Painting art

1,006 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Avrupa resim sanatında dante ve ilahi komedya

Bu yüksek lisans tezi, Orta Çağ İtalyan edebiyatının önemli şairlerinden Dante Alighieri'nin İlahi Komedya adlı eserinin Avrupa resim sanatındaki yansımalarını incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırmada, Sandro Botticelli, William Blake ve Salvador Dali'nin İlahi Komedya'nın Cehennem bölümü üzerine yaptığı illüstrasyonlar analiz edilmiştir. Tez, bu üç büyük sanatçının Dante'nin epik şiirine getirdiği görsel yorumları ve bu yorumların sanatsal, tarihsel ve kültürel bağlamlarını ele almaktadır. Araştırmada, öncelikle Dante'nin hayatı ve İlahi Komedya eserinin içeriği hakkında, ardından Botticelli, Blake ve Dali'nin hayatı, sanatı ve Cehennem'i resmetme süreçleri hakkında bilgi verilmiştir. Son bölümde İlahi Komedya eserinin Cehennem bölümünün 34 kantosu ile ilgili bilgi verilmiş ve sanatçıların illüstrasyonları incelenmiştir. Botticelli, Rönesans dönemi sanatçısı olarak İlahi Komedya'yı detaylı ve sembolik bir anlatımla görselleştirmiştir. Blake, 18. yüzyıl İngiliz ressamı olarak, mistik ve sembolik sanat anlayışıyla yorumlamıştır. Dali ise 20. yüzyılın sürrealist sanatçısı olarak, modern bir bakış açısıyla Dante'nin eserine yeni bir yorum getirmiştir. Bu araştırmada nitel analiz yöntemi kullanılmıştır. Nitel analiz yöntemi, sanatçıların illüstrasyonlarında yer alan semboller, temalar ve sanatsal teknikler gibi unsurların derinlemesine incelenmesini sağlamıştır. Bu yöntemle, her bir sanatçının Dante'nin metnini nasıl yorumladığı ve görsel olarak nasıl ifade ettiği detaylı bir şekilde analiz edilmiştir. Sonuç olarak bu tez, İlahi Komedya'nın sadece edebi bir başyapıt olmadığını, aynı zamanda görsel sanatlar aracılığıyla da büyük bir etkiye sahip olduğunu ortaya koymaktadır. Botticelli'nin klasik çizgileri, Blake'in mistik imgeleri ve Dali'nin sürrealist vizyonları, İlahi Komedya'nın sanatsal yorumlarının zenginliği ve çeşitliliğini ortaya koymaktadır. Bu, Dante'nin eserinin sanatsal değerinin ve etkisinin yüzyıllar boyunca nasıl sürdüğünün bir kanıtıdır. Her bir sanatçı, Dante'nin metnini kendi sanatsal vizyonlarıyla yorumlayarak eserinin çok yönlülüğünü ve derinliğini vurgulamış ve Avrupa resim sanatına kalıcı katkılar sağlamıştır. Ayrıca bu tez, edebiyat ve görsel sanatlar arasındaki güçlü bağları ve etkileşimleri gözler önüne sermektedir. Sanat tarihi literatürüne katkı sağlamakta ve İlahi Komedya'nın sanattaki yerini daha iyi anlamamıza yardımcı olmaktadır.

Blake, WilliamCehennemDali, Salvador+5
Seren Tetikbaş
Trakya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

İstanbul'daki Fransisken kiliselerinin resim programları

Bu tez, İstanbul'daki Fransisken kiliselerinin resim programlarını kapsamlı bir şekilde incelemektedir. Çalışmanın ana amacı, bu kiliselerin tarihsel, dini ve sanatsal önemini vurgulamak ve bu kiliselerde bulunan resim programlarının ayrıntılı bir analizini sunmaktır. Tezin başlangıcında Fransisken Cemaati'nin kurucusu Aziz Fransua'nın hayatı ve Fransisken Cemaatinin kuruluşu, faaliyetleri, kuralları ele alınmıştır. İstanbul'daki varlığı ve bu cemaatin Osmanlı İmparatorluğu ile olan ilişkileri anlatılmıştır. Fatih Sultan Mehmet'in Fransisken Cemaati'ne sağladığı ayrıcalıklar ve Aziz Fransua'nın Sultan el-Malik ile olan görüşmesi üzerinde durulmuştur. Bu bağlamda, Fransisken kiliselerinin sadece dini değil, aynı zamanda kültürel ve sanatsal bir öneme de sahip olduğu ortaya konulmuştur. Tezde, özellikle Beyoğlu'ndaki Aziz Antuan ve Santa Maria Draperis kiliseleri incelenmiştir. Bu kiliselerin tarihçesi, mimari özellikleri ve iç mekanlarındaki sanatsal unsurlar detaylandırılarak, resim programlarının ikonografi ve ikonoloji açısından analizleri yapılmıştır. Aziz Antuan Kilisesi'nde yer alan mozaikler, heykeller ve freskler, Fransisken Cemaati'nin öğretilerini ve Aziz Fransua'nın hayatını yansıtan sahnelerle doludur. Santa Maria Draperis Kilisesi'nde ise, Meryem figürü etrafında şekillenen zengin sanatsal unsurlar dikkat çekmektedir.

Aziz FransisFransiskenFransisken tarikatı+2
Melike Akkaya
Trakya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Shin Yun-Bok'un sanatında mizah ve gerçekçilik

"Shin Yun-Bok'un Sanatında Mizah ve Gerçekçilik" adlı bu tez, Kore resim sanatında önemli bir yere sahip olan ve Hyewon takma adı ile de bilinen ressam Shin Yun-bok hakkındadır. Yüksek lisans tezi, ana konusu itibariyle Shin'in hayatı, resim anlayışı ve eserlerini, Geç Joseon döneminin gerçekliğiyle bağdaştırarak anlatma amacı taşımaktadır. Ayrıca ressamın yaşadığı döneme, tarihine, kültürüne, sanat tarihine, resim tarihine ve Shin ile aynı dönemde yaşamış olan bazı ressamların çalışma stillerine de kısaca yer verilerek yapılan çalışma desteklenmiştir. Ülkemizde, resim sanatı dahil, çeşitli bilim dalları içerisinde yapılmış çalışmalar göz önüne bulundurulduğunda Kore'nin hak ettiği değeri görmediğini söylemek mümkündür. Söz konusu eksiklik, bu yüksek lisans tezinin hazırlanmasındaki en büyük neden olmuştur. Yenilikçi, sakin ama coşku ve merak duygularını da ustaca uyandıran ressam, halkın gerçek yaşamını tanıtma amacıyla geleneklerine uymayan konularda eserler ortaya koymuştur. Meyhane tasvirleri, dans, bahar gezileri, aşıklar gibi konuların yanı sıra Shin'i öne çıkaran asıl konu kadın yaşamı olmuştur. Özellikle kisaeng kadınlarının resmedilmesi Kore'nin hiçbir alanında kullanılmayan bir konu iken Shin eserlerinde çoğunlukla bu kadınlara yer vermektedir. Kendine has tarzıyla Shin Yun-bok sadece döneminin resim sanatı içerisinde değil tüm Kore Resim Sanatının en önemli yapı taşlarından bir tanesi haline gelmiştir.

Görsel sanatlarGüney KoreGüney Kore-Seul+4
Hazal Solmaz
Trakya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Gustav Klimt'in resimlerinin sembolik anlamı

Bir sanat eseri, onu oluşturan sanatçının yaşantısından izler taşır. Sanatçı yaşadığı tarihsel olayları, sosyal ortamı, toplumun kültür ve kendi inancını eserinde yansıtır. XIX yüzyılın sonunda ve XX yüzyılın başında gelişen buluşlar, tarihsel ve toplumsal gelişimler, sanatçılarda farklı arayışlara ufuk açıp yeni girişim yollarına sebep olmuştur. Sanayileşme, fotoğraf ve sinema makinelerinin icadı, Sigmund Freud'un psikanaliz üzerindeki yeni teorileri, savaşların ardından A vrupa'nın haritasının yeniden biçimlenmesi, uluslararası hızlı ulaşım ve haberleşme, Avrupa'da Japon estamplarının yayılması sonucu sanatçıların Uzak Doğu sanatına ilgi duymaları, köylerden şehre doğru göçler gibi gelişmeler, çeşitli sanat akımlarının çıkmasına neden olmuştur. Bunların arasından art nouveau'yu, diğer adı ile art and crafts'ı, Viyana secession'unu ve jugendstil'i sayabiliriz. Art nouveau akımının kuruculardan birisi ve önemli temsilcisi Avusturyalı Gustav Klimt'tir. Art nouveau akımı dekoratif sayılmaktadır. Bu yüzden Gustav Klimt'in resimlerinde dekoratif unsurlar bulunmaktadır. Bu unsurların çıkış noktaları ve sanatçının altın rengi kullanmasının temelindeki düşüncesinin kaynağı, Bizans mozaik sanatıdır. Sanatçı, XX yüzyılın başlarında İtalya'nın kuzeyinde bulunan Ravenna'yı ziyaret eder. Buradaki San Vitale Kilisesi'ndeki Bizans mozaiklerini görüp, daha sonra oluşturduğu eserlerinde bu gezinin etkilerini yansıtmaya başlar. "GUSTAV KLİMT'İN RESİMLERİNİN SEMBOLİK ANLAMI" adlı bu çalışma, Bizans mozaiklerinin Gustav Klimt'in sanatını hangi yönü ile etkilediği ve nasıl yansıdığı konusunda yapılan bir araştırmadır. Anahtar Kelimeler: altın, art nouveau, Bizans, Klimt, mozaik, resim, Theodora.

Klimt, GustavResim sanatıSanatçılar+1
Meryem Zeynep Özbay
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Resim sanatında modernizm akılcılığı ve postmodern yönelimler

Postmodernizm, modernizmin akılcı yaklaşımlarının toplumlarda yaratmış olduğu hayal kırıklıklarına karşı insanların vermiş oldukları tepki olarak ikinci dünya savaşından sonra doğmuş yaşantısal, kültürel, sanatsal durumların bir özeti olarak ele alınmaktadır. Çağın yarattığı hız unsuru içinde toplulukları modernizmin önerdiği olması gereken idealler içinde tutmanın bir imkânının kalmadığı görülmektedir. Postmodernizm olanın çeşitliliğinin bir ardalığı, insan topluluklarının irrasyonel durumlarını da içeren yaşamlarıyla bir varoluşu önermektedir. Bu durum doğal olarak modernite ve onun en belirleyici özelliği olan akıl ile de bir hesaplaşmayı beraberinde taşımaktadır. Postmodernizm eleştiri gücünü modernizmin ortaya koymuş olduğu bütün maddi manevi kültürel kalıplardan alarak tekrar ona yöneltmektedir. Bu eleştirisel bakış yer yer bir reddediş hali de alabilmektedir. Artık büyük anlatılar devri yerini yerel olan küçük anlatılar ile paylaşmak zorunda kalmıştır. Olması gerekenin değil, olanın sanata katılımı, süreci oluşturmaktadır. Postmodern düşünce; görüntü yayımının, iletişim araçlarının, ulaşım çeşitliliğinin ekonomik globalizasyonun hızı ile ilgili yaratmış olduğu sorunlara insani bir çözüm olarak önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Akılcılık, Modern, Postmodern, Sanat.

Modern resim sanatıModern sanatModernizm+4
Doğan Yıldırım Erdem
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Günümüz Türk resminde şamanist göndermeler

Yapılan bu araştırma ile Türk kültürünün eski inanç sistemi olan Şamanizm'e ait unsurlar incelenmiş ve sanat yapıtlarında kullanılarak günümüze kadar getirildiği görülmüştür. Günümüz resim sanatında Şamanist anlayışın her alanda olduğu gibi Çağdaş Türk resminde ve plastik sanatlarında da etkisi görülmektedir. Çağdaş Türk resminde millî geleneklerden yarlanarak yeni oluşumlar 1940 yılında güçlü bir tepki olarak doğmuştur. 1950'de ise daha yerel değerlerle beslenebilme anlayışı giderek önem kazanmıştır. Bu nedenle Türk kültürünün özünü oluşturan Şamanizm'e ait motifler görsel bir belge niteliği taşımaktadır. Tez konumda, günümüz Türk resminde Şamanist göndermelerin tespiti amaçlanmıştır. Bu kapsamda Bedri rahmi Eyüboğlu, Süleyman Saim Tekcan, Ahmet Yeşil, Rauf Tuncer, Hüsamettin Koçan, Devrim Erbil ve Balkan Naci İslimyeli'nin yapıtlarda sembol, figür, renk gibi imgeleri kullandıkları ve Şamanizm inancına ait göndermeler yaptıkları gözlenmiştir. Yapıtların incelenmesi sonucunda Şamanist inançtan kaynaklı birçok imgeye sanatçıların eserlerinde gerek biçim gerekse içerik olarak rastlanılmaktadır. Anahtar Kelimeler: Şamanist, Şamanizm, Türk kültürü, Sim

Resim sanatıTürk kültürüTürk resim sanatı+1
Uğur Pekcan
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

1980 sonrası çağdaş Türk manzara resmi

Tarih boyunca Resim sanatında Manzara resmi farklı biçimlerde yorumlanmıştır. Manzaraya öykünerek resim yapmak birçok sanatçı için sanatsal ifadenin en güzel aktarımıdır. Resimde Manzara teması 20 y.y' da da konu olarak önemini yitirmemiştir. Resimde Manzara teması 1980 sonrası ve günümüze kadar sanatta yaşanan değişimlerden etkilenmiştir. Türk Resminde konu olarak doğa ve etkileşimini biçim ve içerik bakımından yorumlayan bir anlayış bulunmaktadır. Sanatçıların doğaya ekolojik yönden bakıp eserlerine düşünsel ve eleştirel olarak yansıtmaları eserlerde görülmektedir. Eserlerin diğer boyutunda ise sanatçıların yaşadığı kültürel ortam belleklerinin etkili olduğu gözlenmiştir. İlk manzara betimlemelerine Mezopotamya ve mısır uygarlıklarında rastlanmakla birlikte, konuya yardımcı olan fon niteliğindedir. Osmanlılar'da manzara resminin ilk örnekleri tarihsel konulu el yazmalarındaki Topografik resim niteliğinde minyatürlerdir. Manzara, 18 yy'ın ikinci yarısında minyatür sanatının yerini alan duvar resminde de başlıca konudur.19.y.y. askeri ve sivil kökenli ressamlarımız da manzarayı temel konu olarak almışlardır. 19.yy. ile 20.yy. arasında bir köprü kuran 1914 Kuşağı ise manzara resminde nesnel yaklaşımdan uzaklaşan daha özgür bireysel yorumları görmekteyiz.Bu bağlamda sanat doğa ilişkisi Müstakiller ve D gurubu sanatçıların çalışmalarında ortaya çıkmaya başlamıştır. Manzara resim sanatının gelişiminde etken olan cumhuriyetin ilanıyla da daha çok çağdaş sanatın izlerini taşıyan eserler süregelmiştir. Bireysel soyut eğilimlerin 1950'den sonra başladığını görürüz. Üçüncü bölümde soyutlamanın sosyo-ekonomik temel üzerinde manzara temasıyla ele alınışları irdelenmiştir. Resim ve plastik sanatlarda semboller ve formlar kullanarak dile getiren ressamlarımızda da manzara temaları karşımıza çıkmıştır. Ayrıca doğaya karşı artan duyarlılıkta kent manzaralarını eleştirel bir dil geliştiren sanatçılar ve eser örnekleri ele alınmıştır. 1980 sonrası Türk resminde manzara temalı resimler, soyut eğilimlerde manzara resmi, simgeci ve ifadeci manzara resmi ve kent görünümleri olarak sınıflandırılabilir. Günümüzde manzara dediğimiz zaman artık sadece döneme ait doğa manzaraları değil, köyler, kasabalar, kentler, sokaklar ve dünyanın değişmesi, nüfusun artması, çarpık kentleşmeler, sosyal, siyasal, ekonomik yapıdaki gelişmeler, değişmeler, savaşlar, kuraklık, çevre kirliliği, doğaya karşı duyarsızlaşma gibi farklı başlıklar ile ele alınmaktadır. Manzara resmi çevreye dair bir takım sembollerin kullanıldığı karmaşık bir yapı halini almaktadır. Teknolojinin hızlı bir değişime uğrattığı görsel algımız ise sembollere dair anlamları sürekli olarak yinelemektedir artık bu karmaşada bir manzara resmini yalnızca bir manzara resmi olarak ele almak olanaksız hale gelmektedir. Günümüzde de manzara resim sanatı eserleri incelendiğinde sanatçıların kişisel ve özgün özellikler gösterdiği görülmektedir. Sanatçıların kendilerine özgü felsefi ve düşünsel amaçlarla içerik ve biçim bakımından yaratıcılıklarını ortaya koymuşlardır. Teknik ve malzeme açısından sınırlamanın getirilmediği manzara resim sanatında yeni anlamlar ve kavramlar üretildiği gözlemlenmektedir. Anahtar Kelimeler: Doğa, Manzara resmi, Çağdaş Türk Resmi

1980 öncesiManzaraModern resim+3
Seda Atalay
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Cumhuriyetin ilanından günümüze Türk resminde kadın imgesi ve biçimsel yaklaşımlar

Kadın imgesi; dini bir figür, saraydan biri, veya gündelik hayatın içinden bir figür olarak resim tarihi boyunca farklı amaçlar içinde konu edinilmiştir. Türk resim tarihi içinde ise plastik anlamda bir kadın figürü, cumhuriyet döneminin biraz öncesinde Osman Hamdi Bey' le başlar. Sanayi-i Nefise Mektebi' nin kurulmasıyla birlikte eğitim güçlenerek daha geniş bir kitleye yayılır. Sonrasında devletin sanatı desteklemesiyle Avrupa' ya sanat eğitimi için gönderilen ressamlarla Türk resim sanatı farklı akım ve üsluplarla zenginleşmeye başlamıştır. Çağdaş Türk resminin ilk kadın ressamı olan Mihri Müşfik Hanım' ın da çabalarıyla İnas (Kız) Sanayi-i Nefise Mektebi 1914 yılında kurulmuştur. Cumhuriyet döneminde kadınlara tanınan haklar ve oluşan eşitlik alanıyla 1920' li yıllarda İnas Sanayi-i Nefise Mektebi, Sanayi-i Nefise Mektebiyle birleşerek kadın-erkek birlikte eğitim görmeye başlamıştır. Kadın resmin içinde model olmak dışında sanat üreten birey olarak da yer edinmiştir. Böylelikle bir kadının sanatçı olarak kadın imgesine yaklaşımı ve duyarlılığı görülmüştür. Bu araştırmada, figüratif resmin öncüsü kabul edilen Osman Hamdi Bey' le başlayarak günümüze kadar Türk resim sanatında kadın imgesinin farklı ressamlar tarafından işlenişi konu edinilmiştir. Osman Hamdi Bey ve dönemi ressamları yurtdışında aldıkları eğitimle figüre akademik bir şekilde yaklaşmışlardır. Biçime önem vermişlerdir. Çallı kuşağıyla birlikte günlük hayattan sahneler, renkli bir palet ve belirgin fırça tuşlarıyla işlenmiştir. Genellikle doğada ve hızlı çalışmışlardır. Güzel Sanatlar Birliği, Müstakil Ressamlar ve Heykeltraşlar Birliği gibi gruplar ortak biçimsel anlayış dışında bir araya gelmiş gruplardır. Güzel Sanatlar Birliği göze hoş görünen doğa kopyaları yapmayı amaçlamıştır. Müstakil Ressamlar ise sanatçıların ekonomik özgürlüğünü savunmuşlardır ve farklı eğilimlerdeki ressamların bir araya gelmesiyle oluşmuştur. D Grubu ressamları, empresyonist eğilimlere karşı gelerek, kübist konstrüktivist anlayışta resimler üretmiştirler. Resme rasyonel yaklaşmış, geometrik yapıyı önemsemişlerdir. Liman (yeniler) Grubu ise D Grubu' nun biçimciliğine karşı, toplumsal içeriğin önemini vurgulamıştır. İnsanı ve çevreyi duyarlı bir biçimde yeniden resmin konusu yapmayı amaçlamıştır. Liman Grubu, insanı konu edinirken genel olarak deseni ön planda tutmuştur. Herhangi bir grup içinde değerlendirilemeyen ressamlar da bir başlık altında toplanarak incelenmiştir. Bunlar arasında soyutlama yapanlar, kübist çalışanlar, renk veya açık-koyuya öncelik tanıyan farklı üsluplardaki ressamlar vardır. Günümüz resim sanatında, daha çeşitli üsluplar görülmektedir. Realist, ekspresyonist, hiperrealist, pop sürreal türlerinde üretim yapan ressamlar vardır. Konuya yaklaşımlar günlük hayatın içinden, düşsel bir sahne veya romantik şekillerde olmuştur. Bu sanatçılarda kadın imgesine yaklaşım genel bir tavır olmaksızın, farklı plastik elemanlarla işlenmiştir. Türk resmindeki bu farklı dönemler ve bu dönemlerdeki eğilimlerle birlikte ressamların biçimsel yaklaşımları verilen örneklerle incelenmiştir. Resimlerin hakim sanat akımı dışında ressamların kişisel duygunluklarıyla konuya yaklaşımları da üretimlerine çeşitlilik kazandırmıştır. Resimler incelenirken içeriğin yorumlanmasının yanında plastik elemanlar açısından değerlendirilmeye önem verilmiştir.

BiçimKadın imajıKadınlar+4
Ömer Yüksek
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Paleolitik Dönem resim sanatının günümüz resim sanatına yansımaları

Paleolitik Dönem Resim Sanatının Günümüz Resim Sanatına Yansımaları adlı tezde, mağara duvarlarındaki resimlerin günümüz resim sanatına etkisinin araştırılması amaçlanmıştır. Bu amacı gerçekleştirmek için üç ayrı mağara seçilmiş ve mağara resimleri incelenmiştir. Seçilen mağaralar; İspanya'daki Altamira mağarası, Fransa'daki Lascaux ve Chauvet mağaralarıdır. Tarih sıralaması olarak mağara resimlerinin birbirlerinden hangi konularda farklı oldukları, resimleri yapan Paleolitik dönem insanlarının nasıl bir içgüdüyle ve inançla bu resimleri yapmış olabilecekleri uzman görüşleriyle desteklenerek bir araya getirilmiştir. Doğal afetlerden ve uzun zaman diliminden sonra birçoğu yok olmuş olan mağara resimlerinin günümüze kadar gelebilmiş olanları incelendiğinde şaşılacak derecede güzel çizilmiş olduklarını, perspektif kullanıldığını, hatta üç boyutlu etkisi verebilmek için mağaranın kolonlarının kıvrımlarının kullanıldığını görmekteyiz. O dönemin şartlarında yapılan resimlerle, günümüzde yapılan resimler arasında fark olmaması şaşırtıcıdır. Binlerce yıl önce yapılan bu resimlerin günümüz resim sanatına nasıl yansıdığı konusunda araştırma yapılmış, mağara resimlerinden etkilenerek çalışmalarını sürdüren sanatçılarla görüşülmüştür. Görüşülen sanatçılar; Alison Dearborn, Hasan Çağlayan, Neslihan Kıyar, Teyjah McAren, Thomas Allen'dır. Görüşme sırasında sanatçılara 11 tane soru yöneltilmiştir. Sanatçıların resimlerinden örnekler gösterilerek, röportaj sorularına verdikleri cevaplar yorumlanmıştır. Günümüz sanatçılarının resimlerinde Paleolitik dönem resimlerinin etkisi aranmış, geçmiş dönemde yapılan bu resimlerin günümüz ressamlarının yaratıcılığına etkisinin önemi irdelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Paleolitik Dönem, Mağara Resimleri, İlkel Sanat, Çağdaş Mağara Resimleri.

Mağara resimleriModern resim sanatıPaleolitik Dönem+2
Esen Süle
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Güncel sanatta bir ifade aracı olarak kolaj

''Güncel Sanatta Bir İfade Aracı Olarak Kolaj'' isimli bu çalışmada, 20. yüzyıldan itibaren gelişim gösteren kolaj, farklı birikimlere ait sanatçılar üzerinden incelenmiştir. Bu bağlamda, kolajı sanat hayatının önemli bir olgusu haline getiren sanatçıların özgün çalışmalarına yer verilmiştir. Çalışmanın birinci bölümünde, kolajın sanat tarihindeki ilk kullanımı ve tarihsel gelişimi, farklı sanatçı örnekleri üzerinden ele alınmıştır. İlk kullanımları 15. yüzyıla kadar uzansa da sanat tarihine en belirgin şekilde Kübizm akımıyla girdiği görülmüştür. Daha sonrasında Fovizm akımının öncülerinden Henri Matisse'le ivme kazandığı, Sürrealizm, Dadaizm ve Pop Art akımlarıyla altın çağını yaşadığı vurgulanmıştır. İkinci bölümde, soyut sanatın tüm dünyayı etkisi altına almaya başlamasıyla kolajın soyut sanat içinde kendine özgü bir dil oluşturduğuna ve sadece bir teknik olarak anılmaktan kurtulduğuna yer verilmiştir. 1940 sonrasında üretilen kolajların genellikle dışavurumcu bir etkiye sahip olduğu ve savaş sonrasında tamamen değişen dünyanın travmatik izlerini taşıdığı ortaya konulmuştur. Üçüncü bölümde, kolajın Türk resim sanatıyla ilişkisi, Burhan Doğançay, Özdemir Altan ve Bahar Kocaman gibi birbirinden farklı üsluptaki sanatçıların 2000 sonrası üretimlerine dayanarak incelenmiştir. Dördüncü bölümde, kolajın günümüz sanatında kendi başına bir ifade biçimine dönüştüğü ve sadece bir teknik olarak anılmaktan kurtulduğu, Sergei Sviatchenko, Jazoo Yang, İrfan Önürmen, Daniel Otero Torres ve Karin Olah gibi farklı kökenlere sahip güncel sanatçılar üzerinden açıklanmıştır. Kolajın, günümüze dair problemleri konu aldığı ve sanatçının hayatına, kimliğine, cinsiyetine, deneyimlerine ve savunduğu düşünce biçimlerine göre şekillendiği görülmüştür. Anahtar kelimeler: Kolaj, Güncel Sanat, Soyut, Kâğıt

Güncel sanatKağıtKolaj+5
Furkan Öztekin
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Çağdaş sanatta bir ifade aracı olarak desen

Çizgiyi oluşturan en küçük birim olan nokta, deseni oluşturmaktadır. Çizgi, insanlığın varoluşundan beri diyalog kurmak için iletişim aracı olarak her çağda önemini korumuştur. Bu çalışmadaki amaç, mağara duvarlarına yapılan desenlerden ve işaretlerden yola çıkarak, desenin günümüz sanatındaki ifadesinin gelişmesini ve değişmesini ve nasıl bir sanatsal anlatım haline dönüştüğünü açıklamaktır. Biçimsel ifadesi değişen desen, yapılan en ilkel çizimlerden; kâğıtlara, iç mekânlara, sokaklara, bina duvarlarına hatta insan bedenini de içine katarak dönüşümü örnekler verilerek incelenmiştir. Desenin sanat tarihindeki rolüne baktığımızda ön hazırlık sürecinin bir parçası halinde olduğunu bilmekteyiz. Zaman içinde toplumsal olayların, özgürlüklerin ve kişisel biçimsel yaklaşımların desendeki ifade özgürlüğü kazanmasının yansımalarını görmekteyiz. Değişen ifade biçimi ile günümüz sanatında da malzemelerin ve teknolojik araçların da kullanılmasıyla üretilen desenler sınırsız ifade özgürlüğüne kavuşmuştur. Bu özgürlük ile desen artık kendi başına yapıt olma durumunu kazanmıştır. Çağdaş sanatta farklı ifade biçimleriyle oluşturulan çizginin gücü hala ilk atılan çizgi kadar güncel ve ifadesinin güçlü olduğunu görmekteyiz. Çağdaş sanat müzelerinde sergilenen eserlerin büyük bir kısmını bugünün deseni olarak nitelendirebiliriz. Bu da bize desenin artık kendi başına bile sanat yapıtı olduğunun bilgisini vermektedir. Günümüzde üretilen desenlerin hangi malzemeyle üretildiğinin çok öneminin olmadığı ve artık sanatın düşünsel ve yaşayan bir kavram olduğunu görebiliyoruz. Desenin mağara duvarlarındaki yalın anlatıma geri döndüğünü üretilen yapıtlardan da anlayabiliyoruz. Bu çalışmada desenin çağdaş sanatta kazandığı kavramsal anlamı örneklendirilerek incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Çağdaş Sanat, Desen, Resim

DesenModern resimModern resim sanatı+3
Levent Yıldırım
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Şamanist imgelerin resim sanatına yansımaları

Bu araştırmada, Şamanist imgelerin resim sanatına olan yansımalarını sanatçı yapıtları üzerinden ortaya koymak amaçlanmıştır. Şamanizm dünyada evrensel ve yerel ritüelleri bulunan, sahip olduğu güçlü ve geleneksel unsurları ile toplumların kültürlerinde etkili olmakla beraber sanat üzerinde de güçlü tesirlerinin olduğu görülmektedir. Şamanizm konusu derinlemesine ele alınarak kavramsal çerçevesi oluşturulmuştur. Şamanizm, Animistik ve İnisiyasyon kavramlarını içinde barındıran bir düşünce sistemidir. Şamanizmin doğuşu milattan öncesi dönemlerden itibaren günümüze kadar geldiği kabul görmektedir. Şamanizm Güney ve Kuzey Amerika'da, Endonezya'da, Avustralya yerlilerinde, Güneydoğu'da Asya, Tibet, Çin ve Japonya'da görülmüştür. Şamanizm, Kuzey Asya ve Orta Asya kökenli olarak kabul edilmektedir. Şamanizm, Tanrı ve ruhlarla iletişimi sağlayan bir düşünce sistemidir. Şaman adayı trans haline girerek birtakım şaman tekniklerinin gizli bilgilerini öğrendikten sonra esrime (inisiyatik ölüm) denilen aşamada sırra ermekte ve şamanlık eğitimini tamamlamaktadır. Şaman bulunduğu toplumun geleneklerine göre bir rehber gibi ruhlarla gökyüzü katmanlarına çıkabilen, yer altına inen, öte alemleri görebilen, aynı zamanda Tanrı ya da ruhlarla konuşabilen, nitelikli yetkinliğe sahip kişidir. Şamanın görevi insanların karşılaştığı baş edemeyeceği güçlüklere karşı yardımcı olmaktır. Öğrendiği şamanlık teknikleri, Şaman'ı güçlü kılmaktadır. Bu durum sayesinde Şaman, insanların başvurduğu bir kimlik kazanmaktadır. Çalışmada görsel sanat yapıtlarında Şamanizm'e doğrudan veya dolaylı olarak gönderme yapan, etkileşimde bulunan sanatçılar eser analizi yöntemi üzerinden araştırılmıştır. Şamanizm'i bir imgelem olarak kullanan görsel sanatçılar belirlenerek yapıtları incelenmiş, ardından estetik yorumlamalarla sanatçıların resimleri sanatçının kişisel yaklaşımı ile betimlenip ortaya koyma biçimleri Şamanist imgelerin resim sanatındaki yaratıcı etkisiyle açıklanmağa çalışılmıştır. Sonuç olarak Şamanizm, Batı merkezli sanat anlayışında Neo Şamanizm tanımlamasıyla yenilikçi Ezoterik bakış açısı ile yorumlanmaktadır. Bu kapsamda Jasko Soos, Pablo Amaringo, Joseph Beuys, Nam June Paikay, Jasko Soos, Norval Marrisseau, Pat Stacy, Susan Seddon Baulet, Nil Yalter, Timofei Stepanov, Gilah Yelin Hirsch sanatçılar ve eserleri ele alınarak incelenmiştir. Çağdaş Türk sanatında sanatçıların eserlerinde doğrudan ya da dolaylı olarak Şamanist etkilerin olduğu görülmektedir. Bu sanatçılar Bedri Rahmi Eyüboğlu, Neşet Günal, Gencay Kasapçı, Süleyman Saim Tekcan, Can Göknil, Hüsamettin Koçan, Rauf Tuncer, Hasan Kıran, Ramazan Can olarak belirlenmiştir ve sanatçıların yapıtlarında, Şamanizm kültürünün geleneksel bir yansımasının yorumlandığı tespit edilmiştir. Anahtar kelimeler: Şaman, İmge, Kültür, Sembol, Ritüel

KültürResim sanatıResimler+4
Çiğdem Kardan
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

19. yüzyılda Avrupa resim sanatında hayvan imgesi

Hayvanlar, tarih boyunca insanlık deneyiminin onunla birlikte var olan, ayrılmaz bir parçasıdır. Hayvan tasvirlerinin M.Ö. 32000"e kadar yaşamlarını avlanma ile geçiren insanların mağara duvarlarındaki hayvan resimlerine kadar uzandığı görülmektedir. Hayvanların beslenme ve giyim başta olmak üzere sosyal statü ve zenginlikle ilişkilendirilen ihtiyaçlar için değerli kaynakları oluşturmuştur. Bizlerin hayvanlarla olan bu denli yakın ilişkisi onları daima hayatımızın ayrılmaz bir parçası yapmıştır. Hayvan imgeleri, Bulgaristan, Fransa ve İspanya da yapılan keşiflerde mağara duvarlarında çoğunlukla avcılık sahnelerini anlatan çizimlerde betimlenmiştir. Tarihsel süreçte hayvan imgesinin gelişimi, insanlığın kültürel gelişimiyle paralel bir yol izlemiştir. Başlangıçta av sahneleriyle başlayıp daha sonra yaşam biçimleriyle devam eden süreçte hayvanlar, zamanla mitolojik, dini ve sombolik olarak Antik Yunan, Mısır ve Roma medeniyetlerinde tasvir edilmştir. Bu süreçte hayvan imgeleri mezar taşlarında, mozaiklerde, duvar süslemlerinde ve devlet konutlarında karşımıza çıkmaktadır. Antik medeniyetler boyunca, bulunduğu bölgenin dini, sosyal ve kültürel, etkenleri doğrultusunda hayvanlar farklı anlamlar ve semboller ile ifade edilmiştirler. Mısır mitolojisinde kutsal bir canlı formunu alan hayvanlar, Roma mitolojisinde ise daha çok duvar süslemelerinde, sevilen evcil hayvanlar olarak karşımıza çıkmaktadır. Antik yunanda ise hayvanlar, farklı oluşum ve biçimlerle mitolojik türde yer almıştırlar. Hem Yunan hem de Mısır mitlerinde hayvanlar, insan-hayvan karışımı bir forma bürünen betimlemelerle karşımıza çıkar. 14. ve 15. yüzyıllarda Avrupa bölgesinde baş gösteren dini baskılar, Katolik ve Protestan Kiliselerin savaşı nedeniyle sanatçılar üzerinde baskı oluşturmuş ve bu durum sanata da etki etmiştir. Bu doğrultuda, Maniyerizm ve Rönesans döneminde daha çok dini konulu yapıtlarda ve mekânlarda, ifade biçimi olarak kullanılan hayvanlar, dinin anlatımı ve aktarımı hususunda önemli bir sembolik tasvir olarak kullanılmıştır. Toplumsal gelişmelerle birlikte kendinden bir önceki üsluba tepki olarak yeni akımlar ortaya çıkmıştır. Barok ve Rokoko dönemlerinde resimde hareketin ve ışığın etkin kullanımı hayvan tasvirlerindeki oluşumu ve desensel gelişimi hızlandırmıştır. Bu dönemlerde hayvanlar, mitolojik ve dini temalı eserlerde daha çok kullanılmıştır. Dönemin atölyede çalışan sanatçıları eserlerinde hayvan imgelerine çoğunlukla kapalı mekânlarda, natürmort veya evcil hayvan olarak yer vermişlerdir. 19. yüzyıla gelinmesiyle toplumsal olaylar, savaşlar, sömürgeciliğin getirmiş olduğu keşifler, Fransız devrimi ve İngiliz sanayi devriminin yaşanması sanatı ve sanatçıyı da derinden etkilemiştir. Boyaların taşınabilir olması, sanatçıları doğaya yöneltmiş ve bunun sonucunda hayvanlar, manzara eşliğinde sahnelenen ortamlada konumlandırılmıştır. Neoklasizm döneminde dini ve mitolojik yapıtlarda karşımıza çıkan hayvan imgeleri, Romantizm döneminde ise daha çok savaş ve toplumsal olayları betimleyen sahnelerde yer almıştırlar. Realizm ve dönem içerisinde önemli bir ekole sahip olan Barbizon okulu sanatçıları, hayvanları hayatın günlük yaşantısında önemli bir yardımcı figür olarak resimlerinde kullanmışlardır. Empresyonizm dönemiyle beraber izlenimci ressamların hayvanları, sosyo-kültürel bir imge olarak görüp, sosyal statü imgesi olarak eserlerinde hayvan imgesini betimlemişlerdir. İzlenimci ressamlar, hızlı fırça darbeleri ve duygusal çağrışımların etkisinde hayvanları, anlık bir olay örgüsünde veya konunun tamamlayıcı öğesi olarak kompoze edilmiştirler. Anahtar Kelimeler: İmge, Hayvan, Resim, Sanat

Batı resim sanatıHayvanlarResim sanatı+2
Haci Tanrıverdi
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Çağdaş Türk resim sanatında gelenek

Bu araştırmanın amacı; Çağdaş Türk Resim Sanatı'nda gelenek kavramının yansımalarını, sanatçıların ve konuyla ilgili uzmanların görüşleri ile saptamaktır. Bu amaç doğrultusunda, araştırmada gelenek ve resim sanatı ilişkisine yer verilmiştir. Araştırmada geleneğin Çağdaş Türk Resim Sanatı'ndaki, yansımaları değerlendirilmiştir. Çağdaş Türk Resim Sanatı'nda gelenek kavramı ile ilgili uzmanların belirttikleri görüşler, analiz edilmiştir. Sanatçıların eserleri gelenek bağlamında ele alınıp, betimsel olarak değerlendirilmiştir. Gelenek, insanları tarihle bütünleyen, insan kültürüyle ilerleyen bir olgudur. Geleneğin insanları bütüncül bir bakış açısıyla aynı çatı altında topladığı söylenebilir. Küreselleşme ile geleneğin toplumdaki baskın rolü, değişmiştir. Küreselleşme kültürlerarası etkileşimi artırmıştır. Gelenek kimi zaman küreselleşmenin karşıtı olarak görülmüştür. Küreselleşme güncel sanatın çerçevesini olabildiğince genişletmekte ve yeni kavramlar, malzeme ve düşünceler sanatçının yaratıcı itkisine müdahil olmaktadır. Bu bağlam da Çağdaş Türk Resim Sanatı içerisinde, sanatçının gelenek ile ilişkisini araştırmak araştırmanın ereklerinden biridir. Sanat eleştirmenlerinin ve sanatçıların görüşlerinden, Çağdaş Türk Resim Sanatı'nda geleneğin farklı boyutlarını ve çağdaş sanata yansımalarını çözümlemek mümkündür. Anahtar Kelimeler: Gelenek, Türk Resmi, Sanatçı

GeleneklerResim sanatıResimler+2
Duygu Abatay
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Distopik anlatımın 1950 sonrası Türk resim sanatına yansıması

Bu çalışmada 'ütopya' ve 'distopya' kavramları incelenerek, tarihte litarütüre ilk girdikleri dönemden günümüze kadar sanatçıları nasıl etkiledikleri, distopyanın 1950 yılı sonrası Türk resim sanatına olan yansımaları ve Türk resim sanatında distopik anlatım ögelerine rastlanıp rastlanmadığı tespit edilmeye çalışılmıştır. Bu bağlamda ilk olarak ütopya kavramı ele alınmış ve tanımı yapılmıştır. Tarih sahnesinde birçok filozof, siyasetçi, sanatçı ve bilim insanının ana sorunsalını oluşturan ideal toplum düzeni oluşturma çabası günümüze kadar ulaşmış olan eserler aracılığıyla incelenmiş, Sanayi Devrimi ve modernleşme ile birlikte ütopyanın distopyaya nasıl evrildiği tespit edilmiştir. Distopyanın tanımı yapıldıktan sonra distopya ve ütopyanın birbiriyle olan ilişkisi incelenerek ütopyanın distopyaya neden olduğu ve aynı zamanda distopyanın da içinde ütopyayı barındırdığı soncuna varılmıştır. Distopyanın tarisel sürecine değinildikten sonra edebiyat alanında yazılmış distopik eserler den alıntılar yapılarak distopik anlatım ögeleri belirlenmiş ve bu anlatılarla resim sanatı eserleri ilişkilendirilmeye çalışılmıştır. Belirlenen distopik anlatım ögelerinin 1950 yılı sonrası Türk resmine yansımaları yapılan seçkiyle incelenmiş eserlerinde distopik anlatım ögeleri tespit edilen santçıların sanat yaklaşımları, yapıtları üzerinden incelenerek konu bağlamında bir litarütür oluşturulmuştur. Çalışmanın son bölümünde günümüz toplum yaşantısında oldukça fazla hissetmeye başladığımız distopyanın kişisel çalışmalarıma yansımaları incelenmiştir.

DistopyaResim sanatıTürk resim sanatı+1
Öner Kâmil Gökkaya
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

17. yüzyıldan günümüze resim sanatında limon imgesi

Natürmort türünde hemen hemen her resimde yer alan limon imgesi, kendisine yeni anlamlar yüklenen bir anlatım aracı olarak varlığını sürdürmektedir. 17. yüzyıldan günümüze kadar geçen süreçte ressamların resimlerinde limonu nasıl ve hangi amaçla resmettikleri çeşitlilik göstermiştir. Ressamlar kendilerine ait üsluplarıyla, limonu eserlerinde kullanmışlardır. 17. yüzyıldan önce limon objesine pek fazla rastlanılmasa da, 17. Yüzyıldan sonra natürmort türünde karşımıza sıklıkla çıkmaktadır. Günümüzde de limon objesi sanatçılara esin ve ışık kaynağı olmaktadır. Limonun dokusu, içerisindeki asimetrik dilimler, kabuğu ve rengi ile ressamların her zaman ilgisini çekmektedir ve çekmeye de devam etmektedir. 17. yüzyıldan günümüze imge olarak limonun yerini ve önemini ortaya konulmuş ve bu çerçevede yapılan kişisel limon imgelerinin yorumları paylaşılmıştır. Tez çalışmasında giriş bölümünün ardından alt bölümler olan, problem, varsayım cümlesi, tezin amacı, evren ve örneklem, yöntem ve teknik, verilerin toplanması oluşturmaktadır. Birinci bölümde natürmortun tanımı üzerinde durularak, natürmortun tarihini açıklanmıştır. Dönemin önemli sanatçıları hakkında bilgiler verilip, eserlerinden örnekler bulunmaktadır. Sanatçıları natürmort yapmaya teşvik eden nedenler üzerinde durulmuştur. Resim sanatı tarihinde natürmortlar seyirciye, dönemin ekonomik, sosyolojik, dini konularıyla o dönem hakkında bilgi verirler. İkinci bölümde 17. ve 18. yüzyıl resim sanatında limon imgesine ait bilgiler ve 17. 18. yüzyılda resim sanatında limon çalışan ressamlara ilişkin bilgiler ve eserleri bulunmaktadır. Üçüncü bölümde 19. ve 20. yüzyıl resim sanatında limon imgesine ait bilgiler ve 19. 20. yüzyılda resim sanatında limon çalışan ressamlara ilişkin bilgiler ve eserlerine yer verilmektedir. Türk resminde natürmort ve limon imgesi de dördüncü bölümde yer almaktadır. Bu bölümde hem Türk ressamların eserleri incelenmiş hem de sanatçılara ait kısa bilgiler bulunmaktadır. Dördüncü bölümde günümüz sanatında limon çalışan ressamlara ilişkin bilgiler ve eserlerine yer verilmektedir. Tezin son bölümünde çalışmaya ilişkin sonuç ve değerlendirmeler yer almaktadır. Anahtar Kelimeler: Natürmort, Limon, İmge, Işık-gölge

17. yüzyılGölgeIşık+6
Gülay Ergindir
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Resim sanatında adalet imgesi

Resim, güzel sanatların içinde değerlendirilen bir daldır. Adalet ise bir hukuk tanımıdır. Hukuk ve sanat, yaşamın her alanında kendilerini hissettiren gerçeklerdir. Yaşanan dünyada, adalet ile bilinen adaletsizlikler insanlarda sarsıcı etkiler yaratmıştır. Dolayısıyla sanat ve sanatçılar bu gerçeklerden uzak duramamışlardır. Adalet, insanlığın var oluşundan beri ihtiyaç duyulan bir kavramdır. Adalet, hak, adil olma gibi kavramlar oldukça soyuttur. Bu konuları işlemek isteyen ressamlar, bazı imgeler kullanmış veya resmettikleri eserlerle bu soyut kavramları değişik tekniklerle ifade etmişlerdir. Tez çalışmamda, bu kavramlara değinen, onları yaptıkları resimlerle ifade eden, iç dünyalarında bu kavramları baskın olarak yaşayarak eserlerine yansıtan ressamlar saptanmaya çalışılmış, kronolojik sıra takip edilerek bir araya toplanmak istenmiştir. Anahtar kelimeler: Resim sanatı, sanatçı, adalet, adaletsizlik, hak, imge.

AdaletResim sanatıİmge+1
Bilge Doğru
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Çağdaş resim sanatı içerisinde Graffiti ve Sokak Sanatı'nın konumu

Graffiti ve Sokak Sanatı günümüz çağdaş sanat uygulamalarından biri olarak nitelendirilmektedir. İnsanın kendini var etme kaygısı ile ortaya çıktığını söyleyebiliriz. Graffiti ve Sokak Sanatının; Sanatın başlangıcı olarak kabul gören mağara resimleri ile olan biçimsel ve anlamsal olarak benzerlikleri görünmektedir. Sanatın bugünkü tanımlaması ise Modernizm sonrası üretilen yapıtlar olarak tanımlanmaktadır. Modernizm öncesi, sanatın 'tarihsel' bir süreci olarak kabul görmüştür. Tez incelemesinde bugünü daha iyi anlamak adına duvar resminin semantik süreçleri de konu dahilinde incelenmiştir. Graffiti ve Sokak Sanatı, insanın duvar aracılığıyla, doğa ve içinde bulunduğu toplumsal yapı arasında kurmuş olduğu varoluşsal bir etkileşimi temsil etmektedir. Graffiti ve Sokak Sanatı bireyin kendisini doğa karşısında özgür bir şekilde ifade etme, anlama ve yaratma sürecinin ilk eylemleridir. Özellikle modernizm ve postmodernizm tanımları içerisinde bireyin tekilliğini daha çok öne çıkarmıştır. Graffiti ve Sokak Sanatının da davranış olarak kişinin bireyselliği, sanatın geleneksel tarafını reddetmesi gibi ortak yanları olduğunu görmekteyiz. Çağdaş sanat üretimleri arasında görülen Graffiti ve Sokak Sanatı artık günümüzde müze, sergi ve kamusal alanlarda yer bulmaktadırlar. Bu ifade zaman içinde bazı sanat akımlarından da etkilenerek kendisini geliştirmiştir. Bu çalışmada Graffiti ve Sokak Sanatını, çağdaş sanat içerisinde tanımlamak ve sanata kazandırdığı özgürlükçü ifadenin önemini göstermek için araştırmalar yapılmıştır.

GraffitiModern resimModern resim sanatı+3
Engin Adeka
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Modern resimde espri kopyası ve Manolo Valdes'in plastiği

Fotoğraf makinesinin icat edilmesiyle birlikte sanatçılar yeni konular ve modern teknikler araştırarak üretmeye başlamışlardır. Doğanın, figürlerin veya nesnelerin birebir resmedilişinden ayrılarak boya dokularını ve fırça darbelerini ön plana çıkararak, yeni bir bakış açısıyla tasarlamışlardır. Bu dönem ile birlikte sanat özünü konu haline getirmeye başlamıştır. Sanatçılar, doğanın tuval üzerinde yeniden üretiminden ayrılarak sanatın bizatihi kendisinden beslenmişlerdir. Usta ressamların eserlerinden beslenen modern sanatçılar, bu yapıtları yeniden yorumlayarak "espri kopyası" türünde eserler ortaya çıkarmışlardır. Bu tezde, günümüzde yaşayan önemli sanatçılarından biri olan ressam ve heykeltıraş Manolo Valdes'in etkilendiği sanatçılardan aldığı kompozisyonlar ile kendi biçimini nasıl yarattığı araştırılmıştır. Valdes; Peter Paul Rubens, Diego Velázquez, Rembrandt Harmenszoon van Rijn, Henri Matisse, Pablo Picasso gibi birçok sanatçının eserlerinden etkilenerek; espri kopyası, matter painting (madde boyama), impasto ve kolaj tekniğinden yararlanarak kendi üslubunu yaratmıştır. Çalışmalarının temel unsurlarını şekil, renk, ışık ve özellikle plastik dokular oluşturmaktadır. Eserlerini; yalın, detayların en aza indirgendiği figürler, yoğun boya katmanları, kumaş, kâğıt, bant, ayna, çuval bezi ve toz pigment gibi malzemeler oluşturmaktadır. Geçmişten günümüze birçok sanatçının eserleri, Manolo Valdes'in eserlerinde yeniden yorumlanmıştır. Ana konudan ayrılmadan sanat tarihini gözden geçirerek; malzemeler ve teknik ile kendi üslubunu yaratmıştır. Bu tez, sekiz bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde Manolo Valdes'in çalışma yöntemi, ikinci bölümde modern sanat, üçüncü bölümde postmodern sanat, dördüncü bölümde bir sanat eserini yeniden üretme yolları, beşinci bölümde Manolo Valdes'in hayatı ve eserleri, altıncı bölümde Manolo Valdes'in heykel çalışmaları, yedinci bölümde Valdes'in etkilendiği sanatçılar ile kendi çalışmalarının karşılaştırmaları, sekizinci bölümde araştırmacının kendi çalışmaları yer almaktadır. Anahtar Kelimeler: Modern Sanat, Espri Kopyası, Manolo Valdes, Kompozisyon, Teknik

HeykelHeykel sanatıKompozisyon+6
Burcu Tayhan Yılmaz
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Resim sanatında sürrealizm akımının etkisinde peyzaj

20. yüzyılın başlarında yaşanmış olan I. Dünya Savaşının insanlar üzerinde bıraktığı derin travmaların izlerine rağmen hayatın her alanda yaşanılan yenilik, değişim ve gelişimler topluma yansımıştır. Şehirleşme ve sanayileşmenin hızla ilerlemesi toplumda iz bırakan bir başka etkendir. Toplumun bir parçası olan sanatçılar ise bu yeni ortamda çalışma hayatlarını sürdürdükçe hassas bir duyarlılıkla eserlerinde hissettiklerini yansıtmışlardır. Böylece XX. yüzyılın ilk yarısında birçok sanat akımı ile birlikte etkenliğini yıllarca sürdüren sürrealizm akımı ortaya çıkmıştır. Paris gibi Batı Avrupa'nın sanat merkezlerinde sanatçılar yaratıcılıklarını sınırsızca kullanarak eserler vermişlerdir. Ancak şehirde yaşamalarına rağmen doğadan kopmadıklarını gösterip oluşturdukları eserlerde peyzaj tasvir etmişlerdir. "Resim Sanatında Sürrealizm Akımının Etkisinde Peyzaj" isimli bu çalışmada, sürrealizm akımının oluşum sürecine ve doğa konulu çalışmalar yapmış sanatçıları araştırıp onları etkileyen faktörlere değinilmiştir. Çalışmanın ilk bölümünde sürrealizm akımının çıkış nedenleri, kaynakları ve öncülük etmiş sanatçıları, ilke ve nitelikleri sunulduktan sonra ilerleyen bölümlerde, Sigmund Freud'un rüya ve bilinçaltı kuramından etkilenen sanatçılar ve çalışmalarına bu olguları nasıl yansıttıkları örneklerle açıklanmıştır. Böylece bilinçaltının derinliklerini keşfeden sanatçılardan bazıları, doğadaki nesnelere yönelerek, bunları zihin süzgecinden geçirerek resimlerine nasıl yansıttıkları gösterilmiştir. Ayrıca sürrealist sanatçıların eserlerini araştırılarak inceleyip analiz ettikten sonra sonuç olarak sürrealizm akımı ve manzara arasındaki etkileşimi açıklamıştır. Anahtar Sözcükler: Resim, Sanat, Sürrealizm, Metafizik, Peyzaj

PeyzajResim sanatıSanat akımları+1
Bedriye Erbaş
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Çevresel problemlerin, arazi sanatı ve atık malzemeler ile yapılan sanat bağlamında plastik sanatlara yansıması

İnsanların var olmaya başladığı dönemlerden günümüze kadar geçen zamanda insanın doğa ile olan ilişkisi, belli başlı tahribatların oluşmasına sebep olmuştur. Savaşlar, sanayileşme, nüfus artışı, kentleşme ve tüketim gibi problemler, üzerinde yaşadığımız gezegenimiz olan Dünya'nın kalıcı hasarlar almasını sağlamıştır. 20. yy'dan sonra bu tahribatın artık göz ardı edilemeyecek seviyeye gelmiş olması, sanatçıların bakış açısının değişmesine ve bu döneme kadar sanatta yer edinmiş doğa tasvirinin değişmesine yol açmıştır. 1960'lı yıllarda doğa ile iç içe yapılan sanat çalışmalarının artması ve fikir temelli üretimin yoğunlukta olması, malzeme ve mekan kullanımında değişikliğe gidilmesini doğurmuştur. Sanat mekanları olarak doğayı benimseyen ve doğal malzemeler ile çalışmalar yapan Arazi Sanatı sanatçılarının, tabiata verilen zarara eleştiri niteliğinde işler ortaya koydukları görülmektedir. Bunun yanı sıra oluşan tahribata, doğaya ait olmadığı halde doğaya atılan atık malzemeler ile çalışmalar yaparak tepki gösteren sanatçılar da mevcuttur. Atık malzemeler ile yapılan sanat çalışmaları, toplumun fazla üretim ve tüketim problemini, çevre kirliliği sebebiyle oluşan ekolojik bozulmaları ve diğer canlıların habitatının kısıtlanması durumunu eleştirmektedir. 1960'lardan beri çevresel hassasiyet barındıran çalışmaların günümüze kadar çoğalarak devam ettiği görülmektedir. Yeni kavramların meydana gelmesi ve mevcut kavramların tanımlamalarının derinleşmesiyle birlikte, önceden üretilmiş olan ve süreci devam eden çalışmalar güncel kavramlar ile yeniden değerlendirilmektedir. Yapılan bu çalışmada, gelişmekte ve biçim değiştirmekte olduğu görülen kavramların, bu süreç içinde yapılan çalışmalara nasıl entegre olduğu incelenmiştir. 1960 sonrası sanatçıları ve akımları konusunda gelişim süreci devam eden sınıflandırmalar yapılmış olup, değişen Dünya düzenine yapılan doğrudan ya da dolaylı eleştirilerin, sanat çerçevesinde nasıl ele alındığı araştırılmıştır. Sanat değeri olmayan neslerin bir imgeleyen pozisyonunda izleyiciye sunulması, eser, sanatçı ve izleyici üçgenini daha çok vurgular hale getirerek, izleyicinin asıl özne olduğunun altını çizmiştir.

Arazi sanatıAtık nesneAtıklar+5
Fatma Tuğçe Uslu
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Biçimsel ve kavramsal bağlamda 1950 sonrası soyut resimde espas

Biçimsel ve Kavramsal Bağlamda 1950 Sonrası Soyut Resimde Espas isimli çalışma, soyut resim sanatında diğer resimlerden farklılaşan espas kavramını inceler ve çözümleme arayışına girer. Çalışmanın amacı, soyut resimdeki espası analiz etmektir. Soyut resimde espas çözümlenirken, seçilen sanatçıların 1950 sonrasındaki yapıtları analiz edilerek yüzey espası, çağdaş espas ve kavramsal espas olarak incelenmiştir. Espas; boşluk, mekan veya uzay anlamlarına gelmektedir ve görsel sanatlarda kullanılan biçimlendirme ögelerinden biridir. Bu çalışmada biçimlendirme öğesi olarak espas kullanımının yapıtlar için önemi, kavramsal bir amaç ile ilişkilendirilmiştir. Araştırmada resimde espas çeşitleri açıklanarak soyut resimde seçilen sanatçıların üretimleri; uzam, boşluk, mekan öğeleri değerlendirilerek incelenmiştir. Espas çeşitleri sıralanırken, klasik espastan kavramsal boyuta geçiş araştırılmıştır. Çalışmada espasın geçirdiği değişim, farklı yüzey denemeleri incelenerek çözümlenmiştir. Eserlerin değerlendirilmesi ve çözümlenmesi yalnızca resim yüzeyindeki plastik öğeler üzerinden değil, sanatçıların yaratım amaçları, genel yapısı, sergileme, boyutlar ve eserlerin oluşturulma çeşitleri değerlendirilerek açıklanmaya çalışılmıştır.

BiçimEspasFigürasyon+4
Aslıhan Mumcu
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Türk resim sanatında 1980 sonrası esinlenme

Bu araştırmada, Türk Resim Sanatı'ında, 1980 sonrası yapıt üreten sanatçıların esin kaynakları incelenmiştir. Esinlenme, sanatçılar için olarak olumlu yönleri de olan çok önemli bir kavramdır. Her sanatçının esin kaynakları vardır. Bunlar kültür, yerel kaynaklar ve sanatçıyı etkileyen somut ya da soyut varlıklardır. Sanatçıların esin kaynaklarını analiz etmemiz sayesinde sanatçı eserlerini daha iyi anlayabiliriz. Sanatçıların, esin kaynaklarından nasıl yaralandıklarını ve onların kendi çalışmalarını hangi yöntem ve teknikle sentezlediklerini öğrenmemiz, bizlere sanatçının eserlerindeki estetiği daha iyi anlayarak, yorumlamamızı sağlayabilir. Yapılan tez çalışmasında, nitel araştırma yöntemleri kullanılmıştır. Akademik yayınlar, dergiler, makaleler, kitaplar, süreli yayınlar ve sanal kaynaklardan yararlanılarak literatür taraması gerçekleştirilmiştir. Ayrıca sanatçı eserleri analiz edilerek esinlenme yönleri ortaya konmaya çalışılmıştır. Bu araştırma, bölümlerden oluşmaktadır. Tez bütününde esinlenme ve beraberinde gelen kavramlar açıklanarak, resim sanatında üretim yapmış, yapmakta olan, sanatçı eserlerinden, esinlenme kaynakları sanatçıların kendileri veya eleştirmenlerce, ifade edilen eserler seçilmiştir. Çalışma, Türk sanatı içinde 1980 sonrası eser üreten on yedi sanatçıyla sınırlandırılmıştır. Seçilen sanatçıların eserlerinde, esinlenmenin varlığı görülmüştür. Esinlenme ilişkileri literatür bağlamında da açıklanmaya çalışılmıştır. Esinlenmelerinin genel analizi yapılmak istendiğinde genel bir yargıda bulunmanın mümkün olmadığı ancak, gelenekten yararlanmanın bir esinlenme kaynağı olarak etkili olduğu, sanatçıların esinlemelerine ragmen kendi sanat biçimlerini son derece özgünleştirdikleri söylenebilir.

1980 sonrasıEsinlenmeResim sanatı+3
Merve Yazıcı
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Resim sanatında doğa görünümlerinin soyut ve soyutlama kavramları üzerinden incelenmesi

"Resim Sanatında Doğa Görünümlerinin Soyut Ve Soyutlama Kavramları Üzerinden İncelenmesi" isimli tez çalışmasında, tüm zamanlarda sanat için verimli bir kaynak haline gelen doğanın resim sanatı içerisindeki önemi anlatılmıştır. Somut gerçekliğe bağlı doğanın sanatın evrimiyle beraber soyut ve soyutlayıcı ifadeyle yansıtılmış temsilleri incelenerek sanatçıların nesnel gerçeklikten uzaklaşmalarının nedenleri araştırılarak bu yeni kimliğin altında yatan öz nitelikler değerlendirmeye alınmıştır. İkinci bölümde, resim sanatına her dönemde kaynaklık etmiş olan doğa algısı incelenmiş, soyut sanatın iki farklı çözümleme yöntemi olan geometrik saf soyut ve natüralist soyutlama iki başlıkla anlatılmıştır. Çözümleme yöntemleri ile ilintilenen görünümü karakterize ederek anlatımı güçlü kılmaya yardımcı stilizasyon, deformasyon gibi biçimsel ögeler açıklanmıştır. Saf biçimsel ve natüralist yaklaşım irdelendiğinde resim sanatına her dönemde ilham kaynağı olmuş doğa motifleri ve doğa görünümlerinin sanatçılar için güçlü bir ifade aracı olduğu görülmüştür. Duyguların doğa aracılığı ile ifadesi ve soyutlanmış biçimlerle olan birliğinin eseri duyusal ifade aracına dönüştürerek benzersiz sanat yapıtı olmasında etkin rol üstlendiği sonucuna varılmıştır. Araştırmanın üçüncü bölümünde, içsel yönelim ile oluşan biçimsel yapılanmanın soyut biçimlere ulaşma rolünü üstlenen imge, tinsellik, ve otomatist yaklaşım incelenmiştir. Duygusal ve manevi duyguların doğa aracılığı ile soyut bir ifade aracına dönüştüğü, duyulara yönelmenin sanatsal potansiyelin tümüyle ortaya koyulmasında etkin rol üslendiği saplanmıştır. Dördüncü bölümde Worringer ve Kandinsky'nin mutlak olana ulaşmak üzerine kuramsal araştırmaları değerlendirmeye alınmıştır. Tinsellik ve manevi duygulara yönelmenin sanat içinde üstün rol oynadığı, görsel bir deneyimin ötesine geçerek eseri ruhsal ve duyusal olarak benzersiz bir biçime kavuşturduğu ve farklı bir gerçeklik dünyası sunarak yüzeysel görünümün ötesinde ruhani boyutta izleyiciyi etkisi altına aldığı gözlemlenmiştir. Beşinci bölümde, resim sanatında lirik soyut yaklaşımı benimsemiş 14 yerli ve yabancı sanatçının eserleri incelemeye alınmış, eserler biçimsel analiz, eser yorumlama üzerinden değerlendirilmiştir. Sonuç olarak, duygusal ve manevi duyguların doğa aracılığı ile soyut bir ifadeye aracına dönüştüğü, duyusal ifadeye yönelmenin sanatsal potansiyelin ortaya koyulmasında üstün rol üstlendiği netlik kazanmış. Sanatçının içten gelen manevi duyguların ifadeyi güçlendirerek eseri özgür ve bağımsız kıldığı aynı zamanda, sanat nesnesinin görünür olanın dışında daha geniş kavramları ifade etmesine olanak sağladığı sonucuna varılmıştır.

DeformasyonDoğaDoğalcılık+5
Hayal Özcan Sönmez
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00

Related subjects