Literature
867 theses under this subject heading
Süheylâ Muhterem hayatı, sanatı ve eserleri
Bu çalışma Türk edebiyatının üretken bir kadın yazarı olan Süheylâ Muhterem'in hayatı, sanatı ve eserlerine odaklanmaktadır. Çalışma "Giriş", "Sonuç", "Kaynakça" ve "Ekler" dışında üç ana bölümden oluşur. "Birinci Bölüm" Süheylâ Muhterem'in sınırlı bilgiler ışığında oluşturulmaya çalışan biyografisini, edebî yaşamını ve eserlerini ele alır. Tespit edilen eserlerinin künye bilgilerinin aktarıldığı ve kısaca temas edildiği bu bölümde Süheylâ Muhterem'in Türk edebiyatındaki yerine dair bir çerçeve inşa edilmeye çalışılır. Sonraki bölümler adına işlevsel bir fayda sağlar. "İkinci Bölüm" Süheylâ Muhterem'in şiirlerinin yapı bakımından tahlilini içerir. Biçim özelliklerine değinilerek edebî sanatların, dil ve üslubun şiirler üzerinden çözümlemesi yapılır. "Üçüncü Bölüm" ise bu şiirlerin tema bakımından tahlilini içerir. Süheylâ Muhterem'in şiir izleğinde görülen tematik özellikleri "Aşk ve Sevgi", "Özlem", "Millî Duygular", "Istırap/Bunalım", "Mekânlar", "Felsefî Duygular", "Tabiat", "Kadın", "Çocuk" alt başlıkları özelinde tasnif edilir. Çalışmanın "Sonuç" kısmında, çalışma boyunca tespit edilen ve aktarılan bilgilerin, yapılan çözümlemelerin etrafında Süheylâ Muhterem'in Türk edebiyatındaki konumu saptanır. "Kaynakça" kısmında araştırmamızda incelenen süreli yayınlar, çalışma boyunca yararlanılan tez, makale, ansiklopedik bilgiler ve ağ adresleri yer alır. "Ekler" kısmında Süheylâ Muhterem'in süreli yayınlarda yer alan Osmanlıca-Latin harfli şiir, roman, hikâye vesikalarından örnekler, bazı şahsî eşyaları, el yazısıyla kaleme aldıkları, öğrencilik yıllarına dair kompozisyonlar ve çocukluğundan yaşlılığına mevcut olan fotoğraflar verilir. Anahtar Kelimeler: Türk Edebiyatı, şiir, Süheylâ Muhterem, süreli yayın, tefrika
Cumhuriyet dönemi Türk tiyatrosunda nesil çatışmaları
Bu araştırmanın amacı Cumhuriyet Dönemi kapsamında Türk Tiyatro metinlerinde görülen nesil çatışmasını ele almaktır. Çalışmamız Giriş, Sonuç ve Kaynakça dışında iki bölümden oluşmaktadır. Araştırmamızda Birinci Bölüm'de kavramsal alt yapı oluşturulmuş, İkinci Bölüm'de kuşak çatışması olgusunun hangi boyutta ele alındığına dair eser incelemesine geçilmiştir. Araştırmamız nesil çatışmasını hem sosyolojik hem de psikolojik boyutuyla ele almıştır. Çalışmanın Sonuç kısmında; Cumhuriyet Dönemi Türk Tiyatrosunda nesil çatışması kavramının ne boyutlarda ele alındığı ortaya konulmuş, elde edilen bulgular, bulgulara bağlı olarak ortaya çıkan sonuçlar ve tartışmalara bağlı olarak geliştirilen öneriler yer almıştır. Kaynakça bölümünde incelememize esas tiyatro eserleri ve çalışma boyunca yararlanılan kaynaklar belirtilmiştir. Anahtar sözcükler: Tiyatro, Cumhuriyet Dönemi, Nesil Çatışması, Doğu- Batı, Eski-Yeni.
Balkan Antantı ve Türk Edebiyatı: Cumhuriyet devrinde Balkanlara dönük edebiyatın doğuşu ve gelişmesi
1930'ların kültür ve sanat hayatı gözden geçirildiğinde, Türk edebiyatında Balkanlara yönelik yeni bir ilginin oluşmaya başladığı görülmektedir. 1930 başlarında imzalanan Balkan Antantı ve çeşitli ikili anlaşmaların ardından başlayan büyük Balkan göçlerinin de tesiriyle, Türkiye kamuoyunda Balkanlara yönelik ilginin had safhalara ulaştığını söylemek mümkündür. Dönem boyunca ortaya çıkan gelişmeler gerek yönetici sınıflar, gerekse halk üzerinde Balkanlara yönelik ilgiyi beslerken, Osmanlı dönemine ait yaşanmışlıkları gün yüzüne çıkarmaya ve ortak hafızayı harekete geçirmeye başladığı görülmektedir. Bu gelişmeler aradan fazla bir zaman geçmeden edebiyata da yansımış, Balkanlara yönelik sayısız inceleme ve araştırmaya, makale yazımına, seyahatnamelere vücut vermiştir. Bunun yanı sıra doğrudan edebî verimler olarak şiir, hikâye ve roman alanında da dikkate değer gelişmeler kaydedilmiştir. İlgili dönem şimdiye kadar uluslararası ilişkiler ve Cumhuriyet tarihi bağlamında ele alınmış olmakla beraber, dönem içi gelişmelerin edebiyata yansıması bakımından müstakil bir değerlendirmeye tabi tutulmadığı görülmektedir. Bu bakımdan, 1930'larla İkinci Dünya Savaşı sonrası dönem arasında gerek önemli edebiyat-sanat dergilerinde ve gerek kitap olarak yayımlanan edebî verimlerin tespiti üzerinden Balkanlara yönelik edebiyatın boyutlarının ele alındığı bu tezde, dönem boyunca ortaya çıkan inceleme, makale, seyahatname, şiir, hikâye ve roman türündeki eserler topluca değerlendirilmeye çalışılmaktadır. Anahtar Kelimeler: Balkan Antantı, Balkan Göçleri, Balkanlara yönelik edebiyat, Balkan dillerinden tercümeler.
Türk edebiyatında İstanbul imgesinin teşekkülü (1930-1945)
Mütareke ve ilk Cumhuriyet yılları edebiyatında İstanbul'un olumsuz imajlarla anlatıldığı hatta arka plana itildiği görülür. Cumhuriyet döneminde Ankara'nın başkent olması ile dikkatler İstanbul'un üzerinden uzaklar ve böylece kuvvetli bir Anadolu edebiyatı başlar. Millî Mücadele döneminde işgal altında bulunan dışarıda kalan İstanbul ötelenirken, Ankara ve Anadolu ziyadesiyle ön plana çıkar. Fakat bu edebi algılama en fazla sekiz-on yıl devam eder. 1930'lardan sonra Bergson felsefesi ve Freud psikolojisinin devreye girmesi sonucunda İstanbul algılaması alt üst olur. Nitekim 1930 ortalarından itibaren İstanbul Türk edebiyatında tekrar merkeze oturmaya başlar. Dolayısıyla 1930'lardan itibaren şiir ve nesirler üzerinden İstanbul merkezli yeni bir edebiyat doğar. Başlangıçta Abdülhak Şinasi Hisar'ın hatıra metinleri ile harekete geçen bu duyarlık, Yahya Kemal'in 1930 ortalarında ve 1940 başlarında yazdığı şiirlerle döneme hâkim bir hava yaratır. Bunları A. Ş. Hisar'ın Boğaziçi Mehtapları ile Ahmet Hamdi Tanpınar'ın Beş Şehir'i gibi eserler takip eder. Bu gelişmeler ayrıca dönem şiirini ziyadesiyle etkisi altına alır. Dolayısıyla dönem edebiyatında İstanbul'u merkez alan, onu yücelten yeni bir duyarlılığın harekete geçtiği ortaya çıkar. Şiir, müzik, tarih ve tabiat gibi çeşitli unsurların iç içe geçmesi ile izah edilebilecek bu yeni algılama biçimi, hem edebiyatın içine girdiği yeni bir dönemi bize haber vermekte, hem de bugün bir hayli yaygınlaşmış bulunan şehir tefekkürünün arka planının tanınmasına fırsat vermektedir. Kültür, düşünce ve sanat hayatı açısından önem arz eden bu yeni algılamanın doğuşu, oluşumu ve gelişmesi tezin temelini oluşturmaktadır. Anahtar Kelimeler: İstanbul İmgesi, Mütareke ve Cumhuriyet Döneminde İstanbul, 1930-1945, Bergson.
Death and dying of the self in Louis de Bernières' Birds Without Wings
Throughout the periods of literature, Death has been one of the most interesting and attractive themes. In that meaning, Death has been used as theme many times in literary works. The ways of describing death has been altered by periods in order to circumstances and contemporary theories. Especially in Postmodern Period, theme of Death has gained another aspect with Dying process of the self. According to this aspect, authors have been curious about the process of dying and imagination has had great contribution. In Postmodern Period, Heidegger has become guide to authors by his theories about Death, Dasein and Authenticity. He has enlightened authors with his theory of Dasein. Theory of Dasein questions the Existence and Inexistence and tries to disclose the self. In this process of struggle, Death owns a mirror role, which reflects Dasein' self. Facing with the self induces great panic, fear and anxiety. It is another threshold of the self. It is the most difficult process that Dasein gets through. With questioning the existence, life and death, Dasein alters the mode of live to authentic one. In this mode, Dasein begins to observe own existence and the self. This questioning and observation lead to self-awareness and self-exploration. One of the best novels which describe this journey for self-realization and self-exploration is Louis De Berniéres' Birds Without Wings. With this narrative, readers accompany characters in their life journey. In these journeys, readers and characters witness many various kinds of deaths and dying processes. Key words: Heidegger, Dasein, Authenticity, Self – awareness, Death, Dying Process, Existence, Inexistence, Non-existence, Self – exploration, Louis De Berniéres, Birds Without Wings
Kaptan Corelli'nin Madolini'nde Orpheus ve Eurydice Miti
Since primordial times, myths have had an important effect on literature. Along with the influence of postmodernism, myths are deconstructed. Like myths, music is an indispensable part of man, and Orpheus Myth shows a close connection between music and myth. The aim of this thesisis to define myth and examine the artistic means used in Captain Corelli's Mandolin by Louis de Bernières through the lens of an appropriate comparative methodology such as Carl Gustav Jung's archetypes, Joseph Campbell's monomythical journey and Claude Levi-Strauss's my themes, focusing on the similarities and differences between the Myth of Orpheus and Eurydice and Captain Corelli's Mandolin as well as deconstructing the myth and focusing on the relationship between music and myth.
De la théorie à la fiction : Une etude autofictionnelle sur Fils de Serge Doubrovsky, L'enfant Eternel de Philippe Forest et Le Bébé de Marie Darrieussecq
In 1977, Serge Doubrovsky invents the term autofiction to qualify his own practice initiated in Fils. In the bur accompanying the book we can read this: "Fiction, of events and facts strictly real; autofiction if you will, of having entrusted the language of an adventure to the adventure of language, out of the wisdom and the syntax of the novel, traditional or new". Being anchored both in fiction and reality, the stake of the autofiction is above all literary. Indeed, literary criticism has been trying to define the boundaries of this new literary object. We notice a radical change in the stylistic approach where, the linear style is abandoned in favor of broken story, presenting a new syntax which purpose is to bring out different sounds and meanings. Today, autofiction is the postmodern form of the questions the authors ask themselves about their identity, their intimacy. Thus, to carry out this research we chose three Autofiction authors: Philippe Forest, Marie Darrieussecq and Serge Doubrovsky. All three have their own theory on autofiction. This work has two parts. First, we will consider autofiction through the theoretical debate it raises. We will analyze the various definitions the authors have put forward, thus exploring the richness of the concept. We will then discuss the postmodern era in which this new literary genre emerged. In the second part, we will focus on the analysis of the following works: L'Enfant Eternel, Fils and Le Bébé. We will try to see how these authors put their theories into practice through their novels. Ultimately, we will seek to understand why authors of autofictions feel the need to go through the theory to accompany their stories.
Abdullah Öztemiz Hacıtahiroğlu hayatı, eserleri ve Türk edebiyatındaki yeri
Abdullah Öztemiz Hacıtahiroğlu (1929-2015), asıl mesleği doktorluk olmasına rağmen, hayatını gelenek edebiyatı olarak bilinen Klâsik Türk edebiyatına adamış bir şahsiyettir. Bahsi geçen alanda yaptığı araştırmaların yanında aruz vezniyle şiir yazması hasebiyle 20. yüzyılda bu geleneği yaşatan iyi bir şair olarak görülmektedir. 17 yaşından ömrünün son demlerine kadar Klâsik ve geleneksel usulde şiirler yazan şairin muhtelif dergilerde yayımladığı şiirlerin bir kısmı Sessiz Gürültü ve Kendime Göz Göze adlı kitaplarda toplanmıştır. Bunun yanı muhtelif yüzyıllarda yaşamış Klâsik Türk edebiyatı şairleri ve dönemlerinin edebiyat anlayışından bahsettiği ve çeşitli dergilerde neşrettiği araştırma yazıları da mevcuttur. Mayın Tarlası ve Isırgan Çiçekleri başlıklı manzum hicivleri, Hacıtahiroğlu'nun yaşadığı döneme tanıklık etmesi ve aruz ölçüsüyle yazılması hasebiyle önem taşımaktadır. Şair yazdığı hicivlerdeki sert üslubu ve hiciv yazmadaki yeteneği ile 20. Yüzyılın Nef'î'si olmuştur. Şiirleri, hicivleri, Klâsik dönem Türk edebiyatı şairi ve şiiri üzerine yazdığı araştırmaların yanı sıra Klâsik Türk şiirinden bir güldeste olan Türk Edebiyatında Dinî ve Ahlâkî Şiirler Antolojisi ile Hazreti Peygambere Şiirler Antolojisi Na'tlar'ı yayımlamıştır. Mevlânâ'nın Mesnevî'sinin ilk 2531 beytini eserin kendi kalıbıyla çevirip Mesnevî'den Seçmeler adıyla kitaplaştırmış olması da edebiyat dünyasına yaptığı bir katkıdır. Klâsik Türk edebiyatının inkıtaa uğradığını, devam ettiren şairlerin olmadığını düşünenler için Abdullah Öztemiz Hacıtahiroğlu aruz vezniyle yazdığı şiirler ve yaptığı çalışmalarla geleneğin devam ettiğini bizzat kendisi somut örneklerle gözler önüne sermektedir. Yahya Kemal Beyatlı'nın tabiriyle bu meşale elden ele kıyamete kadar dolaşacaktır.
Bedreddin Mahmûd'un hayatı, eserleri, edebî kişiliği ve Fevz ü Felâh Mesnevisi (İnceleme-metin)
Bedreddin Mahmûd 15.yüzyılın ikinci yarısı ile 16.yüzyılın başında yaşamış bir âlimdir. Molla Kadı Mahmûd olarak da bilinen Bedreddin Mahmûd'un tespit ettiğimiz dört eserinden biri "Fevz ü Felâh" mesnevisidir. Fevz ü Felâh'ta ayet ve hadislerin açıklamaları, din ve tasavvuf büyüklerinin hikâyeleri ve sözleri yer almaktadır. Eser dinî-ahlâkî-tasavvufî konularda nasihat vermek amacıyla yazılmış ve Sultan II. Bayezid'e sunulmuştur. Eserin tespit edebildiğimiz biri eksik olmak üzere iki nüshası vardır. Tam olan nüsha, eksik olan nüsha ile karşılaştırarak kısmî metin tenkidi yapılmıştır. Kalan bölüm ise tam olan nüsha esas alınarak ortaya konulmuştur. Eserin beyit sayısı 10641'dir.Vesile Eserde hâkim olan nazım şekli mesnevi olsa da kaside, müstezat gibi nazım şekilleri de kullanılmıştır. Tür itibariyle de tevhit, naat, münacat, methiye konularında yazılmış şiirler bulunmaktadır. Fevz ü Felâh edebî tür olarak okuyucuya bilgi vermek, onu eğitmek amacını taşıyan mesneviler grubuna girmektedir. Dinî-ahlâkî yönü ağır basan eserde bazı tasavvufî konulara da yer verilmiştir. Geniş hacimli eser, ele aldığı konular itibariyle "dinî-tasavvufî ve ahlâkî" bir mesnevi kabul edilebilir. Anahtar Sözcükler: Molla Kadı Bedreddin Mahmûd, Fevz ü Felâh, Mahmûdiyye, Mesnevi, II. Bayezid.
Ortaokul 7. sınıf Türkçe ders kitabındaki metinlerin çocuk edebiyatı bağlamında incelenmesi
Çocuklar için edebiyat eğitimi, çocukların psikolojik, duygusal ve fikrî gelişmeleri için büyük önem taşımaktadır. Bundan dolayı çocuk edebiyatı, çocukların hem edebî bir zevk almasını sağlayabilmeli, hem de onlara kişisel gelişim bakımından katkılar sunabilmelidir. Çalışmamızın amacı, ortaokul yedinci sınıf Türkçe ders kitabındaki metinlerin çocuk edebiyatı bağlamında incelenmesidir. Bu hedef doğrultusunda, ele alınan yedinci sınıf ders kitabında yer alan metinler, içerik, resim, anlatım, kelimeler, yazım ve noktalama açısından incelenmiştir. Kitapta yer alan otuz yedi metin çocuk edebiyatı bağlamında ele alınmıştır. Kitaptaki metinlerin genel anlamda içerik, duygu-düşünce-hayal bakımından başarılı oldukları ve çocuk edebiyatına uygun olduğu tespit edilmiştir. Fakat kitaptaki metinlerde belli bazı türlere daha çok yer verildiği görülmüştür. Ayrıca metinlerden bir kısmının; resim ve içerik uyumu, bilinmeyen kelimelerin çokluğu gibi noktalar açısından çocuk edebiyatı yönüyle öğrencilere uygun olmadığı ve çocuklara fazla bir katkı sağlayamayacağı sonucuna varılmıştır. Anahtar Sözcükler: Türkçe ders kitabı, çocuk edebiyatı, metin, çocuk.
Naki Tezel'in "Türk Masalları" adlı kitabının çocuk edebiyatının temel ilkeleri bakımından incelenmesi
Masal türü, halk edebiyatı alanında çocuk eğitimine katkıları ile ön plana çıkan ürünlerden biridir. Masalların çocuk edebiyatının temel ilkeleri açısından incelenmesi, son yıllarda birçok araştırmacının akademik araştırma alanlarından biri olmuştur. Bu araştırmada ünlü masal araştırmacısı Naki Tezel tarafından derlenmiş masallardan oluşan "Türk Masalları" adlı eserin biçim ve içerik özellikleri çocuğa görelik ilkesi başta olmak üzere çocuk edebiyatının temel ilkeleri açısından değerlendirilmiştir. Çalışmada, örneklem grubunda yer alan ve Naki Tezel tarafından derlenerek "Türk Masalları" adlı kitapta toplanan elli dört adet masal, nitel araştırma yöntemlerinden biri olan doküman analizi yöntemi kullanılarak çözümlenmiştir. Masalların çözümlemesi; tasarım ve içerik özellikleri başlıkları altında gerçekleştirilmiştir. Tasarım özellikleri bölümünde masalların kapak, sayfa, punto, resim, boyut nitelikleri ele alınmış; içerik özellikleri başlığında masallar konu–kurgu, izlek– tema, ileti, dil ve anlatım, eğitsel ve yazınsal ilkeler karakter ve çevre özellikleri bakımından değerlendirilmiştir. Çözümlemeler çerçevesinde Naki Tezel'in "Türk Masalları" adlı VI eserinde yer alan masalların genel olarak çocuk okurlara okuma alışkanlığı kazandırabilecek ve estetik zevk verecek nitelikte olduğu fakat bazı masalların gerek tasarım gerekse de taşıdığı eğitsel değerler açısından çocuğa görelik prensibine ters düştüğü tespit edilmiştir.
Milli Kütüphanede kayıtlı 06 Hk 3656 şiir mecmûasının MESTAP'a göre tasnifi (1-70) (İnceleme–metin)
Çalışmamız Milli Kütüphane'de 06 Hk 3656 numarayla kayıtlı şiir mecmuasıdır. Mecmûaların günümüzdeki karşılığı şiir antolojileridir. Klasik Türk edebiyatının önemli bir kaynağı olan bu el yazması şiir mecmuaları edebiyat araştırmacılarının başvurdukları önemli eserlerdir. Bu çalışmamız Milli Kütüphane - Ankara Adnan Ötüken İl Halk Kütüphanesinde Mecmûa-i Eş'ar adıyla 06 Hk 3656 dvd numarasıyla kayıtlı olan şiir mecmuasının 1-70. sayfaları arasının incelenmesi ve Mecmûaların Sistematik Tasnifi Projesi'ne (MESTAP) göre tasnifinden oluşmaktadır. Çalışmamızın ilk bölümü "Giriş" bölümünde mecmuanın tanımı yapılıp önemine değinildikten sonra MESTAP hakkında bilgi verilmiştir. "Birinci bölüm"de ise mecmûanın şekil ve muhteva bakımından tanıtımına yer verilmiştir. "İkinci bölüm"de, mecmûanın çeviri yazılı metni yer almaktadır. "Üçüncü bölüm"de mecmûadaki şiirlerin MESTAP'a göre tasnifi yapılmıştır. "Dördüncü bölüm"de ise mecmûada yer alan şairlerin biyografilerine yer verilmiştir.
Masalların bireylerin sorun çözümüne katkısı üzerine kuramsal bir çalışma
Bu çalışmada, Milli Eğitim Bakanlığı'nın İlköğretim öğrencileri için önerdiği "Anadolu Masalları (1-2)" kitabındaki masalların bireylerin sorun çözümüne katkısı kuramsal açıdan ele alınmıştır. Çalışma kapsamında, İlköğretim programlarında sıkça karşılaşılan sorunlar göz önüne alınarak belirlenen on beş Anadolu Masalı incelenmiş olup tesbit edilen sorunlar, dört ana başlık altında değerlendirilmiştir. Çalışma da Anadolu Masallarında hangi sorunlar olduğu ve bu sorunların çözümünde nasıl bir yol izlenebileceği kuramsal açıdan ele alınmıştır. Çalışma da bireylerin hangi sorunlarla karşılaştığı ve sorunları çözümlemede kullandıkları yöntemler incelenmiştir. Veri analizinde doküman inceleme yöntemi ve betimsel analiz yaklaşımı kullanılmıştır. Belirlenen masallar özetlenerek ayrıntılı bir şekilde içerik analizi yapılmış, bireylerin sıkça karşılaştığı sorunlar tespit edilmiştir. Daha sonra sorunların bulunduğu alanlar alıntılanarak belirlenen dört madde çereçevesinde masallar yorumlanıp sorunların analizi yapılmıştır. Her bir masalda bulunan sorunlar ve sorunların çözümü sonucunda kazanılan değerler tablolaştırılmıştır. İncelenen Anadolu Masallarında, bireyin hayat boyunca sıklıkla karşılaştığı ve çözümlemek zorunda kaldığı sorunlara yer verildiği görülmüştür. Masallarda kıskançlık, kurnazlık, kötülük, ihanet, cimrilik gibi temel sorunların sıkça yer aldığı belirlenmiştir. Araştırma sonuçlarına göre, masalların bireylerin sorun çözme becerilerini geliştirmekte faydalı olduğu ve bu nedenle eğitim öğretimde masallardan faydalanmanın sorunların çözümünde etkili olduğu sonucuna varılmıştır. Bu çalışma sonucunda Anadolu Masallarının öğrencilerin sorun çözme yeteneklerini güçlendirmede eğitici bir araç olarak kullanılabileceği düşüncesine ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Masal, Sorun, Anadolu Masalları, Masal Anlatıcılığı
Karanlık şehirler, kent distopyaları ve ümitvar açılımlar: Abluka, "Üçüncü Çocuk", Körfez
Bu tezde, 2000'lerde Türkiye edebiyatında ve sinemasında üretilen kent distopyaları ve distopik kentler, Emin Alper'in Abluka (2015) adlı filmi, Mehmet Açar'ın "Üçüncü Çocuk" (2018) adlı öyküsü ve Emre Yeksan'ın Körfez (2017) adlı filmi üzerinden incelenmektedir. Bu eserlerin, son yıllarda Türkiye bağlamında belirleyici olan hızlı kentleşme, neo-liberal politikalar, kimlik çatışmaları ve otoriter eğilimler gibi sosyo-politik ve kültürel değişimlere karşılık olarak üretildiği savunulmaktadır. Bunun yanı sıra ütopya-distopya çalışmaları bağlamında dünya literatüründe öne çıkan kanonik eserlerin Türkiye'de yaratılan bu distopik kentlerle ilişkisi de ele alınmaktadır. Çalışmada, yazar ve yönetmenlerin kenti hem mücadele ve direnişin heterotopik bir mekânı hem de kaygı, korku, yabancılaşma ve egemenlik kaynağı olarak nasıl kullandıkları incelenmektedir. Tez, totalitarizm, mimari ve kent politikaları bağlamında dört temel tema üzerinde durur: kapitalist şehir ve kenarındaki yaşamlar, şehrin şiddet ve despotizmin bir sahnesi olarak tasarımı; modernist kent ütopyalarının distopya olarak temsili, alternatif senaryolar üzerinden gelecek kurguları. Çalışma, edebiyat ve sinemada yeterince çalışılmamış bir konu olan kent distopyalarını Türkiye'den örneklerle inceleyerek ütopya/distopya ve kent araştırmaları alanına katkıda bulunmayı amaçlamaktadır.
19. yüzyıl Türk romanında kadının gündelik yaşamı
Bu çalışmada 1851-1900 tarihleri arasında yayımlanmış, basılı Osmanlı-Türk romanında kadınların gündelik yaşamı incelenmiştir. Bu bağlamda Ahmet Mithat, Fatma Aliye, Mehmet Celal, Vecihî, Halit Ziya Uşaklıgil, Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın eserleri başta olmak üzere on dokuzuncu yüzyılda kitap halinde basılmış yüz yirmi bir roman incelenmiştir. Modernleşmeyle beraber kadınların gündelik yaşamı ve rutinleri değişmeye başlamıştır. On dokuzuncu yüzyılın ilk dönem romanlarında daha yüzeysel anlatılan kadının gündelik yaşamı yüzyılın sonuna doğru çeşitlenmeye ve evden ev dışına doğru genişlemeye başlamıştır. Tezde kadınların gündelik yaşamı üç ana bölüm çerçevesinde incelenmiştir. Birinci bölümde kadınların romanlarda hangi rollerde karşımıza çıktığı, bu rollerin gündelik yaşamlarına etkisi değerlendirilmiştir. Bu bağlamda anne, eş, evlat, kardeş, sevgili, dadı ve irili ufaklı bütün kadınlık rolleri üzerinde durulmuştur. Bu rollerle bağlantılı olarak ortaya çıkan iktidar ve çatışma, aynı adam için mücadele eden kadınlar, gelin-kaynana, anne-kız, anne-oğul merkeze alınarak işlenmiştir. İkinci bölümde ise ilk dönem romanlarında kadınların zamanının büyük bir bölümünü geçirdiği ev içi yaşam konusu irdelenmiştir. Kadınların gündelik yaşamını oluşturan ev işleri, ev idaresi, kocaya karşı sorumluluklar, çocuk bakımı, yaşlılarla ilgilenme, temizlik-yemek-sofra hazırlama konuları üzerinde durulmuştur. Ayrıca kadının ev içinde kendine ait odası, yaşına, evdeki konumuna, evli veya bekâr oluşuna göre ele alınmıştır. Ev işlerinden arta kalan zamanda kadınların ev içi boş zaman etkinlikleri de okuma, çeşitli ev içi eğlenceler düzenleme, dikiş-nakış, bahçeyle ilgilenme, sokağı izleme, müzikle geçen zaman olarak detaylı bir biçimde incelenmiştir. Üçüncü bölümde kadının kamusal yaşamdaki varlığı üzerinde durulmuştur. Kadının ev içi ve ev dışı eğitimi, komşuluk, yolculuk, alışveriş ve çalışma yaşamı sayesinde kamusal alandaki varlığı ile mesire ve gezinti yerlerindeki, kırsal yaşamdaki ve diğer kamusal alandaki gündelik yaşamı ortaya konulmuştur. On dokuzuncu yüzyıl romanında kadınların ev içinde başlayan gündelik yaşamının sahip oldukları rollere göre şekillendiği, yüzyılın sonunda ev dışına doğru genişlediği ve modernleşmenin etkisiyle ev içi-ev dışı yaşamın çeşitlendiği görülür.
Kültürel diplomasi çerçevesinde edebi eserlerin çevirisi
The purpose of this thesis is to demonstrate the crucial role of cultural diplomacy in general and that literary translation is one of the main tools in the service of a country's cultural diplomacy. Cultural diplomacy is a very broad field that consists of several units and many interrelated units. This aspect of cultural diplomacy is directly related to structuralism, where it is considered that an isolated element has no meaning and that meaning takes place when the elements of the structures work together. Furthermore, it is essential to understand the different dynamics of the different countries applying good cultural diplomacy in the world in order to have a more global view of the phenomenon. Thus, one should first of all have a good vision of traditional diplomacy and public diplomacy. Nowadays, digital diplomacy is also an essential practice, as is the use of social networks, to practice cultural diplomacy. Cultural diplomacy has many aspects and practices, among which literary translation provides a literary work with the power to influence the audience of a target language. Therefore, we decided to analyse two translations of novels in the context of cultural diplomacy, one from French to Turkish and the other from Turkish to French, to find out what effects literary translation can have in a cultural diplomacy context. The aim of our thesis is thus to demonstrate the parallelism between the data provided by the translation of a novel and the issues of diplomacy.
Edebiyat ve sinemada kurgusal mekân üretiminin yaratıcılığa etkisine yönelik bir yöntem önerisi
Bir mekân oluşturma disiplini olan iç mimarlık, sınırlarının belirlendiği ve bir disiplin olarak kabul gördüğü dönemden bu yana; tasarım, sanat ve bilimin birçok alanı ile iç içe olmuştur. Toplumsal, ekonomik ve teknolojik alanlardaki değişimler mekân tasarım sürecine de farklı yaklaşımlar ve çeşitli yenilikler getirmiştir. Yeni gelişen alanları tek bir disiplin ile incelemek mümkün olmadığından, farklı disiplinlerin birbiriyle ilişkisi günümüzde daha da önemli hale gelmiştir. Öte yandan mekânın sınırları da zamanla değişmekte ve gelişmektedir. Yalnızca fiziksel gerçeklikten ibaret olmayan mekân kavramı, tarih boyunca pek çok araştırmacı tarafından farklı biçimlerde ele alınıp tasnif edilmiştir. Bu bağlamda fiziksel bağlamdan arınmışlığıyla kurgusal mekânlar; hayal gücünün ve yaratıcılığın daha aktif olarak kullanılabilmesine olanak tanımasıyla farklı disiplinler ile etkileşim kurma konusunda önemli bir noktada konumlanmaktadır. İç mimarlık eğitiminde disiplinler arası yaklaşımların önemi sıkça vurgulanmasına rağmen, ilgili literatür incelendiğinde yaratıcı düşünce becerisini geliştirmeye yönelik deneysel yöntemlerle yapılan disiplinler arası çalışmaların azınlıkta kaldığı görülmektedir. Eğitim süresince, öğrencilerin sezgilerini geliştirmeyi, bilimsel metotlar çerçevesinde düşünmesini sağlamayı, çağdaş teknoloji kullanımı ve işlevsel üretim ilkelerine dayanarak tasarımcı bireyler yetiştirmeyi hedefleyen iç mimarlık eğitiminin temel çıktılarından biri ise hayal gücünü etkin bir biçimde kullanabilen yaratıcı bireyler yetiştirmektir. Bu doğrultuda iç mimarlık eğitiminde, disiplinler arası yaklaşımların eğitim sürecine dahil edilmesi, öğrencilerin yaratıcılıkların gelişmesine katkı sağlaması açısından önem arz etmektedir. Bu çalışmada; kurgusal mekân üretiminde disiplinler arası bir yaklaşımla edebiyat ve sinema ile ilişki kurarak, yaratıcı düşünceyi geliştirmeye etki eden yeni bir izlence önerisi ortaya koymak amaçlanmıştır. Edebiyat ve sinema disiplinleriyle ilişki kurarak kurgusal mekân üretmeyi amaçlayan izlenceler; "kurgusal mekânı oluşturan ögeler", "TYDT parametreleri" ve "TYDT faaliyetleri"nden meydana gelen üç temel unsur üzerinden kurgulanmıştır. Bu bağlamda, geliştirilen izlence önerisi doğrultusunda, edebiyat ve sinema ile ilişki kurarak kurgusal mekân üretmenin, öğrencilerin yaratıcı düşünce becerilerine etkisini irdelemek üzere üç hipotez kurulmuştur. Hipotezleri sınamak için, açımlayıcı sıralı karma araştırma yöntemi ile iki aşamalı olarak, nicel ve nitel veriler toplanmıştır. Birinci aşamada araştırma sorularına doğrudan yanıt üretecek nicel veriler, ikinci aşamada ise nicel bulguları daha detaylı çözümlemeyi sağlayacak nitel veriler toplanmıştır. Deneysel araştırma kapsamında geliştirilen izlenceler, araştırmanın bağımsız değişkenini; yaratıcı düşünce düzeyi, araştırmanın bağımlı değişkenini; yaratıcı düşüncenin alt parametreleri ise ara değişkenleri oluşturmaktadır. Birinci araştırma hipotezi (1H1) "kurgusal mekân üretiminde edebiyat disipliniyle ilişki kurmanın yaratıcı düşünmeyi geliştirdiği", ikinci araştırma hipotezi (2H1) "kurgusal mekân üretiminde sinema disipliniyle ilişki kurmanın yaratıcı düşünmeyi geliştirdiği" ve üçüncü araştırma hipotezi (3H1) ise "edebiyat disiplini ile ilişki kurarak kurgusal mekân üretmenin, sinema disiplini ile ilişki kurarak kurgusal mekân üretmeye kıyasla yaratıcı düşüncenin gelişmesine daha fazla olanak sağladığı" yönündedir. Bu araştırma İstanbul Gedik Üniversitesi, Mimarlık ve Tasarım Fakültesi, İç Mimarlık ve Çevre Tasarımı bölümünde, 2022-2023 Güz eğitim-öğretim yarıyılında "Mimarlık ve Edebiyat" ve "Mimarlık ve Sinema" dersini alan, araştırmacı tarafından belirlenen dışlama ölçütleri dikkate alınarak seçilen 46 öğrenci (27 kadın, 19 erkek) ile yürütülmüştür. Mimarlık ve Edebiyat dersini alan öğrenciler deney, Mimarlık ve Sinema dersini alan öğrenciler ise kontrol grubunu oluşturmaktadır. Araştırma kapsamında oluşturulan hipotezleri sınayabilmek için deney ve kontrol gruplarına uygulanmak üzere geliştirilen 14 haftalık izlencelerin öncesinde iki gruba da TYDT ön test uygulanmıştır. İzlencenin sonunda ise her iki gruba TYDT son test uygulanmıştır. TYDT ön test ve son testle elde edilen veriler araştırmanın nicel verilerini oluşturmaktadır. Örnek olay yöntemi ile bir eğitim-öğretim dönemi boyunca uygulanan izlence doğrultusunda elde edilen veriler ve izlencelerin sonunda uygulanan anket formu ile elde edilen veriler ise araştırmanın nitel verilerini oluşturmaktadır. Nitel ve nicel veriler ile elde edilen araştırma bulgularına göre; kurgusal mekân üretiminde edebiyat disipliniyle ilişki kurmanın yaratıcı düşünceyi geliştirdiğine yönelik birinci araştırma hipotezi (1H1), kurgusal mekân üretiminde sinema disipliniyle ilişki kurmanın yaratıcı düşünceyi geliştirdiğine yönelik ikinci araştırma hipotezi (2H1) ve edebiyat disiplini ile ilişki kurarak kurgusal mekân üretmenin, sinema disiplini ile ilişki kurarak kurgusal mekân üretmeye kıyasla yaratıcı düşüncenin gelişmesine daha fazla olanak sağladığına yönelik üçüncü araştırma hipotezi (3H1) doğrulanmıştır. Bu çalışma kurgusal mekân üretiminde disiplinler arası çalışmaların yaratıcı düşünme becerisine olumlu yönden katkı sağladığı ortaya koymaktadır. Öte yandan çalışmanın en önemli yöntemsel sınırlılıklarından biri yalnızca İstanbul Gedik Üniversitesi, İç Mimarlık ve Çevre Tasarımı Bölümü'ndeki kısıtlı bir örneklem ile ve bir akademik yarıyıl süresince gerçekleştirilmiş olmasıdır. Bulguların sınırlı bir alandan seçilen çalışma grubundan elde edilmiş olması, genellenebilme olasılığı zayıflatmaktadır. Bu bağlamda, elde edilen bulguların daha geniş kitlelere genellenebilmesi için; çalışma kapsamında geliştirilen yeni izlencelerin, iç mimarlık eğitim programında yer alan, temel tasarım, tasarım stüdyoları veya çeşitli uygulamalı derslerin de içeriğine entegre edilmesi ya da bu derslerdeki uygulamalı çalışmalar için yeni disiplinler arası yaklaşımlar oluşturulması ve enlemsel kesitli yeni araştırmaların yapılması önerilmektedir. Ayrıca iç mimarlık eğitiminde yaratıcılıkla ilgili yapılacak sonraki çalışmalar için; tasarım eğitimi alan öğrencilerin yaratıcı düşünce becerisini ölçmeye yönelik, tasarım ilkeleri veya mekânsal parametrelerle bağ kurabilen ölçme araçlarının geliştirilmesi de önerilmektedir.
Postkolonyal çalışmalar ışığında Afro-Amerikan edebiyatından örnekler (1890-1950)
Post kolonyal çalışmalar İkinci Dünya Savaşından sonra yükselişe geçen alanlardan bir tanesi olmuştur. Post kolonyal çalışmalar özü itibariyle kaynağını edebiyat ve kültürel çalışmalardan almaktadır. Postkolonyal çalışmaların ana çıkış noktasını oluşturan unsurların başında mağduriyet yaşamış insanların durumları gelir ve yaşanan olayları Batı gözünden yorumlamak yerine dekolonizasyon sürecinden geçmiş ve bağımsızlığını yeni kazanmış ülkelerin gözünden yansıtma hedefini güder. Post kolonyal çalışmaların en çok ilgi duyduğu ulusların başında Afrika, Asya gibi Üçüncü Dünya ülkeleri gelmektedir. Post kolonyal çalışmalar her ne kadar bağımsızlıklarını yeni kazanmış ülkelerin dekolonizasyon süreçlerini ele alsa da post kolonyal çalışmaların içinde Amerika Birleşik Devletleri'nin özel bir yeri vardır. Amerika Birleşik Devletleri'nin bu alanda ön plana çıkmasında sömürgecilik döneminin sona ermesi oldukça etkili olmuştur. Sömürgecilik yerini kılık değiştiren emperyalizme bırakmıştır. Emperyalizmin birincil önderliğini ve destekçiliğini Amerika üstlenmiştir. Postkolonyal çalışmalar sadece dekolonizasyon sürecindeki uluslar ve halkların maddi durumuna odaklanmaz aynı zamanda büyük bir dikkatle bu ulusların manevi yorgunluklarını, kimlik sorunlarını ve maruz bırakıldıkları ırkçılık, ayrımcılık ve baskı gibi sorunların kökenine inerek açıklamaya çalışır. 20. yüzyılın ortalarından itibaren önem kazanan post kolonyal çalışmalar ışığında iç sömürgeciliğe bağlı olarak Amerikan toplumunda kölelik kurumuyla başlayan ırkçılık hareketleri, Afrikalı Amerikalıların kimlik sorunsalı ve Yurttaşlık Hakları Hareketi'nin önemli unsuru sayılan birliktelik ve Afrikalı Amerikalıların kültürel uyanışları 1890-1950 yılları arasında kaleme alınmış bazı ünlü eserler yoluyla incelenecektir.
Mythe et literature: La reinterpretation du mythe d'oedipe dans Oedipe Sur La Rote de Henry Bauchau
.
Metaphors of literary genres: A study on perceptions of learners
The perception of language has been studied in various aspects up to now whereas the perception of literature is still a less researched area. Therefore, the amount of qualitative research on perception of literature needs to be increased. The present study aims to fill this gap by exploring students? perception with respect to the concept of literary genres through the use of metaphor as they reflect the way we perceive the world and shape our professional ideas and attitudes. In addition, the study investigates whether there is a difference in perceptions of junior and senior learners in regard to their perceptions of literary genres. It also searches into the difficulties learners claim to experience while reading literary genres.The study consists of 58 first and 43 fourth graders of ELL students of İstanbul University. The data were collected with semi-structured interviews, multiple-choice questionnaires and metaphor elicitation papers The metaphors of literary genres exhibited positive and negative perceptions of the learners. The Ring, Narnia, concentre detergent, veritaserum and pomegranate are some of the unique positive metaphors of the learners. Some metaphors seem to be negative such as Pandora?s box, dark hole, ivy and labyrinth. KEY WORDS: 1. Perception of Literature 2. Literary Genres 3. Metaphorical Perceptions 4. Conceptual Metaphors
Türk edebiyatında konusunu Türk tarihinden alan romanlar (2003)
Bu çalışmada 2003 yılında neşredilen ve konusunu Türk tarihinden alan tarihî romanları inceledik. Bu dönemde neşredilen on bir tarihî romanı, zaman, mekân, şahıslar ve bakış açısı unsurlarını göz önünde bulundurarak tahlil ettik. Zaman bölümünde; kozmik zaman, kronolojik zaman, sosyal zaman unsurlarını ortaya koyduk. Mekân bölümünde, mekânları belli özelliklere göre sınıflandırdık. Şahıslar bölümünde kahramanları, tarihî/yaşamış şahsiyetler, tarihî olmayan, yaratma şahsiyetler, cinsiyetlerine, eğitim durumlarına, mesleklerine, sosyal durumlarına ve milliyetlerine göre kahramanlar şeklinde sınıflandırdık. Bakış açısı bölümünde ise, romanlarda kullanılan anlatım yöntemlerini kısaca anlatarak, yazarların görüşlerini ortaya koyduk.
Socio-political and ethical issues in Martin Crimp's major staged plays
Theatre started to transform from the political aesthetics of the 1970s and the 1980s to the avant-garde aesthetic of the 1990s. After a long break, since the British theatre of the 1990s witnessed a new theatre movement, called In-Yer-Face by Alex Sierz, which critiques traditional British Theatre with its cruel language and challenging plots. Martin Crimp has produced his most well-known plays in this aesthetic. To show Crimp's contribution to the British theatre from a wider perspective, this thesis explores Crimp's eight staged plays, Definitely The Bahamas (1987), Dealing with Clair (1988), The Treatment (1993), Attempts on Her Life (1997), The Country (2000), Cruel and Tender (2004), Fewer Emergencies (2005), and The City (2008), basing its discussion on different critical theories, Cultural Materialism, Socialist Feminism, and Artaud's theory. For that reason, different criticisms are applied to his plays in the light of these three theories. In the Introduction, Crimp's life and the In-Yer-Face movement will be scrutinized. In the first chapter, the theories, Cultural Materialism, Socialist Feminism, and Artaudian Theatre, are explained in a detailed way to correlate between the plays and the theories. The aim of the second chapter is to find the analogy between Artaud's theatre, Crimp's theatre, and Crimp's usage of Artaudian cruelty in his contemporary plays. This is why his three plays, Fewer Emergiencies, Definitely the Bahamas, and The Country were chosen according to their main theme, cruelty. Drawing on Cultural Materialism, the third chapter reveals how Crimp reflects the political and cultural factors of his period into his plays, The City and Dealing with Clair, and how he approaches these factors in his plays. In the fourth chapter, women characters in his plays, The Treatment, Attempts on Her Life, and Cruel and Tender, are analyzed to illustrate how Crimp integrates the perception of women body in the contemporary world into his plays. In the conclusion part, it is pointed out how Crimp reflects the cruelness in this world dramatically using stage devices to reach the audiences' unconscious like Artaud. Secondly, Crimp's pessimistic attitude towards the power of ideology and its negative effect on individuals are clarified. The disappearance of the characters in his plays indicates how individuals are victimized in a system. Lastly, after examining female characters in his plays, it is found out that his female characters are imprisoned in the domestic sphere and they fail to struggle with both capitalism and patriarchy.
Şehriyar-Heyder Babaya Selam şiirinin dil bilgisel çözümlemesi
Bu çalışmada Çağdaş Azeri Edebiyatı'nın ve aynı zamanda İran'ın en büyük şairlerinden biri olan Seyyid Mehemmed Hüséyin Behcet Tebrizi Şehriyâr'ın -yaygın olan ismiyle Şehriyâr'ın- Türkçenin bütün dil zenginliklerini kullanarak yazdığı şiirlerinden biri ve en ünlüsü olan Heyderbaba'ya Selam adlı eserin dilbilgisel çözümlemesi yapılarak Şehriyâr'ın ve Türkçenin dil zenginliği gözler önüne serilmeye çalışılmıştır. Şehriyâr ve Heyderbaba'ya Selam şiiri üzerine yapılan araştırmalardan yararlanılan bu çalışma ile Heyderbaba'ya Selam'ın zengin anlatım ustalığı ile ortaya çıktığı gözler önüne serilmeye çalışılmıştır. Öncesinde Şehriyâr ve mensubu olduğu Azeri Edebiyatı hakkında bilgi verilen bu çalışmada Heyderbaba'ya Selam'ın dilbilgisel çözümlemesi iki aşamada gerçekleşmiştir. İlk aşamada morfolojik bağlam ikinci aşamada ise söz diziminin yapısı incelenmiştir. İnceleme sonucunda elde edilen veriler değerlendirilerek şairin üslubu ile ilgili bazı tespitlerde bulunulmuştur. Anahtar kelimeler: Şehriyâr, Heyderbaba'ya Selam, Dil Bilgisi
Imperialism, orientalism and post - coloniality in modern British literature
In this thesis study, the colonial representations of the colonizer and the colonized are examined in the two important literary works in English Literature, namely Heart of Darkness by Joseph Conrad and A Passage to India by E. M. Forster. Together with these, the attitudes of these two writers towards imperialism and colonialism are scrutinized in the light of their above-mentioned books and the secondary sources related to the issue. In the colonial discourse and accordingly in the above literary works, the colonizer is usually represented as the superior race that has positive qualities which the colonized do not have. The colonized is shown as the inferior race that has various negative qualities, so that the colonized is the Other and the colonizer is not. At the same time, it is seen that the colonizer's attitudes and behavior may be better towards the colonized when the latter mimics back toward the former. However, even if colonized natives mimic the colonizer as in Bhabha's mimicry, they become like the colonizer, but not quite. The colonized becomes the mimic of the colonizer, but not quite, so the former is both the mimic of the colonizer and not like the colonizer himself or cannot be like him with all of his privileges. In other words, the colonized is neither the original native anymore after the mimicking process nor like the original colonizer himself with all his superior qualities, so the colonized's situation and thus colonial situations and representations are ambivalent and this negates the power of colonial representations. As has been shown in the literature in the field and especially in Forster's A Passage to India, the colonized must commit an error, do something excessively or have a lack in something so that the colonizer could keep their supremacy and thus their colonial authorityover the colonized. While these main issues of representation are examined, the effects of imperialism and colonialism upon the colonized, the colonizer, the animals, the plants, nature, and the environment are also reflected and explored in this study. As a result,it has been seen that the negative consequences of imperialism and colonialism have affected all the parties, whether the colonizer or the colonized, the animals or the people, the plants or the environment. The attitudes of the writers of the two above books towards imperialism and colonialism are also delineated as the other main issue. Considering the evidence from the texts of the above two books and the secondary sources, the colonial representations of the colonizer and the colonized that these writers use in their above-mentioned books, can be said to be utilized both as a criticism of these imperialistand colonialist representations by showing their awareness of these stereotypes and as a background for their novels which is familiar to the reader of those imperial and colonial days. In this way, the criticism of these two books on imperialism and colonialism would appear milder to the readership in their period of publication in the era of imperialism and colonialization while at the same time it would make the readers more aware of the detrimental and painful effects of imperialism and colonialism on the colonized, the colonizer, animals, plants, nature, and the environment.