Ships
66 theses under this subject heading
Bir geminin hikâyesi: Germanic/Gülcemal Vapuru (1874-1950)
1492 yılında Kristof Kolomb'un farkında olmadan keşfettiği ve talihsiz bir biçimde Amerika olarak adlandırılacak olan yeni kıta Dünya'nın algılanış biçimini değiştirecekti. Amerika'nın keşfini izleyen birkaç yüzyıl içerisinde dünyanın tamamı sömürge imparatorlukları tarafından paylaşılacaktı. Atlantik ticareti ile gelişen Batı Avrupa Ülkeleri ile Yeni Dünya arasında kesintisiz ticaret ağları oluşacaktı. Ticaret yolları üzerindeki yegâne ulaşım aracı olan yelkenli gemiler, Sanayi Devrimi sonrası yerlerini daha hızlı ve güvenli yolculuk imkânı sunan buharlı gemilere bırakacaktı. Osmanlı Devleti; II. Mahmut Dönemi'nde tanıştığı buharlı gemilere çabuk adapte olmuştur. Balkan Savaşları'nın hemen öncesinde Osmanlı Devleti tarafından satın alınan Germanic/Gülcemal Vapuru, Türklerin sahip olduğu ilk transatlantik yolcu gemisidir. Uzun yıllar hizmet verecek olan Gülcemal, devrin birçok önemli hadisesine şahitlik edecekti.
Otonom gemilerin deniz kazalarındaki hukuki sorumluluklarının değerlendirilmesi
Endüstri 4.0 ile birlikte insansız gemilerin maliyet, risk, kapasite ve çevresel etki gibi konularda fayda sağlayacağına ilişkin yüksek beklenti teknolojik gelişmelere ivme kazandırmakta ve hayatımıza daha hızlı giriş yapmalarına önayak olmaktadır. Ancak mevcut yasal düzenlemeler, özellikle sorumluluk hukuku bakımından var olan yasal düzenlemeler, otonom gemilere uygulanabilecek durumda değildir. Uluslararası denizcilik örgütlerinin ve şirketlerin yasal düzenlemelerin yapılması hususunda kapsamlı çalışmaları mevcuttur. Bu tez çalışmasının amacı insansız gemi alanında mevcut olan hukuki boşlukların doldurulmasına yönelik bilimsel bir araştırma ortaya koymak olup, bu araştırmanın kapsamı özel hukuk alanındaki sorumluluk kurallarıdır. Çalışma literatür taraması yöntemi ile daha önce yapılan bilimsel araştırmaların bulgularının incelenerek bu sonuçlarla birlikte gerçek bir seniz kazası vakasının vaka analizi yöntemiyle ortaya konulmasıdır. Bu tez çalışmasının birinci bölümünde çalışma ana hatlarıyla verilmiş olup, ikinci bölümünde insansız gemilere ve hukuki durumlarına bir bakış atılmıştır. Çalışmanın üçüncü bölümünde ise uluslararası hukuk metinleri incelenmiş ve yapay zekanın hukuki kişilik ve sorumluluk tartışması sunulmuştur. Dördüncü bölümde örnek bir vaka üzerinden literatür görüşlerinin tartışılmasına yer verilmiş ve son olarak beşinci bölümde sonuç ve öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler : Otonom gemi, insansız gemi, deniz hukuku, sorumluluk hukuku
Identification of ship route anomalies on AIS data using DBSCAN algorithm
Maritime is frequently used for purposes such as trade, fishing and transportation. As the intensity of use increases, the safety of maritime transportation becomes an important issue. For this reason, the positions of the ships are constantly monitored by the AIS system. AIS data includes information such as the location of the ship, the type of ship, speed, and destination port. Although AIS data is aimed to be collected regularly, it may not always be recorded properly due to system errors and GPS errors. In the analyses made, firstly, erroneous data was removed and properly recorded data were obtained. An algorithm has been developed that estimates the journey times of passenger ships with the cleaned data. From the beginning of the journey, the ship is expected to travel the same route at the same time. For this reason, the journey is divided into 10-minute segments. All experiments are applied on segment based in whole thesis. DBSCAN algorithm was used for anomaly detection. The results obtained are called possible anomalies. Possible anomaly situations were examined with weather conditions and the effect of weather on travel times was examined. Weather data is obtained based on location via OpenWeatherMap. The data includes information such as wind speed, temperature, cloud rate. As a result, it has been observed that the weather conditions have an effect on the ship's journey times. It has been determined that 45% of possible anomaly points are due to wind speed. It is aimed that all experiments can be easily repeated by people who will do similar research. For this purpose, a Jupyter Notebook was prepared and shared as open source. All analysis were divided into 10 different functions. By following these steps, it was ensured that the analyses could be repeated.
Akdeniz'deki mülteci gemilerinin yaşam hakkı ikilemi
Yaşama hakkı, en temel haktır. Bu hak karşısında diğer insan hakları, ikincil haklar konumundadır çünkü diğer hakların kullanımı ve varlığı yaşam hakkına bağlıdır. Mülteci gemilerinin yaşam hakkı sorunu ise yalnızca yaşam hakkının dokunulmazlığı ile çözülememektedir. Arap Baharı ile birlikte Kuzey Afrika kıyılarından Akdeniz'e açılan mülteci gemilerinin sayıca artması sonucu ölen sığınmacıların sayısı tam olarak bilinmese de, on binlerle ifade edilmektedir. Sadece 2015 yılı boyunca Akdeniz'de ölen ya da kaybolan insan sayısının üç bini geçmesi, Akdeniz kıyılarında yaşanan bir insanlık trajedisi olarak, Avrupa liderlerini söz konusu soruna yönelik insani vazifelerini yerine getirmeye zorlamaktadır. Avrupa Birliği'nin uygulamaya koyduğu göç politikaları ve sistemleri mülteci gemilerinin durdurulması hususunda yeterli olmamıştır. Birlik; caydırıcı politikalar, dikenli teller, denizlerde geri itme, iltica başvuru hakkı tanımama gibi yöntemlerle sınırlarına dayanan sığınmacı sayısında bir azaltma yaratsa da yaşanan sığınmacı ölümlerinin yeniden yaşanması korkusu Avrupa Birliği'ni günden güne sıkıştırmaktadır. Akdeniz'de yol alan mülteci gemilerinin Avrupa Birliği kıyılarına kabulü ya da reddi hususunda incelenecek olan yaşam hakkı ikilemi, her iki duruma ait gerçekler ve yorumlarla sorunun çözümünü, mülteci gemilerinin menşe veya transit ülkeden hiç çıkmaması olduğunu vurgulayacaktır.
Additional acquisitions for Turkish watchkeeping officers to be employed onboard cruise ships
Cruise industry experienced a remarkable growth in tourism industry over the past decades. Especially in recent years, interest of consumers in tourism sector shifted to cruising around the world which offers different activities and mobility. Number of cruise passengers which is around 18 million in 2009, reached 28 million in 2018 with an increase of 55 percent in 9 years. To meet this increasing demand, cruise ship fleet has also been growing and will continue to grow in the future according to number of new ship orders. However, Turkey cannot get enough share from cruise industry. Similar to share in industry, Turkey is not successful by means of number of watchkeeping officers working on cruise ships. Training and education of seafarers is standardized by IMO with STCW Convention. Hence, countries ratified the STCW Convention must follow the regulations of STCW and maritime education and training programs must be in compliance with STCW. Also certification standards are defined in STCW for each rank of seafarer. Besides the standard training regardless the ship type a seafarer work on, IMO set a new set of standards for personnel working on passenger ships because of their different operations than cargo ships. Number of people on cruise ships other than officers are significantly greater when compared to cargo ships and this requires more knowledge and skills for those officers especially on crowd management and crisis management main titles. It is seen that maritime education and training system in Turkey is in compliance with STCW standards and Turkey is a considerable country by means of number of officers provided. Furthermore, number of active officers in Turkey is continuing to increase each year. However, in contrary with increasing number, it is apparent that Turkish watchkeeping officers have difficulty in working on cruise ships according to literature and statistics. In this thesis, after reviewing the literature, both international and national regulations and legislations are examined to investigate the compliance and differences of maritime training and education system in Turkey with global standards. A questionnaire was conducted for cruise lines to gather information about the requirements of the industry. In this study, the reasons why Turkish watchkeeping officers cannot work on cruise ships were investigated and the additional acquisitions
Development of a methodology on a ship smart internal audit system (SSAS)
This study proposes a systematic methodology to deeply analyze the multi-source database of inspection/audit findings of merchant ships (i.e., PSC, external audits, etc.). The benchmarking database consists of Company-A's internal audit findings from 16 different dry bulk fleets and comprehensive external audit findings. The methodology is mainly based on a combination of statistical trend analysis and cognitive mapping techniques. A well-known industrial framework, the marine systematic cause analysis technique (M-SCAT), has also been adapted to the methodology to strengthen the causality phase and allow for more meticulous analysis. The technique detailed in the methodology was applied specifically to a company operating a fleet in the Black Sea and the Mediterranean Sea to show possible relationships between causality and subsequent inspection programs. The analysis aims to obtain detailed indicators under cause priorities, root causes, and audit item priorities to reconstruct the future audit checklist. The company's revised audit checklist and pre-identified root causes are ingeniously linked with preventive action recommendations. As a result, the study encourages shipping company managers to focus on the preparation of dry bulk carriers as a very current quality standard for the dry cargo industry.
Otonom gemilerde taşıyanın sorumluluğu
Yapay zekânın gelişimiyle birlikte denizcilik sektöründe de yapay zekanın kullanımı düşüncesi doğmuştur. Bu gelişmelerden gemiler de etkilenmiştir. Otonom gemiler, yapay zekânın gelişimiyle birlikte yakın zamanda denizyolu taşımacılığında kullanılacağı açıktır. Ancak, denizyolu taşımacılığını konu alan hem ulusal hem de uluslararası düzenlemeler insan unsurunu ele alarak düzenlendiğinden, otonom gemilerin denizyolu taşımacılığında kullanılması birtakım sorunları meydana getirebilme riski taşımaktadır. Bu çalışmada otonom gemilerin seviyelerine bakılmaksızın ulusal ve uluslararası düzenlemelerde taşıyanın sorumluluğunu esas alan düzenlemelerin değerlendirilmesine yer verilmiştir. Bu çalışmada ilk olarak otonom gemi kavramı ve otonom gemilerle ilgili tanımlama veya sınıflandırma yapan kuruluşların çalışmalarına yer verilmiş; ardından otonom gemilerin sevk ve idaresinin yapılacağı kontrol merkezi kavramı ve getirebileceği muhtemel sorunlar üzerinde durulmuş; son olarak ise otonom gemilerin Türk Ticaret Kanunu (TTK) ve başlıca uluslararası düzenlemeler bakımından gemi niteliğini haiz olup olmadığı hakkında değerlendirme yapılmıştır. Daha sonra ise otonom gemilerde taşıyanın sorumluluğu; taşıyanın sorumluluğunu düzenleyen uluslararası sözleşmeler olan Lahey/Lahey-Visby Kuralları (LK/LVK), Hamburg Kuralları, Rotterdam Kuralları ile TTK'nin taşıyanın gemiyi seyrüsefere elverişli halde bulundurma sorumluluğunu ve taşıyanın yüke özen gösterme sorumluluğunu düzenleyen hükümlerinin otonom gemilere uygulanıp uygulanmayacağı hususunda değerlendirmeler yüke özen gösterme sorumluluğu bakımından değerlendirilmiştir.
Bir eğitim gemisi olarak Savarona
Cumhurbaşkanı tarafından kullanılması maksadıyla 1938 yılında Amerikalı milyarder Cadwalader'den satın alınan Savarona yatı, Atatürk'ün ölümünden sonra 1951 yılına kadar Cumhurbaşkanlığı yatı olarak kullanılmaya devam etmiştir. 1951 yılı ile 1986 yılları arasında Deniz Kuvvetleri Komutanlığı'na, deniz öğrencilerinin uygulamalı eğitimleri esnasında kullanılması maksadıyla verilen yat, pek çok eğitim seyri ile protokol seyri görevine çıkmıştır. "Bir Eğitim Gemisi Olarak Savarona" konulu bu çalışmada, geminin Deniz Kuvvetlerine Komutanlığı'na verildiği 1951 yılından, hizmet dışına bırakıldığı 1986 yılına kadar icra edilen eğitim seyirleri incelenmiştir. Savarona hakkında daha önceden yapılmış çalışmalarda, yatın hangi şartlarda ve nasıl alındığı, Atatürk'ün yatta geçirdiği günlere ait hatıralar, yatın tarihçesi ve icra ettiği faaliyetler, anılar ve gazete arşivleri kullanılarak incelenmiştir. Bu çalışmada, Deniz Kuvvetleri'nin uygulamalı deniz uygulamalı deniz eğitimleri kapsamında geçmişten günümüze icra ettiği faaliyetler, uygulamalı deniz eğitimlerinden elde edilmesi umulan faydalara yönelik değerlendirmeler, Savarona yatının deniz okulları öğrencilerinin eğitim gemisi olarak kullanımı esnasında elde edilen tecrübeler belirtilmeye çalışılmıştır. Ayrıca diğer ülkeler tarafından öğrenci eğitimleri maksadıyla kullanılan okul gemileri de incelenmiş ve bir okul gemisinden neler beklendiğine yönelik değerlendirmelere ışık tutması amaçlanmıştır. Çalışma; "Deniz Harp Okulu'nda Denizcilik Eğitimleri", "Savarona Yatı" ve "Okul Gemisi Olarak Savarona" başlıklarını kapsamaktadır. Savarona okul gemisi, 1951-1986 yılları arasında yaklaşık dört bin öğrencinin denizle ilk tanışmasına vesile olmuş, temel denizcilik eğitimlerini almalarını sağlamıştır. Savarona ile Açık Deniz Eğitimlerine katılmış öğrencilerin hafızalarında derin izler bırakmıştır. Yatın gezinti maksadıyla inşa edilmiş olması nedeniyle eğitim gemisi olarak kullanılması pek uygun olmasa da temel seyir eğitimleri, denizcilik eğitimleri ve yangın-yara savunma eğitimleri açısından fayda sağlamıştır.
Turkish international ship registry: Purposes and outcomes
The aim of this thesis is to evaluate the Turkish International Ship Registry in the context of its purposes and outcomes. The Turkish International Ship Registry was established to 'prevent the decreasing of the Turkish fleet, to ensure that foreign owners are taxed in Türkiye by operating under the Turkish flag and to provide foreign currency inflow'. The Turkish International Ship Registry is the second registry of Türkiye and was established for similar purposes to other second ship registries. For this reason, international ship registry systems are analysed through the open registry and second registry concepts. The concept of the 'flag of convenience', which led to the emergence of second registries, is also evaluated. After this examination, the ship registries in Türkiye are briefly stated. For the purpose of the thesis, especially the National Ship Registry and the Turkish International Ship Registry, are analysed more comprehensively. In the second part of the thesis, the Turkish International Ship Registry is evaluated within the framework of the national legislation to which it is subject, its establishment purposes and its results. These evaluations have based on the criticism of legal scholars and the determination of the current situation in the context of statistical data. Following the evaluations, recommendations are presented to increase the quality and quantity of ships registered in the Turkish International Ship Registry. Although the Turkish International Ship Registry has the potential to be one of the milestones of the Turkish maritime industry, it has yet to have the expected impact in the current situation. Ensuring uniformity in practice and making the necessary legal arrangements are essential for the Turkish International Ship Registry to fulfil the purposes for which it was estanlished. In addition to these regulations, it is considered that the Turkish International Ship Registry should become a more accessible and more efficient registry in order to compete with other ship registries.
Kurvaziyer turizmin vergilendirilmesi ve Türkiye'de uygulanan vergi teşvikleri
Deniz taşımacılığına bağlı turizm içerisinde yer alan kurvaziyer turizm son yıllarda önemli gelişmeler kaydetmiştir. Özellikle lüks ve her türlü konfora sahip büyük gemilerle seyahat cazip hale gelmiştir. Dolayısıyla bu alanda farkındalığın artması için yeni oluşumlar ortaya çıkmıştır.Türkiye'nin coğrafi konumu değerlendirildiğinde Avrupa Birliği ve bazı dünya ülkeleri için deniz yolu ile ulaşımda önemli bir kesişim noktası olması parallelinde kurvaziyer turzimin gelişmesi için birtakım vergi teşviklerinin uygulanması gerektiği ortaya çıkmıştır. Ancak bu konuda çok fazla bir çalışma yapılmadığı ortaya çıkmıştır. Dolayısıyla kurvaziyer turizmin vergilendirilmesi ve uygulanan vergi teşviklerini bütün yönleri ile ele alan bir ilk çalışma olarak değerlendirilebilir.Anahtar Kelimeler: Kurvaziyer Gemi, Vergi Teşvikleri, Türk Uluslararası Gemi Sicili
Limits of extraterritorial jurisdiction at sea: An analysis on interception of vessels embarked with illegal migrants or asylum seekers
Although it has gradually been deprived of its initial dominance, the principle of freedom of the high seas has long been and still is a basic principle of the current maritime law. The freedom of high seas does not only belong to coastal State but also to landlocked States. The principle provides all States including non-recognized free navigation. Moreover, the right to overflight as well as laying cables, pipelines, and enjoyment of the sea resources are not subject to the exclusive jurisdiction of certain State or States. The usage of high seas is considered as in the character of res communis. Even if migration and crimes committed upon seas are long-standing incidents, recent development in navigation and struggles in many regions have escalated smuggling and trafficking activities. Migration has become one of the most common incidents to be faced in these seas. Recent incidents in the Mediterranean Sea demonstrate the weakness of international rules and their enforcement. It is also evident that international provisions are also failing to protect the migrants' fundamental rights including the right to life. Rescue operations for persons in imminent danger and interdictions against vessels carrying illegal migrants have unveiled absence of necessary regulations, or inadequate interpretation of some of them. In order to protect migrants' life and fundamental rights, it is required that international bodies must act proactively. Push back strategy from the maritime frontier and seaworthy boat practice for migrants upon the seas are the contemporary technics which clashed with the non-refoulement principle and the fundamental rights of the migrants. Extraterritorial application of right to life and non-refoulement are essential tools and responsibilities in migrant smuggling and interception measures in this regard.
Nikaia Hagia Sophia kilisesindeki gemi graffitoları
Nikaia / İznik geçmişten günümüze coğrafi konumunun önemini korumuş bir kenttir. Bu kentin merkezinde bulunan Hagia Sophia Kilisesi / Ayasofya (Orhan) Camii duvarlarındaki gemi graffitoları kentle ilgili araştırmacılara ticari, siyasi, dini, ekonomik veya benzeri konularda denizcilik penceresinden bir fikir sunulması düşüncesiyle çalışma konusu olarak tercih edilmiştir. Graffitolar incelenip belirlendikten sonra fotoğraflanıp çizimleri yapılarak belgelenmiş, sonrasında kaynak taraması yapılarak benzerleri ile karşılaştırılarak mümkün olanların sınıflandırılması ve tarihlendirilmesi yapılmıştır. Kazımaların bulunduğu yapı ve tespit edilen gemi tipleri hakkında kısa bilgilerin de sunulduğu çalışmada gemi graffitolarının tipleri, dolayısıyla fonksiyonları ve dönemi okuyucuya aktarılmaya çalışılmış, İznik ve gölü ile bağlantısına değinilmiştir.
Gemi ana makinesi yardımcı sistemlerine yönelik simülatör algoritmasının geliştirilmesi ve uygulanması
Gemi makine dairesi işletme koşulları gereği birçok gereksinimi aynı anda karşılaması gereken bir yapıdadır. Denizcilik istatistik analizlerine göre gemi kazalarına neden olan faktörlerin başında insan hatası gelmektedir. Bu sebepten, gerek makine dairesi karmaşık yapısı gerekse insan hataları göz önüne alınırsa karşılaşılan basit bir makine arızası dahi kısa sürede önlem alınmazsa büyür ve tamiri mümkün olmayan kayıplara neden olabilir. Yaşanabilecek her türlü makine arızasını olabildiğince erken fark etmek ve müdahale etmek için iyi eğitilmiş gemi makineleri işletmecilerine ve etkili bir uzman arıza teşhis sistemine ihtiyaç vardır.Bu çalışmada gemi ana makine yardımcı sistemlerinden soğutma, yağlama ve yakıt sistemleri için geliştirilen bilgi tabanlı uzman sistemin, ana makine operasyonları sırasında arıza tespiti yapması, ayrıca koruyucu bakım işlemlerinde gemi personeline yardımcı olması amaçlanmıştır.Meydana gelen arızalarda makine donanımından kaynaklanan arızalar incelenmiş ve bu tür arızalara etki eden sebeplerin ve çözüm yöntemlerinin belirlenmesi için C# programlama dili kullanarak bir uzman arıza tespit programı geliştirilmiştir. Bu program, modern ticari uzakyol gemilerinde çoğunlukla tercih edilen MAN B&W 7S50MC-C ana makine yardımcı sistemlerinin basınç, sıcaklık ve viskozite alarm sınır değerleri ve ideal çalışma aralıkları dikkate alınarak bahsi geçen ana makine yardımcı sistemlerine uygulanmıştır. Geliştirilen program gemi makineleri işletmecilerinin eğitimlerinde, makine dairesi simülatör sistemine entegre edilerek kullanılması hedeflenmektedir.Geliştirilen uzman sistem, gemi makine işletmecilerine gerekli desteği sağlamanın yanında özelikle kritik operasyonlarda ve manevralarda oluşabilecek arızalarla ilgili çabuk karar vermeyi kolaylaştırmakta ve önemli avantajlar sağlamaktadır.
Gemilerde iklimlendirme sistemleri ve elemanlarının etüdü
ÖZET Her iklim koşulunda çalışabilecek şekilde tasarlanıp inşa edilen gemilerdeki personel için, bu iklim şartlarında rahat çalışma ve yaşam koşullarının sağlanması gerekmektedir. Bu amaçla gemilerde iklimlendirme üniteleri kurulmaktadır. Çalışmada öncelikle sistemin termodinamiğine fazla inilmeden ısı transferi tiplerinden bahsedilip, temel kavramlar, ısı yükü ve ısı kazancı hesabı anlatılmıştır. Daha sonra isimlendirmenin temel unsurları anlatılmış, gemiler için iklimlendirmeyi etkileyen faktörler ve kara tesisleriyle farklılıkları incelenmiştir. Daha sonra kanal sistemlerindeki kayıplar ve havanın dağıtımı, gemilerdeki kanal sistemi tiplerinden ve seçim kriterlerinden bahsedilmiştir. Ayrıca makine dairesinin havalandırılması ve genel olarak ses kriteri incelenmiştir. Son olarak da örnek bir gemi üzerinde yaz ve kış mevsimlerinde işletme şartlan, ısı kaybı ve kazancı hesaplanarak sistem için gerekli ısıtma ve soğutma yükünün hesabı ve seçimi yapılmıştır. VII
Gemi makine iç denetlerinde Paris Mou kriterleriylerisk analizi
İkinci dünya savaşı sonrasında artan dünya deniz ticaretiyle beraber özellikle büyük çevre kirliliklerine yol açan deniz kazaları görülmektedir. İlk büyük kazalardan sonra 1948 yılında kurulan Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO) gemilerin seyir, liman, manevra, yük, gemi adamlarının can emniyeti ve yaşam standartları gibi tüm operasyonları belirlemektedir. IMO tüm dünyada bu operasyonların belirlenen standartlara uygunluğunu kontrol altında tutmak için geniş bir denet sistemi kurmuştur. Gemiler, bu denetler sonucunda performans sınıflarına ayrılmakla birlikte sonuçları ağır para ve zaman kayıplarına varan cezalarla karşılaşabilmektedir. Bu çalışmada şirketlerde görülen iç denet sistemlerini etkileyen parametrelerle birlikte, ceza ve aksaklıkların sebepleri ile önem dereceleri belirlenmiştir. Dünyanın ileri gelen denet kurumlarından biri olan Paris Mou denet sonuçlarında görülen ilk 20 aksaklık referans kabul edilerek analizler ve karşılaştırmalar yapılmıştır. Böylece bir iç denet sonucunda olası Paris Mou denetlemesi için dikkat edilmesi gereken işlere yaklaşımda bulunulmuştur. Çalışma sonucunda şirketlerin kendi iç yönetim kurallarını oluşturan Emniyetli Yönetim Sistemleri (EYS), Uluslararası Emniyetli Yönetim Kodu (ISM) kurallarının bilinmesi ve uygulanmasının önemli olduğu görülmüştür. Her işte önce can güvenliğinin öne çıktığı belirlenmiştir. Tüm gemi personelinin ekip ruhuyla iletişim kurarak, planlı kontrol ve bakımlarla can güvenliğini sağlayabileceği ve gemi performansını yüksek tutabileceği sonucuna varılmıştır. Emniyetli Yönetim Sistemleri kuralları belirlenirken ve iç denet formları hazırlanırken şirkette tüm çalışanların katılımının sağlanması ve çalışmalarda Analitik Hiyerarşik Yöntem (AHP) gibi yöntemlerin kullanılması, iç denet sonuçlarında belirlenen aksaklıkların yığılma noktalarının belirlenmesi, tüm iç aksaklıkların yüksek aidiyet duygusuyla çözümlenebilmesi için fikir paylaşımlarının kabul edilmiş yöntemlerle toplanarak değerlendirilmesi, güzel çalışmaların ödüllendirilmesi önerilmiştir.
Gemilerde iş sağlığı ve güvenliği uygulamaları
Gemi endüstrisi, dünya ticaretinin önemli bir parçasıdır ve gemilerde çalışan milyonlarca insanın hayatını etkilemektedir. Gemi işletmeleri, mürettebatın ve yolcuların güvenliği için bir dizi iş sağlığı ve güvenliği uygulaması uygulamaktadırlar. Ancak, gemilerdeki iş kazaları hala ciddi bir sorun olmaya devam etmektedir. Gemi endüstrisindeki iş kazaları, gemi çalışanlarının sağlık ve güvenliği açısından önemli bir tehdit oluşturmaktadır. Bu kazalar, gemi kazaları, yangınlar, zehirlenmeler, kaymalar ve düşmeler gibi çeşitli şekillerde gerçekleşmektedir. Bu kazaların sebepleri arasında insan hatası, kötü ekipman bakımı, güvensiz çalışma koşulları ve kötü tasarım ve inşaat gibi faktörler yer almaktadır. Bu tezin amacı gemi endüstrisindeki iş sağlığı ve güvenliği uygulamalarını incelerken, farklı gemi sınıflarındaki iş kazalarını karşılaştırma yöntemini kullanarak bu konuda bilgi sağlamak, bütün gemi sınıflarında ortak olan mahaller ve kritik faaliyetleri tespit etmek, bahse konu mahallere ve kritik faaliyetlere yönelik olası tehlikeleri belirlemek, bütün gemi sınıflarını kapsayacak şekilde riskli mahal ve faaliyetlere yönelik sorumlu personel tarafından kullanılmak üzere emniyet kontrol listeleri hazırlanması ve bu kontrol listelerinden hareketle risk değerlendirmelerinin yapılarak olası kazaların önüne geçilebilmesi için gemi içi bir denetim mekanizması kurulması ve gemi personelinin farkındalığının artırılmasıdır.
Deniz ticareti hukukunda otonom gemiler
Günümüzde, denizcilik sektöründe giderek artan teknolojik gelişmeler, otonom gemiler ile geleneksel gemilerin denizlerde birlikte seyretmeye başlayacakları bir çağın arifesinde olunduğu önermesini haklı çıkarıyor gibi görünmektedir. Buna karşılık, gerek ulusal gerekse uluslararası düzenlemeler gemide insan unsuru dikkate alınarak tasarlandığından, otonom gemilerin kullanılmaya başlanması pek çok tartışmayı da beraberinde getirecektir. Bu çalışmada, hem uzaktan kumandalı (MASS-3) hem de tamamen otonom gemilerin (MASS-4) yürürlükteki ulusal ve uluslararası hukuk düzenlemeleri kapsamında değerlendirilmesine yer verilmiştir. Bu çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, otonom gemi kavramı ve otonom gemi projeleri açıklanmış; ardından otonom gemilerin ulusal ve uluslararası düzenlemeler kapsamında gemi niteliği ve Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) bağlama limanı, gemi sicili, kılavuzluk ve donatanın gemi adamlarının kusurlu ve hukuka aykırı fiillerinden sorumluluğu konularının bu tür gemi operasyonları bağlamında değerlendirilmesi yapılmıştır. İkinci bölümde, otonom gemilerde taşıyanın gemiyi sefere elverişli halde bulundurma yükümlülüğü Lahey/Lahey-Visby Kuralları (LK/LVK), Hamburg Kuralları, Rotterdam Kuralları ve TTK kapsamında değerlendirilmiştir. Bu bölümde, öncelikle sefere elverişlilik kavramı, bunun unsurları ve taşıyanın sefere elverişli gemi temin etme yükümlülüğü etraflıca incelenmiştir. Ardından, bahsi geçen sözleşmeler ve TTK'nın ilgili hükümleri kapsamında, otonom gemilerde taşıyanın denize, yola ve yüke elverişli gemi bulundurma borcu tartışılmıştır. Üçüncü bölümde, otonom gemi operasyonlarına ilk bakışta engel niteliğinde gözüken; BMDHS, MARPOL 73/78, SOLAS, COLREGS ve STCW sözleşmelerinin ilgili hükümleri, öğretideki farklı görüşler ve Uluslararası Denizcilik Komisyonu (CMI) çalışmaları çerçevesinde incelenmiştir. Tüm bunlar dikkate alındığında, bahsi geçen sözleşmelerde yer alan hükümlerin otonom gemi operasyonlarını kapsar şekilde geniş yorumlanması mı yoksa özel olarak bu tür gemilere uygulanmak üzere bir Otonom Gemi Kodu'nun ihdasının mı daha isabetli olacağına ilişkin bir değerlendirmeye yer verilmiştir.
Gemi adamlarında yaşam kalitesinin ve etkileyen faktörlerle ilişkisinin belirlenmesi
Bu çalışma gemi adamlarında yaşam kalitelerinin ve etkileyen faktörlerle ilişkisinin belirlenmesi amacıyla tanımlayıcı, analitik ve kesitsel bir çalışmadır. Araştırmanın örneklemini Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı' na bağlı Karadeniz Ereğli Liman Başkanlığı' nda bulunan Gemi Adamları Sınav Merkezi' ne başvuran ve çalışmaya gönüllü olarak katılan 103 Türk gemi adamı oluşturmuştur. Araştırmanın verileri Çalışanı Değerlendirme Formu ve Dünya Sağlık Örgütü Yaşam Kalitesi Ölçeği- Kısa Formu (WHOQOL-BREF-TR) kullanılarak toplanmıştır. Elde edilen veriler SPSS (Statistical package of social science) 21.0 programı ile analiz edilmiştir. İstatistiksel karşılaştırmalarda Mann Whitney U, Kruskall Wallis H, Sperman's Rho testleri kullanılmıştır. Sonuçlar %95 güven aralığında değerlendirilmiştir. Araştırmaya katılan gemi adamlarının çoğunluğu (%98) erkek ve 36-48 yaş (%44) aralığındadır. Yaş ortalaması 39.29±9.43' dür. Gemi adamlarının %58' i sigara, %42' si alkol kullanmaktadır. Egzersiz oranı %29, BKİ ortalaması 27.63±3.78' dir. Çalışmaya katılan gemi adamlarının WHOQOL-BREF alt boyut puan düzeyleri incelendiğinde, Fiziksel alan puan ortalaması 15.99±1.83 (Min.-Maks.=10.29-20.0), Psikolojik alan puan ortalaması 15.77±2.26 (Min.-Maks.=8.00-20.0), Sosyal alan puan ortalaması 15.50±2.73 (Min.-Maks.=8.00-20.0), Çevre alanı puan ortalaması 14.17±2.25 (Min.-Maks.=7.50-19.50), Çevre TR alan puan ortalaması 14.18±2.13 (Min.-Maks.=8.44-19.11)' dir. Çalışmanın sonuçları gemi adamlarının sağlıkla ilgili yaşam kalitesinin, sosyo-demografik, sağlık özellikleri ve davranışlarının ötesinde çalışılan gemideki özelliklere, gemi bayrak türüne, algılanan yaşam kalitesi ve sağlığından memnuniyeti düzeyine bağlı olarak değiştiğini göstermiştir. Bu doğrultuda özellikle Türk bayraklı gemilerde gemi adamlarının YK' sını destekleyen iş ortam koşullarının iyileştirilmesi, psikososyal sağlığı geliştirmeye yönelik eğitim ve danışmanlık programlarının oluşturulması ve gemi adamlarının sağlık durumlarını izleyen sistemlerin kurulması önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Gemi adamı, Hemşirelik, İş sağlığı, Sağlığı geliştirme, Türkiye, Yaşam kalitesi
Yelkenliden buharlıya geçişte Osmanlı denizciliği (1825-1855)
Osmanlı Devleti için 19. yüzyılın ilk yarısı, denizcilik alanında önemli değişim ve dönüşümlerin yaşandığı bir evredir. Bu dönemde Osmanlı denizciliği, dünyada deniz teknolojileri alanında meydana gelen yeni gelişmelere paralel olarak kendini yenileme ihtiyacı duymuştur. Bunun da sonucu olarak Osmanlı tersanelerinde hem yelkenli hem de buharlı gemiler inşa edilmiştir. Yelkenli gemiler sadece İstanbul'da değil, iskele ve limanı olan birçok yerde yapılmıştır. Yapılan yelkenli gemilerde Osmanlılar, genelde kendi mühendis ve mimarlarından faydalanmış, 1831'den itibaren ayrıca Amerikalı mimarlardan da yararlanma yoluna gitmiştir. Osmanlılar, yelkenli gemi inşa ettikleri sırada buharlı gemilere de sahip olmuşlardır. 1828'den itibaren elde edilen buharlı gemilerin bir kısmı Tersane-i Âmire'ye, diğer bir kısmı da İngiltere'ye sipariş verilmiştir. Ancak bütün buharlı gemilerin makineleri İngiltere'den satın almıştır. Makine dışında yelkenli ve buharlı gemiler için gereken diğer gemi inşa, tamir ve donanım malzemeleri hem ülke içinden hem de tüccardan satın alım yoluyla temin edilmiştir. 1852'ye kadar Osmanlılar, yelkenli ve buharlı gemiye birlikte sahip olma politikasını sürdürmüş; bu tarihten sonra artık yelkenli gemi inşa politikasına son vermiş ve buharlı gemilere geçişi resmileştirmiştir. Bu tarihten sonra Osmanlı denizciliğinde yeni bir dönem başlamıştır. Buda yelkenli gemilerin buharlıya dönüştürülmesidir. İngiltere ve Fransa gibi denizci devletlerden yaklaşık on yıl sonra başlatılan bu yeni teknolojik atılım, Osmanlı denizciliğinde yelkenli gemi devrinin en azından donanmada son bulduğunu ve yeni teknolojinin eskiyi ortadan kaldırdığını göstermektedir. Osmanlı denizciliği her ne kadar buharlı gemilere sahip olsa da bu yeni teknolojinin alt yapısını kurma konusunda tam olarak başarılı olamamıştır. Bunda etkili olan sebepler, makine inşa ve tamir eden bilgi birikiminin yerli uzmanlar arasında tam olarak gelişmemesi ve yabancı uzmanlara olan bağlılığın devam etmesidir.Anahtar Sözcükler1. Yelkenli gemiler 2. Buharlı gemiler 3. Tersane 4. Teknoloji 5. Denizcilik
18. yüzyılda Tuna nehri donanması (1711-1792)
18. Yüzyılda Tuna Nehri Donanması (1711-1792) adlı bu çalışma ile Osmanlı Devleti'nin, Balkanlarda ve Avrupa'daki hâkimiyetinin adeta sembolü olan Tuna ince donanmasının durumu tespit edilmeye çalışılmıştır. Devletin Avrupa'ya doğru aldığı sefer kararları, donanmadaki tamir ve inşa faaliyetlerinin yoğun bir şekilde başlamasına yol açardı. Bu tamir ve inşa faaliyetleri geniş bir organizasyonu gerektiriyordu. Her şeyden evvel organizasyonu yürütecek en yetkili isimden, hizmetli sınıfına kadar bütün çalışanların hazırlanması, gemi donatmak için ihtiyaç duyulan malzemelerin ve gemi imalatında gerekli olan hammaddelerin, bulundukları yerlerden ilgili tezgâhlara güvenle aktarılması son derece önemliydi. Bunun yanında hem İstanbul'da hem de Osmanlı Tunası üzerindeki tersanelerde, yaptırılması emredilen gemi, çeşitleri ve bu gemilerin özellikleri, söz konusu yüzyılda devletin gemi teknolojisini göstermesi açısından mühimdir. Bütün bu konuların yanısıra donanma personelinin ücretleri, bu ücretlerin karşılandığı kaynaklar, sağlık hizmetleri, gıda ürünleri ve bu ürünlerin sevkiyatı, Tuna'nın güvenliği gibi konular ayrı ayrı başlıklar altında metinde geniş yer bulmuştur. Osmanlı donanma tarihinin Tuna ayağı, birçok yönüyle incelenerek, Tuna ince donanmasının yeri ve önemi üzerinde durulmuştur. Tuna Nehri'nde, Osmanlı donanmasının siyasi, ekonomik ve teknolojik gelişmelere paralel olarak nasıl bir konumda bulunduğu ve bu konumunun Osmanlı siyasi tarihine etkisi konularına da cevap aranmıştır. Anahtar Kelimeler: Osmanlı Devleti, Tuna Nehri, İnce Donanma, Gemi, Kaptan.
Gemi satış sözleşmesi
Bu çalışma kapsamında ilk olarak okuyucuya genel bir bilgi sunmak için gemiye ve gemi siciline ilişkin genel hususlar anlatılmıştır. Çalışmanın asıl amacı ise gemi satış sözleşmesine ilişkin teori ve uygulamaya ilişkin bilgi vermektir. Bu bağlamda gemi satış sözleşmesinin tanımı, unsurları, hukuki niteliği, tarafların borçları ve bu hukuki işlemden kaynaklı ortaya çıkabilecek uyuşmazlıklar ve bu uyuşmazlıklara ilişkin çözüm önerilerini içermektedir.
Buharlı gemiye geçişte bir teknolojik dönüşüm örneği: Uskurlu Fethiye Kalyonu
Osmanlı Devleti, Avrupa devletleriyle girdiği savaşlarda aldığı yenilgilerden ders çıkarmış olacak ki, denizcilik alanında çeşitli girişimlerde bulunmuştur. İlk olarak, İngiltere ve Fransa başta olmak üzere bazı devletlerden buharlı gemi alımlarına başlamıştır. Osmanlı Devleti'nin, yelkenliden buharlı gemiye geçişinde 1827 Navarin Baskını ve 1853-1856 Kırım Savaşı önemli rol oynamıştır. Bu olaylardan sonra donanmayı modernize etmeye karar veren Osmanlı Devleti, yeni inşa edilecek olan gemilerin buharlı makine montajına uygun bir şekilde yapılmasına özen gösterilmiştir. Tez çalışmamızın ana konusu olan Fethiye Kalyonu da bu doğrultuda inşa edilen gemilerden biridir. 1853 tarihinde Aynalıkavak tersanesinde, 3580-ton ağırlığında, 66 top kapasitesinde ve 650 beygir kuvvetinde olan bir makinenin monte edilebileceği şekilde yeniden inşasına başlanan Fethiye Kalyonu, ilerleyen yıllarda İngiltere'ye yollanarak 33800 lira bedelle kıç tarafına buharlı makine monte edilmesiyle, Osmanlı'nın buharlı makineye sahip ilk yelkenli gemilerinden biri olmuştur. Bu çalışmada yelkenliden buharlıya dönüştürülen ilk gemilerden biri olan Fethiye Kalyonu merkeze alınarak konuya açıklık getirilmiştir. Tezin birinci bölümü Osmanlı Devleti'nin yelkenkiden buharlıya geçiş aşamalarını ele alırken ikinci bölüm Deniz Müzesi Arşivinden alınan Fethiye kalyonunun seyir defterine dayanmaktadır. 1861- 1862 ve 1867- 1869 yılları arasından kaleme alınmış olan bu defterler kalyonun iki yıllık faliyetlerinden bahsetmektedir. Ikinci bölüm seyir defterinden elde edilen bilgilere dayanarak, her ay ayrı ayrı tablolardan oluşan toplamda 24 aylık tablolar ve hemen altında bulunan açıklamalardan oluşmaktadır. Elde edilen bilgiler Fethiye kalyonunda görevli bulunan mürettabatın bir yıl boyunca yaptıkları faaliyetlerin aylık periyotlar halinde düzenlenmesiyle ortaya çıkmıştır. Bir ay boyunca düzenli olarak tutulan sabah, akşam nöbetleri, askerin gıda ihtiyacını karşılamak için her sabah Aynalıkavak tersanesinden filika veya sandallarla ekmek, sebze ve etlerin alınması için asker gönderilmiştir. Bunların yanında gemide görevli bulunan akerlere her zaman yapılammakla birlikte kılıç, tüfek ve top talimleri yaptırılmıştır. Ayrıca tersanede ve taşralarda çeşitli gövlere göderilen askerler, resmi törenlerde ve karşılama alaylarında görevler almış, boğazda ve saray önlerinde karkol nöbetleri tutmuşlardır. Bunlara benzer farklı görevlerde bulunan Fethiye kalyonu ve askerler ikinci bölümde tamamen seyir defterine bağlı kalınarak kaleme alımıştır. ANAHTAR KELİMELER: Fethiye Kalyonu, Buharlı Gemi, Navarin Baskını, Kırım Şavaşı
Türkiye gemi inşa endüstrisi iş hacminin sürdürebilirlik koşullarının araştırılması
Bu tez çalışmasında Türkiye'de önemli bir üretim sektörü olma yolunda ilerleyen gemi inşa endüstrisinin durumu ele alınmıştır. Türk gemi inşa endüstrisinin iş hacmi ve potansiyeli sektördeki lider ülkelerle karşılaştırmalı olarak irdelenmiş ve küresel pazardan aldığı payın sürdürülebilir artışı araştırılmıştır. Her geçen gün can ve mal güvenliği, kirliliğin önlenmesi, verimlilik v.d. konularda getirilen yeni zorunluluklar, ticaret gemilerinin yenilenmesi ihtiyacını doğurmaktadır. Dünya deniz ticaretinde yaygın olarak kullanılan 10.000 dwt ton ve altı tanker yapımında geniş tecrübeye sahip olması, dünya filosunun büyük bir kısmını elinde bulunduran Avrupa'lı armatör firmalara olan kültürel, coğrafi yakınlığı ve kalite/fiyat oranı, gemi inşasında Türkiye'nin seçilmesinin başlıca tercih sebepleridir. Bununla birlikte yetersiz devlet desteği, finansman, yönetsel eksiklikler, yasal düzenlemeler, yerli katkı oranı, hammadde sıkıntısı, verimlilik ve mesleki eğitim, üzerinde durularak çözüm getirilmesi gereken endüstrinin temel sorunları olarak öne çıkmıştır.Çalışmada ayrıca gemi inşa endüstrisinin Türkiye'nin makro ekonomik değişimleriyle olan ilişkisi nedensellik testi uygulanarak incelenmiş ve sektörün yurtiçi değişimlerden değil küresel ekonomiden etkilendiği sonucuna ulaşılmıştır. Türkiye'de 2001 yılında yaşanan ekonomik krizde GSMH dahil çoğu gösterge aşağı yönlü seyrederken gemi inşa endüstrisinin önemli bir sıçrama kaydetmesi, test sonucunu destekler nitelikte bir gelişme olarak değerlendirilmiştir.Anahtar Kelimeler: Türkiye Gemi İnşa Endüstrisi, Sürdürülebilir İş Hacmi, Ağır Sanayi, Deniz Ticareti
Gemi geri dönüşüm sanayiinde iş sağlığı ve güvenliği uygulamaları
Dünyanın her yerinde sağlık ve güvenlik kavramları bireyler ve toplum açısından vazgeçilmez önemli iki kavramdır. İşçilerin üretime katılması, işin gerektirdiği sağlık ve güvenlik ihtiyaçlarının karşılanmasına bağlıdır. Sağlık ve güvenlik ihtiyaçları giderilmiş bir işçinin üretime katılabilme yeterliliklerinden birisi yerine getirilmiş demektir. Sağlıklı ve güvenli bir iş ortamı, motivasyonu ve verimi artırır, üretime olumlu katkı sağlar.Gelişmişlik düzeyi yüksek olan ülkelerde işçilerin sağlık ve güvenlik ihtiyaçlarının karşılanması ülkelerin sosyal politikalarının başında yer alan başlıca esaslardan biridir. İnsana yönelik olan sağlık ve güvenlik önlemleri veihtiyaçları gelişmiş ülkeler açısından son derece önemlidir. Bu ülkeler, insana değer verdikleri ölçüde sosyal politikalarını da daima o merkezde oluşturmakta ve güncellemektedirler. Ülkemizde iş sağlığı ve güvenliğine verilen önem 4857sayılı İş Kanunu ile artmıştır. Bu kanun ile işverenler, çalıştırdıkları işçilerin sağlık ve emniyetlerini teminat altına almak için işyerlerinde olası riskleri belirlemek, tehlikeleri önlemek, önlenmesi mümkün olmayanları en azındankontrol altına almak, işçilerin iş sağlığı ve güvenliği konusunda eğitmek, ve bilinçlendirmek gibi konularda yasa karşısında sorumlu tutulmuşlardır.Araştırmanın amacı; çalışma hayatında karşımıza çıkan iş sağlığı ve güvenliğinin genel çerçevesi ile birlikte, dünyanın çeşitli ülkelerinde ve ülkemizde de gerçekleştirilen gemi geri dönüşüm faaliyetlerinde iş sağlığı ve güvenliği kavramlarını temel olarak ele almak ve emek yoğun olarak faaliyetgösteren gemi geri dönüşüm sanayindeki, iş sağlığı ve güvenliğine yönelik uygulama örneklerini irdelemektir. Bu kapsamda, mevcut kanun, tüzük ve yönetmelik çerçevesinde faaliyetlerine devam eden Gemi Geri Dönüşüm Sanayicileri Derneğinin, Aliağa Gemi Geri Dönüşüm Tesislerindeki iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin çalışmalarını inceleyerek iş sağlığı ve güvenliğinin bu sektör üzerindeki önemini vurgulanacaktır.Anahtar Kelimler: øú Sa÷lÕ÷Õ ve Güvenli÷i, Gemi Geri Dönüúüm, Tehlikeli AtÕklar.