Social change

198 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Türk devrimi'nin inşası süresinde Kadro dergisinin yeri ve önemi

Toplumsal değişikliklerin esaslı olarak yaşanmış olduğu dönemler, fikirlerin de dönüşüm ve gelişim geçirdiği dönemler olmuştur. Türkiye'nin de bu köklü değişimi, I. Dünya savaşı sonrası yeni kurulan ülkenin nasıl ilerleyeceği, ne gibi süreçlerden geçeceği ile ilgiliydi. Kurtuluş savaşı sonrası egemenlik anlayışının kökten değiştiği bir dönem olmuştur. Bu bağlamda Türk-siyasal hayatının önemli akımlarından biri olan kadro dergisi de siyasal ve düşünsel alanda etkili izler bırakmıştır. Kadro dergisinde geliştirilen düşünceler, kalkınmacı modeli benimseyen bir "üçüncü yol" arayışının ideolojisini yansıtmıştır. Dergide yer alan önemli isimler Türk Devrimine temel bir ideoloji hazırlamak istemişlerdir. Kadro Dergisi'nin özgün ve yerli bir akım olması önemlidir. 1930'lu yıllar da ve sonraki dönemler de, akademik ve politik çevrelerin ilgisini çekmiş, birçok araştırmada yer almıştır.

DergilerDevrimlerKadro dergisi+5
Ülkü Pınar Ekiz
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Yerleşim yerlerinde yavaş değişmenin sosyolojik analizi: Köyceğiz örneği

Kasabalar tarım, turizm, sanayi ve ticaret gibi potansiyellere sahip, kendine özgü yapısı olan yerleşim yerleridir. Cumhuriyet sonrasından günümüze doğru hızlı bir değişim sürecine girilmiştir. Bazı kasabalar değişim sürecinden kaynaklı çeşitli dinamiklerin etkisiyle bu potansiyellerden bir ya da birkaçı ile ön plana çıkmışlardır. Bu hızlı değişime rağmen bazı kasabalar yavaş değişmekte, mevcut yapısını ve statüsünü korumaktadır. Muğla İlinin Köyceğiz Kasabası da değişimin yavaş olduğu kasabalardan biridir ve mevcut yapısını, tarihsel statüsünü, kültürel dokusunu korumaktadır. Köyceğiz tarihsel süreç içerisinde tarım, ticaret, eğitim, idari gibi alanlarda merkez konumunda olmuştur. Ancak 1980 sonrasında daha önce kendisine bağlı olan iki yerleşim yeri Köyceğiz'den ayrılarak ilçe konumuna gelmişler ve hızlı bir değişim sürecine girmişlerdir. Bu çalışmada Köyceğiz Kasabasının kendine özgü yapısı, yavaş değişimi altında yatan temel dinamikler nicel ve nitel yöntemler kullanılarak incelenecektir.

Kent sosyolojisiMuğla-KöyceğizSosyal değişme+3
Ümmü Bulut Keskin
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

1970'ler romanına toplumsalın yansıması

Türkçe Sözlük'te toplum, aynı toprak parçası üzerinde bir arada yaşayan ve temel çıkarlarını sağlamak için iş birliği yapan insanların tümü anlamına gelir.1 Bu sosyal yapının kültürel sembolleri, davranış şekilleri, değer sistemleri gibi çeşitli unsurları ve işlevleri bulunur. Bunlardan biri ya da birkaçı değişiklik gösterdiğinde toplumsal yapıda farklılaşmalar meydana gelir. Bu değişimde fiziki-coğrafi etmenler, demografik etmenler, iktisadi etmenler, teknolojik gelişmeler, din ve sosyal hareketler gibi pek çok unsur rol oynar. Özellikle gelişmekte olan ülkelerde görünen toplumsal değişme bazen olumlu bazen olumsuz yanıtlar verebilir. Bu durum sadece sosyoloji, iktisat ve politikanın odak noktasında değil doğrudan insanı anlamaya ve ifade etmeye yönelen edebiyatın da dikkate aldığı bir durumdur. Bu bağlamda olmak üzere tez çalışmasında 70Tİ yıllar toplumunu esas alarak Türkiye'de siyasi, sosyal ve iktisadi unsurların ne ölçüde etkilenip değişim yaşadığı incelenmiş ve bu değişimin Türk edebiyatı yazarları tarafından nasıl algılandığı ve neticesinde meydana getirdikleri romanlar üzerinden nasıl işledikleri araştırılmıştır. 1 Türkçe Sözlük, Ankara: Türk Dili Kurumu Yayınlan, 2005, s. 1993. Anahtar Kelimeler: toplumsal yapı, değişim, gelişme, 1970-1979 yıllan, roman, çatışma, sımf

DeğişimRomanSosyal değişme+3
Merve Gün
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Göçmen gençlerde kültürel dönüşüm üzerine sosyolojik bir analiz: İnegöl Huzur Mahallesi örneği

Bu çalışma, Doğu ve Güneydoğu'nun kırsal bölgelerinden 1990'lı yıllarda göç ederek, Bursa'nın İnegöl ilçesinde Huzur mahallesine yerleşen Kürt göçmenlerin kültürel dönüşümlerini analiz etmeyi amaçlamaktadır. Araştırma, Kürt göçmenlerin ve çocuklarının deneyimledikleri kimlik oluşum süreçleri, kent yaşamına uyumları, toplumsal cinsiyet, geleneksel ve dinsel davranış örüntüleri ve sosyal bütünleşme boyutlarındaki deneyimlerine referansla göçün mekan kaynaklı meydana getirdiği kültürel dönüşümleri ele alacaktır. Kürt göçmenlerin ikinci kuşak gençlerinin yaşadığı kültürel dönüşümler çalışmanın odak noktasını oluşturmaktır. Çalışma sonucunda, ikinci kuşak gençlerin deneyimledikleri kültürel dönüşüme bakıldığında, bu konuda gençlerin tahmin edilenden çok daha güçlü bir rol üstlendikleri gözlenmiştir. Huzur mahallesinde ikamet eden ikinci kuşak gençlerin kendi davranışlarını şekillendirirken, çoğu durumda ebeveynlerinin bilinçli olarak kaçındığı kentin popüler kültürünü örnek aldıkları görülmektedir. Diğer taraftan, ikinci kuşak gençlerin kendi anadillerine hakim olmamaları, tam anlamıyla Türkçeye hakim olmayan ebeveynleri ile aralarındaki iletişimi zorlaştırmaktadır. Bu durum birinci ve ikinci kuşak arasındaki duygusal bağların zayıflamasına ve dolayısıyla zaman zaman evde bir yabancılaşmaya neden olabilmektedir. Ayrıca, ikinci kuşak genç kadın ve erkeklerin geleneksel ilişkilere yönelik tutumlarında bazı durumlarda farklılıklar göze çarpmaktadır. Kadının toplum içindeki geleneksel konumu ikinci kuşak kadınlar tarafından daha fazla eleştirilmektedir. Bunun yanında, çalışmada ikinci kuşak erkeklerin kendi ebeveynleri ile ikinci kuşak kadınlardan daha fazla çatıştıkları gözlenmiştir. Bu çalışma, ikinci kuşak gençlerin her ne kadar ebeveynlerinin bazı kültürel kodlarını ve habituslarını taşıyor olsalar da, karşılaştıkları kent ortamı ve kültürüne uyumları açısından "geçiş kuşağı" özellikleri göstermekte olduklarını öne sürmektedir. Alan araştırmasının verilerine dayanan bu çalışmanın örneklemi, Bursa'nın İnegöl İlçesinin Huzur mahallesinde adrese dayalı nüfus kayıt sisteminden yararlanarak rastgele seçilmiş Doğu ve Güneydoğu'dan göç eden birinci kuşak göçmenler ve onların çocukları olan ikinci kuşaktan oluşan 300 kişidir. Yüz yüze uygulanmış olan anket formu, birinci kuşak göçmenlerin ve ikinci kuşak gençlerin kültürel normlarını ve geleneksel değerlerini şekillendiren temel öğelere, kültürel davranış kalıplarına ve siyasal ilgilerine odaklanan sorulardan oluşmuştur. Ayrıca, birinci kuşak göçmenler ve ikinci kuşak gençlerin içinde yaşadıkları kente uyum süreçlerindeki kültürel ve sosyal koşulların ayrıntılı bilgisine ulaşmak için bu gruplardan seçilmiş 30 kişi ile derinlemesine mülakat ve odak grup görüşmeleri yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Göçmen Kürtler, Gençlik, Kimlik Oluşumu, Aidiyet, Kültürel Dönüşüm, Kent, Bursa

Ait oluş sorunuGençlerGöçmenler+6
Deniz Aşkın
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Geç Osmanlı çağdaşlaşma sürecinde toplumsal ve siyasal dönüşümlerin resim sanatına yansıması

Geç Osmanlı döneminde çağdaşlaşma çabalarıyla Türk resim sanatının gelişimi arasında yakın bir ilişki vardır. Erken dönem çağdaş Türk resim sanatında Osmanlı ressamları, 19. yüzyılın ortalarından itibaren Avrupa'da görülmeye başlayan sanatsal üslup ve akademik yaklaşımlara göre manzara, natürmort ve figüratif resimler yapmıştır. 19. yüzyılın ikinci yarısından başlayarak Osmanlı'da toplumsal ve siyasal olaylar, dinamik, zaman zaman çatışmacı bir şekilde ortaya çıkmıştır. Osmanlı sanatçılarının siyasi ve toplumsal konulara ilgileri, Osmanlı yöneticilerinin ve toplumunun sahip olduğu kültürel, siyasi, ekonomik ve toplumsal çağdaşlaşma deneyimleriyle yakından ilişkili olduğu için; toplumsal ve siyasi konular birkaç sanatçı tarafından resmedilmiştir. Osmanlı çağdaşlaşma çabası kültürel sonuçlarıyla birlikte, Sultan II. Mahmud döneminde devlet politikası olarak başlamıştır. Tanzimat Fermanı'ndan sonra reform ve çağdaşlaşma süreciyle birlikte, Osmanlı toplumu 1876 yılında Kanun-ı Esasi'nin ilanıyla anayasal ve parlamenter yönetim biçimini kısa süreli de olsa yaşamıştır. Sultan II. Abdülhamid döneminde ise, gelenekçi muhafazakâr yöneticilerle genç kuşak reformcu aydınlar arasında demokratik çağdaşlaşma konusunda mücadeleler olmuştur. Bu çatışma süreci kültürel boyutta edebiyat ve sanat alanında da hissedilmiştir. Bu araştırmanın amacı, erken dönem çağdaş Türk resim sanatında toplumsal ve siyasi dönüşümlerin sanatçı ve yapıtları üzerinde etkilerini belirlemeye çalışmaktır. Bu araştırma 1838 ve 1918 yılları arasında Osmanlı ressamları tarafından yapılan yapıtlarla sınırlıdır.

ModernleşmeOsmanlı DevletiOsmanlı toplumu+5
Murat Ateşli
Anadolu University · Institute of Fine Arts
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

Siyasal, toplumsal ve ekonomik değişim sürecinde Türkiye'de din-devlet ilişkileri

Bu araştırma, Türkiye'de din-devlet ilişkilerinin siyasal, toplumsal ve ekonomik değişim sürecindeki bir çözümleme ve değerlendirmesini içermektedir. Ülkemizde din-devlet ilişkilerinin gelişim ve değişimi batıdan tamamen farklı olarak ortaya çıkmıştır. Kilise (din), Batıda yaşanan toplumsal ve ekonomik değişim sonucunda, devlet üzerindeki yüzyıllar süren egemenliğini kaybetmiştir. İslamiyette, Hıristiyanlıktaki gibi bir ruhban sınıfını bulunmamaktadır. Ayrıca din-devlet ilişkileri konusunda Batıda yaşanan ekonomik ve toplumsal süreç ülkemizde yaşanmamıştır. Bu nedenlerle ülkemizde din-devlet ilişkileri yukarıdan aşağıya doğru yapılan düzenlemelerle biçimlendirilmeye çalışılmıştır.Araştırmada, tarihsel süreçte yaşanan din-devlet ilişkilerindeki değişim incelenmiş, Türklerde ve Türkiye Cumhuriyeti'ndeki din-devlet ilişkileri dönemler halinde açıklanmış, yönetsel ve hukuksal düzenlemelerdeki din-devlet ilişkisi ortaya konmuştur. Türkiye Cumhuriyeti'nde din-devlet ilişkilerinin çözümlenmesi yapılırken dönemlerin siyasal, toplumsal ve ekonomik yapıları da göz önüne alınmıştır.Günümüzde küreselleşme süreci ile toplumsal, ekonomik, siyasal ve kültürel alanlarda büyük bir değişim yaşanmakta ve bu değişim din-devlet ilişkilerini de etkilemektedir. Bu ortamda ülkemizde toplumsal bütünleşmenin sağlanması için din, siyasi çekişmelerin kaynağı olmak yerine, toplumu birleştirmenin araçlarından birisi olmalıdır.

DeğişimDin hizmetleriDin politikası+7
Hüseyin Kara
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Milli Edebiyat Dönemi Türk Romanında batı algısı

II. Meşrutiyet'in ilanı büyük bir açlıkla beklenen hürriyet fikrini getirmesi bakımından Osmanlı Batılılaşması için oldukça önemli bir aşamadır. II. Meşrutiyet'in akabinde milliyetçi isyanlar ve savaşlar neticesinde oluşmaya başlayan Milliyetçilik fikri oluşur. Özgürleşen Batılılaşma cereyanı ile milliyetçilik akımının fikrî sentezinden oluşan Milli edebiyat dönemi romanları bu iki zıt fikrin işlenmesi bakımından önemli bir yere sahip olmaktadır. Bu bakımdan Milli edebiyat romanları Batı'nın eleştirisi ve gerekliliği konusunda zengin verilere sahiptir. Bu çalışmamızda Milli edebiyat romancılarından Peyami Safa, Halide Edip Adıvar, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Reşat Nuri Güntekin ve Refik Halit Karay'dan seçtiğimiz romanların barındırdığı Batılı unsurları inceleyerek Milli edebiyat döneminde mevcut olan Batı algısını tespit etmeye çalışacağız.Anahtar Sözcükler: Milli edebiyat, roman, kültürel değişim, Batılılaşma

BatıBatılılaşmaMilli edebiyat+3
Sümeyye Köksal
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Gecekonduda yaşayan kadınların sigara içme davranışlarına etki eden sosyo-ekonomik faktörler

Uluslararası tütün şirketlerinin Türkiye pazarına girmesiyle yaygınlaşan sigara içme davranışı, günümüzde sağlık sorunlarının önlenebilir nedenlerinin başında yer almaktadır. Gelişmekte olan bir ülke olarak Türkiye, tütün şirketleri için hedef konumundadır. Özellikle, barındırdığı genç nüfusuyla Türkiye önemli bir pazardır ve gelecek için umut vaat etmektedir.Tütün şirketlerinin ve reklamlarının hedefi kadınlar olduğundan, geçmiş yıllara oranla, günümüzde kadınlar daha çok sigara içmeye başlamışlardır. Bununla birlikte yaşanılan toplumsal değişimler de kadınların sigara içmelerine olanak vermektedir.Bu çalışmada, kentleşme ile birlikte yaşanan toplumsal değişimin, gecekondularda yaşayan kadınların, sigara içme davranışları üzerinde nasıl bir etki yarattığı incelenmektedir. Gecekondu ve kent bağlamında, kadınların sigara içme davranışını nasıl anlamlandırdıklarına bakılmaktadır. Gecekondudaki yaşam tarzı kırsal alandaki yaşam tarzından farklılıklar içerdiği için; bu farklılıklar uyum sağlama problemini de yaratmıştır. Kent ortamında ilişkilerin formelleşmesi, kadınların daha rahat hareket etmelerine olanak vermektedir. Kent yaşamında sosyal baskı ve kontrol azalmıştır. Bununla birlikte, kırsal yaşam kalıpları kısmen de olsa devam etmektedir. Böyle bir ortamda, sigara içme davranışı da yeni anlamlar kazanmaktadır.

BağımlılıkGecekondularKadınlar+7
Sibel Turgut
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Çağdaş Türk resminde figüratif resmin kültürle ilişkisi

Bu araştırmada Çağdaş Türk Resim Sanatında yaşanılan kültürel değişimin figüratif resme yansıması, kuramsal bir çerçevede tartışılması amaçlanmıştır. Bu araştırma günümüz figüratif resmini anlayabilmek açısından önemlidir. Tarama modelinde desenlenen araştırma Çağdaş Türk Resminde Figüratif resim yapan ressamlar ve eserleri ile sınırlıdır.Araştırmada Resim tarihinde figürün yeri ve önemi vurgulanarak Avrupa resminin gelişiminde yer alan figüratif resimlere, üsluplara ve yaklaşımlara kısaca değinilmiştir.Çağdaş Türk Resminin oluşumu ve figüratif resim başlığı altında yer alan ikinci bölümde Türk Sanatında figürün varlığına değinilerek minyatürden başlayan sürecin Batılı anlamda resim geleneği ile değişimine yer verilmiştir. Sanayi-i Nefise Mektebi'nin figür resmindeki önemi vurgulanarak Cumhuriyetin ilanı ile her alanda gerçekleşen yeniliklere ve bu yenilikler içerisinde sanat alanındaki gelişmelere yer verilmiştir. Cumhuriyet sonrası sanat grupları ve bu gruplar içinde figür resminin anlatım biçimi, konusu, tekniği ve anlayışında ortaya çıkan değişiklikler incelenmiştir.1950 sonrası siyasal, sosyal ve ekonomik alanlardaki yeni oluşumlar sanat alanlarını da etkilemiş, yeni bir açılım ve çok yönlülük getirmiştir. 1980'ler büyük atılımların, değişimlerin ve sanatsal gelişmelerin yaşandığı bir dönem olmuştur. Aynı zamanda figüratif ve soyut resim, akademi çevrelerince tartışılmaya başlanmıştır. Sanatçılar figüratif resmi yeni içerik değerlerine kavuşturmaya çalışmıştır.Dünya'da ve Türkiye'de ortaya çıkan toplumsal, düşünsel ve teknolojik değişikliklerin sanat dünyasını nasıl etkilediği bu etkileşimin yeni sanatsal oluşumlar yanında figür resmine yansıması tartışılmıştır.Anahtar Kelimeler: Figüratif Resim; Sanat Akımları; Sanayi-i Nefise Mektebi; Çağdaş Türk Resim Sanatı.

Figüratif resimKültürModern resim+6
Zerrin Pehlivan
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Çocukluk imgesi, oyun ve oyuncak: Sosyo-kültürel bir analiz

Çocukluk imgesi, çocuğa yüklenen anlamı, çocukluk anlayışını ifade eder. Çocukluk imgesi, çağlar boyunca farklı anlamlara sahip olmuştur; dolayısıyla çocukluk imgesi, toplumsal bir kurgudur. Oyun kültürü de, çocuk kültürünün ayrılmaz bir parçasıdır. Değişik toplumsal süreçlerde değişik çocukluk imgelerinden bahsedilebildiği gibi, değişik çocuk oyunlarından/oyuncaklarından söz edilebilmektedir. Dolayısıyla çocukluk ve çocuk kültürü, toplumdan topluma, kültürden kültüre farklılık göstermektedir. Çocuk oyunları ve çocukluk imgesi, toplumsal değişimlerden en çok etkilenen ve toplumsalı da en çok niteleyen alanlardan biridir.Günümüzde çocukluk ve çocuk oyunları kültürü hızla değişmektedir. Yaşadığımız küreselleşme sürecinde, post-modern çocukluk imgesinden, sosyal oyunların ve geleneksel oyuncakların ortadan kaybolmasından söz edilmektedir. Dünyada ve Türkiye'de yaşanan toplumsal değişimlerin, çocuk oyun kültürünün ve çocukluk kavramının değişimine etkisi söz konusudur.Bu çalışmada çocukluk'un, oyun ve oyuncağın sosyolojik anlamda neleri ifade ettiği; değişen sosyo-kültürel süreçlerden çocukluk'un ve oyun kültürünün nasıl etkilendiği, değiştiği ve değişimin ne yönde olduğu ele alınmıştır. ?Geleneksel, modern ve post-modern? kavramsallaştırması kullanılarak, çocuk kültürünün toplumsal değişim kaynakları olan sanayileşme, kentleşme, teknolojik ilerlemeler, kapitalizm, tüketim kültürü ve küreselleşme süreçleriyle ne şekilde değiştiği tarihsel karşılaştırmalı yöntemle incelenmiştir.Anahtar Kelimeler: Çocukluk imgesi, oyun, oyuncak, toplumsal değişim, geleneksel, modern, post-modern, sosyo-kültürel analiz.

AydınlanmaBireysellikBireysellik+32
Fulya Sormaz
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Necati Mert; Hayatı, öykücülüğü ve eserleri

Necati Mert 70 kuşağı öykücülerindendir. İlk öyküsü Mustafa'nın Karesi 1972'de Yansıma dergisinde yayımlanır, 40 yılı aşkın süredir yazı hayatını sürdürmektedir. Bu süre zarfında beş öykü, üç deneme, üç inceleme, bir oyun, iki çocuk hikâyesi ve bir yaşantı/tarih türünde eser vererek toplam 15 kitapla Türk yazınındaki yerini alır.Çalışmamız dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm Necati Mert'in hayatı, eserleri, sanat ve edebiyat görüşü üzerinedir. Yazarın biyografisi hakkında bilgi verildikten sonra eserlerinin tanıtımına geçilmiştir. Sonrasında ise Necati Mert'in denemelerinden ve öykülerinden edindiğimiz sanat, edebiyat ve dil hakkındaki görüşlerine yer verilmiştir.İkinci bölüm yazarın öykülerinin tematik bakımdan incelenmesini içerir. Öykülerden edindiğimiz temalar metinlerden örnek verilerek açıklanmıştır.Üçüncü bölümde öyküler kurmaca gerçeklik, anlatım tarzları, mekân, zaman, karakterler, bakış açısı, anlatıcı ve üslûp bakımından teknik öğeler çerçevesinde incelenmiştir.Son bölümde ise Necati Mert'in Türk öykücülüğündeki yeri tespit edilmeye çalışılmıştır. Necati Mert öncesi öykü birikimi hakkında bilgi verildikten sonra 1970 kuşağı ile birlikte yazarın mensubu olduğu Yansıma dergisi bünyesinde ortaya çıkan öykü anlayışı ele alınmış, 1980 sonrasında Türk öykücülüğünün geçirdiği değişimin Necati Mert öyküsüne yansıması incelenmiştir.Anahtar Kelimeler: Öykü, Türk Öykücülüğü, Toplumcu Gerçekçilik, 1970 Kuşağı, Merkez-Taşra, Adapazarı, Değişim, Kent, Modernleşme, İdeoloji, Yansıma.

EdebiyatHikayeKentsel sorunlar+7
Erdem Dönmez
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye`de 1980 sonrası kültürel değişim ve popüler kültür inşası (Popüler müzik örneğinde)

V ÖZET Toplum ve birey açısından toplumsal değerlerin aktarımı basit bir transfer işlemi değildir. Bu sosyal realiteden hareketle, kültür ve özellikle popüler kültürle ilgili ana soruların Türkiye'nin toplumsal formasyonuna nasıl bir anlam kattıklarını saptamak önemlidir. Bu anlamda, kültür ve popüler kültür ile temel toplumsal görüntülerin anlaşılması gerekmektedir. Popüler kültür pratiklerinden belki de en önemlisi olarak kabul edilebilecek popüler müzik ise bu görüntülerin en önemli verilerini sunmaktadır. Günümüz dünyasında popüler kültür sadece belli malları, kullanışları, etkinlikleri popüler yapmamış, bunlarla birlikte gelen, bunlarla iç içe olan belli dünya görüşlerini ve biçimlerini de popülerleştirmiştir. Popüler kültür sorunsalı, genel şeyleşme ve yabancılaşma olgularını da kapsayacak genişlikte bir çerçeveye oturtularak ele alınmayı gerektirmektedir. Bu anlamda popüler kültür tabiler ile güçsüzlerin kültürüdür, bu yüzden de içerisinde daima toplumsal sistemin, dolayısıyla da toplumsal deneyimin merkezinde yer alan egemenlik altına alma ve tabi kılma güçlerinin izlerini, iktidar ilişkilerinin göstergelerini taşır. Popüler kültür aynı zamanda bu izleri en belirgin bir biçimde popüler müzikte gösterir. Türkiye'de ise özellikle 1980 sonrası dönemde kendisini göstermiştir. 80'li yıllarda "arabesk" ve 90'lı yıllarda "pop" müzik bu göstergelerin en önemli kanıtıdır. 1980 sonrası yaşanan hızlı değişim ve bu değişimin ortaya koyduğu kültürel form oldukça önemli değişimler geçirmiştir. Bu değişimlere ise, çoğu şeyin "popülerleştiği" günümüz Türkiye'sinde, kendisini yine her aşamada, bir "yeniden oluşturma" ve "yeniden inşa" etme mekanizmalarıyla direnilmiştir. Bu yeniden inşa edilen olgular ise, öyle çok da azımsanacak olgular değil, genelinde, tüm yaşamı anlamlı kılan "kültür", özelinde ise "popüler kültür" ve "popüler müzik" olmuştur.

1980 sonrasıKültürMüzik+5
Işılay Yiğit
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00
Master'sOpen AccessTR

İlköğretimde sosyal bilgiler eğitiminin geçirdiği muhteva değişimi ve bunun Türk toplum yapısındaki değişim dinamikleri içerisindeki yeri

Sosyal Bilgiler Eğitiminin ilköğretimde okul müfredatına girmesiyle birlikte toplumun geleceğinin teminatı olan çocukların sağlıklı düşünme ve yetişmesine birinci dereceden katkı sağlamıştır. Bireyde kişiliğin gelişmesine yardım eden, onun gelecekteki yaşantısında başarılı, mutlu, düşünce yapısı sağlam; ülkesi ve ulusu için yararlı bir insan olmasını sağlayan bilgi, beceri tutum ve davranışları kazandırma süreci olan eğitimde Sosyal Bilgiler öğretimiyle, üzerinde en çok durulan konulardan biri öğrenci davramşlarının değiştirilmesidir. Bu davranış değişikliğiyle ulaşılmak istenen hedeflere daha kalay ulaşılacağına inanılmaktadır. Bireyin bilişsel, duyuşsal ve hareket özelliklerini amaçlanan yönde geliştirip değiştirme işi eğitimin özelliklede sosyal Bilgiler eğitiminin kapsamı içindedir. Her toplum, o toplumu oluşturan bireylerini kendi amaçları doğrultusunda yetiştirmek istemektedir. Bir başka deyişle, her toplum kendi toplumsal yapısına uygun, toplumsal amaçları doğrultusunda ve var olan gizli gücüne göre eğitmek zorundadır. Bireylerin eğitimi sırasında toplumsal yapı içerisinde ki değişim dinamiklerine uygun, toplumun düzenini bozmayacak doğrultuda bu çalışmaların yapılması gerekmektedir. Sosyal Bilgiler Eğitimiyle toplum dinamiklerinin Toplumsal koşullara göre, toplumun ve bireyin gereksinimlerine yanıt verecek insan gücünü yetiştirme görevini, Sosyal Bilgiler dersleriyle yerine getirmeye çalışmaktadır. İlköğretim okullarının dördüncü ve beşinci sınıflarda okutulmakta olan ve bugün altıncı ve yedinci sınıflara da konulmuş olan Sosyal Bilgiler dersinin temel amacı, öğrencilere önemli sosyal beceriler kazandırarak onların toplumsallaşmalarını sağlamak ve onları iyi bir vatandaş olarak yetiştirmektir. Bu bakımdan, Sosyal Bilgiler dersinin ilköğretim programında önemli bir yeri vardır.VI Sosyal Bilgiler dersiyle verilen eğitimle hayata hazırlanan öğrenciler daha sağlıklı düşünme gücüne kavuşacaklardır. Toplumun her kademesinde aktif bir rol oynayacak olan bireyler toplum dinamiklerini (nüfus, aile, siyaset, ekonomi, eğitim) daha yaşanır hale getirmeye çalışacaklardır. Ulusal eğitim politikasının belirlenmesi ve bunun uygulanmaya konulmasıyla da bu dinamikler kendi aralarında daha uyumlu hale geleceklerdir. Sosyal Bilgiler öğretiminin niteliği doğrudan Sosyal Bilgiler öğretimi Programı ile ilişkilidir, öğretim programı, eğitim programı içinde önemli ölçüde ağırlık taşımakta, genellikle belli bilgi kategorilerinin bir sistem içinde düzenlenmesinden oluşmaktadır. Ulusal eğitim politikasının uygulamaya dönüştürülmesinde eğitim programları önemli bir rol oynamaktadır. Eğitim programlarının, toplumu meydana getiren bireyleri ulusal çıkarlar doğrultusunda eğitmesi temel amaç olarak belirlenmiştir. Bu amaç doğrultusunda kalkınma, gelişmişlik, sosyo-politik değerler, gelir dağılım ve işsizlik gibi konularda istenen hedefler varılmaya çalışılmıştır. Programların sürekli olarak değişen ve gelişen toplum koşullarına ayak uydurması, bireyin beklenti ve gereksirıimlerine cevap vermesi önemli bir zorunluluktur. Bu nedenle de var olan programların araştırmalara dayalı bir süreç içerisinde sürekli olarak geliştirilmesi bir mecburiyet olmaktadır. Gelişen ve değişen toplumda Sosyal Bilgiler Eğitiminin toplum dinamikleri içerisindeki yeri günümüzde daha iyi anlaşılmaktadır.

Ders programlarıDeğişimEğitim+7
Ayhan Tufan
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00
Master'sOpen AccessTR

Estetik ve ahlaki açıdan toplumsal değişmenin bir göstergesi olarak güzellik yarışmaları

ÖZET Çağımız, tarihsel birikimlerle birlikte yeni bazı süreçlere girmiş ve modernleşme hayatı yeniden biçimlendirmiştir. Kendisine özgü yapısı nedeniyle toplumların yaşamım bireyselliğe ve bireyselliği faydacılığa eklemleyen, üretim ilişkilerin sıklığı nedeniyle tüketime yönlendiren bir biçimlendiriş. Bunun için kitleleştiren ama aynı zamanda genel olarak söylenmesi gerekirse, yaşam şartlarını ve standardım kolaylaştırıp yükselten modernleşme, elbette insanların hayata bakışlarını sistematik bir hale getiren değer yargılarım da değiştirecektir. Estetik ve etik değer yargılan da bu yargılardandır. Düzenlenen güzellik yarışmalarına katılan kadınlara yüklenilen kimlikler, roller ve buna bağlı yeni anlamlar bunu doğrulamaktadır. Yerel kriterler yerine evrensel söylemi ile güçlü kültürün kriterleri konulmuş, kadına olması gereken işaret edilmiş, sonuçta da hem erkeğin hem de kadının bu yolla beğeni yargısı değişikliğe uğratılmıştır. İletişimin enformasyon alış verişinden nispeten uzaklaşarak, kültür aktarımına ve betimine yönelmesi, söz konusu ettiğimiz değişimi hızlandıran medya yapılarının doğmasına neden olmuştur. Güzellik yarışmaları bu tür aktarımların ve bundan kaynaklanan değişimlerin gerçekleştirimidir.

AhlakAhlaki değerlerDeğer yargısı+6
Yalçın Yılmaz
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00
Master'sOpen AccessTR

Toplumsal kimlik ve dil ekseninde yöresel ağızların sosyal değişkenlerle ilişkisi (Kütahya örneği)

ÖZET Dil bir toplumun kültürünün oluşmasında ve gelişmesinde en büyük katkıya sahip unsurların başında gelmektedir. Bundan dolayı toplumsal araştırmalarda kültür unsurlarının ele alınması ve özellikle dilin incelenmesi gerekmektedir. Dil - kültür, dil- ahlak, dil- iletişim, dil - topluluk vb. konulan, araştırma için gerekli olan değerleri içermektedir. Bu konular sosyal değişkenler içerisinde incelendiği için toplumun yapısını da ortaya koymaktadır. Toplumu; sosyal yapı ve sosyal değişim açısından ele alırsak dilin geçirdiği gelişme süreçleri de önem kazanmaktadır. Bir toplumun ya da topluluğun geçirdiği evreleri anlamak ve anlatmak için gerekli olan çalışmalar kültürle yakından ilgili olduğunda özellikle dil unsurunu ön planda tutmak yerinde bir davranış olacaktır. Toplumsal değişimin içinde bulunduğumuz çağda çok büyük oranda gelişme kaydetmesi dilde de değişmeye sebep olmuştur. Bu bakımdan iletişim çağında ve küreselleşmenin her kurumda yaşandığı dönemimizde dilin yapı problemini ortaya koymak ve toplum içindeki yapının dilsel olarak nasıl değişime uğradığım vurgulamak temel problemin ortaya konmasını sağlamaktadır. Küreselleşme, toplumsal kimliğin ayırt edici göstergesi olan dil üzerinde tehdit alam yaratmakta, bu gelişme dil-kimlik araştırmalarının önemini arttırmaktadır. İletişim araçları vasıtasıyla küçük bir köy haline dönen dünya da; kültürel homojenitenin bir tehdit unsuru olarak farklı kültür ve dilleri hegemohik bir biçimde baskı altına alması karşısında kültürel -çalışmate^^ kazandığı günümüzde, kültürel homojenitenin yıkıcı unsurlarını bertaraf edebilmek için mahalli ağızların sosyal değişkenlerle ilişkisi analiz edilmiş ve mahalli ağızlarda tarihsel süreç içerisinde vuku bulmuş değişiklikler Kütahya örneğinde değerlendirilmiştir. Yazı dili ile konuşma dilinin farklı olmasının kültürel bir gecikmişliğe sebep olup olmayacağı güncel örnekler etrafında ele alınmış ve tartışılmıştır.

AğızlarDilKonuşma dili+6
Fahri Arabacı
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2005
00
DoctorateOpen AccessTR

Sosyal değişim sürecinde Kazakistan'da din-devlet ilişkileri (Üniversite öğrencileri örneği)

Kazakistan'da din-devlet ilişkilerinin incelendiği bu çalışmayla, din-devlet ilişkilerinin eğitim kurumu üzerinden kurumsal sekülerleşmeye; dindarlık üzerinden bireysel sekülerleşmeye olan etkilerinin incelenmesi ile tarihi ve sosyolojik olgular doğrultusunda din-devlet ilişkilerinde daha reel politikaların geliştirilmesine katkı sağlanması amaçlanmaktadır. Doküman analizi, yarı yapılandırılmış mülakat, soru formu (anket) ve bazı durumlarda katılımlı gözlem tekniklerinin kullanılmış olduğu araştırmada nitel ve nicel araştırma yöntemleri birlikte kullanılmıştır. Sayılan yöntem ve teknikler kullanılarak çağdaş sekülerleşme paradigması çerçevesinde Kazakistan'daki din-devlet ilişkilerinin kurumsal ve bireysel boyutta sekülerleşmeye etkileri incelenmiştir. Laik bir devlet olan Kazakistan'da ilgili yasal ve kurumsal düzenlemeler ile uygulanan politikalar eğitim kurumunda bariz bir sekülerleşme sürecinin yaşandığını göstermektedir. Temel düzeyde inanç ve ibadet boyutu, öznel dindarlık algısı, dini öğrenme kaynakları, dinî simgelere ilişkin algı, bazı alanlardaki dinî hassasiyet düzeyi, dinî grup ve kuruluşlarla ilişki düzeyi ve dinin Kazakistan'daki yeri gibi sorular üzerinden elde edilen bulgular ise bireysel düzeyde hissedilir bir sekülerleşme sürecinin yaşanmadığını göstermektedir. Bu sonuç, çağdaş sekülerleşme yaklaşımlarınca kabul edilen sekülerleşme sürecinin her toplumda farklı boyut ve biçimlerde geliştiği iddiasını desteklemektedir. Anahtar Kelimeler: Din-Devlet İlişkileri, İslam, Kazakistan, Sekülerleşme, Sosyal Değişme.

Din-devlet ilişkileriKazakistanSekülerleşme+4
Suat Beylur
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Bulgaristan göçmenlerinin dini inanç ve uygulamaları üzerine sosyolojik bir alan araştırması: Hatay-Erzin'de yaşayan göçmenler örneği

Bu çalışmanın amacı göçmenlerin dini tutumlarında belirleyici olan etnik kalıtsallığın halk dindarlığı üzerindeki tezahürlerini dini inanç ve tutumlar üzerinden ele almaktır. Çalışmada örneklem olarak daha önce üzerine yapılmış sosyolojik bir çalışma bulunmayan, Hatay'ın Erzin ilçesindeki iki muhacir köy seçilmiştir. Birinci bölümde Erzin ilçesinin tarihi, coğrafi konumu ve demografik yapısıyla ilgili bilgiler verilmiştir. Bununla birlikte muhacir köylerindeki dini yapı ve örgütlenme, köylerdeki dini hayatın görünürlüğü, dinî inanç ve uygulamalar ele alınmıştır. Çalışma nitel bir alan araştırmasına dayanmaktadır. Veriler katılımcı gözlem yapılarak toplanmıştır. İkinci bölümde bir toplumun dini ve kültürel bağlarını en açık şekilde görebileceğimiz, bireylerin ait olduğu muhacir alt kültürünü benimseyen topluluk ile bütünleşmesini sağlayan geçiş dönemi ritüelleri üzerinde durulmuştur. Ardından geçiş dönemi ritüellerinde görülen halk inanç ve uygulamalarına geniş bir biçimde yer verilmiş ve bu uygulamaların yeni nesil üzerinde etkilerinin niçin devam ettiği veya etmediği konusu incelenmiştir. Elde edilen bulgulara göre Hatay'ın Erzin ilçesinde yaşayan Bulgaristan göçmenlerinin Türkiye'nin diğer bölgelerinde yaşayan Bulgaristan göçmenlerine göre daha dindar tutumlar sergiledikleri görülmüştür. Bu durumun en temel nedeni milli ve dini kimliklerine yapılan baskı sonucunda göç etmiş olmalarıdır. Yapılan baskılara karşı muhacirlerin verdiği tepki göçmenlerin Muhacir- Müslüman- Türk sentezinde bir kimlik benimsemelerinde etkili olmuştur. İkinci bölümde yer alan geçiş dönemi ritüelleriyle ilgili bulgular bazı ritüellerin yeni nesilde uygulamadan kalktığını göstermektedir. Geçiş dönemi ritüellerindeki bazı halk inanç ve uygulamaları ortadan kalkmıştır. Bu durumda yeni neslin kitabi din konusunda daha çok bilinçlenmesiyle birlikte toplumda yaşanan sosyal değişimlerin etkili olduğu tespit edilmiştir.

BulgaristanDin sosyolojisiDini davranışlar+6
İclal Algül
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Adana il merkezinde ve kırsal alanında yaşayarak tarımsal faaliyetlerine devam eden ailelerde toplumsal yapı ve toplumsal cinsiyet

Bu çalışmada, Adana il merkezinde ve kırsal alanında yaşayarak tarımsal faaliyetlerine devam eden çiftçiler, toplumsal yapı ve toplumsal cinsiyet açısından incelenmiştir. Ayrıca, kırsal ve kentsel kesim arasında kuşaklararası karşılaştırma yapılarak aradaki farkların ortaya konulmasına çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Toplumsal Yapı, Toplumsal Cinsiyet,, Toplumsal Değişme, Göç, Cinsiyet Rolleri

AdanaCinsel kimlikCinsiyet rolleri+4
Müge Kantar
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2000
00
Master'sOpen AccessTR

Çerkeslerde sosyal ve kültürel değişim: İstanbul ve Düzce örneği

İstanbul ve Düzce şehirlerinde Çerkeslerde sosyal ve kültürel değişimin konu edildiği bu çalışma 1864 yılından itibaren ana vatanları olan Kafkasya'dan sürgün edilerek Anadolu topraklarına yerleştirilen Çerkeslerin geçmişten bugüne yaşamış oldukları sosyal ve kültürel değişimi konu almaktadır. Çerkesler geçmiş tarihlerden bu yana kendilerine has yaşam tarzları, örf/adetleri ve dilleriyle bilinmektedir. Geçmişte genellikle kırsal alanlarda yaşamakta olup kültürel yaşamlarını kendi içlerinde muhafaza eden Çerkeslerin geçen zaman içinde değişen yaşam koşullarının da etkisiyle kır yaşamından kent yaşamına geçiş yaptıkları görülmektedir. Bu çalışmanın amacı günümüzde yaşamlarını çoğunlukla şehirlerde sürdürmekte olan Çerkes toplumunun zaman içinde yaşamış olduğu sosyal ve kültürel değişim sürecini ele almak ve bu süreçte karşılaşmış oldukları güçlüklere değinerek yaşanan bu değişimin boyutlarını sosyolojik açıdan değerlendirmektir. Bu çalışma için İstanbul ve Düzce şehirlerinin seçilmiş olması küçük şehir ve metropol arasındaki sosyal ve kültürel değişimin farklı boyutlarını görebilmek açısından önemlidir. Bu çalışmada İstanbul ve Düzce şehirlerinde yaşayan kadın ve erkeklerden oluşan 26 kişilik katılımcı grubuyla derinlemesine görüşme yapılmıştır. Elde edilen veriler sonucunda İstanbul ve Düzce şehirlerinde yaşayan Çerkeslerde, geçmişten bugüne sosyal ve kültürel alanda birtakım değişimler yaşandığı gözlemlenmiştir. Şehirleşme ile birlikte oluşan yeni yaşam tarzı, eğitim ve iş olanakları nedeniyle aileden uzak yaşama vb. nedenler kültürel yaşamı birçok açıdan olumsuz yönde etkilemektedir. Şehir yaşamı ailelerin kültürel ögeleri yeni nesle aktarımında güçlük yaşamalarına neden olmaktadır. Bu nedenle Çerkesler kendilerine özgü adet ve geleneklerini devam ettirerek gelecek nesillere aktarabilmek amacıyla bir araya gelerek sosyalleşebilecekleri birtakım etkinlikler düzenlemektedirler. Bu girişimleri şehirlerde yasal yollarla kurmuş oldukları federasyon ve derneklerin çatısı altında gerçekleştirmektedirler.

DüzceKültürKültürel değişim+4
Semra Angın
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Mimarinin biçimlenmesinde kültürel faktörler: Türkiye ölçeğinde kültürel değişimlerin eğitim binalarına yansıması örneğinde

Bu araştırma, günlük hayatta çok sık kullanılan 'kültür' kavramının ve mimari ile ilişkilerinin incelenip ; kültürel değişimlerin eğitim binalarına yansımasının ortaya konulması çalışmasıdır. Öncelikle kültür kavramının tanımları, özellikleri, çeşitleri, sınıflandırılması ve kültürel süreçler incelenip, bunların mimariye yansımaları araştırılmıştır. Kültür-mimarlık ilişkisi kurulmaya çalışılmıştır. Kültür- mimarlık çalışmalarının hangi yönlerden ele alındığı ortaya konulmuştur. En genel bakış açısıyla iki şekilde incelendiği sonucuna varılmıştır. Bunlardan birincisi kültürün farklılaşmasıdır. Aynı ihtiyaçların karşılanma şekillerinin mekana yansımalarının kültürlere göre farklılaşmalarının incelendiği karşılaştırmalı bir çalışmadır. İkincisi ise kültürel değişimlerin mimariye yansımasıdır. Toplumda değişen sosyo-kültürel etkenler sonucunda bina ihtiyaçları değişmektedir. Bu çalışmada değişim eğitim binaları çerçevesinde incelenmiştir. Egemen kültürün ürünü olan eğitim binalarından toplumun değişen ihtiyaçlarının ne şekilde belirlendiği ortaya konmuştur. Devletin belirlediği tip okul projeleri ve özel okul projeleri incelenmiştir. Farklı planlamaların sebepleri, değişen sosyo kültürel faktörler bağlammda 1923 'den günümüze kadar olan dönemde incelenmeye çalışılmıştır. Değişimin ek yapılan devlet okullarına ve yeni yapılan devlet okulları ile ek yapılan özel okullara ve yeni yapılan özel okullara yansıması incelenmiştir. İhtiyaç programlarının mekana yansımasıyla, 'değişenler ve değişmeyenler' ortaya konulmaya çalışılmıştır. Sonuç kısmında ise şu düşünce öne çıkmaktadır: İster egemen kültür, isterse toplum şekillendirsin tüm mimarlık insanın elinden çıkmıştır. İnsanlar binaları, binalar da insanları şekillendirmektedir. Karşılıklı bir etkileşim söz konusudur. Mimarlar kültürün değişmesini ve farklılaşmasını gözardı etmeden insanları da doğru şekillendirecek binalar tasarlamalıdır. İlköğretim binaları bunların en önemlileridir. Geleceği şekillendirecek olan bugünün çocuklarının zamanlarının büyük kısmını geçirdikleri eğitim mekanları hızlı bir değişim ve gelişim içindedir. Eğitim yapılarının kullanıcının gereksinimlerine yeterli olması için bu değişim ve gelişimlerin tasarımcılar tarafından iyi incelenmesi gerekmektedir.Anahtar kelimeler: Kültürel değişim, eğitim binaları

KültürMimarlıkOkul binaları+1
Pınar Acar
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2000
00
Master'sOpen AccessTR

Gidenlerin geriye kalanlara etkisi gürün örneklemi

Bu araştırmada Gürün (Sivas) örnekleminin dışa verdiği göçün, ilçenin sosyo-kültürel yapısına ve yaşantısına olan etkileri analiz edilmeye çalışılmıştır. Gürün' ün dışa verdiği göçün, ilçenin ve kalanların ekonomik, sosyal, kültürel, siyasal yapısına ve uyarlanmalarına nasıl bir etkisi olduğu tartışılmıştır.Araştırma tarama tipinde olup, temel veri kaynağı, mevcut istatistiksel veriler ve araştırma esnasında geliştirilen görüşme formu doğrultusunda gerçekleştirilen görüşmelerin sonuçlarından oluşmaktadır. Veri kaynağını, araştırmacı tarafından hazırlanan 39 soruluk görüşme formunun uygulandığı, Gürün'de ikamet etmekte olan, yarısı erkek, yarısı kadın ve farklı yaş gruplarından toplam 150 hane üyesi oluşturmaktadır.Araştırma sonucunda Gürün'den dışarıya yapılan göçten, öncelikli olarak ilçenin ekonomik yapısının etkilendiği görülmektedir. İlçenin mevcut ekonomisi göçlerle birlikte daha da gerilemiştir. Geçim kaynakları değişmiş, ilçe dışına yapılan nitelikli göçler artmıştır. Kültürel anlamda ise, ilçedeki eski gelenekler devam etmekle birlikte, gençlerin büyük kısmı tarafından uygulanmamaktadır. İlçedeki siyasal eğilimler değişiklik göstermektedir fakat bu durumu sadece göçle açıklamak yeterli olmasa da, göçün etkili olduğu söylenebilir. Gürün'ün yoğun göç verdiği yıllara paralel olarak, siyasal eğilimler de, göçten sonra değişiklik göstermiştir. İlçenin eğitim düzeyi düşmüştür. Verilen göçler ilçenin daha fazla gerilemesine neden olmuştur.

DeğişimGöçlerSivas-Gürün+2
Esra Mete
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinde anomi: MCBÜ örneği

Norm, belirli olaylar karşısında toplumun diğer üyeleri tarafından bireyden beklenilen davranışlardır. Normsuzluk yani anomi ise bu normların belli olmaması durumudur. Bireylerin toplumla bağını sağlayan, adeta pusula işlevini ifa eden normların işlevlerini yitirmesi ise bireyin belirli olaylar karşısında nasıl davranacağını bilememesi ile sonuçlanmaktadır. Normlar, her ne kadar bireylerin özgürlüğünü kısıtlayan ve bireyin davranışlarını belirleyen hayali bir çember çizmiş olsa da aynı zamanda bireylere o çember içinde özgürlük imkânı sağlar. Üniversite öğrencilerinin özgürlükle olan bağları, çoğu zaman bu çemberi görmezden gelme ile sonuçlandığı görülmektedir. Bireylerin özellikle de üniversite öğrencilerinin topluma yönelik algıları, toplumun geleceğine ve sürdürülebilirliğine yönelik önemli bir konum teşkil etmektedir. Bu noktada araştırmada üniversite öğrencilerinin anomik sayılabilecek tutumlara sahip olup olmadıkları ve bu tutumların hangi bağımsız değişkenlerle ilişkili olduğunun tespit edilmesi amaçlanmıştır. Araştırma tanımlayıcı nicel bir saha araştırmadır. Manisa Celal Bayar Üniversitesinde 400 öğrenci örneklem olarak belirlenmiş ve tamamına anket uygulanmıştır. Toplanan veriler SPSS.26 programı aracılığı ile değerlendirilmiştir. Çalışmanın ilk bölümünde anomi ile ilgili araştırmada kullanılan kavram ve kuramların bir çerçevesi oluşturulmuştur. İkinci bölümde modern ve postmodern toplumda anominin yansımaları ele alınmış ve bu doğrultuda literatürde yapılan çalışmalara ve tartışmalara yer verilmiştir. Araştırmanın son bölümünü ise saha araştırması oluşturmaktadır. Araştırmada katılımcıların orta düzeyde anomi yaşadıklarına ulaşılmıştır. Yüksek düzeyde anomi yaşanılan durum, katılımcıların toplumla bağını sağlayan önderlere ilişkin anomi düzeylerinde görülmektedir. Katılımcıların düşük düzeyde anomi yaşadıkları durum ise aile kurumuna yönelik norm ve değerlere ilişkindir. Bağımsız değişkenler ve anomi düzeyleri incelendiğinde dindarlık düzeyleri ve tanımlanan kimlikler ile anomi düzeyleri arasında anlamlı bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

AnomiBireyNorm+6
Dilara Saraç
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
10
Master'sOpen AccessTR

Karadeniz'in iki yakasında devrimsel durumlar: Osmanlı İmparatorluğu ve Rusya

Osmanlı ve Rusya İmparatorlukları uzun yıllar Avrupa siyasetinde baskın güç olmuş ve Avrupa'nın doğusundaki süper güç olagelmişlerdir. Ancak Batı'da üretim ilişkilerinde meydana gelen dönüşüm sonrası yeni, devrimci bir burjuva sınıfı doğmuştur. Bu iki imparatorluk ise bu dönüşüme karşılık verememiş ve birincil üretim yöntemi olan tarım gün geçtikçe kötüleşmiştir. Osmanlı'da devlet gelirlerinin düşmesi, Rusya'da ise toplumsal yapının hızlı ve plansız dönüşümü nedeniyle iki mutlak monarşi on iki yılda üç farklı devrim görmüştür. 1905'te Rusya'da yaşanan devrimin kazanımları Stolypin devlet darbesi yüzünden kaybedilmesine rağmen, Osmanlı'da 1908 Devrimi İttihat ve Terakki'nin mücadeleleri sonucu yerleşmiştir. Sonuçta iki imparatorluk sosyal değişime ayak uyduramamış ve Birinci Dünya Savaşı sonunda iki imparatorluk da çökmüştür.

DevrimlerKaradenizKaradeniz bölgesi+4
Emre Garip
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Toplumsal ve kültürel değişimin Kırşehir abdalları üzerine etkisi

"Abdal" kelimesi tarihsel süreçte o kadar çok anlam değiştirmiş ki kimi zaman Anadolu tarihini değiştiren, kimi zaman derviş, kimi zaman budala, kimi zaman garip, kimi zaman da bülbül olmuş. "Abdala malum olur" atasözü ile "Abdal ata binince bey oldum sanır, şalgam aşa girince yağ oldum sanır" atasözüne bakıldığında bile bu anlam farkını anlamak mümkün olacaktır. Türk tarihinde önemli bir yer tutan abdalların bugünkü yaşantısına bakıldığında ise bir statü kaybı yaşadıkları ve yalnızlaşmış oldukları, yaptıkları müzik ile hayatta kalma mücadelesi verdikleri gözlemlenmektedir. Hatta saz ve sözdeki başarıları bu yalnızlaşmanın bir mirasıdır. Çünkü abdallar, içinde bulundukları durumu saz ve sözleriyle dışa aktarmışlardır. Sanatsal bu yetenekleri sayesinde, yaşadıkları şehrin, 2019 yılında Unesco Yaratıcı Şehirler Ağı'na müzik alanında Türkiye'den dahil olan ilk şehir olmasında başrol oynamışlardır. Somut olmayan kültürel miras il envanterinde kayıt altına alınan Abdallar, ulusal boyutta bile yeteri kadar tanınırlığı olmayan Kırşehir'e, bir anda uluslararası alanda önemli bir statü kazandırmışlardır. Bu sayede şehrin sürdürülebilir gelişiminde en önemli rolü, yaptıkları müzik ile Abdallar üstlenmiştir. Bu çalışmanın amacı; geçmişten günümüze yaşanan toplumsal ve kültürel değişimin ulusal ve uluslararası müzikal üne sahip, Somut Olmayan Kültürel Miras unsuru olan Abdallar üzerindeki etkisini, yaptıkları müziği devam ettirme çabasını, verdikleri yaşam mücadelesini, var olan projelerle yaşam kalitelerinin nasıl güçlendirilebileceğini ortaya koyabilmek ve yetkililerden beklentilerini tespit edebilmektir. Bu doğrultuda abdalların sosyo-ekonomik durumunu ortaya koyan çeşitli haberler incelenmiştir. Nitel veri analizi kapsamında 20 abdal ile derinlemesine mülakat gerçekleştirilmiştir. Nicel veri analizi kapsamında ise 84 abdal üzerinde yaşam standartları hakkında araştırma anketi uygulanmıştır. Araştırmaların sonucu elde edilen veriler üzerinden çeşitli önerilerde bulunulmuştur.

AbdallarKültürel değişimKırşehir+4
Yıldız Eraslan
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00

Related subjects