasyon analizi, paternalistik liderlik algısının çalışan sesliliği üzerindeki etkisi için hiyerarşik regresyon analizi yapılmıştır. Ölçekler için ise doğrulayıcı faktör analizi tercih edilmiştir. Araştırma sonucunda, paternalistik liderlik ölçeğinin üç alt boyutu olan iş yerinde aile ortamı, iş dışı yaşama katılma, sadakat ve itaat beklentisi ile çalışan sesliliği arasında pozitif yönlü anlamlı korelasyon bulunduğu görülmüştür. Ayrıca çalışan sesliliğine pozitif yönlü anlamlı etkisi bulunan alt boyutun iş dışı yaşama katılma olduğu görülmüştür. Araştırma, kültürümüzde bugün hala önemli bir yeri olan paternalistik liderlik tarzının çalışan sesliliği üzerindeki etkilerini ortaya koyması açısından literatüre katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Liderin iş yaşamı dışında çalışanlarının özel yaşamlarını da kapsayan ilgisi, çalışanlarının fikirlerini paylaşma isteğini arttırarak örgütte seslilik iklimi yaratmaya çalışanlara katkı sağlayacağı düşünülmektedir.
Baklava sektörü çalışanlarının iş sağlığı ve güvenliği farkındalığının istatiksel analizi
Her geçen gün; teknolojik gelişmelere uymak, yasal değişimlere uygun üretim yapmak ve müşteri beklentilerindeki farklılaşmalar sebebiyle, gelişmek ve kendini yenilemek zorunda olan en önemli sektörlerden birisi de gıda sektörüdür. Bu çalışmada gıda üretim sektörleri arasındaki önemini üst sıralara taşıyan ve çalışma prensipleri bakımından geleneksel metodlarını ve değerlerini korumaya çalışan baklava sektörü ele alınmıştır. Çalışmada; Gaziantep ili baklava sektörü çalışanlarının, İş Sağlığı ve Güvenliği (İSG) farkındalığını analiz etmek için yüzyüze görüşme yoluyla yapılan ankete dayalı araştırmalar yapılmıştır. Daha önce benzer sektörde herhangi bir çalışma ve araştırma yapılmadığından dolayı bu çalışmada Gaziantep ili baklava sektörü çalışanlarına yer verilmiştir. Bu çalışma ile Gaziantep ilinde bulunan 6 farklı işyerinde görev yapan toplam 160 çalışanın; çalışma şartları, karşılaştıkları sorunlar vb. durumlar ele alınarak İSG farkındalığına yönelik görüşleri ve yeterlilik seviyelerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Kültürel, çevresel ve diğer bazı belirleyici durumlar baz alınarak, sorular likert ölçeğine uygun olarak hazırlanmıştır.İSG konusundaki bilgi düzeyleri, demografik yapı, bakış açıları ve beklentilerinin belirlenebilmesi amacıyla çalışanlara 15 sorudan oluşan bir anket uygulanmıştır. Cevaplar; SPSS.21 programı kullanılarak istatiksel veri analizi olarak değerlendirmeye alınıp, yorumlanmıştır. Araştırma sonucunda ise kadın çalışanların erkek çalışanlara göre işin risk derecesine yönelik farkındalıklarının daha yüksek olduğu gözlemlenmiştir. Ayrıca, yaşı 35 ve üzerinde olan çalışanların işin risk derecesine yönelik ilgi düzeyleri, iş yerinde iş verimliliği ve kalitesinin genel olarak iş güvenliğinden daha öncelikli olduğuna yönelik görüşe katılım düzeyleri, iş kazalarında yönetimin daha fazla suçlu olduğuna yönelik görüşler ile emniyetsiz çalışma noktasında iş arkadaşlarını ikaz etmeyi isteme düzeylerinin daha yüksek seviyede olduğu görülmektedir. Araştırmada bunlarla birlikte gelir durumu 2001 TL'den yüksek olan çalışanların kazayı önleme noktasında her çalışanın sorumlu olduğuna yönelik görüşlere katılım düzeyleri, iş yerinde iş verimliliği ve kalitesinin genel olarak iş güvenliğinden daha öncelikli olduğuna yönelik görüşe katılım düzeyleri ile iş kazalarında yönetimin daha fazla suçlu olduğuna yönelik görüşlere katılım ücreti 2001 TL 'den az olan çalışanlara göre daha yüksek düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Araştırmada elde edilen bir diğer sonuç ise genel olarak sektörel tecrübesi fazla olan çalışanların emniyetsiz çalışma noktasında iş arkadaşlarını ikaz etmeyi isteme düzeylerinin sektörel tecrübesi 1 yıldan az olanlara göre daha yüksek olduğu görülmektedir. Son olarak elde edilen sonuç ise iş sağlığı ile ilgili eğitim almayan çalışanların, "İşimin (kaza) risk derecesi beni biraz ilgilendirir" ve "Yönetim, yaralanan bir çalışanın uğradığı kaza konusunda en fazla suçlu olan taraftır" görüşlerine katılım düzeylerinin iş sağlığı ile ilgili eğitim alanlara göre daha yüksek düzeyde olduğu görülmektedir. İdari bir önlem ve toplu korunma tedbirlerinden birisi olan İSG eğitimlerinin işyeri ve çalışan İSG kültürlerinin yerleşmesi ve oluşması için yeri ve önemi anlaşılmaktadır. Çalışmanın sonuçlarının, baklava sektörü ve benzeri sektörlerdeki ilerki çalışmalara kaynaklık edebileceğine inanılmaktadır.
Çok kriterli karar verme yöntemi ile hammaddelerin depolama raflarına ataması için matematiksel modellerin oluşturulması: Bir gıda firmasında uygulama
Çalışmanın konusu, hammaddelerin maksimum miktarda raflara atanmasıdır. Burada alan, stok, palet büyüklüğüne ve hammaddelerin önem seviyelerine dikkat edilmelidir. Mevcut çalışmalarda, raflar ve paletler tek boyutlu/standart ölçülerle hesaplanmaktadır. Gerçek hayattaysa raf, palet boyutları farklı ölçülere sahiptir. Yukarıdaki kısıtlamalar göz önünde bulundurularak önem derecelerine göre optimum miktarların atandığını gösteren model kurulmuştur. ABC analiziyle, A sınıfındaki hammaddeler belirlenmiştir. Çok kriterli karar verme yöntemiyle hammaddelerin önem katsayıları belirlenip doğrusal modelin amaç fonksiyonu oluşturulmuştur. Bu çalışmada, görüşleri alınan 4 uzmanın kendi uzmanlık alanlarına göre hammaddeleri sınıflandırmaya karar verdiği görülmüştür. Örneğin, analist için "Analiz" öneme sahipken, depo yetkilisine göre "Erişim" önemlidir. Farklı görüşleri ve hammaddeler için belirlenen kriterler arasındaki ilişkileri göz ardı etmeden Bulanık Analitik Ağ Süreci kullanılmıştır. Ana kriterler belirlenip 4 uzmanın görüşleri birleştirilmiştir. Birleştirmenin sonucunda kriter ağırlıkları, matematiksel modelin amaç fonksiyonunda karar değişkenlerinin katsayıları olarak kullanılmıştır. Matematiksel modelin kısıt denklemleriyse blok raf sistemlerine ait hücrelerin değişen kapasiteleri ve hammaddelerin maksimum-minimum stok değerlerine göre oluşturulmuştur. Anahtar Kelimeler: ABC Analizi, ÇKKV, Raf Atama Problemi, Matematiksel Model, Optimizasyon
Yapay zeka tabanlı talep tahmin yöntemlerinin performans üstünlükleri açısından değerlendirilmesi: Gıda sektöründe bir uygulama
İşletmeler, sert rekabet koşulları altında varlığını korumak ve devam ettirmek amacıyla belirsizlik barındıran geleceğe yönelik çeşitli önlemler ve kararlar almaktadır. Bu önlem ve kararlar işletme içi ve işletme dışı çevrelerde yapılan tahminlerle şekillenmektedir. Bu amaca yönelik yapılan önemli tahmin türlerinden biri de talep tahminidir. İşletmecilik alanında kullanılan talep tahmin yöntemlerine ait gelişim seyri incelendiğinde geleneksel yöntemlerin yanı sıra yapay zekaya dayalı yöntemlerin başarılı sonuçlar verdiği görülmektedir. Bu çalışmada, Türk gıda sektöründe faaliyet gösteren bir firmanın dondurulmuş paket künefeye ait haftalık satış miktarı verilerinden yararlanılarak talep tahmin modelleri oluşturulmuştur. Bu kapsamda Yapay Sinir Ağları (YSA), Bulanık Zaman Serisi ve Uyarlanabilir Ağ Yapısına Dayalı Bulanık Çıkarım Sistemi (ANFIS) gibi yapay zekaya dayalı tahmin yöntemlerinden faydalanılmıştır. Deneme-yanılmaya dayalı olarak kurulan tahmin modellerinin performans karşılaştırması, Ortalama Karesel Hatanın Karekökü (OKHK) ve Ortalama Mutlak Yüzde Hata (OMYH) ölçütlerine göre yapılmıştır. Yapılan karşılaştırma sonucu üstün performansa sahip tahmin modelinden hareketle gelecek dönem talep tahmin değerleri elde edilmiştir.
Gıda sektöründe meydana gelen iş kazaları ve meslek hastalıklarının istatistiksel analizi
Çalışanların bedensel, ruhsal ve sosyal bütünlüğünü korunmak için iş kazaları ve meslek hastalıkları ile karşı karşıya gelmemek için gerekli tüm faaliyetlerin sağlanması ve koordinasyonu en kapsamlı haliyle İş Sağlığı ve Güvenliğinin ana konusunu oluşturur. Bu kapsamda, geçmişten günümüze yapılan bilimsel çalışmalar ve hukuksal düzenlemeler ile uluslararası ve ulusal boyutta önemli gelişmeler ilerlemeler göstermiştir. Ülkemizde iş kazaları ve meslek hastalıkları bütün işkollarında görülür ve gıda sektöründe meydana gelen iş kazaları ve meslek hastalıkları tüm işkolları arasında ilk 10. sırada yer almaktadır. Bu çalışmada, 2010-2019 yılları arasında Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) istatistik yıllıklarından elde edilen iş kazası ve meslek hastalıkları verileri istatistiksel olarak incelenmiştir. Analizler sonucunda Türkiye'de gıda sektöründe meydana gelen iş kazalarının önceki yıllarda ve günümüzde yapılan yasal düzenlemelere rağmen azalmadığı, aksine iş kazaları ve iş kazası sonucu ölümde artma meydana gelmiştir. Meslek hastalıklarında ise bu durum söz konusu değildir. Genel olarak meslek hastalıklarında yıllara bağlı olarak dalgalanmalar meydana gelmiştir.
Sektörel rekabet gücü ve kümelenme potansiyeli ilişkisi: Bişkek bölgesi kırmızı et sektöründe bir araştırma
Bu çalışmanın amacı, Bişkek kırmızı et sektörünün rekabetçilik düzeyi ve kümelenme potansiyeli arasındaki ilişkiyi ortaya çıkarmaktır. Çalışmanın temel hedefi kümelenme potansiyeli olduğu için, çalışma bölgesel temelde ele alınmıştır. Bu nedenle çalışma verilerinin toplanacağı alan Bişkek bölgesi ile sınıflandırılmıştır. Araştırma sorusunu çözümlemek için gerekli olan çalışma verileri; anket, yarı yapılandırılmış görüşme formu ve ikincil verilerden elde edilmiştir. Araştırmada kullanılan anket formu dört kısımdan oluşmaktadır. Birinci kışımda sektörün rekabet düzeyi ölçmek için 38 oluşan "sektörel rekabet düzeyi ölçeği" isimli bir anket formu kullanılmıştır. İkinci kısımda ise aynı soru formu ile rekabeti ölçtüğü varsayılan bu değişkenlerin her birinin Bişkek kırmızı et sektörü için ne kadar önemli olduğu ölçülmek amacıyla yeniden tasarlanan "Rekabette Kritik Faktör" olarak isimlendirilerek bir ölçek uygulanmıştır. Birinci ve ikinci form Padmore ve Gibson tarafından Porter'in Elmas modelinden esinlenerek yapılan bir çalışmadan yararlanılarak bu araştırma için uygun hale getirilmiştir. Üçüncü form ise, geniş bir literatür taramasına dayalı olarak tespit edilen kümelenme potansiyelinin indikatörlerini kapsayan 20 değişkenden oluşan bir soru listesi olup bu ölçek (Kümelenme Potansiyeli Ölçeği) araştırmacı tarafından geliştirilmiştir. Ölçeklerin geçerlilik ve güvenirlik çalışmaları güvenirlik analizleri ve uzman görüşleri alınarak yapılmıştır. Veriler, ölçeklerin araştırmacılar tarafından yüz yüze uygulanmak suretiyle toplanmıştır. Sektörel Rekabet Düzeyi Ölçeğinin güvenirliği 0,95, Rekabette Kritik Faktör Ölçeğinin güvenirliği 0,95 ve Kümelenme Potansiyeli Ölçeğinin güvenirliği ise 0,73 olarak hesaplanmıştır. Toplam 57 anket uygulandı, bu anketlerin 5 tanesi içerdiği mantıksal hatalardan dolayı elenmiş ve toplamda değerlemeye alınan anket sayısı 52 olmuştur. Toplanan veriler istatistiki paket programlar aracılığıyla analiz edilmiştir. Sonuç itibariyle bazı rekabet gücü faktörleri ile kümelenme potansiyeli arasında ilişkiler tespit edilmiştir. Key words: Küme, Kümelenme Potansiyeli, Rekabet Gücü, Kırmızı et ürünleri sektörü, Endüstriyel Rekabet
Türkiye'de işlenmiş gıda ürünlerinin ithalatı ve dağıtımı
ÖZET 2 İnci yüzyılda bulunduğumuz bugünlerde, Dünya' da küreselleşme süreci yaşanırken, ülkeler arasındaki bölgesel entegrasyonlar da hız kazanmıştır. Bu süreç içerisinde Türkiye; sınırları ötesine taşan nüfusu, ekonomik, sosyal, coğrafik ve tarımsal yapısı, gelişmiş üretim sektörleri ile bölgesel entegrasyonlar açısından önem taşıyan bir ülke konumundadır. Türk ekonomisine yön veren sektörlerden birisi de gıda sektörüdür. Ancak, Türk gıda sanayiinin en büyük dezavantajlarından birisi sektördeki işletmelerin %99'unun Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeler (KOBİ) olmasıdır. Bu da sektörün rekabet gücünü olumsuz etkilemektedir. Gıda sektörüne hammadde sağlayan tarım sektöründe uygulanan hatalı üretim politikaları da sektörü olumsuz etkilemektedir. Bu araştırmada, Türk Gıda Sanayii ele alınmıştır. Özellikle küreselleşme sürecinde işlenmiş gıda ürünlerinin üretim, tüketim ve ithalat miktarları araştırılarak, yıllara göre aralarındaki ilişkiler incelenmiştir. Türk tüketicisinin ithal gıda tüketim alışkanlıkları, tüketim sıklıkları, ithal gıda tüketen tüketici profili ve tüketicilerin hazır gıda ile işlenmiş ithal gıda ürünleri tüketimini etkileyen etkenler belirlenmeye çalışılmıştır. Türk tüketicisinin ithal ürünlere olan talebi işlenmiş gıda ürünlerine Türk pazarında yerli ürünlere göre rekabet üstünlüğü sağlamaktadır. Ancak tüketicilerin gelir düzeyi bu üstünlüğü olumsuz yönde etkilemektedir. Türkiye'de işlenmiş gıda ürünleri sektörünü korurken, işlenmiş ithal gıda ürünlerinin pazardaki payını ve rekabet gücünü artırmak için istikrarlı hükümet politikaları gerekmektedir. Bunun için, Türkiye'de bulunmayan veya talepten daha az bulunan ürünlerin ithaline izin verilmeli, tarım politikaları günümüz koşullarına göre düzenlenmeli, gıda sanayiinin gelişebilmesi için gerekli destekler verilmeli, KOBİ'lerin rekabet güçlerim artırmak için teşvik sağlanmalıdır. Bütün bunların yanı sıra tüketiciler de eğitilmeli ve bilinçlendirilmelidir.
Turizm sektöründe üç boyutlu gıda baskısı ve gıda ürünlerinin pazarlanması
Günümüzde turizm sektöründe üç boyutlu baskı üretimi ile turistik pekçok ürün yazdırılmaktadır. Bu çalışmada da üç boyutlu gıda baskısının turizm sektöründeki yeri incelenmektedir. Çalışmanın amacı gıda baskısının ve gıda ürünlerinin pazarlama faaliyetleri boyutunda turizm sektöründe çalışanların üç boyutlu gıda baskısına yönelik algıları üzerine araştırmayı kapsamaktadır. Bu bağlamda nicel araştırma yöntemlerinden çevrimiçi olarak düzenlenen anket tekniği ile veriler toplanmıştır. Elde edilen veriler sonucunda katılımcıların bilgi sahibi oldukları zaman üç boyutlu gıda baskısına ait ürünleri daha fazla deneme, satın alma, tavsiye etme eğiliminde oldukları ve bu ürünleri daha az riskli buldukları anlaşılmaktadır. Katılımcılar bu teknolojinin hammadde fiyatlarını düşüreceğini, tüketicilerin bu yazıcılarla üretilen ürünleri fiyatına bakmaksızın satın alacağını, fiyatlarının diğer ürünlere göre daha ucuz olacağını, üreticiden bağımsız olarak fiyatlarının belirlenebileceğini, tutundurmasının kişisel olarakda yapılabileceğini, insanların kolaylıkla kendi markalarını yaratabileceklerini ve kitlesel dağıtımın sona ereceğini düşünmektedirler. Ayrıca 3B gıda yazıcıları Bulut Teknoloji, Nesnelerin İnterneti ve Robot Teknolojiler gibi diğer Endüstri 4.0 araçları ile uyumlu hale getirildiğinde yenilikler ve fırsatlar yaratabilir.
Tüketici etnosentrizmi ve dini tutumun gıda ürünleri satın alma davranışı üzerindeki etkisi
Araştırmanın amacı, tüketici etnosentrizmi ve dini tutumun gıda ürünleri satın alma davranışı üzerindeki etkisinin belirlenmesine yöneliktir. Araştırmanın anakütlesini Türkiye'de Doğu Marmara Kalkınma Bölgesi (Kocaeli, Sakarya, Bolu, Düzce ve Yalova) illerinde yaşayan 18 yaşından büyük kişiler oluşturmaktadır. Araştırmanın yöntemi niceldir, veri toplama tekniği olarak anket kullanılmıştır. Kolayda örneklem yöntemi ile 552 kişiden alınan veriler SPSS Paket Programı aracılığıyla analiz edilmiştir. Araştırmada Tüketici Etnosentrizmi Ölçeği, Dini Tutum Ölçeği ve Gıda Ürünleri Satın Alma Davranışı Ölçeği olmak üç ölçek kullanılmıştır. Araştırma sonucunda tüketici etnosentrizmi ve gıda ürünleri satın alma davranışı arasındaki ilişki değerlendirildiğinde; yerli ürün tercihi ve milliyetçilik boyutlarının içselleştirilmiş dini inanç duygusuyla hareket eden bireyler üzerinde anlamlı etkiye sahip olduğu görülürken, yerli ürün tercihi ve menşe ülke etkisi boyutlarının sosyal sorumluluk bilinciyle hareket eden bireyler üzerinde anlamlı etkiye sahip olduğu tespit edilmiştir. Dini tutum ve gıda ürünleri satın alma davranışı arasındaki ilişki değerlendirildiğinde ise; ibadet duygusuyla hareket eden bireyler, manevi bir güce dayanma duygusuyla hareket eden bireyler ve sosyalleştirilmiş dini inanç duygusuyla hareket eden bireyler boyutlarının içselleştirilmiş dini İnanç duygusuyla hareket eden bireyler üzerinde anlamlı etkiye sahip olduğu, ibadet duygusuyla hareket eden bireyler ve maddi konuları ön plana alarak hareket eden bireyler boyutlarının sosyal sorumluluk bilinciyle hareket eden bireyler üzerinde anlamlı etkiye sahip olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Etnosentrizm, Tüketici Etnosentrizmi, Dini Tutum, Satın Alma Davranışı ve Gıda Ürünleri Satın Alma Davranışı
Tüketicilerin küyerel ürünlerin performansına ilişkin algıları üzerine tercih tutumlarının ve imaj algılarının etkisi: Gaziantep Domino's Pizza örneği
Küresel şirketler yerel ve küresel yaklaşımların birleşimi olan küyerel stratejileri kullanarak, ürünlerini ya da hizmetlerini faaliyet gösterdikleri ülkelerin veya bölgelerin kültürel yapısına uygun hale getirmeyi ve adapte etmeyi amaçlamaktadır. Küyerel pazarlama stratejilerini aktif bir şekilde uygulayan şirketlerden birisi de dünyaca ünlü bir pizza markası olan Domino's Pizza'dır. Bu araştırmada, Domino's Pizza'nın küyerel ürünlerinin Gaziantep'teki tüketicilerin tutumları açısından üç farklı faktör göz önünde bulundurularak değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Bu konuda bilgi edinmek için betimsel tarama metodu kullanılmıştır. Çalışmanın veri toplama aracı ise anket yöntemidir. Verilerin analizleri SPSS programı yardımıyla yapılmış, analiz sonuçları tablolar halinde gösterilip açıklanmış ve yorumlanmıştır. Uygulanan anketlerin analiz sonuçlarına göre bir değerlendirme yapılmıştır. Çalışmada, küresellik, yerellik, küyerellik süreçleri, küresel markaların performans algısının tüketici tercih tutumları ve marka imajı algısı tarafından nasıl etkilendiği, Türk mutfak kültürü ve Gaziantep mutfak kültürü literatür bölümünde etraflıca incelenmiştir. Ayrıca Domino's Pizza ve küyerel pazarlama politikasına dair bilgilere de bu bölümde yer verilmiştir. Bu bağlamda yapılan regresyon analizi sonuçlara göre, performans algısı ile marka imaj algısı ve tercih tutumu arasındaki korelasyon neredeyse eşittir. Buna göre, Gaziantep merkezde yaşamakta olan Domino's Pizza tüketicilerinin, Domino's Pizza'nın kendisine ve küyerel ürünlerine dair tercih tutumları ile markanın sahip olduğu imaja dair algılarının Domino's Pizza'nın küyerel ürün performansına yönelik algıları üzerinde istatistiksel olarak doğru yönlü ve anlamlı bir etkiye sahip olduğu görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Küyerelleşme, Tüketici Tercihleri, Marka İmajı, Marka Performansı.
Finansal performansın firma değeri üzerine etkisi BİST'te gıda sektörü üzerine amprik bir çalışma
Bu çalışma, finansal performansın ve firma değerinin 2008-2018 arasındaki zaman içinde İstanbul Borsasında gıda sektöründe bulunan firmaların piyasa katma değerine etkisini incelemektedir. Bağımsız değişkenler borçluluk oranları, kârlılık oranları, likidite oranları, verimlilik oranları ve q-tobin oranı olarak belirlenmiştir. Bu çalışmada GMM yöntem ile yapıldığı için araç değişkenler kullanılmıştır. Çalışmada finansal performans ve firma değerlerinin ölçümlerinin literatürünü inceledikten sonra GMM yöntem ile analiz yapılmıştır. Analiz sonuçlarına göre kârlılık oranları, verimlilik oranları ve likidite oranları ve tobin q oranı firma değerini etkilemektedir. Anahtar kelimeler: Finansal Performans, Firma değeri, GMM, Dinamik Panel Veri, Finansal oranlar
P- Medyan tesis yeri seçim problemi: Bir uygulama
P-medyan problemleri; bir ağdaki (şebekedeki) n adet düğüm kullanılarak p adet tesisin yerini, talep ile tesis arasındaki toplam ortalama ağırlıklandırılmış mesafeyi en azaltacak şekilde bulmayı amaçlayan yer seçim problemlerinden biridir. Bu araştırmada bir gıda firmasının Düzce il ve ilçelerindeki optimum depo lokasyonlarının belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla, literatürde sıklıkla kullanılan p-medyan tesis yerleştirme problemi kullanılmıştır. Firmanın toplam depo sayısı, talep lokasyonları ve talep miktarı bilgileri firmadan edinilmiştir. Daha sonra, bu veriler kullanılarak talep noktaları arasındaki uzaklıklar Google Maps ve Microsoft Excel programı yardımıyla bulunmuştur. Problemin temel modelini oluşturmak için Microsoft Excel programı kullanılmıştır. Modeli çözmek için, başlangıçta Standart Excel programının "Çözücü" eklentisi kullanılmıştır. Fakat değişken sayısının fazla olması nedeniyle modeller çözülememiştir. Daha sonra, Excel programının güçlü versiyonlarından olan Analitik Solver Platform programı kullanılmıştır. Bu program yardımıyla, modeller çözülmüştür. Temelde, iki ayrı modelin farklı tesis sayıları denenerek optimum yerler araştırılmıştır. Birinci modelde, firmanın mevcut tesis yeri göz önünde bulundurularak farklı tesis sayılarının optimum yerleri test edilmiştir. Bu doğrultuda, oluşan maliyet göz önünde bulundurularak firma için en uygun optimum tesis sayısı belirlenmiştir. İkinci modelde, firmanın mevcut tesis yeri dikkate alınmadan, farklı tesis sayıları kullanılarak oluşan maliyetler karşılaştırılarak optimum tesis sayısı elde edilmiştir. Araştırma sonucunda, birinci modelde, elde edilen maliyet eğrisine göre optimum depo sayısının iki olması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Bu, firmanın optimum sayıda depoya sahip olmadığını göstermektedir. İkinci modelde de, elde edilen maliyet eğrisine göre optimum depo sayısının iki olduğu saptanmıştır. Ancak seçilen depo yerlerinin birinci modele göre farklılık gösterdiği belirlenmiştir. Son olarak, birinci ve ikinci model karşılaştırıldığında firmanın mevcut depo yerinin ve sayısının optimum olmadığı gözlenmiştir. Optimum depo sayısının sağlanması için depo sayısının ikiye çıkarılması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Libya gıda kuruluşlarında kalite yönetim sistemi ISO 22000'in uygulanmasını etkileyen engeller
Son yıllarda dünya çapında gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde kalite yönetim sistemi ISO 22000 sertifikasına sahip gıda kurumların sayısı önemli ölçüde artmıştır. Yeni ISO 22000 standartı bir kuruma iç ve dış müşteri memnuniyetini gösteren, ürün ve hizmetlerini sürekli geliştirmek için yol göstericilik yapan bir yöntemdir. Bingazi'de özel sektör kurumu olarak sadece iki gıda Fabrikası ISO 22000 sertifikasına sahip bulunmaktadır. Sertifika sayısının bu denli az oluşu bu kuruluşların ISO 22000 sertifikası almalarını etkileyen engellerin var olduğuna işaret etmektedir. Benzer ülkelerde, örneğin Mısır'da üç yüzden fazla kurum kalite Yönetim Sistemi ISO 22000 başvurusu yapmıştır. Bu nedenle, bu araştırmanın amacı, Libya Gıda Sektöründe KYS (Kalite Yönetim Sistemi) ISO 22000'in uygulanmasına etki eden engellerin ortaya çıkarmak ve analiz etmektir. Dünya çapında farklı ülkelerde, birçok gıda kuruluşu KYS ISO 22000'e sahip olma bakımından engellerle karşı karşıya kalmaktadır. Bu engellerin etkileri üzerine yapılmış olan ampirik çalışmaların yetersiz oluşu nedeniyle, bu çalışmada yeni bir standart ve kavramsal çerçeve oluşturulmuş ve geliştirilmiştir. Bu araştırma, bu engelleri daha derinlemesine bir anlayış ile ele almak amacıyla gerçekleştirildi. Bu çalışma, bazıları sadece Libya kültürüne has olarak sınıflandırılan ve daha önce literatürde yer almayan engellerin ayrıntılı bir listesini sunmaktadır. Engellerin çoğu dünyada genelinde bildirilen engeller ile uyumludur. Bu çalışma, bu alandaki literatürün zenginleştirilmesine katkıda bulunmakta ve Libya'ya yönelik araştırmalardaki bilgi boşluğunu doldurmaktadır. Bu araştırmadan elde edilen bulgular ışığında bazı öneriler paylaşılmıştır.