Social skill
246 theses under this subject heading
Beden eğitimi ve spor öğretim programında yer alan sosyal beceriler üzerine nitel bir araştırma: Uygulama, engeller ve öneriler
Bu araştırmanın amacı 2006-2007 eğitim-öğretim yılından itibaren uygulanan beden eğitimi ve spor öğretim programı özel amaçlarından 8. maddeye yönelik öğretmen görüşlerini incelemektir. Beden eğitimi ve spor öğretim programı 8. madde; iletişim, iş birliği, adil oyun (fair play), sosyal sorumluluk, liderlik, doğaya duyarlılık ve farklılıklara saygı becerilerine yöneliktir. Araştırma nitel araştırma yöntemlerinden olgubilim(fenomolojik) modeliyle desenlenmiştir. Araştırmaya Diyarbakır ili kamu ortaokullarında görev yapan toplamda 20 öğretmen katılmıştır. Bu araştırma grubunun oluşturulmasında amaçlı örneklem yöntemlerinden ölçüt örneklemi türünden yararlanılmıştır.. Araştırmadaki verilere görüşme tekniğiyle ulaşılmıştır. Bu verileri elde etmek için yarı yapılandırılmış görüşme formları araştırmacı tarafından geliştirilmiştir. Elde edilen veriler içerik analiziyle çözümlenmiştir. Araştırmada beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin araştırmaya konu olan becerilere yönelik yaptığı uygulamalar ve bu uygulamalar sırasında yaşadığı problemler, bu becerileri geliştirmek adına sunduğu öneriler tespit edilmeye çalışılmıştır. Araştırmaya katılan öğretmenlerin konu olan becerilere yönelik uygulama, problem ve öneri bakımından görüşleri incelendiğinde bu görüşlerin oldukça çeşitlilik gösterdiği saptanmış ancak bu çeşitliliğin uygulama ve problem bölümlerine oranla öneri bölümlerinde daha fazla olduğunu sonucuna varılmıştır.
Sanat terapisi odaklı grupla psikolojik danışmanın çocukların sosyal duygusal becerilerine etkisi
Bu araştırmanın amacı sanat terapisi odaklı grupla psikolojik danışmanın çocukların sosyal duygusal becerilerine etkisini incelemektir. Bu araştırmada karma desen modellerinden kısmen karma eşzamanlı eşit statülü tasarım kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2022-2023 Eğitim-Öğretim yılında devlet orta okulunda okuyan 10-11 yaşındaki öğrenciler (n:28, kız:14, erkek:14) oluşturmaktadır. Verilerin toplanmasında; kişisel bilgi formu, Sosyal-Duygusal Beceri Algısı Ölçeği, oturum günlükleri, süreç değerlendirme formu ve araştırmacının gözlemlerinden yararlanılmıştır. Sanat terapisi odaklı grupla psikolojik danışma programı her bir oturumu 45 dakikadan ve toplam 11 oturumdan oluşan bir programdır. Nicel verilerin analizinde SPSS 25.0 programı kullanılarak Mann Whitney U ve Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi, nitel analiz kısmında ise Nvivo 12 programı aracılığıyla betimsel analizler gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın sonucunda kontrol ve deney gruplarına ait Sosyal-Duygusal Beceri Algısı Ölçeği puanlarının gruplar arasında anlamlı fark oluşturmadığı ve deney grubunun ön test ve son test puanları arasında anlamlı bir fark olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Deney grubuna 3 ay sonra uygulanan izleme testi sonuçlarında ise anlamlı bir fark bulunmuştur. Araştırmanın nitel bulgularında ise katılımcıların oturumlara ve sürece yönelik değerlendirmelerinde iletişim becerileri, problem çözme becerileri ve stresle başa çıkma becerileri ile ilgili olarak farkındalıklarının arttığı ve geliştiğine dair bulgulara ulaşılmıştır.
5-7 yaş grubundan oluşan 1. sınıftaki öğrencilerin sosyal becerilerinin değerlendirilmesi
Sosyal beceriler bir amaca yönelik davranışlardır. Çocuğun sosyal yönden gelişmesi onun yetişkinlik yıllarındaki sosyal yaşantısını da etkiler. Sosyal yeterlik yetişkinlik döneminde en fazla ihtiyaç duyulan olgulardandır. Sosyal becerileri yeterince gelişmemiş olan kişi, toplumda birlikte yaşadığı diğer insanlarla sağlıklı bir iletişim kuramaz. Sosyal becerinin eksikliği, çocuklar ve ergenler için önemli bir engel olarak kabul edilmektedir. Özellikle 48?60 ay arası çocukların gelişiminde bu faktör ortaya çıkar. Çocukların ve ergenlerin sosyal beceri zorlukları, sosyal kaçınma, depresyona bağlı düşük motivasyon gibi faktörlerin birleşmesiyle ortaya çıkmaktadır. Kendine güvenen ve rahat çocuklar endişeli çocuklara göre daha popülerdirler. Yetersiz sosyal ve duygusal gelişime ve işleve sahip olanlar ile düşük sosyal beceriye sahip çocuk ve ergenler bu durumlarını yetişkinlikte de sürdürmektedirler. Anahtar Kelimeler: 1-Sosyal Yeterlik 2-Sosyal Beceri 3–48–60 Ay Arası Çocuklar 4-Duygusal GeliĢme 5-Sosyal Kaçınma
Cezaevi anaokuluna devam eden 36-72 aylık çocuklar ile ilkokul bünyesinde bulunan ana sınıfına devam eden 36-72 aylık çocukların sosyal beceri düzeylerinin karşılaştırılması
Erken çocukluk dönemi, çocuğun geleceğe adım attığı ve geleceğinin temellerinin oluşturmaya başladığı bir dönemdir. Bu dönemde çocuklar akademik becerilerini geliştirirken sosyal çevreye de uyum sağlamaya çalışırlar. Çocuğun doğduğu çevrenin ona sunduğu imkânlar sosyal gelişimi için son derece önemlidir. Çocuk toplumsal kurallara uygun hareket etmeyi, model alarak iletişim kurmayı sosyalleşirken öğrenir. Sosyalleşme sürecinde bir takım sosyal kurallarla yüzleşen çocuk, çevresindekilerin sosyal kurallara uyma konusundaki beklentilerini ve toplumsal kuralları bu süreç içerisinde öğrenmeye başlar. Çocuğun yetişmekte olduğu ortamın, tüm gelişim alanları üzerinde etkisi büyüktür. Yetiştiği ortamın yapısı, sosyokültürel ve ekonomik özellikleri, çocuğun sosyalleşme sürecini kapsayan sosyal-duygusal gelişim alanının biçimlenmesini sağlar, sosyal becerilerin oluşmasına katkıda bulunur. Aile, çocuğun varlığı ve gelişimi için en önemli kurumdur. Ancak her çocuk aile ortamında büyüme şansına sahip değildir. Çeşitli nedenlerle olağan gelişimi desteklenmeyen koşullar altında bulunan çocukların genel gelişimleri diğer çocuklara göre farklılık gösterebilmektedir. Cezaevinde dünyaya gelen veya erken çocukluk döneminin önemli bir kısmını orada devam ettiren dezavantajlı çocuklar, aile ortamının sağladığı olumlu rol modellerinden, destekten, sıcak ve yoğun ilişkilerden yoksun oldukları için sosyal becerileri öğrenme, uygulamada sorunlar yaşayabilmektedirler. Bu durumun onların topluma entegre olmalarını, toplumla yaşama bilinçlerinin oluşmasını, sosyal beceri ve iletişimlerinin gelişmesini olumsuz etkilediği bilinmektedir Sosyal beceri eğitimine ihtiyaç duyulan üç neden vardır; ilki temel sosyal kurumlar hızla gelişmektedir ve bu kurumlar artık sosyalleşme işlevlerini yerine getirememektedir, ikincisi nüfus gittikçe daha fazla hareketlenmektedir ve sosyal ilişkiler zayıflamaktadır ve son olarak da bireyselliğin aşırı vurgulanması, bireyleri başkalarının ihtiyaçlarına karşı daha duyarsız ve daha az tepkici hale getirmektedir. Hem ailede hem de okulda farklı eğitim ortamlarında yetişen çocukların sosyal becerilerinin de farklılaşması kaçınılmazdır. Ülkemizde de sosyal beceri konusunda çalışmaların yapılmasına ve sosyal beceri eğitiminin eğitimle bütünleştirilmesine ihtiyaç vardır. Bu eğitimin gerçekleştiği eğitim ortamları sosyal beceri eğitimini belirleyici olan unsurdur. Buradan hareketle Cezaevi Anaokuluna Devam Eden 36-72 Aylık Çocuklar ile İlkokul Bünyesinde Bulunan bir Ana Sınıfına Devam Eden 36-72 Aylık Çocukların Sosyal Beceri Düzeylerinin Karşılaştırılması amaçlanmıştır. Bu araştırmada genel tarama modellerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu, 2016-2017 eğitim ve öğretim yılında İstanbul ilinden, Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı okul öncesi eğitim kurumlarına devam etmekte olan 36-72 aylık 73 çocuktan ve cezaevi anaokuluna devam etmekte olan 40 dezavantajlı çocuktan oluşmaktadır. Araştırmanın uygulanabilirliği ve nesnelliğinin sağlanabilmesi için Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı okul öncesi eğitim kurumlarına devam etmekte olan 36-72 aylık 73 çocuk, İstanbul ili sınırları içinde yer alan Avrupa yakasındaki okullar içerisinden rastgele (random) örnekleme yöntemiyle seçilmiştir. Cezaevi anaokuluna devam etmekte olan 40 dezavantajlı çocuğa ise İstanbul'daki tek cezaevi anaokulundan ulaşılmıştır. Araştırma için gerekli makamlardan izinler alınmıştır. Çocukların sosyal becerilerini ölçmek için Okul Öncesi Sosyal Beceri Değerlendirme (OSBED)-Öğretmen Formu kullanılmıştır. Ölçekte beceriler 4 kategori altında toplanmıştır. Bunlar; Başlangıç Becerileri, Akademik Destek Becerileri, Arkadaşlık Becerileri ve Duygularını Yönetme Becerileridir. Veri toplama sürecinde ölçeği cevaplayan öğretmenler, ölçekte yer alan ifadeyi okuduktan sonra değerlendirmesini yaptıkları çocuğun sahip olduğu sosyal becerilerin karşısındaki duruma uygun olanı işaretleme yapmışlardır. Araştırmanın verileri toplanmış, analiz edilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu oluşturan öğrencilerin demografik özellikleri yaş, cinsiyet, öğretmenin öğrenim durumu gibi değişkenlere göre hesaplanmıştır. Çocukların sosyal becerilerini ölçmek için Okul Öncesi Sosyal Beceri Değerlendirme Ölçeğinden aldıkları puanların, bazı değişkenler bakımından istatistiksel olarak anlamlı bir farklılaşmaya neden olup olmadığını araştırmak üzere uygun istatistiksel analizler uygulanmıştır.
Orta çocuklukta bilinçli farkındalık gelişiminin bilinçli farkında ebeveynlik ve çocuğun sosyo-duygusal ve sosyo-bilişsel becerileri bağlamında incelenmesi
Çalışmanın amacı, orta çocukluk döneminde bilinçli farkındalık becerisinin gelişimini etkileyen sosyo-bilişsel, sosyo-duygusal ve çevresel faktörleri incelemektir. Bu bağlamda annenin bilinçli farkında ebeveynliği ile çocuğun bilinçli farkındalık becerisi arasındaki ilişki ele alınmıştır. Buna ek olarak annenin bilinçli farkında ebeveynliği ile çocuğun bilinçli farkındalık becerisi arasında kurulması beklenen ilişkiye çocuğun duygu bilgisi (duygu tanıma, anlama ve ifade etme), duygusal kontrol-ketleme (duygu düzenleme ve duygusal ketleme) ve zihin kuramı becerilerinin aracı rolü incelenmiştir. Araştırmanın örneklemi, 8-11 yaş aralığında toplam 78 çocuk (nkız = 39, nerkek = 39) ve annelerinden oluşmaktadır. Çalışmanın veri toplama sürecinde annelere, ailenin temel bilgilerini içeren Demografik Bilgi Formu, annenin bilinçli farkında ebeveynlik düzeyini tespit etmek üzere Kişilerarası Bilinçli Farkındalık-Ebeveynlik Ölçeği ve çocuğun duygu düzenleme becerisini değerlendirmek üzere Duygusal Becerilerin Değerlendirilmesi Testi uygulanmıştır. Bunun yanı sıra çocukların bilinçli farkındalık becerilerini ölçmek için Çocuklar İçin Bilinçli Farkındalık Ölçeği, duygu tanıma becerilerini değerlendirmek için Kusche Duygu Envanteri ve Duygusal Becerilerin Değerlendirilmesi Testi, duygusal ketleme becerisini incelemek için Emosyonel Stroop Testi ve son olarak zihin kuramı becerisini değerlendirmek için "Çikolata" zihin kuramı hikayesi kullanılmıştır. Çalışmanın veri toplama süreci pandemi koşulları sebebiyle çevrimiçi ortamda gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın korelasyon analizi sonuçlarına göre çocukta bilinçli farkındalık becerisi, Duyguların Değerlendirilmesi Testi duygu anlama alt boyutu ve duygusal ketleme becerisi ile pozitif yönde ilişki göstermiştir. Bununla beraber annenin bilinçli farkında ebeveynliği, çocuğun Kusche Duygu Envanteri ile değerlendirilen duygu tanıma, duygu düzenleme ve zihin kuramı becerileri ile pozitif yönde ilişkiye sahiptir. Bu ilişkiler bağlamında gerçekleştirilen Hiyerarşik Regresyon Analizi sonuçlarına göre çocuğun Duyguların Değerlendirilmesi Testi duygu anlama alt boyutu sonuçları ve duygusal ketleme becerisi, çocuğun bilinçli farkındalık becerisini yordamaktadır. Son olarak annenin eğitim düzeyinin çocuğun Kursche Duygu Envanteri ile değerlendirilen duygu tanıma ve duygu düzenleme becerilerini yordadığı görülmüştür. Bilinçli farkında ebeveynlik yalnızca çocuğun duygu düzenleme becerisini yordamaktadır.
Gruplar arası bağlamda sosyal bilinçli farkındalık: Sosyo-bilişsel becerilerin rolü
Sosyal bilinçli farkındalık, içinde bulunulan anda bir karar vermeden önce başkalarının istek ve tercihlerini gözeterek hareket edebilme becerilerini ifade eden bir prososyal davranış biçimidir. Bu çalışmanın amacı, ilkokul döneminde sosyal bilinçli farkındalık becerisinin gelişimi ile ilişkili bağlamsal (gruplar arası/iç grup-dış grup) ve sosyo-bilişsel (zihin kuramı ve ketleyici kontrol becerisi) faktörleri incelemektir. Araştırmanın örneklemi, 7-9 yaş aralığında toplam 100 çocuk (nkız= 48) ve annelerinden oluşmaktadır. Çalışmanın veri toplama sürecinde annelerden Onam Formu ve Demografik Bilgi Formu'nu doldurmaları istenmiştir. Bunun yanı sıra çocukların sosyal bilinçli farkındalık becerilerini değerlendirmek için Sosyal Bilinçli Farkındalık Görevi, ketleyici kontrol becerilerini ölçmek için Ok Görevi ve son olarak Zihin Kuramı becerisini incelemek iki adet İkinci Dereceden Yanlış İnanç Görevi kullanılmıştır. Çalışmanın veri toplama süreci çocukların eğitimine devam ettiği okulda yüz yüze gerçekleştirilmiştir. Yapılan analizler sonucunda çocukların iç gruba ve dış gruba eşit düzeyde sosyal bilinçli farkındalık sergiledikleri görülmüştür. Korelasyon analizi sonuçlarına göre çocukta sosyal bilinçli farkındalık becerisi, yaş, ketleyici kontrol ve zihin kuramı becerisi ile pozitif yönde ilişki göstermiştir. Bu ilişkiler bağlamında gerçekleştirilen hiyerarşik regresyon analizi sonuçlarına göre çocuğun yaşı ve zihin kuramı becerileri çocuğun sosyal bilinçli farkındalık becerisini yordamaktadır. Bununla birlikte çocuğun yaşı, zihin kuramı ve ketleyici kontrol becerileri çocuğun iç gruba yönelik sosyal bilinçli farkındalık becerisini yordarken, çocuğun dış gruba yönelik sosyal bilinçli farkındalığını zihin kuramı becerisi yordamaktadır. Genel olarak, çocuklar iç gruba ve dış gruba yönelik eşit düzeyde sosyal bilinçli farkındalık gösterseler de çocukların iç gruba yönelik sosyal bilinçli farkındalığı yaşla ve daha yüksek zihin kuramı ve ketleyici kontrol becerileriyle birlikte artmıştır. Bununla birlikte yalnızca zihin kuramı becerisi dış gruba yönelik sosyal bilinçli farkındalık becerisine katkıda bulunmuştur. Sonuç olarak bu bulgular zihin kuramı becerisinin sosyal bilinçli farkındalığın hem iç gruba hem de dış gruba yönelik olarak sergilenmesinde önemli bir rolü olduğunu göstermektedir. Anahtar Kelimeler: sosyal bilinçli farkındalık, iç grup, dış grup, zihin kuramı, ketleyici kontrol.
Gelişimsel dil konuşma bozukluğu olan ve tipik gelişim gösteren okul öncesi çocukların sosyal beceri ve davranış problemlerinin değerlendirilmesi
Bu çalışmada, okul öncesi dönemde gelişimsel dil konuşma bozukluğu olan ço- cuklar ile tipik gelişim gösteren akranları arasında davranış problemleri ve sos- yal beceri alanları arasındaki farklılıklar incelenmiştir. Araştırmanın örneklemi İstanbul ili Kadıköy ilçesindeki uygunluk örneklemine göre belirlenmiş yedi ma- hallede bulunan Milli Eğitim Bakanlığına bağlı resmi ilk okullarda ve bağımsız anaokullarının okul öncesi sınıflarında okumakta olan çocuklardan oluşmaktadır. Araştırmaya 23'ü erkek, 17'si kız; toplam 40 çocuk katılmıştır. Katılımcıların yaş- ları 36 aylık ile 72 aylık arasında değişmektedir. Araştırmanın verileri, örnekleme dahil edilen çocukların ebeveynleri ve gittikleri okullardaki anasınıfı öğretmenleri tarafından doldurulmuş anketler aracılığı ile toplanmıştır. Bu çalışmada Sosyo- demografik Bilgi Formu, İletişim, Dil ve Konuşma Gelişimi Değerlendirme Ölçeği, Conners Ebeveyn Dereceleme Ölçeği ve Conners Sınıf Öğretmeni Dereceleme Öl- çeği, Anaokulu ve Anasınıfı Davranış Ölçeği'nin Sosyal Beceri Ölçeği ve Dikkat Eksikliği Aşırı Hareketlilik Bozukluğu Değerlendirme Listesi veri toplama araç- ları olarak kullanılmıştır. Conners Ebeveyn ve Öğretmen Ölçeği ile Sosyal Beceri Ölçeği ve bu ölçeklerin her bir alt ölçeği için gruplar arası anlamlı bir fark olup olmadığı Mann-Whitney U testi yapılarak analiz edilmiştir. Çalışmanın sonuç- ları beklenene uygun şekilde davranış problemleri ve sosyal beceriler açısından gruplar arası bir fark olduğunu göstermiştir. Elde edilen bulgulara göre, gelişimsel dil-konuşma bozukluğu olan çocuklarda dil-konuşma alanında normal gelişim gös- teren akranlarına göre karşı gelme, bilişsel problemler/dikkatsizlik, hiperaktivite, sosyal problemler, huzursuzluk ve duygusal değişkenlik gibi davranış problemleri daha çok görülmektedir. Ayrıca, gelişimsel dil-konuşma bozukluğu olan çocukların Sosyal bağımsızlık ve Sosyal etkileşim alanlarında sosyal beceriler açısından daha zayıf becerilere sahip oldukları görülmüştür. Araştırmanın sonucu ilgili literatür ışığında tartışılmış, araştırma ve uygulama açısından ileride yapılabilecek gelecek çalışmalar için öneriler verilmiştir.
İlköğretim 3, 4 ve 5.sınıf öğrencilerinde akran zorbalığı ve sosyal beceri arasındaki ilişkiyi etkileyen ve bu ilişkiye eşlik eden faktörler ile birlikte incelenmesi
Amaç: Bu araştırmada, akran zorbalığı ve sosyal beceri arasında olası anlamlı bir ilişkinin araştırılması planlanmıştır. Yöntem: Katılımcılar, İstanbul'da Anadolu yakasında bulunan özel okulda okuyan, normal gelişim gösteren, 2018-2019 dönemi içinde ilköğretim 3., 4. ve 5. sınıfta okuyan toplam 164 öğrenciden oluşmaktadır. Araştırmaya toplam 17 sınıftan 164 öğrenci ve onların ebeveynleri, 17 sınıf öğretmeni ve 8 rehberlik öğretmeni katılmıştır. Araştırılması amaçlanan bilgiler Sosyodemografik/Kişisel Bilgi Formu, Olweus Öğrenciler İçin Akran Zorbalığı Ölçeği ve Sosyal Beceri Değerlendirme Ölçeği ile elde edilmiştir. Bulgular: Araştırma sonucuna göre, zorbalık davranışı ile sosyal beceriler arasında anlamlı bir ilişki bulunamazken, akran zorbalığına maruz kalan öğrencilerin sosyal becerileri puanlarının anlamlı olarak daha düşük olduğu bulunmuştur. Akran zorbalığına maruz kalan öğrencilerin ilişki başlatma ve sürdürme, saldırgan davranışlar ve dürtülerle başa çıkma, plan yapma ve sosyal becerilerinin daha düşük olduğu belirlenmiştir. Sonuç: Sonuçlar, sosyal beceri problemleri ve akran zorbalığına maruz kalmanın ilişki içerisinde olduğunu desteklemektedir. Bu bulgular ilgili literatür göz önüne alarak tartışılmış ve gelecek araştırmacılara ve uygulayıcılara yönelik öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: akran zorbalığı, sosyal beceri, atılganlık, saldırganlık.
Sosyal zekanın yaşam becerisine etkisi: Kadın ve erkek futbolcular örneği
Sosyal zeka, bazı durumlarda sadece insan ilişkilerine yönelik beceriler olarak ifade edilirken bazı durumlarda da olayların ve bulunulan durumun bilincinde olarak etki eden sosyal hareketlilik ile bireylerin diğer kişileri idare ederken amaçlarına ulaşabilmesi konusunda katkı sağlayan etkileşim ve strateji bilgisi olarak tanımlanabilmektedir. Bireylerin sağlıklı bir şekilde yaşamlarını sürdürebilmeleri için sahip olmaları ve geliştirmeleri gereken bir takım yaşam becerileri vardır. Bunlar bilişsel, davranışsal, kişisel ve kişiler arası olmak üzere çok yönlü becerilerdir. Hayatın her alanını kapsayan bu yaşam becerileri bireyin eğitimiyle başlayan ve devam eden bir süreçtir ve bireyin içinde yaşadığı farklı çevrelerde örneğin okulda, evde ve işte başarılı olabilmesi için gerekli becerilerdir. Bu çalışmada; Futbol oynayan kadın ve erkek sporcularda sosyal zekanın yaşam becerisine etkisi araştırıldı. Bu kapsamda demografik etkenlerin sosyal zeka ve yaşam becerisini nasıl ve ne oranda etkilediği ortaya çıkmaktadır. Sosyal zeka ve yaşam becerisi ölçekleri futbol oynayan kadın ve erkek sporculara uygulanmıştır. Demografik değişkenlerin sosyal zeka ve yaşam becerisine ilişkin farklılık durumlarını belirlemek için t ve anova testleri, sosyal zekanın yaşam becerisine etkisini belirleyebilmek için de regresyon analizi yapılmıştır. Futbol oynayan kadın sporcularda sosyal zeka değişkeninin puan ortalamasının daha yüksek, futbol oynayan erkek sporcularda ise yaşam becerisi değişkeninin puan ortalamasının daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Futbol oynayan kadın sporcularda sosyal zekanın yaşam becerileri üzerinde anlamlı ve pozitif yönde bir etkisi vardır. Sosyal zeka değişkeninin (p=0,00<0,05) sig. değeri 0,05'ten küçük olması nedeniyle t değeri de her düzeyde anlamlı bulunduğundan sosyal zeka değişkeninin katsayısı istatistiksel olarak anlamlıdır. Bu sonuca göre futbol oynayan kadın sporcularda yaşam becerileri değişkenini arttırmak için sosyal zeka değişkeninin de artırılması gerekmektedir.Futbol oynayan erkek sporcularda sosyal zekanın yaşam becerileri üzerinde anlamlı ve pozitif yönde bir etkisi vardır. Sosyal zeka değişkeninin (p=0,00<0,05) sig. değeri 0,05'ten küçük olması nedeniyle t değeri de her düzeyde anlamlı bulunduğundan sosyal zeka değişkeninin katsayısı istatistiksel olarak anlamlıdır. Bu sonuca göre futbol oynayan erkek sporcularda yaşam becerileri değişkenini arttırmak için sosyal zeka değişkeninin artırılması gerekmektedir.
6-12 yaş grubu korunma ihtiyacı olan çocuklarda (KİOÇ) piyano eğitiminin sosyal gelişimlerine etkileri
Bu araştırmada 6-12 yaş arasındaki koruma altındaki çocuklarda, piyano eğitiminin sosyal düzeyleri üzerindeki etkisini incelemek amaçlanmıştır. Bu doğrultuda 6-12 yaş arasında koruma altında olan toplam 12 çocuk ile birlikte çalışılmıştır. Araştırmada sosyal beceri düzeyini ölçmek için „Matson Sosyal Beceri ölçeği‟ ve „Atılganlık Ölçeği‟ ve sosyal beceri ile ilişki değişkenler olarak duygusal ve davranışsal sorunları incelemek için „Güçler ve Güçlükler Anketi‟ uygulanmıştır. Çalışmaya alınan 12 katılımcının 6‟sı deney 6‟sı kontrol grubuna atanmıştır. Hem deney hem de kontrol grubuna ön test puanlarının belirlenmesi amacı ile deneysel süreçten önce ölçekler uygulanmıştır. Deney grubuna atanan katılımcılara 12 hafta boyunca haftada 1 defa olmak üzere piyano eğitimi verilmiştir. Eğitimler koruma altındaki çocukların yaşadıkları çocuk evinin müzik sınıfında verilmiştir. Eğitim planı araştırmacı tarafından oluşturulmuştur. Kontrol grubuna bu süre boyunca herhangi bir müdahalede bulunulmamıştır. Deney sürecinin bitmesi ile hem deney hem de kontrol grubuna son test puanlarını almak amacı ile ölçekler tekrar uygulanmıştır. Ön test ve son test değerleri arasındaki farkı incelemek için IBM SPSS 21 programı kullanılmıştır. Kontrol ve deney gruplarına ilişkin ön test ve son test puanları arasındaki farklar Mann Whitney-U testi ve Wilcoxon işaretli sıralar testi ile incelenmiştir. Buna ek olarak deney grubunun ön test ve son test değerleri arasındaki farkı incelemek için ortalama ve standart sapma değerleri incelenmiştir. Araştırma sonuçları deney grubunun „sosyal beceri‟ puanlarında, „atılganlık‟ puanlarında istatistiksel anlamlı bir artış olduğunu; „dikkat eksikliği ve hiperaktivite‟, „akran sorunları‟, „duygusal sorunlar‟ ve güçler ve güçlükler anketi toplam puan‟ın da istatistiksel olarak anlamlı bir azalma olduğunu göstermiştir. (p<.05) Araştırma sonuçları, müzik eğitiminin sosyal beceri düzeyini arttırdığını ve duygusal ve davranışsal sorunları azalttığını göstermiştir. Sonuçların ilgili literatür ile uyumlu olduğu görülmektedir. Araştırma sonuçları müzikal ve sanatsal çalışmaların dezavantajlı çocuklarda iyi oluşu arttırarak duygusal ve davranışsal sorunlarını azaltabileceğini göstermektedir. Uzun vadeli sonuçların değerlendirilebilmesi için ilgili konu ile daha fazla araştırma yapılmaya ihtiyaç bulunmaktadır. Anahtar Kelimeler: Müzik Eğitimi, Sosyal Beceri, Atılganlık, Duygusal sorunlar
Okul öncesi öğretmenlerinin gelişime uygun uygulamalara yönelik inançlarının sınıflarındaki 3-6 yaş arası çocukların sosyal becerilerine etkisinin boylamsal olarak incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, okul öncesi öğretmenlerinin gelişime uygun uygulamalara yönelik inançlarının sınıflarındaki 3-6 yaş arası çocukların sosyal becerilerine etkisinin boylamsal olarak incelenmesidir. Çalışma grubunu, 350 okul öncesi öğretmeni ve 350 okul öncesi dönem çocuğu oluşturmaktadır. Çalışmanın verileri, "Kişisel Bilgi Formu-öğretmenler için, Kişisel Bilgi Formu-çocuklar için, Gelişime Uygun Uygulamalar Öğretmen İnanç Ölçeği (GUUÖİÖ) ve Okul Öncesi Sosyal Beceri Değerlendirme Ölçeği-OSBED Öğretmen Formu" ile toplanmıştır. Veri analizi için Bağımsız Örneklemler için t testi ve Tekrarlı Ölçümler İçin Tek Yönlü Varyans Analizi yapılmıştır. Çalışmanın sonunda, okul öncesi öğretmenlerinin GUU ile ilgili inanç ortalamalarının orta aralıkta olduğu, ancak yükseğe çok yakın olduğu bulunmuştur. Okul öncesi öğretmenlerinin yaşlarının, kıdemlerinin, öğrenim düzeylerinin, çalışma şekillerinin (kadrolu-ücretli), çalıştıkları kurum türünün (anaokulu-anasınıfı) GUU'ya ilişkin inançları üzerinde anlamlı bir etkisinin olmadığı bulunmuştur. Özel sektörde çalışan okul öncesi öğretmenlerinin GUU'ya ilişkin inanç ortalamalarının, devlet okullarında görev yapan öğretmenlerin inanç ortalamalarından daha yüksek olduğu bulunmuştur. Eğitim-öğretim yılının başında yapılan ölçümlerde okul öncesi eğitim alan çocukların sosyal becerilerinin başlangıç becerileri, akademik destek becerileri, arkadaşlık becerileri ve duyguları yönetme becerileri alt boyutlarında öğretmenlerinin GUU'ya ilişkin inançlarına göre anlamlı düzeyde bir farklılaşma göstermediği bulunmuştur. Eğitim-öğretim yılının ortasında yapılan ölçümlerde GUU'ya ilişkin inanç düzeyi yüksek olan okul öncesi öğretmenlerinin sınıflarında yer alan çocukların sosyal becerilerinin başlangıç becerileri ve akademik beceriler alt boyutlarında inançları düşük olanların sınıfındakilerden daha yüksek olduğu bulunmuştur. Arkadaşlık becerileri ve duyguları yönetme becerileri alt boyutlarında ise anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Eğitim-öğretim yılının sonunda yapılan ölçümlerde GUU'ya ilişkin inanç düzeyi yüksek olan okul öncesi öğretmenlerinin sınıflarında yer alan çocukların sosyal becerilerinin başlangıç becerileri, akademik destek becerileri, arkadaşlık becerileri ve duyguları yönetme becerileri alt boyutlarında inançları düşük olanların sınıfındakilerden daha yüksek olduğu bulunmuştur. Bu bulgular göz önünde bulundurulduğunda, özellikle inanç düzeyleri düşük olan okul öncesi öğretmenlerine GUU felsefesini destekleyebilecek şekilde hizmet içi eğitimler verilebilir. Hizmet içi eğitimler düzenlenip öğretmenlerle, GUU'nun felsefesine ve ilkelerine uygun olarak, çalıştıkları grubun yaş özellikleri, bireysel özellikleri ve içinde yaşadığı toplumun özellikleri de göz önünde bulundurularak çocukların sosyal becerilerini destekleyecek etkinlikler hazırlanabilir. Anahtar sözcükler: gelişime uygun uygulamalar, sosyal beceriler, öğretmen inançları, okul öncesi eğitim, boylamsal çalışma
Farklı yaşlarda ilkokula başlayan çocukların akademik başarı ve sosyal beceri düzeylerinin karşılaştırılması
Bu araştırmanın amacı, 2012 yılında yürürlüğe giren 6287 sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun çerçevesinde 2012-2013 öğretim yılında ilkokula başlayan 60-66 aylık - 69 aylık ve üzeri öğrencilerin 2015-2016 öğretim yılının birinci dönemindeki akademik başarı ve sosyal beceri düzeylerinin karşılaştırılmasıdır. Araştırmanın yöntemi karma yöntemdir. Çalışmanın evrenini, 2015-2016 öğretim yılında Adıyaman İli Sincik İlçesinde dördüncü sınıfa devam eden 483 öğrenci oluşturmaktadır. Bu öğrenciler içerisinde; 60-66 aylıkken birinci sınıfa başlayan 74, 69 ay ve üzeri 409 öğrenci bulunmaktadır. 60-66 aylık 74 öğrenciye, cinsiyetleri ve yaşları eşit olacak şekilde kura yöntemiyle 69 ve üzeri aylık grup tespiti yapılmıştır. Veri toplama araçları olarak Türkçe-Matematik-Sosyal Bilgiler-Fen Bilgisi-İngilizce ve Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersleri ile ilgili hazırlanan becerisi testleri, sosyal beceri durumlarını ölçmek için hazırlanan sosyal beceri envanteri ve yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Ayrıca öğrencilerin başarı düzeyleri ile ilgili olarak birinci-ikinci-üçüncü sınıfta almış oldukları Türkçe, Matematik ve Hayat Bilgisi not ortalamaları, dördüncü sınıfın birinci döneminde Türkçe-Matematik-Sosyal Bilgiler-Fen Bilgisi-İngilizce ve Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi derslerinden almış oldukları not ortalamaları e-okul sisteminden alınmıştır. Öğrencilere Türkçe-Matematik-Sosyal Bilgiler-Fen Bilgisi-İngilizce ve Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi derslerinden birinci dönem konularını kapsayacak şekilde hazırlanmış testler uygulanmıştır. Türkçe-Matematik-Sosyal Bilgiler-Fen Bilgisi-İngilizce ve Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi derslerinden hazırlanan testler 148 öğrenciye uygulanmış ve tamamından dönüt alınmıştır. Testler, dördüncü sınıfın birinci döneminde işlenmesi gereken konuları kapsayacak şekilde her dersten 20' şer sorudan oluşmaktadır. Testlerin analizinde öğrencilerin her bir maddeye verdikleri doğru cevaplar beş puan, yanlış ve boş bırakılan cevaplar sıfır puan olarak değerlendirilmiş, bu şekilde öğrencilerin elde ettiği toplam puana ulaşılmıştır. Her iki testin uygulandığı ortam, öğrencilerin birbirlerinin cevaplarından etkilenmeyeceği şekilde ayrı sınıflarda ve her sırada birer öğrenci oturacak şekilde düzenlenmiştir. Çalışmaya katılan öğrencilerin yaşlarının öğrencilerin akademik ve sosyal becerilere sahip olma düzeyleri üzerinde doğrudan bir ilişkisinin var olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Nicel veri analizleri göstermiştir ki; 60-66 aylıkken ilkokula başlayan öğrencilerin akademik başarı becerilerini kazanım düzeyleri, dört yıl boyunca sürekli olarak 69 ay ve üzeri öğrencilerin gerisinde kalmıştır. Araştırmanın nitel verilerinin analizinden elde edilen bulgulara göre, 60-66 aylık çocukların bilişsel, duyuşsal ve fiziksel olgunluğa ulaşmamış olmaları sebebiyle ilkokul birinci sınıfa başlamalarının uygun olmadığı görüşü ortaya çıkmıştır. Ayrıca 60-66 aylıkken birinci sınıfa başlayan çocukların her halükarda okumaya geçtikleri, ancak yazma konusunda el kasları gelişmediği için yazılarının çok kötü olduğu; dersteki dikkatlerinin, sosyalleşme düzeylerinin ve akademik başarılarının 69 ve üzeri aylık öğrencilerden düşük seviyede olduğu katılımcıların ortak görüşü olarak ortaya çıkmıştır. Anahtar kelimeler: 12 Yıllık Zorunlu Eğitim Sistemi, Okula Başlama, Akademik Başarı Düzeyi, Sosyal Beceri Düzeyi
Dördüncü sınıf öğrencilerinin sosyal becerilerinin çeşitli değişkenler açısından incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, ilkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin sosyal becerilerini cinsiyet, şehir veya köyde öğrenim görme durumu, anne ve baba eğitim durumu, kardeş sayısı, doğum sırası, evde birlikte yaşadığı kişiler tarafından sevilme algısı, sınıf öğretmeni tarafından sevilme algısı, okulda sosyal etkinliklere katılma durumu, günlük televizyon izleme süresi, günlük internet veya bilgisayar kullanma süresi, evde veya okulda olumlu davranışlarda bulunduğunda ödüllendirilme durumu ve akademik başarı gibi değişkenlere göre incelemektir. Araştırmada tarama modeli kullanılmıştır. Basit seçkisiz örnekleme yöntemiyle şehir merkezinde 416, şehir merkezine bağlı köylerde ise 124 öğrenciye ulaşılarak Sosyal Beceri Ölçeği ve Kişisel Bilgi Formu uygulanmıştır. Araştırmada kullanılan Sosyal Beceri Ölçeği Kocayörük (2000) tarafından geliştirilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre, şehirde ve köyde öğrenim gören dördüncü sınıf öğrencilerinin sosyal beceri düzeylerinin yüksek olduğu görülmüştür. Araştırmada cinsiyet, şehir veya köyde öğrenim görme durumu, evde birlikte yaşadığı kişiler tarafından sevilme algısı, sınıf öğretmeni tarafından sevilme algısı, okulda sosyal etkinliklere katılma durumu, evde veya okulda olumlu davranışlarda bulunulduğunda ödüllendirilme durumu, günlük televizyon izleme süresi, günlük internet veya bilgisayar kullanma süresi gibi değişkenler ile sosyal beceri puanları arasında anlamlı farklılık görülmüştür. Anne ve babanın eğitim durumu, kardeş sayısı ve doğum sırası gibi değişkenler ile sosyal beceri puanları arasında anlamlı farklılık bulunmamıştır. Öğrencilerin sosyal beceri düzeyleriyle Türkçe, Matematik, Fen Bilimleri, Sosyal Bilgiler, Müzik, Görsel Sanatlar, Oyun ve Fiziki Etkinlikler Dersi akademik başarıları arasında istatistiksel açıdan pozitif yönde anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür.
Sosyal problem çözme becerisi ve zaman yönetiminin fiziksel aktivite seviyesine etkisi
Bu çalışmanın amacı sosyal problem çözme becerisi ve zaman yönetiminin fiziksel aktivite seviyesine etkisinin incelenmesidir. Araştırmaya toplam 1535 kişi katıldı. Katılımcıların 709'u (%46.2) erkek, 826'sı (%53.8) kadındır. Veri toplama aracı olarak Katılımcı Bilgi Formu, Fiziksel Aktivite Anketi, Zaman Yönetimi Ölçeği ve Sosyal Problem Çözme Envanteri kullanıldı. Bulgular incelendiğinde katılımcıların %29.6'sı inaktif, %51.9'u minimum aktif ve %18.4'ü çok aktif düzeydedir. Katılımcıların sosyal problem çözme becerilerinden probleme olumlu yönelim ve rasyonel problem çözme alt boyutu iyi seviyede iken, Probleme olumsuz yönelim, dikkatsiz/dürtüsel problem çözme ve kaçınan tarz problem çözme becerileri ise düşük seviyededir. Katılımcıların zaman yönetimi orta düzeydedir. Katılımcıların fiziksel aktivite düzeyleri ile sosyal problem çözme toplam puanları arasında pozitif yönde ilişki bulunmaktadır (p<0.05). Katılımcıların fiziksel aktivite düzeyleri ile zaman yönetimi toplam puanları arasında pozitif yönde bir ilişki bulunmaktadır (p<0.05). Alt boyutlar incelendiğinde şiddetli fiziksel aktivite düzeyi ile zaman planlaması arasında, zaman tutumları arasında ve zaman yönetimi arasında pozitif yönde, zaman harcattırıcılar boyutunda ise negatif yönde ilişki bulunmaktadır. Katılımcıların orta derecede fiziksel aktivite düzeyleri ile zaman planlaması becerileri arasında, zaman tutumları becerileri arasında ve zaman yönetimi toplam puanları arasında pozitif yönde bir ilişki tespit edilmiştir. Katılımcıların yürüme düzeyleri ile zaman tutumları arasında ve zaman yönetimi toplam puanı arasında pozitif yönde bir ilişki bulunmaktadır. Ayrıca katılımcıların fiziksel aktivite düzeyleri park alanları ve spor salonuna yakınlığına göre değerlendirdiğimizde, evinin yakınında park alanı ve spor salonu bulunanların toplam fiziksel aktivite düzeyleri evinin yakınında park alanı ve spor salonu bulunmayanlara göre anlamlı bir şekilde daha yüksek olduğu tespit edilmiştir (p<0,05). Katılımcıların fiziksel aktivite düzeylerini telefonda vakit geçirme süresinin etkileme durumu değişken olarak değerlendirildiğinde Yürüme ve toplam genel puan boyutlarına bakıldığında ise telefonda vakit geçirmenin fiziksel aktivite faaliyetleri üzerine üst düzey bir etkisinin olmadığı görülmüştür. Katılımcıların fiziksel aktivite düzeyleri televizyon izleme süresi değişkenine göre incelendiğinde Toplam fiziksel aktivite puanlarına bakıldığında ise günlük 0-60 dakika televizyon izleyen öğrencilerin fiziksel aktivite düzeylerinin günlük daha fazla televizyon izleyenlere göre anlamlı bir şekilde daha yüksek olduğu bulunmuştur (p<0,05). Katılımcıların fiziksel aktivite düzeyleri cinsiyet değişkenine göre değerlendirildiğinde şiddetli fiziksel aktivite (p<0,000), orta derecede fiziksel aktivite (p<0,002) ve yürüme alt boyutlarında (p<0,011), ayrıca toplam fiziksel aktivite puanında (p<0,000) erkek bireylerin düzeylerinin kadın bireylere göre anlamlı bir şekilde yüksek olduğu tespit edilmiştir (p>0,05). Sonuç olarak; sosyal problem çözme becerisi ve zamanın doğru yönetilmesi fiziksel aktiviteyi doğrudan etkileyebilmektedir. Ayrıca park alanı ve spor salonuna yakın bir mesafede yaşayan bireylerin fiziksel aktivite seviyelerinin yüksek olduğu tespit edilmiştir. Telefon kullanımının fiziksel aktivite üzerine üst düzey bir etkisinin olmadığı belirlenmiştir. Televizyon izleme süresi arttıkça fiziksel aktivite seviyesinin ise azaldığı anlaşılmıştır. Cinsiyet faktörü açısından bir değerlendirme yapıldığında ise tüm kategorilerde erkek bireylerin kadın bireylere oranla daha fazla aktif olduğu tespit edilmiştir.
Spor yapan öğrencilerde duygusal zeka, kişilik ve sosyal becerinin akademik başarıya etkisi
Bu çalışmanın amacı spor yapan öğrencilerde duygusal zeka, kişilik ve sosyal beceri düzeylerinin akademik not ortalamaları ile ilişkisinin araştırılmasıdır. Çalışmaya kolay örneklem yöntemiyle ulaşılabilen Uşak Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi ve Manisa Celal Bayar Spor Bilimleri Fakültesi'nde eğitim gören, 18 yaş üstü ve sağlıklı gönüllü olarak katılmayı kabul eden 180 erkek ve 98 kadın olmak üzere düzenli spor yapan 278 kişi katılmıştır. Araştırmaya katılmayı kabul eden gönüllülere ilk olarak "Kişisel Bilgi Formu", "Gözden Geçirilmiş Schutte Duygusal Zekâ Ölçeği", "Kısa Form Beş Faktör Kişilik Envanteri" ve "A Sosyal Beceri Ölçeği-80" uygulanmıştır. Akademik başarıları değerlendirmek için ise öğrencilerin yılsonu genel not ortalamaları alınmıştır. Araştırmamızda, önce kullanılan ölçeklerin toplam Cronbach Alfa içtutarlılık güvenirlik katsayısının hesaplanması yapılmıştır. Daha sonra, spor yapan öğrencilerin not ortalamalarına göre oluşturulan üç grup, Schutte Duygusal Zeka Ölçeği, Kısa Form Beş Faktör Kişilik Envanteri ve A Sosyal Beceri Ölçeği-80 genel ve alt boyut toplam puan ortalamaları Tukey çoklu karşılaştırma testi açısından karşılaştırılmıştır. Else edilen veriler SPSS-22.0 ile analiz edilmiştir. Oluşturulan grupların birbirleriyle ölçek puanları açısından karşılaştırılması t-testi ve tek yönlü varyans analiziyle yapılmıştır. Elde edilen sonuçlar ilgili literatür doğrultusunda tartışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Akademik Başarı, Duygusal Zeka, Kişilik, Spor, Sosyal Beceri
Yüksek işlevli otizm spektrum bozukluğu olan bireylere sosyal becerilerin öğretimine ilişkin araştırmaların betimsel ve meta analizi
Yüksek işlevli otizm spektrum bozukluğu (OSB) tanısı bulunan bireyler normal ve normalin üzerinde zekâya sahip olup dil ve iletişim becerilerinde yetersizlik göstermeyen ancak sınırlı ve tekrarlayıcı ilgi alanları olan ve sosyal becerilerde yetersizlikler gösteren bireylerdir. Bu tez çalışmasında yüksek işlevli OSB tanısı bulunan bireylere sosyal beceri öğretimini konu alan tek-denekli araştırmaların kapsamlı betimsel analizinin ve meta-analizinin yapılması ve bu araştırmalarda kullanılan uygulamalar arasında bilimsel-dayanaklı uygulamalar olup olmadığının değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla yüksek işlevli OSB tanısı bulunan bireylere sosyal beceri öğretimini konu alan tek-denekli araştırmalara ulaşmak üzere belirlenen anahtar sözcükler kullanılarak taramalar yapılmış, ulaşılan araştırmalar dâhil etme ölçütlerine göre incelenmiştir. Dâhil etme ölçütlerini karşılayan araştırmalar "Tek-Denekli Müdahaleler Model Standartları" yönergesinde yer alan niteliksel göstergeler açısından incelenmiş ve bu araştırmaların kapsamlı betimsel analizi yapılmıştır. Araştırmada ayrıca "Tek-Denekli Müdahaleler Model Standartlarına" göre güçlü düzeyde etkili ya da orta düzeyde etkili şeklinde sınıflandırılan model standartlarını karşılayan ya da model standartlarını koşullu karşılayan iki araştırmanın ise meta-analizi gerçekleştirilmiştir. Tez çalışmasında etki büyüklüğünün hesaplanmasında parametrik olmayan analiz teknikleri arasında yer alan ilerleme oran farkı kullanılmıştır. Meta-analiz sonuçları iki araştırmada etkililiği incelenen iki uygulamanın da çok etkili olduğunu göstermiştir. Ancak bu uygulamalar 5-3-20 kuralını karşılamadığı için bilimsel dayanaklı uygulama olarak değerlendirilememiştir.
Okul öncesi dönemde çocuğun akran, ebeveyn ve öğretmen ilişkileri ile mizaç ve sosyal becerileri arasındaki ilişkiler
Bu araştırmanın temel amacı, okul öncesi eğitim kurumuna devam eden 46-72 aylık çocukların akran-öğretmen-ebeveyn ilişkileri ile mizaç değişkenleri ve sosyal becerileri arasındaki doğrudan ve dolaylı ilişkileri ortaya koymaktır. Bu araştırma nicel araştırma yaklaşımıyla yapılandırılmış ve ilişkisel araştırma desenine göre uygulanmıştır. Araştırma, yordayıcı ilişkisel desende planlanmış ve veriler 2020-2021 eğitim öğretim yılı ikinci döneminde toplanmıştır. Veri toplama araçlarından elde edilen verilerin analizinde değişkenler arasındaki doğrudan ve dolaylı ilişkiyi ölçmek için çoklu doğrusal regresyon analizi yapılmıştır. Bu araştırmadan elde edilen sonuçlar sebatkârlık alt ölçeğinde cinsiyete göre anlamlı farklılık olduğunu göstermiştir. Anne-baba olumlu ilişkisi sıcakkanlılık/utangaçlığı negatif yönde, sosyal beceri ise sıcakkanlılık/utangaçlığı pozitif yönde yordamaktadır. Ayrıca analiz sonuçları, anne-baba çatışma puanlarının sebatkârlığı anlamlı düzeyde ve negatif yönde yordadığını göstermiştir. Anne-baba çatışma puanlarının ritmikliği anlamlı olarak yordadığı ve mizaca ilişkin ritmiklik alt boyutunun negatif yönde yordayıcısı olduğu görülmüştür. Akran ilişkileri ve anne-baba çatışması birlikte tepkisellik alt boyutunu anlamlı olarak yordamıştır. Diğer bir sonuç ise akran ilişkileri ve anne-baba çatışmasının birlikte tepkisellik alt boyutunu anlamlı olarak yordadığıdır. Hiyerarşik regresyon analizinden elde edilen sonuçlara göre öğretmen-öğrenci yakınlık, akran ilişkileri ve akran saldırganlığının birlikte sosyal beceriyi anlamlı düzeyde yordadığını göstermiştir. Araştırmadan elde edilen bulgular alanyazındaki bulgular çerçevesinde tartışılmıştır. Anahtar sözcükler: akran ilişkileri, ebeveyn-çocuk ilişkisi, mizaç, okul öncesi dönem, öğretmen-çocuk ilişkisi, sosyal beceri
Okul öncesi dönemdeki çocukların akran ilişkileri ve sosyal beceri düzeylerinin anne çocuk ilişkileri açısından incelenmesi
Bu araştırmanın amacı okul öncesi dönemdeki çocukların akran ilişkileri ve sosyal beceri düzeylerini anne-çocuk ilişkileri açısından incelemektir. Çalışmanın örneklemini Ankara ilindeki MEB'e bağlı okul öncesi eğitim kurumlarından kartopu örnekleme yoluyla seçilen 4-6 yaş aralığındaki 200 çocuk oluşturmaktadır. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden olan ilişkisel model kullanılmıştır. Araştırma verileri Kişisel Bilgi Formu, Çocuk-Ana Baba İlişki Ölçeği, Çocuk Davranış Ölçeği ve Sosyal Beceri Geliştirme Sistemi Derecelendirme Ölçeği yardımıyla toplanmıştır. Yapılan analizler sonucunda çocuk-ana baba ilişki ölçeğinin çatışma alt boyutu puanları ile sosyal beceri ölçeğinin iş birliği ve öz denetim alt boyutları arasında anlamlı ve ters yönlü bir ilişki olduğu; olumlu alt boyutu ve toplam puanları ile sosyal beceri ölçeğinin sorumluluk alt boyutu arasında anlamlı ve ters yönlü ilişki olduğu bulunmuştur. Çocuk-ana baba ilişki ölçeğinin çatışma alt boyutu puanları ile çocuk davranış ölçeğinin saldırganlık alt boyutu puanları arasında anlamlı bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Sosyal beceri ölçeğinin alt boyutları ve toplam puanlarında cinsiyete göre anlamlı farklılık olduğu; çocuk davranış ölçeği aşırı hareketlilik alt boyutunda yaşa ve cinsiyete; asosyal ve dışlama boyutlarında ise cinsiyete göre anlamlı farklılık olduğu sonuçlarına varılmıştır. Çalışmanın sonucunda, annelerin çocuklarıyla kurdukları ilişkiler ile çocuklarının akran ilişkileri ve sosyal beceri düzeyleri arasındaki ilişkiye göre araştırmacılar ve uygulayıcılar için öneriler geliştirilmiştir.
Sosyal beceri eğitimi programının öğrenme güçlüğü olan çocukların sosyal becerileri üzerindeki etkililiğinin incelenmesi
Bu araştırmada sosyal beceri eğitimi programının öğrenme güçlüğü olan çocukların sosyal becerileri üzerindeki etkinliğinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 1 ile 4.sınıf arasında eğitim alan toplam 12 öğrenme güçlüğü olan çocuk oluşturmuştur. Çalışma sıra zamanlı karma yöntem deseninde dizayn edilmiştir. Çalışmada, öğrenme güçlüğü olan çocuklar için geliştirilmesi amaçlanan okul temelli sosyal beceri eğitimi müdahale programının hazırlanması öncesinde öğretmen ve anne babalarla nitel araştırma yöntemlerinden derinlemesine görüşme ve gözlem kullanması, daha sonra programın etkililiğinin test edilmesi amacını gerçekleştirmek üzere ise, nicel araştırma yöntemlerinden kontrol grupsuz ön test- son test yarı deneysel desene ve son olarak yine programın etkililiğinin değerlendirilmesi amacıyla derinlemesine görüşmeye tekrar başvurulmuştur. Araştırmada nicel verilerin elde edilmesinde sosyometri tekniği ve Sosyal Beceri Derecelendirme Sistemi (SBDS) kullanılmıştır. Nitel verilerin analizinde içerik analizi, nicel verilerde ise Wilcoxon işaret testi kullanılmıştır. Nicel verilerde anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak alınmıştır. Geliştirilen sosyal beceri eğitimi programı haftada 1 kez olmak üzere toplam 10 hafta boyunca uygulanmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, uygulanan sosyal beceri eğitimi programının öğrenme güçlüğü olan çocukların sosyal beceri ve konumları üzerinde olumlu yönde etkili olduğu saptanmıştır.
Üniversite öğrencilerinin yalnızlığın sosyal kaygı, sosyal beceri ve öz saygı (benlik saygısı) açısından incelenmesi
Araştırmada İstanbul ilinde üniversite yaşamına devam eden önlisans, lisans, lisans üstü ve doktora programı öğrencilerinin kaygı ve kaçınma davranışlarının, sosyal beceri algılarının, benlik saygılarının ve yalnızlık düzeylerinin birbiri arasındaki ilişkinin yönü ve şiddeti hakkında bilgi edinilmesi amaçlanmıştır. Araştırmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini İstanbul ilindeki devlet ve veya vakıf üniversitelerinde eğitim-öğretim hayatına önlisans, lisans, lisansüstü veya doktora seviyesinde devam eden öğrenciler oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklem sayısı en az 386 olacak şekilde belirlenmiş ve 390 öğrenciye ulaşılmıştır. Araştırmada örneklem hacmine ulaşılabilmesi için kolayda örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından hazırlanan anket formu kullanılmıştır. Anket formu online anket platformu olan "google form" sitesinden hazırlanıp, katılımcılarına linki ulaştırılmış ve anket formunun doldurulması sağlanmıştır. Anket formu beş bölümden oluşmaktadır. Araştırmada elde edilen verilerin analiz edilmesinde SPSS 20 programı kullanılmıştır. Üniversitede öğrenim gören öğrencilerin tanıtıcı özellikleri frekans ve yüzde ile gösterilmiştir. Araştırmada kullanılan ölçeklerden alınan puanların normal dağılım gösterme durumlarının araştırılmasında basıklık ve çarpıklık değerlerine bakılmıştır. Araştırmada öğrencilerin ölçeklerden aldıkları puanların tanıtıcı özelliklere göre farklılık gösterme durumlarının araştırılmasında parametrik testlerden bağımsız örneklemler için t testi ve tek yönlü varyans analizi kullanılmıştır. Araştırmada yer alan kavramların birbiri arasındaki ilişkinin incelenmesinde Pearson Korelasyon katsayısı kullanılmıştır. Sonuç olarak araştırmada öğrencilerin kaygı düzeyleri ile sosyal beceri algıları arasında pozitif yönde ve zayıf düzeyde ilişki tespit edilmişken, kaygı düzeyi ile benlik saygısı (puan fazlası benlik saygısının daha az olduğunu gösterir) ile pozitif yönlü ve orta düzeyde ilişki bulunmuştur. Ayrıca öğrencilerin kaygı düzeyi ile yalnızlık düzeyleri arasında pozitif yönlü ve orta düzeyde ilişki tespit edilmiştir. Öğrencilerin kaçınma davranışları ile sosyal beceri algıları arasında pozitif yönlü ve zayıf düzeyde, yalnızlık düzeyi ile orta düzeyde ve pozitif yönde ilişki tespit edilmiştir. Ayrıca öğrencilerin kaçınma davranışları sergileyenlerin benlik saygılarının düşük olma eğiliminde olduğu görülmüştür. Öğrencilerin yalnızlık düzeyleri ile benlik saygısı düzeyleri arasında ters orantı olduğu görülmüştür.
WISC-IV sonuçlarına göre normal ve üstün yetenekli olarak değerlendirilen altı-on yaş arasındaki çocukların sosyal uyum ve beceri düzeylerinin aile hayatı ve çocuk yetiştirme tutumları ile ilişkisi
Giriş ve Amaç: Üstün yetenek, bireylerin belirli alanlarda ileri düzeyde olmasını ifade etmektedir. Üstün yetenekli bireylerin çevrelerini diğer bireylerden farklı şekilde algıladıkları bilinmektedir. Erken yaşantıda desteklenen üstün yetenekli bireyler gelecek yaşantılarında var olan potansiyellerini sergileyebilme olanağına sahip olmaktadır. Sosyal beceriler kişinin sosyal yaşantıyı anlaması ve duygu durumuna göre hareket edebilmesi olarak ifade edilmektedir. Bireyin sağlıklı bir yaşam sürmesi, sosyal, duygusal, bilişsel, motor ve dil becerilerinin gelişebilmesi için eğitim önemlidir ve bu eğitimin ilk başladığı kurum ise ailedir. Aile ortamı ve anne baba tutumları bireylerin sosyal uyum ve becerilerini büyük oranda etkilemektedir. Bu bilgiler kapsamında araştırmanın amacı; üstün yetenekli olan çocukların sosyal uyum ve beceri düzeylerinin normal zihin düzeyinde olan çocukların sosyal uyum ve beceri düzeylerinden farklılaşıp farklılaşmadığını ortaya koymak ve sosyal uyum ve beceri düzeylerinde anne baba tutumlarının etkisini değerlendirmektir. Gereç ve Yöntem: Bu araştırma ilişkisel tarama modeli baz alınarak uygulanmıştır. Örneklem seçimi basit-rastgele örneklem seçimi türüne göre yapılmıştır. Araştırmanın evrenini 6-10 yaş arası çocuk bireyler oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise 6-10 yaş arası 90 çocuk birey oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Sosyodemografik Veri Formu, Sosyal Uyum Ve Beceri Ölçeği (SUBÖ), Aile Hayatı ve Çocuk Yetiştirme Tutum Ölçeği (PARI) ve Wechsler Çocuklar İçin Zekâ Ölçeği-IV (WISC-IV) kullanılmıştır. Toplanan veriler SPSS paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Bulgular: Araştırmadan elde edilen bulgu sonuçlarına göre bütün katılımcıların Sosyal Uyum ve Beceri Ölçeği (SUBÖ) Dikkat ve Hareketlilik, Onay İhtiyacı alt boyutları ile Aile Hayatı ve Çocuk Yetiştirme Tutumları Ölçeği (PARI) Aşırı Kontrol / Aşırı Annelik alt boyutu arasında pozitif yönde ilişki olduğu saptanmıştır. Sosyal Uyum ve Beceri Ölçeği (SUBÖ) Dikkat ve Hareketlilik alt boyutu ile Aile Hayatı ve Çocuk Yetiştirme Tutumları Ölçeği (PARI) Sıkı Disiplin ve Aşırı Kontrol alt boyutu arasında ise pozitif yönde ilişki olduğu sonucu elde edilmiştir. Sosyal Uyum ve Beceri Ölçeği (SUBÖ) ve alt boyutlarından Sosyal ilişki, Duygu Durumu, İçe Dönüklük, Engellenme Eşiği ve Dürtüsellik ile Aile Hayatı ve Çocuk Yetiştirme Tutumları Ölçeği (PARI) Demokratik Tutum ve Eşitlik Tanıma alt boyutu arasında negatif yönde ilişki olduğu görülmüştür. SUBÖ Onay ihtiyacı alt boyutu ile PARI Sıkı Disiplin alt boyutu arasında ise pozitif yönde ilişki olduğu saptanmıştır. Üstün zekâ aralığında olan bireylerin ve normal zekâ aralığında olan bireylerin SUBÖ dikkat ve hareketlilik alt puanları ile PARI aşırı kontrol, sıkı disiplin, ev kadınlığını reddetme alt boyutları arasında pozitif yönde ilişki olduğu sonucu elde edilmiştir. Sonuç: Çalışma sonuçlarına göre, çocukların zekâ seviyesinden bağımsız olarak, ebeveynler demokratik tutum sergilediğinde, çocukların sosyal uyum ve beceri düzeylerinde artış meydana gelmektedir. Bu kapsamda çocukların sosyal uyum ve becerilerini arttırmak adına anne baba tutumları üzerine yapılacak olan eğitim ve çalışmaların yararlı olabileceği düşünülmektedir.
Üniversite öğrencilerinin anksiyete düzeyleri ile sosyal beceri düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırma, üniversite öğrencilerinin anksiyete düzeyleriyle sosyal beceri düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Türkiye'deki üniversite öğrencileri araştırmanın evreni olarak seçilmiştir. Örneklem olarak alınan 20-32 yaş grubu öğrenciler arasından 300 katılımcıya ''Demografik Bilgi Formu'', ''Beck Anksiyete Envanteri'' ve ''Sosyal Beceriler Envanteri'' veri toplama araçları olarak uygulanmıştır. Alınan örneklem Türkiye ve uygulanan illerin örneklem sonuçlarını karşılamayabilir ve elde edilen bulgular uygulanan veri toplama araçları ile sınırlıdır. Araştırmanın verileri SSPS 22 programında değerlendirilmiştir. Araştırma sonucunda; Beck Anksiyete Ölçeği ile Sosyal Beceri Envanteri arasında pozitif ve istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Öğrencilerin Sosyal Beceri Envanterinden aldıkları puanlar arttıkça Beck Anksiyete Ölçeğinden aldıkları puanlar da artmaktadır.
Ebeveyn çocuk ilişkisinin 48-72 aylık çocukların sosyal problem çözme becerileri arasındaki farklılaşmanın incelenmesi
''Ebeveyn Çocuk İlişkisinin 48-72 aylık çocukların sosyal problem çözme becerileri arasındaki farklılaşmanın incelenmesi'' konulu araştırmada ebeveyn çocuk ilişkisinin 48-72 aylık çocukların sosyal problem çözme becerileri ve bu becerilerin ebeveyn-çocuk ilişkisi yönünden etkilenip etkilenmemesi aynı zamanda konunun çeşitli demografik parametreler açısından incelenmesi amaçlanmaktadır. Araştırmanın evren ve örneklemini, 2021-2022 eğitim-öğretim yılında İstanbul ili Küçükçekmece ilçesindeki Milli Eğitim Bakanlığına bağlı özel ve devlet okul öncesi eğitim kurumları oluşturmaktadır. İlişkisel tarama modelinde yürütülen araştırmanın veri toplama aşamasında; çocukların ailelerinden demografik bilgilerin alınması amacıyla ''Kişisel Bilgi Formu'' 48-72 aylık çocukların sosyal problem çözme becerilerini ölçmek amacıyla "Sosyal Problem Çözme Becerileri Ölçeği ve bu beceriyi ebeveyn çocuk ilişkisi yönünden inceleyebilmek amacıyla "Ebeveyn Çocuk İlişkisi Ölçeği'' kullanılmıştır. Araştırmanın sonucuna göre ebeveyn çocuk ilişkisinin 48-72 aylık çocukların sosyal problem çözme becerileri arasındaki farklılaşma incelendiğinde anne olumlu ebeveyn çocuk ilişkisi puanı bakımından, gruplar arasında anlamlı bir farklılık olduğu saptanmıştır. Buna göre olumlu sosyal problem çözme becerisi üst düzey olanların orta olanlara göre ebeveyn-çocuk ilişkisinden aldıkları puanın daha yüksek olduğu tespit edilmiştir.48-72 aylık çocukların sosyal problem çözme becerilerine etkisine ilişkin anne olumsuz ebeveyn-çocuk ilişkisi puanı, baba olumlu ebeveyn-çocuk ilişkisi puanı ve baba olumsuz ebeveyn çocuk ilişkisi puanları bakımından anlamlı bir farklılık tespit edilmemiştir. Baba yaşına göre Ebeveyn Çocuk İlişkisi Ölçeği'nden alınan puanlar incelendiğinde, baba yaşı düzeyleri arasında anne olumlu ebeveyn çocuk ilişkisi puanı, anne olumsuz ebeveyn çocuk ilişkisi puanı, baba olumsuz ebeveyn çocuk ilişkisi puanı arasında anlamlı bir ilişki olmadığı tespit edilmiştir. Ancak baba yaşı düzeyleri arasında baba olumlu ebeveyn çocuk ilişkisi puanları bakımından anlamlı bir farklılık olduğu saptanmıştır. Baba mesleğine göre Ebeveyn Çocuk İlişkisi Ölçeği'nden alınan puanlar incelendiğinde baba meslek düzeyleri arasında anne olumlu ebeveyn çocuk ilişkisi puanı, anne olumsuz ebeveyn çocuk ilişkisi puanı, baba olumsuz ebeveyn çocuk ilişkisi puanı arasında anlamlı bir ilişki olmadığı tespit edilmiştir ancak baba meslek düzeyleri arasında babanın olumlu ebeveyn çocuk ilişkisi puanı bakımından anlamlı bir farklılık tespit edilmiştir. Hangi meslek düzeyleri arasında anlamlı farklılık olduğunun tespiti incelendiğinde, baba meslek düzeyi memur olanların olumlu ebeveyn çocuk ilişkisi ortalama puanının, esnaflara, işçilere ve hizmet sektöründe çalışanlara göre daha yüksek olduğu yani, babasının mesleği memur olanların ebeveyn çocuk ilişkisinde olumlu tutumunun babası esnaf, işçi ve hizmet sektöründe olanlara göre daha fazla olduğu söylenebilmektedir. 48-72 aylık çocukların demografik bilgileri ile Sosyal Problem Çözme Becerileri arasındaki farklılaşma incelenmiştir. Buna göre yalnızca baba eğitim durumu düzeyleri ile Sosyal Problem Çözme Becerilerine etki düzeyleri arasında anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Buna göre öğrenim durumu ortaöğretim olanların Sosyal Problem Çözme Becerilerine etki düzeyi alt düzeyde iken, eğitim durumu yükseköğretim olanların Sosyal Problem Çözme Becerilerine etki düzeyi orta düzeyde olduğu gözlenmektedir.
Spor eğitimi alan öğrencilerde sosyal beceri ve mesleki kimlik durumları
Çalışmanın temel amacını spor eğitimi alan üniversite öğrencilerinin sosyal beceri düzeyleri ile mesleki kimlik durumları arasındaki ilişkinin ortaya çıkarılmasıdır. Araştırmanın diğer bir amacını ise öğrencilerin cinsiyet, bölüm, sınıf ve spor geçmişi durumunu yansıtan bağımsız değişkenlerinin sosyal beceri düzeyleri ile mesleki kimlik durumlarına göre incelenmesidir. Araştırma; nicel araştırma modeline göre tasarlamış olup, betimsel ve ilişkisel taramaya yönelik bir yöntem tercih edilmiştir. Araştırmanın evrenini, İstanbul İlinde yer alan üniversitelerin Spor Bilimleri Fakültesi ve Beden Eğitimi Spor Yüksekokulu bölümlerinde okuyan ve aktif sporcu olan öğrenciler oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise (n= 650) katılımcı oluşturmaktadır. Katılımcıların ölçeklere eksik yâda hatalı verdikleri cevaplar değerlendirilmiş olup (n=627) katılımcı araştırmaya dâhil edilmiştir. Katılımcılara, sosyo demografik özelliklerinin belirlenmesi amacıyla; cinsiyet, bölüm, sınıf ve spor geçmişi soruları ile sosyal beceri ölçeği ve mesleki kimlik ölçeği veri toplama araçları olarak uygulanmıştır. Elde edilen veriler SPSS 25.0 paket programına girilmiş ve analizler bu program aracılığı ile yapılmıştır. İstatistiksel analiz olarak Bağımsız Örneklem T testi ve Oneway ANOVA analizi uygulanmıştır. İstatistiksel olarak p<0,05 istatistiksel olarak anlamlı kabul edilmiştir. Sonuç olarak, erkeklerin sosyal beceri düzeyinin kadınlara nazaran daha iyi seviyede olduğu cinsiyetin sosyal kontrol, duygusal anlatımcılık ve sosyal beceri düzeyini etkilediği belirlenmiştir. Kadınların yatay ve dikey kariyer keşfinde daha iyi oldukları, yetenek ve becerilerine uygun kariyer planlamayı erkeklere nazaran daha iyi algıladıkları anlaşılmaktadır. Erkeklerin ise geleceğe yönelik kariyer değişikliğine daha açık oldukları tespit edilmiştir. Bölüm değişkeninin sosyal beceri; sosyal anlatımcılık, sosyal duyarlılık ve duygusal anlatımcılık boyutlarında belirleyici olduğu belirlenmiştir. Egzersiz ve spor bilimleri bölümü öğrencilerinin mesleki kimliklerine yönelik yatay/dikey kariyer keşiflerinde ve kendine uygun olan kariyere odaklanma noktasında diğer bölümlere göre daha iyi sevide olduğu anlaşılmaktadır. Sınıf düzeyi artıkça sosyal anlatımcılık ve sosyal duyarlılık düzeyinin artış gösterdiği, sosyal beceri düzeyinin ise tam aksine azaldığı gözlemlenmiştir. Mesleki kimliğe yönelik yatay kariyer keşfi, dikey kariyer keşfi, kariyer bağlılığı oluşturma, kariyer bağlılığı ile özdeşleşme ve mesleki kimlik toplam skorunda sınıf değişkenine göre farklılık olduğu tespit edilmiştir. 4.sınıf öğrencilerinin yetenek, beceri, bilgi ve yetkinlerinin farkında oldukları ve buna yönelik kariyer yönelimi gösterdikleri anlaşılmaktadır. Spor geçmişinin sosyal beceriye yönelik algıda belirleyici bir değişken olmadığı tespit edilmiştir. Spora yeni başlayan (1-2 yıl) öğrencilerin kariyer keşfi sürecinde oldukları kendi beceri ve yeteneklerine uygun kariyer hedefi araştırma eğilimi gösterdikleri belirlenmiştir.