Hearing impaired children
90 theses under this subject heading
İşitme engelli öğrencilerin eğitiminde karşılaşılan güçlüklere ilişkin öğretmen görüşleri: Van ili örneği
Bu araştırma, Van ilindeki işitme engelli öğrencilerin eğitiminde karşılaşılan güçlüklere ilişkin öğretmen görüşlerini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Araştırmada nitel araştırma yönteminden hareketle olgu bilim deseni tercih edilmiştir. Araştırmanın çalışma grubu Van illindeki işitme engelli okullarda görev yapan 30 özel eğitim öğretmeninden oluşmaktadır. Araştırma verileri yarı yapılandırılmış görüşme tekniği ile toplanmıştır. Araştırma verileri betimsel analiz tekniğinden hareketle analiz edilmiş ve sunulmuştur. Araştırmada öğretmenlerin işitme engelli öğrencilerle etkili iletişim kurmamalarından, eğitim materyallerinin sınırlı olmasından, sınıf ortamlarının işitme engelli öğrenciler için uygun olmamasından kaynaklı güçlükler yaşadıkları bulgulanmıştır. Araştırmada işitme engelli öğrencilerin eğitiminde karşılaşılan temel güçlükler işitme engelli öğrencilerle çalışan öğretmen yeterlilikleri, iletişimden kaynaklı güçlüklerin yaşanması, eğitim materyalleri ve aile katılımı yetersizliğinden kaynaklı güçlüklerin yaşandığı gibi sonuçlara ulaşılmıştır. Ayrıca araştırmada öğretmenlere yönelik işaret dili ve özel eğitim yöntemleri konusunda kapsamlı eğitimlerin verilmesi gerektiği, işitme engelli öğrencilerin eğitiminde özel materyallerin artırılması ve bu materyallere erişimin kolaylaştırılması gerektiği, sınıf ortamlarında daha fazla görsel ve dokunsal düzenlemelere yer verilmesi gerektiği gibi öneriler sunulmuştur.
Düşük gelirli ailelere mensup işitme engelli çocukların tedavisinin ve eğitiminin kıyaslanması
Amaç: Bu çalışma düşük gelirli ailelere mensup işitme engelli çocuklarının tedavisinin ve eğitiminin kıyaslanması ve etkili olabilecek etmenleri belirlemek amacıyla planlanmıştır. Araştırmada maddi durumu iyi işitme engelli ve maddi durumu iyi olmayan işitme engelli 9-17 yaş grubunda bulunan çocukların tedavi ve eğitim düzeylerini belirlemek, her iki gruptaki çocukların yaşı, cinsiyeti, ebeveynlerin öğrenim düzeyi, işitme engelin derecesi, cihaz kullanma durumu, eğitime başlama yaşı, ailenin maddi gelir düzeyi, çocuğun haftalık aldığı ders saati gibi değişkenlerin eğitim düzeyinde ve tedavi sürecinde farklılık yaratıp yaratmadığını ortaya koymak amacıyla yürütülmüştür. Yöntem: Araştırmaya İstanbul ilinde bulunan Rehabilitasyon merkezine devam eden işitme engelli çocuklar katılmıştır. Çalışma kapsamında araştırmaya 10 kız 10 erkek olmak üzere toplam 20 çocuk taramaya alınmıştır. Bu çalışmada 5 kız ve 5 erkek çocuk eğitim saati yüksek olan geri kalan 5 kız ve 5 erkek çocuk ise eğitim saati sabit olan çocuklardan seçilmiştir. Araştırmada 'Ders Veren Öğretmenlere Yönelik Gönüllü Onam Formu' ile 'Anne- Babalara Yönelik Gönüllü Onam Formu' kullanılmıştır. Çalışmaya işitme kaybı derecesi (hafif-orta-ileri) aynı olan çocuklar katılmıştır. Anket sorularına verilen cevaplar 7 puan üzerinden değerlendirilmiş ve yüksek puanlar daha fazla memnuniyeti göstermiştir. Bulgular: Anket uygulaması yapılan 8 saat ders alan çocuklar ile 8 saatten fazla ders alan çocuklar arasında dil gelişim, sosyal gelişim, motor gelişim gibi alanlarda istatiksel olarak anlamlı farklar saptanmıştır. Bu çalışma alınan ek derslerin çocukların gelişimsel özellerinkilerinde büyük etki yarattığı, ders saatlerinin daha sık olmasının çocukların özellikle dil gelişimlerinde olumlu etkiler yarattığı saptanmıştır. Sonuç: Bu araştırmanın sonucunda; aileye ve öğretmenlere uygulanan anketlerle ders saati standart olan işitme engelli çocukların ek ders alan işitme engelli çocuklardan eğitim seviyelerinin daha geride olduğu, alınan ek derslerin işitme engelli çocukların normal işiten akranlarıyla gösterdikleri gelişim seviyeleri aynı seviyede olmasa bile yakın seviyede seyrettiği sonucuna varılmaktadır. Çocukların ders saatlerinin artırılması tedavi ve eğitim sürecinde olumlu sonuçlar yarattığı bilgilerine varılmıştır.
Erken çocukluk dönemi, işitme engelli çocuklar ile normal işiten çocukların fonolojik farkındalık becerilerinin karşılaştırılması
İşitme kaybının varlığı, çocuklarda birçok gelişim alanını olumsuz etkilemektedir. Fonolojik farkındalık, sözcüklerin faklı ses birimlerinden meydana geldiğini kavrama becerisidir. İşitme kayıplı çocuklarda bu beceride eksiklikler gözlenmektedir. Bu çalışma; erken çocukluk dönemindeki işitme engelli ve normal işiten çocukların fonolojik farkındalık becerilerini karşılaştırmak amacıyla yapılmıştır. Çalışma kapsamında hedeflenen, normal işiten çocuklar ile işitme engelli çocukların fonolojik farkındalık becerileri arasında anlamlı farklar olup olmadığını belirlemektir. Araştırmanın çalışma grubunu, 60-72 ay arasında 20 işitme kayıplı çocuk ve 20 normal işiten çocuk oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplamak amacıyla, ''Yangın Erdoğan ve Erdoğan Fonolojik Farkındalık Ölçeği'' kullanılmıştır. Sonuçlar, işitme engelli ve normal işiten bireylere uygulanan fonolojik farkındalık ölçeğindeki bireylerin verdiği yanıtlar doğrultusunda değerlendirilmiştir. İşitme engelli ve normal işiten bireylerin fonolojik farkındalık becerileri karşılaştırılmıştır. Elde edilen veriler sonucunda; işitme engelli ve normal işiten grupta fonolojik farkındalık ölçeği toplam puanının karşılaştırmasında anlamlı farklılık tespit edilmiştir. İşitme engelli grubun ortalaması, normal grubun ortalamasına göre anlamlı derecede düşük tespit edilmiştir. Bu çalışmanın sonuçları; işitme engelinin çocuklarda, fonolojik farkındalık becerilerini olumsuz yönde etkilediğini göstermiştir. İşitme kaybı olan çocuklarda fonolojik farkındalık becerilerini geliştirici eğitim desteğinin erken dönemde sağlanması, akranlarına sosyal ve akademik hayatta uyum sağlamalarına yardımcı olacaktır.
İşitme kayıplı çocukların cinsiyet ve dil gelişimi arasındaki ilişkinin incelenmesi
Çocuklarda dil gelişimi etkileyen birçok neden olduğu bilinmektedir. İşitme kaybının da dil gelişiminde ki gecikmenin başlıca nedenlerinden biri olduğu bilinmektedir. Bu araştırmada da işitme kayıplı çocukların cinsiyetleri ile dil gelişimleri arasında anlamlı bir ilişki olup olmadığı incelenmiştir. Bu incelemeye etkisi olan diğer öğrenci özellikleri de aynı şekilde incelemeye alınmıştır. Araştırmada amaç dil gelişimi ile cinsiyet arasında anlamlı bir fark var ise gecikmenin fazla olduğu cinsiyetin dil eğitimini arttırmaktır. Bu amaç doğrultusunda Türkçe Erken Dil Gelişim Testi (TEDİL) ile alıcı dil becerileri ve ifade edici dil becerileri ayrı ayrı değerlendirilmiştir. Araştırmaya 2 yaş ile 7 yaş 11 ay aralığında olan 10 kız,10 erkek toplamda 20 işitme kayıplı çocuk dahil edilmiştir. Araştırmanın sonucunda alıcı dil becerileri ifade edici dil becerilerinden daha iyi olsa da işitme kayıplı çocukta dil gelişiminde gecikme olduğu bariz bir şekilde ortadadır ve cinsiyet faktörü ile dil gelişimi arasında anlamlı bir fark elde edilememiştir.
İşitme engelli öğrencilerin okuma-yazma ve problem çözme becerileri arasındaki ilişki
Bu araştırmada; 6., 7. ve 8. sınıfa giden işitme engelli öğrencilerin okuma, yazma ve problem çözme becerileri arasındaki ilişki ile okuma, yazma ve problem çözme becerileri üzerinde etkisi olabileceği tahmin edilen öğrenci özelliklerinden işitme kaybı düzeyi, işitme eğitimi aldığı süre ve güncel eğitim durumu incelenmiştir. Araştırmada, okuma-yazma ve problem çözme becerileri arasındaki ilişki düzeyini belirlemek ve bu beceri düzeyi üzerinde etkisi olabilecek öğrenci özelliklerini değerlendirmek amacıyla nicel araştırma yöntemlerinden olan nedensellik karşılaştırılmalı araştırma biçimi kullanılmıştır. Araştırmaya toplam 30 işitme engelli öğrenci katılmıştır. Araştırma verileri, "Okuma Süresi Ölçme Aracı", "Yazma Süresi Ölçme Aracı ve "Problem Çözme Becerisi Ölçeği" kullanılarak elde edilmiştir. Öğrencilerin yanıtları yukarıda belirtilmiş olan ölçeklere göre puanlandırılmıştır. Araştırma bulgularında, işitme engelli öğrencilerin okuma becerileri ile yazma becerileri arasında pozitif yönde güçlü bir anlamlı ilişkinin var olduğu saptanmıştır. Öğrencilerin okuma becerileri ile problem çözme becerileri arasında pozitif yönlü anlamlı bir ilişkinin olduğu görülmüştür. Yazma becerileri ile problem çözme becerileri incelendiğinde ise aralarında anlamlı herhangi bir ilişki olmadığı görülmüştür.
Türkçe ve Türk işaret dili (TİD)'nde hikaye başlangıçları ve karakter tanıtımları: Dil kanalının farklı olması bize neyi gösterir?
The aim of the current thesis is to track the developmental patterns in learning to set the scene and introduce referents in narrations produced by hearing children acquiring Turkish and deaf children acquiring Turkish Sign Language (Türk İşaret Dili - TİD). While narrating events presented in visual modality as in picture stories, spoken language acquiring children need to translate them into sequential segments of verbal output following the linguistic structures of their language (Berman and Slobin, 1994). This is not the case for deaf children who acquire a sign language where space is used to describe events and linguistic structures bear visual resemblance to the real events. The data were collected from three age groups in TİD and Turkish: Younger children between 3;5-6;8 years, older children between 7;2-9;11, and adults. There were 10 participants in each age group in each language, thus a total of 60 people took part in the current study. The participants were asked to narrate a picture story (Balloon Story, Karmiloff-Smith, 1981) to a deaf or a hearing person depending on the language condition. All the data were annotated and coded by deaf and hearing research assistants for the linguistic elements used to set the scene at the beginning of the narration (i.e., who, where, what information for the first picture) and the use of explicit linguistic forms to introduce the referents (i.e., the boy, the balloon man, the balloon). The results of the analyses showed that TİD-signing and Turkish-speaking children reached the adult patterns in learning to use scene setting elements at similar ages: In both languages, older age children, but not younger age children, were similar to adults in how frequently they used different types of scene setting elements. As to referent introduction, even younger children in both languages were adult-like in making explicit referrals to different referents of Balloon Story. Turkish speakers, in general, used explicit referrals to the main and secondary animate and inanimate characters of the story more frequently than TİD signers, which could be an effect of modality or typological difference between two languages.
Engelli öğretmenlerin öğretmenlik deneyimlerine ilişkin görüşlerinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, engelli öğretmenlerin öğretmenlik deneyimlerine ilişkin görüşlerini incelemektir. Araştırmada nitel araştırma desenlerinden biri olan olgu bilimi deseni kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunun belirlenmesinde amaçlı örnekleme yöntemlerinden birisi olan maksimum çeşitlilik örneklemesi kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, Aksaray ili merkez ilçesindeki resmi ilkokul, ortaokul ve liselerde görev yapmakta olan engelli öğretmenler arasından seçilen 15 engelli öğretmen oluşturmuştur. Araştırma verilerinin toplanmasında yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Araştırma verilerinin analizinde içerik analizi kullanılmıştır. Araştırmada engelli öğretmenlerin öğretmenlik mesleğini seçme nedenlerinde engellilik dışı faktörler ve engellilikten kaynaklanan faktörler olduğu belirlenmiştir. Engelli öğretmenlerin öğretmenlik mesleğine yönelik olumlu ve olumsuz duygularının ve düşüncelerinin olduğu belirlenmiştir. Engelli öğretmenlerin sınıf disiplini uygulamalarında çağdaş disiplin ve geleneksel disiplin anlayışı vurgulanmıştır. Engelli öğretmenlerin çoğunlukla zaman yönetimini sağlayabildikleri vurgulanırken zaman yönetiminde sorun yaşadıkları da ortaya konulmuştur. Çoğunlukla sınıfın fiziki koşullarının engelli öğretmenlik için uygun olduğu vurgulanmış olmakla birlikte engel durumuna göre sınıfın fiziki koşullarında ek düzenleme ihtiyacı duydukları ortaya konulmuştur. Engelli öğretmenlerin çoğunlukla geleneksel öğretim yöntem ve tekniklerini kullandığı belirlenirken çağdaş öğretim yöntem ve tekniklerini de kullandıkları ortaya konulmuştur. Engelli öğretmenlerin kullandıkları materyallerde çoğunlukla teknolojik materyalleri kullandıkları belirlenirken ders kitabının ve yardımcı kaynakların kullanıldığı da ortaya konulmuştur. Engel durumunun sınıf disiplinini, zaman yönetimini, öğretim yöntem ve tekniklerinin kullanımını ve seçimini, materyal kullanımını ve seçimini etkilediği belirlenmiştir. Engelli öğretmenlerin sınıf dışı eğitim-öğretim süreçleri olarak en fazla kulüp etkinlikleri gerçekleştirdikleri belirlenirken, branş kapsamında ve bunların dışında etkinlikleri de gerçekleştirdikleri ortaya konulmuştur. Bununla birlikte sınıf dışı eğitim öğretim etkinliklerinde engellilik kaynaklı sorunlar yaşadıkları belirlenmiştir. Engelli öğretmenlerin meslektaşlarıyla, velileriyle, öğrencileriyle ve yöneticileriyle olumlu ilişkileri olduğu belirlenmiştir. Ayrıca yöneticileriyle, öğrencileriyle ve meslektaşlarıyla sorunlar yaşadıkları belirlenmiştir. Engelli öğretmenlerin görev yaptıkları okulların fiziki koşullarının çoğunlukla engelli öğretmenlik için uygun olmadığını düşündükleri belirlenirken uygun olduğunu düşünenlerin de olduğu belirlenmiştir. Engelli öğretmenlerin etkili öğretmenlik yapabilmelerini sağlayacak koşullara ilişkin olarak çoğunlukla öğretmenlik mesleği ile ilgili koşulların belirtildiği, engelli öğretmenlik ve eğitim politikaları ile ilgili koşulların da vurgulandığı ortaya konulmuştur.
İşitme engelli öğrencilere programlı öğretim yöntemiyle matematik öğretimi
BÖLÜM IV ÖZET, YARGI VE ÖNERİLER Özet Araştırmanın bu bölümünde, önceki bölümlerin özeti, araştırma bulgularına dayalı olarak ulaşılan yargı ve önerilere yer verilmiştir. Araştırmanın amacı, işitme engelli öğrencilere matematik öğretiminin programlı öğretim yöntemiyle gerçekleşip gerçekleşmiyeceğini saptamaktır. Bu genel amaca bağlı olarak, farklı eğitim ortamlarında öğretim gören Sağırlar Olculu ve İÇEM'de bulunan öğrencilerin, matematik öğrenimlerinde programlı öğretim yönteminden yararlanma düzeyleri arasında fark olup olmayacağı belirlenmek istenmiştir. Ayrıca programlı öğretim yönteminin tanıtılması, uygulamalarda başarılı sonuçlar alınabilmesi için ne gibi çalışmalara, düzenlemelere gereksinim duyulacağı gözlenmek istenmiştir. Bu araştırmada grupların başarılarını değerlendirmede kullanılan araçların geçerliliği ve güvenirliği olduğu varsayılmıştır. Araştırmada elde edilen bulgular, denek sayısı, sunuları içerik, kullanılan programlı materyal, değerlendirme süreci ve zaman bakımından 5556 belli sınırlılıklara bağlı bulunmaktadır. Aynı zamanda bar önlem olarak araştırmada sıkça geçen terimler, farklı anlam ve değişik yorumlara neden olmaması için "Tanımlar" başlığı altında açıklanmıştır. Araştırma kapsamında Sağırlar Okulundan 17, ve İÇEM' den 8 öğrenci olmak üzere toplam 25 öğrenci bulunmaktadır. Programlı materyal geliştirilmesi hazırlık, yazma ve deneme olarak üç aşamada gerçekleştirilmiştir. Hazırlık aşamasında ilk olarak programlanacak konunun seçimi yapılmış, konuya ilişkin amaçlar, ön ve son testler hazırlanmış, işlenecek konunun içerik analizi yapılmıştır. Hazırlık aşamasındaki bu çalışmalar yapıldıktan sonra, programlı materyalin doğrusal programlama modeline göre yazımına başlanmıştır. Konuya ilişkin materyal, taslak olarak hazırlandıktan sonra öğrenci grubundan alınan öğrenciler üzerinde deneme yapılmıştır. Bu denemede öğrencilerden elde edilen verilere göre taslak materyale son biçim lenmiş ve çoğaltılmıştır. Araştırmada programlı materyali hazırlarken 1988-1989 ders yılında izlenen Ortaokul 2. sınıf matematik ders kitabından yararlanılmıştır. Hazırlanan programlı materyal 99 maddeden oluşmuştur. Konuyla ilgili programlı materyal verilmeden önce "sontest", gruba "ilktest" olarak verilmiştir. İlk test uygulamasından sonra gruba programlı materyal ve karton" levhalar dağıtılmış, gerekli açıklamaların57 ardından, öğrenciler materyalle çalışmaya başlamışlardır. Konunun incelenmesi tamamlandıktan sonra gruba sontest uygulanmıştır. Verilerin analizi şu sıraya göre gerçekleştirilmiştir. 1. Sağırlar Okulu ve İÇEM öğrencileri bir grup olarak ele alındığında, bu gruba ilişkin öntest-sontest puanlarının aritmetik ortalamaları arasındaki farkın anlamlılığının karşılaştırılması, 2. İÇEM grubu ile Sağırlar Okulu 'grubunun öntest puanlarının aritmetik ortalamaları arasındaki farkın anlamlılığının karşılaştırılması. 3. İÇEM grubu ile Sağırlar Okulu grubunun sontest puanlarının aritmetik ortalamaları arasındaki farkın anlamlılığının karşılaştırılması. Araştırmada elde edilen başlıca sonuçlar şunlardır: 1, İÇEM ve Sağırlar okulunda öğrenim g-ören işitme engelli öğrencilere "programlı eğreti.)" yöntemiyle matematik öğretilebileceği, 2. İÇ£M ve Sağırlar Okulu öğrencilerinin "programlı öğretim" yöntemiyle matematik öğretiminden aynı düzeyde yararlanabildikleri belirlenmiştir. Yargı özel eğitime muhtaç çocuklar sınıfına giren işitme engelli öğrencilerin, matematik öğretiminde "programlı öğretim" yönteminin katkısını test etmeye
İşiten bir anneyle birinci sınıfa devam eden işitme engelli çocuğunun doğal ev ortamında çeşitli bağlamlardaki sözlü etkileşimlerinde konu değiştirmeleri
Bu çalışmanın amacı, normal işiten bir anneyle işitme engelli oğlu arasındaki sözlü etkileşimlerinde bağlamın ve sohbetin öğelerinden konu değiştirmelerini incelemektir. Araştırmanın deseni "tek katılanlı niteliksel vaka çalışmasıdır". Araştırmaya katılanlar, okul çağında işitme engelli bir çocuk ve onun normal işiten annesidir. Çocuğun evde ve okulda kullandığı iletişim tarzı işitsel-sözeldir. Bu araştırma için tüm veriler ailenin günlük rutinlerinde saha notlan, görüşmeler, odyo ve video teyp kayıtlan ile toplanmıştır. Tüm veriler aktiviteler temel alınarak gözden geçirilmiş ve sınırlanmıştır. Seçilmiş video teyp kayıtlarına mikroetnografik analiz tekniği uygulanmıştır. Ek olarak, niceliksel analiz yapılmıştır. Verilerin analizi ana-babaya göre çocuğun dilinin geri olduğunu fakat normal çocukların dil gelişimine benzer olarak geliştiğini ortaya çıkarmıştır. Ayrıca, çocuğun doğal dil deneyimlerinde işitme cihazından yarar sağladığını göstermiştir. Sohbet ortaklan tüm aile üyeleriydi ve rolleri farklı bağlamlarda değişmekteydi. îşitme engelli çocuk aile üyeleriyle grup ve bire-bir sohbetlere katılmaktaydı. Bire-bir sohbetler çoğunlukla anne ve çocuk arasında evlerinin oturma odasında okul, sokak ve pazar dönüşünde gerçekleşmiştir.Bu sohbetlerin seçilmiş bölümlerinin mikro analizi annenin ve çocuğun ortamla ilgili olmayan konu değiştirdiklerini göstermiştir. Ancak, bu konu değiştirmelerde her birinin amaçlan ve stratejilerinin farklı olduğu belirlenmiştir. Bu çalışma, işitme engelli çocukların dil/iletişim gelişmeleri alanında öncü çalışmalardan biridir. Bu araştırma modelinin deseni araştırmacının bir ailede farklı bağlamlarda gerçekleşen etkileşimleri araştırma ve betimlemesini sağlamıştır. Doğal yöntemden başka, bu araştırmanın özgünlüğü katılanların işiten Türk ana-baba ve onların günlük yaşamında işitsel-sözel yöntemle iletişim kuran işitme engelli çocuklarıdır. Bu araştırma işitme engelli çocuk-işiten anne ve işiten anne-işiten çocuk etkileşimlerinin incelendiği doğal araştırmalara benzerlik gösteren sonuçlar vermiştir. Araştırma işitme engelli çocukların iletişimci olmaları konusunda kuramsal bakış açısı geliştirmeye yarayan sonuçlar sağlamıştır. Bu kuramsal bakış açısı, işitme engelli çocuğu olan işiten ana- babalann çocuklarıyla iletişim çabalarında rehberlik edebilir. Bu sonuçlar daha geniş katılanlı araştırmalara yöntemsel temel de sağlamıştır. Bu biriken bulgularla işitme engelli çocuklar için olası bir eğitim programı düzenlenebilir.
İki öğretmen ile okul öncesi dört işitme engelli öğrencinin sınıf ortamında kullandıkları iletişim amaçlarının betimlenmesi
Bu araştırma ile işitme engelli öğrencilerin ve onların işiten öğretmenlerinin sınıf sohbeti esnasında kullandıkları iletişim amaçlan betimlenmeye çalışılmıştır. Araştırma betimsel yönteme göre desenlenmiştir. Katılanlar Eskişehir'deki Ahmet Yesevi İlkokulu Hazırlık Sınıfı öğrencileri ve onların sınıf öğretmenleridir. Öğrencilerin üçü erkek, biri kızdır ve 5:1 1 ile 7:2 yaşlan arasındadırlar. Araştırmanın verileri doğal kontrolsüz katılımcı gözlem modeli çerçevesinde toplanmıştır. Araştırmacı sınıfı değişik zamanlarda giderek öğrenciler ve sınıf hakkında bilgi edinmiştir. Ayrıca öğretmenler ile öğrencilerin Hayat Bilgisi dersinde yaptıkları sohbetleri 20'şer dakikalık sürelerle kamerayla kayıt edilerek toplanmıştır. Veriler video teyp analiz yöntemiyle yazılı metne dönüştürülerek kodlanmıştır. Kodlanan veriler araştırmanın amaçlan doğrultusunda oluşturulan İletişim Amaçlan Kontrol Listesi'ne göre çözümlenerek betimsel istatistiklerle yorumlanmıştır. Gözlemciler arası güvenirlik, yazılı metnin güvenirliği ve kodlama güvenirliği olarak belirlenmiştir. Yazılı metnin güvenirliği birinci öğretmenin dersi için %82.33, ikinci öğretmenin dersi için %86.78 olarak bulunmuştur. Kodlama güvenirliği ise birinci öğretmenin dersinde %71.11 ile %80 arasında, ikinci öğretmenin dersinde %72.72 ile %84.28 arasındadır. Araştırma bulgulan, birinci öğretmenin iletişim amaçlan sınıflarının tamamım, ikinci öğretmenin ise "anlamlandırılamayan ifadeler" sınıfının dışındaki tüm iletişim amaçlan sınıflarını kullandığını göstermiştir.Öğrencilerin hepsi ençok "söyleşi aracı" iletişim amaçlan ile "yanıtlayıcı" iletişim amaçlarını kullanmışlardır. Öğrenciler birinci öğretmenin dersinde "bilgi veya duyguları belirtici" iletişim amaçlarını, "istek bildirme", "betimleme ve performatifler" iletişim amaçları sınıflarını az kullanmışlardır. İkinci öğretmenle yaptıkları derste ise "performatifler", "istek bildirme" ve "anlamlandırılmayan ifadeler" iletişim amaçları sınıflarını az kullanmışlardır. Bu durumun ortaya çıkmasında Hayat Bilgisi dersindeki evcil hayvanlar ile mevsimler konularının ve öğretmenlerin öğrencilerine karşı iletişimsel tulumlarını etkili olduğu düşünülmektedir. Bu çalışmanın sonuçları, işitme engelli çocukların daha başarılı iletişimci olabilmeleri için eğitim programlarının desenlenmesindc eğitimcilere ışık tutabilir. Araştırma bulguları işitme engelli çocukların iletişim gelişimleri için desenlenen derslerde daha doğal bağlamlar kullanılmasına gereksinim olduğu söylenebilir.
Türkçe konuşan doğal işitsel sözel yöntemle eğitim gören işitme engelli kız çocukların konuşma anlaşılırlığı ile süre ve perde özellikleri ilişkisi
ÖZET Araştırmada Anadolu Üniversitesi ÎÇEM ortaokul ve lise düzeyinde doğal işitsel sözel yöntem ile eğitim gören orta dereceden çok ileri dereceye kadar işitme kayıplı 35 kız öğrencinin konuşmalarının bürünsel özelliklerinden tümce süresi, tümce durak süresi ve sayısı ile perde özellikleri, Mustafa Kemal ilköğretim Okulu ve Gazi lisesine devam eden 33 normal işiten kız öğrencinin konuşma özellikleri sontest kontrol gruplu deneme modeli uygulanarak karşılaştırılmıştır. Ayrıca adı geçen özelliklerin normal işitenlere yaklaştıkça işitme engelli çocukların konuşma anlaşılırlığı ile ilişkisi gözlenmiştir. Son olarak, işitme kaybı derecesi ile olan ilişkileri gözlenmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre, İÇEM'de eğitim gören işitme engelli çocuklar ile normal işiten çocukların tümce süreleri, durak süreleri ve perde özellikleri anlamlı düzeyde farklılık göstermiştir. Konuşma anlaşılırlığı ile adı geçen özelliklerin ilişkisine bakıldığında, tümce süresi, durak süresi ve sayısı ile perde genişliği arasında anlamlı yüksek bir ilişkiden söz edilebilir. Ancak perde ile konuşma anlaşılırlığı arasındaki ilişkinin oldukça zayıf olduğu söylenebilir. Araştırmanın sınırları içinde kalan orta ve çok ileri derecede işitme kayıpları ile konuşmanın anlaşılırlığı arasında orta derecede ilişki görülmüştür. Ancak ileri ve çok ileri derecedeki işitme kayıpları ile konuşma anlaşılırlığı arasında düşük düzeyde bir ilişki görülmüştür, işitme kaybı ortalaması ile tümce süresi, durak süresi, sayısı ve perde özellikleri arasında düşük bir ilişkiye rastlanmıştır. Bu bulguların ışığında Türkçe konuşan, doğal işitsel sözel yöntemle eğitim gören işitme engelli çocukların konuşma sürecinde normal işitenlere göre daha uzun tümce ve durak süresi kullandıkları, mnormallerden daha çok durak kullandıkları, perde genişliklerinin daha dar olduğu ve perdelerinin yüksek olduğu söylenebilir. Ancak bahsi geçen özellikler normal işiten çocuklara yaklaştıkça konuşma anlaşılırlıklarının artacağı söylenebilir. İşitme kaybı derecesi ile konuşma anlaşılırlığı arasında yüksek ilişki olduğu bilinmesine rağmen erken tanı, erken ve uygun cihazlandırma, işitme kalıntısının en üst düzeyde kullanılması ile uygun eğitim ortamları ve işitme engelli çocuğa doğal dil girdileri sağlanarak onların da normal işiten çocuklar gibi konuşma dilini öğrenebilecekleri ve konuşma anlaşılırlıklarının da normal işiten toplumda kabul görecek düzeye gelebileceği söylenebilir. IV
Normal işiten bir Türk anne ve ilköğretim çağındaki işitme engelli çocuğunun yemek hazırlama ve yemek yeme etkinliği esnasında etkileşimlerinin incelenmesi
YÜKSEK LİSANS TEZ OZU NORMAL İŞİTEN BİR TÜRK ANNE VE İLKÖĞRETİM ÇAĞINDAKİ İŞİTME ENGELLİ ÇOCUĞUNUN YEMEK HAZIRLAMA VE YEMEK YEME ETKİNLİĞİ ESNASINDAKİ ETKİLEŞİMLERİNİN İNCELENMESİ Neriman ÇAKIR Özel Eğitim Anabilim Dalı Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ocak-2000 Danışman: DoçJDr.Yıldız UZUNER Bu çalışmanın amacı, normal işiten bir anneyle işitme engelli kızının iletişimsel aktivitelerdeki etkileşimlerinin amacını ve stratejilerini incelemektir. Araştırmacı deseni "tek katılanlı niteliksel vaka çalışmasıdır". Araştırmaya katılanlar, ilköğretim yedinci sınıfa devam eden işitme engelli bir kız ile onun normal işiten annesidir. İşitme engelli kızın evde ve okulda kullandığı iletişim tarzı sözel olmayan stratejilere dayanmaktadır. Bu araştırma için veriler ailenin günlük rutinlerinde saha notlan, görüşmeler, odyo ve video teyp kayıtları ile toplanmıştır. Tüm veriler iletişimsel aktiviteler temel alınarak gözden geçirilmiş ve sınırlanmıştır. Seçilmiş video kayıtlarına mikroetnografik analiz tekniği uygulanmıştır. Ek olarak, niceliksel analiz yapılmıştır. Verilerin analizinde işitme engelli kızın dil gelişiminin normal akranlarına göre geri olduğu görülmüştür. Veriler dil gelişiminde işitme cihazından yarar sağlayamadığını göstermiştir. Ev ortamında gerçekleşen etkileşimlerde işitme cihazı takılmamaktadır. İşitme engelli kız anne, baba ve kardeşiyle iletişimsel aktivitelere katılmak ve etkileşim kurabilmektedir. Kız en çok anne ile etkileşime girmekte ve aktiviteleri paylaşmaktadır. Aktivitelerin mikro analizi anne ile kızı arasındaki etkileşimlerin kısa etkileşimler ve uzun etkileşimlerden oluştuğunu göstermiştir. Annenin ve kızının etkileşime girme amacı ile kullandıkları stratejiler belirlenmiştir.Bu çalışma, işitme engelli çocukların anne ve baba ile etkileşimleri alanında öncü çalışmalardan biridir. Bu araştırma modelinin deseni bir ailede iletişimsel aktivitelerde gerçekleşen etkileşimleri araştırma ve betimlemesini sağlamıştır. Anne işitsel-sözel yöntemle etkileşim kurmaya çalışmakta fakat işaret dilini de kabul etmektedir. Bu araştırma işitme engelli çocuk-işiten anne ve işiten anne-işiten çocuk etkileşimlerinin incelendiği doğal araştırmalara benzerlik gösteren sonuçlar vermiştir. Araştırma işitme engelli çocukların iletişimci olmaları konusunda kuramsal bakış açısı geliştirmeye yarayan sonuçlar sağlamıştır. Bu kuramsal bakış açısı, işitme engelli çocuğu olan işiten ana-babaların iletişim çabalarında rehberlik edebilir. Bu sonuçlar daha geniş katılanlı araştırmalara yöntemsel temel de sağlamıştır. Bu biriken bulgularla işitme engelli çocuklar için olası bir eğitim programı düzenlenebilir.
İşitme engelli öğrencilerin fen bilimleri deneysel etkinliklerindeki bilimsel süreç becerilerinin değerlendirilmesi
Bu arastırma, isitme engelli ögrencilere 7 hafta süresince fen laboratuarındauygulanan deneysel etkinliklerle bilimsel süreç becerilerinin degerlendirilmesi içinyapılmıstır.sitme engelli ögrencilerin bilimsel süreç becerileri kazanımlarını etkileyebilecekdegiskenlerden; isitme kaybı düzeyleri, cihazlandırılma yasları, aile egitimi baslamayasları ve zeka testi puanları ile bilimsel süreç becerileri kazanımları arasında bir iliskiolup olmadıgının saptanması üzerinde durulmustur. Bilimsel süreç becerilerindenalınan puanların ögrencilerin sınıf düzeyleri ile iliskili olup olmadıgı sorusuna da cevaparanmıstır.Uygulamaya isitme engelli 19 ögrenci katılmıstır. Uygulama süresinceögrencilerle bireysel olarak fen laboratuarında sürdürülmüs, bu kapsamda ögrencilereüç deneysel etkinlik ve bes ayrı aktivite içeren bilimsel süreç becerileri ölçü aracıuygulanmıstır.Uygulama sonucunda isitme engeli ögrencilerin bilimsel süreç becerilerindensınıflandırma ve araç gereç kullanımı becerilerinin ortalama üstü ve yeterli düzeydeoldugu belirlenmistir. Ölçme, model olusturma, hipotez kurma ve veri yorumlamabecerilerinde orta düzeyde kazanımlarının oldugu ve gözlem, veri kaydetme, öncedenkestirme, sayı ve uzay iliskileri kurma becerilerinde orta ve düsük düzeydekazanımların oldugu belirlenmistir. Sonucu belirleme ve degiskenleri kontrol etmebecerilerinde ise düsük ve yetersiz düzeyde kazanımlarının oldugu sonucunaulasılmıstır. Ögrencilerin bilimsel süreç becerileri düzeyi ile isitme kayıp düzeyleri,cihazlandırma yasları, aile egitimine baslama yasları, ve zeka testi sonuçları arasındaMINITAB programında 0.05 anlamlılık düzeyinde uygulanan çoklu regrasyon analizinegöre anlamlı bir iliski bulunmadıgı sonucuna ulasılmıstır.sitme engelli ögrencilerin bilimsel süreç becerilerinden aldıkları toplampuanların ve her bir beceriden elde edilen puanların sınıf düzeyi ile iliskili olupolmadıgının saptanması amacıyla uygulanan MINITAB Programında 0.05 anlamlılıkdüzeyinde yapılan tek yönlü varyans analizi sonuçlarına göre anlamlı bir iliski olmadıgısaptanmıstır.
İşitme kayıplı çocukların ve normal işiten çocukların çalışma belleği ve kısa süreli bellek yönünden incelenmesi
İşitme kayıplı çocuklarda bilişsel süreçler, hem eğitim ile ilişkisi nedeniyle uygulamacılar için hem de işitme kayıplı bireylerin doğal deney koşulu sağlaması nedeniyle temel araştırmacılar için 100 yılı aşkın bir süredir merak konusu olmuştur. Ne var ki, çalışmaların daha çok zekaya yoğunlaştığı, bilgi işleme sürecinin merkezinde yer alan çalışma belleği (ÇB) ve kısa süreli bellek (KSB) gibi dinamik bilişsel süreçlerin göreli olarak daha az araştırıldığı ya da araştırılan süreçlerin, işitme kayıplı çocukların odyolojik ve eğitimsel özellikleriyle yeterince ilişkilendirilmediği görülmektedir. Ülkemizde ise sınırlı örneklemle gerçekleştirilen bir çalışma dışında, konuyla ilgili kapsamlı herhangi bir araştırmaya rastlanmamıştır.Bu çerçevede bu araştırmanın iki temel amacı vardır. İlk amaç, zeka ve yaş kontrol edildiğinde, ÇB bileşenleri ve KSB performansının işitme kayıplı çocuklar ile normal işiten çocuklar arasında ve işitme kayıplı çocukların kendi içinde çeşitli demografik, odyolojik ve eğitimsel değişkenlere göre farklılaşıp farklılaşmadığını saptamaktır. Araştırmanın ikinci amacı ise, normal işiten ve işitme kayıplı çocuklardaki ÇB ve KSB performansının demografik, bilişsel, odyolojik ve eğitimsel yordayıcılarının belirlenmesidir. Toplam 223 kişiden oluşan katılımcılar normal işiten çocuklar [N = 103] ve üç farklı eğitim ortamından gelen işitme kayıplı çocuklardır: (1) İşitme Engelli Çocuklar Eğitim Araştırma ve Uygulama Merkezi [İÇEM; n = 62], (2) Kaynaştırma okulları [n = 27] ve (3) Ahmet Yesevi İşitme Engelliler İlköğretim Okulu [A. Yesevi İEİO; n = 32]. Katılımcılara sözel olmayan zekayı belirlemek için WÇZÖ-R Performans alt testleri; ÇB performansı için cümle-sayı uzamı (sözel), ters sayı dizisi (sözel) ve kağıt katlama (görsel-mekansal) görevleri; kısa süreli bellek için sayı dizisi (sözel) görevi uygulanmıştır.Birinci amaç kapsamında gruplar arası farklar, yaş ve zekanın kontrol edildiği çok değişkenli kovaryans analizi (MANCOVA); ikinci amaç kapsamında ÇB ve KSB performansının yordayıcıları çoklu regresyon analizi ile belirlenmiştir. MANCOVA sonuçları, genel olarak görsel-mekansal alanda gruplar arasında belirgin bir fark olmadığını, ancak sözel görevlerde ana ve alt gruplar arasında anlamlı farkların bulunduğunu göstermiştir. Bu bağlamda; (1) işitme durumuna göre normal işiten çocuklar işitme kayıplılardan, (2) işitme kayıplı çocukların eğitim ortamlarına göre İÇEM'e ve kaynaştırma okullarına devam eden çocuklar A. Yesevi İEİO'dakilerden, (3) yaş aralığına göre, normal işiten çocuklarda daha belirgin olmak üzere, büyük yaş grubundakiler küçük yaş grubundakilerden, (4) aile eğitimi ve okulöncesi eğitim alan işitme kayıplı çocuklar almayanlardan, (5) koklear implant ve işitme cihazını etkin kullanan çocuklar işitmeye yardımcı teknolojiyi etkin kullanmayanlardan yüksek performans göstermişlerdir. Hem normal işiten hem işitme kayıplı çocuklarda cinsiyete göre anlamlı fark saptanmamıştır. Ayrıca işitme kayıplı çocuklarda işitme kaybı derecesi ve işitme kaybı başlama zamanı görev performanslarında anlamlı bir farka yol açmamıştır. Çoklu regresyon analizi, normal işiten çocuklarda yaş ve zekanın, işitme kayıplı çocuklarda ise bu değişkenlere ek olarak cihazlandırma yaşı ve aile eğitimi süresinin özellikle sözel görevlerdeki varyansı açıklamaya çeşitli derecelerde anlamlı katkı yaptığını göstermiştir.Bulgular, sözlü dille iletişim kurmanın, işitmeye yardımcı teknolojiyi etkin kullanmanın ve erken eğitim (aile eğitimi ve okulöncesi eğitim) almanın işitme kayıplı çocuğun bilişsel süreçlerini -burada ÇB ve KSB performansını- desteklediğini öne süren alanyazınla tutarlıdır. Tüm bulgular ayrıntılı olarak tartışılmıştır.Anahtar Kelimeler: Bilişsel süreçler, çalışma belleği, işitme engelli çocuklar, işitme kaybı, kısa süreli bellek, normal gelişim gösteren çocuklar.
İşitme kayıplı bir çocuğun çeşitli bağlamlarda kullandığı iletişimsel işlevlerin incelenmesi
Durum çalışması olarak desenlenen bu araştırmanın amacı işitme kayıplı bir çocuğun çeşitli bağlamlarda kullandığı iletişimsel işlevlerin incelenmesidir. Araştırmanın katılımcıları takvim yaşı iki yaş dört ay olan işitme kayıplı bir çocuk, annesi ve iki kardeşidir. Araştırmanın verileri çeşitli bağlamlarda gerçekleşen doğal etkileşimlerin gözlemlerinin video kamera ile kayıtları, anne ile yapılan görüşmeler, araştırmacı günlükleri, ürünler ve belge incelemeler yoluyla toplanmıştır. Toplanan veriler süreç içerisinde ve sonunda araştırma sorularını cevaplayacak şekilde gerektiğinde betimsel, gerektiğinde tümevarımsal olarak analiz edilmiştir. Video kamera ile kayıt edilen gözlemler araştırmacılar tarafından daha önceden yapılmış olan iletişimsel işlev sınıflamaları temel alınarak oluşturulan işevuruk iletişimsel işlev tanımlamalarına göre betimsel olarak analiz edilmiştir. Araştırmanın bulguları işitme kayıplı çocuğun çeşitli doğal bağlamlarda çeşitli iletişimsel işlevleri kullandığını göstermiştir. Çocuğun bu iletişimsel işlevleri sözel ve/veya sözel olmayan davranışlarla sergilediğini göstermiştir. İşitme kayıplı bir çocuğun çeşitli bağlamlarda kullandığı iletişimsel işlevleri inceleyen bu araştırmanın ulusal alan yazına katkıda bulunacağı düşünülmektedir. İşitme kayıplı çocukların ailelerine ve öğretmenlerine çocuklardaki iletişimsel işlev kullanımı ile ilgili olarak yol gösterici olabileceği düşünülmektedir. Anahtar Sözcükler: İşitme kayıplı çocuklar, İletişimsel işlev, Anne çocuk etkileşimi.
İşitme kayıplı çocuğu olan bir ailenin aile eğitimi sürecinin incelenmesi
Bu eylem araştırmasının amacı işitme kayıplı çocuğu olan bir ailenin, aile eğitimi sürecinin incelenmesidir. Araştırmanın katılımcıları işitme kayıplı bir çocuk, annesi ve eğitimci/araştırmacıdır. Araştırma verileri, aile eğitimi uygulamaları videoteyp kayıtları, anneyle yapılan görüşmeler, geçerlik güvenirlik komitesi ses kayıtları, araştırmacı günlükleri yoluyla toplanmıştır. Araştırma sürecinde toplam on aile eğitimi yapılmıştır. Aile eğitimi sürecinin incelenmesi için tüm aile eğitimlerinin genel dökümü yapılmış ve elde edilen verilere tümevarım analizi uygulanmıştır. Araştırmanın geçerliği, işitme kayıplı çocukların eğitimi alanında çalışan aile eğitimi uzmanı ve eylem araştırması uzmanı tarafından sağlanmıştır. Araştırma sürecinde eğitimci/araştırmacı tarafından gerçekleştirilen aile eğitimi uygulamaları, aile eğitimi uzmanı tarafından incelenerek uygulamada gözlenen sorunları çözmek amacıyla öneriler verilmiştir. Geçerlik-güvenirlik toplantısında veriler doğrulanmış ve yeni eylem planı yapılmıştır. Bu eylem planı çerçevesinde eğitimci-araştırmacı tarafından sonraki aile eğitimini planlamış ve uygulanmıştır. Araştırma sürecinde bu döngü sistematik bir şekilde sürdürülmüştür. Aile eğitimi sürecinin incelendiği bu araştırmanın bulguları aile eğitimi sürecinin; hazırlık, uygulama ve değerlendirme aşamalarında gerçekleştiğini göstermektedir. Eğitimler süresince etkili bir iletişim ortamı yaratmak amacıyla çocuğun yaş ve gelişim düzeyine uygun oyunlar kullanılmıştır. Bu oyunlar süresince eğitimci annenin eğitime aktif katılımını sağlamaya çalışarak dil gelişimini desteklemeye yönelik stratejileri annenin kazanmasını hedeflemiştir. On seans eğitim sonrasında annenin çocuğun gelişimini destekleyen olumlu davranışlarında artış ve eğitimcinin aile eğitimi uygulamasında olumlu değişikler gözlenmiştir. Anahtar Sözcükler: İşitme kayıplı çocuklar, Aile eğitimi, Doğal işitsel-sözel yöntem, Uygulama süreci.
Kaynaştırma uygulamalarına devam eden işitme kayıplı öğrencilerin sosyal uyumlarının incelenmesi
Araştırmanın amacı kaynaştırma uygulamalarına devam eden işitme kayıplı öğrencilerin sosyal uyum düzeylerinin ve uyum düzeylerini etkileyen etmenlerin belirlenmesidir. Amaç doğrultusunda karma yöntem kullanılmış, araştırma açımlayıcı sıralı desen olarak desenlenmiştir. Araştırmanın ilk kısmında sınıfında işitme kayıplı öğrenci bulunan, ilkokulda sınıf ve İngilizce öğretmenlerine, ortaokuldaysa Matematik ve Türkçe öğretmenleriyle çalışılmıştır. Sonuçta 75 öğretmene ulaşılmış, öğretmenlerden Güçler ve Güçlükler Anketi ve Sosyal Beceri Derecelendirme-Öğretmen Formlarını doldurmaları istenmiştir. Araştırmanın ikinci kısmında, ilk kısmındaki veriler sonucunda belirlenen 20 öğretmen ile yarı-yapılandırılmış görüşmeler yürütülmüştür. Ölçeklerden ve görüşmelerden elde edilen sonuçlar, işitme kayıplı öğrencilerin sınıflarda gruba girememe, kavga etme ve yalnız kalma gibi uyum sorunları yaşadıklarını göstermektedir. Öğrencilerin gösterdikleri problem davranışlar ve sosyal yönden eksikliklerinin olması uyum sorunları yaşamalarına neden olmaktadır. Yaşadıkları bu uyum sorunları sonucunda kendilerini grubun dışında bırakmaktadırlar. Öğretmenler işitme kayıplı öğrencilerinin en az bir yakın arkadaşı olduğunu belirtseler de genellikle yalnız olduklarını ortaya koymaktadırlar.
İşitme kayıplı bir çocuk ve işiten kardeşinin çeşitli bağlamlarda etkileşimlerinin incelenmesi
Araştırmanın amacı, İşitme kayıplı bir çocuk ve işiten kardeşinin çeşitli bağlamlarda etkileşimlerinin incelenmesidir. Durum çalışması olarak desenlenen araştırmanın katılımcıları; İşitmek kayıplı 6 yaş bir aylık bir erkek çocuk ve 3 yaş iki aylık normal işiten erkek kardeş ve ailesidir. Araştırmanın verileri; katılımcı gözlemler, yarı yapılandırılmış ve yapılandırılmamış görüşmeler, belgeler ve araştırma günlüğü yoluyla toplanmıştır. Toplanan veriler, araştırma süreci sırasında ve sonunda gerektiğinde tümevarımsal gerektiğinde betimsel olarak analiz edilmiştir. Araştırmanın bulguları, işitme kayıplı bir çocuk ve işiten kardeşin çeşitli bağlamlarda sözel olan ya da sözel olmayan iletişim kanallarıyla iki farklı şekilde etkileşim kurduklarını göstermiştir. Kardeşler arasında ortak ilginin olduğu ve ortak ilginin olmadığı etkileşimler gerçekleşmiştir. Bu etkileşimlerde bağlama göre sözel olan ve sözel olmayan iletişim kanallarıyla etkileşim başlatma ve sonlandırma davranışlarında farklılıklar gözlenmiştir. Bağlama göre değişen rollerde nadiren işitme kayıplı kardeş diğer zamanlarda normal işiten kardeşin daha aktif rol aldığı gözlemlenmiştir. Aralarında gerçekleşen etkileşimlerin çoğunlukla anlık kısa ve iletişim döngüsü tamamlanmamış olarak gerçekleşmiştir. İşitme kayıplı bir çocuk ve işiten kardeşin çeşitli bağlamlarda etkileşimlerini inceleyen bu araştırmanın alanyazına katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Ayrıca işitme kayıplı çocuk ailelerine ve öğretmenlerine kardeş etkileşimleri ile ilgili olarak öneriler getirebileceği düşünülmektedir. Anahtar Sözcükler: Ailede ilişkiler, İşitme kayıplı çocuklar, Kardeş etkileşimi.
Kaynaştırma ortamında eğitim alan ı̇şitme engelli öğrencilere destek özel eğitim hizmeti sunan eğitimciye yönelik mentörlük sürecinin ı̇ncelenmesi
Öğretmenlikte mesleki gelişim; öğretmenlerin bilgi, beceri, değer ve tutumlarının gelişimini destekleyen, etkili öğrenme ve öğretme ortamlarının gelişimini sağlayan bir süreçtir. Öğretmenlerin meslek yaşamı boyunca hızlı ve sürekli gelişen akademik ve teknolojik yeniliklere uyum sağlayabilmeleri için planlı ve sistematik olarak yürütülen mesleki gelişim çalışmalarına ihtiyaç duyulmaktadır. Son yıllarda, bu ihtiyaçlar sonucu sürekli mesleki gelişim kavramının ortaya çıktığı ve bu doğrultuda farklı düzenlemelerin bulunduğu bilinmektedir. Bu düzenlemelerden biri öğretmenlere yönelik mentörlük hizmetidir. Bu doğrultuda, ülkemizde özel eğitim öğretmenlerinin kuramsal bilgilerini ve öğretmenlik uygulamalarını geliştirmeye yönelik sunulan mentörlük hizmetinin, eğitim uygulamalarının niteliğini arttıracağı düşünülmektedir. Tüm dünyada olduğu gibi, ülkemizde de kaynaştırma uygulamaları hızla yaygınlaşmaktadır. Bu araştırma sonuçlarının, destek özel eğitim hizmetlerinde çalışacak öğretmenlere sunulan mentörlük hizmeti uygulamalarına katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Bu araştırmanın amacı, kaynaştırma ortamında eğitim alan işitme engelli öğrencilere destek özel eğitim hizmeti sunan eğitimcinin mesleki gelişimine yönelik mentörlük sürecinin incelenmesidir. Bu amaç doğrultusunda, destek özel eğitim hizmeti sunan eğitimciye yönelik mentörlük sürecinin nasıl gerçekleştirildiğine, mentörlük sürecinin paydaşlara katkılarına ve sürece yönelik katılımcıların görüşlerine odaklanılmıştır. Araştırma, mentörlük sürecinin sistematik, yansıtıcı ve döngüsel bir bakış açısıyla incelenmesi amacıyla eylem araştırması şeklinde desenlenmiştir. Araştırmanın katılımcıları mentör olarak araştırmacı, destek eğitim odası öğretmeni, genel eğitim okulunda ilkokul dördüncü sınıfa giden işitme engelli iki öğrenci, tez danışmanı, işitme engellilerin eğitimi alanında uzman üç öğretim üyesinden oluşan geçerlik komitesi üyeleri ve genel eğitim sınıf öğretmenidir. Araştırma verileri; öğretmenin destek özel eğitim hizmetlerine yönelik uygulamaları, mentör ve öğretmenin görüşme kayıtları, geçerlik komitesi toplantıları kayıtları kullanılarak toplanmıştır. Ayrıca veri toplama sürecinde; ders planları, araştırmacı günlüğü, arşiv belgeleri ve toplantı tutanaklarından yararlanılmıştır. Veriler, araştırma sürecinde ve sonrasında araştırmacı ve geçerlik komitesi üyeleri tarafından sistematik ve eleştirel bir şekilde analiz edilmiştir. Verilerin analizi sonucunda; sürecin hazırlık, pilot uygulama, eşgüdümlü çalışma ve gelişim aşamalarından oluştuğu ortaya çıkmıştır. Hazırlık aşamasında, işitme engelliler öğretmeninin kaynaştırma ortamında çalışması bağlamında yeterlikleri alanyazından yola çıkılarak gözden geçirilmiştir. Hazırlık aşamasının ardından gerçekleşen pilot uygulama aşamasında, hem mentör hem de destek hizmet sunacak öğretmen ile sorunlar ve gereksinimler belirlenmiştir. Sonraki aşamada, mentör ile öğretmenin uygulamaları eş zamanlı gerçekleşmiştir. Bu son aşamada, mentörün planlamaya bakış açısını zenginleştirme, odaklanacağı geri bildirimleri seçme, stratejilere yönelik geri bildirim verme açısından gelişim gösterdiği ortaya çıkmıştır. Destek hizmet sunan öğretmenin ise destek özel eğitim hizmetini planlama, uygulama ve değerlendirme alanlarında gelişim gösterdiği görülmüştür. Araştırma bulgularından yola çıkılarak kaynaştırma ortamlarında görev yapacak öğretmenlerin mesleki gelişim süreçlerinin, bireysel gereksinimlere odaklı bir şekilde desteklenmesi gerektiği önerilebilir. Ayrıca mesleki gelişim yaklaşımı olarak mentörlük yeterliklerinin belirlenerek uygulamaların yaygınlaşmasına yönelik düzenlemelere ihtiyaç duyulduğu söylenebilir. Anahtar Sözcükler: Mesleki gelişim, mentörlük, destek eğitim odası öğretmeni, işitme engelli öğrenci, kaynaştırma, eylem araştırması.
İşitme yetersizliği olan ilkokul öğrencilerinin kaynaştırma ortamlarına yönlendirme ve yerleştirme süreçlerinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, işitme yetersizliği olan ilkokul düzeyindeki öğrencilerin Rehberlik Araştırma Merkezleri (RAM) tarafından yürütülen kaynaştırma ortamlarına yönlendirme ve yerleştirme süreçlerini incelemektir. Betimsel olarak desenlenen araştırma sürecinde 14 uzman ve 6 aile ile yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmıştır. Veriler tümevarım analizi ile analiz edilmiştir. Analizler sonucunda uzmanların görüşlerine ilişkin 6, ailelerin görüşlerine ilişkin 8 temaya ulaşılmıştır. Elde edilen bulgular, uzman ve ailelerin işitme yetersizliği olan öğrencilerin kaynaştırma ortamlarında eğitim almaları ile ilgili olumlu görüşlere sahip olduklarını göstermiştir. Ancak uzman ve aile görüşleri karşılaştırıldığında, uzmanlar eğitim ortamına yönlendirme sürecinde RAM'ın önemli bir rolü olduğunu ve ailelerin de bu sürecin bir paydaşı olduğunu belirtirken aileler ise RAM'ın rolü hakkında bilgi sahibi olmadıklarını ve bilgilendirmeye ihtiyaç duyduklarını dile getirmişlerdir. RAM uzmanları bu süreçte yaşadıkları sorunları Eskişehir ilindeki Özel Eğitim Hizmetleri'nin genel işleyişinden kaynaklanan sorunlar, yasal düzenlemeler ve uygulamalar arasındaki farklılıklardan kaynaklanan sorunlar ve en önemlisi RAM'da ve kaynaştırma ortamında yaşanan sorunlar olarak ifade etmişlerdir. Araştırmaya dahil olan aileler en çok RAM hakkında bilgilendirilmeye ihtiyaç duyduklarını belirtirken uzmanlar ise işbirliği halinde çalışma ve eğitsel değerlendirme sürecinin daha nitelikli hale getirilmesi gerektiği ile ilgili önerilerde bulunmuşlardır. Araştırma sonuçlarına göre uygulamalara yönelik olarak süreç ile ilgili aile, uzman ve diğer paydaşlara yönelik olarak işlevsel ve uygulanabilir bir klavuzun geliştirilmesi önerilebilir. RAM'da kaynaştırma ortamlarına yönlendirme ve yerleştirme sürecini yürüten uzmanların mesleki gelişimlerini artırmaya yönelik faaliyetlerin yürütülmesi gerektiği söylenebilir. İşitme yetersizliği olan öğrencilerin kaynaştırma ortamlarına yönlendirme ve yerleştirme kriterlerinin belirlenmesi yönlendirme sürecini daha sistematik hale getirebilir. İleri araştırmalara yönelik olarak araştırmacının da yer aldığı daha geniş katılımlı, öğrencinin de izlenebileceği vaka çalışmaları gerçekleştirilebilir. Bu çalışma sadece Eskişehir ilindeki RAM uzmanları ve 6 aile ile yapılan görüşmelere dayalı olarak gerçekleştirilmiştir. Elde edilen bulgular ışığında Türkiye'deki RAM'larda kaynaştırma ortamlarına yönlendirme süreçlerinin işleyişiyle ilgili ve aile katılımının daha fazla olduğu nicel araştırmalar gerçekleştirilebilir. Böylece kaynaştırma ortamlarına yönlendirme ve yerleştirme sürecinin etkililiğinin daha derinlemesine değerlendirilebileceği söylenebilir. Anahtar Sözcükler: Kaynaştırma ortamları, İşitme yetersizliği olan öğrenciler, Rehberlik Araştırma Merkezi, Yönlendirme, Yerleştirme.
İşitme engelli kaynaştırma öğrencilerinin okuma becerilerinin formel olmayan okuma envanteri ile değerlendirilmesi
İşitme engelli kaynaştırma öğrencilerinin okuma becerilerinin Formel Olmayan Okuma Envanteri (FOOE) ile değerlendirilmesini amaçlayan bu araştırma betimsel model olarak desenlenmiştir. Araştırmanın katılımcılarını Eskişehir il merkezlerinde bulunan işitme engelli 13 kaynaştırma öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri öğrenci bilgi formları FOOE kullanılarak elde edilmiştir. Araştırma verilerinin analizinde betimsel analiz kullanılmıştır. Araştırmanın bulguları işitme engelli kaynaştırma öğrencilerinin öğretimsel düzeyde bir öyküyü okuduklarında okuduğunu anlatmada ana olayların çoğunu anlatabildiklerini, ana fikirden bahsedebildiklerini ve karakterlerin çoğu hakkında bilgi verebildiklerini ancak bazı olayların anlatımında zorlandıklarını göstermektedir. Öğrencilerin soru-cevap becerileri ile ilgili olarak soruda bulunan ipuçlarını kullanabildikleri ve stratejileri kullanarak sorulara cevap verebildikleri ancak bazı soruları cevaplandırmakta zorlandıkları görülmektedir. İşitme engelli kaynaştırma öğrencilerinin okuma becerilerinin FOOE ile değerlendirilmesini amaçlayan bu araştırmanın alan yazına katkıda bulunacağı düşünülmektedir. İşitme engelli öğrencilerin öğretmenlerine okuma becerilerinin değerlendirilmesi ile ilgili olarak yol gösterici olabileceği düşünülmektedir. Anahtar Sözcükler: İşitme engelli öğrenciler, Okuduğunu anlatma, Soru-cevap.
Rehberlik ve araştırma merkezlerinde tanı, değerlendirme ve izleme süreçlerinin incelenmesi: İşitme kayıplı çocuklar örneği
Bu çalışmanın amacı RAM'larda işitme kayıplı çocukların tanı, değerlendirme ve izleme süreçlerinin işleyişinin belirlenmesidir. Süreçlerin işleyişine ek olarak RAM'ların uygulamaları arasında farklılık olup olmadığı, olası farklılıkların ise nedenleri incelenmiştir. Nitel-betimsel desenle yürütülen araştırmada RAM'larda işitme kayıplı öğrencilerin tanı, değerlendirme ve izleme süreçlerinin ayrıntılı olarak incelenmesi ve var olan durumun açıklanması için nitel veri toplama tekniklerinden biri olan yarı-yapılandırılmış görüşmeler yapılmıştır. Araştırma Eskişehir merkez ilçeleri olan Tepebaşı RAM ve Odunpazarı İbrahim Kurşungöz RAM'da gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya Tepebaşı RAM'dan 7, Odunpazarı İbrahim Kurşungöz RAM'dan ise 6 öğretmen olmak üzere toplam 13 öğretmen katılmıştır. RAM süreçlerinin özel eğitimin sağlıklı bir şekilde yürütülebilmesinde önemli bir unsur olduğu bilinmektedir. İşitme kayıplı çocukların eğitim öğretim süreci içerisinde bu basamaklardan olabildiğince doğru şekilde yararlanmaları halinde eğitim öğretim sürecinin niteliğinin artacağı öngörülebilir. Dolayısıyla bu çalışmayla RAM süreçlerinin işleyişi incelenerek yaşanan sorunlar tespit edilmiştir. Bu sorunlardan bazıları hastane ve RAM arasındaki gerçekleştirilemeyen işbirliği, işitme kayıplı çocukları değerlendirme formlarındaki yetersizlik, materyal eksikliği, değerlendirmeye uygun fiziksel şartların sağlanamaması, izleme sürecinin yıllık raporlarla yürütülmeye çalışılması şeklinde örneklendirilebilir. Bu örneklere dayanarak RAM süreçlerindeki sorunların giderilmesi gerekliliği ortaya konulmuştur. Anahtar sözcükler: Rehberlik ve Araştırma Merkezi (RAM), Tanı, Değerlendirme, İzleme, İşitme kayıplı çocuklar.
Kaynaştırma ortamında bulunan işitme kayıplı öğrenci için bireyselleştirilmiş eğitim programı geliştirme sürecinin incelenmesi: Bir eylem araştırması
Tam katılım ve fırsat eşitliği sağlanarak işitme kayıplı öğrencilerin kaynaştırma uygulamalarında nitelikli eğitim almalarının ön koşullarından biri, eğitim öğretim sürecinin bireyselleştirilmesidir. Bu doğrultuda araştırmada, kaynaştırma okullarında eğitim alan işitme kayıplı öğrencilere yönelik Bireyselleştirilmiş Eğitim Program'larını (BEP) geliştirme sürecini incelemek amaçlanmıştır. Araştırma, eylem araştırması şeklinde desenlenmiştir. Araştırma Eskişehir merkez ilçesi Odunpazarı'nda Milli Eğitim Bakanlığına bağlı bir okulda gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın katılımcıları ise destek eğitim odasında (DEO) bulunan iki destek eğitim öğretmeni, 4. sınıf genel eğitim öğretmeni, rehber öğretmen, özel eğitimden sorumlu okul müdür yardımcısı, 4. sınıfa devam eden işitme kayıplı öğrenci ve öğrencinin ailesidir. Araştırmada veri toplama araçları olarak katılımcı bilgi formu, yarı-yapılandırılmış görüşme, video kayıtları, saha notları, araştırmacı günlüğü ve belgeler kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen veriler sistematik analiz yaklaşımı ile analiz edilmiştir. Gerçekleştirilen araştırmadan elde edilen bulgulardan işitme kayıplı öğrencinin performans düzeyini belirleme, BEP hazırlama, BEP uygulama ile izleme ve değerlendirme faaliyetlerinin ekip çalışmasına dayalı yürütülmesi gerektiğinin ne kadar önemli olduğu bir daha görülmüştür. Ancak süreçte BEP ile ilgili gerçekleştirilen aşamaların her birinde işbirliği, BEP ve sınıf uygulamalarının paralelliği, materyali ve öğretimi uyarlamada, her bir paydaşın BEP ile ilgili rol ve sorumluluklarını yerine getirmede sorunlar ortaya çıktığı görülmüştür. Anahtar Sözcükler: Kaynaştırma, Bireyselleştirilmiş eğitim programı, Destek özel eğitim hizmetleri, Eylem araştırması, İşitme kayıplı öğrenci.
İşitme yetersizliği olan öğrencilerin bulunduğu meslek lisesi kaynaştırma uygulamalarının fizik dersi bağlamında incelenmesi
İBu araştırmanın amacı işitme yetersizliği olan öğrencilerin bulunduğu meslek lisesi kaynaştırma uygulamalarının fizik dersi bağlamında incelenmesidir. Araştırma durum çalışması olarak desenlenmiştir. Araştırmaya katılanlar, üç fizik dersi öğretmeni, iki rehber öğretmen, bir okul yöneticisi, işitme yetersizliği olan üç öğrenci ve ebeveynleri, üç normal işiten öğrenci ve ikisinin ebeveynidir. Araştırma verileri saha gözlemleri, yarı yapılandırılmış görüşmeler ve belge inceleme ile toplanmıştır. Veriler araştırma süreci sonunda çeşitli analiz teknikleri kullanılarak analiz edilmiş olup, meslek lisesinin özellikleri, meslek lisesinde gerçekleştirilen fizik öğretimi, meslek lisesinde gerçekleştirilen kaynaştırma eğitimi ve meslek lisesinde işitme yetersizliği olan öğrencilerin bulunduğu kaynaştırma sınıflarında fizik dersinin uygulanması temalarına ulaşılmıştır. Meslek lisesinin özelliklerine ilişkin bulgular incelendiğinde, sınıflarda işitme yetersizliği olan öğrencilere uygun fiziksel ortamların sağlanamadığı, okula TEOG sınavı sonrasında daha çok akademik düzeyi düşük öğrencilerin geldiği, işitme yetersizliği olan öğrencilerin de buna dahil oldukları, psikolojik ve ailevi sorunlar yaşayan öğrencilerin bulunduğu sonucuna varılmıştır. Ancak lise sonrasında özellikle işitme yetersizliği olan öğrencilere ilişkin işletmelerde özel gereksinimli personel çalıştırma zorunluluğu, meslek yüksekokullarına sınavsız geçiş ve E-KPSS ile devlet memurluğuna girme haklarının bulunduğu ifade edilmektedir. Meslek lisesinde gerçekleştirilen fizik öğretimine ilişkin elde edilen bulgular incelendiğinde öğretmenlerin derslerini yönetmeliklere uygun biçimde planladıkları ve haftalık ders saati sayısının düşük olduğunu düşündükleri belirlenmiştir. Ayrıca derslerini çoğunlukla doğrudan anlatım yöntemi, soru-cevap ve ödev verme stratejileri kullanarak ve problem çözme etkinliği desenleyerek yürüttükleri sonucuna varılmıştır. Diğer taraftan okulda laboratuvar bulunmadığı, derslerde deney yapılmadığı, öğretim materyali olarak çoğunlukla resmi ders kitabından yararlandıkları ifade edilmektedir. Değerlendirme sürecinde ise yine yönetmeliklerde yazılı olan sayıda sınav yaptıkları ve sınavlarda farklı türde sorular sordukları belirlenmiştir. Son olarak öğretmenler tarafından özellikle normal işiten öğrencilerin akademik düzeylerinin çok düşük olduğu ifade edilmiştir. Meslek lisesinde gerçekleştirilen kaynaştırma eğitimine ilişkin elde edilen bulgular incelendiğinde katılımcıların genel olarak kaynaştırma eğitimine ilişkin olumlu tutum içinde oldukları ve okullarda belirli düzeyde kaynaştırma ekibi oluşturulduğu belirlenmiştir. Ancak katılımcılar teorik olarak kriterlerin belirlenmiş olmasına rağmen özellikle sınıflardaki özel gereksinimli öğrenci mevcudu, cihaz kontrolü ve bakımı, özel gereksinime yönelik ortam düzenlenmesine ilişkin sorunlar yaşandığını vurgulamışlar ve önerilerde bulunmuşlardır. Katılımcıların üzerinde durduğu diğer sorunlar kriterlerine uygun BEP desenlenmediği ve destek eğitim hizmetlerinin ise hiç sağlanmadığı olmuştur. Ayrıca hem rehber hem de fizik öğretmenlerinin işitme yetersizliği olan çocukların eğitimi konusunda yeterli bilgiye sahip olmadıkları ve konuya ilişkin hizmetiçi eğitim çalışması yapılmadığı belirlenmiştir. Meslek lisesinde işitme yetersizliği olan öğrencilerin bulunduğu kaynaştırma sınıflarında fizik dersinin uygulanmasına ilişkin elde edilen bulgular incelendiğinde fizik öğretiminin planlanma, uygulama ve değerlendirme süreçlerinde işitme yetersizliği olan öğrencilere özel bir çalışmanın yapılmadığı, zaten öğretmenlerin de konuya ilişkin bilgilerinin olmadığı, öğrencilerin derse katılımının olmadığı belirlenmiştir. Ayrıca işitme yetersizliği olan öğrencilere göre ise özellikle öğretmenlerin sözel anlatımları sırasında dersi takip etme konusunda zorluk yaşadıkları, zaman zaman gürültü nedeniyle duymakta zorlandıkları, sadece tahtaya yazılan bilgileri defterlerine geçirebildikleri ifade edilmiştir. Diğer taraftan akranları ile iletişim kurdukları ve özellikle derste kaçırdıkları konulara ilişkin işbirliği yaptıkları belirlenmiştir Anahtar Sözcükler: İşitme yetersizliği, Fizik öğretimi, Kaynaştırma, Mesleki eğitim, Durum çalışması.