Prostheses and implants

174 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Üç boyutlu yazıcılar kullanılarak kişiye özel sternokostal eklem implantı tasarımı ve üretimi

Sternokostal eklemler, toraks bölgesinde ilk yedi kaburga ile sternum arasında yer alan eklemlerdir. Göğüs duvarında meydana gelen tümörler, enfeksiyonlar ve travmaların tedavisi sternumun ve ona bağlı sternokostal eklemlerin cerrahi olarak çıkartılması ile sonuçlanabilmektedir. Hastanın yaşamsal fonksiyonlarının devam etmesini sağlamak için çıkarılan hasarlı bölgenin yerine geçebilecek kişinin dokusu ile uyumlu malzemeden üretilmiş sternokostal implantlar kullanılabilmektedir. Pazardaki standart implantların yanı sıra kişiye özel tasarlanan implantlar ameliyatların risklerini azaltmanın yanı sıra cerrahların işini de kolaylaştırmaktadır. Bilgisayar ortamında tasarlanan kişiye özel bu implantlar eklemeli/katmanlı üretim (Additive Manufacturing) olarak kabul edilen 3 boyutlu yazıcı teknolojileri sayesinde somut hale dönüştürülebilmektedir. Bu çalışmada 3 boyutlu üretim teknolojilerinden toz esaslı eklemeli imalat yöntemi olan SLS (Seçici Lazer Sinterleme) ile kişiye özel sternokostal eklem implantının tasarım ve üretim aşamaları incelenmiştir. METÜM (Medikal Tasarım ve Üretim Merkezi, Sağlık Bilimleri Üniversitesi Gülhane Yerleşkesi, Ankara) tarafından oluşturulan ve hastaya implantasyonu gerçekleştirilen Ti-6Al-4v malzemeden üretilmiş bir sternokostal implantın analiz programında sonlu elemanlar analizi yapılmıştır. Hastaya ait tomografi görüntüleri alınarak 3 boyutlu modelleme programında göğüs kafesi modeli oluşturulmuş ve dijital ortamda hazırlanan implant modeli ile birlikte analiz programında statik analizleri gerçekleştirilmiştir. Analizde belirli sınırlı şartları oluşturulmuş ve tüm modellerde aynı sınır şartlarında implant üzerindeki stres, gerinim ve yer değiştirme (deformasyon) değerleri incelenmiştir. Elde edilen sonuçlara göre göğüs kafesine entegre edilmiş implant modeline bir CPR kuvveti uygulandığında implantın bu kuvvete dayanabildiği, stres sonuçlarının titanyumun akma dayanımının altında kaldığı dolayısıyla implantta kalıcı şekil değişikliğine sebep olmadığı görülmüştür. Ülkemizde ve dünyada günümüze kadar tasarlanmış olan bazı sternokostal implantlar çalışma dahilinde incelenmiş, yapılan araştırmalar sonucunda analizi yapılan sternokostal implant üzerinde tasarımsal farklılıklar ve iyileştirmeler yapılmıştır. Bu tasarımsal farklılıklar dahilinde implant üç parçaya ayrılmış ve parçalar vidalarla birleştirilmiş, analiz programında aynı sınır şartları uygulanarak, sonuçlar değerlendirilmiştir. Analiz sonuçlarına göre vida bulunan deliklerin etrafında stresin yoğunlaştığı görülmüş ve tasarımlardaki vida sayısı artırılarak analiz sonuçları karşılaştırılmış ve sonuçlar yorumlanmıştır. Yapılan çalışmanın bundan sonra tasarlanacak olan sternokostal implant çalışmalarına yol göstermesi amaçlanmaktadır.

Protezler ve implantlarSinterlemeSonlu elemanlar analizi+2
Alev Kurumlu Baş
TOBB Economics and Technology University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Total kalça protezi uygulanan hastaların kemik yoğunluk ölçümü ve femur rezeksiyon materyalinin histopatolojik sonuçlarının korelasyon açısından değerlendirilmesi

Çalışmanın amacı; ilk olarak tek taraflı koksartrozu olan hastalarda bilateral yapılan proksimal femur Dexa sonuçlarında artroz olan taraf ile normal tarafa kıyasla kemik mineral yoğunluğunda meydana gelen farklılıkları saptamaktı. İkinci olarak koksartroz olan proksimal femurda hangi bölgelerin daha fazla etkilendiğini ortaya çıkarmaktı. Son olarak da Total Kalça Artroplastisi (TKA) sonrasında alınan femur baş-boyun ve femoral ward örneklerinin histomorfometrik ölçümlerinin yapılarak elde edilen Dexa sonuçları ile korelasyonunu ortaya çıkarmaktı. İzlenen Methodoloji: Haziran 2021'den Ocak 2023'e kadar Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalında TKA uygulanan 30 hasta dahil edildi. Hastaların bilateral proksimal femur Dexa ölçümleri Total ve bölgesel (femur boynu, trokanterik, intertrokanterik ve ward üçgeni) olarak yapıldı. Ölçümler artroplasti ameliyatından 2 hafta önce yapıldı. Proksimal femur baş ve boyun dahil olacak şekilde TKA sırasında çıkartıldıktan sonra femur başı, femur boynu ve femoral ward bölgelerinden 1 cm x 2 cm kemik numuneleri her bölgeden 3 adet olacak şekilde toplam 9 adet örnek alındı. Örnekler üzerinde histomorfometrik inceleme ile trabeküler kalınlık, trabeküler uzaklık, trabekül volümü/kemik volümü (% olarak), trabekül sayısı değerleri ortaya çıkartıldı. Normal dağılım olup olmadığının belirlenmesi için normalite testleri kullanıldı. Bilateral Dexa sonuçlarının değerlendirilmesi için Bağımlı Örneklem T- Testi kullanıldı. Histomorfometrik sonuçların ipsilateral Dexa sonuçları ile korelasyonu için Pearson korelasyon testi yapıldı. Araştırmanın Bulguları: Çalışmanın ilk aşamasında femur boyun ve femoral ward bölgesinde normal ve artroz olan kalça eklemi Dexa sonuçları arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar bulundu. Bu verilerin güvenilirliğini ortaya çıkarmak amacıyla yapılan koksartroz olan kalça ekleminin histomorfometrik değerlendirilmesinde femur boyun ve femoral ward bölgelerinde oluşan KMİ ve KMY artışının ölçülen parametrelerle korelasyon gösterdiği bulundu. Bu bölgelerde trabeküler kalınlık artışı, trabeküller arası mesafede azalma, trabekül sayısında azalma saptandı. Ayrıca trabekül kalınlığındaki artışın femoral ward bölgesinde daha fazla olduğu, trabeküller arası mesafede azalmanın ise femur boyun bölgesinde daha fazla olduğu diğer elde edilen sonuçlardır. Osteoartrit olan kadınlarda erkeklere göre histomorfometrik ölçümler değerlendirildiğinde düşük KMY, KMİ, T skoru ile sonuçlanan bulgular elde edildi. Araştırmanın Sonuçları: Osteoartritin kemik yapısında gerçekleştirdiği değişiklikler sürekli araştırılan bir konudur. Çalışmamızda koksartroz olan kalça ekleminde femur boyun ve femoral ward bölgesinde KMİ ve KMY'nun anlamlı derecede arttığı saptandı. Bu bölgelerin histomorfometrik incelemesinde osteoartrit bulgularının olduğu aynı bölgelerle korelasyon gösterdiği bulundu. Ayrıca makroskobik kemik kalitesini değerlendirme yöntemi olan Dexa'nın mikroskobik kemik değerlendirme kriteri olan kemik histomorfometrisi ile korele olduğu sonucuna ulaşıldı. Koksartrozda osteoartrit etkilerinin tam olarak ortaya çıkartılması için geniş vaka serili ileri çalışmalara ihtiyaç vardır.

ArtroplastiFemurHistopatoloji+5
Abdullah Heysem Doğan
Tekirdağ Namık Kemal University
2023
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

İç kulak malformasyonlu hastalarda anteroposterior grafi ile açısal insersiyon derinliği ölçümü, koklea boyutları ve elektrod uzunluğu ile ilişkisinin incelenmesi

İç kulak malformasyonlu bir hastada ilk defa 1983 yılında koklear implantasyon cerrahisi gerçekleştirildiğinden beri iç kulak malformasyonları koklear implantasyon için kontraendikasyon teşkil etmemektedir. Koklear implantasyon cerrahisinin odyolojik sonuçları biyografik, odyolojik, bilişsel ve elektroda bağlı birçok parametreden etkilenmektedir. Elektroda bağlı parameterlerden açısal insersiyon derinliği (AID) ve odyolojik sonuçlarla ilişkisi son yılların popüler konu başlıklarındandır. Açısal insersiyon derinliği ölçümünde Anteroposterior grafi düşük radyasyon maruziyeti, kısa çekim süresi, uygulama ve yorumlama kolaylığı gibi önemli avantajlara sahiptir. Literatüre bakıldığında normal anatomili koklealarda açısal insersiyon derinliği ile koklea boyutları ve elektrod uzunluğu arasındaki ilişkiyi inceleyen birçok çalışma mevcuttur. Ancak iç kulak malformasyonlarında açısal insersiyon derinliğini etkileyen parametreler hakkında yapılmış çalışmalar oldukça kısıtlıdır. Çalışmamızda AID ölçümünde AP grafinin güvenilirliğini saptamak, iç kulak malformasyonlarında kullanılan farklı elektrodların insersiyon açıları hakkında tanımlayıcı bilgi vermek ve insersiyon açısını etkileyen parametreleri incelemek amaçlanmıştır. Klinisyenlere koklear implant elektrodu seçiminde yol göstereceği düşünülmektedir. Çalışmamıza 198 iç kulak malformasyonlu (26 IP-I, 79 IP-II, 9 IP-III, 17 KH-II, 28 KH-III, 6 KH-IV, 15 KAS, 13 GVA ve 5 izole VD) ve 60 sağlıklı koklea dahil edilmiştir. Yüksek çözünürlüklü BT görüntülemesinde aksiyel ve koronal oblik reformat kesitlerde koklea bazal dönüş uzunluğu ölçülmüştür. Post-operatif çekilen anteroposterior kafa grafilerinde, 3 farklı klinisyen tarafından açısal insersiyon derinliği ayrı ayrı ölçülmüş ve sonuçlar kıyaslanmıştır. AP kafa grafisinde açısal insersiyon derinliği ölçümünde araştırmacılar arası iç tutarlılık testinde çok yüksek düzeyde tutarlılık saptanmıştır (R=0,906). AP grafinin açısal insersiyon derinliği ölçümünde güvenilir ve kolay öğrenilebilir bir metod olduğu görülmektedir. Kontrol ve çalışma gruplarında açısal insersiyon derinliği ile koklea bazal dönüş uzunluğu arasında negatif yönde ve elektrod uzunluğu arasında pozitif yönde ilişki olduğu bulunmuştur. (R=0,947 ve R=0,606) . Inkomplet partisyon tip I ve II malformasyonlarında Med-El Form24 elektrod 1 turdan fazla dönmüş olup, Form19 elektrod 1 turdan az dönmüştür. Gusher gelişen IP-I ve IP-II vakalarında Form24 elektrod seçilmesi yeterli koklear uyarımı sağlamanın yanında BOS kaçağı kontrolünde fayda sağlayacaktır. Gusher gelişmeyen IP-I ve IP-II vakalarında kokleayı daha iyi uyaracak uzun elektrodlar seçilmelidir. IP-III malformasyonunda Med-El Form19 ve Form24 elektrodlarının ikisi de 1 turdan fazla dönmüştür. Hemen her zaman gusher beklenen IP-III vakalarında küçük koklealarda Form19, boyutları normale yakın koklealarda ise Form24 seçilmelidir. Koklear hipoplazilerde Med-El Form19 ve Form24 elektrodlar 1 tam turdan fazla dönmüştür. Koklea boyutlarının normalden küçük olduğu koklear hipoplazilerde gusher gelişen vakalarda koklea boyutlarına göre Med-El Form19 ve Form24 elektrodların seçilmesi uygundur. Gusher gelişmeyen vakalarda intrakoklear hasara yol açmayacak ve yeterli koklear uyarımı sağlayacak uzunlukta farklı elektrodlar seçilebilir. Örneğin lateral duvar elektrodları arasında ortalama uzunluğa sahip Cochlear Slim Straight elektrodun 20 ve 25 mm'yi işaret eden iki indikatörü arasında bir noktada insersiyon tamamlanarak arzu edilen insersiyon açısı elde edilebilir. Koklea boyutlarının normal olduğu GVA, KAS ve izole VD malformasyonlarında gusher beklenmediğinden yeterli koklear uyarımı sağlayacak uzunlukta elektrodların kullanımı mantıklı görünmüktedir. İlerde yapılacak çalışmalarda iç kulak malformasyonlarında optimal odyolojik sonuçlar elde etmek için ideal açısal insersiyon derinliği tespit edilebilmesi durumunda bu çalışmanın verileri klinisiyenlere elektrod seçimi konusunda yardımcı olacaktır.

ElektrotlarKokleaKoklear implantlar+5
Burçay Tellioğlu
Hacettepe University
2023
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Farklı açılanmalara sahip implant tarama gövdelerine yapılan modifikasyonların farklı yazılımlar kullanılarak eşlenmesinin dijital ölçü doğruluğuna etkisi: in vitro çalışma

Literatürde modifikasyonlu implant tarama gövdelerinin (İTG) farklı yazılımlar ile eşlenmesinin tarama doğruluğuna etkisini inceleyen yeterli sayıda çalışma bulunmamaktadır. Çalışmanın amacı farklı açılanmalara ve modifikasyonlara sahip İTG'lerin farklı yazılımlar ile eşlenmesi sonrası elde edilen tarama dosyalarının doğruluğunu incelemektir. Çalışmada açılı ve düz konumda yerleştirilmiş dijital analoglara bağlı İTG'lerle modifikasyonsuz(M0), eklemeli(M+) ve çıkartmalı(M-) modifikasyonlu İTG grupları oluşturulmuştur. Tarama dosyaları Exocad ve Medit Link yazılımı ile İTG eşlemeleri yapılmıştır. Elde edilen deneysel tarama dosyaları ile referans tarama dosyaları tersine mühendislik yazılımı kullanılarak üst üste çakıştırılmış ve iki tarama arasındaki çizgisel ve açısal sapma hesaplanmıştır. İstatistiksel analizler için R4.3.1 (R Development Core Team, 2023) ve SPSS version 23(SPSS Inc) paket programları kullanılmıştır. Sayısal değişkenlerin normallik varsayımı Shapiro-Wilk uyum iyiliği testi ile incelenmiştir. İTG'lere yapılan modifikasyonlar içinde en çok açısal ve çizgisel sapma meydana getiren grup M- grubu, en az sapma gösteren grup ise M0 grubudur. İTG eşlemesi için kullanılan yazılımlar karşılaştırıldığında, Medit Link ve Exocad'le eşlenen İTG'lerin olduğu taramalar, sadece Exocad ile eşlenen gruplara oranla daha az açısal sapma göstermişlerdir. Modeldeki İTG'lerin açılı veya düz olması açısal ve çizgisel sapmalar için anlamlı bir fark oluşturmamıştır(p>0,005). İTG'lerin konumları ile yapılan karşılaştırmada 27 No'lu İTG'nin 25 No'lu İTG'ye göre çizgisel sapmaya daha çok uğradığı, 25 No'lu İTG'nin 27 No'lu İTG'ye göre açısal sapmaya daha çok uğradığı görülmüştür.

Dental implantasyonDental kalıp alma maddeleriProtezler ve implantlar
Damla Bilgin
Hacettepe University
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Alt ekstremite protez kullanıcıları mobilite anketinin geçerlik güvenirliği

ÖZET Yosmaoğlu S. Alt Ekstremite Protez Kullanıcıları Mobilite Anketinin Geçerlik ve Güvenirliği, Hacettepe Üniversitesi Sağlık bilimleri Enstütüsü, Protez Ortez ve Biomekanik Programı, Yüksek Lisans Tezi, Ankara, 2019. Bu çalışmanın amacı Prosthetic Limb Users Survey of Mobility (PLUS-M) ölçeğinin Türkçe versiyonunun kültürler arası adaptasyonunu oluşturarak ,geçerlik ve güvenirliğinin araştırılmasıdır. Fonksiyonel mobilite ölçeğinin geliştiricisi araştırmacıdan ölçeğin versiyon çalışmasının yapılabilmesi için gerekli izinlerin alınmasını takiben, ölçeğin orjinal dili olan İngilizceden Türkçeye çevrilmesi, kültürlerarası adaptasyon ve çeviri yöntemleri kurallarına uyularak gerçekleştirildi. Türkçe versiyonu oluşturulan ölçek, 100 alt ekstremite amputasyonu geçirmiş birey üzerinde üç gün arayla iki kez uygulanıp hem uzun form hem de 12 maddelik kısa form için sonuçlar arasındaki uyum sınıf içi korelasyon katsayısı (ICC) ve Spearman Korelasyon katsayısı hesaplanarak belirlendi. PLUS-M Türkçe versiyonunu oluşturan maddelerin iç tutarlılığı Cronbach alfa analizi ile hesaplandı. Amputelerde geçerli ve güvenilir bir ölçek olan Ampute Mobilite Ölçeği (AMPRO) hastalara uygulanarak, PLUS-M in Türkçe versiyonunun AMPRO ile uyumu Spearman korelasyon analizi ile belirlendi. PLUS-M Türkçe versiyonunun, ilk uygulama ve tekrar uygulaması arasında pozitif, yüksek bir korelasyon olduğu (ICC= 0,85, r=0,94, p<0.001; kısa form: ICC= 0,92, r=0,93, p<0.001), iç tutarlılığının yüksek olduğu (Cronbach alfa=0,94, kısa form: Cronbach alfa=0,91) ve AMPRO ölçeğinden alınan puanlar ile pozitif, yüksek korelasyon gösterdiği (r= 0,84 p<0,001; kısa form: r= 0,77, p<0,001) saptandı. Analizin tamamlanmasını takiben, PLUS-M Türkçe versiyonunun 12 maddelik kısa formunu oluşturan maddeler veri setinden ayrılarak, yukarıda anlatılan tüm adımlar tekrar edilmiş ve kısa formun test-tekrar test güvenirliği de Cronbach alfa korelasyon katsayısı kullanılarak hesaplanmıştır. Plus-M mobilite anketinin Türkçe versiyonunun, alt ekstremite amputasyonu geçirmiş protez kullanan bireylerin mobilite değerlendirmesinde, klinikte ve bilimsel araştırmalarda kullanım için geçerli ve güvenilir bir ölçek olduğu sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Amputasyon, sonuç ölçümleri, yaşam kalitesi

Alt ekstremiteAmpütasyonAnketler+4
Sevgin Yosmaoğlu
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Genişletilmiş bilgisayarlı tomografi skalası ve metal artefakt azalımı yöntemlerinin implantlı hastalarda doz dağılımına etkisinin bireyselleştirilmiş fantomlar kullanılarak analiz edilmesi

Günümüzde insan vücudunda diş, çene, kalça, omurga gibi metal implantların kullanımı yaygınlaşmıştır. Ancak insan vücudundan farklı olarak bu implantların yüksek atom numarasına sahip olması, Bilgisayarlı Tomografi (BT) görüntülemesinde artefaktlara sebep olmaktadır. Radyoterapi (RT) tedavi planlamasının BT görüntüleri üzerinden yapılması nedeniyle bu artefaktlar doz hesaplamalarında belirsizliklere yol açmaktadır. Bu çalışmadaki amaç, üç boyutlu (3B) bireyselleştirilmiş fantomlara Titanyum (Ti) alaşımlı implantlar yerleştirip, Genişletilmiş BT Skalası (GBTS) ve SEMAR (Single energy metal artefact reduction, Toshiba Medical Systems, Otowara, Japan) algoritmaları kullanarak metal implantların RT 'deki doz dağılımına etkilerini araştırmaktır. Öncelikle implantlar (1 mandibula ve 2 servikal vertebra) 3B baskı teknolojisiyle üretilmiş fantomlara yerleştirilmiştir. Sonrasında hazırlanan fantomların Toshiba Aquilion LB BT (Toshiba Medical Systems, Otowara, Japan) cihazında BT taramaları yapılıp ardından GBTS ve SEMAR yöntemleri uygulanmıştır. Dozimetrik ölçümler içinse EBT3 Gafkromik filmler fantomların uygun kesit aralarına yerleştirilerek Varian Clinac DHX High Performance lineer hızlandırıcı cihazında ışınlanmıştır. Film dozimetri ile elde edilen 2B doz haritaları tedavi planlama sisteminden (TPS) alınan 3 boyutlu konformal RT (3BKRT) ve yoğunluk ayarlı RT (YART) planlama sonuçlarıyla karşılaştırılmıştır. Tedavi planlarının gama analizi sonuçları değerlendirilirken %3 doz farkı (DF) ve 3 mm doz mesafe uyumu (DMU), %3 DF ve 5mm DMU, %5 DF ve 3mm DMU son olarak da %5 DF ve %5 DMU kriterleri kullanılmıştır. Mandibula implantlı fantomdan elde edilen ölçümlerde anlamlı farklılıklar bulunamamıştır. Bunun sebebi mandibula implantının çok ince ve küçük yapıda olması nedeniyle yeteri kadar artefakt yaratamamasıdır. Servikal vertebra implantlı fantomlardan elde edilen ölçümlere göre ise GBTS yönteminin gama analizi sonuçları, standart BT skalasına (SBTS) göre daha iyi çıkmıştır (%1-%16). SEMAR yöntemi gama analizi sonuçlarında ise dozimetrik açıdan anlamlı bir farklılık gözlenmemiştir. Sonuç olarak implantların büyük metal artefaktlar yarattığı durumlarda RT tedavisi planlanırken GBTS kullanılması önerilmektedir. SEMAR algoritmasının ise belirtilen koşullar için RT 'de dozimetrik bir etkisi bulunamamıştır.

ArtefaktlarMandibular protezOmurga+4
Hande Ahrazoğlu
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı üzengi kemik protezlerinin modellenerek ses iletim performanslarının mevcut ticari protezlere göre değerlendirilmesi

İşitme kayıplarının bazıları, orta kulakta yer alan ve seslerin iç kulağa iletilmesini sağlayan çekiç, örs ve üzengi kemikçiklerinde meydana gelen sorunlar sonucu oluşmaktadır. Böyle durumlarda, çoğunlukla üzengi kemiği alınarak yerine bir protez yerleştirilmektedir. Bu çalışmada, farklı üzengi kemik protezlerinin modellenmesi ve ses iletim performanslarının sağlıklı insan orta kulak modeli ile mevcut ticari protezlere göre değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Çalışmada protez tasarımları, modellemeleri ve analizleri Solidworks ve Ansys programları kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Çalışma kapsamında öncelikle ticari olarak üretilen üç adet piston tipi protez seçilmiş ve modellenmiştir. Bu protezler için dört farklı malzeme (teflon, titanyum, pet-g, nitinol), üç farklı çap (0.4, 0.5, 0.6 mm) ve üç farklı uzunluk (4.00, 4.75, 5.50 mm) belirlenerek her bir protez modelinde bu malzeme, çap ve uzunlukların değerlendirilmesi yapılmıştır. Tasarlanan protez modellerinin ve gerçek kulak modelinin harmonik titreşim analizleri gerçekleştirilmiştir. 100 ile 10000 Hz aralığındaki bir frekans için çalışma yapılmıştır. Analizde modellenen kulağın timpanik membran kısmından anlık ses basınç seviyesi 90 dB olan yaklaşık 0.632 Pa'lık bir basınç gönderilmiş ve analizler belirlenen sınır şartları altında gerçekleştirilmiştir. Üzengi tabanında titreşim sonucu oluşacak etkilerin frekans yanıtı ile sesin iletimindeki hız dağılımları incelenmiştir. Modellenen mevcut ticari protezlerin her biri harmonik analizdeki dağılımları açısından karşılaştırılmış ve sağlıklı insan orta kulak modeli ile kıyaslanarak işitme üzerindeki ses iletim performansları değerlendirilmiştir. Tez çalışması kapsamında analizi yapılan 108 protez modeli arasından sağlıklı insan orta kulak modeline en yakın sonuçları veren 0.6 mm çap, 5.50 mm uzunluğundaki titanyum malzeme ile üretilen Ticari 3 protez modeli, Çizelge 4.15'teki veriler ile karşılaştırılmış ve ses iletiminde 10 kat iyileşme görülmüştür.

ANSYSBiyomalzemelerHarmonik analiz+2
Fatma Uzundemir
Isparta University of Applied Sciences · Institute of Graduate Studies
2023
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

İmplant destekli sabit protez ve geleneksel tip tam protez kullanan hastalarda masseter kas kalınlığının ultrason ile karşılaştırılması

Diş kaybı; stimulasyonun azalmasına bağlı kemik kaybının artması, nöromusküler kontrolün azalması ve kaslarda oluşan düzensizlikler, okluzyonda bozukluklar temporamandibular eklem bozuklukları, proprioseptif yeteneğin kaybı gibi fonksiyonel bozukluklara neden olmaktadır. Çalışmamızın amacı; geleneksel tam protez kullanan bireyler, implant destekli sabit protez kullanan bireyler ve doğal dentisyona sahip bireylerin masseter kas kalınlığının istirahat ve maksimum ısırma durumunda değerlendirilmesidir. Çalışmamızda 40 kişilik kontrol grubu doğal dentisyona sahip bireylerden oluşurken; 20 si geleneksel tam protez kullanan total hasta grubu, 20 si implant destekli sabit protez kullanan implant hasta grubundan oluşturuldu. Her üç gruba ait ölçümler hem istirahat pozisyonunda hem de maksimum kasılma anında sağ ve sol masseter kas için ayrı ayrı yapılmıştır. Çalışmamızın bulgularına göre geleneksel total grubu hem istirahat hem de maksimum ısırmada masseter kas kalınlığı istatistiksel olarak anlamlı derecede düşük bulunmuştur(p<0,001). Ancak implant gurbu hastalarda hem istirahat hem de maksimum ısırma masseter kas kalınlığında kontrol grubu ile arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunamamıştır(p>0,050). Ayrıca cinsiyete bağlı olarak yapılan hasta grupları içi karşılaştırmada kadın ile erkek arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunurken, yaşa bağlı olarak negatif bir korelasyon bulunmuştur.

Dental implantasyonDental implantlarDental protez-implant destekli+4
Burçe Doğan
Uşak University
2023
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Tekli implant üstü restorasyonların estetik sonuçlarının değerlendirilmesi

Diş implantları son yıllarda eksik dişlerin yerine konması için kullanılan en yaygın tedavi seçeneklerinden biri olmuştur. Komşu dişlerin nispeten sağlıklı olduğu tekli diş eksikliklerinde, kron köprü restorasyonlarının yerine dental implantlara giderek daha fazla yönelinmektedir. İdeal bir estetik implant restorasyonu vakasında, implant çevresindeki mukozal marjin, peri-implant yumuşak dokunun rengi, dokusu ve konturu komşu ve kontralateral dişlerle ve/veya implantlarla uyumlu olmalıdır. Tekli implant üstü protezlerin estetik değerlendirmesi, hastaların memnuniyetini artırmak, tedavi sonuçlarını optimize etmek ve diş hekimlerinin klinik uygulamalarını iyileştirmek için kritik bir öneme sahiptir. Bu çalışmada da bu estetik yönelim nedeniyle Uşak Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi'nde yapılan tekli implant üstü protezlerin estetik performansını detaylı olarak değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Araştırmamız Uşak Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi'nde Ocak 2019 ile Mart 2024 tarihleri arasında hastalara yapılan tekli implant üstü protezlerin intraoral fotoğrafları incelemeyi amaçlayan retrospektif, kesitsel bir çalışmadır. Yapılan protezler Nikon d7100 body ve Nikon 105mm mikro lens (f/2.8G) ile çekilmiş olup ışık kaynağı olarak Nikon R1C1 makro twin flaş kullanılmıştır. Hastaların fotoğrafları 8 protez uzmanı tarafından değerlendirildi. Yapılan protezlerin estetiği PES (Pembe Estetik Skor) /WES (Beyaz Estetik Skor) kullanılarak kontralateral referans dişlerle karşılaştırılarak puanlandırıldı. PES/WES' in tanımlayıcı ve frekans analizi yapıldı. Verilerin analizinde IBM SPSS.27 programı ile uygun testlerle analiz edilmiştir. Sonuç: Bu çalışmada cinsiyet, yaş, immediat implantasyon ve immediat yükleme ile WES, PES ve PES/WES skorları arasında anlamlı bir ilişki bulunmamıştır. Ancak genç hastaların estetik skorlarının, ileri yaştaki hastalara göre belirgin biçimde daha yüksek olduğu görülmüş; bu da yaşlanmanın yumuşak ve sert doku üzerinde olumsuz etkiler yaratarak estetik sonuçları düşürdüğünü düşündürmektedir. Periodontal sağlığı iyi olan hastaların PES ve PES/WES skorlarının anlamlı derecede yüksek bulunması, estetik başarı açısından periodontal sağlığın önemini ortaya koymuştur. Artan implant derinliğinin PES ve PES/WES skorlarında düşüşe yol açtığı gözlemlenmiş; bu durum, estetik performans için implant derinliğinin doğru bir şekilde ayarlanmasının önemini vurgulamaktadır. Ayrıca, mezial ve distal kontakt noktası ile kemik tepesi seviyesi 5 mm ve altında olan hastaların estetik skorlarının daha yüksek olduğu görülmüştür. Çoklu lineer regresyon analizine göre yaş, implant derinliği ve mezial-distal kontakt noktası ile kemik seviyesi değişkenleri, PES/WES toplam puanının %30'unu açıklamaktadır.

Dental implantlarDental protez-implant destekliDental protezler+1
Ahmet Mahir Aktürk
Uşak University
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

İşitsel beyinsapı implantı ve koklear implant kullanan çocuklarda dikkat, bellek ve dil becerilerinin değerlendirilmesi

Bu tez çalışmasının amacı; işitsel beyinsapı implantlı ve koklear implantlı çocuklarda dikkat, bellek ve dil becerilerinin değerlendirilmesidir. Bu amaçla, 6 ile 9 yaşları arasında 20 işitsel beyinsapı implantlı, 20 koklear implantlı çocuk ve aileleri çalışmaya katılmıştır. Çalışmada dil becerilerini değerlendirmek için "Türkçe Okul Çağı Dil Gelişimi Testi", dikkat ve bellek becerilerini değerlendirmek için STROOP Testi Temel Bilimler Araştırma Grubu Formu, Görsel İşitsel Sayı Dizileri Testi B Formu, İşaretleme Testi kullanılmıştır. İşitme becerilerinin günlük yaşamdaki fonksiyonel çıktılarını değerlendirmek için "Günlük Yaşam İşitsel Davranış Ölçeği" ve "Çocuklarda İşitsel Performans Değerlendirme Ölçeği" kullanılmıştır. Bulgular SPSS v.25 yazılımı kullanılarak yapılmış olup, istatistiksel anlamlılık düzeyi 0,05 olarak saptanmıştır. Buna göre dil testi tüm alt skorlarında ve dinleme, organize etme, konuşma, dil bilgisi, anlam bilgisi, sözlü dil becerilerinde iki grup arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık saptanmıştır (p < 0,05). STROOP testi 1, 2 ve 5. Bölüm tamamlama süreleri açısından iki grup arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık saptanmıştır (p < 0,05). Sayı dizisi testinde ise işitsel sözel, görsel sözel, işitsel yazılı, sözel tepki, duyular arası kaynaşım ve genel skorda iki grup arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık saptanmıştır (p < 0,05). İşaretleme testi tüm alt bölümlerinde testi tamamlama süreleri açısından istatistiksel olarak anlamlı farklılık saptanmıştır (p < 0,05). Dil, dikkat, bellek skorları ile işitsel performans ölçekleri skorları arasında istatistiksel olarak anlamlı korelasyonlar saptanmıştır. Literatürde yer alan işitsel beyinsapı implantlı ve koklear implantlı çocuklarda müdahale ve takip sürecinde karşılaşılan farklılıklar ve gelişimsel sonuçlar, çalışma bulguları ile uyumludur. Bu çocuklarda takip ve müdahale yaklaşımlarında dikkat ve bellek becerilerinin de gelişiminin göz ardı edilmemesinin önemini ortaya koymuştur.

BellekDikkatDil becerileri+4
Nuriye Yıldırım Gökay
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Üst ekstremite amputelerinde günlük yaşam aktivitesi ve iş uğraşı anketi'nin Türkçe'ye uyarlanması, güvenirlik ve geçerliği

Bu çalışmanın amacı Üst Ekstremite Amputelerinde Günlük Yaşam Aktivesi ve İş Uğraşı Anketi'in Türkçe versiyonunun kültürlerarası adaptasyonu, geçerlik ve güvenirliğinin araştırılmasıdır. Anketin geliştiricisi ve yazarlardan Türkçe versiyon çalışması için gerekli izinler alındı. Anketin orjinal dili olan İngilizce'den Türkçe'ye çevrilmesi ve kültürlerarası adaptasyon uyarlaması, çeviri yöntemleri kurallarına uyularak gerçekleştirildi. Üst Ekstremite Amputelerinde Günlük Yaşam Aktivitesi ve İş Uğraşı Anketi, 125 üst ekstremite amputesine test ve tekrar-test olarak uygulandı. Türkçe versiyonunun iç tutarlılığı hesaplandı. Üst Ekstremite Amputelerinde Günlük Yaşam Aktivitesi ve İş Uğraşı Anketinin geçerlik analizleri için Kol, Omuz ve El Sorunları Anketi (DASH) ve Görsel Analog Skalası (GAS) kullanıldı. Anketin test ve tekrar-test uygulaması arasında pozitif yönde mükemmel bir korelasyon olduğu (r=0.93, p<0,001) bulundu. Anketin Türkçe versiyonunun iç tutarlığı genel skorlamayı içeren 9. Kısımda yer alan 17 maddelik günlük yaşam aktiviteleri için yapıldı ve ICC=0,96 olarak belirlendi. Türkçe versiyon çalışması yaptığımız anketin 9. kısmında yer alan günlük yaşam aktiviteleri ile GAS ve DASH ile ilişkisi için toplam skor oluşturuldu ve DASH toplam skoru ile pozitif yönde iyi korelasyon belirlendi (r=0,88, p<0,001). Üst Ekstremite Amputelerinde Günlük Yaşam Aktivesi ve İş Uğraşı Anketi'in Türkçe versiyonunun ülkemizdeki üst ekstremite amputelerinde klinikte ve bilimsel araştırmalarda kullanılabilecek geçerli ve güvenilir bir anket olduğu sonucuna varıldı. Bu çalışma ile ülkemizdeki üst ekstremite amputelerinin günlük yaşam ve iş ile ilgili aktivitelerinin değerlendirilmesine yönelik bir anket elde edilmiş olup, uygun proteze karar verme ve rehabilitasyon süreçlerinin planlanmasında katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Üst ekstremite, ampute, protez el, öz değerlendirme, anket

AmpütasyonAnketlerEl+7
Aslı Bebek
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2022
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Distal femur tümör rezeksiyon protezlerinde sağkalım ve sağkalımı etkileyen faktörlerin değerlendirilmesi

Otuz yılı aşkın süredir; kemoterapi tedavisinin gelişmesi, implant imalat ve uygulama tekniklerindeki ilerlemeler, cerrahi tekniklerdeki yenilikler ve doğru hasta seçimi sonucu alt ekstremite kas iskelet sistemi tümörlerinde amputasyon yerini eklem koruyucu cerrahiye bırakmıştır. Endoprostetik rekonstrüksiyon ise eklem koruyucu cerrahi yöntemlerinden en sık tercih edilen yöntem olarak karşımıza çıkmaktadır. Çalışmamızda Hacettepe Üniversitesi Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalı'nda 2001-2020 yılları arasında distal femur tümör rezeksiyon protezi uygulanan 29'u kadın, 25'i erkek 54 hasta; protezlerin sağkalımı, görülen komplikasyonların değerlendirilmesi, hasta sağkalımı ve fonksiyonel sonuçların değerlendirilmesi amacı ile çalışmaya dahil edilmiştir. Tümör dışı nedenlerle yapılan tümör rezeksiyon protezi cerrahileri dahil edilmemiştir. Fonksiyonel sonuçları değerlendirmek için MSTS skorlaması kullanılmıştır. Minimum takip süresi 1 yıl olan hastalar çalışmaya dahil edilmiş ve sağkalım analizleri Kaplan-Meier analizi ile yapılmıştır. Çalışmaya katılan 54 hastanın 27'si (%50) osteosarkom, 9'u metastaz (%16.7), 7'si Ewing sarkom (%13) ve 11'i (%20.4) diğer başlığında toplanan dev hücreli tümör (4 hasta), kondrosarkom (3 hasta), multiple myelom (2 hasta), sinoviyal sarkom (1 hasta) ve lenfoma (1 hasta) idi. Yaş gruplarına bakıldığında 28 erişkin (%51.9), 26 pediatrik (%48.1) hasta olduğu görüldü. Son kontrolde 38 hastanın (%70.4) yaşıyor olduğu görüldü. Tarafımızca uygulanan tümör rezeksiyon protezlerinin literatür ile benzer protez sağkalımı, hasta sağkalımı ve komplikasyon oranlarına sahip olduğu görüldü. Fonksiyonel sonuçlarla birlikte değerlendirildiğinde alt ekstremite kas iskelet tümörlerinde rekonstrüksiyon amaçlı tümör rezeksiyon protezi uygulamasının güvenli ve başarılı bir yöntem olduğu görüldü.

EklemlerFemoral neoplazmlarFemur+7
Cem Çaylı
Hacettepe University
2022
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Gelişimsel kalça displazisine sekonder koksartroz nedeniyle yapilan total kalça artroplastisinin diz eklemi üzerine etkileri

Amaç: Bu çalışmanın amacı, gelişimsel kalça displazisine (GKD) sekonder koksartroz nedeni ile total kalça artroplastisi (TKP) uygulanmış hastaların orta-uzun dönem takiplerinde TKP'nin alt ekstremite biyomekaniği, koronal plan dizilimi ve diz üzerindeki etkilerini incelemek ve diz ekleminde meydana gelen postoperatif biyomekanik değişiklikleri radyolojik ve fonksiyonel olarak değerlendirmektir. Yöntem: Toplam 108 kalçanın 74'ü tek taraflı, 34'ü çift taraflı TKP uygulanmış hastalardan oluşmaktadır. Kalçalar ayrıca Crowe tipine (1-2 düşük, 3-4 ileri displazi) ve kullanılan femoral komponent çeşidine göre kategorize edildi. Hastaların ortalama takip süresi yaklaşık 4 yıldı (1-10). Radyolojik değerlendirmeler, mekanik ve anatomik lateral distal femoral açı (mLDFA, aLDFA), mekanik medial proksimal tibial açı (mMPTA), diz eklem hattı uyum açısı (JLCA), pelvik eğim (PE), bacak uzunluk farkı (BUF), Q açısı, femoral ofset (FO), kalça-diz-ayak açısı (HKA), diz mekanik aks deviasyon oranı (DMADO), femur mekanik-anatomik aks arası açı (FMAA), diz Kellgren-Lawrence (KL) evresi ve tibiotalar açı (TTA) ölçülerek gerçekleştirildi. Fonksiyonel değerlendirmeler, Görsel Analog Skala (VAS), Harris Kalça Skoru (HKS), Diz Cemiyeti Skoru (KSS), Oxford Diz Skoru, Diz Yaralanma ve Osteoartrit Sonuç Skoru (KOOS) ve Western Ontario ve McMaster Üniversiteleri Osteoartrit İndeksi (WOMAC) ile yapıldı. Bulgular: 57 düşük ve 51 ileri displazisi olan kalça değerlendirildi. İleri displazi grubunda ameliyat sonrası mMPTA, BUF ve değişimi, Q, HKA açısı ve değişimi, DMADO, diz KL evre farkı anlamlı olarak daha yüksekken ameliyat öncesi ve sonrası FMAA ise daha düşüktü. Ameliyat sonrası en düşük mLDFA ve FMAA; en yüksek HKA açısı ve PE konik protezde bulunurken en yüksek mLDFA, FO ve FMAA; en düşük PE, HKA açısı kama protezde bulunmuştur. Lakin, Crowe tipine ve femoral komponent tipine göre klinik sonuçlar açısından anlamlı fark yoktur. Ameliyat sonrası tüm hastalarda anlamlı olarak kalça ve diz VAS azalırken, HKS, KSS, KOOS, Oxford Diz Skoru ve WOMAC skoru artmıştır. Sonuç: İleri displazisi olan hastalarda orta-uzun dönemde TKP sonrası dizde valgus yönelimi artarken, düşük displazisi olan hastalarda bu yönelim zamanla düzelmektedir. Konik femoral komponent valgus hizalanmasını artırabilirken, kama komponent daha stabil bir mekanik aks sağlamaktadır. Postoperatif dizdeki radyolojik değişiklikler orta-uzun dönemde fonksiyonel sonuçlara yansımamaktadır. Anahtar Sözcükler: Gelişimsel Kalça Displazisi, Koksartroz, Total Kalça Artroplastisi, Diz Biyomekaniği, Koronal Plan Dizilimi, Femoral Protez, Valgus Hizalanması, Mekanik Aks Değişiklikleri, Radyolojik Değerlendirme, Fonksiyonel Sonuçlar

Diz eklemiKalça eklemiOsteoartrit-kalça+1
Muhammed Yusuf Afacan
İstanbul University-Cerrahpaşa
2025
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Total diz artroplastisinde sabit insert ve hareketli insert dizaynlarının uzun dönem sonuçlarının değerlendirilmesi

Total diz artroplastisi (TDA), diz osteoartritinde yüksek başarı gösteren bir prosedür olarak tüm dünyada ve ülkemizde giderek artan oranda uygulanmaktadır. Diz artroplastisi uygulanan bireylerin ortalama yaşlarındaki düşüşle birlikte, protezin uzun süre sağkalımı ve cerrahinin klinik sonuçları hakkındaki hasta beklentileri son zamanlarda artmıştır. Çalışmamızda uzun dönem takip süresi sonunda, Posterior stabilize total diz protezi sisteminin sağkalım oranını, klinik ve radyolojik sonuçlarını değerlendirmeyi planladık. Haziran 2002-Ocak 2010 tarihleri arasında Anabilim Dalımızda Nexgen LPS-Flex (posterior stabilized- Posterior stabilize) diz sistemi ile total diz artoplastisi uygulanan ve en az 10 senelik takip süresi olan 248 hastanın 328 dizi incelenmiştir. Ortalama takip süresi 13.2± 2.1 yıl olan hastaların %16.9'u erkek iken ortalama yaş 67.2yıl (25-81) idi. 69 dizde hareketli insert tercih edilirken 259 dizde ise sabit insert tercih edilmişti. Amerikan Diz Cemiyeti'nin değerlendirme sistemi ve Unutulmuş Eklem Skoru'nun Türkçe Adaptasyonu kullanılarak ameliyat öncesi ve son takip dönemindeki klinik ve fonksiyonel değerlendirmeler yapıldı. Amerikan Diz Cemiyeti'nin Diz ve Fonksiyon Skorları yanı sıra, eklem hareket açıklığı ve tibiofemoral dizilim açısından en son takipte ameliyat öncesine göre istatistiksel olarak anlamlı bir gelişme vardı (p<0.05). Sabit ve hareketli insert grupları arasında diğer klinik parametreler açısından anlamlı fark olmasa da son takip döneminde uygulanmış olan Unutulmuş Eklem Skoru açısından anlamlı fark vardı (p:0.026). 17 hastada revizyon cerrahisi gerekti ve tüm hastalarda ele alındığında son takip döneminde implant sağkalım oranı %94.8 idi. Sonuç: NexGen LPS-Flex diz sistemi ortalama 13.2 yılda % 94.8 implant sağkalım oranı ile tatmin edici klinik ve radyolojik sonuçlar göstermektedir. Uzun takip süresi sonunda sabit ve hareketli insert grubu kıyaslandığında Unutulmuş eklem skoru açısından sabit insert grubu lehine istatistiksel olarak anlamlı bir fark vardır.

ArtroplastiDizDiz eklemi+2
Sancar Bakırcıoğlu
Hacettepe University
2020
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Sıçan modelinde periprostetik meme kapsülünü azaltmak için profilaktik zafirlukast, montelukast ve kromolin sodyum tedavisi uygulanması

Kapsül kontraktürü meme implantına karşı aşırı fibrozis cevabıyla oluşan patolojik bir durumdur. Mast hücresi proinflamatuar mediatörleri ile fibrozisi uyaran anahtar hücrelerden biridir. Bu proinflamatuar mediatörler sadece lökotrien, heparin, renin ve histamin ile sınırlı değildir. Henüz uygun profilaksi şeması tanımlanmamış olsa da mast hücresinden salınan proinflamatuar maddeleri durdurmak kapsül kontraktürü profilaksisinin temelini oluşturur. Mast hücresi membran stabilizatörü olan kromolin sodyumun, lökotrien reseptör antagonistlerden histopatolojik olarak kapsül kontraktürünü daha etkili önleyeceği hipotez edildi. Bu hipotezin kanıtlanması amaçlanarak çalışma sıçan modeli olarak tasarlandı. Her grup rastgele 6 sıçan içerecek şekilde planlanarak 5 grup oluşturuldu. Kontrol grubuna enjeksiyon uygulanmadı. Sıçanlara, %0.9'luk serum fizyolojik ve kromolin sodyum, montelukast, zafirlukast düzenli olarak intraperitoneal enjekte edildi. 4. haftanın sonunda her sıçanın sırt bölgesine iliak kemik hizasında 2 cm insizyon yapılarak, panniculus carnosus altına düzgün yüzeyli yuvarlak implantlar yerleştirildi. Sıçanlara 16 hafta takip sonrası ötenazi yapıldı. Histopatolojik olarak akut inflamasyon, ortalama inflamasyon şiddeti skoru, sinoviyal metaplazi, ortalama dev hücre reaksiyonu odak sayısı, ortalama mast hücre sayısı ve ortalama kapsül kalınlığı incelendi. Ortalama mast hücre sayısı, ortalama kapsül kalınlığı, ortalama inflamasyon şiddeti skoru en düşük kromolin sodyum grubunda saptandı. Hücresel sinoviyal metaplazi bulunan sıçan sayısı en fazla kromolin sodyum grubundaydı. Kromolin sodyumun, mast hücresinden salınan proinflamatuar mediatörleri durdurduğu için, kapsül kontraktürü profilaksisinde %0.9 serum fizyolojik, montelukast, ve zafirlukasttan daha etkili olduğu görüldü.

KontraktürKromolin sodyumMast hücreleri+5
Fethiye Damla Menkü Özdemir
Hacettepe University
2020
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Mitral anuler kalsifikasyonun transkateter aortik valv implantasyonu sonlanımları üzerine etkilerinin değerlendirilmesi

Ciddi aort stenozu olan orta ve yüksek cerrahi riskli hastalarda transkateter aortik valv implantasyonu (TAVİ) standart tedavi haline gelmiştir. Mitral anuler kalsifikasyon (MAK); ciddi aort darlığı olan hastalarda sık görülür ve artmış kardiyovasküler morbidite ve mortalite ile ilişkilidir. Mitral anuler kalsifikasyonun TAVİ sonrası takipte tüm nedenlere bağlı mortalitenin bağımsız bir prediktörü olduğu gösterilmiştir. Bu çalışmanın amacı; ciddi aort darlığı olan hastalarda mitral anuler kalsifikasyonun TAVİ sonrası komplikasyonlarla ve mortalite ile ilişkisinin değerlendirilmesi; TAVİ sonrası mortalite ve kalıcı kalp pili ihtiyacının prediktörlerinin belirlenmesidir. Çalışmaya 01.01.2010 - 01.06.2020 tarihleri arasında Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nde ciddi aort darlığı nedeni ile TAVİ yapılan hastalar tarandıktan sonra dahil edilme kriterlerini karşılayan hastalar çalışmaya alındı. Hastaların bazal demografik verileri, laboratuvar ve ekokardiyografik parametreleri, TAVİ işlemine ait verileri kaydedildi. Çalışmanın sonlanım noktaları olarak mitral anuler kalsifikasyonun TAVİ sonrası komplikasyonlarla ilişkisi, TAVİ sonrası kalıcı kalp pili ihtiyacı prediktörlerinin tespit edilmesi, hastane içi ve tüm nedenlere bağlı mortalite oranlarının saptanması ve mortalite ilişkili faktörlerin tespit edilmesi olarak belirlendi. Araştırmaya 98 erkek (%40) ve 147 (% 60) kadın olmak üzere 245 hasta dahil edildi. Hastaların ortalama yaşı 76,3 ± 8,3 yıl idi. Hastaların ortalama sol ventrikül ejeksiyon fraksiyonu (EF) % 54,8 ± 11,4; aortik kapak alanı 0,74 ± 0,14 cm2; ve ortalama aortik transvalvuler gradyenti 47,0 ± 14,3 mmHg olarak tespit edildi. 148 (% 60,4) hastada MAK tespit edildi. Hastane içi mortalite 14 (%5,7) hastada gelişti. Ortanca 23,1 (11,6-44,3) aylık takip süresinde hastaların %17,8'ine (n=42) kalıcı kalp pili implantasyonu yapıldı ve tüm nedenlere bağlı mortalite 89 (%36,3) hastada gelişti. MAK olan olgularda; perikardiyal efüzyon (%26,4'e karşı %12,4; p=0,013) ve kontrast nefropatisinin (%21,6'ya karşı %7,2; p=0,005) MAK olmayan hastalara göre daha fazla olduğu tespit edildi. Kalp pili itiyacının prediktörü olarak sadece sol ventrikül çıkış yoluna uzanım gösteren MAK varlığı (HR:3,32; p=0,002) saptandı. RAAS blokörü kullanımı (HR: ; p=0,012), hemoglobin düzeyi (HR:0,79; p=0,006), TAVİ sonrası atriyal fibrilasyon gelişimi (HR:2,39; p=0,002) ve mitral anuler kalsifikasyonun ciddi olması (HR:1,94; p=0,024) tüm nedenlere bağlı mortalitenin öngördürücüleri olarak tespit edildi. Aortik kapak alanı ile MAK volümü (r=0,03; p=0,689), MAK Hounsfield ünitesi (r= -0,007; p=0,934) ve MAK Agatston skoru (r= -0,08; p=0,290) arasında korelasyon saptanmadı. Anahtar Kelimeler: TAVİ, Mitral anuler kalsifikasyon, Aort stenozu

Aort hastalıklarıAort kapak stenozuAort kapağı+4
Yusuf Ziya Şener
Hacettepe University
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

İç kulak anomalisi olan koklear implantlı bireylerde intraoperatif objektif test bulguları

Bu çalışmanın amacı; iç kulak anomalisi olan ve olmayan koklear implant kullanıcılarında intraoperatif objektif test sonuçlarının karşılaştırılmasıdır. Bu amaç doğrultusunda çalışmaya yaşları 1-10 arasında değişen, çalışma grubu için iç kulak anomalisine sahip 16, kontrol grubu için de iç kulak anomalisine sahip olmayan 13 koklear implantlı kulak dâhil edilmiştir. Bireyler, radyolojik ve odyolojik değerlendirmeler sonrasında iç kulak anomalisi belirlenmiş olan, koklear implant konseyi kararı sonrasında, iç kulak yapıları Medel marka intrakoklear elektrotlara uygun olan bireyler arasından iç kulak anomalisi ve normal kokleaya sahip olan bireyler, cinsiyet ve sosyal seviye farklılıkları gözetilmeksizin dahil edilmiştir. Uygulanan implantasyon cerrahisi sonrasında, rutin intraoperatif odyolojik test bataryası yapılmış kişiler yer almaktadır. Bu protokolde, koklea içine KBB cerrahı tarafından yerleştirilen, elektrotun bütünlüğü hakkında bilgi veren telemetri ve impedans ölçümü, e-SRT ölçümü, Medel yazılımında yer alan ART işleminin otomatik versiyonu, A-ART uygulanmış, e-CAP ölçümü yapılmıştır. Son olarak, e-ABR ölçümleri yapılmıştır. Kontrol grubunda, e-SRT ve A-ART elde edilme oranı, çalışma grubuna göre daha yüksektir. Çalışmada aynı zamanda e-ABR eşiklerinin iki grup arasında farklı latans süreleri ayrıca elektrotlarda yapılan ölçümlerde farklı şiddet seviyelerinde önemli ölçüde farklılık elde edilmiştir. e-ABR V.dalganın elde edilmesinde, latans süreleri açısından çalışma grubu ve kontrol grubu arasında farklılık olduğu görülmüştür. Sonuç olarak, özellikle pediatrik grup olmak üzere iç kulak anomalisi olan koklear implantlı bireyler için objektif test teknikleri önem kazanmakta olup bu çalışma iç kulak anomalisi olan koklear implant grubu için e-ABR'nin, e-CAP veya e-SRT'den daha güvenilir bir ölçüm olduğunu göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Koklear İmplant, İç Kulak Anomalisi, İntraoperatif görüntüleme, e-ABR

AnomalilerKoklea hastalıklarıKoklear implantlar+3
Figen Gündüzer
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2021
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Ekstraoral implantlarda yeni anti-manyetik dayanak tasarımının tutuculuğa etkisinin in-vitro incelenmesi

Mıknatıs ataçmanlar, maksillofasiyal protezlerde yaygın olarak kullanılmaktadır. Mıknatıs tutucuların pek çok avantajının yanı sıra, manyetik dayanakların, manyetik rezonans görüntülemede (MRG) çıkarılmasının gerekliliği ve hücreler üzerindeki olumsuz etkileri gibi dezavantajları da vardır. Bu in-vitro çalışmanın amacı, rutinde kullanılan manyetik dayanaklara alternatif olarak geliştirilmiş yeni tip anti-manyetik dayanak tasarımların tutuculuğunu değerlendirmektir. Bu amaçla Ti6Al4V alaşımından üretilen yeni tip anti-manyetik dayanakların, güncel kullanımda olan ekstraoral implantlara göre, tutuculukları karşılaştırılmıştır. Çalışmada 4 grup belirlenmiştir ve her gruptan 10'ar örnek hazırlanmıştır. 1. grup geleneksel manyetik sistem (GMS-kontrol grubu), 2. grup bu geleneksel manyetik sistemin 100°C'de ısıtılmış hali (IGMS), 3. grup anti-manyetik dayanak tip 1 sistemi (AMS1) ve 4. grup da tip 2 sistemidir (AMS2). Örnekler, test sistemi hazırlandıktan sonra sırasıyla test sistemine yerleştirilmiştir. 0, 120, 360, 720, 1440. döngülerdeki tutuculuk kuvvetleri ölçülmüştür. Tutuculuk değerleri 1440 döngü sonucunda sırası ile GMS: 3,39 N, IGMS: 3,38 N, AMS1: 8,83 N, AMS2: 8,75 N olarak ölçülmüştür. Sonuçların değerlendirilmesi ve farklı dayanak-ataçman sistemlerinin çıkarma kuvvetlerinin karşılaştırılmasında Two way ANOVA repeated measures kullanılmıştır. AMS grupları kendi içinde ve GMS grupları kendi içinde benzer sonuçlar göstermiştir (p>0,05). GMS ve AMS1, GMS ve AMS2 arasında ise istatistikler olarak anlamlı farklılık bulunmuştur (p<0,05). Sonuç olarak, yeni tip anti-manyetik dayanakların tutuculuk kuvvetlerinin daha yüksek değerlerde olduğu ve manyetik dayanaklara bir alternatif olabileceği görülmüştür.

Dental bondingDental desteklerDental implantasyon+6
İrem Sözen Yanık
Hacettepe University
2021
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Üç boyutlu yazıcıyla üretilmiş total protez kaide materyalinde yapılan farklı yüzey işlemlerinin renk stabilitesine etkisi

Üç boyutlu yazıcıyla üretilmiş total protez kaide materyalinde yapılan farklı yüzey işlemlerinin renk stabilitesine etkisi. Hacettepe Üniversitesi, Diş Hekimliği Fakültesi. Protetik Diş Tedavisi Uzmanlık Tezi, Ankara, 2021. Dijital gelişmeler, tam protezlerin tasarımında ve üretiminde bilgisayar destekli tasarım ve bilgisayar destekli üretim (BDT-BDÜ) teknolojisinin ve 3B Yazıcıların kullanılmasını sağlamıştır. BDT-BDÜ ile üretilen protezlerin konvansiyonel olarak üretilenlere göre birçok klinik avantajı bulunmaktadır. Renklenmeyi engellemek için alınacak önlemlerden biri de yüzey pürüzlülüğü azaltmaktır. Yüzey pürüzlülüğünü azaltmak için kaide materyallerine (KM) ışıkla sertleşen Yüzey Kaplama (YK) veya Polisaj (P) işlemi gereklidir, fakat protezlerin doku yüzeylerine YK ve P uygulanmaz. Çalışmamızda konvansiyonel yöntem ve 3B Yazıcı ile üretilmiş polisajlı, yüzey kaplamalı ve polisajsız yüzeylerde hazırlanan protez kaide materyallerinin farklı renklendirici gıdalardaki (kahve, şarap) renk stabilitesinin in-vitro olarak karşılaştırmalı olarak araştırılması amaçlanmıştır. Toplam n=216 örnek ve her alt grup için n=12 örnek üretilmiştir. 108 örnek konvansiyonel yöntemle, 108 örnek 3B Baskı ile üretilmiştir. Tüm örneklerin yüzey pürüzlülükleri (Ra) ölçülmüştür. Tüm örnekler distile su, kahve ve şarap renklendirici gıdalarda yedi gün bekletilmiştir. Renklendirme işlemi öncesi ve sonrası renk ölçümü Konica Minolta CM 3600d spektrofotometre ile yapılmış, renk değişimi CIEDE2000(ΔE) değerleri karşılaştırmalı olarak değerlendirilmiştir. Elde edilen veriler iki yönlü ANOVA ile analiz edilmiştir. 3B Baskı ile üretilen polisajsız yüzeye sahip örnekler en yüksek yüzey pürüzlülük ortalaması (23,714 μm Ra) göstermiştir. 3B Baskı ile üretilen polisajsız yüzeye sahip kahvede ve şarapta bekletilen gruptaki örneklerin ΔE00 değerleri tüm örnek gruplardan anlamlı derecede yüksek bulunmuştur (p<0,05). Diğer gruplardaki ΔE değerleri algılanabilirlik (1,72) ve kabul edilebilirlik (4,08) eşik değeri altında kalmıştır. 3B Baskı ile üretilen kaide materyalleri için yüzey işlemi gerekliliği görülmüştür.

Protez kaide malzemeleriProtezler ve implantlarTakma diş tabanları+3
Yusuf Şamil Doymuş
Hacettepe University
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Unutulan eklem skoru (UES-12) ölçeğinin alt ekstremite amputelerine uyarlanması: Geçerlik ve güvenirlik çalışması

Bu çalışmanın amacı, alt ekstremite amputelerinde Unutulan Eklem Skoru-12 (UES-12) ölçeğinin geçerliğini ve güvenirliğini belirlemektir. Çalışmaya 18-65 yaş arası, en az 6 ay protez kullanmış ve araştırmaya katılmaya gönüllü olan alt ekstremite amputeleri dahil edildi. Amputelerin proteze adaptasyonu "Trinity Amputasyon ve Protez Deneyim Ölçeği" (TAPES) ile, fiziksel görünümü algılamaları "Ampute Vücut İmajı Ölçeği" (ABIS) ile ve yapay uzuv farkındalığı ise UES-12 ile değerlendirildi. UES-12 ölçeğinin dış yapı geçerliğini belirlemek için TAPES ve ABIS ile korelasyonu incelendi. UES-12 ölçeğinin güvenirliği test-tekrar test yöntemi ile belirlendi. İç tutarlılık analizi Cronbach alfa katsayısı ile test edildi. Çalışmaya 75 ampute alındı (ortalama yaş: 37,81±11,22 yıl; VKİ: 25,88±3,86 kg/m2). Katılımcıların 20'sine 1 hafta sonra UES-12 ölçeği tekrar uygulandı. UES-12 ile TAPES'in aktivite kısıtlama alt parametresi arasında negatif yönde iyi derecede istatistiksel olarak anlamlı bir korelasyon bulunurken (r=-0,632; p<0,001); memnuniyet parametresi ile istatistiksel olarak anlamlı düşük-orta derecede korelasyon (r=0,354; p=0,002); ABIS ölçeği ile negatif yönde istatistiksel olarak anlamlı orta derecede korelasyon (r=0,469; p<0,001) bulundu. UES-12 ile TAPES'in psikososyal uyum alt parametresi arasında istatistiksel olarak anlamlı bir korelasyon bulunmadı (r=0,117; p=0,316). UES-12 ölçeğinin güvenirliğini gösteren sınıf içi güvenirlik katsayısı 0,937 olarak bulundu. Ölçeğin iç tutarlılığı yüksek olarak bulundu (Cronbach alfa=0,943). Bu çalışmanın sonuçları, UES-12 ölçeğinin amputelerde proteze uyumun ve yapay uzuv farkındalığının değerlendirilmesinde kullanılabilecek geçerli ve güvenilir bir ölçüm aracı olduğunu gösterdi.

Alt ekstremiteAmpütasyonFarkındalık+5
Gökhan Karakaş
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Unilateral alt ekstremite amputasyonu olan bireylerde sağlam ayağın değerlendirilmesi

Bu çalışma, unilateral alt ekstremite amputasyonu olan bireylerde sağlam ayağın değerlendirilmesi amacıyla yapıldı. Çalışmaya yaşları 18 ile 60 yıl arasında değişen 15 unilateral alt ekstremite amputasyonu olan birey ve 15 sağlıklı erişkin birey olmak üzere 30 kişi katıldı. Dahil edilme kriterlerine uygun kişilerin katılım için onayları alınarak demografik bilgileri kaydedildi. Çalışma ve kontrol grubuna boy uzunluğu, vücut ağırlığı ölçümü, Vücut Kütle İndeksi (VKİ), Sağlam Tarafa Ağırlık Aktarma (STAA), Ayak Postür İndeksi (APİ) ve Footprint yöntemini (Clarke İndeksi (Cİ), Chippaux-Smirak İndeksi (CSİ), Staheli'nin Ark İndeksi (SAİ)) içeren ölçümler yapıldı. Çalışma grubunda amputasyon tarihi, amputasyon nedeni, amputasyon seviyesi, ilk protezinden itibaren geçen süre, günlük protez kullanım süresi, protez sayısı kaydedildi. Sağlam alt ekstremite uzunluğu, kalan uzuv yüzdesi, Eklem Hareket Açıklığı (EHA), kas kuvveti, kas kısalığı, ağrı, sağlam ayak ve güdük cildi değerlendirmesi, postür değerlendirmesi, Topuk Yükseltme Testi, Süreli Kalk ve Yürü Testi, Ayakkabı Değerlendirme Ölçeği (ADÖ) ve proteze uyumun değerlendirmesini içeren ölçümler yapıldı. Grupların boy uzunlukları arasında anlamlı bir fark bulundu (p<0,05) ve kontrol grubunun daha uzun olduğu tespit edildi. Bunun dışında kalan yaş, vücut ağırlığı ve vücut kütle indeksi değerleri arasında iki grup arasında anlamlı bir fark görülmedi (p>0,05). Çalışma grubuna ait yaş, boy, kilo, VKİ, APİ, Cİ, CSİ, SAİ, STAA, ADÖ, kalan uzuv yüzdesi, günlük protez kullanım süresi, ilk protezden itibaren geçen süre, protez sayısı ve proteze uyumla ilgili verileri kendi içinde Spearman'ın korelasyon analiziyle ilişkisine bakıldı ve yalnızca günlük protez kullanma süresi ile Cİ'nin normal-anormal aralıklı dağılımı arasında orta düzeyde ilişki bulundu (r=0,522). Gruplarda APİ, Cİ, SAİ, CSİ skorları karşılaştırıldığında iki grup arasında istatiksel olarak anlamlı bir fark bulunmadı (p>0,05). Grupların STAA yüzdelik değerleri arasında anlamlı bir fark bulundu (p<0,05), çalışma grubunun sağlam tarafa ağırlık aktarma değerinin anlamlı olarak daha fazla olduğu tespit edildi. Bu sonuçlara göre unilateral alt ekstremite amputasyonu olan bireylerin sağlam ayak biyomekaniğinin etkilenmediği ve bu sonucun katılımcıların kullandıkları protez ile uyumları ve genç olmaları ile ilişkili olduğu düşünüldü.

Alt ekstremiteAmpütasyonAyak+4
Halil Yüksel
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Tek taraflı kemiğe implante işitme cihazı kullanan hastaların işitsel performanslarının cihaz memnuniyeti ile ilişkisi

Amaç: İşitme kaybı, bireylerin sosyal, akademik, psikolojik ve benzeri pek çok alanında olumsuzluk yaratarak hayat kalitelerini düşürmektedir. Cerrahi veya medikal tedavi ile çözülemeyen bazı iletim ve mikst tip işitme kayıplarında konvansiyonel hava yolu işitme cihazlarının kullanımı komplikasyonlara sebep olabilmekte ve kullanımı mümkün olamamaktadır. Bu hasta grubuna kemik yolu işitme cihazı, orta kulak operasyonları veya kemiğe implante işitme cihazları ile amplifikasyon önerilmektedir. Bu çalışmada amaç; tek taraflı kemiğe implante işitme cihazı kullanıcılarının cihazlı ve cihazsız işitsel performans sonuçlarının, cihaz memnuniyeti ile ilişkisini araştırmaktır. Gereç ve Yöntemler: Araştırma İzmir Ege Üniversitesi KBB Anabilim Dalı'nda yapıldı. Veriler Şubat 2018- Haziran 2018 tarihleri arasında toplandı. Araştırmanın örneklemini en az 3 ay düzenli tek taraflı kemiğe implante işitme cihazı kullanan, 9-65 yaş arası gönüllüler oluşturdu. İşitme performanslarını değerlendirmek için, cihazlı-cihazsız serbest alan işitme eşiklerine, konuşmayı ayırdetme ve cümle ayırdetme skorlarına bakıldı. Memnuniyeti değerlendirmek amacıyla, işitme cihazından sağlanan faydanın kısaltılmış profili anket formu (Abbreviated Profile of Hearing Aid Benefit, APHAB) kullanıldı. Bulgular: Araştırmaya toplam 17 gönüllü katıldı; 10'u kadın (%59), 7'si erkekti (%41). Yaş ortalamaları 37.9±17.1'di. Katılımcıların 10'u sağ kulakta, 7'si sol kulakta cihaz kullanıyordu. Araştırmaya katılanların, 6'sına Dış Kulak Yolu Atrezisi (%35), 2'sine Dış Kulak Yolu Stenozu (%12), 9'una Kronik Otitis Media (%53) tanısı nedeniyle kemiğe implante işitme cihazı uygulanmıştı. Cihazlı ve cihazsız serbest alan eşik ortalamaları 500, 1000, 2000, 4000 Hz' de ayrı ayrı karşılaştırıldığında, tüm frekanslarda anlamlı bir fark bulundu (p < 0.05). APHAB memnuniyet anketi toplam skorları ve iletişim kolaylığı (EC), arka plan gürültüsü (BN), yankılanma (RV) alt ölçekleri cihazlı- cihazsız durum için karşılaştırıldığında istatiksel olarak anlamlı fark bulundu (p < 0.05). Fakat rahatsız olma (AV) alt ölçeğinde fark bulunamadı (p > 0.05). Cihazlı-cihazsız, konuşmayı ayırdetme ve cümle testi skorları arasında da istatistiksel olarak anlamlı sonuç bulundu (p < 0.05). Cihazlı eşik ortalamasına göre ikiye ayrılan grubun, APHAB toplam skor sonuçları arasında anlamlı fark bulunamadı (p > 0.05). Cihazsız eşik ortalamasına göre ikiye ayrılan grubun APHAB toplam skor sonuçları arasında anlamlı bir fark bulunamadı (p > 0.05). Sonuç: Kemiğe implante işitme cihazları, iletim ve mikst tip işitme kayıplı, konvansiyonel hava veya kemik iletimli işitme cihazı kullanamayan, uygun endikasyona sahip hastalarda etkili ve güvenilir bir amplifikasyon yöntemidir. Bu çalışmadan elde edilen işitsel kazanç ve memnuniyet anketinin olumlu sonuçları, diğer hastalar için bir referans kabul edilebilir. Bu alanda daha uzun süreli ve daha büyük hasta gruplarıyla yapılacak çalışmalara ihtiyaç duyulmaktadır.

AnketlerHasta memnuniyetiProtezler ve implantlar+3
Esin Görgülü
Ege University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Aktif orta kulak implantı kullanan hastalarda cihaz memnuniyetinin değerlendirilmesi

Amaç: ĠĢitme kaybı insan hayatını olumsuz etkileyen bir durumdur. ĠĢitme kaybının tipi ve derecesi hastanın iĢitme fonksiyonunun rehabilitasyonu açısından önem arz eder. Aktif orta kulak implantları dıĢ ve orta kulak sorunu olan hastalarda, cihaz kullanamayanlarda ve iĢitme cihazından fayda görmeyenlerde iĢitsel rehabilitasyonda faydalı bir seçenektir. Aktif orta kulak implantı kullanımı sırasında cihaz veya hastaya bağlı nedenlerle hastaların yaĢam standartlarında değiĢiklikler olmaktadır. Bu çalıĢmada aktif orta kulak implantı kullanan bireylerin iĢitme cihazı memnuniyetini değerlendirerek bu sonucu cihazlı ve cihazsız odyolojik değerler ile karĢılaĢtırmak amaçlanmıĢtır. Gereç ve Yöntemler:AraĢtırmaya Sağlık Bilimleri Üniversitesi Ġzmir Bozyaka Eğitim ve AraĢtırma Hastanesi Kulak Burun Boğaz Kliniğinde opere olan ve aktif orta kulak implantı kullanan hastalar dahil edildi. AraĢtırmaya dahil edilecek hastaların preoperatif ve postoperatif saf ses ortalamaları derecesi, demografik bilgileri kaydedildi. Hastaların cihaz memnuniyetini değerlendirmek amacıyla, iĢitme cihazından sağlanan faydanın kısaltılmıĢ profili anket formu (Abbreviated Profile of Hearing Aid Benefit, APHAB) kullanıldı. Bulgular: Takipte olan ve aktif orta kulak implantını kullanan 15 hasta çalıĢmaya dahil edildi. Hastaların %46,7‟si (n=8) erkek, %46,7„si (n=77) kadındı. YaĢ ortalaması 44±13 yıldı. Aktif orta kulak implantı operasyonu sonra cihazı kullanma süreleri 6 ile 13 yıl arasındaydı. Ortalama süre 9.13 yıl olarak bulundu. 500,1000,2000, ve 4000 hz frekanslarındaki preop ve postop kemik yolu eĢiği kemik yolu eĢiği arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark kaydedilmedi (p>0,05). 500,1000,2000, ve 4000 hz frekanslarındaki preop hava yolu eĢiği ve hava kemik aralığı bütün frekanslarda postoperatif ölçüm değerlerine göre istatistiksel olarak anlamlı düzeyde daha yüksek saptandı (p<0,01).Fonksiyonel kazanç 28 dB olarak bulundu.Ġmplantı kullanırken APHAB anketi toplam skor sonuçları,Ease of communication (EC), Background Noise (BN) ve Reverberation (RV) alt ölçekleriyle, implantı kullanmadığı sıradaki yapılan APHAB anketi toplam skor sonuçları,,EC,BN ve RV alt ölçekleri arasında anlamlı bir fark bulundu (p < 0.01). Aversiveness (AV) alt ölçeğinde implantlı ve implantsız değerlerde anlamlı bir fark bulunmadı (p>0,05). Sonuç: ÇalıĢmamızda genel olarak aktif orta kulak implantı kullanan hastalarda cihaz memnuniyetini yüksek olduğu bulunmuĢtur. Ayrıca aktif orta kulak implantı kullanan hastalarda iĢitsel kazançlarda oldukça tatminkar sonuçlar elde edilmiĢtir. Aktif orta kulak implantları konvansiyonel iĢitme cihazları veya koklear implantasyon kadar yaygın kullanılmamaktadır. Bu nedenle orta kulak implantı ile ilgili geniĢ seriler çok azdır. ÇalıĢmamızdaki hasta sayısının az olması çalıĢma kısıtlılığını oluĢtururken uzun dönemli sonuçların olduğu bir çalıĢma olması nedeni ile çalıĢmamın değerli olduğunu düĢünmekteyiz. Aktif orta kulak implantı uygun endikasyonlarda oldukça faydalıdır. Özellikle endikasyonu iyi koymak ve uzun süreli cihaz kullanımı hastanın cihaza uyumunu ve cihazdan duyulan memnuniyetini artırmaktadır.

AnketlerHasta memnuniyetiKulak hastalıkları+5
Abdullah Dalğıç
Ege University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Açık açılı glokomlu olgularda XEN-45 implant sonuçları

AMAÇ: Açık açılı glokom hastalarında XEN-45 İmplant etkinlik ve komplikasyonlarını değerlendirmek. GEREÇ VE YÖNTEM: Kliniğimizde Haziran 2016-Şubat 2018 tarihleri arasında maksimal antiglokomatöz tedaviye rağmen GİB ≥21mmHg olup 0.2 mg/cc MMC ile XEN-45 İmplant uygulanan 17 hastanın 17 gözüne ait kayıtlar retrospektif olarak incelendi. Hastaların cerrahi öncesi ve sonrası EİDGK, GİB ve antiglokomatöz ilaç sayısındaki değişim, EHS, RSLT, iğneleme sayısı ve postoperatif komplikasyonları incelendi. BULGULAR: Çalışmaya alınan 17 hastanın (11E, 6K) ortalama yaşı 62.6±19.8 (29-94) yıl idi. Olguların XEN-45 İmplant sonrası ortalama takip süresi 16.8±3.5 (12-21) ay olarak saptandı. Gözlerin 13'ünde (%76) tanı PAAG olup, 3 gözde (%18) KPG, 1 gözde (%8.3) AGG idi. Glokom cerrahisi öncesi ortalama 27.6±6.0 (21-40) mmHg olan GİB, cerrahi sonrası 1. ayda 16.1±7.2 (8-32) mmHg, 3. ayda 17.2±5.9 (10-32) mmHg, 6. ayda 16.2±4.7 (10-27) mmHg, 9. ayda 15.1±3.2 (10-21) mmHg, 12. ayda 14.1±3.1 (10-18) mmHg, 15. ayda 14.1±3.4 (8-19) mmHg, son kontrolde 14.5±3.3 (8-20) mmHg'ya istatistiksel olarak anlamlı düşüş gösterdi (tekrarlı ölçümler ANOVA, p<0.001). Antiglokomatöz ilaç sayısı ameliyat öncesinde 3.9±0.8 (2-5) iken, son muayenede 1.7±1.3 (0-3)'a istatistiksel olarak anlamlı düşüş gösterdi (wilcoxon testi, p=0.001). Preoperatif EİDGK 0.78±0.99 LogMAR olup son muayenede 0.8±0.99 LogMAR ile anlamlı değişiklik göstermedi (wilcoxon testi, p=0.99). Preoperatif EHS 2356.8±533.3 (1635-3275) sayı/mm2 iken son kontrolde 2338.7± 472.7 (1712-3178) sayı/mm2 bulundu ve istatistiksel olarak anlamlı düşüş göstermedi (tekrarlı ölçümler ANOVA, p=0.470). Preoperatif RSLT 61.4±11.8 (43-82) µ iken son kontrolde 61.3±11.5 (45-82) µ ile anlamlı değişiklik göstermedi (eşleşmiş gruplar t testi, p=0.764). Bir hastada 2 kez, 4 hastada da, birer kez olmak üzere toplam 5 (%29.4) hastada iğneleme gerekti. Postoperatif erken dönemde (≤1ay) 1 gözde tıbbi tedavi ile düzelen sığ ön kamara ve hipotoni, geç komplikasyon olarak (>1ay) 2 gözde tenon kisti ve 1 gözde blebte fibrotik görünüm olmak üzere toplam 4 (%23.5) gözde postoperatif komplikasyon izlendi. SONUÇ: Açık açılı glokom hastalarında XEN-45 implant cerrahisi GİB kontrolünde etkin bir cerrahi prosedür olup iğneleme gerektirmektedir. Cerrahi sonrası olguların görme keskinliği ve kornea endoteli korunmuş olup ciddi bir komplikasyon saptanmamıştır.

Cerrahi-gözGlokomGlokom-geniş açılı+2
Meryem Erbey
Ege University
2019
00

Related subjects