Literature

758 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Eski Uygurca İyi Niyetli Hanzade İle Kötü Niyetli Hanzade metninin rekonstrüksiyonu

Yüksek lisans tezi olarak hazırlanan bu çalışmada Budist Uygur edebiyatının çatik türüne giren bir yazma eserin rekonstrüksiyonu yapılmıştır. Budist külliyat içerisinde Buda adaylarının yeniden doğum ve hayat hikâyelerinin anlatıldığı bu edebî tür, Türk milletinin Budizme dair tafsilatlı malumatlarını ve yine Türklerin maddî ve manevî değerlerini ihtiva etmektedir. Birçok dilde nüshaları bulunan yazma, Türkoloji sahasına "Kalyânamkara ve Pâpamkara Hikâyesi" olarak yerleşse de aslen Eski Uygurca nüshasında bu isimler yerine "Edgü Ögli Tigin ve Anyıg Ögli Tigin" isimleri yer almaktadır. Bu yüzden de bu isimle anılması daha doğru olacaktır. Bunu yanında dönemin dil özelliklerini yansıtması bakımından bu eserin oldukça mühim bir yere sahip olduğu anlaşılmaktadır. Yukarıda anılan sebepler, bizi yazma üzerinde yeniden çalışmaya yönlendirmiştir. 20. Yüzyılda Dun-Huang Mağaraları'nda bulunan ve Fransa Millî Kütüphanesinde muhafaza edilen eser üzerine bugüne kadar birçok çalışma yapılmıştır. Eserin çözümlenişinin 101. yılında bütün bu çalışmalar karşılaştırmalı olarak tekrar ele alınacak, eksiklikler gösterilecek ve yeni düzeltmeler teklif edilecektir. Söz konusu veri analizi yapılırken tarihî Türk lehçelerinin yanında modern Türk lehçeleri, Türkiye Türkçesi ve ağızlarına sık sık başvurulacaktır. Böylece sunulmuş olan okuma ve tamir teklifleri mesnetleri ile ortaya konulmuş olacaktır. Türkoloji sahasında daha önce uygulanmamış farklı metotlarla (orijinal metin, transliterasyon ve transkripsiyon) değerlendirme ve tespitlerde bulunulacak, hemen ardından da metnin sözlüğü verilerek çalışma nihayete erecektir. Bu sözlükte yer alan kelimelerin anlamları özellikle metin içerisindeki kazandığı anlamlar değerlendirilerek verilecektir.

BudizmDilbilgisiDilbilim+6
Kenan Azılı
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

1900-2000 yılları arasında Güney Türkistan (Afganistan)'da Özbek Türkçesiyle şiir yazan şairler

Afganistan'da yaşayan üçüncü büyük etnik grup Özbek Türkleridir. Afganistan ve çevresi tarihî olarak Gazneliler, Büyük Selçuklular, Timurlular, Şeybânlılar, Babürlüler gibi büyük Türk devletlerinin kurulduğu bölgedir. Zaten bu ülkenin kuzey kesimi için kaynaklarda Güney Türkistan, Afgan Türkistanı veya Bend-i Türkistan terimleri kullanılmaktadır. Ayrıca asırlar boyunca Osmanlı hâkimiyeti dışındaki Müslüman Türk yurtlarında edebî dil olarak kullanılan Klasik Doğu Türkçesi diğer adıyla Çağatay Türkçesinin kurulduğu ve Türk dilinin en büyük şair ve savunucularından olan Ali Şir Nevâî'in anayurdudur. Bu büyük Türk medeniyetinin bu ülkede esasen iki büyük vârisi bulunmaktadır. Bunlar Özbekler ve Türkmenlerdir. Özbek ve Türkmen Türkleri bütün kıt imkânlara ve değişik kısıtlamalara rağmen kendi anadilleriyle edebi eserler yazmaktadırlar. Afganistan'ın içinde bulunduğu özel şartlardan ve bu ülkedeki diğer etnik topluluklarla birlikte Türklere karşı takip edilen sınırlamalardan ötürü buradaki şair ve yazarlar hakkında yeterli bilgi yoktur. Mesela bu ülkedeki Türk nüfusuna dair elde somut veriler bulunmamaktadır. Bu konuda Batıda değişik çalışmalar yapılmaktadır. Yaklaşık 31 milyonluk ülkedeki Özbek ve Türkmenlerin toplam nüfusu için sanal ağdaki ülke genelinde %11'lik gibi tahmini bir rakam verilmektedir. Aşağıda Literatür Özeti bölümünde de görüleceği Türkiye'de bu alanda yapılan çalışmalar oldukça sınırlıdır, ayrıca yeterli değildir. Bu çalışma, Afganistan'da yaşayan ve şiirlerini özellikle anadilleriyle yazan Özbek Türkü şairlerin biyografilerini; yaşıyorlarsa kendileriyle yüz yüze veya telefonla gerçekleştirilen görüşmeler, ölmüşse en yakın aile üyelerinden veyahut da yakın çevresinden alınan en doğru bilgiler ile hazırlanacaktır. İlaveten şairlerin şiirlerinden örnekler de verilecektir. Böylece bu alandaki mevcut yayımlardaki eksiklikler giderilecek veya yanlış bilgiler tashih edilecektir. Ancak yukarıda da belirtildiği üzere bölge asırlardan beri bir Türk kültür merkezidir. Dolayısıyla geçmişten bugüne bütün edip ve şairlerin tek bir çalışmada incelenmesi mümkün değildir. Bu sebepten bu çalışmada zaman sınırlaması yapılmış ve 1900-2000 yılları arası gibi 100 yıllık bir süreçteki şairler çalışma konusu edilmiştir.

AfganistanAşağı TürkistanBiyografi+6
Yaqob Karash
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

17. yüzyıl Türk edebiyatında gazel

Bu tezde, XVII. yüzyılda yaşamış olan klasik edebiyat şairlerinden tespit ettiğimiz 12 şaire ait 3779 gazel şekil ve muhteva yönünden incelenmiştir. Çalışmamız giriş ve iki bölümden oluşmaktadır.Giriş kısmında gazelin tanımı, özellikleri ve Arap, Fars, Türk edebiyatındaki tarihi gelişimi üzerinde durulmuştur.Birinci bölümde, gazel şekil özellikleri kapsamında vezin, kafiye, redif, terkipler, mahlas, beyit sayısı, teknik gibi çeşitli yönlerden incelenmiş olup elde edilen bilgiler tablo ve grafiklerle desteklenmiştir.İkinci bölümde ise gazellerin muhtevası ayrıntılı olarak incelenmiştir. İncelenen gazeller konularına göre aşk, sevgili, tasavvuf, hikmet, tabiat, kozmik unsurlar, rintlik, kişi tavsifi, mekân tavsifi ve diğer konular olmak üzere on başlık altında toplanmıştır. Bu bağlamda gazellerin konularına ait sayısal ve sözel veriler tablo ve grafiklerle desteklenmiştir.Anahtar Kelimeler: Gazel, 17. yüzyıl, Şekil, Muhteva.

17. yüzyılEdebiyatEski Türk edebiyatı+3
Handan Ayangil
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Murathan Mungan'ın Çador adlı eserinin çözümleyici yazın eleştirisi

?Murathan Mungan'ın Çador Adlı Eserinin Çözümleyici Yazın Eleştirisi? adını taşıyan bu çalışmada Mungan'ın imgesel bir dille kaleme aldığı Çador anlatısı ele alınmış, anlatı üç aşamada değerlendirilerek yüzeyden derine doğru ilerleyen bir araştırma sunulmuştur. İlk aşamada anlatı çözümlemesi verilerek yazın yapıtına daha geniş ve bir bütün olarak bakma olanağı sağlanmış, ikinci aşamada bütün parçalara ayrılarak sözcük anlambilim değerlendirmesi yapılmış ve son aşamada parçalara ayrılan metinden yeni bir bütün elde etmek gayesiyle eserdeki metafor kullanımı incelemeye alınmıştır. Çalışmanın en önemli bölümü olan ?metafor kullanımı?nda 12 metafor incelenmiştir, bu metaforlar; araba metaforu, yılan metaforu, yol metaforu, kadın metaforu, baba metaforu, söz metaforu, mezar metaforu, ölüm metaforu, burka metaforu, meczup metaforu, toz metaforu ve dağ metaforudur.Çağrışımsal bir eser olan ve bu özelliğiyle çoğul okumalara olanak tanıyan bir anlatı konumundaki Çador, bu özelliğinden ötürü araştırma konusu olmuş ve böylece yapıttaki en dikkat çekici unsur olan dil ve anlatımı incelemeye alınmıştır. Modern Türk edebiyatının son dönemdeki önemli temsilcilerinden Murathan Mungan'ın Çador yapıtı biçim ve içerik olmak üzere iki dilsel yönden araştırılarak, ufak bir dil malzemesinin yoğun bir anlam ve söyleyiş zenginliği ile sınırlarının nasıl genişleyebildiği gösterilmeye çalışılmıştır.

Edebi eleştiriEdebiyatEleştiri+7
Gülşen Can
İnönü University · Institute of Educational Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Türabi'nin Manzum Battalnamesi (Battal Gazi destanı)

Battal GaziBattal-nameEdebiyat+4
Abdulkadir Çolak
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Hece ölçüsünün milli ve evrensel boyutları ekseninde Erken Dönem Cumhuriyet şairlerinin estetik anlayışı

Hece ölçüsü, yazılı ilk örneklerinin görüldüğü Divan-ı Lügati't Türk'ten günümüze kadar Türk edebiyatında aralıksız olarak kullanılmış bir ölçüdür. 11. yüzyıldan itibaren Arap edebiyatı çıkışlı aruz ölçüsünün daha çok değer kazanmasıyla birlikte aydınlar arasında ikinci plana atılmış olsa da, yüzyıllar boyunca halk şairleri arasında varlığını sürdürmüş ve günümüze ulaşmıştır. Divan edebiyatının başladığı 13. yüzyıldan Tanzimat edebiyatına kadar tartışmasız bir şekilde aruzun üstünlüğü ile geçilirken, yenileşmeyle birlikte divan şekilleri gibi aruz ölçüsü de enine boyuna masaya yatırılmış ve varlığı ciddi bir şekilde sorgulanmaya başlanmıştır. Bu tartışmalarda Osmanlı İmparatorluğunun çözülmeye başlaması süreci ve artan milliyetçilik rüzgârlarının da payını yadsımamak gerek. Çünkü aruza karşı olan edebiyatçılar ona karşı hece ölçüsünü önerirken "millilik" kavramını sıkça vurgulamışlar ve aruzun yabancı olduğu, asıl milli ölçünün hece ölçüsü olduğu tezini ortaya atmışlardır. Ancak bu millilik tezinde de ne yazık ki ölçü kaçmış ve bu iddia hece ölçüsünün güçlenip yaygınlaşmasıyla Cumhuriyet döneminde bile tartışmasız kabul edilen bir olgu haline getirilmiştir. Bu tezde hece ölçüsü, Türk ve dünya edebiyatında kullanılan şekilleriyle karşılaştırmalı olarak ele alınacak, bunun yanı sıra aruzdan hece ölçüsüne geçiş sürecinde yenilik arayışında olan Türk şairlerinin ne gibi kaygılar taşıdıkları tüm yönleriyle yansıtılmaya çalışılacaktır.

Cumhuriyet DönemiDilbilgisiEdebiyat+7
Sefa Yıldız
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Cengiz Aytmatov'un romanlarında tipler

Cengiz Aytmatov'un romanlarında tipler model şahısa uygun olanlar ve model şahısa tezat tipler olarak kendi içinde beş ayrı başlık altında incelenmiştir. ANAHTAR KELİMELER: Cengiz Aytmatov, Sovyet ve Kırgız Edebiyatı, Tip ve Model Şahıs

Aytmatov, CengizEdebiyatKırgız edebiyatı+3
Netice Uray Akça
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Remzî Dîvânı(İnceleme-metin)

Çalışmamızda XVI. yüzyıl dîvân şâirlerinden olan Bursalı Remzî Çelebi'nin hayatı, sanatı ve edebî kişiliği hakkında bilgi verilerek, Dîvân'ın çeviri yazısı ve incelenmesi yapılmıştır. Bu çalışma bir giriş ve üç bölümden oluşmaktadır. Çalışmamızın Giriş bölümünde şâirin yaşadığı dönem genel hatlarıyla ele alınmış ve edebiyatımızda "Remzî" mahlasını kullanan diğer şâirler hakkında bilgi verilmiştir. Birinci bölümde şâirin adı, mahlası, doğum yeri, doğum tarihi, memleketi, ailesi, eğitim hayatı ve hocası, mesleği, vefatı, kabri ve hayatıyla ilgili diğer bilgiler ele alınmıştır. Daha sonra edebî şahsiyeti ele alınarak şâirin dil ve üslûbu hakkında bilgi verilip onu etkileyen şâirler ve diğer şâirlerle olan ilişkileri değerlendirilmiştir. Ardından Dîvân hakkında bilgi verilip nüsha tanıtımı ve nüshanın imlâ özellikleri aktarılmıştır. İkinci bölümde ise; eserin şekil ve muhteva yönünden incelenmesi yer almaktadır. Özellikle eserin en hacimli kısmını oluşturan gazellerde kullanılan vezinler, gazelleri oluşturan beyit ve mısra sayıları tablolar halinde gösterilmiştir. Diğer nazım şekilleri hakkında da detaylı şekilde bilgi verilmiştir. Eserin muhteva özellikleri içinde ise; din, tasavvuf, sosyal hayat, efsâneler ve rivayetler, şahsiyetler, tipler, milletler, ülkeler, şehirler, eserler, hayvanlar, bitkiler, kokular, âşık ve sevgili gibi konular değerlendirilmiştir. Ardından eserde kullanılan edebî sanatlar, atasözleri ve deyimler incelenmiştir. Üçüncü ve son bölümde metnin tesisinde dikkat edilen hususlar belirtilerek Dîvân'ın çeviri metni verilmiştir. Yaptığımız bu çalışma ile hakkında bilimsel olarak müstakil bir çalışma bulunmayan Remzî'yi ve onun bilinen tek eseri olan Dîvân'ını Türk edebiyatı tarihine kazandırmak amaçlanmıştır. Anahtar kelimeler: XVI. Yüzyıl, Remzî, Bursa, Dîvân Edebiyatı, Dîvân Edebiyatı Şairleri

16. yüzyılDivan edebiyatıDivanlar+4
Bahadır Kurt
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Nedim Gürsel'in romanlarında yapı ve tema incelemesi

Türk edebiyatı içinde postmodern çizgide özgün roman anlayışıyla tanınan Nedim Gürsel'in, yazma işini var olma biçimi şeklinde nitelendiren bir sanatkâr olduğu görülür. Romanlarındaki doğu / batı sentezinde önemli yer tuttuğu görülen görsel ögelerin bu ilgisinin bir sonucu olduğunu söylemek mümkündür. Yazarın, romanlarını küçük bir dünyada kurguladığı görülürken insan ve mekân ilişkisine psikolojik bir boyut kazandırdığı görülür. Bu çalışmada, Nedim Gürsel'in romanlarında yapı ve tema incelemesi yapılmıştır. Yapı ve tema incelemesinde Şerif Aktaş'ın Anlatma Esasına Bağlı Edebi Metinlerin Tahlili (Teori ve Uygulama) kitabı esas alınmıştır. Bu kapsamda çalışmanın birinci bölümünde Nedim Gürsel'in hayatı, yazın yaşamı ve eserleri aktarılmıştır. İkinci bölümde romanlarındaki yapı başlığında romanların her biri için ayrı ayrı değerlendirmeler yapılmıştır. Romanlar, zihniyet, yapı, olay ve olay örgüsü, kişiler, zaman, mekân, dil anlatım ve bakış açısı başlıkları altında incelenmiştir. Üçüncü bölümde ise, Nedim Gürsel'in romanlarındaki tema başlığı altında romanların teması, kadın ve cinsellik, tarih, şiddet ve ölüm, mitoloji ve dinsel öğeler, başkaldırı, özgürlük ve yalnızlık olarak belirlenmiştir. Romanlar değerlendirilirken betimsel tarama tekniği de kullanılmıştır. Bu kapsamda konuyla ilgili daha önceden yazılan kitaplar, makaleler, tezler ve internet kaynakları taranmıştır. Anahtar Kelimeler: Nedim Gürsel, Roman, Yapı, Tema.

EdebiyatGürsel, NedimPostmodern+4
Doğu Özkan
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Adalet Ağaoğlu'nun tiyatroları

Türk toplumu için Cumhuriyet dönemi ile pek çok alanda olduğu gibi tiyatro ve oyun yazarlığı konusunda da bir kurumsallaşma süreci başlar. Bu yeni yönetim şekli aynı zamanda reformist bir devlet politikası ve tamamen batılı bir kültür anlayışına sebep olur. Türk tiyatro yazarları içerisinde önemli bir yeri olan Adalet Ağaoğlu, yaşadığı döneme eleştirel bir bakış açısıyla yaklaşan tutumu, üst düzey sanatçı duyarlılığı ve aydın kimliği ile modern Türk kadınının tiyatro sahnesindeki sesi olur. Kaleme aldığı eserlerinde politika, sanat, gelenek, günlük hayat, evlilik, köyden kente göç gibi çok çeşitli konuları dile getirmeye çalışan yazar, bunu bireyden topluma doğru ilerleyen bir tiyatro dili ile sağlar. Adalet Ağaoğlu, toplumun farklı kesimlerinden kişilere yer verdiği uzun ve kısa oyunları ile eserlerine yakın dönemi konu edinen yazarlar arasında zikredilir. Bu çalışmada, sanat hayatında yetmiş yıllık bir deneyime sahip olan Adalet Ağaoğlu'nun Türk tiyatrosundaki yeri ve oyun yazarlığındaki önemi anlatılmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Adalet Ağaoğlu, Yazar, Hayat, Tiyatro

Ağaoğlu, AdaletEdebiyatOyun yazarları+5
Emre Yolcu
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Füruzan'ın hikayelerinde kadınlar

Bu çalışmada, Çağdaş Türk edebiyatı hikâyecilerinden Füruzan'ın hikâyelerindeki kadın kahramanlar incelenmiştir. Yazarın hikâyelerinin hemen hepsinde kadınlar ve kız çocukları ana kahraman olarak karşımıza çıkar. Bunun yanında genel bir manzara içinde dahî kadın sorunlarına yer verilir. Bu sebeple Füruzan'ın hikâyelerindeki kadınların irdelenmesi gerektiğine karar verilmiş ve tez çalışması bu doğrultuda şekillenmiştir. ''Parasız Yatılı'', ''Kuşatma, ''Benim Sinemalarım'', ''Gül Mevsimidir'', ''Gecenin Öteki Yüzü'' ve ''Sevda Dolu Bir Yaz'' adlı hikâye kitaplarındaki kadınlar, tezin üçüncü bölümünde yaşları, maddi durumları, statüleri, çalışma durumları gibi çeşitli yönlerden incelenmiştir. Tezin bu bölümü, kadınların yaşları göz önünde bulundurularak beş başlıkta incelenmiş ve aynı yaş grubunda bulunan kadınlar ve kız çocukları da başka benzerlikler açısından gruplandırılmıştır. Tezde, hikâyelerde yer alan kadınlar tüm yönleriyle ortaya konmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Füruzan, Hikâye, Kadın, Kız Çocukları, Anne.

EdebiyatFüruzanHikaye+5
Özlem Altın
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Gedizli Azmi'nin Kitâb-ı Hiyel adlı Eseri

Kütahya şehrine bağlı Gediz'de asıl ismi "Murad" olan "Azmi" tarafından kaleme alınmış "Kitâb-ı Hiyel" adlı eser Klasik Türk Edebiyatının hikâye geleneği açısından gayet mühimdir. Nakli hikâyelerin yanı sıra Azmi'nin bizzat şahitlerinden duyduğu anlatılara ve olay mahalli Türkiye olan hikâyelere sahip olan bu eserin ilim dünyasına kazandırılması, edebiyatın yanında tarih ve sosyoloji alanları için de faydalı olacaktır. Çalışmamızda Klasik Türk Edebiyatındaki mensur hikâye geleneği hakkında bilgi verildi, Azmi'nin hayatı ve eserlerine değinildi, daha sonra "Kitâb-ı Hiyel" hakkında bilgi verilip eserin metni transkripsiyon alfabesiyle aktarıldı. Sonuç bölümündeyse kısa bir değerlendirme yapıldı. Anahtar Kelimeler: Azmi, Kitâb-ı Hiyel, Klasik Türk Edebiyatı, Mensur Hikâye.

AzmiEdebiyatEski Türk edebiyatı+4
Kerem Kervan
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

18.yy siyasi hayatının klasik Türk şiirine etkileri

Edebî eserler, bir milletin geçmişini, medeniyet vasıflarını ortaya koyan çok önemli kaynaklardır. Bir milletin medeniyet vasfını, sanatkârlarına, yazar ve şairlerine, bestekârlarına; yani sanat eserlerine bağlı olarak değerlendirmek, yanlış bir tutum olmayacaktır.Edebî eserin bizatihi kendisi, öznel olması yönüyle, tarih bilimine kaynaklık eden yazılı metinlerden ayrılmaktadır. Bunun içindir ki; bir olayın değerlendirilmesi, vakanüvislere göre farklı şair ve sanatkârlara göre farklı olacaktır. Zira sanatkârın arzu ve telaşı, dış dünyanın mutlak gerçekliğinden ziyade, onun kendisi zâviyesinden görünümü ve yansımasıdır. Dolayısıyla, tarihî bir metindeki doğruluk, divanlarda yer alan bir manzumede, şairin içinde bulunduğu cemiyet hayatı ve bu hayatın şartları; şairin görev yaptığı makam ve o anki hâlet-i ruhiyesine göre değişecek ve şekillenecektir.Bu çalışmamızda, divan şairlerinin siyasi olay ve kişilere yaklaşımını, onlar karşısında tutum ve davranışlarını, içinde bulundukları şartları da göz önünde tutarak değerlendirmeye çalışacağız. Zira divan edebiyatına isim veren ve şairlerin şiirlerinin toplu olarak bulunduğu divanlar, özellikle bu divanlardaki kasideler ve tarih kıt'aları, sadece edebiyat araştırmacısı için değil, tarih bilimcilerinin, sosyo-kültürel alanda çalışmalar yapan araştırmacıların da faydalanabileceği hususiyetleri ihtiva etmektedir.18. yüzyıl siyasî hayatının divanlara yansıması ve etkilerini konu alan tez çalışmamızda, 54 divan üzerinde yapılan çalışmaları (kitap, doktora tezi ve yüksek lisans tezi) inceledik. Bunların dışında, bu yüzyıla ait 44 divan daha tespit etmemize rağmen, bazıları üzerinde tenkitli metin çalışmasının yapılmaması ve bazılarının da çeşitli sebeplerden dolayı YÖK tarafından kısıtlanması sonucu, bu divanları inceleme şansımız olmadı. Tespit edebildiğimiz ve inceleyemediğimiz diğer divanlar, araştırmamızın problemleri bölümünde ayrıca gösterilmiştir.Çalışmamız, dört ana bölümden oluşmaktadır. Bu bölümler,1. 18.Yüzyıl Divan Şairlerinin Dönemin Devlet Adamlarına Bakışı2. 18.Yüzyıl Divanlarında Yer Alan Siyasi Olaylar3. 18. Yüzyıl Sosyal Hayatında Meydana Gelen Bozulmaların Siyasete Yansıması4. Şair ve Siyaset İlişkisibaşlıklarını taşımaktadır.Şairlerin devlet adamlarını ve siyasi gelişmeler karşısındaki tutumları, bir bütün halinde verilmiş, aynı şahıslara ve olaylara farklı şairlerin bakış açıları ortaya konulmaya çalışılmıştır.Bunların değerlendirmeleri gerek ilgili bölümde ele alınmıştır.Bu tutum ve davranışlarda,bakış açılarında bir edebî eser ile tarih belgesi arasında ne gibi farklılıklar olabileceği, olay ve kişilere bakışlardaki farklılıklardan yola çıkılarak genel değerlendirmenin yapıldığı sonuç kısmında ayrıca ele alınıp değerlendirilmiştir.Sosyal Hayattaki Bozulmaların Siyasete Yansıması bölümünde ise, halkın yaşayış ve kültür özelliklerinden ziyade, konumuz gereği, siyasi gelişmelerin ve olayların halk tarafından algılanması yönü üzerinde durulmuş; bu meyanda, idarecilerin, halkın zihniyeti, tavırları şiirlerde aranmış ve ortaya konulmaya çalışılmıştır.Şair ve Siyaset ilişkisinin değerlendirildiği dördüncü bölümde ise, şairlerin hayatları ve bulundukları mevkileri ile siyasi ilişkilerinin divanlara yansıması ele alınarak, şair-siyaset ilişkisinin manzumelerde nasıl ve niçin yer aldığı tespit edilmeye çalışılmış; her şairin, hâmisi ve diğer siyasî kişilere yönelik yazdığı manzumelerin,şiir ve beyit bazında sayısı grafiklerle gösterilmiştir.Bu durum, şair-hâmî ilişkisini ortaya koymakta şüphesiz daha yol gösterici olacaktır.Divan sahibi olup da, manzumelerinde siyasi kişilere veya olaylara yer vermeyen şairlerin durumları da,yine her şairinin ismi altında teker teker ele alınmış ve değerlendirilmiştir.Anahtar Kelimeler: 18.yy Divanları, Siyasi Olaylar, Şair, Siyaset

18. yüzyılEdebiyatEski Türk edebiyatı+6
Mesut Bayram Düzenli
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

XVI. yüzyıl Anadolu sahası Şu'arâ tezkireleri ışığında Bursalı şairler

Bu çalışmada Anadolu Sahası XVI. yüzyıl şu'arâ tezkirelerinde yer alan Bursalı şairlerin tanıtılması, Bursa'nın Türk edebiyatındaki yerinin ortaya konulması ve Bursa'da oluşan edebî kültürün gösterilmesi amaçlanmıştır. Çalışma Bursa'nın kültürel envanterinin ortaya çıkarılmasına da katkıda bulunmuştur.1326 yılında Osmanlı hâkimiyetine geçen Bursa, bu dönemden itibaren Türk kültür coğrafyasının en önemli merkezlerinden birisi olmuştur. XVI. yüzyıl şu'arâ tezkirelerinde Bursalı çok sayıda şair hakkında bilgi verilmiştir. Tezkirelerde Abdî, Ahmed Çelebi (Pareparezade), Ahmed Paşa, Ali Çelebi, Anî, Âşık, Celîlî, Celîlî (Hamidîzâde), Cinânî, Dâ'î, Du'âyî, Dürrî, Emîrî, Fahrî, Fikrî, Firdevsî, Gazâlî, Halîlî, Hamdî, Harîmî, Harîrî, Hâşimî, Hevâyî, Hızrî, Hicrî, Hilâlî, Hilmî, Hilmî(Bostan), Hüsrevî, Iyanî, Kandî, Kâtibî, Kerîmî, Kudsî, Lâmi`î, Latîf, Lem`î, Lem`î, Medhî, Mehdî, Meylî, Mîrî, Necmî, Neşrî, Nevâlî, Nihâlî, Niyâzî, Rahîmî, Rahmî, Remzî, Resmî, Rızâyî, Riyâzî, Safâyî, Saffî, Safî, Sehâyî, Selmân, Subhî, Sun`î, Sun`î, Sun`î, Süleyman Çelebi, Şah Çelebi, Şemsî, Şevkî, Şeyhî, Şûkûfî, Ulvî, Ulvî(Yeğenoğlu), Zihnî olmak üzere yetmiş şair hakkında bilgi verilmiştir. Bu şairlerden yalnızca Ahmed Paşa ve Hızrî'nin Bursalı olup olmadığı belli değildir. Her iki şair de hayatlarının büyük kısmını Bursa'da geçirmişler ve ölmüşlerdir. Bursalı şairlerin sayısını diğer şehirlerde yetişen şairlerle karşılaştırdığımızda Bursa'nın Türk edebiyatındaki önemi kolaylıkla anlaşılabilmektedir.Bursa, Osmanlı'nın kuruluş başkentidir. 1365'ten 1402'ye kadar Edirne ile birlikte çifte başkentlik yapmıştır. Kuruluş döneminde padişahların fetih düşüncesi içinde olması, ülkenin yükselişe geçtiği dönemde Ankara Savaşı'yla fetret devrine ve İstanbul'un fethine kadar tekrar bir toparlanma sürecine girmesi şairleri maddi-manevi kollayıp gözeten padişahların edebiyatla ilgilenmesini engellemiştir. İstanbul'un başkent olmasıyla Bursa'da başta padişah ve şehzadeler olmak üzere şairleri kollayacak birilerinin kalmaması şehirde edebî muhitin oluşmasını engellemiştir. Ama tüm bunlara rağmen Bursa'da ciddi bir edebî kültür oluşmuştur. XVI. yüzyıl tezkirelerinde yetmiş bir Bursalı şaire yer verilmesi bunun en büyük göstergesidir.

16. yüzyılBursaEdebiyat+4
Ahmet Husrev Şentürk
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

On Altıncı Yüzyıl ikili aşk mesnevilerinden Şâh u Gedâ (Bursalı Rahmî) Hüsn ü Dîl (Ahî) Şem ü Pervâne (Zâtî)'de tahkiye unsurları

Bugüne kadar nazım olarak ele alınıp incelenen mesnevilere bakıldığında bir taraftan da anlatma özelliği taşıdıkları görülür. Anlatma özelliği taşıyan eserler tahkiyeli eserler olarak değerlendirilir. Biz de bu düşünce doğrultusunda Osmanlı Edebiyatı için en parlak dönemlerden biri olan on altıncı yüzyıldan üç tane aşk konulu mesnevi seçerek onlarda bulunan tahkiye unsurlarını inceledik. Bu metinler Zâtî'nin Şem ü Pervâne'si, Bursalı Rahmî'nin Şâh u Gedâ'sı ve Âhi'nin Hüsn ü Dil'i adlı mesnevileridir.Çalışmamızda seçtiğimiz mesnevileri tahkiye unsurlarıyla karşılaştırdık. Bu karşılaştırmayı yaparken de seçmiş olduğumuz üç mesnevinin benzerlik ve farklılıklarını tespit edip roman ve hikâyelerle karşılaştırdık.Eserleri tahkiye unsurları olarak kabul edilen hikâye, anlatıcı, bakış açısı, şahıs kadroları, mekân, zaman ve anlatım teknikleri açısından inceledik. Ve çalışmamız sırasında hikâye ve romanlarda günümüzde kullanılan tekniklerin aslında incelediğimiz mesnevilerdeki şairler tarafındanda kullanıldığını gördük. Bu da bize mesnevilerin de tahkiyeli eserler kategorisinde değerlendirilmesi gerektiği düşüncesini verdi. Hatta Türk Edebiyatındaki anlatı çalışmalarının mesnevilere dayandırılması gerektiği kanaatine ulaştırdı.Anahtar kelimeler: Mesnevi, tahkiye, hikâye, anlatıcı, anlatım teknikleri.

16. yüzyılAhiAnlatı+7
Nevin Coşkun
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Şeyhi Divanı`ndan seçilen elli gazelin şerhi

Yaptığımız bu çalışma, 15. Yüzyıl şairlerinden Germiyanlı Şeyhî dîvânından seçilen elli adet gazelin şerhinden oluşmaktadır. Çalışmamız, Dîvân şiirinin kurucularından olan Şeyhî'nin dîvânınındaki gazellerin öneminin gösterilerek edebiyatımıza kazandırılması, anlaşılabilmesi ve hak ettiği değere kavuşması bakımından önem arz etmektedir.Dîvân şiirinin kurucu şairlerinden Şeyhî'nin dîvânı 2003 yılında Halit BİLTEKİN tarafından doktora tezi olarak transkribe edilmiştir.Çalışmamızın ilk bölümünde Şeyhî'nin yaşadığı 15. yüzyılın tarihî ve edebî yönden genel bir değerlendirilmesi yapılmıştır. Ardından Germiyan kelimesi ve Germiyanoğulları hakkında bilgi verilerek Kütahya'nın konumu vurgulanmıştır. Daha sonra ise Şeyhî'nin hayatı, eserleri ve edebî şahsiyeti üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde de metin şerhine dair kısaca bilgiler verildikten sonra şerhe geçilmiştir.İkinci bölüm Şeyhî'nin elli adet gazelinin şerhinden oluşmaktadır. Bu gazelleri, Şeyhî'yi ve devrini yansıtacak şekilde seçmeye çalıştık. Genellikle yedişer beyitten oluşan gazellerin içinde beş beyitten oluşan gazeller olduğu gibi altı, sekiz ve dokuz beyitten oluşan gazeller de vardır.Gazel incelemesinde öncelikle bütün olarak gazelin tamamını verdik. Ardından beyit beyit incelemeye geçtik. Beyti önce nesre çevirip kelimelerin anlamlarını altına koyduk. Daha sonra da beytin açıklamasına geçilmiştir. Açıklamalarda, kelimelerin Dîvân şiirindeki kullanım alanları ve mânâları değişik kaynaklardan aktarılmıştır. Bundan sonra, bu anlamların ışığında şairin vurguladığı ve anlatmak istediği açıklanmaya çalışılmıştır. Kelimelerin ikinci anlamlarıyla oluşturulan anlam derinliklerine değinilmeye çalışılmıştır. Mümkün mertebe edebî sanatlar izâh edilmiştir.Çalışmamızda faydalandığımız eserler kaynakça kısmında belirtilerek dizin bölümü ve gazellerin eski metinlerinden örneklerle teze son verilmiştir.?Şeyhî Dîvânı'ndan Seçilen Elli Gazelin Şerhi? isimli çalışmam esnasında bana vermiş olduğu bilgi, destek ve yönlendirmelerinden dolayı tez danışmanım, Dumlupınar Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Öğretim Üyesi olan saygıdeğer hocam Yrd. Doç. Dr. Kadir GÜLER'e teşekkürü bir borç bilirim. Ayrıca, yüksek lisans çalışmalarım sırasında bana verdiği destekten ve zamanını benimle paylaşmasından ötürü sevgili eşim Müjgen Yakut ÇALIŞKAN'a ve sabırlarından dolayı kızlarım Ayşe Beyza, Fatma Zehra ve Dilârâ'ya minnet ve şükranlarımı sunarım.Anahtar Kelimeler: 15. yüzyıl, Germiyan, Germiyanoğulları, Kütahya, Şeyhî, Şeyhî Divanı, Elli Gazel, Şerh.

15. yüzyılDivan şiiriEdebiyat+6
Hüsamettin Çalışkan
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Fuzûlî'nin Türkçe divanında insan psikolojisi unsurları

Klâsik edebiyatın en önemli şâirlerinden Fuzûlî, yüzyılardır gerek sanatı, gerek poetikası, gerekse şahsiyetiyle araştırmacıların ilgi odağı olmuştur. Şiirindeki kudret, kendinden sonraki şâirleri etkilemiştir, etkilemeye devam etmektedir. Fuzûlî' nin şiirleri kadar kendisi de merak konusu olagelmiştir. Araştırmacılar şiirlerinde söylemek istediklerini, betimlediği duyguları değişik açılardan halen irdelemektedirler.Bu çalışmada Fuzûlî'nin şiirlerinde karşımıza çıkan insana dair bir takım his ve hasletlerin, insan psikolojisi unsurlarının incelenmesi söz konusudur. Öncelikle Fuzûlî'nin Türkçe Divanı taranmış, karşımıza çıkan ruh halleri tespit edilmiştir. Şâirin bu ruh hallerini işlerken yaklaşımı, divanın tamamından örneklerle ortaya konulmuştur.Çalışmada ele alınan ruh halleriyle ilgili temel bilgiler, tanımlar, izahlar söz konusu ruh hali işlenirken öncelikli olarak verilmiştir. Başka araştırmacıların söz konusu maddelerle ilgili değerlendirmeleri ile konuyla ilgili bilgiler zenginleştirilmeye gayret edilmiştir. Çalışmada ele alınan ruh halleri alfabetik olarak şöyledir: Ağlamak-gözyaşı dökmek-üzülmek, ah etmek, aşk, can vermek-fedakârlık, cefa çekmek-haksızlığa uğramak, huzur-huzursuzluk, insaf etmek-hoşgörülü olmak, gam-ıstırap çekmek, melâmet, pişmanlık, sabır, şükür, sevinç-mutluluk, utanma, ümitli olmak, vefa.Anahtar Kelimeler: Fuzûlî, Divan, Psikoloji, İnsan, Ağlama, Göz yaşı, Aşk, Acı çekmek.

Divan edebiyatıEdebiyatEski Türk edebiyatı+5
Zafer Karafil
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Feyzi Halil Paşazâde Divânı

Feyzî Halil Paşazâde 18. yüzyıl divan şairlerindendir. Osmanlı devletinde de#işik makamlarda görev almıştır. İlk olarak kalemden yetişmiş ve hacegân olmuş, daha sonra ise Cebeciler Katipli?ine geçmiş ve 1198'de(1784) vefat etmiştir. Hayatı hakkında yeterli bilgiye sahip de#iliz. Feyzî Bey, devlet görevinin yanı sıra sanata da ilgi duymuş ve ?Dîvân-ı Feyzî Bey? adında bir divan oluşturmuştur. Divanda 142 şiir bulunmaktadır. Çalışmamızın esasını şairin bilinen tek eseri olan bu divan oluşturmaktadır.Çalışmamızın birinci bölümünde Feyzî Halil Paşazâde'nin hayatı, edebî şahsiyeti ve eseri hakkında bilgi verilmiştir. İkinci bölümde ise şairin 142 manzumesinin şekil, tür, vezin ve kafiye özellikleri belirlenmiş, bu bilgiler tablolarla somutlaştırılarak sunulmuş, böylece şairin Divan edebiyatı nazım şekilerini kullanma gücü ortaya konmuştur. Yine ikinci bölümde divandaki şiirlerin muhteva özellikleri ortaya çıkarılarak şairin duygu ve düşünce dünyası, dili kullanma gücü aydınlatılmaya çalışılmıştır. Üçüncü bölümde de divan, Osmanlı Türkçesi'nden günümüz Türkçe'sine transkripsiyon harfleriyle aktarılmış, böylece okuru orijinal metinle yüz yüze getirme imkanı sa?lanmıştır.Şiirleri 18. yüzyıl Divan edebiyatı gelene?i içinde de?erlendirmek gerekir. Çünkü şiirler, gerek muhteva gerekse biçim özellikleri bakımından yaşanılan yüzyılın siyasal, sosyal, kültürel ve edebi unsurlarını taşımaktadır. Bu bakımdan Feyzî Halil Paşazâde, şiirlerine aksettirdiªi duygu ve düşünce dünyasının yanı sıra 18. yüzyıl Divan edebiyatı geleneªini ve dil özelliklerini devam ettiren bir şair olarak incelenmesi gereken bir şahsiyettir.Anahtar Kelimeler: Divan edebiyatı, Dîvân-ı Feyzî Bey, Feyzî Halil Paşazâde, 18. yüzyıl.

18. yüzyılDivan edebiyatıEdebiyat+3
Ruken Eker
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Kırk Su'al (inceleme-metin-sözlük)

Bu araştırmada ?Kırk Su'al? adlı eser günümüz harflerine aktarılıp, transkribe edilmiştir. Kırk Su'al'in dinî bakımdan incelenmesi ve şekil bakımından dönemin dil özellikleriyle verilmesi amaçlanmıştır.Firakî XVI. Yüzyılda Kütahya'da doğup, orada yaşamıştır. Dönemin şehzadelerinden Bâyezîd ve II. Selim'in edebi muhitlerine katılmıştır. Zeyniyye tarikatına mensuptur. Hayatı hakkında dönemin kaynaklarında kısa kısa bilgilere sahibiz. Adı Firakî Abdurrahman Çelebidir. Firakî'nın ?Kırk Su'al? adlı eseri dışında, Ahlâk-ı Muhsinî'nin Türkçe tercümesi bulunmaktadır. Çalışmamızda Kırk Su'al'in transkripsiyonlu metni sunulmuştur. Bununla birlikte XVI. Yüzyıldaki siyasi, sosyal-kültürel olaylara değinilmiştir. Çalışmamızda eserin din ve dil bakımından incelenmesine yer verilmiştir.Anahtar Kelimeler:Firakî, Kırk Su'al, Zeyniyye tarikatı.

16. yüzyılDilbilimEdebiyat+5
Yücel Önen
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Karacızade İzzet Molla Divanı(inceleme-metin)

Çalışma konumuz, Karacızade İzzet Molla Divanı`nın metni ve divanda geçen dini, siyasi ve edebi unsurların tahlilidir.Karacızade İzzet Molla'nın hayatı hakkında pek az bilgiye sahip bulunmaktayız. Daha önce hakkında hiçbir çalışma yapılmaması ve adeta Türk kültürü ve edebiyatı içerisinde tozlu raflarda araştırılmayı bekleyen bir eser olması, bizim bu esere dokunmamıza sebep teşkil etmiştir. Bu sebeple, Karacızade İzzet Molla Divanı'nın yazma nüshası, Arap alfabesinden transkribe edilerek ilk kez gün yüzüne çıkartılmıştır.Karacızade İzzet Molla'nın divanı, döneminin tarihi, siyaseti ve edebiyatı açısından önemli bilgileri ihtiva etmektedir. Şair, eserinin muhtevası bakımından, döneminin önemli şairleri arasında sayılabilecek derecede olmasına rağmen, sanatsal açıdan döneminin siyasi çalkantıları nedeniyle pek ileri derecede değildir.Anahtar Kelimeler: Karacızade İzzet Molla, II. Mahmut, Divan, 19. yy. Şiiri, Mitolojik Unsurlar

19. yüzyılDivan edebiyatıEdebiyat+5
Ercan Kaplan
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Terceme-i Ahlâk-ı Muhsînî (1a ? 99b)(inceleme-metin)

Yaptığımız bu çalışma XVI. yüzyılda Kütahya'daki edebî muhitin en önemli âlim şairlerinden Firâkî Abdurrahman Çelebi'nin ?Ahlâk-ı Muhsînî? isimli eserini içermektedir. ?Ahlâk-ı Muhsînî? Firâkî'nin en önemli ve kaynaklarda en çok adı zikredilen eseridir.Eserde metin kısmına geçilmeden önce, eserin ana temasını oluşturan ahlâk kavramı üzerinde durulmuştur. Burada ilk olarak ahlâk ilminin özelliklerine ve diğer bilimlerle olan ilişkisine değinilmiş, ardından ahlâk kavramının İslam öncesi ve İslam sonrası özellikleri üzerinde durulmuş ve İslamiyeti kabulle birlikte Türklerde oluşan yeni ahlâk algısı verilmeye çalışılmıştır.Daha sonra Türk ? İslam kültürü ve edebiyatı içerisinde yazılmış olan önemli ahlâk kitapları kronolojik bir sıra içerisinde verilmiştir. Ayrıca bu eserler verilirken telif ya da tercüme oluşlarına göre de tasnif edilmişlerdir.?Ahlâk-ı Muhsînî? her ne kadar genel bir ahlak kitabı olarak bilinse de oluşturulduğu gelenek içerisinde bir ?siyasetnâme? olarak algılamak gerekmektedir. Çalışmamızda ?Ahlâk-ı Muhsînî?nin neden bir siyasetnâme olarak ele alınması gerektiği sebepleriyle birlikte açıklanmıştır. Eserin siyasetnâme özelliği taşıması itibariyle de Türk ? İslam kültüründeki siyasetnâmelerle ilgili geniş bilgi verilmiştir.Firâkî Abdurrahman Çelebi, eserini Farsçadan tercüme etmiştir. Eserin müellifi ise Hüseyin Vâiz Kâşifî'dir. Bu sebeple Kâşifî'nin hayatı, edebî kişiliği ve eserleriyle ilgili bilgi verilmiştir. Ardından da Firâkî ve eserin ithaf edildiği Şehzâde Bayezid ile ilgili gerekli bilgiler verilmiştir.Eserin incelemesinde Süleymâniye Kütüphânesi, Reşid Efendi Bölümü, nr.1077'de kayıtlı olan nüsha kullanılmıştır. Bu nüsha toplam 183 varaktan oluşmaktadır.Anahtar Kelimeler :Kütahya, Ahlâk, Siyasetnâme, Nasihatnâme, Firâkî, Kâşifî

16. yüzyılAhlak-ı MuhsinEdebiyat+11
Mehmet Avçin
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Cahit Atay'ın yapıtları

Cahit Atay, Türk edebiyatına tiyatro türünde eser vermiş önemli bir yazardır. Eğitim hayatını yarıda bırakarak ilgi duyduğu tiyatroya yönelmiştir.Eserlerinde, özellikle Anadolu'yu ve bu coğrafyada yaşayan eğitimsiz insanları seçmiş; önemli gördüğü din istismarı, ağalık, başlık parası, eşkıyalık, kan davası gibi konuları dile getirmeyi öncelemiştir.Farklı meslek grupları içersinde yer almasından dolayı tanık olduğu olaylar ile eserlerinin konuları birbirine paraleldir. Eserlerinde yakın dönemi konu edinen yazarlar arasındadır.Bu çalışmada, Cahit Atay'ın Yapıtları adı altında sanatçının, edebiyatımızdaki yeri, eserlerinin edebî kıymeti belirlenmeye; tiyatro alanında çalışmalarda bulunan zengin bir şahsiyet tanıtılmaya çalışılmıştır.Anahtar Kelimeler: Yazar, Hayat, Tiyatro.

Atay, CahitEdebiyatOyunlar+4
Seçkin Özkan
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessEN

Victims of incest: Portrayals of women as reflected in the novels of Toni Morrison and Zülfü Livaneli

The aim of this thesis is to illustrate adverse effects of racism and sexism on black women in the United States and adverse effects of sexism and custom on women in the east of Turkey by focusing on Toni Morrison?s The Bluest Eye and Zülfü Livaneli?s Mutluluk. Infact, the common points examined in the novels are marginalized woman and exploitation of woman?s body in patriarchal societies.The first chapter points out with the novel of Toni Morrison the position of black woman in the racist and sexist black community by emphasizing on a little woman, who turns to insanity in order to cope with outcasting from society after her violation. Black woman in the novel internalizes the attitude of beauty, belonging to whites, and so begins to embrace racial discrimination, ruining woman and causing her losing self-esteem.In the second chapter, the struggle of woman in a society, which gender discrimination and oppression on woman exist, has been explained with Zülfü Livaneli?s novel and it has been highlighted that how woman is seen as statue of honour and can be killed in the name of honour in case of necessity. It has been analyzed in the novel that in such a society, how a little woman coped with custom and managed to discover her self-identity.The last chapter represents comparative analysis of woman characters sharing the same destiny although they are from different races - one is black and other is white in The Bluest Eye and Mutluluk. It has been emphasized on the viewpoint of repressive societies on woman and it has been concluded in the chapter that how women are scorned and marginalized and how some concepts like beauty and honour are abused.Keywords: Racism, Sexism, Custom, Self-Esteem, Honour?

Western literatureSelf esteemSexual behavior+9
Sevilay Yavuz
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Sa'âdet-Name: İnceleme-metin

Bu çalışmada 16.yy'da yaşayan Kütahyalı şair, muhaddis ve müfessirlerden, asıl adı Abdurrahman Çelebi olan Firâkî'nin ?Sa'âdet-name? adlı eserinin metni ve incelenmesi ele alınmıştır. Şairlik yönü ağır basan Firâkî'nin, ?Sa'âdet-name? adlı eserinden, devrin siyasi ve ictimaî hayatına dair bilgiler edinirken aynı zamanda eserde dini mahiyette anlatımlara da rastlamaktayız. Tasavvufi konuların ele alındığı eser birçok nazım şeklini içerisinde barındırmaktadır. Eserde başta Allah inancı, peygamber sevgisi gibi konuların yanında devrin önde gelen isimlerine de atıflarda bulunulmuştur. Eser aynı zamanda Osmanlı coğrafyasındaki askeri gelişmelerden de söz etmektedir. Çalışmamızın Birinci Bölümü''nde Firâkî'nin hayatı, edebî şahsiyeti ve eserleri; İkinci Bölümü'nde Firâkî'nin şiirlerinin şekil özelliklerinin incelenmesi; Üçüncü Bölümü'nde ?Sa'âdet-nâme?deki şiirlerin muhtevâ olarak incelenmesi; Sonuç Bölümü'nde eser hakkında kanaat ve değerlendirmemiz; Metin Bölümü'nde ?Sa'âdet-nâme?nin çevirisi; Kaynakça Bölümü'nde de kullandığımız kaynakların isimleri yer almaktadır.Anahtar Kelimeler: Eski Türk Edebiyatı, Firâkî, Kütahya, Manzûm Tarih, Mesnevi ve Sa'âdet-nâme

16. yüzyılEdebiyatEski Türk edebiyatı+4
Halit Çelik
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00

Related subjects