Okul öncesi çocuklar

Bu konu başlığı altında 766 tez

Yüksek LisansAçık ErişimTR

Okul öncesi eğitime temel yaklaşımlar ve din eğitimi

Bu çalışmanın amacı okul öncesi eğitim konusuna temel yaklaşımlar içerisinde din eğitiminin yeri, boyutu ve değerinin belirlenmesidir. 0-6 yaş arasını kapsayan ve temel gelişimin tamamlandığı bu dönem, çocuğun yeteneklerinin geliştirilmesi yanında kişiliğinin biçimlenmesi açısından da oldukça önemlidir. Bu dönemde din eğitimine yer verilip verilmemesi konusunda ilki çocuğun gelişimine uygun olmadığı, diğeri ise uygun, hatta gerekli olduğunu ileri süren iki farklı görüş bulunmaktadır. Çocuğun eğitiminde dine yer verilmemesi gerektiği düşüncesi çocuğun soyut kavramları anlayamayacağı fikrinden hareket etmektedir. Okul öncesi eğitim yaklaşımları incelendiğinde Montessori, Reggio Emilia ve Waldorf yaklaşımlarında din eğitimine yer verildiği görülmektedir. Bütünsel gelişimi hedefleyen bu yaklaşımların, insanın beden ve ruhtan oluşması sebebiyle din eğitimine yer verdikleri görülmektedir. Ancak bu eğitimin ilmihal öğretimi şeklinde değil, yaparak ve yaşayarak öğrenmeye fırsat sağlayacak çevre oluşturma şeklinde yapılması gerektiği vurgulanmaktadır. Ayrıca Montessori ve Steiner, çocuktaki dini yönelimin doğuştan geldiğini ve 0-6 yaşın çocuğun manevi gelişiminde özel bir yeri olduğunu belirtmektedir. Ülkemizde okul öncesi eğitim ile ilgili çalışmalar Batı dünyası ile paralel olarak Osmanlı Devleti'nin son yıllarında başlamıştır. Batı'daki gelişmeler izlenmiş, yazılan eserler Türkçe'ye çevrilmiştir. Konuyla ilgili ilk program 1914'te hazırlanmış, yasal düzenleme ise 1915 yılında tamamlanarak ilk uygulamalar başlatılmıştır. Ancak daha sonraki yıllarda savaşlar ve eğitimde diğer konulara öncelik verilmesi nedeniyle 1960'lara kadar önemli bir gelişme kaydedilememiştir. Bu tarihten itibaren yapılan yasal düzenlemeler ve hazırlanan programlarla okul öncesi eğitim tekrar gündeme gelmiş, son yıllarda da önemli sayılabilecek adımlar atılmıştır. Bu gelişmeler esnasında okul öncesi dönemde din eğitimine de yer verilmesi konusu tekrar gündeme gelmiştir. Din eğitimi veren özel okullar yanında Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesinde açılan 4-6 yaş Kur'an Kursları da bulunmaktadır. Bundan sonraki süreçte atılacak adımlarda planlama ve uygulama konusunda bilimsel birikimden en ileri düzeyde yararlanmak gerekecektir.

Din eğitimiKur`an kurslarıOkul öncesi dönem+2
Mualla Erden
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İlk yıllar eğitim programının (Primary years programme) okul öncesi eğitime devam eden çocukların bilimsel süreç becerilerine etkisi

Bu çalışmanın amacı, İlk Yıllar eğitim programının (Primary Years Programme) okul öncesine devam eden çocuklardaki Bilimsel Süreç Becerilerine (BSB) etkisini incelemektir. Yarı deneysel araştırma desenindeki bu çalışmada İstanbul ilinde bulunan iki özel okulun ana sınıfına giden çocuklar örneklem olarak ele alınmıştır. 60-72 aylık 18 çocukla yürütülen bu çalışmada, Özkan (2015) tarafından geliştirilmiş Okul Öncesi Bilimsel Süreç Becerileri Ölçeği kullanılmıştır. Çalışmaya başlamadan önce Millî Eğitim Bakanlığı (MEB) ve veli onayları alınan çocuklara ölçek uygulanmıştır. Yapılan bu araştırmada, bilimsel süreç becerilerinin bir İlk Yıllar Programının uygulandığı okula devam eden ve etmeyen çocuklar arasındaki farka bakılmıştır. Program uygulanmadan önce deney ve kontrol grubuna ön test yapılmıştır. Daha sonra deney grubundaki çocuklara 12 hafta boyunca İlk Yıllar Eğitim Programı sorgulama üniteleri uygulanmıştır. Kontrol grubu çocuklarına ise sadece MEB kazanımınlarını içeren eğitim müfredatı uygulanmıştır. Deney ve kontrol grubu ön test puanları arasında herhangi bir fark olmadan İlk Yıllar Eğitim Programının uygulamasına başlandığı görülmüştür. Ancak 12 hafta sonunda yapılan son testte ise iki grup arasındaki bilimsel süreç becerilerinde anlamlı bir fark oluştuğu saptanmıştır. Bilimsel Süreç Becerilerine ilişkin alt boyutların tek tek incelenmesi sonucunda, iki grup arasında anlamlı farklar çıkmamasına rağmen deney grubuna ait izleme testiyle son test arasında anlamlı bir fark çıktığı görülmüştür.

Bilimsel süreçEğitim programlarıOkul öncesi eğitim+3
Fatma Nur Karataş
Yıldız Technical University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Okulöncesi dönem çocuklarının bilimin doğasına ilişkin anlayışlarının incelenmesi

Bilim ve teknolojide yaşanan hızlı gelişmeler bilim okuryazarlığını bir zorunluluk haline getirmiştir. Bu zorunluluğa paralel olarak, okulöncesi eğitimden başlayarak yükseköğretime kadar olan tüm eğitim programlarının temel hedefleri arasında bilim okuryazarı bireyler yetiştirmek yer almaktadır. Bilim okuryazarlığı sadece okul yıllarında değil tüm yaşam boyunca gelişip derinleşmekle birlikte, erken yaşlarda bilime karşı tutumların ve değerlerin bir insanın yetişkin olarak bilim okuryazarlığının gelişimini şekillendireceği ileri sürülmektedir. Bilimin doğası hakkında yeterli düzeyde anlayışa sahip olmak bilim okuryazarlığının en temel bileşenlerindendir. Okulöncesi dönemin bireylerin ve toplumun geleceğini şekillendirmedeki rolü göz önünde bulundurulduğunda, bu dönemde çocuklara bilimin doğasına ilişkin eğitim ortamlarının sunulması bilim okuryazarı bir toplum için ilk adımdır. Bu bağlamda bu çalışmanın amacı bilimin doğasına ilişkin özelliklerin vurgulandığı bir eğitim sürecine katılan okulöncesi dönem çocuklarının bilimin doğasına ilişkin anlayışlarının gelişimini incelemektir. Çalışma temel nitel bir araştırmadır. Araştırmanın katılımcılarını amaçlı örnekleme yöntemlerinden ölçüt örnekleme yöntemi ile belirlenen Türkiye'nin Orta Batısı'nda bulunan bir şehirdeki devlet ilkokulu bünyesinde bulunan anasınıflarından öğlenci gruba devam eden 8 çocuk oluşturmaktadır. Çocukların bilimin doğasına ilişkin anlayışlarını belirlemek için bilimin doğasının doğrudan yansıtıcı yaklaşım ile vurgulandığı uygulama öncesi ve sonrasında Young Children's Views of Science (Lederman ve Lederman, 2009) görüşme protokolü ışığında çocuklarla ön ve son görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Görüşmelerden elde edilen nitel verilerin analizi yorumlayıcı bir yaklaşımla gerçekleştirilmiş ve katılımcıların bilim doğasına ilişkin özelliklere yükledikleri anlamlara odaklanılmıştır. Araştırma sonucunda genel olarak uygulama öncesinde çocukların bilimin doğasına ilişkin yetersiz anlayışa sahip olduğu, uygulama sonucunda çocuklarının bilimin doğasına ilişkin anlayışlarında gelişmeler olduğu saptanmıştır. Bu bağlamda okulöncesi dönem çocuklarının bilimin doğasına ilişkin anlayışlarının geliştirilebilir olduğu söylenebilir.

Bilimin doğasıDoğrudan yansıtıcı yaklaşımErken çocuk eğitimi+3
Ümran Alan
Anadolu University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2014
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Okul öncesi dönemde konuşma sesi bozukluğu terapilerinde bilgisayar destekli artikülasyon terapisi uygulamasının etkililiğinin incelenmesi

Bilişim teknolojisinde sağlanan ilerlemeler, dil ve konuşma terapilerinde kullanılan materyallere yeni bir boyut kazandırmaktadır. Bilgisayar destekli artikülasyon terapisi uygulamaları hem terapistler için bir materyal kütüphanesi oluşturmakta hem de kullanılan ilginç grafikler ve renkli ara yüzlerle çocuğun ilgisini canlı tutmaktadır. Bu çalışmanın amacı konuşma sesi bozukluğu olan çocukların artikülasyon terapilerinde kullanılabilecek, Türkçe Artikülasyon Terapisi Uygulaması (TARTU) geliştirmek ve bu uygulamanın etkililiğini basılı materyal ile karşılaştırmaktır. Bu amaç doğrultusunda, tek denekli araştırma modellerinden uyarlamalı dönüşümlü uygulamalar modeli kullanılmıştır. Çalışma 5;1 ve 5;11 yaşlarında konuşma sesi bozukluğuna sahip iki çocuk ile yürütülmüştür. Türkçe Artikülasyon Terapisi Uygulaması'nın etkililiği, üç hedef ses için hazırlanan yoklama listelerindeki doğru üretim başarıları üzerinden belirlenmiştir. Bu sesler /k/, /ʃ/ ve /l/ sesleridir. Katılımcılara davranışçı yaklaşımla, haftada üç gün olmak üzere toplamda 12 seans terapi yapılmıştır. Terapi seansları 30'ar dakikalık iki oturumdan oluşmaktadır. Bu oturumlarda, her bir katılımcı ile /k/ ve /ʃ/ seslerinden birisi Türkçe Artikülasyon Terapisi Uygulaması (TARTU) ile diğeri ise basılı materyal kullanılarak çalışılmış, kontrol davranışı olarak kullanılan /l/ sesi için hiçbir müdahalede bulunulmamıştır. Müdahalede bulunulan seslerin terapi başarısı, her bir hedef sesi için terapi oturumlarında çalışılmayan sözcüklerle hazırlanan yoklama listeleri üzerinden belirlenmiştir. Katılımcılar hedef seslerden birisinin yoklama listelerinde, üç seans tutarlı olarak, %90 başarı ölçütünü karşıladığında terapi sonlandırılmıştır. Çalışmanın sonucunda, katılımcılardan birinde Türkçe Artikülasyon Terapisi Uygulaması (TARTU) ile çalışılan hedef ses, diğerinde ise basılı materyal ile karşılayan hedef ses daha önce ölçüt karşılamıştır. Her iki katılımcıda da hiçbir terapi girişiminde bulunulmayan /l/ sesinin yoklama oturumlarındaki doğru üretim yüzdesinde bir değişiklik görülmemiştir.

ArtikülasyonBilgisayar destekli eğitimKonuşma bozuklukları+4
Rana Dural
Anadolu University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Okul öncesi dönemdeki kekemeliği olan ve olmayan çocukların akran ilişkilerinin karşılaştırılması: Eskişehir örneklemi

Bu araştırmada, okul öncesi dönemde kekemeliği olan ve olmayan çocukların akran ilişkilerinin karşılaştırılması amaçlanmaktadır. Araştırmanın çalışma grubu, 5-6 yaş aralığındaki kekemeliği olan (n=45) ve olmayan (n=45) toplam 90 çocuk ve bu çocukların sınıf öğretmenlerinden oluşmaktadır. Çalışmada veri toplama aracı olarak "Çocuk Bilgi Formu", "Çocuk Davranış Ölçeği" ve "Akranların Şiddetine Maruz Kalma Ölçeği" kullanılmıştır. Elde edilen veriler SPSS 21.0 paket programı kullanılarak Mann Whitney-U Testi ve Ki Kare (Chi Square) Testi ile analiz edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda; kekemeliği olan ve olmayan grupların akran ilişkilerinin "Asosyal Davranış Gösterme", "Akranlarınca Dışlanma", "Korkulu-Kaygılı Davranış Gösterme", "Çekingen Davranış Gösterme" ve "Aşırı Hareketlilik" alt boyutları bakımından anlamlı düzeyde farklılaştığı saptanmıştır. Kekemeliği olan gruptaki çocuklar tüm bu alt boyutlardan kekemeliği olmayan gruptaki çocuklardan daha yüksek puanlar almışlardır. Bunun yanında, kekemeliği olan ve olmayan gruplar arasında akran ilişkilerinin "Başkalarına Karşı Yardımı Amaçlayan Sosyal Davranış Gösterme" ve "Saldırgan Davranış Gösterme" alt boyutları bakımından anlamlı düzeyde bir farklılık saptanmamıştır. Kekemeliği olan grup ile kekemeliği olmayan grubun "Akran Şiddetine Maruz Kalma" puanları bakımından anlamlı düzeyde farklılaştığı bulunmuştur. Kekemeliği olan grubun "Akran Şiddetine Maruz Kalma" puanlarının kekemeliği olmayan gruptan daha yüksek olduğu saptanmıştır. Kekemeliği olan grup ile kekemeliği olmayan grup arasında "Okula Uyum Sorunu Yaşama" değişkeni bakımından anlamlı düzeyde bir fark olduğu saptanmıştır. Okula uyum sorunu yaşayan çocukların kekemeliği olan grupta kekemeliği olmayan gruba göre sayıca daha fazla olduğu bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Kekemelik, Akran İlişkileri, Akran Şiddetine Maruz Kalma

AkranAkran ilişkileriAkran zorbalığı+5
Şükriye Kayhan Aktürk
Anadolu University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Okul öncesi dönem çocuklarının okula uyum süreci ile ebeveynlerinin çocuk yetiştirme tutumları arasındaki ilişki

Araştırmanın amacı okul öncesi dönem çocuklarının okula uyum süreci ile ebeveynlerinin çocuk yetiştirme tutumları arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırma karma yöntem desenlerinden, açımlayıcı sıralı karma yöntem deseni ile yapılmıştır. Araştırmanın evrenini 2014-2015 eğitim öğretim yılında Eskişehir il merkezindeki Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı anasınıflarında eğitim gören çocuklar, çocukların öğretmenleri ve aileleri oluşturmuştur. Araştırmanın örneklemini belirlerken, olasılığa dayalı örnekleme yaklaşımlarından sistematik örneklemeden yararlanılmıştır. Araştırmanın nicel kısmında örneklem grubunu, 380 çocuk, çocukların aileleri ve öğretmenleri oluştururken, nitel kısmının katılımcılarını ise okula uyum problemi yaşadığı belirlenen 9 çocuk,9 aile ve 9 öğretmen oluşturmuştur. Araştırmada veri toplama aracı olarak "Okula Uyum Öğretmen Değerlendirme Ölçeği", "Ebeveyn Tutum Ölçeği", "Yarı-Yapılandırılmış Öğretmen Görüşme Formu" ve "Yarı-Yapılandırılmış Ebeveyn Görüşme Formu" kullanılmıştır. Öncelikle öğretmenlerden sınıflarındaki her bir çocuk için Okula Uyum Öğretmen Değerlendirme Ölçeğini, ailelerden de Ebeveyn Tutum Ölçeğini doldurmaları istenmiştir. Daha sonra Okula Uyum Öğretmen Değerlendirme Ölçeği puanlarına göre en düşük puana sahip 9 çocuk belirlenmiş ve bu çocukların aile ve öğretmenleri ile görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın nicel bölümünde, annelerin çalışma durumları ve çocukların cinsiyeti ile çocuk yetiştirme tutumları arasında bir fark olup olmadığına bağımsız örneklemler için t testi ile bakılmıştır. Ayrıca, annelerin çalışma durumları ile çocukların cinsiyeti ve okula uyumları arasında bir fark olup olmadığını bulmak için t testi yapılmıştır. Anne ve babaları ile yaşayan çocuklar ile diğer ailelerde (dağılmış aile vb.) yaşayan çocukların okula uyumları arasındaki farka bakmak için Mann-Whitney U Testi kullanılmıştır. Araştırmanın nitel verilerinin çözümlenmesinde betimlemenin daha ön planda tutulduğu betimsel analiz yöntemi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda çalışmaya katılan ebeveynlerin demokratik ve aşırı koruyucu tutum puan ortalamalarının yüksek, otoriter ve izin verici ebeveyn tutum puanlarının ise düşük olduğu belirlenmiştir. Aynı zamanda araştırmaya katılan çocukların okula uyum puanlarına göre 24 (%6,31)'ünün okula uyum problemi yaşadığı, 356 (%93,69)'sının ise okula uyum sağladığı sonucuna ulaşılmıştır. Annelerin çalışma durumları ile çocuk yetiştirme tutumları arasındaki farka bakıldığında annelerin çalışma durumları ile aşırı koruyucu ebeveyn tutumları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olduğu ve çalışmayan annelerin, çalışan annelere göre daha koruyucu bir ebeveyn tutumu sergiledikleri sonucuna ulaşılmıştır. Annelerin çalışma durumları ile çocukların okula uyumları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark görülmemiştir. Ayrıca, çocukların cinsiyeti ile ebeveynlerin çocuk yetiştirme tutumları arasında da istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmamıştır. Anne babaları ile yaşayan çocuklar ile diğer ailelerde yaşayan çocukların okula uyumları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olmamasına rağmen, testin anlamlılık değeri ve sıra ortalamasına bakıldığında anne babasıyla birlikte yaşayan çocukların farklı yerlerde yaşayan çocuklara göre okula daha uyumlu oldukları sonucuna ulaşılmıştır. Öğretmenlerle yapılan görüşmeler sonucunda, öğretmenlerin okula uyumu tanımlarken daha çok uyumlu çocukların özelliklerinden söz ettikleri görülmüştür. Ayrıca, çocukların okula uyumlarını sağlamak için bir takım çalışmalar yaptıklarını ve bu süreçte ailevi bazı problemlerle karşılaştıklarını dile getirmişlerdir. Öğretmenler çocukların okula uyumunu kolaylaştırmak için okulun ilk günlerinde genellikle basit etkinlikler yaptıklarını, çocuklarla sohbet ettiklerini ve okula uyum çalışmaları yaptıklarını belirtmişlerdir. Bununla birlikte kendisiyle görüşme yapılan öğretmenlerden bir bölümü sınıfında okulu sevmeme, okula gelmek istememe davranışını gösteren çocuklar olduğunu ailevi sorunlar, anneye aşırı bağımlı olma ve okula devamsızlık yapma gibi nedenlerden kaynaklanan sorunlar yaşadıklarını ifade etmişlerdir. Öğretmenlerin çocuklarla okulda veya evde yaşadıkları hakkında sohbet ettiklerini, okuldan şikâyet eden çocukları olmadığını ancak okul saatleri içerisinde "eve gitmeye ne kadar zaman kaldı?" gibi sorular soran ya da herhangi bir neden belirterek etkinliği bırakmak veya sınıftan çıkmak isteyen çocuklar olduğunu belirtmişlerdir. Öğretmenlerin tamamı çocukların okul ya da çalışanlarla ilgili herhangi bir sorun yaşamadıklarını belirtirken bazı çocukların sınıfta arkadaşları ile sorunlar yaşadıklarını dile getirmişlerdir. Öğretmenler ebeveynlerle çoğunlukla çocukları okula bırakırken ve daha az oranda veli toplantıları aracılığı ile iletişim kurduklarını bununla birlikte genellikle her gün görüştüklerini belirtmişlerdir. Ebeveynlerle yapılan görüşmeler sonucunda, ebeveynler çocukların kendileri tarafından okul saatleri içerisinde bırakılıp-alındığını belirtmişlerdir. Bununla birlikte, ebeveynlerin bir bölümü çocuklarının evde oyuna dalma, uyku problemi (sabahları uyanamama), gitmemek için bahaneler üretme gibi nedenlerden okula gitmek istemediklerini dile getirmişlerdir. Çocukların yıl içerisinde okul değişikliği yapmadıklarını belirten ebeveynler çocukları ile eve geldikten sonra sohbet etmeye çalıştıklarını ancak çocukların okulda yaptıkları hakkında çok fazla konuşmak istemediklerini dile getirmişlerdir. Ebeveynlerin tümü çocuklarının okulu, öğretmenini ve arkadaşlarını sevdiğini okul ve çalışanlar ile ilgili herhangi bir sorun yaşamadığını belirtmişlerdir. Ancak ebeveynlerin küçük bir bölümü çocuklarının arkadaşları ile sorun yaşadığını belirtmişlerdir. Ebeveynlerden bir bölümü öğretmenlerle her gün, bir bölümü ise işi oldukça veya çocukla ilgili bir şey olduğunda ya da veli toplantılarında görüştüklerini söylemişlerdir. Ebeveynlerin tümü öğretmenlerin kendileri ile olan iletişiminden memnun olduklarını belirtmişlerdir. Araştırmanın bulguları doğrultusunda ailelere, eğitimcilere, araştırmacılara ve eğitim politikacılarına yönelik önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Sözcükler: Okul öncesi eğitim, Erken çocukluk eğitimi, Ebeveyn tutumu, Okula uyum, Karma yöntem.

Ana-baba tutumuErken çocuk eğitimiKarma yöntemler+6
Vakkas Yalçın
Anadolu University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kaynaştırma uygulamaları yürütülen okul öncesi sınıflarda işitme yetersizliği olan ve normal işiten öğrencilerin sosyal beceri düzeylerinin incelenmesi

Araştırmanın amacı okul öncesi dönemde kaynaştırma uygulamalarında eğitim alan işitme yetersizliği olan ve normal işiten öğrencilerin hem öğretmenleri hem de ebeveynleri tarafından değerlendirilen sosyal beceri düzeylerinin incelenmesidir. Araştırmanın katılımcıları, Ankara, Adana, Samsun, İzmir, Uşak, Trabzon, İzmit ve Eskişehir illerindeki kaynaştırma uygulamalarında eğitim alan 55 işitme yetersizliği olan ve 99 normal işiten öğrencinin öğretmenleri ve ebeveynleri olmak üzere 308 kişidir. Araştırmada işitme yetersizliği olan ve normal işiten öğrencilerin sosyal beceri düzeylerini belirlemek amacıyla Okul Öncesi Sosyal Beceri Değerlendirme Ölçeği (OSBED) Öğretmen ve Anne- Baba Formları kullanılmıştır. Amaç doğrultusunda araştırma nicel araştırma yaklaşımı ile yürütülmüş, araştırma soruları doğrultusunda nedensel karşılaştırmalı ve bağıntısal araştırma modeli benimsenmiştir. Verilerin analizinde istatistiksel yazılım programı olan IBM SPSS 22.0 kullanılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen bulgularda işitme yetersizliği olan ve normal işiten öğrencilerin sosyal beceri puanları üzerinde işitme durumunun etkili olduğu, öğretmen ve ebeveynlerin puanlamalarının da bu duruma göre farklılık gösterdiği bulunmuştur. İşitme yetersizliği olan öğrencilerin sosyal beceri puanları cinsiyet, anne ve babanın eğitim düzeyi ve öğretmenin branşına göre farklılaşmaktadır. Ayrıca işitme yetersizliği olan öğrencilerin takvim yaşı, tanı yaşı ve ilk cihaz takma yaşı sosyal beceri puanları arasında ilişki olduğu, takvim yaşı ve cihaz kullanmaya başlama yaşı değişkenlerinin bu puanları açıklamaya farklı derecelerde anlamlı katkısı olduğu bulunmuştur. Araştırmadan elde edilen sonuçlar doğrultusunda kaynaştırma uygulamalarında eğitim alan işitme yetersizliği olan çocukların sosyal becerilerinin gelişimlerini destekleyecek uyarlamaların yapılması gerektiği belirtilmiştir. Son olarak ileri araştırmalara yönelik olarak işitme yetersizliği olan çocukların sosyal becerilerinin nasıl desteklenebileceğine ilişkin ev ve kurum merkezli uygulamalara dayalı araştırmaların gerçekleştirilmesi gerektiği önerilmiştir. Anahtar Sözcükler: Okul öncesi dönem, Kaynaştırma, İşitme yetersizliği olan öğrenciler, İşitme engeli, İşitme kaybı, Sosyal beceri.

BeceriKaynaştırma eğitimiOkul öncesi eğitim+6
Zülfiye Göl
Anadolu University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Okul öncesi dönemdeki işitme kayıplı bir çocuğun gelişen okuryazarlık yaşantılarının incelenmesi

Araştırmanın amacı, okul öncesi dönemdeki işitme kayıplı bir çocuğun evinde ve yakın çevresinde gerçekleşen erken okuma yazma yaşantılarını ve gelişen okuryazarlığını incelemektir. Durum çalışması olarak desenlenen araştırmanın katılımcıları; takvim yaşı 5 yaş 1 aylık olan işitme kayıplı bir erkek çocuk ve ailesidir. Araştırmanın verileri; katılımcı gözlemler, yarı yapılandırılmış ve yapılandırılmamış görüşmeler, ürünler, belgeler ve araştırma günlüğü yoluyla toplanmıştır. Toplanan veriler, araştırma süreci içinde ve sonunda gerektiğinde betimsel, gerektiğinde tümevarımsal olarak analiz edilmiştir. Ayrıca işitme kayıplı çocuğun gelişen okuryazarlık becerileri, Gelişen Okuryazarlık Kontrol Beceri Listesi yardımıyla değerlendirilmiştir. Araştırmanın bulguları, işitme kayıplı çocuğun günlük rutinleri içinde ev ortamında ve yakın çevresinde akademik ve işlevsel okuryazarlık yaşantılarının olduğunu göstermiştir. Bu yaşantılarda çevresindeki yetişkinlerin işitme kayıplı çocuğa model olduğu ve etkileşimli olarak gerçekleşen yaşantılarda işitme kayıplı çocuğun sözlü ve yazılı dil becerilerini gelişen okuryazarlık ilkeleriyle uyumlu olarak desteklediği görülmüştür. Ayrıca, çocuğun bazı okuma yazma yaşantılarının ailenin okuma yazma geçmişinden etkilendiği bulgusu elde edilmiştir. Araştırmanın sonucunda, erken dönemde nitelikli okuma yazma yaşantıları olan işitme kayıplı çocuğun, işiten yaşıtlarına benzer okuryazar davranışları gösterdiği söylenebilir. Anahtar Sözcükler: Gelişen okuryazarlık, İşitme kayıplı çocuklar, Erken okuma yazma, Aile okuryazarlığı.

Erken okuryazarlık becerileriOkul öncesi dönemOkul öncesi eğitim+7
Hilal Atlar
Anadolu University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çocuğunu okul öncesi eğitim kurumuna gönderen (6 yaş) annelerin okul öncesi eğitime ilişkin görüşlerinin bazı demografik özelliklere göre incelenmesi: Malatya ili örneği

Bu araştırmanın amacı, çocuğunu okul öncesi eğitim kurumuna gönderen annelerin okul öncesi eğitim hakkındaki görüşlerini bazı değişkenlere göre incelemek; bu görüşlerin annelerin öğrenim durumlarına ve yaşlarına göre farklılaşmasını belirlemektir. Araştırmanın örneklemini; çocuklarını bağımsız anaokullarına ve ilköğretim okulları bünyesinde bulunan anasınıflarına gönderen, uygun örnekleme yöntemiyle seçilen anneler oluşturmaktadır.Annelerin okul öncesi eğitimi hakkındaki görüşlerine ait veriler araştırmacı tarafından geliştirilen ?Annelerin Okul Öncesi Eğitim Hakkındaki Görüşleri? adlı ölçme aracı ile toplanmıştır. Anket uygulanırken ilk olarak okul müdürleriyle görüşülmüş, ardından öğretmenlere ölçme araçları dağıtılarak velilere ulaştırmaları sağlanmıştır.Verilerin değerlendirilmesinde SPSS 15.0 paketi kullanılmış, yüzde ve frekans dağılımlarının yanı sıra, khi kare analizi yapılmıştır. Araştırma sonucunda; annelerin çalışmıyor olsalar da çocuklarını okul öncesi eğitim kurumuna gönderecekleri, çocuğun ilkokula başlamadan önce okul öncesi eğitim kurumuna gitmeleri gerektiğini düşündükleri, okul öncesi eğitimin çocuğun gelişim alanlarını olumlu yönde katkı sağladığını belirtikleri tespit edilmiştir.Anahtar Sözcükler: Okul öncesi eğitim, anne görüşleri, çocuğun gelişim alanları

AnnelerDemografik özelliklerOkul öncesi eğitim+1
Şahin Göğebakan
İnönü University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2011
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Okul öncesi din eğitiminde kavram öğretimi

Bu tez; okul öncesi dönemde çocukların kavramları nasıl algıladıklarını ortaya koymayı ve okul öncesi din eğitiminde kavram öğretim sürecini betimlemeyi hedefleyen nitel bir araştırmadır. Araştırmanın giriş bölümünde; araştırmanın konusu, amacı, önemi ve yöntemine değinilmiştir. Birinci bölümde ise okul öncesi dönemde çocukların bedensel, zihinsel, kişilik ve ahlaki gelişimleri irdelenmiştir. Ayrıca okul öncesi eğitim, okul öncesi din eğitimi ve 4-6 yaş Kur'an kurslarının amacı, önemi, ilkeleri ve özellikleri üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde kavram kelimesinin tanımı, özellikleri ve çeşitleri incelenmiştir. Bu bağlamda okul öncesi din eğitiminde sıkça karşılaşılan soyut dini kavramların çocuklar tarafından nasıl tasavvur edildikleri anlatılmıştır. Çocukların kavramları nasıl öğrendikleri, kavram öğrenme ve öğretme kuramları, kavram öğretim sürecinin planlanması, içeriğin organize edilmesi ve kavram öğretme sürecinin değerlendirilmesi başlıkları üzerinde durulmuştur. Ayrıca okul öncesi Kur'an kurslarında Dini Bilgiler dersinde bulunan "Saygı", "Allah'ı Seviyorum" ve "Sorumluluk" adlı ünitelerin çocuklara nasıl öğretilebileceğini göstermek amacıyla örnek ders işlenişi ve örnek etkinlikler planlanmıştır. Araştırmanın sonuç bölümünde ise; okul öncesi dönemdeki çocukların kavramları daha kolay anlamalarını ve kullanabilmelerini sağlayacağı düşünülen tavsiyelerde bulunulmuştur. Anahtar Kavramlar: Okul Öncesi Eğitim, Din Eğitimi, Kavram Öğretimi, Dini Kavramlar, Soyut Kavramlar

Din eğitimiEğitimEğitim yöntemleri+6
Mecnun Karadağ
Hitit University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Okul öncesi çocukların beslenme sürecinde anne tutumlarının değerlendirilmesi

Çocukların beslenme alışkanlıklarının kazanılmasında rol oynayan annelerin çocuklarını besleme süreciyle ilgili tutumlarını değerlendirmek önemlidir. Bu çalışma ile okul öncesi çocuğu olan annelerin beslenme süreci tutumlarının değerlendirilmesi ve bu tutumların çocukların beden kütle indeksi (BKİ) üzerindeki etkisini belirlemek amaçlanmıştır. Tanımlayıcı ve kesitsel nitelikte olan bu araştırma, 2019-2020 tarihleri arasında İç Anadolu Bölgesinde yer alan bir ilde Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı tüm bağımsız anaokullarında bulunan, örneklem seçim kriterlerine uyan 4-6 yaş arasındaki çocukların anneleri (n=322) ile yürütülmüştür. Veriler, "Annenin Tanıtıcı Özelliklerini, Çocukların Tanıtıcı Özelliklerini ve Çocukların Beslenme Özelliklerini İçeren Bilgi Formu" ile "Beslenme Süreci Anne Tutumları Ölçeği (BSATÖ)" kullanılarak toplanmıştır. Ayrıca tüm çocukların BKİ'leri (kg/m2) belirlenmiştir. İstatistiksel analizlerde SPSS paket programı kullanılmış, uygun istatistiksel değerlendirmeler yapılmıştır. Araştırmada okul öncesi çocuğu olan annelerinin BSATÖ toplam puan ortalaması 60,09±17,60 olup, annelerin beslenme sürecine dair göstermiş olduğu tutumlar ile ilgili sorunlar orta düzeydedir. Araştırmada 1000-2000, 2000-3000, 3000-4000 ve 4000-5000 gram doğan çocukların annelerinin BSATÖ puan ortalamalarının sırasıyla; 74,25±22,69, 64,07±16,91, 58,47±17,00, 52,79±17,77 olduğu belirlenmiştir. Çocukların doğum ağırlıkları ile annelerin BSATÖ toplam puan ortalamaları arasındaki farkın anlamlı olduğu saptanmıştır (p=0,004). Araştırmadaki çocukların BKİ'ye göre %19,4'ünün zayıf, %10,0'ının zayıflık riski, %47,6'sının normal, %10,5'inin hafif şişman, %12,0'ının şişman olduğu belirlenmiştir. Çocukların BKİ'leri ile annelerin BSATÖ puan ortalamaları arasındaki farkın ileri düzeyde anlamlı oluğu görülmüştür (p<0,001). Sonuç olarak beslenme sürecindeki olumsuz anne tutumlarının çocuklarda büyüme ve gelişmenin göstergesi olan BKİ'sini olumsuz etkilediği belirlenmiştir. Bu doğrultuda çocuk hemşirelerine; çocuklarda büyüme gelişmenin takibi, değerlendirilmesi, aynı yaştaki çocuklarla karşılaştırılması, normalden sapmaları erken dönemde belirleyerek anneleri bilgilendirmeleri ve olumlu tutum geliştirmeleri için annelere danışmanlık sağlamaları önerilebilir. Anahtar Kelimeler: Okul öncesi çocuk, hemşire, beslenme, anne, tutum.

Ana-babaAna-baba tutumuAnneler+5
Tuğba Cengiz
Hitit University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Okul öncesi din ve değerler eğitiminde Montessori yaklaşımının uygulanabilirliği ve veli görüşleri (Çorum örneği)

Bu araştırma okul öncesi din ve değerler eğitiminde Montessori eğitim yaklaşımının uygulanabilirliği probleminden hareketle okul öncesi din ve değerler eğitiminde Montessori yaklaşımının kuramsal çerçevesini ve Montessori materyallerinin okul öncesi din ve değerler eğitimine uyarlanmasını ele almıştır. Çalışmamız Çorum ili Hz. İbrahim Camii 4-6 Yaş Kur'an Kursu Din ve Değerler Eğitimi Montessori Sınıfında gerçekleştirilen uygulama etkinliklerinin sonucunda çocukların kazanımlarına ilişkin veli gözlemlerine dayalı, yarı yapılandırılmış mülakat tekniği ile elde edilen verilerle Montessori yaklaşımı ile üretilen din ve değerler alanına ait materyallerin 4-6 Yaş Kur'an Kurslarında din ve değerler eğitiminde ne derece etkin olduğu ve Montessori modelinin 4-6 yaş Kur'an Kurslarında din ve değerler eğitiminde uygulanabilirliğinin tespitini amaçlamıştır. Araştırmamızın çalışma grubu Çorum ili Hz. İbrahim Camii 4-6 Yaş Kur'an Kursu Din ve Değerler Eğitimi Montessori Sınıfında eğitim gören öğrencilerin velilerinden oluşmaktadır. İlgili kursta 2021-2022 eğitim-öğretim döneminde eğitim gören 90 öğrenciden oluşan Montessori sınıfında eğitim almış 35 öğrencinin velisi ile mülakat yöntemi kullanarak araştırma yapılmıştır. Her bir katılımcıya K1 (Kadın Katılımcı Bir), K2 (Kadın Katılımcı İki)… (E1 (Erkek Katılımcı Bir) E2 (Erkek Katılımcı İki)… şeklinde kodlar verilmiştir. Bu kodlarla amaçlanan katılımcı görüşlerinin araştırma metnine aktarılması sağlanmasıdır. Katılımcılarla görüşmeler sözlü iletişim şeklinde yapılmıştır. Bu teknik ile hedeflenen amaç için sistematik bilgi toplanılmış aynı zamanda görüşmeci tarafından ihtiyaç duyulduğu anda ek sorularla istenilen bilgilerin eksiksiz toplanması sağlanmıştır.

DeğerlerDeğerler eğitimiDin+7
Seda Seçkiner
Hitit University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

60 - 72 ay okul öncesi öğrencilerinin bilimsel süreç becerilerinin belirlenmesi

Bu çalışmanın amacı okulöncesine devam eden 6 yaş çocukların bilimsel süreç becerileri düzeylerini belirlemek ve farklı değişkenler açısından bilimsel süreç beceri düzeylerini karşılaştırmaktır. Araştırmanın çalışma grubunu, 2013-2014 eğitim-öğretim bahar yarıyılında Kütahya İl Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı bağımsız anaokulları ve ilkokullar bünyesindeki anasınıflarında öğrenim görmekte olan 15 okuldan 174'ü kız, 168'i erkek toplam 342 öğrenci oluşturmuştur. Veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen 22 sorudan oluşan, KR-20 güvenirlik katsayısı 0,79 olarak hesaplanan bilimsel süreç becerileri testi kullanılmıştır. Bilimsel süreç becerileri testi temel süreç becerilerinden gözlem, tahmin, sınıflama, iletişim kurma, ölçme, sonuç çıkarma alt boyutlarından oluşmaktadır. Elde edilen veriler istatistik olarak analiz edilmiştir. Analizler sonucunda; öğrencilerin özel ve devlette eğitim almalarına, anne-baba eğitim, çocukların daha önce okul öncesi eğitim alma ve öğretmenlerinin açık öğretim ya da örgün öğretim yapan üniversiteden mezun olma durumlarına bağlı bilimsel süreç becerileri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki görülmüştür. Ancak cinsiyet ve anne meslek durumlarına bağlı bilimsel süreç becerileri arasında anlamlı bir ilişki görülmemiştir. Sonuç olarak, özel okulda eğitim alan öğrencilerin devlet okulunda eğitim alanlara, daha önce okulöncesi eğitim alan öğrencilerinde eğitim almayan öğrencilere göre ve öğretmeni örgün öğretimden mezun olan öğrencilerin öğretmeni açık öğretimden mezun olan öğrencilere göre bilimsel süreç becerileri anlamlı olarak yüksek bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Bilimsel süreç becerileri, farklı değişkenler, okulöncesi öğrencileri.

AnasınıflarıBilimsel süreçOkul öncesi eğitim+1
Betül Kunt
Kütahya Dumlupınar University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

6 yaş çocuklarına öyküleştirme yöntemi ile verilen matematik eğitiminin çocukların matematik başarılarına olan etkisinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı; 6 yaş çocuklarına öyküleştirme yöntemi ile verilen matematik eğitiminin çocukların matematik başarılarına olan etkisini incelenmektir. Öyküleştirme yöntemi; çocukların yeni bilgilerini kullanarak eski bilgilerini ve tecrübelerini işe koştuğu, bunların yanı sıra yeni bilgileri edinerek bunlarla birlikte süreçte aktif olarak yer aldığı problemlere çözümler ürettiği, deneyimler kazandığı bir ortam yaratmaktadır. Araştırma nitel ve nicel tekniklerin bir arada kullanıldığı karma yöntemdir. Okul öncesi eğitim kurumlarına devam eden 48-66 ay arası çocukların; sayılar, geometrik şekiller ve örüntü kavramlarını öğrenmede öyküleştirme yönteminin etkisinin incelendiği ön-test son-test yarı deneysel yöntem ve uygulamalar süresince deney grubunun gözlemlenmesiyle araştırmanın nitel bölümü yürütülmüştür. Araştırmada çocukların sayılarla ilgili kavramları öğrenme düzeylerini ölçmek amacıyla; Piaget sayı korunum testi, geometrik şekil kavramları öğrenme düzeylerini ölçmek amacıyla; Aslan (2004) tarafından geliştirilen geometrik şekilleri tanıma testi ve örüntü kavramını öğrenme düzeylerini ölçmek amacıyla araştırmacı tarafından geliştirilen örüntü testi kullanılmıştır. Ayrıca araştırmacı tarafından deney grubuyla her hafta uygulanan etkinlikler sırasında yapılan gözlem araştırmacının güncesine kaydedilmiştir. Çalışma toplam 27 öğrenciyle gerçekleşmiştir. Kontrol grubu öğrencileri mevcut programla eğitim alırken deney grubu öğrencileri 8 hafta boyunca haftada bir gün öyküleştirme yöntemi ile hazırlanan matematik eğitimini almıştır. Araştırmada elde edilen nicel verilerin analizinde kontrol ve deney grubunun başarılarını karşılaştırmak amacıyla Mann Whitney U testi kullanılmıştır. Kontrol ve deney gruplarının ön test ve son test başarılarını kendi aralarında karşılaştırmak amacıyla Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen nitel veriler betimsel analiz yoluyla analiz edilmiştir. Elde edilen analiz sonuçlarına göre deney grubu lehine anlamlı bir fark bulunmuştur. Sonuç olarak; öyküleştirme yöntemi ile verilen matematik eğitiminin çocukların matematik başarısını arttırmada olumlu etkiye sahip olduğunu göstermiştir.

BaşarıMatematikMatematik başarısı+6
Aylin Sertsöz
Kütahya Dumlupınar University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2017
00
DoktoraAçık ErişimTR

Anne baba ilgisinin okul öncesi dönem çocuklarının öz düzenleme becerisi üzerindeki etkisi

Bu çalışma, anne baba ilgisinin okul öncesi eğitime yeni başlayan 48-66 ay çocukların öz düzenleme becerisi üzerindeki etkisini incelemek amacıyla yapılmıştır. Bu amaçla araştırmaya katılan çocukların anne babalarına anne baba ilgisini geliştirmeye yönelik eğitim programı örneği hazırlanmaya çalışılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2019-2020 eğitim öğretim yılında Bura İli Nilüfer İlçesinde MEB'e bağlı bağımsız bir anaokuluna devam eden 40 çocuk ve onların anne (40) babaları (40) olmak üzere toplam 120 kişi oluşturmuştur. Veri toplama aracı olarak; "Çocuğa Yönelik Anne Baba İlgisi Ölçeği" ve "Okul Öncesi Öz Düzenleme Ölçeği (OÖDÖ)" kullanılmıştır. Ayrıca katılımcılara yönelik bilgi edinmek için "Genel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Çalışmada ön test, son test ve kalıcılık testi kontrol gruplu yarı deneysel araştırma deseni kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizinde deney ve kontrol grubu karşılaştırmaları için "İlişkili Ölçümler İçin Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi" kullanılmıştır. Araştırmaya katılan çocukların Okul Öncesi Öz Düzenleme Ölçeği'nden elde ettikleri puanların cinsiyete göre farklılık gösterip göstermediğine "Mann-Whitney U Testi", anne babanın yaşı, öğrenim durumu, evdeki birey sayısı, kaçıncı çocuk, aile gelir düzeyi değişkenleri ile arasındaki ilişkiyi incelemek için "Kruskall-Wallis H Testi" kullanılmıştır. Anne baba ilgisi de aynı değişkenler açısından incelenmiş ve aynı analizler uygulanmıştır. Bulgular ışığında; anne baba ilgisinin okul öncesi eğitime yeni başlayan 48-66 ay çocukların öz düzenleme becerisi üzerinde etkisi olduğu, olumlu anlamda gözlenen bu etkinin ise anne baba ilgisindeki artıştan kaynaklı olduğu görülmüştür. Öz düzenleme becerileri ve anne baba ilgisindeki artışın etkisinin uzun süreli olup olmadığını incelemek için son testten bir ay sonra kalıcılık testi uygulanmış ve analizinde anlamlı bir farklılık görülmüştür. Sonuç olarak; anne baba ilgi puanları ve öz düzenleme becerisi puanları arasındaki Korelasyon Testi Analizleri de dikkate alındığında; anne baba ilgisinin okul öncesi eğitime yeni başlayan 48-66 ay çocukların öz düzenleme becerilerine olumlu etkisinin olduğunu göstermekle birlikte anne baba ilgisine geliştirmeye yönelik verilmeye çalışılan eğitiminde anne baba ilgisini geliştirmede etkili olduğuna dikkat çektiği söylenebilir.

Ana-babaAna-baba tutumuAna-çocuk etkileşimi+4
Saliha Eren
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Okul öncesi eğitimde artık materyaller ile yapılan sanat etkinliklerinin çocukların geri dönüşüm farkındalık düzeylerine etkisinin incelenmesi

Bilgili ve bilinçli bir toplumun temellerinin atılması için geri dönüşüm bilincinin küçük yaşlarda kazanılması oldukça önemlidir. Araştırmada, okul öncesi eğitimde artık materyaller ile yapılan sanat etkinliklerinin çocukların geri dönüşüm farkındalık düzeylerine etkisinin belirlenmesi hedeflenmiştir. Araştırma, 2018-2019 eğitim-öğretim yılı bahar döneminde Ankara ili Yenimahalle ilçesinde bulunan bağımsız anaokuluna devam eden 5 yaş grubu 20 çocuk üzerinde yürütülmüştür. Nicel yaklaşımın deneysel desenlerinden tek grup ön test-son test deseni kullanılmıştır. Toplamda 8 haftalık program uygulanmıştır. Verilerin analizinde, artık materyallerle yapılan sanat etkinliklerinin çocukların geri dönüşüm farkındalık düzeyleri üzerinde anlamlı bir etkiye sahip olduğu belirlenmiştir. Elde edilen bulgular doğrultusunda, çocukların artık materyalleri geri dönüştürüp ayrıştırdıkları, geri dönüşüm sözcüğünün anlamını bildikleri ve geri dönüşüm sembolünü tanıdıkları tespit edilmiş olup çocuklar üzerinde geri dönüşüm ile ilgili farkındalık sağlandığı sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca bu araştırma ile okul öncesi dönemden başlanılarak çocuklarda erken yaşlarda geri dönüşüm bilinci geliştirilmiş olup bilinçli tüketiciler yetiştirmenin temelleri atılmıştır.

ArtıklarAtık değerlendirmeFarkındalık+6
Rümeysa Öztap
Kütahya Dumlupınar University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Okul öncesi dönemde kullanılan öykü kitaplarının sosyal becerileri içermesi bakımından incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, okul öncesi dönemde kullanılan öykü kitaplarının sosyal becerileri içermesi açısından incelenmesidir. Araştırmada karma yöntem yaklaşımlarından sıralı açıklayıcı desen kullanılmıştır. Araştırmanın nicel aşamasında tarama (betimsel araştırma) modeli, nitel aşamasında ise temel nitel araştırma deseni kullanılmıştır. Bu araştırmada önce anketler toplanıp değerlendirilmiş daha sonra çıkan sonuca göre doküman incelemesi yapılmıştır. Örnekleme alınacak kitapları belirlemek için ölçüt örnekleme stratejisi kullanılmıştır. Bu kapsamda, doğrudan araştırma amacıyla ilişkili olan ve zengin veri sağlayacak kitapları seçmek için dört ölçüt belirlenmiştir. Bu ölçütler şunlardır: (i) Seçilen kitaplar araştırmanın nicel aşamasından elde edilen verilere göre öğretmenlerin önerdikleri kitaplar arasından olmalıdır. (ii) Seçilen kitaplar okul öncesi dönem çocuklarının yaş seviyesine uygun olmalıdır. (iii) Seçilen kitaplar bir sosyal becerinin öğretimine dönük olmalıdır. (iv) Seçilen kitaplar seri şeklinde olmalıdır. Söz konusu ölçütleri karşıladığı için Tali Serisi öykü kitapları veri kaynakları olarak belirlenmiştir. Araştırmada Tali serisinde yer alan öykü kitaplarını sosyal beceri öğretimine uygunluğu açısından incelemek amaçlandığı için doküman analizi kullanılmıştır ve Tali Serisinde yer alan 18 öykü kitabı doküman olarak incelenmiştir. Araştırma verilerinin analizinde içerik analizi tekniği kullanılmıştır. Araştırmada araştırmacı tarafından bir kodlama sistemi oluşturulmuş ve oluşturulan kodlar birbirleri ile ilişkilerine göre kümelenerek gruplanmış ve üç kategori oluşturulmuştur. Daha sonra bu kategoriler 'Dıştan Denetimli Öğretim Yöntemi' teması altında birleştirilmiştir. Son olarak elde edilen veriler tema ile tutarlı olacak şekilde ilgili kategorilerin altında yorumlamacı bir yaklaşımla açıklanmıştır. Araştırmada incelenen öykü kitaplarında sosyal beceri öğretiminin sorun durumunun tanımlanması, uygun olmayan davranış sonuçlarının sezdirilmesi ve uygun davranışta bulunma olarak üç aşamalı bir şekilde verildiği tespit edilmiştir.

Hikaye kitaplarıKitaplarOkul öncesi dönem+5
Betül Muslu
Kütahya Dumlupınar University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Okul öncesi dönem çocuklarında dijital hikaye anlatımının dinleme becerilerine etkisi

Okul Öncesi Dönem Çocuklarında Dijital Hikâye Anlatımının Dinleme Becerisine Etkisi Bu araştırmanın amacı dijital hikâye anlatım yönteminin okul öncesi dönem çocuklarının dinleme becerilerine etkisini ortaya koymaktır. Araştırmada deneysel yöntemlerden 'Yalnız Son Testli Kontrol Gruplu Seçkisiz Desen' kullanılmıştır. Araştırmada Kütahya ilinde Milli Eğitim Bakanlığına bağlı anaokulunda 60-72 ay grubundaki 3 anasınıfında bulunan ve normal gelişim gösteren 35 kız 40 erkek olmak üzere 75 çocuk ile çalışılmıştır. Araştırmaya katılan çocuklar gelişim dosyalarından ve öğretmenlerinden alınan bilgiler ile gelişim düzeyleri bakımından eşitlenip, hikâyelerin farklı anlatım yöntemleri ile sunulduğu 3 farklı deneysel gruba seçkisiz atanmıştır. Araştırmanın veri toplama sürecinde 11 farklı hikâyeden yararlanılmış ve hikâyeler 3 farklı anlatım yöntemi ile gruplara anlatılmıştır. Hikâyelerden sonra yarı yapılandırılmış görüşme formu ile araştırmanın verileri toplanmıştır. Veriler değerlendirme formu ile puanlanarak analiz edilmiştir. Araştırmanın sonucunda farklı dijital hikâye anlatımları yapılan deney grubu 1 ve deney grubu 2'de bulunan okul öncesi dönem çocuklarının seçici, ayrıştırıcı, empatik, yaratıcı, eleştirel ve etkin dinleme becerilerinden aldıkları puanlar, öykü kitabı ile anlatım yapılan kontrol grubundaki okul öncesi dönem çocuklarının aynı dinleme becerilerinden aldıkları puanlar ile karşılaştırılmıştır. Verileri normal dağılım göstermediğinden, Kruskal Walllis H testi ile yapılan karşılaştırmada gruplar arasında anlamlı fark olduğu görülmüştür. Farkın hangi gruplar arasında ve hangi grubunu lehine olduğunu görmek için Mann Whitney U testi yapılmıştır. Yapılan analizler sonucunda ele alınan dinleme türlerinde deney grubu 1 ve deney grubu 2 lehine anlamlı bir fark olduğu görülmüştür. Deney grubu 1 ve deney grubu 2 arasında ise dinleme becerilerinden aldıkları puanlar karşılaştırıldığında, müzik ve ses hariç dijital hikâye anlatımı yapılan deney grubu 1 lehine anlamlı bir fark olduğu ortaya çıkmıştır. Sonuç olarak dijital hikâye anlatımı 60-72 ay grubundaki okul öncesi dönem çocuklarının ayrıştırıcı, seçici, empatik, yaratıcı, eleştirel ve etkin dinleme becerilerini üzerinde anlamlı düzeyde etkiye sahip olduğu görülmüştür. Ayrıca öğretmen desteğiyle uygulanan dijital hikayelerin ele alınan dinleme türlerinde dijital hikaye anlatımına göre daha etkili olduğu görülmüştür. Anahtar kelimeler: Dijital hikâye, dinleme beceriler, okul öncesi eğitim

AnlatımDijital öykülemeDinleme+6
Hatice Berna Türe Köse
Kütahya Dumlupınar University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Okul öncesi (48-60 ay) dönem çocuklarında TÜBİTAK'ın meraklı Minik Dergisi'ndeki etkinliklerin sosyal beceri ve bilişsel tempo düzeylerine etkisinin incelenmesi

Okul öncesi dönem çocukların farklı beceri düzeylerinin(bilişsel, sosyal, psikomotor vb.) hızlı gelişim gösterdiği önemli bir dönemdir. Bu nedenle de bu dönem içerisinde çocuklara verilen eğitim ve eğitimde kullanılan materyaller(kitap, dergi vb.) çocuğun daha sonraki yaşantısına rehber olma niteliğindedir. Ülkemizde okul öncesi dönem çocuklarına yönelik pek çok kitap bulunmasına karşın, bu yaş grubuna yönelik periyodik yayınlanan dergi çok fazla bulunmamaktadır. Bu dergilerin içerisinde çocukların keşif, araştırma ve merak duygularını harekete geçiren ve öğrenme gereksinimlerini karşılayan dergi TÜBİTAK tarafından aylık olarak yayınlanmakta olan Meraklı Minik dergisidir. Bu araştırmanın temel amacı, okul öncesi (48-60 ay) dönem çocuklarında TÜBİTAK'ın Meraklı Minik dergisindeki etkinliklerin sosyal beceri ve bilişsel tempo düzeylerine etkisini incelemektir. Bu doğrultuda, araştırmada öntest-sontest kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. Araştırmada Avcıoğlu (2007) tarafından okul öncesi dönem çocukların sosyal beceri düzeylerinin saptanması amacıyla geliştirilen Sosyal Becerileri Değerlendirme Ölçeği (SBDÖ) ve Wright (1971) tarafından geliştirilen ve Seçer, Sarı, Çeliköz, Üre (2009) tarafından Türkçe'ye uyarlanan Kansas Reflection- Impulsivity Scalefor Preschool formu kullanılmıştır. 2014-2015 eğitim-öğretim yılında Balıkesir ili Altıeylül ilçesindeki Bengi Ana Okulu'nun 2 farklı sınıfında öğrenim görmekte olan toplam 40 çocukla (48-60)ay birlikte gerçekleştirilmiştir. Deney grubuna eğitim-öğretim yılı boyunca, Milli Eğitim Bakanlığı programın yanında Meraklı Minik Dergisi içerisindeki etkinlikler uygulatılmıştır. Öntest ve son testlerde çocukların sosyal beceri ve bilişsel tempo düzeyleri ölçülmüş ve sonuçlar istatistiksel deneylerle karşılaştırılmıştır. Verilerin analizinde elde edilen bulgulara göre; Meraklı Minik dergisinde bulunan etkinliklerin uygulandığı grupta yer alan çocukların sosyal ve bilişsel tempo ölçeklerinden aldıkları sontest puanlarının, kontrol grubunda yer alan çocukların aynı ölçekten aldıkları sontest puanlarına göre anlamlı derecede artış gösterdiği görülmüştür.

Bilişsel becerilerBilişsel tempoMeraklı Minik dergisi+7
Gizem Ergin
Kütahya Dumlupınar University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Okulöncesi değer eğitimi uygulayan okullardan seçilen değerlerin ve etkinliklerin incelenmesi

Okul öncesi dönem, çocuk için önemli bir dönemdir. Bu dönemi çocuk, çevresiyle etkileşim kurarak ve planlanmış öğretim ortamlarında bulunarak çok daha etkili şekilde geçirebilmektedir. Toplumsal değerler insan yaşamının önemli bir kısmını oluşturur. Bu değerleri çocuk zaman içerisinde sosyal yaşamla birlikte kazanabilmektedir. Planlanmış öğretim ortamlarına da taşınması gereken değerlerin nasıl ve hangi etkinliklerle verildiği oldukça önemlidir. Bu etkinlikler çocuğun öğrenme kanallarından yararlanılarak uygulandığı takdirde topluma uyumunun sağlanması çok daha kolay olacaktır. Bu araştırma, Okul öncesi Değer Eğitimi Uygulanan Okullardan Seçilen Değerlerin ve Etkinliklerin İncelenmesi ile ilgilidir. Çalışma Nitel bir çalışma olup nitel veri toplama yöntemleri kullanılmıştır. Araştırma, 2012-2013 eğitim-öğretim yılında Ankara ili Yenimahalle ilçesine bağlı değer eğitimi müfredatı uygulayan iki okul öncesi eğitim kurumunda gerçekleşmiştir. Bu kurumlarda çalışan iki okul öncesi öğretmeni beş ay boyunca gözlemlenmiştir. Ayrıca Yenimahalle bölgesinde bulunan ve değerler eğitimi uygulayan 22 öğretmenin yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılarak görüşlerini almıştır. Araştırmada şu sonuçlara ulaşılmıştır: 1. Öğretmenlerin öğrencilere değer eğitimi verirken evrensel değerler vermeyi hedefledikleri sonucuna ulaşılmıştır. 2. Araştırmanın bir diğer sonucu ise, öğretmenlerin değer eğitimi verirken öğrencilere model olması ve onlara konuyu anlatırken kendisinin de yapmaya çalışmasıdır. Bu durumun çocuklarda etkili olduğu görülmüştür. 3. Değer eğitimi uygulamalarında öğrencilerin konuya adaptasyonunu sağlamak için daha fazla yöntem kullanılması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

DeğerlerDeğerler eğitimiOkul öncesi dönem+2
Züleyha Yuvacı
Kütahya Dumlupınar University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2013
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kütahya ili Merkez ilçesi okul öncesi kurumlarında okuyan öğrencilerin kaba motor beceri gelişimlerinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı Kütahya İli Merkez İlçesinde Okuyan okul öncesi çocukların kaba motor beceri gelişimlerinin incelenmesidir. Bu araştırmada Kütahya ili Merkez ilçesinde okul öncesi eğitimi gören bütün çocuklar araştırma evreni olarak kabul edildi. Araştırma örneklemine ise Kütahya ili Merkez ilçesinde devlet ve özel okul öncesi kurumlarında okuyan toplam 405 öğrenci kabul edildi. Araştırma kapsamında örneklem grubu öğrencilerin kaba motor beceri gelişim düzeylerini belirlemek için Dale Ulrich tarafından 2000 yılında geliştirilen kaba motor beceri gelişim testi uygulandı. Örneklem grubundan elde edilen verilerin istatistiksel olarak değerlendirilmesinde SPSS 20.0 paket programından faydalanıldı. Öğrencilerin okul türü, yaş ve cinsiyet değişkenlerine göre gruplar arasında anlamlı düzeyde bir farklılık olup olmadığını belirlemek için çift yönlü ANOVA testide faydalanıldı. Anlamlılık düzeyi ?=0.05 olarak kabul edildi. Araştırma sonucunda Kütahya ili Merkez ilçesinde okul öncesi kurumlarda okuyan çocukların okul türü, yaş ve cinsiyet değişkenlerine göre kaba motor beceri gelişimlerinde anlamlı düzeyde bir farklılık bulunmadığı tespit edildi. Anahtar Kelimeler: Okul Öncesi, Çocuk, Psikomotor Gelişim, Kaba Motor Beceri, Kütahya.

KütahyaMotor beceri testleriMotor beceriler+4
Aytül Eynur
Kütahya Dumlupınar University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2013
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Okul öncesi eğitim kurumuna devam eden 48 - 60 ve 61 - 72 ay grubu çocukların görsel algı gelişim düzeylerinin incelenmesi: İstanbul örneği

Bu çalışma da, Okul Öncesi eğitim kurumlarına devam eden 48-60 ve 61-72 ay grubu çocukların görsel algı gelişim düzeylerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Tarama modeline göre tasarlanan araştırmanın çalışma grubunu, İstanbul ili ilçe merkezlerinde, 2014-2015 eğitim-öğretim yılında Milli Eğitim Bakanlığına bağlı devlet 200, özel 200 olmak üzere toplam 400okul öncesi öğrencisi oluşturmaktadır. Öğrencilerin görsel algı gelişim düzeylerini belirlemek üzere Dr. Marianna Frostig tarafından geliştirilmiş Frostig Gelişimsel Görsel Algı Testi uygulanmıştır. Frostig Görsel Gelişimsel Algı Testinde görsel algı becerileri, el-göz koordinasyonu,şekil-zemin algısı, şekil sabitliği algısı ,mekânda konum algısı ve mekânsa l ilişkiler algısı başlıkları altında incelenmiş ve çocukların ilkokula hazır bulunurluk düzeyleri belirlenmiştir. Frostig görsel algı gelişim testi sonucunda, 48-60 ay yaş gurubu çocukların görsel algı gelişim düzeyinin 61-72 ay gurubu çocukların görsel algı gelişim düzeyinden anlamlı derecede düşük çıktığı gözlenmiştir. Günümüzde okula başlama yaşının da geriye alındığı düşünüldüğünde okula erken başlayan çocukların okula tam anlamıyla hazır olmadıkları sonucuna ulaşılabilir. Bu açıdan değerlendirildiğinde, Okul Öncesi dönemde görsel algı becerilerinin kendiliğinden gelişmesini beklemek yerine, bu becerileri destekleyici programların uygulanmasına ivedilikle ihtiyaç duyulmaktadır. Anahtar Kelimeler: Frostig Görsel Algı, Okul Öncesi.

AlgıEğitim kurumlarıGörsel algılama+5
Fatma Uyanık
Kütahya Dumlupınar University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Okul öncesi eğitimde Reggio Emilia yaklaşımı'ndan esinlenerek yapılan proje çalışmaları: Bir eylem araştırması

Reggio Emilia Yaklaşımı İtalya'da aynı adlı bölgede II. Dünya Savaşı'ndan sonra Loris Malaguzzi tarafından başlatılmış bir eğitim felsefesidir. Yaklaşım daha sonra dünyanın pek çok ülkesinde araştırılmış ve olumlu sonuçlara ulaşılmıştır. Yurtdışında pek çok ülkede bu yaklaşımı kullanarak eğitim veren okullar bulunmaktadır. Ülkemizde bu yaklaşımı uygulayan okul sayısı oldukça sınırlıdır. Bu yüzden bu araştırmanın yapılmasına gerek duyulmuştur. Bu çalışmada, mevcut programda okul öncesi eğitimde Reggio Emilia Yaklaşımı'ndan esinlenenen proje uygulamaları yürütülmüştür. Çalışma bu yaklaşımdan esinlenen etkinliklerin uygulanma süreçlerini anlattığından nitel araştırma desenlerinden eylem araştırması şeklinde yürütülmüştür. Araştırma araştırmacının görev yaptığı Eskişehir İl'i Seçil AKKURT Anaokulu'nda öğrenim gören 12 çocuk üzerinde 12 hafta süresince uygulanmıştır. Veriler kişisel bilgi formu, araştırmacı günlüğü, video ve fotoğraflar, yarı yapılandırılmış görüşmeler yoluyla toplanmıştır. Veriler betimsel analiz yoluyla analiz edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre çocuklar Reggio Emilia yaklaşımına uygun olarak projeler oluşturmuşlar ve projelere katılmışlardır. Uygulama sürecinde programda yer alan kazanımların büyük bir kısmının kısa uygulama sürecinde edinildiği görülmüştür. Veli, öğretmen ve okulun yöneticisi de projelerle ilgili olumlu görüş belirtmişlerdir. Anahtar Kelimeler: Okul öncesi eğitim, proje çalışmaları, Reggio Emilia

EğitimEğitim projeleriEğitim stratejileri+5
Gözde Kayır
Kütahya Dumlupınar University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Okul öncesi çocuklarının karakter ve karakter özelliklerine ilişkin veli ve öğretmen görüşlerinin incelenmesi

Karakter özelliklerinin kazanılmasında okul öncesi dönemdeki yaşların temel olduğu bilinen bir gerçektir. Karakter gelişimi ailede başlamakta olup okul ile resmi bir boyut kazanmaktadır, bu nedenle velilerin ve okulun birbirini destekleyecek nitelikte olması son derece önemlidir. Bu desteğin belirlenmesi için velilerin ve öğretmenlerin bu konudaki fikirlerini bilinmesi gerekmektedir. Bu araştırmanın amacı okul öncesi çocuklarının karakter ve karakter özelliklerine ilişkin veli ve öğretmen görüşlerinin incelenmesi olarak belirlenmiştir. Karma araştırma yöntemi ile hazırlanan bu araştırmanın çalışma grubunu 2013-2014 eğitim öğretim yılında Adıyaman ili merkez ilçesinde Milli Eğitim Bakanlığına bağlı yedi bağımsız anaokulu, bir özel anaokulu ve dokuz ilkokula bağlı anasınıflarında görev yapan okul öncesi öğretmenler (n=78) ve bunların sınıflarında bulunan çocukların velileri (n=79) oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri araştırmacı tarafından hazırlanan anket formu ve yarı yapılandırılmış görüşme formları ile elde edilmiştir. Araştırmanın verileri Mann- Whitney U-testi ve Kruskal Wallis H testi ve içerik analizi ile çözümlenmiştir. Araştırmanın sonuçlarına göre, okul öncesi öğretmenleri ve velilerin çocukların karakter özelliklerine ilişkin görüşlerinde anlamlı bir farklılık görülmemiştir. Ancak karakter kavramı ile ilgili görüşlerinde farklılıklar ortaya çıkmıştır. Ayrıca, karakter özellikleri bakımından çocuklarda gözlemledikleri ve beklentileri konusunda da velilerin ve öğretmenlerin farkı görüşler belirttikleri ortaya çıkmıştır. Bulgular sonucunda, velilerin çocuklarının karakter özelliklerinin gelişiminde öncelikli sorumluluğu kendilerinde gördükleri ortaya çıkmıştır. Bununla beraber, öğretmenler çocukların karakter özelliklerinin gelişiminde velilerin rolü hakkında farklı görüşler dile getirmişlerdir. Anahtar Kelimeler: Karakter ve karakter özellikleri, okul öncesi eğitim, veli, öğretmen

Ana-baba algısıKarakterKişilik özellikleri+5
Ayşe Duran
Kütahya Dumlupınar University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2015
00

İlgili konular