Teaching
Bu konu başlığı altında 1.043 tez
Zihin özürlü öğrencilere fotokopi çekme becerisinin öğretiminde eş zamanlı ipucuyla öğretimin etkililiği
in YÜKSEK LİSANS TEZ OZU ZİHİN ÖZÜRLÜ ÖĞRENCİLERE FOTOKOPİ ÇEKME BECERİSİNİN ÖĞRETİMİNDE EŞZAMANLI İPUCUYLA ÖĞRETİMİN ETKİLİLİĞİ Şerife YÜCESOY Özel Eğitim Anabilim Dalı Anadolu Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü, Eylül 2002 Danışman: Yrd. Doç. Dr. Oğuz GÜRSEL Bu çalışmada, zihin özürlü öğrencilere fotokopi çekme becerisinin öğretiminde eşzamanlı ipucuyla öğretimin etkililiği araştırılmıştır. Aynı zamanda, eşzamanlı ipucuyla öğretimin ortam, zaman ve araç gereçler arası genelleme etkisi ve uygulama sona erdikten 2, 4 ve 5 hafta sonraki izleme etkisi incelenmiştir. Araştırmada, eşzamanlı ipucuyla öğretimin etkililiğini belirlemek üzere tek denekli araştırma modellerinden yoklama evreli denekler arası çoklu yoklama modeli kullanılmıştır. Araştırma, Eskişehir ilinde bir mesleki eğitim merkezinin hazırlık ve birinci sınıfına devam eden, 14-17 yaşlan arasında, ikisi kız ikisi erkek dört öğrenci ile yürütülmüştür. Eşzamanlı ipucuyla öğretimin fotokopi çekme becerisinin öğretimindeki etkililiğini değerlendirmek üzere toplu yoklama, günlük yoklama, öğretim, izleme ve genelleme oturumları düzenlenmiş, değerlendirme için tek fırsat yöntemi kullanılmıştır. Oturumların tümü bire bir öğretim düzenlemesi biçiminde gerçekleştirilmiştir. Öğretim sırasında sözel ipucu ve model ipucu bir arada kullanılmış, beceri tüm basamakların bir arada öğretimi biçiminde öğretilmiştir. Araştırmada hem gözlemciler arası güvenirlik hem de uygulama güvenirliği verisi toplanmış, eşzamanlı ipucuyla öğretimin etkililiği grafiksel analiz kullanılarak belirlenmiştir.IV Araştırma bulguları, eşzamanlı ipucuyla öğretimin çalışmaya katılan tüm zihin özürlü öğrencilerde fotokopi çekme becerisinin öğretiminde etkili olduğunu, öğretim sona erdikten 2, 4 ve 5 hafta sonra da öğrenilenlerin kalıcılığının korunduğunu gösterir niteliktedir. Farklı ortam, farklı zaman ve farklı araç gereçlerle gerçekleştirilen genelleme oturumlarında iki öğrenci %100 doğru tepkide bulunurken iki öğrenci %50 düzeyinde doğru tepki sergilemiştir.
Öğretmenlerin liderlik tipleri ve inovasyonel yaklaşımlarının incelenmesi
Bu çalışma öğretmenlerin liderlik tipleri ile inovasyonel yaklaşımları belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırma Osmaniye ilinin Kadirli ilçesinde Milli Eğitim Bakanlığına bağlı olarak çalışan beş farklı branştaki öğretmenlerin katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya katılan öğretmenlerin 103'ü kadın 136'sı erkek olmak üzere toplam 239 kişi çalışmaya katılmıştır. Veri toplama aracı olarak demografik özellikleri belirlemek amacıyla araştırmacı tarafından hazırlanmış kişisel bilgi formu, liderlik tarzlarını belirlemek amacıyla Yiğit (1996) doktora tezinde kullandığı, orijinal hali Hemphill ve Coons tarafından hazırlanan, Andrew W. Halpin ve B. J. Winer tarafından geliştirilen "Liderlik Davranışlarını Betimleme Anketi", Ergun tarafından türkçeye uyarlanmış 33 soruluk liderlik tarzları ölçeği kullanılmıştır. Araştırmada kullanılan diğer ölçeği ise Çavuş (2006) 'un doktora tezinden alınan inovasyon ölçeğidir. Ölçeklerin geçerlilik ve güvenilirlik çalışması Bayram (2013) tarafından yapılmış Cronbach's Alpha değerlerin 0,60'ın üzerinde olduğu görülmüştür. Öğretmenlerin branş dağılımları Beden Eğitimi ve Spor Öğretmeni, Türkçe Öğretmeni, Matematik Öğretmeni, İngilizce Öğretmeni ve Sınıf Öğretmeni olarak belirlenmiştir. Araştırmada katılımcıların otokratik, demokratik, hümanist, bürokratik ve karizmatik liderlik türleri ile inovasyon arasında Kolerasyon testi sonuçlarında pozitif yönlü, anlamlı bir ilişkinin olduğu tespit edilmiştir. Liderlik türlerinin inovasyon üzerindeki etkisini belirlemek amacıyla yapılan regresyon testi sonuçlarında değişkenler arasında anlamlı bir farklılığın olduğu, bu farklılığın ise otokratik, demokratik ve hümanist liderlik türleri olduğu tespit edilmiştir. Bürokratik ve karizmatik liderlik türlerinin inovasyon üzerinden anlamlı bir etkisinin olmadığı tespit edilmiştir
Japonya ve Finlandiya'da öğretmen yetiştirme ve atama sisteminin Türkiye ile karşılaştırılması
Eğitim sistemini geliştirmeye yönelik yapılacak herhangi bir düzenlemede ilk akla gelen, eğitim sisteminin vazgeçilmez ve en önemli öğelerinden biri olan öğretmenlerin yetiştirilmesi, seçimi ve atanması ile hizmet içi eğitimi geliştirme gibi düzenlemelerdir. Bu araştırma, Japonya ve Finlandiya'da öğretmen yetiştirme, öğretmen yetiştiren eğitim kurumlarına öğretmen adayı seçme, atama ve hizmet içi eğitim sistemlerinin incelenmesi ve sonuçta da Türkiye'ye yönelik öneriler geliştirilmesi amacıyla yapılmıştır. Karşılaştırmalı eğitim araştırması olan bu betimsel çalışmada, Japonya ve Finlandiya'nın eğitimde yakaladıkları büyük başarı bakımından dünyanın önde gelen ülkelerinden olmaları ve bu başarının asıl sebebinin öğretmenler olarak gösterilmesi dikkate alınmış, bu ülkelerin araştırma için iyi bir örneklem olacakları düşünülmüştür. Çalışma kapsamında seçilen ülkelerin eğitim sistemleri ve öğretmen yetiştirme sistemleri ile ilgili ülke ve dünya alanyazınında internet ve üniversite kütüphanelerinden ulaşılan makale, tez, bildiri ve raporlar belge tarama modeli ile yatay yaklaşım kullanılarak ayrı ayrı paralel bir şekilde incelenmiş, güncel verilere ulaşılmaya çalışılmıştır. Örnek olarak seçilen bu iki ülkenin eğitim sistemleri ayrı ayrı betimlenmiş, sonrasında bu ülkelerde ve Türkiye'de öğretmenlerin hizmet öncesi süreçte nasıl yetiştirildiği, mesleğe nasıl seçilip atandıkları, hizmet içi eğitim süreçleri ve meslek dahilinde sahip oldukları hak ve sorumluluklar benzer başlıklar altında paralel olarak incelenerek üç ülkedeki öğretmen yetiştirme, seçme, atama ve hizmet içi eğitim sistemi karşılaştırılmış ve tespit edilen benzerlik ve farklılıklar irdelenmiştir. Çalışma sonunda Japonya ve Finlandiya'daki öğretmen yetiştirme sistemine öğrencilerin Türkiye'de olduğu gibi tek bir sınav ile seçilmediği, ilk aşama olan sınavdan sonra mülakat ve uygulamalı sınavların da yapıldığı; hizmet öncesi verilen eğitimde uygulamaya çok önem verilerek Türkiye'den farklı olarak atama sürecinde yerel uygulamalara da gidildiği ve atama koşullarının daha fazla nitelik gerektirdiği saptanmış, hizmet içi eğitimin daha çok özendirildiği, öğretmenlerin ekonomik ve sosyal anlamda daha önde oldukları belirlenmiştir. Tüm bu bulguların ışığında Türkiye'de değişmesi önerilen hususlar ele alınmış ve daha sonraları bu konu üzerine yapılacak çalışmalar için öneriler geliştirilmiştir.
Reflection on reflection: EFL university instructors' perceptions on reflective practice
The primary objective of the present study was to engage EFL university instructors in reflective teaching practices through the use of various reflective tools and to find out their perceptions about these reflective teaching practices that they were engaged in. For the research purposes, a total of eight EFL university instructors working at the Foreign Language School of Kastamonu University, Turkey participated in the study. For a regular and systematic implementation of reflective practice, different reflective teaching tools; namely, reflective diaries, reflective video analysis, and reflective peer sessions were used. Prior to the implementation of the actual study, the participants were first trained on how to use the reflective tools. During this training, necessary information about the concept of reflection, significance of reflective practice, and the procedure of the study was given to the participants. After the training, the participants used each of these tools by following the guidelines provided for them beforehand. Data were collected through the qualitative research instruments. After the participants were involved in reflective practices through the reflective tools, they were asked to write a reflection on the use of each tool. Also, a perception questionnaire was administered to the participants in order to identify how they felt and perceived about the reflective practices and the use of reflective tools. Finally, in order to support the data obtained through the reflections and perception questionnaire, the semi-structured interview was conducted with the participants. The qualitative data were analyzed by using the Constant Comparison Method. The results of the study put forward that all of the EFL university instructors benefited much from the current study and were highly pleased with having participated in these reflective teaching practices by means of various reflective tools. These practices were perceived fruitful by the EFL university instructors. Engaging in reflective practices was found as an important opportunity for gaining awareness about teaching skills and practices, increasing self-evaluation and professional growth. The findings also yielded that the participants were positive about all the reflective tools they used throughout the study. However, a few of the participants mentioned some difficulties about reflective diary and reflective video analysis. They reported that the use of reflective diary and reflective video analysis as a way of reflection required much time, effort, and commitment, yet no negative perceptions about participating in reflective peer sessions were found. At the end of the study, the reflective practices increased the instructors' motivation and enthusiasm in order to implement the ideas of reflective teaching for their future professional practices. The participants also realized that reflective practice is an effective method for teacher development, and it can be applied through different ways or tools. Further, they noticed that reflective teaching practices can contribute to professional empowerment if they are implemented in a systematic fashion. The findings were discussed with regard to the previous research. In the light of the research findings, some implications for the effective use of reflective teaching were provided, and suggestions for further studies were offered. Key words: Reflective teaching, reflective diary, reflective video analysis, peer sessions, professional development, Turkish EFL university instructors.
Otizm spektrum bozukluğu olan bireylere cinsel istismardan korunma becerilerinin öğretiminde sosyal öykü yönteminin etkililiği
Bu çalışmada, otizmli bireylere cinsel istismardan korunma becerilerinin öğretiminde sosyal öykü yönteminin etkililiği araştırılmış ve izleme ve genellenmesi açısından değerlendirilmiştir. Araştırma, katılımcılar arası yoklama denemeli çoklu yoklama araştırma modeline göre planlanmış olup başlama düzeyi, öğretim, aralıklı yoklama, genelleme ve genellemenin izlemenmesi oturumlarından oluşmuştur. Çoklu örneklere göre genelleme stratejisinin kullanıldığı çalışmada, otizmli bireylerin farklı ortamlarda, farklı kişilere ve farklı cinsel istismar türlerine karşı da kendilerini korumalarında sosyal öykülerin etkisi sınanmıştır. Genellemenin izlenmesi oturumları öğretim sona erdikten 3 ve 5 hafta sonra düzenlenmiştir. Çalışmanın sosyal geçerliği araştırmaya katılan deneklerin annelerinden öznel değerlendirme yaklaşımıyla elde edilen verilere göre incelenmiştir. Araştırmaya İstanbul ve Eskişehir illerinden 10 ve 17 yaş aralığında otizm tanısı olan ikisi kız biri erkek üç denek katılmıştır. Öğretimi yapılacak cinsel istismar türleri aileler ile birlikte belirlenmiş olup ilk olarak uygunsuz dokunma taciz türünün öğretimi gerçekleştirilmiştir. Ölçüt karşılandıktan sonra istismardan korunma becerilerinin öğretimi yapılmayan uygunsuz öpüşme ve teşhir taciz türleri ile öğretimi yapılan taciz türü için farklı ortamlara ve kişilere genellenip genellenmediği değerlendirilmiştir. Öğretim oturumları deneklerin evlerinde ve okullarında yürütülmüş olup, genelleme oturumları için çeşitli sosyal ortamlar kullanılmıştır. Araştırma bulguları araştırmaya katılan üç katılımcının da sosyal öykü uygulamasıyla tacizden korunma becerilerini öğrendiğini ve farklı ortam, kişi ve taciz türlerine genelleme yapabildiklerini göstermiştir. Ayrıca katılımcıların öğretim sona erdikten 3 ve 5 hafta sonra düzenlenen genellemenin izlemesi oturumlarında, öğrenilen berilerin kalıcılığını sağlandıkları görülmüştür.
İlk okuma yazma öğretiminde akran işbirliği
Kişiler ve toplumlar arası iletişimin temel kaynağı olan dil, bireylerin yaşadıkları ortama uyum sağlamalarında en etkili araç rolündedir. Bireylerin düşünmesini, etkileşimde bulunmasını ve kendini ifade etmesini sağlayan dil becerileri, bireylere kazandırılması gereken en temel becerilerdir. Dil becerileri önce ailede sonra da okulda kazandırılmaktadır. Aileden sonra dil becerilerinin kazandırıldığı ve ana dili öğretiminin yapıldığı yer olan okul ortamında, çocukların akranlarıyla ve öğretmenleriyle kurduğu etkileşimler, onların dil becerilerinin gelişmesine yardımcı olmaktadır. Sosyal etkileşimle gelişen dil becerileri arasında yer alan okuma ve yazma, ilkokulda ilk okuma yazma öğretimi ile başlamaktadır. İlk okuma yazma öğretimiyle çocuklar, yaşadığı dünyayı algılama, kendi duygu ve düşüncelerini yazıyla ifade etme becerisi kazanmaktadırlar. Türkçe öğretiminin temelini oluşturan ilk okuma yazma öğretimiyle çocukların ana dilini öğrenmeleri, dil becerilerini geliştirerek okul yaşamındaki başarılarını artırmaları ve yaşamları boyunca gerekli olan nitelikli okuryazar bireyler olarak yetişmeleri sağlanmaktadır. Çocukların ilk okuma yazma öğretimi kapsamında birinci sınıfta akranlarıyla kurduğu etkileşimler, sosyal becerilerinin gelişmesinin yanı sıra okuma ve yazma becerilerinin gelişmesine de katkı sağlamaktadır. İlk okuma yazma öğretiminde akranların işbirliğine dayalı etkinliklerin gerçekleşmesi, çocukların kendi sosyal çevresinde öğrenme yaşantıları kazanmasına yardımcı olmaktadır. Bu araştırmanın amacı, ilk okuma yazma öğretimi sürecinde akran işbirliğinin nasıl gerçekleştiğini ortaya koymaktır. Araştırma nitel araştırma yaklaşımlarından doğal inceleme yaklaşımı ile gerçekleştirilmiştir. İlk okuma yazma öğretiminin, bir öğretim yılını kapsayan uzun bir süreç olması nedeniyle ve bu süreçte gerçekleşen akran işbirliğinin doğal ortamda daha net gözlemlenebilmesi amacıyla doğal inceleme yaklaşımı benimsenmiştir. Araştırma, 2013-2014 öğretim yılı boyunca Eskişehir ilindeki bir ilkokulun birinci sınıf şubeleri arasından belirlenen bir sınıfta gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın katılımcılarını; araştırma kapsamında belirlenen okulun birinci sınıfında öğrenim gören öğrenciler, bu öğrencilerin velileri ve sınıf öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmanın temel verileri gözlem yoluyla toplanmıştır. Yapılan gözlemler; öğretmen, veliler ve öğrencilerle yapılan görüşmeler, alan notları ve dokümanlardan elde edilen verilerle desteklenmiştir. Gözlem verileri video kaydıyla; yarı yapılandırılmış görüşme verileri ise ses kaydı yoluyla toplanmıştır. Araştırmadan elde edilen gözlem verileri ve alan notları tümevarım analizi yoluyla; yarı yapılandırılmış görüşme verileri ise tümdengelim analizi yoluyla çözümlenmiştir. Dokümanlar, araştırma verilerini destekleyici veriler olarak ele alınmıştır. Araştırmadan elde edilen verilerden, sınıf ortamında gerçekleşen akran işbirliği, öğrenciler arasında gerçekleşen akran öğretimi ve yetişkin desteği veren öğretmenin akran işbirliğini destekleme durumu olmak üzere üç tema ortaya çıkmıştır. Araştırma bulgularına dayalı kimi sonuçlar şöyle sıralanmıştır: • Öğrenciler, akran işbirliğini en sık olarak yardımlaşma biçiminde gerçekleştirmişlerdir. Arkadaşlarının yardım istemesiyle ya da yardım istenmeden yapılan akran işbirliği, akranlar arasındaki iletişimi artırmıştır. • Arkadaşının yanlışını belirtme biçiminde gerçekleşen akran işbirliğinde öğrenciler, arkadaşlarının okuma ve yazma alanındaki hatalarını bularak düzeltmelerini sağlamışlardır. • Öğrenciler ilk okuma yazma etkinliklerini, arkadaşlarının yanına giderek birlikte yapmışlardır. Bu tür akran işbirliğinde öğrenciler, kendilerine yakın buldukları akranlarıyla etkileşime geçmişlerdir. • Öğrenciler, diğer arkadaşlarının yaptığı çalışmalara bakarak birbirleriyle etkileşim kurmuşlardır. Akranlar, verilen görevleri tamamlamada gerçek anlamda zorluk yaşadıklarında ya da kendisini diğer akranlarıyla karşılaştırmak amacıyla birbirlerinin çalışmalarına bakmışlardır. • Öğrenciler okuma ve yazma kapsamında verilen çalışmaları, akranlarıyla tartışarak ve bilgilerini birbirleriyle paylaşarak tamamlamışlardır. Akranlar bu süreçte yanlış bildiği konuları, akranlarıyla etkileşimi sonucunda yeniden gözden geçirmişlerdir. • Öğrenciler, okuma yazma etkinlikleri öncesi ve sonrasında eşyalarını paylaşmışlardır. Bu durum, akranların verilen görevlere hazırlanma ve öğrenme sorumluluğu kazanmalarında etkili olmuştur. • Öğrenciler yapılan etkinliklerde birbirlerine öneriler getirerek akran işbirliğini gerçekleştirmişlerdir. Bu öneriler arasında; akranların etkinliklere ilişkin ek bilgiler vermesine ve ortaklaşa yapılan görevleri daha farklı bir biçimde yapmalarına ilişkin öneriler yer almaktadır. • Araştırmada akran işbirliğinin okuma ve yazma alanında, yazılı materyalleri okumaya çalışma ve dikte çalışmalarında yapılan yanlışları düzeltme biçiminde çalışmalar gerçekleşmiştir. • Öğrenciler dersin dışında teneffüs aralarında tahtaya yazdıklarını arkadaşlarına okutma, yazdıkları sözcüklerdeki yanlışları belirtme ve arkadaşlarına öğretmen rolünde tahtada okuma ve yazma yaptırma biçiminde akran işbirliğine yönelik paylaşımlar gerçekleştirmişlerdir. • Araştırmada, akran işbirliğinin oluşmasını engelleyen yarışma ve çatışmaya dayalı durumlar da ortaya çıkmıştır. Akranlar, kimi okuma ve yazma etkinliklerinde birbirleriyle rekabete girerek yarışmışlardır. Ayrıca kimi zaman birbirleriyle etkileşim içindeyken çatışma durumları ve anlaşmazlıklar yaşamışlardır. • Akranlar arasında akran öğretimine dayalı etkileşimler gerçekleşmiştir. Düzey olarak birbirinden farklı akranlar, diğer akranlarına okuma yazma öğretme çalışmaları yapmıştır. Akran öğretimi bağlamında sınıf öğretmeni, okuma ve yazma bakımından yeterli düzeyde olan öğrencilere öğretmen rolü vermiştir. • Araştırmada sınıf öğretmeni, ilk okuma ve yazma kapsamında etkili bir yetişkin desteği sağlarken; akran işbirliğini destekleyici etkinliklere yer vermemiştir. • İlk okuma yazma öğretiminde yetişkin desteği ev ortamında, veliler tarafından da gerçekleştirilmiştir. Veliler, çocuklarına ödev yaptırarak yetişkin desteği sağlamışlardır. Anahtar Sözcükler: Akran İşbirliği, İlk Okuma Yazma Öğretimi, Ses Temelli CümleYöntemi, Türkçe, Sınıf Öğretmenliği
Scratch ile programlama öğretiminin bilişim teknolojileri öğretmen adaylarının motivasyon ve başarılarına etkisi
Bu araştırmanın amacı Scratch ile programlama öğretiminin öğrencilerin motivasyon ve programlama başarısına etkisini incelemektir. Araştırmanın çalışma grubunu Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri bölümünde eğitim gören 52 ikinci sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Katılımcılar 26 öğrenci deney ve 26 öğrenci kontrol grubunda olacak şekilde yansız atama yapılarak iki farklı gruba ayrılmışlardır. Uygulamanın ilk yedi haftalık bölümünde programlama mantığının kazandırılması ve temel programlama yapılarının öğretilmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla deney grubundaki katılımcılar Scratch ile oyun tasarımı etkinlikleri, kontrol grubunda yer alan katılımcılar ise mevcut ders programındaki haliyle akış diyagramları ile problem çözme etkinlikleri yapmışlardır. Uygulamanın ikinci yedi haftalık bölümde ise hem kontrol hem de deney grubunda aynı yöntem kullanılarak C# programlama dili öğretimi gerçekleştirilmiştir. Araştırmada veri toplama araçları olarak Başarı Testi, Güdülenme ve Öğrenme Stratejileri Ölçeği ve Odak Grup Görüşme Formu kullanılmıştır. Araştırmada 3 (ölçme zamanı)*2 (grup) faktöriyel desen kullanılmıştır. Hem deney grubunda hem de kontrol grubunda Başarı Testi ile Güdülenme ve Öğrenme Stratejileri ölçeği, öntest, sontest ve sontest 2 olmak üzere üç defa uygulanmıştır. Ayrıca hem deney hem de kontrol grubundaki katılımcılar ile ilk yedi haftalık uygulamanın sonunda ve C# programlama öğretiminin yapıldığı ikinci yedi haftalık uygulama sonunda odak grup görüşmeleri yapılmıştır. Araştırmada elde edilen verilerin analizinde çok değişkenli varyans analizi (MANOVA), tek değişkenli varyans analizi (ANOVA) , bağımsız örneklem t-testi, bağımlı örneklem t-testi ve içerik analizi kullanılmıştır.Araştırmada elde edilen bulgulara göre; katılımcıların hem motivasyon hem de başarı puanları; ölçüm zamanına göre, grup değişkenine göre (öğretim yönteminin türüne göre), ölçüm zamanı ve grup değişkeninin etkileşimine göre anlamlı farklılık göstermiştir. Buna göre yapılan basit etki analizi sonucunda katılımcıların motivasyon puanlarının öntestte her iki grupta benzer olduğu, sontest ve sontest 2'de ise deney grubu lehine anlamlı bir farklılık ortaya çıkmıştır. Ayrıca ölçüm zamanı bağlamında kontrol grubunda katılımcıların motivasyon puanlarının tüm uygulama sonunda azaldığı, deney grubunda ise arttığı görülmüştür. Katılımcıların programlama başarı puanları ele alındığında öntestte her iki grupta da benzer olduğu, sontest ve sontest 2' de ise deney grubu lehine anlamlı bir farklılık olduğu ortaya çıkmıştır. Ölçüm zamanı bağlamında ise hem kontrol hem de deney grubundaki katılımcıların programlama başarı puanlarının tüm uygulama sonunda arttığı görülmüştür. Ayrıca grup değişkeni bağlamında artışın deney grubu lehine anlamlı olarak farklı olduğu görülmüştür. Araştırmanın nitel verileri incelendiğinde deney grubunda yer alan katılımcılar Scratch ile oyun tasarımı etkinliklerinin eğlenceli ve kolay olduğunu, ders süresince yapılan etkinliklerin programlama mantığını kazandırmada ve motivasyonu artırmada etkili olduğunu, ancak bazı temel yapılar için yetersiz olduğunu dile getirmişlerdir. Kontrol grubunda yer alan katılımcılar ise akış diyagramları ile problem çözme sürecinin zor ve sıkıcı olduğunu, ders süresince yapılan etkinliklerde ise aktif olamama ve uygulamanın olmaması gibi sınırlılıkların motivasyonlarını düşürdüğünü belirtmişlerdir. Ayrıca deney grubunda yer alan katılımcılar Scratch ile oyun tasarımı sürecinde edindikleri deneyimin C# programlama öğrenme sürecinde programlama başarılarına katkısının olduğunu belirtmişlerdir. Araştırmanın sonunda uygulamaya ve araştırmalara yönelik önerilerde bulunuluştur Anahtar Sözcükler: Programlama, oyun tasarımı, Scratch, akıĢ diyagramları,motivasyon
Anneler tarafından sunulan video modelle öğretimin otizmli çocuklara oyun becerisi öğretmedeki etkililiği
Video modelle öğretim otizm spektrum bozukluğu olan bireylere öğretim sunmakta kullanılan bilimsel dayanaklı uygulamalardan biridir. Araştırma bulguları, bu öğretim stratejisinin öz-bakım becerileri, sosyal beceriler ve akademik beceriler gibi çeşitli alanlardan pek çok becerinin öğretiminde etkili olduğunu göstermektedir. Diğer yandan, bugüne değin yapılmış çalışmalarda video kayıtların araştırmacı ve öğretmenler tarafından hazırlandığı ve uygulandığı görülmektedir. Dolayısıyla, otizmli bireylerin aile üyelerine video kayıtları hazırlamayı ve video modelle öğretimi güvenilir bir şekilde uygulamayı öğretmenin önemli olabileceği düşünülebilir. Bu çalışmada (a) annelerin video kayıtları hazırlamayı ve video modelle öğretimi güvenilir bir şekilde uygulamayı öğrenip öğrenemeyeceğini, (b) anneler tarafından sunulan video modelle öğretimin otizmli çocuklara bir oyun becerisi öğretmede ve bu oyun becerisinin korunması ve genellenmesinde etkili olup olmayacağını belirlemek amaçlanmıştır. Çalışmada öğretimi hedeflenen oyun becerisi Legolarla tren yapma becerisidir. Araştırmada ayrıca, çalışmaya katılan annelerden öznel değerlendirme yoluyla sosyal geçerlik verisi toplanmıştır. Çalışma katılımcılar arası çoklu yoklama modeli kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın bulguları annelerin video modelle öğretimi yüksek düzeyde uygulama güvenirliğiyle uygulayabildiğini göstermektedir. Çalışmaya katılan tüm çocuklar hedef beceriyi öğrenmiş, öğretimin ardından korumuş ve öğretim koşulları dışındaki koşullara genellemiştir. Çalışmada elde edilen sosyal geçerlik bulgularının olumlu olduğu söylenebilir. Anahtar Kelimler: Video modelle öğretim, otizm spektrum bozukluğu, oyun becerisi, annelerin eğitimi, uygulama güvenirliği
Otizmli bireylere sosyal öykülerin tekli sunumuyla çoklu sunumunun karşılaştırılması
Karmaşık bir nöro-gelişimsel bozukluk olan Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB) bireylerin sosyal iletişim ve sosyal etkileşim yetersizliği yaşayabileceği, sınırlı ve yineleyici davranışlar sergileyebileceği, arkadaşlık kurmakta ve akranlarla etkileşim kurmakta zorluklar yaşayabileceği, günlük yaşam becerilerinde sorunlar yaşayabilecekleri bir yaygın gelişimsel bozukluktur. Alan yazın incelendiğinde OSB tanılı bireylerin sosyal becerileri ve diğer bağımsız yaşam becerilerini kazanmalarını ve bu alanlarda yaşayabilecekleri sorunları aşmak için bu bireylere yönelik çok sayıda uygulamanın geliştirildiği görülmektedir. Bu uygulamalardan birisi de sosyal öykülerdir. Bu araştırmanın amacı OSB tanılı bireylere sosyal becerilerden teşekkür etme ve davet edilen etkinliğe katılma becerilerinin öğretiminde sosyal öykülerin tekli ve çoklu sunumunun etkililik ve verimlilik açısında farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemektir. Araştırmanın katılımcılarını 9-17 yaş aralığında OSB tanılı 4 erkek birey oluşturmaktadır. Araştırmada katılımcılara öğretilen hedef davranışlar teşekkür etme ve davet edilen etkinliğe katılma becerisidir. Araştırmada tek denekli araştırma modellerinden uyarlamalı dönüşümlü uygulamalar modeli kullanılmıştır. Araştırmanın bağımlı değişkenlerini davet edilen etkinliğe katılma ve teşekkür etme becerisi oluşturmaktadır. Araştırmanın bağımsız değişkenlerini ise bir hedef davranış için bir öykünün yazılıp sunulduğu tekli sosyal öykü uygulaması ve bir hedef davranış için biden fazla sosyal öykünün yazılıp sunulduğu çoklu sosyal öykü uygulaması oluşturmaktadır. Araştırmanın etkililik bulguları OSB tanılı olan 4 katılımcının tamamının teşekkür etme ve davet edilen etkinliğe katılma becerilerini tekli ve çoklu sosyal öykü uygulamaları ile ölçüt karşılar düzeyde öğrendiklerini göstermektedir. Katılımcıların tamamı her iki uygulamada da kazandıkları becerileri belirli süreler sonra korumuş, farklı koşullara genellemiştir. Öğretim uygulamaların kalıcılık ve genelleme etkilerinin farklılaşmadığı görülmüştür. İki öğretim uygulaması verimlilik açısından karşılaştırıldığında bulguların tüm katılımcılarda tutarlı bir biçimde yinelenmediği belirlenmiştir. Çalışmaya katılan iki katılımcı da sosyal öykülerin tekli sunumu ile gerçekleştirilen öğretim uygulamasının daha verimli, bir katılımcı için sosyal öykülerin çoklu sunumu ile gerçekleştirilen uygulamanın daha verimli olduğu görülmüştür. Bir katılımcıda ise her iki öğretim uygulamasının verimlilik parametreleri açısından eşit düzeyde verimli olduğu belirlenmiştir. Bu araştırmada katılımcıların kendilerinden, anne, baba ve öğretmenlerinden sosyal geçerlik verisi toplanmıştır. Sosyal geçerlik bulguları katılımcıların, anne, baba ve öğretmenlerin çalışma hakkında olumlu görüş ifade ettiklerini göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Çoklu sosyal öykü, Tekli sosyal öykü, Otizm, Sosyal beceri
Yabancı dil öğretiminde kültürlerarası iletişim : Fransa ve Türkiye örneklerinde öğretmen görüşleri incelemesi
Günümüzde gelişen iletişim teknolojileri ve küreselleşmenin etkisiyle ülkeler arası sınırlar git gide yok olmaktadır. Bu durum uluslararası platformda kültürler arası iletişimi bir ihtiyaç haline getirmektedir. Kendi kültürüne farkındalık ve "kimlik" bilincinden hareketle, farklı kültürlere karşı "öteki" bilinci, "saygı" gibi kavramları geliştirerek, dil ve kültür çeşitliliğini korumak kültürlerarası iletişimin temelini oluşturan amaçlardır. Bu doğrultuda, Avrupa Dilleri Ortak Çerçeve Programı'nda belirtildiği gibi, günümüz yabancı dil öğretimi programlarının, kültürlerarasıiletişim becerisi kazanımına yönelik hedef ve uygulamalara uygun olarak hazırlanması gerekmektedir. Bu becerinin kazandırılması sürecinde en büyük sorumluluk, her eğitim sürecinde olduğu gibi,kuşkusuz öğretmenindir. Bu çalışmanın amacı, yabancı dil öğretmenlerinin kültürler arası iletişim konusundaki görüşlerini belirlemek, incelemek ve karşılaştırmaktır. Bu amaca ulaşmak için Türkiye ve Fransa'da belirlenen iki üniversitede çalışan yabancı dil öğretim elemanlarının, yabancı dil öğretiminde kültürler arası iletişim becerisine yönelik görüşlerini belirlememizi sağlayan nitel bir durum çalışması gerçekleştirilmiştir. Bu çerçevede, Fransa'da Toulouse II- Jean Jaurès Üniversitesi Fransız Dili Bölümü'den 7, İngiliz Dili Bölümü'nden 7; Türkiye'de Anadolu Üniversitesi Yabancı Diller Yüksekokulu Fransız Dili Bölümü'nden 6 olmak üzere toplam 20 öğretim elemanına önce konu ile ilgili genel görüşlerini almak amacıyla soru formu dağıtılmış, ardından bu soru formu üzerinden, görüşleri daha derinlemesine incelemek için yarı yapılandırılmış görüşme gerçekleştirilmiştir. Veriler toplam 18 aylık bir süreç zarfında elde edilmiştir. Veri analizi sonucunda beş ana tema (dil-kültür ilişkisi, yabancı dil öğretiminde kültürlerarası iletişim uygulamaları, kültürlerarası iletişim uygulamalarında yaşanan zorluklar, eğitsel dokümanlar, öğretmen ve kültürlerarası iletişim) ve yirmi yedi alt temaya ulaşılmıştır. Kültürel kimliğin, dünya görüşü, düşünce sistemi, dil kullanım şekli ve toplum içindeki davranış biçimini etkileyen önemli bir faktör olduğu ortaya çıkmıştır. Sözsüz ögeler de sözel ögeler gibi iletişim sırasında anlam taşımakta ve konuşmacılar arasında mesaj iletmektedir. Toplumdan topluma değişen kültürel farklılıklardan kaynaklanan göndermeler, iletişimde zaman zaman farklı yorumlamalara hatta yanlış anlaşılmalara neden olmaktadır. Yabancı dil öğretiminde kültürlerarası iletişim becerisi, öğrenciyi kendinden farklı olanı tanımaya ve onunla etkileşime girmeye yönlendiren öteki bilincinin gelişmesine katkı sağlar. Hedef ve kaynak kültürle birlikte farklı kültürlerden gelen bütün öğrenciler arasında da aracı konumunda olan öğretmenler yabancı dil öğretimi sürecinde kültürlerarası iletişim becerisi gelişiminde başrol oynarlar. Öğretmen, öğrencinin kendi sosyokültürel kodlarını keşiften hareketle kendi kimliğini daha iyi tanımasından ve hedef dil-kültür aracılığı ile öteki ve görecelik bilincini geliştirmesinden sorumludur. Bu bağlamda, çalışmamıza katılan bütün öğretmenler belli bir seviyeye kadar kültürlerarası iletişimin yabancı dil öğretimindeki işlevinin farkında olmalarına rağmen, kültürlerarası yaklaşımı derslerine dâhil etmede sıkıntılar yaşadıkları gözlenmiştir. Diğer yandan katılımcıların hiç birinin kültürlerarası iletişim ile ilgili herhangi bir eğitim almadıkları ortaya çıkmıştır. Çalışmamızda üç ayrı bağlam içerisinde yer alan öğretmenlerin, her birinin kendi bağlamından örnekler vermesine rağmen dil-kültür ilişkisi, kültürlerarası iletişim uygulamaları, bu uygulamalarda karşılaştıkları zorluklar ve ders materyalleri ile ilgili genellikle aynı fikirlerde olduğu sonucuna varılmış, bununla birlikte kültürlerarası iletişim çerçevesinde öğretmenin yeterliği, yurtdışı deneyimi, nesnel ve yansızlığı gibi konularda farklı görüşlere sahip oldukları ortaya çıkmıştır. Ancak bu görüş farklılıkları karşılaştırma yapılan gruplar arasında değil, her grubun kendi içindeki katılımcılardan kaynaklandığı görülmüştür. Anahtar Sözcükler: Kültürlerarası İletişim Becerisi, Yabancı Dil Öğretimi, Öğretmen Görüşleri.
Otizm spektrum bozukluğu olan bireylere Matematik becerilerinin öğretimi: Tek-denekli araştırmalarda betimsel ve meta analiz
Matematik becerileri günlük yaşamda sıklıkla karşılaşılan ve diğer akademik becerilerin ediniminde önemli rol oynayan bir beceri öğretim alanıdır. Otizm spektrum bozukluğu olan bireyler matematik becerilerini edinmede zorlanmakta ve başarısızlıklar sergileyebilmektedirler. Alanyazın incelendiğinde, otizm spektrum bozukluğu olan bireylerin matematik becerilerini geliştirmeye yönelik az sayıda çalışma yürütüldüğü görülmektedir. Bu çalışmalarda kullanılan öğretim uygulamalarının bilimsel dayanaklı uygulamalar olup olmadıklarına yönelik bir değerlendirme gereksinimi söz konusudur. Bu çalışmada tek-denekli araştırma metodolojileriyle tasarlanmış olan otizm spektrum bozukluğu olan bireylere matematik becerilerinin öğretimini hedefleyen çalışmaların Horner ve meslektaşlarının 2005 yılında geliştirdikleri "Tek-denekli Araştırmalar Niteliksel Ölçüleri" açısından değerlendirilmesi ve kapsamlı bir betimsel analizinin yapılması hedeflenmiştir. Ayrıca, meta analiz yoluyla bu uygulamaların bilimsel dayanaklı uygulamalar olup olmadıkları değerlendirilmiştir. Konuyla ilgili çalışmalara ulaşmak amacıyla (Ocak) 1980 – (Ocak) 2017 yılları arasında yayımlanmış çalışmalara ulaşabilmek için elektronik ortamda alanyazın taraması yürütülerek 49 çalışmaya ulaşılmıştır. Araştırmalar dahil etme ve dışlama ölçütleri açısından değerlendirilerek 26 çalışma analizlere dahil edilmiştir. Bu çalışmalar, sırasıyla, (a) Horner ve meslektaşlarının 2005 yılında geliştirdikleri "Tek-denekli Araştırmalar Niteliksel Ölçüleri" açısından incelenerek "kabul edilebilirlik" ölçütlerini karşılayan çalışmalar belirlenmiş, (b) 26 çalışma çeşitli değişkenler (örn., demografik değişkenler, yöntem özellikleri ve sonuçlarına ilişkin değişkenler) açısından değerlendirilerek kapsamlı bir betimsel analiz yapılmış, (c) "kabul edilebilirlik" ölçütünü karşılayan çalışmalar için örtüşmeyen veri yüzdesi ve Tau-U hesaplama teknikleri ile etki büyüklükleri hesaplanmış ve (d) elde edilen bulgular ışığında matematik becerilerinin öğretiminde kullanılan uygulamaların bilimsel dayanaklı olup olmadıklarına ilişkin değerlendirmeler yapılmıştır. Bulgular, 10 çalışmanın "kabul edilebilirlik" ölçütünü karşıladığını göstermektedir. Bu çalışmaların etki büyüklükleri incelendiğinde görsel sunum temelli ve strateji temelli uygulamaların OSB olan bireylere çeşitli matematik becerilerinin öğretiminde umut vaat eden uygulamalar olduğu görülmüştür. Bulgular alanyazın dikkate alınarak tartışılmış ve uygulamacılara ve araştırmacılara yönelik önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Sözcükler: Otizm spektrum bozukluğu, Matematik, Tek-denekli araştırma,Meta-analiz, Bilimsel dayanaklı uygulamalar
Zihin yetersizliği olan bireylere yaya becerisinin öğretiminde artan bekleme süreli öğretimin etkililiği
Bu çalışmanın amacı, zihin yetersizliği olan bireylere yaya becerisinin öğretiminde artan bekleme süreli öğretim yönteminin etkililiğini araştırmaktır. Bununla birlikte araştırma sürecine katılan katılımcıların ailelerinden ve iki polisten seçilen becerinin işlevselliğine yönelik görüşleri alınarak çalışmanın sosyal geçerliliği belirlenmiştir. Bu araştırmada yaşları 10-11 arasında değişen ve hafif düzeyde zihin yetersizlik tanısı almış üç katılımcı ile çalışılmıştır. Araştırmada tek denekli araştırma yöntemlerinden katılımcılar arası yoklama evreli çoklu yoklama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın bulguları tüm katılımcıların yaya becerisini kazandıklarını, birinci katılımcının uygulama bittikten iki, üç ve beş hafta sonra, üçüncü katılımcının ise uygulama bittikten bir, iki ve dört hafta sonra sürdürebildiklerini ve simülasyon ortamında edindikleri bu yaya becerisini tüm katılımcıların gerçek ortama genelleyebildiğini göstermektedir. Araştırmanın sosyal geçerlilik bulguları ise araştırmaya katılan katılımcıların ailelerinin ve polisin çalışmaya yönelik görüşlerinin olumlu yönde olduğunu göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Zihin yetersizliği, Yaya becerisi, Artan bekleme süreli öğretim yöntemi,
The impact of the explicit instruction of lexical bundles on academic writing skills of turkish EFL learners
The aim of the current study is to investigate the impact of the explicit instruction of lexical bundles through noticing, retrieval and generative activities on academic writing of Turkish EFL students and to reveal participants' opinions on this treatment.The participants of the study were 30 Turkish EFL learners enrolled in School of Foreign Languages at Osmaniye Korkut Ata University. Both quantitative and qualitative instruments were used in the study.The study includes a within group time series design in which participants were involved in one treatment group. The quantitative data were collected through pre-test, immediate post-test and delayed post-test scores of multiple choice test (for measuring receptive knowledge), c-test (for measuring controlled productive knowledge) and argumentative paragraphs (for measuring uncontrolled productive knowledge). The qualitative data were collected through questionnaire including two sections; fifteen closed-ended and three open-ended questions.The results of the study found out that explicit instruction of lexical bundles through noticing, retrieval and generative activities had a significant effect both on achievement and retention of receptive lexical bundle knowledge, and on achievement and retention of productive lexical bundle incontrolled and uncontrolled situations. However, the comparison of immediate post-test and delayed post-test scores of the productive knowledge of lexical bundles in uncontrolled situation showed that there was a significantly decrease in the retention of the participants. The results of the qualitative part of the study showed that participants highly benefited from this treatment, which helped them improve their academic writing quality by using the target lexical bundles. Moreover, after the treatment, they were more willing to use the target bundles in their writing. Keywords: Lexical bundles, Academic writing, Explicit instruction, Noticing,Retrieval and generative activities.
Expression of epistemic modality in argumentative writing: A study based on learner corpora
This thesis investigates into how Turkish student writers employ epistemic modality devices in order to make argumentation in their writing. The research concentrates on understanding the ways in which the use of epistemic modality devices by Turkish student writers compare with the use of these same rhetorical features by American student writers in argumentative writing. The study also attempted to investigate how the degrees of epistemic strength differ (in terms of weak, medium and strong categories) between and among the student writers. With regard to the aims of this study, three sets of databases (one for the American students, the other two for the Turkish students) were analyzed in order to compare the epistemic modality features between and across the three groups of student writers in terms of frequency of use, diversity of use, grammatical categories of epistemic devices, co-occurrence patterns of notable epistemic devices and degrees of epistemic strength or commitment. The quantitative aspects of the study were mainly based on frequency counts of epistemic devices, Log-likelihood tests to determine significant differences of epistemic modality use between and across the three groups of student writers. The qualitative aspects relied mainly on a close examination of concordance lines to make comparisons between and across the three databases. Findings of the study revealed that the Turkish student writers are slightly more restricted in their choice of epistemic devices. It was found out that they use smaller set of epistemic devices than the American student writers do. Another striking finding is that this smaller set of epistemic devices is used with higher frequency compared with the American students. This is obvious especially in the case of epistemic lexical verbs, where the Turkish student writers rely frequently on the 'I think' expression. Concerning the distribution of epistemic devices across grammatical categories, it was observed that the Turkish student writers principally use lexical verbs and adverbs in their expression of epistemic modality, but the American student writers appear to prefer modal auxiliary verbs more frequently. The Turkish student writers' preferences of particular modal verbs are also different from those of the American student writers. The Turkish students use will in relatively higher frequencies than would, but the American students use would more frequently than will. Furthermore, the Turkish student writers prefer a more personal style of argumentation than the American student writers. In view of the high frequency of expressions such as I think (that) and the frequent use of of course and maybe, it might be assumed that the Turkish student writers exhibit a more personal and straightforward writing style. Another interesting finding concerns the use of epistemic adverbs 'perhaps' and 'certainly'. These adverbs are not detected in the AELT database by the Turkish student writers while they are frequently used by the American student writers in the US-ARG database. Lastly, it has been observed that the American student writers prefer to use more number of epistemic devices indicating medium and weak level of epistemic strength, while the Turkish students in both databases tend to prefer more number of epistemic devices expressing strong level of epistemic commitment. Keywords: Epistemic modality, Epistemic devices, Argumentative writing, Epistemic strength, Degrees of commitment/ strength
Türkçe dersinde oyunlaştırmanın ilkokul öğrencilerinin söz varlığına ve motivasyonlarına etkisi
Bu araştırmanın amacı, Türkçe dersinde oyunlaştırma yoluyla gerçekleştirilen sözcük öğretiminin ilkokul öğrencilerinin söz varlığının gelişimine ve sözcük öğrenmeye yönelik motivasyonlarına olan etkisini ortaya koymaktır. Araştırma karma yöntem desenlerinden olan iç içe deneysel karma desen kapsamında gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu ilkokul dördüncü sınıfa devam etmekte olan 34 öğrenci oluşturmuştur. Araştırmanın denel işlemlerinin gerçekleştirilmesinde laboratuvar ortamı ve oyunlaştırma etkinliklerinin yer aldığı yazılım ortamı kullanılmıştır. Araştırma verilerinin toplanma sürecinde araştırmacı tarafından geliştirilen Sözcük Öğrenme Başarısı Testi (SÖBT), Sözcük Öğrenme Motivasyonu Ölçeği (SÖMÖ), görüşme formu, katılımcı günlükleri, katılımcı etkinlik defterleri, video kayıtları ve araştırmacı günlüğü işe koşulmuştur. Veri toplama araçlarının ve uygulamanın alt yapısının geliştirilmesini izleyen süreçte çalışma grubu katılımcılarıyla 68 ders saati deneysel uygulama gerçekleştirilmiştir. Aynı zaman diliminde kontrol grubu ise öğretici merkezli ve oyunlaştırma etkinliklerinden bağımsız sözcük öğretimi almıştır. Araştırma verileri nitel ve nicel bir dizi yaklaşım uygulanarak çözümlenmiş ve sonuçlar kuramsal temellere dayanarak değerlendirilmiştir. Araştırma sonuçları oyunlaştırma yoluyla sözcük öğretimi ve öğretici merkezli sözcük öğretimi gruplarının sözcük öğrenme başarısı ve motivasyonuna ilişkin öntest sontest ortalama puanları arasında anlamlı farklılık bulunduğunu göstermiştir. Deney ve kontrol gruplarının sözcük öğrenme başarısı öntest sontest ortalama puanları arasında deney grubu lehine anlamlı farklılık bulunmakta, motivasyon bağlamında ise anlamlı bir farklılık bulunmamaktadır. Araştırmanın nitel verilerinin çözümlenmesinden elde edilen sonuçlar ise deney grubu katılımcılarının; sözcük öğrenme başarı, farkındalık ve yeterlikleri ile sözcük öğrenme isteklilikleri ve motivasyonlarını arttırdığını, anlamı bilinmeyen sözcükleri büyük oranda kullanıma geçirerek söz varlığı gelişimlerine katkı sağladıklarını, oyunlaştırma uygulamasını ve bileşenlerini benimsediklerini, içsel ve dışsal motivasyon unsurlarını sergilediklerini göstermiştir. Öte yandan, kontrol grubu katılımcılarının sundukları nicel sonuçlar kabul edilebilir seviyedeyken nitel sonuçlar gerek tema üretme gerekse öğrenme düzeyinin gelişimini değerlendirebilme bağlamında düşük seviyede yer almıştır. Araştırmanın sonunda uygulamaya ve gerçekleştirilecek araştırmalara yönelik öneriler geliştirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Oyunlaştırma, Türkçe dersi, Söz varlığı, Sözcük öğretimi, Motivasyon.
Matematik okuryazarlığının problem çözmede sistematik çeşitleme ile desteklenmesinin öğretim deneyi yoluyla incelenmesi
Bu araştırmada çeşitlemelerle problem çözme etkinliklerini içeren bir öğrenme ortamında sekizinci sınıf öğrencilerinin "problem çözme" ve "muhakeme ve argüman" yeterliliklerinin desteklenmesi yoluyla "matematik okuryazarlığı" becerilerinin ve problem çözme sürecindeki düşünme yollarının incelenmesi ve desteklenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda nitel araştırma yöntemlerinden öğretim deneyi yürütülmüştür. Araştırmanın katılımcılarının çalışma öncesindeki bilgi ve yeterliliklerini saptamak amacıyla 237 öğrenciye açık uçlu bir veri toplama aracı uygulanmıştır. Açık uçlu veri toplama aracıyla toplanan verilerin nitel betimsel analizi sonucunda muhakeme ve argüman yeterlilikleri açısından farklı düzeylerde oldukları düşünülen yedi öğrenciyle öğretim deneyi yürütülmüştür. Araştırma sonuçları öğrencilerin üst düzey muhakeme becerilerini yansıtmakta zorlandığını ve kendi muhakemelerine güvenmediklerini ortaya koymuştur. Bununla birlikte öğrencilerin problem çözmedeki düşünme yollarının en az istendik olandan daha istendik olana doğru gelişim ve değişim gösterdiği ve matematik okuryazarlığı performanslarının geliştiği görülmüştür. Araştırma sonucunda en zayıf öğrencinin dahi ikinci düzeydeki matematik okuryazarlığı maddelerini yanıtlayabildiği görülmüştür. Entelektüel ihtiyaç, matematiksel bilgiler, matematiğe ilişkin inançlar ve tutum gibi faktörlerin öğrencilerin düşünme yollarını ve matematik okuryazarlığı performanslarını etkilediği görülmüştür. Anahtar Sözcükler: Sistematik çeşitleme, DNR çerçevesi, Düşünme yolları, Matematik okuryazarlığı, PISA.
Yabancı dil öğretim yöntemlerinin Türkiye'nin yabancı dil olarak Almanca ders kitaplarına yansıması
Yabancı dil öğreniminin tarihçesine baktığımız zaman, çeşitli faktörlerin rol oynamasıyla birçok yeni yöntemin geliştirildiğini görebiliriz. Bu çalışmanın amacı, Almanca Öğretiminde yabancı dil yöntemlerinin Türkiye'deki yabancı dil ders kitaplarında ne ölçüde kullanıldığını tespit etmektir. Ders kitabı analizinde kullanılacak kitaplar Milli Eğitim Müdürlüğünün izniyle Tebliğler Dergisinde yayınlanan ve Türkiye'de basılan kitaplardan seçilmiştir. Kitapları şu şekilde sıralayabiliriz. „Almanca Ders Kitabı II basım yılı 1940, Almanca Ders Kitabı III basım yılı 1940, Almanca Ders Kitabı I basım yılı 1957, Almanca Ders Kitabı basım yılı 1963, Texte und Situationen I basım yılı 1974 ve Texte und Situationen basım yılı 2006. Analiz esnasında özellikle şu yöntemlere odaklanılmıştır: dilbilgisi-çeviri yöntemi, doğrudan yöntem, işitsel-dilsel yöntem, işitsel-görsel yöntem, aracı yöntem, iletişimsel yöntem ve kültürlerarası yöntem. Bahse geçen yöntemler kronolojik sıraya göre işlenmiştir. Yöntemlerin tarihsel gelişimlerini aktaran kısa giriş metinlerinden sonra her bir yönteme özgü özellikler, alıştırmalar ve metodolojik prensipler sıralanmıştır. Anahtar Sözcükler: Ders kitabı, Ders kitabı inceleme, Yabancı dil öğretim metotları, Yabancı dil olarak Almanca, Yabancı dil öğretim metotlarının tarihsel gelişimi.
Otizm spektrum bozukluğu olan çocuklara kavram öğretiminde sıklaştırılmış ve dağıtılmış denemelerle öğretimin etkililik ve verimliliklerinin karşılaştırılması
ADÖ genellikle sıklaştırılmış denemelerle öğretim (SDÖ), dağıtılmış denemelerle öğretim (DDÖ) ve serpiştirilmiş denemelerle öğretim (SEDÖ) olmak üzere üç yolla sunulmaktadır. Bu araştırmada OSB olan çocuklara kavram öğretiminde SDÖ ve DDÖ'nün etkililiği ve verimliliği karşılaştırılmıştır. Ayrıca çalışmaya katılan çocukların devam ettiği uygulama birimindeki öğretmenlerin, bu çalışmada belirlenen hedef davranışlara, kullanılan yöntemlere ve elde edilen bulgulara ilişkin görüşleri belirlenmiştir. Araştırmada uyarlamalı dönüşümlü uygulamalar modeli kullanılmıştır. Araştırmanın katılımcıları yaşları 4-5 arasında değişen ve OSB tanısı olan dört erkek çocuktur. Araştırmanın bulguları; dört öğrencide de DDÖ'nün SDÖ'ye göre daha etkili olduğunu göstermektedir. Öğrencilerin hiçbiri SDÖ ile öğretilen kavramlarda ölçütü karşılar düzeyde performans sergilememiştir. DDÖ oturumları tamamlandıktan 8, 9 ve 10 hafta sonra toplanan izleme verileri öğrencilerden ikisinin edindikleri kavramları koruduklarını göstermektedir. Öğrencilerin devam etmekte olduğu uygulama biriminde görev yapan öğretmenlerden toplanan sosyal geçerlik verileri, öğretmenlerin dağıtılmış denemelerle öğretime ilişkin daha olumlu görüşleri olduğunu göstermektedir. Anahtar Sözcükler: Otizm Spektrum Bozukluğu, Ayrık Denemelerle Öğretim, Sıklaştırılmış Denemelerle Öğretim, Dağıtılmış Denemelerle Öğretim
OSB olan çocukların hayali oyun sıklığını ve çeşitliliğini arttırmada ipucunun giderek arttırılmasıyla öğretimin etkililiği
Bu araştırmada, davranışı izleyen motor taklitle sunulan ipucunun giderek arttırılmasıyla öğretimin otizm spektrum bozukluğu (OSB) olan çocukların hayali oyun oynama sıklığını ve çeşitliliğini arttırmadaki etkililiği incelenmiştir. Ayrıca, araştırmaya katılan çocukların annelerinin ve sınıf öğretmenlerinin ipucunun giderek arttırılmasıyla sunulan öğretim sürecine ilişkin görüşleri alınmıştır. Araştırmada, yaşları 5-6 arası değişen OSB olan üç erkek çocuk katılımcı olarak yer almaktadır. Araştırmada tek-denekli araştırma modellerinden araçlar arası yoklama evreli çoklu yoklama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın etkililik bulguları, davranışı izleyen motor taklitle sunulan ipucunun giderek arttırılmasıyla öğretimin tüm çocukların hayali oyun oynama sıklığını hem davranış hem de seslendirme açısından arttırmada etkili olduğunu göstermektedir. Ek olarak, hayali oyun çeşitliliği incelendiğinde, sergilenen hayali oyun davranışlarının ve seslendirmelerin dört kategori içinde ve birbirinden farklı olarak arttığı görülmüştür. Ayrıca, araştırmaya katılan çocuklar tarafından oyuncak setlerinde türetilen hayali oyun davranışı ve seslendirmelerin hafif düzeyde arttığı arttığı; ancak, bu durumun oyuncak setleri arasında değişkenlik gösterdiği görülmüştür. Araştırma bulguları, sunulan öğretim yöntemiyle hayali oyun ögelerinden biri olan beceri dizisinde çocukların performans düzeyinde artış olduğunu göstermiştir. Araştırmada, tüm çocukların hedef becerileri farklı araç, kişi ve ortama genelledikleri; öğretim oturumları tamamlandıktan bir, iki ve dört hafta sonra düzenlenen izleme oturumlarında edindikleri hayali oyun davranışlarını ve seslendirmeleri korudukları görülmüştür. Araştırmanın sosyal geçerlik bulguları, araştırmaya katılan çocukların annelerinin ve sınıf öğretmenlerinin öğretim sürecine ilişkin olumlu görüşler bildirdiklerini göstermiştir. Anahtar Sözcükler: Otizm spektrum bozukluğu, Hayali oyun, İpucunun giderek arttırılması, Davranışı izleyen motor taklit.
Nesne göstererek ortak dikkat başlatmanın otizmli çocuklara öğretiminde video modelle öğretimin etkililiği
Araştırmada nesne göstererek ortak dikkat girişiminde bulunma becerisinin otizmli çocuklara öğretiminde video modelle öğretimin etkiliği incelenmiştir. Ayrıca araştırmaya katılan deneklerin video modelle öğretim uygulamaları öncesi ve sonrasındaki performansları ölçülmüş ve normal gelişim gösteren akran grubu ile karşılaştırılarak sosyal geçerlik verisi toplanmıştır. Araştırma, otizmli 4-4,5 yaşları arasındaki üç erkek denek ile yürütülmüştür. Araştırmada tek denekli araştırma modellerinden denekler arası yoklama denemeli çoklu yoklama modeli kullanılmıştır Araştırmanın etkililik bulguları, video modelle öğretim uygulamasının deneklerin nesne göstererek ortak dikkat girişiminde bulunma becerisini edinmelerinde etkili olduğunu, deneklerin becerinin öğretimi bittikten 7, 14 ve 28 gün sonra beceriyi koruduklarını, farklı ortam ve kişilere genellediklerini göstermiştir. Araştırmanın sosyal geçerlik bulguları video model ile sunulan öğretim ile birlikte deneklerin hedef beceriye ilişkin performanslarının akranları ile benzer düzeye ulaştığını göstermektedir. Anahtar Sözcükler: Otizm, Ortak dikkat, Ortak dikkat girişiminde bulunma, Video modelle öğretim
Otizmli çocuklara yönerge izlemenin öğretiminde sözel yönergelerin jest/işaretlere dayalı görsel destekle sunulduğu ve yalnız sunulduğu ayrık denemelerle öğretimin karşılaştırılması
Bu araştırmada otizmli çocuklara yönerge izleme becerilerinin öğretiminde sözel yönergelerin jest/işaretlere dayalı görsel destekle sunulduğu ve yalnızca sözel yönergelerin sunulduğu ADÖ'nün etkililik ve verimlilikleri açısından farklılaşıp farklılaşmadığı ve sunulan jestlerin geri çekilmesiyle kazanılan yönerge izleme becerilerinin korunup korunmadığı amaçlanmıştır. Araştırmaya katılan çocukların annelerinden araştırma hakkındaki görüşlerine dayalı olarak araştırmanın sosyal geçerliliği belirlenmiştir. Araştırmada tek denekli araştırma modellerinden paralel uygulamalar modeli kullanılmıştır. Araştırmanın denekleri, yaşları 4-6 arasında değişen ve OSB tanılı iki erkek bir kızdır. Araştırmanın etkililik bulguları, araştırmaya katılan bir çocukta, sözel yönergelerin jest/işaretlere dayalı görsel destekle sunulduğu ADÖ uygulamasının sözel yönergelerin yalnız sunulduğu ADÖ uygulamasına göre daha etkili olduğunu göstermiştir. Diğer iki çocuktaysa yönerge izleme becerilerinin öğretiminde uygulamanın neredeyse eşit düzeyde etkili olduğunu göstermiştir. Tüm deneklerin sözel yönergelerle birlikte sunulan jest/işaretler geri çekildiğinde öğrendikleri yönerge izleme becerilerini korumaya devam ettikleri görülmüştür. Denekler edindikleri becerileri farklı araç-gereçlere genelleyebilmiş ve öğretim tamamlandıktan 1, 2 ve 4 hafta sonra da sürdürebilmiştir. Araştırmanın verimlilik bulguları, yönerge izleme becerilerinin öğretiminde, sözel yönergelerin jest/işaretlere dayalı görsel destekle sunulduğu ADÖ'nün daha verimli olduğunu ortaya koymuştur. Araştırmanın sosyal geçerlik bulguları, deneklerin annelerinin araştırmaya ilişkin olumlu görüşler ifade ettiklerini göstermiştir. Anahtar Sözcükler: Otizm, Dil ve İletişim, Alıcı Dil Becerisi, Yönerge İzleme, Ayrık Denemelerle Öğretim.
Ciddi oyunların ilkokul 4.sınıf öğrencilerinin Fen Bilimleri dersi akademik başarılarına, derse yönelik motivasyonlarına ve problem çözme becerilerine etkisi
İlkokulun önemli derslerinden biri olan Fen Bilimleri Dersi, okullarda yeterli malzeme ve deney ortamının bulunmaması, bazı deney ve gözlemlerin tehlikeli ya da tekrarlanamaz olması gibi sorunların yanında günümüz çocuklarının günlük hayatlarında teknolojiye ilgi duyarken sınıf ortamında teknolojinin çok fazla kullanılmaması, oyun çağında olan çocukların sürekli formal ders ortamlarıyla karşı karşıya kalması gibi sorunları da barındırmaktadır. Bu sorunlara bağlı olarak, yapılan araştırmalar öğrencilerin fen bilimleri dersindeki akademik başarılarının ve bu dersi öğrenmeye yönelik motivasyonlarının düşük olduğunu göstermektedir. Öğrencilere feni eğlendirerek öğretme yaklaşımlarından bir tanesi eğitsel amaçlı olarak geliştirilen ciddi oyunlardır. Ciddi oyunlar, ilk amacı eğlence olmayan, içerisinde ciddi amaç ve içerik barındıran oyunlardır. Bu araştırmanın amacı, geliştirilen ciddi oyunun öğrencilerin fen dersi akademik başarılarına, fen öğrenmeye yönelik motivasyonlarına ve problem çözme becerilerine etkisini incelemektir. Nicel araştırma yöntemlerinden yarı deneysel desen kullanılarak tasarlanan bu çalışma ön-test, son-test ve kontrol gruplu olarak desenlenmiştir. Çalışmanın örneklemine Eskişehir ilinden seçilen iki farklı ilkokuldan 4-A, 4-B, 4-D, 4-H sınıfları deney grubu olarak; 4-A, 4-E, 4-G, 4-E sınıfları kontrol grubu olarak atanmıştır. Deney grubu 118, kontrol grubu ise 101 öğrenciden oluşmaktadır. Bu bağlamda ilkokul 4. sınıf Fen Bilimleri dersi ünitelerinden "Basit Elektrik Devreleri" ünitesi seçilerek ünite kazanımlarını temel alan "Tünel" isminde bir ciddi oyun geliştirilmiştir. Oyun, Unity 3D programıyla üç boyutlu olarak araştırmacı tarafından geliştirilmiştir. Oyunun uygulanabilirliğini görmek ve fen dersi akademik başarısına, fen öğrenmeye yönelik motivasyona ve problem çözme becerisine katkısını belirleyebilmek için, deney grubunda hazırlanan ciddi oyun kullanılarak dört hafta öğretim yapılmıştır. Kontrol grubu öğrencileri ise ders kitabı ve yardımcı kitaplara dayalı bir öğrenim görmüşlerdir. Veri toplama aracı olarak "Basit Elektrik Devreleri Başarı Testi", "Fen Öğrenmeye Yönelik Motivasyon Ölçeği" ve "Çocuklar İçin Problem Çözme Envanteri" kullanılmıştır. Veri toplama araçlarından elde edilen verilerin istatistiksel çözümleri için SPSS (Statistical Packet for the Social Sciences) programından yararlanılmış, istatistiksel işlem olarak bağımlı gruplar için t testi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, araştırmacı tarafından geliştirilen ciddi oyunun kullanıldığı deney grubundaki öğrencilerin "Basit Elektrik Devreleri" ünitesindeki akademik başarılarının, kontrol grubunda yer alan öğrencilerin akademik başarılarına oranla daha fazla artış gösterdiği tespit edilmiştir. Ayrıca, hazırlanan ciddi oyunun benzer şekilde deney grubundaki öğrencilerin fen dersine yönelik motivasyonlarının ve problem çözme becerilerinin gelişmesine kontrol grubundaki öğrencilere oranla daha fazla katkı sağladığı sonucuna da ulaşılmıştır. Anahtar Sözcükler: İlkokul, Fen öğretimi, Ciddi oyun, Dijital oyun, Basit elektrik devreleri.
Otizm spektrum bozukluğu olan çocukların hayali oyun davranışlarının çeşitlendirilmesinde ipucunun giderek arttırılmasıyla öğretimin etkililiği
Bu araştırmanın amacı, otizm spektrum bozukluğu (OSB) olan çocukların hayali oyun davranışlarının çeşitlendirilmesinde ipucunun giderek arttırılmasıyla öğretimin etkililiğini incelemektir. Araştırma kapsamında araştırmaya katılan çocuklara belirlenen oyun teması içerisinde hayali işlevsel oyun (oyuncaklarla oynanan kurgusal oyun) davranışları öğretilmiştir. Araştırmada aynı zamanda belirlenen oyun teması içerisinde hedeflenen oyun davranışlarının sözel ifadelerini içeren eylemlerin adlandırılmasına ilişkin hedeflenmeyen bilgi sunumu gerçekleştirilmiş, bu eylemlerin genelleme oturumlarında ise çoklu örnekler kullanılmıştır. Araştırma tek denekli araştırma yöntemlerinden katılımcılar arası yoklama evreli çoklu yoklama modeli ile desenlenmiştir. Araştırmaya 3-6 yaş aralığında, OSB olan üç erkek çocuk katılmıştır. Araştırma bulguları, tüm katılımcıların oyun teması içerisinde hedeflenen oyun davranışlarını kazandıklarını, kazandıkları bu davranışları farklı araç-gereçler arasında genellediklerini ve öğretim oturumları sonlandırıldıktan 1, 2 ve 3 hafta sonra da sürdürebildiklerini göstermektedir. Ayrıca, katılımcıların hedeflenmeyen bilgi edinim düzeylerinde artış görülmüş ve katılımcılar öğrendikleri eylemleri çoklu örneklere genellemişlerdir. Katılımcıların anne ve babalarından toplanan sosyal geçerlik verileri ise araştırmanın sosyal açıdan güçlü olduğunu göstermektedir. Anahtar Sözcükler: Otizm spektrum bozukluğu, İpucunun giderek arttırılmasıyla öğretim,Oyun davranışları, Hedeflenmeyen bilgi, Çoklu örnekler
Öğretmenlerin kariyer basamakları beklenti ölçeğinin geliştirilmesi ve çeşitli değişkenler açısından incelenmesi
Amaç: Bu araştırmada öğretmenlerin kariyer basamaklarına ilişkin beklentilerinin belirlenmesinde geçerli ve güvenilir ölçümler yapacak "Öğretmenlik Mesleği Kariyer Basamakları Beklenti Ölçeği"nin geliştirilmesi amaçlanmıştır. Yöntem: Araştırmada, betimsel tarama modeli kullanılmış ve ölçeğin deneme uygulaması için 96 katılımcı, açımlayıcı faktör analizi için 433 katılımcı, doğrulayıcı faktör analizi için 434 katılımcı ve demografik değişken analizleri için 495 katılımcı örnekleme dahil edilmiştir. Veri toplama aracı olarak Demografik Bilgi Formu ve araştırmacılar tarafından geliştirilen Öğretmenlik Mesleği Kariyer Basamakları Beklenti Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin çözümlenmesinde faktör analizlerinden, betimsel istatistiklerden, t-testinden, ANOVA testinden, Welch testinden, Scheffe ve Games-Howell testlerinden yararlanılmıştır. Bulgular: AFA için örneklemin yeterliğini gösteren KMO katsayısı .953; Bartlett's testi sonuçları x2(861)=15138.949; p<.05 bulunmuştur. AFA sonrasında elde edilen beş faktörlü yapı, toplam varyansın %66.60'ını açıklamaktadır. Maddelerin faktör yükleri .45 ile .87 arasında değişmektedir. Doğrulayıcı faktör analizi öncesinde KMO değeri .888; Bartlett's test sonuçları X2(630)= 9153.472; p<.05 bulunmuştur. DFA ile model uyumunun doğrulandığı 17 maddeye ilişkin ikinci düzey faktör analizi uyum iyiliği değerleri incelendiğinde Ki-kare / Serbestlik Derecesi=2.430, NFI= .94, TLI=.96, IFI=.97, CFI=.96, RMSEA= .06, GFI=.93, AGFI=.90, RMR=.09, SRMR= .07 sonuçlarına ulaşılmıştır. Modelde yer alan maddelerin standartlaştırılmış faktör yüklenimleri .70 ile .96 arasındadır. Ölçeğin bütününe ait Cronbach alfa güvenirlik katsayısı α=.862 olarak bulunmuştur. Araştırmaya katılan öğretmenlerin kariyer basamakları beklentilerine dair genel ortalama X ̅ =3.34'tür. Alt boyutlar arasında en yüksek ortalama Kariyer Basamakları Hakları alt boyutunda iken (X ̅=3.92) en düşük ortalama Kariyer Basamakları Yükümlülükleri alt boyutundadır. Erkek öğretmenlerin kariyer basamakları beklentileri (X ̅=3.45), kadın öğretmenlerden (X ̅=3.23); lisansüstü eğitim mezunu öğretmenlerin kariyer basamakları beklentileri (X ̅=3.60), lisans mezunu öğretmenlerden (X ̅ =3.27); müdür olarak görev yapan öğretmenlerin kariyer basamakları beklentileri (X ̅=4.17), müdür yardımcısı olarak görev yapan öğretmenlerden (X ̅=3.48) ve üzerinde yönetim görevi olmayan görevi bulunmayan öğretmenlerden (X ̅=3.27) daha yüksektir. Öğretmenlerin kariyer basamaklarına ilişkin beklentilerinin kıdemlerine göre anlamlı bir değişim göstermediği tespit edilmiştir (F=.70; p>.05) Sonuç ve Öneriler: Araştırma kapsamında öğretmenlerin kariyer basamakları beklentisini tespit etmek için geliştirilen beş faktörlü 17 maddeli ölçeğin; tutarlı bir şekilde aynı gizil yapıyı temsil ettiği, yakınsak ve ıraksak geçerlikleri sağladığı, böylece güvenilir ve geçerli ölçümler yaptığı ortaya konmuştur. Öğretmenlerin kariyer basamaklarına yönelik beklenti düzeyleri incelendiğinde öğretmenlerin orta düzey bir beklentiye sahip olduğu görülmüştür. Öğretmenlerin kariyer basamaklarına yönelik beklentilerinde cinsiyet, lisansüstü eğitim, okul türü, yönetim görevi ve kariyer ünvanları değişkenlerinde anlamlı bir farklılığa rastlanırken öğretmenlerin kıdemleri ile kariyer basamakları beklentileri arasında anlamlı bir farklılığa rastlanılmamıştır. Kariyer basamakları uygulamasının etkin bir şekilde uygulanabilmesi için öğretmenlerin seslerine kulak verilmesi ve uygulamanın dinamik bir yapıya dönüştürülmesi gerekmektedir. Kariyer basamaklarının Türk eğitim sistemindeki etkililiğini tespit edebilecek araştırmalar gerçekleştirilebilir.