Sermaye

81 theses under this subject heading

DoctorateOpen AccessTR

Cambridge tartışmaları kapsamında sermaye kavramı

Klasik ve Marksist iktisatçılardan bu yana sermaye ve bölüşüm konusu literatürde önemli bir yer tutmuş; özellikle karşıt ideolojilerdeki Ricardo ve Marx'ın değerin açıklayıcısı olarak emeği ön plana çıkarması, marjinal devrim denen Neoklasik Teorinin ortaya çıkmasında önemli bir etken olmuştur. Emek ve sermayeye marjinal verimlilikleri ölçüsünde yapılacak ödemenin adil bir bölüşüm sağlayacağını iddia eden Neoklasik Teori, sermayeyi ele alış biçimindeki iç tutarsızlık nedeniyle özellikle 1950'li yılların ortasından itibaren eleştirilmeye başlanmıştır. Sraffa (1960) ile birlikte söz konusu eleştiriler önemli bir dönemece girmiş; nihayetinde literatüre Cambridge Sermaye Tartışmaları olarak geçen, İngiltere'deki Cambridge Üniversitesi ile ABD'deki Cambridge merkezli MIT arasındaki Neoklasik Teorinin tutarsızlığına ilişkin tartışmalar vuku bulmuştur. Söz konusu tartışmalar temelde Neoklasik Teorinin heterojen mallardan oluşan sermayeyi emek ya da toprak gibi tek bir büyüklük olarak ele almasıyla ilgilidir. Sraffa (1960)'ın bölüşüm değiştikçe malların fiyatının değişeceğine ve heterojen nitelikte olan sermaye mallarının tek bir büyüklük olarak alınamayacağına ilişkin görüşleriyle alevlenen, neoklasik cepheden gelen cevaplar ve İngiltere'deki Camridge cephesinden gelen karşı cevaplarla şekillenen bu tartışmalar günümüzde hala sürmektedir. Bu çalışmada da öncelikle teorik çerçevenin bir bütünlük içerisinde ele alınabilmesi adına sırasıyla Klasik, Marksist, Neoklasik ve Sraffacı bölüşüm teorilerine yer verilmekte; daha sonra çalışmanın son bölümünde Cambridge Sermaye Tartışmalarına ilişkin teorik ve ampirik detaylardan bahsedilmektedir. Gerek teorik gerekse ampirik literatür incelendiğinde, Cambridge Sermaye Tartışmalarının kazananı olmayan bir düello olduğu sonucuna varılmıştır. Ancak bu durum iktisadi anlamda bazı çıkarımlar yapılmasına engel teşkil etmemektedir. Özellikle Neoklasik Teoriyi savunan görüşlerin teorik ve ampirik kusurlarının net bir biçimde ortaya koyulması, iktisadi politikaların Neoklasik Teorinin tek mallı bir dünya için geçerli olan tek yönlü çıkarımları dikkate alınarak şekillendirilmemesi gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır.

Değer teorisiEkonomi eğitimiEkonomi politikaları+7
Soner Uysal
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal sermaye düzeyinin belirlenmesi ve sosyal sermaye düzeyini etkileyen faktörlerin analizi: Gönüllü teşekküller bağlamında Kayseri örneği

Bu çalışmada, son yıllarda sıkça kullanılan sosyal sermaye kavramı ve sosyal sermaye düzeyinin ölçülmesi analiz edilmiştir. Sosyal sermaye kavramı öncelikle hem teorik hem de ampirik boyutuyla ele alınmıştır. Sosyal sermaye düzeyini belirlemek amacıyla, Kayseri'deki gönüllü kuruluşların faaliyetlerine katılan (hem üye hem de üye olmayan) bireylere yöneltilen anket bulguları tahlil edilmiştir. Anket, uluslararası literatürde sosyal sermayeyi belirlemede kullanılan göstergelerden faydalanılarak 5'li Likert ölçeğine göre hazırlanmıştır. Bu göstergelerden kullanılarak güven endeksi, resmi ve gayri resmi ağlara üyelik endeksi, yardımlaşma ve ortak işbirliği endeksi oluşturulmuştur. Söz konusu üç endeksten yararlanarak tek bir sosyal sermaye endeksi hesaplanmıştır. Örnek kütlenin yaş, eğitim, dini eğilimleri, kendine olan güvenleri, yerel basın organlarını takip etme sıklıkları, seçimlerde oy kullanmaları, yaşam süreleri ve faaliyet gösterilen sektör gibi demografik özellikleri ile sosyal sermaye düzeyi arasındaki ilişki Ki-Kare yöntemine göre; sosyal sermaye düzeyi ile demografik özellikler arasındaki ilişkinin yönü ise korelasyon analizine göre test edilmiştir. Özellikle eğitim düzeyi ve bireylerin kendilerini değerli hissetmeleri ile sosyal sermaye arasında doğrusal bir ilişki olduğu tespit edilmiştir.Anahtar Kelimeler: Sosyal Sermaye, Güven, İş Birliği, Sosyal İlişkiler Ağı, Sosyal Sermayenin Ölçümü ve Sivil Toplum Kuruluşları.

Gönüllü kuruluşlarGönüllü çalışanlarGüven+5
Yalçın Kaya
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

Cumhuriyet Dönemindeki hâkim sermayenin oluşumunda Türkiye İş Bankası'nın rolü: 1924–1938

Bu çalışmada Đş Bankası ve iştirakleri, kökeni Veblen'in iş dünyası ve endüstri ayrımına dayanan güç olarak sermaye teorisi çerçevesinde analiz edilmiştir. Bankanın 1924-1938 dönemindeki söz konusu faaliyetleri sanayileşme, kalkınma ya da sermaye birikimi kavramlarıyla sıkça değerlendirilmiştir. Ancak Đş Bankası bugüne kadar sermayeyi güç olarak kabul eden bir teorik çerçevede analiz edilmemiştir. Bu açıdan Đş Bankası'nın faaliyetlerini açıklayabilmek için iş dünyasının kapitalizasyon, sabotaj ve farklılaşmış birikim kavramları kullanılmıştır. Buna göre bankanın amacının sanayileşme, kalkınma ya da sermeye birikimi değil, yalnızca finansal değer artışları olduğu saptanmıştır. Đster iştirakler olsun, ister her tür bankacılık faaliyetinde, bankanın kullandığı temel algoritma kapitalizasyondur. Kapitalizasyonu mümkün kılan ise sabotaja dayalı olarak işleyen farklılaşmış birikim mekanizmasıdır. Cumhuriyetin kurumları hatta Osmanlı'da yaşanan dönüşüm, bu algoritmanın işleyişine dayalı olarak şekillenmiştir. Bunun da ötesinde bu çalışmanın konusu olan Đş Bankası, sürecin gelişiminde kilit bir rol üstlenmiştir. Bu rol, kapitalizasyon sürecindeki merkezi konumundan kaynaklandığı için, hâkim sermayenin oluşumunda ve tüm toplumsal yapının inşasında bankayla özdeşleştirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Sanayileşme, Kalkınma, Đş Dünyası, Güç Olarak Sermaye Kapitalizasyon, Sabotaj, Farklılaşmış Birikim, Hâkim Sermaye.

BankalarEkonomik kalkınmaEndüstrileşme+5
Özgür Çetiner
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
DoctorateOpen AccessTR

İslam hukukunda borcun şirketlerin sermayesi üzerindeki etkisi

Çağımızda borca dayalı işlemler ciddi anlamda artmış ve görmezden gelinmesi imkânsız bir gerçeklik halini almıştır. Öyle ki, çoğu kimse ya borçlu ya da alacaklı bir vaziyete gelmiştir. Aynı durum ticarî kuruluşlar için de geçerlidir. Bu araştırmanın problemi, şirket borçlarının sermaye üzerinde nasıl bir etkiye sahip olduğudur. Zira şirketler, ticâri faaliyetlerini yürütmek üzere çoğu zaman borçlanmak suretiyle dış finansman sağlama yoluna gitmektedirler. Daha da ötesi sırf borca dayalı işlemlerde bulunmak üzere kurulmuş olan veya sermayesi salt borçtan müteşekkil olan şirketler de mevcuttur. Bu çalışmada sermaye kavramı, sermaye türleri, borç kavramı, borç türleri, İslam hukuku açısından caiz olan borçlanma çeşitleri ve borcun şirketlerin sermayeleri üzerindeki etkileri ele alınmıştır. Bu manada öncelikle borçlanmanın hükmü ortaya konulmaya çalışılmış, kimi borçlanma türlerinin caiz olmadığı, kimisinin caiz olduğu beyân edilmiştir. Bununla birlikte borç satışından söz edilmiş ve birçok formunun bulunduğu izah edilerek bazısının İslam hukuku açısından caiz olduğu, bazısının caiz olmadığı açıklığa kavuşturulmuştur. Tezin asıl konusunu teşkil eden borcun şirket sermayeleri üzerindeki etkisi incelenirken, borcun hisse alım satımına etkisi ve ortak giriş çıkışına etkisi gibi temel hususların yanı sıra manevî varlıkların sermayeye etkisi, değersiz alacakların sermayeye etkisi, sermaye güvenliği ve iflasın sermayeye etkisi gibi konular ele alınmıştır. Bunlar ele alınırken de özellikle sermayeye dair zekât konularına temas edilmiştir. Çalışmada varılan en önemli sonuçlardan biri, aşırı borçlanmanın yüksek oranda olumsuz etkilere sahip olduğu, bu nedenle borçlanmanın belirli kural ve sınırlar dâhilinde yapılması gerektiğidir.

Alacak hakkıBorçlarSermaye+2
Ahmed Rıfai
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Gelişmekte olan ülkelerde sermaye yapısını etkileyen faktörler: Türkiye'de bir uygulama

Sermaye yapısı, işletme finansının en önemli konularından birisidir ve gelişmiş ülkelerde bu konuda çok sayıda ampirik çalışmalar yapılmıştır. Buna karşın, gelişmekte olan ülkelerde ve Türkiye'de yeterince çalışma bulunmamaktadır. Bu çalışma ile bu konudaki literatüre katkı yapmak hedeflenmektedir. İstanbul Menkul Kıymetler Borsası' nda işlem gören imalat sektöründeki 66 firma (1992-2002 dönemi) için sermaye yapısını etkileyen faktörler, firmaya özgü değişkenler, finansal piyasalara özgü değişkenler ve makroekonomik değişkenler kullanılarak panel veri analizi yöntemi ile sulanmıştır. Firmaların büyüme oranları, bankacılık sektörünün gelişmişliği, enflasyon ve kurumlar vergisi oram, sermaye yapısı (borç/özsermaye) üzerinde pozitif etkiye; karlılık değişkeni ise negatif etkiye sahiptir. Bu sonuçlar, teori ve ampirik bulgularla tutarlıdır. Buna karşın borç/özsermaye oram, sabit varlıklar/toplam varlıklar oranından negatif, toplam kamu iç borç stoku/nominal gayri safı yurtiçi hasıla oranından pozitif olarak etkilenmektedir. Bu sonuçlar, ampirik bulgularla tutarlı değildir. Ayrıca hiyerarşi teorisi desteklenmekte ve firmaların büyüklüğü, sermaye yapısı üzerinde etkili olmaktadır. Anahtar Kelimeler : Sermaye yapısı, kaldıraç, finansman tercihi, firma teorisi, panel veri analizi.

Finansal kaldıraçlarFinansmanGelişmekte olan ülkeler+6
Songül Kakilli Acaravcı
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00
Master'sOpen AccessTR

Günümüz çağdaş Türk sanatında ideoloji ve sanat ilişkisi

Bu tezin amacı, 90'lı yıllardan günümüze çağdaş sanatın geçirdiği dönüşümlerin, ideoloji ve sermaye eksenin de incelenmesidir. Dönemin sosyal ve politik olayları göz ardı edilmeden yapılan bu incelemede görülecektir ki, çağdaş sanatta, muhalif olmanın ya da çağdaş olabilmenin ön koşulu, sanatın ve sanatçının yaşanılan dönemden ve hayattan kopuk olmamasıdır. Birinci bölümde; sanatın eleştirel boyutunun tarihsel köklerinden geldiğini, hayatla olan bağının da ne derece önemli olduğunu görmekteyiz. Ayrıca 20. yüzyıl başlarında ideolojilerin kıskacındaki sanatsal örneklerin incelenmesi, günümüz ile geçmişin kıyaslanabilmesi ve bugünü anlamamız için çeşitli ipuçları sunmaktadır. 1990'lı yıllardan itibaren özellikle Türkiye ve dünya çapında yaşanan sosyo-politik dönüşümlerin çağdaş sanattaki yansımaları gösterilmeye çalışılmıştır. İkinci bölümde incelenen yeni orta sınıf ve ülke siyasetinin hatırı sayılır rolünün çağdaş sanatın üzerindeki etkileri gösterilmeye çalışılmıştır. Bu durum, 2000'li yılların çağdaş sanat pratiklerinin nasıl belirlendiğinin gösterilmesi acısından önemlidir. 90'lardan günümüze seçtiğimiz bu dönemdeki sanatçı ve inisiyatiflerin dönemleriyle hesaplaşmaların da önemli bir yer tuttuğunu görmekteyiz. Günümüz çağdaş muhalif sanatından örneklerin seçilip derlendiği son bölümde politik temalı kolektif sergilerin, özellikle ''Ateşin Düştüğü Yer'' sergisi ve diğer kapsamlı kolektif sergilerin Türkiye'de güncel siyaseti eleştirmeleri ve yeni bir dil yaratma peşinde olmaları kayda değer örneklerdendir. Bu gibi örnekler günümüz çağdaş sanatının eleştirel boyutunun hangi aşamalara ulaştığını göstermesi açısından önemli bir yere sahiptir. Yapılan röportajlarda da ideolojinin gündelik yaşama yansımaları ve sanatçıların üretimlerinde ne gibi etkilere sahip olduğu incelenmektedir.

EleştiriModern sanatSanat+4
Olcay Yetiş
Altınbaş University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Sermaye yapısının belirleyicileri: Ürdün sanayi şirketlerinde bir uygulama

Bu çalışmanın amacı, Ürdün'de faaliyet gösteren sanayi şirketlerinin sermaye yapısı kararlarına etki eden içsel faktörleri belirlemektir. Çalışmada Ürdün'de faaliyet gösteren 28 şirketin 2005-2020 yılları arasındaki verileri kullanılarak, panel regresyon analizi yapılmıştır. Çalışmada elde edilen bulgular aktif büyüklükteki artışın toplam borcun aktife oranını artırdığını; aktif karlılığı, özsermaye karlılığı, satışların büyümesi, aktif devir hızı ve alacak devir hızının artmasının ise toplam borcun aktife oranını düşürdüğünü ortaya koymuştur. Kısa vadeli borcun toplam aktife oranı için oluşturulan model sonuçları aktifteki artışın ve aktif devir hızı artışının kısa vadeli borç oranını artırdığını; buna karşın aktif karlılığı, özsermaye karlılığı, satışların büyümesi, maddi duran varlık toplam aktife oranı ve alacak devir hızının artmasının kısa vadeli borçlanma oranını düşürdüğünü göstermiştir. Son olarak elde edilen bulgular aktif büyüklükteki ve maddi duran varlıkların aktife oranındaki artışın uzun vadeli borç oranını artırdığını; ancak aktif karlılığı, aktif devir hızı ve alacak devir hızının artmasının uzun vadeli borçlanma oranını düşürdüğüne işaret etmektedir.

BankacılıkEndüstri işletmeleriEndüstri sektörü+4
Jebur Husseın Mahmood Mahmood
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Gelişmekte olan piyasalarda sermaye türlerinin kurumsal girişimcilik yoluyla firma performansına etkisi: İMKB'ye kote firmalar üzerine bir araştırma

İstanbul Menkul Kıymetler Borsası'nda hisse senetleri işlem gören firmalar üzerinde anket yöntemi kullanılarak yürütülen bu çalışmada, gelişmekte olan ülkeler bağlamında Türkiye'deki şirketlerin piyasa dışı sermaye türleri ile örgütsel yetenek bazlı entelektüel sermaye türlerinin dahili kaynak düzenleme mekanizması olarak işlev gören kurumsal girişimcilik yoluyla firma performansına olan etkisi araştırılmaktadır. Araştırmada, gelişmekte olan ülkelerde gerek kurum gerek kural bazlı eksikliklerin bulunması sebebiyle ortaya çıkan kurumsal boşluklara istinaden firmaların ilişki temelli stratejiler kapsamında baskın kurumlarla ve iş alemiyle şebeke bazlı yönetsel bağlar kurmak suretiyle politik sermaye, üne dayalı sermaye ve sosyal sermaye elde ederek ve örgütsel dinamiklerinden kaynaklanan entelektüel sermaye bileşenleri olan insan sermayesi, örgüt sermayesi ve müşteri sermayesi ile performanslarını arttırdıkları ve söz konusu ilişkiye kurumsal girişimcilik uygulamalarının aracılık ederek ilişkinin derecesini güçlendirdiği ileri sürülmektedir. Araştırmada, gelişmekte olan ülkelerde firmaların, endüstri temelli ve kaynak temelli perspektiflerin yanında kurumların önemli bir fonksiyon icra etmeleri nedeniyle kurum temelli görüşü de dikkate alarak stratejilerini oluşturmaları gerektiği de önemle vurgulanmaktadır. Araştırma sonuçları, piyasa dışı sermaye türlerinden politik sermaye ve üne dayalı sermayeye, entelektüel sermaye türlerinden örgüt sermayesine sahip olan firmaların kurumsal girişimcilik yoluyla performanslarını arttırdığı yönündeki hipotezleri desteklemektedir. Buna mukabil, araştırma sonucunda piyasa dışı sermaye türlerinden sosyal sermaye ve entelektüel sermaye türlerinden insan sermayesi ve müşteri sermayesinin kurumsal girişimcilik uygulamaları aracılığıyla firma performansına olumlu katkıda bulunduğuna dair oluşturulan hipotezleri desteklememektedir. Bu çerçevede, araştırmada elde edilen bulgular, kurumsal girişimcilik, gelişmekte olan ülke ve piyasalar, kurumsal ilintililik, şebeke temelli stratejiler, ilişki temelli stratejiler, piyasa temelli stratejiler, kurumsal teori, kurum temelli görüş, endüstri temelli görüş, kaynak temelli görüş, yönetsel bağlar, dinamik ehliyetler ve yetenekler, şebeke temelli piyasa dışı kaynak sermayesi, örgütsel yetenek bazlı entelektüel sermaye türleri, Türk iş ortamı ve sistemi ile stratejik yönetim bakış açısıyla değerlendirilmekte ve çeşitli önerilerde bulunulmaktadır.Anahtar Kelimeler: Kurumsal Girişimcilik, Piyasa Dışı Sermaye Türleri, Entelektüel Sermaye Türleri, Türk İş Ortamı ve Sistemi, Firma Performansı.

Entelektüel sermayeFirma performansıGelişmekte olan piyasalar+7
Ertan Erkocaoğlan
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Gelişmiş ülkelerin sermaye oluşum sürecinde Sömürgecilik

Sömürgecilik tarihin her döneminde önem arz etmiştir ve günümüzde de bu önemini korumaktadır. Sömürgecilik neticesinde ülkeler ekonomik, siyasi ve kültürel zenginliklerini kaybetmişlerdir. Coğrafi keşifler ile birlikte sömürgecilik bilinmeyen kıtalara yayılmıştır. Yeni yerlerin keşfiyle birlikte ülkelerin ekonomik kaynaklarının sömürülmesi hızlanmıştır. Amerika kıtasının keşfedilmesiyle birlikte Avrupa ülkelerindeki sermaye stoklarında artış gerçekleşmiştir. Sanayi Devrimi ile birlikte ülkeler hammadde ve işgücünü ihtiyacını karşılamak için sömürgecilik faaliyetlerini artırmışlardır. Bunun yanında Avrupa pazarlarının doymasıyla birlikte sömürgeci ülkeler deniz aşırı topraklarda yeni pazar arayışları gerçekleştirmişlerdir. Sömürülen topraklardaki insanlar köleci işgücünde kullanılmışlardır. Bu kapsamda köle ticareti ülkeler tarafından yaygın bir şekilde gerçekleşmiştir. Portekiz ve İspanyolların başlattığı sömürgecilik faaliyetlerine siyasi birliğini tamamlayan diğer sömürgeci ülkeler katılmaya başlamıştır. Diğer ülkelerin sömürgecilik yarışına katılmasıyla beraber sömürgeci güçler dünyanın her yerine yayılmışlardır. Sömürgeci ülkeler sömürdükleri ülkelerin yeraltı ve yerüstü zenginliğini kendi ülkelerine aktarmışlardır.. Sömürgeci ülkelerin sömürgeci faaliyetleri günümüze de devam etmektedir. Bunun yanında Dünya Ticaret Örgütü, IMF ve Dünya Bankası gibi kurumlar kuruluş amaçlarından saparak sömürü odaklı faaliyetler yürütmektedirler. Anahtar kelimeler: Sömürgecilik, Sermaye Oluşumu, Gelişmiş Ülkeler

Gelişmiş ülkelerSermayeSermaye birikimi+1
Gözde Nurdağ
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Psikolojik sermayenin işe bağlılık üzerindeki etkisinde içsel motivasyonun aracı rolü: Kamu çalışanları üzerinde bir araştırma

Sürekli gelişmeye, değişmeye ve kendini yenilemeye mecbur olan iş dünyasında, insan kaynaklarını etkili şekilde kullanmak verimliliği ve faydayı arttırmak açısından bir zorunluluktur. İnsan kaynaklarını etkin kullanabilmek için çeşitli yönetim felsefeleri ve yöntemlerinden faydalanmak mümkündür. Bu yöntemlerden bir tanesi de psikolojik sermayedir. Psikolojik sermaye, bir kişinin işteki performansını ve başarılarını iyileştirmeye yardımcı olmak için kullanabileceği bir dizi kaynağı ifade etmek için kullanılan önemli konulardan biridir. Çalışanların işlerine olan bağlılığı örgütün başarı sağlayabilmesi konusunda son derece önemli konulardan biri olarak karşımıza çıkmaktadır. İnsan kaynaklarını etkili kullanabilmenin temelinde iş görenin işine olan bağlılığı yatmaktadır. İşine bağlı olan çalışanlar verilen görevleri yerine getirme aşamasında zorlanmazlar ve örgütün çıkarları doğrultusunda hareket etmek isterler. Örgütler, başarı ve devamlılık sağlayabilmek için insan kaynağını iyi ve etkin şekilde kullanmalıdır. İnsan kaynaklarını etkin kullanabilmenin temelinde ise motivasyon yatmaktadır. Örgüt çalışanlarının içsel motivasyonu ne kadar yüksek olursa işe olan bağlılıkları, performansları, iş tatmin düzeyleri o kadar çok olacaktır. Bu çalışmanın amacı psikolojik sermayenin işe bağlılık üzerindeki etkisinde içsel motivasyonun aracılık rolünü ortaya koymaktır. Çalışma iki veya daha fazla değişken arasındaki ilişkilerin ortaya çıkarılmaya çalışıldığı tarama modeline göre tasarlanmıştır. Araştırmaya yol gösterici olması ve hipotezlerin oluşturulması açısından bir model kurulmuş ve sınama işlemi YEM ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak anket tekniği kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemi Kırşehir ili kamu çalışanları arasından basit tesadüfî örnekleme yöntemi ile seçilen 487 çalışandan oluşmaktadır. Bu araştırmada: Luthans ve arkadaşları tarafından geliştirilen, Çetin ve Basım (2012) tarafından Türkçe uyarlaması yapılan psikolojik sermaye ölçeği, Schaufeli ve arkadaşları (2002) tarafından geliştirilen, Eryılmaz ve Doğan (2012) tarafından Türkçe uyarlaması yapılan UWES İşe Bağlılık Ölçeği ve Mottaz (1985) tarafından geliştirilen, Dündar ve arkadaşları (2007) tarafından Türkçe uyarlaması yapılan İçsel Motivasyon Ölçeği kullanılmıştır. Ölçeklerden elde edilen verilerin değerlendirilmesinde Açımlayıcı ve Doğrulayıcı Faktör Analizi Testi, Yapısal Eşitlik Modellemesi, İndependet Samples T Test, One Way Anova analizi kullanılmıştır. Analizler sonucunda psikolojik sermayenin içsel motivasyon üzerinde doğrudan etkisi ve işe bağlılığın içsel motivasyon üzerinde doğrudan etkisinin olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Psikolojik sermaye ve işe bağlılık etkileşiminde içsel motivasyonun kısmi aracılık etkisinin olduğu yapılan analizlerle ortaya konmuştur.

Kamu kuruluşlarıKamu personeliMotivasyon+4
Ezgi Fidan
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Vergi güvenlik müessesi olarak 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nda örtülü sermaye

Daha önce 5422 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nda yer almış olan örtülü sermaye müessesesi, 21.06.2006 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan ve 01.01.2006 tarihinden itibaren yürürlüğe giren 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 12 nci maddesinde örtülü sermaye hükümleri, genel kabul görmüş vergilendirme ilkeleri, uluslararası gelişmeler ve objektif kriterler dikkate alınarak yeniden düzenlenmiştir. Buna göre, örtülü sermaye uygulamasında borç/öz sermaye oranı, ortakla ilişkili kişi ve öz sermaye tanımlarına açıklık getirilerek objektif kıstaslar konulmuş, örtülü sermaye kapsamına girmeyecek borçlanmalar belirtilmiş ve örtülü sermaye uygulamasında düzeltme işlemlerine ilişkin usul ve esaslar belirlenmiştir. Bu çalışmada Türk Vergi Sisteminde vergi güvenlik müesseseleri arasında önemli bir yeri olan örtülü sermaye müessesesini yürürlükteki 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu çerçevesinde çeşitli yönleri ile ele alarak, uygulamaya ilişkin örneklerle birlikte incelenmesi ve değerlendirilmesi amaçlanmaktadır.

KanunlarKurumlar Vergisi KanunuKurumlar vergisi+5
Deniz Coşkun
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

Sermaye yapısının kârlılık ve süreklilik üzerine etkisi BİST 100 üzerine bir çalışma

Sermaye yapısı ve kârlılık ilişkisi, literatürde üzerinde yaklaşık yarım asırdır konuşulan konulardan birisi olarak görülmektedir. Sermaye yapısının kârlılık ile herhangi bir ilişkisinin olmadığını ileri süren çalışmalar ve ilişkinin var olduğunu ileri süren çalışmalar akademik yazında mevcuttur. Ülkemizde bu konu, son yıllarda üzerinde çalışılan bir konu olmuştur. İşletmenin varlıklarının, hangi kaynaklardan oluştuğu, kârlılık ve süreklilik gibi işletme açısından önem arz eden değerleri etkilemektedir. Rekabetin arttığı günümüzde, sermaye maliyetinin işletme açısından en uygun şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Kâr elde eden işletmelerin, faaliyetlerine yıllar itibariyle devam ettiği görülmektedir. Bu çalışmada, Borsa İstanbul'da faaliyet gösteren 100 işletmenin 2004-2014 yılları arasındaki bilanço verileri incelenmiştir. Bu kapsamda, işletmelerin yıllar itibariyle sermaye yapılarının nasıl değiştiği gözlemlenmiştir. Sermaye yapısı; öz kaynaklar, uzun vadeli borçlar, oto finansman kaynakları ve hisse senetlerinden oluşmaktadır. Çalışma beş bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde sermaye yapısı ile ilgili teoriler, sermaye yapısını oluşturan unsurlar ve etkileyen faktörler, sermaye şirketlerinin kârlılık ve süreklilik konuları yer almaktadır. İkinci bölümde konu ile ilgili yapılmış önceki çalışmalar yer almaktadır. Üçüncü bölümde materyal- method yer almaktadır. Dördüncü bölümde çalışma ile ilgili bulgular yer almaktadır. Son bölümde ise sonuç, tartışma ve öneriler yer almaktadır. PCSE (Panel-Corrected Standard Errors) sabit etkiler regresyon modeli sonuçlarına göre toplam kaynakları içerisinde özkaynakları fazla olan işletmelerin kârlılık oranlarının pozitif yönde etkilendiği tespit edilmiştir. Uzun vadeli yabancı kaynakların kârlılık üzerindeki etkisi istatistiksel açıdan anlamsız çıkmıştır. Yedeklerin kârlılık üzerindeki etkisi anlamlı çıkmıştır. Oto finansman kaynaklarını tercih eden işletmelerin kârlılık oranlarının negatif etkilendiği tespit edilmiştir. Yapılan analiz sonucunda uzun vadede zarar eden işletmelerin Borsa İstanbul'dan çıktıkları sunulmuştur. Kâr eden işletmelerin yıllar itibariyle faaliyetlerinde devam ettiği görülmektedir. Bu durumun süreklilik varsayımına uygun olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Sözcükler: Sermaye yapısı, Kârlılık, Süreklilik, Finansal Yönetim, Panel Nedensellik Analizi

Borsa İstanbulKarlılıkNedensellik+4
Erkan Alsu
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

Değere dayalı finansal performans ölçütlerinin sermaye yapısı ile ilişkilendirilmesi ve İMKB'de bir uygulama

İşletmeler iş yaşamının değişen dinamikleri ve ekonominin gittikçe karmaşıklaşan yapısı içinde, her geçen gün artarak daha da zorlu hale gelen rekabet koşulları ile mücadele etmek zorunda kalmaktadırlar.Rakiplerin nicelik ve nitelik olarak artması, değişen ve gelişen tüketici beklentileri, üstlenilen sosyal sorumluluklar, çevreci yaklaşımların baskısı, yatırımcı beklentileri, v.b. olgular, işletme kaynaklarının etkin ve doğru biçimde kullanımını günümüz şartlarında bir zorunluluk haline getirmiştir.Yirminci yüzyılda finansal amaç olarak ortaya konan ?işletme piyasa değerinin ençoklanması?, günümüzde kâr amacı güden ve kâr amacı gütmeyen işletmeler için performansın doğru, kesin, anlamlı biçimde ölçümünü gerekli kılmaktadır.İşletme performansının ölçümü ve karar süreçlerine dahil edilmesi, geleneksel yöntemler olarak isimlendirilen ve muhasebe verileri ile finansal tabloları temel alan yaklaşımlarla çözümlenmesi oldukça güçtür.Anılan nedenlerden ötürü, geleneksel yöntemler önemini yitirmemekle birlikte, performans ölçümünde ağırlığını kaybetmektedir. Sadece işletmeye ve performansına odaklanan geleneksel yaklaşım yerine, piyasayı, sermayenin yarattığı katma değeri ve hissedar beklentilerini de dikkate alan, değer temelli performans ölçüm yöntemleri bu boşluğu doldurmaya çalışmaktadır.Bu çalışmada Ekonomik Katma DeğerTM, Piyasa Katma DeğeriTM, Nakit Katma Değeri, Yatırılan Sermayenin Getirisi olarak adlandırılabilecek ?Değer Temelli Finansal Performans Ölçüm Yöntemleri? ağırlıklı olarak ele alınmaya çalışılmıştır.Değer temelli finansal performans ölçüm yöntemleri ile işletmenin sermaye yapısı arasında ilişki kurularak, işletme performansına etkileri İMKB'de yer alan şirketler üzerinde incelenmeye çalışılmıştır.Her yöntemin olduğu gibi değer temelli finansal performans ölçüm yöntemlerinin de yetersiz yönleri bulunmaktadır. Çalışmada bu yetersizliklerin belirlenmesi ve giderilmesine yönelik önerilere de yer verilecektir.

Finansal performansPerformansPerformans değerlendirme+5
Tayfun Deniz Kuğu
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nin ekonomik kalkınmasında beşeri sermayenin önemi ve mülki idare amirlerinin algısı

Günümüzde ülkelerin en önemli hedefleri kalkınmışlık düzeylerini artırmak ve bölgelerarası gelişmişlik farklarını en aza indirmektir.Geri kalmış bölgelerde hızlı ve devamlı bir kalkınma için pek çok araç kullanılabilir. Beşeri sermaye teorisine göre, bu araçlar arasında en etkili olanı nitelikli insan gücü yatırımlarının bu bölgelere yapılmasıdır. Bu çalışmada Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nin gelişmesinde en önemli unsurlardan birinin nitelikli insan gücünün yetiştirilmesi olduğu üzerinde durulmuştur.İçsel büyüme modellerinde büyümenin itici gücünün beşeri sermaye olduğu belirtilmektedir. Beşeri sermayenin temel bileşenleri arasında eğitim ve sağlık yer almaktadır. Gelişmiş ve az gelişmiş ülkeler arasındaki temel farklardan biri de beşeri sermayeye olan yatırımların miktarı ve bunun sonucunda nitelikli insan gücü stokundaki farklılıklardır. Gelişmiş ülkeler eğitim süreçlerini insanın niteliğine katkıyapacak biçimde planlamaktadırlarEğitim ve sağlık alanındaki yatırımların, Güneydoğu Anadolu Bölgesi açısından son derece önemli olduğu görülmektedir. Yapılan anket çalışmasının sonucunda bölgenin eğitim yapısındaki temel sorunlar arasında, alt yapı ve eğitici personel eksikliğiyle beraber, gelenek görenek, inanışlar, niteliksizlik ve güvenlik sorunlarının yer aldığı görülmüştür. Türkiye'de özellikle devletin planlama aracıyla kalkınmayı sağlamaya çalıştığı durumlarda, planlama yapılırken bölgenin nitelikli insan gücü miktarının dikkate alınması çok önemlidir.Anahtar Kelimeler: Ekonomik Kalkınma, Az Gelişmişlik, Beşeri Sermaye, Güneydoğu Anadolu Bölgesi

AzgelişmişlikBeşeri sermayeBölgesel kalkınma+5
Serdal Peker
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Sermaye ve faaliyet kavramlarının Libya'daki kullanımları üzerine: İncelemeler ve tavsiyeler

Kurumun kârları ve bir dereceye kadar da sabit kıymetleri arasında var olan ilişki sermaye giderleri ve kaynak harcamaları arasındaki fark üzerinden derinleşmektedir. Hiç şüphe yok ki, kaynak harcamaları ile sermaye giderleri arasındaki ayırım eksikliği kurumların ve mali durumlarının sonuçlarını iyi bir şekilde ortaya koymaktadır. Örneğin, kaynak olarak düşünülmesi gereken bir banka varsa ve kurum bunu bir kapitalist olarak kabul ederse, bu, karları şişirmeye ve varlıkların değerini finansal durum listesinde gerçek değerinde daha büyük bir değer ile sunmaya götürecektir ve kapitalist bankanın bir kaynak bankası olduğu düşünülürse, bunun tersi de geçerlidir. Dolayısıyla, kârlar ve sabit kıymetler, olmaları gerekenden daha az olacaktır ve farklı çalışma yıllarının sonuçlarının karışması sonucunu doğuracaktır ki bu istenmeyen bir durumdur. Bu araştırmanın amacı, sermaye ve faaliyet giderlerin, birbirinden ayırmak için geliştirilmekte olan net bir politika olup olmadığını ve Libyada ki kullanımları üzerine neler yapılabileceğini tartışmaktır.

Faaliyet denetimiFaaliyet raporuLibya+3
Abdannaser O Assoudani Abushoufa
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Anonim şirketlerde esas sermaye sistemi ve sürdürülebilirliği

Anonim şirketlerde pay sahiplerinin sorumluluğunun sınırlandırılmış olması ve bunun bir neticesi olarak alacaklıların korunması ihtiyacı, esas sermaye sistemini ortaya çıkarmıştır. Anonim şirket esas sermayesinin oluşturulması ve sermayenin korunması temel sütunları üzerine kurulu olan esas sermaye sistemi ile anonim şirket tüzel kişiliği, pay sahipleri ve alacaklılar arasındaki menfaat çatışmalarının dengelenmesi amaçlanmaktadır. 2000'li yıllarla birlikte esas sermaye sisteminin bu işlevi, tüm dünyada şirketler arasındaki rekabet yarışının artması ve Anglo-Sakson hukukunun etkisiyle, Kıta Avrupası hukuk sistemine dahil olan AB hukukunda sorgulanmaya başlamış ve esaslı tartışmalar gündeme gelmiştir. Bu tartışmalar, çeşitli gruplar tarafından hazırlanan raporlara ve ATAD kararlarına taşınmış, sisteme yönelik alternatifleri içeren önerileri de beraberinde getirmiştir. Türk anonim şirketlerinin uluslararası rekabetin gerisinde kalmaması için Türk Hukuku esas sermaye sistemi düzenlemelerinin de söz konusu tartışmalar bağlamında değerlendirilmesi gerekmektedir.

Alacaklının korunmasıAnonim şirketlerEsas sermaye sistemi+2
Aybüke Demir
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Avrupa Birliğinde sermayenin serbest dolaşımı ve Türkiye

Bu çalışmada, Avrupa Birliğindeki dört dolaşım özgürlüğünden biri olan sermayenin serbest dolaşımı konusu, esas olarak Avrupa Birliğinin İşleyişine Dair Antlaşmanın ilgili hükümleri ve Avrupa Birliği Adalet Divanı kararları ışığında incelenmiştir.Sermayenin serbest dolaşımını düzenleyen ve Avrupa Ekonomik Topluluğunu Kuran Antlaşmanın ilk halinde yer alan hükümler diğer dolaşım özgürlüklerini düzenleyen hükümlere kıyasla daha esnek biçimde kaleme alınmıştır. Bunun sonucu olarak da sermayenin serbest dolaşımı diğer dolaşım özgürlüklerine göre daha geç hayata geçmiştir.Bugün konuya ilişkin hükümlere Avrupa Birliğinin İşleyişine Dair Antlaşmanın 63-66. maddelerinde yer verilmektedir.Türkiye-AB ortaklık ilişkisi çerçevesinde ise Ankara Anlaşması'nın 19. ve 20. maddelerinde ve Katma Protokolün Üçüncü Kısmının İkinci Bölümü olan ?Ekonomi Politikası? başlığı altında 50, 51 ve 52. maddelerde konuya yer verilmiştir.Anahtar Sözcükler:1. Avrupa Birliği2. Sermayenin Serbest Dolaşımı3. Ekonomik Entegrasyon4. Türkiye- Avrupa Birliği

Adalet DivanıAvrupa BirliğiAvrupa Birliği hukuku+4
Açelya Şahin
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Yerel medyada mülkiyet ilişkilerinin haber üretim sürecine etkileri: Malatya örneği

Medya 1980 sonrası yaşadığı değişimler neticesinde esas görevinden sıyrılarak farklı amaçlara hizmet eden bir ticari sektör haline gelmiştir. Sermayenin özelleşmesi, maddi açıdan güçlü olanların medya patronluğuna soyunmaları medyayı özellikle haber anlamında doğru, güvenilir, tarafsız olmaktan alıkoymuştur. Medya çalışanları da gazetecilerin haklarının korunmadığı bir sistem içerisinde varlıklarını sürdürmek için medya patronlarının propagandaları gölgesinde çalışmaya başlamışlardır. Gerek işten atılma ve gerek bütün medya kuruluşlarından uzaklaştırma korkularıyla yerel medya çalışanları da işverenlerin istekleri doğrultusunda haberlerini oluşturmak durumunda kalmışlardır. Medyayla ilgisi olmayan zengin patronlar ve bu sistem içerisinde tarafsızca haber yapamayan gazeteciler durumun birer göstergesidir. Bu çalışmada, Malatya ilinde yayın hayatına devam eden Vuslat TV, TV Malatya ve Malatya Net Haber Gazetesi ile Bu Sabah Gazetesi'nin haber üretim sürecinde patronların haber diline etkileri yönünden incelenmiş, çalışma neticesinde gazetecilerin kendilerine otosansür uyguladıkları, haber yaparken özgür olmadıkları saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Yerel medya, otosansür, sermaye, gazeteci, iĢveren, haber.

Haber programlarıHaberlerMalatya+7
Nursel Tokgöz
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Beşeri sermayenin unsurlarından eğitimin ekonomik kalkınma üzerindeki etkileri: 1980- 2008 dönemine ilişkin İran örneği

Beşeri sermaye, daha iyi eğitilmiş ve beceri kazandırılmış insan kaynağıdır. İyi eğitilmiş insan gücü ekonomik kalkınmanın önemli faktörüdür. Azgelişmiş ülkelerin çoğunda esas sorun, doğal kaynakları yönünden bir yoksulluk değil, insan unsurunun gelişmiş olmasıdır. Dolayısıyla bu unsurun en önemli sorunu insan kaynaklarının geliştirilmesidir. İran bilgi toplumu haline gelebilmesi için önünde ciddi sorunlar vardır. Bunların başında devletin yetersiz eğitim harcamaları, yükseköğretimden mezun olan kişilerin işsizlik sorunları kabul edilebilir. İran bilgi çağının stratejik kaynağı oluşturan bilgiyi üretecek insan gücü bakımından, gelişmiş toplumların gerisindedir.Bu çalışmada, beşeri sermayenin unsurlarından eğitimin ekonomi kalkınma üzerinde etkisi ortaya konulmasıyla birlikte bu açıdan İran gerçeği ele alınmıştır.Anahtar Sözcükler:1.Ekonomik Kalkınma2.Beşeri Sermaye3.Eğitim4.İran Örneği

Beşeri sermayeEkonomik kalkınmaEğitim+3
Sepideh Rezaeian Meinagh
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

Bankacılık sektöründe sermaye düzenlemelerinin makroekonomik etkileri: Türk bankacılık sektörü üzerinden bir inceleme

İktisat politika belirleyicilerinin temel hedefi düşük enflasyon oranı ile istikrarlı ve kabul edilebilir bir büyüme oranını yakalamaktır. Bu hedef doğrultusunda para politikası ekonomik politikalar içinde önemli bir yere sahiptir. Para politikasının en azından kısa vade ekonomik faaliyet üzerinde belirgin etkileri olduğu konusunda bir fikir birliği söz konusu olmakla birlikte etkilerin boyutları farklılık arz etmektedir. Nitekim birçok araştırmacı bu etkileşim kanalının detaylarını ve işleyiş mekanizmasını merak etmiş incelemiştir. Bu kapsamda en geniş haliyle parasal aktarım mekanizması çerçevesi oluşmuştur. Bu çerçevenin içinde ise farklı alt kanalların gözlemlerle veya kuramsal olarak kurulduğu görülmektedir. Bu farklı kanalların ayrıştırılmasına duyulan ihtiyaç ise esas olarak finansal piyasaların yapısı, gelişmişliği gibi farklılaşmalardan kaynaklanmaktadır. Nitekim bankacılık sektörünün finansal sistem ve ekonomi içindeki rolü, kredi kanalı olarak adlandırılan kanalın öne çıkmasına neden olmuştur. Kredi kanalının varlığı ise klasik politika araçlarının etkilerinin artmasına neden olmaktadır. Klasik kredi kanalında bankacılık sektörünün etkili bir biçimde ekonomik sistem içinde yer aldığı, ancak bankacılığın pasif yapısının sisteme tanıştırılmadığı görülmektedir. Bankacılık sektörünün pasifleri üzerinden ekonomiye olan etkileri, iktisat politikasından uzak bir biçimde kredi sıkışması ve banka sermaye düzenlemeleri yazınlarında irdelenmiştir. Bu çalışmada kredi sıkışması ve banka sermaye düzenlemeleri yazınındaki unsurlardan yararlanarak, kredi kanalının hem tek kalemli olarak ele alınan yükümlülüklerine sermaye kalemi eklenerek, kredi kanalının sermaye kanalı ile yeniden tesisi yapılmıştır. Buradan elde edilen çerçeve de Türk bankacılık sektöründe faaliyet gösteren 31 adet mevduat bankası için sınanmıştır. Elde edilen ekonometrik sonuçlar söz konusu sermaye kanalının istatistikî olarak anlamlı olmadığı sonucunu verirken, bu sonuçların, ekonomik konjonktürdeki değişimle ve küresel borçlanma olanaklarındaki farklılaşma ile değişeceği düşünülmektedir. Ayrıca Türk Bankacılık Sektörünün yasal alt sınırların üzerinde sermaye yeterliliğine sahip olduğu bu konjonktürün, banka sermaye düzenlemesine yönelik yeni küresel eğilimlere bağlı olarak değişecek olması, bu kanalın etkililiğini artırması beklenmektedir. Nitekim ekonometrik sonuçlarda ilgili değişkenin işareti hep beklenen yönde elde edilmiştir. Ayrıca diğer bir önemli sonuç, bankacılık sektörünün pasif yapısına ilişkin daha detaylı bilgilerle, modelin daha geliştirilebileceği ve bankacılık sektörü aktifinin de daha detaylandırılmasıyla sermaye düzenlemeleri kavramının küresel eğilimlere paralel bir biçimde makro sağlamlılık düzenlemeleri olarak genişletilmesine fayda görülmektedir. Bu sınamaların yapılması için uygun veri ve perspektifin gelişmesi gereklidir.

Banka sermayesiBankacılıkBankacılık sektörü+6
Burçhan Sakarya
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
10
DoctorateOpen AccessTR

Beşeri sermaye kaynağı olarak diaspora: Almanya'daki Türkiye kökenli bilim insanlarının Türkiye ile olan bağlarının tersine beyin göçü üzerine etkileri

Birçok ülke kendi kalkınma politikalarının odak noktasına beşeri sermayeyi, beşeri sermaye stokunu artırmayı ve ticarileştirilebilir inovatif ürünler üretmeyi koymuştur. Bu durum ülkelerin beşeri sermaye kaynakları için birbirleriyle rekabet etmelerine neden olmuştur. Bazı gelişmekte olan ülkeler bu yarıştan daha fazla pay elde edebilmek için bu projelerin yanı sıra alternatif kaynaklara da yönelmişlerdir. Bu kaynakların başında beyin kazanımı stratejisi adı altında uygulanan tersine beyin göçü programları gelmektedir. Genel olarak "geriye dönüş ve diaspora seçeneği" olmak üzere iki başlık altında toplanan bu programların hedefi geçmişte çeşitli nedenlerle ülkeyi terk eden beşeri sermaye stokunu tekrar ülkeye kazandırarak mevcut beşeri sermaye stokunu arttırmaktır. Bu çalışmanın amaçları; Avrupa Birliği Bölgesi'nde en çok Türk ve/veya Türk kökenli nüfusun yaşadığı ülke olan Almanya'da yaşayan Türk Diasporası içerisinde yer alan bilim insanlarının anavatanlarıyla olan ilişkilerinin tersine beyin göçü ve fikirsel anlamda (beşeri sermaye) tersine beyin göçü olasılığı üzerindeki etkisini ortaya koymak ve bu bilim insanlarının anavatanlarıyla ilişkilerinin akademik verimlilikleri üzerinde etkisinin olup olmadığını test etmektir. Bu amaçla ilgili literatür göz önünde bulundurularak oluşturulan araştırma modeli, Almanya'daki üniversite ve araştırma merkezlerinde akademik faaliyetlerini devam ettiren 466 Türk ve/veya Türk kökenli bilim insanından elde edilen veriler ile Logit Regresyon Analizi ve Doğrusal Regresyon Analizi yöntemleri kullanılarak test edilmiştir. Elde edilen bulgulara göre, diasporadaki bilim insanlarının anavatanlarıyla olan ilişkileri hem tersine beyin göçü ve fikirsel anlamda tersine beyin göçü olasılığını hem de akademik verimliliği pozitif yönde etkilemektedir. Ancak ilişki türleri ve etkileri arasında farklılıklar vardır. Anahtar Sözcükler: Diaspora, Bilimsel Diaspora, Göç, Beşeri Sermaye, Fikirsel Anlamda Tersine Beyin Göçü, Ekonomik Büyüme

AlmanyaBeyin göçüBeşeri sermaye+7
Atakan Durmaz
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Anonim şirkette sermaye koyma borcu ve yerine getirilmemesinin sonuçları

Sermaye şirketi olan anonim şirketlerin işlev ve faaliyet devamlılığının sağlanması ve nitelikleri, kuruluş yapısı gereği en önemli unsuru sermayedir. Pay sahiplerinin, şirkete karşı haklar elde edebilmesi ve borçlar yüklenebilmesi, taahhüt ettiği sermayeyi şirkete getirmesiyle mümkündür. Bu çalışmamızın amacı anonim şirketlere sermaye olarak getirilecek unsurların yerine getirilmemesi halinde pay sahiplerine uygulanacak yaptırımların, şirkete ve pay sahipliği haklarına ilişkin sonuçları oluşturmaktadır. Çalışmamızda öncelikle anonim şirkete sermaye olarak getirilecek unsurlar belirlenerek, taahhüt edilen sermayenin ne şekilde yerine getirilmesi gerektiği, pay sahibinin asıl borcu olan sermaye koyma borcunun nitelikleri ve kapsamı incelenerek Türk Ticaret Kanunu hükümleri çerçevesinde yer alan değişiklikler ve düzenlemelerle açıklanmıştır. Çalışmamız sonucunda anonim şirkette pay sahibinin sermaye koyma borcunun yerine getirilmemesi halinde uygulanacak yaptırımların şirkete ve pay sahipliğine olan etkisi sonuçlarıyla birlikte değerlendirilmiştir.

Anonim şirketlerPay sahipleriSermaye+1
Ayşegül Kaşıkara
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

Birikimin toplumsal yapısı yaklaşımından hareketle Türkiye'de (1945-2005) sermaye birikiminin toplumsal yapısının incelenmesi

Bu çalışmada, Sermaye Birikiminin Toplumsal Yapısı Teorisinden hareketle, Türkiye'de 1945-2005 dönemi sermaye birikimi incelenmiştir. İlk olarak, 1960 sonrası sermaye birikiminin toplumsal yapılarının 1945-1960/63 döneminde ortaya çıktığı açıklanmaktadır. Bu kapsamda, 1960-1980 dönemi sermaye birikimini çevreleyen dört toplumsal yapı belirlenmiştir. Sermaye birikimini çevreleyen bu toplumsal yapılar `sermaye-devlet', `emek ve sermaye', `toplumsal ve siyasal istikrar' ve `uluslararası ortam'dır. 1970'lerin ortalarına kadar sermaye birikiminin istikrarlı bir biçimde devam etmesi bu yapılarla mümkün olmuştur. Türkiye'de 1970'lerin sonunda sermaye birikiminin krize girmesi bu toplumsal yapıların ortadan kalkmasıyla açıklanmaktadır.Sermaye birikiminin krize girdiği dönem, aynı zamanda birikimin yeni evresinin kurumlarının oluşmaya başladığı bir dönemi göstermektedir. Bu nedenle, Türkiye'de 1980 sonrası sermaye birikimini çevreleyen toplumsal yapılar 1978-1983 yılları arasında oluşmuştur. Türkiye'de 1980-2001 dönemi sermaye birikiminin toplumsal yapıları olarak `sermaye ve devlet: sermaye egemenliği', `emeğin baskı altına alınması', `düzen ve istikrar: otoriter siyasal sistem' ve `dünya ekonomisiyle bütünleşme: istikrar ve uyum' belirlenmiştir. Sermaye birikiminin 1990'ların başına kadar istikrarlı bir biçimde devam etmesi bu yapılardan kaynaklanmaktadır. Bu yapıların 1990'ların ortalarından itibaren aşınmaya başlaması ve dönemin sonlarında ortadan kalkması krizin nedenini oluşturmaktadır.

Ekonomik krizSermayeSermaye birikimi+1
Servet Akyol
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

İslam toplumunda emek ve sermaye

İslam, bilindiği üzere bin dört yüz yıldan fazla bir zamandır dünyanın farklı farklı birçok coğrafyasında kendisine tabi milyarlarca insanın benimsemiş olduğu semavi bir dindir. Sistem olarak ibadetleri, yasakları, meşru şeyleri, mübadeleyi, insan ilişkilerini, devletler hukukunu vb. birçok alanı düzenleyen bir takım prensiplere sahiptir. Dolayısıyla ekonomik hayatı kapsayan yaptırımlarıyla bu denli geniş bir insan kitlesini, yaklaşık bin beş yüz yıl gibi büyük bir zaman zarfında etkileyen bir dinin, paradigmik yapısını anlamak; tarihsel, sosyolojik ve iktisadi açıdan önem arzetmektedir. İşte bu çalışmada mezkur arzu ve ihtiyaçtan kaynaklı olarak İslam?ın ekonomiyle ilgili hükümlerinin, yine ekonomik hayatın iki önemli yapı taşı olan emek ve sermaye olgularıyla ilişkisi incelenmiştir. Emek ve sermaye konuları incelenmeye başlanmadan önce İslam?ın ekonomik hayatla ilgili bir takım prensipleri açıklanmış, konuyla ilgili çalışmalardan örnekler verilmiş ve diğer ekonomik sistemlerle arasındaki farklar kritiğe tabi tutulmuştur. Daha sonra ise İslam?ın emek ve sermayeyle ilişkili önemli hükümleri hakkında bilgi verilmeye çalışılmış, modern zamanda bu pratiklerin uygulanış şekillerinden örnekler sunulmuştur. Bu çalışmada konu ile ilgili genel olarak kabul görmüş İslami prensipler ve uygulamalar, Kur?an ve Hadis gibi ana kaynaklardaki varlıklarıyla sadece nakledilmeye çalışılmış; ayıca bunlar hakkında mutlak olarak ispat etme ve delil gösterme yoluna gidilmemiştir. Anahtar Kelimeler:İslam Ekonomisi, İslam ve İktisat, İslam?da Emek, İslam?da Sermaye.

Ekonomik hayatEmekSermaye+3
Tufan Sarıtaş
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00

Related subjects