Healthy nutrition

197 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Sağlık çalışanlarında sürdürülebilir beslenme eğitiminin beslenme tutum ve davranışlarına etkisi

Giriş ve Amaç: Bu çalışmada toplum sağlığında önemli rolü olan birinci basamak sağlık çalışanlarında ''Sürdürülebilir Beslenme Eğitimi'' ile sürdürülebilir beslenme konusunda bilgi ve farkındalık seviyelerini arttırarak toplum sağlığına fayda vermek amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntemler: Çalışmaya Edirne İl Sağlık Müdürlüğü'ne bağlı Keşan İlçe Sağlık Müdürlüğü ve İpsala Toplum Sağlığı Merkezi'nde çalışan 74 sağlık çalışanı dahil edilmiştir. Çalışmanın veri toplama sürecinde eğitim verilmeden önce ve eğitim verildikten 3 ay sonra anket uygulanmıştır. Yapılan anket katılımcıların sosyo-demografik özelliklerini, beslenme alışkanlıklarını, sürdürülebilir beslenme bilgi düzeylerini ve sürdürülebilir beslenme alışkanlıklarını kapsamaktadır. Sürdürülebilir beslenme durumu için Sürdürülebilir Besin Tüketim Davranışı Ölçeği kullanılmıştır. Bulgular: Çalışmaya katılanların %68,90'ı (s=51) kadın iken, %31,10'u (s=23) erkektir. Katılımcıların yaş gruplarına göre dağılımda 44 yaş üzeri grup tüm çalışma grubunun %32,00'ını oluşturmaktadır. Eğitim öncesinde kadınların BKİ'si 24,81±3,65 kg/m2 iken, eğitim sonrasında 24,47±3,58 kg/m2 düzeyindedir. Eğitim öncesinde erkeklerin BKİ düzeyi 27,65±4,21 kg/m2 iken, eğitim sonrasında 27,37±4,09 kg/m2'dir. Eğitim sonrasında "sürdürülebilir beslenme" kavramı hakkında bilgi sahibi olduklarını beyan edenlerin oranı istatistiksel olarak anlamlı düzeyde arttığı bulunmuştur (p<0,001). Eğitim, sürdürülebilir beslenme bilgi düzeyini istatistiksel olarak anlamlı düzeyde arttırdığı tespit edilmiştir (p<0,001). Eğitim sonrasında, SBTDÖ'ne göre bilgi düzeyindeki artış eğitim öncesinden daha fazla olmuştur (p<0,001). Katılımcıların eğitim öncesine göre protein ihtiyacını kırmızı et yerine kurubaklagil, tavuk veya balıktan karşılamayı tercih etme durumu değişmezken; kuru yemişten (ceviz, fındık vb.) tüketeceğini beyan eden bireylerin oranı arttığı ortaya konmuştur. Eğitim ile birlikte enerji, yağ, karbonhidrat, kalsiyum alım düzeylerinde azalma (p=0,009; p=0,009; p=0,018; p=0,023), çinko alım düzeylerinde ise artış saptanmıştır (p=0,042). Sonuç: Sağlık çalışanlarına verilen sürdürülebilir beslenme eğitiminin sürdürülebilir beslenme bilgi düzeylerini arttırdığı tespit edilmiştir. Sürdürülebilir beslenme eğitiminin etkisinin devamını sağlamak için bu konudaki eğitimlerin yaygınlaştırılmasına ve daha kapsamlı çalışmalara ihtiyaç duyulmaktadır. Anahtar kelimeler: beslenme, sürdürülebilirlik, sürdürülebilir beslenme, beslenme modelleri, sağlık çalışanı

Sağlıklı beslenmeÇevresel sürdürülebilirlik
Büşra Akyol
Trakya University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2025
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Trakya Üniversitesi Hastanesinde takipli erişkin Tip 2 Diyabetlilerde Akdeniz diyetine bağlılık durumu ve trigliserit-glikoz indeksi arasındaki ilişki

Diyabet yönetiminin en zorlu unsurlarından biri, hastaların yaşam tarzı değişikliklerine uyumunu objektif olarak takip edebilmektir. Yaşam tarzı değişiklikleri içinde tıbbi beslenme tedavisine uyum başat roldedir. Bu çalışmanın amacı, Trigliserit-Glikoz (TyG) indeksinin, Tip 2 Diyabetli hastalarda Akdeniz diyetine bağlılık durumuyla olan ilişkisidir. Kesitsel tasarımlı bu çalışma, Kasım 2024 – Nisan 2025 tarihleri arasında Trakya Üniversitesi Hastanesi Diyabet ve Obezite Polikliniği'nde takip edilen 252 Tip 2 Diyabetli hasta ile gerçekleştirilmiştir. Hastaların beslenme düzeni Akdeniz Diyeti Bağlılık Ölçeği (MEDAS) ile puanlanmış, metabolik durumları ise hastane yönetim bilgi sisteminde son altı ay içindeki en güncel laboratuvar verileriyle hesaplanan TyG indeksi ile analiz edilmiştir. İstatistiksel değerlendirmede diyet bileşenlerinin etkisi adımsal regresyon, indeksin ayırt etme gücü ise ROC analizi ile incelenmiştir. Çalışma grubunda, MEDAS toplam puanı ile TyG indeksi arasında çok güçlü bir ters orantı saptanmıştır (r = -0.765; p <0.001). Regresyon analizleri, TyG indeksini düşürmede en etkili beslenme alışkanlıklarının şekerli/gazlı içecek kısıtlaması, ana yağ olarak zeytinyağı kullanımı ve kuruyemiş tüketimi olduğunu ortaya koymuştur. Çalışmanın en çarpıcı bulgusu, TyG değeri 8,97'nin altında olan bireylerin Akdeniz diyetine güçlü bir bağlılık gösterdiğinin (MEDAS ≥9) %85,7 duyarlılık ve %85 özgüllük oranıyla tahmin edilebilmesidir. Ayrıca bu çalışmada düzenli fiziksel aktivite ve bu aktivitenin sıklığının hem diyet uyumunda hem de insülin direnci üzerindeki etkililiği gösterilmiştir. TyG indeksi, Tip 2 Diyabetli hastalarda sadece insülin direncini değil, aynı zamanda hastanın beslenme disiplinini de yansıtan güvenilir bir biyobelirteçtir. Çalışmamız, bu indeksin 8,97 değerinin altına çekilmesinin, hastaların metabolik profilini diyabet öncesi risk seviyelerine döndürebileceğini (metabolik reset) göstermektedir. Aile hekimleri, maliyetli testlere gerek duymadan TyG indeksini kullanarak hastalarının diyet uyumunu objektif olarak izleyebilir.

Aile hekimliğiAkdenizAkdeniz diyeti+7
Ekin Dikmen
Trakya University
2025
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Aile hekimliği polikliniğine başvuran 18-65 yaş arası bireylerin sağlıklı beslenmeye ilişkin tutumlarının ve fiziksel aktivite düzeylerinin obeziteyi önlemedeki etkisi

Obezite, olumsuz sağlık sonuçlarıyla ilişkili, multifaktöriyel bir hastalıktır. Hatalı beslenme ve fiziksel aktivite azlığının sebep olması, önlenebilir olduğunu düşündürmektedir. Polikliniğimize başvuranların sağlıklı beslenmeye ilişkin bilgi ve tutumları ile fiziksel aktivite düzeylerini belirleyerek obeziteyle ilişkisini ortaya çıkarmayı hedefledik. Nisan - Eylül 2022 tarihlerinde 176 kadın, 125 erkek toplam 301 gönüllüye sosyodemografik bilgiler, beslenme ve fiziksel aktivite özelliklerini sorgulayan anket sorularına ilaveten Sağlıklı Beslenmeye İlişkin Tutum Ölçeği ve Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi Kısa Form'u kullanılarak toplam 63 soruluk anket yüz yüze uygulanmıştır. Katılımcıların %20,3'ü obezdir. Katılımcılarımızın %33,9'unun inaktif ve %19,3'ünün ise çok aktif olduğu gözlenmiştir. SBİTÖ toplam puan ortalaması 77,8±11,6 olup, yüksek düzeydedir. Fiziksel aktivite seviyesi yüksek olanların daha düşük BKİ ve bel çevresine sahip olduğu gözlenmiştir. Çalışmamızda, obezlerin normal kilolulara göre daha olumlu beslendikleri bulunmuştur. BKİ arttıkça beslenme bilgisi azalmış ve SBİTÖ puanlarının artmıştır. Özetle, çalışmamızda obez bireylerin daha olumlu beslendiklerini, ve fiziksel aktivite seviyelerinin düşük olduğunu tespit ettik. Aile hekimleri, fiziksel aktivite ve beslenme davranışları açısından konusunda önemli bir konumdadırlar. Aile hekimliğinde, nüfusumuzun sağlığının geliştirilmesinde bu konumumuzu güncel bilgiler ışığında, beceri ve deneyimlerimizi kullanabilmekteyiz. Fiziksel aktivite ve beslenme danışmanlığı sadece obeziteden korunma ve tedavisinde değil, sağlıklı kişilerin iyilik halinin sürdürülmesinde oldukça önemli ve maliyet etkin bir uygulamadır. Anahtar kelimeler: Obezite, sağlıklı beslenme, fiziksel aktivite

Aile hekimliğiBeslenmeDoktorlar+4
Filiz Yıldırım
Tekirdağ Namık Kemal University
2023
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

3-12 yaş çocuklarda gıda takviyesi kullanımı ve sağlıklı beslenmenin değerlendirilmesi

Amaç: Beslenme vücut sağlığını korumak, geliştirmek ve hayat kalitesini yükseltmek için bedenin ihtiyacı olan besin çeşitlerini belirli zamanlarda yeterli çeşit ve miktarda almak olarak tanımlanır. Gelişen teknoloji ile birlikte bilgiye ulaşmanın kolaylaşması, bireylerin sağlık ile ilgili bilinç düzeylerinin artmasını kendi ve çocuklarının sağlıklarıyla ilgili konularda karar yetkisini kendi üzerlerine almaya eğilimli olmasını sağlamıştır. Gıda takviyeleri bir diğer adıyla besin destek ürünleri besin öğelerinin yüksek miktarlarının tablet, hap, şurup ve benzeri formlarda konsantre şekilde üretilmesidir. Diyeti desteklemek amacıyla kullanılır. Bu çalışmada okul öncesi 3-5 yaş ve okul çağındaki 6-12 yaş çocuklarda sağlıklı beslenme davranışlarını, gıda takviyesi kullanım sıklığını, gıda takviyesi kullanımına ebeveynin ve çocuğun sosyodemografik özelliklerinin, çocuğun genel sağlık durumu ve beslenme davranışlarının etkilerini araştırmak; sağlıklı beslenme ve gıda takviyesi ile ilgili tutum ve davranışları incelemek ve bu lokal verileri literatüre kazandırmak hedeflenmiştir. Gereç Yöntem: Çalışma Samsun Üniversitesi Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesi pediatri polikliniklerine 1 Kasım-15 Aralık 2022 tarihlerinde başvuran 3-12 yaş arası çocuğu olan ebeveynlerle yapılmıştır. Katılımcılara sosyodemografik özellikler, sağlıklı beslenme, gıda takviyeleri ile ilgili 41 soruluk anket yüz yüze görüşme yöntemiyle uygulanmıştır. Veriler SPSS 24 programında incelenmiş ve anlamlılık düzeyi p<,050 kabul edilmiştir. Bulgular: Çalışmada çocukların %11,6'sının fazla kilolu, %18,4'ünün obez olduğu, %54,8'inin öğün atladığı, %39,7'sinin kırmızı eti, %57,4'ünün balığı yeterli tüketmediği bulunmuştur. Çocuklarda gıda takviyesi kullanımı %48,2 saptanmıştır. En çok tercih edilen gıda takviyelerinin sırasıyla %56,4 omega, %40,2 D vitamini, %35,8 multivitamin+mineral kompleksi olduğu bulunmuştur. Gıda takviyelerinin en sık bağışıklık sistemini güçlendirmek, sağlığı korumak ve iştahı artırmak amaçlı kullanıldığı ve bu amaçlarla gıda takviyesi kullanımının kız çocuklarda daha fazla olduğu saptanmıştır. Çocuklarda gıda takviyesi kullanımının çocuğun ve ebeveynin sosyodemografik özellikleriyle ilişki olmadığı, çocuğun kronik hastalığa sahip olmasıyla arttığı saptanmıştır (p<,010). Çocuklarda gıda takviyesi kullanımının kırmızı et, balık, meyve ve sebze tüketimiyle ilişki olmadığı süt grubu besin tüketimi ile ilişkisi olduğu bulunmuştur. Sonuç: Aile hekimliği prensibi, biyopsikososyal yaklaşım gereği hastalara sürekli ve kapsamlı bir sağlık hizmeti sunmayı gerektirir. Aile hekimlerinin toplum sağlığını ilgilendiren sağlıklı beslenme ve kullanımı yaygınlaşan gıda takviyeleri konusunda yeterli bilgi düzeyinde olması bir gerekliliktir. Hekimler hastalarında gıda takviyesi kullanımını sorgulamalı, gıda takviyelerinin gereklilik halinde ve bilinçli kullanılmasını sağlamalı, yan etkiler, uygun dozlama ve ilaç etkileşimi hakkında bilgi sahibi olmalıdır. Ebeveynlere sağlıklı beslenme, gıda takviyelerinin bilinçli kullanımı hakkında eğitim verilmeli, bu konulardaki bilinç düzeyinin artırılması için çalışmalar yapılmalıdır.

Besin destekleriBeslenme davranışıGıda takviyesi+3
Tümay Filiz
Samsun Üniversity
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Polikistik over sendromu tanılı kadın bireylerde diyetin inflamatuar indeksinin CD36 ve kardiyometabolik risk faktörleri üzerine etkileri

Bu çalışma polikistik over sendromu (PKOS) tanılı kadınlarda diyetin inflamatuar indeksinin (DII) CD36 ve kardiyometabolik risk faktörleri üzerine etkilerinin incelenmesi amacıyla planlanmış ve yürütülmüştür. Araştırma, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Endokrinoloji polikliniğine başvuran 38 PKOS tanılı hasta ve 39 sağlıklı kontrol grubu ile yürütülmüştür. Bireylere menstrual döngülerinin erken foliküler fazında genel bilgileri içeren anket formu uygulanmış, antropometrik ölçümleri, kan basıncı ölçümleri ve besin tüketim sıklıkları alınmıştır. Bireylerin besin tüketim sıklıklarından günlük enerji ve besin ögesi tüketimleri ile DII değerleri hesaplanmıştır. Ek olarak, bireylerin rutin tetkikleri kapsamında açlık kan glukozu ve insülin seviyesi, lipit profili ve cinsiyet hormonları profili ile ilgili biyokimyasal verileri kaydedilmiş ve serum hs-CRP ve CD36 seviyeleri ELISA yöntemi ile analiz edilmiştir. Çalışmaya dahil edilen PKOS ve kontrol grubu yaş (sırasıyla 21,6±2,26 ve 21,1±1,81 yıl) ve BKİ (sırasıyla 26,3±4,20 ve 25,9±3,22 kg/m2) açısından benzer kişilerden oluşmaktadır (p>0,05). Yaş ve BKİ açısından eşleştirilmiş olan gruplar arasında DII değerinin farklı olmadığı görülmüştür (p>0,05). Benzer şekilde hs-CRP ve CD36 seviyeleri PKOS grubunda matematiksel olarak daha yüksek iken, bu fark anlamlı bulunmamıştır (p>0,05). Ayrıca bireylerin DII değerleri ile açlık kan glukozu, kan basıncı değerleri, hs-CRP ve CD36 seviyeleri ile pozitif yönde korelasyon gösterdiği bulunmuştur (p<0,05). Diğer yandan, serum CD36 seviyesinin, PKOS ve kontrol gruplarında bel çevresi, total testosteron, açlık insülin seviyeleri ve HOMA-IR değerleri ile negatif yönde ilişkili olduğu görülürken, hs-CRP seviyesinin günlük karbonhidrat ve yağ alımı ile pozitif yönde korelasyon gösterdiği saptanmıştır (p<0,05). Yapılan lojistik regresyon analizinde DII değerinin, DII çeyrekliklerinin ve CD36 seviyesinin PKOS gelişimi için riski arttırmadığı görülmüştür (p>0,05). Sonuçta; DII değerinin ve CD36'nın PKOS tanılı bireylerde kardiyometabolik risk faktörleri üzerine farklı mekanizmalar ile etkiler gösterebileceği görülmektedir. Bu bağlamda anti-inflamatuar besin ögeleri içeren besinlerin diyete eklenmesinin ve pro-inflamatuar besinlerin ise tüketim miktarlarının azaltılmasının PKOS ve ilişkili olduğu metabolik sorunlarda faydalı etkiler gösterebileceği düşünülmektedir. Ancak PKOS tanılı bireylerde uygulanacak diyetin inflamasyon ve beraberinde metabolik yolaklar üzerine etkileri ile ilgili daha kapsamlı çalışmalara ihtiyaç duyulmaktadır.

Metabolik sendromPolikistik over sendromuSağlıklı beslenme
Elif Uluğ
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Tip 2 diyabet tanılı bireylerde yeme ve ağırlık modelleri anketi-5 (YAMA-5)'in Türkçe geçerlik ve güvenirlik çalışması ve anketin diyabet distress ölçeği ile ilişkisinin incelenmesi

Tip 2 Diabetes Mellitus (T2DM), sıklıkla insülin direncinin eşlik ettiği; karbonhidrat, protein ve yağ metabolizmasında bozukluklara yol açan kronik ve metabolik bir hastalıktır. Özellikle beden kütle indeksi (BKİ) yüksek ve insülin direnci olan T2DM'li bireylerde başta Tıkınırcasına Yeme Bozukluğu (TYB) olmak üzere, çeşitli yeme bozukluklarının gelişme riski bulunmaktadır. Bu çalışmada, Yeme ve Ağırlık Modelleri Anketi-5 (YAMA-5)'in T2DM'li bireylerde TYB tarama aracı olarak kullanımının Türkçe geçerlik ve güvenirliğini değerlendirmek; anketin, bireylerin yaş, cinsiyet, beden kütle indeksi (BKİ) ve diyabet süresi gibi bazı genel özellikleri ve Diyabet Distress Ölçeği (DDÖ) puanları ile ilişkisini incelemek amaçlanmıştır. Çalışmaya 19-64 yaş arası 200 yetişkin T2DM'li birey katılmıştır. Çalışma anketi, "Genel Bilgiler", "Yeme ve Ağırlık Modelleri Anketi-5 (YAMA-5)", "Yeme Bozukluğu Değerlendirme Ölçeği (YBDÖ)" ve "Diyabet Distress Ölçeği (DDÖ)" olmak üzere dört bölümden oluşmaktadır ve anket katılımcılara online görüşme aracılığıyla uygulanmıştır. Validasyonu yapılan YAMA-5'in Türkçe'ye yakınsak geçerliğinin Spearman katsayısına göre çok kuvvetli bir düzeyde uyum gösterdiği (ρ=0,915 ve p<0,001); uyum geçerliğinin ise kappa katsayısına göre iyi düzeyde bir uyum gösterdiği saptanmıştır (objektif aşırı yeme atağı için κ=0,632; subjektif bulimik atak için κ=0,672; objektif bulimik atak için κ=0,629). Test-tekrar test sonucuna göre YAMA-5'in ölçüm güvenirliği (κ=0,66), kabul edilen üst sınıra (κ=0,70) yakın bulunmuştur. Çalışmaya katılan bireylerin %4'ünde YAMA-5'e göre muhtemel TYB varlığı saptanırken, Bulimiya Nervoza saptanan birey olmamıştır. Bireylerde YAMA-5'e göre muhtemel TYB saptanması ile bireylerin yaşları, cinsiyeti, eğitim durumları, diyabet sürelerinin ortalaması, diyabete yönelik uygulanan tedavi yöntemleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki gözlenmemiştir (p>0,05). Öte yandan, muhtemel TYB saptanan bireylerin hem vücut ağırlığı hem de BKİ ortalamalarının, saptanmayanlara göre istatistiksel olarak anlamlı şekilde yüksek olduğu saptanmıştır (sırasıyla; 91,6±13,79/80,7±14,05 kg ve 34,7±6,80/30,0±5,38 kg/m2, p<0,05). Yeme ve Ağırlık Modelleri Anketi-5'e göre muhtemel TYB saptanan bireylerin; YBDÖ toplam ve alt ölçek skorlarının ortalaması, DDÖ toplam ve alt ölçek skorlarının ortanca değerleri, saptanmayanlara göre istatistiksel olarak anlamlı derecede yüksek bulunmuştur (p<0,05). Elde edilen sonuçlar; YAMA-5'in tip 2 diyabetli bireylerde TYB taraması yapma amacıyla kullanılabileceğini desteklemektedir.

Aşırı yeme bozukluğuDiabetes mellitus-tip 2Sağlıklı beslenme+2
Şevval Keskinkaya
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Sporcuların besin tüketiminin sera gazı emisyonu ve su ayak izi açısından değerlendirilmesi

Sporcuların sağlık ve performans gelişiminin temelini oluşturan beslenme planında sürdürülebilirliğin sağlanması kritik öneme sahiptir. Bu çalışma Ankara ili Türkiye Olimpiyat Hazırlık Merkezi ve Ankara Sporcu Sağlığı, Performansı ve Hizmet Kalite Standartları Daire Başkanlığı bünyesinde bulunan sporcular ile gerçekleştirilmiştir. Sporcuların besin tüketiminin sera gazı emisyonu ve su ayak izinin hesaplanması ile besin tüketiminin sürdürülebilirliğinin ve sürdürülebilir beslenme konusundaki bilgi, tutum ve davranışlarının değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Çalışma yaş ortalaması 21,0±3,3 olan, farklı spor branşlarından toplam 100 adet profesyonel sporcu ile gerçekleştirilmiştir. Konuyla ilgili literatür incelenerek araştırma için bir anket geliştirilmiştir. Beş bölümden oluşan ankette sporcuların sosyo-demografik özellikleri, sürdürülebilir beslenme konusundaki bilgi, tutum ve davranışlarının sorgulandığı bölümler ve besin tüketim sıklığı formu yer almaktadır. Besin tüketim sıklığı formundan elde edilen verilerle sporcuların tükettiği kırmızı et miktarı, aldığı bitkisel ve hayvansal protein miktarı, besin tüketiminin sera gazı emisyonu (SGE) ve su ayak izi (SAİ) hesaplanmıştır. Veri toplama süreci, merkeze başvuran sporculardan gönüllü olanlarla yüz yüze görüşme yoluyla gerçekleştirilmiştir. Sporcuların besin tüketiminin SGE'si kişi başı 3017,1±1877,4 g CO2 eşdeğeri/g/gün ve SAİ'si kişi başı 5,4±3,2 mL/g/gün hesaplanmıştır. Kadın sporcuların besin tüketiminin SGE'si erkek sporculardan daha düşük kaydedilmiştir (p<0,001). Kadın sporcuların besin tüketiminin SAİ'si de erkek sporculardan daha düşük bulunmuştur (p<0,001). Besin satın alırken çevresel etki ibaresine genellikle dikkat eden bireylerin, diyet SGE ve SAİ değerleri daha yüksek çıkmıştır (p<0,05). Besin satın alırken etik üretim ibaresine daha çok dikkat eden sporcuların besin tüketiminin SGE değerlerinde istatistiksel olarak anlamlı bir yükseklik saptanmıştır (p<0,05). Besin tüketiminin SGE ve SAİ'sinde spor branşına göre farklılıklar olduğu görülmüştür (p<0,05). Takım sporcularının besin tüketiminin SGE ve SAİ değerleri diğer gruplara göre daha düşük, kuvvet/güç sporcularının ise daha yüksektir (p<0,05). Sporcuların besin tüketiminin SGE ve SAİ'si arasında haftalık antrenman sayısına göre farklılık saptanmıştır (p<0,05). Haftada 5 kez ve daha az antrenman yapan sporcuların besin tüketiminin SGE ve SAİ değerleri diğer gruplara göre daha düşük çıkmıştır (p<0,05). Katılımcıların günlük kişi başı kırmızı et tüketimi 95,2±11,6 g, bitkisel protein alımı 58,0±32,0 g, hayvansal protein alımı 85,9±54,9 g'dır. Sporcuların tükettiği kırmızı et miktarı, aldığı hayvansal ve bitkisel protein miktarı ile besin tüketiminin SGE ve SAİ değerleri arasında anlamlı bir ilişki vardır (p<0,001). Sporcuların besin tüketiminin SGE ve SAİ değerleri genel popülasyona kıyasla daha yüksektir.

Sağlıklı beslenmeÇevresel sürdürülebilirlik
Selva Acar
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Besin etiketleri ve besin ögesi örüntü profili modellerinin besin seçimi üzerine etkisinin değerlendirilmesi

Bu çalışma Türkiye'de satışa sunulan ambalajlı besin, hazır yemek ve içecekler ile Türk Mutfağına ait standart yemek tarifelerinin besin ögesi içeriğini besin etiketleri ve besin ögesi örüntü profili modelleri ile değerlendirmek ve sağlıklı besin seçiminde besin etiketlerinin etkisini incelemek amacıyla yapılmıştır. Nutri-Score etiket modeli, FSA-Ofcom WXY modeli, NRF9.3 modeli ve Trafik Işıkları etiketi değerlendirmesine göre Türk Mutfağı standart yemek tarifelerinin ve ambalajlı besin, tüketime hazır ve içeceklerin sağlık sorunlarına neden olabilecek besin ögeleri içeriğinin yüksek olduğu görülmüştür. Diğer bölgelere göre Güneydoğu Anadolu Bölgesine özgü yemekler, alımının azaltılması önerilen besin ögeleri bakımından yüksek içeriğe sahiptir. Modeller arası korelasyon incelendiğinde birinci, ikinci ve üçüncü kap yemeklerin Nutri-Score, FSA-Ofcom WXY ve NRF9.3 sonuçları arasında anlamlı bir korelasyonun olduğu sonucuna varılmıştır (p<0,05). Hazır yemekler, unlu mamüller, tahıl, kuru baklagil ve türevleri, baharatlar, soslar ve çeşnilerin NRF9.3 ve Nutri-Score sonuçları arasında anlamlı bir korelasyonun olduğu saptanmıştır (p<0,05). İşlenmiş et ürünleri, balık ve deniz ürünleri, süt ve ürünleri, hazır yemekler, unlu mamüller, tahıl, kuru baklagil ve türevleri, şeker ve şekerli besinler, baharatlar, soslar ve çeşniler, içeceklerin Nutri-Score ve FSA-Ofcom sonuçları arasında anlamlı bir korelasyonun olduğu saptanmıştır (p<0,001). Nutri-Score etiket modeli; ambalajlı besin, hazır yemek, içecek ve standart yemek tarifesi seçiminde en yüksek doğru cevap sayısının verildiği etiket modeli olmuştur. Ayrıca Nutri-Score etiketi, bireyler tarafından en açıklayıcı ve kolay anlaşılır etiket modeli olarak tercih edilmiştir. Etiket modellerinin daha sağlıklı besin seçimine etkisinde 3 etikette verilen doğru cevap sayıları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunamamıştır (p>0,05). Sonuç olarak, besin etiketleri ve besin ögesi örüntü profili modellerinde kullanılan referans miktarlarının yeniden değerlendirilmesi ve porsiyon miktarına etiketlerde daha çok yer verilmesi bireylerin besin seçimini olumlu etkileyecektir. Standart yemek tarifeleri ile ambalajlı besin ve içeceklerin besin ögesi içeriklerinin göz önünde bulundurularak sağlığı koruyucu ve geliştirici yönde yeniden düzenlenmesi bireylerin daha sağlıklı besin seçimi ve tüketimini destekleyecektir.

Besin etiketiHazır gıdalarSağlıklı beslenme+3
Fatmanur Dolu
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Ortaokul öğrencilerinin gıda güvenilirliği, sağlıklı beslenme bilgi, tutum ve davranışları ile kantinden gıda tüketim tercihlerinin incelenmesi

Gıda, fizyolojik ihtiyaçların başında gelmekte olup insan yaşamı için vazgeçilmezdir. Doğada bulunan tüm canlılar yaşamlarını sürdürebilmek için gıdayı tedarik etmek ve beslenmek zorundadır. Özellikle gelişim çağında bulunan ortaokul öğrencileri için beslenme ayrı bir önem taşımakta ve bu dönemde beslenme alışkanlıklarının kazandırılmasında okul vazgeçilmez bir rol oynamaktadır. Bu nedenle okullarda bulunan kantinlerde sunulan gıdaların güvenilir ve besleyici olması çok önemlidir. Bu araştırma; ortaokul öğrencilerinin gıda güvenilirliği ve sağlıklı beslenmeye ilişkin bilgi, tutum ve davranışları ile kantinlerden satın almayı tercih ettikleri gıdaları ve tüketim sıklıklarını saptamak amacıyla yürütülmüştür. Araştırmanın evrenini; Ankara il merkezi içerisinde yer alan Çankaya, Yenimahalle ve Altındağ ilçelerinde bulunan ortaokullarda 5, 6, 7 ve 8. sınıfta öğrenim gören 632 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri; öğrencilerin demografik bilgilerinin yanı sıra, Besin Güvenliği Davranış Ölçeği, Beslenme Tutum Ölçeği ve Beslenme Davranış Ölçeği'nden oluşan araştırma formu ile toplanmıştır. Verilerin analizinde; tanımlayıcı istatistikler, sayı ve yüzde dağılımlar, ki-kare analizi, t testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve çoklu karşılaştırma testi (LSD) testi kullanılmıştır. Yapılan istatistiksel analizlerin sonuçlarına göre öğrencilerin gıda güvenilirliği davranışları cinsiyet ve sınıflar arasında anlamlı bir farklılık göstermektedir (p<0,05). Kızlar ile yedinci sınıf öğrencilerinin gıda güvenilirliği davranışları diğerlerine göre daha olumludur. Beslenme tutumları açısından bu farklılık yalnızca sınıflar arasında görülmektedir (p<0,05). Beşinci sınıfta öğrenim gören öğrencilerin sağlıklı beslenme tutumları diğerlerine göre daha olumludur. Öğrencilerin beslenme davranışları da cinsiyet ve sınıflar arasında anlamlı bir farklılık göstermektedir (p<0,05). Kızlar ile beşinci sınıfta öğrenim gören öğrencilerin sağlıklı beslenme davranışları diğerlerine göre daha olumludur. Kantinlerde satılan gıdalar ve öğrencilerin bu gıdaları tüketim sıklıkları incelendiğinde; sağlığa faydalı olan gıdaların kantinlerde satışının ve tüketiminin çok fazla olmadığı; sağlığa zararlı olan gıdaların satışı yasak olmasına rağmen kantinlerde satışının yapıldığı ancak tüketim sıklıklarının diğerlerine göre daha az olduğu; kantinlerde satışı şartlı uygun olan gıdaların ise kantinlerde en çok tüketilen/satılan ürün grubu olduğu görülmektedir. Su en sık tüketilen gıdaların başında gelmekte olup öğrencilerin sağlığa zararlı gıdaları tüketim sıklıkları sosyoekonomik düzey yükseldikçe azalmaktadır.

Beslenme ve yeme bozukluklarıGıda güvenliğiGıda tüketimi+7
Hanife Ayan
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Adölesanlarda sağlıklı beslenme ve uyku hijyeni eğitimlerinin vücut ağırlığı ve ilgili parametrelere etkisi

Çocukluk çağı obezitesi her geçen gün artmakta olan ve yetişkinlikte de çeşitli kronik hastalıklara zemin hazırlayan bir halk sağlığı sorunudur. Uyku yetersizliğinin obezite riskini arttırdığı bilinmekte olup adölesan dönemde beslenme ve uyku düzeni bozulmaktadır. Randomize kontrollü klinik çalışma olarak planlanan bu çalışmada, preobez ve obez adölesanlarda sağlıklı beslenme ve uyku hijyeni eğitimlerinin, besin tüketim durumuna, diyet kalitesine, antropometrik ölçümlere, vücut ağırlığı ile ilişkili biyokimyasal göstergelere ve uyku alışkanlıkları ile uyku kalitesine etkisi araştırılmıştır. Çalışmada polikliniğe başvuran 12-18 yaş aralığındaki 38'i kız 22'si erkek toplam 60 preobez ve obez katılımcı 12 hafta süresince sağlıklı beslenme programı ile takip edilmiş, 6. haftada katılımcılar randomizasyonla iki gruba ayrılarak müdahale grubuna (n=30) beslenme eğitimine ek olarak uyku hijyeni eğitimi verilmiştir. Katılımcılarla başlangıçta, 6. haftada ve 12. haftada yüz yüze, 2.,4.,8. ve 10. haftalarda çevrimiçi görüşmeler yapılmıştır. Yüz yüze görüşmelerde katılımcıların fizik muayeneleri yapılmış, kan örnekleri ve antropometrik ölçümleri alınmış, 3 günlük besin tüketim kayıtları ve besin tüketim sıklıkları alınmış, diyet kaliteleri Sağlıklı Yeme İndeksi-2010 ile değerlendirilmiştir. Serum örneklerinde leptin ve ghrelin parametreleri ELISA yöntemi kullanılarak analiz edilmiştir. Ayrıca katılımcıların uyku kaliteleri Pittsburgh Uyku Kalite İndeksi, uyku hijyenleri Uyku Hijyen İndeksi, kronotipleri Çocukların Kronotip Ölçeği, gece yeme alışkanlıkları Gece Yeme Anketi, uyku alışkanlıkları ve sosyal jetlag durumları ise uyku günlükleri ile değerlendirilmiştir. Çevrimiçi görüşmelerde beslenme programına devamlılığın sağlanması amacıyla motivasyon görüşmesi yapılmış, katılımcıların beslenme durumları değerlendirilmiş ve müdahale grubunda 6. haftadan sonra uyku günlükleri ile uyku hijyeni eğitimine uyumun takibi sağlanmıştır. Çalışma sonucunda, her iki grup ve cinsiyette beslenme eğitimi sonrası diyetle enerji, karbonhidrat ve yağ alım miktarları, enerjinin yağdan ve doymuş yağ asitlerinden karşılanan yüzdeleri azalırken, proteinden karşılanan yüzdesi, toplam posa, çözünmez posa, B6 vitamini, potasyum, magnezyum ve fosfor alım miktarları artış göstermiştir (her biri için p<0,05). Katılımcıların toplam SYİ-2010 puanları çalışma süresince müdahale grubunda 45,8 (34,8-57,6)'dan 74,5 (63,4-86,7)'e, kontrol grubunda 44,1 (32,6-57,4)'den 69,6 (48,3-77,0)'ya artış göstermiş olup, bu artışın uyku hijyeni eğitimi sonrasında müdahale grubunda daha fazla olduğu saptanmıştır (her biri için p<0,001). Katılımcılarda her iki grup ve cinsiyette beslenme eğitimi sonrası vücut ağırlığı, beden kütle indeksi, bel çevresi, bel/boy oranı ve vücut yağ kütlesi değerleri azalmış, 6. ve 12. haftalar arasında müdahale grubunda kontrol grubuna göre daha büyük azalma saptanmıştır (her biri için p<0,05). Her iki grupta beslenme eğitimi sonrası açlık plazma insülin, serum trigliserit ve GGT, HOMA-IR, visseral adipozite indeksi ve kan basıncı düzeyleri azalırken, serum ghrelin düzeyleri artmıştır (her biri için p<0,05). Beslenme eğitimi sonrası sabahçıllık/akşamcılık puanlarının her iki grupta azaldığı, müdahale grubunda 6. ve 12. haftalar arasında daha fazla azalma olduğu saptanmıştır (her biri için p<0,001). Beslenme eğitimi sonrası her iki grupta ortalama uyku süresi puanı artarken toplam uyku kalitesi, gece yeme anketi ve uyku hijyeni puanları azalmış, bu değişimlerin 6. ve 12. haftalar arasında müdahale grubunda daha fazla olduğu saptanmıştır (her biri için p<0,001). Uyku hijyeni eğitimi sonrası müdahale grubunda kontrol grubuna göre yatağa gitme saatleri ve sosyal jetlag sürelerinde daha fazla azalma; hafta içi uyanma saatlerinde, hafta içi toplam uyku süreleri ve hafta içi yatakta kalma sürelerinde daha fazla artış tespit edilmiştir (her biri için p<0,001). Bu çalışmada preobez ve obez adölesanlarda sağlıklı beslenme eğitiminin beslenme durumu, diyet kalitesi, antropometrik ölçümler, biyokimyasal göstergeler, uyku hijyeni, uyku kalitesi ve gece yeme alışkanlıklarına olumlu etkisi saptanmıştır. Uyku hijyeni eğitiminin ise uyku alışkanlıkları, uyku hijyeni, uyku kalitesi, diyet kalitesi ve antropometrik ölçümleri olumlu etkilediği gösterilmiştir. Bu sonuçlar doğrultusunda, adölesan dönemde obezitenin ve olası komplikasyonlarının önlenmesi ve tedavisinde, beslenme eğitimi ile birlikte uyku hijyeni eğitiminin de planlanmasının önemli yarar sağlayacağı öngörülmektedir. Anahtar kelimeler: Obezite, adölesan, beslenme, uyku hijyeni, sosyal jetlag

BeslenmeErgenlerObezite+3
Hatice Duygu Eğlenoğlu
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

COVID-19 tanısı ile ayaktan tedavi gören hastaların iştah ve beslenme durumunun değerlendirilmesi

Birçok akut enfeksiyonda olduğu gibi koronavirus hastalığı 2019 (COVID-19), yetersiz beslenme riskinin yüksek olduğu bir hastalıktır. COVID-19 tanısı ile ayaktan tedavi gören bireylerin vücut ağırlığı değişimi, iştah ve beslenme durumunun değerlendirilmesi hastalığın olumsuz etkilerini en aza indirmeye yönelik önlemlerin belirlenmesine yardımcı olabilir. Bu araştırmaya Tekirdağ ili Kapaklı ilçesinde, ayaktan tedavi gören ve COVID-19 tanısı alan 19-65 yaş aralığında (ortalama 34,27±9,35 yıl) 266 (%49,2 kadın, %50,8 erkek) birey alınmıştır. Demografik özellikler, hastalık durumu, beslenme alışkanlıkları, antropometrik ölçümler, iştah anketi, besin tüketim sıklığı, 24 saatlik besin tüketim kayıt formunu kapsayan bir anket formu yüz yüze görüşme yöntemi ile uygulanmıştır. Antropometrik ölçümler ve Basitleştirilmiş Beslenme İştah Anketi (SNAQ) tanı sırasında ve tanı sonrası 10.günde olmak üzere iki kez uygulanmıştır. Araştırma sonunda hastaların %34,2'sinin 1 veya daha fazla ana öğün atladığı bulunmuştur (p<0,05). Hastaların toplam SNAQ puanlarının ortalaması tanı sırasında ve tanı sonrası 10.günde sırasıyla 17,66±1,70 ve 13,11±3,72'dir (p<0,001). COVID-19 tanı sonrası 10.günde yapılan değerlendirmeye göre kadın hastaların %65,6'sında, erkek hastaların ise %51,1'inde gelecek 6 ay içinde iştah kaybı nedeniyle %5'in üzerinde vücut ağırlık kaybı riski vardır (p=0,016). Tanı sonrası 10. gündeki SNAQ puanına göre vücut ağırlığı kaybı açısından riskli olan grupta süt ve süt ürünleri, kırmızı et, beyaz et, balık, yumurta, sebze, meyve, tahıl, kurubaklagil tüketiminde ''azaldı'' diyenlerin oranları, riskli olmayan gruptan fazladır (sırasıyla 61,9 vs. %15,3, %91,6 vs. %22,5, %89,7 vs. %20,7, %47,7 vs. %5,4, %42,6 vs. %6,3, %33,5 vs. %3,6, %17,4 vs. %1,8, %91,6 vs. %35,1, %60,6 vs. %7,2) (p<0,001). Hastaların günlük diyetle enerji, protein, B12 vitamini, kalsiyum, çinko ve demir alımı önerilerini karşılama oranı erkek ve kadınlarda sırasıyla yaklaşık %82,30 ve %82,20, %77,90 ve %69,00, %69,50 ve %47,25, %64,25 ve %63,72, %82,90 ve %66,40, %95,64 ve %82,36'dır. Hastaların tanı öncesine göre tanıdan sonraki 10.günde vücut ağırlığı, Beden Kütle İndeksi değeri ve SNAQ puanı ortalamaları daha düşüktür (p<0,001). Ayaktan tedavi gören COVID-19 hastalarında beslenme ile ilgili semptomlar ve beslenme durumları mutlaka değerlendirilmelidir. Bu hastaların yeterli enerji, protein ve sıvı alımının sürdürülmesi konusunda mutlaka bir diyetisyenden danışmanlık alması gerekmektedir. Anahtar Kelimeler: COVID-19, beslenme, diyet alımı, iştah

Ayaktan tedaviBeslenmeBeslenme durumu+4
Sevde Mercan
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Kuvvet sporcularının beslenme alışkanlıklarının değerlendirilmesi

Kuvvet sporcularında hedef sıklete ulaşmak için yanlış ağırlık kaybetme yöntemleri uyguladıkları ve beslenme bilgilerini diyetisyen yerine antrenörden aldıkları için eksik beslenme bilgilerine sahip oldukları görülmektedir. Beslenme bilgisinin beslenme alışkanlıklarına etkisi göz önüne alındığında bu çalışmanın amacı, kuvvet sporcularının beslenme alışkanlıklarını değerlendirmektir. Çalışmaya lisanslı, 18-33 yaş arası, kuvvet branşlarından 142 erkek ve 116 kadın toplam 258 sporcu katılmıştır. Demografik bilgiler, beslenme alışkanlıkları ve besin tüketim alışkanlıkları bölümünü içeren anket formu, uzman görüşü alındıktan sonra kapsam geçerliliği test edilmiştir. Sporculardan anket formuna ek olarak 24 saatlik geriye dönük besin tüketim kaydı doldurmaları istenmiştir. Çalışma, kuvvet sporcularının yoğun olduğu kulüp ve spor merkezlerinde duyurulmuş ve çevrim içi anket yoluyla uygulanmıştır. İstatistiksel analizler SPSS programı ile bakılmıştır ve p<0,05 olduğunda anlamlı olarak kabul edilmiştir. Sporcuların cinsiyete göre kahvaltı, öğle ve akşam yemekleri ve gece ara öğünü tüketim sıklıklarında anlamlı farklılık bulunmaktadır (p<0,05). Erkeklerde yumurta, kırmızı et, balık, ekmek grubu ve kadınlarda meyve grubu tüketim sıklığı daha fazladır ve fark istatistiksel olarak anlamlıdır (p<0,05). TÜBER yetişkin besin porsiyon önerilerine göre et/tavuk ürünleri, balık/deniz ürünleri, kurubaklagiller, yağlı tohumları yetersiz tüketenlerin oranı kadınlarda ve meyveleri yetersiz tüketenlerin oranı erkeklerde anlamlı olarak daha yüksek bulunmaktadır (p<0,05). Erkeklerin %61,8'i ve kadınların %51,6'sı protein alım önerilerini sağlamaktadır (referans >1,2 g/kg/gün). Erkeklerin %96,4'ü ve kadınların %98,9'u karbonhidrat alımı önerilerin altındadır (referans >5 g/kg/gün). Erkeklerde enerjinin %43,3'ü ve kadınlarda %43,7'si yağlardan oluşmaktadır ve önerilerin üzerindedir (referans enerjinin %20-30'u). Sporcularda A, B2, B6, B12, C vitaminleri, niasin, bakır, fosfor, çinko alımları önerileri karşılamaktadır. Folat, B1, E vitaminleri, kalsiyum, magnezyum, potasyum alımları sporcularda önerilerin altındadır. Demir alımı erkek sporcularda yeterli iken kadınlarda önerilerin altındadır. Cinsiyete göre karbonhidrat, ÇDYA, E vitamini, B1 vitamini, B6 vitamini, potasyum ve magnezyum alımlarında istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmaktadır (p<0,05). Bu çalışmada sporcuların cinsiyet ve branşına göre beslenme alışkanlıklarında anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Sporcularda beslenme alışkanlıklarının iyileşmesi için sporcu diyetisyenlerinden beslenme eğitimi alarak beslenme bilgilerini artırmaları gerekmektedir.

BeslenmeBeslenme alışkanlıklarıKuvvet+4
Betül Kurt
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Genç yetişkin kadınlarda motivasyonel görüşmenin vücut ağırlığı ve beslenme alışkanlıkları üzerine etkisi

Motivasyonel görüşme, bireylerin değişim sürecinde içsel motivasyonlarının artmasını, kararsızlıklarının çözümlenmesini sağlayan danışan merkezli bir yaklaşım tarzıdır. Bu randomize kontrollü deneysel çalışma, web tabanlı motivasyonel görüşme tekniği ile yapılan beslenme danışmanlığının hafif şişman ve obez kadınların ağırlık kaybetmeleri ve beslenme alışkanlıklarındaki etkisini değerlendirmek amacıyla yapılmıştır. Araştırma örneklemini; dahil edilme kriterlerine uyan 80 kadın (Müdahale Grubu (MG) n=40; Kontrol Grubu (KG) n=40 ile yürütülmüştür. Tüm katılımcılardan Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranışları Ölçeği II (SYBDÖ-II), Vücut Ağırlığı Öz Yeterlilik Yaşam Tarzının Saptanması Testi(WEL Test), besin tüketim sıklığı ve uluslararası fiziksel aktivite kayıtları ön test ve son test olarak toplanmıştır. Katılımcılardan üç ayın her haftasında (iki hafta içi ve bir hafta sonu) 24 saatlik besin tüketim kayıtları ve fiziksel aktivite kayıtları alınmıştır. Antropometrik ölçümler (vücut ağırlığı (kg), bel (cm) ve kalça çevresi (cm) ölçümleri) kendileri tarafından alınarak görüşmede değerlendirilmiştir. Tüm katılımcılara tıbbi beslenme tedavisi programı verilmiştir. MG'na ek olarak motivasyonel görüşme teknikleri uygulanmıştır. Çalışma üç ay (12 hafta) boyunca iki haftada bir web tabanlı online görüşme yapılarak yürütülmüştür. Verilerin analizinde Brunner-Langer yöntemi (F1-LD-F1 dizayn) kullanılmıştır. Çalışma sonunda; SYBDÖ-II ölçeği toplamı, alt ölçeği "sağlık sorumluluğu" ve "beslenme" puan ortalamaları ile WEL ölçeği toplamı, "negatif duygular", "besin bulunabilirliği" ve "olumlu aktiviteler" MG'nda daha iyi olduğu bulunmuştur (p>0,05). Her iki grupta antropometrik ölçümlerde benzer oranda azalma olduğu görülmüştür (p>0,10). Grupların enerji (kkal), karbonhidrat (g), yağ (g) alım miktarlarının benzer oranda azaldığı, proteinin (g) alımının ise arttığı görülmüştür (p>0,10). Sonuç olarak obezitede ağırlık kaybı ve sağlıklı beslenme alışkanlıklarının kazanılması için motivasyonel görüşmenin daha uzun süreli ve daha büyük örneklem grubuyla diyetisyenler tarafından kullanılması önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Obezite, Motivasyonel Görüşme, Beslenme, Vücut Ağırlığı Kaybı

Genç yetişkinlerKadınlarMotivasyonel görüşme+1
Sibel Erdem
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

İstanbul'da bir sağlıklı hayat merkezinde diyetisyen desteği alan kadınların çocukluk çağı ruhsal travmasının yeme tutumu ve psikolojik iyi oluş üzerindeki etkisinin incelenmesi

Çocukluk çağı travmalarının bireysel, toplumsal ve kişilerarası birçok etkileri olabilmektedir. Çocukluk çağı travmaları ve psikopatolojik hastalıklar arasındaki ilişkinin doğasını anlamak için etiyolojik, epidemiyolojik, tedavi ve klinik görünüme yönelik çalışmalar yapılmaktadır. Yapılan çalışmalarda çocukluk çağı travmalarının bireylerin yeme tutumunu etkilediği, yeme bozukluklarının oluşmasında bir risk etkeni olabileceği görülmüş ve bu alanda daha fazla çalışmaya ihtiyaç duyulmuştur. Bu çalışmanın amacı, diyetisyen desteği alan kadınların çocukluk çağı travmasının yeme tutumu ve psikolojik iyi oluş üzerindeki etkisini belirlemektir. Ayrıca yeme tutumu, çocukluk çağı travması, psikolojik iyi oluş ile demografik değişkenler arasındaki ilişkiyi belirlemektir. Çalışmaya aktif olarak diyetisyen desteği alan 211 kadın katılmıştır. Katılımcıları değerlendirmek üzere "Çocukluk Çağı Travmaları Ölçeği-Kısa Formu (CTQ-28)", "Yeme Tutumu Testi-Kısa Formu (YTT-26)", "Psikolojik İyi Oluş Ölçeği-Kısa Formu (PİO-42)", "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizi için SPSS 22.0 ve AMOS 23 paket programları kullanılmıştır. Çalışma sonucunda; çocukluk çağı travması alt boyutu olan duygusal istismarın, psikolojik iyi oluşu yordadığı ve bu değişkendeki değişimin %14'ünü açıkladığı bulunmuştur. Beden kitle indeksine (BKI) göre ise "obez" bireylerin "normal" ve "zayıf" kilodaki bireylere göre fiziksel ihmal ve duygusal istismar alt boyutlarından daha yüksek puan aldıkları bulunmuştur. Psikolojik iyi oluşun aracılık etkisi Regresyon Analizi ve Yapısal Eşitlik Modeli istatistik yöntemleri ile sınanmıştır. Psikolojik iyi oluşun çocukluk çağı travması ile yeme tutumu arasındaki ilişkide aracı rolünün olduğu hipotezi desteklenmemiştir. Sonuç olarak; çocukluk çağı travmasının psikolojik iyi oluş düzeyine, yeme tutumuna ve Beden Kitle İndeksine (BKI) olan etkisinin anlaşılması için daha geniş örneklemde ve klinik görüşmelerle yapılacak olan çalışmalara ihtiyaç vardır.

DiyetisyenlerKadınlarPsikolojik iyi oluş+5
Gülseren Gül Anık
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessEN

Healthy eating attitudes and behaviours group program: A randomised controlled feasibility study

Eating disorders (ED) are serious mental health illnesses interfering psychological, physical and social well-being. Besides the severity of ED, most of the individuals presenting symptoms are either not detected or treated. Among ones undergoing treatment, full recovery and remission are also not very likely. Given subclinical and clinical ED symptoms commonly occur among university students and negatively influence their well-being, screening ED related symptoms among university students, identifying students with a high risk of developing ED, and providing psychological intervention to them would be an important step for psychological health improvement. In this regard, in the first part of this thesis (Study 1), it is aimed to investigate levels of ED symptoms and related psychological problems among Turkish university students. Furthermore, since there is no ED prevention program available for university students in Turkey, in the second part of this thesis (Study 2), it is aimed to develop a Cognitive Behaviour Therapy oriented ED prevention program for female university students presenting a high risk for ED. A further aim was to examine feasibility, acceptability and efficacy of this program. 1584 university students (1195 females, 385 males, and 4 others) from Istanbul participated in Study 1. The mean age of the participants was 21.55 (SD = 3.37), and their mean BMI was 22.06 (SD=3.62). Participants were asked to fill out Demographic Information Form, Eating Disorders Examination Questionnaire (EDEQ), Eating Attitudes Test – 40 (EAT-40), Body Image Satisfaction Questionnaire (BISQ), and Sociocultural Attitudes towards Appearance Questionnaire-4-Revised (SATAQ-4R) in either paper-pencil or online format. The analysis showed that 22.3% of the students are not satisfied with their weight. 10.9% of the students met clinical severity criteria of EAT-40 and 6.6% of the students met the clinical severity criteria of EDEQ-Total score. Analyses for comparing female and male students revealed that female students had statistically significantly higher scores in EAT-40, subscales and total EDEQ, Thin/Low Body Fat Internalization, General Attractiveness Internalization, Family Pressure subscales of SATAQ-4R than their male peers. Male students had significantly higher scores in Muscular Internalization and Peer / Significant Other Pressures subscales of SATAQ-4R. Percentage of female students meeting clinical severity criteria of EAT-40 and EDEQ-Total were higher than male students meeting clinical severity criteria for these instruments. Analyses further showed that students who approved participating in Study 2 presented higher levels of ED and related psychopathology compared to students who did not approve. Participants of Study 2 consisted of 38 female university students, and they were randomly assigned to 6 session - Healthy Eating Attitudes and Behaviours Group Program (experimental group), single session - Eating Disorders and Body Dissatisfaction: A Group Work (active control group) or wait-list control condition. EDEQ, SATAQ-4R, Body Shape Questionnaire (BSQ), Difficulties in Emotion Regulation Scale-16 (DERS-16) and Group Feedback Form were administered as outcome measures. Analyses revealed that experimental group resulted in significantly higher improvement in subscales and total EDEQ, BSQ, DERS, and Thin/Low Body Fat Internalization subscales of SATAQ-4R from baseline to post assessment and baseline to 1-month follow up assessment compared to active and wait-list control conditions. The effect size for improvement in these outcome measures reflected large effect. Experimental group condition also presented high levels of feasibility and acceptability. Informativeness, being fun, and offering good rapport and communication with group friends were found to be the most favourable aspects of this program. Overall, the findings of the current study highlight the importance of targeting ED symptoms and related problems their given significance among university students in Istanbul, Turkey. With its good level feasibility, acceptability and preliminary efficacy, Healthy Eating Attitudes and Behaviours Group Program would be beneficial for reducing ED related psychopathology, body dissatisfaction, emotion regulation difficulties and internalization of thin/low body fat ideal among Turkish female university students.

Body dissatisfactionFeeding and eating disordersCognitive behaviour therapy+5
Başak İnce
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Duygusal yeme ve manevi iyi oluş

Bu araştırmanın amacı, manevi iyi oluş ve duygusal yeme davranışı arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırmanın yöntemi, korelasyonel araştırma modelindedir. Araştırmaya 421 birey (161 erkek, 291 kadın) katılmıştır. Araştırmada veri toplama araçları olarak, Kişisel Bilgi Formu, Duygusal Yeme Ölçeği, Manevi İyi Oluş Ölçeği kullanılmıştır. Veriler bağımsız örneklemler için t testi, tek yönlü varyans analizi, Pearson korelasyon katsayısı ve basit doğrusal regresyon analizleri ile test edilmiştir. Analiz sonucuna göre, manevi iyi oluş ile duygusal yeme arasında düşük düzeyde negatif yönde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Basit doğrusal regresyon analizi sonucuna göre ise manevi iyi oluşun duygusal yemenin anlamlı bir yordayıcısı olduğu görülmektedir. Araştırmanın diğer bir sonucu, bireylerin duygusal yeme ve manevi iyi oluş düzeyleri cinsiyetlerine göre anlamlı düzeyde farklılaşmıştır. Buna göre, kadınların duygusal yeme ve manevi iyi oluş puanlarının erkeklerden anlamlı olarak daha yüksek olduğu görülmektedir. Ayrıca, bireylerin manevi iyi oluşları, vücut kitle indeksine göre anlamlı bir farklılık göstermezken, duygusal yeme düzeyleri, vücut kitle indeksine göre, anlamlı düzeyde farklılık göstermiştir. Duygusal yeme ve manevi iyi oluş düzeylerinde, bireylerin medeni durumları açısından anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Araştırmanın sonuçları ilgili literatür çerçevesinde yorumlanmış ve çeşitli öneriler sunulmuştur.

Aşırı yeme bozukluğuBeslenme ve yeme bozukluklarıDuygusal yeme+4
Hacer Esra Dursun
İstanbul 29 MayIs University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessEN

The effects of consumer decision making styles on organic food purchase intention during CVID-19

This study aimed to profile consumer decision making styles (CDMSs) in the context of organic food and to examine the effect of CDMSs on organic food purchase intention (OFPI) of Turkish people during Covid-19. Furthermore, having healthy nutrition counseling, was investigated both in terms of CDMSs and OFPI during Covid-19. Consumer styles inventory (CSI) by Sproles and Kendall (1986) was adapted in the context of organic food with two more styles, health and environmental consciousness added to the study. The results, in which 369 people participated, showed that eight of the ten factors evaluated in total were validated by this study. When the effect of these eight factors on the intention to buy organic food was examined, seven factors were determined as effective: Perfectionism/High Quality Consciousness, Brand Consciousness, Confusion By Over Choice, Recreational/Hedonistic Shopping Consciousness, Impulsiveness, Health Consciousness and Environmental Consciousness. On the other hand, while Environmental Consciousness was found to be positively effective for having healthy nutrition counseling, Habitual/Brand Loyal Consciousness was found to be negatively effective. Additionally, having healthy nutrition counseling was found to be positively influencing OFPI during Covid-19.

COVID 19Decision makingOrganic products+5
Zeynep Yeni Erol
Ibn Haldun University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinde Ortoreksiya Nervoza duygu düzenleme güçlüğü ve kişilik özellikleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Sağlıklı beslenmeye yönelik patolojik saplantı olarak tanımlanan ortoreksiya nervoza (ON), hem klinik hem de araştırma ortamlarında git gide artan bir ilgi alanı haline gelmiştir. Beş faktör kişilik özelliklerinden nevrotiklik düzeyi yüksek olan bireyler duyguların sağlıklı bir şekilde yönetilebilmesi açısından çeşitli stratejilere ulaşmada zorluklar yaşamaktadır. Duyguları tanımlama ve düzenleme güçlükleri ise ON için bir risk faktörü olarak ele alınmaktadır. Bu çalışmanın amacı, üniversite öğrencilerinin beş faktör kişilik özellikleri ve duygu düzenleme güçlüğü düzeylerinin ON düzeyleri üzerindeki yordayıcı etkisini incelemek; nevrotiklik kişilik özelliği ve ON arasındaki ilişkide duygu düzenleme güçlüğünün aracı rolünü belirlemek; beden kitle indeksi (BKİ), belirli bir beslenme biçimi (vegan, vejetaryen, glütensiz vs.), mevcut veya önceki yeme bozukluğu (YB) ve YB'ye yönelik tedavi alma varlığına göre ON düzeylerinin farklılaşıp farklılaşmadığını saptamaktır. Araştırmanın örneklemini 18- 25 yaş aralığında toplam 203 kişi (Kadın=147, Erkek=56) oluşturmaktadır. Katılımcılara sırasıyla; Bilgilendirilmiş Onam Formu, Sosyodemografik Bilgi Formu, Sıfatlara Dayalı Kişilik Testi (SDKT), Duygu Düzenleme Güçlüğü Ölçeği-Kısa Form (DDGÖ-16) ve ORTO-11 Testi (ORTO-11) uygulanmıştır. Çalışma sonucunda nevrotiklik, uyumluluk ve dışadönüklük kişilik özelliğinin ve duygu düzenleme güçlüğünün ON üzerinde yordayıcı bir etkisi bulunmamıştır. Öte yandan öz denetim ve deneyime açıklık kişilik özelliğinin ON üzerinde negatif yönde yordayıcı etkisi bulunmuş, öz denetim ve deneyime açıklık kişilik özellikleri artıkça ON düzeylerinin de artığı saptanmıştır. Duygu düzenleme güçlüğünün nevrotiklik kişilik özelliği ile ON arasındaki ilişkide aracı bir rolünün bulunmadığı tespit edilmiştir. Ayrıca ON düzeyleri BKİ, belirli bir beslenme biçimi uygulama ve mevcut veya önceki YB'ye yönelik tedavi alma varlığına göre anlamlı seviyede farklılaşmamış; yalnızca mevcut veya önceki YB varlığı bildiren katılımcıların diğer katılımcılara oranla ON düzeylerinin istatistiksel açıdan anlamlı bir şekilde daha yüksek olduğu bulunmuştur.

BeslenmeBeslenme bozukluklarıBeş faktör kişilik modeli+6
Sude Kurt
Feyziye Schools Foundation Işık University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Down sendromlu bireylere bakım veren kişilerin beslenme bilgi düzeylerinin ve sağlıklı beslenme tutumlarına etkilerinin incelenmesi

Günümüzde Down Sendromlu bebek doğum oranı artmakta ve Down Sendromlu çocuğu olan ebeveynlerin Down Sendromlu çocuklarının beslenmesi konusunda bilinçlendirilmeye ihtiyaç duyduğu gözlenmektedir. Bu çalışma Down Sendromlu çocuğu olan veya Down Sendromlu bireylere bakım verenlere uygulanacak olan üç farklı ölçek türünden seçilen sorulardan oluşan anket formunun beslenme eğitimi öncesi ve eğitimden 3-4 hafta sonra uygulanması şeklinde oluşturulmuş olup beslenme eğitiminin bakım verenler ve Down Sendromlu bireyler üzerindeki etkisi belirlenmek istenmektedir. Araştırmaya Down Sendromlu danışanlarım ve Uluskararası Down Sendromlular Federasyonu Gebze üyeleri katılımıştır. Çalışmamızdaki Beslenme bilgi düzeyi ve beslenme durumunun tespit edilmeye çalışıldığı anket formunda birinci bölüm demografik maddeleri içermekte olup 4 sorudan oluşmaktadır, ikinci bölümünü oluşturan 35 soruluk kısımda ise; Beslenme Bilgi Ölçeğinden (BBÖ)- Nutrition Knowledge Scale (NKS); Beslenme Problemleri Tarama Testi Ölçeğinden (BEPTÖ)- Screening Tool of Feeding Problems (STEP) ve Anne Baba (Ebeveyn) Beslenme Tarzı Anketinden alıntılanmış olup bakım verenlerin Down Sendromlu bireylere olan yaklaşımları ve genel yaşam tarzları ile ilgili bilgilere ulaşılmaya çalışılmıştır. Anket formu oluşturulurken alıntılanan cümleler daha anlaşılır ve kısa hale getirilerek, Down Sendromlu bireylerin bakım verenlerinin kolaylıkla cevaplayabileceği şekle dönüştürülmüştür. Besinlerin türleri ve içeriklerine yönelik bilgi düzeyleri için uygulanan ve iki ölçek ve bir anketten alıntılanarak oluşturulan anket formu; 28 kişinin katılımıyla yapılmıştır. Katılımcıların %96,4'ü 12-45 yaş aralığında Down Sendromlu bireyden ve %67,3'ü 25-55 yaş aralığında olan ebeveyn ve bakım veren kişilerin %75 oranında ortaöğretim ve altı eğitim düzeyine olduğu belirlenmiştir. Eğitim öncesi ve sonrası test arasındaki değişimlerin karşılaştırılmasında non-parametrik analiz yöntemlerinden Wilcoxon İşaret Testi kullanılmış ve tanımlayıcı istatistiklerden ortalama ve standart sapma değerleri incelenmiş olup anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak belirlenmiş ve pozitif yönde anlamlı bulunmuştur. Diğer yapılan çalışmaların da desteklediği gibi Down Sendromu konusunda eğitimlerin devamlılığının gerekliliği düşünülmektedir.

Bakım verenlerBeslenmeBeslenme alışkanlıkları+4
Çınar Demir Akyıldız
Haliç University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Yetişkin bireylerin probiyotik besinler hakkında bilgi düzeyi ve tüketim durumlarının belirlenmesi

Bu araştırma; Aralık 2018 - Mart 2019 tarihleri arasında, İstanbul ilinde bulunan özel bir beslenme ve diyet kliniğine başvuran, 20-65 yaş aralığındaki 72'si kadın, 28'i erkek toplam 100 yetişkin bireyin probiyotik besinler hakkındaki bilgi düzeyleri ve tüketim durumlarını saptamak amacıyla yapılmıştır. Çalışmada anket formu uygulanmış, katılımcılara ait genel bilgiler, sosyo-demografik durumlar, vücut ağırlığı ve boy uzunluğu değerleri, probiyotikler hakkındaki bilgi düzeyi, tüketim durumları ve nedenleri, tüketilen probiyotik besin çeşidi ve tüketim sıklığı gibi bilgiler sorgulanmıştır. Katılımcıların probiyotik besinlerle ilgili öngörülerine yönelik ifadelerin bulunduğu tablo değerlendirilmiştir. Araştırma sonucu elde edilen bulguların istatistiksel analizleri SPSS 20.0 veri analiz programı ile yapılmıştır. Veriler değerlendirilirken, tanımlayıcı istatistiksel metotlar (frekans) ve niteliksel verilerin karşılaştırılmasında Ki-Kare testi uygulanmıştır. Anlamlılık p<0,05 düzeyinde değerlendirilmiştir. Katılımcıların %85'i probiyotik terimini bildiğini belirtmiştir. Katılımcıların %97'si doğal probiyotik besin tükettiğini, %44'ü probiyotik katkılı besin tükettiğini, %11'i ise probiyotik besin takviyesi kullandığını belirtmiştir. Probiyotiklerin sindirim sistemine faydalı olduğunun düşünülmesi %70,1 oranla en yaygın tüketim nedeni olarak saptanmıştır. En çok tüketilen probiyotik besinin yoğurt olduğu görülmüştür. Ayrıca katılımcıların %93'ü probiyotik besinlerden fayda gördüğünü belirtmiştir. Çalışmada, probiyotik terimini bilme durumu ile probiyotik besin tüketim durumu arasında anlamlı bir ilişki bulunmuş, probiyotik terimini bilenlerin tamamının probiyotik besin tükettiği görülmüştür (p<0,05). Probiyotik besinlerden fayda gördüğünü düşünen bireylerde, probiyotik besin tüketim sıklığının anlamlı şekilde daha yüksek olduğu saptanmıştır (p<0,05). Sağlığa birçok yararı olan probiyotik besinlerin tanınması ve yeterli düzeyde tüketiminin sağlanması toplum sağlığı bakımından büyük önem taşımaktadır. Probiyotiklerin sağlığın korunması ve geliştirilmesinde olumlu etkilerini gösteren çalışmaların giderek artmasıyla beraber, probiyotik tüketimi ve bilgi düzeyinde de artış olduğu görülmüştür.

Besin tercihleriBeslenmeBilgi düzeyi+4
Avşin Aslantürk
Haliç University · Institute of Graduate Studies
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Gebelerin demir minerali tüketiminin saptanması

Gebelikte sağlıklı beslenme; fetüsün gelişimini tamamlaması, sağlıklı bir gebelik süreci, doğum ve başarılı bir laktasyon dönemi geçirme olasılığını arttırmaktadır. Gebelikte besin ögeleri gereksiniminde artış meydana gelmektedir. Demir mineralinin gereksinimi de gebelikte artmaktadır. RDA'ya göre gebelik sırasında demir gereksinimi günlük 27 mg'dır. Bu çalışmanın amacı, gebelerin demir minerali tüketimini, beslenme alışkanlıklarını ve besin tüketimlerini saptamaktır. İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı'nda 14. gebelik haftasının üstündeki 48 gebe ile yapılmıştır. Katılımcıların yaşları ortalama 30,75±5,66'dır. Gebelik öncesi ağırlıkları ortalama 64,33±14,05; şimdiki ağırlıkları ortalama 72,54±12,86, gebelik haftası ortalama 29,39±6,66; gebelikteki BKİ ortalama 27,70±4,73; boyları ise ortalama 161,08±5,56 cm'dir. Katılımcıların enerji alımları referans değer ile karşılaştırıldığında ortalama aldıkları enerjinin referans değeri %40,035 oranında karşıladığı bulunmuştur. Ortalama karbonhidrat tüketimi bakımından ise referans değeri %93,995 oranında karşıladığı, ortalama yağ tüketimi bakımından almaları gereken referans değeri %128,25 oranında karşıladığı, ortalama protein tüketimi bakımından referans değeri %72,59 oranında karşıladığı bulunmuştur. Katılımcıların ortalama demir tüketimleri 14,74 mg olarak bulunmuştur ve referans değerin %54,59'unu karşılamaktadır. Gebelerin günlük kalsiyum ihtiyacı en az 1000 mg olarak belirlenmiş olup bu çalışmadaki gebelerin günlük kalsiyum alımı ortalama 498,87 olarak bulunmuştur. Bu değer referans değerin %49,89'unu karşılamaktadır. Katılımcıların ortalama C vitamini tüketimi 57,26 mg olarak bulunmuştur. Bu değer referans değer olan 85 mg'ın %67,36'sını karşılamaktadır. Sonuç olarak; gebelerin yetersiz beslenmekte olduğu, buna karşın beyanlarında yanlışlık olabileceği düşünülmektedir. Gebelerle yapılan çalışmalarda her trimesterden ayrı olacak şekilde daha detaylı besin tüketim kaydı alınmalıdır. Anahtar Kelimeler: Gebelik,beslenme ,demir minerali, demir minerali tüketimi

BeslenmeDemir mineraliGebelik+2
Gizem Mert
Haliç University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

20-55 yaş aralığındaki ofis çalışanlarında kronotipe göre beslenme ve BKI durumlarının değerlendirilmesi

Sirkadiyen ritim, yaklaşık 24 saatlik bir döngüyü izleyen, metabolizmayı, fizyolojiyi ve davranışı düzenleyen bir sistemdir. Çeşitli sirkadiyen faz belirteçleri vardır ve bunlardan biri kronotiptir ve bir bireyin uyku ve uyanıklık zamanlaması da dahil olmak üzere çeşitli biyolojik ve psikolojik özellikleri gerçekleştirmedeki günlük tercihlerini ifade etmektedir. Gıda alımı ve yeme kalıpları da benzer şekilde günlük ritimler göstererek krono-beslenme olarak adlandırılan diyet alımının zamanlaması, bir bireyin kronotipinden etkilenebilmektedir. Kronotipler, diyet alışkanlıkları ile ilişkili olarak kilo alımı, obezite mekanizması ve kronik hastalık riskini etkileyebilir. Bu bağlamda bireylerin kronotiplerine göre beslenme alışkanlıklarının saptanmasının, yanlış beslenme alışkanlıklarının düzeltilmesi, hastalık risklerinin azaltılması ve sağlıklı beslenme ile öğün alışkanlıklarının kazandırılması açısından önem taşıdığı düşünülmektedir. Bu çalışmanın amacı, çalışmaya katılan kişilerin kronotiplerinin belirlenerek, kronotiplerine göre besin tüketimlerinin, beslenme durumlarının ve yeme tutumlarının değerlendirilmesidir. Çalışma INDEX A.Ş. ve NURSAN A.Ş. şirketlerinde, 120 (38 kadın, 82 erkek) ofis çalışanı ile yürütüldü. Çalışma, birinci elden veri toplama yöntemi olan yüz yüze görüşme tekniği kullanılarak uygulandı. Çalışmada veri toplama aracı olarak araştırmacılar tarafından bireylerde ''Kişisel Bilgi Anket Formu, Beslenme ve Uyku Alışkanlıkları, Besin Tüketim Kaydı, Sabahçıl-Akşamcıl Anketi, Yeme Tutum Testi ve Gece Yeme Anketi'' kullanıldı. Toplanan veriler ''IBM SPSS Statistics 22'' ile değerlendirildi. Ortalama M/E skoru 52,378,729 puan olarak bulundu. Katılımcıların yüzdelerine göre %22,5 sabahçıl, %65 ara ve %12,5 akşamcıl tipe sahip oldukları belirlendi. Kronotipler ile BKI kategorileri arasında anlamlı bir farklılık görülmedi (p>0,05). Kronotipler ile hafta içi ve hafta sonu kahvaltıyı atlama durumları arasında anlamlı bir ilişki bulundu (p<0,05). Kronotiplere göre enerji, makro ve mikro besin öğesi alımları incelendiğinde tüketimleri arasında istatistiki olarak anlamlı bir farklılık saptanmadı (p>0,05). Kronotiplere göre yeme tutumları ve gece yeme sendromu durumları arasında anlamlı bir farklılık olmadığı görüldü (p>0,05). Sonuç olarak, yapılan bu çalışmada ofis çalışanlarında kronotipler ile beslenmeleri arasında bir ilişki bulunmadı. Bu konuda daha geniş ve demografik özellikleri farklı gruplarda çalışma yapılmalıdır.

BeslenmeKronotipSağlıklı beslenme+3
Neşe Uğur
Haliç University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

10 - 12 yaş grubu sporcularda sağlıklı ve düzenli beslenenler ile düzensiz beslenenler arasındaki fiziksel gelişim ve performans farklılıklarını saptamak

Çalışma Aralık 2022 – Mayıs 2023 ayları arasında Kayseri Büyükşehir Belediyesi Spor A.Ş futbol kulübü sporcularında dengeli beslenenler ile dengesiz beslenenler arasındaki fiziksel gelişimindeki farklılıkları saptamak amacıyla yapılmıştır. Çalışmada gönüllü olarak bulunan sporcu grubunun günlük besin tüketimi, aylık antrenman sonuçları ve fiziksel gelişimi takip edilmiştir. Sporcuların günlük aldığı kaloriler ve egzersiz yoğunlarındaki performans durumları gözlemlenmiştir. Çalışma sonucunda dengeli beslenmenin önemi ve dengeli beslenmenin yaratacağı farklılıklar saptanmıştır. Sporcuların sağlıklı beslenme ile ilgili bilgi düzeyleri, önemli müsabakalardan önceki beslenme şekilleri takip edilmiş ve bu besin grubu tercihlerinin müsabaka performansına nasıl etki ettiği takip edilmiştir. Sporcuların sıvı tüketimi ve besin destek ürünleri hakkındaki bilgileri gözlemlenmiştir. Sıvı tüketimine bağlı olarak ideal oranda sıvı alan sporcular ile almayan sporcular arasındaki performans farkları bulunmuştur. Sporcuların besin destek ürünleri konusundaki bilgileri kimlerden aldıkları ve besin destek ürünü kullanma durumları belirlenmiştir. Anketler yüz yüze ortamda gönüllülük esasına dayalı olarak uygulanmıştır. Çalışmanın örneklemi Kayseri Büyükşehir Belediyesi Spor A.Ş futbol kulübünde bulunan tüm 10-12 yaş grubunda olan gönüllü 60 sporcudan oluşmaktadır. Katılımcıların içerisinde yaş, cinsiyet, beslenme alışkanlıklarının sorgulandığı genel bilgiler formu, performans takip çizelgesi, fiziksel gelişim takip çizelgesi ve bir günlük besin tüketim kaydı doldurmaları istenmiştir. Veriler hakkında yorumlama IBM SPSS Statistics v25 adlı program kullanılarak yapılmıştır. Araştırmada tanımlayıcı istatistikler normal dağılıma sahip iki değişkenli veriler için ortalamalar yönünden karşılaştırılması Bağımsız Örneklem T Testi, normal dağılıma sahip olmayan veriler için ise Ki-Kare Testi'yle elde edilmiştir. Normal dağılmayan ikiden fazla grup verileri için ise Fisher Exact Testi incelenmiştir. Çalışmada anlamlılık düzeyi P<0,05 alınmıştır. Sporcularda dengeli beslenmenin, fiziksel gelişime ve performansa etkisi olabildiği gözlemlenmiştir.

BeslenmeBeslenme bozukluklarıFiziksel gelişme+4
Ömer Anıl Polat
Haliç University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

18-45 yaş arası yetişkin bireylerin besin seçimi, sağlıklı beslenme davranışı ve beslenme durumunun değerlendirilmesi

Bu çalışma Gaziantep ilinde bulunan özel bir diyet ve fizyoterapi merkezine başvuran 18-45 yaş arası bireylerde sağlıklı beslenme davranışları ve yaşamdaki beslenme alışkanlıklarının temelini oluşturan besin seçimlerinin beslenme durumu üzerine etkilerinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Çalışma yaş aralığı 18-45 olan %57,8'i kadın toplam 109 birey ile gerçekleştirilmiştir. Katılımcılara, genel bilgilerine ait bilgi formu, Besin Seçim Testi (BST), ORTO-15 Ölçeği ve üç günlük besin tüketim kaydı formu uygulanmıştır. Kadınlar 30,28 ∓ 8,14 yıl, erkekler ise 27,93∓ 6,09 yıl yaş ortalamasına sahiptir. Katılımcıların beden kütle indeksi (BKİ) incelendiğinde %45,7'si kiloludur. Besin Seçimi Testinden alınan puanlara bakıldığında, toplamda en yüksek puanın duyusal çekicilik, en düşük puanın etik kaygı olduğu tespit edildi. ORTO-15 puanlarına bakıldığında katılımcıların %72,5'inde sağlıklı beslenme takıntısı olmadığı bulundu. Cinsiyete göre BST karşılaştırılması yapıldığında kadınların uygunluk puanı daha yüksek olarak belirlendi. Yapılan analizler sonucunda ana öğün yapma durumuyla BST arasında ilişki bulunmuyorken, ara öğün yapanların yapmayanlara göre fiyat ve aşinalık alt boyutları arasında anlamlı ilişki vardı (p>0,05). Besin tüketim kayıtları ile BST arasındaki ilişki incelendiğinde, karbonhidrat yüzdesi ile sağlık ve ağırlık kontrolü alt boyutu ile negatif yönlü ilişki saptandı. D vitamini ile duygu durum, uygunluk, fiyat durumlarının ilişkisine bakıldığında pozitif sonuç görüldü (p<0,05). Katılımcıların sağlıklı beslenme takıntısına sahip olma durumu ile besin seçimleri arasındaki ilişki incelendiğinde, sağlıklı beslenme takıntısı olmayanların uygunluk puanının sağlıklı beslenme takıntısı olanların puanından daha yüksek olduğu tespit edildi. Besin tüketim kayıt sonuçlarıyla, ORTO-15 arasındaki ilişkiye bakıldığında anlamlı sonuca ulaşılmadı (p>0,05). ORTO-15 Ölçeği ile eğitim durumu karşılaştırıldığında, eğitim durumu ilkokul olan katılımcıların lise olanlara göre ölçekten aldıkları puanların daha düşük olduğu bulundu. Çalışmanın sonucuna göre sağlıklı beslenme takıntısı durumu ile besin tüketimleri arasında anlamlı farklılık bulunmadığı ve sağlıklı beslenme takıntısına sahip olmayanların uygunluk alt boyut puanının yüksek olduğu belirlendi. Sağlıklı beslenme takıntısı, besin seçimi ve beslenme durumu ile ilgili daha çok çalışmaya ihtiyaç olabileceği sonucuna varıldı.

Besin tercihleriBesinlerBeslenme+4
Buse Ergüleç
Haliç University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00

Related subjects