Rekabet
Bu konu başlığı altında 501 tez
Ölçek ekonomileri: Küreselleşme ve küresel rekabet gücü olguları ile etkileşimi (Türkiye otomobil sektöründe ölçek ekonomilerinin analizi)
DOKTORA TEZ OZU ÖLÇEK EKONOMİLERİ; KÜRESELLEŞME VE KÜRESEL REKABET GÜCÜ OLGULARI İLE ETKİLEŞİMİ (TÜRKİYE OTOMOBİL SEKTÖRÜ'NDE ÖLÇEK EKONOMİLERİNİN ANALİZİ) Çetin POLAT İktisat Ana Bilim Dalı Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Danışman: Prof. Dr. Necat BERBEROĞLU Firmalar, ülke ekonomileri ve dünya ekonomisi, herzaman bir değişim içinde olmuştur. Geçen 30-40 yıl içinde yaşanan değişim ve gelişmeler ülke ekonomilerini "Küreselleşme" adı altında birbirine oldukça yaklaştırmıştır. Küreselleşmenin yoğunlaştırdığı rekabet ortamı, firmaları ve ülkeleri, bu küresel ekonomik ortamda daha avantajlı duruma geçmek için çalışmalar yapma konusunda zorlamaktadır. Bunun içinde yapılması gereken, bilgiyi, teknolojiyi, geliştirmek ve iyi kullanmaktır. Günümüzde özellikle iletişim ve ulaşım teknolojilerinde gerçekleşen ilerlemeler, firmalara ve ülkelere, ulusal pazarlarını aşmaları ve dünya pazarlarına ulaşmalarında kolaylıklar sağlamaktadır. Böylece fırsatları iyi kullanarak, daha çok ve daha ucuza üretecek, daha çok satarak daha çok gelir elde edecek ve daha üst yaşam düzeylerine ulaşabileceklerdir. Bunu gerçekleştirebilen ve dünya ekonomisine hakim olan firma ve ülkeler, dünyanın dört bir yanma yayılmış, kitlesel üretim gerçekleştiren, çok sayıda ülkede on binlerce insan çalıştıran, neredeyse dünya ekonomisindeki ülkelerin yarısından daha fazlasının gayri safi milli hasılasını aşan milyarlarca dolar ciro ve kar elde eden dev ölçekli firmalar ve onların dahil olduğu ülkelerdir.n Bu yaşananlar, herzaman olduğu gibi günümüz ekonomik ve siyasi faaliyetlerim belirleyen rekabet ve küresel rekabet kavramlarını daha da önemli kılmıştır. Ulusal pazarın yetmemesi, dış pazarın cazibiyeti, ulusal ve küresel rekabet gücünü artırmak, piyasalara giriş engellerini aşmak, teknolojik yenilikleri hızlandırmak ve ölçek ekonomilerinden yararlanmak gibi nedenlerle, ülkede ve uluslararasında firmalar arası birleşmeler, ortak girişimler ve satın alma faaliyetleri artmıştır. Bu faaliyetlerin önemli amaçlarından biri, üretim ölçeğini genişletip maliyetlerde tasarruflar sağlayarak, ölçek ekonomilerinden faydalanmaktır. Büyüklüğün verdiği bir takım avantajlarla, uzmanlaşmayı ve iş bölümünü artırıp, çağın ve piyasanın gerektirdiği ileri üretim, yönetim, pazarlama yöntemlerini ve teknolojilerini kullanma imkanlarını elde eden, ülkesinin ve dünyanın üretim imkanlarını iyi kullanan firma ve kuruluşlar, pazarda herzaman avantajlı durumda olacakları şüphesizdir. Üretimde belli bir ölçeği yakalamış firmalar faaliyetlerini daha ucuza gerçekleştirerek, birim başına maliyetini minimum düzeye çekebilecektir. Küreselleşme ile birlikte yaşanan, birleşme, devralma ve ortak girişim faaliyetlerinin önemli amaçlarından biri de ölçek ekonomileri olduğu söylenebilir. Bu çalışmada Türk Otomotiv Sektörü'ndeki bir otomobil üreticisi firmanın otomobil üretiminde, üretim ve maliyet karşılaştırması yapılarak, ölçek ekonomilerini sağlayıp sağlayamadıkları araştırılmıştır. Buna göre yapılan üretim maliyet karşılaştırmasında, belirtilen ürünlerle ilgili olarak, üretim artışının gerçekleştirdiği yıllarda, ölçek ekonomilerinin sağlanarak ortalama üretim maliyetlerinde gözle görülür bir düşüşün sağlandığı, üretimin düştüğü yıllarda ise ölçek ekonomilerinin ortadan kalkarak yine gözle görülür bir şekilde ortalama üretim maliyetlerinde bir artışın ortaya çıktığı tespit edilmiştir.
Rekabeti etkileyen faktörler açısından Muğla ilinde zeytinyağı üreten işletme topluluğunun incelenmesi
Tez çalışmasının temel amacı, Michael E. Porter tarafından geliştirilen beş güç modeli çerçevesinde zeytinyağ üretimi gerçekleştirilen işletmelerin rekabet güçlerini etkileyen faktörleri incelemekti. Bu kapsamda Muğla İlinde faaliyet gösteren toplam 82 işletme üzerinde bir tarama araştırması yürütüldü. Tarama araştırması sürecinde zeytinyağ üretimi gerçekleştiren iki farklı iş modeline sahip işletme kategorisi olduğu tespit edildi. Bu iki farklı iş modeline sahip işletmeler yağhaneler ve butik işletmeler olarak isimlendirildi ve beş güç modeli karşılaştırmalı bir biçimde bu iki farklı işletme kategorisi açısından değerlendirildi. Araştırma bulguları, bu iki kategorideki işletmelerin temel özelliklerini ve özellikleri açısından temel farklılıkları ortaya koymakla birlikte, aynı iş kolunda farklı iş modelini benimseyerek faaliyet gösteren işletmelerin rekabetçiliklerini beş güç modelindeki faktörlerin farklı biçimlerde etkileyebileceğini göstermektedir. Tez araştırması ayrıca Türkiye'deki zeytinyağ imalatı gerçekleşen işletmelerin rekabetçiliklerini beş güç modeli temelinde inceleyen öncü çalışmadır.
Türkiye otomotiv sektörü ve küresel rekabet gücünün analizi
Sanayileşmeyle birlikte üretiminde hız kazanan otomotiv, günümüzün en popüler sektörleri arasında yer almaktadır. Buna neden olarak da; başta birçok sektörle olan sürükleyici-lokomotif ilişkisi, teknolojik gelişimi desteklemesi, ana ve yan sanayide yarattığı istihdam ile ekonomiye en büyük katma değer sağlayan sektörler arasında olması gösterilmektedir. Bununla beraber; artan küreselleşme, bilgi ve iletişim teknolojilerinin her geçen gün daha fazla önem kazanması gibi nedenler de otomotivi birçok sektöre göre bir adım daha öne çıkartmıştır. Bu tez çalışmasında, Türkiye otomotiv sektörünün rekabet gücü incelenmiş ve küresel rekabette sektörün önde gelen üreticileri değerlendirilmiştir. Ülkelerin rekabet gücünün incelenmesi, sektörel politikaların hazırlanması sürecinde büyük önem taşımaktadır. Ayrıca, otomotivin tüm sanayileşmiş ülkelerde ekonomiyi yönlendirici etkiye sahip olması da ülkeler tarafından yakından takip edilen sektörler arasında olmasına neden olmuştur. Çalışmada, sektörün önemi birçok açıdan vurgulanırken, rekabet güçlerini etkileyen faktörlerin belirtilmesi amaçlanmaktadır. Söz konusu analizin yapılması; ülkelerin gelişmişliklerinin arttırılması bakımından oldukça faydalı olmaktadır. Üreticiler; gelişmiş ülkeler ve ekonomik birlikler ile gelişmekte olan ülkeler olarak ayrı başlıklar altında ele alınmış, ülke örnekleri seçilerek sektörel değerlendirmeler yapılmıştır. Ülkelerin rekabet güçleri tespit edilirken; tarihsel gelişim, mevcut durum ve sektörel rekabette söz konusu ülkenin gelişimini etkileyen faktörler, alt başlıklar halinde incelenmiş, ülkelerin sektördeki rekabet güçlerinin hesaplanmasında Açıklanmış Karşılaştırmalı Üstünlükler Endeksi(RCA) kullanılmıştır. Bununla beraber gelecekte adından oldukça söz ettirecek olan Endüstri 4.0 kavramının sektörle olan ilişkisi açıklanmış, önerilerde bulunulmuştur.
Havayolu yolcu taşımacılığında rekabet: Türkiye örneği
Ulaşım ağının önemli bir parçası olan havayolu taşımacılığı sektörü gelişen teknolojinin de etkisiyle sürekli büyüyen ve kendini yenileyen bir sektör olmuştur. Bu sektör dünyadaki birçok ülkenin birbiriyle bağlantısını sağlayarak küresel ekonominin oluşmasında önemli bir rol oynamıştır. Sektör dünya ekonomisine doğrudan katkılarının yanı sıra dolaylı katkılarıyla da ön plan çıkmış ve turizm gibi başka sektörleri için de kilit unsur olmuştur. Dünyada havayolu taşımacılığının liberalleşmesi ile birlikte havayolu yolcu taşımacılığı küresel bir misyon kazanmış ve serbestleşmenin ardından artan firma sayısı sektörün rekabetle tanışmasına imkân tanımıştır. Küresel düzeyde yaşanan bu serbestleşme, Türkiye' de de 1983 yılında yayınlanan kanunla birlikte başlamıştır. Devam eden süreçte fiyat kısıtlamalarının kaldırılması ve yapılan düzenlemeler yeni firmaların sektöre girişini kolaylaştırmıştır. Öte yandan 2003 yılında THY'nin kamu payının düşürülmesi piyasalardaki rekabetin daha adil bir şekilde yürütülmesini sağlamıştır. Ayrıca serbest piyasa koşullarına göre firmalar kendi fiyatlarını belirleyebilir konuma gelmiştir. Tüm bu gelişmeler dünyada olduğu gibi Türk Havayolu taşımacılığı sektöründe de rekabeti yoğunlaştırmıştır. Bu çalışmada da Türkiye'deki havayolu taşımacılığı sektöründe rekabetin ölçümlenmesi hedeflenmiştir. Bu kapsamda, dünyada havayolu taşımacılığının başladığı ve geldiği noktaya değinilmiş, Türkiye ayağı detaylı olarak incelenmiştir. Havayolu taşımacılığında talep, talep esnekliğinin ölçülmesi ve talebi etkileyen; fiyat, gelir, ikame ürünler ve sektöre özgü talebin belirleyicileri; demografik, coğrafi faktörler de ayrıntılarıyla ele alınmıştır. Yapı davranış performans (SCP) yaklaşımı ile sektörün yapısı, fiyatlama ve üretim stratejileri gibi firma davranışları ve sektörün performansı anlatılmıştır. Rekabet analizi amprik bir çalışmayla yapılmış ve bu doğrultuda firmaların her bir piyasadaki paylarının dağılımını ölçümleyebilmek için Herfindahl – Hirschman endeksi kullanılmıştır. Veri setinde literatüre uygunluk açısından şehir çiftleri piyasa olarak kabul edilmiş ve bu piyasaların yoğunlukları HHI ile endeksi hesaplanmıştır. Amprik analiz, şehir çiftleri piyasalarının, piyasa yapılarının doğal bir oligopol olduğuna ve her hava yolu piyasasında bir veya iki firmanın üstünlüğünün bulunduğunu kanıtlamıştır. Piyasanın nüfus yoğunluğunun havayolu şirketlerinin söz konusu piyasaya giriş kararını etkilediği görülmüştür.
Rekabet gerilimini etkileyen unsurlar üzerine Türkiye iç hat havayolu taşımacılığı pazarında bir uygulama
Rakip analizi, pazar içerisinde yer alan firmaların her birinin farklı kaynak donatımlarına sahip olduğu ve rekabet halinde olunan pazarların da farklı özellikler gösterdiği varsayımlarından hareketle oluşturulmuş bir analiz aracıdır. Buna göre, pazar içerisinde yer alan firmaların kaynakları ve firmaların rekabet halinde olduğu pazarlar da kendi içerisinde farklılıklar gösterecektir. İşte bu noktadan hareketle bu araştırma rekabet edilen pazarların benzerlik derecesini ölçen pazar ortaklığı ile kaynakların benzerlik derecesini ölçen kaynak benzerliğinin firmaların rekabet algılarında etkili olup olmadığını Türkiye iç hatlar havayolu taşımacılığı pazarında yer alan firmalar üzerinde test etmek amacıyla yapılmıştır. Bu amaçla söz konusu bağlam içerisinde rekabet dinamikleri alanının sunmuş olduğu varsayımların ülkemiz iç hatlar havayolu pazarında işlerlik durumunun ortaya konması hedeflenmektedir. Rakip analizi her bir firmanın gözünden ayrı ayrı yapılmaktadır. Böylelikle firmaların birbirlerine bakış açıları farklılık gösterecektir. Bu bağlamda, firmalar arasındaki rekabetin simetrik bir görünümde olmadığını savunan rekabet asimetrisinin iç hatlar havayolu pazarında yer alan firmalar arasında var olup olmadığının ortaya konması da çalışmanın amaçları arasındadır. Araştırmada nicel araştırma yöntemleri kullanılmıştır. Araştırma iç ve dış paydaşlara uygulanan birincil veriler (anket) ve otoriteler tarafından sağlanan ikincil verilerden yararlanılarak oluşturulmuştur. Sonuç olarak algılanan rekabet gerilimi ile pazar ortaklığı, kaynak benzerliği, piyasa yoğunlaşması ve rekabet asimetrisi arasında anlamlı ilişkiler bulunmuş ve rekabet geriliminin farklı boyutları altında gerilimi açıklayan farklı modeller elde edilmiştir.
Türkiye hizmet sektöründe yapısal değişim, üretkenlik ve rekabet edebilirlik
Ekonomik kalkınma ile birlikte gelişen ve değişen ekonomilerde ortaya çıkan önemli yapısal değişimlerden biri de, hizmet sektörünün genel ekonomi içerisindeki payının hem üretim hem de istihdam açısından hızla artmasıdır. Türkiye ekonomisinde de benzer bir süreç gözlenmiş ve 1960'larda %32 seviyelerinde olan hizmet sektörünün toplam ekonomi içerisindeki payı son yıllarda %64'lerin üzerine çıkmıştır. Hizmet sektöründeki bu gelişime ve değişime rağmen, özellikle hizmet sektörünün yapısı gereği ortaya çıkan ölçme sorunları Türkiye ekonomisinde hizmet sektörünün yeterince araştırılamamasına neden olmuştur. İşte bu nedenle, bu çalışmanın amacı, Türkiye ekonomisi içerisinde hizmet sektörünün evrimini ve dinamiklerini incelemektir. Bu amaçla, öncelikle 1960-2014 yılları arası Türkiye hizmet sektörü; üretim, istihdam, üretkenlik ve dış ticaret açısından betimlenmiştir. İkinci olarak, hizmet sektörü içerisinde yapısal değişim araştırılmış ve hizmet sektöründeki yapısal değişimin, hizmet sektörü üretkenliğine etkisi ortaya konulmuştur. Son olarak Türkiye ve seçilmiş ülkelerde, hizmet sektörünün rekabet edebilirliği sabit pazar payı analizi ile incelenmiştir. Bu çalışmada Dünya Bankası'nın (WB), Dünya Kalkınma Göstergelerinden (WDI), UN Service Trade Data ve TÜİK'in hizmet sektörü ile ilgili verileri kullanılmıştır.
Havayolu sektöründe ortaklaşa rekabet stratejisi: Geleneksel havayolu şirketleri üzerine bir araştırma
Ortaklaşa rekabet stratejisi, iki ya da daha fazla rakip işletme tarafından özellikle rekabet yoğun pazarlarda kullanılan, rekabet ve işbirliğinin aynı anda gerçekleştirildiği bir işletme stratejisidir. Rakip işletmeler, karşılıklı menfaatler doğrultusunda aynı anda bir yandan yeni bir ürün ya da hizmet üretimi için bir araya gelirken diğer alanlarda ise rekabetlerini devam ettirmektedir. Ortaklaşa rekabette temel yetenek ve kaynaklarını bir araya getiren işletmeler, yeni ürün veya hizmet üretiminde ise maliyetleri ve riskleri paylaşmaktadır. Böylelikle, maliyetleri düşüren ve riski paylaşan işletmeler, önünü daha iyi görebilme kabiliyeti kazanmaktadır. Havayolu sektörü sahip olduğu karakteristikleri itibari ile faaliyetlerin yüksek maliyetlerle gerçekleştirildiği, belirsizlik, risk ve krizlerden anında etkilenen bir yapıya sahiptir. Havayolu şirketleri, bu olumsuzlukları aşmak ve sürdürülebilir rekabet avantajı kazanmak için ortaklaşa rekabet stratejisini uygulamaktadır. Bunu da stratejik havayolu ittifakları dahilinde ya da haricinde rakip havayolu şirketleri ile yaptıkları anlaşmalarla gerçekleştirmektedir. Bu çalışmanın amacı, ortaklaşa rekabet stratejisini uygulayan havayolu şirketlerinin deneyimlerinin ortaya konmasıdır. Bu amaçla beş geleneksel havayolu şirketinin üst düzey yöneticileri ile yarı yapılandırılmış görüşme yapılmıştır. Araştırmada ortaya çıkan en önemli sonuç, ortaklaşa rekabet stratejisinin havayolu sektörünün sürdürülebilirliği için gerekli olduğudur. Araştırmada öne çıkan bir başka sonuç ise, stratejik havayolu ittifakı üyesi havayolu şirketlerinin, ittifakları sorgulamaya başladığı ve ittifakların varlığını devam ettirebilmesi için daha esnek bir yapıya sahip olması gerektiğidir.
İmalat sanayiinde rekabet edebilirilik ve karmaşıklık: Ülkelerarası bir analiz
Rekabet edebilirlik kavramı iktisat biliminde sıkça kullanılmakta ve anlamı uzun zamandan beri tartışılmaktadır. Yapılan tanımlar çeşitli açılarına göre farklılaşmasına rağmen, bunlardaki ortak vurgu yaşam standartlarının artırılırken dış ticarette nispi etkinliğin önemidir. Bu çalışmada ilk olarak Türkiye'nin ve seçili ülkelerin çeşitli teknoloji yoğunluklarındaki alt sektörlerinin dünya ihracat paylarındaki değişimin kaynakları 1990-2014 dönemi için BACI verileri kullanılarak pay-değişim analizleri yoluyla araştırılmış ve rekabet edebilirlik bileşeninin bu değişimlerdeki en belirleyici bileşen olduğu görülmüştür. Bununla beraber, son yıllarda hızlı ihracat artışı kaydeden Çin ve Vietnam ile yüksek teknoloji endüstrilerinde İrlanda dünya piyasalarında talebi artan ürünlerdeki uyum performansı sayesinde sektör paylarını daha fazla artırmışlardır. İkinci olarak, bir ekonominin imalat sanayiindeki sahip olduğu endüstri-spesifik ve genel düzeydeki yeteneklerin (yapabilirliklerin) farklı teknoloji yoğunlukları altında rekabet edebilirlik ile ilişkisi araştırılmıştır. UNIDO verilerinin de dahil edildiği tahmin sonuçları, teknoloji yoğun endüstrilerde yapabilirliği temsil eden sektör-spesifik karmaşıklığın rekabet edebilirliğe diğer endüstrilere göre daha fazla katkı sağladığını göstermiştir. Düşük teknolojili endüstrilerde ise makro düzeydeki karmaşıklık rekabet edebilirliğin pozitif ve anlamlı bir belirleyicisidir. Son olarak, endüstri-spesifik karmaşıklığın temel belirleyicilerinin de endüstrinin beşeri sermaye, piyasa yapısı ve yüksek gelirli ülkelerin ithalat yoğunluğu olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Sözcükler: Rekabet Edebilirlik, İmalat Sanayii, Karmaşıklık, Sabit Pazar Payı Analizi, Türkiye
Turizmde kırılganlık ile rezilyans kapasitesi ilişkisi: Farklı turizm işletmelerinde karşılaştırmalı bir analiz
Turizm işletmeleri, kriz ve olumsuz çevresel koşulların yarattığı baskılar karşısında yüksek derecede duyarlılık göstermekte ve bu durum işletmelerde kırılganlıklara yol açarak operasyonlarını sürdürmelerini zorlaştırmaktadır. Artan rekabet koşulları da göz önünde bulundurulduğunda, baskılara karşı işletmelerin yaşamlarını devam ettirebilmelerinin, dayanıklılıklarını artıracak ve işletmeleri koruyacak bir kapasite geliştirmelerine bağlı olduğu görülmektedir. Bu bakış açısından hareketle araştırmada rezilyans kapasitesi ile kırılganlıklar arasındaki ilişkilerin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada rezilyans kapasitesinin belirlenmesinde ResOrgs (The Resilient Organizations) Modeli temel alınmıştır. Model, uzman görüşleri ve İstanbul'daki turizm işletmeleri yöneticilerinden toplanan 401 geçerli anketten elde edilen veriler üzerinde gerçekleştirilen, Açımlayıcı Faktör Analizi ve Doğrulayıcı Faktör Analizi sonucunda yeniden şekillendirilmiştir. Analizler sonucunda 'planlama stratejileri', 'proaktif duruş', 'bilgiye erişim', 'ağlar ve ilişkiler', 'liderlik' ve 'işletme kültürü'nden oluşan turizme özgü yeni bir rezilyans kapasitesi modeli oluşturulmuştur. Ayrıca uzman görüşleri ve alan araştırması sonucunda turizm işletmelerinin kırılganlıklarının 'ekonomik sorunlar', 'politik sorunlar', 'güvenlik sorunları', 'mevsimsel dalgalanmalar', 'turist tercihindeki ani değişimler', 'rekabetçi baskılar', 'yasa ve mevzuatla ilgili sorunlar' olduğu belirlenmiştir. Araştırmada turizm işletmelerinin; 'ekonomik', 'politik', 'mevsimsellik', 'rekabet', 'turist tercihindeki ani değişimler' ve 'yasal ve mevzuatla ilgili sorunlar' olarak belirlenen kırılganlıklarına bağlı olarak rezilyans kapasitelerinin azaldığı tespit edilmiştir. Bununla beraber rezilyans kapasitesinin tüm boyutlarının da kırılganlıkları azaltmada etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu kapsamda rezilyans kapasitesinin her bir boyutunun, her bir kırılganlık değişkeni üzerindeki etkisi konaklama, seyahat ve havayoluiv işletmeleri temelinde değerlendirilmiştir. Konaklama işletmelerinde kırılganlıkları azaltmada 'planlama stratejileri' ve 'işletme kültürü' önemli bir rol üstlenirken, seyahat acentalarında 'işletme kültürünün' en sık gözlenen boyut olduğu belirlenmiştir. Havayolu işletmelerinde ise kırılganlıkları azaltmada en sık gözlenen boyutun 'ağlar ve ilişkiler' olduğu tespit edilmiştir. Bu sonuçlardan yola çıkarak araştırmada, turizm işletmelerine yaşadıkları fırtınalı ortamda örgütün yapısını gözden geçirmeleri ve içsel süreçlerine uygun, denge kalkanı olarak kullanabilecekleri bir rezilyans kapasitesi geliştirmeleri önerilmektedir.
Rekabetçi önceliklere göre tedarikçi değerlendirmede oyun teorisi yaklaşımı
İnsanlar hayatları boyunca yaşamlarını olumlu ya da olumsuz şekillendirecek birçok karar verirler. Karar verme, düşünmek ve fikir üretmekten sonraki, eyleme geçmeden önceki adımdır. Karar verme sürecinde kişiler en iyi durumu seçme eğilimindedirler. Dolayısıyla karar verme mevcut seçenekler arasından bir tanesinin seçilmesidir. İşletmeler açısından bakıldığında da karar vermenin, işletmelerin hedeflerine ulaşmasında hayati bir öneme sahip olduğu görülmektedir. İşletmelerin gelecekte hayal ettikleri konumu elde edebilmeleri ve belirlemiş oldukları hedefe ulaşabilmeleri verdikleri kararlara bağlı olacağından işletmeler için karar verme geleceğe yönelik düşünsel faaliyetlerdir. Değişen çevresel faktörler içerisinde işletmeler karşılaştığı problemlerle ilgili hiçbir zaman eksiksiz ve kusursuz bir bilgiye sahip olamayacaktır. İşletmeler de bu zorluklar içerisinde karşılaştıkları problemleri sahip olduğu sınırlı bilgiyi kullanarak çözmek ve rasyonel karar vermek durumunda kalırlar. Bu kararların sonucunda gerçekleştirilen eylemler işletmenin başarısını ve faaliyetlerinin devamlılığını doğrudan etkiler. Dolayısıyla işletmelerin ömrünü belirleyen yine verilen kararlardır. Rekabetin yoğun olarak yaşandığı günümüzde ayakta kalmayı başaran işletmelerin, tedarik zincirlerini etkin bir şekilde planladıkları, yürüttükleri ve yönettikleri görülmektedir. Tedarik zincirinin ortaya çıkmasını sağlayan ve tedarik zinciri performansını etkileyen en önemli faktörlerin başında kaynak kullanımı, kaynak kullanım kararlarının başında da tedarikçi seçimi gelmektedir. Tedarikçi seçim problemlerinde AHP, ANP, ELECTRE, Veri Zarflama Analizi, TOPSİS, VİKOR, Bulanık Kümeler Teorisi, DAMATEL ve PROMETHEE yöntemleri en çok kullanılan çok kriterli karar verme teknikleridir. Literatürde kullanılan bu yöntemlere alternatif olarak oyun teorisinin ilave edilecek olması çalışmanın orijinalliğini ortaya koymaktadır. Tedarikçi seçim problemlerinde sıklıkla kullanılan ve tek taraflı uzman görüşüne dayanan ÇKKV tekniklerinden ziyade tüm tarafların görüşlerine dayanarak oluşturulan etkileşimli bir karar mekanizmasını içeren oyun teorisi yaklaşımının tedarikçi seçim problemlerinde daha rasyonel sonuçlar vereceği düşünülmektedir. Ayrıca sahada oyuncular ile birebir görüşmeler yapılarak gerçek bir ortamın oyun teorisinin kurgusal yapısına taşınması sağlanmıştır. Bu sayede çalışma daha da önemli hale gelmiştir. Oyun teorisi yaklaşımıyla tedarikçilerin rekabetçi önceliklere göre değerlendirilmesi ve tedarik zinciri performansı hakkında yorum yapılabilmesi çalışmanın amacını oluşturmaktadır. Bu çalışmada tedarikçi seçim problemi için oyun teorisi yaklaşımı uygulanmıştır. Küresel Tedarik Zinciri üyesi bir alıcı firma ile alıcı firmanın 8 tedarikçisi çalışmaya dahil edilmiştir. Alıcı firma ve tedarikçilerin uzman görüşlerine başvurularak oyun matrisi değerleri hesaplanmış, alıcı ve 8 tedarikçi arasında alıcı-tedarikçi oyunu oynatılmıştır. Alıcı-tedarikçi oyunları sonucu elde edilen sonuçlara göre tedarik zinciri performansları değerlendirilmiş ve çalışmanın sonuç kısmında detaylı bir şekilde anlatılmıştır. Alıcı firmanın uzman görüşlerine başvurularak 8 tedarikçi literatürde yaygın olarak kullanılan AHP tekniği ile de değerlendirilmiştir. Oyun teorisi yaklaşımıyla elde edilen sonuçlar ve AHP sonuçları karşılaştırılmış, ilk 5'e ve son 3'e giren tedarikçilerin aynı fakat farklı sıralamalara sahip olduğu sonucuna ulaşılmış, oyun teorisi yaklaşımının avantaj ve dezavantajları tartışılmıştır. Anahtar Kavramlar: Rekabetçi Öncelikler, Tedarikçi Seçimi, Oyun Teorisi
Türkiye cam sektörü rekabet gücünün açıklanmış karşılaştırmalı üstünlükler endeksi kullanılarak analizi
Bu çalışmanın amacı, Türkiye'nin cam sektörüne ait üretimi ve dış ticaretinin incelenmesi ile rekabet gücünün belirlenmesidir. Cam sektöründe önemli paya sahip olan alt sektörlere ait verilerle yapılan hesaplamalar ile Türkiye'nin cam sektöründeki rekabet gücü ortaya konulmaya çalışılmıştır. Çalışmada, uluslararası ticarette ülkelerin rekabet güçlerinin ve karşılaştırmalı üstünlüklerinin ölçülmesinde kullanılan endeksler yardımıyla Türkiye'nin cam sektörüne dair dış ticaretteki karşılaştırmalı üstünlükleri hesaplanmıştır. Bu itibarla çalışmada öncelikle rekabet, rekabet gücü kavramları ve daha sonra karşılaştırmalı üstünlüklerin ölçülmesine imkan veren endeksler açıklanmıştır. Türkiye'nin cam sektöründeki karşılaştırmalı üstünlüklerini analiz etmemizi sağlayacak endeks hesaplamaları için gerekli veriler Birleşmiş Milletler Uluslararası Ticaret İstatistik Veri tabanından ve Türkiye İstatistik Kurumu veri portalından alınmıştır. Türkiye'nin cam sektöründeki karşılaştırmalı üstünlüklerinin belirlenmesi amacıyla 2005-2019 yılları arasındaki verilerini içeren SITC Rev 3 haneli bazda açıklanmış karşılaştırmalı üstünlük katsayıları hesaplanmış; Türkiye'nin açıklanmış karşılaştırmalı üstünlükleri ve rekabet gücü dezavantajları ortaya koyulmuştur.
Endüstriyel ürün pazarlamasında kamu kurumlarının rekabet gücü açısından yeniden yapılandırılması TEMSAN örneği
Günümüzde artan rekabet koşullarında firmalar rakip firmalara göre rekabet üstünlüğü elde etmek ve bu üstünlüğü sürdürülebilir hale getirmeyi amaçlamaktadır. Kamu kuruluşları faaliyet gösterdikleri pazarlar içerisinde özel kuruluşlarla rekabet etmek durumdadırlar. Çalışmaya konu olan Temsan bu kamu kuruluşlarından biridir. Bu çalışmanın temel amacı, Temsan firması için rekabet gücünü belirleyen faktörleri belirlemek ve bunu arttırmayı sağlayacak öneriler geliştirmektir. Bunun yanında araştırma sonunda ortaya konacak öneriler doğrultusunda enerjide dışa bağımlılığı azaltmak için kurulan Temsan açısından rekabetçiliği arttırıcı yeniden yapılandırma seçenekleri sunabilmektir. Bir kamu kuruluşu olan Temsan'ın rekabet gücü açısından incelenmesini amaçlayan bu çalışma nitel bir araştırmadır. Nitel araştırmalarda amaç, insanların bulundukları çevre ve buradaki tecrübelerini nasıl algıladıkları ve nasıl yorumladıklarını analiz etmektir. Bu araştırmanın verilerini elde etmek için nitel araştırmalarda kullanılan veri toplama yöntemlerinden biri olan yarı yapılandırılmış görüşme yöntemi kullanılmıştır. Elde edilen veriler içerik analizi yardımıyla çözümlenerek temalar altında yorumlanmıştır. Araştırmanın sonuç kısmında Temsan firmasının rekabet açısından sahip olduğu üstünlükler ve zayıflıklar açıklanmış, firmanın rekabet gücü elde etmesi için öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Rekabet, Rekabet Gücü, Temsan, Endüstriyel Pazarlama.
İşletmelerin sürdürülebilir rekabet gücü ve rekabet üstünlüğü sağlamada verecekleri stratejik kararların kaynak tüketim muhasebesi modeliyle doğrulanmasına yönelik amprik bir çalışma
Dünya çapında artan küreselleşme olgusu ile birlikte günümüzde faaliyet gösteren işletmeler, kendilerini şiddetli bir rekabet ortamının içinde bulmaktadır. İşletmelerin böyle bir ortamda hayatta kalabilmelerinin yolu rakip işletmeler ile rekabet edebilme yeterliliğine sahip olmalarından ve hatta rakipleri karşısında sürdürülebilir rekabet üstünlüğü elde edebilmelerinden geçmektedir. İşletmelerin rakiplerine karşı sürdürülebilir rekabet üstünlüğü elde edebilmelerini sağlayan temel argümalarından birisi de maliyet bilgileridir. Bu nedenle üretim işletmelerinde üretim süreci sonucunda ortaya çıkan maliyetlerin doğru, güvenilir, yeterli, gerçeğe uygun ve detaylı olarak saptanması ve üretilen mamul maliyetlerinin de benzer niteliklere sahip maliyet bilgilerine dönüştürülmesi gerekmektedir. Bu bağlamda, geliştirilen maliyetleme modellerinin en temel amacı, üretilen mamullerin maliyetlerinin; doğru, güvenilir, yeterli, gerçeğe uygun ve detaylı olarak hesaplanmasını sağlamaktır. Ancak gerek geleneksel maliyetleme modelleri gerekse çağdaş maliyetleme modelleri istenilen nitelikte maliyet bilgilerini tam olarak üretmekte yetersiz kalmaktadır. Bu nedenle çağdaş maliyetleme modellerinin eksikliklerini gidermek amacı ile kaynak tüketim muhasebesi modeli adı altında yeni bir maliyetleme modeli geliştirilmiştir. Bu çalışmanın temel amacı; geliştirilen kaynak tüketim muhasebesi modelini bir üretim işletmesinde kurmak, modelde üretilen maliyet ve yönetim muhasebesi bilgileri aracılığıyla, işletme yöneticilerinin sürdürülebilir rekabet üstünlüğü sağlamada verecekleri fiyatlandırma kararlarını desteklemektir. Çalışma dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde kavramsal çerçeve başlığı altında rekabet kavramı ve kaynak tabanlı yaklaşım kavramı ayrıntılı olarak ele alınmıştır. İkinci bölümde kaynak tüketim muhasebesi modeli ve analize tabi diğer maliyetleme modelleri (geleneksel maliyetleme modeli, faaliyet tabanlı maliyetleme modeli ve zamana dayalı faaliyet tabanlı maliyetleme modeli) açıklanmış ve karşılaştırmalı olarak ele alınıp değerlendirilmiştir. Üçüncü bölümde analize tabi maliyetleme modelleri (kaynak tüketim muhasebesi modeli, geleneksel maliyetleme modeli, faaliyet tabanlı maliyetleme modeli ve zamana dayalı faaliyet tabanlı maliyetleme modeli) bir üretim işletmesinde uygulanarak sonuçlar alınmıştır. Alınan sonuçlar karşılaştırmalı olarak analiz edilerek değerlendirilmiştir. Son bölümde ise işletme yöneticileri tarafından verilecek fiyatlandırma kararları analize tabi maliyetleme modelleri kapsamında analiz edilmiştir.
Üretici firmalarda e ticaretin rekabet gücüne etkisi; Keramika örneği
Dünya'daki her şeyin artık parmaklarımız ucunda olması neticesinde tüketiciler teknolojinin hayatımızın ayrılmaz bir hal almasından istifade ederek artık firmaların satış stratejilerini geliştirmek zorunda bırakmaktadır. Global piyasa ekonomileri ile yarışan yerli üretici firmalar, rekabet koşullarına uyum sağlamak ve hatta rekabet üstünlüğü sağlamayı hedeflemektedirler. Rekabet'in her geçen gün daha da zorlaştığı bir ortamda fark yaratabilen işletmeler ayakta kalabilecektir. Bunu başarmak için de kusursuz satış sonrası hizmet ve güven unsuru ile bu rekabet ortamından sıyrılabilen firmalar ortaya çıkacaktır. Çalışmaya konu olan Keramika, üretici olup satış kanallarından biri olarak e-ticareti kullanmaktadır. Bu çalışmanın temel amacı; Keramika'da e-ticaretin rekabet gücüne etkisini belirlemek ve bunu artırmayı sağlayacak öneriler geliştirmektir. Bunun yanında araştırma sonucunda ortaya çıkacak öneriler doğrultusunda e-ticaret aracılığıyla rekabet ortamının Keramika'ya kattığı değer ve e ticaret ile yapılabilir proje seçenekleri sunabilmektir. Keramika'da e-ticaretin rekabet gücüne etkisinin incelenmesini amaçlayan bu çalışma nitel bir araştırma olup; amacı kişi ya da kişilerin içerisinde bulundukları çevre ve bu çevreden elde ettikleri tecrübelerini nasıl algıladıklarını, nasıl yorumladıklarını analiz etmektir. Araştırmanın verilerini elde etmek için veri toplama yöntemlerinden biri olan yarı yapılanmış görüşme yöntemi kullanılmıştır. Görüşmeler sonucunda elde edilen veriler, içerik analizi yardımıyla çözümlenerek temalar altında yorumlanmıştır. Araştırmanın sonucunda; Keramika firmasında, e-ticaretin üretici firma olarak rekabet gücüne etkisinin sahip olduğu üstünlükler ve zayıflıklar açıklanmış, firmanın mevcut durumuna göre öneriler sunulmuştur. Anahtar kelimeler: E-Ticaret, Rekabet, Rekabet Gücü, Keramika.
Türkiye'de lojistik sektörünün rekabet gücü üzerine değerlendirme
Günümüzün küreselleşmiş ticaret ortamında firmalar yalnızca ulusal firmalarla değil aynı zamanda global firmalarla da güçlü bir rekabet içindedirler. Firmalara, ürün ya da hizmetlerinin kalitesinden sonra rakipleri karşısında üstünlük kazandıracak en önemli araç lojistik tercihleri olmaktadır. Şirketler, müşterilerinin ihtiyaçlarına cevap verirken aynı zamanda rakiplerine karşı üstünlük kurabilmek için lojistik süreçlerini etkili ve verimli kılmalıdır. Lojistik sektörü; üretim ve ticaretin bu denli uluslararasılaştığı, ticari anlamda ülke sınırlarının ortadan kalktığı piyasa ortamında hem ürün hem de hizmet üretiminde faaliyet gösteren firmaların doğal bir ihtiyacıdır. Lojistik sektörü, her sektörü destekleyici pozisyonuyla ve güncelliğini kaybetmeyecek bir alan olması sebebiyle araştırmaya değer bir alandır. Çalışmanın amacı; Türkiye'de uluslararası lojistik sektörünün rekabet gücünü inceleyerek sektörün rekabet edebilirliğini artıracak çözümler aramaktır. Bu amaç doğrultusunda Türk lojistik sektörünün yeri, Lojistik Performans Endeksi ve Küresel Rekabet Gücü Endeksi temelinde araştırılmıştır. Çalışmaya Küresel Rekabet Gücü Endeksi Ulaştırma Altyapısı alt bileşeni dahil edilerek karşılaştırmalar yapılmış ve sektörün uluslararası konumu incelenmiştir. Araştırma sonucunda Türk lojistik sektöründe uluslararası anlamda rekabet gücü en yüksek alanın havayolu taşımacılığı olduğu görülürken Türk lojistik sektörünün dünya rekabet ortamını şekillendirecek konumda olmadığı sonucuna varılmıştır.
Gerçekleşen bir örgütsel değişim karşısında örgütsel bağlılığın sonuçlarının incelenmesi üzerine bir saha araştırması
Günümüzde küreselleşme nedeniyle yaşanan hızlı gelişmeler insan hayatını ve dolayısıyla da toplumu etkisi altına almıştır. Her şey hızla değişmekte, her gün bir diğerinden farklı olmaktadır. Yaşanan bu hızlı değişimden örgütler de etkilenerek bütün unsurlarıyla değişime maruz kalmış bulunmaktadır. Artık örgütlerin ayakta kalabilmeleri, örgütsel anlamda değişerek değişime ayak uydurabilmelerine bağlı hale gelmiştir. İşgörenlerin örgütsel bağlılığın sağlanması ve işten ayrılma niyetlerinin azaltılması için işlerini ve örgütlerini sevmeleri, maddi ve manevi anlamda tatmin olmalarını ve memnuniyet düzeylerinin yükseltilmesi gerekmektedir. Bu çalışmanın amacı da gerçekleşen bir örgütsel değişimin örgütsel bağlılık üzerindeki etkisini ortaya koymaktır. Tez dört ana bölümden meydana gelmiştir. Araştırmanın ilk bölümünde örgütsel değişim kavramı ikinci bölümde örgütsel bağlılık kavramı açıklanarak bu alanda yapılan çalışmalara yer verilmiştir. Üçüncü bölümde örgütsel değişimin örgütsel bağlılık üzerine etkileri ilişkilendirilmiştir. Son bölümde ise literatür taraması sonucu elde edilen bilgiler doğrultusunda bir kamu kurumu işgörenlerine anket tekniği kullanarak uygulama yapılmıştır. Söz konusu anket formlarından elde edilen veriler SPSS 24.0 programına kaydedilerek örgütsel değişimin örgütsel bağlılık üzerine etkileri analiz edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Rekabet, Örgütsel değiĢim, Örgütsel bağlılık
Kadınlarda girişimcilik eğilimleri ve Dumlupınar Üniversitesi bayan lisansüstü öğrencilerinde bir uygulama
Kadınların işgücüne katılımları, sürdürülebilir kalkınmanın bir unsuru olarak görülmektedir. Dünyada yaşanan değişimlerle birlikte, kadın girişimciliği geleneksel iş alanlarının dışına çıkmış, yarı geleneksel veya geleneksel olmayan sektörlerde de varlığını hissettirmeye başlamıştır. Buna karşın, kadınların tercih ettikleri meslekler arasında, yöneticilik düşük bir oranda yer almaktadır.Erkeklerin ve kadınların girişimcilik potansiyeline, risk ve sorumluluk alabilme, bağımsız olma arzusu, çevresindeki kişiler ve olaylar üzerinde kontrol hissi, yeniliklere açık olma gibi belirli girişimcilik hisleri etki etmektedir.Kadın girişimcilerin eğitim seviyelerine bakıldığında, lisans ve lisans üstü düzeyde eğitim almış kadınların düşük bir orana sahip olduğu görülmektedir.Bu araştırmanın amacı, girişimcilik hislerinin, yüksek lisans eğitimi almış ve halen almakta olan kadınların girişimcilik potansiyellerine olan etkisinin incelenmesidir.Bu araştırmada, Dumlupınar Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü ve Fen Bilimleri Enstitüsü'nde yüksek lisans öğrencisi veya mezunu 100 bayan üzerinde bir anket uygulanmıştır. Anketten elde edilen veriler, SPSS 12.0 programı dahilindeki çeşitli analiz yöntemleri uygulanarak irdelenmiştir. Analiz sonuçları, anket uygulanan kadınların girişimcilik hislerinin, girişimcilik potansiyellerini doğrudan etkilediğini göstermiştir. Ayrıca, kadınların girişimcilik hisleri ve girişimcilik potansiyellerine, gelir düzeylerinin, aldıkları lisans eğitiminin ve çalıştıkları sektörün etkileri olduğu saptanmıştır.
Rekabette endüstrinin yapısal analizi ve ambalaj endüstrisi örneği
Araştırmanın temel amacı rekabet stratejisi içerisinde ambalaj endüstrisinin yapısal analizini incelemektir. Ambalaj sektörü bir pastaya benzetirsek, önce pastada sahip olduğumuz payı (ciro olarak) korumak, sonra da bu payı arttırmaya çabalamak veya sahip olduğumuz pastayı korumaktır Ambalaj sektörde geçmişin bugünün ve geleceğin analizini yapabilmektir. Firmanın çalıştığı rekabet topluluğunu değerlendirerek, sektörden kaynaklanacak etkilerin en az zarar verebileceği bir pozisyona getirilmesidir. Ayrıca, strateji geliştirme sürecinde verimlilikle ilgili faktörleri, rakiplerin seçimini etkilemeye yönelik taktiklerden daha önemli gördüğü için, aynı zamanda strateji geliştirmeye ekonomik bir yaklaşım sunar.İlk bölümde rekabetin yapısal belirleyicileri olan potansiyel girişimciler, ikame ürünler, müşteriler, tedarikçiler ve bunların rekabet etme gücüne olan etkileri ayrıntılı olarak incelenmiştir. Mevcut rakipler arasındaki rekabet, sektör yapısının analizi, rakiplerin analizleri anlatılmıştır. İkinci bölümde endüstriyel yapısal analizi rekabet yapısı içerisinde endüstrinin değerlendirilmesi anlatılmıştır. Üçüncü kısımda ise rekabet stratejileri içerisinde ambalaj endüstrisi yapısal analizi anlatılmaktadır.Anahtar Kelimeler: Ambalajlama, Endüstri, Güç, Müşteri profili, Pazarlama, Rekabet, Teknoloji, Yapısal analiz.
Sürdürülebilir rekabet üstünlüğü sağlamada kurumsal itibar yönetimi: Yükseköğretimde yapılandırılmasına yönelik bir model önerisi
İşletmelerin en değerli varlığı, kurumsal itibarıdır. Son yıllarda yapılan araştırmalar ile birlikte itibarın ölçülebilir bir değer olduğunun anlaşılması, kurumsal itibarın nasıl yönetilebileceğini ilişkin tartışmaları beraberinde getirmiştir. Çeşitli araştırmalarla elde edilen bulgular itibarın, kurumsal anlamda sahip olunan entelektüel birikimini yansıtan ve sürdürülebilir bir rekabet gücü kazandırarak farklılık yaratan özgün bir değerini temsil ettiğini ortaya koymaktadır.Kurumsal itibar yönetimi farklı disiplinlerde çeşitli bilim insanları tarafından geniş bir şekilde çalışılmış olmasına rağmen, yükseköğretim alanında göreceli olarak sınırlı sayıda çalışma bulunmaktadır. Bu çalışma ile kurumsal itibar yönetimi bileşenlerinin, makro boyutta ulusal yükseköğretim, mikro boyutta üniversiteler için nasıl tanımlanabileceğini, üniversitelerin yönetsel yapıları içerisinde kurumsal itibar yönetiminin uygulanabilirliğine ilişkin farklı bir boyut kazandırarak, kurumsal itibar çalışmalarının alanını genişletmektedir.Bu tezin amacı, üniversitelerde kurumsal itibar yönetiminin bileşenlerinin üniversiteler ölçeğinde belirlenmesi ve yönetsel bir yaklaşım olarak Türkiye yükseköğretim sistemi içerisinde üniversitelerde yapılandırmasına ilişkin bir model geliştirmektir. Araştırma da öncelikle, üniversitelerin yönetsel stratejileri içerisinde, itibarı ölçme ve değerlendirme ekseninde örgütsel yapılanmanın boyutları belirlenmeye çalışılmıştır. Elde edilen veriler ışığında sürdürülebilir bir rekabet gücü sağlamada kurumsal itibar yönetiminin Türkiye'deki üniversiteler üzerinde yapılandırılmasına yönelik model önerisi sunulmuştur.Türkiye'nin bilim dünyasında uluslararası göreceli konumu ve sürdürülebilir rekabet gücünün kazandırılması, kurumsal itibar yönetiminin üniversitelerinde başarıyla uygulanmasıyla eşdeğer bir gelişim gösterecektir.
İşletmelerde inovasyon gücünün ölçümlenmesi ve tarım & gıda sektöründe yöresel bir araştırma
Ekonomik büyüme ve rekabet edebilirlik günümüz şartlarında giderek inovasyona dayanmaktadır. Uluslararası yarışa dahil olabilmek ve rekabet gücünü elinde bulunduran bir seviyeye erişebilmek için ülkelerin hem inovatif girişimlere hem de bu konuda öncü şirketlere ihtiyacı vardır. Bu şirketler inovasyonu yönetilir kılabilmek için, doğru ölçümleri ve teşvikleri uygulamak, hem içeride hem de dışarıda doğru stratejilerle doğru davranışı üretebilmek, ve bu süreç için etkili bir metodoloji geliştirmek zorundadırlar.Sağlıklı bir inovasyon yönetim süreci için, işletmelerin ciddi bir planlama ve uygulama gerçekleştirmeleri, işletme içerisinde inovasyon farkındalığı yaratıp, inovasyonu kurum kültürü haline getirebilmeleri ve bu süreçte inovasyon güçlerini düzenli aralıklarla ölçmeleri oldukça önemlidir. ?Ölçemediğiniz şeyi yönetemezsiniz, geliştiremezsiniz? ilkesi doğrultusunda, yapılan bu ölçümler sayesinde elde edilecek veriler ve geri bildirimlerle, işletmeler bu alandaki zayıf ve güçlü yönlerini tespit edebilir, başarılı bir inovasyon sürecinin sürekliliğini sağlayabilirler.İşletmelerde inovasyon gücünün ölçümlenmesinin amaçlandığı bu çalışmanın ilk bölümünde; inovasyon kavramı, özellikleri, çeşitleri ile bağlantılı olduğu kavram ve konuları; ikinci bölümünde dünyada geliştirilmiş olan inovasyon ölçümüne yönelik yapılan çalışmalardan bazıları; üçüncü bölümde ise dünyanın ilk yönetim danışmanlığı şirketi olan Arthur D.Little'ın İnovasyon Üstünlüğü isimli ölçüm modeli orjinalinden çeviri yapılarak oluşturulup detaylı bir şekilde incelenmiştir. En son bölümde ise, Arthur D.Little'ın bir başka modeli yine çeviri yapılarak oluşturulmuş ve Salihli ilçesinde tarım & gıda sektöründe üretim faaliyetinde bulunan işletmelere uygulanmış, elde edilen veriler analiz edilmiş, yorumlanmış ve önerilerde bulunulmuştur.Anahtar Kelimeler: İnovasyon, İnovasyon Yönetimi, Strateji, Rekabet, Teknoloji.
Sürdürülebilir rekabet üstünlüğünün sağlanmasında inovasyonun üretim maliyetlerine etkisi ve ampirik bir uygulama
Günümüzün hızlı değişen dünyasında, küresel rekabetin her geçen gün arttığı ekonomik ortamda işletmelerin ayakta kalabilmesi, rekabette söz sahibi olabilmeleri ve sürdürülebilir rekabet üstünlüğü elde edebilmeleri, işletmelerin rekabet avantajı yaratabilme yeteneklerine ve işletmenin inovatif faaliyetleri sonucu rakiplerine karşı üstünlük sağlayabileceği avantajlara bağlı olarak gelişmektedir.Rekabet ortamında üstünlük elde etmek isteyen işletmeler maliyet stratejisi, farklılaştırma stratejisi ve odaklanma stratejilerinden birinde yetkinlik kazanarak rekabet üstünlüğü elde etmeye çalışmaktadırlar. İşletmeler inovatif faaliyetlerle bahsedilen stratejilerde yetkinlik kazanarak rekabet üstünlüğü elde etmeye çalışmakla birlikte, bu üstünlüğün devamlılığını korumak için mücadele etmektedirler. İşletmelerin rekabet üstünlüğünü sürdürülebilir hale getirebilmesinin kaynağı inovatif faaliyetler geliştirebilme yeteneklerine bağlıdır. İnovasyon sayesinde işletmeler hem maliyetlerindeki düşüşlere bağlı olarak diğer işletmelere karşı maliyet üstünlüğü sağlamakta, hem de ürün ve hizmetlerindeki farklılaştırmalar sayesinde diğer işletmelere karşı rekabet üstünlüğü elde etmektedir.Bu çalışmada, öncelikle rekabet ve rekabet teorisi, inovasyon teorik olarak anlatılmış daha sonra uygulama olarak sofra camı üreten bir işletme ele alınarak, işletmenin ürettiği cam kase ürününün üretim sürecinde yaptığı inovatif değişiklik, bu değişikliğin ürünün toplam maliyetlerine etkisini ve yapılan bu inovatif faaliyetin işletmenin rekabet üstünlüğüne katkıları incelenmiştir.Anahtar Kelimeler: Rekabet, Yetenek, Sürdürülebilir Rekabet Üstünlüğü, Rekabet Stratejileri, İnovasyon
Telekomünikasyon sektöründeki regülasyonun rekabet üzerindeki etkisi: OECD ülkeleri için ampirik bir uygulama
Regülasyon iktisadı, bir iktisat alt disiplini olarak gelişmeye devam etmektedir. Regülasyonun kamu yararı teorisinden bu yana pek çok iktisadi regülasyon teorisi geliştirilmiştir. Bu teorilerin tamamı kendi içinde tutarlı olmakla birlikte, değişen iktisadi koşullar ve devletin ekonomiye müdahale şeklinin hızla değişiyor olması, bu alanda genel bir teorinin kabul görmesini zorlaştırmaktadır. Günümüzde rekabet politikasının bir aracı olarak kabul edilen regülasyonlar, bağımsız düzenleyici kurumlar tarafından yürütülmekte, piyasalarda rekabeti geliştirmek ve rekabeti engelleyici uygulamaları ortadan kaldırmayı hedeflemektedir. Doğal tekel özelliğine sahip olan telkekomünikasyon sektörü, rekabetçi bir yapıya dönüşmeye başlamış, kamuya ait operatörler özelleştirilmiş ve sektörde bağımsız düzenleyici kuruluşlar oluşturulmuştur.Bu çalışmada, literatürdeki çalışmalardaki yöntemlere paralellik gösterecek şekilde, telekomünikasyon sektöründeki düzenleyici reformların OECD ülkelerindeki telekomünikasyon sektörünün rekabetçi performansı üzerindeki etkileri panel veri yöntemi ile analiz edilmiştir. OECD ülkeleri için yapılan çalışmada, telekomünikasyon sektöründeki regülasyon çalışmalarının fiyatlar ve abone başına düşen gelir seviyesi üzerinde azalış; istihdam, yatırım, gelir, İnternet kullanımı, abone sayısı ve işgücü verimliliği üzerinde artış etkisi sağladığı sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca sektörde rekabetçi katkısı olduğu düşünülen özelleştirme çalışmalarının fiyatlar, istihdam ve abone başına düşen gelir üzerinde azaltıcı; yatırım, abone sayısı, İnternet kullanımı, gelir ve işgücü verimliliği üzerinde ise arttırıcı etkisi vardır. Araştırmanın uygulama sonuçlarına göre, telekomünikasyon sektöründeki düzenleyici faaliyetlerin oluşturulmasının sektörün rekabetçi yapısının gelişimi ve sektörün büyüme dinamikleri üzerinde olumlu etkileri olduğu, panel veri sonuçlarının teorik beklentilerle genel olarak tutarlı ve araştırmanın hipotezlerini destekleyici nitelikte olduğu sonucuna ulaşılmıştır.Anahtar Kelimeler: Regülasyon, Rekabet, Telekomünikasyon, Panel Veri, Bağımsız Düzenleyici Kurum, Özelleştirme.
Politik rekabette siyasi parti finansmanının rolü: Türkiye örneği
Siyasi partiler, modern demokratik toplumlarda farklı talepleri temsil ederek sistemin devamlılığını sağlayan ve değişik halk kitlelerini ortak bir zeminde buluşturan kurumlardır. Siyasi partilerin varlıklarını sürdürebilmesi için önemli ölçüde finansman desteğine ihtiyaçları vardır. Geleneksel olarak siyasi partilerin gelirlerinin önemli bir bölümü hazine yardımı, özel bağışlar ve üyelik aidatlarından oluşmaktadır. Hazine yardımları, devletin ve siyasi partilerin kayıtlarına girerken, özel bağışların bir bölümünün kayıt dışı olarak yapılma olasılığı bulunmaktadır. Doğal olarak, eğer varsa, bu tür kayıt dışı gelirlere ait bilgiler kamuoyu ile paylaşılmamaktadır. Bu durum siyasi partilerin gelir ve giderleri bakımından yeterince şeffaf olmadıklarının bir göstergesi olarak kabul edilebilir. Bu nedenle, siyasi parti finansmanı sorunu sadece Türkiye'de değil, birçok ülkede çözülmesi gereken önemli bir sorun olarak görülmektedir.Bu çalışmanın amacı, siyasi partilerin finansman sorununun hangi noktalarda oluştuğu, yasal para kaynaklarının siyasi süreçte etkin olup olmadığı sistemdeki kayıt dışılığın rolü ve finansman yöntemleri ile siyasal partilerin oy oranları arasındaki ilişkilerin analiz edilmesidir. Çalışmada teorik analizlerin yanı sıra anket, röportaj ve ekonometrik analizler yardımıyla çözüm önerileri geliştirilmiştir.Anahtar Kelimeler: Siyaset, Demokrasi, Siyasi Parti, Finansman, Şeffaflık.
Çevre belirsizliği altında, rekabet stratejileri ile tedarik zinciri stratejilerinin firma performansına etkisi: İMKB imalat sektörü uygulaması
Firmaların daha fazla karlılık ve daha fazla büyüme gibi hedeflere ulaşma gayeleri vardır. Günümüzde firmaların bu amaçlarına ulaşmaları için bir yandan yerli ve küresel rakiplerle rekabet etmeleri gerekmektedir. Diğer yandan da mevcut yapılarını değişen ve gelişen koşullara göre revize etmeleri gerekmektedir. Rekabette ayakta kalabilmek için uzun dönemli rekabetçi yapılarını devam ettirmeleri aynı zamanda tüm kaynaklarını etkin kullanmaları gerekmektedir. Bu durum firmaların rekabetçi bir konum belirlemeleri ve rekabet stratejilerinden kendilerine uygun olan bir stratejiyi belirleyip kullanmalarını gerektirmektedir. Aynı zamanda kaynaklarının etkili kullanımı için de tedarik zinciri sistemi ve buna bağlı olarak da uygun bir tedarik zinciri stratejisi benimsemeleri gerekmektedir.Bu çalışmada Tedarik zinciri stratejileri ve rekabet stratejileri arasındaki ilişki incelenmiştir. Tedarik ve rekabet stratejileri arasındaki ilişki için firmaların finansal performansına olan etki kullanılmıştır. Ayrıca tedarik zinciri stratejilerini, rekabet stratejilerini ve firma performansını çevre belirsizliğinin etkileyip etkilemediği ölçülmüştür. Ölçme aracı olarak geçerliği ve güvenirliği başka bir ülkede hazırlanıp uygulanmış olan anket soruları kullanılmıştır. Gaziantep'te faaliyette bulunan 12 halıcılık sektörü firmasına pilot anket uygulanmıştır. Anket verileri SPSS 20,0 paket programında analize tabi tutulmuştur. Yeterli güvenirlik değeri sağlandığından İMKB imalat sanayindeki 16 firmaya ikinci pilot uygulama yapılarak ölçek güvenirliği hesaplanmış ve 0,856 bulunmuştur.Ana uygulama İMKB imalat sanayindeki 174 firmaya yapılmış ve 90 tanesinden geçerli anket alınarak analizlere tabi tutulmuştur. Ana uygulama faktör analizine tabi tutularak önce faktörler belirlenmiş ve daha sonra her faktörün güvenirliği hesaplanmıştır. Faktör yükü düşük olan maddeler analizden çıkarılmıştır. Daha sonra araştırma için belirlenen hipotezlerin test edilmesi için yapısal eşitlik modeli kullanılmıştır. Bunun için AMOS 20,0 paket programı kullanılmıştır. Kurulan model yapısal eşitlik modeliyle test edilerek modelin doğruluğu belirlenmiştir. Analiz sonucunda; rekabet stratejilerinin tedarik zinciri stratejileri üzerinde pozitif ve anlamlı bir etkisinin olduğu görülmüştür. Çevre belirsizliği yüksek olduğunda maliyet liderliği stratejisinin ile yalın tedarik zinciri stratejisi kullanımının diğerlerine göre daha yüksek bir etki oluşturduğu, çevre belirsizliğinin düşük olduğu koşullarda ise farklılaştırma stratejisi ile yalın tedarik ve çevik tedarik stratejileri arasında anlamlı ilişkiler olduğu görülmüştür. Ayrıca yüksek belirsizlikte yalın tedarik zincirinin, düşük belirsizlikte ise çevik tedarik zinciri stratejilerinin firma performansını daha yüksek oranda açıkladıkları görülmüştür.Bu sonuçlar doğrultusunda firmalara belirsizliğin yüksek olduğu koşullarda maliyet liderliği stratejisi ile yalın tedarik zinciri stratejisini kullanmaları ve belirsizliğin düşük olduğu koşullarda ise farklılaşma stratejisi ile çevik tedarik zinciri stratejisini kullanmaları önerilmektedir.Anahtar Kelimeler: Tedarik Zinciri Yönetimi, Finansal Performans, Yapısal Eşitlik Modeli, AMOS, Rekabet Stratejileri, Tedarik Stratejileri, Firma Performansı, İMKB.