Disaster management

224 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Hastanelerde afet planlaması: Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi hastanesi üzerine bir inceleme

Afetler insanoğlunun geçmişten bugüne kadar sürekli karşılaştığı ve bundan sonraki zamanlarda da her an yüzleşebileceği, yıkıcı sonuçlar doğuran bir süreçtir. Literatürde birçok tanımı bulunan afet; yerleşim yerlerini olumsuz olarak etkileyerek yerel kaynakların bu olay ile mücadelede yetersiz kaldığı, toplumda maddi ve manevi kayıplar doğuran ani ve beklenmeyen olaylardır. Afetlerin yaşanması kaçınılmazdır. Ancak afetlerin bu yıkıcı etkilerinden korunmak ve en aza indirmek için çalışmalar yapmak, planlar oluşturmak, afet sürecinde de bu planları uygulamak gerekmektedir. Tüm bu süreçler afet yönetimi içerisinde değerlendirilmektedir. Afet yönetim süreci içerisinde sağlık sektörünün önemi oldukça fazladır. Sağlık hizmetlerinin en kapsamlı sunulduğu kurumların başında hastaneler gelir. Hastaneler rutin sağlık hizmetlerini sunmalarının yanı sıra afetlerde artan talebi de karşılamak zorundadır. Çalışmada afet kavramı, afet yönetim sistemi, afetlerde sağlık yönetimi ve hastanelerde afet yönetimi incelenerek Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Hastanesi Hastane Afet ve Acil Durum Planı değerlendirmesi yapılacaktır.

Acil durum planlamasıAfet hazırlığıAfet yönetimi+4
Sinan Tuna
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Dünya'da ve Türkiye'de kimyasal, biyolojik, radyolojik, nükleer (KBRN)-toksikolojik afetlere karşı oluşturulmuş kurumsal yapılanmaların mevzuat ve uygulamalar bağlamında karşılaştırılması

Afetler geçmişten günümüze tarihin her döneminde yaşanmıştır. 21. yüzyıldan itibaren özellikle nüfusun hızla artması ve teknolojinin gelişmesi ile birlikte küresel çapta doğal ve insan (teknolojik) kaynaklı afetlerin sayısı da geçmişten günümüze kadar artarak devam etmiştir. İnsanlığın ihtiyaçları doğrultusunda yaptığı faaliyetler, doğal ve insan kaynaklı afetlerin artmasına neden olmuştur. KBRN ajanları, verdikleri zararlar ile toplumlar üzerinde derin izler bırakan olaylar olup hava, su ve toprak yolu ile çevreye yayılarak ekosistemde yol açtıkları tahribatın yanı sıra insan sağlığı üzerinde uzun vadeli zararlara neden olmaktadır. Özellikle savaş ve terör olaylarında KBRN ajanlarının potansiyel tehlikelerinden korunmak için her geçen gün KBRN olaylarına karşı alınacak tedbirler ve bilinmesi gereken güncel bilgiler afet yönetiminin önemini artırmaktadır. KBRN kaynaklı zararlar meydana geldiğinde günlük yaşamı olumsuz etkileyeceğinden afet yönetimi içerisinde değerlendirilmektedir. Bu maddeler için afet öncesinde, esnasında ve sonrasında yapılması gereken çalışmalar, canlıların yaşamlarını ve çevreyi korumada oldukça önemlidir. KBRN olayının başladığı andan itibaren yapılacak olan tüm müdahale faaliyetleri etkin bir planlama ile mümkündür. Bu nedenle ülkemiz ve dünya ülkeleri, yaşamış oldukları acı deneyimlerden yola çıkarak kendi afet yönetim sistemlerini oluşturmuştur. Dolayısıyla alınacak tedbirler bölgeden bölgeye farklılık göstermektedir. KBRN olaylarına müdahale edebilmesi beklenen ve istenen ilk ekipler, kamu kurumları ve paydaşlarıdır. KBRN tehlikesi içeren ve oldukça fazla yaşanan bu olaylar, çok kurumlu bir müdahale gerektirmektedir. Bu çalışmada herhangi bir KBRN ajanından kaynaklanan tehlikelerle mücadelede yer alabilecek gerek ulusal gerekse uluslararası oluşturulmuş olan yapılanmalar ve faaliyetleri ile bu kapsamda oluşturulmuş mevzuatların gelişimi incelenmiştir. İncelenen literatür çalışmalarında; KBRN ve toksikolojik afetler ile ilgili oluşturulmuş yapılanmalar konusunda ulaşılan çalışmaların çoğunda genel olarak varılan sonuç; KBRN ajanları, bu maddelere maruz kalma, kontaminasyon ve KBRN olaylarına özel hazırlık ve müdahale gereksinimlerine vurgu yapılmaktadır. Ülkemizde ve dünya ülkelerinde kurumsal yapılanmalar ile ilgili çalışmalara çok az rastlanmakta ve çoğu çalışmada afet yönetimi sistemi ile ilgili çalışmalara ağırlık verildiği dikkat çekmektedir. Tez çalışmamızda olduğu gibi, adli tıp ve adli bilimler öncülüğünde alan çalışmaları yapılarak, uygulamalara ve literatürlere büyük katkı sunulacağını düşünmekteyiz.

Acil durum yönetimiAdli tıpAfet yönetimi+7
Büşra Nur Türkeri
Tekirdağ Namık Kemal University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Afet ve acil durum yönetimi: Tekirdağ ili bir alışveriş merkezi örneği

Dünyanın farklı bölgelerinde birçok felaket meydana gelmektedir ancak bu olaylar kapsam ve boyut açısından farklılık göstermektedir. Bu felaketler meydana geldiği bölgede, toplumun kendi çabasıyla üstesinden gelemediği, büyük oranda can ve mal kaybına neden olan, milli veya uluslararası kaynakların seferberliğini gerektiren boyutlara ulaştığında ise afet olarak adlandırılmaktadır. Afetler, meydana gelmesi önlenemeyen olaylar olduğu için kamu kurumlarının ve özel kuruluşların afetlere karşı her an hazırlıklı olması gerekmektedir. Afet yönetimi ise, bir binanın yapısal tasarımından, gerekli ekipmanların sağlanmasına ve insanları bir kriz durumuyla başa çıkabilmeleri için eğitmeye kadar uzanan geniş çaplı bir tanımdır. Afet yönetimi, tehlikelerden kaynaklanan potansiyel kayıpları azaltmayı veya önlemeyi, afet mağdurlarına hızlı ve uygun yardım sağlamayı ve etkili bir iyileşme sağlamayı amaçlamaktadır. Bir felaketle yüzleşmenin en iyi yolu da paniği uzak tutmak için iyi eğitilmiş olmak ve iyi hazırlanmış bir Afet Yönetim Planı'dır. Çağımızda alışveriş merkezleri, gelişen teknoloji ile beraber çeşitli yaş gruplarına aynı anda hizmet verebileceği faaliyetler geliştirmektedir. Kentleşme ilerledikçe de toplumun her yaş kesiminden bireyler saatlerini burada harcamaktadır. Bu nedenle alışveriş merkezlerinin Afet Yönetim Planları, herhangi bir afet meydana geldiğinde insanların tahliyesini hızla gerçekleştirilecek kadar iyi hazırlanmalıdır.Bu çalışmada, doğal ve teknolojik kökenli afetler ve afet yönetim süreci incelenmiş olup, Tekirdağ ilindeki bir alışveriş merkezinin acil durum prosedürü örnek olarak sunulmuştur. Bu alışveriş merkezinin acil durumlara ne kadar hazırlıklı olduğu ve uymaları gereken prosedüre ne kadar uyulduğu araştırılmıştır.

Acil durum planlamasıAcil durum yönetimiAcil durumlar+2
Merve Kaymak
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Hastane öncesi sağlık personellerinin kimyasal, biyolojik, radyolojik, nükleer ve patlayıcı (KBRN-P) tehditlerine karşı hazırlık bilgisi, farkındalık, tutum ve davranışları; Sakarya ili örneği

Bu çalışmada, Sakarya ilinde görevli 365 Hastane Öncesi Sağlık Personelinin KBRN-P Tehditlerine Karşı Hazırlık Bilgisi, Farkındalık, Tutum ve Davranışlarının değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Çalışmamızda katılımcıların %86'sı KBRN-P terimini daha önce duyduğunu ve %71,2'sinin bu konuda eğitim aldığını belirtirken, müdahalede kendilerini yeterli görenlerin oranı %22,2 olarak tespit edilmiştir. Kimyasal ajanlara maruz kalan hastalara müdahalede yeterlilik oranları %29, radyasyon yanığına ve biyolojik ajanlara maruz kalan hastalara müdahalede yeterlilik oranları sırasıyla %24,9 ve %28,5 olarak düşük kalmıştır. Yüksek lisans mezunlarının bilgi ve tutum puanlarının, lise ve önlisans mezunlarına göre istatistiksel olarak daha yüksek olduğu saptanmıştır. Meslek yılı grupları karşılaştırmasında, 0-1 yıl meslekte olanlar ile 1-5 yıl, 5-10 yıl ve 10 yıl üzeri meslekte olanlar arasında anlamlı farklar belirlenmiştir. Meslek yılı arttıkça bilgi ve tutumlarının anlamlı olarak arttığı sonucuna ulaşılmıştır. Katılımcıların, KBRN-P ile ilgili bilgi ve tutumlarının farkındalık ve bilgi düzeyleri ile pozitif ilişkili olduğu ancak bilgi ve farkındalığın davranışa dönüşmesinde ek faktörlere ve müdahalelere ihtiyaç duyduğu belirlenmiştir. Çalışmamız sonucunda, KBRN-P konusunda eğitim almanın, kendini yeterli hissetme durumuna doğrudan yansımadığı ve eğitimin pratik uygulama becerilerine dönüşümünün yeterli olmadığı tespit edilmiştir. Çalışanların KBRN-P olaylarıyla karşılaşma sıklığının göz önüne alınarak, gelişmiş simülasyon eğitimleri ile desteklenmesinin, bilgi ve becerilerinin artırılmasına önemli düzeyde katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Hastane öncesi dönemlerde meydana gelen KBRN-P olaylarındaki başarının, donanımlı ve hazırlıklı hastane öncesi sağlık çalışanlarının etkinliği ile doğru orantılı olarak arttığı tespit edilmiştir. Bu amaçla, KBRN-P olay yönetim çalışmalarının doğru ve etkin bir şekilde ilerleyebilmesi için risk ve kriz yönetimi aşamalarının etkin ve sürdürülebilir olması gerektiği sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: KBRN-P, Hastane Öncesi Sağlık Profesyoneli, Olay Yeri Yönetimi, Hazırlık

Afet riskiAfet tıbbıAfet yönetimi+7
Yakup Polat
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Health Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Afet yönetimi, afet lojistiği ve insani yardım lojistiği alanında yapılan tez çalışmalarının bibliyometrik analizi

İnsanlık tarihi boyunca çok sık şekilde yaşanan, toplumu maddi ve sosyal açıdan etkileyen sorunların temelinde afet olayları yatmaktadır. Afet, meydana geldiği toplumun yaşam akışını sekteye uğratarak toplumun ilerlemesine engel olmaktadır. Meydana gelen afetlerde arzulanan, can ve mal kaybının hiç yaşanmamasıdır. Afetlerin olası etkilerini azaltabilmek amacıyla insanoğlu sürekli bir arayış ve çaba içerisindedir. Bu arayış ve çabanın en önemli unsuru afet yönetimi faaliyetleri olarak ifade edilmektedir. Ülkemizde 1999 Marmara Depreminden sonra afet yönetimi çalışmaları dinamizm kazanmıştır. Bu dönemden sonra sürekli biçimde yönetmelik, kanun ve planlar hazırlanmış, afet konusunda yapılan bilimsel çalışmalar artış göstermiştir. Herhangi bir bilim dalında meydana gelen gelişmeleri ortaya çıkarmanın en iyi yolu da ilgili bilim dalı alanında yapılan çalışmaları incelemektir Yapılan çalışmaların incelenmesi ilgili alandaki eğilimlerin ve eksik kısımların ortaya çıkarılmasında yol gösterici niteliktedir. Bu nedenle bu araştırmanın amacı Türkiye'de afet yönetimi, afet lojistiği ve insani yardım lojistiği alanında yazılmış olan tezleri çeşitli parametreler açısından inceleyerek tezlerin bibliyometrik özelliklerini belirlemektir. Araştırmanın kapsamını YÖK'ün Ulusal Tez Merkezinden elde edilen afet yönetimi, afet lojistiği ve insani yardım lojistiği alanında yazılmış 332 tez oluşturmaktadır. Bu tezler vasıtasıyla elde edilen veriler bibliyometri yöntemi kullanılarak sayısallaştırılmıştır. Yapılan analiz neticesinde en çok tezin afet yönetimi konusunda ve afet süreci alt başlığında yazıldığı, tezlerin en çok 2019 yılında tamamlandığı, tezlerin büyük bir kısmının Türkçe ve yüksek lisans tezi olduğu, en fazla tez yazılan üniversitenin İstanbul Teknik Üniversitesi, en çok kullanılan yöntemin doküman analizi ve en çok tercih edilen analiz yönteminin diğer sayısal analiz ve modelleme olduğu görülmüştür.

Afet yönetimiAfetlerBibliyometri+5
Mustafa Öztürkel
Tarsus University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Hemşirelerin afetlere yönelik tutum ve davranışları

Bu araştırma Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi' inde çalışan hemşirelerin afetlere karşı tutum ve davranışlarını, afetlere ilişkin tecrübelerini, eğitim gereksinimlerini tespit etmek amacıyla tanımlayıcı ve kesitsel türde gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın evrenini Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi'nde çalışan 2143 hemşire oluşturmuştur. Ancak çalışma gönüllülük esasına dayandığı için evrene ulaşılamamış olup %95 güven aralığında olup %5,23 hata oranına sahip 302 hemşire ile tamamlanmıştır. Veriler Tanımlayıcı Özellikler Formu ve Hemşirelerde Afete Hazırlık Algısı Ölçeği (HAHAÖ) ile toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde; sayı, yüzde, ortalama, Mann - Whitney U testi, Kruskall Wallis H testi, Spearman kolerasyon analizi kullanılmıştır. Çalışma bulgularına göre hemşirelerin yaş ortalaması 25,88±2,21 bulunurken, çoğunlukla kadın (%62,3), bekâr (%76,7), lisans mezunu (%91,7), acil servis hemşiresi (%51,5) ve en fazla 0-3 yıl arası çalışma süresinin olduğu saptanmıştır. Hemşirelerin %73,8'inin afetlere karşı 'kısmen hazır' olarak nitelendirmişlerdir. HAHAÖ'nin Cronbach (α) değeri 0,917 ile oldukça yüksek bulunmuştur. Katılımcıların HAHAÖ'den aldıkları puanlara göre hazırlık alt boyutunda 25,702 (min-max:puan 6-30 puan), müdahale boyutunda 30,202 (min-max:9-45 puan ), afet sonrası boyutunda 17,374(min-max:5-25 puan) puan ve ölçek toplamından ise 73,278 (min- max:puan 20-100) ortalama puan aldıkları tespit edilmiştir. Bu sonuçlar hemşirelerin afet algılarının oldukça yüksek olduğunu göstermektedir. Katılımcıların cinsiyet, eğitim durumu, afet eğitimi türü ve hastane afet planını okuma değişkenlerine göre afet algısı düzeylerinde anlamlı ilişki (p>0,05) bulunmamıştır. Katılımcıların yaş, medeni durum, çalışılan bölüm, afet tatbikatına katılma, afet eğitimi alma değişkenlerine göre afet algısı düzeylerinde anlamlı ilişki (p<0,05) bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Hemşire; Afet yönetimi; Hazırlık; Davranış

Afet tıbbıAfet yönetimiAfetler+4
Büşra Nur Keskinsoy
Sanko University · Institute of Graduate Studies
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Afet yönetiminde sağlık hizmetlerinde etik: Ulusal Medikal Kurtarma Ekibi (UMKE) Ankara örneği

Afet yönetim sürecinin tüm aşamlarında afet etiği hususuna dikkat edilmesi oldukça önemlidir. Bu çalışmanın amacı Ankara ili UMKE'de gönüllü olarak çalışmakta olan Sağlık Profesyonellerinin afetlerdeki deneyimlerini öğrenme, afet etiği konusunda yaşadığı durumları saptama ve afete müdahalede yaşayabilecekleri afet etiği hakkındaki ikilemlere karşı yaklaşımlarını ve bu konudaki eğitim ihtiyaçlarını ve isteklerini saptamaktır. Araştırma kesitsel ve gözlemsel bir anket çalışmasıdır. UMKE çalışanlarına yönelik araştırmacılar tarafından yapılandırılmış anket formu ile ilgili çalışanların sosyodemografik bilgileri, yaşadığı afetler, tecrübe edindiği afete müdahale süreçleri, afet yönetim sürecindeki özellikle müdahale aşamasındaki afet etiği konusu üzerindeki eğitim düzeyleri ile afetlerde karşılaşılabilecekleri etik ikilemlere karşı yaklaşımlarını ortaya konması açısından "Bağlayıcı Vignette Yöntemi"nde uygulanan "kısa afet senaryolarına" karşı yaklaşımları sorgulanmıştır. UMKE personelinden %35'i Afet Etiği konusunda eğitim aldığı, %54'ü bir afet planında görev aldığı, %76'sı bir tatbikata katıldığı, %44'ü bir afette görev aldığı, %25'i bugüne kadar bir afet yaşadığı ve %10'u daha önce bir etik ikilem yaşadığı tespit edilmiştir. Sonuç olarak UMKE personelinin daha önce Afet Etiği eğitimini istenilen oranda almadıkları, kendilerini genel olarak bu konuda yetkin hissetmedikleri, diğer taraftan afet etiği eğitimi alanların afet yönetim sürecinin tüm safhalarında anlamlı bir şekilde daha faal olduğu ve son olarak afet etiği eğitimlerine her düzeyde yer verilmesi kanaatinin ve önemine verilen kanaat puanının oldukça yüksek olduğu saptanmıştır. Ayrıca afet senaryolarına ilginin gayet yüksek olduğu görülmüş ve etik ikilemlere karşı yaklaşımlarında ara ara zorlandıkları ve bazılarında ise yerinde karar verdikleri görülmüştür. Afet etiği konusunda farkındalığını artıracak eğitim materyali ilgili afet senaryoları üzerinden hazırlanıp sunulmuştur. Bu eğitim modülü ön hazırlığının UMKE personelinin etik açıdan daha uygun karar vermelerine katkı sunması beklenmektedir.

Afet eğitimiAfet tıbbıAfet yönetimi+1
Tarık Eren Yılmaz
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Zorunlu göç yaşamış Suriyeli kadınların Elazığ depremine ilişkin yaşam deneyimleri

Deprem afetinden etkilenme düzeyinin sahip olunan kaynaklar, kaynaklara erişim düzeyi, sosyal statü gibi faktörlere göre farklılık gösterdiği bilinmektedir. Araştırmada Suriyeli kadınların deprem sırası ve sonrası süreçlerde hem Suriyeli hem de kadın olmaktan kaynaklı birçok farklı deneyime sahip olduğuna vurgu yapılmakta ve bu özgün deneyimler göç, deprem ve toplumsal cinsiyet ihtiyaç ve sorunları bağlamında değerlendirilmektedir. Bu çalışmanın amacı, 24 Ocak 2020'de Elâzığ'da gerçekleşen 6,8 şiddetindeki deprem afetini deneyimlemiş Suriyeli kadınların deprem sırası ve deprem sonrası süreçteki yaşam deneyimlerini ortaya koymak ve afet, göç ve kadın sorunlarının etkileşiminden doğan sonuçlarını tespit ederek bu doğrultuda afetlerde sosyal hizmetlere ilişkin öneriler sunmaktır. Bu amaç doğrultusunda Elâzığ il merkezinde yaşayan, deprem afetini deneyimlediği sırada bekar ve çocuklu olan 24 Suriyeli kadın ile yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiş ve MAXQDA 2020 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmanın bulguları, Suriyeli kadınların savaş ve göç deneyimlerinin ardından ekonomik kaynaklarını, sosyal destek sistemlerini geride bırakarak yerleştikleri Elazığ'da; toplumun görece sosyoekonomik düzeyi düşük bölgelerde ikamet etmeleri ve Suriyeli ve yalnız yaşayan kadın olmaları sebebiyle deprem karşısında yerel halka kıyasla daha savunmasız olduklarını; hak ve hizmetlere erişimde sosyal dışlanma, ayrımcılık ve eşitsizliklerle karşı karşıya kaldıklarını, sosyal yardım ve hizmetlerden sorumlu kurum ve kuruluşlara dair bilgi eksiklikleri sebebiyle hak kayıpları yaşadıklarını göstermektedir. Suriyeli kadınların içinde bulundukları bu koşulların ise ataerkil toplumlarda eğitim, iş yaşamı ve kamusal alandan uzak tutulmaları ile ilişkili olduğu ve yerleşik toplumsal cinsiyet eşitsizlikleri bağlamında derinleştiği görülmektedir. Bununla beraber, savaş ve göç gibi zorlu yaşam koşullarının öznesi olan Suriyeli kadınların geçmiş travmatik deneyimlerinin kendilerini güçlendirdiği ve depremin psikolojik ve duygusal etkileri açısından kendilerini daha dayanaklı mücadeleciler haline getirdiği görülmektedir. Bu anlamda, afetlerde kırılganlığı yüksek bir grubu ifade eden Suriyeli kadınların çok çeşitli sorun ve ihtiyaçlarına duyarlı ve insan hakları, sosyal adalet ve eşitlik ilkelerinin benimsendiği afetlerde sosyal hizmet uygulamalarına ihtiyaç olduğu değerlendirilmektedir.

Afet yönetimiAfetlerDeprem+7
Aybike Betül Maral
Hacettepe University
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Çevik (Agile) yöntemi: Afet yönetimi açısından bir değerlendirme

Yönetim alanında tercih edilen güvenli, hantal, yavaş ve maliyetli olarak özetlenebilecek geleneksel metotlar, günümüzün hızlı, esnek, müşteri odaklı ve değişime açık olmayı gerektiren sistemlerine ayak uydurmakta zorlanmakta ve bunun sonucunda Agile tarzı metotların popülaritesi her geçen gün artmaktadır. Bu çalışma, Agile (Çevik) yönetim yaklaşımlarındaki başarı faktörlerini ele alarak, Agile yönteminin afet yönetiminde uygulanabilirliği üzerine bir değerlendirme sunmaktadır. Literatürdeki çalışmalarda yazarlar bu konuyu daha çok teorik çerçevede ele almışlardır. Saha çalışmaları ile teoriyi uygulamaya döken yazarların büyük kısmı ise konuyu ya tek şirket özelinde irdelemişler ya da çok az katılımcıyla yapılan anket çalışmalarıyla değerlendirmeler yapmışlardır. Az sayıda gerçekleştirilen kantitatif çalışmada ise daha çok yüzde analiziyle yetinilmiştir. Dünyanın farklı bölgelerinden Agile kullanıcıları ile 2022 yılında yapılan anket araştırması sonucunda bu çalışma, en önemli Agile başarı faktörlerinin şu parametreler olduğunu ortaya koymuştur: müşteri memnuniyeti, verimlilik, ürün ve yazılım kalitesinde artış, işleri daha kısa zamanda bitirme. Bu parametrelerle birlikte Agile kullanmaktan duyulan memnuniyet ve katılımcıların demografik özellikleri de Agile yöntemlerindeki başarıyı belirleyen bileşenler olarak görülmektedir. Yapılan analizlerde, katılımcıların Agile deneyimleri arttıkça, Agile başarı faktörleriyle etkileşimlerinin sonuçlarının olumlu olduğu görülmüştür.

Afet yönetimiAfetlerDoğal afetler+3
İlyas Tunç
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Aksaray Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi öğrencilerinin afet bilinci algılarının ve tutumlarının değerlendirilmesi

Bu çalışmada, Aksaray Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi'ndeki öğrencilerin afet bilinci algılarının ve tutumlarının değerlendirilmesi ve bunlarla ilişkili faktörlerin belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışma tanımlayıcı tipte epidemiyolojik bir araştırmadır. Çalışma verileri araştırmacılar tarafından hazırlanan anket ve Afet Bilinci Algı Ölçeği ile Afet Tutum Ölçeği'nin eklendiği veri toplama formu kullanılarak 15 Mart-7 Nisan 2022 tarihleri arasında toplanmıştır. Araştırma kapsamında yer alan öğrencilerden %59,0'ına ulaşılmıştır. Öğrencilerin %69,0'ı kadındır. Yaş ortalamaları 21,7±1,9 yıl olarak bulunmuştur. Araştırmaya en fazla katılım Hemşirelik bölümünden (%72,5) en az katılım Sağlık Yönetimi bölümünden (%39,4) olmuştur. Öğrencilerin %57,4'ü afet yaşamamış, afet yaşayanların en fazla yaşadıkları afet deprem (%89,8) olarak bildirilmiştir. Öğrencilerin afet bilinci algı puanları ortalamaları 128,01±13,8 olarak bulunmuş, bu değer orta olarak değerlendirilmiştir. Afet sonrası bilinç düzeyleri, erkeklerde kadınlara göre, 22 yaş ve üzerinde 21 yaş ve altına göre, Acil Yardım ve Afet Yönetimi bölümünde olanların diğer iki bölüme göre, afetlerde görev alanların almayanlara göre, STK/Kamu Kuruluşuna üye olanların olmayanlara göre anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur. Afet tutum ölçeğine verdikleri cevapların ortalamaları da 3,2 olarak orta düzeyde değerlendirilmiş, bilişsel ve davranışsal tutumları, erkeklerde kadınlara göre, Acil Yardım ve Afet Yönetimi bölümünde olanların diğer iki bölüme göre, 2. ve 4. sınıfta olanların 1. sınıfta olanlara göre, afetlerde görev alanların almayanlara göre, STK/Kamu Kuruluşuna üye olanların olmayanlara göre anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur. Bu bulgular doğrultusunda STK/Kamu Kuruluşuna üye olma konusunda geliştirme çalışmalarının yürütülmesi ve afet eğitimi almak isteyen öğrencilere eğitimin sağlanması yararlı olacaktır. Afet eğitim bilinci ile afet öncesi bilinç arasında %63,0'lük aynı yönlü bir ilişki görülürken, yanlış afet bilinci ile %32,0'lik ters yönlü bir ilişki olduğu sonucuna varılmıştır.

Afet bilinciAfet yönetimiAfetler+4
Kübra Akil
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Doğal afetlerle mücadelede İstanbul ili Sarıyer ilçesi örneği

Yaşadığımız evrende insanlığın meydana geldiği ilk çağlardan beri, insanlık farklı afetlerle yüz yüze gelmiştir. Afetlerin bazılarının meydana geleceği zaman bilinebilmektedir. Fakat doğal afetlerin çok büyük kısmının ne zaman olacağı bilinememektedir. Yaşadığımız dünyada doğa devamlı bir şekilde değişim ve dönüşüm içerisindedir. Teknolojinin gelişmesi sonucu bazı doğal afetlerin ne zaman olacağı doğal afet olmadan tahmin edilebilmektedir. Tahmin edemediğimiz bir doğal afetin meydana gelmesi, devasa bir olay haline dönüşmesi canlı, cansız bütün varlıkları tehlike altına almaktadır. Bu tahmin edilemeyen olaylar karşısında insanlar ve diğer canlılar genellikle hazırlıksız yakalanırlar. Doğal afetin büyük olması sonucu çoğu zaman hazırlık yapılmış olsa da bu hazırlıklar yetersizdir. Dünyadaki ülkelerin çoğunluğu doğal afet risklerini en düşük seviyede tutmak için doğal afet yönetim sistemleri oluşturulmuştur. Türkiye'de de merkezi yönetim ve yerel yönetimlerde çeşitli doğal afet yönetim düzenleri meydana getirilmiştir. Buradaki amaç doğal afet esnasında oluşabilecek can kayıpları ve mal zararlarını en düşük seviyeye indirmektir. Günümüzde dünyada ve Türkiye'de kullanılan en son doğal afet sistemi olarak bütünleşik doğal afet planı uygulanmaktadır. Bütünleşik afet yönetiminde asıl olan 4 evredir. Bu 4 evreyi ayrı ayrı düşünmek yerine birbirleriyle koordineli bir şekilde kullanmak afet yönetim sistemini etkin kullanmak anlamına gelmektedir. Bu çalışmada, Sarıyer ilçesi kurumların ve burada yaşayan insanların doğal afetlerle mücadelesi ve kurum ve kuruluşların afet yönetimi ele alınmaktadır. Tezin ilk kısmında afetlerle ilgili terimlerin ne anlam ifade ettikleri ve doğal afet çeşitleri hakkındaki kavramların açıklamaları yer almaktadır. İkinci kısımda ise Sarıyer ilçesinin genel olarak tanıtımı yapılmış ve yerel yönetimlerdeki doğal afet yönetim şekilleri hakkında genel bir bilgi verilmiştir. Üçüncü ve son kısımda ise Sarıyer'le ilgili ilçenin doğal afet müdahale planlarıyla ilgili bilgiler ile Sarıyer ilçesi genelinde meydana gelmiş doğal afetlerle ilgili bilgiler yer almaktadır. Anahtar Kelimeler: Doğal Afet, Afet, Doğal Afet Yönetimi, Deprem, Fırtına

Afet yönetimiAfetlerDoğal afetler+1
Yusuf Öztürk
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Ulusal afet ve acil durum yönetimi için yeni bir yönetim yaklaşımı modeli önerisi

Afet ve acil durum yönetimi özellikle son yıllarda hem dünyada hem de ülkemizde önemi gittikçe daha dramatik tecrübelerle öğrenilen, disiplinler arası bir akademik çalışma alanı olarak karşımıza çıkmaktadır. Gelişmiş ülkelerde son yirmi yıldır, ülkemizde ise son on yıldır yönetim anlayışı olarak sivil savunma mantığından Bütünleşik afet ve acil durum yönetim sistemine evirilmiş bir konu olarak çalışılmaktadır. Buradaki temel husus, yaşanılan olayların şiddetleri ve sıklıkları olmakla birlikte; farklı çevresel, bölgesel ve küresel gelişmeler de bu değişimleri zorunlu kılmaktadır. Ülkemizde de özellikle 2009 yılında Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı'nın kurulması ile yeni bir yönetim yapılanmasına geçilmiştir. Organizasyon yapısındaki bu değişim, idari yapılanma ile ilgili önemli bir mihenk taşı olarak görülmektedir. Bu tez konusunun seçilmesinin amacı; ülkemizde yürütülmekte olan afet ve acil durum Yönetimi çalışmalarının yönetimi noktasında, dünyada ve ülkemizde son yıllardaki hızlı değişim nedeniyle oluşan farklı yaklaşımların, hâlihazırdaki yönetim sistemine entegre edilmesiyle ilgili olarak katkı sağlamaktır.Aynı zamanda, yeni hayata geçirilen Başkanlık Sistemi yönetim modeli ile daha uyumlu çalışacak bir yönetim modeli önerisi de çalışmaya dâhil edilecektir. Öncelikli olarak; konuyla ilgili dünyada gelişmiş ülkeler, Avrupa birliği ülkeleri, komşu ülkeler ve bölge ülkelerdeki yönetim sistemleri incelenerek, ülkemiz şartlarına uyarlayarak yerelleştirebileceğimiz konuların tespiti ve güncel gelişmeler ışığında yönetim modelini nasıl geliştirebileceğimize dair önerilerde bulunulacaktır. Son yıllarda konumuzun içerisinde yer alan fakat farklı kamu kurumları tarafından koordine edilen iş sağlığı ve güvenliği, atık yönetimi, gibi konularla birlikte Avrupa müktesebatı gereği yürürlükte bulunan büyük endüstriyel kazaların önlenmesine dair yönetmelik (SEVESO) gibi regülasyonların da afet ve acil durum yönetimi çatısı altında toplanmasının kaynakların etkili ve verimli kullanılması açısından önem arz ettiği vurgulanacaktır. Henüz mevzuatımızda yer almayan, fakat yakın gelecekte SEVESO gibi yürürlüğe koymak durumunda olacağımız tahmin edilen Yüksek Güvenilirlikli Organizasyonlar (High Reliability Organizations-HRO) konusuna da değinilecektir. Ayrıca tüm bu konuların ışığında, çalışmanın ana amacına yönelik olarak yeni bir "Türkiye Afet ve Acil Durum Yönetimi Enstitüsü" nün ne şekilde teşkil edilebileceği ele alınacaktır. Bu bağlamda, sadece idari konularla sınırlı kalınmayacak olup, aynı zamanda afet ve acil durum çalışanlarının ve gönüllerinin yetkinliklerinin geliştirilmesi, yetkinliklerinin güncel tutulması ve bunların belirli bir standarda oturularak, bunun belgelendirilmesi gibi teknik konular üzerinde de durulacaktır.

Acil durum yönetimiAcil durumlarAfet yönetimi+4
Fatih Yaman
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

İskenderun deniz taşımacılığında KBRN tehditleri

Bu çalışmada KBRN olayına müdahale edebilecek ekibin algıladığı risk ve KBRN eğitimi ile bilgisi arasındaki ilişki belirlenmeye çalışılmıştır. Bu araştırma hem tanımlayıcı hem de çıkarımsaldır. Verilerin analizinde SPSS 20 paket programı kullanılmıştır. İstatistiksel bir analiz yöntemi olarak frekans analizi tablo ve şekillerde gösterilmiştir. Bu nedenle tanımlayıcı istatistiksel teknikler (frekans analizi, tablolar ve grafikler) ve korelasyon analizi kullanılmıştır. Katılımcıların cinsiyete göre dağılımı kadınların oranı %34,3, erkeklerin oranı %65,7'dir. Kurumlara göre dağılım incelendiğinde AFAD çalışanları oranı %14,3, İtfaiye çalışanları oranı %36,2, Limakport çalışanların oranı %11,4 iken hastane personeli oranı %38,1'dir. KBRN eğitimi almış kişilerin oranı %35,2 , % 64,8'i eğitim almadı. AFAD ve Limakport çalışanlarının hazır bulunma algısı İtfaiye ve hastane personelinden anlamlı derecede daha yüksektir. KBRN eğitimi alanların risk algısı ve hazır bulunma algısı düzeyi KBRN eğitimi almayanlardan anlamlı derecede daha yüksektir. Risk algısı için; mühendislerin KBRN olaylarında ilk müdahale ekipleri için risk algısı düzeyi diğer meslek gruplarından anlamlı derecede daha düşüktür. Hemşire, Şube Müdürü (AFAD) ve operasyon sorumlusu olanların hazır bulunma algısı mühendis olanlardan anlamlı derecede daha yüksektir. KBRN deneyimi yaşayanların hazır bulunma algısı düzeyi KBRN deneyimi yaşamayanlardan anlamlı derecede daha yüksektir. Hatay ili merkez AFAD, İskenderun ilçesi itfaiye, devlet hastanesi ve Limakport çalışanlarından müdahale safhasında yer alan organizasyonlarda görevli personel amaçları ve hizmet sahaları gereği afetlere maruz kalmaktadırlar.

Afet yönetimiBilgi düzeyiEğitim ihtiyaçları+2
Davut Parlak
İskenderun Technical University · Mühendislik ve Fen Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Biyolojik afetlerde süreç yönetimi ve COVID-19

2019 yılının kasım ayında ortaya çıkan Covid-19 viral ajanı çok kısa sürede bir pandemiye sebep oldu ve yüzbinlerce can aldı. Tarihsel süreçte defalarca pandemiye maruz kalan dünyamız bu pandemilerde hep ortak süreçlerden geçmiştir. Covid-19 pandemisinde de süreç aşamaları aynı olsa da gelişen teknolojiden kaynaklı hızlanan insan hareketliliği, kullanılan ilaçların gelişmesiyle bağışıklık sistemini zorlayan viral mutasyonlar vb. sebepler yüzünden bu pandemi diğerlerine göre insanlığı daha da zorlamıştır. Bu noktada inatçı viral ajanların hayatımızın bir parçası olduğu kabul edilmeli ve tüm kurum ve kuruluşlar için biyolojik afetlere hazırlıklı olunmasını gerektirecek kurum kültürü oluşturulmalı ve birey ve aileler için de aynı şekilde hijyen kültürü oluşturulmalıdır. Biz bu çalışmada biyolojik afetlerle ilişkilendirilebilecek terimleri kavramsal çerçevede değerlendirip, tarihsel süreçte gerçekleşen pandemilerin ortak süreçleri incelenmiştir. Yapılan taramalarla da elde edilen bulgular değerlendirilip afet yönetimi bakış açısıyla öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: KBRN, Biyolojik Ajan, Covid-19, Afet, Yönetimi

Afet yönetimiAfetlerCOVID 19+4
Eda Nur Yavuzer
İskenderun Technical University · Mühendislik ve Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Kurumsal yönetime sahip organizasyonlarda afet durumunda iç kontrol sisteminin kriz yönetim becerilerine etkisi: İBB İtfaiye Teşkilatı örneği

Bu araştırma araştırmanın temel amacı; afet durumunda iç kontrol sisteminin etkinliğinin kriz yönetim becerileri üzerindeki etkilerini İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) İtfaiye teşkilatı üzerinden incelemektir. Amaç doğrultusunda kişisel bilgi formu, İç kontrol sistemi ölçeği ve kriz yönetim becerilerinden oluşan anket formu 2020 yılı içerisinde İBB İtfaiye Teşkilatı Anadolu Yakası İtfaiye Müdürlüğü'nde çalışan 251 kişiye uygulanmıştır. Elde edilen veriler bilgisayar ortamında SPSS 22.0 istatistik programı aracılığı ile değerlendirilmiştir. Araştırma sonucunda İBB İtfaiye teşkilatının afet durumunda iç kontrol sisteminin yüksek düzeyde etkinlik gösterdiği ve yüksek düzeyde kurumun kriz yönetim becerisine sahip olduğu saptanmıştır. Araştırmada İBB itfaiye teşkilatının afet durumunda iç kontrol sisteminin etkinliği ile kriz öncesi, kriz dönemi ve kriz sonrası yönetim becerileri arasında yüksek düzeyde pozitif yönlü anlamlı ilişkilerin olduğu belirlenmiştir. İç kontrol sisteminin etkinliğinin kriz öncesi, kriz dönemi ve kriz sonrası yönetim becerilerini olumlu ve yüksek düzeyde etkilediği ve iç kontrol sisteminin etkinliğinin kurumun kriz yönetim becerilerini artırdığı saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Afet, İç Kontrol; COSO; Kriz; Kriz Yönetimi; Kriz Yönetim Becerisi

Afet yönetimiAfetlerKriz yönetimi+6
Murat Sağlam
Ibn Haldun University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Afet ve acil durumlarda etkin kriz yönetimi

Kriz, beklenmedik bir durumdan kaynaklanan bir tehdide işaret eder. Bu ise bir toplumun, dolayısıyla kurumların istikrarını tehdit eden bir olay anlamına gelir. Bu tür olayların veya tehditlerin etkili bir şekilde yönetilmesi ve ele alınması süreci "Kriz Yönetimi" olarak bilinmektedir. Krizler farklı tür ve niteliktedir ve farklı müdahale biçimlerini ve yönetimlerini gerektirir. Günümüzde ekonomik, sosyal, siyasi, diplomatik, teknolojik vb. birçok krizle baş etmek durumundayız. Afet ve acil durumlarda etkin kriz yönetimi ise çalışmamızın odak noktasını oluşturmaktadır. Krizler meydana gelmeden önce risk yönetiminin doğru yapılması ve krizlere hazırlıklı olmak çalışmamız açısından önemli bir yer tutmaktadır. Krizlerin meydana gelmesine sebep olan yönetim süreci temelinin sağlam olmaması, alınan önlemlerin eksikliği ve hatalı tercihler gibi görülen nedenler olsa da esas nedenin çağın gerisinde kalmış uygulamalar olduğu bilinmektedir. Son dönem krizlerin karmaşıklığı, genellikle birçok aktörün katılımını, haliyle başarılı bir sonuç için de etkili bir koordinasyonu gerektirir. Yaşanabilecek pek çok potansiyelin yanında özellikle Türkiye'de doğal afetlerin meydana gelme ihtimalinin fazla olması, geçmişten bugüne farklı tedbirler alınmasının gerekliliğini ortaya koymuştur. Yaşanan afetler birçok insanın hayatını kaybetmesine, önemli hasarlara vb. çeşitli olumsuz sonuçlara yol açmaktadır. Bu da, afetlere karşı farkındalığın ve önlem almanın önemini ortaya koymaktadır. Kriz dönemi, günlük yaşamın her alanında sürekli olarak yaşanmakta ve bu krizler çoğunlukla ekonomik, psikolojik, sosyal, politik ve doğal afetlerden kaynaklanmaktadır. Meydana gelen kriz dönemlerinde özellikle afetten kaynaklanan krizlerde halkın genel düzeni bozulmakta; fiziki, ekonomik ve sosyal olarak olumsuz neticeler ortaya çıkaran riskli durumlar oluşmaktadır. Böylesi durumlarda, yönetimler doğru ve hızlı karar vermenin yanı sıra alınan kararları aktif bir şekilde uygulamada oldukça güçlük çekmektedirler. Kriz durumunun yönetilebiliyor olması ve başarılı örneklerinin ortaya çıkışı kriz yönetimine ve kriz iletişimine verilen önemi artırmıştır. Afet ve acil durumlarla etkin bir şekilde baş edebilmek için ise kriz yönetimi, başından itibaren zorunlu tutulmalı ve tüm kilit kurumlar ortak olarak yönlendirilmelidir. Süreçlerin kurulması ve krize müdahaleyi kolaylaştıran ve hızlandıran araçlar kritik öneme sahip olduğu için tek elden yönetim son derece önemli olmaktadır. Etkin kriz yönetimi için ise, kurum ve kuruluşlar içinde planların ve becerilerin güncel olmasını sağlayan esas sorumlu kurumlara ihtiyaç duyulmaktadır. Çalışmamızda afet ve acil durumlarda etkin kriz yönetiminin anlaşılmasını sağlamak ve işlerliğini geliştirmek için, felaketler henüz gerçekleşmeden risk yönetimi anlayışıyla kaynakların ve sorumlulukların organizasyonu üzerinde durulmuştur. Aynı zamanda krizlerle başa çıkmada farklı yaklaşım ve uygulamalar hem klasik hem de yeni örneklerle ele alınmakta ve afet ve acil durumlarda nasıl etkin kriz yönetimi yapılabilirliğin üzerinde durulacaktır. Anahtar Kelimeler : Afet, Acil Durum, Kriz Yönetimi

Acil durum yönetimiAcil durumlarAfet yönetimi+2
Mehmet Akın
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Afetlerde il düzeyinde yönetimler arası ilişkiler ve karşılaşılan sorunlar

Doğal ve insan kaynaklı afetler dünyamızda her ülkenin yaşadığı bir sorundur. Fakat bazı ülkeler bulundukları konum, gelişmişlik düzeyleri ve afete hazırlıklı olmaları ile afetten daha fazla etkilenmektedirler. Afetlerden en fazla etkilenen ülkelerden biri olan Türkiye?de afet sonrası yeniden inşa ile kurtarma faaliyetlerine daha fazla önem verilmekle birlikte, afet öncesi yönetim ve önlemlere yeterince önem verilmemesi zararların artmasına ve afetin etkin yönetilmesine engel olmaktadır. Türkiye' deki afet yönetim sisteminin günümüzdeki görünümü ve 5902 sayılı yasa ve ilgili mevzuatla ortaya çıkan yeni durum, 2011 yılında çıkan KHK?ler ile devletin birçok kurumunun ? bakanlığının dönüştürülmesi afet yönetimine yerelde değişik bir bakış açısı getirmesiyle yönetimler arası ilişkilerin öneminin ortaya çıkması bu çalışmanın hazırlanmasının nedenini oluşturmuştur. Türkiye' deki afet yönetim sisteminde 5902 sayılı yasaya göre merkezi ve yerel örgütlenmeye değinilmiş fakat çoğunlukla yerel ilişkiler çerçevesinde bir bakış açısıyla konu ele alınmıştır. Yapılan bu çalışmada afet yönetiminin kavramsal çerçevesine değinildikten sonra Türkiye?de Afet Yönetimiyle ilgili temel hukuki düzenlemelere kısaca değinilmiştir. 5902 sayılı yasa öncesi ve sonrası afet yönetiminin il-ilçe örgütlenmesinde oluşan değişim ele alınmaya çalışılmıştır. Afet Yönetimi il-ilçe örgütlenmesi aşamalarıyla incelendikten sonra yerel yönetimler bu yapının neresinde sorusuna yanıt aranmış, daha sonra da bu çerçevede vali-kaymakamların yetki görev ve sorumlulukları incelenmiştir. Özellikle projenin temelini oluşturan yerel düzeydeki afetlerde yönetimler arası ilişkiler vali-kaymakam merkezli olarak incelenmeye çalışılmıştır. Ayrıca son yıllarda STK? ların ve özel kuruluşların afetlere etkin müdahalede öneminin anlaşılmasıyla bu kuruluşlarla ilişkilere uygulama örnekleri çerçevesinde değinilmiştir. Buna paralel olarak afetlerde yerel düzeyde yaşanan sorunların neler olduğu konusu ele alınmaya çalışılmıştır. Çalışmanın son bölümünde sonuç ve öneriler çerçevesinde 5902 sayılı yasanın incelenmesi 1999 yılı Marmara Depremi ve 2011 yılı Van depremleri ile son afetlerdeki müdahaleler ile merkezi idare ve mahalli idare reformlarının yerelde afetlere müdahalede ve yönetimler arası ilişkilerde nasıl bir oluşum meydana getirdiğine değinilerek son yazılan raporlar çerçevesinde ileriye yönelik neler olması gerektiği ile ilgili öneriler ve çıkış yollarına vurgu yapılmıştır.

Afet yönetimi
Selami Işık
Uşak University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'deki halk kütüphanelerinin afet yönetimi açısından yönetici görüşlerine göre değerlendirilmesi

Halk kütüphanelerindeki eserler; doğa kaynaklı afet, acil durum, insan kaynaklı riskler, çevresel koşullar ve iç ortam koşulları gibi etmenlerden olumsuz etkilenebilmektedir. Yapıları itibarıyla bu eserler hasar görme veya yok olma tehlikesi altındadır. Eserlerin yanı sıra personel ve kullanıcılar da bu etmenlerden olumsuz etkilenebilmektedir. Önleyici tedbirlerin alınarak, geçmiş ile gelecek arasında tarihi, sosyal ve kültürel köprü görevi gören halk kütüphanelerindeki değerli eserleri gelecek nesillere ulaştırmak öncelikle ele alınması gereken bir konudur. Eserlerin gelecek nesillere aktarılması için afetlerden korunması ve iç ortam koşullarının düzenli izlenerek risk belirleme ve değerlendirme çalışmalarının sürdürülmesi gerekmektedir. Önleyici çalışmalar yapılarak risk meydana gelmeden önce önlemler belirlenmeli; varsa mevcut tehlikeler zaman kaybetmeksizin azaltılmalıdır. Önlemlerin alınması personel, kullanıcı ve eserlerin olası doğa/insan kaynaklı afet ve acil durum ya da iç ortam koşullarının oluşturacağı kayıp ve hasarı maddi ve manevi olarak en aza indirecektir. Bu çalışmada gözetilen amaç, yapısal ve yapısal olmayan etkenler açısından güvenli olması gereken halk kütüphanelerindeki dermenin yapısal olmayan elemanlardan kaynaklanabilecek risklere karşı korunup korunmadığını belirlemektir. Bir diğer amaç ise, halk kütüphanelerinde bu yönde alınması gereken önleyici uygulamaları ve tedbirleri ortaya koymaktır. Yöneticilerde oluşturulacak bu farkındalık sonrasında yapısal olmayan unsurlardan kaynaklı afet risklerinin belirlenmesi ve olası afet, acil durum ve iç ortam koşulları etkilerinin azaltılması mevcut durumun iyileştirilmesine katkı sunacaktır. Betimleme yöntemine dayalı olarak yapılan araştırmada veriler anket ve görüşme yoluyla elde edilmiştir. Çalışmanın evrenini T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı il ve ilçe halk kütüphaneleri oluşturmaktadır. Araştırma bulgularına göre, halk kütüphaneleri yöneticilerinin afet risk yönetimi ve afet yönetimi açısından konuyu bütüncül bir yaklaşımla değerlendirmediği anlaşılmıştır. Araştırmada, birlikte çalışması ve birbirini tamamlar nitelikte olması gereken yaklaşım ve sistemler henüz halk kütüphanelerinde bütünlük içerisinde yer almadığı için yapısal olmayan elemanlar açısından alınan önleyici tedbirlerin belirlenen standartlarda ve yeterince etkili olmadığı sonucuna varılmıştır. Çalışmada elde edilen bulgular ve ulaşılan sonuçlar çerçevesinde, halk kütüphanelerinde insanlara ve dermeye zarar verebilecek iç ortam koşulları standartlara uygun olarak düzenlenmesi, doğa/insan kaynaklı afetlere karşı alınacak önlemlerin yerleşim afet tehlikeleri ile bir bütün olarak düşünülmesi ve değerlendirilmesi önerilmiştir.

Afet yönetimiAfetlerHalk kütüphaneleri+3
İdris Semih Kaya
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

COVID-19 pandemisinin 112 acil sağlık hizmetleri üzerinde etkilerinin sağlık yönetimi açısından incelenmesi: Ordu ili örneği

Amaç: Bu çalışma, son sekiz yılda ambulansla taşınan vakaların sosyodemografik özelliklerini, ambulans talebi sebeplerini, ön tanılarını ve vaka sayılarının yıllara ve olaylara göre değişimlerini inceleyerek, pandemi döneminde 112 acil yardım sisteminin nasıl etkilendiği ortaya koymak amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Çalışma retrospektif tanımlayıcı bir araştırmadır. Veriler Ordu ili 112 komuta kontrol merkezine (KKM) 2015-2022 yılları arasında başvuran 748.912 vakanın kayıtlarından oluşmaktadır. Veriler analiz edilirken 2015 yılı başı itibari ile Covid- 19 salgınının başladığı 2019 Aralık ayı sonuna kadar geçen süre pandemi öncesi dönem olarak belirlenmiş ve 2020 Ocak ayı ile 2022 Aralık ayı sonuna kadar olan dönem, pandemi süreci olarak değerlendirilmiştir. Karşılaştırılan bu iki dönem arasında belirlenen hizmet değişkenleri ortalamaları Excel Programında frekans ve yüzde dağılım tablolarına dönüştürülmüştür ve bu iki dönem arasındaki hizmet farklılıklarını incelemek amacıyla belirlenen değişkenlere SPSS 26.0 Programı aracılığıyla One-Sample t- Testi analizi uygulanmıştır. Bulgular: Acil sağlık hizmetlerine pandemi dönemindeki başvurularında en fazla artış 65+ yaş grubunda olduğu, 2015-2020 yılları arasında vaka sayısının, her yıl yaklaşık %5 oranında arttığı, ancak pandeminin başlamasıyla birlikte vaka sayısının bir önceki yıla göre %23.2 oranında arttığı tespit edilmiştir. Pandemi öncesi en yüksek aylık vaka sayısı ortalaması Ağustos aylarında yapılırken, pandemi sürecinde en yüksek artışın Nisan (% 38.87) ve Aralık (% 39.11) aylarında olduğu tespit edilmiştir. En yüksek çağrı nedeninin, medikal nedenler olduğu, pandemi sürecinde nakil nedenlerinde %1357, sağlık tedbirlerinde %53.14 ve diğer nedenlerde % 41.89, trafik kazaları nedeninde % 8.32 azalma ve medikal nedenlerde % 6.9, intihar nedeninde %22.38 artış olduğu tespit edilmiştir. Ortalama vaka ulaşım sürelerinde, pandemi süreci kırsal bölgede % 10.2 artış, kentsel bölgede % 18.3 artış olduğu tespit edilmiştir. Pandemi sürecinde görev iptali %107.4, nakil red %73.2, asılsız ihbar %75.6 arttığı ve diğer sonucu %18, olay yerinde bekleme %50.5, nakil diğer %24.1, nakil tıbbi tetkik için sonucu %17.4, başka araçla nakil %9.4 azaldığı tespit edilmiştir. Tanı grupları incelendiğinde, pandemi öncesine göre pandemi süreci, kardiyovasküler hastalıklar %8.7 ve travmalar %6.7 azaldığı ve nörolojik hastalıklarda %30.7'lik artış olduğu tespit edilmiştir. Pandemi süreci yıllık ortalama vaka sayısı %37.8 artış gösterirken, yıllık ortalama ambulans sayısı da %10.2 arttığı ve ambulans başına düşen vaka sayısı pandemi öncesi 2.203 vaka iken, bu sayı pandemi sürecinde 2.756 vakaya çıktığı ve pandemi sürecinde % 25.10 oranda arttığı tespit edilmiştir. Pandemi döneminde ambulans talebinde bulunan Covid-19 vakalarının, toplam vakalara oranının 2020 yılında % 21.8, 2021 yılında % 23.9 ve 2022 yılında % 8.3 olduğu saptanmıştır. Sonuç: Pandemi dönemi çağrı sayıları artmış ve pandemi öncesi ambulans talebi Ağustos ayları daha fazla iken, bu durum pandemi sürecinde Aralık ayı olmuştur. Pandemi sürecinde yıllık ortalama vaka sayısı %37.8 ve ambulans başına düşen vaka sayısı %25.10 oranında artmıştır. En çok ambulans talebinde bulunan grup, 65 yaş üstü bireyler olmuştur. Vakaların, başvuru nedenleri ağırlıklı olarak medikal nedenlerdir. Pandemi sürecinde kırsal bölgedeki ambulans talepleri, pandemi öncesine göre artış göstermiş ve vakaya ulaşma süresi hem kırsal hem de kentsel bölgede uzamıştır. Ambulans talebi olan vakalara yönlendirilen ambulansların yönlendirildikten sonra görevi iptal edilmiş ve bu durum pandemi öncesine göre ciddi seviyede artmıştır. Trafik kazaları ve diğer kazalarda da azalma olduğu görülmüştür. Trafik kazaları ve diğer kaza vakalarında azalmaya bağlı olarak travma hastalarının sayısı da pandemi döneminde azalmıştır. Tanı grupları içerisinde semptomatik şikayetleri ve nörolojik şikayetleri olan vakaların ambulans talepleri artmıştır. İncelenen yıllar içerisinde pandemi sürecindeki üç yıl boyunca, Covid-19 vakaları (Olası-Kesin), toplam vakaların %25.6'lık kısmını oluşturmaktadır.

112 Acil Çağrı MerkeziAcil çağrı sistemiAfet yönetimi+1
Ayşegül Akçay
Ordu University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Doğal afetlerin etkilerine ve afet risk yönetimine toplumsal cinsiyet perspektifinden bakış: Türk ve Japon kadınların duruş noktasından doğal afetler

Son yıllarda tüm dünyada artan sayıda ve şidette görülen doğal afetler önemli can ve mal kaybına yol açmakta, yerel ve küresel düzeyde ekonomik ve sosyal koşulları olumsuz etkilemekte, sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ulaşılması çabalarını sekteye uğratmaktadır. Gerek doğal afetlerde çoğu zaman hayatını kaybedenlerin çoğunluğunun kadın ve kız çocukları olması, gerek kadınların afet yönetimi sürecinde ortaya koydukları beceri ve katkılar, afet yönetiminin tüm aşamalarına (afete hazırlık, müdahale, iyileşme) toplumsal cinsiyet merceğinden yaklaşılmasını önemli kılmaktadır. Bu düşünceden hareketle geçmişte büyük çaplı afetlere maruz kalan Türkiye ve Japonya özelinde kadınların afet deneyimlerinin analiz edilmesinin yararlı olacağı düşünülmüştur. Anılan iki ülkede bizzat afet deneyimi yaşamış kadınlarla ve bu alanda faaliyet gösteren STK temsilcileriyle derinlemesine görüşmeler yapılarak tecrübelerinin ortaya konulması, doğal afetlere kadınların perspektifinden bakılması amaçlanmıştır. Böylelikle, kadınların afetlerden nasıl etkilendikleri ve afet yönetimi sürecinde ne tür katkılarda bulunduklarının Türkiye ve Japonya bağlamında incelenmesi suretiyle afet yönetimine toplumsal cinsiyet perspektifinin dahil edilerek afetlerle mücadelenin daha etkin kılınması çabalarına katkıda bulunulması hedeflenmiştir.

Afet yönetimiAfetlerDoğal afetler+5
Gül Yalçın
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

XIX. yüzyılda Osmanlı Balkanlarında depremler ve afet yönetimi

Bu tez XIX. yüzyılda Balkan coğrafyasında meydana gelen depremleri ele almaktadır. Tezde XIX. yüzyılda Balkan coğrafyasında meydana gelen depremler Osmanlı arşiv belgeleri üzerinden elde edilen bilgiler doğrultusunda kronolojik olarak sıralandıktan sonra bu depremlerin yol açtığı hasarlar ve kayıplar, Osmanlı Devleti'nde kriz yönetimi, Osmanlı merkezi ve mahalli yönetiminin depremler karşısındaki tutumları sorgulanmıştır. Meydana gelen depremler hakkında bilgiler vererek Osmanlı Devleti'nin bu depremler karşısında afetzedelere ve afet bölgesine nasıl bir uygulama ile yardımcı olmaya çalıştığı, afet yönetim mekanizmasını nasıl kurduğu, nasıl bir kriz yönetimi sergilendiği bu çalışmanın temel konusudur.

19. yüzyılAfet yönetimiAfetler+6
Erkan Ener
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
DoctorateOpen AccessEN

Disaster mitigation and humanitarian relief logistics

In this thesis we are interested in two distinct problems within the disaster management context. These problems are modeled by two-stage stochastic integer programming since stochasticity is inherent in natural disasters. First, we consider a humanitarian relief logistics model which can be used as a pre-disaster planning tool that also considers post-disaster decisions to give an effective response aftermath an earthquake. In this model, decisions are made for location of pre- and post-disaster rescue centers, the amount of relief items to be stocked at the pre-disaster rescue centers, the amount of relief item flows at each echelon, and the amount of relief item shortage. The objective is to minimize the total cost of facility location, inventory holding, transportation and shortage. Since the building and transportation network retrofitting decisions affect the pre-disaster planning of post-disaster response decisions, we propose an integrated model that includes these retrofitting decisions as well. The total mitigation budget is allocated among these mitigation alternatives. The objective function is defined as the minimization of the total cost of retrofitting, transportation and shortage of relief item demand. The deterministic equivalents of both models are formulated as mixed-integer linear programming models (MILP) and solved by Lagrangean heuristic methods. Results on randomly generated test instances show that the proposed solution methods for both models exhibit good performance under different parameter settings. In addition, for the integrated model, various analyses are carried out to clearly understand the model behaviour.

Disaster preparationDisaster managementOptimization
Alper Döyen
Boğaziçi University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2012
00
Master'sOpen AccessEN

Pre-disaster planning of mitigation, response and recovery decisions: Case of a possible earthquake in Istanbul

Over the past three decades, increasing natural disaster losses have raised the importance of emergency management. In this respect, an optimization model is constructed in order to analyze the probable results of an earthquake. The aim of the model is to minimize the sum of mitigation, recovery and transportation costs of relief items with limited mitigation budget and limited capacity of aid stations. The developed linear programming model is applied to a case study for the university campuses in Şişli and Beşiktaş districts of Istanbul. Thus, the linear optimization model is solved by using the real data. With the obtained results, the relationship between the relief item inventory and mitigation strategies, the mitigation choices and the expected recovery costs under different conditions are discussed. Finally, the model can be used as a decision support tool for the risk managers facing a serious earthquake threat.

Disaster managementDisastersOptimization models+1
Murat Oğuz
Boğaziçi University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
Master'sOpen AccessEN

Regeneration of poverty and exclusion after the Van earthquake

This thesis examines the failure of disaster management after the earthquake in Van, one of the poorest cities in the Kurdish region in Turkey. It evaluates the underlying reasons of failure and how such failure affected people's lives. Respectively, the thesis investigates how disaster management process is politicized. The study also analyzes the outcomes of the disaster by looking at social, political and economic aspects. Based on the analysis of field study, various reports and documents, the thesis demonstrates the management process was double-headed since the government favored their supporters as well as blocked the activities of the municipality which is controlled by the opposed party. Civil society was in an ambiguous position since it could not develop coordination with the government because of the political contestation, yet their actions were politicized by the opposing political party. As a result, the disaster management process is systematically politicized. Correspondingly, the pre-existing inequalities, poverty and exclusion of the disaster victims were reproduced. The mobilization of victims demonstrated the failure of the disaster management dramatically which might have produced a critical juncture. The results of the2014 local elections indicated that the government could not consolidate its local power in Van.

Disaster managementEarthquakeExclusivism+2
Seza Eraydın
Boğaziçi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00

Related subjects