Public administration
323 theses under this subject heading
Toplumsal cinsiyet ve dış politika:Türk dış politikasında Tansu Çiller Dönemi 1996-97
Bu tezin amacı, toplumsal cinsiyet çalışmaları ile Uluslararası İlişkiler çalışmalarını Türkiye'nin ilk kadın dışişleri bakanı olanı Tansu Çiller üzerinden birleştirmeye çalışmaktır. Bu çalışmada dış politika kurumunda toplumsal cinsiyet ilişkilerinin varlığı incelenecektir. Bu incelemenin temel amacı da kadınlar karar verici olarak dış politika kurumuna dâhil olduğunda nasıl davrandıkları ve toplumsal cinsiyetin performatif edimler aracılığıyla kurumun yapısını nasıl etkiledikleri sorularını cevaplamaktır.Dış politika kurumunda tahakküm ilişkilerini toplumsal cinsiyet üzerinden anlamak için, analizin odak noktası Çiller'in söylemleri olacaktır. Burada amaç Çiller'in söylemlerinde eril-dişil kimlikleri nasıl konumlandığını ve bunun dış politika ile geleneksel eril zihniyet arasındaki ilişkiye etkisinin nasıl olduğunu açıklamaktır.
Bireysel performans değerlendirmenin teori ve pratiği: Hacettepe Üniversitesi Hastaneleri örneği
Bu çalışma, kamuda sağlık sektöründe performans değerlendirmenin personelin bilgisi dâhilinde ve bilgisi dışında yapılan benzer ölçümler arasındaki tutarlılığı belirlemeyi amaçlamaktadır. Çalışma bir üniversite hastanesinde yürütülmüştür. Performans formlarının çalışanların ve değerlendiricilerin bilgisi dâhilinde olması "sonuçların karşılıklı olarak bilinmesi" olarak isimlendirilmiştir. İlk önce genel performans formları tüm çalışanlarda doldurulmuştur. Seçilmiş bir grupta iki ay içerisinde, yalnızca değerlendiricinin bilgisi dâhilinde aynı çalışan tekrar değerlendirilmiştir. Sonuçlara ilişkin karşılıklı bilgi ile yalnızca amirlerin sonuçlara ilişkin bilgiyi içeren formlar arasındaki farklar analiz edilmiştir. 3476 kişi için sonuçların karşılıklı olarak bilindiği performans formları mevcuttu. Bu formların 683'ü (%19,6) sonuçları yalnızca amirlerin göreceği şekilde yeniden doldurulmuştur. İlk performans anketinde, çalışanların büyük çoğunluğu A puanına sahipti. Bazı konularda önemli sayılabilecek değişiklikler meydana geldi (eleştirel yaklaşım). Değerlendirmeler arası değişim bazı gruplarda (sağlık teknisyeni) daha belirgin iken, diğer gruplarda (hemşirelik) çok daha azdır. Bu çalışmada sağlık çalışanının performans değerlendirme sonuçlarını bilmesi veya bilmemesinin değerlendirme sonuçları üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Performans formunun yönetici ve çalışan tarafından bilinip imzalanması durumunda bazı alanlarda (eleştirel yaklaşım, problem çözme gibi) değerlendirmelerin gerçek durumdan uzak olduğu görülmektedir.
Dijitalleşmenin örgüt kültürüne etkisi: Bir alan araştırması
Teknolojideki gelişmenin bir sonucu olarak kamu yönetiminde bilgi ve iletişim teknolojilerinin yaygın olarak kullanıldığı e-Devlet temelinde bir dönüşüm yaşanmaya başlamıştır. E-Devlet yaklaşımı kamu hizmetlerinin dijital alanlarda daha hızlı bir şekilde yürütülmesini sağlarken, aynı zamanda idareler, vatandaşlar ve diğer hizmet alıcılarının karşılıklı iletişim kurmasını kolaylaştırmaktadır. Türkiye'de kurumsal faaliyetlerde ve kamu hizmeti sunumunda dijital alana özgü yeni nesil teknolojilerin kullanılmaya başlaması, idarelerde yerleşik örgüt kültürünü de değişime zorlamaktadır. Bu çalışmada kamu yönetiminde yaşanan dijital dönüşümün örgüt kültürüne yansıması, dijital teknolojilerin kullanılması ve bunun sonuçlarının kamu çalışanlarının yapısal olarak örgüt kültürü ve örgüt kültürünün taşıyıcı ve sembolik öğelerine yönelik algı ve tutumlarına etkisi boyutuyla araştırılmıştır. Bu kapsamda araştırma örnekleminin seçildiği Bakanlık düzeyindeki kamu idaresinin merkez ve taşra teşkilatında görevli toplam 1.090 kamu çalışanından anket yöntemiyle veri toplanmıştır. Anket çalışması için Denison örgüt kültürü modeli ölçeği ve örgüt kültürünün temel taşıyıcı ve sembolik öğelerine ilişkin genel bir ölçek kullanılmıştır. Analizler sonucunda, kamu çalışanlarının dijital ortamda günlük aktif olarak geçirdiği sürelerin yapısal olarak örgüt kültürünün katılım ve misyon boyutları ile örgüt kültürünün taşıyıcı ve sembolik öğeleri üzerindeki çalışan algısını pozitif yönde etkilediği, yüz-yüze iletişimin azalmasının somut kültür öğelerinin algılanması üzerindeki etkisinin negatif yönlü olduğu, teknolojik dönüşümü benimseme düzeyi ve görevin teknolojiye bağımlılığının her iki ölçek için anlamlı bir etkisinin bulunmadığı görülmüştür. Araştırmadan elde edilen bulgular Tez çalışmasının temel hipotezini desteklemektedir. Bu çalışma kültürel normların ve sembolik kültür öğelerinin dijital çalışma alanlarına da aktarılabildiği, örgüt içi iletişimde dijital iletişim ve yüz-yüze iletişimden oluşan hibrit bir iletişim modelinin geliştiğini ortaya koymaktadır. Anahtar Sözcükler Kamu Yönetimi, e-Devlet, Dijital Dönüşüm, Örgüt Kültürü, Çalışan Algısı
Türkiye'de kamu personel yönetiminde yeni bir aşama: Cumhurbaşkanlığı İnsan Kaynakları Ofisi örneği
Kamu personel yönetimi anlam olarak kamusal hizmetlerinin kamu sektöründe çalışan görevliler tarafından yerine getirilirken bağlı oldukları temel ilkeleri, uygulamaları ve kuralları ifade eder. Türkiye'de kamu yönetimi sisteminde uygulanacak politikalar ülkede yaşanan birçok olaydan etkilenerek önemli değişiklere göre şekil alır. Şüphesiz ki kamu personel sisteminde sorun yaşanmaması için öncelikle çok iyi planlanmış ve tasarlanmış bir insan kaynağı yapılanmasına ihtiyaç vardır. Bu yapılanma merkezde bulunan personel yönetiminden sorumlu tek bir kurumun organize bir şekilde doğru bir sistemle çalışmasıyla mümkündür. Bu Tez kapsamında, ilk olarak kamu personel yönetiminin tanımı, kamu personel yönetiminin gelişim süreci ve bu süreçte uygulanan politikalar gibi konulara değinilerek kavramsal ve tarihi bilgiler verilmiştir. Aynı bölümün devamında gelişmiş ülkelerdeki kamu personel yönetimi sistemine kısaca değinilmiştir. İkinci bölümde, Türk kamu personel sistemindeki uygulamalara değinilmiş, eski ve şimdiki sistemde rol oynayan kamu kurumlarının ne tür görevler aldıkları paylaşılmıştır. Üçüncü bölümde yeni kamu personel yönetiminden sorumlu örgütlerden biri olan Cumhurbaşkanlığı İnsan Kaynakları Ofisi'nin (CBİKO) hakkındaki bilgiler literatürden yararlanılarak, mevzuat analiz edilerek ve kurumun web sayfası üzerinden paylaştığı bilgilerden hareketle sunulmuştur. Tezin özgün bölümü olan bu kısımda ise ABD İnsan Kaynakları Çözüm Ofisi ile Cumhurbaşkanlığı İnsan Kaynakları Ofisi karşılaştırması yapılmıştır. Ayrıca ABD Personel Yönetimi Ofisi'nin (Office of Personnel Management/OPM) web sitesinde yer alan bilgilerden yararlanılarak birçok ülkeye örnek teşkil eden Personel Yönetimi Ofisi'nin organizasyon yapısı, uygulamaları ve projeleri ayrıntılı bir şekilde açıklanarak özgün bir yapı analiz edilmiştir. Sonuç bölümünde ise kapatılan kurumlar yerine yeni açılan Cumhurbaşkanlığı İnsan Kaynakları Ofisi'nin karşılaştığı sorunlar göz önünde bulundurularak bu kurumun olumlu olumsuz yansımaları aktarılarak Devlet Personel Başkanlığı'nın yerini doldurup dolduramadığı değerlendirilmiştir.
Türkiye siyasetinde devlet ve borçla yönetmek, 2002-2020
Bu tez bağlantılı iki soruya cevap aramaktadır. Birinci soru şu şekildedir: küresel siyasette ve Türkiye'de 2000'li yılların yaklaşık ilk iki onyılında devlet ve borçla yönetme dispositifleri ekseninde iktidarın üretimi ve yeniden üretimi nasıl gerçekleşti? Bu soruyu cevaplandırmak amacıyla devlet ve borçla yönetme dispositiflerinin gelişim sürecine ve AKP hükümetlerinin politik ekonomiyi ve iktidar ilişkilerini nasıl dönüştürdüğüne ışık tutulmaktadır. Borçla yönetme dispositifinin iktidar üretiminde nasıl işlevli hale geldiğini anlamak amacıyla finansallaşma süreçleri ve borçlandırmayla ilgili veriler analiz edilmektedir. Burada finansallaşan ekonominin borçlu insanın imalinde önemli bir zemin oluşturduğu ve borçlu insanın imalinin egemenle olan tahakküm ve tabiiyet ilişkilerini derinleştirdiği iddia edilmektedir. Bu çalışmanın cevabını aradığı ikinci soru ise küresel siyasetteki bu durumun Türkiye siyasetine aktarımı ve aldığı özgül biçimlere dairdir. Bu çerçevede, 2002-2020 yılları arasında devlet dispositifinin güvenlik devleti olarak yeniden yapılandırılması süreci yasal ve kurumsal düzenlemeler üzerinden ele alınmaktadır. 2000'li yıllardan itibaren egemen toplum-birey ilişkisinde iktidar üretiminde devlet ve borcun daha faal hale geldiği ve bu iki dispositifin bazı durumlarda birbirlerinin yeniden üretimine katkı sağladığı vurgulanmaktadır. 2016 yılı itibariyle Türkiye politik ekonomisinde köklü değişimlerin gerçekleşmeye başladığı gözleminden hareketle ve küresel gelişmelerin de etkisiyle borçla yönetmenin sınırlarına ulaşarak borçla yaşama evresine geçildiği iddiası bir dizi veri temelinde öne sürülmektedir. Bu tez, bahsi geçen dönemi güvenlik devletinden post-güvenlik devletine geçiş olarak karakterize etmektedir. Bu tezin mevcut literatüre özgün katkısı çağdaş Türkiye siyasetinin dispositif kavramı ve küresel siyasetle ilişkili bir şekilde incelemesinde yatmaktadır.
Kamu mali yönetiminde hesap verme sorumluluğu kapsamında iç denetim: Türkiye üzerine öneriler
Küresel çapta görülen sürekli yenilenme ve değişim olguları, beraberinde uluslararası rekabetin de etkisiyle kamu mali yönetiminde etkin bir yeniden yapılanma ihtiyacı doğurmuştur. Bu kapsamda, Türkiye'nin de içinde bulunduğu birçok ülke kamu mali sistemlerinde önemli anlayış değişikliklerine gitmiştir. Türkiye'deki kamu mali yönetim ve denetim sistemi ile ilgili en köklü değişiklik, mali yönetim ve kontrol sistemimizi uluslararası standartlar ve Avrupa Birliği normlarıyla uyumlu hale getirmek amacıyla hazırlanan 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu'nun yasalaşması ile gerçekleşmiştir. Öte yandan, hesap verme sorumluluğu kavramı, değişen mali yönetim sistemimize getirilen en önemli yeniliklerden biri olmuştur. Demokratik, katılımcı ve daha etkin bir kamu yönetimi için yetki ve kaynakların ekonomiklik ve verimlilik ilkelerine uygun olarak kullanılması ve hesabının verilebilmesi gerekmektedir. Bununla birlikte, 5018 sayılı Kanun ile getirilen ve yeni kamu mali yönetimi anlayışında önemli bir yer tutan bir diğer kavram "iç denetim" kavramıdır. Söz konusu kavramlar, uzmanlaşmış kişi ve organlar eliyle gerçekleştirilen bir meslek faaliyeti ve uluslararası kabul görmüş standartlar çerçevesinde yürütülen, bağımsız ve sistemli bir süreç şeklinde değerlendirilmektedir. Bu çalışmanın amacı, kamu mali yönetim sisteminde hesap verme sorumluluğunun sağlanmasında iç denetim sisteminin rolünü ve etkinliğini ortaya koymaktır. Çalışmada, öncelikle hesap verebilirlik ve iç denetim kavramlarının ne olduğu, amaçları, çeşitleri ve bu kavramlarla ilişkili diğer kavramlar incelenmiş ve 5018 sayılı Kanun kapsamında hesap verebilirlik ve iç denetim kavramları araştırılmıştır. Sonrasında, hesap verme sorumluluğu ile iç denetim arasındaki ilişki ve iç denetim alanında dünyadaki iyi uygulama örnekleri ele alınmış, Hükümet sisteminde yaşanan değişiklikle birlikte Türkiye'de iç denetim sisteminin yapılanmasına ve buna ilişkin model önerilerine yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Hesap Verme Sorumluluğu, Denetim, İç Denetim, Kamu Mali Yönetimi, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu.
Türk kamu yönetiminde kariyer uzmanlık ve sorunlar üzerine bir alan araştırması
Kamu hizmetlerinin ekonomik, etkin ve etkili bir şekilde yerine getirilmesi rasyonel ve liyakate dayalı bir personel rejimi gerektirir. Bu amaçlara yönelik kabul edilen 1965 tarih ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu zaman içerisinde yapılan çeşitli değişikliklerle günün ihtiyaçlarına uyarlanmaya çalışılmıştır. Bu zorlu süreçte kamu kurum ve kuruluşlarının asli faaliyetlerini yürütecek ve kurumunun hafızasını devam ettirecek bir kadro oluşturulması amacıyla diğer memurlardan farklı bir unvan ve pozisyon ortaya çıkmıştır. Bu tezde, Türk kamu personel rejiminin önemli bir taşı olan kariyer uzmanlık mesleğinin oluşumu, gelişimi, yaygınlaşması, bugünkü durumu ve sorunları üzerine bir analiz yapılmıştır. Devlet teşkilatında yer alan bazı kamu kurum ve kuruluşlarında görev yapan kariyer uzmanlık mesleği mensupları ile yüz yüze görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Yapılan görüşmelerin analizi ile elde edilen bulgular doğrultusunda kariyer uzmanlık mesleğinin günümüzdeki sorunları üzerine bazı önerilerde bulunulmuştur. Bu doğrultuda devlet otoritesi tarafından yöneticilere ve kariyer uzmanlara yönelik bazı düzenlemeler yapılması gerektiği ortaya çıkmıştır.
Türkiye'de merkezi ve yerel yönetimin yapılanması Almanya ve Fransa modeli ile karşılaştırmalı analizi
1800'lü yıllarda Amerika Birleşik Devletleri'nde gündeme gelen kamu yönetimi olgusu, zaman geçtikçe bütün dünyada etkisini göstermiştir. İnsanların ihtiyaçlarını karşılamak ve refah düzeyini arttırabilmek için bütün dünya ülkeleri yeni bir yapılanma içerisine girmiştir. Bu çalışmada Türkiye'nin bu süreçten nasıl etkilendiği, merkezi ve yerel yönetimlerin nasıl şekil aldığı, Türkiye'deki yönetimlerin detaylı incelenmesi ve bu incelemeler sonucunda Almanya ve Fransa gibi kamu yönetimi olgusu oturmuş ülkelerle karşılaştırma yapılması hedeflenmiştir.Yapılan karşılaştırmalar sonucunda Türkiye'nin yerel yönetimler bakımından Fransa ile benzerlikler ve Almanya ile çok farklılıklar gösterdiği, fakat bu benzerlik ve farklılıklara rağmen Türkiye'de belediyelerin ekonomik yetkiler açısından merkeze çok bağlı olduğu ve sıkı bir idari vesayetin olduğu görülmektedir
Pakistan kamu sektöründe olmayan verimlilik
Governments all over the world are responsible to manage the public resources in the most efficient and effective way in order to benefit the public to its maximum. The role of the Public Sector thus gets importance not only for the smooth running of government but also for the welfare provided to the public. Unfortunately, Pakistan after its independence is suffering from political instability, poverty, lawlessness, injustice, social and economic disparities. The same effects reflect on the Public Sector of Pakistan which is inefficient and non-productive mainly due to political interferences, lack of transparency, low wages and large unskilled workforce. Thus instead of contributing to the economy, the Pakistan's Public Sector has become a burden on the economy where government is spending the money to keep the Public Sector's enterprises running. This paper will endeavour to find the underlying reasons for the non-productivity of the Public Sector and to suggest some recommendations in order to make it productive.
Yeni kamu yönetimi anlayışının yerel yönetimlerde sosyal devlet ve sosyal hizmete etkisi
Yeni kamu yönetimi anlayışının ortaya çıkmasında birbiriyle ilişkili birçok faktörün rol oynadığı söylenebilir. Kısmen ifade edilmeye çalışılan kamu yönetimi sisteminin yaşamış olduğu yetersizlikler üretimdeki ilişkileri, globalleşme, sosyal, ekonomik ve kültürel yapıdaki değişiklikler 1980 sonrasında kamu yönetimi üzerindeki bulunan baskıların çoğalmasına yol açmıştır. Artık sıradanlaşan hiyerarşik, bürokratik ve katı merkeziyetçi devlet anlayışı, yerini piyasa ekonomisine daha yatkın esnek bir sisteme bırakmaya başlamıştır. Bu durumdan dolayı devlet, piyasa ve yurttaş ilişkilerinde önemli anlayış farklılıklarının ortaya çıkmasına yol açmıştır. Yeni anlayışa göre, görünürde devleti küçültmekle birlikte aynı zamanda hizmetlerde etkinlik ve verimliliği sağlayarak devleti daha fonksiyonel kılmayı amaçlamaktadır. Yerel yönetimler, yerel geleneksel yaşamı, yerel kültürü, yerel sosyal aktiviteleri çağdaş yaşama özelliklerinin öncülüğünde geliştiren ve o kentte doğanların, o kente yerleşenlerin, o kent de görev yapanların sosyal, ekonomik ve yerel hizmetlerini yetkisi oranında gerçekleştiren yerel kamu tüzel kişilikleridir. Yönetim biliminde en etkin ve üst yönetim biçimi olan devletin toplumsal yapısına uygun yönetim sistemi ne olursa olsun ister demokratik isterse demokratik olmayan devlet modeli sistemi olsun devlet yapısını oluşturan iki yönetim sistemi vardır. Bunlardan ilki merkezi yönetim, ikincisi ise devlet yönetimini tamamlayan her tür yetki, görev, hizmet ve sorumlulukları merkezi yönetim tarafından belirlenen yerel yönetimlerdir.
Finansal risk yönetimi ve finansal analiz: İETT İşletmeleri Genel Müdürlüğüne yönelik bir uygulama
Finansal risk ve finansal risk yönetimi kavramları günümüzde kamu veya özel sektörünün üst yönetimlerinin gündemlerini yoğun bir şekilde meşgul etmektedir. Elbette kamu yönetiminin öncelikli hedefi en kaliteli hizmeti en uygun şartlarda vermektir. Günümüzde para ve risk aynı anda yönetilmek zorundadır. Devlet kurumlarıda, özel sektörde olduğu gibi (ister merkezi bütçeye dâhil olsun ister kendi bütçesi olsun) bu olguyu içselleştirmek durumundadır. Günümüzde Devlet kurumlarının başarıları, halka vermiş olduğu hizmetin ne derece etkili olduğunun yanında aynı derecede de etkin ve verimli olmasıyla beraber ölçülmektedir. Bu bağlamda finansal riskin ve yönetiminin işletme performansı ile bir bütün olduğunu kabul etmek zorundayız. Yapılan hizmet kadar harcanan maliyet de çok önemlidir. Bu çalışmada İETT İşletmeleri Genel Müdürlüğü'nün, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Meclisi tarafından onaylanan, Kesin Hesap ve Murakıp raporlarından tedarik edilen, son üç yıllık dönemine ilişkin faaliyet sonuçlarını belgeleyen temel finansal tablolarına, bilimsel olarak tescil edilmiş finansal analiz teknikleri uygulanarak, finansal risk unsurları tespit edilecek ve bu risklerin yönetimi konusnda öneriler sunulacaktır. Tezimizin birinci bölümünde, çalışmamızın amacı ve metodoljis, ikinci bölümünde finansal risk ve finansal risk yönetimnin kavramasal çerçevede tanımı, üçüncü bölümünde finansal risk yönetiminin yararları ve unsurları, dördüncü bölümünde finansal tabloların tanımı ve analizin teknikleri, beşinci bölümünde ise İETT işletmeleri Genel Müdürlüğü'nün İktisadi büyüklüğünün İncelenmesi analiz edilmesi ve analiz sonuçlarının yorumlanması konularına yer verilmiştir. Ayrıca bu bölümde İzmir ESHOT, Ankara EGO Genel Müdürlükleri ile Londra toplu taşıma kurumu (TFL) gibi toplu taşımanın önde gelen kurumlarının mali tablolarına aynı analiz teknikleri uygulanmış ve elde edilen sonuçlarla , İETT'nin analiz sonuçları karşılaştırılarak hem sektör incelenmiş hemde İETT'nin sektördeki pozisyonu tespit edilmiştir . Sonuç bölümünde ise İETT'nin finansal riskleri yönetmesi konusnda öneriler sunularak çalışma tamamlanmıştır.
Kamu yönetimindeki son düzenlemelere bağlı olarak aile hekimliğindeki gelişmeler
Dünyada değişen kamu yönetimi politikaları ile devletler birçok alanda çağın şartlarına ve ihtiyaçlarına uygun reformlar yapmışlardır. Türkiye'de de bu Yeni Kamu Yönetimi (YKY) anlayışının yansımaları görülmüş ve dönemler halinde YKY anlayışına geçiş çalışmaları yürütülmeye başlanmıştır. Türkiye'nin son zamanlarda bu alanda yaptığı en köklü reformlar sağlık alanında olmuştur. Sağlıkta Dönüşüm Programı (SDP) ile sağlık bakanlığı idari yapısı, merkez ve taşra teşkilatlanması, personel yapısı, finansal kaynaklar, sosyal güvenlik kurumu, birinci, ikinci ve üçüncü basamak sağlık kurumları teşkilatlanmaları yeniden yapılandırılmıştır. Sağlıktaki en kapsamlı değişikliklerden biri olan 'Aile Hekimliği' sistemi uygulamaya konularak birinci basamak sağlık hizmetleri tamamen çağdaş, YKY anlayışına uygun bir şekilde revize edilmiştir. Bu çalışmanın amacı kamu yönetimindeki gelişmelere bağlı olarak kamu yönetimi ve aile hekimliği sistemi hakkında bilgi vermek, sistemdeki yenilikler ve sağlık politikalarını değerlendirmektir. Anahtar Kelime: Kamu yönetimi, Aile hekimliği, Sağlıkta dönüĢüm programı
Yerel yönetimlerde e-devlet uygulamalarının değerlendirilmesi
Elektronik devlet uygulamalarının kamu yönetiminde uygulanabilirliği ve yeni kamu yönetimi anlayışı içinde kamu hizmetlerinin vatandaşlara sunumunda verimlik ve etkinliğe olan etkisinin irdelenmesi çalışmanın temel amaç ve hedeflerini oluşturmaktadır. Çalışmada e-devletin tanımı, gelişimi ve özellikle yerel yönetim birimleri olan belediyeler kapsamında yeri incelenecektir. E-devlet uygulamalarının genel olarak kamu yönetiminde özelde belediye birimlerinde şeffaflık, hesap verebilirlik ve demokrasi kavramlarına etkisinin ne yönde olduğu araştırılacaktır.
Yönetimden yönetişime geçiş süreci: Türkiye'de yönetişimin yerel yönetim alanındaki uygulama örnekleri
Geleneksel yönetim anlayışının, yeterliliğini ve önemini kaybetmesi sonrasında 1980‟li yıllarda kamu yönetimine hakim olmaya başlayan paradigma Yeni Kamu Yönetimi anlayışı olmuştur. Geleneksel yönetim anlayışının uygulamalarına eleştiri niteliğinde ortaya çıkan YKY anlayışı, müdahaleci devlet anlayışını savunan, Weberyan bürokrasi modelinin benimsediği katı, kapalı, hiyerarşik kamu yönetimi anlayışı yerine, minimal devlet yapısını savunan, kamuda esnek, piyasa odaklı, açık ve şeffaf bir yönetim biçimi öngörmüştür. Kamu da etkinlik ve verimliliğin sağlanması için özel sektör yönetim tekniklerinin kamuya uyarlanması gerekliliği üzerine durmuştur. Vatandaşa kaliteli mal ve hizmet sunumu sağlayarak, artan taleplerini karşılamaya çalışmıştır. Yeni kamu yönetimi anlayışının da beklenen talepleri tam manasıyla karşılayamaması ve belli konularda yetersiz kalması, yeni dünya düzeninde vatandaş ile devlet iletişiminin güçlendirilmesi gerekliliğinin anlaşılması, vatandaşın yönetime aktif katılımını esas alan ve yerindeliği ön plana çıkaran bir yaklaşım olarak "Yönetişim" i ortaya çıkartmıştır. Yönetişim, devlet, özel sektör, halk, sivil toplum kuruluşları, meslek grupları vb. gibi çok çeşitli kesimden insanların karşılıklı iletişim ve etkileşim halinde olarak yönetime katılımını amaçlamakta ve böylece çok aktörlü bir yönetim yapısı öngörmektedir. Bu çerçevede kamu da „yönetim‟ den , „yönetişim‟ e doğru bir eğilimin söz konusu olduğunu söyleyebiliriz. Yönetişim; birlikte yönetim, karşılıklı yönetim, beraber yönetim gibi anlamlara gelmektedir. GKY anlayışı ile tek etkin yapı devletti. YKY anlayışı ile devletin tek etkin yapısı kırılarak sisteme özel sektör de dâhil edildi. Yönetişimle birlikte de üçüncü bir aktör olarak devlet-özel sektör sistemine vatandaş dâhil edilerek çok aktörlü bir yönetim yapısına geçiş sağlandı. Yönetişim, YKY anlayışının daha kapsamlı ve gelişmiş bir versiyonudur, başka bir deyişle de bir üst model yönetim yaklaşımıdır. Anahtar Kelimeler: Değişim, Geleneksel Kamu Yönetimi, Yeni Kamu Yönetimi, Yönetişim, Yerel Yönetişim
Kamu kurumlarında iç kontrol sistemi ve stratejik yönetime etkisi: İstanbul ilçe belediyelerinde alan araştırması
Günümüzde değişen ve sürekli gelişen dünya düzenine paralel olarak insanların özel ve kamu alanlarına yönelik beklentileri artmakta ve çeşitlilik göstermektedir. Toplumun değişen ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik yönetim anlayışının da uyumlu olarak değişmesi gerekmektedir. Son yıllarda kamu yönetiminde ihtiyaç duyulan reform gereksinimi her türlü gelişmişlik düzeyine sahip ülkeler için gelişen ve değişen dünyada vazgeçilmez bir olgu olmuştur. Türkiye'de bu reform çalışmalarının sonucu 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu (KMYKK) ile çağdaş yönetime ilişkin olarak katılımcılık, hesap verebilirlik, şeffaflık, ekonomiklik, verimlilik, etkililik, stratejik yönetim ve bu yönetim modelinin gerektirdiği stratejik plan, performans yönetimi, iç kontrol ile denetime özgü düzenlemeler yapılmıştır. Bu unsurları esas alan yeni kamu yönetiminde, başarıya ulaşmada kritik bir işlev ve stratejik yönetimin gereği olan iç kontrol sisteminin kamu kurumlarında sağlıklı bir şekilde oluşturulması daha da önemli hale gelmiştir. İç kontrol sisteminin doğru kurgulanması ve sistematik olarak işlemesi ile riskler önceden belirlenip gerekli önlemler alınabilecek, hile, yolsuzluk gibi olumsuzluklar en aza indirilecek ayrıca sistemin etkin bir şekilde yürütülmesi ve gerektiğinde kurum hedeflerine göre güncellenmesi sonucu başarılı bir yönetim sistemi kurulmuş olacaktır. Bu çalışma, yerel yönetim birimi olan belediyelerde iç kontrol sisteminin stratejik yönetime etkisini tespit etmeyi amaçlamaktadır. Dolayısıyla yönetimin bir fonksiyonu olan iç kontrolün tarihsel gelişimi, önemi, amacı, uluslararası modeller, iç kontrol standartları, iç kontrol sisteminin kurulması ve etkin olarak yürütülmesi sonucu stratejik yönetime etkisi konu alınmıştır. Bu kapsamda İstanbul ilçe belediyelerinin stratejik yönetim anlayışı ve iç kontrol sistemi incelenerek tüm süreçler ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Kamu Yönetimi, İç Kontrol, Stratejik Yönetim
Good governance as a new concept of public administration: A study in KRG's departments in Erbil
The purpose of this study is to examine the relational effect of the good governance, and it is components as a new concept of public administration on the public services performance of the departments of the KRG's ministry of planning in Erbil city. While good governance needs an integrated, long-term strategy built upon cooperation between government and citizens, it comprises both participation and institutions, accountability, and transparency are procedural and legal issues at some levels, nevertheless interactive to produce government that is legitimate, effective, and widely reinforced by citizens, as well as a civil society that is stable, open, and capable of playing a decisive role in politics and government. Thus, this study considers goals for good governance, key challenges confronting efforts at reform, examples of successful good-governance efforts, and action steps for improving both participation and institutions. Public administration topic is realized and participate in planning for a vital role in overall development issues. It is critical to the legitimacy of the State that lies in its ability to fulfill its promises and political performance of specific functions. Good governance in public administration is a crucial facilitator of this responsibility. The mechanisms that are applied at the local officials who composed of these systems is the channel through which the policy becomes action; the State allocates any functions and services. Participation is vital to facilitate the political relationship between the State and citizens. Nevertheless, if we talk about participation, the critical element is to highlight who must be the promoter. Besides of course the most substantive part is the public administration, the best representative. So, conceptualizing public administration as an organizational structure, a system, a function, an institutional construct, procedures, and processes or just a set of practices in the exercise of public authority. This study tested the correlation between good governance and the public administration through gaining perspectives from a survey sample of the leaders and public employees. Consequently, the researcher applied the effect of good governance in this correlation to aid in achieving the effective public services performance of the public administration. Based on the results the good governance practice is an essential factor that effects are achieving the effective public administration performance particularly in service delivery to society in KRI. While, for public service to successfully meet the demands and expectations of society it needs concentrated efforts and cooperation of all participants like leaders, employees, and citizens. Conversely, the responses on good governance explained that all components of the independent variable would effect on service performance of the public administration in the ministry of planning in Erbil. Nevertheless, transparency and accountability, respectively the critical components that are inspiring to the effect on public administration service performance, then, the participation has the lowest effect compared to the other two components. So, it means that the results of descriptive statistics confirm that there are many information sources which include social networks and social media in the departments of the ministry of planning in Erbil city. While the media not used as an instrument of propaganda, the media is free and not managed by the government; people spontaneously obtain information. While the leadership in the departments of the ministry of planning in Erbil city takes on the account, besides the officials and politicians usually, account for the government to serve the people. The most significantly harmony and consensus is essential and requires to talk directly about mistakes. In this regard, the results of good governance practice in public administration that the implement of good governance ethical in departments. As well as a high level of awareness on good governance practices in the departments, besides good governance in this public department practiced by the rule of law, however, the good governance participants' awareness of rights and duties in their efficient service in the departments of the ministry of planning in Erbil city. However, awareness of departments members about who is their supreme or powerful organ. While the governance board members' awareness of their duties and responsibilities in the departments of the ministry of planning in Erbil city. Besides, the good governance board members are transparent to members and the public in the departments of the ministry of planning in Erbil city. Consequently, the results showed good participation of members in the daily public administration activities. Although, leaders and departmental members attend general assembly meetings. The variances analysis (ANOVA) test indicated that there aren't significant differences between the survey sample replies toward good governance and the public administration, according to the survey sample's characteristics. The study also found the positive and significant correlation among good governance and the public administration, however, the results clarify that transparency and participation have high positive and significant correlations with the variable public administration, whereas accountability has the lower correlation with public administration, compared to the other two components.
Kamu yönetiminde iş sağlığı ve güvenliğinin tespit ve uygulaması(Van MEM örneği)
Günümüz dünyasında özellikle Avrupa Birliğinin gelişmiş ülkeleri de dâhil olmak üzere, alınan tüm tedbirlere rağmen iş kazaları ve meslek hastalıklarını minimize etmek yıllar boyunca mümkün olamamıştır. Bu durum İş kazası ve hastalıklarıyla mücadele etmenin kolay olmadığını gözler önüne sermiştir. Son onbeş yıldır, İş Sağlığı ve Güvenliğine (İSG) verilen önem neticesinde, AB ülkelerinde iş kazaları ve meslek hastalıklarında gözle görünür derecede azalmaların olduğu; alınan önlemlerin, uygulanan sistem ve yöntemlerin ne kadar önemli olduğuna işaret etmektedir. Çünkü önemli olan işyeri düzeninde önlem almak, destek olmak, teşvik etmek ve gerekli sistematiği oluşturmaktır. Bu anlamda İSG Kurulları ve İşçi Temsilciliği gibi mevcut kanundaki yeni yapılanmaların etkin bir şekilde çalışmasını sağlamak ve özellikle toplumsal bilinçlenmeye gidilip, eğitim uygulamalarını ve kapasitelerini elzem bir şekilde arttırmak çok önemlidir. Bu açıdan bakıldığında çalışanlar ve işverenler başta olmak üzere toplumun tüm kesimine bu disiplinin bilimsel açıdan benimsetilmesi önem arz etmektedir. II Çocukluktan itibaren okullarda İSG eğitiminin sürdürülmesi, İSG bilinci oluşmuş çalışanların yetişmesinde çok önemli bir rol oynayacaktır. Bu konuda sorumluluk başta hükümet olmak üzere, eğitim kurumları, dernekler ve meslek odalarına düşmektedir. İSG'nin öneminin çalışanlarla beraber tüm topluma anlatılması gerekmektedir.
1876 Kanuni Esasiden 2017 anayasa değişikliğine Türkiye'de olağanüstü yönetim usulleri ve kamu yönetimine yansımaları
Modern Devletlerin kurulması ile beraber devletin varlığını ve bekasını tehdit eden, tehlikeye düşüren çeşitli durumlarla karşı karşıya kalınmıştır. Devletler bu gibi durumları bertaraf etme adına birtakım savunma mekanizmaları geliştirmiştir. Bu, esasen savunma refleksinden doğan bir durumdur. Çünkü devletler de tıpkı canlı organizmalar gibi vücut bütünlüğünü bozmaya yönelik her türlü olay ve olguya karşı bir direnç göstermektedirler. İşte bu noktada devlet yapılanmaları anayasal meşruiyeti esas alarak yasal zeminde bu direnci realize etmektedirler. Bu çalışmada genel olarak kamu düzeni olgusunu, kamu düzenini sağlamaya yönelik olağan yöntemleri, olağanüstü yönetim usullerini, 1876 Kanun-i Esasiden günümüze dek yapılan anayasal düzenlemelerde ülkemizin, devletin bekasına yönelik tehditlere nasıl bir reaksiyon gösterdiğini, kamu düzenini koruma adına nasıl bir refleksif eylem geliştirdiğini, buna yönelik nasıl bir mevzuat geliştirdiğini ve en nihayetinde çalışmamızın esas amacını taşıyan olağanüstü yönetim usullerinin uygulanması sırasında kamu yönetiminin nasıl etkilendiğinin araştırılması amaçlanmıştır.
Dijital çağ ve yönetişim Türk kamu yönetimi sistemine katkıları bağlamında bir değerlendirme
Bilgi ve iletişim tabanlı teknolojik gelişmeler, toplumsal hayatın her alanını çevreleyerek bulunduğu çağın trendlerinden biri haline gelmiştir. Teknolojik anlamda yaşanan bu gelişim, kamu veya özel sektör fark etmeksizin toplumun hemen hemen bütün kesimleri üzerinde derin bir etki oluşturmuştur. İnternetin ulaşılabilirliğinin kolaylaşması da dijital platformda gerçekleştirilen reformların yaygınlaşmasında rol oynayan önemli faktörlerdendir. Dijital platformun kamu yönetiminde reforme ettiği en önemli konulardan biri, birlikte yönetimi teşvik eden yönetişim yaklaşımıdır. Dijitalleşme ile yönetişimden e-yönetişime, demokrasiden e-demokrasiye ve katılımdan e-katılıma geçen yeni bir yönetim sistemi benimsenmiştir. Bu yeni yönetim sisteminde amaç, vatandaşın menfaati doğrultusunda etkili ve verimli bir yönetim sistemi gerçekleştirmektir. Bu bağlamda bu çalışma ile amaçlanan çok aktörlü ve etkileşim merkezli bir yönetim yaklaşımı ile katılımcı yönetim anlayışını öngören yönetişimin dijital çağda nasıl bir değişim sürecine girdiğini incelemektir. Dijitalleşme bağlamında yönetişim anlayışında meydana gelen gelişmelerin Türk kamu yönetimi sistemine olan katkılarını incelemektir. Çalışmada ikincil kaynak araştırması sonrasında içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Çalışma sonucunda e-yönetişimin Türk kamu yönetimi sisteminde demokratik yönetimin pekişmesine öncülük eden çok önemli idari reformlar gerçekleştirdiği belirlenmiştir. Bu yönüyle çalışma, alana katkı sağlayacak bir nitelik taşımaktadır.
Kamu yönetiminde açıklık bağlamında bilgi edinme hakkı: Uşak ili örneği
Siyasal, toplumsal ve teknolojik alanlarda yaşanılan önemli gelişmeler Weberyen bürokrasi ilkelerine göre örgütlenmiş tüm kamu yönetimleri gibi Türk kamu yönetimini de değişime zorlamaktadır. Değişimin yönü, gizli ve kapalı yönetim anlayışından açık ve şeffaf yönetim anlayışına doğrudur. Bu yönde atılan en önemli adım ise yine Weberyen bürokrasinin kanunilik/yasallık ilkesinin bir gereği olarak Bilgi Edinme Hakkı Kanunu (BEHK)?nun kabul edilmesidir. Bu çalışmanın amacı; bir anayasal ve yasal hak olan BEH?in önemini yönetimde açıklık ve şeffaflık bağlamında ortaya koymaktır. Nitekim demokratik yönetim, yönetimde etkinlik, açıklık, verimlilik, hesap verebilirlik gibi birbirini bütünleyen yönetimsel ilkelerin uygulamaya konulması ile BEH yakından ilişkilidir. Bu bağlamda çalışmada, yönetimde gizlilik ve açıklık ile BEH kavramları açıklanmış, dünyada ve Türkiye?de bu hak ile ilgili gelişmelere yer verilerek 4982 sayılı BEHK ayrıntılı bir şekilde ele alınmıştır. Çalışmada ayrıca, Uşak merkezinde bir alan araştırması yapılarak halkın yönetimde açıklık, BEH ve BEHK konusundaki tutumu ortaya konulmuştur. Buna göre; açıklık, BEH ve BEHK değişkenlerinin birbirini etkilediği düşünülmekte ve ayrılmaz bir bütün oldukları kabul edilmektedir. Uşak ilinde BEH?den ve Kanunu?ndan haberdar olan ve yararlananların oranları oldukça düşüktür (% 17,8). Buna karşın katılımcılar, BEH?in yönetim ve yönetilenler açısından önemli yenilikler getireceğine ve uzun vadede demokratikleşme yönünde bir zihniyet değişimini sağlayacağına inanmaktadır. Anahtar Kelimeler: Gizlilik, Açıklık, Bilgi Edinme Hakkı, Bilgi Edinme Hakkı Kanunu
Osmanlı Anadolusu'nda Nakîbü'l-Eşrâf Kaymakamlığı Kurumu: 1750 - 1850
Nakîbü'l-eşrâflık müessesesi, Osmanlı Devleti'nde ayrıcalıklı bir zümre olan peygamber soyundan gelen seyyid ve şeriflerin haklarını koruyan, kayıtlarını tutan, adi işlere bulaşmalarını engelleyen kısacası her türlü meseleleri ile ilgilenen kurumdur. Müessesenin başında yine peygamber soyundan gelen, ilmi seviyede ve teşrifatta önemli bir konumda bulunan nakîbü'l-eşrâf sıfatıyla atanan biri bulunurdu. İlk olarak başkentte kurulan nakîbü'l-eşrâflık, devletin genişlemesi ve kurumsallaşmasıyla beraber taşraya da uzanmıştır. Kazalarda bu kurum başkentteki nakîbü'l-eşrâfa vekâleten nakîbü'l-eşrâf kaymakamları tarafından temsil edilmiştir. Taşrada görev yapan kaymakamların da peygamber soyundan olmasına özen gösterilmiştir. Merkezdeki nakîbü'l-eşrâf tarafından atanan kaymakamların görevi, bulunduğu kazadaki seyyid ve şeriflerin işleri ile ilgilenmektir. Bu tezin amacı taşrada görevli nakîbü'l-eşrâf kaymakamlarının atanmalarını, azledilmelerini, görevlerini tespit etmek ve ayrıca kurumun mahiyetini ve önemi ortaya koymaktır. Bu amaçla Adana, Sivas, Kayseri ve Tokat kazaları örnekleminde Osmanlı Anadolusu'nda nakîbü'l-eşrâf kaymakamlığı kurumunun işleyişi ele alınmıştır.
Nevşehir ve Niğde belediyeleri örneğinde kentsel yaşam kalitesi: Emek ve Selçuk mahalleleri örneği
Yaşam kalitesi; toplumun sosyal, ekonomik ve fiziksel gereksinimlerinin belirlendiği bir durumdur. Kentsel yaşam kalitesi ise kentlilerin elde etmek istedikleri kaliteli yaşamının kent yönetimleri tarafından ne derece karşılandığı olarak ifade edilmektedir. Küreselleşme ile birlikte kamu yönetiminin yeniden yapılanma sürecinde ortaya çıkan neo-liberalizm ile birlikte devletin görev ve faaliyet alanlarının yeniden belirlenmesi ve merkeze ait bazı yetkilerin yerel yönetimlere daha özelde ise belediyelere devredilmesi gibi yaklaşımlar öne çıkmaktadır. Artan görev ve sorumlulukların etkin bir şekilde yerine getirilmesi için belediyelere alternatif hizmet sunum yöntemleri, kaynak ve personel istihdamı sağlamak gerektiği ifade edilmektedir. Bu çalışmada, bir yerel yönetim birimi olan belediyeler kapsamında kentsel yaşam kalitesi, Nevşehir ili Emek Mahallesi ve Niğde ili Selçuk Mahallesi örneklemlerinin göstergeleri ışığında analiz edilmiştir. Belediyelerin sunduğu çevre temizliği ve sağlığı hizmetleri, sosyal hizmetler, ulaşım hizmetleri, imar ve şehircilik hizmetleri, mali hizmetler, kültür ve turizm hizmetleri ve zabıta hizmetleri gibi hizmetlerin yeterli olması, vatandaşların kentsel yaşam kalitesinden memnuniyetini arttırmaktadır. Sonuç olarak, kentsel yaşam kalitesini arttırmak amacıyla sunulan belediye hizmetleri vatandaşlar tarafından Niğde ilinde yeterli görülürken, Nevşehir ilinde yetersiz görüldüğü ifade edilmektedir. Nevşehir Belediyesi yetersiz olarak ifade edilen bu hizmetlere daha fazla önem vermeli ve bu hizmetler ile ilgili gerekli çalışmaları gerçekleştirmelidir. Anahtar Kelimeler: Yaşam Kalitesi, Kentsel Yaşam Kalitesi, Belediyeler, Nevşehir, Niğde
İdari reform bağlamında 1980 sonrası Türk kamu bürokrasisi
Çalışma; küresel ölçekte kamu yönetimi değerler dizisinde gerçekleşen farklılaşmalar çerçevesinde yaşanan gelişmelerin, Türk kamu yönetimine yansımalarını irdelemeyi hedeflemektedir. Bu doğrultuda 'geleneksel kamu yönetiminde' 1970'ler ve özellikle 1980 sonrası yaşanan gelişmeler; başta idari reformlar olmak üzere, 'Türk kamu yönetimi' ekseninde değerlendirilmiştir. Geleneksel kamu yönetimi Weber, Wilson ve Taylor etrafında büyük oranda şekillenmiştir. Büroların yönetimi, kamu yönetimi gibi anlamları karşılayan bürokrasi kavramı üzerinde Weber'in gerçekleştirdiği çalışmalar geleneksel kamu yönetiminde önemli bir yere sahiptir. Özellikle 20.yy son çeyreğinde yaşanan gelişmeler hem Weber bürokrasisinin hantal, verimsiz, kuralcı ve detaycı niteliklerinin hem de refah devleti anlayışının belirgin biçimde eleştirilmesine yol açmıştır. Diğer taraftan 1980 sonrası küreselleşmenin ivmelenen yükselişi ile birlikte ağırlığını giderek hissettiren küresel rekabet; ülke özelinde, başta Türk kamu bürokrasisi olmak üzere farklı başlıklarda reformlara duyulan ihtiyacı arttırmıştır. Zira bürokrasiye yönelik değişim, dönüşüm ve farklılaşmada küresel ve özellikle kapitalist beslenme kanallarının ilgili değişim, dönüşüm ve farklılaşmayı şekillendirebilen bir etkisi söz konusudur. Bu bağlamda 1980 sonrası Türk kamu bürokrasisinde yaşanan gelişmeler ilgili kapsam ve çalışma amacı doğrultusunda analiz edilmiştir. Çalışma bir bütün olarak değerlendirildiğinde küresel anlamda geleneksel kamu yönetiminde yaşanan farklılaşma ve ayrışmanın, ulusal ölçekte Türk kamu yönetimine yansıdığı ve özellikle 1980 sonrası yaşanan çeşitli gelişmeler ve idari reformların yönünün belirlenmesinde etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Rusya'da kamu personel sisteminin dönüşümü
Devlet aygıtının üstlendiği faaliyetlerin günümüzdeki hizmet taleplerini etkin ve verimli bir şekilde karşılayabilmesi için kamu yönetimi alanında dönüşüm ve reform çabaları baş göstermektedir. Gelişmiş toplumlardaki vatandaşların devlet aygıtına bakış açıları global düzeyde dönüşüm ve reform isteklerine yol açmaktadır. Sovyetler Birliği'nin çökmesinden sonra sosyalizmden liberalizme geçiş sürecinde kamu yönetimi bağlamında Rusya Federasyonu'nda dönüşüm ve reform ihtiyacı ortaya çıkmıştır. Çalışma nitel araştırma yöntemi ile yapılmış olup, literatür taramasına ve veri analizine dayalı bir çalışmadır. Literatür taramasına dayanan ve ikincil kaynaklardan elde edilen verilerin analiz edildiği bu çalışmada, Sovyetler Birliği sonrası Rusya'da kamu hizmeti ve kamu personeli ile ilgili dönüşüm ve reform girişimleri incelenmiştir. 1991 yılından günümüze uzanan dönemde uygulanan dönüşüm ve reform faaliyetleri sonucunda teorik olarak liyakat esaslı rütbe sınıflandırmasına dayanan bir personel sisteminin yanı sıra modern bir kamu hizmeti sistemi oluşturulmuştur. Bununla beraber; reform sürecini yürüten özel bir organın olmaması, kalifiye uzman eksikliği, şeffaflık seviyesinin düşüklüğü gibi problemler dönüşüm ve reform çabalarında gözlemlenen başlıca sorunlardandır.