Branş öğretmenleri
499 theses under this subject heading
Fen Bilgisi öğretmenlerinin kariyer motivasyonlarının okul bağlamı değişkenleri ile ilişkisinin incelenmesi
Bu çalışmada okul bağlamı değişkenlerinin (disiplin sorunları, okul idaresi desteği, veli ilişkileri, iş arkadaşları, değer uyumu, zaman baskısı ve aidiyet duygusu) fen bilgisi öğretmenlerinin kariyer algı ve motivasyona olan katkısının incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Çalışma örneklemi, basit tesadüfi örneklem seçimi kapsamında 2018-2019 Eğitim- Öğretim yılı ikinci döneminde Muğla ili 13 İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı resmi ve özel ortaokullarda görev yapan 151 fen bilgisi öğretmeni oluşturmaktadır. "Kişisel Bilgi Formu", "FIT Choice Ölçeği" ve "Algılanan Okul Ortamı Ölçeği" araştırmada kullanılan ölçme araçlarındandır. Veriler Pearson korelasyon testi, varyans analizi (ANOVA) ve regresyon teknikleri kullanılarak analiz edilmiştir. Bulgular, kariyer seçimini fen bilgisi öğretmenliği olarak belirleyen öğretmenlerin kariyer algı ve motivasyonlarının orta düzeyde; kariyer motivasyon ortalamalarının ise algı ortalamalarından daha yüksek olduğunu göstermiştir. Öğretmenlerin algılanan okul ortamı değişkenlerine ait betimsel analiz bulgularına göre aidiyet ve yönetim desteği alt boyutlarının ortalamalarının en yüksek olduğu, disiplin sorunlarının ise en düşük olduğu görülmüştür. Okul bağlamı değişkenlerinden velilerle olan ilişki alt-boyutunun öğretmen kariyer algı ve motivasyonları ile en yüksek pozitif yönde ilişkide olduğu tespit edilmiştir. Algılanan okul ortamı değişkenlerin, fen bilgisi öğretmenlerin kariyer algılarına ait varyansın %23'ini; kariyer motivasyonlarına ait varyansın ise %42'sini açıklamıştır.
The assessment of speaking skills: Perceptions and reported practices of secondary school teachers
Speaking is a core skill that is fundamental regarding learning English as a second language. Mastering the speaking ability in the target language (TL)is considered a must; thus, the assessment of the speaking skills is highly sought after to ensure the development of the English language learners. In Turkey, there is a perception that even the learners with an adequate and even excellent competency in reading, listening, writing, and a high-level proficiency in English grammar rules have a hard time mastering the speaking skill and implementing it into their everyday life. However, considering students start learning English as early as second grade, the incompetency or inability to speak fluently in the target language indicates a problem that needs to be addressed. A considerable amount of research concerning English as a Foreign Language (EFL) in Turkey has disclosed numerous issues encountered by English language learners and teachers regarding assessing and evaluating the speaking skill. This study aims to scrutinize Turkish secondary school EFL teachers' perceptions and reported practices regarding the assessment of speaking in TL. This research also focuses on problems EFL teachers encounter and their recommendations on the solutions concerning the evaluation of the speaking skill. This paper seeks its answers through the EFL teachers' responses who work at EFL departments in a Turkish context. The qualitative data in this study was derived within two phases. In the first phase of the research, a questionnaire with open-ended and "yes or no" questions completed by 42 participants, and a focus group interview conducted with seven volunteers. Based on the thematic analysis of the participants' answers who contributed to the questionnaire and the focus group interview, the following results have been revealed. EFL teachers reported that they encounter several setbacks during the implementation of the speaking assessment process such as class size, time restrictions, the objectivity of assessment, finding the right tools for evaluation, focusing on the proper assessment criteria, speaking and test anxiety students go through and making sure that the assessment is fair, valid and reliable. Diversity in activities, personalization of assessment tools and activities according to the student differences, effective use of corrective feedback to prepare students for speaking assessment, focusing on the right grading criteria and use of target language in the classroom to ensure students get substantial exposure was deemed as solutions to make the English speaking assessment process more efficient. Lastly, EFL teachers stated that for the assessment of the speaking to be effective, the professional development of the educators is also required.
Beceri temelli soruların kullanımına ilişkin ilköğretim 8. sınıf matematik öğretmenlerinin görüşleri
Bu çalışmada beceri temelli soruların kullanımına ilişkin ilköğretim sekizinci sınıf matematik öğretmenlerinin görüşlerini incelemek amaçlanmıştır. Bu doğrultuda matematik öğretmenlerinin beceri temelli soruların kullanılmasına yönelik olarak, eğitim programlarının kazanımları, içerik materyalleri, öğrenme-öğretme süreci ve ölçme değerlendirmede kullanımına ilişkin görüşleri alınmıştır. Öğretmenlere görüşme formu elektronik ortamda iletilmiş ve görüşme formunu bu elektronik ortamda doldurmaları istenmiştir. Elde dilen verilerin analizinde nitel araştırma yöntemlerinden içerik analizi tekniği kullanılmıştır. Çalışmanın sonunda öğretmenlerin beceri temelli soruları matematik dersi öğretim programı kazanımları ile uyumlu buldukları görülmüştür. Öğretmenlerin büyük bir çoğunluğunun da LGS (2020)'de yer alan Beceri Temelli Soruların matematik dersi öğretim programı kazanımları ile uyumlu buldukları görülmüştür. Öğretmenlerin içerik materyallerinin Beceri temelli sorular ile uyumluluğuna ilişkin görüşleri incelendiğinde ise, öğretmenlerin ders kitabı ve EBA'da yer alan ders içeriklerinin Beceri Temelli Sorular ile uyumlu bulmadıkları görülmüştür. Ders kitapları ve EBA'da yeteri kadar beceri temelli soru bulunmadığı, ders kitapları ve EBA'da daha çok alt düzey düşünme becerilerine yönelik soruların bulunduğu ve Beceri Temelli Sorular için yetersiz bulduğu görülmüş bu nedenle öğretmenlerin büyük bir kısmının derslerinde başka basılı/dijital kaynaklara ihtiyaç duyup kullandıkları görülmüştür. Öğretmenlerin görüşleri incelendiğinde kendi düzenledikleri etkinliklerde de beceri temelli sorulara yer verdiği bu sayede üst düzey düşünme becerileri kazandırmaya çalıştıkları görülmüştür. Ancak öğretmenlerin ölçme değerlendirme etkinliklerinde (yazılı, sözlü, performans, proje vb.) beceri temelli sorulara yer vermediği daha çok alt düzey düşünme becerilerine ve kazanımları ölçmeye yönelik sorular kullandıkları görülmüştür. Öğretmenlerin görüşleri doğrultusunda beceri temelli sorularla en çok karşılaştıkları kaynağın yardımcı/diğer kaynaklar olduğu görülürken en az karşılaşılan kaynağın ise ders kitapları olduğu görülmüştür. Ayrıca ders kitaplarındaki yeteri kadar beceri temelli soru olmadığı ve bu yüzden öğretmenlerin beceri temelli soruların ders kitaplarında dengeli bir dağılıma sahip olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Öğretmenler LGS (2020)'de yer alan beceri temelli soruların 8. sınıf matematik dersi öğretim programındaki konulara dağılımını dengeli bulmuşlardır.
Sosyal bilgiler öğretmenlerinin epistemolojik inançları ile öğretim stilleri arasındaki ilişki
Bu araştırmanın amacı, Sosyal Bilgiler öğretmenlerinin epistemolojik inançları ile öğretim stilleri arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırma kapsamında ayrıca katılımcıların epistemolojik inanç düzeyleri ve benimsedikleri öğretim stillerinin cinsiyet, yaş, mesleki kıdem, öğrenim seviyesi, mezun olunan fakülte, mezun olunan bölüm, görev yapılan okul türü, görev yapılan okulun sosyo-ekonomik düzeyi ve görev yapılan okulun Sosyal Bilgiler dersliğinin var olup olmadığı değişkenlerine göre ilişkisi incelenmiştir. Tarama yönteminin kullanıldığı araştırmada katılımcıların epistemolojik inanç düzeylerinin belirlenmesinde Schommer (1990) tarafından geliştirilen, Deryakulu ve Büyüköztürk (2002) tarafından Türk diline uyarlanmış "Epistemolojik İnanç Ölçeği" (EİÖ), katılımcıların öğretim stillerinin tespit edilmesinde ise Grasha (1996) tarafından geliştirilen, Üredi (2006) tarafından Türkçe'ye uyarlanan "Öğretim Stili Ölçeği" (ÖSÖ) kullanılmıştır. Çalışmaya katılan öğretmenlerin demografik özelliklerinin belirlenmesine yönelik olarak da Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Araştırmaya 2013-2014 eğitim öğretim yılında, Eskişehir ili sınırları içinde resmi ve özel okullarda görev yapan 202 Sosyal Bilgiler öğretmeni katılmıştır. Verilerin analizleri SPSS 20.0 (Statistical Package for the Social Sciences) paket programıyla yapılmıştır. Araştırma verilerinin analizleri sonucunda katılımcıların Öğrenmenin Çabaya Bağlı Olduğuna yüksek düzeyde inandıkları belirlenmiştir. Katılımcıların demografik özellikleri ile epistemolojik inanç düzeyleri arasında anlamlı bir fark tespit edilememiştir. Katılımcılar en fazla Kolaylaştırıcı/Kişisel Model/Uzman öğretim stili grubunu benimsedikleri ve mesleki kıdem, mezun olunan fakülte ve görev yapılan okul türü değişkenleriyle öğretim stilleri arasında anlamlı bir fark olduğu belirlenmiştir. Sosyal Bilgiler öğretmenlerinin epistemolojik inançları ile benimsedikleri öğretim stilleri arasındaki ilişkiye yönelik yapılan analizlerde ise tek doğrunun var olduğuna inanç boyutuyla uzman öğretim stili arasında düşük, otoriter öğretim stiliyle orta derecede pozitif ve istatistiksel açıdan anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Kişisel model öğretim stili ile öğrenmenin çabaya bağlı olduğuna inanç boyutu arasında düşük ve negatif düzeyde istatiksel anlamda bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Sözcükler: İnanç, Epistemoloji, Epistemolojik inanç, Öğretim Stili, Sosyal Bilgiler Öğretimi
Ortaokul matematik öğretmenlerinin tahmini öğrenme yollarına dayalı öğretimlerindeki pedagojik yollarının desteklenmesi
Bu araştırmanın amacı ortaokul matematik öğretmenlerinin tahmini öğrenme yollarına uygun olarak tasarlanmış öğretim sürecinde kullanabilecekleri pedagojik yollarda gelişim göstermelerini sağlamaktır. Katılımcı eylem araştırması olarak gerçekleştirilen bu araştırmada iki ortaokul matematik öğretmeni ve araştırmacı işbirliği içinde çalışarak öğretmenlerin gerçekleştirdikleri uygulamalar geliştirilmeye yani pedagojik yollarda gelişim göstermeleri sağlanmaya çalışılmıştır. Araştırma 10 haftada gerçekleştirilmiş, altıncı sınıf cebir öğrenme alanına yönelik tahmini öğrenme yolları planlanarak öğretmenler tarafından uygulaması gerçekleştirilmiş ve öğretmenlerin öğretimlerinde kullandıkları pedagojik yollarına odaklanılmıştır. Araştırmada öğretmenlerle yapılmış ön görüşmeler, öğretim videoları, mesleki gelişim oturumlarının videoları ve araştırmacının alan notları veri kaynakları olarak kullanılmıştır. Bu araştırmada uygulanan mesleki gelişim etkinlikleriyle öğretmenlerin öğretimlerinde kullandıkları bilgi ve becerilerinde büyük bir değişim ve gelişim gösterdikleri görülmüştür. Bu değişim ve gelişim öğrenci düşüncesinin kullanımı, sınıf içi tartışmalara dayalı pedagojik yollar, temsillerin kullanımı ve matematik öğretim bilgisi bağlamında gerçekleşmiştir. Öğretmenlerin mesleki gelişimlerinin sağlanmasına yönelik gerçekleştirilen bu çalışmadan elde edilen sonuçlara ve gelecekte yapılabilecek benzer çalışmalara yönelik öneriler sunulmuştur. Anahtar Sözcükler: Tahmini öğrenme yolları, Ortaokul matematik öğretmenleri,Cebir, Pedagojik yol.
Matematik öğretmenlerinin uzaktan eğitim sürecindeki dijital okuryazarlıkları ve öğretmen kimlikleri: Bir anlatı araştırması
Amaç: Bu çalışmanın amacı, Covid-19 Pandemisi içerisinde eğitim-öğretim faaliyetlerini uzaktan yürüten matematik öğretmenlerinin, pandemi öncesinde, pandemi sürecinde ve pandemi sonrasında dijital öğretim teknolojilerinin kullanımına ilişkin, değişim gösteren öğretmen kimliklerini ve dijital okuryazarlıklarını nasıl yansıttıklarını incelemektir. Bu amaç doğrultusunda öğretmenlerin anlatıları iki döneme göre (pandemi öncesi ve pandemi süreci-pandemi sonrası dönem) incelenmiştir. Yöntem: Çalışmada öğretmenlerin kimlikleri ve dijital okuryazarlıkları kendi anlatılarıyla incelendiğinden nitel araştırma yöntemlerinden anlatı araştırması kullanılmıştır. Çalışma grubu araştırma amacı çerçevesinde MEB'e bağlı farklı okullarda görev yapan, biri kadın diğeri erkek olmak üzere iki öğretmenden oluşmaktadır. Araştırmaya ilişkin ayrıntılı ve derinlemesine veri toplamayı sağlamak için yarı yapılandırılmış görüşme soruları hazırlanmıştır. Verilerin analizinde, öğretmenlerin kimliklerinin çözümlenmesinde anlatı analizi ve söylem analizi, dijital okuryazarlıkların analizinde ise içerik analizi kullanılmıştır. Bulgular: Çalışmada, öğretmen kimliklerinde değişim kaynakları tespit edilmiştir. Değişimler incelenirken pozitif dönüşüm süreci, negatif dönüşüm süreci ve pürüzsüz geçiş olmak üzere üç tema saptanmıştır. Söylem analizi içerisinde ise beş adet yorumlayıcı repertuar belirlenmiştir. Ayrıca öğretmenlerin, belirlenen çerçeve kapsamında, dijital okuryazarlık temalarına ilişkin anlatıları tespit edilmiş ve bunların dijital okuryazarlığın hangi boyutunu yansıttığı belirlenmiştir. Sonuç ve Öneriler: Sonuç olarak, öğretmen kimliklerinde değişim kaynaklarının geçmiş üniversite yaşamlarının, öğrenci faktörünün, işini tam yapmak-daha iyisini yapmak-alanda söz sahibi olmak gibi isteklerin, veli faktörünün, öğretmenlerin ailelerinin, meslektaşların ve özellikle pandemi süreci için kritik öneme sahip olan teknoloji kullanımı olduğu tespit edilmiştir. Bununla birlikte her iki öğretmenin de özellikle uzaktan öğretim sürecinde öğrencilerle göz teması kuramadıklarından etkili iletişim kurmakta zorlandıkları tespit edilmiştir. Dolayısıyla, uzaktan eğitim sürecinde daha etkili ve işlevsel iletişimi geliştirilebilecek eylem araştırmalarının yürütülmesi önerilmektedir. Böylece pozitif dönüşüm süreçleri desteklenebilir.
Beden eğitimi öğretmenlerinin çalışma şartlarına göre beden eğitimi dersini nasıl işlediklerinin değerlendirilmesi (Malatya il örneği)
Bu çalışmanın amacı beden eğitimi öğretmenlerinin çalışma şartlarına göre beden eğitimi dersini nasıl işledikleri konusunun değerlendirilmesidir. Bu amaçla beden eğitimi öğretmenlerine 24 sorudan oluşan bir anket formu uygulanmıştır. Anket formunda beden eğitimi öğretmenlerinin cinsiyeti, yaşı çalışma yılı gibi soruların yanında beden eğitimi dersini nasıl işledikleri, şiddete başvurup baş vurmadıkları, antrenörlük yapıp yapmadıktan gibi sorular yöneltilmiştir. Anket formları beden eğitimi Öğretmenlerine bire bir uygulandığı için verilen cevapların samimi ve gerçekçi olduğuna inanılmıştır. Anket formu Malatya il genelinde değişik okullarda çalışan ve ulaşılabilen 147 beden eğitimi öğretmenine uygulanmıştır. Beden eğitimi öğretmenlerinin verdikleri cevaplara göre istatistiksel işlemler yapılmıştır. Çıkan sonuçların daha iyi anlaşılması için tablolardan yararlanılmıştır. İstatistiksel işlemler sonucunda öğretmenlerin etkilenme oranlan; cinsiyetlerine ve yaşlarına göre yüzdeler halinde verilmiştir. Ayrıca öğretmenlerin sorulara verdikleri cevap oranlan arasında fark olup olmadığım anlamak için 0.05 düzeyine göre kay-kare testi uygulanmıştır. İstatistiksel karşılaştırmalar sonucunda öğretmenlerin verdikleri cevapların tamamında anlamlılık düzeyine göre fark olmadığı görülmüştür (p>0,05).Anahtar Sözcükler 1 -Eğitim: 2-Beden Eğitimi Dersi 3-Beden Eğitimi Öğretmeni
Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmenlerinin mesleki motivasyon kaynakları
İnsanın hem gündelik hem de çalışma hayatında motivasyon çok önemli bir yere sahiptir. Özellikle iş hayatında çalışanlardan en yüksek düzeyde verim alabilmek için işverenler tarafından önemsenmesi gereken ciddi bir konudur. Çünkü düşük motivasyona sahip çalışanlardan elde edilecek verim de düşük olacaktır. Bu durum her iş alanında geçerli olduğu gibi öğretmenlik mesleği için de geçerlidir. Motivasyonu düşük öğretmenlerin uyguladığı eğitim uygulamalarının kalitesi istenen düzeyde olmayacaktır. Bu durumda yapılacak iyileştirmeler ve alınacak tedbirlerle öğretmenlerin motivasyonu yükseltilerek eğitimde kalitenin artması sağlanabilir. Bu araştırmanın amacı Millî Eğitim Bakanlığına ait ilkokul ve ortaokul kurumlarında görev yapan Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmenlerinin motivasyon kaynaklarının neler olduğunu tespit etmektir. Bununla birlikte araştırma içerisinde öğretmenlerin demografik değişkenler açısından aralarında anlamlı farklılıklar olup olmadığı ortaya koyulmaya çalışılmıştır. Araştırmanın evrenini 2021-2022 eğitim-öğretim yılında Ankara ilinin merkez ilçelerinde bulunan kamu okullarının ilk ve ortaokul kademelerinde görev yapan 1291 Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeni oluşturmaktadır. Bu evren içerisinde ulaşılması gereken örneklem sayısı ise 296 olarak belirlenmiştir. Belirlenen örnekleme, "Kişisel Bilgi Formu" ve "Öğretmenlerin İş Motivasyonu Ölçeği" uygulanmıştır. İlgili form ve ölçek Google Forms üzerine aktarılmış daha sonra online platformlar aracılığıyla katılımcılara ulaştırılmıştır. Elde edilen verilerin analizinde SPSS veri seti programından yararlanılmıştır. Katılımcılardan elde edilen verilerin analizinde parametrik analiz teknikleri olan T-testi, ANOVA ve Pearson Korelasyon analizi teknikleri uygulanmıştır. Yapılan analizler neticesinde öğretmenlerin motivasyon kaynaklarının güç faktörü açısından görev yaptıkları okullara göre; inanç faktörü açısından medeni durumlarına göre, güç faktörü açısından okullarındaki eğitim şekline göre, teşvik faktörü açısından öğrenim durumlarına göre aralarında anlamlı farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Korelasyon analizi sonucuna bakıldığında ise tüm değişkenler arasında pozitif yönde ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca öğretmenlerin motivasyon kaynağı olarak belirttikleri en yüksek puan ortalamasına sahip faktörün inanç faktörü en düşük ortalamaya sahip faktörün ise güç faktörü olduğu görülmüştür.
Ortaokullarda görev yapan öğretmenler açısından psikososyal risk etmenlerinin incelenmesi: Çorum ili örneği
Bu çalışmanın amacı ortaokullarda görev yapan öğretmenlerin görevlerini yerine getirirken karşı karşıya kaldıkları psikososyal risk algılarının ve risklerin ortaya konulması olarak belirlenmiştir. Araştırmanın evrenini Çorum ili Merkez ilçede görev yapan ortaokul öğretmenleri, örneklemi ise Çorum ili Merkez ilçesinde bulunan ortaokullarda görev yapan 291 gönüllü öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmada öğretmenlere görev alanlarında karşılaşabilecekleri durumlarla ilgili soruların yer aldığı 20 soruluk bir anket uygulanmış, anket maddelerine kendi özgür iradeleri ile objektif olarak cevap verdikleri varsayılmıştır. Araştırma verileri elde etmek için kullanılan anket basılı olarak hazırlanmıştır. 2 bölümden oluşan anketin ilk bölümde demografik soruların yer aldığı 4 soru ve ikinci bölümünde öğretmenlerin psikososyal risk algılarını belirlemek amacıyla hazırlanan 16 soru bulunmaktadır. Anket sonuçlarına göre erkek katılımcılar %50,2 katılım sağlarken, kadın katılımcılar %49,8 oranında katılım sağlamıştır. Hizmet yılı 2-5 yıl %2,1, 6-10 yıl %12,4 ve 11 yıl ve üzeri 85,6 'lık orana sahiptir. Yaş aralıkları 30 yaş ve altı %3,4, 31-40 yaş arası %38,5, 41 yaş ve üzeri %58,1 orana sahiptir. Branş dağılımı ise sözel alan %47,4, sayısal alan 31,6 ve yetenek dersleri %21,0'lik orana sahiptir. En yüksek evet oranı %95,5 ile "eğitim alanında gerçekleştirilen düzenlemelerde sistemin bir parçası olarak fikirlerimin dikkate alınması beni motive eder" sorusu olurken en düşük evet oranı "iş yerinde fiziksel şiddetle karşılaştım" sorusuna karşılık verilmiştir. Katılımcıların branşlarına göre sorumlulukları ile ilgili düşünceleri karşılaştırıldığında sözel alan branşlarında istatistiksel açıdan anlamlı ölçüde yüksek bulunmuştur (p<0,05). Katılımcıların sosyo-demografik özelliklerine göre işyerinde fiziksel ve psikolojik şiddetle karşılaşma durumu karşılaştırıldığında, Hizmet yılı 2-5 yıl arasında olanların %33,3'ü işyerinde fiziksel şiddetle karşılaştığını belirtmiş olup bu oran diğer hizmet yıllarına göre istatistiksel açıdan anlamlı bulunmuştur (p<0,05). Katılımcıların sosyo-demografik özelliklerinden cinsiyete göre değerlendirildiğinde; mesleki itibara ilişkin inanç, tükenmişlik duygusu hissetme, meslek hastalığına yakalanma (p<0,001), mesleğinin maddi gelirinin yetersiz olduğunu düşünme, psikolojik şiddetle karşılaşma, fikirlerinin dikkate alınmasına yönelik motivasyon durumları kadın katılımcılarda erkek katılımcılara oranla daha yüksek çıkmıştır. Bu oran istatistiksel açıdan anlamlı farklılık göstermiştir (p<0,05). Bu sonuçlara göre; kadın öğretmenler meslek hastalığına yakalanma, maddi gelirin yetersizliği, psikolojik şiddete uğrama, mesleğinin gereken itibarı görmediği, fikirlerinin dikkat alınmasına yönelik motivasyon durumları ve tükenmişlik duygusu hissetme durumu konusunda erkek öğretmenlerden daha yüksek bir orana sahip olduğu görülmüştür. Ayrıca öğretmenlerin meslek hayatlarının ilk yıllarında fiziksel şiddetle karşılaştığını ve sözel alan öğretmenleri çalışma ortamında sorumluluğunun fazla olduğu belirtmişlerdir.
Ortaokul Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretim programında irade eğitimi ve öğretmen görüşlerinin değerlendirilmesi
Dünya üzerinde artan çeşitli bireysel ve toplumsal sorunlar, davranışlar üzerindeki kontrolsüzlük, şiddetin ve hoşgörüsüzlüğün ciddi boyutlara ulaşması çocuk ve genç nesilleri ciddi anlamda etkilemektedir. Çeşitli ülkelerde, uluslararası organizasyonlarda ve Türkiye'de pek çok din eğitimcinin ve ailelerin bireyin yaşam kalitesini azaltan, kişiyi ve toplumu mutsuz eden bu sorunlardan kurtulmak için etkili bir din eğitimi ve ahlaki değerler eğitimi alanında önemli çalışmalar yapmasını sağlamıştır. Zira ülkemizde artan bireyselleşme, kontrolsüz özgürlüğün oluşması gibi hususlar, içsel denetim yapan iradenin eğitimini önemli hale getirmiş ve bireysel ve toplumsal anlamda daha da giderek hissedilir olmuştur. Çalışmamızın amacı; irade eğitimini gelişim ve eğitim yönünden inceleyip, ortaokullarda uygulanmakta olan Ortaokul Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretim Programının irade eğitimine nasıl katkı sağladığını ve öğretim süreçlerinde nasıl yer aldığını incelemek ve öğretmen görüşleri açısından değerlendirerek irade eğitimine katkı sağlayabilecek uygulamalar için öneriler geliştirmektir. Çalışmamızda nitel araştırma yöntemlerinden doküman incelemesi ve yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılmıştır. Çalışmamız giriş ve dört ana bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde literatüre dayalı olarak irade kavramının tanımı, temel bileşenleri ve modern psikolojinin yaklaşımları ve gelişim kuramları ile açıklanmaya çalışılarak kavramsal bir çerçeve oluşturulmuştur. İkinci bölümde eğitim ve irade ilişkileri ve öğretim ortamlarında irade eğitimi konuları çerçevesinde eğitim boyutlarıyla ele alınmıştır. Üçüncü bölümde Ortaokul Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretim Programı ve ders kitaplarının irade eğitimine katkısı açısından incelenmiştir. Dördüncü bölümde ise Ortaokul Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretim Programının irade eğitimine katkısı DKAB öğretmenlerinin görüşlerinden yararlanılarak değerlendirilmiştir. Çalışmamızın sonuç bölümünde, elde ettiğimiz bulguların yanı sıra bu bulgulara dayanarak yaptığımız öneriler de sunulmuştur.
Alan değişikliği yapan öğretmenlerin karşılaştıkları mesleki güçlükler
Alan Değişikliği Yapan Öğretmenlerin Karşılaştıkları Mesleki Güçlükler Son yıllarda eğitim alanında yaşanan değişiklikler, milli eğitimde öğretmen istihdamı ve farklı alanlarda öğretmenlerin dağılımı sorununu ön plana çıkarmaktadır. Öğretmenlik mesleği; belli bir alana yönelik formasyona sahip, mesleki ve teknik bilgi, sosyal beceri gibi nitelikleri alana göre değişen bir meslek olarak tanımlanabilir. Bu nedenle üniversitelerin eğitim fakültelerinde verilen eğitim, branşlara göre farklılık gösterebilmektedir. Öte yandan mezuniyet sonrasında alan değiştiren öğretmenler, hem üniversitede kendi alanlara yönelik aldıkları bilgilerin kullanma alanının daralması problemi ile karşılaşmakta, hem de geçiş yaptıkları yeni alanın niteliklerine yönelik, eksikliklerini tamamlama konusunda bir takım sıkıntılar çekmektedir. Bu çalışmada, Kütahya ilinde görev yapan ve alan değiştiren öğretmenlerin, karşılaştıkları mesleki güçlük alanlarının ve bu alanların derecelerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada, Kütahya ili sınırları içerisinde ki okullarda çalışan ve alan değiştiren 236 öğretmen üzerinde anket uygulaması yapılmıştır. Ankette öğretmenlere kişisel bilgi formu ve mesleki güçlükler anketi uygulanmıştır. Daha sonra öğretmenlerin alan değişikliğinden memnun olma, alan değişikliğini destekleme, alan değişikliğinden pişman olma ve eski alanına geri dönme isteğine göre güçlük puanları kıyaslanmıştır. Araştırma sonuçlarına göre alan değişikliğinden memnun olmayan, alan değişikliğini desteklemeyen, alan değişikliği yaptığı için pişman olan ve eski alanına geri dönmek isteyen öğretmenlerin; alan değişikliğinden memnun olan, alan değişikliğini destekleyen, alan değiştirdiği için pişman olmayan ve eski alanına geri dönmek istemeyen öğretmenlere göre istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde daha fazla güçlükle karşılaştıkları görülmüştür (p<0,05). Araştırma sonuçlarına göre, alan değiştiren öğretmenlerin karşılaştığı güçlükler, öğretmenlerin alan değişikliğinden memnun olmamalarına neden olmaktadır. Bu durumun ise eğitimde kaliteyi düşürdüğü ifade edilebilir. Anahtar Kelimeler: Alan değişikliği; branş öğretmenliği; öğretmenlik.
Sosyal bilgiler öğretmenlerinin vatanseverlik ve sosyal bilgiler derslerinde vatanseverlik eğitimi hakkındaki görüşleri
Bu araştırmanın amacı, sosyal bilgiler öğretmenlerinin vatanseverlik ve sosyal bilgiler derslerinde vatanseverlik eğitimi hakkındaki algı ve görüşlerini belirlemektir. Araştırmada nitel araştırma yaklaşımlarından temel nitel araştırma deseni kullanılmıştır. Araştırma, 2015-2016 eğitim- öğretim döneminde Kütahya ili merkez ilçesinde görev yapan 20 sosyal bilgiler öğretmeninin katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya katılan öğretmenlerin belirlenmesinde amaçlı örnekleme yöntemlerinden maksimum çeşitlilik örneklemesi kullanılmıştır. Araştırma verileri yarı-yapılandırılmış görüşmeler yoluyla toplanmıştır. Verilerin analizinde tematik analiz kullanılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen sonuçlar şu şekilde özetlenebilir: • Öğretmenlerin çoğunluğunun vatanseverliği ülkesi sevme olarak tanımladıkları ve sosyal bilgiler dersinde vatanseverlik eğitiminin önemli bir yere sahip olduğuna inandıkları belirlenmiştir. • Öğretmenlere göre vatanseverlik eğitimi öncelikle ailede başlamakta, daha sonra okulda devam etmekte, kitle iletişim araçları ve çevrenin etkisiyle desteklenmektedir. • Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi dersi doğrudan vatanseverlik ile ilişkili görülmekte, sosyal bilgiler öğretim programındaki vatanseverlik ile öğrenmeler ise daha çok "Kültür ve Miras" öğrenme alanı ile ilgili görülmektedir. • Sosyal bilgiler derslerinde vatanseverlik eğitimi için öğretmenler tarafından çoğunlukla düz anlatım ve soru-cevap yöntemi kullanıldığı, yaygın kullanılan materyallerin ise, film, video ve belgeseller, resim ve fotoğraf gibi görseller ve akıllı tahta olduğu belirlenmiştir. • Model olma vatanseverlik eğitimi açısından bir öğretmenin sahip olması gereken en önemli rol olarak ifade edilmiştir. • Öğretmenlere göre programın yoğunluğu ve vatanseverlik eğitimi açısından yetersiz olması, ders saatlerinin az olması ve yapılmak istenen gezilere izin verilmemesi, eğitim politikaları ile ilgili sorunlar, ilgili görsel materyallerin az olması vatanseverlik eğitiminde sıklıkla karşılaşılan sorunlardır. • Sosyal bilgiler öğretmenleri etkili vatanseverlik eğitimi için birincil kaynakların kullanımının ve yaparak yaşayarak öğrenmelerin arttırılması, ilgili gezilerin daha sık yapılması, bütün derslerde vatanseverlik değerine yer verilmesi, ders saatinin arttırılması gibi önerilerde bulunmuşlardır. Anahtar kelimeler: Sosyal bilgiler, vatan, vatandaşlık, vatanseverlik, vatanseverlik eğitimi.
Beş faktör kişilik kuramına göre muhasebe ve finansman öğretmenlerinin alan yeterliklerinin kişilik özellikleriyle ilişkisinin incelenmesi ve bir uygulama
İnsanların birbirlerinden farklı olduğu varsayımı ile insanların yaşadığı kültür, kalıtım çevre, yaşantı ve gelenek görenek gibi değişkenler insanların farklı özelliklerde ve birbirlerinden farklı olmalarına neden olmaktadır. Bu durum da insanların karşılaştığı durumlar karşısında farklı tepkiler ve davranışlar göstermesine neden olmaktadır. Bu araştırmanın amacı beş faktör kişilik kuramına göre kişilik boyutları olan; yumuşak başlılık, dışadönüklük, deneyime açıklık,sorumluluk ve duygusal dengesizlik olguları baz alınarak farklı özelliklerde ve farklı kültürde yaşayan ve çalışan Muhasebe ve Finansman Öğretmenlerinin performanslarına etkisinin incelenmesidir. Milli Eğitim Bakanlığının, Muhasebe ve Finansman Öğretmenleriyle ilgili olarak belirlemiş olduğu özel alan yeterlilikleri baz alınarak oluşturulan 87 soruluk anket ve Prof. Dr. Hasan BACANLI'nın geliştirmiş olduğu 40 soruluk beş faktör kişilik testi Ankara, Eskişehir ve Kütahya illerinde Mesleki Teknik Anadolu Liselerinde görev yapan 195 alan öğretmenine uygulanarak veriler toplanmıştır. Yapılan çalışmalarda kişiliğin bazı boyutları yüksek çıkan bireylerde kendi alanlarıyla ilgili farklı konularda birbirlerinden daha başarılı olduğu kanıtlanırsa daha geniş düzeyde hangi alanın hangi kişilik özelliğine sahip bireyler tarafından verilmesi gerektiği ortaya çıkarak daha verimli iş bölümü yapılabileceği düşünülebilir.
Güzel sanatlar lisesi müzik ve resim öğretmenlerinin uzaktan eğitim sürecinde uygulamalı derslerin etkililiği üzerine görüşleri (Bursa ili Zeki Müren Anadolu Güzel Sanatlar Lisesi örneği)
COVID-19 pandemi sürecinde, kuramsal derslerle beraber birçok uygulamalı ders, uzaktan eğitim yoluyla verilmek durumunda kalınmıştır. Uygulamalı bir dersin uzaktan eğitim yoluyla verilmesine ilişkin alanyazın incelendiğinde, uygulamalı derslerin kuramsal ağırlıklı yürütülmesinden dolayı sıkıntılar yaşandığı ve öğrenci performansını olumsuz yönde etkilediğine ilişkin araştırma sonuçlarına rastlanmaktadır. Araştırmada Güzel Sanatlar Lisesi Resim ve Müzik Öğretmenlerinin uzaktan eğitim sürecinde uygulamalı derslerin etkililiği üzerine görüşlerini belirlemek amacıyla nitel araştırma uygulanmıştır. Çalışmada olgubilim (fenomenoloji) deseni kullanılmış, doküman analizi ve yarı yapılandırılmış görüşme tekniği uygulanmış, elde edilen veriler ise içerik analizi ile çözümlenmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu Bursa İli Zeki Müren Anadolu Güzel Sanatlar Lisesi'nde görev yapan 7 resim ve 20 müzik öğretmeni oluşturmaktadır. Güzel Sanatlar Lisesi Resim ve Müzik bölümü öğretmenleri ile yapılan görüşmelerden elde edilen bulgular doğrultusunda; pandemi döneminde online olarak yapılan uygulamalı derslerin yüz yüze eğitim kadar verimli geçmediği, dersler sırasında başta, yaşanan bağlantı ve teknik sorunlar olmak üzere, uzaktan eğitim platformlarının uygulamalı müzik ve resim dersleri için yeterli olmadığı ve bu durumun eğitim sürecini olumsuz etkilediği belirlenmiştir. Uygulamalı dersler için uzaktan eğitimin zorunlu haller dışında tercih edilmemesi gerektiği, yapılabilmesi için ise özel bir uygulamanın geliştirilmesi gerektiği ve pandemi sonrasındaki süreçte uygulamalı derslerin eğitimine yüz yüze devam etmek istedikleri sonuçlarına varılmıştır. Uzaktan öğretimin görsel sanat eğitimi ve müzik alanına entegrasyonu, alana özgü yazılım programlarının geliştirilmesi, kullanılan teknolojik donanımın güncellenmesi, senkron eğitim gibi faktörlerin gelecekte olası benzer durumlarda öğrenciler tarafından sistemin daha olumlu algılanmasını etkileyebilir. Sorunlu bölgelerde internet bağlantısında ve altyapısında yapılacak iyileştirmeler uzaktan eğitimin daha fazla öğrenciye ulaşmasını sağlayacaktır.
Tarih öğretmenlerinin kullanmayı tercih ettikleri öğretim yöntem ve teknikleri ile bunlara ilişkin karşılaştıkları güçlükler (Kütahya ili örneği)
Bu araştırma; Kütahya ilindeki ortaöğretim kurumlarında görev yapan tarih öğretmenlerinin kullandıkları yöntemler, karşılaştıkları sorunlar ve çözüm önerilerinin tespiti için hazırlanmıştır. Bu bağlamda Kütahya ilinde görev yapan bazı tarih öğretmenleriyle görüşme yapılıp, verdikleri bilgiler neticesinde anket maddeleri hazırlanarak en çok kullandıkları yöntemler, karşılaşılan güçlükler ve çözüm önerileri ortaya konulmaya çalışılmıştır.Konu ile ilgili verileri toplamak için üç bölümden oluşan bir anket hazırlanmıştır. Tarih öğretmenlerinin kişisel ve mesleki bilgilerini tespit etmek için kişisel bilgilerden sonra birinci bölümde, öğretim yöntem ve teknikleriyle ilgili 12 anket maddesi bulunmaktadır. İkinci bölümde, karşılaşılan güçlüklerle ilgili 10 anket maddesi bulunmaktadır. Üçüncü bölümde ise, çözüm önerileri ile ilgili 8 anket maddesi yer almaktadır. Son olarak öğretmenlerimizin kişisel düşüncelerine yer verilmiştir.2009-2010 eğitim-öğretim yılında uygulanan otuz maddeden oluşan anket 27'si kadın ve 89'u erkek öğretmenlerden oluşan toplam 116 tarih öğretmenine uygulanmıştır. Anketin Cronbach Alpha katsayısı 0.74'dir. Uygulamadan elde edilen verilerin analizinde t-testi, Kruskal Wallis testi kullanılmıştır.Araştırma sonucunda, Kütahya ilinde görev yapmakta olan tarih öğretmenlerinin en çok kullandıkları öğretim yöntem ve teknikleri belirlenmiş olup, bu yöntem ve teknikleri kullanırken karşılaştıkları güçlükler tespit edilmiştir. Bunun neticesinde sorunların çözümü için önerilerde bulunulmuştur. Yapılan araştırmaya göre, öğretmenlerin kullandıkları öğretim yöntem ve tekniklerine ilişkin olarak en çok birden fazla öğretim yöntemini, en az beyin fırtınası yöntemini kullandıkları belirlenmiştir. Ders kitaplarının dil ve anlatım yönünden anlaşılmasının güç olduğu ortaya çıkmıştır. Öğretmenin konuya uygun bir öğretim yöntemi seçerek dersi işlemesi derse ilgiyi artıracağı gibi öğretimde kalıcılığı sağlaması bakımından da önemlidir.Anahtar Kelimeler: Tarih, Tarih öğretimi, Kütahya, Yöntem ve Teknikler, Öğretmen, Anket, Harita, Empati.
Sosyal bilgiler öğretmenlerinin kullandıkları yöntem/teknikler ve karşılaştıkları kullanım güçlükleri
Günümüz eğitim sisteminin en önemli bileşenlerinden olan öğretmen ve öğrenci arasındaki iletişimi sağlayan öğeler olarak nitelendirebileceğimiz öğretim yöntem ve teknikleri, eğitim sürecinin önemli konularından birisidir. Son senelerde bu alanda yapılan çalışmaların sayısında büyük artış olmuştur. Bunun temel nedenlerinden birisi, öğretmenin etkili bir şekilde bilgiyi aktarmasında, kullanacağı yöntem ve tekniğin büyük önem arz etmesinden kaynaklanmaktadır. Bu yöntem ve tekniklerin iyi bir şekilde kullanılması ise şüphesiz öğretmen-öğrenci arası iletişimi pekiştirecek ve eğitimin kalitesini de arttıracaktır.Ülkemiz eğitim sistemi özellikle son yirmi yılda etraflı bir reform çalışmaları içerisine girmiştir. İlköğretim Sosyal Bilgiler Öğretmenliği de bu değişimin bir parçası olarak sürekli gelişmekte, yeni ve etkili tekniklerin araştırılması üzerine pek çok bilimsel çalışma yapılmaktadır. Bu çalışmada Sosyal Bilgiler Öğretmenlerinin kullandıkları yöntem/teknikler ve bunları kullanmada karşılaştıkları güçlüklerin araştırılması amaçlanmıştır. Bu çerçevede Kütahya İli ve ilçelerinde görev yapan 117 Sosyal Bilgiler Öğretmeni üzerinde anket yapılarak, öğretmenlerin kullandıkları yöntem ve teknikler sınıflandırılmış ve yöntem/teknikleri kullanmada karşılaştıkları güçlükler incelenmiştir.Sonuç olarak Sosyal Bilgiler Öğretmenleri daha çok öğretmen merkezli yöntem/teknikleri kullandıklarını, bu konuda yeterli hizmet öncesi ve hizmet içi eğitim almadıklarını beyan etmişlerdir. Yöntem/teknik kullanımında karşılaştıkları başlıca sorunlar ise ders saatlerinin yetersiz olması, öğrencilerdeki sınav kaygısının fazla olması, sınıfların kalabalık olması ve maddi imkânsızlıklar gelmektedir.Anahtar Kelimeler: Sosyal Bilgiler; Yöntem; Teknik; Güçlükler
Coğrafya öğretmenlerinin uyguladıkları ders dışı etkinliklerin öğretim üzerine etkisi (İstanbul ili örneği)
Bilim, teknoloji ve iletişimin hızla gelişmesiyle birlikte coğrafya öğretiminde yaklaşımlar da değişmektedir. Coğrafi olayların nedenini araştırmayı kendine konu edinen coğrafya bilimi, okullarda kalıp bilgiler veren, olayların nedeni üzerinde durmayan bir ders olarak verilmesi bu bilimin değerinin yitirilmeye yüz tutmasına neden olmaktadır. Öğrencilerin, coğrafi düşünme becerilerine sahip olmaları ve dolayısıyla da olayların ?neden ve niçin sorularının yanıtlarını? anlayabilmeleri önemlidir. Eğitim sistemimizin ve toplumun bir ihtiyacı olarak bilgi üreten ve düşünen bireylerin yetiştirilmesi gereklidir.Bu çalışma, anket uygulanan okullardaki coğrafya öğretmenlerinin ders dışı etkinliklerin yararlarının öğrencilere ne düzeyde kazandırdıklarını ortaya koymak ve öğrencilerin farkındalıklarını ölçmek amacıyla yapılmıştır.Araştırmanın evrenini İstanbul İli'nde bulunan resmi, genel liselerde görev yapan 148 öğretmen oluşturmuştur. Bu evren içerisinden tesadüfi olarak seçilen yedi okuldaki ortaöğretim öğrencilerinden 150 öğrenciye anket uygulanmıştır.Verilerin çözümlenmesi öncelikle yüzde, frekans ve aritmetik ortalama dağılımları kullanılarak analiz edilmiştir. Ders dışı etkinliklerin uygulanmasına yönelik öğretmen ve öğrenci görüşleri arasında anlamlı farklılık olup olmadığını belirlemek amacıyla bağımsız gruplar t testi yapılmıştır. Daha sonra anketten elde edilen ve görüşme sırasında elde edilen verilerle desteklenerek ?bulgular ve yorum? bölümüne yazılmıştır.Araştırma sonucunda, ders dışı etkinliklerin uygulanması konusunda öğretmen ve öğrenci görüşleri arasında anlamlı farklılık olduğu ortaya çıkmıştır.Anahtar Kelimeler: Coğrafi Düşünme, Coğrafya Öğretimi, Coğrafya ve Uygulaması, Orta Öğretim, Düşünme Becerileri, Coğrafi Etkinlikler, Coğrafya Öğretmeni.
Fen bilimleri öğretmenlerinin karışımlar konusunda pedagojik alan bilgilerinin öğrencilerin fen tutum ve başarılarına etkisinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, farklı öğretim deneyimlerine sahip fen bilimleri dersi öğretmenlerinin karışımlar konusundaki pedagojik alan bilgilerini incelemektir. Bu çalışmada karma araştırma yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2013-2014 eğitim-öğretim yılında Ankara'nın Yenimahalle ve Keçiören ilçelerindeki 2 okulda görev yapan 3 öğretmen ve eğitim gören öğrenciler oluşturmaktadır. Çalışmaya katılan öğretmenler için gönüllülük esasına dayalı olarak araştırmada yer almışlardır. Öğretmenlerin pedagojik alan bilgilerini belirlemek amacıyla görüşme ve gözlem formları, başarı testi, tutum ve algı anketleri kullanılmıştır. Nicel ve nitel verilerden elde edilen bulgular, öğretmenlerin farklı pedagojik alan bilgilerine sahip olduklarını ve öğretim deneyiminin pedagojik alan bilgisine bir etkisinin olmadığını göstermiştir. Ayrıca, öğretmenlerin karışımlar konusu bilgilerinin öğrencilerin başarısını artırabilecek seviyede olduğunu, karışımlar konusu pedagojik alan bilgilerinin normal seviyede olduğunu, öğrencilerin karışımlar konusundaki başarıları ile öğretmenlerin pedagojik alan bilgileri arasında bir ilişki olmadığını, pedagojik alan bilgilesi ile fen tutum ve algı arasında bir ilişki olmadığını, öğretmen bilgisi hakkındaki öğrenci algıları ile öğretmenlerin pedagojik alan bilgileri arasında bir ilişki olmadığı sonucuna varılmıştır. Çalışmadan elde edilen sonuçlar neticesinde öğretmen eğitimine yönelik önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Pedagojik alan bilgisi, konu alan bilgisi, karışımlar konusu, fen bilimleri dersi, öğretim deneyimi.
Onuncu sınıf öğrencilerinin yaratıcı problem çözme becerisini etkileyen öğrenci ve öğretmen özellikleri
Ülkemizde zaman içerisinde bir çok kez eğitim öğretim sistemi değişmiş olmasına karşın öğrencilerin yaratıcılık becerileri henüz istenilen düzeye çıkamamıştır. Bir öğretmenin dersine girdiği öğrenciler üzerinde önemli ölçüde etkiye sahip olduğu bilinmektedir. Bu araştırmada, öğretmenlerin matematik öğrenme süreçlerine ve matematik öğretiminin özelliklerine ilişkin görüşlerinin öğrencilerin yaratıcılık becerilerini nasıl etkilediğini ortaya koymak amacıyla Ernest'in öğretmen modellerinin lise öğrencilerinin yaratıcılık becerileri üzerine etkisi incelenmiştir. Bu araştırma, öğrencilerle ilgili toplanan verilerin arasındaki ilişkinin irdelenmesi kısmı itibariyle nicel olup, öğretmenlerden toplanan verilerin içerik analizi ile yorumlanması itibariyle niteldir. Araştırma bu yapısından dolayı açıklayıcı karma desendir. Araştırmanın katılımcıları toplam 341 10.sınıf lise öğrencisi ve bu öğrencilerin bir önceki yıldan itibaren matematik derslerine giren 9 matematik öğretmenidir. Araştırma iki aşamadan oluşmaktadır. Birinci aşaması nicel verilerin sıralı lojistik regresyon analizi ile sonuçlarının ortaya konduğu nicel kısım, ikinci aşaması ise öğrenci görüşmelerinin tümevarımsal içerik analizine tabii tutulduğu ve öğretmen öğrenci eşleştirmesi yapılarak model-yaratıcılık becerisi ilişkisinin ortaya konduğu nitel kısımdır. Öğretmenlerin dersleri sekizer saat gözlenmiştir ve bu gözlemler sonucunda Ernest(1989)'in öğretmenlerin matematik öğretiminin özelliklerine ilişkin görüşleri doğrultusunda öğretmenlerin modelleri belirlenmiştir. Öğrencilere ait veriler birinci düzey, öğretmenlere ait veriler ikinci düzey olarak oluşturulmuş ve cinsiyetin kadın olması erkek olmaya göre tam puan elde etmede negatif yönlü bir değişken olarak tespit edilmiştir. Öğrenci görüşmelerinde ise öğrencilerin güleryüzlü, iletişim becerileri yüksek öğretmenlerle konuşmalarına fırsat verildiği tartışma ortamlarının yaratıldığı, kendi denemeleri için fırsat verildiği ortamlarda günlük hayat örneklerinin yer aldığı öğretim yönteminin tercih edilmesi ile yaratıcılık becerilerinin arttığı sonucuna varılmıştır. Öğretmen modellerinde ise kolaylaştırıcı(facilitator) ve açıklayıcı(explainer) öğretmen modeli öğrencilerin yaratıcılık becerilerini belli bir ölçüde etkilediği ortaya çıkmıştır. Eğitim öğretim yönteminden çok öğretmenlerinin sınıf içerisinde öğrencilerin kendilerini geliştirmelerine yardımcı olacak ortamlar sunabilen ve tartışma ortamları oluşturarak öğrencilerin kendi fikirlerini açıkça ortaya koyma ve savunma yapabilmeleri için fırsatlar veren, ezberden çok anlamaya yönelik davranışlarla dersi destekleyen, öğrencilerin özgürce deneme yapmalarına fırsatlar veren öğretmenlerin güleryüzlü ve espirili olması öğrencilerin yaratıcılık becerilerini geliştirmiştir. Ayrıca araştırma kapsamına dâhil edilen sınıflardan matematik başarısı çok yüksek olan sınıfların değil, matematik başarısı yüksek ve orta düzeyde olup, hareketli ve sınıf yönetiminde zorluk çekilen sınıfların yaratıcılık becerilerinin yüksek çıkmış olması araştırmanın beklenmeyen sonuçlarındandır. Öğrencilerin yaratıcılık becerilerini geliştirici yeni etkili öğretmen modelinin güzleryüzlü, esprili, iletişim becerileri yüksek, öğrencilere tartışma ortamları yaratabilen ve öğrencilerin deneme girişimlerini destekler nitelikte olması gerektiği tespit edilmiştir.
Yeni nesil matematik sorularına ilişkin ortaokul matematik öğretmenlerinin yaklaşımlarının incelenmesi
Değişen sınav sistemi 2018 yılında Liselere Giriş Sınavı'nı (LGS) ve bu sınavın kapsamında yer alan beceri temelli soruları karşımıza çıkarmıştır. Her ne kadar bu soru türü beceri temelli sorular olarak nitelendirilse de kamuoyunda ağırlıklı olarak "yeni nesil matematik soruları" şeklinde ifade edildiği görülmektedir. Bu nedenle bu çalışmada beceri temelli sorular kamuoyundaki yaygın kullanım şekli olan "yeni nesil matematik soruları" adıyla kullanılacaktır. Bu araştırmanın amacı yeni nesil matematik sorularına ilişkin ortaokul matematik öğretmenlerinin yaklaşımlarının incelenmesidir. Bu amaç doğrultusunda araştırmacı ve bir alan uzmanı tarafından altı adet açık uçlu sorunun yer aldığı veri toplama aracı uzman görüşü alınarak oluşturulmuştur. Araştırmanın katılımcı grubunu 2019-2020 eğitim öğretim yılında Gaziantep il merkezi, ilçeleri ve köylerinde MEB'e bağlı ortaokullarda görev yapan 208 ortaokul matematik öğretmeni oluşturmaktadır. Katılımcılar kolay erişilebilirlik ve gönüllük esasına dayalı olarak belirlenmiştir. Veri toplama aracı zümre whatsapp gruplarına Google form aracılığıyla gönderilerek katılımcıların veri toplama aracını cevaplamaları istenmiştir. Araştırma nitel betimsel olarak desenlenmiş ve araştırmadan elde edilen veriler içerik analizine tabi tutularak kod ve kategoriler oluşturulmuştur. Oluşturulan kod ve kategoriler tablolar halinde sunulmuş ve yorumlanmıştır. Araştırma sonucunda öğretmenlerin bir kısmının soruların dış görünüşüne odaklanarak soruları yapısal olarak kavramsallaştırdıkları, soruların içeriğine odaklanan katılımcıların ise soruları ağırlıklı olarak; beceri temelli ve kavramsal ve işlemsel öğrenmeyi sağlayan sorular olarak kavramsallaştırdıkları görülmüştür. Bununla beraber katılımcıların bir kısmı soruların zorluğuna odaklanarak soruları zor soru olarak nitelendirmiştir. Diğer taraftan yeni nesil matematik sorularının öğrencilerin becerilerini geliştirdiği ve öğrencilere becerileri kazandırdığı ağırlıklı olarak vurgulanmıştır. Ayrıca yeni nesil matematik sorularının etkili matematik öğretimine olanak sağladığı sonucuna da araştırma kapsamında ulaşılmıştır. Bununla beraber öğretmenlerin müfredatı yetiştirme kaygısı, zaman problemi, öğrenci seviyesi ve eğitim olanaklarının yetersiz olması nedenleriyle yeni nesil matematik sorularına derslerinde yeterince yer veremedikleri görülmüştür. Diğer taraftan öğretmenlerin merkezi sınavın baskısı altında kalarak yeni nesil matematik sorularını öğretim sürecinde LGS'ye öğrencileri hazırlamak amacıyla kullandıkları ortaya çıkan bir diğer sonuçtur. Son olarak yeni nesil matematik sorularının öğretmenler tarafından ayırt edici nitelikte sorular olarak ele alındığı ve soruların beceri sahibi ve akademik başarısı yüksek öğrencileri ayırt etmede oldukça etkili olduğunun katılımcı ifadelerine yansıdığı görülmüştür.
Ortaokul matematik öğretmenlerinin öz yeterlik algılarının ve mesleki iş birliği algılarının OECD ülkeleri ile karşılaştırılması
Bu çalışmada OECD ülkeleriyle Türkiye ortaokul matematik öğretmenlerinin öz yeterlik algıları ve okul ortamlarındaki mesleki iş birliği algıları karşılaştırılmıştır. Araştırmada 2018 Uluslararası Öğretme ve Öğrenme Anketinin (TALIS- The Teaching and Learning International Survey) verileri kullanılmıştır. Bu verilere OECD tarafından oluşturulmuş veri tabanlarından ulaşılmıştır. TALIS 2018 uygulaması 15.498 öğretmenin katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Ankete katılan öğretmenlerden toplam 5922' si ortaokul matematik öğretmeni olup 238'i Türkiye'de görev yapmaktadır. Elde edilen verilerde ortaokul matematik öğretmenlerinin öz yeterlikleri ve mesleki iş birliklerini etkileyen faktörler Sosyal Bilimler İstatistik Programı (SPSS) programı kullanılarak analiz edilmiştir. Verilerin analizinde parametrik olmayan istatistiksel analizlerden çapraz tablo analizi sıklıkla kullanılmış ve bunun yanında korelasyon analizi yapılarak değişkenler arasındaki ilişki incelenmiştir. Ortalamalar arasındaki farkı incelemek için tek yönlü varyans analizi (ANOVA) yapılmıştır. ANOVO testiyle gruplardan en az birinin diğerlerinden farklılığı test edilmiştir. Sonunda istatistiksel olarak anlamlı bir p değeri bulunduğunda (p<0,05) gruplar arasında fark olup olmadığını görmek için çoklu karşılaştırma testleri (Post-hoc testi) kullanılmıştır. Araştırmadan ulaşılan bulgulara göre öz yeterlik algılarının sınıf yönetimi, öğretim ve öğrenci katılımı boyutlarına göre Türkiye ortaokul matematik öğretmenlerinin ortalamalarının OECD ülkelerine kıyasla daha yüksek sonuçlar verdiği görülmüştür. Ayrıca OECD ülkelerinin genelinde ve Türkiye'de öz yeterlik algılarının cinsiyete göre istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar gösterdiği görülmüştür. Tüm yeterlik çeşitlerinde kadın öğretmenlerin öz yeterlik algıları erkeklerden anlamlı bir şekilde yüksek çıkmıştır. Türkiye ile OECD ülkelerindeki ortaokul matematik öğretmenlerinin öz yeterlik algıları mesleki deneyime göre incelendiğinde Türkiye'de ve diğer birçok OECD ülkesinde anlamlı, pozitif, zayıf bir korelasyon tespit edilmiştir. Türkiye ile OECD ülkelerindeki öğretmenlerin iş birliğine dair ortalamalarına bakıldığında kimi ülkelerle anlamlı farklar saptanmış olup Türkiye'deki öz yeterlik algıları birçok ülkeye göre yüksek olmasına rağmen iş birliğine dair algılarının düşük çıktığı görülmüştür.
Relationship between coursebook dependency and self-efficacy in Turkish EFL teachers
Teaching materials that are regarded to exert an excessive impact on learners dominate the ELT field for decades. However, some teachers may attribute great importance to them, whereas some others may not. Both views can be problematic in terms of classroom dynamics. In that regard, a critical approach is required to measure the amount of dependence EFL teachers have. The primary aim of this study is to find out the dependency levels of EFL teachers on coursebooks and whether there is any sort of relationship between teachers' coursebook dependency levels and their teacher self-efficacy beliefs, and whether there is a significant difference between coursebook dependency and years of experience, and school levels. The participants of the study were 270 Ministry of Education English language teachers (204 female and 66 male) in Turkey. A quantitative approach was adopted in this study; thus, a coursebook dependency questionnaire and teacher-self efficacy questionnaire were administered to the participants via online platforms. The results revealed that most of the teachers were medium-dependent while the rest is highly dependent. There was no low dependent teacher. Similarly, teacher self-efficacy beliefs of teachers were mostly strong and very strong. Additionally, the relationship between coursebook dependency and teacher self-efficacy showed a positive correlation surprisingly. As for the teaching experience of participants, it showed a parallel increase with coursebook dependency. Finally, coursebook dependency results implied a significant difference with the school levels of EFL teachers concluding that high school teachers were the most dependent group in this study.
İngilizce öğretmenlerinin telaffuz öğretimine ilişkin inançları ve uygulamaları üzerine bir araştırma Diyarbakır örneği
Teaching pronunciation impacts learning the four main skills of language so, research on this aspect can help improving the quality of language learning, and the subjects of EFL teacher' beliefs and practices are essential subjects relate to this notion. Therefore, this study was conducted to investigate EFL teachers' practices and cognitions regarding pronunciation instruction at secondary and high schools in Diyarbakir, Turkey. The teachers' pedagogical ability also was in the scope. A quantitative method was adopted and a questionnaire that was originally developed by Buss (2015) was used to collect the data. This questionnaire contains open-ended questions and Likert type questions, and the data were analyzed through statistical software program. The participants of the study were 105 volunteer EFL teachers from 20 private schools. Results of the study manifested that although the bulk of the participants reported spending good time on teaching pronunciation, they spend just a third of this time teaching prosodic aspects of pronunciation. It was also obvious that teachers revolved in teaching segmental aspects by following segmental-focused activities such as repetition drills. Regarding beliefs, findings revealed that teachers deem intelligibility, the role of native speakers as a model, rejecting the use of mother tongue in pronunciation teaching in addition to other convictions. The training competency uncovered that despite teachers' self-assurance to teach pronunciation, their desire was big to receive more intensive training. The independent samples t-test results uncovered no statistically significant difference between male and female participants; however, the same test detected differences in practices between secondary and high school teachers.
Öğretmenlerin motivasyon düzeyleri ile yetkinlik düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi (Gaziantep ili örneği)
Bu araştırmanın amacı öğretmenlerin motivasyonları ile yetkinlikleri arasındaki ilişkiyi saptamaktır. Araştırmada betimsel ve ilişkisel model kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini 2019-2020 eğitim öğretim yılı Gaziantep ili Merkez ilçelerindeki resmi ilköğretim okullarında görev yapan öğretmenler, örneklemini ise bu okullarda görev alan 398 öğretmen oluşmaktadır.Ortaokulda görev yapan öğretmenlerin motivasyon düzeylerini belirlemek amacıyla "Öğretmen Motivasyonu Ölçeği", yetkinlik düzeylerini belirlemek amacıyla "Ohio Öğretmen Yetkinlik Ölçeği" ve belirlenen bazı değişkenlere ilişkin verileri toplamak için araştırmacı tarafından oluşturulan Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Ölçekler ile toplanan veriler, SPSS 18.0 paket programıyla bilgisayarda analiz edilerek, betimsel istatistikler hesaplanmış ve korelasyon analizi yapılmıştır. Araştırma sonucuna göre öğretmenlerin içsel ve dışsal motivasyonları cinsiyete, yaşa, branşa, kıdeme ve görev süresine değişkenlerine göre anlamlı bir farklılık göstermemektedir. Araştırmada; öğretmenlerin yetkinliğin alt boyutu olan öğretim becerisi; cinsiyete göre anlamlı bir farklılık gösterirken; öğretmenlerin yetkinliğin alt boyutları olan yönlendirme, davranış yönetimi, motivasyon ve ölçme ve değerlendirme düzeyleri cinsiyete göre anlamlı bir fark göstermediği sonucuna ulaşılmıştır. Araştırma sonucunda; öğretmenlerin; davranış yönetimi, motivasyon, öğretim becerisi ve ölçme ve değerlendirme düzeyleri yaşa, branşa, kıdeme ve görev süresine değişkenlerine göre anlamlı bir farklılık göstermemektedir. Araştırmada öğretmenlerin motivasyonları ile yetkinlik düzeyleri arasında pozitif ve anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Araştırma sonucunda öğretmenlerin sahip olduğu motivasyonun yetkinliğin anlamlı bir yordayıcısı olduğu görülmüştür. Yani öğretmenlerin yetkinliklerinin, motivasyon sürecinden etkilenmesi söz konusudur. Bu nedenle okul içi örgütsel iletişimin olması motivasyonun artmasında büyük önem taşımaktadır.