Primary education

847 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

İki darbe arası dönemde Türk eğitim tarihi (1960-1980)

Cumhuriyetin ilanından sonra 3 Mart 1924'te kabul edilen Tevhid-i Tedrisat Kanunu (Eğitim Öğretimin Birleştirilmesi Kanunu) üzerine inşa edilen Türkiye Cumhuriyeti'nin eğitim sistemi birçok yeniliği de beraberinde getirmiştir. Bu yeni eğitim sistemi 1924 yılından 1960 yılına kadar geçen sürede birçok yasa ve yönetmeliklerle geliştirilmeye ve benimsetilmeye çalışılmıştır. 1960-1980 yılları arasında tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de ekonomik, siyasi, sosyal ve eğitim alanlarında bazı değişiklikler yaşanmıştır. Bu çalışmayla 1960-1980 yılları arasında, adeta siyasi çekişmelerin ve hesaplaşmaların alanı haline getirilen eğitim kurumlarının, bu durumlar karşısında gerilemesinin nedenleri ve sonuçlarının ortaya konması amaçlanmıştır. Bununla birlikte, eğitimcilerin, kurum ve kuruluşlarıyla siyaset-ekonomi çalkantısı esnasında yaşanan git-gellerdeki tavır ve davranışlarının açıklanması hedeflenmiştir. Siyasetten en çok etkilenen kesim ve yükseköğretim bazında siyaseti en çok etkileyen eğitim kurumları ile eğitim elemanları bu çalışmanın ana unsurlarını teşkil etmektedirler. 27 Mayıs 1960 askeri darbesi, 12 Mart 1971 muhtırası ve 12 Eylül 1980 askeri müdahalesinin ardında oluşturulan anayasa ve kanunlarla eğitime yeniden getirilen düzenlemelerin içerikleri bu araştırmanın odak noktasını teşkil etmektedir. Askeri darbelerle kesintiye uğrayan demokratik sistem karşısında eğitim kurumlarının nasıl etkilendiği, öğretim elemanlarının uğradıkları kovuşturma, sürgün ve tasfiye hareketlerinin neden, niçin, kime ve ne şekilde yapıldığı gibi sorulara cevaplar aranmıştır. Türk eğitim sistemine köklü değişiklikler getiren, 1961 yılında kabul edilen "İlköğretim ve Eğitim Kanunu" ve 1973 yılında kabul edilen "Milli Eğitim Temel Kanunu" ile yapılan düzenlemeler ve elde edilen sonuçlar bu çalışmanın merkezine oturtulmuştur. Bu tarihten önceki düzenlemelerde olduğu gibi 1961 ve 1973 yıllarındaki eğitim hamlelerinde de baştan sona siyasi kaygılar ve politik sürtüşmelerin izlerini görmek mümkündür. Durum böyle olunca da bütün kurum ve kuruluşlarıyla eğitimin sanki bir yaz-boz tahtasıymış gibi kullanılmasından kaynaklanan bir gerilemenin olduğu söylenebilir. Araştırılan yirmi yıllık dönem içerisinde; okul öncesi eğitimin gelişimi, ilköğretimdeki yapısal reformlar ve müfredat programları, ortaöğretimdeki politik sürtüşmeler, nitelik sorunu ve çözüm arayışları ile ideolojik çalkantılarla siyasetin ve askeri vesayetin boy hedefi haline gelmiş yükseköğretimin tarihsel gelişimi ayrıntılı bir şekilde belgelerle araştırılıp incelenmiştir. Yaklaşık altmış temel kaynaktan araştırma ve inceleme yapılarak elde edilen bu çalışma neticesinde, 1960-1980 yılları arasındaki eğitimin politik hesaplaşmalar uğruna heba edildiği, farklı yapı ve söylemlerle aynı durumun hala devam ettiği sonucuna varılmıştır.

Askeri müdahaleEğitim tarihiOkul öncesi eğitim+5
Turan Kılın
Hatay Mustafa Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

İlköğretim okullarındaki İngilizce öğretmenlerinin kaynaştırma uygulamalarına ilişkin görüş ve önerileri

Bu araştırmanın amacı, ilköğretim İngilizce Öğretmenlerinin kaynaştırma uygulamalarına ilişkin görüş ve önerilerini belirlemektir. Araştırma, 2011-2012 eğitim öğretim yılında Eskişehir ili Tepebaşı ilçesinde kaynaştırma uygulaması yapan ilköğretim okullarındaki İngilizce Öğretmenlerinin görüşlerine dayalı olarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmada tarama modeli kullanılmış, 25 İngilizce Öğretmeni ile görüşülmüştür. Araştırmanın verileri, nitel veri toplama yöntemlerinden yarı-yapılandırılmış görüşme tekniği ile toplanmıştır. Verilerin çözümlenmesinde betimsel analiz tekniği kullanılmıştır. Verilerin sayısal çözümlemesinde frekans kullanılarak, bulgular nicel olarak sunulmuştur. Araştırma bulgularına göre; İngilizce Öğretmenlerinin çoğu, kaynaştırma öğrencilerinin normal sınıflarda bulunmasından memnun olmadıklarını belirtmişlerdir. Araştırmanın sonucunda, öğretmenlerin kaynaştırma eğitimi konusunda bilgi eksikliklerinin olduğu ve uzmanlar tarafından bilgilendirilerek gerekli destek hizmetlerin sağlanması gerektiği tespit edilmiştir. Aynı zamanda, öğretmenlerin pek çoğunun hazırlamaları zorunlu olmasına rağmen BEP planı hazırlamadıkları ve sınıflarında bulunan kaynaştırma öğrencilerine İngilizce beceri ve kavramların öğretiminde kullandıkları yöntem ve teknikler konusunda güncel ve yeterli bilgiye sahip olmadıkları sonucuna ulaşılmıştır. Tüm bunların yanında, lisans eğitimleri sırasında kaynaştırma eğitimine ilişkin ders almalarının gerekliliğine de dikkat çekmişlerdir. Ayrıca, öğretmenler okulların yetersiz fiziki koşulları, kalabalık sınıf mevcutları, zaman ve materyal eksikliği gibi sorunlarla karşılaştıklarını belirtmişlerdir. Öğretmenlerin bilgi ve uygulamadaki eksikliklerini gidermek amacıyla seminer ve hizmet içi eğitim programlarına ağırlık verilmesi önerilmektedir. Anahtar Sözcükler: Kaynaştırma Uygulaması, İngilizce Öğretmenleri, Kaynaştırmaya İlişkin Görüş ve Öneriler.

EğitimEğitim sistemiEğitim yöntemleri+6
Özge Zeybek
Anadolu University · Institute of Educational Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

İlkokul 4. sınıf fen ve teknoloji dersinde bağlam temelli öğrenme uygulamaları

21. yüzyılda eğitimde araştıran, sorgulayan, eleştiren, yapıcı, yaratıcı, en önemlisi de yaşam boyu öğrenen ve öğrenme sorumluluğu taşıyan bireyler yetiştirilmesi amaçlanmaktadır. Eğitimde bu amacı yerine getirmenin yollarından biri de öğretim sürecinde öğrenciyi etkin kılan yaklaşımlar kullanmaktan geçmektedir. Öğretme-öğrenme sürecinde öğrenciyi etkin kılan yaklaşımlardan biri de bağlam temelli öğrenme yaklaşımıdır. Bağlam temelli öğrenme, günlük yaşamdan bağlamları sınıf ortamındaki konulara ilişkilendirerek ele alan bir yaklaşımdır. Fen ve Teknoloji dersinin temel amaçlarından biri de öğrencilere öğrenmeyi öğreterek ve öğrencilerin düşünme becerilerini geliştirerek; sorgulayan bireyler olmalarını sağlamaktır. Bağlam temelli öğrenme öğrencilerin bu amaç doğrultusunda gelişmesine katkı sağlayacak- öğretme-öğrenme sürecinin etkin kılma, ilgi çekici ve yaşamsal olmasını sağlama gibi özellikler taşımaktadır. Ayrıca bağlam temelli öğrenme, Fen ve Teknoloji dersinde öğrencilerin deneyimlerinin yansıtılmasına olanak tanınması, konuların günlük yaşamı yansıtması ve öğrencilerin günlük yaşamda uygulama yapmasını sağlayacak bir yaklaşım olarak da görülmektedir. Bu araştırmanın amacı, ilkokul 4. sınıf Fen ve Teknoloji dersinde bağlam temelli öğrenme REACT modeline göre düzenlenmiş etkinliklerin öğrenme sürecine yansımalarını belirlemektir. Araştırma, nicel ve nitel araştırma yöntemlerinin birlikte kullanıldığı karma araştırma modellerinden iç içe karma yöntemi kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya, 2014-2015 öğretim yılı güz döneminde Eskişehir'de Ülkü İlkokulu 4/G sınıfında yer alan 18 öğrenci katılmıştır. Araştırmada bağlam temelli öğrenme yaklaşımı REACT modeline göre gerçekleştirilen uygulama "Vücudumuzun Bilmecesini Çözelim" ünitesi kapsamında 21 ders saatinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın verileri; akademik başarı testi, bilimsel tutum ölçeği, fen öğrenmeye yönelik motivasyon ölçeği, öğretmen ve öğrencilerle gerçekleştirilen yarı yapılandırılmış görüşmeler ve gözlem yoluyla toplanmıştır. Araştırmanın nicel verileri betimsel ve çıkarımsal istatistikler, nitel verileri ise verileri içerik analizi yoluyla çözümlenmiş ve elde edilen bulgular araştırma sorularına bağlı olarak yorumlanmıştır. Araştırma bulgularına dayalı ortaya çıkan sonuçlar şöyle sıralanabilir: • Bağlam temelli öğrenme yaklaşımı REACT modeli uygulamamalarının öğrencilerin akademik başarıları ve hatırda tutma düzeyleri üzerinde istatistiksel olarak anlamlı bir etki yaptığı ortaya çıkmıştır. • Bağlam temelli öğrenme yaklaşımı REACT modeli uygulamamalarının öğrencilerin bilimsel tutumları üzerinde istatistiksel olarak anlamlı bir etki yapmadığı anlaşılmıştır. • Bağlam temelli öğrenme yaklaşımı REACT modeli uygulamamalarının öğrencilerin Fen ve Teknoloji dersi motivasyonu üzerinde istatistiksel olarak anlamlı bir etki yaptığı ortaya çıkmıştır. • Bağlam temelli öğrenme REACT modelinin öğrencilerin bağlam-konu ilişkisi kurma, yaratıcılık, araştırma, öğrenmeyi sağlama, günlük yaşamla ilişkilendirme ve kariyer gelişimine katkı sağladığı ortaya çıkmıştır. • Bağlam temelli öğrenme REACT modelinin Fen ve Teknoloji dersine, öğrencilerin olumlu tutum geliştirmesi, motivasyonlarını artırması ve bilimsel süreç becerilerini geliştirmesi bakımından katkı sağladığı ortaya çıkmıştır. Bağlam temelli öğrenme REACT modelinin, öğrencilerin bilimsel süreç becerilerini geliştirdiği; bu kapsamda öğrencilerin gözlem yapma, sınıflama ve modelleme becerilerini geliştirdiği anlaşılmıştır. • Bağlam temelli öğrenme REACT modeli kapsamında gerçekleştirilen etkinliklerden tavuk kesme, robot yapma, akciğer modeli, solunum modeli ve stetoskop etkinliklerin öğrenciler tarafından beğenildiği ve öğrencilerin öğrenmesine katkı yaptığı anlaşılmıştır. Etkinler öğrencilerin etkinliklere yoğun olarak katıldıkları ve etkinlikleri severek yaptıkları gözlenmiştir. • Bağlam temelli öğrenme REACT modeli kapsamında gerçekleştirilen uygulamalarda öğretmen, ailelerin maddi durumunun yetersiz olması, öğrencilerin devamsızlığı ve okulun imkânlarının yetersiz olmasını yaşanan sorunlar olarak belirtmiştir. Öğrenciler ise göre bazı bilgileri öğrenmede ve etkinlikleri gerçekleştirmede bazen zorlandıklarını belirtmişlerdir. • Bağlam temelli öğrenme REACT modelinin uygulamalarına dönük olarak öğretmen; hazır bulunuşluğun sağlanması, daha fazla etkinlik yapılması, öğrenci katılımının sağlanması, öğrencilerin araştırmaya yönlendirilmesi ve aile desteğinin alınmasını önerirken, öğrenciler uygulama sırasında müzik etkinliklerine ve model çizme çalışmalarına yer verilmesini önermişlerdir. Anahtar Sözcükler: Fen ve Teknoloji, bağlam temelli öğrenme, akademik başarı, bilimsel tutum, motivasyon

Bağlam temelli yaklaşımFen ve teknoloji dersiÖğrenme+3
Gülsüm Yıldırım
Anadolu University · Institute of Educational Sciences
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

İlk okuma yazma öğretiminde akran işbirliği

Kişiler ve toplumlar arası iletişimin temel kaynağı olan dil, bireylerin yaşadıkları ortama uyum sağlamalarında en etkili araç rolündedir. Bireylerin düşünmesini, etkileşimde bulunmasını ve kendini ifade etmesini sağlayan dil becerileri, bireylere kazandırılması gereken en temel becerilerdir. Dil becerileri önce ailede sonra da okulda kazandırılmaktadır. Aileden sonra dil becerilerinin kazandırıldığı ve ana dili öğretiminin yapıldığı yer olan okul ortamında, çocukların akranlarıyla ve öğretmenleriyle kurduğu etkileşimler, onların dil becerilerinin gelişmesine yardımcı olmaktadır. Sosyal etkileşimle gelişen dil becerileri arasında yer alan okuma ve yazma, ilkokulda ilk okuma yazma öğretimi ile başlamaktadır. İlk okuma yazma öğretimiyle çocuklar, yaşadığı dünyayı algılama, kendi duygu ve düşüncelerini yazıyla ifade etme becerisi kazanmaktadırlar. Türkçe öğretiminin temelini oluşturan ilk okuma yazma öğretimiyle çocukların ana dilini öğrenmeleri, dil becerilerini geliştirerek okul yaşamındaki başarılarını artırmaları ve yaşamları boyunca gerekli olan nitelikli okuryazar bireyler olarak yetişmeleri sağlanmaktadır. Çocukların ilk okuma yazma öğretimi kapsamında birinci sınıfta akranlarıyla kurduğu etkileşimler, sosyal becerilerinin gelişmesinin yanı sıra okuma ve yazma becerilerinin gelişmesine de katkı sağlamaktadır. İlk okuma yazma öğretiminde akranların işbirliğine dayalı etkinliklerin gerçekleşmesi, çocukların kendi sosyal çevresinde öğrenme yaşantıları kazanmasına yardımcı olmaktadır. Bu araştırmanın amacı, ilk okuma yazma öğretimi sürecinde akran işbirliğinin nasıl gerçekleştiğini ortaya koymaktır. Araştırma nitel araştırma yaklaşımlarından doğal inceleme yaklaşımı ile gerçekleştirilmiştir. İlk okuma yazma öğretiminin, bir öğretim yılını kapsayan uzun bir süreç olması nedeniyle ve bu süreçte gerçekleşen akran işbirliğinin doğal ortamda daha net gözlemlenebilmesi amacıyla doğal inceleme yaklaşımı benimsenmiştir. Araştırma, 2013-2014 öğretim yılı boyunca Eskişehir ilindeki bir ilkokulun birinci sınıf şubeleri arasından belirlenen bir sınıfta gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın katılımcılarını; araştırma kapsamında belirlenen okulun birinci sınıfında öğrenim gören öğrenciler, bu öğrencilerin velileri ve sınıf öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmanın temel verileri gözlem yoluyla toplanmıştır. Yapılan gözlemler; öğretmen, veliler ve öğrencilerle yapılan görüşmeler, alan notları ve dokümanlardan elde edilen verilerle desteklenmiştir. Gözlem verileri video kaydıyla; yarı yapılandırılmış görüşme verileri ise ses kaydı yoluyla toplanmıştır. Araştırmadan elde edilen gözlem verileri ve alan notları tümevarım analizi yoluyla; yarı yapılandırılmış görüşme verileri ise tümdengelim analizi yoluyla çözümlenmiştir. Dokümanlar, araştırma verilerini destekleyici veriler olarak ele alınmıştır. Araştırmadan elde edilen verilerden, sınıf ortamında gerçekleşen akran işbirliği, öğrenciler arasında gerçekleşen akran öğretimi ve yetişkin desteği veren öğretmenin akran işbirliğini destekleme durumu olmak üzere üç tema ortaya çıkmıştır. Araştırma bulgularına dayalı kimi sonuçlar şöyle sıralanmıştır: • Öğrenciler, akran işbirliğini en sık olarak yardımlaşma biçiminde gerçekleştirmişlerdir. Arkadaşlarının yardım istemesiyle ya da yardım istenmeden yapılan akran işbirliği, akranlar arasındaki iletişimi artırmıştır. • Arkadaşının yanlışını belirtme biçiminde gerçekleşen akran işbirliğinde öğrenciler, arkadaşlarının okuma ve yazma alanındaki hatalarını bularak düzeltmelerini sağlamışlardır. • Öğrenciler ilk okuma yazma etkinliklerini, arkadaşlarının yanına giderek birlikte yapmışlardır. Bu tür akran işbirliğinde öğrenciler, kendilerine yakın buldukları akranlarıyla etkileşime geçmişlerdir. • Öğrenciler, diğer arkadaşlarının yaptığı çalışmalara bakarak birbirleriyle etkileşim kurmuşlardır. Akranlar, verilen görevleri tamamlamada gerçek anlamda zorluk yaşadıklarında ya da kendisini diğer akranlarıyla karşılaştırmak amacıyla birbirlerinin çalışmalarına bakmışlardır. • Öğrenciler okuma ve yazma kapsamında verilen çalışmaları, akranlarıyla tartışarak ve bilgilerini birbirleriyle paylaşarak tamamlamışlardır. Akranlar bu süreçte yanlış bildiği konuları, akranlarıyla etkileşimi sonucunda yeniden gözden geçirmişlerdir. • Öğrenciler, okuma yazma etkinlikleri öncesi ve sonrasında eşyalarını paylaşmışlardır. Bu durum, akranların verilen görevlere hazırlanma ve öğrenme sorumluluğu kazanmalarında etkili olmuştur. • Öğrenciler yapılan etkinliklerde birbirlerine öneriler getirerek akran işbirliğini gerçekleştirmişlerdir. Bu öneriler arasında; akranların etkinliklere ilişkin ek bilgiler vermesine ve ortaklaşa yapılan görevleri daha farklı bir biçimde yapmalarına ilişkin öneriler yer almaktadır. • Araştırmada akran işbirliğinin okuma ve yazma alanında, yazılı materyalleri okumaya çalışma ve dikte çalışmalarında yapılan yanlışları düzeltme biçiminde çalışmalar gerçekleşmiştir. • Öğrenciler dersin dışında teneffüs aralarında tahtaya yazdıklarını arkadaşlarına okutma, yazdıkları sözcüklerdeki yanlışları belirtme ve arkadaşlarına öğretmen rolünde tahtada okuma ve yazma yaptırma biçiminde akran işbirliğine yönelik paylaşımlar gerçekleştirmişlerdir. • Araştırmada, akran işbirliğinin oluşmasını engelleyen yarışma ve çatışmaya dayalı durumlar da ortaya çıkmıştır. Akranlar, kimi okuma ve yazma etkinliklerinde birbirleriyle rekabete girerek yarışmışlardır. Ayrıca kimi zaman birbirleriyle etkileşim içindeyken çatışma durumları ve anlaşmazlıklar yaşamışlardır. • Akranlar arasında akran öğretimine dayalı etkileşimler gerçekleşmiştir. Düzey olarak birbirinden farklı akranlar, diğer akranlarına okuma yazma öğretme çalışmaları yapmıştır. Akran öğretimi bağlamında sınıf öğretmeni, okuma ve yazma bakımından yeterli düzeyde olan öğrencilere öğretmen rolü vermiştir. • Araştırmada sınıf öğretmeni, ilk okuma ve yazma kapsamında etkili bir yetişkin desteği sağlarken; akran işbirliğini destekleyici etkinliklere yer vermemiştir. • İlk okuma yazma öğretiminde yetişkin desteği ev ortamında, veliler tarafından da gerçekleştirilmiştir. Veliler, çocuklarına ödev yaptırarak yetişkin desteği sağlamışlardır. Anahtar Sözcükler: Akran İşbirliği, İlk Okuma Yazma Öğretimi, Ses Temelli CümleYöntemi, Türkçe, Sınıf Öğretmenliği

AkranAkran etkileşimiAkran ilişkileri+6
Emel Güvey Aktay
Anadolu University · Institute of Educational Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

İlkokul 4. sınıf öğrencilerinin bilinçli tüketicilik durumlarının incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, ilkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin bilinçli tüketicilik durumlarını incelemektir. Araştırma, nitel ve nicel veri toplama yöntemlerinin bir arada kullanıldığı karma yöntem yaklaşımıyla desenlenmiştir. Araştırmada, karma yöntem desenlerinden kısmen karma sıralı baskın desen kullanılmıştır. Araştırmanın uygulaması 2014-2015 eğitim-öğretim yılında Eskişehir ili Tepebaşı ve Odunpazarı ilçelerinden 15 ilkokulun 4. sınıf öğrencileri ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma kapsamında 478 öğrenciden Bilinçli Tüketicilik Düzeyi Ölçeği aracılığıyla nicel, 15 öğrenci ve 3 sınıf öğretmeninden yarı yapılandırılmış görüşmeler yoluyla nitel veriler elde edilmiştir. Araştırmanın nicel verileri çözümlenirken, gruplar arası karşılaştırmalarda Mann Whitney U ve Kruskal Wallis H testlerinden yararlanılmıştır. Yapılan analiz sonuçlarının yorumlanmasında anlamlılık düzeyi 0.05 olarak kabul edilmiştir. Araştırmanın nitel verileri tematik analiz tekniği yoluyla çözümlenmiş ve araştırma soruları temel alınarak elde edilen bulgular tanımlanmış ve yorumlanmıştır. Araştırmada elde edilen bulgulara dayalı olarak şu sonuçlara ulaşılmıştır: İlkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin "her zaman" biçiminde ifade edilen üst düzey bilinçli tüketiciliğe sahip oldukları anlaşılmıştır. İlkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin bilinçli tüketicilik düzeylerinin okulun bulunduğu sosyoekonomik çevreye, annenin ve babanın eğitim düzeyine, ailenin aylık gelir düzeyine, annenin ve babanın mesleki durumuna ve harçlıklarını biriktirme durumuna göre anlamlı bir biçimde farklılaştığı; cinsiyete ve elde ettiği harçlığın miktarına göre anlamlı bir biçimde farklılaşmadığı belirlenmiştir. Öğrencilerin bilinçli tüketiciliği, para harcama, tasarruf yapma ve dolaylı biçimde bilinçli tüketiciliğe yönelik sergilenen olumlu davranışlarla ilişkilendirdikleri görülmüştür. Öğrencilerin bilinçli tüketicinin sergilemesi gereken davranışları, alışveriş öncesi davranışlar, alışveriş anı davranışlar, tasarrufa yönelik davranışlar, haklarını korumaya yönelik davranışlar ve tüketici bilincinin göstergesi olan davranışlar bağlamında değerlendirdikleri belirlenmiştir. Öğrenciler tüketici olarak sahip oldukları hakları tanzim edilme, şikâyette bulunma ve mal ve hizmetlerin serbestçe seçilmesi hakkı olarak ifade etmişlerdir. Sosyoekonomik çevrenin öğrencilerin bilinçli tüketicilik düzeyleri üzerinde etkili bir değişken olduğu; orta ve üst sosyoekonomik çevredeki ilkokullarda öğrenim gören öğrencilerin alt sosyoekonomik çevredeki ilkokulda öğrenim gören öğrencilere göre bilinçli tüketicilik, bilinçli tüketici davranışları ve hakları konusunda daha kapsamlı bilgi sahibi oldukları belirlenmiştir. Öğretmenlerin tüketici eğitimi bakımından ilkokul dördüncü sınıf öğretim programlarını, ders kitaplarını ve teknolojik içeriği yetersiz gördükleri; tüketici eğitiminin disiplinler arası bir yaklaşımla ya da ayrı bir ders olarak verilmesi, öğrencilere somut yaşantılar sağlanması, aile eğitimine ve okul-aile işbirliğine önem verilmesi gerektiğini ifade ettikleri belirlenmiştir. Anahtar kelimeler: İlkokul, bilinçli tüketim, tüketici sosyalleşmesi, karma yöntem

Bilinçli tüketimEkonomik sosyalleşmeKarma yöntemler+6
Can Uyanık
Anadolu University · Institute of Educational Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Bir ilkokuldaki öğretmenlerin kaynaştırma uygulamaları hakkındaki görüşleri

Bu araştırmada, Eskişehir ili Tepebaşı ilçesindeki bir ilkokuldaki öğretmenlerin kaynaştırma uygulamaları hakkındaki görüşlerinin ortaya konması amaçlanmıştır. Çalışmanın verileri yarı-yapılandırılmış görüşme tekniğine uygun görüşme soruları hazırlanarak, gönüllü 17 öğretmen ile yapılan görüşmeler sonucunda elde edilmiştir. Görüşmelerde; görüşme kılavuzu, sözleşme, kişisel bilgi formu, ses kayıt cihazı ve görüşme soruları kullanılmıştır. Görüşmeler 5 ile 21 dakika arasında değişen sürelerde gerçekleşmiştir. Yapılan görüşmelerden sonra araştırma verileri betimsel analiz tekniği ile çözümlenmiştir. Görüşme dökümleri sonucunda veriler frekansa dönüştürülerek sayısallaştırılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen bulgularda, öğretmenlerin özel eğitim gereksinimli öğrencilerin eğitimi ile ilgili bilgi sahibi oldukları fakat bilgilerin güncellenmesi amacıyla uygulamalı hizmet içi eğitim kurslarına gereksinim duyduklarını dile getirdikleri görülmektedir. Yasal düzenlemeler genel olarak olumlu ve yeterli bulunmakta fakat uygulamada sıkıntılar olduğu anlaşılmaktadır. Uygulamada yaşanan sıkıntıların giderilmesi amacıyla denetim ve rehberlik faaliyetlerinin ilgili kurumlarca yapılmasının faydalı olacağı düşünülmektedir. Özel eğitim gereksinimli öğrencilerin eğitiminde yaşanan sıkıntılar daha çok sınıf mevcutlarının özel eğitim gereksinimli öğrencilere göre düzenlenmemesi, eğitsel değerlendirme, tanılama ve yerleştirmede problemlerin olması, süreç içerisindeki kişilerin yeterince bilgilendirilmemesi, velilerin çocuklarının özel durumlarını kabul etmemeleri, normal öğrencilerin özel eğitim gereksinimli öğrencilere karşı olumsuz tutum ve davranışlar sergilemeleri üzerinde yoğunlaşmaktadır. BEP ile ilgili genel olarak bilgi sahibi olunduğu, BEP geliştirme sürecinde yapılması gereken çalışmaların yapıldığı, rehberlik servisi ve okul idaresinden gerekli desteğin sağlandığı ortaya çıkmıştır. Genel olarak özel eğitim gereksinimli öğrenciler ile ilgili olumlu atmosferin oluştuğu, çalışmaların olanaklar dâhilinde gerçekleştiği görülmüştür. Destek eğitim odasının aktif ve işlevsel olması, idarenin ve rehberlik servisinin konu üzerinde hassas olması konuya önem verildiği izlenimi vermektedir. Araştırma kapsamında elde edilen bulgular bazı önerileri ortaya çıkartmıştır; sınıf mevcutlarında azaltma, fiziksel, öğretimsel ve davranışsal düzenlemeler; eğitsel değerlendirme, yerleştirme ve tanılama işlemlerinin titizlikle yapılması, süreç içerisindeki herkesin bilgilendirilmesi, destek eğitim odalarının yaygınlaştırılması durumunda daha başarılı çalışmaların yapılacağı düşünülmektedir. Ayrıca normal gelişim gösteren öğrenciler ve velilerinin özel eğitim gereksinimli öğrenciler ile ilgili olumlu tutum ve davranışlar sergilemeleri üzerinde çalışmalar yapılması, kaynaştırma eğitimi uygulaması yapılan farklı eğitim kurumlarında araştırmalar yapılarak başarılı çalışmaların tespit edilmesi ve yapılan araştırmanın örneklemini geniş tutarak nicel değerlendirmelerle gerçekleştirilmesi önerilebilir. Anahtar Sözcükler: Özel eğitimde yasalar, bireyselleştirilmiş eğitim programı, kaynaştırma eğitimi, öğretmen görüşleri, nitel araştırmalar.

EğitimEğitim sistemiKaynaştırma eğitimi+6
Engin Yılmaz
Anadolu University · Institute of Educational Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Girişimcilik eğitiminin ilköğretim programlarına konulmasına yönelik model önerisi

Giderek artan bir değer olarak girişimcilik, ekonomik kalkınmanın ve yeniliğin yapıtaşı olarak görülmektedir. Girişimcilik becerilerinin küçük yaşlardan itibaren kazandırılmaya başlanması, gençlerin yeni işler kurma eğilimlerini güçlendirecektir. Bu araştırmada, ilköğretim düzeyinde girişimcilik derslerinin tasarlanıp, eğitim programlarına dâhil edilmesi ve böylece girişimcilik kültürünün yaygınlaştırılmasına katkı sağlamak amaçlanmıştır. Bundan dolayı, girişimcilik eğitimini ilköğretim programlarında uygulayan ülkeler ve çocuk girişimciliği üzerine yazılmış kitaplar incelenerek karşılaştırmalar yapılmıştır. Araştırma, nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması desenine göre desenlenmiştir. Almanya, Avusturya, Fransa, Finlandiya ilköğretim girişimcilik eğitimleri bütüncül çoklu durum desenine uygun olarak incelenmiş, Türkiye'deki eksik uygulamalar tespit edilerek Türkiye için bir model önerisi sunulmuştur.

AlmanyaDers programlarıEğitim+7
Burcu Uğur
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

İlkokul dördüncü sınıf Türkçe dersinde kültürel değerler ve eğitimi: Bir durum çalışması

21. yüzyılda bireylerdeki ve toplumlardaki değer sisteminin bozulması, değerler eğitimine önem verilmesinde etkili olmuştur. Bu bağlamda değerler eğitiminin önemini ortaya koyan birçok çalışma gerçekleşmiştir. Değerler eğitimi informal olarak ailede başlamakta ve formal olarak okullarda devam etmektedir. Değerler eğitimi, okullarda örtük program yoluyla gerçekleştiği gibi öğretim programları yoluyla da yapılmaktadır. Bu bağlamda özellikle dil becerilerinin geliştirilmesinde önemli bir role sahip olan Türkçe dersi değer eğitiminde öne çıkan önemli dersler arasında yer almaktadır. Türkçe dersi bireyin dil gelişimiyle birlikte iletişimini, sosyalleşmesini, kültürel etkileşimini de sağlamaktadır. Böylece birey, Türkçe öğretim programında yer alan metinlerle hem dil becerilerini geliştirmekte hem de içinde yaşadığı toplumun kültürünü, değerlerini ve özelliklerini öğrenmektedir. Bu yönüyle Türkçe dersi özellikle kültürel değerlerin kazandırılmasında önemli bir işlev üstlenmektedir. Bu araştırmanın amacı, ilköğretim dördüncü sınıf Türkçe dersinde kültürel değer eğitiminin nasıl gerçekleştiğinin ortaya konmasıdır. Nitel araştırma yaklaşımlarından durum çalışması deseni benimsenerek gerçekleştirilen araştırmanın katılımcılarını, 2013-2014 öğretim yılı bahar yarıyılında Malatya il merkezinde yer alan bir ilkokulun dördüncü sınıfında görev yapan sınıf öğretmeni ve bu sınıfta öğrenim gören öğrenciler oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri sınıf içi gözlem öğretmen ve öğrencilerle yapılan yarı-yapılandırılmış görüşmeler ve araştırmacı tarafından gözlem sürecinde tutulan alan notları ve ilkokul dördüncü sınıf Türkçe ders kitabını, çalışma kitabını, yardımcı dil bilgisi kitabını, gözlem sürecinde elde edilen fotoğrafları içeren dokümanlardan oluşmaktadır. Gözlem verileri video kaydıyla; yarı yapılandırılmış görüşme verileri ise ses kaydı yoluyla toplanmıştır. Araştırmadan elde edilen verileri içerik analizi yoluyla çözümlenmiştir. Dokümanlar, araştırma verilerini destekleyici veriler olarak ele alınmıştır. Araştırmadan elde edilen veriler doğrultusunda araştırma bulgularına dayalı elde edilen sonuçlar şöyle sıralanmıştır: • İlkokul dördüncü sınıf Türkçe dersinde yer alan kültürel değerlere ilişkin olarak Dil, Tarih, Din, Gelenek-Görenek, Sanat, Bağımsızlık Simgeleri, Şehirler olmak üzere altı tema elde edilmiştir. Bu kapsamda ilkokul dördüncü sınıf Türkçe dersinde yer alan değerlerden biri olan: * "Dil Teması" altında Sözcükler, Atasözleri, Deyimler, Kalıp Sözler, Özdeyişler, Fıkralar alt temaları oluşmuştur. * "Tarih Teması" başlığı altında ise Tarihî Olaylar, Tarihî Kişiler, Tarihî Eserler, Millî Bayramlar, Spor alt temaları ortaya çıkmıştır. * "Din Teması" başlığı altında Allah İnancı, Peygamber İnancı, Dinî Bayramlar, Sünnet alt temaları oluşmuştur. * "Gelenek-Görenek Teması" başlığı altında Nevruz, Ekmek, Düğün, Asker Uğurlama, Millî Yas alt temaları ortaya çıkmıştır. * "Sanat Teması" başlığı altında Heykel, Türküler, Halk Oyunları ve Edebî Eserler/Yazarlar/Şairler alt temaları ortaya çıkmıştır. * "Şehirler Teması" başlığı altında Önemli Şehirler ve Şehirlerin Simgesi alt temaları belirlenmiştir. * "Bağımsızlık Simgeleri Teması" başlığı altında Bayrak, Vatan ve Millî Marş alt temaları ortaya çıkmıştır. • İlkokul dördüncü sınıf Türkçe dersinde yer alan kültürel değerlerin eğitiminin gerçekleştirilmesine yönelik etkinliklere ilişkin olarak Dinleme, Konuşma, Yazma, Okuma ve Görsel Okuma-Görsel Sunu Alanı olmak üzere beş tema ortaya çıkmıştır. Bu kapsamda İlkokul dördüncü sınıf Türkçe dersinde yer alan kültürel değerlerin eğitiminin gerçekleştirilmesine yönelik olarak: * "Dinleme Alanı" teması altında yönelik örnek hikâye-olay anlatma, öğretmenin kendi yaşamından örnek vermesi ve düz anlatımalt temaları ortaya çıkmıştır. * "Konuşma Alanı" teması altında görseller hakkında konuşma, soru-cevap, öğrencilerin yaşamlarından örnek vermesi alt temaları oluşmuştur. * "Okuma Alanı" teması altında metin okuma, kitap okuma, sözlük kullanma, imlâ kılavuzu kullanma alt temaları ortaya çıkmıştır. * "Yazma Alanı" teması bağlamında mektup yazma, şiir yazma, çalışma kitabı yazma etkinlikleri alt temaları ortaya çıkmıştır. * "Görsel Okuma-Görsel Sunu Alanı" teması altında doğaçlama, piyes, harita kullanma, pano hazırlama ve bayram hazırlığı alt temaları ortaya çıkmıştır. • İlköğretim dördüncü sınıf Türkçe dersinde yer alan kültürel değer eğitimine yönelik olarak öğretmenin telkin ve değer belirginleştirme değer yaklaşımlarını kullandığı ortaya çıkmıştır. • İlkokul dördüncü sınıf Türkçe dersinde yer alan kültürel değer eğitiminin değerlendirilmesinde, genellikle gözlem yoluyla değerlendirme yapıldığı görülmüştür. Bu bağlamda öğretmen soru-cevap yöntemiyle öğrencilerin konu hakkındaki açıklamalarını dinlemiş; sınıf içi etkinliklerle öğrenciyi değerlendirme fırsatı bulmuştur. • İlkokul dördüncü sınıf Türkçe dersinde yer alan kültürel değer eğitimine yönelik öğretmen ve öğrenci görüşleri bağlamında kültürel değerler, kültürel değerlerin önemi ve Türkçe dersinde kültürel değerlerin önemi temaları ortaya çıkmıştır. Bu kapsamda ilkokul dördüncü sınıf Türkçe dersinde yer alan kültürel değerlerin eğitimine ilişkin olarak öğretmen ve öğrenci görüşlerine yönelik olarak: * Öğretmen ve öğrenciler, kültürel değer kavramına ilişkin çoğunlukla kültürel değerlerin tarihsel yönünü vurgulamışlardır. * Öğretmen, kültürel değerin bireyin içinde yaşadığı topluma uyumunun gerçekleşmesi için gerekli olduğunu vurgulamış; kültürel değerlerin öğrencilerin toplumun geçmişini öğrettiğini ve toplumun özelliklerini yansıttığını belirtmiştir. * Öğretmen, kültürel değerlerin Türkçe dersindeki önemine ilişkin olarak kültür aktarımında dilin önemini vurgulamış ve bu anlamda Türkçe dersinin önemli olduğunu belirtmiştir. * Öğrenciler kültürel değerlerin Türkçe dersindeki önemine ilişkin olarak Türkçe dersinde edindikleri kültürel değerlere vurgu yapmışlardır. Bu anlamda tarihî olaylara, tarihî kişilere, millî ve dinî bayramlara, bayrağa, edebi eserlere yönelik kazanımlarını belirtmişlerdir. * Öğretmenin Türkçe dersinde kültürel değerlerin aktarımına yönelik olarak bilgi bağlamında sorun yaşamadığı; ancak öğrencilerin bu değerleri davranışa dönüştürmesinde sorun yaşadığı anlaşılmıştır. Anahtar Sözcükler: İlkokul, Türkçe Dersi, Kültürel Değerler, Kültürel Değerler Eğitimi, Durum Çalışması.

DeğerlerDeğerler eğitimiKültürel ögeler+6
Başak Kasa
Anadolu University · Institute of Educational Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

11-14 yaş grubu hentbolcuların spora başlama nedenleri ve yaşam doyumlarının incelenmesi

Bu araştırmanın amacı ilköğretim okulları ikinci kademede okuyan hentbolcuların spora başlama nedenleri ve yaşam doyumlarını bazı değişkenlere göre incelemektir.Araştırmada veri toplama aracı olarak üç bölümden oluşan anket formu uygulanmıştır. Birinci bölüm: 14 sorudan oluşan kişisel bilgi formu, ikinci bölüm: Türkçe' ye uyarlaması Yetim (1993) tarafından yapılan Yaşam Doyum Ölçeği (Diener and other 1985) ve üçüncü bölüm: Türkçe uyarlaması Mülazımoğlu (2001) tarafından yapılan Katılım Motivasyonu Envanterinden (Gill, Gross, Huddleston, 1983) oluşmuştur. Araştırmada ikili karşılaştırmalar için ikiden fazla grupların karşılaştırılmasında Kruskal Wallis varyans analizi, grupların ikili karşılaştırılmalarında ise Bonferroni Mann Whitney U testi kullanılmıştır. Spor katılım güdüsü ile yaşam doyumu arasındaki ilişki düzeyi için ise Sperman Korelasyon analizi yapılmıştır.Çalışmanın evrenini Türkiye'nin yedi bölgesinden ve bölgenin nüfus bakımından büyük iki ile alınarak seçilen 14 il oluştururken, örneklem grubunu 11-14 yaş arasındaki 350 kız ve 350 erkek toplamda 700 hentbolcu ilköğretim öğrencisi oluşturmuştur. Örneklem grubunda 11 yaşında 127 kişi (% 18,1), 12 yaşında 190 kişi (%27,1), 13 yaşında 238 kişi (% 34,0), 14 yaş ve üzerinde 145 kişi (% 20,8) bulunmaktadır. Eğitim kademelerine bakıldığında 6. Sınıf öğrencisi 223 kişi (% 31,9), 7. Sınıf öğrencisi 241 kişi (% 34,4), 8. Sınıf öğrencisi 236 kişi (% 33,7) bulunmaktadır. 11-14 yaş arasındaki ilköğretim hentbolcularının spora katılım alt boyutları incelendiğinde; cinsiyet, bölge, ebeveyn eğitim düzeyi, kardeş sayısı, ilerde seçmeyi düşündükleri meslek ve gelir durumu değişkenleri anlamlı (p<0.05) görülmüş, yaşam doyum puanlarının dağılımı incelendiğinde; bölge, anne eğitim düzeyi ve gelir durumlarında (p<0.05) anlamlılık görülmüş, spora katılımları ve yaşam doyumları arasındaki ilişki incelediğinde ise bütün alt boyutlarda zayıf yönlü, anlamlı ve ters bir ilişkinin olduğu görülmüştür.Sonuç olarak İlköğretim hentbolcuların spora eğlence amaçlı katıldıkları, yaşam doyumlarının orta seviyede olduğu ve spora katılımları ile yaşam doyumları arasında çok zayıf ters yönlü, anlamlı bir ilişki olduğu bulunmuştur. Yaşam doyumu yükselirken spora katılımın düştüğü görülmüştür.Anahtar Kelimeler: İlköğretim, Hentbol, Yaşam Doyumu, Spora Katılım

HentbolHentbol oyuncularıSpor+5
İlyas Görgüt
İnönü University · Institute of Health Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

İlköğretim 5. sınıf fen ve teknoloji dersi programındaki kazanım ve etkinliklerin çoklu zekâ kuramı açısından değerlendirilmesi

Bu araştırmanın amacı, ilköğretim 5.sınıf Fen ve Teknoloji dersi programında, ?Dünya, Güneş ve Ay? ve ?Yaşamımızdaki Elektrik? ünitelerindeki kazanım ve etkinliklerin Çoklu Zekâ Kuramı açısından değerlendirilmesine ilişkin öğretmen görüşlerini belirlemektir. Bu nedenle tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini, Malatya ili merkez ilçesi belediye sınırları dâhilindeki ilköğretim okullarının 5. sınıflarında görev yapan 262 sınıf öğretmeni oluşturmaktadır. Örneklemi, seçkisiz biçimde ulaşılabilen toplam 190 sınıf öğretmeni oluşturmuştur. Veri toplamak amacı ile anket kullanılmıştır. Ankette 5'i kişisel bilgilere; 65'i ise Fen ve Teknoloji dersi programının ?Dünya, Güneş ve Ay? ve ?Yaşamımızdaki Elektrik? ünitelerindeki kazanım ve etkinliklerin Çoklu Zekâ Kuramı açısından değerlendirilmesine yönelik olmak üzere toplam 70 madde vardır. Kazanım ve etkinliklerle ilgili maddelerin karşısında ise Çoklu Zekâ Kuramı'nı oluşturan 8 zekâ alanı sıralanmıştır. Anketin geçerlik ve güvenirliği uzman kanısı ve ön uygulama ile sağlanmıştır. ?Dünya, Güneş ve Ay? ve ?Yaşamımızdaki Elektrik? ünitelerindeki kazanım ve etkinliklerin Çoklu Zekâ Kuramı açısından değerlendirilmesi ile ilgili olarak, öğretmenlerden 65 kazanım ve etkinliğin her birinde, baskın olan bir zekâ alanını işaretlemeleri istenmiştir.Verilerin istatistiksel analizi için bilgisayar paket programı kullanılmış; bu ünitelerde yer alan kazanım ve etkinliklerin hangi zekâ alanına uygun olduğu ile ilgili olarak; mesleki kıdem, mezun olunan yüksek öğretim kurumu, öğrenme-öğretme kuram ve yaklaşımlarıyla ilgili hizmet-içi eğitim alıp almamalarına göre, öğretmen görüşlerinin dağılımı, frekans ve yüzdeleri ile çapraz tablolar şeklinde verilmiş ve yorumlanmıştır.Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre öğretmenlerin; İlköğretim 5.sınıf Fen ve Teknoloji dersi programında ?Dünya, Güneş ve Ay? ve ?Yaşamımızdaki Elektrik? ünitelerindeki kazanım ve etkinliklerin, Çoklu Zekâ Kuramı açısından değerlendirilmesi ile ilgili olarak, öğrenme-öğretme sürecinde yapılan tüm faaliyetler dikkate alındığında, hemen hemen tüm zekâ alanlarına dağılmasına rağmen, daha çok görsel-uzamsal, mantıksal-matematiksel ve sözel-dilsel zekâ alanlarında odaklandığını; ayrıca mesleki kıdemleri, mezun oldukları yüksek öğretim kurumu ve öğrenme-öğretme kuram ve yaklaşımlarıyla ilgili hizmet-içi eğitim alıp almamaları bakımından da benzer düşündükleri belirlenmiştir. Araştırmadan elde edilen sonuçlara dayalı olarak çeşitli önerilerde bulunulmuştur.

Ders programlarıEtkinlikEğitim faaliyetleri+6
Okay Demir
İnönü University · Institute of Educational Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

İlköğretim ikinci kademede branş derslik sistemi uygulamasına ilişkin idareci, öğretmen ve öğrenci görüşleri: Malatya ve Elazığ örneği

Araştırmanın temel amacı, İlköğretim ikinci kademede Branş Derslik Sistemi uygulamasına ilişkin idareci, öğretmen ve öğrenci görüşlerini alarak değerlendirmektir. Araştırmada nicel ve nitel metotların birlikte kullanıldığı karma yöntem kullanılmıştır. Araştırmanın nicel boyutunda, tarama modeli, nitel boyutunda ise, durum çalışması deseni kullanılmıştır.Araştırmanın çalışma evrenini 2011 ? 2012 eğitim-öğretim yılında Malatya ve Elazığ il merkezinde belediye sınırlarında bulunan ve Milli Eğitim Bakanlığına bağlı resmi yedi ilköğretim okulu ve üç özel ilköğretim okulunda görev yapan idareciler, ikinci kademe öğretmenleri ve ikinci kademe öğrencileri oluşturmaktadır. Malatya il merkezi belediye sınırlarında altı adet resmi ilköğretim okulunda ve bir özel ilköğretim okulunda branş derslik sisteminin uygulandığı tespit edilmiştir. Elazığ'da ise bir devlet okulu ile iki özel okulda bu sistemin uygulandığını tespit etmiştir. Bu ilköğretim okullarının tamamına ulaşılarak 12 idareci ile görüşme yapılmış, 113 öğretmen ve 2221 öğrenciye anket uygulanmıştır. Bu okullardan birinde (Malatya-Mehmet Emin Bitlis İ.Ö.O.) öğretmenler anketleri doldurmak istemedikleri için, öğretmen anketleri dokuz okulda uygulanmıştır. Öğrenci anketleri ise okulların tamamında uygulanmıştır. İki okulun idarecileri görüşme yapmak istemedikleri için, idareci görüşmeleri sekiz okulda yapılabilmiştir.Araştırmada nitel verilerin toplanması amacıyla, idarecilere Branş Derslik Sistemine ilişkin görüşlerini almak için yarı yapılandırılmış görüşme formu uygulanmıştır. Nicel verilerin toplanması için, öğretmen ve öğrencilere Branş Derslik Sistemine ilişkin görüşlerini almak üzere anketler uygulanmıştır.Araştırmada toplanan nicel veriler bilgisayar paket programıyla analiz edilmiştir. Verilerin analizlerinde, her bir madde ile ilgili olarak öğretmenlerin ve öğrencilerin görüşlerinin frekans, yüzde, aritmetik ortalama, standart sapmaları tablo halinde verilmiştir. Ayrıca öğretmenler için cinsiyet, mesleki kıdem, okul türü, devlet okulu öğretmenleri için eğitim türü (normal-ikili), branş derslik sistemi ile ilgili bir hizmet içi eğitime katılma durumlarına göre; öğrenciler için ise cinsiyet, sınıf düzeyi, okul türü, devlet okulu ise eğitim türü (normal-ikili) göre branş derslik sistemi ile ilgili görüşleri arasında anlamlı bir fark olup olmadığı istatistiksel tekniklerden bağımsız gruplar için t-testi ve tek faktörlü ANOVA, Scheffe (post Hoc) ile yoklanmıştır. Çalışmada nicel verilerin analizinde anlamlılık düzeyi p?.05 olarak alınmıştır. Görüşme yöntemiyle elde edilen nitel veriler betimsel analize ve içerik analizine tabi tutulmuştur. Branş Derslik Sistemini uygulayan okullarda fotoğraflar çekilerek, çalışma içerisinde uygun yerlerde kullanılmıştır.Araştırmanın sonucunda, genel anlamda öğretmenlerin branş derslik sistemine dair daha olumlu düşünceleri olduğu, buna karşılık öğrencilerin branş derslik sistemine dair olumsuz düşüncelerinin daha ön planda olduğu; devlet okulunda öğrenim gören öğrencilerin, özel okulda öğrenim gören öğrencilere göre branş derslik sisteminin olumsuz yönlerine daha çok vurgu yaptığı ortaya çıkmıştır. Özel okul idarecilerinin branş derslik sistemine dair görüşlerinin devlet okulundaki idarecilere göre daha olumlu olduğu; bazı devlet okulu idarecilerinin uygulamada karşılaşılan sorunlar nedeniyle branş derslik sistemi uygulamasından vazgeçmek istedikleri ortaya çıkmıştır. Ayrıca özel okullarda koridorlarda öğrenci dolaplarının olması, Branş Derslik Sistemini öğrencinin tüm gün sınıf sınıf çanta taşıdığı bir eziyet olmaktan çıkarmıştır. İlaveten, özel okullarda tam gün ve daha az sayıda öğrenciyle eğitim yapılması da branş derslik sistemi açısından bir avantajdır. Araştırmadan elde edilen sonuçlara dayalı olarak çeşitli önerilerde bulunulmuştur.Anahtar Kelimeler: Branş Derslik Sistemi, Eğitim Ortamları, İlköğretim okulları

Branş derslik sistemiElazığEğitim ortamı+7
Yasemin Ersöz
İnönü University · Institute of Educational Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

İlköğretim 3. sınıf hayat bilgisi dersinde öğrencilere yaratıcı düşünme becerisini kazandırmak için önerilen etkinliklerin öğretmenler tarafından kullanılma sıklıkları (Malatya ili örneği)

İlköğretim Hayat Bilgisi dersi öğretim programı incelendiğinde, toplumun en küçük yapı taşı olan bireyin, temel bilgi ve becerilerle donatılmış çevresine olumlu, başarılı ve etkin uyum sağlayabilen mutlu bireyler şeklinde yetiştirilmesine önem verildiği görülmektedir. Yaratıcı düşünme becerisinin kazandırılmasında kullanılan yöntem ve tekniklerle bireyin, nasıl farklı düşünebileceği ile düşüncelerini nasıl görünür kılabileceğini keşfedebilmesine imkân sağlanması hedeflenmektedir. Bu çalışma, Hayat Bilgisi dersinde, 2005 ilköğretim programını uygulayan sınıf öğretmenlerinin, yaratıcı düşünmeyi geliştirmek için programda önerilen etkinliklerin ne sıklıkta gerçekleştirdiklerinin ve bu süreçte karşılaştıkları sorunların betimlenmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırma; tarama modelinde, anket ve görüşme tekniklerini içerecek şekilde tasarlanmıştır. Bu nedenle nicel ve nitel modellerin ardışık olarak yer aldığı karma yöntem kullanılmıştır. Bu araştırmanın çalışma evrenini, 2011-2012 eğitim-öğretim yılında Malatya ilinde Merkez ilçede, yer alan 108 ilköğretim okulunda, üçüncü sınıflarda görev yapan 280 sınıf öğretmeni oluşturmaktadır. Anket sonuçlarından elde edilen veriler doğrultusunda amaçlı örnekleme yöntemlerinden tipik durum örneklemesi kullanılarak belirlenen 10 öğretmenle görüşme yapılmıştır. Veriler araştırmacı tarafından geliştirilen anket kullanılarak toplanmıştır. Görüşme soruları, anketten elde edilen verileri daha detaylı bir şekilde açıklamak amacıyla hazırlanmıştır. Nicel verilerin analizinde betimsel (frekans, yüzde, aritmetik ortalama, standart sapma) istatistik teknikleri; nitel verilerin analizinde ise, içerik analizi kullanılmıştır. Sonuç olarak; üçüncü sınıflarda görev yapan öğretmenlerin Hayat Bilgisi dersinde yaratıcı düşünmeyi geliştirmek için 2005 programında önerilen yöntemlerden en sık ?gösterip yaptırma? yöntemini kullandıkları ortaya çıkmıştır. Yine programda önerilen tekniklerden öğretmenlerin en sık kullandıkları ?soru- cevap? tekniği; önerilen etkinliklerden en sık kullanılan ?konuyu farklı kaynaklardan araştırabilme etkinliği ile benim de fikrim var etkinliğinin? olduğu ortaya çıkmıştır. Diğer yandan öğretmenlerin önerilen materyallerden en sık ?ders ve çalışma kitaplarını? kullandıkları ortaya çıkmıştır. Yaratıcı düşünme becerilerinin değerlendirilmesinde ise en sık ?kısa cevaplı sorular?ın kullanıldığı görülmüştür. En sık karşılaşılan sorunun ise, ?velilerin ilgisizliği? olduğu ortaya çıkmıştır. Anahtar Kelimeler: ?lköğretim, Hayat Bilgisi, Düşünme, Yaratıcı Düşünme

Beceri kazandırmaDers programlarıEtkinlik+5
Hülya Yasavur
İnönü University · Institute of Educational Sciences
2013
00
DoctorateOpen AccessTR

İlköğretim programlarında yer alan "çevre duyarlılığı" ve "bilişim teknolojilerine" ilişkin kazanımların gerçekleşme düzeylerinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, ilköğretim programlarında yer alan hem "çevre duyarlılığı" hem de "bilişim teknolojileri"ne yönelik kazanımların gerçekleşme düzeylerini tespit etmektir. Ayrıca araştırmada çeşitli değişkenler açısından öğrencilerin çevre duyarlılık düzeylerini ve bilişim teknolojilerine yönelik tutum ve bilişim teknolojileri okuryazarlık düzeylerini belirlemek amaçlanmıştır. Öğrencilerin çevre duyarlılığını ölçmek amacıyla "çevre duyarlılığı ölçeği", bilişim teknolojilerine yönelik tutumlarını ölçmek amacıyla "bilişim teknolojilerine yönelik tutum ölçeği" ve bilişim teknolojilerine yönelik okuryazarlıklarını belirlemek amacıyla da "bilişim teknolojileri okuryazarlığına yönelik başarı testi" geliştirilmiştir. Araştırmanın bulgularına göre, öğrencilerin çevre duyarsızlıklarının düşük, çevre duyarlılıklarının da nispeten yüksek düzeyde olduğu söylenebilir. Öğrencilerin bilişim teknolojilerine yönelik ilgisizlik ve kaygıları düşük ve olumsuz iken, bağımlılık ve ilgileri orta düzeyde ve olumludur. İlköğretim 8. sınıf öğrencilerin bilişim teknolojileri okuryazarlıkları orta düzeydedir. İlköğretim sekizinci sınıf öğrencilerinin bilişim teknolojilerine yönelik tutumlarında ilgisizlik, bağımlılık, kaygı ve ilgi değişkenleri birlikte, öğrencilerin çevre duyarsızlık ve çevre duyarlılık puanlarıyla orta düzeyde ve anlamlı bir ilişki göstermektedir. İlköğretim sekizinci sınıf öğrencilerin bilişim teknolojileri okuryazarlık puanlarıyla çevre duyarsızlık puanları düşük düzeyde ve anlamlı bir ilişki göstermektedir. İlköğretim sekizinci sınıf öğrencilerinin bilişim teknolojilerine yönelik tutumlarında ilgisizlik, bağımlılık, kaygı ve ilgi değişkenleri birlikte, öğrencilerin bilişim teknolojilerine yönelik okuryazarlık puanlarıyla orta düzeyde ve anlamlı bir ilişki göstermektedir. Anahtar Sözcükler: İlköğretim (1-8. Sınıflar) Programları, Çevre Duyarlılığı, Bilişim Teknolojileri, Çevre Duyarlılığı Ölçeği, Bilişim Teknolojilerine Yönelik Tutum Ölçeği, Bilişim Teknolojileri Okuryazarlığına Yönelik Başarı Testi

Bilgi teknolojisiDers programlarıTeknoloji okuryazarlığı+6
Dilek Aydoğan
İnönü University · Institute of Educational Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

İlköğretim okullarının stratejik planlarında belirttikleri zayıf yönler ve bunların giderilmesine ilişkin yönetici ve öğretmen görüşleri

Bu araştırmanın iki amacı vardır. Araştırmanın birinci amacı, ilköğretim okullarının stratejik planlarında belirttikleri zayıf yönleri ortaya çıkarmak; ikinci amacı, bu zayıf yönlerin giderilebilmesi için ilköğretim okullarında görevli yönetici ve öğretmenlerin çözüm önerilerini almaktır. Araştırmanın birinci aşamasında, Malatya Merkeze bağlı 39 ilköğretim okulunun stratejik planlarının GZFT(Güçlü, Zayıf, Fırsat, Tehdit) analizlerinde belirtilen zayıf yönler incelenmiştir. Bu okullar Malatya kent merkezindeki okulların %43?ünü oluşturmaktadır. Okulların stratejik planlarının incelenmesinde tarama yöntemi ve belge döküman inceleme tekniği kullanılmıştır. Hazırlanan tarama listelerinde tekrar edilen maddeler ve bunların sıklığı tespit edilmiştir. Araştırmanın birinci aşamasının bulgularına göre; okul fiziki yapısının eski olması ve bakıma ihtiyaç duyması, okul fiziki yapısının ve bahçesinin yetersizliği, çok amaçlı salonun bulunmaması, okul kütüphanesinin yetersizliği, ders araç-gereç ve teknolojik cihazların yetersizliği, sosyal, kültürel, eğitsel ve sportif faaliyetlerin istenen seviyede olmaması, okul hizmetlisinin nicelik ve nitelik açısından yetersizliği, okul veli işbirliğinin istenen düzeyde olmaması en çok vurgulanan zayıf yönler olarak saptanmıştır.Araştırmanın ikinci aşamasında, alan yazın incelenerek ve uzman görüşleri alınarak tespit edilen zayıf yönler beş temaya ayrılmıştır. İlköğretim okullarının fiziki yapıları(1), ilköğretim okullarında kullanılan ders araç ve gereçleri(2), ilköğretim okullarında düzenlenen sosyal, kültürel, eğitsel ve sportif faaliyetler(3), ilköğretim okullarının insan kaynakları(4) ve ilköğretim okullarının okul çevre ilişkileri(5), başlıklı temalardan oluşan zayıf yönler soru haline getirilerek, yönetici ve öğretmenlere bu zayıf yönlerin, zayıf yönler olup olmadığı sorulmuş ve bu zayıf yönlerin giderilebilmesi için çözüm önerisi istenmiştir. 70 yönetici, 240 öğretmen olmak üzere, toplam 310 kişi açık uçlu anket sorularına çözüm önerilerini yazmıştır. Katılımcıların belirtmiş oldukları çözüm önerilerinde tekrar edilen maddeler ve bunların sıklığı tespit edilmiştir.Araştırmanın ikinci aşamasının bulgularına göre; ilköğretim okullarında görevli yönetici ve öğretmenlerin büyük bir çoğunluğu, stratejik planlarda belirtilen zayıf yönlerin, ilköğretim okullarının zayıf yönleri olduğunu doğrulamış ve bu zayıf yönlerin giderilmesi için çözüm önerisi belirtmiştir. Buna göre en çok tekrarlanan çözüm önerileri şöyledir; okul fiziki yapısının yeterli ve etkili olması için; okula ayrılan alan daha büyük olmalı, kapalı spor salonu yapılmalı, yeni bina ? ek bina yapılmalı, ders araç ve gereçlerinin yeterli ve etkili olması için; ders araç ve gereci ilgili kurumlar tarafından temin edilmeli - yeterli olmalı, okullara bütçe ayrılmalı, sosyal kültürel, eğitsel ve sportif faaliyetler için; fiziki alanlar uygun hale getirilmeli, velilere yönelik bilinçlendirme faaliyetleri düzenlenerek veli desteği sağlanmalı, öğrenciler motive edilerek başarılı öğrenciler ödüllendirilmeli, öğretmenler istekli, duyarlı olmalı ve faaliyetin önemine inanmalı, insan kaynağının yeterli ve etkili olması için; personel arasında işbirliği ve dayanışma olmalı, insan kaynağı ihtiyacı hizmet alımı yoluyla giderilmeli, ihtiyaç tespiti ve gerekli atamalar yapılmalı, görev dağılımı eşit ve adil yapılmalı, hizmet içi eğitimlerin sayısı ve niteliği artırılmalı, yönetici ve öğretmen atamalarında ölçme yöntemi etkili hale getirilmeli, amaca dönük ve donanımlı personel istihdam edilmeli, okul personeli işini sevmeli, özverili, sorumluluk sahibi, kendini geliştirme isteği ve fedakâr olmalı, okul çevre ilişkilerinin yeterli ve etkili olabilmesi için; velilere ve çevreye yönelik kurs, seminer vb. etkinlikler düzenlenmeli, çeşitli kurum ve kuruluşlar ziyaret edilmeli, ilişkiler güçlendirilmeli, okul veli işbirliği artırılmalı, ilişkiler planlı ve devamlı olmalıdır. Ülkemizde ve tüm dünyada ilköğretim okullarında ve eğitimin her kademesinde her zaman bir takım sorunlar ve eksiklikler olmuştur ve olmaya da devam edecektir. Burada önemli olan bu sorunları veya eksiklikleri nasıl algıladığımız ve bunların giderilebilmesi için yapabileceklerimizdir. Bu sorunların veya zayıf yönlerin farkında olmamız, bunların giderilebilmesi adına sahip olabileceğimiz en önemli güçtür. Böyle bir farkındalığın olması ve bu amaçla stratejiler geliştirilmesi zayıf yönlerin ileride örgütün güçlü yönleri olarak ortaya çıkmasını sağlayabilir. Bu sorunları veya zayıf yönleri algılayış biçimlerimiz ve bu nedenle çözüm önerilerimiz farklı olabilir. Birimizin ak dediğine bir diğeri kara diyebilir. Sorunların veya zayıf yönlerin giderilebilmesi adına aynı şeyleri söylememiz mümkün değildir. Ancak eğitim alanında çalışan yönetici ve öğretmenlerin çoğunluğun bu konularda neler söylediğine ve yapılan bilimsel çalışmaların önerilerine kulak vermek gerekmektedir. Anahtar Kelimler: Okulların stratejik planları, GZFT(SWOT) analizi, okulların zayıf yönleri, yöneticilerin ve öğretmenlerinin çözüm önerileri.

Eğitim yönetimiProblem çözmeSWOT analizi+6
Ferhat Han
İnönü University · Institute of Educational Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Ab ülkeleri ile Türkiye'deki ilköğretim eğitim programlarındaki ders yüklerinin karşılaştırılması

Egitim, bir ülke için olmazsa olmaz degerlerden birisidir. Bir ülkenin kalkınması, ilerlemesi, toplum hayatında bireylerin olması gereken yerde olmaları için egitim sarttır. Kalkınmıs dünya ülkelerine baktıgımız zaman, egitime aktarılan bütçenin diger alanlardan çok daha fazla oldugunu görmekteyiz. Cumhuriyet'in ilanından sonra Türkiye Cumhuriyetinde topyekûn bir okuma yazma seferberligi ile beraber egitim faaliyetlerini yurdun bütün sathına yayma çabaları baslamıstır. Her geçen sene egitime verilen önem artmıs, yurtdısından getirilen uzmanlara egitim sisteminin daha da iyilestirilmesi için raporlar hazırlattırılmıstır. Egitim sisteminde zaman zaman program degisiklikleri de olmustur. Bu programlar gelistirilirken egitim göstergeleri çok iyi gösteren ülkelerin de egitim sistemleri incelenmis ve benzerleri ülkemizde uygulamaya konulmustur. Türkiye için yaklasık yarım asırlık olan bir hedef daha vardır ki, o da Avrupa Birligi'ne girmektir. Avrupa Birligi ile müzakerelere baslamıs olan Türkiye, su an tarama sürecine girmistir. Müzakere baslıklarından birisi de egitim oldugu için, egitim alanındaki uyum Birlige girmek için önem arz etmektedir. ,ncelendigi zaman, egitim sahasında, üye ülkeler ile Türkiye arasında çok fazla bir farklılıgın olmadıgı görülmektedir. Bu çalısma, AB üye ülkeleri ile Türkiye'de ilkögretim okulları ders yüklerinin bir karsılastırmasını yapmak, Avrupa Birligi'nin egitim projeleri ve politikaları, özellikle temel egitimi içine alan Comenius programı hakkında detaylı bilgi vermek amacı ile hazırlanmıstır. Üye ülkelerden ,ngiltere, ,talya, Macaristan, Norveç ve Yunanistan seçildi. Bu ülkelerde ilkögretimin yapısal özellikleri ve ders yükleri V incelendi. Kaynaklar, her ülkenin egitim bakanlıklarından, yine ülkelerin egitim ile ilgili resmi sitelerinden ve kaynak kitaplardan derlendi.

Zorunlu eğitimİlköğretim
Cihat Yaşaroğlu
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2006
00
Master'sOpen AccessTR

COVİD-19 pandemisi nedeniyle uzaktan eğitim ile devam eden ilk okuma yazma sürecine ilişkin sınıf öğretmenlerinin görüşleri

2019 yılında Çin'de ortaya çıkan ve bulaşıcılığı yüksek olan COVID-19 pandemisi dünyada bir panik ve tedirginlik oluşturmuş, uzmanların "evde kalın" çağrısını desteklemek üzere ülkeler eğitim süreçlerine geçici süre ara vererek, öğrencilerin uzaktan eğitim almaları sağlanmıştır (Üstün ve Özçiftçi, 2020). Bu durum Türkiye'de de benzer şekilde gerçekleşmiş ve Covid -19 pandemisi nedeniyle okullarda eğitim-öğretim faaliyetleri 23 Mart 2020 tarihi itibariyle uzaktan eğitim ile gerçekleştirilmeye başlamıştır. Özellikle birinci sınıfta olan öğrenciler olan ve okuma yazma öğrenme sürecinde olan öğrenciler için bu durum daha kritik bir hal almıştır. Nitekim okuma yazma, bireyin hem sosyal hem de okul yaşamındaki başarısında oldukça önemli bir beceridir. Bu becerinin gerektiği gibi kazanılması ilkokul birinci sınıfta başlamakta; becerinin kullanılması ve geliştirilmesi ise yaşam boyu devam etmektedir. Babayiğit ve Erkuş (2017) bu aşamada yapılacak yanlışlığın öğrencinin hem okuma yazma becerileri hem de okuma yazmaya karşı tutumunu olumsuz etkileyebileceğini belirtmektedir. Yüz yüze gerçekleştirilen ilk okuma yazma öğretimi süreci için bile büyük hassasiyet gösterilmesi gerekirken yaşanan pandemi nedeniyle ilk okuma yazma öğretiminin de belli dönemlerinin uzaktan devam ettirilmek durumunda kalınması öğretim sürecinin verimliliği ile ilgili çeşitli kaygıları da beraberinde getirmektedir. Dolayısıyla sürecin nasıl ilerlediği, verimliliği, çıktıları, veli, öğretmen ve öğrenci gözüyle değerlendirilmesine yönelik çeşitli araştırmaların yapılması hem alana hem de yapılan uygulamaların niteliğine, yaşanan sorunların tespit edilip bu sorunların giderilmesine yönelik öneriler geliştirip uygulamaya konulması açısından son derece önemlidir. Bu önemden hareketle bu araştırmada Covid-19 pandemisi nedeniyle uzaktan eğitim ile devam eden ilk okuma yazma sürecine ilişkin sınıf öğretmenlerinin görüşlerinin tespit edilmesi amaçlanmıştır.

COVID 19Eğitim sorunlarıOkuma-yazma+6
Gülşah Teke
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Educational Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Bir ilköğretim matematik öğretmeninin hizmet öncesi ve hizmet içi doküman oluşturma sürecinin karşılaştırmalı incelenmesi

Geçmişten günümüze matematik öğretimi ile ilgili yöntemler değişip gelişmiştir. Bu süreç içerisinde öğretmenlerimiz de birçok farklı kaynak kullanımı gerçekleştirmişlerdir. Öğretmenlerin kaynak sistemlerinin lisans eğitimi sırasında ve meslek hayatında nasıl değişiklikler gösterdiğini incelemek için bu tez çalışmasının amacı, bir ilköğretim matematik öğretmeninin lisans eğitimindeki ve öğretmenlikteki doküman oluşturma sürecinin karşılaştırmalı incelenmesi olarak belirlenmiştir. Amaçlı örnekleme, nitel araştırmalarda, veri toplama açısından daha zengin bir ortam sağlayacağına inanılan durumları seçerek, bu durumlarda derinlemesine incelemeler yapılmasına imkân verdiğinden araştırmanın katılımcısı amaçlı örnekleme yöntemi ile seçilmiştir. Araştırma içerisinde gözlem ve doküman analizi gibi yöntemlerle veri toplanarak gerçeğe yakın biçimde, bütünsel incelemelere olanak sağlayan nitel araştırma yöntemlerinden biri olan durum çalışması kullanılmıştır. Yürütülen durum çalışmasına uygun olarak veriler, yansıtıcı inceleme metodu ile toplanmıştır. Araştırma içerisinde veriler; Kişisel Tanıma Formu, Kaynak Sisteminin Şematik Gösterimi, Ders Planları, Ders Senaryoları, Ders Gözlemleri, Video Kayıt, Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formları, Günlükler gibi çok çeşitli araçlar kullanılarak toplanmıştır. Toplanan bu veriler içerik analizi yöntemi ile analiz edilerek kategorilere ayrılmıştır. Toplanan verilerin analiziyle oluşturulan kodlar altı (6) ana kategori altında toplanmıştır. Bulgular sonucunda ilköğretim matematik öğretmenlerinin dokümantasyon süreçlerinde lisans eğitiminin ve bu dönemdeki öğretmenlerinin fikirlerinin çok büyük katkıları olduğu fakat mesleki dönem içerisinde yeni oluşan kaynaklar bulunduğu gözlemlenmiştir. Bu durum bizlere öğretmenlerin lisans eğitimlerinde eksiklikler bulunduğunu göstermiştir. Ayrıca öğretmenlerin öğretim planlamalarındaki en büyük kaynaklardan birinin kendileri yani tecrübeleri olduğu görülmüştür. Bu tecrübeler mesleki tecrübeler kadar kendi öğrencilik deneyimlerini de içermektedir. Matematik öğretmenlerinin ders hazırlığında kendilerine kaynak edindiği bir diğer etmenin ise öğrenciler olduğu görülmüştür. Öğrencilerin başarı ve sosyoekonomik durumları da öğretmenlerin dokümantasyon süreçlerini etkilediği görülmüştür. Öğretmenlerimizin dokümantasyon süreçlerindeki etmenlerden olmazsa olmaz bir tanesi de zümre etkileşimleri olarak görülmüştür. Ayrıca çalışılan kurumun imkanları, yönetici tutumları ve ülkedeki eğitim sisteminin (sınav sistemi) de öğretmenlerin dokümantasyonlarında büyük yönlendiriciler olarak rol oynadığı gözlemlenmiştir.

Hizmet içi eğitimHizmet içi eğitim programlarıMatematik+5
Sinem Keleş
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Educational Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Kütahya ilinde salon sporlarında müsabakalara katılan ilköğretim I. kademe 10 yaş grubu öğrencilerinin TGMD-II testine göre motor gelişme düzeylerinin araştırılması

Bu çalışmanın amacı; Kütahya ilinde ilköğretim 1. Kademe de öğrenim gören on yaşgrubu çocukların TGMD- 2 testine göre motor gelişim düzeylerinin araştırılmasıdır.Araştırmaya Kütahya İli, İlköğretim I. Kademe 10 yaş grubu öğrencilerinden (20 basketbolerkek-20 basketbol kız-20 hentbol erkek-20 hentbol kız-20 voleybol erkek-20voleybol kız)toplam 120 sporcu denek olarak katılmıştır. Deney grubunda bulunan çocuklar TGMD-II testinegöre lokomotor ve obje kontrol testlerinden geçirilmiştir.Ölçümler sırasında; temel lokomotor beceriler (koşu, galop, sek sek, sıçrama, durarak uzunatlama, kayma,), obje kontrol becerileri, (durarak top sürme, sopayla vurma, yakalama, topa ayaklavurma, bel seviyesi üzerinde atış, bel seviyesi altından atış) çocukların hepsine ikişer tekrar halindeuygulatılarak yapılan puanlama sonucu başarılı olduğu ve olmadığı beceriler belirlenmiştir.Kriterlerine göre başarılı oldukları becerilere 1, başarısız olduklarına ise 0 puan verilerek toplamdakipuanı ile o beceriye ait başarı durumu belirlenmiştir.Verilerin çözümlenmesinde SPSS istatistik paket programı kullanılmıştır. Gruplararasındaki farklılıkları bulmak amacı ile çok yönlü annova ve tukey testleri uygulanmıştır(p<0,05). Çalışma sonuçları, uygulanan TGMD II testine göre cinsiyete, spor dalına, spor dalınave cinsiyete bağlı olarak deneklerin temel lokomotor, obje kontrol ve TGMD Toplam Puandüzeyleri arasındaki farkların önemli olduğunu göstermiştir (p<0,05). Bu araştırma sonuçları iletemel hareketler dönemini tamamlayıp sportif hareketler dönemine geçiş evresinde bulunançocukların temel motorik özelliklerinin cinsiyete ve spor branşlarına göre belirlenmesi ve hembranşlar arası hem de cinsiyetler arası farklılıkların saptanması amaçlanmıştır. TGMD II testiuygulanarak sporcu çocuklar arasında cinsiyete ve branşlara bağlı olarak temel motoriközelliklerin gelişmesi gözlenmiştir.

BasketbolBeden eğitimi ve spor dersiMotor gelişim+7
Serkan Aydın
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

İlköğretim 4. ve 5. sınıf sosyal bilgiler dersi öğretim yöntem ve teknikleri ile materyal kullanımına ilişkin öğretmen görüşleri

Bu araştırma, ilköğretim 4. ve 5. sınıf Sosyal Bilgiler Dersi öğretimi ile ilgili olarak sınıf öğretmenlerinin görüşlerini belirlemek amacı ile yapılan tarama modelinde betimsel bir araştırmadır. Sınıf öğretmenlerinin sosyal bilgiler öğretimine ilişkin yöntem ve teknikler, materyaller, ders kitapları ve dersin sınıf öğretmenleri ya da sosyal bilgiler öğretmenleri tarafından verilmesine ilişkin görüşlerini belirlenmiş ve bu görüşlerin cinsiyet, yaş, mezuniyet ve kıdem gibi değişkenlere göre karşılaştırılması yapılmıştır.2009 ? 2010 eğitim ? öğretim yılında uygulanan ve 44 maddede oluşan ölçek, 31 ilköğretim okulunda görevli 131'i erkek ve 119'u kadın öğretmenlerden oluşan toplam 250 sınıf öğretmenine uygulanmıştır. Ölçeğin güvenirlik katsayısı 83,4'tür. Uygulamadan elde edilen verilerin analizinde betimsel istatistikler, t testi ve varyans analizi kullanılmıştır.Elde edilen bulgulara göre öğretmenlerin kullandıkları yöntem ve tekniklere ilişkin olarak, en sık soru ? cevap yöntemini, en az ise gezi ve gözlem yöntemini; kullandıkları materyallere ilişkin olarak da, en sık resim materyalini, en az ise akıllı tahtayı kullandıkları belirlenmiştir. Ders kitaplarına ilişkin içerik ve şekil açılarından olumlu yönde görüş ifade eden öğretmenler, sosyal bilgiler dersinin hangi branş öğretmenleri tarafından verilmesine ilişkin, sosyal bilgiler dersinin sınıf öğretmenleri ile branş öğretmenleri işbirliği içinde verilmesi gerektiği, öğretmenlerin hizmet içi eğitim almaları gerektiği yönünde görüş bildirmişlerdir. Değişkenler açısından değerlendirilen öğretmen görüşlerinde ise; bayan öğretmenlerin erkek öğretmenlere göre daha sık materyal kullandıkları, eğitim fakültesi mezunlarının diğer mezuniyet grubu öğretmenlerine göre daha az sıklıkla materyal kullandıkları belirlenmiştir. Öğretmenlerin hizmet süresi ile kullanılan yöntem, teknik ve materyallerin kullanma sıklıkları arasında, yaşları ile materyal kullanma sıklığı ve sosyal bilgiler dersinin branş öğretmenleri tarafından verilmesine ilişkin görüşlere katılımları arasında anlamlı bir ilişki olduğu görülmektedir. Öğretmenlerin hizmet süreleri arttıkça yöntem, teknik ve materyalleri kullanmak sıklıkları artmaktadır. Öğretmenlerin yaşlarına bakıldığında ise, yaşları arttıkça materyalleri kullanmak sıklıkları ve sosyal bilgiler dersinin branş öğretmenleri tarafından verilmesine ilişkin ifadelere katılımları da artmaktadır.Araştırma sonuçları bir bütün olarak değerlendirildiğinde; öğretimde kullanılan öğretim yöntem ve teknikler ile materyallerin çeşitlendirilmesi, sosyal bilgiler öğretiminde gerek sınıf öğretmenlerinin gerekse branş öğretmenlerinin katkılarının sağlanması ve dersi veren öğretmenlere hizmet içi eğitim programlarının uygulanması gerektiği ileri sürülebilir.Anahtar Kelimeler:Sosyal Bilgiler, Yöntem, Teknik, Materyal, Eğitim, Davranış, Teknoloji, Hizmet Süresi, Yaş, Cinsiyet, Öğretmen, Öğrenci.

Araç-gereçlerDers programlarıMateryal kullanımı+10
Kadir Ergani
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

İlköğretimin finansmanı ve eğitimde veri zarflama analizi ile ölçülen performansa dayalı bütçelemeye yönelik bir çalışma

Türkiye'de eğitim finansmanı için genel bütçeden aktarılan paylar bilinmekle birlikte genel bütçe dışında çeşitli kaynaklardan elde edilen yardımların, Okul Aile Birliği gelirlerinin İlköğretim Okullarının eğitim finansmanındaki boyutunu ortaya koymak adına bilinmesi gerekmektedir.Günümüzde bireysel performansın önemli olduğu kadar öğrenci başarısına etki eden okul performanslarının da değerlendirilmesi gerekmektedir. Okulların performanslarına dayalı olarak bütçelemelerinin yapılması kaynaklarının doğru bir şekilde kullanılmasının sağlanmasını ve okulların etkin hale gelebilmesi için gerekli olan kriterlerin sağlanmasını zorunlu hale getirecektir.Bu çalışmada; eğitim finansmanında özel kaynakların yeri ve performansa dayalı bütçeleme, Veri Zarflama Analizi ile ölçülen etkinlik değerleri ile belirlenmiştir. Birinci bölümde; eğitim finansmanı, finansman kaynakları ve dağıtımı ile performans kavramları açıklanmış, ikinci bölümde eğitim finansmanının tarihsel gelişimi, Türkiye' deki ve diğer dünya ülkelerindeki ilköğretimin finansman yapısı ve eğitim maliyet türleri anlatılmış, üçüncü bölümde performans ölçüm yöntemleri ile VZA Modelleri ve uygulama aşamalarından bahsedilmiştir. Dördüncü bölümde de Okulların etkinlikleri VZA ile ölçülmüş ve son iki yılın etkinlik değerlerine göre bütçe teklifleri getirilmiştir.Anahtar Kelimeler: Eğitim Finansmanı, Öğrenci Maliyeti, Eğitim Performansı, Veri Zarflama Analizi, Performansa Dayalı Bütçeleme.

BütçelemeEğitim ekonomisiFinansman+3
Hülya Aydoğdu
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

İlköğretim dört ve beşinci sınıf öğrencilerinin çevre kavramına ilişkin görüşleri

Bu çalışma ilköğretim dört ve beşinci sınıf öğrencilerin çevre kavramına ilişkin görüşlerini ortaya koymak ve öğrencilerde çevre kavramının oluşmasında etkili olan faktörleri sebepleriyle belirlemek amacıyla yapılmış nitel bir araştırmadır.Araştırmanın çalışma evrenini Ankara ili, Mamak ilçe merkezinde bulunan Barbaros Hayreddin Paşa İlköğretim Okulu dört ve beşinci sınıf öğrencileri oluşturmaktadır.İlköğretim dört ve beşinci sınıf öğrencilerinin çevre kavramına ilişkin görüşlerinin belirlenmesi amacıyla çizim yöntemi ve yarı yapılaştırılmış mülakat tekniği kullanılmıştır. Uygulanan yöntem ve tekniğin analizi için uzman görüşüne başvurularak, derecelendirme ölçekleri hazırlanmış ve bu ölçeklerden faydalanılarak öğrencilerin çevre kavramına ilişkin görüşleri belirlenmiştir.Elde edilen bulgulara göre ilköğretim dört ve beşinci sınıf öğrencilerinde çevre kavramının oluşmasında canlı çevre, cansız çevre, çevre sorunları ve diğer (sayılan etmenler dışında kalan tüm etmenler) faktörlerin etkili olduğu görülmüştür. Bu sınıflamalardan yola çıkılarak, öğrencilerde çevre kavramının oluşmasında özellikle cansız varlıkların etkili olduğu belirlenmiştir. Öğrencilerde çevre kavramının oluşmasında ağırlık kazanan cansız etmenler, bulut, güneş, ev ve çöp tenekesi iken; öğrencilerde çevre kavramının oluşmasında ağırlık kazanan canlı etmenler ise; ağaç, insan, bitki ve kuştur. Ortaya çıkan bu etmenlerin sebeplerine yönelik olarak yapılan içerik analizinde öğrencilerin canlı ve cansız çevre çizimlerindeki bu etmenlere sıklıkla yer vermelerinde; yakın çevrelerinin, çevrelerindeki varlıklara karşı hissettikleri duygularının, arzu ve isteklerinin, geçmiş yaşantılarının ve hobilerinin özellikle etkili olduğu belirlenmiştir.Öğrencilerin çevre kavramlarına ilişkin yapmış oldukları çizimlerinde ve yapılan görüşmelerde dikkat çeken bir diğer sonuç ise; öğrencilerin çevre sorunlarına yeteri kadar yer vermedikleridir. Çevre sorunlarına değinen öğrencileri ise ağırlıklı olarak kız öğrencilerin oluşturması elde edilen bir başka sonuç olarak karşımıza çıkmaktadır.Araştırma sonuçları bir bütün olarak değerlendirildiğinde; çevre eğitimine daha fazla ağırlık verilmesi, çevre eğitiminin daha erken yaşlarda başlatılması, bu eğitimin gerçekleştirilmesi aşamalarında öğretmenlerin örnek model olmaları ve öğrencilerin çevre bilinçlerine katkı sağlamak amacı ile okul müdürlüklerinin çevresel etkinliklere daha fazla ağırlık vermeleri gerektiği söylenebilir.Anahtar Kelimeler : Çevre, çevre bilinci, öğrenci, eğitim, tutum, doğa, çevre sorunu.

Ankara-MamakDoğaÇevre+6
Ahmet Gül
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

İlköğretimde toplam kalite yönetimi ve farklı iki uygulama

Gelişen bilim ve teknoloji ile ülkemiz; yeni düşüncelerin dayanılmaz bilgi hızı ve baskısı altındadır. Bu nedenle eğitim ve kalite gibi iki unsur en önemli ve öncelikli durumundadır.Toplumu bireyler oluşturduğuna göre; her etken bireye bağlıdır. Olabilecek değişimler, daha ilköğretimdeki kaliteyle doğru orantılıdır. Her konuda olduğu gibi, eğitimde de sorunlar oluşmadan, yerinde ve zamanında tedbir; çözümü kolaylaştıracağından, kaliteyi de etkileyecektir.Müşteri ihtiyacı ile sıfır hata üretim olan TKY, sanayide gelişim gösterdiği halde, aynı durumu eğitim sistemimizde görememekteyiz. Eğitimde TKY; insan yetiştirmede hatasız olma veya en az hata ile eğitim anlamına geldiğinden, süreçlerin iyileştirilmesi zorunlu görülmektedir.Özellikle yeteneklerin belirdiği 11-14 yaş (ilköğretim ikinci kademe) çağın gereklerine uygun eğitim ve öğretim sonucu; yetenek, bilgi ve mesleğe yönelik; yorum yapan, sorgulayan bireyler olarak, düşünsel anlamda toplumun kalkınma ve refahına etki edecektir.Yapılan araştırmalarda, özel okullarda TKY'nin uygulanması ile arzu edilen kalite artışı gözlenmiş, ancak; maliyetin yükseldiği görülmüştür. Bu okullar, AR-GE çalışmaları ile stratejiler belirleyerek gelişim göstermektedir. TKY'nin, tüm ilköğretim ve ortaöğretim kurumlarında uygulanması durumunda ise beraberinde bilgi ve kaliteyi getireceği şüphesizdir.Artık teknoloji üretimi için bilgi gerekmektedir. Bilgiyi de üretmek, daha ilköğretim yıllarında olmak üzere eğitim sistem ve düzeyine bağlıdır. Büyük ATATÜRK'ün belirttiği, ÇAĞDAŞ HEDEFLERE ULAŞMAK için, kaliteli eğitimin arttırılması ve bilgi seferberliğinin başlatılması gerekmektedir.Anahtar Kelimeler: Eğitim, Kalite, Toplam Kalite Yönetimi, AR-GE.

Araştırma-geliştirmeEğitim kalitesiKalite+4
Erdoğan Sevim
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Kütahya ilköğretim okullarındaki öğrencilerin şiddet algısı üzerine sosyolojik bir çalışma

Şiddet gerek sosyal, gerekse psikolojik açıdan pek çok olumsuz etkileri olan, bireyin yetenek ve becerilerini kullanmasını etkileyen, dolayısı ile bireysel hedeflere ulaşmayı engelleyerek önce bireyleri, sonra da toplumu sosyolojik açıdan etkileyen bir konudur. Hem şiddet uygulayan, hem de şiddete maruz kalan birey açısından geçerli olan bu durum, etkisini en fazla eğitim kurumlarında, özellikle ilköğretim çağında göstermektedir. Bu nedenle ilköğretim okullarında şiddet ve şiddet eğiliminin tespit edilip, çözüm için bir dizi önerilerin getirilmesi önem arz etmektedir. Öte yandan ülkemizde yapılan sınırlı sayıdaki alan çalışmaları ve bilimsel araştırmalarda, şiddet ya mesleki boyutları ile bir bilim disiplinince ele alınmış, ya da durumun daha çok teorik kökenleri üzerinde durulmuştur. Bu araştırmaların genelinde daha çok ekonomik durum üzerinde durulmuştur. Oysaki şiddetin gerek sosyoekonomik, gerekse sosyokültürel alanda oldukça geniş bir çerçevede değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu açıdan bakıldığında şiddetin temel nedenlerinin sosyolojik açıdan ele alınması daha doğru olur.Bu araştırmada, Kütahya ilindeki ilköğretim okullarındaki öğrencilerin şiddet algıları ve bu algıyı etkileyen demografik etmenler araştırılmıştır. Araştırmada, Kütahya ilinde ilköğretim okullarındaki 123 öğrenci üzerinde anket uygulaması yapılmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre annenin eğitim durumu ve kardeş sayısı ile şiddet algısı arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunurken, babanın eğitim durumu ve cinsiyete göre bir ilişki gözlemlenmemiştir.Anahtar Kelimeler: Şiddet; İlkokul; Eğitim; Sosyoloji.

Eğitim sosyolojisiKütahyaSosyolojik analiz+4
Tamer Arpacı
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Devlete bağlı ilköğretim okullarında çalışan öğretmenlerin örgüt iklimi algıları ve iş tatmin düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi: Ankara ili Altındağ ilçesi örneği

Günümüzde, çalışanlar günlük yaşamının önemli bir bölümünü iş ortamında geçirmektedir. Bireylerin mutlu bir hayat geçirmesi için yaptıkları işten haz almaları, beklentilerinin karşılığını almaları gerekmektedir. Bu konu çalıştıkları örgütün iklimi ile yakından ilgilidir. Bu nedenle, bireyler olumlu iklime sahip bir örgütte çalışmak isterler.Bu araştırmanın amacı, devlete bağlı ilköğretim kurumlarında görev yapan öğretmenlerin örgüt iklimi algıları ile iş tatmin düzeyleri arasındaki ilişkiyi tespit etmektir.Araştırma ilişkisel modelde olup, modeli test etmek için 2011-2012 eğitim-öğretim yılında Ankara ili Altındağ ilçesinde bulunan ilköğretim okullarında alan araştırması yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini 16 ilköğretim okulunda görev yapan 403 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmada kullanılan veriler betimsel bilgiler, örgüt iklimini etkileyen sorular ve iş tatminini etkileyen sorulardan oluşan üç bölümlük anketle toplanmıştır. Verilerin analizinde, istatistik yöntemlerinden güvenilirlik analizi, faktör analizi, aritmetik ortalama, standart sapma, yüzde, frekans işlemleri, t-testi, tek yönlü varyans analizi, korelasyon analizi, ikili ve çoklu regresyon analizi teknikleri kullanılmıştır.Yapılan analizler sonucunda örneklem grubundaki öğretmenlerin örgüt iklimi algıları ile iş tatmin düzeyleri arasında pozitif, doğrusal, yüksek düzeyde ve anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Buna göre öğretmenlerin okullardaki örgüt iklimini etkileyen faktörlere ilişkin algıları olumlu oldukça iş tatmin düzeyleri de artmaktadır. Örgüt ikliminin iş tatminini yordayıp yordamadığını tespit etmek için yapılan analiz sonuçlarına göre, örgüt ikliminin alt boyutlarından liderlik tipi, örgütsel iletişim ve örgütsel amaçlar değişkenlerinin iş tatmini üzerinde pozitif yönde anlamlı yordayıcılar olduğu, örgüt yapısının ise anlamlı yordayıcı olmadığı görülmektedir.

Ankara-AltındağDevlet okullarıÖrgüt iklimi+4
Halis Süleyman Atakan
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00

Related subjects