Socio-economic factors
95 theses under this subject heading
İlkokul öğrencilerinde sosyo ekonomik faktörlerin fiziksel uygunluk parametrelerine etkisinin incelenmesi (Bir özel okul örneği)
Bu araştırma ilkokul öğrencilerinde sosyo-ekonomik faktörlerin fiziksel uygunluk parametrelerine etkisinin incelenmesi amacı ile yapılmıştır. Özel bir ilkokulda öğrenim gören 44 kız öğrenci ve 39 erkek öğrenci olmak üzere toplam 83 öğrenci araştırmaya gönüllü olarak katılmıştır. Öğrencilerin fiziksel uygunluk düzeylerini değerlendirmek için Eurofit Test Bataryası kullanılmıştır. Eurofit test bataryası kapsamında; öğrencilerin vücut ağırlığı ve boy uzunluğu değerleri ölçülmüştür. Motorik performansların belirlenmesinde ise, flamingo denge, diske dokunma, otur-uzan, durarak uzun atlama, mekik, bükülü kol asılma ve 5x10 metre mekik testleri kullanılmıştır. Demografik özelliklerin belirlenmesinde araştırmacılar tarafından hazırlanan kişisel bilgi formu kullanılmıştır. Verilerin normal dağılıp dağılmadığı basıklık ve çarpıklık değerleri ile kontrol edilmiştir. İstatistiksel analiz boyutunda; betimsel analiz (ortalama, standart sapma, medyan, min-maks değer, oran, frekans), bağımsız örneklemler t testi (Independent Samples t test), tek yönlü varyans analizi (ANOVA) kullanılmıştır. Ayrıca, Scheffe ve LSD post hoc analizlerinden yararlanılmıştır. Araştırmalardan elde edilen bulgularda; anne eğitim düzeyinin öğrencinin fiziksel uygunluk düzeylerini etkilemediği tespit edilmiştir (p>0,05). Baba eğitim düzeyinin sadece flamingo denge testi puanlarında anlamlı bir fark oluşturduğu belirlenmiştir (p<0,05). Anne mesleğine göre öğrencilerin boy uzunluğu, vücut ağırlığı ve mekik testi puanlarında anlamlı bir farklılık tespit edilmiştir (p>0,05). Baba mesleğine göre ise öğrencilerin sadece durarak uzun atlama testi puanlarında anlamlı bir farklılık tespit edilmiştir (p>0,05). Ailede bulunan kişi sayısı ve ailede lisanslı olarak spor yapan olması öğrencilerin fiziksel uygunluk düzeylerinde anlamlı bir farklılık oluşturmamaktadır (p>0,05). Ailelerinin aylık ortalama gelirleri ile otur-uzan testi puanları arasında negatif yönlü zayıf bir ilişkinin olduğu tespit edilmiştir (r=0.30; p<0,05). Öğrencilerin sporcu lisansına sahip olması açısından, boy uzunluğu, durarak uzun atlama testi, mekik testi, bükülü kol asılma testi, 5x10 metre mekik koşusu testi puanlarında anlamlı bir farklılık tespit edilmiştir (p>0,05). Öğrencilerin geleneksel çocuk oyunlarına katılma açısından boy uzunluğu, vücut ağırlığı, durarak uzun atlama testi, mekik testi, bükülü kol asılma testi, 5x10 metre mekik koşusu testi bulgularında anlamlı fark tespit edilmiştir (p>0,05) Sonuç olarak, anne eğitim düzeyinin öğrencilerin fiziksel uygunluk düzeylerini etkilemediği, baba eğitim düzeyinin ise öğrencilerin sadece denge düzeylerinde etkili olduğu, anne mesleğinin öğrencilerin boy uzunluğu, vücut ağırlığı, kor kuvveti dayanıklılığında, baba mesleğinin ise patlayıcı gücü temsil eden durarak uzun atlama değerlerinde etkili olduğu tespit edilmiştir. Ailede bulunan kişi sayısının ve ailede lisanlı olarak spor yapan bireyin olması öğrencilerin fiziksel uygunluk düzeylerini etkilemediği belirlenmiştir. Ailenin aylık ortalama gelirindeki artış ile beraber öğrencilerin esneklik düzeylerinin zayıf düzeyde olsa azaldığı belirlenmiştir. Öğrencinin sporcu lisansına sahip olmasının boy uzunluğu, patlayıcı kuvvet, kor kuvveti dayanıklılığı, üst ekstremite kuvveti dayanıklılığı, çevikliği ve yine öğrencilerin geleneksel çocuk oyunlarına katılmasının boy uzunluğu, vücut ağırlığı, patlayıcı kuvvet, kor kuvveti dayanıklılığı, üst ekstremite kuvveti dayanıklılığı ve çevikliği olumlu yönde etkilediği belirlenmiştir. Anahtar kelimeler: Fiziksel uygunluk, ilkokul öğrencileri, sosyo-ekonomik düzey.
Türkiye'de hanehalklarının kredi kartı kullanım tercihlerini etkileyen faktörler
Kredi kartı kullanıcı ve işlem sayısının son dönemde hızlı bir şekilde artmasına paralel olarak kredi kartı birçok yeni özellik kazanmıştır. Plastik para olarak bilinen kredi kartları hanehalklarına nakit, kredi, taksit imkânı, online alışveriş, mobil bankacılık ve ödeme kolaylığı gibi birçok farklı özellik sunarak hanehalklarının tüketim kararlarını ve refah seviyelerini önemli ölçüde etkilemektedir. Bu çalışmada kredi kartı kullanımına etki eden sosyoekonomik değişkenlerin hanehalkı boyutunda analiz edilmesi amaçlanmaktadır. Bu amaç doğrultusunda Türkiye İstatistik Kurumu Hanehalkı Bütçe Araştırmasının 2018 yılı mikro veri seti kullanılarak lojistik regresyon modeli yardımıyla analiz yapılmıştır. Analiz sonuçlarına göre gelir, eğitim düzeyi, iş durumu, hane büyüklüğü ve online alışveriş değişkenlerinin hanehalklarının kredi kartı kullanım tercihleri üzerinde pozitif, bankacılık hizmetlerine erişime olan mesafesi, yaş ve cinsiyet değişkenlerinin ise negatif etkili olduğu tespit edilmiştir.
Üniversitenin bir şehrin sosyal ve ekonomik gelişimine katkısı: Siirt Üniversitesi örneği
Bu tezin amacı, Siirt Üniversitesi'nin Siirt şehrine yapmış olduğu sosyal, kültürel ve ekonomik katkıların neler olduğunu örnekler vererek araştırmaktır. Bu araştırma yapılırken üniversitenin bir şehre yapmış olduğu katkıyı daha iyi anlayabilmek için öncelikle üniversitenin kavramsal analizi ve üniversitenin özelliklerinin neler olduğu açıklanmaya çalışılmıştır. Siirt Üniversitesi'nin tarihsel gelişimi ve günümüzdeki durumu hakkındaki bilgiler sayesinde Siirt şehrine nasıl ve hangi alanda üniversitenin katkı sağladığı ortaya koyulmaktadır. Üniversite Siirt şehrine doğrudan ve dolaylı olarak katkı sağlamaktadır. Anahtar Kelimeler: Siirt İli, Siirt Üniversitesi, Sosyal Katkı, Ekonomik Katkı
Farklı sosyo-ekonomik gruplarda fiziksel ve fizyolojik streslerin vücut oranlarına etkisi
Büyüme sırasında sahip olunan sosyo-ekonomik koşullar insan vücudunun şekillenmesinde etkilidir. Yapılan çalışmalarda avantajlı grupların her zaman daha büyük boyutlara, dezavantajlı grupların ise daha küçük boyutlara sahip olduğu belirlenmiştir. Ancak farklı stresler karşısında vücut oranlarının, üyelerinin ve üyelerin alt bölümlerinin nasıl farklılık gösterdiği, bunun nihai boyutlara nasıl yansıdığı tam olarak bilinmemektedir. Aynı zamanda bu streslerin vücudun simetrisini nasıl etkilediği de yeterince tartışılmamıştır.Bu çalışmanın amacı çocuklukta farklı fizyolojik ve fiziksel baskılar altında büyüyen bireylerin vücut boyut, oran ve simetrik yapısının nasıl farklılaştığını belirlemektedir. Bu amaçla Samsun'da yaşayan 20-45 yaş arası kadın ve erkek 623 kişi üzerinde antropometrik saha araştırması yapılmıştır. Çalışmanın örneklemi üst sosyo-ekonomik vr alt sosyo-ekonomik olmak üzere iki ana gruba, alt sosyo-ekonomik grup ise hafif ve ağır çalışan olmak üzere iki alt gruba ayrılmıştır. Saptanan sonuçlara göre insan vücudunda sosyo-ekonomik faktörlerin etkileri belirgindir. Bu istatistiksel olarak anlamlıdır (p<0,05).Üst sosyo-ekonomik grup antropometrik boyut, oran ve asimetri bulgularıyla alt sosyo-ekonomik her iki gruptan anlamlı derece farklıdır. Vücudun kısım ve oranlarında alt üyeler, üst üyelere göre daha fazla dış faktörlerden etkilenmiştir. Oransal olarak üst sosyo-ekonomik grup daha uzun bacaklarla, alt sosyo-ekonomik grup daha uzun kollara sahiptir. Alt sosyo-ekonomik ağır çalışan grubun kolları ise oransal olarak daha uzundur. Üyelerde gözlenen bu fark, üyelerin distal alt bölümlerindeki farklılıktan kaynaklamaktadır. Uzunluk ölçülerinin aksine genişlik ölçüler alt sosyo-ekonomik grupta daha yüksek değerdedir. Oransal olarak da omuz genişliği, ağır çalışan grupta daha geniştir. Vücudun simetrik yapısı üst sosyo-ekonomik grupta sapma göstermezken, alt sosyo-ekonomik grupta üst üye uzunluk ve genişliklerinde asimetrik sapma düzeyi yüksektir. Bu bulgular cinsiyetler arasında değişmekte ve erkeklerin dış etkenlerden daha fazla etkilendiği görülmektedir.Sonuç olarak büyüme sırasında beslenme, sağlık, hastalık vb. fizyolojik streslerin yanında fiziksel baskıların da büyüme örüntülerini önemli ölçüde etkilediği gözlenmiştir. Böylece fiziksel baskıların da büyümeyi sekteye uğrattığı, bunun yetişkinlik döneminde de gözlemlenir olduğu tespit edilmiştir.
Sosyo-ekonomik koşulların çiftlerin evlenme kararı vermelerindeki etkilerinin incelenmesi: Beylikdüzü örneği
Hızlı değişen toplumsal yapıda kültür ve zihniyet yapısındaki kavramların değişimiyle birlikte insanımız; geleneksel ilişki kalıplarını günümüz modernleşmesinin getirdiği ilişki örgüsü içinde tutarlı şekilde tutum ve davranışlarına yansıtamamaktadır. Bu kültür ve zihniyet değişimi, tarihin en eski biçimi olarak adlandırabileceğimiz aile ve evlilik kavramlarını da geleneksel yapısından uzaklaştırarak yeniden şekillendirmiştir. Gençlerin evliliğe yaklaşımı ve beklentileri değişmiş, sosyal yaşam ve ekonomik şartlar, evliliğin belirleyicilerinin en önemlilerinden olmuştur. Bu çalışmanın amacı, sosyo-ekonomik koşulların çiftlerin evlenme kararı vermelerindeki etkilerinin incelenmesidir. Çalışmanın birinci bölümünü oluşturan kavramsal ve kuramsal çerçeve bölümünde tanımlara, açıklamalara ve evlilik öncesi döneme yer verilmiştir. İkinci bölümünde, nikâhla ilgili kavramlara ve nikâh çeşitlerine yer verilmiştir. Çalışmanın üçüncü kısmında Beylikdüzü Belediyesi'nde evlenme işlemlerini yaptıran 200 nişanlı çift ile yapılan anketin bulgularına yer verilmiştir
Ağız ve diş sağlığı hizmetleri yönetiminde sosyal ve ekonomik faktörlerin etkisinin belirlenmesi konusunda bir araştırma
Sağlık sektörü son yıllarda dünyada giderek artan önemi ve sağlığın vazgeçilmezliği dolayısıyla tüm dikkatleri ve yatırımları üzerine çekmiştir. Türkiye'de de yapılan özel girişimlerde sağlık sektöründe önemli bir paya sahiptir. Yapılan bu girişimler dolayısıyla hem işletmeler hem de akademik çevre için önemli bir inceleme konusu olmuştur. Hizmet işletmelerinin en saf örneklerinden birisi olan sağlık işletmelerinde hizmet kalitesinin artırılarak ülkenin her tarafında ulaşılabilir olması, eşit vatandaşlık hakkı ile koruyucu diş hekimliğinden faydalanması sağlanırken ağız diş sağlığı yönetiminin de gerekli tedbirleri alması gerekmektedir. Ağız ve diş sağlığı seviyesinin geliştirilmesinde, ağız diş sağlığı değerlerinin tam olarak tespit edilmesi önemlidir. Ağız sağlığı halkın çok ciddi sağlık sorunları arasında yer aldığı bilinmektedir. Kötü ağız hijyeni kişinin yemesi, uyuması, öğrenmesi ve öz güveni ile yakından ilgilidir. Ağız hijyeni kötülüğü, özellikle risk altındaki çocuklarda koruyucu tedavilerle erken tanıştırılarak kontrol altına alınmalıdır. Bu araştırmada, bireylerin yaşadığı sosyal hayat ile ağız hijyenleri arasındaki ilişkiyi belirleyerek, koruyucu tedavi ile onları tanıştırmak, ve ağız diş sağlığı yönetimine alınacak bazı tavsiyelerde bulanarak yönetimin da etkin ve verimli çalışması sağlanacak, bu şekilde bireylerin koruyucu ağız diş sağlığı hizmetlerine ulaşımı kolay, rahat, ucuz olması amaç olarak görülmektedir. Bu araştırma yapılırken özel kliniğe gelen hastalara sorular sorularak demografik veriler alınmış, hastanın ağız muayenesi yapılarak da ağız bulguları elde edilmiştir. Diş hekimi tarafından yapılan muayenede ise bakteri plağı indeksi hesaplanmıştır. Yapılan araştırmanın sonucunda ulaşılan sonuç; Türkiye'deki sağlık otoriteleri tarafından toplum ve okul tabanlı ağız-diş sağlığına yönelik koruyucu ve geliştirici programların uygulanmasının teşvik edilmesi gerektiği ve koruyucu tedavilerle erken tanışan çocukların devlete ağız sağlığı açısından maliyetinin önemli ölçüde azalacağı şeklindedir. Bu şekilde vatandaşların daha mutlu ve daha sağlıklı olacağı öngörülmektedir.
Sosyal ve ekonomik destek hizmetinden faydalanan çocuğu olan kadınlar: Yoksulluk algıları, deneyimleri ve baş etme yöntemleri
Bu araştırma, haklarında korunma kararı olmaksızın bir yıl ve uzun süreli SED hizmeti ile aile yanında desteklenen çocuğu olan kadınların yoksulluk kavramına ilişkin algılarını ortaya koymayı, gündelik yaşantılarına ait deneyimlerinin temel haklar içerisinde yer alan beslenme, barınma, eğitim, sağlık ve sosyal yaşam üzerinden anlaşılmasını ve karşılaşılan güçlüklerden doğan baş etme yöntemlerinin ortaya çıkarılmasını hedeflemektedir. Aynı zamanda araştırma, kadınların hizmetten faydalanma sürecini değerlendirerek bu hizmetin mevcut yoksulluk algı ve yaşantılarında meydana getirdiği değişimi ortaya koymaya yönelik gerçekleştirilmiştir. Fenomenolojik yaklaşımın temel alındığı, nitel desende tasarlanan bu araştırmada maksimum çeşitlilik örneklemesi kullanılarak 15 kadın ile yarı yapılandırılmış görüşme formu arayıcılığıyla derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Veri inşa sürecinin tamamlanmasının ardından elde edilen veriler tematik analiz yoluyla çözümlenmiştir. Bu çerçevede 3 ana tema görünür olmuştur: Kadınların Yoksulluğa Yönelik Algıları, Kadınların Yoksulluk Deneyimleri ve Baş Etme Yöntemleri, SED Hizmetinin Değerlendirilmesi. Araştırma sonucunda yoksul kadınlar yoksulluk kavramını beslenme, barınma, giyim gibi temel gereksinimlere ulaşamamak ve parasal sistemin dışında ruhsal/ duygusal yetersizliğe neden olan bir kavram şeklinde tanımlamışlardır. Kadınların yoksulluğun nedenleri kapsamında mikro ve mezzo ölçekte bir sorgulama içerisinde oldukları, yoksulluk yaşantısı içerisinde birçok farklı olumsuz duyguyu aynı anda yaşadıkları ve hem bu duygular hem de erişilemeyen haklar çerçevesinde mücadele yöntemleri geliştirdikleri anlaşılmıştır. Beklenen mücadele yöntemlerinde ise hayırseverlik ve hak temelli politikalar kıskacında bir ikililik söz konusudur. Kadınların gündelik yaşam deneyimlerinin toplumsal cinsiyet rolleriyle bağlantılı sorunlar doğurduğu ve kadınların asgari insani bir yaşam çizgisinin çok daha altında oldukları görülmüştür. SED hizmetinin yoksulluk algı ve yaşantılarda önemli dönüşümler yarattığı ve hizmetin temel haklara ulaşabilmek için kullanıldığı anlaşılmıştır. Elde edilen sonuçlar doğrultusunda hizmetten faydalanan aile bireylerinin güçlendirilmesine ve SED hizmetinin uygulanma sürecine ilişkin öneriler geliştirilmiştir.
Factors affecting infant mortality rates in Turkey: A geographical region analysis
The primary aim of the study is to reveal socio-economic factors that may have an effect on infant mortality rates. For this purpose, the development of infant mortality rates in the historical process has been examined and its importance in development goals has been put forward. Factors affecting infant mortality rates were evaluated and empirical analyzes were performed according to the level of development of countries and factors the most affecting infant mortality rates were determined. The reasons for the differences in infant mortality rate data sets are presented. Infant, neonatal and postneonatal mortality rates were investigated according to the First Level of Statistical Regions prepared by Turkish Statistical Institute. The infant mortality rate in Turkey is subject to the classification of regional discrimination has been revealed that the structure of infant mortality is similar to the situation in developed countries. The socio-economic factors impact on infant mortality are estimated by using panel data method and data of each provinces in Turkey for 2009-2014 period. According to the results of the study, infant mortality rate is mostly affected by the age factors which represent age of marriage of women and men. In addition, size of household is one of the factors affecting infant mortality rate. The number of persons per physicians and midwife are significant variables affecting the infant mortality rate. Education of women, as a education factor, is one of the important factors reducing the infant mortality rate. In this study, it was revealed that the marriages in middle ages and the education of women were the most influential variables in decreasing infant mortality rates.
Kadın sığınma evinde sosyoekonomik bir inceleme
Kadına yönelik şiddet ülkemizde sıklıkla görülen sorunlardan biridir. Kadınları şiddetten koruma ve bağımsızlıklarını/iyilik hallerini destekleme amacıyla yerel yönetimlere, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'na ve sivil toplum kuruluşlarına bağlı kadın sığınma evleri kurulmuştur. Bu araştırmada kadın sığınma evlerinin Türkiye'de ve dünyadaki tarihsel gelişim süreci feminist hareket çerçevesinde ele alınmıştır. Bu araştırmanın amacı kadın sığınma evlerinin çalışma prensiplerini ve pratikte hizmetin nasıl yürütüldüğünü aktarmaktır. Ayrıca İzmir ilinde yerel yönetime ait bir kadın sığınma evinden hizmet alan 637 kadının yaş grupları, öğrenim düzeyleri, geliş nedenleri, kurumdan çıkış nedenleri vb. sosyoekonomik verileri incelenmiştir. Elde edilen bulguların ışığında şiddete uğrayan ya da uğrama riski bulunan kadın ve çocukların sığındıkları kurumlar olan kadın sığınma evlerinin aynı zamanda barınma amaçlı kullanıldığı da görülmüştür. Hizmet alanların çoğunlukla 26-50 yaş aralığında olduğu, öğrenim düzeylerinin düşük olduğu ve sosyal desteklerinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Bu bulgular literatürdeki diğer araştırma sonuçlarını destekler niteliktedir. Kadın sığınma evlerinin sayılarının arttırılmasının ve hizmetin kadın ve çocukların ihtiyaçlarına yönelik verilmesinin oldukça önemli olduğu görülmüştür.
The interplay of the global and the local: The socio-economic development of the towel and bathrobe cluster of Denizli
This study scrutinizes the main socio-economic factors that facilitated the development of the towel and bathrobe sector in the western Anatolian city Denizli. The city experienced a great volume of economic development in accordance with the global trends after 1980. Since then, its efforts to adapt to the changes in the international market through export-orientation have resulted in success. In facilitating this adaptation, the city has drawn upon its local historical and social characteristics, and a certain pool of production know-how that has come to accumulated in the region for more than two thousand years. In that sense, it emerges as a successful example of a region which industrialized rapidly and strongly around its indigenous textile industry, and by specializing in a certain branch, with the help of the cluster model of economic development. To this end, the city developed its textile sector around a local capital aiming at industrialization for export through a production motivated by buyer-driven networks. The city achieved this success through an effective strategy by clustering, in addition to adopting strong measures of local competitiveness in the global economy. This analysis of the cultural and socio-economic factors of Denizli from a political economy perspective helps to achieve several objectives with respect to the social science literature: first of all, it conducts an investigation into the contemporary political economy of Turkey. Second, it clarifies some of the manifestations of the intersections between local and global economic processes in the context of modern global capitalism.
Determinants of household savings behavior in Turkey
This thesis aims to investigate the effects of demographic and socio-economic factors on household savings behavior using a microeconometric technique and to see whether the life cycle hypothesis holds for the household savings behavior in Turkey. Domestic saving and investment play a crucial role in the long run growth of an economy. Developing countries, like Turkey, face significant difficulties in financing their investments, and consequently growth, during a sudden stop or outflow of international capital, which leads to financial crises, as a result of low levels of domestic saving. The dramatic fall in the growth rate of Turkey during the financial crisis of 2008-2009 mostly resulted from outflow of international capital. Turkey regained her growth by new capital inflows after crisis, however the rate has slowed down recently due to improved economic conditions in the U.S. and the Euro zone, which attracts international funds. These events, therefore, emphasized the critical role of domestic saving for the long run growth of Turkish economy. There exist limited number of studies which analyze the determinants of domestic savings in Turkey. Most of them are macro level studies, which analyze the saving behaviors by some macroeconomic indicators. Nevertheless, macroeconomic studies assume a representative household while analyzing the effects of monetary and fiscal factors, which ignores the differences across the household behaviors. Since micro level studies can explain the household savings behavior better via some social, economic, demographic and geographic factors; this study focuses on micro level determinants of household saving, such as age, sex, education level, employment status, marital status, household size and household income. The data drawn from the Household Budget Surveys (HBS) between the years 2003 and 2013, which are published by Turkish Statistical Institute (TurkStat), are analyzed via the instrumental variable quantile regression method, which has been widely used in recent years to estimate the variables like savings which vary across the households and have asymmetrical distribution. This study confers different results from the previous literature, which analyzes the issue at micro-level, as household savings behavior in this study is investigated by taking the dissimilarities among households, who have different levels of saving rate. It is observed that significant determinants of household savings behavior has varied effects on households with different levels of saving rate. Additionally, some variables, which are accepted as the statistically significant determinants of household saving rate by the previous literature, such as education level, household size, can not be identified as significant determinants for some of the saving rate quantiles. It is also concluded that the finding of the life cycle hypothesis, which implies that household saving rate follows a hump-shaped pattern over a life cycle, does not hold for household savings behavior in Turkey. This result most probably stems from the altruism of old-age people and the bequest motive. Moreover, precautionary saving motive does not hold in Turkey with one exception, savings behavior of entrepreneur household heads.
Alkol ve madde bağımlılığında işlevselliğin karşılaştırılması ve sosyoekonomik etmenler, tercih maddesi ve bağımlılık şiddetinin işlevsellik üzerindeki yordayıcı etkisi
Bu çalışma, alkol ve madde kullanım bozukluğu olan bireylerin işlevsellik ve sosyoekonomik etmenleri arasındaki ilişkileri; işlevsellik düzeyinde kullanılan alkol veya madde türüne göre görülebilecek farklılıkları ve sosyoekonomik etmenler, alkol ve madde kullanım bozukluğunda bağımlılık şiddeti ve işlevsellik arasındaki yordayıcı ilişkileri saptamayı amaçlamaktadır. Bu amaçla özel bir psikiyatri hastanesinde yatarak tedavi görmekte olan 109 alkol/madde kullanım bozukluğu olan bireylerin Dünya Sağlık Örgütü İşlevsellik ve Yetiyitimi Değerlendirme Ölçeği (World Health Organization Disability Assesment Schedule, WHODAS 2.0) ile işlevselliği, Bağımlılık Profil İndeksi Klinik Form (BAPİ-K) ile alkol ve madde bağımlılık özellikleri ve Demografik Bilgi Formu ve BAPİ-K ile sosyoekonomik düzeyleri ölçülmüştür. Analizler esnasında korelasyon analiz türleri, hiyerarşik regresyon ve tek yönlü varyans analizi (ANOVA) kullanılmıştır. Yapılan araştırmanın bulgularına göre; bağımlılık şiddeti ile işlevsellik arasında negatif yönde korelasyon bulunmuştur. Sosyoekonomik etmenler adına ise cinsiyet, algılanan aile ilişkileri ve yoğun alkol ve madde kullanan arkadaş sayısının işlevsellikle ilişkili olduğu bulunmuştur. Sosyoekonomik etmenlerin işlevsellik ile doğrudan açıklayıcı ilişkisi incelendiğinde; yaş, cinsiyet, medeni durum, çocuk sahibi olma, yaşam biçimi, eğitim düzeyi ve meslek durumunun işlevselliği yordamadığı; alkol ve madde kullanan arkadaş sayısı ve algılanan aile ilişkilerinin düşük düzeyde işlevselliği açıkladığı gözlemlenmiştir. Regresyon modeline bağımlılık şiddeti dahil edildiğinde sosyoekonomik etmenlere yönelik yordayıcı ilişkilerin marjinal anlamlılık ile istatistiksel gücünün düştüğü, bağımlılık şiddetinin tek başına işlevselliği yordadığı görülmüştür. Bu tez çalışmasının sonucunda bağımlılık şiddetinin işlevselliği açıklamada sosyoekonomik etmenlerden daha önemli bir değişken olduğu görülmüştür. Aynı zamanda kullanılan alkol veya madde türüne göre gruplar arasındaki işlevsellikte anlamlı bir farklılık bulunmamıştır.
Kadınların oy verme davranışlarını etkileyen sosyal ve ekonomik faktörler: Trabzon ili Ortahisar ilçesi örneği 2019
Kadın seçmenlerin oy verirken nelere dikkat ettiği, nelerden etkilendiği sadece siyasi mecrada değil, sosyolojik etkilerinin anlaşılması ve literatüre katkısı açısından da önemlidir. Bu araştırmada kadın seçmenlerin oy verme davranışını sergilerken etkilendiği sosyal ve ekonomik faktörleri incelemek amaçlanmıştır. Bu bağlamda kadın seçmenlerin sosyal ve ekonomik açıdan sınırlanmış ya da sınırlanmamış olmalarının oy verme davranışı üzerine etkisi tartışmanın konusunu meydana getirmektedir. Kadın seçmenlerin eğitim durumu, gelir durumu, meslekte uzmanlaşma arasında bir ilişki olup olmadığı ve kadın seçmenlerin oy kullanırken özgür bir tutum sergileyip sergilemedikleri arasındaki ilişki çalışmanın temel sorusunu oluşturmuştur. Bu bağlamda ana hipotezlerin ilki sosyal ve ekonomik açıdan sınırlanmamış olan kadın seçmenlerin siyasal katılma biçimlerine ve siyasi yaşama yoğun bir şekilde katılım gösterdiği; ikincisi ise sosyal ve ekonomik açıdan sınırlanmış olan kadın seçmenlerin siyasi parti seçimlerinin eşleri tarafından yapılmakta olduğu şeklinde belirlenmiştir. Araştırmada örneklem olarak Trabzon İli Ortahisar İlçesi Kemerkaya ve Yenicuma Mahallelerinde yaşayan evli ev kadınları ile Trabzon Türk Telekom Bölge Müdürlüğünde çalışan evli kadınlar seçilmiştir. Bu seçilen örneklem üzerinde anket yapılmış ve oluşturulan hipotezler sınanmıştır. Anahtar Kelimeler: Kadın Seçmenler, Oy Verme Davranışları, Siyasal Katılım, Sosyal ve Ekonomik Faktörler
Ankara ili Polatlı ilçesindeki ailelerin sosyoekonomik düzeyleri ve aile içi ilişkiler temelinde 13-18 yaş gençlerde madde bağımlılığı
Ailelerin Sosyoekonomik Düzeyleri Ve Aile İçi İlişkiler Temelinde 13-18 Yaş Gençlerde Madde Bağımlılığı Madde kullanımı ve bağımlılığı, ekonomik, kültürel sınıf ayırt etmeksizin geçmişten günümüze toplumları etkileyen ve çözüm bekleyen sosyolojik bir temel sağlık sorunudur. Madde bağımlılığı; kişide fizyolojik problemler oluşturmakla kalmamakta, ayrıca hem ailevi hem de toplumsal boyutta psikolojik, adli ve ekonomik etkileri olmaktadır. Dünyada ve ülkemizde madde kullanım sıklığındaki artışa paralel olarak madde kullanma başlangıç yaşı da giderek düşmekte ve 13-18 yaş grubu madde kullanım bozukluğu açısından önemli bir risk grubunu oluşturmaktadır. Bu dönemde (13-18 yaş); içinde bulunulan ortam, çevresel etkenler, aile ve arkadaş özellikleri ile gencin vakit geçirdiği sosyal mekânlar madde kullanımını belirleyebilecek etkenler arasında yer almaktadır. Çalışma; globalleşen dünyada etkileşimin ve iletişimin çok yoğun ve kolay olduğu bir dönemde, tarihte uygarlığın merkezi ve geçiş noktasında bulunan ve Anadolu'nun özelliklerini yansıtan Polatlı ilçesinde yapılmıştır. 527 öğrenciden toplamda 114 tanesinde bağımlılık tespit edildi. 70 tanesinde tütün, 41'inde alkol, 25 tanesinde uçucu madde ve diğerleri, 33 kişinin hangi maddeyi kullandıklarını belirtmedikleri tespit edilmiştir. Çalışmanın literatür taraması tamamlandıktan sonra tez konusuna uygun sorular hazırlanarak saha çalışmasına dayalı tanımlayıcı nitelikte bir anket hazırlanmıştır. Anket istatistik paket programı (IBM SPSS) kullanılarak sonuçlar analiz edilmiştir. Analiz sonuçları bulgular bölümünde açıklanmıştır. Analiz sonuçlarının literatür araştırması ışığı altında yapılan değerlendirilmesi ise sonuç kısmında yapılmıştır. Ülkemizde TUBİM tarafından yapılan 2014 yılına ait araştırmada uyuşturucuya başlama yaşının 10'lu yaşlara indiği görülse de esas ağırlık 14-15 yaş grubunda yoğunlaşmaktadır. Ülkemizde yapılan çalışmalarda; gelir seviyesi düşük, sorunlara çözüm aramayan, ilgisiz ailelerde yetişen bireylerin madde kullanmaya başlama eğilim oranının diğer gençlerden daha yüksek olduğu bildirilmektedir. Anahtar Kelimeler: Madde, madde kullanımı, başlama yaşı, aile içi ilişkiler , Polatlı
Türkiye'de sosyo-ekonomik faktörlerin özel okul tercihine etkileri: Hane halkı ve iller düzeyinde analiz
Eğitim hem bireysel hem de toplumsal faydanın sağlanması açısından oldukça önemlidir. Daha iyi eğitimli insanlardan oluşan toplumlar kalkınmanın sağlanması açısından daha avantajlı konumdadır. Eğitim ilk olarak kamu okullarında başlasa da eğitimin piyasalaşması ile özel okullar dünyada eğitim sisteminin önemli bir parçası haline gelmiştir ve ebeveynlerin okul seçiminde alternatifleri artmıştır. Bu çalışmada 2010-2020 yılları arasında hem iller düzeyinde hem de hane düzeyinde özel okul tercihinin belirleyicileri incelenmiştir. Yasal düzenlemeler, sosyo-ekonomik durum (gelir, eğitim, istihdam), bölgesel farklılıklar, eğitim hizmetleri gibi değişkenlerin okul tercihine etkisi ekonometrik yöntemlerle araştırılmıştır. İller düzeyinde ortaöğretim seviyesinde yapılan analizde sabit etkili model, Driscoll-Kraay sabit etkili model ve genelleştirilmiş momentler yöntemleri kullanılmıştır. Elde edilen bulgulara göre iller düzeyinde gelir, kadının okullaşma oranı, hane büyüklüğü, öğrencilere verilen eğitim-öğretim desteği, dershanelerin kapatılması ve büyükşehirlerin özel okul tercihi üzerinde anlamlı ve pozitif etkisi vardır. Hane halkı düzeyinde yapılan analiz için ise "Türkiye İstatistik Kurumu- Yaşam Memnuniyeti Mikro Veri Seti" kullanılmıştır. Analizde Sıfır yığılmalı negatif binom regresyon model ve logit model kullanılmıştır. Elde edilen bulgulara göre, gelir, eğitim düzeyi, hane büyüklüğü, çalışma durumu ve eğitim hizmetlerin memnuniyet değişkenlerinin özel okul tercihine etkileri istatistiksel olarak anlamlıdır.
Sosyoekonomik düzeyleri farklılık gösteren devlet ilkokullarında 4. sınıf ingilizce dersi programının uygulanabilirliğini etkileyen faktörlerin incelenmesi
Türk Eğitim Sistemi'nde İngilizce Öğretim Programı oldukça önemli ve zorunlu bir programdır. İngilizce öğrenmenin önemi gün geçtikçe artmaktadır bu nedenle İngilizce Öğretim Programı üzerinde yoğun çalışmalar yapılmaktadır. Bu çalışmalar sonucunda Milli Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulu kararı ile 2013-2014 Eğitim-Öğretim yılında İngilizce Öğretim Programını yeniden düzenlenmiştir. Bu düzenlemeyle kademe olarak İngilizce öğretimi 2. sınıf düzeyinde başlatılmış, yöntem değşikliğine gidilerek İletişimsel Öğretim Yöntemi kullanılmaya başlanmış, dinleme ve konuşma becerileri daha çok vurgulanmış ve teknolojiye daha çok ihtiyaç duyulmuştur. Bu araştırmanın amacı yeni düzenlenen İngilizce Öğretim Programı'nın sosyoekonomik düzeyleri farklılık gösteren devlet ilkokullarında nasıl uygulandığını incelemek, uygulanabilirliğini belirlemek ve uygulanma başarısına etki eden faktörleri ortaya koymaktır. Bu nedenle, sosyoekonomik durumları farklılık gösteren 3 okuldan ilkokul 4. sınıf düzeyinde 24 öğrenci ve 6 ilkokul İngilizce öğretmeni katılımcı olarak belirlenmiştir. Nitel araştırma yöntemlerinden gözlem ve görüşme teknikleri kullanılarak veriler toplanmıştır. Çoklu durum çalışması ile birden fazla durum yani sosyoekonomik düzeyi farklı okullar incelenerek bu durumlara ait veriler ortaya çıkarılmıştır. Ulaşılan veriler içerik analizi tekniği ile analiz edilmiştir. Bu analizler sonucunda sosyoekonomik düzeyleri yeterli ve kısmen yeterli olan okullarda yani araştırma yapılan okulların çoğunda yeni düzenlenen İngilizce Öğretim Programı'nın etkili bir şekilde uygulanabildiği ve sınıf içi faktörlerin bu duruma olumlu katkıda bulunduğu ortaya çıkmıştır. Sosyoekonomik düzeyi diğer 2 okula göre yetersiz olarak nitelendirilen okulda ise sınıf içi faktörlerin yetersizliği sebebi ile İngilizce Öğretim Programı'nın etkili bir şekilde uygulanamadığı belirlenmiştir. Bu sonuçlara dayanarak İngilizce Öğretim Programı'nın araştırmaya katılan okulların çoğunda etkili bir şekilde uygulanabildiği bununla birlikte sınıf içi faktörlerin yetersizliği sebebi ile programın uygulanmasında bütünsel başarıyı sağlayamadığı ortaya çıkmıştır.
Toplumsal cinsiyet ve sosyoekonomik faktörler kapsamında kadın milletvekilleri temsilinin mekânsal analizi
Bir ülkenin sosyoekonomik gelişmişlik düzeyinin belirlenmesinde kadınların istihdam, eğitim, toplumsal ve siyaset gibi alanlardaki rolü önem teşkil etmektedir. Türkiye'de toplumsal cinsiyet kapsamında bu alanlarda kadının etkinliğinin çok fazla olmadığı söylenebilir. Özellikle siyaset alanında kadınların temsil oranı oldukça düşük düzeydedir. Kadınların siyasal katılımı çoğunlukla oy kullanma düzeyinde kalmaktadır. Kadınlar siyasal katılım temelinde siyasi partilerde üst düzey pozisyonlarda çok fazla görev almamaktadır. Bu nedenlerle çalışmada kadın milletvekilleri temsilinin mekânsal bağımlılığı, sosyoekonomik faktörler kapsamında araştırılmıştır. Kadın milletvekilleri temsilinin sınır komşusu bölgeler arasında yayılım gösterip göstermediği mekânsal panel veri analiziyle test edilmiştir. Mekânsal regresyon modellerine göre (Mekânsal Otoregresif Model, Mekânsal Hata Modeli ve Mekânsal Durbin Modeli) olabilirlik oran testiyle çalışma için uygun model araştırılmıştır. Mekânsal Hata Modeli mekânsal katsayı, bağımsız değişkenlerin anlamlılığı ve işareti açısından en uygun model olarak belirlenmiştir. Ayrıca kadın milletvekilleri temsilini etkileyen sosyoekonomik faktörlerin belirlenmesi hedeflenmiştir. Analizde Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) ikinci düzey (Türkiye'nin 26 alt bölgesi) İstatistiki Bölge Birimleri Sınıflandırması (İBBS) verileri ile Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) verileri kullanılmıştır. Analizde kadın milletvekili temsil sayısı bağımlı değişken olarak kullanılırken, kişi başına gayrisafi yurt içi hasıla, kaba doğurganlık hızı, kadın istihdam oranı, yükseköğretim mezunu sayısı, boşanmış kadın sayısı ve evli kadın sayı bağımsız değişken olarak kullanılmıştır. Analizde Hausman testine göre Mekânsal Hata Modelinde sabit etkiler yöntemi geçerli bulunmuştur. Mekânsal Hata Modeli sonuçlarına göre ise, kadın milletvekilleri temsilinin sınır komşusu olan bölgeler arasında mekânsal bağımlılığı bulunmaktadır. Bir başka ifadeyle kadın milletvekillerinin sınır komşusu olan bölgeler arasında yayılma etkisi göstermektedir. Kadın milletvekili temsilini kişi başına gayri safi yurt içi hasıla, yükseköğretim mezunlarının sayısı ve kadınların evlenme sayısı pozitif yönde etkilerken, kadın istihdam oranı, kaba doğurganlık hızı ve kadınların boşanma sayısı negatif yönde etkilemektedir. Çalışma, kadın milletvekilleri temsilini mekansal panel veri analizi yöntemiyle araştıran çalışmalara rastlanılmaması nedeniyle özgünlük oluşturmaktadır.
Milli Eğitim Bakanlığına bağlı çalışanların tasarruflarını değerlendirme davranışları kapsamında hisse senedi tercihlerini etkileyen faktörler: Çorum ili için bir araştırma
Bireylerin tasarruf yapabilmesi ve yaptığı tasarrufları değerlendirmesi yatırımların gerçekleşebilmesi için ön koşuldur. Bireyler tasarruflarını değerlendirirken genellikle finansal yatırım araçlarından döviz, altın, vadeli mevduat hesabı gibi araçları tercih ettikleri, hisse senedini çok fazla tercih etmedikleri söylenebilir. Bu nedenle örgütsel davranış temelinde farklı sektördeki çalışanların hisse senedi tercihlerini etkileyen faktörlerin araştırılması önem arz etmektedir. Bu bağlamda çalışmada Milli Eğitim Bakanlığına bağlı Çorum ilinde görev yapan çalışanların tasarruflarını değerlendirme davranışı kapsamında hisse senedi tercihini etkileyen faktörlerin bağımsız örneklem T testi, tek yönlü Anova testi, post-hoc ikişerli karşılaştırma testleri ve lojistik regresyon analiziyle davranışsal finans çerçevesinde belirlenmesi amaçlanmıştır. Analizlerden önce günevirlik, normallik testleriyle faktör analizi uygulanmıştır. Milli Eğitim Bakanlığına bağlı Çorum ilinde görev yapan 551 çalışana 27 soruluk anket uygulanmış, anket verileri SPSS 27.0 paket programıyla analiz edilmiştir. Bağımsız örneklem T testi ve tek yönlü Anova testi sonuçlarına göre cinsiyet, öğretmenlerin eğitim kademesi, gelir düzeyi, ev sahibi olma durumu, hisse senedine yatırım yapma süresi, portföy büyüklüğü ve finansal eğitim durumuna göre katılımcılar arasında farklılıklar olduğu görülmüştür. Bu testlerde katılımcıların kendine güven yönlü, bilgi yönlü, duygusal ve sosyal yönlü davranışsal eğilimler temelli hisse senedi yatırımlarında farklılık tespit edilmiştir. Lojistik regresyon analizi sonuçlarına göre erkek çalışanlar ve gelir düzeyindeki artışın hisse senedine yatırım yapma olasılığını arttırdığı belirlenmiştir. Ev sahibi olma, yaş, eğitim ve medeni durumun hisse senedine yatırım yapma olasılığına istatistiksel olarak anlamlı etkisi olmadığı tespit edilmiştir. Konuyla ilgili çalışmalar değerlendirildiğinde farklı sektörlerde çalışanlar için hisse senedine yapılan yatırımlar davranışsal finans kapsamında araştırılmıştır. Ancak Milli Eğitim Bakanlığına bağlı çalışanların hisse senedi tercihlerini etkileyen faktörlerin araştırıldığı ve lojistik regresyon analizi yönteminin kullanıldığı çalışmalara rastlanmamıştır. Bu yönüyle çalışmanın yazına katkı sağlayacağı düşünülmektedir.
Trends and patterns of poultry consumption in different regions of the world and Türkiye
The poultry sector is one of the most important industries, playing a vital role in closing the animal protein gap due to its ease, speed of production, and affordability. Moreover, health-conscious consumers are increasingly opting for poultry meat, a more affordable and lower-fat alternative to red meat. This thesis examines the underlying factors influencing poultry consumption, focusing on the national population, economic impacts, exports, urbanization, elderly population trends, and secondary education. The dataset comprises the comprehensive period from 1990 to 2021 and includes a broad range of countries, including Turkiye, enabling a comparative analysis of poultry consumption trends across different nationals and periods. The findings reveal a positive correlation between GDP per capita, population, and poultry consumption. Furthermore, the study highlights the consistent and positive impact of education. This research provides suggestions for policymakers and industry stakeholders on key factors that should receive greater consideration. Keywords: Chicken Meat, Poultry consumption, Socio-Economic and Demographic Factors, Turkiye & World
Çeşitli sosyoekonomik ve makroekonomik değişkenlerin yolsuzluk algısı üzerindeki etkileri: OECD'ye üye Avrupa ülkeleri için panel veri analizi
Bu çalışmada, literatür ışığında yolsuzluğun çeşitli belirleyicileri olarak, gelir eşitsizliği, kişi başına düşen GSYH, insani gelişme endeksi, kamu harcamaları ve mallar ve hizmetler üzerindeki vergiler (dolaylı vergiler) gibi çeşitli sosyoekonomik ve makroekonomik değişkenlerin yolsuzluk algı endeksi üzerindeki etkilerini OECD'ye üye Avrupa ülkeleri için sabit etkiler modelinin kullanıldığı bir panel veri analizi ile araştırılmaktadır. Bu çalışmanın ampirik bulguları, gelir eşitsizliği, kişi başına düşen GSYH, insani gelişme endeksi, kamu harcamaları ve dolaylı vergilerin istatistiksel olarak yolsuzluğun çeşitli belirleyicileri olduğuna işaret etmektedir. Bu analiz ile, kişi başı GSYH, insani gelişme endeksi ve mallar ve hizmetler üzerindeki vergilerin (dolaylı vergiler) yolsuzluk algı endeksi üzerinde pozitif etkileri olduğu (yani yolsuzluğu azalttığı) ve gelir eşitsizliği ve kamu harcamalarının yolsuzluk algı endeksi üzerinde negatif etkilerinin olduğu (yani yolsuzluğu arttırdığı) tespit edilmiştir. Bu çalışmayla, kullanılan veri seti ve kapsadığı ülkeler açısından yolsuzluk konusunda yapılan çalışmalara yeni bir boyut kazandırılmaya çalışılmıştır.
Ekonomik kalkınmayı etkileyen sosyo-ekonomik faktörlerin mekânsal analizi: Avrasya örneği
Sosyo-ekonomik faktörler ülkelerin milli gelir, eğitim, sağlık, kişisel özgürlük, girişimcilik, güvenlik, sosyal sermaye, işsizlik gibi birçok unsurunu kapsamaktadır. Toplumsal yapının en önemli unsurları olan bu değişkenler, insanların ihtiyaçlarını ne ölçüde karşılayabildiklerini ortaya koymaktadır. Kalkınma çabasındaki ülkelerin performanslarının değerlendirilmesinde bu sosyo-ekonomik faktörlerin iyi okunarak analiz edilmesi gerekmektedir. Ekonomik kalkınma incelenirken, toplumu etkileyen tüm faktörler birlikte dikkate alınmalıdır. Dolayısıyla ülkelerin sahip olduğu sosyo-ekonomik faktörlerin ekonomik kalkınma düzeylerine etkisi bütüncül yaklaşımı gerekli kılmaktadır. Söz konusu yaklaşım, faktörler arasındaki ilişkileri tek taraflı incelemeyi reddederek çok yönlü etkileşimlerini esas alır. Sosyo-ekonomik faktörler mekânsal etkiyle değişime uğramakta ve coğrafi yakınlıkları olan bölgeleri etkilemektedir. Etkinin derecesi mekânsal bağımlılığa göre farklılaşırken ülkelerin ekonomik kalkınma düzeyleri bundan etkilenmektedir. Bu çalışma, geniş bir coğrafyada yer alan Avrasya ülkelerine yönelik olarak yapılmıştır. Elde edilen sonuca göre kullanılan sosyo-ekonomik faktörlerin pozitif ve negatif kümelenmeleri, kalkınma göstergesi olarak belirlenen kişi başına düşen milli gelir ile örtüşmektedir. Bu örtüşme, kalkınma hedeflerinin gerçekleşmesi için sosyo-ekonomik faktörlerin iyileştirilmesi gerektiğini göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Ekonomik Kalkınma, Sosyo-Ekonomik Faktörler, Bütüncül Yaklaşım, ESDA, LISA, Mekânsal Otokorelasyon.
Türkiye'de bir şehrin büyükşehir olabilme kriterlerinin ikili lojistik regresyon ile analizi
İnsan zekâsının en üstün ürünlerinden biri olan büyükşehirler, sosyal, ekonomik, kültürel ve politik gelişimlerin doğal fiziki yansımaları olmuştur. Bu olgular, aydın planlamacılar, uzmanlar ve akademisyenlerin gözlem, araştırma, değerlendirme ve önerileri içeriğindedir. Metropoliten kent olarak da tanımlanan büyükşehirler, ülkelerin gelişimi için son zamanlarda araştırmaların odak noktası haline gelmiştir. Bu çalışmada Türkiye'de bulunan seksenbir ilin nitelikleri incelenmiş, büyükşehirlerin lojistik regresyon tekniğiyle analizi yapılarak şehirlerin hangi kriteler altında büyükşehir olma özelliği gösterdiği saptanmıştır. Araştırma, illerin 2014 yılına ait demografik, sosyal ve ekonomik içerikli değişkenlere ait verileri ile çalışılmıştır. İstatistiksel olarak anlamlı modeller, binary lojistik regresyon analizi ile tespit edilmiştir. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre Kişibaşı Gayrisafi Yurtiçi Hasıla, İthalat ve İhracat, tahmin edilen logit model için anlamlı bağımsız değişkenlerdir. Böylelikle büyükşehir olma kriterlerinde iktisadi kaynaklı değişkenlerin etkili olduğuna karar verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Metropoliten kent, Büyükşehir, Lojistik Regresyon.
Sosyo ekonomik statüye bağlı değişkenler ve okul türleri bağlamında ortaöğretim öğrencilerinin gelecek kaygılarının incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, ortaöğretim öğrencilerinin okul türleri ve sosyo ekonomik değişkenleri ile gelecek kaygısı arasındaki ilişkinin değerlendirilmesidir. Çalışmaya ortaöğretime devam eden, araştırmaya katılmayı kabul eden, 13-18 yaş aralığındaki 268 kız 293 erkek toplam 561 öğrenci katılmıştır. Tüm öğrencilere öncelikle "Kişisel Bilgi Formu" ve "Beck Umutsuzluk Ölçeği" testi uygulanmıştır. Ortaöğretim öğrencilerinin cinsiyet durumu ile gelecek kaygıları arasında anlamlı bir farklılık saptanmıştır. (p<0.05). Kızlar erkeklere kıyasla daha yüksek gelecek kaygısı düzeyine sahiptirler. Ortaöğretim öğrencilerinin anne çalışma durumu ile gelecek kaygıları arasında anlamlı bir farklılık saptanmıştır (p<0.05). Anneleri çalışan öğrenciler annesi çalışmayan öğrencilere göre daha yüksek gelecek kaygısı düzeyine sahiptirler. Ortaöğretim öğrencilerinin anne eğitim durumu ile gelecek kaygıları arasında anlamlı bir farklılık saptanmıştır (p<0.05). Anneleri üniversite mezunu olan öğrenciler anneleri lise ve ortaokul mezunu olan öğrencilere göre daha yüksek gelecek kaygısı düzeyine sahiptirler. Ortaöğretim öğrencilerinin okul türleri ile gelecek kaygıları arasında anlamlı bir farklılık saptanmıştır (p<0.05). Anadolu lisesi öğrencileri imam hatip lisesi ve meslek lisesi öğrencilerine göre daha yüksek gelecek kaygısı düzeyine sahiptirler. Ortaöğretim öğrencilerinin sınıf düzeyleri ile gelecek kaygıları arasında anlamlı bir farklılık saptanmıştır (p<0.05). 10. Sınıf öğrencileri 11. Ve 12. Sınıf öğrencilerine göre daha az gelecek kaygısı düzeyine sahiptirler. Ortaöğretim öğrencilerinin kardeş sayıları ile gelecek kaygıları arasında anlamlı bir farklılık saptanmıştır (p<0.05). 5 ve daha fazla kardeşe sahip olan öğrenciler 5'ten az kardeşi olan öğrencilere göre daha fazla gelecek kaygısına sahiptirler. Çalışmamızda, ortaöğretim öğrencilerinin sosyo-ekonomik değişkenlerden anne çalışma durumu ve anne eğitim düzeyine göre gelecek kaygısı düzeylerinde anlamlı farklılık tespit edilmiştir. Ayrıca okul türlerine göre Anadolu lisesi öğrencilerinin, imam hatip lisesi ve meslek lisesi öğrencilerine göre daha yüksek gelecek kaygısı düzeyine sahip olduğu tespit edilmiştir
Sporun öğretilebilir zihinsel engelli çocukların sosyalleşmeleri üzerine etkisinin araştırılması
Gerek zihinsel engelliler, gerek diğer engelli vatandaşlarımız toplumun duyarlılığını ve birbirleri ile olan iletişim, dayanışma gibi sosyal olgularının kuvvetini gösteren ve sadece ebeveynlerin değil, aynı zamanda tüm toplumun sorumluluğunda olan bireylerdir. Günümüzde bir ülkenin çağdaşlığı, sahip olduğu ekonomik değerlerle değil, engelli vatandaşlarına verdiği değerle ölçülmektedir. Bir ülkenin geleceği olan çocuklarda engelliliğin varlığı ise durumun önemini bir kat daha arttırmaktadır. Sporun bireylerin sosyalleşmesi üzerindeki etkileri günümüzde pek çok akademik araştırmanın temel konusunu oluşturmaktadır. Günümüzde özellikle rehabilitasyon ve psikolojik bir tedavi olarak ta kullanımı üzerinde araştırmalar yapılan sporun, öğretilebilir zihinsel engelli çocukların sosyalleşmesi üzerindeki etkileri bu araştırmanın temel konusunu oluşturmaktadır. Araştırmada Kütahya ilinde bulunan, antrenmanlara katılmayan ve spor yapmayan 17 öğretilebilir zihinsel engelli çocuk ile antrenmanlara katılan ve spor yapan 15 çocuğun velisi ile anket uygulaması yapılmış, sporun etkilerinin araştırılması için ayrıca spor yapan çocuklarımızın aileleri ile antrenmanlar öncesi ve sonrasında da bir anket uygulaması yapılarak çocukların sosyalleşmesinde, antrenmanlara katılmanın rolü ortaya konmaya çalışılmıştır. Araştırmada elde edilen bulgulara göre sporun çocukların sosyalleşmeleri üzerinde etkili olduğu ve spor ile sosyalleşme arasında manidar bir ilişkinin olduğu gözlemlenmiştir. Çocukların sosyalleşmesine yönelik velilerin verdikleri yanıtlar arasında çocuğun kendini tanıtabilmesi; özür dileme ve teşekkür becerilerine sahip olması ve liderlik becerileri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmuştur (p<0.05). Ailelerin spora bakış açıları konusunda sporun ifade yeteneğini arttırması ve sporun kaynaştırıcı özelliği konusunda istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmuştur (p<0.05). Sporun olumlu etkileri konusunda ise sporun gerekliliği; mutluluk duygusu vermesi; güven duygusu vermesi; kurallı yaşam becerisi vermesi ve arkadaş grubu başlıklarına göre velilerin verdikleri yanıtlar arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (p<0.05).Anahtar Kelimeler: Zihinsel Engelli, Spor, Sosyalleşme, Sporun Katkıları, Sosyo-Ekonomi