Mentally retarded children

228 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Teknoloji destekli eğitimin özel eğitim öğrencilerinin okuduğunu anlama becerilerine etkisi

Yapılan bu araştırma teknoloji destekli eğitimin özel eğitim öğrencilerinin okuduğunu anlama becerilerine etkisini tespit etmek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Bu amaçla hafif zihinsel engelli 6. sınıf öğrencilerinden meydana gelen çalışma grubunun okuduğunu anlama düzeyine teknoloji desteğinin etkisi sınanmaya çalışılmıştır. Karma desende tasarlanan bu araştırma hafif düzeyde zihinsel engele sahip 20 ortaokul öğrencisinden elde edilen nicel ve nitel verilerle gerçekleştirilmiştir. Deney ve kontrol grupları için 2018 Türkçe Dersi Öğretim Programı'nda yer alan bilgilendirici, hikâye edici ve şiir metin türlerin alt türleri olan 9 türe ait metinler haftalık periyotlarla hem deney grubuna hem kontrol grubuna sunulmuştur. Birbirine denk olan bu gruplardan, kontrol grubu öğrencilerine ilgili metinler geleneksel öğretim yöntemleri ile sunulmuş olup deney grubundaki öğrencilere ise etkileşimli tahta aracılığıyla bu metinler sunulmuştur. Metinler işlendikten sonra öğrencilere, her metin için ayrı ayrı hazırlanan 5 soruluk metin değerlendirme ölçeği uygulanmıştır. Testler, her bir soru 20 puan olarak hesaplanmak için toplam 100 puan üzerinden değerlendirilmiştir. Son testin ardından 2 hafta sonra yapılan Kalıcılık Testi yardımı ile öğrencilerin okudukları metinleri anlamlandırma düzeyleri analiz yöntemiyle tespit edilmeye çalışılmıştır. Araştırma bulguları incelendiği zaman, deney grubuyla kontrol grubundaki öğrencilerin ön test puanları arasında önemli bir fark bulunamamıştır. Fakat öğrencilere son test olarak uygulanan Kalıcılık Testi puanları karşılaştırıldığında deney grubuyla kontrol grubunda bulunan öğrencilerin puanlarının arasında istatistiki bakımdan ciddi bir farkın bulunduğu anlaşılmıştır. Araştırma neticesinde deney grubunda bulunan öğrencilerin son test puanlarının kontrol grubunda bulunan öğrencilerin puanlarından daha fazla olduğu tespit edilmiştir. Kalıcılık Testinin ardından deney grubu öğrencilerinin teknoloji destekli eğitime yönelik görüşlerini almak amacıyla hazırlanan 5 soruluk Uygulama Değerlendirme Formu öğrencilere sunulmuş ve bu sorulara verilen cevaplar içerik analizi yöntemi ile incelenmiştir. Araştırma bulguları ışığında yapılan uygulamaya ve araştırmacılara yönelik önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Okuduğunu Anlama, Türkçe Öğretimi, Özel Eğitim, Teknoloji, Dil Becerileri, Materyal Geliştirme, Öğretim Programı

Deneysel incelemeEğitim teknolojisiMateryal geliştirme+7
Nihat Kavan
Siirt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Zihin engelli çocuklarla çalışan ücretli zihin engelliler sınıf öğretmenlerinin yaşadıkları sorunlar(İstanbul/Avcılar İlçesi)

Bu araştırmada, zihin engelli çocuklarla çalışan ücretli zihin engelliler sınıf öğretmenlerinin yaşadıkları sorunları belirlemek amaçlanmıştır. Bu araştırma öğretmenlerin gönüllü olarak katılımıyla, nitel araştırma tekniklerinden biri olan yarı- yapılandırılmış görüşmeler kullanılarak yürütülmüştür. Araştırmaya İstanbul ilinin Avcılar ilçesinde görev yapan 16 ücretli zihin engeliler sınıf öğretmeni katılmıştır. Veriler temel düzey ve içerik analiziyle analiz edilmiştir. Araştırmanın sonucunda ücretli olarak çalışan öğretmenlerin her hangi bir üniversitenin, her hangi bir bölümünden ön lisans veya lisan mezunu oldukları, zihin engelli çocukların eğitimine ilişkin seminer veya hizmet içi eğitim almış olma şartının aranmadığı görülmüştür. Öğretmenler zihin engelli çocukların orta veya ağır düzeyde olmalarına göre farklı özelliklere sahip olduklarını sınıflarında zihin engelli çocuklarla birlikte zihin engeli bulunan otistik ve down sendromlu çocukların da bulunduğunu belirtmişlerdir. Ayrıca, öğretmenlerin zihin engelli öğrencilere yönelik sınıf düzenlemelerini ve kullandıkları öğretim yöntemlerini öğrencinin ihtiyacına uygun biçimde yaptıkları fakat akademik beceri, soyut kavramları öğretme ve uygun olmayan davranışları düzeltmede zorlandıkları görülmüştür. Öğretmenler sınıfların yerlerinin uygun biçimde seçilmediğini, eğitim araç-gereç ve materyallerinin teminin de sıkıntılarının olduğunu belirtmişlerdir. Ailelerin çocukların eğitim sürecine katılımının yetersiz olduğu belirlenmiştir

Eğitim sorunlarıMesleki sorunlarSınıf öğretmenleri+7
Selda Kızılkaya
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Zihinsel ve fiziksel yeti eksikliği olan çocukların anneleri ile yeti eksikliği olmayan çocukların annelerinin anksiyete ve depresyon düzeylerinin karşılaştırılması

Yeti eksikliği, bedensel, zihinsel ve ruhsal özelliklerinden belirli bir oranda ve sürekli olarak fonksiyon ve görüntü kaybına sebebiyet veren organ yokluğu veya bozukluğu neticesi kişinin normal yaşam gereklerine uyamama durumu olarak açıklanabilmektedir. Yeti eksikliği olan bireyler ve aileleri özel yaşam, eğitim, sağlık, istihdam, ulaşım, çevre, konut ve toplum kaynaklı sorunlarla karşılaşabilmektedirler. Yeti eksikliği olan bireylerin aileleri yeti eksikliğini kabul edememekte ve bu eksikliklerden dolayı ortaya çıkan sorunlarla baş etme konusunda sıkıntılar yaşanmaktadır. Bu çalışmada çocuklarında yeti eksikliği olan anneler ile çocuklarında yeti eksikliği olmayan annelerin depresyon düzeyleri Beck ve Zung depresyon ölçekleri ile anksiyete düzeyleri ise Beck anksiyete ölçeği ile ölçülmüştür. Çocuklarında zihinsel ve fiziksel yeti eksikliği olan annelerin depresyon puan ortalamaları ile çocuklarında yeti eksikliği olmayan annelerin depresyon puan ortalamaları arasında anlamlı farklılıklar saptanmıştır. Anksiyete puan ortalamaları arasında ise anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Anahtar Kelimeler: Depresyon, anksiyete, anne, yeti eksikliği, fiziksel yeti eksikliği, zihinsel yeti eksikliği.

Ana-çocuk etkileşimiBedensel engelli çocuklarDepresyon+3
Ayşe Deveci
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

7 - 11 yaş arası özel eğitim gören zihinsel engelli öğrenci annelerinin stres belirtileri ve sosyal kaygı düzeyi açısından karşılaştırılması

Engelli ailelerinin özellikle annelerin yaşadıkları ruhsal sorunların anlaşılması onlara ve çocuklarına daha iyi hizmet verebilmek için gereklidir. Engelli insanlar hayatlarını tek başlarına idare edemedikleri için aile fertlerinin desteğine özellikle annelerinin destek ve korumalarına ihtiyaç duyabilmektedir. Bu durum annelerin normal bir çocuğa sahip olmakla üstlenmeleri gereken sorumluluktan daha fazla sorumluluk üstlenmeleri anlamına gelmektedir. Engelli bir çocuğa sahip olmanın getirdiği duygusal, fiziksel, ekonomik, sosyal yük annenin normal şartlarda yaşayabileceği stresi daha da yoğun yaşamasına sebep olmaktadır. Hatta pek çok engelli annesi ruhsal ve fiziksel rahatsızlıklara maruz kalmaktadır. Ancak engelli annelerinin stres ya da ruhsal rahatsızlıklar yaşamasının tek nedeni engelli bir çocuğu sahip olmak değildir. Araştırmalar engelli bir çocuğa sahip olmanın dışında stres ve ruhsal sorunları etkileyebilecek pek çok faktör olduğunu bildirmektedir. Bu bilgilerden yola çıkarak bu araştırmanın amacı 7-11 yaş arası özel eğitim gören zihinsel engelli öğrenci annelerinin stres belirtileri ve sosyal kaygı düzeyi açısından karşılaştırılmasıdır. Araştırmanın örneklemini İstanbul Bağcılar'daki özel eğitim merkezlerinde eğitim alan 108 zihinsel engelli çocuk annesi oluşturmuştur. Katılımcılara Kişisel Bilgi Formu, Stres Belirtileri Ölçeği ve Liebowitz Sosyal Kaygı Ölçeği uygulanmış, elde edilen veriler SPSS (Statistical Package for Social Sciences) for Windows 17.0 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Gruplar arası karşılaştırmayı esas alarak karşılaştırma türü ilişkisel tarama ve korelasyon türü ilişkisel tarama yöntemi uygulanmıştır. Sonuç çıkarıcı istatistiklerden tek yönlü anova, T-testi ve Regresyon Analizi uygulanmıştır. Elde edilen bulgular %95 güven aralığında 0,05 anlamlılık düzeyinde yorumlanmıştır.Araştırma sonucunda elde edilen bulgular değerlendirildiğinde, zihinsel engelli çocuk annelerinin stres ve sosyal fobiye maruz kaldıkları tespit edilmiştir. Araştırmaya katılan zihinsel engelli öğrenci annelerinin stres belirtilerinin sosyal fobi düzeyinden etkilenme durumunu test etmek için yapılan regresyon modeli istatistiksel olarak anlamlıdır (F=13,063; p=0,000<0,05). Elde edilen bulgulara göre zihinsel engelli çocuk annelerinin stres ile sosyal fobi puanları arasında .33 düzeyinde pozitif yönde anlamlı ilişki bulunmuştur (r=.33; p= 0,000<0,05). Buna göre stres puanı arttıkça sosyal fobi puanı da artmakta, sosyal fobi puanı arttıkça stres puanı da artmaktadır. Bu bulgular ışığında gerek eğitim kurumlarında gerekse sağlık kurumlarında zihinsel engelli çocuk anneleri ile ilgili değerlendirmeler yapılırken annelerin stres yaşamalarının dışında başka ruhsal rahatsızlıklar da yaşayabileceği dikkate alınmalıdır. Gerek bu araştırma gerekse literatürdeki pek çok araştırma zihinsel engelli çocuk annelerinin yaşadığı stresin sadece çocuklarının yaşadıkları engelden dolayı değil başka pek çok sebepten dolayı yaşanabileceğini göstermektedir.Anahtar Kelimeler: Zihinsel engelli çocuklar, stres, sosyal fobi, anneler

Ana-çocuk etkileşimiAnnelerPsikolojik sorunlar+7
Mesur Erez
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Zihinsel veya bedensel engelli çocuğa sahip annelerin stresle başa çıkma yöntemlerinin çocuğun engel türüne (zihinsel/bedensel) göre karşılaştırılması

Araştırmanın amacı İstanbul'un Eyüp Sultan ilçesinde yaşayan zihinsel engelli ve bedensel engelli çocuğa sahip annelerin stresle başa çıkma yöntemlerinin karşılaştırılmaktır. Bu kapsamda İstanbul'un Eyüp Sultan bölgesinde bulunan iki rehabilitasyon merkezinde eğitim almaya devam etmekte olan 1-22 yaş aralığında engelli çocuğu olan 88 zihinsel engelli çocuğun annesi ve 82 bedensel engelli çocuğun annesi araştırmanın örneklemini oluşturmaktadır. Bu çalışma ile zihinsel engelli veya bedensel engelli çocuğa sahip annelerin stresle başa çıkma yöntemlerinin çocuğun engel türüne (zihinsel/bedensel) göre karşılaştırılmıştır. Çalışmanın evrenini Onuray Doğanay Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi ve Özel Akar Yeşilırmak Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi ve Özel özel eğitim görmekte olan 1 ile 22 yaş zihinsel engelli ve bedensel engelli bireylerin anneleri oluşturmaktadır. Bu kapsamda 97 zihinsel engelli bireyin annesi ve 114 bedensel bireyin annesine tek tek ve yüz yüze şekilde sözlü ve yazılı bilgilendirme yapılıp katılımcı anneden kişisel bilgi formu ve stresle başa çıkma yöntemleri ölçeğini doldurulması istenmiştir. Araştırmanın örneklemini ise çalışma evreninden %95 güven aralığı %5 düzeyinde hata payıyla hesaplanarak basit seçkisiz örnekleme yöntemi kullanılarak seçilen Onuray Doğanay Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi ve Özel Akar Yeşilırmak Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi özel eğitim gören 211 zihinsel engelli ve bedensel engelli bireylerin anneleri oluşturmaktadır. Verileri değerlendirmek için SPSS (Statistical Package for the Social Science) programının SPSS.15. versiyonu kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen bulgulara göre, sosyodemografik değişkenler arasında yer alan yaş, çalışma durumu, çocuk sayısı, sosyal güvence, eşle akrabalık durumu, engelli çocuğun yaşı ve anneye sosyal destek değişkenleri bakımından bedensel ve zihinsel çocuk sahibi annelerin stresle başa çıkma düzeylerinin anlamlı farklılık gösterdiği görülmüştür. Sonuçlara göre, ileri yaşta olmak, çalışmamak, düşük gelir düzeyine sahip olmak, 3 ve daha fazla çocuk sahibi olmak, sosyal güvencenin olmaması, eşle akrabalık durumu olmak, engelli çocuğun 13-22 yaş arasında olması, aileye destek olan kişilerin olması düşük düzeyde stresle başa çıkma becerileri olduğunu göstermektedir. Ayrıca, zihinsel ve bedensel engelli çocuk sahibi annelerin stresle başa çıkma boyutlarında anlamlı farklılık olmadığı saptanmıştır. Araştırmada elde edilen bulgular, annelerin stresle başa çıkma düzeylerini olumsuz düzeyde etkileyebilecek sosyo-demografik ve engelli çocuk sahibi olmaya ilişkin değişkenlerin söz konusu olduğunu göstermektedir. Elde edilen bulgular doğrultusunda, çalışmanın tekrarlanabileceği düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Ebeveynlik, Ebeveyn Stresi, Engellilik

Ana-çocuk etkileşimiAnnelerBedensel engelli çocuklar+7
Fatma Tunç Demirtaş
Haliç University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Zihinsel engelli çocuğu olan ebeveynlerin aile yükü ile hayatta amaç, anlam ve yaşam yönelimi arasındaki ilişki

Bu çalışmada; zihinsel engelli çocuğu olan ebeveynlerin aile yükü ile hayatta amaç, anlam ve yaşam yönelimi arasındaki ilişkiyi değerlendirmek amaçlanmış olup tarama modelinde, kesitsel ve tanımlayıcı tasarımda ilişki arayıcı olarak yapıldı. Araştırmanın evrenini (Kasım 2019 –Haziran 2020 tarihleri arasında) İstanbul ili Avrupa yakasında bulunan bir Özel Eğitim Merkezi'ndeki ebeveynler (N:144); örneklemi ise çalışmaya gönüllü olan 100 ebeveyn oluşturdu. Çalışmanın verileri ebeveynlerin sosyodemografik özelliklerini içeren "Kişisel Bilgi formu", "Aile Yükü Ölçeği", "Hayatta Amaç, Anlam ve Yaşam Yönelimi Ölçeği" ile toplandı. Araştırmanın verilerinin değerlendirilmesinde: tanımlayıcı istatiksel analizler (frekans, yüzde, ortalama, standart sapma, medyan, minimum ve maksimum), Korelasyon testleri, Cronbach Alfa, bağımsız t testi, OneWay ANOVA testi, Mann Whitney U testi, Kruskal Wallis testi kullanıldı. Anne ve babaların çoğunun 40-45 yaş arasında, evli, 2 çocuğu olduğu, çekirdek aile tipinde, babaların çalıştığı, annelerin çalışmadığı ve bakım vermede yardımcı kişinin olduğu, gelirinin giderine eşit, çocukların 7-10 yaş grubunda, hafif düzeyde zihinsel engelli olduğu, özel eğitim dışında bir okula gittiği, annelerin yetersizlik algısının, duygusal yükünün, zaman gereksiniminin babalardan daha fazla olduğu belirlendi. Annelerin hayatta amaç ölçeği ile yetersizlik algısı arasında negatif yönde, çok zayıf derecede, hayatta anlamın varlığı ile yaşam yönelim düzeylerinin orta derecede, hayatta anlamın varlığı düzeyinin ekonomik yük, yetersizlik algısı, sosyal yük, fiziksel yük, duygusal yük ve zaman gereksinimi arasında zayıf/orta derecede, negatif yönde, hayatta anlam arayışı ile yaşam yönelimi düzeylerinin negatif yönde, zayıf derecede, hayatta anlam arayışının sosyal yük, fiziksel yük ve duygusal yük arasında zayıf derecede anlamlı ilişkiler olduğu belirlendi (p<0,05). Babaların hayatta anlamın varlığı ile yaşam yönelimi düzeylerinin zayıf derecede, hayatta anlam arayışı ile yaşam yönelimi düzeyleri arasında zayıf derecede, negatif yönde, hayatta anlamın varlığı düzeyi ile sosyal yük, fiziksel yük ve duygusal yük puanları arasında, zayıf/orta derecede negatif yönde anlamlı (p<0,05) belirlendi. Anahtar Kelimeler: Zihinsel engelli çocuk, aile yükü, hayatta amaç ve anlam, yaşam yönelimi.

AileAile yüküAna-baba+7
Nebahat Çifçi
Haliç University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Zihinsel engelli çocukların annelerinin beslenme bilgi düzeyleri ve duygu durumlarının çocukların beslenme durumları üzerine etkilerinin değerlendirilmesi

Bu çalışma zihinsel engelli çocukların annelerinin beslenme bilgi düzeyleri ve duygu durumlarının çocukların beslenme durumları üzerine etkilerinin değerlendirilmesi amacıyla, Mart 2018- Nisan 2018 tarihleri arasında İstanbul ilinin Zeytinburnu ilçesinde bulunan Aile Kadın Destekleme ve Engelliler Merkezi'ne (AKDEM) başvuran rastgele örneklem yöntemi ile seçilen yaşları 2 ile 18 yaş arasında değişen 80 zihinsel engelli çocuğa sahip anne üzerinde gerçekleşmiştir. Annelere içerisinde anneye ve çocuğa yönelik demografik özellikler, annenin beslenme bilgi düzeylerini ölçen test, duygu durum testi, çocuğun günlük besin tüketim sıklığı ve 1 günlük besin tüketim kaydı olmak üzere 80 sorunun yer aldığı bir anket düzenlenmiştir. Ayrıca çocukların boy ve kilo gibi antropometrik ölçümleri de alınarak bilgi formuna kaydedilmiştir. İstatistiksel hesaplamalarda SPSS 23 programı kullanılmış olup bulguların değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistiksel metodların yüzde, frekans dağılımı, ki kare, t testi, non parametrik hipotez testleri uygulanmıştır. P değerinin 0,05'ten küçük olduğu durumlarda gruplar arasındaki fark anlamlı kabul edilmiştir. Elde edilen bulgular değerlendirildiğinde; annenin beslenme bilgi düzeyi ile çocuğun günlük aldığı enerji arasında pozitif yönlü bir ilişki bulunmuştur (p<0,05). Annenin beslenme bilgi düzeyi ile çocuğun günlük aldığı protein arasında pozitif yönlü bir ilişki bulunmuştur (p<0,01). Annenin duygu durumu ile çocuğun günlük aldığı enerji arasında pozitif yönlü bir ilişki bulunmuştur (p<0,001). Annenin duygu durumu ile çocuğun günlük aldığı protein arasında pozitif yönlü bir ilişki bulunmuştur (p<0,05). Bu çalışma sonucunda annenin bilgi düzeyi ve duygu durumunun çocuğunun beslenme durumu üzerinde etkisi olduğu belirlenmiştir. Zihinsel engele sahip çocuğu olan annelere beslenme eğitimleri verilerek farkındalığının artmasının ve psikolojik açıdan desteklenmesinin çocuğun büyüme ve gelişmesi açısından yararlı olacağı düşünülmektedir.

Affektif semptomlarAnnelerBeslenme+7
Hilal Çolak
Haliç University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Özel eğitime gereksinimi olan zihinsel engelli çocukların annelerinin başa çıkma becerileri ile psikolojik dayanıklılığı arasındaki ilişkinin incelenmesi

Özel eğitime ihtiyacı olan zihinsel engelli çocukların bakımları oldukça zordur. Zihinsel engeli olan çocukların bakımını çoğunlukla anneler üstlenir ve bu durum annelerin psikolojik açıdan yıpranmalarına neden olmasının yanında başa çıkma becerileri ve psikolojik dayanıklılık açısından yeterli olmalarını gerektirir. Özel eğitim ihtiyacı olan zihinsel engelli çocukların başa çıkma becerileri ve psikolojik dayanıklılıkları arasındaki ilişkinin açıklanması bu çalışmanın temel amacı olarak belirlenmiştir. Bu amaç gereğince 370 annenin katılımını içeren bir araştırma yapılmıştır. Ulaşılan sonuçlara göre annelerin başa çıkma stratejileri algı düzeyi arttıkça psikolojik dayanıklılıkları da aynı oranda artmaktadır. Çalışmada ayrıca özel eğitim ihtiyacı olan zihinsel engelli çocukların annelerinin başa çıkma becerileri arttıkça kendilik algısı ve sosyal yeterlilik düzeyinin artış gösterdiği yönünde sonuçlar elde edilmiştir. 370 farklı özel eğitim ihtiyacı olan zihinsel engelli çocuk annesiyle yapılan görüşmeler sonrasında bu sonuçların elde edilmesi, çalışmanın sınırlılıklarını meydana getirmektedir.

Ana-çocuk etkileşimiAnnelerBaşa çıkma+3
Esra Pınar
Haliç University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Fiziksel ve zihinsel engelli çocuklara bakım verenlerin fiziksel ve psikolojik etkilenimlerinin incelenmesi

1. ÖZET Zihinsel veya fiziksel engelli bir çocuğa bakım veriyor olmak bireylerde depresif belirtiler görülmesine sebep olmakta, aynı zamanda düşük yaşam kalitesine neden olduğu da görülmektedir. Bu çalışmanın amacı engelli bir çocuğa bakım veriyor olmanın bireyleri, depresyona olan yatkınlık, fiziksel olarak yıpranmışlık ve yaşam kalitesi olmak üzere fiziksel ve psikolojik olarak nasıl etkilediğini ve bu etkilenimin fiziksel ve zihinsel engelli bakım verenlerde değişiklik gösterip göstermediğini araştırmaktı. Çalışmaya 30 bedensel engelli (BEBV), 40 zihinsel engelli (ZEBV) ve 40 sağlıklı çocuk bakım vereni (SBV) dahil edilmiş, bu bakım verenlerin demografik bilgilerini almak ve fiziksel etkilenimlerine bakmak amacıyla fiziksel değerlendirme formu, depresyon seviyesini ölçmek için Beck Depresyon Ölçeği (BDÖ), bakım veriyor olmanın onları nasıl etkilediğini sorgulamak için BAKAS Bakım Veren Etki Ölçeği ve yaşam kalitelerini sorgulamak amacıyla da Dünya Sağlık Örgütü Kısa Yaşam Kalitesi Değerlendirme Ölçeği (WHOQOL) kullanılmıştır. Elde edilen sonuçlara bakıldığında BDÖ'nün bulgularına göre ZEBV ile SBV arasında ve BEBV ile SBV arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmuştur (p<0,05). Engelli bir bireye bakım veriyor olmak bu engelin fiziksel veya zihinsel olması fark etmeksizin depreyona yatkınlığı artırmaktadır. BAKAS'ın bulgularına göre ZEBV ile BEBV ve BEBV ile SBV grupları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmuştur (p<0,05). Bedensel engelli bir çocuğa bakım veriyor olmak yaşam kalitesinin azlığına sebep olmaktadır. Fakat bedensel veya zihinsel engelli bir çocuğa bakım verme ile fiziksel etkilenim arasında bir ilişki bulunmamıştır (p<0,05). Anahtar Kelimeler: Zihinsel engel, Bedensel Engel, Bakım Veren, Depresyon, Yaşam Kalitesi, Fiziksel Etkilenim

Bakım verenlerBakım verme yüküBedensel engelli çocuklar+5
Mustafa Candemir
Haliç University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Fiziksel etkinlik ve dikkat eğitimi uygulamalarının zihinsel engelli öğrencilerin motor beceri, görsel bellek, algı ve dikkat düzeylerine etkisi

Bu çalışmada, 14 haftalık fiziksel etkinlik ve dikkat eğitimi uygulamalarının hafif düzeyde zihinsel engelli öğrencilerin motor beceri, görsel bellek, algı ve dikkat düzeylerine etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmanın örneklemini 7-14 yaş arası (12 kız-10 erkek) toplam 22 hafif düzeyde zihinsel engelli öğrenci oluşturmaktadır. Çalışmaya katılan bireyler deney (5 kız, 6 erkek) ve kontrol gruplarına (7 kız, 4 erkek) ayrılmıştır. Deney grubunda yer alan bireylere 40 dk. dikkat eğitimi ve 60 dk. fiziksel etkinlik uygulaması yaptırılmıştır (100 dk./2 gün/ 14 hafta). Veri toplama araçları olarak Bruininks-Oseretsky Motor Yeterlilik (BOT-2) alt testleri (ince motor beceri hassaslığı (İMBH), ince motor beceri bütünleşmesi (İMBB), el hüneri (EH) ve el-kol koordinasyonu (EKK), Benton Görsel Bellek (F formu) ve d2 dikkat testleri kullanılmıştır. Ölçümler çalışmanın başında, uygulamaların 7. haftasında ve çalışmanın sonunda olmak üzere üç kez yapılmıştır. Grup ve ölçüm (2x3) değerlendirmelerinde Repeated Measures Anova Testi kullanılmıştır. Küresellik varsayımının sağlanmadığı durumlarda (p<0.05) ve epsilon değerinin ε > .75 büyük olması durumunda Huynh-Feldt düzeltmesi, ε < .75 küçük olması durumunda ise Greenhouse-Geisser düzeltmesine bakılarak sonuçlar yorumlanmıştır. İkinci seviye testi olarak Bonferroni testi kullanılmıştır. İMBH (p < .001), İMBB (p < .001) , EH (p < .001), EKK (p < .001), TN (p< .05), E2 (p< .05), E (p< .001), TN-E (p< .001), CP (p< .001) ve BGBA (p< .001) parametrelerinde grup ve zaman etkileşimi incelendiğinde istatistiksel olarak anlamlı fark bulunurken, FR ve E1 parametrelerinde istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmamıştır (p> 0.05). Çalışmanın sonucunda, 14 haftalık fiziksel etkinlik uygulamaları ile dikkat becerilerini geliştirmeye yönelik etkinlik programının hafif düzeyde zihinsel engelli öğrencilerin kaba ve ince motor becerileri, görsel bellek, algı ve dikkat düzeyleri üzerinde olumlu etki yarattığı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Algı, Dikkat, Görsel Bellek, Motor Beceri, Zihinsel Engelli

AlgıDikkatEğitim+7
Sevda Korkusuz
Uşak University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Life kinetik egzersizlerinin hafif düzeyde zihin yetersizliği bulunan bireylerin görsel bellek, algı, dikkat, koordinasyon ve denge becerilerine etkisi

Bu araştırmanın amacı, life kinetik egzersizlerinin hafif düzeyde zihin yetersizliği bulunan bireylerin görsel bellek, algı, dikkat, koordinasyon ve denge becerilerine etkisinin incelenmesidir. Araştırmanın örneklemini hafif düzey zihin yetersizliği bulunan 10-14 yaş arası toplam 18 ortaokul öğrencisi oluşturmaktadır. Deney grubuna 10 hafta (40 dk./3 gün/10 hafta), Lutz (2014)'un life kinetik egzersizleri uygulanırken, kontrol grubuna ise herhangi bir uygulama yaptırılmamıştır. Ölçme araçları olarak, d2 dikkat testi, Benton görsel bellek testi, Frostig görsel algı testi, Bruininks-Oseretsky Motor Yeterlilik Testi-İkinci Versiyonu (BOT-2) kullanılmıştır. Gruplar arası normal dağılan verilerin karşılaştırılması Independent Samples T-test ile, normal dağılmayan verilerin karşılaştırılması Mann-Whitney U testiyle değerlendirildi. Gruplar içi ön ve son teste göre normal dağılan verilerin karşılaştırılmasında Paired Samples T-testi ve normal dağılmayan verilerin karşılaştırılmasında Wilcoxon testi kullanıldı. Gruplara göre Benton Görsel Bellek ve Algı, Çift Yönlü Koordinasyon, El-Kol Koordinasyonu ve Denge son test değerleri arasında anlamlı fark bulunurken (p<0.05), İşlenen Toplam Madde Sayısı (TN), Atlanan Doğru Harf Sayısı (E1), Yanlış İşaretlenen Harf Sayısı (E2), Ham Hata Puanı (E), İşlenen Toplam Madde Sayısı-Ham Hata Puanı (TN-E), Dalgalanma Oranı (FR), Konsantrasyon Performansı (CP), Göz-Motor Koordinasyonu, Şekil Zemin Ayırımı, Şekil Sabitliğinin Algılaması, Mekanda Konumun, Mekan İlişkilerinin Algılaması ve Frostig Görsel Algı Toplam değerleri arasında anlamlı fark bulunmamıştır (p>0.05). Deney grubu ön ve son teste göre Benton Görsel Bellek, TN, E, TN-E, CP, Göz-Motor Koordinasyonu, Şekil Zemin Ayırımı, Frostig Görsel Algı Toplam, Çift Yönlü Koordinasyon, El-Kol Koordinasyonu, Denge değerleri arasında istatistiksel olarak anlamlı fark tespit edilirken (p<0.05), diğer parametrelerde fark gözlenmemiştir (p>0.05). Kontrol grubu ön ve son teste göre tüm parametrelerde anlamlı bir fark bulunmamıştır (p>0.05). Hafif düzey zihin yetersizliği bulunan bireylere düzenli olarak yaptırılan life kinetik egzersizlerinin görsel bellek, algı, dikkat, koordinasyon ve denge gelişimlerine pozitif yönde katkı sağladığı söylenebilir.

AntrenmanDengeDikkat+7
Nihat Özşengezer
Uşak University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Özgül öğrenme güçlüğü veya zihinsel engelli tanısı almış çocukların ebeveynlerinde psikolojik sağlamlık düzeyleri ve yaşam doyumları arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmada çocuğu zihinsel yetersizlik veya özgül öğrenme güçlüğü tanısı almış ebeveynlerin psikolojik sağlamlık ve yaşam doyumu düzeylerinin çocuğu herhangi bir tanı almamış ebeveynlerle karşılaştırılması amaçlanmıştır. Araştırmaya 180 (60 zihinsel yetersizlik tanısı, 60 özgül öğrenme güçlüğü tanısı ve 60 kontrol grubu) ebeveyn dahil edilmiştir. Ebeveynlerin psikolojik sağlamlıklarını ölçmek için Yetişkin Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği (YPDÖ), yaşam doyumlarını ölçmek için ise Yetişkin Yaşam Doyumu Ölçeği (YYDÖ) kullanılmıştır.

Ebeveyn davranışıEbeveynlerPsikolojik sağlamlık+5
Büşra Fırat
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Okul çağında sağlıklı çocuğu olan annelerle okul çağında otizm spektrum bozukluğu ve mental retardasyon tanısı almış çocuğu olan annelerin ebeveyn yeterlilik, algılanan sosyal destek ve ebeveyn tükenmişlik düzeylerinin incelenmesi

Bu çalışma okul çağında sağlıklı çocuğu olan annelerle otizm spektrum bozukluğu ve mental retardasyon tanısı almış çocuğu olan annelerin ebeveyn yeterlilik, algılanan sosyal destek ve tükenmişlik durumları arasındaki ilişkiyi incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırma 93'ü otizm spektrum bozukluğu, 79'u mental retardasyon tanısı almış, 212'si sağlıklı çocuk annesi olmak üzere toplam 384 annenin katılımı ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmada kolayda örnekleme yöntemi kullanılmış olup araştırmaya katılan kişilerin seçimi bu yöntemle gerçekleştirilmiştir. Veriler Sosyodemografik Bilgi Formu, Ebeveyn Yeterlilik Ölçeği (EYÖ), Yenilenmiş Anne-Baba Sosyal Destek Ölçeği (YASDÖ) ve Anne-Baba Tükenmişlik Ölçeği (ATÖ) ile toplanmıştır. Araştırmanın bulgularına göre; otizmli çocukların annelerinin ebeveyn yeterlilik ve tükenmişlik düzeyleri arasında düşük seviyede negatif ilişki saptanmıştır (r=-,268, p<0.01). Otizmli (r=-,456, p<0.01), mental retardasyonlu (r=-,405, p<0.01) ve sağlıklı çocuk (r=-,473, p<0.01) annelerinin algılanan sosyal destek ve tükenmişlik puanları arasında orta seviyede negatif ilişki saptanmıştır. Otizmli (r=,036, p>0.05) ve mental retardasyonlu (r=-,059, p>0.05) çocukların annelerinin ebeveyn yeterlilik ve algılanan sosyal destek düzeyleri arasında ilişki bulunmamaktadır. Özel gereksinimli çocukların annelerinde ebeveyn yeterlilik ve algılanan sosyal destek düzeyleri tükenmişlik düzeylerini negatif yönde anlamlı olarak yordamaktadır (R2=,224, p<0.000). Sağlıklı çocukların annelerinde algılanan sosyal destek düzeyleri tükenmişlik düzeylerini negatif yönde anlamlı olarak yordamaktadır (R2=,239, p<0.000). Otizmli çocukların ebeveynlerinin yeterlilik düzeyleri mental retardasyonlu çocukların ebeveynlerinden yüksektir (p<0.05). Otizm ve mental retardasyon tanılı çocuğu olan annelerin tükenmişlik düzeyleri sağlıklı çocuğu olan annelerden yüksektir (p<0.05). Otizmli, mental retardasyonlu ve sağlıklı çocuk annelerinin algılanan sosyal destek düzeyleri arasında anlamlı bir fark bulunmamaktadır (p>0.05). Özel gereksinimli çocuk annelerinde bir işte çalışan annelerin çalışmayanlara göre sosyal destek düzeyleri yüksek iken tükenmişlik düzeyleri düşüktür (p<0.05).

Algılanan sosyal destekAnnelerEbeveynlik becerileri+7
Mehmet Altın
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Zihin engelli çocuğa sahip annelerin psikolojik iyi oluşlarının başa çıkma tarzları, aile gereksinimleri ve sosyal destek değişkenleriyle modellenmesi

Bu araştırmanın amacı, zihinsel engelli çocuğa sahip annelerin psikolojik iyi oluşlarını, stresle başa çıkma tutumları, aile gereksinimleri ve algılanan sosyal destek değişkenleriyle açıklamaya yönelik yapısal bir model geliştirmektir. Araştırma örneklemini İzmir ilinde yaşayan ve yaş aralığı 15-25 olan 365 zihinsel engelli çocuğun anneleri oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Psikolojik İyi Oluş Ölçeği (Diener ve diğ., 2010), Stresle Başa Çıkma Tarzları Ölçeği (Folkman ve Lazarus, 1985), Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği (Zimet ve diğ., 1988) ve Aile Gereksinimleri Belirleme Aracı (Bailey ve Simeonsson, 1988) kullanılmıştır. Yapılan yapısal eşitlik modeli analizinde, psikolojik iyi oluş ile problem odaklı baş etme ve algılanan sosyal desteğin pozitif yönde, duygu odaklı baş etme ve aile gereksinimlerinin ise negatif yönde ilişkili olduğu bulunmuştur. Buna ek olarak, algılanan sosyal desteğin, problem odaklı baş etme ve aile gereksinimleri değişkenleri ile psikolojik iyi oluş arasında aracılık rolü üstlendiği görülmüştür. Bulgular literatür temelinde tartışılmış ve hem uygulayıcılara hem de araştırmacılara yönelik bazı öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: psikolojik iyi oluş, başa çıkma tarzları, aile gereksinimleri, algılanan sosyal destek, yapısal eşitlik modellemesi.

Aile gereksinimleriAlgılanan sosyal destekAna-çocuk etkileşimi+7
Demet Vural Yüzbaşı
Ege University
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Hafif düzey zihinsel yetersizliği olan öğrencilere fen bilimleri dersinde "canlı-cansız" kavramının öğretiminde sabit bekleme süreli öğretim yönteminin etkililiğinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı hafif düzeyde zihinsel yetersizliği olan öğrencilere canlı-cansız kavramının öğretiminde Sabit Bekleme Süreli Öğretim Yöntemi'nin (SBSÖY) etkililiğini incelemektir. Çalışma, hafif düzey zihinsel yetersizlik tanısı almış olan beş ilkokul 3.sınıf öğrencisi ile eğitim ortamında gerçekleştirilmiştir. Araştırma tek denekli araştırma yöntemlerinden yoklama evreli çoklu yoklama modeli ile desenlenmiştir. Uygulama öncesinde, öğrenciler için etkili olan pekiştireçlerin belirlenmesi amacıyla ailelere "Pekiştireç Belirleme Listesi" verilmiş ve buradan elde edilen veriler doğrultusunda her bir öğrenci için pekiştireçler hazırlanmıştır. Öğretime başlanmadan önce öğrencilerin araştırma konusuyla ilgili performansları, araştırmacı tarafından hazırlanmış olan başlama düzeyi değerlendirme formları ile değerlendirilmiştir. Öğretim sırasında SBSÖY kullanılarak program sonrasında öğrencinin; "Resimli kartlarda canlı varlıkların resmini göster denildiğinde gösterir." "Canlı-cansız varlıklara doğru örnekler verir." becerilerini kazanması hedeflenmiştir. Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) ilkokul öğretim programında 3. sınıf Fen Bilimleri dersinde öğrencilerin gelişim düzeyleri göz önünde bulundurularak canlı-cansız kavramları temel düzeyde ele alınmıştır. Canlı kavramı insan, hayvan ve bitkiler; cansız kavramı eşyalar, taş vb. şeklinde örneklendirilmiştir. Öğretim sırasında önceden hazırlanan canlı ve cansız varlıkların resimlerinin olduğu kartlar kullanılmıştır. Öğretim, öğrencinin yetersizliğine uygun şekilde düzenlenmiş bir sınıf ortamında gerçekleştirilerek öğretim sonunda hedeflere ulaşılıp ulaşılmadığı hazırlanan değerlendirme formları ile tespit edilmiştir. Uygulama sonucunda elde edilen bulgular grafik analizi ile analiz edilmiştir. Araştırmanın sonucunda SBSÖY'nin ilkokul özel eğitim sınıfında yer alan hafif düzeyde zihinsel yetersizliği olan öğrencilerin canlı-cansız kavramının öğretiminde etkili olduğu görülmüştür.

Fen bilgisi dersiFen bilgisi eğitimiFen bilgisi öğretimi+6
Güneş Kaya
Ege University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Engelli öğretmenlerin öğretmenlik deneyimlerine ilişkin görüşlerinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, engelli öğretmenlerin öğretmenlik deneyimlerine ilişkin görüşlerini incelemektir. Araştırmada nitel araştırma desenlerinden biri olan olgu bilimi deseni kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunun belirlenmesinde amaçlı örnekleme yöntemlerinden birisi olan maksimum çeşitlilik örneklemesi kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, Aksaray ili merkez ilçesindeki resmi ilkokul, ortaokul ve liselerde görev yapmakta olan engelli öğretmenler arasından seçilen 15 engelli öğretmen oluşturmuştur. Araştırma verilerinin toplanmasında yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Araştırma verilerinin analizinde içerik analizi kullanılmıştır. Araştırmada engelli öğretmenlerin öğretmenlik mesleğini seçme nedenlerinde engellilik dışı faktörler ve engellilikten kaynaklanan faktörler olduğu belirlenmiştir. Engelli öğretmenlerin öğretmenlik mesleğine yönelik olumlu ve olumsuz duygularının ve düşüncelerinin olduğu belirlenmiştir. Engelli öğretmenlerin sınıf disiplini uygulamalarında çağdaş disiplin ve geleneksel disiplin anlayışı vurgulanmıştır. Engelli öğretmenlerin çoğunlukla zaman yönetimini sağlayabildikleri vurgulanırken zaman yönetiminde sorun yaşadıkları da ortaya konulmuştur. Çoğunlukla sınıfın fiziki koşullarının engelli öğretmenlik için uygun olduğu vurgulanmış olmakla birlikte engel durumuna göre sınıfın fiziki koşullarında ek düzenleme ihtiyacı duydukları ortaya konulmuştur. Engelli öğretmenlerin çoğunlukla geleneksel öğretim yöntem ve tekniklerini kullandığı belirlenirken çağdaş öğretim yöntem ve tekniklerini de kullandıkları ortaya konulmuştur. Engelli öğretmenlerin kullandıkları materyallerde çoğunlukla teknolojik materyalleri kullandıkları belirlenirken ders kitabının ve yardımcı kaynakların kullanıldığı da ortaya konulmuştur. Engel durumunun sınıf disiplinini, zaman yönetimini, öğretim yöntem ve tekniklerinin kullanımını ve seçimini, materyal kullanımını ve seçimini etkilediği belirlenmiştir. Engelli öğretmenlerin sınıf dışı eğitim-öğretim süreçleri olarak en fazla kulüp etkinlikleri gerçekleştirdikleri belirlenirken, branş kapsamında ve bunların dışında etkinlikleri de gerçekleştirdikleri ortaya konulmuştur. Bununla birlikte sınıf dışı eğitim öğretim etkinliklerinde engellilik kaynaklı sorunlar yaşadıkları belirlenmiştir. Engelli öğretmenlerin meslektaşlarıyla, velileriyle, öğrencileriyle ve yöneticileriyle olumlu ilişkileri olduğu belirlenmiştir. Ayrıca yöneticileriyle, öğrencileriyle ve meslektaşlarıyla sorunlar yaşadıkları belirlenmiştir. Engelli öğretmenlerin görev yaptıkları okulların fiziki koşullarının çoğunlukla engelli öğretmenlik için uygun olmadığını düşündükleri belirlenirken uygun olduğunu düşünenlerin de olduğu belirlenmiştir. Engelli öğretmenlerin etkili öğretmenlik yapabilmelerini sağlayacak koşullara ilişkin olarak çoğunlukla öğretmenlik mesleği ile ilgili koşulların belirtildiği, engelli öğretmenlik ve eğitim politikaları ile ilgili koşulların da vurgulandığı ortaya konulmuştur.

Bedensel engelli çocuklarBedensel engellilerGörme engelliler+2
Yasin Coşkun
Niğde Ömer Halisdemir Üniversity · Institute of Educational Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

İTO/AGSCÖ bilişsel stratejisine dayalı okuduğunu anlama becerileri öğretiminin zihinsel yetersizliği olan öğrencilerin okuma becerisine etkisinin incelenmesi

Okuma ve anlama becerilerinin, nitelikli bir şekilde geliştirilmesi ve zihinsel süreçlerde etkin olarak kullanılabilmesi için erken yaşlardan itibaren okuma ve okuduğunu anlama becerilerini geliştirecek stratejilere yönelik uygulamalı eğitimlere ihtiyaç vardır. Özellikle zihinsel yetersizliği olan öğrencilerin okuduklarını anlamada büyük zorluklar yaşadıkları bildirilmektedir. Bu araştırmada geliştirilen İTO/AGSCÖ (incele-tahmin et-oku (başlığı, soruları ve metni oku)-anahtar kelimelerin altını çiz-göz gezdir-soru sor-cevapla-özetle) bilişsel stratejilere dayalı okuduğunu anlama becerileri öğretiminin hafif düzey zihinsel yetersizliği olan öğrencilerin anlama becerisine etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Ayrıca öğrencilerin stratejileri farklı türdeki metinlere genelleyebilme ve okuduğunu anlama becerisine etkisi, strateji kullanımının öğretimden sonraki 2., 4. ve 6. hafta sürdürülebilmesindeki kalıcılığı ve okuduğunu anlama becerisinin sürdürülmesindeki kalıcılığına etkisi araştırılmıştır. Araştırma keşfedici sıralı karma yöntem modeli ile desenlenmiştir. Araştırma, özel eğitim ortaokulunda öğrenim gören, beşinci ve altıncı sınıf, hafif düzey zihin yetersizliği tanısı bulunan, üç öğrenci ve bu öğrencilerle çalışan altı öğretmen ile yürütülmüştür. Araştırmada nitel veriler toplanarak bu verilerden elde edilen sonuçlar, nicel araştırma boyutunda kullanıldığı desenden oluşturulmuştur. Araştırmada kullanılacak stratejilerin belirlenmesi amacıyla katılımcı olarak seçilen öğrencilerin öğretmenlerinin eğitimlerinde kullandıkları okuduğunu anlama stratejileri betimsel analiz tekniğiyle belirlenmiştir. Elde edilen nitel veri sonuçları ve literatürde yer alan bilişsel okuma stratejileri dikkate alınarak zihinsel yetersizliği olan öğrencilerin öğrenme özelliklerine göre uyarlanarak İTO/AGSCÖ stratejileri geliştirme sürecinde oluşturulan taslak form uzman görüşüne sunulmuştur. Özel eğitim alanında doktorasını tamamlamış iki uzmandan maddelerin uygunluğuna ilişkin görüş alınmış ve uzmanlar arası görüş uyumu iç tutarlılığı Cohen Kappa tekniği ile test edilmiştir. Elde edilen Kappa değerinin 0,84 (0,81-1,00 arası mükemmel uyum) olduğu görülmüştür. İTO/AGSCÖ stratejileri öğretiminin etkililiği, tek denekli araştırma desenlerinden katılımcılar arası yoklama denemeli çoklu yoklama modeli ile planlanmış ve etki büyüklüğü hesaplaması gerçekleştirmek için Örtüşmeyen Veri Yüzdesi analizi ve Tau-U analiz tekniği kullanılmıştır. Stratejilerin öğretimi açık anlatım yöntemiyle gerçekleştirilmiş ve her öğretim sonunda metne ilişkin sorulara verilen doğru cevap sayıları grafiğe işlenmiştir. Genelleme verileri ön test-son test modeliyle toplanmış ve veriler sütun grafiği üzerinde gösterilerek analiz edilmiştir. Araştırmada, katılımcıların metin okuma sürecinde strateji kullanımlarını değerlendirmek amacıyla, öğretim öncesi ve sonrası strateji kullanımlarına ilişkin toplanan veriler ve öğretimin sosyal geçerlik verileri betimsel analiz ile değerlendirilmiştir. Araştırmanın sonuçlarına göre; hafif düzey zihin yetersizliği olan öğrencilerin metin okuma sürecinde İTO/AGSCÖ stratejileri öğretimi, okuduğunu anlama becerisini geliştirmede etkili olduğu görülmüştür. Öğrencilerin farklı metin türlerini okuma sürecinde İTO/AGSCÖ stratejileri kullanımlarını genelleyebildikleri, farklı metin türlerini anlama becerilerinde etkili olduğu, strateji kullanımını öğretim sona erdikten sonraki izleme oturumlarında sürdürmelerinde ve okuduğunu anlama becerileri üzerinde kalıcı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Sosyal geçerlik verilerine göre öğrencilerin ve öğretmenlerin uygulamayı etkili ve uygulanabilir buldukları sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmanın son kısmında bulgular ilgili alanyazın çerçevesinde tartışılmış, araştırmalar ve uygulamalar için öneriler sunulmuştur.

Bilişüstü okuma stratejileriOkuma becerileriOkuma stratejileri+6
Aynur Tepe
Necmettin Erbakan University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

6-12 yaş orta- ağır zihinsel geriliği olan çocuklarda ses, ritim ve hareket uygulamaları

Bu araştırma, 6- 12 yaş orta- ağır zihinsel geriliği olan çocukların eğitiminde ses, ritim ve hareket uygulamalarını esas alarak 25 (yirmi beş) dersten oluşan bir model sunmayı amaçlamıştır. Bu dersler MEB tarafından Özel Eğitim ve Uygulama Okulları için hazırlanmış Müzik dersi müfredatına uygun bir biçimde yapılandırılmıştır. Araştırmanın güvenirliği 'Katılımlı- Katılımsız Gözleme Dayalı Nitel Değerlendirme Formları', 'Yapılandırılmamış Görüşme' ve 'Anket' verileri ile desteklenmiştir. Sonuç olarak, araştırma dâhilinde önerilen uygulamaların orta- ağır zihinsel geriliği olan çocukların bilişsel, duyuşsal ve psikomotor gelişimleri ile kişilik gelişimi ve dil ve konuşma sorunlarına fayda sağlayabileceği kaydedilmiştir.

Müzik dersiRitimSes+3
Şükran Başar
İstanbul Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

Zihinsel engelli çocuğu olan boşanmış annelerin boşanma sürecine ilişkin yaşantılarının incelenmesi

Araştırmanın amacı zihinsel engelli çocuğu olan boşanmış annelerin boşanma sürecindeki deneyimlerine ilişkin algılarının kendi bakış açılarıyla belirlenmesi; fiziksel, sosyal, bilişsel, duyuşsal, tinsel boyutlarıyla değerlendirilmesi; boşanmadan önce aile yaşamının incelenmesi, boşanma fikrinin oluşmasına ilişkin deneyimlerle birlikte boşanma sürecinde ve boşanma sonrasında yaşadıkları güçlüklerin ve geliştirdikleri başetme stratejilerinin keşfedilmesidir. Nitel desende fenomenolojik yaklaşımla gerçekleştirilen araştırmanın çalışma grubunu zihinsel engelli çocuğu olan, boşanmış, on sekiz yaşını doldurup on dokuz yaşından gün almış engelli olmayan 30 kadın oluşturmaktadır. Veriler yarı-yapılandırılmış görüşme formu aracılığıyla yarı yapılandırılmış derinlemesine görüşmelerde elde edilmiştir. Araştırmanın verileri MAXQDA 2020 nitel veri analiz programı kullanılarak analiz edilmiştir. Verilerin analizi sonucunda annelerin boşanma öncesi yaşantıları, annelerin boşanma sürecinde yaşantıları, annelerin boşanma sonrası yaşantıları olmak üzere üç tema ortaya çıkmıştır. Araştırmaya göre, zihinsel engelli çocuğu olan ailelerde duygusal yakınlığın olmaması, bakım yükünün fazla olması, cinsiyetçi iş bölümü, eşin psikolojik baskısı, eşin ilgisiz ve sorumsuz davranışları, şiddet ve maddi sorunlar eşlerin birbirleriyle ilişkilerini olumsuz etkilemektedir. Annenin kendini çocuğuna adaması, babanın çocuğun özel durumunu kabullenmemesi ve "evden kaçması", ilgisiz ve sorumsuz davranması, çocuğun eğitim ve tedavi süreçlerinde yaşanan anlaşmazlıklar, eşler arasındaki ilişkide kaynağını zihinsel engelli çocuktan alan sorunlardır. Çocuğun bakım yükü nedeniyle annenin çalışamaması, çocuğun engeli nedeniyle ortaya çıkan ek masraflar, babanın düzensiz gelir elde etmesi, para yönetimi ve harcamalar konusunda bilinçsiz davranışları ailenin ekonomik sorunlarını derinleştirmektedir. Annelerin yarısı depresyon, kaygı, anksiyete gibi psikiyatrik sorunlar yaşamışlardır. Babanın sorumsuz davranışları, ilgisizlik, aldatma, şiddet, evden ayrı yaşama, terk, alkol kullanımı, akrabaların aile içi ilişkilere karışması, ekonomik sorunlar, kıskançlık, fikir uyuşmazlıkları, suçlama, yabancılaşma, kumar, pornografi boşanmaya yol açan faktörlerdir. Boşanma birden fazla faktörün etkisiyle gerçekleşmektedir. Ailelerin yarısına yakını ergenlik çağında çocukları olan aileler döneminde boşanmıştır. Annenin zihinsel engelli çocuğunun iyilik halini ve gelişimini düşünmesi, yalnız bırakılması, suçlanması, çocuğunun engelli olma durumundan kaynaklanan sosyal ve ekonomik haklardan yararlanmak istemesi, babanın çocuğun zihinsel engelli olma durumunu kabullenememesi, zihinsel engelli çocuğu olduğu için evi terk etmesi, zihinsel engelli çocuğa yönelik şiddet uygulaması, sorumsuzluğu, hayal kırıklığı yaşaması boşanmada kaynağını zihinsel engelli çocuktan alan faktörlerdir. Zihinsel engelli çocuğun varlığı ailede boşanmayı geciktirici bir faktördür. Bakım veren olarak anne kendini ihmal etmekte, baba ise çocuğuna yabancılaşmaktadır. Anneler boşandıktan sonra daha çok olumlu duygular yaşamakta, kendilerini genellikle mutlu, huzurlu, özgür, gururlu, rahat, memnun ve değerli hissetmektedirler.

Boşanmış ailelerParçalanmış ailelerPsikososyal faktörler+3
Serdarhan Duru
Ankara University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Zihinsel yetersizliği olan çocukların ebeveynlerinde bakım verme yükü ve ilişkili etmenlerin belirlenmesi

Zihinsel yetersizlik; gelişimsel evre boyunca başlayan, zihinsel işlevlerde kısıtlılığa neden olan nörogelişimsel bir bozukluktur. Zihinsel yetersizliği olan çocukların aileleri yakınlarının kronik ve geri dönüşsüz olan bu durumdan etkilenirler. Kronik tıbbi ve psikiyatrik hastalıklarda bakım verme yükünü değerlendiren çok sayıda araştırma olsa da kronik seyirli ve yaşam boyu bakım gereksiniminin olduğu Zihinsel Yetersizlik (ZY) ile ilgili veriler kısıtlıdır. Bu çalışmada ZY tanılı çocuk ve ergenlerin bakım verenlerinde bakım verme yükünü, depresyon düzeylerini ve sosyal uyumlarını değerlendirmek, bu değişkenlere etki eden etmenleri incelemek amaçlanmıştır. Araştırma örneklemini, Pamukkale Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları polikliniklerine başvuran 6-17 yaş arasındaki ZY tanılı çocuklar oluşturmaktadır. Araştırmaya 90 olgu ve primer bakım veren ebeveyni dahil edilmiş, ebeveynlerden Zarit Bakım Yükü Ölçeği, Sosyal Uyum Kendini Değerlendirme Ölçeği ve Beck Depresyon Ölçeğini doldurmaları istenmiştir. Ayrıca, komorbid tanıların belirlenmesi amacıyla Okul Çağı Çocukları için Duygulanım Bozuklukları ve Şizofreni Görüşme Çizelgesi– Şimdi ve Yaşam Boyu Şekli-DSM-5 Kasım 2016- Türkçe Uyarlaması (ÇDŞG-ŞY-DSM-5-T) uygulanmıştır. Sosyodemografik özellikleri kapsayan bilgi formu ebeveynle yüz yüze görüşme yöntemiyle araştırmacı tarafından doldurulmuştur. Çalışmamızın sonucunda, ZY tanılı çocuklarının çoğunun ağır olmayan ZY tanısına sahip olduğu ve ZY şiddetinin bakım yüküne, depresyon düzeyine ve sosyal uyuma etki etmediği saptanmıştır. Çocuk ve ergenlerin yaşları ile sosyal uyum arasında aynı yönde ilişki saptanmıştır. Komorbid psikiyatrik tanı sayısı ile bakım verme yükü ve depresyon düzeyi arasında ilişki olduğu belirlenmiştir. Komorbid DB ve/veya KOKGB varlığı bakım verme yükünde ve depresif semptomlarda artış ve sosyal uyumda bozulmayla ilişkilidir. İlaç kullanan olguların bakım verenlerinde kullanmayanlara göre bakım vermenin zorlaştığı, depresif semptomların arttığı ve sosyal uyumlarının bozulduğu saptanmıştır. Antipsikotik kullanımı ile bakım verme yükü ve depresyon düzeyi artışı, antiepileptik kullanımı ile sadece bakım verme yükü artışı ilişkili bulunmuştur. Sosyal Uyum Kendini Değerlendirme Ölçeği ile Beck Depresyon ve Bakım Verme Yükü ölçek puanları arasında ters yönde ilişki olduğu, Beck Depresyon ölçeği ile Bakım Verme Yükü arasında aynı yönde ilişki olduğu saptanmıştır. Sonuç olarak, çalışmamız ZY tanılı çocuk ve ergenlerin bakım verenlerinde bakım verme yükü, depresyon düzeyi ve sosyal uyumun değerlendirilmesi açısından önemlidir. Bakım veren ve hasta sağlığı açısından, ZY tanısı sonrasında bakım verenlerin ihtiyaçlarının belirlenmesi, ruhsal olarak desteklenmesi, komorbid hastalıkların tedavi edilmesi yararlı olabilir. Anahtar Kelimeler: Zihinsel Yetersizlik, bakım verme yükü, sosyal uyum, depresyon

AileAna-babaBakım verenler+6
Yasemin Türkoğlu
Pamukkale University
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Zihinsel engelli çocukların kaynaştırma eğitiminde karşılaştıkları sorunların ve aile gereksinimlerinin sosyal hizmet perspektifinden değerlendirilmesi

Bu araştırma, hafif dereceli zihinsel engelli çocukların kaynaştırma eğitimi sürecinde karşılaştıkları sorunlar ve aile gereksinimlerinin belirlenerek sosyal hizmet perspektifinden değerlendirilmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmada veriler, Ankara'da en az 10 yıldır hizmet veren ve sosyal hizmet uzmanları tarafından işletilen 11 özel eğitim ve rehabilitasyon merkezine devam eden 96 hafif dereceli zihinsel engelli çocuğun anne ve babaları ile 2 Mart – 23 Mayıs 2015 tarihleri arasında görüşerek toplanmıştır. Araştırma kapsamında görüşülen anne babaların çoğunluğu ilk ve orta dereceli okul mezunudur. Annelerin tamamına yakını ev hanımıdır. Babaların büyük çoğunluğu da işçi ve memur olarak çalışmaktadır. Bu nedenle sosyal yardımlardan yararlanan ailelerin sayısı oldukça düşüktür. Araştırmada, anne babaların çoğunluğunun kaynaştırma eğitimi ile ilgili yeterli bilgiye sahip olmadıkları saptanmıştır. Kaynaştırmaya devam eden çocukların sadece %60.4'üne bireyselleştirilmiş eğitim programı (BEP) hazırlanırken ailelerin yarıya yakınının bu sürece katılmadıkları belirlenmiştir. Araştırmada, ailelerin yarıdan fazlasının, çocuklarının tedavisi, özel eğitimi ve bakımı için maddi yardıma gereksinim duydukları bulunmuştur. Ebeveynlerin yaş, çocuğun eğitim haklarıyla ilgili bilgilendirilme, okul öncesi dönemde eğitim alma, çocuğa BEP hazırlanma, ailenin BEP sürecine katılımı, çocuğun BEP'den yararlanması ve sınıf öğretmeniyle işbirliği yapılması gibi değişkenler ile anne babaların bilgi gereksinimi alt ölçeği puan ortalamaları arasında da anlamlı bir fark belirlenmemiştir. Sonuç olarak, özel gereksinimli çocukların ve ailelerinin psikososyal sorunlarının ekip çalışması anlayışıyla daha iyi ele alınabilmesi için özel eğitim kurumlarında ve okullarda sosyal hizmet uzmanlarının istihdam edilmesinin yararlı olacağı önerilebilir.

Engelli kişilerKaynaştırma eğitimiSosyal hizmetler+3
Hakan Taşdemir
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Ankara eğitilebilir çocuklar iş okulu öğrencilerinin iş eğitimine yönelik tutumları

Zihinsel engelliler f zihinsel işlevlerdeki gerilik nedeniyle normal eğitim olanaklarından çocuklardır. Günümüzde bu çocuklara okulöncesi, ilkokul, ilkokul sonrası eğitim düzenlemeleriyle eğitim olanağı sağlanmaktadır. îlkokul sonrası eğitim Eğitilebilir Çocuklar iş Okulları şeklinde düzenlenmektedir. Bu okullarda eğitilebilir geri zekalılara yönelik iş eğitimi programları uygulanmaktadır. Bu araştırmada Eğitilebilir Çocuklar îş Okulu' na devam eden öğrencilerin iş eğitimine yönelik tutumları ve bu tutumlarının bazı değişkenlere göre farklılaşıp farklılaşmadığı belirlenmeye çalışılmıştır. Durum saptama niteliğinde olan araştırma, Ankara Eğitilebilir Çocuklar îş Okulu hazırlık sınıfı öğrencileri ve geliştirilen tutum ölçeği ile sınırlanmıştır. Araştırmanın başlıca bulguları şunlardır; 1. Eğitilebilir Çocuklar îş Okulu 'na devam eden öğrencilerin okula, pekiştireçlere ve öğretim tekniklerine yönelik tutumları olumludur. Atelyelere yönelik, iş. çalışması sırasındaki ve okul içindeki tutumları kararsızdır. 2. öğrencilerin iş eğitimine yönelik tutumları; zeka bölümlerine, takvim yaşlarına ve cinsiyetlerine göre fark- lılaşmamaktadır. 3.öğrencilerin ev ekonomisi dersinde yaptıkları iş lerdeki iş performansları iyi düzeyde, ağaçişleri dersinde yaptıkları işlerdeki iş performansları orta düzeydedir. 4. Öğrencilerin iş eğitimine yönelik tutumları ile ev ekonomisi iş performans düzeyleri arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Öğrencilerin iş eğitimine yönelik tutumları ile ağaçişleri iş performans düzeyleri arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır.

Zihinsel engelli çocuklarÇocuklar
Atilla Cavkaytar
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1990
00
DoctorateOpen AccessTR

Zihinsel engelli çocukların doğal sayıları gerçek nesneleri kullanarak eşleme, resimleri işaret ederek gösterme, rakamlar gösterildiğinde söyleme becerilerinin gerçekleştirilmesinde bireyselleştirilmiş öğretim materyalinin basamaklandırılmış yöntemle sunulmasının etkililiği

ÖZET Bu araştırma, Sayı öncesi Kavramlar ölçü Aracı'ndaki önkoşul davranışları yerine getiren zihinsel engelli öğrencilerin, 1-2-3-4-5-6-7-8-9-10 doğal sayılarında, Doğal Sayı Ölçü Araçlarfnda belirlenen performans düzeylerine göre hazırlanan "Bireyselleştirilmiş Doğal Sayı öğretim Materyali'nin Basamaklandırılmış Yöntemle Sunulmasrnın, bu sayıların gerçek nesnelerle eşleme, resimlerle eşleme, sayı sembolleri gösterildiğinde söyleme basamakları ile ilgili alt amaçların gerçekleştirilmesinde ve öğrencilerde gerçekleşen alt amaçların sürekliliğinde, geleneksel yönteme göre etkililiğini belirlemeyi amaçlamaktadır. Araştırmanın deseni iek-denek deneysel desenlerinden dönüşümlü sağaltımlar desenidir. Araştırmanın deneklerini 1991-1992 öğretim yılında Anadolu Üniversitesi Eğitim Fakültesi Zihinsel Engelliler Eğitim ve Araştırma Birimi'nde grup eğitimine devam eden öğrencilerden Sayı Öncesi Kavramlar Ölçü Aracı'ndaki gerçek nesnelere göre çok, az ile ritmik sayma ön koşul davranışlarını yerine getiren 8 zihin engelli öğrenciden 6'sı oluşturmaktadır. Deney ve değerlendirme süreçlerinde araştırma verilerinin toplanabilmesi için "Doğal Sayı Ölçü Araçları" geliştirilmiştir. Her bir sayı için hazırlanan "Doğal Sayı Ölçü ûrorı " b:r.bir'me dpy?'- " Doğal Sayıları Gerçek Nesneleri Kullanarak F^lem» ölçü Aracı", "Doğal Sayıları Resimli Kartlardan Yararlanarak Eşleme Ölçü Aracı", "Sayı Sembolleri Gösterildiğinde ya da Söylendiğinde Söyleme Ölçü Aracı" olmak üzere üç araçtan oluşmaktadır. Doğal Sayı Ölçü Araçları ele alınan sayının öğretim öncesi, öğretim sonunda ve izleme aşamasında olmak üzere üç ayrı oturumda uygulanmıştır. 1 ve 10 arasındaki doğal sayılar, öğrencilerin herbirine "Basamaklandırılmış Yöntemle Sunulan Bireyselleştirilmiş Sayı Öğretim Materyali" ve "Geleneksel Yöntemle Sunulan Sayı Öğretim Materyali" ile dönüşümlü olarak sunulmuştur. Doğal sayı öğretimine, üç öğrenciye "Basamaklandırılmış Yöntemle Sunulan Bireyselleştirilmiş Sayı Öğretim Materyali" iie başlanırken, diğer üç öğrenciye de "Geleneksel Yöntemle Sunulan Sayı Öğretim Materyali" ile başianmış ve izleyen sayının öğretiminde materyaller değiştirilerek sunulmuştur.Araştırmada elde edilen verilerin analizinde grafiksel analiz kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen verilerin görsel incelenmesinde öğretim öncesindeki performans düzeyinin, öğretim sonrasındaki değişiklikleri ve bu değişikliklerin izleme aşamalarında devamlılılğına bakılmıştır. Araştırmada elde edilen başlıca bulgular şunlardır: Zihinsel engelli öğrencilerin her birinde 1-2-3-4-5-6-7-8-9-10 sayılarının gerçek nesnelerle eşleme, resimlerle eşleme, semboller gösterildiğinde söyleme basamaklarının alt amaçlarının gerçekleştirilmesinde "Basamaklandırılmış Yöntemle Sunulan Bireyselleştirilmiş Doğal Sayı Öğretim Materyallerinin, "Geleneksel Yöntemle Sunulan Sayı Öğretim Materyallerinden daha etkili olduğu izlenimini vermektedir. "Basamaklandırılmış Yöntemle Sunulan Bireyselleştirilmiş Sayı Öğretim Materyali" 1-10 arasındaki sayıların herbirinin gerçek nesnelerle ve resimlerle eşleme, semboller gösterildiğinde söyleme basamaklarındaki ali amaçların öğretiminde etkili olduğu bulunmuştur. "Geleneksel Yöntemle Sunulan Sayı Öğretim Materyali" 1-10 arasındaki sayıların herbirinin gerçek nesnelerle eşleme basamağında alt amaçların öğretiminde nisbeten etkili olurken, resimlerle eşleme ve sayı sembolleri gösterildiğinde söyleme basamaklarında alt amaçların öğretiminde etkili olmadığı izlenimini vermektedir. "Easamaklanrîtrîlrnış Ycntem-p ?unulan Bireyselleştirilmiş Sayı Öğretir-; Materyali" ile yapılan öğretim sonucu sayıların gerçek nesnelerle eşleme, resimlerle eşleme, semboller gösterildiğinde söyleme basamaklarının alt amaçlarında oluşan değişikliklerin bir hafta ile beş aylık bir aradan sonrada artarak devam etmektedir. "Geleneksel Yöntemle Sunulan Sayı Öğretim Materyali" ile yapılan öğretim sonucu sayıların gerçek nesnelerle eşleme, resimlerle eşleme, semboller gösterildiğinde söyleme basamaklarının alt amaçlarında oluşan değişikliklerin bir hafta ile beş aylık bir aradan sonrada gerçek nesnelerle eşleme basamağında daha çok.resimlerle eşleme ve sayı sembolleri gösterildiğinde söyleme basamağında ise nisbeten artarak devam etmektedir.SUMMARY In this research, it was aimed to determine, in terms of implementation and constancy of the subaims in the phases of matching the numbers with real objects, with pictures and of telling when the number-symbols are shown, whether the presentation of "Individualized Cardinal Number Teaching Material through Graded Method" to the mentally retarded students, who fulfilled the preconditions in the Prenumber Concept Measurement Device regarding the numbers 1-2-3-4-5-6- 7-8-9-10, was more effective in comparison with Traditional Method. The design of the research is the Alternating Treatment Design which is one of the Single-Subjet Designs six out of eight students, who were attending group-training at the Unit for Research and Education of the Mentally Retarded at the Education Faculty of Anadolu University in the academic year 1991-1992 and who fulfilled many, few and rhythmic counting preconditions in Prenumber Concept Measurement Devices constituted the subjets of the research. During egperiment and evaluation, "Cardinal Number Measurement Devices" were developed in order to collect data. "Cardinal Number Measurement Device" prepared for each single number consisted of three dependent (on one another) devices: "Measurement Device for Matching the "Cardinal lumbers with Real Objects", "Measurement Device for Matching the Cardinal Numbers with Pictures" and "Measurement Device for Telling when Number-Symbols are Shown" Cardinal Number Measurement Devices were applied in three different sesssions: Before teaching, after teaching and during the observation phase. Numbers between 1 and 10 were presented to each of the subjects in turns, in "Individualized Number Teaching Material Presented through Graded Method" and in "Number Teaching Material Presented through Traditional Method". Three students started learning cardinal numbers through "individualized Number Taeching Material Presented through Graded Method" whereas the other three subjects stared being taught through "Number Teaching Material Presented through Traditional Method". In teaching the folowing numbers, the materials were presented interchangeably.

Basamaklı öğretim yöntemiMatematik öğretimiSayı öğretim materyali+2
Oğuz Gürsel
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1993
00
Master'sOpen AccessTR

Zihin engelli çocuklara yemek yeme becerilerinin kazandırılmasında fiziksel yardıma, model olmaya ve sözel yönergeye dayalı bireyselleştirilmiş öğretim materyalinin etkinliği

Yemek yeme becerisiZihinsel engelli çocuklar
Arzu Özen
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1995
00

Related subjects