Teaching

Bu konu başlığı altında 1.116 tez

Yüksek LisansAçık ErişimTR

Anadolu sahası tezkirelerinde eğitim, öğretim ve yetiştiricilik

Şâir tezkireleri, şâirlerin hayatlarıyla ilgili biyografik bilgiler vermenin yanı sıra dönemin edebiyat ortamı, şiir anlayışı, toplumsal ipuçları hakkında da malumat veren biyografi kaynaklı eserlerdir ve edebiyat araştırmaları için başvurulacak kaynakların başında gelmektedir. Tezkireler, yazıldıkları dönem hakkında okurlara ipucu verme işlevi üstlenmekle beraber edebi eser niteliği taşıdığı için kültürel, siyasî ve sosyal etkilerin edebiyata yansımalarını takip etmek; türün ve dilin yüzyıllar içindeki dönüşümlerini gözlemleyebilmek için önemli başvuru kaynakları olarak Türk edebiyatında önemli bir yer tutmaktadır. Tezkireler, bütüncül bir yaklaşımla, neden-sonuç ilişkisi içerisinde, kronolojik bir biçimde incelendiğinde okura incelenen mevzu hakkında aydınlatıcı bilgiler sunmaktadır. Bu bakımdan bu çalışmada 16. yüzyıldan 20. yüzyıla Anadolu sahası tezkireleri incelenmiş ve ele alınan tezkirelerde eğitim-öğretim ve yetiştiricilik meselesi mercek altına alınarak kavram takibi yapılmış; şâiri kimler, ne şekilde yetiştirdi sorusuna yanıt aranmıştır. Bu bağlamda çalışmada; eğitim-öğretim meselelerine en fazla yer veren tezkirelere, bu meseleler için tezkirelerde hangi kavramların kullanıldığına, kavramların terimleşme sürecine, yetiştiricilik hususunda öne çıkan isimlere ulaşılmıştır. Dolayısıyla tezkire türü üzerinden yapılan bu inceleme, şâirlerin ve dönemin şartları altında oluşan şekillenmelerin görülebilmesi için olumlu bir işlev üstlenmektedir. Çalışmada elde edilen malzeme sayısal verilerle desteklenerek Osmanlı şâirlerinin eğitim-öğretim durumlarına dair bütüncül bir değerlendirmede bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Anadolu sahası şâir tezkireleri, tezkirelerde eğitim-öğretim kavramları, yetiştiricilik.

AnadoluEğitimTezkireler+3
Beril İzel Esmer
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Basamaklı öğretim programının 9. sınıf İngilizce dersinde öğrencilerin öğrenme stillerine ve akademik başarılarına etkisi

Bu araştırmada, basamaklı öğretim programının 9.sınıf İngilizce dersinde öğrencilerin öğrenme stillerine ve akademik başarılarına etkisi incelenmiştir. Bu araştırma, nicel ve nitel yöntemlerin beraber kullanıldığı karma yöntem kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Nicel boyutta yarı deneysel desenlerden ön test-son test eşleştirilmiş kontrol gruplu desen kullanılmıştır. Araştırmanın nitel boyutunda nicel verileri desteklemek amacıyla durum çalışması deseninden yararlanılmıştır. Araştırma 2016-2017 öğretim yılında Siirt ilinde bulunan Atatürk Anadolu Lisesinde yürütülmüştür. Araştırmaya 9/C ve 9/D sınıflarında okuyan toplam 67 öğrenci katılmıştır. Araştırmada 9/C deney ve 9/D kontrol grubu olarak belirlenmiştir. Basamaklı öğretim programı doğrultusunda yapılacak uygulamalar Seven Wonders (Dünyanın 7 Harikası) ünitesi kapsamında hazırlanmıştır. Araştırmada nicel verilerin toplanmasında Kolb Öğrenme Stilleri Envanteri ve araştırmacı tarafından geliştirilen İngilizce Dersi Akademik Başarı Testi kullanılmıştır. Nitel veri toplama aracı olarak ise sözlü savunmalar, yarı-yapılandırılmış görüşme formları ve öğrenci etkinliklerinden yararlanılmıştır. Kolb Öğrenme Stilleri Envanteri ve İngilizce Dersi Akademik Başarı Testinin analizinde SPSS 21.0 paket programı kullanılmıştır. Analizlerde Mann Whitney U testi, Wilcoxon İşaretli Sıralar testi ve Ki-Kare uygulanmıştır. Nitel verilerin analizinde ise betimsel analiz ve içerik analizi yöntemleri kullanılmıştır. Araştırma sonucunda deney ve kontrol gruplarının öntest ve son test İngilizce dersi akademik başarı testi puanları arasında anlamlı bir farklılık ortaya çıkmıştır. Basamaklı öğretim programının öğrencilerin akademik başarılarını artırdığı tespit edilmiştir. Deney ve kontrol gruplarının ön test ve son test öğrenme stilleri arasında anlamlı bir farklılık olmamasına rağmen yapılan uygulamalar sonucunda öğrencilerin öğrenme stillerinde değişiklikler olduğu görülmüştür. Araştırmanın nitel boyutundan elde edilen veriler ışığında aşağıdaki sonuçlara ulaşılmıştır: • Öğrenciler basamaklı öğretim programının sunduğu etkinliklerin eğlenceli, güdüleyici olduğunu ifade etmişlerdir. Kendi öğrenmelerinin sorumluluğunu aldıkları için öğrenme ortamında aktif olmuşlardır. • Basamaklı öğretim programının araştırma, sunum yapma gibi temel becerilerin yanında okuma, yazma, dinleme ve konuşma gibi dil becerilerinin gelişmesinde de etkili olduğu tespit edilmiştir. • Öğrenciler etkinlikleri yerine getirirken araştırma, görsellerden yararlanma, okuma vb. öğrenme stillerini kullandıklarını belirtmişlerdir. • Basamaklı öğretim programının öğrencilerin akademik başarılarına da katkısı olduğu görülmüştür. Öğrenciler, basamaklı öğretim programının yazılı ve uygulama sınavlarında başarılarını artırdığını ifade etmişlerdir.

Basamaklı öğretim yöntemiDil öğrenme yöntemleriDil öğretimi+7
Burhan Üzüm
Siirt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çıraklıktan ustalığa: Eğitim Programları ve Öğretim doktora programlarına yönelik mezun görüşleri

Doktora eğitiminin "çırak" öğrenciyi, "usta" bilim insanına dönüştürme rolü geleneksel ve yaygın bir kanaattir. Olgubilim deseninde tasarlanan bu nitel çalışmanın amacı, Eğitim Programları ve Öğretim doktora programlarından (EPÖ) mezun olmuş öğrencilerin, kendilerini bilim insanı, akademisyen ve araştırmacı gibi hissettiren veya hissettirmeyen deneyimlerini betimlemek, EPÖ (Eğitim Programları ve Öğretim) alanının geleceğin bilim insanı, akademisyen ve araştırmacılarını nasıl hazırladığını, bu deneyimler aracılığıyla keşfetmektir. Bu çalışmada, Ankara'da bulunan dört büyük devlet ve araştırma üniversitesinin EPÖ doktora programlarından yirmi iki mezun ile yarı yapılandırılmış bir form ve doktora deneyimlerindeki iniş-çıkışları gözlemleyen görsel bir araç eşliğinde görüşülmüştür. Yürütülen içerik analizine göre bulgular, katılımcıların önemli bir kısmının EPÖ doktora eğitiminden beklentilerinin akademik kariyer olduğunu ve mezunların akademi dışındaki topluluklarla etkileşimlerinin sınırlı olduğunu göstermektedir. Katılımcılar araştırma ve öğretim becerilerinin EPÖ doktora eğitimi ile geliştiğini, uygulamaya dönük araştırma derslerinin ve kendilerini aktif kılacak uygulamaların bilim insanı, akademisyen ve araştırmacı gibi hissetmelerinde etkili olduğunu ifade etmiştir. Araştırmanın sonuçları, EPÖ doktora eğitiminde iş birliğine dönük bilimsel faaliyetlerin ve danışman desteğinin etkisine ilişkin önemli kanıtlar sunmaktadır. Çalışmanın sonuçlarına dayalı olarak, EPÖ doktora öğrencilerinin araştırma faaliyetlerine katılımlarının desteklenmesi, kariyer seçenekleri konusunda daha iyi bilgilendirilmeleri, özellikle EPÖ doktora mezunu öğretmenlerin akademik becerilerini sınıf ortamında kullanmalarını teşvik edecek politikaların üretilmesi önerilmiştir. Çalışmanın sonuç ve önerilerinin, EPÖ doktora programlarının niteliğini, kariyer yollarının doktora eğitimi ile kesişen ilişkisini ve doktora eğitiminin değişen bağlamını yeniden düşünmek için Yükseköğretim Kurulu, üniversiteler, program geliştirme uzmanları, öğrenciler, danışmanlar ve diğer paydaşlara çeşitli çıkarımlar sunması hedeflenmektedir.

DoktoraEğitim programlarıÖğretim+1
Tuna Yavuz
Hacettepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

Öğretmen mesleki tükenmişlik modeli: Psikolojik esneklik, yaşamda anlam ve işe bağlılığın rolü

Bu araştırmada, öğretmenlerin mesleki tükenmişlikleri ile psikolojik esneklikleri, yaşamlarındaki anlam, işe bağlılıkları arasındaki ilişkilerin incelenmesi amaçlanmıştır. Ayrıca Öğretmen Psikolojik Esneklik Ölçeği (ÖPEÖ) geliştirilmiştir. Araştırma nicel ve ilişkisel bir çalışma olarak tasarlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Ankara ve Denizli illerinde görev yapmakta olan 1292 öğretmen oluşturmaktadır. ÖPEÖ'nün geliştirilme çalışmalarında araştırma sürecinde hazırlanan madde havuzu, Kişisel Bilgi Formu, Kabul ve Eylem Formu-II, İş Yaşamında Kabul ve Eylem Formu kullanılmıştır. Ölçeğin geçerliği ve güvenirliği, Açımlayıcı ve Doğrulayıcı Faktör Analizi, Crobach alpha katsayısı ve benzer ölçekler arasındaki Pearson Momentler Çarpımı korelasyon analiziyle sağlanmıştır. Analizler SPSS 23.0 ve AMOS 22.0 paket programları ile gerçekleştirilmiştir. ÖPEÖ, şimdiki anla temasta olma, kabul, düşünceden ayrışma, benliğe bağlamsal bakış, değerlerde berraklaşma/netlik ve değerler doğrultusunda davranış olmak üzere altı boyut ve 23 maddeden oluşmaktadır. Ölçeğin, farklı bir çalışma grubundan elde edilen bulgularla uyum iyiliği indekslerinin kabul edilebilir düzeyde olduğu görülmüştür. Öğretmenlerin mesleki tükenmişliklerinin incelendiği Mesleki Tükenmişlik Modelinin verileri ise, Tükenmişlik Ölçeği, Öğretmen Psikolojik Esneklik Ölçeği, Yaşamın Anlamı Envanteri, Utrecht İşe Bağlılık Ölçeği ve Kişisel Bilgi Formu kullanılarak elde edilmiştir. Yapısal modelin analizinde LISREL 8.8 paket programı kullanılmıştır. Araştırmanın bulgularına göre, öğretmenlerin yaşamlarındaki anlam ve işe bağlılıkları, psikolojik esneklikleri ile mesleki tükenmişliklerini anlamlı düzeyde yordamaktadır. Öğretmenlerin psikolojik esneklikleri ve mesleki tükenmişlikleri arasında negatif yönlü anlamlı bir ilişki olmasına rağmen, psikolojik esneklikleri mesleki tükenmişliği istatistiksel olarak yordamamaktadır. Bu nedenle psikolojik esnekliğin aracılık rolü saptanmamıştır. Ayrıca kadın öğretmenlerin psikolojik esneklikleri, erkeklere göre daha yüksektir. Hizmet süresi ve yaşa göre ise, öğretmen psikolojik esnekliği anlamlı farklılık göstermemektedir. Bulgular, sınırlılıklar, araştırmacılara ve uygulayaıcılara öneriler tartışılmıştır.

Eğitim bilimleriPsikolojik esneklikTükenmişlik+7
Hayrunnisa Çelik
Hacettepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

Dijital hikâye anlatımı ile kapsayıcı eğitim bağlamında beden eğitimi öğretmen eğitimi: Bir eylem araştırması çalışması

Bu eylem araştırmasında, dijital hikâye anlatımının (DHA) beden eğitimi öğretmen adaylarının kapsayıcı eğitim bağlamında mesleki gelişimlerine katkısı incelenmiştir. Ayrıca, beden eğitimi öğretmen adaylarının oluşturdukları dijital hikâyelerin öğretmen eğitimcileri tarafından nasıl alımlandığını keşfedilmiştir. Bu amaçla araştırmaya 28 haftalık bir müdahale programına gönüllü 6 beden eğitimi öğretmen adayı ve onlarla çalışan 4 öğretmen eğitimcisi katılmıştır. Bu araştırmada nitel bir yaklaşım benimsenmiştir. Veriler, öğrenme topluluğundaki yarı yapılandırılmış odak grup görüşmelerinin ardından edinilen seslerin kayıtları alınarak, DH'lerin metinleri deşifre edilerek ve alandaki gözlem notları tutularak toplanmıştır. Veri setinin analizi için tematik analiz gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın bulguları, DHA'nın dâhil edilmesiyle öğretmen adaylarının kapsayıcı eğitimin bileşenlenlerini kendi deneyimleri üzerinden anlamalarının ve okullardaki uygulamalarını daha kapsayıcı hâle getirmenin değerini, görev sorumluluklarını fark etmelerinin mümkün olduğunu göstermektedir. Bu bağlamda öğretmen adaylarının kapsayıcı eğitimi, mesleklerinin özü olan hareket ile kendilerinin bağımlı ve bağımsız yaşam kalitesi olarak ortaya koydukları alanlarda sunabilecekleri katkıları anlamlandırabildikleri görülmektedir. Ayrıca DHA'nın dâhil edilmesi, öğretmen adaylarının dinlenmesini sağlayarak üniversitede aldıkları eğitimin daha kapsayıcı olmasına katkıda bulunmaktadır. DHA ile kapsayıcı eğitim olarak özetlenebilecek bu uygulamanın hem öğretmen eğitimcilerinin kendi uygulamaları üzerine yansıma yapması hem de öğretmen adaylarının sesinin duyulması açısından eylem araştırmasının odağında olan "Kendi uygulamalarımızı nasıl değiştirebiliriz?" sorusuna özgün cevapları ortaya çıkardığı söylenebilir. Diğer yandan öğretmenlerin profesyonel sermayelerine vurgu yapan Hargreaves, A., & Fullan, M. (2012), derslerdeki başarı ve kanıtın öneminin yanında standart testlerde gösterilen beceri artışının ölçülmesi hiçbir zaman öğretmenin asıl büyüsü olan çocukların neşeyle sınıfa gelmesi, onların yaşamlarının geri kalanı için edinecekleri ilgi alanları ile buluşması ve zora düştüklerinde onları ayağı kaldırması hikmet ve görkeminin önüne geçmemesi gerektiğini ifade etmektedir(Hargreaves, A., & Fullan, M. ,2012, S.10). Yazarlara göre asıl sorun olan kanıtların kullanılması değil ama sayısal veri, teknolojik araç, gereç ve dar bakışlı test odaklı hedef takıntısının getirdiği işlevsizliktir. Asıl işlevsel olan ise tüm öğrenciler için öğrenme ve başarıyı geliştirmek, onların refahlarını ve karakterlerini geliştirmek ve avantajlı olanlar ile dezavantajlı sosyal geçmişe sahip olanlar arasındaki farkı kapatmaktır (Hargreaves, A., & Fullan, M. ,2012, S.13). Öğretmenin standart eğitimden ziyade öğrencilerin bireysel farklılıklarının farkında olarak dahil edilmesinde etkili olabilmesi için öğretmen eğitimi sırasında özellikle dezavantajlı öğrencilerin dahil edilmesiyle ilgili yenilikçi yaklaşımlar ile tanışmasının, kendi çözümlerini üretmesinin önemli olduğu söylenebilir. Aynı zamanda Hargreaves, A., & Fullan, M. (2012)' öğretmenleri ve öğretimi geliştirmek için öğretmenlerin içinde bulunduğu koşulları ve parçası oldukları topluluk ve kültürlerin geliştirilmesi gerektiğini ifade etmektedir (Hargreaves, A., & Fullan, M. ,2012, S.45). Bu yüzden bu araştırma kapsamında güven ortamı oluşturarak deneyimlerin anlatılması ve anlatılan deneyimlerin daha geniş çevrelerle paylaşılmasına imkan tanıyan atölye temelli Dijital Hikaye Anlatımı aday öğretmenlerin ve öğretmenlerin içinde bulundukları kültürlerin iyileştirmesine katkıda bulunmak amacıyla yenilikçi, yaratıcı ve güçlendirici bir yaklaşım olarak kullanılması planlanmaktadır. Bu sayede aday öğretmenler dezavantajlı grupların yaşam kalitelerinin iyileştirilmesi için yalnızca bireysel bilgi edinmekle kalmayacak aynı zamanda aktif yaşam yoluyla yaşam kalitesinin iyileştirilmesinde bir değişim elçisi olarak hikayelerini daha geniş çevrelerle paylaşıp kültürel dönüşüme öncülük edebileceklerdir. Bu kapsamda araştırmanın amacı, öğretmenlerin ve aday öğretmenlerin bireylerin farklılarını göz önünde bulunduracak şekilde dijital hikâyeleriyle aktif kaliteli yaşamı nasıl anlamlandırdığını incelemektir.

Beden eğitimiBeden eğitimi ve spor dersiBeden eğitimi ve spor yüksekokulları+6
Özgür Yaşar Akyar
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

Anaokulu düzeyindeki çocuklara öz bakım ve sosyal yetkinlik kazandırmada sosyal öğrenme teorisine dayalı öğretim etkinliklerinin etkisi

Bu araştırma, sosyal öğrenme teorisine dayalı hazırlanan çizgi filmler aracılığı ile verilen eğitimin, okul öncesi dönemdeki çocuklara öz bakım ve sosyal yetkinlik davranışlarını kazandırmada etkililiğini incelemek amacıyla, randomize kontrollü olarak yapılmıştır. Araştırma, Ankara ili Çankaya ilçesi Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı iki anaokulunda, 20 Ocak-16 Haziran 2023 tarihleri arasında uygulanmıştır. Araştırmanın örneklemini 41 müdahale ve 41 kontrol grubu olmak üzere 82 çocuk oluşturmuştur. Verilerin toplanmasında Demografik Veri Formu, 3-6 Yaş Çocukları İçin Öz Bakım Becerileri Değerlendirme Testi ve Sosyal Yetkinlik ve Davranış Değerlendirme Ölçeği -30 kullanılmıştır. Müdahale grubundaki çocuklara öz bakım ve sosyal yetkinlik davranışları kazandırmak amacıyla sosyal öğrenme kuramına dayandırılarak hazırlanan beş adet çizgi film ile dört ay boyunca eğitim verilmiştir. Her ayın sonunda çocuklar için ölçekler uygulanmıştır. Sonuçta, çocuklar toplam beş kez değerlendirilmiştir. Kontrol grubundaki çocuklar için herhangi bir müdahale gerçekleştirilmemiş, anaokulunda aldıkları standart eğitime devam etmişlerdir. Sosyal öğrenme kuramına dayandırılarak verilen eğitimler sonucunda, müdahale grubundaki çocukların öz bakım ölçeğinin üç alt boyutuna ait puanları (temizlik ve kişisel bakım, yemek yeme, dinlenme) ve ölçeğin toplam puanı, kontrol grubuna göre anlamlı ölçüde daha yüksek bulunmuştur (p<0.05). Müdahale grubundaki çocukların sosyal yetkinlik ve davranış ölçeğinin sosyal yetkinlik alt boyutuna ait puanları ve ölçeğin toplam puanları, kontrol grubuna göre anlamlı ölçüde daha yüksektir (p<0.05). Müdahale grubunda bulunan çocukların sosyal yetkinlik ve davranış ölçeğinin iki alt boyutuna (kızgınlık-saldırganlık ve anksiyete-içe dönüklük) ait son test puanları, kontrol grubuna göre anlamlı ölçüde düşüktür (p<0.05). Bu bulgular doğrultusunda, okul öncesi dönemdeki çocukların öğrenme sürecinde, Sosyal Öğrenme Kuramının olumlu sağlık davranışları kazandırmada kullanılması önerilmiştir. Anahtar Kelimeler: sosyal öğrenme kuramı, öz bakım, sosyal yetkinlik, okul öncesi dönem

AnaokullarıSosyal yetkinlikSosyal öğrenme+3
Işın Bıyıkoğlu Alkan
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

Öğretmenlerin ebeveynlikte ve öğretimde bilinçli farkındalıkları ile içsel bilinçli farkındalıkları arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmada, öğretmenlerin içsel bilinçli farkındalık, ebeveynlikte bilinçli farkındalık ve öğretimde bilinçli farkındalıkları ile kişilik özellikleri, yetişkin ebeveyn kabul/ret tutumları ve çalışma yaşamında duygusal emek davranışları arasındaki ilişkilerin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada ilişkisel betimleyici araştırma deseni kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini verilerin toplanması için ayrılan süre içinde çalışmaya gönüllü olarak katılan, formları eksiksiz olarak dolduran ve ebeveyn olan 475 öğretmen oluşturmuştur. Veri toplama araçları olarak, "Demografik Bilgi Formu", "Beş Faktörlü Bilgece Farkındalık Ölçeği-Kısa Formu", "Ebeveynlikte Bilinçli Farkındalık Ölçeği", "Öğretimde Bilinçli Farkındalık Ölçeği", "On-Maddeli Kişilik Ölçeği", "Yetişkin Ebeveyn Kabul/Ret Ölçeği-Kısa Formu" ve "Duygusal Emek Ölçeği- yüzeysel rol yapma ve doğal duygular alt ölçekleri" kullanılmıştır. Kurulan Yapısal Eşitlik Model'inde kişilik, yetişkin ebeveyn/kabul ret, yüzeysel rol alt boyutu, doğal duygu alt boyutu, içsel bilinçli farkındalık, ebeveynlikte bilinçli farkındalık ve öğretimde bilinçli farkındalık gizli değişkenlerine ilişkin tüm gözlenen değişkenlerin standartlaştırılmış faktör yükleri istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur. İçsel bilinçli farkındalık, ebeveynlikte bilinçli farkındalık, öğretimde bilinçli farkındalık üzerinde kişiliğin pozitif yönde ve anlamlı bir etkiye sahip olduğu tespit edilmiştir. Aynı zamanda araştırmada, öğretmenlerin üç tür (içsel, ebeveynlikte ve öğretimde) bilinçli farkındalıklarının cinsiyete, meslekte görev süresine, yoga, meditasyon vb. etkinlikler yapıp yapmamalarına, bilinçli farkındalıkla ilgili bir eğitim alıp almamalarına ve sahip oldukları çocuk sayısına göre farklılaşıp farklılaşmadığı belirlenmiş olup elde edilen sonuçlar alanyazın ışığında tartışılmıştır.

Bilinçli farkındalıkEbeveyn kabul veya reddiEbeveynler+4
Zeynep Şebnem Kurt
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

TGA (Tahmin et-gözle-açıkla) yöntemi destekli etkinliklerin lise öğrencilerinin üst biliş farkındalıkları üzerine etkisinin araştırılması

Bu araştırmanın amacı, 9. Sınıf kimya dersi öğretim programında yer alan ''Maddenin Halleri'' konusunda tahmin et–gözle–açıkla (TGA) yöntemine uygun çalışma yaprakları geliştirerek bu çalışma yaprakları yardımıyla yapılan TGA etkinliklerinin öğrencilerin üst bilişsel farkındalıkları üzerine etkisini incelemektir. Araştırmanın çalışma grubu 2016-2017 eğitim-öğretim yılında Ankara Mehmet Rüştü Uzel Mesleki Anadolu Lisesinde 9. Sınıf şubesinde öğrenim gören 99 öğrenciden oluşmaktadır. Araştırma bir karma yöntem çalışmasıdır. Araştırmanın nicel kısmı ön test-son test kontrol gruplu desen kullanılarak gerçekleştirilirken, nitel kısmı ise odak grup görüşmesi tekniği ile yürütülmüştür. Araştırmada veri toplama aracı olarak Bilişötesi Farkındalık Envanteri kullanılmıştır. Öğrencilerin Bilişötesi Farkındalık Envanteri ve alt boyutlarından elde ettikleri puanların analizleri için betimsel istatistikler, Çok Değişkenli Varyans Analizi (MANOVA) ve bağımlı gruplar t testi uygulanmıştır. Araştırmanın sonucunda TGA yöntemine göre hazırlanmış etkinliklerin deney grubundaki öğrencilerin iki alt boyut haricinde (prosedürel bilgi-değerlendirme) diğer tüm alt boyutlarla karakterize edilen üst bilişsel farkındalıklarını arttırdığı sonucuna varılmıştır. Odak grup görüşmesiyle ortaya çıkan sonuçların hangi ölçüde nicel sonuçları açıkladığı değerlendirilmiş ve yorumlanmıştır.

Bilişüstü farkındalıkFarkındalıkKimya dersi+5
Ali Karadeniz
Hacettepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Video-içi biçimlendirici değerlendirme ortamında öğrenen-değerlendirme etkileşimlerinin incelenmesi

Öğretimsel video 20. yüzyılın başlarından itibaren kullanılmaya başlanmış ve elde edilen sonuçlarla öğrenme sürecindeki etkililiği üzerine günümüze kadar birçok araştırma yapılmıştır. Özellikle e-öğrenme ortamlarında video kullanımı gelişen teknoloji ile artmış, zaman ve mekan esnekliği sağlayan e-öğrenme ortamlarına entegre edilmiştir. Kullanılan öğretimsel videolar ortamın sunduğu etkileşim ile öğrenene sunulmuş, öğrenenlerin içerik ile etkileşimleri ortam ve video oynatıcı ile sınırlandırılmıştır. Eğitimde yeni yaklaşımlarla birlikte öğrenen-öğrenme ortamı arasındaki etkileşim öğrenenlerin daha iyi yapılandırılmış ortamlarda, sadece ortam ile sınırlandırılmadan içeriklerle de etkileşime girmelerine olanak sağlamaktadır. Bu etkileşim için içerikler öğrenenlere etkileşimli öğretimsel videolar olarak sunulmaktadır. Yapılan alan yazın taraması sonucunda etkileşimli öğretimsel video kullanımlarının sadece içerik olarak değil de değerlendirme sürecinin bir parçası olarak da kullanıldığı, ancak bu süreçte etkileşimli videonun öğrenene sunulup değerlendirme sürecinin klasik yöntemle yapıldığı görülmüştür. Bu çalışmanın temel amacı, öğretimsel video içeriklerinin etkileşimli olarak öğrenene sunulacağı biçimlendirici değerlendirme ortamının oluşturulması ve bu ortamda öğrenenlerin ortam ve öğretimsel video içerikleriyle etkileşim davranışlarının incelenmesidir.

Bilgisayar destekli eğitimBilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi BölümüEtkileşimli öğretim teknikleri+6
Haluk Kuzudişli
Hacettepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Müzakerelerin başarılı sonuçlanmasında iletişimin etkisi ve bir uygulama

Müzakere, hayatımızın vazgeçilmez bir parçasıdır. Bilim adamları, müzakere kavramına son yıllarda daha çok değer vermeye başlamışlardır. Bunun yanında müzakerelerin merkezi olan iletişime verilen önem oldukça azdır. Müzakerelerde kullanılan iletişim yöntemlerini ve sonuçlarını araştıran çalışmalar az sayıdadır. Bu çalışmada öğretmenlerin yaptıkları müzakerelerde iletişimin etkisi tespit edilmeye çalışılmıştır.Araştırmada internet üzerinden anket yöntemi kullanılmıştır. Değişik branşlarda toplam 555 öğretmen araştırmaya katılmıştır. Çalışma için ?Müzakerelerde İletişim Becerilerini Değerlendirme Ölçeği? adı altında bir anket hazırlanmıştır. Anket iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde öğretmenlerin kişisel bilgilerini toplamak amacıyla Kişisel Bilgi formuna, ikinci bölümde ise müzakerelerde kullanılan müzakere tarzlarını ve iletişim becerilerini belirlemek üzere 30 adet soruya yer verilmiştir.Araştırma sonucunda öğretmenlerin yaş, cinsiyet, medeni ve öğrenim durumlarına bağlı olarak müzakere ve iletişim tarzlarında anlamlı farklılıklar saptanamamıştır. Bunun nedeninin öğretmenlik mesleğiyle direk alakalı olduğu düşünülmektedir. Öğretmenler, mesleklerinden getirdiği bazı özellikleri hayatlarının her alanında uygulamaktadırlar. Anahtar Sözcükler: Müzakere, İletişim, Öğretmen

MüzakereÖğretmenlerÖğretmenlik+3
Sinem Köksal
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2012
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

The perceptions of students and teachers about the benefits of and bariers to techonology aided EFL

In this study the viewpoints and feelings of EFL students and EFL teachers on the benefits of and barriers to technology aided English as a foreign language (TAEFL) were examined. This study was conducted at Salahaddin University - College of Languages - Department of English Language in Erbil, in the North of Iraq. The purpose of the study was to understand the attitudes of EFL students and teachers who use technology for educational purposes towards the use of technology in the process of English language learning and teaching. In addition, the study aimed to find out the participants EFL students and teachers frequency of technology use. Finally, the study examined the barriers that the EFL students and teachers encounter while using technology. The questionnaires and interviews were administered in order to collect the data. The first questionnaire was administered to 130 EFL students at Salahaddin University - College of Languages - Department of English Language who were first, second, third and fourth year students. The second questionnaire was administered to 50 EFL teachers at Salahaddin University - College of Languages - Department of English Language who were PhD, MA students. Furthermore, in order to get more information, ten EFL students and ten EFL teachers were interviewed in this study. The findings of this study indicated that in spite of having positive attitudes towards integration of technology in EFL, the participants of EFL students and teachers did not use technology in their English language too much. In addition, the use of technology is not too much due to several barriers. Deficiencies and constraints of technological instruments, financial supports, lack of time, lack of information about how to use various types of technological equipment and programs, and lack of effective training courses are the challenges that discourage and prevent the participants EFL students and teachers from utilizing and integrating technology into their English language learning and teaching process. Finally, this study presented several pedagogical suggestions such as providing sufficient funds for technological instruments and training courses in order to increase technology integration in EFL. KEY WORDS: Technology Aided English As A Foreign Language (TAEFL). Attitudes towards TAEFL. Benefits of and Barriers to TAEFL. Frequency of Using Technology.

Computer assisted instructionTechnologyTechnology based instruction+7
Mahmood İmad Mohammed
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ortaokullardaki branş öğretmenlerinin yapılandırmacı öğrenme kuramını uygulama düzeyleri

1960'lı yılların başında literatüre girmiş olan ve o tarihten günümüze de özellikle gelişim psikolojisi ve bilişsel psikoloji alanlarında geniş bir yer edinmiş olan yapılandırmacılık, öğrencilerin kendi gerçekliğini oluşturdukları ya da kendi deneyim ve algılarına dayanarak anlamı yorumladıkları bir yaklaşımdır. Ülkemizde Milli Eğitim Bakanlığı'nın 2004 yılında yeniden düzenlemiş olduğu ilköğretim programıyla yapılandırmacı öğrenme kuramı milli eğitim sistemimizdeki yerini almıştır. 2005 yılından itibaren ise ülkemizde görev yapan öğretmenlerin derslerinde yapılandırmacı öğretim programlarını uygulamaları istenmiştir. Yeni hazırlanmış eğitim programlarının yapılandırmacı anlayış ilkelerinden de yararlanılarak hazırlanmış olması, ülkemiz eğitim sisteminde değişimlerin başladığının işaretlerini vermektedir. Ancak bu değişimlerin etkili olabilmesi öğretmenlerin uygulamalarına bağlıdır. Yapılandırmacı öğrenme kuramında sınıfta öğretim ve öğrenme süreçlerine liderlik yapan öğretmen, öğrenme ortamlarını düzenleyen ve değerlendirme süreçlerini planlayan bireydir. Yapılandırmacı yaklaşımda öğretmenin görevi, bilgi dağıtmak değil, öğrencilerin bilgiyi önceki bilgilerinin üstüne koymasına öncülük etmektir. Bu araştırmanın amacı, ortaokul branş öğretmenlerinin yapılandırmacı kuramı uygulama düzeylerini görmektir. Çalışma, İstanbul İlinin Beşiktaş İlçesi Gaziosmanpaşa Ortaokulu'nda görev yapmakta olan 1 Türkçe, 1 İngilizce, 2 Sosyal Bilgiler, 1 Fen Bilgisi ve 1 Matematik öğretmenlerinin 5, 6, 7 ve 8. sınıf derslerinde, yapılandırmacı öğretim yöntemlerini uygulama düzeyleri incelenmek istendiğinden gözlem yöntemi kullanılmıştır. Veriler 6 öğretmenin 2013-2014 eğitim öğretim yılındaki farklı tarihler ve derslerinden elde edilen 12 saatlik video kayıtlarından oluşmaktadır. Elde edilen veriler içerik analizi yöntemi kullanılarak değerlendirilmiştir. Araştırmanın sonuçlarına göre öğretmenlerin, öğrencilerin ilgilerini canlı tutabildikleri, genel anlamda merak duygusu uyandırabildikleri, öğrencilerin bilgiyi keşfetme sürecinde yeterli düzeyde rehberlik edebildikleri, öğrenenlere açık uçlu sorular sorarak araştırma yapmaya ve derse katılmaya teşvik ettikleri görülmüştür. Ancak, öğretmenlerin, öğrencileri grup etkinliklerinde yer almaya, işbirliği içinde çalışmaya yeterince teşvik edemedikleri, onların bilgi ve becerilerini geliştirecek düzeyde bilgi iletişim teknolojilerini kullanmadıkları, onların ön bilgilerini ölçebilecek sorular sormadıkları veya bunu sınıfın geneline yayamadıkları görülmüştür. Öğrencilerin fikirlerini ve ürünlerini sınıfa aktaramadıkları ve kanıtlayamadıkları, işbirliği içinde yeterince çalışmadıkları görülmüştür. Öğrencilerin, fırsat verildiğinde konu ve kavramları kendi bilgilerini kullanarak açıklamaya çalıştıkları, olaylar arasında neden sonuç ilişkileri kurabildikleri, sınıftaki diğer öğrencilerle ve öğretmenle iletişim içinde olabildikleri görülmüştür. Öğrenme ortamları bakımından derslerin diğer ünite, alan ve konularla ilişki kurulabildiği, gerçek hayattan örneklere yer verilebildiği, ders işleme süreçlerinde birden çok öğretim yöntem ve teknikten faydalanıldığı, ancak, öğretmenlerin ders kitabı dışında farklı kaynaklardan faydalanamadıkları, derste gerekli olan görsel-işitsel araçların yeterince kullanılmadığı görülmüştür. Öğrenme ortamlarında, öğrencilerin kendi kendilerini veya birbirlerini değerlendirmelerine fırsat verilmediğini, yapılan uygulama ve çalışmaların toplandığı ürün dosyalarının kullanılmadığı görülmekle birlikte, öğretmenlerin farklı türde ölçme ve değerlendirme tekniklerini uygulayabildikleri görülmüştür. Öğretmenlerin eskiden uygulanan öğretim yöntemlerini alışkanlık haline getirmiş oldukları görülmektedir. Öğrenme ortamlarının donanım açısından yeterli hale getirilmesi gerekliliği açıkça ortaya çıkmaktadır. Sınıf mevcutlarının kalabalık olmaması, öğrenme programları için yeterince zaman ayrılabilmesi ise yapılandırmacı öğrenme kuramının uygulanabilirliğini etkilemektedir. Geleneksel öğretimin kalıplarından, yapılandırmacı öğrenme ortamlarına geçiş yapabilmenin çok da kolay olmadığını gördüğümüz araştırmanın sonuçlarına göre, öğretmenlerin görev paylaşımı içeren, işbirliği gerektiren faaliyetlere öncelik vermesi gerektiği önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Yapılandırmacı, Öğretmen, Gözlem.

Branş öğretmenleriOrtaokullarYapılandırmacı öğretim yöntemi+3
Ömer Küçük
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

The role of social-emotional stability in English among Iraqi kindergarteners

Nowadays, second language learning, among young learners, is considered as one of the main subjects in the field of education around the world. Much research dealt with this subject and focused on the processes of second language learning among young learners. Researchers were trying to understand and diagnose young language learners' strengths and weaknesses. They came up with some evidence that showed language aptitude, gender, age, creativity, and motivation were among the elements that made young students be different from other students. Unlike other research, this study aimed to identify the role of social-emotional stabilities among young learners in second language learning. We specifically examined the influences of these skills in the process of second language learning. For this study, Margret kindergarten was chosen, and thirty-three children were randomly selected who applied for an English language course in the kindergarten. Eighteen of the selected children were females while the rest were males, and the age of the participants was between 4-5 years old. At the beginning of the English course, a pretest was conducted to measure the children's social and emotional skills. After data collection, the finding showed a significant relationship between social-emotional skills and second language learning. Those students who showed a high level of social-emotional skills were more active in learning their second language and passed the test of English proficiency with high degrees, while those students who showed a low level of social-emotional skills could not pass the English language test or passed with low degrees

Language teachingIraqPreschool period+7
Ranjdar Hama Sharıf
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Öğretim yöntemlerinden gezi gözlem ve inceleme metodunun uygulanmasında ortaya çıkan problemlere ilişkin öğretmen görüşleri (Güngören İlçesi örneği)

Eğitimde, hedeflenen amaçlara ulaşmak için çeşitli öğretim teknikleri uygulanmaktadır. Bir dersin veya bir konunun öğretimi rastgele, amaçsız ve yöntem olmadan düşünülemez. Özellikle yöntem, öğretim etkinlikleri için önemli bir esas niteliğindedir. Bu araştırmada, okullarda uygulanan öğretim yöntemlerinden biri olan gezi gözlem ve inceleme eğitim metodunun kullanımı, bu metodun uygulanmasında ortaya çıkan problemlere ilişkin öğretmenlerin görüşlerine yer verilmesi amaçlanmıştır. Tezin kapsamında ise öğretim yöntemleri anlatıldıktan sonra bu yöntemlerden gezi gözlem ve inceleme metodu ayrıntılı olarak ele alınıp öğretmenlerin konu ile ilgili görüşlerine uygun bir çalışma ile yer verilmeye çalışılacaktır. Araştırmanın verileri 2013-2014 eğitim-öğretim yılında, İstanbul ili Güngören ilçesindeki altı ilkokul ve ortaokulda görev yapan 56 sosyal bilgiler, 51 fen bilimleri, 62 Türkçe ve 131 diğer (sınıf, resim, müzik, İngilizce vd.) olmak üzere 300 öğretmenden toplanmıştır. Verilerin toplanmasında betimsel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmada uzman görüşleri alındıktan sonra araştırıcı tarafından geliştirilen ölçme aracı kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen öğretmen görüşleri SPSS paket programında analiz edilmiştir. Verilerin analizinde dağılımın belirlenmesi için frekans ve yüzdelik değerleri, önemli görülen değişkenler arasındaki farkın anlamlılık düzeyini belirlemek amacıyla ki kare analizi kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda öğretmenlerin gezi gözlem ve inceleme metodunu kullanırken okul idarelerinin geziler konusunda olumlu tutum sergilediklerini ortaya koymuşlardır. Öğretmenler gezi gözlem sırasında uygulanan idari izinlerin gerekli olduğunu düşünmektedir. Öğrencilerin ise genel olarak gezi gözlem ve inceleme yöntemini uygularken kurallara uygun olarak davrandıkları görülmektedir. Öğretmenlerin en çok karşılaştıkları zorluklardan bazıları olarak, velilerin gezi gözlem ve inceleme metodu hakkında yeterince bilgi sahibi olmamaları, velilerin gezi masraflarını karşılamakta sıkıntı çekmeleri oldukları görülmektedir. Ayrıca gezi gözlem sırasında öğrencilerin tehlikeli durumlarla karşılaşabilme olasılığının olması, öğretmenleri gezi gözlem hakkında olumsuz düşünmelerine sebep olmaktadır. Anahtar Kelimeler: Gezi gözlem ve inceleme metodu, Öğretim yöntemleri, Yaparak yaşayarak öğrenme

Araştırma-inceleme yoluyla öğretimEğitim sorunlarıGezi-gözlem yöntemi+3
Göksun Öz
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Fen bilgisi öğretmenlerinin, öğretmenlik mesleğine yönelik tutumları ile özyeterlilikleri arasındaki ilişki

Bu araştırmada; Fen Bilgisi Öğretmenlerinin öğretmenlik mesleğine yönelik tutumlarıyla özyeterlilik algıları; cinsiyet, yaş, görev yapılan okul türü, okuldaki pozisyon, mesleki görev yılı, en son mezun olunan öğretim programı değişkenleri açısından incelendi. Bu araştırmanın örneklemi İstanbul İli Başakşehir ilçesinde görev yapmakta olan toplam 103 (E:30 K:73) Fen Bilgisi öğretmeninden oluşmaktadır. Araştırmada, "Ögretmen Özyeterlilik Ölçegi" ile "Öğretmenlik Mesleğine Yönelik Tutum Ölçeği" uygulandı. Araştırma sonucunda Fen Bilgisi öğretmenlerinin mesleki görev yılı, yaş, görev yapılan okul türü ve cinsiyete göre özyeterlilik inancı ve mesleki tutum anket sorularında anlamlı biçimde farklılık olduğu belirlendi. Özyeterlilik ve alt başlıklarında meslek görev yılının etkili olduğu, tutum da ise okul türünün önemli olduğu tespit edildi. Ayrıca öğretmenlerin özyeterlilik inancıyla mesleğe yönelik tutumları arasında pozitif yönde orta düzeyde bir korelasyon olduğu tespit edildi.

Fen bilgisiFen bilgisi dersiTutumlar+4
Zeynep Tufan
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Raising pragmatic competence in foreign language classrooms

Second language pragmatics has recently been a prevailing topic in the field of second language teaching. While many studies have been conducted about why, how and what to incorporate regarding the teaching of pragmatic competence, there are still unsolved issues about them. This study addresses the possibility of developing pragmatic competence in EFL classrooms through well-designed curricular courses. The study also examined the impact of proficiency in expediting pragmatic production in English L2 learners. Fifty senior university students (25 males; 25 females) with English high proficiency attended the course, participating in a pre-test before instruction began and a post-test upon course completion. The study addresses several significant questions, namely the relationship of proficiency and development of pragmatic competence, the impact of class-based explicit instruction in raising competence, and the role of gender as an influencing factor affecting competence. Unlike previous studies, this study covered more than one aspect of pragmatic production, including inference, implicatures, structural errors in meaning and interpretation, and speech act (requests, refusals, apology and offer). The study produced key findings that can help inform and improve the incorporating of pragmatic competence in language study; proficiency level significantly impacts pragmatic competence; pragmatic-based curricula are supportive in constructing competence; gender factor does not affect learning pragmatics, as both genders performed similarly in the tests. Eventually pragmatic competence can expectedly be raised via classrooms-based courses.

Gender identityCurriculumPragmatics+7
Nadhim Othman Najmalddın Najmalddın
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

The effect of reading novels on Iraqi EFL learners, vocabulary knowledge and reading comprehension ability

The study investigated the effect of reading novels in learning English as a foreign language(EFL)among sixty-five students at the Department English Language and literature/ Sulaimani University. The participators were intwo groups (control and experimental groups) including both sexes (39 male and 21 female). All of them were third-year students; they had already studied literature for two years prior to their participation. order to determine the effect of reading novels on language learning, it was necessary to measure placement test, vocabulary and reading comprehension tests, Rosetta Stone software for vocabulary knowledge and Tell Me More software for reading comprehension. The findings showed that control and experimental groups both reported higher than vocabulary in language learning with the mean score of pre-test 15.16, and that for post-test being 17.03. The findings also revealed that there was no statistically significant difference between both groups' vocabulary knowledge, while a statistically significant difference was found to exist in the post-test. The findings showed that reading comprehension reported higher than control and experimental groups in pre-test with mean 14.30 while in post-test, control and experimental groups scored higher than Reading comprehension with mean 17.03. Again, there was no statically significant difference in the mean of the scores of the pre-test of reading comprehension of both groups, while statistically significant difference in the mean of the scores of the post-test of reading comprehension of both groups existed. Correlation analysis was carried out to determine the relationship between reading comprehension and vocabulary knowledge, adhering to the administration of tests. In both groups, the results demonstrated that there was appositive relationship between the students' reading comprehension and vocabulary knowledge in their learning of English as a foreign language.

Study of languagesIraqReading+7
Nabard Fouad Ghareeb Al Bajalan
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yabancı dil olarak Türkçe öğretiminde ölçme ve değerlendirme

Yabancı dil olarak Türkçe öğretimi dört temel dil becerisi olan okuma, dinleme, yazma ve konuşma (karşılıklı konuşma ve sözlü anlatım) becerisinin gelişimi esas alınarak yapılmaktadır. Bu becerilerin hedeflenen kazanım sınırları Avrupa Dil Portfolyosunda belirtilmiştir. Hedeflenen kazanımlara yönelik yapılan öğretim bu kazanımların alınıp alınmadığını belirlemek için bir ölçme ve değerlendirmeye tabi tutulmalıdır. Yapılacak olan ölçme ve değerlendirme süreci yabancı dil olarak Türkçenin öğretimine uygun bir şekilde olmalıdır. Bunun için ölçmeye ve ölçeğe uygun gerekli ön çalışma yapılarak bir plan çerçevesinde bu süreç uygulanmalıdır. Yabancı dil olarak Türkçe öğretiminde özellikle ölçmede kullanılacak soru türüne ait alanda büyük bir boşluğun olması bu alandaki öğreticilerin ölçme yaparken yanlış yöntemler kullanmasına sebep olmaktadır. Buradan hareketle bu çalışmada, yabancı dil olarak Türkçe öğretiminde yapılacak ölçmenin ve değerlendirmenin ne şekilde olacağı ortaya konulmuştur. Ölçmede uygulanan sınav türleri ve soru tipleri örnekleriyle beraber açıklanmıştır. Ayrıca ölçme için gerekli olan materyalin hazırlanma ve uygulama sürecinde dikkat edilmesi gereken noktalar açıklanmıştır. Anahtar Kelimeler: Yabancı Dil Olarak Türkçe, Ölçme ve Değerlendirme, Sınav Türleri ve Soru Tipleri

Dil becerileriDil öğretimiTürkçe+6
Enver Gedik
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Okul tiyatrosu ve yaratıcı drama ilişkisi

Vygotsky'nin söylediği gibi, gerçek hayatta çocuk tarafından fark edilmeyen şeyler, oyunda bir davranış kuralı haline gelir ve oyun bilişsel yetenekleri, motivasyonu, istekleri, sosyal ilişkileri, duyguları, zevki ve estetik deneyimi, kişisel alanlarda gelişmeyi ve en önemlisi iletişimi güçlendirmeyi sağlar. Oyunun bu özelliği, oyunun konusunu ve onunla ilgili olan her şeyi kişisel bir nesne haline getirir. Vygotsky'nin bu teorisi ise akıllara, içinde oyunu en çok barındıran ve çocukların eğitimi için kullanılan Okullarda Tiyatro'yu ve Yaratıcı Drama'yı getirir. Bu çalışmada, içinde oyunu ortak bir bileşen olarak barındıran Okul Tiyatrosu ve Yaratıcı Drama disiplinlerinin ortak özellikleri, farklılıkları ve eğitim-öğrenime olan katkıları araştırılmıştır. Oyunun çocukların eğitimi üzerindeki etkisinden yola çıkılarak Okul Tiyatrosu ve Yaratıcı Drama'nın ilişkisine, tarihsel gelişimine ve özellikleri bakımından eğitim ortamlarında öğrencilere olan katkılarına odaklanılmıştır. Çalışmanın amacı ise; Okul Tiyatrosu'nun ve Yaratıcı Drama bileşenlerinin eğitsel olarak önemini sorgulayarak, günümüzde sadece yıl sonu gösterilerinden ibaret olan Okul Tiyatro'sunun varlığını tekrar gündeme getirmek ve Yaratıcı Drama ile olan farkını ortaya çıkartmaktır. Anahtar Kelimeler: Okul Tiyatrosu, Yaratıcı Drama, Eğitim, Oyun

DramaEğitimOkul tiyatrosu+6
Gülcihan Sefer
Haliç University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Orff-Schulwerk yaklaşımları ile halk oyunları öğretimine bir model önerisi

Ülkemizde Türk halk oyunlarının öğretim süreçleri belli bir metoda dayandırılmadan, geleneksel öğretim yaklaşımları çerçevesinde yürütülmektedir. Geçmişten günümüze kadar bir kaynak araştırılması yapıldığında, Türk halk oyunları öğretimi ile ilgili akademik çalışmaların yetersizliği göze çarpmaktadır. Bu alanda ciddi anlamda bir öğretim modelinin oluşturulmamış olmasından hareketle bu alanda araştırma yapmayı uygun bulduk. Orff Schulwerk yaklaşımı uzun yıllardır bilinmektedir. Elementer düzeyde müzik ve dans pedagojisi eğitimine farklı disiplinler ile pedagojik fikirler sunarak yaklaşımın değişik kültürlere uyarlanmasına da olanak sağlar. Orff Schulwerk kendine has ilkeleri ile çocukların kişisel gelişimlerine olumlu etkiler sağlayarak güven, başarı, sorumluluk gibi duyguları kazandıran bir yaklaşımdır. Son yıllarda akademik alanda ön plana çıkmakta olan bu yaklaşımla halk oyunlarının öğretilebileceği hipotezinden hareket ederek araştırmamızı oluşturduk. Milli Eğitime Bakanlığına (MEB) bağlı Beşiktaş Sait Çiftçi ilköğretim okulunda 6/10 yaş grubundan 10 öğrenci ile 2021/2022 eğitim öğretim yılında model okulunda uygulanması yaptık. Seçilen model öğrenciler ile uygulamalar bir plan dahilinde sürdürdüğümüz çalışmamız sonucunda problemimize çözüm üretilmiştir. Gözlemler sonucunda Orff Schulwerk Yaklaşımları ile Türk halk oyunları öğretimine bir model olarak uygulanan oyunların çocuklar üzerinde etkili olduğu ortaya çıkmıştır. Ezbere dayalı olmayan kalıcı bir öğrenme ortamı sağladığı görülmüştür. Araştırmada kullanılmak üzere seçilen halk oyunları örnekleri, Orff Schulwerk yaklaşımının temel ilkelerinden dil, ritim, hareket, seslendirme, çalgı, doğaçlama ve dans ile uyarlanarak ders planları yapılmıştır. Çocukların sadece hareketleri öğrendiği bir ders olarak değil, kendi kültürlerini ve oyunlarını yöre bazında öğrendikleri ve kavradıkları, farklı bölgeden oyunlar ile örnekler sunularak çocukların ritmik olarak türküyü ve oyunu kalıcı olarak öğrenmesi sağlanmaktadır. Ayrıca MEB tarafından görevlendirilen halk oyunları usta öğreticisinin de dersleri hem video hem de gözlem raporları ile kayıt altına alınmıştır. Derslerde öğrenme ortamının elverişli olmayışından materyal eksikliğinden, mekânın yetersizliği ve ekonomik yetersizliklerden dolayı çalgı eğitimi ya da canlı müzik ile eğitim ortamı sağlanamadığı gözlemlenmiştir. Bununla birlikte geleneksel öğretim yaklaşımı kullanıldığı için, çocukların derse yüzde yüz katılamadığı, oyunları öğrenirken bazı çocukların isteksiz olduğu gözlemlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Model, Orff Schulwerk, Türk Halk Oyunları.

Halk oyunlarıOrff yöntemiOrff-Schulwerk+3
Şeyma Özcan
Haliç University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Mikro öğretim tekniğinin ortaokul 7. sınıf öğrencilerinin konuşma beceri ve kaygılarına etkisi

Mikro öğretime dayalı konuşma becerisinde bireyler kendi konuşmalarını değerlendirme, eksiklerini görüp kendilerini düzeltme imkânı bulmuş olurlar. Ortaokul öğrencilerinin dil gelişimleri göz önünde bulundurulduğunda konuşma becerilerini bu teknikle ilerletmek mümkün görünmektedir. Bu doğrultuda çalışmanın amacı mikro öğretim tekniğinin ortaokul 7. sınıf öğrencilerinin konuşma becerilerine ve konuşma kaygısına etkisini incelemektir. Araştırmada 2 farklı nicel veri toplama aracından yararlanılmıştır. Bunlar, Öğrencilere Yönelik Konuşma Kaygısı Ölçeği ve Konuşma Becerisi Gözlem ve Değerlendirme Formu'dur. Analiz sonuçlarına bakıldığında deney grubunun konuşma becerisi ön test- son test puanları arasında istatistiksel olarak olumlu yönde bir artış olduğu gözlemlenmiştir. Başka bir ifade ile deney grubu öğrencilerinin konuşma becerilerinde olumlu bir gelişme olduğu tespit edilmiştir. Buna karşın kontrol grubunun konuşma becerisi ön test- son test puanları arasında kayda değer bir farklılık olmadığı belirlenmiştir. Ayrıca deney ve kontrol grubunun etkili konuşma kaygısı ön test- son test puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık vardır. Başka bir ifade ile hem deney hem de kontrol grubu öğrencilerinin konuşma kaygılarında anlamlı bir azalma olduğu görülmektedir. Anahtar Sözcükler Mikro Öğretim, Mikro Öğretim Tekniği, 7. Sınıf Öğrencileri, Konuşma Becerisi, Konuşma Kaygısı

EğitimKonuşmaKonuşma becerisi+7
Celal Uzunyol
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Üniversite sınavına hazırlanan öğrencilerin matematik öğretmenliğini tercih etme isteği nedenleri

Bu çalışmanın amacı üniversite sınavına hazırlanan ve matematik öğretmenliği bölümünü seçmeyi düşünen öğrencilerin seçimlerinde etkilendiği faktörleri belirlemektir. Bu doğrultuda çalışma nitel araştırma yöntemlerinden odak grup görüşme tekniğine uygun olarak düzenlenmiştir. Bu görüşmeler çerçevesinde uygun bir ortamda öğrencilerin konuyla ilgili algıları ve dikkat çekmek istedikleri durumlar tartışma konusudur. Bu araştırma 2018-2019 Eğitim - Öğretim yılında Van ilinin İpekyolu ilçesindeki özel bir eğitim kursunda matematik düzeyinde sınava hazırlanan 20 öğrencinin katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Katılımcılar yaş, cinsiyet, sosyoekonomik, kültürel, çevresel, bilimsel, medyatik, web tabanlı vs. özellikleri dikkate alınarak amaçlı örnekleme ile seçilmiştir. Katılımcıların her birine araştırma hakkında önceden bilgilendirme yapılmıştır. Araştırma sonucunda öğrencilerin bu meslek tercihi ile ilgili görüşleri ele alınmıştır. Bu doğrultuda öğrencilerin kararlarında etkili olan faktörlerden bazıları şunlardır: • Ailesinde ve yakın çevresinde bu mesleği seçenler • Ailesinin eğitim düzeyi • Eğitime katkıda bulunabileceğini düşünmesi • Sosyal yönünün güçlü olması • Öğretmenine olan sevgisi • Kutsal bir meslek olduğu düşüncesi • Kişinin web tabanlı incelemelerde bu mesleğe olan ilgisi • İş garantisi

MatematikMatematik eğitimiMeslek seçimi+7
Songül Gün
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Mesleki eğitim merkezi Türkçe öğretim programları ile ders kitaplarının ilköğretim Türkçe öğretim programı ve 8. sınıf ders kitapları ile karşılaştırılması

Eğitim-öğretim sadece örgün eğitim kurumlarında yapılan bir faaliyet değildir. Bireyler, zorunlu temel eğitimi bitirdikten sonra bir üst öğrenime devam etmek zorunda değildirler. Bulunduğumuz yüzyılda ülkeler bu durumdaki bireylerin yetiştirilmesi için yaygın eğitim kurumlarına gereken önemi vermektedirler. Yaygın eğitim kurumlarından olan Mesleki Eğitim Merkezleri (Çıraklık Eğitim Merkezleri), sanayi sektörüne ara eleman yetiştirmeyi amaçlayan; örgün eğitim kurumlarına göre daha az maliyetli kurumlardır. Ülkemizde, daha önceleri çıraklık eğitim sistemi olarak adlandırılan mesleki eğitim, 1986 yılından sonra bir sisteme bağlanmıştır.Mesleki Eğitim Merkezlerinde mesleğe dayalı teorik eğitimler verilmekte; çıraklar, pratik eğitimlerini ise usta öğretici gözetiminde iş ortamında yapmaktadırlar. Mesleki Eğitim Merkezlerinde çırak öğrencilere uygulanan teorik eğitim-öğretim için öğretim programları hazırlanmıştır.Araştırmada Mesleki Eğitim Merkezlerinde uygulanan Türkçe Öğretim Programları ve ders kitapları konu olarak belirlenmiştir. Programların ve ders kitaplarının özelliklerini, değişimleri ve sorunları ortaya konulmaya çalışılmıştır. Günümüzde çıraklara uygulanan Türkçe Öğretim Programının ve Türkçe ders kitabının işlevselliğini veya sorunlarını göstermek amacıyla İlköğretim TürkçeÖğretim Programıyla ve 8. sınıf Türkçe ders kitaplarıyla karşılaştırmayı amaçladık. Araştırmada üzerinde durulan, Mesleki Eğitim Merkezi Türkçe Öğretim Programıdır. Araştırmayı, üzerine birçok araştırma yapılmış ilköğretim Türkçe Öğretim Programıyla karşılaştırarak yapmak uygun görülmüştür.Mesleki Eğitim Merkezlerindeki öğretim programları içerisinde eksen ders görevini Türkçe dersleri oluşturmaktadır. Ancak çıraklık eğitimde 1986, 1998, 2001 ve 2005 yıllarında Türkçe öğretim programı değişmiştir. Kısa sürede bu kadar değişimin yaşanmasına rağmen Türkçe öğretim programı istenilen düzeyde değildir. Ayrıca Mesleki Eğitim Merkezlerinde dersin adı önce Türkçe iken 98 programında Türk Dili ve Edebiyatı olarak değiştirilmiş; 2001 programında dersin adı tekrar Türkçe olmuştur.Çırak öğrencilere uygulanan Türkçe Öğretim Programların içeriği dolu olmasına rağmen, programlarda konulara fazla derine inilmemesi yönünde açıklamalar yapılmıştır. Ayrıca birçok konunun olduğu programda ders saati çok sınırlı kalmıştır. Mesleki Eğitimdeki bütün Türkçe programlarının temel sıkıntısının zaman olduğu görülmektedir.Türkçe öğretim programlarında temel becerilerden söz edilmesine rağmen içerikte bu tür etkinliklerin çok az olduğu veya tam olarak bu becerileri kazandırmadığı görülmektedir. Ayrıca ünitelerin dağılımında da birtakım sorunların olduğu anlaşılmaktadır.Meslek sürelerinin iki veya üç yıl olması Türkçe derslerini etkilemektedir. İki yıllık mesleklerde bir yıl Türkçe dersleri görülürken; üç yıllık mesleklerde iki yıl Türkçe dersleri görülmektedir. Dolayısıyla iki yıllık meslek süresi olan çıraklar Türkçe dersinde görmesi gereken üniteleri görememektedirler.Araştırmamızda diğer bir çalışma konusu ise Mesleki Eğitim Merkezi Türkçe ders kitaplarıdır. Mesleki Eğitim Merkezi Türkçe ders kitapları da istenilen düzeyde değildir. İlköğretimde birden fazla yayınevinin olması kitapların niteliğini arttırırken Mesleki Eğitim Merkezi Türkçe ders kitaplarında böyle bir seçenek bulunmamaktadır. Ders kitaplarının düzeninde, görsellerinde, metinlerin durumunda birçok eksiklik bulunmaktadır.Çıraklık Türkçe Öğretim Programında zaman, ünitelerin dağılımı, programda belirtilen temel becerilerin programdaki yeri, edebi türlerin her öğrenci tarafından görülememesi; ders kitaplarında görsel, işlevsel ve tasarım olarak sorunların olduğu görülmektedir. Çıraklık Türkçe Öğretim Programında belirtilen temel becerileri gerçekleştirme düzeyinin uygulanan içerik ve ders kitaplarıyla ulaşılmasının güç olduğu sonucu ortaya çıkmaktadır.Mesleki eğitimin son derece önemli olduğu ülkemizde, Mesleki Eğitim Türkçe Öğretim Programlarının yeniden gözden geçirilmesi ve düzenlenmesi gerekmektedir. Programların içeriğine ve kazanımlarına göre ders kitaplarının niteliğinin arttırılması gerekmektedir. Ayrıca kalfalara uygulanan ustalık eğitim kurs programlarında Türkçe dersi uygulamaya konulmalıdır. Çünkü birey yaşamı boyunca okuma, dinleme, konuşma ve yazma becerileri içerisindedir.Usta öğretici, mesleğini çırağa öğreten kişidir. Bir usta öğreticinin temel becerilerle donanımlı olmaması, yani dinlenmeyi ve konuşma becerilerini tam olarak kazanamaması durumunda çırak öğrenci ile arasında iletişim sorunu ortaya çıkmaktadır.Bu güne kadar çıraklık Türkçe Öğretim Programı üzerine herhangi bir akademik araştırma yapılmamıştır. Yaptığımız çalışma bu yönüyle özgün bir nitelik taşımakta ve bu konuda araştırma yapmak isteyen araştırmacılara kaynaklık edecek düzeyde hazırlanmıştır.Anahtar Kelimeler: Mesleki Eğitim Merkezi, ana dili eğitimi, Türkçe programı, ders kitabı

Ders kitaplarıDil öğretimiEğitim+7
Kenan Tülü
Uşak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2011
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İlköğretim sınıf öğretmenlerinin kelime öğretiminde kullanılan yöntem ve tekniklerden haberdar olma ve kullanma sıklıkları düzeyleri

Bu çalışmanın amacı, ilköğretim sınıf öğretmenlerinin, öğrencilerinin kelime hazinelerini zenginleştirmek için literatürde belirtilen kelime öğretiminde kullanılan yöntem ve tekniklerden hangilerinden haberdar olduklarını ve öğretmenlerin haberdar oldukları yöntem ve teknikleri kullanma sıklıklarını tespit etmektir. Araştırmanın örneklemini 2010- 2011 öğretim yılı İzmir İli Karabağlar İlçesindeki ilköğretim okullarında görev yapmakta olan toplam 250 ilköğretim sınıf öğretmeni oluşturmaktadır.İlköğretim sınıf öğretmenlerinin, literatürde yer alan kelime öğretiminde kullanılan yöntem ve tekniklerden haberdar olma düzeyleri, bu yöntem ve teknikleri kullanma sıklıkları belirlenmeye çalışılmıştır. Ölçme aracı dörtlü likert tipi dereceleme biçiminde hazırlanmıştır. Dereceleme seçenekleri Çok az = 1 , Bazen = 2, Genellikle = 3, ?Her zaman = 4 şeklinde belirlenmiştir. Araştırma verilerinin istatistiksel çözümlemeleri bilgisayarda SPSS for Windows 17,0 paket programı (Statistical Package for the Social Sciences) kullanılarak yapılmıştır. Verilerin çözümlenmesinde çapraz tablo (Crosstab) yapılmış, ?İlköğretim sınıf öğretmenlerinin kelime öğretiminde kullanılan yöntem ve tekniklerden haberdar olma düzeylerinin ve kullanma sıklıklarının cinsiyete göre değişip değişmediğini belirlemek amacıyla t-testi; kıdeme göre değişip değişmediğini belirlemek amacıylavaryans analizi ve bu çerçevede Least Significence Test (LSD) yapılmıştır. t-testi ve LSD testlerinde anlamlılık düzeyi olarak ,05 seçilmiştir.Yapılan analizlere göre, kadınlar erkeklere göre metin yazma ile kelime öğretimi yönteminden daha fazla haberdar olmuşlardır.Araştırmaya katılan öğretmenlerden kıdem yılları yüksek olan öğretmenlerin; birleştirilmiş yöntem, eşleştirme ve oyun ile kelime öğretimi yöntem ve tekniklerinden kıdem yılları az olan öğretmenlere göre daha fazla haberdar oldukları sonucu çıkmıştır.Araştırmaya katılan öğretmenlerden kıdem yılları az olan öğretmenlerin; gruplandırma, kavram geliştirme, tekrar ve jest, mimik, tasvir ve taklit ile kelime öğretimi yöntem ve tekniklerinden kıdem yılları yüksek olan öğretmenlere göre daha fazla haberdar oldukları sonucu çıkmıştır.Yapılan analizlere göre, erkekler kadınlara göre eş anlamlı kelimeleri kullanma, konuşma ve metin yazma ile kelime öğretimi yöntem ve tekniklerini daha sık kullanmaktadırlar.Araştırmaya katılan öğretmenlerden kıdem yılları yüksek olan öğretmenlerin; gruplandırma, konuşma ve tekrar ile kelime öğretimi yöntem ve tekniklerini kıdem yılları az olan öğretmenlere göre daha sık kullandıkları sonucu çıkmıştır.Araştırmaya katılan öğretmenlerden kıdem yılları az olan öğretmenlerin; eşleştirme, oyun ve resimleme ile kelime öğretimi yöntem ve tekniklerini kıdem yılları yüksek olan öğretmenlere göre daha sık kullandıkları sonucu çıkmıştır.Araştırmanın sonuçlarına bakıldığında, parmak ile kelime öğretimi ve zihinsel imaj ile kelime öğretimi yöntemlerinden hiçbir öğretmenin haberdar olmadığı ve dolayısıyla bu yöntemlerin hiç kullanılmadığı ortaya çıkmıştır. İlköğretim Türkçe 1-5. sınıflar öğretim programında geçen ve örneklerle açıklanan kelime öğretimi yöntem ve tekniklerinden haberdar olma düzeylerinin en üst seviyelerde olduğu görülmüştür. Haberdar olma oranında % 50' nin üzerinde olan 18 yöntem ve teknik vardır. Fakat kullanma sıklığına gelindiğinde bu yöntem ve teknikler 11'e düşmektedir. Bu durum ilköğretim sınıf öğretmenlerinin haberdar olduğu yöntem ve teknikleri kullanmadıklarını ortaya çıkarmaktadır.Literatürde geçen kelime öğretimi yöntem ve teknikleri öğretim programına dâhil edilmelidir.İlköğretim 1-5. sınıf Türkçe ders kitapları bu yöntem ve tekniklere göre yeniden hazırlanmalıdır.İlköğretim sınıf öğretmenliği lisans programına bu yöntem ve teknikler bir ders olarak dâhil edilmelidir.Anahtar Kelimeler: İlköğretim Sınıf Öğretmenleri, Kelime, Kelime Öğretimi, Yöntem ve Teknikler.

Kelime öğretimiKelimelerSöz varlığı+6
Süleyman Uçar
Uşak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2012
00

İlgili konular