Mothers

674 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Şüpheli kadın ölümlerinde annelerin kayıp ve başa çıkma deneyimleri

Bu tez çalışmasının temel amacı; şüpheli kadın ölümlerinde annelerin kayıp sonrası sürecindeki deneyimlerini ve başa çıkma süreçlerini derinlemesine anlamaktır. Bu hedefe ulaşmak için nitel bir çalışma yürütülmüştür. Çalışma örneklemini şüpheli bir şekilde hayatını kaybetmiş kadınların annesi olan beş katılımcı oluşturmaktadır. Anneler ile yarı-yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiş ve elde edilen veriler fenomenolojik yaklaşım temelinde çözümlenmiştir. Analizler sonucunda annelerin deneyimleri iki üst tema altında toplanmıştır. Bunlar sırasıyla (1) kayıp sonrası deneyimler ve (2) kayıp sonrası başa çıkma deneyimleridir. Söz konusu temalar ilgili literatür ışığında tartışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Şüpheli Kadın Ölümleri, Kayıp Sonrası Deneyimler, Başa Çıkma Süreci, Fenomenolojik Yaklaşım

Ana-çocuk etkileşimiAnnelerBaşa çıkma+5
İrem Tuğçe Moray
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Anne sütü alım süresi ve kesilme zamanını etkileyen faktörler

Anne sütü ve emzirme; sağlıklı büyüme ve gelişme, dengeli ve yeterli beslenme, psikososyal gelişim ve ekonomik boyut açısından oldukça önemlidir. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tüm bebeklerin ilk 6 ay SAS ile beslenmesini, 6. aydan itibaren ise anne sütüne ek olarak besin değeri yüksek ek gıdalara başlanmasını ve en az 2 yaşına kadar anne sütü ile beslenmenin devam edilmesini önermektedir. Araştırmamız 5 yaş ve altı çocukların anneleri veya bakım verenleriyle anket uygulanan kesitsel tipte bir çalışmadır. Bu çalışma Ekim 2021 – Aralık 2021 tarihleri arasında Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Poliklinikleri'ne başvuran 5 yaş ve altı 400 çocuk üzerinde yapıldı. Yaptığımız çalışmaya göre; sezaryen ile doğum, erken doğum ve düşük doğum ağırlığı, ilk 6 ay SAS ile beslenme ve toplam anne sütü alma sürelerini olumsuz etkilemektedir. Annenin doğum öncesi emzirme eğitimi almış olması çocuklarını daha uzun süre emzirmelerini sağlamaktadır. Annenin çalışıyor olması, eğitim durumu ve anne sütü hakkındaki bilgi seviyesinin yüksek olmasının, çocuklarını ilk 6 ay SAS ile besleme ve toplam emzirme sürelerini arttırdığı saptanmıştır. Diğer çocuğunu emziren annelerin sonraki çocuklarını daha uzun süre SAS ile besledikleri; annenin kronik bir hastalığa sahip olmasının ise SAS ile beslenme süresine etki etmezken toplam anne sütü alma süresini kısalttığı saptanmıştır. Annenin sigara kullanıyor olması ve doğum sonrası duygu durum bozukluğu yaşaması ise emzirme süresi ile ilişkisiz bulunmuştur. Babanın eğitim durumu ve hane halkının toplam gelirinin yüksek olması da çocukların ilk 6 ay SAS alma ve toplam anne sütü alma süresine olumlu etki etmektedir. Sonuç olarak; çocukların anne sütü ile beslenmesi arttırmak için annelere gerekli eğitim ve desteğin verilmesi ile birlikte toplumun bu konudaki bilinç düzeyini arttıracak çalışmalar yapılmalıdır.

Anne sütüAnnelerBebek beslenmesi+2
Gözde Yıldırım Çelik
Tekirdağ Namık Kemal University
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Primiparlarda doğum korkusu ve etkileyen faktörlerin belirlenmesi

Primiparlarda Doğum Korkusu ve Etkileyen Faktörlerin Belirlenmesi, SANKO Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Hemşirelik Anabilim Dalı (Doğum ve Kadın Hastalıkları Hemşireliği), Yüksek Lisans Tezi, Gaziantep, 2018 Bu araştırma ilk kez doğum yapan gebelerde doğum korkusu ve etkileyen faktörleri belirlemek amacı ile yapılmıştır. Araştırma tanımlayıcı nitelikte olup, evrenini SANKO Üniversitesi Özel Sani Konukoğlu Hastanesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezinin Kadın Doğum Polikliniğine başvuran 18-34 yaş aralığında, gebeliğinin 20-40. haftaları arasında, ilk doğumunu yapacak olan kadınlar oluşturmuştur. Araştırma 277 gebe ile tamamlanmıştır. Veriler araştırmacı tarafından geliştirilen anket formu aracılığı ile toplanmıştır. Kadınların doğum korkusu alanlarından aldığı, doğum korkusu genel puan ortalaması 6,55±1,27, güçlü hissettikleri alanlardan aldıkları güçlü hissetme genel puan ortalaması 7,92±0,71, güçsüz hissettikleri alanlardan aldıkları güçsüz hissetme genel puan ortalaması 4,68±1,529 olarak bulunmuştur. Araştırma verileri, kadınların güçlü hissettikleri alanlarla, doğum korkusu arasında pozitif yönlü zayıf bir ilişki (p>0,05), güçsüz hissettikleri alanlarla ise pozitif yönlü orta düzeyde bir ilişki olduğunu göstermiştir (p<0,01). İkinci ve üçüncü trimestirde olan kadınların doğum korkusu genel puan ortalamaları karşılaştırıldığında aralarındaki farkın önemli olduğu bulunmuştur (p<0,05). Doğum korkusu ile yaş, eğitim durumu ve evlenme yaşı karşılaştırıldığında farkın anlamlı olmadığı görülmüş (p>0,05), doktorun sezaryen önerdiği, gelir durumu düşük olan, geniş ailede yaşayan ve çalışmayan kadınlarla karşılaştırıldığında ise farkın anlamlı olduğu belirlenmiştir (p<0,05). Araştırmanın sonunda gelir düzeyi düşük olan ve geniş ailede yaşayan kadınların korku düzeyleri diğerlerine göre daha yüksek bulunmuştur. Kadınların doğum korkusu ile güçlü hissettikleri alanlar karşılaştırıldığında; güçlü hissedilen alanların doğum korkusunu azaltma yönünde zayıf bir etkiye sahip olduğu, güçsüz hissettikleri alanların ise doğum korkusunu arttırma yönünde orta düzeyde etkiye sahip olduğu görülmüştür. Çalışmayan kadınların çalışanlara oranla daha fazla korktuğu, korku düzeyi yüksek kadınların doktor muayene sıklığının arttığı saptanmıştır. Kadınların doğum korkusunun belirlendiği bu çalışmada, hemşirelerin doğum korkusunu en aza indirmek amacı ile etkili iletişim becerileri kullanarak, kadınların bireysel özelliklerine uygun, yeterli eğitim ve desteği vermesi önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Gebelik; Doğum; Korku; Doğum Korkusu; Primipar.

AnksiyeteAnnelerDoğum+2
Sevim Keklikçi
Sanko University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Diş problemi olan okul çağı çocuklarında beslenme davranışlarının ve annelerinin beslenme okuryazarlığının incelenmesi

Bu araştırma diş problemi olan okul çağı çocuklarının beslenme davranışlarının ve annelerinin beslenme okuryazarlığının incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Tanımlayıcı ve kesitsel türde olan bu çalışma Gaziantep Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Pedodonti Ana Bilim Dalı Kliniğinde Nisan-Eylül 2021 tarihleri arasında yapılmıştır. Araştırmanın evrenini Gaziantep Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Pedodonti Ana Bilim Dalı kliniğine Nisan-Eylül 2021 tarihleri arasında diş problemi ile başvuran 9004 okul çağı çocuklar ve bu çocukların anneleri oluşturmaktadır. Çalışmanın örneklemi ise 250 çocuk ve anneden oluşmaktadır. Araştırmada veri toplama formu olarak "Sosyo-demografik Form, "Beslenme Davranış Ölçeği" ve "Yetişkinlerde Beslenme Okuryazarlığı" ölçeği kullanılmıştır. Veriler SPSS 23.0 istatistik paket programında değerlendirilmiştir. Çalışma bulgularına göre; çocukların beslenme davranış ölçeği toplam puan ortalamasının 3.78±5.06 olduğu tespit edilmiştir. Yetişkinlerde beslenme okuryazarlığı ölçeği toplam puan ortalaması 25.75±5.72 olarak bulunmuştur. Çocukların beslenme davranış ölçeğine göre olumlu beslenme davranışlarının yetişkinlerin beslenme davranışlarına oranla düşük düzeyde olduğu saptanmıştır. Yetişkin beslenme okuryazarlığının toplam puanına göre beslenme okuryazarlığının yeterli düzeyde olduğu belirlenmiştir. Çocukluk döneminde sağlıklı beslenme davranışlarının, düzenli diş fırçalama gibi sağlıklı yaşam alışkanlıklarının kazandırılması, yetişkinlerde beslenme okuryazarlığının geliştirilmesi ile ağız diş sağlığı ve genel sağlığın korunması, sürdürülebilmesi açısından önemlidir.

AnnelerAğız sağlığıBeslenme+5
Saadet Yaşar
Sanko University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Engelli çocuklar ile engelli olmayan çocukların annelerinin fiziksel aktivite düzeyi ve fonksiyonel kapasitelerinin karşılaştırılması

Bu çalışmada, engelli çocuğu olmayan annelerin, zihinsel engelli çocuğu olan annelerin ve fiziksel engelli çocuğu olan annelerin fiziksel aktivite, fonksiyonel kapasite ve depresyon düzeylerini değerlendirmek amaçlandı. Bu araştırma Ocak 2020-Kasım 2021 tarihleri arasında yürütüldü. Araştırmaya Gaziantep ilinde yaşayan engelli çocuğu olmayan 35 anne, zihinsel engelli çocuğu olan 35 anne ve fiziksel engelli çocuğu olan 35 anne olmak üzere toplam 105 kadın dahil edildi. Gönüllülerin yaşları 23-59 yıl arasında değişmekteydi. Sosyodemografik veriler kaydedildi. Araştırmaya katılan annelerin fiziksel aktivite düzeyleri Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi- Kısa Form (IPAQ); fonksiyonel kapasiteleri 6 Dakika Yürüme Testi (6DYT); depresyon düzeyleri Beck Depresyon Envanteri (BDE) ile değerlendirildi. Verilerin analizi için IBM SPSS Statistics 24.0 paket programı kullanıldı. Yapılan analizler sonucunda; engelli çocuğu olmayan anneler ile zihinsel engelli çocuğu olan anneler ve fiziksel engelli çocuğu olan anneler IPAQ toplam MET değerleri yönünden benzerdi (p>0.05). 6DYT yürüme mesafeleri yönünden gruplar arasında anlamlı farklılık bulunamadı (p>0.05). BDE toplam puanları karşılaştırıldığında; engelli olmayan çocuğa sahip annelerin depresyon puanları, Fiziksel veya zihinsel engelli çocuğu olan annelerden anlamlı düzeyde daha düşüktü(p<0.05). Sonuç olarak; fiziksel veya zihinsel engelli çocuk annelerinin depresyona düzeyleri yüksektir. Engelli çocuk annelerinin fiziksel aktivite, fonksiyonel kapasite ve depresyon düzeylerini değerlendiren daha geniş örneklemli çalışmalara ihtiyaç vardır. Anahtar kelimeler: Engelli Çocuk Annesi; Fiziksel Aktivite Düzeyi; 6 Dakika Yürüme Testi; Depresyon.

AnnelerDepresyonEngelli çocuklar+4
Kasım Çelik
Sanko University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Bebeği yenidoğan yoğun bakımda yatan annelerin bebek bakımı hakkındaki bilgi düzeyleri ve uyguladıkları geleneksel yöntemler

Bu çalışmada bebeği yenidoğan yoğun bakımda yatan annelerin bebek bakımı hakkındaki bilgi düzeyleri ve uyguladıkları geleneksel yöntemlerin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır Tanımlayıcı türde yapılan araştırma Malatya'da Turgut Özal Tıp Merkezi hastanesinde 25 Ocak- 25 Mayıs 2022 tarihlerinde 384 anne ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmada veri toplama formu olarak; Kişisel Bilgi Formu, Annenin Bebek Bakımı Hakkındaki Bilgi Düzeyi Formu, Doğum Sonrası Dönemde Annenin Bebek Bakımına Yönelik Geleneksel Uygulamaları Belirleme Formu kullanılmıştır. Veriler SPSS 24.0 istatistik paket programında değerlendirilmiştir. Verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistiklerin yüzde, frekans, ortalama, standart sapma, minimum, maksimum değerler hesaplanmıştır. Bağımsız değişkenlerin karşılaştırılmasında ki kare testi kullanılmıştır. Araştırmaya katılan annelerin çoğunlukla 31-40 yaş aralığında olduğu, çekirdek aileye sahip olduğu ve çalışmadığı, %33,1'inin lise mezunu olduğu sonucuna varılmıştır. Araştırmaya katılan annelerin çoğunluğunun %67,2'sinin bebeği kundakladığı, %74,7'sinin bebeğin sarılık olmaması için yüzüne sarı örtü örttüğü, %77,6'sının nazardan korumak için dua okuduğu saptanmıştır. Annelerin yaşı ile bebeği emzirirken memede tutma süresi, bebeği emzirirken tutma şekli ve bebeği uyurken nasıl yatırılması gerektiği durumları arasında anlamlı farklılık olduğu, annelerin eğitim düzeyi ile anne sütünün buzdolabında saklanma süresi, bebeği emzirirken memede tutma süresi, beslendikten sonra bebeğin gazının çıkarılması, yenidoğanın kaç saat uyuduğu, bebeğin altına höllük koyma ve bebeği tuzlama durumları arasında istatistiksel açıdan anlamlı farklılık olduğu belirlenmiştir(p<0,05). Araştırmadan elde edilen sonuçlar doğrultusunda annelerin yaygın olarak geleneksel uygulamaları bildiği ve yapılan uygulamalarda bebeğin sağlığına zarar veren uygulamaların olduğu ve uygulama nedenlerinin de çok çeşitlilik gösterdiği, annelerin bebek bakımında yaygın olarak höllük, tuzlama, kundaklama, güzel olması için alnını sıkıca bağlama gibi zararlı geleneksel uygulamalara başvurdukları belirlenmiştir. Annelere sağlığa zararlı geleneksel uygulamalara yönelik farkındalık oluşturulması, annelerin geleneksel uygulamalara başvurma nedenlerine yönelik girişimlerin planlanması, annelerin en çok bilgiye ulaştıkları ve uygulama nedenlerinde de etkisi olan aile büyüklerinin de verilen eğitime dâhil edilmesi, sağlık hizmetlerine uzak olan ailelere daha sık takip ve eğitim planlanması, ailelerin sağlık hizmetlerine kolay erişiminin sağlanmasına yönelik girişimlerin planlanması önerilmektedir.

AnnelerBebek bakımıBebek-yenidoğmuş+2
Yunus Emre Şaş
Sanko University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Annesi erken yaşta evlenen çocukların 'Erken evliliğe' bakışları üzerine nitel bir araştırma

Bu araştırmanın temel amacı annelerinin erken evliliği ile kurulan ailedeki çocukların erken evliliğe ilişkin değerlendirmelerini annelerinin bu deneyimi bağlamında keşfetmektir. Nitel araştırma deseni kullanılan bu araştırmanın katılımcıları kartopu tekniği ile ulaşılan, annesi erken yaşta evlenmiş 14-17 yaş aralığındaki 15 çocuktan oluşmaktadır. Araştırmada veri toplama tekniği olarak çevrimiçi(online) ve yüzyüze derinlemesine görüşme; veri toplama aracı olarak ise yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Katılımcılarla görüşmeler 13 katılımcı ile çevrimiçi ortamda kamera açılmadan, iki katılımcı ile ise uygun buldukları mekanda yüzyüze gerçekleştirilmiştir. Derinlemesine görüşmeler, analitik ve yansıtıcı notlar ile katılımsız gözlem notları verilerin tematik analizinde kullanılmıştır. Analiz sonucunda çocuğun, erken evliliği tarif etmesine; annesinin erken evliliğini anlamlandırmasına; annesinin evliliğini erken olması bağlamında değerlendirmesine ilişkin temalara ulaşılmıştır. Ayrıca annesinin evliliğinin nedenlerini ve sonuçlarını; kendisine, annesinin tavsiye verme(me)sini; çocuğun, böyle bir evlilik yapmayı kendisi açısından değerlendirmesini içeren temalar keşfedilmiştir. Bunun yanı sıra günümüzde bu evliliklerin varlığına ve sürmesine; böyle evlilikleri önlemeye ve önerme(me)ye ilişkin çocukların görüşlerini içeren temalar belirlenmiştir. Sonuç olarak erken evlilik ile kurulan ailedeki çocukların, böyle bir evlilik pratiğini sürdürmeyen ve ailelerine bağımlı bireyler olmadıkları ifade edilebilir. Bu araştırma ailelerinin/annelerinin ise çocuklarının erken yaşta evlenmeleri yerine hayallerini ve hedeflerini başarmalarına destek olduklarını örneklendirmiştir. Bu bağlamda annenin erken evliliği ile kurulan ailedeki çocuğun ve çocuğun gözünden annesinin/ailesinin çocuk olmaya yüklediği anlam, erken evliliğin sosyal problem olarak görülmesinde ve benimsenmemesinde önemlidir. Bir çocukluk deneyimi olan annelerinin erken evliliğinin inşasında çocuk olmaya ve dolayısıyla çocukluğa atfedilen anlamı sorgulama, eleştirme, evlilik için ideal olanı tarif etme, erken evlilikleri önermeme ve engellenmesi gerektiğini düşünme bağlamında bu çocuklar kendi yaşamlarının ve toplumun önemli bir faili olarak görülebilir.

Ana-çocuk etkileşimiAnnelerAnnelik+3
Filiz Yıldırım
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Annelerin perspektifinden işitme kaybı ve yenidoğan işitme tarama programları

Çalışmada annelerin işitme kaybına dair bilgi düzeyleri, yenidoğan işitme tarama programlarına dair memnuniyetleri ve algıladıkları stres düzeyinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Çalışma Buca Seyfi Demirsoy Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde bebeğine yenidoğan işitme taraması uygulanan 19-46 yaş aralığında 75 anne ile gerçekleştirilmiştir. Anneler yenidoğan bebeğe sahip olanlar ve 12-60 ay aralığında küçük çocuğa sahip olanlar olmak üzere iki grupta incelenmiştir.Her grup işitme tarama testine göre geçti sonucunu alanlar ve refere edilenler olarak ikiye ayrılmıştır. Değerlendirmede İşitme Kaybına Yönelik Anne Bilgi Düzeyi Kontrol Listesi, Yenidoğan İşitme Tarama Programı için Ebeveyn Memnuniyet Anketi ve Algılanan Stres Ölçeği kullanılmıştır. Bilgi düzeyi, memnuniyet ve stres faktörleri arasındaki ilişki incelendiğinde işitme kaybına yönelik bilgi düzeyinin tarama öncesi bilgilendirmeye dair memnuniyet ile negatif (p<0.05), toplam memnuniyet ile pozitif korelasyon (p<0.05) gösterdiği sonucuna ulaşılmıştır. Tarama programına yönelik genel memnuniyet, personele (p<0,01) ve randevu sürecine (p<0,01) yönelik memnuniyet ile pozitif korelasyon göstermiştir. Tarama programına dair toplam memnuniyet puanları ile personel (p<0,01), randevu (p<0,01) ve genel memnuniyet (p<0,01) puanları arasında güçlü pozitif korelasyon elde edilirken tarama öncesi bilgilendirmeye yönelik memnuniyet ile negatif korelasyon elde edilmiştir (p<0.01). Personele yönelik memnuniyet ile bilgilendirmeye yönelik memnuniyet arasındaki ilişki negatif yönlü (p<0.05), randevu süreci memnuniyeti ile güçlü pozitif yönlü (p<0,01) elde edilmiştir. Annelerin stres düzeyi ile bilgi ve memnuniyet durumları arasında ise herhangi bir korelasyon elde edilmemiştir(p>0,05).Çalışmanın sonucunda gruplar arasında işitme kaybına dair bilgi düzeyi ve algılanan stres açısından anlamlı farklılık gözlenmezken memnuniyet düzeyleri arasında anlamlı fark elde edilmiştir. Bu farkın personel faktörüne bağlı olabileceği düşünülmüştür. Elde edilen bulguların işitme tarama programının iyileştirilmesine katkı sağlayacağı düşünülmektedir.

AnnelerBebek-yenidoğmuşBebek-yenidoğmuş hastalıkları+5
Bilge Keskin
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Prematüre bebek annelerinin deneyimlerine ilişkin bir gömülü teori çalışması: Uzun ve zorluklarla dolu bir yolda yürümek

Araştırmanın amacı, prematüre bebeğe sahip annelerin deneyimlerini incelemek ve bu deneyimlere ilişkin kuramsal yapıyı ortaya koymaktır. Araştırma kapsamında Charmaz'ın (2014) yapılandırmacı gömülü teori metodolojisi benimsenmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu, derinlemesine görüşme transkripsiyonlarından yararlanılan dokuz anne ve Facebook grubundan verileri çekilen 287 anne oluşturmaktadır. Araştırma sonucunda annelerin deneyimlerini yansıtan gömülü teori 'uzun ve zorluklarla dolu bir yolda yürümek' olarak yapılandırılmıştır. Annelerin bu deneyimleri doğum öncesinden okul çağına kadar olan sürece ilişkindir. Annelerin deneyimlerine ilişkin yapılandırılan gömülü teori kapsamında şu altı kategori ortaya çıkmıştır: 1) prematüre doğumu engellemeye çalışmak, 2) kuvöz yolu beklemek, 3) kavuşmayı iki ayrı uçta yaşamak, 4) prematüreliğin getirdiği zorlukların yıpratması, 5) prematüreliğin getirdiği zorlukların zamanla azalması, 6) prematüre annesi olmayı kanıksamak. Teorik örnekleme kapsamında, prematüre bebek annelerinin dahil olduğu bir Facebook grubu da analizlere dahil edilmiştir. Bu gruba ilişkin gömülü teori ise 'aynı yolun yolcusu olmak' olarak yapılandırılmıştır. Yapılandırılan bu gömülü teori kapsamında şu üç kategori ve alt kategorileri ortaya çıkmıştır: 1) grubu bir kaynak olarak görmek, 2) biz olmak, 3) grubun iyi hissettirmesi. Her iki gömülü teoride de yer alan kategorilerin değişen sayılarda alt kategorileri bulunmaktadır. Araştırma sonuçları, literatürde yer alan bilgiler ve ilgili kuramsal çerçeveler doğrultusunda tartışılmıştır.

Anne deneyimiAnnelerBebek-prematür+3
Ezgi Taştekin
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Annelik deneyimleri: Gerilimler, mücadeleler ve uzlaşmalar

Bu çalışmada kadınlığın inşasında annelik mefhumunun yerine dair bir bakış açısı oluşturmak için farklı kesimlerden 32 kadının kendi hayatlarına dair anlattıkları ele alınmıştır. Kadınların toplumsal/kültürel bağlamda inşa edilen "annelik" kavrayışı ile ilişkilenmeleri üzerinden gidilerek onların kendi anneliklerini nasıl değerlendikleri konu edilmiştir. Anneliğe dair yapılan duygusal yatırımlar ve bu kimliğe dair idealize edilen değerler; gündelik hayatın sıradan faaliyetleri, rutin olarak yapılan "annelik işleri" betimsel olarak değerlendirilmiştir. Annelik deneyiminin barındırdığı değerlerden, alışkanlıklardan, inançlardan, duygulardan ve önyargılardan yola çıkılarak toplumsal ve kültürel olanla temas etmek amaçlanmıştır. Kadın öznelliği üzerinde radikal değişimler oluşturan anne kimliği içine dâhil olan rol ve sorumluluklar giderek artmaktadır. İdealize edilen ve deneyimlenen annelik arasındaki fark açıldıkça anne olmak yıpratıcı ve baskılayıcı bir hâl almakta, bu durum yetersizlik, kaygı ve suçluluk duygularını tetiklemektedir.Ayrıca, kadınların kendi anneliklerini değerlendirmelerinde anneliğin toplumsal yönü ve makbul anne söylemi bir baskı unsuru olarak görülebilir. İktidarın biyopolitikası, neoliberal piyasa değerleri, bireyci ve rekabetçi toplumsal yapı, muhafazakâr eğilimler makbul anne söyleminin temel bileşenleri olmuştur.Anne kimliği kadın öznelliğinde nerede durur? Anne kimliğine yapışan şefkatlilik, cefakârlık, fedakârlık gibi sıfatların ürettiği duygular ve bu duyguların kültürel politik dinamikleri bu çalışmanın temel meselesidir. Ayrıca bu çalışmada annelik deneyiminden farklı perspektifler, etik-politik konumlanmalar üretilebilir mi ve ideal annelik ile hakikatte yaşanan arasında nasıl bir mesafe tarif edilebilir sorularına cevaplar aranmıştır.

Anne deneyimiAnnelerAnnelik+7
Ceylan Nur Akgün
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Duygu sosyalleştirme uygulamalarının öncülleri: Bağlam, ebeveyn ve çocuk ile ilişkili faktörler

Araştırmanın temel amacı, okul öncesi ve okul çağında çocuğa sahip annelerin olumlu ve olumsuz duygulara ilişkin sosyalleştirme davranışlarının öncüllerini incelemektir. Bu amaca yönelik olarak bağlamsal (sosyoekonomik düzey, algılanan sosyal destek), anneye (duygu düzenleme, psikolojik belirti düzeyi, ebeveynlik öz yeterliği) ve çocuğa (yaş, cinsiyet, mizaç) ilişkin faktörler bütüncül bir model çerçevesinde sınanmıştır. Araştırmada bağlamsal, anneyle ve çocukla ilgili faktörler anne bildirimine; duygu sosyalleştirme davranışları ise hem anne bildirimine hem de görev uygulamalarına dayalı olarak incelenmiştir. Araştırmanın örneklemini okul öncesi dönemde veya okul çağında çocuğa sahip toplam 188 katılımcı oluşturmuştur. Anne bildirimine dayalı analizler; okul öncesi dönemde çocuğa sahip olan 93 anne (Ort.yaş = 34.41; S = 4.71) ve okul çağında çocuğa sahip olan 95 anneden (Ort.yaş = 38.02; S = 5.12) elde edilen veri üzerinde, Anı Hatırlama Görevine dayalı analizler 133 anne çocuk çiftinden (Ort.yaş-anne = 35.14; S = 5.51; Ort.yaş-çocuk = 6.52; S = 1.78) elde edilen veri üzerinde, Hayal Kırıklığı Görevine dayalı analizler ise 70 anne çocuk çiftinden (Ort.yaş-anne = 34.49; S = 4.93; Ort.yaş-çocuk = 5.11; S = .93) elde edilen veri üzerinde yürütülmüştür. Annelerin öz bildirimlerine dayalı duygu sosyalleştirme davranışlarını, okul öncesi dönemde annenin eğitim düzeyi, algılanan sosyal destekten memnuniyet, sosyal destek ağındaki kişi sayısı ve ebeveynlik öz yeterliği doğrudan, duyguları yeniden değerlendirme stratejisi ise hem doğrudan hem de ebeveynlik öz yeterliği üzerinden dolaylı olarak yordamıştır. Okul çağında ise annenin eğitim düzeyi ve ebeveynlik öz yeterliği doğrudan, annenin eğitim düzeyi ve algılanan sosyal destekten memnuniyet, anneyle ilgili faktörler yoluyla dolaylı olarak yordamıştır. Çocuğun mizacı ebeveynlik öz yeterliği ile okul öncesinde olumsuz, okul çağında ise olumlu duygulara karşı sergilenen davranışlar arasındaki ilişkide düzenleyici rol oynamıştır. Anı Hatırlama Görevine dayalı duygu sosyalleştirme davranışlarını çocuğun yaşı, annenin eğitim düzeyi ve ebeveynlik öz yeterliği doğrudan; algılanan sosyal destekten memnuniyet ise psikolojik belirti düzeyi üzerinden dolaylı olarak açıklamıştır. Hayal Kırıklığı Görevine dayalı duygu sosyalleştirme davranışlarını sosyal destek ağındaki kişi sayısı ve algılanan sosyal destekten memnuniyet doğrudan; duygu düzenleme stratejileri ise hem doğrudan hem de ebeveynlik öz yeterliği üzerinden dolaylı olarak yordamıştır. Ayrıca, ebeveynlik öz yeterliği ile hem olumlu hem de olumsuz duygulara karşı sergilenen davranışlar arasındaki ilişkide çocuğun mizacı düzenleyici rol oynamıştır. Mevcut çalışmada, erken ve orta çocuklukta olumlu ve olumsuz duygulara karşı sergilenen duygu sosyalleştirme davranışları hem anne bildirimine hem de görev uygulamalarına dayalı olarak değerlendirilerek ebeveynliği açıklayan faktörlerle ilgili anlayışımızın genişletilmesine katkı sağlanmıştır.

AnnelerAnıları hatırlama işlevleriDuygu düzenleme+5
Ayşe Vildan Acar Bayraktar
Hacettepe University
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Doğum sonu dönemdeki annelere yönelik geliştirilen hemşire navigasyon programının annelerin öz bakım gücü, yaşam kalitesi, anksiyete ve depresyon riskleri ile fiziksel semptom şiddeti üzerine etkisi

Çalışma, doğum sonu dönemdeki annelere yönelik geliştirilen hemşire navigasyon programının annelerin öz bakım gücü, yaşam kalitesi, anksiyete ve depresyon riskleri ile fiziksel semptom şiddeti üzerine etkisini belirlemek amacıyla tekrarlı ölçümlü, iki gruplu paralel randomize kontrollü deneysel çalışma olarak gerçekleştirilmiştir. Çalışmaya bir Kadın Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nin gebe polikliniğine gelen, 36 hafta ve üzeri gebelik haftasında olan, araştırmaya dahil edilme kriterlerini karşılayan ve gönüllü olan primipar 64 kadın (M:32, K:32) alınmıştır. Müdahale ve kontrol gruplarına atama tabakalı blok randomizasyon yöntemi ile yapılmıştır. Müdahale grubundan bir, kontrol grubunda iki kadının araştırmadan ayrılması nedeniyle çalışma 61 kadınla (M:31, K:30) tamamlanmıştır. Araştırmanın verileri; 31 Mayıs- 30 Aralık 2021 tarihleri arasında, "Tanıtıcı Özelliklere İlişkin Veri Toplama Formu", "Doğum Sonu Anne ve Yenidoğanı Değerlendirme ve Tanılama Formu", "Anne ve Yenidoğanın Doğum Sonu Dönemde Yaşadıkları Sorunları Değerlendirme Formu", "Doğum Sonu Dönemde Anne ve Bebek İzlemlerini Değerlendirme Formu", 'Öz Bakım Gücü Ölçeği', 'Doğum Sonu Yaşam Kalitesi Ölçeği', 'Postpartum Spesifik Anksiyete Ölçeği', 'Edinburgh Postpartum Depresyon Ölçeği've 'Fiziksel Semptom Şiddeti Ölçeği" kullanılarak toplanmıştır. Müdahale grubu, rutin hastane bakımının yanında, üç ev ziyareti, dört telefon görüşmesi ve beş farklı zamanda kısa telefon mesajı gönderimini kapsayan navigasyon programı temelli hemşirelik bakımı almıştır. Kontrol grubu standart doğum sonu bakım uygulamalarını almış ve izlemine devam etmiştir. Verilerin değerlendirilmesinde, frekans, yüzde ve tanımlayıcı istatistikler, Kikare testi, Fisher'in Kesin testi, Bağımsız gruplarda t testi, Tekrarlı ölçümlerde varyans analizi, Mann Whitney U testi, Wilcoxon testi, Friedman testi, Pearson ve Spearman korelasyon katsayısı kullanılmıştır. Müdahale grubunda doğum sonu komplikasyon görülme sıklığı, kontrol grubuna göre daha düşük; doğum sonu izlemlerini yaptırma sıklığı ise kontrol grubuna göre anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur (p<0,05). Müdahale grubunda yer alan kadınların kontrol grubuyla karşılaştırıldığında öz bakım gücü ve doğum sonu yaşam kalitesi puan ortalamalarının arttığı, depresyon ve anksiyete puan ortalamalarının azaldığı bulunmuştur (p<0,05). Primipar annelere verilen hemşire navigasyon programı temelli bakım programının anne sağlığını iyileştirmede etkili olduğu belirlenmiştir. Program, mevcut sağlık sistemine entegre edilerek anne sağlığını geliştirmede kullanılabilir.

AnksiyeteAnnelerDepresyon-postpartum+7
Pınar Uzunkaya Öztoprak
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Annelerin teknoloji ve sosyal medya kullanımının anne çocuk ilişkisi açısından incelenmesi

Anne ile çocuğun arasındaki ilişki çocuk gelişiminin temelini oluşturmaktadır ve bu ilişki birçok farklı değişkenden etkilenebilmektedir. Günümüzde teknoloji ve sosyal medyanın yaygınlığı giderek artmaktadır. Anne çocuk ilişkisi de teknoloji ve sosyal medyanın etkisinde kalabilmektedir. Bu çerçevede bu araştırma 5-6 yaş çocuğa sahip annelerinin teknoloji ve sosyal medya kullanımı ile anne-çocuk ilişkisini incelemeyi amaçlamıştır. Çalışma grubunu Ankara ili Mamak, Yenimahalle, Çankaya ilçelerinde Milli Eğitim Bakanlığına bağlı devlet ve özel anaokuluna devam eden 5-6 yaş grubu çocuklarının 401 annesi oluşturmaktadır. Araştırmacı tarafından oluşturulan Kişisel Bilgi Formu ve geçerlilik güvenirlik çalışması yapılmış olan Ebeveyn-Çocuk İlişkisi ölçeği ile veri toplama işlemi sağlanmıştır. Veriler istatistiki paket program aracılığı ile analiz edilmiş, ölçeğin yakınlık ve çatışma alt boyutlarından elde edilen puanların belirlenen bağımsız değişkenler kategorilerine göre istatistiksel olarak anlamlı farklılık gösterip göstermediğini incelemek amacıyla bağımsız gruplar t testi ve tek yönlü varyans analizi ANOVA analizi kullanılmıştır. Yakınlık ve çatışma alt boyuta ait puan dağılımlarının normal olmaması durumunda, kategori sayısı iki ise ilişkisiz örneklemler Mann Whitney U testi, kategori sayısı ikiden fazla ise Kruskall Wallis testi kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre annenin öğrenim düzeyi arttıkça çocuğu ile olan ilişkisinde daha az çatışma yaşadığı, annenin sahip olduğu çocuk sayısı arttıkça çocuğu ile daha çok çatışma yaşadığı, annenin ve çocuğun ekran süresi arttıkça anne-çocuk çatışmasının da arttığı, teknoloji ve sosyal medyanın anne-çocuk ilişkisine etkili olduğu sonuçlarına ulaşılmıştır.

Aile içi ilişkilerAna-çocuk etkileşimiAna-çocuk iletişimi+6
Büşra Tohlu
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Annelerin çalışma durumu ve statüsüne göre emzirilmenin sürdürülmesi: TNSA verilerinin ikincil analizi

Anne sütü bebekler için en ideal besin kaynağıdır. Annenin çalışması emzirmenin sürdürülmesinde etkili faktörlerden birisi olarak bilinmektedir. Çalışan anneler iş ve annelik rollerini bir arada yürütmek durumundadır. Bu çalışma ile annelerin emzirme davranışının çalışma durumları ile ilişkisini, çalışma statüsü ve çalışma koşullarının emzirmenin sürdürülmesi üzerine olan etkisini göstermeyi amaçladık. Türkiye Nüfus Sağlık Araştırmaları (TNSA) 2008, 2013 ve 2018 verileri çalışmaya alındı. Çalışma örneklemi 15-49 yaş grubunda olup 2 yaşın altında çocuğu olan annelerin annesi ile yaşayan, son tekil gebelikten doğan çocukları olarak belirlendi. Çalışmamıza 3557 (ağırlıklandırılmış 3490) çocuk-anne çifti dahil edildi. Annenin çalışması ile emzirme arasındaki ilişkiyi bulabilmek için karmaşık örneklem çoklu lojistik regresyon analizi kullanıldı. Çalışmamızda doğu bölgesinde, refah düzeyi en düşük hanelerde, 35 yaş ve üstü, eğitimi olmayan, Kürtçe konuşan annelerde, 4 ve üstü doğum sırası olan, normal vajinal yolla doğan, 0-5 ay aralığında olan, 2500 gr ve üstünde doğan, biberon kullanmayan, evde sigara içilmeyen bebeklerde, emzime oranları anlamlı oranda yüksekti. Annelerin %35,5'i hiç çalışmamış, %18,6'sı halen çalışıyor, %45,9'u geçmişte çalışmış şu anda çalışmıyor idi. Annenin çalışması ile emzirme oranlarına bakıldığında sadece 2008 yılında çalışan annelerin emzirme oranı, hiç çalışmamış ve geçmişte çalışıp şu anda çalışmayan annelere göre anlamlı oranda düşüktü [59,5 (%95 GA:52,3-66,4)]. Diğer yıllarda ve genel toplamda annenin çalışması emzirmeyi etkilememişti. İleri analizlerde 2018 yılında endüstride çalışan anneler tarımda çalışan annelere göre [Model 0, %80 (%95 GA:0,05-0,85), Model 1 %94 (%95 GA:0,01- 0,48)] daha düşük emzirme oranına sahipti. Bu sonuçlar annenin çalışmasının emzirmeye devam etmesine engel olmadığını göstermektedir. Endüstride çalışan annelere yönelik emzirme politikaları geliştirilmelidir. Kadınlara iş hayatından kopmadan uygun koşullar sağlanarak emzirmeye devam edebilecekleri hakkında bilgilendirici eğitimler verilmelidir.

Anne sütüAnnelerEmzirme+1
Şeyma Çiçek
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Yoganın annenin stres düzeyi, anne-bebek ilişkisi, anne ile bebeğinin uyku ve beslenme problemlerine etkisi: Randomize kontrollü çalışma

Bu çalışmanın amacı, yoganın uyku ve beslenme problemi olan bebeklere sahip annelerin stresi, anne bebek ilişkisi, anne ve bebeğin uyku ve beslenmelerine etkisinin incelenmesidir. Çalışmaya uyku ve beslenme problemi olan bebeğe sahip 55 anne dahil edildi. (Yer değiştir)Randomize olarak 29 anneye yoga eğitimi video konferans yöntemi ile haftada 2 gün, günde 1 saat olmak üzere 8 hafta boyunca uygulanırken diğer 26 anne kontrol grubu oldu. Annelerin stres düzeyleri Algılanan Stres Ölçeği (ASÖ) ile, anne bebek ilişkisi Ebeveyn Çocuk Kapsayıcı İşlevler Ölçeği (EÇKİÖ) ile, bebeklerini besleme süreci tutumları Beslenme Süreci Anne Tutumları Ölçeği (BSATÖ) ile, annelerin kendi beslenme tutumları Sağlıklı Beslenmeye İlişkin Tutum Ölçeği (SBİTÖ) ile, uyku kaliteleri Pittsburg Uyku Kalitesi (PUKİ) ile, değerlendirildi. Bebeklerin beslenme problemleri Bebeklik Dönemi Uyumsal Yeme Davranışı Ölçeği (BDUYDÖ) ile, uyku problemleri Bebek/ Çocuk Uyku Sorunları Kısa Tanılama Formu (BUKF) ile değerlendirildi. Yoga grubundaki annelerin müdahale sonrasında stres düzeyinde (p<0.05), uyku kalitesinde (p<0.05), bebeklerini besleme tutumları alt parametrelerinden negatif duygu durum ve yetersiz besleme tutumlarında (p<0.05), ebeveyn kapsayıcı işlevleri alt parametrelerinden endişe ve ayrılığa hassasiyet ve katı-kuralcı ilişkide (p<0.05) istatistiksel olarak anlamlı fark bulundu. Yoga grubundaki annelerin bebeklerinde ise; bebek gece uyanma sıklığı ve uykusuzluk süresinde (p<0.05), beslenme davranışları alt parametrelerinden isteksizlik ve tepkisellikte (p<0.05) iyileşmeler görüldü. Kontrol grubundaki annelerin stres düzeylerinde (p<0.05) anlamlı artış ve uyku kalitelerinde (p<0.05) anlamlı azalış görülürken, anne bebek ilişkisi, bebeklerinin uyku ve beslenme davranışları alt parametreleri açısından istatistiksel olarak anlamlı fark yoktu (p>0.05). Sonuç olarak, yoga eğitimi uyku ve beslenme problemi olan bebeklerin annelerinde annenin stresi, anne bebek ilişkisi ve anne ve bebeğin uyku ve besleme davranışları üzerine olumlu etkileri olan bir uygulamadır. Uyku ve beslenme problemi olan bebeklerin anneleriyle yapılan müdahale yaklaşımlarına yoga eğitimlerinin de dahil edilmesinin faydalı olacağı düşünülmektedir.

Ana-çocuk ilişkisiAnne-bebek etkileşimiAnneler+5
Ayşe Nur Demir
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Hedef odaklı yaşam tarzı eğitiminin serebral palsili çocuğa sahip anneler üzerine etkilerinin incelenmesi: Randomize kontrollü çalışma

Bu çalışma SP'li çocuğa sahip annelerde hedef odaklı yaşam tarzı eğitiminin (HOYTE) ruh sağlığı, fiziksel aktivite düzeyi, uyku kalitesi, oküpasyonel performans ve memnuniyet düzeyi, yaşam kalitesi, bakım veren yükü üzerine etkilerinin incelenmesi amacıyla planlanmıştır. 46 SP'li çocuğa bakım veren anne ile tamamlanan çalışmada, randomize olarak 22'si ile haftada 2 kez olmak üzere 4 hafta boyunca telefon görüşmesi yapılırken, 24'üne haftada 2 kez olmak üzere 4 hafta boyunca HOYTE uygulanmıştır. Annelerin ruhsal durumu Depresyon, Anksiyete, Stres Skalası ile, fiziksel aktivite düzeyi Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi ile, uyku kalitesi Pittsburgh Uyku Kalitesi İndeksi ile, oküpasyonel performans ve memnuniyet düzeyi Kanada Aktivite Performans Ölçümü ile, yaşam kalitesi Nottingham Sağlık Profili ile, bakım veren yükü Zarit Bakıcı Yükü Ölçeği ile değerlendirilmiş, ilk ve son değerleri karşılaştırılmıştır. SP'li çocuğun seviyesi kaba motor fonksiyon sınıflandırma sistemine (KMFSS) göre değerlendirilmiştir. Sonuç olarak HOYTE grubunun ruhsal durumu (p=0,001), fiziksel aktivite düzeyi (p=0,03), uyku kalitesi (p=0,001), oküpasyonel performans ve memnuniyet düzeyi (p=0,001, p=0,001), yaşam kalitesi (p=0,001) ve bakım veren yükünde (p=0,001) iyileşme tespit edilmiştir. Kontrol grubunda uyku kalitesi (p=0,013), oküpasyonel performans (p=0,009) ve oküpasyonel memnuniyet düzeyi (p=0,021), yaşam kalitesi (p=0,003) ve bakım veren yükünde (p=0,011) kötüleşme görülürken diğer parametrelerde anlamlı farklılık bulunamamıştır. Bu bulgular ışığında HOYTE'nin uzun dönem takibinin yapılacağı ileri çalışmalara gereksinim duyulmaktadır. Sonuç olarak ruhsal durum, uyku kalitesi, oküpasyonel performans ve memnuniyet düzeyi, yaşam kalitesi üzerine olumlu etkisi olan HOYTE'nin SP'li çocuklara bakım veren annelere yönelik müdahalelere dahil edilmesinin faydalı olacağı düşünülmektedir. Anahtar kelimeler: Bakım veren, serebral palsi, yaşam tarzı, ruh sağlığı, uyku kalitesi, yaşam kalitesi, bakım veren yükü

AnnelerBakım verenlerBakım verme yükü+6
Duygu Mine Alataş
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Anne girişimcilerin motivasyonları, yaşam doyumları, girişimcilik deneyimleri: Fenomenolojik bir çalışma

Bu araştırmanın amacı, anne girişimcilerin girişimcilik serüvenlerini ortaya çıkarmaktır. Nitel araştırmanın fenomenoloji (olgubilim) araştırma yaklaşımı kullanılmıştır. Anne girişimciliği konusu, kadın girişimciliği altında yeni bir olgu olduğundan ve Türkiye'de daha önce benzer bir konuda araştırma yapılmadığı için nitel araştırma yöntemi seçilmiştir. Araştırmaya konu olan fenomen, anne girişimci olmak olduğu için, araştırma evrenini anne girişimciler oluşturmuştur. Girişimini kurduğunda bakmakla yükümlü olduğu, ilkokul çağında (0-10 yaş arası) en az bir çocuğu olan anne girişimciler araştırma evrenini oluşturmuştur. Çeşitli platformlardan 22 anne girişimciye ulaşılmış ve bire bir görüşmeler yapılmıştır. Anne girişimcilere, girişimcilik ve annelik ile ilgili düşünceleri, girişimcilik motivasyonlarının neler olduğu, girişimleri için aldıkları destekler, girişimleri sonrasında karşılaştıkları problemler, girişimlerinin hayatlarını nasıl etkilediği, başarı ve büyüme kriterleri ve bilişim teknolojilerinin özellikle sosyal medyanın girişimlerini nasıl etkilediği ile ilgili sorular yöneltilmiştir. Bu çalışma çok sayıda sonuç ortaya koymuştur. Anne girişimcilerin annelik ile ilgili bireysel ve toplumsal olarak adlandırılan iki ana kategori altında sınıflandırılan söylemleri incelendiğinde bireysel boyut altında "Yeni bakış açıcı kazanmak" en çok tekrarlan kod olurken, toplumsal kategori altında "Sorumluluk" ve "Öncelik" öne çıkmıştır. Kadınların anne girişimci olma motivasyonları beş temel grup altında toplanmıştır: "Kişisel Nedenler", "Ailevi Nedenler", "Sosyal Nedenler", "Kurumsal Çalışma Hayatı" ve "Yeni İş". Tüm motivasyon faktörleri incelendiğinde, "Ailevi Nedenler" altında yer alan çocuk ile ilgilenebilme isteğinin "Kişisel Nedenler" altında yer alan çalışma isteği faktörünün ardından ikinci sırada yer aldığı görülmüştür. Anne girişimciliği sayesinde, kadınlar üretken olmaya devam ederek, çocuklarından da uzak kalmamayı hedeflemişlerdir. Sosyal medyanın girişimlerini kurarken çok önemli bir rol oynadığı, pazarlama için bütçe ayırmadan, sosyal medyanın olanaklarını kullanarak, birçok kişiye ulaşma şansı elde ettikleri, sanal ortamda kendi dükkânlarını açma fırsatı yakaladıkları gözlenmiştir. Araştırma, kadın girişimcilikte annelik olgusunun girişimleri nasıl etkilediği ile ilgili bulgular sunarak girişimcilik literatürüne; annelik ile ilgili bulgular sunarak da annelik literatürüne katkıda bulunmuştur.

AnnelerDeneyimGirişimciler+7
Meliha Çalışır
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Annelerin 3-6 yaş çocuklarına sağladıkları ev ortamının uyarıcılığı ile ebeveyn öz yeterlik düzeyi arasındaki ilişki

Annelerin ebeveyn öz yeterliği algısının, çocuklarına daha uyarıcı bir ev ortamı sağlamalarıyla bunun sonucunda çocuklarının gelişimlerini desteklemeleriyle ilişkili olduğu düşünülmektedir. Bu nedenle ebeveyn öz yeterliğinin ev ortamı ile ilişkisi önemlidir. Çalışmanın amacı, 3-6 yaş çocuğu olan annelerin ebeveyn öz yeterliğinin çocuklarına sağladıkları ev ortamı uyarıcılığıyla ilişkisinin araştırılmasıdır. Annelerin ebeveyn öz yeterliğiyle ve çocuklarına sağladıkları ev ortamı uyarıcılığıyla ilişkili değişkenler de araştırılmıştır. Araştırmanın örneklemini rastgele seçilen Ankara'daki Aile Sağlığı Merkezleri'ne başvuran, 3-6 yaş arası çocuğu olan 110 anne ve çocuğu oluşturmuştur. Araştırmada, demografik bilgilere ulaşılması için Genel Bilgi Formu, annelerin öz yeterlik düzeylerini belirlemek için Ebeveyn Öz Yeterliği Ölçeği ve annelerin çocuklarına sağladıkları ev ortamının uyarıcılığını belirlemek için Ev Ortamı Anketi kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda annelerin ebeveyn öz yeterliği algısı ile ev ortamı uyarıcılığı arasında pozitif yönlü orta derecede bir ilişki olduğu bulunmuştur. Ebeveyn öz yeterliği ile anne öğrenim düzeyi ve çalışma durumu, çocuğun ilk çocuk olması, ailedeki çocuk sayısı ve ailenin gelir düzeyi ilişkili bulunurken anne yaşının ilişkili olmadığı bulunmuştur. Çocuklara sağlanan ev ortamı uyarıcılığı ile ilişki değişkenler ise annenin öğrenim düzeyi, çalışma durumu, çocuğun okul öncesi eğitim alması, ailedeki çocuk sayısı ve ailenin gelir düzeyidir. Çocuğun cinsiyeti değişkeni annelerin ebeveyn öz yeterliği algısını da, çocuğa sağlanan ev ortamı uyarıcılığını da etkilememektedir. Sonuç olarak, ebeveyn öz yeterliği algısının ev ortamı üzerindeki pozitif yöndeki ilişkisi ileride planlanacak müdahaleler için olumlu bir sonuçtur. Ev ortamını, dolayısıyla çocuk gelişimini, olumsuz etkileyen etmenlerin iyileştirilemediği durumlarda ebeveynlerin öz yeterlik algılarını güçlendirmek daha etkili bir yol olarak kullanılabilir. Anahtar sözcükler: ebeveyn özyeterliği, ev ortamı, uyaran kalitesi

Ana-babaAnnelerErken çocuk eğitimi+4
Gökçenur Özdemir
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Annelere uygulanan okuma projesinin etkilerinin incelenmesi: Bağcılar örneği

Okula başlama, bireylerin hayatında, doğumdan sonraki en önemli aşamalardan biridir. İlkokul ile birlikte okumayı öğrenen birey, okuduklarından çıkarımlar yaparak çevresinde olup biten olayları anlamaya başlamaktadır. Okuyan birey, hayatı sorgulamaya başlayarak, etrafında yaşanan olayları merak etmektedir. Merak ise, bireyi araştırmaya yönlendirmektedir. Okuma becerisi, bu şekilde bir döngüye dönüşerek devam etmektedir. Akademik dönemlerdeki başarılar ile okuma arasında paralel bir ilişki olduğu göz ardı edilmemelidir. İlkokulda kazanılan okuma becerisi, bireyin okul başarısında da, sonraki aşamalarda da daima ön plana çıkmaktadır. Türkiye'de okuma alışkanlığı ile ilgili az kitap okunduğuna yönelik bir algı bulunmaktadır. Türkiye'deki kitap okuma oranları ile farklı ülkelerdeki kitap okuma oranları karşılaştırıldığında bu algının doğruluğu ortaya çıkmaktadır. Türkiye'de okuma alışkanlığı ile ilgili oluşan olumsuz algıyı ortadan kaldırmak için, değişik kurumlar tarafından okuma projeleri düzenlenmektedir. Böylece bireylerin çevrelerindeki rol model insanlardan etkilenerek, kitap okumaları hedeflenmektedir. Çocukların en fazla zaman geçirdiği kişi, en iyi rol modeli annesidir. Anneleri okuyan bir toplum içinde, çocuklarda kitap sevgisi görülmesi kaçınılmazdır. Bu yüzden okuma projelerinde annelerin yer alması büyük önem taşımaktadır. Bu araştırmanın amacı, annelerin okuma kültürlerini incelemek ve okuma kültürlerinin geliştirilebilmesine yönelik öneriler ortaya koyabilmektir. Araştırmada hem nicel hem de nitel araştırma yöntemlerinden yararlanılmıştır. Nicel araştırma kapsamında tarama modellerinden, genel tarama modeli tercih edilmiştir. Nitel araştırma kapsamında 27 sorudan oluşan likert tipi ölçek geliştirilerek, uygulanmıştır. Nitel araştırma kapsamında ise 3 açık uçlu sorudan oluşan, yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmış ve elde edilen veriler içerik analizi ile yorumlanmıştır. Araştırmanın evreni İstanbul ili, örneklemi ise Bağcılar ilçesidir. Bağcılar ilçesinde projeye katılan 24 ilkokul, 42 ortaokul ve 14 liseden rastgele seçilen 399 katılımcı (anne) araştırmanın örneklemini oluşturmaktadır. Araştırma bulgularına göre, okuma projesini faydalı bulan katılımcıların, çocuklarının yanında kitap okumalarının, rol model olmaları bakımından, olumlu olduğu; ders başarısı ile kitap okuma arasında doğru bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Katılımcılar kitap fiyatlarını yüksek bulmakla birlikte, ücretsiz kitap alabilecekleri yerlerin sayısının da az olduğunu ifade etmişlerdir. Araştırma bulgularına göre, katılımcılar okuma kültürünün gelişmesinde büyük katkısı bulunan elektronik kitap ve teknolojik olanaklar konusunda yeterli bilgiye sahip bulunmamaktadır. Araştırma bulgularına göre; toplumda okuma kültürünün gelişmesine katkı sağlayabilmek amacıyla, Millî Eğitim Bakanlığı (MEB), ders müfredatlarını ailenin de içinde bulunduğu, okuma ile ilgili etkinliklerle zenginleştirebilir. Kitap ihtiyacını gidermek ve boş geçen zamanı değerlendirmek için otobüs ve metro duraklarına, parklara, kahvehanelere, taşıtlara kitaplıklar yapılabilir. Ayrıca toplumda okuma kültürünün yaygınlaşması için basılı yayımlar elektronik ortamda elektronik kitap (e-kitap) olarak öğretmen, öğrenci ve velilere ücretsiz olarak sunulabilir. Okuma kültürünün yaygınlaşması amacıyla okullarda okuma saatleri daha etkin hale getirilebilir. Kitapların basılı ve elektronik ortamda paylaşılmasını sağlayacak ulusal düzeyde kampanyalar düzenlenebilir.

Anne eğitimiAnnelerBirlikte kitap okuma+7
Caner Ozan
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Özel eğitime gereksinim duyan çocukların annelerinin evlilik uyumunun incelenmesi

Bu araştırma, özel gereksinimli çocukların annelerinin evlilik uyumlarının, çeşitli demografik değişkenler açısından incelenmesi amacı ile hazırlanmıştır. Araştırma, özel gereksinimli çocuğa sahip olan 108 anne (n=108) ile yapılmıştır. Araştırmada Çift Uyum Ölçeği (ÇUÖ-DAS) ve Demografik Bilgi Formu kullanılmıştır. Demografik bilgi formu, araştırmacı tarafından hazırlanmıştır ve 9 soru içermektedir. Çalışmada, Çift Uyum Ölçeği ve Kişisel Bilgi Formundan elde edilen veriler SPSS paket programı ile analiz edilmiştir. Yapılan varyans analizi ile özel gereksinimli çocuk annelerinin yaşının, eğitim durumunun, evlenme biçiminin, evlilik süresinin, sahip olduğu çocuk sayısının, çalışma durumunun, mesleğinin, özel gereksinimli çocuğunun tanısının ve gelir düzeyinin evlilik uyumuna etkisi incelenmiş ve araştırma sonucunda yalnızca annelerin çalışma durumu ile evlilik uyumları arasında anlamlılık bulgulanmıştır. Yapılan Scheffe Çoklu Karşılaştırma Testi ile anlamlılık bulgulanan çalışma grubunun, emekliler grubu olduğu görülmüştür.

AnnelerDemografiEvlilik uyumu+4
Derya Sarıyıldız
İstanbul Aydın University · Institute of Health Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Engelli çocuğa sahip anne ve babaların kişilik özellikleri ile stres, empati ve depresyon düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, engelli çocuğa sahip anne ve babaların kişilik özellikleri ile stres, empati ve depresyon düzeyleri arasındaki ilişkilerin incelenmesidir. Araştırmanın örneklemini, İstanbul ili Beyoğlu ilçesinde bulunan Mehmet Oyal Özel Eğitim Uygulama Okulu, Halıcıoğlu İşitme Engelliler Okulu ve İstanbul ilinde bulunan diğer özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde çocukları eğitim alan 320 anne-baba oluşturmaktadır. Katılımcılara demografik bilgi formu, Beş Faktör Kişilik Envanteri, CES Depresyon Ölçeği, Stres ve Empati Ölçekleri uygulanmıştır. Elde edilen veriler SPSS (Statistical Package For Social Sciences) 22.0 istatistik programı kullanılarak analiz edilmiş, verilerin analizinde, Cronbach Alpha ve Gutman Güvenilirlik Analizleri, Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Katsayısı Analizi, Regresyon, t-testi ve Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) kullanılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre, engelli çocuğa sahip anne ve babaların kişilik boyutlarından özdenetim/sorumluluk ile yumuşak başlılık değişkenleri arasında olumlu yönde anlamlı ilişki vardır. Engelli çocuğa sahip bireylerin kişilik özelliklerinin depresyon, stres ve empati düzeylerini yordadığı görülmüştür. Duygusal tutarsızlık boyutunda cinsiyetler arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Buna göre kadınlar duygusal tutarsızlık boyutunda erkeklerden daha yüksek puan almışlardır. Katılımcıların medeni durumlarına göre yapılan karşılaştırmalarda evli ve dul/boşanmış katılımcıların 'öz-denetim/sorumluluk' boyutunda farklılaştığı, evli katılımcıların özdenetim düzeylerinin dul ya da boşanmış olan katılımcıların özdenetim düzeylerinden anlamlı olarak daha yüksek olduğu bulunmuştur. Katılımcıların depresyon ortalamalarının cinsiyet değişkenine göre anlamlı bir farklılık gösterip göstermediğini belirlemek amacıyla yapılan t-testi sonucunda annelerin babalara göre depresyon ortalamaları daha yüksek bulunmuştur. Katılımcıların stres ortalamalarının cinsiyet değişkenine göre anlamlı bir farklılık gösterip göstermediğini belirlemek amacıyla yapılan t-testi sonucunda babaların annelere göre stres ortalamaları daha yüksek bulunmuştur. Eğitim düzeyleri açısından katılımcıların dışadönüklük boyutunda farklılık gösterdiği bulunmuştur. Buna göre ortaokul, lise ve üniversite mezunu olanlar ilkokul mezunu olanlardan daha yüksek düzeyde dışadönük bulunmuştur. Öte yandan, lise mezunu olanların ilkokul mezunlarına göre, üniversite mezunlarının da ortaokul ve lise mezunlarına göre gelişime daha açık oldukları bulunmuştur. Ek olarak, eğitim düzeyine göre katılımcıların depresyon puanlarında anlamlı düzeyde farklılaşma olduğu, lise mezunlarının ortaokul, ilkokul ve üniversite mezunlarından anlamlı düzeyde daha yüksek depresyon puanı aldıkları görülmüştür. Engelli çocuğa sahip bireylerin ekonomik durumları ile ilgili karşılaştırmalar yapıldığında orta ve iyi ekonomik duruma sahip ebeveynlerin düşük ekonomik durumda olanlardan daha dışadönük oldukları görülmüştür. Bu bulgular ışığında engelli çocuğa sahip anne-babaların kişilik özelliklerinin yanında demografik özelliklerinin de depresyon, empati ve stres faktörleri ile ilişkili olduğu görülmektedir.

Ana-çocuk etkileşimiAnnelerBaba-çocuk etkileşimi+6
Fatih Bal
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Annelerin eğitimleri çalışıp çalışmama durumuna göre lise öğrencilerinin duygusal zekȃ mutluluk ve sosyal kaygı düzeylerinin karşılaştırılması

Çevrenin duygusal zekâya olan etkisi onlarca parametreye bağlı olmakla birlikte, bir çocuğun duygusal zekâsının gelişmesinde annenin rolünün önemi yadsınamayacak ölçüdedir. Bu araştırma duygusal zekâyı ölçmekle beraber, lisede okuyan öğrenci gruplarının mutluluk düzeyleri ve sosyal kaygı durumlarını belirlemek amacıyla yapılmış bir çalışmadır. Bu çalışmadaki en önemli husus ankete katılan öğrencilerinin annelerinin çalışan olması ya da olmaması durumu ve bu durumun çocuğun duygusal zekâsına, mutluluğuna ve sosyal kaygıya olan etkisini ve bu değişkenler arasındaki ilişkinin anlaşılmasıdır. Bu amaçla, betimsel tarama yöntemi uygulanan bu çalışmada, Aydın ilinin Nazilli ilçesinde bulunan başarı düzeyleri farklı dört lisede 9, 10 ve 11. sınıflarda öğrenim görmekte olan 311 öğrenci örnekleme alınmıştır. Bu çalışmada literatürde sıklıkla kullanılan dört farklı ölçüm aracı kullanılmıştır. Bunlar; Oxford Mutluluk Ölçeği, Schutte Duygusal Zekâ Ölçeği, Ergenler İçin Sosyal Kaygı Ölçeği ve düzenlenmiş Kişisel Bilgi Formu'dur. Araştırmadan elde edilen istatistiksel bulgulara göre, cinsiyetler arasında sadece duygusal zekâ analizlerinde kızların daha yüksek puanlar aldığı sonucuna ulaşılırken, mutluluk ve sosyal kaygı düzeylerinde anlamlı bir farklılık saptanmamıştır. Öğrencilerin okuduğu okul değişkenine göre duygusal zekâ puan ortalamasının bakıldığında, Duygusal zekâ puan ortalamasının Fen Lisesi öğrencilerinde en yüksek olduğu, Ticaret Lisesi öğrencilerinde ise en düşük olduğu görülmektedir. Yine Okul değişkenine göre Mutluluk düzeyi puanlarına bakıldığında en yüksek puan ortalamasının Anadolu Lisesi öğrencilerinde olduğu görülmektedir. Farklı liselerde okuyan öğrencilerin sosyal kaygı puan ortalamaları arasında ise anlamlı bir farklılık olmadığı görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Duygusal Zekâ, Mutluluk, Sosyal Kaygı

Aile eğitimiAnne eğitimiAnneler+5
Fulya Özberk
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Engelli çocuğa sahip olan anneler ile engelli çocuğa sahip olmayan annelerin depresyon düzeylerinin ve problem çözme becerilerinin incelenmesi

Toplumun temel taşını oluşturan aileler, zaman zaman hayatlarında bazı ruhsal sorunlar yaşayabilir ve bunları çözmek için farklı yollar izleyebilirler. Ancak engelli aileleri, engelli çocuklarına dair yaşadıkları psikolojik, duygusal, fiziksel, ekonomik ve sosyal sorunları çözmede etkisiz kalabilirler. Özellikle anneler, engelli bir çocuğa sahip olmakla birlikte daha fazla sorumluluk üstlenmekte ve bu sorunları daha yoğun yaşamaktadırlar. Ancak engelli annelerinin ruhsal sorunlar ve problemleri çözmede güçlük yaşamasının tek nedeni engelli bir çocuğu sahip olmak değildir. Araştırmalar engelli bir çocuğa sahip olmanın dışında ruhsal sorunları ve problem çözmeyi etkileyebilecek pek çok faktör olduğunu bildirmektedir. Bu bilgiler doğrultusunda araştırmanın amacı, engelli çocuğa sahip olan annelerin depresyon düzeylerini ve problem çözme becerilerini, engelli çocuğa sahip olmayan annelerle karşılaştırarak incelemektir. Araştırmanın örneklemi İstanbul'un Silivri ilçesinde bulunan Özel Silivri Özel Eğitim Ve Rehabilitasyon Merkezi'nde eğitim gören 40 engelli çocuk annesi ve yine aynı ilçede yaşayan 37 sağlıklı çocuğa sahip anneden oluşmaktadır. Katılımcılara Kişisel Bilgi Formu, Beck Depresyon Ölçeği ve Problem Çözme Becerileri Ölçeği uygulanmış, elde edilen veriler SPSS (Statistical Package for Social Sciences) for Windows 15.0 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Analiz sonucunda verilerin normal dağılmamasında ve homojen olmamasından dolayı, engelli çocuğa sahip olan ve olmayanların depresyon ve problem çözme düzeylerinin incelenmesi için parametrik testlerden bağımsız örneklem t testi kullanılmıştır. Diğer taraftan engelli çocuğa sahip annelerin depresyon ve problem çözme düzeylerinin yaşlarına, eğitim durumlarına, gelir düzeylerine, çocuklarının engelli tanısı aldıklarından bu zamana geçen yıla ve çocuklarının kaç yıldır özel eğitim aldıklarına göre farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemek amacıyla Kruskal Wallis H tekniği kullanılmıştır. Elde edilen bulgular %95 güven aralığında 0,05 anlamlılık düzeyinde yorumlanmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen bulgular değerlendirildiğinde, engelli çocuk annelerinin depresyon düzeylerinin ve problem çözme becerilerinin normal sınırlar içerisinde olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca engelli çocuğa sahip olmanın, annelerin yaşlarının, eğitim durumlarının, gelir düzeylerinin, çocuklarını engelli tanısı aldıklarından bu zamana geçen yılın ve çocuklarının kaç yıldır özel eğitim aldıklarının depresyon ve problem çözme becerileri üzerinde etkisi olmadığı bulunmuştur. Anahtar kelimeler: Depresyon, problem çözme becerisi, engelli çocuğa sahip anne.

Aile sağlığıAile sorunlarıAile tutumu+7
Handan Demirkıran
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Annenin öğretmen olup olmamasının anne mükemmeliyetçiliği, çocuk mükemmeliyetçiliği ve çocuk kaygı düzeyi üzerindeki rolü

Bu araştırmanın amacı, annenin öğretmen olup olmamasının anne mükemmeliyetçilik düzeyi, çocuğunun mükemmeliyetçilik ve kaygı düzeyi üzerindeki biçimlendirici etkisinin incelenmesidir. Bu amaçla Manisa ilinde yaşayan yaş ortalamaları 47,88 olan 300 anneye '' Kişisel Bilgi Formu'' ve ''Frost Çok Boyutlu Mükemmeliyetçilik Ölçeği'', yaş ortalamaları 22,19 olan 300 çocuğuna ise '' Frost Çok Boyutlu Mükemmeliyetçilik Ölçeği'' ve ''Spielberger Durumluk-Sürekli Kaygı Envanteri'' uygulanmıştır. Ayrıca annelerin (yaş, eğitim durumu, gelir düzeyi, medeni hali, çalışma durumu ve mesleği, eşlerinin yaş ve mesleği, sahip oldukları çocuk sayıları) ve çocuklarının (yaş, meslek, eğitim durumu, okul öncesi dönemde bakan kişi) demografik özellikleri değerlendirilmiştir. Öğretmenlik mesleğinin annenin mükemmeliyetçilik düzeyi ile ilişkisi araştırılmış ve yapılan analizlere göre sadece Aileden Eleştiri puanlarının annenin öğretmen olup olmama durumuna göre istatiksel olarak anlamlı düzeyde farklılaştığı tespit edilmiştir. Öğretmen olan annelerin öğretmen olmayan annelere göre Aileden Eleştiri puanları anlamlı derecede düşük bulunmuştur. Annenin mesleğinin öğretmen olması ile 15-30 yaş arası çocuğunun mükemmeliyetçilik düzeyi arasındaki ilişki incelendiğinde, çocukların sadece Kişisel Standartlar puanlarının annelerinin öğretmen olup olmama durumuna göre istatiksel olarak anlamlı düzeyde farklılaştığı tespit edilmiştir. Annesi öğretmen olan çocukların Kişisel Standartlar puanı diğerlerine göre anlamlı derecede yüksektir. Annenin mesleğinin öğretmen olması ile 15-30 yaş arası çocuğunun kaygı düzeyi arasındaki ilişki incelendiğinde ise çocukların aldıkları kaygı puanlarının annelerinin öğretmen olup olmama durumuna göre anlamlı düzeyde farklılaşmadığı tespit edilmiştir.

Aile içi ilişkilerAna-çocuk ilişkisiAnneler+5
Gülşah Özgürler
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00

Related subjects