Personal data
123 theses under this subject heading
Büyük veri ile menü eniyilemesi
The use of optimal menu structuring for different customer profiles is essential because of usability, efficiency, and customer satisfaction. Especially in competitive industries such as banking, having optimal graphical user interface (GUI) is a must. Determining the optimal menu structure is generally accomplished through manual adjustment of the menu elements. However, such an approach is inherently flawed due to the overwhelming size of the optimization variables' search space. We propose a solution consisting of two phases: grouping users and finding optimal menus for groups. In first part, we used H(EC)2 S , novel Hybrid Evolutionary Clustering with Empty Clustering Solution. For second part we used Mixed Integer Programming (MIP) framework to calculate optimal menu. We evaluated the performance gains on a dataset of actual ATM usage logs. The results show that the proposed optimization approach provides significant reduction in the average transaction completion time and the overall click count.
Avrupa Birliği Genel Veri Koruma Tüzüğü doğrultusunda profilleme ve otomatik karar alma
Avrupa Birliği Genel Veri Koruma Tüzüğü md. 22'de otomatik kararlar ve profilleme faaliyetleri için özel bir hüküm sevk edilmiş; kişisel verileri, ilgili hükümde belirtilen koşulları sağlayan otomatik kararlar ve profilleme faaliyetleri kapsamında işlenen ilgili kişilere özel bir hak tanınmıştır. Hakkın hukuki niteliği ve şartları tartışmalıdır. Çalışmamızda, öncelikle kişisel verilerin korunması alanında ilgili hak bakımından önem arz eden hukuki ve teknik kavramlar kısaca ele alındıktan sonra, hakkın hukuki niteliği ve şartlarına yönelik tartışmalar ele alınmış; veri sahibi ilgili kişilerin konu ile ilgili diğer hakları ve veri sorumlusunun yükümlülükleri incelenmiştir. Bu hak, ülkemiz veri koruma mevzuatının temel düzenlemesi olan 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu'nun 'İlgili Kişinin Hakları' başlıklı 11. maddesinin, ülkemizde henüz kapsamlı bir çalışmaya konu edilmediği söylenebilecek olan, (g) bendinde düzenlenen "İşlenen verilerin münhasıran otomatik sistemler vasıtasıyla analiz edilmesi suretiyle kişinin kendisi aleyhine bir sonucun ortaya çıkmasına itiraz etme" hakkı ile benzerlik taşısa da, çalışmamızın son kısmında iki düzenlemenin farklılıkları ve bu farklılıkların sonuçlarına yer verilmiş; ülkemiz mevzuatının GVKT ile uyumlaştırılması amacına hizmet edebilecek önerilerde bulunulmuştur.
Türk hukukunda kişisel verilerin korunması hakkı ve basın hürriyeti çatışması
Gelişen teknoloji, yaygınlaşan internet ve artan bilgi ihtiyacı ile dönüşen toplumlarda kişisel verilerin korunması her geçen gün önem kazanmaktadır. Kişisel verilerin korunması zaruri olmakla birlikte hayatın her alanında ihtiyaç duyulan bu bilgilerin hangi şartlar altında ve ne şekilde kullanılacağının belirlenmesi de bu korumanın bir parçasıdır. Bir taraftan kişisel verileri korurken diğer taraftan kullanım şartlarını düzenleyen kişisel verilerin korunması hukukuna ilişkin düzenlemeler pek çok hukuk alanına yönelmekte, anayasal bir hak olan kişisel verilerin korunması hakkı diğer temel hak ve özgürlüklerin alanı ile çatışabilmektedir. Bu kapsamda öncelikle kişisel veri kavramının ve kişisel verilerin korunması hukukunun ortaya çıkışı, gelişimi ve ceza hukuku düzenlemelerindeki karşılığı aktarılacaktır. Çalışma kapsamında açıklanan kavram ve kurumlar ışığında basın hürriyeti ile kişisel verilerin korunması hakkının çatışma alanındaki sınırlar ve çatışan menfaatler arası kurulacak dengede uygulanacak ölçütler belirlenecektir.
Kişisel sağlık verilerinin işlenmesinde açık rıza kavramı
Kişisel verilerin korunması, bireylerin kişiliğini geliştirebilmesi ve insan hakları açısından oldukça önemli bir kavramdır. Kişisel veri, kimliği belirli veya belirlenebilir gerçek kişiye ait her türlü bilgidir. Kişisel sağlık verisi ise, kimliği belirli veya belirlenebilir gerçek kişinin fiziksel veya ruhsal sağlığıyla ilgili her türlü bilgidir. Kişisel sağlık verisi, özel nitelikli kişisel veriler arasında sayılmaktadır. Bu nedenle, daha nitelikli bir korumaya tabi tutulmaktadır. Kişisel sağlık verilerinin işlenmesi, kural olarak yasaktır. Ancak 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu'nda sayılan hallerde işlenebilmektedir. Kişisel sağlık verileri, ilgili kişiden açık rıza alınarak işlenebilmektedir. Açık rıza ise; belirli bir konuya ilişkin, bilgilendirmeye dayanan ve özgür iradeyle açıklanan rıza olarak tanımlanmaktadır. Bunun yanı sıra, ilgili kişinin açık rızası aranmaksızın kişisel sağlık verilerinin işlenebileceği diğer işleme şartları da bulunmaktadır. Bu çalışmada, öncelikli olarak kişisel veri ile kişisel sağlık verisi kavramı ve işleme şartları açıklanmıştır. Ardından açık rızanın tanımı ve unsurlarıyla birlikte, kişisel sağlık verilerinin açık rıza aranmaksızın işlenebileceği haller ele alınmıştır. Son olarak ise, Kişisel Verileri Korunma Kurulu kararları ve uluslararası yaklaşımlar ışığında, açık rızaya ilişkin uygulamada karşılaşılabilecek sorunlar incelenmiştir.
Kuzey Kıbrıs Türk Ceza Hukukunda ve Türk ceza hukukunda kişisel verilerin korunması: karşılaştırmalı bir inceleme
Kişisel veri, üzerinde konsensüse varılan tanımına göre kimliği belirli veya belirlenebilir bir kişiye ilişkin her türlü bilgiyi ifade etmektedir. Kişisel verilerin korunması ise özel hayatın gizliliğinin korunmasının bir yönü olarak, kişinin bireysel özerkliğini koruması ile maddi ve manevi varlığını geliştirmesiyle yakından ilişkili bulunmaktadır. Özellikle 1970'li yıllardan itibaren, bilişim teknolojilerinin gelişiminin etkili olduğu sosyoekonomik dönüşüm içerisinde kişisel verilerin değeri ve buna paralel olarak çeşitli aktörlerce işlenmesi ivme kazanmıştır. Tarihsel süreç içerisinde ortaya çıkan gereksinimler doğrultusunda ise, kişisel verilerin korunmasına ilişkin asgari gereklilikler büyük ölçüde uluslararası düzlemde şekillendirilmiştir. Günümüzde kişisel verilerin korunması alanı, ulusal hukuklarda da muhtelif yönleriyle düzenlenmiş bulunmaktadır. Bu çalışmada ise, Kuzey Kıbrıs Türk Ceza Hukukunda ve Türk Ceza Hukukunda kişisel verilerin korunması karşılaştırmalı olarak ele alınmaktadır. Çalışmanın ilk bölümünde, kişisel verilerin korunması gereksiniminin tarihsel süreç içerisinde ortaya çıkışına ve kişisel verilerin korunmasına ilişkin temel uluslararası düzenlemelere yer verilmektedir. Çalışmanın ikinci bölümünde de Kuzey Kıbrıs Türk Hukuku ve Türk Hukuku bakımından kişisel verilerin korunması hukukunun gelişimi incelenmekte; Kuzey Kıbrıs Türk Hukukundaki 89/2007 Sayılı Kişisel Verilerin Korunması Yasası ve Türk Hukukundaki 6698 Sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu ile temel uluslararası düzenlemeler ekseninde karşılaştırmalı olarak kişisel veri kavramı, kişisel verilerin işlenmesine ilişkin temel ilkeler ve kişisel verilerin işlenme şartları ele alınmaktadır. Çalışmanın üçüncü bölümünde ise, Kuzey Kıbrıs Türk Ceza Hukukunda 32/2014 Sayılı Özel Hayatın ve Hayatın Gizli Alanının Korunması Yasası'nın 8. ile 11. maddeleri arasında ve Türk Ceza Hukukunda 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 135. ile 138. maddeleri arasında düzenlenen kişisel verileri konu edinen suç tipleri karşılaştırılmaktadır.
Kişisel verilerin korunması kapsamında unutulma hakkı
İçinde bulunduğumuz dijital çağda bütün endüstriler teknolojik değişim ve dönüşüm içine girmiştir. Bu süreçte veri ise, dönüşümün temeli olmuştur. Ancak, gelişime ayak uydurmanın, değişim ve dönüşümün öncüsü haline gelen verinin bu denli önem kazanması, özellikle kişisel verilerin hiç olmadığı kadar büyük tehditlerle karşı karşıya kalmasına yol açmıştır. Kişisel verilere yönelik tehditler, öncelikle kişilik değerleri ve özel hayatın gizliliği ile yakından ilintili olan kişisel verilerin korunması kavramının ortaya çıkmasına sebep olmuştur. Teknolojik gelişmelere paralel olarak verilerin elde edilmesinin, saklanmasının ve yayılmasının oldukça kolaylaşması ise, kişilerin kendilerine ait veriler üzerinde hakimiyet kurmalarının giderek zorlaşmasına yol açmıştır. Bu kapsamda, çağın gereklerine cevap olarak unutulma hakkı kavramı ortaya çıkmıştır. Kanaatimizce, giderek kaybedilen kontrol gücünün yeniden tesisini sağlamaya hizmet eden unutulma hakkı, kişisel verilerin etkin korunmasında en önemli araçlardan biridir. Nitekim unutulma hakkı, teknolojik gelişmelerle birlikte kişisel verilerin korunması ve buna bağlı olarak özel hayat alanı ve kişilik değerleri aleyhine bozulan dengenin yeniden kurulması için elzem bir yöntemdir. Çalışmamızda kişisel verilerin korunması kapsamında unutulma hakkı, uluslararası metinler ve farklı hukuk sistemlerinin temel veri koruma mevzuatları çerçevesinde, ağırlıklı olarak karşılaştırmalı bir şekilde ele alınmıştır. Bu kapsamda çalışmamızın ilk bölümünde unutulma hakkının kavramsal çerçevesi çizilerek, hakkın tarihi gelişimi, görünüm şekilleri, unsurları, kapsamı ve sınırları incelenmiş, unutulma hakkına ilişkin temel tartışmalara yer verilmiştir. Çalışmamızın ikinci bölümünde ise, unutulma hakkının temelini oluşturan kişisel verilerin korunması kavramı, buna ilişkin hukuki metin ve mevzuatlar çerçevesinde karşılaştırmalı hukuk bakış açısıyla incelenmiş, unutulma hakkının dayanağı olan temel düzenlemeler ele alınmıştır. Son bölümde ise, unutulma hakkının ihlalinde Türk hukuku çerçevesinde başvurulabilecek yöntemler ve hakka ilişkin idari ve yargısal karar örneklerine yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Kişisel verilerin korunması, unutulma hakkı, kişilik hakkı
İşçinin işyerinde elektronik yöntemlerle izlenmesi
İşverenlerin işyerinin ve işçilerin güvenliğini sağlamak, denetimini yapmak amacıyla gözetme borcunun da bir gereği olarak izleme faaliyetlerine başvurduğu bilinmektedir. Bilişim ve iletişim teknolojilerinin gelişimi ve iş hayatında daha çok yer alması ile birlikte kullanılan elektronik yöntemlerle işçilerin izlenmesi yoluna sıklıkla başvurulmakta ve bunun sonucu olarak işverenler tarafından işçilerin özel hayatlarının gizliliği başta olmak üzere birçok temel hakkına müdahaleci bir yaklaşım sergilenmektedir. Özellikle son yıllarda yapay zekâ sistemlerinin de gelişmesiyle birlikte elektronik yöntemlerle izleme faaliyeti, algoritmik izleme olarak tanımlayabileceğimiz bir düzeye ulaşmıştır. Bunun sonucu olarak işverenin menfaatleri ve işçilerin temel hakları arasındaki ilişkide birçok husus tartışmalı hale gelmiş ve bu noktada işveren ve işçilerin menfaatleri arasındaki dengesinin kurulması daha da önem kazanmıştır. Yalnızca klasik istihdam alanlarında değil, dijitalleşmenin ve ekonomik gelişmelerin de etkisiyle oluşan yeni çalışma alanlarında da buna ilişkin sorunlar ortaya çıkmaktadır. Bu çalışmada dijitalleşmenin etkisiyle ortaya çıkan ve sürekli gelişmekte olan elektronik izleme yöntemleri, bu yöntemlerin işçinin haklarına müdahale düzeyi ve bunun hukuka aykırı sonuçları, ulusal ve uluslararası yasal düzenlemeler ve güncel yargı kararları ışığında incelenmiştir.
Kişisel verilerin korunması yükümlülüğünün ihlalinden doğan hukuki sorumluluk
Bu çalışma kapsamında kişisel verilerin korunması yükümlülüğü, bu yükümlülüğünün hangi yollarla ihlal edilebileceği ve bu ihlallerden doğan hukuki sorumluluk incelenmiştir. Çalışmamız üç bölümden oluşmakta olup ilk bölümde kişisel verilerin korunması ihtiyacının doğuşundan başlayarak, kişisel veri tanımı, kapsamı ve mevzuatın gelişim süreci incelenmiştir. Yine aynı bölümde 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu ile bu Kanunun hazırlanmasında temel alınan mevzuat olan 95/46/AT sayılı Direktif ve bu düzenlemeyi ilga eden Avrupa Veri Koruma Tüzüğü karşılaştırılmıştır. İkinci bölümde kişisel verilerin korunmasına ilişkin temel kavramlar incelenmiş akabinde veri ihlallerinin neler olduğu konusu açıklanmıştır. Üçüncü bölümde ise kişisel verilerin korunması yükümlülüğünün ihlalinden doğan hukuki sorumluluk incelenmiştir. Çalışmamızın üçüncü bölümü özellikle KVKK'da yer alan düzenlemelerin, genel hükümler çerçevesinde hukuki sorumluluğun şartlarının ve bu sorumluğun kapsamının değerlendirilmesi açısından önemlidir. Bu kapsamda mevcut yargı kararlarına, literatürdeki farklı görüşlere yer verilerek hukuki sorumluluk dayanakları ve başvurulabilecek hukuki yollar incelenmiştir.
Türk Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları ışığında kişisel verilerin korunması
Kişisel veri, belirli veya kimliği belirlenebilir nitelikte olan bir kişiye ilişkin tüm bilgileri ifade etmektedir. Bu kapsamda kişisel veriler sadece kişilere ait ad, soyad, doğum tarihi, doğum yeri vatandaşlık numarası gibi olağan kimlik bilgilerini değil, bunun yanında düşünce ve inanç, etnik köken, fiziksel özellikler, sağlık, öğrenim ve istihdam durumu, bireysel ve aile içi yaşantı, başkaları ile gerçekleştirdiği haberleşmeler, ikamet ve kredi kartı hakkındaki bilgiler gibi kişileri belirlenebilir kılan tüm bilgileri kapsamaktadır. Bilgi ve iletişim teknolojilerindeki gelişmelerle birlikte yaygınlaşan bilgisayar sistemleri ve internet kullanımındaki artış ile sosyal medya ağlarının yaygın bir şekilde kullanımı kişisel verilerin çok hızlı bir şekilde işlenme, iletilme, saklanma ve kullanılma kapasitesinin artmasını sağlamış ve kişilerin kendileriyle ilgili bilgiler üzerindeki kontrol gücünü azaltmıştır. Kişisel verilerle ilgili söz konusu yoğun işlenmeyle ortaya çıkan hak ihlallerindeki artış ulusal ve uluslararası alanda kişisel verilerin korunmasına yönelik bir savunma mekanizmasının gelişmesini ve bu bağlamda kişisel verilerin korunması konusunda düzenleme yapılması gerekliliğini ortaya çıkarmıştır. Temel hak ve özgürlükler arasında yer alan kişisel verilerin korunması hakkı, hukuk devleti ilkesi ve demokrasinin gelişmesi bakımından büyük bir öneme sahiptir. Kişisel verilerin korunmasının en temel amaçları kişiliğin korunması ve serbestçe gelişmesine imkân vermek ve özel hayatın gizliliğinin korunmasını sağlamaktır. Başlangıçta özel hayatın gizliliği hakkı kapsamında ele alınan kişisel verilerin korunması süreç içerisinde kendine özgü birtakım kurallara ihtiyaç göstermiş ve zamanla özel hayatın gizliliği hakkından bağımsız olarak ayrı bir başlık altında hukukun konusunu oluşturmuştur. Kişisel verilerin korunmasıyla ilgili yaşanan gelişmeler bu hakkın pek çok ulusal ve uluslararası mevzuatın konusunu oluşturmasını sağlamıştır. Bilgi ve iletişim teknolojilerinde yaşanan gelişmelere de bağlı olarak kişisel verilerin korunması hakkı, özel hayatın gizliliği hakkından bağımsız olarak kendine özgü kuralları çerçevesinde özel bir koruma alanına sahip olmuştur. Kişisel verilerin korunması alanındaki son gelişmelere paralel olarak AB'de mevzuatında konuya ilişkin yapılan değişikliklerin iç hukuk sistemimize de uyarlanması kişisel verilerin daha kapsamlı, etkin bir şekilde korunmasına katkı sağlayacaktır.
Bankacılık sektöründe kişisel verilerin korunması ve işlenmesinin bireyler üzerinde algısı ve etkileri
İçinde bulunduğumuz bilgi çağında bilginin önemi ve değeri bir kez daha anlaşılmıştır. Günümüzde bilgi kavramı oldukça önemli bir kavramdır. Kişilere özgü bilgiler ise kişisel veriler olarak adlandırılmaktadır. Bunlar yaş, cinsiyet, telefon ve kimlik numarası, kredi kartı numarası gibi örneklenebilen bilgilerdir. Kişisel veriler bireyler için hassas bir niteliğe sahip olabilmektedir. Tüm dünya üzerinde önem teşkil eden bir konu olarak kişisel verilerin koruma altına alınması, artık giderek çok daha fazla dijitalleşen dünya açısından büyük bir gündem oluşmasına yol açmaktadır. Kişisel verilerin korunması işlevi, rutin hayatın bir gerçeği olarak gözler önüne serilmekle beraber ve bu vesile ile de birey yaşamının, özellikle yasal açıdan önemli bir bölümünü içermektedir. Bununla beraber mümkün olduğunca büyük ölçekli olarak bireylerin, sahip oldukları bilgilerin, dijital ve güvenilir şartlarda koruma altına alınması anlamına gelen bu işlev, hukuki zemin ile de sağlamlaştırılmak durumundadır. Bankalar ülke ekonomisine önemli faydalar sağlayan ekonomik kurumlardır. Her ülkede organize olmuş ve faaliyet gösteren bankalar mevcuttur. Bankalar yapısı gereği çok sayıda kayıtlı müşteriye sahiptir. Bu müşterilere ait bilgilerin korunması ve saklanması ve bu duruma karşı müşterilerin algıları bu çalışmanın temel konusunu oluşturmaktadır. Anahtar Kelimeler: Veri, Güvenlik, Bankacılık, Müşteri Algısı
Kişisel verilerin sosyal medyada paylaşımı hakkında farkındalık: Instagram örneği
Sosyal medya platformları günümüzde insanların sıkça kullandıkları ve zaman geçirdikleri yerlerdir. Bu platformlarda insanlar kişisel olsun ya da kişisel olmasın birçok paylaşım yapmaktadırlar. Buradan hareketle kullanıcıların sosyal medya platformlarında kişisel verilerini paylaşırken ne derece farkındalık sahibi oldukları önemli bir konu olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu tez çalışmasında sosyal medya kullanıcılarının kişisel verileri paylaşma ile ilgili farkındalık düzeyleri araştırılacaktır. Çalışmada araştırma yöntemlerinden nitel yöntem kullanılmıştır. Çalışmanın yöntemi kapsamında sosyal medya platformlarından Instagram'ı kullanan kişilerle gerçekleştirilen yarı yapılandırılmış derinlemesine görüşmeden elde edilen veriler yer almaktadır. Araştırmanın örneklemini İstanbul ilinde yaşayan ve Instagram sosyal medya platformunu kullanan 24 kişi oluşturmaktadır. Sonuç olarak bu araştırmaya katılanların çoğunluğunun Instagram'ı boş vakit geçirmek için kullandıkları, Instagram'a günde 2-3 saat arası girdikleri, Instagram'da daha çok kendi video ve fotoğraflarını paylaştıkları, kişisel verilerini nadir olarak paylaştıkları, özel deneyimlerini ve gelişmeleri paylaştıkları, kişisel paylaşım yapmanın kendilerini iyi ve mutlu hissettirdiğini, hesap ayarlarını daha önceden kontrol ettiklerini ve kendilerine özgü özellikle gizlilik düzenlemeleri yaptıkları, güvenlik sınırları hakkında yüzeysel bilgiye sahip oldukları, dijital haklarının neler olduğunu araştırmadıkları ve bu konu ile ilgili bilgilerinin olmadığı ve kendilerini bu mecraya hakim ve bu ortamda güvenli hissetmedikleri saptanmıştır.
Avrupa Birliği bağlamında Türkiye'de Kişisel Verileri Koruma Kurumu
Günümüzde teknolojinin gelişmesi, verilerin dijital ortamda hızla dolaşmasını, depolanmasını ve ulaşılabilirliğini kolay kılmaktadır. Bu durum çok fazla veri trafiğine yol açmakta ve birçok hak ihlaline de neden olmaktadır. En önemlisi de kişinin mahrem alanı bundan zarar görmektedir. Bu nedenle kişisel verilerin korunması gerek ulusal gerekse uluslararası alanda yeni düzenlemelerin yapılmasını gerekli kılmıştır. Bu düzenlemelerde, verin işlenmesi sonucu oluşabilecek zararların önlenmesi açısından koruyucu mekanizmaların oluşturulması gerektiği vurgulanmıştır. Bu çalışmada Türkiye'de kişisel verilerin etkin bir şekilde korunmasını sağlamak için oluşturulan Kişisel Verileri Koruma Kurumu yapısal ve işlevsel açıdan ele alınıp Avrupa Birliği'nde yapılan son düzenleme olan Genel Veri Koruma Tüzüğü ışığında karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Anahtar Sözcükler: Kişisel Veri, Veri Koruma, Kişisel Verileri Koruma Kurumu, Avrupa Birliği Genel Veri Koruma Tüzüğü.
Vergi Hukuku açısından kişisel verilerin korunması
Kişisel verilerin korunması ve bu hususta verisi işlenen kişilere tanınan haklar, günümüzde önemi gittikçe artan ve ülkeler tarafından çeşitli çözüm önerileri getirilmek istenen konulardan birisini oluşturmaktadır. Nitekim teknolojinin de gelişmesiyle birlikte, kişisel verilerin işlenmesi hem çok daha kolay hale gelmiş hem de işlenen veri sayısı çok daha fazla artmıştır. Çalışma kapsamında, öncelikle kişisel verilerin korunmasına ilişkin kavramsal açıklamalara ve kişisel verilerin korunması hakkının niteliğine ilişkin tartışmalara yer verilmektedir. Kişisel verilerin korunması, küresel bir konu olduğundan, kişisel verilerin korunması hukukunun gelişiminin değerlendirilmesi de önemlidir. Bu çerçevede, mevzuatımıza da etki eden uluslararası kaynaklar ele alınmıştır. Ülkemizde ise, 2010 yılında yapılan Anayasa değişikliği ile Anayasa'nın 20. maddesinin 3. fıkrasına eklenen hüküm çerçevesinde, kişisel verilerin korunması bir hak olarak Anayasa'da açıkça yer almaya başlamıştır. 2016 yılında da, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu yürürlüğe girmiştir. Bu çerçevede, çalışma kapsamında 6698 sayılı Kanun'un getirdiği düzenlemelere de ayrıntılı olarak yer verilmiştir. Söz konusu Kanun ile getirilen düzenlemeler, vergi mükellefleri açısından da önemlidir. Nitekim uluslararası kaynaklara da benzer şekilde, Kanun ile kişisel verileri işlenen gerçek kişilere oldukça önemli haklar tanınmaktadır. Çalışma kapsamında da, vergi mükelleflerinin kişisel verilerin korunmasına ilişkin hakları, vergi konularına ilişkin istisnalar ışığında ele alınmaktadır.
Kişisel Verilerin Korunması Hukukunda ticari elektronik ileti
Ticari elektronik iletiler, istenmeyen iletilerin en yaygın türlerinden biridir. Elektronik ticaretin büyümesi, iletileri daha da yaygınlaştırmıştır. Elektronik ticaret hukuku, ticari elektronik ileti gönderimini ve içeriğini belirli kurallara bağlamıştır. Ticari elektronik ileti gönderimi aynı zamanda kişisel veri işleme faaliyeti teşkil eder. Dolayısıyla ileti gönderiminde kişisel verilerin korunması hukukunun normları da dikkate alınmalıdır. Fakat her iki hukuk dalının faaliyet için olumlu irade beyanı araması ve konunun disiplinler arası niteliği karışıklığa sebep olmaktadır. Bu nedenle, bu çalışmada ticari elektronik ileti gönderimi kişisel verilerin korunması hukukunun bakış açısıyla değerlendirilmiştir. Söz konusu sorunun çözümü için öncelikle kişisel verilerin korunması hukuku incelenmiştir. İkinci olarak ticari elektronik ileti ile ilgili kavram ve müesseselerin kişisel verilerin korunması hukuku bakımından ne anlam ifade ettiği belirlenmiştir. Daha sonra iki hukuk dalına ait normların ticari elektronik ileti gönderimine nasıl uygulanacağı tespit edilmiştir. Böylece ticari elektronik ileti gönderiminin kişisel verilerin korunması hukuku bakımından nasıl incelenmesi gerektiği ortaya konulmuştur. Bu bağlamda elektronik ticaret hukukunun ticari elektronik ileti göndermeye cevaz veren kurumları kişisel verilerin korunması hukukundaki veri işleme şartlarını sağladığı saptanmıştır. Bu sayede kişisel verilerin korunması hukukunun veri işleme şartı dışındaki gerekliliklerine alanın ruhuna daha uygun meşru bir zemin bulunmuştur. Aynı zamanda tek bir faaliyet için iki ayrı olumlu irade beyanına gerek olmadığı tespit edilmiştir.
Önleyici, koruyucu faaliyetler ve meşru menfaatler bağlamında işçiye ait kişisel verilerin işlenmesi
İşçi ve işveren ilişkisinde, işçi hem hukuki hem de ekonomik açıdan işverene bağımlıdır. Bu durumun bir sonucu olarak, işveren tarafından işçinin kişisel verilerinin hukuka aykırı olarak işlenme ihtimali yüksektir. 6698 Sayılı Kişisel Verileri Koruma Kanunu, 07.04.2016 tarihinde Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. Bu kanunda, genel düzenlemelere yer verilmiştir. Ancak, işçinin kişisel verilerinin ne şekilde korunacağına ilişkin doğrudan özel bir düzenleme yapılmamıştır. Bu nedenle, çalışmamızda Uluslararası düzenlemelere de değinilerek 6698 Sayılı Kanun'un iş ilişkilerine ne şekilde etki edeceği irdelenmiştir. Bu çalışmada, 6698 Sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanun'un madde 5/2'nin f bendinde ifade edilen meşru menfaat kavramının ve madde 28/1'in ç bendinde belirtilen kamusal yararı gerektiren hallerde uygulanan önleyici koruyucu faaliyetlerin, iş ilişkilerinde nasıl değerlendirilmesi gerektiği üzerinde durulmuştur. Bu kapsamda, Kanun'da belirtilen söz konusu genel hükümler, uygulamadaki örneklerle somutlaştırılmaya çalışılmıştır. 6698 Sayılı Kişisel Verileri Koruma Kanunu'nun madde 5/2'nin f bendini ve madde 28/1'in ç bendini içeren hükümlerin iş hayatında uygulanabilirliği, emsal mahkeme kararları ve Kişisel Verileri Koruma Kurulu kararları ışığında incelenmiştir.
Veri sorumlusu ve veri işleyen arasındaki sorumluluk paylaşımının Avrupa Birliği Genel Veri Koruma Tüzüğü ve Kişisel Verilerin Korunması Kanunu çerçevesinde değerlendirilmesi
İçinde bulunduğumuz 21. yüzyılda "veri" artık geleneksel anlamda bilginin karşılığı değildir. Verinin giderek artan ekonomik değeri ve verilerin korunmasının bir temel hak olarak kabul görmesi neticesinde, 1950'li yıllardan bu yana küresel ve ulusal düzeyde kişisel verilerin korunması hukuku alanında çalışmalar yapılmaktadır. Avrupa Birliği'nde yıllar süren uygulamaların sonucunda kapsayıcı ve detaylı bir düzenleme olarak kabul edilebilecek Avrupa Birliği Genel Veri Koruma Tüzüğü 2016 yılında yürürlüğe girmiştir. Türk Hukuku bakımından ise kişisel verilerin korunması hukukuna ilişkin ilk yasal düzenleme, 7 Nisan 2016 tarihinde yürürlüğe giren 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu'dur. Veri sorumlusu ve veri işleyen kavramları kişisel verileri koruma hukuku bakımından merkezi öneme sahip kavramlardır. Her ne kadar 6698 Sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu'nda veri sorumlusu yükümlülüklerin ve yaptırımların neredeyse tamamı bakımından muhatap olarak karşımıza çıkıyor olsa da günümüzde teknolojik gelişmeler ve günden güne karmaşık bir hal alan iş yaşamının bir neticesi olarak veri işleyen kavramının önemi giderek artmaktadır. Avrupa Birliği Genel Veri Koruma Tüzüğü ile, bu doğrultuda veri işleyen bakımından yükümlülükler öngörülmüş ve sorumluluk düzeyi arttırılmıştır. Bu açıklamalar doğrultusunda, üç bölümden oluşan tezimizin ilk bölümünde kişisel veri kavramı, kişisel verilerin korunması ihtiyacı ve kişisel verilerin korunmasına ilişkin düzenlemelerin tarihsel gelişimi üzerinde durulmaktadır. İkinci bölümde, tez konumuzun temelini oluşturan veri sorumlusu ve veri işleyen kavramları açıklanmış, bu kavramlar ekseninde işleme faaliyetinin önemine binaen kişisel verilerin işlenmesine ilişkin temel prensipler ile kişisel verilerin işlenmesinde hukuka uygunluk nedenleri açıklanmıştır. Tezimizin son bölümünde ise veri sorumlusu ve veri işleyen arasındaki sorumluluk paylaşımı Avrupa Birliği Genel Veri Koruma Tüzüğü ve 6698 Sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu çerçevesinde değerlendirilmiştir. Anahtar Sözcükler: Kişisel Verilerin Korunması, Kişisel Veri, Veri Sorumlusu, Veri İşleyen, Veri İşleme Sözleşmesi, GVKT, Veri Gizliliği
Üniversite kütüphanelerinde bilgi güvenliği ve kişisel verilerin korunması: Ankara'daki üniversite kütüphanelerinin değerlendirilmesi
Sanayi devrimi olarak adlandırdığımız endüstri 4.0'la şekillenen, gelişen ve değişen dünyamızda, verinin, bilginin, belgenin, insanın, mekânın korunmasını ve güvenilirliğini sağlamak oldukça önem arz etmektedir. Bu canlı ve cansız varlıkların her türlü tehdit, tehlike, hasar ve saldırılara karşı korunması bilgi güvenliğinin sağlanması ve oluşturulmasıyla mümkün olabilmektedir. Bununla birlikte, bilgi güvenliğinin temelinde insan olgusunun yer alması, insana dayalı olarak ortaya çıkan bilgi güvenliği sorunlarıyla birlikte insana yönelik kişisel verilerin korunması konusunun da ciddiyetini katlanarak arttırmıştır. Bu çalışmada Ankara'daki üniversite kütüphanelerinin bilgi güvenliği uygulamalarına ve kişisel verilerin korunmasına ilişkin mevcut durumlarını tespit etmek amaçlanmıştır. Bu kapsamda, Ankara'da bulunan üniversite kütüphaneleri yöneticilerinin ve kütüphanecilerinin bilgi güvenliği ve kişisel verilerin yönetimi konusunda bilgi ve farkındalıkları görüşme ve anket tekniğiyle incelenmiştir. Bununla birlikte, Ankara'daki üniversite kütüphanelerinde bilgi güvenliği uygulamalarına yönelik (bina, koleksiyon, personel, vb.) gerçekleştirilen düzenlemeler araştırma çerçevesinde değerlendirilmeye çalışılmıştır. Araştırmanın sonucunda; Ankara'da yer alan üniversite kütüphanelerinde kişisel verilerin elde edilmesi, toplanması, kaldırılması, saklanması olmak üzere kişisel verilerin yönetimine yönelik düzenleme ve politikaların eksik olduğu, kişisel verilerin yönetiminden sorumlu bir personelin bulunmadığı, kullanıcılardan kişisel verilerin işlenmesine yönelik onay alınmadığı ve aydınlatma metinlerinin içeriğinde kişisel verilerin saklanması, silinmesi ve aktarılmasına yönelik bilgilere yer verilmediği, kütüphane yöneticilerinde ve kütüphanecilerinde kişisel verilerin yönetimi ve korunmasına yönelik yaklaşım ve farkındalık eksikliği tespit edilmiştir. Ayrıca, araştırma bulgularında üniversite kütüphanelerinde bina, koleksiyon, yazılım ve donanım olmak üzere bilgi güvenliği uygulamalarına yönelik yetersizlikler olduğu belirlenmiştir. Bu bağlamda "Üniversite kütüphanelerinde bilgi güvenliği ve kişisel verilerin yönetimine dönük karar verme ve uygulama düzeyindeki eksiklikler (politika, konuyla ilgili bilinç ve farkındalık, risk değerlendirmesi gibi konularda) bulunmaktadır." şeklinde olan hipotezimiz doğrulanmıştır. Son olarak araştırmada, üniversite kütüphanelerinin bilgi güvenliği ve kişisel verilerin korunmasını içeren yapılandırılmış bir politika oluşturmaları ve konuya yönelik bilinç ve farkındalık çalışmalarının yapılmasıyla ilgili önerilere yer verilmiştir. Anahtar sözcükler: Bilgi güvenliği, kişisel veri, kişisel verilerin korunması, kişisel verilerin yönetimi, üniversite kütüphaneleri
Kişisel sağlık verilerinin korunması
Kimliği belirli veya belirlenebilir gerçek kişilere ait olan her türlü bilgiye kişisel veri denmektedir. Kişisel sağlık verisi ise, kimliği belirli ya da belirlenebilir olan gerçek kişinin fiziksel ve ruhsal sağlığına ilişkin her türlü bilgidir. Kişisel sağlık verileri, hassas nitelikli kişisel verilerdir. Hassas nitelikte olmasının nedeni, bu bilgilerin açıklanması halinde kişinin özel, sosyal ve ekonomik hayatı bakımından telafisi güç veya imkansız zararlar doğmasının yüksek olasılıkta olmasıdır. Kişisel sağlık verilerinin, kişinin maddi ve manevi varlığını sürdürmesi açısından hayati önem taşıması dolayısıyla bu verilerin işlenmesi, kural olarak, yasaktır. İşleme, ancak istisnai hallerde söz konusudur. Bu istisnai haller, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanununda düzenlenmiştir. İstisnai hallerde gerçekleştirilen işleme faaliyeti, kişisel verilerin işlenmesine dair ilkelere uygun olmalıdır. Veri sahibi, Kişisel Verilerin Korunması Kanununda öngörülen haklarını kullanarak kişisel sağlık verilerini koruyabilir. Kişisel sağlık verilerinin işlenmesine yönelik genel işlem koşulu niteliğinde hükümler içeren sözleşmeler bakımından ise Türk Borçlar Kanununun 20 ile 25. maddeleri arasındaki genel işlem koşullarını düzenleyen hükümlere başvurulabilir. Kişisel sağlık verilerinin hukuka aykırı işlenmesi sonucunda kişilik hakları ihlal edilen bireyler, Türk Medeni Kanununun 25. maddesinde sayılan davaları açmak suretiyle kişiliklerini koruma imkanına sahiptirler. Ayrıca 23. madde uyarınca kişileri, hukuka veya ahlaka aykırı sayılan hukuki işlemlerinden korumak mümkündür. Anahtar Sözcükler kişisel veriler, kişisel sağlık verileri, kişisel verilerin korunması, kişisel sağlık verilerinin korunması
Türk Hukukunda veri sorumlusu kavramı
Veri koruma hukukunun temel amacı, verilerin hukuka aykırı olarak kaydedilmesini önlemek ve bu veriler üzerinde gerçekleştirilen bütün işlemlerin hukuka uygunluğunu sağlamaktır. Avrupa'da 1950'lerde kişisel verilerin önemi ve korunmasına dair farkındalık gelişmeye başlamış ve bu farkındalık düzeyi "Avrupa Birliği Genel Veri Koruma Tüzüğü" ("General Data Protection Regulation" / "GDPR")'nün 2016 yılında kabul edilmesi ile zirve yapmıştır. Bu düzenleme, günümüz dünyasında büyük yankı uyandırmış ve özellikle dev teknoloji firmaları veri koruma otoriteleri tarafından açılan soruşturmalarla yüzleşmek zorunda kalmıştır. Dünyada veri koruması alanındaki gelişmeleri takiben, Türkiye'de ise 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu ("KVKK") ancak 7 Nisan 2016 tarihinde yürürlüğe girmiştir. 7 Nisan 2018 tarihinden itibaren ise Türk veri koruma otoritesinin uygulamalarının da yaygınlaşması ile veri sorumluları, KVKK kapsamında getirilen yükümlülüklere uyum sağlayabilmek için çalışmalar yapmakta ve geç de olsa uyum süreçlerini başlatmış bulunmaktadır. Bu sayede, veri sorumluları ve işleyenler, üstlendikleri hukuki ve cezai sorumluluğun da etkisiyle, KVKK altındaki yükümlülüklerini yerine getirmektedir. Tezimiz ise, bu açıklamalar ışığında iki bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde, "kişisel veri kavramı, kişisel verilerin korunması hakkı, kişisel verilerin korunmasının fonksiyonu" ve "kişisel verilerin korunması hakkının normatif temelleri" irdelenmekte; ikinci bölümde ise tezimizin başlığını oluşturan "Türk hukukunda veri sorumlusu kavramı" tüm yönleriyle değerlendirilmektedir.
Sosyal medyada gözetim: Facebook veri politikasına yönelik kullanıcıların gizlilik endişeleri ve gözetim farkındalığı üzerine bir araştırma
Gözetim, geçmişten günümüze kadar panoptik yapısından dönüşüm geçirmiştir. Panoptikon, mekân ve zaman sınırlamasına bağlıdır, bedene yöneliktir ve zorlayıcı bir yapısı vardır. Post panoptik gözetim ise dijital ortamlarda gerçekleştiği için zaman ve mekân sınırlamasından bağımsızdır. Post panoptik gözetimin odak noktası bedenler değil onlardan elde edilen verilerdir ve gözetlenenler, gözetime gönüllü bir şekilde katılırlar. Gözetim sosyal medyada "veri gözetimi" olarak karşımıza çıkmaktadır. Sosyal medya platformları içinde en çok kullanıcı sayısına sahip olan Facebook'tur. Facebook, kullanıcılardan elde ettiği verileri reklamcılık faaliyetleri için kullanmakta ve bu şekilde sermaye birikimini gerçekleştirmektedir. Facebook sitesinde veri ilkesini, çerez ilkesini ve hizmet koşullarını açıklamaktadır. Facebook'a kaydolmak, kullanım şartları ve gizlilik politikalarını kabul etmek anlamına gelmektedir. Facebook'un kullanıcılar hakkında topladığı veriler ise çok geniş bir alana yayılmaktadır. Messenger mesaj içerikleri, Instagram kullanım davranışları, WhatsApp hesap bilgisi, cihaz bilgisi ve üçüncü taraf ortaklardan elde edilen veriler toplanan verilere dahildir. Bu çalışmada kullanıcıların Facebook Veri Politikasına yönelik gizlilik endişeleri ve gözetim farkındalıkları araştırılmıştır. Araştırma sonucunda kullanıcıların gözetim farkındalıklarının düşük, gizlilik endişelerinin ise yüksek olduğu bulunmuştur. Gözetim farkındalıkları ve gizlilik endişeleri farklı değişkenler temelinde karşılaştırılmış ve anlamlı farklılıklara ulaşılmıştır.
Bilgi güvenliği bağlamında kişisel verilerin korunması ve elektronik harp
Bilgi, günümüzde bireylerin ve kurumların kendilerine özgü, birey ve kurum hakkında insanlara kimlik kazandıran her türlü veriden meydana gelmektedir. Günümüzde bilginin oluşumun da bireylerin zihinlerinde oluşan veriler neticesinde, insanları harekete geçiren ve verilerin bir bütün olarak anlamlı hale gelmesiyle oluşmaktadır. Bilginin önemi kadar bilginin yönetilmesi de ayrı bir çalışma alanı olarak incelenmektedir. Çalışma da bilgi güvenliği ve kişisel verilerin korunmasına yönelik incelemeler ve günlük hayatta kullanımı değerlendirilmektedir. Bilginin yönetim sürecinde bilgi sınıflandırılması ve bilginin hangi sınıflarda ne tür verileri işlendiğine dair konular incelenmektedir. Bilgi, yüzeysel bilgi, derin bilgi, teknik ve uygulanabilir bilgi, yoruma dayalı bilgi, açık ve örtülü bilginin ne ifade ettiği hakkında açıklanmaktadır. Bilgi yönetim sisteminde, bilginin sınıflandırılması ve verilerin işlenişini detaylı olarak ele alınmıştır. Çalışma da yer alan, bilgi kavramı, bilgi yönetimi, dijital bilgi ve bilgi güvenliği, risk yönetimi ve risk analiz raporlarının hazırlanmasına ilişkin konulara bilginin etkin ve aktif olarak nasıl kullanılacağına dair durum değerlendirilmesi yapılmakta ve elektronik harp'in tanımı ve unsurlarına yer verilmektedir.
Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında mesafeli sözleşmelerde kişisel verilerin korunması
Bu çalışmamızda tüketicinin mesafeli sözleşmeler aracılığı işe paylaştığı kişisel verilerin neler olduğu, bu verilerin işlenmesinde, korunmasında ve ve aktarılmasında veri sorumlusunun dikkat etmesi gereken unsurlar hakkında açıklamalarda bulunulmuştur. Tüketicinin mesafeli sözleşmeler aracılığı ile paylaşmış olduğu kişisel verilerin korunmasına ilişkin sahip olduğu haklar değerlendirilmeye çalışılmıştır. Son olarak ise mesafeli sözleşmelerin sona erme halleri ile bu hallerde kişisel verilerin durumuna değinilmiş ve elektronik ileti yönetim sistemi açıklanmıştır. Çalışmamızın amacı her geçen gün gelişen teknoloji sonucu artan mesafeli satış sözleşmelerinde elde edilen kişisel verilere biraz olsun açıklık getirmektir. Ayrıcalıklar tüketicinin hakları, veri sorumlusunun yükümlülüklerini güncel mevzuat ve Kurul kararları kapsamında değerlendirmeyi amaçlamaktayız.
6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu çerçevesinde bulut bilişim sistemleri
Bulut bilişim sistemleri ile veriye, her yerden, kolay, hızlı ve ekonomik bir şekilde ulaşılması, kullanıcılara taleplerini karşılayabilecek hizmet modellerinin sunulması gibi pek çok avantaj nedeniyle bulut bilişim teknolojileri kullanıcılar tarafından tercih edilmektedir. Bulut bilişim sistemlerinin temeli, kullanıcıların yerel sunucular veya kişisel cihazlar yerine, internet üzerindeki sunucularda verilerini saklamalarını ve işlemelerini sağlamaktır. Söz konusu depolama faaliyeti ile günümüzde birçok kişisel ve özel nitelikli kişisel veriler işlenmektedir. Bu nedenle bulut bilişim sistemlerinin kişisel verilerin korunması hukukuna uygun veri işleme faaliyetini gerçekleştirmesi gerekmektedir. Verinin günden güne daha da önem kazandığı günümüzde, sınırsız depolama alanı sunan bulut bilişim sistemleri aktif olarak kullanılmaktadır. Bulut bilişim teknolojilerinin artmasına bağlı olarak veri ihlallerinde de artışlar yaşanmaktadır. Bulut bilişim sistemlerinde kişisel verilerin korunması mevzuatına uygun veri işlenmesi, bulut teknolojilerine duyulan gizlilik ve güvenliğe yönelik endişeleri azaltmaktadır. Hukukumuzda bulut bilişim sistemlerine yönelik hazırlanmış özel bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu kapsamda, çalışmamızda öncelikle bulut bilişim sistemlerinin çalışma mekanizması, hizmet modelleri ve dağıtım grupları incelenmiş olup ardından 6698 Sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu'nun bulut bilişim sistemlerinde yansımaları tartışılmıştır. Kişisel Verilerin Korunması Kanunu doğrultusunda, bulut bilişim sistemlerinde gerçekleşen veri işleme faaliyetinin sorumluluğun kime ait olduğu, verilerinin niteliğinin tespiti, veri işleme ilkeleri, bulut hizmet sağlayıcının hukuki statüsü ile tarafların hak ve yükümlülükleri irdelenmiştir.
Kişisel verilerin korunmasının kişilik hakkı bağlamında ele alınışı
Dijital dünyada yaşamanın bir sonucu olarak kişisel verilerin işlenmesinin gerçekleştiği ortam bugün çoğunlukla dijital ortamlar olup verilerin saklanmasında, verilere yetkisiz erişimde, verileri hukuka aykırı kullanımda ciddi artış yaşanmıştır. İnternete bağlı dijital ortamlar; insanları sosyal, cezai, hukuki çeşitli sonuçlarla karşı karşıya bırakmıştır. Etkileşimin çoğunluğunun gerçekleştiği bu ortamlarda; giderek daha büyük hızlarla artan veri akışının ortasında hayatları şeffaflaşmış ve yalnız bırakılma hakkından yoksun bireyler artık sadece devlet tarafından değil, özel hukuk kişileri tarafından da gözetlenmektedir. Bu bağlamda temel hukuk normları ile korunan bireyin teknolojinin de getirdiği sosyal değişimle oluşan ihtiyaca binaen bazı hukuki konularda özel olarak korunması gerekmiştir. Bunlardan biri de, kişisel verilerin korunmasıdır. Kişisel verilerin korunması hukuku çok yönlü olup etki alanı da çok geniştir. Alman Federal Mahkemesinin "Nüfus Sayımı" kararının tüm dünyayı etkilemesi gibi Avrupa Birliğinin kişisel verilerin korumasına ilişkin düzenlemeleri de dünya çapında etki ve sonuçlarını doğurmaktadır. Türk hukukunda da tüm bu gelişmeler çerçevesinde değişiklikler yapılmaktadır. Kişisel verilerin korunma hakkının hukuki niteliğine ilişkin doktrinde çeşitli görüşler mevcuttur. Bunlardan kişilik hakkı görüşüne göre, kişisel veriler kişilik hakkı bağlamında korunmalıdır. Kişilik hakkının sağladığı koruma, kişisel verilere yönelik haksız saldırılarda önemli bir koruma yoludur. Dijital dünya ve teknolojik gelişmeler neticesinde mevcut genel hukuk normlarına yeniden ama bu sefer kişisel verilerin korunması bağlamında başvurulması gerekmiş ve kişilik kavramı, kişilik değerleri, kişilik hakkı, kişiliği koruma yolları yeniden önem kazanmıştır.