Turkish novel
485 theses under this subject heading
Vedat Türkali, eserleri ve aydın konusuna farklı bir bakış
Bu tez ilk olarak, yirminci yüzyıl Türkiye'sinin en önemli komünist aydınlarından birisi olan Vedat Türkali'nin siyasal ve entelektüel portresini çizmeyi amaçlamaktadır. Ardından aydın kavramını tarihsel bir perspektifle ele alıp, tarihin kırılma noktalarında aydının dünyayı yorumlama ve bu dünyada kendine yer edinme çabasının niteliği ortaya konmaya çalışmaktadır. Burada aydına dair yapılan değerlendirme, tercüme sorununu dışsallaştırmıştır. Nitekim Türkiye'deki alanyazım içersindeki kavram dolayımlarının karşılıklılık ve tercüme sorunu bu tezin konusu değildir. Son olarak, Vedat Türkali'nin Bir Gün Tek Başına ve Mavi Karanlık adlı romanlarında 27 Mayıs ve 12 Eylül'e giden süreçlerin aydının düşünce dünyasının matrislerini belirlemedeki etkisinin açıklanması hedeflenmektedir. Türk siyasal hayatı ile Türk edebiyatını irtibatlandırmayı hedefleyen çalışma, romanların siyasal hayat çalışmalarında dönemi ve dönem insanlarını anlama açısından yakaladığı gerçeklik, başka türden bir arşiv niteliği taşımaktadır. Çalışmada veri toplama yöntemi olarak literatür taraması yapılmıştır. Önce birinci dereceden kaynaklar, ardından ikinci dereceden kaynaklar okunup fişlenmiştir. Romanların siyasal hayat çalışmalarında kullanılmasına ilişkin izlenecek yöntemsel modelde iki önemli uğrak vardır. İlk evre, çalışmada ele alınan eserlerin yazarlarının dönemlerin kapsamının belirlenmesi ve sorunsalın kurulmasıdır. İkinci evre, metnin yazılma aşamasıdır. Bu aşamada, roman kişilerinin yer yer anlatıya dâhil edilmesi, konuşturulması ve roman tasvirlerinin kullanılması söz konusudur. Bu tezin iki dayanağı vardır: İlki, biyografilerin ve romanların siyasal hayat çalışmalarına katkısının ortaya konmasıdır. İkincisi, Aydınlanmanın iki farklı varyantı olarak beliren evrensel entelektüel ile Türk aydını arasındaki kopukluğun temelinde yatan soyut ve idealize edilmiş devlet anlayışının açıklanmasıdır. Bu bağlamda tez, tarihsel ve siyasal süreçlerin aydın üzerindeki etkisini hem fonda devlet siluetine odaklanan bir Vedat Türkali portresiyle hem de var olan gerçekliği yeniden dizayn eden ve gerçekliğin tutarsızlıklarını, eksikliklerini ortaya koyan romanlar üzerinden ortaya koymuştur. Böylelikle, Türk aydının evrensel anlamda bir içerik kazanmasının ancak zihinsel ve eylemsel alanda otoriteden kopuk, halkla bağlantılı görece özerk bir alan inşa etmesi ile mümkün olabileceği sonucuna varılmıştır.
1980 dönemi Türk romanında bilincin sunumu
1970'lerin sonunda artık keskinleşmiş olan ideolojik ayrımlar, kaotik durum ve ekonomik sıkıntıların ciddi bir boyuta gelmesiyle 12 Eylül 1980 tarihinde hükûmete karşı askerî darbe gerçekleştirilmiştir. Darbe hükûmetinin oluşmasından toplumsal baskı artırılmış modernleşme ve kentleşmenin de etkisiyle insanlar, içe kapanmaya başlamışlardır. Bu içe kapanma sürecinden edebiyat da etkilenmiş, dış gerçekliği anlatmaktan vazgeçerek bireye, içe, bilince yönelmiştir. Bu tezde bireyin kendine döndüğü bu dönem ve dönemin romanları mercek altına alınmış, on yıllık evrenden seçilen örneklem Dorrit Cohn'un Şeffaf Zihinler kitabında beliren bilinç aktarım kuramıyla ayrıntılı biçimde incelenmiştir. Dorrit Cohn da çalışmasında anlatıcı ve kurmaca karakteri arasındaki ilişkiyi ele almıştır. Bu tezin ilk bölümünde, Dorrit Cohn'un Şeffaf Zihinler: Kurmaca Eserlerde Bilincin Sunumu eserindeki görüşleri özetlenerek birinci ve üçüncü şahıslı eserlerde, anlatıcı-karakter ilişkisinin irdelenmiştir. İkinci bölümde, 1980 döneminden sonraki on yıllık süreçte yazılmış on iki roman seçilerek Dorrit Cohn'un anlatıcı-karakter ilişkisini birinci ve üçüncü şahıs bağlamındaki bilincin sunumu kuramı baz alınarak incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Cohn, monolog, bilinç, anlatıcı, karakter.
1960-1980 arası Türk romanında estetik modernizm
1960-1980 yılları arasında Türk romanında birden fazla anlayış aynı anda, aynı dönemde gelişmiştir. Kimi yazarlar köyün ve köylünün sorunlarını romanlarının merkezine alırken kimi yazarlar da geçim kaygısı sonucu popüler eserler verme yoluna girmişlerdir. Çalışmamızın ana konusu olan modernist estetik ise nicelik bakımından az sayıda yazar tarafından benimsenmiş bir anlayış olmuştur. Bu anlayışta eser veren yazar ve üretilen telif eser sayısı az olsa da bu dönemin etkisi ve kalıcılığı çok fazla olmuştur. Özellikle Adalet Ağaoğlu, Ferit Edgü, Oğuz Atay, Sevgi Soysal, Yusuf Atılgan gibi modernist teknikleri yoğun bir şekilde kullanan yazarların hem sonraki kuşak yazarlarda hem de okurlarda çok büyük etkileri olmuştur. Modernizmin Avrupa'da ortaya çıkışı ve şekillenmesi yaklaşık dört yüz yıllık bir süreci kapsar. 1500'lü yıllarda Rönesans, reform ve Aydınlanma dönemleri ile başlayan modernizasyon süreci Sanayi Devrimi ile birlikte doruğa ulaşarak büyük şehirlerin kurulmasıyla ve kırdan kente yoğun göçlerle sonuçlanır. Böylece başta Fransa'nın Paris kenti olmak üzere Avrupa'da birçok büyük başkent modernliğin sancılarını yaşayan aydınlara ev sahipliği yapmıştır. Modernlikle yıldızları barışmayan aydınlar bu ilerlemeci anlayışa karşı geliştirdikleri düşüncelerle estetik modernizm adı verilen hareketi ortaya çıkarırlar. 20. yüzyılın ortalarından itibaren gerçeklik algısının da değişmesiyle birlikte romanda yeni teknik arayışlara yönelen yazarlar; kolaj-montaj, parodi-pastiş, laytmotif, bilinç akışı, iç monolog-iç diyalog gibi teknikleri romanlarında yoğun bir şekilde kullanmaya başlamışlardır. Böylece bireyi ve bireyin büyük şehirdeki bunalımını ele alan yazarlar, bu teknikler vasıtasıyla düşündüklerini ve hissettiklerini daha etkileyici aktarmayı denemişlerdir. Modernizmin Türk romanına dâhil olması Batı kaynaklı düşüncelerin 1950'lerin sonlarından itibaren Türk düşün dünyasına yoğun etkisi sonucu gerçekleşir. Özellikle dergiler vasıtasıyla gerçekleştirilen çevirilerle bu etki gerçekleşir. Dergilere, çeviri romanlara fazla ilgi göstererek yetişen kuşak bu çevirilerin etkisiyle yeni tekniklerle tanışmış ve bu teknikleri başarılı bir şekilde romanlarında uygulamışlardır. Avrupa'dakine benzer bir şekilde kırdan kente göçlerin arttığı bir dönemde Türk aydını için de şehirleşmenin, modernleşmenin sıkıntıları gün yüzüne çıkar. 60'lı 70'li yıllara gelindiğinde modernliğin bunalımlarını yaşayan yazarlar, tıpkı Avrupa'da olduğu gibi yeni bir roman anlayışının Türkiye'de yerleşmesine öncülük ederler. Bu yazarlar eserlerinde kullandıkları, Türk romanı için yeni sayılabilecek tekniklerle Türk edebiyatına damga vururlar.
Bir eleştirmen olarak Berna Moran
Türk edebiyatına Tanzimat döneminde giren eleştiri türü, 1950'lerden itibaren farklı kuramların kullanılmaya başladığı bir tür olmuştur. Farklı kuramlardan ve yöntemlerden faydalanarak eleştirinin nesnel bir boyut kazanmasını sağlayan akademi kökenli isimler arasında Berna Moran'ın önemli bir yeri vardır. Dört bölüm olarak düzenlenen bu çalışmada Moran'ın Türk edebiyatıyla ilgili çalışmaları merkeze alınmıştır. Bu çalışmada, Berna Moran'ın hayatı, eğitimi ve etkilendiği isimlerden yola çıkılarak eleştirmenliğinin altyapısı belirlenmeye çalışılmıştır. Bunun yanı sıra, Edebiyat Kuramları ve Eleştiri ve üç ciltlik Türk Romanına Eleştirel Bir Bakış'taki görüşlerinden ve uygulamalarından faydalanarak çalışmalarında önemli bir yer tutan eleştiri yöntemleri hakkındaki görüşleri ve onları eleştirilerine hangi noktalarda, ne ölçüde dâhil ettiği; üslubu göz önüne alınarak eleştiri anlayışı ve eleştirme yöntemi incelenmiştir. Ayrıca Edebiyat Üzerine: Makaleler Röportajlar adlı eserde yer alan yazılarından yola çıkılarak eleştiri ve eleştirmenle ilgili görüşlerine değinilmiştir. Çalışma yöntemi, metinlerinin kurgusu ve üslubu da göz önünde bulundurularak eleştiri anlayışı ve eleştirme yöntemi irdelenmiştir.
Diller arasındaki yapısal farkların edebî çeviri sürecine etkisi: Halid Ziya Uşaklıgil'in Aşk-ı Memnu romanı örneğinde
The idea that the activity of translating is not a mere linguistic transfer but rather that it is a multidimensional activity with complex nature is accepted by modern translation theories in general. What complicates the work of translating so much is the existence of several factors which influence the process of translating directly or indirectly. Structural differences between the languages involved in the translation process are an example for one of these factors which influence the translation process directly. There are some similarities between certain languages in the world, as they belong to the same language family. But it is not possible to speak about a complete identity even between these languages. Since the lifestyle and cultural values of a community affect the morphology, the syntax and the vocabulary of a language. On the basis of these presuppositions, this study seeks to answer the question: "What effect do the syntactical and morphological differences between Turkish and German have on the literary translation process?". In accordance with this purpose, Halid Ziya Uşaklıgil's novel Aşk-ı Memnu and its German version with the title Verbotene Lieben translated by Wolfgang Riemann were analyzed comparatively on the basis of translation theories. First of all, the source text and its translation were analysed by taking the "translation-oriented text analysis model" of Christiane Nord as a basis. After that, the translation problems caused by interlingual structural differences were determined and it was examined which translation techniques were used by the translator to solve such problems. As a result, it was noticed that the translator preferred a content-oriented method of translating by disregarding some of the literary characteristics of the source text. In the translation process, he paid special attention to making the source text easily readable for German readers. But in the translation analyses it was determined that for some parts of the source text it was possible to keep both the content and the literary style of the source text. Keywords: Literary Translation, Aşk-ı Memnu, Interlingual Structural Differences, Style
Kültür spesifik çeviri incelemesi: Ahmet Hamdi Tanpınar'ın huzur romanının karşılaştırmalı analizi
In the study, a comparative analysis of the German translation version of the novel 'Huzur', written by Ahmet Hamdi Tanpınar has been investigated in the context of the scientific principles of criticism. The culture-specific samples, selected from the novel, provide for the study the comparative critics. The desired point to be reached is to determine, how the culture-specific examples, selected from the source text, transferred by means of cultural elements in the target culture and how these elements are in the target culture receipted. The study is made up of four sections. The first section involves the translation process, translation studies, translation theory, translation criticism and theoretical information about culture. In the second section the subject of the study is firstly in the original language, then in the target language analyzed. In addition to this, information about the author and the translator of the work is presented. The third section consists of a comparative analysis made in accordance with the scientific information, obtained from the first section The last section is intended as a summary. The results of the comparative analyses are given and in accordance with these data, the possible solution offers are discussed. In this context, the comments are generated from the transfer of the work is mainly related not to structural, but to contextual properties. Keywords: Translation, Equivalence, Literary translation, Literary translation criticism, Culture, Analysis, Meaning beyond the text
Orhan Pamuk'un romanlarında Batı imgesi
Bu araştırma Orhan Pamuk'un romanlarındaki Batı imgesini tahlil eder. Özellikle bu çalışma, Türk kimliğinin Batı dünyası tarafından nasıl etkilendiğini irdeler. Türk kimliği sorunu Pamuk'un romanlarında ele alınan başlıca temalardan biridir. Pamuk, ilk romanı Cevdet Bey ve Oğulları'ndan itibaren Doğuyla Batı arasında salınan bir dünyaya ait olan karakterlerin kimlik krizini derinlemesine incelemiştir. Günümüzde Türkiye Doğulu ve Batılı kültürlerin arasında bir köprü olarak görünür. Pamuk da eserlerinde ustaca Batılı ve Doğulu edebiyat geleneklerini birbirine karıştırır. Buna rağmen, karakterlerinin açmazları daha karmaşık bir gerçeği gösterir: Bireylerin, bu iki farklı dünyadan gelen gerilimler arasında bir denge bulmakta sorun yaşadıkları görülür. Antropolojinin kuramlarını ve edebiyat eleştirisini birleştiren bir disiplinler arası yaklaşım kullanarak, bu çalışma, Pamuk'un romanlarında, hangi düşünce, değer ve kavramların Batı dünyası ile bağdaştırıldığını belirlemeyi hedefler.
Milli Mücadele Dönemi yazarlarından Halide Edip Adıvar, Reşat Nuri Güntekin ve Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun romanlarının popüler kültür içerik özellikleri bağlamında incelenmesi
Bu çalışmada Halide Edip Adıvar, Reşat Nuri Güntekin ve Yakup Kadri Karaosmanoğlu örneğinde Milli Mücadele Dönemi romanlarının popüler kültür içerik özellikleri bağlamında incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda, Halide Edip Adıvar'ın Ateşten Gömlek (1923), Kalp Ağrısı (1924) ve Vurun Kahpeye (1923); Reşat Nuri Güntekin'in Ateş Gecesi (1942), Damga (1924), Gizli El (1924) ve Yeşil Gece (1928); Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun Ankara (1934), Kiralık Konak (1922), Sodom ve Gomore (1928) ile Yaban (1932) adlı romanları incelenmiştir. Çalışmada, öncelikle yöntem üzerinde durulmuş ve çalışmanın nasıl yapıldığı açıklanmıştır. Çalışmanın kuramsal çerçeve ve tarihsel ardalan bölümünde ise öncelikle Marksist Ekonomi Politik Yaklaşıma değinilmiş ve bu bağlamda popüler kültür tartışması yapılmıştır. Sonrasında ise Milli Mücadele Dönemi'nin sosyo-kültürel ortamı değerlendirilmiş, yazarların yaşamı, sanat anlayışları ve değerlendirmeye alınan romanlarının konuları üzerinde durulmuştur. Çalışmada, popüler kültürün belirleyicisinin üretim anındaki siyasal ve ekonomik ilişkiler olduğu görüşü temel alınmıştır. Bu bağlamda yapılan değerlendirmede, Milli Mücadele Dönemi popüler kültür içerik özelliklerinin dönemin sosyo kültürel ve ekonomik yapısı doğrultusunda biçimlendiği ve dönemin popüler kültür içerik özelliklerinin günümüzün popüler kültür özellikleri ile benzerlik gösterdiği ve her iki dönemde de popüler kültürün işlevinin aynı olduğu sonucuna varılmıştır. Anahtar Sözcükler: Marksist ekonomi politik, Popüler kültür, Milli mücadele dönemi
Servet-i Fünûn romanında mekân
Türk romanı, Servet-i Fünûn döneminde, mekân unsuru açısından önemli bir mesafe kat etmiştir. Başta Halit Ziya Uşaklıgil olmak üzere, Servet-i Fünûn romancıları, mekânı ön planda olan bir öğe olarak kullanmışlardır. Servet-i Fünûn romanlarındaki mekân algısı, mekânın temel düzeydeki anlamının dışında sosyal çözümleyiciliği olan değerleri barındırması ve ruhsal durumu yansıtması bakımından özgündür. Bu çalışmada Servet-i Fünûn dönemi romanlarında mekân ele alınmış ve Servet-i Fünûn romanlarında mekânın poetiği üzerine geniş bir uygulamayı da içerisinde barındıran mekânsal çözümlemeye gidilmiştir.
Aslı Erdoğan'ın öykü ve romanlarının psikanalitik yöntemle incelenmesi
Aslı Erdoğan'ın Öykü ve Romanlarının Psikanalitik Yöntemle İncelenmesi? başlıklı bu tez çalışması edebiyat ve psikanaliz ilişkisini güçlendirmeyi amaçlamaktadır. Aslı Erdoğan'ın anlatıları kişisel deneyim ve içsel yaşantıların işlendiği eserlerdir. Psikolojik unsurların fazlasıyla yer aldığı bu eserler psikanalitik açıdan incelenmeye uygun eserlerdir.Bu tez çalışması dört bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın I. bölümü ?Edebiyat ve Psikoloji İlişkisi? başlığını taşımaktadır. Bu bölümde ?Edebiyat ve Psikanaliz? başlığı altında bu iki alanın birbirleriyle olan etkileşimi ele alınmış, yine bu bölümde ?Psikanalitik Edebiyat Eleştirisi? başlığı altında psikanalitik edebiyat eleştirisi ve çalışmada izlenen yöntem hakkında bilgi verilmiştir. ?İnsan Ruhunun Dehlizlerinde Dolaşan Bir Yazar: Aslı Erdoğan? başlıklı II. bölüm'de teze katkısı olacağı düşüncesiyle Aslı Erdoğan'ın hayatı ve sanatı hakkında bilgi verilmiştir. Çalışmanın esas bölümünü oluşturan ?Aslı Erdoğan'ın Anlatılarındaki Psikanalitik Unsurlar? başlığını taşıyan III. bölümde Aslı Erdoğan'ın anlatıları psikanalitik bir bakış açısıyla incelenmeye çalışılmıştır. Bu bölümde psikanalitik eleştiriyi bütünüyle uygulamak yerine psikanalitik eleştiriye dayanan daha esnek bir yaklaşım tarzı geliştirme fikriyle hareket edilmiştir. Sonuç bölümünde de yapılan incelemenin sonuçları ortaya koyulmuştur.Anahtar Kelimeler: Aslı Erdoğan, anlatı, psikanaliz, psikanalitik yöntem psikanalitik edebiyat eleştirisi, psikanalitik unsurlar.
Milli Edebiyat Dönemi Türk Romanında batı algısı
II. Meşrutiyet'in ilanı büyük bir açlıkla beklenen hürriyet fikrini getirmesi bakımından Osmanlı Batılılaşması için oldukça önemli bir aşamadır. II. Meşrutiyet'in akabinde milliyetçi isyanlar ve savaşlar neticesinde oluşmaya başlayan Milliyetçilik fikri oluşur. Özgürleşen Batılılaşma cereyanı ile milliyetçilik akımının fikrî sentezinden oluşan Milli edebiyat dönemi romanları bu iki zıt fikrin işlenmesi bakımından önemli bir yere sahip olmaktadır. Bu bakımdan Milli edebiyat romanları Batı'nın eleştirisi ve gerekliliği konusunda zengin verilere sahiptir. Bu çalışmamızda Milli edebiyat romancılarından Peyami Safa, Halide Edip Adıvar, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Reşat Nuri Güntekin ve Refik Halit Karay'dan seçtiğimiz romanların barındırdığı Batılı unsurları inceleyerek Milli edebiyat döneminde mevcut olan Batı algısını tespit etmeye çalışacağız.Anahtar Sözcükler: Milli edebiyat, roman, kültürel değişim, Batılılaşma
Ercüment Ekrem Talû'nun eserlerinde halk kültürünün yansımaları
Tanzimat döneminin öncü isimlerinden Recaizade Mahmut Ekrem'in oğlu olan Ercüment Ekrem Talû (1888-1956), kültür düzeyi yüksek bir aile ortamında yetişmiştir. Yetiştiği bu çevre onun, küçük yaşlardan itibaren çok iyi bir eğitim almasına olanak sağlamıştır. Galatasaray lisesinde okuması ve Tevfik Fikret gibi döneminin önde gelen isimlerinden dersler alması, ona nitelikli bir eğitim hayatının kapılarını açmıştır. Yazı hayatına Meşrutiyetten evvel başlamış, Cumhuriyet yıllarında da yazmaya devam etmiştir. Ömrünün sonuna kadar aralıksız yazmaya devam eden Talû, öncelikle basın-yayın alanında adını duyurmuştur. Gazetecilik alanında Ahmet Mithat yolundan giden yazar, basın- yayın hayatında da değeri azımsanmayacak mahiyette olan velud bir kişiliktir. Döneminin neredeyse bütün gazete ve dergilerinde çalışmış, peş peşe yazdığı yazılarıyla da okuyucusu tarafından büyük bir ilgiyle takip edilmiştir. Gazetecilik kimliğinde yakaladığı bu başarının yanı sıra edebiyat alanında da önemli simalardan biri olan Talû; roman, hikâye, şiir, tiyatro, fıkra ve anı gibi pek çok farklı türde eserler vermiştir. Yaşadığı dönemde çok okunan ve kıymeti bilinen bir yazardır. Edebi sahada daha çok mizahi hikayeleriyle ünlenmiş, seri şeklinde oluşturduğu Meşhedî'nin Hikayeleri adlı eserinde yarattığı "Meşhedi Cafer" karakteriyle de döneminde büyük bir yankı uyandırmıştır. Bu hikayeler onun mizah üstadı olarak anılmasına vesile olmuştur. Genel olarak eserlerinde kadının toplumsal yeri, yanlış batılılaşma gibi pek çok sosyal ve siyasal konuya değinen yazarın kurtuluş savaşını konu alan birkaç eseri de mevcuttur. Hikâye ve romanlarında kullandığı üslup ve nüktedan yapısıyla adeta döneminin Evliya Çelebi'si olarak görülen Ercüment Ekrem, eserlerinde Geleneksel Türk Tiyatrosunun anlatı tekniklerini başarılı bir şekilde kullanmış, atasözü ve deyimler gibi kalıplaşmış sözlerin kullanımıyla dikkat çekmiştir. Eserlerinde geleneksel unsurlar ve halk inanışlarına oldukça yer veren yazar, eserlerini oluştururken meddah tarzı anlatım üslubunu başarı bir şekilde kullanmıştır. Çalışmamız, Ercüment Ekrem Talû'nun hikâye ve romanlarında; geleneksel anlatım üslubu, yeme-içme alışkanlıkları, çeşitli inanışlar ve geleneksel anlatı unsurları etrafında incelenerek, söz konusu eserlerde tespit edilen örnekler uygun başlıklar altında sunulmuştur. Anahtar Kelimler: Ercüment Ekrem Talû, Geleneksel Anlatı Üslubu, Mizah, Hikâye, Roman, Türk Edebiyatı. Bilim Kodu:
Necati Tosuner hayatı, sanatı ve romancılığı
Türk Edebiyatı'na yazdığı öykülerle adım atan Necati Tosuner, kendine has söyleyiş tarzıyla edebiyatımızda farklı bir yer edinir. Bu farklılığı eserlerinde kullandığı dil ve anlatımla yakalayan yazarın, öykünün yanı sıra roman, tiyatro, deneme gibi edebi türlerde de ürün ortaya koyduğu görülür. Çocukken geçirdiği kazanın tesirinde kalan yazar, bireysel konulara yönelir. Türkiye'nin siyasi gündeminden etkilenerek zamanla toplumsal konularda da eser vermeye başlar. Bu sebeple Necati Tosuner'in ilk romanlarında bireysel temalı konular işlenirken, daha sonraki romanlarında toplumsal temalı konuların işlendiği görülür. Bu çalışmada, Necati Tosuner'in romanları yapı bakımından incelenmiştir. Romanların yapısı incelenirken Şerif Aktaş'ın Anlatma Esasına Bağlı Edebi Metinlerin Tahlili (Teori ve Uygulama) kitabı esas alınmıştır. Bu kapsamda çalışma iki bölüme ayrılmıştır. Birinci bölümünde Necati Tosuner'in hayatı, sanatı ve eserleri hakkında bilgi verilmiştir. İkinci bölümde yazarın romanları yapı bakımından incelenmiştir. Romanlar sırasıyla; zihniyet, yapı, olay ve olay örgüsü, kişiler, zaman, mekân, dil ve anlatım, bakış açısı, tema başlıkları altında değerlendirilmiştir. Bu çalışma yapılırken konuyla ilgili daha önceden yazılan kitaplar, makaleler, tezler ve internet kaynakları taranmıştır. Anahtar Kelimeler: Necati Tosuner, Roman, Yapı.
Attilâ İlhan'ın romanlarında ve anılarındaki halk bilimi unsurları
Attilâ Ġlhan, mensubu bulunduğu ulusun değerlerini yapıtlarında en iyi Ģekilde yansıtan yazarlardan biridir. Halk kültürünün de bir ulusun asıl karakterini oluĢturduğu söylenebilir. ÇalıĢmamızda, halk kültürünü ve halk yaĢamını yapıtlarında ustalıkla kullanan Türk Yazını‟nın büyük yazarlarından Attilâ Ġlhan‟ın, halk bilimi unsurlarını romanları ve anılarında ne ölçüde kullandığını incelenmeye çalıĢılmıĢtır. Birinci Bölüm‟de yazarın yaĢamı hakkında bilgi verildi. Ġkinci Bölüm‟de, yapıtlarındaki halk edebiyatı unsurlarını ve yazarın yapıtlarındaki kullanım Ģekillerini incelenildi. Üçüncü Bölüm‟de ise yapıtlardaki halk bilimi unsurlarını ve kullanımlarını ele alınmıĢtır. Ġncelediğimiz yapıtlarda bulduğumuz bütün unsurları toplayarak bilimsel yöntemlere göre sınıflandırıldı. Bu yapıtlarda, halk kültürü unsuru ile ilgili olarak alınan pasajlar, yapıtlardaki sayfa numaraları ile verildi. Sonuç olarak Ģu söylenebilir ki; Attilâ Ġlhan yazar kimliğiyle, Türk‟ün yaĢadığı dönemleri, coğrafyayı ve halkın kültürünü yapıtlarında çok sayıda unsuru kullanarak ustalıkla iĢlenildiği söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Attilâ Ġlhan, halkbilimi, roman, anı
Reşat Nuri Güntekin'in Yeşil Gece; Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun Nur Baba; Refik Halit Karay'ın Kadınlar Tekkesi romanlarındaki dini motifler
Din, toplu halde yaşayan *insanlara karmâşık toplumsal düzen içerisinde bireylere yol göstermek ve insan onuruna yakışır bir şekilde yaşamalarını temin etmek için Allah tarafından Peygamberler vasıtasıyla gönderildiği ilahi düzendir. Din, insanın ruhi yapısında var olan inanma arzusunun toplumsal yansımasıdır. Başlangıcı insanlık tarihi kadar eskilere uzanan din, o günden bugüne kadar her dönemde şahısları ve halkları tesir altına alan en önemli etkenlerden biridir. Tarihin çeşitli dönemlerinden bugüne gelen zaman zarfında herhangi bir dini benimsemeyen toplum mevcut değildir. İnsanlığı son derece yakından ilgilendiren dinin toplumsal yaşama etkileri de yabana atılamayacak derece çoktur. Toplumları şekillendiren din, insanlar tarafından çeşitli biçimlerde ifade edilmektedir. Din ile toplum arasında ilişkilerin karşılıklı etkileşim halinde olmasıyla dini semboller oluşmaktadır. Dini sembollerle bireyler; inançlarını, dinî düşüncelerini, dinî yaşayış biçimlerini en güzel biçimde yansıtmaktadırlar. İşte, bu araştırmanın konusu da, Türk edebiyatının önemli yazarları Reşat Nuri Güntekin'in "Yeşil Gece", Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun "Nur Baba", Refik Halit Karay'ın "Kadınlar Tekkesi" romanlarındaki dini motiflerin neler olduğu ve bu dinî ifadelerin Türk Edebiyatı açısından ne şekilde sembolize edildiğidir. Anahtar Kelimeler: Din, Dini Motif, Dini Gelenekler, Toplum.
Hasan Kallimci'nin çocuk romanlarının incelenmesi
Hasan Kallimci'nin Çocuk Romanlarının İncelenmesi Çocuk edebiyatı, çocukların duygu düşünce ve hayal dünyasına seslenen, çocukların zihinsel ve ruhsal açıdan gelişimlerine katkıda bulunan eserlerden oluşmaktadır. Çocuk edebiyatı sözlü ve yazılı ürünlerden oluşan, hedef kitlesi 16 yaş altı çocuklar olan bir yazındır. Bu edebiyat içerisinde çocuk romanları, çocukların ilgiyle okudukları takip ettikleri bir tür olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu alanda ülkemizde pek çok yazar tarafından eserler oluşturulmuş ve halen oluşturulmaktadır. Çocuk edebiyatı alanında çalışmalar yapan, çocuğu edebi yazınının merkezine alarak eserler veren yazarların çalışmalarının incelenmesi önem arz etmektedir. Bu amaçla, yaşayan ve hala çocuklara yönelik edebi ürünler ortaya koymaya çalışan yazarlardan Hasan Kallimci'nin eserlerinin incelenmesi ve bilim dünyasına sunulmasının önemli olduğu düşünülmüştür. Çocuklara yönelik hazırlanan eserler pek çok açıdan incelebilir. Bu çalışma günümüz çocuk edebiyatı yazarlarından Hasan Kallimci'nin 3. 4. ve 5. sınıf öğrencilerine yönelik yazmış olduğu romanların incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırmada nitel araştırma yöntemi tercih edilmiş ve bu çerçevede doküman incelemesi kullanılmış olup eserler betimsel teknikle analiz edilmiştir. Hasan Kallimci'nin incelenen romanlarında, hayatının önemli bir kısmını öğretmen olarak geçirmesinin vermiş olduğu bir avantajla çocukların ilgi ve ihtiyaçlarını tespit edip yazılarını buna göre oluşturduğu, romanların içeriği ve eğitsel boyutu, milli ve insani değerleri dikkate alarak yazdığı tespit edilmiştir. Anahtar kelimeler: Çocuk edebiyatı, çocuk romanları, Hasan Kallimci, iletiler
İhsan Oktay Anar'ın romanlarında halk kültürü unsurlarının tespiti ve incelenmesi
Halk kültürü, bir milletin geçmişini geleceğe bağlayan maddi ve manevi değerler bütünüdür. Bu değerler, folklor ürünlerini meydana getirir. Folklor ürünleri halkın inanışlarını, arzularını, sevinç ve üzüntülerini ifade eden milli sanat yapıtlarıdır. İnsan unsurunun ön planda olduğu bu yapıtlardan masallar, destanlar, efsaneler, türküler, halk hikâyeleri; halk inançları, selam şekilleri, el sanatları, giyim-kuşam, mimari vb. daha birçok malzeme diğer edebiyat türleri için konu teşkil eder. Bu türlerden biri romanlardır. Türk edebiyatının değerli yazarlarından İhsan Oktay Anar, diğer romancılar gibi halk kültürüyle yakın ilişki içerisinde olmuş ve bu kültüre ait malzemeyi alarak yeni bir görüş ve düşünüşle romanlarında kullanmıştır. Bu çalışmada, eserlerinde folklorik unsurlar açısından zengin malzeme ile karşılaştığımız İhsan Oktay Anar'ın romanları, halk bilimi unsurlarına göre incelenmiştir. Yazarın romanlarındaki Halk Bilimi unsularını iki ana başlık altında gruplandırabiliriz. İlk grubu, anonim halk edebiyatı başlığı altında mitoloji, destan, efsane, masal, halk hikâyesi, meddah, kalıplaşmış sözler, halk şiiri ve tekke tasavvuf edebiyatı ürünleri oluşturur. Bunlardan özellikle mitoloji, destan, efsane ve masal diğer unsurlara göre ön plana çıkar. Yazar mitleri, destanları, efsaneleri, masalları ve kutsal metinleri genellikle montajlama tekniğiyle romanlarda kullanır. İkinci grup, dil ve anlatım, formel sayılar, geçiş dönemleri, inanışlar, halk sanatları ve zanaatları, oyun, halk mutfağı, giyim-kuşam, halk müziği ve halk mimarîsini oluşturur. Bu unsurlar, halk yaşamıyla paralellik gösterir.
Osman Çeviksoy'un eserlerinde halk bilimi unsurlarının tespiti
Halk bilimi hayatımızın hemen hemen her alanında geniş bir yer tutmaktadır. İnsanoğlu yaşadığı kültürün en önemli taşıyıcısı olarak halk bilimi unsurlarını hayatının her aşamasında kullanır. Kültür ve toplum birbirinden ayrılmayan iki önemli ögedir. Hayatın her aşamasında kültür etkisi derinden derine sezilir. İki unsur iç içe geçerek bir bütün oluşturur. Kültürün en önemli ögesi halktır, kültür halk ile şekillenir ve yoğrulur. Çalışmamızda Osman ÇEVİKSOY'un eserlerinde bulunan halk bilimi unsurları incelenmiştir. Osman ÇEVİKSOY'un hem öğretmen, hem yazar kişiliği, Almanya'da (Türk işçi Çocuklarına) Türk kültürü dersleri öğretmenliği yapmış olması da ayrıca iki kültürün kıyaslanması konusunda ışık tutacaktır. Çalışmamızın ilk bölümünde Osman ÇEVİKSOY'un hayatı, edebi kişiliği ve Halk kültürünün çağdaş kültüre etkisi incelenmiştir. İkinci kısımda ise; yazarın öykülerinde ve romanlarında halk bilimi unsurlarını inceleyerek, kültür hakkında bilgi verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Halk Bilimi, Ritüel, Halk Edebiyatı, Gelenek, Öykü
Kadın yazarların biyografik romanlarında kadın kahramanlar
Biyografi, kişilerin hayatlarını objektif bakış açısıyla anlatan bir türdür. Kelime Fransızca "biographie" kelimesinden Türk diline geçmiştir. Biyografisi yazılacak kişiler hayat hikâyesi, toplum tarafından merak edilen, herkesçe tanınmış kişiler arasından seçilir. Kişinin hayatını tarafsız bir şekilde ele alan metin türüne biyografi denirken gerçekten yaşamış ya da yaşayan birinin hayatının kurgusal olarak ele alındığı eserlere biyografik roman denir. Kadın Yazarların Biyografik Romanlarında Kadın Kahramanlar başlıklı bu çalışmada biyografi, biyografik roman kavramı ve bu alanda özne ve nesne bağlamında kadını merkezine alan romanların incelenmesi hedeflenmiştir. Bu incelemeler doğrultusunda biyografik roman türündeki eserlerde kadının konumu değerlendirilmiştir. Tezin giriş bölümünde biyografi türüne dair bilgiler verilirken ikinci bölümde biyografik roman kavramı ele alınmıştır. Tezin üçüncü bölümde ise biyografik romanlardaki kadın karakterler tahlil edilmiştir. Çalışma, incelenen romanların genel bir değerlendirilmesinin yapıldığı sonuç ve kaynakça bölümleriyle bitirilmiştir.
Şukûfe Nihal'in Domaniç Dağlarının Yolcusu kitabındaki kelime gruplarının incelenmesi
Bu çalışma, Şukûfe Nihal'in ?Domaniç Dağlarının Yolcusu? adlı eserinde yer alan kelime gruplarının incelenmesinden oluşmaktadır. Türkiye Türkçesinde tartışma konusu olan ?kelime grupları? nın daha çok öykü, roman gibi türlerde incelendiği görülmektedir. Bu nedenle çalışmamızda üzerinde fazla inceleme yapılmamış olan ?gezi yazısı? türünün seçilmesinin, kelime grupları konusuna katkı sağlayacağı düşünülmektedir.Çalışmamıza başlarken, ?kelime grupları? konusunda yazılmış olan eserler incelenmiş, dilbilimcilerin bu konudaki görüşleri belirlenmiştir. Çalışmamız üç bölümden oluşmaktadır.Birinci bölümde Şukûfe Nihal'in hayatı, edebi kişiliği, eserleri ve üzerinde çalışma yaptığımız ?Domaniç Dağlarının Yolcusu? adlı eseri hakkında bilgi verilmiştir.İkinci bölümde kelime gruplarının tanımı, özellikleri ve çeşitli kaynaklardaki ele alınış şekilleri incelenmiştir.Üçüncü bölümde ?Domaniç Dağlarının Yolcusu? adlı eserdeki kelime grupları tasnif edilerek verilmiştir. Bu bölümde, kelime grubunu oluşturan kelimeler koyu yazılmış, sayfa ve satır numaraları yay ayraç içinde gösterilmiştir. Numaralandırma yapılırken ekte verilen metin esas alınmıştır.Yazarın hangi kelime gruplarını ne kadar kullandığı ve bu kullanılışın üslubunu nasıl etkilediği konusu ise sonuç bölümünde belirtilmiştir.Anahtar Kelimeler: Domaniç Dağlarının Yolcusu, kelime grubu, gezi yazısı.
İskender Pala'nın Babil'de Ölüm İstanbul'da Aşk adlı romanındaki kelime grupları
Edebiyatın malzemesi dildir ve her edebî eserde dilin özellikleri o eserin üslubunu oluşturur. Yani dil ve üslup bir bütündür ve ayrı ayrı düşünülemez. Bu yüzden dil malzemesinin anlatıma katkısı büyüktür. Bu düşünceden yola çıkarak bu çalışmada, İskender Pala'nın "Babil'de Ölüm İstanbul'da Aşk" adlı romanındaki kelime grupları incelenmiştir. Eserin değerlendirilmesi şu şekildedir: Birinci bölümde yazarın hayatından, edebi kişiliğinden ve başlıca eserlerinden bahsedilmiştir. Ayrıca giriş bölümünde söz dizimi ve kelime grupları farklı dilbilimcilerin görüşlerine yer verilerek tanımlanmıştır. İkinci bölüm, inceleme bölümü olup, sözü edilen eserdeki kelime gruplarının incelendiği bölümdür. Her bir kelime grubu ile ilgili dilbilimcilerin görüşlerine başvurularak kısaca bilgi verilmiştir. Her bir kelime grubu için eserin belli sayfaları baz alınarak örnekler verilmiştir. Ayrıca bu kelime grupları diğer kelime gruplarının içindeki yerine ve cümle içindeki görevlerine göre de incelenmiştir. Her kelime grubunun sonunda örneklerin dağılımını gösteren bir grafik ve çizelge konulmuştur. Üçüncü bölüm sonuç bölümüdür. Burada tüm kelime gruplarının genel dağılımını gösteren bir grafik ve çizelge verilmiştir. Çalışmanın sonuna "Kaynakça" ve "Ekler" bölümü eklenmiştir. Yapılan çalışmanın neticesinde romanda sıfat tamlaması ve isim tamlamasının en çok; sayı ve ünlem grubunun ise en az kullanılan kelime grubu olduğu gözlemlenmiştir. Ayrıca eserin dilinin anlaşılır olmasına rağmen biraz ağır bir dilinin olduğu; yazarın terimlere ve halk söyleyişlerine sıkça yer verdiği kanısına varılmıştır. Anahtar Kelimeler: İskender Pala, kelime grupları, söz dizimi, dilbilim.
Şerif Benekçi`nin romanlarında kültürümüzün unsurları
ÖZET Yaşadığımız hayata dair çeşitli görüntüleri bizlere yansıtan roman türü, kültür araştırmaları için de önemli kaynaklardan biridir. "Şerif Benekçi'nin Romanlarında Kültürümüzün Unsurları" isimli bu çalışmamız, esas itibariyle yazarın Şimdi Ağlamak Vakti, Bir Şafak Yürüyüşü, Kumsalı Olmayan Ada, Kırlangıçlar Erken Göçtü ve Güvercin Geçidi romanlarının konuyla ilgili genel bir değerlendirmesinden ibarettir. Adı geçen romanlardaki dil, tarih, insan, aile, toplum, din tasavvuf, ahlâk ve ölüm gibi kültür öğeleri değişik açılardan incelenmiştir. Çalışmamızda Türk toplumunun bir buçuk asırdan beri yaşamakta olduğu medeniyet krizine ve kültür değişmesi/gelişmesi macerasına yönelik son elli yıla ait pek çok husus gün ışığına çıkarken; Türkiye'nin söz konusu dönemdeki iktisadî, idarî, içtimaî ve ideolojik bazı meseleleri de değerlendirilmeye çalışılmıştır.
Servet-i Fünun romanlarında batılılaşma analizi ve kimlik tipleri
ÖZET Türk toplumunun yüzünü Batıya dönmesi olarak ifade edilen Batılılaşma yüzyıllardır süren tarihsel bir sürece karşılık gelmektedir. Bu süreç içerisinde Türk Batılılaşması farklı şekiller almış ve farklı açılardan değerlendirilmiştir. Önceleri askeri alandaki eksiklikleri ve geri kalmışlığı gidermek amacıyla Batı taklit edilmiştir. Fakat geçen zaman içerisinde Batının maddi kültürüyle birlikte ideolojisi de Türk Batılılaşmasını çevrelemiştir. Siyasi alana ilaveten eğitimden aileye, modadan insana bakışa kadar bütün diğer sosyo-kültürel alanlarda da Batılılaşmanın etkisi hızla kendisini göstermiştir. Özellikle Tanzimat'tan sonra artan bu hız Servet-i Fünun Dönemi'nde zirveye ulaşmıştır. Servet-i Fünun Batılılaşma açısından ayrı bir dönem olarak ele alınmalıdır. Çünkü bu dönem, Batılı okullarda okumuş, Batı tazında yetişmiş olan bir neslin ortaya çıkışına sahne olmuştur. Dönemin baskıcı ve sansürcü ortamı dolayısıyla Batı değerlerinin açık olarak ifade edilemediği bu dönemde, Batılılaşma ve onun taşıdığı değerler sistemi karşılığını ve ifadesini edebi eserlerde bulmuştur. Bundan dolayı bu dönem yazarlarının eserlerinde toplumsal yapıyı resmetmesi açısından Batılılaşma, ayrı bir yer tutar. Roman kahramanları Batılı gibi giyinip kuşanır, onlar gibi düşünürler. Batı idealize edilmiş bir şekilde anlatılırken yer yer yapılan karşılaştırmalarda Doğu ve Doğulu tipler yerilir ve küçümsenir. Romanlarda Batılı değerlere ve yaşantıya özel bir vurgu yapılır. Danslar, balolar, Batı enstrümanı olarak piyanolar, kızlı-erkekli gezmeler, Batı tarzında konuşmalar vb. ilişkiler öne çıkarılır. Türk tarihinin en etkin ve en uzun süreli toplumsal değişme hareketi olan Batılılaşma sosyal yapıdaki pek çok unsuru ve öğeyi değiştirmiştir. O dönem romanları, aile, eğitim, sosyal yaşantı, moda ve edebiyat gibi konulan ve bu alanlardaki değişimleri kendisine konu edinmiş ve Batılılaşma perspektifiyle ele almıştır. Bu bakımdan Servet-i Fünun dönemi romanlarının incelenmesi, hem o dönem Batılılaşmasına hem de hala devam eden bir süreç olarak bugünün Batılılaşmasına ışık tutması, toplum-edebiyat ilişkisi ve edebiyat sosyolojisi açısından çok önemlidir.
Ahmet Hamdi Tanpınar'ın "Mahur Beste" adlı romanındaki fiiller
V ÖZET İnceleme; Sonuç ve Öneriler, Fiillerin Dizini, Genel Dizin ve Kaynaklardan oluşmaktadır. İki bölüm halinde hazırlanan bu çalışmada Ahmet Hamdi Tanpınar'ın 'Mahur Beste' adlı romanında belirlenen fiillerin yapı özellikleri incelenmiştir. Roman; öncelikle bilgisayar ortamına aktarılmış ve daha sonra her sayfada fiiller belirlenerek romanın fiiller dizini oluşturulmuştur. İkinci aşama olarak dizinde yer alan fiillerin fiil tabanları belirlenerek fiiller, yapı ve çatı bakımından incelemeye hazır duruma getirilmiştir. Bu ön hazırlıkların sonucunda 1652 fiil belirlenmiştir. Fiillerin yapı ve çatı özelliklerinin değerlendirilmesi çalışmamızın son aşaması olmuştur. Çalışmada esas olan konu yapıdır. Bu nedenle birlikte incelediğimiz çatı konusu ikinci bir bölüm olarak değil yapı konusunun içinde yer almaktadır. Yapı konusu basit-türemiş-birleşik olmak üzere üç başlık altıda incelenmiştir. Bu bölümler oluşturulurken gerek fiillerin kökleri gerekse eklenen ekler ve bu eklerin özellikleri açıklama ve dipnotlarla belirtilerek konu genişletilmiştir. Sonuç bölümünde yaptığımız çalışmada karşılaştığımız değişikler belirtildi ve bundan sonraki çalışmalara katkıda bulunabilecek zemin oluşturuldu.