Afet yönetimi

200 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Deprem verilerinin analizi için veri madenciliği yaklaşımı

Türkiye, öncelikle deprem olmak üzere çığ, sel, yangın, heyelan gibi doğal afetlere sıklıkla maruz kalmış ve kalmaya da devam eden bir ülkedir. Bu nedenle yaşanan afetlerin yarattığı can ve mal kayıpları ile birlikte ekonomik kayıpların da azaltılması gerekmektedir. Bu da depreme hazırlık aşamasında yapılan etkili bir çalışma ile sağlanabilir. Bu tezde veri madenciliği tekniği ile deprem verilerinin analiz edilip değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Veri madenciliği büyük miktarlardaki verinin içinden anlamlı ve yararlı ilişki ve kuralların bilgisayar programları aracılığıyla aranması ve analizidir. Kütahya ve etrafındaki 250 kilometrelik yarıçaplı çemberi kapsayan bölge uygulama bölgesi olarak seçilmiş ve çember etrafında, 1900'lü yıllardan günümüze gelene kadar meydana gelen depremlerin büyüklüğü, zamanı, derinliği, sıcak su kaynağı üzerinde olup olmaması, toprak çeşidi ve Kütahya merkeze olan uzaklığı incelenmiştir. Bu amaçla deprem verilerinin daha anlamlı hale getirilip içerisindeki gizli değerleri analiz edebilmek ve bu verileri değerlendirme imkanı bulabilmek için Weka 3.6.8 veri madenciliği yazılımı kullanılmıştır. Deprem verilerinin sınıflandırılmasında farklı yaklaşımlar kullanılmış ve yapay sinir ağlarının çok katmanlı algılayıcı ağ modeli 0.87 doğruluk oranı ile en uygun yaklaşım olarak bulunmuştur. Bunun dışında deprem verileri ile ilgili daha ayrıntılı analiz için k-ortalamalar algoritması ile kümeleme analizi gerçekleştirilmiştir.

Afet yönetimiKümeleme analiziVeri madenciliği+1
Halil İbrahim Çiçekdağı
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Science
2013
00
DoctorateOpen AccessTR

Afet tıbbı açısından yeraltı hastaneleri modelinin geliştirilmesi: Bezmialem Vakıf Üniversitesi Tıp fakültesi yeraltı hastanesi projesi

Afet yönetimi birçok disiplini kapsayan, özel uzmanlıklara ihtiyaç duyulan ve kaynakların doğru kullanılmasını gerektiren bir planlama olarak kabul edilebilir. Bu disiplinlerin en önemli ayaklarından biri de can kaybının azaltılmasında doğrudan etkisi olan afetlerdeki sağlık hizmetleridir. Bu araştırmanın amacı, bir doğal afet veya savaş sonucu ortaya çıkacak kitlesel yaralanma durumunda hastanelerde tıbbi müdahalenin kesintiye uğramadan devam etmesi ve kapasitelerinin arttırılması için yeraltı hastanesini modelinin geliştirilmesi ve uygulanmasıdır. Afet ve acil durumlar için mevcut veya yeni yapılacak hastane yapılarına ilişkin yeraltı hastanesi tasarımı ve geliştirilmesi için bir rehber oluşturmak hedeflenmiştir. Bunun için Bezmialem Vakıf Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nin yeni hastane projesi için yeraltı hastanesi modelini tasarlanmış ve önerilmiştir. Tasarım yapılırken, bir doğal afet veya savaş durumunda en hızlı ve modüler sağlık hizmetini sunan ve kullanılan sahra hastaneleri temel alınmıştır. Yeraltı Hastanesi Modeli ve Sahra Hastanesi için SWOT analizi ve SWOT matrisi çalışması yapılmıştır. Daha sonra sahra hastaneleri standardı belirlemek için sahra hastanesi üretimi ve projelendirmesi yapan firmalar ile yüz yüze görüşülerek ve ilgili literatür taranarak veriler toplanmıştır. Elde edilen verilerle Standart Seviye I, Standart Seviye II, Standart Standart Seviye III ve Standart Seviye IV sahra hastaneleri standart seviyeleri belirlenmiş ve bu seviyelere karşılık gelen yeraltı hastanesi alan standartları olan Alan I, Alan II, Alan III ve Alan IV tanımlanmıştır. Bu standart alanlar yeni projelendirilecek veya mevcut hastanelerin otopark veya rezerv alanları için uygulanacak yeraltı hastane modelleri için temel oluşturmuştur. Belirlenen xv standart seviye ve alan standartları verileri ile Seviye/Alan standartlarına göre ideal kullanım matrisi geliştirilmiştir ve planlanan yeraltı hastanesi modelinin verimliliğinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Bezmialem Vakıf Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nin yeni hastane projesinde uygulanması için önerilecek yeraltı hastane projesi için, yeni yapılacak tıp fakültesi hastanesi proje çalışmasını yürüten Bezmialem Vakıf Üniversitesi Yapı İşleri Direktörlüğü'nden çalışma yapılacak otopark alanının projesi alınmıştır. Yeraltı hastanesi alan modeli oluşturulurken izlenecek yol için 6 maddelik bir prosedür oluşturulmuştur. Bu prosedür uygulanarak, ilgili alana Proje-1 ve Proje-2 olmak üzere iki proje çalışması yapılmıştır. Proje-1 projesi ile tüm ünitelerin yer aldığı, kendi kendine yetebilen Alan IV modeli yeraltı hastanesinin uygulanması önerilmiştir. Proje-2 projesi ile tüm tıbbi bakımın yer aldığı, Alan IV modeli yeraltı hastanesi üzerinde bazı değişiklikler yapılarak, mevcut hastanenin tıbbi bakım ve tıbbi bakım altyapı kapasitesinin yeraltı hastanesini de karşılayabileceği öngörülmüş ve Sağlık Hizmeti ünite yerleşiminde değişikliğe gidilerek bir çalışma yapılmış ve önerilmiştir. Proje önerisi yapılan Bezmialem Vakıf Üniversitesi Tıp Fakültesi Yeraltı Hastanesi için Yeraltı Hastanesi Afet Planı (YAHAP) hazırlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Afet, Afet Tıbbı, Afet Yönetimi, Yeraltı Hastanesi, Sahra Hastanesi

Afet tıbbıAfet yönetimiAfetler+2
Miraç Nevzat Karakoç
Bezmialem Vakıf University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Yer altı maden işçilerinin afet anında hayatta kalma ve ilk yardım bilgi düzeyleri

Madencilik, tarih boyunca teknoloji ile birlikte gelişim göstererek ülkelerin ekonomik olarak refah düzeylere ulaşmasına katkı sağlamıştır. Madencilik, tarım ile birlikte ham madde ihtiyacını karşılayan üretim alanlarından biridir ve doğası gereği barındırdığı riskler nedeniyle özel güvenlik önlemlerinin, özel eğitimlerin alınması gereken bir sektördür. Kömürün keşfedildiği tarihten günümüze kadar olan süreçte gerçekleşen iş kazaları incelendiğinde; kaza sayısında Dünya ülkelerinde bir azalma görülse de bu durum ülkemiz istatistiklerinde henüz kayıtlara yansımamıştır. Madenlerde yaşanan kazalarda en sık görülenleri; göçük, grizu patlaması, yüksekten düşme ve zehirli gazlardır. Sadece ülke tarihimizde değil gelişmiş ülkelerinde tarihlerinde yaşadıkları büyük kazalar devlet politikalarında da değişikliğe gidilmesine neden olmuştur. İş sağlığı ve güvenliği kavramının doğuşu işçi sınıfının yaşadığı zorlukları gidermek ve can kayıplarını azaltabilmek amacıyla ortaya çıkmıştır. Araştırma; Ocak 2019-Mart 2019 tarihleri arasında Zonguldak havzasında bulunan Kozlu müesselerinde 302 yeraltı maden işçisi ile yapıldı. Veriler, araştırmacı tarafından hazırlanan demografik bilgiler, ilk yardım ve kendi alanlarının güvenlik bilgilerini içeren soruların bulunduğu anket kullanılarak toplandı. Veriler, IBM SPSS Statistics 22 (IBM SPSS, Türkiye) programı , Kolmogorov Smirnov testi, Student-t testi, Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) testleri kullanılarak analiz edildi. Cevaplar doğru ve yanlış olmak üzere iki seçenekli olduğundan Cronbach Alfa yerine Kuder Richerdson-20 katsayısı kullanıldı. Anket güvenirliliğinin değerlendirilmesinde ise Kuder-Richerdson 20 güvenirlik katsayısı kullanıldı. Anlamlılık p < 0,05 düzeyinde değerlendirildi. Araştırmada; Maden işçilerinin yaşlarının 24 ile 58 yıl arasında değişmekte olup, ortalamasının 37,09±4,35 yıl olduğu, %34,4'ünün (n=104) lise mezunu olduğu, %92,4'ünün (n=279) evli olduğu tespit edildi. Çalışmaya katılan maden işçilerinin tamamı erkekti. Araştırmaya katılanların %79,8'inin daha önce ilk yardım eğitimi aldığı saptandı. Maden işçilerinin afet anında hayatta kalma ve ilk yardım bilgi düzeyi sorularına doğru cevap verme yüzdeleri 35,71 ile 92,86 arasında değiştiği tespit edildi. Genel olarak ilk yardım ve kendi alanlarının güvenlik bilgilerini içeren sorulara doğru cevap verme yüzdesinin ortalaması %50'nin üzerinde saptandı. Daha önce iş kazası geçirenlerin (62,36±7,11) afet anında hayatta kalma ve ilk yardım bilgi düzeyi sorularına doğru cevap verme yüzdeleri, daha önce iş kazası geçirmeyenlerden (60,69±8,05) istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yüksek saptandı (p = 0,048; p < 0,05). Araştırmadan elde edilen bulgular doğrultusunda; Araştırmaya katılan işçilerden yarısından fazlasının iş kazası geçirmiş olduğu, ilk yardımın en önemli adımı olan kalp masajı ve suni solunum uygulamasının %40'ından fazlası tarafından yanlış bilindiği, Mesleki güvenlik ile ilgili sorularda ise işçilerin bir çoğunun konuya hakim olduğu tespit edildi. Tüm bu veriler değerlendirildiğinde maden işçilerinin ilk yardım bilgilerinin güncellenmesi ve bu eğitimlerin belirli periyotlarda tekrarlanması sonucuna varılmıştır.

Afet yönetimiAfetlerMaden işçileri+3
Merve Gülser Uruk
Bezmialem Vakıf University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Çocuk merkezli afet yönetiminde acil yardım müdahale personellerinin travma bilgi düzeyleri

Bu araştırma İstanbul 112'de çalışan acil yardım müdahale personellerinin çocuk travma bilgi düzeylerini tespit etmek amacıyla tanımlayıcı olarak gerçekleştirildi. Araştırma, 01.09.2019 – 01.12.2019 tarihleri arasında İstanbul 112 Avrupa Bölgesi İl Ambulans Servisi Başhekimliği'ne bağlı komuta kontrol merkezi ve acil yardım istasyonlarında çalışan 400 acil yardım müdahale personeli ile gerçekleştirildi. Veriler literatür doğrultusunda geliştirilen anket formu kullanılarak toplandı. Anket formu; demografik özelliklerin yer aldığı Tanıtıcı Bilgi Formu ve Çocuk Travma Müdahale Bilgi Düzeyi testi olmak üzere 2 bölümden oluşmaktadır. 25 sorudan oluşan Çocuk Travma Müdahale Bilgi Düzeyi testinde; pediyatrik-yenidoğan ileri yaşam desteği algoritmaları, yetişkin ve çocuk hava yolu anatomik farklılıkları, çocuklarda şok tablosu, çocuk travma vakalarında dikkat edilecek hususlar ile ilgili sorular yer almaktadır. Verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistikler kullanıldı. Elde edilen veriler IBM SPSS Statistics 24.0 kullanılarak analiz edildi. Verilerin değerlendirilmesinde; frekans ve yüzde analizleri, ortalama, standart sapma analizleri, ikili gruplar için bağımsız örneklem t testi, ikiden fazla gruplarda tek yönlü Anova analizi; çoklu grupların analizinde p değerinin 0.05'ten küçük çıkması durumunda farklılığın hangi gruptan kaynaklandığının tespiti amacıyla post-hoc testlerinden Scheffe testi, Ki-kare analizi, örneklem grubu için tutarlılığın test edilmesinde cronbach's alpha güvenirlik kat sayısı kullanıldı. Anlamlılık p<0.05 düzeyinde değerlendirildi. Araştırmaya katılanların %42,0'ı (n=168) 20-25 yaş aralığında olup, %51,0'ı (n=204) kadındır. %61,0'ı (n=244) önlisans, %26,3'ü (n=105) lise, %12,8'i (n=51) lisans mezunudur. Meslek gruplarına göre çalışmaya katılanların %57,5'i (n=230) AABT/Paramedik, %42,5'ı (n=170) ise ATT olarak çalışmakta olup; görev yapılan birimde deneyim sürelerine bakıldığında %52,0'ının (n=208) 1-3 yıl, %21,8'inin (n=87) 10 yıl ve üzeri, %13,5'inin (n=54) 4-6 yıl, %12,8'inin (n=51) 7-10 yıl çalıştığı belirlenmiştir. Araştırma sonuçlarına göre; cinsiyet, meslek grupları, eğitim durumu, alınan eğitimler ile travma bilgi düzeyleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark saptanmadı. 36 yaş ve üzerinin diğer yaş gruplarına göre travma bilgi düzeyinin istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yüksek olduğu saptandı (p=0.000, p<0.05). Yaş, mesleki deneyim ve görev alınan birimdeki deneyim süreleri ile yıl süresi arttıkça travma bilgi düzeyinin de arttığı tespit edildi. Görev yapılan birimlere bakıldığında; acil yardım istasyonlarında çalışanların komuta kontrol merkezinde çalışanlara göre travma bilgi düzeyinin daha yüksek olduğu saptandı (p=0.000; p<0.05). 17 yaşının altında çocuğu olanların olmayanlara göre travma bilgi düzeylerinin istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yüksek olduğu saptandı (p=0.001; p<0.05). Bir afet/olağan dışı durumda görev alanların almayanlara göre travma bilgi düzeyleri daha yüksek olarak saptandı (p=0.000; p<0.05). Çocuk vakalarıyla karşılaşma oranları %10'dan fazla olanların diğer gruplara göre travma bilgi düzeylerinin daha yüksek olduğu tespit edildi.

112 Acil Çağrı MerkeziAcil durumlarAfet yönetimi+3
Gülşah Şarlak
Bezmialem Vakıf University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

İstanbul ili kamu, özel ve üniversite hastaneleri çalışanlarına verilen Hastane Afet ve Acil Durum Planları (HAP) uygulayıcı eğitimlerinin değerlendirilmesi.

Bu çalışmanın amacı, İstanbul'da düzenlenen "Hastane Afet ve Acil Durum Planları (HAP) Uygulayıcı Eğitimleri"nin, kamu, özel ve üniversite hastaneleri çalışanlarının hastane afet ve acil durum planları konusunda bilgi düzeyine etkisini araştırmaktır. Araştırmanın çalışma grubu, İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü Acil Sağlık Hizmetleri Başkanlığı Afetlerde Sağlık Hizmetleri Ulusal Medikal Kurtarma Ekipleri Birimi tarafından düzenlenen, Hastane Afet ve Acil Durum Planları Uygulayıcı Eğitimlerine Ocak 2017 - Haziran 2019 tarihleri arasında katılan ve halen İstanbul'da çalışmaya devam eden kamu, özel ve üniversite hastaneleri çalışanlarıdır. Hastane Afet ve Acil Durum Planları Uygulayıcı Eğitimine katılmış, eğitim öncesinde ve sonrasında uygulanan ön test ve son test değerlendirmelerini tamamlamış 49 ayrı oturumda eğitime katılmış 1066 Kamu, Özel ve Üniversite Hastaneleri Çalışanlarının dosya ve arşiv kayıtları retrospektif olarak incelenmiş, personelin demografik değişkenleri açısından bilgi düzeyleri karşılaştırılmış ve Hastane Afet ve Acil Durum Planları Uygulayıcı Eğitimine ilişkin değerlendirmeleri saptanmıştır. Çalışmada sonuç olarak kadınlarda ve erkeklerde ön test puanı medyanı sırasıyla, 70(28-88) – 70(3-88) iken, eğitim verildikten sonra son test puanlarına bakıldığında kadınlar ortalamayı 80 puana çıkarırken, erkeklerin daha geride kaldığı görülmüştür. Evli kişilerin ön test puan medyanı 70(13-88), bekar kişilerin ön test puan medyanı 68(3-85), eğitim sonrasında ise; bekar kişilerde 78(75-98)'e, evli kişilerde ise80(70-100) olarak saptanmıştır. Çalışmaya alınan 1066 katılımcının yaş ortalaması 38.81±8.26 yıldı, kadın-erkek oranının eşit olduğu görüldü ve %71,8'i evliydi. Çalıştıkları kurum türüne bakıldığında; kamu ve özel kurumda çalışanların oranları birbirine yakındı ve sırasıyla %44-45 idi. Ayrıca üniversitede çalışanlar tüm katılımcıların %9,2'ini (N:98) oluşturuyordu.Çalışmaya katılan kişilerin 656 (%61,7)'sının komisyon üyesi olmadığı saptanmıştır. Meslekler arasında soruların geneline bakıldığında puan ortalamaları karşılaştırmasında anlamlı bir fark bulunmadı. Kadın katılımcıların erkek katılımcılara oranla bilgi düzeyinde anlamlı farklılık mevcuttur. (P <0.001). Medeni durum bakımından evli kişilerin bilgi düzeyi bekar katılımcılara göre artışı istatistiksel olarak anlamlıdır (P <0.001). Özel ve Üniversite hastaneleri katılımcılarının, kamu katılımcılarına oranla bilgi düzeyinde anlamlı farklılık mevcuttur. (P <0.001). Komisyon üyesi olanlarda, olmayanlara oranla bilgi düzeyinde anlamlı farklılık mevcuttur. (P <0.001). Hastane afet ve acil durumu planı hazırlığından sorumlu personelin HAP Uygulayıcı Eğitimi alması, hastane çalışanlarının tamamının ise HAP ve afet konusunda farkındalık ve hizmetiçi eğitimlerini alması önem arzetmektedir. Anahtar kelimeler:Hastane, afet, acil durum, plan

AFADAcil durum planlamasıAcil durum yönetimi+7
Hilal Canaslan
Bezmialem Vakıf University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Medikal kurtarma ekibi üyelerinin acil durum/afetlere yönelik bireysel hazırlıkları ve afet sonrası iş sürekliliği değerlendirmesi: İstanbul Ulusal Medikal Kurtarma Ekibi örneği

Bu çalışmanın amacı; İstanbul UMKE çalışanlarının afete hazırlık planı öz yeterliliklerini tespit etmek, 'Afetlerde Sağlık Hizmetleri'nde iş sürekliliğine yönelik tutumlarını tespit etmek, demografik değişkenlerin ve UMKE katılım bilgilerinin, bilgi ve tutum düzeyine etkilerini anlamaktır. Araştırma İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü Acil Sağlık Hizmetleri Başkanlığı Afetlerde Sağlık Hizmetleri Birimi'nde 01.07.2019-01.06.2020 tarihleri arasında İstanbul UMKE'de görevli ve gönüllü personellerin katılımıyla yapıldı. Veriler personellerin demografik ve UMKE katılım bilgileri yanında afet kavramına genel bakış, acil durum ve afetlere bireysel hazırlık, katılımcıların bireysel ve ailesel hazırlıkta etkilendikleri kişiler ve yararlandıkları kaynaklar, afetlerde iş sürekliliği, afet öncesi bireysel hazırlık sürecinde ve afet sonrasında ihtiyaç duyabilecekleri teknik yeterlilikler konularında sorular içeren bir anket aracılığı ile elde edildi. Çalışmaya farklı eğitim düzeyleri ve farklı görevleri olan 351 katılımcı (191 kadın, 160 erkek) dahil edildi. Katılımcıların ortalama yaşı 32.5±7.8 yıl idi. Mesleklerinde geçirdikleri ve UMKE'de gönüllü olarak bulundukları ortalama süre sırasıyla 10.9±7.6 yıl ve 4.1±3.5 yıl olarak bulundu. Katılımcıların %78.1'inin çalıştıkları kurum ya da sivil toplum kuruluşunda afetlere bireysel hazırlık içerikli "afet bilinci eğitimi" aldığı öğrenildi. Katılımcıların %27.1'inin daha önce bir acil durum/afet yaşadığı, %32.8'inin herhangi bir acil durum/afette görev aldığı tespit edildi. Katılımcıların 248 (%70.65)'i yakın zamanda bir afet ile karşılaşma ihtimalinin yüksek olduğunu düşünmekte olup, 320 (%91.16) katılımcı kendilerinin de bu afetten etkilenebileceği görüşünde idi. Afet kavramına genel bakış bölümünde tam puan 30, hesaplanan ortalama puan 19.37 olup, başarı yüzdesi ortalama %64.58 saptanmıştır. Kadın katılımcılarda, daha önce afete maruz kalan kişilerde ortalama puan daha yüksek saptanmıştır. Afete bireysel ve ailesel hazırlık ile ilgili yöneltilen sorulara verilen cevapların analizi sonucunda 80 tam puan üzerinden hesaplanan ortalama puan 64.1, başarı yüzdesi %80.15'dir. Toplam puan en yüksek teknik personelde, en düşük ise tıbbi sekreterlerde saptanmıştır. Özel kurumlarda çalışan personelde, afet bilinci eğitimi alanlarda, daha önce herhangi bir afette görev yapanlarda, temel eğitim dışında geliştirme eğitimleri ve tatbikatlara katılmış olanlarda puan daha yüksek saptanmıştır. Katılımcılar afet ve acil durumlara bireysel ve ailesel hazırlıkta etkilenilen kaynakları azalan sıklık sırası ile fikrine önem verdiği kişiler, konu ile ilgili politikaların, aile bireyleri, arkadaşlar, kitap, gazete ve broşürler olarak belirtmiştir. Bu bölümde tam puan 30 olup hesaplanan ortalama puan 19.9'dur. Afet bilinci eğitimi alan katılımcıların puanının daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Acil durum ve afet durumlarında iş sürekliliği ile ilgili sorulara verilen yanıtların analizinde 60 tam puan üzerinden hesaplanan ortalama puan 44 ve ortalama başarı yüzdesi %73.26'dır. En yüksek puan teknik personelde, en düşük ise paramedik ve acil tıp teknisyenlerinde tespit edilmiştir. Afet bilinci eğitimi alanlarda, daha önce herhangi bir afette görev alanlarda, UMKE eğitimlerinin tümünü alan ve tatbikatlara katılanlarda puan daha yüksek saptanmıştır. Acil durum ve afetlerde müdahale için gerekli teknik yeterlilikler ile ilgili sorulara katılımcıların verdiği yanıtların analizinde 45 tam puan üzerinden hesaplanan ortalama puan 36.3 ve ortalama başarı yüzdesi %80.68'dir. Erkeklerde, özel kurumlarda çalışanlarda, anestezi teknikerlerinde, afet bilinci eğitimi alanlarda, daha önce afette görev alanlarda ve UMKE eğitiminin tümünü alıp tatbikatlara katılanlarda daha yüksek puan tespit edilmiştir. İş sürekliliği ile ilgili anket bölümünde alınan puan, UMKE gönüllülük süresi, bireysel hazırlık bölümünden alınan toplam puan, bireysel ve ailesel hazırlıkta etkilenilen kişi ve kaynaklar bölümünden alınan puan ile pozitif korele bulunmuştur. UMKE eğitimleri içerisinde afete genel bakış konusunda bilgilendirme ve yönlendirmeyi sağlayacak etmenlerin eklenmesi gerektiği, görev tecrübesinin kişinin afete hazırlık konusundaki bilincini arttırdığı, afete genel bakış konusunda bilinçlendirme arttırılırsa bireysel hazırlık düzeyinin de artacağı çıkarımı yapılmıştır. Bireysel hazırlık konusunda yeterli yanıt alınamayan bireylerde başlıca nedenler, katılımcıların afete hazırlık yapmaktan daha önemli sorumluluklarının olduğunu düşünmesi, yeterli bilgi, maddi kaynak ve zaman olmaması olarak tespit edilmiştir. Bu konuda aksiyon alınması bireysel hazırlık sürecini olumlu etkileyecektir. Görev tecrübesi arttıkça daha doğru kaynaklardan yararlanıldığı düşünülmüştür. Personelin eğitimini pekiştirmek ve bireysel hazırlıklarını teşvik etmek amaçlı olarak broşür ve görsellerin kullanılmasının yararlı olabileceği düşünülmüştür. UMKE personelinin afet sonrası kendi yakınlarının güvende olacağı bir ortam sağlanması iş sürekliliğini olumlu etkileyecektir ki bunun için de kendileriyle beraber hayatlarından endişe duyacakları insanlarında afete hazırlanmasının önemli olduğu düşünülmüştür. Sonuçlarımız UMKE personellerinin gönüllüğünü ortaya koyarak, ihtiyaç halinde UMKE ile iletişime geçip kısa sürede göreve hazır hale gelme eğilimde olduklarını göstermektedir. Ancak iş süreçleri ile ilgili bazı konularda belirsizlikler olduğu ve bu konuların standartlarının ortaya konması ile acil durum/afetler sonrası göreve katılım oranlarını arttıracağı gözlenmiştir. Katılımcıların mesleki donanım olarak kendilerini yeterli gördüğü ancak yaşam alanlarındaki insanlarla organizasyon konusunda eksiklikler olduğu anlaşılmaktadır. Teknik yeterlilik ne kadar iyi ise bireysel hazırlığın daha iyi yapılacağı, daha doğru kaynaklardan faydalanılacağı ve sonuç olarak da iş sürekliliğinin daha iyi olacağı çıkarımı yapılmıştır. Anahtar Kelimler: Afet, Medikal Kurtarma, Afete Bireysel Hazırlık, Afetlerde İş Sürekliliği

Acil durum yönetimiAcil durumlarAfet hazırlığı+5
Erkan Kaya
Bezmialem Vakıf University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Türk Kızılayı Bölge Afet Yönetimi Müdürlükleri personellerinin insani yardımda asgari standartlar (Sphere Standartları) bilgi bilinç düzeyinin ölçülmesi

Bu çalışmanın amacı, ulusal/uluslararası afetlere müdahale eden ve insani yardım faaliyetlerinde bulunan Türk Kızılayı Afet Operasyon Merkezi ve Bölge Afet Yönetim Müdürlükleri personelinin insani yardımda asgari standartlar olan Sphere Standartları kapsamında Beslenme ve Gıda Güvencesi, Barınma ve Yerleşim, Su Temini Sanitasyon ve Hijyen Teşviki, Sağlık Faaliyetleri konularındaki asgari standartlar bilgi düzeylerinin değerlendirilmesidir. Çalışmaya Türk Kızılay'da görev yapan 185 afet personeli katılmıştır. Veriler literatür doğrultusunda geliştirilen anket formu kullanılarak toplanmıştır. Anket formu; demografik özelliklerin yer aldığı Katılımcı Bilgi Formu ve İnsani Yardımda Asgari Standartlar Bilgi Düzeyi Anket Formu olmak üzere 2 bölümden oluşmaktadır. Araştırma kapsamında elde edilen bulgular değerlendirilirken, istatiksel analizler için IBM SPSS Statistics 22 programı kullanılmıştır. Katılımcıların demografik özelliklerinin belirlenmesinde frekans ve yüzde analizleri ile katılımcıların ankete katılım düzeylerinin belirlenmesinde betimleyici analizlerden ortalama ve standart sapma analizleri kullanılmıştır. Araştırmaya katılanların; %81,6 'sının erkek, %23,8'inin 39-42 yaş aralığında, %13'ünün birim yöneticisi, %7'sinin uzman, %38,4'ünün yetkili olarak görev yaptığı, %26,5'inin lisans, %20'sinin önlisans, %31,9'unun lise mezunu olduğu, %67'sinin 10 yıl ve üzeri olduğu mesleki deneyime sahip olduğu, %92,4'ünün bir afet/olağandışı durumda görev aldığı belirlenmiştir. Araştırmanın sonuçlarına göre; cinsiyet ile insani yardımda asgari standartlar bilgi düzeyileri arasında anlamlı bir fark saptanmamıştır. Katılımcıların yaş ve mesleki deneyim yılı grupları ile insani yardım asgari standartlar bilgi düzeyleri arasında anlamlı negatif korelasyon tespit edilmiştir. Yaş ve mesleki deneyim yılı arttıkça bilgi düzeyi azalmaktadır. Katılımcıların unvan ve mezuniyet derecesi ile insani yardımdaki asgari standartlar bilgi düzeyleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulundu (p=0.00) ve anlamlı pozitif korelasyon saptanmıştır. Ayrıca katılımcıların unvan ve mezuniyet derecesi arttıkça bilgi düzeylerinin arttığı tespit edilmiştir. Görev yapılan yerlere bakıldığında, bilgi düzeyi en yüksek olan Afet Yönetim Direktörlüğü, 2. sırada Ankara Bölge Afet Yönetim Müdürlüğü ve 3. sırada İzmir Bölge Afet Yönetim Müdürlüğü olduğu belirlenmiştir. Bir afet/olağandışı durumda görev yapanların (mean rank= 96,21) yapmayanlara göre (mean rank=53,82) insani yardımda asgari standartlar bilgi düzeyleri daha fazla olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Afet Yönetimi, İnsani Yardım, Sphere Standartları, Türk Kızılay

Afet bilinciAfet yönetimiAfetler+7
Burak Aydınyılmaz
Bezmialem Vakıf University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Tekirdağ ilindeki kimyasal yaralanmaların değerlendirilmesi

Günümüzde yaşamın her alanında kullanılan kimyasal maddelerin 100.000'den fazla çeşidi olduğu ve her yıl ortalama 500 milyon ton üretilerek piyasaya sürüldüğü biliniyor. Kimyasalların kullanımı sırasında, ihmal, kasıt ya da kaza nedeniyle çeşitli kimyasal yaralanmalar gelişebilir. Bu olguların patofizyolojilerinin farklı olması nedeniyle, tüm yaralanmalar içerisinde nicelik olarak az bir bölüm oluştursalarda, mortalite ve morbitide oranları yüksektir. Kimyasal yaralanmaların sıklıklarının belirlenmesi amacıyla çalışma bölgesi olarak, büyükşehir statüsünde nüfus popülasyonuna sahip, büyük endüstri faaliyetleri ve geniş tarım arazileriyle, kimyasal madderle temasının yüksek olduğunu düşündüğümüz Tekirdağ ili seçilmiştir. İlin kimyasal yaralanma verileri değerlendirerek bölgenin kimyasal yaralanma riskleri belirleyip, önlemler hakkında fikirler sunmak ve bu yolla literatüre katkı sağlamak amaçlanmıştır. Kimyasal yaralanma sıklıklarının ve özelliklerinin belirlenmesi için 01.01.2016- 01.09.2019 tarihleri arasında,Tekirdağ İl Sağlık Müdürlüğüne bağlı 112 Acil Sağlık Hizmetleri biriminin il genelinde müdehale ettiği vakalar retrospektif olarak incelendi. Kimyasal yaralanma özelliği gösteren olgular; fabrika tipi kimyasallar ile bulaş, tarım ilacı zehirlenmeleri, korozif madde yaralanmaları, karbonmonoksit zehirlenmeleri, solunum yolu ile zehirlenmeye neden olan kimyasallar, kimyasal yanıklar, kimyasal patlamalar, sebebi belirtilmemiş kimyasallarla temas sonucu yaralanma ve diğer olarak kategorize edildi. Elde edilen veriler SPSS programına kaydedilerek istatiksel analiz yapıldı. Belirtilen tarihler arasında kimyasal yaralanmalar ile uyumlu olan 1858 olgu tespit edilerek çalımamıza dahil edildi. Vakaların (n=879) %47.3'ünün karbonmonoksit, (n=297) %16.0'ının korozif madde, (n=192) %10.3'ünün fabrika tipi kimyasal, (n=285) %15.3'ünün sebebi bilinmeyen kimyasal, (n=128) %6.9'unun solunum zehirleyen kimyasal ve (n=77) %4.1'nin ise diğer kimysal nedenler ile gerçekleşmiş olduğu tespit edildi. Tüm kimyasal yaralanmaların (n=804) %43.3'ü kadın, (n=1054) %56.7'si erkekti. Mevsimlere göre dağılım; olguların (n=541) %29.1'inin ilkbahar, (n=445) %24.0'ının yaz, (n=346) %18.6'sının sonbahar, (n=526) %28.3'ünün kış mevsiminde olduğu tespit edildi. Çalışmamızda olay saati ile etkilenme nedeni karşılaştırılması sonuçlarına göre değişkenler arasındaki ilişki %95 güven düzeyinde anlamlı(X2=186.499 p=0.000 p<0.05) olarak görülüp olguların; karbonmonoksitten en çok (n=235) %26.7 oranı ile 18:00-00:00, korozif maddeden en çok (n=125) %42.1 oranı ile 12:00-18:00, fabrika tipi kimyasallardan en çok (n=55) %28.6 oranı ile 12:00-18:00, sebebi bilinmeyen kimyasallardan en çok (n=110) %38.6 oranı ile 12:00-18:00, solunum zehirlenmesi nedeniyle en çok (n=55) %43 oranı ile 12:00- 18:00 ve diğer nedenlerden dolayı ise en çok (n=32) %41.6'sının 12:00-18:00 saatleri arasında etkilendikleri belirlendi. Çalışmamızda bölgedeki en fazla patolojik etkiye sahip olan kimyasalın karbonmonoksit olduğu belirlenirken, korozif madde yaralanmalarının, sebebi bilinmeyen kimyasallar ile yaralanmaların, endüstriyel toksikolojik yaralanmaların ve diğer kimyasal yaralanmaların da çalışma bölgesinde görüldüğü belirlendi. Kimyasal yaralanmalar konusundaki durumunun tespiti için yapılan bu çalışma, sonuçların değerlendirilmesiyle yetkililerce alınanbilecek koruyucu sağlık hizmetleri hakkında fikir edinilmesini sağlamaktatır. Ayrıca elde edilen bulgular, Tekirdağ ili başta olmak üzere özellikle sanayi bölgelerinde farkındalık sağlanması ve koruyucu kampanyaların oluşturulması için kullanılabilir. Artan farkındalık ve önlemler sonucunda kimyasal madde maruziyetlerinde insan ve maddi kayıpları azalabileceği öngörülmüştür. Anahtar Kelimeler: Kimyasal yaralanma, Korozif madde, Karbonmonoksit, Tekirdağ, Endüstriyel Toksik Yaralanma

Afet yönetimiEndüstriyel kirlilikGaz zehirlenmesi+7
Mukaddes Demirel
Bezmialem Vakıf University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Adli bilim uzmanları ve teknikerlerinin küresel pandemi yönetim stratejileri hakkındaki görüşlerinin SARS-CoV2 pandemisi üzerinden değerlendirilmesi

Severe Acute Respiratory Syndrome – Corana Virus2 (SARS-CoV2) pandemisi milyonlarca insanın hayatını tehdit eden bir pandemi olarak hayatımıza girmiştir. Bu çalışma, adli bilimler alanında çalışan uzman ve tekniker tüm Adli Tıp Kurumu personelinin, SARS-CoV2 pandemisi sürecinde uygulanan stratejiler, teknolojik gelişmeler ve gelecek senaryoları hakkındaki görüşlerinin değerlendirilmesi amacıyla yapılmıştır. Ayrıca bu çalışma, prospektif, tanımlayıcı bir araştırma olup ATK'de görevli 244 (adli tıp uzmanı, adli tıp uzmanlık öğrencisi, tekniker, diğer uzman/görevli, diğer uzman doktor) kişiye uygulanan anket formu ile gerçekleştirilmiştir. Oluşturulan 40 soruluk anket, katılımcıların pandemi hakkındaki bilgi düzeyi algıları, önlemlerin yeterliliği/gerekliliği, teknolojik uygulamalar ve küresel yönetim stratejilerinin geleceği ile ilgili tutumları hakkında sorular içermekteydi. Katılımcıların %24,2'si (n=59) adli tıp uzmanı, %29,5'i (n=72) adli tıp uzmanlık öğrencisi, %18,9'u (n=46) tekniker, %17,2'si (n=42) diğer uzman doktor ve %10,2'si (n=25) diğer uzman/mühendis idi. Katılımcıların %93,8'inin (n=229) pandemi ve bulaş yolları hakkında bilgi sahibi olduğunu düşündüğü, %54,1'inin (n=132) uygulanan pandemi yönetim stratejilerini etkin ve doğru bulduğu ve %76,6'sı (n=187) gelecek senaryoları içinde teknolojik altyapıların kullanılmasının gerekli olduğunu belirttiği tespit edilmiştir. Sonuç olarak, toplamda eğitim düzeyi, meslek türü ve meslek deneyimi parametrelerine göre sınıflanmış 80 tabloda yüzlerce tanımlayıcı istatistik sonucu ile, ATK adli bilim uzmanları arasında bazı faktörlere göre grup eğilimleri farklılıklar göstermekle birlikte genel anlamda pandeminin rutin gereklerine uyum gösterilmesi yanında, küresel stratejilere tereddütlü bir yaklaşımın olduğu; alışılmış teknolojik gelişmelerin kullanılmasına daha sıcak bakılırken, hiç günlük hayatta var olmamış teknolojilerin daha uzak görüldüğü; fikrim yok yanıtlarının birçok grup soruda büyük yüzdelerde yer almasının çoğu bireyin kanıtlanamayan olasılıklar içinde yoluna el yordamıyla kararlar almak zorunda hissettiğini ya da oluşan fikri varsa da ifade etme konusunda tereddütlerinin olduğunu düşündürmüştür. Ayrıca, sonuçlara göre, spesifik özelliklere göre dizayn edilmiş dünyada herhangi bir grupta, kolayca toplum mühendisliğinin uygulanabileceği değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler : Pandemi, SARS-CoV2, adli bilimler, adli tıp, anket

Adli bilimlerAdli tıpAfet yönetimi+2
Mehmet Ulutaş
Bezmialem Vakıf University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Bezmialem Vakıf Üniversitesi ve Bezmialem Dragos Hastanesi'nin afetlerde güvenilirlik düzeyinin belirlenmesi ve hastane afet planı'nda görev alan personelin bilgi düzeylerinin hastane güvenliğine etkisi

Afetler geçmişten günümüze kadar insan hayatını maddi ve manevi olarak olumsuz etkileyen, can kayıplarının yaşandığı, doğanın dengesinin bozulduğu müdahale ve iyileştirme aşamalarında yardıma ihtiyaç duyulan olaylardır. Yaşanan afetler sonucu dünya üzerinde birçok hastanenin de olumsuz yönde etkilenerek kötü sonuçların ortaya çıktığı olaylar yaşanmış ve sağlık personelinin ve sağlık kuruluşunun en değerli olduğu kriz anlarında gerekli müdahaleler, hastanelerin ve hastane personelinin de etkilenmesi sebebi ile aksamıştır. Hastanelerin güvenliğini sağlamak amacı ile Sağlık Bakanlığı tarafından Hastane Afet Planı (HAP) Yönetmeliği hazırlanmıştır. Yaşanan bu üzücü olaylar değerlendirildiğinde hastanelerin güvenliğinin sağlanması, afetler sonrasında gerekli müdahalelerin aksamaması ve hastanelerin güvenliğine olumlu yönde etki sağlayacak faktörlerin iyileştirilmesi ve geliştirilmesi amacı ile bu çalışma yapılmıştır. Araştırma; Bezmialem Vakıf Üniversitesi ve Bezmialem Dragos Hastanesi'nde gerçekleştirilmiştir. Çalışma 151 kişi ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın verileri, araştırmacı tarafından hazırlanan demografik ve HAP hakkında bilgi düzeyinin belirlenmesine yönelik soruların yer aldığı 21 'i 3'lü likert tipinde olmak üzere toplam 39 soruluk anket, Bezmialem Vakıf Üniversitesi ve Bezmialem Dragos Hastanesi'nin HAP'larında yer alan ''Güvenli Hastane Kontrol Listesi'' kullanılarak toplanmıştır. Çalışma verilerinin sunulmasında minimum, maksimum, ortalama, standart sapma, medyan, birinci çeyrek, üçüncü çeyrek, frekans ve yüzde kullanılmıştır. Çalışmaya katılan 151 kişinin demografik verileri incelendiğinde;64 (%42.4) katılımcının kadın, 87 (%57.6) katılımcının erkek olduğu ve katılımcıların yaş ortalamasının 34.69±8.28 yıl olduğu, çalışma sürelerinin 1 ile 348 ay arasında değişmekte olup ortalaması 90.14±72.40 ay olarak bulunmuştur. Çalışmaya katılan 151 katılımcıdan, 96 (%63,6) kişinin Bezmialem Vakıf Üniversitesi Hastanesi'nde 55 (%36,4) kişinin Bezmialem Dragos Hastanesi'nde çalıştığı, çalışmaya katılan katılımcıların meslekleri incelendiğinde, 20 (%13.2) kişinin doktor, 52 (%34.4) kişinin hemşire, 42 (%27.8) kişinin yardımcı sağlık personeli, 23 (%15.2) kişinin teknisyen veya tekniker, 14 (%9.3) kişinin idari personel olduğu görülmektedir. Katılımcıların bilgi düzeylerinin; çalışma süreleri ile arasında pozitif yönde istatistiksel olarak anlamlı ilişki olduğu (p<0.001), cinsiyetlerine göre istatistiksel olarak anlamlı fark olmadığı (p>0.05), çalıştıkları hastaneye göre anlamlı fark olmadığı (p>0.05), mesleklerine göre doktorların puanlarının hemşire, yardımcı sağlık personeli, idare ve teknisyen/tekniker pozisyonlarında çalışanların puanlarından daha düşük olduğu (sırasıyla, p<0.001, p=0.003, p<0.001, p=0.009), afet ve acil durumla ilgili eğitim alma durumlarına göre istatistiksel olarak anlamlı fark olduğu(p<0.001) saptanmıştır. Katılımcıların, medyan değerine göre değerlendirmesinde, %57.6 (n=87)'sının bilgi düzeyi yetersiz, %42.4 (n=64)'ünün bilgi düzeyi yeterli olarak değerlendirilmiştir. Hastanelerin güvenlik puanlarına bakıldığında, Bezmialem Vakıf Üniversitesi Hastanesinin 37 puan üzerinden güvenlik puanı 14.525, Bezmialem Dragos Hastanesinin 37 puan üzerinden güvenlik puanı 24 olarak belirlenmiştir. Her iki hastane de orta derecede güvenli olarak derecelendirilmiştir. HAP personelinin bilgi düzeyleri ile Bezmialem Vakıf Üniversitesi Hastanesi ve Bezmialem Dragos Hastanesi'nin güvenlik puanlarının ilişkisine bakıldığında, istatistiksel olarak anlamlı ilişki saptanmamıştır (p>0.05) Tüm bu veriler ışığında hastanenin güvenlik düzeyini yükseltmek için ilgili birimler tarafından, HAP içeriğindeki gerekli prosedürlerin oluşturulması, sistemlerin aktive edilmesi, kaynakların sağlanması ve personelin sık periyodlarla eğitim alması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

Afet eğitimiAfet yönetimiDoğal afetler+2
Ümran Erkmen
Bezmialem Vakıf University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

T.C. İstanbul Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığının 2020 yılı araç yangını kayıtlarının değerlendirilmesi

Bu çalışmada, 01.01.2020-31.12.2020 tarihleri arasında İstanbul'da gerçekleşen araç yangınlarının genel durumu, sayısı, aylara göre sayı değişikliği, nedenlerine göre sayıları, aylara göre yangın çıkış nedenleri, ilçelerindeki araç yangın sayıları v.b bakımından ilçelerine, nedenlerine ve aylara göre gösterdikleri dağılımı, yangınlara karşı alınan tedbirler ve müdahale aşamasında kullanılan araç ve ekipmanın neler olduğu ve bunların araç yangınını nasıl etkiledikleri incelenmiştir. Araştırmanın evrenini, İstanbul ilinde 01.01.2020-31.12.2020 tarihleri arasında meydana gelen araç yangınlarına ait tüm veriler oluşturmaktadır. Verilerin girişi ve analizinde "Statiscial Package for Social Sciences (SPSS) 25" programı kullanılmıştır. İncelemeler sonucu verilerin sayı ve yüzde dağılımları yapılmış ve aralarındaki anlamlı ilişkilerini anlayabilmek için Pearson Corelasyon değerlerine bakılmıştır. Araştırmada 1509 araç yangını verileri incelenmiştir. Araç Yangınlarının en fazla olduğu ilk 3 ilçe sırasıyla %5,9 (n=89) Esenyurt, %5,2 (n=78) Pendik, %5,1 (n=77) Ümraniye, en az olduğu ilçeler, %0,9 (n=14) Beyoğlu, %0,8 (n=12) Beşiktaş, %0,8 (n=12) Şile' dir. Araç Yangınlarının nedenleri olarak 2020 yılı içinde en sık meydana gelen nedenler %59,6 (n=900) ile Elektrik, %13,1 (n=199) Tespit Edilemedi ve %11,0 (n=166) ile Kızışma olurken en az sıklıkta araç yangını görülen nedenler %3 (n=4) ile Kimyasal Madde Tutuşması, %0,2 (n=3) ile Bilgisayar ve %0,2 (n=3) ile Yangın Zannı olmuştur. Toplam araç yangının en sık meydana geldiği ilçeler %5,9 (n=89) ile Esenyurt, %5,2 (n=78) ile Pendik ve %5,1 (n=77) ile Ümraniye olurken en az araç yangının meydana geldiği ilçeler %0,9 (n=14) ile Beyoğlu, %0,8 (n=12) ile Beşiktaş ve%0,8 (n=12) ile Şile olmuştur. Araç Yangınlarının en sık meydana geldiği aylar %10,7 (n=162) ile Ocak, %10,2 (n=154) ile Ekim ve %10,1 (n=152) ile Haziran olurken en az sıklıkta araç yangını görülen aylar %5,4 (n=81) ile Mayıs, %5,8 (n=88) ile Nisan ve %6,6 (n=100) ile Aralık olmuştur. Araç Yangınlarının ay ve nedenlerine göre incelendiğinde ocak ayında en sık meydana gelen %7,2 (n=109) ile elektrik nedenli araç yangınlar olurken bilgisayar ve lpg oto nedenli araç yangınlar hiç karşılaşılmamıştır. Şubat ayında en sık meydana gelen %5,1 (n=77) ile elektrik nedenli araç yangınları olurken yangın zannı olarak tespit edilen ve kimyasal madde tutuşması nedenli araç yangınları hiç karşılaşılmamıştır. Mart ayında en sık meydana gelen %4,9 (n=74) ile elektrik nedenli araç yangınları olurken yangın zannı olarak tespit edilen, sabotaj, kimyasal madde tutuşması, bilgisayar ve benzin parlaması nedenli araç yangınları ile karşılaşılmamıştır. Nisan ayında en sık meydana gelen %3,2 (n=48) ile elektrik nedenli araç yangınları olurken yangın zannı olarak tespit edilen, lpg oto, kimyasal madde tutuşması ve bilgisayar nedenli araç yangınları ile karşılaşılmamıştır. Mayıs ayında en sık meydana gelen %3,0 (n=46) ile elektrik nedenli araç yangınları olurken bilgisayar, lpg oto ve sabotaj nedenli araç yangınları ile karşılaşılmamıştır. Haziran ayında en sık meydana gelen %6,8 (n=102) ile elektrik nedenli araç yangınları olurken yangın zannı olarak tespit edilen, araç yangınları olurken bilgisayar, kimyasal madde tutuşması, lpg oto ve sigara nedenli araç yangınları ile karşılaşılmamıştır. Temmuz ayında en sık meydana gelen %5,3 (n=80) ile elektrik nedenli araç yangınları olurken yangın zannı olarak tespit edilen ve sabotaj nedenli araç yangınları ile karşılaşılmamıştır. Ağustos ayında en sık meydana gelen %4,2 (n=64) ile elektrik nedenli araç yangınları olurken yangın zannı olarak tespit edilen, sabotaj, lpg oto, kimyasal madde tutuşması ve bilgisayar nedenli araç yangınları ile karşılaşılmamıştır. Eylül ayında en sık meydana gelen %5,6 (n=85) ile elektrik nedenli araç yangınları olurken yangın zannı olarak tespit edilen, sabotaj, kimyasal madde tutuşması, bilgisayar ve benzin parlaması nedenli araç yangınları ile karşılaşılmamıştır. Ekim ayında en sık meydana gelen %6,2 (n=94) ile elektrik nedenli araç yangınları olurken yangın zannı olarak tespit edilen, kimyasal madde tutuşması ve lpg oto nedenli araç yangınları ile karşılaşılmamıştır. Kasım ayında en sık meydana gelen %4,8 (n=72) ile elektrik nedenli araç yangınları olurken yangın zannı olarak tespit edilen ve lpg oto kaynaklı araç yangınları ile karşılaşılmamıştır. Aralık ayında en sık meydana gelen %3,3 (n=49) ile elektrik nedenli araç yangınları olurken kimyasal madde tutuşması, bilgisayar ve benzin parlaması nedenli araç yangınları ile karşılaşılmamıştır.

Afet bölgeleriAfet yönetimiAfetler+4
Enes Arslan
Bezmialem Vakıf University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Hemşirelerde duygusal zekâ ve afete müdahale öz-yeterlilik ilişkisi

Bu araştırma, hemşirelerin duygusal zekâ düzeylerinin afete müdahale özyeterlilikleriyle olan bağlantısının literatüre kazandırılması amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın evrenini İstanbul Bezmiâlem Vakıf Üniversitesi'nde görev yapan 390 ve İstanbul UMKE'de görev yapan 689 hemşire olmak üzere toplam 1079 hemşire, örneklemini ise araştırmaya katılmayı kabul eden 565 hemşire oluşturmuştur. Veri toplama araçları olarak 14 maddelik "Sosyodemografik Bilgi Formu", 41 maddelik "Gözden Geçirilmiş Schutte Duygusal Zekâ Ölçeği (GGSDZÖ)" ve 19 maddelik "Afete Müdahale Öz-Yeterlilik Ölçeği (AMÖYÖ)" uygulanmıştır. Verilerin analizinde sayı/yüzde, ortalama, Student's t-test, Mann-Whitney U, One-Way ANOVA, Kruskal Wallis, korelasyon ve regresyon analizleri kullanılmıştır. Çalışma grubunun %66,7'si (n=377) kadın, %33,3'ü (n=188) erkektir. Hemşirelerin %25,7'si (n=145) 24 yaşın altında, %39,8'i (n=225) 25-34 yaş aralığında, %34,5'i (n=195) 35 yaş ve üzerindedir. Hemşirelerin %56,5'i (n=319) evli, %43,5'i (n=246) bekardır. Hemşirelerin %39,8'inin (n=225) çocuğu yokken, %34,7'sinin (n=196) bir çocuğu, %25,5'inin (n=144) iki ve daha fazla çocuğu vardır. Hemşirelerin %66,4'ü (n=375) çekirdek, %33,6'sı (n=190) geniş aileye sahiptir. Hemşirelerin %28,7'sinin (n=162) geliri giderden fazla, %38,9'unun (n=220) geliri giderle eşit ve %32,4'ünün (n=183) geliri giderden azdır. Hemşirelerin %25,0'i (n=141) lise, %11,3'ü (n=64) ön lisans, %41,4'ü (n=234) lisans, %14,7'si (n=83) yüksek lisans ve %7,6'sı (n=43) doktora mezunudur. Hemşirelerin %88,1'i (n=498) en az bir afet ile karşılaşmış ve %79,8'i (n=451) en az bir doğal afette görev almıştır. Çalışma bulguları; hemşirelerin yaş, cinsiyet, medeni durum, aile tipi, gelir durumu ve daha önce afet yaşama durumuna göre GGSDZÖ ve AMÖYÖ alt boyut ve toplam puan ortalamaları arasında anlamlı bir ilişki görülmediğini (p>0.05) göstermiştir. Eğitim durumu, çalıştığı kurum, çalıştığı birim, meslekte çalışma süresi ve daha önce afette görev alma durumuna göre GGSDZÖ ve AMÖYÖ alt boyut ve toplam puan ortalamaları arasında ise anlamlı bir ilişki görüldüğü (p<0.05) saptanmıştır. Çocuk sayısı ile toplam GGSDZÖ ortalama puanıyla istatiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmuştur (p<0.05). Bununla birlikte, afet yaşama durumuna göre GGSDZÖ ve AMÖYÖ puanları arasında anlamlı bir ilişki görülmezken, afette görev alma durumuna göre anlamlı ilişki görülmüştür (p<0.05). Yapılan korelasyon ve regresyon analizi sonucunda duygusal zekâ ile afete müdahale öz-yeterlilik arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki olduğu (r=0,885, p<0,05) ve duygusal zekâ ölçeğinin afete müdahale öz-yeterliliği pozitif yönde anlamlı bir şekilde etkilediği (β =1,660, p<0,05) bulunmuştur. Bu sonuçlar doğrultusunda; duygusal zekâ düzeyi ve afete müdahale öz-yeterliliği düşük olan hemşirelerin bu alanda geliştirilmesi gereken grup olarak kabul edilmesi gerekmektedir. Hemşirelerin lisansüstü eğitimlerinin desteklenmesi, eğitim ve kurs programlarının geliştirilmesi, afet hemşireliğinin özel dal olmasının sağlanması, hastanenin acil ve diğer birimlerinde çalışan hemşirelerin beceri ve klinik tecrübe kazanmalarına fırsat sağlayacak çalışma programlarının oluşturulması, tatbikatlar düzenleyerek hemşirelerin deneyim kazanmalarının sağlanması, STK ve gönüllülük hizmetlerinin desteklenmesi önerilmektedir. Gelecekteki araştırmalar için hemşirelerde duygusal zekâ ve afete müdahale öz-yeterliliğin farklı evren ve örneklem üzerinde tekrarlanarak araştırılması ve hemşirelerde duygusal zekâ ve afete müdahale öz-yeterliliklerinin geliştirilmesinin faydalarının belirlenmesi önerilmektedir.

Afet bilinciAfet yönetimiAfetler+3
Ahmet Doğan Kuday
Bezmialem Vakıf University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinin afet okuryazarlığı düzeylerinin analizi: Bezmialem Vakıf Üniversitesi Hemşirelik Bölümü pilot çalışması

Bu araştırma, Bezmialem Vakıf Üniversitesi'nde eğitim alan Hemşirelik Bölümü öğrencileri'nin Afet Okuryazarlığı (AFOY) ölçeği ile afetlerin evrelerine özgü bilgilerini değerlendirmek amacıyla yapılmış pilot çalışmadır. Çalışma Temmuz -Haziran 2023 tarihleri arasında Hemşirelik bölümü öğrencileri (235 kişi) ile tanımlayıcı tipte yapılmıştır. Evrenin tamamına ulaşılması planlanmış ve AFOY ölçeği yüzyüze uygulanarak 208 kişiye ulaşılmıştır. Veriler SPSS 25.0 paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Veriler analiz edilirken değişkenlerin normal dağılımdan gelmeleri nedeniyle t ve ANOVA testi kullanılmıştır. ANOVA testinde farklılık olması durumunda varyansların homojenliği varsayımı dikkate alınarak Tukey testi ile farklılıklar hesaplanmıştır Sürekli değişkenler arası ilişki bakılırken korelasyon testinden yararlanılmıştır.Çalışmaya katılan 208 öğrencinin demografik verileri incelendiğinde;186 (%89.42) katılımcının kadın, 22 (%10.58) katılımcının erkek olduğu ve katılımcıların yaş ortalamasının 20.99±1.36 yıl olduğu, Çalışmaya katılan 208 katılımcıdan, 76 öğrenci 1. Sınıf, (%36,23),32 öğrenci 2 Sınıf.(%15,38),60 öğrenci 3 Sınıf (%28,84) ve 40 öğrenci 4. Sınıf .(%19,25) olduğu görülmektedirAfet Okuryazarlılıklarının orta düzeyin altında bir ortalamaya sahip olduğu bulunmuştur. Zarar azaltma indeks puanlarının 19,85-50 değerleri arasında 36,78±6,44 ortalama, hazırlık indeks puanlarının 15,63-50 değerleri arasında 35,83±6,53 ortalama, müdahale indeks puanlarının 22,12±50 değerleri arasında 37,61±6,75 ortalama, iyileştirme indeks puanlarının 14,17±50 değerleri arasında 35,22±7,61 ortalama ve afet okuryazarlık indeks puanlarının 18,65-50 değerleri arasında 36,32±6,14 ortalama ile dağılım gösterdiği görülmektedir. Afet okur yazarlık düzeyleri açısından sınıflar arası farklılık görülmüştür (p<0,05). 1.ve 2.Sınıfta okuyanların afet okur yazarlık düzeyleri 4.sınıf ve 3.sınıfta okuyanlara göre düşüktür. Hazırlık, müdahale,zarar azaltma ve iyileştirme düzeyleri arttıkça afet okuryazarlık de paralel olarak artmaktadır.Yapılan araştırmadan elde edilen bulgular, öğrencilerin afet farkındalıklarını artırmaları açısından katkı sağlayacağı, gönüllülük çalışmalarına yönlenmelerinin de afetlerle ilgili anlamlı faaliyetleri destekleyeceği düşünülmektedir.

Afet eğitimiAfet okuryazarlığıAfet yönetimi+4
Hacer Canatan
Bezmialem Vakıf University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Erdemli (Mersin) ilçesinde yağışlara bağlı olarak gelişen heyelanların incelenmesi

Deprem, sel ve heyelan gibi doğal olası tehlikeler zaman içinde aynı bölgede tekrarlanma olasılığı olan doğa olaylarıdır. Bu tür olası tehlikelerle çağdaş anlamda mücadelede temel amaç, insanların can ve mal kaybı riskini tamamen ortadan kaldıracak yada uzun süreli azaltacak temel politikaların üretilip, başarılı bir şekilde uygulanması ile mümkün olmaktadır. 1968, 2001 ve 2006 yıllarında Mersin ili ve çevresinde etkili olan aşırı yağışlar sonucu, bölgede gelişen heyelan ve sel olayları, afete dönüşerek önemli maddi ve sosyal kayıplara yol açmıştır. Mersin meteoroloji istasyonundan elde edilen 76 yıllık ortalama yağış değeri 600 mm civarındadır. 1968 Kasım, Aralık ve 2001 yılı Aralık ayı toplam yağış miktarı uzun yıllar ortalamasının üzerinde kaydedilmiştir. 1968 yılında bölgede heyelanlardan 1277 konut etkilenmiştir. 2001 yılında heyelan olayları sonucu hasar gören kayıtlı konutların sayısı ise 46'dır. Bölgede heyelandan etkilenmiş ve riskli çok sayıda konutun boşaltılması yanısıra bazı köylerin nakli de söz konusu olmuştur. Bu çalışmada Mersin Erdemli ilçesinde meydana gelen heyelanlar ile uygulanan afet yönetiminin etkinliği değerlendirilmiştir.

Afet yönetimiHeyelanMersin
Savaş Cemil Şen
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Kriz ve afet yönetiminde bir STK örneği: Kızılay

Tarih boyunca bakıldığında, birey ve toplumların yaşamlarını etkileyen birçok kriz ve afet olayları meydana gelmiştir. Kriz, insan yerleşimlerinde mevcut düzeni bozan ve gerilim yaratan bir durumdur. Krizlerin meydana gelmesine neden olan birçok etmen bulunmaktadır. Bu etmenler arasında en çok afet olayları etkili olmaktadır. Ülkemiz bulunduğu jeopolitik konumu itibariyle deprem başta olmak üzere birçok doğal afete davetiye çıkarmaktadır. Deprem, sel, çığ gibi doğal afetler veya teknolojik ve insan kaynaklı afetler gibi farkli afet türleri meydana gelmektedir. Afetler, bireylerin mevcut durumlarını ve faaliyetlerini kısa veya uzun süreli kesintiye uğratmakta ve insanların ve diğer canlıların yaşamları üzerinde maddi ve manevi olarak çok büyük kayıplarla karşı karşıya kalmaktadır. Bu kayıpları en aza indirmek ve meydana gelebilecek ikinci tehdit oluşturacak doğal veya yapay afetleri önceden tespit edip gerekli önlemleri almak, doğacak hasarları olabildiğince önlemek, yaşanacak olası kayıpların önüne geçmek için sistemli, planlı ve etkin bir kriz ve afet yönetimi gerekmektedir. "Kriz ve Afet Yönetiminde Bir STK Örneği: Kızılay" adlı bu çalışma, ulusal ve uluslararası alanda meydana gelen kriz ve afet olayları nedeniyle yaşamlarını devam ettirmek için temel ihtiyaçlarını gideremeyen bireylerin ve toplumların üzerindeki olumsuz ve kötü etkilerini, can ve mal kayıplarını en az düzeye indirmek amacıyla yapılan çalışmaları inceleyen bir araştırma olmaktadır. Bu kapsamda, öncelikle kriz ve afet yönetimi kavramsal çerçevede ayrı ayrı ele alınmakta, kriz ve afet yönetim süreçleri, sınıflandırılması, doğrudan ve dolaylı yöndeki etkileri açıklanma ve kriz ve afet yönetim evrelerinin neler olduğu incelenmektedir. Kriz ve afet olaylarında mağdur olan, yoksul duruma düşen afetzedelerin ihtiyaçlarını gidermek ve onlara destek sağlamak amacıyla faaliyet gösteren gönüllü kuruluşlar olan STK'ların oluşumları, amaçları, faaliyetleri ve özellliklerinin neler olduğu açıklanmaktadır. Ülkemizde kriz ve afet yönetimi bağlamında faaliyet gösteren bazı STK'lar hakkında bilgiler verilmektedir. Bunlar arasında yer alan ve çalışma dahilinde ele alınan, ulusal ve uluslararası alanda faaliyet göstermekte olan Türk Kızılay'ı incelenmektedir. Çalışma kapsamında, literatür taraması, birçok döküman analizi ve Kızılay'ın resmi web sitesi incelenmiştir. Kızılay'ın ilkeleri, değerleri, görevleri ve diğer alanda yaptığı çalışmalara değinilmektedir. Kızılay, yurt içi ve yurt dışında meydana gelen afetlerden dolayı afetzedelere yardım faaliyetleri yürüten, afet müdahale kapsamında yerel, bölgesel ve uluslararası alanda ilgili örgütlerle koordineli çalışmalarda bulunan, arama-kurtarma ve iyileştirme çalışmalarına katkı sağlayan, afet hazırlık ve müdahalesine göre eğitim programları hazırlayan, yoksul, insani yardıma muhtaç ve afetzede vatandaşlar için ayni ve nakdi yardım bağışları için kampanyalar yürüterek önemli roller üstlenmektedir. Bu kapsamda Türk Kızılay'ı, kriz ve afet yönetiminde yürüttüğü bu çalışmaların oldukça önemli olduğu sonucuna ulaşılmaktadır. Anahtar Sözcükler: Kriz ve Kriz Yönetim, Afet, Afet Yönetimi, STK, Kızılay

Afet hazırlığıAfet yönetimiAfetler+4
Duygu Akyüz
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Afet ve acil durumlarda kriz ve risk iletişimi için sosyal medya etkili bir araç mıdır?

Amaç: Bu çalışma, genel olarak sosyal medya ve özelde Facebook, Twitter ve Instagram platformlarında halkın kriz ve risk bilgilerini arama ve paylaşma eğilimini değerlendirebilecek geçerli ve güvenilir bir ölçek sunmayı amaçlamıştır. Gereç ve Yöntem: Türkiye'de Covid-19 pandemi krizinin ilk birkaç ayında çevrimiçi anket yöntemiyle 415 örnekten elde edilen nicel veriler üzerinde SPSS V26.0 ve SPSS AMOS 26 kullanılarak Açımlayıcı (AFA) ve Doğrulayıcı Faktör Analizleri (DFA) yapılmıştır ( 17 Mart-03 Mayıs 2020). Bulgular: Bu çalışmada, halkın kriz ve risk bilgisi arama ve paylaşmada sosyal medya kullanım eğilimlerinin ölçülmesi ve değerlendirilmesi için toplam varyansın % 76'sını açıklayan, öz değeri birden büyük olan 6 alt ölçekten oluşan 30 maddeli ve 5'li likert tipi "Kriz ve Risk Bilgisi Arama ve Paylaşmada Sosyal Medya Kullanım Eğilimi Ölçeği" geliştirilmiştir. Ölçek yüksek geçerlilik (KMO = 0,884) ve yüksek güvenilirliğe (Cronbach's α = .925) sahiptir. Ölçeğin her bir alt boyutunun güvenilirliği de yüksek (0,862 ile 0,923 arası) bulunmuştur. Sonuçlar: Bu çalışma, halk sağlığını tehdit eden Covid-19 pandemisi gibi tehditlerin doğurduğu krizlerde halkın sosyal medyada kriz ve risk bilgisi arama ve paylaşma eğilimlerini ölçen geçerli ve güvenilir bir ölçek geliştirmiştir. Geliştirilen bu ölçek, sağlık kuruluşları ile acil durum yönetimi kurumlarının halka kriz ve risk bilgilerini iletmede sosyal medyanın etkin bir şekilde nasıl kullanılacağı, topluluk direnci oluşturmada, halkın desteğini kazanmada ve etkili takipçilerle etkileşime girme fırsatından yararlanmalarını sağlayacak önemli veriler ve değerlendirmeler sunacaktır.

Acil durum yönetimiAfet bilinciAfet yönetimi+6
Nurettin Tekin
Manisa Celal Bayar University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessEN

Multimodal classifier for disaster response

Nowadays, social media data can be used to make a huge difference in making correct decisions in time-critical situations, such as the event of natural disasters. Social media content consists of messages, images, and videos. In some cases, understanding the damage caused by natural disasters only from text is not enough in terms of analysis, the effect of disaster is better understood using visual data. Text datasets from social media platforms are widely used by researchers, and a limited number of studies have focused on the use of other content such as images. This is due to the fact that the number of tagged image datasets related to disasters is very limited. Therefore, in this thesis, we aim to address this limitation by presenting a multimodal Turkish text and images dataset. Multimodal classification studies were carried out with the late fusion technique. Also, to achieve multimodal classification; a pre-trained LSTM model is used for classifying the text while a pre-trained CNN model is used for the visual content. Overall, concatenating both inputs in a multimodal learning architecture achieved an accuracy of 91.87%.

Disaster managementImage classificationText categorization+1
Hatice Meltem Nergiz Şirin
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Kundaklama olaylarında hızlandırıcı olarak kullanılan yakıtların menşe tayini için yöntem geliştirilmesi

Yangının neden olduğu yıkıcı etkiler, incelenmesini zor ve karmaşık hale getirmektedir. Yangın durumunda, adli yangın incelemeci yanıcı sıvı delillerini arama pozisyonundadır. Yangın enkazından yanıcı sıvı kalıntılarını tespit etmenin tek geçerli yolu, kanıtlanabilir bilimsel yöntemlere dayalı şekilde yangın enkazı analizi gerçekleştirmektir. Çalışmada patentli bir ürün olan DNA markerin; yanıcı sıvı kalıntılarının tespiti, menşe tayini ve kıyaslama/eşleştirme analizleri için belirteç olarak kullanılabilirliğinin değerlendirilmesiyle özgün bir analiz yöntemi geliştirmek amaçlanmıştır. Standartlar doğrultusunda gerçekleştirilen yangın enkazı analizleri sonucunda yanıcı sıvılar için yapılan pozitif tanımlama, tespit edilen yanıcı sıvının hızlandırıcı olduğu anlamına gelmemekte; negatif tanımlama da yanıcı sıvının bulunma olasılığını tamamen ortadan kaldırmamaktadır. Farklı yanıcı sıvı sınıflarının bileşimleri birbirlerine benzemekte; birçok ortak bileşenleri olabilmektedir. Kontaminasyon, azalma, buharlaşma, interferans ürünler, mikrobiyal bozunma ve asidifikasyon yanıcı sıvı kalıntılarını tanımlamayı zorlaştırmaktadır. Çalışma kapsamında DNA belirteciyle işaretlenmiş ve işaretlenmemiş benzin ve dizel yakıt numunelerinin yanma kalıntılarının GC-MS ve PCR analizleri gerçekleştirilmiştir. ASTM standartlarına dayalı olarak gerçekleştirilen ekstraksiyon ve GC-MS analiz sonuçlarında; n-alkanlar, izoalkanlar, sikloalkanlar, C2-C4-alkilbenzenler, indan, metilindanlar, naftalin ve metilnaftalinler gözlenmiştir. Yanma kalıntılarının alifatik ve aromatik profilleri, yanıcı sıvı sınıfları ve karşılaştırma standartlarıyla ilişkili ve tutarlı şekilde ilgili hedef bileşikleri ve kromatografik modelleri sergilemişlerdir. İşaretlenmiş benzin ve dizel yakıt numunelerinin yanma kalıntılarının PCR analizi sonuçlarında DNA belirteci tanımlanmıştır. DNA belirtecinin, işaretlenmiş bir yanıcı sıvı kalıntısını içeren tek bir numunenin PCR analiziyle nesnel olarak yanıcı sıvıyı tanımlayabilme ve tedarik zincirinin tüm aşamalarına ait bilgilere ulaşabilme imkanı sağladığı değerlendirilmiştir.

Afet yönetimiBiyobelirteçlerKamu güvenliği+6
Murat Kuloğlu
Çukurova University · Bağımlılık ve Adli Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Genel kolluk kuvveti olan jandarmanın doğal afetlerdeki önemi: Bozkurt sel felaketi örneği

Doğal veya insan kaynaklı oluşan afetler, meydana geldiği toplum üzerinde derin izler bırakmaktadır. Afet sonucunda yaşanan can ve mal kayıplarının yanı sıra afetler toplum üzerinde; kültürel, kamusal ve sosyal alanda büyük bir tehdit oluşturarak aşılması güç problemlere neden olmaktadır. Ülkemizde yaşanan bu felaketlerin tamamen önüne geçilmesi mümkün olmamakla birlikte afet ile birlikte oluşabilecek tehdidin en az kayıpla atlatılması hususunda genel kolluk kuvveti olan jandarmanın önemi bir kez daha gün yüzüne çıkmaktadır. Pek çok ülkede olduğu gibi ülkemizde de silahlı kuvvetler ve kolluk kuvvetleri afet yönetiminde doğal aktörlerdir. Hiç kuşku yoktur ki genel kolluk kuvveti olan jandarma bu önemli görevi yerine getirirken krizi başarılı bir şekilde yöneterek, güç ve zor şartlarda başarılı bir şekilde görev yaptığını, zor günlerde halkının hizmetinde olduğunu her zaman göstermiştir. Bu tez çalışmasında; kapsamlı herhangi bir afet yönetimi sırasında, afet öncesi, afet esnasında ve afet sonrasında genel kolluk kuvveti olan Jandarma Genel Komutanlığı'nın gerçekleştirdiği ve olağanüstü özveri gerektiren çalışmaları özelinde afet süreci ve bu sürecin yönetim yapısı incelenmiştir. Çalışmanın amacı, kapsamlı bir afet yönetiminin her aşamasında farklı görevler üstlenen Jandarma Genel Komutanlığının operasyon öncesi, operasyon sırası ve operasyon sonrasında yaptığı çalışmaları örneklerle anlatarak, Jandarma Genel Komutanlığının afet yönetimindeki yerini tespit etmektir. Yapılan bu çalışmada, Bozkurt sel afeti, Jandarma Genel Komutanlığının doğal afetlerde örgütlenmesi, doğal afetler için eğitim ve teçhizatının nasıl olması gerektiği, doğal afetlerde faaliyet evreleri ve ilkeleri konusunda geleceğe yönelik planlama ve çalışmalara ışık tutması açısından örnek teşkil etmektedir. Bu faaliyet aşamalarına göre yapılacak her türlü yardım faaliyetinin aşama aşama nasıl yapılması gerektiği belirtilmiştir. Tez konusunun kuramsal çerçevesini oluşturmak amacı ile literatür taraması yapılmış, "kriz ve afet yönetimi", "ulus devlet ve kavramları", "genel kolluk", "jandarma ve doğal afetler" ile bunların unsurları açıklanarak tarihsel gelişim süreci birlikte ele alınmıştır.

Afet yönetimiAfetlerDoğal afetler+5
Muzaffer Yeşilyurt
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Şahinbey Araştırma ve Uygulama Hastanesi hastane afet planı

Marmara depreminin ardından sıkça yapılan bir hata, afet denildiğinde sadece deprem olgusunun algılanmasıdır. Deprem, çok önemli bir konudur. Ancak sel, yangın, her gün ortalama 20 kişinin hayatını yitirdiği trafik kazaları ve terörist saldırılar da afet konusu ve afet tıbbı içerisinde yer almaktadır. Afetler birçoğu engellenemediği, sonuç olarak çok sayıda can ve mal kaybına yol açtığı için gündemdeki yerini ve önemini hala korumaktadır. Çağdaş bir toplum olmak, afetlerde zarar görenlerin, mağdur olanların mağduriyetini gidermeyi, yaralarını sarmayı gerekli kılmaktadır.Bir tıbbı afet anında hastanelerde başlangıçta yaygın olarak konfüzyon ve kargaşa durumu yaşanır. Ancak bu negatif etkiler planlı ve olaya odaklanmış, organize bir şekilde yapılırsa azaltılabilir.Bu çalışmada bir hastane içi ve dışı afet anında, hastaneye gönderilen hasta ve yaralıların teşhis ve tedavisinde başarılı ve organize olmak, afet nedeniyle hastane içinde oluşan panik ve kargaşayı önleyerek, ortaya çıkabilecek sorunları en aza indirmek, planda yer alan her birim görevlisini ve görevlerini önceden belirlemek ve birimler arasında iyi bir organizasyon sağlamaktır. Bu amaçla dünyada en çok kullanılan ve afetlerdeki etkinliği ve başarısı kanıtlanmış bir afetle mücadele sistemi; orijinal ismi Hospital Incident Command System (HICS) olan ve temelleri 1980'lerin sonunda Kaliforniya da atılan, Türkçe karşılığı Hastane Olay Yönetim Sistemi hastanemize uyarlanmıştır.Hastane Olay Yönetim Sistemi (HOYS) mantıksal yönetim yapısı, tanımlanmış sorumluluklar, kolay raporlama kanalları ve diğer hastanelerle çalışanlarını birleştirmeye çalışan ortak terminolojiye sahip bir acil yönetim sistemidir. .Sonuç olarak amaç Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi Şahinbey Araştırma ve Uygulama Hastanesinin uluslar arası standartlara uygun bir hastane afet planı hazırlamaktır. Bu şekilde hastanelerin afetle mücadele için izleyebileceği yöntemler, bunların önemi ve sonuçları tartışılmıştır.Anahtar Kelime: Afet, Afetle mücadele, Hastane afet planı

Afet yönetimiAfet yönetmelikleriAfetler+1
Uğur Lök
Gaziantep University
2009
00
DoctorateOpen AccessTR

Öğretmen adaylarının doğal afet okuryazarlık düzeylerinin belirlenmesi

Araştırmanın amacı, sosyal bilgiler, fen bilgisi ve sınıf öğretmenliği bölümlerinin 4. sınıflarında öğrenim gören öğretmen adaylarının doğal afet okuryazarlık düzeylerini belirlemek, doğal afet okuryazarlığını oluşturan bileşenler (bilgi-duyuşsal eğilimdavranış) üzerinde çeşitli değişkenlerin etkisini ortaya koymaktır. Bu amaç doğrultusunda araştırma maksimum çeşitlilik örnekleme yöntemiyle seçilen Türkiye'nin 8 farklı üniversitesindeki 1218 öğretmen adayı ile gerçekleştirilmiştir. Tarama modelinin kullanıldığı araştırmada veriler kişisel bilgiler formu, davranış ölçeği, duyuşsal eğilimler ölçeği ve bilgi testini içinde barındıran 'Doğal Afet Okuryazarlığı Anketi' ile toplanmıştır. Veriler SPSS programı yardımıyla betimsel istatistik, bağımsız örneklem t testi, ANOVA, basit korelasyon yöntemleri ile analiz edilmiştir. Elde edilen bulgulara göre öğretmen adaylarının doğal afet bilgileri ve davranışları orta düzeyde, doğal afetlere karşı duyuşsal eğilimleri kısmen yüksek düzeyde bulunmuştur. Genel doğal afet okuryazarlıkları ise kısmen yüksek düzeydedir. Cinsiyet, yaşanılan yerleşim birimi, baba eğitim ve aile aylık gelir durumu öğretmen adaylarının doğal afet okuryazarlıkları üzerinde anlamlı bir farklılık oluşturmaz iken, eğitim görülen bölüm, üniversite, akademik ortalama ve anne eğitim durumu anlamlı bir farka neden olmaktadır. Doğal afet okuryazarlığını oluşturan bileşenler arasında ise bilgi puanları ile davranış ve duyuşsal eğilimler ölçeğine ait puanlar arasında zayıf, davranış ve duyuşsal eğilimler ölçeği puanları arasında orta düzeyde pozitif bir ilişki tespit edilmiştir. Ayrıca akademik başarısı yüksek olan, kendisi ya da yakınları doğal afet yaşayan, doğal afet faaliyetlerine katılan ve doğal afet dersi alan öğretmen adaylarının doğal afet okuryazarlığı daha yüksek çıkmıştır. Araştırma sonunda elde edilen bulgulara bağlı olarak program, müfredat, uygulayıcı ve araştırmacı odaklı bazı önerilerde bulunulmuştur.

Aday öğretmenlerAfet hazırlığıAfet yönetimi+6
Ufuk Sözcü
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Düzce kentinde risk algısının yer bağlılığı ile ilişkisi

Afet bölgelerinde yaşayan insanlar sosyal-fiziksel çevreleriyle ilişkili olarak zaman içinde yaşadıkları yere geliştirdikleri bağlılıkları nedeniyle sık sık can ve mal kaybına uğramalarına rağmen yaşam alanlarından uzaklaşmayı kolaylıkla kabul etmezler. Bu durum aynı zamanda risk algısını ve afet öncesi hazırlığı da şekillendirmektedir. Yer bağlılığı, bireylerin çevreleriyle kurdukları duygusal bağı, risk algısı ise herhangi bir riskle karşılaşma olasılığının ve sonuçlarının bireyler tarafından değerlendirilmesini ifade etmektedir. Bu çerçevede daha önce deprem, sel/taşkın, heyelan gibi afetler meydana gelen Düzce kent merkezinde yer bağlılığının risk algısı üzerindeki etkisi ve bu değişkenlerin sosyo-demografik yapı ile ilişkisinin ortaya konulması amaçlanmıştır. Ayrıca sosyo-demografik yapının afet yönetiminde rol alan aktörlere duyulan güven ve doğal risklerin Düzce kentini etkilemesinden duyulan endişe ile ilişkisi araştırılmıştır. Yöntem olarak içerik inceleme tekniklerinden ikincil veri analizi ve Düzce merkez mahallerinde yaşayan 290 birey ile kapalı ve açık uçlu sorular kullanılarak yapılandırılmış görüşme yapılmıştır. Yapılandırılmış görüşme sonucunda elde edilen verilerin değerlendirilmesinde SPSS 25.0 ve LISREL 8.80 programlarından faydalanılmıştır. Sosyo-demografik yapı ile ilgili analizler için bağımsız t testi, tek yönlü varyans ve basit korelasyon uygulanmıştır. Yer bağlılığının risk algısı üzerindeki etkisi ve bu amaca uygun olarak oluşturulan hipotez, yapısal eşitlik modeli (YEM) ile test edilmiştir. Elde edilen sonuçlara göre yer bağlılığı arttıkça risk algısının arttığı ortaya konulmuştur. Afet hazırlığı ve riskle başa çıkmada önemli rol oynayan risk algısını artırmaya yönelik öneriler geliştirilmiştir.

Afet yönetimiAfetlerRisk algılaması+1
İpek Güler
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Afet ve acil durum hazırlık ve risk yönetimi çalışmalarında muhtarların rolünün değerlendirilmesi: Ankara ili örneği

Bu tezin ana amacı etkisini giderek arttıran afetlerin daha etkin yönetilmesi için araştırma sınırlılığı kapsamında yerel yönetimlerin en küçük birimi olarak muhtarlıkların daha aktif rol alıp alamayacağını ortaya koymaktır. Araştırma kapsamında öncelikle ulusal ve uluslararası referans kurumlar ve kaynaklar aracılığı ile afet yönetiminde en çok karşılaşılan ve bu tezin ana konusunu oluşturan ağırlıklı olarak afet öncesi dönemi ilgilendiren kavramlara yer verilmiştir. Sonrasında Dünya'da afet yönetiminde önce Birleşmiş Milletler Afet Risklerinin Azaltılması kurumu gibi uluslararası kurumlar ile Amerika Birleşik Devletleri, Japonya gibi devletlerin afet yönetim modelleri risk ve yerel yönetimler bağlamında irdelenmiş ve sonrasında Türkiye'nin ulusal afet yönetim sistemi yine bu bağlamda incelenmiştir. Derinlemesine mülakat yöntemi kullanılarak Ankara'daki çeşitli mahalle muhtarları görüşülmüş ve muhtarların afet risk yönetimi ile ilgili bilgi ve farkındalık düzeyleri anlaşmaya çalışılmıştır. Sonrasında muhtarların afet yönetimi ile ilgili görüş ve önerine başvurulmuş ve son olarak afet yönetiminde daha aktif rol almaları ile ilgili fikirleri alınmıştır. Yapılan araştırma neticesinde Türkiye'de afet yönetiminin büyük oranda afet esnası müdahale ve insani yardım odaklı olduğu, daha etkin risk yönetimi çalışmalarına ihtiyaç duyulduğu, mahalle muhtarlarının geçmiş afet pratiklerinde önemli roller aldıkları, toplum ile yakın iletişim kurabilen en küçük yerel yönetim organları olmaları nedeniyle toplumun dirençliliğinin, farkındalığının arttırılması, toplum içinde örgütlenme, dayanışma ve yardımlaşmanın arttırılması için önemli aktörler olabilecekleri sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Afet, Risk, Hazırlılık, Muhtar, Dirençlilik

Afet yönetimi
Ferit Yardak
Ankara Social Science University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal bilgiler dersinde afet eğitimi ve yönetimine ilişkin öğretmen görüşleri

Afetler sonuçlarıyla tüm insanlığı etkilemektedir. Bu sebeple insanların afetlerle mücadele etmeleri, afet eğitimleri almaları gerekmektedir. Bunun için etkili bir afet yönetimi uygulanarak insanların afet durumlarında neler yapabilecekleri öğretilmelidir. Bu çalışmada Sosyal Bilgiler Dersinde Afet Eğitimi ve Yönetimine İlişkin Öğretmen Görüşleri belirlenmeye çalışılmıştır. Tüm insanlığı etkileyen deprem konusu ele alınmıştır. Deprem konusunun öğretiminde kullanılan yöntem-teknik ve materyaller belirlenmiştir. Afetler ile ilgili Sosyal Bilgiler kitabının yeterliliği konusundaki bilgilere ulaşılmıştır. Araştırma nitel bir araştırmadır. Veriler betimsel analiz yöntemiyle çözümlenmiştir. Araştırma Elazığ ilinde yer alan 3 okulda ve burada görev yapan 12 Sosyal Bilgiler öğretmeniyle yapılmıştır. Araştırmanın verileri yarı yapılandırılmış görüşme soruları ile toplanmıştır. Araştırmanın sonucunda öğretmenlerin en fazla anlatım yöntemini, materyal olarak akıllı tahtayı kullandıkları görülmüştür. Öğretmenler, afetler konusuna ders kitabında yeterli oranda yer verilmediğini, ders sayısının artırılması gerektiğini ve uygulamalı eğitime ağırlık verilmesi gerektiğini belirtmişlerdir.

Afet eğitimiAfet yönetimiAfetler+7
Nazan Demirhan
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2021
00

Related subjects