Yönetim
Bu konu başlığı altında 863 tez
Mısır'ın eski praetoryan yeni hükümdarları: Sivil asker ilişkileri bağlamında 1952 ve 2013 askeri müdahaleleri
Yaklaşık bin yıldır askeri yönetimlerin hakimiyetinde varlığını sürdüren Mısır 21. yüzyıla gelindiğinde de bu kaderinden kaçamamıştır. 2011 sonrasındaki bir yıllık kısa bir süre dışında herhangi demokratik bir politik yaşam alanına kavuşamayan Mısır son yüzyılda iki kez askeri müdahale yaşamış ve ordu Mısır ve Mısırlının politik, ekonomik ve kültürel olmak üzere hayatının hemen her alanına nüfuz etmiştir. Bu bağlamda bu tezin amacı Mısır'da son yüzyılda gerçekleşen 1952 ve 2013 darbelerinin gerçekleştiği süreci inceleyerek askeri müdahalelerin motivasyonlarını ortaya çıkarmak ve sivil asker ilişkileri teorileri ile geleceğe dönük yeni bir öngörü sağlamaktır. Tezin vardığı sonuç ise her iki tarihte de Mısır ordusunun kültürel ve ekonomik motivasyonlarla yönetime müdahale etme eğiliminde olduğu ancak askeri müdahalelerin gerçekleşmesindeki ana faktörün bir sivil asker ilişkileri teorisi olan Uyum Teorisinin ortaya koyduğu gibi ordu, politik elit ve Mısır toplumu arasındaki uyumsuzluk olduğudur.
Stratejik yönetim kapsamında iç kontrol ve kurumsal risk uygulaması: Su ve kanalizasyon idareleri incelemesi
Gelişen ve değişen dünya düzeni ile birlikte vatandaşların kamusal alana dair beklentisi değişmiş ve çeşitlilik göstermeye başlamıştır. Bir yandan kaynakların etkin verimli, ekonomik kullanımı amaçlanırken aynı zamanda kaliteli hizmet sunma ihtiyacı da belirmiştir. Geleneksel yönetim anlayışı yerini stratejik yönetim esasına ve buna bağlı olarak iç kontrol ve risk uygulamasına bırakmıştır. Hayatı kolaylaştıran, kaliteli, çağdaş hizmete odaklanan şeffaf ve hesap verilebilir vatandaş merkezli bir yönetim yapılanması ihtiyacı göz önüne alınarak 6360 sayılı yasa tasarlanmıştır. Yasa ile il merkez belediyeleri büyükşehir belediyelerine dönüşmüş ve bu il belediyelerinin organizasyon yapısı içerisinde yer alan su kanal hizmetlerini yürüten birimler büyükşehir belediyelerine bağlı kuruluş olarak düzenlenmiştir. Ayrı bir bütçe ve kamu tüzel kişiliği bulunan su ve kanalizasyon idaresinin örgüt yapısı, personel ihtiyacı gibi kurumsallaşma faktörlerinin en kısa sürede tamamlanıp, kamu hizmetlerinin sürdürülmesi ve etkinliğinin artırılması bu bağlı idarelerin stratejik yönetim ve iç kontrol mekanizmalarına verecekleri önemle sağlanacaktır. Bu bağlamda, çalışmanın iki önemli amacı bulunmaktadır. İlk olarak, bu çalışmayla stratejik planlama sürecinde etkin bir iç kontrol sistemi ile risk yönetimi tasarlanması sonucu stratejik yönetimin işlevsel hale getireceği düşüncesi ortaya konulacaktır. 6360 sayılı yasa ile kurulan su ve kanalizasyon idareleri incelenerek bu düşüncenin kurumsallaşma yolunda idarelere sunacağı katkı ve bu doğrultuda oluşturulacak model önerilerinde bulunulacaktır. İkinci olarak ise, söz konusu yasa öncesi ve sonrasında kurulan su ve kanalizasyon idarelerinde stratejik yönetim unsurları incelenerek iç kontrol sisteminin stratejik yapıyla bütünleşmesi sürecinde karşılaşılan sorunlar tespit edilerek değerlendirilecektir.
Viral salgınlar perspektifinde salgın yönetimi değerlendirmesi: SARS-COV-2 örneği
Sağlık, kişinin hem ruhen ve hem de bedenen kendini iyi hissetme halidir. Sağlıklı hissetme hali içgüdüsel olarak gelişmektedir. Canlılar bedenlerindeki herhangi bir aksaklık durumunda içgüdüsel dürtü ile oluşan sorunları giderme eğilimine girmektedirler. Hastalıklar, insanlık tarihi ile birlikte varlıklarını sürdürmektedirler. Kişinin yaşam kalitesinin büyük bir kısmını sağlık ölçütü belirlemektedir. Bulaşıcı hastalıkları ele aldığımızda, milyonlarca insanı etkisi altına aldığı görülmektedir. Bulaşıcı hastalıklar her dönem bulundukları toplumda tehdit unsuru olarak varlığını sürdürmektedir. Gelişen bilim ve teknoloji ile birlikte günümüz çağında virüslerle savaşmak daha avantajlı hale gelmiştir fakat bilim ve teknolojinin dezavantajlı yönü de bulunmaktadır, virüsler artık biyolojik silah olarak da kullanılmaktadır. Çalışmada geçmiş, dönemlerde yaşanılan salgın hastalıklar, salgın hastalıkların varlığını sürdürdüğü dönemlerde alınan önlemler ve tedavi yöntemleri, hastalığın sona erdirilmesi ya da etkisinin azaltılması için yapılan çalışmalar ele alınmıştır. Bu çalışmalar işlenirken koruyucu sağlık hizmetlerinin önemine değinilmiştir. Hastalıklar oluşmadan ya da oluştuğu dönemlerde alınması gereken tedbirler ve bu tedbirlerde koruyucu sağlık hizmetlerinin önemi ele alınmıştır.
Yükseköğretim kurumlarının büyük veriye hazırlığı
Bu çalışmanın amacı Türk yükseköğretiminde büyük veri ve analitik sistemlerin kullanımının önemini vurgulamak ve üniversitelerin bu teknolojiye hangi seviyede hazır olduğunu tespit etmektir. Büyük veri, alışılagelmiş veri tabanı sistemlerinin sınırlarını aşan hacim, çeşitlilik ve hız bakımından büyük ve karmaşık veri kümelerini ifade etmektedir. Büyük veri analitiği ise bu verilerden anlamlı iç görüler elde etme ve yöneticilere anlamlı desenleri sunma sürecini tanımlamaktadır. Çalışmada, yükseköğretimdeki yöneticilerin büyük veri teknolojilerini kullanarak karar verme süreçlerini nasıl iyileştirebileceklerini ve kurumlarına nasıl pozitif değer katabileceği araştırılmaktadır. Büyük veri teknolojileri üniversitelerin devasa veri kümelerinden anlamlı bilgiler çıkararak bu bilgileri kurumsal stratejilere entegre etmelerini sağlar. Bu sayede yöneticiler daha bilinçli kararlar alarak rekabet avantajı elde edebilirler. Yükseköğretim kurumları, araştırma süreçlerini geliştirip öğrencilere sundukları hizmetleri genişletebilir ve eğitim süreçlerini optimize edebilirler. Araştırmanın yönteminde Türkiye'deki yükseköğretim kurumlarının büyük veriye hazırlık düzeyleri; liderlik, yetenek yönetimi, yazılım teknolojisi, veriye dayalı karar verme ve veriye dayalı kurum kültürü gibi faktörler üzerinden değerlendirilmiştir. Kapsam geçerliliği için bilişim uzmanları ve akademisyenlerle mülakatlar yapılmıştır. Anket çalışması, 129 devlet üniversitesi, 74 vakıf üniversitesi ve 4 vakıf meslek yüksekokulundaki bilgi işlem çalışanlarına uygulanmış ve 164 katılımcıdan veri toplanmıştır. Bulgular, dijital dönüşüm ve veriye dayalı kurum kültürünün büyük veriye hazırlık üzerinde önemli etkiler yarattığını göstermektedir. Ayrıca yüksek dijitalleşme seviyesine sahip üniversitelerin daha gelişmiş büyük veri hazırlığına sahip olduğu belirlenmiştir. Sonuç olarak, büyük veri analitiği, yükseköğretim kurumlarının öğrencilere daha iyi hizmetler sunmasını sağlarken, başarılı uygulamalar için uygun yazılım altyapısı, kurum kültürü ve yeteneklerin oluşturulması gerekmektedir.
Bir akademik dergi yönetim sistemi olarak DergiPark'ın kullanılabilirlik değerlendirmesi
DergiPark, farklı profillerdeki birçok kullanıcı tarafından araştırma yapmak ve dergilerdeki yayın süreçlerini gerçekleştirmek için yoğun bir şekilde kullanılmaktadır. Bu tür sistemlerde yer alan her bir modülün kullanılabilir olması kullanıcı etkileşimi ve dergi yönetim süreçlerinin sürdürülebilirliği için önem taşımaktadır. Bu araştırmanın amacı; DergiPark platformunda yer alan yazar, editör ve hakem modüllerinin etkililik, verimlilik ve memnuniyet açısından kullanılabilirliğini test etmektir. Etkililik, katılımcıların test sırasında verilen görevleri tamamlama başarısı ve doğruluğu ile; verimlilik, katılımcıların kendilerine verilen görevleri tamamlamaları sırasında harcadıkları zaman ve yaptıkları tıklama sayısı ile; kullanıcı memnuniyeti ise Sistem Kullanılabilirlik Ölçeği (SKÖ) ile ölçülmüştür. Çalışmada DergiPark platformu yazar, editör ve hakem modüllerinin kullanılabilirliği hem gerçek kullanıcılar ile hem de uzmanlar tarafından değerlendirilmiştir. Araştırmanın ilk aşamasında, 15 gönüllü katılımcıyla kullanılabilirlik testleri (gözlem, sesli düşünme tekniği ve anket) gerçekleştirilmiştir. Kullanılabilirlik testi sonucunda yazar, editör ve hakem modüllerini kullanan katılımcıların kendilerine verilen görevleri başarıyla tamamlayabildikleri (etkililik) ancak beklenen sürenin üzerinde performans (verimlilik) gösterdikleri belirlenmiştir. SKÖ ile yapılan memnuniyet anketi sonuçlarına göre katılımcıların sistemin kullanılabilirliğine yönelik genel memnuniyet değeri 54,3 ve memnuniyet derecesi ise D olarak ölçülmüştür. Buna göre katılımcıların sistemden memnun olmadıkları görülmüştür. İkinci aşamada ise, bilişsel iş adımları yöntemi kullanılmış ve kullanılabilirlik değerlendirmesi dört uzman ile gerçekleştirilmiştir. Uzmanların belirlediği kullanılabilirlik sorunları yardım ve dokümantasyonun yetersiz olması, menülerde ve alt başlıklarda tutarsızlıkların olması, hataların önlenmemesi, erişim ve kullanılan dil ile ilgilidir. Katılımcıların karşılaştıkları kullanılabilirlik sorunları ile uzmanlar tarafından belirlenen kullanılabilirlik sorunları birbirinden farklı değildir. Sistemin tüm kullanıcılar tarafından sorunsuz kullanılabilmesi için daha sade ve yalın bir dil kullanılmalı, kullanıcılar o anda sistemde neler olduğu hakkında haberdar edilmeli, ilerleme çubuğu göstergeleri kullanılarak kullanıcının o anda hangi aşamada olduğu gösterilmeli, kullanıcının yapacağı işlemler göz önüne alınarak yardım ve dokümantasyon hazırlanmalı, modüllerin kullanım videoları ve sunumları güncellenerek web sayfasında görünürlüğü artırılmalıdır.
Düşük maliyetli havayollarında ek hizmet yönetimi
Rekabetin yoğun olduğu ve işletme maliyetlerinin sürekli yükseldiği havayolu sektöründe rekabet avantajı sağlayabilmek adına farklı havayolu modelleri ortaya çıkmıştır. Bu havayolu modellerinden olan düşük maliyetli havayolları hizmetlerini ana ürünleri olan iki nokta arasında seyahat etme hizmetinden ayrıştırıp yalınlaştırarak elde ettikleri maliyet avantajını yolcuları için daha uygun fiyatlar olarak sunar. Havayollarının ana ürünlerinden ayrıştırdıkları bu hizmetlere ek hizmetler adı verilir. Bu çalışmanın amacı, düşük maliyetli havayollarında ek hizmet yönetimi stratejisi oluşturulabilmesi için havayolu ek hizmetlerinin incelenmesidir. Bu amaç doğrultusunda yurtiçi ve yurtdışı uçuşlar yapan Türkiye merkezli düşük maliyetli bir havayolunun ek hizmetler konusu araştırılmıştır. Literatürde az sayıdaki ek hizmetler çalışmaları anket yöntemiyle yapılmışken bu çalışma diğerlerinden ayrılarak Delphi tekniğiyle yapılmıştır. Bu sayede, alanında uzman 17 havayolu çalışanından elde edilen verilerle daha doğru ve uygulanabilir sonuçlara uzmanların fikir birliğiyle ulaşılması amaçlanmıştır. Üç turlu Delphi tekniği uygulamasında her bir turdan sonra betimsel istatistikler çıkarılarak analiz edilmiştir. Çalışmada uzmanlara sorulan ek hizmetlerle alakalı yargılar üzerinde uzmanların fikir birlikleri hesaplanmıştır. Araştırmanın sonucunda her bir Delphi turu sonrasında fikir birliklerinde artış gözlemlenmiş ve üçüncü turun ardından tüm yargılar üzerinde fikir birliğinin oluştuğu tespit edilmiştir. Bilet değişiklik hakkı, bilet iade hakkı ve fazla bagaj taşıma hakkının satışı yolcunun havayolu seçiminde en etkili olan kurum içi ek hizmetler olduğu görülürken; havalimanı transferi ve özel yolcu salonlarının ise en etkili üçüncü parti ek hizmetler olduğu görülmüştür. Daha önce satılmazken satışa sunulduğu durumda yolcuların kurum içi ek hizmetlerden en kolay bilet değişiklik hakkına razı olacakları; üçüncü parti ek hizmetlerden ise en kolay havalimanı transferi ve otopark hizmetlerine ücret ödemeye razı olacakları tespit edilmiştir. Fazla bagaj taşıma hakkının satışının havayolu tarafından satılabilir olması en önemli kurum içi ek hizmet olduğu, araç kiralama ve özel yolcu salonlarının satışının ise üçüncü parti ek hizmetler arasında satılabilir olması en önemli ek hizmetler olduğu görülmüştür. Paketle birlikte satılması en uygun görülen kurum içi ek hizmet koltuk satışı olurken, üçüncü parti ek hizmetlerde ise havalimanı transferi olmuştur. Koltuk seçimi hakkı ve uçak içi eğlence sistemi hizmetlerinin yolcuların ihtiyacı olmasa bile sehayat deneyimlerini arttırmaları için satın alabilecekleri kurum içi ek hizmetler, özel yolcu salonlarının ve hızlı geçiş hakkının ise üçüncü parti ek hizmetler olduğu gözlemlenmiştir.
Yönetimde karar verme stillerinin örgüt kültürüne etkisi
Yönetim bilimi insanlığın ortaya çıkışından beri insanların bilinçli veya bilinçsiz olarak kullandığı bir disiplindir. Yönetimin olmazsa olmazı olan karar verme, alternatifler arasından tercih yapmaktır. Karar verme stili, karar vericinin karar verirken benimsediği yaklaşımıdır. Yöneticilerin karar verme stilleri örgütün dış ve iç paydaşlarını etkilemektedir. Bu araştırmamızda karar verme stillerinin örgüt kültürü üzerindeki etkileri incelenmektedir.Bu çalışma Tüm Sanayici ve İşadamları Derneği (TÜMSİAD) İstanbul şubesi ve Genç Tüm Sanayici ve İşadamları Derneği (Genç TÜMSİAD) üyesi 30 işletmede, 195 kişi ile yapılan anket çalışması ile gerçekleşmiştir.Araştırma nicel araştırma yöntemi kapsamında dizayn edilmiştir. Araştırmada nicel araştırma modellerinden biri olan ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda ilk olarak yönetimde karar verme stillerinin örgüt kültürü üzerinde etkisinin olduğu bulgularla desteklenmiştir. Bunun yanında karar verme stilinin alt boyutları ile örgüt kültürünün alt boyutları arasında anlamlı ilişkiler tespit edilmiştir.
İnsan kaynaklarında performans yönetimi
Bu çalışmanın amacı insan kaynakları yönetiminde performans değerlendirmesi algısının belirlenmesidir.Bu amaçla araştırmanın örneklemini oluşturan Özel Rumeli Hastanesi ve İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesinde çalışan 118 personel İnsan Kaynaklarında Performans Değerlendirme Ölçeğinin bulunduğu bir anket uygulanmıştır. Alan araştırmasından toplanan veriler SPSS 20 programına girilerek değerlendirilmiştir. Bu verilerin değerlendirilmesi sonucunda elde edilen bulgulara göre; ankete katılanların cinsiyetlerine, mezuniyet durumuna, mesleki kıdeme göre insan kaynakları performans değerlendirme puanlarında bir farklılaşma görülmektedir.
Market analysis and forecasting of oil and gas (lubricant) management in Nigeria: A case study of grand petroleum
This thesis has two main parts; the first part is the production market analysis of lubricant products and the second one is to use actual data to forecast the future production rate. In the first section, different products of Ground Petroleum Nigeria Limited are introduced. In addition, production processes, product characteristics and quality control techniques are discussed.In the forecasting part, SPSS software is used to predict the production rate of selected five products for 2014. Based on the results it is possible to conclude that, there is an increase in production and product demand.
Ortaöğretim kurumlarında görevli öğretmenlerin okul yönetimine katılım durumlarının incelenmesi
Yapılan bu çalışmanın amacı "Ortaöğretim Kurumlarında Görevli Öğretmenlerin Okul Yönetimine Katılım Durumlarının İncelenmesi"dir. Yapılan araştırmada araştırma yöntemi olarak; karma yöntem kullanılmıştır. Nicel verilerin incelenmesi amacıyla niceliksel araştırma modellerinden olan tarama modeli uygulanmıştır. Nitel veriler için ise yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılmış ve içerik analiziyle değerlendirilmiştir. Araştırmanın evreni İstanbul ilini, örneklemi ise İstanbul Bahçelievler ilçelerinde bulunan 35 resmî ortaöğretim kurumunda çalışan 74 yönetici ve 401 öğretmeni kapsamaktadır. Nicel verilerin desteklenmesi amacıyla 10 yönetici ve 10 öğretmenle ile yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak görüşme yapılmıştır. Araştırmada yönetime katılma düzeyinin belirlenmesi amacıyla kişisel bilgi formu ve Uyar (2007) tarafından geliştirilen yönetime katılma durumu ölçeği kullanılmıştır. Ölçeğin genel güvenirliği α=0,915 olarak yüksek derecede güvenilir bulunmuştur. Araştırma verileri toplandıktan sonra SPSS 21 paket programı ile analiz yapılmıştır. Niceliksel verilerin karşılaştırılmasında iki grup arasındaki farkı t-testi, ikiden fazla grup durumunda parametrelerin gruplar arası karşılaştırmalarında Tek yönlü (One way) ANOVA testi ve farklılığa neden olan grubun tespitinde Tukey Post Hoc testi kullanılmıştır. Yapılan araştırma sonucunda, öğretmenlerin okul yönetimine katılım düzeylerinin ortalamaları incelendiğinde: "Bulunduğu okulda yönetime katılma" ifadesine orta; "yönetime katılmanın yararına ilişkin görüş" ifadesine yüksek; "katılımı azaltan etkenler" ifadesine zayıf; "katılımı artırıcı önlemler" ifadesine yüksek; düzeyde katıldıkları anlaşılmaktadır. Görüldüğü üzere öğretmenlerin örneklem grubunun bulunduğu bölgede yönetime orta düzey bir katılım sağladıkları görülmüştür. Araştırmaya katılan öğretmenlerin karşılaştırılmalarına yönelik farklar incelendiğinde, öğretmenlerin yönetime katılmalarının yararına ilişkin görüş puanları ortalamalarının unvan, cinsiyet, yaş, branş, mezun olunan okul, meslekî kıdem ve çalışılan okul türü değişkenlerine göre anlamlı bir farklılık gösterip göstermediğini belirlemek amacıyla yapılan tek yönlü varyans analizi sonucunda grup ortalamaları arasındaki fark; unvan, branş, değişkenlerine göre istatistiksel açıdan anlamlı bulunmuş ancak cinsiyet, yaş, mezun olunan okul, meslekî kıdem çalışılan okul türü değişkenine göre anlamlı bulunamamıştır. Demokratik okul kültürünün gelişmesi, okuldaki akademik, sosyal ve sportif başarının yükseltilmesi; öğretmenlerin iş doyumlarının artırılması ve daha fazla sorumluluk almaları için okul yönetimine etkili olarak katılmaları sağlanmalıdır. Anahtar Kelimeler: Yönetim, Katılım, Öğretmen, Yönetici, Okul.
Sınıf öğretmenlerinin öz yeterlilik inançları ve sınıf yönetimi beceri algıları arasındaki ilişki
Öğrencinin gelişimi amacıyla öğretmenin, sınıf yönetimi becerilerinin etkili olmasını araştıran, problem çözen, sorgulayan biri olmasıyla görev ve sorumluluklarını yerine getirebileceğine olan öz yeterlilik inancının da farkında olması gerekir. Araştırmanın amacı; Sınıf öğretmenlerinin öz yeterlik inançları ile sınıf yönetimi beceri algılarını belirlemeyi ve bu öz yeterlik inancı ile sınıf yönetimi beceri algısı arasındaki ilişkiyi ortaya koymayı amaçlamaktadır. Araştırmanın evreni; 2014-2015 Eğitim- öğretim yılında İstanbul ili Başakşehir ilçesinde görevli sınıf öğretmenleri, araştırmanın örneklemi ise gönüllülük esasına dayalı, rastgele seçilen 281 öğretmeni kapsamaktadır. Araştırmada sınıf öğretmenlerinin sınıf yönetimi becerileri ile öz yeterlilik inançları arasındaki ilişkiyi ölçmek için 'Sınıf Yönetimi Becerileri Ölçeği' ile 'Öğretmen Görüşleri Ölçeği' kullanılmıştır. Toplanan veriler SPSS programında analiz edilmiştir. T-testi ve tek yönlü varyans (ANOVA), Pearson analizi ile ölçek verileri değerlendirilmiştir. Analizlere baktığımızda yaş ve hizmet süresi değişkenlerinde, öğretmenlerin sınıf yönetimi ölçeklerinde anlamlı farklılık görülmüştür. Sınıf mevcudu değişkeninde öğretmenlerin öz yeterlik inançlarında anlamlı farklılık görülmüştür. Yaş değişkenine baktığımızda ise 26-30 yaş aralığındaki öğretmenler ile 35 ve üzeri yaş aralığı öğretmenleri arasında anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür. 31-35 yaş aralığındaki öğretmenler ile 35 ve üzeri yaş aralığı öğretmenleri arasında anlamlı bir farklılık görülmektedir. Hizmet süresi değişkenine baktığımızda 1-5 yıl meslekteki kıdem grubu öğretmenleri ile 20 yıl ve üzeri meslekteki kıdem grubu öğretmenleri arasında anlamlı bir farklılık görülmektedir. Öğretmenlerin sınıf yönetimi becerileri ölçeğinden aldıkları puanlarla öz yeterlilik ölçeğinden aldıkları puanlar arasında pozitif yönde, düşük düzeyde anlamlı ilişki bulunmuştur. Anahtar Sözcükler : Sınıf öğretmeni, sınıf yönetimi becerileri, öz yeterlilik inancı
Human resource management practices and organizational commitment
Bu çalışmanın amacı ilişkisinin araştırılmasıdır. İnsan Kaynakları Yönetimiyle (İKY) Örgütsel Bağlılığın IKY,uygulamalarında özellikle 6 temeli esas alır.Bunlar;ödül,tazminat,seçim,eğitim,bilgi paylaşımı ve performans değerlendirmedir. Bu araştırma temel olarak Mogadişu Somali'deki telekomünikasyon sektöründe çalışan işçileri araştırıyor.Toplam 210 anketin uygulandığı bu çalışmada 125 anket faydalı olmuş ve alınan veriler de ''Sosyal Bilimler İçin İstatistik Paketi'' 18. versiyonuna göre incelenmiş. Çoklu regresyon analizi ve korelasyon tekniği verilerin analizi için kullanılmıştır. Buradan alınan bulgular da bize insan kaynaklarının 6 temel esasıyla örgütsel bağlılığın önemli ve olumlu bir ilişkisinin olduğunu işaret ediyor. Bulgular bağımsız değişkenlerle İnsan Kaynakları Yönetimi'nin ilişki içerisinde olduğunu ve İnsan Kaynakları Yönetimi'yle Örgütsel Bağlılığın olumlu bağımlı değişkenlerinin olduğunu belirtiyor. Son olarak;araştırmacı,araştırmasının kavramlara dayalı iskeletini edebiyat araştırmalarını ve araştırma hipotezlerini esas alarak meydana getiriyor.Sonuçlardan çıkarımımız ise;teorik içerikler,sınırlamalar,sonuçlar ve teklifler gelecek araştırmalar için de hatırlanacak. Anahtar Kelimeler: IKY Uygulamaları, Örgütsel Bağlılık, Algılanan Örgütsel Destek, Somali'deki Sanayi Sektörü
Yönetim sürecinde yönetici iletişim becerilerinin çalışan motivasyonu üzerindeki etkileri ve sağlık kurumlarında bir uygulama
Rekabetin yaşandığı iş hayatında kurumlar, çalışanlarından daima üst seviyede motivasyon ve performans beklerler. Bu sayede hem kurum hem çalışan istenilen verimi sağlamış olur. Motivasyon ise belirli bir iletişimle sağlanmaktadır. Çünkü iletişim iş hayatının kilit kelimesidir. Rekabetin arttığı günümüz şartlarında verimlilik ön plana çıkmaktadır. Bu çalışmada işletmelerde yöneticilerin iletişim becerilerinin çalışan motivasyonu üzerindeki etkileri sağlık kurumlarında yapılan araştırmaya göre önemle vurgulanmıştır. Bu çalışma beş bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, yönetim ve yönetici, iletişim ve motivasyon kavramları anlatılmıştır. İkinci bölümde iletişimin amaçları, süreci, temel öğeleri, özellikleri, fonksiyonları, türleri ve örgütsel iletişimde sorunlar ve örgütsel iletişimi engelleyici faktörler vurgulanmıştır. Üçüncü bölümde motivasyon süreci, amaçları, temel kavramları ve motivasyon konusunda ileri sürülen kuramlar vurgulanmıştır. Dördüncü bölümde yöneticilerin iletişim becerilerinin çalışan motivasyonu üzerindeki etkileri ve sonuçları vurgulanırken son bölümde ise metodoloji ve sonuçlar incelenerek yöneticilerin iletişim becerilerinin çalışan motivasyonu üzerine etkisi üzerinde durulmuştur. Anahtar kelimeler: Yönetim, Yönetici, İletişim Becerileri, Çalışan Motivasyonu, Özel Hastaneler, Kamu Hastaneleri.
Ombudsmanlık: Avrupa Birliği ülkeleri ve Türkiye uygulamalarının karşılaştırılması ve öneriler
Ülkemizde ombudsmanlık sistemi ile ilgili olarak yapılan çalışmalardan 2010 yılına kadar bir sonuç elde edilememiştir. 2010 yılında yapılan halk oylaması sonucu; Anayasanın 74. maddesi ile vatandaşa, Kamu Denetçisine başvurma hakkı verilmiştir. Anayasa'da yapılan bu değişiklik sonucunda dünyada pek çok ülkede uygulaması olan ombudsmanlık sistemi, 6328 Sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu ülkemizde yasalaşmıştır. Bu çalışma; ülkemizde uygulanan denetim yollarına değinerek, Türkiye'de yeni kurulan Kamu Denetçiliği Kurumunun üzerinde yapılan değerlendirme ve önemli görülen hususları vurgulama amacıyla hazırlanmış olup üç bölümden oluşmaktadır. Tezin ilk bölümünde; temel kamu, yönetim ve denetim kavramları üzerinde durulmuştur. İkinci bölümünde; ombudsmanlığın ortaya çıkışı ve tarihsel gelişimi, ombudsmanlığın özellikleri, yetki ve görevlerinden hakkında bilgi verilmeye çalışılmıştır. Son bölümde ise Kamu Denetçiliğinin gerekliliği, ülkemizde Kamu Denetçiliği Kurumuna benzetilen kurum ve komisyonlardan bahsedilerek, Türkiye'de Kamu Denetçiliği Kurumu hakkında yapılan çalışmalara değinilmiş ve 6328 Sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu incelenmiştir. Sonuç olarak; Kamu Denetçiliği Kurumunun ülkemizde faaliyet göstermeye başlaması olumlu bir gelişme olarak değerlendirilmekle birlikte, kurumun daha etkin ve verimli çalışması için gerekli olan çalışmalarında yapılması konusunda gerekli eleştiriler yapılmıştır.
Lojistik yönetiminde özel nitelikli kargoların havayolu ile taşınmasında müşteri tercihlerinin belirlenmesi
Dünyada sivil hava kargo taşımacılığı yirminci yüzyıl başında posta taşımacılığı ile başlamıştır. Günümüzde ise çok farklı ürün çeşitleri ile müşterilerine hizmet vermektedir. Sivil hava kargo taşımacılığının tercih edilmesindeki en önemli etken zaman kısıtını iyi kullanmasıdır. Diğer taşıma türlerinden bariz bir şekilde hızlı olması, coğrafi ve siyasal koşullardan en az derecede etkilenmesi tercih sebebi olmasını sağlamaktadır. Bazı şartlarda alternatifsiz olmasına rağmen sivil hava kargo taşımacılığının sürekli bir gelişim içinde olduğunu söyleyebiliriz. Özellikle 1970'lerden sonra sadece kargo ve kurye taşıyıcı özelliği olan işletmelerin ortaya çıkmasıyla rekabet oluşmuş, bu işletmeler kargo ve kurye pazarına yenilikçi ürünler sunmuşlardır. Müşteri talepleri doğrultusunda geliştirilen yeni ürünler diğer ürünlere göre daha pahalı ürünler olmasına karşın, sağladıkları avantajlar nedeniyle tercih sebebi olmaktadır. Bu işletmeler kendilerine özgü yönetim, organizasyon ve operasyon yapılarıyla yolcu taşıyan havayolu işletmelerinden ayrılmaktadırlar. Kurdukları taşıma ağlarıyla ismini bile duymadığımız ülkelere ve şehirlere hızlı bir şekilde gönderinizi teslim etmektedirler. Havayolu kargo taşımacılığının kabul, depolama ve taşıma kuralları da geçen süre içinde belirlenmiş olmakla birlikte uygulamalar düzenli bir şekilde teknolojideki gelişmelere ve hava kargo otoritelerinin tavsiyelerine paralel olarak güncellenmektedir. Havayolu kargo göndericileri diğer taşıma türleri göndericileri gibi fiyata karşı hassastırlar. Taşıma ücretleri ise diğer taşıma türlerinden daha yüksek olduğu için göndericilerin hassasiyetleri daha fazla olmaktadır. Havayolu kargo taşıyıcıları ise bu engeli aşabilmek için ürün çeşitlendirmesine gitmektedirler. Bu çalışmamızda sivil hava kargo taşımacılığının tarihsel gelişimiyle ve lojistik terimleriyle birlikte hava kargo taşımacılığına ait kurallar ile özel nitelikli kargoların kabul, depolama ve taşıma kuralları incelenmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünü ise hava kargo taşıyıcılarına ayırdık. Hava kargo taşıyıcılarının maliyet kalemleri, fiyatlandırma stratejileri ve müşteri memnuniyeti ilişkisi incelendi. Çalışmanın araştırma bölümünde ise hava kargo taşımacılığında müşteri tercihlerini etkileyen faktörleri belirledik ve bu faktörlerin önem derecelerin araştırdık. Hava kargo pazarına sürülebilecek yeni bir ürünün piyasadan pay alabilmesi ve piyasada kalıcı olabilmesi için hangi özelliklere sahip olması gerektiğini inceledik. Çalışmamızın hem havayolu kargo taşıyıcılarına hem de göndericilerine yeni ürünlerin piyasaya sunulmasında yol gösterici olacağına inanıyoruz.
Matematik öğretmenlerinin sınıf yönetimi eğilimleri (İstanbul ili Beylikdüzü ilçesi örneği)
Bu araştırmada İstanbul ili Beylikdüzü ilçesinde görev yapan matematik öğretmenlerinin kendi algılarına dayanarak sınıf yönetimi konusundaki eğilimlerini saptamak amaçlanmıştır. Tarama modelinde gerçekleştirilen araştırmanın evrenini 2014–2015 eğitim öğretim yılında İstanbul İli Beylikdüzü İlçesi'nde görev yapan 199 matematik öğretmeni oluşturmaktadır. Evrendeki öğretmen sayısı az olduğundan Beylikdüzü İlçesi'nde görev yapan tüm matematik öğretmenlerine anket uygulanmıştır. Daha güvenilir verilerin elde edilmesi için örneklem alma yoluna gidilmemiş "kendini örnekleyen evren" çalışılan evren olarak kabul edilmiştir. Veri toplama aracı olarak Sivri (2012) tarafından geliştirilen "Sınıf Yönetimi Eğilimleri Anketi" kullanılmıştır. Anket iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde öğretmenlerin demografik özelliklerinin yer aldığı 5 sorudan oluşan Bilgi Formu (cinsiyet, mesleki deneyim, okul kademesi, sınıf mevcudu, mezun olunan fakülte türü), ikincisi ise "Sınıf Yönetimi Eğilimleri Anketi'dir. Anket ile elde edilen ham veriler SPSS (Stattiscal For Social Sciences) Statistics 15.0 paket programına girilmiş ve istatistiksel çözümlemeler bu program yardımıyla gerçekleştirilmiştir. Verilerin çözümlenmesi aşamasında araştırmanın amaçları doğrultusunda betimsel istatistikler için frekans, yüzde, aritmetik ortalama ve standart sapma, ortalamaların bağımsız değişkenlere göre karşılaştırılması için bağımsız grup t-testi ve tek yönlü varyans analizi yapılmıştır. Araştırma sonucunda cinsiyet değişkenine göre plan program etkinlikleri, sınıfın fiziki yapısının düzenlenmesi, zaman yönetimi, davranış yönetimi etkinliklerinde kadın ve erkek öğretmenlerin ortak eğilimlere sahip oldukları tespit edilmiştir. Kıdem yılı değişkenine göre kıdemli öğretmenlerin sınıf yönetimi boyutlarının hepsinde kendilerini daha yeterli algıladıkları tespit edilmiştir.Okul türü, sınıf mevcudu ve öğretmenlerin mezun oldukları okul değişkenine göre sınıf yönetimi eğilimlerinde bir farklılık bulunmamıştır.
Öğretmen ve müdür yardımcıları görüşlerine göre ilkokul müdürlerinin yönetim becerileri(Sultangazi örneği)
Bu araştırmada İstanbul ili Sultangazi ilçesinde görev yapan öğretmen ve müdür yardımcılarının görüşlerine dayanarak ilkokul müdürlerinin yönetim becerileri ve çeşitli değişkenler açısından okul müdürünün yönetim becerileri ölçeği alt faktörleri değerlendirilmiştir. Araştırmanın evrenini İstanbul ili Sultangazi ilçesinde görev yapan ilkokul öğretmenleri ve müdür yardımcıları oluşturmuştur. Araştırmanın örneklemi bu okullar içerisinden rastgele seçilen 343 öğretmen ve müdür yardımcısını kapsamaktadır. Veri toplama aracı olarak, tarafımdan hazırlanan "Okul Müdürünün Yönetim Becerileri" ölçeği kullanılmıştır. Yapılan analiz sonucunda içerik geçerliği 0.01 seviyesinde anlamlı bulunmuştur. Yapı geçerliği ile ilgili olarak tüm maddelerin birbiri ile uyumlu olduğu görülmüştür. Ölçeğin güvenilirlik analizlerine bakıldığında ölçeğin zamana göre değişmez olduğu tespit edilmiştir. İç güvenirlik analizi sonucu Cronbach Alfa= 0,98 olarak bulunmuştur. Veriler toplandıktan sonra Spss 16 programı ile analiz edilmiştir. Toplanan bilgiler bilgisayar ortamına aktarılarak yanıt olarak "Kesinlikle Katılmıyorum" seçeneği 1 puan, "Katılmıyorum" seçeneği 2 puan, "Kararsızım" seçeneği 3 puan, "Katılıyorum" seçeneği 4 puan, "Kesinlikle Katılıyorum" seçeneği 5 puan olarak değerlendirilmiştir. Yapılan inceleme sonunda yönetim becerileri puan ortalaması 3,91 bulunmuştur. Düzeye bakıldığı zaman ilkokul müdürlerinin yönetim becerilerinin yüksek düzeyde olduğu, katılımcıların genellikle "Katılıyorum" şeklinde cevaplar verdiği görülmüştür. Ayrıca Kararlara Katılım, Kişilik Özellikleri, Motivasyonu Sağlama Becerisi, İletişim Becerisi ve Yönetim Becerisi alt faktörlerinin puan ortalamasının da yüksek düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Değişkenlerin etkililik düzeyi incelendiğinde cinsiyet, görev durumu, yaş, öğrenim durumunun yönetim becerileri üzerinde belirleyici olmadığı tespit edilmiştir. Ancak liderlik eğitimi ve hizmet süresi değişkenleri ile yönetim becerileri algılama düzeyi arasında anlamlı bir fark bulunmuştur. Anahtar Sözcükler:Yönetim Becerileri, Liderlik, Motivasyon
Okul yönetimi, örgütsel iletişim ve okul yönetiminde yönetici ve öğretmenlerden kaynaklanan sorunların incelenmesi
İlköğretim okullarının gerçek amaçlarına ulaşabilmesi, öğretmen ve yöneticilerin arasındaki ilişkilerin etkili olmasına bağlıdır. İlköğretim okullarındaki ilişkilerin sağlıklı olması için yöneticiler ve öğretmenler bir sistem oluşturarak eğitim-öğretim sürecini gözden geçirerek ve daha yaratıcı, daha yenilikçi bir yol izleyebilirler. Eğitim kurumlarında yönetim, yönetici kadrosunun en tepesinde bulunan müdürler tarafından koordine edilmektedir. Okul yöneticilerinin sahip olması gereken yeterlilik alanlarından biri, insanlar arası ilişkilerde, etkili iletişim becerilerine sahip olmadır. Esas itibariyle bu iletişim yazılı ve sözlü iletişim olmak üzere iki boyutta gerçekleşir. Bunun yanında okul yaşamında sözsüz iletişim de önemli yer tutar. İletişim sürecinde düşünceleri net bir şekilde ortaya koyma ve aydınlatma, çift yönlü iletişime önem verme, iyi bir dinleyici olma, bilginin paylaşılmasını sağlama, muhataba karşı duyarlı olma ve empatik davranma, dinleyenlerin ve okuyanların ihtiyaçlarını dikkate alma, göz önünde bulundurulması gereken bazı konulardır. Okul yöneticisi, öğretmenlere yararlı olacak öğretimsel kaynakların farkında olması gereken bir öğretim lideri olarak öğretmenlerin mesleki yönden gelişmelerini sağlamak için onlara fırsatlar tanımalı ve yardımcı olmalıdır. Türk Eğitim Sisteminin problemlerini, bizzat eğitimi üreten kişiler olan okul yöneticisi ve öğretmenlerin gözünden bakarak yapılan araştırmada öğretmen ve okul yöneticilerine göre eğitim sistemimizin yapısal çerçeve sorunları, politik çerçeve sorunları, insan kaynakları çerçevesinde belirlenen sorunlar ve sembolik çerçeve sorunları bulunmaktadır. Bu sorunların tespiti, kaynakları ve sorunlar için çözüm önerileri, yönetici ve öğretmenlerle yapılan yapılandırılmış anket çalışmasıyla ele alınmış, anket sonuçları ve veriler çalışmanın ikinci bölümünde ele alınmıştır. Bu sorunlar hem öğretmenler tarafından hem de okul yöneticileri tarafından birbiriyle örtüşecek şekilde dile getirilmekte ve her iki kesim de çözüm üretmek konusunda birbirine çok yakın öneriler sunmaktadır.
Ortaokullarda çalışan öğretmenlerin sınıf yönetim beceri düzeylerinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, ortaokullarda çalışan öğretmenlerinin sınıf yönetim beceri düzeylerinin incelenmesidir. Bu amaçla bu araştırmanın verileri; 2015–2016 eğitim öğretim yılında İstanbul ili Eyüp ve Gaziosmanpaşa İlçelerinde bulunan ortaokullarda çalışan öğretmenlerden basit tesadüfi örneklem yoluyla her okuldan 1-10 arası öğretmen belirlenerek toplam 300 öğretmene uygulanan Kişisel Bilgi Formu ve Sınıf Yönetim Beceri Ölçeği (Çulha, 2014) uygulanarak elde edilmiştir. Elde edilen veriler bilgisayarda SPSS 20.0 paket programında tamamlayıcı istatistik, Varyans Analizi (Anova) ve t testi teknikleriyle analiz edilmiş anlamlılık p<,05 düzeyinde değerlendirilmiştir. Yapılan istatistik analizler sonucunda; öğretmenlerin toplam ölçek ile gelişme ve genel etkinlikler alt boyutunda yüksek düzeyde sınıf yönetim becerisine, giriş, sonuç alt boyutlarında ise ortalama üstü sınıf yönetimi becerisine sahip oldukları, cinsiyet değişkenine göre grupların toplam ölçek ile giriş, gelişme ve sonuç etkinlikleri alt boyutlarında anlamlı farklılık ve kıdem değişkenine göre grupların giriş ve sonuç etkinliklerinde anlamlı farklılık bulunmuştur. Diğer parametreler ve değişkenler arasında anlamlı farklılık bulunmamıştır. Anahtar Kelimeler: Sınıf Yönetimi, Yönetim Becerileri,
İlkokul müdürlerinin yenilik yönetimi yeterliklerine ilişkin öğretmen algıları: İstanbul ili avcılar ilçesi örneği
Eğitim örgütlerinin nitelikli liderler tarafından yönetilmesi, eğitimin niteliğinin arttırılması için oldukça önemlidir. Halen görevde bulunan ilkokul müdürlerinin yenilik yönetimi açısından yeterlik düzeylerinin öğretmenlerin algılarına göre değerlendirilmesini sağlamak ve çeşitli değişkenler açısından elde edilen sonuçlar ışığında gelecekte ilkokul müdürlerinin gerekli olan yeterliklere göre yetiştirilmelerine katkı sağlamak için bu araştırmanın yapılmasına ihtiyaç duyulmuştur. Bu araştırma ile ilkokullarda görev yapan öğretmenlerin okul müdürlerinin yenilik yönetimi yeterliklerini İstanbul ili Avcılar ilçesindeki eğitim örgütlerinde nasıl algıladıklarını tespit etmek amaçlanmıştır. Araştırmanın evrenini İstanbul ili Avcılar ilçesinde ilkokullarda görev yapan öğretmenler olmak üzere toplam 1070 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi, 17 kamu ve 5 özel okul olmak üzere 22 ilkokuldan rastgele ve gönüllülük esasına dayalı olarak olarak seçilen 398 öğretmenden oluşmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Bülbül'ün (2012a) geliştirmiş olduğu "Okullarda Yenilik Yönetimi Ölçeği''nin öğretmen formu kullanılmıştır. Geçerlilik ve güvenilirlik çalışmaları araştırmacı tarafından Bülbül (2012a) ve öğretmen formu Göl ve Bülbül (2012, s. 106) tarafından düzenlenmiş olan ölçek 32 madde ve dört alt boyuttan oluşmaktadır. İlkokul müdürlerinin yenilik yönetimi yeterliklerine ilişkin; öğretmenlerin algılarına göre yapılan bu çalışmada ölçeğin alt boyutlarına ilişkin Cronbach's Alfa iç tutarlılık katsayıları sırasıyla Girdi Yönetimi için .91, Yenilik stratejisi için .94, Örgütsel Kültür ve Yapı için .96 ve Proje Yönetimi için .97 ölçeğin toplam Cronbach's Alfa katsayısı ise .98 olarak tespit edilmiştir. Söz konusu ölçek 'hiç katılmıyorum' seçeneğinden 'tamamen katılıyorum' seçeneğine doğru cevaplandırılabilen ve 5'li Likert tipi bir ölçektir. Ölçeğin ilk kısmında öğretmenlerin çalıştıkları okul türü, cinsiyeti, eğitim durumu, mesleki kıdemi, branşı, okuldaki öğretmen ve öğrenci sayıları ve kaç yıldır o okulda görev yaptıkları gibi demografik bilgilerin toplandığı kişisel bilgi formu yer almıştır. Araştırmada toplanan veriler, SPSS 17.0 istatistik paket programı yardımı ile çözümlenmiştir. Alt probleme bağlı olarak verilerin çözümlenmesinde yüzde, frekans, aritmetik ortalama, standart sapma değerleri belirlenmiştir. Öğretmenlerin, müdürlerinin yenilik yönetimi yeterliklerine ilişkin algılarının, çalıştıkları okul türüne, cinsiyetlerine ve branşlarına göre farklılaşıp farklılaşmadığını saptamak için Man Whitney U testi; mesleki kıdemlerine göre farklılaşıp farklılaşmadığını saptamak için ise Kruskal Wallis testi uygulanmıştır. Bu araştırmada elde edilen bulgular şöyledir: Araştırma bulguları, araştırmaya katılan öğretmenlerin, ilkokul müdürlerinin "Yenilik Yönetimi Yeterliği" toplam ölçek puanlarındaki algılarına göre "çok katılıyorum" düzeyine karşılık geldiğini ortaya koymuştur. Öğretmenlerin, ilkokul müdürlerinin "Yenilik Yönetimi Yeterliklerine ilişkin algılarının Örgütsel Kültür ve Yapı, Proje Yönetimi ve Yenilik Stratejisi alt boyutlarında 'Çok Katılıyorum' düzeyine karşılık gelirken; 'Girdi Yönetimi' alt boyutundaki algılarının ise 'Orta derecede katılıyorum' düzeyine karşılık geldiği belirlenmiştir. Alınan puanların ortalamaları dikkate alındığında öğretmenler müdürlerini en çok "Örgütsel Kültür ve Yapı", ikinci sırada "Proje Yönetimi", üçüncü sırada "Yenilik Stratejisi'' ve en son sırada ise "Girdi Yönetimi" boyutunda yeterlik sahibi görmektedirler. Öğretmenlerin ilkokul müdürlerinin yenilik yönetimi yeterliklerine ilişkin algıları, çalıştıkları okul türüne göre ölçeğin toplam puanları ve tüm alt boyutlarındaki puanlarda farklılaşmaktadır. İlkokul müdürlerinin yenilik yönetimi yeterliklerine ilişkin olarak okul türü değişkenine göre; özel okullarda çalışan öğretmenlerin algılarının kamu okullarında çalışan öğretmenlerin algılarına göre daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. İlkokul müdürlerinin yenilik yönetimi yeterliklerine ilişkin öğretmen algılarının branş türü değişkenine göre sadece yenilik stratejisi alt boyutuna göre anlamlı farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Toplam ölçek puanına ve diğer alt boyutlara ilişkin puanlarda ise anlamlı farklılık göstermemektedir. Bu sonuca göre, diğer branş sahibi öğretmenlerin algılarının, ilkokul müdürlerinin yenilik yönetimi yeterliklerine yönelik olarak yenilik stratejisi boyutunda, sınıf öğretmenlerinin algılarına göre daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Cinsiyet ve mesleki kıdem değişkenine göre öğretmen algıları arasında anlamlı bir fark bulunmamaktadır. Ancak ortalamalar dikkate alındığında; erkek öğretmenler kadın öğretmenlere göre ve 1-10 yıllık mesleki deneyime sahip olan öğretmenler diğer kıdem sahibi öğretmenlere göre yenilik yönetimi konusunda müdürlerini daha fazla yeterli görmektedirler. Okul müdürlerinin öğretmenler tarafından algılanan yeniliği yönetme becerilerinin, 'çok katılıyorum' düzeyinden en üst düzeye çıkarılması sağlanmalıdır. Bilgi toplumunda yeniliğin ve değişimin hızlı ve kaçınılmaz olduğu göz önünde bulundurulmalı; okul müdürlerinin eğitimin niteliğinin arttırılması için çağın koşullarına uygun yenilikçi liderlik özelliklerinin arttırılması sağlanmalıdır. Özel okullarda görev yapan öğretmenlerin, müdürlerine yönelik yeniliği yönetme yeterlik algılarının kamu okullarında görev yapan öğretmenlerin algılarına göre daha yüksek olduğunun bu çalışma ile tespit edilmesinden hareketle alanyazına katkı sunması açısından okul müdürlerinin yenilik yönetim yeterliklerinin hem kamu okulları hem de özel okullar açısından özellikle okul türü değişkenine göre incelenmesi önerilmektedir. Ayrıca müdürlerin yenilik yönetimi yeterliklerine ilişkin olarak ortaokul, lise veya diğer öğretim kurumlarının da sadece öğretmen algılarına göre değil aynı zamanda tüm paydaşları kapsayan; öğrenci ve veli algılarına göre de incelenmesinin faydalı olacağı düşünülmektedir. Eğitimin niteliğinin arttırılması için hem kamu hem de özel okullar arasında işbirliği yapılması ve bulunan sonuçlarla ilgili olarak ortak proje ve seminerlerin yapılması önerilmektedir. Anahtar Sözcükler: Yenilik, Yenilik Yönetimi, Liderlik, Yenilikçi Liderlik, Eğitim Örgütlerinde Yenilik Yönetimi
İstanbul vakıf üniversitelerinde bilgi yönetimi uygulamasının gereksinimleri
This study aims to explore the requirements of knowledge management implementation in Istanbul Aydin University in Turkey. The descriptive analytical approach is used by the researcher and the population of the study was the employees in Istanbul Aydin University. The questionnaire was used as a tool for data collection. The collection of data is completed by two ways. First, the researcher designs an online questionnaire and it was sent by the university's emails to the staff working and (30) of staff working members answered the online questionnaire. As well as, the researcher distributed (290) questionnaires to the university's staff and collected (251) questionnaire at the rate of (%86.5). The main conclusions that study reached, is that: knowledge management assists Istanbul Aydin University to achieve their goals, and that there is a positive relationship between the implementation of knowledge management and the requirements of knowledge management (organizational structure, leadership, information technology) in Istanbul Aydin University. The results showed the positive relationship between the requirements of knowledge management (organizational structure, transformational leadership and information technology) and the implementation of knowledge management in Istanbul Aydin University. Information technology took the first place with a mean that equals (3.83) followed by an organizational structure with a mean that equals (3.34) and then leadership with a mean that equals (3.10). The study detected that there are significant statistical differences in the implementation of knowledge management and organizational structure fields between the answers of the respondents concerning the requirements of implementing knowledge management due to the position. The study also detected that there are no significant statistical differences in the responses due to the position in the leadership and information technology fields, and as well that there are no significant statistical differences in the responses due to gender, years of experience. The study accomplished many recommendations, such as that the university should pay attention to hold a series of seminars, conferences, workshops, training courses and lectures in the field of knowledge management to raise awareness and culture of knowledge management and exchange of information and experiences in this field. The university should rely on developing creativity processes in knowledge management and making this as part of its day working, by following up the new creative opportunities, and then evaluating and choosing the best of them. The university also should make the practice of knowledge management activities as a basis for the competition among employees.
Sağlık kurumlarında çalışan sağlık personelinin farklılıkların yönetimi hakkındaki görüşlerinin değerlendirilmesi: Bir kamu hastanesi örneği
Farklılık olgusunun anlamlandırılması gerek bireysel gerekse toplumsal ölçekte hayati bir öneme sahip olmakla beraber çok yönlü bir değerlendirmeyi de beraberinde gerektirmektedir. Bir avantaj ya da olumsuz bir etken olarak görülebileceği farklı alanlarda ve farklı ölçeklerde bu türlü bir değerlendirmenin yapılması oldukça dikkatli ve analitik bir sistem gerektirmektedir. Farklılıklardan doğan durumların yönetimi sürecindeki modeller ve bu modeller doğrultusunda olası stratejilerin belirlenmesi, yine farklılıklardan kaynaklı olumsuz etkilerin giderilmesi veya bir avantaja dönüştürülmesine ilişkin yönetsel çalışmalar günümüzde değerlendirilmektedir. Farklılıklar, avantajları ya da olumsuz etkileri ile insan ilişkileri gibi gündelik hayatı etkilediği gibi profesyonel iş hayatını da etkilemektedir. Çalışmanın odak noktası olan sağlık kurumlarındaki hem hizmet alanlar hem de çalışanlar açısından olası farklılıkların belirlenip bu farklılıkları kurum içi hizmet yapısına ne gibi etkilerde bulunduğunu ve bu etkilerin kurumun işleyişine olan yansımalarının ele alınması sağlık sistemindeki bazı aksaklıkların tespiti ve giderilmesi için hayati önem taşımaktadır. Bu çalışmada; öncelikle farklılık kavramı incelendikten sonra, farklılığa neden olan cinsiyet ve yaş gibi iç boyutlar; kişilik, kültür gibi dış boyutlar ile örgütsel rol ve statü, çalışma biçimi gibi örgütsel boyutlar ele alınarak, farklılık yönetiminin tarihsel gelişimi ile farklılık yönetimindeki modeller ve farklılığa ilişkin stratejiler üzerine literatür araştırması yapılmıştır. Sonrasında, kamu kurumlarında çalışan sağlık personelinin demografik yapıları ve farklılık algıları arasında ilişkinin olup olmadığının saptanması amaçlanarak yüz yüze görüşme tekniği ile anket çalışmasını içeren bir inceleme yapılmıştır. İş bölümü ve uzmanlaşmanın en yüksek olduğu işletmeler olan hastanelerin diğer işletmelerden farklı olması ve daha önce sağlık sektöründe çalışan farklı meslek mensuplarını kapsayan farklılıklar yönetimi üzerine yapılmış bir çalışmanın olmaması, bu çalışmanın önemini ortaya koymaktadır. Bu kapsamda gerekli izinler alınarak İstanbul Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi ele alınarak; yaş, eğitim düzeyi, medeni hal, cinsiyet vb. sınıflandırmalar tabanından sağlık kurumlarında çalışan sağlık personelinin farklılık algıları üzerine etkilerinden hareketle ölçümleme ve incelemeler gerçekleştirilmiştir. Anket çalışması, 1414 olan araştırma evreni için 302 adet tabakalı örneklem belirlenmiş ve 381 kişiye uygulanarak genelleme yapılmıştır. Ölçekteki ifadeler, 5'li Likert tipi ölçeğinde olup 1'den (hiç/kesinlikle katılmıyorum) 5'e (daima/kesinlikle katılıyorum) doğru sıralanmıştır ve ölçeğin güvenilirlik analizine göre genel ortalamasının 3.790, güvenirlik katsayısının 0,849 olduğu görülmüştür. Elde edilen bulgular değerlendirilirken, istatistiksel analizler için SPSS 21.0 İstatistik paket programı aracılığıyla tanımlayıcı istatistiksel metotlar ile Kolmogorov-Smirnov dağılım testi kullanılmıştır. Çalışma ekibi içinde istenmeyen farklılıklar konusunda elde edilen bulgular incelendiğinde, %45.4 kişilik, %25.2 cinsel tercih ve %21'inin diğer nedenler olduğu görülmüştür. Sosyal yaşamda istenmeyen farklılıklar da bu sonuçlara paraleldir. Araştırma sonucunda mevcut demografik değişkenlerin farklılıkların algısı konusunda ciddi boyutlarda bir fark meydana getirmediği gözlemlenmiştir. Araştırmalar ile belirlenen ve hem çalışma ekibi içinde hem de sosyal yaşamda istenmeyen mevcut farklılıkların, alınacak kararlar ve geliştirilecek stratejiler ile işlevsellik kazandırılarak faydaya dönüştürülmesi mümkündür. Kişisel yargı ve tutumların en aza indirgendiği, hoşgörünün yüksek olduğu, kişisel farklılıkların faydaya dönüştürüldüğü koşullar hem sağlık sistemi hem de sağlık hizmetinde iyileşmeye olanak sağlamaktadır. Araştırma her ne kadar kendi örneklem sayısını içererek tüm sağlık sektörünü kapsamasa da, bu konuda yapılan ilk araştırma olduğu için bulgular açısından oldukça önemlidir ve sağlık sistemi ve hizmetinin iyileştirilmesine katkıda bulunmaktadır. Anahtar Kelimeler: Farklılık, Farklılık yönetimi, Sağlık personeli.
Moderating effects of workforce diversity on the relationship between entrepreneurial orientation and organizational performance
In today's global environment capital resources are interconnected throughout the world. Resources are moving freely from one part of the world to another, which provide organizations with ample capital resources and diverse human capital. The need of diversity increased after the Industrial Revolution and the formation of trade and employee unions within EU countries. It is not uncommon for a multinational company to have its finance department headed by American, recruitment department headed by Asian and operations run by Indian employees. The diverse workforce or workforce diversity is a two-sided sword, it has some negative, and some positive aspects attached to it. The aim of this Thesis is to critically review the moderating effect of diverse workforce on the relationship between entrepreneurial orientation and performance of an organization. Great work have been done on the defining different aspects of diversity and managing the diverse workforce but very little work is found that truly gauge the impact of diversity in nurturing entrepreneurial traits in organization that are connect to the better performance of an organization. Paper discusses moderating effect of diversity on all three aspects of Entrepreneurial orientation i.e. Innovation, Proactiveness and Risk-taking.
Orta Doğu ve Hazar bölgesinde petrol ve petrol ürünlerinin taşımacılığı yönetiminde yeni politikalar ve stratejiler
Araştırmanın asıl konusuna girilmeden önce petrolün tarihsel boyutu, petrol piyasasının genel rakipleri, yeni üreticiler, tüketiciler ve dağıtım kollarının tanıtımı yapılmıştır ve ardından dünyadaki petrol rezervlerinin üretimi, tüketimi ve bunlarla ilgili üretim ve dağıtım maliyetleri üzerinde detaylı bilgi verilmiştir. Petrol fiyatlandırılmasında hangi kurumların karar verdiği ve dünya ekonomisi üzerindeki etkileri tartışılır. Orta Doğu ve Basra Körfezi'nin önemi Hazar bölgesi petrolü üzerinde ve transit konusunda yazılır. Bu tezin temel konusu olduğu için Hazar kıyı ülkeleri, Ortadoğu ve Irak petrolü geniş halde incelenir. Sovyetler Birliği'nin dağılmasından sonra yaşanan siyasi değişim sonucunda petrol ve doğal gaz ile zengin Türk ülkelerinin başkaldırması ile enerji sektöründe yeni ufuklar açıldı ve bu durum dünya petrol şirketlerinin ilgi kaynağına çevrilmesine, eski taşıma rotalarının yanı sıra yeni transit rotalarının ortaya çıkmasına, bu rotaların batı ülkeler tarafından desteklenmesine, söz edilen ülkelerin tam bağımsızlık planları yapmalarına ve bu konudaki politikaların hız kazanmasına neden oldu. Transitle ilgili ülkeler yarışa girdiler ve bölge dışı güçler de kendi çıkarlarını korumak için rakipleri karşısında taraf tutmaya başladılar. Bu konuyu tetikleyen unsurlara taşıma rotalarının üzerindeki rakipler arası gizli-açık savaş ve rekabete sebep olan Irak Savaşı ve Kuzey Irak petrolünün taşınması da eklenmiş oldu. Sadece 2014 yılına kadar günde ortalama 2.5 milyon varil petrol Hazar Havzası'ndan mevcut hatlarla taşınmıştır. Gelecek 5 yıl içerisinde bu bölgenin ham petrol üretim miktarı günde ortalama 5 milyon varile ulaşacaktır. Ayrıca petrol ürünlerini de düşündüğümüzde bu miktarı artırmamız gerekir. Sorun üretim artışı ile birlikte taşıma rotasının seçimidir. Günde ortalama 50 milyon dolarlık pazar İran ve Türkiye ekonomisinin kalkınmasında önemlidir ve sınır bölgelerinde iktisadi faaliyetlerin güçlenmesine de yol açacaktır. Bu kaynağın İran ve Türkiye hattından ayrı bir taşıma rotasına geçmemesi için bir sıra faaliyetler gerekmektedir. Bu çalışma tüm transit rotaların tanıtımını, özelliklerini, olumlu ve olumsuz yönlerinin araştırılmasını, kıyaslanmasını ve odaklandığımız taşıma hattının incelenmesi ile önerilen yöntemleri içerir. Araştırmanın sonunda hedef rotanın güçlenmesi ve cazip hale gelmesi için öneriler verilmektedir.