Otistik bozukluklar
203 theses under this subject heading
Otizm spektrum bozukluğu olan çocuklara ortak dikkate tepki verme becerisinin öğretimi
Bu çalışmada ipucunun giderek artırılmasıyla öğretimin otizm spektrum bozukluğu olan okulöncesi çocuklara ortak dikkate tepki verme becerisini öğretme üzerindeki etkileri edinim, izleme ve genelleme açısından değerlendirilmiştir. Çalışma başlama düzeyi, uygulama, aralıklı yoklama, izleme ve genelleme oturumlarından oluşmuştur. Çalışmada pilot uygulama gerçekleştirilerek uygulama süreci şekillendirilmiştir. İzleme oturumları öğretim sona erdikten 4 ve 6 hafta sonra düzenlenmiştir. Genelleme oturumları ise öntest-sontest yoklama oturumları biçiminde düzenlenmiş olup kişiler arası genelleme etkisi sınanmıştır. Ayrıca, çalışmanın sosyal geçerliği sosyal karşılaştırma analizi yapılarak incelenmiştir. Araştırmaya Anadolu Üniversitesi Engelliler Araştırma Enstitüsü Gelişimsel Yetersizlik Uygulama Birimi'nde eğitimine devam eden, 5-7 yaş arası, otizm spektrum bozukluğu tanısı bulunan dört erkek çocuk katılmıştır. Araştırmada katılımcılar arası yoklama denemeli çoklu yoklama modeli kullanılmıştır. Araştırma bulguları, katılımcıların tümünün, ipucunun giderek arttırılmasıyla öğretimi yapılan ortak dikkate tepki verme becerisini edindiklerini, bu beceriyi kişiler arası genellediklerini ve uygulama sona erdikten 4-6 hafta sonra da sürdürdüklerini göstermektedir. Ayrıca, araştırmanın sosyal karşılaştırma ile toplanan sosyal geçerlik verileri, katılımcıların uygulama sona erdikten sonra ortak dikkate tepki verme becerisinde normal gelişim gösteren akranları ile benzer performans sergilediklerini göstermektedir. Araştırmada elde edilen bulgular ışığında uygulama ve ileri araştırmalara yönelik önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Ortak dikkat, otizm spektrum bozukluğu, ipucunun giderek arttırılmasıyla öğretim, sosyal karşılaştırma
Eve dayalı olarak gerçekleştirilen etkileşim temelli erken çocuklukta müdahale programının (ETEÇOM) otizm spektrum bozukluğu tanılı çocuklar ve anneleri üzerindeki etkililiği
Geçmişten günümüze değin çocuk gelişimi üzerine yapılan araştırmalar, ebeveyn davranışlarının çocuklarının gelişimi üzerinde çok önemli etkileri olduğunu göstermektedir. Özellikle çocukluk döneminin ilk yıllarında, çocukları ile olan etkileşiminde daha duyarlı ve yanıtlayıcı olan ebeveynlerin, çocukların bilişsel, iletişim ve sosyal-duygusal gelişimleri üzerindeki olumlu etkileri, duyarlı ve yanıtlayıcı olmayan ebeveynlerle karşılaştırıldığında altı kat daha fazladır. Bu olumlu etkiler, gerek normal gelişim gösteren çocuklar, gerek erken doğmuş ve gelişimi risk altında bulunan çocuklar ve gerekse yetersizlikten etkilenmiş çocuklar için geçerlidir. Dolayısıyla araştırmacılar genellikle birincil bakıcılar durumunda olan anneler ile çocuklarının etkileşimini daha nitelikli hale getirmeye yönelik programların geliştirilmesini ve uygulanmasını önermektedir. Ebeveynlere yanıtlayıcı etkileşim stratejilerini kullanmayı öğreterek ebeveyn-çocuk etkileşiminin niteliğini arttırmayı hedefleyen programlardan bir tanesi de Etkileşim Temelli Erken Çocuklukta Müdahale Programıdır (ETEÇOM). ETEÇOM'un Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB) tanılı çocuklar ve anneleri üzerinde de olumlu etkileri olduğunu gösteren araştırmalar olmakla birlikte bunların sınırlı sayıda olduğu görülmektedir. Dolayısıyla bu araştırmada eve dayalı gerçekleştirilen ETEÇOM'un OSB tanısı almış çocuklar ve anneleri üzerindeki etkilerini incelemek amaçlanmıştır. Ayrıca çalışmaya katılan annelerin programa ilişkin görüşleri de alınmıştır. Araştırma yaşları 3 ile 5 arasında değişen OSB tanısı almış altı çocuk ve anneleri ile her bir katılımcı anne-çocuk çiftinin kendi evinde, anne, çocuk ve uygulamacının katıldığı bireysel oturumlar şeklinde gerçekleştirilmiştir. Her bir katılımcı anne-çocuk çifti ile haftada bir öğretim oturum düzenlenmiş ve ortalama 10 haftalık bir sürede program tamamlanmıştır. Karma araştırma yöntemi ile desenlenen araştırmada hem nicel hem de nitel veri toplama yöntemleri kullanılmıştır. Tek grup ön test son test modeline göre anne ve çocuklarının etkileşimsel davranışları Ebeveyn Davranışını Değerlendirme Ölçeği-Türkçe Versiyonu (EDDÖ-TV) ve Çocuk Davranışını Değerlendirme Ölçeği-Türkçe Versiyonu (ÇDDÖ-TV) ölçekleri ile değerlendirilmiş ve ön test ile son test arasında anlamlı bir farklılığın olup olmadığına bakılmıştır. Ayrıca video analizi, gözlem, saha notları, günlükler ve görüşmeler şeklinde nitel veri toplama teknikleri kullanılarak da programın anneler ve çocukları üzerindeki etkilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın hem nicel hem de nitel verilerinden elde edilen bulgular, ETEÇOM programının çalışmaya katılan OSB tanılı altı çocuk ile annelerinin etkileşimsel davranışları üzerinde olumlu etkileri olduğu göstermiştir. Ayrıca nitel veriler incelendiğinde katılımcı çocukların bazı gelişimsel davranışlarında da değişiklikler olduğu gözlenmiştir. Anneler ile yapılan yarı yapılandırılmış görüşmelerde ise, anneler çocukları ile olan etkileşimlerine ve ETEÇOM programına yönelik olumlu görüşler bildirmişlerdir. Anahtar Sözcükler: Ebeveyn-çocuk etkileşimi, ETEÇOM, otizm spektrum bozukluğu, yanıtlayıcı etkileşim
Otizm spektrum bozukluğu olan bireylere cinsel istismardan korunma becerilerinin öğretiminde sosyal öykü yönteminin etkililiği
Bu çalışmada, otizmli bireylere cinsel istismardan korunma becerilerinin öğretiminde sosyal öykü yönteminin etkililiği araştırılmış ve izleme ve genellenmesi açısından değerlendirilmiştir. Araştırma, katılımcılar arası yoklama denemeli çoklu yoklama araştırma modeline göre planlanmış olup başlama düzeyi, öğretim, aralıklı yoklama, genelleme ve genellemenin izlemenmesi oturumlarından oluşmuştur. Çoklu örneklere göre genelleme stratejisinin kullanıldığı çalışmada, otizmli bireylerin farklı ortamlarda, farklı kişilere ve farklı cinsel istismar türlerine karşı da kendilerini korumalarında sosyal öykülerin etkisi sınanmıştır. Genellemenin izlenmesi oturumları öğretim sona erdikten 3 ve 5 hafta sonra düzenlenmiştir. Çalışmanın sosyal geçerliği araştırmaya katılan deneklerin annelerinden öznel değerlendirme yaklaşımıyla elde edilen verilere göre incelenmiştir. Araştırmaya İstanbul ve Eskişehir illerinden 10 ve 17 yaş aralığında otizm tanısı olan ikisi kız biri erkek üç denek katılmıştır. Öğretimi yapılacak cinsel istismar türleri aileler ile birlikte belirlenmiş olup ilk olarak uygunsuz dokunma taciz türünün öğretimi gerçekleştirilmiştir. Ölçüt karşılandıktan sonra istismardan korunma becerilerinin öğretimi yapılmayan uygunsuz öpüşme ve teşhir taciz türleri ile öğretimi yapılan taciz türü için farklı ortamlara ve kişilere genellenip genellenmediği değerlendirilmiştir. Öğretim oturumları deneklerin evlerinde ve okullarında yürütülmüş olup, genelleme oturumları için çeşitli sosyal ortamlar kullanılmıştır. Araştırma bulguları araştırmaya katılan üç katılımcının da sosyal öykü uygulamasıyla tacizden korunma becerilerini öğrendiğini ve farklı ortam, kişi ve taciz türlerine genelleme yapabildiklerini göstermiştir. Ayrıca katılımcıların öğretim sona erdikten 3 ve 5 hafta sonra düzenlenen genellemenin izlemesi oturumlarında, öğrenilen berilerin kalıcılığını sağlandıkları görülmüştür.
Problem çözme eğitiminin otizm spektrum bozukluğu olan çocuk annelerinin problem çözme becerileri ve bazı psikolojik değişkenler üzerindeki etkisi
Araştırmanın temel amacı, "problem çözme eğitiminin otizm spektrum bozukluğu olan çocuğa sahip annelerin problem çözme beceri düzeyleri ile aile stresi, stres belirtileri, durumluk ve sürekli kaygı, depresyon gibi bazı psikolojik değişkenler üzerindeki etkisini" belirlemektir. Çalışma doğrultusunda, otizm spektrum bozukluğu olan çocuğa sahip anneler için problem çözme becerileri eğitimi vermek için, sosyal problem çözmede beş boyutlu yaklaşıma dayalı, 8 oturumluk bir psiko-eğitsel program hazırlanmıştır. Programı değerlendirmek için 11 otizm spektrum bozukluğu olan çocuğa sahip anne ile maraton grup şeklinde gerçekleştirilen pilot uygulama gerçekleştirilmiştir. Pilot uygulama sonrasında, gerekli düzeltmeler yapılarak programa son hali verilmiştir. Araştırma, 2 X 3 karışık desende, ön test, son test ve izleme ölçümlü kontrol gruplu olmak üzere yarı deneysel desen şeklinde desenlenmiştir. Araştırma örneklemi uygun örnekleme yöntemi ile belirlenmiştir. Araştırmaya katılım gönüllülük esasına dayanmaktadır. Araştırmaya, Muğla ilinde yaşayan, otizm spektrum bozukluğu tanılı çocuğa sahip 11 kontrol grubu ve 10 deney grubu olmak üzere toplam 21 anne katılmıştır. Program psiko-eğitsel grup çalışması şeklinde uygulanmıştır. 8 oturum süren program, haftada bir olmak üzere, 45+45 dakikalık oturumlar halinde gerçekleştirilmiştir. Ön test, son test ve izleme ölçümlerinde veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından hazırlanan demografik bilgi formu, problem çözme becerisini ölçmek için "Problem Çözme Becerileri Envanteri Kısa Formu", aile stresini ölçmek için "Aile Stresini Değerlendirme Ölçeği", stres belirtilerini değerlendirmek amacı ile "Stres Belirtileri Ölçeği", durumluk ve sürekli kaygı düzeyini değerlendirmek için "Durumluk ve Sürekli Kaygı Ölçeği" ve depresyon düzeyini değerlendirmek için "Zung Depresyon Ölçeği" kullanılmıştır. Ölçekler, iki ay süren uygulamadan önce ve sonra ön test-son test olarak annelere uygulanmıştır. Ayrıca, annelerden programa yönelik memnuniyet düzeylerini ölçmek için de veri toplanmıştır. Son test ölçümlerinin yapılmasından bir ay sonra, hem kontrol hem de deney grubundan alınan izleme ölçümleri gerçekleştirilmiştir. Araştırmada, grupların tüm ölçeklerden aldıkları puanlar ilişkisiz örneklemler için t- testi ile karşılaştırılmış ve grupların, tüm ölçeklerde, başlangıç düzeyinde eşit olduğu sonucuna varılmıştır. Tüm ölçeklerden elde edilen puanlar üzerinde, karışık ölçümler için iki faktörlü varyans analizi gerçekleştirilmiş ve zaman X grup ortak etkisi anlamlı bulunan değerlerde, karşılaştırma için Bonferonni testi kullanılmıştır. Araştırmanın katılımcıların memnuniyetini belirlemeye yönelik verileri ise yüzdelik değerleri hesaplanarak analiz edilmiştir. Araştırma bulgularına göre, otizm spektrum bozukluğu olan çocuğa sahip anneler için hazırlanan psiko-eğitsel programın, tamamlayan annelerin problem çözme becerisi, aile stresi, stres belirtileri, durumluk ve sürekli kaygı düzeyleri üzerinde etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Çalışmaya katılan annelerin problem çözme beceri düzeyleri anlamlı ölçüde artmış, stres belirtileri, durumluk kaygı düzeyleri uygulama sonrası yapılan ölçümlerde, aile stresi ve sürekli kaygı düzeyleri ise izleme ölçümlerinde, başlangıç düzeyine göre anlamlı olarak azalmıştır. Çalışmaya katılan annelerin depresyon düzeylerinde ise anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Kontrol grubundaki annelerin, tüm ölçeklerde ve tüm ölçümlerde anlamlı bir değişme bulunmamıştır. Anahtar Kelimeler: Ebeveynler, otizm spektrum bozukluğu olan çocuğa sahip anneler, psiko-eğitim, problem çözme, yaşam becerileri,
Otizm spektrum bozukluğu olan çocuklara sosyal beceri öğretiminde teknoloji destekli etkileşimli ortam tasarımı ve etkililiği
Otizm Spektrum bozukluğu (OSB) olan bireyler iletişim başlatma, sürdürme, sosyal ipuçlarını anlama, sosyal bağlama uygun tepki verme gibi sosyal becerilerde önemli ölçüde yetersizlikler göstermektedirler. Bu nedenle bu bireylerin eğitim programlarında sosyal becerilerin geliştirilmesi öncelikli amaçlardan birisidir. OSB olan bireylerde sosyal beceri öğretiminde pek çok yöntem kullanılmaktadır. Önemli olan hedeflenen sosyal becerilerin öğretiminde etkililiği ortaya konmuş kanıt temelli uygulamaların kullanılıyor olmasıdır. OSB olan bireylerde sosyal beceri öğretiminde kullanılan kanıt temelli uygulamalardan biri de sosyal öykülerdir. Sosyal öyküler sosyal ipuçlarını anlama ve bu duruma uygun tepki vermeyi açıklayan kısa bireyselleştirilmiş öykülerdir. Dolayısıyla bir kurguya sahiptir ve bu bağlamda Çoklu Ortam Öğrenme Yaklaşımı, farklı içerik sunum biçimlerini destekleyerek sosyal öykülerin dijital ortamlardan verilmesi için uygun bir yaklaşım olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu araştırmanın amacı OSB olan ergenlere sosyal beceri öğretiminde etkileşimli ve etkileşimli olmayan ortamlarda hazırlanan sosyal öykülerin tasarımlanması ve etkileşimli ve etkileşimli olmayan sosyal öykülerin etkililik ve verimliliklerinin karşılaştırılmasıdır. Ayrıca, çalışmada deneklerin hedef sosyal becerileri öğretim sona erdikten sonra sürdürmeleri ve bu becerileri farklı ortamlara genellemeleri üzerindeki etkilerinin incelenmesi de amaçlanmıştır. Aynı zamanda annelerin, öğretmenlerin ve akranların görüşleri de değerlendirilerek, çalışmanın sosyal geçerliği incelenmiştir. Araştırma, OSB tanısı olan 12-14 yaş aralığında kaynaştırma eğitimine devam eden dört ergen katılımcı ile yürütülmüştür. Araştırmanın yöntemi karma araştırma yöntemidir. Araştırmada tasarım tabanlı araştırma ve tek denekli araştırma desenlerinden biri olan uyarlamalı dönüşümlü uygulamalar modeli birlikte kullanılmıştır. Bulgular; etkileşimli sosyal öykülerin "etkileşimli, seçim yapma ve karar verme" özelliklerini barındırması nedeniyle etkileşimli olmayan sosyal öykülere göre daha ilgi çekici ve eğlenceli olduğunu göstermektedir. Bununla birlikte her iki uygulamanın da kolay uygulanabilir ve amaca hizmet ettiği belirtilmektedir. Her iki öğretim uygulaması ile deneklerin sosyal becerileri edindikleri ve edindikleri bu becerileri öğretim bittikten sonra da sürdürdükleri, farklı ortam ve kişilere genelledikleri görülmüştür. Araştırmada sosyal becerilerin ediniminde etkileşimli sosyal öykü uygulaması ile etkileşimli olmayan sosyal öykü uygulamasının çok az bir farkla hemen hemen eşit düzeyde etkili olduğu, kalıcılık ve genelleme aşamalarında ise her iki öğretim uygulaması arasında dört katılımcıda da bir farklılık olmadığı görülmektedir. Bulgular verimlilik açısından değerlendirildiğinde ise her dört denekte ölçüt karşılanıncaya değin gerçekleştirilen oturum/deneme sayısı ve hata sayısı açısından etkileşimli sosyal öykü uygulamasının etkileşimli olmayan sosyal öykü uygulamasına göre daha verimli olduğu görülmüştür. Ancak, hedef becerilerde ölçüt karşılanıncaya değin gerçekleşen toplam öğretim süresi açısından değerlendirildiğinde bir denek haricinde üç denekte etkileşimli olmayan sosyal öyküler etkileşimli sosyal öykülere göre daha verimlidir. Sosyal geçerlik bulgularına göre anneler, öğretmenler her iki uygulama için olumlu sonuçlardan söz etmişlerdir. Bununla birlikte etkileşimli sosyal öykülerin etkileşimli olmayan sosyal öykülere göre daha eğlenceli, aktif ve keşfedici bir öğrenme ortamı oluşturduğunu; bu nedenle çocuklarının becerileri daha hızlı öğrenmiş olabileceklerini belirtmişlerdir. Akranlar ise çalışmaya katılmak ve bu çalışmanın bir parçası olmaktan dolayı kendilerini çok mutlu hissettiklerini, arkadaşları için çalışmanın yararlı olduğunu ifade etmişlerdir. Ek olarak birlikte oyun oynamak, vakit geçirmek, grup etkinliklerine katılmak, zor durumlarda ne yapmaları gerektiğini öğrenmek gibi becerilerde çalışmanın hem kendileri, hem arkadaşları, hem de tüm sınıf için yararlı olduğunu dile getirmişlerdir. Anahtar Sözcükler: OSB, Sosyal beceri, Sosyal öyküler, Teknoloji destekli etkileşimli ortam tasarımı.
Anneler tarafından sunulan video modelle öğretimin otizmli çocuklara oyun becerisi öğretmedeki etkililiği
Video modelle öğretim otizm spektrum bozukluğu olan bireylere öğretim sunmakta kullanılan bilimsel dayanaklı uygulamalardan biridir. Araştırma bulguları, bu öğretim stratejisinin öz-bakım becerileri, sosyal beceriler ve akademik beceriler gibi çeşitli alanlardan pek çok becerinin öğretiminde etkili olduğunu göstermektedir. Diğer yandan, bugüne değin yapılmış çalışmalarda video kayıtların araştırmacı ve öğretmenler tarafından hazırlandığı ve uygulandığı görülmektedir. Dolayısıyla, otizmli bireylerin aile üyelerine video kayıtları hazırlamayı ve video modelle öğretimi güvenilir bir şekilde uygulamayı öğretmenin önemli olabileceği düşünülebilir. Bu çalışmada (a) annelerin video kayıtları hazırlamayı ve video modelle öğretimi güvenilir bir şekilde uygulamayı öğrenip öğrenemeyeceğini, (b) anneler tarafından sunulan video modelle öğretimin otizmli çocuklara bir oyun becerisi öğretmede ve bu oyun becerisinin korunması ve genellenmesinde etkili olup olmayacağını belirlemek amaçlanmıştır. Çalışmada öğretimi hedeflenen oyun becerisi Legolarla tren yapma becerisidir. Araştırmada ayrıca, çalışmaya katılan annelerden öznel değerlendirme yoluyla sosyal geçerlik verisi toplanmıştır. Çalışma katılımcılar arası çoklu yoklama modeli kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın bulguları annelerin video modelle öğretimi yüksek düzeyde uygulama güvenirliğiyle uygulayabildiğini göstermektedir. Çalışmaya katılan tüm çocuklar hedef beceriyi öğrenmiş, öğretimin ardından korumuş ve öğretim koşulları dışındaki koşullara genellemiştir. Çalışmada elde edilen sosyal geçerlik bulgularının olumlu olduğu söylenebilir. Anahtar Kelimler: Video modelle öğretim, otizm spektrum bozukluğu, oyun becerisi, annelerin eğitimi, uygulama güvenirliği
Otizm spektrum bozukluğu tanılı öğrencilerin stereotip davranışlarına ilişkin öğretmen deneyimleri
Otizm spektrum bozukluğu (OSB) tanısı almış bireyler sözel ve sözel olmayan iletişimde yetersizlik, bir takım sosyal sınırlılıklar ile sınırlı ve tekrarlayan davranışlar gibi belli başlı bir takım özelliklere sahiptirler. Tekrarlayan, diğer bir adıyla stereotip davranışlar ise OSB ilk kez 1943 yılında Amerikalı psikiyatrist Leo Kanner tarafından tanımlandığından beri bu bozukluğun değişmeyen temel tanı ölçütlerinden biri olmuştur. Bu nedenle, OSB tanısı almış bireylerle çalışan öğretmenlerin stereotip davranışlarla karşılaşması neredeyse kaçınılmaz bir durum olmaktadır. İlgili alanyazın incelendiğinde ise OSB tanılı bireylerle çalışan öğretmenlerin bu davranışları ne kadar tanıdıkları, nasıl müdahale ettikleri gibi bilgiler sunan bir araştırma olmadığı dikkat çekmektedir. Bu gerekçe ile bu araştırmanın genel amacı, OSB tanılı öğrencilerle çalışan öğretmenlerin karşılaştıkları stereotip davranışlarla ilgili deneyimlerinin derinlemesine incelenmesidir. Bu bağlamda, araştırmanın katılımcıları, uygulamalı davranış analizi (UDA) temelli eğitim veren bir kurumda OSB tanılı öğrencilerle çalışan 20 öğretmendir. Fenomenolojik olarak desenlenen bu araştırmanın verileri, nitel veri toplama yöntemlerinden yarı-yapılandırılmış görüşmeler ile toplanmıştır. Toplanan veriler içerik analizi ile analiz edilmiştir. Veri analizi sonucunda elde edilen beş tema araştırmanın bulgularını oluşturmuştur. Bulgular, görüşme yapılan öğretmenlerin çalıştıkları kurumun sistemi nedeniyle stereotip davranışları, bu davranışlara müdahale yöntemlerini tanıdıklarını göstermiştir. Öğretmenler ayrıca stereotip davranışların hem stereotip davranışı sergileyen öğrencinin kendisini, hem sınıftaki diğer öğrencileri hem de öğretmeni olumsuz yönden etkilediğini ve müdahale edilmesi gereken davranışlar olduğunu ifade ederken, stereotip davranış problem davranış mıdır, değil midir? ikilemi yaşamaktadırlar. Araştırmanın bulguları öğretmenlerin müdahale etmekte ve azaltmakta zorlandıkları için sözel stereotip davranışlarla baş etmede diğer davranışlara göre daha çok zorlandıklarını göstermiştir. Öğretmenlerin bu davranışlarla baş etmede ayrımlı pekiştirme, izlerlik sözleşmesi, tepkiyi kesme ve yeniden yönlendirme gibi bir takım davranışsal müdahale yöntemleri kullandıkları belirlenmiş, içlerinde en etkili buldukları yöntemin ise ayrımlı pekiştirme olduğu tespit edilmiştir. Bir eğitim koordinatörü ve süpervizör eşliğinde bu davranışlarla baş eden ve sürekli eğitim gören öğretmenler sağlanan bu destekden çok memnunken; konu ile ilgili daha çok araştırma yapılması, eğitim ve seminerler düzenlenmesi, kendi kurumları gibi kurumların çoğalması, ailelerle işbirliği yapılması gibi çeşitli görüş ve önerilerini belirtmişlerdir.
Otizm spektrum bozukluğu olan öğrencilere yiyecek-içecek hazırlama becerilerinin öğretiminde sesli anlatım içeren ve içermeyen video ipucunun karşılaştırılması
Bu çalışmada, otizm spektrum bozukluğu olan öğrencilere mısır patlatma ve meyve sıkma becerilerinin öğretiminde, sesli anlatım içeren ve sesli anlatım içermeyen video ipucunun etkililiği ve verimliliği karşılaştırılmıştır. Ayrıca çalışmanın sosyal geçerliğini belirlemek üzere araştırmaya katılan öğrenciler ile otizm spektrum bozukluğu olan öğrencilerle çalışan öğretmenlerin video ipucuna ve çalışmaya ilişkin görüşleri incelenmiştir. Araştırma otizm spektrum bozukluğu olan dört erkek öğrenci ile yürütülmüştür. Araştırmada uyarlamalı dönüşümlü uygulamalar modeli kullanılmıştır. Araştırmanın bağımlı değişkenleri mısır patlatma ve meyve sıkma becerileri; bağımsız değişkenleri ise sesli anlatım içeren ve sesli anlatım içermeyen video ipucudur. Araştırmada gözlemciler arası güvenirlik ve uygulama güvenirliği verileri toplanmış ve yüksek güvenirlik bulguları elde edilmiştir. Araştırma bulguları, hem sesli anlatım içeren hem de sesli anlatım içermeyen video ipucunun otizm spektrum bozukluğu olan öğrencilere mısır patlatma ve meyve sıkma becerilerinin öğretiminde etkili olduğunu göstermektedir. Bulgular ayrıca iki uygulama arasında verimlilik açısından çok az fark olduğunu ortaya koymaktadır. Bulgular izleme açısından her iki uygulama arasında fark olmadığını işaret etmektedir. Sesli anlatım içeren ve sesli anlatım içermeyen video ipucu tüm öğrencilerde yüksek düzeyde genelleme ile sonuçlanmıştır. Çalışmanın sosyal geçerlik bulguları ise olumludur. Bulguları desteklemek üzere ileri araştırmalara gereksinim duyulmaktadır.
Çocukların otizm spektrum bozukluğu derecesi ile duyu-biliş-motor özellikleri arasındaki ilişkilerin belirlenmesi
Bu araştırmanın amacı çocukların otizm spektrum bozukluğu derecesi ile duyu-biliş-motor özellikleri arasındaki ilişkileri belirlemektir. Araştırmaya Anadolu Üniversitesi Engelliler Araştırma Enstitüsü Gelişimsel Destek Birimi'nde destek eğitim alan otizm spektrum bozukluğu tanısı almış 4-6 yaş arası 30 çocuk katılmıştır. Otizm spektrum bozukluğu olan çocukların demografik özelliklerini, OSB derecelerini, duyusal işlem düzeylerini, sözel olmayan zekâ düzeylerini ve motor yeterlik düzeylerini belirlemek üzere Gilliam Otistik Bozukluk Derecelendirme Ölçeği 2 – Türkçe Versiyonu, Duyu Profili Bakım Veren Anketi, Okulöncesi Sözel Olmayan Zekâ Testi, Bruininks-Oseretsky Motor Yeterlik Testi 2 ve Aile ve Çocuk Bilgi Formu kullanılmıştır. Elde edilen veriler SPSS 21 programına girilerek Pearson r, kısmi korelasyon analizi ve çok değişkenli kovaryans analizi ile analiz edilmiştir. Bulgular, otizm spektrum bozukluğu olan çocukların OSB dereceleri ile sözel olmayan zekâ düzeyleri ve motor yeterlik düzeyleri arasında negatif yönde anlamlı bir ilişki olduğunu gösterirken OSB derecesi ile duyusal işlem düzeyi arasında anlamlı herhangi bir ilişki olmadığına işaret etmiştir. Ayrıca, farklı düzeyde OSB'den etkilenen çocukların sözel olmayan zekâ düzeylerinin ve motor yeterlik düzeylerinin farklılaştığı sonucuna varılmıştır. Araştırmanın sonunda, elde edilen bulgular ve araştırmanın sınırlılıkları tartışılmış, sonraki araştırmalara ve uygulamaya yönelik öneriler sunulmuştur.
Otizm spektrum bozukluğu olan bireylere sözel matematik problemi çözme becerisinin kazandırılmasında şema yaklaşımının etkililiği
Sözel matematik problemlerini çözme becerisinin gelişimsel yetersizliği olan bireylere öğretilmesi, bu bireylerin neden-sonuç ilişkisini kavramaları açısından önemlidir. Bu araştırmanın amacı, Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB) olan bireylere sözel matematik problemi çözme becerisinin kazandırılmasında ve sürdürülmesinde şema yaklaşımının etkililiğini belirlemektir. Araştırmada sonuç miktarı bilinmeyen karşılaştırma türündeki sözel matematik problemleri kullanılmıştır. Çalışmada deneklerin sözel matematik problemi çözme becerisini, uygulama sona erdikten sonraki koruma düzeylerinin ve bu beceriyi farklı türdeki matematik problemlerine genellemeleri üzerindeki etkilerinin incelenmesi de amaçlanmıştır. Ayrıca, deneklerin annelerinin ve öğretmenlerinin çalışmanın sosyal geçerliğine ilişkin görüşleri değerlendirilmiştir. Araştırmaya Eskişehir ilinde OSB olan dokuz, 11 ve 14 yaşlarındaki üç birey katılmıştır. Araştırmada tek denekli araştırma modellerinden denekler arası yoklama denemeli çoklu yoklama modeli kullanılmıştır. Şema yaklaşımının sözel matematik problemlerinin öğretimindeki etkililiği grafiksel analiz yoluyla incelenmiştir. Araştırmanın bulgularına bakıldığında, şema yaklaşımıyla öğretimin deneklerin sözel matematik problemi çözme performanslarını arttırdığı görülmektedir. Bu artışın bütün denekler için öğretim sona erdikten bir, üç ve beş hafta sonra da devam ettiği görülmektedir. Ayrıca, iki denek sonuç miktarı bilinmeyen karşılaştırma türündeki sözel matematik problemlerini çözme becerisini, fark miktarı bilinmeyen karşılaştırma türündeki sözel matematik problemlerini çözme becerisine genelleyebilmiştir. Deneklerin anneleri ve sınıf öğretmenlerinden toplanan sosyal geçerlik bulgularına bakıldığında, her iki grubun da şema yaklaşımının sözel matematik problemi çözme becerisinin öğretiminde kullanımına yönelik görüşlerinin olumlu olduğu görülmektedir.
Otizm spektrum bozukluğu olan çocuğa sahip anne babaların yaşam deneyimlerine derinlemesine bakış
Araştırmanın genel amacı, çocukları OSB tanısı almış anne babaların, çocuklarının OSB olması nedeniyle tanı öncesi, tanı süreci ve tanı sonrasında yaşadıkları deneyimleri ve yaşamlarının OSB sebebiyle nasıl etkilendiğine ilişkin görüşlerini belirlemektir. Araştırmanın katılımcılarını, çocukları OSB tanısı alan beş anne ve beş baba oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri, nitel veri toplama yöntemlerinden yarı-yapılandırılmış görüşmeler aracılığı ile toplanmıştır. Veriler içerik analizi tekniği ile analiz edilmiştir. Veri analizi sonucunda dokuz tema elde edilmiştir. Temalar haline dönüştürülen veriler, araştırmanın bulgularını oluşturmuştur. Araştırma bulgularına göre, anne babalar çocuklarındaki OSB'ye ilişkin belirtileri en geç iki yaş civarında fark etmektedirler. Katılımcıların çocuklarındaki OSB'ye ilişkin belirtiler nedeniyle başvurdukları bazı doktorların yanlış yönlendirmeler ile çocuklara OSB tanısı konulmasını geciktirdikleri bulunmuştur. Anne babaların çoğunlukla çocuklarının tanı sonrası devam edeceği eğitim merkezine başlama sürecinin, çocuklarına tanı koyan uzmanın yönlendirmesi ile olduğu görülmüştür. Anne babalar çocuklarının aldıkları eğitim sayesinde daha sosyal hale geldiklerini, çeşitli günlük yaşam ve özbakım becerilerini kazandıklarını ifade etmişlerdir. Katılımcıların OSB olan bir çocuğa sahip olmaları nedeniyle iş yaşantılarında emekli olma, yarı zamanlı (part-time) çalışmaya başlama, işi bırakmak zorunda kalma gibi çeşitli olumsuz etkiler yaşadıkları bulunmuştur. OSB tanılı kardeşi olan çocukların, kardeşlerinin tanısı nedeniyle kendilerini ikinci planda kalmış hissettikleri ve yaşlarından olgun bir kişiliğe sahip oldukları anne babalar tarafından ifade edilmiştir. Katılımcılar çocuklarının OSB olması nedeniyle sosyal hayatta ve eşleri ile olan ilişkilerinde, çocuklarının tanı ve eğitim sürecinde çeşitli zorluklarla karşılaştıklarını belirtmişlerdir. Anne babaların karşılaştıkları bu zorluklarla baş etmek için farklı yöntemler kullandıkları anlaşılmıştır. Bazı katılımcılar ise çocuklarının OSB olması nedeniyle, hayata daha farklı bir gözle bakma ve kendini daha güçlü hissetme gibi çeşitli olumlu duygular yaşadıklarını açıklamışlardır. Anne babaların büyük bir kısmının çocuklarının geleceğine ilişkin çeşitli kaygılar yaşadığı ve çocuklarının gelecekte bağımsız yaşayabileceği bir duruma gelmesini istedikleri belirlenmiştir. Bulgular sonucunda, alanyazına katkı getirebilmek amacıyla ileri araştırmalara gereksinim duyulmaktadır. Araştırma sonuçları ışığında uygulamaya yönelik öneriler geliştirilmiştir. Anahtar Kelimeler: OSB olan çocuğa sahip anne babalar, yaşam deneyimleri, nitel araştırma, anne baba görüşleri, yarı-yapılandırılmış görüşme, fenomenoloji (görüngübilim).
Öğretmen adaylarınca hazırlanan ve sunulan sosyal öykülerin otizm spektrum bozukluğu olan çocukların sosyal becerileri edinmeleri üzerindeki etkisi
Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB) olan çocuklar diğer gelişim alanlarında olduğu gibi sosyal becerileri edinmek için de etkili özel eğitim müdahalelerine gereksinim duymaktadırlar. Sosyal öyküler, OSB olan çocukların davranışsal ve eğitsel gereksinimlerinin desteklemesinde etkili olduğu bilinen bilimsel dayanaklı uygulamalardan biridir. Bu araştırmada, öğretmen adaylarınca hazırlanan vesunulan sosyal öykülerin okulöncesi dönemde bulunan OSB olan çocukların hedef sosyal becerileri edinmeleri, uygulama sona erdikten bir, üç ve beş hafta sonra korumaları ve hedef sosyal becerileri farklı kişi ve ortamlara genellemeleri üzerindeki etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada öğretmen adayları ve OSB olan çocukların anne-babalarından öznel değerlendirme yoluyla sosyal geçerlik verisi toplanmıştır. Araştırma Anadolu Üniversitesi Engelliler Araştırma Enstitüsü Gelişimsel Destek Birimi'nde grup eğitimine devam eden OSB olan üç çocuk ve aynı kurumda öğretmenlik uygulaması yapan üç öğretmen adayı ile gerçekleştirilmiştir. Bu araştırmanın amaçlarından ilki, özel eğitim öğretmen adaylarının sosyal öykü yöntemini doğru ve güvenilir bir biçimde uygulama bilgi ve becerisini kazanıp kazanmadıklarını incelemektir. Araştırmanın diğer amacı ise öğretmen adaylarınca hazırlanan ve sunulan sosyal öykülerin OSB olan çocukların hedeflenen sosyal becerileri edinmeleri, bir, üç ve beş hafta sonra korumaları ve genellemeleri üzerindeki etkilerini incelemektir. Araştırma tek denekli araştırma yöntemlerinden yoklama evreli çiftler arası (öğretmen adayı-OSB olan çocuk) çoklu yoklama modeli ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın sosyal geçerlik verilerinin değerlendirilmesinde içerik analizi kullanılmıştır. Araştırma bulguları, öğretmen adaylarının sunulan eğitimin ardından sosyal öyküleri %100 doğrulukla yazma ve yüksek düzeyde uygulama güvenirliği ile uygulama becerisi edindiğini göstermiştir. OSB olan çocukların ise hedef sosyal becerileri %100 düzeyinde edindiklerini, araştırmanın sona ermesini izleyen bir, üç ve beşinci haftalarda edindikleri sosyal becerileri koruduklarını ve bu becerileri farklı ortam ve kişilere genelleyebildiklerini göstermiştir. Sosyal geçerlik verileri, çalışmanın araştırmaya katılan öğretmen adayları ve OSB olan çocukların anne-babaları tarafından olumlu olarak değerlendirildiğini göstermiştir. Öğretmen adayları sosyal öykü yöntemini kolay bulduklarını ve meslek yaşamlarında da kullanacaklarını, anne-babalar ise hedef sosyal becerilerden ve sosyal öykü yönteminden memnun olduklarını aktarmışlardır. Araştırmanın bulgularının yeni araştırmalarla desteklenmesine, sosyal öykülerin hizmet-içi ve hizmet öncesi dönemde bulunan öğretmen ve öğretmen adaylarına öğretilmesinin yaygınlaştırılmasına gereksinim olduğu düşünülmektedir.
Otizmli çocuklara toplumsal uyarı işaretlerinin öğretiminde geleneksel ve gömülü öğretimle sunulan sabit bekleme süreli öğretimin etkililik ve verimliliklerinin karşılaştırılması
Bu araştırmada, otizm spektrum bozukluğu (OSB) olan çocuklara toplumsal uyarı işaretlerinin isimlerinin öğretiminde yapılandırılmış olarak masa başında art arda sunulan ve oyun içine gömülerek dağınık denemelerle sunulan sabit bekleme süreli öğretim (SBSÖ) uygulamalarının etkililik ve verimlilikleri karşılaştırılmıştır. Ayrıca, çocuklara öğretimi hedeflenen tüm toplumsal uyarı işaretlerinin işlevine yönelik hedeflenmeyen bilgi sunumu yapılmıştır. Çalışmanın sosyal geçerlik verisinin toplanması sürecinde ise araştırmaya katılan deneklerin yeni bir öğretim setini hangi öğretim yöntemiyle öğrenmeyi tercih ettikleri belirlenmiş ve deneklere tercih ettikleri öğretim yöntemiyle yapılan öğretim oturumlarında hedeflenmeyen bilgi sunumu gerçekleştirilmiştir. Araştırma yaşları 36 -74 ay arasında değişen dört OSB olan erkek denek ile yürütülmüştür. Araştırmanın modeli tek denekli araştırma yöntemlerinden uyarlamalı dönüşümlü uygulamalar modelidir. Araştırma; başlama düzeyi, öğretim, genelleme, izleme evrelerinden oluşmaktadır. Araştırma bulguları, OSB olan çocuklara toplumsal uyarı işaretlerinin öğretiminde SBSÖ'in masa başında yapılandırılmış olarak ve oyun içine gömülerek dağınık denemelerle sunulmasının üç denek için etkililiğinin farklılaşmadığı yönündedir. Bir başka deyişle, SBSÖ'in masa başında yapılandırılmış olarak sunulmasıyla, oyun içine gömülerek dağınık olarak sunulması OSB olan üç çocuğun toplumsal uyarı işaretlerini öğrenmesinde eşit derecede, bir denekte ise masa başında yapılandırılmış olarak sunulan SBSÖ daha etkilidir. Deneklerin hedeflenmeyen bilgi edinimine yönelik bulguları değerlendirildiğinde hedeflenmeyen bilgi ediniminin öğretim ortamları arasında belirgin olarak farklılaşmadığı görülmüştür. Deneklerden toplanan sosyal geçerlik verisinde deneklerden ikisi masa başında öğrenmeyi tercih ederken, ikisi oyun içinde öğrenmeyi tercih etmiştir. Araştırmanın genelleme ve izleme verileri incelendiğinde yöntemler arasında fark olmadığı görülmüştür. Anahtar kelimeler: Otizm spektrum bozukluğu, sabit bekleme süreli öğretim, gömülü öğretim, hedeflenmeyen bilgi, toplumsal uyarı işaretleri
Otizm spektrum bozukluğu olan bireylere Matematik becerilerinin öğretimi: Tek-denekli araştırmalarda betimsel ve meta analiz
Matematik becerileri günlük yaşamda sıklıkla karşılaşılan ve diğer akademik becerilerin ediniminde önemli rol oynayan bir beceri öğretim alanıdır. Otizm spektrum bozukluğu olan bireyler matematik becerilerini edinmede zorlanmakta ve başarısızlıklar sergileyebilmektedirler. Alanyazın incelendiğinde, otizm spektrum bozukluğu olan bireylerin matematik becerilerini geliştirmeye yönelik az sayıda çalışma yürütüldüğü görülmektedir. Bu çalışmalarda kullanılan öğretim uygulamalarının bilimsel dayanaklı uygulamalar olup olmadıklarına yönelik bir değerlendirme gereksinimi söz konusudur. Bu çalışmada tek-denekli araştırma metodolojileriyle tasarlanmış olan otizm spektrum bozukluğu olan bireylere matematik becerilerinin öğretimini hedefleyen çalışmaların Horner ve meslektaşlarının 2005 yılında geliştirdikleri "Tek-denekli Araştırmalar Niteliksel Ölçüleri" açısından değerlendirilmesi ve kapsamlı bir betimsel analizinin yapılması hedeflenmiştir. Ayrıca, meta analiz yoluyla bu uygulamaların bilimsel dayanaklı uygulamalar olup olmadıkları değerlendirilmiştir. Konuyla ilgili çalışmalara ulaşmak amacıyla (Ocak) 1980 – (Ocak) 2017 yılları arasında yayımlanmış çalışmalara ulaşabilmek için elektronik ortamda alanyazın taraması yürütülerek 49 çalışmaya ulaşılmıştır. Araştırmalar dahil etme ve dışlama ölçütleri açısından değerlendirilerek 26 çalışma analizlere dahil edilmiştir. Bu çalışmalar, sırasıyla, (a) Horner ve meslektaşlarının 2005 yılında geliştirdikleri "Tek-denekli Araştırmalar Niteliksel Ölçüleri" açısından incelenerek "kabul edilebilirlik" ölçütlerini karşılayan çalışmalar belirlenmiş, (b) 26 çalışma çeşitli değişkenler (örn., demografik değişkenler, yöntem özellikleri ve sonuçlarına ilişkin değişkenler) açısından değerlendirilerek kapsamlı bir betimsel analiz yapılmış, (c) "kabul edilebilirlik" ölçütünü karşılayan çalışmalar için örtüşmeyen veri yüzdesi ve Tau-U hesaplama teknikleri ile etki büyüklükleri hesaplanmış ve (d) elde edilen bulgular ışığında matematik becerilerinin öğretiminde kullanılan uygulamaların bilimsel dayanaklı olup olmadıklarına ilişkin değerlendirmeler yapılmıştır. Bulgular, 10 çalışmanın "kabul edilebilirlik" ölçütünü karşıladığını göstermektedir. Bu çalışmaların etki büyüklükleri incelendiğinde görsel sunum temelli ve strateji temelli uygulamaların OSB olan bireylere çeşitli matematik becerilerinin öğretiminde umut vaat eden uygulamalar olduğu görülmüştür. Bulgular alanyazın dikkate alınarak tartışılmış ve uygulamacılara ve araştırmacılara yönelik önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Sözcükler: Otizm spektrum bozukluğu, Matematik, Tek-denekli araştırma,Meta-analiz, Bilimsel dayanaklı uygulamalar
Otizm spektrum bozukluğu olan çocuklara video oyunu oynama becerisinin öğretiminde video ile kendine model olmanın etkililiğinin belirlenmesi
Video ile kendine model olma, otizm spektrum bozukluğu (OSB) olan çocuklara farklı becerileri öğretmede etkili olduğu kanıtlanmış video modelle öğretim yönteminin bir uygulama türüdür. Araştırma bulguları, video ile kendine model olma yönteminin iletişim becerileri, sosyal beceriler, akademik beceriler gibi farklı alanlardan becerilerin öğretiminde etkili olduğunu göstermektedir. Alan yazında video ile kendine model olma yönteminin etkililiğine ilişkin sınırlı sayıda çalışma bulunmaktadır. Bu nedenle, OSB'li çocuklara çeşitli alanlardan becerilerin öğretiminde video ile kendine model olma yönteminin kullanıldığı çalışmaların artmasının önemli olduğu düşünülmektedir. Bu çalışmanın amacı, video ile kendine model olmanın OSB'li çocuklara video oyunu oynama becerisinin öğretiminde etkililiğini belirlemektir. Çalışma, tek denekli araştırma yöntemlerinden uyarlanmış yoklama evreli çoklu yoklama modeli ile gerçekleştirilmiştir. Çalışmada, yaşları 7-9 arasında değişen dört OSB'li çocuğun izleme ve kalıcılık performansları da değerlendirilmiştir. Ayrıca, çalışmada yer alan OSB'li çocukların ebeveynlerinden sosyal geçerlilik verisi toplanmıştır. Çalışma sonuçları, katılımcıların öğretim, izleme ve kalıcılık evrelerinde video oyun becerileri sergileyebildiklerini göstermektedir. Sosyal geçerlilik verileri, çalışma sonuçlarına ve bu öğretilen becerilere ilişkin ebeveynlerin olumlu görüşlerini yansıtmaktadır. Anahtar kelimeler: Video ile kendine model olma, video oyunu oynama, otizm spektrum bozukluğu, serbest zaman becerisi.
Otizmli bireylere yabancı kişilerden korunma becerilerinin öğretiminde sosyal öykülerin yalnız sunumuyla video modelle birlikte sunulmasının karşılaştırılması
Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB) sosyal etkileşim sorunları ve sınırlı/yinelenen ilgi ve davranışlarla ya da çoğunlukla olduğu gibi bu sorunların yanı sıra, dil ve iletişim becerilerinde gözlenen sınırlılıklarla ortaya çıkan ileri derecede ve karmaşık bir gelişimsel yetersizlik türüdür. Alan yazında OSB olan bireylerin toplumda bağımsız bireyler olarak yaşayabilmeleri için gereksinim duydukları davranış ve becerilerin öğretiminde kullanılmak üzere çeşitli öğretim uygulamaları geliştirilmekte ve uygulanmaktadır. Sosyal öyküler ve video modelle öğretim de bu uygulamalar arasında yer almaktadır. Bu araştırmanın amacı, OSB olan bireylere yabancı kişilerden korunma becerilerinin öğretiminde sosyal öykülerin yalnız sunumuyla, video modelle birlikte sunumunun etkililik ve verimlilik açısından farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemektir. Araştırma 10 – 13 yaş aralığında OSB tanılı dört çocukla yürütülmüştür. Araştırmada katılımcılara öğretilen hedef davranışlar yabancı kişilerin kaçırma girişimlerinden korunma ve kapıyı çalan yabancı kişilerden korunma becerileridir. Araştırmada tek denekli araştırma modellerinden uyarlamalı dönüşümlü uygulamalar modeli kullanılmıştır. Araştırmanın etkililik bulguları, OSB olan dört katılımcıdan üçünün yabancı kişilerden korunma becerilerini her iki uygulamayla da ölçütü karşılar düzeyde öğrendiklerini göstermiştir. Dördüncü katılımcı için sosyal öykülerin yalnız sunulduğu öğretimin daha etkili olduğu gözlenmiştir. Dördüncü katılımcıda sosyal öykülerin yalnız sunulduğu öğretimle üzerinde çalışılan beceride belirli bir düzeyde öğrenme gerçekleşmiş olmasına rağmen ölçüt karşılanamamıştır. Katılımcıların üçünde iki uygulama arasında kalıcılık etkisi bakımından bir farklılık olmadığı görülmüştür. Katılımcıların her iki yöntemle de öğrendikleri yabancı kişilerden korunma becerilerini korudukları gözlenmiştir. İki öğretim uygulaması verimlilik açısından karşılaştırıldığında, elde edilen bulguların tüm katılımcılarda tutarlı bir biçimde yinelenemediği görülmektedir. Sosyal öykülerin yalnız sunulduğu öğretim uygulamasının üç katılımcıda daha verimli olduğu görülmüştür. Çalışmada yer alan katılımcıların birinde ölçüt karşılanıncaya kadar gerçekleşen oturum sayısı, deneme sayısı, toplam öğretim süresi ve hatalı öğrenci tepkilerinin yüzdesi açısından sosyal öykülerin yalnız sunulduğu öğretim uygulaması daha verimli olmuştur. Katılımcıların bir diğerinde ise tüm parametreler açısından sosyal öykülerin video modelle birlikte sunulduğu öğretim uygulaması daha verimli olmuştur. Diğer bir katılımcıda ise sosyal öykülerin yalnız sunumuyla gerçekleştirilen öğretimin sosyal öykülerin video modelle sunulduğu öğretime kıyasla sadece toplam öğretim süresi açısından daha verimli olduğu görülmüştür. Son katılımcıda ise sosyal öykülerin yalnız sunulduğu uygulama etkili olurken sosyal öykülerin video modelle birlikte sunulduğu öğretim uygulamasıyla ölçüt karşılanamamıştır. Bu araştırmada hem katılımcıların annelerinden hem de kendilerinden sosyal geçerlik verisi çalışma sırasında hazırlanan sosyal geçerlik soru formu kullanılarak toplanmıştır. Araştırmanın bulguları, katılımcıların kendilerinin ve annelerinin çalışma hakkında olumlu görüşler ifade ettiklerini göstermektedir. Anahtar Sözcükler: Güvenlik becerileri, Otizm, Sosyal öyküler, Video modelle öğretim
Otizm spektrum bozukluğu olan çocuklar ve babalarının etkileşimsel davranışlarının incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB) olan çocuklar ve babalarının etkileşimsel davranışlarının incelenmesidir. Araştırma, OSB olan çocuklar ile babalarının etkileşimsel davranışlarının incelenmesine yönelik betimsel ve ilişkisel bir çalışmadır. Araştırmanın çalışma grubunu 30 OSB olan çocuk-baba çifti oluşturmaktadır. Çalışmada baba ve çocuklara ilişkin demografik veriler, bilgi formu ile toplanmıştır. Baba-çocukların etkileşimleri ise 15-25 dakikalık serbest oyun bağlamında video kaydına alınmıştır. OSB olan çocuk ve babalarının etkileşimsel davranışlarını analiz etmek amacıyla Ebeveyn Davranışlarını Değerlendirme Ölçeği- Türkçe Versiyonu (EDDÖ-TV; Diken, 2009) ile Çocuk Davranışlarını Değerlendirme Ölçeği- Türkçe Versiyonu (ÇDDÖ-TV; Diken, 2009) kullanılmıştır. Araştırma sonuçları; hem babaların OSB olan çocuklarıyla olan etkileşimlerinde, ortadan düşük düzeye doğru etkileşimsel davranışlar sergilediklerini ortaya koymuştur. Babaların duyarlı-yanıtlayıcı olma ve duygusal ifade edici olma davranışları arttıkça, çocukların etkileşimsel davranışları olumlu yönde artarken, babaların başarı odaklı-yönlendirici olma davranışları arttıkça çocukların etkileşimsel davranışları azalmıştır. Ayrıca araştırmada babaların eğitim ve yaş gibi demografik özellikleri ile çocukların etkileşimsel davranışları arasında ilişki bulunmuştur.
Siblings of individuals with autism and their thoughts and feelings about their family
This study aimes to investigate the feelings and thoughts of elder siblings of children with autism spectrum disorder (ASD) about their family members. Participants were 3 non-disabled (ND) siblings of children with ASD, aged 15-16 years. Narrative inquiry were adopted to conduct the study. The ND siblings of children with ASD were given cameras and asked to introduce their family by 10 photographs within four days. The data were collected through semi-structured interviews via those photos and analyzed through narrative analysis. In the study, three main titles were given to all participants' stories. The first main title is about the participant's thoughts about themselves; the second main title is about the participant's thoughts about his/her sibling with ASD and the third main title is the participant's thoughts about his/her family. We can infer the following results from the words of the three adolescents who have siblings with ASD: The male sibling feel embarrassment about behaviors of his sibling with ASD; siblings feel nervous about their sibling's future; all three seem to have lack of information about ASD; they are not satisfied about the time they spend with their parents; besides female siblings seemed acquiescent and protective towards the child with ASD. Implications and future research needs were discussed according to the findings of the study. Keywords: autism spectrum disorder, sibling, family, photo elicitation, narrative, qualitative research
Otizmli spektrum bozukluğu olan çocuklara mesleklerin öğretiminde küçük grupta sunulan sabit bekleme süreli öğretimin etkililiği
Bu araştırmanın amacı, OSB olan çocuklara mesleklerin öğretiminde küçük grupta sunulan sabit bekleme süreli öğretimin etkililiğini incelemektir. Araştırma, yaşları 5-6 arasında değişen OSB olan biri kızı ikisi erkek üç çocuk ve onların normal gelişim gösteren altı akranı ile yürütülmüştür. Araştırmada bütün çocuklara hedeflenen mesleklere ilişkin beş farklı soru kalıbını (Kim, nerede, ne iş yapar, (İlgili eylemi) kim yapar, (Mesleğin gerçekleştiği ortamda kim çalışır?) sözel olarak yanıtlama becerisi öğretilmiştir. Araştırmada tek denekli araştırma modellerinden katılımcılar arası yoklama denemeli çoklu yoklama modeli kullanılmıştır. Araştırma bulguları, çalışmaya katılan tüm katılımcıların hedeflenen meslekleri öğrendiklerini, farklı ortam ve araç-gerece genellediklerini, bu becerileri 1, 2 ve 4 hafta sonra da koruduklarını göstermektedir. OSB olan katılımcıların akranları için hedeflenen becerilerin bazılarını edindikleri görülmektedir. Araştırman sosyal karşılaştırma yoluyla toplanan sosyal geçerlik bulgularında, OSB' li katılımcıların normal gelişim gösteren akranları ile aynı düzeyde performans sergilediğini göstermektedir. Katılımcıların ailelerinden ve öğretmenlerinden alınan sosyal geçerlik verileri ise çalışmanın olumlu olduğunu göstermektedir.
The effectiveness of audio scripts and script fading procedure to increase vocal communication of children with autism spectrum disorders
This study aims to investigate the effectiveness of audio script and script fading procedure on acquiring, maintaining and generalizing of verbal communication skills of individuals with Autism Spectrum Disorders (ASD). In addition, which language level (level of elaboration) was used by participants was examine during audio script and script fading procedure. Furthermore the opinions of the parents, whose children participated the research, were assessed on the study. Participants' interactions with communication partner, who were their mothers or fathers, were targeted by way of preffered toys in the study. During this procedure, the scripts were taught by small round audio recorder, the Go Talk Button, attached to each toys, after then those scripts were faded gradually. Once the participants initiated vocally, the communication partners provided vocal responses, If participants elaborated with any statments after conversation partners' statements they were reinforced. Although verbal initiations skills were mainly dependent variable, data of elaborations were also gathered and analyzed. Three children with ASD, whose ages were between four and six, as subjects and one of their parents as communication partner participated in the study. A nonconcurrent multiple baseline design across participants, one of single subject design, was used. The effectiveness data were gathered from baseline, intermittent probes, instervention, generalization and maintanence sessions. Additionally, social validity and reliability data were also collected. At the end of the study, the effectiveness data were analyzed graphically. The social validity data gathered from the parents, were analyzed qualitatively. The results of the study has shown that the verbal initiations emitted by subjects were increased during audio script and script fading procedure. Also participants have generalized targeted verbal initiations across different setttings and people. In addition, the participants have maintained the acquired skills during one, two and four weeks after intervention was completed. The data of elaborations has showed that one of the subjects increased the elaborations more than the others. The social validity findings has showed that parents opinions regarding audio script and script fading procedure were positive.
Küçük grup içinde akıllı tahtada aşamalı yardımla öğretimin otizm spektrum bozukluğu olan çocukların dijital oyun ve gözleyerek öğrenme becerileri üzerindeki etkililiği
Bu araştırmanın amacı; Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB) olan çocuklara küçük grup düzenlemesi içerisinde akıllı tahtada aşamalı yardımla öğretim yöntemini kullanılarak dijital oyun ve gözleyerek öğrenmenin öğretilmesi ve çalışmaya katılan çocukların ailelerinin gerçekleştirilen öğretim süreci hakkındaki görüşlerini belirlemektir. Bu amaç doğrultusunda Anadolu Üniversitesi Engelliler Araştırma Enstitüsü Gelişimsel Yetersizlik Destek Birimi'nden eğitim alan ve OSB tanısı bulunan 4 öğrenciyle çalışılmıştır. Bu araştırmada küçük grup içinde akıllı tahtada sunulacak aşamalı yardımla öğretimin, OSB olan çocuklara dijital oyun becerilerinin öğretilmesi üzerindeki etkililiğini değerlendirmek üzere; tek denekli araştırma yöntemlerinden "davranışlar arası yoklama evreli çoklu yoklama modelinin katılımcılarla yinelenmesi modeli" kullanılmıştır. Araştırmada kullanılan öğretim paketinin OSB olan katılımcıların dijital oyun ve gözleyerek öğrenme becerileri üzerindeki etkilerini belirlemeye yönelik etkililik verilerinin yanı sıra; güvenirlik ve sosyal geçerlik verileri de toplanılmıştır. Araştırmanın sonucunda elde edilen veriler tartışılmış ve uygulamaya/ileri araştırmalar yönelik önerilerde bulunulmuştur.
Otizmi olan çocukların etkinlikler ve ortamlar arası geçişlerini kolaylaştırmada hazırlayıcı videoların etkisi
Okulöncesi dönemdeki çocuklar okul içi geçişler sırasında bağımsız geçiş davranışları sergilemekte zorlanmakta ve bir okul gününün %20-35'ini geçişler sırasında harcamaktadırlar. Geçişler, öğretim etkinliklerine oranla daha az yapılandırılmış oldukları ve çocuklardan beklenen davranışları açık biçimde ortaya koymadıkları için çocukların problem davranış sergiledikleri bir zaman dilimi olmaktadır. Geçişleri kolaylaştırmak üzere kullanılabilecek çeşitli stratejiler vardır ve bunlardan biri de hazırlayıcı videodur. Hazırlayıcı video, çocukları bir etkinliğe, göreve, geçişe ya da stresli duruma hazırlamak ve çocuklarda çevresel değişikliklere bağlı olarak ortaya çıkan kaygının neden olduğu problem davranışları önlemek amacıyla kullanılan bir stratejidir. Hazırlayıcı videoda, geçişlerden önce çocuklara, geçiş yapılacak etkinlik ve ortam ile geçiş sürecinde sergilenecek davranışları gösteren videolar izletilir ve ardından çocuklardan geçişi gerçekleştirmeleri beklenir. Bu araştırmada da yaşları 4-6 arasında değişen, otizmi olan çocukların etkinlikler ve ortamlar arası geçişler sırasındaki; bağımsız geçiş davranışlarını arttırmada, harcadıkları süreyi kısaltmada ve sergiledikleri problem davranışları azaltmada hazırlayıcı videoların etkililiği incelenmiştir. Araştırmada ayrıca araştırmanın amaçlarının önemine, araştırmada kullanılan stratejinin uygunluğuna ve araştırma bulgularının anlamlılığına ilişkin aştırmaya katılan çocukların anne-babalarının ve çocukların devam ettikleri birimde eğitim hizmeti veren personelin çalışmaya ilişkin görüşleri belirlenmiştir. Araştırma tek denekli deneysel modellerden A-B-A-B modeli kullanılarak yürütülmüştür. Araştırmada, geçişler sırasında sergilenen bağımsız geçiş davranışlarını kaydetmek üzere kontrollü olay kaydı tekniği, harcanan süreyi kaydetmek üzere bekleme süresi kaydı tekniği ve problem davranışları kaydetmek üzere serbest olay kaydı tekniği kullanılmıştır. Uygulama oturumlarında geçişe ilişkin hazırlayıcı video her geçiş öncesinde grup düzenlemesi biçiminde çocuklara izletilmiş ve hazırlayıcı videoyu izlemelerinin ardından çocuklardan geçişi sergilemeleri beklenmiştir. Çocukların bağımsız geçiş davranışları sözel olarak pekiştirilirken, problem davranışları görmezden gelinmiştir. Araştırmada gözlemciler arası güvenirlik ve uygulama güvenirliği verileri toplanmış ve yüksek güvenirlik bulguları elde edilmiştir. Araştırma bulguları, hazırlayıcı videoların otizmi olan çocukların etkinlikler ve ortamlar arası geçişler sırasındaki; bağımsız geçiş davranışlarını arttırmada, harcadıkları süreyi kısaltmada ve sergiledikleri problem davranışları azaltmada etkili olduğunu; araştırmaya katılan çocukların anne-babalarının ve çocukların devam ettikleri birimde eğitim hizmeti veren personelin araştırmanın amaçlarının önemine, araştırmada kullanılan stratejinin uygunluğuna ve araştırma bulgularının anlamlılığına ilişkin görüşlerinin olumlu olduğunu ortaya koymuştur. Araştırma bulguları alanyazına dayalı olarak tartışılmış, uygulamaya ve ileri araştırmalara yönelik önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Sözcükler: Otizm, Problem davranışlar, Geçiş, Geçiş stratejileri, Hazırlayıcı video.
Otizm spektrum bozukluğu olan çocuklara kavram öğretiminde sıklaştırılmış ve dağıtılmış denemelerle öğretimin etkililik ve verimliliklerinin karşılaştırılması
ADÖ genellikle sıklaştırılmış denemelerle öğretim (SDÖ), dağıtılmış denemelerle öğretim (DDÖ) ve serpiştirilmiş denemelerle öğretim (SEDÖ) olmak üzere üç yolla sunulmaktadır. Bu araştırmada OSB olan çocuklara kavram öğretiminde SDÖ ve DDÖ'nün etkililiği ve verimliliği karşılaştırılmıştır. Ayrıca çalışmaya katılan çocukların devam ettiği uygulama birimindeki öğretmenlerin, bu çalışmada belirlenen hedef davranışlara, kullanılan yöntemlere ve elde edilen bulgulara ilişkin görüşleri belirlenmiştir. Araştırmada uyarlamalı dönüşümlü uygulamalar modeli kullanılmıştır. Araştırmanın katılımcıları yaşları 4-5 arasında değişen ve OSB tanısı olan dört erkek çocuktur. Araştırmanın bulguları; dört öğrencide de DDÖ'nün SDÖ'ye göre daha etkili olduğunu göstermektedir. Öğrencilerin hiçbiri SDÖ ile öğretilen kavramlarda ölçütü karşılar düzeyde performans sergilememiştir. DDÖ oturumları tamamlandıktan 8, 9 ve 10 hafta sonra toplanan izleme verileri öğrencilerden ikisinin edindikleri kavramları koruduklarını göstermektedir. Öğrencilerin devam etmekte olduğu uygulama biriminde görev yapan öğretmenlerden toplanan sosyal geçerlik verileri, öğretmenlerin dağıtılmış denemelerle öğretime ilişkin daha olumlu görüşleri olduğunu göstermektedir. Anahtar Sözcükler: Otizm Spektrum Bozukluğu, Ayrık Denemelerle Öğretim, Sıklaştırılmış Denemelerle Öğretim, Dağıtılmış Denemelerle Öğretim
OSB olan çocukların hayali oyun sıklığını ve çeşitliliğini arttırmada ipucunun giderek arttırılmasıyla öğretimin etkililiği
Bu araştırmada, davranışı izleyen motor taklitle sunulan ipucunun giderek arttırılmasıyla öğretimin otizm spektrum bozukluğu (OSB) olan çocukların hayali oyun oynama sıklığını ve çeşitliliğini arttırmadaki etkililiği incelenmiştir. Ayrıca, araştırmaya katılan çocukların annelerinin ve sınıf öğretmenlerinin ipucunun giderek arttırılmasıyla sunulan öğretim sürecine ilişkin görüşleri alınmıştır. Araştırmada, yaşları 5-6 arası değişen OSB olan üç erkek çocuk katılımcı olarak yer almaktadır. Araştırmada tek-denekli araştırma modellerinden araçlar arası yoklama evreli çoklu yoklama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın etkililik bulguları, davranışı izleyen motor taklitle sunulan ipucunun giderek arttırılmasıyla öğretimin tüm çocukların hayali oyun oynama sıklığını hem davranış hem de seslendirme açısından arttırmada etkili olduğunu göstermektedir. Ek olarak, hayali oyun çeşitliliği incelendiğinde, sergilenen hayali oyun davranışlarının ve seslendirmelerin dört kategori içinde ve birbirinden farklı olarak arttığı görülmüştür. Ayrıca, araştırmaya katılan çocuklar tarafından oyuncak setlerinde türetilen hayali oyun davranışı ve seslendirmelerin hafif düzeyde arttığı arttığı; ancak, bu durumun oyuncak setleri arasında değişkenlik gösterdiği görülmüştür. Araştırma bulguları, sunulan öğretim yöntemiyle hayali oyun ögelerinden biri olan beceri dizisinde çocukların performans düzeyinde artış olduğunu göstermiştir. Araştırmada, tüm çocukların hedef becerileri farklı araç, kişi ve ortama genelledikleri; öğretim oturumları tamamlandıktan bir, iki ve dört hafta sonra düzenlenen izleme oturumlarında edindikleri hayali oyun davranışlarını ve seslendirmeleri korudukları görülmüştür. Araştırmanın sosyal geçerlik bulguları, araştırmaya katılan çocukların annelerinin ve sınıf öğretmenlerinin öğretim sürecine ilişkin olumlu görüşler bildirdiklerini göstermiştir. Anahtar Sözcükler: Otizm spektrum bozukluğu, Hayali oyun, İpucunun giderek arttırılması, Davranışı izleyen motor taklit.