Public relations
206 theses under this subject heading
İnteraktif medya ile yapılan PR yöntemlerinin bir prototip olarak Kariye Müzesi'nde uygulama önerileri
Müzeler birer sosyal mekân olarak toplum içinde gün geçtikçe daha önemli bir yer edinmektedir. Tarihi mekânların restorasyonun yoğun şekilde gerçekleştirildiği ve geçmişi olan mekânların değer kazandığı bugünlerde yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çeken ancak pek bilinmeyen Kariye Müzesi'nin tanıtımı ve ziyaretçilerinin ilgisini ve bilgisini arttıracak interaktif PR yöntemlerinin neler olabileceği tez kapsamında değerlendirilmektedir. Yapının Bizans sanatının nadir bir örneği olduğu sanat tarihçiler ve mimarlar tarafından ifade edilmektedir. Bir grup genç restoratörle Kariye Müzesi'nde gerçekleştirilen gezi sonrası yapılan röportaj çalışması gözlem verisi sağlarken yetkili kişilerle yapılan röportaj ve mail görüşmeleri bir diğer veri kaynağı olarak kullanılmaktadır. Geçtiğimiz yüzyıl sonu ortaya çıkan geleneksel PR çalışmalarının internetin yaygınlaşmasından sonra genişleyen ağlar sayesinde sosyal ağların desteğiyle yaygınlaştığını görmekteyiz. Ayasofya Müze Müdürlüğü himayesinde faaliyetini sürdüren Kariye Müzesi'nin 2015 verilerine göre Ayasofya Müzesi'nin ziyaretçi sayısının çok altında kalan ziyaretçi sayısına sahip olduğu da görülmektedir. Hâlihazırda restorasyonda olan yapının yürütülen bir PR çalışması olmadığı bilinmekle beraber müzenin sahip olduğu bir PR arşivi de bulunmamaktadır. Dünyanın pek çok yerinde anıt eserlerin birer müzeye dönüştürüldüğü biliniyor. Bu müzelerin ziyaretçisine henüz müzeye gelmeden yapılabilecek imaj çalışmaları ile bir kurumsal dünya inşa etmek gerekmektedir. Ayrıca müze ziyaretçisine cazip gelecek teknoloji uygulamalarının duyurulması ziyaretçiler için etkili bir PR faaliyeti olacaktır. Ziyaretin nasıl faaliyetler ve faydalar içerdiği yazılı, basılı ve dijital medyada duyurulmalıdır. Bu bağlamda tanıtım ve zengin içeriğin potansiyel ziyaretçiye hangi kanallardan sunulacağının önerilmesi birinci hedef olarak görülmektedir. İkinci hedef olarak da müzeye gelen ziyaretçinin gezisinden daha fazla verim aldığı ve bilgiyi özümsediği interaktif sistem önerileri sunmak amaçlanmaktadır.
Kurum kültürü ve alt kültürler: halkla ilişkiler birimi olmayan bir şirkette kurum kültürü analizi
Bu çalışmada, Goffee ve Jones'un ortaya koyduğu kurum kültürü sınıflandırması ve bu sınıflandırmaya ait ölçek aracılığıyla, halkla ilişkiler birimi olmayan bir şirkette kurum kültürü tipinin analiz edilmesi amaçlanmıştır. Öncelikle şirkette mevcut olan kurum kültürünün tipi belirlenmiş, daha sonra kurum içinde demografik özelliklere ve çalışılan departmana bağlı olarak alt kültürler oluşup oluşmadığı incelenmiştir. 6'sı demografik veriler ve 47 tanesi de kültür analizine ait olmak üzere toplam 53 sorudan oluşan anket şirkette çalışan toplam 152 kişi tarafından yanıtlanmış ve veriler, ortalama karşılaştırma analizleri aracılığıyla değerlendirilmiştir. Yapılan analizler sonucunda, ilgili şirkette Goffee ve Jones'un sınıflandırmasındaki kültür tiplerinden olumlu formda "komünal" kültür tipinin varlığı ortaya konmuştur. Şirkette, demografik verilere dayalı olarak her hangi bir alt kültür tipi belirlenemezken, departmanlardan birinde farklı bir alt kültür tipi belirlenmiştir. Sonuç olarak, halkla ilişkiler biriminin yokluğunda, çalışanların kurum kültürü hakkındaki farkındalığın düşük olduğu, yönetim ve çalışanlar arasında, bilgi aktarımında eksikliğin söz konusu olduğu ortaya konmuştur. Anahtar Kelimeler: Kurum Kültürü, Alt Kültür, Halkla İlişkiler
Kurumsal iletişim çerçevesinde üniversitelerin dijitalleşmesinin diyalojik iletişim bağlamında incelenmesi
Bu çalışma, üniversitelerde dijitalleşme kavramını kurumsal web siteleri üzerinden inceleyerek dijital dönüşüm sürecinin diyalojik iletişim ilkeleri açısından üniversite web sayfalarında yer alma biçimlerini analiz etmeyi amaçlamaktadır. Araştırma kapsamında kurumsal iletişim kavramına yönelik teorik yaklaşımlar ele alınmakta; kurum içi iletişimin yönetimi, kurumsal iletişimin kurumsal başarıdaki rolü ve dijitalleşmenin bu süreçlere etkisi incelenmektedir. Dijitalleşmenin kurumsallaşma ve yönetim süreçlerini dönüştürdüğü bir dönemde üniversite web siteleri; yalnızca bilgi sunan teknik platformlar olarak değil, aynı zamanda kurumsal kimliğin temsil edildiği, iç ve dış paydaşlarla etkileşimin kurulduğu ve benimsenen kurumsal şeffaflığın görünür hâle geldiği dijital iletişim alanları olarak kabul edilmektedir. Günümüzde artan dijitalleşme ile birlikte kurumların dijital araçları etkin kullanmalarının; kurumsal kimlik, şeffaflık ve etkileşim odaklı iletişim stratejileri açısından önemi vurgulanmaktadır. Bu bağlamda, kurumsal iletişimde dijital bir uygulama biçimi olarak web siteleri ele alınmış; bu platformların yapısal özellikleri, iletişim işlevleri ve paydaşlarla etkileşimdeki rolleri nitel içerik analizi yöntemiyle incelenmiştir. Çalışmanın kuramsal altyapısı, Kent ve Taylor'un Diyalojik Halkla İlişkiler Kuramı temelinde şekillendirilmiş olup üniversitelerin dijital iletişim kapasitelerini karşılaştırmalı olarak değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Araştırma sonuçlarının hem kurumsal iletişim literatürüne katkı sağlaması hem de üniversitelerin dijitalleşme stratejilerine yönelik somut öneriler geliştirmesi beklenmektedir. Bu araştırmada üniversitelerin dijitalleşme süreçleri kurumsal web siteleri üzerinden incelenmiştir. Nitel araştırma yöntemi kapsamında içerik analizi ve derinlemesine görüşme teknikleri kullanılmış; Malatya Turgut Özal Üniversitesi ile İnönü Üniversitesi örnek olarak ele alınmıştır. Üniversite web siteleri; bilginin kullanışlılığı, arayüzün kullanım kolaylığı, tekrar ziyaretlerin artırılması, ziyaretçilerin sitede tutulması ve diyalojik döngü ilkeleri doğrultusunda değerlendirilmiştir. Araştırma sonucunda her iki üniversitenin web sitelerinin bilgi sunumu ve erişilebilirlik açısından güçlü yönlere sahip olduğu belirlenmiştir. Buna karşın kullanıcı katılımını artıran etkileşim araçlarının ve geri bildirim uygulamalarının sınırlı olduğu görülmüştür. Uzman görüşmeleri de web sitelerinin kurumsal iletişim ve dijitalleşme süreçlerinde önemli bir yere sahip olduğunu, ancak içerik güncelliği, kurum içi bilgi akışı ve etkileşim süreçlerinde çeşitli zorlukların bulunduğunu ortaya koymuştur. Genel olarak araştırma bulguları, üniversite web sitelerinin bilgilendirme işlevini büyük ölçüde yerine getirdiğini, ancak paydaşlarla daha güçlü ve sürdürülebilir bir iletişim kurulabilmesi için geliştirilmesi gereken yönlerinin bulunduğunu göstermektedir.
Kurumsal iletişim kavramının katılımcı demokrasi anlayışına katkılarının Cumhurbaşkanlığı örneğinde incelenmesi: 2009 - 2013 dönemi
Bu araştırma, kurumsal iletişim gibi son dönemde önemi giderek artan bir kavramın, demokrasinin en modern ve ileri şekli olarak kabul edilen Katılımcı Demokrasi anlayışına yaptığı katkıları, Türkiye'nin kurumsal iletişimde gelişmiş devlet kurumu olan Cumhurbaşkanlığı örneğinde incelenmesi amacına yöneliktir. Daha önce benzer bir çalışmanın Cumhurbaşkanlığı Kurumu özelinde yapılmaması sebebiyle bu çalışma özgün bir değere sahiptir. Bu araştırmada, "Teknolojik gelişmeler çerçevesinde oluşturulan kurumsal iletişim çalışmalarının Cumhurbaşkanlığı kurumu özelinde katılımcı demokrasi anlayışına katkısı nedir?" sorusuna cevap aranmıştır. Katılımcı demokrasinin gereği olarak vatandaşların yönetime ne kadar katıldıkları, demokratik haklarının farkında olup olmadıkları, kamu kurumlarından memnun olup olmadıkları, devlet ile ilişkilerinin ne seviyede olduğu, devlet kurumlarına güvenip güvenmedikleri gibi sorular araştırma konusu yapılmıştır. Bu araştırmada, Cumhurbaşkanlığına başvuru yapan vatandaşların katılımcı demokrasi anlayışlarını derinlemesine anlamlandırmak ve katılımcıların bakış açısıyla katılımcı demokrasi anlayışını yorumlamak için nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması deseni seçilmiştir. Araştırma için 2009-2013 yılları arasında Cumhurbaşkanlığı Kurumsal iletişim Başkanlığı Halkla İlişkiler Müdürlüğüne şahsen, dilekçe ve e-posta yolu ile başvuru yapmış katılımcıların belirlenmesinde, olasılığa dayanmayan amaçlı örnekleme tekniklerinden ölçüt örnekleme yöntemi tercih edilmiştir. Araştırmanın verileri geliştirilen yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak toplanmıştır. Araştırmada, elde edilen veriler nitel veri analizi ile incelenmiş, içerik ve betimsel analiz yöntemiyle yorumlanmıştır. Bulgular, araştırmanın alt problemlerine göre katagorize edilerek yorumlanmıştır. Vatandaşların, "demokrasi" ve "katılımcı demokrasi" gibi temel kavramlar hakkındaki görüşleri Cumhurbaşkanlığı makamına başvurmayı bir demokratik hak olarak görüp görmedikleri, vatandaşların Cumhurbaşkanlığına müracaat etmesinde 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün şahsının ne ölçüde önemli bir etken olduğu, yönetimle ilişkilerindeki beklentileri, vatandaşla devlet arasında ki güven ilişkisi, Cumhurbaşkanlığı tarafından sunulan hizmetin kalitesi ve bilgi alma adına hangi iletişim araçlarından ve yöntemlerinden yararlanıldığı şeklinde yedi kategoriden oluşmuştur. Bu çalışmanın sonuçlarına göre; Vatandaşların görüşlerinin katılımcı demokrasi anlayışıyla örtüştüğü, Cumhurbaşkanlığı kurumuna demokratik hakları olduğu için başvurdukları, başvurularında Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün kişiliğinin önemli bir rol oynadığı, Cumhurbaşkanlığı dışındaki diğer devlet kurumlarıyla ilişkileri hakkında olumsuz kanaat belirttikleri görülmüştür. Ayrıca, katılımcı demokrasi için önemli olan ''bilinç ve farkındalık'' olgularının katılımcılarda gayet gelişmiş olduğu, Cumhurbaşkanlığı kurumunun sunduğu hizmetlerin katılımcı demokrasinin gelişmesine önemli bir katkı sunduğu ve kurumsal iletişimde başarılı olduğu görülmüştür. Bununla birlikte, vatandaşların teknolojinin sunduğu yeni olanaklara uyum sağladığı, gelişen teknolojik imkânlar ile yönetime daha fazla katıldığı, üst yönetime kolaylıkla ulaşabilme ve sorgulayabilme imkânı buldukları görülmüştür. Bu kapsamda da ilgili kurumlara bazı önerilerde bulunulmuştur. Anahtar kelimeler: kurumsal iletişim, katılımcı demokrasi, sosyal medya, demokratikleşme, demokratik hak, halkla ilişkiler
Halkla ilişkilerin kurumsal itibar üzerindeki etkisine yönelik bir araştırma
Küreselleşen günümüz dünyasında ürün ve hizmetlerde çeşitlilik, hedef kitlenin internet vb. araçlar aracılığı ile giderek bilinçlenmesi kurumlar arasında rekabet ortamının doğmasına yol açmıştır. Kurumlar bu rekabet ortamında ürün ve hizmetlerini tüketicilere tanıtmak, kurumla ilgili hedef kitleye bilgi aktarmak ve hedef kitleden gelen geri beslemelerle bünyesinde faaliyette bulunduğu kuruma katkıda olumlu girdilerde bulunması amacıyla halkla ilişkiler birimlerini oluşturmuşlardır. Halkla ilişkiler birimleri uyguladıkları bir takım metodlarla bu rekabet ortamında kurumlarının bir adım önde olmasını sağlamak ve müşteri kitlesini arttırarak kuruluşun itibarını arttırmayı hedeflemektedirler. Bu çalışma kapsamında araştırma için oluşturulan hipotezler, korelasyon ve regrsyon analizleri yardımıyla test edilmiş ve çoklu regresyon analizi sonucunda kurumsal itibar üzerinde halkla ilişkiler boyutlarından "Tanıtma" ve "Tanıma", boyutlarının pozitif etkisinin olduğuna ulaşılmıştır. Bu çalışmada halkla ilişkilerin kurumsal itibar üzerindeki etkisine teorik olarak değinilmiş ve Kütahya Belediyesinde toplam 128 yönetici ve çalışan ile Kütahya Merkez İlçede yaşayan 410 vatandaşın katılımıyla yapılan anket çalışması ile bu iki kavramın birbiri üzerindeki etkisi korelasyon ve regresyon analizleriyle incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Halkla İlişkiler, İtibar ve Kurumsal İtibar,
Örgüt içi halkla ilişkiler faaliyetlerinin güdülenme üzerindeki etkileri: Kar amacı olmayan bir örgütte uygulama
Gelişen örgüt yapılarına paralel olarak örgüt içerisindeki halkla ilişkiler faaliyetleri ve bu faaliyetlerin işgörenler üzerindeki etkileri de önemli bir hal almıştır. Örgüt yapıları genişledikçe örgüt işgörenleri arasındaki bağ zayıflamaya başlamış, gelişen teknoloji ve makineleşmeye paralel olarak, sadece üretim aşamasında değil, birçok aşamada örgütlere makineler girmiş ve sonuç olarak da işgörenlerin monotonlaşan iş yaşamları, güdülenmelerini düşürmüştür.Halkla ilişkiler konusunda hedef kitleler çoğu zaman örgüt dışında olsa da, üzerinde önemle durulması gerekli bir diğer hedef kitlemiz de örgütteki işgörenlerdir. İşgörenlerin güdülenme düzeylerini artıramadığımız sürece örgütümüzün verimliliğini artırmanın olanaklı olmadığı değerlendirilmektedir.Bu çalışmada ise; bahse konu bu güdülenme eksikliğinin giderilme yollarından biri olarak görülen örgüt içi halkla ilişkiler faaliyetleri, bu faaliyetler kapsamında işgörenlere yönelik halkla ilişkiler uygulamaları ve bu faaliyetlerin güdülenmeye etkileri anlatılarak, uygulama aşamasına geçilmiş, kar amacı gütmeyen bir kamu örgütünde işgörenlere yönelik ?Örgüt İçi Halkla İlişkiler Faaliyet Durumu? ve ?Faaliyetlerin Güdülenmeye Etkisi? ne ait işgörenlerin görüşleri anket yöntemiyle toplanmıştır, çalışma sonucunda var olduğu görülen ilişkinin işgörenler tarafından algılanma durumları gösterilerek konuyla ilgili öneriler getirilmiştir.
Halkla ilişkiler faaliyetleri ve kurum kültürü: Eskişehir Osmangazi Üniversitesi örneği
İçinde bulunduğumuz küreselleşme çağı aynı zamanda bir halkla ilişkiler yüzyılıdır. Halkla ilişkiler denilince akla gelen şey kurumsallaşma ve kurumsal kültüre dayanan ve sürekli bir biçimde kendisini ifade edebilen örgütler yaratmaktır. Bu bağlamda günümüzde halkla ilişkiler, örgütlerin ayrılmaz uygulamalarından birisidir.Halkla ilişkilerin en yoğun olarak uygulandığı kurumlardan birisi de üniversitelerdir. Yüksek öğretim kurumu olan üniversiteler, hem bilginin üretildiği hem de yeni nesillerin ihtiyaç duyulan meslek insanlarının da yetiştirildiği stratejik örgütler arasındadır. İşte bu çalışma kurumsal kültür bağlamında Eskişehir Osmangazi Üniversitesi halkla ilişkiler uygulamalarının kuramsal ve pratik yönlerini ele almayı amaçlamaktadır.Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde halkla ilişkiler kavramı, halkla ilişkilerin tarihsel gelişimi ve önemi, halkla ilişkiler faaliyetlerinde kullanılan araçlar irdelenmiştir. İkinci bölümde kültür ve kurum kültürü kavramları, kurum kültürünün özellikleri, unsurları, boyutları, halkla ilişkiler ve kurum kültürü kavramı ilişkisi üzerinde durulmuştur. Çalışmanın üçüncü bölümünde diğer iki bölümdeki teorik çalışmayı destekleyici ve tamamlayıcı nitelikte; Eskişehir Osmangazi Üniversitesinin tarihi, gelişimi, Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü ve gerçekleştirdiği faaliyetler ile Eskişehir Osmangazi'de halkla ilişkiler faaliyetleri ve kurum kültürünün neler olduğu saptanmaya çalışılmıştır.Anahtar Kelimeler: Halkla İlişkiler, Kültür, Kurum Kültürü, ESOGÜ'de Halkla İlişkiler Faaliyetleri ve Kurum Kültürü.
Halkla ilişkiler uygulamaları ve örgütsel imaja yönelik algıların analizi: Kütahya İl Emniyet Müdürlüğü açısından incelenmesi
Son dönemlerde aralarında Türkiye'nin de bulunduğu bir çok ülkede polis-halk ilişkisinde ?toplumun onayladığı-desteklediği polislik? anlayışının ön plana geçtiği görülmektedir. Polisin halkla ilişkilerinde yaşadığı sorunların her zaman var olduğu, ancak günümüzde yeni çalışmalara konu olacak biçimde dikkatleri üzerine çekmesi ve kamu yönetiminde demokratikleşme aşamaları ile birlikte değerlendirilmesi, bu çalışma için fikir verici unsurlar olmuştur(Karatepe, 2004: 262).Bu düşüncelerle başlatılan araştırmanın amacı; Öncelikle, polisiye hizmetlerden yararlanan vatandaşların polis-halk ilişkilerine yönelik algılamalarını ortaya koymak, Söz konusu algılamaların araştırma kapsamındaki vatandaşların demografik özelliklerine göre farklılık gösterip göstermediğini belirlemektir. Ayrıca Kütahya İl Emniyet Teşkilatı'nda güvenlik hizmetleri sürdürülürken personel tarafından örgüt içi ve örgüt dışı halkla ilişkileri etkileyebilecek davranışların ne düzeyde gerçekleştirildiğini ve bu davranışların emniyet personelinin verdiği hizmeti nasıl etkilediğini, polis-halk ilişkisinde, taraflardan birisi olan; ?halk açısından? yansıtmaktır.İki aşamada ele alınan çalışma üç bölümden oluşmaktadır. İlk aşamada, çalışmanın teorik çerçevesini oluşturan; halkla ilişkiler, imaj, örgütsel imaj gibi kavramların açıklanması, özelliklerinin vurgulanması ve teorik çerçevenin ortaya konulması için literatür taraması yoluyla ikincil veriler elde edilmiştir. Böylece çalışmanın ilk iki bölümü oluşturulmuştur. Daha sonraki aşamada ise uygun istatistiksel teknikler kullanılarak elde edilen bulgular değerlendirilmiş ve verilere göre sonuç kısmı oluşturulmuştur.Anahtar Kelimeler: Halkla İlişkiler, İmaj, Örgütsel İmaj
Karşılaştırmalı bir yaklaşımla kamu yönetimi ve özel sektörde halkla ilişkiler ve etkileşimi
Kamu yönetimi anlayışının, işletme yönetimi anlayışına benzediği, kürselleşme olgusunun etkili olduğu günümüzde, özel kurumlar, kamu kurumları ve sivil toplum kuruluşları için değişimler karşısında hedef kitleyle, halkla ilişkiler departmanları ve firmaları aracılığıyla iletişimin sağlanması, üretim ve hizmet süreci kadar önem taşımaktadır.Karşılaştırmalı Bir Yaklaşımla Kamu Yönetimi ve Özel Sektörde Halkla İlişkiler ve Etkileşimi isimli bu çalışmanın amacı, halkla ilişkilerin kamu sektörü, özel sektörde ve sivil toplum örgütlerinde nasıl anlaşıldığını, karşılaştırmalı bir yaklaşımla ortaya koymaktır. Çalışmanın giriş bölümünde halkla ilişkilerin tanımına ve halkla ilişkilerle ilgili temel bilgilere yer verilmiştir. Daha sonra, halkla ilişkilerde kamu sektöründe, özel sektörde ve sivil toplum faaliyetlerinde ortaya çıkan sorunlar, çözüm önerileri ve örnek faaliyetlere yer verilmiştir. Çalışma sonuç ile tamamlanmıştır.Anahtar Kelimeler: Halkla İlişkiler, Hedef Kitle, Kamu Sektörü, Özel Sektör, Sivil Toplum.
Hastanelerde kurumsal imaj oluşturmada halkla ilişkilerin rolü ve Kütahya SSK hastanesi'nde bir uygulama
ÖZET Kurum ve kuruluşların kamuoyunda nasıl bilindiklerine, tanındıklarına veya algılandıklarına ilişki genel yargılar bulunur. Bu yargılar, kurumsal imajı oluşturur. Kurumsal imaj, kurum ve kuruluşlara diğer kurum ve kuruluşlardan üstün veya farklı tarafları olduğu izlenimi verdiğinden dolayı önemli avantajlar sağlar. Örneğin güçlü kurumsal imajı olan kurum ve kuruluşların arz ettiği mal veya hizmetlere karşı talep daha fazla olur. Kurumsal imaj, birçok kuruluşa rekabette üstünlük sağladığı gibi; iç ve dış çevresiyle uyum içinde bulunmasına katkı sağlar ve işbirliği olanakları artar. Kurum ve kuruluşlar açısından bu kadar önemli olan kurumsal imaj m güçlendirilmesinde halka ilişkiler faaliyetierinin etkisi olduğu bilinmekle birlikte, birçok kuruluşta ayrı bir halkla ilişkiler birimi bulunmamaktadır. Ancak, böyle bir birim olmasa da çoğu kurumda halkla ilişkiler faaliyetleri yürütülmektedir. Kamu kuruluşu olan hastanelerde de son dönemlerde önemli değişimler yaşanmaktadır. Hastanelerde halkla ilişkiler birimi olmamasına rağmen, son dönemlerde kalite yönetimi kapsamında hastanelerde önemli halkla ilişkiler faaliyetleri olduğu görülmektedir. Bu çalışmada hastanelerde kurumsal imaj oluşturmada halkla ilişkilerin rolü üzerine Kütahya SSK Hastanesi'nde bir araştırma yapılmıştır. Yapılan bu araştırmayla hastaların, personelin ve dış çevrede medya ile sendikaların hastane imajını algılamaları ve hastanenin kurumsal imajına halkla ilişkilerin rolü üzerine görüşleri araştırılmıştır. Araştırma sonucu, Kütahya SSK Hastanesi'nde özellikle kalite yönetimi kapsamında gerçekleştirilen halkla ilişkiler faaliyetlerinin hastanenin kurumsal imajında önemli etkileri olduğu bulgusuna ulaşılmıştır.
Halkla ilişkiler uygulayıcıları rol modellerinde örgüt kültürünün etkisi ve hastane işletmelerinde bir uygulama
Günümüzde, halkla ilişkiler, işletmelerde iç ve dış çevreler arasında karşılıklı iletişimi sağlayan bir yönetim fonksiyonu olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu bağlamda, halkla ilişkiler faaliyetlerinin bilinçli ve sistemli bir şekilde sunulması örgütler açısından büyük önem taşımaktadır. Hizmet sektöründe ve özellikle de hastane işletmelerinde halkın memnuniyetinin en üst düzeye çıkartılabilmesi ve hizmette kalitenin sağlanabilmesi için halkla ilişkilerin doğru biçimde uygulanması gerekmektedir. Dolayısıyla, halkla ilişkiler faaliyetlerinin sağlıklı bir şekilde sürdürülebilmesi için işletmelerin sahip oldukları örgüt kültürünün farkında olması büyük önem arz etmektedir. Her örgüt kültürü içinde bulunduğu kurumun değerlerini, inançlarını, tutumlarını vb. yansıtmaktadır. Örgüt kültürü, işletmede çalışan kişilerin davranış ve tutumlarını büyük oranda etkilemekte ve şekillendirmektedir. Bu bağlamda, örgüt kültürü işletme içinde yönetsel davranışların şekillenmesinde etkili olmaktadır.Bu çalışmada, hastane işletmelerindeki halkla ilişkiler uygulayıcılarının rol modelleri üzerindeki örgüt kültürü etkileri incelenerek halkla ilişkiler uygulayıcılarının üstlendikleri rollerin hangi örgüt kültürlerinde daha çok görüldüğü ya da uygulanma şansı bulunduğu ortaya koyulmuştur. Ayrıca, hastanelerin sahiplik yapısının (Kamu-Özel) gerek halkla ilişkiler uygulayıcılarının üstlendikleri rolleri gerekse de bu hastanelerin örgüt kültürleri üzerinde bir etkisinin olup olmadığı araştırılmıştır. Söz konusu ilişkileri araştırmak amacıyla çeşitli hipotezler geliştirilmiş ve daha sonra da bu hipotezler İstanbul ilinde faaliyet gösteren kamu, özel ve üniversite hastane işletmelerinde çalışan 159 doktor, 75 halkla ilişkiler uygulayıcısı, 157 hemşire, 398 idari ve teknik personel olmak üzere toplam 789 kişi üzerinde test edilmiştir.Geliştirilen hipotezlerde, hastanelerin kültürel özelliklerinin halkla ilişkiler uygulayıcılarının rollerini değişik şekillerde etkileyeceği tahmin edilmektedir. Elde edilen sonuçlar tahminlerimizi büyük ölçüde destekler niteliktedir. Araştırma sonuçlarına göre, halkla ilişkiler uygulayıcıları bürokratik kültürlerde daha çok yönetici rolünü temsil etmektedir. Ayrıca halkla ilişkiler uygulayıcıları destekleyici örgüt kültürlerinde hem yönetici hem de teknisyen rolünü temsil etmektedir. Buna ek olarak, özel hastane işletmelerinde halkla ilişkiler uygulayıcıları daha çok yönetici rolünü, devlet hastanelerinde daha çok teknisyen rolünü temsil etmektedir. Ayrıca, özel hastanelerdeki bürokratik, destekleyici ve yenilikçi kültür düzeyi devlet hastanelerindeki bürokratik, destekleyici ve yenilikçi kültür düzeyine kıyasla daha yüksek çıkmaktadır.Özetle, elde edilen sonuçların halkla ilişkiler uygulayıcı rol modelleri ile örgüt kültürü arasında bir bağlantı kurmak suretiyle mevcut teoriyi daha kapsamlı hale getireceğine inanılmaktadır. Pratik açıdan ise bu çalışmanın sonuçları, hangi örgüt kültürlerinin hangi halkla ilişkiler uygulayıcıları rol modellerinin şekillenmesinde payı olduğunu göstermesi bakımından uygulamacılara, halkla ilişkiler uygulamaları ve örgüt kültürü oluşturma stratejileri bakımından yol gösterici olacaktır.Anahtar Kelimeler: Halkla İlişkiler, Örgüt Kültürü, Wallach'ın Örgüt Kültürü İndeksi, Broom &Smith'in Halkla İlişkiler Rol Modeli, Hastane İşletmeleri.
Algı yönetimi araçlarının bireylerin satın alma kararları üzerindeki etkileri
Çok uzun zaman önce farkına varılan "Algı yönetimi kavramı" zamanla geliştirilerek pazarlama, reklamcılık, halkla ilişkiler, siyaset, spor gibi insan ve yönetimin olduğu daha birçok alanda kullanılmaktır. İlk defa ABD Savunma Bakanlığı tarafından kavramsallaştırılan algı yönetimi kavramı, beden dili, etkili iletişim, reklamlar, ikna teknikleri, propaganda, algı muhendisliği, gibi tekniklerle geliştirilerek günümüze kadar gelmiştir. Günümüz dünyasında popülaritesi her geçen gün daha da artırmaktadır. Çalışma ile sosyal medya içerikleri, reklamlar, televizyon içerikleri, çeşitli imaj çalışmaları, referans grupları gibi algı yönetme araçlarının bireyler ve gruplar üzerinde karar vermeye ve satın almaya etkisini ölçmek amaçlanmıştır. Tüketicilerin satın alma tercihlerinde kullandıkları iletişim mecraları, ürünlerin imajlarının satın almaya etkisi, satın alma kararı verirken etkilenilen gruplar ve düşünceler hakkındaki değerlendirmelerde kullanılmak üzerine yapılan uygulama ve sonuçlar ele alınmıştır. Çalışma sonucunda popülerlik, imaj, dizayn satın alma kararını büyük çoğunlukla etkilediğine bunun yanı sıra satın alma kararı verirken en çok sosyal medyanın etkisi altında kalındığına ulaşılmıştır. Ayrıca satın alma aşamasında ürünün ihtiyaca yönelik olması, fiyat, kalite gibi unsurlardan daha çok o ürünün kişide pozitif duygular oluşturması ve özel hissettirmesi ürünün tercih sebebinde büyük bir etkiye sahip olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
İkna edici iletişim kapsamında muhtar adaylarının seçim çalışmalarının incelenmesi :2024 yerel seçimler örneği
Bu araştırma, 2024 yerel seçimleri sürecinde Yozgat ili Merkez ilçesi Çapanoğlu Mahallesi'nde muhtar adaylarının seçim kampanyalarında kullandıkları ikna stratejilerini incelemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Bu tez çalışmasında 31 Mart 2024 yerel seçimlerinde Yozgat İli Çapanoğlu Mahallesi'nden aday olan 11 muhtar adayının broşürleri analiz edilmiştir. Çalışmada, adayların seçim broşürleri nitel araştırma yöntemlerinden söylem analizi ve göstergebilimsel analiz teknikleri kullanılarak çözümlenmiştir. Bu yöntemler, broşürlerde yer alan sözel ve görsel ögelerin derinlemesine incelenmesine olanak sağlamıştır. Araştırmanın kuramsal çerçevesi Aristoteles'in ikna kanıtları (ethos, pathos, logos) ve Robert Cialdini'nin ikna ilkeleri üzerine inşa edilmiştir. Bulgular, muhtar adaylarının çoğunlukla ethos, pathos, karşılıklılık, beğenme ve tutarlılık stratejilerini kullanırken logos, sosyal kanıt ve kıtlık gibi ilkeler zayıf kalmıştır. Sonuç olarak, adaylar samimi ve hizmet odaklı bir dil benimsemiş olsa da stratejilerin dengeli kullanımı ve somut detaylar eksiklik olarak tespit edilmiştir. Bu bulgular, yerel siyasal iletişim literatüründeki boşluğu doldurmayı amaçlamakta ve gelecekteki muhtar adayları için rehberlik etmektedir.
Dijital halkla ilişkiler'de vaka incelemesi olarak "Corendon Havayolları – Sunexpress Havayolları"
Bilgi ve iletişim teknolojileri alanında yaşanan gelişmeler birçok alanda olduğu gibi halkla ilişkiler alanında da büyük değişiklikleri zorunlu kılmıştır. Bu değişimin doğal bir sonucu olarak da dijital halkla ilişkiler kavramı ortaya çıkmıştır. Dijital halkla ilişkiler ile birlikte geleneksel halkla ilişkiler faaliyetlerinin dijital ortama uyum süreci ve yeni ortam ve araçlarda doğmuştur. Bu çalışma ile birlikte dijital halkla ilişkiler araçları içerisinde yer alan kurumsal web sitesinin ve sosyal ağların kullanımları ve kurumlara olan katkıları incelenmiştir. Çalışmanın amacı, halkla ilişkiler disiplininin zaman içerisinde dijital çağa uyum sağlama sürecinde dijital halkla ilişkiler çalışmalarının boyutlarını anlayabilmek ve dijital halkla ilişkiler yaklaşımlarına katkı sağlamaktır.
Halkla ilişkiler bağlamında esnafın polise yönelik algısı: Şahinbey ilçesi örneği
Yapmış olduğumuz çalışmada halkla ilişkiler bağlamında polis algısını etkileyen faktörler, esnafın polise olan bakış açısının belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda Gaziantep ili Şahinbey ilçesinde 205 katılımcı üzerinde anket uygulanmıştır. Ankette polis ve polis hizmetlerine ilişkin 20 soru bulunmaktadır. Sorular 5'li Likert tipinde olup 1-5 arasında puanlanmıştır. Çalışma sonucunda değişen polis-halk ilişkileri doğrultusunda polis imajının da hangi yönde olduğunu/olması gerektiğinin belirlenmesine yönelik önemli sonuçlar elde edilmiştir. Yapılan değerlendirmeler doğrultusunda büyük oranda esnafın polise güven duymasının, sevip-saymasının, desteklemesinin söz konusu olduğu görülmektedir. Bununla birlikte polisin genel imajını daha olumlu hala getirmek adına alınması gereken tedbirlerden veya gerçekleştirilmesi gereken değişikliklerden de bahsetmek olasıdır. Anahtar Kelimeler: Polis, Algı, Halkla İlişkiler, Gaziantep, Şahinbey
Hizmet işletmelerinde halkla ilişkiler ve Gaziantep merkezindeki üniversite öğrencileri ile bir uygulamaya yönelik araştırma
Bu çalışmanın amacı Hizmet İşletmelerinde Halkla İlişkiler ve Gaziantep Merkezindeki Üniversite Öğrencileri ile Bir Uygulamaya Yönelik Araştırma yapmak ve bir örnek üzerinde analiz etmektir. Çalışma altı bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın ilk bölümünde, Halkla ilişkiler kavramı ve tanımından ve halkla ilişkiler ile ilgili diğer kavramların öneminden bahsedilmiş ve açıklanmıştır. İkinci bölümde ise, Halkla ilişkilerin amaçları, ilkeleri ve türü geniş bir biçimde incelenmiştir. Çalışmanın üçünde bölümünde ise, Halkla ilişkilerde kullanılan yöntem ve iletişim araçlarına detaylıca yer verilmiştir. Çalışmanın dördüncü ve beşinci bölümünde ise, Gaziantep il merkezinde yapılan anket uygulamalarının sonuçları analiz edilerek yorumlanmaya çalışılmıştır. Hizmet İşletmelerinde Halkla İlişkiler ve Gaziantep Merkezindeki Üniversite Öğrencileri İle Bir Uygulamaya Yönelik Araştırmanın değerlendirmesi yapılmıştır. Çalışmada olumlu sonuçlar elde edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Hizmet işletmeleri, halkla ilişkiler,
Belediyelerde halkla ilişkiler ve Gaziantep Büyükşehir Belediyesi örneği
Halkla ilişkiler, bir kurumun hizmet verdiği kitlenin güven ve sempatisini kazanma ve bunu devam ettirme çabalarının tümüne denilmektedir. Özel sektörde daha fazla gelişme gösteren halkla ilişkiler faaliyetlerinin önemi, son zamanlarda kamu kurumlarında da anlaşılmış ve bu konuda birimler kurularak kapsamlı çalışmalar yapılmaya başlanmıştır. Halk ile direk etkileşime giren yerel kamu örgütleri olan belediyeler, son zamanlarda halkla ilişkiler faaliyetleri üzerinde ciddi bir şekilde yoğunlaşmış, bu faaliyetlere ciddi bütçeler ayırmış ve halk içerisinde bir bilinç oluşturmak için halkla ilişkileri bir araç olarak kullanmaya başlamışlardır. Demokratik işleyişe sahip olan ülkelerde, en önemli yerel yönetim birimi olan belediyelerin halka karşı saygılı ve hizmet etme sorumluluğu içerisinde olması gerekmektedir. Bunun yanı sıra, üstlenilen görevleri başarıyla yerine getirebilmenin en önemli etkenleri, halkın güven ve desteğini sağlamak ve halkın nezdinde itibar sahibi olabilmektir. Bu da halkla ilişkiler çalışmalarının kalitesi ile doğrudan ilişkili bir durumdur. Halkla ilişkiler bireylerin demokrasiye olan inancını arttırmakta, başkalarının görüşlerinin ve katkılarının alınmasını sağlamakta, kamuoyunun anlaşılmasını ve değerlendirilmesini kolaylaştırmakta ve özellikle belediyelerde belediye başkanının şahsında, kurumun itibarının halkın gözünde artmasını sağlamaktadır. Yerel yönetim birimleri, halkın olumsuz tepkilerine hedef olmamak, çalışmalarını halkın talep ve istekleri doğrultusunda şekillendirmek için çeşitli araçlardan yararlanmak ve halkla ilişkiler uygulamalarına daha fazla başvurmak zorundadırlar. Özellikle yerelde, hizmet miktar ve kalitesini yeterli düzeyde yakalayamayan belediyeler dahi, halkla ilişkiler faaliyetlerine çok önem vermekte ve halk nezdinde bu hizmetlerin yeterli olduğuna dair bir bilinç oluşturmak için çalışmaktadır. Bu bilinci oluşturmak için çeşitli medya kanallarını ve her türlü reklam, ilan ve propaganda faaliyetlerini kullanmaktadırlar. Bunlardan dolayı ülkemizde halkla ilişkiler çalışmalarının, özellikle yereldeki önemi ciddi bir şekilde artmaya devam etmektedir. Gaziantep Büyükşehir Belediyesi özelinde ise, birçok birim aracılığı ile halkla ilişkiler çalışmalarına gün geçtikçe daha fazla önem verilmektedir. Gaziantep Büyükşehir Belediyesi bünyesindeki halkla ilişkiler çalışmaları çeşitlendirilmekte, bu birimlerde istihdam edilen personel sayısı artırılmakta, bu çalışmalara ayrılan bütçe, miktar ve oran olarak her geçen yıl daha fazla olmaktadır. Gaziantep şehri, bulunduğu konum itibarıyla Türkiye'nin Güney Doğu ve Doğu Anadolu'daki en büyük, Türkiye'deki en büyük sekizinci metropoliten alanına sahiptir. Ayrıca son yıllarda artan mülteci krizi ile birlikte, bu göçün etkileri, gereklilikleri ve sonuçları ile ilgili halkın bilgilendirilmesi amacı ile halkla ilişkiler faaliyetlerinin Gaziantep özelindeki öneminin bir kat daha arttığı şeklinde bir çıkarımda bulunursak, yanlış söylemiş olmayız. Bu sebeplerden dolayı çalışmamız, özellikle büyükşehir belediyeleri için vazgeçilmez bir hizmet alanı haline dönüşen halkla ilişkiler çalışmalarının, Gaziantep Büyükşehir Belediyesi örneği kapsamında incelenmesini, bu birimde çalışan yönetici ve personelin görüşlerinin yüz yüze görüşme metodu kullanılarak araştırılmasını hedeflemektedir. Bu kapsamda halkla ilişkiler çalışmalarında son yıllarda meydana gelen değişimin ve eğer bu değişim olumlu yönde olmuşsa, hizmet kalitesini arttıran etkenlerin ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. Çalışma, Gaziantep Büyükşehir Belediyesi'nin, il mülki sınırları içerisinde yer alan merkez ve taşra ilçeleri ile sınırlı tutulmuştur. Bu sebepten dolayı, Halkla İlişkiler Daire Başkanlığı'nın bünyesindeki çeşitli şube müdürlüklerinde görev yapan personelle birebir mülakat yapılarak görüşleri alınmış, belediyeye çeşitli kanallardan iletilen talep ve şikâyet sayıları üzerinden bir analiz gerçekleştirilmiş, halkla ilişkiler faaliyetlerine ayrılan bütçe ile çözümlenen ve çözümlenemeyen istek ve şikayet sayıları arasındaki ilişki analiz edilerek, çalışma bu etkenler üzerinden şekillendirilmiştir. Araştırmada öncelikle, halkla ilişkilerin oluşumu, tarihçesi ve günümüzdeki haline nasıl evirildiği incelemekte, yerel yönetimlerin geçmişi ve halkla ilişkilerle olan birlikteliğine değinilmekte, sonrasında ise yönetim değişikliğinden sonra Gaziantep Büyükşehir Belediyesi halkla ilişkiler faaliyetlerinde meydana gelen değişim incelenerek, sonuç ve öneriler bölümü ile çalışma tamamlanmaktadır. Anahtar Kelimeler: Halkla İlişkiler, Yerel Yönetimler, Belediye, Büyükşehir Belediyesi, Büyükşehir Belediye Kanunu
İşletmelerin pazarlama iletişimi ve halkla ilişkiler faaliyetlerinde sosyal medya kanalları kullanımlarının karşılaştırmaları
Sosyal medya her geçen gün pazarlama iletişimi, halkla ilişkiler içinde önemli bir kanal haline gelmektedir. Bu çalışmada amaç, toplumu etkileyen internetin, sosyal medya kanalları aracılığıyla pazarlama iletişimi ve alt kalemi halkla ilişkilerin Türkiye'nin büyük hacimli firmalarında etkin, kurumsal kalite yönelimli kullanımında dünya standartlarına uymasıdır. Veriler, şirketlerin elektronik kanallardaki Twitter, Facebook, Youtube, Alexa Traffic, Google web sayfalarında çıkma oranı, Google haber sayısı operasyonları incelenerek elde edilmiş olup çeşitli değişkenler arasında da T-Testi istatistiksel yöntemi ve literatür çalışmalarından yararlanılmıştır. Elde edilen bulgulara göre, sosyal medya pazarlama iletişimi teknolojinin gelişimiyle birlikte, kurum ve kuruluşlarında pazarlama iletişim biçimlerini etkisi altına almaktadır. Anahtar kelimeler: pazarlama iletişimi, halkla ilişkiler, sosyal medya kanalları, twitter, facebook
Kurumsal iletişim ve tanıtım tekniği olarak sponsorluk ve sponsorluğun bankacılıkta uygulanması- Türkiye İş Bankası A.Ş. örneği
Bu çalısmanın amacı, gelisen teknoloji ve artan rekabete karsı koyabilmek için sirketleri farklı kılacak pazarlama, iletisim ve halkla iliskiler karmasından olusan sponsorluk faaliyetinin sirketlere saglayacagı katkıların tespit edilmesi ve uzun dönemli getirisinin belirlenmesidir. Örnek uygulama olarak halkla iliskiler faaliyetinin yogun olarak yasandıgı bankacılık sektörü seçilmis ve bu sektörde de Türkiye'nin ilk milli bankası olma özelligine sahip olan İş Bankası'nın sponsorluk faaliyetleri incelenmistir. Arastırmamızın ilk üç bölümünde teorik bilgiler verildikten sonra dördüncü bölümde uygulamadan bahsedilmistir. Birinci bölümde genel iletisim ve halkla iliskiler bilgileri yer almaktadır. iletisim ile ilgili kavramsal bilgiler, iletisim ögeleri ve süreci, kurumsal iletisim, halkla iliskiler ve tanıtım araçları ilk bölümde bahsedilen konulardandır. ikinci bölümde ise, sponsorluk faaliyetine iliskin bilgiler ile tanıtım ve halkla iliskiler faaliyeti olarak sponsorluk üzerinde durulmus, sponsorluk sözlesmesi, sözlesmenin tarafları, faaliyet sonuçları ve basarılı sponsorluk örneklerine yer verilmistir. Çalısmamızın üçüncü bölümünde, halkla iliskiler faaliyetlerinin sonuçlarının en iyi gözlemlendigi bankacılık sektörü üzerinde durulmus, genel olarak bankacılıktan söz edilmistir. Ayrıca sponsorluk faaliyetlerine iliskin örneklerin bol oldugu ve kurumsal bir yapıya sahip olan İs Bankası her açıdan ele alınmıstır. Dördüncü bölümde ise teorik bölümlerde anlatılanların uygulamasına yönelik s Bankası A.S.'de yer alan sponsorluk etkinliklerine yer verilmistir Arastırmamızın sonunda ise sonuç ve öneriler yer almaktadır. Bu çalısma ile, basarılı sponsorluk faaliyetlerinin kurumlara getirisinin manevi açıdan oldukça yüksek oldugu, kurumsal imajı güçlendirdigi tespit edilmistir. Sirketlerin rekabet güçlerini artırmaları için kurumsal sosyal sorumluluk projelerine ve sponsorluk faaliyetlerine gereken önemi vermeleri sarttır. Anahtar Kelimeler: İletisim,Halkla İliskiler ve Tanıtım, Bankacılık, Sponsorluk
Marka yaratma ve yönetme sürecinde halkla ilişkilerin rolü
Sanayileşme ile birlikte önem kazanmaya başlayan markalar, global Pazar yapısının etkisiyle ortaya çıkan ürün çeşitliliğindeki artış ve tüketicilerin bilinçli tüketici olma yolundaki eğilimleri sonucunda daha da önem kazanmıştır. İşletmelerin artan rekabet karşısında Pazar paylarını koruyabilmeleri, satışlarını ve karlarını arttırarak büyümeleri ve yaşamlarını sürdürebilmeleri önemli ölçüde markalarına ve markaları ile geliştirdikleri stratejilere bağlı olmaktadır.Rekabet ortamında üretici zihninde; içeriğiyle, fiyatıyla, görünümü ve sunduğu psikolojik değerleriyle farklılaşabilen markalar ön plana çıkmaya başlamıştır. Pazar payının korunması ve rekabette başarılı olabilmek; markaların oluşturulması, konumlandırılması ve yönetilmesi ile mümkündür.Firmaların pazarda başarılı olması ve beklenen getiriyi sağlanması, markanın tanıtılmasına ve alıcılar tarafından benimsenmesine bağlıdır.Firmaların amacı, piyasadaki diğer rakiplerden öne çıkıp pazardaki en büyük paya sahip olup en fazla karı sağlamaktır. Bunun için marka ve firmanın geniş kitleler tarafından tercih edilmesi gereklidir ki bu da halkla ilişkiler ve diğer tutundurma çalışmalarıyla gerçekleşir.Halkla İlişkiler; ürüne yönelik iletişimlerin tesisi ve kurumsal halkla ilişkiler uygulamaları ile hedef kitle zihninde marka ve kurumun farklılaşarak konumlandırılmasını sağlayacak uygulamalarla marka yönetim sürecinde önemli işlevlere sahiptir.
Kamu hastanelerinde hasta-personel ilişkileri
Günümüzde, hastaların kamu hastanelerini tercih etmeleri ve hasta-personel ilişkileri sıkça tartışılan bir konu haline gelmiştir. Yaşadığımız çağda iletişim her zamankinden daha büyük bir öneme sahiptir. Bu dönemde bir güç kaynağı olan ilimin yaygınlaşmasının esas vasıtası iletişimden kaynaklanmaktadır. Sağlık personeli ile hasta arasındaki iletişim birden fazla faktörün tesirindedir. Bu iletişimin özelliğini belirleyen, kimi zaman sağlık personellerinin eksiklikleri olabildiği gibi kimi zaman da hastaların eksikliklerinden kaynaklanmaktadır. Bu çalışmanın amacı, hastanelerde iletişimden kaynaklı sağlık personeliyle hasta arasında yaşanan sorunlar, bu sorunların nereden kaynaklandığı, bu hususta sağlık görevlilerinin rolü çözüm yollarının üretilmesi dikkate alınmış olup; sağlık personeli ve hastalar arasındaki iletişim ve güven ortamının oluşmasında etkili olabilecek faktörü incelemek ve iletişim çıktıları ile bu sonuçları değerlendirmektir. Bu çalışmayla, hasta odaklı çalışma sonucunda elde edilen verilerin değerlendirilerek literature katkı yapmasının yanı sıra diğer araştırmacılar için bir kaynak olması düşünülmektedir. Bu çalışmanın kapsamı Diyarbakır İl Merkezinde yer alan Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi ve Diyarbakır Sağlık Bilimleri Üniversitesi Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde sağlık hizmeti alan 100 hastadan oluşmaktadır. Çalışmada veri toplama yöntemi olarak anket ve görüşme cetvelleri kullanıldı. Elde edilen verilere göre; Kamu hastanelerinde hastaların tercih etme faktörlerine bakıldığında katılımcıların % 57'sinin ekonomik sosyal ve kültürel anlamda toplumun tüm kesimlerine hitap ettiği, % 47' sinin diğer sağlık kuruluşlarının yönlendirmesine bağlı olarak geldiği, % 44'ünün kamu hastanelerinde çalışan sağlık personellerinin hastaya yaklaşımında samimi ve hizmet odaklı olduklarını düşündükleri, % 41'inin sağlık hizmetlerin en üst seviyede sunulduğuna inandığı, % 40'ının ise sürekli sağlık hizmet kalitesinin iyileştirmeye ve kendini yenilemeye çalıştığını düşünüldüğü için tercih etmiş oldukları görülmektedir. Bu durum hastanede çalışan personel-hasta arasındaki iletişim niteliğinin yüksek olması hastaların beklentilerini karşıladığı göstermektedir. Dolayısıyla, Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastaneleri ve Diyarbakır SBÜ Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi tedavi gören hastaların çalışan personellerden memnun oldukları için tercih edildiği göstermektedir.
Otel işletmelerinde halkla ilişkiler ve inovatif bir model önerisi
Turizm işletmeleri, geçici bir süre için yer değiştirme hareketinin doğurduğu seyahat ve konaklama ihtiyaçlarının ve buna bağlı diğer ihtiyaçların karşılanmasına yarayan mal ve hizmetlerin üretilmesini ve pazarlanmasını sağlayan ekonomik birimler olarak birçok alt birimi bünyesinde barındıran geniş çalışma alanına sahip işletmelerdir. Bu birimlerin her biri turizm işletmeleri için önem arz ederken son yıllarda varlığından sıkça söz ettiren halkla ilişkiler olgusu da turizm işletmelerinde yerini almaya başlamıştır. İki yönlü çabaya dayanan turizm faaliyetleri, ülkeyi dışarıda tanıtıp başka mekânlarda tatil yapmak isteyenler için çekicilik oluşturma ve gelecek turistlerin seçimlerinden memnun kalmalarını sağlamakla görevlidirler ki bu bakımdan halkla ilişkiler çalışmaları ile sıkı bir iletişim halindedirler. Halkla ilişkiler faaliyetleri, turizm olgusunun yaygınlaşmasında ve gelişmesinde önemli işlevleri üstlenen faaliyetler bütünüdür ki halkla ilişkiler kavramına ve faaliyet alanına yönelik birçok farklı görüş olsa da esas olan bu kavramın turizm işletmeleri için sanıldığından daha fazla önem arz etmektedir. Bu sosyal bilinç ne yazık ki otel işletmelerinde çoğu kez göz ardı edilmiş, halkla ilişkiler turizm işletmelerinde yalnızca satış arttırma, pazarlama ve tutundurma etkinliklerinin parçası olarak görülmüş turizm işletmelerinde halkla ilişkiler faaliyetlerine gereken önem verilmemiştir. Araştırmanın amacı; turizm işletmelerine yönelik halkla ilişkiler uygulamalarını ve bu uygulamaların ne derece önem arz ettiğini saptamak ve buradan yola çıkarak turizm işletmelerinde halkla ilişkiler uygulamalarına yönelik inovatif bir model önerisi sunmaktır. Araştırma yöntemi olarak araştırma amacı ve kapsamına uygun olan niceliksel araştırma modellerinden genel tarama modeli kullanılmış ve turizm işletmelerinde halkla ilişkiler uygulamalarına yönelik otel işletmeleri çalışanlarının oluşturduğu, 5'li Likert Ölçeğinde 5 bölümden oluşan 40 sorunun yer aldığı anket yöntemi ile verilerin toplanması amaçlanmıştır. Toplanan verilerin değerlendirilmesinde SPSS 18 programı kullanılmış, değişkenlere yönelik Faktör Analizi yapılarak elde edilen veriler ışığında demografik özellik üzerinde Bağımsız Örneklem (T) Testi ve Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) yöntemi kullanılmıştır.
COVID-19 sürecinde kamu yönetiminde merkezi yönetimin diyalojik halkla ilişkileri: Bakanlıkların web sayfaları ve Twitter hesaplarının incelenmesi
Diyalojik halkla ilişkiler teorisi, hedef kitlelerle iki yönlü iletişim olanakları sunan internet teknolojileri sayesinde kolaylıkla uygulanabilir hale gelmiştir. İnternet teknolojileri aracılığıyla, kuruluşlar ile hedef kitleleri arasındaki iletişimin, kişilerarası iletişime benzer şekilde, diyaloğa dayalı gerçekleşebileceğini vurgulayan çalışmalar artmaya başlamıştır. Kuruluşların hedef kitleleri ile iletişimini diyaloğa dayalı gerçekleştirebilecekleri en önemli teknolojiler, web siteleri ve sosyal medya platformlarıdır. Web siteleri ile diyalojik ilişkiler kurmak, alanda uygulamaya dönük yapılan ilk çalışmaya da esin kaynağı olmuştur. Kent ve Taylor tarafından yapılan çalışmada, web siteleri üzerinden diyalojik ilişkiler kurmanın mümkün olduğu, beş diyalojik iletişim ilkesi ile ortaya konulmuştur. Diyalojik döngü, bilginin kullanışlılığı, arayüz kullanım kolaylığı, ziyaretçileri sitede tutma ve yeniden ziyareti sağlama kuralından oluşan diyalojik iletişim ilkeleri, web sitelerinin diyalojik iletişime zemin hazırlanmasını sağlayacak biçimde tasarlanmasını içermektedir. Ancak diyalojik iletişime olanak sağlayan ilkelerin varlığı, diyaloğun ortaya çıkması için yeterli görülmemektedir. Gerçek bir diyaloğun, Kent ve Taylor'un çerçevesini çizdiği iletişim özelliklerini taşıması gerekmektedir. Bu özellikler, karşılıklılık, yakınlık, empati, risk ve bağlılığı içermektedir. Diyalojik ilkeler ve özellikler bu çalışmanın temelini oluşturmaktadır. Çalışmada, Türk kamu yönetiminde merkezi yönetimin en önemli kurumlarından olan bakanlıkların web siteleri diyalojik ilkeler çerçevesinde, sosyal medya kullanımları ise, diyalojik iletişim özellikleri bağlamında analiz edilmiştir. Bu analizlerle, kamu yönetiminde merkezi yönetimin diyalojik halkla ilişkileri ortaya konmaya çalışılmıştır. Bu amaçla, çalışma döneminde sayıları 16 olan bakanlıkların tamamının, web siteleri ve Twitter hesapları incelenmiştir. Bakanlıkların Twitter kullanımları, Covid-19 salgını nedeniyle ilk genel sokağa çıkma yasağının uygulanmaya başlandığı dönemde analiz edilmiştir. Yeni iletişim teknolojilerinin, kamusal iletişimin en hassas ve ihtiyaç duyulduğu bir dönemde, halkla ilişkiler bağlamında, diyalojik ilkeleri ve özellikleri barındıran nitelikte kullanılması önemli görülmüştür. Diyalojik halkla ilişkiler düzeyinin bu dönemde daha net anlaşılabileceği değerlendirilmiştir. Çalışmada nicel ve nitel içerik analizi yöntemleri birlikte kullanılmıştır. Analiz sonucunda, web sitelerinin diyalojik iletişim ilkelerini kullanım düzeyleri yeterli görülmemiştir. Web siteleri bilginin kullanışlılığı konusunda başarılıdır. Ancak, ziyaretçi istek ve şikayetlerine yönelik yüksek potansiyel taşısalar da daha çok fikir alışverişini içeren diyalojik döngü ilkesinin kullanımı konusunda çok zayıf bulunmuştur. Sosyal medyada ise, yakınlık özelliği dışında diğer diyalojik iletişim özelliklerine bir yönelim olduğu değerlendirilmiştir. Ancak diyalojik iletişimin düzeyi yeterli seviyenin altındadır. Anahtar Kelimeler: Diyalojik Halkla İlişkiler, Kamu Yönetimi, Covid-19, Web Siteleri, Sosyal Medya.
Toplumsal dönüşümler ve siyasal halkla ilişkiler: Türkiye'de 1946'dan 2002'ye seçim kampanyaları
Seçim süreçlerinde siyasal aktörler, etkili siyasal halkla ilişkiler çabaları göstererek, seçmenleri kendisine oy vermeye ikna ederler ve rızalarını kazanmaya çalışırlar. Siyasal aktörlerin söylemleri, vaatleri, Türkiye'de ve dünyada ekonomik veya toplumsal olgulardan bağımsız değildir. Bu çalışmanın amacı; Türkiye Cumhuriyeti'nde çok partili hayata geçişten itibaren ekonomik ve toplumsal dönüşümlerin ışığında, seçim kampanyalarını ve kampanyalarda meydana gelen değişimleri siyasal halkla ilişkiler bağlamında incelemek ve bir panoramasını çıkarmaktır. Akademik literatürde, seçim kampanyaları hakkında tek tük belirli dönemlere odaklanmış çalışmalar olsa da siyasal halkla ilişkiler hakkında detaylı bütünlüklü analizler, özellikle de seçilen süre göz önüne alındığında, nadir hatta yok denecek kadar azdır. Araştırmanın önemi; kampanya süreçlerinin ekonomik ve toplumsal yapıyla bağlarını kurması ve zamanın ruhunu birincil verilerden çıkarak bütüncül bir şekilde sunmasıdır. Çalışma, medya araştırmalarına tarihsel bir bakış açısıyla siyasal halkla ilişkilerin dönüşümünü göstermesi ile özgün bir katkı sağlamaktadır. Çalışma, niteliksel yöntemle, betimleyici tarihsel analiz olarak tasarlanmıştır. Araştırmada 1946-2002 yılları arasındaki genel seçimlerin seçim kampanyaları incelenmiştir. Partilerin seçim kampanyalarındaki söylemlerini incelemek üzere araştırma birimi, dönemin gazete, radyo ve televizyon yayımlarıdır. Araştırma sonucunda; kampanyaların başlangıçta seçmenlere partiyi ve lideri tanıtma amacına yönelik icra edilirken zamanla siyasal pazarlama şekline dönüştüğü, halkın seçim süreçlerinde değerli hale gelmesi ile söylemin önem kazandığı, partilerin birinci öncelikli söylemlerinin ekonomik ve ikinci öncelikli söylemlerinin demokrasi odaklı olduğu tespit edilmiştir.