Autistic disorder
249 theses under this subject heading
Samsun ili Atakum ilçesi Ömürevleri ve Cağaloğlu Aile Sağlığı Merkezlerine kayıtlı 18‐36 aylık çocuğu olan ebeveynlerin otizm spektrum bozukluğu hakkındaki bilgi düzeyleri ve farkındalıkları
Giriş ve Amaç: Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB) sosyal iletişim ve sosyal etkileşimdeki eksikliklerin yanı sıra kısıtlı, tekrarlayan davranış, ilgi veya etkinlik kalıplarıyla karakterize, yaşam boyu süren bir nörogelişimsel bozukluktur. OSB'nin yaygınlığını saptayabilmek için verilerin doğru raporlanması esastır. Bu nedenle Amerikan Pediatri Akademisi, pediatrik sağlık hizmeti sağlayıcılarının, geçerli ve güvenilir bir tarama aracı kullanarak 18 ve 24 aylık dönemlerde otizm taraması yapılmasını önermektedir. Bu çalışmada 18-36 aylık çocuğu olan ebeveynlerde OSB hakkında bilgi ve farkındalık düzeyinin ve bunların bireysel faktörlerle ilişkisinin incelenmesini amaçladık. Materyal ve Metod: Araştırma Samsun ilinde Ömürevleri ve Cağaloğlu Aile Sağlığı Merkezlerinde 01.08. 2022– 31.01.2023 tarihleri arasında 18-36 aylık çocuk sahibi 354 ebeveyn ile gerçekleştirildi. Anket katılımcıların sosyo-demografik özellikleri, ebeveynlerin otizm spektrum bozukluğu hakkındaki bilinç düzeyi; çocukta olmasının otizmden şüphelenilmesi ve otizmin nedenleri, tanısı ve tedavisi hakkındaki düşünceler ile ilgili M-CHAT ölçeğinden uyarlanan sorulardan oluşturularak katılımcılara yüzyüze uygulandı. Tüm istatistiksel analizler Statistical Package for Social Sciences versiyon 22.0 yazılımı kullanılarak yapılmıştır. Verilerin normal dağılıma uygunluğunu değerlendirmek için analitik yöntemler (Kolmogorov-Smirnov / Shapiro-Wilk'un testi) kullanılmıştır. Farklı gruplardaki oranları karşılaştırmak için uygun olan yerlerde Ki-kare testi (Fisher, Contunity ve Pearson) kullanıldı. Bulgular: Örneklemimiz 231 (%65,3)'i kadınlardan; 123 (%34,7)'ü erkeklerden oluşmaktaydı ve yaş ortalaması 34,9±5,66'ydı. Ebeveynlerin tamamına yakının (%99,2) daha önceden otizm diye bir hastalığı duyduğunu, %20,9'unun ise çevresinde otizmli bir birey olduğu belirlendi. Katılımcıların %68,9'unun tanının deneyimli uzman tarafından klinik görüşme ve gözlem ile konulduğunu ve %81,6'sının çocuğun konuşması geciktiğinde hemen doktora başvuracaklarını ifade etmişlerdir. Ayrıca OSB'yi daha önceden duymuş olmasına rağmen en önemli bilgi kaynağının sosyal medya olduğu (%28,5), bilgi kaynağı olarak doktorların sadece %19,2 olduğu belirlenmiştir. Bir çocuğun iki kelimelik cümle kullanma yaşına 2 yaşına geldiğinde şeklinde doğru cevap verenlerde lise ve üniversite mezunu ebeveynlerin oranı artmışken, yanlış cevap verenlerde ilkokul ve ortaokul mezunlarının oranı anlamlı derecede yüksekti (p=0,002).M-CHAT sorularına doğru yanıt verme puanlaması incelendiğinde; ilkokul mezunları ile diğer eğitim düzeyinde olanlar arasındave işçi olanlar ile diğer meslek grupları arasında istatistiksel olarak farklılık olduğu saptandı (sırasıyla; p=0,010; p=0,006). Sonuç: Birinci basamakta erken tanı alma şansı olan çocuklar hızlı bir şekilde deneyimli uzmana yönlendirilerek erken müdahale şansı kazanabilirler. Buradaki başarı hem birinci basamaktaki sağlık çalışanlarının hem de çocukların ebeveynlerinin OSB hakkındaki bilgi, tutum ve davranışlarına ne kadar hâkim olduklarına bağlıdır. Anahtar Kelimeler: Otizm Spektrum Bozukluğu, Otizm, Farkındalık, Aile Sağlığı Merkezi, Aile Hekimi
Otizm özellikleri gösteren ve göstermeyen dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu tanılı çocuk ve ergenlerin duygu düzenleme, yaşam kalitesi ve klinik özellikler bakımından karşılaştırılması
Bu çalışmada Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) tanısı konan çocuk ve ergenlerden otizm özellikleri gösterenlerin bu özelliği göstermeyenlere göre; duygu düzenleme becerileri, klinik özellikleri, yaşam kaliteleri ve işlevsellik düzeyi bakımından farklı bir grubu temsil edebileceğinin gösterilmesi amaçlanmıştır. Çalışmada nörolojik ve/veya işlevselliği bozabilecek seviyede ciddi bir kronik hastalığı olmayan, Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB), anlıksal yetersizlik, şizofreni açılımı kapsamında bozukluklar, iki uçlu duygudurum bozukluğu tanılarından herhangi birini karşılamayan, 8-16 yaş aralığındaki DEHB tanılı katılımcılardan otizm özellikleri gösteren grupta 50 katılımcı ve otizm özellikleri göstermeyen grupta ise 64 katılımcı bulunmaktadır. Psikopatolojileri saptamak amacıyla Okul Çağı Çocukları için Duygulanım Bozuklukları ve Şizofreni Görüşme Çizelgesi-Şimdi ve Yaşam Boyu Şekli (ÇDŞG-ŞY-T) kullanılarak yarı yapılandırılmış klinik görüşme yapılmıştır. Otizm özelliklerini belirlemek amacıyla ebeveynlerin doldurduğu Sosyal Cevaplılık Ölçeği (SCÖ) kullanılmıştır. Sosyoekonomik-sosyokültürel düzey, Hollingshead-Redlich ölçeği ile sınıflanmıştır. Katılımcılar duygu düzenleme becerisi, klinik özellikler, yaşam kalitesi ve işlevsellik düzeyi bakımından çocukların doldurduğu Çocuklar İçin Anksiyete Duyarlılık İndeksi (CADİ), Duygusal Reaktivite İndeksi (DRİ), Çocuklar İçin Yaşam Kalitesi Ölçeği (ÇİYKÖ)- Çocuk / Ergen Formu ve ebeveynlerin doldurduğu Güçler ve Güçlükler Anketi (GGA), Duygusal Reaktivite İndeksi- Aile Formu (DRİ-A), Weiss İşlevsellikte Bozulma Ölçeği (WİBÖ)-Ebeveyn Formu, Çocuklar İçin Yaşam Kalitesi Ölçeği (ÇİYKÖ)-Ebeveyn Formu, Aile Değerlendirme Ölçeği (ADÖ) ile değerlendirilmiştir. Çalışmada DEHB tanılı çocuklardan otizm özellikleri gösterenlerin, göstermeyenlere göre anlamlı düzeyde daha yüksek irritabilite düzeyi ve daha fazla ayrılık anksiyetesi eş tanısı olduğu, psikososyal yaşam kalitesinin ve sosyal işlevselliğinin anlamlı düzeyde daha fazla bozulduğu, güncel olarak bildirilen dil-konuşma becerilerinin anlamlı düzeyde daha zayıf olduğu bulunmuştur.
Otizm spektrum bozukluğu'nda bir immün fenotip: kan-beyin ve bağırsak bariyeri proteinlerine karşı otoimmünite ve otistik belirtilerle ilişkisi
Otizm spektrum bozukluğu (OSB), kısıtlı ilgi alanı, tekrarlayan davranışlar ve sosyal iletişimdeki bozukluklarla karakterize nörogelişimsel bir bozukluktur. Yüksek prevalansına rağmen, etiyopatogenezi tam olarak anlaşılamamıştır. Genetik değişiklikler, gastrointestinal anormallikler ve bağışıklık sistemi yanıtları ile ilişkili durumların, OSB'nin patofizyolojisinde rolü olduğu düşünülmektedir. Çalışmamızda temel olarak OSB'de otoimmün etkenlere bağlı klinik fenotiplerin araştırılması amaçlanmıştır. Bu amaçla çalışmaya 4-10 yaş arası 41 OSB tanılı çocuk ile, yaş ve cinsiyet açısından eşlenmiş 24 sağlıklı çocuk dahil edilmiştir. Tüm katılımcılara klinisyen tarafından Okul Çağı Çocukları için Duygulanım Bozuklukları ve Şizofreni Görüşme Çizelgesi- Şimdi ve Yaşam Boyu Şekli- DSM-5 Türkçe Uyarlaması (ÇDŞG-ŞY-DSM-5-T), Çocukluk Otizm Derecelendirme Ölçeği (ÇODÖ), Pediatrik Gastrointestinal Semptomlar Anketi Roma III Versiyon (QPGS-RIII) ve Bristol Dışkı Skalası uygulanmıştır. Ebeveynlerden Sorun Davranış Kontrol Listesi (SDKL), Otizm Davranış Kontrol Listesi (ODKL), Yenilenmiş Conners Ana-Baba Derecelendirme Ölçeği Kısa Türkçe Formu (CADÖ-YK) ve Sosyal Cevaplılık Ölçeği (SCÖ) doldurmaları istenmiştir. Serum örneklerinde anti-klaudin-5 ve anti-β-katenin IgG otoantikor konsantrasyonları ölçülmüştür. Ayrıca her iki otoantikor için, tüm örneklerin analiz edilebilmesi amacıyla, standardize ELISA indeks değerleri hesaplanmıştır. OSB ve kontrol grubunda, anti-klaudin-5 ve anti-β-katenin IgG otoantikor konsantrasyon ve ELISA indeks değerleri karşılaştırılmıştır. OSB grubunda otoantikor ELISA indeks değerleri ile ölçek puanları arasındaki ilişki analiz edilmiştir. Ek olarak OSB grubunda en az bir GİS belirtisi olan (GİS+) ve GİS belirtisi olmayanlarda (GİS-) otoantikor konsantrasyonları, ELISA indeks değerleri ve ölçek puanları karşılaştırılmıştır. Değişkenleri klinik olarak daha homojen alt gruplarda değerlendirebilmek için OSB grubu; stereotipik davranış ve tekdüzelikte ısrar (SD-TI), duyusal hipo/hipersensitivite (DH/H), sosyal ilişki/iletişim becerileri (Sİ/İ), DEHB belirtileri açısından yüksek ve düşük düzeyde semptom gösteren alt kümelere ayrılmış, bu alt kümelerde otoantikor konsantrasyonu, ELISA indeks düzeyleri karşılaştırılmıştır. Son olarak OSB grubu otoantikor ELISA indeksleri açısından yüksek ve düşük olan alt kümelere ayrılmış, iki grup arasında ölçek puanları karşılaştırılmıştır. Çalışma sonucunda OSB grubunda gaz şikayetleri (GŞ) oranı, GİS+ oranı, anti-klaudin-5 IgG otoantikor konsantrasyonu ve ELISA indeksi düzeyi kontrol grubuna göre istatistiksel açıdan anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur. Anti-β-katenin IgG otoantikor konsantrasyonu ve ELISA indeksi açısından gruplar arasında istatiksel açıdan anlamlılığa yaklaşmasına karşın fark tespit edilmemiştir. OSB grubunda GİS+ olanların, GİS- gruba göre OSB şiddetinin daha düşük olduğu gözlenmiştir. Anti-β-katenin IgG ELISA indeksinin, SDKL uyuşukluk; ODKL beden-nesne kullanımı, dil becerileri, sosyal-özbakım; SCÖ sosyal biliş alt ölçeği ve SCÖ toplam puanı ile negatif ilişkisinin olduğu belirlenmiştir. OSB grubunda GİS+ ve GİS- gruplar arasında otoantikor konsantrasyon ve ELISA indeks düzeyleri açısından bir fark gözlenmemiştir. OSB grubunda kümeleme analizi ile oluşturulan SH-TI yüksek olan alt grupta anti-β-katenin IgG ELISA indeksi anlamlı düzeyde düşük gözlenmiştir. Anti-β-katenin IgG otoantikor ELISA indeksi yüksek alt grupta; ODKL beden-nesne kullanımı ve dil becerileri alt ölçek puanları anlamlı düzeyde düşük tespit edilmiştir. Anti-klaudin-5 IgG ELISA indeks alt grupları arasında ölçek puanları açısından anlamlı fark bulunmamıştır. Çalışmamız, OSB'de anti-klaudin-5 ve anti-β-katenin IgG otoantikorlarını inceleyen bilgimiz dahilindeki ilk çalışmadır. Sonuç olarak OSB'li hastalarda hastalık fenotipinden bağımsız olarak anti-klaudin-5 IgG otoantikor konsantrasyonu ve ELISA indeksi kontrol grubuna göre yüksek bulunmuştur. Anti-β-katenin IgG otoantikor konsantrasyonu ve ELISA indeksi için iki grup arası fark anlamlılık düzeyine yaklaşmıştır. SH-TI yüksek olan OSB alt grubunda anti-β-katenin IgG ELISA indeksinin anlamlı düzeyde düşük olması ve anti-β-katenin IgG ELISA indeksi yüksek olan grupta ODKL beden nesne kullanımı, dil becerileri alt ölçek puanlarının düşük bulunması, OSB'de otoimmün etkenle ilişkili daha hafif klinik fenotipe sahip bir alt grubun olabileceğini düşündürmektedir. Konu ile ilgili daha büyük örneklemli ileri çalışmalara ihtiyaç vardır.
Okul öncesi aktivite kartı sıralaması ölçeğinin otizm tanılı çocuklarda Türkçe uyarlaması, geçerlilik ve güvenilirliği
Bu çalışmada, erken çocukluk döneminde aktivite katılımını ölçmek için kullanılan Okul Öncesi Aktivite Kartı Sıralaması Ölçeği' nin (OAKS) Türkçe kültürel adaptasyonu yapılarak, ölçeğin Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB) tanısı almış çocuklarda geçerliliği ve güvenilirliği incelemesi amaçlanmıştır. Çalışmaya 3-6 yaş aralığında, 70 OSB' li çocuğu olan ebeveyn (çalışma grubu) ile 27 normal gelişim gösteren çocuğu olan ebeveynler (kontrol grubu) dahil edilmiştir. OAKS ölçeğinin Türkçe' ye adaptasyon sürecinde Dünya Sağlık Örgütü'nün belirlemiş olduğu prosedür uygulanmıştır. Ölçek bir hafta arayla tüm ebeveynlere tekrar uygulanmıştır. OAKS ölçeğinin geçerlilik analizlerinde yapı geçerliliği; güvenilirlik analizlerinde ise iç tutarlılık, test-tekrar test yöntemleri kullanılmıştır. OAKS ölçeğinin yapı geçerliliği bilinen gruplar karşılaştırması sonuçlarında; ölçeğin bütün alt alanlarında kontrol grubunun, çalışma grubundan daha yüksek puanlar aldığı bulunmuştur (p<0,01). Eşzamanlı geçerlilik analizlerinde ev işleri, eğitim, serbest zaman (yüksek fiziksel gereksinim) alt alanları hariç, tüm alt alanlarda KAPÖ ile OAKS ölçeği arasında istatistiksel olarak anlamlı korelasyon bulunmuştur. İç tutarlılık kat sayısı (Cronbach Alpha's =0,94) mükemmel düzeyde güvenilir olduğu bulunmuştur. Ölçeğin zamana göre değişmezlik ICC katsayıları; kendine bakım (ICC=0,98), toplumsal mobilite (ICC=0,98), serbest zaman (düşük fiziksel gereksinim) (ICC=0,94), sosyal etkileşim (ICC=0,94), ev işleri (ICC=0,95), eğitim (ICC=97) alt alanlarında mükemmel düzeyde güvenilirlik bulunurken; serbest zaman (yüksek fiziksel gereksinim) (ICC=0,85) alt alanı için iyi düzeyde güvenilirlik bulunmuştur. Sonuç olarak, OAKS ölçeğinin Türkçe versiyonu OSB tanılı çocuklarda aktivite katılımını değerlendirmek için geçerli ve güvenilir bir ölçek olarak bulunmuştur.
Otizm spektrum bozukluğu olan çocuğa sahip ebeveynler için psikolojik sağlamlık ölçeği'nin geliştirilmesi, geçerliliği ve güvenilirliği
Bu çalışmanın amacı, otizmli çocukların ebeveynlerinin psikolojik sağlamlık düzeyini incelemek için geçerli ve güvenilir bir ölçek geliştirmektir. Ölçülecek özelliklerin ve kavramsal yapının belirlemesi için literatürde yer alan psikolojik sağlamlık ile ilgili ölçekler ve psikolojik sağlamlık modelleri incelendi. Kapsam geçerliliğinin belirlenmesi için 9 uzmana Davis tekniğine göre uyarlanmış kapsam geçerlik formu iki kez uygulandı. Kapsam geçerliliği sonrasında oluşturulan taslak formuna pilot çalışma uygulandıktan sonra yeniden düzenlenen form 0-18 yaş arası otizm tanısına sahip çocukların ebeveynlerine uygulandı (n=556). 139 ebeveyne iki hafta sonra tekrar test uygulandı. Madde analizi ile ölçeğin iç tutarlığı değerlendirildi. Ölçeğin yapı geçerliğini incelemek için açımlayıcı faktör analizi ve doğrulayıcı faktör analizi teknikleri kullanıldı. Ölçeğin kapsam geçerlik indeksi 0,954 bulundu. Faktör analizi sonucu, 19 maddeden oluşan ölçeğin, toplam varyansın %53,88'sini açıklayan 5 faktörlü bir yapı gösterdiği görüldü. Doğrulayıcı faktör analizinde ise faktör birleştirme tekniğiyle oluşturulan yapıya ait model uyum indeksleri RMSEA=0,033; GFI=0,937; AGFI=0,913; NNFI=0,943; CFI=0,954; NFI=0,830; IFI=0,956 ve CMIN/df=1,293 olarak hesaplandı. Edilen model uyum indeksleri göz önüne alındığında, ölçüm modelinin uygun olduğu belirlendi. Ölçeğin güvenilirlik analizinde ölçek için ICC=0,984 ve Cronbach alfa=0,992 bulundu. Ön test ve son testler arasında çok güçlü korelasyon katsayıları bulunmuş olup iki ölçüm arası ilişki istatistiksel olarak anlamlıydı (r=0,984; p˂0,01). Sonuç olarak, geliştirilmiş beş boyuttan oluşan 19 maddelik bir ölçek yapısının geçerliliği doğrulanmıştır. Ölçeğin 0-18 yaş arası otizm tanısına sahip çocukların ebeveynlerinde psikolojik sağlamlık düzeyini incelemek için gerekli ölçütleri karşıladığı ve psikometrik özelliklerinin yeterli olduğu söylenebilir.
Otizmden kurtulma yanılgısıyla yaşamak: Annelerin deneyimlerine ilişkin bir gömülü teori çalışması
Araştırmanın amacı, otizm spektrum bozukluğu tanılı /şüphesiyle takip edilen çocuğa sahip annelerin deneyimlerini derinlemesine anlamak ve bunu açıklayan bir gömülü teori inşa etmektir. Araştırmada Charmaz'ın (2014) yapılandırmacı gömülü teori yaklaşımı benimsenmiştir. Araştırmanın veri kaynakları 1) "Kadınlar Kulübü" isimli forum, 2) araştırma öncesinde otizmli çocuğa sahip annelerin deneyimlerini anlamaya ilişkin yapılmış olan dokuz görüşmenin transkripsiyonları ve 3) derinlemesine nitel görüşmelerdir. Araştırmanın başlangıç örneklemine, 10 katılımcının ortalama 1,5 yıl boyunca Kadınlar Forumu'nda yaptıkları paylaşımlar ve daha önce dokuz anne ile yapılan derinlemesine nitel görüşmelerin transkripsiyonları analiz edildiğinde ulaşılmıştır. Teorik örnekleme ise derinlemesine nitel görüşme yapılan dört anneden oluşmaktadır. Yapılandırmacı GT yaklaşımının veri analizi prosedürlerine göre yapılan analiz sonucunda inşa edilen gömülü teorinin en soyut kavramını, ebeveynlerin otizmden kurtulma düşüncesi oluşturmaktadır. Bu ana kategori etrafında oluşan alt kategorilerle beraber, en son aşamada "otizmden kurtulmaya çalışırken yol ayrımlarıyla ve iniş-çıkışlarla dolu bir annelik deneyimlemek" kavramsallaştırması altında gömülü teori yapılandırılmıştır. Gömülü teori, annelerin deneyimlerini üç süreç (tanı öncesi süreç, doktor süreci, otizm tanısı alma/ otizm şüphesiyle özel eğitime yönlendirilme sonrası süreç) ve üç yol ayrımı (doktora gitme kararı, özel eğitime başlatma kararı, yeniden doktora gitme/özel eğitime başlatma kararı) şeklinde açıklamaktadır. Araştırma sonucunda inşa edilen gömülü teori, alan yazında yapılmış olan ilgili çalışmalar ve var olan kuramsal açıklamalar bağlamında tartışılmıştır. Anahtar Kelimeler: gömülü teori, otizm spektrum bozukluğu, özel gereksinimlilik, ebeveynlik
Otizm spektrum bozukluğuna sahip olan çocukların ebeveynlerine yönelik hanen more than words eğitim programının ebeveyn ve çocuk davranışları üzerindeki etkisinin incelenmesi
Bu çalışmada, otizm spektrum bozukluğunun (OSB) müdahalesinde kullanılan Hanen-More Than Words programının birincil olarak katılımcı ebeveynlerin duygu durumları, özyeterliği, etkileşimsel davranışları ve aldıkları sosyal destek üzerindeki; ikincil olarak ise çocuk etkileşimsel davranışları ile çocukların dil gelişimleri üzerindeki etkisinin araştırılması amaçlanmıştır. Araştırma, Hacettepe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dil ve Konuşma Terapisi Bölümü uygulama alanı olan Hacettepe Üniversitesi Hastaneleri Dil ve Konuşma Terapisi Ünitesinde yürütülmüştür. Çalışmaya, toplam 14 OSB'li çocuk ve ebeveyni katılmıştır. Ebeveyn değerlendirmelerinde 'Durumluk- Sürekli Kaygı Ölçeği, Beck Depresyon Envanteri, Anne Baba Stres Ölçeği, Anne-Babalık Becerilerinde Özyeterlik Ölçeği, Ebeveyn Davranışını Değerlendirme Ölçeği-Türkçe Versiyonu ve Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği' kullanılmıştır. Çocukların etkileşimsel davranışlarını ölçmek için 'Çocuk Davranışını Değerlendirme Ölçeği-Türkçe Versiyonu' kullanılmış, dil gelişimleri ise 'Dil Gelişimi Tarama Envanteri' ve 'Türkçe Erken Dil Gelişim Testi' aracılığıyla değerlendirilmiştir. Araştırma kapsamında kullanılan değerlendirme araçlarından farklı zaman aralıklarında veri toplama aşaması tamamlandıktan sonra verilerin analizinde müdahale öncesi ve müdahale sonrası ön-test son-test arası farklar hesaplanmıştır. Müdahale etkinliğini değerlendirmek için non-parametrik düzende Wilcoxon testi değerlendirmeleri kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, ebeveynlerin More Than Words programı sonrasında gerçekleşen özyeterlik düzeylerindeki, durumluk kaygı ve stres düzeylerindeki ve birçok etkileşimsel davranışlarındaki değişim oranının More Than Words programı öncesinde gerçekleşen değişim oranından istatistiksel olarak farklı olduğu (p < 0.05) görülmüştür. Araştırmada yer alan OSB'li çocukların birçok etkileşimsel davranışı ve sözel dil performanslarındaki değişim oranının More Than Words programı öncesi ve sonrası dönem arasında istatistiksel olarak farklılık göstermesi (p < 0.05), More Than Words programının OSB'li çocuklar ve ebeveynleri üzerinde olumlu bir etkisinin olduğunu göstermiştir. Anahtar Kelimeler: otizm spektrum bozukluğu, hanen-more than words, dil gelişimi, ebeveyn odaklı müdahaleler
Kardeşi otizmli olan ve olmayan ergenlerin kardeş ilişkileri ve sosyal kaygı düzeylerinin karşılaştırılması
Bu araştırmada otizmli kardeşe sahip olan ve otizmli kardeşe sahip olmayan toplamda 200 ergenin kardeşlik ilişkileri ile sosyal kaygı düzeylerinin karşılaştırılması amaçlanmıştır. Bu çalışmada İstanbul Şişli de ikamet eden ergenler katılımcıları oluşturmaktadır. İlk önce iki ayrı gruba da yani otizmli kardeşi olan ve ve otizmli kardeşi olmayan gruba iki farklı kişisel bilgi formları hazırlanmıştır ve buna uygun ergenlere bu bilgi formu dağıtılmıştır ve ardından kardeşlik ilişkileri ölçeği ile sosyal kaygı ölçeği uygulanmıştır. Bu verilerin kullanılmasında SPSS uygulanmıştır ve iki bağımsız grup arasında niceliksel sürekli verilerin karşılaştırılmasında t-testi, ikiden fazla bağımsız grup arasında niceliksel sürekli verilerin karşılaştırılmasında Tek yönlü (One way) Anova testi kullanılmıştır. Anova testi sonrasında farklılıkları belirlemek üzere tamamlayıcı post-hoc analizi olarak Scheffe testi kullanılmıştır. Çıkan analizler sonucunda ise otizmli kardeşe sahip olan ergenlerin daha fazla sosyal kaygı yaşadıkları görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Otizm, Sosyal kaygı, Kardeşlik ilişkileri
4 - 24 yaş arası otizm spektrum bozukluğu ve down sendromu tanısı alan çocukların annelerinde depresyon, anksiyete, stres ve baş etme tutumları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmada 4-24 yaş arası otizm spektrum bozukluğu olan ve Down sendromlu çocukların annelerinde depresyon, anksiyete, stres ve baş etme tutumları arasındaki ilişkinin kontrollü bir çalışma olarak incelenmesi hedeflenmiştir. Otizmli çocukların annelerinin depresyon, anksiyete, stres ve baş etme tutumları düzeylerinin Down sendromlu çocukların annelerine göre yüksek bulunabileceği öngörülmüştür. 50 Down sendromlu çocuk annesi, 50 otizmli çocuk annesi ve 50 normal çocuk annesi araştırmaya gönüllü olarak katılmıştır. Hamilton Depresyon Ölçeği, Hamilton Anksiyete Ölçeği, Algılanan Stres Ölçeği ve Baş Etme Tutumu Ölçeği uygulanmıştır. Çalışmamızda otizmli, Down sendromlu ve normal çocukların anneleri değerlendirildiğinde; otizmli çocukların annelerinin depresyon, anksiyete, stres düzeyleri, Down sendromlu ve normal çocukların annelerine göre yüksek bulunmuştur. Bununla beraber baş etme tutumlarının alt değişkenlerinin, bu üç grup arasında gösterdiği farklılık da istatistiksel açıdan incelenmiştir. Baş etme tutumları alt değişkenleri, pozitif yeniden yorumlama ve gelişme, zihinsel boş verme, soruna odaklanma ve duyguları açığa vurma, yararlı sosyal destek kullanımı, aktif başa çıkma, inkar, dini olarak başa çıkmaz, şakaya vurma, davranışsal olarak boş verme, geri durma, duygusal sosyal destek kullanımı, madde kullanımı, kabullenme, diğer meşguliyetleri bastırma ve plan yapmadır. Otizmli çocukların annelerinin baş etme tutumlarından zihinsel boş verme ve madde kullanımını, Down sendromlu çocukların annelerinden daha fazla kullandığı tespit edilmiştir.
Otizmli çocuğu olan ebeveynlerin otizme yönelik söylemleri
Bu çalışmanın amacı, otizm tanısı almış çocuğu olan ebeveynlerin otizme ve otizmli çocuklarına dair ne tür açıklamalarda bulunduklarını ve bu açıklamalarına kaynaklık eden "açıklayıcı repertuarların" neler olduğunu incelemektir. Bu amaç doğrultusunda, 4 ile 11 yaşları arasında otizmli çocuğu olan, İstanbul'da yaşayan 10 ebeveynle yarı-yapılandırılmış birebir derinlemesine görüşmeler yapılmıştır. Görüşmeler, katılımcıların onayı dahilinde ses kayıt cihazıyla kaydedilmiş ve daha sonra yazıya aktarılmıştır. Görüşme metinleri "söylem analizi" ile analiz edilmiştir. Bu çalışmada kullanılan söylem analizi, Wetherell ve Potter'ın (1988) "açıklayıcı repertuarlar" yaklaşımına dayanmaktadır. Görüşmelerin analizi sonucunda, ebeveynlerin otizme yönelik açıklamalarına kaynaklık eden 6 farklı repertuara ulaşılmıştır: "Farklılık olarak otizm", "tıbbi problem olarak otizm", "engel/yetersizlik olarak otizm", "dini imtihan olarak otizm", "ötekileştirilme deneyimi olarak otizm", "kişisel gelişim imkanı olarak otizm". Katılımcıların açıklamalarına kaynaklık eden bu repertuarların, otizme yönelik toplumsal söylemlerle bağlantılı olduğu kadar katılımcıların dini inançları ve bireysel deneyimleriyle de ilişkili olduğu görülmektedir. Buna göre, katılımcılar, otizmli bir çocuğa sahip olma durumunu zorlayıcı ve yıkıcı bir durum olarak tanımlarken bir yandan da bu durumla baş etmede dini inanç alanından ve bireysel gelişim söyleminden destek almaktadırlar. Anahtar Kelimeler: Otizm, ebeveyn kabulü, ötekileştirme, söylem analizi, açıklayıcı repertuarlar
Otizmin sosyal temsilleri
Otizm hem psikolojik hem nörolojik hem de otizmli bireylerin toplumun bir parçası olması sebebiyle sosyal bir olgudur. Toplumsal süreçleri ve değişimleri anlamanın yollarından biri, çeşitli olguların gündelik konuşmalar içerisinde nasıl anlamlandırılıp dolaşıma sokulduğunu incelemektir. Bu çerçevede bu çalışma, otizme yönelik sosyal temsilleri incelemeyi amaçlamaktadır. Moscovici'ye (1984) göre, sosyal temsiller sosyal etkileşim sürecinde şekillenen ve bireylerin dünyayı anlama ihtiyacını karşılamaya hizmet eden anlam kalıplarıdır. Bu bağlamda otizm de sosyal etkileşimler içerisinde inşa edilen sosyal bir olgu olarak ele alınmıştır. Araştırmanın katılımcıları; Bursa'da yaşayan, 18-60 yaş aralığında, 42'si erkek ve 58'i kadın olmak üzere 100 kişiden oluşmaktadır. Araştırmanın amacına uygun olarak hazırlanmış olan 7 soruluk görüşme formu katılımcılarla yüze yüze görüşerek uygulanmış ve kaydedilen görüşmeler yazıya geçirilmiştir. Elde edilen veriler, tematik içerik analizi ile analiz edilmiştir. Analiz sonucunda; otizmin bir hastalık/bozukluk olarak görüldüğü, otizmli bir birey olmanın zor ve olumsuz bir durum olarak karşılandığı, otizmli bireylerin olumsuz özelliklere sahip ve uyumsuz kişiler olarak algılandığı, otizmin daha çok erkek çocuklarda olduğunun varsayıldığı, otizmli bireylere ve ailelerine karşı acıma ve üzüntü hissedildiği görülmüştür. Sonuçlar, otizme yönelik yaygın ve güçlü tek bir sosyal temsilin olduğunu ortaya koymaktadır; "hastalık/bozukluk olarak otizm". Bu temsilin ise kendi içinde "iletişim sorunu olarak otizm" ve "biyolojik problem olarak otizm" şeklinde iki alt temsile ayrıldığı görülmüştür. Paylaşılan bu temsillerin, bilimsel bilgiden ziyade toplumsal etkileşimlere dayanan sağduyu bilgisinden kaynaklandığı söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Otizm, sosyal temsiller, tematik içerik analizi, nitel araştırma
6-11 yaş otizimli ve normal gelişim gösteren çocukların Covid-19 pandemisi süresince yaşadıkları sosyal, duygusal, davranışsal güçlükler ve yaşam kalitesi ile uyku alışkanlıklarının karşılaştırılması
Otizm spektrum bozukluğu (OSB) yaşam boyu devam eden bir gelişim bozukluğudur. Bu bozukluk bireyi bilişsel, duygusal, davranışsal ve sosyal anlamda önemli ölçüde etkilemektedir. Bu nedenle tüm dünyayı etkisi altına alan Covid-19 pandemisinden etkilenme düzeylerinin de farklı olacağı düşünülmektedir. Bu düşünceden hareketle yapılan çalışmanın amacı 6-11 yaş ilkokula devam eden otizimli ve normal gelişim gösteren çocukların Covid-19 pandemisi süresince yaşadıkları sosyal, duygusal, davranışsal güçlükler ve yaşam kalitesi ile uyku alışkanlıklarının karşılaştırılmasıdır. Çalışmaya OSB tanılı 11 kız ve 26 erkek olmak üzere 37 kişi ve normal gelişim gösteren 15 kız ve 22 erkek olmak üzere 37 kişi ile birlikte toplam 74 kişi katılmıştır. Çocuklar için bilgiler annelerinden alınmıştır. Bu kapsamda annelere içinde kişisel bilgi formu, Pediatrik Yaşam Kalitesi Ölçeği-Ebeveyn Formu, Güçler ve Güçlükler Anketi ve Çocuk Uyku Alışkanlıkları Anketi'nin olduğu anket formu uygulanmıştır. Yapılan analizler sonucunda OSB tanılı çocukların, normal gelişim gösteren çocuklara oranla uyku alışkanlıkları daha kötü ve yaşadıkları güçlükler daha fazla bulunmuştur. Evde bulunan teknolojik alet sayısına göre OSB tanılı çocukların yaşam kalitesi puanları farklılık göstermektedir. OSB tanılı çocukların yaşam kalitesi puanları ile uyku alışkanlıkları ve güçler ve güçlükler puanları arasında anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Son olarak annelerin çocukları ile geçirdikleri zamanın artışına bağlı olarak yaşam kalitesinin arttığı ve uyku alışkanlıklarının düzeldiği görülmüştür. Elde edilen bulgular, Covid-19 pandemisinin özel eğitime ihtiyaç duyan OSB tanılı bireylerdeki etkilerinin incelenmesi açısından önemli görülmektedir.
Examining the relationship between cognitive empathy, affective empathy and social anxiety in autism spectrum disorder
The main aim of the current study is to examine the relationship between cognitive empathy, affective empathy, and social anxiety in autism spectrum disorder (ASD) via self-report and parent-report. For this purpose, 38 children and adolescents with ASD, 38 control participants matching on age and gender, and their caregivers were recruited from special education and rehabilitation centres and public schools. The Eyes Test, Basic Empathy Scale, Empathy, and Systemizing Quotient, The Revised Child Anxiety Subscale were applied to participants. As a result of correlation analyses, it was found that affective empathy is increasing in children and adolescents with ASD, anxiety and social anxiety are also increasing. For the control group, while cognitive empathy is increasing, anxiety and social anxiety are decreasing without effects of age and gender and the age of the control group is negatively correlated with affective empathy. As a result of linear regression analyses, while affective empathy positively predicts anxiety and social anxiety in ASD and anxiety is the mediator factor in the relationship between social anxiety and affective empathy, cognitive empathy significantly negatively predicts anxiety and social anxiety in the control group. In terms of parent-report, there is no relationship between empathizing, anxiety and social anxiety in ASD; however, the moderate negative relationship between empathizing, social anxiety and anxiety was found in the control group. As a result of t-test analyses, while children and adolescents with ASD have significantly lower scores in cognitive empathy and The Eyes Test, they did not show significant differences in affective empathy, anxiety and social anxiety from the control group. Comparing self-report and parent-report, significant differences were found in anxiety and social anxiety. Means of self-report were significantly higher than the means of parent-report. Findings of the study, contributions to the literature and limitations were discussed.
Otizm spektrum bozukluğu olan çocuğa sahip annelerin ve normal gelişim gösteren çocuğa sahip annelerin yaşam kalitesi ve aleksitimi düzeylerinin karşılaştırılması
Bu araştırmanın amacı, otizm spektrum bozukluğuna sahip çocukları olan anneler ile normal gelişim gösteren çocuğa sahip annelerin aleksitimi ve yaşam kalitesi düzeylerinin karşılaştırılarak incelenmesidir. Araştırmanın örneklemini, İstanbul ili Rehberlik ve Araştırma Merkezleri'ne bağlı Rehabilitasyon Merkezleri'nde özel eğitim almakta olan ve otizm spektrum tanısı olan çocuğa sahip 228 anne ile normal gelişim gösteren çocuğa sahip 137 anne oluşturmaktadır. Çocukların yaş aralığı 3-16 aralığında değişmektedir. Araştırmanın verileri Dünya Sağlık Örgütü Yaşam Kalite Ölçeği (Whoqol Bref-tr), Toronto Aleksitimi Ölçeği ve araştırmacı tarafından hazırlanan Demografik Bilgi Formu ile elde edilmiştir. Otizmi olan çocuğa sahip anneler ile normal gelişim gösteren çocuğa sahip anneler arasında Toronto Aleksitimi Ölçeği puan ortalamaları açısından bir fark olup olmadığını araştırmak için yapılan T-testi sonucunda; otizmli çocuğa sahip annelerin Duyguları Tanıma Zorluğu, Duygularını İfade Zorluğu ve Aleksitimi toplam puanlarının normal gelişim gösteren çocuğa sahip annelerin puanlarından anlamlı düzeyde yüksek olduğu saptanırken, Dışa Vuruk Düşünce puanlarının anlamlı düzeyde farklılık göstermediği belirlenmiştir. Yaşam Kalitesi Ölçeği için yapılan analizlere göre ise; otizmli çocuğa sahip annelerin Fiziksel Alan, Ruhsal Alan, Çevre Alanı ve Sosyal Alan puanlarının normal gelişim gösteren çocuğa sahip annelerin puanlarından anlamlı düzeyde düşük olduğu saptanmıştır. Araştırmanın bir diğer bulgusuna regresyon analizi sonuçlarına göre; her iki gruptaki annelerin aleksitimi düzeylerinin, yaşam kalitesi düzeylerini negatif yönde anlamlı düzeyde yordadığı belirlenmiştir.
Otistik Spektrum Bozukluğu (OSB) tanısı alan bir çocuğun babası olmanın zorlukları
Bu çalışmanın amacı; otistik bir çocuğun babası olmanın zorluklarını incelemektir. Yapılan araştırmaların çoğunlukla otistik bir çocuğun annesi ile yapıldığı ve baba ile yapılan araştırmaların yetersiz olduğu görüşü bu çalışmanın yapılması gerekliliğini ortaya koymuştur. Otistik bir çocuğa sahip aileler içinde annenin olduğu kadar babanın da çocukla ilgilenme aşamasında psikolojik süreçlerden geçtiği düşünülmektedir. Bu süreçlerin belirlenmesi alan yazına olumlu katkı sağlayacaktır. Araştırmanın evreni İstanbul'da yaşayan otistik çocuk sahibi babalar oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise çalışma evreninden %95 güven aralığı % 0,5 düzeyinde hata payıyla hesaplanarak basit seçkisiz örnekleme yöntemi kullanılarak seçilen İstanbul'da Beylikdüzü ilçesinde Beylikdüzü Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezindeki 100 otistik çocuğun babası oluşturmaktadır. Araştırma İstanbul Beylikdüzü İlçesinde Temmuz 2019 – Eylül 2019 tarihlerinde uygulanacaktır. Veri toplamada, "Sosyo-demografik Bilgi Formu" Depresyon Anksiyete ve Stres 21 Ölçeği (DASÖ 21), Sürekli Öfke Ölçeği (SLÖÖ) ve Öfke İfade Tarzı (Öfke-Tarz) Ölçeği kullanılacaktır. Elde edilen veriler, araştırmanın problemlerine uygun olarak, betimsel istatistiklerde; ortalama, standart sapma, yüzde, ölçümler arası anlamlı fark için; hipotez testlerinden T-Testi ve Varyans Anlizi (ANOVA); veriler parametrik teknikleri kullanmakta elverişli olmadığında testlerin non-parametrik karşılıkları Mann Whitney U-Testi ve Kruskal Wallis H- Testi; eğişkenler arası ilişkinin test edilmesinde, korelasyon tekniği ve değişkenler arası etkinin test edilmesinde regresyon tekniği kullanılarak IBM SPSS 22.0 paket programıyla analiz edilecektir. Anahtar Kelimeler: Otizm, Otizmle Yaşamak, Otizm ve Babalar
İskenderun özel eğitim merkezlerindeki otizmli bireylerin beslenme durumlarının değerlendirilmesi
Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB), dil, sosyal ve iletişim becerileri etkileyen nörogelişimsel bir hastalık tablosudur. OSB prevelansı son yıllarda hızla artmaktadır. Doğru beslenme alışkanlıkları ve gastrointestinal sistemin düzenlenmesi ile hastalık tablosu iyileştirilebilmektedir. Bu çalışma, İskenderun'da bulunan özel eğitim kurumlarında eğitim gören 6-18 yaş arası 50 otizmli 21 kız ve 29 erkek bireyin beslenme durumlarının tanımlanması amacıyla planlanmıştır. . Bu çalışma kapsamında ailelerden onay alınarak aile ile ilgili genel bilgiler, otizmli birey ile ilgili genel bilgiler, beslenme bilgileri ve üç günlük besin tüketim kaydı alınmıştır. Anket verileri SPSS 16.0 (Statistical Package for Social Sciences) paket programında analiz edilmiştir. Analiz kapsamında, frekans tabloları, betimleyici istatistikler, Bağımsız Örneklem T Testi, Tek Yönlü Varyans Analizi, Ki Kare Testi, Pearson Korelasyon Analizinden faydalanılmıştır. Elde edilen verilerden günlük enerji alımı ve besin öğeleri değerleri BEBİS (Beslenme Bilgi Sistemi) programı kullanarak hesaplanmıştır. Araştırmaya katılan kızların %20'si, erkeklerin %18'i persentil değerlerine göre zayıf (≥5 - <15) bulunmuştur. Çocukların %10'unda yutma ve çiğneme sorunu olduğu gözlemlenmiştir. Ailelerin eğitim düzeylerine bakıldığında babaların %54'ü, annelerin ise %44'ünün ilköğretim mezunu olduğu saptanmıştır. Annenin eğitim durumu ve otizmli çocuğa özel yemek yapma durumu arasındaki ilişkiye bakıldığında eğitim düzeyi düşük ilköğretim olan annelerin % 40'ının çocuğuna özel yemek yapmadığı görülmektedir. Çalışmaya katılan bireylerin beslenmesinde karbonhidrat ve yağ yeterli alınırken, protein, kalsiyum, lif ve demir alımları RDA değerlerine göre düşük çıkmıştır. Sonuç olarak otizmli çocukların beslenme durumlarının değerlendirilmesi amaçlanmıştır.
7 14 yaş otizmli bireylerde psikodramanın etkinliğinin incelenmesi
Bu araştırma otizmde sosyal beceri eksikliği özelliklerini gösteren atipik otizm tanısı almış 7-14 yaş arası bireylerle yapılan psikodrama grup psikoterapisinin bu belirtileri azaltmada ve duyguları tanıma ifade etme düzeyini arttırmadaki etkisinin incelenmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Bu amaç doğrultusunda araştırmanın örneklemi 2018-2019 yılı döneminde ''Kağıthane Kum Saati Özel Eğitim ve Rehabilitasyon' merkezinde özel eğitim gören otizmli bireylerden oluşmuştur. Araştırmanın evrenini, 250 otizmli birey oluşturmuştur. Örneklemi kota örneklem seçim tekniği kullanılarak, Deney ve kontrol grubu oluşturularak toplam 70 otizmli bireye psikodrama oturumlarından önce, ABC Kayıt Formu uygulanmıştır. Çalışma için özel eğitim merkezinin konferans salonu kullanılmıştır. Çalışma grupları deney ve kontrol gruplarına ayrılmış, Psikodrama çalışmasından önce ön test ABC Kayıt Formu uygulanmış, Psikodrama çalışmasından sonrada Son test ABC Kayıt Formu uygulanmıştır. Deney grubuyla 8 hafta boyunca haftada 2 oturum olmak üzere 1,5 saatten oluşan 16 oturum yapılmıştır. Kontrol grubuyla psikodrama yapılmamıştır. Araştırmanın çalışma modeli, ön-test son-test kontrol gruplu deneysel desendir. SPSS 21.0 programı kullanılmıştır. Yapılan psikodrama grup psikoterapisi sonucunda deney grubunda bulunan otizmli bireylerin duygularını tanıma ve ifade etme düzeylerinin arttığı sonucuna varılmıştır. Ayrıca otizm spektrum bozukluğunun bir belirtisi olan etkileşim ve iletişim becerilerinin arttığı otizm belirtilerinde azalma olduğu sonucuna varılmıştır
Hafif ve ciddi düzeyde otizm spektrum bozukluğu olan çocukların aktivite katılımı ve ebeveynlerinin içselleştirilmiş damgalanmasının karşılaştırılması
Bu çalışma, Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB) olan çocukların otizm semptomlarının seviyesine göre çocukların aktivite katılımı ve ebeveynlerinin içselleştirilmiş damgalanmasının karşılaştırılması amacıyla planlandı. Çalışmaya 6-11 yaşları arasında 139 çocuk ve ebeveyni katıldı. Çocukların OSB semptom şiddetlerini değerlendirmek için Otizm Davranış Kontrol Listesi (ODKL), çocukların aktivitelerine katılım sıklıklarını ve aktivite katılım seviyelerini değerlendirmek için Çocuklar ve Gençler İçin Katılım ve Çevre Ölçeği (PEM-CY), içselleştirilmiş damgalanmayı değerlendirmek için Ebeveynlerin Ruhsal Hastalıklarda İçselleştirilmiş Damgalanma Ölçeği (ERHİDÖ) ve ebeveynlerin OSB olan çocuğa sahip olmaları nedeniyle hissettikleri duygular, yaşadıkları damgalanma deneyimleri, damgalanmanın günlük yaşam aktivitelerine ve toplumsal katılımlarına etkilerini değerlendirmek için yarı yapılandırılmış görüşme formu ebeveynlerle yüz yüze görüşme yöntemi kullanılarak uygulandı. Katılımcılar ODKL'den alınan puanlara göre hafif düzeyde OSB olanlar (n=68) ve ciddi düzeyde OSB olanlar (n=71) olmak üzere iki gruba ayrıldı ve tüm veriler istatistiksel olarak incelendi. Ciddi düzeyde OSB semptom şiddeti olan çocukların hafif düzeyde OSB semptom şiddeti olan çocuklara göre ev, okul ve toplumsal ortamlarda aktivite katılım sıklığı ve aktivite katılım seviyelerinin daha düşük olduğu bulundu (p<0,05). Ciddi düzeyde OSB semptom şiddeti olan çocukların ebeveynlerinin içselleştirilmiş damgalanmasının hafif düzeyde OSB semptom şiddeti olan çocukların ebeveynlerine göre daha yüksek olduğu bulundu (p<0,05). Ebeveynlerin içselleştirilmiş damgalanması ile çocuklarının aktivite katılım sıklığı ve aktivite katılım seviyesi arasında negatif yönde orta ve yüksek derecede ilişki tespit edildi (p<0,05). Ergoterapistlerin OSB olan çocukların aktivite katılımlarını etkileyen faktörleri incelerken ebeveynlerin içselleştirilmiş damgalanmasını değerlendirmelerinin kritik öneme sahip olduğu düşünülmektedir.
Otizmli çocuğa sahip ailelere uygulanan aile eğitim programının ailelerin stresle baş etme, yaşam kalitesi ve sosyal destek düzeylerine etkisinin incelenmesi
Yapılan araştırmada, otizmli çocukların ebeveynlerine uygulanan ebeveyn eğitim programının ebeveynlerin stresle baş etme, yaşam kalitesi ve sosyal destek düzeyleri üzerindeki etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubu Bartın ili merkez ilçesindeki okullara devam eden, 5-17 yaş arasında otizmli çocuğa sahip ebeveynlerinden oluşmaktadır. Araştırma, deney ve kontrol gruplarında aile eğitim programı öncesi ve sonrasında ölçmeyi gerektiren ön test-son test kontrol gruplu deneysel desen kullanılarak tasarlanmıştır. Ailelerle odak grup görüşmeleri gerçekleştirilerek ihtiyaçları doğrultusunda oluşturulan ebeveyn eğitim programına 15 ebeveyn katılmış, program haftada bir gün olacak şekilde planlanmış ve toplam 9 hafta sürdürülmüştür. Kontrol grubunda yer alan ailelere herhangi bir eğitim uygulanmamıştır. Deney ve kontrol grubunda yer alan ebeveynlerin stresle baş etme düzeyleri, "Stresle Çift Olarak Baş Etme Envanteri", yaşam kalitesi düzeyleri "Otizmde Yaşam Kalitesi Anketi" ve sosyal destek düzeyleri "Yenilenmiş Anne-Baba Sosyal Destek Ölçeğinden" elde edilen veriler aracılığı ile değerlendirilmiştir. Katılımcıların ölçeklerden aldıkları ön test-son test puanları arasındaki farkın tespit edilebilmesi için grup içi analizlerde Wilcoxon, gruplar arası analizlerde Mann Whitney U Testi kullanılmıştır. Analizlerden elde edilen sonuçların anlamlılık düzeyleri 0,05 olarak ele alınmıştır. Araştırmanın sonucunda, uygulanan ebeveyn eğitim programının stresle baş etme, yaşam kalitesi ve sosyal destek düzeyleri üzerinde olumlu yönde etkili olduğu belirlenmiştir.
Gelişimsel yetersizliği olan okul öncesi çocuklarda paylaşımlı kitap okuma müdahalesinin iletişim-dil gelişimine, öz-düzenleme ve erken okuryazarlık becerilerine etkisinin incelenmesi
Bu araştırmanın örneklemini Aydın ili içerisinde özel bir kuruma devam eden 3-6 yaş arası okul öncesi dönemde gelişimsel yetersizliği olan çocuklar oluşturmaktadır. Paylaşımlı kitap okumanın, erken çocukluk döneminde gelişimsel yetersizliği olan çocuklar üzerine etkisini ölçmeyi amaçlayan bu çalışma; öntest, uygulama ve sontest aşamalarından oluşan deneysel bir çalışmadır. Araştırmada ebeveynlere paylaşımlı kitap okuma tekniklerini çocuklarıyla nasıl uygulayacaklarına dair müdahale uygulanmıştır. Çocukların genel gelişimleri, sosyal-duygusal gelişimleri, öz-düzenleme, iletişim-dil gelişimleri, ev erken okuryazarlık ortamları ve ebeveyn- çocuk birlikte okuma etkinlikleri incelenmiştir. Araştırma 8 haftalık oturumlar şeklinde 7 ebeveyn (anne) ile tamamlanmıştır. Çocuğa ve aileye ait demografik bilgilerini elde etmek için "Demografik Aile Bilgi Formu", Çocuğun genel gelişimi ve sosyal-duygusal gelişimi için; EGE ve EGE-SD, öz düzenleme becerilerini belirlemek için "4-6 yaş Okul Öncesi Öz Düzenleme Ölçeği (Anne Formu)", iletişim/dil becerilerini "Türkçe İletişim Davranışları Gelişim Envanteri" , erken okuryazarlık becerilerini ev ortamı da dahil belirlemek için "Ev İçi Okuryazarlık Ölçeği", çocuğun aile ile olan okuma etkinliklerini değerlendirmek için "Çocuk Ebeveyn Birlikte Okuma Etkinlikleri", Paylaşımlı Kitap Okuma Müdahalesinin tekniklerini uygulaması bakımından aileyi değerlendirmek için "Paylaşımlı Kitap Okuma Dereceleme Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda paylaşımlı kitap okuma müdahalesinin gelişimsel yetersizliği olan okulöncesi çocukların iletişim-dil gelişimine, erken okuryazarlık becerilerine anlamlı bir etkisi bulunmuştur. Ayrıca ebeveynlerin çocuk-ebeveyn paylaşımlı okumaya dair bilgi düzeylerine, paylaşımlı kitap okuma müdahalesi kapsamında verilen müdahalenin faydası olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Yüksek işlevli otizm spektrum bozukluğu olan bireylere sosyal becerilerin öğretimine ilişkin araştırmaların betimsel ve meta analizi
Yüksek işlevli otizm spektrum bozukluğu (OSB) tanısı bulunan bireyler normal ve normalin üzerinde zekâya sahip olup dil ve iletişim becerilerinde yetersizlik göstermeyen ancak sınırlı ve tekrarlayıcı ilgi alanları olan ve sosyal becerilerde yetersizlikler gösteren bireylerdir. Bu tez çalışmasında yüksek işlevli OSB tanısı bulunan bireylere sosyal beceri öğretimini konu alan tek-denekli araştırmaların kapsamlı betimsel analizinin ve meta-analizinin yapılması ve bu araştırmalarda kullanılan uygulamalar arasında bilimsel-dayanaklı uygulamalar olup olmadığının değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla yüksek işlevli OSB tanısı bulunan bireylere sosyal beceri öğretimini konu alan tek-denekli araştırmalara ulaşmak üzere belirlenen anahtar sözcükler kullanılarak taramalar yapılmış, ulaşılan araştırmalar dâhil etme ölçütlerine göre incelenmiştir. Dâhil etme ölçütlerini karşılayan araştırmalar "Tek-Denekli Müdahaleler Model Standartları" yönergesinde yer alan niteliksel göstergeler açısından incelenmiş ve bu araştırmaların kapsamlı betimsel analizi yapılmıştır. Araştırmada ayrıca "Tek-Denekli Müdahaleler Model Standartlarına" göre güçlü düzeyde etkili ya da orta düzeyde etkili şeklinde sınıflandırılan model standartlarını karşılayan ya da model standartlarını koşullu karşılayan iki araştırmanın ise meta-analizi gerçekleştirilmiştir. Tez çalışmasında etki büyüklüğünün hesaplanmasında parametrik olmayan analiz teknikleri arasında yer alan ilerleme oran farkı kullanılmıştır. Meta-analiz sonuçları iki araştırmada etkililiği incelenen iki uygulamanın da çok etkili olduğunu göstermiştir. Ancak bu uygulamalar 5-3-20 kuralını karşılamadığı için bilimsel dayanaklı uygulama olarak değerlendirilememiştir.
Otizm tanılı çocuklarda etiyolojik faktörlerin incelenmesi: Bir vaka kontrol araştırması
Giriş-Amaç: Nöro-gelişimsel bir bozukluk olan otizmin yaygınlığı son yıllarda giderek artmaktadır. Her 59 çocuktan biri otizm tanısı almakta ve tanı alanların yaklaşık dörtte üçü hayat boyu eğitsel ve sosyal desteğe ihtiyaç duymaktadır. Otizmin genetik temelleri olduğu gibi çevresel etkenlerden etkilendiği de bilinmektedir. Türkiye'de otizm ile ilgili sağlık alanında yapılan çalışmalar kısıtlı sayıdadır. Bu çalışma, otizm için olası etkenleri incelemek, otizmin erken tanısına ve çok paydaşlı çalışmaların planlanmasına katkı sağlamak amacıyla yapılmıştır. Gereç-Yöntem: Çalışma eşleştirilmiş (1:2) vaka-kontrol tipi bir araştırmadır. Çalışmaya, Ankara İli Çankaya ve Mamak İlçelerinde eğitim alan 6-12 yaş aralığındaki otizm tanılı çocuklar dâhil edilmiştir. İncelenen farklı değişkenlere göre örnek büyüklüğü hesaplanmış, sonuçta otizm tanılı çocuğu olan 356 anne (vaka grubu), bu çocuklara benzer yaş ve cinsiyette sağlam çocuğu olan 356 akraba anne ve sağlam çocuğu olan ve akraba olmayan 356 anne olmak üzere toplam 1068 kişi ile görüşülmüştür. Olası değişkenleri belirlemek amacıyla aile özellikleri, gebelik öncesi dönem, gebelik ve doğum sürecine ait özellikler ile çocuklara ait özellikler öğrenilmiştir. Verilerin analizinde SPSS 22.0 ve R istatistik programından yararlanılarak tanımlayıcı istatistikler, Ki-kare testi ve lojistik regresyon testi kullanılmıştır. İstatistiksel anlamlılık düzeyi olarak p<0,05 kabul edilmiştir. Bulgular: Sonuç olarak vaka grubunda, her iki kontrol grubuna göre babada gebelik öncesi ruhsal hastalık tanısı, annede gebelik öncesi obezite, gebelikte sigara içme/pasif içicilik, gebelikte enfeksiyon geçirme ve/veya yüksek ateş, gebelikte stres yaratan üzücü/acı olay yaşama (stres faktörü), gebelikte sağlık sorunu yaşama (HT, DM gibi) ve ilk çocuk olma durumunun istatistiksel anlamlı düzeyde yüksek olduğu bulunmuştur. Sonuç-Öneri: Otizm oluşmasında anne ve babanın sağlık durumları ve davranışları, gebelik sırasındaki sağlık durumu ve davranışlarının kuvvetle olası faktörler arasında olduğu sonucuna erişilmiştir. Otizm halk sağlığı bakımından önemli bir sağlık problemi olup, anne ve baba adaylarının sağlığı geliştiren davranışları kazanmasının, sağlıklı ve güvenli gebelik yaşamasında rolü vardır. Sağlıklı aile ve çocuklar için tüm sağlık hizmetlerinde sağlık ilkesinin uygulanması önemlidir. Anahtar kelimeler: Otizm, Otizm Spektrum Bozukluğu, Anne Sağlığı, Baba Sağlığı, Gebelik Öyküsü, Doğum Öyküsü
Stereotipik hareket bozukluğu ve nöroinflamasyon ilişkisi
Stereotipiler istemsiz şekilde meydana gelen ancak refleksif olmayan, tekrarlayıcı, ritmik, koordine ve kalıplaşmış hareketlerdir. Stereotipik hareket bozukluğu; kişide eşlik eden otizm, zeka geriliği, duyusal yoksunluk veya nörolojik bir hastalık olup olmamasına göre primer ve sekonder olarak ikiye ayrılır. Etiyolojisi henüz aydınlatılamamış, toplumda yaygın görülen, kişinin etiketlenmesine neden olan, kesin bir tedavisi bulunmayan bir bozukluktur. Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB) belirtileri hayatın erken dönemlerinde başlayan, iletişim ve sosyal etkileşimde yetersizlikle karakterize, kısıtlı ilgi alanları ve davranışları içeren, stereotipilerin sıklıkla eşlik ettiği nörogelişimsel bir bozukluktur. Son yayınlarda 59 çocuktan 1'nde görüldüğü belirtilen, etiyolojisi henüz aydınlatılamamış, kesin bir tedavisi bulunmayan bir bozukluktur. Bu iki nörogelişimsel bozukluğun birlikte görülme sıklıkları yüksektir. Bu nedenle patofizyolojilerinde ortak mekanizmalar olabileceği düşünülmektedir. Son yıllarda OSB etiyolojisinde nöroinflamatuar süreçlerin rolü yaygın şekilde araştırılmakta ve kanıtlar sunulmaktadır. Stereotipik hareket bozukluğu etiyolojisinde nöroinflamatuar süreçlerin rolünü araştıran hayvan modelleri bulunmakla birlikte henüz insanlarla yapılmış bir çalışma alan yazında bulunmamaktadır. Stereotipik hareket bozukluğunun patofizyolojisinde nöroinflamatuar mekanizmaların rolü olduğu hipotezi ile yapılan bu araştırma, stereotipik hareket bozukluğu ve OSB tanısı olan çocuk ve ergenlerin plazmalarında IL-1β düzeylerinin ELISA yöntemiyle değerlendirildiği kesitsel bir çalışmadır. Araştırmamızın örneklemi 22 primer stereotipik hareket bozukluğu (Primer SHB), 20 sekonder stereotipik hareket bozukluğu (Sekonder SHB), 18 stereotipileri olmayan OSB (SHB olmayan OSB), 18 sağlıklı kontrolden oluşmaktadır. Tüm katılımcılara Okul Çağı Çocukları için Duygulanım Bozuklukları ve Şizofreni Görüşme Çizelgesi – Şimdi ve Yaşam Boyu Versiyonu DSM-5 (K-SADS-PL) psikiyatrik tanı görüşmesinin yanında Çocukluk Otizmi Derecelendirme Ölçeği (ÇODÖ) (CARS), Otizm Davranış Kontrol Listesi (Autism Behavior Checklist- AuBC), Sorun Davranış Kontrol Listesi (SDKL), Tekrarlayıcı Davranışlar Ölçeği-Revize-Türkçe Versiyonu (TEDÖ-R-TV), Yenilenmiş Conners Ana Baba Derecelendirme Ölçeği Kısa Türkçe Formu (CADÖ-YK) uygulanmıştır. Gruplar arasında yaş, cinsiyet, sosyoekonomik düzey, ebeveyn yaşları, aile yapısı, prenatal ve natal faktörler açısından anlamlı fark bulunmamaktadır. OSB gruplarındaki çocukların annelerinin eğitim düzeyi Primer SHB ve Sağlıklı Kontrol gruplarından anlamlı olarak daha düşük saptanmıştır. Sekonder SHB grubundaki çocukların yarısının tek çocuk olduğu saptanmıştır. Primer SHB grubundaki çocukların ebeveynlerinde psikopatoloji görülme sıklığının artmış olduğu saptanmıştır. Primer SHB grubundaki çocukların postnatal dönemde diğer gruplardaki çocuklara kıyasla daha çok sağlık sorunu yaşadığı en sık yaşanan sağlık sorununun yenidoğan sarılığı olduğu tespit edilmiştir. Primer SHB grubundaki çocukların Sağlıklı Kontrollerle karşılaştırıldığında anlamlı olarak daha geç cümle kurmaya başladıkları saptanmıştır. Primer SHB grubundaki çocuk ve ergenlerin Sağlıklı Kontrollere kıyasla okul başarı düzeylerinin daha düşük olduğu tespit edilmiştir. Sekonder SHB grubunun sol el tercih oranlarının diğer gruplara kıyasla anlamlı olarak yüksek olduğu saptanmıştır. Stereotipik hareket bozukluğu tanısı olan çocukların ailelerinde ve yakın akrabalarında stereotipi bulunma sıklığının artmış olduğu bulunmuştur. Bununla birlikte OSB gruplarındaki çocuk ve ergenlerin ailelerinde de stereotipi sıklığının artmış olduğu saptanmıştır. Primer SHB grubunda çocuk ve ergenlerin %86,6'sı en az bir komorbid psikiyatrik bozukluğa sahip olduğu bulunmuştur. Primer SHB grubunda SDKL Stereotipik davranışlar, SDKL Letarji/İçe kapanma alt ölçek puanları ve ABC Sosyal ve Özbakım becerileri alt ölçek puanları, TEDO-R-TV Aynılık/Tekdüzelik davranışlar ve TEDO-R-TV Stereotipik davranış alt ölçek puanları Sağlıklı Kontrol grubuyla karşılaştırıldığında anlamlı olarak daha yüksek bulunmuştur. Stereotipik hareket bozukluğu ve OSB'nin nöroinflamatuar süreçlerle ilişkisini incelemek amacıyla katılımcıların plazma IL-1β düzeyleri ELİSA tekniği ile değerlendirilmiştir. Primer SHB ve SHB olmayan OSB gruplarda IL-1β düzeyleri Sağlıklı Kontrol grubuna kıyasla anlamlı olarak daha yüksek bulunmuş; Sekonder SHB grubu IL-1β düzeylerinin ise Sağlıklı Kontrol IL-1β düzeylerinden daha yüksek olmakla birlikte aradaki farkı anlamlı bulunmamıştır. Çalışmamızın sonuçları stereotipik hareket bozukluğunun ve OSB'nin patofizyolojisinde nöroinflamatuar süreçlerin rol oynuyor olabileceğine işaret etmektedir. Gelecekte daha fazla nöroinflamatuar parametreyle çalışmanın genişletilmesi bu alandaki bilgilerimizi artıracaktır.
Otizm spektrum bozukluğu olan çocuğa sahip anneler ile sağlıklı çocukların annelerinin tükenmişlik düzeylerinin ve stresle başa çıkma modellerinin incelenmesi
Otizm spektrum bozukluğu, nedeni tam anlamıyla bilinmeyen, farklı alanlarda meydana gelen güçlük ve anormallikler ile oluşum gösteren gelişimsel bir bozukluğudur. Bu tanı ilk defa literatüre Leo Kanner tarafından 1943 yılında kazandırılmıştır. Her otizm spektrum bozukluğu tanısına sahip çocuklar aynı özellikleri göstermemektedir. Derecesine göre farklılık gösterebilmektedir. Otizm spektrum bozukluğuna sahip çocukların anneleri, çocuklarının yaşadıkları sorunlar karşısında nasıl davranacaklarını, sorunların çözümünde hangi yolu izleyeceklerini bilememekte olmaları ve bu sorunların kendi yaşantılarını hangi boyutta etkileyeceklerini öngörememeleri endişeye neden olmaktadır. İstanbul ilinde özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde eğitim alan ve uygulama okullarında eğitim gören otizm spektrum bozukluğu tanısı almış 2-16 yaş arasında çocukların anneleri ile normal gelişim gösteren çocukların annelerinin tükenmişlik seviyelerinin incelenmesi amaçlanmaktadır. Araştırma kapsamında, İstanbul ilinde yaşayan otizm spektrum bozukluğu tanısı konmuş çocuk ve sağlıklı çocuğa sahip anneler ile 141 kişiye yüz yüze görüşme tekniği ile online ortama dayalı anket uygulanmıştır. Veri toplama işlemi; Annelerin yaşadığı tükenmişliği ölçmek Maslach ve Jackson (1981) tarafından geliştirilen Maslach Tükenmişlik Ölçeği (Maslach Burnout İnventory) ve Stres belirtilerini ölçmek için; DasGupta (1992; akt. Hovardaoğlu,1997) tarafından stres belirtilerini saptamak amacıyla geliştirilen belirti listesinin Türkçe formu ve araştırmacının hazırlamış olduğu Demografik Bilgi Formu kullanılarak gerçekleştirilmiştir.