Syntax
Bu konu başlığı altında 246 tez
Türkçe konuşan Down sendromu olan çocukların dilbilgisel özelliklerinin betimlenmesi ve çalışma belleği ile ilişkisinin incelenmesi
Down Sendromuna özgü bazı yapısal ve bilişsel yetersizliklere ek olarak, down sendromunda dil ve konuşma problemlerine de rastlanmaktadır. Bu grupta, zihinsel yetersizlik grubundan farklı olarak, ifade edici dil becerileri daha fazla etkilenmiş durumdadır ve birçok dilde birtakım spesifik dilbilgisel problemlere sahip oldukları bulunmuştur. Özellikle söz dizimi ve biçimbilgisi bileşenlerinin etkilenmiş olduğu alanyazında birçok farklı dil için rapor edilmiştir. Ayrıca, son yıllarda yapılan bazı çalışmalarda kısa süreli bellek ve dilsel problemler arasında pozitif bir ilişki olabileceği ortaya koyulmuştur. Mevcut çalışmada, Türkçe konuşan Down Sendromlu çocukların dilbilgisel özelliklerinin(sözdizimi, biçimbilgisi) detaylı bir şekilde incelenerek profillerinin ortaya çıkarılması ve kısa süreli belleğin sözdizimi ve biçimbilgisi üzerindeki etkisi ortaya konması amaçlanmıştır. Çalışmaya 6;7-15;11 olan Trizomi 21 tipi ve hafif zihinsel yetersizliğe sahip 12 Down sendromlu çocuk katılmıştır. Dilbilgisel özelliklerini kapsamlı ve birçok boyutuyla değerlendirmek amacıyla 1) standardize dil gelişim testleri TEDİL (Topbaş & Güven, 2011) ve TODİL (Güven & Topbaş, 2016) uygulanmıştır. 2) Sohbet ve öykülendirme olmak üzere iki farklı bağlamda doğal dil örneği alınmış ve SALT programı ile analiz edilmiş ve norm grubuyla karşılaştırılmıştır. 3) Görsel-işitsel kısa süreli belleği ölçmek için GİSD-B (Karakaş ve Yalın, 1993) ve son olarak 4) Sözel kısa süreli belleği ölçmek amacıyla Türkçe Anlamsız Sözcük Tekrarı Testi (Topbaş & Kaçar, 2014) uygulanmıştır. Çalışmanın sonuçlarına göre, Down sendromlu grup anlama ve ifade etme düzeyinde dilbilgisel olarak mental yaş eşdeğeri olan akranlarından önemli ölçüde geri bulunmuştur. Dilbilgisel anlama düzeyleri, ifade etme düzeylerinden daha iyi durumda ve bu fark anlamlı bulunmuştur. Down sendromlu grubun dilbilgisel özellikleri ve sözel kısa süreli bellek ve görsel işitsel kısa süreli bellek arasındaki ilişkiye bakıldığında ise özellikle dilbilgisel ifade etme ve hem sözel hem de sözel olmayan kısa süreli bellekler arasında pozitif bir ilişki bulunmuştur. Bu bulgular diğer dillerde yapılan çalışmalarla uyumludur. Anahtar Kelimeler: Down sendromu, Türkçe, Kısa süreli bellek, Dilbilgisel problemler
Sekizinci sınıf öğrencilerinin dörtgenler bağlamında matematik dili kullanımları: Sentaks ve semantik bileşenler
Bu araştırmanın genel amacı sekizinci sınıf öğrencilerinin dörtgenler bağlamında matematik dili kullanımlarını sentaks ve semantik bileşenleri açısından incelemektir. Bu amaçla araştırmada nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın uygulaması 2014-2015 öğretim yılında Eskişehir il merkezindeki bir ortaokulda sekizinci sınıfa devam etmekte olan sekiz öğrenci ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın amacı doğrultusunda veriler klinik görüşmeler yoluyla toplanmıştır. Görüşmeler video ile kayıt altına alınmış, ayrıca klinik görüşmelerdeki öğrenci etkinlik yaprakları da veri kaynağı olarak kullanılmıştır. Toplanan verilerin analizi "verilerin işlenmesi", "verinin görsel hale getirilmesi" ve "sonuç çıkarma ve teyit etme" basamakları dikkate alınarak yapılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgular sonucunda, başarı düzeyleri ve cinsiyet ayırt etmeksizin öğrencilerin dörtgenlere ilişkin kullandıkları matematik dilinde eksikliklerinin ve yanılgılarının olduğu saptanmıştır. Öğrencilerin, dörtgenlere ilişkin tanımlama yapabildikleri ancak köşegen kavramını gözardı ettikleri için dörtgenlerin özelliklerini eksik ifade ettikleri görülmüştür. Öğrencilerin, tanım ve özellik arasındaki ayrımı yapamadıkları, ilgili dörtgeni tanımlayan özellikler sembolik ifadeler aracılığıyla verildiğinde dörtgeni belirleyebildikleri ancak kapsayıcı tanımlar doğrultusunda dörtgenin ait olduğu sınıfı belirleyemedikleri tespit edilmiştir. Bu nedenle de dörtgeni tanımlayan sembolik ifadelere dayalı olarak dörtgenler arasındaki hiyerarşik ilişkiyi düşünememişlerdir. Dörtgenlere ilişkin verilen sözel kapsayıcı tanımlara dayalı olarak ise öğrencilerin ilgili dörtgen sınıfını belirleyebildikleri dolayısıyla dörtgenler arasındaki hiyerarşik ilişkiyi düşünebildikleri, dörtgenlerin tanımlamalarına ait sözel ifadeleri sembolik ifadelere göre semantik açıdan daha iyi algıladıkları saptanmıştır. Matematik dilinin kullanımı açısından ise öğrencilerin yaş grubu itibariyle van Hiele geometrik düşünme düzeyinden Düzey 2'nin özelliklerini göstermeleri gerekirken Düzey 0 ve Düzey 1'in özelliklerini gösterdikleri de gözlemlenmiştir. Anahtar sözcükler: Matematik dili, geometri, sentaks, semantik, van Hiele geometrik düşünme düzeyleri
Tek dilli Türkçe ve iki dilli Türkçe-Kürtçe konuşan dil bozukluğuna sahip çocukların morfolojik ve sentaktik özelliklerinin incelenmesi
Çocukların bir kısmı farklı nedenlerle dil dediğimiz sözel, yazılı veya başka bir sembol sistemini öğrenmekte, kullanmakta veya anlamada sıkıntılar yaşarlar. Bu sıkıntılar dilin bir veya daha fazla bileşeninde birlikte ve farklı derecelerde görülebilmektedir. Genel olarak herhangi belirli bir etiyolojisi olmadan sözel dilde yaşıtlarından önemli derecede görülen bir gerilik Özgül Dil Bozukluğu (ÖDB) olarak adlandırılmaktadır. Bu bozukluk dilin anlama ve ifade etme boyutunda dilin birçok bileşenini etkilemektedir. Yapılan çalışmalarda sözdizimi ve biçimbilgisi bileşeninin ağırlıklı olarak birçok dilde etkilendiği ortaya konulmuştur. Bu konuda yapılan çalışmaların sayısı gün geçtikçe artmaktadır ve yapılan bu sistematik çalışmalar da göstermiştir ki ÖDB diller arası önemli oranda farklılıklara sahiptir. Diğer yandan tüm dünyada 100 milyondan fazla kişi tarafından ana dili olarak konuşulan Türkçe için bu konuda yapılan çalışmalar oldukça sınırlıdır. Ek olarak, alanyazında Kürtçe'nin tek dilli ve iki dilli edinimi ve bozukluğu ya da gelişiminde görülen aksaklıklarla ilgili çalışma neredeyse yoktur. Türkçe'de, tek dilli ve Almanca-Türkçe, İngilizce-Türkçe ve Hollandaca-Türkçe gibi iki dilli özgül dil bozukluğu olan çocuklarla yapılan sınırlı sayıda araştırma göstermiştir ki, bu çocuklar alan yazında diğer dillerde yapılan çalışmalara paralel olarak, hem biçimbilgisi hem de sözdiziminde yapı olarak farklılıklara sahip olmakla birlikte önemli problemler yaşamaktadırlar. Bu çalışmada anadili Türkçe-Kürtçe olan iki dilli özgül dil bozukluğuna sahip çocukların morfolojik ve sentaktik özelliklerinin profilini çıkarmak, bu özelliklerin anadili Türkçe-Kürtçe olan iki dilli normal dil gelişimine sahip çocuklar ve anadili Türkçe olan tek dilli özgül dil bozukluğuna sahip çocukların morfolojik ve sentaktik özelliklerinden hangi açılardan farklılaştığını ortaya koymak amacıyla yapılmıştır. Bu bağlamda ise bahsedilen hedeflere ulaşmak için bazı basamaklar izlenmiştir. İlk olarak bu üç grubun morfolojik ve sentaktik özelliklerinin belirlenmesi amacıyla TODİL tüm alt testleriyle tüm katılımcılara uygulanmış ve aynı bağlamda tüm katılımcılardan doğal dil örneği alınıp sözcüklerde ve biçimbirimlerde ortalama sözce uzunlukları hesaplanmış ve 3 grubun sağladığı tüm sonuçlar birbirleriyle karşılaştırılmıştır. Elde edilen sonuçlar ışığında iki dilli özgül dil bozukluğuna sahip çocukların tek dilli özgül dil bozukluğuna sahip çocuklardan dilbilgisel bağlamda farklı özellikler sergilemediği saptanmıştır. Bu durum alanyazında yapılmış olan ilgili çalışmaların sonuçlarıyla örtüşmektedir. Anahtar Kelimeler: İki dillilik, Özgül Dil Bozukluğu, Türkçe, Kürtçe
Fetih sûresi bağlamında Arap dilindeki mansûbâtın incelenmesi
Şüphesiz ki bir metnin iyi bir şekilde anlaşılabilmesi yazılı olduğu dili iyi bir şekilde bilmeye bağlıdır. Kur'ân-ı Kerim, Hadis-i Şerif ve diğer İslâmî kaynakların Arapça olması, Arapça'nın iyi bir şekilde bilinmesini gerekli kılmıştır. Yüce kitabımız Kur'ân-ı Kerim'in anlaşılması için birçok farklı ilim dalı bulunmaktadır. İslâm âlimleri tefsir, esbâb-ı nüzul, belağat, sarf, nahiv, kıraat, mecâz, üslûb, iʿrâb vb. birçok farklı ilimle Kur'ân-ı Kerim'i anlamaya ve anlatmaya çalışmışlardır. Mansûbât Arapça cümle yapısında önemli bir konuma sahiptir. Mefʿûller ise Mansûbâtın aslını oluşturmaktadır. Mefʿûller; Mefʿûlün bih, Mefʿûlün leh, Mefʿûlün fih, Mefʿûlün meah, Mefʿûlü Mutlak olmak üzere beş kısımdır. Asıl olan mefʿûllere benzeyenler ise münâdâ, hâl, temyiz, müstesnâ, كَانَ ve kardeşlerinin haberi, ظَنَّ ve kardeşlerinin mefûlleri, كَادَ ve kardeşlerinin haberi, إنّ ve kardeşlerinin ismi, cinsini nefyeden lâ'nın ismi, لَيْسَ 'ye benzeyen mâ ve lâ'nın haberidir. Fiili muzari de başında nasbedici edatlardan birisi bulunması durumunda mansûb gelmektedir. Sıfat, Tekîd, Atıf, Bedel, Atf-ı beyân olmak üzere beş kısımda incelenen tâbiler ise öncesindeki kelimeye iʿrâb açısından tâbi olmaktadır. Bundan dolayı mansûb bir kelimeye tâbi olanlar da Mansûbâttandır. Çalışmamızda Mansûbâtı teorik olarak inceleyip daha sonra da bu konuları Fetih sûresi bağlamında değerlendireceğiz. Bu çalışmamızın hayırlara vesile olmasını Allah Azze ve Celle'den niyaz ediyorum. Anahtar Sözcükler: Mansûbât, Fetih Sûresi, İʿrâb, İʿrâbü'l-Kur'ân, Nahiv, Dilbilgisi, Arapça.
Yûnus Sûresi örneğinde Arap dilinde sâlim ve mükesser çoğullar
Bu çalışma Arap dilbilimi ve kaynakları açısından Arapça nahiv ilminin temel konularından biri olan cemi sâlim (düzenli çoğul) ve cemi mükesserleri (düzensiz çoğul) incelemektedir. Bu incelemeye Arapçadaki anlam örgüsünü, cemilerin türlerini, kural ve kaidelerini, örneklerini, ve bu konuya dair dilbilimcilerin görüşlerini tespitle başlanmıştır. Daha sonra bu cemi sâlim ve cemi mükesserlerin Yûnus sûresi örneğindeki tahlilleri ile devam edilmiştir. Tez, cemi türlerine dair genel kaideleri kapsamakta örneklem ise Yûnus sûresiyle sınırlandırılmaktadır. Tezde veri toplama, tahlil etme ve vb. yöntemler kullanılmıştır. Toplanan bu veriler sâlim ve mükesser çoğullar açısından tahlil edilmiştir. Anahtar Kavramlar: Cem-i müzekkeri sâlim, Cem-i müennesi sâlim, Cem-i mükesser, Yûnus sûresi, Nahiv ilmi.
Kâsım İznikî'ye ait İ'râbü'l-'Avâmili'l-mi'e adlı eserin tahkiki
Nahiv ilmine başlarken genellikle ilk okutulan eserlerden birisi de 'Avâmil kitabıdır. Bu çalışmanın amacı Kâsım İznikî'nin yazmış olduğu "İ'râbü'l-'Avâmili'l-mi'e" adlı eserin metin tahkikli neşrini yapmaktır. Bu eser Abdülkâhir el-Cürcânî (ö.471/1078 )'nin "el-'Avâmilü'l-mi'e" adlı eserinin şerhidir. Bu eser neşredilmemiştir. Bu eseri neşrederek zengin kültür mirasımızı kütüphanelerde korumakla kalmayıp, günümüz insanına ulaştırmayı ve açığa çıkartmayı hedefliyoruz. Çünkü günümüzde kütüphanelerde birçok yazma eser mevcuttur. Bu yazma eserlerden birçok kimsenin haberi yoktur veya okuyamamaktadır. Bu zengin mirasımızı yaşatmak ve sonraki nesillere aktarmak bir hizmettir. Buna ilaveten eserin müellifi olan, unutulmuş bir dil âlimi Kâsım İznikî'yi tanıtmayı amaçlıyoruz. Tezimiz; dirâse ve tahkîk olmak üzere iki ana bölümden meydana gelmektedir. Giriş bölümünde; araştırmanın konusu, amacı ve önemi, metodu hakkında bilgi verdik. Tezin birinci bölüm birinci kısmında; müellifin hayatı, eserleri ve hocası hakkında bilgi vermeyi amaçladık. İkinci kısmında; "el-'Avâmilü'l-mi'e" nin müellifi Abdülkâhir el-Cürcânî'nin hayatı ve eserini inceledik. Üçüncü kısımda ise eserin tam anlaşılması için nahiv ilmi hakkında bilgi sahibi olmanın faydalı olacağını düşünerek, nahiv ilmi ve 'Avâmil türü eserlerin önemine kısaca değindik. İkinci bölümde ise; " İ'râbü'l-'Avâmili'l-mi'e" adlı eserin Arapça tahkîkli metnini takdim ettik.
Furkân sûresi örneğinde hâl konusunun incelenmesi
İslâm devletinin büyümesi yeni fetihleri beraberinde getirmiş ve birçok kültür ve medeniyet İslam topraklarına katılmıştır. Bunun neticesinde Kur'ân-ı Kerim'in doğru okunması ve anlaşılması endişesi meydana gelmiştir. Bu endişenin giderilmesi için Arap olmayanlar bu dilin öğrenilmesine büyük önem vermiştir. Bu sebeple birçok çalışmalar yapılmıştır. Bu alanda yapılan çalışmalar sonucunda "sarf, nahiv, Belâgat, aruz, lügat" gibi çeşitli ilim dalları ortaya çıkmıştır. Bu çalışmada birinci bölümde hâl konusu, temel kaynaklar merkezli işlenmiş olmakla birlikte bazı yerlerde modern kaynaklardan da istifade edilmiştir. İkinci bölümde ise Furkân sûresinde geçen lafızlar sarf ve lügat açısından tahlil edilmiş ve sûrede geçen hâl örnekleri gösterilmek suretiyle konu tartışılmıştır. Âyetler tercüme edilirken hâlin manaya nasıl yansıması gerektiği örnek meâller vermek sûretiyle gösterilmiştir. Böylelikle sûrenin muhtevâsının ve ayetlerin bağlamının daha iyi anlaşılması amaçlanmıştır.
Abdülkâhir el-Cürcânî ve Temmâm Hassân'a göre anlam bileşenlerinin klasik ve çağdaş dönemler bağlamında karşılaştırması ve günümüz dilbilim çalışmalarına katkıları
Her dilde anlamlı bir cümlenin veya sözün oluşumunda önemli olan unsurlar vardır. Bu unsurlar Arap dilinde de ilk günden günümüze kadar dilbilimciler tarafından ele alınıp farklı tasnifler yapılmıştır. "Abdülkâhir el-Cürcânî ve Temmâm Hassân'a Göre Anlam Bileşenlerinin Klasik ve Çağdaş Dönemler Bağlamında Karşılaştırması ve Günümüz Dilbilim Çalışmalarına Katkıları" adlı bu çalışmada, dilbilimci Cürcânî'nin nazım nazariyesi ile Temmâm Hassân'ın yenilikçi dilbilim teorisi üzerinde durulacaktır. Dil içi ve dil dışı etkenler bakımından anlam oluşumundaki etkili olan ögelerin anlam ilişkilerinin analizi amaçlanmaktadır. Klasik dönemde yaşayan Cürcânî'nin savunduğu Sözdizimi Teorisi, cümle diziminde anlamları ortaya çıkaran bileşenler arasındaki ilişkiler üzerine kurulmuştur. Çağdaş dönemde Temmâm Hassân'ın savunduğu Karîneler Teorisi de anlam oluşumunu etkileyen bileşenlerden oluşmuştur. Bu çalışmada, söz konusu anlam-anlambilim için kendi dönemlerinde (klasik ve çağdaş) önemli yeni fikirler getiren iki dilbilimcinin dil ve anlam ile alakalı düşüncelerinin karşılaştırılması bağlamında özgün yaklaşımlar getirilmesi amaçlanmaktadır.
Arap nahvinde kurucu metin ile şerh ilişkisi bağlamında Zemahşerî՚nin el-Unmûzec adlı eseri ve şerhleri örneği
İslâm ilim tarihinde şerh kültürü ve telifi büyük bir yere sahip olup ilmî kaynakların bir kısmını oluşturmaktadır. Birbirinden farklı konuları içeren metinlere birçok şerh yazılmıştır. Çalışmamızın konusunu teşkil eden ve bir nahiv metni olan el-Unmûzec՚e de başta Zemahşerî'nin öğrenci Diyâuddîn el-Mekkî olmak üzere birçok kişi şerh yazmıştır. el-Unmûzec ve şerhleri bağlamında metin-şerh ilişkisine baktığımızda, el-Unmûzec muhtasar bir eser olma hasebiyle doğal olarak şerhe muhtaç olarak görülmüştür. Buna bağlı olarak tanım, istişhâd, örneklemeler, farklı görüşlerin serd edilmesi, irâb ve ta'lîl gibi konularda şârihler etkin rol oynamış ve kurucu metne bir takım katkılar yapmışlardır. Nahiv ilminde önemli bir husus teşkil eden tanımlar el-Unmûzec'de kısmen ifade edilmiş olup kısmen de zikredilmemiştir. Tanımı yapılmayan terimler şârihler tarafından tamamlanmış; yapılan bazı tanımlar ise analiz edilerek gerekli durumlarda sağlamlığı ölçülmüştür. Bazı şârihler tarafından hatalı bulunan tanımlara ise itiraz edilmiş, mümkün derecede doğru bir tanım ortaya konulmuştur. Şârihler sadece tanımlarda değil lafzî ve fikrî bağlamda da el-Unmûzec'in metnine müdahaleler yaparak analist bir yaklaşım sergilemişlerdir. Şârihlerin bu tutumları hem el-Unmîzec'i tamamlamış hem de nahiv ilmine analizci bir yaklaşım sonucunda katkılar yapılmaya çalışılmıştır. Şerhlerde ilave olarak kullanılan Kur'ân-ı Kerim âyetleri, hadis, şiir ve Arap kelamı gibi istişhâd unsurlarıyla metni zenginleştirilmiştir. Bunun yanı sıra metnin anlaşılması adına örnekler kullanılarak okuyucuya ilave bilgiler sunulmuştur. Nahiv konularını bütüncül bir bakış açısıyla ele alan bazı şârihler, bir konu hakkında gelenekteki birbirinden farklı görüşler zikrederek içerik zenginliğini oluşturmuşlardır. Bazı şârihler ise metin merkezli bir yöntem sergilemişlerdir. Ayrıca kurucu metinde yer verilmeyen ta'lîl dediğimiz nahiv kuralların aklî bir zemine oturtulma olgusu ve okuyucunun kurucu metni daha kolay anlaması adına yapılan irâb ameliyesi de şârihlerin sunduğu bir katkıdır. Şerhler; kurucu metnin anlaşılması, analizinin yapılması ve eksikliklerinin gidermeleri gibi ortak amaçlar için yazıldıkları gibi birbirinden farklı amaçlar için de yazılmışlardır. Sosyal çevrenin ihtiyacını karşılamak, aynı metnin farklı yönlerini ele almak, aynı metne önceden yazılmış şerh veya şerhlerin eksik görülmesi gibi faktörler aynı metin üzerine birden çok şerhin yazılmasına imkân sağlamıştır. Şerhlerin muhtevalarına bakıldığında her ne kadar sonraki dönemlerde yazılan bazı şerhler kendinden önceki şerhlerden yararlansalar da orijinal bir üslup ve içeriklerle yazılan şerhler de mevcuttur. Anahtar Kavramlar: Zemahşerî, el-Unmûzec, Metin, Şerh, Şârih
Özbekçe Nasrettin Hoca fıkralarının söz dizimi
"Özbekçe Nasrettin Hoca Fıkralarının Söz Dizimi İncelemesi" adlı tez orijinal adı "Kadimiy Afandi Latifaları" olan ve 87 fıkradan oluşan Özbek Türkçesi ile yazılmış eseri incelemiştir. Muhammed Amin, Alimcan Coraoğlu, Celaleddin Coraoğlu tarafından hazırlanan "Kadimiy Afandi Latifaları" yeni Türk alfabesine göre çeviri yazı biçimi de verilerek Özbek Türkçesi'nden Türkiye Türkçesi'ne aktarılmıştır. Bu çalışma, kelime grupları, yargı grupları ve cümle çeşitleri olmak üzere üç bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde metinden örnekler alınarak kelime grupları üzerinde çalışılmıştır. Kelime grupları bölümü, isim tamlaması, sıfat tamlaması şeklinde devam eden on beş başlıktan meydana gelmiştir. İkinci bölümde metinden hareketle yargı grupları; yüklem, özne, nesne diye devam eden toplam dört başlıkla ortaya konulmuştur. Son bölüm olan üçüncü bölümdeyse yine metinden alınan örneklerle cümle çeşitleri verilmiştir. Burada da yüklemin türüne göre, anlamlarına göre, yüklemin yerine göre ve yapılarına göre cümleler başlıkları altında sınıflandırma yapılmıştır. Devamında isim ve fiil cümleleriyle ilgili özellikler, ardından tablolar verilmiştir. Her üç bölümde de alınan örneklerin yanında ilgili konunun hem Özbek hem Türkiye Türkçesi'nde nasıl görüldüğü maddeler halinde verilmiştir. Bu üç bölümden sonra ise orijinal metnin çeviri yazı metni ve arkasından Türkiye Türkçesi'ne aktarılmış şekli verildi. Yapılan bu çalışma ile Özbek Türkleri'ne ait ve daha önce Türkiye'de üzerinde çalışılmamış olan "Kadimiy Afandi Latifaları" Türkiye Türkçesi'ne aktarılmış; kelime, yargı grupları ve cümle çeşitleri bakımından incelenmiş oldu. Çalışma sırasında ulaşılan neticeler tezin sonuç bölümünde belirtilmiştir. Anahtar Kelimeler: Nasrettin Hoca, Özbek Türkçesi, Türkiye Türkçesi, Söz Dizimi, Kelime Grupları, Yargı Grupları, Cümle Türleri.
Mukātil b. Süleyman'ın et-Tefsîrü'l-Kebîr isimli tefsirinde takdîm ve te'hîr
Bu çalışmada Arap dilinde yaygın olarak kullanılan edebi üslûplardan biri olan takdîm ve te'hîr sanatı, Mukātil b. Süleyman'ın (ö. 150/767) et-Tefsîru'l-Kebîr isimli tefsiri özelinde incelenmiştir. İlk bölümde müellifin hayatı, eserleri ve ilmî kişiliği ele alınmış, ikinci bölümde Arap dilinde takdîm ve te'hîr sanatı incelenmiştir. Takdîm ve te'hîr sanatının kabul edilen kullanım alanları ve bu alanlardaki kullanım şekilleri üzerinde durulduktan sonra bu sanatın farklı bir şekilde icrasının mümkün olup olmadığı ortaya konulmaya çalışılmıştır. Üçüncü bölümde müfessirin takdîm ve te'hîrin var olduğunu belirttiği âyetler, ilgili sûre başlıkları altında ele alınmıştır. Bu bağlamda müfessirin ifadeleri mukayeseli bir inceleme yapılarak değerlendirilmiştir. Çalışmada takdîm ve te'hîr sanatının Kur'ân-ı Kerîm'deki kullanımı ön planda tutulmuştur. Müfessir ve dilbilimcilerin bu sanatın icrası konusunda yer yer aynı düşündükleri gibi meseleyi farklı açılardan ele alabildikleri de tespit edilmiştir. Anahtar Kelimler: Nahiv, Belâgat, Takdîm, Te'hîr, Mukātil
Arap dilinde harfi cerler ve ahkâm ayetlerinde manaya etkisi: Cessâs örneği
Arapça, Kur'ân dili olması hasebiyle gerek Müslüman gerek gayrı müslimler arasında ehemmiyeti yüksek olan dillerdendir. Kur'ân'ın ve dini hükümlerin sahih bir şekilde anlaşılmasında büyük rolü vardır. Bundan dolayı, bu dil üzerine İslam'ın erken döneminden günümüze kadar, geniş çaplı inceleme ve araştırmalar yapılmıştır. Bu bağlamda, yapılan bu çalışmada Arap dilinin önemli konularından olan ve Nahiv ilminin alt başlıklarından birisi olan harfi cerler ele alınmış, Ebû Bekir el-Cessâs'ın Ahkâmu'l-Kur'ân adlı eserinde geçen, harfi cerlerin ahkâm ayetlerinde hükme olan etkileri incelenmiştir. Öncelikle Arap Dili ve Edebiyatı'nda harfi cerler hakkında temel özellikler, kullanıldığı anlamlar zikredilmiş, ardından ahkâm ayetlerindeki uygulamaları, Cessâs'ın Ahkâmu'l-Kur'ân adlı eseri çerçevesinde ele alınmıştır. Söz konusu harflerin manaya etkilerine yönelik önce Cessâs'ın görüşüne, daha sonra farklı müfessir ve fıkıh bilginlerinin düşüncelerine yer verilmiş ve sonunda genel değerlendirme yapılmıştır. Bu çalışma giriş, iki bölüm ve sonuçtan oluşmaktadır. Birinci bölümde, harfi cerlerin Arap dilindeki yeri ve önemi, cümle içindeki kullanımları ve ifade ettiği anlamlar ele alınmıştır. İkinci bölümde, Ebû Bekir el-Cessâs hakkında genel bilgi verilmiş, Ahkâmu'l-Kur'ân adlı eseri ve harfi cerlerin ahkâm ayetlerinde manaya etkileri incelenmiştir. Sonuçta ise, çalışma neticesinde elde edilen temel hususlar zikredilmiştir. Anahtar kelimeler: Arapça, Nahiv, Harfi Cerler, Ebû Bekir el-Cessâs, Ahkâmu'l-Kur'ân
Teysîru'n-Nahv bağlamında Saîd el-Efganî'nin el-Mûcez adlı eserinin incelenmesi
Bu çalışmanın genel çerçevesini, Nahvin kolaylaştırılması faaliyetlerinin önemi ve gerekliliği oluşturmaktadır. "Teysîru'n-Nahv" yaklaşımına ortam hazırlayan sebeplerin iyi bir şekilde anlaşılabilmesi için, çalışmanın giriş bölümünde Arap dilinin kısaca incelenmesi, Arap dili gramerinin (Sarf-Nahiv) oluşum süreci ve nahiv ekollerinin ortaya çıkışına ana hatlarıyla değinilmiştir. Daha sonra nahvin kolaylaştırılmasına duyulan ihtiyacın perde arkasındaki sebeplere değinilerek bu bağlamda yapılan faaliyetlere yer verilmiştir. Bu faaliyetlerden, muhtasar nahiv eserler, vâdıh türü eserler ve nahve giriş türü eserler hakkında özet bilgiler betimsel yöntemle sunulmuştur. Çalışmanın birinci bölümünde yazarın, hayatı ve eserleri hakkında bilgiler sunulmuştur. Çalışmanın ikinci bölümünde ise söz konusu eserin sarf ve nahiv konularının nasıl sunulduğu, hangi örneklerin verildiği ve istişhad edilen ayet, hadis ve şiirlerin incelenmesiyle değerlendirmeye tabi tutulup "Teysîru'n-Nahv" yaklaşımı çerçevesinde ele alınmıştır. Bu değerlendirme yapılırken klasik Arap grameri kaynaklarına başvurularak el-Efgânîye ait el-Mûcez adlı eserin farklı yaklaşımı tespit edilmeye çalışılmıştır. Bu kapsamda el-Mûcez'de bulunan konular değerlendirilmiş ve kendisine özgü hususlar ortaya konulmaya çalışılmıştır. Anahtar sözcükler: Teysîru'n-Nahv, el-Efgani, el-Mûcez, Nahiv, Sarf
Mustafa Kutlu'nun "İyiler Ölmez" adlı eserinin söz dizimi açısından incelenmesi
Kendine has bir üslubu bulunan Mustafa Kutlu, daha çok hikâyeleriyle ön plana çıkmış ve edebiyatımıza birçok eser kazandırmıştır. Bu çalışmada Kutlu'nun İyiler Ölmez adlı hikâye kitabının Dergâh Yayınları'ndan çıkan Kasım 2019'da basılan 14. baskısı kullanılmıştır. Bu tezde amaç söz dizimi çalışmalarına dikkat çekmek ve bahsi geçen eseri kelime, kelime grupları ve cümle üzerinden eserden örnekler vererek ayrıntılı incelemektir. Yazarın dili nasıl kullandığını ve söz dizimini esere nasıl yansıttığını görmek amaçlanmaktadır. İyiler Ölmez'de çok çeşitli cümle yapıları bulunmaktadır. Eksiltili cümlelerle diğer cümleler arasında anlam bağı kurulmuştur. Çalışma sekiz bölümden oluşmaktadır. Tezin giriş bölümünde teze dair ön bilgilere, yönteme, amaca ve öneme değinilmiştir. Sonra yazar tanıtılmış, eserlerine yer verilmiş ve bahsi geçen eserin özetine yer verilmiştir. Daha sonra eser cümle, cümle dışı ögeler, kelime grupları, cümle türleri bakımından incelenmiştir. Böylece, konunun bütün yönleriyle ortaya konulması sağlanmıştır. Çalışma, bu açıdan önem taşımaktadır. Eserden cümleler tahlil edilerek örneklendirilmiştir. Sonuç bölümünde tüm bu incelemeler göz önünde bulundurulup sonuçlar aktarılmıştır.
Sentence combining technique to enhance the syntactic maturity, syntactic fluency and overall writing quality in EFL classes in Turkey
ABSTRACT SENTENCE COMBINING TECHNIQUE TO ENHANCE THE SYNTACTIC MATURITY, SYNTACTIC FLUENCY, AND OVERALL WRITING QUALITY IN EFL CLASSES IN TURKEY GULDEN TUM Ph. D. Dissertation, English Language Teaching Department Supervisor: Prof. Dr. F. Özden EKMEKÇİ December, 2002, 264 pages The basic premise of this study is that students usually lack the ability to express their ideas and thoughts clearly in writing compositions. In order to make them aware of writing skills, the following two questions should be taken into account: How does a sentence function?, How are simple sentences clustered into larger syntactic units to create complex sentences?, and How do these clusters or paragraphs logically communicate thoughts in order to influence the reader in some way? It is assumed that as a result of giving them the SC technique, students can present their ideas and improve their skills by paying attention to a variety of choices. Therefore, the purpose for this study is to investigate the effectiveness of the SC technique in raising awareness in students of English as a Foreign Language (EFL) regarding their improvement in writing. Since the SC has a motivating influence on writing for higher level thinking mprocess for students, they were given an eleven-week training on sentence constructions (sentences, clauses, and phrases) focusing on sentence formation and combination of these syntactic units within paragraphs. The reason for studying on sentences, clauses, and phrases stems from the units of grammar in the grammatical hierarchy: sentences, clauses, phrases, words, and morphemes. Since the nature of the study was based on sentence-combining technique, only sentences, clauses, and phrases were taken into consideration for the analysis, not words, and morphemes - based on minimum unit of form. The evaluation of the effectiveness of the SC technique on writing was based on the data gathered from the participating students' writing samples İn two tests, namely Pre-test and Post-test. In this study, the results of the analysis of these tests, namely the Pre-tests and the Post-tests were observed from the point of the contribution of SC technique on the development of students' writing skills. The data analyzed demonstrated that a programmed instruction on the SC technique would enhance syntactic maturity and fluency in writing. In other words, it was observed that students developed a questioning, testing, and transforming emphasis based on critical thinking theory, and raised an awareness of the flowing style and unity in a composition. KEYWORDS Sentence Combining Technique, Syntactic Fluency, Syntactic Maturity, Overall Writing Quality, Coherence, Progress Sheet IV
Kilis merkez ve köy ağızları
El-Kisa'i'nin Kurtibi tefsirinde nahiv ve sarf görüşleri / al-Kisa'i's grammatical and morphological opinions in al-Qurtubi's interpretation: Collection and study
Bu tezde Kurtubî'nin el-Câmi' li ahkâmi'l-Kur'ân isimli tefsirinde Kisâî'nin sarf ve nahivle ilgili görüşleri biri araya getirilip, analiz edilmiştir. Kisâî Kufe dil okulunun önemli temsilcilerinden olup hem kendi dönemi hem de kendinden önceki zamanlarda yaşayan alimlere yaptığı eleştirilerle bilinir. Araştırmanın önemi Kisâî'nin bu ilmi konumundan kaynaklanmaktadır. O, büyük meşhur dil âlimlerinden kabul edilir. Analitik olarak yapılan bu araştırma irabın lafızların delaletine etkisini ve Kisâî ve onun gibi nahivcilere göre bazı ayetlerin nasıl farklı şekilde anlaşıldığını ortaya koymaktadır. Araştırmanın hedeflerini gerçekleştirmek için Kurtubî tefsirinden konuyla ilgili malzemelerin toplanmasında, Kisâî'nin görüşlerinin ve Kurtubî tefsirine etkilerinin değerlendirilmesinde betimleyici analitik yöntem kullanılmıştır. Araştırmada ulaşılan neticelerden önemlileri şunlardır: Kisâî lafızların delelatiyle ilgili farklı konularda görüş beyan etmiştir. Bunlardan bir kısmı lafızlarla ilgiliyken diğer bir kısmı manayla ilgilidir. Başta nahiv olmak üzere lügatle ilgili konularda Kurtubî Kisâî'nin görüşlerini nakletmiştir. Kisâî'den yapılan nakiller daha çok kıraatlerin delaletiyle ilgili hususlarda olmuştur. Kisâî'nin görüşleri ölçülü ve dengeli olup, delile göre belirlenmiştir. Kisâî bir mezhep veya şahsa körü körüne bağlanmamıştır. Onun cümleler, nevâsih ve kardeşleri konularındaki görüşlerinin, nahiv manasının tespitinde büyük etkileri olmuştur. Kisâî 'nin hazf konusunda takip ettiği ince nahve uygun bir metot, onun lügat ve belâgat konularındaki maharetine delalet etmektedir. Takdîm te'hîr, hazf ve zikrin delaleti kıyâsî nahiv konularına uygun olarak yapılmıştır. Kisâî belirtilen bu hususların tamamında alimlerin genel kabullerinin dışına çıkmamış, cumhura muhalefet ettiği birkaç hususta ise doğrudan delile tabi olmuştur. Tarif ve tenkir konuları ise çeşitlidir. Onun bu konuyla ilgili görüşleri bir şeyi benzerine veya zıddına kıyas etmeye düşkün olduğunu gösterir. Fiil cümlelerinde özellikle de lâzım ve müteaddî fiilerde çok dikkatli davranmıştır. Görüşlerini Arapların sözleriyle güçlendirmiştir. Fakat fâil konusunda bütün alimlere muhalefet etmiştir. Kisâî tâbiîler konusunda birçok mezhebin görüşünü takip etmiş, bu görüşler kendisinden sonra ekol haline gelmiştir. O tebiyyeti lafız ve mahalde olan ile sadece lafızda olan şeklinde ikiye ayırmıştır. Anahtar Kelimeler: Arapça, Kisâî, Kurtubî, Câmi'u'l-beyân, Görüşler.
İsra suresi bağlamında Arap dilinde mefuller
Mefûlu bih, mefûlu mutlak, mefûlu fih, mefûlu meah ve mefûlu leh lieclihten oluşan beş meful çeşidinin ve cümlede geliş şekillerinin bilinmesi zaruridir. Çünkü cümlenin açıklanmasında ve manasının bilinmesinde bu mefullerin etkisi fazladır. Mefûller, kelâmın anlaşılması ve yerleşmesinde katkı sağlamakla birlikte sözün nahvî ve belâğî bağlamda daha güçlü olmasına vesile olur. Bu sebeple çalışmamızda meful çeşitleri, tanımları ve İsrâ sûresindeki geliş şekilleri ele alınmıştır. Bizi bu çalışmaya sevkeden en önemli etken, bazı Kur'ân surelerinin i'râbını okuma esnasında İsrâ suresinin mefûlu mutlak ile başlayıp, yine mefûlu mutlak ile bittiğini görmemiz olmuştur. Bu sûre, Kur'ân'da bu şekilde başlayıp biten tek sûredir. Kendi kendime bu durumun arkasında Rabbânî bir sır ve dilsel bir icâzın olduğunu düşünmeye başladım. Böylece nahiv kitaplarında meful kavramının tanımı ve manasını okumaya, dil âlimlerinin bu konuda neler söylediklerini araştırmaya koyuldum. Netice olarak bu mefulün diğerlerinden farklı olarak sadece, kuvvet, azamet, tenzih ve isrâ ve mirâç olaylarındaki gibi ilâhi bir mûcizeninsöz konusu olduğu durumlarda kullanıldığını gördüm.Bu durum beni, okuyucu için daha açıklayıcı, araştırmacı açısından daha faydalı olması, ayet manalarının tam ve en güzel şekilde anlaşılması amacıyla,İsrâsûresinde bulunan diğer meful çeşitlerini ve ayetleri de yazmaya ve araştırmaya sevk etti. Bu sûre, Kur'ân-ı Kerîm'in on yedinci sûresi olup, on beşinci cüzde bulunmakta ve yüz on bir ayetten oluşmaktadır. Bu sûredeki tüm mefûller, sadece mefûlu mutlak olarak gelmiştir. Bu konuya özel tüm durumları, tezimizin ileriki aşamalarında ele alacağız. Başarı Allah'tandır.
Neşet Ertaş türkülerinin cümle yapısı açısından incelenmesi
Yeni Türk Dili alanının önemli bir kısmını da sentaks ( söz dizimi ) konusu oluştur-maktadır. Sentaktik incelemenin bir alt bölümü olan yapısal inceleme, cümlelerin ku-rulumunda ne tür cümle yapılarının kullanıldığını tespit etmeye yarayan önemli bir başlıktır. Bu bağlamda manzum eserler üzerinde yapılmış fazla çalışma bulunmamak-tadır. Tüm bu belirtkeler ışığında, Türk Dili ve Edebiyatı alanında Neşet ERTAŞ ve onun eserlerinde kullandığı cümlelerin yapısal incelenişi konusunda bir çalışma yapıl-mamış olması bu tezin hem amacını hem de ortaya çıkış kaynağını ortaya koymakta-dır. Erol PARLAK'ın "Garip Bülbül - Neşet Ertaş" adlı eseri çalışmamızın temel kayna-ğını oluşturmaktadır. İncelememiz üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Neşet Ertaş hakkında bilgi-ler verilmiştir. İkinci bölümde yapısal açıdan cümle çeşitleri açıklanmıştır. Üçüncü bölümde sanatçının tüm şiirleri derlenmiş, alfabetik sıralamayla sıralanmış ve içeriğin-deki cümleler incelenmiştir. İnceleme modeli olarak; şiir üzerinde çalışma yapıldığı için manzum yapılar kurallı düz cümleler haline getirilmiş ve orijinal eserdeki dize sırasına göre sıralamaları ve sayfa numaraları parantez içerisinde belirtilmiştir. Sırala-ma yapılan cümleler ögelerine ayrılıp cümle yapıları irdelenip tespiti yapılmıştır. Tek-rar eden cümleler değerlendirmeye alınmamıştır. Her bir şiirin sonunda saptanan ra-kamsal veriler yer almaktadır. Sonuç kısmında, incelenen bu cümlelerin genel yapısı hakkında saptanan bilgiler veri-lerek inceleme tamamlanmıştır.
Türkiye Türkçesindeki deyimlerin söz dizimsel özellikleri
Bir dilin söz varlığı içinde önemli bir yer tutan, en az sözcükle en etkili anlatımı sağlayan sözlü ve yazılı anlatımın vazgeçilmez unsuru deyimler, derin yapıdaki anlamlarının yanında yüzey yapılarını oluşturan özellikleri açısından araştırılması gereken sözlerdir. Bu nedenle, bu çalışmada deyimlerin hangi biçimlerle ve hangi kelime türlerinin bir araya gelmesi ile oluştuğu incelenmeye çalışılmıştır. Bu amaçla Ömer Asım Aksoy'un "Deyimler Sözlüğü"ndeki (Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü 2) deyimlerin anlamları üzerinde durulmadan yalnızca dilbilgisi açısından yapıları incelenmiş, kelime grubu yapısındaki deyimler ve cümle yapısındaki deyimler olmak üzere iki ana başlık altında, çeşitlerine ayırılarak sınıflandırılmıştır. Deyimlerin ayrışabilen kelime grupları olması her deyimin kendi kategorisi içinde tek tek ele alınarak incelenmesini sağlamış, deyimi oluşturan kelime gruplarının ne olduğu belirtilmeye çalışılmıştır. Deyimler incelenirken kelime grubu yapısındakilerin yanında cümle yapısında olanların da tasnifi yapılmıştır. Ayrıca incelenen deyimlerin başlıklar altında yüzdelerini göstermek için çizelgeler oluşturulmuştur. Böylelikle hangi kelime grubu üzerinde deyimleşme oranının fazla olduğu ve kelime gruplarının birbirlerine nasıl bağlandıklarının ve deyimlerde geçen cümle oranının tespiti yapılmıştır.
Attila İlhan'ın Kurtlar Sofrası adlı romanında geçen ikilemeler
Bu çalışmada ikilemeler, çok yönlü olarak incelenmiştir. Çalışmanın amacı, Türkçenin her döneminde kullanılmış olan bu anlatım biçimi ile ilgili sorunları tespit edip çözümler üretmektir.Giriş bölümünde, ikileme için kullanılan terimler üzerinde durulmuş ve hangisinin tercih edildiği belirtilmiştir. Ayrıca ikilemenin tanımı yapılmış, diğer araştırmacıların tanımlarına değinilmiş, tanımların ortak ve farklı noktaları belirtilmiştir. Bu bölümde bu çalışmada yapılan tasnifle ilgili bilgi de verilmiştir.Çalışmanın inceleme bölümünde, ikilemeler esas olarak yapı, anlam, ses ve söz dizimi bakımından incelenmiştir. Ayrıca ikilemeleri oluşturan sözcüklerin türleri ve kökenleri üzerinde de durulmuştur.Çalışmanın sonuç bölümünde ise ikilemelerle ilgili elde edilen veriler hakkında saptamalar ve yorumlara yer verilmiştir. Ayrıca taranan metinden çıkan ikilemelerin sayısı verilmiş ve bu sayılar oransal olarak değerlendirilmiştir.Anahtar Kelimeler: İkilemeler, Yineleme, Yapı, Anlam, Söz Dizimi.
Türkiye Türkçesinde soru sözcükleri
Bu çalışmada, Türkiye Türkçesinde kullanılan soru sözcükleri incelenmiştir. Hangi, kaç, kaçıncı, kim, nasıl, ne, neden, nere, nerede, nereden, nereye, nice, niçin ve niye, Türkiye Türkçesinde kullanılan soru sözcükleridir. Yapısal ve anlamsal boyutlarıyla değerlendirilen soru sözcüklerinin malzemesini, Türkiye Türkçesini temsil eden, farklı yazarlara ait 27 eser oluşturmuştur.Çalışma, beş bölümden oluşmuştur. İlk bölümde yer alan Giriş'in ardından, soru sözcükleri, ikinci bölümde sözcük türü, üçüncü bölümde sözdizimi, dördüncü bölümde anlam bakımından değerlendirilmiştir. Çalışmanın son kısmını ise Sonuç oluşturmuştur.Birinci bölümde, çalışmanın tanıtımı yapılarak konu, kapsam, yöntem ile amaçlar ortaya konmuş; soru kavramı değerlendirilmiş, tümcenin işlevsel sınıflandırmasında sorunun yeri ile sorunun bir bildirmeden ayrıldığı ölçütler üzerinde durulmuştur. Bugüne kadar soru türlerine olan yaklaşımlar sıralandıktan sonra, Türkçedeki soru türleri incelenmiştir. Bu bölümde ayrıca, geçmişten günümüze soru sözcüklerinin anlamları ve yaşadığı anlam değişimlerini gösteren örnekler verilmiştir.İkinci bölümde, soru sözcükleri, sözcük türü bakımından değerlendirilerek, zamir, sıfat ve zarf işlevinde kullanılışlarına göre sınıflandırılmıştır.Sözdizimsel bakımdan değerlendirilen soru sözcükleri, çalışmanın üçüncü bölümünde yer alır. Bu bölümde soru sözcükleri, fiilimsi grubunda yer alıp almamaları bakımından iki temel gruba ayrılarak incelenmiştir. Soru sözcüğü içeren fiilimsi grubu ayrıca, yükleme ya da fiilimsi grubuna bağlanmaları bakımından iki alt grupta ele alınmıştır.Soru sözcüklerinin anlam özelliklerinin değerlendirildiği dördüncü bölümde, önce, soru sözcüğü içeren tümcelerin bağlamla, dil dışı unsurlarla ve anlamla olan ilişkisi sorgulanmış, ardından soru sözcüklerinin anlamsal işlevleri ele alınmıştır. Bu bölümde soru sözcüklü tümceler, doğrudan ya da dolaylı soru olmaları bakımından iki ana gruba ayrılmıştır. Soru sözcüklü tümceler gerçek ya da sözde oluşlarına göre önce iki grupta, ardından olumlu ve olumsuz anlamları bakımından dört grupta değerlendirilmiştir. Tümcelerin içerdiği anlamlar, bu sınıflandırmanın ardından belirlenmiştir. Soru sözcüklerinin soru anlamı taşımadan çeşitli yapılar ve kalıp ifadeler içinde kullanıldığı görülmüştür. Bu bölümde soru sözcüğü olup da soru anlamı taşımayan kullanımlara da yer verilmiş, şartlı tümcelerdeki soru sözcükleri ile soru sözcüklerindeki sözlükselleşmeler ve deyimselleşmeler değerlendirilmiştir.Çalışmanın beşinci ve son bölümünü oluşturan Sonuç'ta, her bölümde yapılan sınıflandırmalar sonucunda elde edilen sayısal verilerin dökümü yapılmış, soru sözcüklerinin kullanım sıklığı ortaya konmuştur.
Lexical collocations (verb+noun) across written academic genres in English
The dominance of syntactic studies in linguistics has caused lexis and grammar to be perceived as two distinct categories. With introduction of the paradigm of cognitive linguistics, the studies in syntax have been replaced by those in lexis and concepts. Semantics has come to the fore through the studies in cognitive linguistics, and there has been a trend from syntactic studies to lexical ones. In addition to research in cognitive linguistics, construction grammar has also emphasized the continuum between lexis and grammar. With the emergence of corpus linguistics, the studies regarding the continuum between lexis and grammar have gained momentum, and thus studies of collocations have been theorized. Early studies of collocations have focused on only lexis and disregarded grammar. However, in the process the studies have also incorporated grammar as well, and this view supports the idea that each word has its own grammatical properties. Therefore, lexis and grammar should be studied on the same continuum because there is a continuum between these two categories rather than a discontinuum. Within the framework of this paradigm, this study focused on verb+noun lexical collocations across the health, physical and social sciences in the written academic genre and analyzed these lexical collocations through the frequency and chi-square analysis. The study aimed to search for commonalities and differences between the verbs with their collocations. The results showed that there were more similarities and relationship between the health and physical sciences, while the social sciences indicated a significant difference compared to the other two. The study found 165 common verbs used across the three sciences. 12 verbs among the 165 verbs were found to be candidates verb+noun lexical collocations as prototypes. Key words: Corpus linguistics, collocations, construction, prototype, written academic genre
Lexical and syntactical modifications in teacher talk of native and non-native speakers in EFL classrooms
ABSTRACT LEXICAL AND SYNTACTICAL MODIFICATIONS IN TEACHER TALK OF NATIVE AND NON-NATIVE SPEAKERS IN EFL CLASSROOMS Arzu ÜNEL Master Thesis Dissertation, English Language Teaching Department Supervisor: Assist. Prof. Dr. Meryem MİRİOĞLU January 2014, 95 pages Classroom language in EFL classrooms consists the core of communication between teachers and learners. Teacher talk plays a central role in understanding the nature of classroom language in this respect. According to Krashen input hypothesis, teacher talk also constitutes an important source of comprehensible input for the language acquisition of the learner (Krashen, 1981). To make the input comprehensible, teachers may make modifications in their vocabulary, syntax, rate of speech or discourse. Accordingly, the aim of this study is to discover whether native and non-native speakers of English make any lexical and syntactical modifications in their teacher talk at elementary and pre-intermediate levels and to try to find out what kind of lexical and syntactical modifications they make if they modify their lexis and syntax during their speech. This study also aims to probe whether there is a lexical variety in teacher talk of native and non-native speakers of English in elementary and pre-intermediate level classrooms. The study was carried out with 8 EFL instructors (both NSs and NNSs) at Çağ University in Turkey using their audio-recordings and conducting a questionnaire and an interview. Antconc 3.2.1 Programme, Collins Cobuild Advanced Learner's English Dictionary – Fifth Edition and SPSS 17.0 Programme were used to analyse the quantitative data. The findings of the data were incorporated with the results of interviews forming the qualitative part of the study. The results of the data revealed that native and non-native speakers of English made lexical and syntactical modifications in their teacher talk at elementary and pre-intermediate levels. Regarding lexical modifications, there were differences in word tokens, word types, type token ratios and dictionary frequencies of 100 most frequently used content words at both levels. As for syntactical modifications, they ranged from words per sentence, types of verbs, verb moods, voice of verbs (passive and active verbs), the verb "be", subordinate clauses to the types of sentences. The findings of the study also demonstrated that the lexical and syntactical modifications in teacher talk of native and non-native speakers at both levels depended on the proficiency level of the learners although not all of these modifications formed a statistically meaningful difference. As for lexical richness, interestingly, no lexical variety was observed in the speech of native and non-native speakers of English at both levels. Keywords: English as a Foreign Language, Teacher Talk, Lexical Modifications, Syntactical Modifications, Comprehensible Input.