Work life

323 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

İş yaşamında üretkenlik karşıtı davranışlar: Ayrımcılık ve adaletsizlik algıları ile olumsuz duyguların etkileri

Bu çalışmada; ayrımcılık algısı, adaletsizlik algısı, olumsuz duygular ve üretkenlik karşıtı iş davranışları arasındaki ilişki incelenmiştir. Araştırma kapsamında hem nitel (derinlemesine mülakatlar) hem de nicel araştırma yöntemleri (anket çalışmaları) kullanılmıştır. 381 kişiden toplanan veriye içerik analizi, faktör analizi, bağımsız örneklemler t testi, korelasyon analizi, tek yönlü varyans analizi ve çok değişkenli hiyerarşik regresyon uygulanmıştır. Çalışmanın sonuçları; ayrımcılık algısının, adaletsizlik algısının ve olumsuz duyguların ara bulucu etkisiyle ÜKD'yi arttırdığına yönelik oluşturulan kuramsal çerçeveyi desteklemektedir. Ayrıca; okul, hemşericilik, hayat görüşü/ideoloji ve yaş kriterleri üzerinden ayrımcılığın cinsiyete dayalı ayrımcılık kadar örgüt içerisinde önemli bilgisel adaletsizlik algısının ÜKD üzerinde büyük etkisi ortaya çıkmıştır. Anahtar Kelimeler: örgütsel adaletsizlik, işyerinde ayrımcılık, üretkenlik karşıtı iş davranışları, olumsuz duygular

AdaletsizlikAyrımcılıkOlumsuz duygulanım+2
İrem Öztürk
TOBB Economics and Technology University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Kişisel koruyucu donanım tasarımlarının kadınların iş hayatındaki yeri: Karşılaşılan sorunlar ve çözüm önerileri

Bu araştırma kişisel koruyucu donanım tasarımlarının kadınların iş hayatındaki yerini, önemini karşılaşılan sorunları ve çözüm önerilerini ortaya koymayı amaçlamıştır. Nitel araştırma yöntemleri temelinde ele alan bu araştırma durum çalışması modeli ile desenlenmiştir. Durum çalışması deseni olarak bütüncül çoklu durum deseni seçilmiştir. Araştırma kapsamında Covid-19 sebebi ile görüşmeler Google Form uygulamasından açık uçlu sorularla yapılmıştır. Araştırmada sadece kadın çalışanlarla görüşülmüştür. Kadın çalışanların meslek grupları; sağlık çalışanları, mühendis-tasarımcı-kalite uzmanı, mimarla ile sınırlanmıştır. Araştırmaya katılan kadın çalışanların yaş aralığı 24 - 61'dir. Toplam katılımcı sayısı 23'tür. Katılımlardan 4 kişi İtalya'da yaşamaktadır. Araştırmaya eklenen İtalyan katılımcılarım sebebi; Covid-19 sürecinde İtalya'nın yüksek kayıplar yaşaması, basına en çok İtalyan doktor ve hemşirelerin yansımadır. Araştırmaya katılan 23 kişide 22 katılımcının, cevaplarının çalışmanın araştırma soruları ve hipotezlerini yanıtlamaya yeterli veri sağlandığı görülmüştür. Araştırmaya boyunca "Kişisel koruyucu donanımla ilgili ulusal ve uluslararası yasa, yönetmelik ve ilkeler nelerdir?", "Kişisel koruyucu donanımların üretim ve kullanımında karşılaşılan tasarımsal ve ergonomik sorunlar nelerdir?", "Kadınlara yönelik kişisel koruyucu donanımlarda karşılaşılan tasarımsal ve ergonomik sorunlar ve çözüm önerileri nelerdir?" sorularına cevaplar aranmıştır. Anahtar Kelimeler: Kişisel koruyucu donanım, Kadın ergonomisi, Feminist düşünce, Tasarım, İş sağlığı ve güvenliği

ErgonomiFeminizmKişisel koruyucu donanım+6
Naz Öcal
TOBB Economics and Technology University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessEN

The formal participation of Syrians to the employment in Ankara and attitudes of local people toward Syrians – An experimental design

Despite a significant Syrian population in Turkey, the proportion of Syrians with work permits is low. Promoting their legal employment is necessary for economic benefits, prevention of radicalization, and their right to work. However, given negative attitudes toward Syrian refugees in Turkey, it's crucial to examine how formal employment affects these attitudes. The study employed Contact Theory and Realistic Group Conflict Theory (RGCT) to examine the impact of formal employment of Syrians on attitudes toward them, considering workplace contact and workplace competition. An experimental survey with eight vignettes, varying across three variables with two levels each, was administered to 240 local workers in Ankara's industrial areas. The study found that formal employment is linked to positive attitudes (lower social distance) and lower threat perception, consistent with Contact Theory, while workplace competition is linked to negative attitudes (higher negative emotions) and higher threat perception, consistent with RGCT. However, no significant results were found for hypothesized workplace contact and interactions of manipulations. Also, threat perception was found as a partial mediator in the association between competition and attitudes, and as a full mediator between formal employment and attitudes.

AnkaraMigration policiesRefugees+7
Süeda Kaçdıoğlu
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Çalışma hayatına katılımda engellilerin yaşadıkları sorunlar: Tekirdağ Süleymanpaşa örneği

Çalışmada çalışma hayatında katılımda bulunan engellilerin yaşadıkları ekonomik ve sosyal yönden sorunların ortaya konulması amaçlanmıştır. Çalışma yaşamı kalitesi için engellilerin çalışma hayatında ve çevresindeki farklı konulardaki düşüncelerinin ortaya konulması için geliştirilmiştir. Kullanılan ölçekte devletin istihdam olanakları yaratmada katkısı engellilerin gözünde nasıl görüldüğü araştırma konusu olduğu için ölçeğe dahil edilmiştir. Aynı zamanda engellilerin aile ve çevresinin davranışlarının engelliler açısından memnuniyet düzeylerini belirlenmeye çalışılmıştır. Engellilerin çalışma sorunlarının daha net şekilde ifade edilebilmesi için engellilerin engellilik oranlarına göre değerlendirmede araştırma kapsamına alınmıştır. Araştırmada ayrıca engellilik türlerine göre değerlendirme yapılmıştır. Tekirdağ'ın Süleymanpaşa ilçesinden kolayda örnekleme ile elde edilen veriler SPSS veri analiz programı ile analiz edilmiştir. Yapılan uygun analizler sonucunda ölçeğin güvenilirliği ve geçerliliği kabul edilmiştir. Ayrıca katılımcıların cinsiyet, yaş, medeni durum, çalışma durumu, çalışma yılları, engellilik türü ve oranı gibi demografik değişkenlerle yapılan analizler sonucunda gruplara göre devletin engellilerin istihdamına yönelik politikaların katılımcılar açısında farklılık gösterdiği ancak aile ve çevrenin göstermiş olduğu davranışların her demografik değişken için farklı sonuçlar gösterdiği belirlenmiştir.

Engelli kişilerTekirdağ-Süleymanpaşaİş hayatı
Emre Can Şahan
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

İş hayatında stres ve tükenmişlik sendromu

Stres, bireylerin zihninde; güç, baskı, tehdit ve zor olan şeyler anlamlarını ifade etmektedir. Bireyler zihinlerinde stresi engellenme, çatışma ve endişe kavramları ile bağdaştırmaktadır. Bu nedenle bireyler strese maruz kaldıklarında birçok olumsuz durumlar ortaya çıkmaktadır. Bu çalışmada amaçlanan; "stres" ve "tükenmişlik" kavramlarını açıklamak, bireylerde, örgütsel stres kaynaklarını ve buna bağlı sonuçları belirleyerek, stresle başa çıkma yöntemlerini saptamak, tükenmişliğin nedenleri ve başa çıkma yollarını belirlemek ve örgütsel stresin swot analizini yapmaktır. Örgütler hızla değişen teknoloji ve rekabet ortamına ayak uydururken, bireyler kendilerine verilen görev ve sorumlulukları yerine getirirken örgütsel strese maruz kalmaktadır. Bu sorunların başında performans düşüklüğü gelmektedir. Bu doğrultuda örgütsel yapıya bağlı stres kaynakları; merkeziyetçilik, aşırı uzmanlaşma, aşırı iş yükü, mobbing, ilerleme ve gelişme fırsatlarının azlığı ve bürokratik engeller; örgütsel stresin neden olduğu başlıca sorunlar ise işe yabancılaşma, iş devamsızlığı, iş kazaları, performans düşüklüğü şeklinde olabilmektedir. Örgütlerin başarıları, büyük ölçüde, bireysel strese ve örgütsel strese neden olan kaynakları ve nedenleri doğru şekilde belirlemek, tükenmişlik sendromuna neden olan faktörleri minimize etmek veya azaltmak, bunların neden olduğu olumsuz durumlara karşı alınan tedbirlere bağlıdır. Stresin ve tükenmişlik sendromunun neden olduğu olumsuz sonuçların doğru bir şekilde giderilmesi veya kontrol altına alınması gerekmektedir. Çalışanları olumsuz yönde etkilemeyecek çalışma ortamı ve koşulları yaratacak, örgütsel performansı yükseltecek optimum stres düzeyini yaratmaya çabalamalıdırlar. Bu konuda, örgütün tüm yöneticilerine de görev düşmektedir.

StresTükenmişlikTükenmişlik sendromu+2
Sultan Esra Gülhan
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Engelli kadınların çalışma hayatına katılımı önündeki sorunlar: Türkiye örneği

Bu çalışmada, engelli kadınların engel durumları ve cinsiyet özelliklerine bağlı dezavantajları birlikte ele alınarak engelli kadın kavramı irdelenmiş ve Türkiye'de engelli kadınların çalışma yaşamına etkin katılımının önündeki sorunlar araştırılarak bu sorunların kaynakları tespit edilmeye çalışılmıştır. Engelli kadınların istihdamı incelenirken tarihsel süreçte ve günümüzde engellilik ve kadın kavramlarının ele alınış biçimi incelenmiştir. Engelli kadın istihdamına yönelik devletin yürüttüğü sosyal politikalar, engellilere ve kadınlara yönelik girişimcilik kursları, devlet tarafından desteklenen projeler açıklanmıştır. Ülkemizde engelli kadınların istihdamı konusunda yürütülen politikalar açıklanırken TÜİK ve İŞKUR'un araştırma verileri ile ülkemizde kamu ve özel sektörde engelli istihdamı ve kadın istihdamına yönelik yapılan araştırmalar birlikte değerlendirilmiştir. Çalışmada, ülkemizde engelli kadınların çift yönlü dezavantajlı durumlarına bağlı iş yaşamında karşılaştıkları sorunların neler olduğu ortaya koyulmuş, engel durumuna ve cinsiyete dayalı ayrımcılık, toplumsal yönüyle ele alınmıştır. Engelli kadınların çalışma hayatına katılmalarının kendilerine, ailelerine ve yaşadıkları topluma yararı ve ülke ekonomisi, refahı ve kalkınması açısından önemi üzerinde durulmuştur.

Engelli istihdamıEngelli kişilerEngellilik+4
Vildan Haykır
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Çalışma hayatında kadınlara yönelik cinsiyet ayrımcılığı: İstanbul Osmanbey semti tekstil firmaları örneği

Kadınların, iş hayatında karşılaştıkları cinsiyet ayrımcılığının tespit edilmesi ve gerekli düzenlemelerin yapılarak çözüm önerilerinin sunulması oldukça önemlidir. Bu çalışmanın amacı, tekstil sektöründe kadın istihdamında karşılaşılan sorunların ve yaşanılan cinsiyet ayrımcılığının ortaya konulmasıdır. Bu bağlamda yürütülen uygulama, kadınların yoğun şekilde istihdam edildiği tekstil sektöründe gerçekleştirilmiştir. Bu tez çalışması kapsamında, İstanbul'daki tekstil firmalarında kadınların yaşadığı sorunlar ve cinsiyet ayrımcılığı geliştirilen anket yardımıyla ölçülmeye çalışılmıştır. Yüz yüze ve online anket yöntemiyle 173 kadın çalışandan toplanılan veriler SPSS (Statistikal Package for Social Sciences) 24.0 paket programı aracılığı ile analiz edilmiştir. Araştırmanın en önemli sonucu ise; katılımcıların kadın istihdamını etkileyen faktörlere katılma düzeyleri ile algıladıkları cinsiyet önyargıları arasında istatistiksel olarak anlamlı, doğru yönlü ve zayıf düzeyde bir ilişkinin olduğunun ortaya çıkmasıdır. Başka bir ifadeyle katılımcıların algıladıkları cinsiyet önyargıları arttıkça, istihdamı etkileyen faktörlerin öneminin de arttığı gözlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Kadın İstihdamı, Cinsiyet Ayrımcılığı, Algılanan Cinsiyet Önyargısı, Tekstil Sektörü

AyrımcılıkCinsel ayrımcılıkKadınlar+6
Tuğçe Tüysüz
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Kariyer planlamanın iş hayatına etkisi

Küreselleşen dünyaya ayak uydurmaya çalışan işletmeler çalışanlarını da bu değişime uyum sağlayabilen kişilerden seçmektedir. Kariyer planlamasını hem kendi isteklerine hem de işletme içerisinde bulunulan pozisyona göre yapan birey büyük tatmin elde etmektedir. Kariyer planlaması yaparken çalışanın yanında işletmelere de görev düşmektedir. İnsanlar psikolojik veya fizyolojik ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla meslek yaşamına girerler. Bu ihtiyaçlarını karşıladıkları ölçüde de bulundukları işletmeye katkıda bulunurlar. Günümüzde artık iş görenlerin motivasyonlarını maddi olanakların yanında manevi olanaklar da etkilemektedir. Son yıllarda, çağdaş işletme yönetimi çerçevesinde; küçülme, dış kaynaklardan yararlanma, öz yetenekler gibi uygulamaların gitgide artması işletmelerin yapılarını değiştirmiş ve hiyerarşik yapılardaki kademe sayısı her geçen gün azalmaya başlamıştır. Bu sebeple işgörenlerin kariyer planı yapıp yönetme süreçleri her geçen gün daha da önemli bir hale gelmektedir. Artık işgörenler kariyerlerini belirlerken tek bir işletmeye bağlı kalmamakta, kendine yeni alternatif kariyer yolları yaratmaktadır. Bu çalışmada kişinin kariyerine yönelik planlama yaparken nelere dikkat etmesi, hangi unsurlara öncelik vermesi gerektiği açıklanmıştır. Ayrıca işletmelere çalışanlarını motive etmek adına büyük sorumluluklar düştüğü için nasıl yardımcı olabilecekleri belirtilmiştir.

KariyerKariyer planlamaKişilik+3
Nilay Durgut
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

İnşaat sektöründe çalışan iş sağlığı ve güvenliğinden sorumlu mühendislerin iş kazalarının önlenmesindeki etkileri

İş yaşamında çalışanların, sağlıklı ve güvenli olması oldukça önemlidir. İş sağlığı ve güvenliğinin öncelikli amacı; çalışanların sağlığını, iş yerinin olumsuz koşullarından iş kazalarından ve meslek hastalıklarından korumaktır. Alınacak önlemler sayesinde, hem çalışan sağlığı korunmuş olacak, hem de çalışanın kendi sağlığına değer verildiğini görmek, işyerine bağlılığını ve çalışma ortamındaki verimini arttırmış olacaktır. Bu araştırmanın amacı Mersin ilinde inşaat sektöründe faaliyet gösteren işletmelerin, İş Sağlığı ve Güvenliği konusunda alınan önlemlere ilişkin uygulamaları hangi düzeyde gerçekleştirdiğinin tespit edilmesidir. Bu amaçla 100 mühendis üzerinde bir anket araştırması gerçekleştirilmiştir. Yapılan analizler sonucunda iş sağlığı ve güvenliği uygulamalarından işletmeler daha çok acil durum planını uyguladıkları tespit edilmiştir. Ayrıca işletmelerdeki mühendislerin iş sağlığı ve güvenliği uygulamalarına bakış açısı medeni durum, yaş, kıdem, gelir durumuna göre değişmediği belirlenmiştir.

GüvenlikMühendislerİnşaat+6
Güver Gül Kurt
Tarsus University · Institute of Graduate Studies
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Spor örgütlerindeki işgörenlerin kariyer yönetimi düzeylerinin iş yaşam kalitesine etkisinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı spor örgütlerindeki iş görenlerin kariyer yönetimi düzeylerinin iş yaşam kalitesine etkisinin incelenmesidir. Bu amaç doğrultusunda 200'ü erkek, 100'ü kadın olmak üzere toplam 300 katılımcı gönüllüden örneklem oluşturma yoluna gidilmiştir. Araştırmada ilişkisel tarama modeli tercih edilmiştir. Analiz edilen verilerin toplama araçları demografik özelliklerin tespiti için araştırmacı tarafından hazırlanan kişisel bilgi formu, Eroğlu, Yavuz Eroğlu ve Karakuş (2021) tarafından geliştirilen 30 maddelik "Kariyer Yönetimi Ölçeği" ve Van Laar, Edwards ve Easton (2007) tarafından geliştirilen, Üstüner ve Akar (2017)'ın Türkçeye uyarladığı 23 maddelik "İş Yaşam Kalitesi Ölçeği"dir. Verilerin yorumlanmasında SPSS 22. paket programı, değerlendirilmesinde ise tanımlayıcı istatiksel yöntem olarak sayı, yüzde, ortalama ve standart sapma hesaplamaları kullanılmıştır. İki bağımsız grup arasında niceliksel sürekli verilerin karşılaştırılması için t-testi, ikiden fazla bağımsız grup arasında niceliksel sürekli verilerin karşılaştırılmasında tek yönlü (One Way) Anova testi uygulanmıştır. T-Testi sonrasında farklılıkları belirleyebilmek adına Cohen d analizi, One Way Anova testi sonrasında farklılıkları görebilmek için Post-Hoc Turkey testinden yararlanılmıştır. Ayrıca değişkenler arasındaki ilişkileri belirlemek için ise Pearson momentler çarpımı korelasyon analizi yapılmıştır. Bu analizler neticesinde kariyer yönetimi ile cinsiyet, medeni durum, mezun olunan bölüm, kıdem yılı ve görev yeri değişkenleri arasında anlamlı bir fark bulunmadığı tespit edilmiştir. Bununla birlikte mezun olunan bölüm ve görev yeri değişkeni ile bireysel kariyer arasında anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir. Ayrıca iş yaşam kalitesi ile cinsiyet, medeni durum, mezun olunan bölüm, kıdem yılı ve görev yeri değişkenleri arasında da anlamlı fark bulgulanmamıştır. Kariyer yönetimi ile iş yaşam kalitesi arasındaki ilişkiye bakıldığında, kariyer yönetimi alt boyutları ve toplam puanı ile iş yaşam kalitesi alt boyutları ve toplam puanları arasında orta düzeyde, pozitif yönde ve anlamlı ilişkiler olduğu bulgulanmıştır. Araştırma sonucuna göre bir takım çözüm önerileri geliştirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Gençlik Spor, Kariyer yönetimi, İş Yaşam Kalitesi

Kariyer yönetimiSporSpor teşkilatları+2
Saffet Dildirim
Siirt University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Bir toplumsal hareketlilik stratejisi olarak eğitim ve mesleki hayat: Genç profesyoneller üzerine bir inceleme

Bu araştırma, profesyonel meslek gruplarına mensup gençlerin bir toplumsal hareketlilik stratejisi olarak yükseköğretim aracılığıyla meslek edinme süreçleri, meslek tercihleri ve çalışma hayatına girişleri sonrasında meslekleri ve toplumsal konumları hakkındaki öznel değerlendirmeleri hakkındadır. Araştırma verileri profesyonel meslek erbabı ve çalışma yaşamlarının erken dönemlerinde bulunan 40 kişi ile gerçekleştirilen derinlemesine mülakatlar yoluyla derlenmiştir. Araştırma, toplumsal hareketlilik sürecinde eğitim ve çalışma yaşamı arasındaki olası bağlantıları analiz etmekte ve bireysel yaşam hikayeleri üzerinden bir sonucu üretmekte etkin olan ilişkilerin ve mekanizmaların neler olduklarını ve nasıl bir etki ortaya çıkardıklarını değerlendirmeyi amaçlanmaktadır. Araştırma bulgularına göre eğitim süreçleri içerisindeki arzu ve beklentiler temel eğitim döneminde geleceğe yönelik tahayyüller biçiminde oluşmakta, süreç içerisinde aile ve bireysel düzeyde elde bulunan imkân ve kaynaklar ile elde edilebilecek mükafatların değerlendirilmesi yoluyla gelişmekte ve biçimlenmektedir. Mesleğe yönelik tercih ve kararlar ise aile imkânları, üniversiteler, öğrenim alanları ve eğitim alınacak şehir etkenlerine dayalı olarak merkezi sınavlardan alınan sonuçlar bağlamında biçimlenmektedir. Meslek ile ilgili değerlendirmeler temel olarak yükseköğretimde kazanılan emek vasfının istihdam piyasası içerisindeki durumu, mezun olunan üniversitenin itibarı ve ailenin sahip olduğu kaynaklara bağlı olarak farklılaşmakta ve bu etkenlere bağlı olarak kamu, özel sektör ve kendi hesabına çalışmak arasında bir yol izlenmektedir. Mesleği icra etmek suretiyle elde edilen mükafatlara yönelik değerlendirmelerin gelir-kazanç boyutunda beklentinin altında bir gelir elde edildiği öne çıkmakta ve bu durum Türkiye'nin mevcut iktisadi durumuyla ilişkili olarak değerlendirilmektedir. Mesleğin icrası yoluyla arzu ve beklentilerin karşılanma düzeyleri ise durumu yeniden gözden geçirmeye bağlı olarak değişmekte, farklı hususlar ön plana çıkabilmekte ya da beklentiler karşılanmasa bile mesleğe yönelik değerlendirme olumlu olabilmektedir. Bu bulgulara dayanarak çalışmanın sonuç kısmında toplumsal hareketliliğin dinamik bir süreç olarak değerlendirilmesi ve değişkenler biçiminde ifade edilmiş belirli neden ve sonuçların analizi yerine daha kompleks bir olgu olarak ele alınması gerektiği ifade edilmektedir.

Okul hayatıSosyal tabakalaşmaToplumsal hareketlilik+1
Onur Aydın
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Üretim işçisi evli kadınların iş ve sosyal yaşamlarının toplumsal cinsiyet eşitliği bakış açısıyla incelenmesi

İş yaşamı hem yaşamsal sorunların ortaya çıktığı hem de kendine has problemleri içinde barındıran bir alandır. Bu sorunlara ek olarak çalışma yaşamı işçi kadınlar için toplumsal cinsiyet eşitsizliği temelinde yani sadece kadın oldukları için karşılaşabilecekleri sorunların da ortaya çıkabileceği bir alan olabilmektedir. İş yaşamı ve aile yaşamının etkileşimi ile birlikte de kadınların sorunları yapısallaşmaktadır. Bu sorunların çözülebilmesi için mevcut durumun ortaya konması önemlidir. Bu çerçevede araştırmanın problemi; üretim alanında çalışan işçi kadınların toplumsal cinsiyet rollerini nasıl deneyimlediklerini, toplumsal cinsiyet deneyimlerinin iş ve aile yaşamına etkilerini ve iş-aile yaşamı etkileşiminden doğan kadına özgü deneyimleri belirleme ihtiyacıdır. Bu araştırmanın amacı üretim işçisi olarak çalışan evli kadınların iş ve sosyal yaşam deneyimleri ile, bu deneyimlerin toplumsal cinsiyet rollerinden nasıl etkilediğine dair derin bir anlayış kazanılmasını sağlamaktır. Niteliksel araştırma yöntemiyle yürütülen bu araştırmada fenomenolojik yaklaşım kullanılmıştır. Araştırmanın katılımcıları benzeşik durum örneklemesi ve amaçlı örnekleme yöntemi ile belirlenmiştir. Araştırma, Manisa Organize Sanayi Bölgesi'nde faaliyet gösteren fabrikalarda işçi olarak çalışan, evli, 18-65 yaş aralığında kadınlar ile yürütülmüştür. Araştırmada, araştırmacı tarafından hazırlanan yarı yapılandırılmış görüşmeler yoluyla veri toplanmış, elde edilen veriler deşifre edilerek MAXQDA Plus 2020 paket programı ile analiz edilmiştir. Tümevarımsal tematik analiz tekniği kullanılmıştır. Araştırma bulguları; "Özel Alanda Kadın İşçi Deneyimleri", "Üretim İlişkileri Temelinde Çalışma Yaşamı" ve "Çalışma Yaşamında Karşılaşılan Eşitsizliklere Çözüm: Hak Koruyucu Olarak Sosyal Hizmet ve Sendika" olarak 3 ana tema altında toplanmıştır. Katılımcıların, iş ve sosyal yaşamlarını eşitsiz cinsiyet ilişkileri temelinde sürdürdüğü anlaşılmıştır. Toplumsal cinsiyet rollerin özel alandaki yaşam pratiklerinde ücretsiz ev içi emek, bakım emeğinin kadının rolü olarak benimsenmesine karşın erkeğin aile bütçesini yönetme görevi öne çıkmaktadır. İş yaşamındaki cinsiyet eşitsizliklerinin ise işe giriş sürecinde, terfi ve yükselmede, zam miktarının belirlenmesinde etkili olduğu ortaya konmuştur.

Evli kadınlarKadın işçilerSosyal hayat+4
Güler Doymaz Aydın
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessEN

Rewarding and recognizing employees: How it-professionals are motivated and prefer to be rewarded. The case if ING Bank Turkey

This thesis is about rewarding, recognition and motivation which are important themes in everyday business life. Traditionally the aim of rewarding has been to improve employee performance and motivate them to work harder. Nowadays rewarding nonetheless is more and more about job satisfaction and satisfying employee's needs which has made the whole rewarding more employee-driven than before. It is commonly known that happy and satisfied employees are more productive than dissatisfied employees and that employees want to be more responsible for how and when they do their job, and eventually how they are been rewarded. Rewarding individually however is not possible especially in organizations where there are hundreds or even thousands of employees so finding a way to satisfy most of the employees is crucial and significant for managers and organizations all around the world. As it was said earlier this thesis is about rewarding and motivation and it includes a research which targets to find out how rewarding is arranged in a company. The aim of the research is to identify the relationship between rewarding and motivation and also to understand how the rewarding is organized in the examined company. The aims are been fulfilled by exploring the literature related to the research topic and by conducting the survey and analyzing the results carefully. The company where the survey was done by anonymous questionnaire survey is ING Bank Turkey's IT-Department which locates in Istanbul, Turkey and where almost 400 employees work. ING is a global company that operates in more than 40 countries and the organization's second biggest IT-department is in Istanbul after the headquarters in the Netherlands which makes the research even more interesting and significant for further use. In order to make sure that the research will be done correctly and that the right questions will be asked the literature review was carefully done by reading and finding out information related to the research topic. Only after that the survey was formed. This ensured that the survey was comprehensive enough and that the validity of survey was secured. The survey consisted of 10 research questions and was send to respondents' emails in March 2015. The survey was send to 80 respondents and it was answered as many as 62 making the respondent rate as high as 77%. The survey was answered anonymously which guaranteed that respondents were able to answer sensible questions as honestly as possible. Results of the survey presented accurate situation in the organization and after deeper analyze the recommendations were completed. Recommendations include substantial proposals and development suggestions how the rewarding in ING Bank Turkey's IT-department should be improved as well as follow-up plan what the company should do next if they wish to motivate and reward their employees better in future. The survey showed that the employees of ING Bank Turkey's IT-department are motivated to their work but dissatisfied with the rewarding methods they use at the company. Most of the respondents felt that the total rewarding is first of all not part of ING Bank Turkey's strategy and secondly not fair. Respondents nevertheless thought their work is important and that managers give feedback. They also liked the social environment and that managers trust on them. For example 50 employees said that social environment at the company helps them to do their job better and 49 said that they can participate in decision making. However 49 also said that financial rewarding motivates them most which is against the theories since according to them financial rewarding methods are not good when considering motivation since they have only short period effect on motivation, they are expensive and some other motivating methods are simply proven to be better. Still many non-monetary rewarding method proposals came out from the survey and they were taken into deeper consideration in the analyzing part of the thesis. The survey included one open question where employees were able to write proposals how to develop the currently used rewarding system. 48 of the respondents used this opportunity and many practical development proposals came out from it and those proposals were used in the recommendations part of the thesis. For example increasing social activities and public praising would make the rewarding system better according to respondents. Social events like team lunches, sport events or playful competitions would increase group spirit and effect positively to job performance. Employees also claimed that the rewarding methods are not fair so definitely developing the methods together with the employees and respecting their advice would improve how the rewarding methods are felt and make it fairer. Also complicated bonus calculations and wrongly or unequally given promotions increase the dissatisfaction so managers should carefully determine how, to how and when they are giving extra promotions and bonuses. Even though the research presented extensively the current situation in the company it is still recommended to conduct a deeper and more specific research in order to get particular answers for developing the rewarding system currently used. Also the survey was not sent to all of the 400 employees so the results cannot be generalized to whole department. Changes in rewarding and motivating methods should always include all of the department's employees and everyone should have a chance to tell their opinion if a survey is made. For this reason before making any changes in the company further research is advised and this thesis can be a framework for a new survey. Since the thesis will be uploaded to online database it can also be used as a help for future researchers who intent to study rewarding in the aspect of motivation. This is a master thesis and in addition to make a research it also aimed to gain student's academic skills and improve research making skills which was succeed during the thesis making process. It was also part of graduation requirements and completing this thesis work graduation was granted. Thesis work helped as well to confirm the researcher's career path into human resources and management and it will help them in future to conduct a corresponding research and to understand more the complexity of human behavior.

BanksInformation technologyING Bank+6
Sinitta Mara
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Master'sOpen AccessTR

İş hayatında uygulanan mobbingin çalışanlar üzerindeki etkileri: Bir uygulama çalışması Türk bilişim sektörü

Sanayi devriminden itibaren devamlı gelişen dünyamız birçok yenilik ve farklılığa ev sahipliği yapmaktadır. Özellikle teknolojik çalışmalarla birlikte insanların yaşam kalitesi artmakta ve hayat kolaylaşmaktadır. Devamlı değişim ve gelişim sirkülasyonu içerisinde zaman zaman olumsuz durumlar gözlemlenmektedir. Çalışma saatlerinin uzun olması, rekabetin artması ve yoğun iş temposu, stres ve baskı ile birlikte işgören kendine zaman ayıramayacak duruma gelmekte ve psikolojik yönden zarar görmektedirler. Çağımızın en büyük tehlikesi olan psikolojik şiddet kavramını iyice anlamak gerekmektedir. Psikolojik şiddet davranışları hedef olarak seçilen birey veya bireylere karşı sistematik olarak doğrudan veya dolaylı yollarla uygulanan, mağdurun kişiliğine, mesleki hayatına ve sağlığına zarar vermek için yapılan kasıtlı ahlaka aykırı tutum ve davranışlardır. Bu çalışmanın amacı, İstanbul'da bilişim sektöründe çalışan personellerin bulundukları işletmede maruz kaldıkları psikolojik şiddet davranışlarının verimliliklerini ne derece etkilediğini ve işten ayrılmalara etkisini tespit etmektir. Ayrıca mobbingi önlemeye yönelik stratejilerin gelişmesi bakımından işverenlere, yöneticilere, insan kaynaklarına, sendika ve derneklere ve kanuni düzenlemelere yararlı olacağı arzu edilmektedir. Mobbing davranışları bilişim sektöründe çalışan personellere, fiziksel ve ruhsal açıdan zarar verdiği gibi görev ve sorumluluklarını yerine getirmesini engellemektedir. Akıl gücü ile işleyen stres ve baskının yoğun görüldüğü bilişim sektöründe meydana gelen psikolojik şiddet davranışlarını saptamak için bu araştırmanın yapılmasına ihtiyaç duyulmuştur. Çalışma teorik olarak anlatıldıktan sonra araştırmanın uygulama kısmında anket çalışması yapılmıştır. Anket çalışması demografik değişkenler, mobbing ve verimlilik soruları ile üç bölüm 38 sorudan oluşmaktadır. Ankete katılanlar birinci bölümde yaş, cinsiyet, eğitim durumu, kıdem, çalışma hayatında geçen süreye yönelik sorular, ikinci bölümde sosyal ilişkilere yönelik, itibarlarına yönelik, mesleki konumlarına yönelik, sağlıklarını tehdit eden davranışlara yönelik sorulara, üçüncü bölümde ise çalışanların işe yönelik davranışları ve performansları ile ilgili sorulara yanıt vermişlerdir. Mobbingi ölçmek için LIPT Questionnaire (Leymann Inventory of Psychological Terror) ölçeği kullanılmış olup beşli likert tipinde hazırlanmıştır. Araştırma bulgularına göre; işyerinde uygulanan psikolojik tacizin verimlilik ile doğrudan ilişkisi saptanmıştır. Buna ek olarak bilişim sektöründeki kadın çalışanlar psikolojik şiddetle daha çok karşılaşmakta ve bunun neticesinde çalışma verimlerinde ciddi düşüşler görülmektedir. Ayrıca verimliliğin kıdem ile doğru orantılı olduğu tespit edilmiştir. Verim kaybı en çok 1-3 yıl, en az 10 yıl ve üzeri çalışanlarda yaşandığı gözlemlenmiştir. Yaş faktörü ile verimlilik arasında ise anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Elde edilen bulgular, mobbing uygulamaları karşısında genç çalışanların yaşlı çalışanlardan daha çabuk etkilendiği ve verimliliklerini yitirdiklerini sonucunu göstermektedir. Bu durumun sebebi olarak özellikle çalışanların yaşlarına paralel olarak sahip oldukları tecrübenin etkili olabileceği düşünülmektedir.

Bilişim sektörüMobbingPsikolojik istismar+2
Kübra Eğer
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessTR

İş yaşamında algılanan örgütsel adaletin çalışanların örgütsel bağlılığına etkisi: İstanbul ili Büyükçekmece ilçesinde bir uygulama

Örgütlerin zorlu iş yaşamında ayakta durabilmesi ve başarılarını bulunduğu pazarda devam ettirebilmesi, doğru stratejik planlamalara ve örgütüne bağlılık duyan işgörenler ile yoluna devam etmelerine bağlıdır. Örgütlerin en büyük güç kaynağı, elinde bulundurduğu iş gücüdür. İşgörenler kendilerini örgütüne ne kadar bağlı hissederse o kadar iş performanslarında artış olmaktadır. İşgörenlerin performansındaki bu artış örgüt verimini olumlu yönde etkilemektedir. İşgörenlerin örgütlerine olan bağlılığı, örgütlerin onlara karşı adaletli tutumları ile paralellik gösterdiği incelemeler sonucu ortaya konmuştur. Bu incelemeler ışığında görülmüştür ki işverenlerin ve örgüt yöneticilerinin, işgörenlerine karşı olan adaletli tutumu çalışanların bağlılığını olumlu yönde etkilemektedir. Bu durum, hem örgüte hem de çalışana pozitif yansıma yapmaktadır. Bu çalışma, bahsetmiş olduğumuz adalet algısı ile çalışanların örgütlerine olan bağlılıklarını ele almaktadır. Anlattığımız bağlılık süreçleri, çalışan ile örgüt arasındaki ilişkinin kıstaslarını detaylı bir şekilde ortaya koymuştur. Araştırmaya, İstanbul ili Büyükçekmece ilçesinde bulunan devlet ve özel okullarda eğitim veren 354 öğretmen dahil edilmiştir. Araştırmaya katılan öğretmenlerin anket cevapları algılanan adaletin olgusunun çalışanların örgütsel bağlılığına olan etkisine ışık tutmaktadır.

AdaletAdalet algısıBağlılık+4
Tuba Balta
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

İş yaşamında temel psikolojik ihtiyaçların duygulanım, anksiyete ve depresyon ile ilişkisi

İş yaşamı, insanlar üzerinde duygusal etkileri olabilen ve belirli psikolojik sorunların oluşumuna yol açabilen bir ortamdır. İş yaşamına dair yürütülmüş geçmiş çalışmalar aracılığıyla, anksiyete ve depresyonun, iş ortamında oluşabilecek önemli sorunlardan olduğu bilinmektedir. Aynı zamanda, bir kişilik boyutu olarak tanımlanan pozitif ve negatif duygulanımın iş doyumu ve stres gibi değişkenler ile ilişkili olduğu, alanyazındaki güncel çalışmalar tarafından bulgulanmıştır. Bundan hareketle, bu araştırma, çalışan ve çalışmış bireylerde; motivasyon ve duygusal iyi oluşu farklı bir temele dayandıran Öz Belirlenim Kuramı'na dayalı Temel Psikolojik İhtiyaçların tatmin düzeyi ile duygudurum, anksiyete ve depresyon arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla yürütülmüştür. Araştırma örneklemini, geçmişte bir işte çalışmış veya şu anda çalışıyor olan, 18-67 yaş aralığındaki 246 katılımcı oluşturmaktadır. Tüm katılımcılar, demografik form, Temel Psikolojik İhtiyaçlar Ölçeği (TPİÖ), Kısa Semptom Envanteri (KSE), ve İş Ortamında Duygusal İyi Oluş Ölçeği'ni (İDİÖ; Job-related Affective Well-being Scale) doldurmuşlardır. Yapılan analizler sonucunda yetkinlik, özerklik ve ilişkili olma ihtiyaçlarının depresyon, anksiyete ve duygulanım ile anlamlı düzeyde ve güçlü birer ilişki içinde bulundukları görülmüştür. Bunun yanında temel psikolojik ihtiyaçların duygulanımı önemli ölçüde yordadığı bulgulanmıştır. Negatif duygulanımdaki varyansın %11'ini yetkinlik, %8'ini özerklik ve %9'unu ilişkili olma ihtiyacı açıklarken, pozitif duygulanımdaki varyansın %25'ini yetkinlik, %13'ünü özerklik ve %16'sını ilişkili olma ihtiyacı açıklamaktadır. Bulgular alanyazındaki çalışmalar ile kıyaslanarak tartışılmış ve gelecek araştırmalar için öneriler sunulmuştur.

AnksiyeteDepresyonDuygulanım+5
Ezgi Timuroğlu
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Özel sektör çalışanlarının ontolojik iyi oluş ve umutsuzluk üzerindeki olumsuz otomatik düşüncelerinin etkisi

İnsan yaşamının önemli bir bölümü çalışma hayatı içerisinde çalışan rolü ile geçmektedir, dolayısıyla çalışma hayatı kişinin yaşamına önemli düzeyde etki etmektedir. Olumsuz otomatik düşüncelere sahip bireyler çalışma hayatına girdiğinde olumsuz yaşam doyumu değerlendirmesi ile umutsuzluğa düşebilmektedir. Bireyin psikolojisini önemli düzeyde etkileyebilen çalışma hayatında, kurum tarafından gerekli önlemler alınmaz ve uygun çalışma koşulları sağlanmaz ise çalışanda ruhsal ve fiziksel rahatsızlıklara bağlı olarak işlevselliklerinde düşme, verimliliğinde azalma, verilen görevleri yerine getirememe hatta işten ayrılma, işten çıkarılma gibi birçok olumsuz durum görülebilir. Çalışanlardaki bir durum altında kendilerine söyledikleri ve genellikle kişi tarafından değerlendirilmeden ve/veya analiz edilmeden doğruluğu kabul edilen olumsuz otomatik düşünceler, çalışanlarda psikolojik problemleri ortaya çıkarabilmektedir. Otomatik düşüncelerde, çalışan verilerin yanlış işlenmesi ve değerlendirilmesine bağlı olarak kaygı, kızgınlık, umutsuzluk gibi duyguları açığa çıkararak aşırı genelleme ve abartma eğilimi gösterebilir. Araştırma sonuçlarına göre olumsuz otomatik düşünceleri olan bireylerde, yaşam projesi alt maddeleri; pişmanlık ve hiçlik puanları yüksek, harekete geçme ve umut puanları düşük çıkmaktadır. Olumsuz otomatik düşünceleri olan bireylerde, umutsuzluk puanı yüksek çıkmaktadır. Umutsuzluk ile yaşam projesi alt maddeleri; pişmanlık ve hiçlik puanları yüksek, harekete geçme ve umut puanları düşük çıkmaktadır. Kişinin kendi yaşamını bir proje olarak değerlendirdiği geçmiş, gelecek ve şimdiki zamana yönelik duygusal yargılardan oluşan ontolojik iyi oluşta, bireylerin pişmanlık, harekete geçme, hiçlik ve umut değerleri ölçülür. Depresyon başlangıç ve sürdürülme sürecinde öncelikli sebep olarak görülen umutsuzluk, çalışanlarda problemlerin hiçbir zaman çözülmeyeceği ve başarısızlıklarını hiçbir zaman yenemeyecekleri inancına yol açabilmektedir. Bilişsel Davranışçı Terapi yaklaşımı, davranışsal bozukluğu olan bireyde davranış değiştirme teknikleri ile uyumsuz inanışları değiştirme teknikleri birlikte kullanılarak çalışan yaşamında sorun oluşturan duygu, düşünce ve davranışlarla başa çıkılması sağlanır. Bu çalışmada, çalışanların verimliliğini ve işlevselliğini etkileyebilecek psikolojik unsurların önemini vurgulayarak, olumsuz otomatik düşüncelerin bireylerin yaşam projesi ve umutsuzluk düzeyleri üzerindeki etkisinin önemini ortaya koymak amaçlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Özel sektör, çalışma hayatı, otomatik düşünceler, ontolojik iyi oluş, yaşam projesi, umutsuzluk.

Ontolojik iyi oluşOtomatik düşünceUmutsuzluk+3
Alperen Şeker
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessEN

Integrating clinical psychology to motivation in work life: Development and validation of rational emotive self determination scale for workers

This study is a scale development study for the use of clinical psychology in business life. The scale established on assumptions of Rational Emotive Behavior Theory (REBT) and Self Determination Theory (SDT). The scale measures irrational beliefs on three basic psychological needs (autonomy, competence, relatedness) of individuals. The idea of the combination explains human cognition in a different perspective: irrational beliefs and basic psychological needs has been evaluated in same track in order to collect data about how people unhealthy thinking styles on the psychological needs interfere their work motivation. The scale can be used in work places to measure irrational beliefs of their autonomy, competence and relatedness needs. Basic psychological needs are important concepts on human motivation, especially in work environment. What are the cognitive factors prevent workers being motivated toward their tasks and jobs? The measure partly answers the question. Outcomes of development of Rational Emotive Self Determination Scale for Workers (RESD-W) study provided promising results. The psychometric properties of the 16-item RESD-W were examined through 7 phases with assesing the factor structure of the RESD-A with explonatory factor analysis and confirmatory factor analysis, the reliability of the scale, test retest analysis, and construct validity. 607 participants were recruited from city of Istanbul and Ankara for this research. Analyses confirmed that theoretical expectations and yielded positive outcomes. According to outcomes RESD-W is a reliable and valid scale. The results were discussed with regard to practice, arguing that an examination of work life motivational and well-being problems through the integrated lens theoretical principles of REBT and SDT may provide an integrative perspective.

Clinical psychologyMotivationPsychological needs+5
Murat Artıran
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Kadın yöneticilerin karşılaştığı engeller. örnek uygulama: İnşaat sektöründe çalışan kadın yöneticilerin karşılaştığı engeller

Küreselleşme ile birlikte değişikliğe uğrayan toplumunun yapısında meydana gelen teknolojik gelişmeyle işgücü yapısında da değişiklikler yaşanmıştır. İşgücü yapısında meydana gelen bu önemli değişikliklerden biri de çalışan kadın sayısında önemli bir artışa sebep olmuştur. Yapılan araştırmalarda son zamanlarda iş yaşamına kadınların artan oranda dâhil olduklarını, fakat bu dâhil olmanın alt seviyelerde olduğu ve üst düzey kadrolarda yeterli düzeyde olmadıklarını göstermektedir. Bu nedenlere sebep olan birçok etkenler olup, günümüz iş hayatında kadınların bir türlü üstesinden gelemedikleri "cam tavan" altında çalışma mecburiyetinde oldukları dile getirilmektedir. Bu tez çalışmasında kadın yöneticilerin karşılaşmış oldukları engellerin, cam tavan sendromları ile birlikte önlerindeki zorlukların neler olduğunu, inşaat sektöründe çalışan kadın yöneticilerle yapılan anketler sonucunda elde edilen veriler ışığında çeşitli analiz teknikleriyle birlikte açıklanmak istenmiştir.

Cam tavan sendromuEngellerKadın yöneticiler+6
Fatma Çıtır
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

İşgörenlerin çalışma hayatındaki örgütsel bağlılık ve iş tatminleri üzerine bir araştırma

Bu araştırmanın amacı; çalışanların iş tatminleri ve örgütsel bağlılıkları ve bunlar arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Bu araştırma beş bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde iş tatmini kavramı ve ilişkili kavramlar, iş tatminini etkileyen faktörler ve iş tatminsizliği kavramları incelenmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde örgütsel bağlılık kavramına yer verilerek, örgütsel bağlılığı etkileyen faktörler ve örgütsel bağlılık seviyeleri ele alınmıştır. Üçüncü bölümde konuyu desteklemek amacıyla bir uygulama yapılmıştır. Uygulama bir kamu kurumunda çalışan çağrı merkezi personeline uygulanmıştır. Araştırmada kullanılan İş Tatmini Ölçeği ile çalışanlarının tatmin düzeyleri belirlenmiştir. Çalışanların Örgütsel Bağlılıklarını ölçmek için Örgütsel Bağlılık Ölçeği kullanılarak, ankete katılım sağlayan işgörenlerin örgütsel bağlılık düzeyleri belirlenmiştir. Araştırmadan elde edilen verilerin istatiksel analizleri için "SPSS" programı kullanılmıştır. Çalışmanın dördüncü bölümünde araştırma sonuçları ifade edilerek, beşinci bölümünde ise genel değerlendirme yapılarak öneriler sunulmuştur.

ÇalışanlarÖlçeklerÖrgütsel bağlılık+2
İrem Uyar
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

CFO'ların başarısında duygusal zekâ'nın rolü

Bu çalışmada günümüz iş hayatında başarılın temeli olan duygusal zekâ ve bunun baş finans müdürünün iş yaşamındaki etkileri incelenmiştir. Duygusal zekâ kavramı geçmişten bu güne tarihsel olarak ele alınmış, aynı zamanda son dönemde olan etkileri anlatılmıştır. Baş finans müdürünün tanımlamaları, tarihsel gelişimi, sorumlulukları, rolleri ve gelecekteki öngörüleri detaylandırılarak sunulmuştur. Çalışmadan duygusal zekâ kavramı ile finans müdürü konumu ele alınarak değerlendirilme yapılmış, duygusal zekâ kavramının başarıya olan etkileri incelenmiştir. Vak'a analizi tekniği kullanılarak duygusal zekâ örnekleri gösterilmiştir. Duygusal zekâ örnekleri ile Başarılı olma oranı arasındaki bağlantı kurulmuştur. İş hayatında finansal ve kurumsal başarı için yüksek duygusal zekâya sahip olmak her zaman kazançlı ve başarılı olacağı sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Duygusal Zekâ, Finans Müdürü, CFO, Baş Finans Direktörü, Yönetim

BaşarıDuygusal zekaFinans kurumları+5
Hilal Purde
Haliç University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Çalışma yaşamı alanlarının örgütsel vatandaşlık davranışı üzerindeki etkisinde işe adanmışlığın aracı rolü

Bu tezde çalışma yaşamı alanları ile örgütsel vatandaşlık davranışı arası ilişkide işe adanmışlığın aracılık rolünün incelenmesi amaçlanmaktadır. Araştırma, çalışma yaşamının farklı alanlarının örgütsel vatandaşlık davranışı üzerindeki olası etkilerini dikkate alan bütünleştirici bir modeli test etmektedir. Ayrıca bu ilişkide işe adanmışlığın aracılık rolü de test edilmektedir. Daha spesifik olarak, çalışma yaşamının altı alanında (iş yükü, adalet, ödül, çevre, kontrol ve değerler) algılanan uyum örgütsel vatandaşlık davranışının bir yordayıcısı olarak ele alınırken, işe adanmışlık, örgütsel vatandaşlık davranışının altında yatan mekanizmayı anlamada aracı bir faktör olarak ele alınmaktadır. Çalışmanın verileri, Türkiye'de faaliyet gösteren bir savunma sanayi şirketinde görev yapan 208 çalışandan anket yöntemiyle toplanmıştır. Değişkenler arası ilişkiler aracılık analizleriyle incelenmektedir. Araştırmanın sonucunda, çalışma yaşamı alanlarının işe adanmışlığı olumlu yönde etkilediği görülmüştür. İşe adanmışlık da benzer şekilde örgütsel vatandaşlık davranışını olumlu yönde tahmin etmektedir. Çalışma yaşamı alanlarından beş faktörün (adalet, ödül, çevre, kontrol ve değerler) örgütsel vatandaşlık davranışını üzerindeki etkisinde işe adanmışlığın tam aracı rolü saptanırken iş yükü ile örgütsel vatandaşlık davranışı arasında anlamlı bir ilişki tespit edilmemiştir. Anahtar Kelimeler; çalışma yaşamı alanları (iş yükü, adalet, ödül, çevre, kontrol ve değerler), işe adanmışlık, örgütsel vatandaşlık davranışı

AdaletÖrgütsel vatandaşlık davranışıİş hayatı+4
Zahide Kılıç Durmaz
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Premenstrual sendromun çalışan kadınların işle ilgili yaşam kalitesi, işe devamlılık durumu ve iş performansı üzerindeki etkisi: Kesitsel araştırma

Premenstrual sendrom menstrual siklusun luteal fazında görülen menstruasyonun başlamasıyla son bulan bilişsel, somatik, davranışsal ve duygusal belirtilerle karakterize genellikle orta ve genç yaştaki kadınlarda görülen döngüsel bir bozukluktur. Premenstrual sendrom çoğu kadını hafif, orta ya da şiddetli biçimde etkilediği için kadınların yaşam kalitesini olumsuz etkilemektedir. Çalışan kadınlar günlük yaşamının büyük bir kısmını iş yerinde geçirdiği için premenstrual sendromun iş hayatını olumsuz etkilediği düşünülmektedir. Çalışmada premenstrual sendromun çalışan kadınlarda iş yaşam kalitesi, işe devamsızlık durumu ve iş performansına etkisini belirlemek amaçlanmıştır. Çalışma, araştırma türlerinden biri olan tanımlayıcı kesitsel tipte planlanmıştır. Çalışmada, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Aile Hekimliği Anabilim Dalı Polikliniklerine başvuran 18-55 yaş arası çalışan kadınlara anket formu elden verilerek doldurtulmuştur. Elden doldurma imkanı olmayan kadınlara ise formun Google Forms üzerinden hazırlanan çevrimiçi versiyonu, çalışmaya katılma izinleri sözlü olarak alındıktan sonra, iletilerek doldurtulmuştur. Anket formu 46 sorudan ve Premenstrual Sendrom Ölçeğinden oluşmaktadır. Çalışma için toplamda 420 çalışan kadına ulaşılmıştır. 50 kadın çeşitli nedenlerle örneklemden çıkarılmış ve toplamda 370 kadına anket formu uygulanmıştır. "Premenstrual Sendrom Ölçeği" uygulanmış olan kadınlardan PMS ile uyumlu olan kadınlar araştırma grubunu, PMS ile uyumlu olmayanlar ise kontrol grubunu oluşturmaktadır. Çalışma sonuçları IBM SPSS.23 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Anlamlılık düzeyi olarak p<0.05 kabul edilmiştir. Çalışmaya katılan kadınlarda PMS prevalansı %65,1 olarak bulunmuştur. Çalışmada toplamda 31 kadın PMS şikayetleri nedeniyle doktora başvurmuştur.10 kadın PMS tanısı almış, 5 kadın ilaç tedavisi kullanmış, 6 kadın ise ilaç dışı tedavi almıştır. PMS'nin aile içi ilişkiyi, yaşam kalitesini, günlük yaşamı olumsuz etkilediği görülmüştür ve sonuçlar istatiksel olarak anlamlı bulunmuştur. PMS semptomları erken başlayıp geç biten bireylerde PMS daha fazla görülmüştür ve sonuçlar istatiksel olarak anlamlı bulunmuştur. Üniversite mezunu olma, alkol kullanımının artması, dismenore PMS sıklığını artırmıştır ve bu sonuçlar istatiksel olarak anlamlı bulunmuştur. PMS semptomları nedeniyle son 1 yıl içinde işe geç gitme, işten izin alma ve istirahat raporu alma ile PMS arasındaki ilişki incelendiğinde istatiksel olarak anlamlı bir sonuç bulunmamıştır. PMS'nin çalışma yaşam kalitesine etki puanı, işe devamsızlığa etki puanı, iş performansına etki puanı, işte dikkat ve odaklanma, işte çalışma hızına etki puanı, işte uyku durumuna etki puanı PMS pozitif bireylerde daha yüksek bulunmuştur ve sonuçların istatiksel olarak anlamlı olduğu görülmüştür. Çalışmada elde edilen veriler ışığında PMS'nin iş performansını azalttığı, işe devamsızlığı arttırdığı, iş yaşam kalitesini düşürdüğü gözlemlenmiştir. Şiddetli menstrüel semptom yaşayan çalışan kadınlar için yöneticilerin bilgilendirilmesi ve kadınların iş memnuniyetini ve verimini artıracak çalışma koşullarının sağlanması gerekmektedir. Bu durum göz ardı edildiği takdirde hem kişi hem de iş hayatı açısından verimliliğin azalacağı düşünülmektedir.

KadınlarMenstrüal siklusPremenstrüel sendrom+6
Fahri Acar
Hacettepe University
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Çalışan kadınların stres düzeyleri ile psikolojik dayanıklılık ve prososyal davranışları arasındaki ilişkinin incelenmesi

Giriş : 25-45 yaş aralığında bulunan çalışma hayatındaki kadınlar, topluluk yoluyla kendilerine verilen çeşitli mesuliyetlerle dengeyi kurabilmek için çabalarken, birçok kez ağır yüklerin altına girerek, stres ile baş etmekten kurtulamamışlardır. Kadınların sürekli iş yaşamında arka planda olması, birden fazla sorunlarla karşı karşıya gelmesine neden olmuştur. Amaç : Bu tezin amacı 25-45 yaş aralığındaki çalışan kadınların psikolojik dayanıklılık ve prososyal davranışlarının nasıl bir sonuç doğuracağını belirlemek amacıyla psikolojik dayanıklılık ve prososyallik davranışlarını ölçerek, stres düzeyleriyle ne çeşit bir bağlantı olup olmadığını araştırmak ve bunlar arasındaki bağlantıyı dikkate alarak araştırmaya bilgi ve yardım sağlamaktadır. Yöntem : Bu çalışmada, 25-45 yaş aralığındaki örneklem grubuna ulaşabilmek için İstanbul Bakırköy ilçesinde çalışan 300 gönüllü kadın ile çalışılması amaçlanmıştır. Araştırmaya katılmayı kabul eden kişilere "Sosyo-Demografik Form, İş Stresi Ölçeği, Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği ve Prososyal Davranış Ölçeği" üç ölçekle uygulanmıştır. Bu ölçekler gönüllü katılımcılar tarafından cevaplandırılmış ve SPSS (Statistical Package For The Social Sciences) programıyla istatistiksel veri analizlerine devam edilmiştir. Bulgular : Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara göre İş Stresi ile Psikolojik Dayanıklılık Ölçekleri karşılaştırıldığında negatif yönlü, orta-alt seviyede ve istatistiksel açıdan anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. Bu durumda psikolojik dayanıklılık artarken iş stresi azalır, dayanıklılık da azalırsa iş stresi artar diyebiliriz. Bu durumda araştırma sorularındaki "kadınların iş yaşamındaki stresi psikolojik dayanıklılık arttırılırsa azalır mı?" sorusunun cevabını "evet" olarak verebiliriz. Kadınların psikolojik dayanıklılığı arttırılırsa iş stresi azalır. İş stresi ile prososyallik davranışları skoru arasındaki ilişki incelendiğinde negatif yönlü, zayıf ve istatistiksel açıdan anlamlı bir ilişki mevcuttur. Psikolojik Dayanıklılık ve Prososyallik Davranışları Ölçeği ile karşılaştırıldığında ise pozitif yönlü orta-yüksek derecede ve istatistiksel açıdan anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. Bu durumda prososyallik davranışları skoru arttıkça psikolojik dayanıklılık da artacaktır. Dolaylı yönden de olsa önce prososyallik artırılmalı, prososyallik artınca psikolojik dayanıklılık artacak ve dolayısıyla iş stresi azalacaktır. Sonuç : Bu araştırma sonucunda çalışan kadınlarda prososyal davranışın, psikolojik dayanıklılık ve stres durumları için önemi ortaya konmuştur. Bu durum psikolojik dayanıklılık ve stres yaşayan kadınlarda prososyal davranış temelli uygulamaların önemini ortaya çıkarmıştır Anahtar Kelimeler: Psikolojik Dayanıklılık, Stres, Prososyal Davranış

KadınlarPrososyal davranışPsikolojik dayanıklılık+5
Tuğce Ünsal
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00

Related subjects