Radiotherapy-intensity-modulated

59 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Hipokampüs korumalı tüm beyin radyoterapisi alan hastaların volumetrik ark terapi (VMAT) ve yoğunluk ayarlı radyoterapi (YART) planlarının retrospektif olarak dozimetrik karşılaştırılması

Bursa Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Radyasyon Onkolojisi Anabilim Dalı' nda tedavi görmüş beyin metastazlı 10 olguya ait arşiv bilgileri retrospektif olarak elde edildi.Yapılan planlarda 30 Gy doz 10 fraksiyonda verilecek şekilde belirlenmiştir. Sanal planlariçin tüm beyin, hipokampüs, lens, orbita, optik sinir, koklea, parotis, lakrimal, optik kiazma, hipofiz, hipotalamus, mandibula, beyin sapının konturlamaları yapıldı. Hipokampüse 5 mm marj verilerek hedef beyin hacmi, tüm beyin hacminden çıkarılarak PTV oluşturulmuştur. Planlarda izodozun hedef hacmin % 95' ini sarmasına ve kritik organların belirlenen limitlerde doz almasına dikkat edildi. SPSS programı ile Mann Whitney U testi ve Independent Simples T testi kullanılarak istatistiksel analiz yapıldı. Çalışmamızın PTV, hipokampüs, lens, orbita, koklea, parotis, optik sinir, optik kiazma, HI dozimetrik karşılaştırmalarında anlamlı bir fark bulunurken, lakrimal, mandibula, hipofiz, hipotalamus, beyin sapı, CI için anlamlı bir fark bulunmamıştır. HI ve MU için en düşük değerler VMAT planlama sisteminde elde edilmiştir. Lakrimal, beyin sapı, mandibula dozları VMAT tekniğinde daha düşük bulunsa da iki farklı tedavi tekniği arasında istatistiksel olarak anlamlılık saptanmamıştır.

Doz-cevap ilişkisi-radyasyonHipokampusRadyoterapi+3
Öznur Sarıbaş
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Erken evre meme kanserli olgularda kısmi meme ışınlamasının cyberknife- VMAT planlarının dozimetrik olarak karşılaştırılması

Bu çalışmada radyoterapi tedavisi görmüş erken evre meme kanseri tanılı 10 hasta için SBRT tekniği ile Volümetrik Modülasyonlu Ark Tedavi (VMAT) ve CyberKnife (CK) tedavi planlama sistemleri ile sanal tedavi planları yapılarak dozimetrik karşılaştırma yapılmıştır. Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Radyasyon Onkolojisi Anabilim Dalı'nda tedaviye alınmış erken evre meme kanserli 10 hastaya ait arşiv materyali retrospektif olarak elde edilmiş ve sanal tedavi planları yapılmıştır. Yapılan planlarda 30 Gy doz 5 fraksiyonda verilecek şekilde belirlenmiştir. Sanal planlar için GTV, aynı taraf meme, karşı meme, aynı taraf akciğer, karşı akciğer, kalp, tiroid, humerus, özafagus, karaciğer, sol ön inen koroner arter, meme başı, cilt ve göğüs duvarının konturlamaları radyasyon onkoloğu tarafından yapıldı. Planlarda izodozun hedef hacmin %95'ini sarmasına ve kritik organların belirlenen limitlerde doz almasına dikkat edildi. Oluşturulan planlardaki DVH' lar ile doz dağılımları elde edildi. SPSS programıyla Mann Whitney U Testi ve Independent Simples-T Testi kullanılarak istatistiksel analiz yapıldı. Bunun sonucunda cilt, kalp, göğüs duvarı, özafagus, aynı taraf meme, aynı taraf akciğer, GTV, MU, HI ve CI dozimetrik karşılaştırmalarında anlamlı bir fark bulunurken, humerus, sol ön inen koroner arter, karşı meme, karaciğer, meme başı ve karşı akciğer için anlamlı bir fark bulunmamıştır. HI, CI, MU ve süre için en düşük değerler VMAT planlama sisteminden elde edilmiştir. Meme başı ve sol ön koroner arter dozları CyberKnife tekniğinde daha az bulunsada iki farklı tedavi tekniği arasında istatistiksel olarak anlamlılık saptanmamıştır

Meme hastalıklarıMeme neoplazmlarıNeoplazm evreleri+4
Hidayetül Mediha Kılıç
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Glioblastome multiforme tedavisinde yoğunluk ayarlı radyoterapi ve üç boyutlu konformal radyoterapi tedavi teknikleri kullanılarak farklı tümör hacimlerinde doz dağılımlarının karşılaştırılması

Çalışmamızda glioblastoma multiforme (GBM) tedavisinde standart teknik olarak kullanılan üç boyutlu konformal radyoterapi (3BKRT) ile yoğunluk ayarlı radyoterapi teknikleri olan alan içinde alan (FIF) ve inverse planlama tekniklerinin farklı tümör hacimlerinde hedef sarması, kritik organ ve sağlam beyin lobunun aldığı dozlar açısından karşılaştırılmıştır. GBM tanılı 19 hastanın tomografi görüntüleri üzerinde tanımlanan PTV60 tedavi hacmine göre üç grup oluşturulmuştur. Bütün hastalar için manyetik rezonans görüntüleri kullanılarak tomografi görüntüleri üzerine hedef hacim tanımlamaları yapılmıştır. Bu hastaların PTV50 ve PTV60 hedef hacimlerine günlük fraksiyon dozu 2Gy olacak şekilde 6 MV foton enerjisi ile 3BKRT, FIF ve inverse planlama teknikleri uygulanmıştır. Hedef hacimler ve kritik organların minimum, maksimum ve ortalama dozları ile sağlam beyin lobunun V40, V50, V60 dozları incelenmiştir. 3BKRT, FIF ve Inverse planlama teknikleri farklı tümör hacimlerine göre ve hedef hacim ve kritik organların aldıkları dozlara göre karşılaştırıldığında, uygulanan teknik ve hacim arasında etkileşim olmadığı görülmüştür. Beyin sapının ortalama ve maksimum dozu üç teknik arasında karşılaştırıldığında inverse planlama tekniğinin diğer tekniklerden anlamlı düzeyde düşük bulunmuştur (p=0.042, p=0.001) ve farklı hacimlerin sonucu anlamlı etkilediği görülmüştür (p=0.001). Ayrıca tüm kritik organların ortalamalarının yüzdesine bakıldığında yüzde doz alan hacimlerin inverse planlama tekniğinde daha düşük bulunmuştur. 3BKRT ile İnverse planlama teknikleri beyin sapının V40, V50, V60 dozları bakımından kıyaslandığında, İnverse planlama tekniğinde sağlam beyin lobunun daha iyi korunduğu görülmüştür. GBM tanılı hastaların tedavisinde tümör hacminin büyüklüğü arttıkça sağlam beyin lobunun dozunu arttırmaktadır. Inverse planlama tekniğinin kritik organları daha iyi koruduğu ve hedef hacmi daha iyi sardığı görülmüştür. Beyin lobunda geç radyasyon nekrozu riskini azaltmak için klinikteki imkanlar ve yoğunluk dikkate alınarak GBM tanılı hastaların radyoterapisinde yoğunluk ayarlı radyoterapi tekniklerinin kullanılması önerilir.

BeyinDoz-cevap ilişkisi-radyasyonGlioblastoma+6
Murat Karabaş
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Beyin metastazlı hastalarda tüm beyin ışınlamasında volumetrik ayarlı ark terapi ve alan içinde alan radyoterapi planlama teknikleri kullanılarak lens dozlarının dozimetrik karşılaştırılması

Bu çalışmanın amacı, beyin metastazlı hastalarda tüm beyin ışınlamasında volumetrik ayarlı ark terapi (VMAT) ve alan içinde alan (FIF) radyoterapi planlama teknikleri kullanılarak lens dozlarının dozimetrik karşılaştırılmasıdır. Beyin metastaz tanılı 20 hastanın tomografi görüntüleri üzerinde tüm beyin, lensler, optik sinirler, orbitalar konturlanmıştır. Hedef hacimpalyatif amaçlı, 6 MV foton enerjisi kullanılarak fraksiyon dozu 3 Gray (Gy) vetoplam doz 30Gy olacak şekilde ışınlanmıştır. Palyasyon amaçlı tüm beyin radyoterapisinde, öncelik hastanın yaşam kalitesini artırmak olduğundanlens dozları büyük önem arz etmektedir. Bu nedenle, planlamalar yapılırken lensler mümkün olduğunca korunmaya çalışılmıştır. Tedavi planlama sisteminden(TPS) elde edilen tüm beyin, lensler ve diğer kritik organların doz değerleri, konformalite indeksi (CI), homojenite indeksi (HI) ve monitör birimi (MU) değerleri dozimetrik ve istatistiksel olarak incelenmiştir. Tüm beyin dokusunun aldığı minimum, ortalama ve maksimum dozların ortalamaları istatistiksel olarak incelendiğinde p değerleri sırasıyla 0.003, 0.024 ve 0.003 bulunmuş ve FIF tekniğinin daha üstün olduğu görülmüştür. Sağ ve sol lensin aldığı maksimum dozların ortalamaları iki teknik açısından istatistiksel olarak incelendiğinde ise p değeri 0.001 bulunmuş ve FIF tekniğiyle lenslerin daha iyi korunduğu sonucuna ulaşılmıştır. Her iki planlama tekniği klinik açıdan uygulanabilirdir. Ancak, bizim çalışmamız da gösterdi ki hastanın yaşam kalitesini etkileyen lens gibi kritik hacimler söz konusu olduğunda, FIF tekniğinin tüm beyin radyoterapi tedavisinde daha iyi sonuçlar verdiği görülmüştür.

Beyin neoplazmlarıDoz-cevap ilişkisi-radyasyonHomojenlik+6
Sinan Duman
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Prostat kanserlerinin tedavisinde YART (Yoğunluk ayarlı radyoterapi) ve 3D-CR (3 boyutlu konformal radyoterapi) planlarinin dozimetrik olarak karşılaştırılması

Prostat kanserlerinde YART, hedef volüme yüksek doz verilmesini sağlarken hedef volüm dışında keskin doz düşüş özelliği ile radyasyon onkoloğuna çevre kritik organların tolerans dozunu aşmaksızın hedef volümün aldığı RT dozlarının homojen bir şekilde arttırılmasına izin verir. Bu tez çalışmasında Çukurova Üniversitesi Radyasyon Onkolojisi Anabilim Dalında 10 prostat kanseri tanılı hastanın tedavi planları 3D-CRT tekniği ve YART tekniği ile Eclipse tedavi planlama sisteminde hesaplatılarak Doz Volüm Grafiklerinin (DVH) tümör ve kritik organ dozları açısından karşılaştırılmış ve Yoğunluk Ayarlı Radyoterapi planlarının kalite kontrollerinin elektronik portal görüntüleme sistemi kullanılarak değerlendirilmiştir. On prostat hastasının tedavi planları, radyasyon onkoloğu tarafından konturlanmış volümler üzerinden Varian Eclipse tedavi planlama sistemi (TPS) kullanılarak hazırlanmıştır. Üç boyutlu konformal radyoterapi (3D-CRT) planları 56 Gy üzerine prostata 20 Gy ek doz olarak, Yoğunluk ayarlı radyoterapi (YART) planları da aynı şekilde 56 Gy 'lik ana planla beraber 20 Gy ek dozlu boost planı ile toplam 76 Gy olarak yapılmıştır. 3D-CRT tekniği ile yapılan ana plan ve boost planında 7 alan kullanılmıştır, bu teknik için kullanılan enerji 18 MV foton enerjisidir. Yoğunluk ayarlı radyoterapi tekniği (YART) ile yapılan ana planın tedavi sayısı 7 alanlı iken prostata ilave verilen boost planının alan sayısı 5 tir. Bu teknik için kullanılan enerji 6 MV foton enerjisidir. Çalışmanın sonucunda, YART tekniğinin 3BKRT tekniğine göre hedef hacimlerde daha homojen doz dağılımı elde edildiği, kritik organ olan rektum, mesane ve femur başlarının daha iyi korunduğu belirlenmiştir.

NeoplazmlarProstat hastalıklarıProstat neoplazmları+4
Çiğdem Kocabaş
Çukurova University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Derin nefes tutma tekniği ile sol meme radyoterapisi uygulanan meme kanserli hastalarda doz hacim ve doz kütle histogramlarının akciğer ve kalp açısından karşılaştırılması

Amaç: Erken evre meme kanseri nedeniyle meme koruyucu cerrahi sonrası sol meme radyoterapisi uygulanan hastalarda serbest solunum (Free Breathing-FB) ve derin nefes tutma (Deep İnspirium Breath Hold-DIBH) radyoterapi planlarında akciğer ve kalp açısından doz hacim (DVH) ve doz kütle histogramlarının (DMH) karşılaştırılmasıdır. Gereç ve Yöntem: Sol meme kanserli 35 hastanın FB ve DIBH'da alınan bilgisayarlı tomografi verileri kullanılarak hedef ve normal doku hacimleri konturlanmıştır. FB ve DIBH'da PTV için toplam doz 50 Gy/25 fx olacak şekilde YART planlanmıştır. Toplam 70 plana ait DVH ile Matlab'da DVH ve elektron yoğunluğuna dayalı DMH alınmıştır. Sol akciğer, kalp için DVH ve DMH karşılaştırılmıştır. İstatistiksel olarak T-test/Wilcoxon test, Spearman korelasyon ve SPSS-23.0 kullanılarak değerlendirilmiştir. Bulgular: FB'de kalp Dortalama(cGy); DVH'de 365,98±211,88 iken DMH'de 352,81±203,05 (p=0,791); DIBH'de DVH'de 125,46±39,36 iken DMH'de 121,61±47,78 idi (p = 0.991). Sol akciğer ortalama hacmi(cc) FB'de 1114,25±286,92 iken DIBH'de 2115,48 ± 380.56'dir. Sol akciğer ortalama total kütlesi(g) FB'de 307.96±44.64 iken DIBH'de 335.44±65.02'dir. FB'de sol akciğer Dortalama(cGy) değeri DVH'de 791,43±463,50 iken DMH'de 550,5±164,19(p<0,005); DIBH'de DVH'de 689,31±208,35 iken DMH'de 505,35±198,84 idi (p<0,005). FB'de sol akciğer V20- M20 (%) değerleri, DVH'de 13,35±5,65 iken DMH'de 9,85±4,87 (p<0,005); DIBH'de ise DVH'de 11,80±4,72 iken DMH'de 8,81±4,28 idi (p<0,005). Sol akciğer Dortalama ve V20(%) değerleri sırasıyla DVH'de - 12,9 ve -11,58; DMH'de ise -8,2 ve -10,56 azalmıştır. DVH–DMH arasında akciğer V20- M20 (R2 = 0.7864); kalp V20- M20 (R2 = 0.9982) ve kalp Dortalama(R2=0,9577) arasında güçlü, akciğer Dortalama (R2=0,5316)'de düşük korelasyon saptanmıştır. Sonuç: Solunum tekniğine bağlı olarak kalp için değişim gözlenmekte olup FB ve DIBH'da DVH ve DMH benzerdir. Ancak DIBH ile sol akciğer total kütle değişiminde belirgin fark olmaksızın "%" olarak DMH'de DVH'e göre ortalama doz azalmaktadır. Bu nedenle, farklı elektron yoğunluğuna sahip akciğer dokusu için dozimetrik değerlendirmede DMH daha hassas ve DVH'e göre daha anlamlı olabilir. DMH'ın avantaj ve dezavantajlarının değerlendirilebilmesi için ileri çalışmalar gerekmektedir. Anahtar Sözcükler: Serbest Solunum, Derin Nefes Tutma, Doz Hacim Histogramı, Doz Kütle Histogramı, Matlab Tezin sayfa adedi: 149 Danışman: Doç. Dr. L. Zümre ARICAN ALICIKUŞ

AkciğerDoz-cevap ilişkisi-radyasyonKalp+6
Dilara Karakuş
Dokuz Eylül University · Institute of Health Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Nazofarenks kanseri tedavisinde adaptif radyoterapi tekniğinin araştırılması

Yoğunluk ayarlı radyoterapi, nazofarenks kanserinde primer tedavidir ve başarısı tedavinin doğru biçimde uygulanabilmesine bağlıdır. Tedavi sürecinde ışınlanacak hedefte meydana gelebilen boyut ve pozisyon değişiklikleri tanımlanan dozun hedefe tam olarak verilememesi, sağlıklı dokuların yeterince korunamaması gibi istenmeyen sonuçlara neden olabilmektedir. Bu durum özellikle nazofarenks kanserindeki gibi hayati organlara yakınlığı bulunan tümörlerin radyoterapisinde büyük önem taşımaktadır. Radyoterapinin uygulandığı bölgedeki değişimleri hesaba katarak planlanan ve uygulanan tedavi arasında oluşabilecek dozimetrik farklılıkları en aza indiren yöntem adaptif radyoterapi(ART) tekniğidir. Bu çalışmada, nazofarenks kanseri için adaptif ve adaptif olmayan radyoterapi tedavilerinde tanımlanan tümör ve sağlıklı dokuların hacim ve doz değişimleri 20 hastada karşılaştırılmış, adaptif radyoterapinin dozimetrik etkileri ve uygulanabilirliğinin araştırılması amaçlanmıştır. Çalışmamızda, hastaların ilk çekilen bilgisayarlı tomografi (BT) görüntüleri üzerine tanımlanan hedef ve sağlıklı dokuların hacimlerindeki ve aldıkları dozlardaki değişimler, 10 hastalık ilk grupta 11. ve 21.fraksiyonlarda çekilen kontrol BT'lerinde, diğer 10 hastalık ikinci grupta ise 17. fraksiyonda çekilen kontrol BT'sinde gözlendi. Tüm hastalar için adaptif ve adaptif olmayan radyoterapi tedavilerinde tanımlanan hedef ve sağlıklı doku hacimlerinin hacim ve doz değişimleri karşılaştırıldı. Kontrol BT'leri üzerine hazırlanan adaptif planlar ile adaptif radyoterapinin dozimetrik etkileri her iki grup için araştırıldı. Gross tümör hacimleri (GTV), ilk grup için 1.,11. ve 21.fraksiyonlarda sırasyıla 9,27±6,10, 8,51±5,70 ve 7,67±5,51 cm3; ikinci grup için 1. ve 17.fraksiyonlarda 22,77±18,42 ve 20,27±17,82 cm3 olarak bulunmuştur. Kontralateral parotis dozları, adaptif planlamayla ilk grupta %9,27, ikinci grupta %5,37 daha düşük bulunmuştur. Çalışmamızda, ART'nin parotis dozlarını düşürmede etkin olduğu, uygulanması için en uygun zamanın tedavinin 17-21. fraksiyonları arasında olduğu, tedavinin hasta bazlı değerlendirilmesi gerektiği sonuçlarına varılmıştır.

Nazofarengeal hastalıklarNazofarengeal neoplazmlarNeoplazmlar+6
Uğur Akbaş
İstanbul University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Akciğer kanseri radyoterapisinde hasta solunum hareketlerinin doz dağılımına etkisinin farklı tedavi planlama teknikleri için araştırılması

Akciğer kanseri, dünyada en çok ölüme neden olan kanser türüdür. Teşhis konan hastaların ilk ve kesin tedavi şekli cerrahi olmasına rağmen, hastaların fiziksel durumları gibi etkenlerden dolayı cerrahi uygulanamamaktadır. Radyoterapi, inopere hastalarda sıklıkla kemoterapi ile kombine şekilde uygulanan önemli bir tedavi yöntemidir. Radyoterapi'de karşılaşılan en önemli problemlerden organ hareketliliği, hedefin planlandığı gibi ışınlanamamasına,dokuların yüksek dozlara maruz kalmasına ve tedavinin doğru uygulanamamasına neden olur.Aktif solunum kontrolü uygulaması, solunumun neden olduğu hareketi azaltıp tümördeki yer değişimini minimuma indirir ve tedavilerin daha hassasiyetle ve doğru olarak uygulanmasını sağlayabilmektedir. Çalışmamızda akciğer kanserinin serbest solunum ve derin inspirasyon olmak üzere 2 faz ile yapılan aktif solunum kontrollü radyoterapisinde solunum hareketlerinin doz dağılımına etkisinin 3-boyutlu konformal (3B-KRT) ve volümetrik ark (VMAT) tedavi teknikleriyle tedavi planları oluşturulup, hedef hacmin aldığı doz dağılımı, kritik organ dozlarının ve tedavi tekniklerinin birbirlerine karşı üstünlüklerinin karşılaştırılması amaçlandı. Tez çalışmamızda,akciğer kanseri tanısı konmuş 10 hastanın 2 farklı solunum fazı ile bilgisayarlı tomografi (BT) görüntüleri çekilerek,her iki fazda da BT görüntüleri üzerinden hedef hacimler (PTV) ve riskli organlar kontürlenmiştir.Hastalara en uygun tedavi planları oluşturulup, planların konformite ve homojenite indeksleri (KI-HI) hesaplanıp,PTV ve kritik organların aldığı doz değerleriyle tedavi süreleri karşılaştırılmıştır. Çalışmamızın sonunda,akciğer ışınlamalarında kullanılan radyoterapi tekniğinden bağımsız olarak,derin inspirasyon yöntemi ile kritik organ dozlarının azaldığı görülmüştür.Torasik yerleşimli akciğer kanseri tanılı ve solunum kontrol sistemleriyle koopere olabilecek hastaların tedavilerinde derin inspirasyon solunum yöntemi güvenilir bir teknik olarak görülebilir.VMAT tedavi tekniği 3B-KRT tekniğine göre yüksek doz konformite-homojenitesi sağlaması ve kritik organ dozlarının düşürülmesinde daha başarılı olması nedeniyle akciğer kanseri ışınlamalarında tercih edilebilir bir radyoterapi tekniğidir.

Akciğer hastalıklarıAkciğer neoplazmlarıDoz-cevap ilişkisi-radyasyon+4
İsmail Önel
İstanbul University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Uzun dönem rektum kanseri radyoterapisinde kemik iliği dozlarının farklı tedavi teknikleriyle karşılaştırılması

Kolorektal kanserler dünyada ve ülkemizde en sık görülen kanserler arasındadır. Lokal ileri rektum kanserinin standart tedavi şekli preoperatif kemoradyoterapi ardından cerrahidir. Fakat, kemoradyoterapinin yan etkisi miyolesüpresyon hematolojik toksiteye neden olmaktadır. Hematolojik toksitite tedaviyi kesintiye uğratabilmekte, tedavi süresini uzatabilmekte ve tedavinin başarısız olmasına neden olabilmektedir. Kemoradyoterapi sonrası başarılı bir cerrahi operasyon geçirebilmesi ve cerrahi sonrası hematolojik komplikasyon riskinin azaltılması adına hematolojik toksititenin azaltılması önemlidir. İnsan vücudunda en önemli hematolojik yapı olan kemik iliği radyasyona karşı aşırı duyarlıdır. Rektum kanseri radyoterapisinde ışınlanacak hedef hacmin komşuluğunda bulunan pelvik kemik iliklerinin aldığı dozlar, hastalarda tedavi sonrası oluşabilecek hematolojik komplikasyonları azaltmak adına büyük önem taşımaktadır. Günümüzde rektum kanseri radyoterapisinde genellikle YART (Yoğunluk Ayarlı Radyoterapi) ve YAAT (Yoğunluk Ayarlı Ark Terapi) teknikleri kullanılmaktadır. Kemik iliği oluşturulan planlarda genellikle plan optimizasyonuna katılmamaktadır. YART ve YAAT teknikleri ile konvansiyonel tekniklere kıyasla hedef hacimde daha konformal bir doz dağılımı sağlanırken riskli organların daha iyi korunabildiği bilinmektedir. Çalışmamızda 100 rektum kanseri hastasının YART ve YAAT teknikleri (7 alan YART ve 2 ark YAAT) ile tedavi planları oluşturulmuştur. Hedef hacmin (PTV) %95'inin 45 Gy doz alması hedeflenmiştir. Oluşturulan planlarda PTV, Pelvik kemik iliği (PKİ) ve alt bölümlerinin (Sakrum, Koksal, Pubis Simfizis) dozları araştırılacaktır. Çalışmanın sonucunda YAAT tekniği ile YART tekniğine kıyasla anlamlı bir şekilde daha düşük PKİ dozları elde edilmiştir.Tedavi sürelerinin daha az olması da dikkate alındığında YAAT tekniğinin rektum kanserinde tercih edilebilir olduğu görülmektedir. Rektum kanseri ışınlamalarında hangi teknik tercih edilirse edilsin (YART veya YAAT) pelvik kemik yapılarının tedavi optimizasyonuna katılması(özellikle aktif kısımları) tedavi sonrası oluşabilecek hematolojik risklerin azalmasını sağlayacaktır.

Doz-cevap ilişkisi-radyasyonKemik iliğiKolorektal neoplazmlar+7
Turgut Taşçi
İstanbul University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Küçük hacimli beyin metastazlarında robotik radyocerrahi ve yoğunluk ayarlı volümetrik ark radyoterapi tekniklerinin plan kalitelerinin karşılaştırılması

Beyin metastazları meme, akciğer kanserlerinde başta olmak üzere bir çok tümörlerde görülmektedir. Beyin metastazların ışınlanması, küçük radyasyon alanlarının kullanıldığı tekniklerle yapılmaktadır. Bu çalışmanın amacı, İstanbul Üniversitesi Onkoloji Enstitüsü'nde tedavi olmuş 10 beyin metastazı hastasının CyberKnife (CK) ve volümetrik ark radyoterapi teknikleri (VMAT) ile hazırlanmış tedavi planlarının birbirine göre zayıf ve güçlü yönlerinin ortaya çıkarılmasıdır. Bu çalışmada, 6 hastada tümör kritik organlardan uzak ve 4 hastada tümör kritik organlara yakın olmak üzere 10 hasta seçilmiştir ve MultiPlan 5.4 Tedavi Planlama Sistemi (TPS) ile Cyberknife ve Eclipse v15.6 TPS ile VMAT planları hazırlanmıştır. Tedavi planları hedef hacim dozları için konformite indeksi (CI), gradyent indeksi (GI), homejenite indeksi (HI) değerleri ile karşılaştırılmıştır. Kritik organ dozları TG101 doz sınırlama kriterlerine göre karşılaştırılılmıştır. Karşılaştırmada kullanılacak parametreler tedavi planı sonucu oluşturulan Doz-Volüm histogramı (DVH)'ndan elde edilmiştir. Elde edilen sonuçların değerlendirmeleri, ortalama değerler üzerinden yapılmıştr. Her iki teknik ile elde edilen planlar karşılaştırıldığında, kritik organdan uzak tümörlerde VMAT planlarında CI ve HI daha iyi iken CK planlarında GI daha iyidir. Kritik organa yakın olan tümörlerde ise teknikler arasında anlamlı bir fark bulunamamıştır. Kritik organ dozları karşılaştırıldığında değerler her iki teknik için benzerdir. Beyin nekrozunda önemli olan V12Gy hacmi kritik organa yakın tümörlerde CK tekniğinde daha az iken, 1 cc beyin dokusunun aldığı doz VMAT tekniğinde daha düşüktür. Kritik organa yakın tümörlerde her iki teknik arasında anlamlı bir fark bulunmamıştır. Çalışmanın sonucu her iki tekniğin de uygun olduğu, değerlendirme parametrelerine sahip olduğunu, düşük doz alan hacmin CK tekniğinde daha iyi olmakla beraber MU değerlerinin çok yüksek olduğunu göstermiştir.

Beyin hastalıklarıBeyin neoplazmlarıNeoplazm metastazları+5
Pouyan Sharafuddın
İstanbul University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Meme kanseri radyoterapisinde hibrit teknik kullanılmasının plan kalitesine etkisinin araştırılması

Bu çalışmada, meme ışınlamalarında radyoterapinin başarısını arttırmak için hibrit planlama teknikleri kullanılarak hem tümöre uygulanan dozu daha homojen hale getirmek, hem de çevredeki sağlıklı dokulara uygulanan dozu en aza indirerek lokal kontrolü arttırmak hedeflenmektedir. Tez çalışmamız radyoretapi tedavisi almış meme kanseri tanılı 10'u sağ ve 10'u sol olmak üzere 20 hastanın BT görüntülerinden yararlanarak retrospektif olarak yapılmıştır. Her hastaya 3DCRT, IMRT, VMAT planları ve bu tekniklerden %50-%50 ağırlıklı kombinasyonlar ile elde edilen 3DCRT+IMRT, 3DCRT+VMAT ve IMRT+VMAT hibrit planları hazırlanmıştır.Tedavi plan kaliteleri değerlendirilirken Doz Volüm Histogramı (DVH) bilgileri kulllanılmıştır. Karşılaştırma parametreleri, Planlanan Hedef Volüm (PTV), Kritik Organ (OAR) dozları, Homojenite İndeks (HI), Konformite İndeks (CI) ve Monitör Unit (MU) değerleridir. Çalışmamızda, sağ ve sol meme ışınlamalarında en iyi CI değeri VMAT, HI değeri ise IMRT+VMAT hibrit planlarda elde edilmiştir. Akciğer için en düşük V20(%) değerleri IMRT+VMAT hibrit planlarında elde edilirken; V5(%) ve V10(%) değerleri 3DCRT, 3DCRT+IMRT ve 3DCRT+VMAT hibrit planlarında elde edilmiştir. Karşı meme dozları 3DCRT+IMRT, 3DCRT+VMAT hibrit planlarında en düşük değere sahiptir. Sol meme kalp V30(%) değeri en düşük olan teknik VMAT iken; V5(%) hacmi en düşük 3DCRT, 3DCRT+IMRT, 3DCRT+VMAT hibrit planlarla elde edilmiştir. Çalışmanın sonucunda; meme ışınlamalarında IMRT+VMAT, 3DCRT+IMRT, 3DCRT+VMAT hibrit planlarının aynı ve karşı taraf akciğer dozunu, ışınlanan akciğer hacmini, karşı meme dozunu, ışınlanan karşı meme hacmini ve kalp dozunu azaltarak plan kalitesini arttırdığı görülmüştür.

MemeMeme hastalıklarıMeme neoplazmları+5
Sultan Çit
İstanbul University · Institute of Health Sciences
2021
10
Master'sOpen AccessTR

Prostat kanserlerinin hacim modülasyonlu ark terapisinde filtreli ve filtresiz ışınların ve PTV boyutunun tedavi planına etkilerinin karşılaştırılması

Bu çalısmanın iki amacı vardır. Birincisi düzlestirici filtreli (WFF-6X) ve düzlestirici filtresiz (FFF-6X) ışınlarla Hacim ayarlı Ark Terapisi tekniğiyle oluşturulan tedavi planlarını karşılaştırmak. İkinci ise bu iki plan arasında oluşan farkın hedef hacmin boyutuyla olan bağımlılığını gözlemlemektir. Bu çalışmaya, tedavi planları VMAT tekniği ile hazırlanan 20 prostat kanserli hasta dahil edilmiş ve bu hastalar "Grup A" ve "Grup B" olmak üzere onar kişilik iki grupta incelenmiştir. Grup A'ya dahil olan hastaların seminal vezikül ve lenf nodu tutulumu vardır. Grup B hastalarının ise tümörleri prostat bezi ile sınırlıdır. Her hastaya WFF ve FFF ışınlarıyla iki farklı VMAT planı hazırlanmıştır. Bütün VMAT planları, PTV70'in %95'inin verilmek istenilen dozun %95'ini alacağı şekilde normalize edilmiştir. Optimizasyon yaparken hiçbir planda maksimum dozun verilmek istenilen dozun %110'unun üstüne çıkmamasına dikkat edilmiştir. WFF-VMAT ve FFF-VMAT planları arasında sağlıklı karşılaştırma yapmak için her hastanın iki planında da aynı optimizasyon değerleri kullanılmıştır. TP'lerin karşılaştırılmasında DVH kullanılarak hedef hacim ve kritik organ dozlarına, hedef hacimler için hesaplanan CI ve HI değerlerine ve her plan için toplam MU değerlerine bakılmıştır. Her iki teknikle hazırlanan tedavi planlarında hedef hacimler için dozimetrik olarak anlamlı bir fark bulunmamıştır (p>0,05). VMAT-FFF(Grup B) planlarında rektumun D17'si %0,4 oranında, Dmean'i %0,5 oranında düşük iken sağ femurun Dmean'i %2.3 oranında yüksek doz almıştır (p<0,05). Bunlar dışında kritik organlarda istatistiksel olarak anlamlı bir dozimetrik fark yoktur. Gözle görülür en büyük fark MU değerlerinde olmuştur. VMAT-FFF planlarında MU değerleri Grup A için %20.3, Grup B için %11 oranında fazla çıkmıştır.

NeoplazmlarProstat hastalıklarıProstat neoplazmları+3
Çağlar Nebol
İstanbul University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Özofagus kanseri radyoterapisinde hasta solunum hareketinin doz dağılımına etkisinin farklı planlama teknikleri ile araştırılması

Özofagus kanseri dünya çapında sık görülen kötü huylu tümör tiplerindendir. Günümüzde tıbbi olarak uygun olan özofagus kanserli hastalar için tam cerrahi rezeksiyon standart tedavi şeklidir. Radyoterapi, özofagus kanserinin multimodalite sistemik tedavisinde kritik bir bileşendir. Torasik yerleşimli özofagus kanseri için nefes hareketinin neden olduğu yer değiştirme ve deformasyon, tedavi doğruluğunu ve hassasiyetini etkileyen kritik faktörlerdendir. Aktif solunum kontrolü uygulamasının, solunumun neden olduğu hareketi azalttığı birçok araştırmada gözlenmiştir. Bu çalışmada Sievert II-III yerleşimli özofagus karsinomunun serbest solunum, derin inspirasyon ve ekspirasyon solunumu olmak üzere 3 faz ile yapılan aktif solunum kontrollü radyoterapisinde 3 boyutlu konformal (3BKRT), yoğunluk ayarlı radyoterapi (YART) ve volümetrik ark tedavi (VMAT) teknikleri kullanılarak tedavi planları oluşturulup, hastaların solunum hareketlerinin doz dağılımına etkisinin araştırılması, hedef hacmin aldığı doz ve kritik organ dozları bakımından birbirlerine karşı üstünlüklerini karşılaştırmak amaçlanmıştır. Tez çalışmamızda kullanılan özofagus kanserli 10 hastanın 3 farklı solunum fazı ile bilgisayarlı tomografi (BT) görüntüleri çekilip, hastanın kritik organları ve hedef volümü (PTV) konturlanmıştır. Her hasta için aynı kriterler kullanılarak tedavi planları hazırlanmış, planlara ait konformite ve homojenite indeksleri (KI-HI) hesaplanıp, PTV ve kririk organların (OAR) aldığı doz değerleri ve tedavi süreleri karşılaştırılmıştır. Çalışmamızın sonunda, özofagus ışınlamalarında kulanılan radyoterapi tekniğinden bağımsız olarak, derin nefes alıp tutma yöntemi ile kritik organ dozlarının azaldığı görülmüştür. Torasik yerleşimli özofagus kanseri tanılı, solunum kontrol sistemleri ile koopere olabilecek hastaların tedavilerinde derin inspirasyon solunum yöntemi güvenilir bir teknik olarak görülebilir. VMAT tekniği yüksek doz konformite-homojenitesi sağlaması, kritik organları daha iyi koruması ve düşük tedavi süreleri ile özofagus kanseri ışınlamalarında tercih edilebilir bir radyoterapi tekniğidir.

NeoplazmlarRadyasyon dozajıRadyasyon etkileri+7
Müge Özkırım
İstanbul University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Meme tümörlerinin radyoterapisinde iki farklı optimizasyon algoritmasının doz dağılımlarına etkisinin incelenmesi

İnsan vücudu farklı yoğunluklara sahip organlardan oluşmaktadır. Tedavi planlama sistemleri, akciğer gibi farklı yoğunluktaki organların doz dağılımlarını doğru hesaplayabilmek için sürekli geliştirilmekte olan doz hesaplama algoritmalarını kullanmaktadır. Bir doz hesaplama algoritması olan Analytical Anisotropic Algorithm (AAA) içine inhomojen yapılarda doku düzeltmesi yapabilen Intermediate doz hesaplama modülü eklenmiştir. Bu çalışmada, 20 sol meme kanserli hastanın IMRT ile hazırlanan radyoterapi planlarında intermediate modülünün doz dağılımına olan katkısının araştırılması amaçlanmıştır. Tedavi hacimleri 434,7 cm3 ile 1595,2 cm3 arasında değişmekte olan 20 sol meme kanserli hastanın tedavi planları IMRT tekniği ile hazırlanmıştır. Planlar hazırlanırken, Eclipse 8.9.0 TPS ve Eclipse 15.6.03 TPS'ndeki AAA ve AAA Intermediate doz hesaplama algoritmaları kullanılmıştır. PTV'nin %95'inin verilmek istenen dozu alması için normalizasyon yapılmış ve doz volüm histogramları (DVH) oluşturulmuştur. Her hasta için intermediate doz modülü kullanılarak ve kullanılmadan hazırlanan tedavi planları, planlara ait DVH'ler kullanılarak, hedef volüm için homojenite indeks (HI), konformite indeks (CI), riskli organlar olan kalp, medulla ve akciğerin aldığı dozlar bakımından karşılaştırılmıştır. Yapılan çalışmanın sonunda; Intermediate doz hesaplama algoritması ile hazırlanan planlarda bazı kritik organlar daha düşük dozlar almış, CI ve HI değerleri yapılan diğer planlamalara göre daha iyi sonuçlar vermiştir. Intermediate doz hesaplama modülü kullanıldığında, tedavi planı kalitesinin arttığı görülmektedir.

AlgoritmalarDoz-cevap ilişkisi-radyasyonHomojenlik+7
Özge Atilla
İstanbul University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Erken evre glottik larenks radyoterapisinde yoğunluk ayarlı radyoterapi ile robotik kollu radyocerrahi tekniğinin dozimetrik karşılaştırılması

Bu çalışmanın amacı, daha önceden standart doz/fraksiyon şemaları ile tedavi edilmiş 15 EGL vakasının, Yoğunluk Ayarlı Ark Radyoterapi (YAAT) ve Robotik kollu stereotaktik vücut radyoterapisi (RK-SBRT) teknikleri ile hipofraksiyon şemaları kullanılarak yeniden yapılan tedavi planlarının konformite indeks (CI), homojenite indeks (HI), monitor unit (MU) değerleri ve kritik organların aldığı dozlar bakımından istatistiksel olarak karşılaştırılmasıdır. Daha önceden standart doz/fraksiyon şemaları kullanılarak tedavi edilmiş 15 hastanın, tedavi planlaması için gereken 3 boyutlu görüntüleri İ.Ü Onkoloji Enstitüsü arşivinden elde edilmiş olup yeniden planlama için tedavi planlama sistemlerine yüklenmiştir. Fraksiyon başına 4.5 Gy tanımlanmış olup toplamda 10 fraksiyon tedavi dozu planlanmıştır. Tedavi dozunun, PTV hacminin en az %95'ni sarması amaçlanmıştır. Seçili bir lenf nodu ışınlaması yapılmamıştır. PT tedavi hacimlerinin maksimum doz (Dmak), minimum doz (Dmin) değerlerinin yanı sıra ortalama doz (Dort) karşılaştırmaları yapılmıştır. PTV hacmi değerlendirilmesinde, YAAT tekniğinin, RK-SBRT tekniğine göre istatiksel olarak anlamlı daha uygun Dmak, Dort doz değerleri ve HI değerleri elde edilmiştir(p<0,05). Teknikler arasında CI değerlerinin incelenmesinde istatiksel olarak anlamlı bir farklılık görülmemiştir(p>0,05). RK-SBRT tekniği ile YAAT tekniğine göre istatiksel olarak anlamlı daha düşük spinal kord Dmak değerleri elde edilmiştir(p<0,05). YAAT tekniği ile istatiksel olarak anlamlı daha düşük karotis arteri Dort ve Dmak değerleri elde edilirken (p<0,05), tiroid bezi Dort değerlerinde de RK-SBRT tekniğine göre istaitksel olarak anlamlı daha düşük değerler elde edilmiştir (p<0,05). RK-SBRT tekniği ile YAAT tekniğine göre istatiksel olarak anlamlı daha yüksek MU değerleri elde edilmiştir. Radyoterapi teknikleri ve radyobiyolojideki gelişmeler sayesinde, günlük yüksek tedavi dozlarının düşük fraksiyonda verilmesine olanak sağlamaktadır. EGL kanserinin tedavisinde SBRT tekniklerinin karşılaştırıldığı bu çalışma da YAAT tekniği ile RK-SBRT tekniğine göre spinal kord Dmak değerleri dışında, tedavi hacimi doz değerlendirmesi, tiroid bezi, karotis arteri ve MU değerleri bakımından daha uygun bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: YAAT, RK-SBRT, Erken Evre Glottik Larenks

Doz-cevap ilişkisi-radyasyonLaringeal neoplazmlarNeoplazmlar+5
Serdar Alay
İstanbul University · Institute of Health Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Yoğunluk ayarlı ve ark radyoterapi uygulanan baş-boyun kanseri tanılı hastalarda hedef ve riskli organlardaki değişimin retrospektif araştırılması

Baş-boyun kanseri radyoterapisi 6-7 hafta sürer. Tedavi sırasında anatomik değişiklikler oluşur. Bu değişiklikler tedavi hacminin düşük doz almasına ve riskli organların yüksek doz almasına neden olabilir. Çalışmanın amacı, radyoterapi görmüş baş-boyun kanserli hastalarının tedavi sırasında çekilen kontrol filmleri kullanılarak tedavi sırasında oluşan anatomik ve dozimetrik değişiklikleri retrospektif olarak araştırmaktır. Çalışmaya IMRT/VMAT ile tedavi edilmiş 10 nazofarinks kanseri hastasına dahil edildi. Tedavi plan için çekilen CT0 ile kontrol amaçlı 15.fraksiyonda çekilen CT15 ve 25.fraksiyonda çekilen CT25 üzerindeki GTV ve parotis hacimleri karşılaştırıldı. CT15 ve CT25 kullanılarak sanal adaptif planlar ve hibrit planlar oluşturuldu. PTV, CTV, ipsilateral parotis, kontralateral parotis hacimlerindeki doz değişimleri ile spinal kord ve beyin sapındaki doz değişimleri araştırıldı. GTV-tm hacmi CT15 ve CT25 görüntülerine göre %22,7 ve %32,2 azalmıştır. GTV-lap ise sırasıyla %31,5 ve %39,4 azalmıştır. İpsilateral parotis sırasıyla %29,5 ve %40,6 azalmıştır. Kontrolateral parotis sırasıyla %25,5 ve %33,5 azalmıştır. Hacimlerindeki azalma istatiksel olarak anlamlıdır. Boyun çap azalması oransal olarak sırasıyla %5,7 ile %7,4'dır, faklar anlamlıdır. CTV hacimlerin %98'nin ve PTV hacimlerinin %95'inin doz değerlerindeki değişim istatiksel olarak anlamlı değildir. İpsilateral parotis D-ortalama dozu adaptif planlarda %13,5 ile %20,2 artarken hibrit planlarda %16,5 ile %22,1 artmıştır. Kontralateral parotis D-ortalama dozu adaptif planlarda %10,9 ile %16,5 artarken hibrit planlarda %14,8 ile %19 artmıştır. D-ortalama artışları istatistiksel olarak anlamlıdır. Spinal kord ve beyin sapının maksimum dozlarındaki değişim anlamı değildir. Boyun çap ile hacimsel değişimler arasında anlamlı ve yüksek korelasyon vardır. Çap azalması xvi ile parotis D-ortalama dozu, spinal kord ve beyin sapının maksimum dozu arasındaki korelasyon anlamlı değildir. Çalışmanın sonucunda, Baş boyun tümörlerinde tedavi boyunca tümör ve kritik organ hacminin değiştiği ve buna bağlı olarak hacimlerin aldığı dozların değiştiği görülmüştür. Bu değişiklerin tedavi sırasında düzeltilmesi tedavinin başarısını arttıracaktır.

BoyunKafa ve boyun neoplazmlarıNeoplazmlar+5
İbrahim Meral
İstanbul University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Radyoterapide volümetrik modüle edilmiş ark tedavisi planlarının optimizasyonunda "photon optimizer" algoritmasının "aperture shape controller" özelliğinin kullanımının etkileri

Amaç: Çalışmamızda baş-boyun, akciğer ve prostat kanserli hastaların Volümetrik Modüle edilmiş Ark Tedavisi (VMAT) RT planlarında, "Photon Optimizer" (PO) algoritması ile optimizasyonda "Aperture Shape Controller" (ASC) özelliğinin kullanılmasının tedavi plan kalitesi (TPK), tedavi verme etkinliği (TVE) ve hesaplanan ve verilen doz dağılımı arasındaki uyum (QA) üzerine etkisinin incelenmesi amaçlandı. Hipotez: ASC kullanımının kullanılmamasına göre TPK, TVE ve QA açısından daha üstün olacağıdır. Gereç-Yöntem: Definitif RT planı yapılmış olan toplam 36 (akciğer, baş-boyun ve prostat kanserli 12'şer) hasta çalışma grubu olarak seçildi. Tamamı VMAT tekniğiyle yeniden tedavi planları hazırlanıp, PO algoritması ile optimize edildi. Her bir olguda, ASC özelliğinin 3 farklı düzeyi (1. kapalı, 2. orta, 3. çok yüksek) seçilerek optimizasyon yapıldı. "ArcCheck" ile her hastada her bir plana özgü Kalite Güvenirliği (QA) değerlendirilmesi yapıldı. TPK (Homojenite İndeksi(HI), OAR doz-volüm parametreleri(DVP)), TVE (Ortalama Açıklık Aralığı(AA), Modülasyon Karmaşıklık Skoru(MCS), toplam Monitor Unit(MU)) ve QA yönünden ASC düzeylerinin ikili karşılaştırmaları "Wilcoxon Signed-Rank" testiyle yapıldı. Bulgular: TPK: Baş-boyun ve prostat kanserinde tüm PTV'ler için HI yönünden en homojen doz dağılımı ASC Kapalı olduğunda sağlanmaktadır. OAR: Beyin sapı, sağ koklea, toplam parotis, sağ parotis, sol ve sağ optik sinir, akciğer, barsak, sol femur başı ve mesane DVP'nde ASC düzeyi değiştiğinde anlamlı farklar ortaya çıkmıştır. TVE: Baş-boyun kanserinde sadece MCS, akciğer ve prostat kanserinde ise AA, MCS ve toplam MU değerlerinde ASC düzeyi değiştiğinde anlamlı fark bulunmuştur. QA: Tüm olgularda ASC düzeyi değişimiyle anlamlı fark gözlenmiştir.2 Sonuç: Baş-boyun, akciğer ve prostat kanserli hastaların VMAT planlanmasında, ASC kullanımında çok yüksek düzey ile kapalı+orta düzeye kıyasla TVE ve QA açısından olumlu sonuçlar elde edilmektedir.

AlgoritmalarNeoplazmlarRadyoterapi+3
Başak Göksel
Dokuz Eylül University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Meme kanserinde 3 boyutlu radyoterapi ve yoğunluk ayarlı radyoterapi planlama tekniklerinin dozimetrik karşılaştırılması

Amaç:Meme kanseri tanılı hastalarda, hedef hacimler ve risk altındaki organlar açısından üstün olan radyoterapi tekniğini belirlemek. Yöntem:Bu çalışmada, modifiye radikal mastektomi uygulanan 20 meme kanseri tanılı hasta yer almaktadır. Tarafımızca her hasta için 2 farklı tedavi planı (3BKRT ve YART) çalışıldı. Göğüs duvarı, supraklavikular, aksiller ve/veya mammaria interna lenfatik bölgeler klinik hedef hacim (CTV) olarak konturlandı. Planlanan hedef hacim (PTV), CTV'ye 0,5 cm marj (posterior marj 0,3cm) verilerek oluşturuldu. Hedef hacimlerin ve normal doku hacimlerinin (kontralateral meme, kalp, ipsilateral akciğer) aldığı dozlar ile homojenite indeksleri (HI) karşılaştırıldı. Kalp, karşı meme ve aynı taraf akciğer için sırasıyla; Dmean ve V25, Dmean ve Dmax, D5 ve D20 değerlendirildi. Ek olarak, PTV için D2, D98, D95 ve Dmean değerleri incelendi. İstatistiksel analiz için Mann Whitney testi kullanıldı ve p<0,05 değeri anlamlı kabul edildi. Bulgular:YART tekniği, PTV, normal doku hacimleri ve HI açısından 3BKRT'den daha üstündür. Bununla birlikte, ışınlanmış karşı meme hacmi 3BKRT tekniğinde daha azdır. Sonuç:Hastaya en uygun tedavi planı, planın avantaj ve dezavantajları göz önünde bulundurularak kararlaştırılmalıdır.

Meme neoplazmlarıNeoplazmlarRadyasyon+4
Orkun Kireççi
Akdeniz University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Erken evre glottik larenks kanser tanılı hastalarda radyoterapi tekniğinin karotis arter dozuna etkisi

ÖZET Amaç: Bu çalışmanın amacı, erken evre glottik larenks kanser tanılı hastalarda iki radyoterapi tekniğinin karotis arter dozları açısından karşılaştırılmasıdır. Yöntem: Bu çalışmaya, 10 erken evre (T1 / 2) glottik larenks kanser tanılı hastayı dahil ettik. Her bir hasta için hem yoğunluk ayarlı radyoterapi (YART) hem de 3 boyutlu konformal radyoterapi (3BKRT) tedavi planları hazırlandı. Tüm hastalar için tedavi volümleri (CTV, PTV) oluşturuldu. Tüm larinks, gerçek ve yalancı vokal kordlar, anterior-posterior komissürler, aritenoidler, aryepiglottik kıvrımlar, subglottik bölge dahil edilecek şekilde klinik hedef volüm (CTV) olşturuldu. Planlanan hedef volümü (PTV) oluşturmak için, tüm yönlerde CTV'ye 5 mm eklenirken, karotis arter ve spinal kordu korumak adına posterolateral yönde 3 mm'lik marj verildi. T1/T2 glottik kanserlerde lenfatik nodal metastaz riski çok düşük olduğu için, elektif nodal ışınlama yapılmadı. Spinal kord ve karotis arterler kritik organlar (OAR) olarak konturlandı. Hedef hacim dozları, OAR hacimleri, homojenlik indeksi (HI) karşılaştırıldı. Ek olarak, karotis arter için V30 <% 20, V10 <% 50 değerlendirildi ve spinal kordun maksimum dozu 45Gy ile sınırlandırıldı. Conformite indeksi (CI) hesaplandı. İstatistiksel analiz için Mann Whitney testi kullanıldı ve p <0.05 anlamlı kabul edildi. Bulgular: PTV parametreleri (Dmin, Dmean, Dmax, D90, D95) iki farklı teknikte karşılaştırıldı. 3BKRT'ye kıyasla YART, karotis arterde yüksek doz hacimlerini (V30, V35, V50) belirgin olarak düşürürken (p < 0.001), düşük doz hacimleri (V10) her iki teknikte de yüksek seyretti. Her iki teknikte de CI benzer olup (0.9 vs. 0.9, p = 0.3), HI YART'de daha iyiydi (0.1 vs. 0.08, p < 0.001). Spinal kord maksimum dozları 3BKRT'de daha düşüktü (18 Gy vs. 44Gy). Sonuç: YART, T1 / T2 glottik kanserli hastalarda karotis arterin korunması açısından üstün bir radyoterapi (RT) tekniğidir. Anahtar Kelimeler: Radyoterapi, glottik kanser, karotis arter, 3BKRT, IMRT

Karotis arterleriLaringeal neoplazmlarNeoplazm evreleri+6
Zeynep Rukiye Özge Can
Akdeniz University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Prostat kanseri radyoterapi tedavi planlarında hacimsel yoğunluk ayarlı ark tedavisi ve dinamik yoğunluk ayarlı radyoterapi tekniklerinin karşılaştırılması

Amaç: Bu çalışmanın amacı prostat kanseri radyoterapi tedavisinde D-IMRT ve VMAT tedavi tekniklerinin dozimetrik olarak karşılaştırılmasıdır. Yöntem: Yüksek riskli 10 prostat kanseri hastasına CMS Monaco TPS kullanılarak Linak tabanlı 9-alan D-IMRT ve çift ark VMAT teknikleri ile planlar tasarlandı. PTV 46, PTV 56 ve PTV 74'e sırasıyla 46, 56 ve 74 Gy doz SIB tekniği ile uygulandı. Her iki teknik ile oluşturulan planlarda aynı doz sınırlamaları kullanıldı. İki planlama tekniği; PTV 46, PTV 56, PTV 74 yapılarındaki doz sarımı ve HI ile CI değerleri bakımından karşılaştırıldı. Kritik organlarda, rektum için V50, V60, V65, V70 değerleri mesane için V65, V70 değerleri, femur başları için ise V40 değerleri incelendi. Her iki teknik ile elde edilen planların tedavi süreleri, segment sayıları ve MU değerleri karşılaştırıldı. Ayrıca hastaların aldığı integral doz olarak V37 değerlendirildi. Elde edilen tüm veriler Wilcoxon testi uygulanarak istatistiksel olarak değerlendirildi. Bulgular: D-IMRT ve VMAT teknikleri ile hedef hacimler için, birbirlerine yakın doz sarımları elde edilmiştir. PTV 74 için hesaplanan HI ve CI değerleri her iki teknikte benzer bulunmuştur. Her iki planlama tekniği ile tüm kritik organlar, doz sınırlamalarının altında tutulabilmiştir. Ayrıca OAR koruması açısından iki teknikten, birbirlerine yakın sonuçlar elde edilmiştir. VMAT tekniği ile oluşturulan planlardan elde edilen segment ve MU sayıları D-IMRT tekniği ile oluşturulan planlara göre fazla olmasına rağmen tedavi süresinin daha kısa olduğu gözlenmiştir (p: 0,005). Sonuç: Prostat kanseri radyoterapi tedavisinde kullanılan 9-alan D-IMRT tekniği ve VMAT tekniklerinden hem PTV sarımları hem kritik organ korumaları açısından benzer dozimetrik sonuçlar elde edilmiştir. Sadece tedavi süresi açısından VMAT tekniğinin D-IMRT tekniğine belirgin bir üstünlüğü gözlenmiştir.

NeoplazmlarProstat neoplazmlarıRadyoterapi+3
Yılmaz Bilek
Akdeniz University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Tiroid orbitopati tanılı hastaların radyoterapisinde üç boyutlu konformal radyoterapi ve yoğunluk ayarlı radyoterapinin dozimetrik olarak karşılaştırılması

Amaç: Tiroid orbitopati otoimmun tiroid hastalığı ile ilişkili olarak orbital dokuların inflamasyonuyla karakterize bir hastalıktır. Hastalığın bulguları arasında göz kapağı retraksiyonu, proptozis, kemozis, periorbital ödem ve göz hareketi bozuklukları yer alır. Orbital radyoterapi diğer tedavilere yanıt vermeyen olgularda uygulanır ve yaklaşık %60-65 oranında başarılı olmaktadır. Bu tez projesinde amacımız, tiroid orbitopati tanılı hastalarda üçboyutlu radyoterapi (3BRT) ve yoğunluk ayarlı radyoterapi (YART) ve 3BRT ile YART kombinasyonu olan hibrid radyoterapi (RT) tekniklerinin dozimetrik olarak hedef hacim ve normal dokuların aldığı doz açısından karşılaştırılmasıdır. Yöntem: Tiroid orbitopati tanısı ile tedavi edilen 5 hastanın tedavi planlanları retrospektif olarak tedavi planlama sistemine aktarıldı. Hastaların tedavi planları 3BRT ve YART veya 3BRT ile YART kombinasyonu olan hibrid RT tedavi tekniği kullanılarak tekrar yapıldı. 3 teknikle elde edilen konformite indeksi, homojenite indeksi, hedef hacim ve kritik organlara ait dozimetrik parametreler istatistiksel olarak kıyaslandı. Bulgular: 3BRT, YART ve hibrid RT teknikleri dozimetrik olarak kıyaslandığında, YART ve hibrid RT tekniklerinin 3BRT'ye göre daha homojen bir doz dağılımı sağladığı ancak konfomite indeksi açısından her 3 teknik arasında istatistiksel anlamlı bir fark olmadığı saptandı. Normal organ dozları açısından, 3BRT'nin lens dozlarını daha iyi düşürdüğü izlendi. Beynin aldığı dozlara bakıldığında minimum, ortalama veD05 dozları 3BRT'de istatistiksel anlamlı olarak daha düşüktü. Hibrid RT tekniği YART tekniğine benzer dozimetrik parametreler elde edilmesini sağladı. Sonuç: Tiroid orbitopatisinin radyoterapiyle tedavisinde YART kullanımı daha homojen bir doz dağılımı sağlayarak tedavi etkinliğini arttırabilir ancak lens ve beyin dokusunun aldığı dozların artışına neden olabilmektedir.

Doz-cevap ilişkisi-radyasyonGraves hastalığıGöz+7
Oğuzhan Altay Yönet
Akdeniz University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Üç boyutlu vajinal kaf brakiterapisinde "inverse" ve referans çizgi optimizasyonunun kritik organ dozları yönünden karşılaştırılması

Amaç: Çalışmamızda vajen kaf brakiterapisi (BRT) uygulanmış hastalarda referans çizgi (RÇ) ve "inverse" optimizasyon (İO) yöntemlerini OAR (Riskli Organlar) dozları yönünden karşılaştırmak amaçlandı. Hipotez: İO'da RÇ optimizasyonuna (RÇO) göre OAR dozları daha düşüktür. Gereç-Yöntem: "Stump" aplikatörü ile vajen kaf BRT'si uygulanmış 20 olgunun BT görüntülerinden yararlanıldı. Aplikatörün apeks ve lateralinden 0,5cm uzaklıktaki 8 simetrik noktadan oluşan çizgiye RÇO uygulandı. İO'da ise Klinik Hedef Volüm (CTV) ve OAR için optimizasyon hedefleri girilerek doz CTV'ye tanımlandı. CTV optimizasyon hedefleri; D%98>%85, D%90>%100, V%100>%92,5 olarak belirlendi. OAR optimizasyon hedefleri 2cc'lik volümünün aldığı (D2cc) total (ERT+BRT) dozlar üzerinden tanımlandı. Fraksiyon başına 2Gy'den biyolojik eşdeğer dozlar (EQD2): mesane<9000cGy, rektum, sigmoid ve barsak<7000cGy. Wilcoxon Signed-Rank test ile 2 farklı optimizasyon tekniği, CTV doz-volüm parametreleri (D%90, V%100, D%50/D%90) ve OAR D2cc dozları üzerine etkileri yönünden karşılaştırıldı. Bulgular: Tüm OAR'lar için D2cc total EQD2 dozları incelendiğinde, İO'nun RÇO'ya göre anlamlı düzeyde (mesane, rektum, sigmoid ve barsak için sırasıyla p<0,0001, p:0,004, p:0,001 ve p:0,001) daha düşük dozlar sağlayabildiği izlendi. CTV için elde edilen D%90, V%100 ve D%50/D%90 parametreleri değerlendirildiğinde, D%90 ve V%100 için RÇO'nun anlamlı düzeyde (sırasıyla p<0,0001 ve p<0,0001) daha yüksek değerler sağladığı izlenmektedir. Öte yandan <1,5 olması önerilen D%50/D%90 İO'da anlamlı düzeyde (p<0,0001) daha düşüktür. CTV kriterlerinin tüm olgularda karşılandığı, OAR kriterlerinden ise yalnızca rektum için İO'da 1 olguda, RÇO'daysa 3 olguda <7000cGy sınırının aşıldığı izlendi. Sonuç: Her iki optimizasyonda hedeflenen kriterler CTV'de karşılanırken, OAR'larda her zaman sağlanamamaktadır. OAR'lar açısından İO lehine oluşan anlamlı fark vajinal kaf BRT'sinde rutin klinik uygulamalar için bu optimizasyon türünü desteklemektedir. Anahtar Sözcükler: brakiterapi, vajinal kaf, inverse optimizasyon, referans çizgi optimizasyonu, riskli organ, CTV

BrakiterapiNeoplazmlarRadyoterapi+2
Serdar Sanduvaç
Dokuz Eylül University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Akciğer kanseri radyoterapisinde uygulanan iki farklı planlama tekniğinin dozimetrik olarak karşılaştırılması

Amaç: Bu çalışmanın amacı, küçük hücreli dışı akciğer kanseri (KHDAK) tanılı hastalarda iki radyoterapi tekniğinin hedef hacim ve kritik organ dozları açısından karşılaştırılmasıdır. Yöntem:Lokal ileri evre küçük hücreli dışı akciğer kanseri tanısı olan ve üç boyutlu konformal radyoterapi ile tedavi edilmiş 9 hastanın tedavi planları Hibrittekniği ile tekrar yapıldı. Hibrit planlar, toplam fraksiyonun %60'ı 3 boyutlu konformal radyoterapi (3BKRT), %40'ı yoğunluk ayarlı radyoterapi (YART) ile uygulanacak şekilde hazırlandı ve toplam 66 Gy doz uygulandı. Spinal kord, kalp, akciğer ve özofagus kritik organlar olarak konturlandı. Hedef hacim, kritik organ hacimleri, homojenite indeksi (HI) ve konformite indeksi (CI) karşılaştırıldı. İstatistiksel analiz için t-testi ile Wilcoxon testi kullanıldı ve p < 0,05 anlamlı kabul edildi. Bulgular: Her iki teknik ile %95 izodozun hedef hacmi sarması arasında istatistiksel fark bulunmamasına rağmen, Hibrit tekniği ile daha homojen doz dağılımı sağlanmıştır. Hibrit tekniği ile %107'yi geçen sıcak noktaları düşük tutmak mümkün olmuştur. Ancak, karşı akciğerin aldığı V5 değeri Hibrit teknikte istatistiksel olarak anlamlı derecede daha yüksek bulundu ( p < 0,05). Kalbin aldığı dozlar açısından iki teknik arasında fark gözlenmezken, özofagus ve spinal kordun aldığı maksimum doz Hibrit tekniği ile daha düşük bulundu. Sonuç: KHDAK tanılı hastalarda; %60'ı 3BKRT, %40'ı YART ile oluşturulan Hibrittekniği ile %107'yi geçen sıcak noktaları daha düşük tutmak ve daha homojen bir doz dağılımı elde etmek mümkün olabilir; ayrıca özofagus ve spinal kord gibi normaldokuların aldığı dozlar düşürülebilirfakat düşük ve orta seviye doz alan hacimlerin artmasına neden olabilmektedir. Anahtar Kelimeler:Radyoterapi, KHDAK, 3BKRT, Hibrit teknik.

AdenokarsinomHibrit yöntemKarsinoma+5
Özge Söyünmez
Akdeniz University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Glioblastoma multiforme tümörlerinin radyoterapisinde alan-içi-alan ve yoğunluk ayarlı teknikler ile tedavi planlarının dozimetrik karşılaştırılması

Amaç: Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Radyasyon Onkolojisi Anabilim Dalı'nda glioblastoma multiforme (GBM) tanılı hastaların radyoterapisinde alan-içi-alan ve yoğunluk ayarlı teknikler ile tedavi planlarının dozimetrik karşılaştırılması amaçlandı. Yöntem: GBM tanılı ve tedavisi bitmiş olan 16 hastanın bilgisayarlı tomografi (BT) görüntüleri kullanıldı. Hedef hacim (PTV) tanımları 46 ve 60 Gy'lik dozlar için yapıldı. Uluslararası kriterlerine göre kritik organ (OAR)'ların hacimleri konturlandı. Her bir hasta için alan-içi-alan (FIF) ve yoğunluk ayarlı radyoterapi (YART) tekniğiyle planlar oluşturuldu. PTV ve OAR'ler için doz hacim verileri elde edildi, doz homojenite indeks (HI) ve doz uygunluk indeks (CI) parametreleri hesaplandı ve teknikler arası istatistiksel karşılaştırma yapıldı. İki planlama tekniğinde hedef hacim konumunun etkisi istatistik olarak değerlendirildi. Bulgular: YART tekniğin PTV46 planlarının HI ve V46 parametreleri açısından üstün bulundu. PTV60 için D95 ve Dmean değerleri FIF planlarında daha uygun sonuç vermiştir. Ancak V60 parametresi YART planlarında daha iyi bulunmuştur. Normal beyin dokusunun Dmean, D2 ve V50; Sağ ve sol optik sinir dokusunun D2 ve Dmax; Kiazma dokusu Dmax değerleri FIF planlarında daha düşük bulundu. Ancak beyin sapı dokusu için Dmean değeri YART planlarında daha düşük bulunmuştur. MU değerleri ve ortalama segment sayısı FIF planlarında daha düşük bulundu. Sonuç: GBM radyoterapisinde iki planlama tekniğinin dozimetrik karşılaştırılmasında HI ve CI parametreleri açısından bir birine yakın olmasına karşı düşük MU verisi, düşük segment sayısı ve düşük risk organ dozları açısından FIF tekniği daha üstün sayılmaktadır. GBM tedavi planlamasında öncelikle FIF tekniğiyle dozimetrik kriterler göre planların tasarımı tavsiye edilmektedir. Orta yerleşimli tümörlerde YART tekniğiyle planların tasarımı önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Alan-içi-alan, Glioblastoma multiforme, Radyoterapi, Üç boyutlu, Yoğunluk ayarlı radyoterapi

GlioblastomaGliomaNeoplazmlar+5
Servet Sitil
Akdeniz University · Institute of Health Sciences
2019
00

Related subjects