Teaching methods
1,155 theses under this subject heading
CLIL technology for the formation of intercultural communicative competency on senior stages of profile school
Nowadays the approaches to learning foreign languages have changed. One of the effective approaches to teaching students a subject in a foreign language in Europe is the so-called Content-Language Integrated Learning (CLIL). It is often used to describe the method of teaching a subject content through a foreign language, the main purpose of which is to study the subject and master language skills in and recommended by the European Commission, as it enables students to study discipline and foreign language simultaneously. Besides, to learn a foreign language does not require additional hours in the curriculum, which contributes to the intensification of professional training in profile school. CLIL is an extraordinary approach to learning foreign languages which allows to solve many problems in the educational process. With proper consideration of all factors, the implementation of Content-Language Integrated Learning methodology allows: to significantly increase student motivation to learn foreign languages, to teach students to consciously and confidently use a foreign language in everyday communication; to broaden the horizons of students' knowledge, understand and respect other cultures and values; to prepare students for continuing education in their chosen specialty; to develop their critical cultural awareness, and to improve linguistic and intercultural communicative competence through the study of a foreign language. Keywords: Content and language integrated learning (CLIL), Intercultural communicative competence (ICC), Critical cultural awareness (CCA), Curriculum, Profile school.
Information and communication technologies in English language teaching (ELT)
Rapid introduction of information processes into various spheres of life require the development of a new model of the education system based on modern information technologies. It is about creating the conditions for revealing the creative potential of a person, developing abilities and educating the need for self-improvement and responsibility. Thus, the introduction of information and communication technology (ICT) contributes to the main goals of modernizing education: improving the quality of education, increasing the accessibility of education and ensuring a harmonious development of the individual who is attached to the information and communication capabilities of modern technologies and possessing an information culture. These circumstances determine the relevance of the topic of this thesis research, which consists in the introduction of ICT in order to improve the effectiveness of the educational process and the effectiveness of the quality management system of foreign language (especially: English) teaching. The solution of these aspects determines the theme of research. The scientific innovation of the research is that it reveals didactic properties and methodological functions of the Twitter and Podcast services as one of the modern methods of teaching language, which must be taken into account when developing the methodology for teaching a foreign language on its basis. Keywords: Information-Communication Technology (ICT), WEB 2.0, Twitter, Podcast, English Language Teaching (ELT).
Ortaokul 7. sınıf matematik dersinde kuantum öğrenme modelinin öğrencilerin biliş ötesi öğrenme stratejilerine ve problem çözme becerilerine etkisi
Bu tezin amacı ortaokul 7. sınıf matematik dersinde kuantum öğrenme modelinin öğrencilerin biliş ötesi öğrenme stratejilerine ve problem çözme becerilerine etkisini incelemektir. Araştırma, 2015 – 2016 eğitim - öğretim yılı ikinci döneminde Siirt İli Gazi Ortaokulu 7/A ve 7/B sınıflarında okuyan toplam 48 öğrenciyle gerçekleştirilmiştir. Karma yöntemin kullanıldığı araştırmanın nicel boyutunda yarı deneysel desenlerden ön test- son test eşleştirilmiş kontrol gruplu model uygulanmıştır. Araştırmanın nitel boyutunda ise deney grubundaki öğrencilere yarı yapılandırılmış görüşme formu uygulanmış ayrıca deneysel işlem sürecine ait öğrenci günlükleri ve etkinlik ürünlerinden yararlanılmıştır. Araştırma sürecinde dersler, deney grubunda kuantum öğrenme modeline, kontrol grubunda ise mevcut matematik öğretim programına göre işlenmiştir. Veri toplamak için Gürcan (2004) tarafından geliştirilen "Biliş Ötesi Öğrenme Stratejileri Ölçeği", araştırmacı tarafından geliştirilen ve 5 sorudan oluşan "Problem Çözme Beceri Testi", deneysel işlem sürecine ait öğrenci günlükleri ve etkinlik ürünleri kullanılmıştır. Araştırma sonunda kuantum öğrenme modelinin uygulandığı deney grubundaki öğrencilerin biliş ötesi öğrenme stratejileri ve problem çözme becerilerinin kontrol grubundaki öğrencilere göre anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu görülmüştür.
Basamaklı öğretim programının 9. sınıf İngilizce dersinde öğrencilerin öğrenme stillerine ve akademik başarılarına etkisi
Bu araştırmada, basamaklı öğretim programının 9.sınıf İngilizce dersinde öğrencilerin öğrenme stillerine ve akademik başarılarına etkisi incelenmiştir. Bu araştırma, nicel ve nitel yöntemlerin beraber kullanıldığı karma yöntem kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Nicel boyutta yarı deneysel desenlerden ön test-son test eşleştirilmiş kontrol gruplu desen kullanılmıştır. Araştırmanın nitel boyutunda nicel verileri desteklemek amacıyla durum çalışması deseninden yararlanılmıştır. Araştırma 2016-2017 öğretim yılında Siirt ilinde bulunan Atatürk Anadolu Lisesinde yürütülmüştür. Araştırmaya 9/C ve 9/D sınıflarında okuyan toplam 67 öğrenci katılmıştır. Araştırmada 9/C deney ve 9/D kontrol grubu olarak belirlenmiştir. Basamaklı öğretim programı doğrultusunda yapılacak uygulamalar Seven Wonders (Dünyanın 7 Harikası) ünitesi kapsamında hazırlanmıştır. Araştırmada nicel verilerin toplanmasında Kolb Öğrenme Stilleri Envanteri ve araştırmacı tarafından geliştirilen İngilizce Dersi Akademik Başarı Testi kullanılmıştır. Nitel veri toplama aracı olarak ise sözlü savunmalar, yarı-yapılandırılmış görüşme formları ve öğrenci etkinliklerinden yararlanılmıştır. Kolb Öğrenme Stilleri Envanteri ve İngilizce Dersi Akademik Başarı Testinin analizinde SPSS 21.0 paket programı kullanılmıştır. Analizlerde Mann Whitney U testi, Wilcoxon İşaretli Sıralar testi ve Ki-Kare uygulanmıştır. Nitel verilerin analizinde ise betimsel analiz ve içerik analizi yöntemleri kullanılmıştır. Araştırma sonucunda deney ve kontrol gruplarının öntest ve son test İngilizce dersi akademik başarı testi puanları arasında anlamlı bir farklılık ortaya çıkmıştır. Basamaklı öğretim programının öğrencilerin akademik başarılarını artırdığı tespit edilmiştir. Deney ve kontrol gruplarının ön test ve son test öğrenme stilleri arasında anlamlı bir farklılık olmamasına rağmen yapılan uygulamalar sonucunda öğrencilerin öğrenme stillerinde değişiklikler olduğu görülmüştür. Araştırmanın nitel boyutundan elde edilen veriler ışığında aşağıdaki sonuçlara ulaşılmıştır: • Öğrenciler basamaklı öğretim programının sunduğu etkinliklerin eğlenceli, güdüleyici olduğunu ifade etmişlerdir. Kendi öğrenmelerinin sorumluluğunu aldıkları için öğrenme ortamında aktif olmuşlardır. • Basamaklı öğretim programının araştırma, sunum yapma gibi temel becerilerin yanında okuma, yazma, dinleme ve konuşma gibi dil becerilerinin gelişmesinde de etkili olduğu tespit edilmiştir. • Öğrenciler etkinlikleri yerine getirirken araştırma, görsellerden yararlanma, okuma vb. öğrenme stillerini kullandıklarını belirtmişlerdir. • Basamaklı öğretim programının öğrencilerin akademik başarılarına da katkısı olduğu görülmüştür. Öğrenciler, basamaklı öğretim programının yazılı ve uygulama sınavlarında başarılarını artırdığını ifade etmişlerdir.
5. sınıf ingilizce dersinde allosterik öğrenme modelinin öğrencilerin eleştirel düşünme ve problem çözmeye yönelik yansıtıcı düşünme becerilerine etkisi
5. sınıf İngilizce dersinde allosterik öğrenme modelinin, öğrencilerin eleştirel düşünme ve problem çözmeye yönelik yansıtıcı düşünme becerilerine etkisini belirlemeye yönelik bu araştırmada, nicel ve nitel araştırma desenlerinin birlikte ele alındığı karma yöntem kullanılmıştır. Araştırmanın nicel boyutunda, yarı deneysel desenlerden öntest-sontest eşleştirilmiş kontrol gruplu desen; araştırmanın nitel boyutunda ise nicel bulguları daha anlaşılır kılmak amacıyla, nitel araştırma desenlerinden durum çalışması deseni kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu, Siirt merkez Sancaklar Ortaokulu'nun 5/A ve 5/B sınıflarında öğrenim gören toplam 106 öğrenciden oluşmaktadır. Araştırmanın nitel boyutunda deney grubunda bulunan 53 katılımcıdan 45 katılımcı " gönüllülük esasına" göre belirlenmiştir. Araştırmanın verilerine nicel boyutta, Demircioğlu (2012) tarafından Türkçeye uyarlanan "Eleştirel Düşünme Eğilimi Ölçeği" ve Kızılkaya ve Aşkar (2009) tarafından geliştirilen "Problem Çözmeye Yönelik Yansıtıcı Düşünme Ölçeği" kullanılarak nitel boyutta ise yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak ulaşılmıştır. Nicel verilerin istatistiksel analizinde bilgisayar paket programı ve dağılımın normal olduğu grupların ön test-son test puanlarını karşılaştırmak için bağımsız gruplarda t-testi; deney ve kontrol grubunun kendi içinde ön test-son test puanlarını karşılaştırmak üzere bağımlı gruplarda t-testi kullanılmıştır. Nitel verilerin analizinde ise, betimsel analiz ve içerik analizi yöntemleri kullanılmıştır. Araştırmanın nicel bölümünden elde edilen bulgulara göre, 5.sınıf İngilizce Ders Programında var olan önerilerden hareketle işlenen dersin, kontrol grubunu oluşturan öğrencilerin eleştirel düşünme ve problem çözmeye yönelik yansıtıcı düşünme becerilerinin artmasında etkili olmadığı görülmüştür. Allosterik öğrenme modeli uygulamasına tabi tutulan deney grubunun ön test ve son test puanlarından elde edilen bulgulara göre, allosterik öğrenme modelinin öğrencilerin eleştirel düşünme ve problem çözmeye yönelik yansıtıcı düşünme becerilerinin artmasında etkili olduğu görülmüştür. Allosterik öğrenme modeli uygulamasına tabi tutulan deney ve allosterik öğrenme modeli uygulamasına tabi tutulmayan kontrol grubunun son test puanlarından elde edilen bulgulara göre, allosterik öğrenme modeli uygulamasının, deney grubundaki öğrencilerin eleştirel düşünme ve problem çözmeye yönelik yansıtıcı düşünme becerilerinin artmasında etkili olduğu görülmüştür. Allosterik öğrenme modeli etkinliklerinin öğrenci merkezli etkinliklerden oluştuğu ve bu etkinliklerin dersi eğlenceli hale getirdiği ve önceki derslerin daha çok öğretmen merkezli olduğu ve anlatım yöntemi yapılarak anlatıldığı görülmüştür. Öğrencilerin, allosterik öğrenme modeli etkinliklerini seçerken, eğlenceli ve yapabilecekleri etkinlikler olmasına dikkat ettiği ve daha iyi ve kalıcı öğrenme sağladıkları; en sevdikleri etkinliklerin grup olarak drama, bireysel olarak video hazırlama ve öğrencilerin grupça çalışarak öğrenmeleri ile bu etkinlikleri yaparken eğlenmeleri ve günlük hayatla ilişkilendirmeleri bu etkinlikleri sevme nedenleri olarak görülmüştür. Öğrencilerin bilgilerin düzenlenmesinde ve kaynaklara ulaşma konusunda sorunlar yaşadıkları ve problemleri yakın çevrelerinden yardım alarak ve farklı kaynakları araştırarak çözdükleri görülmüştür.
Karikatüre dayalı uygulamaların okul öncesi dönemdeki çocukların duygusal zekâ ve iletişim becerilerine etkisi
Bu tezin amacı, karikatüre dayalı uygulamaların okul öncesi çocuklarının duygusal zekâ ve iletişim becerilerine olan etkisini belirlemek amacıyla yapılan ve baskın-daha az baskın karma yöntem deseni ile amaçsal örnekleme yöntemlerinden ölçüt örnekleme yöntemi kullanıldığı bir araşırmadır. Araştırmanın çalışma grubunu Bitlis'in Tatvan ilçesine bağlı iki anaokulu ve bu anaokullarında öğrenim gören 5 yaş grubu çocuklar oluşturmaktadır. Çalışma grubunda yer alan deney grubu, araştırmacının eğitim-öğretim sürecini yürüttüğü Tatvan Sahil Anaokulu'nda bulunan 5 yaş ve 20 kişiden oluşan bir grup, kontrol grubu olarak Tatvan Cumhuriyet Anaokulu'nda bulunan 5 yaş ve 20 kişiden oluşan bir grup seçilmiştir. Araştırmada karikatüre dayalı uygulamalar yapılırken, araştırmacı tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış görüşme formu, duygusal zekâ ve iletişim becerisini belirlemek amacıyla gözlem formu ve doküman analizi kullanılmıştır. Nicel verilerin analizinde Mann Whitney U-Testi, Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi uygulanmıştır. Ayrıca deneysel uygulamanın etki büyüklüğünü tespit etmek için Cohen d değerine bakılmıştır. Nitel verilerin analizinde yarı yapılandırılmış görüşme formundan elde edilen veriler için ise betimsel ve içerik analizi kullanılmıştır. Nitel verilerin güvenilirliği için elde edilen veriler sayısallaştırılmış, frekans ve yüzde hesaplanmıştır. Araştırmanın nicel bölümünde yapılan uygulamaların sonuçlarına göre, deney grubunu oluşturan çocukların ön test-son test duygusal zekâ ve iletişim becerilerine yönelik puanları arasında son test lehine anlamlı farklılık görülmüştür. Kontrol grubunda mevcut programa göre yapılan etkinliklerin çocukların ön test-son test duygusal zekâ ve iletişim becerilerine yönelik puanları arasında son test lehine anlamlı farklılık görülmüştür. Karikatüre dayalı uygulamalara tabi tutulan deney grubunun ve karikatüre dayalı uygulamalara tabi tutulmayan kontrol grubunun son test puanlarından elde edilen sonuçlara göre, karikatüre dayalı uygulamaların deney grubundaki çocukların duygusal zekâ ve iletişim becerilerini geliştirmede etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar kelimeler: Okul öncesi eğitim, Karikatür, Duygusal zekâ, İletişim becerileri
Uzaktan eğitim sürecinde fen öğretimi: Bir delfi çalışması
Teknolojinin gelişmesiyle birlikte eğitimin sadece yüz yüze ya da okulda olma zorunluluğu ortadan kalkmıştır. Günümüz şartlarında eğitim, zaman ve mekâna bağlı kalmadan herkese ulaşma imkânı bulmuştur. Eğitimin her kesimden insana ulaşmasında etkili olacak bazı yaklaşım ve yöntemler bulunmaktadır. Bu yaklaşımlardan biri de uzaktan eğitimdir. Bu bağlamda Fen eğitimi uzaktan eğitim yaklaşımı kullanılarak gerçekleştirilen disiplinlerden biridir. Hayatımızın her alanında yer alan fen öğretiminin etkili ve verimli olması oldukça önemlidir. Buradan hareketle mevcut araştırmanın amacı, uzaktan eğitim sürecinde yürütülen fen öğretiminin etkililiğini artırmaya yönelik uzman görüşleri doğrultusunda bütüncül bir bakış açısı geliştirmektir. Çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden biri olan Delfi tekniği kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini daha önce uzaktan eğitim sürecinde aktif rol almış 2021-2022 eğitim öğretim yılında, Türkiye'nin 7 farklı bölgesinde Milli Eğitim Bakanlığına bağlı devlet okullarında görev yapan 14 Fen bilimleri öğretmeni oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak araştırmacının hazırlamış olduğu yarı yapılandırılmış görüşme formu ve bu formdan elde edilen veriler neticesinde düzenlenen anket kullanılmıştır. İlk turda alınan yanıtlar içerik analizi tekniği ikinci, üçüncü ve dördüncü turda alınan yanıtlar ise betimsel analiz tekniği ile analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda uzaktan eğitim sürecinde fen öğretiminin etkililiğini artırmaya yönelik 7 tema bağlamında 35 kriter belirlenmiştir.
5E öğrenme modeline dayalı öğretimin 7. sınıf öğrencilerinin matematik başarısına ve matematiksel düşünme becerisine etkisi
Bu çalışmada 7. sınıf cebir öğrenme alanının 5E Öğrenme Modeli ile öğretiminin öğrencilerin matematik başarısına ve matematiksel düşünme becerisine etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma Diyarbakır ili Kayapınar ilçesindeki bir devlet okulunda 7. sınıfta öğrenim gören 40 deney ve 40 kontrol grubu olmak üzere toplam 80 öğrenci ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma ön test son test kontrol gruplu yarı deneysel desende tasarlanmıştır. Araştırmanın uygulama kısmı 6 hafta sürmüştür. Uygulama süreci boyunca dersler deney grubu ile 5E Öğrenme Modeline göre geliştirilen ders planlarıyla işlenirken, kontrol grubunda ise dersler mevcut öğretim yöntemlerine göre işlenmiştir. Araştırmanın verileri 'Cebirsel İfadeler Öğretimine Yönelik Matematik Başarı Testi' ve 'Matematiksel Düşünme Ölçeği' kullanılarak toplanmıştır. Elde edilen verilerin analizinde bağımsız örneklemler t-testi ve bağımlı örneklemler t-testi kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda 5E Öğrenme Modeli ile eğitimin, öğrencilerin cebirsel öğrenme alanındaki matematik başarılarını arttırdığı sonucuna ulaşılmıştır. Öğrencilerin matematiksel düşünme becerileri puan ortalamaları arasında anlamlı bir farkın olduğu; deney grubunda matematiksel düşünmenin etkilerinin kontrol grubundaki öğrencilere göre daha fazla olduğu tespit edilmiştir. 5E Öğrenme Modelinin öğrencilerin matematiksel düşünme becerilerinin gelişmesine daha olumlu bir katkı sağladığı söylenebilir. 5E Öğrenme Modelinin matematik eğitimi alanındaki örnekleri sınırlı olmakla beraber matematik eğitiminde yapılan uygulamaları başarılı sonuçlar vermektedir. Bundan dolayı bu modelin matematik eğitimi alanındaki diğer konularda da uygulamaları artırılabilir. Bu araştırma bulgularının 5E öğrenme yaklaşımlarına dayalı olarak gerçekleştirilecek çalışmalarda öğrencilerin profillerinin daha iyi ortaya konmasında önemli katkı sağlaması umulmaktadır. Anahtar Kelimeler: Matematik Başarısı, Matematiksel Düşünme, Mevcut Öğretim Yöntemi, Ortaokul Öğrencileri.
İlkokul 4. sınıf öğrencilerinin akademik başarısını artırmada masal ve drama ile zenginleştirilmiş uygulamaların etkisi
İnsan yaşantısındaki değişiklikler hayatın her alanında olduğu gibi eğitim alanında da birtakım yenilikleri zorunlu kılmaktadır. Masal ya da dramanın ders anlatımında kullanılmasına yönelik çok sayıda araştırma bulunmaktadır. Ancak ikisinin birlikte kullanımının ilkokul öğrencilerindeki akademik başarıya etkisinin araştırıldığı bir çalışma bulunmamaktadır. Bu çalışma ilkokul 4.sınıf öğrencilerinde akademik başarının artırılmasında masal ve drama ile zenginleştirilmiş uygulamaların etkisinin incelenmesini amaçlamaktadır. Çalışma Gaziantep ilindeki bir devlet okulunda 4. sınıfta bulunan denk hazırbulunuşluk seviyesindeki iki grupla yürütülmüş ve araştırmada deneysel desen kullanılmıştır. Öntest ile belirlenen denk bilgi birikimindeki iki grup, deney ve kontrol grubu olarak belirlenmiştir. Deney grubuna masal ve drama ile zenginleştirilmiş ders planı uygulanırken kontrol grubuna geleneksel öğretim yöntem ve teknikleriyle ders anlatımı yapılmıştır. Gerçekleştirilen ders anlatımlarının ardından gruplara sontest uygulanmış ve sonuçlar SPSS programında incelenerek raporlanmıştır. Sonuç olarak masal ve drama etkinlikleriyle zenginleştirilmiş ders anlatımının yapıldığı deney grubunda geleneksel yöntemlerle ders anlatımı yapılan gruba göre ders başarısının anlamlı şekilde daha yüksek çıktığı tespit edilmiştir.
Hemşirelik eğitiminde ters yüz sınıf öğretim yönteminin öğrenci başarısına etkisi.
Bu araştırma, hemşirelik eğitiminde Ters-Yüz sınıf öğretim yönteminin öğrenci başarısına etkisini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini 2017-2018 Öğretim Yılı Güz Dönemi'nde Çankırı Karatekin Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Fakültesi, Hemşirelik Bölümü, "Hemşirelikte Liderlik" dersini alan ve araştırmaya katılmayı kabul eden 40 öğrenci oluşturmuştur. Araştırmanın birinci grubunu, Ters Yüz Sınıf öğretim yöntemi ile öğrenim gören 20 öğrenci, ikinci grubunu ise sınıf içi öğretim yöntemi ile öğrenim gören 20 öğrenci oluşturmuştur. Ancak, sınıf içi öğretim yöntemi grubunda 1 öğrenci, kişisel nedenlerden dolayı, okula ve bu derse devam etmediğinden dolayı, çalışma 19 öğrenci ile tamamlanmıştır. Veriler, "Tanıtıcı Bilgiler Formu", "Mevcut Uygulamaya İlişkin Görüş Formu", Ters-Yüz sınıf öğretim yöntemine ilişkin öğrenci görüşlerini belirleme formu ve "Öğrenme Çıktılarını Ölçme Araçları" aracılığı ile toplanmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre, ödev, final ve ders başarı notu açısından Ters Yüz Sınıf grubu puanlarının, kontrol grubunun puanlarına göre anlamlı düzeyde yüksek olduğu saptanmıştır. Ödev ve final puanları açısından, öğrenci başarısı yüksek bilişsel seviyeleri (uygulama-1-2, sentez-2, analiz) değerlendiren basamaklarda, TYSÖY'de SİÖY'e göre anlamlı düzeyde yüksek puanlar elde edilmiştir. Öğrenciler, "esnekliğin sağlanması" hakkında olumlu; "sistem alt yapısı sorunları" hakkında olumsuz görüş bildirmişlerdir. Araştırma sonuçları doğrultusunda, Ters Yüz Sınıf öğretim yönteminin, öğrencilerin temel kavramları öğrenmelerinde kullanılabilecek bir yöntem olduğu ve öğrencilerin kendi kendilerine öğrenme deneyimi ve sorumluluğu elde edebilmeleri için, yöntemin diğer hemşirelik lisans derslerine de entegre edilmesi önerilmektedir.
TGA (Tahmin et-gözle-açıkla) yöntemi destekli etkinliklerin lise öğrencilerinin üst biliş farkındalıkları üzerine etkisinin araştırılması
Bu araştırmanın amacı, 9. Sınıf kimya dersi öğretim programında yer alan ''Maddenin Halleri'' konusunda tahmin et–gözle–açıkla (TGA) yöntemine uygun çalışma yaprakları geliştirerek bu çalışma yaprakları yardımıyla yapılan TGA etkinliklerinin öğrencilerin üst bilişsel farkındalıkları üzerine etkisini incelemektir. Araştırmanın çalışma grubu 2016-2017 eğitim-öğretim yılında Ankara Mehmet Rüştü Uzel Mesleki Anadolu Lisesinde 9. Sınıf şubesinde öğrenim gören 99 öğrenciden oluşmaktadır. Araştırma bir karma yöntem çalışmasıdır. Araştırmanın nicel kısmı ön test-son test kontrol gruplu desen kullanılarak gerçekleştirilirken, nitel kısmı ise odak grup görüşmesi tekniği ile yürütülmüştür. Araştırmada veri toplama aracı olarak Bilişötesi Farkındalık Envanteri kullanılmıştır. Öğrencilerin Bilişötesi Farkındalık Envanteri ve alt boyutlarından elde ettikleri puanların analizleri için betimsel istatistikler, Çok Değişkenli Varyans Analizi (MANOVA) ve bağımlı gruplar t testi uygulanmıştır. Araştırmanın sonucunda TGA yöntemine göre hazırlanmış etkinliklerin deney grubundaki öğrencilerin iki alt boyut haricinde (prosedürel bilgi-değerlendirme) diğer tüm alt boyutlarla karakterize edilen üst bilişsel farkındalıklarını arttırdığı sonucuna varılmıştır. Odak grup görüşmesiyle ortaya çıkan sonuçların hangi ölçüde nicel sonuçları açıkladığı değerlendirilmiş ve yorumlanmıştır.
Yabancı dil olarak Türkçe öğretiminde şarkı kullanımı seviye A1
Bu çalışmanın amacı Yabancı Dil Olarak Türkçe öğretiminde İletişimsel Yaklaşımla şarkıların dil öğrenimindeki başarıya etkisini araştırmaktır. Çalışmada nitel araştırma yaklaşımlı doküman analizi yöntemi kullanılmıştır. Bu yöntem ile son 20 yıl içinde yapılan tezler, ulusal ve uluslararası dergilerde yayınlanan makaleler ve Yabancı Dil Olarak Türkçe öğretiminde kullanılan ders ve çalışma kitapları ve bu kitaplarda kullanılan şarkılar, şarkı metinleri ve alıştırmalar incelenmiş, bu etkinlikler ile üniteler arasındaki dağılımları araştırılmıştır. Araştırmada, alanda yapılmış çalışmalar dikkate alındığında Türkçeyi yabancı dil olarak öğrenen öğrenciler için ders içi etkinliklerde şarkı kullanımının başta dinleme ve konuşma olmak üzere okuma, yazma, kelime ve dil bilgisi gibi temel dil becerilerini geliştirdiği ve şarkı etkinliklerinin ders kitaplarında sayıca arzu edilen miktarda kullanılmadığı sonucuna varılmıştır. Çalışmanın sonucunda Yabancı Dil Olarak Türkçe öğreten öğretmenlerin sınıf içinde kullanabilecekleri Türkçe şarkılar etkinlik önerisi olarak sunulmuştur.
Farklı bilgi kaynaklarından edinilen bilgilerin sosyobilimsel konularda oluşturulan argümantasyonların kalitesi ve fen başarısı üzerindeki etkisi
Bu araştırmanın amacı 8. sınıf öğrencilerinin farklı kaynaklardan bilgi edinmelerinin bilimsel tartışma sürecinde ürettikleri argümantasyonların kalitesi ve fen başarıları üzerindeki etkisini incelemektir. Çalışma 2017-2018 eğitim-öğretim yılında, Ankara'nın Altındağ ilçesindeki bir kamu ortaokulundaki 36 öğrenci ile gerçekleştirilmiştir. Baz istasyonları ve genetiği değiştirilmiş organizmalar sosyobilimsel konularında uygulamalar yapılmıştır Tartışmacı Anketi (TA) ve Biyoteknoloji Akademik Başarı Testi (BABT) katılımcılara uygulanmış, elde edilen verilere göre birbirine denk üç grup oluşturulmaya çalışılmıştır. Öğrencilerin sosyobilimsel konulara ilişkin görüşlerini belirlemek için kavram karikatürleri kullanılmıştır. Her bir gruba, bilgi edinme kaynakları (araştırma, sunum, röportaj) rastgele atanmıştır. Her bir grup içerisinde TA ve BABT puanları bakımından homojen, sosyobilimsel konulara ilişkin görüşleri açısından heterojen üçer kişilik dört alt grup oluşturulmuştur. Önce küçük grup tartışmaları, ardından toplu sınıf tartışmaları yapılmıştır. Argümantasyon süreçleri ses kayıt cihazıyla kaydedilmiştir. Nitel verilerin analizi içerik analizi yoluyla, nicel analizler ise ön test ve son test puanlarının karşılaştırılmasıyla yapılmıştır. Analiz sonuçlarına göre, tüm gruplarda en fazla ikinci seviyede argümantasyon üretilmiştir. İkinci seviyeden sonraki düzeylerde frekansların giderek azaldığı görülmüştür. En kaliteli sözlü argümantasyonlar araştırma grubunda üretilirken, röportaj grubu kalite bakımından diğer iki grubun gerisinde kalmıştır. Ön ve son uygulama süreci karşılaştırıldığında, son süreçte daha fazla sayıda ve daha kaliteli argümantasyonların üretildiği gözlemlenmiştir. Konu içerikleri bakımından incelendiğinde, baz istasyonları konusunda daha fazla ve daha kaliteli argümantasyonlar üretildiği tespit edilmiştir. Nicel verilere göre, farklı kaynaklardan bilgi edinen gruplardaki öğrencilerin akademik başarılarının biraz arttığı fakat grupların erişi puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark oluşmadığı görülmüştür. Bu bağlamda tüm bulgular tartışılmış, elde edilen sonuçlar doğrultusunda çalışmaya özgü çeşitli önerilerde bulunulmuştur.
Ortaöğretim matematik öğretiminde öğretmenlerin öğretim yöntem ve teknikleri konusundaki yeterlilikleri
Eğitim hedeflerinin gerçekleşmesi uygun bir öğretim yöntem ve tekniklerin seçilmesiyle sağlanabilir. Bu nedenle her ders için tek bir yöntem değil, çok farklı yöntemlerin kullanılması söz konusu olmaktadır. Sınıf içinde öğrenme-öğretme sürecinin etkili olabilmesi uygun yöntemlerin seçimiyle doğru orantılıdır. Öğretmenlerin yöntem konusunda seçici olabilmesi onların çok farklı yöntemleri tanımaları ve kullanabilmeleri ile olanaklıdır. Diğer bir tanımla, yöntem zenginliğine sahip olmaları gerekmektedir(Demirel, 2011, s. 68). Yöntem, genelde hedefe ulaşmak için izlenen en kısa yol olarak tanımlanırken; teknik ise bir öğretme yöntemini uygulamaya koyma biçimi, ya da sınıf içinde yapılan işlerin bütünü olarak tanımlanabilir(Demirel, 2011, s. 92). Bu çalışmanın amacı, ortaöğretim matematik öğretmenlerinin öğretim yöntem ve tekniklerini kullanma düzeyinin belirlenmesi ve eğilimlerinin hangi düzeyde olduğunun tespit edilmesidir. Çalışmanın evreni, İstanbul ilinin Küçükçekmece ilçesi oluştururken, örneklemini bu ilçede görev yapmakta olan 5 lise Matematik öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırma, 5 öğretmenin 5 farklı dersinden elde edilen video kayıtlarının (döküman analizi) kullanılmasıyla nitel bir çalışmadır. Elde edilen video kayıtları, ilgili literatür taranarak araştırmacılar ve bir uzman görüşüne başvurularak oluşturulan analiz kriterlerine göre analiz edilmiştir. Ayrıca veri sonuçlarını derinlemesine değerlendirmek için örneklem gruba uygulanmak üzere araştırmacı ve danışmanı tarafından hazırlanan yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Analizlerin değerlendirilmesi sonucunda, öğretmenlerin düz anlatım, soru-cevap, problem çözme, beyin fırtınası, tanımlar yardımıyla öğretim, analiz yoluyla öğretim, kurallar yardımıyla öğretim, örnekler yoluyla öğretim yöntem ve tekniklerini kullanma düzeyi yüksek bulunmuştur. Grupla çalışma yöntemi, proje tabanlı öğrenme, gösterip yaptırma, benzetim tekniği, deney yoluyla öğretim, oyunlarla öğretim ve teknoloji destekli öğretim yöntem ve tekniklerini kullanım düzeyi düşük bulunmuştur. Anahtar Sözcükler: 1. Matematik Öğretimi 2. Öğretim Yöntemleri 3. Öğretim Teknikleri 4. Öğretmen Yeterlilikleri 5. Öğretmen Eğitimi
Ortaokullardaki branş öğretmenlerinin yapılandırmacı öğrenme kuramını uygulama düzeyleri
1960'lı yılların başında literatüre girmiş olan ve o tarihten günümüze de özellikle gelişim psikolojisi ve bilişsel psikoloji alanlarında geniş bir yer edinmiş olan yapılandırmacılık, öğrencilerin kendi gerçekliğini oluşturdukları ya da kendi deneyim ve algılarına dayanarak anlamı yorumladıkları bir yaklaşımdır. Ülkemizde Milli Eğitim Bakanlığı'nın 2004 yılında yeniden düzenlemiş olduğu ilköğretim programıyla yapılandırmacı öğrenme kuramı milli eğitim sistemimizdeki yerini almıştır. 2005 yılından itibaren ise ülkemizde görev yapan öğretmenlerin derslerinde yapılandırmacı öğretim programlarını uygulamaları istenmiştir. Yeni hazırlanmış eğitim programlarının yapılandırmacı anlayış ilkelerinden de yararlanılarak hazırlanmış olması, ülkemiz eğitim sisteminde değişimlerin başladığının işaretlerini vermektedir. Ancak bu değişimlerin etkili olabilmesi öğretmenlerin uygulamalarına bağlıdır. Yapılandırmacı öğrenme kuramında sınıfta öğretim ve öğrenme süreçlerine liderlik yapan öğretmen, öğrenme ortamlarını düzenleyen ve değerlendirme süreçlerini planlayan bireydir. Yapılandırmacı yaklaşımda öğretmenin görevi, bilgi dağıtmak değil, öğrencilerin bilgiyi önceki bilgilerinin üstüne koymasına öncülük etmektir. Bu araştırmanın amacı, ortaokul branş öğretmenlerinin yapılandırmacı kuramı uygulama düzeylerini görmektir. Çalışma, İstanbul İlinin Beşiktaş İlçesi Gaziosmanpaşa Ortaokulu'nda görev yapmakta olan 1 Türkçe, 1 İngilizce, 2 Sosyal Bilgiler, 1 Fen Bilgisi ve 1 Matematik öğretmenlerinin 5, 6, 7 ve 8. sınıf derslerinde, yapılandırmacı öğretim yöntemlerini uygulama düzeyleri incelenmek istendiğinden gözlem yöntemi kullanılmıştır. Veriler 6 öğretmenin 2013-2014 eğitim öğretim yılındaki farklı tarihler ve derslerinden elde edilen 12 saatlik video kayıtlarından oluşmaktadır. Elde edilen veriler içerik analizi yöntemi kullanılarak değerlendirilmiştir. Araştırmanın sonuçlarına göre öğretmenlerin, öğrencilerin ilgilerini canlı tutabildikleri, genel anlamda merak duygusu uyandırabildikleri, öğrencilerin bilgiyi keşfetme sürecinde yeterli düzeyde rehberlik edebildikleri, öğrenenlere açık uçlu sorular sorarak araştırma yapmaya ve derse katılmaya teşvik ettikleri görülmüştür. Ancak, öğretmenlerin, öğrencileri grup etkinliklerinde yer almaya, işbirliği içinde çalışmaya yeterince teşvik edemedikleri, onların bilgi ve becerilerini geliştirecek düzeyde bilgi iletişim teknolojilerini kullanmadıkları, onların ön bilgilerini ölçebilecek sorular sormadıkları veya bunu sınıfın geneline yayamadıkları görülmüştür. Öğrencilerin fikirlerini ve ürünlerini sınıfa aktaramadıkları ve kanıtlayamadıkları, işbirliği içinde yeterince çalışmadıkları görülmüştür. Öğrencilerin, fırsat verildiğinde konu ve kavramları kendi bilgilerini kullanarak açıklamaya çalıştıkları, olaylar arasında neden sonuç ilişkileri kurabildikleri, sınıftaki diğer öğrencilerle ve öğretmenle iletişim içinde olabildikleri görülmüştür. Öğrenme ortamları bakımından derslerin diğer ünite, alan ve konularla ilişki kurulabildiği, gerçek hayattan örneklere yer verilebildiği, ders işleme süreçlerinde birden çok öğretim yöntem ve teknikten faydalanıldığı, ancak, öğretmenlerin ders kitabı dışında farklı kaynaklardan faydalanamadıkları, derste gerekli olan görsel-işitsel araçların yeterince kullanılmadığı görülmüştür. Öğrenme ortamlarında, öğrencilerin kendi kendilerini veya birbirlerini değerlendirmelerine fırsat verilmediğini, yapılan uygulama ve çalışmaların toplandığı ürün dosyalarının kullanılmadığı görülmekle birlikte, öğretmenlerin farklı türde ölçme ve değerlendirme tekniklerini uygulayabildikleri görülmüştür. Öğretmenlerin eskiden uygulanan öğretim yöntemlerini alışkanlık haline getirmiş oldukları görülmektedir. Öğrenme ortamlarının donanım açısından yeterli hale getirilmesi gerekliliği açıkça ortaya çıkmaktadır. Sınıf mevcutlarının kalabalık olmaması, öğrenme programları için yeterince zaman ayrılabilmesi ise yapılandırmacı öğrenme kuramının uygulanabilirliğini etkilemektedir. Geleneksel öğretimin kalıplarından, yapılandırmacı öğrenme ortamlarına geçiş yapabilmenin çok da kolay olmadığını gördüğümüz araştırmanın sonuçlarına göre, öğretmenlerin görev paylaşımı içeren, işbirliği gerektiren faaliyetlere öncelik vermesi gerektiği önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Yapılandırmacı, Öğretmen, Gözlem.
The role of social-emotional stability in English among Iraqi kindergarteners
Nowadays, second language learning, among young learners, is considered as one of the main subjects in the field of education around the world. Much research dealt with this subject and focused on the processes of second language learning among young learners. Researchers were trying to understand and diagnose young language learners' strengths and weaknesses. They came up with some evidence that showed language aptitude, gender, age, creativity, and motivation were among the elements that made young students be different from other students. Unlike other research, this study aimed to identify the role of social-emotional stabilities among young learners in second language learning. We specifically examined the influences of these skills in the process of second language learning. For this study, Margret kindergarten was chosen, and thirty-three children were randomly selected who applied for an English language course in the kindergarten. Eighteen of the selected children were females while the rest were males, and the age of the participants was between 4-5 years old. At the beginning of the English course, a pretest was conducted to measure the children's social and emotional skills. After data collection, the finding showed a significant relationship between social-emotional skills and second language learning. Those students who showed a high level of social-emotional skills were more active in learning their second language and passed the test of English proficiency with high degrees, while those students who showed a low level of social-emotional skills could not pass the English language test or passed with low degrees
Öğretim yöntemlerinden gezi gözlem ve inceleme metodunun uygulanmasında ortaya çıkan problemlere ilişkin öğretmen görüşleri (Güngören İlçesi örneği)
Eğitimde, hedeflenen amaçlara ulaşmak için çeşitli öğretim teknikleri uygulanmaktadır. Bir dersin veya bir konunun öğretimi rastgele, amaçsız ve yöntem olmadan düşünülemez. Özellikle yöntem, öğretim etkinlikleri için önemli bir esas niteliğindedir. Bu araştırmada, okullarda uygulanan öğretim yöntemlerinden biri olan gezi gözlem ve inceleme eğitim metodunun kullanımı, bu metodun uygulanmasında ortaya çıkan problemlere ilişkin öğretmenlerin görüşlerine yer verilmesi amaçlanmıştır. Tezin kapsamında ise öğretim yöntemleri anlatıldıktan sonra bu yöntemlerden gezi gözlem ve inceleme metodu ayrıntılı olarak ele alınıp öğretmenlerin konu ile ilgili görüşlerine uygun bir çalışma ile yer verilmeye çalışılacaktır. Araştırmanın verileri 2013-2014 eğitim-öğretim yılında, İstanbul ili Güngören ilçesindeki altı ilkokul ve ortaokulda görev yapan 56 sosyal bilgiler, 51 fen bilimleri, 62 Türkçe ve 131 diğer (sınıf, resim, müzik, İngilizce vd.) olmak üzere 300 öğretmenden toplanmıştır. Verilerin toplanmasında betimsel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmada uzman görüşleri alındıktan sonra araştırıcı tarafından geliştirilen ölçme aracı kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen öğretmen görüşleri SPSS paket programında analiz edilmiştir. Verilerin analizinde dağılımın belirlenmesi için frekans ve yüzdelik değerleri, önemli görülen değişkenler arasındaki farkın anlamlılık düzeyini belirlemek amacıyla ki kare analizi kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda öğretmenlerin gezi gözlem ve inceleme metodunu kullanırken okul idarelerinin geziler konusunda olumlu tutum sergilediklerini ortaya koymuşlardır. Öğretmenler gezi gözlem sırasında uygulanan idari izinlerin gerekli olduğunu düşünmektedir. Öğrencilerin ise genel olarak gezi gözlem ve inceleme yöntemini uygularken kurallara uygun olarak davrandıkları görülmektedir. Öğretmenlerin en çok karşılaştıkları zorluklardan bazıları olarak, velilerin gezi gözlem ve inceleme metodu hakkında yeterince bilgi sahibi olmamaları, velilerin gezi masraflarını karşılamakta sıkıntı çekmeleri oldukları görülmektedir. Ayrıca gezi gözlem sırasında öğrencilerin tehlikeli durumlarla karşılaşabilme olasılığının olması, öğretmenleri gezi gözlem hakkında olumsuz düşünmelerine sebep olmaktadır. Anahtar Kelimeler: Gezi gözlem ve inceleme metodu, Öğretim yöntemleri, Yaparak yaşayarak öğrenme
Raising pragmatic competence in foreign language classrooms
Second language pragmatics has recently been a prevailing topic in the field of second language teaching. While many studies have been conducted about why, how and what to incorporate regarding the teaching of pragmatic competence, there are still unsolved issues about them. This study addresses the possibility of developing pragmatic competence in EFL classrooms through well-designed curricular courses. The study also examined the impact of proficiency in expediting pragmatic production in English L2 learners. Fifty senior university students (25 males; 25 females) with English high proficiency attended the course, participating in a pre-test before instruction began and a post-test upon course completion. The study addresses several significant questions, namely the relationship of proficiency and development of pragmatic competence, the impact of class-based explicit instruction in raising competence, and the role of gender as an influencing factor affecting competence. Unlike previous studies, this study covered more than one aspect of pragmatic production, including inference, implicatures, structural errors in meaning and interpretation, and speech act (requests, refusals, apology and offer). The study produced key findings that can help inform and improve the incorporating of pragmatic competence in language study; proficiency level significantly impacts pragmatic competence; pragmatic-based curricula are supportive in constructing competence; gender factor does not affect learning pragmatics, as both genders performed similarly in the tests. Eventually pragmatic competence can expectedly be raised via classrooms-based courses.
Üstün/özel yetenekli öğrenciler için okul dışı STEM eğitiminin değerlendirilmesi
STEM (Science, Technology, Engineering & Mathematics), fen bilimleri ve matematik gibi temel bilimlerin, mühendislik ve teknolojinin tasarım ve uygulamaları ile entegre edilmesini sağlayan bir yaklaşımdır. STEM eğitimi tüm öğrencilere uygulanabilmektedir ancak üstün/özel yeteneklilere uygulanması ile ilgili araştırmaların yetersiz olduğu tespit edilmiştir. Bu araştırma, üstün/özel yetenekli öğrenciler için yapılan STEM eğitimi ile öğrencilerin elde ettikleri kazanımları değerlendirmek amacıyla yapılmıştır. Araştırma modeli olarak nitel araştırma modellerinden durum çalışması kullanılmıştır. Araştırma, daha önceden STEM eğitimi almamış ve üstün/özel yetenekli tanısı konulmuş 12 erkek ve 13 kız olmak üzere toplam 25 öğrencinin katılımıyla 32 saat olarak gerçekleştirilmiştir. Veri toplama aracı olarak Aktivite Değerlendirme Formları ve Öğrenci İzleme Formları kullanılmıştır. Aktivite değerlendirme formunda öğrencilerin neler öğrendiği, hangi becerileri elde ettiği, etkinlikten öğrendiklerini nasıl kullanacağı vb. sorular yöneltilmiştir. Öğrenci izleme formunda ise aldıkları eğitimden sonra okul dışında benzer çalışmalar yapıp yapmadıkları, gelecekte insan hayatını kolaylaştıracak bir icat üretip üretmeyecekleri, eğitimden sonra hangi meslek alanına sahip olmak istedikleri vb. sorular yönlendirilmiştir. Yapılan her aktivitede mühendislik tasarım süreci izlenmiş ve aktivite sonrasında öğrencilerin aktivite formlarını doldurmaları sağlanmıştır. Elde edilen nitel veriler betimsel analiz tekniği ile değerlendirilmiştir. Sonuç olarak üstün/özel yetenekli öğrenciler için yapılan STEM eğitiminin öğrencilerin fen ve matematik kazanımları ile yaratıcılık, eleştirel düşünme, işbirliği yapma ve iletişim kurma gibi 21. Yüzyıl becerileri elde etmesini sağladığı tespit edilmiştir.
The Iraqi EFL pre-service student teachers' on teaching grammar at ELT departments of Salahaddin University in Erbil
This study aims chiefly to know the pre-service teachers' perspectives about learning and teaching grammar at ELT departments in Erbil especially English departments at Salahaddin university-SUE in Erbil, because the majority of pre-service teachers suffer from the pattern and the old methods and basically attempt to teach and learn a foreign language in a new and quick. Consequently, many of pre-service teachers favor at teaching and learning grammar with four skills (listening, speaking, reading and writing). But some pre-service teachers are against this perspective and likes to learn grammar as an independent course. There are obvious that language is null without grammar. Yet, some linguists believe that grammar is not needed while some claim that grammar is necessary and should be taught. If teaching grammar is needed, what approach teachers should follow and use. To investigate the aim of the study, both approaches qualitative and quantitative has been adopted in which the approaches to teaching grammar, the benefits and drawbacks of each approach are discussed. A questionnaire was administered to the participants. The questionnaire was administered to 60 pre-service teachers who were randomly selected from College of Languages, Education and Basic education at Salahaddin University for the academic year of 2015-2016, they were chosen as the sample of this research. The questionnaire was used to gather the data about their perspectives to teaching and learning grammar. The results confirm that students are motivated to learn English language unconsciously and to be exposed to English language for learning it and majority of the pre-service teachers think that grammar should be taught in learning English because grammar plays a crucial role in language learning and teaching and it helps the learners to improve their grammatical and communicative competence. The participants, also think that the pedagogical objectives can be attained in teaching grammar courses and achieve the learning outcomes.
Yabancı dil olarak Türkçe öğretiminde ölçme ve değerlendirme
Yabancı dil olarak Türkçe öğretimi dört temel dil becerisi olan okuma, dinleme, yazma ve konuşma (karşılıklı konuşma ve sözlü anlatım) becerisinin gelişimi esas alınarak yapılmaktadır. Bu becerilerin hedeflenen kazanım sınırları Avrupa Dil Portfolyosunda belirtilmiştir. Hedeflenen kazanımlara yönelik yapılan öğretim bu kazanımların alınıp alınmadığını belirlemek için bir ölçme ve değerlendirmeye tabi tutulmalıdır. Yapılacak olan ölçme ve değerlendirme süreci yabancı dil olarak Türkçenin öğretimine uygun bir şekilde olmalıdır. Bunun için ölçmeye ve ölçeğe uygun gerekli ön çalışma yapılarak bir plan çerçevesinde bu süreç uygulanmalıdır. Yabancı dil olarak Türkçe öğretiminde özellikle ölçmede kullanılacak soru türüne ait alanda büyük bir boşluğun olması bu alandaki öğreticilerin ölçme yaparken yanlış yöntemler kullanmasına sebep olmaktadır. Buradan hareketle bu çalışmada, yabancı dil olarak Türkçe öğretiminde yapılacak ölçmenin ve değerlendirmenin ne şekilde olacağı ortaya konulmuştur. Ölçmede uygulanan sınav türleri ve soru tipleri örnekleriyle beraber açıklanmıştır. Ayrıca ölçme için gerekli olan materyalin hazırlanma ve uygulama sürecinde dikkat edilmesi gereken noktalar açıklanmıştır. Anahtar Kelimeler: Yabancı Dil Olarak Türkçe, Ölçme ve Değerlendirme, Sınav Türleri ve Soru Tipleri
Çocuklara yabancı dil olarak Türkçe öğretiminde çocuk edebiyatı'nın yeri, önemi ve kullanımı / Küçük Prens romanının b1 düzeyine uyarlanması
Türkçe, dünyada kökleri binlerce yıl öncesine uzanan en zengin dillerden biridir. Ayrıca yüzyıllardır çok geniş bir coğrafyada, farklı ülkeler ve milletler tarafından konuşulan ve yazılan bir bilim, sanat ve kültür dilidir. Bir dilin yaygın, geçerli ve işlevsel olması onun, diğer diller arasındaki konumunu ve kıymetini belirler. Türkçe, bu özellikleriyle dünya dilleri arasında itibarlı ve önemli bir yere sahiptir. Bununla birlikte dünyadaki politik, ekonomik ve kültürel değişim süreci Türkçenin yabancı dil olarak öğretimine hız ve hareketlilik kazandırmıştır. Türkçeyi yabancı dil olarak öğrenen yetişkinlerin yanı sıra çocukların sayısı da yadsınamayacak ölçüde çoktur. Çocuklara yabancı dil olarak Türkçe öğretimi yurt içinde ve yurt dışında oldukça yaygındır. Ancak bu alanda yapılan uygulamalar teorik bir altyapıya sahip olmamakla birlikte çocuklara yabancı dil olarak Türkçe öğretiminde izlenecek yol, uygulanacak yöntem ve kullanılacak materyallerin eksikliği bir sorun teşkil etmektedir. Çünkü çocukların dünyası, yetişkinlerin dünyasından farklıdır. Bu nedenle öğretim sürecinde, çocukların yaşlarının yanı sıra fiziksel, bilişsel, sosyal gelişimleri ve ailevî, toplumsal, kültürel durumları göz önünde bulundurularak materyal hazırlanmalıdır. Bu bağlamda öğretime uygun temalar içeren çocuk edebiyatı metinlerini, belirlenen dil düzeylerine göre uyarlayarak alana kazandırmak faydalı ve gereklidir. Bu çalışmada, çocuklara yabancı dil olarak Türkçe öğretiminde ilk önce 'çocuğun özellikleri' göz önünde bulundurularak uygulanabilecek yöntem ve teknikler açıklanmıştır. Bunun yanı sıra çocuklara yabancı dil olarak Türkçe öğretiminde çocuk edebiyatının yeri, kullanımı ve önemine değinilmiş; okuma becerisini artırmada çocuk edebiyatı metinlerinin ve metinlerle ilgili okuma-anlama etkinliklerinin nasıl yapılması gerektiği üzerinde durulmuştur. Ayrıca, yabancı dil olarak Türkçe öğretiminde metin uyarlama teknikleri açıklanmış ve bu bağlamda Dünya Çocuk Edebiyatı'nın en önemli eserlerinden biri olan 'Küçük Prens' adlı roman, örnek bir metin olarak B1 seviyesine uyarlanmış ve tezin son kısmına eklenmiştir. Uyarlama yapılırken Diller İçin Avrupa Ortak Öneriler Çerçeve Metni'nin okuma kazanımları ve dil bilgisi yapılarına ilişkin esaslar dikkate alınmıştır. Sonuç olarak hem çocuklara yabancı dil olarak Türkçe öğretiminde sahadaki eksikliklere dikkat çekilmiş ve bunlara yönelik çözüm önerileri sunulmuş hem de çocuk edebiyatının, öğretim sürecine dâhil edilerek çocukların Türkçeyi öğrenirken edebî okuma zevklerinin geliştirilmesi amaçlanmıştır.
Orff-Schulwerk yaklaşımları ile halk oyunları öğretimine bir model önerisi
Ülkemizde Türk halk oyunlarının öğretim süreçleri belli bir metoda dayandırılmadan, geleneksel öğretim yaklaşımları çerçevesinde yürütülmektedir. Geçmişten günümüze kadar bir kaynak araştırılması yapıldığında, Türk halk oyunları öğretimi ile ilgili akademik çalışmaların yetersizliği göze çarpmaktadır. Bu alanda ciddi anlamda bir öğretim modelinin oluşturulmamış olmasından hareketle bu alanda araştırma yapmayı uygun bulduk. Orff Schulwerk yaklaşımı uzun yıllardır bilinmektedir. Elementer düzeyde müzik ve dans pedagojisi eğitimine farklı disiplinler ile pedagojik fikirler sunarak yaklaşımın değişik kültürlere uyarlanmasına da olanak sağlar. Orff Schulwerk kendine has ilkeleri ile çocukların kişisel gelişimlerine olumlu etkiler sağlayarak güven, başarı, sorumluluk gibi duyguları kazandıran bir yaklaşımdır. Son yıllarda akademik alanda ön plana çıkmakta olan bu yaklaşımla halk oyunlarının öğretilebileceği hipotezinden hareket ederek araştırmamızı oluşturduk. Milli Eğitime Bakanlığına (MEB) bağlı Beşiktaş Sait Çiftçi ilköğretim okulunda 6/10 yaş grubundan 10 öğrenci ile 2021/2022 eğitim öğretim yılında model okulunda uygulanması yaptık. Seçilen model öğrenciler ile uygulamalar bir plan dahilinde sürdürdüğümüz çalışmamız sonucunda problemimize çözüm üretilmiştir. Gözlemler sonucunda Orff Schulwerk Yaklaşımları ile Türk halk oyunları öğretimine bir model olarak uygulanan oyunların çocuklar üzerinde etkili olduğu ortaya çıkmıştır. Ezbere dayalı olmayan kalıcı bir öğrenme ortamı sağladığı görülmüştür. Araştırmada kullanılmak üzere seçilen halk oyunları örnekleri, Orff Schulwerk yaklaşımının temel ilkelerinden dil, ritim, hareket, seslendirme, çalgı, doğaçlama ve dans ile uyarlanarak ders planları yapılmıştır. Çocukların sadece hareketleri öğrendiği bir ders olarak değil, kendi kültürlerini ve oyunlarını yöre bazında öğrendikleri ve kavradıkları, farklı bölgeden oyunlar ile örnekler sunularak çocukların ritmik olarak türküyü ve oyunu kalıcı olarak öğrenmesi sağlanmaktadır. Ayrıca MEB tarafından görevlendirilen halk oyunları usta öğreticisinin de dersleri hem video hem de gözlem raporları ile kayıt altına alınmıştır. Derslerde öğrenme ortamının elverişli olmayışından materyal eksikliğinden, mekânın yetersizliği ve ekonomik yetersizliklerden dolayı çalgı eğitimi ya da canlı müzik ile eğitim ortamı sağlanamadığı gözlemlenmiştir. Bununla birlikte geleneksel öğretim yaklaşımı kullanıldığı için, çocukların derse yüzde yüz katılamadığı, oyunları öğrenirken bazı çocukların isteksiz olduğu gözlemlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Model, Orff Schulwerk, Türk Halk Oyunları.
Fen bilimleri öğretmenlerinin sosyobilimsel konuların öğretimine yönelik görüşlerinin belirlenmesi
Bu çalışmanın amacı, Fen Bilimleri öğretmenlerinin sosyobilimsel konular hakkındaki tutumları ve görüşlerinin belirlenmesidir. Bu çalışma da özel durum yöntemi kullanılmıştır. Çalışma, 2018-2019 eğitim-öğretim yılında Van il merkezi ve ilçelerinde görev yapmakta olan 289 (134-kadın, 155-Erkek) Fen Bilimleri öğretmeni ile yürütülmüştür. Çalışmaya katılan Fen Bilimleri öğretmenleri içerisinde amaçlı örneklem yöntemi yardımıyla seçilen 10 öğretmen ile mülakat yapılmıştır. Çalışma da veri toplama aracı olarak Sosyobilimsel Konular Hakkındaki Görüş ve Tutum Ölçeği ve yarı-yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen nicel veriler; tanımlayıcı istatistik tekniği kullanılarak analiz edilmiştir. Nitel verilerin çözümlenmesinde ise içerik ve betimsel analizden yararlanılmıştır. Bu çalışma sonucunda Fen Bilimleri öğretmenlerinin, sosyobilimsel konular hakkında yeterli bilgiye sahip oldukları, Fen Bilimleri dersinde bu konulara yer verdiklerini ve günlük hayatta önem verdikleri belirlenmiştir. Bazı öğretmenlerin ise bu konular hakkında yeterli bilgiye sahip olmadıkları ve Fen Bilimleri dersinde yeteri kadar bu konulara zaman ayırmadıkları tespit edilmiştir. Öğretmenlerin sosyobilimsel konulara karşı olumsuz tutuma sahip oldukları da belirlenmiştir. Fen Bilimleri öğretmenleri bu konuların toplumu ilgilendiren ve öğretim programında yer alması nedeniyle sosyobilimsel konularla ilgili bilimsel tartışmaları ve çalışmaları takip ettikleri sonucuna ulaşılmıştır. Öğretmenler bu konuların tartışmalı konular olduğu için, başka görüşlere saygılı olmayı, muhakeme becerilerini ve eleştirel düşünme becerilerine katkı sağladığını belirtmişlerdir. Fen Bilimleri öğretmenlerinin sosyobilimsel konular hakkındaki tutum ve görüşlerinin daha net görülebilmesi için geniş katılımlı çalışmaların yapılması önerilmektedir.