Kamu yönetimi
271 theses under this subject heading
2001- 2021 arası Afganistan kamu yönetiminde yolsuzluk
Yolsuzluk, bugün dünyanın en büyük sorunlarından birini teşkil etmekte ve istikrar ve güvenlik için ciddi bir tehdit olarak kabul edilmektedir. Yolsuzluk yaygın bir olgudur ve belirli bir coğrafyası yoktur. Ancak bu olgunun kapsamı, türü ve biçimi ülkeden ülkeye değişmektedir. Gelişmiş ülkeler çeşitli yöntemler kullanarak bunu aşmayı ve toplumlarını bu beladan uzak tutmayı başarırken, gelişmekte olan ülkelerde ve hatta daha çok geri kalmış ülkelerde yolsuzluk büyüyerek krize dönüşmektedir. Yolsuzluğun Afganistan halkının ve hükümetinin mevcut sorunlarının nedenlerinden biri olduğunu düşünmek abartı olmaz; çünkü güvensizlikten yoksulluğa, işsizlikten suça, uyuşturucu kaçakçılığından adaletsizliğe ve kamu düzenine kadar her şey devlet kurumlarındaki yolsuzluklarla doğrudan ilişkilidir. Yeni rejimin tesisi üzerinden 21 yıl geçti. Eğitim, ekonomi, askeri, sağlık, kültür, yönetim ve hukuk alanında milyarlarca dolarlık harcamaya rağmen Afganistan, dünyanın en yozlaşmış hükümetlerine sahiptir. Afganistan'da yolsuzluk, ekonomik, siyasi, sosyal ve güvenlik bakımından olumsuz sonuçlar yaratmıştır. Bununla beraber yolsuzluk, güvensizlik ve işsizlik ile birlikte üç önemli ulusal problemden birisidir. Bu üç problemin her biri birbiriyle doğrudan ilişkilidir. Yolsuzluk ve yolsuzlukla mücadele, diğer devletlerde olduğu gibi Afganistan'ın da tarihinin iniş çıkışlı dönemlerinde sürekli kendisini göstermiştir. Çalışmamızda Yolsuzluk kavramı ve Afganistan'daki yolsuzluğun görünümü ve boyutundan yola çıkarak Afganistan'daki yolsuzluğun tanımının yapılması ve yolsuzluk sorununa çözüm önerilerinin önermeyi amaçlanmıştır. Uluslararası literatür ve yerel kaynaklarla, Afganistandaki yolsuzluğun boyutu incelenmiş, kaynaklardaki bilgilerin karşılaştırması yapılmış ve ülkedeki yolsuzluk kültürü ve hasarları aydınlatılmaya çalışılmıştır. Aynı zamanda Yaptığımız çalışma ile yolsuzluğun önlenmesi yönündeki çabalara ve akademik literatüre katkı sunmak amaçlanmıştır. Çalışma nitel araştırma yöntemiyle yapılmış olup, ulusal ve uluslararası kaynaklar taranarak elde edilen veriler kullanılmıştır. Bunun yanında Afganistanda'da bir süre araştırma faaliyetinde bulunarak saha incelemesi de yapılmıştır.
Kamu kurumlarında itibar yönetimi: Sağlık Bakanlığı örneği
Araştırmada, bireyler kadar kurumlar için de önemli olan, oluşturulması uzun ve planlı bir süreci kapsayan ve yıkılması ise oluşturulmasından daha kısa süren itibar çalışılmıştır.Araştırmanın genel amacına uygun olarak; itibar kavramından yola çıkılarak kurumsal itibar, kurumsal itibar yönetimi kavramalarına ek olarak Sağlık Bakanlığı örneği incelenmiştir. Bu kapsamda, çalışmada anket yöntemi kullanılarak veriler elde edilmiş ve yorumlanmıştır. Toplamda 20 anket sorusundan oluşmuştur. Ölçeğin güvenirlilik katsayısı 0,88 bulunarak, yüksek güvenirlilikte olduğu saptanmıştır. Araştırmada 10 fakülteden öğrenci ve akademisyenler katılımcı olarak seçilmiştir.Araştırma sonucunda genel olarak değerlendirildiğinde katılımcıların olumlu algıladıkları görülmüştür. Ancak fakülteler arasında ve cinsiyet açısından değerlendirildiğinde itibar algılamalarında bazı farklılıklar olduğu saptanmıştır.
Yetiştirilme ve yöneticilik evrelerinde mülki idare amirlerine verilen etik değerler eğitimi ve değerlendirilmesi
Bu çalışma, yetiştirilme (adaylık) ve yöneticilik dönemlerinde, İçişleri Bakanlığınca, mülki idare amirlerine verilen etik değerler eğitiminin ne düzeyde olduğunun tespitini ve değerlendirilmesini amaçlamaktadır. Bu araştırmanın evrenini mülki idare amirleri oluşturmaktadır. Çalışmada ilk olarak, mülki idare amirlerinin etik değerler kavramı hakkında ne düzeyde bilgiye sahip oldukları incelenmiştir. İkinci olarak, kaymakam adaylarının yetiştirilme sürecinde etik değerler eğitimini yeterli düzeyde alıp almadıkları araştırılmıştır. Bununla birlikte, İçişleri Bakanlığı'nca her yıl mülki idare amirlerine yönelik düzenlen hizmet içi eğitim, kurs ve seminerlerde etik değerler konusunun yeterince yer alıp almadığının tespiti yapılmıştır. Ayrıca, adaylık ve yöneticilik evrelerinde mülki idare amirlerine verilen etik değerler eğitiminin içeriğinin yeterli bulunup bulunmadığı araştırılmıştır. Bundan başka, adaylık ve yöneticilik evrelerinde mülki idare amirlerine verilen etik değerler eğitiminin eğiticilerinin yeterli bulunup bulunmadığı değerlendirilmiştir. Buna ilave olarak, adaylık ve yöneticilik evrelerinde mülki idare amirlerine verilen etik değerler eğitimi konusunda mülki idare amirlerinin önerilerinin neler olduğunun tespiti yapılmıştır. Son olarak, etik değerler konusunda mülki idare amirlerinin meslek hayatlarında karşılaştıkları sorunların neler olduğunun tespiti yapılmıştır. Veri taraması ve alan araştırması olarak gerçekleştirilen bu çalışmada 35 mülki idare amiri ve etik eğitimi derslerine giren 4 eğiticiyle görüşme yapılmıştır. Ayrıca, kaymakam adaylarının yetiştirilmesi amacıyla 2007-2019 yılları arasında düzenlenen kaymakamlık kurslarındaki etik eğitimi dersleri incelenmiştir. Bundan başka, yöneticilik evresindeki mülki idare amirlerine yönelik 2007-2019 yılları arasında düzenlenen hizmet içi eğitimlerdeki etik eğitimi dersleri incelenmiştir. Araştırma giriş ve sonuç bölümü ile birlikte beş bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde araştırmanın problemi, amacı, yöntemi hakkında bilgi verilmiştir. Araştırma konusuyla ilgili yayınlar ve araştırmada kullanılan veri toplama araçlarının tanıtımı bu bölümde yapılmıştır. Birinci bölümde; kavramsal çerçeve olarak yönetim, yönetici, yönetici eğitimi ve etik kavramları hakkında detaylı bilgiler verilmiştir. İkinci bölümde; mülki idare amirliği mesleği, mülki idare amirlerinin eğitimi, mülki idare amirlerine verilen etik değerler eğitimi ve değerlendirilmesinden bahsedilmiştir. Üçüncü bölümde; bulgu ve yorumlar başlığı altında mülki idare amirleri ve eğiticiler ile yapılan mülakatlardan elde edilen verilerin tespiti ve değerlendirmesi yapılmıştır. Sonuç ve öneriler bölümünde ise araştırmadan elde edilen veri ve bulgular yorumlanarak bazı tespitler ve öneriler yapılmıştır.
Çetrefilli sorunlarla mücadele yöntemi olarak bütünleşik kamu yönetimi yaklaşımı: Türkiye'nin göç yönetimi üzerine bir inceleme
Göç olgusu karmaşık ve çok boyutlu bir politika problemidir. Dolayısıyla göç yönetimi ilgili paydaşlar arasında yüksek düzeyde koordinasyon ve işbirliği gerektirmektedir. Bu bağlamda bu tezin amacı göç olgusunu çetrefilli sorun kavramı bağlamında analiz ederek, Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu ile Türkiye'nin göç yönetiminde yaşanan değişimi Bütünleşik Kamu Yönetimi yaklaşımı bağlamında analiz etmektir. Tezin ilk bölümünde çetrefilli sorun kavramı açıklanarak, göç olgusu bu kavram bağlamında tartışılmıştır. Çalışmanın ilk bölümünde göç olgusunun çetrefilli bir sorun olduğu belirtilmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde, çetrefilli sorunlarla mücadele yöntemlerinin en etkinlerinden biri olan Bütünleşik Kamu Yönetimi yaklaşımı ortaya çıkış süreci, kapsamı ve yaklaşıma yönelik eleştirileri de içerecek şekilde anlatılmıştır. Tezin son bölümünde ise öncelikle Türkiye'nin göç ve yönetimi tarihi özetlenmiştir. Bu bölümde Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu ile Türkiye'nin göç yönetiminde yaşanan değişim Bütünleşik Kamu Yönetimi reformu bağlamında analiz edilmiştir. Bu bölümde, gerçekleşen değişimin Bütünleşik Kamu Yönetimi yaklaşımı ile benzerlik gösterdiği tespit edilmiştir.
Türkiye'de yerel yönetimler ve yönetişimin yerel yönetimlere eklemlenmesi: Yerel yönetişim
Kamu yönetimi, toplumsal değişimlerin baskısı altında ve o değişimlere karşılık gelecek çözümleri üretme ihtiyacı karşılığında, hem teorik hem de pratik alanda bir değişim ve dönüşüm geçirmektedir. 2. Dünya Savaşı sonrasında, Avrupa ve ABD'de ortaya çıkan yeniden yapılanma çabaları, daha merkeziyetçi, birlikçi ve ulusal kalkınmayı öncelikli hedef gören yaklaşımların etkisi altında gelişti. Bu durum, kamu sektörünün toplumsal alanda başat aktör olarak toplumsal konularda etkili olduğu bir kamu yönetimi anlayışını öne çıkarmıştır ve buda yönetişimdir. Küreselleşme sürecinin tüm topluma hâkim olmasıyla ile birlikte temsili demokrasi kent yönetiminde etkisiz ve yetersiz bir unsur haline gelmiştir. Mevcut yönetim pratiklerinin farklı açılardan yetersiz olması nedeniyle, pratikte gelişen yeni arayışlar uygulamada etkili olmaya başlamış ve bu yeni gelişmeleri anlatmak için yönetişim kavramı kullanılmaya başlanmıştır. Günümüz toplumlarında insanlar yönetenlerle aralarında durmadan açılan bir farkla yaşamaya çalışmaktadırlar. Devletin aşırı büyümesi her yere ulaşamamasına ve toplumun taleplerini yerine getirememesine başlamıştır. Demokrasi, ancak devlet ile toplum arasındaki bu uçuruma son verilerek gerçek hale getirilebilir. Yönetişim ile devlet-toplum uzaklığını aşmak amacıyla bir mekanizma kurulmaya çalışılmaktadır. Yönetişim, gelişmekte olan çağdaş bir yönetim yaklaşımıdır. Yönetişim, geleneksel yönetim sistemlerinin, hizmetlerde verimliliği sağlayamaması nedeniyle daha tercih edilen bir konumda yer alacaktır.
Türkiye'de kamu yönetiminde neoliberal dönüşüm bağlamında yeni sağ muhafazakâr anlayışın çözümlenmesi: Turgut Özal dönemi
1980'li yıllar neoliberalizm açısından Türkiye'de dönüm noktası olmuştur. 1970'lerde yaşanan dünya ekonomik bunalımının akabinde refah devleti anlayışı terk edilerek yeni sağ ideoloji uygulanmaya başlanmıştır. 1980'lerde ortaya çıkan yeni sağ politikaların uygulayıcıları; ABD'de Ronald Reagan, İngiltere'de Margaret Thatcher, Türkiye'de ise Turgut Özal olmuştur. ABD'de Reaganizm, İngiltere'de Thatcherizm, Türkiye'de ise Özalizm olarak adlandırılan yeni sağ politikalar çerçevesinde birtakım gelişmeler yaşanmıştır. 1980'lerde, Türkiye'de, devletçilik politikalarının rafa kaldırılıp neoliberal politikaların uygulandığı bir dönem yaşanmıştır. Türkiye'de yaşanan toplumsal sorunlar ve siyasal istikrarsızlıklar ekonomik sıkıntılarla birleşince, 1980 sonrasında neoliberal bir dönüşüm başlamıştır. Süleyman Demirel hükümetinin Türkiye ekonomisini iyileştirmeye ve geliştirmeye dönük hazırladığı "24 Ocak 1980 ekonomik istikrar programı" ile Turgut Özal, bu neoliberal dönüşümü Türkiye'de başlatan kişi olmuştur. Türkiye'de yeni sağ ideoloji, "24 Ocak Kararları" ile uygulama alanı bulabilmiştir. Bu kararlarla Türkiye'de yapısal dönüşüm sürecine girilmiştir. Neoliberal ekonomi programının uygulanmasıyla liberal ekonomi dönemi başlamış, Türkiye ekonomisi dış rekabete açık bir hale getirilmiş, özelleştirme uygulamaları yapılarak devletin küçültülmesi sağlanmıştır. Ancak bu gelişmeler ilk başta olumlu olsa da ilerleyen dönemlerde olumsuz sonuçlar yaratmıştır. Ayrıca bu dönemde ihracatta artış yaşanırken, piyasa ekonomisine yönelik gereken altyapı hazırlanamamıştır. Anahtar Kelimeler: Neoliberalizm, 24 Ocak Kararları, Turgut Özal, 12 Eylül Darbesi, Yeni Sağ.
Bir siyasetname olarak Kınalızâde Ali Efendi'nin Ahlâk-ı Alâî eserinde yönetim-siyaset ilişkisi
Modern yönetim ve siyaset düşüncesinin belirttiği yönetim ile siyaset ayrılmalıdır görüşünün aksine, siyasetnamelerde bu iki kavramın birlikte ele alındığı bir anlayış hâkimdir. Siyasetname geleneğinin bir ürünü olan Kınalızâde Ali Efendi'nin Ahlâk-ı Alâî isimli eseri de benzer bir anlayışla yazılmıştır. Eser, modern düşüncedeki yönetim ile siyaset arasında ayrımın yapıldığı ve kavramların birbiri ile çatıştırıldığı bir anlayışla değil, birlikte düşünüldüğü bir yönetim ve siyaset düşüncesine sahiptir. Devletin ayakta kalması ve toplumsal adalet ile mutluluğu sağlama yolunda olaylara bütüncül bir bakış açısı ile yaklaşılmış, söz konusu nedenle de yönetim, siyaset, ahlak ve din gibi kavramlar bir bütün olarak birlikte ele alınmıştır. Kınalızâde'nin eserinde bahsettiği kişi, aile ve devlet ahlakı düşüncesi, yönetim ve siyaset açısından varılmak istenen ideal devlet ve toplum yapısının sistematiğini oluşturmaktadır. Ahlâk-ı Alâî'de yönetim ve siyaset anlamında ideal devlete giden yolda kişi ahlakı en önemli uğrağı oluşturmaktadır. Eserde ideal devlet ve toplum yapısının oluşması, hükümdarın erdemli olmasına bağlanmıştır. Ki buradan yönetim ve siyasetin ahlâk temeline dayandırıldığı görülmektedir. Dolayısıyla; Kınalızâde düşüncesinde yönetim ve siyaset, ideal devlet ve toplum yapısının oluşturulması noktasında ahlâki açıdan bir bütün olarak ele alınan kavramlardır. Anahtar kelimeler: Yönetim-Siyaset İlişkisi, Siyasetname(ler), Ahlak, Kınalızâde Ali Efendi, Ahlâk-ı Alâî
Yeni kamu yönetimi anlayışında devletin rolü
Bu çalışmanın amacı yeni kamu yönetimi anlayışında devletin rolünü ortaya koymaktır. Bu kapsamda kamu yönetiminde reformu gerekli kılan durumlar incelenmiştir. Yapılan reformlar sonucunda ortaya çıkan yeni yönetim anlayışının temelleri üzerinde yoğunlaşılmıştır. Vatandaşın yönetime katılımı, şeffaflık, hesap verilebilirlik kavramlarının yeni kamu yönetimi anlayışındaki yeri gösterilerek kamu yönetiminin ilk devletlerden itibaren geçtiği aşamalar detaylı bir şekilde ele alınmıştır. Böylece yeni kamu yönetimi anlayışı ile devletin rolü değişmiştir. Yeni Kamu Yönetimi düşüncesi, geleneksel bakımda çalışmayı temel alan kamu idaresinin yapısı ve çalışmasına yapılan tenkitlerden beslenerek etkileşim ve teknoloji sahasındaki ilerlemelerle aynı doğrultuda özel sektörde karşılaşılan dönüşümün sonucunda oluşmuştur. Yeni kamu yönetimi düşüncesi; serbest piyasa mekanizmasının daha etkin ve faal olduğunu öne sürerek, firma idaresi ile kamu idaresi arasındaki çeşitliliğin azaltıldığını söylemektedir. Özel kesimin sektörün işletme yönetimi zihniyeti yeni kamu idaresi yeniliklerini biçimlendirmektedir. Yeni kamu idaresi, devletin niteliğini şekillendirirken devlet ve halk arasındaki etkileşimler tekrar ifadelendirmektedir. Bu kapsamda, devlet geliştirmekle veya daraltmakla değil devletin temel standart işlevlerine yoğunlaşılarak daha verimli hale getirilmesi hedeflenmektedir.
Baskı gruplarının yönetişim anlayışı temelinde kamusal karar verme mekanizmalarına etkisinin analizi
Bu çalışmada, yönetişim anlayışı temelinde baskı gruplarının kamusal karar verme mekanizmalarına etkisi ele alınmıştır. Yönetim, yönetişim, ulusal yönetişim, yerel yönetişim, küresel yönetişim ve bölgesel yönetişim gibi kavramlara yer verilmiştir. Yönetişim yaklaşımının tarihsel gelişimi, özellikleri, bu özelliklerden katılımcılık, etkinlik, şeffaflık, hukukun üstünlüğü, eşitlik, hesap verilebilirlik, stratejik vizyon ve cevap verilebilirlik konularında açıklamalara yer verilmiştir. Yeni devlet anlayışı; yeni muhafazakârlık ve neo-liberalizm başlıkları altında ele alınmıştır. Yeni kamu yönetimi anlayışında yer alan; modernizm, post-modernizm, sosyal devlet anlayışı vs. konuları irdelenmiştir. Çalışmanın ilerleyen bölümlerinde demokrasinin bir aracı olarak; baskı grupları, çıkar grupları, baskı grubu türleri detaylı bir şekilde ele alınmıştır. Baskı gruplarının amaçlarını gerçekleştirmek üzere kullandıkları yöntemlerden; tehdit, ikna, para, lobicilik, rüşvet ve boykot gibi araçların etkileri tartışılmıştır. Kamu denetimi faaliyetleri çerçevesinde; ombudsman kavramı, tarihsel gelişimi, denetim faaliyetlerinin önemi, denetimin meşruiyet katkısı konularına yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Yönetim, Yönetişim, Modernizm, Postmodernizm, Baskı Grupları, Çıkar Grupları.
Kamu yönetiminde etkinlik sağlama aracı olarak stratejik yönetim: Eskişehir Tepebaşı Belediyesi örneği
Dünyamız hızlı yaşanan bir değişim sürecine tanık olmaktadır. Küreselleşme, bilişim, iletişim, teknoloji alanlarındaki gelişmeler, ulus ? devletin gücünü yitirmeye başlaması, ulusal sınırları tanımayan bilgi akışı, serbest piyasa ekonomisi, rekabet ortamı, insanların talep ve beklentilerinin farklılaşması gibi nedenlerle örgütler yaşamlarını devam ettirebilmek için değişime ayak uydurmak zorunda kalmaktadırlar. Değişen koşullar ile örgütler geleceğe yönelik amaç ve hedeflerin tespit edilmesine, bu amaç ve hedeflere ulaşılabilmek için uygulanması gerekli işlemlerin belirlenmesine imkân sağlayan stratejik yönetim tekniğine yönelmişlerdir.Özel sektörde yaygın bir şekilde uygulama alanı bulan stratejik yönetim, kamu sektöründe de önem kazanmaya ve uygulanmaya başlamıştır. Dünyadaki geniş kapsamlı ve hızlı değişimden payını alan kamu yönetimi de değişim sürecinde mevcut yapısından kaynaklanan sorunları gidermek, işleyişini etkin ve verimli bir hale getirebilmek için stratejik yönetim tekniğine yönelmiştir. Değişim süreci tüm dünyadaki kamu yönetimlerini etkilediği gibi Türk kamu yönetimi de etkilemiştir. Türk kamu yönetiminde yeniden yapılandırma çalışmaları devam etmekte ve kamu hizmetlerinin etkin ve verimli sunulabilmesi için stratejik yönetim tekniğinin uygulanması öne çıkmaktadır. Kamu kuruluşlarının sürekli değişim içinde olan çevreyi kontrol edip, değişime uyum sağlamak ve uyumu sürdürülebilir duruma getirmek için stratejik yönetim tekniğine yönelmeleri ve stratejik yönetimin kamu sektörünün etkinleştirilmesi için kullanılan önemli bir araç olduğu iddiası çalışmaya konu olmuştur.Çalışmanın birinci bölümünde, kamu yönetiminde nasıl bir paradigma değişimi yaşandığı, ikinci bölümde; stratejik yönetimin gelişimi, özellikleri ve süreçleri incelenmiş, kamu yönetiminde stratejik yönetimin yeri, gerekliliği, yararları ve uygulama güçlükleri ele alınmıştır. Üçüncü bölümde; Türk kamu yönetimindeki değişim çalışmaları incelenmiş, Türk kamu yönetimindeki stratejik yönetim anlayışı ve stratejik yönetimin gelişimi ele alınmıştır. Dördüncü bölümde; kamu kuruluşlarında stratejik yönetim uygulanmasına örnek bir kuruluş olarak bir kamu kuruluşu olan Tepebaşı Belediyesi incelenmiştir.
Osmanlı'dan günümüze Türk bürokratlarının eğitimi ve bürokrasi teorileri çerçevesinde değerlendirilmesi
Her ne kadar olumsuz etkileri en aza indirilmeye çalışılsa da, günümüz dünyasının en etkin yapılarından biri olan bürokrasi, devlet kavramıyla birlikte ortaya çıkmıştır denilebilir. Çalışmamızda bürokrasi ile ilgili birçok tanıma yer verilmiş, tarihî süreç içerisindeki gelişimi ele alınırken, Türk bürokrasisi ve Türk bürokratlarının eğitimi ve yetiştirilmesi konusunun, Osmanlı'dan başlayarak günümüze kadarki seyrinin incelenmesi amaçlanmıştır.Bu çalışma üç ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde bürokrasi kuramı; tarihçesi, sınıflandırılması ve bürokrasiye dönük yaklaşımlar ele alınmış, ikinci bölümde; Osmanlı Devleti'nde Bürokrasi başlığı altında, Osmanlı devlet yapısındaki bürokratik oluşumlar ve bu dönemin bürokratlarını eğitme işini üstlenen Enderun Mektebi incelenmiştir. Üçüncü bölümde ise, Tanzimat dönemi ve sonrası Türk bürokrasisi çerçevesinde; Tanzimat dönemi, II. Abdülhamid dönemi, II. Meşrutiyet ve Cumhuriyet dönemi bürokrasileri ve bürokratik eğitimleri irdelenmiştir.Anahtar Kelimeler: Bürokrasi, Osmanlı Bürokrasisi, Türk Bürokrasisi, Bürokrat, Bürokratların Eğitimi, Enderun, Mülkiye
Kamu kurumlarında sürdürülebilir etkinliğin kontrolü: Balanced Scorecard ile kurumsal performansın ölçümü ve Kütahya ili nüfus müdürlüklerinde bir uygulama
Araştırmanın amacı; kurumsal performans ölçümünün ülkemizdeki kamu kurumları için önemini vurgulamak ve literatürde, dünyada en popüler stratejik performans ölçüm sistemi olarak kabul edilen balanced scorecard yönteminin nüfus müdürlüklerinde uygulanabilirliğini araştırmaktır.Araştırmada, performans ölçümüne geçişi hazırlayan yönetim teorileri, klasik ve modern ve postmodern teoriler açısından değerlendirilerek, kamu kurumlarında kurumsal performans ölçümü ve balanced scorecard, kavramsal açıdan tüm yönleriyle ele alınmıştır. Tezin uygulama ile ilgili bölümünde Kütahya İline bağlı ilçe nüfus müdürlüklerinde balanced scorecard tekniği kullanılarak kurumsal performans ölçümü uygulaması yapılmıştır. Balanced scorecardın boyutları ile göstergelerinin ağırlıklandırılması yapılarak, verilerin değerlendirilmesi için yazılım programı geliştirilmiş, alınan sonuçlar çok kriterli karar verme tekniklerinden TOPSIS yöntemiyle analiz edilmiştir. Uygulama sonunda her ilçenin performans puanı elde edilerek nüfus müdürlüklerinin puanlara göre sıralaması yapılmıştır. Araştırmanın sonunda ülkemizdeki kamu kurumları ve nüfus müdürlükleri için ileride yapılacak çalışmalara yol gösterici olacağı varsayımıyla görüş ve önerilerde bulunulmuştur.Anahtar Kelimeler: Kamu Yönetimi, Kurumsal Performans Ölçümü, Balanced Scorecard, Nüfus Müdürlüğü, TOPSIS.
Cumhuriyetten günümüze Türk kamu bürokrasisinde örgütsel büyüme olgusu
Dünyada yaşanan hızlı ve çok yönlü değişim, klasik bürokratik örgütlerde köklü bir yeniden yapılanma ihtiyacı gündeme getirmiştir. Yirminci yüzyılın son çeyreğinde özellikle küreselleşmenin etkisiyle kendini daha da hissettiren değişim dinamikleri, yeni dünya düzeninde temel dayanaklarını oluşturmuşlardır. Dünyanın hemen hemen tüm ülkelerinde gelişmişlik düzeyi, bürokratik örgütlenmede bulunulan düzey ile ölçülmeye başlanmıştır. Çalışmamızda da bu bağlamda Türk kamu bürokrasisinin dünyada yaşanan tüm bu gelişmeler karşısındaki seyri gözlemlenmeye çalışılmıştır.Çalışmamız makro düzeyde incelenmiş olup zaman bakımından Cumhuriyet'in ilanından günümüze kadar olan süreç ile işlevsel bakımdan ise örgütsel anlamda merkezi yönetimin başkent teşkilatı ile sınırlandırılmıştır.Çalışmanın oluşturulması sürecinde ilk olarak literatür taraması yapılmıştır. Kitap, dergi ve makaleler incelenmiş, konuyla ilgili tez çalışmaları da gözden geçirilmiştir. İnternet üzerinden ulaşılan kaynaklara da yer verilmiştir. Dumlupınar Üniversitesi ve Süleyman Demirel Üniversitesi kütüphanelerinden etkin bir biçimde yararlanılmıştır. Yapılan bu hazırlıklardan sonra çalışmamız bilimsel araştırma tekniklerine uygun biçimde hazırlanmıştır.Çalışma üç ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, büyüme ve örgüt kuramlarının teorik çerçevesi ele alınmıştır. Bürokrasinin tanım ve kapsamına değinildikten sonra genel hatlarıyla kamu bürokrasisinden ve kamu bürokrasilerinde büyümeyi etkileyen faktörlerden söz edilmiştir. Son kısımda bürokrasi ve siyaset ilişkisine değinilerek ilk bölüm sonlandırılmıştır.İkinci bölümde, Türk kamu bürokrasisi üzerinde durulmuştur. İlk Türk devletlerinden başlamak üzere Türk kamu bürokrasisinin örgütlenme ve işleyiş sistemi incelenmiştir. Aynı zamanda Türk kamu bürokrasisinde personel sistemi de bu bölümde çalışılmıştır.Üçüncü bölümde çalışmamızın ana konusu olan Türk kamu bürokrasisinde büyüme olgusundan bahsedilmektedir. Bu amaçla cumhuriyetten başlamak üzere günümüze kadar olan bürokratik örgüt yapısı incelenmiştir. Çalışmamızın üçüncü bölümü daha da detaylandırılarak Türk kamu bürokrasisinin seyri şu alt başlıklarda incelenmiştir; Cumhuriyetin ilanı ve tek parti dönemi, çok partili siyasal yaşam, soğuk savaş dönemi, liberalizme geçiş ve yeniden yapılanma süreci, küreselleşme süreci ve günümüz örgüt yapısı. Son olarak çalışmamızın genel değerlendirme ve sonuç kısmı yer almaktadır.Anahtar Kelimeler: Bürokrasi, Kamu Bürokrasisi, Örgüt, Örgütsel Büyüme, Siyaset.
Karşılaştırmalı bir yaklaşımla kamu yönetimi ve özel sektörde halkla ilişkiler ve etkileşimi
Kamu yönetimi anlayışının, işletme yönetimi anlayışına benzediği, kürselleşme olgusunun etkili olduğu günümüzde, özel kurumlar, kamu kurumları ve sivil toplum kuruluşları için değişimler karşısında hedef kitleyle, halkla ilişkiler departmanları ve firmaları aracılığıyla iletişimin sağlanması, üretim ve hizmet süreci kadar önem taşımaktadır.Karşılaştırmalı Bir Yaklaşımla Kamu Yönetimi ve Özel Sektörde Halkla İlişkiler ve Etkileşimi isimli bu çalışmanın amacı, halkla ilişkilerin kamu sektörü, özel sektörde ve sivil toplum örgütlerinde nasıl anlaşıldığını, karşılaştırmalı bir yaklaşımla ortaya koymaktır. Çalışmanın giriş bölümünde halkla ilişkilerin tanımına ve halkla ilişkilerle ilgili temel bilgilere yer verilmiştir. Daha sonra, halkla ilişkilerde kamu sektöründe, özel sektörde ve sivil toplum faaliyetlerinde ortaya çıkan sorunlar, çözüm önerileri ve örnek faaliyetlere yer verilmiştir. Çalışma sonuç ile tamamlanmıştır.Anahtar Kelimeler: Halkla İlişkiler, Hedef Kitle, Kamu Sektörü, Özel Sektör, Sivil Toplum.
Bir kamu yönetimi sorunsalı olarak kriz yönetimi: Türkiye-ABD karşılaştırması
Hızla değişen dünya gündemi ile sıklığı ve çeşitliliği sürekli artan krizler sadece özel sektörü değil kamu sektörü ve hükümetleri de etkili ve gerçekçi kriz yönetimi sistemleri geliştirmeye mecbur etmektedir. Özellikle vatandaşın devletten ve kamu kurumlarından beklentilerinin son derece artmış olması, hizmetlerin aksamaması ve vatandaşın gözünde hükümetin imajının korunması açısından krizlerin iyi yönetilmesini gerektirmektedir. Bu bağlamda insan faktörü hem kamu hizmetlerinin üreticisi kamu personeli hem de vatandaş anlamında kriz yönetiminin en önemli bileşeni olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışmada, kamu sektörü için etkili ve iyi işleyen kriz yönetimi sistemlerine sahip olmanın gerekliliğinin altı çizilirken bu sistem içerisinde insan faktörünün önemi gözden geçirilmiştir. Yaşanmış pek çok kriz vakası hükümetlerin ve ilgili kamu kurumlarının bu krizlerin yönetiminde gösterdikleri performansın vatandaşın devlete duyduğu güveni etkilediğini ortaya koymuştur. Öte yandan özellikle büyük çaplı felaketlerden kaynaklanan krizlerde devletin her bir vatandaşın beklentilerini karşılayacak şekilde kriz müdahalesi ve telafisini gerçekleştirmesi mümkün olamamaktadır. Bu yüzden sade vatandaşın gerek kriz öncesi gerekse kriz sonrası dönemde ulusal kriz yönetimi sisteminin bir parçası olması ve kendi kendine yetebilmeyi öğrenmesi faydalı bir çözüm yolu olacaktır.
Osmanlı İmparatorluğu'nda eyalet yönetimi ve Anadolu eyalet valileri (1789-1833)
Osmanlı Devlet Teşkilatı içinde yer alan Eyalet sistemi hakkında pek çok değerli tarihçilerimiz tarafından belli dönemleri içine alan önemli çalışmalar yapılmasına karşın monografik bir çalışma bu güne kadar yapılamamıştır. Yani Osmanlı İmparatorluğunun bütün eyalet, sancak ve kazalarını sosyo-ekonomik açıdan ele alıp inceleyen ortaya çıkan sonuçları bir arada gösteren herhangi bir çalışma mevcut değildir. Bu bakımdan "Osmanlı İmparatorluğu Eyalet Yönetimi ve Anadolu Eyalet Valileri(1789-1833) adlı çalışmamız özel bir önem taşımaktadır. Genel olarak Osmanlı Devlet Teşkilatı, özel olarak ta Anadolu Eyalet Yönetimi ve 1789 sonrası Anadolu Eyalet Valileri üzerinde duracağız. Bu konu ile ilgili kaynaklardaki bilgileri ortaya koyarken Osmanlı Devleti İdari Teşkilatı'nın tarihi ve gelişimi üzerinde kısaca bilgi verilecektir. Ayrıca Eyalet Yönetimi'nin Osmanlı Devlet İdaresi bütünlüğü içindeki yeri ve işlevi konusuna da açıklık getirmenin faydalı olacağı düşüncesindeyiz. Yapılan çalışmada, özellikle XVI. yüzyılın ortalarından itibaren "tımar" sisteminin bozulmasıyla beraber Osmanlı devlet hayatının belli bir noktasında taşra teşkilatı, çeşitli iç ve dış tarihi koşulların da zorunlu olarak ortaya koyduğu değişikliklerin yaşanmasına neden olmuş mudur? Eyalet sayısının artması veya azalması, eyalet içindeki klasik alt idari bölümlerin değişik isimler altında düzenlenmesi bu değişikliklere örnek olarak gösterilebilir mi? Sadece idari bölümlerin adları ve sayıları mı değişmiştir? Buraların tasarruf şekilleri de değişmiş midir? Eyalet yönetimim başında bulunan "beylerbeyi" veya "eyalet" valililerinin geldikleri kaynaklar, atama ve azilleri, atandıktan sonraki görev süreleri ve fonksiyonları da değişmiş midir? Bütün bu soruların yanıtlarını bulabilmek için Osmanlı Devlet Teşkilatı'na kısaca değinilmiş olması Anadolu Eyaleti ve çalışma dönemimize ait Anadolu valileri hakkında bilgiler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Osmanlı, Anadolu, Beylerbeyliği/Eyalet, Vali, Sancak/Liva, Sancak Beyi, Tevcih, Azil.
Yeni kamu yönetimi anlayışı çerçevesinde asayiş kavramının değerlendirilmesi
Bilgi çağı, hayatın çok hızlı tanık olduğu ve değiştiği bir dönemdir. Bu dönemde tüm sektörlerden (özel, kamu ve üçüncül sektörler) bu değişime hızlı ve etkin bir uyum beklenmektedir. Geleneksel kamu yönetimi (GKY), bu değişimlerin getirdiği ihtiyacı karşılayamadığı için yeni kamu yönetimi (YKY) kavramı ortaya çıkmıştır. Yeni Kamu Yönetimi; devletin küçültülmesi, hizmetlerin yerelleştirilmesi, yönetişim ile özel sektörün bilgi ve yönetim tekniklerinin kamuya aktarılması çağrısında bulunmaktadır. Böylece yeni kamu yönetimi; verimsizlikle suçlanan kamu sektörünün, bilgi toplumunun ihtiyaçlarını karşılayabilmesini amaçlamaktadır. Çağın ihtiyaçları doğrultusunda kamu yönetiminde zamanla ortaya çıkan bu değişim, geleneksel kamu yönetimi anlayışının önemli örneklerinden olan ve iç güvenlik hizmetleri noktasında asayişi sağlayan Emniyet Genel Müdürlüğü teşkilatının asayiş hizmeti anlayışında da değişime yol açmıştır. Bu çalışmada, yeni kamu yönetimi anlayışı çerçevesinde asayiş kavramının hangi yönde değiştiği irdelenecektir. Çalışmada literatür taraması yöntemi kullanılmıştır. Bu yöntemin genel amacı, araştırmanın hangi bağlamda yürütüleceğini ve mevcut araştırma sonuçlarını özetleyerek hangi boşlukların doldurulması gerektiğini ortaya koymaktır. Yapılan kaynak araştırması neticesinde ulaşılan kaynaklar tasnif edilerek yeni kamu yönetimi anlayışı çerçevesinde asayiş kavramı değerlendirilmiştir. Tezin hipotezi; yeni kamu yönetimi anlayışıyla asayiş kavramındaki değişimler arasında anlamlı bir ilişkinin olduğudur. Çalışmadaki sınırlılık kaynak taraması esnasında ulaşılan kaynaklardır. Bu çerçevede literatür taraması yapılarak araştırma ortaya konmuştur.
Postmodernizmin Türk kamu yönetimine etkileri: Siyasal, ekonomik ve sosyo-kültürel açıdan bir inceleme
Aydınlanma Çağı ile birlikte etkili olan modernizm sürekli bir yenilik peşinde olmuş ve evrensel doğruların savunuculuğunu yapmıştır. Postmodernizm ise modernizm eleştirisi yaparak gelişim gösteren bir anlayıştır. Postmodernizm tanımı modernizmin eleştirisi, zıttı veya eklentisi olduğu şeklinde çeşitlilik göstermektedir. Postmodernizm tanımının kesin bir yargı ile yapılamaması modernizm den tam olarak kopuşunun gerçekleşememesi ile ilişkili olduğu söylenebilir. Postmodernizm gelenekleri savunarak evrensel bir doğrunun varlığını kabul etmemiş ve tek bir doğrunun olmadığını her bir bireyin düşüncesinin doğru olabileceği inancına sahip olmuştur. 1980'li yıllar öncesi modernizm anlayışının etkisinde olan Türk kamu yönetimi, çağın koşullarına cevap veremez bir hale gelmiştir. Gelişmeye ihtiyaç duyan Türk kamu yönetimi özellikle 1980'li yıllardan bu yana postmodern düşünüş biçiminden etkilenmeye başlamıştır. Postmodern fikirler Türk kamu yönetimini siyasal, ekonomik ve sosyo-kültürel alanda az da olsa etkilemeyi başardığı söylenebilir. Türkiye'de toplumsal yapıda çeşitli etnik kökenin varlığı siyasetçilere postmodernizmin benimsediği bütünleştirici söylemi kullanma imkânı sunmuştur. Postmodernizm, Türkiye'nin ekonomik hayatına liberal politikalarla yansımıştır. Türk kamu yönetimini yapısal ve işlevsel açıdan etkileyen postmodern kamu yönetimi kamu hizmetlerinde verimliliği ve etkinliği artırmıştır. Postmodernizm Türkiye'de sosyo-kültürel alanda bireyleri kitle iletişim araçlarının etkisiyle kültürel yabancılaşma ve tüketim kültürüne yönelttiği söylenebilir. Çalışmanın hipotezi: "Postmodernizm, 1980'li yıllardan itibaren Türk kamu yönetimini etkilemeye başlamış, ilerleyen yıllarda da siyasal, ekonomik ve sosyo-kültürel boyutlarla birlikte Türk kamu yönetiminin yeniden yapılanmasında önemli bir faktör olarak rol oynamıştır." Çalışmada tarihsel ve betimsel araştırma yöntemlerinden faydalanılmıştır. Türk kamu yönetiminin postmodernizm etkisiyle şekillendiği siyasal, ekonomik ve sosyo-kültürel alanları incelenerek hipotezin kanıtlanabilirliği değerlendirilecektir.
Irak: Krallıktan cumhuriyete evrilme (1932-1958)
Irak, günümüzde cumhuriyetle yönetilen Ortadoğu devletlerinden biridir. Daha Ortadoğu topraklarında cumhuriyet yönetim biçiminin nadir görüldüğü bir dönemde cumhuriyet yönetim biçimini benimseyen Irak'ın demokratikleşme adımlarını nasıl aştığı ve bu yönetim biçimine nasıl ulaştığı ise bölgenin toplumsal yapısında ne gibi dönüşümler yaşandığını özetler niteliktedir. Birinci Dünya Harbi sonrasında büyük imparatorluklar son bulmuş ve birçok Ortadoğu toprağı da çoğunluğu dış etkenler vasıtasıyla devletleştirilmiştir. Irak'ın kaderi de bir dış etken olan İngilizlerce belirlenmiştir. Yüzyıllarca birçok etkin gücün hâkimiyeti altında yaşayan Irak toprakları hiçbir zaman milli veya mezhepsel bir devlete kaynaklık etmemiştir. Ayrıca sınırları da bu doğrultuda çizilmemiştir. İngilizlerden önce bölgeye hâkim olan birçok unsur bölgenin yaygın toplum düzenine uygun bir yönetim anlayışı benimsemiş, zaman zaman bölgede bu durumun değiştirilmesi yönünde adımlar atılmak istense de başarısız olunmuştur. İslam tarihi açısından vazgeçilmez olan toplum yapısı da İslam Devleti döneminde büyük ölçüde günümüzdeki haline benzer olarak şekillenen bölgenin demografik yapısı ve yaygın inanç sistemleri de yıllarca korunmuştur. İngilizler Birinci Dünya Savaşı sırasında ve sonrasında işgal ettiklerinde bölgenin toplum yapısı olarak bir bütün teşkil etmediğini anlamışlar ve bölgede yapılacak çalışmaları da devletleştirmeyi kolaylaştırmak için ortak değerler üzerinden kurgulamışlardır. İngilizler bölgede her ne kadar kalıcı olmayı planlasalar da Irak coğrafyasında yaşayan unsurların çoğunluğunu Müslümanların oluşturması Hıristiyan bir dış faktörün tutunamayacağının kanıtı olmuştur. İngilizlerin bölgeyle bir bütün oluşturmadıkları manda yönetimleri uzun sürmemiş, yaşanan kısa süreli işgal döneminde de İngiliz yanlısı bir kesim oluşsa da bunlar da azınlık olmaktan ileriye gidememiştir. Irak toplumu istemedikleri bir dış etken aracılığı ile yönetildikleri dönemden dersler çıkarmışlar ve geleceklerini inşa ederken de bu birikimi kullanmışlardır. Manda döneminde ve sonrasında kurulan partiler Irak toplumunda parlamenter sitemin oluşmasına önemli katkılar yapmışlardır. Dönem dönem geçmiş alışkanlıkların da etkisiyle bir kişi ya da grubun yönetimde etkin olduğu dönemler yaşansa da demokratikleşmek için yapılan çalışmalar da sürdürülmüştür. Irak topraklarında yönetimde istikrarı engelleyen en önemli faktörü bölgenin farklı etnik gruplara, farklı dinlere ve farklı mezheplere mensup unsurları bir arada barındırması oluşturmaktadır. İşte Irak'ta cumhuriyetin inşasına kadar geçen sürecin aydınlatılmaya çalışıldığı bu çalışmada bölgenin kendi içinde ayrışmasına sebep olan faktörlere ve bölgenin yönetim anlamında yaşadığı dönüşüme yer verilmiştir. Anahtar Sözcükler: Irak, Demokratikleşme, Cumhuriyet, I. Dünya Savaşı, İngiliz Mandası, Müslüman.
Siyasal sistemlerde üst düzey devlet yöneticilerinin atanması: Örnek ülke incelemeleri
Yönetim sistemleri veya siyasal sistemler, devletlerin ve kurumların yönetimi için hükmetme gücünün kimin elinde nasıl bulunacağını belirleyerek ortaya çıkan ve gelişen devlet iktidarı türlerini ifade etmektedir. Çeşitli hükümet sistemlerini oluşturmak için geçmiş çağlardan beri sınıflandırmalar mevcuttur. Herhangi bir zamanda varlığını gösteren ve işleyen siyasal kurumların oluşturduğu yapı siyasal sistemlerdir. Bu kurumlar arasında etkileşim ve koordineli bir çalışma söz konusudur. Siyasal sistem ülkenin kültürel, sosyal, ekonomik ve diğer yapıları ile etkileşim halindedir. Fakat kurumlar bir devletin sadece yapısını oluşturur, genel özelliklerini ise seçim sistemleri, siyasal güçleri, partilerin yapısı, vatandaşların siyasete katılımı gibi etmenler oluşturur. Üst düzey devlet yöneticisi, devlet kurumların da ilgili olduğu alt birimlerde mevzuatlar ile ilgili uygulamaları denetler ve benzer görevleri yürütürler. Demokrasi, dünyadaki tüm devlet ve bireylerin kurum veya devlet politikasını şekillendirmek için sahip olduğu yönetim biçimidir. Demokrasi ölçümleri 1970'den beri Freedom House, 2006 yılından bu yana The Economist tarafından yapılmaktadır. Demokrasi endeksleri hükümetlerin siyasal katılımlarını, siyasal özgürlüklerini ve seçim süreçlerini inceleyerek hazırlanmaktadır. Demokrasi sınıflandırması açısından ülkeler; tam demokrasiler, kusurlu demokrasiler, hibrit rejimler ve demokratik olmayan rejimler olarak kategorize edilmektedir. Bu çalışmada, demokrasi sınıflandırmalarına göre ülkelerde üst düzey devlet yöneticilerinin atanması incelenecektir. Çalışmanın hipotezi; siyasal sistemlerde farklı demokratikleşme düzeylerine göre üst düzey devlet yöneticilerinin atanmasında çeşitlilikler olduğudur. Çalışmanın yöntemi, betimsel ve tarihsel araştırma yöntemleri ve belgeye dayalı veri analizidir. Bu çerçevede The Economist'e göre demokratikleşme puanları üzerinden veriler incelenerek sonuca ulaşılacaktır.
Kamu sektöründe yenilik yeteneklerinin kurumsal performansa etkisi
Özellikle son zamanlarda sıkça sözü edilen, sadece akademisyenlerin değil iş çevrelerinin ve kamu yöneticilerinin de gündeminde olan, işletme ve yönetim disiplininde ortaya çıkan önemli gelişmelerden birisi de "Yenilik Yeteneği" kavramıdır. Gerek yerli gerekse yabancı yazında yenilik yetenekleri ve kurumsal performans arasındaki ilişkiyi inceleyen birçok araştırmaya rastlanmaktadır. Bu tez çalışması ile Türkiye kamu sektöründeki kurumların teknolojik yenilik yeteneklerinin yenilik performansına ve kurumsal performansa etkisinin araştırılması, ayrıca yenilik performansının yenilik yetenekleri ve kurumsal performans arasındaki aracı rolünün incelenmesi hedeflenmektedir. Kamu kurumlarının yenilikçi kabiliyetleri yedi farklı boyutta ele alınarak değerlendirilmiştir (öğrenme, araştırma-geliştirme, kaynak dağıtım, üretim, pazarlama, organizasyon, stratejik planlama yetenekleri). Yapılan bu çalışma ile mevcut yazında kâr amacı güden firmalara yönelik araştırma sonuçları ile kamu kurumları üzerinde yapılacak araştırma sonuçlarıyla karşılaştırılabilecek; aradaki benzerlik ve farklılıklar tespit edilebilecektir. Araştırma kapsamında, toplam 37 kamu kurumundan toplanan 98 anket üzerinden analizler gerçekleştirilmiştir. Anketlerin 30 tanesi elektronik posta ile kalan 68 anket yüz yüze görüşme yoluyla elde edilmiştir. Verilerin analizinde kullanılan yöntemlerden keşifsel faktör analizi verilerin analize uygunluğunun belirlenmesi amacıyla, regresyon analizi ise araştırma modelinin test edilmesi amacıyla kullanılmıştır. Yapılan analizler ışığında, yenilik yeteneklerinden, pazarlama yeteneği, stratejik planlama yeteneği, öğrenme yeteneği, üretim yeteneği ve ar-ge yeteneği ile kurumsal performans arasında istatiksel olarak anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Yenilik performansına, sadece kaynak dağıtım yeteneği ve pazarlama yeteneğinin etkisi bulunmuştur. Yenilik performansı ile kurumsal performans arasındaki ilişkiyi test etmek amacıyla yapılan analiz sonucunda ise istatistiksel olarak anlamlı bir pozitif ilişki ortaya konmuştur. Yenilik performansının yenilik yetenekleri ve kurumsal performans arasında aracılık rolüne ilişkin ise istatistiksel açıdan anlamlı bir bulguya rastlanmamıştır. Anahtar kelimeler: İnovasyon, Yenilik, Kamuda İnovasyon, Yenilik Yetenekleri
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti kamu yönetimi teşkilatlanması
Kıbrıs adasının tarihsel süreçleri üzerinde durulmuş, Osmanlı Devleti öncesi ve Osmanlı Devleti dönemindeki gelişmeler incelenmiştir. Günümüzde Kıbrıs adasının ekonomik, sosyal ve siyasal yönden gelişimi açıklanmış. Döneminin güçlü ülkelerinin Kıbrıs adasını topraklarına katma nedenleri ile günümüzde Amerika Birleşik Devletleri, Avrupa Birliği ve diğer ülkelerin Kıbrıs adasına bakış açıları üzerinde çalışılmıştır. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin idari yapısı ele alınmış, ülkenin egemenliğinin göstergesi olan; yargı, yasama ve yürütme erkleri ayrıntılı bir şekilde incelenmiş, ülkede Cumhurbaşkanlığı seçimi, Milletvekilliği seçimleri ve yerel seçimler üzerinde durulmuş, Cumhurbaşkanlığı Kurumu, Bakanlar Kurulu, Merkezi Yönetim, Yerel Yönetimler üzerinde ayrıntılı çalışmalar yapılmıştır. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde ilçe, bucak ve belediye kurumlarının kuruluşları, yapıları organlarının seçimleri ile ilgili çalışmalar yapılarak kurumlar arasındaki ilişkiler anlamlandırılmaya çalışılmıştır. Kıbrıs adasının tarihten gelen sorunu açıklanırken Avrupa Birliği, Amerika Birleşik Devletleri, Türkiye ve Yunanistan'ın çözümün neresinde oldukları çözüm için tüm tarafların üstünde anlaşmaya varabileceği bir çözüm getirilip getirilmediği, Kıbrıs sorunu için getirilen çözümlerin neler olduğu, bu çözümlerin iki tarafın öz iradesiyle mi getirildiği yoksa dayatmalar sonucunda getirilen çözüm önerileri mi olduğu üzerinde durulmuştur. Son zamanlarda Doğu Akdeniz'de keşfedilen hidrokarbon kaynaklarının bulunduğu yetki alanları üzerinde çıkan sıkıntılar bu sıkıntıların çözüm yolları için hangi ülkelerin ne tür çözüm yolları getirdiği, Akdeniz'in altında bulunan enerji kaynakları ile ilgili Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin bakış açılarının neler olduğu bu konu ile ilgili hangi çalışmaların yapıldığı konuları ayrıntılı bir şekilde işlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Merkezi Yönetim, Yerel Yönetim, Doğu Akdeniz
Türk Kamu Yönetimi'nde dijitalleşme politikaları
21. yüzyılda devletler, kamu politikaları vasıtasıyla vatandaşlarının bilgi toplumu olması yönünde çeşitli girişimlerde bulunmaktadırlar. Toplumların bilgi ve iletişim kullanımının artması ve ülkelerin her alanda dijitalleşme olgusunu kullanması ülkelerin küresel alanda rekabet gücünü arttıracaktır. Çalışmamızda Türkiye'nin kamu politikaları kapsamında son 50 yıllık bilgi ve teknoloji alanındaki gelişmeleri ele alınmakta ve bu süreçte kamusal hizmet sunumunun dijitalleşme faaliyetleri ile iyileştirilmesi için yapılan çalışmalar bağlamında yürütülmüştür. Türkiye özellikle 1990'lı yıllarda başlayan bilgi toplumu olma yolundaki politikaları ile günümüze dek sürekli gelişmiş ve vatandaşlarına birçok kamusal hizmeti dijital teknolojiler vasıtasıyla sunmuştur. Özellikle Covid-19 salgınının ortaya çıkardığı teknolojik rekabet ortamı ülkeleri dijital sektörlerin geliştirilmesi olgusu üzerinde daha fazla durulmasına yöneltmiştir. Küreselleşen dünya düzeninde fiziki sınırlar neredeyse ortadan kaldırılmış ve dijital teknolojiler sayesinde iletişim çok daha kolay hale gelmiştir. Bu alandaki gelişmelerden Türkiye'de geri kalmamış ve 2000 sonrası kamu politikası, hükümet programları ve kalkınma planları gibi kapsamlı planların içinde bilgi ve iletişim teknolojilerine yer vermiştir. Ulusal alanda toplumun her kesimine internet ve dijital cihazları götürmeyi hedef kılarak bilgi toplumu olma yolunda stratejiler geliştirilmiştir. Kamu idare teşkilatlanması içinde yeniden yapılanmaya gidilmiş ve teknoloji kavramı genel politikalar kapsamından alınıp başlı başına bir politika halini almıştır. Kamu hizmet sunumlarının vatandaşlara ulaştırılmasında bürokratik engeller mümkün olduğunca kaldırılmış ve vatandaşların hizmete doğrudan erişimi ön planda tutulmuştur. E-devlet tabanlı uygulamalarla bireylerin yer ve zaman kısıtlaması olmadan hizmetlere ulaşması sağlanmıştır. Geleneksel devlet yaklaşımından yeni kamu yönetimi yaklaşımına geçiş ile birlikte vatandaşların karar süreçlerine katılımı sağlanmıştır. Bireyler dijital e-uygulamalar sayesinde merkezi ve yerel yönetimlerin faaliyetleri hakkında görüş ve düşüncelerini anlık olarak ilgili yerlere aktarma fırsatı bulmuşlardır. Kamu yönetimi ve kırtasiyecilik alanında maliyetler azaltışmış ve birçok resmi süreçler dijital uygulamalar sayesinde gerçekleştirilmiştir. Türkiye'nin uluslararası alandaki rekabet gücünü arttırmak için kamu yönetimi ve toplum nezdinde son 20 yılda gerçekleştirdiği dijital dönüşüm, sürekli değişen ve gelişen dünya düzeninde gelecekte de Türkiye gibi bütün dünya ülkeleri için önemini korumaya devam edecektir.
Türk kamu yönetimi sisteminde dijital dönüşüm süreci
Dijitalleşme, her alanda olduğu gibi kamu yönetimi sisteminde de önemli değişimleri beraberinde getirmiştir. Kamusal hizmetlerin dijital olarak sunulması hem devlet hem vatandaşlar açısından birçok maliyetten tasarruf sağlamıştır. Dijital vatandaşlık kavramı ortaya çıkmış, vatandaşlar kamu politikası oluşturma süreçlerinde aktif rol almaya başlamıştır. Dijital dönüşüm, günümüzde iş yapış biçimlerini değiştiren bir faktör olmanın yanı sıra, bir gelişmişlik göstergesi haline gelmiştir. Çalışmada uluslararası kuruluşlar tarafından hazırlanan raporlarda, ülkelerin dijital gelişmişlik düzeyine dair ölçülen endeksler veri olarak kullanılmıştır. Geleneksel devlet ile dijital devlet arasındaki farklar ortaya konmuştur. İlk bölümde Türk kamu yönetim sistemi yapısal ve örgütsel açıdan incelenmiş, ikinci bölümde Türk kamu yönetiminin dijital dönüşüm süreci tarihsel bağlamda ele alınarak, bu doğrultuda hayata geçirilen projeler ve uygulamalardan bahsedilmiştir. Süreci koordine eden Dijital Dönüşüm Ofisi'nin çalışmalarına yer verilmiştir. Son bölümde ise sürecin analizi yapılarak, dijitalleşmenin kamu yönetimine, kamusal hizmet sunumlarına ve politika oluşturma süreçlerine olan etkileri incelenmiştir. Tüm kişisel verilerin dijital ortama aktarıldığı günümüzde önem verilmesi gereken siber güvenlik konusu da ele alınmıştır. Dijital dönüşüm, beraberinde getirdiği riskler göz önünde bulundurularak, ulusal menfaatler doğrultusunda planlı ve güvenli bir şekilde gerçekleştirilmelidir.