Vergiler

Bu konu başlığı altında 605 tez

Yüksek LisansAçık ErişimTR

Varlık vergisi ve uygulanışı: Hatay örneği

Savaşlar, devlet ve toplum hayatlarını maddi ve manevi yönden yıkıma götüren olgulardır. Özellikle II. Dünya Savaşı, savaş kavramının daha geniş manalara ulaştığı bir yıkım olmuş, en az askeri kayıplar kadar sivil kayıplar da yaşanmıştır. Türkiye, bu savaşta her ne kadar etkin bir dış politika izleyerek harp dışı kalmışsa da sosyo-ekonomik yıkımdan kurtulamamıştır. Türkiye'nin almış olduğu ekonomik tedbirler içinde yankıları günümüze kadar süren varlık vergisi uygulaması önemli bir yer tutmaktadır. Varlık vergisinin tahakkuk ettirilmesinde ve mükelleflerin tespit edilmesinde keyfi hareketler olmuştur. Gelir-gider dengesine bakılmaksızın lüks bir yaşamı olan kişilere yüksek oranda vergi borcu yüklenirken; mal varlığı çok fazla olup alelade yaşam sürenlere daha az vergi tahakkuk ettirilmiştir. Varlık vergisi uygulamasının merkez üssü tarihi ve sosyal dokusundan ötürü İstanbul olmuştur. Varlık vergisi uygulamasının en ağır yanı çalışma kampları olmuştur. Vergi mükellef listelerinin defterdarlıklarda askıya çıkarılmasıyla birlikte on beş gün içerisinde borcunu ödemeyenler, kafileler halinde trenlerle Erzurum'un Aşkale ilçesine gönderilmişlerdir. Burada yol açma, taş kırma vb. işlerde çalıştırılmışlardır. II. Dünya Savaşı patlak verdiğinde Hatay ili henüz Anavatana yeni iltihak etmiştir. Buna rağmen varlık vergisi hazırlıkları tüm ülkede olduğu gibi Hatay'da da başlamıştır. Hatay'da varlık vergisi mükelleflerinin listesi Hatay Defterdarlığı'nda askıya çıkarıldığı gibi bu dönemde yayınlanan Yenigün Gazetesi'nde de yer almıştır. Hatay sınırları içinde yaşayan hatırı sayılır bir gayrimüslim nüfus bulunmaktadır. Aynı zamanda sermaye birikimini de elinde tutan bu sınıfa yüklü miktarda varlık vergisi tahakkuk etmiştir. Hatay, tahakkuk ettirilen vergi miktarı açısından Türkiye'nin altıncı ili olmuştur.

AzınlıklarDünya Savaşı IIHatay+3
Yakup Kalıçlı
Hatay Mustafa Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'de vergi düzenlemelerinin muhasebe uygulamalarına etkisi üzerine tarihsel bir inceleme

Bireyler bazı ihtiyaçlarını karşılamak üzere birçok faaliyette bulunurlar. Bu faaliyetleri gerçekleştirirken ekonomik araç ve sistemlere gerek duyarlar. Ekonomik araçların çeşitliliği, artan nüfus sayısı ve teknolojik gelişmeler toplum düzeninde bazı gelişmelerin yaşanmasına yol açmıştır. Bu düzenlemelerin içinde vergi düzenlemeleri ve muhasebe düzenlemeleri de yer almaktadır. Ülkemizde Cumhuriyet ilan edildikten sonra birçok alanda değişimler ve gelişmeler yaşanmıştır. Bu değişimlere muhasebe uygulamaları ve vergi uygulamaları da eşlik etmiştir. Bu dönemde ülkemizde yeni vergisel düzenlemeler karşımıza çıkmıştır. Muhasebe uygulamaları da bu dönemde birçok değişiklik yaşamıştır. Çalışmada ülkemizde Cumhuriyet dönemi ile birlikte uygulanan vergi düzenlemelerinin muhasebe uygulamalarına etkisi üzerinde durulmaya çalışılmıştır. Bu düzenlemeler muhasebe ve vergi uygulamaları arasında etkileşim yaşanmasını sağlamıştır. Muhasebe ve vergi düzenlemelerinin etkileşim içinde olması vergi düzenlemelerinde muhasebenin kendi dinamiklerini dikkate alan maddelere yer verilmesiyle açıklanabilir.

Muhasebe uygulamalarıVergi hukukuVergi muhasebesi+2
Cüneyt Alkan
Muğla Sıtkı Kocman University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Gümrük vergilerinin ekonomik etkileri üzerine bir inceleme: Türkiye örneği

Küreselleşme ile birlikte ülkeler arasında ekonomik, siyasal, kültürel, teknolojik, çevresel ve diğer birçok alanda bütünleşme sağlanmış ve ülkeler serbest dış ticaret politikaları uygulama yönünde önemli adımlar atmışlardır. Ülkelerin serbestleşme eğilimlerine paralel olarak, geçmişte yoğun olarak kullanılan bir dış ticaret politikası aracı olan gümrük tarife oranları önemli oranda azaltılsa da, günümüzde de bir dış ticaret engeli olarak etkin olarak kullanılmaktadır. Nitekim serbest bir uluslararası ticaret sisteminin dünya refahını artıracağını ileri süren ülkeler de dâhil olmak üzere birçok ülke tarife korumalarından yararlanmaktadır. Türkiye, 1980'li yıllardan itibaren ihracata yönelik politikalar uygulayarak bu serbestleşme sürecine başlamakta ve 1996 Gümrük Birliği'ne dahil olarak tamamen serbest bir politika yürütme çabalarını tamamlamaktadır. Bu çalışma, serbestleşme sonrası 1996-2019 döneminde Türkiye imalat sanayi alt sektörlerinde yer alan 10 farklı sektör üzerinde uygulanan gümrük vergi oranlarının ekonomik etkilerini incelenmeyi amaçlamaktadır. Bu amaçla, ülkede uygulanan gümrük vergi oranlarının söz konusu imalat sanayi sektörlerinde yarattığı üretim etkisi, tüketim etkisi, dış ticaret etkisi, gelir etkisi ve bölüşüm etkisi ortaya konulmaktadır. Türkiye'de serbestleşme girişimleri sonucu 1996 sonrasında gümrük vergilerinde önemli azalmalar gerçekleşmekte, ancak son birkaç yılda yeniden gümrük vergi oranlarında artışların gerçekleştiği gözlemlenmektedir. Nitekim ithalat değerlerinin ihracatın çok üzerinde gerçekleştiği Türkiye imalat sanayi sektörlerinde üretim ve istihdam endekslerinde de özellikle kriz yıllarında önemli bir artış görülmemektedir. Bu sektörlerden elde edilen vergi gelirleri ise en çok ithalat yapılan sektörlere paralellik göstermektedir. Bu kapsamda, çalışmada Türkiye'de uygulanan gümrük vergilerinin üretim, istihdam, ithalat ve toplam vergi gelirleri üzerindeki etkileri Panel Veri Analizi kullanılarak ekonometrik olarak analiz edilmektedir. Panel veri analizi sonucunda, gümrük vergileri ile üretim, istihdam ve ithalat arasında negatif ilişki, gümrük vergileri ile vergi gelirleri arasında ise pozitif ilişki tespit edilmiştir. Gümrük vergi oranlarındaki %1'lik bir artış üretimi %0,038 gibi çok düşük bir oranda düşürürken, ithalatı %0,144 oranında azaltmaktadır. Nitekim gümrük vergilerinin dış ticaret üzerinde olumsuz etkisi beklenen bir durumdur. Bununla birlikte gümrük vergi oranlarındaki %1'lik bir artış vergi gelirlerini %0,944 oranında arttırmaktadır. Bu çalışma, uygulanan dış ticaret politikalarının ve dış ticaret engellerinin ülkede üretimi, istihdamı ve dış ticareti hangi düzeyde ve nasıl etkilediğini sektörel bazda ortaya koyan detaylı bir analiz sunması açısından önemlidir. Bu anlamda, çalışmanın ileride uygulanması planlanan üretim ve dış ticaret politikalarına yol göstermesi muhtemeldir. Ayrıca, bu çalışma Türkiye'de gümrük vergilerinin dar kapsamlı kısmi ekonomik etkilerini sektörel bazda detaylı bir şekilde inceleyen az sayıdaki çalışmalardan biri olması açısından da literatüre katkı sağlamaktadır

Ekonomik etkiGümrük vergisiGümrükler+2
Kezban Balcı
Muğla Sıtkı Kocman University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türk vergi yargısının Eskişehir ili örneğinde etkinliğinin araştırılması ve değerlendirilmesi

Devlet, kamusal mal ve hizmetleri finanse etmek amacıyla ihtiyaç duyduğu geliri, büyük oranda vergilerle karşılamaktadır. Vergilendirme işlemini yapan idareye karşı bireylerin korunması hukuk devletinin bir gereğidir. Bu nedenle vergilendirmeler yasal mevzuat çerçevesinde gerçekleştirilmek zorundadır. Ancak yükümlülerin ve idarenin hukuk kurallarına göre birbiriyle örtüşmeyen görüşleri nedeniyle vergisel uyuşmazlık ortaya çıkabilmektedir. Uyuşmazlıklar, idari aşamada barışçıl yollarla çözüme kavuşturulabileceği gibi doğrudan yargı aşamasında da çözüme kavuşturulabilmektedir. Bireylerin yargıdan beklentisi, uyuşmazlığın süratle, hakkaniyete uygun olarak, adil yargılama içerisinde çözüme kavuşturulmasıdır. Bunun için de etkin bir yargılama düzenine ihtiyaç vardır. Etkin bir yargılama, davaları sürüncemede bırakmayan, tarafların adalet duygularını zedelemeyen, zamansal ve parasal açıdan tarafları zarara uğratmayan süratle ve hakkaniyete uygun olarak uyuşmazlığı ortadan kaldıran bir yargılamadır. Bu çalışmada Türk vergi yargısının etkinliği Eskişehir ili örneğinde araştırılmaktadır. Birinci bölümde vergi yargısının konusu, kapsamı ve işlevleri teorik düzlemde ortaya konulmuştur. İkinci bölümde yargıda stratejik yönetim ve planlama konusuna değinildikten sonra vergi yargılamasında etkinliğin belirlenmesinde temel ölçüt olan adil yargılama ve bunun unsurları ele alınmıştır. Üçüncü bölümde Eskişehir Vergi Mahkemesi ve Türkiye geneli vergi mahkemelerinde dava konuları, davalarda artış ve azalışların nedenleri, iş yükü durumları sayısal veriler ile ele alınmıştır. Ayrıca mahkemelerin karar türleri, davaların karara bağlanma süreleri ve mahkemelerde dosya temizlenme durumu analiz edilerek vergi yargısının etkinliği; yargılamanın hakkaniyete uygunluğu, makul sürede yargılama ve yargı hizmetlerinin işleyişi olarak belirlenen etkinlik ölçütleri çerçevesinde incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Adil yargılama, makul süre, yargıda etkinlik, yargılamada hakkaniyet.

Adil yargılamaEtkinlikMakul süre+3
Müslüm Gümüş
Anadolu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Vergi Hukuku açısından düz oranlı vergi sistemi

Ülkelerin ekonomik ve sosyal gelişmelerine göre tarihsel bir gelişmenin sonucu olarak oluşan vergi sistemlerinin, toplumların ekonomik, sosyal, siyasal yapısı değişim göster-dikçe zamanla reforma tabi tutulması kaçınılmaz hale gelmektedir. 1980'li yıllarda hü-kümetler bir yandan kamu harcamaların baskısını kontrol altına alabilmek, bir yandan da vergi sistemlerini daha rekabetçi bir yapıya kavuşturmak ihtiyacı ile reformlar yapmaya yönelmişlerdir. Bu reformlar kapsamında Robert Hall ve Alvin Rabushka tarafından günümüz düz oranlı vergi sisteminin temelleri atılmıştır. Dünya'da düz oranlı vergi sis-temi 1947'de Hong Kong'ta uygulamaya girdikten sonra 1980'li yıllardan itibaren bazı ülkelerin gündemine oturmaya başlamıştır. Bu çalışmada vergi hukuku açısından düz oranlı vergi sistemi araştırılmıştır. Birinci bölümde vergi sistemleri, vergileme ilkeleri ve vergi tarifeleri incelenmiştir. İkinci bölümde düz oranlı verginin tanımı, tarihsel gelişimi, işleyişi ve esasları, yararları ve eleştirileri ele alınmış, düz oranlı vergi sisteminin optimal vergileme ilkeleri kapsamında artan oranlı vergi sistemi ile karşılaştırılması yapılarak, anayasal iktisat perspektifiyle düz oranlı vergi sistemi anlatılmıştır. Daha sonra zekât kurumu ile düz oranlı vergi sisteminin benzer yanları incelenmiştir. Üçüncü bölümde ise, düz oranlı vergi sistemini uygulayan ülkeler tek tek araştırılmıştır. Türkiye'de uygulanan gelir vergisi ve kurumlar vergisi tarifeleri, barındırdıkları muafiyet, istisna ve indirimler anlatılarak Türk vergi sisteminde vergi reformunun gerekliliği ortaya konulmuştur.

Artan oranlı vergiDüz oranlı vergilerGelir vergisi+6
İskender Özsarı
Anadolu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'de finansal kiralama işlemleri ve finansal kiralama işlemlerinin vergisel yönleri

Bu tez çalışmasında, alternatif bir finansman yöntemi ve yatırımların kiralanması yoluyla finansman sağlanması olarak tanımlayabileceğimiz finansal kiralama ve finansal kiralama kavramının Türkiye'deki vergisel uygulamaları incelenmektedir. Finansal kiralama kavramının dünyadaki ilk uygulaması 1960'lı yılların sonlarında Amerika Birleşik Devletlerin dedir. Ayrıca 1970'li yılları sonlarında Avrupa ve tasarruf yetersizliği nedeniyle gelişmekte olan ülke sınıfında bulunan Türkiye ve benzeri ülkelerde görülmüştür. 1980 sonrası Türkiye'de orta ve uzun vadeli fonlara ilişkin sermaye piyasası düzenlemeleri zorunlu olmuş ve 1985 yılında ilk Finansal Kiralama Kanunu çıkarılarak, finansal kiralama işlemleri düzenlenmiş, getirilen mali teşviklerle yerleşmesi ve gelişmesi sağlanmıştır. Dünyada önemli bir yere sahip olan finansal kiralama işlemleri Türkiye de 1985 yılından itibaren uygulanmaya başlamıştır. Uygulamada zamanla ortaya çıkan sorunlar, dünya ekonomisindeki kriz ve kredi problemleri sektörde yeni düzenlemeler gerektirmiştir. 2009 yılında yapılan çalışmalar ancak 2012 yılı sonu diğer finansal kuruluşlar ile ortak kanunla yürürlüğe girmiştir. 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunun vergisel yönleri bu çalışmanın başlıca amacını oluşturmaktadır. Türkiye'de finansal kiralama işlemlerinin işleyişinin incelendiği bu çalışma dört ana bölümden oluşmaktadır. Son bölümde konuya ilişkin sonuç ve değerlendirmeler yapılmıştır.

FinansFinansal kiralamaVergilendirme+1
İhsan Canarslanlar
Anadolu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Elektronik ticaret uygulamalarının işleyişi, vergilendirilmesi ve muhasebeleştirilmesi

Bilim dünyasındaki gelişmeler ve hızla ilerleyen teknoloji ticaret hayatını ve ticaretin şeklini değiştirmiştir. Teknolojik gelişmelerin ve internetin yoğunkullanımının sonucu elektronik ticaret kavramı giderek önemini arttırmıştır.Üç bölümden oluşan bu çalışmanın ?Elektronik Ticaret? başlıklı ilk bölümünde elektronik ticaret kavramı, araçları, tarafları, türleri, elektronik ticarette ödeme araçları, elektronik ticaret süreci, elektronik ticaretin avantaj ve dezavantajlarıele alınmıştır.?Elektronik Ticaretin Vergilendirilmesi? başlıklı ikinci bölümde elektronik ticaretin vergilendirilmesinde uyulması gereken prensipler, elektronik ticaret ve gelirüzerinden alınan vergiler, elektronik ticaret ve tüketim vergileri başlıklarına değinilmiştir.Çalışmanın ?Elektronik Ticarette Belge Düzeni ve Muhasebe İşlemleri? başlıklı son bölümünde elektronik ticarette belge düzeni değerlendirilerek elektronik ticarette muhasebe işlemleri örneklerle işlenmeye çalışılmıştır.

Elektronik ticaretMuhasebeMuhasebe işlemleri+2
Figen Canbay
İnönü University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2012
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

H. 1260-1261/M. 1844-1845 tarihli Temettuât defterinegöre Sungurlu kasabası: Transkripsiyon ve değerlendirme

Bu çalışma Sungurlu Kasabası'nın iktisâdî ve sosyal yapısını ortaya koymak amacıyla yapılmıştır. Çalışmanın esas kaynağını H. 1260-1261/M. 1844-1845 tarihli Temettuât defterleri oluşturmaktadır. Çalışma giriş, dört bölüm ve sonuç kısımlarından oluşmaktadır. Giriş bölümünde, Sungurlu Kasabası'nın kısa tarihçesi, Temettuât defterlerinin önemi anlatılmıştır. Birinci bölümde Sungurlu'nun sosyal yapısı, bu kasabada yaşayan nüfusun özellikleri, hâne reislerinin kullandığı adlar, meslekler, unvan ve lakaplar belirtilmiştir. İkinci bölümde Sungurlu Kasabası'nda ki tarım ve hayvancılık faaliyetlerine değinilmiştir. Üçüncü bölümde Sungurlu'nun ekonomik yapısı üzerinde durularak hâne reislerinin gelirleri ve hâne reislerinden alınan vergiler hakkında bilgi verilmiştir. Dördüncü bölümde tezin transkripsiyonuna yer verilmiştir. Sonuç bölümünde, çalışmanın genel bir değerlendirmesi yapılmıştır.

VergilerÇorum-Sungurlu
Ülkü Ünlüsoy
Hitit University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

OECD ülkelerinde vergi cennetleri ile mücadele yaklaşımları

Vergi cennetleri olarak adlandırılan, çok düşük vergi oranları ve vergisel kolaylıklar ile yabancı yatırımcıları cezbeden, vergi kaçakçılığı ve vergiden kaçınma fırsatları sunan denizaşırı finans merkezleri son yıllarda dikkatleri üzerine çekmiştir. Vergi cennetleri, ülkelerin vergi gelirlerini azaltmakta, matrahta aşınmaya sebep olmakta ve ülkelerin makroekonomik dengelerine zarar vermektedir. Vergi cenneti ülkeler tarafından yapılan uygulamalara karşı "vergi rekabeti" teması üzerinden uluslararası ölçekte dikkate değer çalışmalar yapılmaktadır. Söz konusu çalışmalar ağırlıklı olarak Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Teşkilatı (OECD) bünyesinde ve öncülüğünde yürütülmektedir. OECD'nin bünyesinde hem gelişmiş ülkeleri hem de gelişmekte olan ülkeleri barındırması ve OECD verilerine daha kolay ulaşılabileceği varsayımına dayanarak, vergi cennetleri ile mücadele konusunda yürütülen çalışmaların ele alınması uygun görülmüştür. Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler bağlamında vergi cennetleri ile mücadele kapsamında gelişmiş ülkelerin çalışmalarda öne çıktığı görülmektedir. İşbirliği kapsamında OECD, küresel vergi anlaşması olarak da bilinen küresel kurumlar vergisi anlaşmasının 140'a yakın ülke tarafından kabul edildiğini ve şirketlerin faaliyette bulundukları ülkelerde en az %15'lik oranda vergilendirmeye tabi tutulacağını bildirmiştir.

Emniyet tedbirleriKaçakçılık suçlarıOECD ülkeleri+5
Büşra Matpan
Hitit University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Küresel iklim değişikliği ve çevre vergileri: Türkiye için bir değerlendirme

Faydasının ülkelere ve gelecek nesillere yayılmasıyla küresel kamusal mal olma niteliğine sahip olan çevre ve iklim, devletlere uluslararası ortak çabalara girişecek düzeyde sorumluluklar yüklemektedir.Dolayısıyla çevre günümüzde ekonomi için bir araç olmaktan çıkmıştır. Çevresel sorunların yol açtığı tahribatla mücadele ve çevrenin korunmasının yanında sürdürülebilir kalkınmanın sağlanabilmesi için çevre ve maliye politikalarının uyumlu olması gerekmektedir. Bu tezde, iklim değişikliğive çevre kavramsal olarak incelenerek,Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü'nün verilerinden yararlanılarak Türkiye için çevre vergileri mukayeseli olarak değerlendirilmektedir.Söz konusu bu vergiler enerji vergileri, ulaştırma vergileri, kirlilik vergileri ve kaynak vergileri başlığı altında incelenmiştir. Avrupa Birliği üye ülkelerinde ve Türkiye'de söz konusu çevre vergisi olarak nitelenen bu vergilerin karşılaştırmalı olarak incelenmesi çalışmanın amacını oluşturmaktadır. Çalışmada Türkiye'de çevre vergilerinin daha çok fiskal amaçla alındığı tespit edilmiştir.Türkiye'de enerji vergisi hasılatının gayri safi yurt içi hâsıla içindeki payının yüksek olduğu, bu verginin toplam vergi gelirleri içindeki payının ise mukayese konu olan ülkelerde yine en yüksek paya sahip olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Türkiye için ulaştırma vergilerinin payının giderek arttığı tespit edilmiştir.

Emlak vergisiKarbon vergisiMotorlu taşıtlar vergisi+5
Özlem Küpür
Hitit University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Vergi harcamalarının gelişimi ve yükselen piyasalar: Türkiye ve Latin Amerika karşılaştırması

Toplumsal yapı; düzenini ve devamlılığını sağlamak adına egemenlik gücüne dayanan, çeşitli görev ve sorumlulukları ile toplumun idaresinden sorumlu en üst siyasi yapı olan devlete gereksinim duymaktadır. Devlet toplumun yaşamsal faaliyetlerinin sürdürülmesi için toplumsal düzeni sağlamak gibi çeşitli amaçlar doğrultusunda politikalar benimseyerek ekonomik, sosyal ve siyasi pek çok kamu hizmeti gerçekleştirmektedir. Devlet klasik işlevleri doğrultusunda sosyal yaşama adalet, güvenlik, eğitim, sağlık gibi alanlardaki hizmetleri ile dahil olmakla birlikte sosyal amaçların yanı sıra ekonomik ve siyasi pek çok amaç için de maliye politikalarına başvurmaktadır. Maliye politikaları kamu harcamaları ve kamu gelirleri gibi araçlardan yararlanarak uygulanmaktadır. Devlet gerçekleştirdiği kamu hizmetleri için bir finansmana ihtiyaç duymaktadır. Kamu hizmetleri için gereken bu finansmanın büyük bir kısmını devlet yine kamudan yani halktan aldığı vergiler yolu ile karşılamaktadır. Vergiler bir toplumun ve devletin vazgeçilmez bir unsuru olsa da vergilerin birey ve gruplar üzerinde oluşturduğu gelir azaltıcı etkiler ekonomik ve sosyal açıdan olumsuzluk teşkil edebilmektedir. Böyle durumlarda devlet birey ya da grupların üzerindeki vergi yüklerini hafifleterek gerek ekonomik gerekse sosyal amaçlarla topluma örtülü bir teşvik sağlamaktadır. Bu vergi harcamaları uygulamaları ile gerçekleştirilmektedir. Vergi harcamaları her ne kadar kamu harcaması niteliği taşıyan bir mali araç olsa da kamu harcamaları içerisinde yer almamaktadır. Vergi ayrıcalığı tanınan kişi ya da gruplara yönelik muafiyet, istisna ve indirim gibi uygulamalarla devlet, alacağı vergilerin bir kısmından vazgeçerek vergi harcama amaçlarını gerçekleştirmektedir. Toplumsal hizmetlerin maliyetini karşılamak için yararlanılan en önemli kaynak olan vergilerin de toplanma maliyeti bulunmaktadır. Devletler sorumlulukları gereği elde ettikleri gelirlerin bir kısmını dolaylı olarak sübvanse etmek yerine doğrudan alacağı vergilerden vazgeçme yoluna gidebilmektedir. Bu şekilde önce vergiyi alıp yeniden dağıtıma yönlendirmek yerine, bürokrasi ve maliyetleri devre dışı bırakarak alacağı vergilerden belirli ölçütlerle vazgeçmektedir. Vergi harcamaları kavramsal ve yapısal olarak her ülke için farklı anlam ve nitelendirmelere sahip olabilmekte ve farklı amaçlara hizmet eden bir araç olarak kullanılabilmektedir. Örneğin gelişmiş ülkeler vergi harcamalarını daha çok ekonomik istikrar amacı ile piyasada dengeyi sağlamaya yönelik kullanırken, gelişmekte olan ülkelerde yatırım ve harcama gibi ekonomik kararların etkilenmesi ve artması dolayısı ile ekonomide kalkınma sağlanması amacı ile kullanmaktadır. Ülkelerin vergi harcamalarına bakış açıları ya da hesaplama ve raporlama yöntemleri farklılık gösterebilmektedir. Bu çalışmada devletlerin kaynak dağılımı adaleti ile ekonomik refah gibi mali amaçları doğrultusunda en önemli gelir kaynaklarından biri olan vergilerden gönüllü olarak vazgeçerek uyguladıkları vergi harcama politikalarının yıllara göre uygulanma oranları incelenerek söz konusu politikaların amacına uygun sonuçlar doğurup doğurmadığı ve vergi adaleti ile kaynak dağılımında adalet üzerindeki etkileri araştırılmaktadır. Özellikle ülkemizin de içerisinde bulunduğu seçilmiş yükselen piyasa ekonomilerinde vergi harcamalarının incelenmesi ve vergi harcamalarındaki değişimlerin olumlu ya da olumsuz sonuçlarının analiz edilmesi çalışmanın amacını oluşturmaktadır. Çalışma; "Vergi Kavramı Çerçevesinde Vergi Harcamaları", "Vergi Harcaması Kavramı Gelişimi ve Yükselen Piyasalar" ve "Yükselen Piyasalarda Vergi Harcaması Uygulamaları: Türkiye ve Latin Amerika Ülkeleri" olmak üzere üç ana bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde çalışmamızın ana kavramı vergi harcamalarına bir temel oluşturmak amacıyla vergi, vergi yükü gibi kavramlar ele alınacaktır. Sonra vergi harcamaları kavramının küresel anlamda ilk ortaya çıkışı ve gelişimi incelenerek vergileme ilkeleri ile uygunluk gösterip göstermediğine bakılacaktır. Sonrasında ülkemizin de içinde yer aldığı Yükselen Piyasa Ekonomileri kavramı ele alınacaktır. Yükselen piyasa sınıflandırması içerisinde ülkemizle benzerlik gösteren Latin Amerika ülkelerindeki vergi harcama kavramı ve gelişimi ele alınacaktır. Genel olarak seçili ülkeler ile ülkemizin karşılaştırılması ile Latin Amerika ülkeleri vergi harcamalarına daha fazla öncelik vermektedir.

Gelişmekte olan piyasalarKarşılaştırmalı analizLatin Amerika ülkeleri+4
Rabia Kapucu
Hitit University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Varlık vergisinin fenomenolojisi

Fenomenoloji kesin olan husus ile kesin olma iddiasındaki husus arasında eleştirel bir yaklaşımdır. Bu eleştirel yaklaşım varlığın özüne ulaşmada yardımcı bir araç olarak ortaya çıkmaktadır. Bununla birlikte söz konusu yaklaşım ekonomi ve maliye alanında da uygulanabilir. Örneğin, ekonomik krizlerin sebeplerini açıklamada kullanılan iktisadi nedenler kesin olan nedenlerdir. Ancak, bunun arkasında yatan nitel nedenler ise kesin olma iddiasındaki hususlardır. Bu çalışmada da 1942 ve 1943 yılları arasında Türkiye'de uygulanan varlık vergisinin fenomenolojik sorgulaması yapılmıştır. Varlık vergisi iktisadi, mali ve hukuki olarak yanlış bir şekilde uygulanan bir vergidir. Fakat varlık vergisinin uygulanma sebeplerine bakıldığında gerekli bir vergi olduğu anlaşılmaktadır. İki çelişki arasındaki fenomenolojik yaklaşım ortaya konulması bu çalışmanın hipotezini oluşturmaktadır.

DemokratikleşmeEkonomik krizFenomenoloji+3
Öner Gümüş
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çorum Sancağı'nın İskilip Kazasına bağlı Bayat Nahiyesi'nin idari statüsü ve 19. yüzyıl ortalarındaki sosyo-ekonomik yapısı

Osmanlı Devleti Tanzimatla birlikte yeni bir değişim ve Batılılaşma sürecine girmiştir. Yapılacak olan bu değişim ve yeniliklerin birisini de yeni vergi düzeni oluşturmaktadır. Uygulanacak olan bu vergide, herkesin kazancı esas alınmıştır. Ayrıca halkın emlak, arazi ve hayvan gelirlerinin sayılması da uygun görülmüştür. Bu sayım sonucu oluşturulan temettuat defterleri, günümüzde ait oldukları bölgenin sosyal ve ekonomik yapısı hakkında ayrıntılı ve önemli bilgiler vermektedir. Biz de bu doğrultuda 1844-1845 yıllarında Ankara Eyaleti Çorum Sancağı sınırları dâhilinde bulunan İskilip Kazasına bağlı Bayat Nahiyesi'nin toplumsal ve iktisadi yapısını araştırdık. Çalışmamızda ana kaynak olarak, Bayat temettuat defterlerinden faydalandık. Fakat sadece vergi hakkında bilgi veren bu kayıtlarda, kurumlar ve idari yapı gibi bilgiler bulunmamaktadır. Bu konudaki eksik olan bilgileri diğer arşiv kaynakları ve bölgeyle alâkalı çalışmalarla tamamlamaya çalıştık. Çalışmamız dört bölümden oluşmaktadır. Çalışmamızın birinci bölümüne ilk olarak Bayat adının anlamını açıklayarak başladık. Bayat adı hakkında bilgi verdikten sonra İskilip-Bayat çevresinin ilkçağlardan günümüze kadar olan tarihi hakkında bilgi vererek, Tanzimat sonrası idari ve mali reformlardan da bahsettik. Daha sonra Osmanlı Devleti'nin vergi düzeni ve tahrirlerin yapılışı konularına değindik. Bu tahrirler kapsamında yer alan temettuat tahrirleri ile bu kayıtların tutulduğu temettuat defterleri hakkında da genel hatlarıyla bilgi verdik. Çalışmamızın ikinci bölümünde ilk olarak nahiyenin Osmanlı dönemindeki idari statüsü hakkında bilgi verdik. Ayrıca temettuat kayıtlarına göre nahiyenin 19. yüzyıl ortalarındaki sosyal yapısına ve meslek gruplarına değinerek, nüfus defterlerine göre nahiyenin nüfusu ve köyleri hakkında da bilgi vermeye çalıştık. Üçüncü bölümde Bayat'ın tarım ve hayvancılığa dayanan ekonomik faaliyetleri hakkında ayrıntılı bilgi vererek, özellikle tarım yapılan toprak miktarlarını ve ziraatı yapılan ürünleri türlerine göre tablo ve grafikler yardımıyla daha anlaşılır hale getirmeye çalıştık. Hemen ardından hayvanları türlerine ve hasılat gelirlerine göre ayrıntılı bir şekilde incelemeye çalıştık. Dördüncü bölümde ise 19. yüzyıl ortalarında Bayat Nahiyesi'nin ekonomik yapısına değinerek, gelir getiren kaynaklar ile nahiyede ek gelir olarak kazanç elde edilen ticaret faaliyetlerine değindik. Ayrıca bu bölümde nahiyeden alınan vergiler ile vergilerin çeşitleri ve bu vergilerin dağılımı üzerinde durduk. Bu çalışma ile Çorum Sancağı'nın İskilip kazasına bağlı Bayat Nahiyesi'nin, Cumhuriyet öncesi tarihini aydınlatmaya çalıştık. Anahtar Kelimeler: Bayat, Hane, Hayvancılık, Nüfus, Öşür, Tarım, Temettuat, Vergi

19. yüzyılHayvancılıkNüfus+7
Recep Bacı
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
DoktoraAçık ErişimTR

Türkiye'de obezite vergisinin kabul edilebilirliğine ilişkin bir alan araştırması

Obezite toplum sağlığını tehdit eden ve dünya genelinde oldukça yaygın olan küresel ölçekli bir sağlık sorunudur. Devletler bu sağlık sorunuyla mücadele etmek için mali ve mali olmayan birçok araç kullanmaktadır. Obezite ile mücadelede kullanılan mali araçların başında obezite vergisi gelmektedir. Sağlıksız gıdalar üzerinden ek bir mali yükümlülük olarak alınan obezite vergisi günümüzde birçok devlet tarafından kullanılmaktadır. Bu çalışmada Türkiye'de yaşayan halkın obezite vergisinin kabul edilebilirlik düzeyini ölçmek ve bu düzeyi etkileyen faktörleri belirlemek amaçlanmıştır. Bu doğrultuda, tabakalı rassal örnekleme yoluyla İİBS Düzey 1 bölgesinde ikamet eden 1683 bireye anket uygulanmış ve veriler SPSS 22 ve LISREL 8.51 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Analiz sonucunda obezite vergisinin kabul edilebilirlik düzeyi üzerinde ekonomik, siyasi, sosyo-psikolojik ve sağlık faktörlerinin etkili olduğuna ulaşılmıştır. Çalışmanın sonucuna göre, halkın obezite vergisi kabul edilebilirlik düzeyleri düşük çıkmıştır. Kabul edilebilirlik düzeyi en yüksek cinsiyet kadın, medeni durum bekâr iken meslek grubu kamuda çalışanlardır. Yaş, eğitim, aylık ortalama gelir, aylık gıda harcama miktarı ile obezite vergisinin kabul edilebilirlik düzeyi arasında doğru yönlü bir ilişki vardır. Buna karşılık Beden Kitle İndeksi ile kabul edilebilirlik arasında ters yönlü bir ilişki ortaya çıkmıştır. Kurulan yapısal eşitlik modellemesi sonuçlarına göre ise kabul edilebilirlik düzeyini etkileyen ekonomik, sosyo-psikolojik, sağlık ve siyasi faktörlerin birbirleri ile ilişkili olduğuna ulaşılmıştır. Obezite vergisinin kabul edilebilirlik düzeyi üzerinde en fazla etkili faktör sağlık, ikinci ekonomi, üçüncü sosyo-psikolojik iken sonuncu sırada siyasi faktör yer almaktadır. Ekonomik faktör ile siyasi faktör kabul edilebilirliği negatif etkilerken sağlık ve sosyo-psikolojik faktörler pozitif yönde etkilemektedir.

GıdalarObeziteVergiler+1
Ulvi Sandalcı
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'de vergi denetiminin yapısı ve 2000-2015 dönemi vergi inceleme sonuçlarının analizi

Vergi, devletin birincil gelir kaynağıdır. Vergi, devletlerin hem gelir kaynağı hem de sosyal faydayı maksizimize etme aracıdır ve ekonomik birimlerin karar alma davranışlarında önemli bir rol oynar. Vergi denetimi, beyan usulüne dayalı vergilendirme sistemlerinde vergi kayıp kaçağını önlemede etkili bir maliye politikası aracıdır. Bu çalışma Türkiye'de vergi denetimi, özelde de vergi incelemesinin sonuçlarının toplu bir analizi amacıyla yapılmıştır. Bu maksatla, vergi denetiminin amacı, işlevleri, özellikleri, ilkeleri ve türlerinin teorik çerçevesi çizilmiş, uygulamaya yönelik sorunlar yer verilmiş ve çözüm önerileri ortaya konulmuştur. Daha sonrasında, Türkiye'de vergi denetim görevinde yer alan birimlerin tarihsel gelişimine yer verilmiştir. Çalışmanın son kısmında ise, Türkiye'de 2000-2015 dönemi arası vergi inceleme sonuçları analiz edilmiştir. Vergi Denetim Kurulu Başkanlığının kurulduğu yıldan itibaren yapılan vergi inceleme oranlarının 2011 yılı öncesine göre yapılan inceleme oranlarına kıyasla daha düşük oranlarda kaldığı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimleler: Vergi Denetimi, Vergi İncelemesi, Yoklama, Yaygın Yoğun Vergi Denetimi.

Vergi denetimiVergiler
Erkan Duru
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Nüfus ve Temettüat defterlerine göre Beşkonak nahiyesi ve Işıklar karyesinin sosyo-ekonomik durumu (1844-1845)

Osmanlı Devleti'nin kuruluşundan yıkılışına kadar en önemli gelir kaynağını vergiler oluşturmaktaydı. Daha önce tür ve miktar bakımından çeşitlilik gösteren vergiler 1839 Tanzimat'ın ilanından sonra birçok alanda(ekonomik, sosyal, tarımsal) olduğu gibi vergi alanında da yeni düzenleme yapılmış, vergi sistemindeki eski karışıklık giderilmiş ve daha sade bir hal almıştır. Vergi miktarı ve türünü belirlemek amaçlı temettü sayımları yapılmıştır. Vergiler kişinin yıllık kazancına göre hesaplanıp kayıt altına alınmıştır. Kayıtların tutulduğu defterlere de Temettüat Defterleri denilmiştir. Yüksek lisans tezi olarak yaptığım bu çalışma Teke Sancağının Serik kazasına bağlı Beşkonak Nahiyesi ve Işıklar karyesi Temettüat Defterleri transkribe edilerek temel kaynak olarak kullanılmıştır. Defterlerden elde edilen bilgi ve bulgulardan yola çıkarak bölgenin ve dönemin demografik, sosyal, ekonomik hayatı üzerine bir nebze de olsa ışık tutmaya çalışılmıştır. Beşkonak Nahiyesine ait defter ML.VRD.TMT.d koduyla 10537 numaralı defterdir. Bu defterin ebadı 18,7x88'dir. Defterin kaydedildiği tarih H.1260-1261/M.1844-1845'tir. Yazılı sayfa adedi 79, boş sayfa adedi 13 olup toplam 92 sayfadan müteşekkildir. Beşkonak nahiyesi karyeleri Karye-i Nefs-i Bucak, Karye-i Karadut, Karye-i Karabük, Karye-i Serik Der Karabük, Karye-i Tazı, Karye-i Bozyaka, Karye-i Bolasan, Karye-i Karataş olup toplamda 8 karyeden oluşmuştur. Işıklar karyesine ait defter ise ML.VRD.TMT.d kodlu 10538 numaralı defterdir. Ebadı 18x51 olup, toplam numaralı sayfa adedi 60'tır. Bu defter de H.1260-1261/M.1844-1845 yılları arasında tutulmuş resmi kayıtlardır. Anahtar Kelimeler: Osmanlı Devleti, Tanzimat, Temettüat, Vergi.

19. yüzyılAntalya-Serik-BeşkonakNüfus Defterleri+6
Rıdvan Tunç
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'de katma değer vergisi uygulamasında tek oranlı yapı önerisi ve değerlendirilmesi

Katma Değer Vergisi; kamu gelirleri içerisindeki sahip olduğu yüksek pay ve uygulanış biçimi bakımından oldukça önemli bir maliye politikası aracıdır. Lakin tüketim odaklı bir dolaylı vergi olması sebebiyle, düşük gelirlilerin üzerinde yarattığı ekonomik yük hususunda çoğu zaman eleştirilmiş ve bu durum çeşitli korumacı uygulamalar doğurmuştur. Hâkim görüş olarak kabul edilen KDV modeli; yüksek bir standart oran, geniş tabanlı indirimli oranlar ile çok sayıda muafiyet ve istisnalardan teşekkül bir yapıdır. Fakat yapılan pek çok araştırmada ve uygulama sonuçlarının değerlendirilmesinde; çoklu oran sisteminin düşük gelirliler üzerindeki korumacı etkisinin istenilen etkiyi veremediği; çeşitli mal ve hizmet gruplarını birden fazla vergi oranına göre tasnif etmenin ve bunları sık sık değiştirmenin yanı sıra beraberinde çok sayıda istisna ve muafiyet getirmenin, vergi adaletine hizmet etmediği, hatta mevzuatı ve uygulamayı oldukça karmaşık bir yapıya sokarak uygulayıcılar nezdinde oldukça zorlu bir durum yarattığı belirtilmektedir. Bütün bunlar, vergi uyumunu düşürerek potansiyel matrahın vergilendirilmesinde istenilen etkinliğin sağlanamamasına yol açmaktadır. Bu çalışmada; çeşitli dünya ülkelerindeki KDV rejimleri ve oran uygulamaları mukayeseli olarak değerlendirilerek çoklu oran ile tek oran uygulamaları çeşitli yaklaşımlarla incelenmiş ve tekli oran sisteminin üstün yanları belirtilmiştir. Ülkemizdeki KDV uygulamasında yaşanan belli başlı problemler irdelenerek, çok oranlı ve karmaşık bir vergi sisteminin, mükellefler ve vergi idaresi nezdinde yarattığı sorunlara değinilmiştir. Hâlihazırda yaşanan indirimli oran iade ve vergi yükü problemleri ile mükelleflerin vergi uyumundaki eksikliklerine karşın, tek oranlı basit ve sade bir KDV sistemi, çözüm önerisi olarak sunulmuştur.

Katma değer vergisiTürk vergi sistemiVergi adaleti+1
İbrahim Burak Yaşar
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'de vergi aflarının kayıtdışı ekonomiye etkisi

Sınırsız ihtiyaçların kıt kaynaklarla en yüksek fayda tatmin düzeyinde giderilmesini konu edinen ekonominin, egemen olan devletin yasalarına uygun biçimde gerçekleşecek ekonomik faaliyetlerden oluşması gerekir. Ekonomiyi düzenleyen yasalara ve yönetmeliklere aykırı olarak gerçekleştirilen, belgeye bağlanmamış, kanuni defterlere işlenmemiş ekonomik işlemlere kayıtdışı ekonomi denir. Kayıtdışı ekonomi içeriği ve yapısı gereği ölçülmesi zor bir ekonomik değişkendir. Ancak ekonomi politikalarına yön verecek etkiye sahip olduğundan kayıtdışı ekonominin büyüklüğünün ölçülebilmesi için çeşitli yöntemler geliştirilmiştir. Bunlar arasında genel-geçer kabul görmüş ve çok sayıda ülke için kullanılan yöntem çoklu-gösterge-çoklu-neden(MIMIC) yöntemidir. Bu yöntem ile elde edilen sonuçlara bakıldığında Türkiye'de kayıtdışı ekonominin oranı 1980 de % 41.99 iken 1990 da % 37.77, 2000 yılında %31.96, 2015 yılında ise % 28.72'ye ulaşmıştır. Görüldüğü gibi ülkemizde kayıtdışı ekonomi oranı yıllar itibari ile düşüş göstermektedir fakat OECD'nin 34 ülkesi arasında en yüksek kayıtdışı ekonomi oranlarına sahiptir. Bu durum kayıtdışı ekonominin ülkemizde gerçek bir sorun olduğunu apaçık göstermektedir. Ülkemizin diğer sorunu olarak görebileceğimiz ,1921-2017 yılları aralığında 32 kez uygulama alanı bulan vergi afları, uygulamadaki sıklığından dolayı bilim insanları tarafından eleştiri almakta, vergi ahlakı ve vergi bilincini olumsuz etkilediği iddia edilmektedir. Çalışmada ülkemizde çıkarılan vergi aflarının kayıtdışı ekonomiye etkisi araştırılmaktadır. Araştırma neticesinde ulaşılan sonuç; kayıtdışı ekonominin vergi affının uygulanmadığı yıllarda 0.34 oranında, vergi affının seyrek uygulandığı yıllarda 0,40 oranında, vergi aflarının sık uygulandığı yıllarda ise 0.59 oranında azaldığı şeklindedir. Bir diğer sonuç ise kişi başına düşen GSYH aynı dönemde 1000 birim artarsa kayıtdışının 1 puan azaldığıdır.

AfKayıt dışı ekonomiVergi affı+1
Selcan Ünal
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
DoktoraAçık ErişimTR

Vergilerin ekonomik büyüme üzerindeki etkisinde devlet kapasitesinin rolü

Vergilerin en eski ve temel amacı kamu harcamalarına finansman sağlamaktır. Ayrıca vergiler; tüketim, tasarruf ve yatırım kararları üzerinde etki yarattıkları için, makroekonomik hedeflere ulaşmak amacıyla, maliye politikası aracı olarak da kullanılmaktadır. Bu makroekonomik hedeflerden biri de ekonomik büyümenin sağlanmasıdır. Bununla birlikte vergilerin ekonomik büyüme üzerindeki etkisinin olumlu mu yoksa olumsuz mu olduğu konusunda bir fikir birliği bulunmamaktadır. Bu etkinin yönünü belirleyen faktörlerden biri devlet kapasitesidir. Bu çalışmanın amacı, gelişmekte olan ülkelerde vergilerin ekonomik büyüme üzerindeki etkisinde devlet kapasitesinin rolünü incelemektir. Vergilerin ekonomik büyüme üzerindeki etkisinde devlet kapasitesinin rolünü ampirik olarak incelemek için, verilerine ulaşılabilen 51 düşük ve orta gelirli ülkeye ait 2012-2019 dönemini kapsayan yıllık veriler kullanılarak, dinamik panel veri analizi yapılmıştır. Sistem genelleştirilmiş momentler metoduyla yapılan tahminlerden elde edilen bulgulara göre; gelişmekte olan ülkelerde vergi gelirlerinde ve devlet kapasitesindeki artışın ekonomik büyümeyi olumlu etkilediği, ancak devlet kapasitesi arttıkça vergilerin ekonomik büyüme üzerindeki olumlu etkisinin azaldığı sonucuna ulaşılmıştır.

DevletDinamik panel teknikleriEkonomik büyüme+3
Çağlayan Tabar
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'de vergi uyuşmazlıklarının çözümünde uzlaşma müessesesinin değerlendirilmesi ve öneriler

Türk vergi hukukunda uyuşmazlıkların çözümü için farklı yöntemlerin belirlendiği görülmektedir. İdari aşama ve yargı aşaması olarak sınıflandırılan bu yöntemlerin içerisinde uzlaşma müessesesinin önemli bir fonksiyonu bulunmaktadır. Bununla birlikte devlet tarafından kamu giderlerini karşılamak üzere alınan verginin, toplumsal yaşamı sağlamadaki önemli bir rolü olduğu da yadsınamaz. Bu nedenle, vergi mükellefi ile vergi idaresi arasında vergi miktarı ve cezası üzerinde bir anlaşmaya varılması, kamu yararı gözetilerek genel hukuk kuralları çerçevesinde titizlikle uygulanması gerekmektedir.Bu çalışmada; vergi uyuşmazlıklarının çözümünde uzlaşma müessesesinin Türkiye'deki yapısı incelenmiş, uygulamadaki durumu değerlendirilmiş ve bazı önerilerde bulunulmuştur. Bu kapsamda çalışmanın ilk iki bölümünde vergi uyuşmazlıkları ve uzlaşma müessesesi üzerinde durulmuş, tarhiyat öncesi ve tarhiyat sonrası uzlaşmanın uygulanmasına yönelik literatüre uygun olarak bir alt yapı oluşturulmuştur. Daha sonra Türkiye'deki uzlaşma sistemi, istatistiki veriler, genel hukuk kuralları, vergi denetimleri yönünden ve diğer ülkelerdeki uygulamalar yönünden değerlendirilerek öneriler sunulmuş ve yorumlanmıştır.Anahtar Kelimeler: Vergi, Uyuşmazlık, Uzlaşma, Tarhiyat Öncesi Uzlaşma, Tarhiyat Sonrası Uzlaşma

FinansTarhiyatTürkiye+5
Kenan Taşcı
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2010
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Elektronik vergi denetiminin vergi kaçırma eğilimlerini azaltmadaki rolü ve bir araştırma

Vergilendirme işlemlerinin elektronik ortamda gerçekleştirilmesine bağlı olarak vergi denetimlerinin de elektronik ortamda yapılması bir zorunluluk haline gelmiştir. Özellikle elektronik vergi sisteminin kurulması, vergi denetim birimlerine mükellef beyan ve bildirimlerinin doğruluğunu elektronik araçlarla denetleme olanağı sağlamıştır.İnternet tabanlı çalışan elektronik vergi sisteminde, mükellef beyan ve bildirimleri Gelir İdaresince on-line teslim alınarak bir veri tabanında toplanmaktadır. Ayrıca diğer kurumlardan istenilen bildirimler, yine online alınabilmekte ve yine aynı şekilde merkezi veri tabanına yüklenmektedir. Oluşan veri bankaları ve diğer devlet kurumlarından sağlanan veriler uygulama programları aracılığı ile elektronik denetimlere tabi tutulmakta, vergilendirmede yanlış yapılan işlemler tespit edilmekte ve mükellefler risk gruplarına göre sınıflandırılabilmektedir. Yapılan risk analizleri sonucu, mükellefler gerekirse vergi incelemesine alınabilmektedir.Bu çalışmada, elektronik vergi denetiminin mükelleflerin vergi kaçırma eğilimlerini azaltmadaki rolü anket tekniği kullanılarak incelenmiştir. Bu kapsamda çalışmanın birinci bölümünde vergi denetimi ile ilgili literatür araştırması yapılmış, ikinci bölümünde ise elektronik vergi sistemi ve elektronik vergi denetim uygulamaları hakkında bilgiler toplanmıştır. Araştırmanın üçüncü ve son bölümünde ise, Denizli Vergi Dairesi Başkanlığı'na bağlı Pamukkale Vergi Dairesi mükellefleri üzerinde elektronik vergi denetiminin etkinliğine ve mükelleflerin vergi kaçırma eğilimlerini azaltmadaki rolüne yönelik yapılan anketten elde edilen veriler analiz edilerek yorumlanmıştır.Anahtar Kelimeler:Vergi Denetimi, Mükellef, Vergi Kaçırma Eğilimi, Gelir İdaresi, Elektronik Vergi Sitemi, Elektronik Vergi Denetimi, İnternet Vergi Dairesi, E-Belge, E-Beyanname, E-Fatura, E-Tahsilat, Elektronik Takip

DenetimElektronikElektronik erişim+4
Abdullah Türk
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2010
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'de ihracatta kdv istisnası ve Avrupa Birliği uygulaması ile karşılaştırılması

Katma değer vergisi üretim ve tüketim sürecinin her aşamasında malların ve hizmetlerin satışından alınan ve vergi indirimine imkân tanıyarak değer artışı esasını benimsemiş çok aşamalı genel bir satış vergisidir.Ülkemizde Katma Değer Vergisinin 1985'te yürürlüğe girmesiyle ihracatımız, ?ihracat istisnası? yoluyla teşvik edilmeye çalışılmıştır. Bu istisnanın uygulamaya konulmasındaki amaçlar ise ihracatın arttırılmasıyla döviz girdisini ve mallarımızın dünya pazarlarındaki rekabet gücünü arttırmak ve çifte vergilemenin önlenmesidir.Bu çalışmada Katma Değer Vergisinde yer alan ihracat istisnasındaki işleyiş ortaya konulmaya çalışılmış, KDV iadelerinde karşılaşılabilecek olan sorunlara ne şekilde yaklaşılması gerektiği açıklanmaya çalışılmış ve son olarak ihracatın Avrupa Birliği'ndeki işleyişine değinilerek Türkiye ile karşılaştırılması yapılmıştır.Anahtar Kelimeler: Katma değer, Katma Değer vergisi, İhracat, İhracat istisnası

Avrupa BirliğiKatma değer vergisiTürkiye+4
Ebru Demir
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2010
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

1845 (H. 1261) tarihli Temettü`at Defterlerine göre Hüdavendigâr Eyaleti Kütahya Kazası Armudili Nahiyesine Bağlı Sobran, Evran, Bayad, Ulu, Karacaviran, İnli Köylerinin iktisâdi ve içtimâi durumu

Tanzimat'ın ilanıyla birlikte Osmanlı vergi sistemi yeni bir döneme girerek herkesten gücü oranında ödeyecekleri temettü` vergisi usulü getirilmiştir. Bu vergilerin kaydedildiği defterlere temettü`at defterleri denmiştir.Osmanlı'nın 19. yy. sosyo-ekonomisi hakkında önemli verilere sahip temettü`at defterleri günümüzde Başbakanlık Osmanlı Arşivinde bulunmaktadır. Temett`at defterlerinin tasnif çalışmaları 1988'de tamamlanarak hizmete sunulmuştur. Bu defter kayıtları; vergi alınan topraklar, hayvan, sanat ve meslek gelirleri, kira gelirlerinden oluşmaktadır. Defter kayıtlarında dönemin nüfusu, iktisadi-ticari durumu, arazi yapısı ve zirai üretimi, hayvancılık faaliyetleri, sosyal yapılar gibi pek çok konuda veriler elde etmek mümkün.Yüksek lisans tez çalışması olarak bu defterlerden, Kütahya sancağına tabi Armudili kazasına bağlı aşağıdaki köylerin transkripsiyonu ve değerlendirilmesi yapılmıştır.ML.VRD.TMT. 8598 Sobran KöyüML.VRD.TMT. 8599 Evran KöyüML.VRD.TMT. 8600 Bayad KöyüML.VRD.TMT. 8601 Ulu köyüML.VRD.TMT. 8602 Karacaviran KöyüML.VRD.TMT. 8603 İnli KöyüAnahtar Kelimeler: Armudili, Gelirler, Kütahya, Reform, Vergiler.

19. yüzyılDefterlerGelirler+7
Mustafa Ballı
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2010
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İşletme yöneticilerinin ve yükümlülerin KDV uygulamasındaki tepkilerinin analizi Ankara ili uygulaması

Bir mükellefin vergisi başkalarına devrediliyorsa, mükellef vergisini kendisi ödemiyorsa devredilen vergi dolaylı vergi olarak adlandırılır. Diğer bir anlatımla vergi, belirli olmayan zamanlarda ve mükellefe bağlı olmaksızın tarh, tahakkuk ve tahsil ediliyorsa dolaylı yapıdadır. Dolaylı vergiler mal ve hizmetlerin tüketimi üzerinden alınırlar. Katma Değer Vergisi' de (KDV) bunlardan biridir.KDV kayıtlı mükelleflerle birlikte toplumun tümünü ilgilendiren çok geniş tabanlı ve kapsamlı bir dolaylı vergi türüdür. İnsan ihtiyaçlarının neredeyse hepsinde KDV yükümlüsünün rızası gözetilmeksizin, şart koşularak belirli ve/veya değişken oranlarda KDV istenmektedir. KDV talebinde bulunan iradenin bunu iradi bir kuvvetle istemiş olması bu uygulamanın hakkaniyetsizliğinin en çarpıcı yönü olmakla birlikte bir de bu uygulamanın ihtiyaçlar hiyerarşisine göre anlamsız ve çarpık örneklerinin olması diğer sıkıntı verici yönünü açığa çıkarmaktadır.Kuşkusuz ki KDV, zorunlu bir yükümlülüktür ve diğer tüm vergiler gibi devletin egemenlik hakkına dayanılarak yasa ile istenmektedir. Bu durumda, vergileme yetkisinin kullanımının bir sınırının olup olmayacağının veya hangi düzeyde olacağının araştırılması, hem KDV ödevinden beklenen en verimli hâsılatın elde edilmesi, hem de kayıtlı mükelleflerin ve yükümlülerin KDV'ye olan olumsuz tepkilerinin minimuma indirilmesi bakımından oldukça önem arz etmektedir. İşte bu çalışmada yapılan anket uygulamasıyla da bu önemlilik gösterilmeye ve KDV uygulamasına karşı hem kayıtlı mükelleflerin hem de tüketicilerin tepkilerinin ölçümü yapılmaya çalışılmıştır.Anahtar Kelimeler: İşletme Yöneticileri, Yükümlüler, KDV Uygulaması, Tepkiler, Analiz

Dolaylı vergilerFinansKatma değer+6
Burhan Dursun
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2011
00

İlgili konular