Perfectionism
130 theses under this subject heading
7.-8. sınıf özel okul öğrencilerinin sınav kaygısı ile ana-baba tutumları ve mükemmeliyetçi kişilik özellikleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmada ortaokul öğrencilerinin anne-baba tutumlarının mükemmeliyetçi kişilik özelliklerini ve sınav kaygısını yordayıp yordamadığını belirlemek amaçlanmıştır. Anne ve baba tutumları, bireyin sağlıklı bir kişilik yapılandırması, akademik gelişimi ve aynı zamanda bireyin sosyal ve uyum becerilerini geliştirebilmesi için Aile Danışmanlığı alanının önemli konuları arasında yer alır. Yurtdışında ve ülkemizde anne-baba tutumu ile ilgili önemli sayıda araştırma göze çarpmaktadır. Son yıllarda uygulanan eğitim sisteminde sınavların hayatımızdaki yerinin ve öneminin artması ile sağlıksız anne ve baba tutumlarının öğrenci üzerinde baskı oluşturması öğrencide mükemmeliyetçi kişilik özelliklerini ve sınav kaygısının yaygınlığı arttırmıştır. Bu araştırmadan yola çıkarak anne-baba tutumlarının, mükemmeliyetçi kişilik ve sınav kaygısını, ne kadar etkilediği, öğrencinin sınıf düzeyine, cinsiyetine, algılanan akademik başarı düzeyine, anne-babanın birliktelik durumuna ve sosyo-ekonomik düzeye göre farklılık göstereceği düşünülmektedir. Araştırma 7. ve 8. sınıfa devam eden 150 ortaokul öğrencisi ile gerçekleştirilmiştir. Öğrencilerin sınav kaygısına ilişkin verilerini saptamak amacıyla Sınav Kaygısı Envanteri (Öner, 1990), Ana-Baba Tutum Ölçeği (Kuzgun ve Eldeleklioğlu, 2005) ve Çok Boyutlu Mükemmeliyetçilik Ölçeği (Özbay ve Taşdemir 2003) kullanılmıştır. Demografik değişkenlere ilişkin veriler araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu" kullanılarak elde edilmiştir. Araştırmada anne-baba tutumlarının ve mükemmeliyetçiliğin öğrenci üzerinde sınav kaygısını yordayıp yordamadığı çoklu doğrusal regresyon analizi tekniği ile belirlenmiştir ve bunun sonucunda, anne-baba tutumlarının sınav kaygısı ve mükemmeliyetçi kişilik özellikleri arasında önemli sonuçlar saptanmıştır Anahtar Kelimeler: Sınav kaygısı, mükemmeliyetçilik, anne-baba tutumları
Otomotiv sektöründe mükemmeliyetçilik algısı ve kariyer planlama tutumları arasındaki ilişki
İnsan, yaşamı boyunca içerisinde bulunduğu yaşam standartlarından daha iyisine sahip olmak için mücadele eder ve bunun için kendisine bazı standartlar belirler. Bu standartlara ulaştıktan sonra kendisini başarılı ve mükemmeliyetçi olarak tanımlar. Mükemmel kavramı uzun yıllar üzerinde araştırmalar yapılan ve tanımlanması güç olan bir kavram olarak bilinmektedir. Bireyde, çocukluk yıllarından ortaya çıkan bu durum genelde aile bireylerinin çocuklarından beklentisinin yüksek olması ve çocukların bu beklentilere cevap vermek adına kendisine yüksek standartlar belirleyerek yaşaması durumunda ilerleyen yıllarda bireyde alınan kararlarda daha seçici olma ve yapılan işlerde tatmin olmama durumunu ortaya çıkarmaktadır. Bu araştırmada otomotiv sektöründe çalışanların mükemmeliyetçilik algısı ile kariyer planlama tutumları arasındaki ilişkiyi incelemek amaçlanmıştır. Araştırma grubunu, İstanbul ilinde bulunan farklı otomotiv firmalarında çalışmakta olan 358 kişi katılmıştır. Veri toplama aracı olarakta demografik bilgi formu, Kariyer Envanteri (CFI) ve Çok Boyutlu Mükemmeliyetçilik Ölçeği (ÇBMÖ) kullanılmıştır. Anket yöntemi ile toplanan veriler SPSS programı ile frekans analizi, güvenirlilik analizi, faktör analizi ve regresyon analizleri yapılarak aralarındaki ilişkiler incelenmiş ve çıkan sonuçlar yorumlanmıştır.
Ergenlerde temel psikolojik ihtiyaçlar irrasyonel inanışları ile mükemmeliyetçilik ve sınav kaygısı arasındaki ilişki
Bu araştırmanın amacı ergenlerde üç temel psikolojik ihtiyaç olan özerklik, yeterlilik, ilişkili olma ihtiyaçları hakkındaki irrasyonel inanışların mükemmeliyetçilik ve sınav kaygısı arasında anlamlı bir ilişki olup olmadığının incelenmesidir. Araştırmanın evrenini kolaydan örneklem yöntemiyle seçilmiş İstanbul'da yaşayan, 13-18 yaş arası 206 katılımcı oluşturmaktadır. Ergenlerin sınav kaygısına ilişkin veriler "Westside Sınav Kaygısı Ölçeği", mükemmeliyetçiliğe ilişkin veriler "Çok Boyutlu Mükemmeliyetçilik Ölçeği", ergenlerin öz belirlenim kuramındaki temek psikolojik ihtiyaçlarına ilişkin irrasyonel inanışlarını ölçmek için "Akılcı Duygucu Öz Belirlenim Ölçeği" ve demografik değişkenlere ilişkin veriler araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu" kullanılarak elde edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre sınav kaygısı ile özerklik, ilişkili olma ve yeterlilik ihtiyacı irrasyonel inanışları arasında pozitif yönde anlamlı ilişki bulunmuştur. Hatalardan endişe duyma, davranışlardan kuşku duyma, ebeveynsel eleştiri ile sınav kaygısı, özerklik ihtiyacı irrasyonel inanışları, ilişkili olma ihtiyacı irrasyonel inanışları ve yeterlilik ihtiyacı irrasyonel inanışları arasında pozitif yönde anlamlı ilişki bulunmuştur. Ebeveynsel beklentiler ile özerklik ihtiyacı irrasyonel inanışları ve yeterlilik ihtiyacı irrasyonel inanışları arasında pozitif yönde anlamlı ilişki bulunmuştur. Buna göre ebeveynsel beklenti puanı arttıkça özerklik ve yeterlilik ihtiyacı irrasyonel inanışları puanları da artmaktadır. Kişisel standartlar ile yeterlilik ihtiyacı irrasyonel inanışları arasında pozitif yönde anlamlı ilişki bulunmuştur. Tertip/düzen ile özerklik ihtiyacı irrasyonel inanışları arasında negatif yönde anlamlı ilişki bulunmuştur. Buna göre tertip/düzen puanı arttıkça özerklik ihtiyacı irrasyonel inanış puanları azalmaktadır. Temel psikolojik ihtiyaçlara ilişkin irrasyonel inanışların mükemmeliyetçiliğe etkisine bakıldığında yeterlilik ihtiyacı ile ilgili irrasyonel inanışların mükemmeliyetçiliğin tertip/düzen alt faktörü dışında diğer beş faktörünü etkilediği bulgusu elde edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Sınav Kaygısı, Mükemmeliyetçilik, Özerklik İhtiyaçları İrrasyonel İnanışları, İlişkili Olma İhtiyaçları İrrasyonel İnanışları, Yeterlilik İhtiyaçları İrrasyonel İnanışları
Mükemmeliyetçilik ve psikolojik belirtiler arasındaki ilişkide öz duyarlık faktörünün aracı rolü
Bu tez çalışmasının temel amacı, mükemmeliyetçilik ve psikolojik belirtiler arasındaki ilişkide öz duyarlık faktörünün aracılık rolünü incelemektir. Araştırma, İstanbul'da yaşayan, yaşları 18-60 arasında değişen, 206 kadın, 147 erkek olmak üzere toplam 353 katılımcıdan oluşmaktadır. Araştırma katılımcılarına rastlantısal örneklem yöntemiyle ulaşılmıştır. Katılımcılara veri toplama aracı olarak 'Sosyodemografik Bilgi Formu, Frost Çok Boyutlu Mükemmeliyetçilik Ölçeği, Kısa Semptom Envanteri ve Öz Duyarlık Ölçeği' uygulanmıştır. Bu araştırmadan elde edilen bulgular doğrultusunda mükemmeliyetçilik puanları ve psikolojik belirti puanları arasında pozitif yönlü anlamlı; öz duyarlık puanları arasında ise negatif yönlü anlamlı ilişkinin olduğu sonuçlarına ulaşılmıştır. Aynı zamanda, öz duyarlık puanları ve psikolojik belirti puanları arasında da negatif yönlü anlanmlı ilişkinin olduğu görülmüştür. Araştırmanın sonucunda elde edilen yapısal modelde, mükemmeliyetçilik ve psikolojik belirtiler arasındaki ilişkide öz duyarlığın kısmi aracı role sahip olduğu görülmüştür. Demografik değişkenlere yönelik yapılan analizlerde, toplam mükemmeliyetçilik puanlarında katılımcıların cinsiyetlerine ve gelir düzeylerine göre; toplam psikolojik belirti puanlarında çalışma, eğitim, medeni durumlarına ve gelir düzeylerine göre anlamlı farklılaşmaların olduğu sonuçlarına ulaşılmıştır. Toplam öz duyarlık puanlarında ise demografik değişkenlere göre istatistiksel olarak anlamlı bir farklılaşmanın olmadığı görülmüştür. Çalışmadan elde edilen bulgular, ilgili literatür desteği ile tartışılmış ve gelecekte yapılacak çalışmalar için önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Mükemmeliyetçilik, Psikolojik Belirti, Öz Duyarlık
Annenin öğretmen olup olmamasının anne mükemmeliyetçiliği, çocuk mükemmeliyetçiliği ve çocuk kaygı düzeyi üzerindeki rolü
Bu araştırmanın amacı, annenin öğretmen olup olmamasının anne mükemmeliyetçilik düzeyi, çocuğunun mükemmeliyetçilik ve kaygı düzeyi üzerindeki biçimlendirici etkisinin incelenmesidir. Bu amaçla Manisa ilinde yaşayan yaş ortalamaları 47,88 olan 300 anneye '' Kişisel Bilgi Formu'' ve ''Frost Çok Boyutlu Mükemmeliyetçilik Ölçeği'', yaş ortalamaları 22,19 olan 300 çocuğuna ise '' Frost Çok Boyutlu Mükemmeliyetçilik Ölçeği'' ve ''Spielberger Durumluk-Sürekli Kaygı Envanteri'' uygulanmıştır. Ayrıca annelerin (yaş, eğitim durumu, gelir düzeyi, medeni hali, çalışma durumu ve mesleği, eşlerinin yaş ve mesleği, sahip oldukları çocuk sayıları) ve çocuklarının (yaş, meslek, eğitim durumu, okul öncesi dönemde bakan kişi) demografik özellikleri değerlendirilmiştir. Öğretmenlik mesleğinin annenin mükemmeliyetçilik düzeyi ile ilişkisi araştırılmış ve yapılan analizlere göre sadece Aileden Eleştiri puanlarının annenin öğretmen olup olmama durumuna göre istatiksel olarak anlamlı düzeyde farklılaştığı tespit edilmiştir. Öğretmen olan annelerin öğretmen olmayan annelere göre Aileden Eleştiri puanları anlamlı derecede düşük bulunmuştur. Annenin mesleğinin öğretmen olması ile 15-30 yaş arası çocuğunun mükemmeliyetçilik düzeyi arasındaki ilişki incelendiğinde, çocukların sadece Kişisel Standartlar puanlarının annelerinin öğretmen olup olmama durumuna göre istatiksel olarak anlamlı düzeyde farklılaştığı tespit edilmiştir. Annesi öğretmen olan çocukların Kişisel Standartlar puanı diğerlerine göre anlamlı derecede yüksektir. Annenin mesleğinin öğretmen olması ile 15-30 yaş arası çocuğunun kaygı düzeyi arasındaki ilişki incelendiğinde ise çocukların aldıkları kaygı puanlarının annelerinin öğretmen olup olmama durumuna göre anlamlı düzeyde farklılaşmadığı tespit edilmiştir.
Çocuğun benlik kavramının olumluluğu, annenin mükemmeliyetçiliği ve anne kabul red algısı arasındaki ilişkilerin incelemesi
Bu çalışmanın amacı, annenin mükemmeliyetçiliğinin çocuğunun benlik kavramına olan etkisinde anne kabul-red algısının biçimlendirici etkisini incelemektir. Bu amaçla yaş ortalamaları 39.7 olan 150 anneye "Çok Boyutlu Mükemmeliyetçilik Ölçeği", araştırmaya katılan annelerin yaş ortalamaları 12.6 olan 150 çocuğuna ise "Piers-Harris Çocuklar İçin Öz Kavramı Ölçeği" ve "Ebeveyn Kabul Red Ölçeği Anne Kısa Formu" uygulanmıştır. Yapılan analizlerin sonuçlarına göre annenin kendine yönelik mükemmeliyetçiliği ve toplumsal beklentiye yönelik mükemmeliyetçiliğinin, çocuğun benlik kavramının olumluluğu ile olan ilişkisinde anneden algılanan sıcaklık-duygulanım, düşmanlık-saldırganlık, umursamazlık-ihmal ve farklılaşmamış reddin biçimlendirici değişken olmadığı bulunmuştur. Diğerlerine yönelik mükemmeliyetçiliğin ise anne kabul-reddin alt boyutları arasında yer alan sıcaklık alt boyutu ile bir arada biçimlendirici etkiye sahip olduğu bulunmuştur. Araştırmanın bulgularına bakıldığında, annenin mükemmeliyetçiliği ile çocuğun öz-kavramı arasındaki ilişki incelendiğinde kendine yönelik mükemmeliyetçilik ve diğerlerine yönelik mükemmeliyetçiliği çocuğun benlik kavramının olumluluğunu negatif yönde yordadığı saptanmıştır. Annenin kendine yönelik mükemmeliyetçilği ve diğerlerine yönelik mükemmeliyetçiliği arttıkça öz-kavramın olumluluğu azalmaktadır. Toplumsal beklentiye yönelik mükemmeliyetçiliğin ise çocuğun benlik kavramı üzerinde yordayıcı bir etkiye sahip olmadığı saptanmıştır. Çalışmanın sonuçları yapılmış benzer çalışmalar ile ve teorik bilgi ile karşılaştırılmıştır.
Estetik cerrahi deneyime sahip bireylerde olumsuz çocukluk çağı yaşantıları, mükemmeliyetçilik ile beden imajı arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışmada temel olarak estetik cerrahi deneyime sahip bireylerde olumsuz çocukluk çağı yaşantıları, mükemmeliyetçilik ile beden imajı arasındaki ilişkilerin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu kapsamda estetik cerrahi deneyimine sahip bireylerin olumsuz çocukluk çağı yaşantıları ve mükemmeliyetçilik algılarının beden imajı üzerindeki yordayıcılığı incelenmiştir. Çalışmanın örneklemi 20-60 yaş arasında Türkiye'de yaşayan 173'ü kadın 62'si erkek olmak üzere toplamda 235 estetik cerrahi deneyime sahip bireyden oluşmaktadır. Veri toplama aracı olarak Kişisel Bilgi Formu, Çocukluk Çağı Travmalar Ölçeği, Beden İmajı Ölçeği, Frost Çok Boyutlu Mükemmeliyetçilik Ölçeği kullanılmıştır. Bulgularda nicel ölçme araçlarından elde edilen verilerin analizi sonucunda estetik cerrahi deneyime sahip bireylerin olumsuz çocukluk çağı yaşantıları ile beden imajı arasında negatif yönlü ilişkinin var olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu çalışmada belirtilen örneklemde beden imajı ile mükemmeliyetçilik alt boyutlarından hata yapma endişesi, ailesel beklenti, ailesel eleştiri, yaptığından emin olamama ile negatif yönde; düzen alt boyutu ile pozitif yönde ilişki olduğu belirlenmiştir. Bu araştırmada ayrıca, estetik cerrahi deneyimine sahip bireylerin olumsuz çocukluk çağı yaşantılarından fiziksel ihmal ve aşırı kontrol, mükemmeliyetçiliğin hata yapma endişesi, kişisel standartlar ve düzen alt boyutlarının beden imajını yordadığı sonucu ortaya çıkmıştır. Gelecek araştırmalar için estetik cerrahi operasyon planlayan ve/veya geçirmiş bireylerde çocukluk çağı travmalarının ve mükemmeliyetçiliklerinin ele alındığı nitel ve nicel yöntemlerin kullanıldığı klinik araştırmalar yapılması önerilebilir.
Psikiyatrik belirtiler ile belirsizliğe tahammülsüzlük ve mükemmeliyetçilik arasındaki ilişkide deneyimsel kaçınmanın aracı rolü
Bu çalışmada psikiyatrik belirtiler ile belirsizliğe tahammülsüzlük ve olumsuz mükemmeliyetçilik arasındaki ilişkide deneyimsel kaçınmanın aracı rolü yapısal eşitlik modeliyle sınanmıştır. Araştırma panik bozukluğu, yaygın anksiyete bozukluğu, obsesif kompulsif bozukluğu, sosyal anksiyete bozukluğu, travma sonrası stres bozukluğu, agorafobisi, özgül fobi hastalık kaygısı, majör depresyonu, komorbid anksiyete ve depresyon veya tanımlanmamış diğer bir kaygı bozukluğu tanılarına sahip olan 18-65 yaş aralığında 221 gönüllü katılımcı ile yürütülmüştür. Sonuçlar deneyimsel kaçınmanın psikiyatrik belirtiler ile belirsizliğe tahammülsüzlük ve olumsuz mükemmeliyetçilik arasındaki ilişkiye tümden aracılık ettiğini göstermiştir. Belirsizliğe tahammülsüzlük ve olumsuz mükemmeliyetçilik arttıkça deneyimsel kaçınmanın arttığı, artan deneyimsel kaçınmanın da psikiyatrik belirtileri arttırdığı görülmüştür. Modelin deneyimsel kaçınmadaki varyansın %55'ini açıkladığı; psikiyatrik belirtilerdeki varyansın da %63'ünü açıkladığı bulunmuştur. Çalışma bulguları deneyimsel kaçınmanın tanılar üstü özelliğini desteklemiş ve deneyimsel kaçınmanın çeşitli psikopatolojiler ve klinik özellikler ile yakından ilişkili olduğunu göstermiştir. Klinik değerlendirmelerde ve tedavide deneyimsel kaçınmanın odağa alınmasının tedavilerin etkisini arttıracağı düşünülmektedir. Araştırma bulguları ilgili alan yazın ışığında tartışılarak klinik uygulamalara yönelik önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Deneyimsel Kaçınma, Belirsizliğe Tahammülsüzlük, Mükemmeliyetçilik, Psikiyatrik Belirtiler, Tanılar Üstü Yaklaşım
Ortoreksiya nervoza ile mükemmeliyetçilik algısı, beden imajı ve algılanan ebeveyn tutumları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmada ortoreksiya nervoza ile mükemmeliyetçilik algısı, beden imajı ve algılanan ebeveyn tutumları arasındaki ilişkinin araştırılması amaçlanmıştır. Araştırma örneklemini, 18-65 yaş arasında araştırmaya katılmayı gönüllü olarak kabul eden 344 kişi oluşturmaktadır. Araştırmada; Bilgilendirilmiş Onam Formu, Sosyo-demografik Bilgi Formu, Ortoreksiya Nervoza Değerlendirme Ölçeği (ORTO-11), Çok Boyutlu Mükemmeliyetçilik Ölçeği (ÇBMÖ), Vücut Algısı Ölçeği (VAÖ), Kısaltılmış Algılanan Ebeveyn Tutumları-Çocuk Formu (KAET-Ç) kullanılmıştır. Değişkenler arasındaki ilişki Pearson Korelasyon Analizi ve Çoklu Doğrusal Regresyon Analizi ile değerlendirilmiştir. Ortoreksiya nervozanın araştırmanın ana değişkenleri ile olan ilişkisine bakıldığında; mükemmeliyetçilik ve mükemmeliyetçilik alt boyutları ile ortoreksiya nervoza puanı arasında negatif yönde anlamlı ilişki bulunmuştur. Beden imajı ve algılanan ebeveyn tutumları alt boyutları ile ortoreksiya nervoza puanı arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Kendine yönelik mükemmeliyetçilik alt boyutunun ortoreksiya nervozayı yordadığı; beden imajı ve algılanan ebeveyn tutumları alt boyutlarının ortoreksiya nervozayı yordamadığı bulunmuştur. Sonuç olarak; mükemmeliyetçilik algısı ve alt boyutları ile ortoreksiya nervoza arasında pozitif yönde ilişki vardır. Aynı zamanda kendine odaklı mükemmeliyetçilik eğilimleri ortoreksiya nervozayı yordamaktadır. Bu açıdan bakıldığında ortoreksiya nervoza ile ilgili yapılacak çalışmalarda kişilerin mükemmeliyetçilik algısının dikkate alınmasının faydalı olacağı düşünülmektedir.
Bir grup üniversite öğrencisinde sosyal kaygı, depresyon ve anne-baba tutumları ile mükemmelliyetçilik eğilimleri ve üniversiteye uyum arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi
Bu araştırmada, üniversite öğrencilerinin sosyal fobi, depresyon ve anne-baba tutumları ile mükemmeliyetçilik eğilimleri ve üniversiteye uyum arasında ilişkileri incelemek amaçlanmıştır. Çalışma kapsamında; sosyal fobi, depresyon ve anne-baba tutumları ile mükemmeliyetçilik eğilimlerinin üniversiteye uyum üzerindeki etkileri incelenmiştir. Araştırmada elde edilen veriler SPSS (Statistical Package for Social Sciences) for Windows 22.0 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Mann Whitney-U testi, Kruskal Wallis testi kullanılmıştır. Kruskal Wallis testi sonrasında farklılıkları belirlemek üzere tamamlayıcı olarak Mann Whitney-U testi kullanılmıştır. Araştırmanın sürekli değişkenleri arasında Spearman Korelasyon ve Regresyon analizi uygulanmıştır. Araştırmaya 2015-2016 eğitim öğretim yılında Yeditepe Üniversitesi'nin farklı fakültelerinin 1., 2., 3. ve 4. sınıflarında öğrenim gören toplam 196 öğrenci katılmıştır. Araştırma kapsamında; üniversite öğrencilerinin üniversiteye uyumu ölçmek için, "Üniversiteye Uyum Ölçeği"nin; sosyal kaygı düzeylerini belirlemek için Liebowitz Sosyal Kaygı Ölçeği, depresyon düzeylerini ölçmek için Beck Depresyon Ölçeği, anne-baba tutumlarını değerlendirmek için Ana Baba Tutum Ölçeği ve mükemmeliyetçilik düzeylerini belirlemek için Çok Boyutlu Mükemmeliyetçilik Ölçeği ve diğer demografik özellikleri hakkında bilgi toplamak için araştırmacı tarafından geliştirilen bir kişisel bilgi formu kullanılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen bulgular, alan yazın ile paralellik göstermektedir. Üniversiteye uyum ile sosyal kaygı, depresyon, mükemmeliyetçilik ve koruyucu-istekçi anne-baba tutumu arasında negatif yönde anlamlı ilişkiler bulunurken, otoriter anne-baba tutumu ile üniversiteye uyum arasında anlamlı bir ilişki bulunmazken; üniversiteye uyum ile demokratik anne-baba tutumu arasında pozitif yönde anlamlı ilişkiler olduğu belirlenmiştir. Sosyal kaygı, depresyon, mükemmeliyetçilik ve koruyucu-istekçi anne-baba tutumunun üniversiteye uyumu azalttığı, demokratik ve otoriter anne-baba tutumunun ise arttırdığı saptanmıştır. Öğrencilerin mükemmeliyetçilik düzeylerinin cinsiyet ve sınıf düzeyine göre; akademik uyum düzeylerinin cinsiyete göre anlamlı bir farklılık gösterdiği bulunmuştur. Anahtar kelimeler: Sosyal kaygı, depresyon, anne-baba tutumu mükemmeliyetçilik, uyum, öğrenci
Bir grup çalışan yetişkinde kaygı düzeyi, mükemmeliyetçilik ve öfke arasındaki ilişki
Problemin tanımı: Bu araştırmada Bursa ili içerisindeki üç ayrı fabrikada çalışan sağlıklı yetişkin bireylerde kaygı, mükemmeliyetçilik ve öfke düzeyleri ölçülmüş ve aralarındaki ilişki sosyodemografik değişkenler ışığında incelenmiştir. Yöntem: Araştırmaya 115'i kadın ve 311'i erkek olmak üzere toplam 426 birey katılmıştır. Tüm katılımcılara Sosyodemografik ve Kişisel Bilgi Formu, Beck Anksiyete Ölçeği, Çok Boyutlu Mükemmeliyetçilik Ölçeği ile Sürekli Öfke Öfke Tarz Ölçeği uygulanmıştır. Bulgular: Araştırmada elde edilen veriler SPSS (Statistical Package for Social Sciences) for Windows 17.0 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Mann Whitney-U ve Kruskal Wallis Testleri gruplar arası farkları belirlemek, Spearman Korelasyonu ise araştırmanın değişkenleri arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla kullanılmıştır. Sonuç: Araştırmada elde edilen bulgulara göre anksiyete, öfke ve mükemmeliyetçilik düzeyleri açısından farklı demografik özelliklere sahip çalışanlar arasında istatistiksel olarak anlamlı farklar gözlenmemiştir. Örneklemin anksiyete düzeyleri ile öfke toplam puanı ya da alt boyut ortalamaları ile mükemmeliyetçilik toplam puanı ya da alt boyut ortalamaları arasında anlamlı ilişki saptanmamıştır. Öte yandan, başkası odaklı mükemmeliyetçilik alt boyutu ile öfke boyutlarından içte, dışta öfke ve öfke kontrol alt boyutları arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki gözlenmiştir. Elde edilen bulgular mevcut literatür eşliğinde tartışılarak gelecekte yürütülecek araştırmalara ışık tutabilecek önerilere yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Anksiyete, mükemmeliyetçilik, öfke, çalışan yetişkin, fabrika.
Genç erişkinlerde bilişsel duygu düzenlemenin mükemmeliyetçilik ve depresyon ilişkisindeki rolü
Amaç: Bu araştırma, genç erişkinlerde bilişsel duygu düzenleme stratejilerinin mükemmeliyetçilik ve depresyon ilişkisindeki rolünün incelenmesini amaçlamıştır. Yöntem: Araştırma İstanbul Bilim Üniversitesi ve Işık Üniversitesi öğrencileri ve mezunları olmak üzere 192 kişiden oluşmaktadır. Veri toplama aşamasında örneklem grubuna sırasıyla, Gönüllü Olur Formu, Sosyodemografik Bilgi Formu, Bilişsel Duygu Düzenleme Ölçeği (BDDÖ), Beck Depresyon Envanteri (BDE) ve Çok Boyutlu Mükemmeliyetçilik Ölçeği (ÇBMÖ) uygulanmıştır. Bulgular: Araştırmanın bulguları incelendiğinde mükemmeliyetçilik ile depresyon arasında anlamlı bir ilişki gözlenmiştir. Yüksek mükemmeliyetçilik skorları ile bilişsel duygu düzenleme stratejilerinden olayın değerini azaltma, felaketleştirme ve diğerlerini suçlama alt boyut skorları arasında anlamlı ilişkiler gözlenmektedir. Ayrıca yüksek depresyon skorları bilişsel duygu düzenleme stratejilerinden kendini suçlama, kabul, ruminasyon, plan yapmaya yeniden odaklanma, olumlu yeniden değerlendirme, felaketleştirme ve diğerlerini suçlama skorları arasında anlamlı bir ilişki göstermiştir. Mükemmeliyetçiliğin depresyon üzerindeki etkisinin felaketleştirme ve diğerlerini suçlama stratejileri tarafından sağlandığı gözlenmektedir. Sonuç: Araştırmadan elde edilen bulgulara göre, duygu düzenleme stratejilerinden; kendini suçlama, kabul, ruminasyon, plan yapmaya yeniden odaklanma olumlu yeniden değerlendirme depresyon ile ilişkili bulunurken, mükemmeliyetçilik ile ilişkili bulunmamıştır. Felaketleştirme ve diğerlerini suçlama stratejileri de mükemmeliyetçilik tarafından tetiklenerek depresyonu etkilemektedir. Anahtar Kelimeler: Bilişsel Duygu Düzenleme, Mükemmeliyetçilik Depresyon
Çocukluk çağı travmaları ile mükemmeliyetçilik, ortorektik belirtiler ve yeme tutumu arasındaki ilişki
Amaç: Bu çalışmanın amacı, çocukluk çağında yaşanmış olan travmalar ile erişkinlikteki mükemmeliyetçilik eğiliminin, ortorektik belirtilerin ve yeme tutumunun birbiriyle ve tüm değişkenlerin sosyodemografik özellikler ile olan ilişkisini incelemektir.Yöntem: Bu araştırma www.docs.google.com bağlantısı yoluyla herhangi bir psikiyatrik hastalığı olmayan erişkin yaştaki 180'i kadın ve 200'ü erkek olmak üzere toplam 380 katılımcı ile yürütülmüştür. Araştırma kapsamında veri toplama araçları olarak sırasıyla Sosyodemografik ve Diğer Bilgi Formu, Çocukluk Çağı Travmalar Ölçeği (ÇÇTÖ), ORTO-11 Testi, Frost Çok Boyutlu Mükemmeliyetçilik Ölçeği (FÇBMÖ) ve Yeme Tutumu Testi (YTT) kullanılmıştır. Analizler sonucunda örneklemin FÇBMÖ ve ORTO-11 testi puanlarının normal dağılım; ÇÇTÖ ve YTT toplam puanlarının normal olmayan dağılım gösterdiği bulunmuştur. Örneklemin yaş ortalaması 25.82±7.31 ve yaş aralığı 18 ile 57'dir. Bulgular: Araştırmanın örnekleminin çoğunluğunu eğitim düzeyi üniversite ve üzeri (%87.1), bekar (%87.9) ve gelir düzeyi orta (%63.9) olan bireyler oluşturmuştur. Katılımcıların ORTO-11 ve YTT puanları arasında pozitif yönde anlamlı ilişki bulunurken; FÇBMÖ ile negatif yönde anlamlı ilişki bulunmuştur. Örneklemin ÇÇTÖ toplam puanları ile FÇBMÖ alt boyutlarından hata yapma endişesi, ailesel eleştiri ve yaptığından emin olamama puanları arasında pozitif yönde anlamlı ilişkiler gözlenmiştir. Sonuç: Araştırmanın bulgularına göre örneklemimizin çocukluk çağı travma düzeyleri arttıkça mükemmeliyetçilik alt boyutlarından hata yapma endişesi, ailesel eleştiri ve yaptığından emin olamama düzeyleri de artmaktadır. Çocukluk çağı travma düzeyleri ve ortorektik belirti düzeyleri arasında anlamlı bir ilişki bulunmamıştır.Örneklemimizde ortorektik belirti düzeyleri arttıkça yeme tutumunda bozulmalar artmakta ve mükemmeliyetçilik düzeyleri azalmaktadır. Anahtar Kelimeler: Çocukluk çağı travmaları, mükemmeliyetçilik, ortoreksiya nervoza, yeme tutumu, sosyodemografik özellikler
Ebeveyn mükemmeliyetçiliğinin çocuktaki kaygı düzeyine etkisi: Çocuktaki mantık dışı inançların aracı rolü
Bu çalışmanın amacı; ebeveynlerin mükemmeliyetçilik düzeyi, çocuktaki kaygı ve mantık dışı inanç düzeyi değişkenleri arasındaki olası ilişkilere odaklanarak ebeveynlerin mükemmeliyetçilik düzeyi ve çocukların kaygı düzeyi arasındaki ilişkide çocuklardaki mantık dışı inanç düzeyinin aracı rolünü incelemektir. Çalışmanın örneklemini Balıkesir ve İstanbul'da yaşayan 10-13 yaş arasında bulunan 5., 6., 7., 8. sınıf öğrencileri ile bu öğrencilerin anne ve babaları oluşturmaktadır. Çocukların kaygı ve mantık dışı inanç düzeylerini belirlemek amacıyla sırasıyla Çocuklar İçin Durumluk-Sürekli Kaygı Envanteri (ÇDSKE) ve Ergenler İçin Mantık Dışı İnançlar Ölçeği (EMİÖ); ebeveynlerin mükemmeliyetçilik düzeylerini ölçmek için ise Çok Boyutlu Mükemmeliyetçilik Ölçeği (ÇBMÖ) kullanılmıştır. Ayrıca sosyodemografik özelliklerin değerlendirilebilmesi için Sosyodemografik Bilgi Formu kullanılmıştır. Bu doğrultuda temel hipotezlerin test edilmesi amacıyla yapılan doğrusal hiyerarşik regresyon analizlerinden edilen bulgulara göre annelerin başkalarına yönelik mükemmeliyetçilik düzeyinin, çocukların durumluk-sürekli kaygı ve mantık dışı inanç düzeyi üzerinde; çocukların mantık dışı inanç düzeyinin çocukların kaygı düzeyi üzerinde anlamlı bir yordayıcı etkiye sahip olduğu (p<.05) görülmüştür. Annelerin başkalarına yönelik mükemmeliyetçilik düzeyinin çocuğun durumluk-sürekli kaygı düzeyi üzerindeki etkisinde çocukların mantık dışı inanç düzeyinin anlamlı bir aracı etkiye sahip olduğu görülmektedir.
Ön ergenlerin olumlu ve olumsuz mükemmeliyetçilik düzeylerinin mantıkdışı inançlar ve problem çözme becerisi ile ilişkisinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, iki boyutuyla incelenen mükemmeliyetçilik kavramının ergenlik döneminde ilk işaretlerini veren mantıkdışı inanç düzeyi ile problem çözme becerisi üzerindeki yordayıcı etkilerini incelemektir. 383 katılımcının bulunduğu bu araştırmanın örneklemini 11-15 yaş arası ilköğretim ikinci kademede öğrenim gören 6., 7. ve 8. sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Çalışmada katılımcıların problem çözme, mantıkdışı inançlar ve mükemmeliyetçilik düzeylerini değerlendirmek için sırasıyla; Olumlu ve Olumsuz Mükemmeliyetçilik Ölçeği (OOMÖ), Ergenler için Mantıkdışı İnançlar Ölçeği (EMİÖ) ve Çocuklar için Problem Çözme Envanteri (ÇPÇE) kullanılmıştır. Ayrıca sosyodemografik özelliklerin değerlendirilmesi için de Sosyodemografik Özellikler Veri Formu kullanılmıştır. Temel hipotezlerin analizinden elde edilen bulgulara göre; olumlu mükemmeliyetçiliğin ve olumsuz mükemmeliyetçiliğin mantıkdışı inançlar ve problem çözme becerisi üzerinde anlamlı bir yordayıcı etkiye sahip olduğu görülmüştür (p<.05).
Geç ergenlik döneminde olumsuz değerlendirilme korkuları ve yeme tutumları arasındaki ilişkide mükemmeliyetçiliğin aracı rolünün incelenmesi
Amaç: Bu araştırmanın amacı geç ergenlik dönemindeki bireylerin yeme tutumları ile olumsuz değerlendirilme korkuları arasındaki ilişkide mükemmeliyetçilik düzeylerinin aracı etkisinin incelenmesidir. Buna ek olarak, araştırmaya katılan katılımcıların yeme tutumlarının, çok boyutlu mükemmeliyetçiliklerinin ve olumsuz değerlendirilme korkularının sosyodemografik verilerle ilişkileri araştırılmıştır. Yöntem: Araştırmaya Araştırmaya 18-24 yaş aralığında geç ergenlik döneminde olan 399 birey katılmıştır. Katılımcıların %57.1'i (N=228) cinsiyetini kadın %42.6'sı (N=170) cinsiyetini erkek ve %.3'ü (N=1) cinsiyetini diğer olarak belirtmiştir. Araştırmada verileri toplamak için Kişisel Bilgi Formu, Yeme Tutum Testi Kısa Formu (YTT-26), Çok Boyutlu Mükemmeliyetçilik Ölçeği (ÇBMÖ) ve Olumsuz Değerlendirilme Korkusu Ölçeği-Kısa Formu (ODKÖ) kullanılmıştır. Bulgular: Araştırmada elde edilen istatistiksel verilere göre mükemmeliyetçiliğin ve olumsuz değerlendirilme korkusunun yeme tutumunu anlamlı düzeyde ve pozitif yönde yordadığı bulunmuştur. Bunun yanısıra, geç ergenlik dönemindeki bireylerin yeme tutumları ile olumsuz değerlendirilme korkusu arasındaki ilişkide mükemmeliyetçiliğin kısmi aracı etkiye sahip olduğu görülmüştür. Sosyodemografik verilere göre yapılan istatistiksel analizlerde ise katılımcıların yeme tutumu ve olumsuz değerlendirilme korkusu düzeylerinin cinsiyet değişkenine göre anlamlı olarak farklılaştığı bulunmuştur. Mükemmeliyetçiliğin ise cinsiyet değişkenine göre anlamlı olarak farklılaşmadığı bulunmuştur. Ayrıca, yeme tutumu, mükemmeliyetçilik ve olumsuz değerlendirilme korkusu düzeylerinin yaş değişkenine göre anlamlı olarak farklılaştığı bulunmuştur. Son olarak, katılımcıların yeme tutumu düzeylerinin sigara-alkol kullanımı, sosyal medya kullanım süresi, düzenli spor yapımı, spor yapma süresi ve ekonomik durum ile incelenmesi sonucu sosyal medya kullanım süresi ve spor yapma süresi ile anlamlı olarak farklılaştığı bulunmuştur. Sonuç: Mükemmeliyetçiliğin ve olumsuz değerlendirilme korkusunun yeme tutumunu anlamlı düzeyde yordadığı; geç ergenlik dönemindeki bireylerde mükemmeliyetçiliğin yeme tutumu ile olumsuz değerlendirilme korkusu üzerindeki etkisinde kısmi aracı etkiye sahip olduğu saptanmıştır. Yeme tutumunda bozulmalar meydana gelmeden yordayıcılarına ilişkin farkındalık çalışmaları yapılması ile sürece müdahale edilebileceği ve yeme bozukluklarının azaltılabileceği düşünülmektedir. Bu bağlamda araştırmanın literatüre katkı sağlayacağı düşünülmektedir.
Ortorektik belirtiler ve yeme tutumu ile benlik saygısı ve mükemmeliyetçilik arasındaki ilişki
Amaç: Bu araştırmanın amacı ortorektik belirtiler ve yeme tutumu ile benlik saygısı ve mükemmeliyetçilik arasındaki ilişkiyi ve değişkenlerin sosyodemografik özelliklere göre ne şekilde farklılık gösterdiğini incelemektedir. Yöntem: Çalışmanın örneklemini erişkin yaşta 287 kadın ve 236 erkek olmak üzere toplam 523 katılımcı oluşturmaktadır. Örneklemin yaş ortalaması 27.22±5.99'dur ve psikiyatrik tedavi gören katılımcılar araştırmadan dışlanmıştır. Tüm katılımcılara sırasıyla Sosyodemografik Özellikler ve Bilgi Formu, ORTO-11 Testi, Yeme Tutum Testi (YTT-40), Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği (RBSÖ) ve Frost Çok Boyutlu Mükemmeliyetçilik Ölçeği (FÇBMÖ) uygulanmıştır. Bulgular: Örneklemin ORTO-11 puanları ile YTT-40 ve FÇBMÖ toplam ve alt boyutlarından hata yapma endişesi, kişisel standartlar, ailesel beklentiler, yaptığından emin olamama ve düzen puanları arasında negatif yönde anlamlı ilişkiler saptanmıştır. Ayrıca yapılan hiyerarşik regresyon analizine göre FÇBMÖ'nün kişisel standartlar ve düzen alt boyutlarının ORTO-11 puanlarını yordadığı gözlenmiştir. Örneklemin YTT-40 puanları ile FÇBMÖ'nün hem toplam hem tüm alt boyut puanları arasında pozitif yönde anlamlı ilişkiler saptanmıştır. Ayrıca yapılan hiyerarşik regresyon analizine göre FÇBMÖ'nün kişisel standartlar alt boyutunun YTT-40 puanlarını yordadığı gözlenmiştir. Örneklemin ORTO-11 puanları ve YTT-40 puanları ile RBSÖ puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olmadığı ve RBSÖ'nin ORTO-11 ve YTT-40 puanlarını yordamadığı saptanmıştır. Sonuç: Araştırmada elde edilen bulgulara göre örneklemde ortorektik belirtiler arttıkça yeme tutumundaki bozulmalar ve mükemmeliyetçiliğin hata yapma endişesi, kişisel standartlar, ailesel beklentiler, yaptığından emin olamama ve düzen alt boyutlarının düzeyleri de artmaktadır. Ayrıca örneklemde her boyutu ile mükemmeliyetçilik düzeyleri arttıkça yeme tutumundaki bozulmalar da artmaktadır. Mükemmeliyetçiliğin kişisel standartlar ve düzen alt boyutları ortorektik belirtilerin; mükemmeliyetçiliğin kişisel standartlar alt boyutu ise yeme tutumundaki bozulmaların açıklanmasında rol oynamaktadır.
Lise öğrencilerinde benlik saygısı, mükemmeliyetçilik, anne baba tutumları, kaygı ve depresyon arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışma, ergenlerde benlik saygısı, mükemmeliyetçilik, anne baba tutumları, kaygı ve depresyon arasındaki ilişkiyi incelemeyi amaçlamıştır. Çalışma, Bakırköy ilinde lise öğrenimi gören 302 öğrenci ile yürütülmüştür. Öğrencilere, Kişisel Bilgi Formu, Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği, Anne-Baba Tutum Ölçeği, Mükemmeliyetçilik Ölçeği, Beck Depresyon Ölçeği ve Beck Anksiyete Ölçeği uygulanmıştır. Elde edilen bulgulara göre, cinsiyet, sınıf, kardeş sayısı, doğum sırası ve ebeveyn eğitim düzeyi değişkenleri açısından algılanan ebeveyn tutumları, kaygı, depresyon ve benlik saygısı puanları anlamlı düzeyde farklılık göstermektedir. Araştırma değişkenleri arasındaki ilişki incelendiğinde kaygı, depresyon ve mükemmeliyetçilik alt boyutlarının algılanan ebeveyn tutumlarıyla ilişkili olduğu bulunmuştur. Mükemmeliyetçilik alt boyutlarının yordayıcıları incelendiğinde, kendine yönelik mükemmeliyetçilik alt boyutunun öğrencilerin kaygı düzeyi ve algılanan koruyucu-istekçi ebeveyn tutumu tarafından pozitif yönlü; algılanan demokratik ebeveyn tutumuyla negatif yönlü ve anlamlı düzeyde yordandığı tespit edilmiştir. Sosyal kaynaklı mükemmeliyetçilik alt boyutu ise öğrencilerin kaygı ve algılanan koruyucu-istekçi ebeveyn tutumu tarafından pozitif yönlü ve anlamlı düzeyde yordandığı saptanmıştır. Çalışmada elde edilen bulguların, ergenlere yönelik sağlanacak ve psikososyal gelişimi destekleyecek eğitim ve müdahale çalışmalarına katkı sağlayabileceği ve bu konuya ilişkin ileri çalışmaların yürütülebileceği düşünülmektedir.
Romantik ilişkilerdeki mükemmeliyetçiliğin psikolojik iyi oluş ve çocukluk çağı travmalarıyla ilişkilendirilmesi
Literatürü incelediğimizde romantik ilişkilerde mükemmeliyetçilik gün geçtikçe dikkat çeken konulardan biri haline gelmiştir. Bu doğrultuda romantik ilişkilerde mükemmeliyetçilik ile ilgili çalışmaya ihtiyaç duyulduğu görülmektedir. Bu açıdan bu çalışmada bireylerin romantik ilişkilerdeki mükemmeliyetçiliklerinin psikolojik iyi oluş ve çocukluk çağı travmalarıyla ilişkisi ayrı ayrı incelenmiştir. Bu amaç doğrultusunda 170'i kadın, 205'i erkek olmak üzere 375 üniversite öğrencisinin romantik ilişkilerde mükemmeliyetçilik düzeylerini belirlemek amaçlı Romantik İlişkilerde Mükemmeliyetçilik Ölçeği, psikolojik iyi oluş süreçlerini değerlendirmek için Psikolojik İyi Oluş Ölçeği ve çocukluk çağında yaşadıkları travmatik yaşantıları incelemek içinde Çocukluk Çağı Travma Ölçeği uygulanmıştır. Bu ölçekler doğrultusunda romantik ilişkilerdeki mükemmeliyetçilik psikolojik iyi oluş ve çocukluk çağı travmalarıyla ilişkisi incelenmiştir. Elde edilen verilerin istatiksel analizleri gerçekleştirmiş ve tablo şeklinde sunulmuştur. Bu çalışmada veri bağıntılarını analiz etmek için Pearson Korelasyon Analizi, Hiyerarşik Regresyon Analizi, Bağımsız Gruplar t-Testi, Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre, katılımcıların çocukluk çağı travmaları ile romantik ilişkilerde mükemmeliyetçilik ve psikolojik iyi oluş puanları arasında bazı anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Ayrıca katılımcıların çocukluk çağı travmaları ile psikolojik iyi oluş puanlarının romantik ilişkilerde mükemmeliyetçilik puanlarını yordadığı görülmüştür. Son olarak, katılımcıların romantik ilişkilerde mükemmeliyetçilik puanlarının demografik değişkenlerine göre değişmediği belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlar tartışılmış ve bazı önerilerde bulunulmuştur.
Üniversite öğrencilerinin eş seçim tutumları ile kendilik algısı ve mükemmeliyetçilik ilişkisi
Yapılan araştırmada üniversite öğrencilerinin eş seçim tutumları ile kendilik algısı ve mükemmeliyetçilik ilişkisinin incelenmesi, eş seçimi ile ilişkili değişkenler ortaya konarak çift ilişkilerine dair literatüre katkıda bulunulması amaçlanmaktadır. Ayrıca demografik değişkenlerin eş seçim tutumları, kendilik algısı ve mükemmeliyetçilik düzeyi ile ilişkisinin incelenmesi de amaçlardan bir diğeridir. Yapılan araştırma ilişkisel tarama modeli ile tasarlanmıştır. Araştırmanın evrenini üniversite öğrencileri oluşturmaktadır. Yüksek Öğretim Kurumu verilerine göre ülkemizde 4.538.926 lisans öğrencisi bulunmaktadır. %95 güven seviyesine göre örneklem 385 kişi olarak belirlenmiştir. Verilerin analizi için SPSS 21 paket programı kullanılmıştır. Oluşan verilerin normal dağılıp dağılmadığının tespit edilmesi için "Normallik Testi" gerçekleştirilmiş, verilerin normal dağıldığı belirlenmiştir. Parametrik Testlerden, Pearson Korelasyon testi, karşılaştırma analizleri için t-testi ve One Way ANOVA testi kullanılmıştır. Ayrıca romantizm ve eş seçimini yordayan değişkenlerin incelenmesinde çoklu doğrusal regresyon kullanılmıştır. Bu araştırmada cinsiyet, yaş, akademik yıl, gelir durumu, anne-baba tutumu, anne-baba eğitim düzeyi, romantik ilişki durumu ve en uzun ilişki süresine göre ölçek puanlarında farklılıkların olduğu belirlenmiştir. Beraber Yaşama ve zıt kutuplar ile kendilik algısı arasında negatif yönde; idealleştirme ve kendilik algısı arasında pozitif yönde; tam güven ve kendilik algısı ile kendine yönelik mükemmeliyetçilik arasında pozitif yönde; idealleştirme ve kendilik algısı ile başkalarına yönelik mükemmeliyetçilik arasında pozitif yönde; zıt kutuplar ile başkalarına yönelik mükemmeliyetçilik arasında negatif yönde düşük şiddette korelasyon vardır. Beraber yaşama, yalnız ve tek doğru, aşk yeterli, zıt kutuplar, tam güven ve rest toplam ile başkalarınca belirlenen mükemmeliyetçilik arasında pozitif yönde düşük şiddette korelasyon vardır. Başkalarınca belirlenen mükemmeliyetçiliğin, romantizm ve eş seçimi üzerinde pozitif yönlü anlamlı etkisi olduğu belirlenmiştir.
A possible link between perfectionism and navigational strategies: Implications for late adolescence
The studies in this thesis aimed to investigate the possible link between perfectionism and navigational strategies in late adolescence from a developmental psychopathology perspective. Literature suggests that assessing navigational strategies is an efficient way to observe the involvement of multiple memory systems in the etiology of variety of psychopathologies. However, there has not been any study investigating perfectionism, which is a risky personality trait for developing psychopathologies, from this perspective. Accordingly, an experimental design involving a computer-based virtual maze paradigm was established to observe navigational strategies and the efficiency for the usage of these strategies. Forty-eight late adolescents and 32 young adults participated in the study. After the experiment, their perfectionism scores were assessed by using the Turkish adaptation of Frost Multidimensional Perfectionism Scale. The regression analyses indicated a possible link between participants' scores on some of the perfectionism subscales/dimensions and their navigational performances. This link was largely group dependent with the navigational performance of different groups showing different sensitivities to perfectionism subscale scores. When Artificial Neural Networks (ANN) was trained according to these data, participants' maladaptive perfectionism scores could be predicted with great ease by behavioral data during training trials in the virtual maze. Related clinical implications, limitations and future directions for research were discussed.
The investigation of the link between perceived stress, perfectionism, body image perception and steroid hormones in late adolescent females during the menstrual cycle
The studies in this thesis aimed to investigate the link between perceived stress, perfectionism, body image perception and steroid hormones in late adolescent females during the menstrual cycle. Literature suggests that body dissatisfaction in women is associated with the etiology of some psychopathologies such as anxiety, depression and eating disorders. These psychopathologies are also highly related with perfectionism. However, there are not enough studies investigating the correlation between perfectionism and body image perception from biological perspective. Therefore, 82 naturally cycling female undergraduates between the ages of 18 to 26 participated in a experimental study in which their steroid hormones (cortisol, estrogen and progesterone) levels were measured. Also, perfectionism, body satisfaction, perceived stress scores and body-related stroop task response times were calculated. The regression analyses showed that adaptive perfectionism and body satisfaction were correlated positively. In addition, moderation analyses indicated that the effects of cortisol which is a stress hormone were moderated by maladaptive perfectionism in the context of body image perception. The findings of the current study provided insights to the importance of biological aspect of body image perception and perfectionism in late adolescence females during the menstrual cycle. Keywords: Late Adolescence Females, Menstrual Cycle, Perfectionism, Body Image Perception, Steroid Hormone
Mükemmeliyetçi ergenlerde akademik ruminasyonun hedef yönelimleri üzerindeki etkisi
This study aimed to show that academic rumination is an important risk factor for the quality of achievement goal orientations, especially in Socially- Prescribed Perfectionist (SPP) late adolescents. SPP personality trait and academic rumination are risk factors for the quality of achievement goal orientations. Surprisingly, there is no research investigating the effect of academic rumination on achievement goal orientations in SPP adolescents. The present research had two studies. In the Study I, 420 late adolescents completed the Hewitt & Flett's Multidimensional Perfectionism Scale (MPS-HF), Achievement Goal Orientation Questionnaire (AGOQ), Beck Depression Inventory (BDI) and Beck Anxiety Inventory (BAI). The purpose of this study is to test the factor features of the MPS-HF and AGOQ and to determine the participants who meet the SPP criteria. In the Study II, 32 late adolescents who have SPP and 32 late adolescents who have not SPP (i.e., non- SPP) trait were induced academic rumination. Their achievement goal orientation sub- type levels were measured at the pre-rumination and post-rumination induction stages. The results demonstrated that the academic rumination had no significant effect on any achievement goal orientation sub-type. Also, the academic rumination had no significant higher effect on any achievement goal orientation sub- type of SPP group than non- SPP group. In discussion section, developments that can be made in the content of academic rumination task are suggested for future studies. In addition, it was thought that the importance of the academic failure memory for the individual should be take into consideration. Keywords: Multidimensional Perfectionism, Socially- Prescribed Perfectionism, Academic Rumination, Achievement Goal Orientations
Spor örgütlerinde mükemmeliyetçilik algısı ile kariyer planlama tutumları arasındaki ilişki
Bu araştırmanın amacı, spor örgütü çalışanlarının mükemmeliyetçilik algısı ile kariyer planlama tutumları arasındaki ilişkinin değerlendirilmesidir. Belirlenen amaç doğrultusunda, ilişkisel tarama yöntemi ve nedensel karşılaştırma yönteminden yararlanılmıştır. Veri toplama yöntemi olarak; anket tekniği uygulanarak, gönüllülük esasına dayalı, yüz yüze ve online veri toplanmıştır. Araştırmanın evrenini; İstanbul Büyükşehir Belediyesi İstanbul Spor Etkinlikleri ve İşletmeciliği Ticaret AŞ (Spor İstanbul) çalışanları oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi; basit tesadüfi örnekleme yöntemi ile belirlenmiştir ve 657 Spor İstanbul AŞ çalışanı, çalışmanın örneklemini oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak; kişisel bilgi formu, Çok Boyutlu Mükemmeliyetçilik Ölçeği-H ve Kariyer Planlama Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen verilerin analizi; IBM SPSS 25.0 programında yapılmıştır. Katılımcılara ilişkin kişisel bilgiler, envanter ortalamaları ve faktör puanları, frekans (f) ve yüzde (%) değerleri tespit edilerek verilmiştir. Ölçeklerin genelinin ve alt boyutlarının güvenirlik düzeylerinin belirlenmesi amacıyla güvenirlik analizi yapılmış ve "Chronbach Alfa Katsayısı" elde edilmiştir. İstatistiki işlem olarak araştırma amacı doğrultusunda oluşturulan hipotezleri test etmek için, Mann Whitney U, Kruskal Wallis-H Testi ve Spearman Korelasyon analizlerinden faydalanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda, katılımcıların mükemmeliyetçilik ve kariyer planlama düzeylerinin yüksek seviyede olduğu tespit edilmiştir. Genel olarak katılımcıların, mükemmeliyetçilik düzeyi ile kariyer planlama tutumları arasında, zayıf ve orta düzeyde olumlu yönde ilişkiler görülmektedir. Başka bir ifadeyle spor hizmet işletmesi çalışanlarının, mükemmeliyetçilik düzeyi geliştirildikçe, aynı doğrultuda kariyer planlama tutumları da gelişim gösterecektir. Ayrıca, katılımcıların kendine yönelik mükemmeliyetçilik ile kariyer planlama, kendini değerlendirme ve hedef belirleme boyutları arasındaki ilişki, diğerlerine yönelik mükemmeliyetçilik ile kariyer planlama, fırsatları tanıma boyutu arasındaki ilişki ve toplum tarafından dayatılan mükemmeliyetçilik ile kariyer planlama, hedef belirleme boyutu arasındaki ilişki dikkate değer bir büyüklüktedir. Katılımcıların cinsiyetlerine göre mükemmeliyetçilik düzeyi, diğerlerine yönelik mükemmeliyetçilik boyutunda, yaşlarına göre mükemmeliyetçilik tüm alt boyutlarında, eğitim durumlarına göre kendine yönelik mükemmeliyetçilik boyutunda, kurum içi statü, mesleki tecrübe ve hizmet içi eğitim alma durumlarına göre, kendine yönelik mükemmeliyetçilik ve diğerlerine yönelik mükemmeliyetçilik boyutlarında anlamlı farklılık olduğu belirlenmiştir. Katılımcıların cinsiyet ve eğitim durumlarına göre kariyer planlama tutumları, kendini değerlendirme boyutunda, yaşlarına göre fırsatları tanıma, hedef belirleme ve plan oluşturma boyutlarında, statülerine göre kendini değerlendirme, fırsatları tanıma ve hedef belirleme boyutlarında, mesleki tecrübe değişkenine göre kendini değerlendirme, fırsatları tanıma ve plan oluşturma boyutlarında hizmet içi eğitim alma durumlarına göre kariyer planlama tutumları tüm alt boyutlarında anlamlı bir farklılık olduğu saptanmıştır. Araştırma sonucunda, kurumların bir danışman, uzman vb. bir kişiden destek alarak çalışanlarını kariyer planlama doğrultusunda yönlendirilmeleri önerilmiştir. Böylece, çalışanların mükemmeliyetçilik düzeylerinin artırılabileceği ve beraberinde sunulan hizmetin kalitesinin artacağı öngörülmektedir.