Competition
551 theses under this subject heading
Rekabet istihbaratı ve strateji ilişkisi: Örnek olay analizi
İçinde bulunduğumuz bilgi devrinde, küreselleşme ve teknolojinin tetiklediği rekabet günden güne artan yoğunluğuyla işletmeleri etkisi altına almaktadır. Bu dinamik ortamda, işletmelerin sürdürülebilir kârlılık sağlayarak rekabet gücünü korumaları için alışılagelmiş yöntemler yeterli olmamaktadır. İşletmeler doğru stratejik kararlar verebilmek için, yapılarına uygun araç ve yöntemler ile çevrelerini izlemeli, fırsat ve tehditlere karşı tetikte olmalıdır. Bu da rekabet istihbaratı ile mümkün olacaktır. Ancak, hem akademik yazında, hem de iş ortamında rekabet istihbaratı konusunda bilgi ve uygulama yetersizlikleri ve fikir ayrılıkları olduğu dikkati çekmektedir. Bu çalışma ile, işletmelerin stratejik yönelimleri ile istihbarat toplama çabaları arasındaki ilişkinin anlaşılması ile konuya kuramsal olarak tutarlık getirilmesi amaçlanmaktadır. Bu itibarla çalışmada, rekabet istihbaratı ve stratejik yönetim ekolleri tanımlanmış ardından "örnek olay analizi" yönetimiyle iş dünyası ve akademik çevrenin konuya yaklaşımları değerlendirilmiştir. Yapılan içerik analizleri göstermiştir ki, rekabet istihbaratı ve strateji ilişkisi konusu iş dünyası ve akademik çevrede kısıtlı bir uyumluluğa sahiptir. Bu çalışma, teorik ve pratik alanı bir arada değerlendirerek literatürdeki eksikliği gidermenin yanında, iş dünyasınında bu konuda bilinç oluşturarak rekabet istihbaratı uygulamalarının kullanımını yaygınlaştırabilecek öncü bir çalışma olması nedeniyle önemlidir. Anahtar kelimeler: Rekabet, Rekabet İstihbaratı, Strateji, Stratejik Yönetim, Örnek Olay Analizi
Coalition formation through multilateral bargaining in an oligopolistic industry
Our thesis is concerned with coalition formation in an oligopolistic industry, the stability of coalitions, and the induced welfare. The central axis of our work focuses on industrial organization. However, we draw heavily from the bargaining theory literature both to model coalition formation and to measure its sustainability. To this end, we apply Bennett and Houba's (1992) stability conditions. We show that in our model, there is no stable industry structure for most of the cost settings, but when there is, it is most likely the grand coalition. And not surprisingly, for the firms that produce, decreasing cost levels raise welfare.
Türkiye mobil iletişim sektöründe fiyat rekabetinin oyun teorisi ile incelenmesi
1897 yılında Guglielmo Marco tarafından kablosuz telgrafın icat edilmesiyle başlayan mobil iletişim serüveni günümüze kadar hızla evrilmiş; yaşanan gelişmeler bugün nesnelerin interneti, akıllı ulaşım hizmetleri, akıllı fabrikalar gibi beşinci nesil hücresel sistem (5G) temelli teknolojiler hakkında çalışmayı mümkün kılmıştır. İçinde bulunduğumuz Bilişim Çağı, mobil iletişim teknolojileri sayesinde toplumları, sosyal ve ekonomik her türlü faaliyeti bir araya getirirken bir ağ toplumu yaratmıştır. Ortaya çıkan yeni toplumsal yapı, mobil iletişim teknolojilerine olan ilgi ve ihtiyacın artmasına sebep olurken arz ve talebin niteliğini de değiştirmektedir. Bu değişim, hızlı, kesintisiz ve ekonomik hizmetlerin tercih edildiği mobil iletişim piyasasında, sektör paydaşları arasındaki rekabeti hızla artırmaktadır. Rekabetin olmadığı ilk aşamalarda devlet tekelinde yürütülen telekomünikasyon hizmetleri düşük hizmet kalitesi, düşük verimlilik ve yüksek maliyet gibi problemler nedeniyle liberalleşmeyi mecbur kılmıştır. Özelleştirmeler ile sektördeki kamu varlığı azalırken monopol ya da oligopol piyasalar oluşmaya başlamıştır. Günümüzde halen monopol özellikte mobil iletişim piyasaları mevcutken telekomünikasyon sektörüne genellikle oligopol piyasa yapısı hakimdir. Türkiye'de ise mobil iletişim piyasası oligopol yapıda olup, abonelere Turkcell İletişim Hizmetleri A.Ş., Vodafone Telekomünikasyon A.Ş. ve Türk Telekomünikasyon A.Ş. olmak üzere üç mobil şebeke işletmecisi hizmet vermektedir. Bu çalışma, her 100 kişiden 92'sinin mobil iletişim abonesi olduğu Türkiye mobil iletişim piyasasında, firmaların fiyat stratejileri Oyun Teorisi yaklaşımı ile incelenmiştir. Çalışmanın ilk aşamasında, Turkcell, Vodafone ve TT Mobil firmalarına ait talep fonksiyonları, 2008:1-2020:4 dönemleri arası çeyreklik frekanstaki veriler kullanılarak ARDL metodu ile tahmin edilmiştir. İkinci aşamada ise belirlenen fiyat stratejileri ve tahmin edilen talep fonksiyonları kullanılarak oyun matrisleri kurulmuştur. Tam bilgili statik oyun varsayımı altında oyunun Nash dengesinin, her üç firmanın da en düşük hizmet fiyatını belirlediği strateji profilinde gerçekleştiği tespit edilmiştir.
Rekabetten yaratıcı yıkıma pazar yoğunlaşması ve inovasyon arasındaki ilişkinin G-20 ülkelerinde test edilmesi
Çalışmanın amacı klasik iktisat öğretisi ile şekillenen ve günümüze kadar süren, piyasada rekabetin varlığı veya yokluğunun inovasyonu nasıl etkilediğine ilişkin görüşlerin aktarılması ve sonrasında da ortaya konulan görüşlerin uygunluğunun veriler kapsamında test edilmesidir. Adam Smith ve Joseph A. Schumpeter ile iki ana eksen olarak belirlenen bu görüşlerden Adam Smith'in görüşüne göre rekabet, piyasalar ve ticaret için ilke olarak iyidir, buna karşın tekel hakkı gibi imtiyazlar iyi yönetimin büyük düşmanıdır ve inovasyonu baltalamaktadır. Kapitalizmin merkezine yenilikçiyi ve girişimciyi; gerekli itici güç olarak da sürekli yenilemek, yenilenmek, değiştirmek veya daha doğru bir ifadeyle inovasyonu koyan Schumpeter ise, bu kapsamda büyük firmaya ya da pazarda hâkim olan firmaya, yoğunlaşmaya veya merkezileşmeye karşı değildir, tam tersine bu durumları inovasyon için bir gereklilik olarak görmektedir. Bu kapsamda teorik olarak verilmiş olan Smithyen ve Schumpeteryen görüşlerden hangisinin geçerli olabileceği 2009-2019 yılları arası G-20 ülkelerinin verileri yardımıyla Ar-Ge harcaması, kişi başı GSYH, ticari açıklık oranı, doğrudan yabancı yatırım oranı, Herfindahl-Hirschman endeksi ve piyasada rekabet düzeyi endeksinin patent başvuru sayısına etkisi panel veri analizi ile sınanmış, sınama sonuçlarında piyasadaki rekabet düzeyindeki artışın, Smithyen görüşlerde ifade edildiği gibi inovasyonda pozitif bir değişime (artışa) yol açtığı görülmüştür.
The evolution of market power and its relation with inflation in Türkiye
In this study, I analyzed the evolution of market power in Türkiye between the 2006-2021 period by estimating firm-level and aggregated markups with a data-set covering a vast majority of Turkish industries. I also examined if the inflation in Türkiye was related with the changes in market power. I show that, despite a general decrease in industry concentrations, market power, as measured by markups, in Türkiye has seen a rise since 2014. Weighted average markup for the Turkish economy has risen from 1.15 to 1.22 over the period analyzed. The evidence suggests that, the increase in market power for the Turkish economy has been primarily driven by the rise of markups of the large firms within the industries. The results of the empirical analysis employed on the potential impacts of markups, and thus market power, on inflation, however, do not provide a clear answer whether there is conclusive evidence on such a relationship in the Turkish economy. Nevertheless, the simultaneous surge of markups along with inflation in 2021 in Türkiye and some other economies, together with the findings of several studies in the literature, imply a vicious circle such that market power fuels inflation and increasing inflation strengthens firms' market power. Initially which triggers which remains uncertain and requires further study on this very subject.
Yerli ve Suriyeli girişimcilerin rekabet ve entegrasyon konusundaki düşünceleri: Gaziantep örneği
Bu çalışmada, Suriye İç Savaşı sonrasında Türkiye'ye zorunlu göçle gelen ve girişimci olan Suriyeli göçmenler ile onlarla aynı bölgede faaliyet gösteren yerli girişimcilerin; girişimcilik, rekabet ve entegrasyon konusundaki düşünce ve deneyimleri incelenmiştir. Göçmen girişimcilik deneyimi yaklaşımları ve entegrasyon teorileri üzerinden bir durum çalışması olarak tasarlanan bu çalışmada nitel desen kullanılmıştır. Çapraz durum çalışması olan bu çalışmada hem yerli girişimcilerin hem de Suriyeli girişimcilerin işletme kurma süreçleri, deneyimleri, birbirleri hakkındaki rekabet algıları, karşılıklı etkileşim düzeyleri ile işletmeciliğin Suriyeli göçmenlerin entegrasyon süreçlerindeki yerini ortaya koymak amaçlanmıştır. Araştırma sahası olan Gaziantep ilinde teorik örnekleme tekniği ile gıda ve kişisel hizmet sektöründe faaliyet gösteren 15'i yerli, 16'sı Suriyeli işletme sahibine ulaşılarak yarı yapılandırılmış görüşme formu ile veri toplanmıştır. Veriler MAXQDA nitel analiz programında açıklayıcı analiz tekniği ile analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda, yerli girişimciler ve Suriyeli girişimcilerin rekabet algısının düşük olduğu, girişimciliğin sosyal refah üzerinde olumlu katkıları olduğu, işletme mekânının sosyal temas noktaları oluşturduğu ve girişimcilik faaliyetlerinin göçmenlerin yerli toplum ile etkileşim düzeyini artırdığı dolayısıyla entegrasyonları üzerinde olumlu katkısı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
İşletmelerde rekabet üstünlüğü sağlamaya yönelik inovasyon stratejileri ve ürün inovasyonu modelleri: İstanbul ayakkabı endüstrisinde bir araştırma
1980'lerden itibaren yoğunlaşan küresel rekabet karşısında ancak sürdürülebilir rekabet üstünlüğüne sahip işletmeler hayatlarını devam ettirebilmektedirler. İşletmeler maliyet liderliği, farklılaştırma ve odaklanma stratejileri uygulayarak rakiplerinin önüne geçebilirler. Bu rekabet stratejilerinin uygulanmasında en önemli araçlardan birisi katma değer yaratan bir süreç olarak inovasyondur. Bu çalışmada işletmelerin rekabet üstünlüğü kazanmalarında inovasyonun etkisi ortaya konulmaya çalışılmaktadır. Çalışmanın amacı; İstanbul Ayakkabı Endüstrisi'nde inovasyon yapmanın işletmelere rekabet üstünlüğü sağladığı ana hipotezinin geçerliliğini araştırmaktır. İnovasyon, işletmelerin değişen şartlara uyumunu sağlamak amacıyla görece daha ucuz ve/ veya farklı ürünler, süreçler, yöntemler geliştirerek artı değer yaratmayı hedefledikleri çalışmalardır. Genel olarak dört tür inovasyon üzerinde çalışılmaktadır: Ürün inovasyonu, süreç inovasyonu, pazarlama inovasyonu ve örgütsel inovasyon. İnovasyon çalışmalarının başarısını diğer unsurlar yanında üst yönetimin yeniliklere yaklaşımı ve uygun örgüt iklimi de etkilemektedir. İnovatif işletmelerin uygulayabilecekleri çeşitli stratejiler bulunmaktadır: Saldırgan strateji; rakiplerin önüne geçerek teknoloji liderliğini ve piyasa liderliğini ele geçirmektir. Savunmacı strateji; saldırgan strateji uygulayan işletmelerin yakından izlenmesidir. Taklitçi strateji; ölçek ekonomileri ve/ veya üretim ve dağıtımda etkinlik, ürün ve süreçlerde maliyet düşürücü tasarım değişiklikleri ve maliyetlerin kontrolü ile maliyet üstünlüğü sağlanmasıdır. Bağımlı strateji; işletmenin güçlü bir işletmenin taşeronu olarak hayatını sürdürmesidir. Geleneksel strateji; işletmelerin gelişmiş zanaat becerileri, özel hünerleri ve yöresel özelliklerini ürünlerine yansıtmalarıdır. Fırsatçı strateji; işletmelerin niş pazarlarda tüketicilerin tatmin edilmemiş istek ve ihtiyaçlarını görüp bu talebi karşılamalarıdır. İşletmeler çevresel unsurlar (pazarın durumu, rakiplerin tutumları, devletlerin teşvikleri vb.) ile yetenekleri ve kaynaklarını göz önünde tutarak rekabet stratejileri ile uyumlu inovasyon stratejilerini belirlerler. İşletmelerin tüketicilerin değişen istek ve ihtiyaçları ile teknolojik gelişmelere rakiplerinden önce cevap verme işlemi ürün inovasyonu çalışmaları ile olanaklı olmaktadır. Bu çalışmalarda ürün inovasyonunun hangi alanlarda, ne zaman ve ne kadarlık bütçeler ile yapılacağı sorularına cevap vermeye çalışan çeşitli karar modelleri bulunmaktadır: Cooper ve Edgett modeli, bağlamsal model, O'Conner ve Demartion modelleri. İnovatif ürün çalışmalarının nasıl yapılacağı ile ilgili süreç modelleri ise şunlardır: Bilginin işlenmesine dayalı model, stratejik ürün inovasyon süreci modeli, kapı süreci modeli, alfa/ beta sevkiyat modeli ve huni modeli. Araştırmanın ana modeline göre; işletmenin ürün, süreç, pazarlama ve örgütsel inovasyon stratejileri ile inovatif ürün süreç modelleri rekabet üstünlüğü elde edilmesini etkilemektedirler. Ana araştırma modeli doğrultusunda beş hipotez oluşturulmuştur. İstanbul Ayakkabı Endüstrisi'nde yapılan araştırma sonucu hipotezler test edilmişlerdir. İstanbul, Türkiye'de Ayakkabı Sektörü'nün en çok geliştiği ildir. Araştırma İstanbul'daki ihracatçı ayakkabı üreticileri üzerinde yüz yüze anket yöntemi ile uygulanmıştır. Ana kütleyi oluşturan 150 işletmeden 110 işletmeye anket yapılmıştır. Çalışmanın sonuçlarına göre; ayakkabı üreten işletmelerin büyük bölümü KOBİ niteliğindedir. Bu işletmeler rekabet stratejisi olarak en çok farklılaştırma stratejisi izlerken en az odaklanma stratejisi izlemektedirler. İşletmelerin maliyet liderliği stratejisi seçimi ile çalışan sayıları, farklılaştırma stratejisi ile hukuki yapıları ve odaklanma stratejisi ile fason yaptırılan üretim miktarı ve fason üretim yapma durumu arasında ilişki bulunmaktadır. İşletmelerin % 85,5'inde ar- ge bölümü bulunmaktadır. İşletmelerde ar- ge bölümü bulunması ile kullanılan üretim teknolojisi arasında ilişki görülmektedir. İşletmeler genel olarak inovasyon işbirliklerine açık değildirler. İşletmelerin inovasyon işbirlikleri yapıp/ yapmama durumları ile üretim teknolojileri arasında anlamlı ilişki bulunmaktadır. Ayakkabı üreticileri yoğun olarak karma inovasyon stratejisi izlemektedirler. Stratejiler tek tek ele alındığında; ürün, süreç ve pazarlama inovasyon stratejisi olarak en çok saldırgan strateji ve en az taklitçi/ bağımlı strateji izlenmektedir. Örgütsel inovasyon stratejisi olarak en çok saldırgan strateji ile taklitçi/ bağımlı strateji ve en az geleneksel/ fırsatçı strateji uygulanmaktadır. İşletmeler ürün inovasyonu yaparken genellikle süreç modellerini birlikte kullanmaktadırlar. Kapı süreci modeli en çok tercih edilen model olurken bilginin işlenmesine dayalı model en az kullanılan model durumundadır. İşletmeler inovasyon çalışmalarına yatkındırlar. İşletmelerin % 85,5'i inovasyon yaptığını belirtmiştir. İşletmeler en çok süreç inovasyonu sonra sırasıyla pazarlama inovasyonu, ürün inovasyonu ve örgütsel inovasyon gerçekleştirmişlerdir. İşletmelerin büyük bölümü yaptıkları inovasyonların rekabet üstünlüğü kazanmalarında olumlu etkileri olduğunu bildirmişlerdir. İnovasyon yapmanın yüksek ve orta derecede en çok yarar sağladığı ilk üç alan; ürünlerin kalitesinin yükselmesi, iş sağlığı ve güvenliğinin gelişmesi ile ürün sunumunda kapasitenin yükselmesidir. Araştırmanın ana hipotezi şöyledir: H1= İstanbul'da kurulu, ayakkabı üretici/ ihracatçı işletmelerin uyguladıkları inovasyon stratejileri ve inovatif ürün süreç modelleri rekabet üstünlüğü üzerinde pozitif etkiye sahiptir. Ana hipotezden yola çıkılarak yeni hipotezler belirlenmiştir. Hipotezler Çoklu Regresyon Analizi ile test edilmiştir. H11'de ilgili işletmelerin uyguladıkları inovasyon stratejilerinin rekabet üstünlüğü üzerinde pozitif etkiye sahip olup olmadıkları araştırılmaktadır. H11, inovasyon çeşitleri doğrultusunda ürün, süreç, pazarlama ve örgütsel inovasyon stratejileri bağlamında alt hipotezler oluşturularak test edilmiştir. H11a'da ilgili işletmelerin uyguladıkları ürün inovasyonu stratejilerinin rekabet üstünlüğü üzerinde pozitif etkiye sahip olup olmadıkları araştırılmaktadır. H11a yapılan Çoklu Regresyon Analizi sonucu doğrulanmaktadır. Katsayılar çizelgesine göre; yalnızca geleneksel ürün inovasyonu stratejisi rekabet üstünlüğü sağlamaktadır. H11b'de ilgili işletmelerin uyguladıkları süreç inovasyonu stratejilerinin rekabet üstünlüğü üzerinde pozitif etkiye sahip olup olmadıkları araştırılmaktadır. H11b yapılan Çoklu Regresyon Analizi sonucu doğrulanmaktadır. Katsayılar çizelgesine göre; saldırgan ve fırsatçı süreç inovasyonu stratejileri rekabet üstünlüğü sağlamaktadır. H11c'de ilgili işletmelerin uyguladıkları pazarlama inovasyonu stratejilerinin rekabet üstünlüğü üzerinde pozitif etkiye sahip olup olmadıkları araştırılmaktadır. H11c yapılan Çoklu Regresyon Analizi sonucu doğrulanmaktadır. Katsayılar çizelgesine göre; saldırgan ve savunmacı pazarlama inovasyonu stratejileri rekabet üstünlüğü sağlamaktadır. H11d'de ilgili işletmelerin uyguladıkları örgütsel inovasyon stratejilerinin rekabet üstünlüğü üzerinde pozitif etkiye sahip olup olmadıkları araştırılmaktadır. H11d yapılan Çoklu Regresyon Analizi sonucu doğrulanmaktadır. Katsayılar çizelgesine göre; yalnızca savunmacı örgütsel inovasyon stratejisi rekabet üstünlüğü sağlamaktadır. Araştırmanın ikinci hipotezinde (H12) inovatif ürün süreç modellerinin rekabet üstünlüğü üzerinde pozitif etkiye sahip olup olmadıkları incelenmektedir. Yapılan Çoklu Regresyon Analizi sonucu hipotez doğrulanmamaktadır. Başka bir deyişle; işletmelerin uyguladıkları inovatif ürün süreç modelleri rekabet üstünlüğünü etkilememektedir. Araştırma sonuçları değerlendirilerek ayakkabı üreten işletmelere yönelik ürün inovasyon yapısı ve ayakkabı işletmelerinin yapısal özelliklerinin kombinasyonlarını esas alan iki aşamalı bir model geliştirilmiştir. Küçük ölçekli işletmelere önemli ölçüde geliştirilmiş inovatif ürün modeli ve büyük ölçekli işletmelere özgün inovatif ürün modeli önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: İnovasyon, inovasyon stratejileri, ürün inovasyonu modelleri, İstanbul Ayakkabı Endüstrisi, ayakkabı işletmelerinde ürün inovasyonu.
Soğuk savaş sonrası Karadeniz'de ABD-Rusya rekabeti: Çevrelemenin yeniden yaratılması
Soğuk Savaş'ın bitimiyle birlikte ikiye bölünmüş olan dünya yeni bir sürece girmiştir. Sovyetler Birliği ve Varşova Paktı dağılmış ABD tek başına süper güç olarak kalmıştır. Soğuk Savaş döneminde Sovyetler ve ABD arasındaki mücadele ve ABD'nin sürekli çevreleme politikaları Soğuk Savaş sonrasında belirli bir dönüşüme uğramıştır. Bir yandan işbirliğini öngören ABD bir yandan da Sovyetlerin halefi olarak kurulan Rusya'ya yönelik "çevreleme politikası" gütmüştür. Rusya ise 1990'ların başlarında toparlanma sürecinde ABD ile işbirliğine sıcak bakmış ancak 1990'ların ortalarına doğru ABD'nin çevreleme politikasına karşılık "yakın çevre" politikasını oluşturmuş ve eski Sovyet coğrafyasını kendi çıkar alanı olarak belirlemiştir. Soğuk Savaş sonrası ABD ile Rusya arasındaki ilişkide işbirliği ve mücadele bir arada bulunmaktadır. Bu karmaşık ilişki ağı siyaset, güvenlik, ekonomi gibi alanlara yansımıştır. İki ülke terörizm, insan hakları, demokrasi, kitle imha silahlarının sınırlandırılması gibi konularda işbirliğine açıkken, enerji ve enerji güzergahlarının kontrolü konularında rekabet içerisinde olmuştur. Bu rekabetin en görünür olduğu bölgelerden biri Karadeniz'dir. ABD, NATO aracılığıyla eski Sovyet coğrafyasına yayılmaya çalıştıkça, Rusya daha sert politikalar izlemiş hatta Gürcistan ve Ukrayna krizlerinde olduğu gibi askeri seçeneği bile kullanmıştır.
Türkiye'de denizyolu konteyner taşımacılığının küresel rekabet gücü açısından incelenmesi
Küreselleşme ile birlikte dünyada artan pazar gereksinimi ile birlikte taşımacılık modlarına olan ihtiyaç günden güne artmıştır. Özellikle ülkemizin stratejik konumu yönünden denizyolu taşımacılığı son derece önemlidir. Konteyner taşımacılığı ve konteyner liman endüstrilerindeki yükseliş denizcilik sektöründe gelişmeleri beraberinde getirmiştir. Rekabetin artışıyla da konteyner limanlarının veya terminallerinin performans analizleri sektörün geleceği açısından büyük önem arz etmektedir. Araştırmada Türkiye'de denizyolu konteyner taşımacılığının küresel rekabet gücü açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla denizyolu konteyner taşımacılığının mevcut durum analizi (SWOT) yapılarak neler yapılabileceği üzerinde önerilerde bulunulmuştur. Çalışma sonucunda yapılan SWOT analizi sonucunda ülkemizin denizyolu konteyner taşımacılığındaki konumu belirlenmiştir. Sonrasında ise denizyolu konteyner taşımacılığına yönelik stratejik ve politik önerilerde bulunulmuştur.
Açık inovasyonun müşteri entegrasyonu ve yeni ürün tasarım sürecinde ürün farklılaşma stratejisine olan etkisi ile sürdürülebilir stratejik rekabet üstünlüğü üzerine bir araştırma
Bu tezin amacı globalleşen pazar ile değişen iş dünyasındaki işletmelerin pazardaki varlıklarını devam ettirebilmeleri için bulundukları pazarda ürün farklılaşma tabanlı bir strateji ile rakiplerine karşı sürdürülebilir bir rekabet üstünlüğünü incelemektir. Ürün farklılaşma stratejisi üzerindeki müşteri entegrasyonu ve yeni ürün tasarımının başarasından doğan yeni bir paradigma olan açık inovasyonun etkileri farklı boyutları ile analiz edilmiştir. İnceleme sırasında, pazar ve müşteri yapısındaki dinamizm doğrultusunda işletmenin yeni ürün tasarımı ve müşterinin işletmedeki süreçlere daha fazla entegre edilmesinin önemli olduğu görülmüştür. İşletmelerin, inovatif ürünler için ihtiyaç duyduğu bilgi ve çözümlere klasik inovasyona göre açık inovasyon yaklaşımı ile daha etkin bir şekilde ve daha az bir kaynak ihtiyacı ile ulaştığı görülmüştür. İşletmelerin ürün farklılaşma stratejilerinin başarılı olabilmesi için müşterinin yeni ürün tasarım sürecine dahil edilip beklenti ve taleplerinin daha net karşılandığı ve bu sürecin daha verimli sonuçlandığı görülmüştür. İşletmelerin rekabet stratejileri üzerinde etkin olan müşteri, tedarikçi işletme, ikame ürün, pazara girecek yeni işletme tehditleri, pazardaki rekabetin şiddeti gibi faktörler ile ürün farklılaşma stratejisi arasındaki ilişki açıklanmıştır. Yapılan anket çalışmalarının değerlendirilmesiyle işletmelerin ürün tasarımı, müşteri entegrasyonu ve ürün farklılaştırma stratejilerinin ortaya çıkması hedeflenmiştir. İşletmelerin rekabet üstünlükleri sürdürülebilir bir boyut kazandığı zaman anlamlı olmaktadır. Bu durum işletmenin özgün niteliklerinin diğer rakipleri tarafından kolay taklit edilemeyen üstünlüklerinin ve teknolojik gelişmeler doğrultusunda devamlı kendilerini geliştirmek için açık inovasyon ile dış kaynak bazlı bilgilerin süreçlerine entegre edilmesinin önemini ortaya çıkarmıştır. İşletmelerin hem rakiplerinden üstün ve farklı ürünlere sahip olmaları hem de pazardaki genel rekabet risklerinden korunmaları yönünde önemli bir rekabet üstünlüğü sağlayacaktır.
Örgütlerde rekabet stratejilerinin örgütsel performansa etkisinin liderlik tarzları ve liderlik görevleri bağlamında incelenmesi
Rekabet odaklı işletmeler, performanslarını arttırabilmek için strateji uygulamalarına ihtiyaç duymaktadır. Örgütsel performansı arttırdığı düşünülen stratejilerden birinin rekabet stratejileri ve liderlik uygulamaları olduğuna yönelik çalışmalar yapılmaktadır. Bu bağlamda araştırmanın temel amacı, rekabet stratejilerinin örgütsel performans üzerindeki etkisinde liderlik tarzlarının ve liderlik görevlerinin aracı rollerini incelemektir. Bu araştırma kapsamını, Türkiye'de sanayi sektöründe faaliyet gösteren ilk 1000 işletme oluşturmuştur. Veriler, üst, orta ve alt düzey yöneticilerine anket yapılarak elde edilmiştir. Anket, basit tesadüfi örneklem yoluyla seçilen 410 kişi ile tamamlanmıştır. Elde edilen veriler ışığında değişkenler arasındaki ilişkiler korelasyon analizi ile incelenmiş, önerilen modele ilişkin hipotezler regresyon ve yapısal eşitlik modellemesi analizleri ile test edilmiştir. Araştırmanın sonucunda, tüm değişkenler arasında düşük ve orta düzeyde pozitif ilişki olduğu tespit edilmiştir. İşletmelerde rekabet stratejilerinin, örgütsel performansa etkisinde liderlik tarzlarının aracı bir etkisi olmadığı, diğer taraftan liderlik görevlerinin aracı etkisi olduğu tespit edilmiştir. Bununla birlikte rekabet stratejilerinin, örgütsel performans üzerinde pozitif etkisi olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Liderlik tarzlarının, örgütsel performansı düşürdüğü, diğer taraftan liderlik görevlerinin örgütsel performansı arttırdığı tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Strateji, Rekabet Stratejisi, Liderlik Tarzları, Liderlik Görevleri, Örgütsel Performans, Dengeli Kurumsal Karne
Yöneticilerin entelektüel yeterliliklerinin rekabetçi örgüt kültürü geliştirilmesine ve örgütsel performansa etkilerinin araştırılması: Sivil havacılık işletmelerinde bir uygulama
Yoğun bir rekabet ortamının olduğu günümüz küresel dünyasında ve bunun önemli aktörlerinden biri olan havacılık sektöründe entelektüel yeterliliğe sahip yöneticiler ortak bir amaç etrafında şekillenen bir kültür ile takipçilerini örgütün hedefleri doğrultusunda yönlendirebilirler. Bu çalışmada Türkiye'de faaliyet gösteren havayollarındaki yöneticilerin entelektüel yeterliliklerinin rekabetçi örgüt kültürü ve örgüt performansını nasıl etkilediğini açıklayan kavramsal bir çerçeve geliştirilmiş ve geçerli, güvenilir özgün bir ölçek ile ampirik olarak test edilmiştir. Aynı zamanda orijinali Savsar tarafından geliştirilen performans karnesinin boyutlarında yer alan performans ölçütleri tarafımızca ifadelere dönüştürülmüştür. Betimleyici istatistikler ve ölçeklerin temel faktör yapısını ortaya çıkarmak için SPSS kullanılmıştır. Göstergelerin seçilen gizil değişkenlere yüklenip yüklenmediğini ölçmek için Doğrulayıcı Faktör Analizi (DFA) ve varsayılmış kavramsal modeli test etmek için ise Yapısal Eşitlik Modeli (YEM) kullanılmıştır. Bulgular, nitel modeldeki kavramsal bağlantıları desteklemekte ve niceliksel modeldeki varsayımsal ilişkilerin çoğunu doğrulamaktadır. Bu araştırma, entelektüellik ve yönetim literatürü taramasına dayanarak bütünleştirici bir çerçeveyi teorik ve deneysel olarak geliştiren ve test eden ilk çalışmadır. Ayrıca geliştirilen algısal performans karnesi değerlendirme ölçeği de literatüre önemli bir katkıda bulunmaktadır. Sonuçlar yeni istatiksel, teorik ve pratik yaklaşımlar hakkında fikir vermektedir.
KOBİ'lerde örgütsel çift yönlülüğün ve dijital dönüşümün rekabet avantajına etkilerinin stratejik çeviklik ve çevresel olumsuzluğun düzenleyici rolleri altında araştırılması
Belirsizliklerin arttığı ve işletmelerin geleceklerine yön verme noktasında proaktif tutum sergilemelerinin gerekli olduğu günümüz dünyasında; dijital dönüşüm, birden fazla beceriye sadece sahip olma ve aynı zamanda bunu kullanabilme, rekabet avantajı ve dolaysıyla işletmelerin varlıklarını uzun vadede sürdürebilmeleri noktasında hayati derecede önem kazanmıştır. Klasik yönetim uygulamalarının hızlı ve etkin karar noktasında yetersiz kalması ve özellikle pandemi sonrası kurulmaya çalışılan yeni düzende dijital uygulamaların öneminin artması rekabet avantajı üzerinde bu uygulamaların etkisinin merak edilmesine yol açmıştır. Bu derece önemli bir konuda yapılan bu çalışmada örgütsel çift yönlülüğün ve dijital dönüşümün rekabet avantajı üzerindeki etkileri araştırılmıştır. İstanbul il sınırı içerisinde yer alan küçük ölçekli KOBİ'ler den 366 üst düzey yöneticiden anket çalışması yoluyla kantitatif veriler toplanmıştır. Araştırmanın sonuçları örgütsel çift yönlülük ile dijital dönüşümün rekabet avantajı üzerindeki pozitif etkilerini doğrularken, aynı zamanda stratejik çeviklik ile çevresel olumsuzluğun bu değişkenler arasındaki ilişkiyi düzenlediğini göstermektedir Bu doğrultuda çalışma, dijital dönüşüm uygulamalarından üst seviye de yararlanabilen yöneticilerin ve sahip oldukları beceri ve yetkinlikleri aynı anda kullanabilme yetisine sahip olanların rekabet üstünlüğü kazandığı noktasında bir sonuca ulaşmaktadır.
The perceptive analysis of the effect of proactive maintenance scheduling on maintenance costs and airline profitability: A case study of Turkish Airlines Technic
The accelerated development trend that the industry is going through has created an intensively competitive environment between global airlines. Intense competition in the sector and the pronounced decline in profit rates have increased the importance of reducing expenses and costs, in addition to the management of incomes. Towards this aim, airlines implement various methods to reduce their own costs. Maintenance comprises one of the significant expenses incurred by airlines, while airlines adopt various approaches in their cost-reduction efforts, including general maintenance enhancement programs. It has been seen that some of these methods positively affect cost-reduction efforts that have begun to be implemented. Proactive maintenance planning, on the other hand, is considered one of the methods aimed at reducing maintenance costs and thus increasing airline profitability and is actively used by many airlines. Turkish Airlines is playing a leading role in the effective use of proactive maintenance planning management. However, some proactive maintenance practices are controversial. In order to clear the air about these controversies, this research was carried out to make a perceptive analysis of the Turkish Airlines Technic employees. I carried out this study by using a quantitative survey with a sample of 133 Turkish Airlines Technic staff, which consists of technicians, engineers, planning staff, clerks, and managers. Staff was chosen among departments relating to maintenance. Besides questions that measure the perception of Turkish Airlines Technic staff on the effects of proactive maintenance scheduling on maintenance costs and airline scheduling, some questions relating to demography and experience are also posed. The data which is obtained as a result of this study were collected using an online survey method and analyzed with SPSS version 22. Chi-square and Fisher's tests, which are the most appropriate methods for comparing independent variables, were carried out to analyze the results. Keywords: Aircraft ground times, airline costs, airline profitability, aviation and finance, maintenance costs, proactive aircraft maintenance planning.
Failed to cooperate: The US-China rivalry in the time of Covid-19 pandemic
It is both apt and relevant to include content on the theory of Realism in global international relations – an approach of political science, statesmanship and diplomacy that has influenced war and peace over the centuries and continues to do so today. In fact, the current Chinese-US conflict may be characterised by Realism more than any other school of thought. One cannot help but wonder why the US and Chinese government did not live up to the expectations of other nations and world citizens who would love to see them share their immense resources and collaborate on fighting the new, threatening Covid-19 disease, by sharing information and expertise, working on a vaccine-producing program, and planning together. That, unfortunately, did not transpire. The purpose of this research is to explore,analyse, and provide answers on why the Chinese-American relations deteriorated in the World Health Organization, in general, and the Global Covid-19 pandemic. In addition, I analyse the reasons for the conflict, its escalation, and management. The methods used for producing the answers utilise the qualitative method, making maximum use of reliable, authentic resources in the form of published books, specialised magazine and newspaper articles, government data, an authoritative highlevel official testimony, and a speech. Content and thematic methods have been used, and the trustworthiness of the data thus established. The thesis uses primary and secondary data collection, including quotes of those directly involved in the issues.
Destinasyon pazarlaması ve İstanbul'un turizm sektöründeki rekabet gücünün incelenmesi
Uluslararası turizm varışlarında dünya sıralamasında önemli bir konumda yer alan Türkiye'nin, turizm gelirlerinde bu yeri koruyamadığı görülmektedir. Benzer şekilde turizm rekabetine ilişkin endeks sonuçlarına göre, rekabet sıralamasında Türkiye'nin oldukça geride kaldığı da dikkat çeken bir diğer unsurdur. En önemli ihracat kalemleri arasında yer alan turizm sektörünün gelişimini sürdürülebilir kılmak büyük önem taşımaktadır. Bu bağlamda, çalışmada Türkiye'nin en önemli turizm destinasyonlarından olan İstanbul kentinin rekabet gücünün analizini yapmak ve elde edilecek sonuçlarla destinasyon rekabet modellerine katkı yapılması amaçlanmaktadır. Söz konusu amaç doğrultusunda, konuya ilişkin detaylı literatür taramasının ardından, gerçekleştirilen alan araştırması için anket ve mülakat teknikleri ile veriler toplanmıştır. Anket sonuçlarına göre İstanbul'un uluslararası turizm alanında en güçlü rakibinin Paris kenti olduğunu doğrulamakta, bununla birlikte kentin rekabet üstünlüğü açısından güçlü yönünün Temel Kaynak ve Çekicilikler olduğu; buna karşın Destinasyon Yönetimi, Tanıtım/Pazarlama, Eğitim, Güvenlik, Etik/Ahlak değerleri gibi alanların ise rekabet gücünü zayıflatan unsurlar olduğu görülmektedir.
Beyond competition: Hegemonic war between the USA and China in East Asia
This research examines the reason behind the unsettled conflict between the USA and China despite their normalized, profitable bilateral relations. The existing literature from liberal scholars, such as Ikenberry, tends to focus on the maintenance of liberal international order, thus argue that the USA and China are facing not more than a competition in which the liberal international order will secure the victory. Attempting to invalidate Ikenberry's thesis, this research argues that the USA and China are currently in the third phase of the hegemonic war in East Asia. In this study, Robert Gilpin's theory of hegemonic war is tested through a qualitative deductive research design, with content/discourse analysis as the selected data-gathering strategy. The process involves analysing numerous speeches from the leaders, bilateral and multilateral agreements, memorandum of understanding, press releases, as well as important meetings, conferences, and correspondences. The study finds that the USA-China rivalry matches the characteristics of Gilpin's theory of hegemonic war when examined under the three important frameworks: political, economic, and ideological competition. In political competition, the duality exists over the creation of the US-led or China-led regionalism. In economic competition, the United States' trade protectionism policy is vis-a-vis China's Belt and Road Initiative. Moreover, in the ideological sphere, China's Five Principles of Peaceful Co-existence is currently challenging the existence of liberal values. With these findings, this thesis accomplishes two things. First, it strengthens offensive realists' arguments concerning the topic. Second, it fills the gap of the study by providing a comprehensive study about the precise process of the hegemonic war.
The competitiveness of the Turkish iron and steel industry in the process of membership to the European Union
The iron and steel industry is one of the leading industries in Turkey. By means of capacity and volume in international trade, Turkey is among the leading countries in the world. Therefore sustaining the competitiveness of the Turkish iron and steel industry has an utmost importance.This thesis investigates several issues related to the competitiveness of the Turkish steel industry especially while Turkey is on the way to be a member of the European Union. The main aim of this thesis is to develop a competitiveness model and to prove the relations between the factors of the model and competitiveness. Further than that, the importance of each factor of the model is tried to be find out. Another aim of the thesis is to find ways and means to increase the competitiveness of the Turkish steel industry.Based on the literature survey on competitiveness, a competitiveness model for the steel industry in general is developed. The factors are: Cost; Quality; Technology; Accessibility to Markets; Location; Role of Government; Domestic Market and Firm Characteristics. The relation of these factors and the competitiveness is investigated through a 21 question-questionnaire, that the executives of the Turkish steel industry have attended.According to the findings, all eight factors are find to be in positive relation with the competitiveness of the Turkish steel industry. In addition to that the importance of each factor for the crude steel producers and Re-rollers are found. It is also found, that the Turkish steel industry has to focus more on the higher value-added products, invest to balance the long-flat production ratio, reduce energy costs, and focus on vertical integration to supply its own raw materials for Re-rollers and integrated mills.
Kümelenme ile Isparta meyvecilik sektörünün rekabet gücünün geliştirilmesi arayışları
Kümelenme, en basit ve geleneksel tanımıyla, belirli bir sektördeki coğrafi yoğunlaşmadır. Teorik çerçevesi, Michael Eugene Porter'ın 1990'lardaki çalışmaları ile şekillenmiş ve günümüzde de hem akademik çalışmalarda hem uygulamada popülerliği devam eden bir çalışma alanıdır. Porter öncesindeki çalışmalar, kümelenmeye sadece coğrafi yığılma açısından yaklaşırken Porter kümelenmeye inovasyon ve işbirliği içinde rekabet terimlerini kazandırmıştır. Ayrıca oyuncular arası ilişkiler ile ilgili ve destekleyici kuruluşların önemine değinmiştir. Bu çalışmanın ana amacı, Isparta'da önemli bir sektör olan meyveciliğin rekabet gücünün artırılarak geliştirilmesinde kümelenme yaklaşımının uygulanabilirliğini değerlendirmektir. Bu amaca ulaşmak için Porter'ın ulusal ve sektörel rekabetçiliği ortaya koymak için geliştirdiği Karo Modeli kullanılmıştır. Bu amaca yönelik olarak öncelikle kümelenmenin teorik çerçevesi çizilmiş, Isparta'da önemli bir ekonomik faaliyet olan meyvecilik sektörünün mevcut durumu ortaya konulmuş ve meyvecilik sektörü ile doğrudan ve/ya dolaylı olarak ilişkili sektörler/iş kolları belirtilmiştir. Karo Modeli faktörleri çerçevesinde sorular belirlenerek 47 büyük meyve üreticisiyle yüz yüze anket ve ilgili diğer sektörlerin temsilcileri ile de görüşmeler yapılmıştır. Toplanan verilerin analizi ile sektörün avantaj ve dezavantajlı yönlerinin belirlendiği bir SWOT Analizi ve buna göre sektörün uygulaması gereken stratejileri belirleyen bir SOR Analizi yapılmıştır. Belirlenen bu içsel faktörlerin yanı sıra doğal afetler, petrol-fiyat şokları, dünya finans piyasalarındaki dalgalanmaların özellikle girdi maliyetlerini artırması gibi dışsal tehditler de söz konusudur. Sonuç olarak, Isparta meyvecilik sektörü ve ilişkili diğer sektörler aynı coğrafi bölgede doğal kaynağa ve girdilere yakın bir şekilde konumlanmış fakat bir yığın olmanın ötesine gidememiştir. Bu durum, sektörün bölgesel rekabet şansını azaltmaktadır. Sektörün tehditleri karşılayabilecek gücünün olduğu, fakat atağa geçebilmesi için mevcut gücünün yanında eğitim, danışmanlık, ortak bir marka ve hedefler belirleme konusunda birlikte hareket edebilmelerini ve daha kaliteli ürün ve hizmet verebilmelerini sağlayacak stratejilere ihtiyacı vardır. Birlikte çalışma kültürü gelişememekle birlikte sektördeki tüm aktörler arasında kolay ve sürekli bir iletişimin olması ve kümelenmeye yönelik devlet desteklerinden yararlanmak için zorunlu olan aktörlerin bölgedeki mevcudiyeti Isparta'da meyvecilikteki yığın oluşumunun kümeye dönüşümünde ve bölgesel rekabet gücünü artırmada önemli bir avantaj olarak değerlendirilmelidir.
Rekabet kavramı bağlamında marka bilinirliği ve marka sadakati
Bu çalışmanın amacı rekabet kavramı bağlamında marka bilinirliği ve marka sadakati kavramlarını ilgili literatür kapsamında incelemektir. Çalışma, rekabet, marka bilinirliği ve marka sadakati kavramlari arasındaki ilişkileri ortaya çıkarmak ve bu ilişkinin geliştirilmesi için öneriler sunmak üzere tasarlanmıştır. Çalışma sonucunda marka bilinirliği ve marka sadakati yüksek olan işletmelerin rekabet avantajı elde etme konusunda rakiplerine göre bir adım önce olduğu görüşüne varılmıştır. Bununla birlikte rekabet stratejilerini başarıyla uygulayan işletmelerin işletme performansının yükselmesiyle birlikte tüketicilerin nazarında bilinirliğinin arttığı ve bu durumun da sadakate yansıdığı görülmektedir.
Ürün farklılaştırma stratejisi ile inovasyon arasındaki ilişkide kurumsal itibarın rolü
Rekabet stratejilerinden en az birine bağlılığın işletmelerin bir strateji geliştirememesinden daha yüksek performansla sonuçlanacağı görüşü savunulmaktadır. Uygun bir strateji ortamına sahip işletmeler en yüksek performansı gösterirken, stratejilerini değiştirmeyen işletmelerin performansında bir değişiklik olmamaktadır. Hastaneler özelinde de benzer bir durumun varlığı söz konusudur. Pazar yapısı ve rekabet arasındaki ilişkilerin doğası gereği, farklı nitelik ve sayıda hastanenin sisteme dahil olması ile diğer işletmelerde olduğu gibi hastaneler arasındaki rekabette de önemli bir artış olduğu görülmektedir. Bu kapsamda yapılan araştırmanın temel amacı, rekabet stratejilerinden olan ürün farklılaştırma stratejisi ile inovasyon arasındaki ilişkileri ortaya çıkarmak ve varsayılan bu ilişkide kurumsal itibarın aracılık rolü bulunup bulunmadığını tespit etmektir. Araştırma, İstanbul'da faaliyet gösteren özel hastane çalışanları üzerinde gerçekleştirilmiştir. Anket tekniği ile toplanan 632 adet veri, istatistik paket programları ile analiz edilmiştir. Tanımlayıcı istatistikler sonrasında, her üç ölçek için keşfedici ve doğrulayıcı faktör analizleri uygulanmıştır. Sektörel ve kültürel uyumu sağlamaya yönelik olarak gerçekleştirilen yapısal modifikasyonlarla birlikte ölçeklerin geçerlilik ve güvenilirlikleri sağlanmıştır. Devamında normallik ve betimleyici istatistikler incelenmiştir. Son olarak ise, araştırmaya ait hipotezleri test etmek maksadıyla korelasyon ve regresyon analizleri yapılmıştır. Yapılan araştırmanın sonucunda; ürün farklılaştırma stratejisi ile inovasyon arasında pozitif ve olumlu bir ilişki bulunmuştur. Var olan bu ilişkide kurumsal itibarın aracılık rolü tespit edilmiştir. Bu sonuç, özel hastanelerde ürün farklılaştırma stratejisinin benimsenmesinin, inovasyon uygulamalarının başarısının artmasında doğrudan etkisinin olduğunu göstermektedir. Var olan bu ilişkide kurumsal itibar, ürün farklılaştırma stratejisinin inovasyon üzerindeki etkisini artırarak, inovasyon uygulamalarının başarılı bir şekilde sonuçlanmasını sağlamaktadır.
Liderlik tarzının inovasyon ile ilişkisinde rekabet avantajının aracılık rolü: Denizcilik sektörü örneği
İşletmelerin sektöründe tutunabilmeleri; müşteri potansiyelini artırabilmeleri ve rekabet edebilmeleri için etkin yönetilmelerine, inovasyon davranışlarına ve rekabet stratejilerine bağlı olarak değişmektedir. Sektörde olan firmalar devamlılığını sağlayabilmek için inovatif davranış sergilemelidir. Rekabet avantajı, inovasyon ve yönetim birbiri ile iç içe ve önemli kavramlardır. Günümüzde, küreselleşmenin doğal bir sonucu olarak iş dünyasında artan rekabet işletmeleri giderek daha yenilikçi olmaya zorlamaktadır. Liderlik ile inovasyon arasındaki ilişkide rekabet avantajının aracılık rolünü belirlemek amacıyla ele alınan bu çalışma, örneklem olarak İstanbul ilinde faaliyette bulunan denizcilik sektöründe çalışan 297 personeli kapsamaktadır. Kolayda örneklem yönteminin kullanıldığı çalışmada veriler demografik, liderlik, rekabet avantajı ve inovasyonu içeren soruların yer aldığı anket tekniğiyle elde edilmiştir. Elde edilen veriler istatistiksel paket programı ile analiz edilmiştir. Çalışmada kullanılan ölçeklerin geçerlilik ve güvenirliliklerini test etmek için açımlayıcı faktör analizi ve doğrulayıcı faktör analizi yapılmıştır. Ulusal ve uluslararası literatürdeki çalışmalar ışığında hipotezler oluşturularak aracılık rolünün tespit edilmesinde Bootstraping testinden yararlanılmış ve sonuçlar bu doğrultuda yorumlanmıştır. Liderlik ve inovasyon arasında, liderlik ve rekabet avantajı arasında, rekabet avantajı ve inovasyon arasındaki etkinin önemli derecede etkili olduğu görülmüştür. Araştırmada, liderin rekabet avantajının aracılık yolu ile inovasyon performansını arttırmada kısmi aracılık rolü üstlendiği tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler:İnovasyon, Liderlik, Rekabet Avantajı.
Destinasyon imajının tüketici deneyimi üzerindeki ilişkisinde destinasyon rekabetinin aracılık rolü: Ordu ili örneği
Küreselleşme sonucu coğrafi, ekonomik ve kültürel sınırlarının ortadan kalkması ile artan rekabet koşullarında, turizmden elde ettikleri pazar payını arttırmak ve uzun vadede sürdürülebilirliği sağlamak isteyen turizm işletmeleri ve destinasyon merkezi yöneticileri için var olan destinasyon imajı, tüketici deneyimi ve destinasyon rekabeti unsurları önemli rol oynamaktadır. Bu araştırmanın amacı Ordu ilinin turizm sektör bağlamında destinasyon imajının tüketici deneyimi üzerindeki ilişkisinde destinasyon rekabetinin aracılık rolüne sahip olup olmadığını ortaya çıkarmaktır. Bu çalışma Ordu ilinde faaliyet gösteren tüm turizm işletme belgeli otellerde konaklayan yerli turistler ile otellerin dışardan kullanıma açık bölümlerini ziyaret eden yerli turistlerin katılımı ile yapılmıştır. Araştırma kapsamında veri toplama yöntemi olarak geçerlik ve güvenilirliği birçok kez ispatlanmış olan; destinasyon imajı (Byon and Zhang, 2010), tüketici deneyimi (Kim et al., 2012), destinasyon rekabeti (Meng, 2006) ölçeği kullanılmıştır. Araştırma örneklemi, pandemi dönemine denk gelmesi ve uygulanan seyahat kısıtlamaları sebebiyle büyük bir kısmı önceki yıllarda Ordu'yu ziyaret eden 387 yerli turist üzerinden internet ve telefon aracılı ile yürütülmüş olup, elde edilen verilerin analizinde geçerlilik ve güvenilirlik testleri sonrası korelasyon, basit ve çoklu regresyon analizi kullanılmıştır. Çalışmada, destinasyon imajı ile tüketici deneyimi arasında pozitif yönlü bir ilişki olduğu, destinasyon imajının tüketici deneyimini pozitif yönde etkilediği ve destinasyon imajı ile tüketici deneyimi arasındaki ilişkide des tinasyon rekabetinin kısmi aracılık rolü olduğu belirlenmiştir.
Türkiye seramik kaplama malzemeleri sektörünün rekabet gücü
Çalışma, seramik kaplama malzemeleri sektörünün rekabet gücünün İktisat yazınında son yıllarda sıklıkla kullanılan Açıklanmış Karşılaştırmalı Üstünlükler Endeksi, Net İhracat Endeksi, İhracat Piyasa Endeksi ve Göreli İhracat Endeksi ile analizini yapmayı amaçlamaktadır. Dünya seramik kaplama malzemeleri ihracatında ilk on sırayı alan ülkelerle bir karşılaştırma yapılmış ve bu ülkeler karşısında Türkiye'nin rekabet gücü değerlendirilmiştir.Çalışmada, seramik sektörünün lokomotifi konumunda olan seramik kaplama malzemeleri sektörü ele alınmış ve daha çok makale, kurum raporları ve sektör derneklerinin süreli yayınları ile web sitelerinden faydalanılmıştır. Sektörle ilgili ayrıntılı istatistiki bilgilerin olmaması veya güç ulaşılabilmesi çalışmada karşılaşılan en büyük zorluk olmuştur. Ancak sektör derneklerinin yayınları ve web siteleri bu zorluğu aşmakta en büyük yardımcı olmuştur.Türkiye açısından yarattığı katma değer ile önem arzeden sektörün rekabet gücü, son yıllarda yaşanan global krizle birlikte sıkıntılar yaşanmasına rağmen diğer ülkelerle karşılaştırıldığında yüksektir. Şahsi görüşümüze göre, yaşanılan sıkıntıları avantaja dönüştürme konusunda fırsatlar yakalamak zor değildir ve sektörde yapılacak bir takım iyileştirmeler ile rekabet gücü önümüzdeki yıllarda daha da artabilecektir. Atılacak en önemli adım, markalaşma ve Türk imajını tüm dünyaya kabul ettirebilmek olacaktır.Anahtar Kelimeler: Rekabet gücü, Açıklanmış karşılaştırmalı üstünlük, seramik, seramik kaplama malzemeleri sektörü, karo