High schools students
1,310 theses under this subject heading
Lise öğrencilerinin okul terki risklerinin çeşitli değişkenlere göre belirlenmesi (Edirne ili örneği)
Okul terki günümüzde tüm devletlerin çözüme ulaştırmak için büyük çabalar harcadığı bir sorundur. Okul terkinin kısa ve uzun vadede hem bireylere hem de devletlere büyük kayıplar yaşattığı bilinen bir gerçektir. Özellikle bireyleri birçok açıdan iş dünyasına hazırlama noktasında en büyük kazanımların verildiği ortaöğretim kademesinin tamamlanmaması bu noktada büyük sorunlara sebep olmaktadır. Bu çalışmada da lise öğrencilerinin okul terki risklerinin olup olmadığı, bu riskin belirli değişkenler kapsamında nasıl farklılık gösterdiğini Edirne İli dahilinde saptamak amaçlanmıştır. Araştırmada toplanan veriler, istatistiksel paket program ile çözümlenmiştir. Öğrencilerin okul terki risklerinin, cinsiyet ve anne-babalarının sağ olma değişkenlerine göre farklılaşıp farklılaşmadığını tespit etmek için Mann-Whitney U Testi uygulanmıştır. Mann Whitney U analiz yöntemi, birbirleriyle ilişkisi bulunmayan iki gruba yönelik ölçüm sonuçlarının arasında manidar bir farklılaşma olup olmadığını belirlemek için kullanılır (Field, 2009). Sınıf, kardeş sayısı, okuyan kardeş sayısı, anne-baba eğitim durumu, aile geliri ve okul türü değişkenlerine göre farklılaşıp farklılaşmadığını tespit etmek için ise Kruskal Wallis analizi yapılmıştır. Kruskal Wallis analiz yöntemi, birbiri ile ilişki bulundurmayan ikiden fazla gruba yönelik ölçümlerin arasında manidar bir farklılaşma bulunup bulunmadığını belirlemek amacıyla kullanılır (Pagano, 2007). Değişkenlerin ölçek üzerindeki etki büyüklüklerini değerlendirmek için Mann-Whitney U ve Kruskal Wallis H testlerine uygun olarak eta kare (μ2) değerleri hesaplanmıştır. Bu araştırmada elde edilen bulgular şöyledir: öğrencilerin okul terki riskleri erkek öğrencilerde kız öğrencilere kıyasla daha yüksektir. 12. sınıfta okuyan öğrencilerin okul terki riskleri 11.sınıfta okuyan öğrencilere oranla daha yüksektir. Babası sağ olmayan öğrencilerin okul terki riskleri babası sağ olanlara kıyasla daha yüksektir. Aynı şekilde babasının eğitim durumu daha yüksek olan öğrenciler daha az okul terki riski taşımaktadır. Okul terki riski Spor lisesi, Mesleki ve Teknik Anadolu lisesi ve İmam Hatip lisesinde okuyan öğrencilerde daha yüksektir.
İş yeri beceri eğitimi bağlamında ortaöğretim kurumları ulaştırma hizmetleri alanı lojistik dalı öğrencilerinin verimlilikleri ve karşılaşılan sorunlar üzerine bir uygulama
Ekonomik kalkınma sürecindeki hızlı değişimler birçok yeniliği ve gelişmeyi beraberinde getirmektedir. Bu süreçte ülkelerin değişimlere uyum sağlayabilmesi lojistik sektörünün ekonomiye verdiği destek ve yarattığı katma değer stratejileri ile mümkün olmaktadır. Küresel ekonomide artan gelişmeler ve yenilikler nedeniyle ticari pazarda üstünlüğü yakalamak ve lojistik üs olmak isteyen Türkiye, sektörünün ihtiyaç duyduğu eğitim, alt yapı ve teknolojik gelişmelere yatırım yapmaktadır. Bu yatırımlardan bir tanesi; lojistik sektörüne yeterli düzeyde bilgi ve beceriye sahip nitelikli iş gücü kazandırmak amacıyla mesleki eğitim ile ortaöğretim okullarında öğrencilere ''Lojistik'' eğitimi verilmesidir. Öğrenciler mesleki eğitim sayesinde hem teorik eğitim almakta hem de işletmelerde beceri eğitimi uygulamasına katılarak meslek alanlarıyla uyumlu iş yerlerinde sektör stajı yapmaktadır. Bu uygulama esnasında öğrencilerin karşılaştığı olumlu veya olumsuz durumlar öğrencilerin, sektör stajından duyduğu memnuniyet düzeyini, sektöre bakış açılarını ve okulda almış oldukları mesleki eğitimin uygulanmasını etkileyebilmektedir. Bu araştırmada, iş yeri beceri eğitimi bağlamında orta öğretim kurumları ulaştırma hizmetleri alanı lojistik dalı öğrencilerinin verimlilikleri ve karşılaştıkları sorunların incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın evrenini; 2019-2020 eğitim öğretim yılında mesleki eğitim verilen resmi ortaöğretim okullarında, 3308 Sayılı Mesleki Eğitim Kanunu'na göre işletmelerde beceri eğitimine katılan Ulaştırma Hizmetleri alanı ve Lojistik dalı 12.sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Türkiye'deki 7 coğrafi bölge dikkate alınarak her bölgeden en az bir okulun katılacağı şekilde araştırmanın yapılması hedeflenmiştir. Araştırmada veriler anket tekniği yöntemi ile toplanmış ve sonuç olarak 513 anket formu analiz edilmiştir. Araştırmanın analiz bölümünde yüzde ve frekans dağılımları, faktör analizi, T testi ve ANOVA uygulanmıştır. Araştırma sonucunda öğrencilerin staj yaptığı işletmelerde beceri eğitimlerine ilişkin memnuniyet düzeyleri ile okulun bulunduğu coğrafi bölge arasında anlamlı bir fark olduğu belirlenmiştir. Öğrencilerin staj yaptığı işletmelerde beceri eğitimlerine ilişkin sektöre bakış açıları ile cinsiyet arasında anlamlı bir fark olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca öğrencilerin staj yaptığı işletmelerde beceri eğitimlerine ilişkin okulda almış oldukları mesleki eğitimin katkısı ile cinsiyet arasında anlamlı bir fark bulunmuştur.
Ortaöğretim 10. sınıf öğrencilerinin fiil ve fiilimsiler konusunu öğrenmede bilgisayar destekli öğretim yönteminin öğrenci başarısı ve kalıcılığına etkisi
Bu araştırmanın amacı ortaöğretim 10. sınıf öğrencilerinin fiil ve fiilimsiler konusunu öğrenmesinde bilgisayar destekli öğretim yönteminin öğrenci başarısına ve kalıcılığına etkisini belirlemektir. Araştırmada, nicel araştırma yöntemlerinden ön-test son-test kontrol gruplu deneysel desen kullanılmıştır. Araştırma grubu, 2014-2015 eğitim-öğretim yılında Siirt ili 14 Eylül Anadolu Lisesi'nde öğrenim gören 66 öğrenciden oluşmaktadır. Öğrenciler deney ve kontrol gruplarına tesadüfi olarak atanmıştır. Fiil ve fiilimsiler konusu, deney grubunda bilgisayar destekli öğretim yöntemi, kontrol grubunda ise düz anlatım yöntemiyle işlenmiştir. Fiil ve Fiilimsiler Başarı Testi, hem deney hem de kontrol grubuna ön-test, son-test ve kalıcılık testi olarak uygulanmıştır. Testlerden elde edilen verilerin analizinde SPSS 22.0 istatistik programından faydalanılmıştır. Yapılan ön-teste göre her iki grubun da denk olduğu tespit edilmiştir. Son-test verilerine göre, deney grubunun başarı puanında kontrol grubuna göre daha fazla artış olduğu fakat başarı puanları arasında anlamlı farklılaşmanın olmadığı, kalıcılık testinde ise iki grubun başarı puanları arasında anlamlı farklılaşmanın olduğu tespit edilmiştir. Bu sonuçlara göre bilgisayar destekli öğretim yöntemiyle işlenen bilgilerin daha iyi öğrenildiği ve daha kalıcı olduğu söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Bilgisayar Destekli Öğretim, Dil Bilgisi, Fiil ve Fiilimsiler
TYT sınavına hazırlanan öğrencilerin Türkçe okuma becerisinde üstbilişsel farkındalıkları ve seviyeleri
Yapılan bu araştırmada TYT sınavına hazırlanan öğrencilerin Türkçe okuma becerisinde üstbilişsel farkındalık düzeylerine yönelik analizler yapılmıştır. Araştırma sürecinde toplanan verilerin analizinde, SPSS-22 programı kullanılmış olup elde edilen bulgular tablolara dönüştürülerek araştırma problemlerine yanıt aranmıştır. TYT sınavına hazırlanan öğrencilerin Türkçe okuma becerisinde üstbilişsel farkındalık düzeylerine yönelik veriler analiz edilmeden önce Kolmogorov-Smirnov testi ile normallik kontrolü yapılmıştır. Yapılan kontrollerde araştırma verilerinin normal dağılım gösterdiği belirlenmiştir. Bu bağlamda, araştırma verilerinin analizinde parametrik analiz yöntemleri kullanılmıştır. TYT sınavına hazırlanan öğrencilerin Türkçe okuma becerisinde üstbilişsel farkındalık düzeyleri, aritmetik ortalama ve standart sapma gibi betimsel istatistikler hesaplanarak incelenmiştir. Ayrıca Türkçe okuma becerisinde üstbilişsel farkındalık düzeyinin cinsiyete ve okul türüne dayalı farklılaşma durumu bağımsız gruplar t-testi; sınıf düzeyi, yaş ve okul değişkenlerine dayalı farklılaşma durumu ise ANOVA analizi ile incelenmiştir. Araştırmaya katılan öğrencilerin demografik verilerinin incelenmesinde frekans ve yüzde analizi kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2019–2020 yılında, Siirt ilinde Millî Eğitim Bakanlığına bağlı liselerde eğitim gören öğrenciler oluşturmaktadır. Yapılan analizler sonucunda TYT sınavına hazırlanan öğrencilerin Türkçe okuma becerisinde üstbilişsel farkındalık düzeylerinin çok yüksek olduğu tespit edilmiştir. Araştırma sonuçlarından hareketle çeşitli önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Sözcükler: Okuma, Okuma Stratejileri, Üstbilişsel Farkındalık
Özel gereksinimli 10. sınıf öğrencisinin evde matematik eğitimi uygulama sürecinin incelenmesi
Araştırmamızın amacı, fiziksel güçlüğü nedeniyle eğitimine evde devam etmek zorunda kalan lise 10. sınıf öğrencisinin evde almış olduğu eğitimine yönelik görüşleri ve evde eğitim sürecinin nasıl devam ettiğinin incelenmesine yönelik bilgileri içermektedir. Nitel araştırma yöntemlerinden "Vaka Çalışması" şeklinde yürütülen bu çalışma 2020-2021 Eğitim Öğretim yılı Siirt İli Barış Mahallesinde evde eğitime devam eden öğrenci, öğrencinin ablası ve matematik öğretmeninin katılımları ile gerçekleştirilmiştir. Veriler, öğrenci ve öğrencinin ablası ile yarı yapılandırılmış görüşme formu ile ders öğretmenin görüşleri, ders gözlemleri ve ders kayıtlarının incelenmesi sonucu ortaya çıkmıştır. Öğrenci ve ablası ile yapılan görüşmelerden sonra elde edilmiş olan bütün veriler alt problemler çerçevesinde betimsel analiz ile ders gözlemleri ve ders kayıtları ise içerik analizi ile incelenmeye çalışılmıştır. Araştırmaya başlanmadan önce öğrenciye özel bir BEP hazırlanmış ve uygulama boyunca bu programa bağlı kalınmıştır. Araştırmanın bulgularında alt problemlere dayalı soruların cevaplarının bulunmasına çalışılmıştır. Araştırmanın sonucunda fiziksel güçlüğü olan öğrencinin evde eğitim uygulamasından memnun olduğu, akranlarıyla beraber derslere devam edemeyeceği ve fiziksel güçlüğü sebebiyle derslerde zorlandığı görülmüştür. Öğrencinin ablasının evde eğitimin yasal prosedürlerinden şikâyet ettiği, kardeşinin evde eğitim süresince bilişsel ve duyuşsal olarak geliştiğini ancak tek başına ders işlediği için sosyalleşemediğini ve öğrencinin akademik başarısının yükselmesi için ellerinden geleni yaptıklarını söylediği gözlemlenmiştir. Öğretmenin derslerde daha aktif olduğu, öğrencinin konuyu anlaması için çeşitlik yöntemler uyguladığı ve öğrencinin dinleyici olarak derslere iştirak ettiği gözlemlenmiştir. Evde eğitime katılan öğretmenlerin eğitime başlamadan önce hizmet içi eğitim almaları, bu işi gönüllülük esasına göre yapılmaları gerektiğine kanaat getirilmiştir. Evde eğitimin işbirliği ile gerçekleşen bir uygulama olduğundan öğretmenler ve ailenin iletişim halinde olmaları ve beraber bu işi yürütmeleri sonucuna varılmıştır.
Lise öğrencilerinin ahlâkî değerlerinin kelâmî açıdan değerlendirilmesi (Diyarbakır örneği)
İnsanlık tarihi boyunca ahlâk, toplumların düzeni, bireylerin hem dünyevî hem de uhrevî mutluluğu açısından vazgeçilmez bir unsur olmuştur. Disipliner bir yapıya sahip olmasa da teorik anlamda en eski toplumlarda bile bazı ahlâkî değerlerin var olduğu kabul edilmektedir. Günümüz dünyasında ve yaşadığımız toplumda da farklı ahlâk anlayışları ve değer alanlarının olduğunu görebilmekteyiz. Özellikle gençlerimizin ahlâkî tavırlarının bazı dış etkenler sonucunda yaşadığımız toplumun inanç, gelenek ve görenekleriyle şekillenmiş ahlâk anlayışından uzaklaşmakta olduğu gözlemlenmektedir Bu çalışmada liseli gençlerin eğitim gördükleri okul türlerine göre ahlâk anlayışları mukayese edilip aldıkları eğitimin pratikte ne derece uygulandığı araştırılmıştır. Aynı zamanda gençlerin ahlâk anlayışlarını analiz etmek için hazırlanan mülâkat sorularına verilen cevapların Kelâm ilmine göre değerlendirilmesi yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Ahlâk, Gençler, İmam Hatip Lisesi, İslâm Ahlâkı, Kelâm
Lise öğrencilerinin beden eğitimi ve spor dersine karşı tutumlarının sosyalleşme üzerine etkisinin incelenmesi
Bu çalışma, lisede öğrenim gören öğrencilerin beden eğitimi ve spor dersine ilişkin tutumlarının sosyalleşme üzerine etkisinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın evrenini 2021-2022 eğitim öğretim yılında Şırnak ili Silopi ilçe Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı altı farklı devlet okulunda 9,10,11ve 12. Sınıflarda eğitim –öğretim gören 600 lise öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise evren grubu içerisinde rastgele seçilen öğrenciler oluşturmaktadır. Araştırmada mevcut durumu ortaya çıkarmak için veri toplama aracı olarak öğrencilerin bazı sosyo-demografik ve spora ilişkin bilgilerinden oluşan 11 soruluk kişisel bilgi formu, Güllü ve Güçlü (2009) tarafından geliştirilen 35 maddelik Beden Eğitimi Dersi Tutum Ölçeği ile spor ve sosyalleşme düzeylerini belirlemek amacıyla Şahan (2008) tarafından geliştirilen 35 maddelik spor ve sosyalleşme ölçeği kullanılmıştır. Anahtar kelimeler: beden eğitimi, spor ve sosyalleşme, tutum
Postür ölçümleri: Farklı lise türlerinde bir araştırma
Bu çalışma; farklı lise türlerinde öğrenim gören öğrencilerin, sırt eğriliklerinin karşılaştırılması amacıyla yapılmıştır. Araştırma; Spor Lisesi, Fen, Anadolu ve Meslek liselerinde öğrenim gören yaşları 13-19 aralığında olan 587 gönüllü öğrenci üzerinde uygulanarak yapılmıştır. Öğrencilere Kişisel Bilgi Formu, Vücut Algısı Ölçeği (Hovardaoğlu, 1993) uygulanmış olup sırt eğrilikleri ''Skolyometre'' kullanılarak ölçülmüştür. Araştırmadan elde edilen veriler sonucunda okul türlerine göre eğrilik derecesi, vücut algısı, telefon ve bilgisayar kullanımı bakımından öğrenciler arasında anlamlı farklılıklar mevcuttur. Telefon ve bilgisayar kullanan öğrencilerin eğrilik derecesi daha yüksek bulunmuştur. Spor Lisesi öğrencilerinin aktif spor yaşantısından dolayı diğer türdeki lise öğrencilerine göre sırt eğriliklerinin daha az olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Sonuçların bu alanda gelecekte yapılacak olan çalışmalarda literatüre katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Postür, Postür Bozukluğu, Skolyoz, Vücut Algısı
Probleme dayalı öğretim ile matematik öğretimi sürecinde 11. sınıf öğrencilerinin trigonometrik problem çözümlerinin eleştirel düşünme becerileri üzerindeki etkileri
Bu çalışma, matematik eğitiminde eleştirel düşünme becerilerinin probleme dayalı öğretim modelinde nasıl bir seyir izlediğini belirlemeye yönelik bir çalışmadır. Çalışma grubunu, 2021-2022 eğitim öğretim yılında, Siirt ilinin Şirvan ilçesindeki Şirvan Anadolu Lisesinde öğrenim görmekte olan 12 (on iki) 11. sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Çalışmanın öğretim süreci probleme dayalı öğretim yöntemi ile tasarlanılmıştır. Uygulama süreci 20.10.2021-28.12.2021 tarihleri arasındaki dokuz hafta içinde gerçekleştirilmiştir. Veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından hazırlanan ve 3'ü pilot çalışma olarak uygulanan toplam 7 (yedi) problem senaryosu kullanılmıştır. Trigonometrik bağlantılara sahip olan bu senaryoların öğrencilerin gerçek yaşam durumlarından seçilmesine ve giderek daha az yapılandırılmış (iyi yapılandırılmamış) olmasına dikkat edilmiştir. Verilerin toplanması için görüşme ve gözlem yöntemleri kullanılmıştır. Uygulama sürecinde gerçekleşen görüşmelerde kullanılan sorular için Paul ve Eder (2002)'ın "Düşüncenin Evrensel Yapılarının Kastettiği Sorular" özellikle dikkate alınmıştır. Araştırma sonucunda toplanan veriler, Paul ve Elder (2002)'ın düşüncenin tüm evrelerinde mevcut olduğunu belirterek kategorileştirdiği sekiz temel yapı (Problem, Amaç, Bilgi, Varsayım, Çıkarım, Kavramlar, Etkileri ve Sonuçları, Bakış Açısı) altında, fenomenoloji tekniğine göre analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda, öğrencilerde eleştirel düşünmeyi uygun bazı davranış̧ değişiklikleri ve eleştirel düşünme becerilerinde gelişme görülmüştür. Çalışma sürecinde, senaryolar giderek iyi yapılandırılmamış olmasına rağmen etkinlik uygulama süreleri kısalmış, öğrencilerin geçersiz varsayımları ve akıl yürütmeleri yerini eleştirel düşünme becerilerine bırakmıştır. Sonuç olarak bu çalışmada, probleme dayalı öğretim yöntemine göre uygulanmış bir öğretim sürecinin öğrencilerin eleştirel düşünme becerilerini geliştirdiği görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Eleştirel düşünme, eleştirel düşünme becerileri, matematik eğitimi, probleme dayalı öğretim, yapılandırılmamış problem
Akademik başarıda öğrenci özellikleri ve akademik motivasyon: Okula katılım ve öğretmen adaletinin yeri
Bu araştırmanın amacı motivasyon ile akademik başarı arasındaki ilişkide okula katılımın aracı, öğretmen adaletinin durumsal rollerinin incelenmesi ve Öğretmen Adaleti Ölçeğinin (ÖAÖ) geliştirilmesidir. Araştırmada yordamaya dönük ilişkisel desen kullanılmıştır. Ayrıca ÖAÖ geliştirilirken keşfedici sıralı karma desen kullanılmıştır. Çalışma grubu 2023-2024 eğitim ve öğretim yılında Ankara ili ve ilçelerinde 9., 10., 11. ve 12. sınıfa devam eden ve uygun örnekleme yoluyla seçilen 598 lise öğrencisinden oluşmaktadır. Ayrıca ÖAÖ'nin geliştirilmesi sürecinde her biri sekiz lise öğrencisinden oluşan altı odak grup görüşmesi yapılmıştır. Yarı yapılandırılmış bir görüşme formu kullanılmıştır. Görüşmeler doğrultusunda oluşturulan maddelerin geçerlik ve güvenirlik analizleri iki ayrı çalışma grubunda, açımlayıcı yapısal eşitlik modellemesi ve doğrulayıcı faktör analizi kullanılarak yapılmıştır. Cronbach alfa değerleri kesme puanlarının üstündedir. Veriler Kişisel Bilgi Formu, Okul Bağlılığı Ölçeği, Akademik Güdülenme Ölçeği ve Algılanan Sosyal Destek Ölçeği-R kullanılarak toplanmıştır. Bulgular, akademik motivasyonun okula katılımı ve akademik başarıyı ve okula katılımın, akademik başarıyı pozitif yönde ve istatistiksel bakımdan önemli düzeyde yordadığını göstermiştir. Ayrıca okula katılımın, akademik motivasyon ile başarı arasındaki ilişkide tam aracılık ve dolaylı etkinin öğretmen adaletinin düşük, orta ve yüksek düzeylerinde doğrusal olarak arttığı bulunmuştur. Bulgular, öz belirleme kuramı ve ilgili literatür bağlamında tartışılmıştır. Politika yapıcılar, araştırmacılar, uygulayıcılar ve öğretmenler için önerilerde bulunulmuştur.
Okul terki riskinde öğrenci özellikleri ve akademik dayanıklılık: okul tükenmişliği ve yabancılaşmanın aracı rolleri
Bu çalışma lise öğrencilerinde akademik dayanıklılığın okul tükenmişliği ve okula yabancılaşma vasıtasıyla okul terk riski üzerindeki etkisini çoklu seri aracı bir model testiyle incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışmada ayrıca terk riski puanlarının cinsiyete, akademik başarıya ve sınıf düzeyine göre ne derece farklılaştığı araştırılmıştır. Araştırma 2023-2024 eğitim öğretim yılı içerisinde büyük bir kentte öğrenimlerine devam eden 466 lise öğrencisiyle gerçekleştirilmiştir. Araştırma verileri Okul Tükenmişlik Envanteri, Okula Yabancılaşma Ölçeği, Akademik Dayanıklılık Ölçeği, Okul Yaşantıları Ölçeği ve Kişisel Bilgi Formu kullanılarak toplanmıştır. Öğrencilerin terk riski puan ortalamalarını cinsiyete göre karşılaştırmak için bağımsız örneklem t testi, sınıf düzeylerine göre karşılaştırmak için tek yönlü ANOVA ve genel akademik ortalamalarına göre terk riskini incelemek için basit doğrusal regresyon analizi kullanılmış olup veriler SPSS paket programında analiz edilmiştir. Çoklu seri aracılık modelinin analizi ise R Studio editöründe lavaan paketi kullanılarak çözümlenmiştir. Araştırma sonuçlarına göre okul terk riski puan ortalamaları arası fark cinsiyete, akademik ortalamaya ve sınıf düzeyine göre istatistiksel bakımdan önemli olsa da etki büyüklüğü katsayıları bu farkın düşük olduğunu göstermiştir. Okula yabancılaşma, akademik dayanıklılık ile okul terk riski arasındaki ilişkiye aracılık ederken okul tükenmişliği çoklu seri aracı modelde dolaylı etkiye önemli katkı yapmıştır. Sonuçlar akademik dayanıklılıktaki azalmanın okul tükenmişliğini artırdığını, artan tükenmişliğin yabancılaşmayı artırdığını ve artan yabancılaşmanın okul terk riskini artırdığını göstermiştir.
Üstün zekalı öğrenciler için "Bir Mentor Çiz Testi" nin geliştirilmesi
Bu araştırma üstün zekalı öğrencilerin eğitiminde sıklıkla kullanılan eğitim stratejilerinden biri olan mentorluk desteğinin aktif yürütücüsü mentora ilişkin öğrencilerin tercihlerini belirlemeye yönelik bir ölçme aracı geliştirmeyi amaçlamaktadır. Mentorluk hizmeti sürecinde mentor seçimi sürecin en kritik parçası durumundadır. Bu çalışma kapsamında üstün zekalı lise öğrencilerinin faydalı bir mentorluk hizmeti alması amacıyla mentor seçiminin önemi doğrultusunda öğrencilerin ideallerindeki mentorle, alternatif mentorlerin eşleştirilmesini kolaylaştıracak dolayısıyla hizmetin kalitesine katkı sağlayacak bir ölçme aracının geliştirilmesine odaklanılmıştır. Bu odak doğrultusunda BİLSEM (Bilim ve Sanat Merkezi)'e devam eden üstün zekalı lise öğrencilerin ideallerindeki mentorun belirlenmesi için "Bir Mentor Çiz" testinin geliştirilmesi amaçlanmıştır. Çalışmanın yöntemi açısından "geçerlilik ve güvenirlilik kanıtları sağlamaya odaklı ölçme aracı geliştirme süreçleri (basamakları)" işe koşulmuştur. Çalışmanın katılımcılarını, Ankara'da dört BİLSEM'deki lise 9-12. sınıf düzeyinde olan 125 öğrenci oluşturmuştur. Ölçme aracı olarak bireysel bilgi formu, "Bir Mentor Çiz" ve Bir Mentor Seç Testi kullanılmıştır. Testten elde edilen sonuçların geçerlilik ve güvenirliliklerinin iyi düzeyde olduğu bulunmuş (Bir Mentor Seç= X2(5, n = 123) =15.488, p= .008; Bir Mentor Çiz, α= .73), testin uygulanabilirliği ise katılımcı görüşlerine göre mükemmel olarak belirlenmiştir. "Bir Mentor Çiz" testi ve Bir Mentor Seç testi bulgularının da birbiri ile örtüştüğü belirlenmiştir, bu durumda bu geçerlilik kanıtı olarak kabul edilmiştir. "Bir Mentor Çiz" testinin test-tekrar test uygulamaları sonucunda ölçeğin aynı yapıyı ölçtüğü (Z=-.244, p= .808) görülmüştür.
11. sınıf öğrencilerinin dörtgenlerle ilgili kavrayışlarının geliştirilmesine yönelik öğretim deneyi
Bu çalışmanın amacı 11. sınıf öğrencilerinin dörtgenlere ilişkin hazır bulunuşluklarını belirlemek Geogebra, somut materyaller ve geometri şeritleri gibi araçların kullanımı ve grup tartışmalarıyla zenginleştirilmiş öğretim ortamında bu konuya dair kavrayışlarının gelişimini, süreçte karşılaştıkları güçlükleri ve sürece ilişkin görüşlerini incelemektir. Nitel olarak tasarlanan bu çalışmada öğretim deneyi yöntemi kullanılmıştır. Araştırma 2021-2022 eğitim öğretim yılının 2. döneminde Ankara ilinde özel bir Anadolu Lisesi'nde öğrenimine devam etmekte olan 6 öğrenci ile gerçekleştirilmiştir. Çalışma ders saatleri dışında gerçekleştirildiğinden katılımcılar gönüllülük esasına göre öğretim deneyine katılmak üzere belirlenmiştir. Araştırma verilerini dörtgenlere ilişkin ölçme aracı, etkinlik kağıtları ve değerlendirme soruları, dörtgenlere ilişkin ölçme aracının bireysel uygulamaları ile öğretim deneyini oluşturan sınıf çalışmalarının ses ve video kayıtları oluşturmaktadır. Video kayıtlarının transkriptleri oluşturulmuş ve elde edilen veriler ele alınan kavramsal çerçeveye göre araştırmacı tarafından analiz edilerek yorumlanmıştır. Dörtgenlere ilişkin ölçme aracı çalışmanın başında ve sonunda öğrencilere bireysel görüşmeler yapılarak uygulanmış, sınıf çalışmalarını kapsayan öğretim deneyi süreci 5 hafta sürmüştür. Araştırma başında ve sonunda gerçekleştirilen bireysel görüşmeler ve sınıf çalışmaları boyunca katılımcılarda gözlenen durumlar Van Hiele geometrik düşünme düzeylerine göre incelenmiş ve yorumlanmıştır. Bu bağlamda Geogebra, somut materyaller ve geometri şeritleri gibi araçların kullanımı ve grup tartışmalarıyla zenginleştirilmiş öğretim ortamlarının öğrencilerin dörtgenlere ilişkin kavrayışlarına olumlu yönde etki ettiği söylenebilir. Öğrencilerin çalışma süresince gösterdikleri gelişme göz önüne alındığında, araştırmanın lise düzeyinde geometri derslerinin işlenişine katkıda bulunacağı, örnek ders planlarının ve öğretim tekniklerinin öğretim sürecine dahil edilerek aktif bir öğrenme ortamı yaratılabileceği ve yapılacak yeni çalışmalara yol gösterebilecek yararlı bir kaynak olacağı düşünülmektedir.
The relationship between high school students' l2 digital identities and their self-efficacy
Language learner identity is the core of learners' choices, perceived roles, and ways to portray themselves to the world in their learning process. With the rise of informal digital learning of English, many learners learn English on various platforms with diverse goals and motivations. This situation makes language learners create a second language (L2) digital identity by leading them to assume new roles suitable for these digital learning platforms. Numerous studies have been conducted to investigate the impacts of these constructed identities on learners' language skills or willingness to communicate. However, there is a scarcity of research on how language learners construct their L2 digital identities, and whether these identities affect learners' beliefs about their capabilities in the classroom. Therefore, by focusing on learners' experiences and feelings in digital language activities and their beliefs about their abilities in classroom tasks, this study uncovered the relationship between learners' L2 digital identity constructions and their self-efficacy. Adopting an exploratory sequential mixed method, this study used semi-structured interviews and structured questionnaires as the data collection tool which were collected from 116 high school students. Interviews were analyzed with thematic analysis and questionnaires were analyzed with correlation and regression analysis. The findings showed that there is a positive relationship between learners' L2 digital identities, their classroom involvement and English self-efficacy. The study will raise teachers' and educators' awareness of learners' needs and wants and help them to keep up with this era's changing needs through new digital-based language materials and methods supporting autonomous learning. Keywords: Language learning, second language (L2) digital identity, self-efficacy, informal digital learning of English, high school student
Akademik başarıya etki eden öğrenci ve okul düzeyli faktörlerin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, lise öğrencilerinin akademik performansı ile öğrenci ve okul düzeyli faktörler arasındaki ilişkiyi incelemektir. Nicel korelasyonel araştırma deseninde tasarlanan bu araştırmada Ankara ilindeki Anadolu Liselerinde öğrenim gören öğrencilerin kültürel sermaye, akademik isteklilik ile sosyal adalet liderliği, öğretmen sınıf liderliği algıları ve akademik başarıları arasındaki ilişkiler incelenmiştir. Çalışmanın hedef evrenini, 2020-2021 eğitim öğretim yılında Ankara ilindeki Anadolu Liselerinde öğrenim gören öğrenciler oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplamak amacıyla Avcı ve Yaşar (2014) tarafından geliştirilen "Kültürel Sermaye Ölçeği", Arastaman ve Özdemir (2019) tarafından uyarlaması yapılan "Akademik İsteklilik Ölçeği", Özdemir ve Kütküt (2015) tarafından geliştirilen "Sosyal Adalet Liderliği Ölçeği" ve araştırmacı tarafından geliştirilen "Öğretmen Sınıf Liderliği Ölçeği" kullanılmıştır. Öğrencilerin değişkenlere ilişkin görüşleri ortalama ve standart sapma hesaplamaları olarak sunulmuş ve çeşitli değişkenlere göre anlamlı bir farklılık olması durumu bağımsız gruplar için t-testi ve tek yönlü ANOVA ile çözümlenmiştir. Araştırmada, değişkenler arası ilişki korelasyon analiziyle, yordayıcılık ise hiyerarşik regresyon analizi ile incelenmiştir. Araştırma bulgularına göre öğrencilerin tüm değişkenlere yönelik algılarının yüksek düzeyde olduğu görülmüştür. Ayrıca değişkenler arasında düşük ya da orta düzeyde pozitif yönlü anlamlı ilişkiler tespit edilmiştir. Ek olarak sadece kültürel sermaye değişkeninin akademik başarıyı anlamlı şekilde yordadığı belirlenmiştir.
Dijital öykülemenin lise öğrencilerinin İngilizce yazma becerilerine ve yabancı dil kaygı düzeylerine etkisi
Çoklu okuryazarlık kavramının giderek önem kazandığı çağımızda, yabancı dil öğretiminde bilgi ve iletişim teknolojilerinden yararlanılmasının önemli olduğu düşünülmektedir. Öğrencileri yabancı dil öğrenirken motive etmesi, ilgi uyandırması, özerk çalışma imkânı vermesi ve multimedya araçlarının kullanılması boyutuyla dijital öyküleme yabancı dil eğitiminde kullanılan etkili yöntemlerden biridir. Bu kapsamda bu araştırmada dijital öyküleme yöntemi ile zenginleştirilmiş İngilizce dersinin lise öğrencilerinin İngilizce yazma becerilerine ve yabancı dil kaygı düzeylerine etkisi araştırılmıştır. Araştırmada deneysel desen kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu Ankara'da bir lisede 10. sınıf seviyesinde öğrenim gören öğrencilerden oluşmuştur. Araştırmanın veri toplama araçları; 9. sınıf yazma görevi ve dereceli puanlama anahtarı, 10. sınıf yazma görevi ve dereceli puanlama anahtarı, dijital öykü dereceli puanlama anahtarı, yabancı dil kaygı ölçeği ve görüşme formudur. Araştırmada denel işlem adımlarının öğrenciler tarafından takibini sağlamak için ise dijital öyküleme kontrol listesi kullanılmıştır. Araştırmanın nicel verileri SPSS 22 programı ile nitel verileri ise betimsel analiz yöntemi ile analiz edilmiştir. Araştırma dijital öykülemenin öğrencilerin İngilizce yazma becerilerini artırdığı ancak yabancı dil kaygı düzeylerinde anlamlı bir fark oluşturmadığını göstermiştir. Araştırmada öğrencilerin yazma ve yabancı dil kaygı son test puanları arasında negatif yönde orta düzeyde istatiksel olarak anlamlı bir ilişki olduğu sonucuna da ulaşılmıştır. Araştırmanın görüşme yoluyla elde edilen nitel verilerine göre ise deney grubunda bulunan öğrenciler dijital öyküleme sonrasında yabancı dil kaygılarının azaldığını, derse olan ilgilerinin arttığını, derslerin daha eğlenceli geçtiğini ve bu duruma bağlı olarak derse katılma motivasyonlarının arttığını belirtmişlerdir.
Ortaöğretim kurumlarında öğrenci, öğretmen ve okul yöneticileri arasında etiketleme üzerine nitel bir analiz
Bu araştırmanın amacı, ortaöğretim kurumlarındaki etiketleme olgusunun okul yöneticileri, öğretmenler ve öğrenciler açısından bütüncül bir şekilde incelenmesidir. Nitel durum çalışması olarak tasarlanan bu araştırmada Uşak ilinde öğrenci, öğretmen ve yönetici alımı bakımından farklılaşan iki ayrı ortaöğretim kurumuna odaklanılmıştır. Araştırmaya dahil edilen ilk durum proje okulu olarak tanımlanmayan bir meslek lisesi, ikinci durum ise proje okulu olarak tanımlanan bir Anadolu lisesidir. Her durum kendi içinde öğrenci ve öğretmen-yönetici olmak üzere alt birimlere ayrılmıştır. Katılımcıları belirlemek adına amaçlı örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Veriler 18 öğrenci, 12 öğretmen ve dört okul yönetcisinden yarı yapılandırılmış görüşmeler yoluyla toplanmıştır. Araştırma sorularının geliştirilmesinde, desenlenmesinde ve verilerin analiz edilmesi ve yorumlanmasında, etiketleme ve sosyal kimlik teorilerinin destekleyici gücünden yararlanılmıştır. Verilerin analizinde öncellikle her durum kendi içinde analiz edilmiş, daha sonra çapraz durum analizi ile durumlar arası karşılaştırma yapılmıştır. Araştırma bulguları, okul ortamında öğrenci, öğretmen ve yöneticiler arasında etiketleme olgusunun yoğun bir şekilde deneyimlendiğini ortaya koymuştur. Bununla birlikte okul ortamında üretilen etiketlerin özellikleri, etiketlemelerin gerekçeleri ve etiketlemelerin okul yaşamına yansımaları durumlar arası farklılıklar göstermiştir. Öğrenci, öğretmen ve yöneticiler için okul türü üzerinden üretilen etiketlerin değer yüklü terimler haline gelebileceği ortaya konmuştur. Ayrıca araştırmada, öğrenciler için kullanılan etiketlerin kendini gerçekleştiren kehaneti harekete geçirme etkisinin olduğu ortaya konmuştur. Sonuç olarak, etiketleme olgusunun okul toplumu için önemli yansımaları olduğundan gelecek çalışmaların örneklemi genişletmesi ve etiketleme olgusunu farklı durumlarda derinlemesine araştırması önerilmektedir.
İngilizce öğretiminde teknoloji destekli materyal kullanımına ilişkin öğretmen ve öğrenci görüşleri
Teknolojinin etkileri eğitim alanına yansımakta ve özellikle son yıllarda öğretim programlarında teknoloji destekli materyallere yer verilmektedir. Bu çalışmanın amacı ortaöğretim İngilizce öğretim programında teknoloji destekli materyallere ne sıklıkla yer verildiği, en çok hangi teknoloji destekli materyallerin kullanıldığı ve bu materyallerin kullanımının sınıf içindeki yansımalarına ilişkin öğretmen ve öğrenci görüşlerini belirlemektir. Araştırmanın çalışma grubu 2022-2023 eğitim-öğretim yılında Ankara ili Keçiören ilçesinde Millî Eğitim Bakanlığı'na bağlı Anadolu liselerinde yer alan 9., 10., 11. ve 12. Sınıf İngilizce öğretmenleri ve 9., 10. ve 11. sınıf öğrencilerinden oluşmaktadır. Araştırmada öğretmen ve öğrenci görüşlerine etkili bir şekilde ulaşabilmek amacıyla nicel ve nitel verilerin toplandığı karma yöntem kullanılmıştır. Nicel veriler araştırmacı tarafından hazırlanan anket, nitel veriler ise yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak toplanmıştır. Anketten elde edilen veriler SPSS programı kullanılarak, yarı yapılandırılmış görüşme formundan elde edilen veriler ise içerik analizi yöntemiyle analiz edilmiştir. Elde edilen bulgular analiz edildiğinde hem öğretmen hem de öğrenci görüşleri arasında paralellik gözlemlenmiştir. Öğretmenler ve öğrenciler teknoloji destekli materyal kullanımı sayesinde İngilizce öğretim sürecinin kolaylaştığını, kalıcı öğrenmeler meydana geldiğini ve motivasyonu arttırdığı yönünde görüşler bildirmişlerdir. Ayrıca teknoloji destekli materyallerin derslerin farklı aşamalarında kullanıldığı, öğretmenlerin ve öğrencilerin en çok kullandığı teknoloji destekli öğretim materyalinin akıllı tahta olduğu sonucuna varılmıştır. Araştırma sonunda elde edilen verilerin, MEB program geliştirme uzmanlarına, alan uzmanlarına ve öğretmenlere, ortaöğretim İngilizce öğretim programında teknoloji destekli materyallerin kullanımına ilişkin önemli katkılar getirmesi beklenmektedir.
The effects of different corrective feedback methods on improving writing skills of teenage EFL students
This study aims to investigate the effects of different corrective feedback methods on improving writing skills of teenage EFL students, and it adopted a mixed method research design. 45 teenage low level (A1-A2) 11th graders, selected through convenient sampling, participated in this study. In the process, the participants were provided with written corrective feedbacks based on google translate, self-revision, teacher indirect feedback. The data were collected through picture story focused texts produced by the participants, a Likert type questionnaire, an interview form, and teacher observation logs. The obtained quantitative data were analyzed using Pearson Chi-Square, Fisher's Exact Test and Continuity Correction Tests, One Way ANOVA analysis, LSD post hoc tests, the Paired Sample T Test. The qualitative data were analyzed via a thematic analysis. The results obtained from all data collection tools were triangulated and revealed that SR method is not effective in developing writing skills of the target group whereas indirect teacher feedback method is a trusted and possibly an effective method, and GT can be an effective method with correct implementations.
Farklı disiplinlerde özel yetenekli öğrencilerin uzamsal görselleştirme yetenekleri üzerine
Uzamsal yeteneğin bileşenlerinden biri olan uzamsal görselleştirme, gerçek hayatın içinde yansımalarını görebileceğimiz disiplinler arası bir konu alanıdır. Matematik ile ilişkisine daha çok vurgu yapılsa da eğitimden mimarlığa, tıptan mühendisliğe, birçok alanda gösterilen başarıda uzamsal görselleştirmenin rolü büyüktür. Bu bağlamda araştırmanın bir amacı, farklı disiplinlerde özel başarı gösteren ve eğitim-öğretimlerine devam eden özel yetenekli öğrencilerin uzamsal görselleştirme problemlerinin çözümünde kullandıkları stratejilerin belirlenmesidir. Araştırmanın bir diğer amacı, öğrencilerin tanı aldıkları disiplinlere göre bu stratejilerin benzerlik ve farklılık gösterdiği durumları belirlemek ve bu durumların nedenlerini araştırmaktır. Öğrencilerin uzamsal görselleştirme yeteneklerini belirlemek için Purdue Uzamsal Görselleştirme Testi bölümlerinden "oluşturma" ve "bakış" bölümlerindeki sorular kullanılmıştır. Çalışma grubu, Ankara ilinde Bilim ve Sanat Merkezlerinde (BİLSEM) eğitim-öğretimlerine devam eden ve farklı disiplinlerde özel yetenek tanısı almış lise öğrencilerinden oluşmaktadır. Araştırma, nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması deseninde tasarlanmış olup, verilerin analizinde içerik analizinden yararlanılmıştır. Araştırmanın bulguları doğrultusunda farklı disiplinlerde özel yetenek tanısı almış öğrencilerin uzamsal görselleştirme sorularında kullandıkları çözüm stratejilerine göre kategoriler oluşturulmuştur. Sonuç olarak oluşturma bölümündeki sorulara ait 10, bakış bölümündeki sorulara ait 10 çözüm kategorisi ortaya çıkarılmıştır. Öğrencilerin kullandığı bu çözüm stratejilerinin, özel yetenek alanlarına göre farklılık gösterip göstermediğine ilişkin bazı sonuçlara ulaşılmıştır; sayısal ve sözel bölümdeki öğrencilerin kullandığı stratejilerde branş bazında benzerlikler görülürken, sanat bölümündeki öğrencilerin kullandığı stratejilerde branşlara özgü farklılıklar gözlenmiştir. Ayrıca ileride yapılacak çalışmalara yönelik araştırmacılara öneriler sunulmuştur
Mesleki ve teknik lise öğrencilerinin insana yakışır iş algılarının yordayıcı ve sonuç değişkenleri
Bu çalışmanın temel amacı Mesleki ve Teknik Anadolu Liselerinde eğitimlerine devam eden öğrencilerin Çalışma Psikolojisi Kuramı temelinde gelecekteki insana yakışır iş algılarına yönelik bir model test etmektedir. Çalışma toplam 1102 katılımcıyla yürütülmüştür. Bu amaç doğrultusunda öncelikle Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğrencilerinin gelecekteki insana yakışır iş algılarını ve çalışma iradelerini ölçmeyi amaçlayan Gelecekteki İnsana Yakışır İş Ölçeği ve Çalışma İradesi Ölçeği-Öğrenci Formunun psikometrik özellikleri öğrenciler üzerinde incelenmiştir. Psikometrik özelliklerin belirlenmesi amacıyla doğrulayıcı faktör analizi, ölçüt bağıntılı geçerlik ve iç tutarlılık anlamında güvenilirlik katsayıları hesaplanmıştır. Ölçeklerin ölçüt bağıntılı geçerlikleri için Genel Öz-Yeterlik Ölçeği ve Çok Boyutlu Öğrenci Yaşam Doyumu Ölçeği-Kısa Formu kullanılmıştır. İlgili ölçeklerin mesleki ve teknik lise öğrencileri üzerinde geçerli ve güvenilir olduğu görülmüştür. Ardından bağımsız değişkenlerin çalışma iradesi ve kariyer uyumluluğu, aracı değişkenin gelecekteki insana yakışır iş algısı ve bağımlı değişkenlerin iş ve eğitimle ilgili gelecek beklentileri ve yaşam doyumu olduğu bir model test edilmiştir. Model testi amacıyla Kişisel Bilgi Formu, Çalışma İradesi Ölçeği-Öğrenci Formu, Kariyer Uyum Yetenekleri Ölçeği-Kısa Formu, Gelecekteki İnsana Yakışır İş Ölçeği, Ergen Gelecek Beklentileri Ölçeği ve Çok Boyutlu Öğrenci Yaşam Doyumu Ölçeği-Kısa Formu kullanılmıştır. Sözü edilen modelin sınanması için yapısal eşitlik modellemesi kullanılmıştır. Model testi sonucunda çalışma iradesi ile yaşam doyumu arasındaki doğrudan ilişki dışında bağımsız değişkenler ile bağımlı değişkenler, aracı değişken ile bağımlı değişkenler ve bağımsız değişkenler ile aracı değişken arasındaki ilişkilerin istatistiksel açıdan anlamlı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu bulgular ışığında sonuçlar tartışılmış ve araştırmacılara, okul psikolojik danışmanlarına, politika yapıcılara çeşitli öneriler verilmiştir.
Ankara'daki lise son sınıf öğrencilerinin dijital okuma alışkanlıkları
Bireysel bir yaşam davranışı ve eylemi olan okuma toplumsallaşmanın, bir başka deyişle, toplumsal hayata katılmanın aracıdır. Okumaya ilişkin algı, tutum, duygu, düşünce, alışkanlık ve davranışlarımız okuma kültürünü oluşturur. Kültür değişen bir olgu olduğu için okuma kültürü de tarihsel ve toplumsal koşullara bağlı olarak değişmektedir. Dijital okuma, okuma kültüründe özellikle teknolojik gelişmelerin ortaya çıkardığı yeni bir okuma türüdür. Okuma kültürünün bir parçası olarak değerlendirebileceğimiz dijital okumanın teknoloji kullanımına daha yatkın olduğu bilinen çocuklar ve gençler arasında hızla yaygınlaşmakta olduğu söylenebilir. Bu nedenle dijital okumanın gençler açısından araştırılması büyük önem taşımaktadır. Bu çalışmanın amacı; Ankara'daki lise son sınıf öğrencilerinin dijital okuma alışkanlıklarını çeşitli boyutlarıyla irdelemektir. Dijital okuma alışkanlıklarının yanı sıra basılı okuma alışkanlıklarının da ele alındığı araştırmamızda öğrencilerin hangi okuma türünü neden tercih ettikleri, hangi okuma materyallerini ve araçlarını kullandıkları, ne tür okuma içeriklerine yöneldikleri ve bunları nasıl edindikleri, okuma yer ve zaman tercihleri, sahip oldukları dijital kaynakların neler olduğu ve kütüphane kullanım sıklıkları ve amaçları gibi alt konuların ortaya konulması da amaçlanmıştır. Söz konusu irdelemelerin ailelerin sosyoekonomik statüleri ve demografik değişkenler bağlamında yapılması da amaçlar arasındadır. Araştırma problemi; "Ankara'daki lise son sınıf öğrencilerinin dijital okuma alışkanlıkları hangi özellikleri göstermektedir?" biçiminde oluşturulmuştur. Bu bağlamda, "Öğrencilerin dijital okuma alışkanlıklarının hangi düzeyde ve nitelikte olduğu, hangi etkenlere bağlı olarak, ne kadar değiştiği" çalışmanın araştırma sorusu olarak düşünülmüştür. Çalışma amacı ve araştırma problemine bağlı olarak da araştırmanın hipotezi de şöyle oluşturulmuştur: "Ankara'daki lise son sınıf öğrencileri dijital okuma yönünde bir eğilime sahip olmakla birlikte, bu okuma türü onlar için öncelikli değildir." Ankara'da bulunan okuldaki toplam 294 lise son sınıf öğrenci örneklemi ile gerçekleştirilen çalışmamızda betimleme yöntemi kullanılmış ve son sınıf öğrencilerinin dijital okuma alışkanlıklarını ölçmek için anket tekniğiyle veri toplanmıştır. Statistical Package for the Social Sciences (SPSS) programı ile yapılan analizler ve ki-kare testleri sonucu elde edilen verilere göre, Ankara'daki lise son sınıf öğrencilerinin dijital okuma yönünde belirli ölçüde eğilimleri olmakla birlikte, her iki okuma türünü de birlikte gerçekleştirdikleri ve bunların içinde daha çok basılı kaynak okumayı tercih ettikleri sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca öğrencilerin okuma sıklıkları ve türleri ile anne ve babanın eğitim düzeyi arasında da anlamlı ilişki bulunmuş, eğitim düzeyi yüksek ailelere sahip öğrencilerin basılı ve dijital okuma alışkanlığına daha yüksek oranda sahip oldukları anlaşılmıştır. Çalışma sonunda konuya ilişkin çeşitli önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Sözcükler Lise öğrencileri, Okuma alışkanlığı, Dijital okuma alışkanlığı, Okuma kültürü, Sosyoekonomik özellikler, Sosyo-ekonomik etkenler, Ankara.
Biyoloji eğitiminde basit deneylerin öğrenmeye etkisinin öğrenme günlükleriyle değerlendirilmesi
Bu araştırmada biyoloji eğitiminde kullanılan basit deneylerin öğrenme üzerine etkisi incelenmektedir. Araştırmada hücre zarından madde geçişleri konusu işlenmiş ve derste bu konuyla ilgili popüler bilim yayınlarından seçilen basit deneyler kullanılmıştır. Öğrenmenin etkili bir biçimde gerçekleşip gerçekleşmediğini görmek için yansıtıcı düşünme becerilerini incelemek iyi bir seçimdir. Bu nedenle veri toplama ve değerlendirme aracı olarak, öğrenilen bilgileri yansıtma imkânı sağlayan öğrenme günlükleri kullanılmıştır. Amaçlı örnekleme yöntemiyle seçilen çalışma grubu, Ankara'da bulunan bir Anadolu lisesinin 9. sınıf öğrencilerinden oluşmaktadır. Araştırma yarı deneyseldir, kontrol gruplu son test yöntemi kullanılmıştır. Deney ve kontrol grubunda ders süresi üç haftadır. Deney grubunda konunun anlatımıyla birlikte basit deneyler yapılmış ve deneylerin uygulamasına öğrenciler de katılmıştır. Kontrol grubunda ders anlatımı yalnızca geleneksel öğretim yöntemiyle yapılmıştır. Her iki gruba da araştırmacı tarafından hazırlanan öğrenme günlükleri dağıtılmıştır. Öğrenme günlüklerinden elde edilen veriler bilgisayar ortamına aktarılmış, MAXQDA 2020 programıyla içerik analizi yapılarak değerlendirilmiştir. Programda, belirlenen kodlarla öğrencilerin yanıtlarına uygun kod atamaları yapılmıştır. Araştırmanın sonunda basit deneylerle ders anlatımı yapılan deney grubunun doğru yanıtları kontrol grubundan fazla olduğu görülmektedir. Elde edilen bu sonuç, biyoloji eğitiminde basit deney kullanımının öğrenme üzerine etkisi olduğunu göstermektedir. Anahtar sözcükler: basit deney, popüler bilim yayınları, öğrenme günlükleri, yansıtıcı düşünme, hücre zarından madde geçişleri, biyoloji öğrenimi
Lise öğrencilerinin müzikten etkilenim düzeyleriyle prososyal eğilimleri arasındaki ı̇lişkinin ı̇ncelenmesi
Bu çalışma, lise öğrencilerinin müzikten etkilenimleri ile prososyal davranışlar arasındaki ilişkiyi ve bazı değişkenlerin bu davranışlar üzerindeki etkisini incelemek amacıyla yapılmıştır. Çalışmanın örneklem grubunu 2018-2019 eğitim-öğretim yılında Ağrı İl Merkezi'nde Millî Eğitim Bakanlığı'na bağlı 19 lisede öğrenim gören 1401 öğrenci oluşturmuştur. Çalışma grubuna dahil olan öğrencilere önce araştırmacı tarafından geliştirilen genel bilgi formu sonra sırasıyla Prososyal Eğilimler Ölçeği ve Müzikten Etkilenim Ölçeği uygulanmıştır. Araştırma, nicel araştırma yöntemlerinden biri olan; iki ya da daha fazla değişken arasındaki ilişkinin incelenmesi ve neden-sonuç ile ilgili ipuçları elde etmek amacıyla korelasyonel (ilişkisel) tarama yoluyla yapılan betimsel bir çalışmadır. Lise öğrencilerinin demografik bilgileri % ve frekans "f" alma teknikleri ile analiz edilmiştir. Ölçeklerden alınan puanların değişkenlere göre anlamlı bir farklılık gösterip göstermediğini incelemek amacıyla; tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve t testi yapılmıştır. ANOVA'nın anlamlı çıkması sonucunda ise örneklem büyüklüklerinin birbirinden farklı olması sebebiyle Post-Hoc testlerinden LSD testi uygulanmıştır. Araştırmanın bulgularına göre Müzikten Etkilenim Ölçeği ile ya da Prososyal Eğilimler Ölçeği'nin alt boyutlarının en az bir tanesi ile arasında anlamlı bir ilişki olan değişkenler şu şekildedir; cinsiyet, anne-baba eğitim durumu, baba çalışma durumu, aile ve öğretmen yardım ettiğini düşünme durumu, sınıf düzeyi, lise türü ve müzik türü. Müzikten etkilenim ile prososyal davranışlar arasında yapılan basit doğrusal regresyon sonucuna göre de prososyal davranışların alt boyutlarından duygusal, acil, gizli ve itaatkâr prososyal davranışlar ile müzikten etkilenim arasında ilişki olduğu saptanmıştır.