Military intervention

229 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Mısır'ın eski praetoryan yeni hükümdarları: Sivil asker ilişkileri bağlamında 1952 ve 2013 askeri müdahaleleri

Yaklaşık bin yıldır askeri yönetimlerin hakimiyetinde varlığını sürdüren Mısır 21. yüzyıla gelindiğinde de bu kaderinden kaçamamıştır. 2011 sonrasındaki bir yıllık kısa bir süre dışında herhangi demokratik bir politik yaşam alanına kavuşamayan Mısır son yüzyılda iki kez askeri müdahale yaşamış ve ordu Mısır ve Mısırlının politik, ekonomik ve kültürel olmak üzere hayatının hemen her alanına nüfuz etmiştir. Bu bağlamda bu tezin amacı Mısır'da son yüzyılda gerçekleşen 1952 ve 2013 darbelerinin gerçekleştiği süreci inceleyerek askeri müdahalelerin motivasyonlarını ortaya çıkarmak ve sivil asker ilişkileri teorileri ile geleceğe dönük yeni bir öngörü sağlamaktır. Tezin vardığı sonuç ise her iki tarihte de Mısır ordusunun kültürel ve ekonomik motivasyonlarla yönetime müdahale etme eğiliminde olduğu ancak askeri müdahalelerin gerçekleşmesindeki ana faktörün bir sivil asker ilişkileri teorisi olan Uyum Teorisinin ortaya koyduğu gibi ordu, politik elit ve Mısır toplumu arasındaki uyumsuzluk olduğudur.

Askeri müdahaleHükümdarMısır+5
Sedat Türker
TOBB Economics and Technology University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

İki darbe arası demokrasi bilinci ve yapılan genel seçimler (27 Mayıs 1960 – 12 Eylül 1980)

Türkiye Cumhuriyeti'nde 27 Mayıs 1960 darbesiyle başlayan, 12 Eylül 1980 darbesiyle biten dönem; kaosun, istikrarsızlığın, koalisyonların ve daha birçok darbe girişiminin yaşanmış olduğu uzun ve karmaşık bir dönemdir. Bu dönemde ülke; sağ ve sol kutuplaşması ile karşı karşıya kalmış, anarşi çatışmaları artmış ve büyük ekonomik krizler yaşamıştır. 27 Mayıs darbesinde Demokrat Parti tasfiye edilmiş ve ülkenin yönetimi askerlerden oluşan Milli Birlik Komitesi'ne (MBK) geçmiştir. MBK kendi içinde askeri vesayetten yana olan ve olmayanlar olarak ikiye ayrılmıştır. Askeri vesayeti savunan grup MBK'nin içinden uzaklaştırılmış ve böylece seçimlere giden yol açılmıştır. MBK bu süre zarfında bilim heyetini toplamış ve heyetin hazırladığı 1961 Anayasası halk oyuna sunularak kabul edilmiştir. Yeni partiler kurulmuş ve sonrasında yapılan ilk genel seçimlerde tek başına iktidara gelebilecek oyu hiçbir parti alamamıştır. Bunun üzerine koalisyon hükümetleri kurulmuştur. 1965 seçimlerine gelindiğinde Adalet Partisi tek başına iktidara gelebilecek oy almıştır. Böylece 12 Mart 1971 muhtırasına kadar ülkeyi AP yönetmiştir. Muhtıradan sonra ilk genel seçimler 1973 yılında gerçekleşmiştir. Burada ön plana çıkan CHP, iyi bir oy oranı almış olsa da seçim sisteminin getirmiş olduğu durumdan dolayı tek başına iktidar olamamıştır. Böylece Milliyetçi Cephe hükümeti kurulmuştur fakat bu MC hükümeti de ülkedeki sağ - sol çatışmalarını, artan öğrenci olaylarını ve kaos ortamını yok edememiştir. 1977 seçimlerinde de CHP yine tek başına iktidara gelebilecek bir oy almış, fakat seçim sisteminden dolayı yine iktidar olamamıştır. İki güçlü parti CHP ve AP'nin uzlaşma yolu bulup koalisyon kuramaması neticesinde tekrardan MC hükümeti kurulmuş ve bu süreç 12 Eylül 1980 darbesine giden yolu açmıştır. Çalışmamızda kaynak çeşitliliğine dikkat edilmiş ve yardımcı bilim dallarından yararlanılarak farklı bakış açıları geliştirilmiştir. Döneme ait gazeteler ve arşiv belgeleri de taranarak çok yönlü bir araştırma esas alınmıştır. Çalışma giriş ve altı bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın giriş bölümünde demokrasi kavramının tarihsel gelişimi ve Osmanlı'dan Türkiye Cumhuriyet'ine yenileşme hareketleri ile seçimler ele alınmıştır. Birinci bölümde genel olarak seçim sistemleri üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde; 1961 seçimlerine giden süreçte yaşanan olaylar, seçim kampanyaları, seçim sistemi ve seçim sonuçları, üçüncü bölümde; 1965 seçimlerine giden süreçte yaşanan olaylar, seçim kampanyaları, seçim sistemi ve seçim sonuçları, dördüncü bölümde; 1969 seçimlerine giden süreçte yaşanan olaylar, seçim kampanyaları, seçim sistemi ve seçim sonuçları, beşinci bölümde; 1973 seçimlerine giden süreçte yaşanan olaylar, seçim kampanyaları, seçim sistemi ve seçim sonuçları, altıncı bölümde; 1977 seçimlerine giden süreçte yaşanan olaylar, seçim kampanyaları, seçim sistemi ve seçim sonuçları ele alınmıştır. Anahtar Sözcükler Osmanlı, Türkiye, Seçim, Hükümet, Koalisyon, MBK, Kaos, Anarşi, Sağ ve Sol çatışmaları, Ekonomik kriz, Muhtıra, Darbe, Anayasa

1960 sonrası1980 öncesiAskeri müdahale+5
Gökhan Korkmaz
Siirt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

27 Mayıs Askeri Müdahalesi ve Milli Birlik Komitesi'nin yasama faaliyetleri

27 Mayıs 1960'ta yönetime el koyan askerler kendilerine Milli Birlik Komitesi (MBK) adını vermişlerdir. MBK 6 Ocak 1961 tarihine kadar ülkeyi tek başına yönetirken, 6 Ocak 1961 tarihinden itibaren üstlendikleri yürütme görevinin yanı sıra oluşturdukları çift başlı Kurucu Meclis yapısı içerisinde Temsilciler Meclisi ile birlikte 25 Ekim 1961 tarihine kadar yasama faaliyetlerinde bulunmuşlardır. 25 Ekim tarihinden sonra yeni açılan çift başlı TBMM'nin "Cumhuriyet senatosu" kanadını oluşturmuşlardır. MBK üyeleri kendi içinde aynı düşüncede olmayan kişilerden oluşmaktaydı. Bu durum fikirsel olarak çatışmalarına neden olmuştur. Ordunun yönetimi hemen sivillere terk etmemesi gerektiğini savunan 14'ler olarak da tarihe geçen grup 13 Kasım 1960'ta Milli birlik Komitesinden tasfiye edilmesine neden oluştur. MBK'nın bu tasfiye kararı ordu içeresinde rahatsızlığa neden olmuştur. Tepki olarak ordu içerisinde Silahlı Kuvvetler Birliği diye adlandırılan yeni bir oluşum ortaya çıkarmıştır. Bu durum Ordu içerisinde örgütlenen Silahlı Kuvvetler Birliği olarak adlandırılan grup ile MBK üyelerinin karşı karşıya gelmesine neden olacaktır. Bu sancılı süreç MBK başta bulunduğu süre içeresinde varlığını korumaya devam etmiştir. Milli Birlik Komitesinin görevi; başa geldikleri ilk günden beri yeni bir anayasa yapmak ve Cumhuriyet yapısına uygun düşecek şekilde yeni bir seçim kanunu oluşturma düşüncesinde olmuşlardır. Anahtar Kelimeler: Milli Birlik komitesi, 27 Mayıs Askeri Darbesi, Yasama Faaliyetleri, Demokrat Parti

27 Mayıs 1960 ihtilaliAskeri müdahaleDemokrat Parti+2
Mehmet Fırat Akay
Siirt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Yassıada mahkemelerinde yargılanan Diyarbakır milletvekilleri

Daha Diyarbakır şehri ilkçağlardan günümüze kadar tarihi ve kadim bir şehir olma özelliğini her daim muhafaza etmiştir. Tarihin birçok kültürüne ve medeniyetine ev sahipliği yapan bu şehir, günümüze kadar varlığını koruyabilmiştir. Tarihi zenginliklere sahip Diyarbakır, bu yönüyle birçok araştırmaya konu olmuştur. Bu araştırmada Yassıada'da yargılanan Diyarbakır Milletvekilleri incelenmiştir. Tez çalışmasındaki amaç XI. Dönem Diyarbakır Milletvekilliği görevini icra eden 9 siyasetçinin Ülke ve Diyarbakır özelinde ele aldıkları siyasal, sosyal ve ekonomik faaliyetleri, yasama çalışmaları ve tutuklu bulundukları Yassıada'da kurulan Yüksek Adalet Divanınca yargılanmalarını inceleyip değerlendirmektir. CHP içinden çıkan farklı seslerin oluşturduğu muhalif grup, Demokrat Partiyi kurarak 1950 seçimlerinde, aralıksız 27 yıl süren, CHP yönetimine son verip iktidara oturmuştur, 1954 ve 1957 seçimlerini de zaferle kazanıp iktidar koltuğunu korumuştur. Ancak on yıllık siyasi varlıkları 27 Mayıs 1960 ihtilaliyle son bulmuştur. Demokratlar Yassıada'da kurulan Yüksek Adalet Divanı tarafından Ada mahkemesinde yargılanıp hapis cezasına çarptırılmışlardır. Türkiye Cumhuriyeti'nin yakın siyasi tarihinde CHP-ordu-basın üçlüsü etkili bir rol oynamıştır. Özellikle ülkedeki darbe gibi teşebbüslerde TSK başrolü üstlenmiştir. Ülkenin bir buhran ve kargaşanın içinde olduğunu düşünen Türk ordusu, kendince aksaklıkları gidermek adına iktidara müdahale etmekten geri durmamıştır. Bu doğrultuda Cumhuriyet tarihindeki ilk müdahalesini 27 Mayıs ihtilaliyle gerçekleştirmiştir. Darbenin akabinde muhalefet ve basın, Demokratları karalama siyaseti güderken 1960 Darbesini gerçekleştirenler kahraman olarak anılmıştır. Anahtar Kelimeler: Demokrat Parti, TBMM, Diyarbakır Milletvekilleri, Ordu, 27 Mayıs, Yassıada

27 Mayıs 1960 ihtilaliAskeri müdahaleDemokrat Parti+6
Velat Hüseyinoğlu
Siirt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Yassıada Mahkemesi: Anayasa ihlal davasında yargılanan dört kişi

Türkiye, 1950 yılında 27 yıl aradan sonra farklı bir parti tarafından yönetilmeye başlandı. Artık Demokrat Parti 27 Mayıs 1960 yılına kadar ülkenin idaresinde yegâne güçtü. İktidarın el değiştirmesiyle ülkenin üzerindeki tek parti havası giderilmeye çalışıldı. Muhalefet, iktidarı kaybetmenin etkisindeyken iktidar daha da güçlenmenin peşindeydi. Demokrat Parti iktidarının her çeşit siyasi tasarrufları muhalefet tarafından şiddetle eleştirildi. Menderes'in kabul ettiği bazı kanunlar Anayasaya aykırı kabul edildi. Hem muhalefet hem basın DP hükümetini şiddetle eleştirdiler. DP tarafından çıkarılan kanunlar ve Menderes'in tutumu orduyu da rahatsız etmişti. Böylece askeri bir cunta iktidarı düşürmek ve ülkeye demokrasi getirmek amacıyla harekete geçtiler. Menderes bir darbe ile yerinden indirildi. Cumhurbaşkanı Celal Bayar ve Başbakan Adnan Menderes'le birlikte DP'li bütün arkadaşları tutuklanarak Yassıada Mahkemelerinde yargılandılar. Yaklaşık bir yıl süren mahkemelerde koca bir devrin muhasebesi yapıldı. En ince ayrıntısına kadar hazırlanan iddianamelerle, çok sayıda şahidin dinlenerek sanıkların çapraz sorgulamasıyla gergin geçen duruşmalar neticesinde Mahkeme 15 kişiye idam cezası verdi. Fakat neticede 3 kişinin cezası MBK tarafından kesinleştirilerek infazı gerçekleştirildi.

AnayasaAnayasa yargısıAskeri müdahale+6
Tuba Nur Yıldız
Siirt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Darbelerin meşruiyetini sağlama aracı olarak Kemalizm'in hegemonyası: 12 Eylül 1980 örneği

Bu tezin ana amacı 12 Eylül 1980 darbesinin meşruiyetinin sağlanmasında Kemalizm'in hegemonyasının kullanıldığı durumunun açıklanmasıdır. Bu açıklama yapılırken Gramsci'nin hegemonya kavramı kullanılacaktır. Bu amaca varmak için tez çalışması üç bölüm çerçevesinde tasarlanmıştır. Birinci bölümde Gramsci'nin hegemonya kavramı aktarılacaktır. İkinci bölümde Kemalizm, Kemalist hegemonya ve 12 Eylül 1980 darbesi aktarılacaktır. Üçüncü bölümde ise tezin tartışma kısmı yer alacaktır. Kemalizm ve Atatürkçülük Türkiye Cumhuriyeti siyasal hayatı için her zaman gündemde kalmayı başaran, siyaseti ve hatta toplumsal hayatı etkileyen düşünceler bütünleri olarak karşımıza çıkmaktadır. Tez çalışmasının kapsamında belirlenecek ve doğrulanmaya çalışılacak hipotez ise 12 Eylül 1980 darbesinin meşruiyetinin sağlanması açısından Kemalizm'in hegemonyasının kullanıldığı olacaktır.

12 Eylül 1980 Dönemi12 Eylül müdahalesiAskeri müdahale+5
Semih Nafiz İpek
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

27 Mayıs darbesinden 12 Mart muhtırasına Türk basınında Atatürk ve Atatürkçülük (1960-1971)

Bu çalışma, 1960-1971 yılları arasında Türkiye'de yayımlanan yazılı basın örnekleri üzerinden Atatürk ve Atatürkçülük konulu köşe yazılarını incelemeyi hedefler. Bu kapsamda tez çalışmasının kavramsal çerçevesini ve köklerini sunan bir girişle beraber ilk bölümde 27 Mayıs 1960 darbesinden hemen önceki birkaç yılda yaşanan hadiseler anlatılmıştır. Bu bölümün içeriğinde iktidar ve muhalefetin temel konulara bakışlarındaki farklılıklar ve gerginlikleri meydana getiren başlıklar açıklanmaya çalışılmıştır. Tezin ikinci bölümünde 27 Mayıs 1960 darbesinden sonra Türk basınının genel görünümü, darbeye mahalli ve ulusal çapta yaklaşım tarzı ile darbe sonrası yapılan yargılamalara ilişkin açıklamaları ele alınmıştır. Üçüncü bölüm ise bu tez çalışmasının yazılı basın arşivine ait incelemelerin yer aldığı kısımdır. Atatürk ve Atatürkçülük bağlamında yapılan ideoloji benzetmeleri, siyasi yelpazede Atatürk ve Atatürkçülüğü bir yere konumlandırma girişimleri bu bölümde aktarılmıştır. Dördüncü ve son bölümde mezkur dönemin kapanışını yapan 12 Mart Muhtırasının Türk basınındaki yankılarına bakılarak, tez çalışması bir sonuç ile tamamlanmıştır.

12 Mart müdahalesi27 Mayıs 1960 ihtilaliAskeri müdahale+6
Burak Güler
Hacettepe University · Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Medyanın siyaset üzerindeki rolü: 12 Eylül ve 15 Temmuz karşılaştırması

Egemen güçler, siyasi yapılar ve liderler çok sayıda insana aynı anda ulaşabilmek adına radyo, televizyon ve gazeteler gibi kitle iletişim araçlarını kullanmaktadır. Medya bu anlamda kitlelerin algılarının şekillenmesinde en önemli rolü oynamaktadır. Egemen güçler gelişen imkanlarla birlikte insanlara daha kolay ulaşabilir, fikirlerini insanlara daha kolay iletebilir ve medyayı kendi amaçları doğrultusunda yönlendirebilir hale getirmiştir. Kitle iletişim araçları geçmişten bugüne reklam, propaganda ve siyasal iletişim aracı olarak işlev görmüştür. Türkiye'de 12 Eylül Askeri Darbesi ve 15 Temmuz Darbe Girişimi sırasında ve onu takip eden diğer günlerde gazeteler dahil tüm iletişim araçları ile bir algı yönetim süreci yaşanmıştır. Toplumsal psikolojiyi derinden etkileyen olaylarda medya araçlarının yüklendiği rol çok ağırdır ve insanların olaylara bakış açısını şekillendirmektedir. Bu çalışmada, "Hürriyet gazetesinin farklı dönemlerde ortak bir toplumsal olay olan darbe girişimi karşısında yaklaşım ve söylem farklılıkları var mı?'' sorusu, ilgili dönemlere dair incelenen vitrin sayfa haberleri ile cevaplanmaya çalışılmıştır. Bu bağlamda iki ayrı dönemde Hürriyet gazetesinin olayları takip eden 15 gün içerisindeki vitrin sayfa haberleri biçimsel ve içeriksel olarak incelenmiş, analiz edilen toplam 188 haber, aradaki farklılık ve aynılıklara göre sayma ve tanımlama yöntemiyle tablolaştırılmıştır.

Algı yönetimiAskeri müdahaleDarbe+7
Erol Eren Usta
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Uluslararası Hukukta kuvvet kullanımı: Kosova örneği

Bu çalışmada amaçlanan, "kuvvet kullanma" kavramı çerçevesinde uluslararası hukukun gelişimini açıklamaktır. Sonrasında Kosova'da yaşanan iç savaştan başlayarak, Kosova'nın tek taraflı bağımsızlığına kadar gelişen süreç ve tek taraflı bağımsızlık sonrası süreçte Kosova'nın uluslararası hukuktaki statüsünü açıklamaktır. Çalışmanın konusu, uluslararası hukukta "kuvvet kullanma" kavramının ortaya çıkması ve uluslararası hukukun gelişimi ile başlayıp, NATO'nun Kosova iç savaşına müdahalede bulunması ile devam edip, sonrasında Kosova'nın tek taraflı bağımsızlığı ve Kosova'yı tanıyan devletlere değinilmiştir. Son olarak da Uluslararası Adalet Divanı'nın, Kosova'nın tek taraflı bağımsızlığı hakkındaki yorum kararları incelenmiştir. Çalışma esas olarak Birleşmiş Milletler Şartı'nda kuvvet kullanmanın bölgesel örgütlere verilmesiyle birlikte NATO'nun Kosova iç savaşına müdahalesi bağlamında şekillenmiştir. Çalışmanın amacı ve önemi, uluslararası hukukta "kuvvet kullanma" kavramı çerçevesinde uluslararası hukukun gelişimi ile birlikte Kosova iç savaşına giden süreç ve NATO'nun Kosova müdahalesinin incelenmesidir. NATO'nun Kosova müdahalesi ile Kosova'nın bağımsızlığa giden yolu ve Uluslararası Adalet Divanı'nın Kosova'nın bağımsızlığı sürecindeki yorum kararlarının ele alınmasıdır. Anahtar Kelime: Kuvvet Kullanma, Kosova, BM, NATO.

Askeri müdahaleKosovaKuvvet kullanma+5
Melisa Gülakan
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Gezi parkı olayları ve 15 temmuz darbe girişimi haberlerinin kriz haberciliği kapsamında etik açısından karşılaştırılması

Bu çalışmada, Gezi Parkı Olayları ve 15 Temmuz Darbe Girişimi haberleri, kriz haberciliği ve etik unsurlar çerçevesinde analiz edilip değerlendirilmiştir. Kavramsal açıdan bağlantılı şekilde ilerleyen çalışmada, televizyon haberciliğindeki örnekler incelenmiştir. Çalışmada, içerik analizi yöntemi uygulanmıştır. Kriz haberciliği, medyanın yönetmekte güçlük çektiği bir alan olduğundan, etik açıdan sorunlar doğurabilmektedir. Bu çalışmada da, ilgili sorunlar ön görülmektedir. Kuramsal olarak kriz haberciliği ve etik gibi kavramların karşılığının, uygulamada ne denli yer bulabildiği, analizler sonucunda ortaya çıkarılmıştır. Gezi Parkı ve 15 Temmuz süreçlerinin, Kanal D ile NTV haberlerinde ne şekilde yer bulduğu, bu çıkarımları oluşturmaktadır.

15 Temmuz 2016 müdahalesiAhlakAhlaki değerler+7
Demirhan Hanifi Demir
Uşak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

1980 sonrası Türk siyasetindeki askeri müdahalelerin, sahiplik yapısı değişen ana akım gazetelerin köşe yazarlarının söylemine yansımaları

Medya ve siyaset arasındaki ilişki genellikle tekelleşme paralelinde ilerler. Özellikle 1980 sonrasında gelişen çeşitli ekonomik ve politik süreçlerden sonra büyük sermaye grupları medyada etkili olmaya başlamış ve kamuoyu oluşturma gücünü bünyesinde toplamışladır. Zamanla iktidarla yakınlık çıkar ilişkisine dönüşmüş, medya patronları ve iktidar sahipleri birlikte hareket ederek her iki tarafında yararına olacak şekilde haber içeriklerinde değişikliğe gidilmiştir. Bu anlamda gazetenin belkemiği olan köşe yazarları da bu çıkar ilişkisi çerçevesinde tarafsızlığını koruyamamıştır. Bu çalışma 1980 sonrasında sahiplik yapısı değişen gazetelerin söylemlerinin de nasıl değiştiğini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Bu nedenle, beş gazeteden toplam 50 köşe yazarı, Teun A. Van Dijk'ın Eleştirel Söylem Analizi çerçevesinde incelenmiş, söylemlerinin ne yönde değiştiği analizi yapılmıştır. Yapılan çalışma sonunda sahiplik yapısının köşe yazarlarının düşüncelerine önemli ölçüde yön verdiği sonucuna ulaşılmıştır.

1980 sonrasıAskeri müdahaleEleştirel söylem çözümlemesi+7
Teslime Akgün
Uşak University · Institute of Graduate Studies
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Belediye Başkanlığından Yassıada'ya bir yaşam öyküsü M. Rauf Onursal (1909-1974)

Rauf ONURSAL, Osmanlı Devleti'nin son dönemlerinde Kütahya'da dünyaya gelmiş ve yetişme döneminde devletin yıkılışını görmüştür. Cumhuriyetin kurulduğu tarihte henüz 14 yaşında olan Onursal, üniversite öncesi eğitimini doğduğu şehir olan Kütahya'da aldıktan sonra Ankara Hukuk Fakültesine başlamış ve 4 yıllık bir eğitimden sonra avukat olarak mezun olmuştur. Siyasi hayatına CHP içinde başlayan Onursal, çok partili hayatın başlamasıyla 47 yaşında Demokrat Parti'ye katılmıştır. Bu çalışmamızda Rauf Onursal'ın hem aile hayatı hem de siyaset hayatı yapılan araştırmalar sonucu ortaya konmuştur. Demokrat Parti'de ilçe yönetimi ile başlayan görevi daha sonra il yönetimi, il ikinci başkanı, il başkanı, belediye başkanı, milletvekili ve Genel İdare Kurulu Üyeliği ile devam etmiştir. Rauf Onursal, hem muhalefette hem de iktidarda iken CHP'ye karşı sert söylemleri ile ön plana çıksa da kendisi iyi bir idareci olarak tarihe geçmiştir. Belediye Başkanlığı esnasında ortaya koyduğu çalışmalar takdire şayandır. Bu çalışma, Rauf Onursal'ın özelinde Demokrat Parti'nin, Türkiye'nin çehresini nasıl değiştirdiğinin ortaya konması amacını taşımaktadır. 27 Mayıs 1960 Askeri Darbesi ile Yassıada'da yargılanan Demokrat Partililer arasında yer alan Rauf Onursal, Anayasayı İhlal, Demokrat İzmir Gazetesinin Tahribi, Vatan Cephesi ve Gayrı Meşru Servet İktisabı Davaları ile yargılanmış ve sonucunda müebbet hapis cezası alarak Kayseri Cezaevi'ne gönderilmiştir. Hastalığı sebebi ile 4 yıl sonra serbest bırakılan Rauf Onursal, cezaevinden sonra siyaset ile ilgilenmemiştir. 23 Ağustos 1974 tarihinde kendi evinde geçirdiği kalp krizi sonucu vefat etmiştir.

27 Mayıs 1960 ihtilaliAskeri müdahaleBelediye başkanları+6
Ferhat Kaya
Uşak University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

İki darbe arasında Türkiye'de izlenen iç ve dış politikanın haşhaşa yansıması (1960-1980)

Haşhaş bitkisi binlerce yıldan beri dünyanın çeşitli yerlerinde (Türkiye, Hindistan, Avustralya, Fransa, İspanya, Macaristan…) yetiştirilen, çeşitli sektörlerde kullanımı olan önemli bir bitki olmasının yanı sıra aynı zamanda da oldukça fazla tartışmaya sebep olmuştur. Bunun sebebi, haşhaştan bir taraftan ilaç elde edilip şifa olması diğer yandan aynı zamanda uyuşturucu özelliği olmasıdır. Haşhaş, hem Osmanlı Devleti zamanından süregelen hem de Cumhuriyet'in ilanından itibaren zaman zaman artış gösteren büyük problemlere yol açmıştır. Bu konuda en büyük tartışmalara sebep olan problem ise haşhaşın çizilmesiyle elden edilen afyondan morfin, eroin gibi uyuşturucu özelliğe sahip maddelerin üretilmesidir. 1960'lı yıllardan itibaren özellikle ABD ile bu konudaki problem artış göstermiştir. Bunun sebebi ülkesinde baş gösteren ve artarak devam eden uyuşturucu probleminin kaynağının Türkiye olarak gösterilmesidir. ABD ile tarihimize göz attığımızda karşı karşıya geldiğimiz süreçler olduğu gibi müttefik olduğumuz süreçler de tarihte yerini almıştır. Ancak özellikle haşhaş meselesi hakkında görüşmeler 1960'lı yıllardan başlayarak 1970'li yıllarda artarak devam etmiş ve uzunca bir süre iki ülke arası gündemi meşgul etmiştir. Bu tezde haşhaşın genel tarihçesi ile birlikte yapısal özelliklerine, yetiştirilişine, kullanıldığı farklı alanlara bunun yanı sıra konusu olduğu üzere iki darbe arasında izlenen haşhaş politikasına ve bağlantılı olarak sebep olduğu diğer siyasi sorunlara değinilmiştir.

AfyonAfyon ticaretiAmerika Birleşik Devletleri+4
Serap Yıldız
Uşak University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

İngiliz kamuoyunda Demokrat Parti ve 27 Mayıs 1960 Askerî Darbesi

Bu çalışmada esas olarak Demokrat Parti'nin iktidar serüveninin İngiliz kamuoyunun gözünde nasıl değerlendirildiği ele alınmıştır. Demokrat Parti'nin iktidar sathı boyunca iç ve dış politikadaki meseleleri büyük bir yekûn tutmaktadır. Bu bağlamda söz konusu meseleler, tarihsel bağlam içerisinde kronolojik olarak ele alınmıştır. Ayrıca söz konusu meseleler tematik olarak değerlendirilmiştir. Demokrat Parti'nin iktidara gelişi, bu iktidar sürecinde yaşadığı sorunlar, seçim zaferleri, yaşadığı siyasi krizler gibi olgular ve son kertede 1960 Askerî Darbesinin İngiliz Kamuoyunda nasıl alımlandığı tematik olarak işlenmeye çalışılmıştır. Büyükelçilik belgeleri ve gazete haberlerinden yararlanılan bu çalışmada ayrıca Türkiye'nin değişen dış politika paradigmasının İngiliz kamuoyundaki yansımalarına da değerlendirilmiştir. İlk bölümde çalışmaya bir giriş havası oluşturmak amacıyla Türkiye'yi çok partili demokrasiye götüren süreç, aynı zamanda söz konusu sürecin iç ve dış politikadaki sebepleri üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde, Demokrat Parti'nin iktidara gelişi, ilk beş yılı sırasında uyguladığı iç ve dış politikalar önce Türkçe kaynaklardan daha sonra bunlara müzahir İngiliz belgeleri ve gazeteleri üzerinden değerlendirilmiştir. Son bölümde ise Demokrat Parti'nin 1955-1960 yılları arasındaki iç ve dış politikadaki meseleleri, daha önceki bölümlerde olduğu gibi hem Türk hem İngiliz kamuoyu gözünden ele alınmıştır. Son kertede ise 1960 Askerî Darbesi İngiliz Kamuoyu gözünde nasıl değerlendirildiği ve darbeye giden sürecin serencamı üzerinde durulmuştur. Varılan sonuç; İngiltere'nin Türkiye'deki meselelere genelde Ortadoğu'da çıkarları doğrultusunda yaklaştığı, demokratik krizleri – 1960 Askerî Darbesi gibi- ilkesel bir mesele olarak ele almak yerine, yukarıda da belirtildiği üzere öz çıkarları bağlamında değerlendirdiği görülmektedir.

Askeri müdahaleCumhuriyet Halk PartisiCumhuriyet tarihi+5
Tolga Akyıl
Hacettepe University · Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

2016 darbe girişiminin Batı ile ilişkiler çerçevesinde Türk dış politikasına etkileri

Askeri darbelerin başarısında; darbenin halk nezdinde meşruiyetinin etkisi kadar, uluslararası camianın askeri darbeyi meşru bir hareket olarak kabul edip etmemesi de dikkate alınması gereken bir değişkendir. Dolayısıyla hem darbeciler hem de devrilmeye çalışılan iktidar açısından diğer ülkelerin siyasi desteği hayati önem arz etmektedir. Diğer devletler tarafından verilen destek veya karşıtlık çerçevesinde de siyasal ilişkiler darbe girişimi sonrasında yeniden şekillenir. Bu bağlamda çalışmada, Türkiye'de gerçekleştirilen 15 Temmuz 2016 darbe girişiminin Batı ile ilişkiler çerçevesinde Türk dış politikasına etkilerini tespit ve analiz etmek amaçlanmıştır. Batılı ülkelerin darbe girişimi esnasında ve akabinde sergiledikleri olumsuz tavırlar ve bu siyasal tercihlerinin, Türk dış politikasındaki yansımaları, Batı merkezli siyasetin zayıflaması ekseninde ele alınmıştır.

15 Temmuz 2016 müdahalesiAmerika Birleşik DevletleriAskeri müdahale+7
Fatma Mutlu
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessEN

The 2015 Russian military intervention in Syria: A neo-Gramscian hegemony approach

The International Relations literature on the 2015 Russian military intervention in Syria is mostly baed on the interpretations of the mainstream International Relations theories and tends to understand the intervention in the context of military or economic concerns. These interpretations ignore the non-material aspects of the intervention and the historical depth of the Russian-Syrian relations. Approaching to the same topic from the perspective of the neo-Gramschian hegemony provides the finding of these missing pieces. As a result of the analyzes which were made in this theoretical framework, this thesis argues that the 2015 Russia's military intervention in Syria can be considered as a hegemonic move towards a Russian-led world hegemonic project around neoliberalism.

Military interventionHegemonyNeo-Gramscian+4
Muhterem Akgüden
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

1960-1980 döneminin izleri: zamansallık, kuşak ve bellek

Altmışlı ve yetmişli yılların kolektif belleğine odaklanan bu tezde, dönemin toplumsal deneyiminin bugün nasıl hatırlandığı ve anlamlandırıldığı meselesi temel izlektir. İki darbe arasına sıkışan, ortası bir muhtırayla —veya yumuşak bir darbeyle— işaretlenen, önemli tarihsel olaylara, yurttaşı önceleyen bir anayasaya, kendine özgü kültürel pratiklere, toplumsal hareketlere ve düşünüş-eyleyiş tarzlarına sahip bu dönem Türkiye tarihi içerisinde ayırt edici bir deneyim anına karşılık geliyor. Bu durumla ilişkili olarak bireysel belleklerde ortak bir etki yaratan bu dönemin özgün bir kuşak deneyimi ve belleği yarattığını öne sürüyorum. Türkiye tarihinde özel bir parantezle anılan altmışlı-yetmişli yıllar, öncesine ve sonrasına oranla siyasi belirlenimin çok yoğun seyrettiği bir dönem olmasıyla öne çıkıyor. Ayrıca aynı anda özgürlükçü ve çatışmacı ortama ev sahipliği yapan bu dönem dikkat çekici tarihsel olayların damga vurduğu bir aralık olarak bireysel ve kolektif momentlerin kesişim alanında kayda değer bir etki yaratmasıyla dikkat çekiyor. Bu doğrultuda dönemi deneyimlemiş kişilerin anlatıları üzerinden geçmişin şimdiki zamanda bellek olarak nasıl tezahür ettiğini anlamaya çalışıyorum. Her kuşak, içinde yaşadığı zamanı biricik görme eğiliminde olsa da, altmışlı ve yetmişli yıllarda cereyan eden önemli tarihsel olayların yön verdiği yaşamların daha keskin bir deneyim çerçevesi içerisine yerleştiğini öne sürüyorum.

Askeri müdahaleBellekKolektif bellek+3
Özge Özdemir
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

27 Mayıs 1960 müdahalesi ve askeri rejim: İhtilalci subaylar arasında iktidar mücadeleleri, fraksiyonlar ve çatışmalar (27 Mayıs 1960-25 Ekim 1961)

Askeri müdahalelerin genel olarak orduya, spesifik olarak ise subay sınıfına etkisini ele alan araştırmalar büyük oranda ihmal edilmiştir. Tez, 27 Mayıs döneminde Türk Silahlı Kuvvetleri'nin öznesini oluşturan subay figürünü merkeze koyarak ordunun bozulan yapısal özelliklerini irdelemeye çalışmaktadır. Bu süreçte ordu bünyesinde ortaya çıkan gizli cuntalar gibi "illegal" örgütlenmeler ile Milli Birlik Komitesi gibi "legal" örgütlenmelerde ihtilalciler arasında yaşanan iktidar mücadeleleri üzerinde durur. Tezde, Türk Silahlı Kuvvetleri'nde uzun, sıkı ve disiplinli bir askeri eğitim sisteminin yarattığı etkili bir itaat mekanizması ile tek tip bir subay tipolojisinin 27 Mayıs'la paralel biçimde bozulduğu iddia edilmektedir. Sonuçta bu yeni subay figürü, on yıl boyunca Türk askeri ve siyasi hayatını derinden etkileyecektir. Çalışma, ordu içi ayrışmalara dair bütünlüklü bir analiz için hizipleşmelerin meydana geliş ve çözülüş süreçlerinden hiziplerdeki siyasi/ideolojik eğilimlere, subayların kışladaki zihinsel ve duygusal dünyalarına yönelik bir analiz hedeflemektedir.

27 Mayıs 1960 ihtilaliAskeri müdahaleMilitarizm+5
Nesimi Gökşen
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Medya ve toplumsal bellek: 15 temmuz darbe girişimi üzerine bir inceleme

Bu çalışma, 15 Temmuz darbe girişiminin toplumsal belleği üzerine bir incelemedir. Toplumsal bellek Halbwachs'ın çizdiği kuramsal tartışma çerçevesinde aktarılmıştır. Bu açıdan, toplumsal bellek, içinde bulunulan grubun çerçevesine uygun bir şekilde ve şimdi içinden inşa edilen bir mücadele alanı olarak kavramsallaştırılmıştır. Toplumsal belleğin şimdi içinden inşa edilmesi, ona siyasal bir nitelik katar. Dolayısıyla, toplumsal bellek ulus-kimliğinin inşasında verimli ve etkili bir alandır. Halbwachs'ın belleğin toplumsallık içinde var olduğunu söylemesi toplumsal hatırlatıcılara işaret eder. İletişim teknolojilerinin gelişimi belleğin sınırını insan yeterliliklerinden kopartarak belleği genişletmiş ve aktarımı sağlamıştır. Böylece, medya toplumsal belleğin en önemli toplumsal hatırlatıcısı olmuştur. Öte yandan, medyanın ulus-kurucu anlatılardaki üstünlüğü onu iktidarın toplumsal bellek inşasında kritik bir noktaya yerleştirmiştir. 15 Temmuz darbe girişimi, AKP iktidarının son yıllarda inşa ettiği toplumsal belleği yakalamak için önemli bir toplumsal olaydır. Öte yandan; 15 Temmuz darbe girişiminde medyanın konumu konuyu medya ve onun toplumla ilişkisi çerçevesinde incelemek için imkan tanımıştır. Kavramsal bölümde aktarılanlar çalışmanın yöntemi için belirleyici olmuştur. Böylece, çalışma nitel bir araştırma olup veriler derinlemesine mülakat yöntemiyle toplanmıştır. Çalışma, 15 Temmuz darbe girişimine ait toplumsal bellek inşasında, iktidarın bellek rejimi belirlemeciliğini ve medyanın buradaki yerini saptanmaya çalışılmıştır.

15 Temmuz 2016 müdahalesiAskeri müdahaleBellek+3
Gizem Herdem
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

12 eylül 1980 sonrası Türkiye'den İngiltere'ye politik göç (1980-1989)

1980 öncesinde ağırlıklı olarak ekonomik gerekçelerle Avrupa'ya giden Türkiye kökenliler, gittikleri ülkelerde gözle görülür nüfusa erişmiş olmalarına rağmen, İngiltere'deki Türkiye kökenli nüfusun belirginleşmesi 12 Eylül 1980 sonrasındadır. 12 Eylül 1980 darbesinden sonra, çoğunlukla Avrupa ülkeleri olmak üzere yaklaşık 30 bin kişi siyasi mülteci olarak başka ülkelere sığınmıştır. Bu rakamın bir kısmı da İngiltere'ye göç etmiştir. İngiltere'ye doğru 1980'li yıllar boyunca devam eden göç dalgası -kimi farklı katmanları da içinde bulundurmakla birlikte- Türkiye solunda yer alan çeşitli örgütlenmelerde politik faaliyetler yürütenler üzerinden sürmüştür. "12 Eylül" nedeniyle gerçekleşen bu göç dalgası, 1990'lı yılların başları itibariyle yavaşlamıştır, göç dalgası daha farklı bir dinamik üzerinde sürmüştür. Bu çalışma, 1980'li yıllarda siyasal nedenlerle İngiltere'ye göç edenlerin hem ilgili yıllar aralığındaki düşüncelerini hem de günümüzden kendi geçmişlerine dair değerlendirmelerini tespit etmeye yöneliktir. Bu çerçevede, İngiltere'de Türkiye kökenlilerin yoğun olarak ikamet ettikleri Londra başta olmak üzere, Cambridge, Cardiff, Bournemouth ve Coventry şehirlerinde nicel veriler için 187 kişiye dair bilgilerin elde edildiği 46 "hane halkı" soru kâğıdı uygulaması ve 378 "politik göçmen-kişi" soru kâğıdı uygulaması; nitel veriler için 81 yarı-yapılandırılmış mülakat, 22 yapılandırılmamış-derinlemesine mülakat ve 4 odak görüşme gerçekleştirilmiştir. Alandan toplanan veriler üzerinden ana sorunsala yönelik siyasal göç ve sürgünlerin arka planında yatan nedenler tespit edilmeye çalışılmış, göçmenlerin İngiltere'ye göç etme dönemlerinde sahip oldukları politik reflekslerinin yanı sıra siyasal, ekonomik, kültürel ve gündelik yaşamsal beklentilerinin tüm bu süreç boyunca geçirdiği evrim temel varsayımlar üzerinden analiz edilmeye çalışılmıştır.

12 Eylül 1980 DönemiAlan araştırmasıAskeri müdahale+7
Barış Mutluay
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessEN

Intervention by invitation within the responsibility to protect framework

The Responsibility to Protect (R2P) was introduced as a response to Kofi Annan's plea to resolve the paradox of illegal humanitarian interventions versus inaction by the international community in the face of atrocity crimes. By shifting the discourse from 'sovereignty as control' to 'sovereignty as responsibility', R2P places primary responsibility on states to protect their population from atrocity crimes and shifts this responsibility to the international community when the state is 'unable' or 'unwilling' to protect. However, after it was adopted by the United Nations General Assembly, R2P has not yet been a solution to ongoing humanitarian crises as evinced by the current cases mainly due to the political impasse at the United Nations Security Council. In this vein, this thesis explores the place of the 'intervention by invitation' (IvI) within the R2P framework as an aspect of prevention and/or timely action that can resolve the impasse. Building on state consent, the invited states assume the collective responsibility to protect if the UNSC fails to respond to the mass atrocity crimes. In view of this, the responsibility of the inviting and intervening states is intertwined in the three-pillar implementation strategy of R2P. As part of its Pillar I responsibilities, the state may request for military assistance in case of inability to protect the population and trigger Pillar II that is international assistance. Pursuant to the triggering of the responsibility of the international community, the intervening states may uphold the international community's Pillar II responsibility through 'preventive deployment'. In the event that the state is manifestly failing to protect its population and there arises a need for decisive action, when the Security Council fails to adopt a decision, such as for the authorisation of all necessary measures up to and including the use of force, based on the existing and applicable consent, the invited interveners can undertake the use of force in a 'timely and decisive' manner under Pillar III. Accordingly, to consider situations where an intervention is to take place, this thesis proposes a newly formulated test known as 'effective population protection legitimacy' (EPPL) in order to ensure its effective and right implementation. The applicability and feasibility of this test is analysed through the case of Yemen.

Military interventionUnited NationsUnited Nations Security Council+6
Haseenah Huurieyah Wan Roslı
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessEN

The case of Egypt: An analysis of the process from January 25 Revolution to July 2013 Military Intervention

The fall of Mubarak as a result of mass demonstrations was a historic moment for Egypt and it meant "breaking the fear barrier" for the Egyptian people. After the transition period under the rule of the SCAF, the Supreme Council of the Armed Forces, Morsi came to power as the first democratically elected President of Egypt. The expectations were really high and there was a substantial amount of support for him in the society. However, in one-year period of his Presidency, an opposition against Morsi emerged and it grew through time. In the first anniversary of his Presidency, large protests were organized and the crisis ended in a military intervention in July 2013. This thesis aims to analyze the reasons why the process in Egypt evolved from "January 25 Revolution" to July 2013 military intervention. It mainly focuses on the reformulation of the alliances between different actors under the impact of the conjuncture and some crucial events. Moreover, it explains how and why different political groups that were so motivated initially for manifesting their political will through elections could support the Army against the first democratically elected President in such a short amount of time. Changes in the attitudes and policies of different actors take our attention to the events emerged in this short period, especially the ones happened in the Morsi period. It seems that some events negatively affected the views of different political groups towards the President Morsi and they led to recalculations of strategies of the actors and formation of new alliances to change the political context through new mechanisms. Morsi, as an unexperienced leader, made some controversial and untimely decisions and attempts which caused opposition among people so that his policies became one reason for the growing resentment in the society. Among these policies, the November 22 Declaration and the constitution-making process came into prominence. They were accepted as the signs of the tendency of the President Morsi towards authoritarianism. These two breaking points implied the loss of conditional support given by some groups in the second round of the Presidential elections. The Salafist Nour Party remained as the only ally for Morsi and the Muslim Brotherhood in that process. The following months witnessed the breaking of the alliance between the Salafists and the Muslim Brotherhood. In addition to the ideological differences between the two groups, some disagreements about the policies and the Saudi impact on the Salafists made the end of the alliance inevitable. The role of Salafists was significant because their participation in the opposition camp changed the dynamics in the country and increased the legitimacy of the protests against Morsi. After that, the military played the decisive role implying the end of the Morsi period. It strengthened the place of the military in the political affairs. It became the last ring of the chain of military interference with the political issues. Thus, the military and the Salafist Nour Party appeared as the most critical actors in the process. Apart from that, the thesis points out the impact of the historical prejudices towards the MB and the role of identity for determining the credibility of Morsi in Presidency. The historical prejudices and identity factors made his credibility limited so the opposition was activated in such a short amount of time. As a result, the reasons for the evolution of the process were a combination of different factors that needed a step-by-step analysis as we have done in this thesis.

The Arab SpringMilitary interventionMorsi, Mohammad+3
Abdurrahman Gümüş
Boğaziçi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2014
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de eğitim ve kültür faaliyetleri (27 Mayıs 1960-12 Eylül 1980)

Bu çalışmada; 27 Mayıs 1960 ve 12 Eylül 1980 tarihleri arasında Türkiye'de gerçekleşen iki darbe arası dönemdeki eğitim ve kültür faaliyetleri incelenmiştir. Çalışmada her öğretim kademesindeki gelişmeler; dönemin beş yıllık kalkınma planları, Millî Eğitim Bakanlığı'nın şȗra kararları, eğitim ile ilgili çıkarılan kanunlar ve yönetmelikler ile değerlendirilmiştir. Kültürel gelişmeler ise dönemin edebiyat, tiyatro, sinema, resim, heykel, müzik ve müze faaliyetleri hakkında bilgiler anlatılmıştır. Anahtar Kelimeler: Millî Eğitim Şȗrası, Beş Yıllık Kalkınma Planı, Eğitim, Kültür, 27 Mayıs 1960, 12 Eylül 1980, Sinema, Tiyatro.

12 Eylül müdahalesi27 Mayıs 1960 ihtilaliAskeri müdahale+7
Rezzan Yücer
Necmettin Erbakan University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Azerbaycan bağımsızlık mücadelesi lideri Ebülfez Elçibey

Bu çalışmada Azerbaycan tarihi için önemli bir yere sahip olan seçkin devlet adamı, demokrat, milli lider ve bunların yanında bir bilim insanı olan Ebülfez Elçibey'in hayatı ve düşünce sistemi ele alınmıştır. Azerbaycan'ın bağımsızlığını kazanma sürecindeki rolü, iktidara gelişi, devlet teşkilatlanmasındaki faaliyetleri, izlediği politikalar, iktidarına karşı yapılan darbe ve bunlara bağlı siyasi gelişmeler detaylı şekilde incelenmiştir. Çalışmada Ebülfez Elçibey'in yürüttüğü faaliyetlerin siyasi yansımaları ve sebep sonuç ilişkilerinin detaylı bir şekilde sunulabilmesi amacıyla kapsamlı bir literatür ve doküman taraması gerçekleştirilmiştir. Konu ile ilgili Türkiye ve Azerbaycan'da yayımlanan kitaplar, dergiler, akademik makaleler ve tezler incelenmiştir. Elde edilen bilgiler sistematik ve kronolojik bir yapıda sunulmuş, ulusal ve küresel basın ile medyada yer alan kaynaklara yansımaları ortaya konulmaya çalışılmıştır. Ebülfez Elçibey'in faaliyetlerinin özellikle içinde bulunduğu dönemin şartlarına zıt olarak antiemperyalist bir anlayışla bir milletin bağımsızlığı için yaptığı çalışmalarının demokrasiye ve Siyaset Bilimine yansımaları açıklanmaya çalışılmış ve yorumlar sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Ebülfez Elçibey, Azerbaycan, Demokrasi, Rusya, Askeri Darbe.

Askeri müdahaleAzerbaycanBağımsızlık+5
Furkan Karademir
Balıkesir University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00

Related subjects