Internet of things
Bu konu başlığı altında 97 tez
Dijital dönüşümün şirketlerin ekonomik faaliyetlerine katkısı
Endüstri 4.0 ile gerçekleşecek olan şirketlerin dijitalleşmesindeki ana amaç; kaynak verimliliğinin sağlanarak, üretkenliğin ve ürün çeşitliliğinin artırılarak, optimizasyon ve akıllı üretim teknikleri ile ürün ve hizmet üretiminin daha düşük maliyet ile daha kaliteli bir şekilde organize edilmesi sonucu şirketlerin rekabet gücünü artırmalarıdır. Tez kapsamında; endüstri 4.0 ile ilgili tanımlamalar, bu kavramın önemi, dijitalleşme de herbirinde farklı bir önemi olan endüstri 4.0 teknolojileri, bunların tanımlamaları ve şirketlerde kullanımlarına yönelik örnekler verilmiştir. Farklı sektörlerin dijitalleşme stratejileri ve öncelikleri farklı olması nedeni ile tek bir sektöre odaklanmak yerine imalat, otomotiv, lojistik, gıda ve tarım, eğitim, perakende, finans ve bankacılık, telekomünikasyon ve medya, reklamcılık gibi farklı uygulamalara ve farklı ihtiyaçlara sahip sektörlerin genel anlamı ile dijital dönüşümleri tartışılmış ve global ölçekte bazı girişimlerden bahsedilmiştir. Ayrıca, tez çalışmasında şirketlerin dijitalleşmesi ile birlikte ekonomik, çevresel, sosyal süreçlerde bazı fırsatlar tartışılmış aynı zamanda bu dijital dönüşümün ihracata etkilerinden ve bazı stratejilerden ilgili raporlar yorumlanarak bir değerlendirme yapılmıştır.
Nesnelerin interneti odağında büyük veri için tahmine dayalı analitik mimarisi
Teknolojik gelişmeler, araştırmacıların imkan ve kabiliyetlerini gün geçtikçe arttırmaktadır. Yapay zeka ve ilintili alanlarda donanımsal, yazılımsal ve hesapsal tekniklerdeki gelişmelerle birlikte veri merkezli iş süreçleri önem kazanmıştır. Bu durum veri saklama, veri aktarma ve veri işleme süreçlerinin yönetilmesi gereksinimini doğurmuştur. Üretim alanlarındaki her bir cihazın veri kaynağı olarak görüldüğü nesnelerin interneti yaklaşımı ile beraber büyük miktarda veri oluşması ve bu verilerden gerçek zamanlı veya gerçeğe yakın zamanlı çıktılar üretilmesine yönelik birçok çözüm literatürde yer bulmuştur. Bulut teknolojileri kullanılarak büyük veri ve nesnelerin interneti başlıkları altında birçok çalışma yapılmış ve çeşitli problemlere odaklanan çözümler ortaya atılmıştır. Bu gelişmeler kurumlarda paradigma değişimlerini de beraberinde getirmiş ve büyük veri enstrümanlarını kullanabilen, analitik süreçleri işletebilen anahtar kişilerin endüstriyel ortamlarda konumlandırılması yönünde bir eğilim oluşmuştur. Kullanıcılar özelinde programlama becerisinin öneminin azaldığı, kodsuz veya az-kodlu yazılım araçlarını kullanma becerisinin ise önem kazandığı görülmektedir. Verinin elde edilmesinden, iş zekası veya operasyonel gösterge araçlarınca raporlanmasına kadar birbirine entegre birçok süreç mevcuttur. Dijitalleşme, izlenebilirlik ve analitik kabiliyetin arttırılması gibi hedefler kuruluşların öncelikleri arasındadır. Analitik kabiliyetler bağlamında makine öğrenmesi algoritmalarının işletilmesi, modellerin eğitilmesi, eğitilen modellerin yazılım servisi olarak sunulması ve çıktılarının çeşitli dijital ortamlara raporlanması başlıkları da büyük veri süreçleriyle entegre bir şekilde çalışmak durumundadır. Bu tez çalışmasında bulut-yerel ortam gereksinimleri de dikkate alınarak nesnelerin interneti odağında büyük veri için tahmine dayalı analitik mimarisi paylaşılmıştır. İlgili mimari yapının ortaya konmasında, tekniğin geldiği son seviye üzerinden işlevsel kırılımlarla birlikte çeşitli açık kaynak kodlu yazılımlara ve yazılım geliştirme platformlarına da işaret edilmiştir. Büyük verinin saklanması ve işlenmesi konusunda ortaya atılmış veri gölü, gölevi benzeri kavramların yanı sıra akan veri işleme konusundaki tasarımsal yaklaşımlar izah edilmiş, kavramların karşıladığı anlama hizmet eden yazılım araçları da örneklenmiştir. Benzer şekilde nesnelerin interneti yaklaşımında literatürde yer bulmuş, olgunluk kazanmış kavramlar ve yazılım araçları da örneklenmiştir. Sunulan mimari hem yazılım geliştiricilerin, hem anahtar kullanıcıların hem de son kullanıcıların faydalanabileceği verinin tüm hikayesini kapsayacak nitelikte bileşenler içermektedir.
Nesnelerin internetiyle kablosuz algılayıcı ağlarda ortam erişim tekniği geliştirilmesi
Kablosuz Algılayıcı Ağların (KAA) kanal verimi, gecikme süresi gibi birçok performansın optimum seviyeye taşınması için akıllı ortam erişim protokolleri (MAC) geliştirilmiştir. İlk geliştirilmiş MAC protokollerinden olan ve karmaşık algoritmalardan uzak ALOHA protokolü daha sonra ortaya çıkan birçok protokole öncülük yapmıştır. Tez çalışmamızda, KAA için en önemli parametrelerden olan kanal veriminin ve gecikme performansının daha iyi bir seviyeye taşınması için ALOHA protokolünün tasarımı ve uygulaması gerçekleştirilmiştir. Hayati önem taşıyan enerji ve gecikme durumu iyileştirilirken paket çarpışmasının asgari düzeye düşürülmesi ana hedeflerdendir. Yapılan ilk çalışmada ALOHA protokolünün matematiksel modelinin kanal verim performansı ile pratik ALOHA'nın kanal verim performansının kıyaslaması yapılmıştır. İkinci uygulamamızda ise 6 vericiden oluşan ağımızı sırasıyla herbir vericinin iletim gücü artırılarak performans sonuçları sunulmuştur. Daha sonra verici tarfından iletilen paketin sabit olması yerine paketin değişimine olanak sağlayan dinamik yük ile paket iletimi gerçekleştirilmiştir. Trafik yükü 1 Erlang ve dinamik yük uzunluğu 15-32 bayt olarak ayarlandığında kanal verimi 0.47 gibi başarılı bir sonuç elde edilmiştir. Yapılan ilk uygulamada ALOHA protokolünün, verici tarafından iletilen paketin alıcı tarafından başarılı bir şekilde alındığını teyit eden kısa paket onay mesajı (ACK) olmadan kanal verimi ve gecikme performansı hesaplanırken daha sonra ACK onay mesajı ile performans değerlendirmesi yapılmıştır. KAA'da sınırlı kapasiteye sahip bataryanın değişiminin pek mümkün olmayan bölgelere yerleştirilmesinden kaynaklı problemi çözmek için çeşitli ortam enerjilerinden olan güneş enerjiisini güneş paneli kullanarak bataryaya sürekli enerji desteği sağlanmış olundu. Böylece paket iletim süresi ortam enerjisi olmadığı duruma göre çok daha uzun sürdüğü görülmüştür. Güneş paneli kullanılarak paket iletim süresi uzatılmıştır. Tez çalışmanın diğer bir katkısı da nesnenin internetinin (IoT) ALOHA protokolüne uygulanıp gecikme ve kanal verimi gibi parametrelerin optimum düzeye taşınması sağlanmıştır. Amaçlanan iyileştirmenin sağlanması için Q-öğrenme politikası kullanılmıştır. Yapılan çalışma sonunda, tek atlamalı ALOHA protokolünün kanal verimi yaklaşık %18 gibi düşük bir değere sahip iken geliştirilen yaklaşım ile yaklaşık olarak %58 gibi yüksek kanal verimi elde edilmiştir.
Nesnelerin interneti ile endüstriyel su depolarının ve kimyasal üretim yapan tesislerin yağmur suyu kalitesinin uzaktan izlenmesi, analizi ve kontrolü
Bu çalışmada, Manisa Organize Sanayi Bölgesinde (MOSB) bulunan dört adet su kuyusundaki 110 kW'lık su pompalarının çalışma/durma durumlarını izleyen ve kontrollerini sağlama kabiliyetine sahip Raspberry Pi 3 ile nesnelerin interneti (IoT) tabanlı bir sistem tasarlanmış ve uygulamaya konulmuştur. Ayrıca, bu IoT sistemine dört adet 500 tonluk su depolarının seviyelerinin izlenmesini sağlayan başka bir Raspberry Pi 3 tabanlı IoT sistemi eklenmiştir. Bu sistemlere ilave olarak kimyasal üretim yapan bir fabrikanın yağmur suyu kanalına karışması muhtemel kimyasalların pH seviyesinin belirlenmesi için gerekli uyarıları yapan başka bir Raspberry Pi 3 tabanlı IoT sistemi ilave edilmiştir. Bu üç sistemde toplamda dokuz tane Raspberry Pi 3 programlanmıştır. Sahalardaki sensörler yardımıyla toplanan verilerin Raspberry Pi 3'lere iletilmesi için röle ve analog dijital çevrim (ADC) kartları tasarlanmış, üretilmiş ve Raspberry Pi 3'lerin pinlerine bağlantılı olarak kullanılmıştır. Röle kartları kuyularda bulunan motorların durumları için tercih edilirken, ADC kartları depolardaki seviyenin ve pH sensör bilgisinin dijitale çevrilmesi için tasarlanmış ve sisteme dahil edilmiştir. Bu sistemlerin verileri InfluxDB veri tabanında toplanmıştır. Bu veri tabanı ile çalışabilen kullanıcı arayüzü tasarlanmasına olanak tanıyan açık kaynak kodlu Grafana programı ile bu üç sistemin verileri ortak bir arayüz ekranı tasarlanarak görselleştirilmiştir. Bu Grafana ekranına dört adet su motorunun durumları, dört adet su depolarının seviyeleri ve bir fabrikanın pH durum bilgisi yerleştirilmiştir. Bu ekrandaki butonlar kullanılarak geriye dönük tüm sensör verilerine ulaşılabilinmiştir. Sonuçta MOSB'ndeki dört adet kuyunun, dört adet su deposunun ve bir kimyasal fabrikanın yağmur kanalına karışması muhtemel kimyasallarının pH seviyesini gösteren, kontrol eden, izleyen, geçmişe dönük tüm verilerini saklayan, uyarılar veren ve alarm gönderen bir IoT sistemi Raspberry Pi 3 tabanlı gerçekleştirilmiştir.
A cheap and easy-controllable energy measurement system for smart homes in micro and smart grid infrastructure
daha sonra doldurulacaktır
IoT tabanlı akıllı şehirlerde derin öğrenme ve mobil tabanlı akıllı park sistemi yaklaşımı
Nesnelerin İnterneti (IoT) ve akıllı şehir ekosistemleri çağında, daha sürdürülebilir şehirler için yenilikçi akıllı park sistemlerine ihtiyaç duyulmaktadır. Her geçen gün artan araç sayısı ile akıllı park sistemleri akıllı şehirlerde önemli konular arasında yer almaktadır. Bunun nedeni yetersiz olan park yeri arayışlarının ciddi bir maliyet, hava kirliliği ve stres sorunlarını beraberinde getirmesidir. Akıllı park sistemleri ile ilgili yapılan araştırmalar bulunan çözümler artık yeterli gelmemektedir. Bu tez çalışmasında sürücülerin park yeri arama sorununu en aza indirmek için derin öğrenme ve bulut tabanlı yeni bir mobil akıllı park uygulama tasarımı geliştirilmiştir. Uygulama içerisinde, park yerini tahmin etmek için LSTM ile derin öğrenmeye dayalı bir hizmet geliştirilmiştir. Burada kullanıcının mobil cihazı üzerinden daha önce oluşturulan LSTM tabanlı modele dinamik erişim sağlanmakta ve ilgili parametreler girilerek parkların istenilen yerdeki doluluk oranlarının mobil cihaz üzerinde görüntülenmesi işlemi gerçekleştirilmektedir. Bu sayede hem enerji hem de zaman tasarrufu sağlanmıştır. Türkiye'de İstanbul ilinde gerçek zamanlı toplanan otopark verileri ile %99,57 doğrulukta sonuç elde edilmiştir. Önerilen modelin etkinliğini göstermek için makine öğrenmesi modelleri olan, SVM, RF ve ARIMA yöntemleri ile karşılaştırılmıştır. Tez çalışmasının devamında otopark kullanımında önemli etkisi olan hava durumu verileri AKOM'dan alınarak otopark verileri ile birleştirilmiştir. Zaman serileri tahmini problemlerinde yaygın olarak kullanılan ve başarısını ispatlamış olan GRU, LSTM ve RNN yöntemlerinden oluşturulan 27 farklı model ile bu veri seti üzerinden deneyler yapılmıştır. Elde edilen sonuçlarda GRU derin öğrenme modeli %99,11 doğruluk ve 0,90 MAE, 2,35 MSE ve 1,53 RMSE metrik değerleri ile en iyi sonucu vermiştir. Çeşitli hiper parametrelerle elde edilen deneysel sonuçlar, GRU derin öğrenme modelinin park doluluk oranlarını tahmin etmedeki başarısını açıkça göstermektedir. Elde edilen sonuçlar incelendiğinde derin öğrenme modellerinin park yeri tahminindeki yüksek doğruluk oranı, daha sürdürülebilir akıllı şehirler için akıllı park sistemlerinde kullanılabileceğini göstermiştir.
Orta ve ileri düzey robotik kodlama eğitimleri için internet odaklı sensör kartı tasarım ve imalatı
Günümüzde teknolojide dijital dönüşüm çalışmaları başlatılmaktadır. Bu çalışmalar endüstriden eğitime kadar her alanda yapılmış olmasının yanı sıra, yapılırken yararlanılan en temel bileşen ise 'Nesnelerin İnterneti' konusu olmaktadır. Ancak bu konunun literatür incelendiğinde daha çok endüstriyel alanlarda kullanıldığı görülmektedir. İnternet ile yetişen yeni neslin interneti tam olarak öğrenemeden büyümesi, iş hayatlarında daha çok zorlanmalarına sebep olacaktır. Öğrenciler genç yaşlarda yazılım ve elektronik konusunda eğitim aldığı zaman, başta geleceğin teknolojisi robotik olmak üzere havacılık, savunma sanayi ve uzay teknolojileri gibi çeşitli alanda projeler geliştirebileceklerdir. Bu çalışmada, robotik kodlama konusunu, bir diğer üst seviye olan "Nesnelerin İnterneti" konusu ile birleştiren bir eğitim kiti tasarlanmış ve kasasıyla beraber imalatı yapılmıştır. Kullanılacak sensörler ve devre elemanları, piyasadaki ihtiyaçlar göz önüne alınarak tespit edilmiş ve muadillerinden farklı olarak; modüler, kullanıcı dostu ve çocukların gelişimine katkı sağlayabilecek şekilde seçilmiştir. Bu sayede, otomasyon, haberleştirme, elektronik ve robotik konularının temel olarak öğrenilmesi hedeflenmektedir. Tasarlanan kart, dahili kablosuz bağlantıları bulunan ve çift çekirdekli işlem gücüne sahip mikroişlemci ile kullanılacak sensörleri üzerinde barındıran elektronik bir karttır. Hem kendi aralarında hem de internet bağlantısı olan herhangi bir cihazla iletişim kurarak içerisine yüklenen algoritmayı çalıştırabilmektedir. Çalışmada ilk olarak elektronik kart tasarımı ve imalatı, ardından dış kabuk imalatı yapılmıştır. Donanımsal olarak tamamlanan kartın son olarak test yazılımı yapılarak cihaz içerisine yüklenmiş ve üretimi tamamlanmıştır.
Makine öğrenmesi tabanlı gerçek zamanlı medikal nesnelerin interneti çerçevesinin geliştirilmesi
Yeni koronavirüs hastalığı (COVID-19), birçok alanda olduğu gibi sağlık sektöründe de Medikal Nesnelerin İnterneti (IoMT), Kablosuz Vücut Alan Ağları (KVAA) ve Bulut bilişim gibi yeni teknolojilere olan ihtiyacı arttırmıştır. Bu teknolojiler ayrıca milyarlarca cihazın internete bağlanmasını, birbirleriyle iletişim kurmasını ve her yerden ve her zaman erişilebilen yeni servisleri kullanmasını mümkün kılmıştır. Bu çalışmada, KVAA'lardan oluşan yeni bir IoMT çerçevesi önerilmiştir. KVAA'lardan gelen sağlık büyük verileri ile Sis (Fog) ve Bulut (Cloud) bilişim teknolojileri kullanılarak analizler gerçekleştirilmiştir. Hızlı ve kolay analizler için Sis bilişim, zaman alan ve karmaşık analizler için ise Bulut bilişim kullanılmıştır. Önerilen IoMT çerçevesi, bir diyabet ve bir kalp hastalığı tahmin senaryosu ile sunulmuştur. Hastalıkların tahmin sürecinde, bulanık mantık karar verme ile Sis bilişim üzerinde tahminler gerçekleştirilmiştir. Bulut bilişimde ise gerçek zamanlı veri akışında Node-Red ve Apache Kafka, gerçek zamanlı veri analizinde Apache Spark ve büyük verileri kolaylıkla depolayabilen MongoDB yapıları kullanılmıştır. Bununla birlikte, Apache Spark makine öğrenmesi kütüphanesi olan MLlib'in içerisindeki Karar Ağacı (KA), Rastgele Orman (RO), Gradyan Artırma (GA), Lojistik Regresyon (LR) ve Destek Vektör Makinesi (DVM) makine öğrenmesi sınıflandırma algoritmaları ile gerçek zamanlı veri analizleri yapılarak tahminler gerçekleştirilmiştir. Ayrıca, kullanılan sınıflandırma algoritmalarının performans karşılaştırmaları yapılmıştır. Sonuçlar incelendiğinde, bulanık mantık kullanılan Sis bilişimde diyabet için %64 doğruluk performansı ve Bulut bilişim de ise KA, RO, GA, LR ve DVM algoritmaları diyabet hastalığı için sırasıyla %78,77, %77,40, %84,93, %80,14 ve %79,45 doğruluk, kalp hastalığı için ise sırasıyla %89,74, %92,31, %94,87, %88,46 ve %93,60 doğruluk ile tahmin performansları sunmuştur. Ayrıca IEEE 802.15.6 standardı ve AODV yönlendirme protokolü kullanılarak oluşturulan KVAA senaryosundaki farklı önceliklere sahip heterojen düğümlerin iş çıkarım ve gecikme sonuçları da analiz edilmiştir. Bununla birlikte, veri analitiğinde kullanılan Apache Spark gerçek zamanlı veri işleme performansı incelenmiştir. Elde edilen tüm sonuçlar, önerilen yaklaşımın yüksek verimliliği ve fizibilitesini kanıtlamıştır.
Nesnelerin interneti teknolojisine sahip ürünlerin kullanım niyetinin teknoloji kabul modeli kapsamında değerlendirilmesi
Bilgi teknolojileri ve dijital alanda yaşanan gelişmeler, günlük hayatı kolaylaştıracak yeni birçok uygulamanın da hayatımıza girmesinin önünü açmıştır. Bu yeni uygulamaların kabul edilip kullanılması ya da reddedilmesinin arkasındaki nedenlerin bilinmesi üreticiler bakımından önemlidir. Bu nedenlerin öğrenilebilmesi için pek çok model ortaya atılmıştır. Bu modellerden birisi de teknoloji kabul modelidir. Bu çalışmanın amacı, hayatımıza yeni yeni girmeye başlayan nesnelerin interneti teknolojisine sahip ürünlerin kullanım niyetinin altında yer alan temel faktörlerin teknoloji kabul modeli ile incelenmesidir. Araştırma evrenini, Düzce ilinde yaşayan bireyler oluşturmaktadır. Çalışmanın örneklemi, kolayda örneklem metodu kullanılarak belirlenmiştir. Çevrimiçi anket uygulaması yoluyla elde edilen toplam 453 geçerli veri analize tabi tutulmuştur. Elde edilen veriler, betimleyici analizler, faktör analizi, korelasyon ve çoklu regresyon analizleri ile incelenmiştir. Çalışma kapsamında incelenen algılanan fayda, algılanan kullanım kolaylığı, tutum ve niyet değişkenleri arasından tutum ve niyet arasında güçlü bir ilişkinin olduğu görülmektedir. Bunun yanı sıra algılanan fayda ve tutum üzerinde algılanan kullanım kolaylığının, algılanan fayda değişkeninin tutum ve niyet üzerinde pozitif yönlü ve anlamlı etkileri olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Nesnelerin internetini kullanarak üç fazlı asenkron motorun gerçek zamanlı izlenmesi ve denetimi
İnternet veya insanların interneti dünya genelinde milyonlarca insanın, bilgisayarın, cep telefonunun birbirine bağlanmasına ve veri alışverişinde bulunmasına imkan sağlar. Son yıllarda Nesnelerin İnterneti (Nİ, İng. Internet of Things-IOT) olarak adlandırılan yeni bir teknoloji ortaya çıkmıştır. Nİ, belirli görevlerin yerine getirilmesi amacıyla birbirine internet üzerinden bağlı olan, veri iletimi veya veri alışverişinde bulunan fiziksel nesnelerden oluşur. Pek çok endüstriyel uygulamada yer alan önemli unsurlardan biri üç fazlı asenkron motor kullanımıdır. Daha iyi bir performans elde etmek amacıyla bu motorun kullanım endeksinin hesaplanabilmesi için, yine aynı motora ait parametrelerin analizi, izlenmesi ve kontrolünün sağlanması gereklidir, bu ayrıca olası hataların ve arızaların erken tespitini sağlayacaktır. Her ne kadar üretim süreçlerinde asenkron motorlarının gerçek zamanlı izlenmesi ve kontrolü için kullanılabilecek pek çok farklı çözüm olsa da, bu çözümlerin çoğu sınırlı veya küçük bir alanda lokal bir izleme sunmaktadır. Önerdiğimiz metotta, dünyanın her yerinden web uygulamaları ve Nİ ile online izleme ve kontrol çözümleri, gelişen teknolojiyle beraber mümkün hale gelmiştir. Nİ'nin ve web uygulamalarının bu şekilde kullanımı, izleme ve kontrol süreçlerinin etkinliğini ve verimliliğini arttıracaktır.
Nesnelerin interneti kullanılarak sera uygulaması geliştirilmesi
Son yıllarda günlük hayatımıza birçok yenilik getiren ve popülerliği gittikçe artan Nesnelerin İnterneti (Nİ, Internet of Things-IoT) teknolojisinin önemi gün geçtikçe artmaktadır. Nİ, nesnelerin gelişmiş iletişim teknolojileri aracılığıyla birbirleriyle iletişim kurar hale gelmesi şeklinde tanımlanmaktadır. Bu çalışma, tarımda yüksek verimli ve kaliteli ürünlerin Nİ teknolojisi kullanılarak yetiştirilebilmesi amacıyla yürütülmüştür. Bu amaçla Nİ teknolojisinin sağladığı avantajlar kullanılarak yetiştirilen bitkilerin verim ve kalitesinin kontrolünü azami derecede sağlamak hedeflenmiştir. Bu konuda yapılan diğer çalışmalardan farklı olarak, cihazlar arasındaki iletişimde geliştirilen optimizasyon algoritması kullanılmış olup cihazların kendi aralarında optimum şekilde haberleştirilmesiyle, minimum güç tüketerek sistemin uzun süre ayakta kalması sağlanmıştır. Endüstri 4.0 çözümlerinden biri olan bu tür akıllı tarım uygulamaları ile ne gibi sonuçlar elde edilebileceği ve Nİ teknolojisinin akıllı tarımda oluşturacağı avantajlar ortaya konmuştur. Bu çalışmada, Nİ teknolojisi kullanılarak yetiştiricilikte temel ortam parametreleri olan toprak nemi, hava oransal nemi, sıcaklık ve karbondioksit (CO2) verileri ölçülmüş ve internete erişimi olan tüm cihazlardan görüntülenecek şekilde bir web uygulaması geliştirilmiştir. Çalışma sonunda, ölçülen bu ortam verilerinden optimum düzeyde olmayanlara müdahale edilmek suretiyle verimin arttırılabileceği sonucuna varılmıştır. Ayrıca büyük oranda ekolojik faktörlere bağlı olarak ortaya çıkacak olan hastalık ve zararlılara karşı da önlem alınabileceği ve kimyasal ilaç kullanımını sınırlandırarak çevreci ve sağlıklı bir üretimin gerçekleştirilebileceği kanaatine varılmıştır.
Endüstri 4.0 ışığında Türkiye'de sanayi seviyesi: Tosya örneği
Geçmişten günümüze kadar olan süre zarfında kurumlar, akademik kesim ve üreticiler; üretimin nasıl rahat ve verimli hale getirilebileceği sorusuna yanıt aramıştır. Bu doğrultuda Almanya'nın Hannover kentinde düzenlenen teknoloji fuarında adı "Endüstri 4.0" olarak adlandırılan dijital dönüşüm devrimi düşüncesi dünyada hızla yayılmaya başlamıştır. Endüstrileşme kavramı üzerine sosyal bilimler literatürü içerisinde fazlasıyla kaynak bulmak mümkündür. Aydınlatılması gereken sorular ise Endüstri 4.0 nedir? Nasıl uygulanacak? Endüstri aşamasının neresindeyiz? gibi sorular olmalıdır. Bu çalışma ile endüstri kavramının tarihçesinden hareketle endüstri devrimlerine ışık tutulmuştur. Endüstrileşme yolunda geçmişten bugüne devletlerin attıkları adımlara literatür taraması metodu kullanılarak değinilmiştir. Çalışmanın devamında ise şu an için uygulanması zor gibi görünen ama gelişen teknoloji ile bunun uzun sürmeyeceği tahmin edilen Endüstri 4.0 kavramını anlayabilmek adına uygulamalar yapılmıştır. Endüstri düzeyinin ne olduğunu ve yetkinliğini sağlamak için neyin gerekli olduğunu anlamak, endüstriyel dönüşümün doğru şekilde uygulanması için büyük önem taşımaktadır. Bu amaçla Tosya bölgesindeki bazı sektörler ele alınarak endüstrileşme durumları yerinde gözlem ve derinlemesine mülakat yöntemi kullanılarak atılması gereken adımlar ile ilgili bilgi edinilmeye çalışılmıştır.
Olay yeri incelemelerinde radyo frekans tabanlı cihazların tespiti yöntemi geliştirilmesi
Günümüzde birçok IOT cihaz, akıllı saat, akıllı bileklik, akıllı kulaklık, kullanılmaya başlanmıştır. Adli bilişim alanında yapılan delil toplama çalışmaları genellikle gözle görülen delillerin tespiti ile başlamaktadır. Gözle tespiti zor olan ve uzaktan erişime açık olan elektronik delillerin toplanması olay yerinde birinci önceliğe sahip olmalıdır. Elektronik bir delilin uzaktan erişim yoluyla değiştirilmesi ve/veya erişilemez hale getirilmesi işlenen suçun açıklığa kavuşmasını engelleyebilmektedir. Tez çalışmasında olay yerinde aktif wifi ya da bluetooth bağlantısı olan mobil cihazların ve aktif yayın yapan bağlantı noktalarının tespiti içi yöntem geliştirilecektir. Sistem SDR (Software Defined Radio) tabanlı programlanabilir, frekans aralığı ve bandı değiştirilebilir şekilde tasarlanarak farklı bandlarda tarama ve elektronik delilin konumunun bulunmasına yönelik geliştirme yapılmıştır. Sistem tespit ve konumlandırma olarak iki ana başlıktan oluşmaktadır.
Nesnelerin interneti uygulamaları için saldırı tespit yöntemlerinin geliştirilmesi
İnternettin gelişmesiyle birlikte IoT cihazları günümüzde birçok alanda kolaylık sağlamaktadır. Bu kolaylıklar insanların yaşam kalitesini arttırmaktadır. İnsanlar akıllı şehir, akıllı ev ve diğer akıllı platformları uzaktan izlemek ve yönetmek istemektir. Uzaktan izlenen ve yönetilen uygulamalar avantajlarının yanı sıra güvenlik sorunları gibi problemlere neden olmaktadır. IoT platformlarının artmasıyla birlikte saldırganların hedef noktası haline gelmiştir. Bu tür saldırıların tespit edilebilmesi ve güvenlik açıklarının önüne geçilmesi IoT teknolojisinin kullanım oranını daha da arttıracaktır. IoT kullanıcıları, saldırganların en çok tercih ettiği ağ saldırılarından dolayı mağdur olmaktadır. Bu mağduriyetin yanı sıra insanların kişisel verilerine erişim söz konusu olduğu için IoT platformlarındaki talebi olumsuz etkilemektedir. Bu tez çalışmasında, DDoS, DoS ve Brute Force gibi saldırı türleri incelenmiş ve IoT saldırılarını tespit etmek için yöntemler geliştirilmiştir. Tez kapsamında iki temel katkı sunulmuştur. İlk olarak akıllı ev platformunu oluşturmak için Home Assistant teknolojisini kullanan bir laboratuvar kurulmuştur. Bu laboratuvar ortamında IoT cihazlarına Brute Force FTP, Brute Force SSH, DoS HTTP Flood, DoS ICMP Flood, DoS Syn Flood, Syn Scan ve UDP Scan, olmak üzere yedi saldırı gerçekleştirilmiştir. Toplanan veri setine XGBOOST algoritması uygulanarak saldırı türleri tespit edilmiştir. İkinci olarak, literatürde yaygın olarak kullanılan Bot-IoT veri setine Karar Ağacı algoritması uygulanmıştır. Tez kapsamında kullanılan veri setlerine diğer makine öğrenmesi yöntemleri uygulanarak sonuçlar karşılaştırılmıştır.
Detection and analysis of cyber-attacks on IoT network devices
One of the most pressing concerns in network forensics is the detection of cyber-attacks in the IoT networks and their devices. Traditional intrusion detection systems based on signature rules are unable to detect current attack types. Hence, the need to urgently develop advanced methods for classifying IoT network traffic that can swiftly detect cyber-attacks becomes inevitable. This research aims to develop machine learning algorithms for cyber-attack detection in IoT-based networks, by analyzing the traffic data composed from the network itself. An ideal IoT network was implemented solely for the attack scenarios and generation of a dataset. The self-generated dataset from the IoT network was utilized for the comparison of machine learning algorithms suitable for the classification of attack-to-normal network traffic data. The algorithms are expected to classify the multi-class data into nine classes (normal traffic inclusive).
Design of IOT based violence detection systems using lightweight virtualization mechanism
Today, violent events have become more common in public areas, schools, and sports arenas. The early detection of these events, as well as catching the perpetrators, is vital for social order. Today's Internet of Things (IoT) technologies help to overcome these problems, and for this purpose, this thesis proposes a cloud computing-based IoT violence detection system, which is able to help security forces and related institutions. This violence detection system uses edge computing technologies, and in addition, the edge devices use Docker, which is a lightweight virtualization technology, for both software execution and system sustainability. The artificial intelligence (AI) module, which detects violence, uses deep learning models that are suggested in the literature. The deep learning module includes (CNN) with LSTM, BiLSTM, Gated Recurrent Unit (GRU) and Recurrent Neural Network (RNN) models that use a pre-trained MobileNet. The images taken by the edge devices are locally evaluated, and the urgent cases are forwarded to the relevant institutions, or to the cloud environment. Computing at the edge leads to a great reduction in the increase of cloud load, and the Docker technology allows the installation and management of related AI modules on edge devices in a fast and flexible way. The training dataset consists of violent and non-violent images. In the thesis, AI modules were trained outside the edge layer, and then the trained modules were loaded on edge devices, using container technologies. The experiments were done in local environments and the performance of the system was then analysed. In addition, the resources consumed by the edge devices were examined, with an additional discussion regarding edge device performances. In practice, conventional violence detection systems may have disadvantages in terms of installation and execution costs. Moreover, these costs can increase even more with the use of IoT technologies such as cloud computing. Attention should always be paid to optimizing the cloud system load and customer cost, which was proven in this work, since the proposed IoT system model has several gains and advantages, with a clear practical and commercial potential.
Tüketicilerin akıllı ev aletleri satın alma kararının teknoloji kabul modeli boyutlarıyla incelenmesi: Akıllı yemek makinesi örneği
Bu araştırma, teknoloji kabul modeli literatürünü genişletmek ve akıllı ev aletlerinin, özellikle yemek yapımına yardımcı olanların tüketici davranışları üzerindeki etkisini tanımlamak amacıyla yürütülmüştür. Özellikle "akıllı yemek makinesi" gibi akıllı ev aletlerinin kabulü, literatürde yeterince ele alınmamış bir konu olup, bu araştırma bu boşluğu doldurmayı amaçlamaktadır. Araştırmada, doğrulayıcı faktör analizi ve yapısal eşitlik modellemesi kullanılarak, modelin ölçüm boyutlarının geçerliliği ve güvenirliği test edilmiştir. Araştırmanın bulguları, akıllı ev aletlerinin nispeten yeni bir teknoloji olması nedeniyle genel kabul edilmiş normların henüz oluşmadığını göstermiştir. Tüketicilerin bu teknolojiyle ilgili deneyimleri sınırlı olduğundan, bireysel deneyimler ve kullanıcı geri bildirimleri ön plana çıkmaktadır. Bu bulgular, tüketicilerin IoT teknolojisini benimseme kararlarında sosyal çevrelerinden ziyade kişisel inançlarına ve algılarına daha fazla önem verdiklerini düşündürmektedir. Araştırmada ayrıca algılanan kullanım kolaylığının ve marka güveninin önemi vurgulanmıştır. Kullanım kolaylığı ve algılanan fayda, tüketicilerin teknolojiyi kabul etme eğilimlerini belirleyen temel faktörler olarak ortaya çıkmıştır. Marka güveni ise, tüketicilerin bir markaya olan güveninin, markanın ürünlerini kullanma niyetlerini ve algılanan faydayı olumlu yönde etkilediğini göstermektedir. Bu bulgular, tüketicilerin akıllı ev aletleri hakkındaki algılarını ve satın alma kararlarını etkilemede marka güveninin önemli bir rol oynadığını ortaya koymaktadır. Değiştirme maliyeti konusunda ise, çeşitli faktörlerin etkisi ve bu etkilerin farklı sektörlerde ve ürün kategorilerinde değişebileceği belirtilmiştir. Araştırma, değiştirme maliyetinin akıllı ev aletleri bağlamındaki etkisini değerlendirirken, tüketicilerin mevcut ev aletlerinden akıllı olanlara geçiş yapma konusundaki tereddütlerini ve bu geçişin potansiyel zorluklarını ele almıştır Elektrikli ev aletleri üretiminin planlanması önündeki en önemli zorluk, tüketici davranışlarındaki değişikliklerdir. Akıllı ev aletleri segmentinde nesnelerin interneti teknolojisinin etkin faydası, teknolojinin kullanıcısının tutumu tarafından belirlenmektedir. Ev aletleri değişim maliyetlerinden, algılanan faydaya kadar birçok değişken, tüketici davranışlarını etkilemekte ve ekonomik kararlar alınmasında etkili olabilmektedir. Literatürde Teknoloji Kabul Modeli birçok alanda teknolojinin kabulünü ortaya koymak için kullanılmıştır. Ancak, modelin yemek yapmaya yardımcı akıllı aletleri tüketicilerin kabul edip etmediklerini, hangi şartlarda ettiklerinin belirlenmesi amacıyla yapılan çalışmalar neredeyse yoktur. Halbuki yemek yeme ihtiyacından kaynaklı olarak, insanların yaşantılarının büyük bölümü yemek yapma eylemiyle geçirilmekte, bundan vazgeçilerek hazır gıda ve endüstriyel yiyeceklere yöneldikçe sağlık problemleriyle karşılaşılmaktadır. Bu sebeple toplumumuzun büyük kısmını ilgilendiren bu konuda, tüketicilerin akıllı ev aletlerine yönelik tutumları, "akıllı yemek makinesi" örneğinde anlaşılmaya çalışılmıştır.
Duyuların internetinde dijital koku deneyimi
Bu tez çalışmasında, dijital dönüşümün en yenilikçi uzantılarından biri olan Duyuların İnterneti (Internet of Senses - IoS) kapsamında dijital koku deneyimi ele alınmıştır. İnsan algısının dijitalleştirilmesi sürecinde, koku duyusunun diğer duyulara kıyasla daha karmaşık, öznel ve teknik açıdan zorlu olduğu görülmektedir. Bu bağlamda çalışma, koku duyusunun dijital ortamlara entegrasyonuna yönelik teknolojileri, yöntemleri ve uygulama alanlarını çok boyutlu şekilde incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırma kapsamında, dijital kokunun teorik temelleri, elektronik burun (e-nose) sistemleri, olfaktör iletim teknolojileri ve sanal gerçeklik (VR) entegrasyonu gibi alanlara odaklanılmış; bu teknolojilerin sağlık, eğitim, metaverse ve artırılmış gerçeklik (AR) uygulamalarındaki kullanım potansiyelleri analiz edilmiştir. Ayrıca, çok duyulu genişletilmiş gerçeklik sistemlerinde kokunun yeri değerlendirilerek, sürükleyici kullanıcı deneyimi üzerindeki etkileri tartışılmıştır. Bu bağlamda, tablo aracılığıyla, dijital koku teknolojisine ilişkin akademik çalışmalar karşılaştırmalı olarak analiz. Akademik literatür taraması yoluyla yürütülen bu çalışmada, farklı teknolojik yaklaşımlar karşılaştırılmış; dijital kokunun teknik sınırlılıkları, kullanıcı deneyimi açısından eksiklikleri ve gelecekteki gelişim alanları ortaya konmuştur. Elde edilen bulgular, dijital kokunun yalnızca sanal deneyimi zenginleştirmekle kalmayıp; aynı zamanda sağlık teşhisi, eğitim verimliliği, duygusal etki ve pazarlama stratejileri gibi birçok alanda işlevsel bir araç olabileceğini göstermektedir. Bununla birlikte, koku simülasyonunun henüz teknik olarak olgunlaşmamış olduğu, çok disiplinli iş birliklerine ve standartlaşmaya ihtiyaç duyduğu sonucuna varılmıştır. Çalışma, bu doğrultuda dijital kokunun hem teknolojik hem de insani boyutlarını bütüncül biçimde analiz ederek, IoT'den IoS'e geçişte bu duyunun kritik rolüne dikkat çekmektedir.
Hardware acceleration of internet of things network stack with dtls support
The data communication stack on IoT devices is traditionally implemented in software as part of their operating systems. However, running computationally intensive software tasks related to network communication on a microprocessor may lead to poor application performance and high power consumption for resource-constrained IoT devices. To mitigate these issues, hardware acceleration using System on Chip (SoC) Field Programmable Gate Arrays (FPGAs) is utilized. This thesis consists of two main parts: The first part focuses on hardware acceleration of the Constrained Application Protocol (CoAP) and its underlying network protocols. The second part centers around hardware acceleration of the Datagram Transport Layer Security (DTLS) protocol, combining ASIC cryptographic accelerators with reconfigurable logic. To showcase the performance of the hardware accelerated CoAP server, both standard and secure versions are thoroughly evaluated and compared against a software-based implementation. The evaluation considers metrics such as performance, latency, power consumption, and FPGA resource utilization. Results demonstrate that the proposed CoAP hardware accelerators consume significantly less power while delivering higher performance and lower message latency compared to software-based CoAP servers. Therefore, the proposed CoAP hardware accelerator designs are viable solutions for resource-constrained IoT device deployment.
Türkiye'deki işletmelerde nesnelerin interneti: Uygulamadaki zorluklar ve başarısızlık faktörleri üzerine bir çalışma
Bu çalışma, Türkiye'deki işletmelerde Nesnelerin İnterneti uygulamalarında karşılaşılan engel faktörlerinin araştırılmasını ve önem sıralamalarının saptanmasını amaçlamaktadır. Bu amaçları gerçekleştirmek için karma bir araştırma yöntemi tasarlanmıştır. Bu doğrultuda ilk iki aşamada Delphi yöntemi, üçüncü aşamada ise AHP yöntemi kullanılmıştır. İlk aşamada engel faktörleri 5'li Likert ölçeği ile uzman katılımcılar tarafından değerlendirilmiştir. İkinci aşamada, birinci aşamanın sonuçları katılımcılar ile paylaşılmış, katılımcılardan birinci aşamadaki değerlendirmelerini gözden geçirmeleri istenmiştir. İkinci aşama neticesinde engel faktörlerinden ortalamaları düşük olan faktörler araştırmadan çıkarılmıştır. Üçüncü aşamada uzman katılımcılardan engel faktörlerini AHP yöntemi doğrultusunda ikili karşılaştırmaları istenmiştir. Araştırma sonucunda sistem kurulum maliyeti, operasyon& işletim maliyeti, yatırımın geri dönüş süresinin uzun olması, teknolojilerdeki değişime karşı insanların gösterdiği direnç ve internet altyapısının yetersizliği engel faktörleri öncelikle odaklanılması gereken başarısızlık faktörleri olarak tespit edilmiştir.
Tüketicilerin nesnelerin interneti uygulamalarına yönelik tutumlarının teknoloji kabul modeli çerçevesinde incelenmesi: Sanal bir uygulama örneği
Dijitalleşen dünya ile birlikte hayatımıza giren nesnelerin interneti teknolojileri, tüketici profilinin değiştiği günümüzde tüketicinin günlük yaşamından hayatın her alanına kadar insanların hizmetine sunulmuş olan ayrıca tüketiciler tarafından benimsendiğinde ve doğru yönde kullanıldığında insan yaşamında köklü değişiklikler yaratacak ve insanların yaşam kalitesini arttıracak dijital bir gelişmedir. Fakat teknolojiler tüketiciler tarafından her zaman kabul gören ya da zamanında benimsenebilen olgular değildir. Kişiden kişiye farklı algılanabilen ve insanların hayatına aniden girerek uyum sağlamaları beklenen olgulardır. Bu bağlamda araştırmanın amacı insan yaşamının her noktasında etkili olabilecek nesnelerin interneti uygulamalarına yönelik tüketici tutumlarının teknoloji kabul modeli ile incelemesidir. Bu çerçevede araştırma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm de pazarlamanın tarihsel gelişimden bahsedilmiştir. İkinci bölümde nesnelerin interneti tarihsel süreci ve uygulama alanları örneklerle anlatılmıştır. Üçüncü bölümde ise tüketicilerin nesnelerin internetine yönelik tutumlarının teknoloji kabul modeli üzerinden akıllı ayna örneği verilerek araştırıldığı bir saha çalışması yapılmıştır. Araştırmada veri toplamak amacıyla geliştirilmiş anket online ortamlarda dağıtılmıştır. Kolayda örnekleme yöntemiyle toplanan veriler SPSS paket programı ile analiz edilmiştir. Araştırmanın sonuçlarına göre; sübjektif norm, algılanan fayda, algılanan kullanım kolaylığı ve gönüllülüğün tutum üzerinde, tutumun ise davranışsal niyet üzerinde etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Elde edilen bulgular sonucunda verilen akıllı ayna örneğinin kullanımının yaygınlaşması durumunda araştırmaya katılan tüketicilerin bu yeni teknolojiyi kabul edebilecekleri kanısına varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Nesnelerin interneti, Teknoloji kabul modeli, tutum, akıllı teknoloji, akıllı ayna
Nesnelerin interneti kapsamında akıllı ev sistemlerinin müşteri deneyimi açısından incelenmesi
Nesnelerin İnternetinin (IoT) önemli bir bileşeni olan akıllı evler, IoT'ye dayalı çeşitli dijital cihazlarla iletişim kurarak kullanıcılara etkin bir şekilde hizmet etmektedir.IoT'ye dayalı akıllı ev teknolojisi, zaman ve mekandan bağımsız olarak herkese bağlantı sağlayarak insan hayatını değiştirmiştir.Ancak gizlilik, güvenlik ve fiyat gibi bazı zorluklardan dolayı akıllı ev teknolojileri, tüketicinin benimsemesinde sorun yaşanmaktadır.Çalışmada, Türkiye'de akıllı ev sistemlerinin kabulüne yönelik bir model geliştirilmesi amaçlanmış, sonuçları doğrultusunda bir tüketicinin akıllı ev sistemlerini alma niyetine hangi faktörlerin etki ettiği tespit edilmek istenmiştir. Bu kapsamda, Teknoloji Kabul Modeli (TAM) yardımıyla konut ürünü alanına yönelik bir araştırma modeli tasarlanmıştır.Araştırma modelinde algılanan psikolojik faktörlerin (algılanan kullanım kolaylığı, algılanan akıllılık, algılanan uygunluk, algılanan fiyat ve algılanan gizlilik riski) algılanan fayda yoluyla IOT sistemlerinin kullanım amacı ve davranışı üzerinde nasıl bir etkiye sahip olduğu araştırılmıştır.Ayrıca tüketicilerin duyusal ve duygusal deneyimlerinin, psikolojik algı faktörleri ile algılanan yararlılık arasındaki ilişki test edilmiştir.430 tüketici ile yapılan bir anket testine dayanan bu çalışma, araştırma modelini test etmek için kısmi en küçük kareler tekniği ile analiz edilmiştir.
IoT ağlar için akıllı anten tabanlı çizelgeleme algoritmalarının incelenmesi
IETF 6TiSCH protokol yığıtı zaman dilimi ve frekans kanalı kaynaklarını planlı bir şekilde kullanarak; güvenilir, kararlı ve düşük güç harcayan ağlar oluşturmayı amaçlar. Bu amaca ulaşabilmek için; 6TiSCH çizelgeleme fonksiyonunun, zaman dilimi ve frekans kanalı kaynaklarını radyo donanımları arasında en uygun şekilde dağıtması gerekir. Frekans kanalı kaynakları, antenlerin kapsama alanı içerisinde kullanılan diğer kablosuz teknolojiler (Wi-Fi, Bluetooth, diğer IEEE 802.15.4) ile beraber aynı frekans bandının paylaşıldığı durumlarda oldukça sınırlı olmaktadır. Benzer şekilde çok sayıda düğümden oluşan ve düğümlerin yoğun olarak yerleştirildiği, veri trafiğinin yüksek olduğu ağlarda zaman dilimi kaynakları da kısıtlı olabilmektedir. Bu durumda ağın performansını arttırmak için kapsama alanı değiştirilebilir antenlerin kullanılması çizelgelemeye uzamsal bir boyut kazandırarak kaynakların daha etkin kullanımını sağlar. Bu çalışmada; düşük karmaşıklıktaki Akıllı ve yönlü anten türlerinden iki tanesi (Anahtarlanabilir huzme anten ve Döner yönlü anten) IETF 6TiSCH protokol yığıtı ile uyumlandırılmış, ve uzamsal ayrımdan (spatial seperation) yararlanan bir ağ çözümü oluşturulmuştur. Literatüre katkı olarak; düğümlerin ağa senkronize olmadan birbirlerini tanımasına imkan veren komşu tanıma mekanizması, komşu düğümler ile maksimum yayın gücü elde edilen en iyi anten yön bilgisinin bulunmasını sağlayan bir yöntem ve kontrol ve veri paketlerinin sağlıklı bir şekilde gönderimi için iki adet hibrit çizelgeleme algoritması (dağıtık ve özerk, merkezi ve özerk) önerilmiştir. Akıllı ve yönlü antenlere sahip 6TiSCH düğümleri, bant genişliği kaynaklarını, zaman ve frekans boyutlarına ilave olarak uzamsal boyutta planlayarak, veri iletim oranı, harcanan enerji ve yaşanan uçtan-uca gecikme süresi ağ performansı ölçütleri bakımından geleneksel yöntemlere göre daha üstün performans sergilemişlerdir.
IETF 6TiSCH protokolü için yeni bir yönlendirme amaç fonksiyonu
Kablosuz Duyarga Ağları, kısıtlı çekim mesafesine sahip, düşük güçlü düğümlerden oluşur. Bu ağlarda endüstriyel uygulamaların sağlaması gereken kararlı ve güvenilirlik gibi kalite ölçütlerini karşılamak için Nesnelerin İnterneti tabanlı çeşitli protokoller kullanılır. Bu protokollerden yönlendirme işlemlerinden sorumlu olanı RPL protokolüdür. Düğümler ağ yapısını bilmeden konumlandırıldıkları için ağa katıldıklarında kendilerine ebeveyn düğüm seçmeleri gerekir. Ağda meydana gelen iletişim sorunları sebebiyle düğümler zamanla tercih ettikleri ebeveynlerini değiştirmek zorunda kalırlar. Kötü ebeveyn tercihi veya sıkça ebeveyn değişimi ağın verimini negatif yönde etkiler. Ağdaki düğümler bir periyod boyunca (saat, gün, ay vb.) aynı kalitede iletişim sağlayamaz. Bu çalışmada, IETF 6TiSCH protokol yığınında çalışan RPL protokolü için LBHOF adında öğrenme tabanlı yeni bir amaç fonksiyonu önerilmiştir. Gerçekçi yaklaşım için bazı düğümler belirli periyod dilimlerinde farklı iletim gücüne ayarlanmıştır. Yapılan testler sonrasında ebeveyn değiştirme sayısında, paket iletim oranında ve tampon bellekten düşen paket sayısında önemli ölçüde iyileştirme sağlanmıştır. Önerilen amaç fonksiyonu ile tekrarlı koşan ağların daha kararlı davrandığı gözlemlenmiştir.