Physical geography

99 theses under this subject heading

DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'nin ekolojik bölgeleri: Holistik coğrafi yaklaşım

Ekolojik bölgeler, çevre toplum ilişkisinin sürdürülebilir yönetimi sürecinde benzer coğrafi koşullara sahip alanların sınıflandırıldığı ve tanımlandığı önemli platformlar olarak kabul edilmektedirler. Bu platformlar iklim değişikliği, biyoçeşitlilik kaybı ve sürdürülebilir olmayan arazi kullanımı gibi antropojenik etkilerin üstesinden gelebilmek için yardımcı olabilecek rehberler, doğal dinamiklerin ve insan faaliyetlerinin etkilerini değerlendirmenin ve izlemenin mümkün olduğu referans modellerdir. "Türkiye'nin Ekolojik Bölgeleri: Holistik Coğrafi Yaklaşım" isimli bu doktora tez çalışması, 1926 yılından günümüze kadar ki sürece dair bölgeleme çalışmalarını literatür kritiği bağlamında değerlendirerek Türkiye'nin ekolojik bölgelerinin holistik ve ilişkisel bir yaklaşımla, yeni veri ve yöntemlerle güncel bir haritasını oluşturmayı amaçlamaktadır. Bu amaç doğrultusunda uygulama sürecinde ilk olarak 5 ana çevresel koşul içerisinden 21 girdi coğrafi değişken belirlenmiş, coğrafi değişkenlerin CBS ortamında ön hazırlık sürecinin ardından Lebart modeli ile sentezi gerçekleştirilmiştir. Lebart modeline dayanarak üretilen Türkiye'nin ekolojik bölgeleri haritası, tekrarlanabilir, her aşamasında istatistiki göstergelerle sınanabilir ve savunulabilir bir yapıda 6 km2'lik yüksek çözünürlük ve lejant tablo bilgileriyle yüksek ayrıntı düzeyi sunmaktadır. Ana bulgu olarak elde edilen Türkiye'nin ekolojik bölgeler haritası ve lejant tablosu, dört ana küme ve alt kümelerinde sunulan 20 bölge içermektedir. Sonuç olarak Türkiye'nin zengin ortamsal çeşitliliğini ayırt etmede başarılı, her girdi değişkenin çıktı haritada temsil olduğu, örüntüleri keşfetme noktasında hassas, açıklayıcı ve ilişkisel öznitelik bilgisi sunma becerisi olan, çevresel değişken, olay ve olgular ile ilişkilendirilebilecek kapasitede özgünlük ve doğruluk arz eden bir yapıya sahip Türkiye'nin ekolojik bölgeleri haritası ve lejant tablosu üretilmiştir. Çalışma, izlediği yöntemsel süreç ve ortaya koyduğu bulguları bazında çevre toplum ilişkisine çevre okur yazarlığının sentez dili olarak katkı sağlayabilecek potansiyele sahiptir. Aynı zamanda günümüz dünyasında katlanarak artan ve çözümlenmesi bir probleme dönüşen büyük mekânsal veri hacmini çözümleyebilme ile örüntüsünü tanımlama noktasında önemli bir boşluğu doldurmaktadır.

Beşeri coğrafyaFiziki coğrafyaTürkiye coğrafyası
Ahmet Köse
Süleyman Demirel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de Karadeniz Bölgesindeki örnekleri ile farklı oluşum şartları altında gelişen heyelan set göllerinin jeomorfolojik indislerle değerlendirilmesi

IPCC iklim raporlarına göre Türkiye'nin güneyinde yoğun sıcaklıklar orman yangınlarına neden olurken, artan sıcaklık ve buharlaşma kuzeyde ani ve yoğun yağışları tetiklemektedir. Bu senaryo, Akdeniz'deki orman yangınları ve Karadeniz'deki ani yağışlarla yaşanan sel ve taşkınlarla doğrulanmıştır. Bu bağlamda, Karadeniz Bölgesi'ndeki yoğun yağışların heyelan set gölleri üzerindeki etkilerini araştırmak bu tez çalışmasının amacını oluşturur. Çalışma, Karadeniz Bölgesi'nde seçilmiş sekiz heyelan set gölünün (Sülüklü, Sünnet, Boraboy, Zinav, Gaga, Sera, Uzungöl, Karagöl) jeomorfolojik indislere göre değerlendirilmesini hedeflemektedir. Araştırma, sekiz heyelan set gölünün jeolojik ve jeomorfolojik dinamiklerini değerlendirerek, göllerin oluşum süreçlerini, fiziki coğrafya özellikleri ve göllerin sürekli olma ve bozulma durumları ayrıntılı olarak incelemiştir. Bu durumları belirlemek için jeomorfolojik indisler kullanılmış ve arazi çalışmalarında farklı yöntemler uygulanarak veriler toplanmıştır. Çalışma sonucunda her bir gölün kendine özgü oluşum süreçleri ve dinamikleri belirlenmiştir. Sülüklü, Sünnet, Boraboy ve Zinav Gölleri tektonik hareketler ve litolojik faktörlerle meydana gelmiştir. Gaga Gölü, farklı bir dinamik sistemin ürünü olarak yeni bir tipte gelişmiş heyelan set gölü olarak sınıflandırılmıştır. Gaga ve Sera Gölleri'nin oluşumunda ani yağışlar etkilidir. Uzungöl ve Karagöl'de ise kar yağışı ve kar erimeleri göllerin oluşmasında etken olmuştur. Sekiz göl arasında risk ve tehdit potansiyeli değerlendirildiğinde, en fazla risk Zinav'da, ardından Sera ve Uzungöl'de bulunmaktadır. Anahtar Kelimeler: Heyelan set gölleri, heyelan, jeomorfolojik indisler.

Fiziki coğrafyaFlüvyal jeomorfolojisiJeomorfometrik analiz
Onur Yayla
Süleyman Demirel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Tektonik aktivitenin zamansal olarak jeoinformasyon yöntemleri ile değerlendirilmesi, Hatay Havzası örneği

Bu çalışmada, 6 Şubat 2023 depremlerinin Hatay Havzası'nda neden olduğu topoğrafik değişimler, uzaktan algılama (UA), Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) ve Coğrafi Ağırlıklı Regresyon (GWR) yöntemleri ile çok yönlü olarak incelenmiştir. Araştırmanın temel amacı, havza genelinde tektonik aktivitenin mekânsal dağılımını değerlendirmek ve elde edilen sonuçları arazi gözlemleriyle destekleyerek bilimsel olarak geçerli kılmaktır. Analiz sürecinde 17 farklı parametre (Hipsometrik İntegral, LS-Faktör, Topoğrafik Islaklık Endeksi, Plan Eğrisi, Profil Eğrisi, Yakınsama Endeksi, Kapalı Depresyonlar, Toplam Havza Alanı, Kanal Ağ Mesafesi, Vadi Derinliği, Göreceli Eğim Pozisyonu, Eğim Gradyanı, Eğim Yüksekliği, Orta Yamaç Konumu, Arazi Engebeliliği Endeksi, Arazi Yüzey Dokusu, Vektörel Engebelilik Ölçüsü) kullanılmıştır. Bu parametreler, hem tek tek hem de regresyon modelleri aracılığıyla değerlendirilmiş ve özellikle GWR yöntemi ile mekânsal varyasyonlar detaylı şekilde ortaya konmuştur. Elde edilen sonuçlar, aktif fay hatlarının ve deprem lokasyonlarının çoğunlukla "orta" ve üzeri tektonik aktivite bölgelerinde yer aldığını, dolayısıyla oluşturulan modelin saha gerçekliğiyle büyük ölçüde örtüştüğünü göstermektedir. Ayrıca, heyelanların dağılımı da modelin doğruluğunu desteklemekte ve bu analizlerin ikincil afet risklerini öngörmede etkili olduğunu ortaya koymaktadır. GWR analizine göre havzanın yaklaşık %64'ü "orta ve üzeri" aktivite düzeyine sahiptir; bu durum, bölgenin tektonik olarak oldukça dinamik bir yapıya sahip olduğunu göstermektedir.

Coğrafi bilgi sistemleriFiziki coğrafyaMorfotektonik
Batuhan Albayrak
Süleyman Demirel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Yüksekova (Hakkari) ilçesinde jeomorfolojik birimler ile arazi kullanımı arasındaki ilişki

Nüfus artışına paralel olarak artan tüketim oranı, doğadaki kaynakların da hızla tüketilmesine sebep olmaktadır. Bu durum da doğada sınırlı bulunan kaynakların tüketiminde sürdürülebilirlik ilkesini gözetmeyi zorunlu hale getirmektedir. Nitekim artan nüfus ve gelişen teknoloji, üretim-tüketim kalıplarını da değiştirmektedir. Buna bağlı olarak insan-doğa ilişkilerinin yeniden gözden geçirilmesi gerekmektedir. Doğal alanların kullanımı ile birlikte arazi kullanımında yaşanan değişimler, etkin bir arazi kullanım planlamasının gerekliliğini ortaya koymaktadır. Bu noktada bahsi geçen arazi kullanımı kavramı, kişilerin gereksinimlerini karşılayabilmek amacıyla doğaya yönelmelerini ve doğal kaynaklardan en iyi şekilde yararlanmalarını ifade etmektedir. Bu tez çalışması Hakkâri iline bağlı Yüksekova ilçesindeki jeomorfolojik birimler ile arazi kullanımı arasındaki ilişkinin belirlenmesini konu edinmektedir. Bu doğrultuda çalışmanın amacı ise Yüksekova ilçesinin fiziki ve beşerî coğrafya özelliklerini detaylı bir şekilde saptayarak bu özelliklerin arazi kullanımı üzerindeki etkilerini tespit etmektir. Çalışmada nitel (doküman inceleme) ve nicel (CBS analizleri) verilerden yararlanılarak karma yöntem kullanılmıştır. Yüksekova ilçesindeki arazi kullanımına büyük ölçüde fiziki şartların etkilediğini görmektedir. İnceleme sahasının merkezinde bulunan ovanın bulunduğu alan morfolojik özellikler bakımından daha sade bir topoğrafya oluştururken, ovanın etrafı oldukça dağlık ve engebelidir. Çalışma sahasının jeomorfolojik durumuna bağlı olarak nüfus, yerleşme, tarım, sanayi, ticaret, hayvancılık faaliyetleri ağırlıklı olarak iç kesimlerde buna karşılık madencilik, ormancılık gibi faaliyetler ise güney kesimlerde yayılış göstermiştir. Kuzey kesimlerinde ise topoğrafyanın elverişsizliği beşeri ve ekonomik faaliyetleri sınırlandırmıştır.

Ekonomik coğrafyaFiziki coğrafya
Cemal Şimşek
Harran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Van gölü havzasının doğusunda heyelan duyarlılık analizi

Çalışma kapsamında heyelan duraylılığı haritası üretilmesi ve değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla heyelan yoğunluğu görece daha yüksek olan Van ilinin kuzeyi seçilmiştir. Analizlerde yükselti, eğim, bakı, yamaç eğriselliği, ana faylara yakınlık, akarsu aşındırma gücü indeksi, arazi örtüsü, litoloji ve toprak parametreleri, oluşturulan heyelan envanter haritasına göre değerlendirilmiş ve yeniden sınıflandırılmış parametre haritaları üretilmiştir. Bu parametreler haritaları coğrafi bilgi sistemleri yardımıyla üretilmiş ve arazi çalışmaları ile teyit edilmiştir. Daha sonra her bir parametre için frekans oranları elde edilmiş ve heyelan duyarlılık haritası üretilmiştir. Frekans oranı yöntemine göre hazırlanan heyelan duyarlılık haritası çok düşükten çok yükseğe doğru 5 sınıfa ayrılmıştır. Çalışma alanına ait yol ağı ve yerleşme yerleri verileri üretilerek heyelan duyarlılığının bu faktörlere etkisi incelenmiştir. Çalışma alanının özellikle kuzey ve kuzeybatı kesimlerinde duyarlılık değerleri yüksek çıkmıştır. Buralarda yapılacak her türlü beşerî etkinlikten önce mutlaka heyelan değerlendirilmesi yapılmalıdır.

CoğrafyaFiziki coğrafyaFiziki coğrafya+4
Hasan Sayın
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Çermik-Çüngüş (Diyarbakır) arasında kalan sahanın karst jeomorfolojisi

Çermik-ÇüngüĢ (Diyarbakır) arasında kalan saha Güneydoğu Toroslar kuĢağında Diyarbakır havzasının kuzeybatısında yer almaktadır. AraĢtırma sahası, karstlaĢma koĢulları ve oluĢan karstik erime Ģekiller açısından oldukça zengin bir sahadır. Ġnceleme sahasındaki formasyonlar Paleozoyik ve Senozoik yaĢ aralığındadır. Ġnceleme sahasının en yaĢlı kayaç grupları Jura-Kratse yaĢ aralığında Koçali ve Karadut karmaĢıklarıdır. Sahanın en genç formasyonu Alt Miyosen yaĢ aralığındaki Lice formasyonudur. Sahada karstlaĢma koĢullarının yaygın olduğu formasyonlar Fırat, Gaziantep ve Hoya formasyonlarıdır. Fakat karstik Ģekiller yaygın olarak saf kireç taĢlarından oluĢan Fırat formasyonu üzerinde geliĢmiĢlerdir. Miyosen ortalarında baĢlayıp günümüze kadar devam eden neotektonik süreçler, güneydeki Arabistan levhasının Anadolu levhasını kuzeye doğru itmesi Güneydoğu Toroslar kuĢağında faylı, kırıklı bindirme sistemlerinin geliĢmesini neden olmuĢtur. Bu hareketler aynı zamanda sahadaki kireçtaĢlarının bol kırıklı ve çatlaklı olmasının sağlamıĢtır bu da sahada karstik erime Ģekillerinin geliĢimini hızlandırmıĢtır. YağıĢ, sıcaklı, hidrografya ve bitki örtüsü koĢulları sahadaki karstik Ģekillerin geliĢimini sağlayan diğer önemli faktörlerden olmuĢtur. Bunun sonucunda sahada karstik jeomorfoloji açısından oldukça zengin tipik ve zengin Ģekiller çıkmıĢtır. Bunlar içinden en önemlileri; Yeniköy Polyesi, Sinek Çayı Kanyonu, Hoya Kanyonu vadileri, Yeniköy Düdeni, ElifuĢağı Boğazı ve Gelincik Dağı Peribacaları sayılabilir. AraĢtırma sahasında yapılan incelemeler neticesinde karstik saha ve doğal ortam insan iliĢkisi çerçevesinde incelemeler yapılıp tarım hayvancılık faaliyetleri ve sahanın turizm potansiyeli değerlendirilmiĢtir.

CoğrafyaDiyarbakır-ÇermikDiyarbakır-Çüngüş+4
Berzan Dindaroğlu
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Haçlı Gölü ve yakın çevresinin fizikî coğrafya özellikleri

Doğu Anadolu Bölgesi'nin Muş ili sınırları içerisinde yer alan Haçlı Gölü'nü konu edinen bu çalışmada Haçlı Gölü ile yakın çevresinin fizikî coğrafya özellikleri açıklanmaya çalışılmıştır. Bu doğrultuda bölgenin jeoloji, jeomorfoloji, hidrografya, iklim, toprak, bitki örtüsü ve sulak alan özellikleri üzerinde durulmuştur. Bölgenin fizikî coğrafya özellikleri, arazi çalışmaları ile elde edilen bulgular ve alana ait bazı raporlar üzerinden değerlendirilmiştir. İleri sürülen yargılar; çeşitli haritalar, profiller, iklim grafikleri, tablolar ve istatistikî verilerle desteklenmeye çalışılmıştır. Çalışma boyunca elde edilen veriler ışığında, bölgenin oluşum ve gelişiminde etkili olan faktörler tespit edilmek istenmiştir. Bu kapsamda, çalışmaya konu olan Haçlı Gölü'nün yer aldığı alanın oluşum evreleri ve gölün bölgedeki coğrafi etkilerine de yer verilmiştir. Haçlı Gölü'nün yakın çevresindeki jeomorfolojik birimler ifade edilerek alana ait hidrografya, iklim, bitki örtüsü, toprak türleri ve sulak alan özelliklerine değinilmiştir. Çalışma çerçevesinde gerçekleştirilen araştırmalar göstermiştir ki bölge, coğrafî açıdan önem arz etmekte; özellikle Doğu Anadolu bölgesinin yapısal gelişimden izler taşımaktadır. Bölgede jeolojik anlamda birçok döneme ait kayaç yapılarının varlığı da bölgenin yapısal önemini ortaya koymaktadır. Yine görülmüştür ki araştırmaya konu olan sahada, neotektonizmanın etkisi oldukça belirgindir. Sahada, sıkışma rejimine bağlı olarak meydana gelen doğrultu atımlı faylara, açılma çatlaklarından gelişen volkanizmaya ve bu alanlar arasında şekillenen havza oluşumlarına rastlanmaktadır. Bu durum, araştırma sahasının jeomorfolojik yapısının, Doğu Anadolu'daki sıkışma tektoniğinden doğrudan etkilendiğine kanıt gösterilebilir. Anahtar Kelimeler: Doğu Anadolu Bölgesi, Haçlı Gölü, Bilican Dağı, Bulanık Havzası, Kazan Ovası, Jeomorfoloji, Topoğrafya.

Coğrafi özelliklerDoğu Anadolu bölgesiFiziki coğrafya+5
Mehmet Selim Erzen
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Duhok ilçesinin fiziki coğrafyası

Dohuk Ġlçesi, Kuzey Irak Bölgesinin Dohuk iline bağlı olup, ilin GB' sında yer alır. Matematiksel olarak 37°07' ve 36°47' K enlemleri ile 43°18' ve 42°33'D boylamları arasındadır. Tektonik açıdan Zagros dağ sistemi içerisinde Arap plakasının KD' sunda yer almaktadır. ÇalıĢmada Dohuk Ġlçesi‟nin, fiziki coğrafya özelliklerini kapsayan, jeoloji, jeomorfoloji, iklim, hidrografya, doğal bitki örtüsü ve toprak özellikleri üzerinde durulmuĢtur. Genel olarak Irak‟ta fiziki coğrafya özellikleri bakımından, güneyden kuzeye büyük farklılıklar görülmektedir. AraĢtırma alanındaki jeolojik formasyonların yaĢı Mesozoyik‟e kadar inmektedir. ÇalıĢma alanının yükselti dağılımı 445 metre ile 1450 metre aradında değiĢir. Dağlar arasında bazı önemli düzlükler (dağ içi ovası) yer almaktadır. Bunların en önemlisi, tarımsal üretimin bir kısmının sağlandığı Memaniova düzlüğüdür. Karasal iklim koĢullarının etkili olduğu Dohuk ilçesinde yağıĢ; Orta Akdeniz üzerinden gelen cephelerin etkisiyle, en çok kıĢ mevsimine düĢer. Dohuk ilçesinin toprakları Biyoring sınıflandımasına göre en yaygın toprak tipi olan litsol topraklarıdır. Dohuk ilçesinin en önemli akarsuları ise Germava ve Sındor akarsulardır. Doğal bitki örtüsünde alçak kesimler ile yüksek kesimler arasında farklılıklar görülmektedir. Bu farklılıkta baĢta yağıĢ, sıcaklık, nem gibi iklim elemanların yanında yer Ģekilleri, bakı, yükselti faktörlerinin de etkisi vardır. Yörede baĢlıca bitki örtüsü Saplı meĢe ağacı (Quercus aegilops) ve Mazi meĢesi (Quercus infectoria) ormanlarından oluĢmaktadır. Anahtar Kelimeler: Dohuk, Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi, Bilaspi, Memaniova, Germava, Sındor.

Coğrafi özelliklerFiziki coğrafyaIrak-Duhok+1
Bayar Abdullah Murad Murad
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Karasu'da (Sakarya Nehri-Karasu Deresi arası) arazi kullanımı

Sakarya'nın Karasu ilçesinde 2003–2012 yılları arasında dalga aşındırmasından kaynaklanan kıyı gerilemesi meydana gelmiştir. Özellikle Karasu Limanı'nın inşasından sonra limanın doğusunda kalan kıyıda dalga aşındırması çok etkili olmuştur. Karasu sahilinde oluşan kıyı gerilemesinin önlenmesi için yapılabilecek çalışmalar, alınabilecek önlemler hususunda çözüm önerileri ortaya konulması gerekmektedir. Kıyıda meydana gelen gerilemenin kıyı şeridindeki yapılar üzerine olumsuz etkilerini ortaya çıkarmak için resmi kurum ve kuruluşlar tarafından çalışma sahasında alınan önlemler ve yapılan müdahaleler yerinde incelenerek sonuçlar ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Kıyı şeridindeki dalga erozyonun arazi kullanımı üzerine olan etkileri; coğrafi yöntemler kullanılarak ortaya çıkarılmaya ve coğrafi metodolojiye göre bunun bir tez halinde sunumu amaçlanmıştır.

Arazi kullanımıCoğrafi özelliklerFiziki coğrafya+1
Fatih Yurdusever
Uşak University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Gökpınar çayı havzasının uygulamalı jeomorfolojisi

Çalışmamızda "Gökpınar Çayı Havzasının Uygulamalı Jeomorfolojisi" konusu ele alınmıştır. Gökpınar Çayı, Büyük Menderes nehrinin önemli bir kolu olan Çürüksu Çayı'nın yan kolu niteliğindedir. Denizli ili sınırları içerisinde yer alan havzada, uygulamalı jeomorfolojik problemler yaşanmaktadır. Çalışma sahası jeolojik olarak Menderes masifi ve Likya nap sisteminin dokanak noktasındadır. Aynı zamanda Batı Anadolu graben sisteminin bir parçası olan sahanın topografik görünümünün şekillenmesinde, tektonik hareketler ve flüviyal süreçler etkili olmuştur. Dağlık ve ovalık alan olmak üzere iki ana jeomorfolojik birimden oluşan çalışma sahası ortalama 903,8 m'lik bir yükseltiye sahiptir. Jeomorfoloji-insan etkileşiminin geçmişten günümüze devam ettiği çalışma sahası sınırları içerisinde bilinçli/bilinçsiz yapılan uygulamalar, sonu can ve mal kayıplarına neden olacak/olan doğa olaylarının yaşanmasına sebep olmaktadır. Bu bakımdan uygulamalı jeomorfolojik problemlere etki eden faktörler tespit edilip, Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) ve Uzaktan Algılama (UA) programları kullanılarak sayısal analizler eşliğinde incelenmiştir. Yapılan çalışmalar sonucunda sahada, depremsellik, kütle hareketleri, erozyon, sel ve taşkın, siltasyon gibi uygulamalı jeomorfolojik problemlerin meydana geldiği sonucuna ulaşılmıştır. Bu problemlerin etkilerinin en aza indirilebilmesi için öneriler sunulmaya çalışılmış, oluşturulan duyarlılık haritaları ile halkın önceden bilinçlenmesi amaçlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Denizli, Gökpınar, Uygulamalı Jeomorfoloji, Erozyon, Depremsellik.

Fiziki coğrafyaGökpınar GölüJeomorfoloji+2
Efe İzmirli
Uşak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kütahya ili ve çevresinin iklimi

Ege Bölgesi'nin İçbatı Anadolu bölümünde yer alan Kütahya ili ve çevresinin iklimi güncel meteorolojik verilerle ortaya konulmuştur. Hava şartları durağan değil, dinamiktir ve sürekli olarak yeni veriler, yeni ölçümler yapılmasıyla iklim parametreleri de yenilenmektedir. Kütahya merkez, Tavşanlı, Simav ve Gediz ilçeleri ile komşu il merkezleri olan Afyonkarahisar ve Uşak şehirlerinin iklim özellikleri çıkartılmış ve mukayese edilmiştir. Bu çalışmada MGM'den temin edilen verilerle inceleme sahasında seçili altı meteoroloji istasyonu için günlük yağış ve sıcaklık değerleri için 1960-2023 yılları arasındaki veriler, rüzgâr değerleri için ortalama son 55 yılın verileri kullanılmıştır. Diğer iklim elemanlar için ortalama son 50 yılın meteorolojik verilerinden faydalanılmıştır. İklim parametreleri tercih edilirken gözlem metotlarından sinoptik meteoroloji istasyonlarında 1960 yılı, küçük ve büyük klima istasyonları ise sinoptik istasyonlardan sonra kamu hizmetine alınmasından dolayı birkaç yıl geç ölçüme başlanmış olması seçimlerimizde etkili olmuştur. Verilerin tamamında en az, kesintisiz olarak 50 yıllık ölçümün olmasına özen gösterilmiştir. Bu bakımdan uzun yıllardan günümüze, en güncel meteorolojik veriler kullanılarak derinlemesine incelenmiştir. Araştırma alanına ait uzun dönem iklim verileri analiz edilmiştir. Analizler, çeşitli iklim sınıflandırma yöntemleriyle (Köppen, De Martonne, Thornthwaite ve Erinç) desteklenmiştir. İncelediğimiz arazi için sıcaklık, yağış, basınç, rüzgâr başta olmak üzere meteorolojik parametrelerin oluşturduğu iklim koşullarındaki farklılıkları çıkartılmıştır. Özellikle sıcaklık ortalamaları birbirine yakın olsa da yıllık yağış miktarlarında belirgin farklar olduğu görülür. Bu farklar, su kaynakları, tarımsal faaliyetler, bitki örtüsü üzerinde farklı etkiler oluşturmaktadır (Koç 2011; Yıldırım ve diğ. 2016). İklim sınıflandırmalarına göre de farklılıklar gözlemlenir. Köppen tasnifine göre Kütahya, Afyonkarahisar, Uşak, Tavşanlı Step İklimi, Gediz ve Simav ise step sahası dışında nemli iklimlere yakın iklim tipinde olduğu, De Martonne tasnifine göre Simav; yarı-nemli bölgeler içerisinde, diğerleri ise step-nemli bölgeler içerisine girmektedir. Sürekli değişen iklim koşullarına uygun iv objektif, nicel gözlem yöntemleri kullanılmıştır. İklim değişikliği senaryoları iyimser (RCP4.5) ve kötümser (RCP8.5) Kütahya ve Uşak şehirleri için araştırılmıştır. Yeni elde edilen veriler ışığında çalışma sahası için sektörel olarak (tarım, endüstri, su yönetimi, ulaşım…gibi) etkileri sonuç kısmında öneriler ve tartışmalar şeklinde yazılmıştır. Bu argümanlar çalışmamızı bundan önce yapılan az sayıdaki çalışmadan ayırmış ve güncel verilerin kullanılması da araştırmacılar için değerli bir kaynak sunmaktadır.

Fiziki coğrafya
Aykut Kaya
Uşak University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Kuşadası-Davutlar kıyı düzlüğü ve çevresinin fiziki coğrafyası

Kuşadası-Davutlar kıyı düzlüğü ile Kadıkalesi çevresinde yapılan delgi sondaj çalışmalarının verileri, bu verilere göre hazırlanmış kesitler ve genel bölgesel bilgilerimiz birlikte değerlendirilerek yörenin Holosen'deki jeomorfolojik gelişimi belirlenmiştir. Bu gelişim içinde Kadıkalesi ve çevresinin paleocoğrafyası ortaya konmuş, yöredeki kültürel gelişmelerle birlikte jeoarkeolojik değerlendirmeler yapılabilmiştir. Buna göre bütün sondajların sedimantolojik, paleontolojik ve jeomorfolojik açıdan değerlendirilmesi sonucu, son buzul çağında -130 metrelerde bulunan deniz seviyesinin daha sıcak bir döneme girilmesi ve buzulların eriyip denizlerin seviyesini yükseltmesiyle hızla yükselen deniz seviyesine bağlı olarak kıyı çizgisinin günümüze oranla daha iç kesimlere doğru ilerlediği belirlenmiştir. Delgi sondaj verilerine göre Kuşadası-Davutlar kıyı düzlüğünde kıyı çizgisinin Orta Holosen'de bugünküne oranla 1-2 km kadar içeriye sokulmuştur. Kadıkalesi höyüğü ve yakın çevresine ait hazırlanan kuzey-güney ve doğu-batı yönlü kesitlerde de izlendiği üzere kıyı çizgisinin en fazla karaya doğru ilerlediği Orta Holosen'de Kadıkalesi'nin bulunduğu alanın denizle çevrili, ancak doğu bölümünden ince bir boyunla karaya bağlı bir yarımada halinde olduğu gözlenmiştir. Kadıkalesi höyüğündeki arkeolojik veriler, bu alanda yerleşimin başlangıcının en azından günümüzden 6000 yıl öncesine uzandığını işaret etmektedir. Söz konusu tarihlerde deniz seviyesi en yüksek konumuna ulaşmış ve kıyı çizgisi ilerleyebildiği en iç kesimde bulunmuştur. Bu durumda bu alana ilk yerleşen insanlar, günümüzden farklı olarak, her iki yakasında uygun liman olabilecek küçük iki koyun bulunduğu bir yarımadayı kullanmış olmalıdırlar.

Aydın-Kuşadası-DavutlarCoğrafyaFiziki coğrafya+3
Senem Yıldız
Ege University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Akdağ ve çevresinin (Çivril-Sandıklı) fiziki coğrafyası

''Akdağ ve Çevresinin (Çivril-Sandıklı) Fiziki Coğrafyası'' konulu bu tez çalışması, Denizli ilinin Çivril ilçesi ve Afyon ilinin Sandıklı ilçesi sınırındaki dağlık kütlenin fiziki coğrafya özelliklerini ortaya koymak amacıyla hazırlanmıştır. Bu fiziki coğrafya özelliklerini yüzey şekilleri, iklim, hidrografya, toprak ve bitki örtüsü oluşturmaktadır. Araştırma alanı Menderes Masifi ile Likya naplarının kesiştiği bölgenin kuzeydoğusunda yer almaktadır. Bu sebeple dağlık kütle üzerinde iki farklı zamana ait iki farklı litolojik birim hakimdir. Dağın kuzeydoğusunda Menderes Masifi'ne ait kristalin kayaçlar, batısında Likya naplarına ait kireçtaşları ve ofiyolitik melanj bulunmaktadır. Bunun yanı sıra dağlık kütle çevresinde daha az engebeli alanlarda Neojen dönemine ait tortul kayaçlar hakimdir. Büyük Menderes Nehri'nin yukarı çığırında bulunan araştırma alanında hem Büyük Menderes Nehri'nin hem de onun bir kolu olan Kufi Çayı'nın taşıyıp biriktirdiği sedimanlardan dolayı alüvyonlar geniş yer tutmaktadır. Araştırma alanının yer şekli birimlerini yüksek dağlık alan, bu alanın çevresindeki daha az arızalı rölyef, etek düzlükleri ve alüvyon ova tabanı oluşturmaktadır. Hem araştırma alanının hem de Akdağ kütlesinin en yüksek noktası 2246 metre ile Kıraç Tepe'dir. Deveboynu Tepe (2259 m), Büyükgedik Tepe (2125 m) ve Gevencigediği Tepe (2211 m) Akdağ üzerindeki diğer önemli zirvelerdir (Dönmez, 2005). Bulunduğu konum itibariyle Akdeniz iklimi ile karasal iklim arasındaki geçiş bölgesinde yer alan Akdağ dağlık kütlesinin doğusunda ve batısında farklı iklim özellikleri görülür. Akdağ'ın Sandıklı Ovası'na bakan doğu ve kuzeydoğu kesiminde kış sıcaklıklarının nispeten düşük olduğu, yağışların kar yağışı olarak görüldüğü karasal iklim özellikleri hakimdir. Dağın batı ve güneybatısında ise daha ılıman özelliklere sahip Akdeniz iklimi özellikleri görülmektedir. Akdağ ve çevresinde bulunan akarsuların büyük çoğunluğu mevsimlik akarsulardır. Araştırma alanın hidrografyasını oluşturan akarsular Büyük Menderes Nehri, Kufi Çayı ve Akçay Deresi'dir. Büyük Menderes Nehri'nin yukarı çığırı araştırma alanı sınırları içine dahil olmaktadır. Büyük Menderes Nehri'nin en önemli kollarından birisi olan Kufi Çayı, kaynağını araştırma alanı sınırları dışında kalan Küçük Sincanlı Ovası'ndan alıp güneydoğudan kuzeybatı doğru ilerleyerek dağlık kütlenin etrafını dolanır. Akçay Deresi, kaynağını Kocayayla civarından alıp güneye, Işıklı Gölü'ne doğru akmaktadır. Araştırma alanında akarsular dandritik drenaj ağına sahiptir. Araştırma alanının toprak özelliklerine bakıldığında en geniş payı, kahverengi orman toprakları ile alüvyal toprakların oluşturduğu görülür. Akdağ dağlık kütlesinin hemen hemen tamamı, Ortadağ ve Burgaz Dağı kahverengi orman topraklarının yayılış alanlarıdır. Büyük Menderes Nehri'nin yatağının bulunduğu Çivril Ovası ve Kufi Çayı Vadisi akarsular tarafından taşınıp biriktirilen alüvyonların doldurduğu sahalardır. Akdağ kütlesinin Akdeniz iklimi ile karasal iklim arasında geçiş bölgesinde bulunması bitki tür ve dağılışı bakımından da ilgi çekici hale gelmesine neden olmuştur. İklimin Akdağ kütlesinin farklı yamaçlarında göstermiş olduğu değişken karakter bitki örtüsünü de doğrudan etkilemiştir. Öyle ki bitki türü ve dağılışı bakı faktörüne bağlı olarak farklılaşmaktadır. Akdağ kütlesinin orografik özellikleri ve özellikle de bakı koşullarına bağlı olarak dağ yamaçlarında iklim sınıflarının da değiştiği görülmüştür. Bu da beraberinde dağın doğusunda ve batısında aynı yükseltilerde farklı türlerin yetişmesini beraberinde getirmiştir. Araştırma alanında en geniş yer kaplayan topluluk makilerdir. Dağın yüksek rakımlarında kızılçamların yayılış alanları genişlemektedir. Kızılçam ormanlarının üst sınırlarından, 1900 metre ve üzerinden, itibaren step bitkileri ve subalpin bitkiler görülmektedir.

AkdağCoğrafyaDenizli-Akdağ+1
Seda Koca
Ege University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Samsun dağı fiziki coğrafya özelliklerinin etek - alüvyal jeomorfolojisi üzerine etkisi

"Samsun Dağı Fiziki Coğrafya Özelliklerinin Etek - Alüvyal Jeomorfolojisi Üzerine Etkisi" başlıklı bu çalışma iki ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Samsun Dağı'nın fiziki coğrafya özellikleri incelenmiştir. İkinci bölümde ise birikinti konileri ile ova tabanı üzerinde yapılan delgi sondaj çalışmalarından elde edilen sedimantolojik, stratigrafik ve paleontolojik veriler ile Samsun Dağı'nın etek alüvyal jeomorfoloji üzerine etkisi araştırılmıştır. Samsun Dağı, Kuşadası Körfezi ile Büyük Menderes Deltası arasında Ege Denizi'ne doğru büyük bir girinti oluşturan kütledir. Büyük bir bölümünü Menderes Masifinin örtü birimleri olarak adlandırılan Paleozoik yaştaki şist ve mermer ile Mezozoik yaştaki mermer kaplamaktadır. Neojen'e ait farklı formasyonlardan oluşan eşik ise dağı doğudan sınırlandırmaktadır. Samsun Dağı'nın temel morfolojik birimleri, alanın Miosen başlarından bugüne geçirdiği jeolojik ve jeomorfolojik evrimin sonucunda oluşmuştur. Bu morfolojik birimlerden biri olan birikinti konilerinin gelişimi Büyük Menderes Irmağı'nın getirdiği alüvyonlar, Samsun Dağı'ndan gelen kolüvyal malzemeler, Holosende meydana gelen deniz seviyesi değişmeleri, kıyı çizgisi değişmeleri ve alanda etkili olan tektonik hareketler ile ilişkilidir. Delgi sondajlardan alınan sedimanlardan 852 adet örneğin tane boyu; hidrometre ve elek analizi ile belirlenmiştir. Sedimanın tane boyu özellikleri ise değişen hidrodinamik koşulları ortaya koymuştur. Paleontolojik analizler kapsamında ise 907 örneğin makro ve mikro fosil incelemesi yapılmıştır. Denizel ortam, lagün ve bataklık ortamları, tatlı su ortamı ve karasal (Gastropodlar) ortamı temsil eden makro ve mikro fosillere rastlanılmıştır. Ostrocodlar, Foraminiferler ve Mollusklara (Gastropod ve Bivalvia) ait farklı ortamları temsil eden farklı türler bulunmuştur. Bulunan farklı türlerin sayısı, varlığı veya yokluğu, birlikte bulunduğu türler ile ilişkileri göz önüne bulundurularak ortam belirlemede birer indikatör olarak kullanılmıştır.

Coğrafi özelliklerFiziki coğrafyaJeomorfolojik özellikler+3
Rifat İlhan
Ege University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Artırılmış gerçeklik uygulamalarının sosyal bilgiler öğretmen adaylarının genel fiziki coğrafya dersi başarı-tutum ve öğrenci görüşlerine etkisi

Bu araştırmada, Artırılmış Gerçeklik uygulamasıyla tasarlanmış genel fiziki coğrafya dersinin, öğrencilerin akademik başarısına ve tutumuna etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bununla birlikte öğrencilerin Artırılmış Gerçeklik ile ilgili görüşleri tespit edilmiştir. Bu amaç doğrultusunda araştırmacı tarafından "Genel Fiziki Coğrafya Tutum Ölçeği" ve "Genel Fiziki Coğrafya Başarı Testi" geliştirilmiştir. Araştırmada Karma yöntemlerden Açıklayıcı Sıralı desen tercih edilmiştir. Necmettin Erbakan Üniversitesi Sosyal Bilgiler Öğretmenliği 1. sınıf öğrencileri çalışma grubunu oluşturmaktadır. Çalışma grubu seçkisiz örneklem yöntemi ile belirlenmiştir. Araştırmanın nicel boyutunda ön-test son-test kontrol gruplu seçkisiz deneysel desen kullanılmıştır. Pilot aşamada uygulanan AFA ile DFA analizi sonucunda tutum ölçeğindeki croancbach ⍺=0,890 hesaplanmıştır. Başarı testinin sonucunda ise KR-20=0,79 ile KR-21=0,73 bulunmuştur. Bu sonuçların geçerlilik ve güvenirliliğe uygun olduğu tespit edilmiştir. Araştırma kapsamında 10 haftalık ders süresince deney grubuna Artırılmış Gerçeklik ortamında tasarlanmış materyal uygulanmıştır ve kontrol grubunda ise geleneksel öğretim yöntemi kullanılmıştır. Çalışmanın nicel boyutunda gruplar arasında tutum ölçeği ve başarı puanları karşılaştırılarak anlamlı bir farklılığın olup olmadığı istatiksel yöntemlerle analiz edilmiştir. Çalışmanın nitel aşamasında ise yarı yapılandırılmış açık uçlu görüşme formu uygulanmıştır. Nicel Analizler SPSS programıyla Bağımsız Örneklem t testi, bağımlı örneklem (paired samples) t testi, pearson korelasyon analizi ile sayısal verilerden elde edilmiştir. Nitel boyutunda içerik analiz yöntemi uygulanmıştır ve kategoriler ile kodlar oluşturulup yorumlanmıştır. Sonuçlar incelendiğinde, tutum ölçeğinde kontrol grubundaki öğrencilerin ön-test ve son-test puanlarında anlamlı bir farklılık yoktur. Deney grubundaki öğrencilerin ise uygulama öncesi ve sonrası puanlarında anlamlı bir farklılık bulunmamaktadır. Deney grubu korelasyon analizinde ön-test ve son-test arasında düşük düzeyde ilişki gözlemlenmiştir. Uygulamanın tutum ölçeğindeki etki büyüklüğü ise çok küçük düzeydedir. Başarı testinin sonuçlarına göre, kontrol grubunun ön-test ile son-test puanlarında anlamlı farklılık yoktur. Deney grubunda yer alan öğrencilerin ön-test ile son-test puanları arasında da anlamlı farklılık bulunamamıştır. Fakat deney grubunun korelasyon analizinde orta düzeyde pozitif ilişki saptanmıştır. Nitel bölümden elde edilen sonuçlar nicel bölümü destekler niteliktedir. Artırılmış Gerçeklik ortamının öğrencilere olumsuz görüşler kazandırdığı belirlenmiştir. Katılımcıların görüşlerinde çevrimiçi süreçte teknolojik yetersizlikler, internet sıkıntıları, teknik arıza ve mobil cihazların eski olduğu sonucuna ulaşılmıştır. AG uygulamasının olumlu yönlerini bildiren öğrenci sayısının az olduğu gözlemlenmiştir. Bu doğrultuda, AG'nin üç boyutlu, somut, eğlenceli, ilgi çekici, gerçekçi olduğu sonucu elde edilmiştir. Bazı öğretmen adayları tarafından Genel beşeri coğrafya ve Türkiye fiziki coğrafya derslerinde de AG'nin daha uygulanabilir olduğuna vurgu yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Sosyal Bilgiler, Fiziki Coğrafya, Artırılmış Gerçeklik, Başarı Testi, Tutum Ölçeği

Aday öğretmenlerArtırılmış gerçeklikCoğrafya eğitimi+7
Ayşe Vildan Ünal
Necmettin Erbakan University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Coğrafya eğitiminde alan çalışmalarına bir örnek: Ereğli-Konya fiziki coğrafyası

Çalışmada uygulamalı olarak Coğrafya Dersi Öğretim Programlarında bulunan 130 kazanımın içinde yer alan fiziki coğrafya ile ilgili 53 kazanıma karşılık olarak Ereğli fiziki coğrafyasında karşılanma düzeyinin tespitinin yapılması amaçlanmıştır. Bu çalışma nitel araştırma yöntemlerinden olan Delphi tekniği ile gerçekleştirilmiştir. Ereğli- Konya fiziki coğrafya özelliklerinin Coğrafya Dersi Öğretim Programlarıyla karşılaştırılması ve birbirleriyle olan örtüşmeleri incelenmiştir. Çalışma sonucunda; 2018-CDÖP'de yer alan fiziki coğrafya ile ilgili toplam 53 adet kazanımdan çeşitli sınıf düzeyi ve fiziki coğrafya ile ilgili ünitelerden toplam 49' unun (%92,4) karşılama düzeyini yüksek oranda gerçekleştirdiği sonucuna ulaşılmıştır.

Coğrafi özelliklerCoğrafya dersiCoğrafya eğitimi+5
Abdullah Ender Akçay
Necmettin Erbakan University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Dobrogea (Dobruca - Romanya) Türk yer adlarına toponomik bakış

Yer adlarını yapı, anlam ve köken bakımından açıklamaya çalışan bilim dalına (toponimi/toponomi) yer adları bilimi denir. Yer adları üzerine yapılan araştırmalar, dilbilim, coğrafya, tarih, etnografya, sosyoloji, arkeoloji, ekonomi vb. gibi çok çeşitli alanlarda bilimsel araştırmanın sonuçlarından yararlanır. Bu nedenle, toponimi, farklı disiplinlerin kesiştiği noktada olduğu için bir sınır araştırma alanı olarak görülmelidir. Dobrucanın toponomisi, bu bölgenin tarihinin izlerini taşır. Ortak bir süreklilik arz eden Osmanlı mirasının tek süreklilik arz eden izi olarak kabul edilir. Çalışmamda coğrafi açıdan Dobrucadaki Türkçe yer ismine yaklaştım. Bununla birlikte, yer adları, analiz edilmeden önce belgelenmeleri gerekir. Topografya haritalar başta olmak üzere saha çalışması, arşiv, kütüphane ve belgesel araştırmalar kullanılarak Türk kökenli yer adları tespit edilmiştir.

Beşeri coğrafyaCoğrafi adlarCoğrafi özellikler+5
Mihaela Cıubotarıu
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Esence Dağları'nın (Erzincan) buzul jeomorfolojisi ve jeokronolojisi

Bu çalışma, Doğu Anadolu bölgesindeki yüksek dağlık alanlardan biri olan Esence Dağları'ndaki buzullaşma süreçlerine ait jeomorfolojik şekiller üzerine odaklanmaktadır. Erzincan ilinin en yüksek zirvesine sahip olan ve Erzincan ovası ile Tercan-Çayırlı depresyonu arasında 3549 metre yüksekliğe ulaşan Esence Dağları'nın buzul jeomorfolojik özellikleri, Coğrafi Bilgi Sistemleri, Uzaktan Algılama teknikleri, morfometrik analizler ve arazi çalışmaları kullanılarak incelenmiştir. Bu incelemeler, buzul rekonstrüksiyonu ve yaşlandırma çalışmaları ile desteklenmiştir. Buzul jeomorfolojisine ait yöntem ve tekniklerin kullanıldığı bu çalışma ile Esence Dağları'nda sirk ve vadi buzullaşmalarının yaşandığı belirlenmiştir. Alp tipi buzullaşma olarak bilinen bu özellik, topografyanın sınırladığı buzullaşmaları tanımlar. Dağlık alanda, toplamda 8 buzul vadisi ve farklı boyutta 47 sirk tespit edilmiştir. En belirgin buzul izleri Aksu, Yedigöller, Soğanlı, Teknecik ve Karakaya buzul vadilerinde gözlemlenmektedir. Ayrıca, buzul jeomorfolojisinin belirleyicilerinden olan aretler, farklı tipteki morenler, buzul gölleri, hörgüç kayaları, törpülenmiş yüzeyler ve sandurlar, dağlık bölgede belirgin bir şekilde görülen önemli buzul şekilleridir. Yine kaya buzulları, girlandlar, çemberler, talus konileri ve protalus setleri çalışma sahasında görülen periglasiyal şekillerdendir. Buzul rekonstrüksiyonu sonucuna göre, çalışma sahasındaki paleobuzulların 61.33 km² alan kapladığı, kalınlıklarının 111 m ile 230 m arasında değiştiği, yaklaşık 14 km uzunluğa ulaşan paleobuzulların buzul dillerinin de ~1900 m yükseltiye kadar indiği belirlenmiştir. Ayrıca, paleo kalıcı kar sınırının 2746 m'den geçtiği tespit edilmiştir. Moren depolarından elde edilen OSL tarihlendirilmesinde 33.84 ± 4.56 ve 44.54 ± 6.73 bin yıl yaşları elde edilmiştir. Bu da buzullaşmanın MIS 3 (57–29 bin yıl) döneminde yaşandığını ortaya koymaktadır.

Fiziki coğrafya
Mutlu Seven
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Biyoçeşitliliğin korunmasında öncelikli alanların (sıcak-noktaların) belirlenmesi: Anadolu Diyagonali'nin Güneyi

Bu çalışma, Türkiye'de Anadolu Diyagonali'nin güneyinde biyoçeşitliliği koruma önceliklerini belirlemeyi amaçlamaktadır. Bölge, dünya biyoçeşitliliği bakımından en önemli sıcak noktalarından biri olarak kabul edilmekte olup, yüksek tür çeşitliliği ve endemizme sahiptir. Ancak, habitat parçalanması, iklim değişikliği, insan faaliyetleri ve yetersiz koruma önlemleri nedeniyle ciddi bir düzeyde tehdit altındadır. Mevcut koruma çabaları genellikle erişilebilirliği az olan sulak alanlar ve ormanlık habitatlara odaklanmakta olup en yüksek antropojenik baskı altındaki alanları yeterince kapsamamaktadır. Bu durum, Türkiye'nin biyolojik çeşitliliği koruma stratejilerindeki önemli bir boşluğu vurgulamaktadır. Çalışmada biyoçeşitliliğin genel tanımı ve habitatları oluşturan abiyotik unsurlarla ilişkileri ele alınarak koruma çalışması için teorik bilgiler sağlanmıştır. Biyoçeşitlilik unsurlarından her birinin ekosistem hizmetleri, ekonomik katkıları, iklim değişikliğiyle mücadele, gıda güvenliği, sağlık ve tıp, kültürel ve estetik değerler ile bilimsel araştırmalar açısından hayati bir öneme sahip olduğu vurgulanmıştır. Bu bağlamda, biyoçeşitliliğin korunmasının yalnızca ekolojik dengeyi sağlamakla kalmayıp, aynı zamanda insan refahı ve sürdürülebilir kalkınma için de kritik olduğu belirtilmiştir. Araştırmanın problemleri arasında, bölgenin hızlı biyoçeşitlilik kaybı ve mevcut koruma metodolojilerinin yetersizliği yer almaktadır. Bu doğrultuda araştırmanın amacı, bölgedeki biyoçeşitliliği koruma stratejilerini geliştirmek için öncelikli alanları belirlemektir. Bu çalışmada, Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS), uzaktan algılama (UA) ve yapay zeka (YZ) gibi ileri teknolojik yöntemler, Çevresel Baskı, Durum ve Tepki (PSR) Modeli kapsamında entegre edilmiştir. Bu entegrasyon, koruma önceliklerinin daha etkin belirlenmesine olanak tanıyarak, çevresel değişikliklere karşı stratejik tepkilerin formüle edilmesini sağlamaktadır. Araştırma, yenilikçi ve etkili koruma stratejileri geliştirmeyi hedefleyerek, sınırlı koruma kaynaklarının maksimum verimlilikle kullanılmasına katkıda bulunmayı amaçlamaktadır. CBS, uzaktan algılama ve yapay zeka teknolojilerinin entegrasyonu, koruma alanlarının tespitinde büyük bir doğruluk ve hassasiyet sağlamıştır. Bu teknolojiler, biyoçeşitliliğin korunması için kritik alanların belirlenmesinde ve mevcut kaynakların etkin bir şekilde kullanılmasında önemli bir rol oynamıştır. Çalışmada kullanılan çevresel baskı, durum ve tepki modeli, bu teknolojilerin entegrasyonuyla birlikte, koruma stratejilerinin geliştirilmesinde bilimsel bir temel oluşturmuştur. Bu model, biyoçeşitlilik üzerindeki baskıları, mevcut durumu ve koruma tepkilerini kapsamlı bir şekilde analiz ederek, biyoçeşitliliğin korunması için en etkili stratejilerin belirlenmesine olanak tanımıştır. Araştırma bulguları, insan faaliyetlerinin biyoçeşitlilik üzerindeki baskısının doğal baskılardan daha büyük olduğunu göstermektedir. İnsan baskılarının %75, doğa baskılarının %25 oranında önemli bulunması, koruma stratejilerinin geliştirilmesinde insan kaynaklı baskıların minimize edilmesinin gerekliliğini ortaya koymaktadır. Bu durum, özellikle kentleşme, tarım, kerestecilik ve rekreasyon faaliyetlerinin biyoçeşitlilik üzerindeki olumsuz etkilerini azaltmak için sürdürülebilir uygulamaların teşvik edilmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Durum kriterleri arasında ekosistem kriterlerinin tür kriterlerine göre daha yüksek ağırlıklandırılması (%67'ye %33), ekosistemlerin korunmasının türlerin korunmasında temel bir rol oynadığını göstermektedir. İklim elemanlarının (sıcaklık ve yağış) ve topoğrafyanın heterojen yapısının biyoçeşitlilik üzerindeki önemli etkileri olduğu tespit edilmiştir. Bu bulgular, iklim değişikliği ve arazi kullanımı değişikliklerinin ekosistemler üzerindeki olası etkilerini değerlendirmede önemlidir. Tepki kriterleri, biyoçeşitlilik kaybı ve ekosistem bozulmasına karşı koymayı amaçlayan faaliyetleri kapsamaktadır. Bu kriterler arasında eğitim, toplumsal farkındalık ve yasal düzenlemeler gibi unsurlar yer almaktadır. Eğitim, biyoçeşitliliğin korunması için kritik öneme sahip olup, çevre bilincinin artırılması ve sürdürülebilir uygulamaların teşvik edilmesi açısından önemli bir rol oynamaktadır. Yasal düzenlemeler ise, biyoçeşitliliği koruma çabalarının uygulanabilirliğini ve etkinliğini sağlamada kritik bir bileşen olarak kabul edilmiştir. Eğitim kriterinin %41, yasal düzenlemelerin %33 ve koruma alanlarının %26 oranında önemli bulunması, biyoçeşitlilik koruma çabalarının sürdürülebilirliği için toplumsal farkındalığın artırılması ve güçlü yasal çerçevelerin sağlanmasının gerekliliğini ortaya koymaktadır. Sonuç olarak, bu çalışma, Türkiye'nin Doğu Akdeniz Bölgesi ve Anadolu Diyagonali'nin güneyindeki biyoçeşitliliğin korunması için öncelikli alanları belirlemede önemli bir adım atmıştır. Çevresel baskı, durum ve tepki modeli, biyoçeşitliliği koruma çabalarını daha hedefli ve etkin hale getirmek için gerekli bilimsel temeli sağlamaktadır. Bölgenin geniş coğrafi ve ekolojik özellikleri göz önüne alındığında, bu çalışma, biyoçeşitliliğin korunmasına yönelik stratejilerin geliştirilmesi ve uygulanması için önemli bir rehber sunmaktadır. Araştırmanın bulguları, biyoçeşitlilik kaybını en aza indirmek ve ekosistem hizmetlerini sürdürülebilir kılmak için kritik alanların belirlenmesi ve korunmasına yönelik stratejilerin önemini açıkça ortaya koymaktadır. Bu bağlamda, çalışmanın sonuçları, hem akademik literatüre hem de pratik koruma çalışmalarına önemli katkılar sağlamaktadır. Ayrıca, çalışma, benzer zorluklarla karşı karşıya olan diğer biyoçeşitlilik sıcak noktalarında da uygulanabilecek ortak bir model sunarak, koruma bilimi alanına önemli bir katkı sağlamayı hedeflemektedir. Nihayetinde çalışmanın, uzun vadeli çevresel sürdürülebilirliğin sağlanmasına yönelik daha geniş bir hedefe de katkıda bulunması beklenmektedir. Bu çalışmanın bulguları, koruma önceliklerinin belirlenmesinde sosyo-ekonomik faktörlerin de dikkate alınması gerektiğini göstermektedir. İnsan faaliyetlerinin ve habitat parçalanmasının biyolojik çeşitlilik üzerindeki etkileri, bölgenin ekolojik ve sosyo-ekonomik bağlamına uygun koruma alanlarının tespit edilmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Bölgesel dinamiklerin ve yerel toplulukların ihtiyaçlarının göz önünde bulundurulması, koruma stratejilerinin etkinliğini arttırmaktadır. Bu bağlamda, kentleşme, tarım, kerestecilik ve rekreasyon gibi insan faaliyetlerinin biyoçeşitlilik üzerindeki baskısını azaltmak için sürdürülebilir uygulamaların teşvik edilmesi gerekmektedir. Arazi kullanım planlamasında biyoçeşitlilik korunmasına yönelik hassas bölgelerin belirlenmesi ve bu bölgelerde insan faaliyetlerinin sınırlandırılması önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Biyoçeşitlilik, Anadolu Diyagonali, Koruma, Mekansal Analiz, Sürdürülebilirlik, Çevresel Durum, Baskı ve Tepki Modeli.

Bitki coğrafyasıFiziki coğrafyaZoocoğrafya
Enes Karadeniz
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Hasbek Mağarası'nın (Diyarbakır-Dicle) jeomorfolojik özellikleri ve turizm planlaması

Mağaralar, yüzeye açılımları olan ve en az bir insanın sürünerek girmesine olanak verecek genişlik ve yüksekliğe sahip olan yer altı boşlukları olarak tanımlanmaktadır. Bu yeraltı boşlukları geçmişten günümüze kadar insanların sosyal ve kültürel gelişiminde önemli bir role sahip olmuştur. Yer aldığı bölgenin jeolojik-jeomorfolojik ve hidrografik özelliklerini yansıtması; kendine has, ilginç karstik oluşumlara sahip olması ve yılın her döneminde ziyaret edilme olanağının bulunmasıyla mağaralar, dünyada ve ülkemizde başta coğrafya ve turizm araştırmaları olmak üzere birçok bilimsel çalışmaya konu olmuşlardır. Bu tez araştırmasına konu olarak seçilen Hasbek Mağarası, Diyarbakır'ın Dicle ilçesine bağlı Bozoba mahallesi (köyü) sınırları içerisinde yer almaktadır. Mağaranın Diyarbakır il merkezine uzaklığı 64 km, Dicle ilçe merkezine uzaklığı ise 6 km olup mağaraya ulaşım kolay bir şekilde sağlanmaktadır. Mağara, Güneydoğu Torosların güneyinde yer alan GB-KD uzantılı bir antiklinal ekseninin güneye bakan yamacı üzerinde bulunmaktadır. Bu mağara Alt Miyosen yaşlı Fırat Formasyonu kireçtaşları içerisinde ve dolin tabanı üzerinde kesişen iki fay hattının tetikleyici unsur görevi görmesiyle ortaya çıkan çatlak ve yarıkların büyüyüp genişlemesi sonucu meydana gelmiştir. Mağaranın girişi 983 metre yükseltideki bir dolin tabanı üzerinde olup 1-1,5 m genişliğinde dar bir ağza sahiptir. Oluşumu açısından Doğal Mağaralar-İkincil Mağaralar-Karstik Mağaralar sınıfına dahildir ve çökel gelişimi bakımından aktif bir mağara özelliği göstermektedir. GD-KB yönünde 95 m uzunluk, -18 m derinlik ve yaklaşık olarak 3235 m² bir alana sahip olan bu mağaranın içi geniş bir meydanı andırmaktadır. Mağaranın tabanına erişildikten sonra oldukça düz bir alanla karşılaşılmaktadır. Mağara çökelleri bakımından oldukça zengin olan bu mağarada sarkıt, dikit ve sütun gibi damlataşı çeşitlerine sıklıkla rastlanmaktadır. Çevre ve Şehircilik Bakanlığının, tabiat varlığı olarak belirlenecek mağaraların tespit, tescil ve koruma, kullanma koşullarına ilişkin teknik esaslarına göre "B" sınıfı koruma statüsünde yer almaktadır. Bulunduğu bölgede bu büyüklükte doğal oluşumlu mağaraların nadir olarak görülmeleri nedeniyle mağara turistik olarak ayrıca önem kazanmaktadır. Hasbek Mağarası'nın 7 km güneyinde yer alan Eğil ilçesinin doğal ve kültürel turizm kapasitesi nispeten gelişmiş olup mağaranın çevresinde yer alan Maden Çayı ve Dipni Çayı üzerinde kurulan Kralkızı ve Dicle Barajlarının da ekoturizm potansiyeli bulunmaktadır. Ayrıca Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi tarafından Kralkızı Barajı kenarında bir adet gençlik kampı yapılmış olup mağaraya oldukça yakın bir konumdadır. Hasbek Mağarası da çevresindeki bu doğal ve kültürel turizm alanlarıyla birlikte bir turizm destinasyonu haline getirilerek gerekli çalışmaların yapılmasıyla turizme kazandırılabilir. Hasbek Mağarası ile ilgili detaylı bir literatür taraması yapılmış fakat bir paleoiklim ve zooloji çalışması dışında mağarayı detaylı bir şekilde ele alan herhangi bir bilimsel çalışmaya rastlanılmamıştır. Bu doğrultuda çalışmanın amacı söz konusu mağaranın jeomorfolojik özelliklerini açıklayıp mağaranın ilgili literatüre kazandırılmasına önayak olmaktır. Bu durumun araştırmanın önemini daha da arttıracağı düşünülmektedir. Araştırma yapılırken; arazi-saha çalışmaları, gözlem, ölçüm alma, uzaktan algılama, haritalama, coğrafi bilgi sitemleri (CBS) analizi, coğrafi veri analizi-değerlendirilmesi gibi birçok araştırma yöntemi kullanılmıştır. Mağaranın jeolojik-jeomorfolojik özelliklerini daha net ortaya koymak amacıyla serbest istasyon alma tekniği ile lazer metre, şerit metre, pusula ve klinometre gibi materyaller kullanılarak mağaranın bir plan, kesit ve profili çıkarılmıştır. Sonrasında mağaranın çeşitli diğer haritaları da çizilerek mağaranın jeomorfolojik özellikleri daha net bir şekilde ortaya konmuştur. Çeşitli haritalar oluşturulurken Cave Render Pro, ArcGIS/ArcMap 10.8, Adobe Photoshop CC 2015, Google Earth Pro ve HGM Küre gibi yazılımlar kullanılmıştır. Bu çalışmayla elde edilen tüm sonuçların; mağaranın jeomorfolojik özelliklerinin belirlenmesi ve literatüre kazandırılmasına ayrıca mağaranın turizm değeri kazanmasına destek olması hedeflenmiştir. Anahtar Kelimeler: Mağara, Jeomorfoloji, Hasbek Mağarası, Turizm Planlaması, Diyarbakır

Fiziki coğrafyaTurizm coğrafyası
Muhammed Kılıçarslan
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Kentsel alanlarda çevresel kirlilik analizi: Gaziantep şehri örneği

Çevresel kirlilik tüm ekosistem için olduğu gibi günümüz kentleri için de en önemli sorunların başında gelmektedir. Kentsel alanlarda sanayi, kentleşme, nüfus artışı gibi farklı parametrelere bağlı olarak özellikle ağır metallerden kaynaklı çevresel kirlilik ortaya çıkmaktadır. Dünya genelindeki büyük kentlerde olduğu gibi Gaziantep şehrinde de sanayi, ulaşım, nüfus ve tüketime bağlı olarak çevresel kirlilik önemli bir sorun haline gelmiştir. Bu duruma bağlı olarak, bu çalışmada da Gaziantep şehrindeki ağır metallerin yarattığı çevresel kirliliğinin güncel durumu toprak ve bitki örneklerinden alınan numunelerin analize tabi tutulmasıyla ortaya konulmuştur. Gaziantep şehri ve yakın çevresinde belirlenmiş 10 farklı lokasyondan, 4 farklı mevsimde alınmış toprak ve bitki örnekleri labaratuvar ortamında analiz edilmiştir. Bu analizler sonucunda özellikle Başpınar ve KÜSGET sanayi alanlarına yakın yerlerde çeşitli ağır metallerin yoğunlukta olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca Çamlıca, Mavikent gibi alanlardan alınan örneklerde de nüfusa bağlı olarak farklı ağır metallerin çevresel kirlilikte etkili olduğu belirlenmiştir. Dolayısıyla bu çalışma Gaziantep kentinin güncel kirlilik durumuna ön değerlendirme imkânı sunmuş ve gelecekte yapılacak olan farklı bilim dallarındaki çalışmalara ön ayak olmuştur.

Ağır metallerDoğal çevreEndüstriyel kirlilik+6
Zeynep Enterili
Gaziantep University · Göç Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Er-Risâletü's-Sâniye (Rîhle fî Vasati Âsiyâ) adlı eserin tercüme ve değerlendirilmesi

İslâm coğrafyacılarının kaleme aldıkları eserler tarihin aydınlatılmasında önemli bilgiler içermektedir. Gezdikleri yerlerle ilgili gözlem ve sözlü rivayete dayalı sundukları bilgiler dinler ve mezhepler tarihi açısından önemlidir. Ancak, verilen bilgilerin gerçekliğinin de eleştirilmesi gerekmektedir. Çünkü zamanda ve mekânda uzaklığın muhakeme ve değerlendirme üzerinde tesiri çoktur. Ebû Dülef'in sefernamesinde Çin, İran ve bölge halkları ile ilgili önemli bilgiler bulmak mümkündür. Sefernamesinde ticari hayatla ilgili verdiği bilgilerin yanında taşların ve binaların özelliklerine de dikkat ettiği görülmektedir. Ancak eserinde düzenli bir işleyişin olmadığı görülmektedir. Bu açıdan eserin sonradan hatırlandığı kadarıyla yazıldığı ifade edilmektedir. Anahtar kelimeler: Ebû Dülef, Nişabur, Şîz, Şehrizor, Tarem, Hemedan, Rey, Nasibin Nehri

Beşeri coğrafyaEbu DülefFiziki coğrafya+2
Bekir Zeybek
Gaziantep University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2014
00
DoctorateOpen AccessTR

Kilistra (Gökyurt) yöresi'nin kültürel jeomorfolojisi, Konya

Yerşekillerinin oluşumunda ve etkin süreçlerin insan yaşamına sağladığı avantajların saptanması, kullanımı ve geliştirilmesinin yanı sıra onların yol açtığı problemlere eğilme ve çözüm üretme hızla ilerlemektedir. Yerşekillerinin mekânsal dağılışı ve değişikliklerini toplumsal sorunlarla irdeleyip çözüm getirme yolu da bu kapsamda değerlendirilmelidir. Özellikle son iki asır boyunca insanlar, başta tarımsal faaliyetler, madencilik ve taş ocakları işletmeciliği, kentler ve yolların inşaları yoluyla yeryüzünde materyal transferinde ve yerşekillerinin değiştirilmesinde giderek artan bir önemde etki yapmışlardır. Çalışma ile kültürel jeomorfoloji çalışmalarında kullanılacak araştırma metodolojisi oluşturularak, dört bölüm halinde ele alınan bir çalışma tekniği belirlenmiştir. Öneriler kapsamında çalışmada karma araştırma yöntemi kullanılmıştır. Araştırma sahasına ait coğrafi özellikler nicel araştırma yöntemi kullanılarak elde edilmiştir. Veriler meta analizine tabi tutularak alanın tanımlanması gerçekleştirilmiştir. Progresif ve regresif araştırma yöntemi çalışmasıyla arazi gözlemi ve değerlendirilmesi yapılmış, kültürel alan ve ihtiyaç varlığı ortaya konulmuştur. Nitel araştırma tekniği yardımıyla kültürel jeomorfoloji kavramına ait teori geliştirilmiş, hipotez oluşturulmuş, yorumlama ve genellemelere gidilmiştir. Arazi çalışmaları ile çalışma sahasının kültürel jeomorfoloji unsurları tespit edilmiştir. Kültürel jeomorfosit elemanları değerlendirilerek "Kilistra Jeopark Alanı" önermesinde bulunulmuştur. Sahanın kültürel jeomorfoloji açısından araştırılması ve değerlendirilmesi, doğal ortamın sürüdürülebilir kullanımına etki edecek ve kültürel ortam olarak değerlendirilen alana toplumsal ve ekonomik katkı sağlayacaktır. Anahtar Kelimeler: Kültürel Jeomorfoloji, Jeopark, Kültürel Jeomorfosit, Kilistra Yöresi.

AntropojeomorfolojiFiziki coğrafyaJeokültürel yapı
Halil Mesut Baylak
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Cibuti tarımının coğrafi analizi

Cibuti nüfusunun %70'i kentsel alanlarda yaşarken, geri kalan %30'luk kısmı ise kırsal alanlarda yaşamaktadır. Ülkede ekilebilir arazinin varlığının az olmasından kaynaklı olarak tarımsal faaliyetler daha çok hayvan otlatıcılığına dayanmaktadır. Kırsalda yaşayan toplulukların ekonomik ihtiyaçlarının ve hayvansal üretim miktarının iyileştirilmesi için suya erişim imkânlarının iyileştirilmesi temel önceliktir. Yeraltı su kaynakları yoğun bir şekilde kullanılmaktadır. Bu durumun avantaja dönüştürülmesi için yetkili birimlerin yüzey suyunu toplamaya daha fazla odaklanması gerekmektedir. Cibuti Cumhuriyeti Devleti'nin mevcut ekilebilir arazisinin yüz ölçümü %1'lik bir orana denk gelmektedir. Tarımsal faaliyetler için kullanılan bu alan yaklaşık 600 hektara denk gelmektedir. Bu sınırlı alanda üretim, ülke nüfusunun ihtiyaçlarının yalnızca %10'unu karşılayabilmektedir. Dolayısıyla Cibuti'nin tarımsal kaynakları sınırlıdır, başta coğrafi koşullar olmak üzere birçok engelleyici faktör bulunmaktadır. Tarım hem gıda güvenliği hem de devletin egemenliği için stratejik bir faaliyet olmasının yanı sıra bir istihdam ve zenginlik kaynağı durumundadır. Küresel ısınmadan dolayı meydana gelen iklim değişikliği ve kuraklıkların bu derece yoğunlaşması, küresel gıda ticaretini ve küresel gıda krizini etkilemektedir. Bu bağlamda Cibuti'nin de tarımını iyileştirmek ve gerçekleşebilecek olan küresel krizler için yiyecek depolamak amacıyla önlemler alması gerekmektedir. Halkının büyük çoğunluğu yoksul olan Cibuti'de muhtemel gıda krizleri için alınacak önlemlerin planlarının hızla yapılması gerekmektedir. Yeni bir salgının ne zaman patlak vereceği, bir sonraki savaşın ne zaman başlayacağı, yeni bir krizin ne zaman ortaya çıkacağı bilinmediğinden, gıda arzını artırmak için ne gerekiyorsa yapılmalıdır. İnsan yaşamının sona ermesine neden olan kıtlık ve diğer felaketlerin önlenmesi hayati önem taşımaktadır, tarımın tüm yönleriyle gelişmesi bütün bu sorunların önlenmesinde kilit rol oynamaktadır.

Beşeri coğrafyaCibutiCoğrafi özellikler+5
Ayanleh Ayeh Daher
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00

Related subjects